Ana Sayfa Blog Sayfa 32

Ali Fuat Başgil 

1
Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil

Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, 1893 yılında Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğmuş ve 17 Nisan 1967 tarihinde yaşama veda etmiştir. İlkokulu Çarşamba’da, ortaokulu İstanbul’da okumuş, Birinci Dünya Savaşı sebebiyle lise eğitimini yarıda bırakarak askerlik görevine başlamış, dört yıl Kafkas cephesinde savaşmış ve ardından 1918’de Fransa’ya giderek lise eğitimini tamamlamıştır.

Başgil, 1921 yılında Paris’te hukuk fakültesinde üniversiteye başlamış, Boğazlar Meselesi konulu teziyle doktorasını tamamlamıştır.

Paris Siyasi Bilimler Yüksekokulu ile Sorbonne Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünü bitirerek Lahey Devletler Hukuku Akademisinin kurslarına katılmış ve sertifikasını alarak Türkiye’ye dönmüştür.

Ali Fuat Başgil’in Akademik Yaşamı

Paris’ten Türkiye’ye döndükten sonra Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Kurumu Genel Müdür Yardımcısı olmuştur.

1930 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde  doçent ve bir yıl sonra profesör olmuş, İstanbul Üniversitesinin kurulması üzerine Anayasa Hukuku öğretim üyesi olarak görevlendirilmiştir. Buradaki görevi sırasında Mülkiye Mektebinde hocalık, İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebinde de müdürlük yapmıştır.

Ali Fuat Başgil, 1937’de Hatay Cumhuriyeti Anayasası‘nı hazırlayan kişidir.

1939 yılında “ordinaryüs profesör” olmuş, Türkiye’de iş hukuku derslerini üniversite eğitimine dahil etmiş ve müfredatını hazırlamıştır.

1938 – 1942 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanlığını yapmış, 1947 yılında Hür Fikirleri Yayma Cemiyetini kurmuştur. 1952’de Pakistan’da, 1959’da Ürdün’de toplanan İslam kongrelerinde ve 1959’da Almanya’da yapılan Hukuk kongresinde Türkiye’yi temsil etmiştir.

 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra Milli Birlik Komitesi tarafından 147 öğretim üyesi ile birlikte üniversiteden uzaklaştırılmıştır. Daha sonra 147’lerin özel bir af kanunu ile üniversiteye dönmeleri sağlansa da Başgil, bu konuyu onur meselesi yaparak dönüş hakkını kullanmamıştır.

Ali Fuat Başgil Hukuk Fakültesi
Ali Fuat Başgil’in Siyasi Yaşamı

10 Nisan 1961 tarihinde emekliliğini isteyerek siyasete girmiş, 15 Ekim 1961 tarihinde Adalet Partisi adına Samsun’dan Cumhuriyet Senatosu üyesi seçilmiş ve Cumhurbaşkanlığına da aday olmuştur. Baskılardan dolayı adaylıktan çekilmiş ve Cumhuriyet Senatosu üyeliğinden istifa etmiş ve yurt dışına giderek Cenevre Üniversitesinde Türk Tarihi ve Türk Dili Kürsülerinde başkan olarak görev yapmıştır. Başgil, 1965 yılında yaş haddinden emekliye ayrılarak Türkiye’ye dönmüş, 17 Nisan 1967 tarihinde eşi Fatma Nüvide Hanım ile birlikte ikamet ettiği Kadıköy’de yaşama veda etmiştir.

Hukukun üstünlüğü prensibinden hayatı boyunca vazgeçmemiş, siyasi, sosyal ve hukuki konularda birçok eser kaleme almıştır.

Ali Fuat Başgil’in Eserleri

1-      La Question des Droits (1928)

2-      Esas Teşkilât Hukuku Dersleri (1934)

3-      Klasik Ferdî Hak ve Hürriyetler Nazariyesi ve Muasır Devletçilik Sistemi 1938)

4-      La Vie Juridique des Peuples (Türkiye Anayasası ve Siyasî Rejimi, Belçika-1939)

5-      Esas Teşkilat Hukuku Dersleri (3 cilt, 1940)

6-      Türkiye İş Hukuku (1940)

7-      Vatandaşın Büyük Millet Meclisine Müracaat Hakkı (1944)

8-      Hukukun Ana Meseleleri ve Müesseseleri (1946)

9-      Türkçe Meselesi (1948)

10-  Vatandaş Hürriyeti ve Bunun Teminatı (1948)

11-  Demokrasi ve Hürriyet (1949)

12-  Gençlerle Başbaşa (1949)

13-  Din Nedir? Din Hürriyeti ve Lâiklik Ne Demektir? (1954, 1962)

14-  Türkiye Siyasî Rejimi ve Anayasa Prensipleri (1957)

15-  Dinde Reformcular (Eşref Edip, N. Topçu, İ.H.Danişmend ve M.R.Ogan’la birlikte, 1959)

16-  Esas Teşkilât Hukuku (1960)

17-  İlmin Işığında Günün Meseleleri (1960)

18-  Vatandaş Hak ve Hürriyetlerinin Korunması ve Anayasamızın Eksiklikleri (2 cilt, 1960)

19-  Demokrasi Yolunda/Siyasî Hukuk Etüdleri (1961)

20-  Gençlerle Başbaşa (1961)

21-  27 Mayıs İhtilâli ve Sebepleri (1963)

22-  Cihan Sulhu ve İnsan Hakları

23-  Vatandaş Hakları ve Bunun Teminatı

24-  Seçim Sistemimizin Kıymeti ve Eksiklikleri

25 Nisan – Hukuk Takvimi

0
25 Nisan Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar, kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları, ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.
25 Nisan – Hukuk Takvimi
1599
İngiliz siyaset adamı Oliver Cromwell doğdu. (Ölümü: 3 Eylül 1658) İngiltere’nin yönetim biçimini krallıktan cumhuriyete çevirdi ancak 1653’ten ölümüne kadar Devlet Koruyucu Lord unvanı ile ülkeyi tek başına idare etti.
1792
Fransa Millî Meclisi, giyotinle idamı onayladı. Adını, mucidi Fransız Doktor Joseph Ignace Guillotin’den alan giyotin, ilk kez 25 Nisan 1792’de kullanıldı. Jacques Nicholas Pelletier adlı bir hırsız infaz edildi. 
1871
Paris Komün Yönetimi, bombalamalar nedeniyle evleri yıkılanlar için “terk edilen konutlara el konulmasına” karar verdi.
1901
New York, otomobillere plaka uygulamasını zorunlu hale getiren ilk eyalet oldu.
1920
TBMM’de “Muvakkat İcra Encümeni” kuruldu.
1920
Müttefik devletler San Remo’da Mezopotamya’nın geleceğini kararlaştırdı. San Remo’da imza edilen Musul petrolleri konusundaki anlaşma ile galip devletlerin petrol payları tespit edildi. Petrol şirketi devamlı olarak İngiliz yönetiminde kaldı, İngiltere hisselerin %75’ine sahip oldu, eski Alman hissesi olan % 25’lik pay ise Fransa’ya devredildi.
1922
İstanbul’da, Garbi Trakya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.
1925
Mareşal Hindenburg, Almanya’nın halk oyuyla seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu.
1926
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “Merkezi İstatistik Dairesi” adıyla kuruldu.
1929
Zabitler ve askeri memurların 25 yaşını ikmal etmeden evlenmemelerine ilişkin kanun Türkiye Büyük Millet Meclis’inde kabul edildi.
1939
İstanbul- Berlin arasında 1 Haziran’dan başlayarak düzenli seferler yapılması konusunda Lufthansa ile sözleşme imzalandı.
1941
Üreticiler ellerindeki mısır stoklarını hükümete bildirmeye zorunlu tutuldu.
1945
Hukukçu Özdemir Özok dünyaya geldi. (Vefatı: 24 Nisan 2010)
1945
46 ülkeden gelen delegeler, Birleşmiş Milletler’i kurmak üzere San Fransisco’da toplandı.
1946
 Yahudi asıllı Rus politikacı, türkolog ve avukat Vladimir Jirinovski doğdu.
1951
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, siyasi bildiri yayımladığı gerekçesiyle, Ord. Profesör Dr. Ali Fuat Başgil hakkında soruşturma başlattı.
1955
Savunma Kolaylıkları Yardım Programı’na Ait Anlaşma, 25 Nisan 1955 tarihinde kabul edildi. ABD’nin Askeri Tesisler Anlaşması ile Türkiye’de kuracağı üs ve tesislerden ötürü Türkiye’ye ek yükümlülükler getirildi.
1959
CHP’li Kemal Satır’ın İskenderun’da yaptığı konuşmayı yayımladığı için hakkında dava açılan Ulus gazetesi yazı işleri Beyhan Cenkçi 10 ay hapis cezasına mahkum edildi. Ulus gazetesi bir ay süreyle kapatıldı.
1960
Demokrat Parti, Meclis Tahkikat Encümeni’ne “sınırsız yetki” getiren yeni bir kanun teklifini Meclis’e sundu.
1962
Anayasa Mahkemesi, 22 Nisan 1962 tarihli “Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun” ile kuruldu ve kuruluş kanunu 25 Nisan 1962 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.
1967
Yunanistan’da Albaylar Cuntası yüzlerce siyasi mahkumu, 1946-1948 İç Savaşı’ndan sonra komünistlerin kapatıldığı 3 adaya nakletti.
1967
“Kadınlar I-ıh derse” oyununun sahnelenmesinin yasaklanması üzerine 11 Nisan’da açlık grevine başlayan sanatçı Lale Oraloğlu ağırlaşarak hastaneye kaldırıldı.
1968
Andre Malraux’nun Türkçeye çevrilen Umut adlı kitabı komünizm propagandası yapıldığı gerekçesiyle toplatıldı.
1969
1000 Türk işçisi Almanya’dan sınır dışı edildi.
1974
Portekiz’de 25 Nisan 1974’te Silahlı Kuvvetler Harekatı uzun direniş yılları sonucu faşist rejimi devirdi. Karanfil Devrimi şiddet kullanılmadan gerçekleştirildi. Kurucu Meclis, 2 Nisan 1976 tarihindeki genel kurul toplantısında, Portekiz Cumhuriyeti Anayasası’nı kabul etti.
1979
13 ilde süren sıkıyönetim 2 ay daha uzatıldı ve 6 ilde daha sıkıyönetim ilan edildi. CHP, MHP, CGP kabul, AP ve MSP ret oyu verdi.
1980
Sinematek Derneği’nin Sıraselviler’deki lokali ve sinema salonu film gösterimi sırasında polisçe arandı; 7 Sovyet ve 1 Çek filmine el konuldu.
1981
DİSK Araştırma Merkezi Müdürü, SBF’den emekli Prof. Dr. Sadun Aren, sabaha karşı Ankara’daki evinden gözaltına alındı.
1983
İstanbul Eczacı Odası Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri, “Anayasa taslağını referandum sürecinde halkın oyunu etkileyecek tarzda eleştirmek”ten 3 ay hapis cezası aldı.
1986
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, muzır neşriyat kapsamına alınan Playboy dergisinin poşete konulmasına karar verdi.
1987
İHD’nin 25 Nisan 1987’de Adana’da düzenlediği ‘İnsan Hakları ve Demokrasi’ konulu panelinde konuşan İlhan Selçuk, Akın Birdal ve Muzaffer İlhan Erdost halkı yasalara karşı itaatsizliğe tahrik ve teşvik ettikleri iddiasıyla Malatya DGM’de açılan davada beraat etti.
1991
141. ve 142. maddelerin kalkması sonucu Ankara Dev-Genç davası düştü.
1995
ANAP’lı İstanbul Belediye Başkanı Dalan’ın Boğaziçi’ndeki gerigörünüm ve etkilenme bölgelerini ”talana açan” 1988 tarihli planlarının iptali için Mimarlar Odası’nın açtığı ve 12 Ocak 1995’de kazandığı davada, Refah Partili yeni belediye yönetimi kararı temyiz etti.
1997
38 kurucusu bulunan Sosyalist İşçi Partisi İçişleri Bakanlığı’na yapılan bildirimle kuruldu. Partinin ismi bir süre sonra Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) olarak değiştirildi.
2001
Merkez Bankası‘na özerklik getiren yasa TBMM’de kabul edildi.
2001
Filipinler’in eski Devlet Başkanı Joseph Estrada, ülkesinin 80 milyon dolarını hortumlamak suçlamasıyla, Manila’daki evinde yakalanarak tutuklandı.
2002
Recep Tayyip Erdoğan, 1992 yılında Rize’de yaptığı bir konuşma nedeniyle, tutuklama istemiyle çıkarıldığı Ankara DGM Yedek Hakimliği’nce serbest bırakıldı.
2003
Güney Afrika’nın eski devlet Başkanı Nelson Mandela’nın eski eşi Winnie Madikizela- Mandela beş yıl hapse mahkum edildi. Afrika Ulusal Kongresi Kadın Birliği çalışanların adına sahte belgeyle kredi almak, 43 dolandırıcılık ve 25 hırsızlık vakasında suçlu bulundu. Mahkeme başkanı, Winnie’nin bir modern zaman Robin Hood’u olduğunu söyledi.
2003
1.362 kişi işkence veya kötü muamele gördüğü gerekçesiyle Cumhuriyet Savcılıkları’na suç duyurusunda bulundu.
2004
Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri, 25 Nisan 2004 tarihli ve 5176 sayılı ‘Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru ve Esasları Hakkında Kanun’ ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan 13 Nisan 2005 tarihli Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile belirlenmiştir.
2005
Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez, ABD ile askeri işbirliğine son verdi. Amerikalı subayların, kendisi aleyhine kampanya yürüttüklerini bu nedenle Venezüella’yı terk etmelerini istedi.
2006
Kentsel incelemeler alanındaki önemli çalışmalarıyla tanınan Amerikalı-Kanadalı kadın gazeteci, yazar ve aktivist Jane Jacobs yaşamını yitirdi. (Doğumu: 4 Mayıs 1916) Columbia Üniversitesi Genel Çalışmalar Okulu’nda iki yıl boyunca hukuk, jeoloji, zooloji, siyaset bilimi ve ekonomi dersleri aldı. Var olan mahalleleri gecekondu temizliğinden korumak gibi halka destek olan organizasyonlarıyla ve özellikle Greenwich Village bölgesinin yenilenmesini öneren Robert olan mahalleleri karşı duran fikirleriyle tanındı. OC, OOnt, Vincent Scully Ödülü ve Ulusal Yapı Müzesi Ödüllerine layık görüldü.
2007
Hizbullah üyesi altı kişi, aralarında Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ve beş koruma polisinin öldürülmesi olmak üzere 24 kişiyi öldürmek, 31 kişiyi yaralamaktan müebbet hapis cezası aldı.
2011
Yücel Sayman 25 Nisan 2011 tarihinde hukuk profesörü unvanını kazandı.
2014
Deniz Feneri davasında Mahkeme Heyeti, eski RTÜK Başkanı Zahit Akman ve Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın da aralarında bulunduğu 18 kişinin mal varlıkları üzerine konulmuş olan tedbiri kaldırdı.
2016
Can Dündar, kaleme aldığı bir yazı dizisinde o dönem başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan ile bazı iş adamlarına hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davada 28 bin 650 lira adli para cezasına çarptırıldı.
2017
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Türkiye’yi siyasi denetim altına alma kararı verdi. Türkiye, 13 yıl sonra yeniden siyasi denetime alındı.
2018
Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarları hakkında açılan davada karar açıklandı. Çok sayıda yönetici ve yazar ceza aldı.
2025
Ekrem İmamoğlu ve diğer kişilere yönelik operasyonlar kapsamında19 Mart sonrası tutuklananların avukatlığını yapanı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, İBB Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un avukatı Serkan Günel ve avukat Kazım Yiğit Akalın gözaltına alındı.
2025
İstanbul Asliye Ceza Mahkemelerindeki üç ayrı Saraçhane davasına devam edildi.  99 kişinin yargılandığı davalarda öğrenciler, gazeteciler hâkim karşısına çıktı. Bazı sanıkların avukatları iddianamede yazılı suç tarihinde müvekkillerinin gözaltında olduğunu söyledi. Duruşmaları  Uluslararası Af Örgütü
2025
İstanbul Eyüpsultan’da ücret konusunda anlaşamadığı ticari taksi sürücüsünü darp eden İngiliz boksör, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
2025
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultay’ın iptali talebiyle açılan davalar Ankara  42. Asliye Mahkemesi davasıyla birleştirildi.

Senih Özay: Yılmadan Bıkmadan Hukuk Atraksiyonları Diyorum Ben!

0
Avukat Senih Özay

Senih Özay Röportajı 3. Bölüm: Yılmadan Bıkmadan Hukuk Atraksiyonları Diyorum Ben!

Senih Özay Röportajının üçüncü bölümü sunulmaktadır. Röportajın birinci ve ikinci bölümlerini ilgili sayfalardan okuyabilirsiniz.

Senih Özay büyük bir hukukçu…
O bir yazar
Sıra dışı bir entelektüel
Kuşların avukatı, balıkların avukatı…
Zorda kalanların, zayıfların, çevrenin, doğanın, kirletilen havanın, suyun, kesilen ağaçların avukatı

İnsanlığın Ortak Orospusu Altın” ve “Anılarım… Ağzımı Hayır’a Açtığım Davalarım” isimli kitapların yazarı, aktivist, çevreci ve bir hukuk dehası Avukat Senih Özay ile geniş bir söyleşi gerçekleştirilmiştir. İzmir’de, Bornova sırtlarındaki Homeros Vadisinde gerçekleşen söyleşiyi Hukuk Ansiklopedisi okurlarına sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

Söyleşi, Hukuk Ansiklopedisi röportaj ekibi tarafından gerçekleştirilmiş, gün boyu süren sohbet esnasında Celal Akgünlü de hazır bulunmuştur.

Senih Özay Röportajı 1: Avukat Olmasaydım Tır Şoförü Olmak İsterdim

Senih Özay Röportajı 2. Bölüm: Hukuk Kavramına Pirim Vermem, Adalet’e Belki…

Senih Özay Röportajı 3. Bölüm: Yılmadan Bıkmadan Hukuk Atraksiyonları Diyorum Ben!

İhtilattan Men Cezasının Anlamını Bilmeyen Hukukçular Var Bu Ülkede!

Musal: Avukatlık sınavı hakkında ne düşünüyorsunuz? Olmalı mı sizce? Hukuk fakülteleri nitelikli bir eğitim verse sınava ihtiyaç olur mu? Eğitim sorgulanmalı mı?

Özay:  Avukatlık sınavı mı? Bu sınav sözcüğünün anlamını bilemiyorum, salakça bir sınav yapacaksan neden yapıyorsun, bir işe yaramaz, sınav değil önemli olan. Önemli olan, çok kıymetli avukat yaratacağım ben, avukatlık çok iyi olsun diyorsan eğer, avukat olabilmek için git iyi İngilizce bil de bari! Veya iyi bankacılık bil, de! Bir şey deyin! Bir şeyi çok bil de gel, deyin.  Öyle kaliteli avukatlık istiyorum dersin, böylece avukatlığı yükseltirsin. Amerika’da, Avrupa’da filan avukatlık çok zor bir şey, başka türlü bir beklenti var, toplumun beklentisi var ki avukatlara önem veriyorlar. Bir meslek biliyor, üzerine hukuk okuyor, avukat oluyor.

Eski Senatör ve Hukukçu Ahmet Tahtakılıç

Bir senatör vardı, Türkiye Parlamentosunda, Ahmet Tahtakılıç diye, sanırım Uşak senatorü idi…  Bu adam anlattı, ben  kulaklarımla duydum;  benim kızım dedi, İsviçre’de doktora yapıyordu, bu vesileyle İsviçre’ye gittim dedi. Babam geldi diye kızımın arkadaşları, Üniversiteden hocalar falan bir kokteyl yaptılar dedi. Ben de gittim dedi. Babam Türkiye parlamentosunda senatördür diye, bir havayla beni tanıştırdı, dedi o insanlarla. Hiç kimse umursamadı, normal devam ettiler dedi, normal içmeye, yemeye… Allah Allah, Türkiye parlamentosundan senatör geliyor, kızın babası, ama umursanmıyor! Sonra, bir vesileyle bir başka kokteyl daha olmuş, o kokteyle de gitmişler baba-kız. Kız bu kere benim babam  avukat demiş! Herkes ceketini iliklemiş! Kuyruğa girmişler, Ahmet Tahtakılıç’ın elini sıkmaya başlamışlar! Bu kızın babası diye, bu avukat diye! Adam diyordu ki, benim senatörlüğüm vızıltı geldi, diyordu. Avukatlığıma dikkat ettiler, avukatlığıma ceket iliklediler, avukat oluşuma sıraya girdiler, benim elimi sıktılar, demişti.  Avukatlıkla ilgili oradaki prestij başka! Bence anlaşılıyor.

Aycan: Bu kültür nereden geliyor acaba? Bunun kaynağı neresi?

Özay: Onun kaynağı, avukat olmak toplumda çok fazla bir hak, hukuk, hürriyet, adalet taşıyıcılığı gibi kavramları temsil ediyor bence…

Aycan: Hak savunuculuğu mu acaba? Örneğin Amerikan toplumu hak ve özgürlükler üzerine kurulu toplum olduğu için avukatlar da hak savunuculuğu yaptığı için önemli hale geliyor olabilir mi?

Özay: Sadece oradan değil! Mesela Amerika’daki avukatlar, işin cılkını çıkaracak kadar  ileri gidiyorlar. Mesela gazeteye ilan veriyorlar, her bir naneyi ben yaparım diye! Hakimi etkilerim gibi, katili beraat ettirebilirim gibi…

Aycan: Pornografik ilan bile veriyorlar.

Özay: Korkunç kötü, bütün hastanelerin kapısındalar, avukatlar reklam vermişler, bir kaza olursa kazanın davasını alacağım diye. Cankurtaran şoförleri avukatlarla ortak! Bizdeki hani cezaevindeki gardiyan etkileşimi gibi. Böyle manyaklıkları var, ama  avukat halktan daha fazla şey biliyor, çok şey biliyor, halk bilmiyor o biliyor. Bu da önemli.

Amerikan Avukatlık Dizisi Better Call Soul

Musal: Bu cevaptan şunu mu anlamalıyız? Avukatlık sınavı gelsin mi yani?

Aycan: Bugün sorunlarımızın hiçbirisine net bir cevap alamadık,  bunu kabul edelim.

Özay: Gelsin gelsin… Aynen böyle yazın! Hiçbir açık vermiyor diye yazın!

Aycan: Hukuk Ansiklopedisi okuyucularından özür dileyerek yayınlıyoruz, diyeceğiz.

Özay: İhtilattan men cezasının anlamını bilmeyen hukukçular var bu ülkede!

Hakimin reddi müessesesi Türkiye’de cılızdır.

Aycan: Türkiye’de bireyler, avukatlar ya da kurumsal yapılar toplumun genelini ilgilendiren hayati davalarla yeteri kadar ilgileniyorlar mı?

Özay: Türkiye’de müdahillik hukuku çok zayıf. Müdahillik hukuku Fransa’da o kadar gelişmiştir ki… Müdahillik hukukunu Türkiye’de en çok zorlayanlar bizleriz.

Aycan: Ceza Hukukunda mı, Özal Hukukta mı yoksa her ikisinde de mi?

Özay: Her yerde! Tabi ki ikisinde de! Mesela bir zenci kadına tecavüz olsa Fransa’da bütün dernekler, cinsel ayrımcılık, ırk ayrımcılığı dernekleri, kadın derneği gibi bütün dernekler davaya müdahil olurlar.

Aycan: Bizde bir Baro herhangi bir davada müdahil olduğu zaman seviniyoruz, kabul edildiği için seviniyoruz.

Özay: Bu müdahillik konusu benim açımdan çok önemli bir konu. Türkiye’de hakimin reddi, hele hele hakimlerin HSYK‘na şikayetlerinin artırılması, geliştirilmesi gerektiği konusu avukatlar tarafından özellikle yükseltilse! Hakimin reddi müessesesi 40 yılda bir denenir bizde maalesef. Hakimin reddi müessesesi Türkiye’de cılızdır.

Aycan: Denendiğinde de çoğunlukla kabul edilmez.

Özay: Evet… Rücu müessesesi ! Sabah aslında ben var ya, arşivden bazı evraklar versem sana, şok geçirirsin! Ben İnsan Hakları Mahkemesinden ihlal kararı  ve  iki trilyon lira gibi para aldım ya. Duydun değil mi biliyorsun!  2 trilyon lira parayı aldım ama doymadım ben! Ben bu 2 trilyon liranın Bakanlar Kurulu üyelerinden rücuan alınmasını istedim! Olmaz dediler! Dava açtım İdare Mahkemesinde. İdare Mahkemesi bu saçmadır dedi reddetti, Danıştay olabilir diye muhteşem bir gerekçe ile bozdu. Ama devlet nasıl savunmalar yapıyor biliyor musun İbrahim, doçentler, profesörler seviyesinde, akademisyenlerin hepsi devletin yanında, çok çalışıyorlar.

Aycan: Ama bu tarz olaylarda genelde şekilci hukuk geçerli, diyor ki devlet sorumludur, devletin ödediği tazminattan memuruna rücu edilemez deyip, kestirip atıyor.

Özay: Ama eskiden böyle değildi. Hakimler rica ettiler de yeni geldi. Ama bu öyle değil ki, İnsan Hakları Mahkemesi kararı diyor ki ben ihlal gördüm, tazminata karar verdim diyor.

Aycan: Konusu suç oluşturan, açık bir şekilde kanun ihlali olan, emir komuta zincirini tanımamış kişiler tarafından yapılmış eylemlerde belki memura rücu edilebilir, bunu dar anlamda yorumluyor bizim sistemimiz, siz genişletmeye çalışıyorsunuz.

Özay: Evet, Türkiye’de öyle… İşkence yapan için AİHM kararının tazminatında rücu olur deyip güya işte manalı şey bırakmışlar.

Çeşme’deki Çevre Faciası

Size Çeşme’deki gemi olayını da anlatayım?. 74 ton fuil oil  bir gemi tarafından  Çeşme civarında, gemi karaya oturduğu için denize döküldü, sızdı.  Bir yıl olmadı daha, 2 genç hukukçu arkadaşımla beraber oraya gittik, orada tespit davası açtık, orada 30 yaşın altında olduğunu tahmin ettiğim bir kadın hakim vardı, Sulh Hukuk Hakimi idi, Asliye Hukuk Hakimi yok diye ona gittik, 3 tane profesör bulmamız lazım dendi, bulundu . İyi profesörler tabii, hadi gidelim dedik, götürdük bölgeye, bunlar dehşet bir rapor yazdılar, harika bir rapordu. Biz de kış aylarında 39.000 olan, yazın 1 milyonu geçen bir Çeşme’nin Belediye Başkanının, Belediye Meclis Üyelerinin hepsinin, turizm ölür, insanlar korkar buraya gelmezler artık diye korkuları büyüdü, onların korkuları arasında sıkıştık… Göz göre göre… Donduk…

Aycan: İnsanlar ve çevre zehirlenince turistler daha çok mu geleceklermiş Çeşme’ye?

Özay: Dedikodu çıkarsa insanlar gelmezmiş, dedikodu çıkmazsa gelirlermiş! Bu tarz olaylardan para kazanmayı ve parayı telaffuz etmeyi de sevmem ama… Burada bir para rakamı gördüm ve duydum onu telaffuz edeceğim; meğersem petrol taşımacılığında, böyle taşımacılıklarda dünyanın en büyük şirketleri var ya, dev şirketler, holdinglerin en büyükleri… Bunlar Londra’da böyle olaylar için bir fon kurmuşlar, böyle RWWCD fonu gibi… Kaç para verirlermiş biliyor musun? 1 milyar 150 milyon dolar!

Çeşme-Gemiden sızan yakıtın oluşturduğu çevre felaketi

Aycan: Kime?

Özay: Tabi ki biz istersek bize, biz yamansak, biz canavarsak, biz iyi avukatlarsak, iyi Çeşmelilersek, biz iyi balıkçılarsak, biz iyi belediye isek, biz, iyi meyhaneciler, iyi oteller isek! Biz zarar gördüysek! Biz korkmadan, ürkmeden, ayaklandıysak, halk olarak ayaklandıysak… Bunları bulmuştum. Çok hazırlandık idi.

Aycan: Böyle olaylar için sigorta mı yapmışlar, nasıl bir fonmuş bu?

Özay: Bu benim hayatımda Çeşmelilerin, halkının nereden geldiğini bilmiyorum, analizlerini yapmak isterdim, jeo genetik miydi o kavram? Mücadelecilik gibi, sakinlik gibi… Kürt mü bunlar, Çerkes mi, Arnavut mu bilmiyorum ama, çeşmelileri hiç beğenmediğimi gördüm orada! Hiç harekete geçen yok orada! Bir tane dava açan yok! Bir tane bile Londra’ya başvuran olmadı! Bir tane bile, benim ağlarım parçalandı, zarara uğradım diyen balıkçı çıkmadı!

Hukukta Müdahillik Kavramı

Aycan: Müdahillik hukukunun gelişmemesi ile birbirine paralel diğer konuya yeniden gelmek istiyorum, sivil itaatsizlik konusuna gelmek istiyorum, aklım orada kaldı, orayı biraz irdelemek gerekiyor. Sivil itaatsizliğin zayıf olması bir yandan da itiraz etme kültürünün zayıf olmasına bağlı, her şeyi itirazsız hemen kabul ediyoruz, hiç bir şeye itiraz etmiyoruz, yukarıdan geliyorsa evet, tamam, bitti. Üç beş insan itiraz ediyor, gerisi, toplumun çoğunluğu itirazsız bir şekilde kabul ediyor, onaylıyor. Çok çıkarına dokunmuyorsa ya da günübirlik menfaatlerini ihlal etmiyorsa… Sivil itaatsizlik konusunda da uyuyan bir toplum, uyuyan hücreler, bir türlü uyandıramıyorsunuz. İşte Çeşme! Buyurun!

Özay: Müdahillik de bunun hukuk alanındaki kolu!

Aycan: Müdahillik de bu uyuyan ve itiraz kültürü olmayan toplumun hukuk sistemindeki yansıması bana göre. Pasif bir şekilde duran, müdahale edebileceği yerlerde müdahale etmeyen toplumun yansıması. Müdahale genişletilebileceği gibi bizim hukukumuzda olduğu gibi şekilci bir yorumla doğrudan ilişki kurulabilecek durumlarda bile dar yorumlanabilir. Doğrudan bağlantı kurulabilen tazminat hukukunda, sigorta hukukunda ya da ceza hukukunda doğrudan bir bağın varsa o olayla, bir şekilde etkileneceksen, somut şekilde bağın varsa o zaman müdahaleye izin veriyor, toplumun da zaten bunun dışında müdahale talebi yok. Doğrudan bir zarar görecekse o zaman hukukta yansımasını görebiliyoruz. Toplumda belli bir duyarlılık olsaydı hukukta da bir karşılığı muhakkak olacaktı. İtiraz etme kültürümüz neden zayıf? Biraz önce bahsettiğimiz kutsal devlet mi? İtiraz etme güdülerimizi mi öldürmüşler? Bunun sebebi nedir acaba? Keyfine düşkünlük mü yoksa? Hedonistlik mi?

Özay: Benim kişisel görüşüm, şöyle… Yani bak, “sivil itaatsizlik, devrim yapmak, silahı topluma doğrultmak, gebe bir toplumu ebe gibi doğurtmak suretiyle sosyalist devlet inşa etmek isteyen bir devrimci teorinin geçerliliğinin kalmadığı ortada. Bunu gözlemliyorsak eğer; devrim yapamayacaksan eğer, sivil itaatsizlik yap, çok işe yarar. Faydalı olur, geliştirir bu eylemleri, kamuoyunu oluşturur, hukuku güçlendirir, müdahil olma yoğunluğunu artırır. HES’lere itirazları arttırır, Artvinliler dalgalanır, siyanürlü altın protestocuları artar, halk sağlığına düşman santrallere direnenler oluşur… Böylece olumlu ilerlemeler olur” denir, denmiştir, deniyordur, ben de böyle  düşünüyorum ve diyorum. Thoro’lar, Ghandi’ler, teorilerini geliştirseler de, teorik bir yere oturtmuş da olsalar benim için daha basit bir açıklaması var!

Müdahillik Türkiye’de Pek Denenmiyor

Uludağ’daki sivil itaatsizlik konulu Kollokyum’daki, bilim kurullarındaki, Türk bilim adamlarının tarifi gibi, ‘’hukuka uygun, kanunlara aykırı eylemler‘’ deyip geçtim ama, mesela ben Türkiye’de bir devrimin koşullarını görmüyorum ya; öyleyse ben; akıllı biri  olarak, silahlanın, ayaklanın, bu toplumu altüst edeceğiz, uygun koşullar var demeyeceğime, böyle bir şey denilemeyeceğine göre; onlara sivil itaatsizlik önerebiliyorum. Sivil itaatsizlikte başınız çok ağrımaz, az para ödersiniz, az cezaevine girersiniz, asmazlar seni, 10 sene 20 sene ceza vermezler sivil itaatsizlere! Hatta hiç bir şekilde cezaevine girmeme ihtimali yüksektir! Becerilebilir bu! Buna oportünizm denebilir mi bilmiyorum. Bu nedenlerle ben sivil itaatsizlik yanlısıyım, ama sivil itaatsizliğin de kökleri kötü olduğundan Türkiye’de; müdahil kavramının da olsa olsa; bir kasabada, avukatın birinin, gelip, “senin tarlanın bitişiğinde Ahmet abi var, o dava açmış bu kötücül şeye, sen de tarlanın öbür bitişiğindesin, git sen de dava aç” diyorsa, diyor…  Yoksa onun dışında müdahil kavramı yok. Yok! Denenmemiş pek hukuk davalarında da!

Kuduzdan Ölüme Tazminat

Musal: Daha az riski bile almak için insanların öncelikle bundan bir menfaat sağlayan insanlarla kendi aralarında bir bağ kurabilmesi lazım bence. Sivil itaatsizlikte bulunmak yada müdahale talebinde bulunmak sonucunda alınacak nispeten az riskin sonucunda elde edilecek olanın buna değmesi beklenmez mi? Başkalarını düşünmekten öte kendi içerisinde bir iç yolculuk yaparak kendisi için de gerekli olduğunu düşünmüş olan insan belki bu adımı atabilir, ne dersiniz?

Özay: Evet ama, Kenan Evren olayında 650 bin tane adamı kadını gözaltına aldılar dedik ya; kim onlar o 650.000 kişi? O 650.000 kişinin, yahu 6.500 tanesi davaya geliverse ya müdahil olsa ya! Senin tarifin niye icra olmuyor?

Aycan: Tazminat da kazanabilirlerdi! Çıkarları da vardı üstelik. Ceza davasında mahkum ederlerse tazminat da kazanabilirlerdi.

Musal: Burada Timur ile Nasrettin Hoca hikayesi söz konusu sanırım; bakın bakın bunlar 2. bir fil istiyor demiş ya.

Özay: Timurun filleri gibi bu aynen.

Hak Ararken Korkmamak çok önemli!

Aycan: Bence orada korku devreye giriyor, evet bu 12 Eylül darbecileri yargılanıyor ama buradan bir numara çıkmaz sonra olan yine bize olur mu dediler acaba?

Özay: Kesinlikle korku çok önemli! Hukuk; validen korkmamak, makamdan korkmamak, polisten korkmamak üzerinden yürürse iyi gelişme sağlar! İyi gelişme olur, yurttaşlık olur, iyi sivil itaatsizlik olur, iyi müdahillik olur, iyi hak arayıcılık oluşur, olur! Korkmamak çok önemli!

Aycan: Korkmamanın yolu nedir? Kokmamanın yolu örgütlenmek mi? Bir araya gelmek mi? Yan yana durmak mı? Toplumcu düşünceye sahip olmakla mı ilgili, yoksa her birey bunu yapabilir mi?

Özay: Her ikisi de! Üçü de!

Aycan: Bir çıkarın olduğu için de yola çıkabilirsin, kaybedeceğin çok şey olduğu için de yola çıkabilirsin!

Özay: Tabii

12 Eylül Davasında müdahil vekili olarak görev yapan Ömer Kavili ve Senih Özay ile ilgili bir gazete haberi
İtiraz Kültürü Neden Zayıf?

Aycan:  Şimdi Çeşme’yi kaybedeceksin, bugün gemi batar, zehirler orayı, yarın başka bir şey batar, Çeşme ölür biter; sen şimdi oportünist davranıp, “Ben Çeşme’de girmem Didim’de girerim denize canım” dersen yarın Didim de bitebilir. Toplumcu düşünceye sahip insanların bir araya gelerek bu duyarlığı yükseltememiş olmalarını ben anlayamıyorum, bir türlü kafama yerleştiremiyorum, çünkü büyük çıkar burada! Bugün köşedeki orman yanarsa, yarın başka bir yer yanarsa her taraf çorak olursa kapkara toprak kimin işine yarayabilir? İstanbul’a göre siz İzmirliler daha şanslısınız şimdilik, ama İzmir de büyük tehlike altında. Uçağa binip memleketin birçok bölgesine gittiğiniz zaman görürsünüz camdan aşağı baktığınızda, her taraf sapsarı toprak yahu! Muhtemeldir ki oralar eskiden İzmir gibi böyle yemyeşildi!

Evet eskiden örgütlü toplumlar yoktu, şimdi sivil toplum denilen bir şey var, dünya var, medya var, güçlü iletişim var, sosyal medya var, her şey var, insanların bir araya gelme olanakları çok daha fazla; üstelik risksiz bir araya gelmeler bunlar, yani hiçbir riski yok! Şuradaki ağaçları kesmeyin arkadaşlar diyeceksek bu haklı ve çok meşru bir şey, kimse seni gelip dövmez, öldürmez, en azından öldürmez! Çünkü bu herkesin kabul edebileceği ortak bir gayedir; bunda bile neden bir araya gelemiyor insanlar? Bunu bile neden talep etmiyorlar?

Kimi yerlerde ormanların ciğerini söküyorlar, göz göre göre, 3 kuruşluk mermeri çıkarmak için koskoca alanı yok ediyorlar; Kazdağlarını kaza kaza berbat ediyorlar. Büyük çıkarın, günübirlik olmayan büyük çıkarın, geleceğe kalması gereken büyük çıkarın korunması için; geleceğini daha parlak kılacak büyük çıkarın, çocuklarının geleceğinin, daha müreffeh yaşam verecek olan çıkarların, doğanın, tabiatın, en değerli varlıkların korunması yerine günü birlik menfaate neden odaklanılıyor? Rant elde etmek istiyorsan bile büyük çıkarı koruduğun zaman, toprağın daha değerli olacak, apartmanın daha değerli olacak yeşil olduğu zaman, ağaç olduğu zaman. Bunu neden insanlar idrak edemiyorlar? Buradaki problemin teşhisini nasıl yapıyorsunuz siz?

Özay: Şöyle bir yan var bence; ülkelerin  öyle vatandaşları var ki, biraz daha yaşayabilir, açlığa dayanabilir, ekmeği azalsa bile olsun ben yarım ekmekle idare ederim diyebilir, ayakkabı 3 tane olmazsa tek ayakkabı giyebilirim diyebilir, bu halk bunu diyebilir, daha azına razı olabilir, fakirliği bir yere kadar kabullenebilir, az parayla da yaşayabilir, maaşının yarısını Amerikan Doları biçse bile kabullenebilir, bütün bunlara evet diyebilir! Şimdi bu katsayı gidebildiği yere kadar gider bence… Ama sonra bir yerde bir şey kopacak, sivil itaatsizlik ve itiraz etme oradan başlayacak kanaatimce! Ama bu katsayı artana kadar sivil itaatsizliği de müdahilliği de beceremiyoruz. Nasıl yaparız da değişimi sağlarız düşüncesinin zayıflığının nedeni çok fazla parametreye bağlı! Ama bu olur, olacak!

Aycan: Elbette ki toplumun doğal dönüşümünde çeşitli siyasal dönüşümler gerçekleşebilir, ama ben bunu sormuyorum.

Özay : İbrahimmm, 2 jandarma alıyor koca köyü dedik. Gelirleri yarıya düşse de dayanırlarmış dedik… Kültürel zayıflık da fena değilmiş dedik yahu…

Manisalı üzümcüleri seviyoruz

Musal: İnsanların neden böyle olduğunu sorgulamak… Evet, insanlar çeşitli coğrafi koşullar altında yaşıyor, belirli öğrenmişlikleri var, küçük bir adım atarken bile bazı insanlarla tanışıyoruz, bazı şeyleri öğreniyoruz, sonraki adımımızı bu öğrendiğimiz, o attığınız adıma göre belirliyoruz, hayat öyle değişimlerle gelişiyor, devam ediyor. Birçok insan bu şekilde yetişmiş, bu şekilde yetişmiş olan insanların ne kadarını anlayabiliriz, nasıl değiştirebiliriz, neler yapılabilir veya doğru olan hangisidir, birlik içerisinde bir şeyi kabul edip yaşamak bir mutluluk getirir veya doğru tektir noktasında mı hareket ederiz, bunlar da tartışmalı şeyler. Nihayetinde, kendimizin dışında veya yaşamın dışında bakabileceğimiz şeyler herhalde sizin söylediğiniz gibi, doğa! Bu bizim asıl çevreleyenimiz, bizim sorumlu olduğumuz, bizim yok etmememiz gereken şey doğa; bunun üzerinden bir birleşim şeklinde belki bir hareketle bir düşünce akımı oluşabilir diye anlıyorum.

Senih Özay’ın vekil olarak görev yaptığı bir dava ile ilgili gazete haberi

Özay: Ama İbrahim’in aradığı şey şu; nasıl yenilerek, yanılarak bir zaman gelir de ve emperyalizm, bir kötüler topluluğu, hangi yol açıcı hareketi yaparlar da; buradaki halk, vatandaş, “yeter artık” der de büyük  etkili bir itiraz olur?

Önümüzdeki 3-5 yıl daha aynı şekilde kendi öz varlıklarını tüketen bu toplum mecbur kalmayacak mı geri kalan varlıklarını da satmaya, madenlerini hoyratça çıkarmaya, dağını delmeye, mallarını ucuza vermeye, mecbur değil mi? Mecbur!

Bu Amerikalı, Fransız, İngiliz firmalarla, ortaklıklarla beraber bu kadar kötücül ekonomik manevralar sırasında Artvinlinin, Manisalının ya da başka birinin bir yerleri acımayacak mı? Acıyacak! Bekleyeceğiz… Manisalı üzümcüleri seviyoruz…

Evrensel Gelişmelerle Uyumlu  Bütüncül Bakış Açısı Gerekiyor

Aycan: Siz ekonomik darboğazdan bahsediyorsunuz, OECD ortalamalarına göre zaten en az sosyal yardım dağıtan ülkeyiz, ayrıca yine OECD raporlarına göre ekonomik darboğazlarda ilk kesilen paralar sosyal yardımlar oluyormuş. Dünyada gerçekler böyle.

Özay: Bu konuda uzmanların çalışması lazım, sosyologların, farklı çevresel durumların analiz edilmesi lazım, dediğiniz gibi evrensel gelişmeler de bunlardan ayrı değil, bütüncül bir şekilde bakış açısı gerekir diye düşünüyorum.

Aycan: Senih abi, siz bana siyasal yorum yaptınız, benim sorduğum insana dayalı, toplumsal soruya zekice bir siyasal yanıt verdiniz. Benim aradığım şey siyasal yanıt değil, çünkü siyasal yanıt sorunu çözmüyor. Şu anda bulunduğumuz Homeros’a gelirken siz de görüyorsunuz, çirkin bir yapılaşma var, iğrenç değil mi? İzmir’e doğru, aşağıya doğru baktığın zaman… İstanbul’a geldiğin zaman rezalet ötesi! 20 yıl önceki İstanbul’a bir bak; her taraf orman, Ümraniye orman, Sultanbeyli orman, bildiğimiz kocaman orman her taraf, çalılık değil! Gecekondu yapmak yasak, orman kesmek yasak!

Siyasal yanıt yeterli olsaydı, devletin yasasına göre yasak olan şey yapılamazdı. Üstelik devletin otoritesinin en yüksek olduğu dönemlerde yapıldı bunlar. Koskoca ormanların yok edilip üzerine ruhsatsız, kalitesiz, şehir plansız binaların, gecekonduların dikilmesinden sadece tırnak içinde “kötü” dediğimiz insanlar mı sorumlu? Şimdi benim demek istediğim şey şu; toplumun yüzde 20’si “olmaz, hayır” dese… Bu ormanları kesip gecekonduları buraya yığamazsın demiş mi? Dememiş! Devlet de dememiş, toplumun belli bir azınlığı da dememiş yüksek sesle.

Özay: Benim oranım % 2! Ben ona razıyım! Sen 20 diyorsun ha ha ha…

Aycan: Benim gönlümden geçen aslında 82 darbe Anayasasına hayır diyebilen % 8 idi. Yüzde 8 olsa bile bu kadar kötülük olmaz. Yüzde 8 dese ki Çeşme’nin doğa yapısını bozamazsınız, yapamazlar. Yüzde sekiz belediye başkanını da, herkesi de harekete geçirebilir. Kötü bir şeyi engellemenin toplumda yüzde 10-20 gibi kemik bir kitlesi olsa ve her türlü ilkesizliğe, hukuksuzluğa karşı çıksa problemlerin birçoğu çözülür ve caydırıcı da olur, bunu neden sağlayamıyoruz, benim merak ettiğim şey bu!

Yılmadan Bıkmadan Hukuk Atraksiyonları Diyorum Ben!

Özay: Örgütlenme demiştin galiba değil mi?  Benim 2’im, senin 20’n var; ikisini de baz alabiliriz; örgüt arayalım, örgütlenmiş yapıları tarayalım, kötülüğe karşı çıkacak bir örgüt, kol kola girebileceğin bir örgüt; kimler onlar, hangi örgütler? Partiler mi? Sendikalar mı? Odalar mı? Barolar mı? Dernekler mi? Vakıflar mı? Ki ise onlar, sen bana iri yarı örgütleri sırala, benim yüzde 2’m de senin 20’n de rezil oluruz! O örgüt zincirini oluşturamadığından… Ama yine de umut vardır… Burada, İzmir’e sahip çık diye bir örgüt var, bende oranın aktif bir üyesiyim, İzmir’de 39 tane örgüt var bu oluşumda, İzmir İstanbullaşmasın diye çalışıyor; yahu bu 39 örgütün içinde bütün iri yarı meslek örgütlerinin, sendikaların, derneklerin isimleri, örgüt şeflerinin hepsi var…

Yahu toplantılara hiçbirisi gelmiyor yahuuu! Hiç birisi gelmiyor! E şimdi senin hayalin neydi, 20 var olur galiba idi..! Benim 2 geliyor, üyelerine sesleniyorlar, haydi gelin diyorlar, gelin şunu engelleyelim diyorlar yüzde 20’ye, Ben dahası diyorum ki yahu 20 olmasa bile bari şu 2 gelse diyorum; benim 2’m de gelmiyorlar! Onun için yılmadan korkmadan müdahillik, yılmadan korkmadan sivil itaatsizlik, yılmadan bıkmadan hukuk atraksiyonları diyorum ben!

Global Monsanto şirketinin zehirli olduğu tescillenen ürünlerinin yasaklanması için İdare Mahkemesi’ne giden Bergamalı çiftçiler Hamza Kural ve Tahsin Sezer’in avukatı Senih Özay, aralarında Monsanto ile onu satın alan Bayer şirketlerinin başkan ve CEO’ları ile bu zehirli ürünlerinin satılmasına göz yuman dünya genelindeki 194 ülke yöneticilerinin “insanlığa karşı suç” işlediğini ileri sürerek Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurdu.
Ömer Kavili’nin Yaptığını Birçok Avukatın Denemesi Lazım

Musal: Sivil İtaatsizlik ve Başkaldırı kitabında diyordu ki; “Azınlık tüm ağırlığını ortaya koyarak tıkanma meydana getirdiğinde buna karşı koyulamaz, çoğunluğa uyan azınlık azınlık bile değildir.” Aslında sizin söylediğinizi ona bağlıyorum. Size şunu sormak istiyorum; sizin genelde tarzınız, duruşmalarda veya yazdığınız dilekçelerde manifesto yayınlamak gibi bir tarzınız var, veya bir eğitim vermek gibi, benim izlenimim o, bu ister istemez yaptığınız bir şey mi, yoksa bilerek, düşünerek yaptığınız bir şey mi? Bunu bir amaç edinerek mi, hukukun böyle olması gerektiğini, en azından mahkeme salonundakilere anlatmak istiyorum şeklinde mi, yoksa birçok şeyin birleşimi mi?

Avukat Ömer Kavili

Özay: Ömer Kavili’nin yaptığını da benim yaptığımı da, bu gibi birçok avukatın denemesi halinde baroların tıkanacağını, baroların hareketleneceğini düşünüyorum. Avukatların vayy beee diyerek azıcık belki  kıskanacağını düşünüyorum. Ne bu şovculuk belki denceğini… Bu, etkileye etkileye, böyle bir kelebek etkisi gibi çok hoş avukatlar, çok hoş gelişmeler  yaratır  bence… Yoksa aksi halde… Durum kötü… Kavili, ayağa kalkmıyor, mahkemeye direniyor, oturarak konuşuyor, bir süre sonra vücut dilim istiyor diyerek ayakta konuşuyor, hakimlerle sert usul tartışıyor. Yargılanıp duruyor. Tamam  fazla bireysel takılıyor. Bu iyi değil. Ama hoş görmek mümkün. Başka pek avukatlar da olmalı… Kavili öldü diyelim ki…  Hareket durmamalı… Ya da bir sürü Avukat olması lazım diye düşünüyorum. Ama ben bunları bilinçli olarak yapmıyorum, benimki bir film yapıyorum gibi.

Musal: Yani elinizden başka türlü gelmiyor, kendinizi ifade etme biçiminiz böyle.

Aycan: Bir nevi kendiniz için yapıyorsunuz, doğru mu?

Özay: Aynen

Gürültülü Gömerlerse Ben Sevinirim Yattığım Yerden!

Musal:  Peki, hayatın bu kadar geçici olduğunu düşünürsek, bu kadar geçici olan bir şey ne kadar ciddiye alınır diye düşünsek; sizin, ne olursa olsun ciddiye alınması gereken şeyler bunlardır dediğiniz şeyler nelerdir? Geriye bırakılması gereken bir manifestom budur dediğiniz neler var?

Özay: Ben öldüğüm zaman sessiz gömülmekten hoşlanmam; gürültülü gömerlerse ben sevinirim yattığım yerden! Bu bir gösterge; fark edilmek isterim. Gazetecilerle, televizyonlarla falan benim çok fazla ilişkim, hukukum vardı bir ara; o zaman kendi kendime düşünürdüm, benim burada doyuma ulaşan bir duygum mu vardı, egomu mu tatmin ediyorum, diye sönümlenme dönemimde Psikiyatra bile gittim. Kabzımal psikolojisi diye psikiyatride bir kavram varmış. Kabzımal nedir biliyor musun? Hallerde toplu meyve sebze satanlar… Psikolojide, yani bıraksan bile, satmasan bile, meyveyi satmıyorsun sebze var mı diye gelirlermiş, yada portakal satmıyorum dersen bile limon satabilirmişsin.

Avukat Senih Özay-Homeros Vadisi

Sonra şeker hastalığımla ilgili bir şeker doktoru ile tanıştırıldım,  baştabip Profesör, arkadaşım, beni şeker doçentine götürdü, yolda giderken dedi ki bu biraz sağ eğilimli gibi, sen rahatsız olma dedi. Profesör solcu, ben solcu, o değil gibiyiz. Ama adam da iyi bir doktormuş, girdik odasına, ayaktaydık. Bana dedi ki, “Üşür müsünüz çok” dedi. “Evet üşürüm” dedim. “Sizin ayakkabı numaranız büyüdü mü” dedi, evet “41 idi 42” oldu dedim. “Peki, bu parmağınızdaki evlilik yüzüğü sıkıştı da kuyumcular makasla kestiler mi” dedi. “Evet” dedim. “Sizin beyninizde bir ur var” dedi. “Ama tam nedir, yerini yurdunu bilmiyorum” dedi. Benim o sıralarda artık hayattan zevk alma duygum azalmıştı.

O ur için başka bir profesör vardı, beyin cerrahı; o beyin cerrahı beynimin ortasındaki o uru ne yapacaksa yapacak dediler. O da beni çok seviyordu, yakışıklı bir beyin cerrahı idi! Şımarıklıkla, kafamı keseceğini düşündüğüm için ona bir mektup yazdım, tıp dosyalarımın en üstüne koydum, “dünyanın en yakışıklı beyin cerrahına diye” başlıkla, şöyle yazdım; “Bu benim beynimdeki operasyon için hayatının en özel operasyonunu yapacağına inanıyorum, ben buna değerim‘’, nokta! Ukalalığımı görüyor musun, ukalalık değildi belki aslında bana göre. Ben kafamı keserek alacağını sanıyordum uru, biraz korktum herhalde… Fakat o benim burnumdan girdi, soğan cücüğü gibi tarif edilen bezelye büyüklüğündeki uru aldı çıktı. O cücük gidince ben hayattan zevk almaya başladım.

Sonradan bir konferans vardı, bir profesör konuşuyordu şeker hastalığı üzerine, gittim dinledim, profesör demesin mi dünyada şeker hastalığının % 98’i pankreas kökenli olup, % 2’si ise beynin ortasında hipotalamusun yanında büyüyen epifiz  bezinin cücük yapması halinde oluşur… meğer benim şeker hastalığım oradan kaynaklıymış, benim pankreasımda birşey yokmuş sağlammış. O da nedenmiş, cücük bölgem hormonların patronuymuş, bütün hormonları o yönetiyormuş, Hormonlarımı yönetmeye başlayınca hayattan zevk almaya başlamışım. Sonuç olarak o sağcı şeker doktoru buldu o uru, yakışıklı beyin cerrahı çıkardı.

(Devam Edecek)

Bologna Bildirgesi

0
Bologna Bildirgesi

Bologna Bildirgesi(Bologna declaration) , 19 Haziran 1999’da Bologna’da toplanan Avrupa Eğitim Bakanları Ortak Beyannamesi olarak ilan edilmiştir. (The Joint Declaration of the European Ministers of Education convened in Bologna on 19 June 1999) Paris’te ilan edilen 25 Mayıs 1998 tarihli Sorbon Deklarasyonu’nu bir adım ileriye taşıyarak Avrupa orta eğitim vizyonunu güçlendirmiştir. Ülkelerarası ortak terminoloji ve standartların benimsemesi ile lisans, lisansüstü ve doktora eğitiminde ortak bilimsel standartların oluşturulmasıdır.

Sorbonne Bildirgesi(1998) ve Bologna Bildirgesi(1999) ile temelleri atılan Bologna Süreci Prag Bildirgesi (2001), Berlin Bildirgesi (2003), Bergen Bildirgesi (2005), Londra Bildirgesi (2007), Leuven Bildirgesi (2009) ve Budapeşte-Viyana Bildirgesi (2010) ile sürdürülmüştür. 

Türkiye ortak vizyonun henüz uzağındadır. 

Bologna Bildirgesi

Avrupa Yüksek Öğretim Alanı Avrupa Eğitim Bakanları Ortak Bildirgesi

Bilgi Avrupa’sı; vatandaşlarına yeni bin yılın getirdiği zorluklarla başa çıkabilecek yeterlilik ile aynı sosyal ve kültürel alana mensup olma ve ortak değerler bilinci verebilen bir Avrupa vatandaşlığı nosyonunu zenginleştirmek ve güçlendirmek için vazgeçilmez bir unsur ve toplum ve insan gelişimi için yeri doldurulamaz bir faktör olarak kabul edilmektedir.

Demokratik, barışçı ve istikrarlı toplumların gelişmesi ve güçlendirilmesinde, özellikle de Güneydoğu Avrupa ülkelerinin durumu düşünüldüğünde, eğitim ve eğitimde işbirliğinin, uluslararası düzeyde bir öneme sahip olduğu kabul edilmektedir.

Bu düşünceler ışığında imzalanan 25 Mayıs 1998 tarihli Sorbon Deklarasyonu, Avrupa kültürel boyutlarını oluşturmada üniversitelerin rolünü vurgulamaktadır. Bunun yanı sıra söz konusu deklarasyonda; vatandaşların hareketliliğini ve istihdamını teşvik etmek ve kıtanın genel gelişimini desteklemek için bir Avrupa Yükseköğretim Alanı oluşturulmasının öneminin altı çizilmiştir.

Pek çok Avrupa ülkesi deklarasyonda yer alan hedeflere ulaşma yolunda çalışmayı deklarasyonu imzalayarak ya da prensipte bu anlaşmayı kabul ettiklerini bildirerek kabul etmişlerdir. Bu esnada Avrupa’da yükseköğretim alanında gerçekleştirilen reformlar, hükümetlerin bu konudaki kararlığını göstermiştir.

Avrupa’daki yükseköğretim kurumları, “1988 Bologna Magna Carta Universitatum”’da belirlenen temel prensipler ışığında, Avrupa Yükseköğretim Alanı kurma yolunda temel bir görev üstlenmeyi kabul etmişlerdir. Yükseköğretim kurumlarının bu rolü üstlenmeyi kabul etmeleri; üniversitelerin, yüksek öğrenimin ve araştırma sistemlerinin sürekli değişen ihtiyaçlar, toplum beklentileri ve bilimsel gelişmelere uyum sağlamasını garanti eden bağımsız ve özerk yapıları düşünüldüğünde oldukça önemli bir gelişmedir.
Gelişmeler doğru yönde ve anlamlı bir amaç ışığında kaydedilmektedir. Yükseköğretim sistemlerinin karşılaştırılabilirliğinin ve birbirine uygunluğunun arttırılması hedefine tam olarak ulaşmak için birtakım somut önlemler alınmalıdır. Avrupa yükseköğrenim sisteminin uluslararası rekabet gücünün artırılması amacına yoğunlaşmalıyız.

Bir medeniyetin canlılığı ve etkinliği, o medeniyetin kültürünün diğer ülkeler üzerinde yarattığı etki ile ölçülür. Avrupa yüksek öğretim sisteminin, dünyada bizim olağanüstü kültürel ve bilimsel geleneklerimizin gördüğü ilgiye eşdeğerde bir ilgi gördüğünden emin olmalıyız.

Sorbon Deklarasyonu’nda belirtilen genel ilkelere olan desteğimizi yinelerken aynı zamanda kısa vadede ve her koşulda üçüncü bin yılın ilk on yılı içerisinde ulaşılması planlanan hedefler için politikalarımızın koordinasyonunu sağlamayı üstlenmekteyiz. Aşağıda belirtilen hedefler, bir Avrupa yükseköğretim alanı kurmak ve tüm dünyada Avrupa yükseköğretim sistemini tanıtmak açısından oldukça büyük bir öneme sahiptir.

Diploma Eki uygulamasıyla, Avrupa vatandaşlarının istihdamını ve Avrupa yüksek öğrenim sisteminin uluslararası rekabet gücünü arttırmak amacıyla kolay anlaşılabilir ve karşılaştırılabilir bir derece sisteminin kabul edilmesi Lisans ve yüksek lisans olmak üzere iki temel aşamaya dayanan bir sistemin kabul edilmesi. İkinci aşamaya geçiş, en az üç yıl süren birinci aşamanın başarıyla tamamlanmasını gerektirmektedir. Birinci
aşamanın sonunda elde edilen derece aynı zamanda Avrupa işgücü piyasasında aranan nitelikleri karşılayacak seviyede olmalıdır. İkinci aşama ise, pek çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi bir master ve/veya doktora derecesi ile sonuçlanmalıdır.

Öğrenci hareketliliğini teşvik etmenin en uygun yolu olarak, AKTS sisteminde olduğu gibi bir krediler sisteminin kurulması. Krediler, yaşam boyu öğrenim de dahil olmak üzere yükseköğrenim bağlamı dışında da kazanılabilir ancak öğrenciyi kabul eden üniversite tarafından tanınması gereklidir.

Serbest dolaşım önündeki engellerin ortadan kaldırılarak hareketliliğin teşvik edilmesi. Bu konuda aşağıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmalıdır:

  • öğrenciler için; çalışma, eğitim fırsatları ve ilgili hizmetlerden yararlanabilme
  • eğitimciler, araştırmacılar ve idari personel için; Avrupa’da araştırma, öğretim ve eğitim için harcadıkları zamanın yasal hakları göz önünde bulundurulmaksızın değerlendirilmesi ve tanınması
  • Karşılaştırılabilir kriterler ve metodolojiler geliştirmek amacıyla, kalite güvencesi alanında işbirliğinin teşvik edilmesi.
  • Özellikle çalışma, eğitim ve araştırma konularında bütünleştirilmiş programlar, hareketlilik projeleri,
    kurumsal işbirliği ve müfredat geliştirilmesi ile ilgili olarak yüksek öğrenimde gerekli Avrupa
    boyutlarının teşvik edilmesi.

Kültür, dil, ulusal eğitim sistemleri ve üniversite özerkliklerindeki farklılıkları göz önünde bulundurarak, kurumsal yetkilerimiz dahilinde Avrupa Yükseköğretim Alanı’nı oluşturmak için yukarıda belirtilen hedeflere ulaşma yolunda çalışmayı taahhüt etmekteyiz. Bu amaç doğrultusunda, hükümetler arası işbirliğinin yanı sıra yükseköğrenim alanında yetki sahibi gönüllü kuruluşlarla da şbirliği yolunu izleyeceğiz. Üniversitelerden de bu çabamıza etkin bir şekilde katkıda bulunmalarını beklemekteyiz.

Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Komisyonu

0
HFSK- Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Komisyonu

HFSK- Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Komisyonu, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’nun 27 Kasım 2008 tarih ve 5/5 sayılı kararıyla kurulmuştur.

17 Şubat 2009 Salı günü yapılan ilk toplantıda yapılan seçimde kurucu başkanlığa Av. Muazzez Çörtelek, Av. Sahir Bafra başkan yardımcılığına ve Av. Gürsel Devrim İyim de sekreterliğe getirilmiştir. İlk Yürütme Kurulu Av. Abdurrahman Bayramoğlu, Av. Gülşen Şavktaş, Av. Rezzan Ulubay, Av. İbrahim Aycan, Av. Seval Kılıç, Av. Doç. Dr. Erdem İlker Mutlu, Av. Özgür Tuğsuz ve Av. Başar Yaltı‘dan oluşmuştur.

HFSK, İstanbul Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi kürsüsü ve İstanbul Barosu ortaklığı ile yürütülen HFSA (Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi) daimi sempozyumlarının paydaşıdır. Komisyon, İÜHFS ile birlikte birçok ortak program icra etmiştir.

Komisyon, 2022 yılından itibaren geniş bir avukat kitlesine hitap etmeye başlamış, felsefe kampları düzenlemiş, saha araştırmaları yapmaya ve raporlar hazırlamaya başlamıştır.

2022 yıl sonunda Yargı Sisteminin Sorunları ve Çözüm Yolları Raporu‘nu kamuoyuna sunmuştur.

HFSK’nn geçmiş döneminde sırasıyla, Avukat Muazzez Çörtelek, Av. Sahir Bafra, Av. Gürsel Devrim İyim, Av. Gürsel Devrim İyim, Av. İbrahim Aycan ve Av. Mehmet Can Seyhan başkanlık yapmışlardır. Ayrıca Av. Onur İste komisyonu geçmiş dönem çalışmalarında daimi katkı sunan yöneticilerindendir.

2025 yılı itibari ile komisyon başkanlığını Av. Birsen Avcı yürütmektedir.

Türkiye’deki barolarda kurulan ilk Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi komisyonu İstanbul Barosu HFSK‘dır.  İzmir Barosu önceki başkanı Av. Özkan Yücel ve daha sonra başkan olan Av. Sefa Yılmaz‘ın da katıldığı HFSK 2022 Şirince Felsefe Kampı’nda, İzmir Barosu Hukuk felsefesi ve Sosyolojisi Komisyonunun kurulması deklare edilmiş ve ertesi yıl çalışmaya başlamıştır.

Adana Barosu tarafından kurulan Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Komisyonu faaliyetlerine aktif olarak devam etmektedir.

Sakarya Barosu ve İstanbul 2 Nolu Baro’nun önceki yıllarda kurmuş oldukları komisyonlar faal değildir.

Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi

0

Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi, Avrupa Konseyi tarafından 4 Kasım 1999 tarihinde Strazburg’da kabul edilerek Fransızca ve İngilizce dillerinde hazırlanan metinler imzalanmıştır. Sözleşmenin imzasından birkaç yıl sonra, benzer prensipleri kabul eden Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi, Sözleşme,10 Aralık 2003’te imzalanmıştır.

Avrupa Sözleşmesinin uygulanması ve denetiminin “Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu(GRECO) tarafından yürütülmesi kararlaştırılmıştır.

Türkiye, yolsuzlukla mücadele alanında faaliyet gösteren Avrupa Konseyinin Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubuna (GRECO) 2004 yılında üye olmuştur. Avrupa dışındaki ülkelere de açık olan GRECO’nun sonradan gelen katılımlarla üye sayısı 50’ye ulaşmıştır.

Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun 4852 Sayılı Kanun 17 Nisan 2003 günü mecliste kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 24 Nisan 2003 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

[box type=”shadow” align=”” class=”” width=””]

Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun GEREKÇESİ Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi, yolsuzlukla mücadele konusunda uluslararası alandaki işbirliğinin önemi dikkate alınarak ve toplumun her kesiminde ortaya çıkabilecek yolsuzluğun, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları, hakkaniyet ve sosyal adalet için ciddî bir tehdit oluşturduğu, ekonomik gelişmeyi engellediği gerçeği gözönünde bulundurularak hazırlanmıştır. Sözleşme, iş dünyasında ceza hukukunun kapsamına girmeyen fiilleri düzenlemekte, yolsuzluk nedeniyle zarar gören kişilerin yararına iç hukukta etkin tedbirler alınmasını öngörmektedir. Bu konuda, üyesi bulunduğumuz Avrupa Konseyi tarafından çeşitli tarih ve düzeylerde kabul edilmiş karar ve belgelere de atıfta bulunmak suretiyle, özel hukuk ilişkilerinde ortaya çıkabilecek yolsuzluk fiillerinin, cezaî yaptırımlardan ziyade, özel hukuk ilişkilerinin kabul edilen evrensel norm ve yaptırımları çerçevesinde engellenmesini öngörecek düzenlemeler getirmektedir. 

[/box]

Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi

Strazburg, 4.11.1999
GİRİŞ

Bu Sözleşme’ye imza atan Avrupa Konseyi üyesi Devletler, diğer Devletler ve Avrupa Topluluğu, Avrupa Konseyi’nin amacının üyeleri arasında daha sıkı bir birliği gerçekleştirmek olduğunu dikkate alarak,

Yolsuzluğa karşı mücadelede uluslar arası işbirliğinin öneminin bilincinde olarak,

Yolsuzluk olgusunun, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları, hakkaniyet ve sosyal adalet için ciddi bir tehdit oluşturduğunun, ekonomik gelişmeyi engellediğinin ve piyasa ekonomilerinin düzgün ve dürüst işlemelerini tehlikeye koyduğunun altını çizerek,

Yolsuzluğun bireyler, Devlet kurumları, uluslar arası kuruluşlar ve şirketler için menfi sonuçlarını teyit ederek,

Özellikle zarar görmüş kişilere hakkaniyete uygun bir tazminat sağlanması için yolsuzlukla mücadelede özel hukukun katkı sağlamasının önemine kani olarak,

19 uncu (Malta 1994), 21 inci (Çek Cumhuriyeti 1997) ve 22 inci (Moldova 1999) Avrupa Adalet Bakanları Konferanslarının sonuçlarını ve kararlarını hatırda tutarak,

Kasım 1996’da Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen Yolsuzluğa Karşı Eylem Programını gözönünde bulundurarak,

Aynı şekilde, Şubat 1997’de Bakanlar Komitesi tarafından onaylanan, yolsuzluk fiilleri neticesinde zarara uğrayan kişilerin zararlarının tazminine ilişkin hukuk davaları hakkında bir sözleşmenin hazırlanması imkanına dair çalışma göz önünde bulundurularak,

Bakanlar Komitesi’nin Kasım 1997’deki 101 inci oturumunda kabul edilen Yolsuzlukla Mücadelede 20 Temel İlke başlıklı (97)24 sayılı Karar’ı, Bakanlar Komitesi’nin Mayıs 1998’de 102 inci oturumunda kabul edilen Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO)’nu kuran kısmi ve genişletilmiş Anlaşma ve 1 Mayıs 1999’da kabul edilen GRECO’yu kuran (99)5 sayılı Karar’ı göz önünde bulundurularak,

Ekim 1997’de Strazburg’daki 2 inci Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sırasında kabul edilen Sonuç Belgesi ve Eylem Planı hatırda tutularak,

Aşağıdaki gibi anlaşmışlardır.

BÖLÜM I – Ulusal seviyede alınacak önlemler

Madde 1 – Amaç

Taraflar kendi iç hukuklarında, tazminat elde edebilme imkanı da dahil olmak üzere, yolsuzluk fiili neticesinde zarar görmüş bir şahsın haklarını ve çıkarlarını savunmak üzere etkili başvuru yollarını öngörürler.

Madde 2 – Yolsuzluğun tanımı

Bu sözleşmenin amaçlarına uygun olarak “yolsuzluk” tabirinden, bir görevin olağan ifasına ya da haksız bir komisyondan veya hak edilmemiş bir yarardan veya böyle bir hak edilmemiş yarar vaadinden fayda sağlayanın, lazım gelen davranışına etki eden haksız bir komisyonun veya diğer hak edilmemiş bir yararın veya böyle bir yararla ilgili vaadin doğrudan ya da dolaylı olarak talep edilmesi, sunulması, verilmesi ya da kabul edilmesi anlaşılır.

Madde 3 – Zararların tazmini

1. Taraflar kendi iç hukuklarında yolsuzluk fiilinden dolayı zarara uğramış şahısların bu zararın tümünün tazmini amacıyla dava açmalarını öngörürler.

2. Bu tazminat, yoksun kalınan kazanç ve mameleke ilişkin uğranılan zararlar ile mamalek dışı
zararları da kapsayabilir.

Madde 4 – Sorumluluk

1. Taraflar aşağıdaki şartların bir araya gelmesi halinde zararın tazmin edilmesini kendi iç hukuklarında öngörürler:

i)davalının yolsuzluk fiilini işlemesi veya yolsuzluk fiiline izin vermesi veya yolsuzluk fiilinin işlenmesini önlemek için makul önlemlerden imtina etmesi;

ii)davacının bir zarara uğraması; ve

iii)yolsuzluk fiili ile zarar arasında bir illiyet bağının bulunması.

2. Taraflar kendi iç hukuklarında birden fazla davalının aynı yolsuzluk fiilinden sorumlu olmaları  halinde, müteselsilen sorumlu olacaklarını öngörürler.

Madde 5 – Devletin sorumluluğu

Taraflar kendi iç hukuklarında, kamu görevlilerinden birinin görevlerinin ifasından dolayı işlediği bir yolsuzluk fiilinden dolayı zarara uğrayan şahısların bu zararlarının, Taraf Devletin veya Taraf bir Devlet değil ise bu Tarafın yetkili makamları tarafından tazmin edilmesini talep etmelerini sağlayacak uygun düzenlemeleri yapacaklardır.

Madde 6 – Müterafik Kusur

Taraflar, zararın meydana gelmesinde veya ağırlaşmasında davacının kusuru olması durumunda, koşulları da dikkate alarak, tazminatta indirim yapılmasını veya tazminatın reddedilmesini öngören iç hukuk düzenlemelerini öngörürler.

Madde 7 – Süreler

1. Taraflar kendi iç hukuklarında zararın tazmininin, zarar gören şahsın zarardan veya yolsuzluk fiilinden ve sorumlu şahsın kimliğinden haberdar olmasının veya makul süre içerisinde zarardan haberdar olabilmesinin bitiminden itibaren üç yıllık bir sürenin geçmesi ile zamanaşımına uğramasını öngörürler. Her durumda, yolsuzluk fiilinin işlendiği tarihten başlamak üzere en az on yıllık bir sürenin bitiminden sonra bu dava açılamaz.

2. Taraf Devletlerin sürelerin durmasını veya kesilmesini düzenleyen hukuk kuralları, gerektiğinde birinci paragraftaki sürelere de uygulanır.

Madde 8 – Sözleşmelerin geçerliliği

1. Taraflar kendi iç hukuklarında, konusu yolsuzluk işlemi olan her sözleşmenin veya bir sözleşmenin yolsuzluk işlemi olan her hükmünün yoklukla malul olduğunu öngörürler.

2. Taraflar kendi iç hukuklarında, rızalarının bir yolsuzluk fiili ile geçersiz kılındığı her sözleşen tarafın, mahkemeden tazminat talep etme haklarına halel getirmeden, bu sözleşmenin iptalini talep edebilmesini öngörürler.

Madde 9 – Görevlerin korunması

Taraflar kendi iç hukuklarında, iyi niyetle ve makul şüpheler temelinde, yolsuzluk fiillerini sorumlu kişi ya da makamlara ihbar eden görevlilere karşı doğrulanmamış her türlü haksız yaptırımın uygulanmaması amacıyla uygun bir koruma sağlamayı öngörürler.

Madde 10 – Bilançonun düzenlenmesi ve hesapların denetimi

1. Taraflar kendi iç hukuklarında şirketlerin yıllık hesaplarının açıklıkla düzenlenmesi ve bunların şirketin mali durumunun doğru bir görünümünü vermesi için gerekli önlemleri alırlar.

2. Yolsuzluk fiillerinin işlenmesini önlemek amacıyla Taraflar, yıllık hesapların şirketin mali durumunun doğru bir görünümünü verdiğini, hesapların denetimiyle görevli şahıslar vasıtasıyla güvence altına alındığını iç hukuklarında öngörürler.

Madde 11 – Delillerin elde edilmesi

Taraflar kendi iç hukuklarında, yolsuzluk fiili ile ilgili bir hukuk davası çerçevesinde, delillerin elde edilmesi için etkin usul kurallarını öngörürler.

Madde 12 – İhtiyati tedbirler

Taraflar kendi iç hukuklarında, yolsuzluk fiili ile ilgili hukuk davaları sırasında tarafların hak ve çıkarlarını koruma amacıyla ihtiyati hukuki tedbirleri öngörürler.

BÖLÜM II – Uluslar arası işbirliği ve uygulamanın takibi

Madde 13 – Uluslar arası işbirliği

Taraflar yolsuzluk olayları ile ilgili hukuk davalarına ilişkin sorunlarda, özellikle tebligatlara, yabancı ülkedeki delillerin elde edilmesine, yetkiye, yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizine ve mahkeme harçlarına ilişkin olarak, taraf oldukları hukuki ve ticari alanlardaki uluslar arası işbirliğine ilişkin yürürlükteki uluslar arası belgeler ile birlikte kendi iç hukuk belgelerine göre etkin biçimde işbirliğine giderler.

Madde 14 – Takip

Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO) bu Sözleşme’nin Taraflarca uygulanmasının takibini sağlar.

BÖLÜM III – Nihai hükümler

Madde 15 – İmza ve yürürlüğe giriş

1. Bu Sözleşme Avrupa Konseyi üyesi Devletlerin ve hazırlanmasına katılan üye olmayan Devletlerle Avrupa Topluluğu’nun imzasına açıktır.

2. Bu Sözleşme onama, kabul ve tasdike sunulacaktır. Onama, kabul veya tasdik belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tevdi edilecektir.

3. Bu Sözleşme ondört Devletin 1 inci paragraf hükümleri uyarınca Sözleşme’yle bağlı oldukları yolundaki muvafakatlerini ifade ettikleri tarihin bitiminden sonraki üç ayı takip eden ayın ilk gününden itibaren yürürlüğe girecektir. Onama, kabul veya tasdik anında Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO)’na üye olmayan herhangi bir imzacı, Sözleşme’nin yürürlüğe girdiği gün kendiliğinden bu gruba üye olacaktır.

4. Sözleşme’yle bağlı olduğu yolundaki muvafakatini bilahare ifade edecek olan her imzacı için Sözleşme, 1 inci paragraf hükümlerine uygun olarak, Sözleşme ile bağlı olduğu yolundaki muvafakatini bildirdiği tarihten üç ay sonraki ayın ilk gününden itibaren yürürlüğe girecektir. Onay, kabul ve uygun bulma anında Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO)’na üye olmayan her imzacı, Sözleşme’nin kendisi için yürürlüğe girdiği gün bu Gruba kendiliğinden üye olacaktır.

5. Avrupa Topluluğu’nun Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO)’na iştirakine ilişkin özel koşullar Avrupa Topluluğu ile ortak bir anlaşmanın ihtiyacı halinde belirlenecektir.

Madde 16 – Sözleşmeye katılım

1. Bu Sözleşme’nin yürürlüğe girmesinden sonra Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Sözleşme’nin taraflarına danıştıktan sonra, Sözleşme’nin hazırlanmasına katılmamış bütün üye olmayan Devletleri, Avrupa Konseyi Statüsü’nün 20/d maddesinde öngörülen çoğunluk kararıyla ve Bakanlar Komitesi’nde temsil edilmeye hakkı olan Tarafların temsilcilerinin oy birliğiyle, bu Sözleşme’ye katılmaya davet edebilecektir.

2. Katılan her Devlet için, Sözleşme katılım belgesinin avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tevdiinden sonrasını takip eden üç aylık sürenin bitimindeki ayın ilk gününden itibaren yürürlüğe girecektir. Her katılan Devlet, katılım anında üye değilse GRECO’ya bu Sözleşme’nin kendileri için yürürlüğe girdiği gün kendiliğinden üye olacaktır.

Madde 17 – Çekinceler

Bu Sözleşme’nin düzenlemelerine hiçbir çekince kabul edilemez.

Madde 18 – Bölgesel uygulama

1. Her Devlet ve Avrupa Topluluğu, imza veya onay, kabul, tasdik veya katılım belgesinin tevdii sırasında bu Sözleşme’nin uygulanacağı bölge ya da bölgeleri belirleyebilir.

2. Taraflar, daha sonraki bir zamanda Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacakları bir bildirimle, bildirimde belirlediği diğer bir bölge için bu bildirimin Genel Sekreter tarafından alınmasını takip eden üç ayın bitimindeki ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

3. Daha önceki iki paragraf uyarınca yapılmış olan, her bölgeyle ilgili olarak yapılan bildirimler Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yönelik olarak yapılacak ihbar ile geri çekilebilecektir. Geri çekme, anılan ihbarın Genel Sekreter tarafından alınmasını takip eden üç ayın bitimindeki ayın ilk günü hüküm doğuracaktır.

Madde 19 – Diğer sözleşme ve anlaşmalarla ilişki

1. Bu Sözleşme özel sorunları düzenleyen çok taraflı uluslararsı sözleşmelerden kaynaklanan hak ve zorunluluklara halel getirmez.

2. Sözleşme Tarafları, aralarında bu Sözleşme’yle ilgili sorunları düzenleyen ikili ya da çok taraflı anlaşmaları, bu Sözleşme’nin düzenlemelerini tamamlamak ya da kuvvetlendirmek veya ilgili olduğu konulardaki ilkelerin uygulanmasını kolaylaştırmak ya da bu Sözleşme’nin amaç ve ilkelerine halel getirmeksizin, konuyla ilgili, bu Sözleşme’nin imzaya açılışı sırasında zorlayıcı özel bir sistem çerçevesinde akdedebilirler.

3. İki ya da daha fazla Tarafın, daha önceden bu Sözleşme’yle ilgili düzenlenen bir konuda bir anlaşma ya da sözleşme akdetmeleri ya da bu konuyla ilgili olarak ilişkilerini bir başka şekilde düzenlemeleri durumunda, bu Sözleşme yerine anılan anlaşma ya da sözleşmeyi uygulamaya yetkilidirler.

Madde 20 – Değişiklikler

1. Bu Sözleşme’yle ilgili değişiklikleri bütün Taraflar teklif edebilir ve her talep Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından Avrupa Konseyi üyesi ülkelere ve 16 ncı maddedeki düzenlemeler doğrultusunda bu Sözleşme’ye katılan veya katılmaya davet edilen her üye olmayan Devlete ve Avrupa Topluluğu’na iletilir.

2. Taraflardan biri tarafından teklif edilen her değişiklik, bu teklifi kendi görüşü ile birlikte Bakanlar Komitesi’ne sunacak olan “Avrupa Hukuki İşbirliği Komitesi” ( Comité Européen de Coopération)’ne iletilir.

3. Bakanlar Komitesi teklif edilen değişikliği ve Avrupa Hukuki İşbirliği Komitesi ( CDCJ) tarafından sunulan görüşü inceler ve Avrupa Konseyi üyesi olmayan bu Sözleşme’ye Taraflarla da istişareden sonra değişikliği kabul edebilir.

4. Bu maddenin 3 üncü paragrafına uygun olarak Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen her değişiklik metni kabulleri için Taraflara iletilir.

5. Bu maddenin 3 üncü paragrafına uygun olarak kabul edilen her değişiklik Tarafların tamamının onu kabul ettiklerini Genel Sekreter’e bildirmelerinden otuz gün sonra yürürlüğe girer.

Madde 21 – İhtilafların hali

1. Avrupa Hukuki İşbirliği Komitesi (CDCJ) bu Sözleşme’nin yorumlanması ve uygulanmasından bilgi
sahibi edilecektir.

2. Bu Sözleşme’nin yorumlanmasına veya uygulanmasına ilişkin olarak Taraflar arasında ihtilaf bulunması halinde, ihtilafı aralarındaki ortak bir anlaşma çerçevesinde görüşme yoluyla veya Avrupa Hukuki İşbirliği Komitesi’ne, ihtilaf halindeki Tarafları alacağı kararlarla bağlayacak olan bir hakem mahkemesine ya da Uluslar arası Adalet Divanı’na götürmek de dahil olmak üzere, kendi seçtikleri diğer bir barışçı vasıtayla halletmeye çalışacaklardır.

Madde 22 – Vazgeçme bildirimi

1. Taraflar Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacakları bir tebligat ile her zaman bu Sözleşme’den vazgeçtiklerini bildirebilirler.

2. Vazgeçme bildirimi, bildirimin Genel Sekreter tarafından alınmasından itibaren geçen üç ayın başlangıcındaki ayın birinci günü etki doğuracaktır.

Madde 23 – Tebligatlar

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri bütün Avrupa Konseyi üyesi Devletlere ve bu Sözleşme’ye katılmış Bütün Devletlere:

a) bütün imzalamaları;
b) bütün onama, kabul, tasvip ve katılım belgelerinin tevdiini;
c) 15 ve 16 ncı maddelerine uygun olarak bu Sözleşme’nin bütün yürürlüğe giriş tarihlerini;
d) bu Sözleşme ile ilgili diğer bütün fiil, bildirim ve iletişimleri, tebliğ edecektir.

Bu konuda gereğince yetkili kılınmış aşağıda imzası bulunanlar bu Sözleşme’yi imzalamışlardır.

Bu Sözleşme, Fransızca ve İngilizce dillerinde ve her iki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere, tek nüsha halinde Strazburg’da 4 Kasım 1999 tarihinde yapılmıştır. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri bu nüshanın onaylı bir örneğini bütün Avrupa Konseyi üyesi Devletlere, Sözleşme’nin hazırlanmasına katılmış üye olmayan Devletlere, Avrupa Topluluğu’na ve ona katılmaya davet edilmiş bütün Devletlere gönderecektir.

24 Nisan – Hukuk Takvimi

0
24 Nisan Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar, kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları, ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.
24 Nisan – Hukuk Takvimi – Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar
1704
 Amerika’nın ilk gazetesi olan The Boston News-LetterJohn Kampbell tarafından Boston‘da basıldı.
1800
Dünyanın en büyük kütüphanesi olan ABD Kongre Kütüphanesi kuruldu.
1812
Belçikalı hukukçu ve eski Başbakan Walthère Frère-Orban doğdu. (Ölümü: 2 Ocak 1896) Liège Üniversitesi ve State University of Leuven’da hukuk eğitimi gördü. Serbest avukat olarak çalıştı. Liberal partiye katıldı ve Katolik din adamları ile yapılan tartışmalarda öne çıktı. 1846’da liberal bir siyasi parti tüzüğü olarak kabul edilen programı yazdı. 1847’de Bayındırlık Bakanı oldu. 1848’den 1852’ye kadar Maliye Bakanlığı yaptı. Belçika ulusal bankasını kurdu, posta ücretini düşürdü, gazete vergisini kaldırdı ve serbest ticaretin güçlü bir savunucusu oldu. Muhafazakârlara karşı yöneltilen La mainmorte et la charité  adlı eseri Belçika’daki partilerin konumu üzerinde büyük bir etki yarattı. 3 Ocak 1868 – 2 Temmuz 1870 ve 19 Haziran 1878 – 16 Haziran 1884 arasında Belçika Başbakanı olarak görev yaptı.
   
1830
Osmanlı Hükûmeti, Yunan Devleti’nin varlığını resmen kabul etti. 
   
1898
İspanyolların Küba adasının boşaltılması istemini reddederek ABD’ye savaş ilan etmesiyle İspanyol-Amerikan Savaşı başladı.
1915
İstanbul’da Ermeni topluluğunun önde gelenlerinden 2.345 kişi tutuklandı
1916
İrlandalı cumhuriyetçiler, Büyük Britanya yönetimine karşı 24 Nisan 1916 tarihinde Dublin’de Paskalya Ayaklanması başlattı. Başarısız Paskalya Ayaklanmasının liderleri; Éamonn Ceannt, Thomas James Clark, James Connolly, Thomas MacDonagh, Patrick Pearse, Joseph Mary Plunkett, Sean MacDiarmada, Roger Kanat, Con Colbert, Edward Daly, Sean Heuston, John MacGelin, Michael Mallin, Michael O’Hanrahan ve William Pearse idam edildi. Ayaklanmada yaklaşık 2.000 kişi ölmüştü.
   
1920
110 oyla Büyük Millet Meclisi Reisliği’ne seçilen  Mustafa Kemal, 24 Nisan 1920 Tarihli Meclis Konuşmasını irat etti. Celalettin Arif Bey ise 109 oyla ikinci başkan (reis-i sani) seçildi.
1920
 San Remo Konferansı’nda İngiltere ile Fransa arasında varılan bir anlaşmayla Musul İngiltere’ye bırakıldı. Sykes-Picot anlaşması Kürtlerin geleceği ve günümüzdeki konumları açısından büyük önem taşıdı.
1920
 İlk Kanun özelliğini taşıyan Ağnam Resmi Kanunu, yeni açılan TBMM’de kabul edildi. 
1922
Arapsun’un Rum mahallesinden Dimitri kızı Temya hakkındaki hükmün ref’ine dair Kanun  kabul edildi.
   
1929
İcra ve İflas Kanunu Umumi mecliste kabul edildi.
   
1930
Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, Gerekçesi, Başbakanlık tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine “Umumî Hıfzıssıhha kanunu esbabı mucibe lâyihası” adıyla 17 Nisan 1929 tarihinde sunuldu. 24 Nisan 1930 tarihinde 1593 kanun numarası ile mecliste kabul edildi, 6 Mayıs 1930 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanun aradan geçen zamanda kısmi değişikliklere uğradı.
1940
Basın Yasası’na iki maddeyle “ulusal duyguları inciten, ulusal tarihi saptıran ve ülkenin güvenliği ile ilgili olarak yapılan soruşturmalardan, alınan önlemlerden söz eden” yazılar yazmak yasaklandı.
   
1946
Çiftçi ve Köylü Partisi 24 Nisan 1946 tarihinde Mudanya Sulh Ceza Hakimliği kararıyla kapatıldı.
1952
Gayrimenkule tecavüzün defi hakkında Kanun, 5917 kanun numarası ile 16 Nisan 1952 tarihinde kabul edilerek 24 Nisan1952 tarihinde Resmî Gazetede yayınlandı ve yürürlüğe girdi. Kanun, 4 Aralık 1984 tarihinde kabul edilen ve Resmî Gazete’nin 15 Aralık 1984 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe giren Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında 3091 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırıldı
   
1955
Hukukçu, Manisa Milletvekili, İstiklal Mahkemesi Başkanı ve eski adalet bakanlarından Refik Şevket İnce, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1885) İnce, gazeteci Emin Çölaşan’ın dedesidir.
1955
Endonezya’nın Bandung kentinde 18 Nisan’da, 29 bağlantısız Afrika ve Asya ülkesinin bir araya geldiği konferans sona erdi; sonuç bildirgesinde sömürgeciliğin ve ırkçılığın son bulması istendi.
1959
Mısır Devlet Başkanı Nasır, Shell ve Anglo-Egyptian petrol şirketlerini kamulaştırma emri verdi.
1959
İsmet İnönü’nün yaptığı bir konuşmanın Başbakan Adnan Menderes’in “şeref ve itibarını kıracak nitelikte” olup olmadığı araştırmak üzere savcılık soruşturma açtı. İnönü’nün dokunulmazlığının kaldırılması istendi.
1963
KDP, yeni lrak hükümetine bir. Kürdistan için bir iç ulusal otonomi programı öneren Memorandum sundu. Program uygulanmadı.
   
1968
Mauritius, 24 Nisan1968 Birleşmiş Milletler üyesi oldu.
1972
TBMM, Anayasa Mahkemesi’nden dönen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın ölüm cezalarının infazına ilişkin kanunu 2.kez kabul etti. 273 oyla kabul edilen kanuna İnönü ve Ecevit dahil 46 CHP Mv. ile 1 TİP’li ve 1 bağımsız red, 29 CHP Milletvekili ile CHP’li 3 bakan kabul oyu verdi. CHP lideri İnönü oylamadan önce yaptığı konuşmada cezaların müebbet hapse çevrilmesini istedi.
1972
Askeri Yargıtay, THKO davasında ölüm cezasına mahkum edilen Mustafa Yalçıner ve 14 arkadaşından 4’ünün cezasını müebbet, 11’ini çeşitli hapis cezasına çevirdi.
   
1973
Seri katil, yamyam, tecavüzcü ve nekrofil Edmund Kemper 24 Nisan 1973’te tutuklandı. İşlediği suçlar için ölüm cezası verildi ancak yasa değişikliği nedeniyle cezası sekiz kere ömür boyu hapis cezasına çevrildi.
1975
 İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı, Eczacıbaşı İlaç Fabrikası’ndaki direnişe katılan işçilerden 25’i ile “işçileri direnişe teşvik ettiği” gerekçesiyle Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı İsmail Topkar hakkında en az 5 yıl hapis istemiyle dava açtı.
1978
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Ramiz Erinç Sağkan, doğdu. 
   
1980
Sinematek Derneği’nin Sıraselviler’deki lokali ve sinema salonu sivil polislerce arandı; 7 Sovyet ve 1 Çekoslovak filmine “incelenmek üzere” el konuldu.
1981
Haklarında 24 Şubat’ta dava açılan Milli Selamet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve 33 partilinin yargılanmasına Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi’nde başladı.
   
1983
Siyasi Partiler Kanunu 22 Nisan 1983 tarihinde 2820 kanun numarası ile kabul edildi. Resmî Gazetede 24 Nisan 1983 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanun 124 maddeden oluşmakta ve Anayasanın 68 ve 69 maddelerinde düzenlenen siyasal haklara ve siyasi partilerin uyacakları esaslara uygun şekilde anayasaya aykırı olmayacak düzenlemeler içermektedir. MGK “Siyasi Partiler Yasası”nı kabul etti ve yayınladığı 76 numaralı bildiri ile siyasal faaliyetleri serbest bıraktı. Ancak yeni kurulacak partilerin kurucularını MGK inceleyecek ve özel yasak getirebilecekti. 
1983
Sosyal psikoloji profesörüdür Erol Güngör yaşamını yitirdi. (25 Kasım 1938, Kırşehir – 24 Nisan 1983).Üniversite hayatına İstanbul Hukuk’ta başlamış ancak daha sonra sosyal psikoloji alanına yönelmiştir.
1984
Bir Yeni Cumhuriyet İçin isimli  kitabından dolayı aldığı 8 yıl hapis cezası Askeri Yargıtay’da bozulan Gazi Üniversitesi eski öğretim görevlisi Doç. Dr. Yalçın Küçük’ü Askeri Mahkeme yeniden 8 yıl ağır hapis cezasına çarptırdı.
1984
Selda Bağcan, 24 Nisan’da teslim oldu.1975 yapımı, derlemesini Muhlis Akarsu’nun yaptığı “Galdı galdı” adlı uzunçalarında “Komünizm propagandası” iddiasıyla gözaltına alındıktan sonra 16 Nisan’da serbest bırakılmış, itiraz üzerine 17 Nisan’da gıyabi tutuklama kararı çıkarılmıştır.
1985
Şiddet Suçu Mağdurlarının Zararlarının Tazmin Edilmesine İlişkin Avrupa Sözleşmesi, Türkiye tarafından 24 Nisan 1985 tarihinde imzalandı. TBMM tarafından bir uygun bulma kanunu çıkarılmadığı için, iç hukuk metni haline gelememiştir. 
1989
Halkın Kurtuluşu örgütü üyesi idam mahkûmu Abdülkadir Konuk, İstanbul Çapa hastanesinden kaçırıldı.
1989
Af Örgütü’nün Nisan 1989 raporu açıklandı. “Aralık 1979’dan Mart 1988’e kadar işkenceden ölen 47 kişiden 40’ını Türk yetkililer kabul etti”
1989
Başbakan Turgut Özal ve eşi Semra Özal, 44.baskısı yapılan “Turgut Nereden Koşuyor” adlı kitabında kişilik haklarına tecavüz edildiği gerekçesiyle, gazeteci/yazar Emin Çölaşan ile Tekin Yayınevi sahibi Kemal Karatekin’e 50’şer milyon TL’lık dava açtı.
1992
Halk Partisinin kapatılmasına dair Anayasa Mahkemesi kararı 24 Nisan 1992’de Resmî Gazete’de yayımlandı.
1995
Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Yavuz Önen, 4 ilde kurulan merkezlerde işkence görmüş 400’ü aşkın kişinin tedavi edildiğini açıkladı.
1996
Tansu Çiller’i Yüce Divan’a göndermeyi amaçlayan Refah Partisi’nin TEDAŞ önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda 179 ret oyuna karşılık 232 oyla kabul edildi.
1998
Ruanda Hükümeti, 1994’te yaşanan soykırımda suçlu bulunan 22 kişiyi, halkın önünde idam etti. İnfazların dördü, başkent Kifali’deki futbol sahasında gerçekleştirildi.
   
1999
Coca-cola’ya ırkçılık davası açıldı. Dördü eski, beş siyah eleman, siyahlara daha az maaş ödendiği ve beyaz çalışanlara göre daha az yükselme şansları olduğu gerekçesiyle Coca-cola aleyhine dava açtı.
2000
İran’da 12 reformcu gazete ve dergi İslam’a ve devrime aykırı yayın yapıp halkı kışkırttıkları gerekçesiyle ikinci bir emre kadar kapatıldı.
2001
Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, Beyaz Enerji Operasyonu’na ilişkin soruşturmayı tamamlayarak dava açtı.
2001
Hukukçu ve siyasetçi Hasan Dinçer yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1910) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nde eğitim gördü. Serbest avukatlık yaptı. Afyonkarahisar Cumhuriyet Savcılığı görevinde bulundu. Bolvadın Ceza Yargıçlığı yaptı.  Afyonkarahisar ve Konya Milletvekilliği ile Devlet, Millî Savunma ve Adalet Bakanlıkları yaptı. Ayrıca Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Müdürler Kurulu üyeliğinde bulundu.
2001
Sınır kontrolleri ve sınırın gözetiminin icra edilmesi hakkında kati, ayrıntılı hükümler ve uygulamaya dönük usuller hususunda Avrupa Konseyine icra gücü veren 24 Nisan 2001 tarihli 790/2001(EC) sayılı Konsey Tüzüğü kabul edildi.
2002
Stajyer avukatlar, avukatlığa geçişte sınav öngören yasayı eylemle protesto etti ce toplu olarak yeşil kart başvurusunda bulundu.
2003
Özbekistan Cumhuriyeti Anayasası 8 Aralık 1992 yılında kabul edildi Anayasada 28 Aralık 1993, 24 Nisan 2003, 11 Nisan 2007, 25 Aralık 2008 ve 18 Nisan 2011 yıllarında değişiklik ve ilaveler yapıldı. Anayasaya göre Özbekistan Cumhuriyeti; iller, ilçeler, şehirler, kasabalar, beldeler (kışlaklar), köyler (aullar), ayrıca Karakalpakistan Cumhuriyetinden oluşmaktadır. Anayasa, diğer Türk Cumhuriyetleri Anayasalarına benzer nitelikler taşımaktadır.
2003
Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun 4852 Sayılı Kanun 17 Nisan 2003 günü mecliste kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 24 Nisan 2003 tarihli sayısında yayımlanmıştır.
2004
24 Nisan 2004 tarihinde gerçekleştirilen referandumda, Kıbrıs Rum kesimi (Güney Kıbrıs) %75.83 oranında, Annan Planı’nı reddetti. Kıbrıs Türk kesimi (Kuzey Kıbrıs) ise %64.91 oranında kabul oyu vermiştir. Kıbrıs Rum kesiminin reddetmesi nedeniyle Annan Planı uygulanamamıştır.
2004
Bilgi Edinme Hakkı Yasası yürürlüğe girdi. 
2005
KKTC’nin kurulduğu 15 Kasım 1983’ten beri cumhurbaşkanı olan hukuku Rauf Denktaş, görevini Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri Mehmet Ali Talat’a teslim etti. 
2005
Bulgaristan ve Romanya AB katılım anlaşmasına imza attı. Her iki ülkenin 2007’de AB’ye üye olması Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanmıştı. 
   
2007
Abdullah Gül de Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı adaylığı için TBMM Başkanlığına başvurdu.
   
2010
Hukukçu Özdemir Özok yaşamını yitirdi. (Doğumu: 25 Nisan 1945) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nde eğitim gördü. 1978 – 1980 yılları arasında Ankara Barosu Başkan Yardımcılığı yaptı.  1982- 2001 yılları arasında Türk Hukuk Kurumu Sayman Üyeliği, Ankara Barosu Başkanlığı, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu Üyeliği ve Türkiye Barolar Birliği Genel Sekreterliği yaptı.  2001’de Türkiye Barolar Birliği Başkanı seçildi. 2003 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildi ancak  CHP üyesi olması nedeniyle bu üyelikten kendi isteği ile çekildi.  Cilt kanseri nedeniyle yaşamını yitirdi. İstanbul Barosu eski yönetim kurlu üyesi Av. Dr. Ayça Özok Ener’in babasıydı.
   
2012
ABD Başkanı Barack Obama, Ermenilerin 1915’te yaşanan olayları anma günü olarak seçtiği 24 Nisan’daki konuşmasında, geçen yıl olduğu gibi “Büyük Felaket” anlamına gelen “Meds Yeghern” ifadesini kullandı.
 
 
2017
16 Nisan Anayasa değişikliği Referandumunda mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılmasına karşı itirazları reddedilip 21 Nisan’da Danıştay’a başvuran CHP’nin, YSK’ya aynı gün verdiği dilekçeyle “resmî sonuçların açıklanması için Danıştay kararının beklenmesi” talebi YSK’ca reddedildi.
   
2017
ABD Başkanı Trump, Ermenilerin 1915 olaylarının yıl dönümü olarak kabul ettikleri 24 Nisan ile ilgili açıklamasında Ermenice “Büyük Felaket” anlamına gelen “Meds Yeghern” ifadesini kullandı.
   
2020
Gizli tanık ifadesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan ve adil yargılanma talebiyle önce açlık grevine başlayan ve eylemini kısa süre sonra ölüm orucuna çeviren Mustafa Koçak ölüm orucu eyleminin 297’nci gününde hayatını kaybetti.
2025
Silivri Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcısı Burhan Bıçkı geçirdiği rahatsızlık sonucunda hayatını kaybetti.
2025
Selahattin Demirtaş hakkında 2016’daki konuşmaları nedeniyle 15 yıla kadar hapis ve siyasi yasak talebiyle yeni dava açıldı. İddianame Diyarbakır 18. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 
2025
Kurultay delegeleri Hatip Karaarslan ve Yılmaz Özkanat, 6 Nisan’da yapılan CHP’nin 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali için Ankara 41. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Dilekçede kurultayın baştan sona hükümsüz olduğu ileri sürüldü.
2025
Murat Ongun’un avukatları Serkan Günel ve Kazım Yiğit Akalın, savcılık ifadelerinin ardından tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Avukatlar yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

23 Nisan – Hukuk Takvimi

0
23 Nisan Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar. Kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları. Ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.
23 Nisan – Hukuk Takvimi
1791 Avukat ve 15. Amerika Birleşik Devletleri başkanı James Buchanan doğdu. (Ölümü: 1 Haziran 1868) Dickinson Koleji‘nde eğitim gördü. Pennsylvania’da önde gelen bir avukat oldu. 1820’de ABD Temsilciler Meclisi’ne seçildi. 1832’de Rusya’ya büyükelçi olarak atandı. 1834’te Pennsylvania’dan senatör seçildi ve bu görevi 11 yıl boyunca sürdürdü. 1845’te Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı. 1953’te Birleşik Krallık Birleşik Devletleri büyükelçisi olarak görev yaptı.  1857 yılında 15. ABD başkanı seçildi. Görev döneminde ilk deniz aşırı telgraf iletişimi kuruldu ve bu iletişim İngiltere kraliçesiyle yapıldı.

James Buchanan
1844 Hukukçu ve siyasetçi Sanford Ballard Dole doğdu. (Ölümü: 9 Haziran 1926) Williams Koleji‘nde eğitim gördü. Bir yıl boyunca Boston’da bir hukuk bürosunda çalıştı. 1880’de Honolulu’da Noter olarak görevlendirildi. 1887 Anayasasının güvence altına alınmasında aktif olarak görev yaptı. Hawaii Krallığı Yargıtay’ında yargıçlık yaptı.  1887 devriminde yer aldı. Krallık Ocak 1893’te sona erdikten sonra 1894 yılından 1900 yılına kadar Hawaii’nin ilk ve tek seçilmiş başkanı olarak hizmet etti.1900’de Bölgesel Vali olarak görev yaptı. Diplomat kimliği ile ön plana çıktı.1903’te A.B.D Bölge Mahkemesi hâkimi olarak 1915’e kadar görev yaptı.

Sanford Ballard Dole
1847 Cinsiyet ayırmaksızın bütün çocuklara eşit miras hakkı tanıyan 7 Cemaziyülevvel 1263/23 Nisan 1847 tarihli İrade-i Seniyye ile babanın arazisinde intikal hakkı kız çocuklarına da tanındı ve bu tarihten itibaren babanın arazisinde erkek ve kız çocukların eşit intikal hakkına sahip oldukları kabul edildi. 1856 yılında Osmanlı topraklarında kadınların köle ve cariye olarak alınıp satılmaları yasaklandı.
1906 Rusya’da Çar II. Nikolay, “Temel Yasalar” olarak bilinen anayasayı ilan etti.
1920 Kurtuluş Savaşının 19 Mayıs 1919 tarihinde başlaması ile birlikte Anadolu’da yapılan kongrelerden sonra 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi kuruldu.23 Nisan tarihi Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaktadır.
1920 Celâleddin Ârif bey, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Erzurum milletvekili olarak katıldı ve meclis ikinci başkanlığına getirildi.

Celâlettin Arif Bey
1920 23 Nisan 1920 tarihinden 19 Aralık 1921 tarihine kadar olan dönemde vatana ihanet suçundan dolayı hakkında işlem yapılmayanlara Hıyaneti Vataniye kanunundan itibaren herhangi bir işlem yapılmaması  kararlaştırıldı.
1921 23 Nisan’ın Milli Bayram Addine Dair Kanun” TBMM’nde kabul edildi.
1923 İkinci Lozan görüşmeleri başladı. İzmir İktisat Kongresinde alınan kararlar TBMM’ye yön verdi. Kapitülasyonların kaldırılması konusunda TBMM heyetine büyük bir destek sağladı.
1924 Ankara’da toplanan kurultay ile Türk Ocakları yeniden kuruldu.
1926 Tayyare Makinist Mektebi hizmete açıldı. THK, 10 yıl içinde 351 uçak satın alarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim etti.
1937 İstanbul Yedek Subay Okulu’nda (Harbiye) Atatürk Anıtı açıldı.
1951 Amerikalı hukukçu, bankacı ve devlet adamı Charles G. Dawes, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 27 Ağustos 1865) Cincinnati Hukuk Okulundan mezun oldu. Nebraska State Bar Association‘a kabul edildi. I. Dünya Savaşı savaş tazminatı için üzerinde çalıştığı Dawes Planı sayesinde Nobel Barış Ödülü kazandı. City National Bank and Trust Co. da yönetim kurulu başkanı olarak iki yıl görev yaptı.
1963 İsrail Devleti’nin İkinci Cumhurbaşkanı Yitzhak Ben-Zvi, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 24 Kasım 1884) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. 1909 Jön Türk Devrimi’nin ardından Türkiye’ye gönderildi. Kudüs’te, ilk İbrani lisesini kurdu. 1914 yılında Filistin’e döndü ancak Osmanlı yetkililerince 1915 yılında kovuldu. Bunun üzerine ABD’ye göç ederek orada Siyonizm ile ilgili yayınlar ve aktiviteler gerçekleştirdi. 1920’den 1929’a kadar  İsrail’de baskın işçi örgütü haline gelen Genel Çalışma Federasyonu “Histadrut” sekreterliğinin üyesi olarak görev yaptı. 14 Mayıs 1948’de İsrail’in Bağımsızlık Bildirgesi‘ni imzaladı. 1952’de İsrail cumhurbaşkanı oldu ve ölümüne kadar bu pozisyonda kaldı. Ortadoğu tarihi ve arkeolojisi alanında tanınmış bir bilgindi.  Yahudi Ortadoğu Toplulukları Araştırma Enstitüsü’nü yönetti (Bugünkü adıyla Ben-Zvi Enstitüsü) 1958’de “Yahudilerin tarihi, Sürgünler ve Kurtarılanlar” kitabını yazdı.

İsrail’in ikinci Cumhurbaşkanı Yitzhak Ben-Zvi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu idi.
1979 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, UNESCO’nun 1979 yılını “Çocuk Yılı” olarak duyurmasının ardından, TRT tarafından “TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği” adı ile ilk kez kutlandı.
1981 Millî Güvenlik Konseyi, eski Gümrük ve Tekel Bakanlarından Tuncay Mataracı’nın Yüce Divan’da yargılanmasına karar verdi.
1982 1974 yılında başka biriyle evlenmek için karısının başına dört kurşun sıkarak öldüren Sabri Altay, idam edildi.
1992 Polonya Cumhuriyeti için Anayasa Hazırlama ve Yürürlüğe koyma hakkında 23 Nisan 1992 tarihli Anayasa kanunu çıkarıldı.
1994 Gagavuzya kuruldu.
1998 Yunan hukukçu ve siyasetçi Konstantin Karamanlis yaşamını yitirdi. (Doğumu: 8 Mart 1907) Atina Üniversitesi‘nde  hukuk eğitimi gördü. 1935’te milletvekili seçildi. 1946’dan sonra Çalışma, Ulaşım, Haberleşme, Toplumsal Refah, Millî Savunma ve Kamu İşleri bakanlıklarında bulundu. 1955’te başbakan oldu. 1959’da Adnan Menderes’le Kıbrıs’ı bağımsız bir cumhuriyet haline getiren Zürih Antlaşması’nı karara bağladı. 1974 parlamento seçimlerinden sonra Yeni Demokrasi (ND) hükûmetinin başına getirildi. Başbakanlığı döneminde cunta üyeleri yargılandı, genel af çıkarıldı, 1952 Anayasası yeniden yürürlüğe kondu, Avrupa’yla ilişkiler yakınlaştı. 1990 yılında  Yunanistan Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve 1995 yılına kadar bu görevini sürdürdü.

Konstantin Karamanlis
1999 Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Bildirisi, 23 Nisan 1999 tarihinde Uluslararası Savcılar Birliği (The International Association of Prosecutors-IAP) tarafından onaylandı.
1999 Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası, Ölüm Orucu eylemlerini sona erdirmek için başlatılan ‘Hayata Dönüş Operasyonundan sonra, 22 Aralık 2000 tarihinde 4616 sayılı yasa olarak çıkarıldı. 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenen suçları kapsamaktadır.
2003 Kazakistan Cumhuriyeti Anayasası 30 Mayıs 1995 tarihinde kabul edildi. 7 Ekim 1998, 23 Nisan 2003, 21 Mayıs 2007 ve 2 Şubat 2011 tarihlerinde değişiklik ve ilaveler yapıldı.
2003 Bangalore İlkeleri, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edildi.
2017 Anayasa Hukukçusu  Erdoğan Teziç yaşamını yitirdi. (Doğumu:1936) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde eğitim gördü. Fransa’da Anayasa Hukuku ve Siyaset Bilimi üzerine lisansüstü eğitim aldı. 1961 Anayasasını hazırlayan ekipte yer aldı. Galatasaray Lisesi müdürlüğü, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı başkanlığı, Galatasaray Üniversitesi rektör yardımcılığı ve rektörlüğü görevlerinde bulundu. 8 Aralık 2003’te Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Yükseköğretim Kurulu (YÖK) başkanlığına atandı. 2004’te Fransa Cumhuriyeti tarafından Légion d’Honneur (Fransa Devleti Onur Lejyonu Nişanı’nın en üst derecesi olan “Commandeur” (Büyük Şövalye) rütbesine layık görüldü. Fakat aldığı bu nişanı, Fransa Ulusal Meclisinin Ermeni Soykırımı İnkâr Yasası’nı kabul etmesinden dolayı, Fransa Büyükelçiliği aracılığı ile iade etti.

Prof. Dr. Erdoğan Teziç


23 Nisan – Hukuk Takvimi

22 Nisan Dünya Günü

0
Dünya günü

22 Nisan Dünya Günü(Earth Day), iklim değişikliği ve çevre kirliliğine  dikkat çekmek amacıyla 1970 yılından beri çeşitli etkinliklerin düzenlendiği küresel bir gündür.. Dünya Günü fikri, John McConnell tarafından San Francisco’da 1969 yılında düzenlenen Ulusal UNESCO Dünya Konferansında önerilmiştir. 200’e yakın ülkedeki kutlamaları Washington merkezli Earth Day Network organize etmektedir. 

Dünya Günü’nün Doğuşu

İlk Dünya Günü Etkinliklerinden bir kare
İlk Dünya Günü Etkinliklerinden bir kare

22 Nisan Dünya Günü’nü tetikleyen olay 28 Ocak 1968’de gerçekleşmiştir. ABD’nin Kaliforniya eyaletinde Santa Barbara kıyısı açıklarına yaklaşık 12 milyon litre petrol dökülmüş, o güne kadar görülen en büyük çevre felaketlerinden biri meydana gelmiş, 10 bini aşkın kuş, yunus, fok balığı ve deniz aslanı ölmüş, bu atıklar bin 300 kilometre kareyi aşkın bir alana yayılmıştır. Çevreci aktivistt John McConnell’in önerisi ve güneş enerjisi kullanımının yaygınlaşmasına yönelik çabalarıyla bilinen çevreci Denis Hayes’in organizatörlüğünde ilk kez Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 1970 yılında düzenlenmiş ve bu kutlamalara 20 milyonu aşkın kişi katılmıştır. ABD’nin ilk Temiz Hava Yasası ve Temiz Su Yasaları bu etkinlikler sayesinde hazırlanmış çevre felaketleri, küresel ısınma, kirlilik gibi konuların uluslararası toplumun gündemine gelmesi sağlanmıştır.

Paris İklim Antlaşması 

İklim değişikliğine karşı tarihi bir dönüm noktası olarak gösterilen Paris İklim Anlaşması Dünya Günü’nün kutlandığı 22 Nisan 2016’da imzalanmıştır. Paris İklim Anlaşması, temiz enerjiye geçişte tüm dünyaya yol göstermek üzere imzalanmış olan iklim değişikliği konusundaki ilk çok uluslu anlaşmadır. Paris İklim Anlaşması, Kyoto Protokolü’nün 2020 yılında sona erecek olması sebebiyle, 2015 yılında Fransa’nın Paris kentinde gerçekleştirilen 21. Taraflar Konferansı’nda (COP21), 2020’den sonra geçerli olmak üzere kabul edilmiştir.

 

22 Nisan Dünya Günü
22 Nisan Dünya Günü

Türkiye Avukatları Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı

0
Türkiye Barolar Birliği

Türkiye Avukatları Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı(Türavak), 22 Nisan 2000 tarihinde resmi işlemleri tamamlanarak kurulmuştur. Vakıf girişimi, 1997 yılında 26 kurucu Mütevelli Heyet Üyesinin kuruluş çalışmalarına dönük çalışmaları ile başlanmıştır.

Türkiye Avukatları Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı; Türkiye Barolarına kayıtlı Avukatların mesleki, sosyal, kültürel, ekonomik ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanması, sosyal yardım ve dayanışmalarına katkıda bulunmak ve bu amaçları gerçekleştirmeye özgülenecek kaynak yaratmak amacıyla kurulmuştur.

Türkiye Avukatları Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfının Misyonu

Barolara kayıtlı tüm Avukatların mesleki onurunun ve haklarının korunup geliştirilmesini, onların ekonomik-sosyal, kültürel ve mesleki gereksinmelerinin karşılanmasına katkıda bulunulmasını, hukuk politikaları oluşturulması ve bunların hayata geçirilmesi için her türlü çalışmalar yapmak suretiyle Avukatlar arasında iş birliği ve dayanışmayı sağlamak, avukatların; kendine güvenen, donanımlı, sosyal sorumluluk bilinci gelişmiş, öğrenme ve gelişime açık, yeteneklerini adalete ve adaletin gerçekleşmesine yardımda kullanabilecekleri gelişime katkı yapacak yardım ve faaliyetler yapmaktır.

Türkiye Avukatları Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfının Vizyonu; Avukatların ve avukatlık mesleğinin geleceğe yönelik beklenti ve özlemlerinin; gelecekte bugünden daha iyi olması ve yaşayacakları geleceğin koşullarına uygun olarak yetişmelerinin ve o şekilde mesleklerini yapmalarının şartlarını hazırlamaya katkı için, çözülemeyen meslek sorunlarının çözülmesi, avukatların ulaşamadıkları sosyal ve ekonomik imkanlara ulaşmalarına imkan sağlayan, büyüme ve gelişmenin önündeki engellerin kaldırılmasını hedefleyen demokratik çoğulculuk anlayışı içinde, evrensel değerlere sahip, Atatürk ilkelerine bağlı, demokratik, laik, çağdaş bir Vakıf yapısıyla hizmet edebilme yoludur.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Vakfın organları; Mütevelli Heyet, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulundan oluşmaktadır.

Vakfın Merkezi Ankara’dır.

Mütevelli Heyet

Vakıf Kurucuları ile Avukatlık Kanunu hükümlerine göre seçilecek Türk Barolar Birliği Başkanı ile Barolar Birliği Yönetim, Disiplin ve Denetim Kurulu üyelerinden oluşur. T.B.Birliği Başkanı, Disiplin ve Denetim Kurulları Üyelerinin Mütevelli Heyetteki görevleri anılan Kurullardaki görev süreleriyle sınırlıdır.

Yönetim Kurulu

Mütevelli Heyet tarafından Barolara kayıtlı Avukatlar arasından iki yıl için seçilecek 7 asil, 7 yedek üyeden meydana gelir. Bu Kurul ilk toplantısında kendi aralarından bir başkan, başkan yardımcısı, sekreter ve sayman seçer.

Denetim Kurulu

 Mütevelli Heyet tarafından Barolara kayıtlı Avukatlar arasından iki yıllık süre için seçilen 2 asil, 2 yedek üyeden oluşur.

Vakfın Kurucuları

1- Av. Eralp Özgen
2- Av. Burhan Karaçelik
3- Av.Hüseyin Erkenci
4- Av.Özdemir Özok
5- Av.Sadık Erdoğan
6- Av.Sabri Kurt
7- Av.Emine Yıldız Bağatur
8- Av.Zeki Ekmen
9- Av.Ayşenur Bahçekapılı
10- Av.Kazım Kolcuoğlu
11- Av. Şefik Kircı
12- Av. Mustafa Ayhan Erol
13- Av.Ömer Dedeoğlu
14- Av.Tuncer Yılmaz
15- Av.Mehmet Erdoğan Saruhanoğlu
16- Av.Pınar Çıtakoğlu
17- Av.Zafer Merzifonluoğlu
18- Av. Mustafa Çavuş
19- Av. Mustafa Kemal Hakimoğlu
20- Av. Mehmet Say
21- Av.Aydın Gürel
22- Av.İsmail İnan
23- Av.Çetin Doğan Çimen
24- Av.Mehmet Hadimi Yakupoğlu
25- Av.Salih Akgül
26-Av.Hüseyin Öğüşlü

İletişim: Oğuzlar Mah. Av. Özdemir Özok Sokak (Eski 1366. Sk.) No:3 Kat:1 06520

Balgat/ANKARA|TEL : (0312) 287 74 65 / (0312) 292 59 00-99233| FAX : (0 312) 287 74 66

http://www.turavak.org.tr/iletisim.html     http://www.turavaksigorta.com/ http://www.turavakuzem.com/

Köy Enstitüleri Kanunu

1

Köy Enstitüleri Kanunu, 17 Nisan 1940 tarihinde 3803 sayılı yasa olarak mecliste kabul edilmiş ve 22 Nisan 1940 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yasa ile 1936 yılında başlanan eğitmen projesi, Köy Enstitüsü projesine dönüştürülmüştür.

Köy Enstitüleri Kanunu’nda bu kurumların amacı, köy öğretmeni ve köye yönelik diğer mesleklerde eğitilmiş elemanlar yetiştirmek olarak açıklanmıştır.

19 Haziran 1942 tarihinde, aynı çerçevede 4274 Sayılı Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu yasalaşmış ve 25 Haziran 1942’de resmi gazetede yayınlanmıştır. Bu yasa ile, enstitülerin yapılanmasının hukukî temelleri tamamlanmıştır.

Köy Enstitüleri’nin Kuruluşu ve Eğitim Şekli

Köy Enstitüleri, okuma yazma oranının düşük olması, nüfusun ezici çoğunluğunun köylerde yaşaması, Anadolu’da büyük bir okul ve öğretmen eksikliği olması nedeniyle kurulmuştur. Projenin hazırlanması, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1931 ve 1935 kurultaylarında alınan kararlar doğrultusunda oluşturulan eğitmen projesine dayanmaktadır. İlk eğitmen kursu 1936-1937 öğretim yılında Eskişehir Çifteler’de başlatılmıştır. 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu, mevcut deneme okullarının enstitüye dönüştürülmesini ve ayrıca on yedi yeni Köy Enstitüsü açılmasını öngörmektedir.

İlkokullara öğretmen yetiştirmeyi temel amaç edinen enstitüler dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından geliştirilen çağa uygun ileri düzey bir eğitim programının parçasıdır. Karma sistemin uygulandığı Köy enstitülerinin öğretim süresi beş yıldır.

Hasan Ali Yücel, Köy Enstitüsü öğrencileri ile birlikte

Köy enstitüsü kurulacak yerler seçilirken, tarıma uygun devlet arazisi üzerinde olması ve şehir merkezlerinin ortak noktalarında olmasına özen gösterilmiştir. Kendisine ait tarlası, bağı, besi hayvanları, arı kovanları ve atölyeleri olan ve modern tarım tekniklerinin köylü nüfusa öğretilmesini de amaçlayan Köy Enstitülerinin elde etmiş olduğu başarılarda İsmail Hakkı Tonguç’un çabaları da etkili olmuştur.

Köylerden alınan çocuklara öğretmenlik mesleğiyle birlikte demircilik, yapı ustalığı, dülgerlik; kızlar için dikiş, ev idaresi, hasta bakımı gibi pratik meslekler de öğretilmiştir. Köylerde büyümüş öğrencilere klasik müzik enstrümanları ve geleneksel sazları çalması da öğretilmiştir. Başarılı öğrenciler yüksek eğitim fırsatı elde etmiş, öğretmen olamayacak öğrenciler ise edindikleri meslek bilgisi ile köy işlerine dönmüşlerdir.

Hasan Ali Yücel’den sonra Milli Eğitim Bakanı görevini sürdüren Reşat Şemsettin Sirer Köy döneminde Köy enstitülerinin değiştirilmesi teklifleri gelmeye başlamış, İsmail Hakkı Tonguç ve ekibi, Reşat Şemsettin Sirer döneminde görevden uzaklaştırılmıştır. 1947 yılında Köy Enstitüsü müfredat programında köklü değişim olmuş, eğitmen kurslarına son verilmiş, Yüksek Köy Enstitüsü kapatılarak öğrencileri başka okullara aktarılmıştır. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra karma eğitime son verilerek kız öğrenciler başka okullarda toplanmış, okulların adı Köy Öğretmen Okulları olmuştur.

27 Ocak 1954 tarihinde, 6234 sayılı kanunla, Köy Enstitüleri tamamen kapatılmış; kapatılma kararı karşı devrim olarak nitelendirilmiştir.

Köy Enstitülerinin kuruldukları yerler ve kuruluş tarihleri

Köy Enstitülerinin kurulduğu yerleri gösteren harita

İzmir Kızılçullu (1937), Eskişehir Çifteler (1937), Kırklareli Kepirtepe (1938), Kastamonu Gölköy (1938), Malatya Akçadağ (1940), Samsun Akpınar (1940), Antalya Aksu (1940), Kocaeli Arifiye (1940), Trabzon Beşikdüzü (1940), Kars Cılavuz (1940), Adana Düziçi (1940), Isparta Gönen (1940), Kayseri Pazarören (1940), Balıkesir Savaştepe (1940), Ankara Hasanoğlan (1941), Konya İvriz (1941), Sivas Pamukpınar (1941), Erzurum Pulur (1942), Diyarbakır Dicle (1944), Aydın Ortaklar (1944), Van Ernis (1948)

Köy Enstitüleri Kanunu

(Resmî Gazete ile neşir ve ilâm : 22/IV/1940 – Sayı : 4491)
No. Kabul tarihi

BİRİNCİ MADDE

Köy öğretmeni ve köye yarayım diğer meslek erbabını yetiştirmek üzere ziraat işlerine elverişli arazisi bulunan yerlerde, Maarif vekilliğince Köy enstitüleri açılır.

İKİNCİ MADDE

Bu enstitülerin 1 numaralı cedvelde gösterilen maaşlı muallim ve memurları 3656 sayılı kanunun ikinci maddesine bağlı cedvelin Maarif vekilliği kısmına ilâve edilmiştir.

ÜÇÜNCÜ MADDE

Enstitülere tam devreli köy ilk okullarını bitirmiş sıhhatli ve müstaid köylü çocuklar seçilerek alınırlar.
Enstitülerin tahsil müddetleri en az beş yıldır. Öğretmen olamayacağına kanaat getirilen talebenin ayrılacağı mesleklerin tahsil müddetleri Maarif vekilliğince tos bit edilir.

DÖRDÜNCÜ MADDE

Enstitülere kabul edilenler sıhhî sebebden gayri sebeblerle müesseseden ayrıldıkları veya çıkarıldıkları takdirde okudukları müddete isabet eden masraf, kendilerinden veya kefillerinden alınır.

BEŞİNCİ MADDE

Bu müesseselerde tahsillerini bitirerek öğretmen tayin edilenler. Maarif vekilliğinin göstereceği yerlerde yirmi sene çalışmağa mecburdurlar. Mecburî hizmetlerini tamamlamadan meslekten ayrılanlar Devlet memuriyetlerine ve müesseselerine tayin edilemezler. Bu gibilerin kendilerinden veya kefillerinden müessesede bulundukları zamana aid masrafın iki misli alınır.

ALTINCI MADDE

Köy enstitülerinden mezun Öğretmenler, tayin edildikleri köylerin her türlü öğretim ve eğitim işlerini görürler. Ziraat işlerinin fennî bir şekilde yapılması için bizzat meydana getirecekleri örnek tarla, bağ ve bahçe, atölye gibi tesislerle köylülere rehberlik eder ve köylülerin bunlardan istifade etmelerini temin ederler. Bu öğretmenlerin disiplin işlerinin ne suretle görüleceği bir nizamname ile tayin edilir.

YEDİNCİ MADDE

Köy enstitülerinden mezun olan öğretmenler, ayda (20) lira ücretle Maarif vekilliğince tayin edilirler. Muvaffakiyetle hizmet görenlerin ücretleri 6 ncı ders yılı başında 30, 15 nci ders yılı başında da 40 liraya çıkarılır. Bu öğretmenlerin istihkakları üç ayda bir peşin olarak yılda dört defada ödenir, öğretmenlerin aylık ücretleri ve vazife mahalline gitme zarurî yol masrafları Maarif vekilliği bütçesinden ödenir.

SEKİZİNCİ MADDE

Köy enstitülerinden mezun olan öğretmenler hasta oldukları takdirde. 788 sayılı kanunun 84 ııcü maddesinin A, B ve C fıkralarındaki hükümlere göre, ücretlerini alırlar.

DOKUZUNCU MADDE

Köy enstitülerinden mezun öğretmenlerin fiilî askerlik hizmetleri esnasında kayıtları terkin olunmayacağı gibi kendilerine 1076 numaralı kanun mucibince asteğmenlik veya askerî memurluk tevcihine kadar almakta oldukları ücretin üçte ikisi aylık tazminat olarak verilir, Ayni öğretmenler, seferberlik, talim ve manevra gibi sebeplerle silâh altına alındıkları takdirde. 3041 numaralı kanım ahkâmına tâbi tutulurlar.

ONUNCU MADDE

Köy enstitülerinden mezun olanlara, Maarif vekilliği bütçesinden ve bir defaya mahsus olmak üzere vazifeye başladıkları ay içinde zatî teçhizat bedeli olarak (60) lira verilir.

ON BÎRÎNCÎ MADDE

Koy enstitülerinden mezun Öğretmenlere istihsale yarayıcı âletler, ıslah edilmiş tohum, çift ve irad hayvanları, cins fidan gibi istihsal vasıtaları, köy öğretmenlerinin tayin edildikleri okulların demirbaşına geçirilmek suretile Devletçe parasız olarak verilir.

ON ÎKÎNCÎ MADDE

Köy öğretmenlerinin tayin edildikleri okullara, koy hududu içindeki ziraat işlerine elverişli araziden Köy kanununa göre satın alınarak öğretmenin ve ailesinin geçimine, okul talebesinin ders tatbikatına yetecek mikdarda arazi tahsis edilir. Köyde Devlete aid arazi bulunduğu takdirde okula tahsis edilecek arazi tercihan bunlardan, ayrılır.

ON ÜÇÜNCÜ MADDE

Köy öğretmenlerinin okul namına meydana getirdikleri her türlü işletmelerdeki mahsul, hayvan ve binalar kuraklık, sel, yangın, çok hasar yapan nebat ve hayvan hastalıkları ve bilûmum cevvî hâdiseler gibi sebcblcrle ziyana uğradıkları takdirde işletmeği yeniden tesis maksadile ve Maarif vekilliği bütçesinden zamanında okul namına zarar ve ziyanı karşılayacak bir yardım yapılır.

ON DÖRDÜNCÜ MADDE

Köy okuluna aid her türlü demirbaş eşya, hayvan ve saire okulun malı olub bu işletmeden elde edilecek hasılat, öğretmene aiddir. Ancak, Öğretmenin ayrılışında bu demirbaşlar yeni gelen öğretmene, bu mümkün olmadığı hallerde yeni öğretmen gelinceye kadar köy ihtiyar heyetine, işletilmek üzere, aynen teslim edilir, îşletmeyi köy ihtiyar heyeti tesellüm ettiği takdirde işler imece ile yapılır. Bu suretle elde olunan mahsullerden satılması zarurî olanlar, ihtiyar heyetlerince satılarak nakden ve diğerleri aynen muhafaza ve yeni öğretmene devir ve teslim olunur.

İşletmeye aid eşya ve tesisat ile hayvanlar Devlet emvali muamelesine tâbi tutulur.

ON BEŞİNCİ MADDE

Köy öğretmenlerinin işleri, gezici başöğretmenler ve ilk tedrisat müfettişleri tarafından takip ve teftiş edilir.

Köy öğretmenin işlerinin normal bir şekilde yürütülmesine Devlet teşkilâtı mensupları yardım ederler.

ON ALTINCI MADDE

Koy Öğretmenlerinin tayin edilecekleri okulların binaları ve öğretmen evleri Maarif vekilliğince verilecek plânlara göre Köy kanununa tevfikan, bölge ilk tedrisat müfettişi ile gezici başöğretmenin nezaretinde koy ihtiyar heyetleri tarafından yaptırılır ve öğretmen tayin edilecek köylere keyfiyet üç yıl önce bildirilir. Köy bütçesinde de ona göre tedbirler alınır. Öğretmen işe başlamadan evvel okul binası ile Öğretmen evi tamamen bitirilir.

Köy okulları binalarının tamiri ve okulun daimî masrafları köy ihtiyar heyetlerince temin edilir.

ON YEDİNCİ MADDE

Köy enstitülerine aşağıda adları yazılı müesseselerden mezun olanlar öğretmen tayin edilirler:

1) Yüksek okullar ve Üniversite fakülteleri mezunları,
2) Gazi Terbiye enstitüsü mezunları,
3) Öğretmen okulları mezunları,
4) Ticaret liseleri ve Orta ziraat okulları mezunları,
5) Erkek sanat okulları ve Kız enstitüleri mezunları,
ü) Köy enstitüleri mezunları,
7) İnşaat usta okulları mezunları,
8) Bunlardan başka her türlü teknik ve meslekî okullar mezunları.

Bu enstitülerde mütehassıs işçiler yevmiye veya aylık ücretle usta öğretici olarak çalıştırılabilir. Köy enstitülerinde çalıştırılacakların ne suretle tayin edilecekleri, terfi şekilleri ve bu enstitülerin idarî işlerinin nasıl yürütüleceği bir nizamname ile tesbit olunur.

ON SEKİZİNCİ MADDE

Bu kanun hükümlerine tâbi olacak köy öğretmenleri için Maarif vekilliği tarafından : Hükmî şahsiyeti haiz ve mercii Vekillik olmak üzere «Köy öğretmenleri tekaüd sandığı» ve «Köy öğretmenleri sağlık ve içtimaî yardım sandığı» teşkil edilecektir.

a) Tekaüd sandığının sermayesi ve gelirleri şunlardır:

1 – Maarif vekilliği bütçesine Köy enstitüleri masrafı olarak her yıl konulacak tahsisat yekûnunun binde biri,

2 – Aylıkları arttırılan, sandığa dahil, köy öğretmenlerinin ücretlerinden kesilecek ilk ayhk zamları,

3 – Sandık sermayesinin bütün gelirlerile bilûmum müteferrik gelirler. Tekaüd sandığımla, mevcud alacakları Devlet emvaline mahsus hak ve ruhbanları haizdir. Bu paralar ve alelûmum aidat ile faiz ve temettüleri bir gûna harç ve resme tâbi olmadığı gibi haciz ve temlik edilemez. Hizmet müddetleri (30) seneyi dolduran ve sandığa dahil bulunan köy öğretmenleri tekaüdlüklerini taleb edebilirler. Bu gibiler ayda 20 lira ücretle tekaüde sevk edilirler. Tekaüdlük ücretleri üç ayda bir peşin olarak ödenir.

b) Sağlık ve içtimaî yardım sandığının sermayesi ve gelirleri şunlardır:

1 – Maarif vekilliği bütçesine Köy enstitüleri masrafları namile her yıl konulacak tahsisat yekûnunun binde biri,

2 – Sandığa dahil öğretmenlerin aylıklarından kesilecek yüzde birler,

3 – Teberrüler

4 – Sandık sermayesinin gelirlerile sair bilûmum gelirler.

Her iki sandığın tediyeleri Divanı muhasebat vizesine tâbi değildir.

ON DOKUZUNCU MADDE

Bir öğretmenin vefatı halinde okula aid olub menfaati öğretmene tahsis edilmiş bulunan emvalin ölüm yılı içinde elde edilecek hasılatının yarısı yardım sandığına ve yarısı da gelecek öğretmene verilir.

Ölen öğretmenin mirasçıları, okul emvalinin hasılatı üzerinde hiç bir hak iddia edemezler.

YİRMİNCİ MADDE

Koy öğretmenleri tekaüd sandığı ile Köy öğretmenleri sağlık ve içtimaî yardım sandığının idaresi, işleyiş tarzı, öğretmenlerin tekaüde sevk usulleri, yapılacak yardımların şekilleri, velhasıl bu iki sandığın bütün işlerine müteferri bilumum hususlar birer nizamname ile tespit olunur.

Bu nizamnamelerde hükmî şahsiyeti haiz Devlet müesseselerinde kurulmuş mümasil sandıkların azalarına temin eylediği menfaatlere mütenazır menfaatler gösteren hükümlerin bulunması şarttır.

YİRMİ BİRİNCİ MADDE

Köylerde çalışan öğretmenlerin ve ailelerinin, köy okullarındaki talebenin sıhhat işlerine meccanen bakmak üzere Maarif vekilliğince sıhhat müfettişi hekimler tayin edilir.

Köy öğretmenleri, öğretmenlerin eşleri ve çocukları Maarif vekilliği prevantoryum ve sanatoryumunda parasız tedavi edilirler.

YİRMİ İKİNCİ MADDE

Bu enstitülerin tesisat, inşaat ve tamirat işleri 2490 saydı Arttırma ve eksiltme ve ihale kanununa tâbi değildir.

MUVAKKAT MADDE

A) 1 numaralı cedvelde gösterilen kadrolardan ilişik 2 sayılı cedvelde yazılı muallimlikler ve memuriyetler 1939 yılı Umumî muvazene kanununun 16ncı maddesine bağlı (L) cedvelinm Maarif vekilliği kısmına konulmuştur.

B) 7 -VII- 1939 tarih ve 3704 numaralı kanunda adı geçen köy öğretmen okulları bu kanunla köy enstitülerine kalbedilmişlerdir. Mezkûr kanunun metnindeki köy öğretmen okulları tâbirleri köy enstitüleri şeklinde değiştirilmiştir.

18.01.1940 tarih ve 3782 sayılı kanunun 7 nci maddesiyle açılan Köy öÖğretmen Okulları her türlü masrafı) unvanlı fasıl (Köy enstitülerinin maaş, ücret ve her türlü masrafları) şeklinde değiştirilmiş ve bu fasla fevkalâde tahsisat olarak (250 000) lira konulmuştur.

C) 1939 ve 1940 malî yularında bu enstitülerde çalıştırılacak ücretli müstahdemler kadrosu İcra Vekilleri Heyetince tesbit edilir.

D) 1939 malî yılı umumî muvazene kanununun 4 ncü maddesine bağlı (D) cedvelinin Maarif vekilliği kısmında yazılı leylî talebeler mey anma (Köy enstitüleri) talebesi namile 2 000 adcd talebe kadrosu ilâve edilmiştir.

YİRMİ ÜÇÜNCÜ MADDE

Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.

YİRMİ DÖRDÜNCÜ MADDE

Bu kanunun hükümlerini icraya icra Vekilleri heyeti memurdur.
20 Nisan 1940

 

Toplumsal Bellekte Köy Enstitüleri Deneyimi – Kerim Koray Berktaş

Toplumsal Bellekte Köy Enstitüleri Deneyimi

Sayın Berktaş, bu tez araştırmasında Köy Enstitüleri öğretmenlerinin ve buralarda yetişen öğretmenlerin anı kitaplarını incelemiş, bazılarıyla yüz yüze görüşmüş, bunların çevrelerinde oluşturdukları olumlu etkileri gerçek olaylarla anlatmıştır.

Tahsin Yücel (Çifteler Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü Mezunu)

Türkiye’nin “Köy Enstitüleri” deneyiminin çok yazılması, okunması, konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Böylesine eşsiz bir deneyim mümkün olduğu kadar çok kişi tarafından bilinmeli. Kendisi de öğretmen olan Kerim Koray Berktaş’ın kitabı bu amaca hizmet eden önemli bir emeğin ürünü. Mutlaka okunmalı.

Prof. Dr. Ester Biton Ruben

Köy Enstitüleri’nin kamusal tartışma ve sivil toplum için bir ilham kaynağı olmaya devam etmeleri, Türkiye toplumsal belleğinde korudukları canlılığı ortaya koymaktadır. Genç bir Cumhuriyet’in ihtiyaç duyduğu toplumsal tabanın inşasında öncü bir rol oynayacak bireylerin yetiştirilmesine yönelik bir girişim olarak Köy Enstitüleri, sosyal bilimlerin çeşitli disiplinlerinden araştırmacılar tarafından yeni bakış açılarıyla ele alınmaya değer bir olgu teşkil etmektedirler. Köy Enstitüleri’nin siyasî, ideolojik veya kültürel ön kabullerin ötesinde çeşitli boyutlarıyla incelenmesi, ilgili tarihî bağlam dâhilinde mahiyet ve işlevlerinin doğru anlaşılması kadar, günümüzde yurttaşlık, eğitim ve ekoloji alanlarındaki girişimleri besleyebilecek bir fikir kaynağı olarak değerlendirilebilmeleri açısından da önem arz etmektedir. Kerim Koray Berktaş’ın çalışmasının bu çabaya katkı sağlamasını temenni ederim.

Kerem Bilgin

1940’lı yıllar Türkiye’sinin yaşadığı kültürel dönüşümün en önemli kurumları arasında yer alan “Köy Enstitüleri” üzerine yazılan bu eseri farklı kılan husus, belgesel ağırlıklı kaynaklardan beslenen monografilerle kıyaslandığında daha canlı bir anlatımın tercih edilmesidir. Köy Enstitüleri deneyimine tanıklık etmiş şahısların yaşanmışlıkları ve anlatımlarından yola çıkılarak hazırlanan bu eser, Köy Enstitüleri literatürüne sağlayacağı katkının yanında, 1940’lı yılların sosyo-kültürel dünyasına da yeni bir pencere açmaktadır.

Doç. Dr. Resul Babaoğlu

Giorgio Agamben

0
Giorgio Agamben
Giorgio Agamben

Giorgio Agamben 22 Nisan 1942 tarihinde İtalya’nın Roma kentinde doğmuş, hukuk ve felsefe eğitimi almıştır. 

Agamben yüksek eğitimini Roma La Sapienza Üniversitesi’nde yapmış ve 1966 yılında Simone Weil’in felsefi düşünceleri hakkında tamamladığı doktora teziyle doktora unvanını kazanmıştır.

Agamben, politik felsefe ve estetik konularında sonradan geliştirdiği önemli kavramlar üzerinde araştırmalar yapmış, 1974-1975’de İngiltere’de “Warburg Enstitüsü”, Londra Üniversitesi’de araştırmacı olarak bulunmuştur.

Akademik Kariyeri

Giorgio Agamben, 1988-1992 yılları arasında İtalya’da Macerata Üniversitesinde ve 1993-2000 yılları arasında Verona Üniversitesi’nde doçent olarak çalışmıştır.

Agamben İtalya’da Venedik IUAV Üniversitesi’nde; Paris Felsefe Uluslarası Koleji (Collège International de Philosophie)’nde ve Saas-Fee, İsviçre’de Avrupa Diploma-Üstü Okulu (European Graduate School)’nda profesörlük yapmaktadır. Amerika Birleşik Devletlerinde Kaliforniya Üniversitesi, Berkley ve Northwestern, Evanston ve İllinois’de ve Almanya’da Heinrich Heine Üniversitesi, Düsseldorf’da misafir profesörlük yapmıştır.

Giorgio Agamben, önemli bir düşünür olması yanında iki önemli sinema filminde rol almış bir oyuncudur.

Oyunculuğu ve Ödülleri

Agamben, 2006 yılında Charles Veillon Deneme Avrupa Ödülü (Prix Européen de l’Essai Charles Veillon) kazanmıştır.

Agamben’in, Elsa Morenta hakkında “Saklı Hazinenin Kutlanması” ve “Parodi” adlı denemeleri basılmıştır. Çeşitli yayınevlerine editörlük yapmıştır.

Genova, İtalya’da Temmuz 2001’de G8 toplantısı için ortaya çıkan şiddetli protestolara ve buna önemli katkısı olan “Kara Blok” ve “Anarşist” adını taşıyan grupların protestolarının analizleri üzerinde şahsi felsefe görüşlerini yansıtmak üzere “Get Rid of Yourself (Kendini Ortadan Kaldır)” adlı bir sanat filminde de başrol oynamıştır.

Pier Paulo Pasolini’nin II. Vangelo secondo Matteo (Matta’nın İkinci İncili) adlı sinema filminde Havari Filippo rolünü oynamıştır.

Giorgio Agamben’in de oyuncu olarak rol aldığı Matta’nın İkinci İncili isimli filmin afişi

Agamben’in Felsefe Dünyası

Agamben’in siyaset felsefesi hakkındaki fikirlerinin şekillenmesinde Aristoteles‘in eserleri ve bu eserlerin antik çağ ve orta çağdaki yorumları etkili olmuştur.

Agamben’in ana felsefe düşüncelerini en fazla etkileyen çağdaş filozoflar Martin Heidegger ve Walter Benjamin’dir. Agamben, 1996’ya kadar, Walter Benjamin’in toplanmış eserlerini İtalyanca’ya çevirmiş ve editörlüğünü yapmıştır.  Agamben 2000’li yıllarda Fransız filozofu Michel Foucault’nun ortaya çıkarttığı kavramların geliştirilip derinleştirilmesi üzerinde uğraşmıştır.

Giorgio Agamben’in Olağanüstü Hal isimli eseri 2008 yılında Türkçe’ye çevrilmiştir. 

Agamben, olağanüstü hal rejimlerinin nasıl kontrol altına alınması gerektiği ve demokrasiyi tehdit
etmeyecek bir olağanüstü hal rejiminin mahiyetinin ne olması gerektiği hakkında derin tartışmalar yapmıştır. Agamben’e göre siyasi iktidar temel insan haklarını korumayı garanti altına alan hukuki bir güç gibi görünse de, insanları her türlü haktan mahrum bırakan bir tahakkümden başka bir şey değildir.

Kutsal İnsan – Homo Sacer

Giorgio Agamben – Homo Sacer

Giorgio Agamben’in, Hannah Arendt ve Foucault’un totalitarizm ve biyopolitik konularındaki görüşlerine karşı geliştirdiği Homo Sacer (Kutsal İnsan) teorisi bu konuda yazmış olduğu kitabının da temelini oluşturmaktadır. Yakın geçmişteki çalışmalarında kimlik, tekillik, cemaat kavramları üzerinde yoğunlaşan ve totaliter olmayan ama bireyden de hareket etmeyen bir cemaatin olabilirlik koşullarını araştıran Agamben, bu kitabında çıplak hayat kavramından yola çıkarak eski Yunan’dan bugüne Batı siyasi düşüncesine hakim olan iktidar anlayışının görünmeyen yüzünü ortaya koymaktadır.

Michel Foucault’nun biyolojik modernliğin eşiği olarak adlandırdığı ve insanın biyolojik varoluşunun taşıdığı tüm güçlerle birlikte doğrudan doğruya siyasetin nesnesi haline gelmesi olarak tanımladığı biyosiyaset kavramını çıkış noktası olarak alan Agamben, Foucault’nun tersine biyosiyasetin sadece modernliğe özgü olmadığını, farklı biçimlerde de olsa Aristoteles’ten Roma Hukuku’na, İnsan Hakları Beyannamesi’nden Carl Schmitt’e, Auschwitz’den günümüz toplama kamplarına kadar siyasi düşünce ve pratikleri boydan boya katettiğini açıklamaktadır. İnsanın biyolojik varoluşunu “çıplak hayat” olarak kavramsallaştıran Agamben’e göre bütün bu süreçte söz konusu olan, yaşamın siyasi düzenin içine dahil edilmesi, aslında egemen iktidarın kendisini de kuran kökensel bir edimle iktidarın çıplak hayat üzerinde egemenlik kurmasıdır.

Agamben’in Eserleri

Agamben’in İtalyanca Kitapları
L’uomo senza contenuto, Milano:Rizzoli, 1970
Stanze. La parola e il fantasma nella cultura occidentale, Torino: Einaudi, 1979 (Son baskı: Einaudi, 2006)
Infanzia e storia. Distruzione dell’esperienza e origine della storia, Torino: Einaudi 1979 (Son baskı:Einaudi, 2001)
Il linguaggio e la morte. Un seminario sul luogo della negatività, Torino: Einaudi, 1982 (Son baskı:Einaudi, 2008)
La fine del pensiero, Paris: Le Nouveau Commerce, 1982
Idea della prosa, Milano:Feltrinelli, 1985
La comunità che viene, Torino: Einaudi, 1990 (Son baskı: Torino: Bollati Boringhieri)
Homo sacer. Il potere sovrano e la nuda vita, Torino: Einaudi, 1995 (Son baskı: 2008)
Mezzi senza fine. Note sulla politica, Torino: Bollati Boringhieri, 1996
Categorie italiane. Studi di poetica, Venezia: Marsilio, 1996
Image et mémoire, Paris: Hoëbeke, 1998
Quel che resta di Auschwitz. L’archivio e il testimone. Homo sacer. III, Torino: Bollati Boringhieri, 1998
Il tempo che resta. Un commento alla «Lettera ai romani», Torino: Bollati Boringhieri, 2000
L’aperto. L’uomo e l’animale, Torino: Bollati Boringhieri, 2002
L’ombre de l’amour, Paris: Rivages, 2003 (con Valeria Piazza)
Stato di Eccezione. Homo sacer II, 1, Torino: Bollati Boringhieri, 2003
Genius, Roma:Nottetempo, 2004
Il giorno del giudizio, Roma: Nottetempo, 2004
Profanazioni, Roma: Nottetempo, 2005
Che cos’è un dispositivo?, Roma: Nottetempo, 2006
L’amico, Roma: Nottetempo, 2007
Ninfe, Torino: Bollati Boringhieri, 2007
Il regno e la gloria. Per una genealogia teologica dell’economia e del governo. Homo sacer II, 2, Vicenza: Neri Pozza, 2007 (Son baskı: Torino: Bollati Boringhieri, 2009)
Che cos’è il contemporaneo?, Roma: Nottetempo, 2008
Signatura rerum. Sul Metodo, Torino: Bollati Boringhieri, 2008
Il sacramento del linguaggio. Archeologia del giuramento. Homo sacer II, 3, Roma-Bari: Laterza, 2008
Nudità, Roma: Nottetempo, 2009
Angeli. Ebraismo, Cristianesimo, Islam, a cura di E. Coccia e G. Agamben, Vicenza: Neri Pozza 2009
La Chiesa e il Regno, Roma: Nottetempo, 2010
La ragazza indicibile. Mito e mistero di Kore (con Monica Ferrando), Milano: Electa Mondadori, 2010
Altissima povertà. Regole monastiche e forma di vita. Homo sacer IV, 1, Vicenza: Neri Pozza, 2011
Opus Dei. Archeologia dell’ufficio. Homo sacer II, 5, Torino: Bollati Boringhieri, 2012
Agamben’in İngilizce Kitapları
(1991) Language and Death: The Place of Negativity, University of Minnesota Press.
(1993) Stanzas: Word and Phantasm in Western Culture, University of Minnesota Press
(1993) Infancy and History: The Destruction of Experience, Verso
(1993) The Coming Community, University of Minnesota Press
(1995) Idea of Prose, State University of New York Press
(1998) Homo Sacer: Sovereign Power and Bare Life , Stanford University Press
(1999) The Man without Content Stanford University Press
(1999) The End of the Poem: Studies in Poetics, Stanford University Press,
(1999) Remnants of Auschwitz: The Witness and the Archive Zone Books
(1999) Potentialities: Collected Essays in Philosophy, Stanford University Press
(2007) Profanations, Zone Books
Agamben’in Türkçeye Çevrilmiş Eserleri
(2004) Auschwitz’den Artakalanlar, Bağımsız Kitaplar (Çev: Ali İhsan Başgül)
(2008) Olağanüstü Hal, Varlık Yayınları(Çev: Kemal Atakay)
Infanzia e Soria (1979; Çocukluk ve Tarih; Çev. Betül Parlak, Kanat Kitap, 2010)
Idea della prosa (1985; Nesir Fikri, Çev. Fırat Genç, Metis Yay., 2009)
La Comunità che viene (1990; Gelmekte Olan Ortaklık, Çev. Betül Parlak, Monokl Yay., 2012)
Homo Sacer: Il potere sovrano e la nuda vita (1995; Kutsal İnsan: Egemen İktidar ve Çıplak Hayat, Çev. İsmail Türkmen, Ayrıntı Yay., 2001)
O que resta de Auschwitz: O arquivo e a testemunha (1999; Tanık ve Arşiv: Auschwitz’den Artakalanlar, Çev. Ali İhsan Başgül, Dipnot Yay., 2000)
L’aperto: l’uomo e l’animale (2002; Açıklık: İnsan ve Hayvan, Çev. Meryem Mine Çilingiroğlu, Yapı Kredi Yay., 2015)
Profanazioni (2005; Dünyevileştirmeler, Çev. Betül Parlak, Monokl Yay., 2011)
Stato di Eccezione (2005; İstisna Hâli, Çev. Kemal Atakay, Ayrıntı Yay., 2018)
Che Cos’è un Dispositivo? (2006) ve L’amico (2007)  Dispozitif Nedir? / Dost, Çev. Ekin Dedeoğlu, Monokl Yay., 2012)
Signatura rerum: sul metodo (2008; Şeylerin İşareti: Yöntem Üstüne, Çev. Betül Parlak, Monokl Yay., 2012)
Nudità (2009; Çıplaklıklar, Çev. Suna Kılıç, Alef Yay., 2017)

Mustafa Ruhan Erdem

0
Mustafa Ruhan Erdem

Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem, 22 Nisan 1966 Trabzon/Tonya’da dünyaya geldi. İlk öğrenimini Sivas Karamehmetli Köyü İlkokulunda, ortaokulu Sivas Atatürk Ortaokulunda, liseyi Sivas Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nde okudu. 1983 yılında kazandığı Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1987 yılında tamamladı.

Mustafa Ruhan ERDEM

Akademik Kariyeri

Prof. Dr. Mustafa Ruhan ERDEM, 1988 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı’na araştırma görevlisi olarak atandı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde devam ettiği yüksek lisansını “Türk Hukukunda Karşılıksız Yararlanma Suçları” konulu tezle yüksek lisansımı 1991 yılında bitirdi.

Erdem, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde 1992 yılında doktora ders aşamasını tamamladıktan sonra 1995 yılında Prof. Dr. Durmuş Tezcan, Prof. Dr. Bahri Öztürk ve Prof. Dr. Zeki Hafızoğulları’nın bulunduğu jüri tarafından oy birliği ile doktora yeterlilik aşamasını tamamladı. Ağustos 1993’te Alman Akademik Değişim Kurumu (DAAD) tarafından sağlanan bursla 10 ay süre ile Augsburg Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Prof. Dr. Joachim Herrmann nezdinde doktora tezi ile ilgili araştırma yaptı. 1996 yılında Avusturya Akademik Değişim Kurumu (ÖAD) tarafından sağlanan bursla Viyana Ceza Hukuku ve Kriminoloji Enstitüsü’nde Prof. Dr. Winfried Platzgummer nezdinde doktora tezi ile ilgili araştırmalarıma devam etti. 1997 yılında Prof. Dr. Durmuş Tezcan, Prof. Dr. Bahri Öztürk ve Prof. Dr. Mehmet Emin Artuk’un bulunduğu jüri tarafından oy birliği ile başarılı bulunan “Ceza Muhakemesinde Organize Suçlulukla Mücadelede Gizli Soruşturma Tedbirleri” konulu doktora tezi ile doktor unvanı kazandı.

Erdem,1997 yılında Yardımcı Doçentlik kadrosuna atandı, Haziran 2001’de kısa dönem askerlik görevimi tamamladı.

2001-2002 tarihleri arasında Adalet Meslek Yüksekokulu müdür yardımcılığı görevini yürüttü.

2003-2004 yılları arasında Alexander von Humboldt Vakfı tarafından sağlanan bursla 14 ay süre ile Giessen Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Prof. Walter Gropp nezdinde doçentlik tezi ile ilgili araştırmalarda ve incelemelerde bulundu.

Mstafa Ruhan Erdem

İdari Görevleri

Prof. Dr. Mustafa Ruhan ERDEM, 2004-2005 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi yönetim kurulu üyeliği yaptı. 2005 tarihi itibariyle tekrar yönetim kurulu üyeliğine atandı. Kasım 2004’te atandığı Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekan yardımcılığı görevini 2006 yılına kadar sürdürdü.

17.05.2005 tarihinde Prof. Dr. Durmuş Tezcan, Prof. Dr. Bahri Öztürk, Prof. Dr. Timur Demirbaş, Prof. Dr. M. Emin Artuk ve Prof. Dr. Füsun Sokullu Akıncı’dan oluşan jürinin kararı ile doçentlik unvanını kazandı ve “Ceza ve Ceza Usul Hukuku Doçenti” oldu.

09.01.2006 tarihi itibariyle DEÜ Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı’na atandı. 2010 yılında Yaşar Üniversitesi’nde profesör olarak çalışmaya başladı. Halen Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi de öğretim üyesi olarak tam zamanlı çalışmaktadır. Çok sayıda makalesi, bilimsel tebliği ve kitabı bulunmaktadır.

22 Nisan – Hukuk Takvimi

0
22 Nisan Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar. Kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları. Ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.
22 Nisan – Hukuk Takvimi  / Hukuk  Tarihinde Önemli Günler
1854 Belçikalı hukuk adamı Henri La Fontaine doğdu. (Ölümü: 14 Mayıs 1943) Université Libre de Bruxelles‘de hukuk eğitimi aldı. Uluslararası hukuk üzerine yoğunlaştı. 1893 yılında profesör unvanını aldı. 1895’te Belçika senatosuna girdi. 1913 yılında Nobel Barış Ödülüne layık görüldü. 1919’da Paris Barış Konferansına, 1920’de Milletler Cemiyeti toplantısına Belçika delegesi olarak katıldı. Bu dönemlerde dünya barışı için yoğun çaba gösterdi.

Henri La Fontaine
1870 Rus hukukçu, sosyalist devrimci ve politikacı Vladimir Lenin dünyaya geldi. (Doğumu: 22 Nisan 1870) St. Petersburg Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. Marksizm üzerine kurulmuş politik ve ekonomik bir teori olan Leninizm‘in de kurucusudur. Lenin ve onun eserleri, 20. yüzyılda tüm dünyada sosyalist devrimlerin ve emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelelerinin yaşanmasında büyük etkiye sahip olması dolayısıyla pek çok yazar ve tarihçi tarafından dikkatle incelendi. Hakkında 2 bine yakın eser yazıldı. Dünya proletaryasının ve pek çok komünist partinin ideolojik önderi kabul edilir. Ayrıca dünyada eserleri yabancı dile en fazla tercüme edilen yedinci kişidir. 21 Ocak 1924 günü yaşamını yitirdi. Kaynak Linki : https://hukukansiklopedisi.com/21-ocak-hukuk-takvimi/ .
1908 Mısır Ulusal Hareketi ve Kahire Üniversitesi’nin kurucularından, Mısırlı feminist ve yargıç Kasım Emin yaşamını yitirdi. (Doğumu:1863) İlk Arap feminist olarak kabul edilmektedir. Aristokrat Mısır kadının “kendi evinde mahpus ve bir köleden bile daha kötü” durumda tutulduğunu öne sürdü ve bu durumu İslami ilimler temelinde eleştirdi. Emin, İslam ülkelerindeki kadın hareketinde önemli bir yere sahip olan eseri “Tahrir al-Mara”‘yi (Kadınların Özgürleşmesi) cahil, tembel ve eğitime ihtiyacı olduğu düşünülen aristokratik Mısır kadınının koşullarını dile getirmek amacıyla kaleme aldı. Diyarbekirli, Annesi ise Araptır.

Kasım Emin
1909 Hukukçu ve Yunanistan eski başbakanı Spyros Markezinis doğdu. (Ölümü: 4 Ocak 2000) Atina Üniversitesinde, hukuk ve siyaset bilim eğitimi aldı. 8 Ekim 1973 – 25 Kasım 1973 tarihlerinde başbakanlık yapmış ve cunta rejimine karşı demokrasi mücadelesi vermiş, cunta yönetimi altında görev üstlenmesi tartışma konusu olmuştu. Yaşamının son kısmını, anılarını ve çağdaş Yunanistan siyasi tarihini yazarak geçirdi.

Spyros Markezinis
1920 22 Nisan 1920 İtilaf Devletleri, Osmanlı Hükümeti’ni Paris Barış Konferansı’na davet etti.
1925 T.B.M.M.’nde “Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu” kabul edildi.
1924 23 Nisan 1924 Ankara’da toplanan kurultay ile Türk Ocakları yeniden kuruldu. (İlk kuruluş, 25 Mart 1912. 1931’de kapatılmış, yerlerine Halkevleri açılmıştı.1949’da yeniden kurulmuştur.)
1924 T.B.M.M.’nde “Anadolu Demiryollarının Mübayaasına ve Müdüriyet-i Umumiyesinin Teşkiline ve Vezaifine Dair Kanun” kabul edildi. (Bu Kanun’la, Devlet Demiryolları kurulmuş oldu.)
1926 T.B.M.M.’nde “Kadastro Kanunu” kabul edildi.
1926 İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun, 10 Nisan 1926 tarihinde kabul edilerek 22 Nisan 1926 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve aynı gün yürürlüğe girdi.
1926 Türkiye-İran Dostluk ve Güvenlik Antlaşması, 22 Nisan 1926 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’da imzalanmıştır. Antlaşma 11 maddeden oluşmaktadır. (Türkiye Cumhuriyeti İle İran Devleti arasında 22 Nisan 1926 tarihinde Tahran’da münakit Emniyet ve Muhadenet Muahedenamesi) Antlaşmayı tamamlayıcı mahiyette bir protokol 15 Haziran 1928 tarihinde kabul edilmiştir.
1926 Denizaltı savaşına dair 22 Nisan 1930 tarihli Londra Deniz Sözleşmesi kabul edildi.
1933 Türkiye ile Osmanlı Düyunu Umumiye Hamilleri arasında imzalanan antlaşmayla Osmanlı İmparatorluğu borçlarının tasfiyesi sağlandı.
1940 Köy Enstitüleri Kanunu, 17 Nisan 1940 tarihinde 3803 sayılı yasa olarak mecliste kabul edildi ve 22 Nisan 1940 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yasa ile 1936 yılında başlanan eğitmen projesi, Köy Enstitüsü projesine dönüştürüldü.

Hasan Ali Yücel, Köy Enstitüsü öğrencileri ile birlikte
1942 Hukukçu ve felsefeci Giorgio Agamben doğdu. Roma La Sapienza Üniversitesi’nde eğitim gördü. 1966 yılında Simone Weil’in felsefi düşünceleri hakkında tamamladığı teziyle doktor unvanını kazandı. 1974-1975’de İngiltere’de “Warburg Enstitüsü”, Londra Üniversitesi’nde araştırmacı olarak bulundu. 1988-1992 yılları arasında İtalya’da Macerata Üniversitesinde ve 1993-2000 yılları arasında Verona Üniversitesi’nde doçent olarak çalıştı. Önemli bir düşünür olması yanında iki önemli sinema filminde rol almış bir oyuncudur.

Giorgio Agamben
1947 “Yunanistan ve Türkiye’ye Yapılacak Yardım Hakkında Kanun” ABD’de 22 Nisan 1947 tarihinde kabul edilmiştir. Kanun tasarısının ABD Temsilciler Meclisi’nde oylaması 9 Mayıs 1947 tarihinde onaylanmıştır. Kanun, “barışa doğru önemli bir ilerleme” şeklinde tanımlanmış ve 22 Mayıs 1947’de Başkan Truman tarafından imzalanarak yürürlüğe girmiştir. ABD’de onaylanan kanun uyarınca, ABD, 20 Haziran 1947’de Yunanistan ile ve 12 Temmuz 1947’de de Türkiye ile yardım anlaşması yapmıştır. Kaynak Linki : https://hukukansiklopedisi.com/turkiye-abd-12-temmuz-1947-yardim-antlasmasi/
1947 Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu, 1567 Kanun numarasıyla, dünya genelinde büyük ekonomik buhranın yaşandığı dönemde, 25 Şubat 1930 tarihinde çıkarıldı. Çeşitli tarihlerde yayımlanan kanunlarla 25 Şubat 1970 tarihine kadar uzatıldı. Son olarak 11 Şubat 1970 tarihinde yayımlanan 1224 sayılı kanunla süresiz olarak uzatıldı. 22 Nisan 1947 tarihinde 13 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Karar alındı.
1947 Türkiye’ye yabancı sermaye girişine izin veren yasa kabul edildi.
1962 Anayasa Mahkemesi, 22 Nisan 1962 tarihli “Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun” ile kuruldu ve kuruluş kanunu 25 Nisan 1962 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.

Anayasa Mahkemesi Binası-Ankara
1966 Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. 1988 yılında aynı okula Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı’na araştırma görevlisi olarak atandı. Yüksek lisansını “Türk Hukukunda Karşılıksız Yararlanma Suçları” üzerine yaptı. “Ceza Muhakemesinde Organize Suçlulukla Mücadelede Gizli Soruşturma Tedbirleri” konusuyla doktorasını tamamladı. 2006’da DEÜ Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı’na atandı. 2010 yılında Yaşar Üniversitesi’nde Profesörlüğe atandı. Halen Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi de öğretim üyesi olarak tam zamanlı çalışmaktadır.

Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem
1970 Türkiye Gazetesi kuruldu.
1970 22 Nisan Dünya Günü(Earth Day), iklim değişikliği ve çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla 1970 yılından beri çeşitli etkinliklerin düzenlendiği küresel bir gündür.
1972 THKO davası sanıkları Nahit Töre ve Osman Bahadır müebbet hapse mahkûm oldu.
1976 İsrail Başbakanı İzak Rabin‘in eşi bir Amerikan bankasındaki yasa dışı hesabından ötürü hapse girdi. Bunun üzerine Rabin görevinden istifa etti.
1983 Siyasi Partiler Kanunu 22 Nisan 1983 tarihinde 2820 kanun numarası ile kabul edildi, Resmi Gazetede 24 Nisan 1983 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanun 124 maddeden oluşmakta ve Anayasanın 68 ve 69 maddelerinde düzenlenen siyasal haklara ve siyasi partilerin uyacakları esaslara uygun şekilde anayasaya aykırı olmayacak düzenlemeler içermektedir.
1987 Dil Derneği kuruldu.
1994 Hukukçu ve Amerika Birleşik Devletleri’nin 37. Başkanı Richard Milhous Nixon yaşamını yitirdi. (Doğumu: 9 Ocak 1913) Duke Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi gördükten sonra Whittier’da avukatlık yapmaya başladı. Cumhuriyetçi Parti’nin adayı olarak katıldığı 1947 seçimlerini kazanarak Temsilciler Meclisi’ne California temsilcisi olarak girdi ve bu görevini 1950’ye kadar sürdürdü. McCarthyciliğe varan “cadı avı” akımına katıldı ve New Deal Amerikası ile liberalizmin simgesi Alger Hiss’in mahkûm edilmesini sağlayarak en önemli başarılarından birini kazandı. 1950-52 arasında California Senatörlüğü yaptı. Başkan seçildiği 1952 seçimlerinin sonunda başkan yardımcısı oldu. 1972’de başkanlığa seçildi.

Başkan Richard Nixon ve Burger bir arada
2000 Türkiye Avukatları Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı (Türavak), 22 Nisan 2000 tarihinde resmi işlemleri tamamlanarak kuruldu. Vakıf girişimi, 1997 yılında 26 kurucu Mütevelli Heyet Üyesinin kuruluş çalışmalarını başlatması ile başlatıldı.
2010 Toprak Ana Hakları Evrensel Beyannamesi (Universal Declaration of the Rights of Mother Earth), 22 Nisan 2010 tarihinde Bolivya’da toplanan Dünya Halkları İklim Değişikliği ve Toprak Ananın Hakları Konferansı’nda kabul edildi ve Bolivya hükümeti tarafından Birleşmiş Milletler’e sunuldu. Beyanname dünyanın birçok ülkesinden yüzbinlerce kişi tarafından imzalandı.
2016 Paris İklim Anlaşması, temiz enerjiye geçişte tüm dünyaya yol göstermek üzere 2015 yılında düzenlenen ve 22 Nisan 2016 tarihinde imzalanan olan iklim değişikliği konusundaki ilk çok uluslu anlaşmadır. Paris İklim Anlaşması, Kyoto Protokolü’nün 2020 yılında sona erecek olması sebebiyle, 2015 yılında Fransa’nın Paris kentinde gerçekleştirilen 21. Taraflar Konferansı’nda (COP21), 2020’den sonra geçerli olmak üzere kabul edilmiştir.
2025
  • CHP’ye kayyum atanacağı iddiasında bulunmasının ardından gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Rasim Ozan Kütahyalı hakkında bir yıldan 3 yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenlendi.
  • 58 sanık yargılandığı Yenidoğan Çetesi davasında dördüncü duruşma yapıldı.
  • Tunceli’de 5 yıl önce kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyası yeniden açıldı. Doku için kurulan özel ekip, delilleri incelemeye başladı.

  • Birleşik Tekstil, Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, yeniden elektronik kelepçeyle ev hapsine alındı.
  • İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Dilan-Engin Polat çiftinin araçlarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından ihale ile satışa sunulmasına ilişkin idari işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verdi.. Polat çiftinin aralarında Ferrari, Porsche, Mercedes ve Audi gibi markaların da yer aldığı 16 tane arabasına el konulmuştu.
  • Konya’nın Güneysınır ilçesinde 11 Nisan 2006’da bulunan yanmış kadın cesedinin kime ait olduğuna yönelik soruşturma kapsamında cinayet şüphesiyle gözaltına alınan 2 zanlıdan biri tutuklandı. Jandarma, kadının, öldürüldükten sonra üzerine benzin dökülerek yakıldığını belirledi.
  • İstanbul Barosu, 19 Mart operasyonlarının ardından başlayan protestolarda yaşanan hak ihlallerine dikkat çeken bir raporu açıkladı. Rapora göre, 15 avukatın gözaltına alındığı, 17 çocuk hakkında gözaltı uygulandığı ve 12 çocuğun da şiddete maruz kaldığı, toplamda 593 kişi gözaltı, 238 tutuklandı,83 ev hapsi, 37 yurtdışı yasağı ve genel olarak 358 adli kontrol tedbirine karar verildiği açıklandı.

22 Nisan – Hukuk Takvimi

Kültürel Mirasın Yasa Dışı Ticareti ile Mücadele

1

Kültürel Mirasın Yasa Dışı Ticareti ile Mücadele konulu rapor ve tavsiye kararı Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİÖ) tarafından 26 Kasım 2015 tarihinde Bükreş’te düzenlenen 46. genel kurul toplantısında kabul edilmiştir.

[box type=”shadow” align=”” class=”” width=””]

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİÖ) (Black Sea Economic Cooperation Organization)

Örgüt, 25 Haziran 1992 tarihinde İstanbul’da düzenlenen zirvede yayınlanan bir deklarasyon ve imzalanan antlaşma ile kurulmuştur.

Karadeniz havzasındaki ülkelerin ekonomik iş birliğini amaçlayan uluslararası kuruluş; demokrasi ve hukukun üstünlüğü,  sosyal koruma, eğitimin geliştirilmesi, gençlik işbirliği, kültürel işbirliği, yerel yönetimlerin işbirliği, ekonomik entegrasyon ve sürdürülebilir kalkınma, çevresel koruma, turizm, tarım ve kırsal kalınma, enerji, altyapı, yolsuzlukla mücadele, organize suç ve terörizmle mücadele gibi başlıklar altında çalışmalar yapmaktadır.

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü üyelerini gösteren harita

Teşkilatın kurucu devletleri, Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Moldova, Rusya Federasyonu, Ukrayna, Bulgaristan ve Romanya’dır. Halihazıra KEİ’nin, Arnavutluk, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan, Moldova, Romanya, Rusya Federasyonu, Sırbistan, Türkiye, Ukrayna ve Yunanistan olmak üzere 12 üyesi bulunmaktadır. Sekretaryası İstanbul’da olan kuruluşun delegasyonuna yönelik Türkiye Cumhuriyeti tarafından bir takım bağışıklık ve diplomatik kolaylıklar sağlanmaktadır.

İşbirliğinin temeli ekonomiye dayanmakta, üye ülkeler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi istikrar, refah, barış, dostluk ve iyi komşuluk ilişkilerinin teşvik edilmesi temel esastır. Ekonomik anlamdaki işbirliğinin omurgasını ulaştırma ve iletişim sektörleri oluşturmaktadır. Özellikle deniz taşımacılığı önem arz etmektedir. [/box]

Doc.: GA46/CC45/REC148/15/tr

148/2015 SAYILI TAVSİYE KARARI

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Bölgesindeki Kültürel Mirasın Yasa Dışı Ticareti ile Mücadele

1. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA), kültürel varlıkların yasadışı ithalatı, ihracatı ve kültürel sahipliği transferinin bu merkezindeki ülkelerinde kültürel mirasının fakirleşmesinin esas nedenlerinden biri olduğunun ve her ülkenin kültürel mülkünü bundan kaynaklanan bütün tehlikelere karşı korumanın, uluslararası işbirliğinin en etkili yollardan birini teşkil ettiğinin bilincindedir.
2. KEİPA, Devlet ve Hükümet Başkanlarının “bölgenin gelişiminde kültürün rolü“nün öneminin altını çizdikleri ve “kültür, turizm ve gençlik politikasındaki işbirliğinin halklarımızın birbirini daha iyi anlamasını sağlayacağını” dikkate aldıkları KEİ’nin Yirminci Yılı İstanbul Zirvesi Deklarasyonu’nu hatırlatmaktadır. KEİ üye devletleri, kültürel varlığın, medeniyetin ve ulusal kültürün temel unsurlarından birini oluşturduğu ve gerçek değerinin yalnızca kökenine, tarihine ve geleneksel çevresine dair mümkün olan tam bilgi ile anlaşılabileceği görüşündedir.3. KEİPA ayrıca, KEİ Üye Devletleri Parlamento ve Hükümetlerinin “KEİ içerisinde kültür alanındaki mevcut işbirliğini daha da güçlendirmeleri ve kültürel işbirliği için öncelikle Avrupa Konseyi ve UNESCO olmak üzere ilgili uluslararası örgütlerle ve aynı zamanda diğer bölgesel ve uluslararası kuruluşlar ve sivil ağlarla birlikte çalışmaları”nı öneren KEİ Bölgesinde Kültürel İşbirliği ile ilgili 119/2010 sayılı Tavsiye Kararını hatırlatmaktadır. “Maddi ve Manevi Kültürel Miras – Karadeniz Bölgesindeki Ülkelerde Kültürel ve Turistik Güzergahların Birbirine Bağlanmasının Zorlukları” ile ilgili 136/2013 sayılı Tavsiye Kararı, bölgedeki kültürel mirasın korunmasına dair önceliklerin oluşturulmasının önemini vurgulamaktadır. Ayrıca bu Tavsiye Kararı, bütün olası risk faktörlerini göz önünde bulundurularak kültürel mirasın yasa dışı ticaretine karşı yapılan mücadeleyi güçlendirecek tedbirlerin alınması ile ilgili yararlı öneriler içermektedir.
4. KEİPA birkaç üye devlette yürürlükte olan, kültürel varlıkların standart kayıt sisteminin, sahip olunan koleksiyonların belgelendirilmesi için tek tip bir sistem olmadığını ve ulusal veritabanlarında kültürel varlıklarda kayıp olan parçaların kayıt edilmesi için uyumlu bir yaklaşımın eksikliğini not etmektedir. Üye devletler, birbirleri arasında bilginin hızlı alış verişinin ve en iyi uygulamaların paylaşılmasının, kültürel varlıklara karşı suçlarla mücadelelerinin verimini artıracağının altını çizmektedirler.
5. KEİPA uluslararası ve bölgesel araçların kültürel mirasın yasadışı ticareti ile mücadeledeki önemli rolünü vurgulamakta ve Kültür Varlıklarının Yasadışı İthal, İhraç ve Mülkiyet Transferinin Önlenmesi ve Yasaklanması için Alınacak Tedbirlerle ilgili 1970 UNESCO Sözleşmesi’nin hükümlerini hatırlatmaktadır. KEİPA ayrıca 21 Nisan 2015 tarihinde KEİ Kültür Çalışma Grubu ile ve bu alanda işbirliği hakkındaki Taslak Mutabakat Muhtırası ile alınan girişimleri memnuniyetle karşılamakta ve bu işbirliği alanında devam eden müzakerelere ve gelecek projelere tam destek vermektedir.
6. Bu nedenle, KEİPA, KEİ üye devletlerin parlamento ve hükümetlerine:
i) Ortak eylemlerde bulunarak (ortak eğitim programları, iyi uygulamaların, mevcut hukuki çerçevelerin değişimi ve bilgi ve bilinçlendirme kampanyalarına katılım gibi) kültürel varlıklarla ilgili suçların engellenmesi için UNESCO ile daha sıkı işbirliği yapmak adına çabalarını iki katına çıkarmalarını;
ii) Bilgi değişimini sağlamaya yönelik bir bakış açısıyla, ilgili mevzuat ile ulusal ve uluslararası seviyedeki en iyi uygulamalara uygun şekilde, emniyet yetkilileri ve kültürel yetkililer ve özel kuruluşlar arasında (örneğin antika dükkanları, açık artırmalar, çevrimiçi açık artırmalar) işbirliğini güçlendirmelerini ve bu amaç doğrultusunda kültürel varlıklarla ilgili suçları engelleme ve bu suçlarla mücadele etme adına iletişim noktaları belirlemelerini;
iii) Ulusal mevzuatlarına, kültürel varlıklarla ilgili işlenen suçlara dair özel hükümler yerleştirme gereksinimini değerlendirmelerini;
iv) Önemli kültürel varlıkların izlenebilirliklerini artırmak ve bunların ticaretini önlemek adına, tüccarlar tarafından idame ettirilecek hareket kayıtları geliştirme ihtimalini değerlendirmelerini;
v) Kültürün sosyal ve ekonomik öneminin çok daha iyi anlaşılması için kültürel işler ve cezai konulardan sorumlu kamu kuruluşları arasında sektörler arası etkin işbirliğini teşvik etmelerini;
vi) Kültürel mirasın yasa dışı ticaretine karşı savaşın öneminin altını çizmek ve herkesin dikkatini çekmek için bilinçlendirme kampanyaları düzenlemelerini;
vii) KEİ üye devletleri arasında, arkeolojik, tarihi ve etnografik miras ve sanat eserleri kapsamındaki kültürel varlıkların yasa dışı ticareti ile mücadelede işbirliğine dair Mütabakat Muhtırası müzakerelerini tamamlamalarını;
viii) Kültürel mirasın korunmasını, sürdürülebilir gelişmenin, kültürel çeşitliliğin ve modern yaratıcılığın ortak yardımcı hedeflerinde bir merkezi faktör olarak desteklemelerini;
ix) Üçüncü ülkelerle, özellikle doğal felaket durumunda ve çalınmış varlıkların geri getirilmesine dair prosedürlerde olmak üzere kültürel mirasın korunması ve uluslararası ticaretiyle mücadele adına özel işbirliği anlaşmalarını değerlendirmelerini;
x) Parçaların araştırılmalarının yanı sıra izlenebilirliklerini sağlamak için envanterin yasal statüsünü güçlendirmelerini;
xi) Kültürel varlıkların yasadışı ticaretinde uzmanlaşmış polislerin hırsızlığa karşı daha hazırlıklı olmaları adına seminerler, konferanslar düzenleyerek yerel polisin bilinçlenmesini sağlamalarını teşvik etmelerini;
xii) UNESCO gibi ilgili ortaklarla işbirliği de dahil olmak üzere, KEİ üye devletlerindeki kültürel varlıklara ilişkin suçlarla mücadelede ilgili kanun yetkilileri için düzenlenen periyodik eğitim kurslarını ve değişim programlarında bu konuya verilen önemi arttırmalarını;
xiii) Yasa dışı elde edilmiş, yasa dışı ithal edilmiş kültürel varlıklar ya da gizli kazılarla yasa dışı elde edilen kültürel varlıkların ulusal mevzuat gücü çerçevesinde kaynak ülkesine dönüşünü sağlamak için ilgili bilgi değişimini ile işbirliği yapmayı taahhüt etmelerini;
xiv) Hırsızlığın önlenmesi, yasa dışı kazılar ve kültürel varlığın yasadışı ithalatı ve ihracatı konularında personel değişim ve eğitimlerini güçlendirmelerini,
xv) Silahlı çatışma alanlarında bulunan kültürel mirasın tahribatının engellenmesi amacıyla, uluslararası kanunların kaidelerine ve özellikle “Silahlı Çatışma Halinde Kültürel Varlığın Korunması konulu Lahey Sözleşmesi”nin koşullarına dayalı adımların atılması.
xvi) Kültür alanında KEİ içerisindeki mevcut işbirliğini daha da güçlendirmelerini ve özellikle Avrupa Konseyi ve UNESCO olmak üzere ilgili uluslararası kuruluşların yanı sıra diğer bölgesel ve uluslararası organlar ve sivil toplum ağları ile kültürel işbirliği için birlikte çalışmalarını;
xvii) Gümrük kapılarındaki mevcut tedbirleri hayata geçirmelerini ve kaynak yerleri kesin olmayan veya şüpheli olan kültürel varlıkların ait olabileceği üye devletin yetkililerini, ilgili gümrük yetkilileri veya diğer yetkili makamlar vasıtasıyla uyarmalarını;
xviii) Ulusal ve bölgesel kalkınma politikası bağlamında, kültürel varlıkların yasa dışı ticaretini engelleme yollarıyla ilgili deneyim ve en iyi uygulamaların değişimini yapmalarını;
xix) Üye ülkelerde bilgi paylaşımı ağı yaratmayı ve danışmanlık merkezlerini teşvik etmelerini;
xx) Bütün uygun yollarla, kültürel varlığın yasadışı ithalat veya ihracatını teşvik edebilecek kültürel varlık mülkiyet değişimini engellemelerini;
xxi) Kültürel mirasın korunmasına, gençler ve sanatçıların hareketliliğinin teşvikine, en iyi uygulamaların araştırılmasına ve yukarıda belirtildiği şekilde ortak projelere sahip olmaya yönelik politikaların güçlendirilmesini amaçlayan kapsamlı bir bakanlıklar arası iletişim ağı kurmalarını;
xxii) KEİ Çalışma Grubunun bu KEİ Eylem Planı ruhu içerisinde kültürü popülerleştirme amaçlı etkinlik ve girişimler de dahil olmak üzere (örneğin, kültürel miras günlerinin organizasyonu ve kültürel ödül, okul yarışmaları ve sanat kampları oluşturmak), sivil toplum ile işbirliği içerisindeki etkinlikleri teşvik etmelerini;
xxiii) Kültürel mirasın parçalarının ticareti alanında kamu yetkililerinin ve güvenlik güçlerinin verimini artırma ve yolsuzlukla mücadele için tedbirler almalarını;
xxiv) Kültürel mirasın parçalarının, içeriklerin yükünü taşıyan sahipleri için dolaylı yoldan teşvik tedbirleri getirmek. Bu teşvikler vergi indirimi, kira indirimi, anıtların restorasyonu için ödenek vb… olabilir;
xxv) Kültür ve tarih abidelerinin yok edilmesi tehlikesiyle etkili şekilde mücadele etmek için, restorasyon faaliyetleri alanında KEİ ülkelerinin en iyi uygulamalarının kullanılması ve incelenmesi için etkili bir uluslararası sistem kurmayı hedefleyen bir takım tedbirleri ayrıntılı olarak hazırlamalarını;
xxvi) Özellikle öncelikleri atamanın ve ortak strateji ve programlar geliştirmenin yanı sıra diğer bölgesel ve uluslararası kuruluşlar ile, kültürel miras parçalarının yasadışı ticareti ile mücadele alanında da dahil olmak üzere, kültürel işbirliği alanındaki sivil toplum ağları ile partnerlik ilişkileri vasıtasıyla KEİ ülkelerinin kültür alanındaki işbirliğini daha da geliştirmelerini; tavsiye etmektedir.
xxvii) KEİPA Kültür, Eğitim ve Sosyal İşler Komisyonu ile KEİ Kültür Çalışma Grubu’nun arasındaki işbirliğinin yanı sıra KEİ İlgili Organlarının arasındaki işbirliğini, gerekli tavsiyelerin uygulanması bakış açısıyla geliştirmelerini;
7. KEİPA, KEİ Dışişleri Bakanları Konseyi’ni bu Tavsiye Kararını değerlendirmeye davet etmektedir

Rehin Alma Olaylarına Karşı Uluslararası Sözleşme

0

Rehin Alma Olaylarına Karşı Uluslararası Sözleşme, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 17 Aralık 1979’da 34/146 sayılı kararla kabul edilmiştir. Uluslararası terörizmin önlenmesinde önemli bir adım olarak kabul edilmektedir. (International Convention Against the Taking of Hostages)

Sözleşme, BM’nin himayesinde tüm devletlerin imzasına açıktır. 1980 yılı sonuna kadar 39 devlet tarafından imzalanmış ve 22 devlet tarafından onaylandıktan sonra 3 Haziran 1983’te yürürlüğe girmiştir. 2016 yılı itibarıyla sözleşmenin 176 taraf devleti bulunmaktadır.

1970’li yıllarda rehin alma olaylarının artması, Rehineler Sözleşmesi’nin hazırlanmasında etkili olmuştur. Sözleşme, rehin alma suçunun insan haklarını ve uluslararası barışı tehdit ettiğini dikkate alarak, mağdurların korunması ve suçluların adalet önüne çıkarılması için ülkeler arası iş birliğinin güçlendirilmesini hedeflemiştir. Devletler, rehine alan kişileri kovuşturmak veya teslim etmek yükümlülüğü altındadır. Suçluların iadesi prosedüründe sözleşme hükümlerine uygun hareket edilecektir.

Rehin Alma’nın Tanımı

Bir devleti, uluslararası örgütü, gerçek veya tüzel kişiyi bir şey yapmaya, bir şeyi yapmaktan kaçınmaya zorlamak için açıkça veya üstü kapalı olarak rehin alınan bir kişinin salıverilmesi şartına bağlamak “rehin alma” suçunu oluşturur.

Türkiye’nin Tutumu

Türkiye, terörizmle mücadelede uluslararası iş birliği çağrısında bulunan ülkeler arasında yer almıştır. Terörizmin küresel bir tehdit haline gelmesi, iş birliği çabalarını hızlandırmış ve sözleşmenin hazırlanmasında katkı sağlamıştır. Rehine Alınmasına Karşı Uluslararası Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun, 21 Nisan 1988 tarihinde kabul edilmiş, 29 Nisan 1988’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Ancak Türkiye, sözleşmenin hakemlik ve zorunlu yargıya ilişkin hükümlerine çekince koymuştur.

Sözleşmenin Amaçları

Sözleşme, rehine alma suçunun uluslararası bir sorun olduğunu vurgulamış ve bu eylemlerin; tanımlanması, cezalandırılması, önlenmesi ve uluslararası iş birliği ile ele alınması için taraf devletlere yükümlülükler getirmiştir. Sözleşme imzacısı devletler, devletlerin rehin alma eylemini yasaklamış ve cezalandırmayı taahhüt etmiştir. 

Sözleşmenin Arka Planı: Almanya’nın Girişimleri ve Müzakereler

Almanya, Nisan 1975’te İsveç’in Stockholm kentindeki Alman Büyükelçiliği’nde yaşanan rehine krizinin ardından, sorunu Birleşmiş Milletler gündemine getirmiştir. Rehine alma karşıtı bir antlaşmanın oluşturulması, 1976 yılında Federal Almanya Cumhuriyeti tarafından başlatılan bir projedir. Rehin alma olaylarının insanlık dışı olduğu vurgulanmış ve bu suçun İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme‘yi ihlal ettiği belirtilmiştir. Silahlı çatışma halleri dışında rehin alma suçunu cezalandıran ve devletlere yükümlülük getiren uluslararası bir düzenleme bulunmadığı için, Almanya’nın önerisi desteklenerek gündeme alınmış ve Ad Hoc Komite’ye sevk edilmiştir

Müzakereler devam ederken, uluslararası alanda rehine alma olayları da sürmüştür. Bunlardan bazıları:

  • 1976’da Entebbe Havaalanı’ndaki uçak kaçırma olayı,
  • 1977’de Somali’ye giden bir Alman uçağının kaçırılması,
  • 1979’da Tahran’daki ABD Büyükelçiliğinin işgali.

Bu olaylar, sözleşmeye olan ihtiyacı daha da güçlendirmiştir. 1977-1979 yıllarında Rehine Almalara Karşı Uluslararası Sözleşme Taslağı Hazırlama Geçici Komitesi tarafından yapılan çalışmalar sonucunda nihayet Rehineler Sözleşmesi hazırlanmıştır.

‘REHİNE ALINMASINA KARŞI ULUSLARARASI SÖZLEŞME

Bu Sözleşmeye Taraf olan Devletler,

Birleşmiş Milletler Beyannamesinin, uluslararası ‘barış ve güvenliğinin idamesine ve devletler arasında dostane ilişkiler ve işbirliğinin desteklenmesine dair, prensip ve amaçlarını hatırda tutarak,

İnsan Halkları Evrensel Beyannamesinde ve Medenî ve Politik Halklar Uluslararası Sözleşmesinde öngörüldüğü üzere, herkesin özellikle yaşama, hürriyet ve kişi güvenliği haklarına sahip bulunduğunu kabul ederek,

Genel Asamblenin diğer ilgili kararlarında olduğu gibi, Birleşmiş Milletler Beyannamesine uygun olarak, Devletler arasında dostane ilişkileri ce işbirliğini ilgilendiren Devletler Hukuku Prensipleri Hakkındaki Deklarasyon ve Birleşmiş Milletler Beyannamesinde zikredildiği üzere, halikların eşitliği ve self – determinasyon hakları, kuralını yeniden teyit ederek,

Rehine almanın uluslararası toplumu ciddî şekilde ilgilendiren bir suç olduğunu ve bu Sözleşme hükümlerine uygun olarak rehine allıma suçunu işleyen herkesin ya kovuşturulacağım ya da iade edileceğini düşünerek,

Uluslararası terörizmin tezahürleri olarak tüm rehine alma fiillerinin önlenmesi, kovuşturulması ve cezalandırılması için etkin tedbirlerin hazırlanması ve kabul edilmesinde, Devletler arasında uluslararası işbirliğinin geliştirilmesinin acil olarak gerekli bulunduğuna kani olarak,

MADDE 1

1. Bir başka şahıs (bundan sonra «rehine» olarak atıf yapılacaktır), bir üçüncü tarafı, yani bir Devleti, uluslararası bir kuruluşu, bir hakikî veya hükmî şahsı veya bir kişi grubunu; rehinenin serbest bırakılmasının kesin veya dolaylı bir sarftı olarak, herhangi bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlamak için cebren tutan veya hapseden ve ‘öldürmek ,yaralamak veya hapsetmeye devam etmekle tehdit eden herhangi bir şahıs, bu Sözleşmeye göre «rehine alma» suçunu işlemişidir.

2. a) Rehine  alma fiilini işlemeye teşebbüs eden veya,
b) Rehine alma fiilini işleyen veya buna teşebbüs eden kişiye, suç ortaklığı yapan şahıslar bu Sözleşmenin amaçları bakımından keza suç işlemiş addedilir.

MADDE  2

Taraf Devletler, 1 inci maddede belirtilen suçları, bu suçların ciddî niteliğini dikkate alan uygun müeyyidelerle cezalandıracaklardır.

MADDE : 3 

1.Taraf Devletlerden birinde rehine alınma olayı vuku bulduğu hallerde bu taraf devlet, rehinenin durumunu kolaylaştırmak, özellikle serbest bırakılmasını sağlamak ve serbest bırakılmasından sonra gerekiyorsa bu ülkeden ayrılmasını kolaylaştırmak için uygun göreceği tüm tedbirleri alacaktır.

2. Rehine alma suçu işleyen tarafından bu fiil sırasında ele geçirilen herhangi bir eşyaya, taraf Devletçe el konulduğu takdirde, bu Devlet mümkün olduğu anda bu eşyayı (rehineye veya olayın durumuna (göre 1 inci maddede belirtilen üçüncü tarafa veya bunların münasip yetkili makamlarına iade edecektir.

MADDE 4

Taraf Devletler 1 inci maddede belirtilen suçların önlenmesinde, özellikle;

a) Ülkelerinde rehine alma eylemlerinin işlenmesinde, cesaret veren, kışkırtan, düzenleyen veya dahil olan kişilerin, grupların ve teşekküllerin kanun dışı faaliyetlerinin yasaklanması dahil olmak üzere, bu suçların ülkeleri içinde veya dışında işlenmesi amacıyla kendi ülkelerinde hazırlık yapılmasını önlemek için pratik tüm tedbirleri alarak,

b) Bu suçların işlenmesini önlemek için bilgi teatisinde bulunarak ve uygun görülecek idarî ve diğer tedbirlerin alınmasında ‘koordinasyon sağlayarak,

İşbirliği yapacaklardır.

MADDE 5

1. Her taraf Devlet, 1 inci maddede belirtilen suçlardan herhangi birisinin;

a) Kendi ülkesinde veya bu Devlette kayıtlı bir gemi veya uçakta;
b) Kendi uyruklularından herhangi (birisi veya bu Devletin uygun bulması halinde, ülkesinde mutad ikametgâhı bulunan vatansız kişiler tarafından;
c) Bu Devleti herhangi bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlamak için; veya,
d) Bu Devletin uygun görmesi kaydıyla kendi uyruğu olan bir rehine İle ilgili olarak,

İşlenmesi halinde, bu suçlara kendi yargı yetkisini tesis etmek için gerekli olabilecek tedbirleri alacaktır.

2. Her Taraf Devlet, 1 inci maddede (belirtilen suçları işlediği iddia olunan sanığın, kendi ülkesinde bulunması ve onu, bu maddenin 1 inci paragrafında zikredilen devletlerden (herhangi birisine iade etmemesi hainde 1 inci maddede belirtilen suçlar üzerinde kendi yargı yetkisini tesis etmek için lüzumlu görülebilecek tedbirleri de aynı şekilde alacaktır.

3. Bu Sözleşme, iç hukuka uygun olarak yerine getirilen ceza yargısını bertaraf etmez.

MADDE 6

1. Ülkesinde suç işlediği iddia olunan sanığın bulunduğu herhangi bir Taraf Devlet, şartların o şekilde gerektirdiği kanısında ise, kendi kanunlarına uygun olarak sanığı nezarete koyacak veya herhangi bir ceza veya iade kovuşturmasının başlatılmasına imkân verecek bir zaman süresince o ülkede bulunmasını sağlamak için ‘başka tedbirleri alacaktır. Bu Taraf Devlet, olaylar hakkında derhal bir ön soruşturma yapacaktır.

2. Bu maddenin 1 inci paragrafında atıf yapılan nezarete alma ve öteki tedbirler gecikilmeden doğrudan veya Birleşmiş Miletler Genel Sekreteri vasıtasıyla,

a) Suçun işlendiği Devlete; ,
b) Aleyhine zorlama yapılan veya buna teşebbüs edilen devlete;
c) Aleyhine zorlama yapılan veya buna teşebbüs edilen gerçek veya tüzelkişinin uyrukluğunu taşıdığı devlete;
d) Rehinenin, uyrukluğunda bulunduğu veya ülkesinde mutad ikametinin bulunduğu Devlete;
e) Suçu işlediği iddia olunan sanığın uyrukluğunda olduğu veya sanık vatansız kişi ise, mutad ikametgâhının bulunduğu Devlete;
f)’ Aleyhine zorlama yapılan veya buna teşebbüs edilen Hükümetlerarası Uluslararası kuruluşa;
g) İlgili diğer tüm Devletlere;

bildirecektir.

3. Hakkında bu maddenin 1 inci paragrafında atıf yapılan tedbirler alman her şahıs;

a) Gecikmeksizin uyrukluğunda olduğu veya bir başka sebeple kendisi ile haberleşmeye yetkili devletin en yakın münasip temsilci ile veya vatansız kişi ise, mutad ikametgâhının bulunduğu Devlet ile haberleşme;
b) Bu Devletin bir temsilcisi tarafından ziyaret edilme;

Hakkına haiz olacaktır.

4. Bu maddenin 3 üncü paragrafında atıf yapılan haklar rehin alma suçu işlediği iddia edilen sanığın ülkesinde bulunduğu Devletin kanun ve kurallarına uygun olarak kullanılacaktır. Bununla birlikte anılan kanun ve kurallar, bu maddenin! 3 üncü paragrafında düzenlenen hakların amacına geçerlilik sağlayacak şekilde (olmalıdır.

5. Bu maddenin 3 ve 4 üncü paragrafları hükümleri, herhangi bir taraf Devletin, 5 inci maddenin 1 (b) paragrafına uygun olarak yangı yetkisini öne sürmesine ve Kızılhaç Uluslararası Komitesini sanık ile haberleşmeye ve onu ziyarete davet etme hakkına halel getirmeyecektir.

6. Bu maddenin 1 inci paragrafında öngörülen hazırlık soruşturmasını yapan Devlet vardığı sonuçlara dair raporunu derhal bu maddenin 2nci paragrafında atıf yapılan devletlere veya teşekküllere bildirecek Ve yangı yetkisini kollanıp, kullanmayacağını belirtecektir.

MADDE 7

Taraf olan Devletin rehine alma suçu işlediği iddia edilen sanık hakkında kovuşturma yapması halinde, kemdi kanunlarıma uygun olarak, kovuşturma sonucunu, ilgili devletler ve alakalı Uluslararası Hükümetlerarası kuruluşlara intikal ettirecek olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildireceklerdir.

MADDE 8

1. Rehine alma suçunu işlediği iddia edilen sanığın ülkesinde bulunduğu Taraf Devlet, bu kişiyi iade etmediği takdirde, hiçbir istisnaya) tabi olmadan ve suçun, ülkesinde işlenip işlenmediğine bakmadan, olayı o Devlet kanunlarına uygun olarak kovuşturma yapılmak üzere yetkili mercilere intikale ettirmekle yükümlü olacaktır.

Bu yetkili merciler, o devlet kanunlarına göre ciddî nitelikte herhangi bir olağan suçla ilgili davada olduğu gibi, aynı şekilde karar alacaktır.

2. 1 indi maddede belirtilen suçlardan herhangi birisi ile ilgili alarak, hakkında kovuşturmaya tevessül edilen herhangi bir şahsa, kovuşturmanın bütün aşamalarında, o ülke kanunlarının bahşettiği tüm haklar ve teminatlardan yararlanma dahil olmak üzere, adilane muamele yapılması garanti edilecektir.

İMADDE! 9

Bu Sözleşmeye uygun olarak suç işlediği iddia edilen sanığın iade talebi, talepte bulunulan Devletin aşağıdaki önemli nedenlerin bulunduğuna ikna olması halinde yerime getirilmeyecektir.

a) 1 inci maddede belirtilen suç için iade talebinin, bir şahsın ırkı, dini, milliyeti, etnik menşei, veya siyasî görüşü sebebiyle kovuşturulması için yapılmış olması;
veya;
b) İadesi talep olunan kişinin durumundun;

i) Bu paragrafın (a) alt paragrafındaki herhangi bir sebeple, veya
ii) Sanığı korumakla yükümlü ülkenin yetkili makamlarının kendisiyle irtibat kurma imkânı olmaması hali,

2 Bu Sözleşmede tanımlanan suçlarla ilgili olarak, Taraf Devletler arasında yürürlükte olan iade sözleşmeleri ve anlaşmaları, bu Sözleşme ile uyumlu olmadığı nispette taraflar arasında tadıl edilir.

MADDE 10

1. 1inci maddede belirtilen suçlar, Taraf Devletler arasında mevcut herhangi bir iade sözleşmesinde, iadesi mümkün suçlar arasına girmiş sayılacaktır. Taraf Devletler bu suçları, aralarında yapılacak her iade sözleşmesinde iadesi mümkün suçlar arasına dahil etmeyi üstlenmişleridir.

2. İadeyi bur sözleşmenin mevcudiyeti şaftına ‘bağlayan bir Taraf Devlet, aralarında iade sözleşmesi bulunmayan diğer bir Taraf Devletten iade talebi aldığı takdirde, iade talep edilen Devlet 1nci maddede belirtilen suçlarla ilgili olarak, bu Sözleşmeyi ‘kendi tercihine göre hukukî bir mesnet olarak düşünebilir. İade işlemi, talep edilen Devlet kanunu tarafımdan öngörülen diğer şartlara tabi tutulacaktır.

3. İadeyi bir sözleşmenin mevcudiyetine bağlı tutmayan Taraf Devletler; 1 inci maddede belirtileri suçları, talep edilen Devletin kanununda öngörülen şartlara bağlı olarak, iadesi mümkün suçlar olarak tanıyacaklardır.

4. 1 inci maddede belirtilen suçlar, Taraf Devletler arasında iade maksadıyla, sadece vuku buldukları yerde işlenmiş sayılmayacak fakat aynı zamanda 5 inci maddenin 1 inci paragrafına uygun olarak kendi yargı yetkilerini tesis etmeleri gerekli olan devletlerin ülkesinde işlenmiş sayılacaktır.

MADDE 11

1 inci maddede belirtilen suçlarla ilgili ceza kovuşturmaları dolayısıyla Taraf Devletler, kovuşturmalar ‘için gerekli ellerinde mevcut tüm delillerim temini dahil olmak üzere ‘birbirlerine en geniş ölçüde yardım sağlayacaklardır.

2. Bu maddemin 1 inci paragrafı hükümleri başka herhangi bir Sözleşmede yer alan karşılıklı adli yardımı ilgilendiren yükümlülükleri etkilemeyecektir.

MADDE 12

Harp mağdurlarının korunması hakkında 1949 Cenevre .Sözleşmelerini veya bu sözleşmelere Ek Protokollerin muayyen bir rehine alma olayına uygulanabildiği durumlarda, Taraf Devletler bu sözleşmelerle, rehine alanı kovuşturmak veya teslim etmek yükümlülüğü altında bulundukları sürece, işbu Sözleşme, Birleşmiş Milletler Beyannamesine uygun olarak Devletler arasında dostane ilişkiler ve işbirliğini ilgilendiren Devletler Hukuku Prensipleri Hakkındaki Deklarasyon ve Birleşmiş Milletler Beyannamesinde ifadesini bulan self determinasyon haklarını kullanmada koloni hâkimiyetine ve yabancı işgaline ve ırkçı rejimlere karşı halkların savaşmasında 1977 tarihli 1 numaralı Ek Protokolün 1 inci maddesinin 4 üncü paragrafında zikredilen silahlı çatışmalar dahil olmak üzere, 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve bunlara bağlı Protokollerde tanımlanan silahlı çatışmalar sırasında işlenen bir rehine alma olayına uygulanmayacaktır.

MADDE 13

Bu Sözleşme, suçun tek bir devlette işlenmesi, rehinenin ve suçu işlediği iddia olunan sanığın ,bu Devletin uyruklusu olması ve suçu işlediği iddia olunan sanığın da bu Devlet ülkesinde bulunmaması halinde uygulanmayacaktır.

MADDE 14

Bu Sözleşmedeki hiçbir hüküm, Birleşmiş Milletler Beyannamesine ters düşecek biçimde bir ,Devletin ülke bütünlüğünü ve siyasî bağımsızlığınım ihlal edilmesini haklı kılacak şekilde yorumlanmayacaktır.

MADDE 15

Bu Sözleşme hükümleri, Sözleşmenin kabul: edildiği tarihte yürürlükte olan iltica anlaşmalarının uygulanmasını, bu anlaşmalarla taraf olan devletler yönünden etkilemeyecektir; ancak bir Taraf Devlet, iltica arılaşmalarına ‘taraf olmayan bu Sözleşmeye #araf ‘bir diğer Devletle ilgili olarak iltica anlaşmalarına başvurmayabilir.

MADDE 16

1. Bu Sözleşmenin uygulanması ve yorumlanmasıyla ilgili olarak iki veya daha ziyade Taraf Devlet arasında müzakere ile halledilemeyen herhangi bir ihtilaf, bunlardan birisinin istemi üzerime hakeme havale edilecektir. Hakem için istemin yapıldığı tarihten itibaren altı ay içinde Taraflar hakemin teşkili hususunda anlaşmaya varamazlarsa bu taraflardan herhangi bir ihtilafı mahkeme statüsüne uygun (bir talep ile Milletlerarası Adalet Divanına intikal ettirebilir.

2. Her Devlet bu Sözleşmenin imzalama veya onaylama .zamanında veya katılma sırasında bu maddenin 1inci paragrafı ile bağlı olmadığını beyan edebilir. Diğer Taraf Devletler, böyle bir rezervasyonda bulunmuş herhangi bir Taraf Devletle ilgili olarak bu maddemin 1 inci paragrafı ile bağlı olmayacaklardır.

3. Bu maddenin 2nci paragrafına uygun olarak rezerv koyan herhangi bir Taraf Devlet Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yapılacak bildiri ile bu rezervi herhangi bir zamanda geni alabilir.

MADDE 17

1. Bu Sözleşme, New York’ta Birleşmiş Milletler Merkezinde 31 Aralık 1980 tarihine kadar tüm devletlerin imzasına açıktır.

2. Bu Sözleşme, onaylamaya tabidir. Onaylama belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi olunacaktır.

3. Bu Sözleşme, herhangi bir Devletin katılmasına açıktır. Katılma belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi olunacaktır.

MADDE 18

1. Bu Sözleşme, yirmilikti onaylama Veya kaltıtoıa belgesinin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine /tevdu edildiği tarihli tafâlbeden otuzuncu |gün yürürlüğe girecektir.

2. Yirminci onaylama veya katılma belgesinin tevdiinden sonra Sözleşmeyi onaylayan veya katılan her Devlet için, Sözleşme böyle, bir onaylama veya katılma belgesinin tevdii tarihini takip eden otuzuncu günü yürürlüğe girecektir.

MADDE 19

1. Herhangi bir Taraf Devlet, Birleşmiş Milletler Geneli Sekreterine hitaben yapacağı yazılı bildirim ile bu Sözleşmenin feshini ihbar edebilir.

2. Böyle bir feshi ihbar, bildirimin Birleşmiş Milletler Genel Sekreter tarafından alındığı günü takip eden bir yıl içinde yürürlüğe girecektir.

MADDE 20

Bu Sözleşmenin Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca aynı şekilde geçerli orijinal metinleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi edilecektir.

BM Rehine Alınmasına Karşı Uluslararası Sözleşmeye Türkiye’nin Koyacağı İhtirazı Kayıt Metni

Türk Hükümeti, Rehine Alınmasına Karışı Uluslararası Sözleşmeye karıtılırken sözleşmenin 16ncı maddesinin 2nci paragrafı muvacehesinde, bu maddenin 1inci paragrafı hükümleriyle kendini bağlı saymayacağını beyan eder.

Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası

0
Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası

Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası

Azerbaycan Halkı, asırlık devlet geleneklerini devam ettirerek, “Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı hakkında” Anayasa Aktında yansıyan prensipleri esas alarak, bütün toplumun ve herkesin refahının sağlanmasını arzulayarak, adaletin, özgürlüğün ve güvenliğin tesisi yapılmasını isteyerek, geçmiş, şimdiki ve gelecek nesiller karşısında Devletin haklarını kullanarak, sorumluluğunu kabul etmek, aşağıdaki niyetleri ciddiye alır:
  – Azerbaycan devletinin bağımsızlığını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak;
  – Anayasa’da demokratik yapıyı sağlamak;
  – Sivil toplumun kurulmasını sağlamak;
  – İnsanların iradesinin bir ifadesi olarak hukukun üstünlüğünü sağlayan yasal, laik bir devlet kurmak;
  – Adil ekonomik ve sosyal kurallara uygun olarak iyi bir yaşam standardı sağlamak;
  – Evrensel değerlere sadık kalarak bütün dünya halkları ile dostluk, barış ve huzur içinde yaşamak ve bu amaçla karşılıklı faaliyette bulunmak.
Bu Anayasa, ülke çapında oylama – referandum, yukarıda sözü edilen yüksek umutlarla kabul edildi.
İlk bölüm. Genel Hükümler
1. Bölüm İnsanların gücü
Madde 1. İktidarın Kaynağı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki tek devlet gücü kaynağı Azerbaycan halkıdır.
II. Azerbaycan halkı, Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında ve dışında yaşayan, Azerbaycan Devleti ve kanunlarına ta­­bi olan, Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlarından ibarettir. Bu konuda, uluslararası hukukla belirtilmiş normlar saklıdır.
Madde 2. Halkın egemenliği
I. Azerbaycan halkının özgür ve bağımsız kendi kaderini tayin haklarını çözmek ve kendi hükümet biçimlerini belirlemek için egemenlik hakkıdır.
II. Azerbaycan halkı, egemenlik hakkını doğrudan ulusal çaptaki oylama – referandum yoluyla ve serbest, gizli ve kişisel oylamaya dayalı temsilciler aracılığıyla evrensel, eşit ve doğrudan oy hakkı temelinde kullanır.
Madde 3
Ulusal Referandum – Referandumla Çözülen Konular
I. Azerbaycan halkı, hak ve çıkarlarıyla ilgili her konuyu bir referandumla çözebilir.
II. Aşağıdaki konular sadece referandumla çözülebilir:
1) Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının kabul edilmesi ve değiştirilmesi;
2) Azerbaycan Cumhuriyeti devlet sınırlarının değiştirilmesi.
III. Aşağıdaki konularda bir referandum yapılamaz:
1) vergiler ve devlet bütçesi;
2) af ve af;
3) seçim, tayin veya onayın gerçekleştirildiği yasal ve / veya icra makamlarının yetkisinde olan görevlilerin seçimi, atanması veya onaylanması.
Madde 4
İnsanları temsil etme hakkı
Hiç kimse, halkı temsil etme, halk adına konuşma ve halkın seçtiği yetkili temsilciler hariç, halk adına halkı temyiz etme hakkına sahip değildir.
Madde 5
İnsanların Birliği
I. Azerbaycan halkı birleşiktir.
II. Azerbaycan halkının birliği, Azerbaycan devletinin temelidir. Azerbaycan Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin tüm vatandaşları için ortak ve bölünmez bir anavatandır.
Madde 6. Hükümet kuralının kabul edilmemesi.
I. Azerbaycan halkının, sosyal grubunun, örgütünün ya da herhangi bir kimsenin hiçbir kısmı iktidarı ele geçirme gücünü ele geçiremez.
II. İktidarın ustalaşması, insanlara karşı en ciddi suçtur.
2. Bölüm Devletin temelleri
Madde 7. Azeri Devleti
I. Azerbaycan devleti demokratik, hukuki, laik, üniter bir cumhuriyettir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde devlet iktidarı, sadece Azerbaycan Cumhuriyeti’nin içtihadıyla ve sadece Azerbaycan Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmalarla ilgili olarak dış ilişkilerle sınırlandırılmıştır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki devlet gücü, güçlerin ayrılığı ilkesi temelinde düzenlenmiştir:
· Yasama yetkisi Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından kullanılır;
 yürütme yetkisi Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına aittir;
 Yargı yetkisi Azerbaycan Cumhuriyeti mahkemeleri tarafından uygulanır.
IV. Bu Anayasa’nın hükümleri uyarınca, yasama organı, yürütme ve yargı bağımsız olarak ve yetkilerinin sınırları dahilinde çalışır.
Madde 8
Azeri Devleti Başkanı
I. Azerbaycan devletinin başı Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’dır. Ülke içinde ve dışında Azerbaycan devletini temsil eder.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Azerbaycan halkının birliğini somutlaştırır ve Azerbaycan devletinin egemenliğini sağlar.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Azerbaycan devletinin bağımsızlığının, toprak bütünlüğünün ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmalara uyumun garantörüdür.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı yargı yetkisinin bağımsızlığının garantörüdür.
Madde 9 Silahlı Kuvvetler
I. Azerbaycan Cumhuriyeti, güvenlik ve korumasını sağlamak için Silahlı Kuvvetler kuracaktır. Silahlı Kuvvetler, Azerbaycan Ordusu ve diğer silahlı birliklerden oluşmaktadır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti, savaşı diğer devletlerin bağımsızlığı ve uluslararası anlaşmazlıkların çözümü için bir araç olarak kasıtlı bir girişim aracı olarak reddetmektedir.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri Başkomutanıdır.
Madde 10. Uluslararası İlişkiler İlkeleri
Azerbaycan Cumhuriyeti, uluslararası hukukun genel kabul görmüş normlarına dayanarak diğer devletlerle ilişki kurar.
Madde 11. Bölge
I. Azerbaycan Cumhuriyeti toprakları üniter, bölünmez ve bölünmezdir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin iç suları, Azerbaycan Cumhuriyeti’ne ait Hazar Denizi (göl), Azerbaycan Cumhuriyeti’ne yayılan hava sahası, Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçasıdır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti toprakları yabancılaştırılamaz. Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının hiçbir bölümünü hiçbir şekilde vermez; Sadece Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin kararı ile Azerbaycan sınırları içinde halkın referandumu düzenlenmesiyle Azerbaycan halkının iradesi ile devlet sınırları değiştirilebilir.
Madde 12. Devletin Amacı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları için insan ve vatandaş hak ve özgürlüklerini ve insana yakışır yaşam standartlarını sağlamak devletin yüce bir hedefidir.
II. Bu Anayasada listelenen insani ve medeni hak ve özgürlükler, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmalara uygun olarak uygulanır.
Madde 13. Mülkiyet
I. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde mülkiyet, devlet tarafından dokunulmaz ve korunmaktadır.
II. Mülkiyet, devlet mülkiyeti, özel mülk ve belediye mülkü olabilir.
III. Mülkiyet, insan ve sivil hak ve özgürlüklere, toplumun çıkarlarına ve devlete, bireyin haysiyetine karşı kullanılamaz.
Madde 14. Doğal kaynaklar
Doğal kaynaklar, herhangi bir gerçek veya tüzel kişinin hak ve menfaatlerine halel getirmeksizin Azerbaycan Cumhuriyeti’ne aittir.
Madde 15. Ekonomik Kalkınma ve Devlet
I. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde ekonominin gelişimi, farklı mülk türlerine dayanan halkın refahına hizmet etmektedir.
II. Azerbaycan devleti, piyasa ilişkilerine dayanan, sosyal girişimci bir ekonominin gelişimini teşvik eder, serbest girişimciliği sağlar ve ekonomik ilişkilerde tekel ve haksız rekabete izin vermez.
Madde 16. Sosyal Kalkınma ve Devlet
I. Azerbaycan devleti, halkın ve her vatandaşın refahını, sosyal korumasını ve insana yakışır yaşam standartlarını önemser.
II. Azerbaycan devleti, kültür, eğitim, sağlık, bilim ve sanatın gelişimini teşvik etmekte, ülkenin doğasını, halkının tarihini, maddi ve manevi mirasını korumaktadır.
Madde 17. Aile, çocuk ve devlet
I. Toplumun ana odağı olarak aile, devletin özel koruması altındadır.
II. Çocukların bakımı ve bakımı için ebeveynlerin görevidir. Devlet bu borcun yerine getirilmesini kontrol eder.
III. Ebeveyn bakımından yoksun, ebeveynleri veya velileri olmayan çocuklar devlet bakımı altındadır.
IV. Çocukları hayatlarını, sağlıklarını ya da ahlaklarını tehlikeye atabilecek faaliyetlere dahil etmek yasaktır.
V. 15 yaşın altındaki çocuklar çalıştırılamaz.
VI. Devlet çocuk haklarının uygulanmasını kontrol eder.
Madde 18. Din ve devlet
I. Azerbaycan Cumhuriyetinde din devletten ayrıdır. Tüm dini inançlar yasa önünde eşittir.
II. İnsan haysiyetini ihlal eden ya da hümanizm ilkelerini ihlal eden dinlerin (dini hareketlerin) yayılması ve yayılması yasaktır.
III. Devlet eğitim sistemi laiktir.
Madde 19. Para birimi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin para birimi manattır.
II. Menkul kıymetleri ihraç ve çekilme hakkı sadece Merkez Bankası için geçerlidir. Azerbaycan Cumhuriyeti Merkez Bankası devletin münhasır mülküdür.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti sınırları içerisinde başka para birimlerinin ödeme aracı olarak kullanılması yasaktır.
Madde 20. Devlet Borcuna İlişkin Kısıtlamalar
Azerbaycan devleti aleyhine isyan veya darbeye destek vermek amacıyla alınan borçlar, Azerbaycan Cumhuriyeti tarafından kabul edilemez veya ödenemez.
Madde 21. Devlet dili
I. Azerbaycan Cumhuriyeti devlet dili Azerbaycan dilidir. Azerbaycan Cumhuriyeti, Azerbaycan dilinin gelişimini sağlar.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti, nüfusun konuştuğu diğer dillerin özgür işleyişini ve gelişmesini sağlar.
Madde 22. Sermaye
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin başkenti Bakü’dir.
Madde 23. Azeri devletinin sembolleri
Azerbaycan Cumhuriyetinin devlet sembolleri Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet bayrağı, Azerbaycan Cumhuriyetinin Devlet arması ve Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Marşı.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Bayrakları eşit genişlikte üç yatay çizgiden oluşmaktadır. Üst şerit mavidir, orta çizgili kırmızı ve alt şerit yeşildir ve kırmızı şeridin ortasında bayrakın her iki tarafında beyaz bir hilal ve sekiz köşeli bir yıldız vardır. Bayrağın uzunluğu en fazla 1: 2’dir.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Bayrağı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Amblemi’nin tanımı, Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Marşı’nın müziği ve metni Anayasa Yasası ile belirlenir.
Ikinci bölüm. Temel haklar, özgürlükler ve yükümlülükler
Bölüm 3. Temel insani ve sivil hak ve özgürlükler
Madde 24. İnsan ve Sivil Hak ve Özgürlüklerin Temel İlkeleri
I. İnsanlık onuru korunur ve saygı görür.
II. Herkesin doğumdan bağışıklık, bölünmez ve devredilemez hakları ve özgürlükleri vardır.
III. Haklar ve özgürlükler aynı zamanda herkesin topluma ve diğerlerine karşı sorumluluklarını ve sorumluluklarını da kapsar. Hakların kötüye kullanılması yasaktır.
Madde 25. Eşitlik hakkı
I. Herkes yasa ve mahkemeden önce eşittir.
II. Erkekler ve kadınlar aynı haklara ve özgürlüklere sahiptir.
III. Devlet ırkından, etnik köken, din, dil, cinsiyet, köken, mülkiyet, görevine, görüşüne, siyasi parti, sendika ve diğer sosyal birliklere üyeliğine bakılmaksızın herkesin hak ve özgürlüklerinin eşitliğini güvence altına alır. İnsan, sivil hak ve özgürlüklerin ırk, etnik köken, din, dil, cinsiyet, köken, mahkumiyet, siyasi ya da sosyal aidiyet temelinde kısıtlanması yasaktır.
IV. Bu maddenin III. Kısmında belirtilen gerekçelere kimsenin ihlaline maruz bırakılamaz, imtiyaz ya da imtiyaz verilmez, ayrıca herhangi bir imtiyaz ya da imtiyazdan feragat edilemez.
V. Kamu yetkilileri ve devlet yetkililerinin yetki ve sorumlulukları ile ilişkilerinde herkesin eşit hakları.
VI. Sınırlı sağlık kabiliyetine sahip olanlar, sınırlı kapasiteleri nedeniyle elde edilmesi zor olan haklar ve yükümlülükler dışında, Anayasa’nın tüm hak ve yükümlülüklerinden yararlanırlar.
Madde 26. İnsan ve Sivil Hak ve Özgürlüklerin Korunması
I. Herkes, kendi hak ve özgürlüklerini, yasalarca yasaklanmayan yöntem ve yöntemlerle koruma hakkına sahiptir.
II. Devlet herkesin hak ve özgürlüklerini garanti eder.
Madde 27. Yaşam hakkı
I. Herkesin yaşam hakkı vardır.
II. Devlete silahlı saldırı zamanı düşman askerlerinin öldürülmesi, mahkemenin kesin hükmüne göre ölüm cezasının uygulanması ve kanunla belirlenen digir sürece her kişinin yaşama hakkı dokunulmazdır.
III. İstisnai ceza tedbiri olan ölüm cezası, tam kaldırılıncaya kadar, yalnız devlete, insan hayatına ve sağlığına karşı işlenmiş en ağır suçlara göre kanunla belirlenebilir.
IV. Kanunla öngörülen meşru müdafaa, zaruret, suçlunun yakalanması ve tutuklanması, hapiste olanın hapis yerinden kaçmasının önlenmesi, devlete karşı isyanın bastırılması veya darbenin önlenmesi, ülkeye karşı silahlı saldırı durumları dışında, insana karşı silah kullanımı yasaktır.
Madde 28. Özgürlük hakkı
I. Herkesin özgürlük hakkı vardır.
II. Özgürlük hakkı, yalnızca yasal olarak gözaltında tutulma, tutuklama veya özgürlükten mahrum etme emriyle kısıtlanabilir.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında bulunan herkes yasal olarak serbestçe hareket edebilir, ikamet yeri seçebilir ve Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ötesine geçebilir.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı, kendi ülkesine her zaman serbestçe dönme hakkına sahiptir.
Madde 29. Mülkiyet Hakkı
I. Herkesin mülkiyet hakkı vardır.
II. Hiçbir özellik tercih edilmemektedir. Özel mülkiyet hakkı da dahil olmak üzere mülkiyet hakkı kanunla korunmaktadır.
III. Herkes taşınır ve taşınmaz mal olabilir. Mülkiyet hakkı, mülk sahibinin veya başka birinin mülkiyeti kullanma, elden çıkarma ve elden çıkarma hakkını içerir.
IV. Kimse mülkünden mahkeme emri olmadan mahrum edilemez. Mülkün tamamen müsadere edilmesine izin verilmez. Devletin mülkiyete yabancılaşmasının ancak değerinin adil bir şekilde doğrulanması durumunda izin verilebilir.
V. Özel mülkiyet sosyal yükümlülüklere neden olur.
VI. Arazi üzerindeki mülkiyet hakları, sosyal adalet ve arazi kullanımı için etkili bir şekilde kanunla sınırlandırılabilir.
VII. Devlet miras haklarını garanti eder.
Madde 30. Fikri Mülkiyet Hakkı
I. Herkes fikri mülkiyet hakkına sahiptir.
II. Telif hakkı, yaratıcı haklar ve diğer fikri mülkiyet hakları yasalarla korunmaktadır.
Madde 31. Güvenle yaşama hakkı
I. Herkesin güvenli bir şekilde kalması hakkı vardır.
II. Kanunla öngörülen haller dışında, kişinin hayatına, fiziksel ve ruhsal sağlığına, mülkiyetine, konutuna dokunmak, ona karşı zor kullanılamaz.
Madde 32. Özel dokunulmazlık hakkı
I. Herkes kişisel dokunulmazlık hakkına sahiptir.
II. Herkesin kişisel ve aile hayatının gizliliğine hakkı vardır. Yasanın öngördüğü haller dışında, kişisel ve aile hayatına müdahale etmek yasaktır. Herkesin kişisel ve aile hayatının yasadışı müdahaleye karşı korunma hakkı vardır.
III. Bir kimsenin özel hayatı hakkındaki bilgilerin rızası olmaksızın toplanması, saklanması, kullanılması ve yayılmasına izin verilmez. Hiç kimse, kanunun belirttiği durumlar haricinde, izlemeye, videoya veya fotoğraf çekmeye, ses kaydına ve benzeri diğer eylemlere tabi tutulamaz.
IV. Herkesin yazışma, telefon görüşmeleri, posta, telgraf veya diğer iletişim araçları ile iletişim kurma hakkını gizli tutma hakkı vardır. Bu hak, bir suçun önlenmesi ya da bir ceza soruşturması sırasında hakikatin açıklanması için kanunun öngördüğü şekilde sınırlandırılabilir.
V. Herkes, Kanunda açıkça belirtilen haller dışında, kendisi hakkında toplanan bilgiler hakkında bilgi sahibi olabilir. Herkes, toplanan ve kendisine açıklanmış, eksik, eksik ve ayrıca kanunun gerekliliklerini ihlal ederek elde ettiği bilgileri açıklayan veya ortadan kaldırmayı (eleme) talep etme hakkına sahiptir.
VI. Kanunla belirlenen durumlar haricinde, elektronik form veya kağıda bilgi kaynaklarına erişimin üçüncü taraflar hakkında bilgi edinmesi yasaktır.
VII. Bilginin ait olduğu kişinin buna rızasını şekilde ifade ettiği durumlar, ayrımcılık vermemek şartıyla anonim karakterli istatistiklerin işleme ve yasanın yol verdiği diğer durumlar dışında, bilgi teknolojilerinden özel hayata dahil inanca, dini ve etnik dair bilgilerin açıklanması için kullanılabilir yapamazsın.
VIII. Kişisel verilerin kapsamı ve bunların işlenmesi, toplanması, iletilmesi, kullanımı ve korunmasının şartları kanunla belirlenir.
Madde 33. Konut Bağışıklığı Hakkı
I. Herkesin dokunulmazlığını barınma hakkı vardır.
II. Mahkeme kararı dışında, yasa ile belirlenen davalar veya apartman sakinlerinin iradesi dışında kimse daireye giremez.
Madde 34. Evlenme hakkı
I. Herkes, kanunla öngörülen çoğunluğun evlenme ve yaşatma hakkına sahiptir.
II. Evlilik gönüllü olarak sonuçlandırılmaktadır. Kimse evlenmeye zorlanamaz.
III. Evlilik ve aile devletin koruması altındadır. Annelik, babalık, çocukluk yasalarla korunmaktadır. Devlet büyük ailelere yardım sağlar.
IV. Karın ve eşin hakları eşittir. Çocukların bakımı ve bakımı, ebeveynlerin hakkı ve görevidir.
V. Ebeveynlerine saygı duymak ve onlara bakmak çocukların sorumluluğundadır. 18 yaşında engelli çocuklar, çalışamayan ebeveynlerini korumak zorundadırlar.
Madde 35. İş hukuku
I. Emeklilik kişisel ve sosyal refahın temelidir.
II. Herkesin mesleğini, mesleğini, mesleğini ve çalıştığı yeri çalışma yeteneğine göre seçme hakkı vardır.
III. Kimse çalışmaya zorlanamaz.
IV. İş sözleşmeleri serbestçe kapatılmıştır. Hiç kimse iş sözleşmesi imzalamaya zorlanamaz.
V. Mahkeme kararı esasında şartları ve süreleri kanunla öngörülen zorunlu çalıştırma, askerlik hizmeti sırasında yetkili kişilerin emirleri yerine getirmeye bağlı çalıştırma, olağanüstü durum ve sıkıyönetim sırasında vatandaşlara gereken işleri gördürmek halleri.
VI. Herkesin güvenli ve sağlıklı ortamda çalışma, hiç bir ayrım gözetmeksizin işine göre devlet tarafından belirlenmiş asgari ücret miktarından az olmayan ücret alma hakkı vardır.
VII. İşsizlerin devletten sosyal haklara sahip olma hakkı vardır.
VIII. Devlet, işsizliği ortadan kaldırmak için tüm araçlarını kullanır.
Madde 36. Grev hakkı
I. Herkes tek başına ya da başkalarıyla birlikte grev yapma hakkına sahiptir.
II. Bir iş sözleşmesine grev hakkı sadece kanunla öngörülen durumlarda sınırlandırılabilir. Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapan asker ve siviller grev yapamazlar.
III. Bireysel ve toplu iş uyuşmazlıkları kanuna uygun olarak çözülür.
IV. Yasa ile belirtilen durumlar haricinde, kilitleme yasaklanmıştır.
Madde 37. Dinlenme hakkı
I. Herkesin dinlenmeye hakkı vardır.
II. İş sözleşmesi çalışanlarına yılda en az 21 takvim günü olmak üzere günde en az 8 saat ücretli izin verilir.
Madde 38. Sosyal güvenlik hakkı
I. Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
II. Yardıma muhtaç olanlara yardım etmek, her şeyden önce, aile üyelerine karşı olan görevdir.
III. Yasal yaş sınırına ulaşıldığında herkesin sağlık, maluliyet, aile reisi, maluliyet, işsizlik ve kanunla öngörülen diğer şartları vardır.
IV. Asgari burs miktarı ve sosyal yardımlar kanunla belirlenir.
V. Devlet, yardım faaliyetleri, gönüllü sosyal sigorta ve diğer sosyal güvenlik türleri için fırsatlar yaratır.
Madde 39. Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı
I. Herkesin sağlıklı bir çevre hakkı vardır.
II. Herkesin çevresel durum hakkında bilgi toplama ve çevre suçuyla bağlantılı olarak sağlığına ve malına verdiği zararı tazmin etme hakkı vardır.
III. Hiç kimse çevreyi veya doğal kaynakları yasalarca öngörülen sınırların ötesinde tehlikeye atabilir veya zarar verebilir.
IV. Devlet ekolojik dengenin korunmasını, yabani bitkilerin ve vahşi yaşamın meşru türlerinin korunmasını garanti eder.
Madde 40. Medeniyet Hakkı
I. Herkes kültürel yaşama, kültürel olanaklara ve kültürel varlıklara sahip olma hakkına sahiptir.
II. Herkes tarihi, kültürel ve manevi mirasa saygı göstermeli, ona bakmalı ve tarih ve kültür anıtlarını korumalıdır.
Madde 41. Sağlığın korunması hakkı
I. Herkes sağlık ve tıbbi tedavi hakkına sahiptir.
II. Devlet, farklı türde mülkiyete dayalı her türlü sağlık hizmetinin geliştirilmesi için gerekli önlemleri alır, sağlık ve epidemiyolojik refahı sağlar ve çeşitli sağlık sigortası için fırsatlar sunar.
III. İnsanların yaşamlarını ve sağlığını tehdit eden gerçekleri ve koşulları gizleyen memurlar, yasalar uyarınca adalete teslim edilir.
Madde 42. Eğitim hakkı
I. Her vatandaşın eğitim hakkı vardır.
II. Devlet, ücretsiz zorunlu genel orta eğitimi güvence altına alır.
III. Eğitim sistemi devlet tarafından kontrol edilir.
IV. Hükümet yetenekli bireylerin finansal durumlarına bakılmaksızın eğitime devam etmelerini garanti eder.
V. Devletteki asgari eğitim standartlarını belirler.
Madde 43. Konut kanunu
I. Hiç kimsenin evini yasa dışı olarak mahrum edemez.
II. Devlet, konut binalarının ve evlerin yapımını teşvik eder ve insanların konut edinme hakkını gerçekleştirmek için özel önlemler alır.
Madde 44. Ulusal üyelik hakkı
I. Herkes ulusal üyelik hakkına sahiptir.
II. Hiç kimse kendi milliyetini değiştirmeye zorlanamaz.
Madde 45. Anadili Kullanma Hakkı
I. Herkes kendi anadilini kullanma hakkına sahiptir. Herkes istediği dilde eğitim, öğretim ve yaratıcılık hakkına sahiptir.
II. Hiç kimse ana dili kullanma hakkından yoksun bırakılamaz.
Madde 46. Onur ve Onur Hakkı
I. Herkesin onurunu ve onurunu koruma hakkı vardır.
II. Kişinin haysiyeti devlet tarafından korunmaktadır. Hiçbir koşul aşağılayıcı kişiliği haklı gösteremez.
III. Hiç kimse işkence veya işkence edilemez. Hiç kimse aşağılayıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamaz. Tıbbi, bilimsel ve diğer deneyler gönüllü izni olmadan kimseye uygulanamaz.
Madde 47. İfade ve konuşma özgürlüğü
I. Herkesin düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı vardır.
II. Hiç kimse kendi düşüncelerini veya inançlarını beyan etmeye veya kendi düşüncelerine ve inançlarına geri dönmeye zorlanamaz.
III. Irk, ulusal, dini, sosyal ve diğer kriterlere dayalı düşmanlık ve düşmanlığa dair bilinçlendirme ve propaganda yapılmasına izin verilmez.
Madde 48. Vicdan hürriyeti
I. Herkesin vicdan özgürlüğü hakkı vardır.
II. Herkesin dini tutumunu bağımsız olarak belirleme, herhangi bir dine tek başına veya başkalarıyla birlikte inanma veya hiçbir dine itikat etmemek, dine bağlı görüşlerini ifade etme ve yayma hakkına sahiptir.
III. Dini düzeni ihlal etmiyorlarsa veya kamu ahlakına aykırı değilse, dini ritüeller özgürdür.
IV. Dini inançlar veya inançlar suçu haklı çıkarmaz.
V. Hiç kimse dini inanç ve inançlarını ifade etmek, dini törenler yapmak veya dini törenlere katılmak zorunda değildir.
Madde 49. Toplanma özgürlüğü
I. Herkes başkalarıyla ilişki kurma özgürlüğüne sahiptir.
II. Herkesin başkalarıyla birlikte devlet organlarını önceden bildirmek suretiyle, kamu düzeninin veya kamu ahlakı bozmamak kaydıyla, huzurlu, silahsız toparlanmak, toplantılar, mitingler, gösteriler, sokak yürüyüşleri geçirmek, piketler etme hakkı vardır.
Madde 50. Bilgi özgürlüğü
I. Herkes hukuki yollardan bilgi alma, edinme, iletme, hazırlama ve verme hakkına sahiptir.
II. Kitle bilgisi özgürlüğü garanti edilir. Medya da dahil olmak üzere kitle iletişim araçlarında devlet sansürü yasaktır.
III. Herkes medyada yayınlanan ve çıkarlarını ihlal eden ya da ihlal eden bilgileri reddetme ya da bunlara cevap verme hakkına sahiptir.
Madde 51. Yaratıcılık özgürlüğü
I. Herkes yaratıcılık hakkına sahiptir.
II. Devlet edebi, sanatsal, bilimsel, teknik ve diğer yaratıcı türlerin özgürce uygulanmasını sağlar.
Madde 52. Vatandaşlık hakkı
Azerbaycan devletine mensup, onunla siyasi ve hukuki bir ilişkisi olan, karşılıklı hak ve görevleri olan bir kişi, Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşıdır. Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında ya da Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlarında doğan bir kişi Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşıdır. Ebeveynlerden biri Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı olan Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşıdır.
Madde 53. Vatandaşlık Haklarının Sağlanması
I. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı, Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlığından mahrum edilemez (kanunla belirlenen durumlar hariç).
II. Hiçbir durumda Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı Azerbaycan Cumhuriyeti’nden sınır dışı edilemez veya yabancı bir ülkeye iade edilemez.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının geçici veya sürekli olarak ikamet ettiği vatandaşların yasal olarak korunmasını garanti eder ve yürütür.
Madde 54. Toplumun ve devletin siyasal hayatına katılma hakkı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları, toplumun ve devletin politik hayatına özgürce katılma hakkına sahiptir.
II. Devlete karşı ayaklanma veya devlet darbesine karşı bağımsız direniş, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin her vatandaşının hakkıdır.
Madde 55. Devlet yönetimine katılma hakkı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları devlet yönetimine katılma hakkına sahiptir. Bu hakkı doğrudan veya delegeler aracılığıyla kullanabilirler.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları devlet organlarında hizmet verme fırsatına sahiptir. Devlet organlarının memurları Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlarından atanır. Yabancılar ve vatansız kişiler, kamu hizmetine yasalarca öngörülen şekilde kabul edilebilir.
Madde 56. Seçim kanunu
I. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları, referanduma katılmanın yanı sıra devlet organlarına seçme ve seçilme hakkına da sahiptir.
II. Mahkeme kararıyla harekete geçemeyen kişilerin, seçimlere ve referanduma katılma hakları yoktur.
III. Askeri personelin, hakimlerin, devlet memurlarının, din görevlilerinin, mahkemenin hükmüyle edilmiş kişilerin bu Anayasada ve kanunda öngörülen diğer kişilerin seçilme hakkı kanunla sınırlanabilir.
Madde 57. Temyiz hakkı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları, bireysel ve toplu yazılı taleplerin yanı sıra, devlet kurumlarına kişisel olarak itiraz etme hakkına da sahiptir. Askerler bu hakkı yalnızca bireysel olarak kullanabilirler. Her başvuruya, kanunla belirlenen zaman dilimi içinde ve şekilde yazılı bir cevap verilmelidir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlarının devlet organlarının ve görevlilerinin, siyasi partilerin, sendikaların ve diğer toplumsal örgütlerin ve ayrıca tek tek vatandaşların faaliyetlerini veya işini eleştirmek hukuku vardır. Takip yasak. Hakaret ve iftira eleştirilemez.
Madde 58. Dernek kurma hakkı
I. Herkes başkalarıyla ilişki kurma özgürlüğüne sahiptir.
II. Herkes, siyasi partiler, sendikalar ve diğer kamu kurumları dahil olmak üzere herhangi bir sendika kurma veya katılma hakkına sahiptir. Tüm birimler ücretsiz garantilidir.
III. Hiç kimse herhangi bir derneğe üye olmak veya katılmak için zorlanamaz.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının tamamında veya herhangi bir bölümünde kanuni devlet hakimiyetini zorla devirme amacı, suç sayılan diğer amaçlar güden veya suç yöntemlerden kullanan topluluklar yasaktır. Anayasa ve yasaları ihlal eden derneklerin faaliyetleri sadece mahkeme emriyle sonlandırılabilir.
Madde 59. Serbest girişimcilik hakkı
I. Herkes kendi imkanlarından, yeteneğinden ve malvarlığını kullanarak tek başına veya başkaları ile birlikte hür teşebbüs faaliyeti veya kanunla yasaklanmamış diğer ekonomik faaliyet türü ile meşgul olabilir.
II. Girişimcilik alanında, devlet sadece devlet çıkarlarının, insan hayatının ve sağlığının korunmasını uygular.
Madde 60. Hak ve özgürlüklerin idari ve adli hükümleri
I. Herkesin hak ve özgürlükleri idari ve adli takibatlarda garanti edilecektir.
II. Herkesin çalışmalarında tarafsız davranma ve davayı idari takibatlarda ve yargılamalarda makul bir süre içinde ele alma hakkı vardır.
III. Herkes idari işlemlerde ve yargılamalarda duyulma hakkına sahiptir.
IV. Herkes, devlet organları, siyasi partiler, tüzel kişiler, belediyeler ve yetkililerin eylemlerine ve ihmallerine karşı idari bir şikayette bulunabilir.
Madde 61. Hukuki Yardım Hakkı
I. Herkes en yüksek yasal yardım standardına sahiptir.
II. Yasaların öngördüğü durumlarda, devlet yardımı pahasına hukuki yardım ücretsiz olarak yapılır.
III. Herkesin bir savunma avukatının tutuklanmasından, yakalanmasından veya bir suç işlemesinden yardım alma hakkı vardır.
Madde 62. Mahkeme yargısının değiştirilmesinin kabul edilemezliği
Herkesin davasını bir mahkemede ele alma hakkı vardır. Bir kişinin rızası olmadan, davası başka bir mahkemede sayılmayabilir.
Madde 63. Masumiyet Karnesi
I. Herkesin masumiyet karinesi hakkı vardır. Suçla suçlanan herkes, suçunun kanunda öngörülen şekilde kanıtlanmaması ve geçerli bir mahkeme kararı olmaması halinde masum sayılır.
II. Bir kişinin suçlu olduğuna dair temel şüpheler varsa, suçluluğa izin verilmez.
III. Suç işlemekle suçlanan kişi, masumiyetini kanıtlamak zorunda değildir.
IV. Adaleti yönetirken kanunun ihlal edilmesiyle elde edilen kanıtlar kullanılamaz.
V. Mahkeme kararı olmadıkça kimse suçsuz bulunamaz.
Madde 64. Bir suç için tekrarlanan mahk conmiyetin kabul edilemezliği
Hiç kimse bir suç için defalarca mahkum edilemez.
Madde 65. Mahkemeye başvurma hakkı
Mahkeme tarafından mahk Everyonem edilen herkes, yüksek mahkemeye kanunla öngörülen şekilde itiraz etme ve af dilemesi ve cezası için tazminat talep etme hakkına sahiptir.
Madde 66. Akrabalara karşı ifade vermeye zorlamadan kaçınma
Hiç kimse kendisine, eşine, çocuğuna, ailesine, erkek kardeşine veya kız kardeşine karşı ifade vermeye zorlanamaz. Zorlayıcı olmayan akrabaların tam listesi kanunla tanımlanmıştır.
Madde 67. Tutuklanan, gözaltına alınan ve suç işlemekle suçlanan kişilerin hakları
I. Yetkili devlet organlarının yakaladığı, hapse aldığı, suç işlemekle təqsirləndirdiyi her bir kişiye derhal hakları bildirilir ve yakalanmasının, tutuklanmasının ve suçlanmasının sebepleri izah edilir.
II. Suçla suçlanan herkes, mahk beforem edilmeden önce duyulur.
Madde 68. Keyfi ve vicdani ret hakkı
I. Herkesin, devlet makamlarının onu keyfi olarak dışlamak için tarafsız davranma hakkı vardır.
II. Suç sonucu mağdurun hakları ve gücün kötüye kullanılması kanunla korunmaktadır. Mağdur, işlemlere katılma ve tazminat talep etme hakkına sahiptir.
III. Herkes, kamu makamlarının veya memurlarının eylemlerinin veya ihmallerinin neden olduğu zararın devlet tarafından tazminat hakkına sahiptir.
IV. Devlet memurlarla birlikte, devlet memurlarının eylemleri ve ihmalleri nedeniyle insan hakları ve özgürlüklerine verilen zararlar için hukuki sorumluluk taşır.
Madde 69. Yabancıların ve vatansız kişilerin hakları
I. Yabancı uyruklu ve vatansız kişiler Azerbaycan Cumhuriyeti’nde, Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı olan ya da uluslararası anlaşmalar tarafından aksi belirtilmedikçe, Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları ile tüm haklardan yararlanır ve tüm görevleri yapabilirler.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında sürekli olarak ikamet eden veya geçici olarak bulunan yabancı ve vatansız kişilerin hak ve özgürlükleri sadece uluslararası hukuka ve Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına göre sınırlandırılabilir.
Madde 70. Siyasi İltica Hakkı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti, genel kabul görmüş uluslararası hukuka göre, yabancılara ve vatansız kişilere siyasi sığınma hakkı tanıyacaktır.
II. Azerbaycan Cumhuriyetinde yargılanmayanların yanı sıra siyasi inançları nedeniyle kovuşturulan kişilerin başka bir ülkeye iade edilmesi yasaktır.
Madde 71. İnsan ve Sivil Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
I. Anayasa’da belirtilen insani ve sivil hak ve özgürlüklerin beklenti ve korunması, yasama, yürütme ve yargı makamlarının görevidir.
II. Hiç kimse, insan hakları ve sivil hak ve özgürlüklerin kullanımını kısıtlayamaz. Herkesin hakları ve özgürlükleri, bu Anayasa ve yasaların yanı sıra başkalarının hak ve özgürlüklerinde belirtilen nedenlerle sınırlıdır. Haklar ve özgürlükler üzerindeki kısıtlamalar, devletin beklenen sonucuna orantılı olmalıdır.
III. Savaş, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde insani ve sivil hak ve özgürlüklerin uygulanması ve seferberlik, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin uluslararası yükümlülükleri ile kısmen ve geçici olarak sınırlandırılabilir. Nüfus, kısıtlı hak ve özgürlükler hakkında önceden bilgilendirilmiştir.
IV. Hiçbir durumda herhangi bir kişi herhangi bir dini, vicdanı, düşünceyi veya inancı açıklamaya mecbur değildir ve bunun için suçlanmayacaktır.
V. Bu Anayasanın hiçbir hükmü, insan ve sivil hak ve özgürlüklerin kaldırılmasına atıfta bulunulduğu şeklinde yorumlanamaz.
VI. İnsanlık, medeni hak ve özgürlükler, Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında doğrudan yürürlüktedir.
VII. İnsan hakları ve medeni hak ve hürriyet ihlallerine ilişkin uyuşmazlıklar mahkemelerce karara bağlanır.
VIII. İşlenmeden ihlal edilmemiş herhangi bir eylemden hiç kimse sorumlu tutulamaz. Yasa ihlal edildiğinde, yeni kanunun bu tür fiillerin sorumluluğunu öngörmesi veya hafifletmesi halinde yeni bir yasa uygulanır.
IX. Herkes kanunen yasaklanmayan eylemlerde bulunabilir ve hiç kimse yasal olarak bağlayıcı olmayan eylemlerde bulunmaya zorlanamaz.
X. Devlet yetkilileri, yalnızca bu Anayasa uyarınca, yasaların öngördüğü şekilde ve usulüne göre hareket edebilir.
4. Bölüm Vatandaşların ana görevleri
Madde 72. Vatandaşların görevlerinin temeli
I. Devletteki ve Toplumdaki herkes, hak ve özgürlüklerinin derhal sorumluluğuna sahiptir. Herkesin görevleri sadece bu Anayasa ya da yasalar tarafından çözülebilir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ve yasalarını herkes gözetecek, diğer kişilerin hak ve özgürlüklerine saygı gösterecek ve kanunda öngörülen diğer görevleri yerine getirecektir.
III. Yasayı bilmek sizi sorumluluktan kurtarmaz.
Madde 73. Vergiler ve diğer kamu ödemeleri
I. Vergi ve diğer kamu görevlerini yasaya uygun olarak tam ve zamanında ödemenin görevidir.
II. Kimsenin yasalar ve kanunda belirtilen miktarlar haricinde vergi ve diğer kamu görevlerini yerine getirmesi gerekmeyebilir.
Madde 74. Anavatanlığa bağlılık
I. Anavatana sadakat kutsaldır.
II. Göreve seçilme veya tayin yolu ile yasama, yürütme ve yargı organlarının görevlileri, görevlerini dürüst ve layıkıyla yerine getirmedikleri takdirde sorumlu olurlar ve kanunda öngörülen hallerde and içerler.
III. Göreve seçilme veya tayin yolu ile yasama, yürütme veya yargı organlarında, Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına sadık kalacağına dair yemin etmiş kişilerin, özellikle devlete karşı isyan veya darbe ile itham edilmiş ise ve bu suçlardan mahkum, bu görevinden ayrılmış ve bu pozisyonu tekrar tutamaz.
Madde 75. Devlet Sembollerine Saygı
I. Her vatandaş Azerbaycan Cumhuriyetinin devlet simgelerine – bayrağına, armasına, Devlet marşına saygı göstermelidir.
II. Devlet sembollerine saygısızlık gösterilmesi, kanunun oluşturduğu yükümlülükleri beraberinde getirir.
Madde 76. Vatan savunması
I. Anavatanın korunması her vatandaşın görevidir.
Vatandaşlar, yasaya uygun olarak askerlik hizmeti taşırlar.
II. Vatandaşların mahkumiyetinin asıl askerlik hizmetiyle çeliştiği durumlarda, gerçek askerlik hizmetinin alternatif hizmet yoluyla değiştirilmesi yasaya göre izin verilir.
Madde 77. Tarihi ve kültürel anıtların korunması
Tarihi ve kültürel anıtların korunması her insanın görevidir.
Madde 78. Çevrenin korunması
Çevrenin korunması her insanın görevidir.
Madde 79. Yasadışı çelişkilerin kabul edilmemesi
Anayasa’ya veya Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına aykırı olan görevleri yerine getirmeye kimse zorlanamaz.
Madde 80. Sorumluluk
Anayasanın ve kanunların ihlal edilmesi, ayrıca Anayasada ve kanunlarda belirtilen hakların kötüye kullanılması veya görevlerin yerine getirilmemesi yasalarla belirlenen sorumluluğa sebep olur.
Üçüncü bölüm. Devlet gücü
Bölüm 5. Yasama gücü
Madde 81. Yasama Gücünün Uygulanması
Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yasama yetkisi Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından yürütülür.
Madde 82. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin Kompozisyonu
Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi 125 milletvekilinden oluşmaktadır.
Madde 83. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis Milletvekili Seçimlerinin Gerekçeleri
Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilleri, çoğunluk seçim sistemi genel, eşit ve doğrudan seçim hakkı esasında serbest, şahsi ve gizli oyla seçilir.
Madde 84. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Yetki Süresi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin görev süresi 5 yıldır. Savaş şartlarında askeri operasyonların Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne seçilmeleri mümkün değilse, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin görev süresi askeri operasyonların sonuna kadar uzatılır. Bu karar Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından seçimlerin yürütülmesini sağlayan devlet organının talebi üzerine yapılır (referandum).
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin her bir çağrısının seçimleri, her beş yılda bir Kasım ayının ilk Pazar günü yapılır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekillerinin görev süresi, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin görev süresi ile sınırlıdır.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilliğinden ayrılanların yerine yeni seçimler yapılırsa, yeni seçilen milletvekilinin görev süresi, ayrılan milletvekilinin kalan görev süresi ile sınırlıdır.
Madde 85. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne adaylar için gereklilikler
I. Azerbaycan Cumhuriyeti seçilme hakkına sahip olan her bir vatandaş, kanunla belirlenen şekilde Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin milletvekili seçilebilir.
II. İkili vatandaşlığı olan, başka devletler karşısında yükümlülüğü olan, yürütme veya yargı organlarında görev yapan, bilimsel, pedagojik ve yaratıcı faaliyet hariç, diğer ücretli faaliyetle uğraşan kişiler, din görevlileri, faaliyet ehliyetinin mahkeme tarafından tasdik edilen, ağır suçlardan mahkum olmuş Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne, mahkeme emri ile özgürlükten yoksun bırakılan yerlerde cezalandırma yapan kişiler tarafından seçilemezler.
Madde 86. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Seçimlerinin Sonuçlarının Doğrulanması ve Onaylanması
Seçim sonuçlarının doğruluğu Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından incelenir ve onaylanır.
Madde 87. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekillerinin yetkilerinin sona ermesi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekillerinin yetkileri, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin yeni oturumunun ilk gününde sona ermektedir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nden ayrılmak yerine, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin görev süresi 120 günden az ise seçimler yapılmayacaktır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin 83 milletvekili, onaylanması halinde geçerli olacaktır.
Madde 88. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Toplantıları
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi her yıl önümüzdeki ilkbahar ve sonbahar oturumlarında toplanacak.
Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisine yapılan seçimlerden sonra, 10 milletvekili yetkisi 10 milletvekili tarafından onaylanmadıkça, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin ilk toplantısının süresini belirleyecektir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin olağanüstü oturumları, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın talebi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Başkanı veya Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin 42 milletvekili tarafından çağrılır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin olağanüstü oturumunun gündemi, çağrısını gerektirenler tarafından belirlenir. Gündem sorunlarının ardından olağanüstü oturum sona erer.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi oturumlarının toplantıları açıktır. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin kapalı bir oturumu Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin 83 milletvekili ya da Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın önerisi üzerine yapılabilir.
Madde 89. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin yokluğu ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis milletvekillerinin yetkilerinin yitirilmesi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekili aşağıdaki durumlarda görevden mahrum bırakılacaktır:
1) seçimlerde oyların uygun bir şekilde hesaplanmaması durumunda;
2) Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarken veya başka bir devletin vatandaşlığını kabul ederken;
3) bir suç işlerken ve mahkeme kararına sahipken;
4) devlet kurumlarında, dini bir figür olduğunda, girişimciliğe, ticari ve diğer ücretli etkinliklere (bilimsel, pedagojik ve yaratıcı faaliyetler hariç) uğramıştır;
5) kendini reddeder;
6) Bu Anayasanın 93.3 maddesinin ihlal edilmesi durumunda;
7) milletvekili için kanunun belirlediği ahlak kurallarının ihlali.
Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekili mahrumiyet kararı yasaya uygun olarak yapılacaktır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilleri yetkilerini sürekli olarak kullanamadıklarında ve kanunla öngörülen diğer durumlarda, yetkileri kaybedilir. İlgili kararı verme prosedürü kanunla belirlenir.
Madde 90. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis milletvekillerinin dokunulmazlığı
I. Görev süresi boyunca Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilinin kimliği dokunulmaz olacaktır. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekili, görev süresi boyunca azar azar tutulması durumları haricinde cezai takibata tabi tutulamaz, idari cezalandırma tedbirleri uygulanamaz, aranamaz ve kişisel olarak incelenemez. Suç mahallinde Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekili gözaltına alınabilir. Bu durumda Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilini tutan organ, Azerbaycan Cumhuriyet Savcılığına derhal bildirecektir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin milletvekilinin dokunulmazlığına sadece Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcısının talebi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin kararı ile son verilebilir.
Madde 91. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekili yükümlülükleri
Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilleri, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisindeki faaliyet, oylamaya ve söylediği fikre göre, dava oluna bilmezler. Bu izin olmadan, onlardan herhangi bir açıklama veya açıklama istenebilir.
Madde 92. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Çalışmalarının Organizasyonu
Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi kendi çalışma düzenini belirler ve Milli Meclisin ilgili organlarını oluşturur, ayrıca kendi başkan ve yardımcılarını seçer, komiteler ve komisyonlar kurar, hesaplama kanadı oluşturur.
Madde 93. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin Faaliyetleri
I. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Milli Meclisi, kendi yetkisi dahilindeki konularda Anayasa yasalarını, yasaları ve kararları kabul edecektir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Milli Meclisindeki anayasal kanunlar, yasalar ve kararlar, bu Anayasa’nın öngördüğü biçimde kabul edilir.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilleri bizzat oy kullanma hakkını kullanırlar.
IV. Yasalarda ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin kararlarında, yürütme ve yargı makamlarına özel talimatlar verilemez.
Madde 94. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından belirlenen genel kurallar
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi, aşağıdaki konularda genel kurallar belirlemektedir:
1) Bu Anayasa’da belirlenen bir kişi ve vatandaşın hak ve özgürlüklerinden yararlanma, bu hak ve özgürlüklerin devlet garantisi;
2) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Seçimleri;
3) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis milletvekillerine seçimler;
4) referandum;
5) yargı sistemi ve yargıçların statüsü; savcılık bürosu; savunuculuk ve noter;
6) mahkeme işlemlerinin ve mahkeme kararlarının uygulanması;
7) belediyelere yapılan seçimler ve belediyelerin statüsü;
8) olağanüstü hal; askeri devlet rejimi;
9) devlet ödülleri;
10) bireylerin ve tüzel kişilerin statüsü;
11) medeni hukukun nesneleri;
12) anlaşmalar, medeni sözleşmeler, temsil ve miras;
13) devletin hukuki rejimi, özel ve belediye mülkleri, fikri mülkiyet hakları dahil olmak üzere mülkiyet hakkı; diğer mülkiyet hakları; borç hukuku;
14) hamilik ve vesayet dahil olmak üzere aile ilişkileri;
15) finansal faaliyet, vergi, ücret ve ödemelerin temelleri; özel iş;
16) işçi ilişkileri ve sosyal güvenlik;
17) suçların ve diğer suçların tespiti ve komisyonlarının sorumluluklarının belirlenmesi;
18) savunma ve askerlik hizmeti;
19) kamu hizmeti;
20) güvenlik temelleri;
21) bölgesel yapı; devlet sınır rejimi;
22) uluslararası anlaşmaların onaylanması ve iptali;
23) İletişim ve ulaşım işi;
24) istatistik, metroloji ve standartlar;
25) gümrük davası;
26) ticaret ve değişim faaliyetleri;
27) bankacılık iş, muhasebe, sigorta.
II. Bu Maddenin 2, 3 ve 4 üncü fıkrasında atıfta bulunulan kanunlar, oyların 63 oy çoğunluğuyla kabul edilmesiyle 83 oyla kabul edilir.
III. Bu maddenin ilk kısmı Anayasa ile değiştirilebilir.
Madde 95. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından çözümlenen konular
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin yetkisi aşağıdaki konuları içerecektir:
1) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin çalışmalarının düzenlenmesi;
2) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından sunulması ile Azerbaycan Cumhuriyeti diplomatik misyonlarının kurulması;
3) idari bölge bölümü;
4) Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına göre devletlerarası ve devletlerarası anlaşmaları sağlayan hükümetler arası anlaşmaların onaylanması ve iptali;
5) Azerbaycan Cumhuriyeti devlet bütçesinin onaylanması ve Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından yapılan sunuma uygun olarak uygulanmasının denetlenmesi;
6) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından Azerbaycan Cumhuriyeti İnsan Hakları Komiserinin seçilmesi;
7) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın sunumu ile Azerbaycan Cumhuriyeti askeri doktrininin onaylanması;
8) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın bu Anayasa’nın öngördüğü kararnamelerinin onaylanması;
9) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının önerisi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanının atanmasına izin verilmesi;
10) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının teklifi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesi ve Azerbaycan Cumhuriyeti istinaf mahkemeleri hakimlerinin atanması;
11) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının sunumu üzerine Azerbaycan Cumhuriyet Başsavcılığının atanmasına ve görevden alınmasına izin verilmesi;
12) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin önerisine uygun olarak görevden alma prosedürü ile işten çıkarılması;
13) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından yargıçların görevden alınması;
14) Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Bakanlar Kurulu’na güven konularının çözümlenmesi;
15) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından sunulmasına dayanarak Azerbaycan Cumhuriyeti Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyelerinin atanması ve görevden alınması;
16) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının teklifi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetlerinin fonksiyonu dışındaki görevlerin yerine getirmesine izin verilmesi;
17) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın talebi doğrultusunda savaş ve barışı koruma beyanına izin vermek;
18) referandumun atanması;
19) af;
20) Belediyelerin raporlarını dinlemek.
II. Bu maddenin 1-5 nci bentlerinde belirtilen konular üzere 63 oy çokluğu ile kanunlar, diğer konularda ise Anayasada başka bir usul belirlenmemişse aynı usulde kararlar kabul edilir.
III. Bu Anayasada Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin yetkilerine ait edilen diğer konulara, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin çalışma ile ilgili konulara, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin fikir bildirmesi gereken konulara ilişkin karar kabul edilir.
IV. Bu maddenin ilk kısmı Anayasa ile değiştirilebilir.
Madde 96. Yasama İnisiyatifi Hakkı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinde yasama teşebbüs hakkı (kanun taslakları ve diğer konuların Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin görüşmesine sunma hakkı) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin milletvekillerine, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesine, Azerbaycan Cumhuriyeti seçim hakkı olan 40 bin vatandaşına, Azerbaycan Cumhuriyeti Savcılık ve Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin Ali Meclisi.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesinin, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin seçim hakkı olan 40 bin vatandaşının, Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığının, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisinin yasama teşebbüsünde Azerbaycan Millî Meclis’e verdiği kanun veya karar müzakereye sunulduğu şekilde çıkarılır ve oylanır.
III. Bu kanun veya karar taslaklarında değişiklikler, yasama teşebbüsünde bulunan verenin rızasıyla yapılabilir.
IV. Yasama teşebbüsünde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesinin, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin seçim hakkı olan 40 bin vatandaşının, Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığının veya Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisi Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisine sunduğu kanun veya karar teklifleri iki ay içinde oylanır.
V. Kanun veya karar taslağı Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesi veya Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisi tarafından acil ilan edilirse, bu süre 20 gündür.
VI. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin seçim hakkı olan 40 bin vatandaşının yasama teşebbüsünde etmesi kanunla belirlenir.
VII. Kanunlar ve kararlar haklı gösterilmeli ve evlat edinilmesinin amacı belirtilmelidir.
Madde 97. İmzalama Yasalarının Teslim Süresi
I. Yasalar, kabulünden itibaren 14 gün içerisinde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına imzalı olarak ibraz edilir.
II. Acil bir yasa tasarısı, alındığı tarihten 24 saat sonra Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına sunulacaktır.
Madde 98. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin eylemlerinin yürürlüğe girmesi
Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin hukuku ve kararı, kararda aksi belirtilmedikçe, kanunun ve kararın yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.
Madde 98.1. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin serbest bırakılması
I. Azərbaycan Respublikası Milli Məclisinin eyni çağırışı bir il ərzində iki dəfə Azərbaycan Respublikasının Nazirlər Kabinetinə etimadsızlıq göstərdikdə və ya Azərbaycan Respublikası Konstitusiya Məhkəməsinin, Azərbaycan Respublikası Ali Məhkəməsinin və Azərbaycan Respublikası Mərkəzi Bankı İdarə Heyətinin kollegial fəaliyyəti üçün zəruri olan sayda üzvlüyə namizədləri Azərbaycan Respublikasının Prezidenti tərəfindən iki dəfə təqdim edildikdən sonra, qanunla müəyyən edilmiş müddətdə təyin etmədikdə, habelə bu Konstitusiyanın 94-cü və 95-ci maddələrində, 96-cı maddəsinin II, III, IV və V hissələrində, 97-ci maddəsində göstərilən vəzifələrini aradan qaldırıla bilməyən səbəblər üzündən icra etmədikdə, Azərbaycan Respublikasının Prezidenti Azərbaycan Respublikasının Milli Məclisini buraxır.
II. Olağanüstü seçimlerde seçilen Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis’inin görev süresi beş yıldan az olabilir. Bu durumda Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi bir sonraki seçimler olağanüstü seçimde seçilmiş Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin görev süresinin beşinci yılının Kasım ayının ilk Pazar günü yapılır.
Bölüm 6. Yürütme yetkisi
Madde 99. İcra Yetkilisinin Yetkisi
Azerbaycan Cumhuriyeti’nde icra yetkisi Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığına aittir.
Madde 100. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı adaylarına yönelik şartlar
Azerbaycan Cumhuriyeti sınırları içinde 10 yıldan fazla sürekli yaşamış, seçimlere katılma hakkına sahip olan, ağır bir suçtan mahkum olmamış, başka devletlere karşı yükümlülüğü olmayan, yüksek öğrenim, çifte vatandaşlığı olmayan Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçilebilir.
Madde 101. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Temelleri
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı genel, eşit ve doğrudan seçim hakkı esasında, serbest, şahsi ve gizli oy ile 7 yıllık bir süre için seçilir. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın erken seçimini ilan edebilir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, oylamada mevcut olanların yarısından fazlasının oyu ile seçilir.
III. Bu çoğunluk ilk tur oylamada toplanmazsa, ikinci tur oylama, seçim gününden sonra ikinci Pazar günü yapılır. İkinci aşamaya birinci aşamada en çok oy alan iki aday, ya da en çok oy alan ve adaylığını geri alan adaylardan sonra gelen iki aday katılabilir.
IV. İkinci tur oylamada oyların büyük bölümünü toplayan aday Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak kabul edilir.
V. Savaş ortamında askeri operasyonların yapılması Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçimlerinin yapılmasını mümkün olursa, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının görev süresi askeri operasyonların sonuna dek uzatılır. Bu karar seçimlerin (referandumun) yapılmasını sağlayan devlet organının talebi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilir.
VI. Bu Maddenin uygulanmasına dair kurallar kanunla belirlenir.
Madde 102. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Sonuçları
Azerbaycan Cumhuriyeti cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarına ilişkin bilgiler, oylama gününden itibaren 14 gün içinde Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından resmen ilan edilir.
Madde 103. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının seçim anı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçilen kişi Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçim sonuçlarının ilan edildiği günden itibaren 3 gün içinde Anayasa Mahkemesi hakimlerinin de katılımıyla böyle bir yemin ediyor: “Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı yetkilerini Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasını esas alacağıma, devletin bağımsızlığını ve ülke bütünlüğünü koruyacağıma ve yemin ederim ki insanlara haysiyetle hizmet edeceğim. “
II. Açılış tarihinden itibaren Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı görevlerini başlatmış sayılır.
Madde 103.1. Azerbaycan Cumhuriyeti cumhurbaşkanları
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Başkan Yardımcıları, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından atanacak ve görevden alınacaktır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Başkanı görevine seçilme hakkına sahip, yüksek eğitimli, başka devletler karşısında yükümlülüğü olmayan Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı atanır.
Madde 104. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini kalıcı olarak yerine getirmemesi
I. Azerbaycan Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı, sağlık nedeniyle görevini yerine getirme yeteneğini tamamen kaybederse, bu Anayasada belirlenen hallerde ve yöntemle görevden alındı ​​ğında görevi sona ermiş sayılır.
II. Azerbaycan Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı, istifa dilekçesi Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’ne verir. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi istifa dilekçesini Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının kendisi tarafından verildiğine emin takdirde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının istifasının kabulüne dair karar verir. O zaman, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı istifa ettiği için istifa etmiş sayılır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının sağlık nedeniyle görevini yerine getirme yeteneğini tamamen kaybettiği konusunda bilgi verildiğinde, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi bu gerçeğin aydınlatılması için Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’ne başvuruyor. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi bu kararı 6 hakimin çoğunluğuyla kabul etmektedir. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi bu gerçeği teyit etmezse, konu bitmiş sayılacaktır.
Madde 105. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı görevinden ayrıldığında yetkilerinin icra edilmesi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı süresinden önce görevinden ayrıldıktan 60 gün süreyle olağanüstü Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçim yapılır. Bu durumda Azerbaycan Cumhuriyetinin yeni Cumhurbaşkanı seçilinceye Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının yetkilerini Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Birinci Başkan yürütüyor.
II. Bu süre içinde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanın yetkilerini kullanan Azerbaycan Cumhuriyeti Birinci Başkan istifa ederse veya sağlık durumuna göre yetkileri kullanma yeteneğini tamamen kaybederse, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının belirlediği sırayla Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Birinci Başkan durumu almış olur ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı olarak göreve yürütüyor.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının yetkileri, bu Maddenin II. Bölümünde belirtilen nedenlerden dolayı Azerbaycan Cumhuriyeti Birinci Başkan Yardımcısı tarafından kullanılmazsa, Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini kullanır.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının yetkileri, bu Maddenin II. Bölümünde belirtilen nedenlerden dolayı Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı tarafından kullanılmazsa, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkileri Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Başkanı tarafından yerine getirilir. Bu nedenlerden dolayı, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkileri Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis Başkanı tarafından kullanılmazsa, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin başka bir yetkili tarafından yerine getirilmesine karar verecektir.
Madde 106. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının Bağışıklığı
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, dokunulmazlık hakkına sahiptir. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın onur ve saygınlığı yasalarla korunmaktadır.
Madde 106.1. Azerbaycan Cumhuriyeti Başkan Yardımcılarının Bağışıklığı
I. Görev süresi boyunca Azerbaycan Cumhuriyeti başkan yardımcısının kimliği dokunulmaz olacaktır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Başkanı suçüstü yakalanma durumlarından başka tutuklanamaz, suçlanmasının edilemez, hakkında mahkemece idari ceza uygulanamaz, üzeri aranamaz, muayene edilemez.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin başkan yardımcısı, suçüstü yakalanırsa alıkonulabilir. Bu durumda, onu tutan organ, Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığına derhal bildirecektir.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Başkanlığında dokunulmazlığına sadece Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcısının talebi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından iptal edilebilir.
Madde 107. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının Deşarjı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının görevden uzaklaştırılması teşebbüsü Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının ağır suç işlemesi halinde Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin girişimiyle, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesinin 30 gün içinde vereceği görüş üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi sunulabilir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı 95 milletvekilinin çoğunluğu tarafından kabul edilen bir karar temelinde, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı görevinden alınabilir. Bu karar Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Başkanı tarafından imzalanmıştır. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi bir hafta içinde karar vermeyi başaramazsa, karar yürürlüğe girmez.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını görevden alma kararı, Anayasa Mahkemesi’nin Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne yaptığı itiraz tarihinden itibaren iki ay içinde yapılır. Bu dönemde herhangi bir karar verilmezse, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına karşı suçlama reddedilmiş sayılır.
Madde 108. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının Garantisi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve ailesi devlet tarafından garanti altına alınmıştır. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve ailesinin güvenliği için özel güvenlik hizmetleri sağlar.
II. Önceden, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçilen Cumhurbaşkanının güvence kuralları Anayasa ile belirlenir.
Madde 108.1. Azerbaycan Cumhuriyeti Birinci Başkan Yardımcısının Garantisi
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk Başkan Yardımcısı ve ailesi devlet tarafından garanti altına alınmıştır. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının ve onun ailesinin Birinci Başkan Yardımcısının güvenliği için özel güvenlik hizmetleri sağlar.
Madde 109. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının Yetkileri
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı:
1) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne seçimleri atar;
2) Azerbaycan Cumhuriyeti’nin devlet bütçesini Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisine onay için sunmak;
3) devlet ekonomik ve sosyal programlarını onaylar;
4) Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı’nın, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin rızasıyla atar; Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı reddeder;
5) Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu üyelerini atama ve görevden alma; gerekli durumlarda Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu toplantılarına başkanlık etmek;
6) Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun istifasına karar verir;
7) Azerbaycan Cumhuriyeti devlet bütçesinde yürütme yetkisi için öngörülen harcamaların sınırları dahilinde merkezi ve yerel yürütme organlarını kurar;
8) Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Bakanlar Kurulu ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Bakanlar Kurulu kararları, merkezi ve yerel icra makamları;
9) Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi ve Azerbaycan Cumhuriyeti Temyiz Mahkemelerinin görevlendirilmesi ile ilgili olarak Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne; Azerbaycan Cumhuriyeti diğer mahkemelerinin yargıçlarını atar; Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhuriyet Savcılığını Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin rızasıyla atar ve görevden alır;
10) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne Azerbaycan Cumhuriyeti Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyelerinin atanması ve görevden alınması; Azerbaycan Cumhuriyeti Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyelerini Azerbaycan Cumhuriyeti Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyeleri arasından seçer;
11) Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Milli Meclise onay için Azerbaycan Cumhuriyeti askeri doktrinini sunmak;
12) Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nin yüksek komuta kadrosunu atamak ve görevden almak;
13) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İdaresini düzenler ve başını atar;
14) Azerbaycan Cumhuriyeti İnsan Hakları Komiseri seçiminde Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisine teslim edilir;
15) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yabancı ülkelerde ve uluslararası örgütlerde diplomatik misyonlarının kurulması, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yabancı ülkelerde ve uluslararası örgütlerde diplomatik temsilcilerinin görevlendirilmesi ve çağrılması;
16) yabancı devletlerin diplomatik temsilcilerinin kimlik bilgilerini ve ödeneklerini kabul eder;
17) hükümetler arası uluslararası anlaşmaları sonuçlandırır, Azerbaycan Cumhuriyeti yasaları dışında Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne onay ve iptal için kurallar sağlayan devletlerarası ve hükümetlerarası anlaşmaları sunar; onayları imzalamak;
18) Bir referandum atamak;
19) yasaları imzalamak ve yayınlamak;
20) vatandaşlık sorunlarını çözme;
21) siyasi iltica sorunlarını çözer;
22) pardon;
23) ödüller devlet ödülleri;
(24) Daha yüksek askeri ve daha yüksek özel dereceler sağlayın;
25) genel ve kısmi seferberliğin yanı sıra seferberlik için seferberlik çağrılarını duyurur;
26) Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlarının askerlik hizmetine alınmasına ve askerlik hizmetinde görevli askerlerin emekli olmasına karar vermek;
27) Azerbaycan Cumhuriyeti Güvenlik Konseyi’ni kurar;
28) Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nin atanması ile ilgili olmayan görevlerin yerine getirilmesinde Silahlı Kuvvetlerin müdahil olması ile ilgili olarak Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne;
29) olağanüstü hal ve sıkıyönetim ilan eder;
30) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin rızasıyla savaşı ilan eder;
31) Azerbaycan Cumhuriyeti devlet bütçesinde bu amaçlarla sağlanan harcamalar çerçevesinde özel güvenlik hizmetleri tesis eder;
32) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi ve yargısının yetkisi ile ilgili olmayan diğer hususları bu Anayasa ile çözer.
Madde 110. Kanunların imzalanması
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, yasaları teslim tarihinden itibaren 56 gün içinde imzalar. Kanun, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın itirazını artırırsa, kanunu imzalayıp, kendi itirazları ile belirtilen süre içerisinde Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisine geri gönderemez.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmadıkça anayasal kanunlar yürürlüğe girmez. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından çoğunluk oyu ile 95 oydan fazla kabul edilen ve 63 oy çoğunluğuyla yeniden oylanan ve 83 oy çoğunluğuyla kabul edilen kanunlar, tekrarlanan oylamadan sonra yürürlüğe girecek.
Madde 110.1. Hükümetler arası ve hükümetler arası anlaşmalara girme hakkı verilmesi
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, hükümetlerarası ve hükümetlerarası uluslararası anlaşmaları, başkan yardımcısına, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu üyelerine ve Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından atanan diğer kişilere devretme hakkını devredebilir.
Madde 111. Sıkıyönetim Deklarasyonu
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Azerbaycan Cumhuriyeti ülkesinin bir kısmı fiilen işgal edildiğinde, yabancı devlet veya devletler Azerbaycan Cumhuriyetine savaş ilan ettiğinde, Azerbaycan Cumhuriyetine karşı gerçek silahlı saldırı tehlikesi ortaya çıktığında, Azerbaycan Cumhuriyeti ülkesi ablukaya alındığı ve bu tür abluka için gerçek tehlike olduğunda Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında ve veya ayrı ayrı bölgelerinde sıkıyönetim ilan eder ve bu hususta fermanı 24 saat içinde Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin onayına sunar.
Madde 112. Acil durumun uygulanması
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı doğal afetler, salgın hastalıklar, büyük ekolojik ve diğer afetlerin gerçekleşmesi halinde ve aynı zamanda Azerbaycan Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünün bozulmasına, devlete karşı isyan veya darbe amaçlayan hareketler edildiğinde, şiddete dayanan kitlesel karışıklık ve vatandaşların hayatı ve güvenliği yahut devlet kurumlarının normal işleyişi için tehlike yaratan diğer karışıklıklar ortaya çıktığında Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ayrı ayrı bölgelerinde olağanüstü hal ilan eder ve bu konuda çıkardığı fermanı 24 saat içinde Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin onayına sunar.
Madde 113. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın İşleri
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, genel kuralları belirlerken, diğer konulardaki kararnameleri ve emirleri kabul eder.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının ferman ve emirleri, başka bir usul öngörülmemişse yayınlandıkları günden yürürlüğe girer.
Madde 114. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun Statüsü
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, icra yetkilerini yerine getirmek amacıyla Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nu kuracaktır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Bakanlar Kurulu, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının en üst düzey idari organıdır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına tabidir ve kendisine karşı sorumludur.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun çalışma usulü Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir.
Madde 115. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun Oluşumu
Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun terkibine Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, onun yardımcıları, bakanlar ve diğer merkezi yürütme organlarının başkanlarından oluşur.
Madde 116. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun İstifaları
Yeni seçilen Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı görevini ve yetkilerini kullanmaya başladığı gün Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına istifasını sunar.
Madde 117. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Toplantıları
Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Bakanlar Kurulu toplantıları, kural olarak, Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı’na başkanlık eder.
Madde 118. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı tayin usulü
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin onayı ile atanır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakan adayı hakkında teklifi Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı onun görevine başladığı günden itibaren bir ay veya Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun istifasından günden iki hafta içinde en geç Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis’e teklif eder.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakan adayı hakkındaki kararını adayın sunulduğu günden geç bir hafta içinde kabul eder. Gösterilen kural uyulmaz veya Cumhurbaşkanının sunduğu adayların Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanlık görevine atanması üç kez reddedilirse, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin onayı olmadan belirleyebilir.
Madde 119. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun Yetkileri
Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu:
Azerbaijan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin taslak devlet bütçesini hazırlar ve Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na sunar;
Republic Azerbaycan Cumhuriyeti devlet bütçesinin uygulanmasını sağlar;
-Finansal kredi ve para politikasının uygulanmasını sağlar;
Economic Devlet ekonomik programlarının uygulanmasını sağlar;
Social Devlet sosyal güvenlik programlarının uygulanmasını sağlar;
• bakanlıklara ve diğer merkezi yürütme organlarına başkanlık eder, fiillerini ortadan kaldırır;
Azerbaijan Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkililerine emanet ettiği diğer konuları çözer.
Madde 120. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun Faaliyetleri
I. Genel kuralları belirlerken, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararnameleri ve diğer emirleri verir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Kararı ve Emirlerinde aksi belirtilmedikçe, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 121. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu üyeliğine adaylar için şartlar.
Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, Başbakan Yardımcısı, bakan, diğer merkezi yürütme organı başkanı görevine seçilme hakkına sahip, yüksek eğitimli, başka devletler karşısında yükümlülüğü olmayan Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı atanır.
Madde 122. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu üyelerine yönelik şartlar
Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, onun yardımcıları, bakanlar, diğer merkezi yürütme organları yöneticileri hiçbir seçimli veya amaçlı görev alamazlar, bilimsel, pedagojik ve yaratıcılık faaliyeti dışında hiç bir özel teşebbüs, ticari ve diğer ücretli faaliyetle meşgul olamazlar, vazife maaşından, bilimsel, pedagojik ve yaratıcı aktivitelerin yanı sıra.
Madde 123. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı’nın Bağışıklığı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanının görev süresi boyunca kimliği dokunulmaz olacaktır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, cezai takibatlar haricinde yargılanamaz, dava açılmamalı, idari başvuruları kendisine uygulanamaz, arama veya şahsi denetime konu olamaz.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, suçüstü yakalanırsa gözaltına alınabilir. Bu durumda, onu tutan organ, Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığına derhal bildirecektir.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı’nın dokunulmazlığı, sadece Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhuriyet Başsavcısı’nın ibrazı üzerine feshedilebilir.
Madde 124.
I. Yürütme yetkisi, yerel icra organlarının başkanları tarafından kullanılır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının görevinden yürütme yetkisi başkanları tayin ve görevden alma.
III. Yerel idarelerin yetkileri Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir.
Bölüm 7. Yargı gücü
Madde 125. Yargı Gücünün Uygulanması
I. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yargı yetkisi, mahkemeler tarafından yalnızca adalet tarafından kullanılacaktır.
II. Yargı hakimiyeti Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesi, Azerbaycan Cumhuriyeti istinaf mahkemeleri, Azerbaycan Cumhuriyetinin genel mahkemeleri ve diğer uzmanlık mahkemeleri kullanır.
III. Yargı yetkisi, anayasa, medeni hukuk ve ceza yargılama usulleri aracılığıyla ve yasalarca öngörülen diğer yöntemlerle uygulanacaktır.
IV. Azerbaycan Cumhuriyet Savcılığı ve savunma tarafı ceza yargılamalarına katılır.
V. Mahkeme ve mahkeme işlemlerinin kuralları kanunla belirlenir.
VI. Belirsiz yasal hukuk yollarının tanıtılması ve mahkemelerin yetkilerinin değiştirilmesi için olağanüstü mahkemelerin kurulması yasaktır.
VII. Yargılama işlemleri gerçeğin bulunduğundan emin olmalıdır.
Madde 126. Hakem Adaylarına İlişkin Şartlar
I. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları, seçimlere katılmaya hak kazanan, 5 yılı aşkın süredir yüksek hukuk uzmanlığı alanında çalışmış ve hukuk eğitimi almışlardır.
II. Hakimler hiçbir seçimli amaçlı görev alamazlar, bilimsel, pedagojik ve yaratıcılık faaliyeti dışında hiç bir özel teşebbüs, ticari ve diğer ücretli faaliyetle uğraşamazlar, siyasi faaliyetlerde bulunamaz ve siyasi partilere üye olamazlar, vazife maaşından, ayrıca bilimsel, pedagojik ve sanat faaliyetlerinin karşılığı aldıkları ücretten başka ücret alamazlar.
Madde 127. Yargıçların bağımsızlığı, adalet yönetiminin temel ilke ve koşulları
I. Hakimler bağımsızdır, Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına tabidirler ve görev süreleri boyunca geri dönülemezler.
II. Hakimler, adil bir şekilde, tarafların eşitliğine, gerçeklere ve yasaya göre tarafsızdır.
III. Herhangi bir kişinin yargılamada herhangi bir doğrudan veya dolaylı kısıtlama, herhangi bir sebeple yasadışı eylem, gözdağı veya müdahale olması kabul edilemez.
IV. Adalet, kanun ve mahkeme huzurunda eşitlik temelinde uygulanır.
V. Tüm mahkemelerdeki işlemler açıktır.
Mahkemenin, ancak, kamu savcılığının devlet, ticaret veya ticari sırların ifşasına yol açabileceğini veya bireylerin veya aile üyelerinin gizliliğini korumaya ihtiyaç duyduğunu varsaydığı durumlarda, kapalı bir duruşmaya izin verilir.
VI. Kanunla öngörülen durumlar dışında, cezai takibat durumunda mahkeme işlemleri yapılmasına izin verilmemektedir.
VII. Mahkeme işlemleri, çatışma ilkesine dayanmaktadır.
VIII. Yargılamanın herhangi bir aşamasında, herkesin savunma hakkı garanti edilir.
IX. Adalet masumiyet karinesine dayanır.
X. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde adli işlemler, Azerbaycan Cumhuriyeti devlet dilinde veya ilgili nüfusun nüfusun çoğunluğunun dilinde yürütülecektir. Davaya katılan fakat yargılamanın yapıldığı dili bilmeyen şahısların dava içeriğini tam olarak öğrenebilmesi için yargılamaya tercüman aracılığıyla katılması ve mahkemede anadilinde konuşma hakkı sağlanır.
Madde 128. Yargıçların dokunulmazlığı
I. Hakimler dokunulmazdır.
II. Yargıç, sadece kanunda öngörülen şekilde cezai sorumluluğa tabi olabilir.
III. Hakimlerin yetkileri ancak kanunla öngörülen gerekçelere ve kurallara uygun olarak sonlandırılabilir.
IV. Yargıç görevden uzaklaştırılması teşebbüsünü hakimler cinayet işlediğinde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesinin görüş üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi karşısında ileri sürülebilir. İlgili görüş, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın talebi üzerine 30 gün içinde Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesine sunulmalıdır.
V. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesi ve Azerbaycan Cumhuriyeti İktisat Mahkemesi hakimlerinin görevden uzaklaştırılması hakkında karar Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinde 83 oy çokluğu ile kabul edilir; Diğer yargıçların görevden alınması kararı, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisindeki oyların çoğunluğuyla yapılacaktır.
Madde 129. Mahkeme Kararları ve Yürütme
I. Mahkeme tarafından alınan kararlar Devletten kaldırılmıştır ve bunların uygulanması bağlayıcıdır.
II. Mahkeme kararının yerine getirilmemesi yasal bir yükümlülük gerektirir.
III. Mahkeme kararı, yasa ve kanıtlara dayanmalıdır.
Madde 130. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi 9 hakimlerden oluşmaktadır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi yargıçları Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın sunumu üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından atanır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesinin, Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığının, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisinin talebi üzerine aşağıdaki meseleleri çözer:
1) Azerbaycan Cumhuriyeti kanunlarının, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının ferman ve emirlerinin, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin kararlarının, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun karar ve emirlerinin, merkezi yürütme organlarının düzenleyici işlemlerinin Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına uygunluğu;
2) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kararnamelerinin, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarının, merkezi yürütme organlarının normatif yasal işlemlerinin Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına uygunluğu;
3) Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarının, merkezi yürütme organlarının normatif yasal işlemlerinin Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kararnamelerine uygunluğu;
4) Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi’nin kararlarının, yasaların öngördüğü hallerde Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ve yasaları ile uyumu;
5) Belediye işlemlerinin Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına, Azerbaycan Cumhuriyeti kanunlarına, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının fermanlarına, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarına (Nahçıvan Özerk Cumhuriyetinde aynı zamanda Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Anayasasına, kanunlarına, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarına) uygunluğu;
6) Azerbaycan Cumhuriyeti’nin devletlerarası anlaşmalarının Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına uygunluğu; Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümetler Arası Sözleşmelerin Anayasa ve Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına uygunluğu;
7) Anayasa’nın uygunluğu, Nahçivan Özerk Cumhuriyeti yasaları, Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Kurulu kararları ve Bakanlar Kurulunun Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına ilişkin kararları; Nahçivan Özerk Cumhuriyeti yasalarının, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Bakanlar Kurulu’nun Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına uygunluğu; Nahcivan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarının Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kararları ve Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarına uygunluğu;
8) yetkilerin yasama, yürütme ve yargı yetkileri arasında dağıtımı konusunda anlaşmazlıklar.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesinin, Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığının, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisinin talebi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasını ve kanunlarını yorumlar.
V. Herkes, hak ve özgürlüklerini ihlal eden yasama ve yürütme organlarının normatif düzenlemelerinden, belediye ve mahkeme düzenlemelerinden kanunla belirlenmiş şekilde bu maddenin III bölümünün 1-7 nci bentlerinde belirtilen konuların Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından çözülmesi için Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’ne bozulmuş İnsan hakları ve özgürlüklerinin restorasyonu için bir şikayette bulunabilir.
VI. Azerbaycan Cumhuriyeti kanunları ile belirlenmiş şekilde mahkemeler insan hak ve özgürlüklerinin kullanımı ile ilgili olan Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının ve kanunlarının şerh edilmesi için Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilirler.
VII. Azerbaycan Cumhuriyetinin İnsan Hakları Sorumlusu, insan hak ve özgürlüklerini ihlal eden yasama ve yürütme organlarının normatif düzenlemelerinden, belediye ve mahkeme düzenlemelerinden kanunla belirlenmiş şekilde bu maddenin III bölümünün 1-7 nci bentlerinde belirtilen konuların Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından çözülmesi için Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemeye talepte bulunabilir.
VIII. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, bu Anayasa ile öngörülen diğer yetkileri kullanır.
IX. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, kendi yetkisi dahilindeki konularda kararlar alır. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin kararı, Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında zorlanır. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi kararları yayınlanmalıdır.
X. Kanunlar ve diğer düzenlemeler, ya da onların ayrı ayrı hükümleri, Azerbaycan Cumhuriyetinin hükümetler arası anlaşmaları Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin kararında belirlenmiş sürede yürürlükten kalkar; Azerbaycan Cumhuriyeti’nin devletlerarası antlaşmaları yürürlüğe girmemektedir.
Madde 131. Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi, genel ve ihtisas mahkemelerinin takibatı ile ilgili hukuki, cezai ve diğer davalar için en yüksek yargı organıdır; cassation’da adaleti uygular; Mahkemelerin uygulamaları ile ilgili konularda açıklamalar sağlar.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi Yargıçları Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın sunumu üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından atanır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi kararları yayınlanmalıdır.
Madde 132. Azerbaycan Cumhuriyeti Temyiz Mahkemeleri
I. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin temyiz mahkemeleri, yargı yetkisine sahip oldukları durumlarda daha yüksek mahkemelerdir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin temyiz mahkemelerinin yargıçları, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın sunumuyla Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından atanacaktır.
Madde 133. Azerbaycan Cumhuriyeti Savcılığı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhuriyet Savcılığı, yasaların usulüne uygun olarak ve yasada öngörülen hallerde uygulanmasını denetler; Kanunla öngörülen hallerde cezai takibat başlayacak ve soruşturulacaktır; mahkemede savcılığa karşı savunma yapar; mahkemede dava açılması; mahkeme kararlarına karşı protesto.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhuriyet Savcılığı, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhuriyet Başsavcısı’na toprak ve ihtisas savcılarının tayin edilmesine dayanan tek bir merkezi organdır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcısı, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin rızasıyla görevlendirir ve görevden alır.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcı yardımcılarını, uzman prokurorluqlar rehberlik eden savcıları, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti savcısını Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcısının önerisi ile Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı atar ve görevden alır.
V. Arazi ve uzman savcıları Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının onayı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcısı göreve atar ve görevden alır.
Bölüm 8. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti
Madde 134. Nahçıvan Özerk Cumhuriyetinin Durumu
I. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti’nde özerk bir devlettir.
II. Nahcivan Özerk Cumhuriyeti’nin statüsü bu Anayasa ile belirlenir.
III. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçasıdır.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası, kanunları, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının fermanları ve Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun kararları Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ülkesinde bağlayıcıdır.
V. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ve yasalarına göre Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Kurulu tarafından kabul edilen Özerk Cumhuriyeti Nahçivan Cumhuriyeti Anayasası ve yasaları; Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun kabul ettiği kararlar Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına, kanunlarına, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının fermanlarına, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarına aykırı olmamalıdır.
VI. Özerk Cumhuriyeti Nahcivan Cumhuriyeti Anayasası, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisine sunulur ve Anayasa Yasası ile onaylanır.
Madde 135. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nde yetkilerin bölünmesi
I. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nde yasama hakimiyeti Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisi, yürütme hakimiyeti Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, yargı erkini Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti mahkemeleri kullanır.
II. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisi, Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ve kanunları ile yetkilendirildiği hususların çözümünde, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası, kanunları ve Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı fermanları ile onun yetkisi dahilindeki konuları, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti mahkemeleri ise Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ve Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına göre.
Madde 136. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin en yüksek yetkilisi
Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin yüce temsilcisi, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Yüce Meclisi’nin başkanıdır.
Madde 137. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin Ali Meclisi
I. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin Ali Meclisi 45 üyeden oluşmaktadır.
II. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Kurulu’nun görev süresi 5 yıldır.
III. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin Yüce Meclisi, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi Başkanı ve onun milletvekillerini seçer ve daimi ve diğer komisyonları düzenler.
Madde 138. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüce Meclisi tarafından belirlenen genel kurallar.
I. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ali Meclisi aşağıdaki genel kuralları belirler:
1) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Kuruluna Seçimler;
2) vergiler;
3) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin ekonomik kalkınma yönleri;
4) sosyal güvenlik;
5) çevre koruma;
6) turizm;
7) sağlık, bilim, kültür.
II. Özerk Cumhuriyeti Nahçivan’ın Ali Meclisi, bu Maddede belirtilen konularda yasalar çıkarır.
Madde 139. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüce Meclisi tarafından Çözülen Konular
I. Nahcivan Özerk Cumhuriyeti’nin Ali Meclisi aşağıdaki konuları çözmektedir:
1) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin çalışmalarının örgütlenmesi;
2) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti bütçesinin onaylanması;
3) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin ekonomik ve sosyal programlarının onaylanması;
4) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Başbakanı’nın atanması ve görevden alınması;
5) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun Onaylanması;
6) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’na güven.
II. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Kurulu, bu Maddede belirtilen konularda kararlar alır.
Madde 140. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu
I. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun terkibini Nahcivan Özerk Cumhuriyeti Başbakanının önerisi ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisi onaylar.
II. Nahcivan Özerk Cumhuriyeti Başbakanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın önerisi temelinde Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ali Meclisi tarafından atanır.
III. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu:
Au Özerk cumhuriyet bütçesi taslağını hazırlar ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Yüce Meclisine sunar;
Otonom cumhuriyet bütçesini uygular;
Au Özerk cumhuriyetin ekonomik programlarının uygulanmasını sağlar;
Au Özerk cumhuriyetin sosyal programlarının uygulanmasını sağlar;
Azerbaijan Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkililerine emanet ettiği diğer konuları çözer.
IV. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, kararnameleri ve emirleri kabul eder.
Madde 141. Nahçivan Özerk Cumhuriyetinde yerel yürütme gücü
Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’ndeki yerel yürütme makamlarının başkanları, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ali Meclis Başkanı’nın sunulması üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından atanacaktır.
Dördüncü bölüm. Yerel öz yönetim
9. Bölüm belediyeler
Madde 142. Bireylerde öz yönetimin örgütlenmesi
I. Yerel yönetilen belediyeler.
II. Belediyeler seçimler bazında oluşturulmaktadır.
III. Belediyelerin statüsüne ilişkin gerekçeler bu Anayasa ile belirlenir ve belediye seçimlerinin kuralları kanunla belirlenir.
Madde 143. Belediye İşlerinin Organizasyonu
I. Belediye, faaliyetlerini toplantılar, daimi ve diğer komisyonlarla gerçekleştirir.
II. Belediye oturumları belediye başkanı tarafından çağrılır.
Madde 144. Belediyelerin Yetkileri
I. Aşağıdaki konular belediyelerin toplantılarına göre karara bağlanır:
1) belediye üyelerinin yetkilerinin tanınması, yetkilerinin sona ermesi ve yasaların öngördüğü hallerde yetkilerinin sona ermesi;
2) belediye yönetmeliklerinin onaylanması;
3) belediye başkanının ve milletvekillerinin seçimi, daimi ve diğer komisyonlar;
4) yerel vergi ve ödemelerin belirlenmesi;
5) yerel bütçenin onaylanması ve icrası hakkında raporlar;
6) belediye mülkiyetinin mülkiyeti, kullanımı ve elden çıkarılması;
7) yerel sosyal koruma ve sosyal gelişim programlarının benimsenmesi ve uygulanması;
8) yerel ekonomik kalkınma programlarının kabulü ve uygulanması;
9) yerel çevre programlarının benimsenmesi ve uygulanması.
II. Belediyelere ayrıca yasama ve yürütme makamları tarafından ek yetki verilebilir. Belediyelerin uygulanması için gerekli mali kaynaklar da tahsis edilmelidir. Yasama organı ve yürütme makamları bu yetkilerin kullanılmasından sorumludur.
Madde 145. Belediyelerin Kararları
I. Belediye toplantılarında dikkate alınan konulardaki kararlar alınır.
II. Belediye kararları belediye üyelerinin basit çoğunluğu ile yapılır.
III. Yerel vergiler ve ödemeler hakkındaki kararlar belediye üyelerinin üçte iki çoğunluğu ile alınmaktadır.
Madde 146. Belediyelerin Bağımsızlığının Sağlanması
I. Belediyeler, belediyede yaşayan vatandaşlara karşı sorumluluklarını dışlamayan yetkilerini kullanma konusunda bağımsızdır. Belediye üyelerinin seçimi, feshi veya feshedilmesi ve belediyelerin erken tahliye usulü yasa ile düzenlenir.
II. Belediye yetkililerinin bağımsız olarak uygulanması, Azerbaycan devletinin egemenliğini zayıflatamaz.
III. Devlet belediyelerin faaliyetlerini kontrol eder.
IV. Belediyeler, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisine davalarında ve kanunla öngörülen şekilde rapor verirler.
V. Belediyelerin mahkeme tarafından korunması ve kamu makamlarının kararları sonucunda ortaya çıkan ek masraflar garanti edilecektir.
Madde 146.1. Belediyelerin sorumluluğu
Belediyeler, belediye görevlileriyle birlikte, yasadışı eylemler ve belediye görevlilerinin eylemsizliği nedeniyle insan hakları ve özgürlüklerin neden olduğu zararlar için hukuki sorumluluk taşırlar.
Beşinci bölüm. Hukuk ve hukuk
Bölüm 10. Yasama sistemi
Madde 147. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının Yasal Gücü
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası, Azerbaycan Cumhuriyeti’nde en yüksek yasal güce sahiptir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası doğrudan yasal güce sahiptir.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yasama sisteminin temelidir.
Madde 148. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yasama sistemine dahil olan eylemler
I. Yasama sistemi aşağıdaki normatif yasal düzenlemelerden oluşmaktadır:
1) Anayasa;
2) referandum tarafından kabul edilen eylemler;
3) yasalar;
4) kararnameler;
5) Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Kararları;
6) merkezi yürütme organlarının normatif eylemleri.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmalar, Azerbaycan Cumhuriyeti hukuk sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır.
III. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin Anayasa ve yasaları ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararları yasal güce sahiptir.
IV. Özerk Cumhuriyeti Nahçivan’ın yasama sistemi, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yasama sistemine uygun olmalıdır.
V. Yetkileri kapsamında, yerel icra makamları yasama eylemleriyle çelişmeyen normatif düzenlemeler yapabilirler.
Madde 149. Normatif-yasal düzenlemeler
I. Normatif yasal düzenlemeler hukuk ve adalete (çıkarların eşitliği) dayanmalıdır.
II. Referandum tarafından kabul edilen eylemler sadece yayınlandığında, bunların uygulanması ve yürütülmesi, vatandaşlar, yasama, yürütme ve yargı makamları, tüzel kişiler ve belediyeler için zorunludur.
III. Yasalar Anayasa’ya aykırı olmamalıdır. Bütün vatandaşlar, yasama, yürütme ve yargı makamları, tüzel kişiler ve belediyeler için sadece yayınlanmış yasalar ve düzenlemeler zorunludur.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın kararları, Anayasa’ya ve Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına aykırı olamaz. Bütün vatandaşlar, yürütme makamları ve tüzel kişiler için sadece yayınlanan kararnameler zorunludur.
V. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararları, Anayasa’ya, Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına ve Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kararlarına aykırı değildir. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun kararları sadece vatandaşların, merkezi ve yerel idarelerin ve tüzel kişiliklerin uygulanması ve uygulanması için zorunludur.
VI. Merkezi yürütme organlarının eylemleri, Anayasa’ya, Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kararnamelerine ve Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarına aykırı olamaz.
VII. Bireylerin ve tüzel kişilerin hukuki durumlarını iyileştiren, yasal sorumluluğu ortadan kaldıran veya hafifleten normatif yasal düzenlemelerin gücü geriye doğrudur. Diğer normatif yasal eylemlerin gücü geriye doğru değildir.
VIII. Normatif yasal düzenlemeler yayınlanmalıdır. Hiç kimse, yayınlanmamış normatif yasal düzenlemeye bağlı kalmaya zorlanamaz ve bu tür eylemlerin icrasına (uyumsuzluğuna) karşı sorumlu tutulamaz. Normatif yasal işlemlerin yayınlanması kuralı, Anayasa ile belirlenir.
Madde 150. Belediye Elçileri
I. Belediyelerin kabul ettikleri işlemler hukuka ve hak-adalete (eşit menfaatlere eşit muamele) dayanmalı, Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına, kanunlarına, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının fermanlarına, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarına (Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nde ise aynı zamanda Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Anayasasına, kanunlarına, Nahçivan Özerk Cumhuriyet Bakanlar Kurulu kararları).
II. Belediyenin kabul ettiği düzenlemenin uygulanması ülkesinde yaşayan vatandaşlar ve onun arazisinde yerleşen tüzel kişiler için zorunludur.
Madde 151. Uluslararası eylemlerin yasal gücü
Azerbaycan Cumhuriyeti yasama sistemine dahil olan normatif hukuki düzenlemeler ile (Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ve referandumla kabul edilen düzenlemeler hariç) Azerbaycan Cumhuriyetinin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar arasında çelişki ortaya çıkarsa, uluslararası anlaşmalar uygulanır.
Bölüm 11. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişiklikler
Madde 152. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasında Yapılacak Değişiklik Usulü
Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası metnindeki değişiklikler sadece referandumla kabul edilebilir.
Madde 153. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasında Yapılacak Değişiklik Önerileri Prosedürü
Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası metninde değişiklik Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi veya Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı teklif edince, önerilen değişikliklere dair önceden Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin reyi alınır.
Madde 154. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin yetkilerinin kısıtlanması
Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, referandumla kabul edilen Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası metninde herhangi bir değişiklik yapamaz.
Madde 155. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına yapılacak değişikliklerin başlatılmasının sınırlandırılması
Bu Anayasanın 1, 2, 6, 7, 8 ve 21’inci Maddelerinde yapılan değişiklikler veya iptaller, Bölüm 3’te belirtilen insani ve sivil hak ve özgürlüklerin sona ermesi veya Cumhuriyetin taraf olduğu uluslararası antlaşmaların öngördüğü tedbirlerden daha kısıtlayıcı bir tedbir önerisi, referanduma sunulamaz.
12. Bölüm Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına Ekler
Madde 156. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına Eklerin Kabulü İçin Usul
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası’nda yapılan değişiklikler, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından Anayasaya uygun olarak 95 oy çoğunluğu ile kabul edilir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ile ilgili anayasal kanunlar, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne iki kez teslim edilir. İkinci oylama ilkinden altı ay sonra gerçekleşir.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına ilaveler hakkında Anayasa kanunları hem birinci, hem de ikinci oylamadan sonra, bu Anayasada kanunlar için öngörülen şekilde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının imzasına sunulur.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası’nda yapılan değişikliklerle ilgili anayasa yasaları, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından ikinci oylamadan sonra imzalandığında yürürlüğe girer.
V. Anayasa yasaları Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının ayrılmaz bir parçasıdır ve Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının ana metnine aykırı olmamalıdır.
Madde 157. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası Eklerinin Başlatılması
Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına ilaveler Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı veya Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin en az 63 milletvekili tarafından önerilebilir.
Madde 158. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına yapılacak eklemelerin teklif edilmesi için girişimin kısıtlanması
Bu Anayasa’nın ilk bölümünde yer alan hükümlerle bağlantılı olarak Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına ilaveler önerilemez.
Geçiş hükümleri
1. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası, referandumla kabul edildikten sonra resmi yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu Anayasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 21 Nisan 1978 tarihinde kabul edilen Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası (Temel Kanun) geçersiz olacaktır.
2. Bu Anayasa’nın yürürlüğe girmesinden önce seçilen Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, bu Anayasa ile Cumhuriyet Başkanına verilen yetkileri kullanır.
3. Bu Anayasanın 101. maddesinin 5. fıkrası, bu Anayasanın kabulünden sonra seçilen Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı için geçerlidir.
4. Azerbaycan Cumhuriyeti Halk Milletvekilleri tarafından kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin yetkileri, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yeni seçilen Milli Meclis’inin ilk günü sona erecektir.
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yeni seçilen Milli Meclisi’nin ilk toplantısı, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin en az 83 milletvekili seçilmesinden bir hafta sonra yapılacaktır. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin ilk oturumu 31 Mayıs 1996’da devam ediyor.
1995 Ağustos 15-de kabul edilmiş “Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi seçimleri hakkında» Azerbaycan Cumhuriyeti Kanununun 85’inci maddesi bu Kanun uyarınca seçilmiş Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin birinci çağrısının yetkileri bitenedek yürürlüktedir.
5. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, bu Anayasa’nın yürürlüğe girmesinden bu yana Anayasa’da tanımlanan yetkileri kullanır.
6. Bu Anayasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, Azerbaycan Cumhuriyeti Halk Meclisi Sovyetlerinin yetkileri sona erdirilecektir.
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Azerbaycan Cumhuriyeti milletvekillerinin yerel Sovyet halkının yetkileri, yerel yürütme organları tarafından kullanılır.
7. Bu Anayasanın yürürlüğe girmesinden sonra, iki yıl içinde yerel özyönetim yasası kabul edilmeli ve belediyelere yapılacak seçimler yapılacaktır.
8. Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında mevcut olan yasalar ve diğer normatif yasal düzenlemeler, mevcut Anayasa’nın kabulüne kadar mevcut Anayasa’ya aykırı olmayan bölümde yürürlükte kalacaktır.
9. Bu Anayasa’nın yürürlüğe girmesinden önce Azerbaycan Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren mahkemeler, bu Anayasa’da tanımlanan yetki ve ilkelere uygun olarak adaleti kullanırlar.
10. Bu Anayasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin hâkimlerin statüsü, yargı sistemi ve yargı reformu ile ilgili mevzuatı kabul edilecek ve Azerbaycan Cumhuriyeti mahkemelerinin hakimleri yeniden atanacaktır.
Hakimlerin tayini ve işten çıkarılması, bu mevzuat yürürlüğe girinceye kadar bu Anayasa’nın yürürlüğe girmesine kadar yürürlükteki mevzuata göre yapılır.
11. Anayasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde, Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Hakkında Kanun kabul edilecek ve Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi oluşturulacaktır. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin bu Anayasa ile öngörülen yetkileri, Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi kuruluncaya kadar kullanılamaz. Bu Anayasanın 130 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının 7. fıkrası tarafından öngörülen konu, Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi tarafından karara bağlanır.
12. Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Tahkim Mahkemesi, bu Anayasa’nın yürürlüğe girdiği günden itibaren Azerbaycan Cumhuriyeti Ekonomi Mahkemesi’ne çağrılacak ve mevcut mevzuatın belirlediği yetkileri kullanacaktır.

Turhan Tufan Yüce

0
Pof. Dr. Turhan Tufan YÜCE

Pof. Dr. Turhan Tufan YÜCE, Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyesi iken Ege Üniversitesi Senatosu’nun 6 Haziran 1978 tarihli kararı ile Ege Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne naklen atanmıştır.

Bu fakültede 26.10.1978’de göreve başlayan Prof. Dr. Turhan T. YÜCE, 13.03.1979 tarihinde Ceza ve Ceza Yargılama Kürsüsü Başkanlığına, 23.09.1980 tarihinde Adalet Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğü’ne ve 21.04.1981 tarihinde de Dekan Yardımcılığına seçilmiştir.

Prof. Dr. Turhan T. YÜCE, 16.04.1981 tarihinde Hukuk Fakültesi Dekanlığı’na seçilmiş ve 17.09.1982 tarihine kadar bu görevini sürdürmüştür.

20.07.1982 tarihinde yürürlüğe giren 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 18. madde hükmü ile Hukuk Fakültesinin Dokuz Eylül Üniversitesine bağlanması üzerine Prof. Dr. Turhan T. YÜCE bu yeni Üniversiteye intikal etmiştir.

Dokuz Eylül Hukuk Fakültesinde kamu Hukuku Bölüm Başkanlığı yapan Prof. Dr. Turhan T. YÜCE, 01.02.1987 tarihinde emekli olmuştur.

21 Nisan – Hukuk Takvimi

0
21 Nisan Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar. Kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları. Ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.
21 Nisan – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Bugün
MÖ 753 Romulus ve Remus, Roma’yı kurdu.
1488

Alman hümanist düşünür ve şair Ulrich von Hutten doğdu. (Ölümü: 9 Ağustos 1523) İmparatorluk Şövalyeleri’nin lideri oldu. Martin Luther Reformlarını destekledi. Skolastik düşüncelere karşı çıktı ve felsefe tarihinde önemli bir isim haline geldi.

1789

Hukukçu John Adams ABD başkanı oldu. 21 Nisan 1789 – 4 Mart 1797 tarihleri arasında görev yaptı.

1800

Hukukçu Alfred Moore  ABD Yüksek Mahkemesi yargıçlığına getirildi. 21 Nisan 1800 – 26 Ocak 1804 tarihleri arasında görev yaptı.

1821

Sadrazam Benderli Ali Paşa görevinden ayrıldı ve 30 Nisan’da idam edildi. Benderli Ali Paşa, Padişah emri ile idam edildiği bilinen son sadrazamdı.

1837

Danimarkalı yazar, öğretmen ve pasifist siyasetçi Fredrik Bajer doğdu. (Ölümü: 22 Ocak 1922) 1872 yılında Danimarka Parlamentosuna girdi ve orada 23 yıl kaldı. Uluslararası çatışmaları çözmek amacıyla tahkim kuralları alanında çalıştı. Birçok barış örgütünü destekledi. Hem Danimarka içinde hem Avrupa çapında tahkim anlaşmalarını sağlamak için bir yasanın hazırlanmasında rol üstlendi. 1908 yılında Nobel Barış Ödülü’nü aldı.

1864

Alman düşünür, sosyolog ve ekonomi politik uzmanı Max Weber doğdu. (Ölümü: 14 Haziran 1920) Sosyoloji bilimini metodolojik olarak zenginleştirdi. Siyaset sosyolojisi ve eğitim sosyolojisi alanında yaptığı araştırmalarıyla da tanındı. Marx’ın sınıf temelli çözümlemelerinin yerine statü kavramını literatüre kazandırdı. Modern antipozitivistik sosyoloji incelemesinin öncüsü olarak nitelenmektedir.

1918

Hukukçu Carl Theodor Zahle, Danimarka başbakanlığı görevine seçildi. (Doğumu: 19 Ocak 1866) Kopenhag Üniversitesi‘nde hukuk okudu. 1901’de parlamento maliye komitesinin üyesi oldu. 1905’te Sosyal Liberal Parti’yi kurdu ve yeni partinin ilk başkanı oldu. 1911’de Stege belediye başkanı oldu. Birinci Dünya Savaşı sırasında başbakanlık yaptı. 1929’dan 1935’e kadar adalet bakanı olarak görev yaptı. 21 Nisan 1918–30 Mart 1920 arasında Danimarka Başbakanlığı yaptı. 3 Şubat 1946, Kopenhag’da yaşamını yitirdi.

 1920

Mustafa Kemal Paşa, Meclis’in 23 Nisan 1920 günü açılacağını bildiren bir genelge yayımladı.

1923 İsmet Paşa başkanlığındaki heyet Lozan’a vardı.
1924 T.B.M.M.’nde “İstanbul Darülfünunu’nun Şahsiyet-i Hükmiyesi Hakkında Kanun” kabul edildi.
1924 Ziraat Bankası’nın üreticilere kredi açmasına ilişkin kanun kabul edildi.
1930 Columbus-Ohio’daki bir hapishanede çıkan yangında 320 kişi öldü.
1931

Reisicümhur Gazi Mustafa Kemal Hazretlerinin Millete Beyannamesi, 21 Nisan 1931 Salı günü Resmî Gazete’de yayınlandı. Beyanname, Türk Milleti’ne yönelik genel bir hitap şeklinde olup, yeni kurulan Cumhuriyetin nitelikleri ile amaçlarını ve hedeflerini doğrudan halka anlatma amacı taşımakta; Cumhuriyet Devrimlerinin milliyetçi, halkçı, devletçi, lâik ve inkılâpçı vasıflara atıf yapmaktadır. “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi özellikle vurgulanmaktadır.

1934

İstanbul Belediyesi’ne bağlı müfettişler, belediye tarafından kurulan Esnaf Bankası’nın yöneticileri tarafından hortumlandığına dair bir rapor düzenledi. Türkiye’de banka hortumlama olayı ortaya çıktı.

1939 Yeni kurulan Hatay Cumhuriyeti, Türk Gümrük Tarifesine dahil oldu.
1944 Fransa’da kadınlar oy kullanma hakkını elde etti.
1952 Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan anlaşmayla vize formaliteleri kaldırıldı.
1964 Rum Patriği Vekili Emilyanos ile Metropolit Canavaris, Türkiye aleyhine faaliyet gösterdikleri gerekçesiyle sınır dışı edildi.
1963 27 Mayıs 1960’ta gerçekleşen askerî darbe sonrasında Halkevleri 21 Nisan 1963 tarihinde bir dernek statüsünde, bağımsız bir demokratik kitle örgütü olarak tekrar kuruldu. Ancak, 12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleşen askerî darbe ile Halkevleri yeniden kapatılmış, bir kez daha tüm varlıklarına el konulmuştur.
1967 Yunanistan’da darbe yapıldı. Yorgo Papadopulos liderliğindeki “Albaylar Cuntası” yönetime el koydu, yedi yıl sürecek olan askeri rejim başladı. Yunan hukukçu, yazar ve eski Yunanistan Başbakan Panagiotis Kanellopoulos(Παναγιώτης Κανελλόπουλος) 21 Nisan 1967’de meydana gelen askeri darbe sonucunda görevinden uzaklaştırıldı. Darbe döneminin sonuna kadar yedi yıl boyunca ev hapsinde tutuldu. Darbe sonrası geçiş dönemi başbakanlık tekliflerini reddetti.
1968 Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Rusya, zor durumda kalan astronotları kurtarmak için bir antlaşma imzaladı.
1970 Hutt River Vilayeti Prensliği, Avustralya’dan bağımsızlığını ilan etti.
1970 Hukukçu Bruno Kreisky Avusturya şansölyesi olarak görev başladı.
1976 Adana/Ceyhan’ın Sarıbahçe köyünde 225 dönümlük Hazine toprağını eken topraksız köylülerden 11’i şikâyet üzerine tutuklandı. Hazine’yle davalık olan Andırın ailesinin topraklarının bir kısmını eken köylüler jandarma müdahalesiyle uzaklaştırılmış, ekinleri sökülmüştü.
1976 Cem Karaca hakkında İzmit Lisesi Koruma Derneği’nin düzenlediği müzik şöleninde İhtarname adlı şarkısını okurken sol yumruğunu havaya kaldırarak kışkırtıcı sözler söylediği iddiasıyla soruşturma açıldı.
1978 Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası (Temel Kanun) 21 Nisan 1978 tarihinde kabul edildi. Bu anayasa, 12 Kasım 1995 yılında referandum yoluyla kabul edilen ve 27 Kasım’da yürürlüğe giren yeni Azerbaycan Anayasası ile yürürlükten kaldırıldı.
1980 Sağmalcılar Cezaevi’ndeki 23 tutuklu, cezaevi aracından kaçtı.
1981 Prof. Dr. Turhan T. YÜCE,  21 Nisan 1981 tarihinde de Ege Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekan yardımcılığı görevine getirildi.
1984 İşkence yaparak bir öğrencinin ölümüne neden olan iki polis, İstanbul Sıkıyönetim Mahkem si tarafından 6’şar yıl 8’er ay hapis cezasına çarptırıldı.
1987 Müstehcen bulunan “Bitmeyen Aşk” romanının yazarı Pınar Kür ve yayımcı Erdal Öz’ün yargılanmalarına başlandı.
1988 İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi, İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsanî veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi Türkiye tarafından 21 Nisan 1988 tarihli ve 3441 sayılı kanunla kabul edilerek onaylandı ve 29 Nisan 1988 tarihli resmî gazetede yayınlandı. Sözleşme, BM Genel Kurulu’nda 10 Aralık 1984 tarihli oturumda, 39/46 sayılı kararla kabul edilmiş ve 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girmişti. Türkiye, sözleşmeye 25 Ocak 1988’de imza atmıştı.
1988 Rehine Alınmasına Karşı Uluslararası Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun, 21 Nisan 1988 tarihinde kabul edilmiş, 29 Nisan 1988’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Ancak Türkiye, sözleşmenin hakemlik ve zorunlu yargıya ilişkin hükümlerine çekince koymuştur.
1988 Başbakan Turgut Özal Hürriyet, Cumhuriyet, Günaydın ve Tempo’daki yazılardan dolayı birçok gazeteci hakkında soruşturma talep etti, 7 yurttaşı da hakaret suçundan şikayet etti.
1988 Türkiye Barış Derneği Davası 21 Nisan 1991’de tüm sanıkların beraatıyla sona erdi. Barış Derneği üyelerine açılan dava sonucunda, İstanbul 2 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından, 23 Şubat 1982 tarihinde, 44 yönetici hakkında, tutuklama kararı verildi. Orhan Adli. Apaydın ile birlikte Mahmut Şerafettin Dikerdem, Reha İsvan, Erdal Atabek, Aykut Göker, Tahsin Usluoglu, Haluk Tosun, Şefik Asan, Aybars Ungan, Ali Taygun, Uğur Kökden, Metin Özek, Niyazi Dalyancı, Ataol Behramoğlu, Ali Sirmen, Gencay Saylan, Ergun Elgin, Orhan Taylan, Hüseyin Bas, Nedim Tarhan, Mustafa Gazalci, İsmail Hakkı Öztorun, Nurettin Yılmaz, Kemal Anadil ve Melih Tümer tutuklanarak cezaevine konuldu. 17 Mayıs 1982 tarihinde sanıklar hakkında iddianame düzenlenerek Türkiye Barış Derneği Davası açıldı ve sanıkların Türk Ceza Kanunu’nun 141 ve 142. maddelerine göre cezalandırılması istendi. Apaydın’ın tutuklanması üzerine Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi bir tavsiye kararı alarak serbest bırakılmasını istedi. Paris Barosu, Türkiye’ye başvurarak Apaydın’n serbest bırakılmasını istedi. Türkiye Barış Derneği’ne ilişkin ikinci davada, birinci davanın avukatları Halit Çelenk, Turgut Kazan, Turgut Arınır, Atilla Coşkun, Nezahet Gündoğmuş, Rasim Öz, Mustafa Özkan ve Ali Sen, avukatlık görevlerinden uzaklaştırıldı ve 18 Mart 1986’da iki dava birleştirildi. Dava sürerken, sanıklar, 1984 Nobel Barış Ödülü için aday gösterildi. Sanıklardan Metin Özek’in de üyesi bulunduğu Savaşa Karşı Hekimler, Nobel Barış Ödülü’nü aldı. İstanbul Barosu eski Başkanı Orhan Adli Apaydın 28 Şubat 1986 tarihinde, CHP milletvekili İsmail Hakki Öztorun ise 20 Haziran 1986’da dava sona ermeden hayatını kaybetti.
1988 İsrail’de Mordehay Vanunu, 18 yıl sonra hapisten çıktı. Fas kökenli fizikçi Vanunu, 1986’da İsrail’in gizli nükleer çalışmalarını belge ve fotoğraflarla ifşa etmişti.20 Kasım 2005’te yasa dışı olarak Filistin topraklarına girdiği ve tahliye koşullarını ihlal ettiği iddiasıyla yeniden tutuklandı.
1989 Sağmalcılar Cezaevi’nde tek tip elbise vb.ne 1987 yazında arkadaşlarıyla birlikte ölüm orucu ile direnen Ertuğrul Mavioğlu’nun -avukat babası vasıtasıyla- açtığı dava sonuçlandı: Danıştay’ın tek tip elbise uygulamasının kaldırılması kararı kesinleşti.
1989 Ankara’da Kutlu ve Sargın’ın DGM’deki duruşmasını izlemek isteyenler Çevre Sokak’ta beklerken “avukatlar dışında kimsenin duruşmaya alınmayacağı” kararını gerekçe gösteren polisçe tekme/tokat dağıtıldı, itiraz eden 3 avukat tartaklandı. Avukatlar suç duyurusu yaptı.
1990 Anayasa Mahkemesi hükümeti uyardı. Çok sayıda kanun hükmünde kararname çıkartılmasının parlamentonun işlerliğini engelleyebileceği bildirdi.
1992 12 Eylül 1980 darbesi sonra faaliyeti durdurulup idaresi kayyıma devredilen DİSK’e bağlı Petkim-İş Sendikası’nın taşınır ve taşınmaz malvarlığı ile nakit parası Mahkeme kararıyla sendikaya geri verildi.
1992 Kayseri Cezaevi’nden tünel kazarak kaçan TKP/ML-TİKKO üyesi mahpuslardan 8’inin yakalandığı açıklandı.
1996 Çeçenistan Devlet Başkanı Cahar Dudayev, Rus füze saldırısında öldü.
1998 Siirt’te 5 Aralık’ta yaptığı konuşmada okuduğu “Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler nefer” şiirinden dolayı Diyarbakır DGM’de yargılanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 10 ay hapis ve para cezasına çarptırıldı.
2000 Diyarbakır DGM Başsavcılığı PKK liderlerinden Osman Öcalan hakkında idam istemiyle dava açtı.
2001 Amerika kıtasındaki 34 ülkenin liderleri Kanada’nın Quebec kentinde toplantı yaptı. Gündem: 2005 yılında Amerika Serbest Ticaret Bölgesi (FTAA) kurulması.
2003 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Bakanlar Kurulu, saat 09.00-24.00 arasında KKTC’den Kıbrıs Rum kesimine, Rum kesiminden de KKTC’ye geçişi serbest bıraktı.
2004 DEP’li milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak DGM’de yeniden yargılandı. Mahkeme 15’er yıllık hapis cezasını aynen onayladı. Duruşmayı Avrupa Parlamentosu (AP) adına izleyen İtalyan Milletvekili Luici Vinci “DGM faşist, karar utanç verici. Dava AİHM’den döner” dedi.
2004 Afganistan’da Amina adındaki genç kadın zina suçlamasıyla taşlanarak öldürüldü.
2006 Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’u onayladı. Değişiklik, eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın cezasını evinde çekmesini sağladı. Cumhurbaşkanı yasayı daha önce veto etmiş, TBMM’den ikinci kez aynen geçmişti.
2010 Arjantin’de askeri Cunta’nın son devlet başkanı Bignone 56 ayrı cinayet, işkence ve adam kaçırmadan 25 yıl hapse mahkûm oldu.
2014 YSK, tekrarlanan sayımda CHP’nin 6 oy farkla kazandığı ve CHP’li Vefa Salman’ın mazbatasını aldığı Yalova belediye seçimlerini AKP’nin başvurusu üzerine “7 kısıtlı seçmenin oy kullandığı” gerekçesiyle iptal etti; seçim 1 Haziran’da tekrarlandı.
2014 Gündem Çocuk Derneği raporunu açıkladı: Son 8 yılda biber gazından 5’i 12 yaş altı 8 çocuk hayatını kaybetti, 146 çocuk yaralandı.
2021 Cezayirli kadın hakları savunucusu aktivist Annie Steiner, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 7 Şubat 1928) Hadjout, Tibaze Vilayeti’nde doğdu. Ulusal Kurtuluş Cephesi üyesiydi. 15 Ekim 1956’da tutuklandı ve Mart 1957’de Cezayir Silahlı Kuvvetleri Mahkemesi tarafından Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne yardım ettiği için beş yıl hapis cezasına çarptırılarak Serkadji Hapishanesinde hapsedildi. 1961 yılında serbest kaldı. Steiner, 21 Nisan 2021 tarihinde Cezayir’de 93 yaşında hayata veda etti.
2021 ABD Başkanı Joe Biden, 24 Nisan’da 1915 olaylarının yıldönümüyle ilgili yaptığı yazılı açıklamada 21 Nisan 2021 tarihinde, yaşananları “soykırım” olarak tanımladı. Ermeni soykırımı yasa tasarısı, ABD Temsilciler Meclisi’nin Uluslararası Operasyonlar ve İnsan Hakları Alt Komitesi’nde, 21 Eylül 2000‘de oy çokluğuyla kabul edilmiş, ABD Temsilciler Meclisi 30 Ekim 2019 tarihinde tasarıyı kabul etmiş, ABD Senatosunda 12 Aralık 2019 tarihinde onaylandı.
2024 TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ genel kurulunda etik ilke ve kurallar kabul edilerek derneğin web sitesinden yayınlandı. PSİKİYATRİ MESLEK ETİĞİ İLKE VE KURALLARI 
2025 Usulsüz diploma soruşturması kapsamında Ekrem İmamoğlu ve diploması iptal edilen diğer 27 kişinin savcılık tarafından verilen talimat gereğince ifadelerinin alınmaya başlanacağı açıklandı.
2025 CHP İstanbul il başkanı Özgür Çelik, kurultay soruşturması kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında iade verdi.
2025 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Bağcılar Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi açılış töreninde konuşması sırasında “AK Parti sebep enflasyon sonuçtur”, “Allah’ın dinini kullanma Reis” şeklinde pankart açan, elindeki telefonu platforma doğru atan 3 çocuk babası tekstil işçisi N.K. (44) “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “basit yaralama” suçlamasıyla tutuklandı.
2025 Saraçhane eylemleri nedeniyle haklarında “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” ve 14’ü “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla tutuklu olan 49 kişinin yargılanmasına başlandı. Davanın ilk duruşması İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, duruşmayı 24 Ekim’e erteledi.
2025 DİSK’in,

enflasyona esas ortalama madde fiyat listesini yayımlamadığı gerekçesiyle TÜİK’e açtığı davada Ankara 6. İdare Mahkemesi’nin DİSK lehine verdiği karar İstinafta onandı.

21 Nisan – Hukuk Takvimi

Yusuf Kemal Tengirşenk

0
Yusuf Kemal Tengirşenk

Yusuf Kemal Tengirşenk, 1878 Boyabat’ta doğmuştur. Kadı (Naip) Hasan Raci efendinin oğludur. Önce Kuleli İdadisine girmiş, sağlık nedenleri ile Askeri Tıbbiye nakledilmiş burada öğrenimine devam ederken hapsedilmiş, Fizan’a sürülmek üzere iken sakatlığı ve bazı girişimler üzerine çürüğe ayrılmıştır. Bir süre memleketinde kaldıktan sonra İstanbul’a gelerek Mektebi Hukuka girmiştir.

Fransızca ve İngilizce dillerini bilen Tengirşenk 1904 yılında hukuk fakültesinden mezun olmuş ve daha sonra Paris Hukuk Fakültesi Ulumu Siyasiye ve İktisadiye şubesinde Doktorasını vermiştir.

Yusuf Kemal Tengirşenk Moskova Anlaşması Heyetinde

1898 de Boyabat Mal Müdürü Refikliğine tayin edilmiş, 1899 da istifa etmiştir. Mektebi Hukuktan mezun olduktan sonra 1904 de avukatlığa başlamış aynı zamanda Hukuk Fakültesinde Ceza Hukuku Muallim Muavinliğine, daha sonra Muallimliğe tayin edilmiştir.

1908 de Meşrutiyetin ilanı ile Kastamonu mebusluğuna seçilmiştir. 1908-1909 yılları arasında İstanbul Barosu Başkanlığı görevine seçilmiş; 1 yıl görev aldıktan sonra ayrılarak  31 Ağustos 1914 tarihine kadar Avrupa’da Talebe Müfettişliğinde bulunmuştur.

1 Haziran 1915 de Müfettiş Umumiliğine, 23 Kasım 1915 de Adliye Nezareti Müsteşarlığına tayin edilmiş, I. Dünya Savaşının bitmesiyle tekrar Kastamonu Mebusu olmuş, İstanbul’un işgal edilmesi üzerine Ankara’ya gelerek Büyük Millet Meclisine katılmıştır. Hariciye Vekili Bekir Sami Beyle birlikte Murahhas olarak Moskova’ya gitmiş ve daha sonra ikinci defa Heyeti Murahhas Reisi olarak 16 Mart 1921 de Moskova’ya giderek Dostluk Muahedesini akdetmiştir.

Tengirşenk, 30 Mart 1920 de Adliye Vekili, 15 Mayıs 1921 de Hariciye Vekili seçilmiştir. 02.10.1922 de istifa etmiş, 1923 de Londra Mümessilliğine tayin olmuş, bilahare Sefirlik ile Milletvekilliğinin bir arada yapılamayacağına dair alınan karar üzerine Milletvekilliğini tercih etmiştir.

1930 senesinde 2. defa Adliye Vekilliğine tayin olunmuş, 1933 de istifa etmiştir.

1950 yılında siyaseti bırakıp,  Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ekonomi Profesörü olmuştur. Bu görevden emekli olup, 6 Ocak 1961 – 25 Ekim 1961 tarihleri arasında Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Temsilcisi olarak görev yapmıştır.

15 Nisan 1969 tarihinde Ankara’da vefat etmiştir.

Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizin Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Tavsiye Kararı 

0

Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizin Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Tavsiye Kararı; Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizin Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi ile birlikte Uluslararası Çalışma Konferansının 10 Haziran 2019 tarihli 108. oturumunda kabul edilmiş ve 21 Haziran 2019’Da Cenevre’de resmen ilan edilmiştir.

ÇALIŞMA YAŞAMINDA ŞİDDET VE TACİZİN ORTADAN KALDIRILMASINA İLİŞKİN TAVSİYE KARARI

Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı,

Uluslararası Çalışma Ofisi Yönetim Kurulu’nun daveti üzerine 10 Haziran 2019 tarihinde Cenevre’de yaptığı yüz sekizinci (Yüzüncüyıl) Oturumunda,

Şiddet ve Taciz Sözleşmesi‘ni (2019) kabul ederek, ve Oturum gündeminin beşinci maddesini oluşturan çalışma yaşamında şiddet ve tacize ilişkin diğer bazı önerileri kabul etmeye karar vererek, ve

Bu tekliflerin, Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’ni (2019) takviye eden Tavsiye Kararı şeklini almasını belirleyerek,

İki bin on dokuz yılı Haziran ayının işbu günü Şiddet ve Taciz Tavsiye Kararı (2019) olarak adlandırılabilecek aşağıdaki Tavsiye Kararı’nı kabul eder:

Bu Tavsiye Kararı’nın hükümleri, Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin (2019) (bundan böyle “Sözleşme” olarak anılacaktır) hükümlerini takviye eder ve Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin hükümlerini tamamlar ve bunlarla birlikte dikkate alınmalıdır.

I. TEMEL İLKELER

2. Sözleşmenin 4ncü Maddesinin 2nci fıkrasında belirtilen kapsayıcı, bütünleşik ve toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşımın kabul edilmesi ve uygulanması konusunda, Üyeler işgücü ve istihdam, iş sağlığı ve güvenliği, eşitlik, ayrım gözetmeme hukuku ve uygun olduğu hallerde ceza hukukunda çalışma yaşamında şiddet ve tacizi ele almalıdır.

3. Üyeler, şiddet ve tacize daha çok maruz kalan sektör, meslek ve çalışma düzenlemelerinde olanlar da dahil tüm işçi ve işverenlerin, 87 No’lu Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması Sözleşmesi (1948) ve 98 No’lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi’ne (1949) uygun olarak örgütlenme özgürlüğünden ve toplu pazarlık hakkının etkin biçimde tanınmasından eksiksiz yararlanmasını sağlamalıdır.

4. Üyeler;

(a) Her düzeyde toplu pazarlık hakkının etkin biçimde tanınmasını, şiddet ve tacizi önleme ve ele almanın ve mümkün olduğu kadarıyla çalışma yaşamında aile içi şiddetin etkisini hafifletmenin bir aracı olarak teşvik edecek, ve (b) Müzakere sürecine ve toplu sözleşmelerin içeriğine ilişkin ilgili eğilimler ve iyi uygulamalar hakkında bilgilerin toplanması ve yayılması yoluyla toplu pazarlığı destekleyecek uygun önlemleri almalıdır.

5. Üyeler, ulusal hukuk, düzenleme ve politikalardaki şiddet ve tacize ilişkin hükümlerin 100 No’lu Eşit Ücret Sözleşmesi ve 90 No’lu Tavsiye Kararı, 111 No’lu Ayırımcılık (İş ve Meslek) Sözleşmesi ve 111 No’lu Tavsiye Kararı (1958) ile diğer ilgili belgeler de dahil, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün eşitlik ve ayrım gözetmeme belgelerini dikkate almasını sağlamalıdır.

II. KORUMA VE ÖNLEME

6. Ulusal hukuk, düzenleme ve politikalardaki şiddet ve tacize ilişkin iş sağlığı ve güvenliği hükümleri, 155 No’lu İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi (1981) ve 187 No’lu İş Sağlığı ve Güvenliğini Geliştirme Çerçeve Sözleşmesi (2006) gibi Uluslararası Çalışma Örgütü’nün ilgili iş sağlığı ve güvenliği belgelerini dikkate almalıdır.

7. Üyeler, işçi ve temsilcilerinin Sözleşme’nin 9(a) Maddesinde belirtilen işyeri politikasının tasarımı, uygulanması ve izlenmesinde yer alması gerektiğini uygun görüldüğü şekilde kanun ve düzenlemelerde belirtmelidir ve bu politika:

(a) Şiddet ve tacizin hoş görülmeyeceğini belirtmelidir,

(b) Şiddet ve taciz önleme programlarını, uygun görüldüğü takdirde, ölçülebilir hedeflerle oluşturmalıdır,

(c) İşçi ve işverenin hak ve sorumluluklarını belirtmelidir,

(d) Şikayet ve soruşturma prosedürleri hakkında bilgi içermelidir,

(e) Şiddet ve taciz olaylarıyla ilgili tüm iç ve dış iletişimin usulüne uygun olarak değerlendirilmesini ve uygun görüldüğü şekilde hareket edilmesini sağlamalıdır,

(f) İşçilerin tüm tehlikelerden haberdar edilme hakkını dengelerken, bireylerin mahremiyet hakkı ve gizlilik hakkını, Sözleşme’nin 10(c) Maddesinde belirtildiği gibi, belirtmelidir, ve (g) Müşteki, mağdur, tanık ve muhbirleri mağduriyet ve misillemeye karşı koruyacak önlemler içermelidir.

8. Sözleşme’nin 9(c) Maddesinde belirtilen işyeri risk değerlendirmesi, psikososyal tehlike ve riskler dahil, şiddet ve taciz olasılığını artıran etmenleri dikkate almalıdır. Aşağıdaki tehlike ve risklere özellikle dikkat edilmelidir:

(a) Duruma göre çalışma koşulları ve düzenlemeleri, iş organizasyonu ve insan kaynakları yönetiminden kaynaklanan,

(b) Müvekkiller, müşteriler, servis sağlayıcılar, kullanıcılar, hastalar ve toplum üyeleri gibi üçüncü tarafları içeren, ve

(c) Ayrımcılık, güç ilişkilerinin kötüye kullanılması ile şiddet ve tacizi destekleyen toplumsal cinsiyet, kültürel ve sosyal normlardan kaynaklanan.

9. Üyeler, gece çalışması, diğerlerinden yalıtılmış olarak çalışma, sağlık, ağırlama hizmetleri, sosyal hizmetler, acil servisler, ev içi hizmet, taşımacılık, eğitim veya eğlence gibi şiddet ve tacize maruz kalmanın daha muhtemel olduğu sektörler veya meslekler ve çalışma düzenlemelerine yönelik uygun önlemler benimsemelidir.

10. Üyeler, göçmen işçileri, özellikle de kadın göçmen işçilerin, göçmenlik durumuna bakılmaksızın, menşe ülke, geçiş ülkesi ve varış ülkesinde uygun görüldüğü şekilde çalışma yaşamında şiddet ve tacizden koruyacak yasal veya diğer önlemleri almalıdır.

11. Kayıt dışı ekonomiden kayıtlı ekonomiye geçişin kolaylaştırılmasında Üyeler, kayıt dışı ekonomide şiddet ve tacizi önlemek ve ele almak için, kayıt dışı ekonomi işçi ve işverenlerine ve onların derneklerine yönelik kaynak ve yardım sağlamalıdır.

12. Üyeler, şiddet ve tacizi önleyecek önlemlerin, kadınların ve Sözleşme’nin 6ncı Maddesinde belirtilen grupların belirli iş, sektör veya mesleklere katılımlarının kısıtlanmasına veya buralardan dışlanmalarına yol açmamasını sağlamalıdır.

13. Sözleşme’nin 6ncı Maddesinde kırılgan gruplara ve kırılganlık durumlarındaki gruplara yapılan atıf, geçerli uluslararası çalışma standartlarına ve insan hakları ile ilgili uluslararası belgelere uygun olarak yorumlanmalıdır.

III. UYGULAMA, ÇARELER VE YARDIM

14. Sözleşme’nin 10(b) Maddesinde belirtilen önlemler arasında:

(a) Tazminatlı istifa hakkı,
(b) İşe iade,
(c) Zararın uygun şekilde tazmini,
(d) Belirli davranışların durdurulmasını veya politika veya uygulamaların değiştirilmesini sağlamak için derhal tatbik olunacak önlemler gerektiren emirler, ve
(e) Ulusal hukuk ve uygulamaya göre dava giderleri ve avukat ücretleri yer alabilir.

15. Çalışma yaşamında şiddet ve taciz mağdurları, iş göremezlikle sonuçlanan psikososyal, fiziksel veya başka herhangi bir yaralanma veya hastalık durumunda tazminat alabilmelidir.

16. Sözleşme’nin 10(e) Maddesinde belirtilen toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve tacizle ilgili şikayet ve uyuşmazlık çözüm mekanizmaları:

(a) Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve taciz alanında ihtisas mahkemeleri,
(b) Zamanında ve etkin yargılama,
(c) Müşteki ve mağdurlara yönelik hukuki danışma ve yardım,
(d) Ülkede yaygın olarak konuşulan dillerde mevcut ve erişilebilir kılavuzlar ve diğer bilgi kaynakları, ve
(e) Cezai dışındaki yargılamada, uygun görüldüğü şekilde, ispat yükünün değiştirilmesi gibi önlemleri içermelidir.

17. Sözleşme’nin 10(e) Maddesinde belirtilen toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve taciz mağdurları için destek, hizmet ve çareler:

(a) Mağdurların işgücü piyasasına yeniden katılmaları için destek,
(b) Uygun görüldüğü şekilde erişilebilir biçimde rehberlik ve bilgi hizmetleri,
(c) 24 saat sürekli yardım hatları,
(d) Acil servisler,
(e) Tıbbi bakım ve tedavi ile psikolojik destek,
(f) Barınaklar dahil kriz merkezleri, ve
(g) Mağdurları desteklemek için ihtisas polis birimleri veya özel eğitimli görevliler gibi önlemleri içermelidir.

18. Sözleşme’nin 10(f) Maddesinde belirtilen çalışma yaşamında aile içi şiddet şiddetin etkilerini hafifletmek için uygun önlemler arasında:

(a) Aile içi şiddet mağdurları için izin,
(b) Aile içi şiddet mağdurları için esnek çalışma düzenlemeleri ve koruma,
(c) Aile içi şiddet ve sonuçları ile ilgisi olmayan gerekçeler hariç, uygun görüldüğü şekilde, aile içi şiddet mağdurları için işten çıkarılmaya karşı geçici koruma,
(d) Aile içi şiddetin işyeri risk değerlendirmelerine dahil edilmesi,
(e) Mevcut oldukları yerlerde aile içi şiddete yönelik kamu hafifletme mekanizmalarına sevk sistemi, ve
(f) Aile içi şiddetin etkileri konusunda farkındalık yaratma yer alabilir.

19. Çalışma yaşamında şiddet ve taciz failleri sorumlu tutulmalı ve şiddet ve tacizin yeniden meydana gelmesinin önlenmesi ve, uygun olduğu hallerde, çalışmaya yeniden entegrasyonlarının kolaylaştırılması amacıyla, uygun olduğu hallerde, danışmanlık veya diğer önlemler sağlanmalıdır.

20. İş müfettişleri ve diğer yetkili makamların yetkilileri, uygun görüldüğü şekilde, psikososyal tehlike ve riskler, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve taciz ve belirli işçi gruplarına karşı ayrımcılık dahil çalışma yaşamında şiddet ve tacizi tespit etmek ve ele almak amacıyla toplumsal cinsiyete duyarlılık eğitiminden geçmelidir.

21. İş teftişi, iş sağlığı ve güvenliği, toplumsal cinsiyet eşitliği de dahil eşitlik ve ayrım gözetmemeden sorumlu ulusal organların görevi, çalışma yaşamında şiddet ve tacizi kapsamalıdır.

22. Üyeler, Sözleşme’nin 6ncı Maddesinde belirtilen gruplara ilişkin olarak da dahil olmak üzere, çalışma yaşamında şiddet ve taciz hakkında; cinsiyet, şiddet ve tacizin biçimleri ve ekonomik faaliyete göre ayrıştırılmış istatistikleri toplamak ve yayınlamak için çaba göstermelidir.

IV. REHBERLİK, EĞİTİM VE FARKINDALIK YARATMA

23. Üyeler, uygun görüldüğü şekilde,:

(a) Ayrımcılık, güç ilişkilerinin kötüye kullanılması ile şiddet ve tacizi destekleyen toplumsal cinsiyet, kültürel ve sosyal normlar da dahil çalışma yaşamında şiddet ve taciz olasılığını artıran etmenleri ele almaya yönelik programlar,

(b) Hakimler, iş müfettişleri, polis memurları, savcılar ve diğer kamu görevlilerine çalışma yaşamında şiddet ve tacizle ilgili görevlerini yerine getirmede yardımcı olacak ve ayrıca kamu ve özel işçi ve işverenler ile onların kuruluşlarına çalışma yaşamında şiddet ve tacizi önleme ve ele almada yardımcı olacak toplumsal cinsiyete duyarlı kılavuzlar ve eğitim programları,

(c) Sözleşme’nin 6ncı Maddesinde belirtilen gruplara ait işçi ve diğer kişilerin özel durumlarını dikkate alan, genel veya sektöre özgü, çalışma yaşamında şiddet ve tacizle ilgili örnek uygulama kuralları ve risk değerlendirme araçları,

(d) Şiddet ve tacizin, özellikle toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve tacizin, kabul edilemezliğini ileten, ayrımcı tutumları ele alan ve mağdur, müşteki, tanık ve muhbirlerin yaftalanmasını önleyen, ülkede yaşayan göçmen işçilerinkiler de dahil, ülkenin çeşitli dillerinde toplumsal farkındalık yaratma kampanyaları,

(e) Ulusal hukuk ve şartlara uygun olarak, tüm öğretim ve mesleki eğitim seviyelerinde, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve taciz dahil, şiddet ve tacizle ilgili toplumsal cinsiyete duyarlı müfredat ve öğretim materyalleri,

(f) Gazeteciler ve diğer medya çalışanlarına yönelik, bağımsızlıkları ve ifade özgürlüğüne gereken saygıyı göstererek, temel nedenleri ve risk faktörleri dahil, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve taciz hakkında materyaller, ve

(g) Şiddet ve tacizden arınmış güvenli, sağlıklı ve uyumlu işyerlerinin teşvik edilmesini amaçlayan halka yönelik kampanyaları finanse etmeli, geliştirmeli, uygulamalı ve yaymalıdır.

C. ÇALIŞMA YAŞAMINDA ŞİDDET VE TACİZİN ORTADAN KALDIRILMASINA İLİŞKİN KARAR

Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı, yüz sekizinci (Yüzüncüyıl) Oturumunda (2019),

Şiddet ve Taciz Sözleşmesi (2019) ve ona eşlik eden Tavsiye Kararını kabul ederek, Herkesin şiddet ve tacizden arınmış çalışma yaşamı hakkının farkında olarak,

İnsan onuru ve saygıya dayalı, şiddet ve tacizden arınmış, çalışma yaşamının geleceği şekillendirecek tarihi fırsatı tanıyarak,

Çalışma yaşamında şiddete ve tacize son verme konusunda üye Devletlerin ve sosyal ortakların temel rolünü vurgulayarak,

Sözleşme ve Tavsiye Kararı’nın başarısının, etkin tanıtım ve uygulamalarına bağlı olacağını hatırda tutarak,

1. Üye Devletleri Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’ni (2019) onaylamaya davet eder,
2. Hükümetleri, işçi ve işveren kuruluşlarına da danışarak, Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’ni ve Tavsiye Kararı’nı (2019) uygulamaya davet eder,
3. Uluslararası Çalışma Ofisi Yönetim Kurulu’nu, Genel Direktör’den Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin (2019) geniş çaplı onaylanmasına ve:

(a) Farkındalık yaratma girişimleri, tanıtım materyalleri, araştırma ve teknik yardım yoluyla ortakları destekleyecek,

(b) Bu belgeleri ilgili uluslararası ve bölgesel kuruluşların dikkatine sunacak ve çalışma yaşamında şiddet ve tacizi ortadan kaldırmak için ortaklık ve ortak girişimleri teşvik edecek, ve (c) Kaynakları mevcut ve gelecek program ve bütçelere tahsis edecek ve üçlü danışma ile yukarıda belirtilen faaliyetleri yürütmek için bütçe dışı kaynakları seferber edecek önlemler de dahil araçların etkin biçimde uygulanmasına yönelik kapsamlı bir strateji oluşturmasını rica etmeye davet eder.

20 Nisan – Hukuk Takvimi

0
20 Nisan Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar. Kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları. Ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.

20 Nisan – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar 

571
İslam Hukukunu kuran Hazreti Muhammed, Mekke’de dünyaya geldi.
702
Ca’fer es-Sâdık, İslam fıkhî mezhebi Caferiliğe ismini veren Şii imam (ö. 765)
1792
Birinci Fransa Cumhuriyeti yönetimi, Avusturya Habsburg Monarşisi’ne savaş ilan etti.
1808
1848-1852 yılları arasında Fransa Cumhurbaşkanlığı yapan, sonrasında cumhuriyeti yıkarak imparatorluğunu ilan eden  III. Napoléon (Charles Louis Napoléon Bonaparte, 20 Nisan 1808, Paris – 9 Ocak 1873, Chislehurst, İngiltere) dünyaya geldi.
1869
Mecelle, 20 Nisan 1869 tarihinde yazılmaya başlandı ve 16 Ağustos 1876 tarihinde tamamlandı.
1889
Alman nazizminin sembolü Adolf Hitler Avusturya’da doğdu.  (ö. 1945)
1910
Hukukçu, bürokrat ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu dünyaya geldi. (İdamı: 16 Eylül 1961)
1921
Barselona Konferansı toplandı. Uluslararası Öneme Sahip Ulaşıma Elverişli Su Yollarının Rejimi Hakkındaki Sözleşme, Barselona’da kabul edildi. Deniz kıyısı bulunmayan Devletlerin gemi bayrağına sahip olma haklarının tanınmasına ilişkin 20 Nisan 1921 günlü Barselona Deklarasyonu ilan edildi. Konferansta, Uluslararası demiryollarına ilişkin öğütleme kararları alındı. Türkiye, konferansta alınan kararları Lozan’da kabul etti.
1923
Gazeteci Oktay Akbal doğdu. (Ölümü: 28 Ağustos 2015) Saint Benoit Fransız Lisesi’nde başladığı ortaöğrenimini, 1942 yılında İstiklal Lisesi’nde bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk ve Edebiyat fakültelerinde eğitim gördü ancak yüksek öğrenimini yarıda bırakarak yazarlığa devam etti.
1924
1924 Anayasası, 20 Nisan 1924’te yürürlüğe girdi ve 1921 tarihli Teşkilât-ı Esasîye Kanununu yürürlükten kaldırdı. Birkaç önemli değişiklikle 1961’e dek yürürlükte kaldı. 10 Ocak 1945 tarihinde Anayasa metninin içeriği değiştirilmeden, dili Türkçeleştirilerek yeniden kabul edildi.
1924
Bilecik il oldu.
1926
Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye (Kabotaj) ve Limanlarla Kara Suları Dahilinde İcrayı Sanat ve Ticaret hakkında kanun kabul edildi.
1931
C.H.F. Genel Başkanı Gazi Mustafa Kemal imzası ile yayınlanan seçim bildirisinde Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ilkesi yer aldı.
1933
Bulgaristan’ın Razgrad şehrindeki Türk mezarlığının bir grup Bulgar tarafından yerle bir edilmesiyle, İstanbul’da Razgrad Olayları başladı. Milli Türk Talebe Birliği kapatıldı.
1942
İzmir Ticaret Gazetesi kuruldu.
1942
Kız öğrencilerin ipek çorap, topuklu ayakkabı ve kısa etek giymesi ve saçlarını kıvırması yasaklandı.
1942
Anadolu Ajansı’nda çalışan 26 Yahudi kökenli vatandaşın işine Başbakan Refik Saydam’ın emri ile son verildi.
1944
Türkiye, Almanya’ya krom ihracatını durdurdu.
1946
 Demokrat Parti, milletvekili genel seçimlerine girme kararı aldı.
1946
Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası’nda yapılan değişiklikler 20 Nisan 1948 tarihinde yürürlüğe girdi.
1951
Türkiye – Yunanistan Kültür Anlaşması, 20 Nisan 1951 tarihinde, Ankara’da imzalandı. Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Krallığı arasında imzalanan Kültür Anlaşmasının onanması hakkında Kanun, 12 Mayıs 1952 tarihinde mecliste kabul edildi, 17 Mayıs 1952 tarihinde resmi gazetede yayınlandı.
1953
7 Türk askeri Kore’deki esir değişimi ile geri alındı.
1959
Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi (European Convention on Mutual Assistance in Criminal Matters), Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin imzasına açılmış ve 20 Nisan 1959’da Strazburg’da akdedilmiştir. Türkiye, sözleşmeyi 18 Mart 1968 tarihinde kabul etmiş ve 16 Ekim 1968 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlayarak yürürlüğe sokmuştur.
1962
 Ünlü dolandırıcı Sülün Osman hapisteyken Alınteri ile Yaşamak konulu konferans verdi.
1965
John Steinbeck’in Bitmeyen Kavga adlı romanın Türkçe çevirisi, 1948 yılına ait bir Bakanlar Kurulu Kararı dayanak gösterilerek toplatıldı.
1968
Hukukçu Pierre Elliott Trudeau, Kanada Başbakanı oldu.
1973
Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetin 50. yılı nedeniyle hazırladığı genel af teklifini Meclis’e sundu.
1975
Hukukçu, yargıç ve Adalet Akademisi önceki başkanlarından Muhittin Özdemir, 20 Nisan 1975’te Tokat’ın Niksar ilçesinde dünyaya geldi.
1978
Kızıl Tugaylar örgütü, 16 Mart’ta kaçırdıkları İtalya’nın eski Başbakanı Aldo Moro’yu, tutuklu arkadaşlarının serbest bırakılmaması halinde öldüreceklerini bildirdi.
1978
Dev-Genç ve Ülkücü Memurlar Derneği kapatıldı.
1979
İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı, 1 Mayıs kutlamasıyla ilgili açıklamasından dolayı DİSK Genel Sekreteri Fehmi Işıklar hakkında “halkı izinsiz gösteri ve toplantı yapmaya teşvik ettiği” iddiasıyla kamu davası açtı.
1981
17/18 Ocak 1981’de mensubu oldukları komünist örgüte para bulmak için giriştikleri kuyumcu soygununda kuyumcunun oğlu Hasan Kahveci’yi ve polis memuru Mustafa Kılıç’ı öldüren, emniyet kuvvetlerine ve halka ateş açan, polis otosunu tarayan sol görüşlü militanlar Ramazan Yukarıgöz, Ömer Yazgan, Erdoğan Yazgan ve Mehmet Kambur, ölüm cezasına çarptırıldı.
1981
Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) Genel Başkanı Gültekin Gazioğlu ve 15 yönetici Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nce 8-16 ay arası hapis cezasına çarptırıldı.
1981
1978’e kadar çıkan “Halkın Yolu” dergisinin Yazı İşleri Müdürü Mehmet Çerik, dergide 1976 ve 1977’de yayınlanan 3 yazıdan dolayı 1 no’lu Askeri Mahkeme’ce gıyabında 18 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırıldı.
1982
YÖK’ün yetkileri arttırıldı
1983
978 yılında Fethiye’ye tatile gelen Avusturya Büyükelçisi’nin kızına tecavüz etmek isteyen ve buna karşı çıkan kızı ve annesini öldüren Şener Yiğit, idam edildi.
1983
12 Eylül Darbesi’nin 45. idamı: Kan davasından 2 Nisan 1977’de tarlada çalışmakta olan bir kişiyi tabancayla öldüren, kaçmakta olan diğer bir kişiyi av tüfeğiyle uzaktan ateş açıp yaraladıktan sonra yanına gidip tabancayla onu da öldüren Cafer Aksu (Altuntaş), idam edildi.
1984
Kürt devleti kurma girişiminde bulundukları iddiasıyla 3 yıldır yargılanan Mardin eski bağımsız milletvekili Nurettin Yılmaz ile eski Bayındırlık Bakanı Şerafettin Elçi beraat etti. Yılmaz ve Elçi 1981’de tutuklanmış, Yılmaz 13 ay Elçi 30 ay sonra tahliye edilmişti.
1986
Türkiye, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesine Ek 8 nolu Protokolü 4 Şubat 1986 tarihinde imzaladı, 12 Nisan 1989 tarih ve 3526 sayılı Onaya Uygun Bulma Kanunu, 20 Nisan 1989 tarih ve 20145 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı.
1989
Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi (Convention for the Protection of the Architectural Heritage of Europe), Avrupa Konseyi üye ülkeleri tarafından 3 Ekim 1985 tarihinde Granada’da kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti sözleşmeyi, 13 Nisan 1989’da onayladı, onay kanunu 20 Nisan 1989’da resmî gazetede yayınlandı.
1994
Türkiye’de Radyo-Televizyon Üst Kurulu kuruldu.
2000
Metin Göktepe Davası’nda Yargıtay, 7 yıl 6’şar ay hapse mahkum edilen 6 sanıktan 5’inin cezasını onadı. “Öldürme fiilinde iştirak iradesi bulunmadığı” gerekçesiyle cezası bozulan Emniyet Amiri S.B.Köse’ye 1 yıl 8 ay hapis, 5 ay memuriyetten men cezası verildi.
2000
HSYK, Evren hakkında ölüm cezası istemiyle hazırladığı iddianame için Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ”yetkisizlik” gerekçesiyle takipsizlik kararı verilen Adana Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu’ya ”kınama” cezası vererek “tedbiren” 3 ay süreyle görevden aldı.
2006
Güney Kore’nin ilk kadın Başbakanı Han Myeong-sook göreve başladı.
2010
 Şili Katolik Kilisesi, tacizde bulunmakla suçlanan papazların kurbanlarından özür diledi.
2011
Sivas’ta Madımak Oteli’nin yakılması ve 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaya ilişkin davada tutuklu yargılanırken tahliye edilen, 13 yıl boyunca firarda olan ve bu sebeple dosyası ayrılan Bülent Düvenci müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
2013
Eski başbakanlardan Adnan Menderes’in de avukatlığını yapan Burhan Apaydın vefat etti.
2013
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, Felsefe İhtisas Komitesi, Türkiye Felsefe Kurumu ve Sinop Üniversitesi  Sinop’ta “Anadolu’da Felsefeye Yolculuk, Sinoplu Bir Filozof: Diogenes” başlıklı sempozyum düzenledi.
2016
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, insan haklarını korumak ve geliştirmek, ulusal önleme mekanizması görevini yerine getirerek ayrımcılıkla mücadele etmek amacıyla Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu gereğince 2016 yılında kuruldu. Kurumun adı, 20 Nisan 2016’da değiştirilerek bugünkü adıyla faaliyetine devam etmesine karar verildi.
2017
MİT’e ait tırları Hatay’da durdurarak arama yapmak isteyen, itiraz eden MİT görevlilerini tehdit ettiği iddiasıyla gözaltına alınan ve meslekten ihraç edilen eski Kırıkhan Cumhuriyet Savcısı Yaşar Kavalcıoğlu Ankara’da tutuklandı.
2018
Kanal D’deki Beyaz Show’a Diyarbakır’dan telefonla bağlanarak, “Yazık; insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın” diyen öğretmen Ayşe Çelik (Ayşe Öğretmen) bebeğiyle birlikte cezaevine girdi.
2020
İsviçreli hukukçu ve profesör Jiří Toman 5 Kasım 1938’de Çekya’da dünyaya geldi. Charles Üniversitesi’nde hukuk eğitimi gördü. Cenevre Üniversitesi‘nde doktorasını yaptı. Savaşın Hukuki Yönleri, İnsancıl Hukuk, Uluslararası Örgütler, Uluslararası İnsan Hakları Semineri ve Uluslararası Hukuk alanlarında uzmanlaştı. Santa Clara Üniversitesi, George Washington Üniversitesi, Université de Franche-Compté, Birmingham, Cambridge, Londra, Oxford, Pisa, Uppsala, Virginia, Waseda ve Yale Üniversitelerinde dersler verdi. Afrika ve Latin Amerika’da uluslararası hukuk ve ceza hukuku üzerine bölgesel seminerler düzenledi. UNESCO, UNDRO, UNCTAD ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Merkezi, Avrupa Konseyi dahil olmak üzere birçok uluslararası ve bölgesel kuruluşta çalıştı ve danışmanlık yaptı. 20 Nisan 2020 günü Cenevre’de yaşamını yitirdi.
2025
  • Danıştay, Kırklareli’nin Demirköy ilçesindeki Sisli Vadi adlı tesiste yaşanan sel felaketinde, ihmalleri bulunduğu gerekçesiyle aralarında Eski Kırklareli Valileri Osman Bilgin ve Birol Ekici’nin yer aldığı 12 kamu görevlisi hakkında adli yargılama yapılmasına hükmetti.
  • .ABD’nin Boston Üniversitesi’nde görev yapan Profesör Nathan Phillips, tutuklu Türk üniversite öğrencisi Rümeysa Öztürk’e destek amacıyla açlık grevine başladı: “Rümeysa’nın gözaltına alınmasıyla ABD anayasasının iki maddesi birden çiğnendi”
  • “Britanya’da yeni Suç ve Polislik Yasa Tasarısı’na “Romeo ve Juliet” maddesi ekleneceği öğrenildi: 18 yaş altı bireyler arasındaki rızaya dayalı cinsel ilişkilerin çocuk istismarı kapsamında otomatik olarak kolluk kuvvetlerine bildirilmesi zorunlu olmaktan çıkarılıyor.
  • Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, 2021 yılında ABD’deki “Stop Erdoğan” yazılı reklamlara karşı ilçeye izinsiz olarak asılan ‘Love Erdoğan’ pankartlarını toplatması nedeniyle hakkında açılan davadan beraat etti. Yerel mahkemenin verdiği  ceza İstinaf Mahkemesi tarafından kaldırıldı.
  • Adalet Bakanlığı’nın raporuna göre; 2023 yılına kıyasla 2024’te dolandırıcılığın yüzde 41 oranında arttığı açıklandı. Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak,  kabul etmek veya bulundurmak, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarında da ciddi artış olduğu kaydedildi.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu

0
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu, 6701 kanun numarası ile ve 06.04.2016 tarihinde yasalaşmış, Resmi Gazetenin 20.04.2016 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun amacı, insan onurunu korumak, insan haklarının korunmasını ve geliştirilmesini sağlayarak kişilerin eşit muamele görme hakkını güvence altına almak, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanmada ayrımcılığı önlemektir.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu
Kanun Numarası : 6701
Kabul Tarihi : 6/4/2016
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 20/4/2016 Sayı : 29690
Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 57
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Tanımlar
Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; insan onurunu temel alarak insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, kişilerin eşit muamele görme hakkının güvence altına alınması, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanmada ayrımcılığın önlenmesi ile bu ilkeler doğrultusunda faaliyet göstermek, işkence ve kötü muameleyle etkin mücadele etmek ve bu konuda ulusal önleme mekanizması görevini yerine getirmek üzere Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun kurulması, teşkilat, görev ve yetkilerine ilişkin esasların düzenlenmesidir.

Tanımlar
MADDE 2- 
(1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Ayrı tutma: Kişilerin bu Kanunda sayılan temellerden biri veya birden fazlası nedeniyle, bir eylem veya eylemsizliğin sonucu olarak diğerlerinden ayrı tutulması durumunu,
b) Ayrımcılık talimatı: Bir kişinin kendi nam veya hesabına eylem ve işlemlerde bulunmaya yetkili kıldığı kişilere veya bir kamu görevlisinin diğer kişilere verdiği ayrımcılık yapılmasına yönelik talimatı,
c) Başkan: Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanını,
ç) Çoklu ayrımcılık: Ayrımcı uygulamanın birden fazla ayrımcılık temeli ile ilişkili olması durumunu,
d) Doğrudan ayrımcılık: Bir gerçek veya tüzel kişinin, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını bu Kanunda sayılan ayrımcılık temellerine dayanılarak engelleyen veya zorlaştıran her türlü farklı muameleyi,
e) Dolaylı ayrımcılık: Bir gerçek veya tüzel kişinin, görünüşte ayrımcı olmayan her türlü eylem, işlem ve uygulamalar sonucunda, bu Kanunda sayılan ayrımcılık temelleriyle bağlantılı olarak, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanma bakımından nesnel olarak haklılaştırılamayan dezavantajlı bir konuma sokulmasını,
f) Engelli: Fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit şartlarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre şartlarından etkilenen bireyi,
g) İşyerinde yıldırma: Bu Kanunda sayılan ayrımcılık temellerine dayanılarak kişiyi işinden soğutmak, dışlamak, bıktırmak amacıyla kasıtlı olarak yapılan eylemleri,
ğ) Kamu görevlisi: Kamu hizmetlerinin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişiyi,
h) Kurul: Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulunu,
ı) Kurum: Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunu,
i) Makul düzenleme: Engellilerin hak ve özgürlüklerini tam ve diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, mali imkânlar nispetinde, ölçülü, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri,
j) Taciz: Psikolojik ve cinsel türleri de dâhil olmak üzere bu Kanunda sayılan temellerden birisine dayanılarak, insan onurunun çiğnenmesi amacını taşıyan veya böyle bir sonucu doğuran yıldırıcı, onur kırıcı, aşağılayıcı veya utandırıcı her türlü davranışı,
k) Ulusal önleme mekanizması: İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsanî veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İhtiyari Protokol hükümleri çerçevesinde kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı yerlere düzenli ziyaretler yapmak üzere oluşturulan sistemi,
l) Uygulamalı iş deneyimi: Bir mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarının eğitimle eş zamanlı ya da eğitim sonrası dönemde iş içerisinde geliştirilmesini,
m) Varsayılan temele dayalı ayrımcılık: Bir gerçek veya tüzel kişinin, bu Kanunda sayılan ayrımcılık temellerinden birisiyle gerçekte ilgisi olmamasına rağmen, bu temellerden birisini taşıdığı sanılarak hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanma bakımından ayrımcı muameleye maruz kalmasını,
ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM
Ayrımcılıkla Mücadele

Eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı
MADDE 3-
 (1) Herkes, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanmada eşittir.
(2) Bu Kanun kapsamında cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, mezhep, felsefi ve siyasi görüş, etnik köken, servet, doğum, medeni hâl, sağlık durumu, engellilik ve yaş temellerine dayalı ayrımcılık yasaktır.
(3) Ayrımcılık yasağının ihlali hâlinde, konuya ilişkin görev ve yetkisi bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ihlalin sona erdirilmesi, sonuçlarının giderilmesi, tekrarlanmasının önlenmesi, adli ve idari yoldan takibinin sağlanması amacıyla gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.
(4) Ayrımcılık yasağı bakımından sorumluluk altında olan gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri, yetki alanları içerisinde bulunan konular bakımından ayrımcılığın tespiti, ortadan kaldırılması ve eşitliğin sağlanması için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.
Ayrımcılık türleri
MADDE 4-
 (1) Bu Kanun kapsamına giren ayrımcılık türleri şunlardır:
a) Ayrı tutma.
b) Ayrımcılık talimatı verme ve bu talimatları uygulama.
c) Çoklu ayrımcılık.
ç) Doğrudan ayrımcılık.
d) Dolaylı ayrımcılık.
e) İşyerinde yıldırma.
f) Makul düzenleme yapmama.
g) Taciz.
ğ) Varsayılan temele dayalı ayrımcılık.
(2) Eşit muamele ilkesine uyulması veya ayrımcılığın önlenmesi amacıyla idari ya da adli süreçleri başlatan yahut bu süreçlere katılan kişiler ile bunların temsilcilerinin, bu nedenle maruz kaldıkları olumsuz muameleler de ayrımcılık teşkil eder.
Ayrımcılık yasağının kapsamı
MADDE 5-
 (1) Eğitim ve öğretim, yargı, kolluk, sağlık, ulaşım, iletişim, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler, sosyal yardım, spor, konaklama, kültür, turizm ve benzeri hizmetleri sunan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri, yürüttükleri faaliyetler bakımından bu hizmetlerden yararlanmakta olan veya yararlanmak üzere başvurmuş olan ya da bu hizmetler hakkında bilgi almak isteyen kişi aleyhine ayrımcılık yapamaz. Bu hüküm kamuya açık hizmetlerin sunulduğu alanlar ve binalara erişimi de kapsar.
(2) Birinci fıkrada belirtilen hizmetlerin planlanması, sunulması ve denetlenmesinden sorumlu olan kişi ve kurumlar, farklı engelli grupların ihtiyaçlarını dikkate almakla ve makul düzenlemelerin yapılmasını sağlamakla yükümlüdür.
(3) Kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri ve bunlar tarafından yetkilendirilenler, taşınır ve taşınmazları kamuya açık bir şekilde sunarken bu malları edinmek veya kiralamak isteyenler ile bunlar hakkında bilgi almak isteyenler aleyhine, bunların kiralanması, kira akdinin şartlarının belirlenmesi, kira akdinin yenilenmesi veya sona erdirilmesi, satışı ve devri süreçlerinin hiçbirinde ayrımcılık yapamaz.
(4) Dernek, vakıf, sendika, siyasi parti ve meslek örgütlerine, ilgili mevzuatlarında veya tüzüklerinde belirtilen istisnalar dışında üye olma, organlarına seçilme, üyelik imkânlarından yararlanma, üyeliğin sonlandırılması ve bunların faaliyetlerine katılma ve yararlanma bakımından, hiç kimse aleyhine ayrımcılık yapılamaz.
İstihdam ve serbest meslek
MADDE 6
– (1) İşveren veya işveren tarafından yetkilendirilmiş kişi; işverenin çalışanı veya bu amaçla başvuran kişi, uygulamalı iş deneyimi edinmek üzere bir işyerinde bulunan veya bu amaçla başvuran kişi ve herhangi bir sıfatla çalışmak ya da uygulamalı iş deneyimi edinmek üzere işyeri veya iş ile ilgili olarak bilgi edinmek isteyen kişi aleyhine, bilgilenme, başvuru, seçim kriterleri, işe alım şartları ile çalışma ve çalışmanın sona ermesi süreçleri dâhil olmak üzere, işle ilgili süreçlerin hiçbirinde ayrımcılık yapamaz.
(2) Birinci fıkra iş ilanı, işyeri, çalışma şartları, mesleki rehberlik, mesleki eğitim ve yeniden eğitimin tüm düzeylerine ve türlerine erişim, meslekte yükselme ve mesleki hiyerarşinin tüm düzeylerine erişim, hizmet içi eğitim, sosyal menfaatler ve benzeri hususları da kapsar.
(3) İşveren veya işveren tarafından yetkilendirilmiş kişi, istihdam başvurusunu gebelik, annelik ve çocuk bakımı gerekçeleriyle reddedemez.
(4) Serbest mesleğe kabul, ruhsat, kayıt, disiplin ve benzeri hususlar bakımından ayrımcılık yapılamaz.
(5) 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına girmeyen her türlü iş ve iş görme sözleşmeleri de bu madde kapsamındadır.
(6) Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam bu madde hükümlerine tabidir.
Ayrımcılık iddiasının ileri sürülemeyeceği hâller
MADDE 7-
 (1) Bu Kanun kapsamında ayrımcılık iddiasının ileri sürülemeyeceği hâller ve istisnalar şunlardır:
a) İstihdam ve serbest meslek alanlarında, zorunlu mesleki gerekliliklerin varlığı hâlinde amaca uygun ve orantılı olan farklı muamele.
b) Sadece belli bir cinsiyetin istihdamını zorunlu kılan durumlar.
c) İşe kabul ve istihdam sürecinde, hizmetin zorunlulukları nedeniyle yaş sınırlarının belirlenmesi ve uygulanması, gereklilik ve amaçla orantılı olması şartıyla yaşa dayalı farklı muamele.
ç) Çocuk veya özel bir yerde tutulması gereken kişilere yönelik özel tedbirler ve koruma önlemleri.
d) Bir dine ait kurumda, din hizmeti veya o dine ilişkin eğitim ve öğretim vermek üzere sadece o dine mensup kişilerin istihdamı.
e) Dernek, vakıf, sendika, siyasi parti ve meslek örgütlerinin, ilgili mevzuatlarında veya tüzüklerinde yer alan amaç, ilke ve değerler temelinde üye olacak kişilerde belli şart ve nitelik aramaları.
f) Eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya yönelik, gerekli, amaca uygun ve orantılı farklı muamele.
g) Vatandaş olmayanların ülkeye giriş ve ikametlerine ilişkin şartlarından ve hukuki statülerinden kaynaklanan farklı muamele.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kuruluş, Teşkilat Yapısı ve Görevler

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu
MADDE 8
– (1) Bu Kanunla ve diğer mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz, Başbakanlıkla ilişkili Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu kurulmuştur.
(2) Kurum, Kurul ve Başkanlıktan oluşur.
Kurumun görevleri
MADDE 9-
 (1) Kurumun görevleri şunlardır:
a) İnsan haklarının korunmasına, geliştirilmesine, ayrımcılığın önlenmesine ve ihlallerin giderilmesine yönelik çalışmalar yapmak.
b) İnsan hakları ve ayrımcılıkla mücadele konularında kitle iletişim araçlarını da kullanarak bilgilendirme ve eğitim yoluyla kamuoyunda duyarlılığı geliştirmek.
c) Millî eğitim müfredatında bulunan insan hakları ve ayrımcılık yasağıyla ilgili bölümlerin hazırlanmasına katkıda bulunmak.
ç) İnsan haklarının korunması, ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve toplumdaki eşitlik anlayışının geliştirilmesine yönelik olarak üniversiteler ile ortaklaşa faaliyetlerde bulunmak, Yükseköğretim Kurulunun eşgüdümünde üniversitelerin insan hakları ve eşitlik ile ilgili bölümlerinin kurulmasına ve insan hakları ve eşitlik öğretimine dair müfredatın belirlenmesine katkıda bulunmak.
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının meslek öncesi ve meslek içi insan hakları ve eşitlik eğitimi programlarının esaslarının belirlenmesine ve bu programların yürütülmesine katkıda bulunmak.
e) Görev alanıyla ilgili mevzuat çalışmalarını izlemek, değerlendirmek, bunlara ilişkin görüş ve önerilerini ilgili mercilere bildirmek.
f) İnsan hakları ihlallerini resen incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek.
g) Ayrımcılık yasağı ihlallerini resen veya başvuru üzerine incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek.
ğ) Ayrımcılık yasağı ihlalleri nedeniyle mağdur olduğu iddiasıyla Kuruma başvuranlara mağduriyetlerinin giderilmesi için kullanabilecekleri idari ve hukuki süreçler konusunda yol göstermek ve başvurularını takip etmelerini sağlamak amacıyla yardımcı olmak.
h) İşkence ve kötü muamele ile mücadele etmek ve bu konuda çalışmalar yapmak.
ı) İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsanî veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İhtiyari Protokol hükümleri çerçevesinde ulusal önleme mekanizması olarak görev yapmak.
i) Özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin ulusal önleme mekanizması kapsamındaki başvurularını incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek.
j) Özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin bulundukları yerlere haberli veya habersiz düzenli ziyaretler gerçekleştirmek, bu ziyaretlere ilişkin raporları ilgili kurum ve kuruluşlara iletmek, Kurulca gerekli görülmesi durumunda kamuoyuna açıklamak, ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurulları, il ve ilçe insan hakları kurulları ile diğer kişi, kurum ve kuruluşların bu gibi yerlere gerçekleştirdikleri ziyaretlere ilişkin raporları incelemek ve değerlendirmek.
k) Cumhurbaşkanlığına, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına ve Başbakanlığa sunulmak üzere, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, işkence ve kötü muameleyle mücadele ve ayrımcılıkla mücadele alanlarında yıllık raporlar hazırlamak.
l) Kamuoyunu bilgilendirmek, düzenli yıllık raporlar dışında, gerek görüldüğünde görev alanına ilişkin özel raporlar yayımlamak.
m) İnsan hakları ve ayrımcılıkla mücadele alanındaki uluslararası gelişmeleri izlemek ve değerlendirmek, alanındaki uluslararası kuruluşlarla ilgili mevzuat dâhilinde işbirliği yapmak.
n) İnsan haklarının korunması ve ayrımcılıkla mücadele kapsamında faaliyet yürüten kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları ve üniversitelerle işbirliği yapmak.
o) Diğer kurumların ayrımcılığın önlenmesine yönelik faaliyetlerine destek vermek.
ö) Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerinin uygulanmasını izlemek, bu sözleşmeler uyarınca kurulan inceleme, izleme ve denetleme mekanizmalarına Devletin sunmakla yükümlü olduğu raporların hazırlanması sürecinde, ilgili sivil toplum kuruluşlarından da yararlanmak suretiyle görüş bildirmek, bu raporların sunulacağı uluslararası toplantılara temsilci göndererek katılmak.
p) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
(2) Kamu kurum ve kuruluşları ile görevliler, birinci fıkranın (j) bendi kapsamındaki ziyaretler sebebiyle gerekli yardım ve kolaylığı göstermek zorundadır.
(3) Kurum, görev ve yetkilerine ilişkin olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunu ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunu yılda en az bir defa bilgilendirir.
Kurul
MADDE 10- 
(1) Kurul, Kurumun karar organıdır. Kurul, bu Kanunla ve diğer mevzuatla verilen görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır. Görev alanına giren konularla ilgili olarak hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Kurula emir ve talimat veremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.
(2) Kurul, biri Başkan, biri İkinci Başkan olmak üzere on bir üyeden oluşur. Kurulun sekiz üyesi Bakanlar Kurulu, üç üyesi Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. Bakanlar Kurulunca seçilecek bir üye Yükseköğretim Kurulu tarafından insan hakları alanında çalışmalar yapan öğretim üyelerinden önerilecek iki aday arasından; yedi üye ise dördüncü fıkrada aranan şartları taşımak kaydıyla, insan hakları alanında çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşları, sendikalar, sosyal ve mesleki kuruluşlar, akademisyenler, avukatlar, görsel ve yazılı basın mensupları ve alan uzmanlarının göstereceği adaylar veya üyelik başvurusu yapanlar arasından belirlenir.
(3) İkinci fıkraya göre Bakanlar Kurulunca seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan iki ay önce durum, Kurum tarafından uygun iletişim araçlarıyla kamuoyuna duyurulur. Başvurular ve aday bildirimleri Başbakanlığa yapılır. İkinci fıkrada belirtilen usule göre yeni seçilen üyeler, yerlerine seçildikleri üyenin görev süresinin bitiminden itibaren göreve başlar.
(4) Kurula üye olabilmek için aşağıdaki şartlar aranır:
a) Kurumun görev alanındaki konularda bilgi ve deneyim sahibi olmak.
b) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (1), (4), (5), (6) ve (7) numaralı alt bentlerinde belirtilen nitelikleri taşımak.
c) Herhangi bir siyasi partinin yönetim ve denetim organlarında görevli veya yetkili bulunmamak.
ç) En az dört yıllık lisans düzeyinde yükseköğrenim görmüş olmak.
d) Kamu kurum ve kuruluşlarında, uluslararası kuruluşlarda, sivil toplum kuruluşlarında veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında ya da özel sektörde toplamda en az on yıl çalışmış olmak.
5) Üye seçimlerinde, Kurumun görev alanına giren konularda bilgi ve deneyimi bulunanların çoğulcu bir şekilde temsiline özen gösterilir.
6) Üyelerin görev süresi dört yıldır. Arka arkaya iki dönem görev yapan üyeler bir dönem geçmeden tekrar seçilemez. Üyeliklerde görev süresi dolmadan herhangi bir sebeple boşalma olması hâlinde, bir ay içinde aynı usulle yeni üye seçilir. Bu şekilde seçilen üye, yerine seçildiği üyenin kalan süresini tamamlar ve bunlardan iki yıl veya daha az süreyle görev yapanların bu görevleri seçilme dönemi olarak değerlendirilmez.
(7) Başkan ve İkinci Başkan, Kurul tarafından Kurul üyeleri arasından seçilir.
(8) Başkan, İkinci Başkan ve üyelerin süreleri dolmadan herhangi bir nedenle görevlerine son verilemez. Ancak üyenin;
a) Seçilmesi için gerekli şartları taşımaması ya da sonradan kaybetmesi,
b) Kurul kararlarını süresi içinde imzalamaması,
c) Kurul tarafından kabul edilebilir mazereti olmaksızın bir takvim yılı içinde toplam beş Kurul toplantısına katılmaması,
ç) Ağır hastalık veya engellilik nedeniyle iş göremeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi,
d) Görevi ile ilgili olarak işlediği suçlardan dolayı hakkında verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesi,
e) Geçici iş göremezlik hâlinin üç aydan fazla sürmesi,
f) 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde belirtilen suçlardan mahkûm edilip de cezasının infazına fiilen başlanması, hâllerinin Kurul tarafından tespit edilmesi üzerine Başbakan veya görevlendireceği bakanın onayıyla üyeliğine son verilir.
(9) Üyelerin Kurulda görev yaptıkları sürece önceki görevleri ile olan ilişikleri kesilir. Üyeler, özel bir kanuna dayanmadıkça, Kuruldaki görevlerinin dışında resmî veya özel hiçbir görev alamaz, dernek, vakıf, kooperatif ve benzeri yerlerde yöneticilik ve denetçilik yapamaz, ticaretle uğraşamaz, serbest meslek faaliyetinde bulunamaz, hakemlik ve bilirkişilik yapamaz. Ancak üyeler, asli görevlerini aksatmayacak şekilde bilimsel amaçlı yayın yapabilir, ders ve konferans verebilir ve bunlardan doğacak telif hakları ile ders ve konferans ücretlerini alabilir.
(10) Kamu görevlisi iken üyeliğe seçilenler, memuriyete giriş şartlarını kaybetmemeleri kaydıyla, görev sürelerinin sona ermesi veya görevden ayrılma isteğinde bulunmaları ve otuz gün içinde önceki kurum veya kuruluşlarına başvurmaları durumunda atamaya yetkili makam tarafından bir ay içinde mükteseplerine uygun bir kadroya atanır. Atama gerçekleşinceye kadar, bunların almakta oldukları her türlü ödemelerin Kurum tarafından yapılmasına devam olunur. Bunların Kurumda geçirdiği süreler, özlük ve diğer hakları açısından önceki kurum veya kuruluşlarında geçirilmiş sayılır. Bir kamu kurumunda çalışmayanlardan üyeliğe seçilip yukarıda belirtilen şekilde görevi sona erenlere herhangi bir görev veya işe başlayıncaya kadar, almakta oldukları her türlü ödemeler Kurum tarafından ödenmeye devam edilir ve bu şekilde üyeliği sona erenlere Kurum tarafından yapılacak ödeme üç ayı geçemez.
(11) Başkan ve üyeler, 19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununa tabidir.
(12) Seçilen üyeler ilk toplantının başında aşağıdaki şekilde yemin ederler: “Görevimi tam bir tarafsızlık, dürüstlük, hakkaniyet ve adalet anlayışı içinde yerine getireceğime, namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.”
(13) 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca Başkan ve üyeler için soruşturma yapılması Başbakan veya görevlendireceği bakanın iznine tabidir. Soruşturma izni verilmesi veya verilmemesine ilişkin kararlara karşı itirazlar Danıştay tarafından karara bağlanır.
(14) Başkan ve üyeler ile Kurum personeli, görevlerini yerine getirmeleri sırasında edindikleri, kamuya, ilgililere ve üçüncü kişilere ait gizlilik taşıyan bilgileri, kişisel verileri, Kurumla ilgili gizlilik taşıyan bilgileri, ticari sırları ve bunlara ait belgeleri, bu konuda kanunen yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamaz, kendilerinin veya üçüncü kişilerin yararına kullanamaz. Bu yükümlülük görevden ayrılmalarından sonra da devam eder.
Kurulun görev ve yetkileri
MADDE 11-
 (1) Kurulun görev ve yetkileri şunlardır:
a) Kurumla ve Kurumun görev alanıyla ilgili düzenlemeler yapılmasına yönelik kararlar almak.
b) Ayrımcılık yasağı ihlallerine ilişkin başvurular ile insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlallerine ilişkin resen yapılan incelemeleri karara bağlamak, bu başvuru ve incelemelere ilişkin gerekli hâllerde uzlaşma sürecini sonuçlandırmak, ayrımcılık yasağı ihlallerine ilişkin bu Kanunda öngörülen idari yaptırımlara karar vermek.
c) İnsan hakları ve ayrımcılık yasağı ihlallerine ilişkin yargı kararlarının uygulanmasına ilişkin sorunları izlemek ve değerlendirmek.
ç) Özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin ulusal önleme mekanizması kapsamındaki başvurularını ve bu kapsamda resen yürütülen incelemeleri karara bağlamak.
d) Görev alanıyla ilgili olarak yargı organlarına, kamu kurum ve kuruluşlarına ve ilgili kişilere talepleri hâlinde görüş bildirmek.
e) Gerek gördüğünde Kurumun kendi alanında çalışan uluslararası kuruluşlara üye olmasına ve bu kuruluşlarla işbirliği yapmasına karar vermek.
f) Kurum tarafından insan haklarının korunması, ayrımcılıkla mücadele ve ulusal önleme mekanizması görevleri kapsamında yapılan inceleme ve araştırmaları, hazırlanan raporları ve benzeri çalışmaları karara bağlamak.
g) Kurumun stratejik planını karara bağlamak, amaç ve hedeflerini, hizmet kalite standartlarını ve performans ölçütlerini belirlemek.
ğ) Kurumun stratejik planı ile amaç ve hedeflerine uygun olarak hazırlanan bütçe teklifini görüşmek ve karara bağlamak.
h) Kurumun faaliyet raporlarını karara bağlamak.
ı) Taşınmaz alımı, satımı ve kiralanması konularındaki önerileri görüşüp karara bağlamak.
i) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
Kurulun çalışma esasları
MADDE 12-
 (1) Kurul, Başkanın çağrısı üzerine toplanır. Toplantıları Başkan yönetir. Başkanın dışında en az beş üyenin birlikte talep etmesi hâlinde, Kurul, Başkan tarafından beş gün içinde toplanmak üzere derhâl toplantıya çağrılır.
(2) Toplantı gündemi Başkan tarafından hazırlanarak, toplantıdan en az üç gün önce Kurul üyelerine bildirilir. Gündeme yeni madde eklenebilmesi için toplantıda üyelerden birinin öneride bulunması ve önerilen maddenin Kurul tarafından kabul edilmesi gerekir.
(3) Kurul, en az yedi üye ile toplanır ve en az altı üyenin aynı yöndeki oyuyla karar alır. Kararlarda çekimser oy kullanılamaz.
(4) Kurul, kendi üyeleri arasından, her bir çalışma alanı için üçer üyeli komisyonlar oluşturabilir.
(5) Kurul, başvuruları görüşmek ve sonuçlandırmak üzere Başkan hariç beş üyeli daireler oluşturabilir. Başkan, dairelerin doğal üyesidir.
(6) Kurul kararları tutanakla tespit edilir ve karar tutanağı toplantı esnasında veya en geç toplantıyı izleyen beş iş günü içinde toplantıya katılan tüm üyeler tarafından imzalanarak tekemmül ettirilir. Toplantı tarihinden itibaren en geç on beş iş günü içinde gerekçeler ve varsa karşı oy gerekçeleri yazılır. Gerektiğinde, Kurul tarafından bu süre uzatılabilir.
(7) Başkan ve üyeler; kendileri, aralarındaki evlilik bağı kalkmış olsa bile eşleri, evlatlıkları ve üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve ikinci derece dâhil ikinci dereceye kadar kayın hısımlarıyla ilgili veya kişisel menfaat ilişkisi içinde oldukları konularda toplantı ve oylamaya katılamaz. Bu durum karar metninde ayrıca belirtilir.
(8) Aksi kararlaştırılmadıkça Kurul toplantılarındaki müzakereler gizlidir.
(9) İhtiyaç duyulması hâlinde görüşlerinden yararlanılmak üzere ilgililer Kurul toplantısına davet edilebilir. Ancak, Kurul kararları toplantıya dışarıdan katılanların yanında alınamaz.
(10) Kurul kararları, tekemmül etmesinden itibaren en geç beş iş günü içinde ilgililere gönderilir. Kurul kararlarında, ilgili kişilerin bu kararlara karşı hangi hukuki yollara başvurabilecekleri süreleri ile birlikte belirtilir.
(11) Kurul, gerekli gördüğü durumlarda kararlarını, kişisel verilerin gizliliği ilkesine bağlı kalmak kaydıyla uygun vasıtalarla kamuoyuna duyurabilir.
(12) Kurul üyeleri ile Kurum personelinin uyacakları mesleki ve etik ilkeler, bu maddede belirtilen komisyonların ve dairelerin oluşumu, çalışma esasları ile Kurulun çalışma usul ve esasları ve diğer hususlar yönetmelikle düzenlenir.
Başkan
MADDE 13-
 (1) Başkan, Kurumun en üst amiri olup, Kurum hizmetlerini mevzuata, Kurumun amaç ve politikalarına, stratejik planına, performans ölçütlerine ve hizmet kalite standartlarına uygun olarak düzenler, yürütür ve hizmet birimleri arasında eşgüdümü sağlar. Başkan, Kurumun genel yönetim ve temsilinden sorumludur.
(2) Başkanın görev ve yetkileri şunlardır:
a) Kurul toplantılarının gündemini, gün ve saatini belirlemek ve toplantıları yönetmek.
b) Kurul kararlarının tebliğini ve Kurulca gerekli görülenlerin kamuoyuna duyurulmasını sağlamak.
c) Hizmet birimi koordinatörlerini görevlendirmek ve diğer Kurum personelini atamak.
ç) Hizmet birimlerinden gelen önerilere son şeklini vererek Kurula sunmak.
d) Kurumun stratejik planını, performans ölçütlerini hazırlamak, amaç ve hedeflerini, hizmet kalite standartlarını, insan kaynakları ve çalışma politikalarını oluşturmak.
e) Belirlenen stratejilere, yıllık amaç ve hedeflere uygun olarak Kurumun yıllık bütçesi ile mali tablolarını hazırlamak.
f) Yıllık faaliyet raporlarını hazırlamak, yıllık amaç ve hedeflere, performans ölçütlerine göre faaliyetlerin değerlendirmesini yapmak ve bunları Kurula sunmak.
g) Kurul ve hizmet birimlerinin uyumlu, verimli, disiplinli ve düzenli bir biçimde çalışması amacıyla eşgüdümü sağlamak.
ğ) Kurumun yönetim ve işleyişine ilişkin diğer görevleri yerine getirmek.
(3) Başkanın yokluğunda İkinci Başkan, Başkana vekâlet eder.
Başkanlık
MADDE 14-
 (1) Başkanlık, Başkan Yardımcıları, hizmet birimleri ve çalışma gruplarından oluşur. Hizmet birimlerinin sayısı onu geçemez. Başkanlık, Kurul kararlarını uygulamakla ve diğer konularda Başkana ve Kurula yardımcı olmakla görevlidir.
(2) Kurul Başkanı, Kurumun da başkanıdır.
(3) Hizmet birimleri, Başkan tarafından belirlenen koordinatörlerin eşgüdümünde faaliyet gösterir.
(4) Kurum, görev alanına giren konularla ilgili olarak çalışmalarda bulunmak üzere kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve konuyla ilgili uzmanların katılımı ile altı ay süreli geçici komisyonlar oluşturabilir. Başkan, bu süreyi üç aya kadar uzatabilir. Gerekli görülmesi hâlinde Kurul, altı aylık süreyi iki katına kadar uzatabilir. Ayda ikiyi geçmemek kaydıyla komisyonların toplantılarına ilişkin giderler Kurum bütçesinden karşılanır.
(5) Gerek görülmesi hâlinde, Kurumun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla Kuruma bağlı bürolar kurulabilir.
(6) Hizmet birimleri ve büroların çalışma usul ve esasları, bu Kanunda belirtilen faaliyet alanı, görev ve yetkilerine uygun olarak Kurumun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Personel Rejimi

Personele ve özlük haklarına ilişkin hükümler
MADDE 15-
 (1) Kurum personeli, bu Kanunla düzenlenen hususlar dışında 657 sayılı Kanuna tabidir. Hizmet birimi koordinatörü olarak görevlendirilenlerde bakanlık daire başkanı kadrolarına atanmak için aranan şartlar aranır ve bunlara kadrolarına bağlı olarak mali haklar kapsamında yapılan aylık net ödeme tutarının, bakanlık daire başkanına kadrosuna bağlı olarak yapılması öngörülen aylık net ödeme tutarından az olması hâlinde aradaki fark, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi olmaksızın ödenir.
(2) Kurul Başkanına 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı cetvelin 3 üncü sırasında, Kurul üyelerine anılan cetvelin 4 üncü sırasında yer alan göstergeler üzerinden anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesinde öngörülen usul ve esaslar çerçevesinde ödeme yapılır. Söz konusu ödemelerden vergi ve diğer yasal kesintilere tabi olmayanlar bu fıkraya göre yapılacak ödemelerde de vergi ve diğer yasal kesintilere tabi tutulmaz. Başkan ve üyeler, 657 sayılı Kanun ve diğer ilgili mevzuat uyarınca Devlet memurlarının yararlandığı sosyal hak ve yardımlardan da aynı usul ve esaslar çerçevesinde yararlanır.
(3) Başkan ve üyeler ile Kurum personeli 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükümlerine tabidir. Başkan ve üyeler ile başkan yardımcıları emeklilik hakları bakımından sırasıyla Devlet Personel Başkanı, Başbakanlık genel müdürleri ve Başbakanlık genel müdür yardımcıları ile denk kabul edilir. Bunlardan bu görevleri sırasında 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girenlerin bu görevlerde geçen süreleri makam tazminatı ile temsil tazminatı ödenmesi gereken süre olarak değerlendirilir. 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı iken üyeliğe seçilenlerden bu görevleri sona erenler veya bu görevlerinden ayrılma isteğinde bulunanların bu görevlerde geçen hizmet süreleri kazanılmış hak aylık, derece ve kademelerinin tespitinde dikkate alınır. Kamu kurum ve kuruluşlarında 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı iken üyeliğe seçilenlerin, önceki kurum ve kuruluşları ile ilişiklerinin kesilmesi kendilerine kıdem tazminatı veya iş sonu tazminatı ödenmesini gerektirmez. Bu durumda olanların kıdem tazminatı veya iş sonu tazminatı ödenmesi gereken hizmet süreleri, üyelikte geçen hizmet süreleri ile birleştirilir ve emeklilik ikramiyesi ödenecek süre olarak değerlendirilir.
(4) Kurul tarafından, Kuruma ilişkin görevlerinde Başkana yardımcı olmak üzere, Kurumun görev alanları dikkate alınarak üç Başkan Yardımcısı atanır. Başkan Yardımcısı olarak atanacaklarda;
a) En az dört yıllık lisans düzeyinde yükseköğrenim görmüş olma,
b) Kamu hizmetinde en az on yıllık mesleki tecrübeye sahip olma,
c) 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (1), (4), (5), (6) ve (7) numaralı alt bentlerinde belirtilen nitelikleri taşıma, şartları aranır. Başkan yardımcılarının görev süresi dört yıldır. Görevi sona eren başkan yardımcıları yeniden atanabilir.
(5) Başkan, sınırlarını yazılı ve açık olarak belirlemek şartıyla Kurula ilişkin olmayan görev ve yetkilerinin bir bölümünü başkan yardımcılarına veya hizmet birimi koordinatörlerine devredebilir. Yetki devri, uygun araçlarla ilgililere duyurulur.
(6) Kurumda, 657 sayılı Kanun ve diğer mevzuat hükümlerine bağlı kalmaksızın, sözleşmeli personel istihdam edilebilir. Sözleşmeli olarak istihdam edilecek personel, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Bu personelin atama usul ve esasları Kurumca belirlenir. Bunlara ödenecek ücretin net tutarı, birinci dereceli İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanına ödenen aylık ortalama net tutarı aşmamak üzere Başkan tarafından tespit edilir. Bu fıkra uyarınca çalıştırılacakların sayısı İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanı ve İnsan Hakları ve Eşitlik Uzman Yardımcısı toplam kadro sayısının yüzde on beşini geçemez. Bu fıkraya göre istihdam edilecek sözleşmeli personelin, yurt içindeki ve yurt dışındaki üniversitelerin en az dört yıllık eğitim veren Kurumca belirlenecek bölümlerinden mezun olması ve en az yarısının Kurumca belirlenecek yabancı diller için Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az (C) düzeyinde puan alması veya buna denk kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan bir belgeye sahip olması gerekir. Kurumca belirlenecek yabancı dillerin konuşulduğu ülkelerde dört yıllık eğitim veren kurumlardan mezun olan kişilerden yabancı dil belgesi istenmez. Bu fıkrada belirtilen yabancı dil bilgisine ilişkin şartlar yabancı uyruklular için aranmaz.
(7) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde, sosyal güvenlik kurumlarında, mahalli idarelerde, mahalli idarelere bağlı idarelerde, mahalli idare birliklerinde, döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlarda, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait kuruluşlarda, iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşları ile bunlara bağlı ortaklıklar ve müesseselerde görevli memurlar ile diğer kamu görevlileri kurumlarının, hakimler ve savcılar ise kendilerinin muvafakati ile aylık, ödenek, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali ve sosyal hak ve yardımları kurumlarınca ödenmek kaydıyla geçici olarak Kurumda görevlendirilebilir. Kurumun bu konudaki talepleri, ilgili kurum ve kuruluşlarca öncelikle sonuçlandırılır. Bu şekilde görevlendirilen personel, kurumlarından aylıklı izinli sayılır. Bu personelin izinli oldukları sürece memuriyetleri ile ilgileri ve özlük hakları devam ettiği gibi, bu süreler yükselme ve emekliliklerinde de hesaba katılır ve yükselmeleri başkaca bir işleme gerek duyulmadan süresinde yapılır. Hakim ve savcılar dâhil bu madde kapsamında görevlendirilenlerin Kurumda geçirdikleri süreler, kendi kurumlarında geçirilmiş sayılır. Görevlendirme süresi iki yılı geçemez. Ancak ihtiyaç hâlinde bu süre bir yıllık dönemler hâlinde uzatılabilir.
İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanı ve Uzman Yardımcıları
MADDE 16- 
(1) Kurumda, İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanı ve İnsan Hakları ve Eşitlik Uzman Yardımcısı istihdam edilebilir.

BEŞİNCİ BÖLÜM
Başvurular ve İnceleme Usulleri

Başvurular
MADDE 17-
 (1) Ayrımcılık yasağı ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek ve tüzel kişi Kuruma başvurabilir. Kuruma başvuru, illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla da yapılabilir. Başvuru hakkının etkin bir şekilde kullanılmasına hiçbir surette engel olunamaz. Başvurulardan herhangi bir ücret alınmaz.
(2) İlgililer, Kuruma başvurmadan önce bu Kanuna aykırı olduğunu iddia ettikleri uygulamanın düzeltilmesini ilgili taraftan talep eder. Bu taleplerin reddedilmesi veya otuz gün içerisinde cevap verilmemesi hâlinde Kuruma başvuru yapılabilir. Ancak Kurum, telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ihtimali bulunan hâllerde, bu şartı aramadan başvuruları kabul edebilir.
(3) Dava açma süresi içinde Kuruma yapılan başvurular işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur.
(4) Yasama ve yargı yetkilerinin kullanılmasına ilişkin işlemler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler başvurunun konusu olamaz.
(5) 4857 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamına giren ayrımcılık iddialarına ilişkin başvurular, 4857 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatında belirlenen şikâyet usulleri izlendikten sonra herhangi bir yaptırım kararı alınmadığı hâllerde yapılabilir.
(6) İnsan hakları ve ayrımcılık yasağı ihlallerine ilişkin resen yapılan incelemeler için ihlal mağdurunun şahsen belirlenebilir olduğu durumlarda kendisinin veya kanuni temsilcisinin açık rızasının alınması şarttır. Ancak, çocuğun yüksek yararının gerektirdiği hâllerde kanuni temsilcisinin rızası aranmaz.
(7) Kuruma yapılacak başvurularda, vesayet ya da koruma altında olanlar ve çocuklar ile talepleri üzerine mağdur ya da mağdurların kimlik bilgileri gizli tutulur.
(8) 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (i) bendi kapsamında yapılan başvurular hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.
(9) İşleme konulmayacak başvurular ve gerekçeli kabul edilmezlik kararları ile başvuruya ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
İhlal incelemeleri
MADDE 18-
 (1) Kurum, başvuruları ve resen yaptığı incelemeleri başvuru ve resen inceleme kararı tarihinden itibaren en geç üç ay içinde sonuçlandırır. Bu süre, Başkan tarafından bir defaya mahsus olmak üzere en fazla üç ay uzatılabilir.
(2) Kurum, ihlal iddiasına muhatap olan taraftan yazılı görüşünü sunmasını ister. Yazılı görüş, istemin tebliğinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ulaştırılır. Yazılı görüş, başvuran kişiye tebliğ edilerek, görüşünü tebliğden itibaren en geç on beş gün içinde Kuruma sunması istenir. Talep hâlinde Başkan bu süreleri bir defaya mahsus olmak üzere on beş gün uzatabilir. Taraflara talepleri hâlinde Kurul önünde ayrı ayrı sözlü açıklama yapma hakkı tanınabilir.
(3) Başkan, incelemenin özelliğine göre, görüşlerin alınmasından sonra, resen veya talep üzerine tarafları uzlaşmaya davet edebilir. Uzlaşma, insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlali olduğu iddia olunan uygulamaya son verilmesi veya mağdur açısından bu sonucu sağlayacak çözümleri içerebileceği gibi mağdura belli bir tazminatın ödenmesi biçiminde de olabilir. Uzlaşma en geç bir ay içinde sonuçlandırılır. Uzlaşma müzakereleri sırasında yapılan tespitler, alınan beyanlar veya açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(4) Uzlaşma yoluyla sonuçlandırılamayan başvurular ve incelemeler hakkında ilgili rapora ilişkin müzekkere yirmi gün içinde Kurula sunulur. Bunun üzerine Kurul, insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlali yapılıp yapılmadığına ilişkin karar verir. (5) Kurul, konusu suç teşkil eden insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlallerini tespit ettiği takdirde, bunlarla ilgili suç duyurusunda bulunur.
İnceleme yetkisi
MADDE 19- 
(1) Bu Kanunla ve diğer mevzuatla Kuruma verilen inceleme, araştırma, ziyaret ve rapor hazırlama görevleri ile diğer görevler, insan hakları ve eşitlik uzmanları, insan hakları ve eşitlik uzman yardımcıları ve Başkan tarafından görevlendirilen diğer Kurum personeli tarafından yerine getirilir.
(2) Birinci fıkrada sayılanlar, Başkanın yetkilendirmesi hâlinde, tüm kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişilerden ilgili bilgi ve belgeleri istemeye, incelemeye ve bunların örneklerini almaya, ilgililerden yazılı ve sözlü bilgi almaya, özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin bulundukları yerleri ziyaret etmeye, buralarda inceleme yapmaya ve gerekli tutanakları düzenlemeye, kötü muameleye maruz kaldığı iddia edilen kişi ya da kişilerle görüşmeye yetkilidir. Kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişiler, Kurumun ziyaretlerini kolaylaştırmak ve taleplerini gecikmeksizin yerine getirmek zorundadırlar.
(3) Kurumun görev ve yetki alanına giren konularda yerinde inceleme ve araştırma yapmak üzere, Başkanın belirleyeceği Kurum personelinin başkanlığında, ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerinin ve diğer kişilerin katılımıyla heyet oluşturulabilir. Heyette görev alacak kamu kurum ve kuruluşları temsilcileri kendi kurum ve kuruluşlarınca, diğer kişiler ise Başkan tarafından belirlenir. Heyetler tarafından yapılan inceleme ve araştırmaların sonuçları Kurum tarafından bir rapor hâline getirilir. Heyetlerin giderleri Kurum bütçesinden karşılanır.
(4) Kurumun inceleme ve araştırma konusuyla ilgili olarak gerekçesini belirterek istediği bilgi ve belgelerin, bu talebin tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde verilmesi zorunludur.
Bilirkişi görevlendirilmesi ve tanık dinlenmesi
MADDE 20- 
(1) Kurumca inceleme ve araştırma yapılan ve ileri derecede teknik ve mali uzmanlık bilgisi gerektiren konularla ilgili olarak, Başkan ya da Kurul tarafından, ücreti Kurum bütçesinden ödenmek üzere bilirkişi görevlendirilebilir. Bilirkişi olarak görev yapacakların nitelikleri ve çalışma esasları yönetmelikle düzenlenir.
(2) 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri saklı kalmak üzere, Kurum dışından görevlendirilmek ve ayda beşi geçmemek kaydıyla her inceleme ve araştırma konusu için uhdesinde kamu görevi bulunan her bilirkişiye (1.000), uhdesinde kamu görevi bulunmayan her bilirkişiye (2.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere bilirkişi ücreti ödenir. Bu ödemeler, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz.
(3) İnceleme ve araştırma konusuyla ilgili olarak gerek görülmesi hâlinde Kurul ve inceleme ve araştırma yapmaya yetkili Kurum personeli, tanık veya ilgili kişileri dinleyebilir.
İspat yükü
MADDE 21-
 (1) Münhasıran ayrımcılık yasağının ihlali iddiasıyla Kuruma yapılan başvurularda, başvuranın iddiasının gerçekliğine ilişkin kuvvetli emarelerin ve karine oluşturan olguların varlığını ortaya koyması hâlinde, karşı tarafın ayrımcılık yasağını ve eşit muamele ilkesini ihlal etmediğini ispat etmesi gerekir.
İstişare komisyonu ve istişare toplantıları
MADDE 22-
 (1) Ayrımcılık yasağıyla ilgili konularda sorunları ve çözüm önerilerini tartışmak ve bu konularda bilgi ve görüş alışverişinde bulunmak amacıyla, kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, sosyal ve mesleki kuruluşlar, yükseköğretim kurumları, basın ve yayın kuruluşları, araştırmacılar ve ilgili diğer kişi, kurum ve kuruluşların katılımıyla istişare komisyonu oluşturulur. (2) Kurum, insan hakları sorunlarını tartışmak ve insan hakları konularında bilgi ve görüş alışverişinde bulunmak amacıyla, kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, sosyal ve mesleki kuruluşlar, yükseköğretim kurumları, basın ve yayın kuruluşları, araştırmacılar ve ilgili diğer kişi, kurum ve kuruluşların katılımıyla merkezde ve illerde istişare toplantıları gerçekleştirir.
(3) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

ALTINCI BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler

Kurumun gelirleri
MADDE 23-
 (1) Kurumun gelirleri şunlardır:
a) Genel bütçeden yapılacak hazine yardımları.
b) Kuruma ait taşınır ve taşınmazlardan elde edilen gelirler.
c) Gelirlerinin değerlendirilmesinden elde edilen gelirler.
ç) Diğer gelirler.
İstatistik
MADDE 24-
 (1) Kurul, ayrımcılıkla mücadele amacıyla hangi alanlarda resmî nitelikte istatistik toplanmasına ihtiyaç olduğuna Türkiye İstatistik Kurumu ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlarla birlikte karar verir. Ayrımcılık belirtilerinin tüm boyutlarını ortaya koyabilmek için gerekli olan istatistiksel bilgilerin, verilere sürekli ve eksiksiz şekilde erişilmesini sağlayacak bir sistem içinde toplanmasından Resmî İstatistik Programı kapsamında Türkiye İstatistik Kurumu sorumludur.
İdari yaptırımlar
MADDE 25- 
(1) Ayrımcılık yasağının ihlali hâlinde, bu ihlalin etki ve sonuçlarının ağırlığı, failin ekonomik durumu ve çoklu ayrımcılığın ağırlaştırıcı etkisi dikkate alınarak ihlalden sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri hakkında bin Türk lirasından on beş bin Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.
(2) Birinci fıkrada belirtilen idari para cezasının kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları hakkında uygulanması hâlinde, ödenen idari para cezası, cezaya esas ayrımcı uygulamaya kusuruyla sebebiyet veren kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında görev yapanlara rücu edilir.
(3) 19 uncu maddede öngörülen yükümlülüklere, uyarıya rağmen haklı bir neden olmaksızın belirtilen sürede uymayan birinci fıkra kapsamındaki kişi ve kuruluşlar hakkında beş yüz Türk lirasından iki bin Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır. Bu fıkrada düzenlenen idari para cezaları hakkında da ikinci fıkra hükmü uygulanır.
(4) Kurul, verdiği idari para cezasını bir defaya mahsus olmak üzere uyarı cezasına dönüştürebilir. Hakkında uyarı cezası verilen kişi veya kurumun ayrımcı fiilinin tekrarı hâlinde alacağı ceza yüzde elli oranında artırılır. Bu artış ceza üst sınırını aşamaz.
(5) Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir.
(6) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde idari yaptırımlara ilişkin olarak 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır.
İnsan hakları ve ayrımcılıkla mücadele eğiticileri
MADDE 26-
 (1) İnsan hakları ve ayrımcılıkla mücadele eğitimi, Kurum personeli veya insan hakları ve ayrımcılıkla mücadele eğiticileri tarafından verilir. Eğiticilerin nitelikleri, çalışma usul ve esasları ile eğiticilere verilecek ücret Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak yönetmelikle düzenlenir.
Yönetmelik
MADDE 27- 
(1) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler Kurum tarafından yürürlüğe konulur.
Yürürlükten kaldırılan ve değiştirilen hükümler
MADDE 28-
 (1) 21/6/2012 tarihli ve 6332 sayılı Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta mülga Türkiye İnsan Hakları Kurumuna yapılmış olan atıflar Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna yapılmış sayılır.
(2) (14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ilgili olup yerine işlenmiştir.) 
(3) (10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)
(4) Türkiye İnsan Hakları Kurumuna ait kadrolar iptal edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili cetvellerinden çıkarılmış ve ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvele Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu bölümü olarak eklenmiştir.(Bu maddede yer alan kadrolarla ilgili olarak 20/4/2016 tarihli ve 29690 sayılı Resmi Gazete’ye bakınız.) 

(5) (27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ilgili olup yerine işlenmiştir.) 
Hak ve yetkiler ile personelin devri

GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bakanlar Kurulunca ilk yapılacak seçimde seçilecek üyelere ilişkin başvurular ve aday bildirimleri Başbakanlığa yapılır. Başvurular ve aday bildirimlerine ilişkin hususlar Başbakanlık tarafından ilan edilir.
(2) Bu Kanun ile kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu teşkilatlanıncaya kadar Kuruma verilen görev ve hizmetler mülga Türkiye İnsan Hakları Kurumunun mevcut personeli eliyle yürütülmeye devam edilir.
(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte mülga Türkiye İnsan Hakları Kurumuna ait her türlü taşınır, taşıt, araç, gereç ve malzeme, nakit ve benzeri değerler, her türlü borç ve alacaklar, yazılı ve elektronik ortamdaki her türlü kayıtlar ve diğer dokümanlar ile kadro ve pozisyonlarda bulunan personel, hiçbir işleme gerek kalmaksızın Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna devredilmiş sayılır.
(4) Mülga Türkiye İnsan Hakları Kurumu tarafından yapılmış olan sözleşmelere Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu halef olur. Mülga Türkiye İnsan Hakları Kurumunun leh ve aleyhine açılmış davalar ile icra takiplerinde Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu kendiliğinden taraf sıfatını kazanır.
(5) Mülga Türkiye İnsan Hakları Kurulu üyelerinin üyelikleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sona erer. Mülga Türkiye İnsan Hakları Kurumu Başkanı ve İkinci Başkanı, bu Kanuna göre seçilen Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı göreve başlayıncaya kadar Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı ve İkinci Başkanı olarak görev yapar. Bunlar, bu Kanuna göre seçilen Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı göreve başladığında, atandıkları mevzuata göre kalan görev sürelerinin sonuna kadar görev yapmak üzere ekli (2) sayılı liste ile ihdas edilen Kurum Başkanlık Müşaviri kadrolarına hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır ve Başkan tarafından belirlenen istişari görevleri yürütür. Bu fıkra ile ihdas edilen Kurum Başkanlık Müşaviri kadroları, bu kadroların herhangi bir sebeple boşalması ve her hâlde anılan kadrolara atanmış sayılan Başkan ve İkinci Başkanın atandıkları mevzuata göre kalan görev sürelerinin sona ermesi hâlinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Bu fıkraya göre Kurum Başkanlık Müşaviri kadrolarına atanmış sayılanlara, fiilen görev yapma şartına bağlı ödemeler hariç mali ve sosyal haklar kapsamında bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmakta olan ödemelere, kalan görev süreleri sonuna kadar devam edilir. Bunlar görev sürelerinin sonunda talepleri hâlinde, Kurumda veya önceki kurumlarında öğrenim durumları, hizmet yılı ve kazanılmış hak aylık derecelerine uygun bir kadroya en geç bir ay içinde atanır.
(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte İnsan Hakları Uzmanı ve İnsan Hakları Uzman Yardımcısı kadrolarında bulunanlar, İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanı ile İnsan Hakları ve Eşitlik Uzman Yardımcısı kadrolarına başka bir işleme gerek kalmaksızın hâlen bulundukları kadro dereceleriyle atanmış sayılır ve bunlardan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 12 nci maddesi hükmünden yararlananların bu hakları söz konusu kadrolarda bulundukları sürece devam eder. Bu fıkraya göre atananların İnsan Hakları Uzmanı kadrosunda geçirdiği süreler İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanı kadrosunda, İnsan Hakları Uzman Yardımcısı kadrosunda geçirdiği süreler ise İnsan Hakları ve Eşitlik Uzman Yardımcısı kadrosunda geçmiş sayılır.
(7) Mülga Türkiye İnsan Hakları Kurumu kadrolarında bulunan memurlardan yukarıdaki fıkralarda belirtilenler dışında kalanlar, Kurum için ihdas edilen aynı unvanlı kadrolara hâlen bulundukları kadro dereceleriyle başka bir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır.
(8) Bu madde uyarınca atanan veya atanmış sayılan personelin yeni kadrolarına atandıkları veya atanmış sayıldıkları tarih itibarıyla eski kadrolarına ilişkin en son ayda aldıkları sözleşme ücreti, aylık, ek gösterge, ikramiye (bir aya isabet eden net tutarı), her türlü zam ve tazminatları, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin toplam net tutarının (Bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır.); yeni atandıkları kadrolara ilişkin olarak yapılan sözleşme ücreti, aylık, ek gösterge, ikramiye (bir aya isabet eden net tutarı), her türlü zam ve tazminatları, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması hâlinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atandıkları veya atanmış sayıldıkları kadro unvanlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, kendi istekleriyle başka kurumlara atananlara fark tazminatı ödenmesine son verilir.
(9) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar mülga Türkiye İnsan Hakları Kurumunda geçen hizmetler, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunda geçmiş sayılır.
(10) Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun 2016 mali yılı harcamaları, 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa istinaden Maliye Bakanlığınca yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, mülga Türkiye İnsan Hakları Kurumunun 2016 yılı bütçesinde yer alan ödeneklerinden karşılanır.
(11) Başbakanlık tarafından yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar il ve ilçe insan hakları kurulları faaliyetine devam eder.
(12) En az dört yıllık lisans eğitimi veren yükseköğretim kurumlarını bitirerek mesleğe özel yarışma sınavı ile giren ve belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavı sonunda insan hakları alanında faaliyet gösteren kurumların merkez teşkilatı kadrolarına atanmış olanlar talepleri hâlinde kurumlarının, hakimler ve savcılar ise kendilerinin muvafakati ile, Kurumun görev alanına giren konularda doktora yapmış olan Devlet memurları ile öğretim elemanları ise başvurmaları hâlinde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde, bu Kanun kapsamında atanan Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanı olarak atanabilirler. Bu fıkra hükümlerine göre atanacak olanların sayısı, Kurumun kadro cetvellerindeki İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanı ve İnsan Hakları ve Eşitlik Uzman Yardımcısı kadro sayısının yüzde onunu geçemez.
(13) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler Kurulun ilk toplantı tarihinden itibaren altı ay içerisinde yürürlüğe konulur. Ayrımcılık yasağı ihlali iddialarına ilişkin başvurular 17 nci maddenin dokuzuncu fıkrasında öngörülen yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren alınır.
Yürürlük
MADDE 29-
 (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 30-
 (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

(1) SAYILI LİSTE
KURUMU    : TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU
TEŞKİLATI : MERKEZ  
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
SINIFI UNVANI DERECESİ ADEDİ TOPLAMI
GİH Başkan Yardımcısı 1 3 3
GİH Hukuk Müşaviri 1 2 2
GİH İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanı 2 10 10
GİH İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanı 3 10 10
GİH İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanı 4 5 5
GİH İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanı 5 10 10
GİH İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanı 6 20 20
GİH İnsan Hakları ve Eşitlik Uzman Yardımcısı 9 40 40
GİH Mali Hizmetler Uzmanı 4 1 1
GİH Mali Hizmetler Uzman Yardımcısı 9 2 2
GİH Mütercim 5 1 1
GİH Bilgisayar İşletmeni 8 2 2
GİH Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni 6 5 5
GİH Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni 9 5 5
GİH Memur 8 3 3
GİH Memur 9 3 3
GİH Sekreter 7 3 3
GİH Sekreter 8 4 4
GİH Santral Memuru 9 1 1
AH Avukat 6 3 3
TH Kütüphaneci 7 1 1
SH Psikolog 3 6 6
SH Sosyal Hizmetler Uzmanı 5 10 10
TOPLAM 150 10

(2) SAYILI LİSTE
KURUMU    : TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU
TEŞKİLATI : MERKEZ  

İHDAS EDİLEN KADROLARIN
SINIFI UNVANI DERECESİ ADEDİ TOPLAMI
GİH Kurum Başkanlık Müşaviri 1 2 2

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu

0

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, insan haklarını korumak ve geliştirmek, ulusal önleme mekanizması görevini yerine getirerek ayrımcılıkla mücadele etmek amacıyla Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu gereğince 2016 yılında kurulmuştur. Kuruluş kanununa göre kurum, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz, Başbakanlıkla ilişkilidir.

Türkiye İnsan Hakları Kurumu adıyla 21 Haziran 2012 tarihli ve 6332 sayılı “Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu” ile kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu 9 Aralık 2013 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile ulusal önleme mekanizması olmuş, özel bütçeli bir idare olan kurumun adı, 20 Nisan 2016’da değiştirilerek bugünkü adıyla faaliyetine devam etmesine karar verilmiştir.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun Kuruluş Amacı

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle ülkenin temel değerlerini ve beklentilerini bağdaştırarak insan hakları alanında halka ve global topluma öncülük eden, açıklama ve kararlarına güvenilen, referans alınan, kalitesi ve marka özelliğiyle uluslararası kabul gören,  insan hakları politikalarını etkileyebilen kurum olmayı vizyon olarak edinmiştir. Kurum, uluslararası arenada Türk vatandaşlarının ve akraba toplulukların yurt dışında uğrayabilecekleri insan hakları ihlallerini de gözlemleyen ve uluslararası toplumun gündemine getirebilen, gerektiğinde uluslararası alanda ihlal edilen insan hakları konusunda araştırma yapıp raporlar yayınlayabilen, yapılan haksız ithamları cevaplandırabilen ve yeni evrensel haklar tespit edebilen bir kurum olmayı amaçlamaktadır.

Kamu kurum ve kuruluşları ile görevliler; Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu tarafından yapılacak ziyaretler sebebiyle gerekli yardım ve kolaylığı göstermek zorundadır.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, görev ve yetkilerine ilişkin olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunu ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunu yılda en az bir defa bilgilendirmektedir.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun Görevleri 

İnsan haklarının korunmasına, geliştirilmesine, ayrımcılığın önlenmesine ve ihlallerin giderilmesine yönelik çalışmalar yapmak

İnsan hakları ve ayrımcılıkla mücadele konularında kitle iletişim araçlarını da kullanarak bilgilendirme ve eğitim yoluyla kamuoyunda duyarlılığı geliştirmek

Milli eğitim müfredatında bulunan insan hakları ve ayrımcılık yasağıyla ilgili bölümlerin hazırlanmasına katkıda bulunmak

Üniversiteler ile ortaklaşa faaliyetlerde bulunmak; Yükseköğretim Kurulunun eş güdümünde üniversitelerin insan hakları ve eşitlik ile ilgili bölümlerinin kurulmasına ve insan hakları ve eşitlik öğretimine dair müfredatın belirlenmesine katkıda bulunmak

Kamu kurum ve kuruluşlarının meslek öncesi ve meslek içi insan hakları ve eşitlik eğitimi programlarının esaslarının belirlenmesine ve bu programların yürütülmesine katkıda bulunmak

Görev alanıyla ilgili mevzuat çalışmalarını izlemek, değerlendirmek, bunlara ilişkin görüş ve önerilerini ilgili mercilere bildirme

İnsan hakları ihlallerini resen incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek

Ayrımcılık yasağı ihlallerini resen veya başvuru üzerine incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek

Kuruma başvuranlara mağduriyetlerinin giderilmesi için kullanabilecekleri idari ve hukuki süreçler konusunda yol göstermek ve başvurularını takip etmelerini sağlamak amacıyla yardımcı olmak

İşkence ve kötü muamele ile mücadele etmek ve bu konuda çalışmalar yapmak

İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsanî veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İhtiyari Protokol hükümleri çerçevesinde ulusal önleme mekanizması olarak görev yapmak

Özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin ulusal önleme mekanizması kapsamındaki başvurularını incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek

Özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin bulundukları yerlere haberli veya habersiz düzenli ziyaretler gerçekleştirmek, bu ziyaretlere ilişkin raporları ilgili kurum ve kuruluşlara iletmek, Kurulca gerekli görülmesi durumunda kamuoyuna açıklamak, ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurulları, il ve ilçe insan hakları kurulları ile diğer kişi, kurum ve kuruluşların bu gibi yerlere gerçekleştirdikleri ziyaretlere ilişkin raporları incelemek ve değerlendirmek

Cumhurbaşkanlığına, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına ve Başbakanlığa sunulmak üzere; insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, işkence ve kötü muameleyle mücadele ve ayrımcılıkla mücadele alanlarında yıllık raporlar hazırlamak

Kamuoyunu bilgilendirmek, düzenli yıllık raporlar dışında, gerek görüldüğünde görev alanına ilişkin özel raporlar yayımlamak

İnsan hakları ve ayrımcılıkla mücadele alanındaki uluslararası gelişmeleri izlemek ve değerlendirmek, alanındaki uluslararası kuruluşlarla ilgili mevzuat dahilinde işbirliği yapmak

İnsan haklarının korunması ve ayrımcılıkla mücadele kapsamında faaliyet yürüten kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları ve üniversitelerle işbirliği yapmak

Diğer kurumların ayrımcılığın önlenmesine yönelik faaliyetlerine destek vermek

Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerinin uygulanmasını izlemek, bu sözleşmeler uyarınca kurulan inceleme, izleme ve denetleme mekanizmalarına Devletin sunmakla yükümlü olduğu raporların hazırlanması sürecinde, ilgili sivil toplum kuruluşlarından da yararlanmak suretiyle görüş bildirmek, bu raporların sunulacağı uluslararası toplantılara temsilci göndererek katılmak

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun Çalışma Biçimi  

Kurul, Başkanın çağrısı üzerine toplanmakta ve toplantıları başkan yönetmektedir. Toplantı gündemi Başkan tarafından hazırlanarak, toplantıdan en az üç gün önce Kurul üyelerine bildirilir. Başkanın dışında en az beş üyenin birlikte talep etmesi halinde, Kurul, Başkan tarafından beş gün içinde toplanmak zorundadır. Kurul, en az yedi üye ile toplanmakta ve en az altı üyenin aynı yöndeki oyuyla karar almakta; kararlarda çekimser oy kullanılamamaktadır.

Kurul, kendi üyeleri arasından, her bir çalışma alanı için üçer üyeli komisyonlar oluşturabilir ve başkan hariç beş üyeli daireler oluşturabilir. Başkan, dairelerin doğal üyesidir.

Kurul kararları, toplantı tarihinden itibaren en geç on beş iş günü içinde gerekçeler ve varsa karşı oy gerekçeleri yazılır. Gerektiğinde, Kurul tarafından bu süre uzatılabilir.

Aksi kararlaştırılmadıkça Kurul toplantılarındaki müzakereler gizlidir.

Kurul, gerekli gördüğü durumlarda kararlarını, kişisel verilerin gizliliği ilkesine bağlı kalmak kaydıyla uygun vasıtalarla kamuoyuna duyurabilir.

Kurul üyeleri ile Kurum personelinin uyacakları mesleki ve etik ilkeler; bu maddede belirtilen komisyonların ve dairelerin oluşumu, çalışma esasları ile Kurulun çalışma usul ve esasları ve diğer hususlar yönetmelikle düzenlenir.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna Başvuru Şekli ve Usulü   
  • Ayrımcılık yasağı ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek ve tüzel kişi Kuruma başvurabilir.
  • Başvuru dilekçeleri Kuruma veya Kurumun gerekli gördüğü yerlerde açtığı bürolara elden verilebileceği gibi posta, elektronik posta veya faks yoluyla da gönderilebilir. Kurum tarafından oluşturulan elektronik sistem aracılığıyla da başvuru mümkündür.
  • Ayrıca, illerde valilikler veya ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla da başvuru yapılabilir.
  • Faks veya elektronik posta yoluyla yapılan başvurulara ait dilekçe asılları, on beş gün içinde Kuruma gönderilmedikçe başvuru geçerli sayılmaz. Kayıtlı elektronik posta yoluyla yapılan başvurularda bu şart aranmaz.
  • Başvuru, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin ekinde yer alan ve Kurumun resmi internet sitesinde yayımlanan Gerçek Kişiler İçin Başvuru Formu veya Tüzel Kişiler İçin Başvuru Formu doldurulmak suretiyle yapılır.
  • Yönetmelikte belirlenen zorunlu bilgi ve belgelerin bulunması koşuluyla form kullanılmadan da başvuru yapılabilir.
  • Haklı bir nedenin bulunması hâlinde başvuru yapılan yerde formun doldurulmasına yardımcı olunmak suretiyle sözlü yapılan başvurular da kabul edilebilir.
  • Başvurular okunaklı ve anlaşılır bir şekilde yazılır veya doldurulur.
  • Varsa başvuru konusuna ilişkin bilgi ve belgeler de başvuruya eklenir.
Kuruma yapılan başvurularda aşağıdaki hususlara yer verilir
a) Başvurucu gerçek kişi ise;
  1. Adı, soyadı ve imzası,
  2. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için vatandaşlık kimlik numarası, yabancılar için pasaport numarası, uyruğu ve varsa kimlik numarası,
  3. Tebligata esas yerleşim yeri veya iş adresi,
  4. Aleyhine başvuru yapılan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri, başvuru konusu ve talep,
  5. İlgili tarafa başvuru tarihi ve ilgili tarafın cevap tarihi,
  6. Varsa bildirime esas elektronik posta adresi, telefon ve faks numarası eklenir.
b) Başvurucu tüzel kişi ise;
  1. Unvanı,
  2. Tebligata esas adresi, telefon numarası ve varsa elektronik tebligat adresi,
  3. Yetkili kişinin adı, soyadı, unvanı, imzası ve varsa bildirime esas elektronik posta adresi, telefon ve faks numarası,
  4. Aleyhine başvuru yapılan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri, başvuru konusu ve talep,
  5. İlgili taraf başvuru tarihi ve ilgili tarafın cevap tarihi,
  6. Yetkili kişinin yetki belgesinin aslı veya onaylı örneği,
  7. Varsa merkezi tüzel kişilik numarası eklenir.
  • Başvuru kural olarak Türkçe dilekçe ile yapılır. Ancak, başvurucunun kendisini daha iyi ifade edebildiği başka bir dildeki başvurusu, Kurumca haklı ve makul olduğunun tespiti halinde kabul edilebilir.
  • Başvuru hakkının etkin bir şekilde kullanılmasına hiçbir surette engel olunamaz.
  • Başvurulardan herhangi bir ücret alınmaz.
  • İlgililer, Kuruma başvurmadan önce bu Kanuna aykırı olduğunu iddia ettikleri uygulamanın düzeltilmesini ilgili taraftan talep eder. Bu taleplerin reddedilmesi veya otuz gün içerisinde cevap verilmemesi hâlinde Kuruma başvuru yapılabilir. Ancak Kurum, telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ihtimali bulunan hâllerde, bu şartı aramadan başvuruları kabul edebilir.
  • Dava açma süresi içinde Kuruma yapılan başvurular işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur.
  • Yasama ve yargı yetkilerinin kullanılmasına ilişkin işlemler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları ile Anayasa’nın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler başvurunun konusu olamaz.
  • İş Kanunu’nun 5. maddesi kapsamına giren ayrımcılık iddialarına ilişkin başvurular, İş Kanunu’nda ve ilgili mevzuatta belirlenen şikâyet usulleri izlendikten sonra herhangi bir yaptırım kararı alınmadığı hâllerde yapılabilir.
  • İnsan hakları ve ayrımcılık yasağı ihlallerine ilişkin resen yapılan incelemeler için ihlal mağdurunun şahsen belirlenebilir olduğu durumlarda kendisinin veya kanuni temsilcisinin açık rızasının alınması şarttır.
  • Çocuğun yüksek yararının gerektirdiği hâllerde kanuni temsilcisinin rızası aranmaz. Kuruma yapılacak başvurularda, vesayet ya da koruma altında olanlar ve çocuklar ile talepleri üzerine mağdur ya da mağdurların kimlik bilgileri gizli tutulur.
  • Ayrımcılık yasağının ihlali iddiasıyla Kuruma yapılan başvurularda, başvuranın iddiasının gerçekliğine ilişkin kuvvetli emarelerin ve karine oluşturan olguların varlığını ortaya koyması hâlinde, karşı tarafın ayrımcılık yasağını ve eşit muamele ilkesini ihlal etmediğini ispat etmesi gerekir.
  • Kurumun “Özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin ulusal önleme mekanizması kapsamındaki başvurularını incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek” görevi kapsamında yapılan başvurular hakkında da yukarıdaki şartlar geçerlidir.
  • Kurum, başvuruları ve resen yaptığı incelemeleri başvuru ve resen inceleme kararı tarihinden itibaren en geç üç ay içinde sonuçlandırır. Bu süre, Başkan tarafından bir defaya mahsus olmak üzere en fazla üç ay uzatılabilir.
  • Kurum, ihlal iddiasına muhatap olan taraftan yazılı görüşünü sunmasını ister. Yazılı görüş, istemin tebliğinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ulaştırılır.
  • Yazılı görüş, başvuran kişiye tebliğ edilerek, görüşünü tebliğden itibaren en geç on beş gün içinde Kuruma sunması istenir. Talep hâlinde Başkan bu süreleri bir defaya mahsus olmak üzere on beş gün uzatabilir. Taraflara talepleri hâlinde Kurul önünde ayrı ayrı sözlü açıklama yapma hakkı tanınabilir.
  • Başkan, incelemenin özelliğine göre, görüşlerin alınmasından sonra, resen veya talep üzerine tarafları uzlaşmaya davet edebilir. Uzlaşma, insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlali olduğu iddia olunan uygulamaya son verilmesi veya mağdur açısından bu sonucu sağlayacak çözümleri içerebileceği gibi mağdura belli bir tazminatın ödenmesi biçiminde de olabilir. Uzlaşma en geç bir ay içinde sonuçlandırılır. Uzlaşma müzakereleri sırasında yapılan tespitler, alınan beyanlar veya açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
  • Uzlaşma yoluyla sonuçlandırılamayan başvurular ve incelemeler hakkında ilgili rapora ilişkin müzekkere yirmi gün içinde Kurula sunulur. Bunun üzerine Kurul, insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlali yapılıp yapılmadığına ilişkin karar verir.
  • Kurul, konusu suç teşkil eden insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlallerini tespit ettiği takdirde, bunlarla ilgili suç duyurusunda bulunur.
  • Ayrımcılık yasağının ihlali hâlinde, bu ihlalin etki ve sonuçlarının ağırlığı, failin ekonomik durumu ve çoklu ayrımcılığın ağırlaştırıcı etkisi dikkate alınarak ihlalden sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri hakkında bin Türk lirasından on beş bin Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.
  • Söz konusu idari para cezasının kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları hakkında uygulanması hâlinde, ödenen idari para cezası, cezaya esas ayrımcı uygulamaya kusuruyla sebebiyet veren kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında görev yapanlara rücu edilir.
  • Başvurunun Kurum tarafından yerinde görülerek kabul edilmesi ve ihlal kararı verilmesi hâlinde; ilgili merci Kurumun kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis etmez veya eylemde bulunmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlar.

Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi

0

Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi(Convention for the Protection of the Architectural Heritage of Europe), Avrupa Konseyi üye ülkeleri tarafından 3 Ekim 1985 tarihinde Granada’da kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti sözleşmeyi, 13 Nisan 1989’da onaylamış, onay kanunu 20 Nisan 1989’da resmi gazetede yayınlanmıştır.

Türkiye’nin de aralarında olduğu ülkeler, sözleşmeyi imzalayarak Mimari Mirasın korunması için yasal önlemler almayı ve bu önlemler çerçevesinde anıtların, bina gruplarının ve ören yerlerinin korunmasını taahhüt etmiştir.

AVRUPA MİMARİ MİRASININ KORUNMASI SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN

—————————————————-
Sözleşmenin Kabul Tarihi ve Yeri : 03.10.1985, Granada
Geçerli Dili : İngilizce ve Fransızca
Depositer : Avrupa Konseyi Genel Sekreteri
Türkiye’nin İmza Tarihi : 03.10.1985
Onay Şekli : Onay Kanunu ve Bakanlar Kurulu Kararı
Onay Kanunu Tarihi : 13.04.1989
Onay Kanunu No : 3534
Resmi Gazete Tarihi : 20.04.1989
Resmi Gazete No : 20145
Bakanlar Kurulu Kararı Tarihi : 18.05.1989
Bakanlar Kurulu Kararı Sayısı : 89/14165
Resmi Gazete Tarihi : 22.07.1989
Resmi Gazete No : 20229
—————————————————-

Madde 1

3 Ekim 1985 tarihinde Granada’da imzalanmış olan “Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi”nin onaylanması uygun bulunmuştur.

Madde 2

Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 3

Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

18/4/1989
Bakanlar Kurulu Kararı
Karar Sayısı : 89/14165

3 Ekim 1985 tarihinde imzalanan ve 13/4/1989 tarihli ve 3534 sayılı kanunla onaylanması uygun bulunan ekli Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi”nin onaylanması; Dışişleri Bakanlığının 2/5/1989 tarihli ve KİÇT/3609-2227 sayılı yazısı üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 18/5/1989 tarihinde kararlaştırılmıştır.
———————————————————-

Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi

DİBACE

İşbu Anlaşmayı imzalayan Avrupa Konseyi üye Devletleri;
– Avrupa Konseyi’nin amacının, kendilerinin ortak mirası olan ideal ve prensipleri korumak ve gerçekleştirmek maksadıyla üyeleri arasında daha sıkı bir birlik sağlamayı başarmak olduğu hususunu göz önünde tutarak;
– Mimari mirasın, Avrupa kültür mirasının zenginliği ve çeşitlerinin eşsiz bir ifadesi, geçmişimizin değer biçilmez bir tanığı olduğunu ve bütün Avrupalıların bir ortak mirasını oluşturduğunu kabul ederek;
– 19 Aralık 1954 tarihinde Paris’te imzalanan Avrupa Kültür Sözleşmesi ve bu Sözleşmenin 1. Maddesi bakımından;
– Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 26 Eylül 1975 tarihinde kabul edilen Avrupa Mimari Mirası Yasası ile milli kanun ve nizamnamelerin, mimari mirasın tümüyle korunması için gereken hususlara intibak ettirilmesi hakkındaki 14 Nisan 1976 tarihli ve 28 numaralı Karar (76)’ı nazarı itibara alarak;
– Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin Mimari Mirasın korunmasına ilişkin 880 sayılı tavsiye kararını (1979) gözönünde tutarak;
– Mimar, mühendis, şehir ve peyzaj planlamacısı uzmanlarının yetiştirilmesi ile ilgili olarak Bakanlar Komitesinin üye ülkelere yaptığı R (80) 16 sayılı tavsiye kararı ile el sanatları çalışmalarının bazı dallarında yok olma tehlikesi bulunan mesleklere yapılacak yardımlara ilişkin R (81) 13 sayılı tavsiye kararını dikkate alarak;
– Kentsel ve kırsal çevreleri geliştirme ve böylece Devletlerin ve bölgelerin ekonomik, sosyal ve kültürel açılardan kalkınmasına katkıda bulunma yoluyla, gelecek nesillere bir kültürel kaynaklar sistemi devredilmesinin önemini hatırda tutarak;
– Mimari mirasın korunması ve bu korunmanın yaygınlaştırılması hususunda ortak bir politikanın ana ilkeleri bakımından bir anlaşmaya varılmasının önemini kabul ederek, aşağıdaki hususlarda mutabık kalmışlardır:
MİMARİ MİRASIN TANIMLANMASI
Madde 1

İşbu Sözleşmede geçen Mimari Miras deyimi aşağıda belirtilen kalıcı varlıkları kapsayacaktır.

1. Anıtlar: Tarihsel, arkeolojik, sanatsal, bilimsel, sosyal ve teknik bakımlardan önemleri nedeniyle dikkate değer binalar ile diğer yapılar ve bunların müştemilatı ile tamamlayıcı kısımları;

2. Bina Grupları: Topografik olarak tanımlanabilecek birimleri oluşturmaya yeterince uygun olan ve tarihsel, arkeolojik, sanatsal, bilimsel, sosyal veya teknik bakımlardan önemleri nedeniyle dikkate değer, kentlerde veya kırsal bölgelerdeki mütecanis bina grupları;

3. Ören Yerleri (Sitler): Topografik olarak tanımlanabilecek derecede yeterince belirgin ve mütecanis özelliklere sahip, aynı zamanda tarihsel, arkeolojik, sanatsal, bilimsel, sosyal veya teknik bakımlardan dikkate değer, kısmen inşa edilmiş, insan emeği ile doğal değerlerin birleştiği alanlar.

KORUNACAK VARLIKLARIN TESBİTİ
Madde 2

Korunacak anıt, bina grupları ile ören yerlerinin kesin olarak tesbit edilebilmesi için her bir taraf bu tarihsel varlıkların envanterlerini oluşturur ve bu tarihsel varlıklara zarar verebilecek tehlikeli durum doğduğunda, en kısa zamanda gerekli dokümanları hazırlamayı taahhüt eder.

YASAL KORUMA İŞLEMLERİ
Madde 3

Her bir Taraf,
1. Mimari Mirasın korunması için yasal önlemler almayı;

2. Bu önlemler çerçevesinde ve her ülkeye ve bölgeye has yöntemlere göre anıtların, bina gruplarının ve ören yerlerinin korunmasını taahhüt eder.

Madde 4

Her bir Taraf,
1. Sözkonusu varlıkların yasal korunması için gerekli denetim ve yetki işlemlerini uygulamayı;

2. Tüm korunan varlıkların bozulmasını, hasar görmesini veya yıkılmasını önlemeyi, taahhüt eder. Bu amaçla,

Her bir Taraf,
Aşağıdaki durumları kapsayan yasalar mevcut değilse, bu yasaların çıkarılmasını taahhüt eder:
a) Korunmakta olan veya korunma işlemine konu olan anıtların yıkım veya tadil projelerinin veyahut bunların çevrelerini etkileyen bir projenin yetkili bir makama sunulmasını sağlamak;

b) Tarihsel binalar grubunu veya bunların bir kısmını veyahut bir ören yerini etkileyen;
– binaların yıkımını,
– yeni binaların yapımını,
– binaların veya ören yerlerinin özelliklerini bozacak önemli tadilat çalışmaları ile ilgili projelerin yetkili bir makama sunulmasını,

c) Kamu makamlarının korunmaya alınan bir varlıkta gerekli çalışmaların yürütülmesini o varlık sahibinden istemeye veya varlık sahibi istenilen çalışmayı yapmazsa bizzat kamu makamlarının gerekli çalışmaları yapmasına izin vermeyi,

d) Korunmaya alınan bir varlığın istimlakine izin vermeyi.

Madde 5

Her bir Taraf,
Maddi koşulların tehlikeye düşürdüğü ve başka bir yere taşınmanın zorunlu olduğu durumlar dışında, korunmaya alınan bir anıtın tümünün ya da bir bölümünün taşınmasını yasaklamayı taahhüt eder. Bu gibi durumlarda, yetkili makamın, anıtın sökülmesi, nakli ve uygun bir yerde yeniden eski şekline getirilmesi için gerekli önlemleri alacaktır.

TAMAMLAYICI TEDBİRLER
Madde 6

Her bir Taraf, aşağıdaki hususları taahhüt etmeyi kabul eder:

1. Mimari Mirasın bulundukları yerlerde, bunların bakımı ve restorasyonları için kamu kuruluşlarınca, ulusal, bölgesel ve yerel yetkiler ve mevcut bütçe olanakları içinde, mali destek sağlamak,

2. Gerekirse, bu varlıkların korunmasını kolaylaştırmak için, parasal önlemlere başvurmak,

3. Mimari Mirasın bakım ve restorasyonu konusunda özel girişimleri teşvik etmek.

Madde 7

Her bir Taraf, anıtların çevresinde, bina gruplarının ve ören yerlerinin içinde, çevre düzenini geliştirmeyi amaçlayan önlemler almayı taahhüt eder.

Madde 8

Her bir Taraf, Mimari Mirasın fiziksel açıdan bozulma tehlikesini sınırlamak amacıyla;

1. Çevre kirliliğini ve bunun zararlı etkilerini saptayıp analizler yapmayı ve bu zararlı etkileri azaltmaya veya yok etmeye yönelik yolları tayin etmek için bilimsel araştırmaları desteklemeyi;

2. Mimari Mirasın korunması sırasında, çevre kirliliğine karşı alınacak önlemlerden doğabilecek özel nitelikli sorunları gözönünde bulundurma sorumluluğunu taahhüt eder.

YAPTIRIMLAR
Madde 9

Her bir Taraf, Mimari Mirasın korunmasını sağlayan mevzuata aykırı hareket edildiğinde, sahip oldukları yetkiler çerçevesinde, yetkili makam tarafından bu hususla ilgili ve yeterli bir tepkinin gösterilmesinin teminini taahhüt eder. Bu tepki, uygun durumlarda, zorunlu olan hususlara uymayacak bir biçimde yeni bir bina yapan kişinin bu binayı yıktırmasını gerektireceği gibi, korunan bir mimari mirasın eski durumuna gelmesi için restore edilmesini de icap ettirir.

KORUMA POLİTİKALARI
Madde 10

Her bir Taraf, aşağıda belirtilen entegre koruma politikalarını uygulamayı yükümlenir:

1. Mimari mirasın korunmasını kırsal yörelerle şehirlerin düzenlenmesinde başlıca hedefler arasına dahil etmek ve bu gereksinmenin hem düzenleme planlarının hazırlanması ve hem de sözkonusu planların uygulamaya konulması aşamalarında dikkate alınmasını sağlamak;

2. Mimari Mirasın restorasyonu ve bakımı ile ilgili programları teşvik etmek;

3. Mimari Mirasın korunması, bunun teşviki ve yaygınlaştırılmasını kültürel ve çevresel planlama politikalarının başlıca unsuru olarak kabul etmek;

4. Kırsal yöreler ve kent planlamasında koruma önlemlerinin mümkün olan her durumda alınmasını kolaylaştırmak ve işbu Sözleşmenin 3. Maddesi, 1. fıkrasının anlamı uyarınca korunmayı gerektirmediği halde, konumu bakımından bir değer taşıyan binaların da kentsel ve kırsal çevre ve yaşam tarzı çerçevesinde korunmasını ve kullanılmasını sağlamak;

5. Mimari Mirasın geleceğine esas teşkil etmek üzere, geleneksel becerilerin uygulanmasını ve kullanılan malzemenin geliştirilmesini teşvik etmek;

Madde 11

Her bir Taraf, Kültür mirasının mimari ve tarihsel özelliklerini koruma açısından,
– Korunan varlıkların, çağdaş hayatın gereksinmeleri gözönüne alınacak şekilde kullanımını,
– Uygun olan durumlarda, eski binaların yeni kullanımlara intibaklarını teşvik etmeyi,
taahhüt eder.

Madde 12

Her bir Taraf, korunan varlıkların halk tarafından ziyaret edilmesine müsaade olunmasının değerini kabul ederken, bu müsaadenin sonuçlarının özellikle yapısal gelişmelere ve bu varlıkların ve çevrelerinin mimari ve tarihsel özelliklerine zarar vermemesini taahhüt eder.

Madde 13

Bu politikaların uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla, her bir Taraf, kendi siyasal, yönetimsel yapılarına göre koruma, kültürel ve çevresel planlama faaliyetinden sorumlu makamların çeşitli kademeleri arasında etkin bir işbirliğinin geliştirilmesini taahhüt eder.

KATILMA VE KURULUŞLAR
Madde 14

Her bir Taraf, Mimari Mirasın tesbiti, korunması, restorasyonu, bakımı, yönetimi ve sayılarının arttırılması açılarından resmi makamların çalışmalarına yardımcı olmak amacıyla:

1. Karar alma süreçlerinin çeşitli aşamalarında Devlet, mahalli idareler, kültürel kurumlar ile kuruluşlar ve halk arasında, bilgi sağlama, danışmanlık ve işbirliğini geliştirmeyi;

2. Bu konuda çalışacak, parasal ve emek açılarından yardım edecek ve kazanç gayesi gütmeyen kuruluşların oluşturulup geliştirilmesini teşvik etmeyi taahhüt eder.

ENFORMASYON VE EĞİTİM
Madde 15

Her bir Taraf;

1. Mimari mirasın korunmasının bir kültürel kişilik unsuru olduğu kadar, bugünün ve geleceğin nesilleri için de bir ilham ve yaratıcılık kaynağı olarak değerlendirilmesi için halkın bilinçlendirilmesini geliştirmesi;

2. Bu amaçla, modern iletişim ve tanıtma tekniklerinin yardımıyla, özellikle aşağıdaki hedeflere ulaşmak üzere gerekli bilgiyi yayma ve uyandırılan ilgiyi arttırmak için politikaları teşvik etmek üzere,
a) Mimari mirasın korunması, insan tarafından düzenlenip yapılmış çevrenin ve binaların niteliklerine karşı halkın ilgisinin uyandırılması ve arttırılması için daha okul çağlarından başlayıp bu konulara yönelik çalışmaların uygulanmasını;
b) Avrupa düzeyinde veya ulusal veyahut bölgesel çapta kültürel varlıklar ile mimarlık, sanat, halk sanatları ve hayat tarzları arasında varolan birliği ortaya çıkararak, üzerinde durmayı taahhüt eder.

Madde 16

Her bir Taraf, Mimari mirasın korunmasıyla ilgili olarak çeşitli mesleklerde ve çeşitli el sanatları kuruluşlarındaki eğitimini teşvik etmeyi taahhüt eder.

KORUMA POLİTİKALARINDA AVRUPA KOORDİNASYONU
Madde 17

Taraflar, aşağıdaki konularda, koruma politikaları ile ilgili bilgi teati etmeyi taahhüt ederler:

1. Mimari mirasın, tarihsel gelişmesi ve sayılarındaki artış gözönüne alınarak, sözkonusu varlıkların incelenmesi, korunması ve muhafazası alanlarında kabul edilen metotlar;

2. Mimari miras varlıklarının korunması zorunluluğunu bugünün ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetiyle en iyi şekilde bağdaştıracak önlemler;

3. Mimari mirasın tesbit ve kayıt edilmesi ve malzemelerin bozulması ile mücadelede olduğu kadar, bilimsel araştırma, restorasyon çalışmaları alanlarında mirasın yönetim ve teşvik yöntemleri ile de ilgili olarak yeni teknolojinin sunduğu imkanlar;

4. Mimari yaratıcılığın, çağımızın Avrupa Mirasına katkıda bulunmasını sağlayacak şekilde geliştirmek için alınacak önlemler.

Madde 18

Taraflar, gerektiğinde, Mimari mirasın korunması konusunda tecrübe ve uzman teatisi şeklinde karşılıklı teknik yardımlaşmada bulunmayı taahhüt ederler.

Madde 19

Taraflar, ilgili ulusal yasalar ve bağlı oldukları uluslararası anlaşmalar çerçevesinde Mimari mirasın korunması dalında Avrupa çapında devamlı eğitimden sorumlu olanlar da dahil olmak üzere uzman teatisini teşvik etmeyi taahhüt ederler.

Madde 20

İşbu Sözleşmenin amacına hizmet etmek üzere, Avrupa Konseyi Yasasının 17. maddesi uyarınca, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kurulan Uzmanlık Komitesi, işbu Sözleşmenin uygulanmasını takip edeceği gibi aşağıda belirtilen hususlarda da görevlendirilmiştir:

1. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne periyodik olarak, Sözleşmeye taraf Devletlerdeki Mimari mirasın korunma politikalarının durumu, sözleşmede öngörülen ilkelerin uygulanması ve bizzat kendi faaliyetleri ile ilgili raporlar sunmak;

2. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne, çok taraflı faaliyetler ve işbu Sözleşmenin gözden geçirilmesi veya değiştirilmesi ve halkın, Sözleşmenin hedefleri hakkında bilgi edinmesi gibi konular dahil olmak üzere, Sözleşmenin hükümlerinin uygulanmasına yönelik her türlü tedbiri önermek;

3. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne, Avrupa Konseyi’ne üye olmayan Devletleri Sözleşmeye girmeye davet hususunda önerilerde bulunmak.

Madde 21

Bu Sözleşmenin hükümleri 1. maddede belirtilen Mimari mirasın korunmasını ilgilendiren ve aşağıda belirtilen evvelki Sözleşmelerin daha belirli ve elverişli hükümlerinin uygulanmasına engel değildir.
– 16 Kasım 1972 tarihli Dünya Kültürel ve Tabii Mirasının Korunması ile ilgili Sözleşme;
– 6 Mayıs 1969 tarihli Arkeolojik Mirasın Korunması Avrupa Sözleşmesi.

NİHAİ HÜKÜMLER
Madde 22

1. İşbu Sözleşme, Avrupa Konseyi üyesi Devletlerin imzasına açıktır. Sözleşme, onaylanmaya, kabule veya tasvibe tabidir. Onay, kabul veya tasvip belgeleri, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine teslim edilecektir.

2. İşbu Sözleşme, Avrupa Konseyine üye üç Devletin, bir önceki paragrafın hükümleri uyarınca, işbu Sözleşmeye bağlı olduklarına dair rızalarını belirten tarihten sonraki üç aylık sürenin bitimini izleyen ayın birinci günü yürürlüğe girer.

3. Bu Sözleşmeyle bağlı olduğuna dair rızasını daha sonra ifade eden her Devlet için de Sözleşme onay, kabul veya tasvip belgelerinin Genel Sekretere tesliminden itibaren geçen üç aylık sürenin bitimini izleyen ayın birinci günü yürürlüğe girer.

Madde 23

1. İşbu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Tüzüğünün 20. Maddesinde öngörülen çoğunlukla alınmış bir karar uyarınca ve Komitede yer almaya hakkı olan üye Devletlerin temsilcilerinin oybirliği ile Konseye ve Avrupa Ekonomik Topluluğuna dahil olmayan her Devleti bu Sözleşmeye katılmaya davet edebilir.

2. Sözleşmeye katılan her Devlet veya katıldığı takdirde Avrupa Ekonomik Topluluğu için, Sözleşme, katılma belgesinin, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine teslim tarihinden itibaren geçen üç aylık sürenin bitimini izleyen ayın birinci günü yürürlüğe girer.

Madde 24

1. Her Devlet, imza sırasında veya onay, kabul, tasvip veya katılma belgesinin tesliminde, işbu Sözleşmenin uygulanacağı toprak veya toprakları belirtebilir.

2. Her Devlet, daha sonraki bir tarihte, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hitaben yapacağı bir beyanla, işbu Sözleşmenin imza sırasında belirtilen toprak veya topraklardan başka bir toprağa veya topraklara teşmil edileceğini belirtebilir. Sözleşme, sözkonusu genişletilen toprak veya topraklarla ilgili beyanın Genel Sekreter tarafından alınmasından sonra üç aylık sürenin bitimini izleyen ayın birinci günü yürürlüğe girer.

3. Bundan önceki iki paragraf uyarınca yapılan her türlü beyan, bu beyanda belirtilen bütün topraklarla ilgili olarak Genel Sekretere hitaben yapılacak bir ihbar ile geri çekilebilir. Geri çekme, ihbarın Genel Sekretere yapılış tarihinden sonra altı aylık sürenin bitimini izleyen ayın ilk gününden itibaren geçerli olur.

Madde 25

1. Her Devlet, imza sırasında veya onay, kabul, tasvip veyahut katılma belgesinin tesliminde, madde 4, paragraf c ve d hükümlerine tümüyle veya kısmen uymama hakkını mahfuz tuttuğunu beyan edebilir. Başka çekince konamaz (kayıt konamaz.)

2. Bir önceki paragraf uyarınca, bir çekince bildiren her Akit Devlet, bunu Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirmek suretiyle tamamen veya kısmen geri çekebilir. Geri çekme, ihbarın Genel Sekreter tarafından alınması tarihinden itibaren geçerli olur.

3. Yukarıdaki 1. paragrafta zikredilen hükümler hakkında ihtirazi bir kayıt koyan Taraf, başka bir Tarafın bu hükmü uygulamasını talep edemez; bununla beraber, çekince kısmi veya şartlı ise, bu hükmün kendisinin kabul ettiği ölçüde uygulanmasını talep edebilir.

Madde 26

1. Taraflardan biri, herhangi bir zamanda Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bir ihbar göndererek işbu Sözleşmeyi feshedebilir.

2. Sözleşmenin feshi, ihbarın Genel Sekreter tarafından alınma tarihinden itibaren altı ay sonraki sürenin bitimini izleyen ayın ilk gününden itibaren geçerli olur.

Madde 27

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Avrupa Konseyine üye Devletlere, işbu Sözleşmeye katılan her Devlete ve katıldığı takdirde Avrupa Ekonomik Topluluğuna;
a) Tüm imza,
b) Tüm onay, kabul, tasvip ve katılma belgelerinin teslimi,
c) İşbu Sözleşmenin 23. ve 24. maddeler uyarınca, her türlü yürürlüğe giriş tarihini,
d) İşbu Sözleşme ile ilgili olan diğer bütün işlem, duyuru ve haberleşmeyi bildirecektir.

Tanık huzurunda, aşağıda imzalan bulunanlar, tam yetkili kişiler olarak işbu Sözleşmeyi İmzalamışlardır.

İşbu Sözleşme İngilizce ve Fransızca dillerinde, her iki metin de eşit olarak geçerli olmak üzere ve tek kopya halinde Avrupa Konseyi arşivlerinde muhafaza edilmek için 3 Ekim 1985 tarihinde Granada’da yapılmıştır. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Sözleşmesinin tasdikli bir kopyasını Avrupa Konseyine üye bütün Devletlere ve bu Sözleşmeye katılmaya davet olunan her Devlete veya Avrupa Ekonomik Topluluğuna gönderecektir.

Burhan Apaydın

0
Burhan Apaydın

Avukat Burhan Apaydın, 1924 yılında dünyaya geldi.  İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ni kazandı ve bu okuldan mezun oldu. İstanbul Üniv2ersitesi Hukuk Fakültesi Teşkilatı Esasiye(Anayasa Hukuku) Hukuku Kürsüsü Asistanlığına atandı ve bir süre burada görev yaptı.

1948 yılında İstanbul Barosuna bağlı olarak Serbest Avukatlık yapmaya başladı. 

Türk Hukuk Tarihinde adı ile önemli yer tutan hukukçularından biri olan Avukat Burhan Apaydın’ın babası cumhuriyet tarihinin ilk faili meçhul cinayetinin kurbanı olan Ağır Ceza Reisi Ali Rıza Bey’dir.  Apaydın’ın kardeşi  ise Türkiye’de ünlü avukat olan sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanmış olan Avukat Orhan Adli Apaydın’dır.

Yassıada Yargılamaları ve Burhan Apaydın

Avukat Burhan Apaydın, İstanbul Barosu yönetim kurulunun almış olduğu karara aykırı davranarak ünlü 1960 ihtilali sonrası kurulan mahkemelerde yargılanan ve Yassıada’da bulunan Adnan Menderes‘in avukatlığını ve savunmasını kardeşi Avukat Orhan Adli Apaydın ile birlikte üstlendi. Silahların gölgesinde yapılan yargılama sırasında Adnan Menderes için “Yere düşmekle sakıt olmaz cevher kadrü kıymetten” dediği için tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklandıktan kısa bir süre sonra serbest bırakıldı. Ancak Menderes’in savunmasını yaparken Cemal Gürsel’in yazdığı ve Bayar’ın yerine Menderes’in Cumhurbaşkanı olmasını öneren ancak değiştirilen mektubunun aslının okunmasında ısrar ettiği için tekrar tutuklandı. 

Tutuklu bulunduğu sırada Menderes’in idam edileceği haberini aldığında büyük bir üzüntü yaşadığı için aynı cezaevinde tutuklu bulunan Kürt İdris lakaplı İdris Özbir tarafından kendisine gösterilen dostluk sebebiyle Kürt İdris’in ömür boyu avukatlığını üstlendi. 

Avukat Burhan Apaydın, Ahmet Emin Yalman, Hüseyin Emir Erkilet, Uğur Mumcu, Dündar Kılıç, Aysel Toprak ve Abdullah Baştürk gibi ünlü Türklerin avukatlığını yapmıştır.

Siyasal Yaşamı

Avukat Burhan Apaydın,  27 Mayıs 1960 darbesi sonrası Yassıada yargılamalarında avukatlığını üstlendiği Adnan Menderes’in idamından sonraki ilk seçimlerde Adalet Partisi’nden 12. dönem Ankara milletvekili seçildi. 1962 yılında Adalet Partisi’nden ihraç edildi ve Yeni Türkiye Partisi’ne katıldı.  1963 seçimlerinde Yeni Türkiye Partisi’nin İstanbul Belediye Başkan adayı oldu,

1965 yılında siyaseti bırakarak tekrar serbest avukatlığa devam etme kararı aldı ve uzun yıllar avukatlık mesleğini icra etti. 

Apaydın, 20 Nisan 2013 tarihinde 89 yaşında iken Kadıköy’deki evinde hayata veda etti. Cenazesi avukat kardeşi Orhan Apaydın’ın yanında Zincirlikuyu Mezarlığı’nda aile kabristanına defnedildi. 

Doğan Yurdakul ve F. Cengiz Erdinç’in ortaklaşa yazdıkları “Adalet Savaşçısı” adlı kitap Avukat Burhan Apaydın’ın hayatını anlatmaktadır.

Avukat Burhan Apaydın’ın babası cumhuriyet tarihinin ilk faili meçhul cinayetinin kurbanı olan Ağır Ceza Reisi Ali Rıza Bey’dir.

 

19 Nisan – Hukuk Takvimi

0
19 Nisan Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar. Kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları. Ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.

19 Nisan – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar

65
Romalı düşünür, devlet adamı, oyun yazarı Lucius Annaeus Seneca (Genç Seneca) (MÖ 4, Córdoba – MS 65, Roma)  idam edildi. Roma’da retorik ve felsefe eğitimi aldı,  felsefe üzerine yazdığı eserler ile tanındı. Eserleri antik Stoacılık için büyük öneme sahiptir. Seneca, felsefe tarihinde, Roma Stoası ya da Yeni Stoa denen öğretinin Epiktetos ve Marcus Aurelius ile birlikte üç kurucusundan ilki olarak nitelendirilmektedir. 65 yılında İmparator Neron’a karşı düzenlenen bir suikast girişimine adı karıştığı için kendi bileklerini keserek idam edilmesine karar verilmiş ve infazı kendisi tarafından gerçekleştirilmiştir.
1686
Rus İmparatorluğunda devlet adamı, tarihçi, filozof ve etnograf Vasili Tatişçev dünyaya geldi.  (Ölümü, 1750) Rus dilinin ilk ansiklopedik sözlüğünü derledi. İlk tam ölçekli Rus tarihinin yazarı ve üç Rus kentinin kurucusu olarak tanınmaktadır.
1721
Amerikalı hukukçu ve siyasetçi Roger Sherman dünyaya geldi. (Ölümü, 1793)
1775
Amerikan Devrimi başladı. Sömürgeci İngiliz birlikleri ile bağımsızlık savaşçıları, Massachusetts eyaletinin Lexington kentinde ilk çatışmaya girdi.
1871
18 Mart 1871’de Fransa’nın başkentinde yönetimi bir ayaklanmayla ele geçiren işçilerin kurduğu Paris Komün Yönetimi memurların sınavla işe alınması, yüksek rütbeli subayların seçimle belirlenmesi ve bütçenin oylama usulüyle geçmesi kararlarını aldı.
1877
Ruslar, Osmanlı Devleti’ne savaş ilan ettiler. 93 Harbi olarak bilinen bu savaş Osmanlılar için ağır sonuçlar doğurdu
1880
İsveçli hukukçu, politikacı ve yazar Louis Gerhard De Geer, 1876 yılında İsveç’in ilk başbakanı olarak seçildi, 20 Mart 1876 – 19 Nisan 1880 aralığında görev yaptı.
1881
Britanyalı avukat ve politikacı Benjamin Disraeli yaşamını yitirdi. (Doğumu: 21 Aralık 1804) Walthamstow’daki Higham Hall okulunda eğitim gördü. Babası hukukçu olmasını istedi ve 1821’de bir avukatın yanında eğitim gördü. 1824’te babasıyla Belçika ve Ren Vadisi turu yaparken hukuktan vazgeçmeye karar verdiğini yazdı. “O büyülü sulardan alçalırken avukat olmamaya karar verdim.” şeklinde ifade etti.  Sınıf savaşı ve işçi sınıfı hakkındaki düşünceleri, 1950’li yılların Birleşik Krallığındaki pragmatik ve merkezci ekonomi politikaları üzerinde etkili oldu.  1870 ve 1880 yılları arasındaki başbakanlığı döneminde Britanyalı aristokratları da arkasına alarak Birleşik Krallık siyasetini kontrolü altına aldı. Birçok kez Birleşik Krallık başbakanı oldu. 19. yüzyılın ikinci yarısında Britanya siyasetinin, Liberal Partili William Gladstone ile birlikte en önemli ismi oldu.
1883
Hukukçu ve Brezilya Devlet Başkanı Getúlio Vargas dünyaya geldi. (Ölümü: 24 Ağustos 1954) Porto Alegre Üniversitesi Hukuk Okulu’nda eğitim gördü. 1922’de Ulusal Kongre’ye girerek 4 yıl görev yaptı. 1926’da Başkan Luis Pereira de Souza hükümetinde maliye bakanı oldu. Kimilerince ilkesiz bir diktatörlük kurmakla suçlanmasına karşın, büyük iş insanlarıyla toprak sahiplerine karşı açtığı savaştan ötürü yandaşlarınca Yoksulların Babası olarak yüceltildi. 24 Ağustos 1954’te intihar ederek yaşamına son verdi.
1889
Alman Nazi politikacı ve hukukçu Otto Georg Thierack dünyaya geldi.(Ölümü, 1946)
Otto Georg Thierack
1909
Erkek kıyafetleri giyerek dine hakaret etmek, şeytani görülerle hareket etmek ve sözlerini ve eylemlerini kilisenin yargısına sunmayı reddetmek gibi sapkınlık suçlamalarıyla yargılanarak 30 Mayıs 1431’de, yaklaşık on dokuz yaşındayken kazığa bağlanıp yakılan Jeanne d’Arc, azize ilan edildi.
1925
Cumhuriyet’in İlan günü olan 29 Teşrinievvel (Ekim) Gününün Milli Bayram Addi Hakkında Kanun T.B.M.M.’nde kabul edildi.
1925
T.B.M.M.’nde “Ticaret Sanayi ve Maadin Bankası Kanunu” kabul edildi.
1926
Türk karasularında her türlü denizcilik işlerini Türk vatandaşlarına tahsis eden ve yabancıların kabotaj hakkına son veren Kabotaj Kanunu kabul edildi. 19 Nisan 1926 tarih ve 815 sayılı “Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye (Kabotaj) ve Limanlarla Karasuları Dahilinde İcrayı Sanat ve Ticaret Hakkındaki Kanun ile Türk kıyılarında kabotaj hakkı, Türk Bayrağını taşıyan gemilere ve Türk vatandaşlarına hasredildi.
1927
Mae West, Sex adlı oyundaki rolü, müstehcen bulunarak 10 gün hapse mahkûm oldu.
1940
Depremde yararı görülen mahkumların affına dair kanun kabul edildi.
1943
Nazilerce istila edilen Polonya başkenti Varşova’daki Yahudilere yönelik temizlik harekâtına karşı, Varşova Gettosu Ayaklanması başladı.
1947
Hindistan’da Kongre Partisi, ülkenin Hindistan ve Pakistan olarak iki ayrı devlete bölünmesini kabul etti.
1948
Myanmar, Birleşmiş Milletler üyesi oldu
1960
Tahkikat Encümeni yayınladığı 4 no’lu tebliğini kabul etti: “CHP lideri Meclis’teki beyanlarıyla gayrimeşruluğun sınırlarını fazlasıyla aşmıştır.”
1961
27 Mayıs’tan sonra ilk basın mahkûmiyeti: Ahmet Emin Yalman, 25 lira ağır para cezasına çarptırıldı.
1965
Fener Patrikhanesi başta olmak üzere, bütün azınlık kurumlarının denetlenmesine karar verildi.
1966
Ankara’da ABD Dışişleri Bakanı Rusk’ı “protestoya teşebbüs eden” 70 öğrenci yakalanıp savcılığa sevk edildi.
1966
Hukukçu ve siyasetçi Väinö Alfred Tanner yaşamını yitirdi. (Doğumu: 12 Mart 1881) Business College Helsinki’de işletme ve hukuk eğitimi gördü. 1903’te Finlandiya’daki en büyük kooperatif perakende topluluğu olan Turun Vähäväkisten Osuusliike’nin yöneticisi oldu. 1907’de Elanto kooperatifinin denetim kuruluna atandı ve 1909’da Suomen Osuuskauppojen Keskuskunta’nın başkanı ve 1915’te Elanto’nun CEO’su oldu. Tarafsız bir tutum sergileyerek Finlandiya İç Savaşı’na katılmadı. 1926’tıda Başbakan 1937’de Maliye Bakanı 1939’da Dışişleri Bakanı ve 1941’de Ticaret ve Sanayi Bakanı olarak birçok görev yaptı.
1967
İkinci Dünya Savaşı sonrası modern ve demokratik Almanya’nın mimarı olarak sayılan hukukçu ve Alman Şansölyesi, Konrad Hermann Josef Adenauer yaşamını yitirdi.
Konrad Adenauer 4 Ocak 1954 Tarihli Time Dergisi kapağında
Konrad Adenauer 4 Ocak 1954 Tarihli Time Dergisi kapağında
1969
Şair Nazım Hikmet’in oğlu Mehmet Hikmet Ran, Türkiye’ye gelmek için müracaat etti.
1971
Amerikalı seri katil Charles Manson, aralarında Roman Polanski’nin hamile eşi Sharon Tate’in de olduğu beş kişiyi öldürdüğü için idam cezası aldı, cezası ömür boyu hapse çevrildi.
1971
Sierra Leone’de cumhuriyet ilan edildi.
1972
Şili Devlet Başkanı S.Allende, ABD’li dev telgraf şirketi ITT’nin Şili’deki tüm varlığına tazminatsız el konulacağını açıkladı.
1973
Yahudi kökenli Avusturyalı-Amerikalı hukukçu Hans Kelsen yaşamını yitirdi. (Doğumu: 11 Ekim 1881) Viyana Üniversitesi‘nde hukuk öğrenimi gördü ve 1906 yılında doktorasını aldı. 1919’da Viyana Üniversitesi’nde kamu hukuku ve idari hukukta profesör oldu. 1920 yılındaki yeni Avusturya Anayasasının hazırlanmasında görev aldı. 1934’te Saf Hukuk Kuramı eseri ile hukuk tarihinde iz bıraktı.
Hans Kelsen
1980
Ermeni örgütü ASALA, Marsilya Türk Konsolosluğuna roketatarlı saldırı düzenledi.
1981
Ukraynalı hukukçu, politikacı ve Ukrayna dışişleri bakanı Dmitro Kuleba doğdu. Ukrayna Taras Shevchenko Ulusal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde eğitim gördü. Uluslararası Hukuk alanında doktora eşdeğeri derece aldı. 2013-2014 yıllarında Euromaidan protestolarında aktif rol aldı. 2016 yılında Ukrayna’nın Avrupa Konseyi’ne Daimî Temsilcisi olarak atandı. 2019’dan 2020’ye kadar Avrupa ilişkileri konularında Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı. 2020’den itibaren Dışişleri Bakanı olarak görev yapmaktadır.
1983
Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği; 19 Nisan 1983 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine dayanılarak hazırlandı.
1983
Başrolünü Cüneyt Arkın’ın oynadığı “Yıkılmayan Adam” adlı filmi hakkında komünizm propagandası iddiasıyla dava açıldı.
1983
Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik, Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konuldu.
1984
DİSK’e bağlı Yeraltı Maden-İş Sendikası’nın 25 yöneticisinin İstanbul Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nde yargılanmasına başlandı. Sanıkların “Dev-Yol örgütü doğrultusunda faaliyet gösterdiği” gerekçesiyle 6 yıl 8 aydan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
1985
 İstanbul Çırağan Sarayı’nın 49 yıllığına İngiliz otelcilik firması Trust House Perte’a kiralanmasıyla ilgili anlaşma imzalandı.
1988
Diyarbakır’da İl Başkanı ile birlikte 48 SHP’li, Sivil Cezaevi’nde tek tip elbise ve elverişsiz cezaevi koşullarına karşı 15 gündür süren açlık grevine destek için açlık grevine başladı.
1988
Cezaevlerinde 25 Gazete Yazı İşleri Müdürünün olduğu ve 12 Eylül 1980’den bu yana 2 binden fazla davada yaklaşık 3 bin gazetecinin yargılandığı açıklandı.
1990
Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, 3628 Sayılı Kanun numarası ile ve Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu adıyla 19 Nisan 1990 tarihinde kabul edildi ve Resmî Gazetenin 4 Mayıs 1990 tarihli ve 20508 numaralı sayısında yayınlanarak yürürlüğe girdi.
1994
RP’li İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki Belediye Meclisi toplantısında muhalefet partilerinin oyuyla ANAP ve SHP’li üyelerin kazandığı Meclis Başkanvekilliği ve Divan Katipliği seçimlerini veto etti.
1995
2 Temmuz Sivas katliamının tüm tanıkları (55 kişi) “sanıklar lehine yalancı tanıklık” yaptıkları suçlamasıyla sanık durumuna düştü; haklarında 5-15 yıl arası hapis cezası istemiyle dava açıldı.
1995
Yaşar Kemal Der Spiegel dergisinde yayınlanan “Yalanlar Seferi” başlıklı yazısı için 3.kez savcılığa ifade verdi.
1995
Vahakn N.Dadrian’ın Belge Yayınları’nın çevirisiyle yayınlanan “Ulusal ve Uluslararası Hukuk Sorunu Olarak JENOSİD-1915 Ermeni Olayları ve Sonuçları” adlı kitabı İstanbul 5 No’lu DGM’ce yasaklandı.
1999
Almanya Federal Meclisi (Bundestag), Bonn‘dan Berlin‘e taşındı.
2000
MÜYOR-BİR (Müzik Yorumcuları Meslek Birliği) kuruldu.
2001
Uluslararası ilaç şirketleri, yoğun tepkiler üzerine Güney Afrika’ya karşı açtıkları davayı geri çekti. Dava nedeni; Güney Afrika’nın AIDS’ten kırılan halkına ucuz ilaç sağlamak için kopya ilaçlar üretmesiydi.
2002
İBDA/C’nin lideri Salih Mirzabeyoğlu’nun idam kararı, Yargıtay tarafından onandı.
2002
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde görülen PKK davasında yargılanan 14 kişiden 5’i idam cezasına çarptırıldı.
2004
İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriquez Zapater hükümetin 16 bakanlığından 8’ine ve Başbakan Yardımcılığı görevine de kadın milletvekili atadı. İspanya, hükümette kadın ve erkek bakanların sayısını eşitleyen ilk Avrupa ülkesi oldu. 2007 yılında ise, Avrupa’da kadınlara seçilme hakkını veren ilk ülke olan Finlandiya’nın Başbakanı Matti Vanhanen 20 bakanlıktan 12’sine kadın vekil atadı. Hükümette kadın oranı yüzde 60’a yükseldi.
2005
SES üyeleri, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Yasa Tasarısı’nın geri çekilmesi için mezar taşlarıyla Meclis’e yürüdü.
2005
Arjantin’de askeri cuntanın işkencelerini yöneten subay Adolfo Scilingo yargılandığı İspanya’da 640 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
2005
Kuveyt parlamentosu, belediye seçimlerinde kadınlara oy kullanma ve aday olma hakkını tanıyan yasayı onayladı. Kadınların genel seçimlere katılımına ilişkin yasa ise parlamentoda sonraki yıllara bırakıldı.
2005
Uluslararası İnsan Hakları Hukukunun Ciddi İhlalleri ile Uluslararası İnsancıl Hukukun Ağır İhlallerinin Mağdurlarının Başvuru ve Onarım Hakkına Dair Temel İlke ve Esaslarına ilişkin İnsan Hakları Komisyonu’nun 2005/35 sayılı kararı kabul edildi.
2006
Belge Yayınlarının sahibi ve gazeteci Ragıp Zarakolu hakkında iki kitap için toplam 13,5 yıl hapis cezası istendi. Gerekçe; Prof. Dr. Sakayan’ın “Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları -Garabet Haçeryan’In İzmir Güncesi” ve George Jerjian’ın “Gerçek Bizi Özgür Kılacak” başlıklı kitaplarının Türkçeye tercüme edilmesi idi.
2006
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu yasalaştı.
2007
ABD’de Küba lideri Fidel Castro’ya 2000’de suikast girişiminde bulunduğu Amerikan istihbarat belgeleriyle kanıtlanan eski CIA ajanı Luis Posada Carriles kefaletle serbest bırakıldı. Küba Carriles’i 1976’da Küba uçağına suikast düzenleyip 73 kişinin ölümüne yol açmakla da suçluyordu.
2011
Hekimler tam gün yasası ve performansa dayalı ücret sistemini protesto için ülke genelinde 2 günlük iş bırakma eylemine başladı.
2012
Sağlık çalışanları hedef olunan şiddet olaylarını protesto için ülke genelinde iş bıraktı.
2013
7 Nisan’daki Emek Sineması yıkım protestosunda gözaltına alınan 4 kişi hakkında 2 yıldan 6 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
2016
Avrupa Birliği, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için taahhüt ettiği fonun 110 milyon avroluk kısmını serbest bıraktı.
2016
Şilili avukat ve siyasetçi Patricio Aylwin Azócar yaşamını yitirdi. (Doğumu: 26 Kasım 1918) Şili Üniversitesi‘nde hukuk eğitimi gördü. Burada Usul Hukuku ve Medeni Hukuk kürsülerinde asistan olarak ve Hukuk Merkezi’nin Mástil dergisi editörü olarak çalıştı. Aynı zamanda Lex Korosu’nun kurucu üyesi ve kontrtenoruydu. 1944 yılında yemin ettikten sonra avukat olarak Baroya kaydoldu. Pedro Lira’nın hukuk firması olan Raúl Varela’da avukat olarak çalıştı. 1945 ve 1948 yılları arasında Yüksek Mahkeme Komisyonu sekreteri olarak hizmet etti. 1950 yılında idare hukuku kürsüsünde profesör oldu. 1953 ve 1957 yılları arasında ulusal danışman olarak görev yaptı. 1985 ve 1986 yılları arasında Baro Başkan Yardımcısı olarak Raúl Rettig’in yönetim kurulunda çalıştı. Şili İdare Hukuku Enstitüsü’nün onursal üyesi ve Moskova Bilimler Akademisi üyesiydi. 11 Ocak 1995’te Şili Üniversitesi’nden Fahri Profesör unvanı aldı. Patricio Aylwin, Şili’de darbe sonrası demokratik yollarla seçilen ilk başkan oldu ve 11 Mart 1990–11 Mart 1994 arasında devlet başkanlığı yaptı.
2017
Yüksek Seçim Kurulu, CHP, HDP ve Vatan Partisinin 16 Nisan 2017’de yapılan anayasa değişikliğine ilişkin halk oylamasının tam kanunsuzluk nedeniyle iptaline ilişkin taleplerini reddetti.
2021
Hukukçu ve siyasetçi Walter Frederick Mondale yaşamını yitirdi. (Doğumu: 5 Ocak 1928) Minnesota Üniversitesi‘nde hukuk eğitimi gördü. Bir süre Minnesota Yüksek Mahkemesi’nde kâtip olarak çalıştıktan sonra, 1960’ta Minnesota valisi tarafından eyalet başsavcılığına atandı. 1966 ve 1972’de olmak üzere iki kez Minnesota senatörü seçildi. 1976’da başkanlık seçimini kazanan Jimmy Carter’ın başkan yardımcısı oldu. Bill Clinton’ın başkanlığı döneminde Japonya’ya büyükelçi olarak atandı. George H. W. Bush’un ölümünden sonra hayatta olan en yaşlı ABD Başkan Yardımcısı unvanını kazandı.
   
2025
İzmir’de liderliğini yurt dışında firari olan M.K.’nin (34) yaptığı suç örgütüne yönelik eş zamanlı operasyonda 9 şüpheli tutuklandı.
2025
Oyuncu Sevil Akdağ, Fatih’te evine gittiği Elif Kırav’ı aralarında çıkan tartışma sonucu bıçaklayarak öldürmesi nedeniyle yakalanarak gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.
   
   

Roma Hukuku

0

Roma Hukuku, Antik Roma’da geliştirilen hukuk sistemi olup, özellikle Batı hukuk sistemlerinin temellerini oluşturan en önemli tarihsel hukuk düzenidir. M.Ö. 753’te Roma Krallığı döneminden başlayıp M.S. 565’te Doğu Roma (Bizans) İmparatoru Justinianus dönemindeki Corpus Juris Civilis adlı kodifikasyonla zirveye ulaşan, Roma İmparatorluğu sınırları içinde uygulanmış hukuk sistemidir.

Hem özel hukuk hem de kamu hukuku alanında derin ve sistematik bir yapı geliştirmiştir. Roma Hukuku, derinliği ve büyük bir coğrafyaya hükmetmesi nedeniyle dünya hukuk kültürüne büyük etkide bulunmuştur.

M.Ö. 753’de bir şehir devleti olarak kurulan Roma M.Ö. 50’lerde bir dünya imparatorluğu (Imperium Romanum) haline gelmiş, büyük bir coğrafyada uygulanan hukuk sistemine sahip olmuştur. Modern anlamdaki Cumhuriyet rejiminin esin kaynağı olan res publica döneminde (M.Ö. 509-M.Ö. 27) Roma Devleti, tarım toplumundan ticaret toplumuna, şehir devletinden imparatorluk devletine evrilmiştir.

Res publica’nın son dönemlerinde sosyal, siyasal, ekonomik sıkıntılar ve iç savaşlar yaşanmış ve cumhuriyet yönetiminin ardından monarşi dönemi başlamıştır. M.Ö. 27’de Octavius’un başa geçmesiyle 200 yıl süren Roma Barışı (Pax Romana) dönemi başlamıştır. Bu dönemde başa geçen imparatorlar egemenlikleri altında bulunan halkları kendilerine bağlamak için adil bir hukuk düzeninin oluşmasına, halkın refaha ulaştırılmasına, barışın sağlanmasına ve altyapı faaliyetlerine özel önem vermişlerdir.

Pax Romana, Roma’nın hukukunun, mimarisinin ve Roma-Helen kültürünün kökleştiği dönemdir. Bu dönemdeki gelişmeler ve kültür dünya medeniyetini önemli oranda etkilemiştir.

Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi

0
Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi

Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi, 18 Nisan 1961 tarihinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenmiştir. 18 Nisan 1961 Tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkındaki Viyana Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun; 3042 kanun numarası ile 04.09.1984 tarihinde kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 12.9.1984 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Viyana Konvansiyonu olarak da bilinen sözleşme 53 maddeden oluşmaktadır.

Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi

Bu Sözleşmeye taraf olan Devletler,

Eski zamanlardan beri bütün ülkelere mensup insanların diplomasi görevlilerinin statüsünü tanıdıklarını HATIRLAYARAK,

Birleşmiş Milletler Yasası’nın Devletlerin egemen eşitliği, uluslararası barış ve güvenliğin korunması ve uluslar arasında dostane ilişkilerin geliştirilmesi hakkındaki amaç ve ilkelerini GÖZÖNÜNDE BULUNDURARAK,

18 Nisan 1961 Tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkındaki Viyana Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun – PDF

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Diplomatik ilişkiler, ayrıcalıklar ve bağışıklıklar hakkında uluslararası bir Sözleşmenin farklı anayasal ve sosyal sistemlerine bakılmaksızın aralarında dostane ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunacağına İNANARAK,

Bu gibi ayrıcalıkların ve bağışıklıkların amacının fertleri yararlandırmak olmayıp, Devletleri temsil eden diplomatik misyonların görevlerinin etkin şekilde yapılmasını sağlamak olduğunu MÜDRİK BULUNARAK,

Bu Sözleşme hükümlerince açıkça düzenlenmeyen meselelerde teamülî hukuk kurallarının uygulanmasına devam olunacağını TEYİD EDEREK,

 

Aşağıdaki Hususlarda Anlaşmışlardır:

Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi (Viyana Konvansiyonu), 18 Nisan 1961 tarihinde Avusturya'nın başkenti Viyana'da imzalanmıştır. Neredeyse evrensel olarak kabul edilmiş ve 179 devletin katıldığı bir Sözleşme olmuştur.
Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi (Viyana Konvansiyonu), 18 Nisan 1961 tarihinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da imzalanmıştır. Neredeyse evrensel olarak kabul edilmiş ve 179 devletin katıldığı bir Sözleşme olmuştur.

Madde 1

Bu Sözleşme bakımından, aşağıdaki deyimler, karşılarında yer alan anlamları haiz olacaklardır:

a) “Misyon şefi”, gönderen Devlet tarafından bu sıfatla hareket etmek üzere görevlendirilen şahıstır;

b) “Misyon üyeleri”, misyon şefi ve misyon kadrosuna mensup üyeleridir;

c) “Misyon kadrosunun üyeleri”, misyonun diplomatik kadrosunun, idarî ve teknik kadrosunun ve hizmet kadrosunun üyeleridir;

d) “Diplomatik kadronun üyeleri”, misyon kadrosunun diplomatik rütbe taşıyan üyeleridir;

e) “Diplomatik ajan”, misyon şefi veya misyonun diplomatik kadrosunun bir üyesidir;

f) “İdari ve teknik kadronun üyeleri”, misyon kadrosunun misyonun idari ve teknik hizmetinde çalışan üyeleridir;

g) “Hizmet kadrosu üyeleri”, misyon kadrosunun misyonun iç hizmetinde bulunan üyeleridir;

h) “Özel hizmetçi”, misyonun bir üyesinin ev hizmetinde bulunan ve gönderen Devlet hizmetinde çalışmayan bir şahıstır;

i) “Misyon binaları”, misyon şefinin ikametgâhı dahil olmak üzere ve mülkiyete bakılmaksızın, misyonun maksatları için kullanılan binalar veya bina bölmeleri ile bunlarla irtibatlı arazidir.

Madde 2

Devletler arasında diplomatik ilişkiler ve daimi diplomatik misyonlar kurulması karşılıklı rıza ile olur.

Madde 3

Bir diplomatik misyonun görevleri, diğerleri meyanında, şunları da kapsar:

a) Gönderen Devleti kabul eden Devlette temsil etmek;

b) Kabul eden Devlette, uluslararası hukukun müsaade ettiği sınırlar içinde gönderen Devletin ve vatandaşlarının çıkarlarını korumak;

c) Kabul eden Devlet Hükümeti ile müzakereler yapmak;

d) Bütün yasal imkanlarla kabul eden Devletin durumunu ve gelişmelerini tesbit etmek ve bunlar hakkında gönderen Devlet Hükümetine bilgi vermek;

e) Gönderen Devlet ile kabul eden Devlet arasında dostane ilişkileri ilerletmek ve ekonomik, kültürel ve bilimsel ilişkilerini geliştirmek.

2. Bu Sözleşmedeki hiçbir hüküm konsolosluk görevlerinin bir diplomatik misyon tarafından yürütülmesini önleyecek şekilde yorumlanamaz.

Madde 4

1. Gönderen Devlet kabul eden Devletten bu Devlete misyon şefi olarak göndermek istediği şahıs için agrement almak zorunluluğundadır.

2. Kabul eden Devlet, agrement’in reddi halinde gönderen Devlete sebep göstermek zorunluluğunda değildir.

Madde 5

1. Gönderen Devlet, ilgili kabul eden Devletlere gerekli ihbarda bulunduktan sonra, yerine göre bir misyon şefini veya diplomatik kadronun herhangi bir üyesini, kabul eden Devletlerden herhangi biri tarafından açıkça itirazda bulunulmadıkça birden fazla Devlet nezdinde akredite edebilir.

2. Gönderen Devlet bir misyon şefini, bir veya daha fazla sayıda başka Devlete akredite ettiği takdirde, misyon şefinin sürekli oturmadığı devletlerin her birinde bir geçici Maslahatgüzarın (Charge d’Affaires ad interim) yönettiği bir diplomatik misyon kurabilir.

3. Bir misyon şefi veya misyonun diplomatik kadrosunun herhangi bir üyesi, herhangi bir uluslararası kuruluş nezdinde gönderen Devletin temsilciliğini yapabilir.

Madde 6

Kabul eden Devletçe itiraz edilmedikçe iki veya daha fazla sayıda Devlet, aynı şahsı diğer bir Devlet nezdinde misyon şefi olarak akredite edebilirler.

Madde 7

5., 8., 9. ve 11. madde hükümleri saklı kalmak şartıyla, gönderen Devlet, misyon kadrosunun üyelerini serbestçe tayin eder. Kara, deniz veya hava ataşelerinin tayininde, kabul eden Devlet, bunların adlarının, onayı alınmak üzere önceden bildirilmesini isteyebilir.

Madde 8

1. Misyonun diplomatik kadro üyeleri prensip itibariyle gönderen Devletin vatandaşı olmalıdır.

2. Misyonun diplomatik kadro üyeleri, kabul eden Devletin her zaman geri alınabilecek rızası olmadıkça, bu Devletin vatandaşları arasından tayin edilemez.

3. Kabul eden Devlet, gönderen Devletin vatandaşı olmayan üçüncü bir Devletin vatandaşları için de aynı hakkı saklı tutabilir.

Madde 9

1. Kabul eden Devlet, herhangi bir zaman ve kararının gerekçesini açıklamak zorunluluğunda olmaksızın, gönderen Devlet misyon şefinin veya misyon Dipoamatik kadrosunun herhangi bir üyesinin istenmeyen şahıs (Persona non grata) olduğunu veya misyon kadrosunun herhangi bir başka üyesinin kabule şayan olmadığını bildirebilir. Bu takdirde, gönderen Devlet, duruma göre, ilgili şahsı geri çağırır veya misyondaki görevine son verir. Bir şahıs kabul eden Devletin ülkesine gelmeden önce de istenmeyen veya kabule şayan olmayan şahıs olarak ilân edilebilir.

2. Gönderen Devlet bu maddenin 1. fıkrasında kayıtlı yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddeder veya makul bir süre içinde yerine getirmezse, kabul eden Devlet ilgili şahsı misyonun bir üyesi olarak tanımayı reddedebilir.

Madde 10

1. Kabul eden Devletin Dışişleri Bakanlığına, veya mutabık kalınacak başka Bakanlığa, aşağıdaki hususlar bildirilecektir:

a) Misyon üyelerinin tayini, gelişleri ve kesin ayrılışları veya misyondaki görevlerinin sona ermesi;

b) Misyonun bir üyesinin ailesine mensup olan bir şahsın gelişi ve kesin ayrılışı ile uygun bulunduğunda, bir şahsın misyonun bir üyesinin ailesine dahil olması veya bu durumdan çıkarılası;

c) Bu fıkranın (a) bendinde belirtilen şahıslar tarafındah istihdam olunan özel hizmetçilerin gelişi ve kesin ayrılışları ile gerektiğinde, bunların sözkonusu şahısların hizmetinden ayrılmaları vakıası;

d) Kabul eden Devlette ikamet eden şahısların misyon üyeleri olarak veya ayrıcalık ve bağışıklık tanınan özel hizmetçiler olarak istihdam edilmeleri ve bu görevlerine son verilmesi.

2. Mümkün olan hallerde, geliş ve kesin ayrılışlar önceden de bildirilecektir.

Madde 11

1. Misyonun kadrosu hakkında özel anlaşma bulunmadığı takdirde, kabul eden Devlet kendisinin içinde bulunduğu durum ve koşulları ve sözkonusu misyonun ihtiyaçlarını gözönünde bulundurarak misyonun kadrosunun kendince makul ve normal sayılan hadler dahilinde tutulmasını talep edebilir.

2. Aynı şekilde, kabul eden Devlet, benzer sınırlar içinde ve ayırım gözetmeksizin belirli bir kategoriye mensup memurları kabul etmeyi reddedebilir.

Madde 12

Gönderen Devlet, kabul eden Devletin önceden açık rızası olmadan, misyonun kurulduğu mahallerden başka yerlerde misyonun bir kısmını teşkil eden bürolar kuramaz.

Madde 13

1. Misyon şefi, kabul eden Devlette carî olan ve yeknesak bir tarzda uygulanacak usule göre, ya itimatnamesini takdim ettiği zaman veya gelişini bildirdiği ve itimatnamesinin aslına uygun bir örneğini kabul eden Devletin Dışişleri Bakanlığına veya mutabık kalınacak başka bir Bakanlığa tevdi olunduğu zaman, kabul eden Devletteki görevine başlamış sayılır.

2. İtimatnamelerin veya bunların gerçek suretlerinin takdim sırası, misyon şefinin geliş tarihi ve saatine göre tayin olunur.

Madde 14

1. Misyon şefleri aşağıda gösterilen üç sınıfa ayrılır:

a) Devlet Başkanları nezdinde akredite edilen Büyükelçiler veya Nonslar ile muadili rütbedeki diğer misyon şefleri;

b) Devlet Başkanları nezdinde akredite edilen Murahhaslar, Elçiler ve Enternonslar;

c) Dışişleri Bakanları nezdinde akredite edilen Maslahatgüzarlar;

2. Öncelik sırası ve adabı muaşeret kuralları dışında, misyon şefleri arasında sınıfları dolayısıyla bir fark gözetilmeyecektir.

Madde 15

Misyon şeflerinin tayin edileceği sınıf, Devletler arasında varılan mutabakatla tesbit olunur.

Madde 16

1. Misyon şefleri, kendi sınıfları dahilinde 13. madde uyarınca görevlerine başlayıp tarih ve saatine göre öncelik taşırlar.

2. Bir misyon şefinin itimatnamesinde sınıfını değiştirmeksizin yapılan tadiller önceliğini etkilemez.

3. Bu madde, kabul eden Devletin Papalık Temsilcisinin önceliği hakkındaki herhangi bir uygulamasını etkilemez.

Madde 17 

Misyonun diplomatik kadrosu üyelerinin önceliği, misyon şefi tarafından Dışişleri Bakanlığına veya mutabık kalınacak başka bir Bakanlığa bildirilir.

Madde 18

Misyon şeflerinin kabulü konusunda her Devletin uygulayacağı usul, her sınıf için yeknesak olacaktır.

Madde 19

1. Misyon şefinin görevi münhal olduğu, veya misyon şefi görevlerini yerine getiremediği takdirde, bir geçici Maslahatgüzar (Charge d’affaires ad interim) geçici olarak misyon şefi görevlerini yapacaktır. Geçici Maslahatgüzarın adı, ya misyon şefi tarafından, veya bunun mümkün olmaması halinde gönderen Devletin Dışişleri Bakanlığı tarafından, kabul eden Devletin Dışişleri Bakanlığına veya mutabık kalınacak başka bir Bakanlığa bildirilir.

2. Kabul eden Devlette Misyonun diplomatik kadrosunun hiç bir üyesi bulunmadığı takdirde, kabul eden Devletin rızası ile, idari ve teknik kadrosunun bir üyesi, gönderen Devlet tarafından misyonun güncel idari işlerini yürütmek üzere tayin edilebilir.

Madde 20

Misyon ve şefi, gönderen Devletin bayrağını ve armasını, misyon şefinin ikametgâhı da dahil olmak üzere misyonun binalarında ve misyon şefinin nakil vasıtalarında kullanmak hakkını haizdirler.

Madde 21

1. Kabul eden Devlet, kanunlarına uygun olarak, kendi ülkesinde gönderen Devletin misyonu için gereken binaların edinilmesini kolaylaştıracak veya gönderen Devletin başka suretle yer bulmasına yardımcı olacaktır.

2. Aynı şekilde, kabul eden Devlet, gerekiyorsa üyelerine uygun yer bulmaları için misyonlara yardım edecektir.

Madde 22

1. Misyon binaları dokunulmazlığı haizdir. Kabul eden Devlet yetkilileri misyon şefinin rızası olmadıkça, bu binalara giremezler.

2. Kabul eden Devlet, misyon binalarını herhangi bir tecavüz veya zarara karşı korumak ve misyonun huzurunun herhangi bir şekilde bozulması veya itibarının kırılmasını önlemek üzere her türlü tedbiri almak özel göreviyle yükümlüdür.

3. Misyon binaları ile içindeki eşyalar ve diğer mallar ve misyonun nakil vasıtaları arama, el koyma, haciz veya icradan bağışıktırlar.

Madde 23

1. Gönderen Devlet ve misyon şefi, yerine getirilen belirli hizmetlerin bedeli olan ödemelerin dışında, ister malik, ister kiracı olsunlar misyon binaları bakımından bütün milli, bölgesel veya beledî vergi ve resimlerden bağışıktırlar.

2. Bu maddede bahis konusu vergiden bağışıklık, gönderen Devlet veya misyon şefi ile akit yapan şahısların kabul eden Devletin kanununa göre ödemeleri gereken vergi ve resimlere uygulanmaz.

Madde 24

Misyonun arşivleri ve evrakı her zaman ve nerede bulunursa bulunsun dokunulmazlığı haizdir.

Madde 25

Kabul eden Devlet, misyon görevlerinin yürütülmesi için her türlü kolaylığı sağlayacaktır.

Madde 26

Kabul eden Devlet, milli güvenlik nedenleriyle girişi yasaklanan veya kurallara bağlanan bölgeler hakkındaki kanun ve nizamları saklı kalmak şartiyle, ülkesinde misyonun bütün üyelerine hareket ve seyahat serbestliği sağlayacaktır.

Madde 27

1. Kabul eden Devlet, misyonun her türlü resmi amaç için serbestçe haberleşmesine izin verecek ve bunu koruyacaktır. Gönderen Devletin hükümeti ve nerede bulunursa bulunsun, diğer misyonları ve konsoloslukları ile haberleşme esnasında misyon, diplomatik kuryeler ve kodlu veya şifreli mesajlar dahil olmak üzere, uygun bütün haberleşme vasıtalarını kullanabilir. Bununla beraber, misyon, telsiz vericisini ancak kabul eden Devletin rızası ile kurabilir ve kullanabilir.

2. Misyonun resmi yazışması ihlal edilemez. Resmi yazışma, misyona ve görevlerine ait her türlü yazışma demektir.

3. Diplomatik çanta açılamaz veya alıkonulamaz.

4. Diplomatik çantayı teşkil eden paketlerin bu niteliğini gösterir harici işaretler taşıması gerekir ve bunlar ancak diplomatik evrakı veya resmi maksatlar için kullanılan maddeleri ihtiva edebilirler.

5. Statüsünü ve diplomatik çantayı teşkil eden paketlerin sayısını belirten bir resmi belge taşıyacak olan diplomatik kurye, görevlerinin ifasında kabul eden Devlet tarafından korunacaktır. Diplomatik kurye şahsi dokunulmazlıktan yararlanır ve hiçbir şekilde tukuklanamaz veya gözaltına alınamaz.

6. Gönderen Devlet veya misyon “ad hoc” (özel) diplomatik kuryeler tayin edebilir. Bu maddenin 5. fıkrasının hükümleri, kuryenin uhdesindeki diplomatik çantayı alıcısına teslim etmesi üzerine aynı fıkrada öngörülen bağışıklıkların sona ermesi kaydıyla bu durumlarda da uygulanacaktır.

7. Diplomatik çanta, müsaade olunan bir giriş limanına inecek bir ticari uçağın kaptanına emanet edilebilir. Kaptana çantayı teşkil eden paketlerin sayısını belirten resmi bir belge verilmekle beraber kendisi diplomatik kurye sayılmaz. Misyon, üyelerinden birini uçağın kaptanından diplomatik çantayı doğrudan doğruya ve serbestçe almak için gönderebilir.

Madde 28

Resmi görevlerinin ifası sırasında misyon tarafından tahsil olunan harç ve ücretler, her türlü vergi ve resimden bağışıktırlar.

Madde 29

Diplomatik ajanın şahsi dokunulmazlığı vardır. Hiçbir şekilde tutuklanamaz veya gözaltına alınamaz. Kabul eden Devlet diplomatik ajana gereken saygıyı gösterecek ve şahsına, özgürlüğüne ve onuruna yönelik herhangi bir saldırıyı önlemek için uygun tüm önlemleri alacaktır.

Madde 30

1. Diplomatik ajanın özel konutu misyonun binaları gibi aynı dokunulmazlık ve korunmadan yararlanacaktır.

2. Diplomatik ajanın belgeleri, yazışması ve 31. maddenin 3. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla, malları, aynı şekilde dokunulmazlıktan yararlanacaktır.

Madde 31

1. Diplomatik ajan, kabul eden Devletin cezai yargısından bağışıktır.

Diplomatik ajan, aşağıdaki hususlar dışında, kabul eden Devletin medeni ve idari yargısından da bağışıktır:

a) Kabul eden Devletin topraklarında bulunan özel bir taşınmazla ilgili bir aynî hak davası, yeter ki bu taşınmaz, gönderen Devlet adına ve misyon amaçları için kullanılmak üzere diplomatik ajanın tasarrufunda bulunmamış olsun.

b) Diplomatik ajanın gönderen Devlet adına değil de bir özel kişi olarak vasiyeti tenfiz memuru, mirasın idarecisi, mirasçı veya vasiyet olunan kişi sıfatiyle ilgili bulunduğu mirasa ilişkin bir dava;

c) Diplomatik ajanın kabul eden Devlet dahilinde resmi görevleri dışında icra ettiği herhangi bir meslekî veya ticarî faaliyet ile ilgili bir dava.

2. Diplomatik ajanın, tanıklık yapmak zorunluluğu yoktur.

3. Bu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde öngörülen haller dışında bir diplomatik ajan hakkında hiçbir icra önlemi alınamaz. Sözkonusu durumlarda dahi ajanın şahsının veya konutunun dokunulmazlığı ihlâl edilemez.

4. Kabul eden Devletin yargısından bağışıklık, diplomatik ajanı gönderen Devletin yargısından bağışık kılmaz.

Madde 32

1. Diplomatik ajanların ve 37. madde gereğince bağışıklıktan yararlanan şahısların yargı bağışıklığı, gönderen Devlet tarafından kaldırılabilir.

Bağışıklığın kaldırılması daima açıkça yapılmalıdır.

3. Bir diplomatik ajan veya 37. madde gereğince yargı bağışıklığından yararlanan bir şahıs tarafından yargı yoluna başvurulması, onun esas dava ile doğrudan doğruya ilgili herhangi bir mukabil iddia karşısında yargı bağışıklığı ileri sürmesine engel teşkil eder.

4. Medeni veya idari davalar bakımından yargı bağışıklığının kaldırılması hükmün icrası bakımından da bağışıklığın kaldırılmış olmasını tazammun etmez. Hükmün icrası bakımından ayrıca bir bağışıklığın kaldırılması kararı gerekir.

Madde 33

1. Bu maddenin 3. fıkrası hükümleri saklı kalmak şartiyle, bir diplomatik ajan, gönderen Devlet için yapılan hizmetler bakımından kabul eden Devlette yürürlükte olan sosyal güvenlik hükümlerinden bağışıktır.

2. Bu maddenin 1. fıkrasında öngörülen bağışıklık, aşağıdaki şartlarla bir diplomatik ajanın münhasır hizmetinde bulunan özel hizmetçilere de uygulanır:

a) Kabul eden Devletin vatandaşı olmamaları veya kabul eden Devlette daimi ikametgâhları bulunmaması, ve

b) Gönderen Devlette veya bir üçüncü Devlette yürürlükte olan sosyal güvenlik hükümlerinden yararlanır olmaları.

3. Bu maddenin 2. fıkrasında öngörülen bağışıklıktan yararlanmayan istihdam eden bir diplomatik ajan, kabul eden Devletteki sosyal güvenlik hükümlerinin işverene yüklediği vecibelere riayet edecektir.

4. Bu maddenin 1. ve 2. fıkrasında öngörülen bağışıklık, kabul eden Devletin müsaadesi şartiyle, bu Devletin sosyal güvenlik sistemine kendiliğinden katılmaya engel değildir.

5. Bu madde hükümleri, sosyal güvenlik hakkında daha önce aktedilmiş iki-taraflı veya çok-taraflı andlaşmaları etkilemez ve gelecekte bu gibi andlaşmaların aktedilmesine engel teşkil etmez.

Madde 34

Bir diplomatik ajan, aşağıda sayılanlar dışında, şahsî veya aynî, millî, bölgesel veya beledi her türlü vergi ve resimden bağışıktır:

a) Normal olarak mal veya hizmetlerin fiyatlarına dahil edilen nev’iden vasıtalı vergiler;

b) Misyonun amaçları için kullanılmak üzere gönderen Devlet adına tasarruf edilmeyen kabul eden Devletin ülkesinde bulunan özel taşınmazlar üzerindeki vergi ve resimler;

c) 39. maddenin 4. fıkrası hükümleri saklı kalmak şartiyle, kabul eden Devlet tarafından tahakkuk ettirilen emlâk, veraset veya intikal vergileri;

d) Kaynağı kabul eden Devlette bulunan özel gelirden alınan vergi ve resimler, ve kabul eden Devlet dahilindeki ticari teşebbüslere yapılan yatırımlardan alınan sermaye vergileri,

e) Yapılan muayyen hizmetlere karşılık tahakkuk ettirilen ücretler;

f) 23. madde hükümleri saklı kalmak şartıyla, taşınmaz mala ilişkin, kayıt, mahkeme veya zabıt harçları ile ipotek harcı ve damga resmi.

Madde 35

Kabul eden Devlet diplomatik ajanlan, bütün şahsı hizmetlerden, her ne şekilde olursa olsun her türlü kamu hizmetinden ve el koyma, katkıda bulunma ve konaklama yeri sağlama gibi askeri yükümlülüklerden bağışık tutacaktır.

Madde 36

1. Kabul eden Devlet, Kanun ve nizamlarına uygun olarak, aşağıdaki maddelerin girişine izin verir ve depolama, taşıma ve benzeri hizmetlere ait ücretler dışında,bunlara bütün gümrük vergileri, resimleri ve ilgili ücretlerden bağışıklık tanır:

a) Misyonun resmi kullanımına ait maddeler;

b) Yerleşmesinde kullanılacak maddeler dahil olmak üzere, bir diplomatik ajanın veya beraberinde oturan aile üyelerinin şahısi kullanımına ait eşya.

2. Bu maddenin 1. fıkrasında sözü geçen bağışıklıklar kapsamına girmeyen veya ithali ya da ihracı kabul eden Devlet mevzuatınca yasaklanmış olan veya kabul eden Devletin karantina mevzuatına tabi olan eşya ihtiva ettiğinin farzolunmasını gerektiren ciddi sebepler bulunmadıkça, bir diplomatik ajanın şahsi bagajı aranamaz. Sayılan hallerde arama, ancak diplomatik ajanın veya yetkili temsilcisinin huzurunda yapılır.

Madde 37

1. Bir diplomatik ajanın beraberinde oturan aile üyeleri kabul eden Devletin vatandaşı değillerse, 29 ilâ 36. maddelerde belirtilen ayrıcalık ve bağışıklıklardan yararlanırlar.

2. Misyonun idari ve teknik kadrosunun üyeleri, beraberlerinde oturan aile üyeleri ile birlikte, kabul eden Devletin vatandaşı olmamak veya daimi Burette orada mukim bulunmamak şartıyla, 29 ile 35. maddelerde belirtilen ayrıcalık ve bağışıklıklardan yararlanırlar; ancak 31. maddenin 1. fıkrasında öngörülen, kabul eden Devletin medenî ve idarî yargısından bağışıklık görevin ifası dışında yapılan fiileri kapsamaz. Bu kişiler, keza, ilk yerleşmeleri sırasında ithal olunan eşyaları için 36. maddenin 1. fıkrasında belirtilen ayrıcalıklardan da yararlanırlar.

3. Misyonun, kabul eden Devletin vatandaşı olmayan veya daimi surette orada mukim bulunmayan hizmet kadrosunun üyeleri; görevlerinin ifası sırasında yapılan fiiller bakımından bağışıklıktan, işleri dolayısiyle aldıkları ücretlere ilişkin vergi ve resim bağışıklığından ve 33. maddede belirtilen bağışıklıktan yararlanırlar.

4. Misyon üyelerinin özel hizmetçileri, kabul eden Devletin vatandaşı veya daimi surette orada mukim değillerse, işleri dolayısiyle aldıkları ücretlere ilişkin vergi ve resim bağışıklığından yararlanırlar. Diğer bakımlardan, ayrıcalık ve bağışıklıklardan ancak kabul eden Devletin tanıdığı ölçüde yararlanırlar. Bununla beraber, kabul eden Devlet, bu gibi şahıslar üzerindeki yargı yetkisini misyonun görevlerinin ifasına gereksiz şekilde müdahalede bulunmayacak tarzda kullanmalıdır.

Madde 38

1. Kabul eden Devlet tarafından ek ayrıcalık ve bağışıklıklar tanınmadığı takdirde, bu Devletin vatandaşı olan veya orada daimi surette mukim bulunan bir diplomatik ajan, sadece görevlerinin ifası esnasında yapılan resmi işlemler bakımından yargı bağışıklığından ve dokunulmazlıktan yararlanır.

2. Kabul eden Devletin vatandaşı olan veya daimi surette orada mukim bulunan Misyonun kadrosunun diğer üyeleri ve özel hizmetçiler, ayrıcalık ve bağışıklıklardan ancak kabul eden Devlet tarafından tanınan ölçüde yararlanırlar. Bununla beraber, kabul eden Devlet bu gibi şahıslar üzerindeki yargı yetkisini misyonun görevlerinin ifasına gereksiz şekilde müdahalede bulunmayacak tarzda kullanmalıdır.

Madde 39

1. Ayrıcalık ve bağışıklıklar tanınan her şahıs, görevine başlamak üzere kabul eden Devletin ülkesine girdiği andan, veya esasen bu Devletin ülkesinde bulunuyorsa, tayininin Dışişleri Bakanlığına veya mutabık kalınacak başka Bakanlığa bildirildiği andan itibaren bunlardan yararlanır.

2. Ayrıcalık ve bağışıklıklardan yararlanan bir şahsın görevi sona erdiği takdirde, bu ayrıcalıklar ve bağışıklıklar normal olarak ülkeyi terkettiği anda veya terketmek için kendisine tanınan makul sürenin bitiminde sona erdiği gibi silahlı çatışma halinde dahi, bu ana kadar devam eder. Bununla beraber, böyle bir şahıs tarafından misyonun bir üyesi olarak yapılmış fiiller bakımından bağışıklıkların uygulanmasına devam olunur.

3. Misyonun bir üyesinin ölümü halinde, aile üyeleri memleketi terk edebilmeleri için gerekli makul bir sürenin bitimine kadar sahip oldukları ayrıcalık ve bağışıklıklardan yararlanmaya devam ederler.

4. Misyonun kabul eden Devletin vatandaşı olmayan veya daimi surette orada mukim bulunmayan bir üyesinin, veya onun evine mensup ailesinin bir üyesinin ölümü halinde, kabul eden Devlet, müteveffanın, memleket içinde iktisap edilip ve ölüm anında ihracı yasak bulunan mallar dışındaki taşınır mallarının ülke dışına çıkartılmasına izin verir. Kabul eden Devlet dahilindeki mevcudiyeti, münhasıran müteveffanın orada misyonun bir üyesinin ailesinin mensubu olarak bulunmasına bağlı bulunan taşınır mallardan emlâk, veraset ve intikal vergileri alınmaz.

Madde 40

1. Bir diplomatik ajan, görevine başlamak veya görevi başına dönmek üzere, veya kendi ülkesine döner iken, pasaport vizesi gereken hallerde kendisine vize vermiş bulunan bir üçüncü Devletin ülkesinden geçtiği veya bu ülke dahilinde bulunduğu takdirde, üçüncü Devlet kendisine geçişini veya dönüşünü sağlamak için gerekli dokunulmazlık ve diğer bağışıklıkları tanıyacaktır. Diplomatik ajana refakat eden, veya kendisine katılmak veya memleketlerine dönmek için ayrı seyahat eden, ayrıcalık ve bağışıklardan yararlanan ailesi üyelerine de aynı uygulama yapılır.

2. Bu maddenin 1. fıkrasında belirtilenlere benzer hallerde, üçüncü Devletler, bir misyonun idari ve teknik veya hizmet kadrosu üyelerinin ve bu kişilerin aile mensuplarının ülkelerinden geçişlerini engellemeyeceklerdir.

3. Üçüncü Devletler, kodlu veya şifreli haberler dahil olmak üzere, transit geçiş halindeki resmi yazışma ve diğer resmi haberleşmeleri kabul eden Devlet tarafından tanınan aynı serbesti ve himayeyi tanırlar. Bu devletler, pasaport vizesi gereken hallerde vize almış bulunan diplomatik kuryelere ve transit geçen diplomatik çantalara kabul eden Devletin tanımakla yükümlü bulunduğu dokunulmazlık ve himayenin aynını tanırlar.

4. Üçüncü Devletlerin bu maddenin 1., 2., ve 3. fıkralan gereğince üstlendikleri yükümlülükler, aynı zamanda, üçüncü Devletin ülkesindeki mevcudiyetleri mücbir sebebe dayanan bu fıkralarda belirtilen şahıslar ile resmi haberleşmeler ve diplomatik çantalara da uygulanır.

Madde 41

1. Ayrıcalıklarına ve bağışıklıklarına hâlel gelmeksizin, bu gibi ayrıcalıklardan ve bağışıklıklardan yararlanan bütün şahıslar kabul eden Devletin kanunlarına ve nizamlarına riayet etmekle yükümlüdür. Anılan Devletin iç işlerine karışmamakla da bu şahıslar keza yükümlüdür.

2. Gönderen Devlet tarafından kabul eden Devlet nezdinde yapılması misyonun uhdesine tevdi olunan bütün resmi işler, kabul eden Devletin Dışişleri Bakanlığı veya mutabık kalınacak diğer bir Bakanlık ile veya aracılığıyla yürütülür.

3. Misyonun binaları, misyonun bu Sözleşmede belirtilen görevleri veya diğer genel uluslararası hukuk kuralları veya gönderen ve kabul eden Devlet arasında yürürlükte olan özel anlaşmalar ile bağdaşmayacak bir tarzda kullanılmaz.

Madde 42

Diplomatik ajan kabul eden Devlette şahsi kazanç maksadı ile herhangi bir meslekî veya ticarî faaliyette bulunamaz.

Madde 43

Bir diplomatik ajanın görevi, diğer haller dışında aşağıdaki şekillerde son bulur:

a) Gönderen Devlet tarafından kabul eden Devlete diplomatik ajanın görevinin son bulduğunun bildirilmesi ile;

b) 9. maddenin 2. fıkrası gereğince, kabul eden Devletin gönderen Devlete diplomatik ajanın misyonun bir üyesi olarak tanımayı reddettiğini bildirmesi ile.

Madde 44

Kabul eden Devlet, silâhlı çatışma halinde dahi, kendi vatandaşı olmamaları şartıyla ayrıcalıklar ve bağışıklıklardan yararlanan şahıslara ve tabiyetlerine bakılmaksızın bu gibi şahısların aileleri üyelerine en kısa zamanda ülkesini terkedebilmeleri için kolaylıklar tanır. Kabul eden Devlet, özellikle gerektiğinde kendileri ve malları için ihtiyaç duyulan nakil imkânlarını sağlamak zorundadır.

Madde 45

İki devlet arasında diplomatik ilişkiler kesildiği veya bir misyon sürekli veya geçici olarak geri çekildiği takdirde;

a) Kabul eden Devlet, silahlı çatışma halinde dahi, malları ve arşivleri ile birlikte misyonun binalarına saygı gösterir ve bunları korur;

b) Gönderen Devlet, malları ve arşivleri ile birlikte misyonun binalarının nezaretini, kabul eden Devletin rıza gösterdiği bir üçüncü Devletin uhdesine tevdi edebilir.

c) Gönderen Devlet kendisinin veya vatandaşlarının menfaatlerinin korunmasını, kabul eden Devletin rıza gösterdiği üçüncü bir Devletin uhdesine tevdi edebilir.

Madde 46

Gönderen Devlet, kabul eden Devletin peşin rızası ile ve bu Devlet dahilinde temsil edilmeyen bir üçüncü Devletin talebi üzerine üçüncü Devletin ve vatandaşlarının menfaatlerinin geçici olarak korunmasını yüklenebilir.

Madde 47

1. Kabul eden Devlet, bu Sözleşmenin hükümlerinin uygulanmasında Devletler arasında ayırım gözetmez.

2. Ancak, aşağıdaki hallerde ayırım yapılmış sayılmaz:

a) Kabul eden Devlet bu Sözleşme hükümlerinin herhangi birini, bu hükmün gönderen Devlet dahilindeki kendi misyonuna kısıtlamalı uygulanması sebebi ile kısıtlamalı olarak uyguladığı takdirde;

b) Devletler birbirlerine teamül veya anlaşma yoluyla bu Sözleşme hükümlerinin gerektirdiğinden daha müsait muamele bahşettikleri takdirde.

Madde 48

Bu Sözleşme, Birleşmiş Milletler ihtisas teşekküllerinden herhangi biri veya Uluslararası Adalet Divanı Statüsüne taraf olan bütün Devletler ile Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nca Sözleşmeye taraf olmaya davet olunan başka herhangi bir Devlete aşağıda belirtilen şekilde imzaya açık olacaktır:

31 Ekim 1961’e kadar Avusturya Federal Dışişleri Bakanlığında, ve bundan sonra, 31 Mart 1962’ye kadar New York’ta Birleşmiş Milletler Merkezinde.

Madde 49

Bu sözleşme onaylanmaya tabidir. Onay belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi olunur.

Madde 50

Bu Sözleşme, 48. maddede sözü edilen dört kategoriden birine mensup herhangi bir Devletin katılmasına açık kalacaktır. Katılma Belgeleri, Birleşmiş Milletler Genel
Sekreterine tevdi olunacaktır.

Madde 51

1. Bu Sözleşme yirmikinci onaylama veya katılma belgesinin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne tevdi olunduğu tarihi izleyen otuzuncu gün yürürlüğe girer.

2. Yirmiikinci onaylama veya katılma belgesinin tevdiinden sonra Sözleşmeyi onaylayan veya katılan her Devlet bakımından Sözleşme onay veya katılma belgesinin tevdii tarihinden sonraki otuzuncu gün yürürlüğe girer.

Madde 52

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, 48. maddede belirtilen dört kategoriden herhangi birine mensup Devletlere aşağıdaki hususu bildirecektir:

a) 48 ve 50. maddeler gereğince bu Sözleşmeye konan imzaları ve onaylama veya katılma belgelerinin tevdi olunmasını;

b) 51. madde gereğince, bu Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarihi.

Madde 53

Bu Sözleşmenin, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusca ve İspanyolca metinlerinin aynı derecede doğru ve geçerli olan asılları, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi olunur ve bunların tasdikli örnekleri adı geçen tarafından 48. maddede belirtilen dört kategoriden herhangi birine mensup bütün Devletlere gönderilir.

YUKARIDAKİ HUSUSLARI TASDİKEN, aşağıda imzası bulunan ve Hükümetlerince tam yetkili kılınmış Temsilciler bu Sözleşmeyi imzalamışlardır.

Bindokuzyüzaltmışbir yılının Nisan ayının onsekizinci günü VİYANA’da tanzim olunmuştur.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Türk Hukuk Kurumu

0

Türk Hukuk Kurumu, 09.04.1934 tarihinde “Hukukçular Cemiyeti” adıyla kurulmuş, derneğin adı 23.11.1935’de “Hukuk İlmini Yayma Kurumu”na dönüştürülmüş, 05.04.1941 tarihinde ise derneğin adı “Türk Hukuk Kurumu” olmuştur.

Derneğin şimdiki binasının bulunduğu yer 1941 tarihinde tahsis edilmiştir.

Kurum, 20 Mart 1939 günlü, 10603 sayılı Kararname ile kamu yararına çalışan dernekler statüsüne alınmıştır. Hukuk Kurumu adına “TÜRK” sözcüğünün eklenmesi 15 Ekim 1973 günü, 7/7351 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile olmuştur. Türk Hukuk Kurumu, Türk Medeni Kanunu ve Dernekler Kanunu kapsamında bir dernektir ancak 1939 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile “Kurum” olarak tescil edildiği için yerleşik ve kamuya mal olmuş ismi korunmaktadır. Türk Hukuk Kurumu Tüzüğünün son biçimi 24 Mayıs 2008 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında kabul edilmiştir.

1940’lı yıllarda kendine ait bir kütüphane kurmuş, değişik dillerden dünya devletlerinin ana kanun ve eserlerini tercüme etmek ve bastırmak için Tercüme Bürosu kurmuştur. Türk Hukuk Tarihi Enstitüsü, Prof. Dr. Fuat KÖPRÜLÜ yönetiminde dernek tarafından kurulmuş,  ayrıca Türk Hukuk Tarihi Dergisi çıkarılmış, Halkevleri Konferansları düzenlenmiş, dernek tarafından Hukuk Lügatı çıkarılmıştır.

Türk Hukuk Lügatı‘nın yazılmasına, Ordinaryüs Prof. Ahmet Esat Arsebük, Ali Himmet Berki, Prof. Atıf Akgüç, Doç. Dr. Bülent Nuri Esen, Cafer Tayyar Tüzel, Ordinarvüs Prof. Ebulula Mardin, Fahrettin Karaoğlan, Ferit Ayiter, Fuat Hulusi Demirelli, Prof. Hazım Atıf Kuyucak, Hikmet Belbez, Prof.Dr. Hüseyin Avni Göktürk, İmran Öktem, Prof. Mazhar Nedim Göknil, Memet Gönasılı, Mümtaz Tarhan, Ordinaryüs Prof. Dr. Mustafa Reşit Belgesoy, Namık Zeki Aral, Nasuhi Bilmen, Doç. Nihat Erim, Prof. Nusret Metya, Osman Nuri Uman, Refik İnce, General Hakim Rıfat Taşkın, Ordinaryüs Prof. Dr. Sıddık Sami Onar, Ordinaryüs Prof. Şevket Mehmet Ali, Av. Şevket Yunt, Ordinaryüs Prof Tahir Taner, Prof. Tahsin Adam, Vehbi Yekebaş, Doç. Yavuz Abadan, Prof. Dr. Faruk Erem, Rıfat Taşkın, Kazım Berker, Emin Ali Durusoy, Prof. Hirş, Prof. Şivars ve Kemal Edip katkı sunmuştur. 

Dernek, Türk Hukuku ile yabancı hukuklar arasında mukayeseler yapmak üzere 1945 yılında Mukayeseli Hukuk Enstitüsü kurmuştur. Dünya Anayasalarının tercümeleri yapılmış ve yayınlanmıştır.

1950 yılında “En iyi demokrasi ancak vatandaşları asgari hukuk, vazife ve hak anlayışına erişmiş bulunan bir toplulukla kabili tahakkuktur” anlayışıyla Halk dersleri adıyla yeni bir faaliyet alanına girişmiştir.

Türk Hukuk Kurumu adına 1953 Yılında Dünya Barolar Birliği’nin 5. Hukukçular Kongresi’ne temsilci davet edilmiş ancak, maddi yetersizlik nedeniyle temsilci gönderilememiştir.

1963 yılında, 1960 yılındaki ihtilalden sonra çıkmış olan Kurucu Meclis, Temsilciler Meclisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu Tutanaklarının Resmi Gazete ile birlikte ciltlettirilmesine karar vermiştir.

UNESCO Türkiye Milli Komisyonunda birçok kez temsil edilmiştir.

Kuruma 32 yıl başkanlık yapmış olan Pof. Dr. Muammer Aksoy 1990 yılında öldürülmüştür.

Mülkiyeliler Birliği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Anayasa Mahkemesi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Dil Derneği, Üniversiteler, Barolar ve diğer sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlar ile birçok bilimsel toplantı ve çalıştay düzenlemiştir.

Pof. Dr. Muammer Aksoy

Türk Hukuk Kurumu’na, Refik Şevket İNCE, Kemal TURAN, Süreyya ANAMUR, Atıf AKGÜÇ, Hüseyin Avni GÖKTÜRK, Prof. Dr. Hüseyin Cahit OĞUZOĞLU, Prof. Dr. Münci KAPANİ, Prof. Dr. Muammer AKSOY, Kazım YENİCE, Atila SAV, Teoman EVREN, Yekta Güngör ÖZDEN, Talay ŞENOL, Erkan YÜCEL, Tuncay ALEMDAROĞLU, Sabih KANADOĞLU ve Yaşar ÇATAK başkanlık yapmıştır.

Başkanlıkta en uzun görev alan kişi Prof. Dr. Muammer AKSOY’dur.

Tarihçesinde birçok bilim insanı, bürokrat, parlamenter ve yargıç yer almaktadır. Kemal ÜNAL, Kemal TURAN, Hüseyin Avni GÖKTÜRK, Rıfat ALABAY, Muzaffer KURBANOĞLU, Prof.Dr. Turhan FEYZİOĞLU, Prof. Dr. Münci KAPANİ, Abdullah Pulat GÖZÜBÜYÜK, Melahat RUACAN, Rauf ÇAPAN, Doç.Dr. Mukbil ÖZYÖRÜK, Ahmet TAHTAKILIÇ, Bahri SAVCI, Halit ÇELENK, Talay ŞENOL, Erkan YÜCEL, M. Bülent AKÇAMETE, Tülay YILMAZ, Hakkı Suha OKAY, Ahmet Münci ÖZMEN, Prof. Dr. Nihat ERİM, Prof. Dr. Bülent Nuri ESEN, Zühtü Hilmi VELİBEŞE, Nejat ÖZOĞUZ, Prof. Dr. Faruk EREM, Prof. Dr. Hicri FİŞEK, Doç. Dr. Mukbil ÖZYÖRÜK, Prof. Dr. Necip BİLGE, Prof. Dr. Münci KAPANI, Prof. Dr. Kudret AYİTER, Abdullah Pulat GÖZÜBÜYÜK, Prof. Dr. Uğur ALACAKAPTAN, Prof. Dr. Yıldırım ULER, Prof. Dr. Rona AYBAY, Nail GÜRMAN, Talay ŞENOL, Üstün GÜNSAN, Reşat YALIN, Erkan YÜCEL, Ali SARIGÜL, M. Hadimi YAKUPOĞLU, Fevzi ÇAMLI, Nail GÜRMAN,Berna ÖZPINAR, Tülay YILMAZ, Hasan TECİM, Mustafa Gökhan TEKŞEN, Halil Sezai ERKUT, Prof. Dr. Turan GÜNEŞ, Özer DERBİL, Rauf ÇAPAN, Uğur MUMCU, Yaşar ÇATAK, Rıfat ERTEM, Reşat KADAYIFÇILAR, Özdemir ÖZOK, Berat SANCAR, Sadık ERDOĞAN, Erkan YÜCEL, Hasan TECİM, Serruh KALELİ, Ünsal BİLDİRGEN, Cumhur TUTYOL, M. Hadimi YAKUPOĞLU, İ. Cumhur BOZKURT, Hasan TECİM, Ali Hikmet AKILLI ve Hasan TECİM  kurumda sayman, genel sekreter ve başkan yardımcısı olarak görev almıştır.

Kurumda 2012 yılından itibaren dört yıl başkanlık yapan SABİH KANADOĞLU’nun aday olmaması üzerine 14 Mayıs 2016 tarihli genel kurul toplantısında Av. Yaşar Çatak Başkanlığa seçilmiş ve bu görevi yürütmeye başlamıştır.

Kurum “Adakale Sk. No: 28, 06420 Çankaya/Ankara” adresinde faaliyet yürütmekte olup http://www.turkhukukkurumu.org.tr/ linkinden yayınları takip edilebilmektedir.

 

 

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu

0
Umumi Hıfzıssıhha Kanunu

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, 24.04.1930 tarihinde 1593 kanun numarası ile mecliste kabul edilmiş, 6 Mayıs 1930 tarihli Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun aradan geçen zamanda kısmi değişikliklere uğramıştır. Umumi Hıfzıssıhha Kanununun Gerekçesi, Başbakanlık tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine “Umumî Ilıfzıssıhha kanunu esbabı mucibe lâyihası” adıyla 17.04.1929 tarihinde sunulmuştur.

Kanunun adındaki  “hıfzıssıhha” kavramı, sağlıklı yaşamak için gereken tüm önlemler bütününü ifade etmektedir. Arapça kökenli olan “hıfz”  kelimesi muhafaza etmek, korumak anlamına gelmekte, sıhha ise sağlık sözcüğü le eş anlam ifade etmektedir. Kanun ile sağlık hizmetlerinin tamamı devlet tarafından sahiplenilmiştir.

Umumi Hıfzıssıhha Kanununun Önemi

Umumi Hıfzıssıhha Kanununun düzenlendiği dönemin toplumsal koşulları çok ağırdır. Kanun, halkın ekonomik açıdan ve sağlık koşulları bakımından kötü bir dönemde yaşadığı vetirede çıkarılmıştır. Savaş koşulları devam ederken bir yandan da trahom, sıtma, verem gibi hastalıklarla mücadele edilmiş; savaş sonrası dönemde halk sağlığının korunabilmesi için tüm detayları ile düşünülmüş bir kanun tasarlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı içerisinde yürürlükten kaldırılmayarak uygulanagelen en eski kanunlardandır.

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, halk sağlığı ile ilgili tüm konuları bir araya getiren genel bir kanundur. İşçileri, kadınları, çocukları ve tüm halkı korucuyu tedbirleri öngören kanun daha sonra genel sağlık, gıda güvenliği, işçi sağlığı, hayvan sağlığı, bitki ve orman alanlarının korunması gibi bir çok kanuna temel teşkil etmiş, otuzun üzerinde kanunu etkilemiştir.

Umumi Hıfzıssıhha Kanununun Gerekçesi

“Memleketimizde sıhhat işlerinin şekli kanunî altına ahhrriası vu bu işlerin tasnif ile her zümrenin gerek Devletin siyasî bünyesine derece-i nisbeti, gerekse umumî sıhhat ile olan alâkasının şiddetine’ nazaran ayrı ayrı hükümlere raptı zaruret kesbeylemistir. Filhakika ceza kanununun umumî ve mahdut hükümleri ve imparatorluk devrine ait ve eski zamanlar şeraitine göre tanzim edilmiş elde mevcut bir kaç nizamname bu işlerin tedviri esnasında hali hazırda tesadüf edilen bir çok müşküllerin hallinde sakit kalmaktadır. Bilhassa içtimaî şartların sıhhî cihetlerine ait meselelerde bir kelime ile içtimai hıfzıssıhha işlerinde ihtiyaca medar müdevven elde hiçbir şey bulunmamaktadır. Halbuki bu işlerin idari hükümlerle hal ve tedviri kanuni müeyyedesi bulunmaması sebebiyle ancak noksan semereler iktitafından kısmen de neticesiz yarım tedbirler mahiyetinden ileri gidemeyerek beyhude mesai sarfından ibaret kalmaktadır……”

UMUMİ HIFZISSIHHA KANUNU

Kanun Numarası : 1593
Kabul Tarihi : 24/4/1930
Yayımlandığı R.Gazete : 6/5/1930 Sayı : 1489
Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 11 Sayfa : 143

Bu Kanun ile ilgili tüzük için, “Tüzükler Külliyatı” nın kanunlara göre düzenlenen nümerik fihristine bakınız.

BİRİNCİ BAP
Sıhhi teşkilat
BİRİNCİ FASIL
Devlet hidematı sıhhiyesi ve sıhhi Merciler
Madde 1

Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve içtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir.

Madde 2

Umumi sıhhat ve içtimai muavenet hizmetlerine ait Devlet vazaifi Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından ifa ve hususi idarelerle belediyelere ve sair mahalli idarelere bırakılan hizmetlerin sureti icrası murakabe olunur. Milli Müdafaa teşkilatına ait sıhhi işler müstesna olmak üzere bütün sıhhat ve içtimai muavenet işlerinin mercii ve murakıbı bu Vekalettir.

Madde 3

Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçeleriyle muayyen hatlar dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudan doğruya ifa eder:

1 – Doğumu (……)(3) teshil ve çocuk ölümünü tenkis edecek tedbirler.
2 – Validelerin doğumdan evvel ve doğumdan sonra sıhhatlerinin vikayesi.
3 – Memlekete sari ve salgın hastalıkların hulülüne mümanaat.
4 – Dahilde her nevi intani, sari ve salgın hastalıklarla veya çok miktarda vefatı intaç ettiği görülen sair muzır amillerle mücadele.

5 – Tababet ve şubeleri sanatlarının icrasına nezaret.

6 – (…) (1) ilaçları ve bütün zehirli müessir ve uyuşturucu maddelerle yalnız hayvanlar için serumlar ve aşıları murakabe hariç olmak üzere her nevi serum ve aşıları murakabe (Bu bentdeki “aşılar” kelimesi 16/4/1934 tarih ve 2410 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle “aşıları murakabe” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. Bu aradaki “Gıdalar ile” ibaresi, 24/6/1995 tarihli ve 560 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, bu değişiklik 27/5/2004 tarihli ve 5179 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle aynen kabul edilerek Kanunlaşmıştır.)

7 – Çocukluk ve gençlik hıfzıssıhhasına ait işlerle çocuk sıhhat ve bünye sinin muhafaza ve tekamülüne ait tesisatın murakabesi.
8 – Mektep hıfzıssıhhası.
9 – Mesai ve san’at hıfzıssıhhası işleri.
10 – Maden suları ile sair havassı şifaiyesi olan sulara nezaret.
11 – Hıfzıssıhha müesseseleri ve bakteriyoloji laboratuvarları ve alelümum hayati muayene ve tahlillere mahsus müesseseler küşat ve idaresi.
12 – Mesleki tedrisat müesseseleri küşat ve idare veya mümasili müessesatı murakabe ve bunlara müsaade itası.
13 – Mecnunlarla sair ruhi hastalıklara mahsus tedavihaneler veya malül veya herhangi bir noksanii hilkate malik olanları kabul edecek yurt veya müesseseler tesis ve idare.
14 – Muhacrin sıhhat işleri.
15 – Hapisanelerin ahvali sıhhiyesine nezaret.
16 – Tıbbi istatistiklerin tanzimi.
17 – Sıhhi neşriyat ve propagandalar.
18 – Vesaiti münakale umuru sıhhiyesinin nezaret

Madde 4

Doğrudan doğruya şehir ve kasabalar, köyler hıfzıssıhhasına veya tıbbi ve içtimai muavenete mütaallik işlerin ifası belediyelere ve idarei hususiyelere ve sair mahalli idarelere tevdi edilir.

Vekalet indelicap bu idarelere rehber olmak üzere bazı mahallerde nümune tesisatı vücude getirir.

İKİNCİ FASIL
Sıhhat ve İçtimai Muavenet teşkilatı
Madde 5

Sıhhat ve içtimai Muavenet Vekaleti 3 üncü maddede zikredilen hizmetleri ifa için hususi teşkilat kanununa tevfikan teşkil edilmiş fenni ve idari şubelerden mürekkeptir. Kanunu mahsusuna tevfikan mülhak bütçe ile idare olunan Hudutlar ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğü, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine merbut olarak ifayı vazife eyler.

Madde 6

Her vilayette Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine merbut olmak üzere bir Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürü bulunur. Sıhhat müdürleri bulundukları vilayetlerde Vekaletin en büyük memuru olmakla beraber valilerin sıhhi müşaviridirler. Valiler mevcut sıhhi mevzuata tevfikan sıhhiye müdürlerini istihdam ederler ve sıhhi hususlarda onların rey ve mütalealarını alırlar. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “kanun, nizam ve talimatlara” ibaresi “mevzuata” şeklinde değiştirilmiştir.)

Madde 7

Sıhhat ve İçtimai Muavenet müdürleri bulundukları vilayetin sıhhi umur ve muamelelerinden vali ile beraber mesul olup bütün sıhhi mevzuat ve emirlerin iyi tatbikına nezaretle mükelleftir. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “kanun, nizam, talimat” ibaresi “mevzuat” şeklinde değiştirilmiştir.)

Madde 8

Her kazada ve icabı takdirinde nahiye merkezlerinde bir veya mütaaddit Hükümet tabipleri istihdam olunur. Hükümet tabipleri doğrudan doğruya vilayet sıhhiye müdürünün emri altında olup memur oldukları mahallerin sıhhi umur ve muamelelerinden mesuldür ve kaymakamın sıhhi hususatta sıhhi müşaviridir. Hükümet tabiplerinin maiyyetlerinde sıhhi işlerde kendilerine muavenette bulunmak üzere küçük sıhhat memurları istihdam edilir.

Madde 9

Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti üçüncü ve dördüncü maddelerde zikredilen vazifeleri ifa ve müesseseleri idare etmek üzere tabipler, baytarlar, eczacılar, sair sıhhi ve idari memurlar tayin ve istihdam eder.

ÜÇÜNCÜ FASIL
Yüksek Sıhhat Şürası
Madde 10 ilâ 15 – (Mülga: 11/10/2011-KHK-663/58 md.)
Madde 16

Yüksek Sıhhat Şürası azasına her devrei içtimaiyeye mahsus olmak üzere her sene bütçesinde miktarı muharrer bir hakkı huzur verilir. Ankara haricinden gelenlere harcırahları ve vekaletçe tayin olunacak yevmiyeleri ita olunur. Madde 17 – (Mülga: 11/10/2011-KHK-663/58 md.)

DÖRDÜNCÜ FASIL
Vilayet Hususi İdareleri ve Belediyeler
Madde 18

Vilayet hususi idareleri bütçelerinde hususi kanuna tevfikan tefrik ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin tensibi ile sarfolunan sıhhi ve içtimai işlere mahsus tahsisat, vilayet merkezinde veya tensip olunacak sair mahallerde açılacak hastaneler ve dispanserlerle seyyar etıbba teşkilatına ve seyyar etüv tedarikine ve tephirat ve tathirat istasyonları tesisine ve verem ve frengi ve çocuk vefiyatı mücadelesine muhtas hıfzıssıhhai içtimaiye dispanserlerine ve sıtma ve frengi ilacı tedarikine ve Sıtma Kanununda tasrih edilen ahvalde sıtma membalarının izalesine sarfolunur.

Madde 19

Vilayetler hususi idarelerine ait sıhhi teşkilat ve tesisat mahalli Sıhhat ve İçtimai Muavenet müdürlerinin murakabesi altında bulunup bunlara ait muamelat mevzuata tevfikan sıhhat müdürleri tarafından ifa olunur. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “kanun ve nizamnamelerine” ibaresi “mevzuata” şeklinde değiştirilmiştir.)

Madde 20

Belediyelerin umumi hıfzıssıhha ve içtimai muavenete taallük eden mesailden ifasile mükellef oldukları vazifelere aşağıda zikredilmiştir.

1 – İçilecek ve kullanılacak evsafı fenniyeyi haiz su celbi.
2 – Lağım ve mecralar tesisatı.
3 – Mezbaha inşaatı.
4 – Mezarlıklar tesisatı ve mevta defni ve nakli işleri.
5 – Her nevi muzahrafatın teb’it ve imhası.
6 – Meskenlerin sıhhi ahvaline nezaret.
7 – Sıcak ve soğuk hamamlar tesisi.
8 – (Mülga: 24/6/1995-KHK-560/21 md.; Aynen kabul: 27/5/2004-5179/37 md.)
9 – Umumi mahallerde halkın sıhhatine zarar veren amilleri izale.
10 – Sari hastalıklarla mücadale işlerine muavenet.
11 – Hususi eczane bulunmayan yerlerde eczane küşadı.
12 – İlk tıbbi imdat ve muavenet teşkilatı.
13 – Hastane, dispanser, süt çocuğu, muayene ve tedavi evi, aceze ve ihtiyar yurtları ve doğum evi tesis ve idaresi.
14 – Meccani doğum yardımı için ebe istihdamı.

Madde 21

Vilayet hususi idareleriyle belediyelerin 18 ve 20 inci maddelerde gösterilen hizmetlerini ifa için kanunu mahsuslarına tevfikan Vekaletçe tayin olunan etıbba ve sair memurin istihdam olunur.

Madde 22

Belediyeler ve vilayetler hususi idarelerince sıhhi ve içtimai hizmetlerden hangilerinin ifası mecburi ve hangilerinin ihtiyari olduğu hususi kanunlarına tevfikan tayin ve bu hizmetlerde istihdam edilecek tabip ve memurların kadroları İcra Vekilleri Heyetince musaddak bir talimatname ile tesbit olunur. Hükümet tabipleri olmayan yerlerde belediye tabipleri nizamnamesine tevfikan Hükümet tabiplerinin ifasiyle muvazzaf oldukları vazifelerle mükelleftirler.

BEŞİNCİ FASIL
Vilayetler ve kazalar umumi hıfzıssıhha meclisleri
Madde 23

Her vilayet merkezinde bir umumi hıfzıssıhha meclisi toplanır. Bu meclis mahalli sıhhat ve içtimai muavenet müdürü, nafıa mühendisi, maarif, baytar müdürü, mevcutsa sahil sıhhiye merkezi tabibi, bir hükümet ve belediye tabibi ve hastane baştabibi ile garnizon ve kıt’a bulunan yerlerde en büyük askeri tabip ve serbest sanat icra eden bir tabip ve bir eczacıdan ve belediye reisinden mürekkeptir. Meclis valinin veya valiye bilvekale sıhhiye müdürünün riyaseti altında içtima eder. Valinin tensip edeceği bir zat kitabet vazifesini ifa ve zabıtları tanzim eder.

Madde 24

Kazalarda bu meclisler kaymakamın riyaseti altında Hükümet tabibi, mevcut ise bir Hükümet baytarı ve askeri tabip, belediye tabibi ve serbest icrayi san’at eden ve kaymakam tarafından intihap edilen bir tabip ve serbest eczacı ile belediye reisinden terekküp eder.

Madde 25

Umumi hıfzıssıhha meclisleri müntehap azası her üç senede bir değişir. Eski azanın yeniden intihabı caizdir. Her defa tebeddülünde kaymakamlar tarafından vilayetlere, valilerce de Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine bildirilir.

Madde 26

Umumi hıfzıssıhha meclisleri alelade ayda bir kere içtima ederler. Ahvali fevkalâdede veya bir sari ve salgın hastalık zuhurunda valinin daveti veya Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin talebi üzerine daha sık toplanırlar.

Madde 27

Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler.

Madde 28

Umumi hıfzıssıhha meclislerinin mukarreratından mahalli vazifeler ve salahiyetler arasında bulunan işler vali veya kaymakam tarafından icra olunur ve istizana muhtaç olanlar kaymakamlıkça vilayetten ve vilayetçe Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden sorulur.

İKİNCİ BAP
Sari ve salgın hastalıklarla mücadele
BİRİNCİ FASIL
Hudutlar ve sahiller sıhhi müdafaası
Madde 29 

Beşinci maddede zikredilen Hudutlar ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğü beynelmilel seyrüsefer ve ticaret sebepleriyle intikal eden beşeri ve salgın hastalıklara karşı milli hudutlar ve sahilleri müdafaa vazifesiyle mükelleftir.

Madde 30

Hudutlar ve Sahiller Umum Müdürlüğü mer’i olan beynelmilel mukaveleler ve Devletçe mevzu mevzuat ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından bu mukaveleler ve mevzuatın layıkı ile tatbikını temin için verilen emirler dairesinde vazifeyi ifa eyler. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “kanunlar, nizamlar ve talimatlar” ibaresi “mevzuat” ve “, kanunlar, nizamlar ve talimatların” ibaresi “ve mevzuatın” şeklinde değiştirilmiştir)

Madde 31 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

Bir Türk limanından diğer bir Türk limanına veya ecnebi limanlarından bir Türk limanına gelen her gemi hareket ettiği limandan bir sıhhat patentası almakla mükelleftir.

Madde 32 – (Mülga: 15/6/1942 – 4255/2 md.)
Madde 33 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.

Türk gemilerinin patentaları üzerinde konsolosluk vizesinin bulunmasını mecburi kılan memleketlere mensup gemilerin Türk limanlarına ihtilât etmek üzere geldikleri ve hareket limanlarında Türk konsolosu mevcut bulunduğu takdirde bunların patentaları üzerinde konsolos vizesi bulunması mecburidir.

Madde 34 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

Patentayı hamil olmaksızın boğazlara gelen transit gemilerin gösterecekleri sıhhi beyanname veyahut uğradıkları ecnebi limanlarından aldıkları gümrük veya liman permilerinde o limanın sıhhi durumu hakkında salahiyet sahibi makamlar tarafından verilmiş sıhhi meşruhat patenta yerine kaim olur.

Madde 35 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

33 üncü maddede zikredilen vizelere mukabil mahsus kanun mucibince alınacak resimler konsolosluklar tarafından ve konsolos bulunmıyan limanlardan vizesiz olarak gelen gemilerden de muvasalat limanlarında mahalli hükümet memurları tarafından tahsil olunur.

Madde 36

Sıhhat patentaları üzerinde yapılan her türlü tahrifler veya salahiyettar makamatça tasdik edilmemiş tashihler patentayı hükümden düşürür. Bir geminin hareketinden evvel 48 saat zarfında verilmiş patentalar muteber olup daha evvel verilenlerin hükmü yoktur.

Madde 37

Bir geminin hareket limanında kolera, veba, sarıhümma, lekelihümma ve çiçek vakaları ve yahut Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tayin ve ilân edilecek sair tehlikeli bir maraz salgını mevcut olmadığı halde verilmiş olan patentalar temiz addolunur. Bu hastalıklardan hariçten geldiği tebeyyün eden münferit vakaların zuhuru patentaların temiz addedilmesine mani olmazsa da bu vakalar patentalarda işaret edilmiş olmalıdır.

Madde 38 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

37 nci maddede zikredilen hastalıklardan hariçten gelmiş olmadığı tahakkuk eden kolera, veba ve sarı humma vakalariyle çiçek ve lekeli humma salgınlarının zuhurunu bildiren patentalar ile mebdeinde temiz olduğu halde Türkiye limanlarından birine gelinceye kadar seyahat müddeti esnasında geminin sıhhi durumunda vukua gelen değişiklik dolayısiyle evsafı değişen patentalar bulaşık addolunur.

Madde 39 – Hiç bir patentayı hamil olmıyarak Türkiye limanlarına gelen gemiler bulaşık  patenta ile gelmiş gemiler gibi muameleye tabi olurlar.

Madde 40 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

Ecnebi limanlarından gelen tekmil gemiler ilk vasıl oldukları Türk limanında ve munhasıran Türk limanları arasında muntazam sefer yapan milli yolcu gemileri ise ilk hareket ettikleri ve vardıkları son Türk limanlarında sıhhi muameleye (Sıhhi istintak, pratika, patenta veya vize almak) tabi olup aynı seferde uğrayacakları diğer Türk limanlarında içlerinde bulaşık hastalıklardan musap veya ölü bulunmamak şartiyle tekrar sıhhi muameleye (Pratika ve vize) tabi tutulmadan serbestçe yolcularını çıkarır ve hareket ederler; şu kadar ki,vapurun sıhhi durumunu tevsik için gemi tabibi veya sıhhat memuru numunesine uygun bir bülteni doldurarak limanda sahil sıhhiye idaresine göndermekle mükelleftir.

Muntazam seferler yapan vapurlar haricinde kalan diğer büyük ve küçük bütün gemiler sahil sıhhiye teşkilatı bulunan her Türk limanında sıhhi muameleye tabi olup sahil sıhhiye teşkilatı bulunmıyan limanlarda yalnız hareketlerinde vize almakla mükellef tutulur. Ancak Türk veya ecnebi limanlarından gerek Akdeniz veya Karadeniz boğazlarına vasıl olan tekmil gemiler, transit olarak geçseler dahi, ol bapta mevzu hükümler dairesinde Boğazlarda sıhhi muameleye tabi olurlar.

Madde 41 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

Ecnebi limanlardan ilk Türk limanına vasıl olan gemilerle Boğazlarda sıhhi muameleye tabi tutulan gemiler muvasalatları akabinde ve talimatnamelerle tayin olunan saatlerde Hudut ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğü tabip veya memurları tarafından ziyaret ve patentaları ile sıhhi vaziyetleri tetkik olunur. Bu memurlar tarafından serbest pratika verilmedikçe gemilere başkalarının girmesi ve gemilerden 47 nci madde mezkür talimatname hükümleri haricinde kimsenin çıkması memnudur.

Buharlı veya motörlü alelumum şilepler, Boğazlar hariç olmak üzere uğradıkları bütün Türk limanlarında ve diğer yelkenli motörlü veya kürekli bilümum deniz nakil vasıtaları ise hem Boğazlarda ve hem uğradıkları tekmil Türk limanlarında sıhhi muamelelerini karada sahil sıhhiye dairesinde veya bu vazifeyi gören makama müracaatla yaptırırlar.

Madde 42 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

Kaza, fırtına veya ahvali fevkalade sebebiyle bir limana ilticaya mecbur olan gemiler dahi patentalarını veyahut 35 inci maddede yazılı vesikaları mevcut olduğu takdirde göstermeğe ve o limandan hareketlerinde vize almağa mecburdurlar. Bu gemiler sahil sıhhat memurlarının murakabesi altında limanda kalıp ihtiyaçlarını da temin edebilirler.

Madde 43 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

Türk limanlarına gelen ecnebi harb gemileriyle ecnebi donanmalarına mensup muavin sefineler ve hükümdarları, Devlet Reislerini ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ziyarete gelen zatları hamil hususi yatlar ve gemiler patenta ibrazına mecbur değildirler. Kara ile ihtilat etmek ve serbest paratika almak istedikleri takdirde behemehal sıhhi muameleye ve icabında sıhhi tedbirlere tabi tutulurlar.

Madde 44 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

Türk harb sefineleri ve ticaret ile münasebeti olmayıp Hükümete ait bulunan sair gemiler munhasıran hizmetlerine ait işler için Türk limanları arasında seyrüsefer ettikleri ve hiçbir bulaşık limana uğramadıkları ve yolcu, asker ve sair eşhas nakleylemedikleri takdirde Türk limanlarına girip çıktıkları zamanlar sıhhi muameleye tabi değildirler. Fakat gemi içinde sari hastalık zuhur ettiği takdirde bu gemilerin kaptanları muvasalat limanlarındaki hudut ve sahiller sıhhat memurlarına haber vermeğe mecburdurlar. Bu takdirde tıbbi muayene yapılmadan ve serbest pratika verilmeden kara ile ihtilat edemezler. 37 nci maddede zikredilen hastalıklarla bulaşık limanlardan gelen bu nevi gemiler sair ticaret sefineleri hakkındaki hükme tabidirler.

Madde 45 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

Türk limanlarından birinde sari hastalık zuhur ederse Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin emriyle bu limandan hareket eden tekmil gemiler, mütaakiben uğrıyacakları Türk limanlarında ihtilattan evvel sıhhi muayeneye tabi tutulurlar.

Madde 46 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

43 ve 44 üncü maddelerde zikredilen gemilerle ve küçük mesafelere gidip hiçbir yere uğramıyarak avdet eden tenezzüh, balıkçı ve süngerci ve tahlisiye gemileri müstesna olmak üzere Türkiye limanlarından ihtilât ederek çıkan her Türk ve ecnebi gemisi bir sıhhat patentasını hamil olur.

Madde 47

Limanlarda gemilerin muvasalat ve hareketlerinde icrası icap eden sıhhi muamele, patentaların şekli, vasıf ve sureti itası, yolcu, mürettebatın ve eşyanın tathiri, bulaşık patentalı gemilere tatbikı icap eden sıhhi tedbirler, muhtelif hastalıklara ait vakalarda yapılacak muamele ve limanlarla hudutlarda müesses tahaffuzanelerin idare sureti ve yirmi dokuzuncu maddede zikredilen sıhhi müdafaaya mütaallik sair bütün muameleler mevcut mukavele ve kanunlara nazaran Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince neşredilecek talimatnamelerle tayin olunur.

Madde 48

Türkiye konsolosları bulundukları mahalde zuhur eden ve 37 nci maddede zikredilen hastalık vakalarını ve bunlar hakkında ittihaz edilen tedbirleri Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine muntazaman bildirirler. Yalnız bunlardan kolera, veba ve sarıhümmadan her vakanın telgrafla ihbarı lazım gelip diğer hastalıklar ancak salgın şekli aldıkları takdirde mektup ile haber verilir.

Madde 49

Türkiye limanlarına sari ve salgın hastalıkların duhulüne mani olmak için aşağıda zikredilen tedbirler ittihaz edilir:

1 – Gemilerin tıbbi muayenesi.
2 – Bulaşık olduğundan şüphe edilen yolcuların nezaret altında bulundurulması veya tecridi.
3 – Hastaların tahaffuzane veya sari hastalıklar hastanelerinde şifa buluncıya kadar tedavi ve etrafı için tehlikeleri zail oluncıya kadar tecridi.
4 – Gemilerin ve sıhhat memurlarının görecekleri lüzum üzerine tathiri kabil olan ticaret eşyasiyle zati eşyanın ve gemi eşyasının fenni tathiri.
5 – Hastalık amilini nakle vasıta olan haşeratın ve hayvanların itlafı.
6 – Yolcu ve mürettebata aşı veya serum tatbiki.
Bu tedbirlerin tatbikı için lazım gelen zaman zarfında gemilerin limanlarda tevkifine hudutlar ve sahiller sıhhat memurları salahiyettardırlar.

Madde 50

Sari ve salgın hastalıkların nakline vasıta olup fenni tathiri mümkün veya faydalı olmıyan her nevi eşyanın gemilerden tahliye edilmesine veya kara veya deniz tarikiyle memlekete ithaline mümaneata Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır. Vekalet bu hususta müstaceliyetine binaen karar ittihaz ederek gümrüklere ve postaya tebligat icra ettikten sonra keyfiyeti Cumhurbaşkanının tasvibine arzeder. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “icra Vekilleri Heyetinin” ibaresi “Cumhurbaşkanının” şeklinde değiştirilmiştir.)

Madde 51

Türkiye ve ecnebi limanlarından bulaşık veya şüpheli olanlar Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince ilan olunur. Bu takdirde bu limanlar müvaredatı, gemilerin patentaları bulaşık olmasa dahi 49 uncu maddede zikredilen tedbirlerden birine tabi olur. Alınan tedbirler Hariciye Vekaletince alakadar devletlere mer’i mukaveleler dairesinde tebliğ olunur.

Madde 52 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

Bütün Türkiye limanlarında sıhhi muamele ifası Hudut ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğü memurlarına aittir. Bunların bulunmadığı mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin göstereceği lüzum üzerine, Hükümet veya belediye tabipleri, liman reisleri veyahut nahiye müdürleri ile gümrük memurları mevzuat hükümleri dairesinde sıhhi müdafaaya terettüp eden vazifeleri ifa ederler. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “kanun ve nizam ve talimatnameler” ibaresi “mevzuat” şeklinde değiştirilmiştir.)

Madde 53

Hudutlar ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğü hizmetlerine ait olan resimler ve tathir, tephir, tahaffuzhane masrafları ve kanuna muhalif hareket eden gemi kaptanlarından alınması icap eden para cezası mahsus kanuna tevfikan tahsil olunur.

Madde 54 

Komşu memleketlerden birinde 37 nci maddede zikredilen hastalıklar zuhur ettiği takdirde kara hudutlarında Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince vürut edecek yolcularla zati ve ticari eşya hakkında aşağıdaki tedbirler alınır:

1 – Tren, araba veya herhangi bir suretle karadan veyahut nehir yolu ile gelen yolcuların hudutlara dahil oldukları mahalde veya hududa civar münasip bir yerde tıbbi muayeneleri.

2 – Aşı veya serum tatbikı.

3 – Zati veya ticari eşyadan tathir ve tephiri mümkün ve faydalı görülenlerin tathiri.

4 – Yolcuların tıbbi nezaret altına alınması veya şüpheli şahısların tecridi.

5 – Hastaların tecrit ve tedavisi.

Madde 55

Komşu memleketlerdeki salgın hastalıkların memleket için tehlikeyi mucip bir şekilde devam eyleyerek adi tedbirler ile bu tehlikenin izalesine imkan görülmediği zamanlarda hudutların hastalık bulunan memlekete mücavir kısmı Cumhurbaşkanı karariyle muvakkaten seddolunarak her türlü münakaleler tatil olunabilir. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “İcra Vekilleri Heyeti” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.)

Madde 56

37 nci maddede zikredilen hastalıklardan birinin hüküm sürdüğü memleketlerden hava nakil vasıtalariyle vürut eden yolcu ve eşyalar hakkında 54 üncü maddede yazılan tedbirler Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin münasip göreceği hallerde hudutlarda veya bu vasıtaların karaya indikleri mahallerde tatbik olunur.

İKİNCİ FASIL
Memleket dahilinde sari ve salgın hastalıklarla mücadele
Madde 57

Kolera, veba (Bübon veya zatürree şekli), lekeli humma, karahumma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi – paratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı, çiçek, difteri (Kuşpalazı) – bütün tevkiatı dahi sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummai racia ve malta humması hastalıklarından biri zuhur eder veya bunların birinden şüphe edilir veyahut bu hastalıklardan vefiyat vuku bulur veya mevtin bu hastalıklardan biri sebebiyle husule geldiğinden şüphe olunursa aşağıdaki maddelerde zikredilen kimseler vak’ayı haber vermeğe mecburdurlar.

Kudurmuş veya
kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ısırılmaları, kuduza müptela hastaların veya kuduzdan ölenlerin ihbarı da mecburidir.

Madde 58

İcrayı sanat eder her tabip 57 nci maddede zikredilen vakaları kati veya muhtemel teşhis vaz’ını mütaakıp ilk 24 saat zarfında sıhhiye dairesine, hükümet veya belediye tabibi bulunmadığı takdirde polis veya jandarma karakoluna hastanın isim ve adresiyle beraber tahriren veya şifahen haber verir. Polis ve jandarma daireleri ittila hasıl eyledikleri bu vakaları hiç vakit kaybetmeden alakadar makamlara bildireceklerdir.

Madde 59

Sari hastalıkların haber verilmesini kolaylaştırmak üzere Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince hazırlanıp arzu eden tabiplere tevzi edilecek ihbarnameler postalarca meccanen naklolunur. (18/5/1935 tarih ve 2721 Sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle “posta muafiyeti” kaldırılmış, bilahare 2721 sayılı Kanun da 2/3/1950 tarih ve 5584 sayılı Kanunun 68 inci maddesiyle yürürlükden kaldırılmıştır.)

Madde 60

57 nci maddede yazılan hastalıklara uğrayan birisinin ikametgahı değiştiğini, hastalığı haber vermekle mükellef olanlar öğrendikleri takdirde bu nakli ihbara mecburdurlar.

Madde 61

Hastane baştabipleri, mektep, fabrika, imalathane, hayır müesseseleri, ticarethane ve mağaza, otel, pansiyon, han, hamam, hapisane sahip veya müstecirleri ve müdürleri, apartman kapıcıları bulundukları mahallede, köy ihtiyar heyetleri köylerinde zuhur eden ve eczacılar, diş tabipleri ve ebeler, hasta bakıcıları, ölü tabutlıyan ve yıkayanlar sanatlarını icra sebebiyle muttali oldukları 57 nci maddede zikredilen vakaları derakap alakadar makamlara tebliğ ve ihbara mecburdurlar.

Madde 62

Deniz veya nehirlerde seyrüsefer eden her nevi sefinelerde 57 nci maddedeki vakalardan biri zuhur ettiği takdirde geminin kaptan ve reisi ilk limanda vakayı hükümete haber vermeğe mecburdur.

Madde 63 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

Limanlarda gemilere sıhhat patentası vermekle mükellef sahil sıhhat memurları veya teşkilat bulunmıyan mahallerde sahil sıhhiye işlerine bakmakla mükellef memurlar 57 nci maddede yazılı hastalıklardan ancak kolera, vebaya ait hakiki vakaları ve çiçek ve lekelihumma salgın halinde ise zuhur eden vakaları limanlardan hareket edecek bilumum gemilerin sıhhat patentalarına işaret ederler. 57 nci maddede yazılı sair hastalıkların ancak salgın halini aldıkları zamanlarda ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden verilecek emir üzerine tahakkuk eden vaka adetleri hakkında da patentalara şerh verilir.

Madde 64 – 57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır.

Madde 65

Sari bir hastalık zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği veya sari ve salgın bir hastalıktan vefat vuku bulduğu veyahut vefatın sari ve salgın bir hastalık tesiri ile husule geldiğinden şüphe edildiği ihbar olunur olunmaz hükümet tabipleri veya bulunmadığı mahallerde belediye tabipleri mahallinde lazım gelen tetkikatı icra ve hastalığın muhakkak olup olmadığını ve zuhuru sebeplerini tahkik ile mafevke işar eyler. Sari hastalıklar tetkikatı yapan tabiplere bütün Devlet kuvvetleri müzaherete mecburdurlar.

Madde 66

65 inci maddede zikredilen tahkikat, sari ve istilai bir maraz zuhuru ihbar olunmadığı ve fakat Hükümetçe sari bir hastalık vukuundan şüphelenildiği takdirde dahi yapılabilir. Bu surette sari hastalık tetkikatı yapan sıhhat memurları lüzum gördükleri mahallerde hastaları veya maraz amillerini ve sebeplerini taharriye salahiyettardırlar.

Madde 67

57 nci maddede zikrolunan sari ve salgın hastalıklar vakaları hakkında tetkikat yapan tabip bu tetkikatı kolaylaştırmak üzere hastanın yanına girmeğe ve hastayı ve icabına göre evin sair sakinlerini muayeneye ve hastalığın sureti zuhur ve seyrine dair izahat ve malumat talebine salahiyettardır. Bu hususta mümaneatı görülenler bu kanunda zikredilen ahkamı mahsusa mucibince cezalandırılır.

Madde 68

Tabip bulunmıyan mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin emri ile sari ve salgın hastalıklar hakkında tetkikat yapmağa, bu husus için yetiştirilmiş küçük sıhhat memurları mezundurlar.

Madde 69

Sari ve salgın bir hastalığın vukuu tahakkuk eylediği takdirde sıhhat memurları derakap lazım gelen tedbirlerin ittihazına ve bütün idari makamlar bu tedbirlerin tatbik ve icrası hususunda muavenete mecburdurlar.(1)

Madde 70

Sari ve salgın bir hastalıktan vefat eylediği zan ve şüphe edilen eşhas üzerinde, alakadar tabip tarafından lüzum gösterildiği takdirde, fethimeyit icra olunabilir.

Madde 71

Sari ve salgın bir hastalığın hüküferma olduğu veya tehdit eylediği mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince bütün cenazelerin defninden evvel bir tabip tarafından muayenesi mecburiyeti ilan edilebilir.

Madde 72 

57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur:

1 – Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşrü tamim eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya sıhhi ve fenni şartları haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına vaz’ı.

2 – Hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbikı.

3 – Eşhas, eşya, elbise, çamaşır ve binaların ve fennen intana maruz olduğu tebeyyün eden sair bilcümle mevaddın fenni tathiri.

4 – Hastalık neşreden haşarat ve hayvanatın itlafı.

5 – Memleket dahilinde seyahat eden eşhasın icap eden mahallerde muayenesi ve eşyalarının tathiri.

6 – Hastalığın sirayet ve intişarına sebebiyet veren gıda maddelerinin sarf ve istihlakinin men’i.

7 – Dahilinde sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur eden umumi mahallerin tehlike zail oluncaya kadar set ve tahliyesi.

Madde 73

Kolera ve veba ve ruam musaplarından gayrı hastaların evlerinde tecrit edilmelerine müsaade olunur. Yalnız alakadar sıhhi memurlar tarafından bu tecridin müessir olmasını temin edecek şartların mevcudiyeti kabul edilmiş olmalıdır. Bu takdirde hastaların evlerine bir alameti mahsusa vazedilerek hariçle olan ihtilat menedilir. Kolera, veba, ruam musaplariyle bulunduğu mahallerde tecridi mümkün ve kafi görülmiyen sair hastalık musapları ve kolera ve vebayı neşir ve sirayet ettirmeleri muhtemel olanlar icap ederse cebri tecride tabi olurlar. Cebri tecrit, hastaların veya bu maddede zikredilen şüphelilerin Hükümetçe tayin edilecek mahallerde, her türlü ihtilattan memnu olarak ve zabıta murakabesi altında bulundurulmalarıdır.

Madde 74

Hastaların tecrit ve tedavisine mahsus vasıf ve şartları haiz hususi yerleri olmayan mektep, fabrika ve imalathanelerle mütaaddit kimselerin bir arada bulunduğu umumi her nevi müessese ve mebanide sari hastalıklara musap kimselerin alıkonulması memnudur.

Madde 75

Kuduz olan veya kudurmuş olduğundan şüphe edilen hayvanlar tarafından ısırılmış olanların vakit kaybetmeden en yakın kuduz tedavi müessesesine izam olunmaları mecburidir. Bunlardan fakir olanların yol masrafları belediye veya köy sandıklarınca ve bu sandıklar veremedikleri takdirde idarei hususiyelerce tediye olunur ve bunlar Devlete ait umumi nakil vasıtalarından meccanen istifade ederler.

Madde 76

Etrafında bulunanlara sari ve salgın hastalıklardan birini nakle vasıta olduğu muhakkak olan kimseler muvakkaten ve bu zail oluncaya kadar meslek san’atlarının icrasından hıfzıssıhha meclisleri karariyle menolunur.

Madde 77

Sari ve salgın hastalıklardan birinin hüküm sürdüğü veya tehdit ettiği mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin tasvibiyle bütün umumi mahallerde vuku bulacak içtimalar tahdit veya menolunabilir. Bundan başka hastalarla hastalığı şüpheli olanların ve hastalığın sirayet ve neşrine vasıta olabilecek eşyanın fenni tathiratile mahzur ve mazarratı izale edilmeksizin nakillerine ve bütün kara ve deniz ve hava nakil vasıtalarının fenni tathir ve tephire tabi tutulmadan seyrüseferlerine mümaneat edilir.

Madde 78

Hususi kanuna tevfikan açılmış olan şahıslara ait laboratuvarlarda ve Sıhhat Vekaletince tayin edilecek müessesatı resmiyenin gayrisinde kolera, veba ve ruam mikropları kültürlerinin bulunması memnudur. Diğer sari hastalıklar mikroplarının iyi muhafazasından ve bir mahalden diğerine naklinde yapılacak takayyüdattan laboratuvar sahipleri mesuldür.

Madde 79 

Su ile sirayet ettiği fennen muhakkak olan hastalıklardan birinin salgın halinde hüküm sürdüğü mahallerde veya bu mevkilerin etraf ve civarında bulunan umumi banyolar ve kuyular, aptesaneler ve şehir ve kasaba veya köylere gelen suların ve çamaşır yıkamağa mahsus umumi mahallerin ve dere, nehir gibi cari sularla göl sularından şüpheli olanlarının istimali memnudur.

Madde 80

Askeri kuvvetler arasında veya askeri müesseselerde 57 nci maddede mezkür sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur ettiği takdirde bu kanunda zikredilen tedabirin ifasına hususi teşkilatı sıhhiyeleri mecburdur. Bu hallerde Milli Müdafaa Vekaleti vukuatın zuhur ve seyrinden Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletini daimi surette malumattar edecek ve halkı sirayetten korumak için müştereken ittihaz ve kabul edilecek tedbirleri tatbik eyleyecektir. Sıhhat Vekaletince halk arasında görülen sari hastalıklar vakalarından Milli Müdafaa Vekaleti vaktinde haberdar edilir.

Madde 81

Sari ve salgın hastalıklar amilleriyle bulaştığı muhakkak veya şüpheli olupta tathiri ve tephiri masarifi kıymetinden ziyadeye baliğ olacağı anlaşılan veya tephir ve tathiri mümkün görülmeyen eşya ve mevaddı saire imha olunur. Tathir ve tephir masarifi kıymetinden ziyadeye baliğ olacağı anlaşılan eşyanın sahibi tarafından arzu edildiği takdirde tathir masarifi kendisi tarafından deruhte edilerek tathiri icra edilir. İmha edilen mevat ve eşya Hükümetçe her kimin elinden alınmış ise belediye ve köy ihtiyar heyetlerince tayin edilecek bedeli o şahsa tazmin olunur.

Madde 82

Sari ve salgın hastalıklardan birinden vefat edip hususi tedabire tabi olarak defni iktiza eden cenazeler alakadar memurların nezareti altında tabutlanıp defnolunurlar.

Madde 83 

Cebri tecride tabi olarak müessesatta veya evlerinde tecrit edilen kimselerle 76 ncı maddede zikredilen şahıslardan muhtaç olanlarının kendileri ve ailelerinin iaşeleri masarifi Hükümetçe tesviye edilir.

Madde 84  

Sari hastalıkların zuhur ve intişarına mani olmak üzere münasip fasılalarla umumi mebaninin, nakil vasıtalarının, otel, han ve her nevi temaşa yerleri ve saire gibi içtima yerlerinin veya lüzum görülecek sair müessesatın neşir ve ilan edilecek şartlar dahilinde tathir ve tephirine ve hastalık nakleden haşerat ve hayvanatı itlaf etmeğe Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti mezundur.

Madde 85 

Müstamel elbise ev eşyası ve sairenin fennen tathir edilmeden satılması memnudur.

Madde 86

İçinde sari ve salgın hastalıklardan biri çıkan binalarla bitişik binalar sahipleri hastalığın izalesine hadim ve yayılmasına mani olmak üzere sıhhiye memurlarının gösterecekleri sıhhi mahzurları ıslaha mecburdurlar. Sahipleri yapmazsa Hükümet veya belediyelerce yapılıp, masarifi, maliye memurlarınca Tahsili Emval Kanununa tevfikan tahsil olunur.

Madde 87

Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince 57 nci maddede zikredilen hastalıkların her birine karşı yapılacak mücadele tedbirlerini ve tathirat ve tephirat ve itlafı haşerat ve hayvanat usullerini ve tathirata tabi binalar ve eşya ve sairenin ne zamanlarda ve ne suretle tephir ve tathir edileceklerini mübeyyin bir yönetmelik neşrolunur. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “nizamname” ibaresi “yönetmelik” şeklinde değiştirilmiştir.)

Madde 88

Türkiye dahilinde her fert çiçek aşısı ile mükerrenen aşılanmağa mecburdur. Bu aşının, icrası tarzı ve vesikaların ne suretle ita olunacağı ve aşılarının fennen geri bırakılması icap eden kimseler 87 nci maddede yazılan yönetmelikte zikredilir. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “nizamnamede” ibaresi “yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.)

Madde 89

Türkiye hudutları dahilinde doğan her çocuk doğumu takip eden ilk dört ay zarfında aşılanır. Çocuğun peder ve validesi aşı mecburiyetinin ifa edilmesinden aynı suretle mesuldürler. Ebeveyni olmayan çocuklar veya ebeveyni nezdinde bulunmayan çocuklar için çocuğu bakmak üzere kabul eden şahıslar veya müesseseler müdürleri mesuldürler.

Madde 90

Otuz yaşına kadar olan her şahıs çiçek aşısını beş senede bir tekrar ettirmeğe mecburdur. Çiçek salgını vukuunda sıhhat memurları tarafından lüzum görülecek bütün eşhasa çiçek aşısı tatbikı mecburidir.

Madde 91

Çiçek aşısı Hükümetçe hazırlanır ve meccanen tevzi ve tatbik olunur.

Madde 92

Askeri makamlar, askeri hizmetlerini ifa esnasında ve kanunen muayyen olan müddetlerde askerlerin çiçek aşılarını muntazaman ifaya mecburdurlar.

Madde 93

Ticari ve sınai bütün müesseseler sahipleri müstahdemlerini kendi vesaitiyle kanunun gösterdiği müddetlerde çiçek aşısı ile aşılamağa mecburdurlar.

Madde 94

Kanuni mühlet zarfında mükerreren aşılandığını vesikalarla ispat edemiyenlerin Devlet, belediye hizmetlerinde veya hususi ve umumi ticaret ve sanayi müesseselerinde, büyük çiftliklerde istihdamı veya mekteplere kabulü memnudur.

Madde 95

Sari hastalıklara karşı kullanılan her nevi serum ve aşılar Hükümet tarafından ihzar edilir. Hariçten getirilenlerin Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tayin olunan vasıf ve şartları haiz olmaları mecburidir. Dahilde beşeri serum ve aşı imali Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin müsaadesine ve murakabesine tabidir. Bu müesseselerin vasıfları ve şartları Vekaletçe tayin olunur.

Madde 96

Kuduz aşısı ihzar ve tatbikı için iktiza eden müesseseler Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince veya onun müsaade ve murakabesi altında resmi teşkilatı tarafından açılır ve aşı meccanen tatbik olunur.

ÜÇÜNCÜ FASIL
Sıtma ile mücadele
Madde 97 

Sıtmalı olduğu Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince neşir ve ilan  edilecek mahallerde sıtmanın her türlü şekillerinin 58, 59, 60, 61 inci maddelerde musarrah olduğu veçhile ihbarı mecburidir.

Madde 98

Sıtma mücadelesi, hususi kanununa ve talimatnamelerine tevfikan icra olunur. Askeri makamlar Sıhhat Vekaletince kabul edilen esaslar dahilinde askeri kıtaat ve teşkilatta sıtma mücadelesi yaparlar ve yapılan tedbirleri sıtma mücadele reislerine veya sıhhat müdürlüklerine bildirirler.

DÖRDÜNCÜ FASIL
Trahom ile mücadele
Madde 99 

Ahalisinin büyük bir kısmının trahom hastalığına müptela olduğu tahakkuk eden mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından mücadele heyetleri teşkil edilir  ve iktiza eden müesseseler açılır. Buralarda hastalığın tedavisi için hastalar üzerinde yapılacak bütün tedbirler ve ameliyeler meccanen icra olunur.

Madde 100 

Trahomlu olduğu Vekaletçe neşrü ilan edilecek mahallerde trahom hastalığının ve ihtilatlarının 58, 59, 60, 61 inci maddelerde tasrih edildiği üzere ihbarı mecburidir.

Madde 101

Trahom mücadele mıntıkalarında teşkil edilecek heyetler bütün ahaliyi muayene ve tescile ve trahoma müptela olduğu anlaşılan hastaları tedavi maksadı ile müesseselere celbe ve iktiza eden tedaviyi tatbika salahiyettardır.

Madde 102

Gerek trahom mücadele mıntakalarında ve gerekse memleketin sair aksamında trahomun sari devresine musap olan hastaların bu devre devam ettiği müddetçe mektep, fabrika, imalathane veya sair resmi, hususi müessesata devamları menolunur. Trahom mücadele mıntakalarındaki çocukların tedrisatı için Sıhhat ve Maarif Vekaletlerince müştereken hususi tedbirler ittihaz olunur.

Askeri makamlar Sıhhat Vekaletince kabul edilen esaslar dahilinde askeri kıtaat ve teşkilatta trahom mücadelesi yaparlar ve yapılan tedbirleri mahallerindeki sıhhat memurlarına bildirirler.

BEŞİNCİ FASIL
Zührevi hastalıklarla mücadele
Madde 103 

Vücudun hangi kısmında ve ne şekilde tezahür ederse etsin frengi, belsoğukluğu ve yumuşak şankr müptela her şahıs kendisini Türkiye’de sanat icrasına mezun bir tabibe tedavi ettirmeğe mecburdur. Çocukları tedavi ettirmek mecburiyeti ana ve babalarına veya bu çocuklara bakan ve himaye eden kimselerle müesseselere racidir.

Madde 104

Sanatını icra eden her tabip her ay nihayetinde protokol defterlerindeki kayıtlara nazaran o ay zarfında kendilerine müracaat eden frengili hastaların ismini, yaşını ve hastalığının devrini, evvelce bir tabip tarafından tedavi edilip edilmediğini Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine bildirmek üzere bulunduğu mıntıkanın Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürlüğüne yazı ile bildirir. Mahrem olarak alınacak bu ihbaratı ifşa eden memurlar hakkında Devletin mahrem kayıtlarını ifşa ve vazifei memuriyetini suiistimal etmenin istilzam ettiği mücazat tayin olunur.

Madde 105 

Frengi ve belsoğukluğu ve yumuşak şankr müptelaları bütün resmi sıhhat müesseselerinde veya Hükümet ve belediye tabipleri tarafından parasız tedavi edilir.

Madde 106

Zührevi hastalıklardan biriyle musap olduğundan şüphe ve bu hastalıkları etrafına neşrü tamim ettiğinden endişe edilen kimseleri muayeneye sevk ve sıhhi hallerine dair birer rapor talep etmeğe alakadar Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürleri ve Hükümet tabipleri mezundurlar. Bu gibi şahıslar arzu ettikleri takdirde kendilerini hususi bir tabibe muayene ettirerek ondan alacakları raporu ibraz edebilirler. Bu hususta imzasız ve adressiz ihbarat mesmu olamaz.

Madde 107

Zührevi bir hastalığa müptela olduğu tahakkuk ederek hastalığı etrafına neşir ve sirayet ettirdiğinden şüphe edilen kimseler cebren tedaviye sevk olunabileceği gibi hastalığın sirayetine mani olmak üzere bir hastanede tecrit ve tedavi altına alınabilir. Bu hususta kuvvei cebriye istimali dahi caizdir.

Madde 108

Zührevi hastalıklardan birine musap hastalardan biri tedaviyi ikmal etmeden ortadan kaybolduğu takdirde tedavi eden tabibi,mıntıkası Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürlüğüne yazı ile malümat vermeğe mecburdur. Sıhhat müdürleri tedaviden ayrılan bu hastanın diğer bir tabip tarafından veya herhangi resmi müessesede tedavi edilip edilmediğini icap ederse bizzat hastanın kendisinden izahat alarak tahkika ve tedavi edilmediği tahakkuk edenleri 107 nci madde mucibince tedaviye sevke mezundur.

Madde 109 

Her tabip tedavi altında bulunan zührevi hastalıklar musaplarının ellerine bu hastalığın tehlikesini ve sirayet yollarını bildirecek, nümunesi Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tesbit edilmiş bir (Vesayayi sıhhiye varakası) vermeğe mecburdur. Hasta çocuk olduğu takdirde bu izahat ve vesaya varakası hastanın ana ve babasına ve olmazsa sair yakınına verilir.

Madde 110 – (Değişik: 23/1/2008-5728/47 md.)

Zührevi hastalıklardan birine düçar olduğunu bildiği veya görünüşe nazaran veyahut tedavisi altında bulunduğu tabiplerinin izahatıyla bu hastalıklardan birine müptela olduğunu bilmesi lazım geldiği halde hastalığı bir diğerine sirayet ettirenler hakkında bu Kanunda mezkur mücazat tatbik olunur. Frengili bir çocuğun frengiye musap olduğunu bildiği halde salim bir süt anneye emzirtmek memnudur.

Madde 111

Ahalisinden bir kısmının frengiye musap olduğu anlaşılan veya şüphe edilen mıntakalarda Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından mücadele heyetleri teşkil ve lazım gelen müesseseler açılır.

Madde 112

Frengi mücadele heyetleri,mıntakaları dahilinde bütün ahaliyi muayene ve tescile ve frengiye müptela olduğu anlaşılan hastaları tedavi maksadıyle müesseselere celp ve iktiza eden müdavatı tatbika salahiyettardırlar.

Askeri kıtalarda teşkilatta zührevi hastalıklarla mücadele askeri makamlarca temin olunur. Sirayet devresinde zührevi hastalıklar musapları fenni usulle tedavi edilmedikçe terhis edilmez.Askerlik esnasında frengili olduğu tesbit edilenlerin künye defterleri, gördükleri tedavi tarzı hakkındaki malumat ile beraber Müdafaai Milliye Vekaletince Sıhhat Vekaletine gönderilir.

ALTINCI FASIL
Veremle mücadele
Madde 113

Akciğer ve hançere vereminin her sari şeklinde musap olanlarla veremin herhangi seriri şekline musap olarak vefat edenlerin isim ve adresleriyle ihbarı mecburidir.Musaplar sekiz gün ve vefatlar yirmi dört saat zarfında hastalığı veya ölümü teşhis ve tesbit eden her tabip tarafından en yakın sıhhiye dairesine şifahen veya tahriren ihbar edilir.

Madde 114

Veremli hastanın ikametgah değiştirmesi halinde nakilden haberdar olan tabip derakap keyfiyeti ve nakledilecek mahalli evvelce hastayı haber verdiği sıhhiye dairesine ihbara mecburdur.

Madde 115

Hastanelerde,doğum evlerinde,hapisanelerde,sair resmi veya hususi müesesatı sıhhiye ve hayriyedeki bütün veremli hastalarla buralarda vukua gelen verem vefiyatı yirmi dört saat zarfında o müessesenin müdürü tarafından ihbar edilir.

Askeri kıtaat ve teşkilatta tedavi edilen veya vefat eden veremliler buralardaki askeri tabipler tarafından ve mensup oldukları kumandanlıklar vasitasiyle alakadar sıhhat makamlarına ihbar olunur.

Madde 116

Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince küşat edilen verem dispanserlerinin mevcut olduğu mahallerde verem musaplarının doğrudan doğruya dispanser tababetine ihbar edilmesi vekaletçe neşrü ilan edilir.

Madde 117

Resmi bakteroyoloji laboratuvarları veremlilere ait olup tabipler tarafından gönderilen maddeleri meccanen muayene ve neticesini gönderen tabiplere iş’ar ederler.

Madde 118

Hükümet veya belediye tabiplerinin veya tabibi müdavilerinin talebi üzerine veremlilerin ikametgahları ve eşyaları meccanen tathir ve tephir olunur.

Madde 119

Sari şekilde verem hastalığına musap olduğu tebeyyün eden ve etrafında bulunan kimseleri intana duçar edeceğinden şüphe olunan hastaları hastane veya sair bir müessesede tecrit veya tedaviye veya meslek ve sanatları dolayısiyle küçük çocukları verem intanına duçar edecekleri tahakkuk edenleri meslek ve sanatlarını icradan men’e Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır.

Madde 120

Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti fennen lüzum göreceği eşhasa veremden vikayeye matuf tedbirleri tatbika mezundur.

Madde 121

Veremle mücadele cemiyetlerine ait müesseselerle bu cemiyetler tarafından tatbik edilen mücadele tedbirleri Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekale tinin murakabesine tabidir.

YEDİNCİ FASIL
Geçen fasıllar arasında müşterek hükümler
Madde 122

Evlenecek erkek ve kadınlar evlenmeden evvel tıbbi muayeneye tabidir. Bu muayenenin sureti icrası ve teferrüatı hakkında Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik neşrolunur. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince bir nizamname” ibaresi “Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik” şeklinde değiştirilmiştir.)

Madde 123

Frengi, belsoğukluğu ve yumuşak şankr ve cüzzama ve bir marazı akliye müptela olanların evlenmesi memnudur. Bu hastalıklar usulü dairesinde tedavi edilip sirayet tehlikesi geçtiğine veya şifa bulduğuna dair tabip raporu ibraz olunmadıkça musapların nikahları aktolunmaz.

Madde 124

İlerlemiş sari vereme musap olanların nikahı altı ay tehir olunur. Bu müddet zarfında salah eseri görülmezse bu müddet altı ay daha temdit edilir. Bu müddet hitamında alakadar tabipler her iki tarafa bu hastalığın tehlikesini ve evlenmenin mazarratını bildirmeğe mecburdur.

Madde 125

Süt annelik yapacak kadınlar zührevi hastalıklarla sari vereme ve cüzzama musap olmadıklarını müspit tabip raporları alırlar. Raporlar her altı ayda bir tecdit olunur. Bu raporu olmayan kadınların süt annelik etmesi ve rapor talep etmeden herhangi bir kadının süt anneliğe kabul edilmesi memnudur. Resmi tabipler süt annelik edecek kadınları meccanen muayene ve raporlarını ita ederler.

Madde 126

(Değişik:11/10/2011-KHK-663/58 md.)
Gıda üretim ve satış yerleri ve toplu tüketim yerleri ile insan bedenine temasın söz konusu olduğu temizlik hizmetlerine yönelik sanatların ifa edildiği iş yeri sahipleri ve bu iş yerlerinin işletenleri, çalışanlarına, hijyen konusunda bu iş yerlerindeki meslek ve faaliyetin gerektirdiği eğitimi vermeye veya çalışanların bu eğitimi almalarını sağlamaya, belirtilen eğitimleri almış kişileri çalıştırmaya, çalışan kişiler ise bu eğitimleri almaya mecburdurlar. Bizzat çalışmaları durumunda, iş yeri sahipleri ve işletenleri de bu fıkra kapsamındadır.

Bulaşıcı bir hastalığı olduğu belgelenenler ile iş yerinin faaliyet ve hizmetlerinden doğrudan yararlananları rahatsız edecek nitelikte ve görünür şekilde açık yara veya cilt hastalığı bulunanlar, bizzat çalışan iş yeri sahipleri ve işletenleri de dâhil olmak üzere, alınacak bir raporla hastalıklarının iyileştiği belgeleninceye kadar, birinci fıkrada belirtilen iş yerlerinde çalışamaz ve çalıştırılamazlar. Çalışanlar, hastalıkları konusunda işverene bilgi vermekle yükümlüdür.

Madde 127 (Değişik:11/10/2011-KHK-663/58 md.)

126 ncı maddede belirtilen iş yerlerindeki hijyen eğitimine yönelik hususlara, bu iş yerlerinde çalışmaya engel bulaşıcı hastalıkların ve cilt hastalıklarının neler olduğuna, iyileşme hâlinin belirlenmesine, hangi meslek ve sanat erbabının 126 ncı madde kapsamında olduğuna ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık, İçişleri, Çevre ve Şehircilik ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.(29/11/2018 tarihli ve 7153 sayılı Kanunun 28 nci maddesiyle bu fıkraya “İçişleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Çevre ve Şehircilik” ibaresi eklenmiştir.)

126 ncı maddede belirtilen iş yerlerinde bulaşıcı bir hastalık veya bir salgın hastalık çıkması durumunda, bu hastalıkla alakalı gerekli incelemeler, analiz masrafları iş yeri sahipleri ve işletenlerince karşılanmak üzere ilgili kurumlar tarafından yapılır.

126 ncı maddede belirtilen iş yerlerinde bulaşıcı bir hastalık veya bir salgın hastalık çıkması hâlinde doğacak hukukî sorumluluklar ile bu durumdan zarar gören kişi veya kurumların hukukî yol vasıtasıyla talep edebilecekleri tazminat ödemeleri veya olabilecek diğer ödemeler iş yeri sahiplerine ve işletenlerine aittir.

ÜÇÜNCÜ BAP
Umumi kadınlar hakkında ahkam
Madde 128

Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye Vekaletleri müştereken bir yönetmelik neşrederek umumi kadınlar ve evlerin tabi olacakları hükümler ve bu fuhuş yüzünden intişar eden hastalıkların ve bilhassa zührevi hastalıkların sirayetine mani olacak tedbirleri tesbit ve yine müştereken tatbik ederler.Umumi kadınlarla umumi evler ve bunlara benzer mahaller bu yönetmelikte tarif ve tahdit olunacaktır. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “nizamname” ibaresi “yönetmelik” ve “nizamnamede” ibaresi “yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.)

Madde 129

Fuhşu, sanat ve maişet vasıtası ittihaz eden kadınlardan zührevi hastalıkların her türlü eşkaline, cüzzam, cerp, empetigo, entertrigo, müterakki verem veya Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin fennen lüzum göreceği sair hastalıklara musap olanların sanatlarının icrasına icap ederse kuvvei cebriye istimali ile mümanaat olunur. Bunlar lüzum görülürse bir müessesede tecrit ve tedavi edilir.

Madde 130 

Umumi evlerde her nevi ispirtolu içkilerin istihlaki memnudur.

Madde 131

Fuhuş sebebiyle intişar eden hastalıklara karşı tedbir ittihazı masarifi belediyelere aittir. Bu husus için umumi evler sahiplerinden 128 inci maddede zikredilen yönetmelikte gösterilecek bir ücret alınabilirse de umumi kadınlardan şahsan her nevi resim veya ücret cibayeti usulü mülgadır. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “nizamnamede” ibaresi “yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.)

Madde 132

Umumi kadınlara mütaallik gerek ahlaki ve gerek intizamı umuminoktai nazarından yapılacak takibat ve sagirlerin fuhuş telkinatından vikayesimahsus kanunlarına tevfikan ait olduğu daireler tarafından icra olunur.

DÖRDÜNCÜ BAP
Muhacerete ait sıhhi işler
Madde 133

Türkiye’de tavattun etmek üzere topluca ve kafile halinde gelen ecnebi tabiiyetindeki şahıslar veya tabiiyetini terkederek Türkiye tabiiyetine dahil olmak isteyen muhacirler Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye Vekaletlerince müştereken tayin edilecek hudut kapılarından veya limanlarından memlekete dahil olurlar. Türkiye’de azami üç ay kalmak veya tavattun etmek isteyen ecnebilerle tabiiyetini terkederek Türk tabiiyetini kabul etmek isteyen şahıslar münferiden veya bir aile halinde geldikleri takdirde her taraftan memlekete dahil olabilirler.

Madde 134

57 nci maddede zikredilen sari ve salgın hastalıklardan veya zührevi hastalıklardan birine musap olanlar, cüzzam, trahom ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tayin olunacak hastalıklardan birine duçar olanların ve mecnunların ve fuhuşla melüf kadınların 133 üncü maddede mezkür kimseler meyanında memlekete girmesi memnudur.

Madde 135

134 üncü maddedeki memnuiyite ait istisnalar ve bütün muhacirlere veya tavattun etmek üzere gelen ecnebilere tatbik edilecek sıhhi tedbirler ve bunların iskan edilecekleri mahallere kadar sevk ve murakabeleri tarzları Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye Vekaletlerince müştereken tesbit olunur.

Madde 136

134 üncü maddede zikredilen hastalıklardan birine musap olan şahısları getiren gemiler ve şimendifer idareleri bunları tekrar getirdikleri yerlere iadeye veya sıhhat memurları tarafından müşahede, tecrit ve tedavi altına alınmak üzere bu memurlar tarafından gösterilecek mahalle kadar sevke mecburdurlar. Bu husustaki masarif bu nakil vasıtaları idarelerine aittir.

Madde 137

Ecnebi memleketlerden gelen her vapur kaptanı sıhhi muamele esnasında hudutlar ve sahiller sıhhat memurlarına limına çıkacak yolcuların ve kara ile ihtilat edecek taifenin ve topluca ve kafile halinde Türkiye’ye gelmek üzere bulunan eşhasın isimlerini bildiren bir liste verecek ve bunların içinde hasta mevcut olduğu takdirde gemi tabibinin tasdikiyle musap olduğu veya musabiyetinden şüphe edildiği hastalık bildirilecektir.

Madde 138 

Topluca ve kafile halinde muhacir nakleden Türk ve ecnebi gemilerin hükümetlerince musaddak bir tabibi ve hastalık ve müstacel ahvalde kullanmağa mahsus ecza ve tıbbi levazımı olmalıdır. Vapurların her tarafı ve bilhassa muhacirlerin bulunduğu mahaller gayet temiz ve sıhhi şeraiti haiz olacak ve muhacirler hava şedaidinden mahfuz olarak nakledilecektir.

BEŞİNCİ BAP
Gemiler, demiryolları ve sair nakliyat vasıtaları sıhhi işleri
Madde 139

Yolcu taşıyan Türk gemilerinde hususi kanunda gösterilen şartlar dahilinde istihdam edilecek tabiplerin Türkiye’de sanat icrasına mezun ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tasdik edilmiş olması lazımdır.Bu tabipler gemi tabipliğine tayin olunmak için bu bapta neşredilecek talimatnameye tevfikan Vekaletçe bir imtihana tabi tutulurlar ve imtihanda muvaffak olanlara gemi tabipliği vazifesini ifa edebileceklerini mübeyyin bir vesika verilir.

Madde 140

139 uncu maddede zikredilen vesikayı hamil olmayan tabiplerin gemi tabipliklerinde istihdamı memnudur.

Madde 141

Yolcu gemilerinde bulunması lazım gelen ilaç ve tıbbi levazım ile hasta tedavisi için tefrik edilen mahaller ve bu gemilerin şerait ve yolcu mahallerinin sıhhi vasıfları ve izdihama mani olacak ve yolcuların selamet ve emniyetini temin eyleyecek tedbirler Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve İktisat Vekaletlerince müştereken bir yönetmelik ile tesbit olunur. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “nizamname” ibaresi “yönetmelik” şeklinde değiştirilmiştir.)

Madde 142 

Gemi tabipleri, gemi dahilindeki mürettebat ile üçüncü sınıf yolcuları ve deniz tutması, kaza veya sari hastalık vukuunda diğer sınıf yolcuları meccanen tedaviye mecburdur.

Madde 143

Gemi tabipleri musaddak bir defter tutarak her seferdeki sıhhi vakaları hastalananların esami ve hastalıklarını ve yapılan tedaviyi umumiyetle geminin sıhhi hallerini kayıt ve imza ve kaptana tasdik ettirir. Bu defter seferden mebde limanına avdette orada sahiller sıhhi işlerine nezaretle mükellef memurlara ibraz olunur.

Madde 144

Gemi tabibi memleketi sari ve salgın hastalıklardan korunmağa matuf tedbirleri teshil ve bu hususta ait olduğu makamlarca verilecek emirler ve talimatın icrası ile mükelleftir.

Madde 145

Gerek uzun sefer yapan ve gerekse limanlar dahilinde veya kısa mesafeler içinde veya nehirlerde işleyen her nevi merakıp, sahiller sıhhi işlerine nezaretle mükellef memurlar tarafından murakabeye tabidir. Gemilerin kaptanları veya reisleri sari ve salgın hastalıkların zuhuruna mani olmak üzere gerek gemilerde ve gerekse mürettebata tatbikına bu makamlarca lüzum gösterilecek tedbirlere riayetle mükelleftir.

Madde 146 

Demiryolu, tramvay, otobüs ve omnibüs gibi umumi nakil vasıtaları vagon  ve arabalarında sari va salgın hastalıkların intikal ve sirayetine mani olmak üzere tatbikına sıhhi memurlarca lüzum gösterilecek tedbirlerin ifasına, bu nakil vasıtaları idareleri mecburdurlar. Şahıslara ait ve fakat umumi nakil işlerinde kullanılan vasıtalar sahipleri dahi aynı mecburiyete tabidirler.

Madde 147

Sari ve salgın hastalıklara müptela şahıslar ancak sıhhat memurlarının müsaadesi ile ve bu husustaki kaidelere riayet etmek şartı ile umumi nakil vasıtaları ile naklolunabilir. Müsaadesiz umumi nakil vasıtaları ile sari hastalık musaplarının nakli memnudur.

Madde 148

Sıhhat ve İçtimai Muavanet Vekaletince görülecek lüzum üzerine sari ve salgın hastalıkların zuhur ettiği mahallerden gelen yolcu ve eşyanın muayenesi için şimendifer istasyonlarında muayene mevkileri tesis olunur.

Madde 149

Şimendifer idarelerince büyük demiryolu istasyonlarında ve yolcu katarlarında kaza ve müstacel hastalık vakalarında istimal edilecek levazım ve mevaddı tıbbiyenin hazır bulundurulması mecburidir.

Madde 150

Gemi süvarileri ve çarkçı ve dümencileri, demiryolu makinistleri, otomobil ve otobüs şoförleri veya lüzum görülecek sair vesaiti nakliye müstahdeminin hizmete duhulden evvel bedeni, akli, ruhi ve basari, üzni muayenelerinin icrasına mütaallik olmak üzere hususi hükümler vazedilecek ve bu muayenelere tabi olmadan hiç bir şahıs bu gibi hizmetlere kabul edilmeyecektir. Bu muayeneler resmi sıhhat müesseseleri tarafından meccanen yapılır.

ALTINCI BAP
Çocuk hıfzıssıhhası
BİRİNCİ FASIL
Çocukluk ve gençlik koruması
Madde 151 

Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti küçük çocuk hıfzıssıhhası ve bunlarda görülen vefiyatın azaltılması için lazım gelen müesseseler açarak idare eder ve çocuk hıfzıssıhhası faydalarının halk arasında intişar ve tatbikını teshil edecek tedbirleri ittihaz eyler.

Madde 152

(….) (1) çocuk düşürmeğe vasıta olup Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tayin olunacak alat ve levazımın ithal ve satışı memnudur. Bunların tababette müstamel envaı Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin tayin edeceği şartlar dairesinde ithal edilir ve eczanelerde reçete ile satılır. (Bu maddenin başındaki “ilkaha mani veya”ibaresi 1/4/1965 tarih ve 557 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle kaldırılmış olduğundan metinden çıkarılmıştır.) 

Madde 153

Devletin resmi müesseselerinde doğum yardımı meccanidir. (Mülga cümle:4/7/2012- 6354/1 md.) (…)

(Ek fıkra: 4/7/2012-6354/1 md.) Gebe veya rahmindeki bebek için tıbbi zorunluluk bulunması hâlinde doğum, sezaryen ameliyatı ile yaptırılabilir.

(Ek fıkra: 4/7/2012-6354/1 md.) Gerekli tedbirlerin alınmasına rağmen, doğumu takiben anne veya bebekte meydana gelebilecek istenmeyen sonuçlardan dolayı hekim sorumlu tutulamaz.

Madde 154

Hükümet ve belediye tabipleri ve ebeleri fakir kadınların doğurmasından meccanen yardıma mecburdurlar.

Madde 155

Kendisi ve çocuğunun sıhhati için bir zarar husule getirmeyeceği bir tabip tarafından tahriren tasdik edilmedikçe kadınların doğumlarından mukaddem üç hafta ve doğurmasını mütaakip yine üç hafta zarfında fabrika, imalathane ve umumi ve hususi müesseselerde çalışması ve çalıştırılması memnudur.

Madde 156 – (Mülga: 1/4/1965 – 557/8 md.)
Madde 157 

Sütninelik edecek kadınlar kendi çocuklarının yedi aylıktan fazla olduğuna dair resmi vesikalar ibraz etmedikleri ve kafi emzirme kabiliyeti mevcut olmadığı takdirde sütninelik etmelerine müsaade edilmez. Süt annenin çocuğu yedi aylıktan küçük olduğu halde bunun başka kadın tarafından emzirildiği ispat olunmak lazımdır. Bu vesikalar süt annelerin 125 inci maddede gösterilen muayenesi esnasında talep edilir.

Madde 158

Yedi yaşından aşağı olan metrük, öksüz veya babası ve anası hayatta çocukları gerek para ile ve gerek parasız kabul ederek bakan resmi ve hususi bütün müesseseler Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin murakabe ve teftişine bağlıdır. Bu tarzdaki müesseselerin küşadı, sahipleri tarafından Vekalete ihbar olunur.

Madde 159

Nezdine yedi yaşından aşağı çocukları para mukabilinde bakmak üzere alan eşhasın evvela mahalli belediyesinden müsaadei mahsusa alması mecburidir. Belediye heyeti sıhhiyesince bu gibi eşhasın ikametgahı ve sair şartları muvafık görüldüğü tasdik edilmeden bu müsaade ita edilmez. Bu gibi eşhasın ikametgahları da 158 inci maddede bahsedilen teftişe tabidir.

Madde 160

Kabul ettikleri çocukların sıhhat ve hayatlarını muhafaza için lazım gelen vasıtalar noksan olur veya çocukların sıhhat ve hayatını duçarı tehlike eden mahzurlar mevcut bulunursa 158 ve 159 uncu maddelerde zikredilen müesseseler ve şahıslar, sıhhat memurlarının tahriri ihtarlariyle bu noksanlar ve mahzurları izaleye mecburdurlar. Bu ihtarları on beş gün zarfında icra ettirmeyenlerin çocukları nezdlerinde bulundurmalarına müsaade edilmez ve müesseseleri kapatılır.

Madde 161

Metrük çocukları altı yaşını ikmal edinceye kadar mahalli belediyeleri, belediye olmayan yerlerde köy heyeti ihtiyariyeleri himayeye mecburdurlar. Hususi müesseseleri olmayan yerlerde belediyeler bu çocukları icap ederse bir ücret mukabilinde bakılmak ve büyütülmek üzere aileler nezdine verirler. Altı yaşından sonra bu çocukların himayesi ve tahsil ettirilmesi Maarif Vekaletince deruhde olunur.

Madde 162

Nüfusu on binden fazla olan mahallerde belediyeler bir “Süt çocuğu muayene ve müşavere evi” tesis ederler. Bu müesseselerin vasıf ve şartları ve vazifeleri Sıhhat Vekaletince tayin olunur. Nüfusu kırk binden fazla olan mahallerde bunlara merbut olmak üzere bir “Süt damlası”tesis edilir. Nüfusu yüz binden fazla olan mahallerde bu müesseseler ihtiyaca göre tezyit olunur.

Madde 163

Bilümum mekteplerin bina ve sıhhi şartları ve sari salgın hastalıklardan vikayeleri hususları Sıhhat ve içtimai Muavenet Vekaletinin murakabesi altındadır. Yalnız talebenin şahıslarına ait sıhhi murakabe bu mekteplerin tabi oldukları makamlar, cemiyetler veya şahıslar tarafından ifa edilir.

Madde 164

Alelümum mekteplerde muayyen fasılalarla talebenin beden, ruh ve göz ve kulaklarına ait muayeneler mekteplerin hususi tabipleri tarafından icra ve her talebeye mahsus ayrı kayıt varakalarına tesbit olunur.

Madde 165

On yaşından aşağı çocuğun babası, anası veya öksüz olanlarda sair hısımları tarafından hayat ve sıhhatı ve ahlakını tehlikeye maruz bırakacak fena muameleye, teşviklere veya cebre duçar olduğu takdirde bunların belediye veya Devlet müesseselerine kabul edilmek üzere nezdinde bulunduğu kimselerden ayrılması caizdir.

Madde 166

On iki yaşından aşağı çocukların yanlarında ebeveyni veya velileri olduğu halde dahi meyhanelere girmesi ve on sekiz yaşından aşağı gençlere her nevi ispirtolu içki verilmesi veya satılması memnudur.

Madde 167

On iki yaşından aşağı çocukların, sinema ve tiyatro ve dans salonu ve bar gibi mahallere getirilmesi ve kabul edilmesi memnudur. Altı yaşından yukarı olanların gündüzün terbiyevi veya hususi mahiyette olan sinema veya tiyatrolara getirilmesine müsaade olunabilir.

Madde 168 

Her şehir ve kasaba belediyeleri o şehir ve kasabanın vüs’at ve nüfusunun adedine göre icap eden büyüklükte küçük çocukların temiz hava almasına mahsus bir veya mütaaddit bahçeler ve spor meydanları vücude getirmeğe mecburdurlar.

Madde 169

Kız liselerinde ve orta tahsilli kız mekteplerinde mektep idarelerince münasip görülecek sınıflarda talebeye fenni çocuk bakımı usulleri nazari ve ameli surette öğretilmek üzere haftada laakal bir saatlik mahsus bir ders küşat olunur.

İKİNCİ FASIL
Süt hakkında
Madde 170 ila 172 – (Mülga: 24/6/1995 – KHK – 560/21 md.; Aynen kabul : 27/5/2004-5179/37 md.)
YEDİNCİ BAP
İşçiler hıfzıssıhhası
Madde 173

On iki yaşından aşağı bütün çocukların fabrika ve imalathane gibi her türlü sanat müesseseleriyle maden işlerinde amele ve çırak olarak istihdamı memnudur.  On iki yaş ile on altı arasında bulunan kız ve erkek çocuklar günde azami sekiz saatten fazla çalıştırılamaz.

Madde 174

On iki yaş ile on altı yaş arasında bulunan çocukların saat yirmiden sonra gece çalışmaları memnudur.

Madde 175

Bütün amele için gece hizmetleriyle yer altında icrazı lazımgelen işler 24 saatte sekiz saatten fazla devam edemez.

Madde 176

Mahalli belediyelerince bar, kabare, dans salonları, kahve, gazino ve hamamlarda on sekiz yaşından aşağı çocukların istihdamı menolunur.

Madde 177 

Gebe kadınlar doğumlarından evvel üç ay zarfında çocuğunun ve kendisinin sihhatine zarar veren ağır hizmetlerde kullanılamaz. Doğurduktan sonra 155 inci maddede tayin edilen muayyen müddet istirahatını mütaakıp işe başlıyan emzikli kadınlara ilk altı ay zarfında çocuğunu emzirmek üzere mesai zamanlarında yarımşar saatlik iki fasıla verilir.

Madde 178

Her nevi sanat müesseseleri ve maden ocakları ve inşaat yerleri dahilinde veya yakınında ispirtolu meşrubat satışı veya umumi evler açılması memnudur.

Madde 179

Aşağıdaki mevaddı ihtiva eylemek üzere işçilerin sıhhatini korumak için İktisat ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletleri tarafından müşteken bir nizamname yapılır.

1 – İş mahallerinin ve bunlara ait ikametgah ve saire gibi müştemilatın haiz olması lazım gelen sıhhi vasıf ve şartlar.

2 – İş mahallerinde kullanılan alat ve edevat, makineler ve iptidai maddeler yüzünden zuhuru melhuz kaza, sari veya mesleki hastalıkların zuhuruna mani tedabir ve vesait.  Kadınlarla 12 den 16 yaşına kadar çocukların istihdamı memnu olan sıhhate mugayir ve muhataralı işlerin neden ibaret olduğu iş kanununda tasrih edilecektir.

Madde 180 – (Mülga: 11/10/2011-KHK-663/58 md.)
SEKİZİNCİ BAP (Bu Bap’ın 24/6/1995 tarihli ve 560 sayılı KHK’ye aykırı hükümleri, söz konusu KHK’nin 21 inci maddesi
ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu KHK 27/5/2004 tarihli ve 5179 sayılı Kanun ile değiştirilerek kabul edilmiş, ancak gerek Meclis Tutanaklarında gerekse Kanun metninde bu hüküm yer almamıştır.)
Yenilecek ve içilecek şeyler ile kullanılacak bazı maddeler
Madde 181

(…)(Bu maddenin; birinci fıkrasında yer alan, “Bütün gıda maddeleriyle” ibaresi ile ikinci fıkrasında yer alan
“gıda maddeleri ile“ ibaresi, 27/5/2004 tarihli ve 5179 sayılı Kanunun 37 inci maddesiyle madde metninden çıkartılmıştır.) umumi sıhhate taalük edip (183) ncü maddede envaı zikredilen eşya ve levazım, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin teftiş ve murakabesine tabidir. Belediye teşekkül etmiş olan mahallerde bu murakabe vekaletin bu kanun dairesinde ıstar edeceği nizamnamelerle talimatlara tevfikan belediye tarafından ve belediyelerin bulunmadığı yerlerde vekalet sıhhi teşkilatına mensup memurlar tarafından icra edilir. (Bu fıkrada geçen (182) rakamı 26/3/1941 tarih ve 3987 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle (183) olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.)

(Ek fıkra: 22/9/1983 – 2890/1 md.) Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı belediyelerin bu teftiş ve murakabe hizmetlerini sürekli kontrol edebileceği gibi, lüzum gördüğü yerlerde veya lüzum görülen işlerde doğrudan doğruya teftiş ve murakabe etmek üzere memur görevlendirir. Gerektiğinde (…) (2)183 üncü maddede sayılan eşya ve levazımın bakanlıkça tespit edilecek laboratuvarlarda tetkikini sağlar.

(Ek fıkra: 22/8/1983-2890/1 md; Mülga : 27/5/2004-5179/37 md.)

Madde 182 – (Mülga : 27/5/2004-5179/37 md.)
Madde 183 – (Mülga: 28/3/2013-6455/89 md.)
Madde 184 – (Mülga : 27/5/2004-5179/37 md.)
Madde 185

183 üncü maddede zikredilen eşya ve levazımı bunların gerek evsaf ve terkibi ve gerekse nezafetsizliği dolayısiyle kullananların sıhhatini az veya çok ihlal edecek surette muhafaza veya sevketmek veya bu nevi eşya ve levazımı satmak üzere nezdinde bulundurmak, satılığa çıkarmak veya satmak ve yahut gıda maddelerine ait olduğu herkesçe malüm ve üzerinde buna dair alamet mevcut bulunan kaplar derununa muzır ve zehirli maddeler koyarak satılığa çıkarmak memnudur. (Bu hükmün uygulanmasında ek 3 üncü maddeye bakınız.)

Madde 186

Halkı aldatmak üzere gıda maddelerini ve 183 üncü maddenin ikinci fıkrasında mezkür eşyayı taklit veya tağşiş etmek veya mahlütluğunu ve bunun nisbetini bildirmeyerek taklit veyahut mağşuş gıda maddelerini satmak üzere nezdinde bulundurmak, satılığa çıkarmak ve satmak memnudur.(Bu hükmün uygulanmasında ek 3 üncü maddeye bakınız.)

Madde 187

Gıda maddelerini yanlış unvan ve vasıflarla veya halkın aldan masını mucip olabilecek alametlerle ticarete çıkarmak, satmak üzere nezdinde bulundurmak ve satmak memnudur. (Bu hükmün uygulanmasında ek 3 üncü maddeye bakınız.)

Madde 188-193– (Mülga: 27/5/2004-5179/37 md.)
Madde 194

Sokaklarda, pazar yerlerinde seyyar olarak gıda maddeleri ve 183 üncü maddede zikredilen eşya ve levazımı satanların sattıkları eşya dahi teftişe tabi olup bunlardan lüzumuna göre nümune alınabilir.

Madde 195 – (Değişik: 27/5/2004-5179/32 md.)

Seyyar esnaf, alakadar memurların teftişlerini ve numune almalarını kolaylaştırmaya ve kendilerine istedikleri izahatı vermeye mecburdurlar.

Madde 196 

Teftiş yapan memurların vakı teftişlerine ait olmak üzere merbut oldukları makamlara tevdi eyliyecekleri raporlarla kanuna muhalif hallerin ihbarı müstesna olmak üzere teftişleri esnasında muttali oldukları malümatı ve bazı gıda maddelerinin ihzar tarzlarına dair sanat esrarını ifşa eylemeleri memnudur.

Madde 197 

Bu kanunun mer’iyeti tarihinden itibaren beş sene zarfında her mahallin belediyesi o yerin ihtiyacına muvafık vüs’atte Dahiliye ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletlerince evsaf ve şeraiti ile beraber yapılacak bir nizamnamenin göstereceği tiplerden birisini kabul ederek bir mezbaha inşa ettirecek veya mevcut olanı bu esasa göre ıslah eyleyecektir.

Madde 198 – (Mülga: 27/5/2004-5179/37 md.)
Madde 199

(…)(1) bu kanunda zikredilen kullanılacak eşya ve levazımın ayrı ayrı hususi vasıflarını ve bunların ne gibi ahvalde bozulmuş, taklit veya tağşiş edilmiş addedilebileceğini ve tahlil için alınacak nümune miktarını gösterir bir nizamname Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tanzim olunacaktır. (Bu arada yer alan, “Her gıda maddesi ile” ibaresi, 27/5/2004 tarihli ve 5179 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle madde metninden çıkarılmıştır.)

DOKUZUNCU BAP
Maden suları ve kaplıcalar
Madde 200

Türkiye Cumhuriyeti arazisi dahilinde bulunan her nevi maden suları ile kaplıcaları işletmek için hususi hükümlerine tevfikan alınması lazımgelen müsaade ile beraber bu suların şifalı hassalarının Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından tasdik edilmiş olması lazımdır. Bu vekaletçe şifalı hassaları veya tesisatının fenne muvafık olduğu tasdik edilmeyen maden suları bu nam ve unvan ile ticarete çıkarılamayacağı gibi kaplıcalara da tedavi maksadiyle eşhas kabul edilemez.

Madde 201

İçmeğe mahsus maden suları ile yıkanmağa mahsus her nevi sıcak, soğuk kaplıcaların işletilmesinden evvel sahipleri veyahut bir şirket namına ise o şirketin idare meclisi reisi tarafından bir istida ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine müracaat edilir.

Bu istidaya suyun işletilmesi için vekaleti aidesinden istihsal edilmiş olan ruhsatname sureti ve mütehassıs bir mühendis tarafından yapılan menbaın nısıf kutru asgari beş yüz metrelik bir daire dahilindeki etraf ve civarının 1/200 mikyasında bir haritasiyle beraber suyun hikemi vasıflarını ve miktarını ve ne suretle bendedildiğini, mevcut veya mutasavver tesisatın şekil ve vasıflarını gösterir bir beyanname ve bir de tahlil raporu leffolunur. Vekaletçe lüzum görüldüğü takdirde mahsus memurlar vasıtasiyle sudan nümune alınıp Devletmüessesatında suyun tahlili tekrar icra ettirilir.

Bu husustaki masarif istida sahibine aittir. Hali hazırda mevcut ve işletilmekte olan maden suları ve kaplıcalar da bu mecburiyete tabidirler. Bunların sahip veya müstecirlere kanunun mer’iyeti tarihinden itibaren bir sene zarfında bu maddede zikredilen vesikaları Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine tevdi ederler.

Madde 202

Maden suları ve kaplıcalar sıhhi noktai nazardan Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin murakabesi altında olup bunlar her zaman teftişe tabidirler. Bu sanayi  sahip veya müstecirleri bu hususta her türlü kolaylığı göstermeğe mecburdurlar.

Madde 203 

İçilmeğe mahsus olarak hususi kablar derununda ticarete çıkarılan maden suları derununa her nevi kimyevi maddeler veya suyun terkibine yabancı gazlar ilavesi memnudur. Maden suları derununda mevcut bazı gazların çoğaltılması için aynı cinsten sun’i gaz ilave etmek caiz isede bunun evvelce Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine ihbar edilmesi ve suyu havi kablar üzerine sun’i gaz ilave edildiğinin aşikar surette yazılması lazımdır.

Madde 204

Şifalı hassaları kabul edilmiş olan maden suları ve kaplıcaların etrafında bir himaye mıntakası tesisini sahip veya müstecirleri talep edebilirler. Bunun için bir istida ve esbabı mucibe ve laakal üç senedenberi tedavi maksadiyle gelen kimselerin adedini bildiren bir beyanname ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine müracaat olunur. İstida üzerine Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve İktisat Vekaletleri müştereken talebi tetkik ettikten başka mahallinde tefahhus ettirerek suyun umumun menfaatına yarayıp yaramadığını tesbit ve himaye mıntakasının hududu tayin olunur. Bu himaye mıntakası dahilinde her nevi yer altı toprak ameliyatı ve sondaj icrası memnudur.

Madde 205

Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tesisatın vüs’atine ve müracaat eden hastaların miktarına göre havassı şifaiyeyi haiz içme ve kaplıca mahallerinde fenni hususattan da mes’ul olmak üzere Vekaletçe ihtısası tasdikli bir tabibin istihdamını sahip veya müstecir veyahut heyeti idaresinden talep edebilir. Bu takdirde görülecek lüzum üzerine daimi veya tedavi mevsimine munhasır olmak üzere ihtiyaca göre bir veya bir kaç tabip tayini mecburidir.

Madde 206

Ecnebi memleketlerinden gelecek maden suları için evvelemirde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden memlekete ithal için müsaade alınır. Vekaletçe ithaline müsaade edilmeyen maden sularının gümrüklerce geçirilmesine müsaade edilmez.

Madde 207

Gerek dahilde imal ve gerekse hariçten ithal olunan bütün suni maden suları ile gazlı sular üzerinde, suni olduğuna dair alıcının görebileceği tarzda yazılmış bir etiketin bulunması mecburidir. Bu nevi suni maden sularına malik olmadıkları şifalı hassalar atıf ve isnat edilmek suretiyle her çeşit reklam icrası memnudur.

Madde 208

Hududu dahilinde veya yakınında havassı şifaiyesi ve umumun istifadesine yaradığı ait olduğu dairelerce kabul ve tasdik edilen bir veya mütaaddit madeni menbalar veya kaplıcalar bulunan şehir ve kasabalar belediyelerinin talebi üzerine Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye ve İktisat Vekaletlerince yapılacak tetkikat neticesinde o şehir ve kasaba içme veya kaplıca mahalli olarak ilan olunur.

Madde 209
(Mülga: 1/7/1948 – 5237/51 md. Bkz: TBMM. nin 4/5/1956 tarih ve 1964 sayılı Tefsir Kararı.)
Madde 210

209 uncu maddedeki resim, içme veya kaplıca mahalli olarak ilan edilen şehir ve kasabada mütemekkin olmayıp mevsiminde buralarda gelenlerden cibayet edilir. Harb malülleri ve mecruhları ve hükümetçe meccanen tedavisine lüzum görülen hastalar ve fakirliği musaddak olanlar bu resimden muaftırlar.

ONUNCU BAP
Mezarlıklar, ölülerin defni, mezardan çıkarılması ve nakli
BİRİNCİ FASIL
Mezarlıklar ve ölülerin defni
Madde 211

Mezarlık ittihaz olunan yerlerden başka yerlere ölü defni memnudur. Fevkalade hallerde ve sıhhi mahzur mevcut olmadığı takdirde Cumhurbaşkanı karariyle muayyen ve malüm mezarlıklar haricinde ölü defnine müsaade edilir. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “İcra Vekilleri Heyeti” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.) 

Madde 212

Her şehir ve kasaba belediyesi şehir ve kasabanın haricinde ve meskenlerden kafi miktar uzakta olmak üzere şehir ve kasabanın nüfusuna ve senelik vefiyatı umumiyesine nisbetle lazım gelen bir veya müteaddit mezarlık mahalli tesisine mecburdur.

Mezarlık olmak üzere intihap edilecek mahallerin toprağı, vasıfları ve civarındaki meskenler veya su menbaları için sıhhi bir mahzur bulunup bulunmadığı ve mesahai sathiyesinin kifayeti sıhhiye memurlarınca tayin olunur. Bu mezarlıkların tanzim ve iyi bir halde muhafazası mahalli belediyelerine aittir. Mezarlıkların etrafı behemehal duvarlarla tahdit edilir.

Madde 213

Köyler için tesis edilecek mezarlık mahalleri bu köylerin merbut olduğu kaza kaymakamlarınca Hükümet tabiplerinin mutalaası alınarak tayin olunur. Mütaaddit ve yekdiğerine mücavir köyler için bir mezarlık mahalli tesis olunabilir. Köy mezarlıklarının iyi halde muhafazaları ihtiyar heyetlerine aittir.

Madde 214

Fenni şartları ve vasıfları haiz olmayan ve sıhhi mahzurları görülen mevcut mezarlıklar hali üzerine terk olunarak yeni mezarlıklar ihdas ve tesis edilir.

Madde 215

Bu kanunun tarifi dahilinde defin ruhsatiyesi alınmadıkça ve ibraz olunmadıkça hiç bir cenazenin defni caiz değildir. Ruhsatnameler mevtanın hüviyetini, adresini, bilindiği halde vefatın sebebini muhtevi olacak ve defnine ruhsat verildiği sarahatla kaydedilecektir.

Madde 216

(Değişik birinci cümle: 20/8/2016-6745/1 md.) Defin ruhsatiyeleri belediye tabipleri, toplum sağlığı merkezi tabipleri ile aile hekimleri tarafından mevtanın muayenesinden sonra verilir ve bu ruhsatiyelerin yerleşim yeri bazında hangi tabipler tarafından verileceği Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından belirlenir. Ölümüne sebep olan hastalık esnasında tedavi eden tabibin verdiği ruhsatname resmi tabipler tarafından tasdik edilmek şartiyle muteberdir.

Madde 217

Hükümet veya belediye tabipleri icabı halinde esbabı vefatı tayine medar olmak üzere tabibi müdavinin raporunu talep edebilirler. Tabibi müdaviler talep vukuunda bu raporu vermeğe mecburdurlar.

Madde 218

Bütün hastane ve sair sıhhi müesseselerde ölenlere ait defin ruhsatiyeleri o müessesenin müdür ve baştabibi tarafından verilir ve usulü dairesinde resmi tabipler tarafından tasdik edilir. Kendine ait hususi mezarlığı olan müesseselerdeki ölülerin ismi ve hüviyeti sebebi vefatiyle birlikte yirmidört saat zarfında belediye dairesine bildirilir.

Madde 219

Tabip bulunmayan yerlerde ölülerin muayeneleri küçük sıhhat memurları veya bu iş için yetiştirilmiş veya tavzif edilmiş memurin tarafından icra ve ruhsatnameleri verilir. Bunların bulunmadığı yerlerde defin ruhsatiyesi ya jandarma karakol kumandanları veya köy muhtarları tarafından ita olunur. Her şehir, kasaba veya köyde ölü muayenesi yapacak ve defin ruhsatını verecek olanlar en büyük mülkiye memuru tarafından tayin ve ilan olunur.

Madde 220 

Her belediye ve belediye olmayan yerlerde defin ruhsatiyesi verenler nezdinde vefiyatın kayıt ve zaptına mahsus bir defter bulundurulacak ve bu deftere meyitin ismi, adresi, tarihi vefatı, malüm ise mevti intaç eden hastalık ve defin ruhsatiyesi verenin ismi kaydedilecektir. Bu malümat her ay nihayetinde toplanarak öbür ayın on beşine kadar en yakın Hükümet tabibi ve sıhhiye müdiriyetine bildirilir ve sıhhat daireleri tarafından da mahalli nüfus idarelerine ihbar olunur.

Madde 221

Ölü muayene edenler veya defin ruhsatnamesi verenler vefat sebebinin kazaen veya bir sari hastalık neticesi olduğuna dair şüphe veya kanaat hasıl ettikleri takdirde ait olduğu makamı haberdar etmeden defin ruhsatiyesi veremezler. Tabip olmayan yerlerde sari hastalık şüphesiyle vefat edenler içindefin ruhsatiyesi verilip hadiseden akabinde makamı aidesine malümat verilir.

Madde 222

Her şehir ve kasabada cenazelerin bulunduğu mahalden mezarlığa kadar ne suretle nakledilecekleri hakkında mahalli sıhhiye memurlarının mutalaası alınmak şartiyle belediyelerce bir talimatname çıkarılır. Cenazelerin kolayca ve usulü dairesinde nakline nezaret ve bu bapta lazım gelen vasıtaların ihzarına belediyeler mecburdurlar. Umumi nakil vesaitinin cenaze nakline veya cenaze nakline mahsus vasıtaların sair hususlara tahsisi memnudur.

Madde 223

Mezarlıklarda her mezara bir ölü defnolunur ve mezarlıkların mebni olduğu arazinin tabiatına nazaran tayin olunacak zaman mürur etmeden aynı mahalde ikinci bir ölünün defnine ruhsat verilmez. Bu müddet beş seneden aşağı olmaz. Mezarlıkların vüs’ati müsait olan mahallerde münasip bir mahal ayrılarak isteyenlere aile mezarlığı olarak satılması caizdir.

Madde 224

Ölülerin yakılması için fenni usulü dairesinde fırınlar yaptırmak istiyen belediyeler evvel emirde bu hususta Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine müracaat ederek hazırlattıkları projeleri tasdik ettirip müsaade aldıktan sonra tesisata başlıyabilirler.

Madde 225 

Bir cesedi ihrak fırınlarında yaktırmak için aşağıda yazılı vesikaların vücudu lazımdır:

1 – Ölünün hastalığı esnasında tedavisiyle meşgul olmadığı malüm ve sabit olan resmi bir tabip tarafından verilmiş olup vefatın her hangi gayritabii bir sebepten mütevellit olmadığını bildiren bir rapor ve defin ruhsatiyesi.

2 – Cesedinin yakılmasını arzu ettiğini mübeyyin olup mevtanın hayatta ikenyazdığı vesika veya bu hususta şifahen arzu izhar ettiğini işitenlerden laakal üç zatın tahriri şehadet ve tasdikleri.

3 – Müteveffanın ölümünü mucip olan sebebin herhangi cinai bir fiilden münbais olduğuna dair hiç bir şüphe mevcut olmadığını bildiren ve mahalli polis idaresi tarafından verilen vesika.

İşbu vesikalar ihraktan laakal yirmi dört saat evvel mahalli belediyesine ibraz olunarak alelüsul vefat defteri mahsusuna işaret edildikten sonra ihrak müsaadesi verilir. Defnedilen ölülerin defninden sonra ihrak için kabirden çıkarılmalarına müsaade edilmez.

Madde 226

İhrak neticesi cesetten hasıl olan bakaya hususi kablar derununda mezarlık dahilinde bir dairei mahsusada hıfzedilir.

İKİNCİ FASIL
Ölülerin çıkarılması ve nakli
Madde 227

Cesetlerin tamamiyle tahallül ve tefessühünden evvel mezarlar açılarak ölülerin çıkarılması için behemehal mahalli belediyesinin müsaadesi alınmak lazımdır. Bu hususta sıhhat memurlarının mutalaası alınmalıdır. Adli otopsiler bu hükümden müstesnadır. Yalnız mahalli belediyesine keyfiyet bildirilir.

Madde 228

Bir ölünün gerek defninden evvel ve gerek defninden sonra bir kasabadan diğerine nakli için vefat veya defin mahalli olan şehir veya kasaba belediyesinin vesikası istihsal olunur. Bu vesikanın alınması için ölü henüz defnedilmemiş ise defnine ruhsat verildiğini mübeyyin vesikanın ibrazı lazım gelir. Defnedilmiş ölüler için evvelce vefiyat hakkındaki defteri mahsusuna işaret edilmiş olan kayıtların bir sureti çıkarılır ve bundan başka da her iki halde vefatın sebebi nakli halinde sıhhi bir mahzur tevellüt etmiyeceğine dair tabibin tasdiki iktıza eder.

Madde 229 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

Kolera, veba, çiçek, şarbon, cüzam ve ruam hastalıklarından vefat edenlerin nakli memnu olduğu gibi kolera, veba, çiçek veya lekeli humma hastalıklarından vefat etmiş olanların bir sene geçmedikçe mezardan çıkarılarak başka bir mahalle nakilleri de memnudur.

Madde 230

Bir şehir ve kasabadan diğerine nakledilecek ölülerin Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tertip edilerek belediyelere tebliğ olunacak talimatnamede mündemiç fenni usuller dahilinde tabutlanması lazımdır. Bu tarzda tabutlanmayan ölülerin nakline mümanaat edilir.

Madde 231

Şimendiferlerle nakledilecek ölüler 228 inci maddede gösterildiği surette müsaade alındıktan ve ölünün tabutlanmasının usulü fenniyesi veçhile yapıldığı tevsik olunduktan sonra şimendifer idaresine teslim ve ancak seyri seri ile naklolunur. Hava tarikiyle sevkedilecek ölüler için aynı surette muamele olunur.

Madde 232

Uzun müddet devam edecek nakiller için veya sıcak mevsimlerde, sıhhat memurlar tarafından talep edildiği takdirde, ölülerin tahnit edilmesi mecburidir.

Madde 233

Deniz tarikiyle yapılacak ölü nakliyatı için evvelce ait olduğu makamdan istihsal edilen vesikalar ölünün gemiye tahmilinden evvel bulunduğu limandaki Hudutlar ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğünün memuruna veyahut hudutlar ve sahiller sıhhat işlerine nezaret edenlere tasdik ettirilmelidir. Başka suretle ölülerin gemilere yükletilmesi memnudur.

Madde 234 – (Değişik: 15/6/1942 – 4255/1 md.)

Ecnebi memleketlerden getirilen ölülerin nakline müsaade edildiğini ve naklinde sıhhi mahzur bulunmadığını tevsik için mahalli idareden verilmiş ölü nakil vesikası ibraz edilmesi mecburidir.

ON BİRİNCİ BAP
Şehir ve kasabalar hıfzıssıhhası
BİRİNCİ FASIL
İçilecek ve kullanılacak sular
Madde 235

Hususi kanuna tevfikan belediyelerce idare edilen sularla işletilmesi şirketlere bırakılan suların sıhhi hususları Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin murakabesine tabidir.

Madde 236

İçilmek ve kullanılmak için getirilecek suların fennen içilmesine müsaada edilecek evsafta olması şarttır. Olmadığı takdirde bunların fennen icap ettiği surette temizlenmesine ve evsafının ıslahına belediyeler mecburdurlar.

Madde 237

Şehir ve kasabalarda tevzi edilmek üzere celbedilen su menbalarının etrafında behemehal bir himaye mıntakası tesis edilmelidir. Bu mıntakaların hudutları sıhhat memurları huzuriyle ihtisas erbabı tarafından menbaın gıda havzası üzerinde tayin edilir.

Madde 238 

Himaye mıntakası olmak üzere menbalar etrafında tayin ve tahdit edilen arazi belediye mıntakası haricinde de olsa belediye tarafından Belediye İstimlak Kanununa tevfikan istimlaki mecburi olup bu arazinin mesken yapılmak, ekilmek ve sair her hangi hususlar için istimali memnudur.

Madde 239

Suları içilmeğe ve ev işlerinde kullanılmağa mahsus hususi ve umumi kuyuların ve sarnıçların televvüs eyledikleri veya televvüse maruz bulundukları takdirde bunların ıslahını takibe belediyeler mecburdurlar. Sahipleri tarafından ıslah ve televvüs tehlikesi bertaraf edilmiyen kuyular masarifi sahibinden Devlet emvali gibi tahsil edilmek üzere belediye tarafından ıslah edilir.

Madde 240

Umuma satılan menba suları mahalli belediyesinin sıhhi murakebesi altında bulunur. Bunlara ve bütün içme suları nakliyatına ait kapların vasıfları ve bu kablara doldurma ve sevkleri tarzı belediyelerce tayin olunur. Menbaların sahipleri veya müstecirleri menbaların ve su nakledenler suların televvüsten vikayesi için gösterilecek tedbirleri tatbika mecburdur.

Madde 241

Sularının içilmesi fennen ve sıhhat için tehlikeli olan menba, kuyu, çeşme ve saire gibi mahallere belediyece o suyun mazarratlı olduğunu gösteren ve harici tesirler ile yazıları bozulmayan levhalar asılır.

Madde 242

Dere, nehir ve çayların ve çeşmelerin televvüsünü mucip tesisat yapılmasına veya eşhas tarafından bu tarzda telvisat ikaına mümanaat olunur. Fabrika sularının fenni mahzurları tahakkuk eden yerlerde mazarratı izale edilmeden nehir ve derelere dökülmesi memnudur.

Madde 243

Buz fabrikaları ve imalathaneleri sıhhi murakabe altında bulunur. Buz imal edilecek sular behemehal 236 ncı maddede zikredilen içme suları evsafını haiz olmalıdır.

İKİNCİ FASIL
Mecralar ve müzahrefat imhası
Madde 244

Mahsus kanununa tevfikan belediyelerce inşa ettirilmiş ve ettirilecek lağım ve çirkef mecralarının fenni mahzuru olmadığı kabul ve tasdik edilmedikçe dere, çay, nehirlere akıtılması memnudur. Fenni usul dairesinde mecralar muhteviyatının imhası için kullanılacak sahaların meskenlerden uzak olması ve bunların istimlak edilerek başka suretle istimal edilmemesi lazımdır.

Madde 245

Mecra inşası mümkün olmayan yerlerde yapılacak çukurların fenni vasıf ve şartları Sıhhat ve İçtimai Muavenet vekaletince tayin olunur. Bu çukurların muayyen fasılalarla temizlenmesi için belediyelerce münasip ve sıhhi mahzurlardan salim tahliye ve nakil vasıtaları tedarik olunup ücret mukabilinde halka tahsis edilir. Çukurlar muhteviyatının dökülmesi için madde 244 de yazılı olduğu tarzda bir saha tahsis edilmelidir. Beşeri mevaddı gaitanın her nevi sebze ve saire zeriyatında gübre olarak istimali memnudur.

Madde 246

Yirmi binden fazla nüfusu olan şehirlerde umumi caddelerde veya belediyelerce tayin edilecek mıntakalar içinde hayvan ahırı bulundurulması memnudur.

Madde 247

Şehirler ve kasabalar belediye hudutları dahilinde görülen hayvan leşlerinin ortadan kaldırılması ve mazarratlarının izalesi belediyeye aittir. Köyler ve köyler civarındakiler köy ihtiyar heyetlerince gömülürler.

Madde 248

Belediyesi olan her şehir ve kasabada sokakların yıkanmak ve süpürülmek suretiyle temiz tutulması mecburidir. Toplanan süprüntüler bunların etrafa yayılmasına ve dökülmesine mani olacak vasıtalarla nakledilerek şehir ve kasabanın vaziyetine göre en münasip olarak kabul edilen şekilde imha veya ihrak edilir. Nüfusu elli binden fazla olan şehirlerde bu süprüntüden istifade edilmek üzere lazımgelen tesisat yapılır. Sokaklarda veya evler içinde süprüntü birikip kalmaması için belediyelerce tedabir ittihaz olunur.

Madde 249

Belediyelerce şehir ve kasaba dahilinde telvisata meydan vermemek üzere münasip mahallerde fenne muvafık şekilde aptes yerleri tesis ve mevcutları ıslah olunur. Belediye teşkilatı olmayan yerlerde bu mecburiyet köy ihtiyar heyetlerine aittir. Cadde ve sokaklarda ve meskenler kurbünde ve belediyelerce tayin edilecek hudutlar dahilinde açıktan defihacet etmek kati surette menedilir

ÜÇÜNCÜ FASIL
Meskenler
Madde 250

Mahalli belediyelerin ruhsatı olmaksızın her nevi mesken ve umuma mahsus binalar inşası memnudur. Müsaadenin istihsali için binanın projesi belediyeye tevdi edilir.

Bunlardan umuma mahsus binalara ait bulunanlar hakkında sıhhiye heyetinin mutalaası alındıktan ve meskenlere ait olanların Sıhhat Vekaleti tarafından tesbit edilecek, sıhhi şartlara muvafık bulunduğu ve her nevi binanınki mevzu nizamlara da uygun olduğu anlaşıldıktan sonra proje sahibine iade ve inşaata müsaade olunur. Bina sahipleri projelerin tevdiinden itibaren nihayet yirmi gün zarfında bir cevap almadıkları takdirde inşaata başlamakta muhtardırlar.

Madde 251

Müsaade talep edilmeden veya teklif olunan sıhhi şartlar nazarı dikkate alınmadan inşaat yapıldığı takdirde bu inşaatın itmamına ve itmam edilmiş ise sıhhi şartları veya müsaade muamelesini ikmal etmedikçe iskanına ve istimaline mümanaat olunur.

Madde 252

Yeni inşa edilerek sahibi oturacak veya kiraya verilecek binaların ilk defa iskanından evvel içinde oturacaklar için sıhhi ve fenni mahzurları olmadığı belediyelerce tasdik edilmeden iskan ve icari memnudur. Bu tasdik için binanın, aralarında bir sıhhat memuru da bulunduğu bir heyet tarafından tetkiki ve rapor verilmesi lazımdır.

Madde 253

Nüfusu elli binden fazla olan şehirlerde belediyeler ikametgahların sıhhi şartlarını daima nazarı teftişte bulundurmak üzere bir meskenler idaresi tesisine mecburdurlar. Bu idareler azami iki odayı havi evlerle daha büyük olmakla beraber kiraya verilen evleri, bekar ikametgahlarını ve pansiyonları ve ameleye tahsis edilen veya odaları, bodrum ve tavan aralarında bulunan ve icara verilen ikametgahları teftiş ve murakabe ederler.

Madde 254

İnşaatı itmam edilmiş olsun veya olmasın içinde oturanların veya komşularının sıhhatine veya hayatına ehemmiyetli zarar vereceği anlaşılan meskenlerin ıslahına sahipleri mecburdurlar. Bunun için meskenler idaresi olan yerlerde bu idarelerin mevcut bulunmayan mahallerde belediyenin sıhhat ve fen memurlarının verecekleri esbabı mucibeli raporlar belediye reislerince vilayetlerde valiye ve kazalarda kaymakamlara tevdi edilir. Vali ve kaymakamlar esbabı mucibeli raporları mahalli hıfzıssıhha meclislerine tevdi ile karar talep eyler.

Madde 255

Hıfzıssıhha meclislerince verilen karar belediyelerce zikredilen esbabı mucibeyi kabul ve tasvip eder veya ret eyler mahiyette olsa da her iki halde bu kararlar Vilayet İdare Heyetlerinin temyizen tasdikiyle muteber olur.

Madde 256

Sıhhi mahzurları görülen binaların sahipleri belediyelerin esbabı mucibeli raporlarını görmeğe salahiyettar oldukları gibi hıfzıssıhha meclisleri huzurunda beyanı mutalaa etmeğe veya vekilleri vasıtasiyle fikirlerini söyletmeğe mezundurlar. Bu husustaki müzakerattan, laakal 15 gün evvel binaların sahipleri keyfiyetten tahriren haberdar edilmelidir.

Madde 257

Mahzurları görülen binaların hıfzıssıhha meclisleri kararı ve Vilayet İdare Heyetlerinin tasvibiyle takarrür eden tadilat, ıslahat veya tamirat icra edilmeden tamamen veya kısmen mesken olarak istimali memnudur. Etrafında bulunanların hayat ve sıhhati için tehlike iras eden binalar hakkında da aynı suretle muamele icra edilir ve bu tehlikenin vukuu yakın olduğu takdirde belediyelerce tehlikenin süratle izalesi temin ve masarifi Devlet emvali gibi sahibinden tahsil olunur.

DÖRDÜNCÜ FASIL
Hanlar, oteller ve umumi mahaller
Madde 258

Bütün oteller, hanlar ve misafirhanelerin sıhhi şartları mecburi ve asgari olarak ihtiva etmeleri lazım gelen müştemilatı belediyelerce, belediye hudutları haricindeki yerlerde vilayet veya kaza sıhhat memurlarınca tayin ve murakabe edilir.

Madde 259

Sıhhi şartları haiz olmayan ve hastalıkların intikaline vasıta olduğu görülen, otel, han ve sair misafirhaneler her türlü mahzurdan salim bir surette ıslahı sabit oluncaya kadar kapatılır.

Madde 260

Otelcilik, hancılık edecek veya her hangi suretle olursa olsun ücretle misafir kabul edecek olanlar hususi müsaadeyi haiz olmalıdır. Bu müsaadeler belediye hudutları dahilinde belediyelerce, bu hudutlar haricinde valiler veya kaymakamlarca ita edilir. Müsaade verilmeden evvel bu mahallerin sıhhi mahzurlardan ari ve lazım gelen şartları haiz olduğu sıhhat memurlarınca da tesbit olunur.

Madde 261

Bütün eğlence mahalleri, tiyatro, sinema, bar ve gazino ve kahve ve emsali yerler ve halkın bir arada toplanmasına mahsus sair umumi mahaller ve hamamlarda halkın sıhhatini vikaye ve selametini temin için riayeti lazım gelen tedbirler mahalli belediyelerce neşrü ilan olunur. Bu tedbirlere kısmen veya tamamen riayet edilmiyen mahallerde her türlü içtimalar menedilir.

BEŞİNCİ FASIL
Yeni tesis olunacak veya tevsi edilecek şehir ve kasabalar
Madde 262

Nüfusu yirmi bin veya daha ziyade olan şehir ve kasabalar belediyeleri bu kanunun mer’iyeti tarihindan itibaren üç sene zarfında şehir veya kasabanın tevsi ve ıslahı için bir müstakbel şekil projesi tanzim etmeğe mecburdur.

Bu proje yeniden yapılacak veya ıslah edilecek sokakların istikamet ve genişliğini, meydanların, umumi mahallerin, bahçelerin ve abidelerin yerlerini ve vaziyetlerini gösteren bir haritayı ve yapılacak tesisatın senelere taksim edilmiş olmak üzere belediye meclisinde tasdik edilmiş bir programı ihtiva etmelidir.

Madde 263

Nüfusu yirmi binden az ve beş binden fazla olan şehir ve kasabalar belediyeleri de nüfusları her iki nüfus tahriri devresi arasında % 15 miktarında bir çoğalma gösterdikleri takdirde bu tarzda bir proje ihzarına mecbur oldukları gibi nüfusu her neye baliğ olursa olsun 228 inci maddede yazılı olduğu veçhile içme veya kaplıca mahalli olarak kabul edilen şehir ve kasabalarda bu projeyi tanzim ettirirler.

Madde 264 – (Mülga: 15/5/1959 – 7269/51 md.)
Madde 265

Belediyelerce tanzim ettirilecek olan bu plan ve projeler icabında tetkik edilmek üzere Dahiliye ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletlerince talep edilebilir. Bu takdirde bu vekaletlerce teklif edilecek tadilatın kabulü mecburidir.

Madde 266

Her şehir ve kasaba belediyesi bu kanunun mer’iyeti tarihinden itibaren bir sene zarfında o şehir veya kasabanın ihtiyaçlarına göre bu kanunun gösterdiği sıhhi hususlara ait bir zabıta talimatnamesi tertip eder. Bu nizamname, meskenlerin ihtiva etmeleri lazım gelen asgari müştemilatı, umumi ve müşterek ikametgahlardaki ikamet şeraitini, gıda maddeleri satılan veya sair temizliğe mütaallik işlerle iştigal edilen mahallerin, han, otel, misafirhane, eğlence mahalleriyle bütün umumi yerlerin sıhhi şartlarını ve umumiyetle şehrin sıhhat ve temizliğine taallük eden hususlara ait riayetleri lazımgelen kaideleri ihtiva eder.

Madde 267

Belediyelerin mensup oldukları vilayetler vasıtasiyle gönderecekleri sıhhi zabıta talimatnameleri Dahiliye ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tetkik ve tasvip edilmeden mer’iyete konulamaz.

Bu talimatnamede yapılacak esasa mütaallik tadiller aynı şartlara tabidir.

ON İKİNCİ BAP
Gayrisıhhi müesseseler
Madde 268

Civarında ikamet eden halkın sıhhat ve istirahatini ihlal eden müesseseler ve atelyeler bu kanunun neşrinden itibaren, resmi müsaade istihsal edilmeksizin açılamaz.

Madde 269 – 268 inci maddede zikredilen müesseseler ve atelyeler üç sınıfa tefrik olunur:

Birinci sınıf – Hususi meskenlerden behemehal uzak bulundurulmaları icap edenler.

İkinci sınıf – Hususi meskenlerden behemehal uzaklaştırılması icap etmemekle beraber müsaade verilmezden evvel civarında ikamet edenlerin sıhhat ve istirahatleri üzerine gerek tesisatları ve gerekse vaziyetleri itibariyle bir mazarrat yapmayacağına kanaat husulü için tetkikat yapılması iktiza eden müesseseler.

Üçüncü sınıf – Meskenlerin yanında kalabilmekle beraber yalnız sıhhi nezarete tabi tutulması icap eden müesseselerdir.

Madde 270

Bu kanuna müteferri olmak üzere bu üç sınıf müessese ve atelyelerin bir listesi Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince İktisat Vekaletinin de mutalaası alınmak şartiyle tanzim olunur. Bu listede münderiç olmayan müessese ve atelyelerin hangi sınıftan addedileceği badehu yine aynı suretle tayin edilir.

Madde 271

Birinci sınıf müesseselerin tesisi için ancak Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince müsaade olunur ve İktisat Vekaletine malümat verilir. Bu hususta müsaade almak üzere müessesenin bulunduğu mahalde en büyük mülkiye memuruna bir istida ile müracaat edilir.

Bu istida müessesenin nevi ne ile iştigal edeceği ve sair tafsilat kaydedilmelidir. Bu müracaat evrakı mahalli sıhhatmemurlarının raporiyle Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine gönderilir. Vekaletçe icabında yaptırılacak tetkikat ve tahkikattan sonra resmi müsaade verilir.

Madde 272

İkinci ve üçüncü sınıf müesseselerin tesisi için mahalli sıhhat memurlarının muvafık raporları üzerine mahalli en büyük mülkiye memurunca resmi müsaade verilir ve Sıhhat ve İktisat Vekaletlerine bildirilir.

Madde 273

Birinci sınıf müesseseler ve atelyeler civarında ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tasdik edilecek mesafe dahilinde meskenler veya insanların ikametine mahsus sair mahallerin bulunması memnudur.

Madde 274

Bu kanunun neşri tarihinde mevcut olup civarında mukim halkın sıhhat ve istirahatlerini ihlal eylediği mahalli sıhhat memurlarının raporu ve Vilayet İdare Heyetine tasvibi ile tebeyyün eden birinci sınıfa dahil müesseselerin İktisat ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletleri karariyle nakli ve sahibinin mümanaatı halinde seddi caizdir.

Madde 275

Birinci sınıfa dahil bulunan müessese ve atelyelerden işbu kanundan evvel tesis edilmiş olanlar başka bir mahalle naklettikleri veya faaliyetlerini altı ay müddetle tatil eyledikleri takdirde yeniden tesis edilecek müessese mahiyetinde telakki edilerek müsaade istihsali lazım gelir.

ON ÜÇÜNCÜ BAP
Sıhhi istatistik ve coğrafya ve propaganda
Madde 276

Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine ait istatistik hizmetleri aşağıda gösterilmiştir:

1 – Doğum, evlenme, ölüm ve ölüm sebepleri.
2 – Kara, deniz, hava tarikleri üzerinde yapılan sıhhi tedbirler.
3 – Hastane, dispanser, sanatoryumlardaki ve sair tedavi müesseselerindeki hastalar ve zaifler halinekahette bulunanlar.
4 – Sari ve istilai hastalıklar.
5 – Meslek hastaları.
6 – Memleketin sıhhi coğrafyasına ait malümat.
7 – Sıhhi ve içtimai hizmetlere taallük edip Yüksek Sıhhat Şürası tarafından tayin edilecek sair mesail.

Madde 277

Devlete ait hava rasat müesseseleri Sıhhat Vekaletinin tıbbi ve sıhhi istatistik ve coğrafya tanzimi için icap eden her nevi malümatı itaya mecburdurlar.

Madde 278

Devlet umumi istatistik dairesi her ay nihayetinde 276 ncı maddede zikredilen hususlara mütaallik olup ittıla hasıl eylediği ihsai malümatı Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine verir.

Madde 279

Bilümum hususi hastaneler, sanatoryumlar, dispanserler müdürleri Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince talep edilecek istatistikleri muayyen mühletler dahilinde vermeğe mecburdurlar.

Madde 280

Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti sari ve salgın hastalıklardan korunma, çocuk büyütme ve sıhhi şartlar dairesinde yaşama gibi sıhhi meseleler hakkında halkı tenvir için kitap, levha, risale neşreder, sıhhi propaganda müessesatı yapar ve konferanslar verdirir ve her nevi sinema filimleri gösterir. Bu gibi hizmetler meccanidir.İcabı takdirinde lazım gelen vasıtaları haiz seyyar sıhhi propoganda kolları teşkil olunur.

(Ek: 22/9/1983 – 2890/2 md.) Ana sütü ile beslenmenin önem ve üstünlüğünün öğretilmesi, yaygınlaştırılması,süt çocukları ve küçük çocukları besleme yönteminin öğretilmesi konularındaki eğitim ve öğretim; halk eğitimi ve beslenme konularında uygulamalı eğitim yapan gerçek ve tüzelkişilerle birlikte, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından sağlanır. Bu eğitim, ana sütü ile beslenmenin yaygınlaştırılmasını önleyici veya çocuk besinlerini reklam edici nitelikte olamaz.

Madde 281

Bütün mekteplerde en son ilmi müktesebata tevfikan hıfzıssıhha dersi tedrisatı mecburidir. Bu dersler mütehassıs zat tarafından tedris ve programları Maarif Vekaletiyle Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından müştereken tesbit olunur.

ON DÖRDÜNCÜ BAP
Ceza hükümleri
Madde 282 – (Değişik: 23/1/2008-5728/48 md.)

Bu Kanunda yazılı olan yasaklara aykırı hareket edenler veya zorunluluklara uymayanlara, fiilleri ayrıca suç oluşturmadığı takdirde, ikiyüzelli Türk Lirasından bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Madde 283

(Değişik: 23/1/2008-5728/49 md.) Bu Kanunda yazılı belediye vazifelerine taallûk edip 266 ncı maddede gösterilen sıhhi zabıta nizamnamesinde mezkur memnuiyetlere muhalif hareket edenlerle mecburiyetlere riayet etmeyenler, 15/5/1930 tarihli ve 1608 sayılı Kanunla değişik 16/4/1924 tarihli ve 486 sayılı Kanun mucibince cezalandırılır.

Madde 284

66 ve 67 inci maddelerde zikredildiği üzere sari hastalıklar hakkında tetkikatta bulunmağa salahiyettar memurlara muhalefet eden kimseler; Türk Ceza Kanununun 195 inci maddesi mucibince cezalandırılır. (23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 50 nci maddesiyle; bu maddede yer alan “Ceza Kanununun 263 üncü” ibaresi “Türk Ceza Kanununun 195 inci” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.)

Madde 285 – (Değişik: 23/1/2008-5728/51 md.) 

78 inci maddede yazılı memnuiyete rağmen laboratuvarlarında kolera ve veba ve ruam kültürleri bulunduranlar elli günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.

Madde 286

Tathir ve tephir edilmeden satılığa çıkarılan 85 inci maddede yazılı eşyaya vaziyed ve tathiratı icra ve bu hizmetten mütevellit bütün masarif sahibinden tahsil olunduktan sonra iade olunur.

Madde 287 – (Değişik: 23/1/2008-5728/52 md.) 

101 inci maddede zikredilen tedbirlere muhalefet edenler veya tedaviye icabet etmeyenler, Kabahatler Kanununun 32 nci maddesine göre cezalandırılır.

Madde 288 – (Değişik: 23/1/2008-5728/53 md.)

103 üncü maddedeki mecburiyete riayet etmeyenlere, yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Madde 289 – (Değişik: 23/1/2008-5728/54 md.)

109 uncu maddedeki mecburiyete riayet etmeyen tabiplere yüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Madde 290 – (Değişik: 23/1/2008-5728/55 md.)

110 uncu maddede yazılı yasaklara aykırı hareket edenler, Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre cezalandırılır.

Madde 291 – (Değişik: 23/1/2008-5728/56 md.)

112 nci maddede gösterilen tedbirlere riayet etmeyen ve tedaviye icabet eylemeyenler, Kabahatler Kanununun 32 nci maddesine göre cezalandırılır.

Madde 292 – (Değişik: 23/1/2008-5728/57 md.)

137 nci maddede gösterilen mecburiyete riayet etmeyen gemi süvarilerine ikiyüzelli Türk Lirası idarî
para cezası verilir.

Madde 293

138 inci maddedeki şeraite muvafık olmayan gemilerin kaptanları , Gemi Sağlık Resmi Kanununda yer alan para cezalarının on katı idarî para cezasıyla cezalandırılır. (24/4/2003 tarihli ve 4854 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, 293 üncü maddede yer alan “500 numaralı Rüsumu Sıhhiye Kanununda mündemiç cezayı nakdilerin on misli alınmak suretiyle” ibaresi, “Gemi Sağlık Resmi Kanununda yer alan para cezalarının on katı idarî para cezasıyla olarak 6/5/2003 tarihinden geçerli olmak üzere değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.)

Madde 294 – (Değişik: 23/1/2008-5728/58 md.)

Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletiyle İktisat Vekaleti tarafından 141 inci maddede gösterildiği veçhile müştereken tespit edilen yönetmelikte mündemiç levazım ve saireyi bulundurmayan ve yolcuların selamet ve emniyetini temin eyleyecek tedbirlere riayet etmeyen gemi sahip veya süvarilerine dörtyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir ve bu levazım ikmal edilinceye kadar gemilerin seyrüseferlerine mümanaat  olunur. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan yer alan “nizamnamede” ibaresi “yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.)

Bu Kanunda yazılı olan idarî para cezaları mahallî mülkî amir tarafından verilir.

Madde 295 – (Değişik: 23/1/2008-5728/59 md.)

179 uncu maddede zikredilen nizamname ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve İktisat Vekaletlerince müştereken tespit edilen tedbirlere riayet etmeyen iş sahiplerine beşyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Bu yüzden şahsî veya umumi zarar hasıl olduğu takdirde ahkamı umumiye mucibince takibatı kanuniye ifa edilir.

Madde 296 – (Değişik: 23/1/2008-5728/60 md.)

185 inci maddedeki memnuiyet hilafına hareket edenler altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Madde 297 – (Değişik: 23/1/2008-5728/61 md.)

186 ve 187 nci maddelerdeki fiilleri işleyenler, üç aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Madde 298 – (Değişik: 23/1/2008-5728/62 md.)

205 inci maddedeki mecburiyete riayet edilmeyen mahaller, gerekli yükümlülükler yerine getirilinceye kadar mahallî mülkî amir tarafından faaliyetten men edilir.

Madde 299 – (Değişik: 23/1/2008-5728/63 md.)

215 inci maddede zikredilen defin ruhsatiyesi olmadan cenaze defneden mezar bekçileri veya ölü sahipleri Kabahatler Kanununun 32 nci maddesine göre cezalandırılır.

Madde 300

227 inci maddede zikredilen istisna haricinde lazım gelen müsaadeyi almadan herhangi suretle olursa olsun mezarları açanlar; altı aydan bir seneye kadar hapsedilir.

Madde 301 – (Değişik: 23/1/2008-5728/64 md.)

Müsaadesiz olarak bir şehir ve kasabadan diğerine ölü nakledenler Kabahatler Kanununun 32 nci maddesine göre cezalandırılır.

Madde 302 – (Değişik: 23/1/2008-5728/65 md.)

Belediyelerce 252 nci maddeye tevfikan sıhhi mahzuru olmadığı tasdik edilmeden sahip oldukları binaları iskan ettirenler veya icara verenlere yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

ON BEŞİNCİ BAP
Umumi hükümler
Madde 303

Bu kanunda zikredilen sıhhat memurları; Devlet, belediye ve idarei hususiye işlerinde kullanılan tabipler ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin lüzum göreceği ve mezuniyet vereceği hususlarda tabiplerin maiyetinde bulunan küçük sıhhat memurlarıdır.(Bu hükmün uygulanmasında ek 1 inci maddeye bakınız.)

Madde 304

Bu kanunda zikredilen nizamname, talimatname ve saire kanunun mer’iyeti tarihinden itibaren bir sene zarfında tertip ve ikmal olunur. Elyevm mevcut ve aynı işlere müteallik nizamname ve talimatnamenin hükümleri bu kanun hükümlerine tearuz etmedikçe yenileri neşredilinceye kadar muteberdir.

Madde 305

İşbu kanunda yazılı resmi vazifeleri ve muameleleri yapacak olan Hükümet ve belediye hekimleri ile küçük sıhhiye memurları veya bunların makamına kaim olacak sair memurlar bu muamelelerden dolayı hiç bir sebep ile alakadarlardan ücret alamazlar.

Madde 306

Bu kanunun mer’iyeti tarihinden itibaren 28 Haziran 1300 tarihli ceraimi sıhhiye kanunu ve 1316 tarihli mamulatı dahiliyeden olan sade yağlarının muhafazai safiyetine dair nizamname ve 1323 tarihli aşı nizamnamesi ve 31 Mart 1336 tarihli emrazı sariye ve istilaiye nizamnamesi ve 25 Ağustos 1330 tarihli tifo aşısının lüzum görülecek mahallerde tatbikının mecburi olduğuna dair kararname ve 1 Haziran 1331 tarihli Kastamonu vilayeti ve Bolu sancağı frengi mücadele teşkilatı sıhhiyesi hakkındaki nizamname ve 30 Eylül 1331 tarihli kolera aşısının lüzum görülecek mahallerde tatbikı mecburi olduğuna dair olan irade ve 4 Nisan 1333 tarihli sakarinin gümrüklerden imrarı hakkındaki kanun ve 5 Şubat 1337 tarihli ve 90 numaralı frenginin men ve tahdidi sirayeti hakkındaki kanun ve 26 Şubat 1927 tarihli emrazı sariye ve istilaiye nizamnamesine ilave edilen ahkam hakkındaki kanun hükümleri mülgadır.

Madde 307

Şubat 1331 tarihli Sıhhiye Nezareti teşkilatına ait kanunla teşkil edilmiş olan Meclisi Alii Sıhhi mülgadır. Muhtelif kanunlarla bu meclise verilmiş olan vazifeler Yüksek Sıhhat Şürası tarafından ifa kılınır.

Ek Madde 1

(Ek: 14/11/1972 – 1627/2 md.) Bu kanunda yazılı suçları işleyenler hakkında 303 üncü maddede yazılı kimseler tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar muteberdir.

Ek Madde 2 – (Ek: 14/11/1972 – 1627/2 md.)

Bu Kanunun 69 uncu maddesi gereğince alınmış olan tedbirlerden çevre sağlığı ile ilgili olanlara uyulmaması halinde; 303 üncü maddede yazılı yetkililerce 10 liradan 30 liraya kadar para cezası alınır.

Bu cezaya tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde o yer sulh ceza hakimliğine itirazda bulunulabilir. Süresinde itiraz olunmaz veya itiraz reddedilirse bu para cezaları yetkili memurlarca derhal tahsil olunur.
Bu tahsilat Muhasebei Umumiye Kanunu hükümlerine göre sağlık ocakları veya Hükümet tabipliklerinde görevlendirilecek muhasip mutemetleri vasıtasiyle ve mutemet makbuzları karşılığında yapılır.

Tahsilat derhal yapılmadığı takdirde tebliğ tarihinden itibaren üç gün içinde ilgili yerlere ödeyenler hakkında ayrıca takibat yapılmaz. Bu süre içinde ödenmeyen cezalar iki kat olarak 15 gün içerisinde tahsil olunur.

Bu süre içinde de ödenmeyen cezalar üç kat olarak Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkındaki 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre sağlık ocakları veya Hükümet tabipliklerince tahsil olunur.

Ek Madde 3 – (Ek: 22/9/1983 – 2890/4 md.)

Bu Kanunun 185, 186, 187 (…) (1) inci maddelerinde sayılan yasaklara aykırı fiilleri sebebiyle mahküm edilenler hakkında da Türk Ceza Kanununun 402 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.

Bu Kanun kapsamına giren ve umumun sıhhatine (…)(1)ilişkin davalara, mahkemelerce, 3005 sayılı Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanununun 1 inci maddesindeki yer ve 4 üncü maddesindeki zaman kaydına bakılmaksızın suçüstü hükümlerine göre bakılır ve hükümler kesinleştikten sonra bunların birer sureti Cumhuriyet savcılıklarınca doğrudan doğruya Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına gönderilir. (Bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ve 188” ibaresi ile son fıkrada yer alan “,yenecek ve içilecek şeylere “ ibaresi, 27/5/2004 tarihli ve 5179 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle madde metninden çıkarılmıştır.)

Geçici Madde 1- (Ek:11/10/2011-KHK-663/58 md.)

127 nci maddede belirtilen yönetmelik, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde yürürlüğe konulur ve anılan yönetmelik yürürlüğe girinceye kadar ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.

Madde 308

Bu kanun neşri tarihinden itibaren altı ay sonra mer’idir.

Madde 309

Bu kanun hükümlerinin icrasına İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

18 Nisan – Hukuk Takvimi

0
18 Nisan - Hukuk Takvimi

18 Nisan – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar 

 1853
Amerikalı hukukçu, siyasetçi ve diplomat William R. King yaşamını yitirdi. (Doğumu: 7 Nisan 1786) North Carolina Üniversitesi‘nde hukuk eğitimi gördü.  1806’da baroya kabul edildi ve Clinton’da çalışmaya başladı. 1810’da Kuzey Karolina’da şehir avukatı oldu. 12,13 ve 14. Kongrelere seçildi. Alabama’nın 1819’da yirmi ikinci eyalet olarak kabul edilmesinin ardından, Eyalet Yasama Meclisi tarafından Amerika Birleşik Devletleri Senatosu’na Demokratik-Cumhuriyetçi olarak seçildi. Amerika Birleşik Devletleri Senatosu’nun geçici başkanı olarak görev yaptı. Senato’nun Kamu Arazileri Komitesi Başkanı olarak görev yaptı.  1844’ten 1846’ya kadar Fransa Bakanı olarak görev yaptı. 1850’de Senato Dış İlişkiler Komitesi ve Emeklilik Komitesi Başkanı olarak görev yaptı. Kongre’nin yönettiği Columbia Bölgesi’ndeki köleliği kaldırma önerilerine karşı çıktı. 1853 yılından ölümüne kadar Amerika Birleşik Devletleri başkan yardımcılığı görevinde bulundu.
1873
Porto Rikolu yazar María Bibiana Benítez yaşamını yitirdi. (Doğumu: 10 Aralık 1783) Porto Riko’nun ilk kadın şairi ve adanın ilk oyun yazarıdır.
María Bibiana Benítez
1878
Asım Paşa’dan boşalan Danıştay Başkanlığına Ali Paşa getirildi.
1905
Hukukçu, akademisyen, siyasetçi ve yazar Yavuz Abadan dünyaya geldi. (Ölümü: 30 Haziran 1967) İstanbul Üniversitesi’de Hukuk eğitimi gördü. Doktorasını Heidelberg Üniversitesi’nde yaptı. İstanbul’da çeşitli okullarda Türkçe ve tarih dersleri verdi. Akademik kariyerine İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam etti. 1942’de profesörlüğe yükseldi. Akademik yaşamının yanı sıra Eminönü Halkevi Başkanlığını üstlendi. CumhuriyetSon Havadis, Ulus, Vatan, Yeni Gün ve Yeni İstanbul gazetelerinde yazarlık yaptı. 1952-1954 yılları arasında Hukuk Fakültesinde dekan olarak görev yaptı. Bu görevi sırasında Fakülteye bağlı Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’nü kurdu ve Genel Müdürlüğünü yaptı. 1960 askeri darbesinin ardından üniversitelerden ihraç edilen 147 öğretim üyesinden birisi oldu. Hakları geri verilince Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ve Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde görev aldı. 1963’te Milletlerarası Hukuk ve Toplum Felsefesi Derneği Başkan Vekilliği’ne, 1965’te de Milletlerarası Siyasi İlimler Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçildi. 30 Haziran 1967’de yaşamını yitirdi.
1912
Hukukçu ve bürokrat Mehmet Sabri Toprak, 18 Nisan 1912’de İttihat ve Terakki Fırkasından Meclis-i Mebusan’a Saruhan(Manisa)’dan mebus seçildi.
1912
Osmanlı Devleti’nin parlamentosu olan İkinci Meclis-i Mebusan yeniden toplandı.
1920
Milli Kuvvetleri bastırmak amacı ile, İstanbul Hükümeti “Kuvve-i İnzibatiye” adlı bir örgüt kurulmasına ilişkin kararname çıkardı. (Hilafet Ordusu adını taşıyan bu örgüt 25.6.1920’de kaldırıldı)
1920
İtilaf Devletleri 18 Nisan 1920’de San Remo Konferansı’nda Osmanlı İmparatorluğu’na uygulanacak barış antlaşmasının şartlarını konuşmak üzere toplandı.
1935
12. Uluslararası Kadın Kongresi Yıldız Sarayı’nda başladı.
1939
Harp Mükellefiyeti Kanunu kabul edildi.
1946
Milletler Cemiyeti dağıldı. Savaş sonrası 18 Nisan 1946’da Cenevre’de toplanan konferans, XXI. Genel Kurul Toplantısıyla cemiyetin dağılmasına karar vermiştir.
1946
Milletler Arası Daimi Adalet Divanı, Milletler Cemiyeti bünyesinde kurularak 15 Şubat 1922 tarihinde faaliyete başlamıştı. 18 Nisan 1946 tarihinde faaliyetine son verilmiştir. Milletlerarası Daimi Adalet Divanının faaliyetine son verilmesiyle bu mahkemenin yerini Birleşmiş Milletler antlaşmasıyla kurulan ‘Uluslararası Adalet Divanı’ almıştır.
1951
Paris Antlaşması Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Fransa, Batı Almanya ve İtalya arasında imzalandı. Avrupa Birliği’nin temellerini oluşturan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kuruldu.
1955
Endonezya’nın Bandung kentinde, 29 bağlantısız Afrika ve Asya ülkesinin bir araya geldiği Bandung Konferansı toplandı. 24 Nisan’da sona eren konferansın sonuç bildirgesinde sömürgeciliğin ve ırkçılığın son bulması istendi.
1960
CHP’yi ve basını soruşturmak üzere TBMM’de Tahkikat Komisyonu kuruldu. Tahkikat Encümeni, tüm siyasi partilerin kongre, toplantı, miting, vb. her türlü faaliyetini yasakladı.
1961
Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi, 18 Nisan 1961 tarihinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlendi. 18 Nisan 1961 Tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkındaki Viyana Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun; 3042 kanun numarası ile 04.09.1984 tarihinde kabul edildi, Resmi Gazetenin 12.9.1984 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girdi. Viyana Konvansiyonu olarak da bilinen sözleşme 53 maddeden oluşmaktadır.
1972
Mamak Askeri Cezaevi’nde bulunan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ölüm orucuna başladı.
1974
İtalya‘da Kızıl Tugaylar örgütü, Savcı Mario Sossi’yi kaçırdı.
1975
I. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı grev ve lokavtları komutanlıktan alınacak izne bağladı.
1977
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Ekipler amiri Sadettin Tantan; Nükhet Duru, Ali Poyrazoğlu ve Korhan Abay’ı oynadıkları müzikalde komünizm propagandası yaptıkları gerekçesiyle sorguya çekti.
1980
Ankara 2.Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmada Muzaffer Erdost 10 ay hapis cezasına çarptırıldı ve cezası tecil edilerek tahliye edildi.
1983
UNESCO Genel Konferansı’nın 1983 yılında gerçekleştirilen 22. oturumunda Üye Devletlerin her yıl 18 Nisan’da “Uluslararası Anıtlar ve Siteler Günü”nü kutlaması yönünde karar alındı. Tüm dünyada 18 Nisan günü, ICOMOS (International Council of Monuments and Sites) öncülüğünde Dünya Kültür Mirası Günü ya da diğer adıyla ‘Uluslararası Anıtlar ve Sitler Günü’ (World Heritage Day) olarak kutlanmaktadır. Bugünün kutlanmasındaki temel amaç, kültür varlıklarının korunması konusunda farkındalık yaratmak ve toplum bilincinin oluşturulmasına ve artırılmasına katkı koymaktır.
1986
Roma Hukukunun duayenlerinden Prof. Dr. Mehmet Kudret Ayiter, yaşamını yitirdi.)
1988
İstanbul Valiliği sendikaların 1 Mayıs İşçi bayramı kutlama başvurusunu olağanüstü hal uygulaması gerekçesiyle reddetti.
1988
Siirt’te yaptığı konuşmada “Parti programı Kürtçe de basılsın” önerisinde bulunduğu için 2 yıl süreyle SHP’den ihraç edilen ve ”Kürtçülük propagandası”ndan DGM’de yargılanan SHP’li Turgut Atalay beraat edince SHP MYK de Atalay’ı “affetti” ve üyeliğe kabul kararı aldı.
1988
Yönetmen Muammer Özer’in Kara Sevdalı Bulut filmi hakkında verilen müsadere kararı gereğince filmin kopyalarına el konuldu.
1988
Hukukçu, Amerikalı muhafazakar siyasi yorumcu ve yazar Kayleigh McEnany doğdu. Miami Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu ancak Hukuk fakültesinin ikinci ve üçüncü yıllarını Harvard’da tamamlayarak buradan mezun oldu. Beyaz Saray İletişim Ofisi’nde çalıştı. Medya kariyerine Fox News’de yapımcı olarak başladı ve daha sonra CNN’de yorumcu olarak çalıştı. 2019’dan 2020’ye kadar Ulusal Basın Sekreteri olarak ve 2020’den 2021’e kadar Kıdemli Danışman olarak çalıştı. Trump yönetimi için 33. Beyaz Saray basın sekreteri olarak görev yaptı.
1995
Arjantinli hukukçu ve eski devlet başkanı Arturo Frondizi yaşamını yitirdi.  (Doğumu: 28 Ekim 1908) 1927’de Buenos Aires Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi ve Temmuz 1930’da şeref derecesiyle mezun oldu. Arjantin cumhurbaşkanı olarak 1 Mayıs 1958’den 29 Mart 1962 tarihindeki askeri darbeye kadar görev yaptı.

Arjantinli hukukçu ve eski devlet başkanı Arturo Frondizi 28 Ekim 1908'de dünyaya geldi. 1927’de Buenos Aires Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi ve Temmuz 1930’da şeref derecesiyle mezun oldu. Arjantin cumhurbaşkanı olarak 1 Mayıs 1958’den 29 Mart 1962 tarihindeki askeri darbeye kadar görev yaptı. 18 Nisan 1995 günü yaşamını yitirdi.
Arturo Frondizi
1996
İstanbul’da sıkıyönetimin kaldırıldığı 1986 yılına kadar askeri cezaevi olarak işlev gören Sultanahmet Cezaevi otel olarak hizmet vermeye başladı.
1996
İsrail birlikleri, Lübnan’da BM denetimindeki yerleşim birimini bombaladı: 106 sivil öldü.
1996
DGM, Evrensel’e 10 gün süreyle kapatma cezası verdi. 3.kez kapatılma kararı verilen gazete toplamda 55 gün kapatılmış oldu.
1999
Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK, 24 Aralık 1995 ve 18 Nisan 1999 milletvekili genel seçimlerinde DSP adayı olarak Trabzon milletvekilliğine seçildi.
1999
Türkiye genel seçimlerinde CHP %10’luk seçim barajını geçemeyerek darbe dönemleri hariç ilk kez parlamento dışında kaldı.
2000
Türk-İş, Hak-İş ve DİSK’in düzenlediği çocuk İşçiliğe Karşı Ulusal Yürüyüş’ başladı. Çocuk işçiler Gaziantep ve Çerkezköy’den yola çıktı.
2001
Hakkında Türkiye’de tutuklama emri çıkarılan işadamı Cavit Çağlar, ABD’nin New York kentinde tutuklandı.
2001
Bukowski’nin bir öyküsünü yayınladığı gerekçesiyle RTÜK’ün Açık Radyo’ya verdiği “15 gün kapatma” cezasında yürütme durduruldu.
2002
“Savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları dışında” idam cezasını kaldıran yasa tasarısı Adalet Komisyonu’ndan geçti. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Doğru Yol Partisi (DYP), idamın tamamen kalkmasına karşı çıktı.
2002
Yargıtay Dokuzuncu Ceza Dairesi, Salih Mirzabeyoğlu olarak tanınan İBDA/C örgütü lideri Salih İzzet Erdiş’e, Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye kalkışmak suçundan verilen idam cezasını onadı.
2002
İsrail güvenlik güçleri, Cenin mülteci kampından geri çekilmeye başladı. Birleşmiş Milletler (BM) temsilcisi Cenin’de gördüklerini “Akıllara durgunluk veren bir dehşet” diye ifade etti.
2003
Uluslararası Arkeologlar Bağdat Arkeoloji Müzesi’nin yağmalanmasını “yüzyılın kültür suçu” olarak tanımladı. Beyaz Saray Kültür Varlıkları Danışma Kurulu üyesi üç arkeolog olayı protesto için istifa etti.
2005
İstanbul Barosu Avukatlarından, Çevreci Cihan Eren, Karadeniz Sahil Yoluna karşı hukuk alanında mücadele başlatmış ve yöre halkının desteğiyle eylemler düzenlemişti. Davada, 20 Nisan 2005 tarihinde yapılacak olan keşif için Rize’nin fındıklı ilçesine gelen Eren, keşiften 2 gün önce 18 Nisan 2005 tarihinde uğradığı silahlı saldırı sonucu ağır şekilde yaralandı.
2007
Zirve Yayınevi katliamı: Malatya’daki Zirve Kitabevi’ne yapılan baskında; biri Alman, ikisi Türk olmak üzere, üç Hristiyan boğazları kesilerek öldürüldü. Yayınevi Aralık 2006’da polisçe basılıp “yasak yayın” gerekçesiyle çok sayıda İncil’e el konulmuştu.
2007
Mardin/Kızıltepe’de 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ile babası Ahmet Kaymaz’ı öldürdükleri gerekçesiyle Eskişehir’de yargılanan 4 polis beraat etti. Kaymaz ailesinin avukatlarından Selahattin Demirtaş, kararı temyiz edeceklerini bildirdi.
2011
Özbekistan Cumhuriyeti Anayasası 8 Aralık 1992 yılında kabul edildi, Anayasada 28 Aralık 1993, 24 Nisan 2003, 11 Nisan 2007, 25 Aralık 2008 ve 18 Nisan 2011 yıllarında değişiklik ve ilaveler yapıldı. Anayasaya göre Özbekistan Cumhuriyeti; iller, ilçeler, şehirler, kasabalar, beldeler (kışlaklar), köyler (aullar), ayrıca Karakalpakistan Cumhuriyetinden oluşmaktadır. Anayasa, diğer Türk Cumhuriyetleri Anayasalarına benzer nitelikler taşımaktadır.
2011
YSK, Hatip Dicle, Leyla Zana, Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak, Ertuğrul Kürkçü ve Şerafettin Efe’nin aralarında bulunduğu isimlerin adaylıklarını, milletvekili seçilme yeterliliğini etkileyecek eski mahkumiyetleri bulunduğu gerekçesiyle iptal etti.
2012
Kocaeli’de “Füze kalkanı değil, demokratik lise istiyoruz” pankartı açtıkları için 4 aydır tutuklu yargılanan “atanamayan öğretmen” M.Dönmez ve Ankara Üniversitesi öğrencisi G.Işıklı hakkındaki tutukluluğun devamına karar verildi.
2013
Fransız hâkim ve Eski Yargıtay Başkanı Pierre Drai yaşamını yitirdi. (Doğumu: 3 Temmuz 1926) Pierre Drai
2014
Ankara 18. İdare Mahkemesi, 8 Haziran 2013’te 8. sınıf öğrencilerine yönelik yapılan Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sonuçlarını iptal etti.
2015
TÜBİTAK’a personel alımında görevin kötüye kullanıldığı iddialarına ilişkin hakkındaki açılan soruşturma kapsamında serbest bırakılan kurumun eski Başkanı Yücel Altunbaşak için adli kontrol uygulanması ve yurt dışına çıkış yasağı kararı getirildi.
2018
Türkiye genelinde 637 gündür süren olağanüstü hal uygulaması OHAL 7.kez uzatıldı.
2025
Oyuncu Sevil Akdağ, Fatih’te evine gittiği Elif Kırav’ı aralarında çıkan tartışma sonucu bıçaklayarak öldürdü. Sevil Akdağ yakalanarak gözaltına alındı.
 

17 Nisan – Hukuk Takvimi

0
17 Nisan Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar. Kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları. Ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.
17 Nisan – Hukuk Takvimi
485
Platon Akademisi ve matematik tarihi açısından önemli bir filozof  olan Proklos yaşamını yitirdi. (8 Şubat 412, Konstantinopolis – 17 Nisan 485, Atina)  Yunan filozof Proklos, 8 Şubat 412 yılında doğdu. Likya’nın güney kıyısındaki Ksanthos’ta büyüdü. Olympiodorus’un yanında felsefe öğrendi. Aristoteles’in eserlerini inceledi. İskenderiye’de felsefe, matematik ve hukuk eğitimi aldıktan sonra Atina’ya döndü. Platon Akademisi’ni yönetti. Diadochus unvanını kazandı. Ölümüne kadar Akademi’nin başında kaldı. Bizans mahkemelerinde kıdemli bir hukukçu ve muhakemesi güçlü bir diyalektik ustası idi. Hiç evlenmedi. Çağdaşları tarafından büyük saygı gördü. Aynı zamanda büyük bir şairdi. Yunan geometrisinin erken tarihi hakkında ana kaynak olan Öklid Üzerine Yorum (Commentary on Euclid) adlı eseri yazdı. 17 Nisan 485’te öldü. Onuruna Ay’daki bir kratere adı verildi.
   
1903
Türkiye’nin ilk kadın rektörü ve ilk kadın kimyacı Ayşe Safvet Rıza Alpar doğdu. (Ölümü: 1 Şubat 1981)
   
1916
Sri Lankalı politikacı ve Dünyanın ilk kadın başbakanı Sirimavo Ratwatte Dias Bandaranaike doğdu. (Ölümü: 10 Ekim 2000) 1960-65, 1970-77 ve 1994-2000 yılları arasında 3 kez başbakanlık yaptı.
1924
Hukukçu, Prof. Dr. İsmet Giritli dünyaya geldi. (Ölümü: 3 Şubat 2007)
1925
Tanin gazetesi sahibi ve başyazarı Hüseyin Cahit Yalçın tutuklandı.
   
1929
Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, Gerekçesi, Başbakanlık tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine “Umumî Ilıfzıssıhha kanunu esbabı mucibe lâyihası” adıyla 17 Nisan 1929 tarihinde sunuldu. 24 Nisan 1930 tarihinde 1593 kanun numarası ile mecliste kabul edildi, 6 Mayıs 1930 tarihli Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanun aradan geçen zamanda kısmi değişikliklere uğradı.
1939
Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen ve Başbakanı Abdurrahman Melek, Türk mebusu sıfatıyla TBMM’de yemin etti.
1940
Köy Enstitüleri Kanunu, 17 Nisan 1940 tarihinde 3803 sayılı yasa olarak mecliste kabul edildi ve 22 Nisan 1940 tarihinde Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yasa ile 1936 yılında başlanan eğitmen projesi, Köy Enstitüsü projesine dönüştürüldü.
   
1946
Suriye, Fransız Mandası’ndan bağımsızlığını ilan etti. Bağımsızlık günü, Eid-ul Jalaa adıyla ulusal resmi tatil günü ilan edildi.
1957
Atatürk Orman Çiftliğinden arazi satılabilmesine olanak tanıyan kanun kabul edildi.
1961
İşçiye “Şartlı grev hakkı” veren Anayasa’nın 46. maddesi Temsilciler Meclisi’nde kabul edildi. İşverenlere lokavt hakkı verilmesi hususunda anayasaya bir madde eklenmesini isteyen temsilcilerin önerisi ise reddedildi.
   
1967
Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1893)
1972
ABD’de, Nixon yönetiminin 1972 seçimlerinde siyasal rakiplerini yasa dışı dinleme faaliyetleri açığa çıkarıldı. Watergate adıyla anılan skandala adı karışan üç danışman ve bir savcı istifa etti.
1972
Anayasa Mahkemesi’nin usul yönünden iptal ettiği Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın ölüm cezalarının infazına ilişkin kanunun yerine düzenlenen yeni tezkere, Meclis Adalet Komisyonu’nda 3 CHP milletvekilinin red oyuna karşılık 14 oyla yeniden kabul edildi.
1972
Yılmaz Güney, 23 Mayıs 1971’de karikatürist Turhan Selçuk’u gözaltında iken dövmekten sanık 3 polisin duruşmasında tanıklık yaptı.
1974
Sol Yayınlarından çıkan “Halk Savaşı, Halk Ordusu” adlı kitapta komünizm propagandası yapıldığı iddiasıyla yayınevi yönetmeni Muzaffer Erdost 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
1975
Sivil Havacılık Güvenliğine Karşı Kanun Dışı Eylemlerin Önlenmesine İlişkin Sözleşme, Türkiye tarafından imzalanarak 17 Nisan 1975 tarihli ve 1888 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulundu ve 29 Kasım 1975 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.
1975
Cenazelerin Nakli Antlaşması, Türkiye, tarafından 17 Nisan 1975 tarihinde 1887 sayılı Kanunla kabul edildi. “Cenazelerin Nakli Anlaşması”nın onaylanması; Dışişleri Bakanlığı’nın 20/5/1975 günlü ve ASGM (ASKD) – 702.478/543 sayılı yazısı üzerine, 31/5/1963 günlü ve 244 sayılı Kanunun 3. ve 5. maddelerine göre, Bakanlar Kurulu’nca 3/6/1975 tarihinde kararlaştırıldı.
1976
İstanbul Barosu’nun, “Kan Dökmeye Son” mitingine 1000 civarında avukat katıldı.
   
1978
Nükleer Araştırma Merkezi’nde bomba yaptıkları iddiasıyla Ülkü Ocakları eski başkanlarından Muharrem Şemsek gözaltına alındı.
1980
CHP Adana İl Başkanı Avukat Ahmet Albay, Adana’da uğradığı faşist saldırı sonrası yaralandı. Tedavi için götürüldüğü Ankara’daki hastanede 3 Mayıs 1980’de hayatını kaybetti.
1981
12 Eylül Darbesi’nden sonra 12 Nisan 1981 tarihinde İdealtepe’de bir eve düzenlenen baskınla gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Nurettin Yedigöl tutuklu bulunduğu cezaevinde kaybedildi. Son kez 17 Nisan 1981’de görüldüğü anlaşıldı. Ailesi, 15 Şubat 2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Ancak Mahkeme, 10 Aralık 2015 tarihinde, başvuruyu zaman bakımından yetkisizlik gerekçesiyle kabul edilemez buldu. (Başvuru No: 2013/1566) Yasal takibat 2 Şubat 2015’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından zamanaşımı gerekçesiyle sonlandırıldı.
1982
Kanada Anayasası, Birleşik Krallık Parlamentosu tarafından Kanada’nın isteği üzerine çıkarıldı. Yasayla Kanada’nın, anayasası üzerinde yapacağı değişiklikler için Birleşik Krallık’ın onayını alma zorunluluğu kaldırıldı.
   
1990
Amerikalı rahip, Güneyli Hristiyan Liderler Konferansı kurucusu ve Siyahi Hakları önderi Ralph David Abernathy yaşamını yitirdi. (Doğumu: 11 Mart 1926) Martin Luther King ile birlikte 1955’te ırk ayrımcılığı protestosu için Montgomery’de otobüs boykotunu düzenledi. 1957’de M. Luther King ile Güneyli Hristiyan Liderler Konferansı’nı kurdu. 1977 yılına kadar Güneyli Hristiyan Liderler Konferansı’nın başkanlığını yaptı. 1989 yılında kendi hayat öyküsünün yer aldığı And the Walls Came Tumbling Down (Ve Duvarlar Yıkılmaya Başlar) adlı kitabını yayımladı.  Fikirleri ve protestoları nedeniyle ırkçı beyaz gruplar tarafından çoğu kez saldırıya uğradı.
   
1993
Türkiye Cumhuriyeti’nin sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.
1995
DGM’de Akın Birdal’ın duruşmasını izledikten sonra yakınlarının bulunması için Mahkeme Heyeti’ne bağırdıkları gerekçesiyle tutuklanan Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak ile Hasan Gülünay’ın eşi G.Birsen Gülünay’a 1 ay hapis cezası verildi ve Ankara/ Merkez Cezaevi’ne konuldu.
1995
Düşünceye Özgürlük kitabına ilişkin soruşturmada DGM; 1.080 kişinin ifadeleri almaya başladı.
1995
Yaşar Kemal “Düşünce Özgürlüğü ve Türkiye” kitabının toplatılmasına yapılan itirazın reddi üzerine Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na başvurdu.
1996
Aralarında 29 Şubat 1996’da Meclis’te pankart açıp tutuklandıktan sonra verilen ara kararla tahliye edilen öğrencilerden 3’ünün de bulunduğu Üniversite Öğrenci Koordinasyonu üyesi 50 civarında öğrenci, Ankara’da evleri polisçe basılarak gözaltına alındı.
1997
İrlanda doğumlu bir İsrailli avukat, politikacı, general ve yazar Chaim Herzog yaşamını yitirdi. (Doğumu: 17 Eylül 1918) University of London’da hukuk eğitimi aldı. Lincoln’s Inn’de avukatlık yaptı. Yahudi Öğrenciler Birliği’nin Başkanı olarak görev yaptı. 1972’de kurucu ortağı olduğu Herzog, Fox & Ne’eman İsrail’in en büyük hukuk firmalarından biri oldu. 1975 ve 1978 yılları arasında İsrail’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi olarak görev yaptı ve bu sıfatla BM Genel Kurulu’nun 3379 sayılı “Siyonizm Irkçılıktır” kararını reddetti.  1983 ile 1993 yılları arasında İsrail’in altıncı Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.
2002
Yayıncı, yazar, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) parti meclisi üyesi Melih Pekdemir’in 3 yıl 9 ay hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. Pekdemir “Öç Alan Devlet mi?” kitabında ‘PKK propagandası yapmaktan TCK’nın 169. Maddesi gereğince mahkûm edilmişti.
2003
“Büyük Adam Küçük Aşk” filminde “devleti küçük düşürmek ve emniyet güçlerine güveni zedelemek” suçlamasıyla hakkında 1 ile 3 yıl arası hapis cezası istemiyle dava açılan yönetmen Handan İpekçi’nin yargılanmasına başlandı.
2003
Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanan “Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi” 17 Nisan 2003 tarihli ve 4852 sayılı Kanun’la onaylandı.
2003
Atılım gazetesi yazarı, Yayıncı ve Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu sözcüsü Necati Abay, 13 Nisan 2003’te İstanbul/Kadıköy’deki evinden İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polislerince gözaltına alındıktan sonra 17 Nisan 2003’te İstanbul/Beşiktaş’taki Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) savcılığına çıkarıldı, tutuklama talebiyle Sorgu Hâkimliğine sevk edildi. Sorgusunun ardından serbest bırakıldı. Aynı gün yapılan itiraz üzerine DGM tarafından tutuklanarak Tekirdağ F Tipi Cezaevine götürüldü.
2004
Makedon komünist kadın direnişçi Fana Koçovska yaşamını yitirdi. (Doğumu: 27 Temmuz 1927) Yugoslavya’nın ulusal kahramanları arasında yer alan en genç kişidir. Çocuk yaşta Nazilere karşı mücadelede gösterdiği kahramanlıklarıyla bilinir.
2004
Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu “Koruma imar planı yapılmamış doğal sit alanına hidro elektrik santral yapılamaz” yönündeki ilke kararıyla Fırtına Vadisi’ne baraj yapılmasına ilişkin kararı iptal etti. Mesut Yılmaz tarafından temeli atılan çevrecilerin büyük tepkilerine yol açan Dilek-Güroluk Hidroelektrik Santralı’nın inşaatı, Trabzon İdare Mahkemesi’nce daha önce iki kez durdurulmuş, ancak bu kararlar Bölge İdare Mahkemesi tarafından bozulmuştu. 
2005
KKTC’de (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) Başbakan ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ilk turda cumhurbaşkanı seçildi.
2006
25 yaşındaki Yasin Hayal Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi’nce altı yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı. Hayal 2004’te Mc Donald’s’ın kapısında bomba patlatmış, olayda beşi çocuk altı kişi yaralanmıştı. Hayal bombayı ABD’nin Irak’ı işgalini protesto için patlattığını söylemişti.
2007
Avrupa’da kadınlara seçilme hakkını veren ilk ülke olan Finlandiya’nın Başbakanı Matti Vanhanen 20 bakanlıktan 12’sine kadın vekil atadı. Hükümette kadın oranı yüzde 60’a yükseldi.
2007
Türkiye Barolar Birliği’nin eski Başkanlarından Eralp Özgen yaşamını yitirdi. (d. 1936)
2008
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda değişiklik öngören tasarı TBMM’de kabul edildi. Emeklilik yaşı 65’e çıkarıldı. Emeklilikte SSK (SGK) kapsamında çalışanlarda aranan 7 bin günlük prim ödeme gün sayısı 7 bin 200’e yükseltildi.
2009
Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan 39 kişiden 8’i tutuklandı. Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, İnönü Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Uludağ Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, 19 Mayıs Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay, Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Erol Manisalı, ÇYDD Yönetim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Ayşe Yüksel, Gökhan Ecevit ve Ömer Sadun Akyaltırık tutuklandıktan sonra Metris cezaevine gönderildi. Zanlılar Terör örgütünü kurmak, yönetmek, Yasa dışı terör örgütü üyesi olmak ve Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs ile suçlandı. Böylece dava kapsamında tutuklu bulunanların sayısı 111’e yükseldi.
   
2009
Hukukçu Şirin Yazıcıoğlu Cemgil yaşamını yitirdi. (Doğumu: 11 Mayıs 1945) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. 1968 öğrenci hareketi içinde aktif olarak yer aldı.  Bir süre avukatlık yaptı. Siyasi davalarda yargılanan ilerici-demokratların davalarını üstlendi. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra tutuklandı ve iki yıl hapis yattı. 1981 yılında serbest kalınca politik sürgün olarak ülkeyi terk etti.
2009
Ergenekon soruşturması kapsamında 13 Nisan 2009’da tarihinde Ankara’da gözaltına alınan ve 16 Nisan 2009 tarihinde soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifadesi alınarak mahkemeye sevk edilen Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal tutuklandı. Bireysel başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi tarafından 4 Aralık 2013 tarihli ihlal kararı verilmiştir.
2012
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, ünlü aktris Angelina Jolie’yi örgütün özel temsilcisi olarak atadı.
2012
Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılandığı 12 Eylül Darbe Davasının görüldüğü Ankara 12.Ağır Ceza Mahkemesi, Abdi İpekçi, Doğan Öz ve Cavit Orhan Tütengil’in ailelerinin davaya müdahil olma taleplerini reddetti. Mahkemenin kararında Ahmet Türk ve Abdülgani Aşık ile gözaltında hayatı kaybeden Süleyman Cihan’ın kardeşi Ahmet Cihan’ın müdahillik başvurularının, “suçtan zarar görmüş olma ihtimalleri ve üsulüne uygun yaptıkları talep doğrultusunda” kabul verildiği bildirildi.
2013
6460 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun mecliste kabul edildi. Kanun, 30 Nisan 2013 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun ile HSYK tarafından idari mahkemelerde görev dağılımına ilişkin esaslar belirlenmiş, alternatif uyuşmazlık çözüm uygulamalarının artırılması öngörülmüş, birden fazla mahkeme kurulan hukuk mahkemelerinde ihtisaslaşma için yasal zemin oluşturulmuş ve ilk derece mahkemeleri ile üst mahkemeler arasında dosya transferinin sınırlanması yoluyla yargılamaların makul süreyi aşmaması için Yargıtay Hukuk Dairelerinin işleyişinde teknik değişiklikler getirilmiştir.
2014
Aziz Nesin’in Şimdiki Çocuklar Harika adlı kitabını öğrencilere tavsiye eden İstanbul Kumport Ortaokulu’ndaki 13 Türkçe öğretmeni hakkında soruşturma başlatıldı.
2017
İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan yaklaşık 2 bin Filistinli mahkum, tutukluluk şartlarının iyileştirilmesi için açlık grevi başlattı.
2018
İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık, “silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak” suçundan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davada 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.
2018
Eski Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Mehmet Oğuz Kaya, “FETÖ üyeliği” iddiasıyla yargılandığı davada 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
2018
Avrupa Komisyonu 2018 Türkiye İlerleme Raporu yayımlandı.
2019
Hukukçu ve eski Peru devlet başkanı Alan García (Doğumu: 23 Mayıs 1949) Peru Papalık Katolik Üniversitesi ve San Marcos’ta Ulusal Üniversitesi’nde hukuk eğitimi gördü. 1978’de Peru Cumhuriyeti Kurucu yardımcısı olarak görev yaptı. 1990’da Peru Cumhuriyeti Senatörü oldu. 1992’de Peru Aprista Partisi’nin 9. ve 12. Genel Sekreteri oldu. 2006 yılında Peru Cumhuriyeti Anayasal Başkanı oldu. 2017 yılından ölümüne kadar Peru Aprista Partisi Başkanı olarak görev yaptı.
2019
ÖSYM eski Başkanı Prof. Dr. Ali Demir adli kontrol -konutu terk etmeme- şartıyla serbest bırakıldı.
2019
Yeni Zelandalı hukukçu Peter Cartwright yaşamını yitirdi. (1940)
2020
Nijeryalı iş insanı, avukat ve hükûmet yetkilisi Abba Kyari yaşamını yitirdi. (d. 1952)
2021
Mısırlı yargıç ve siyasetçi Hisham Bastawisy  yaşamını yitirdi. (d. 1951)
   
2024
Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat 2024 günü yaşanan ve dokuz işçinin ölümüne sebep olan maden felaketinin ardından, Ergan ilçesinde bulunan kayak merkezinin yanına kalker taş ocağı yapılacağına ilişkin haberi gerekçe gösterilerek, gazeteci Duygu Kıt hakkında, Erzincan Valiliğinin şikâyeti üzerine “yanıltıcı bilgiyi yayma” (TCK 217/A) ve “iftira” (TCK 267) suçlamalarıyla soruşturma açıldı.
2025
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve diğer yetkililer hakkında başlatılan soruşturma kapsamında başlatılan ek operasyonlar kapsamında gözaltına alınan 12 kişiden Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz ve dört belediye çalışanı tutuklandı. Yedi şüpheliyse yurt dışına çıkış yasağı ve imza atma şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma kapsamında Aziz İhsan Aktaş’ın da aralarında bulunduğu 23 kişi tutuklanmıştı.
2025
  • CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptali için açılan davanın ilk duruşması Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yapıldı. Dava 26 Mayıs tarihine ertelendi.
  • Çağdaş Hukukçular Derneği’nin (ÇHD) onursal genel başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı, tahliyesine yapılan itiraz sonrası yeniden cezaevine gönderildi. Kozağaçlı 8 yıldır tutulduğu Silivri’deki Marmara Cezaevi’nden şartlı tahliye kapsamında İdare Gözlem Kurulu kararı ile serbest bırakılmış, İstanbul Barosu’nda yüzlerce avukatın katıldığı bir karşılama programı  düzenlenmişti. Törene, Başkan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da katılmıştı.  

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

0
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Binası

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi; kaldırılana kadar Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş bağımsız bir yüksek mahkeme olarak görev yapmıştır. Askeri Danıştay olarak da adlandırılmıştır.

AYİM, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi iken 2016 yılındaki halk oylaması sonucunda kaldırılmış, mahkemenin alanına giren konularda İdare Mahkemeleri ve Danıştay görevlendirilmiştir.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesine özgü ilk kanun 1972 yılında çıkarılmış; 1982 Anayasasının yürürlükten kaldırılan Yargı – Yüksek Mahkemeler başlıklı maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görev ve yetkileri tanımlanmıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin organları, Daireler, Daireler Kurulu, Başkanlar Kurulu, Yüksek Disiplin Kurulu ve Gene Kurul şeklinde oluşturulmuştur.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Kapatılmadan Önceki Yasal Statüsü 
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesidir. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmamaktadır.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri hakim sınıfından olan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tam sayısının salt çoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askeri hakimler arasından her boş yer için gösterilecek üç aday içinden; hakim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe ve nitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilmektedir. Askeri hakim sınıfından olmayan üyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.
Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire başkanları hakim sınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri; mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine göre kanunla düzenlenir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanı, Başsavcı, Daire Başkanları ve üyeleri; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimleri olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının kendilerine sağlamış olduğu hakimlik teminatı altında hizmet yapmışlardır. Mahkeme üyeleri, 16 Nisan 2017’de yapılan Anayasa değişikliği referandumunun kabul edilmesi soncunda talepleri halinde adli yargıda görevlendirilmişlerdir.

Genel Af

0

Genel Af, kaynağını Anayasa‘da bulan, teknik yönleri bakımından ceza kanunlarında düzenlenen; bazen kamu davasını düşüren veya kesinleşmiş bir ceza mahkumiyetini bütün kanuni sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldıran, bazen de kesinleşmiş bir cezanın sadece kısmen ya da tamamen infazını önleyen veya başka bir cezaya dönüştüren, TBMM ya da Cumhurbaşkanı tasarrufudur.

Cumhuriyet tarihinde birçok kez af çıkarılmıştır.

Genel Af Yasaları genellikle, geçmişe dair siyasi hesapların kapatılması, yeni bir başlangıç yapılması ve toplumsal huzur ve benzeri gerekçelerle yada darbe sonrası siyasi ve sosyal ortamın konsolide edilmesi amacıyla çıkarılmıştır. Ayrıca, cezaevi hükümlü ve tutuklu mevcudunu azaltmak ve devam eden dava ve soruşturmaları azaltmak yada bitirmek amacıyla iktidarlar tarafından af yasaları çıkarılmıştır. 

23 Nisan 1920 ile 16 Nisan 1923 tarihine kadar geçen süre zarfında çok sayıda özel af yanında kısmi içerikli af kanunlarını yürürlüğe koymuştur. 1921 Anayasası af konusunda hiçbir hüküm taşımamaktadır. İstiklal Mahkemeleri tarafından verilen mahkumiyet kararlarının kaldırılması tam bir af yasası değildir, ancak cezaları ortadan kaldırdığı af mahiyetindedir.

Genel affın, Türk Dil Kurumu’na göre anlamı; kamu yararına uygunluğu anlaşıldığında belli bir veya birkaç suç çeşidi için yapılan kovuşturmaların durdurulması, verilmiş cezaların kaldırılması veya azaltılmasıdır.

Bir suçu veya kötü bir davranışı olmamış sayarak ceza vermekten vazgeçme ya da verilmiş olan cezayı kaldırmaktır. Af Kanunu ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile çıkarılabilir. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.

Türk Ceza Kanunununa Gör Genaddesine göre; Genel af halinde, kamu davası düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar. Özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek süresi kısaltılabilir ya da adli para cezasına çevrilebilir.  Cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunlukları, özel affa rağmen etkisini devam ettirir. Türk Ceza Kanununun 74. maddesine göre genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme, müsadere olunan şeylerin veya ödenen adli para cezasının geri alınmasını gerektirmez. Ayrıca, genel af halinde yargılama giderleri de istenemez.

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi Uyum Yasaları KHK Yetki Kanunu

0
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi Uyum Yasaları KHK Yetki Kanunu, 6771 Sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Konusunda Yetki Kanunu adıyla, 11.05.2018 tarihinde meclis genel kuruluna görüşülerek kabul edilmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi 16 Nisan 2017 tarihli Anayasa değişiklikleri ile getirilmiştir

2017 yılında halk oylaması sonucunda Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun ve KHK’lerde Değişiklik Yapılması Konusunda Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi bu kanunla düzenlenmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Arması

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi Uyum Yasaları KHK Yetki Kanununun Kapsamı

Anayasa değişikliği ile getirilen yeni sistem konusunda yapılacak yasal düzenlemeler hakkında Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir. Kabul edilen tasarıya göre, Kanun Hükmünde Kararnamelerde yer alan tüzük, Bakanlar Kurulu, Başbakan, Başbakanlık, kanun tasarısı gibi bazı ibareler yeni Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sisteminde yer almayacaktır. Bu ibarelerin ilgili kanun ve KHK’lerden çıkarılabilmesi ve Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemine uygun düzenlemelerin yapılabilmesi için Bakanlar Kuruluna Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi vermektedir.

Kanun Hükmünde Kararname(KHK)

TMMM’de kabul edilen Yetki Kanununa göre, Kanun ve KHK’lerde yer alan; bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların bağlılık ve ilgilerine ilişkin hükümler, bakanlıkların, kamu kurum ve kuruluşlarının kurulması, kaldırılması, görevleri, yetkileri, personeli ve teşkilat yapısı ile üst kademe kamu yöneticilerinin atanmaları ile görevlerine son verilmesine ilişkin düzenlemeler ile belirtilen hususları içeren maddelerde yapılacak değişiklik ve yeni düzenlemeler, çıkarılan yetki kanununun kapsamında alınmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Anayasa’da yapılan değişikliklere uyum sağlamak üzere, Kamu kurum ve kuruluşlarının kuruluş, teşkilat, görev ve yetkilerinin düzenlenmesi, uygulama imkanı kalmayan kanun ve KHK’lerin yürürlükten kaldırılması, Cumhurbaşkanının yürütme yetkisine ilişkin hususlara dair hükümlerin düzenlenmesi ile bu bent kapsamındaki ilgili hükümlerin değiştirilmesi veya yürürlükten kaldırılması gibi konular yetki kanununun kapsamına alınmıştır.

Yetki Kanunu İle Düzenleme Yapılabilecek ve Kaldırılabilecek Kanunlar

Kanunların ve Nizamnamelerin Sureti Neşir ve İlanı ve Meriyet Tarihi Hakkında Kanun, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Kanunu, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Başbakanlık Basımevi Döner Sermaye İşletmesi Kuruluşu Hakkında Kanun, Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanun, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilatı Hakkında KHK, Genel Kadro ve Usulü Hakkında KHK, Resmi Gazete’de Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanun, Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında 174 Sayılı KHK ile 13 Aralık 1983 Gün ve 174 Sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında KHK’nin Bazı Maddelerinin Kaldırılması ve Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 202 Sayılı KHK’nin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, Başbakanlık Teşkilatı Hakkında KHK’nin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Orman Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK’nin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Hazine Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Kültür ve Turizm Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatı Kanunu, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu

6771 Sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Konusunda Yetki Kanunu  (Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi Uyum Yasaları KHK Yetki Kanunu)
Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun

0

Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında 3091 sayılı Kanun, 4 Aralık 1984 tarihinde kabul edilmiş ve Resmi Gazete’nin 15 Aralık 1984  tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun amacı, kamuya ait taşınmazların korunması ve haksız tecavüzlerin önlenmesidir. Kanun, 16 Nisan 1952 günlü ve 5917 sayılı Gayrimenkule Tecavüzün Defi Hakkında Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun

BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Amaç ve kapsam
MADDE 1

Bu Kanun; gerçek veya tüzelkişilerin zilyed bulunduğu taşınmaz mallarla kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veya Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin, idarî makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlar.

Görev
MADDE 2

Taşınmaz mallara tecavüz veya müdahale edilmesi halinde-, taşınmaz mal merkez ilçe sınırlan içinde ise, il valisi veya görevlendireceği vali yardımcısı, diğer ilçelerde ise kaymakamlar tarafından bu tecavüz veya müdahalenin önlenmesine kara r verilir ve taşınmaz mal yerinde zilyedine teslim edilir.

Başvuru
MADDE 3

Taşınmaz mala yapılan tecavüz veya müdahalenin önlenmesi için, yetkili makamlar a başvurmaya, o taşınmaz malın zilyedi, zilyed birden fazla ise içlerinden bir i yetkilidir.

Kamu idareleri, kamu kurumları ve kamu kuruluşları ile tüzelkişilerin başvuruları, taşınmaz malın ait olduğu idare, kurum , kuruluş ve tüzelkişinin yetkilisi tarafından yapılır.

Köye ait taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerde, köy halkından herhangi biri de yetkili makama başvuruda bulunabilir.

Vali veya kaymakam görev alanları içinde bulunan kamu İdarelerine, kamu kurumlarına ve kuruluşlarına ait veya bunlar tarafından idare olunan veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara tecavüz veya müdahalede bulunulduğunu öğrendiklerinde, soruşturmayı doğrudan doğruya yaptırırlar ve sonucu karar a bağlarlar.

Başvuruda bulunma süresi
MADDE 4

Yetkililerin; tecavüz veya müdahalenin yapıldığını öğrendikleri tarihten altmış gün içinde, idari makama başvuruda bulunmaları gerekir. Ancak, tecavüz veya müdahalenin oluşundan İtibaren bir yıl geçtikten sonra bu makamlar a başvuruda bulunulamaz.

Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerde süre aranmaz.

Soruşturma
MADDE 5

Başvuru üzerine, karar vermeye yetkili kişiler veya bunların görevlendireceği bir veya birkaç memur tarafından yerinde soruşturma yapılır.

Soruşturmayı yapan kişilere gerektiğinde teknik eleman ve yardımcı verilir.

Bu Kanun kapsamı dışında kaldığı dilekçeden açıkça ve kesinlikle anlaşılan başvurular, yerinde soruşturma yapılmadan yazılı olarak reddedilebilir.

Taşınmaz mal, aynı ile bağlı ilçeler arası sınır anlaşmazlığı bulunan bir yerde ise yetkili kaymakamlığı vali; iller arası sınır anlaşmazlığı bulunan bir yerde ise yetkili valiliği veya kaymakamlığı İçişleri Bakanlığı belirler.

Şahitlerin dinlenmesi ve karar
MADDE 6

Soruşturma memuru, tarafların şahitlerini dinledikten sonra gerekli gördüğü takdirde tarafsız kişileri ve ilgisine göre hazine, özel idare ve belediye temsilcilerini, köy muhtar ve ihtiyar kurulu üyelerini de dinleyebilir. İfadeler, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunundaki hükümler dairesinde yeminli olarak alınır.

Soruşturma en geç 15 gün içinde tamamlanarak karara bağlanır.

Kararların kesinliği
MADDE 7

Bu Kanun a göre verilen kararlar idari yargı yolu açık olmak üzere kesindir. Ancak, açık olan yazı ve hesap hataları kara r veren yetkili makamca kendiliğinden düzeltilir. Taşınmaz mal üzerinde üstün sayılabilecek bir hakkı olduğunu iddia edenlerin yargı yoluna başvurması gerektiği kararda belirtilir.

Tebligat
MADDE 8

Soruşturmanın yapılacağı, kararın yerine getirileceği yer, tarih ve saat taraflara tebliğ edilir. Şikayetçinin, varsa kanuni vekilinin veya dilekçesinde ismini belirttiği temsilcisinin; başvuru, 3üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre yapılmış ise köy muhtarı veya ihtiyar meclisi üyelerinden birinin; soruşturma yapılması ve kararın yerine getirilmesi sırasında taşınmaz malın başında bulunması zorunludur . Mütecavize tebligat yapılamaması halinde soruşturmanın yapılacağı veya kararın yerine getirileceği yer, tarih ve saat 3 gün önceden alışılmış usullerle taşınmaz malın bulunduğu köy veya beldede ilan edilir. Mütecaviz gelmezse soruşturma ve kararın yerine getirilmesi yokluğunda yapılır.

Yetkili makamların, talebin esastan veya süreden reddine ilişkin karar ve işlemleri, 7201 sayılı Tebligat Kanun u hükümlerine göre ilgililere duyurulur.

Kararın uygulanması ve güvenlik kuvvetlerinin görevi
MADDE 9

Tecavüz veya müdahalenin önlenmesi hakkındaki kararlar, karar vermeye yetkili amirce görevlendirilecek infaz memuru tarafından, taşınmaz maun yerinde ve o andaki durumu ile zilyedine, tüzelkişiliğe veya kam u idareleri, kamu kurumla n ve kuruluşlarına teslim edilmesi suretiyle yerine getirilir.

Karar gereğinin, kararın infaz memuruna geldiği tarihten itibaren en geç 5 gün içinde yerine getirilmesi zorunludur.

Karar vermeye yetkili makamın gerekli göreceği durumlarda, infaz memuruna teknik yönden yardımcı olmak üzere yeteri kadar memur görevlendirilir.

Mahallin en büyük mülki idare amirinin yazılı emri ile güvenlik kuvvetlerince, gerek soruşturma, gerekse kararın yerine getirilmesi sırasında mahallinde, gerekli önlemler alınır.

Taşınmaz mal üzerindeki ekim, tesis ve değişiklikler
MADDE 10

Tecavüz veya müdahalesi önlenen kişi, taşınmaz mal üzerinde vücuda getirdiği her türlü ekim, tesis ve değişikliklerden dolayı ancak genel hükümler dairesinde yargı yoluna başvurabilir.

Gecikmelerin üst makama bildirilmesi
MADDE 11

6 ncı maddenin ikinci fıkrasında belirlenen 15 günlük süre içinde karar verilmezse veya verilen karar 9 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirlenen 5 günlük süre içinde infaz edilmezse durum, sebepleri ile birlikte bir üst makam a bildirilir.

İkinci ve daha sonraki tecavüzler
MADDE 12

Taşınmaz mala aynı mütecaviz tarafından ikinci defa veya onun yararına başkaları tarafından bilerek ilk defa tecavüz veya müdahalelerle ilgili başvurularda da birinci başvuruda olduğu gibi soruşturma yapılır ve sonucu karar a bağlanır.

Tecavüz veya müdahale varsa 9 uncu madde hükümlerine göre karar uygulanır, her iki kararla ilgili dosya, karar vermeye yetkili makamlarca, 15 inci maddeye göre işlem yapılmak üzere adlî mercilere gönderilir.

Yürütmenin durdurulması
MADDE 13

Bu Kanuna göre verilmiş kararlar üzerine idari yargıya başvurmalarda yürütmenin durdurulması kara n verilmez.

İhtiyati tedbir
MADDE 14

Başvuru sırasında, taraflar arasındaki taşınmaz mal anlaşmazlığı hakkında mahkemece ihtiyatî tedbir kararı verilmiş veya anlaşmazlık dava konusu yapılmış ise bu Kanun hükümleri uygulanmaz.

Bu Kanuna göre idarî makam tarafından verilmiş bir önleme kararı varken, taraflarca taşınmaz mal anlaşmazlığına ilişkin dava açılmadan adli mercilerce ihtiyati tedbir kararı verilemez.

İKİNCİ BÖLÜM
Ceza Hükümleri
İkinci tecavüze ilişkin cezalar
MADD E 15

Mahkeme kararıyla kendisine teslim edilmeksizin aynı taşınmaz mal a ikinci defa yapılan tecavüz veya müdahale, ister tecavüz veya müdahalesi önceden önlenen kimse tarafından, isterse başkaları tarafından birinci mütecaviz yararına ilk defa yapılmış olsun, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde, bu suçu işleyenler hakkında;

a) Taşınmaz mal. kamu kuru m veya kuruluşlarına ait bulunuyorsa veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz veya umumun menfaatine ait yerlerden ise altı aydan iki yıla kadar ; şayet taşınmaz mal diğer tüzelkişilere veya gerçek kişilere ait ise üç aydan bi r yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

b) Tecavüz veya müdahale silahlı bir kişi veya silahsız olsalar dahi birden fazla kişiler tarafından yapıldığı takdirde (a) bendindeki cezalar bir kat artırılarak
hükmolunur.

c) Tecavüz veya müdahale taşınmaz malı aralarında paylaşmak veya ortaklaşa kullanmak amacıyla iki veya daha çok kişinin birleşmesiyle işlenirse (b) bendi ile artırılan ceza ayrıca üçte bir oranında artırılır. Bu amaçla birleşen kişilerden en az birisinin silahlı olması halinde ise (b) bendi ile artırılan ceza ayrıca ya n oranında artırılarak hükmolunur.

ÜÇÜNC Ü BÖLÜM
Çeşitli Hükümler
Suçüstü hükümlerinin uygulanması ve görevli mahkeme
MADD E 16

Bu Kanunda belirtilen suçları işleyenler hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturmalar, yer ve zaman kaydına bakılmaksızın, 3005 sayılı Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanununa göre yapılır. Görevli mahkeme Sulh Ceza Mahkemesidir.

Soruşturma ve infaz giderleri
MADDE 17

Soruşturma ve infaz memurları ile infaz memuruna teknik yönden yardımcı olarak görevlendirilecek memurların yevmiye ve taşıt giderleri, başvuruda bulunanlar tarafından maliye veznesine yatırılır.

Yukarıda belirtilen görevli memurlara, göreve gittikleri günler için sürelerine ve görevin belediye sınırları içinde veya dışında yapılmış olmasına bakılmaksızın, Harcırah Kanununa göre verilmesi gereken yevmiyeler tam olarak ödenir. Üçüncü maddenin son fıkrasına göre görevlendirilecek soruşturma ve infaz memurları ile infaz memurlarına teknik yönden yardımcı olarak görevlendirilecek
memurların yevmiye giderleri, taşınmaz malın ait olduğu kamu idareleri, kurumları ve kuruluşlarınca karşılanır.

Birden çok iş, mümkün oldukça aynı günde yapılır. Bu durumda görülen işler aynı yerde ise, yevmiyeler ve taşıt ücreti başvuranlar arasında eşit olarak paylaştırılır. İşler ayrı yerlerde ise. yevmiyeler eşit olarak paylaştırılmakla birlikte taşıt ücreti uzaklıkla orantılı olarak bölüştürülür.

Soruşturma sonunda tecavüz veya müdahalenin önlenmesine karar verilirse, masrafların mütecavizden tahsili de, kararda belirtilir. Bu masrafların tahsiline ait karar fıkrası icra dairesince yerine getirilir.

Vergi, harç ve resimler
MADDE 18

Bu Kanun a göre verilen kararla r hiçbir vergi, harç ve resme tabi değildir.

Yönetmelik
MADDE 19

Bu Kanunun uygulama şekli ve esasları İçişleri Bakanlığınca altı ay içinde çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Kaldırılan Kanun
MADDE 20

16 Nisan 1952 günlü ve 5917 sayılı Gayrimenkule Tecavüzün Defi Hakkında Kanun kaldırılmıştır.

Yürürlük
MADDE 21

Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme
MADDE 22

Bu Kanun hükümlerini Bakanla r Kurul u yürütür.
13/12/1984

16 Nisan – Hukuk Takvimi

0
16 Nisan Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar. Kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları. Ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.

16 Nisan – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar 

   
1763
Hukukçu George Grenville 16 Nisan 1763 günü Birleşik Krallık başbakanlığına seçildi. Görevi 10 Temmuz 1765 günü sona erdi.
1856
Korsanlığın kaldırılması, deniz kuşatmalarının fiili olması, tarafsız gemilerdeki düşman eşyasının ve düşman gemilerindeki tarafsız eşyanın savaş kaçağı olmadıkça müsadere edilmemesine ilişkin 16 Nisan 1856 tarihli Paris Deniz Hukuku Beyannamesi kabul edildi. 
1861
Nobel Barış Ödülü sahibi Norveçli gezgin, bilim insanı ve diplomat Fridtjof Nansen dünyaya geldi.(10 Ekim 1861 – 13 Mayıs 1930) Milletler Cemiyeti’ndeki çalışmaları ile 1922’de barış ödülünü kazandı. Cesedi yakıldı, külleri Polhøgda’da bir ağacın altına döküldü.
1913
Meşrutiyet’in ilanını hazırlayan İttihatçılardan Resneli Niyazi Bey öldürüldü.
   
1917
Hukukçu ve Bolşevik lider Lenin, sürgünde bulunduğu İsviçre’den Rusya’ya döndü: ”Uluslararası sosyalist devrim başlamış bulunuyor. Yaşasın dünya sosyalist devrimi!”
1919
Osmanlı Devleti’nin Kürt asıllı Fransız Büyükelçisi Şerif Paşa, 12 Ocak 1919’da başlayan Paris Barış Konferansı’ndaki görevinden azledildi. Şerif Paşa, bağımsız bir Kürt Devleti kurulması İçin Kürdistan Teali Cemiyeti’nin de Fransa temsilciydi.
   
1924-
Lozan Antlaşması’nı takiben imzalanan Umumi Af Beyannamesi gereğince 1 Ağustos 1914-20 Kasım 1922 arasında askeri ve siyasi nitelikte suçlardan maznun ve mahkûm Türkler ve İtilaf Devletleri tebaasından kişilerin affı hakkında kanun kabul edildi. Kurtuluş Savaşı’na ihanet edenler olarak değerlendirilen 150’likler bu affın kapsamı dışında tutuldu. 1 Haziran 1924’de listesi çıkartılan bu kişiler 15 Haziran 1924’te vatandaşlıktan çıkarıldı.
1925
Tanin gazetesi süresiz kapatıldı.
 
 
1928
Yüce Divan, Cumhuriyet döneminin ilk mahkûmiyet kararını, Yavuz Zırhlısı’nın tamiratında yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle İhsan Eryavuz’a verdi.
1948
Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü kuruldu. Türkiye örgüte katıldı.
1949
Hukukçu ve akademisyen Şükrü Karatepe doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. Bir süre avukatlık ve iş müfettişliği görevlerinde bulundu. Daha sonra Ege Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde asistan oldu. 1983 yılında siyaset bilimi alanında doktora yaptı. 1989 yılında aynı üniversitede Anayasa doçenti oldu. 1994’e kadar Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Kamu Yönetimi Bölümü Başkanlığı görevini yürüttü. 1994 tarihinde yapılan yerel seçimlerde Refah Partisi’nden Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. 2016’dan itibaren Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanlığına atandı.
1952
Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında 3091 sayılı Kanun, 4 Aralık 1984 tarihinde kabul edildi ve Resmi Gazete’nin 15 Aralık 1984  tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanunun amacı, kamuya ait taşınmazların korunması ve haksız tecavüzlerin önlenmesidir. Kanun, 16 Nisan 1952 günlü ve 5917 sayılı Gayrimenkule Tecavüzün Defi Hakkında Kanunu yürürlükten kaldırıldı.
1952
Gayrimenkule tecavüzün defi hakkında Kanun, 5917 kanun numarası ile 16 Nisan 1952 tarihinde kabul edilerek 24 Nisan1952 tarihinde Resmî Gazetede yayınlandı ve yürürlüğe girdi. Kanun, 4 Aralık 1984 tarihinde kabul edilen ve Resmî Gazete’nin 15 Aralık 1984 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe giren Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında 3091 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırıldı.
   
1968
Türkiye İşçi Partisi (TİP) yöneticileri Rıza Kuas ve Prof. Dr. Sadun Aren hakkında, “Akdeniz Ülkeleri İlerici ve Anti Emperyalist Partiler Konferansı”na katıldıkları için soruşturma açıldı.
1971
Türkiye İşçi Partisi yönetimine “Kürtçülük” iddiasıyla dava açıldı.
1973
Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) davası başladı. 256 sanıktan 10’u için idam istendi.
   
1974
Eski Demokrat Partililere siyasal hakları geri verildi.
1982
Bir Norveç gazetesine verdiği demeçten dolayı tutuklanma istemi reddedilen Eski CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, sıkıyönetim komutanlığının itirazı üzerine 3 no’lu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesince verilen kararla tutuklandı.
1984
Selda Bağcan 1975 yapımı, derlemesini Muhlis Akarsu’nun yaptığı “Galdı galdı” adlı uzunçalarında “Komünizm propagandası” iddiasıyla gözaltına alındıktan sonra 16 Nisan’da serbest bırakıldı. İtiraz üzerine 17 Nisan’da gıyabi tutuklama kararı çıktı, 24 Nisan’da teslim oldu.
1984
Türkiye’de, 10 PKK üyesi idama mahkum oldu.
1985
Birleşmiş Milletler Tüketici Hakları Evrensel Bildirgesi, Uluslararası Tüketici Birlikleri Örgütünün önerisi ve oybirliği ile 16 Nisan 1985 tarihinde kabul edildi.
1987
 54 sanıklı Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) davasında avukatlar savunmalarını yaptı.
1990
DGM Savcılığı, Yıldız Üniversitesi rektörlük binasının 2 Mart’taki işgaline katıldıkları, devlet malına zarar verdikleri ve polise mukavemet ettikleri savıyla çeşitli üniversitelerden 84’ü tutuklu 101 kişi hakkında dava açtı.
   
1992
HEP kökenli bağımsız milletvekilleri Hatip Dicle, Leyla Zana ve Nizamettin Toğuç, ÇHD Başkanı Şenal Sarıhan, Yalçın Küçük, Musa Anter ile İsmail Beşikçi’nin de aralarında bulunduğu 260 kişi Birleşmiş Milletler’e verdikleri “Nevruz Dilekçesi”yle ilgili DGM de ifade vermeye başladı.
1995
Gelişmekte olan ülkelerde çocuk emeği istismarı sembolü olan Pakistanlı İkbal Mesih yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1982) 10 yaşında, Pakistan Yüce Mahkemesinin esir çalıştırmanın yasak olduğunu ilan ettiğini öğrendikten sonra çalıştırıldığı yerden kaçtı. Buna rağmen polis tarafından yakalandı ve çalıştığı yere geri gönderildi, polis tarafından kaçmaması için bağlanması önerildi. İkbal tekrar kaçtı ve Pakistan Esir Emekçiler Kurtuluş Cephesi’ne katıldı. Tüm dünyada çocuk işçileriyle ilgili konuşmalar yaptı. 1995’te suikasta uğradı, vuran kişinin esir işçi çalıştıran bir çiftçi olduğu iddia edildi. Cenazesine 800’e yakın kişi katıldı.
1995
Güney Afrika Cumhuriyeti, ağır insan hakları ihlalleri olduğu gerekçesiyle Türkiye’ye silah ambargosu koydu. Ambargo, 16 Nisan 1997’de kaldırıldı.
1996
Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’de çocuk yaştakilere işkence yapıldığına dair raporlar bulunduğunu bildirerek acil önlem alınmasını istedi.
1996
11 kişinin 15 Ocak’ta Güçlükonak’ta köy minibüsü içinde taranıp yakılarak öldürülmesi olayında, öldürülen köylülerin yakınları askerler hakkında suç duyurusunda bulundu.
2000
Ukrayna’da Devlet Başkanı Leonid Kuçma, Parlamentoyu feshetme yetkisi, milletvekili sayısının azaltılması ve dokunulmazlıkların kaldırılmasını da kapsayan halk oylaması yaptırdı.
   
2001
Eski Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan suikastı zanlılarından olduğu belirtilen Mehmet Fidancı, İstanbul’da yakalandı.
2002
2003
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Bölgesinin Gelişiminde Kültürün Rolü, başlıklı tavsiye kararı Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi tarafından “Doc. GA21/CC20/REC70/03” sayılı karar ile 12 Haziran 2003 tarihinde kabul edildi. Tavsiye kararı metninin raportörü Azerbaycan’dan Shaitdin Aliyev’dir. Metin, 12 Haziran 2003 tarihli Asamble görüşmeleri öncesinde Kültür, Eğitim ve Sosyal İşler Komisyonu tarafından Kiev’de 16 Nisan 2003 tarihindeki Yirminci Toplantısında tartışılmış ve aynı tarihli 21. Genel Kurul’da kabul edilmiştir. KEİ Bölgesinin Gelişiminde Kültürün Rolü’ne ilişkin tavsiye kararında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü(UNESCO) ve Avrupa Konseyinin norm ve kararları ile KEİ’nin önceki metinleri referans alınmıştır.
2003
SETEM-Sinema ve Televizyon Eseri sahipleri Meslek Birliği 16 Nisan 2003 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ile kuruldu.
2003
KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) Bakanlar Kurulu KKTC ile Kıbrıs Rum Kesimi arasındaki ticaret yasağını kaldırdı.
2003
AB en büyük genişlemeyle 25 üyeli bir birlik oldu. 10 yeni üye AB’ye (Avrupa Birliği) katılım anlaşmasını imzaladı. Çek Cumhuriyeti, Estonya, Litvanya, Letonya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovenya, Slovakya ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin fiilen 1 Mayıs 2004’te birliğe üye olması kararlaştırıldı.
   
2004
Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Bedrettin Cömert’in 1978’de öldürülmesiyle ilgili yargılanan Rıfat Yıldırım beraat etti.
2004
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, memurlarda zorunlu emeklilik yaşını 65’ten 61’e çeken yasayı kabul etti. Yasayla maaştan yapılan emeklilik kesintisi yüzde 1 arttırıldı.
2007
Ceza Hukukçusu Eralp Özgen yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1936) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nde eğitim gördü. 1970-1982 yıllarında öğretim üyeliği ve avukatlık yaptı. 1998’de Türkiye İş Bankası’nda hukuk müşaviri olarak çalıştı. 1996-2001 yılları arasında Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı yaptı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ceza ve Ceza Usulü Hukuk Anabilim Dalı Başkanı oldu.
2015
LGBT aktivisti Avukat Levent Pişkin, Recep Tayyip Erdoğan’a Başbakanlığı döneminde hakaret ettiği gerekçesiyle 10 bin TL tazminat ödemeye mahkum oldu.
2017
Askerî Yargıtay, 6 Nisan 1914 tarihinde kurudu, 16 Nisan 2017 tarihli Anayasa değişikliği sonucunda  Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) ile birlikte kapatıldı. Mahkemenin kapatıldıktan sonraki görevleri Yargıtay‘a devredildi.
2017
Türkiye’de yönetim biçimini, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak değiştirmek için halk oylaması yapıldı.
   
2018
CHP tarafından Türkiye genelinde OHAL’in kaldırılması için eş zamanlı oturma eylemi yapıldı.
   
2019
İranlı eğitimci, hukukçu, yazar, tarihçi ve coğrafyacı Ahmed İktidari (Ahmed Han İktidari Geraşi) yaşamını yitirdi. (1925 -16 Nisan 2019) Kırk yılı aşkın süre avukat olarak çalıştı. 40 kitap ve 100’den fazla eğitim makalesi yazdı.
2020
Amerikalı avukat, hukukçu ve yazar Henry Miller yaşamını yitirdi. (18 Şubat 1931-16 Nisan 2020) Amerikalı avukat ve hukukçu. New York Barosu’nun eski başkandır. 
   
   
2025
Çağdaş Hukukçular Derneği Onursal Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı 8 yıldır tutulduğu Silivri’deki Marmara Cezaevi’nden şartlı tahliye kapsamında İdare Gözlem Kurulu kararı ile serbest bırakıldığı açıklandı.  Kozağaçlı için İstanbul Barosu’nda yüzlerce avukatın katıldığı bir karşılama programı  düzenlendi. Törene, Başkan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da katıldı. 
   

15 Nisan – Hukuk Takvimi

0
15 Nisan Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar. Kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları. Ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.

15 Nisan – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar 

1858
Sosyolojinin kurucularından sayılan Fransız sosyolog, Émile Durkheim dünyaya geldi. (Ölümü: 15 Kasım 1917) Durkheim, toplumun bir arada yaşayabilmesi için hukukun hayati rolüne vurgu yaptı.
1865
Amerikalı hukukçu, siyasetçi ve devlet başkanı, Abraham Lincoln suikast sonucu yaşamını yitirdi.  (Doğumu: 12 Şubat 1809)
1889
Filoksera hastalığına karşı alınacak önlemlere ilişkin Sözleşme kabul edildi.
1920
Sacco ve Vanzetti adlarındaki iki İtalyan göçmeni, Massachusetts’te cinayet ve gasp suçlarıyla tutuklandı. Yedi yıl sonra suçlulukları konusunda derin şüpheler mevcutken idam edilmeleri, Amerikan adalet sisteminin bir ayıbı olarak kaldı.
1923
Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi, yeni seçimlerin yapılması kararını alarak son oturumunu gerçekleştirdi.
1923
Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nda değişiklik yapılarak kapsamı genişletildi.
1925
 Doğu’da isyan başlatan Şeyh Said yakalandı.
1929
Siyahi İngiliz siyasetçi, iş kadını, insan hakları aktivisti ve eğitimci Jocelyn Barrow dünyaya geldi. BBC Kanalı Yönetim Kurulu’nda yönetici olan ilk siyahi kadındır. (Ölümü: 9 Nisan 2020)
1935
Tarihsel eserlerin, sanat kurumları ve bilimsel yapıtların korunmasına yönelik Washington Sözleşmesi kabul edildi.
1937
1Selaların kaldırıldığı, diyanet işleri reisliğinin yazısı ile valiliklere bildirildi.
1941
Amerikalı avukat ve siyasetçi Howard Lawrence Berman dünyaya geldi. 1983’ten 2013’e dek Kaliforniya 28. Bölgeden ABD Temsilciler Meclisi üyesi olarak görev yaptı. 2008-2011 yılları arasında ABD Temsilciler Meclisinin Dış İlişkiler Komitesi Başkanlığını yaptı.
1945
İkinci dünya savaşının etkileri: Zeytinyağı karne ile satılmaya başlandı.
1946
Şair Necip Fazıl Kısakürek, Sümerbank’ın devlet kurumu gibi değil, bir partinin organı gibi çalıştığını söylediği gerekçesiyle üç buçuk ay hapis, 115 lira para cezasına çarptırıldı.
1946
Millî Kütüphane Hazırlık Bürosu kuruldu.
1948
Avrupa İktisadi İş birliği Kuruluş Belgesi, Paris’te Türkiye’nin de katıldığı 16 devlet arasında imzalandı.
1949
Lefkoşalı avukat ve sanatçı Müzeyyen Yeşilada dünyaya geldi.
1958
Çocuklara Karşı Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınması ve Tenfizine İlişkin Sözleşme, 15 Nisan 1958 tarihinde La Haye’de düzenlenerek kabul edildi. Sözleşme 2 Ekim 1973 tarihinde La Haye’de yeniden düzenlendi. Türkiye, Çocuklara Karşı Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınması ve Tenfizine İlişkin Sözleşmeyi onayladı ve Resmi Gazetenin 27.09.1972 tarihli sayısında yayınladı.
1969
Hukukçu Yusuf Kemal Tengirşenk yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1878)
1972
22 Şubat 1972’de Ankara’da defnedilen Ulaş Bardakçı’nın cenazesine çelenk hazırlayıp üzerine slogan yazdıkları için Kanun’un suç saydığı fiili övmekten yargılanan 3 kadının duruşmasına Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nde devam edildi.
1973
Duruşmalara başörtülü giren kadın avukatın Ankara Barosu’ndan kaydı silindi.
1979
Fikirtepe’deki Türk Yurdu’nda 6 Nisan’da 15 yaşındaki bir öğrencinin parasını elinden alarak falakaya yatıran ve tecavüze kalkışan Eğitim Enstitülü öğrencilerden 3’ü şikâyet üzerine yakalanıp Sıkıyönetim’ce tutuklandı, firarı beş öğrencinin aranmasına devam edildi.
1980
Ünlü Fransız yazar ve düşünür Jean-Paul Sartre yaşamını yitirdi. (Doğumu: 21 Haziran 1905) Varoluşçu Marksizm şekillendirmesi ve siyasetteki etkinlikleriyle 20. yüzyıla damgasını vuran düşünürlerden biri oldu.
1980
TÖB-DER Trabzon Şubesi eski başkanlarından Bekir Cebeci’ye ait Çağdaş Kitabevi gece bombalandı, yoldan geçmekte olan yerel Hizmet Gazetesi eski yazı işleri müdürü Muzaffer Feyzioğlu (64) hayatını kaybetti.
1981
Sıkıyönetim Askeri Savcılığı, Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği’nin (TÖB-DER) 58 yöneticisi hakkında dava açtı.
1982
689 sanıktan 64’ü için ölüm cezası istenen THKP-C Devrimci Yol Yeni Çeltek İşçi Davası Amasya’da başladı.
1982
Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) 80 yöneticisi hakkında açılan davanın duruşmasına İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde başlandı.
1983
İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı, vatandaşlıktan çıkarılan Yılmaz Güney ve Cem Karaca‘ya ait her türlü eserin basım, yayım, dağıtım ve bulundurulmasını yasakladı.
1984
ABD Başkanı Reagan, Nikaragua’daki Sandinist yönetimin, kontra güçlerini destekleyen ABD’yi Lahey Uluslararası Adalet Divanı’na şikâyet etmesine karşı, Adalet Divanı’nın yargı yetkisini tanımadıklarını yineledi.
1985
Türk-İş, Yüksek Hakem Kurulu’ndan çekildi.
1987
 Edep dışı bulunan Binbir Gece adlı oyunun dört oyuncusunun çarptırıldıkları para cezalarını ödememesi üzerine haklarında açılan dava zamanaşımına uğrayarak düştü.
1988
İstanbul DGM, komünizm propagandası yapıldığı gerekçesiyle Alman toplumbilimci, tarihçi Jurgen Kuczynski’nin Torunuma Mektuplar adlı kitabının toplatılması kararı aldı.
1993
Çağdaş Avukatlar Grubu’ndan 85 avukat, Bakırköy ve Kartal’daki Devrimci Sol operasyonlarında yargısız infaz yapıldığı iddiasıyla İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir hakkında suç duyurusunda bulundu.
1994
Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması 15 Nisan 1994 tarihinde imzalandı. Ticaret ve Gümrük Tarifeleri Genel Anlaşması’nın (GATT) yerini aldı.
1995
İHD Ankara Şubesi, 26 Mart’tan beri “gözaltında kayıp” olan Hasan Ocak’ın annesi ve ablasının Kızılay’da gözaltına alındığını duyurdu.
1998
Düş ve Yaşam adlı kitabından dolayı 2 yıl 6 ay hapis cezası alan Yılmaz Odabaşı hakkındaki karar Yargıtay 11.Ceza Dairesi’nce bozuldu.
1998
Kamboçya’nın eski lideri Pol Pot, Kızıl Kmer tarafından çarptırıldığı müebbet hapis cezasını çektiği cezaevinde öldü.
2000
Siyanürlü altına karşı çıkan Bergamalı köylülere, “Yaşadıkları çevreyi korumak için onurlu başkaldırıları” nedeniyle Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) tarafından özel ödül verildi.
2001
F tipi cezaevlerine karşı ölüm orucundaki yakınına destek için dışarıda ölüm orucuna yatan Canan Kulaksız hayatını yitirdi.
2008
Roj TV davasında yargılanan DTP’li 53 belediye başkanına 2 ay 15 gün hapis cezası verildi. Ceza 1835 YTL para cezasına çevrildi.
2009
Meclis Grup Toplantısı’nda Kürtçe konuşan DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve milletvekili Selahattin Demirtaş hakkında cumhuriyet savcılığınca yürütülen soruşturmada “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verildi.
2013
 İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı iddiasıyla yargılandığı davada, Fazıl Say’a 10 ay hapis cezası verdi. 26 Nisan’da karara yapılan itiraz kabul edildi ve kurulan hüküm kaldırıldı.
2014
Avrupa Parlamentosu 15 Nisan 2014 tarihinde, Tek Denetim Mekanizması, Banka Kurtarma ve Çözümleme Yönergesi ve Mevduat Garanti Sistemi’nden oluşan Bankacılık Birliği’ne ilişkin düzenlemeleri kabul etti.
2015
Avrupa Parlamentosu, 1915 Ermeni soykırımını kabul eden bir karar tasarısını oy çokluğuyla kabul etti
2020
İdare Hukukçusu ve akademisyen Ali Ülkü Azrak yaşamını yitirdi.  (24 Temmuz 1933, İstanbul – 15 Nisan 2020, İstanbul)
2020
Motorlu Araçlar ve römorkları ile Bunların Aksam, Sistem ve Ayrı Teknik Ünitelerinin Tip Onayı ve Piyasa Gözetimi ve Denetimi ile İlgili İdari Gereklilikler Hakkında (AB) 15 Nisan 2020 tarihli ve 2020/683 Sayılı Komisyon Uygulama Tüzüğü kabul edildi.
2020
İklim değişikliği alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli bilimsel değerlendirme çalışma grubu başkanlığı da yapan fizikçi John Theodore Houghton yaşamını yitirdi.
2021
Perulu siyasetçi ve LGBT hakları aktivisti Luisa Revilla yaşamını yitirdi. (Doğumu: 12 Ekim 1971)
2021
ABD Başkanı Joe Biden, 10 Rus diplomatın, siber saldırı girişimi ve başkanlık seçimlerine müdahale ile bağlantıları nedeniyle istenmeyen kişi ilan edileceğini ve sınır dışı işleminin uygulanacağını açıkladı.
2025
TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan İklim Kanunu tasarısı muhalefet partilerinin ve sivil toplum örgütlerinin yoğun eleştirileri sonucunda tekrar görüşülmek üzere Çevre Komisyonuna çekildi.

Çocuk Haklarına Dair Bireysel Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokol

0

BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Bireysel Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokol Kapsamındaki Usul Kuralları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 19 Aralık 2011 tarihli ve 66/138 sayılı kararıyla kabul edilmiştir. Protokol, 14 Nisan 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Türkiye, İhtiyari Protokol’ü 24 Eylül 2012 tarihinde imzalamış, onayın uygun bulunduğuna ilişkin 9 Mart 2017 tarih ve 6976 sayılı Kanun, 3 Nisan 2017 tarih ve 30027 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bakanlar Kurulu’nun 11 Eylül 2017 tarih ve 2017/10836 sayılı kararıyla İhtiyari Protokol’ün onaylanması kabul edilmiş ve Bakanlar Kurulu kararı, 7 Aralık 2017 tarih ve 30263 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Onay belgeleri 26 Aralık 2017 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne tevdi edilmiş ve İhtiyari Protokol, Türkiye bakımından 26 Mart 2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye İhtiyari Protokol’e şerh koymuş; Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye, Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi ile İlgili İhtiyari Protokol’e ve Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocukların Silahlı Çatışmalara Dâhil Olmaları Konusundaki İhtiyari Protokol’e koyduğu çekincelerin ve öne sürdüğü beyanların geçerliliklerini koruduğunu beyan ederek imza atmıştır.

BÖLÜM I
GENEL HÜKÜMLER

Genel hüküm, bireysel başvurular, tahkikat usulü ya da Devletler arası bireysel başvuru olsun tüm usuller için geçerlilik taşır.

I. Komite’nin işleyişine yol gösteren genel ilkeler
Kural 1 – Genel ilkeler

Komite, Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin bireysel başvuru usulü ile ilgili İhtiyari Protokolü (Protokol) ile kendisine verilen tüm işlevleri yerine getirirken, çocuğun (çocukların) yüksek yararı ilkesini kılavuz alacaktır. Komite aynı zamanda çocuğun (çocukların) hakları ve görüşlerine saygı ve çocuğun (çocukların) görüşlerine yaş ve olgunluk durumlarına göre gerekli ağırlığı tanıma ilkelerini de gözetecektir.

Komite, bunları yaparken, çocuğun (çocukların) kendileri adına hareket edenler tarafından yersiz bir baskıya ya da yönlendirmeye maruz kalmamaları için gerekli tüm önlemleri alacaktır.

Kural 2 – Hızlılık ilkesi 

Protokol çerçevesindeki herhangi bir işlemde ve işlemin herhangi bir aşamasında Komite bireysel başvuruları hızla ele alacak, gereksiz gecikmelerden kaçınacaktır. Komite, tarafları da gereksiz
gecikmelerden kaçınmaya özendirecektir.

Kural 3 – Gizlilik

Protokol kapsamında başlatılan herhangi bir girişimin ilgilendirdiği herhangi bir kişinin veya kişilerin kimlikleri, kendilerinin açık onayı olmaksızın saklı tutulacak, açıklanmayacaktır.

Kural 4 – Koruma önlemleri

Komite, Protokolün 4. Maddesinin 1. paragrafı uyarınca bir taraf Devletin egemenliği alanındaki bir kişinin Komiteye yaptığı başvuru ya da Komiteyle işbirliği sonucu insan haklarının ihlal edilmemesi, kötü muamele ya da baskı ve sindirmeye maruz kalmamasını sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğine ilişkin güvenilir bilgi elde etmişse, ilgili Devletten bu ihlalin sona erdirilmesi için gerekli tüm önlemleri ivedilikle almasını ve Komiteye bu konuya ilişkin yazılı açıklama iletmesini talep edebilir. Bu talebe uyulup uyulmadığı Komite tarafından izlenecektir. Komite, ayrıca bu konuda kamuya açıklamalar da yapabilir ve gerekli diğer önlemleri alabilir.

II. Çalışma yöntemleri
Kural 5 – Protokol kapsamındaki etkinliklerin kaydı

Genel Sekreter, Komite’nin dikkatine sunulan tüm bireysel başvuruların, herhangi bir taraf Devletteki ağır ya da sistematik ihlallerine ilişkin bilgilerin ve Devletler arası iletişimin sürekli olarak kaydını tutacak; elindeki tüm bilgileri, talep eden Komite üyelerine bu bilgilerin sunulduğu dilde iletecektir.

Kural 6 – Çalışma grubu (grupları) ve raportör (raportörler)

1 Komite, kendisine tavsiyelerde bulunmak ve belirleyeceği yollardan yardımcı olmak üzere çalışma grubu (grupları) oluşturabilir ve raportör (raportörler) tayin edebilir.

2 Komite’nin usul kuralları, yerine göre, bu kural çerçevesinde oluşturulan çalışma grubunun (gruplarının) toplantıları ve tayin edilen raportörün (raportörlerin) çalışmaları için de geçerlilik taşır.

Kural 7 – Geçici tedbirler

1 Komite, kişisel ya da Devletler arası bir bireysel başvurunun ya da bir tahkikatın bulgularının geçerliliği konusunda bir tespitte bulunmadan önce, işlemler sırasında herhangi bir zamanda, ilgili taraf Devlete, iddia olunan ihlallerin mağdurlarının telafisi mümkün olmayan zararlara uğramalarını önlemek amacıyla, bazı istisnai durumlarda gerekli olabilecek ara önlemler alınması için ivedilikle dikkate alınmak üzere bir talepte bulunabilir.

2 Komite, bir röportör ya da çalışma grubu tayini yoluna gidebilir. Bu raportör ya da çalışma grubu, Komite adına, taraf Devletten, iddia olunan ihlallerin mağdurlarının telafisi mümkün olmayan zarara uğramasını önlemek üzere gerekli gördüğü ihtiyari tedbirleri alması talebinde bulunabilir. Raportör ya da çalışma grubu bunun üzerine başlatılan girişimler konusunda Komiteyi mümkün olan en kısa sürede bilgilendirecektir.

3 Komite’nin paragraf 1 çerçevesinde geçici tedbirler alınmasını talep ettiği durumlarda, bu talebin, kişisel ya da Devletler arası başvurunun ya da tahkikattan elde edilen bulguların kabul edilebilirliği ya da geçerliliği bakımından bir tespit yapılmış olduğu anlamına gelmediği belirtilmelidir.

4 Komite, raportör ya da çalışma grubu, geçici tedbirler alınması talebine uyulup uyulmadığını izleyecek ve taraf Devletten bu talebe uygun olarak uygun her tür tedbiri alıp uygulamasını isteyebilecektir. Komite, raportör ya da çalışma grubu ayrıca bu hususta kamuoyuna açıklamalarda da bulunabilecektir.
5 İlgili taraf Devlet, geçici tedbirler alınması talebinin geri çekilmesi gerektiği ya da geçerliliğini yitirdiği kanaatindeyse, bu konudaki argümanlarını işlemlerin herhangi bir aşamasında iletebilir.

6 Komite, raportör ya da çalışma grubu, kişisel başvuruda, araştırma sürecinde ya da Devletler arası başvuruda yer alan taraflardan aldığı bilgilerden hareketle, geçici tedbirler alınması yönündeki talebini işlemlerin herhangi bir aşamasında geri çekebilir.

7 Komite, raportör ya da çalışma grubunun geçici tedbirler alınması talebinde bulunduğu durumlarda kişisel ya da Devletler arası başvuru veya tahkikat üzerindeki değerlendirmelerini hızlandıracaktır.

Kural 8 – Bir üyenin başvuru usulü sürecinde yer alamaması

1 Komite’nin herhangi bir üyesi, aşağıda belirtilen durumlarda süreçlerde yer almayacak, hazır bulunmayacak ya da bu süreçleri herhangi bir biçimde etkilemeyecektir:

a Üyenin, aleyhindeki durum görüşülecek olan Devletin yurttaşı olması;
b Üyenin, gündemdeki konuyla kişisel ya da mesleki bir ilgisinin bulunması ya da gerçek veya algılanan başka herhangi bir çıkar uyuşmazlığının mevcudiyeti;
c Üyenin, taşıdığı herhangi bir sıfatla, bu Protokol, Sözleşme ya da bunların asli İhtiyari Protokolleri için geçerli usuller dışında kalan başka yollardan ilgili başvuruyla ilgili olarak oluşturulan ve benimsenen bir karara katılmış olması.

2 Yukarıdaki 1 paragrafla bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek herhangi bir soru, ilgili üyenin katılımı olmaksızın Komite tarafından karara bağlanacaktır.

Kural 9 – Üyelikten çekilme

Herhangi bir üyenin herhangi bir nedenle bir başvurunun incelenmesinde yer almaması ya da yer almasının gerekmediğini düşünmesi halinde, bu üye görevinden çekilecek ve bu kararından Komite Başkanı’nı haberdar edecektir.

Kural 10 – Uzmanlara danışma

1 Komite, gerekli gördüğünde, kendi inisiyatifiyle bağımsız uzmanlara danışabilir.

2 Komite aynı zamanda taraflardan herhangi birinin talebi üzerine de bağımsız uzmanlara danışabilir. Taraflardan birinin belirli bir uzmanı tavsiye etmesi durumunda diğer tarafın ek ya da alternatif bir uzman önerme fırsatı olacaktır. Hangi uzmana danışılacağı konusundaki nihai kararı Komite verecektir.

Kural 11 – Bütçe

Genel Sekreter, Protokol çerçevesinde, Komite’nin çalışmaları için gerekli mali kaynakları sağlayacaktır.

BÖLÜM II
İHTİYARİ PROTOKOL KAPSAMINDA YAPILAN KİŞİSEL
BAŞVURULARIN DEĞERLENDİRİLMESİNE İLİŞKİN
USULLER

Kural 12 – Başvuruların sahibi (sahipleri)

Mevcut kurallar uyarınca, bireysel başvuru sahibi (sahipleri), mağdur olduğu iddia edilen kişi (kişiler) olup olmadığına bakılmaksızın bireysel başvuruyu sunan kişi anlamına gelir. Mağdur olduğu iddia edilen kişinin (kişilerin) temsil ediliyor olmaları, bu kişilerin Komite’yle doğrudan temas edemeyecekleri anlamına gelmez.

Kural 13 – Bireysel başvuruların sunulması

1 Başvurular, belirli bir taraf Devletin yurttaşı olup Sözleşme’de ve/ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan hükümlerin bu Devlet tarafından ihlal edilmesi sonucu mağdur oldukları iddiasında bulunan kişi ya da bir grup kişi tarafından sunulur.

Burada, başvuruda bulunan kişi veya kişilerin hukuki ehliyetinin ilgili taraf Devletçe tanınmış olup olmadığına bakılmaz.

2 Bireysel Başvurular, kendilerinin açık onayıyla, mağdur oldukları iddiasında bulunan kişilerin belirledikleri temsilciler ya da onlar adına hareket eden başka kişilerce de sunulabilir. Bu temsilin, mağdurun (mağdurların) onayına rağmen uygunsuz bir baskının ya da yönlendirmenin sonucu olabileceğine ilişkin kaygılar bulunması durumunda Komite Genel Sekretere bu konuda ek bilgi ve belge toplaması için başvurabilir. Bu kurallar arasında yer alan Kural 23 paragraf 1 uyarınca bu bilgi ve belgeler üçüncü taraflardan da toplanabilir. Amaçlanan, mağdur olduğu iddia edilen kişi (kişiler) adına bir bireysel başvuru sunulmuş olmasının, uygunsuz bir baskı ya da yönlendirme sonucu olmayıp çocuğun yüksek yararına olduğunun ortaya konulmasıdır. Üçüncü taraflara yönelik böyle bir talep gizli kalacaktır ve hiçbir biçimde söz konusu üçüncü tarafların da ilgili sürecin bir parçası oldukları anlamına gelmeyecektir.

3 Bu kuralın 2’nci paragrafı saklı kalmak üzere, bireysel başvurular mağdur oldukları iddia edilen kişi (kişiler) adına yukarıda sözü edilen açık onay olmadan da sunulabilir. Bunun için, başvuruyu hazırlayan(lar)ın kendi eylemlerini gerekçelendirebilmeleri ve Komite’nin de bunu çocuğun yüksek yararına görmesi gerekir.  Mümkünse, adlarına başvuru yapılan mağdur oldukları iddia edilen kişi (kişiler) de başvuru hakkında bilgilendirilmeli ve bu kişilerin görüşlerine yaş ve olgunluk düzeylerine göre gerekli ağırlık tanınmalıdır.

Kural 14 – Bilgilendirme ilkesi

1 Komite, Genel Sekreter aracılığıyla, işlemlerin zamanlanması, ilerlemesi ve gerektiği durumlarda alınan kararlar konusunda başvuruyu hazırlayan(lar)a gecikmeden ve yeterli bilgiyi verecektir. Bilgiler, gerek yetişkinler gerekse çocuklar için uygun ve erişilebilir formatta sağlanacak, bu arada mümkün olduğu ölçülerde başvuruyu hazırlayan(lar)ın yaşlarına ve olgunluk düzeylerine göre uyarlanacaktır.

2 İşlemler sırasında daha fazla bilgi alınması yönünde bir talep olması halinde, bu talep yetişkinler ve çocuklar için uygun ve erişilebilir formatta/formatlarda iletilecek, ayrıca çocuklar bir yetişkin tarafından temsil ediliyor olsalar bile bu talepte ilgili çocukların yaş ve olgunluk durumları dikkate alınacaktır.

Kural 15 – Açıklama ya da ek bilgi talebi

1 Genel Sekreter, gerektiğinde, başvuruyu hazırlayan(lar)dan ve/ ya da mağdur olduğu iddia edilen kişiden (kişilerden) aşağıda sıralananları talep edebilir:

a Başvuruyu hazırlayan(lar)ın ve/ya da mağduriyeti iddia konusu olan kişi/lerin adları, adresleri ve doğum tarihleri ve başvuruyu hazırlayan(lar)ın/mağdur olduğun iddia edilen kişi/lerin kimliklerinin teyidi;

b Başvuruyu hazırlayan(lar) başvuruyu mağdur olduğu iddia edilen kişi/ler adına yapmışsa, temsil durumunun teyidi;

c Taraf Devletin fiilinin ya da fiilsizliğinin çocuk (çocuklar) üzerinde nasıl olumsuz etki yaratmış olduğuna ilişkin bilgi;

d Bireysel başvurunun çocuğun yüksek yararına olup olmadığı;

e Başvuruyu hazırlayan(lar)ın ve/ya da mağdur olduğu iddia edilen kişinin (kişilerin) kimliklerinin, Protokolün 4. Maddesinin 2’nci paragrafı uyarınca açıklanmasının istenip istenmediği;

f Bireysel başvurunun yöneltildiği taraf Devletin adı;

g Bireysel başvurunun konusu;

h İddiayla ilgili kanıtlar;

i İç hukuk yollarını tümüyle tüketmek üzere atılan adımlar ya da başvuruyu hazırlayan(lar)ın iç hukuk yollarını neden makul olmayan uzunlukta olduğunu ya da etkili bir sonuç vermeyeceğini düşündükleri konusunda bilgi;

j Aynı konunun, başka bir uluslararası araştırma ya da çözüm sürecinde incelenmiş ya da halen incelenmekte olup olmadığı;

k Sözleşme’nin ve/ya da asli İhtiyari Protokolün ihlal edildiği iddia olunan hükmü (hükümleri).

2 Genel Sekreter, açıklama ya da ek bilgi talep ederken, bu bilgilerin sunulması için makul bir zaman süresini uygun ve erişilebilir bir formatta belirtecektir. Bu zaman süresi gerektiği durumlarda uzatılabilir.

3 Komite, belirli bir kişisel başvurunun başvuruyu hazırlayan(lar)

a ve/ya da mağdur olduğu iddia edilen kişiye (kişilere) yönelik açıklama ya da ek bilgi taleplerini kolaylaştırmak amacıyla, uygun ve erişilebilir, mümkün olduğu ölçülerde çocuğun yaşına ve olgunluk düzeyine uyarlanmış bir format benimseyebilir. Komite, bu formatı seçerken, özellikle çocuk üzerindeki uygunsuz baskıyı ya da yönlendirmeyi önlemek için, Protokolün 2 ve 3’üncü maddelerindeki ilkeleri göz önünde bulunduracaktır. Komite ayrıca, başvurunun çocuğun yüksek yararına olup olmadığını belirleme açısından bir dizi somut soru da yöneltebilir.

Kural 16 – Bireysel Başvuruların Komite’ye gönderilmesi

1 Genel Sekreter, buradaki kurallara uygun olarak, bir başvuru usulü kapsamında İhtiyari Protokolün 5. Maddesine göre incelenmek üzere Komite’ye sunulan ya da böyle olduğu izlenimi veren başvuruları Komite’nin dikkatine sunacaktır.

2 Genel Sekreter, herhangi bir başvuruyu hazırlayan kişi(ler)den başvurunun Protokolün 5. Maddesi çerçevesinde incelenmek üzere Komite’ye aktarılmak amacıyla mı iletilmiş olduğu konusunda açıklama talep edebilir. Başvuruyu hazırlayan(lar)ın bu husustaki gerçek niyetlerine ilişkin herhangi bir tereddüt doğması halinde Genel Sekreter başvuruyu Komite’nin dikkatine sunacaktır.

3 Komite, aşağıdaki durumlarda hiçbir başvuruyu kabul etmeyecektir:

a Başvurunun Protokole taraf olmayan bir Devletle ilgili olması;

b Protokolün 1. Maddesinin 2’nci paragrafı çerçevesinde, ilgili Devletin taraf olmadığı bir belgede yer alan hakların ihlaliyle ilgili olması;

c Başvuru sahibinin kimliğinin belli olmaması;

d Yazılı olmaması. Yazılı başvurulara eşlik eden yazılı olmayan materyaller bu kuralın dışındadır;

e Bu tür başvuruların hakkın kötüye kullanılması teşkil etmesi ya da başvurunun Sözleşme’nin ve/ya da onun asli İhtiyari Protokolünün hükümleriyle bağdaşmaması;

f Aynı konunun daha önce Komite tarafından incelenmiş olması ya da halen başka bir uluslararası araştırma ya da çözüm sürecinde inceleniyor olması;

g Mevcut tüm iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması. Bu kural, telafi- tazminat uygulamalarının makul sınırların ötesinde geciktiği ya da etkili bir sonuç vermesinin mümkün görünmediği durumlarda uygulanmayacaktır;

h Başvurunun açık biçimde yetersiz temellendirilmiş ve yeterince savunulmamış olması;

i Aynı durumların daha sonra da devam etmesi saklı kalmak üzere, başvurunun bu Protokol ilgili taraf Devlet için yürürlüğe girdiği tarihten önceki durumlarla ilgili olması ve j Başvuruyu hazırlayan(lar)ın başvuruyu söz konusu zaman sınırı içinde teslim etmelerinin mümkün olmadığını kanıtladıkları durumlar dışında, başvurunun iç hukuk yollarının tüketilmesini izleyen bir yıl içinde teslim edilmemiş olması.

Kural 17 – Kişisel başvuruların sıraya konulması

1 Komite, diğer hususların yanı sıra örneğin, gündeme getirilen konuların ivediliği gibi nedenlerle başka türlü kararlaştırmadığı sürece başvuruları kendisine ulaşma sırasına göre değerlendirecektir.

2 Komite, iki ya da daha fazla sayıda başvuruyu birlikte değerlendirme kararı alabilir.

3 Komite, herhangi bir başvurunun farklı durumları içermesi ya da birden çok kişiye atıfta bulunması veya iddia olunan ihlallerin zaman ve mekan olarak birbirinden ayrı olması gibi durumlarda bu başvuruyu belirli bölümlere ayırıp bu bölümleri ayrı ayrı değerlendirebilir.

Kural 18 – Gelen bireysel başvurularla ilgili usuller

1 Komite, ilgili Taraf Devlete atıfta bulunmadan bir başvuruyu kabul edilemez bulmadığı sürece, Komite, bir tebligat alındıktan sonra mümkün olan en kısa sürede, ilgili Taraf Devlete bu durumu gizlilik ilkeleri çerçevesinde iletir ve Taraf Devletten bu konuyla ilgili yazılı gözlemlerini ve yorumlarını talep eder.

2 Yukarıdaki 1. paragraf çerçevesinde yöneltilen herhangi bir talepte, bu talebin, kabul edilebilirlik ya da başvurunun geçerliliği konusunda bir karara varılmış olduğu anlamına gelmediğini belirten bir açıklama da yer alacaktır.

3 Taraf Devlet, mümkün olan en kısa sürede ve bu kural çerçevesinde Komite’nin talebi kendine ulaştıktan sonra altı ay içinde Komite’ye başvurunun kabul edilebilirliğine ve esasa ilişkin yazılı açıklamalarını ya da beyanını iletecek, ayrıca bu konuda herhangi bir tazminat/telafi yoluna gidilmişse bunu belirtecektir.

4 Komite, bir başvurunun yalnızca kabul edilebilirlik yönüne ilişkin yazılı açıklamalar ya da beyan talep edebilir; ancak böyle durumlarda taraf Devlet mümkün olan en kısa sürede ve Komite’nin talebini izleyen altı ay içinde başvurunun hem kabul edilebilirliğine hem de geçerliliğine ilişkin yazılı açıklamalarda ya da beyanda bulunabilir.

5 Bu kuralın 1. Paragrafı uyarınca yazılı yanıt talebini alan taraf Devlet, kabul edilemezlik gerekçelerini de ortaya koyarak, başvurunun kabul edilemez bulunarak reddedilmesini yazılı olarak isteyebilir; ancak böyle bir talebin Komite’ye mümkün olan en kısa sürede ve 1. paragraf çerçevesinde yapılan talebi izleyen iki ay içinde iletilmesi gerekir.

6 Komite, bu kuralın 5’inci paragrafı çerçevesinde kendi talebini desteklemek üzere taraf Devlet tarafından sağlanan bilgiler ve başvuruyu hazırlayan(lar)ın buna ilişkin yorumları temelinde kabul edilebilirliği esastan ayrı olarak değerlendirmeye karar verebilir.

7 Taraf Devletin bu kuralın 5’inci paragrafı çerçevesinde ilettiği talep, Komite kabul edilebilirliği esastan ayrı olarak değerlendirmeye karar vermedikçe kendi yazılı açıklamalarını ya da beyanlarını yapması için taraf Devlete tanınan altı aylık süreyi uzatmaz.

8 Taraf Devletin, Protokolün 7. Maddesinin 1. paragrafı uyarınca başvuruyu hazırlayan(lar)ın mevcut ve etkili tüm iç hukuk yollarının tüketilmiş olduğuna ilişkin iddiasına karşı çıkması durumunda taraf Devlet, gündemdeki konunun özel koşulları çerçevesinde mağdur olduğu ileri sürülenler için halen mevcut etkili iç hukuk yolları konusunda ayrıntılı bilgi verecektir.

9 Komite taraf Devlete ya da başvuruyu hazırlayan(lar)a başvurunun kabul edilebilirliği ya da esası konusunda belirli bir zaman süresi içinde ek yazılı açıklamalarda ya da gözlemlerde bulunmaları talebini yöneltebilir.

10 Genel Sekreter, bu kural uyarınca, taraflardan her birince Komite’ye teslim edilen tüm belgeleri diğer tarafa iletecektir. Taraflardan her birine, belirli zaman sınırları içinde bu belgelere ilişkin görüş bildirme fırsatı tanınacaktır. Bu görüşlerin belirlenen zaman süresi içinde iletilmemesi, genel olarak alındığında, başvurunun görüşülmesini geciktirmeyecektir.

Kural 19 – Sözlü oturum

1 Komite, bunu çocuğun (çocukların) yüksek yararına sayması durumunda, başvuruyu hazırlayan(lar)ı ve/ya da mağdur olduğu iddia edilen kişiyi (kişileri), ayrıca ilgili taraf Devletin temsilcilerini, şahsen hazır bulunarak ya da video veya telekonferans yoluyla başvurunun geçerliliği konusunda daha fazla açıklamada bulunmaya ya da bu konudaki soruları yanıtlamaya davet edebilir.

Bu tür görüşmeler kapalı oturumlarda gerçekleştirilecektir. mağdur olduğu iddia edilen kişilerin bu yönde talepte bulunduğu ve Komite’nin de bunu çocuğun (çocukların) yüksek yararına gördüğü durumlar dışında, ilgili Devletin temsilcileri mağdurla (mağdurlarla) yapılan görüşmelerde orada bulunmayacaktır. Komite, mağdur olduğu iddia edilen kişi ya da kişilerle görüşmelerde çocuğa duyarlı usullerin uygulanmasını, mağdurun (mağdurların) görüşlerine yaş ve olgunluk düzeyine göre gerekli ağırlığın tanınmasını sağlayacaktır. Herhangi bir tarafın hazır bulunmaması, durumun görüşülmesi önünde engel sayılmayacaktır.

2 Bir görüşmenin yapılacağı ya da yapılmış olduğu bilgisi ve bunun içeriği, kendi görüşlerini iletme olanağı tanınacak olan diğer tarafa iletilecektir.

Kural 20 – Başvuruların kabul edilebilirliği

1 Komite, mümkün olan en kısa sürede, basit çoğunlukla ve aşağıdaki kurallara tabi olmak üzere, Protokole göre başvurunun kabul edilebilir olup olmadığına karar verecektir.

2 Bir başvurunun kabul edilebilirliğine ilişkin karar, tüm üyelerinin mutabık kalması halinde, bu kurallar uyarınca oluşturulacak bir çalışma grubu tarafından da alınabilir.

3 Bu kurallar uyarınca oluşturulacak bir çalışma grubu, üyelerinin tümünün mutabık kalması durumunda bir başvurunun kabul edilemezliği kararı alabilir. Alınan bu yöndeki bir karar tüm üyeleriyle toplanan Komite’ye iletilecek, Komite de bir üyesi bu konuda tartışma talep etmedikçe alınan bu kararı formel bir görüşme açılmaksızın onaylayabilecektir.

4 Bir başvurunun, bir çocuk ya da bir grup çocuk adına kendilerinin onayına ilişkin herhangi bir kanıt gösterilmeksizin Komite’ye sunulmuş olması durumunda Komite, durumun özel koşullarını ve sağlanan bilgileri değerlendirdikten sonra, bu başvurunun incelenmesinin ilgili çocuğun (çocukların) yüksek yararına olmayacağına karar verebilir.

Kural 21 – Kabul edilemez başvurular

1 Komite bir başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verdiğinde, Genel Sekreter aracılığıyla ve gecikmeksizin bu kararını ve gerekçelerini, mümkün olduğu kadar uyarlanmış ve erişilebilir bir formatta, başvuruyu hazırlayan(lar)a ve ilgili taraf Devlete bildirecektir.

2 Komite’nin bir başvuruya ilişkin olarak aldığı kabul edilemezlik kararı, başvuruyu hazırlayan(lar) tarafından ya da onlar adına kabul edilemezlik kararının gerekçelerinin artık geçerli olmadığı
bilgisinin yazılı olarak iletilmesi üzerine Komite tarafından yeniden
gözden geçirilebilir.

Kural 22 – Taraf Devletin esası konusundaki yorumlarından önce kabul edilebilir bulunan kişisel başvurular

Buradaki kurallardan 18’incisinin 6’ncı paragrafı uyarınca, Taraf devletin görüşlerini iletmeden önce alınan kabul edilebilirliği kararları, Genel Sekreter aracılığıyla başvuruyu hazırlayan(lar)a ve ilgili taraf Devlete iletilecektir. Komite, taraf Devlet ve/ya da başvuruyu hazırlayan(lar) tarafından sunulan açıklamaların ya da beyanların ışığında, bir başvurunun kabul edilebilirliğiyle ilgili kararını geri alabilir.

Kural 23 – Kişisel başvuruların esase ilişkin incelenmesi

1 Bir kişisel başvurunun alınmasıyla bu başvurunun esası konusunda alınacak karar arasındaki sürenin herhangi bir noktasında Komite, aşağıda belirtilen organ, örgüt veya kuruluşlara danışabilir ya da bunlardan konuyla ilgili belgeleri alabilir: Uluslararası belgelerle ya da Birleşmiş Milletlerin özel usulleriyle oluşturulmuş diğer sözleşme organları dahil Birleşmiş Milletler organları, kurulları, uzman kuruluşları, fonları, programları ve mekanizmaları; bölgesel insan hakları sistemleri dahil diğer uluslararası kuruluşlar; hükümet dışı kuruluşlar, Ulusal İnsan Hakları Kurumları; çocuk haklarını gözetmek ve korumakla görevli ilgili diğer uzman kurumlar ve başvurunun incelenmesi sırasında yardımı olabilecek ilgili diğer tüm Devlet kurumları, kuruluşları ya da daireleri.

2 Komite, bilginin ilgili taraflara usulüne uygun biçimde iletilmiş olması ve taraflardan her birine bu konudaki görüşlerini belirli bir zaman süresi içinde bildirme fırsatı tanınması koşuluyla, başvuru hakkındaki görüşlerini,başvuruyu hazırlayan(lar)ı, ilgili taraf Devlet ya da bu kuralın 1. paragrafında atıfta bulunulan diğer kaynaklarca sağlanan tüm belgeler ışığında oluşturur.

3 Üçüncü tarafların bu kuralın 2’nci paragrafı çerçevesinde sunacakları bilgilerin Komite tarafından incelenmesi, hiçbir biçimde, bu üçüncü tarafların da yürütülen işlemlere taraf oldukları anlamına gelmez.

4 Komite herhangi bir başvuruyu, esası hakkında Komite’ye tavsiyelerde bulunması için bir çalışma grubuna yönlendirebilir.

Kural 24 – Bireysel görüşler

Karara katılan herhangi bir Komite üyesi, kendi kişisel görüşünün Komite kararına ya da görüşlerine ek olarak konulmasını talep edebilir. Komite, bu tür kişisel görüşlerin teslimi için zaman sınırı koyabilir.

Kural 25 – Dostane çözüm

1. Protokolün 9. Maddesi çerçevesinde taraflardan herhangi birinin talebi üzerine, bir başvurunun alınmasından bu başvurunun esasına ilişkin karar verilmesi arasındaki sürenin herhangi bir noktasında Komite, Sözleşme’nin ve/ya da onun asli İhtiyari Protokollerinin ihlali anlamına geldiği ileri sürülen ve Protokol çerçevesinde incelenmek üzere sunulan konunun Sözleşme’de ve/ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan yükümlülüklere saygı çerçevesinde dostane çözüme ulaşılması için kendi imkanlarını ilgili taraflara sunacaktır.

2 Dostane çözüm usulü tarafların onayı temelinde yürütülür.

3 Komite, üyelerinden birini ya da birkaçını taraflar arasındaki görüşmeleri kolaylaştırmak üzere görevlendirebilir.

4 Dostane çözüm işlemleri gizli tutulacak ve tarafların Komite’ye sundukları bilgi ve belgeler saklı kalacaktır. Dostane çözüm çerçevesindeki yazılı ya da sözlü herhangi bir iletişim ya da verilen ödün, Komite nezdindeki işlemler sırasında bir tarafça diğerine karşı kullanılamaz.

5 Komite, ortadaki meselenin çözüme uygun olmadığı sonucuna varırsa, taraflardan biri dostane çözüm uygulamasına onay vermezse, bu işlemlerin kesilmesini isterse ya da Sözleşme’de ve/ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan yükümlülüklere saygı çerçevesinde dostane çözüme ulaşmak için gerekli istekliliği sergilemezse, dostane çözüm işlemlerini kolaylaştırma işlevini bırakabilir.

6 Taraflardan her ikisi de dostane çözümü açıkça kabul ettiklerinde, Komite durumu ve ulaşılan çözümü açıklayan bir karar çıkartır. Bu karar benimsenmeden önce Komite, başvuruyu hazırlayan(lar) ın dostane çözüm anlaşmasına onay verdiklerini teyit eder. Her durumda, dostane çözüm Sözleşme’de ve/ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan yükümlülüklere saygı temelinde gerçekleşmelidir. Komite, Sözleşme’de ve/ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan yükümlülüklere saygı temelinde olmayan herhangi bir dostane çözümü kabul etmeyecektir.

7 Dostane çözüme ulaşılamaması durumunda Komite, başvuruyu mevcut kurallar çerçevesinde incelemeye devam eder.

Kural 26 – Başvuruların değerlendirilmesine son verilmesi

Komite, diğer durumların yanı sıra, bir başvurunun Sözleşme ve/ya da onun asli İhtiyari Protokolleri çerçevesinde incelenmek üzere sunulmasının nedenleri tartışmalı hale geldiğinde bu başvurunun
görüşülmesini durdurabilir.

Kural 27 – Dostane çözüm uyarınca Komite’nin Kabul edilebilirlikte ilgili kararları ve esasla ilgili görüşler

1 Komite’nin bir başvurunun kabul edilebilirliğine ya da edilemezliğine ilişkin kararları, dostane bir çözüme ulaşılması üzerine herhangi bir başvurunun görüşülmesini durdurma kararları ve başvurunun esasına ilişkin Görüşleri anlaşılabilir bir dilde yazılacak ve mümkün olduğu ölçüde mağdur olduğu iddia edilen kişinin (kişilerin) yaş ve olgunluk durumlarına göre uyarlanacaktır.

2 Komite, İhtiyari Protokolün 7. Maddesinde atıfta bulunulan kabul edilebilirlik zeminlerinin hepsini dikkate almadan başvurunun esasına ilişkin karar almayacaktır.

3 Komite, kararlarını ve Görüşlerini gecikmeksizin ve Genel Sekreter aracılığıyla ilgili taraf Devlete ve başvuruyu hazırlayan(lar)a iletecektir. Komite, kararlarında ya da Görüşlerinde, bunların üçüncü taraflara da aktarılacağını ve kamuoyuna açıklanacağını belirtebilir.

4 Komite, Devletin taraf olduğu Sözleşme’deki ya da onun asli İhtiyari Protokollerindeki yükümlülüklerini ihlal ettiğini belirlediği durumlarda, mağduriyeti ileri sürülen kişiye (kişilere) tazminat konusunda tavsiyelerde bulunacaktır. Bunların arasında, diğerlerinin yanı sıra, rehabilitasyon, onarım, maddi tazminat, aynı durumun tekrarlanmaması güvencesi, failin (faillerin) kovuşturulması talebi yer alabilecek, ayrıca bunların uygulanmasına ilişkin zaman süresi belirtilecektir. Komite bunların yanı sıra taraf Devletin bu tür ihlallerin bir daha tekrarlanmaması için gerekli yasal, kurumsal ya da diğer genel önlemlerin alınmasını tavsiye edebilir.

5 Komite bir bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine ya da edilemezliğine ilişkin kararlarının, dostane bir çözüme ulaşılması üzerine herhangi bir başvurunun görüşülmesini durdurma kararlarının ve başvurunun esasına ilişkin Görüşlerinin özetlerini, Sözleşme’nin 44. Maddesinin 5’inci paragrafı ve Protokolün 16. Maddesi uyarınca hazırlayacağı raporlara dahil edecektir.

Kural 28 – Komite’nin görüşlerinin takibi ve dostane çözüm anlaşmaları

1 Komite’nin bir bireysel başvuru hakkındaki Görüşlerini ya da dostane çözüm dolayısıyla başvurunun incelenmesine son verilmesi kararını bildirmesinden sonra mümkün olan en kısa sürede ve en geç altı ay içinde ilgili taraf Devlet Komite’ye yazılı bir yanıt verecek, bu yanıtta Komite’nin görüş ve tavsiyeleri ya da dostane çözüm anlaşması çerçevesinde yapılan işler varsa bunlar yer alacaktır.

2 Bu kuralın yukarıdaki (1) paragrafında belirtilen altı aylık süreden sonra Komite, ilgili taraf Devleti, başvuruyu hazırlayan(lar)ı ya da ilgili başka herhangi bir aktörü, iletilen Görüşler ve tavsiyeler ya da dostane çözüm anlaşması çerçevesinde taraf Devlet tarafından atılan adımlar hakkında daha fazla bilgi vermeleri için davet edebilir.

3 Komite, Genel Sekreter aracılığıyla, taraf Devletlerden gelen bilgileri başvuruyu hazırlayan(lar)a aktaracaktır.

4 Komite taraf Devletten, Sözleşme’nin 44. Maddesine, çocuk satışı, çocuk fuhuşu ve pornografisi ile ilgili İhtiyari Protokolün 12. Maddesi ve çocukların silahlı çatışmalarda yer almalarıyla ilgili İhtiyari Protokolün 8. Maddesi uyarınca daha sonra verecekleri raporlarda, Komite’nin Görüşleri, tavsiyeleri ve dostane çözüm anlaşması üzerine bir başvurunun incelenmesinin kesilmesi konusunda atılan adımlar hakkında bilgi vermesi talebinde bulunabilir.

5 Komite, kendi Görüşleri ya da Protokolün 11. Maddesi uyarınca dostane çözüm anlaşmasına varılması üzerine bir başvurunun incelenmesini durdurma kararları karşısında taraf Devletin bu Görüşler ya da dostane çözüm anlaşması üzerine incelemenin durdurulması sonrasında attığı adımların ve aldığı önlemlerin takibi amacıyla bir raportör ya da çalışma grubu görevlendirecektir.

6 Raportör ya da çalışma grubu, kendilerine verilen görevi gereğince yerine getirmek için çeşitli temaslarda bulunup çeşitli adımlar atabilir. Raportör ya da çalışma grubu, Komite’nin daha sonra başlatması gerekebilecek girişimlere ilişkin tavsiyelerde bulunur.

7 Raportör ya da çalışma grubu, taraf Devletin yetkili temsilcilerinden alacağı yazılı beyanlar ya da bunlarla yapacağı toplantılara ek olarak, başvuruyun hazırlayan(lar)dan ve ilgili diğer kaynaklardan da bilgi alabilir.

8 Raportör ya da çalışma grubu, takip çalışmalarıyla ilgili olarak Komite’yi gerçekleştireceği her oturumda bilgilendirir.

9 Komite, Sözleşme’nin 44. Maddesinin 5’inci paragrafı ve Protokolün 16. Maddesi uyarınca hazırlayacağı raporda, takip çalışmaları ve yerine göre ilgili taraf Devletin açıklamaları ve beyanları ile birlikte Komite’nin kendi önerileri ve tavsiyeleri hakkında bilgi verecektir

Kural 29 – Bireysel başvuruların gizliliği

1 Protokol çerçevesinde sunulan başvurular Komite tarafından kapalı toplantılarda incelenir.

2 Genel Sekreter tarafından Komite için hazırlanan tüm çalışma belgeleri Komite aksi yönde bir karar almadıkça gizli tutulur.

3 Genel Sekreter ya da Komite, kabul edilemezlik kararının, Görüşlerin ya da dostane çözüm anlaşması üzerine görüşmenin sona erdirilmesi kararlarının açıklandığı tarihten önce, herhangi bir başvuruya ilişkin olarak kendisine gönderilenleri ya da aldığı bilgileri açıklamaz.

4 Mağdurun (mağdurların) yaşına ve olgunluk düzeyine göre böyle bir açıklama için onay verdikleri durumlar istisna olmak üzere, başvuruyu hazırlayan(lar)ın ve/ya da mağdur olduğu iddia edilen kişinin (kişilerin) adları Komite’nin kabul edilemezlik kararında, Görüşlerinde ya da dostane çözüm anlaşması üzerine görüşmenin sona erdirilmesi kararlarında belirtilmez.

5 Komite bir başvuruyu hazırlayan(lar) dan ya da ilgili taraf Devletten, işlemler sırasında yapılan beyanların ya da verilen bilgilerin tamamını ya da bir bölümünü gizli tutmasını talep edebilir.

6 Protokolün 4. Maddesinin 2’nci paragrafına ve bu kuralların 4 ve 5. paragraflarına tabi olmak üzere, bu kuralda yer alan hiçbir husus, başvuruyu hazırlayan(lar)ın ya da ilgili taraf Devletin işlemlerle ilgili bilgi verme ve açıklama yapma hakkını etkilemez. 7 Protokolün 4. Maddesinin 2’nci paragrafına ve bu kuralların 4 ve 5. paragraflarına tabi olmak üzere, Komite’nin kabul edilemezlik kararı, Görüşleri ya da dostane çözüm anlaşması üzerine görüşmenin sona erdirilmesi kararları kamuoyuna açıklanır.

8 Genel Sekreter, Komite’nin kabul edilemezlikle ilgili nihai kararlarının, görüşlerinin ya da dostane çözüm anlaşması üzerine görüşmenin sona erdirilmesi kararlarının gecikmeksizin başvuruyu hazırlayan(lar)a ve ilgili taraf Devlete iletilmesinden sorumludur.

9 Komite aksi yönde bir karar almadıkça ve Protokolün 4.Maddesinin 2’nci paragrafı uyarınca, Komite’nin Görüş ve tavsiyelerinin, dostane çözüm anlaşması üzerine görüşmenin sona erdirilmesi kararlarının takibine ilişkin bilgiler gizli tutulmaz.

BÖLÜM III
İHTİYARİ PROTOKOLÜN TAHKİKAT USULÜ
KAPSAMINDAKİ İŞLEMLERİ
Kural 30 – Uygulanabilirlik

Bu kurallardan 30’dan 42’ye kadar olanlar, Protokolün 13. Maddesinin 7’nci paragrafına uygun olarak Protokolü kabul ettiği ya da onayladığı zaman 13. Madde çerçevesinde Komite’nin bu konudaki ehliyetini
tanımadığını beyan eden taraf Devletler için geçerlilik taşımayacaktır. Ancak, daha sonra, Protokolün 13. Maddesinin 8’inci paragrafı uyarınca ilk beyanını geri çekmiş olan ülkeler, bu kurallara tabi olacaktır.

Kural 31 – Komite’ye bilgi aktarımı

1 Buradaki kurallar uyarınca Genel Sekreter, Protokolün 13.Maddesinin 1. paragrafı çerçevesinde Komite’nin incelemesine sunulmuş bulunup ya da böyle görünüp Sözleşme’de ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde öngörülen hakların bir taraf Devlet tarafından ağır ve sistematik biçimde ihlal edildiğine işaret eden güvenilir bilgileri Komite’ye iletecektir.

2 Komite, bir taraf Devlette çocuklara yönelik ağır ve sistemli ihlallerin olduğu konusunda güvenilir bilgiler elde ettiğinde kendi inisiyatifiyle araştırma başlatabilir.

Kural 32 – Özet bilgi 

Genel Sekreter, gerektiğinde, buradaki kurallardan 2’ncisine uygun olarak sunulan bilgilerin kısa bir özetini çıkartarak Komite üyelerine dağıtır.

Kural 33 – Gizlilik

1 Tahkikatın yürütülmesiyle ilgili Komite belgeleri ve tutanakları, Protokolün 13. Maddesinin 6’ncı paragrafı hükümleri saklı kalmak üzere gizli tutulur.

2 Komite’nin Protokolün 13. Maddesi kapsamında tahkikatin cereyan ettiği toplantıları kapalı yapılır.

Kural 34 – Komite’nin ön değerlendirmesi

1 Komite, Protokolün 13. Maddesi kapsamında dikkatine sunulan bilgilerin ve/ya da bilgi kaynaklarının güvenilirliğini Genel Sekreter aracılığıyla teyit ettirebilir. Komite, verili durumla ilgili gerçekleri kanıtlamak üzere ek bilgiler arayıp talep edebilir.

2 Komite, elde edilen bilgilerin, Sözleşme’de ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan hakların ilgili taraf Devletçe ağır ya da sistemli biçimde ihlal edildiğini gösterip göstermediğini belirler.

3 Komite, bu kural çerçevesindeki görevlerini yerine getirmede yardımcı olmak üzere bir ya da daha fazla üyesini görevlendirebilir.

Kural 35 – Bilgilerin incelenmesi

1 Komite kendisine ulaşan bilgilerin güvenilir olduğuna, bu bilgilerin Sözleşme’de ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan hakların ilgili taraf Devlet tarafından ağır ya da sistemli biçimde ihlale uğradığına işaret ettiğine kanaat getirirse, Genel Sekreter aracılığıyla söz konusu taraf Devleti yapılacak incelemede işbirliği yapmaya ve bu amaçla verilen bilgiler hakkındaki gözlemlerini gecikmeksizin kendisine iletmeye davet eder.

2 Komite, ilgili taraf Devlet tarafından sunulabilecek bilgilerin yanı sıra ilgili diğer bilgileri dikkate alır.

3 Komite, diğerlerinin yanı sıra aşağıdaki kaynaklardan ek bilgi edinme kararı verebilir:

a İlgili taraf Devletin temsilcileri;

b Hükümete bağlı kuruluşlar;

c Birleşmiş Milletler organları, uzman kuruluşları, fonları, programları ve mekanizmaları;

d Bölgesel insan hakları sistemleri içinde yer alanlar dahil uluslararası kuruluşlar;

e Çocuk haklarının gelişmesi ve korunması ile ilgili çalışmalar yapan Ulusal İnsan Hakları Kurumları ve ilgili diğer uzman kuruluşlar;

f Hükümet dışı kuruluşlar;

g Çocuklar dahil olmak üzere kişiler.

4 Komite, bu tür ek bilgilerin elde edilme biçimini ve yolunu kendisi kararlaştırır.

Kural 36 – Tahkikatin başlatılması

1 Komite, ilgili taraf Devlet tarafından sunulmuş olabilecek gözlemleri ve diğer güvenilir bilgileri dikkate alarak, üyelerinden birini ya da birkaçını ivedilikle bir tahkikat yapmak ve Komite’ye rapor sunmak üzere görevlendirebilir.

2 Komitenin belirleyeceği usullerle ve gizlilik ilkeleri çerçevesinde bir tahkikat gerçekleştirilir.

3 Komite tarafından tahkikat için görevlendirilen üye (üyeler) Sözleşme, üç İhtiyari Protokol ve halihazırdaki usul kuralları çerçevesinde kendi çalışma yöntemlerini belirler.

4 Tahkikatin yürütüldüğü dönem içinde Komite, Sözleşme’nin 44. Maddesi, çocuk satışı, çocuk fuhuşu ve pornografisi ile ilgili İhtiyari Protokolün 12. Maddesi ve çocukların silahlı çatışmalarda yer almalarıyla ilgili İhtiyari Protokolün 8. Maddesi uyarınca taraf Devlet tarafından sunulmuş olabilecek herhangi bir raporun incelenmesini erteleyebilir.

Kural 37 – İlgili taraf Devletin işbirliği

1 Komite, bir tahkikat sürecinin her aşamasında ilgili taraf Devletle işbirliğini gözetecektir.

2 Komite ilgili taraf Devletten Komite tarafından belirlenmiş bir üyeyle (üyelerle) görüşecek bir temsilciyi aday göstermesini isteyebilir.

3 Komite ilgili taraf Devletten, Komite tarafından görevlendirilen üyeye (üyelere) kendilerinin ya da taraf Devletin tahkikat açısından ilgili gördüğü bilgileri sağlamasını talep edebilir.

Kural 38 – Ziyaretler

1 Gerekli duyulduğunda ve taraf Devletin de onayıyla, tahkikat kapsamında ilgili taraf Devlete ziyarette bulunulabilir.

2 İlgili taraf Devletin ziyaret konusunda mutabık kalması durumunda, Komite ve taraf Devlet bu ziyaretin biçimi konusundaki belirlemeler için birlikte çalışır ve taraf Devlet Komite’ye ziyaretin başarılı biçimde sonuçlanması için her tür kolaylığı sağlar. Bilgiye, mekanlara ve ilgili kişilere serbest erişim de bu kolaylıklar arasındadır.

3 Komite, ilgili taraf Devleti, ziyaretin zamanlanması ve Komite tarafından görevlendirilen üyenin (üyelerin) gerekli tahkikatı yapabilmesi için sağlanacak kolaylıklar konusunda bilgilendirir.

Kural 39 – Görüşmeler

1 Ziyaretler sırasında Komite’nin belirlenmiş üyesi (üyeleri) tahkikat ile ilgili gerçekleri ya da diğer konuları belirlemek üzere görüşmeler yapabilir.

2 Bu kuralın 1’inci paragrafı çerçevesinde yapılan görüşmelerle ilgili koşullar ve güvenceler, taraf Devleti ziyaret eden görevlendirilmiş Komite üyesi (üyeleri) tarafından belirlenir. Üye (üyeler) bu konuda Protokolün 2. Maddesinde belirtilen ilkeleri izler.

3 Bir çocuğun ya da çocukların dinlenilmesi durumunda görevlendirilmiş Komite üyesi (üyeleri) bu görüşmelerde çocuğa duyarlı usullere uyar ve özellikle çocukların başkalarından ayrı olarak dinlenilmelerini ve çocukların yaş ve olgunluk düzeylerine göre görüşlerine gerekli ağırlığın tanınmasını sağlar.

Kural 40 – Tahkikat sırasında yardım

1 Komite’nin görevlendirdiği üye (üyeler), bir tahkikatle bağlantılı olarak Genel Sekreterin sağlayacağı, örneğin ilgili taraf Devlete yapılan ziyaret sırasındakiler dahil personel ve imkanlara ek olarak, tahkikatin tüm aşamalarında gerekli yardımların sağlanması açısından Komite tarafından gerekli görülürse, Genel Sekreter aracılığıyla tercümanlara ve/ya da Sözleşme’nin ve onun üç İhtiyari Protokolünün kapsadığı alanlarda özel yetkinliği olan kişilere başvurabilir.

2 Bu tercümanların ya da özel yetkinliğe sahip diğer kişilerin Birleşmiş Milletlere sadakat yemini ile bağlı olmadıkları durumlarda kendilerinden görevlerini dürüstçe, sadakatle ve tarafsız olarak yerine getirecekleri ve sürecin gizliliğine saygı gösterecekleri konusunda beyanda bulunmaları talep edilecektir.

Kural 41 – Bulguların, yorumların ya da tavsiyelerin iletilmesi

1 Komite, görevlendirilen üyenin (üyelerin) bu kurallardan 35’incisi uyarınca sunduğu bulguları inceledikten sonra, bu bulguları başka yorum ve tavsiyelerle birlikte Genel Sekreter aracılığıyla ilgili taraf
Devlete iletecektir.

2 Bulguların, yorumların ve tavsiyelerin bu şekilde iletilmesi Protokolün 13. Maddesinin 6’ncı paragrafı saklı kalmak üzere gerçekleştirilecektir.

3 İlgili taraf Devlet, bulgular, yorumlar ve tavsiyelere ilişkin gözlemlerini Genel Sekreter aracılığıyla mümkün olan en kısa sürede ve en geç alındıktan sonra altı ay içinde Komite’ye sunacaktır.

Kural 42 – Takip çalışması

Komite, gerekiyorsa, Protokolün 13. Maddesinin 5’inci paragrafında atıfta bulunulan altı aylık sürenin sonunda, Genel Sekreter aracılığıyla ilgili taraf Devleti yapılan tahkikat üzerine alınan ve öngörülen önlemlerle ilgili bilgi vermeye; Sözleşme’nin 44. Maddesi, çocuk satışı çocuk fuhşu ve pornografisi ile ilgili İhtiyari Protokolün 12. Maddesi ve çocukların silahlı çatışmalarda yer almalarıyla ilgili İhtiyari Protokolün 8. Maddesi uyarınca sunacağı daha sonraki raporlarında Komite’nin bulgularına, yorumlarına ve tavsiyelerine karşılık olarak alınan önlemlerle ilgili ayrıntıları belirtmeye davet edebilir. Komite, bu kuralların 35’incisinde söz edilen kaynaklardan ek bilgi edinmeye karar verebilir.

BÖLÜM IV
İHTİYARİ PROTOKOLÜN DEVLETLER ARASI BAŞVURU
USULÜ KAPSAMINDAKİ İŞLEMLERİ
Kural 43 – Devletler arası başvurunun Komite’ye iletilmesi

1 Genel Sekreter, bu kurallar uyarınca, Protokolün 12. Maddesi çerçevesinde Komite tarafından incelenmek üzere sunulan ya da böyle olduğu anlaşılan başvuruları Komite’nin dikkatine sunar.

2 Genel Sekreter, herhangi bir başvuru sunan taraf Devletten, bu başvurunun Protokolün 12. Maddesi çerçevesinde Komite tarafından incelenmek üzere sunulup sunulmadığı konusuna açıklık getirmesini talep edebilir. Başvuruyu sunan taraf Devletin gerçek niyeti konusunda tereddüt oluşmuşsa, Genel Sekreter bu başvuruyu Komite’nin dikkatine sunacaktır.

3 Protokolün 12. Maddesi çerçevesinde ve buna uygun beyanda bulunmuş bir taraf Devlet, bir başka taraf Devletin Sözleşme ve/ ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasını taşıyan bir başvuruyu Komite’ye sunabilir.

4 Başvuruda, aşağıdaki hususlara ilişkin bilgi bulunacaktır:

a Başvurunun muhatabı durumundaki taraf Devletin adı;

b Protokolün 12. Maddesi çerçevesinde başvuru sunan taraf Devletin beyanı;

c Sözleşme’nin ve/ya da onun asli İhtiyari Protokollerinin ihlal edildiği ileri sürülen hükmü ya da hükümleri;

d Başvurunun amaçları;

e İddiada yer alan gerçekler.

Kural 44 – Komite üyelerine bilgi

Genel Sekreter, buradaki kurallardan 43’üncüsü çerçevesindeki herhangi bir Devletler arası kişisel başvuru konusunda Komite üyelerini gecikmeksizin bilgilendirecek ve başvuruların sunulduğu dildeki kopyalarıyla birlikte ilgili başka bilgileri gene gecikmeksizin Komite üyelerine iletecektir.

Kural 45 – Başvuruların incelenmesi için ön koşul

Taraf Devletlerin her ikisi de Protokolün 12. Maddesi kapsamında beyanlarda bulunmadıkça başvuru Komite tarafından incelenmeyecektir.

Kural 46 – Toplantılar

Komite Protokolün 12. Maddesi çerçevesindeki başvuruları kapalı toplantılarda inceleyecektir.

Kural 47 – Dostane girişim

1 Buradaki kurallardan 45’incisinde yer alan hükme tabi olmak üzere Komite, Sözleşme’de ve onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan yükümlülüklere saygı temelinde konunun dostane bir çözüme bağlanması için elindeki imkanları ilgili taraf Devletlerin kullanımına sunacaktır.

2 Komite, bu kuralın 1. paragrafında belirtilen amaç açısından gerektiğinde ad hoc bir uzlaştırma komisyonu oluşturabilir.

Kural 48 – Bilgi talebi

Komite, Genel Sekreter aracılığıyla, ilgili taraf Devletlerden ya da bunlardan herhangi birinden, yazılı olarak ek bilgi ve gözlemler sunmasını talep edebilir. Komite, bu bilgi ya da gözlemlerin sunulması için bir zaman sınırı belirleyecektir. Yazılı sunum yapmak için diğer yöntemlere, ilgili Taraf Devletlerle yapılan görüşmelerden sonra Komite tarafından karar verilecektir.

Kural 49 – Komite raporu

1 Komite, Protokolün 12. Maddesi çerçevesinde kendisine ulaşan herhangi bir başvuruyla ilgili rapor hazırlayabilir. 2 Buradaki kurallardan 47’ncisi çerçevesinde bir çözüme ulaşılmışsa, Komite raporunu gerçeklere ve ulaşılan çözüme ilişkin kısa bir açıklamayla sınırlayacaktır; 47’nci kural çerçevesinde bir çözüme ulaşılmaması durumunda ise Komite, raporunda, ilgili taraf Devletler arasındaki konuyla ilgili esasları ortaya koyacaktır. İlgili taraf Devletler tarafından verilen yazılı belgeler rapora eklenecektir. Komite, ayrıca, yalnızca ilgili taraf Devletlere yönelik olmak üzere, aralarındaki meseleyle ilgili olduğunu düşündüğü görüşleri aktarabilir.

3 Komite’nin raporu BM Genel Sekreteri tarafından gecikmeksizin ilgili taraf Devletlere iletilecektir.

Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun

0

Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 14 Nisan 1928 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun, Türkiye’de Hasta Hakları ile ilgili olarak yapılan yasal düzenlemelerin başlangıcını oluşturmaktadır.

Bu kanundan sonra 1960 yılında Türk Tabipler Birliği tarafından Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi hazırlanmış ve Türkiye’de hasta-hekim ilişkileri düzenleyen ilk yazılı metin oluşturulmuştur. Bu nizamname “Hekimlik ve Meslek Etiği Kuralları” adı altında yeniden düzenlenerek Türk Tabipler Birliği’nin Ekim 1998’de Ankara’da yaptığı 47. Büyük Kongresi’nde kabul edilmiştir.

1987  yılında Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve 1993 yılında İlaç Araştırmaları Hakkında Yönetmelik çıkarılmış, 1998 yılında Hasta Hakları Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir.

TABABET VE ŞUABATI SAN’ATLARININ TARZI İCRASINA DAİR KANUN(1)

Resmi Gazete: 14.04.1928 – 863

BİRİNCİ FASIL

Tabipler

   Madde 1 – (Değişik: 11/10/2011-KHK-663/58 md.)

Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmak şarttır.

Madde 2 – Yukarki maddede yazılı diplomanın muteber olması için diploma sahibinin 8 Teşrinisani1339 tarih ve 369 numaralı kanun mucibince hizmeti mecburesini ikmal etmiş ve diplomasının Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tasdik ve tescil edilmiş olması lazımdır. Tababet sanatını icra etmek istiyen askeri tabipler de diplomalarını tasdik ve tescil ettirirler. Ancak hizmeti mecburelerini ifa eyledikleri müddetçe diplomaları alıkonulan tabipler bu müddet zarfında dahi icrayı sanata mezundurlar.

Madde 3 – Yukarki maddelerde zikredilen tabip diplomasını ve fenni, cerrahi veya şuabatında ihtısas sahibi olduğuna dair işbu kanunun tarifleri dairesinde vesaikı lazimeyi haiz olmıyan hiç bir kimse hiç bir ameliyei cerrahiye icra edemez. Cerrahii sağireye ait ameliyat ile sünneti her tabip yapabilir.(2) (Ek cümle: 2/1/2014–6514/20 md.) Ancak, olağanüstü ve istisnai hâllerde Sağlık Bakanlığınca düzenlenecek eğitimi alan kimseler tarafından hekim gözetiminde sünnet ameliyesi yapılmasına Bakanlıkça izin verilebilir. Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaleti tarafından açılan ve idare edilen mekteplerden mezun küçük sıhhiye memurları ve işbu mekteplere muadil tedrisat yapan mekteplerden mezun olup şahadetnameleri Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tasdik ve tescil edilenler talimatnamelerinde yazılı olanlara munhasır kalmak şartiyle küçük ameliyeleri yapabilirler. (Mülga son cümle: 2/1/2014–6514/20 md.)(2)

(Ek fıkra: 21/6/2005 – 5371/ 7 md.) Acil tıbbi yardım ve bakım ile sınırlı kalmak ve Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliğinde belirtilmek kaydıyla acil tıp teknikerleri ile verilecek gerekli eğitimleri başarıyla tamamlamak kaydıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli sağlık astsubayları (…)(2) hastaya müdahale edebilir, bu hususta lazım gelen iş ve işlemleri yapabilirler. Hastane öncesi acil tıbbi yardım veren personel özel tip kıyafet giyer.(2)(3)

(Ek: 27/12/1993 – 3954/1 md.; Değişik fıkra: 2/1/2017-KHK-680/25 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/24 md.) Türk Silahlı Kuvvetlerince yetiştirilen ve Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığına tertiplenen sıhhiye sınıfına mensup erbaş ve erler de birliklerinde görev yaptıkları süre ve görevle sınırlı olmak üzere küçük sıhhi işlemleri yapmaya yetkilidirler.

(Ek: 27/12/1993 – 3954/1 md.) Yukarıdaki fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulacak yönetmelikte gösterilir. (1)

   (Ek fıkra: 2/1/2014–6514/20 md.; Değişik fıkra: 2/1/2017-KHK-680/25 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/24 md.) Türk Silahlı Kuvvetleri muharip unsurlarından, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı operasyonel unsurlarından ve Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Dairesi Başkanlığının merkez ve taşra teşkilatı personelinden görevlendirilen ve ilgili eğitimi başarıyla tamamlayanlar, görev yaptıkları süre ve görevle sınırlı olmak üzere, sağlık personeli yokluğunda, sağlık hizmetine ulaşıncaya kadar acil tıbbi müdahaleleri yapmaya yetkilidir. Söz konusu personelin yetki ve sorumlulukları ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.

——————————

(1)  25/1/1956 tarih ve 6643 sayılı Kanunun 59 uncu maddesiyle  bu kanunun etıbba  odaları hakkındaki hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.

(2)  2/1/2014 tarihli ve 6514 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle  bu maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “ameliyat” ibaresi “ameliyat ile sünneti” şeklinde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında geçen “ile acil tıp teknisyenleri” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

(3)  20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 3 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “acil tıp teknikerleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile verilecek gerekli eğitimleri başarıyla tamamlamak kaydıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli sağlık astsubayları” ibaresi eklenmiş; daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

(1) 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 7 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Milli Savunma Bakanlığınca altı ay içinde hazırlanıp Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.

——————————

Madde 4 – (Değişik: 7/6/1935 – 2764/1 md.)(2)

Yabancı memleketlerin tıp fakültelerinden izinli hekimlerin Türkiye’de hekimlik edebilmeleri için Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından ve Üniversite Tıb Fakültesi Profesörler Meclisinden seçilmiş bir jüri heyeti tarafından hüviyetlerine bakıldıktan sonra diplomalarının Türkiye Tıp Fakültesi ders programının ve öğrenim süresinin aynı veya benzeri bir fakülteden bütün sınaç devreleri geçirilerek alınıp alınmamış olduğu araştırılır. Bu şartlarda alınmış olduğu anlaşılan diplomalar kabul edilip Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanarak kütüğe geçirilir ve iyelerinin sanat yapmalarına izin verilir. Bu şartlara uygun olarak alınmamış diplomaların iyeleri Tıp Fakültesi Profesörleri Meclisince seçilmiş bir jüri heyeti karşısında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından gönderilecek bir işyar da bulunduğu halde teori ve pratikten bir sınaç geçirilir. Bu sınacın şekli Sağlık ve Sosyal Yardım ve Kültür Bakanlıkları tarafından beraberce kararlaştırılır. Ancak Türkiye Tıb Fakültesi öğretim süresine ve ders programlarına göre okumamış olanlar eksiklerini tamamlamak üzere Tıb Fakültesinde okuduktan ve staj gördükten sonra sınaca girerler. Sınacları başaranların sanat yapmalarına usulüne göre izin verilir.

——————————

 (2)          11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı KHK’nin 58 inci maddesiyle bu maddenin birinci cümlesindeki “Türk hekimlerinin” ibaresi “hekimlerin” şeklinde değiştirilmiştir

——————————

Madde 5 – Hususi muayenehane açmak veyahut evinde muayenehane tesis eylemek suretiyle sanatını icra eylemek istiyen her tabip hasta kabulüne başladığından itibaren en çok bir hafta içinde isim ve hüviyetini, diploma tarih ve numarasını ve muayenehane ittihaz eylediği mahal ile mevcut ise ihtısas vesikalarını mahallin en büyük sıhhiye memuruna kaydettirmeğe ve muayenehanenin nakli halinde en az yirmi dört saat evvel keyfiyeti nakli ihbara mecburdur.

Madde 6 – Bir mahalde sanatını icra eden mukayyet bir tabip o mahalli terkeylediği veya her hangi bir sebep ile olursa olsun muayenehanesini set ile icrayı sanattan sarfı nazar ettiği takdirde en az yirmi dört saat evvel evvelce kaydedilmiş olduğu sıhhiye dairesine müracaatla kaydına işaret ettirir.

Madde 7 – Münhasıran veya kısmen Türk memur ve müstahdem kullanılan müessesatı umumiye ve hususiye ile Türk hastaları da tedavi eden her hangi bir müessesei hayriye ve sıhhiyede istihdam edilecek tabiplerin birinci ve ikinci maddelerde gösterilen vasıfları haiz olması şarttır. Yetmiş yedinci maddede zikredilen ecnebi tabipler bu hükümden müstesnadır.

Madde 8 – Türkiye’de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmalıdır.

Madde 9 – (Mülga: 11/10/2011-KHK-663/58 md.)

Madde 10 – Usul ve nizamına tevfikan müdderis, muallim ve emsali sıfatları iktisap etmemiş veya sekizinci maddede zikredilen vesikaları istihsal eylememiş bir tabibin tıp tedrisi ve talimine ve ihtısasa mütaallik unvanları kullanması ve bunları veya hakikata tevafuk etmiyen sair sıfatları her hangi şekil ve suretle ilan etmesi memnudur.

Madde 11 – Mahkemelerce ihtibar için müracaat edilecek tabipler yalnız bu kanun ile Türkiye’de icrayı sanat salahiyetini haiz olanlardır. Muhtebirlere sureti müracaat ve bunların müstahak olacakları ücret ve tazminat miktarları hakkında Sıhhiye ve Adliye Vekaletlerince müşterek bir talimatname tertip olunur.

Madde 12 – (Değişik: 17/1/1949 – 5304/1 md.)(1)(2)

Sanatını icra etmek üzere bir mahalde kayıtlı olan herhangi bir tabibin bizzat dükkan ve mağaza açmak suretiyle her türlü ticaret yapması memnudur.

(Değişik ikinci fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.; Değişik: 2/1/2014-6514/21 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir:(1)

a) Kamu kurum ve kuruluşları.

b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri.

c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası.

(Değişik üçüncü fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.)Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilir. Bu maddenin uygulanması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumunca branş bazında sözleşme yapılan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversiteleri yalnızca sözleşme yaptıkları branşlarda (b) bendi kapsamında kabul edilir. Mesleğini serbest olarak icra edenler, hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, (b) bendi kapsamında sayılan sağlık kuruluşlarında da hastalarının teşhis ve tedavisini yapabilir. (Değişik dördüncü cümle: 2/1/2014-6514/21 md.) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ve yöneticilik görevi bulunmayan tabipler ile aile hekimleri, kurum ve kuruluşlarındaki çalışma saatleri dışında ve kurumlarının izniyle aylık otuz saati geçmemek üzere iş yeri hekimliği yapabilir. Döner sermayeli sağlık kuruluşları ise kurumsal olarak işyeri hekimliği hizmeti verebilir. (Ek cümle: 2/1/2014-6514/21 md.) Tabipler, iş yeri hekimliği eğitimi alma ve iş yeri hekimliği belgesine sahip olma şartı aranmaksızın 10’dan az işçi çalıştıran az tehlikeli iş yerlerinin iş yeri hekimliği görevini yapabilirler. Bu maddenin uygulamasına ve işyeri hekimliğine ilişkin esaslar Sağlık Bakanlığınca belirlenir.(2)

––––––––––––––

(1) 2/1/2014 tarihli ve 6514 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinden önceki bölümü metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(2) 26/7/2018 tarihli ve 7146 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu maddenin, üçüncü fıkrasının birinci cümlesine “uzman olanlar,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve” ibaresi eklenmiştir.

––––––––––––––

(Ek fıkra:26/7/2018-7146/3 md.) Sağlık Bakanlığına, üniversitelere ve özel sektöre ait uluslararası sağlık turizmi sağlık tesisi yetkisi verilmiş sağlık kuruluşları arasında, uluslararası sağlık hizmetleri kapsamında, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar tarafından verilen sağlık hizmetleri için bütçeleri ayrı olmak şartıyla işbirliği yapılabilir. İşbirliği protokolleri Sağlık Bakanlığı ilgili birimi, ilgili üniversite ve özel sağlık kuruluşunun yetkili makamları tarafından imzalanır ve uygulamaya konulur. Bu işbirliği kapsamında Bakanlık ve üniversite hastanelerinde çalıştırılacaklar, ikinci ve üçüncü fıkradaki ve ilgili kanunlardaki sınırlayıcı hükümlerden istisna olarak, ilgilinin muvafakatiyle ve kadrosunun bulunduğu kurum/kuruluştaki eğitim, araştırma ve mesleki yükümlülüklerini aksatmamak koşuluyla karşılıklı mutabakat çerçevesinde protokol eki liste ile belirlenir. Bakanlık veya Devlet üniversiteleri personelince özel sektöre ve vakıf üniversitelerine ait sağlık kuruluşlarında bu fıkraya göre hizmet sunulamaz. Bu kapsamda verilen hizmetin Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen ücretinin %50’sini geçmemek üzere belirlenen kısmı, hizmeti alan sağlık hizmet sunucusu tarafından ilgili hekime ödenir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenir.

Madde 13  – Bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyesi hakkında rapor tanzimine munhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabipler mezundur. Türkiye’de icrayı sanat salahiyetini haiz olmıyan tabiplerin raporları muteber olamaz.

Madde 14 – Hudut ve merkezi Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tayin edilecek mıntakalarda birer etıbba odası tesis olunur. Etıbba odaları tabiplerin mesleki haysiyet ve menfaatlerine taallük eden bilümum meseleleri rüyet ve teşkil edecekleri divanı haysiyetler vasıtasiyle mesleki adaba riayetsizliği görülen tabipler, diş tabipleri ve dişçiler hakkında inzibati cezalar tayin ve tabipler arasında tahaddüs eden mesleki ihtilafatı hal ve tesviye eder.

Madde 15 – Etibba odaları teşekkül eden mıntakalarda işbu kanuna göre Türkiye’de icrayı sanat salahiyetini haiz bilümum etıbbanın odalara dahil olması mecburidir. Memuriyet bu mecburiyetten istisnayı istilzam etmez. Odaların idariye ve kırtasiyesine ve divanı haysiyetlerle ali divanı haysiyet azasının hakkı huzur ve harcırahlarına tekabül etmek üzere odalar azalarından bir defaya mahsus olmak üzere bir duhuliye ve muayyen bir nispet dairesinde aidatı seneviye alınır.

Madde 16 – Etıbba odaları divanı haysiyetleri adabı meslekiyeye riayet etmiyen tabipler hakkında tahriren ihtar, meclis huzurunda tevbih ve bir haftadan altı aya kadar muvakkat icrayı sanattan meni suretiyle mücazatı intibahiye tayin edebilirler.

             Madde 17 – Etıbba odaları heyeti idareleri heyeti umumiye tarafından iki sene için müntahap üçten beşe kadar azadan müteşekkildir. Reislerini aralarından reyi hafi ile intihap ederler. Divanı haysiyet yine heyeti umumiye tarafından da kezalik iki sene için evvelce müntahap iki azanın heyeti idareye iltihakiyle teşekkül eder. Heyeti idare ve divanı haysiyetler nısfından bir ziyadesiyle içtima edebilirler. Tesavii ara vukuunda reisin reyi tercih olunur. Ancak divanı haysiyet azasından biriyle etibbadan biri arasında tahaddüs eden ihtilafların veya divan azasından birine ait mesailin tetkikı esnasında meselede alakadar aza ve divanın kur’a ile taayyün edecek nısıf azası içtimaa iştirak etmiyerek yerlerine evvelce intihap edilmiş olan yedek azadan kur’a ile tefrik edilecekler ifayı vazife eyler.

Madde 18 – Odalar heyeti idareleriyle divanı haysiyetlerin ve bunların yedek azalarının evsafı ve sureti intihabı vazifeleri azadan alınacak duhuliye ve aidat ve divanı haysiyet azalarına verilecek hakkı huzur miktarları Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tanzim edilecek bir yönetmelik ile tayin olunur. (1)

Madde 19 – Evsaf ve şeraiti kanuniyeyi cami olmıyan veya kendisine mevdu vezaifi ifadan imtina eden veyahut bitaraflığı muhil hareketi görülen oda heyeti idare ve divanı haysiyetleri Ali Divanı Haysiyet karariyle Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince fesih ve esbabı mucibesiyle oda mıntakasında tamim ve intihabat tecdit olunur.

Madde 20 – Oda intihaplarının hitamını mütaakıp bir hafta zarfında müntahap aza içtima ederek reislerini reyi hafi ile intihap ederler. Reis intihabın netayicini ve aza ile yedek azanın esamisini ve aldıkları reyler adedini derhal Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletine bildirir.

Madde 21 – Divanı haysiyetlerin tahriri ihtar ve meclis huzurunda tevbih cezaları katidir. Muvakkaten icrayı sanattan meni hakkında verilen kararlarda Ankara’da bulunan Ali Divanı Haysiyetin tasdikıyle muteber olur. Ali divanı haysiyet berveçhi ati teşekkül eder.

A) Sıhhiye Vekaleti Müsteşarının riyasetinde Vekalet erkanı memurininden  veya sair memurini sıhhiye arasından intihap edilecek üç tabip,

B) Adliye Vekili tarafından intihap edilecek hakimler sınıfından bir zat,

C) Tıp Fakültesi Meclisi Müderrisini tarafından müntahap bir müderris,

D) Biri asker ve diğer ikisi sivil olmak üzere odalar tarafından müntahap üç tabip.

Ali Divanı Haysiyet reis ve azası üç senede bir tecdit olunur. Eski azanın yeniden intihabı caizdir. Mahalli divanı haysiyetlerin kararlarının temyizi esnasında mahküm tabibin şifahi veya tahriri müdafaat ve itirazatı kabul edileceği gibi divanı haysiyetin mütalaatı da nazarı dikkate alınır. Bu gibi kararların divanı haysiyete vürudu tarihinden itibaren azami bir ay zarfında ret veya tasdikı veya tadili lazım gelir.

Ali Divanı Haysiyet, azasının nısfından bir fazlasiyle içtima edebilir. Tesavii ara vukuunda reisin bulunduğu tarafın reyi tercih olunur.

Madde 22 – Ali Divanı Haysiyet karariyle muvakkaten icrayı sanattan menedilen tabip, bu müddet zarfında icrayı sanat edemez.

Memur etıbbanın memuriyetine mütaallik vazifelerine halel gelmez. Karar alakadarlarca malüm olmak üzere Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince münasip suretlerle ilan olunur.

Madde 23 – Umumi veya mevzii iptali his ile yapılan büyük ameliyeler behemehal ihtısas vesikasını hamil olan bir mütehassıs ile beraber diğer bir tabip tarafından yapılmak lazımdır. Mütehassıs bulunması veya celbi mümkün olmıyan mahallerde yapılması zaruri görülen ameliyeler ile ahvali müstacele ve fevkalade bu hükümden müstesnadır.

——————————

(1) 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 7 nci maddesiyle, bu maddede yer alan “nizamname” ibaresi “yönetmelik” şeklinde değiştirilmiştir.

––––––––––––––

Madde 24 – İcrayı sanat eden tabipler hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtısaslarını bildiren ilanlar tertibine mezun olup diğer suretlerle ilan, reklam ve saire yapmaları memnudur.

Madde 25 – (Değişik: 23/1/2008-5728/22 md.)

Diploması olmadığı hâlde, menfaat temin etmek amacına yönelik olmasa bile, hasta tedavi eden veya tabip unvanını takınan şahıs iki yıldan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Madde 26 – (Değişik: 23/1/2008-5728/23 md.)

Bu Kanunun ahkamına tevfikan icrayı sanat salahiyeti olmayan veya her ne suretle olursa olsun icrayı sanattan memnu bulunan bir tabip sanatını icra ederse, beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Madde 27 – (Değişik: 23/1/2008-5728/24 md.)

5, 6, 10, 12, 15, 23 ve 24 üncü maddeler ahkamına riayet etmeyen tabiplere yüz Türk Lirasından bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Madde 28 – (Değişik: 23/1/2008-5728/25 md.) (1)

Hekimlik mesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) (1) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmamak gerekir.

İcrayı sanat etmesine mani ve gayrıkabili şifa bir marazı aklı ile malul olduğu bilmuayene tebeyyün eden tabipler, Sağlık Bakanlığının teklifi ve Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla icrayı sanattan menolunur ve diplomaları geri alınır.

(Ek fıkra: 15/8/2017-KHK-694/5 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/5 md.) Millî Savunma Bakanlığı ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi nam ve hesabına tıp fakültelerinde okuyan tabip subaylardan yükümlülük süresini tamamlamadan mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiği kesilenler, kalan yükümlülük süresince hekimlik mesleğini icra edemezler.

İKİNCİ FASIL

Diş tabipleri (…) (2)

Madde 29 – (Değişik: 11/12/2010-6088/1 md.) Diş tabibi, insan sağlığına ilişkin olarak, dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan ağız ve çene dokularının sağlığının korunması, hastalıklarının ve düzensizliklerinin teşhisi ve tedavisi ve rehabilite edilmesi ile ilgili her türlü mesleki faaliyeti icra etmeye yetkilidir.

Diş tabipliğinin herhangi bir dalında münhasıran uzman olmak ve o unvanı ilan edebilmek için diş hekimliği fakültelerinden veya Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarından alınmış bir uzmanlık belgesine sahip olmak şarttır.

Madde 30 – Türkiye Cumhuriyeti dahilinde dişçilik sanatını icra ve diş tabibi unvanını taşıyabilmek için Türk olmak ve Türkiye Darülfünunu Dişçi Mektebinden diploma almak lazımdır.

–––––––––––

(1) Bu maddenin birinci fıkrasında yer alan  “… milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar, … ” bölümü, Anayasa Mahkemesi’nin 25/2/2010 tarihli ve E.: 2008/17, K.: 2010/44 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

(2) 11/12/2010 tarihli ve 6088 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fasıl başlığında yer alan “ve dişçiler” ibaresi çıkarılmıştır.

––––––––––––––

Madde 31 – (Değişik: 7/6/1935 – 2764/2md.)

Yabancı memleketlerdeki diş hekim mekteplerinden izinli Türk diş hekimlerinin Türkiye’de sanatlarını yapabilmeleri için Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından ve Üniversite Tıb Fakültesi Profesörler Meclisinden ve Diş Hekimi Mektebi profesörlerinden seçilmiş bir jüri heyeti tarafından hüviyetlerine bakıldıktan sonra diplomalarının Türkiye Diş Hekimi Mektebi ders programının ve öğrenim süresinin aynı veya benzeri bir mektepten bütün sınaç devreleri geçirilerek alınıp alınmamış olduğu araştırılır. Bu şartlarda alınmış olduğu anlaşılan diplomalar kabul edilip Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanarak kütüğe geçirilir ve iyelerinin sanat yapmalarına izin verilir. Bu şartlara uygun olarak alınmamış diplomaların iyeleri Diş Hekimi Mektebi profesörleri karşısında ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından gönderilecek bir işyar da bulunduğu  halde  teori ve pratikten bir sınaç geçirirler. Bu sınacın şekli Sağlık ve Sosyal Yardım ve Kültür Bakanları tarafından beraberce kararlaştırılır. Ancak Türkiye’de Diş Hekimi Mektebi Ders programlarına ve öğrenim süresine göre okumamış olanlar eksiklerini tamamlamak üzere Diş Hekimi Mektebinde okuduktan ve staj gördükten sonra sınaca girerler. Sınaçları başaranların sanat yapmalarına usulüne göre izin verilir.

Madde 32 – (Mülga: 11/12/2010-6088/2 md.)

Madde 33 – (Mülga: 11/12/2010-6088/2 md.)

Madde 34 – Tabipler diş çekmeğe ve dişler üzerine iptidai tedavi tatbikına ve diş etlerine ait her nevi hastalıkları tedaviye mezun iseler de doğrudan doğruya dişçilik etmek istiyen ve o suretle icrayı sanat ettiğini ilan eden bir tabip behemehal Dişçi Mektebince verilmiş bir ruhsatnameyi hamil olmalıdır. Ruhsatname bir sene müddetle Dişçi Mektebine devam ile tatbikat gördükten sonra bilimtihan ita olunur.

Madde 35 – Diş tabipleri ve dişçiler Eczaneler Kanununa müteferri talimatnamede gösterilen mevaddı reçete ile eczanelerden alabilirler. Reçete ile alınması mecburi olup da salifüzzikir talimatnamede münderiç olmıyan maddeleri muhtevi reçete yazamazlar.

Madde 36 – Bir mahalde sanatını icra etmek istiyen bir diş tabibi veya dişçi icrayı sanata başladığından itibaren azami bir hafta zarfında isim ve hüviyetini, diploma veya ruhsatname tarih ve numarasını ve muayenehane ittihaz ettiği yeri havi bir ihbarnameyi o mahallin en büyük sıhhiye memuruna vermeğe mecburdur. Muayenehanenin nakli halinde en az yirmi dört saat evvel nakil keyfiyetini ihbar edecektir.

Madde 37 – (Mülga: 11/12/2010-6088/2 md.)

Madde 38 – (Mülga: 11/12/2010-6088/2 md.)

Madde 39 – Usul ve nizamına tevfikan iktisap edilmedikçe hiç bir diş tabibi veya dişçi talim ve tedrise delalet eden veya her hangi surette olursa olsun hakikate tevafuk etmiyen bir sıfat ve unvanı ilan edemez.

Madde 40 – İcrayı sanat eden diş tabipleri ve dişçiler hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini bildiren ilanlar tertibine mezun olup diğer suretlerle reklam ve saire yapmaları memnudur.

Madde 41 – (Değişik: 23/1/2008-5728/26 md.)

Kişisel çıkar amacı olmasa bile diplomasız olarak diş hekimliği mesleğine ilişkin herhangi bir muayene veya müdahale yapan, diş hekimliği klinik hizmetleri ile ilgili işyeri açanların meslek icraları durdurulur. Bu kimseler hakkında üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Madde 42 – (Değişik: 23/1/2008-5728/27 md.)

Bu Kanunun ahkamına tevfikan icrayı sanata salahiyeti olmayan veya her ne suretle olursa olsun icrayı sanattan memnu bulunan bir tabip veya diş tabibi veyahut dişçi, dişçilik sanatını icra ederse beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Madde 43 – Bir diş tabibi veya dişçinin mütaaddit yerlerde muayenehane açarak icrayı sanat etmesi memnudur.

Madde 44 – (Değişik: 23/1/2008-5728/28 md.)

29 uncu maddede hududu gösterilen icrayı sanat salahiyetini tecavüz eden veya 33, 35, 36, 37, 39 ve 40 ıncı maddeler ahkamına riayet etmeyen diş tabipleri veya dişçilere yüz Türk Lirasından bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Madde 45 – (Değişik: 23/1/2008-5728/29 md.) (1)

Diş hekimliği mesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) (1) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmamak gerekir.

İcrayı sanata mani ve gayri kabili şifa bir marazı akli ile malul olduğu bilmuayene tebeyyün eden diş tabibi ve dişçiler, Sağlık Bakanlığının teklifi ve Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla icrayı sanattan menolunur ve diploma veya ruhsatnameleri geri alınır.

(Ek fıkra: 15/8/2017-KHK-694/6 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/6 md.) Millî Savunma Bakanlığı ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi nam ve hesabına diş hekimliği fakültelerinde okuyan diş hekimi subaylardan yükümlülük süresini tamamlamadan mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiği kesilenler, kalan yükümlülük süresince diş hekimliği mesleğini icra edemezler.

Madde 46 – Diş tabipleri ve dişçilerin muayenehanelerinde çalışan ve dişçilik etmek salahiyeti olmıyan eşhasın hastalara tedavi tatbik etmesi ve sair suretlerle müdahale yapması memnudur. Muayenehanelerinde bu gibi salahiyetsiz  kimselerin dişçilik sanatını icra etmesine müsaade eyliyen diş tabipleri ve dişçiler hakkında “44” üncü madde ahkamı tatbik edilir.

ÜÇÜNCÜ FASIL

Ebeler

Madde 47 – (Değişik: 2/1/2014-6514/22 md.)

Türkiye’de üniversitelerin ebelik ile ilgili lisans eğitimi veren fakülte ve yüksekokullarından mezun olan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenler ile öğrenimlerini yurt dışında ebelik ile ilgili bir okulda tamamlayarak denklikleri onaylanan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenlere ebe unvanı verilir.

             (Ek fıkra: 27/3/2015-6639/1 md.) Lisans mezunu ebeler meslekleriyle ilgili lisansüstü eğitim alarak uzmanlaştıktan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edildikten sonra uzman ebe olarak çalışırlar.

(Ek fıkra: 27/3/2015-6639/1 md.) Ebeler meslekleri ile ilgili olan özellik arz eden birim ve alanlarda belirlenecek esaslar çerçevesinde yetki belgesi alırlar. Yetki belgesi alınacak eğitim programlarının düzenlenmesi, uygulanması, koordinasyonu, belgelendirme ve tescili, kredilendirme ve yetki belgelerinin iptali gibi hususlar ile uzman ebelerin ve yetki belgesi alanların görev, yetki ve sorumlulukları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Madde 48 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

__________________

(1) Bu maddenin birinci fıkrasında yer alan  “… milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar, … ” bölümü, Anayasa Mahkemesi’nin 25/2/2010 tarihli ve E.: 2008/17, K.: 2010/44 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

Madde 49 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Madde 50 – Bir mahalde icrayı sanat etmek istiyen ebeler azami bir hafta zarfında isim ve hüviyetlerini, şahadetname, vesika tarih ve numarasını ve icrayı sanat edecekleri mevkii mübeyyin bir ihbarnameyi bulunduğu mahallin en büyük sıhhiye memuruna vermeğe ve ikametgahın tebdili veya diğer bir mahalle nakli halinde de en az yirmi dört saat evvel nakli keyfiyeti ihbar etmeğe mecburdur.

Madde 51 – Ebeler gebelerin muayenesiyle bunların hıfzıssıhhatlerine mütaallik tedabirin ifasına ve doğumun teshiline ve bu esnada yapılacak basit manevraların ve çocuk için lazım gelen ilk tedbirlerin ifasına salahiyettar iseler de her nevi alet ve saire tatbik etmeleri memnu ve sureti avarızı velade vekayiinde behemahal bir tabip davetine mecburdurlar. Her ebe Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tayin olunacak levazım ve edviyeyi doğum vekayiinde beraberinde bulunduracaktır. Ebeler çiçek aşısı tatbik edebilirler.

Madde 52 – Ebelerin reçete yazmaları memnudur. İcrayı sanatları için lazım gelen ve reçete ile alınması mecburi olan mevaddı resmi etıbbanın reçetesiyle eczanelerden tedarik ederler. Etıbbayı resmiye bu yolda vakı olan müracaatları sürat ve suhuletle ifaya mecburdurlar.

Madde 53 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Madde 54 – (Değişik: 23/1/2008-5728/30 md.)

Diploma veya belgesi olmadığı hâlde ebeliği sanat ittihaz edenlere, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde, ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Madde 55 – (Değişik: 23/1/2008-5728/31 md.)

Bu Kanunun 47, 49, 50 ve 53 üncü maddelerindeki şeraiti ifa etmemiş olan veya muvakkaten menedilmiş oldukları hâlde icrayı sanat eden ebelere yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Madde 56 – (Değişik: 23/1/2008-5728/32 md.)

51 inci maddede zikredilen icrayı sanat hududunu tecavüz eden veya 51 ve 52 nci maddeler ahkamına riayet etmeyen ebelere yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Madde 57 – (Değişik: 23/1/2008-5728/33 md.)

İcrayı sanata mani ve gayrikabili şifa bir marazı akli ile maluliyeti bilmuayene anlaşılan ebeler, Sağlık Bakanlığının teklifi ve Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla icrayı sanattan menolunur ve şahadetname veya vesikası geri alınır.

DÖRDÜNCÜ FASIL

Sünnetçiler

Madde 58 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Madde 59 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Madde 60 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Madde 61 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Madde 62 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

 

BEŞİNCİ FASIL

Hastabakıcı hemşireler

Madde 63 – Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince musaddak hastabakıcı mekteplerinden mezun veya resmi hastanelerden verilmiş vesikaları haiz bulunmıyan ve Türk olmıyan kadınlar hastabakıcılık sanatını ifa edemezler.Bu vesikalar muteber olmak için Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tasdik ve tescil edilmiş olmak lazımdır.

Madde 64 – (Mülga: 25/2/1954 – 6283/13 md.)

Madde 65 – Bir mahalde icrayı sanat etmek istiyen hastabakıcılar isim ve hüviyetleri ve vesikalarını havi bir ihbarnameyi en çok bir hafta zarfında mahallin en büyük sıhhiye memuruna vermeğe ve ikametgah tebeddülü veya başka bir yere nakil vukuu halinde yirmi dört saat evvel keyfiyeti nakli ihbara mecburdur.

Madde 66 – Hastabakıcıların mesleki haysiyet ve menfaatlerini vikaye ve mesleki teavünü temin etmek üzere şahsiyeti hükmiyeyi haiz bir veya mütaaddit  yurt teşkil etmeleri caiz olup bu yurtlar Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletinin nezaret ve murakabesi altında ve olbaptaki talimatnamelere tevfikan tesis olunurlar.

             Madde 67 – (Değişik: 23/1/2008-5728/36 md.)

Salahiyeti olmadığı hâlde hastabakıcılık eden ve bu unvanı takınanlara yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

             Madde 68 – (Değişik: 23/1/2008-5728/37 md.)

64 üncü maddede gösterilen icrayı sanat hududunu tecavüz eden veya 65 inci madde hükmüne riayet etmeyen hastabakıcılara yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

ALTINCI FASIL

Ahkamı umumiye

Madde 69 – Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler bu kanunda tasrih edilmiyen ve sair kavanin ve nizamat ile kendilerine tevdi edilmiş olan bilcümle vezaifin ifasiyle mükelleftirler.

Madde 70 – (Değişik: 23/1/2008-5728/38 md.)

Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Bu Kanunda yazılı olan idarî para cezaları mahallî mülkî amir tarafından verilir.

Madde 71 – Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler hastalar arasında ücreti müdavattan dolayı vakı olacak ihtilafatın mercii bu ihtilafa mevzu teşkil eden meblağ miktarı ne olursa olsun sulh mahkemeleridir. Yalnız iki sene mürurunda bu hak zail olur.

Madde 72 – İcrayı sanat eden tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler numunesi veçhile Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaleti tarafından tertip ve mahalli sıhhiye memurlarınca musaddak, hastaların isim ve hüviyetlerini kayda mahsus bir protokol defteri tutmağa mecburdurlar. Bu defterlerin kuyudu ücretten mütevellit davalarda Sahibi lehine delil ittihaz olunabilir. Şu kadar ki müstenidi iddia olan kaydın hilafı vesaik veya delaili muteberei saire ile ispat edilebilir.

Madde 73 – (Değişik: 23/1/2008-5728/39 md.)

Protokol defterlerinde tahrifat yapan ve mugayiri hakikat malumat derceylediği sabit olan tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler Türk Ceza Kanununun belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır.

Madde 74 – Sıhhiye ve Muaveneti İştimaiye Vekaletince lüzum görülecek mıntakalarda ücurat ihtilafatında mahkemelerce nazarı dikkate alınmak üzere asgari ve azami ücreti müdavat tarifeleri tanzim edilebilir.

Bu menatık etıbba odaları mıntakaları hududiyle tahdit olunur.

Madde 75 – (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin  3/6/2010 tarihli ve E.: 2009/69, K.: 2010/79 sayılı Kararı ile.)

Madde 76 – Vefat eden tabip, diş tabibi, eczacı, dişçi, ebe, küçük sıhhiye memurları ve hastabakıcıları diploma veya şahadetname veya ruhsatnameleri alınarak Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince Müntahak bir heyet huzurunda iptal edildikten sonra ailelerine iade olunur.

Madde 77 – Türkiye’de mevzuatı kanununiyeye müsteniden hakkı müktesepleri tanınmış olan ecnebi tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler sanatlarını bu kanun ahkamı dairesinde icra edebilirler.

             Madde 78 – Bu kanunun meriyeti tarihinden itibaren tababeti belediye icrasına dair olan 7 Rebiülahir 1278 tarihli nizamname ve bu kanuna muhalif olan bütün ahkam mülgadır.

Madde 79 – Bu kanunun tarihi meriyetinden ve nizamnamei mahsusun kabul ve tasdikından sonra yapılacak ilk odalarla divanı haysiyetler intihabatı Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tanzim ve idare olunur.

Madde 80 – (Mülga: 23/1/2008-5728/578 md.)

Ek Madde 1 – (20/5/1933 – 2182 sayılı ek kanunun 1 inci maddesi hükmüolup, ek madde haline getirilmiştir.)

Ankara Nümune Hastanesinde vazife görmek ve dışarıda hekimlik etmemek ve hizmet müddetleri beş yılı geçmemek şartiyle beş ecnebi mütehassıs tabip getirilir.

Ek Madde 2 – (11/12/1933-2351 sayılı ek kanunun 1 inci maddesi hükmü olup, ek madde olarak numarası teselsül ettirilmistir.)

İstanbul Üniversitesi Tıp fakültesi üçüncü dahili hastalıklar ve seririyatında ve birinci harici hastalıklar ve seririyatında, göz hastalıkları ve seririyatında, kulak, boğaz, burun hastalıkları ve seririyatında, kadın ve doğum hastalıkları ve seririyatında ve radyoloji laboratuvarında ders vermek ve mensup oldukları hastanelerde hasta tedavi etmek ve poliklinik yapmak ve dışarıda serbest doktorluk etmemek, hususi hastanelerde çalışmamak ve hizmet  müddetleri beş seneyi geçmemek şartiyle altı ecnebi müderris tabip getirilir.

Ek Madde 3 – (25/12/1935 -2876 sayılı ek kanunun 1 inci maddesi hükmü olup, ek madde olarak numarası teselsül ettirilmiştir.)

Ankara Nümune Hastanesinde vazife görmek ve dışarda hekimlik etmemek ve hizmet müddetleri beş yılı geçmemek şartile daha üç ecnebi mütehassıs hekim getirilir.

             Ek Madde 4 – (Ek: 14.6.1989 – 3575/2 md.; Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Ek Madde 5 – (Ek: 14.6.1989 – 3575/2 md.; Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Ek Madde 6 – (Ek: 14.6.1989 – 3575/2 md.; Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Ek Madde 7 – (Ek: 14.6.1989 – 3575/2 md.;Değişik:2/6/2004-5181/2 md.)

Diş protez teknikerleri; sahip oldukları diploma veya belgelerin hak kazandırdığı unvanlardan başkalarını kullanamazlar, hastalarla doğrudan doğruya meslekî ilişkiye giremezler, laboratuvarlarında münhasıran diş hekimliği mesleğini icra etmekte kullanılan araç ve gereçleri bulunduramazlar, ek 4 üncü maddenin belirlediği sınırlar dışında herhangi bir çalışma yapamazlar, tavsiyede bulunamazlar.(1)

            (Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/40 md.) Yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareket eden diş protez teknisyenleri, 41 inci madde hükümlerine göre cezalandırılır.

Ek Madde 8 – (Ek: 14/6/1989 – 3575/2 md.; Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Ek Madde 9 – (Ek: 14/6/1989 – 3575/2 md.; Mülga: 23/1/2008-5728/578 md.)

Ek Madde 10 – (Ek: 14.6.1989 – 3575/2 md.)

Diş protez teknikerleri veya diş hekimleri, diş protez laboratuvarı açmak istedikleri takdirde, mahallin en büyük mülki amirine başvurmak ve bu makamın belirteceği şartlara uymak zorundadırlar. Diş protez laboratuvarlarının sahip olmaları gereken şartlar ile bulundurmaları gereken asgari araç ve gereçlerin sayıları ve nitelikleri, Sağlık Bakanlığınca yayımlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Laboratuvarların yönetmelik ve kanuna uygun çalışıp çalışmadıkları, il sağlık müdürlüklerince denetlenir.(2)

Ek Madde 11 – (Ek: 2/6/2004-5181/4 md.; Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Ek Madde 12 – (Ek: 21/1/2010-5947/8 md.)

Kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorundadır. Bu sigorta priminin yarısı kendileri tarafından, diğer yarısı döner sermayesi bulunan kurumlarda döner sermayeden, döner sermayesi bulunmayan kurumlarda kurum bütçelerinden ödenir.

Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan veya mesleklerini serbest olarak icra eden tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama sebebi ile kişilere verebilecekleri zararlar ile bu sebeple kendilerine yapılacak rücuları karşılamak üzere mesleki malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır.

_______________

(1) 2/1/2014 tarihli ve 6514 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle bu maddede yer alan “diş protez teknisyenleri” ibareleri “diş protez teknikerleri” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) 2/1/2014 tarihli ve 6514 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle bu maddede yer alan “diş protez teknisyenleri” ibareleri “diş protez teknikerleri” şeklinde değiştirilmiştir.

––––––––––––––

Zorunlu mesleki malî sorumluluk sigortası, mesleklerini serbest olarak icra edenlerin kendileri, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanlar için ilgili özel sağlık kurum ve kuruluşları tarafından yaptırılır.

Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanların sigorta primlerinin yarısı kendileri tarafından, yarısı istihdam edenlerce ödenir. İstihdam edenlerce ilgili sağlık çalışanı için ödenen sigorta primi, hiçbir isim altında ve hiçbir şekilde çalışanın maaş ve sair malî haklarından kesilemez, buna ilişkin hüküm ihtiva eden sözleşme yapılamaz.

Zorunlu sigortalara ilişkin teminat tutarları ile uygulama usul ve esasları Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir.

Bu maddedeki zorunlu sigortaları yaptırmayanlara, mülki idare amirince sigortası yaptırılmayan her kişi için beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir.

Ek Madde 13 – (Ek: 6/4/2011-6225/9 md.)

a) Klinik psikolog; psikoloji veya psikolojik danışma ve rehberlik lisans eğitimi üzerine klinik ortamlarda gerekli pratik uygulamaları içeren klinik psikoloji yüksek lisansı veya diğer lisans eğitimleri üzerine psikoloji veya klinik psikoloji yüksek lisansına ilaveten klinik psikoloji doktorası yapan sağlık meslek mensubudur.

Klinik psikolog, nesnel ve yansıtmalı ölçüm araçları, gözlem ve görüşme teknikleri kullanarak psikolojik değerlendirme ile uluslararası teşhis ve sınıflama sistemlerinde hastalık olarak tanımlanmayan ve Sağlık Bakanlığının da uygun bulduğu durumlarda psikoterapi işlemleri yapar. Hastalık durumlarında ise ancak ilgili uzman tabibin teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak psikoterapi uygulamalarını gerçekleştirir.

Psikoloji lisans eğitimi üzerine ilgili mevzuatına göre Sağlık Bakanlığınca uygun görülen psikolojinin tıbbi uygulamalarıyla ilgili sertifikalı eğitim almış ve yeterliliğini belgelemiş psikologlar sertifika alanlarındaki tıbbi uygulamalarda görev alabilirler.

Uzman tabibin teşhis ve yönlendirmesiyle ya da bağımsız olarak yapılabilecek mesleki uygulamalar, bu bentteki prensipler çerçevesinde Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

b) Fizyoterapist; fizyoterapi alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun sağlık meslek mensubudur.

Fizyoterapist, hastalık durumları dışında, kişilerin fiziksel aktivitelerini düzenlemek ve hareket kabiliyetlerini arttırmak için mesleğiyle ilgili ölçüm ve testleri yaparak kanıta dayalı koruyucu ve geliştirici protokolleri belirler, planlar ve uygular. Hastalık durumlarında ise fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı tabibin veya uzmanlık eğitimleri sırasında fiziksel tıp ve rehabilitasyon rotasyonu yapmış veya uzmanlık sonrasında ilgili dalın rotasyon süresi kadar fiziksel tıp ve rehabilitasyon eğitimi almış uzman tabiplerin kendi uzmanlık alanları ile ilgili teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak hastaların hareket ve fiziksel fonksiyon bozukluklarının ortadan kaldırılması veya iyileştirilmesi amacıyla gerekli uygulamaları yapar. Hastaların tedavisi yönünden rehabilitasyon ekibinin diğer üyeleri ile işbirliği içinde çalışır ve tedavinin gidişi hakkında ilgili uzman tabibe bilgi verir.

c) Odyolog; odyoloji alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun veya diğer lisans eğitimleri üzerine odyoloji yüksek lisansı veya doktorası yapan, sağlıklı bireylerde işitme ve denge kontrolleri ile işitme bozukluklarının önlenmesi için çalışmalar yapan ve ilgili uzman tabibin teşhis veya tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak işitme, denge bozukluklarını tespit eden, rehabilite eden ve bu amaçlarla kullanılan cihazları belirleyen sağlık meslek mensubudur.

ç) Diyetisyen; beslenme ve diyetetik alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun; sağlıklı bireyler için sağlıklı beslenme programları belirleyen, hastalar için tabibin yönlendirmesi üzerine gerekli beslenme programlarını düzenleyen, toplu beslenme yerlerinde beslenme programları hazırlayan ve besin güvenliğini sağlayan sağlık meslek mensubudur.

d) Dil ve konuşma terapisti; dil ve konuşma terapisi alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun veya diğer lisans eğitimleri üzerine dil ve konuşma terapisi alanında yüksek lisans veya doktora yapan, bireylerin ses, konuşma ve dil bozukluklarının önlenmesi için çalışmalar yapan ve ilgili uzman tabip tarafından teşhisi konulmuş yutkunma, dil ve konuşma bozukluklarının rehabilitasyonunu sağlayan sağlık meslek mensubudur.

e) Podolog; ön lisans seviyesindeki podoloji programından mezun; bireylerin ayak sağlığının korunması ve bakımına yönelik hizmet veren ve ilgili uzman tabibin teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak hastaların ayak tedavisini yapan sağlık teknikeridir.(1)

f) Sağlık fizikçisi; fizik, fizik mühendisliği veya nükleer enerji mühendisliği eğitimi üzerine radyoterapi fiziği, diagnostik radyoloji fiziği veya nükleer tıp fiziği dallarının birinde yüksek lisans mezunu; ilgili uzmanının gözetiminde ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak; radyasyon ile yapılan teşhis, görüntüleme ve tedavi sırasında ve sonrasında, gerektiğinde radyo izotop maddeleri ve iyonize ışın kaynaklarının kullanımından, uygulanmasından, korunmasından ve arıtılmasından sorumlu sağlık meslek mensubudur.

g) Anestezi teknisyeni/teknikeri; sağlık meslek liselerinin ve ön lisans seviyesindeki  anestezi programlarından mezun; anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı tabibin sorumluluğunda ve yönlendirmesi doğrultusunda anestezi işlemlerinin güvenli bir şekilde başlatılması, sürdürülmesi ve sonlandırılması için gerekenleri yapan sağlık teknisyeni/teknikeridir.(1)

ğ) Tıbbi laboratuvar ve patoloji teknikeri; ön lisans seviyesindeki tıbbi laboratuvar ve patoloji laboratuvar teknikleri programlarından mezun; bireyin sağlık durumu veya ölüm sebebi hakkında bilgi edinmek amacıyla tıbbi analiz öncesi hazırlıkları yapan, laboratuvar araç ve gereçlerini kullanarak numunelerin tıbbi testlerini ve kan merkezi çalışmalarını yapan sağlık teknikeridir. (1)

Tıbbi laboratuvar teknisyeni; sağlık meslek liselerinin tıbbi laboratuvar programından mezun; tıbbi analiz öncesi hazırlıkları yapan, laboratuvar araç ve gereçlerini kullanarak numunelerin tıbbi testlerini ve kan merkezi çalışmalarını yapan sağlık teknisyenidir.

–––––––––––––––––

(1) 2/1/2014 tarihli ve 6514 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan “meslek yüksekokullarının” ibareleri “ön lisans seviyesindeki” şeklinde değiştirilmiştir.

––––––––––––––

h) Tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikeri; sağlık meslek liselerinin ve ön lisans seviyesindeki tıbbi görüntüleme programlarından mezun; tıbbi görüntüleme yöntemleri ile görüntü elde eden ve kullanıma hazır hale getiren sağlık teknisyeni/teknikeridir. (1)

ı) Ağız ve diş sağlığı teknikeri; ön lisans seviyesindeki ağız ve diş sağlığı programından mezun; hasta muayenesinde diş tabibine yardımcı olan, tedavi malzemelerinin hazırlanması ve kullanıma hazır halde tutulmasını sağlayan sağlık teknikeridir. (1)

i) Diş protez teknikeri; ön lisans seviyesindeki diş protez programından mezun; diş tabibi tarafından alınan ölçü üzerine, çene ve yüz protezlerini, ortodontik cihazları yapan ve onaran sağlık teknikeridir. (1)

j) Tıbbi protez ve ortez teknisyeni/teknikeri; sağlık meslek liselerinin ve ön lisans seviyesindeki tıbbi protez ve ortez programlarından mezun; kaybedilen organların işlevlerini kısmen de olsa yerine getirecek yapay organlar ile desteklenmesi, korunması ve düzeltilmesi gereken vücut kısımlarına uygulanacak yardımcı cihazları ve aletleri tasarlayan, kullanıma hazır hale getiren, onarımını yapan ve uzman tabip denetiminde hastaya uygulayan sağlık teknisyeni/teknikeridir. (1)

k) Ameliyathane teknikeri; ön lisans seviyesindeki ameliyathane hizmetleri programından mezun; ameliyathanede kullanılan alet ve malzemenin ameliyata hazır hale getirilmesine, cerrahi ekibe malzeme sağlanması ve ameliyathane ortamının ameliyatın özelliğine göre uygun hale getirilmesine yönelik iş ve işlemleri yapan ve uygulama açısından destek veren sağlık teknikeridir. (1)

l) Adli tıp teknikeri; ön lisans seviyesindeki adli tıp programından mezun; kişilerin adlî muayenesinde, insan bedeninden örnek alınmasında, otopside ve adli raporların yazılmasında tabibe yardımcı olan sağlık teknikeridir. (1)

m) Odyometri teknikeri; ön lisans seviyesindeki odyometri programından mezun; endikasyonu belirlenmiş hastalara ilgili ekipmanı kullanarak gerekli testleri uygulayan sağlık teknikeridir. (1)

n) Diyaliz teknikeri; ön lisans seviyesindeki diyaliz programından mezun; tabibin yönlendirmesine göre hastaya diyaliz uygulamalarını yapan sağlık teknikeridir. (1)

o) Fizyoterapi teknikeri; ön lisans seviyesindeki fizyoterapi programından mezun; fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı veya fizyoterapist gözetiminde, fizik tedavi ve egzersiz uygulamalarına yardımcı olan sağlık teknikeridir. (1)

ö) Perfüzyonist; perfüzyon alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun veya diğer lisans eğitimleri üzerine perfüzyon alanında yüksek lisans yapan; kalp ve/veya büyük damarlarda yapılacak müdahalelerde ilgili uzman tabipler gözetiminde kalp akciğer makinesini kullanarak beden dışı kan dolaşımını yöneten sağlık meslek mensubudur.

p) Radyoterapi teknikeri; ön lisans seviyesindeki radyoterapi programından mezun; tabibin hazırladığı ışın tedavi programını hastaya uygulayan sağlık teknikeridir. (1)

–––––––––––––––––

(1) 2/1/2014 tarihli ve 6514 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan “meslek yüksekokullarının” ibareleri “ön lisans seviyesindeki” şeklinde değiştirilmiştir.

––––––––––––––

r) Eczane teknikeri; ön lisans seviyesindeki eczane hizmetleri programından mezun; reçetedeki ilaçları eczacı gözetiminde hazırlayan ve eczacılık faaliyetlerine yardım eden sağlık teknikeridir. (1)

s) İş ve uğraşı terapisti (Ergoterapist); iş ve uğraşı terapisi alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun, sağlıklı kişilerde mesleği ile ilgili ölçüm ve testleri yaparak, mesleği ile ilgili koruyucu ve geliştirici programları planlayan ve uygulayan; hasta kişiler için uzman tabibin teşhisine bağlı olarak bireylerin günlük yaşam, iş ve üretkenlik, boş zaman aktivitelerine katılımını artırmak, sağlık durumlarını iyileştirmek, engelliliği  önlemek ve çevreyi düzenleyerek katılımı artırmak için gerekli iş ve uğraşı terapisi yöntemlerini uygulayan sağlık meslek mensubudur. (2)

ş) İş ve uğraşı teknikeri (Ergoterapi teknikeri); ön lisans seviyesindeki iş ve uğraşı terapisi bölümlerinden mezun, uzman tabibin tedavi planına bağlı olarak, uzman tabip veya iş ve uğraşı terapisti gözetiminde iş ve uğraşı terapisi programını uygulayan sağlık teknikeridir. (1)

t) Elektronörofizyoloji teknikeri; ön lisans seviyesindeki elektronörofizyoloji bölümünden mezun, elektronörofizyolojik yöntemlerin kullanılmasında ilgili uzman tabibe yardım eden ve tabibin gözetiminde çalışan sağlık teknikeridir. (1)

u) Mamografi teknikeri; ön lisans seviyesindeki mamografi teknikerliği bölümünden mezun; mamogramların kanser açısından pozitif ve negatif yönden incelemesini yaparak radyoloji uzmanının karar vermesi için değerlendirmesine hazır hale getiren, gerektiğinde mamografi çekimlerini yapan sağlık teknikeridir. (1)

ü) (Ek:2/1/2014-6514/24 md.) Acil tıp teknikeri; ön lisans seviyesindeki acil tıp bölümünden mezun, acil tıbbi yardım ve bakım ile sınırlı kalmak kaydıyla hastaya müdahale ve bu hususta lazım gelen iş ve eylemleri yapan sağlık teknikeridir.

v) (Ek:2/1/2014-6514/24 md.) Hemşire yardımcısı; sağlık meslek liselerinin hemşire yardımcılığı programından mezun olup hemşire nezaretinde yardımcı olarak çalışan, ayrıca hastaların günlük yaşam aktivitelerinin yerine getirilmesi, beslenme programının uygulanması, kişisel bakım ve temizliği ile sağlık hizmetlerine ulaşımında yardımcı olan ve refakat eden sağlık teknisyenidir.

y) (Ek:2/1/2014-6514/24 md.) Ebe yardımcısı; sağlık meslek liselerinin ebe yardımcılığı programından mezun olup ebelerin nezaretinde yardımcı olarak çalışan, ayrıca hastaların günlük yaşam aktivitelerinin yerine getirilmesi, beslenme programının uygulanması, kişisel bakım ve temizliği ile sağlık hizmetlerine ulaşımında yardımcı olan ve refakat eden sağlık teknisyenidir.

z) (Ek:2/1/2014-6514/24 md.) Sağlık bakım teknisyeni; sağlık meslek liselerinin sağlık bakım teknisyenliği programından mezun olup en az tekniker düzeyindeki sağlık meslek mensuplarının nezaretinde yardımcı olarak çalışan, ayrıca hastaların günlük yaşam aktivitelerinin yerine getirilmesi, beslenme programının uygulanması, kişisel bakım ve temizliği ile sağlık hizmetlerine ulaşımında yardımcı olan ve refakat eden sağlık meslek mensubudur.

 

–––––––––––––––––

(1) 2/1/2014 tarihli ve 6514 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan “meslek yüksekokullarının” ibareleri “ön lisans seviyesindeki” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “özürlülüğü” ibaresi “engelliliği” şeklinde değiştirilmiştir.

––––––––––––––

Tabipler ve diş tabipleri dışındaki sağlık meslek mensupları hastalıklarla ilgili doğrudan teşhiste bulunarak tedavi planlayamaz ve reçete yazamaz. Sağlık meslek mensuplarının iş ve görev ayrıntıları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının sağlık hizmetlerinde çalışma şartları, iş ve görev tanımları; sertifikalı eğitime ilişkin usûl ve esaslar Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Tabiplerce veya tabiplerin yönlendirmesiyle ilgili sağlık meslek mensubu tarafından uygulanmak şartıyla insan sağlığına yönelik geleneksel/tamamlayıcı tedavi yöntemlerinin alanları, tanımları, şartları ve uygulama usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Diploması veya meslek belgesi olmadan bu maddede tanımlanan meslek mensuplarının yetkisinde olan bir işi yapan veya bu unvanı takınanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve ikiyüz günden beşyüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Ek Madde 14 – (Ek: 6/4/2011-6225/10 md.)

Tıpta uzmanlık ana dalları ile eğitim süreleri EK–1 sayılı çizelgede; diş tabipliğinde uzmanlık ana dalları ile eğitim süreleri EK–2 sayılı çizelgede; tıpta uzmanlık yan dalları, bağlı ana dalları ve eğitim süreleri de EK–3 sayılı çizelgede belirtilmiştir. Bu çizelgelerde belirtilen eğitim süreleri, Sağlık Bakanlığınca, Tıpta Uzmanlık Kurulunun kararı üzerine üçte bir oranına kadar arttırılabilir. (Ek cümle: 19/11/2014-6569/20 md.) Süre artırımı yapılan ana dallarda, süre artırımının gerekçesi olan çekirdek eğitim müfredatının içeriği o uzmanlık dalına bağlı yan dal alanlarıyla örtüşüyorsa, ilgili yan dalın eğitim süreleri Tıpta Uzmanlık Kurulunca üçte birine kadar azaltılır.

Tıpta ve diş tabipliğinde ana uzmanlık dalı eğitimlerine, merkezi olarak yapılacak tıpta ve diş tabipliğinde uzmanlık sınavları ile girilir. Yan dal uzmanlık eğitimlerine ve EK-1 sayılı çizelgenin 3 üncü sütununda belirtilen uzmanların ikinci uzmanlık eğitimlerine girişleri merkezi olarak yapılacak yan dal uzmanlık sınavı ile olur.

Uzmanlık dallarının eğitim müfredatları ve bu müfredatlara göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin çerçevesi Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenir.

(Ek fıkra:2/1/2014-6514/25 md.) Tıpta ve diş tabipliğinde yabancı uyruklu kontenjanında uzmanlık eğitimi yapmakta (Ek:7281 s.K. – RG:5.3.2021-31414)  “olanlar ile dost ve müttefik ülkelerle imzalanan askeri anlaşmalar ve protokoller kapsamında tıpta ve diş tabipliğinde uzmanlık eğitimini yapmakta olan yabancı uyruklulara hizmette bulundukları”[1], ilgili kurumun döner sermayesinden, döner sermayesi bulunmayan kurumlarda kurum bütçesinden, vakıf üniversitelerinde ise kendi bütçelerinden (13.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda ödeme yapılır. Bu ödemeden damga vergisi dışında herhangi bir kesinti yapılmaz.


[1] “olanlara” kelimesi yerine bu cümlecik ilave edilmiştir

Tıpta ve diş tabipliğinde yabancı uyruklu kontenjanında uzmanlık eğitimi yapmakta olanlara, ilgili kurumun döner sermayesinden, döner sermayesi bulunmayan kurumlarda kurum bütçesinden, vakıf üniversitelerinde ise kendi bütçelerinden (13.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda ödeme yapılır. Bu ödemeden damga vergisi dışında herhangi bir kesinti yapılmaz.

Ek Madde 15- (Ek:15/11/2018-7151/5 md.)

Terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek ilgili mevzuat çerçevesinde kamu görevinden çıkarılan veya güvenlik soruşturması sonucuna göre kamu görevine alınmayan tabiplerden Devlet hizmeti yükümlüsü olanlar, çıkarılma veya göreve alınmama kararının verildiği tarihten itibaren, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında üçüncü grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile dördüncü grup ilçe merkezleri için belirlenen Devlet hizmeti süresinin sonunda mesleklerini icra edebilirler. Devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirirken kamu görevinden çıkarılanların hizmet süreleri bu süreden düşülür.

             Geçici Madde 1 – (Ek: 14.6.1989 – 3575/3 md.)

Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte üniversitelerin önlisans diş protez teknikerliği okulları mezunları diş protez teknisyeni unvanına sahip olurlar ve sağlık meslek liseleri diş protez teknisyenliği bölümünün devamı olan meslek yüksek okullarına bir yıllık hızlandırılmış eğitim için sınavsız girme hakkını kazanırlar.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte üniversitelerin ön lisans diş protez teknikerliği okullarında öğrenci olanlar da mezun oldukları tarihte diş protez teknisyenliği unvanına sahip olurlar ve sağlık meslek liseleri diş protez teknisyenliği bölümünün devamı olan meslek yüksek okullarına bir yıllık hızlandırılmış eğitim için sınavsız girme hakkını kazanırlar.

Hızlandırılmış eğitimler için özel program yapılmış eğitim dönemlerinin ilgili yüksekokullarca ilanından sonra ilk döneme başvurmamış olanlar hızlandırılmış eğitim haklarını kaybetmekle beraber bu dönemin başlangıcından itibaren iki yıl süre ile bu yüksekokullara sınavsız girme hakları saklı kalır.

Geçici Madde 2 – (Ek: 14.6.1989 – 3575/3 md.)

Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sağlık meslek liseleri mezunları olup, Sağlık Bakanlığının diş protez teknisyenliği kurslarından mezun olanlar veya dengi okullardan birinin mezunu olup Sağlık Bakanlığının 12 aylık diş protez teknisyenliği kurslarından mezun olanlar, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren diş protez teknisyenliği unvanına sahip olurlar ve kendilerine Sağlık Bakanlığınca kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç üç ay içinde belgeleri verilir. Ayrıca diş protez teknisyeni olarak en az üç yıl meslek icra ettikten sonra ve bu üç yılın bitiminden itibaren en geç iki yıl içinde başvurmaları şartı ile diş protez teknisyenliği ile ilgili meslek yüksek okullarına ön kayıt ve yeterlik sınavı ile girme hakkını kazanırlar.

Geçici Madde 3 – (Ek:14.6.1989-3575/3 md.)

Bu Kanunun  yayımı  tarihine  kadar  mezuniyet belgesine sahip  olmadan  mesleklerini icra  etmekte   olan  diş  teknisyenleri,  bu  Kanunun  yayımlandığı tarihte  en az iki yıldan beri bu

mesleği yürüttüğünü Sağlık Bakanlığına verecekleri BAĞ – KUR, SSK, vergi kaydı gibi resmi belgelerle kanıtlamak, Sağlık Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle; sınav komisyonu, yerleri ve şekli belirtilmiş olan ehliyet  sınavlarına, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde başvurmak ve başarı kazanmak şartı ile diş protez teknisyeni unvanını kazanırlar ve Bakanlıkça düzenlenecek meslek belgelerini alırlar.

Yukarıda belirtilen sınavlara katılacak ilgililer sınavların gerektirdiği giderleri kendileri karşılarlar.

İki yıl içinde girecekleri en çok 4 sınavda başarılı olamayanlar ile sınav için başvurmayanlar, iki yıllık sürenin bitiminden sonra mesleklerini icra edemezler.

Geçici Madde 4 –  (Ek:2/6/2004-5181/5 md.)

3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununa göre diş protezciliği meslek dalında;

a) Milli Eğitim Bakanlığınca verilmiş ustalık belgeleri,

b) Ustalık belgesi almak için doğrudan ustalık sınavına girme hakkını elde edenler ile ustalık eğitimi kurslarına devam etmekte olanlardan, girecekleri ustalık sınavı sonunda başarılı olarak ustalık belgesi alanların belgeleri,

c) 3308 sayılı Kanunun geçici 9 uncu maddesi uyarınca, Milli Eğitim Bakanlığınca verilecek ustalık belgeleri,

Başkaca bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılarak Sağlık Bakanlığınca bu belgelerin yerine diş protez teknisyenliği meslek belgesi verilir.

Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilenlerin, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren; (b) ve (c) bentlerinde belirtilenlerin ise ustalık belgelerinin tanzimi tarihinden itibaren bir yıl içerisinde, diş protez teknisyenliği meslek belgesi almak amacıyla Sağlık Bakanlığına müracaat etmemeleri halinde, diş protez teknisyeni unvanını kullanamaz ve bu mesleği icra edemezler.

Geçici Madde 5 – (Ek:2/6/2004-5181/5 md.)

3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununa göre diş protezciliği meslek dalında;

a) Kalfalık belgesi sahibi olanların bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren en geç bir yıl içerisinde,

b) Çıraklık eğitimini tamamlayanlar ile bu eğitime devam edenler ise, çıraklık eğitimini tamamlamalarını müteakiben en geç altı ay içerisinde gerekli bilgi ve belgelerle birlikte,

Müracaat etmeleri ve geçici 6 ncı maddede öngörülen yönetmelik hükümleri uyarınca Sağlık Bakanlığınca düzenlenecek teori ve uygulama eğitimini başarıyla tamamlamaları kaydıyla açılacak ehliyet sınavında başarılı olmaları halinde, kendilerine diş protez teknisyenliği meslek belgesi verilir.

Sağlık Bakanlığınca düzenlenecek eğitimler sonunda, iki yıl içerisinde girecekleri en çok üç sınavda başarılı olamayanlar ile sınav için müracaat etmeyenler, iki yıllık sürenin bitiminden sonra mesleklerini icra edemezler ve diş protezciliği ile ilgili herhangi bir unvanı kullanamazlar.

Yukarıda belirtilen eğitimlere ve sınavlara katılacak ilgililer, bunların gerektirdiği giderleri kendileri karşılarlar.

Geçici Madde 6 – (Ek: 2/6/2004-5181/5 md.)

Geçici 5 inci maddede belirtilen kalfalık belgesine sahip olanlar ile çıraklık eğitimini tamamlayanlara ve çıraklık eğitimine devam edenlere, Sağlık Bakanlığınca diş protez teknisyenliği meslek belgesi verilebilmesi amacıyla düzenlenecek teori ve uygulama eğitimlerinin süreleri ve yerleri, eğitimlerin sonunda yapılacak ehliyet sınavlarının yerleri, sınav komisyonunun teşkili, eğitimlere ve sınavlara müracaat edilmesi konuları ve bunların giderlerinin nasıl karşılanacağı ile ilgili sair esaslar, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelik ile belirlenir.

Geçici Madde 7 – (Ek: 6/4/2011-6225/11 md.)

Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla, (…) (1) psikolojinin sertifikalı tıbbi uygulamalarında Sağlık Bakanlığınca belirlenen sürelerde çalıştığını ve yeterli tecrübeyi kazandığını belgeleyen psikologlara, Sağlık Bakanlığınca yapılacak sınavlarda başarılı olmak kaydıyla çalıştığı ve tecrübe kazandığı tıbbi uygulamalarda görev alma yetkisi verilir. Bu yetkinin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca belirlenir. (1)

(Değişik ikinci fıkra: 4/7/2012-6354/ 22 md.) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla;

a) Kalp akciğer makinesini kullanarak beden dışı kan dolaşımı işlemini son beş yıl içinde en az toplam bir yıl süre ile yaptığını belgeleyen ve en az lise seviyesinde eğitimi bulunanlar,

b) Üniversitelerin perfüzyon teknikerliği bölümünden mezun olanlar (öğrenim görmekte olanlar mezun olduklarında),

usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca belirlenen eğitimleri alarak açılacak sınavlarda başarılı olmaları hâlinde, perfüzyonist yetkisiyle çalışabilirler.

3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu çerçevesinde eczanede çalışan destek personeli eğitimini tamamlamış olanlar eczane teknikeri yetkisiyle çalışabilir.

(Değişik dördüncü fıkra: 4/7/2012-6354/ 22 md.) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ağız ve diş teknikerliğine ilişkin iş ve işlemleri son beş yıl içinde en az toplam bir yıl süre ile yaptığını belgeleyen ve en az lise seviyesinde eğitimi bulunanlardan, usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca belirlenen eğitimleri alarak açılacak sınavlarda başarılı olanlar, ağız ve diş sağlığı teknikeri yetkisiyle çalışabilir.

Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla elde edilmiş olan meslek unvanları ve ilgili alanlarda mesleki eğitimlerine başlamış olanların hakları saklıdır. Bunların görev, yetki ve sorumlulukları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Bu Kanunun ek 13 üncü maddesinde ve bu maddede öngörülen yönetmelikler bir yıl içerisinde yürürlüğe konulur. Bu yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar, mevcut ikincil düzenlemelerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.

Bu Kanunun ek 13 üncü maddesi ile tanımlanan sağlık teknisyeni ve sağlık teknikeri mesleklerinden herhangi birine ait iş ve işlemleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilgili mevzuatına göre gerekli eğitimleri alarak yürütmekte olanların bu hakları saklıdır.

­­­­­­­­­­­­­___________________

(1) 4/7/2012 tarihli ve 6354 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “sağlık kuruluşlarında” ibaresi metinden çıkartılmıştır.

––––––––––––––

(Değişik sekizinci fıkra: 4/7/2012-6354/ 22 md.) Bu madde gereğince Sağlık Bakanlığınca yapılacak eğitimler ve sınavlar en geç 31/12/2012 tarihine kadar yapılır ve bu süre içerisinde ilgililer çalışmalarına devam edebilir.

(Ek fıkra: 4/7/2012-6354/22 md.) Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla en az bir yıldan beri eczanede çalışanlardan 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu çerçevesinde eczanede çalışan destek personeli eğitimini tamamlamış olanlar ve Sağlık Bakanlığı tarafından yapılacak düzenlemeye göre eğitim alacak olanlar eczane teknikeri yetkisiyle çalışabilir.

Geçici Madde 8 – (Ek: 6/4/2011-6225/12 md.)

Bu Kanunun ek 14 üncü maddesinin yürürlüğe girmesinden önce ilgili mevzuatına uygun olarak uzmanlık eğitimi yapmış, eğitime başlamış veya bir uzmanlık eğitimi kontenjanına yerleşmiş olanların hakları saklıdır.

Ağız, Yüz ve Çene Cerrahisi ana dalında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yurt içinde veya yurt dışında en az dört yılı eğitim kurumlarında olmak üzere altı yıl süreyle araştırma, uygulama ve inceleme yapmış bulunanlar, yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemeler ile aldıkları eğitimlere ait belgelerini ve bu alanda yurt içi ve yurt dışında yayımlanmış bilimsel yayınlarını ibraz ederek, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde uzmanlık belgesi almak için Sağlık Bakanlığına başvurabilir. Tıpta Uzmanlık Kurulu, başvuru süresinin bitiminden itibaren bir yıl içerisinde başvuruları değerlendirir. Çalışmaları yeterli görülenlerin uzmanlık belgeleri, Bakanlıkça düzenlenir ve tescil edilir.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanunla diş tabipliğinde uzmanlık dalı olarak belirlenen alanlardan birinde doktora eğitimi yapmış olanlar ile bu alanlarda doktora eğitimine başlamış olanlardan eğitimlerini başarı ile bitirenlere uzmanlık belgesi verilir.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce;

a) Göğüs Hastalıkları ana dalına bağlı Alerji Hastalıkları yan dalında uzmanlık eğitimi yapmakta olanlar, eğitimlerine İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları adı altında devam ederler.

b) Deri ve Zührevi Hastalıkları, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji ve Göğüs Hastalıkları ana dallarına bağlı Alerjik Hastalıklar, Alerjik Göğüs Hastalıkları ya da Alerji Hastalıkları adıyla uzmanlık belgesi almış olanların, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları alanında yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemelere ait belgelerini ibraz ederek başvurmaları ve Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından uygun bulunması halinde uzmanlık belgeleri İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları olarak değiştirilir.

c) Enfeksiyon Hastalıkları adıyla uzmanlık belgesi alanların bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvurmaları halinde uzmanlık belgeleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji olarak değiştirilir. Halen bu alanda uzmanlık eğitimlerine devam edenlerin eğitimlerini başarıyla bitirmeleri halinde belgeleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji adıyla tescil edilir.

ç) Çocuk Hematolojisi ya da Çocuk Onkolojisi adıyla uzmanlık belgesi almış olanların bu iki alanda yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemelere ait belgelerini ibraz ederek, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvurmaları ve Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından uygun bulunması halinde uzmanlık belgeleri Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi olarak değiştirilir. Çocuk Hematolojisi ya da Çocuk Onkolojisi yan dallarında uzmanlık eğitimi yapmakta olanlar eğitimlerine Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi adı altında devam ederler.

d) Çocuk Alerjisi ya da Çocuk İmmünolojisi adıyla uzmanlık belgesi almış olanların bu iki alanda yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemelere ait belgelerini ibraz ederek, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvurmaları ve Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından uygun bulunması halinde uzmanlık belgeleri Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları olarak değiştirilir. Çocuk Alerjisi ya da Çocuk İmmünolojisi yan dallarında uzmanlık eğitimi yapmakta olanlar eğitimlerine Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları adı altında devam ederler.

e) Gelişimsel Pediatri, Cerrahi Onkoloji, Yoğun Bakım, İş ve Meslek Hastalıkları, Çocuk Metabolizma Hastalıkları ve El Cerrahisi yan dallarında, bağlı ana dallarda uzman olduktan sonra o yan dal alanında yurt içinde veya yurt dışında beş yıl süreyle araştırma, uygulama ve inceleme yapmış bulunanlar, yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemeler ile aldıkları eğitimlere ait belgelerini ve bu alanda yurt içi ve yurt dışında yayımlanmış bilimsel yayınlarını ibraz ederek, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde uzmanlık belgesi almak için Sağlık Bakanlığına başvurabilir. Tıpta Uzmanlık Kurulu, başvuru süresinin bitiminden itibaren bir yıl içerisinde başvuruları değerlendirir. Çalışmaları yeterli görülenlerin uzmanlık belgeleri, Bakanlıkça düzenlenir ve tescil edilir.

Geçici Madde 9- (Ek: 11/10/2011-KHK-663/58 md.)

1/1/2020 tarihine kadar, 24/11/2004 tarihli ve 5258 sayılı Kanun hükümlerine göre sözleşmeli aile hekimi olarak çalışmakta olanlar, tıpta uzmanlık sınavı sonuçlarına göre, merkezi yerleştirmeye tabi olmaksızın, Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenen esaslar çerçevesinde aile hekimliği uzmanlık eğitimi yapabilir. Bu eğitim uzaktan ve/veya kısmî zamanlı eğitim metotları da uygulanmak suretiyle yapılabilir ve en az altı yılda tamamlanır. Eğitim süresince aile hekimliği sözleşmesi devam eder. Uzmanlık eğitimi ile beraber aile hekimliği hizmetlerinin yürütülmesine, ilgililere ve eğitim sorumlularına ödenecek ücretlere ilişkin usûl ve esasları 5258 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre hazırlanan yönetmeliklerle belirlenir.

Bu maddeye göre yapılacak aile hekimliği uzmanlık eğitiminde çekirdek eğitim müfredatının ve rotasyonların uygulanması ve eğitimin şekli ile sair hususlar Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenir.

(Ek fıkra:2/1/2014-6514/27 md.) Eğitime başladıkları tarihte çalıştıkları aile hekimliği birimini en az üç yıl değiştirmemek şartıyla bu maddeye göre uzmanlık eğitimini başarıyla tamamlayanlar, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 3 üncü maddesi uyarınca yapmakla yükümlü oldukları Devlet hizmetini ifa etmiş sayılırlar.

Geçici Madde 10-(Ek:2/1/2014-6514/28 md.)

Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla mülga 58 inci ve 59 uncu maddeler uyarınca sünnetçilik etme yetkisi bulunanlar, 31/12/2014 tarihine kadar sünnetçilik etmeye devam edebilir.

Geçici Madde 11-(Ek:2/1/2014-6514/29 md.)

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, sağlık meslek liselerinin hemşire yardımcılığı, ebe yardımcılığı ve sağlık bakım teknisyenliği haricindeki programlarına öğrenci kaydedilmez. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 25/2/1954 tarihli ve 6283 sayılı Hemşirelik Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında sağlık meslek liselerinin hemşirelik programına da öğrenci kaydı yapılmaz. Bu tarihe kadar kaydı yapılmış olan öğrenciler eğitimlerini kayıtları yapılan programlarda tamamlarlar ve bitirdikleri programların meslek unvanını kullanırlar. Sağlık meslek liselerinin kapatılan programlarından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar mezun olanlar da meslek unvanlarını kullanmaya devam ederler.

Geçici Madde 12-(Ek: 19/11/2014-6569/21 md.)

25/11/2012 tarihinden önce en az üç yılı eğitim kurumlarında olmak üzere toplam beş yıl süreyle yoğun bakım ünitelerinde çalışmış bulunan yoğun bakım uzmanlık yan dalının bağlı olduğu ana dal uzmanları ile çocuk yoğun bakım ve çocuk acil ünitelerinde çalışmış olan çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili yan dal uzmanlık belgesini almak için Sağlık Bakanlığına başvurabilirler. Başvuranlardan Bakanlıkça yapılacak veya yaptırılacak sınavda başarılı olanların uzmanlık belgeleri, Bakanlıkça düzenlenir ve tescil edilir. Bu şekilde uzmanlık belgesi alanlar, Devlet hizmeti yükümlülüğüne tabi olurlar.

Geçici Madde 13– (Ek:15/11/2018-7151/6 md.)

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce oral patoloji alanında doktora eğitimi yapmış olan veya doktora eğitimine başlamış olanlardan eğitimlerini başarı ile bitiren diş hekimlerine oral patoloji dalında uzmanlık belgesi verilir. Diş hekimlerinden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tıbbi patoloji ve tümör patolojisi alanlarında doktora eğitimi yapmış olup yurt içinde veya yurt dışında en az iki yılı eğitim kurumlarında olmak üzere üç yıl süreyle oral patoloji alanında araştırma, uygulama ve inceleme yapmış bulunanlar, yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemeler ile aldıkları eğitimlere ait belgelerini ve bu alanda yurt içi ve yurt dışında yayımlanmış bilimsel yayınlarını ibraz ederek bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde uzmanlık belgesi almak için Sağlık Bakanlığına başvurabilir. Tıpta Uzmanlık Kurulu, başvuru süresinin bitiminden itibaren altı ay içerisinde başvuruları değerlendirir. Çalışmaları yeterli görülenlere oral patoloji dalında uzmanlık belgesi verilir.

             Madde 81 – Bu kanun neşri tarihinden itibaren mer’idir.

Madde 82 –Bu kanun hükümlerinin icrasına Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye, Adliye ve Maarif Vekilleri memurdur

14 Nisan – Hukuk Takvimi

0
14 Nisan – Hukuk Takvimi
1126 Endülüslü Arap felsefeci İbn Rüşd(Averroes) doğdu. (Ölümü:10 Aralık 1198) Araplar tarafından Ebul-Velid Muḥammed ibn Aḥmed ibn Muḥammed ibn Rüşd olarak anılmaktadır. İbn Rüşd, batılılar tarafından Latince adıyla Averroes olarak bilinmekte birçok ülkede heykelleri bulunmaktadır.

İbn-i Rüşd
1849 Macar Demokrasisinin Babası, Macar Devlet Adamı, Özgürlük Savaşçısı, avukat, gazeteci, politikacı Lajos Kossuth 14 Nisan 1849’da Cumhurbaşkanlığı görevine başladı ve 11 Ağustos 1849 tarihine kadar görev yaptı. Macar Anayasasının taslağını hazırladı.

Lajos Kossuth
1891 Hint hukukçu, politikacı, filozof, antropolog, ekonomist ve tarihçi Bhimrao Ramji Ambedkar doğdu. (Ölümü: 6 Aralık 1956)  Columbia Üniversitesi ve London School of Economics’te ekonomi eğitimi ve Gray’s Inn‘de hukuk eğitimi aldı. Kariyerinin ilk yıllarında bir ekonomist ve avukat olarak çalıştı. Daha sonra siyasete atıldı. Hindistan’ın bağımsızlığı için kampanya ve müzakerelere katıldı, dergiler yayınladı. Dalitler için siyasi hakları ve sosyal özgürlüğü savundu. Hindistan devletinin kurulmasına önemli ölçüde katkıda bulundu. 1956’da Budizm’e geçerek Dalitlerin toplu dönüşümlerini başlattı. 1942’de Çalışma Bakanı olarak görev yaptı. 1946’da Hindistan Kurucu Meclis Üyeliğinde bulundu. 1947 yılında Adalet Bakanı olarak görev yaptı. 1952 yılında Rajya Sabha Parlamento Üyesi oldu. 1990 yılında, Hindistan’ın en yüksek sivil ödülü olan Bharat Ratna Ödülü ölümünden sonra Ambedkar’a verildi.

Bhimrao Ramji Ambedkar

 

1928 Eski Ticaret Bakanı Ali Cenani, Bakanlık bütçesinin kullanılmasında usulsüzlük yaptığı gerekçesiyle dokunulmazlığı kaldırılarak Yüce Divan’a verildi.
1928 Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 14 Nisan 1928 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanun, Türkiye’de Hasta Hakları ile ilgili olarak yapılan yasal düzenlemelerin başlangıcını oluşturmaktadır.
1931 İspanya’da Kral XIII. Alfonso, tahttan çekildi ve cumhuriyet ilan edildi.
1936 Yazar, şair ve akademisyen Hilmi Yavuz doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ndeki eğitimini yarıda bıraktı. Londra Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesiİstanbul Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından diğer birçok Zaman Gazetesi yazarı ile birlikte gözaltına alındı ancak sağlık sorunları sebebiyle serbest bırakıldı. Şair kimliğiyle çağdaş Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri oldu. 
1956 Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesinin 15. Başyargıcı Warren E. Burger, 1 Mayıs 1953 ile 14 Nisan 1956 arasında başsavcı Yardımcısı olarak görev yaptı.
1975 Birleşmiş Milletler Tüketici Hakları Evrensel Bildirgesi, ile ilan edilen haklar ilk kez 15 Mart 1962’de ABD eski başkan J.F.Kennedy tarafından temsilciler meclisine sunulan raporda yer aldı ve daha sonra Avrupa Konseyi tarafından 14 Nisan 1975’de evrensel tüketici hakları olarak beş madde halinde ilan edildi.
1981 Hukukçu, siyasetçi ve yazar Faik Kurdoğlu yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1892) Brüksel Üniversitesi‘nde Ekonomi ve Hukuk eğitimi gördü. İktisat Vekaleti Müsteşarlığı yaptı.  Adana Ticaret Borsası’nın yeniden yapılandırılmasında büyük hizmetlerde bulundu. 1946 yılında Ziraat – Tarım Bakanlığı görevinde bulundu.
1982 Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi, 14 Nisan 1982 tarihli ve 2658 sayılı kanunla onaylandı ve Resmi Gazetenin 14 Şubat 1983 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girdi.
1986 Feminizmin temellerini atan düşünürlerden biri olarak kabul edilen filozof Simone Lucie Ernestine Marie Bertrand de Beauvoir yaşamını yitirdi. (Doğumu: 9 Ocak 1908)

Simone de Beauvoir
1987 Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğu’na tam üyelik için resmen başvurdu.
1992 Başbakan Turgut Özal’a silahlı saldırıda bulunan ve 20 yıl hapis cezasına çarptırılan  Kartal Demirağ, şartlı tahliyeden yararlanarak serbest kaldı.
1994 Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın grup konuşması hakkında; Devlet Güvenlik Mahkemesi, Ankara Cumhuriyet ve Yargıtay Başsavcılıkları üç ayrı soruşturma açtı.
2014 BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Bireysel Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokol Kapsamındaki Usul Kuralları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 19 Aralık 2011 tarihli ve 66/138 sayılı kararıyla kabul edildi. Protokol, 14 Nisan 2014 tarihinde yürürlüğe girdi.
2014 Gezi protestoları sırasında 22 yaşında iken (3 Haziaran 2013) öldürülen Abdullah Cömert’i  “gaz fişeğini ateşleyerek” öldüren polis memuru hakkında “olası kastla insan öldürmek” suçundan düzenlenen iddianame Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması 4 Temmuz’da yapıldı. Dava dosyası, güvenlik gerekçesiyle Balıkesir’e gönderildi. Balıkesir 2.. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşma 4 Kasım 2024’te görüldü.
2021 Türkiye Cumhuriyeti’nin 20’inci başbakanı, avukat ve siyasetçi. Yıldırım Akbulut yaşamını yitirdi. (Doğumu: 2 Eylül 1935) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nde eğitim gördü. Bir süre avukatlık yaptı. 1983’de Anavatan Partisi‘nin kurucuları arasında yer aldı ve ilk defa 1983 Türkiye genel seçimlerinde ANAP Erzincan milletvekili olarak meclise girdi. 1984’de içişleri bakanı olarak görev yaptı.  1989’da 20. Türkiye başbakanı olarak görev yaptı. 1999’da TBMM başkanı seçildi.

Hukukçu ve eski Başbakan Yıldırım Akbulut

 

14 Nisan – Hukuk Takvimi

Temel Hukuk Sözlüğü / Türkçe-İngilizce

0
Temel Hukuk Sözlüğü / Türkçe- İngilizce

Temel Hukuk Sözlüğü

Türkçe
İngilizce
AB Müktesebatı
acquis communautaire
abluka
blockade
açık arttırma
public sale
açık deniz devriyesi
high seas patrol
açık denizler
high seas
açık denizlerde kesintisiz takip
hot pursuit at the high seas
açık duruşma
public hearing
açık izin
express permission
açık tanıma
express recognition
açık ve yakın tehlike
clear and imminent danger
açıkça dayanaktan yoksun
manifestly ill-founded
açıklık ve öngörülebilirlik
clarity and predictability
adalet
justice
adaletin tecellisi
in the interest of justice
adam kaçırma
kidnapping
adam öldürme
homicide
aday gösterme
nomination
adi suç
ordinary offense
adi şirket
ordinary partnership
adil tatmin
just satisfaction
adil tazmin
just satisfaction
adil yargılama
fair trial
adil yargılanma hakkı
right to fair trial
adli
judicial
adli belgeler
judicial documents
adli hata
judicial error
adli kolluk
judicial police
adli para cezası
judicial fine
adli sicil
criminal record
adli tatil
judicial recess
adli tıp
forensic medicine
adli yardım
legal aid
adli yardım talebi
request for legal assistance
adli yardımlaşma
judicial assistance
af
amnesty
af
pardon
Ağır Ceza Mahkemesi
Assize Court
ağır hapis cezası
heavy imprisonment
ağır ihlal
grave violation
ağırlaştırıcı sebep
matter of aggravation
ağırlaştırılmış ömür boyu hapis
aggravated life imprisonment
aile birleşimi
family reunification
aile birleşimi hakkı
right to family reunification
aile yaşamına saygı hakkı
right to respect for family life
akit
Contract
âkit taraflar
contracting parties
alacağın temliği
assignment of claims
alacak
Credit
alacak hakkı
right to claim
alacaklı
Creditor
aldatma
Fraud
aleniyet
Publicity
alıkoyma
Retention
alt bölüm
Subdivision
alt derece mahkemeye geri göndermek
to remit
altsoy
Descendant
Anahtar teslim
turn-key
anayasa
Constitution
Anayasa Mahkemesi
Constitutional Court
anayasa yargısı
constitutional jurisdiction
anayasaya aykırılık
unconstitutionality
anlaşma
agreement
anonim şirket
joint stock company
antlaşma
treaty
antlaşmadan ayrılma hakkı
right to withdraw from treaty
antlaşmalar hukuku
law of treaties
antlaşmaların çatışması
conflict of treaties
antlaşmanın kabul edilmesi
acceptance of a treaty
antlaşmanın onaylanması
ratification of a treaty
antlaşmanın uygun bulunması
approval of a treaty
antlaşmaya katılma
accession to a treaty
antlaşmaya taraf olma
to be party to a treaty
antlaşmaya taraf olunan tarih
date of ratification
ara karar
interlocutory decision
arabuluculuk
mediation
arazi vergisi
land tax
asi
rebel
asker kaçağı
deserter
askeri yargı
military justice
askıya alma
suspension
asli fail
principal offender
asliye ceza mahkemesi
criminal court of first instance
asliye hâkimi
judge of first instance courts
asliye hukuk mahkemesi
civil court of first instance
aşağılayıcı muamele
degrading treatment
atama
appointment
ateşkes anlaşması
ceasefire agreement
atılı suç
imputed offense
atmosfer dışı uzay
extra-atmospheric space
Avrupa Birliği Adalet Divanı
Court of Justice of the European Union
Avrupa Birliği Hukuku
European Union Law
Avrupa Birliği vatandaşı
European Union citizen
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
European Court of Human Rights
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
European Convention on Human Rights
Avrupa Kamu Hizmeti Mahkemesi
European Civil Service Tribunal
avukat
attorney-at-law
avukat yardımı
legal assistance
ayıp
defect
ayni haklar
real rights
ayrıcalık
privilege
ayrımcılık
discrimination
ayrımcılık yapmama
nondiscrimination
azınlık
minority
azil
dismissal
bağımsız ve tarafsız mahkeme
independent and impartial court/tribunal
bağımsızlık
independence
bağımsızlık ilanı
declaration of independence
bağışıklık
immunity
bağlama
impoundment
bağlama limanı
home port
bağlı toprak
dependent territory
bakmakla yükümlü olunan kişiler
dependants
banka kredisi
bank loan
bankacılık işlemleri
banking transactions
bankacılık sırları
banking secrecy
barınak
place of refuge
barınak
shelter
barınma limanı
port of emergency
basit çoğunluk
simple majority
baskı altında
under duress
başlangıç
preamble
başlık
title
bekletici mesele
preliminary issue
belediye
municipality
belediye başkanı
mayor
belediye meclisi
municipal council
belge
document
bent
subparagraph
beraat etmek
to be acquitted
beraat kararı
acquittal
beyanname
declaration
bildirim
notification
bilgilendirme yükümlülüğü
obligation to inform
bilimsel içtihat
jurisprudence
bilirkişi
expert
bilirkişi tanık
expert-witness
bilirkişinin dinlenmesi
hearing of expert
bireysel başvuru
individual application
bireysel göç
individual migration
birincil kaynak
primary source
birlik
league
bitişik bölge
contigious zone
boğaz
strait
borcun nakli
assumption of obligation
borç
obligation
borçlar hukuku
law of obligations
çıkar çatışması
conflict of interest
çıkış limanı
port of departure
çifte vatandaşlık
dual citizenship
çifte vergilendirme
double taxation
çocuğun iadesi
return of child
çocuk hakları
rights of the child
çocuk istismarı
child abuse
çocuk işçiliği
child labour
çocuk kaçırma
child abduction
çocuk mahkemesi
juvenile court
çocuk suçluluğu
juvenile delinquency
çocuk yargıcı
juvenile judge
çoğunluk
majority
çok taraflı antlaşma
multilateral treaty
çok uluslu şirket
multinational corporation
çok uyrukluluk
multiple nationality
daimi ikamet
permanent domicile
daimi sadakat
permanent allegiance
daire
chamber
Danıştay
Council of State
Danıştay Başsavcısı
Advocate General of the Council of State
dava
action
dava açmak
to commence an action
dava ehliyeti
capacity to sue
dava hakkı
right to action
davacı
claimant
davadan feragat
waiver of claim
davaların birleştirilmesi
consolidation of cases
davalı
defendant
davanın düşmesi
abatement of action
davanın esası
merits of the case
davanın genişletilmesi
expansion of claims
davanın ıslahı
rectification
davanın kabulü
acceptance of an action
davanın nakli
transfer of an action
davanın reddi
dismissal of an action
davanın sevk edilmesi
request for referral of the judgement
davaya katılma
Intervention
davaya taraf olma ehliyeti
standing to sue
def’i
Exception
Değişiklik önergesi
motion for amendment
delil
Evidence
delil niteliğinde
Evidentiary
denetim süresi
Supervision
denetimli serbestlik
Probation
deniz bölgesi
maritime zone
deniz haydutluğu
Piracy
deniz ticaret hukuku
maritime law
denizlerin serbestisi
freedom of the seas
denizlerin serbestliği ilkesi
principle of the freedom of the seas
depozitör (devlet)
depository (State)
dernek
Association
dernek kurma özgürlüğü
freedom of association
derogasyon
Derogation
devlet görevlisi
State official
devlet halefiyeti
State succession
devlet malı
State property
devlet memuru
civil servant
devlet sırrı
State secret
devlet temsilcisi
State agent
devlet tüzel kişiliği
legal personality of the State
devlet uygulaması
State practice
devlete karşı suç
crime against the State
devletin mirasçılığı
State inheritance
devletin tanınması
recognition of a State
devletler genel hukuku
public international law
devletler özel hukuku
private international law
devletleştirme
nationalization
devralan
transferee
devralmak
to take over
devreden
transferor
dış uzayın barışçıl kullanımı
peaceful use of outer space
dilekçe hakkı
right to petition
din ve vicdan özgürlüğü
freedom of religion and conscience
direnme kararı
decision of persistence
doğum belgesi
birth certificate
dokunulmazlık
immunity
dokunulmazlık
inviolability
dokunulmazlıktan vazgeçme
waiver of immunity
dolaşım serbestisi
freedom of movement
dolaylı sorumluluk
indirect responsibility
dolaylı yatırım
indirect investment
dostane çözüm
friendly settlement
dostane girişim
good offices
duruşma
hearing
duruşma hâkimi
trial judge
duruşma tutanağı
minutes of the hearing
düzenleyici ve denetleyici kurumlar
regulatory and supervisory authorities
düzensiz göçmen
irregular migrant
edinim
acquisition
ehliyet
qualification
ehliyet
capacity
eklenti
accessory
elbirliği mülkiyeti
joint ownership
elektronik imza
electronic signature
elkoyma
seizure
emirname
ordinance
emlak vergisi
property tax
emsal karar
precedent
erginlik
majority
erken emeklilik
early retirement
erken tanıma
premature recognition
ertelenmiş teslim
postponed surrender
esaslı hata
fundamental error
esaslı ihlal
material breach
eski hale getirme
restitution in kind
eşya
property
etkili kontrol
effective control
etkililik ilkesi
principle of effectiveness
ev sahibi ülke
host country
evlat edinme
adoption
evlenme
marriage
fail
perpetrator
fasıl
chapter
feragat
waiver
feri haklar
accessory rights
feshetme
renunciation
fesih
renouncement
fesih
withdrawal
fesih ihbarı
denouncement
fezleke
summary of proceedings
fıkra
paragraph
fiil
action
fiil ehliyeti
capacity to act
fiili hizmet süresi
actual service period
fiili hükümet
de facto government
fikri haklar
intellectual property rights
firar
desertion
firari
fugitive
gayri maddi mal
incorporeal property
gecikme faizi
interest of default
geçersizlik
invalidity
geçici karar
interim decision
geçici madde
provisional article
geçici olarak yürürlüğe girme
provisional entry into force
geçici sadakat
temporary allegiance
geçici tutuklama talebi
request for provisional arrest
geçmişe yürürlük
retroactivity
gelir beyannamesi
statement of income
gelir vergisi
income tax
gemi sicili
register of ship
genel ahlak
public morality
genel görüşme
general debate
Genel Mahkeme
General Court
genel oy hakkı
universal suffrage
genel sağlık
public health
genel senet
general act
genelge
circular
gensoru önergesi
motion of censure
gerçek bağ
genuine link
gerçek kişi
natural person
gerekçe
reasoning
gerekçelendirme
justification
gerekçeli hüküm
reasoned judgement
gerekli dikkat
due care
gerekli özen
due diligence
gerekli şekle uygun
in due form
geri alma
revocation
geri göndermeme ilkesi
non-refoulement principle
geri kabul anlaşması
readmission agreement
geriye yürümezlik
non-retroactivity
giriş
introduction
gizli duruşma
closed hearing
gizli hasar
latent damage
gizlilik
confidentiality
göç
migration
göçmen
emigrant
göçmen
immigrant
göçmen belgesi
immigrant certificate
göçmen işçi
migrant worker
göçmen kaçakçılığı
smuggling of migrants
göklerin serbestliği
open skies
gönderen devlet
sending State
görevlendirme
assignment
görevli mahkeme
competent court
görülmekte olan dava
pending case
görüşme
deliberation
götürü
lump-sum
gözaltı
custody
gözetim
monitoring
güvenoyu
vote of confidence
haberleşme özgürlüğü
freedom of communication
haciz
seizure
hafifletici sebep
matter of mitigation
hafifletici sebep
matter of extenuation
hak
right
hak dağıtmaktan kaçınma
denial of justice
hak düşürücü süre
period of prescription
hak ederek tahliye
release ipso jure (iure )
hak ehliyeti
capacity to have rights and obligations
hak kaybı
forfeiture
hak sahipliği
entitlement
hakaret
defamation
hakem
arbitrator
hakem kararı
arbitral award
hakemlik sözleşmesi
arbitration agreement
hakkaniyet
equity
hakkaniyet ilkeleri
equitable principles
hakkaniyete uygun tazminat
equitable compensation
hakkın kötüye kullanılması
abuse of right
 hakların karşılıklılığı
reciprocity of rights
haksız fiil
tort
haksız rekabet
unfair competition
halefiyet
succession
halefiyet
subrogation
halel getirmeksizin
without prejudice to
hapis
confinement
hapis cezası
imprisonment
hapis cezasını para cezasına çevirmek
to convert the prison sentence to a fine
harç
fee
hava hukuku
air law
hava sahası
air space
havacılık hukuku
aviation law
hazırlık soruşturması
preliminary investigation
heyet
panel
hısımlık
kinship
hizmet kusuru
service fault
hizmet sürelerinin birleştirilmesi
aggregation of services
hizmetlerin serbest dolaşımı
free movement of services
hukuk davası
lawsuit
hukuk devleti
rule of law
hukuk mahkemesi
civil court
hukuka aykırı fiil
wrongful act
hukuka aykırılık
unlawfulness
hukuki hata
error
hukuki işlem
legal transaction
hukuki konularda karşılıklı adli yardımlaşma
mutual assistance in civil matters
hukuki mütalaa
legal opinion
hukuki sonuç doğurmak
to bear legal consequences
hukuki sorumluluk
civil liability
hukuki süreçten bağışıklık
immunity from legal process
hukuki tanıma
de jure recognition
hukuki tasarruf
legal act
hukukun genel ilkeleri
general principles of law
hukukun süjesi
subject of law
husumet
right to be sued
hükmün açıklanmasının geriye bırakılması
suspension of the pronouncement of the judgement
hükmün tefhim edilmesi
delivery of the judgment
hüküm
provision
hüküm
judgement
hüküm devleti
sentencing State
hüküm fıkraları
operative provisions
hüküm ifade etmek
to take effect
hüküm verme
adjudication
hükümet tasarrufu
act of government
hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etme
attempt to overthrow the Government
hükümlü
sentenced person
hükümlülerin nakli
transfer of the sentenced persons
hükümsüz
null and void
hükümsüzlük
nullity
hürriyeti bağlayıcı ceza
imprisonment
hürriyeti bağlayıcı ceza
custodial sentence
hürriyeti kısıtlama
restriction of freedom
hürriyetten yoksun kılma
deprivation of liberty
ıslak imza
wet-ink signature
icazet
ratification
icra
enforcement
icra memuru
enforcement officer
iç hukuk
domestic law
iç hukuk yollarının tüketilmesi
exhaustion of domestic remedies
iç liman
inland port
iç sular
internal waters
içtihat
precedent
içtihat hukuku
case law
idam cezası
capital punishment
İdare Hukuku
Administrative Law
idari işlem
administrative act
idari soruşturma
administrative investigation
idari yargı
administrative justice
idari yargı yetkisi
administrative jurisdiction
iddianame
indictment
iddianame hazırlamak/sunmak
to file an indictment
iddianamenin kabulü
admission of indictment
ifade
statement
ifade almak
to take statement
ifade özgürlüğü
freedom of expression
ifade vermek
to give statement
ifşa
disclosure
ihale
tender
ihale çağrısı
call for tender
ihalenin feshi
annulment of tender
ihbar
notification
ihlal
violation
ihlal edilmezlik
inviolability
ihmal
negligence
ihmal
omission
ihracat vergisi
export duty
ihtar
warning
ihtilaflı …
disputed…
ihtilaflı konu
matter in dispute
ihtilaflı yargı yetkisi
contentious jurisdiction
ihtilas
embezzlement
İhtisas Mahkemeleri
Specialized Courts
ihtiyari beyan
optional declaration
ihtiyari tahkim şartı
voluntary submission
ihtiyari yargı yetkisi
optional jurisdiction
ihtiyati tedbir
interim injunction
ikamet etmek
to reside
ikametgah
domicile
iki dereceli yargı
two-level jurisdiction
iki taraflı antlaşma
bilateral treaty
ikincil kaynak
subsidiary source
ikrar
confession
ikrar
admission
il
province
ilâm
certified copy of the judgement
ilam harcı
judgment fee
ilan
announcement
ilçe
district
iletişimin dinlenmesi
interception of communications
ilga
abolition
ilk itiraz
preliminary objection
iltica
asylum
imar planı
zoning
imtiyaz
privilege
imtiyaz sözleşmesi
concession agreement
imza örneği
sample signature
imza yetkisi
authority to sign
imzacı devlet
signatory State
infaz
execution
infaz devleti
administering State
infaz hâkimi
judge of execution
infaz koruma memuru
warden
infaz yetkisi
jurisdiction to execute
infisah
dissolution
insan hakları
human rights
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi
Universal Declaration of Human Rights
insan kaçakçısı
human trafficker
insan ticareti
human trafficking
insancıl hukuk
humanitarian law
insanlığa karşı suç
crime against humanity
insanlık dışı muamele
inhumane treatment
İntifa hakkı
usufruct
ipotek
hypothec
iptal
annulment
iptal
rescission
iptal davası
suit of rescission
iptal davası
action for annullment
irade
intention
irade açıklaması
declaration of intention
irtifak hakkı
right of easement
irtikap
extortion
ispat yükü
burden of proof
isteğe bağlı hakemlik
voluntary arbitration
istifa
resignation
istihdam
employment
istinabe
rogatory
istinabe talepnamesi
letters rogatory
istinaf başvurusu
request of appeal
istinaf mahkemesi
appeal court
istirdat
restitution
istişari görüş
advisory opinion
istişari yargı yetkisi
advisory jurisdiction
isyan
rebellion
isyancı
insurgent
isyancı statüsünün tanınması
recognition of insurgency
iş güvencesi
employment security
iş hukuku
labour law
iş kazası
occupational accident
iş kurma hakkı
right of establishment
iş sözleşmesi
labour contract
işçi
worker
işçi sendikası
trade union
işçilerin serbest dolaşımı
free movement of workers
işkence yasağı
prohibition of torture
işveren
employer
ithal vergisi
import duty
itiraz
objection
iyiniyet
good faith
jüri kararı
verdict
jüri raporu
presentment
kabahat
misdemeanour
kabul
acceptance
kabul eden devlet
receiving State
kabul edilebilirlik
admissibility
kaçak eşya
smuggled goods
kaçakçılık
smuggling
kaçma ve delilleri karartma tehlikesi
the risk of absconding and tampering with evidence
kadastro
cadastre
kambiyo
foreign exchange
kamu davası
criminal case
kamu denetçisi
ombudsman
kamu düzeni
public order
kamu görevlisi
public official
kamu güvenliği
public security
kamu hizmeti
public service
kamu hukuku
public law
kamu ihalesi
public tender
kamu kurumu
public institution
kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu
public professional organisation
kamu yararı
public interest
kamu yararına dernek
public benefit association
kamulaştırma
expropriation
kan esası
jus sanguinis
kan hısımlığı
kinship by blood
kanun
code
kanun hükmünde kararname
decree law
kanun tasarısı
government proposal
kanun taslağı
draft law
kanun teklifi
private member’s bill
kanun/yasa
law
kanuna aykırılık
illegality
kanunkoyucu
legislator
kanunlar ihtilafı
conflict of laws
kapalı ceza infaz kurumu
closed penitentiary institution
kapalı müzakere
deliberation in private
kapalı zarf usulü teklif
sealed tender
kara para
black money
karar
resolution
karar düzeltme
rectification
karar incelemesi
review of judgment
karar verme yetkisi
jurisdiction to adjudicate
karar yeter sayısı
quorum of decision
karara itiraz etmek
to make objection against a court decision
kararı bozmak
to reverse the decision
kararı onamak
to uphold the decision
kararın bozulması
reversal of decision
kararın icrası
enforcement of decision
kararname
decree
kararname çıkarmak
to issue a decree
karasuları
territorial waters
karine
presumption
karşı dava
counter-action
karşı oy görüşü
dissenting opinion
karşılıklı dayanışma şartı
mutual solidarity clause
karşılıklı yardımlaşma
mutual assistance
karşılıklılık ilkesi
principle of reciprocity
kasıt
intention
kasten adam öldürme
murder
kat mülkiyeti
flat ownership
katılan
intervener
katılım belgesi
instrument of accession
kayın hısımlığı
kinship by marriage
kayıttan düşürme
to strike out of the list (of the court)
kaymakam
district governor
kayyım
curator
kazandırıcı zamanaşımı
prescription
kazanılmış hak
acquired right
kefalet
suretyship
kefaletle serbest bırakılma
release on bail
kefil
surety
kenar başlık
title line
kesim
section
kesin hüküm
final judgment
kesin hükümsüz
null and void
kesin hükümsüzlük
nullity
keşif bedeli
estimated cost
keyfi muamele
arbitrary treatment
kısım
part
kısıtlayıcı tedbir
restrictive measure
kısmi karar
partial decision
kısmi tanıma
de facto recognition
kıyı hakları
coastal rights
kıyı suları
coastal waters
kıyı şeridi
coastal line
kıyıdaş
riparian State
kıyıdaş
coastal State
kıyıdaş
littoral State
kimlik belgesi
identity document
kimlik kartı
identity card
kişi halleri
civil status
kişisellik ilkesi
active personality principle
kişisellik ilkesi
passive personality principle
kollektif şirket
general partnership
kolluk kuvvetleri
law enforcement (forces)
komandit şirket
limited partnership
konsolosluk koruması
consular protection
konut dokunulmazlığı
inviolability of domicile
konut finansman sistemi
mortgage
kooperatif
cooperative
korkutma
duress
korsanlık
privateering
koşul
condition
kovuşturma
prosecution
kovuşturmaya yer olmadığına dair karar
decision of non-prosecution
körfez
bay
kötü muamele
maltreatment
kötü niyet
bad faith
kötüye kullanma
abuse
kurumlar vergisi
corporation tax
kusur
fault
kuvvetler ayrılığı
separation of powers
küçük
minor
külliyat
corpus
kültürel miras
cultural heritage
lağvetme
abrogation
laiklik
secularism
liman devleti
port State
limited şirket
limited liability company
madde
article
maddi hukuk
substantive law
maddi tazminat
material compensation
maddi tazminat
pecuniary damages
mağdur
victim
mahalli bilirkişi
local expert-witness
mahkeme başkanı
presiding judge
mahkeme huzuruna çıkmak
to appear before the Court
mahkeme içtüzüğü
rules of court
mahkeme kararı
court decision
mahkeme yazı işleri müdürlüğü
registry of the court
mahkemede hazır bulunma
appearance before the court
mahkum
convict
mahkumiyet
conviction
mal beyannamesi
statement of assets and lialibilities
mala yönelik zarar
property damage
mali suçlar
fiscal offences
manevi tazminat
immaterial compensation
manevi tazminat
non-pecuniary damages
masrafların iadesi
reimbursement
masumiyet karinesi
presumption of innocence
meclis araştırması
parliamentary inquiry
meclis soruşturması
parliamentary investigation
Meclisin feshi
dissolution of the Parliament
medeni ve siyasi haklar
civil and political rights
menkul rehni
pledge
menşe devlet
State of origin
menşe şehadetnamesi
certificate of origin
menşe ülke
country of origin
mesken
residence
meslek hastalığı
occupational disease
meşru
legitimate
meşru hükümet
legitimate government
meşru müdafaa
self-defence
meşruiyet
legitimacy
mevcudun korunması kuralı
stand-still clause
mevzuat
legislation
milletler hukuku
law of nations
milli muamele
national treatment
miras
succession
mirasçı
successor
misak
covenant
muafiyet
exemption
muhalefet
opposition
muhasım
belligerent
muhtar
headman
mutabakat şerhi
concurring opinion
mutabakat zaptı
memorandum of understanding
mutat ikamet ülkesi
habitual country of residence
mutat mesken
habitual residence
muvafakat
assent
mücbir sebep
force majeure
mükerrer
repeating
mülkilik ilkesi
principle of territoriality
mülkiyet
ownership
mülkiyet hakkı
property right
mülkiyet hakkının devri
transfer of ownership
mülteci
refugee
münhasır ekonomik bölge
exclusive economic zone
 münhasır yetki
exclusive competence
münhasıran
exclusively
müsadere
confiscation
müsnet suç
imputed offence
mütalaa
opinion
mütareke
armistice
mütekabiliyet ilkesi
principle of reciprocity
müzakere
negotiation
negatif haklar
negative rights
nihai senet
final act
nitelikli çoğunluk
qualified majority
olağanüstü hal
state of emergency
olağanüstü toplantı
extraordinary meeting
onay
approval
onay belgeleri
instruments of ratification
organize suç
organized crime
ortak girişim
joint venture
ortak yönetim
condominium
oturma hakkı
right of habitation
oturma izni
residence permit
oturum
session
oy hakkı
right to vote
oybirliği
unanimity
oybirliğiyle karar
unanimous decision
oydaşma
consensus
ölçülülük ilkesi
principle of proportionality
ölüm cezası
death penalty
ölüme bağlı tasarruf
disposition mortis causa
ömür boyu hapis
life imprisonment
önerge
motion
örf ve adet hukuku
customary law
örgütlü suçla mücadele
fight against organised crime
örtülü iade
rendition
özel hayata saygı gösterilmesi hakkı
right to respect to privacy
özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı
right to respect for private and family life
özel hayatın gizliliği
right to privacy
özel hukuk
private law
özel hukuk kişisi
private person/entity
özelleştirme
privatization
özerk olmayan ülke
non-self-governing territory
özerk ülke
self-governing territory
pakt
pact
para basma
emission
para cezası
fine
paraya çevrilebilir varlıklar
liquidable assets
pasaport birliği
passport union
paylaşılan yetki
shared competence
paylı mülkiyet
common ownership
protektora
protectorate
refakatsiz küçükler
unaccompanied minors
rehin alma
hostage-taking
rehin verme
pawn
rehine
hostage
re’sen
ex officio
resim
duty
resmi borç senedi
official deed
resmi gazete
official gazette
rıza
consent
ruhsatın geri alınması
revocation of license
rücu
recourse
rüşvet
bribery
sadakat
loyalty
sahte evrak
forged documents
sahte para
counterfeit money
sahtecilik
forgery
salt çoğunluk
absolute majority
sanık
accused
savaş hukuku
law of war
savaş suçları
war crimes
savaş suçları mahkemesi
war crimes tribunal
savaş tutsağı
prisoner of war
savcı
prosecutor
seçim
election
seçim çevresi
constituency
seçim sistemi
electoral system
seçimlik yetki
right of option
serbest bölge
free zone
serbest dolaşım
free movement
sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket
limited partnership in which the capital is divided into shares
sessiz kalma
acquiescence
seyahat belgeleri
travel documents
seyrüsefer serbestisi
freedom of navigation
sığınma hakkı
right to asylum
sığınmacı
asylum seeker
sıhri hısımlık
lineage by marriage
sıkıyönetim
martial law
sınai haklar
industrial property rights
sınır
frontier
sınır aşan yargı yetkisi
long arm statute
sınırdışı emri
expulsion order
sicil
registry
sicil memuru
registrar
silahlı çatışma
armed conflict
silahlı çatışmalar hukuku
law of armed conflicts
sivil toplum örgütü
non-governmental organization
siyasi haklar
political rights
siyasi mülteci
political refugee
siyasi sığınma
political asylum
siyasi suç
political offence
somut delil
concrete evidence
somut olmayan kültürel miras
intangible cultural heritage
sona erme
termination
sorgu yargıcı
investigating judge
sorgulama
interrogation
soruşturma
investigation
soruşturmanın gizliliği
confidentiality of the investigation
soykırım
genocide
sömürge
colony
sözleşme
convention
sözleşme
contract
sözleşme görüşmesi
negotiation of contract
sözleşme hükmü
term of the contract
sözleşmeye katılma
accession to a convention
sözleşmeye taraf olma
to become party to a convention
sözleşmeye taraf olma
to become party to a contract
sözlü duruşma
oral hearing
suç
crime
suç duyurusu
denounciation
suç duyurusunda bulunmak
to denounce a crime
suç ortağı
accomplice
suça iştirak
complicity
suça teşebbüs
attempt to commit a crime
suçluların iadesi
extradition
suçlunun ıslahı
rehabilitation (of convict)
suçun maddi unsurları
objective elements of the offence
suçun manevi unsurları
subjective elements of the offence
suçun niteliği
nature of the offence
suçüstü
in flagrante delicto
şahsi ilişki kurma hakkı
right to establish personal relation
şart
condition
şartların esaslı değişimi
fundamental change of circumstances
şartlı tahliye
conditional release
şartlı teslim
conditional surrender
şikayetçi
complainant
şirketlerin uyrukluğu
nationality of companies
şüpheli
suspect
taammüden adam öldürme
premeditated murder
taammüt
premediation
tabiyet
nationality
tabiyet kaybı
loss of nationality
tadil
amendment
tahkikat
inquiry
Tahkim Kurulu
Arbitration Board
Tahkim Mahkemesi
Arbitral Tribunal
tahkimname
arbitration agreement
tahkimname
compromise
tahliye
release
tahliye
eviction
takdir marjı
margin of appreciation
takdir yetkisi
discretion
takımada
archipelago
takipsizlik kararı
decision of non-prosecution
taklit
counterfeit
taksir
negligence
taksirle adam öldürme
manslaughter
taksirle yaralama
reckless injury
talep
request
tam yargı davası
full remedy action
tam yetki
full powers
tam yetkili temsilci
plenipotentiary
tanığın dinlenmesi
hearing of witness
tanık
witness
tanıma
recognition
tanıma ve tenfiz
recognition and enforcement
tapu sicili
land registry
tarafsız ülke vatandaşı
neutral State citizen
tasfiye
liquidation
tasfiye memuru
liquidator
tavsiye kararı
recommendation
tazminat
compensation
teamül
custom
tebellüğ belgesi
certificate of service
tebligat
notification
tebliğ
communiqué
tebliğ etmek
to serve on somebody
tedarik
procurement
tedbir kararı
injunction
tefhim
pronouncement of a judgement
tehcir
relocation
tek senet
single act
tek taraflı irade açıklaması
unilateral declaration of intention
tek taraflı işlem
unilateral act
teklif mektubu
letter of tender
teklif vermek
to bid
teknik takip
technical surveillance
tekzip
retraction
telafi
reparation
telefonun dinlenmesi
tapping
telif hakkı
copyright
temel hak ve özgürlükler
fundamental rights and freedoms
temel insan hakları
fundamental human rights
temerrüt
default
teminat akçesi
security
teminat mektubu
letter of guarantee
temsil
agency
temsilci
agent
temsilci
representative
temyiz başvurusu
request of appeal
tenfiz kararı
decision of enforcement
tereke
estate
terk edilmiş mallar
deserted property
terkin
cancellation
tescil
registration
tevdi etmek
to deposit
tevsik
authentication
ticari konularda karşılıklı adli yardımlaşma
mutual assistance in commercial matters
toplantı yeter sayısı
quorum of meeting
toplu tanıma
collective recognition
toprak esası
principle of territory
tutanak
minutes
tutsat
mortgage
tutukevi
detention house
tutuklama
arrest
tutuklama emri
arrest order
tutuklama müzekkeresi
arrest warrant
tutuklu
detainee
tutuklu yargılanma
pre-trial detention
tutukluluk
detention
tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılma
release pending trial
tüzel kişi
corporate entity
tüzel kişi
legal person
tüzel kişilerin uyrukluğu
nationality of legal persons
tüzük
regulation
tüzük
by-law
uçak kaçırma
hijacking
uçuşa yasak bölge
no-fly zone
uğrama limanı
port of call
ulus devlet
nation State
ulusal egemenlik
national sovereignty
ulusal hukuk, yerel hukuk
municipal law
ulusal toprak
national territory
Uluslararası Adalet Divanı
International Court of Justice
uluslararası boğaz
international strait
uluslararası ceza hukuku
international criminal law
Uluslararası Ceza Mahkemesi
International Criminal Court
uluslararası deniz hukuku
law of the sea
uluslararası göç
international migration
uluslararası göç hukuku
international migration law
uluslararası hukuk
international law
uluslararası iş hukuku
international labour law
uluslararası kamu hukuku
public international law
uluslararası koruma
international protection
uluslararası örgüt
international organization
uluslararası özel hukuk
private international law
uluslararası sorumluluk
international responsibility
uluslararası suç
international crime
uluslararası sular
international waters
uluslararası ticaret hukuku
international trade law
uluslararası yargı yetkisi
international jurisdiction
uluslararası yükümlülük
international obligation
uluslarüstü
supranational
uluslarüstülük
supranationality
usul hukuku
procedural law
usul ve esaslar
rules and procedures
usulüne uygun
duly
uygulanabilir hukuk
applicable law
uyuşmazlık
dispute
uyuşmazlıkların barışçıl çözümü
peaceful settlement of disputes
uzay hukuku
space law
uzlaşı
compromis
uzlaşma
reconciliation
üçüncü şahıs
third person
üçüncü ülke vatandaşı
third country citizen
ülke
country
ülkeden kaçma
flee from country
ülkedışılık
extra-territoriality
ülkesel bütünlük
territorial integrity
ülkesel egemenlik
territorial sovereignty
ülkesel uygulama
territorial application
ülkesel yargı yetkisi
territorial jurisdiction
ülkesel yetki
domestic jurisdiction
ülkesellik
territoriality
ülkesellik ilkesi
principle of territoriality
ülkeye dönüş hakkı
right to repatriation
ülkeye giriş yasağı
prohibition of entry to a country
üniter devlet
unitary State
üstsoy-altsoy hısımlığı
lineal kinship
vakıf
foundation
vakıf senedi
deed
vali
governor
varış limanı
port of destination
vasi
guardian
vasiyet
will
vatandaş
citizen
vatandaşlığa alınma
naturalization
vatandaşlığı kaybettirme
expatriation
vatandaşlığın kaybedilmesi
loss of nationality
vatandaşlığın kazanılması
acquisition of nationality
vatandaşlık
citizenship
vatandaşlıktan çıkma
renouncement of nationality
vatansız kişi
stateless person
vekalet sözleşmesi
agency contract
vekaletname
power of attorney
vekil
acting …
velayet
custody
velayet hakkı
parental right
veraset vergisi
succession tax
vergi iadesi
tax refund
vergi indirimi
tax reduction
vergi kaçakçılığı
tax evasion
vergi koymak
to levy (a tax)
vergi matrahı
tax base
vergi muafiyeti
tax exemption
vergi tahsildarı
tax collector
vergi tahsili
tax collection
vergi tarhı
tax assessment
vergilendirme
taxation
vesayet
guardianship
vesayet
trusteeship
vicdan hürriyeti
freedom of conscience
vicdani ret
conscientious objection
vicdani retçi
conscientious objector
yabancı
alien
yabancı uyruklu
foreign national
yakalama
apprehension
yakınsama
convergence
yaklaştırma
approximation
yalan beyan
perjury
yanılma
mistake
yansoy hısımlığı
collateral kinship
yararlanıcı
beneficiary
yardım ve yataklık etmek
to aid and abet
yargı bağımsızlığı
judicial independence
yargı bağışıklığı
immunity from jurisdiction
yargı denetimi
judicial review
yargı teşkilatı
judiciary
yargı yetkisi
jurisdiction
yargıcın reddi
recusation
yargıç bağışıklığı
judicial immunity
yargıç önüne çıkarılmak
to be brought before a judge
yargılama
trial
yargılamanın yenilenmesi
retrial
yargının tarafsızlığı
judicial impartiality
yargısal işlemler
proceedings
Yargıtay
Court of Cassation
yarı açık cezaevi
semi-custodial prison
yarışan talepler
competing requests
yasa çıkarmak
to enact
yasa yayımlamak
to promulgate
yasadışı giriş
illegal entry
yasadışı göç
illegal migration
yasadışı göçmen
illegal migrant
yasal boşluk
legal gap
yasaların yayımlanması
promulgation of laws
yazılı bildirim
written notice
yeminli tanık ifadesi
testimony
yerel örf ve adet
local custom
yerindelik
expediency
yerleşik
resident
yerleşik içtihat
established case-law
yetki aşımı
excess of power
yetki belgesi
instrument of authorization
yetki uyuşmazlığı
jurisdictional dispute
yetkili adli makam
competent judicial authority
yetkili mahkeme
competent court
yetkili makam
competent authority
yetkili temsilci
authorized representative
yetkisizlik
lack of jurisdiction
yokluğunda
in one’s absence
yolsuzluk
corruption
yorum beyanı
interpretative declaration
yönetmelik
by-law
yürürlüğe girme
entry into force
yürürlükteki hukuk
law in force
zamanaşımı
statute of limitations
zarar gören devlet
injured State
zımni
implied
zımni tanıma
implied recognition
zilyetlik
possession
zilyetlikten yoksun bırakma
dispossession
zimmet
embezzlement
zina
adultery
zincirleme suç
successive offense
zorla çalıştırma
forced labour
zorlama
coercion
zorunlu beyan
mandatory declaration
zorunlu göç
forced migration
zorunlu tahkim şartı
compulsory submission
zorunlu toplumsal gereksinim
pressing social need
zorunlu yargı yetkisi
compulsory jurisdiction
zulüm
persecution

13 Nisan – Hukuk Takvimi

0
13 Nisan – Hukuk Takvimi
1598 Nantes Fermanı, 13 Nisan 1598 tarihinde Fransa Kralı IV. Henry tarafından yayınlanmıştır ve ilk evrensel insan hakları metinlerinden biri sayılmaktadır. Nant Buyruğu Fransızcada édit de nantes diye ifade edilmektedir. Fermanın Yayımlanmasının temel sebebi Fransa’nın uzun yıllar boyunca  din savaşlarının içinde olması ve yoğun bir istikrarsızlık yaşamasıdır. Ferman, çoğunluğu Katolik olan ülkede Calvinci Protestanlara önemli haklar vermiş, dinde reformu savunan cemaatlerin varlığı resmen tanınmıştır.

Nantes Fermanı
1743 Amerikalı avukat, devlet adamı, diplomat, mimar ve filozof Thomas Jefferson doğdu. (Ölümü: 4 Temmuz 1826) Virginia Eyalet Meclisi’nde çalıştı ve daha sonra Virginia valisi oldu. Görevi başındayken yasaları daha demokratikleştirmeye çalıştı, dinî özgürlük sağlanması için büyük çabalar harcadı. 1785 yılında Amerika Birleşik Devletleri Fransa Büyükelçisi olarak görev yaptı. 1790’da Dışişleri Bakanı olarak atandı. 1797 yılında Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. 1801’de 3. Amerika Birleşik Devletleri başkanı oldu. Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nin asıl yazarı olması ve ABD’deki Cumhuriyetçilik akımının ideallerini savunması ve yayması nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri’nin kurucu babaları arasında en etkili olanlarından biri olarak kabul edilir.Thomas Jefferson
1794 Fransız İhtilali’nin en önemli devrimcilerinden biri olan Fransız gazeteci ve devrimci Jacques-René Hébert’in dul karısı, kendisinden yirmi gün sonra 13 Nisan 1794’te idam edildi ve cesedi Errancis Mezarlığına atıldı. Hébert ise, Katolik Kilisesi’ne olan karşıtlığı ve halkçılığıyla nam salmış, ateizm hakkında meydanlarda konuşmalar yapmış, Hristiyanlık karşıtı kampanyalar yürütmüş ve akılcılığı savunmuş; Devrim’den birkaç yıl sonra, 24 Mart 1794’te giyotin  yöntemi ile infaz edilmiş ve Cesedi Madeleine Mezarlığı’na kaldırılmıştı.

Jacques-René Hébert
1839 El Salvador bağımsızlığını ilan etti.
1885 Hollandalı hukukçu ve politikacı Pieter Sjoerds Gerbrandy doğdu. (Ölümü: 7 Eylül 1961) Vrije Universiteit Amsterdam‘da hukuk eğitimi gördü. 1911’de Hukuk alanında doktora yaptı. 1911’den 1920’ye kadar avukatlık ve savcılık mesleğini icra etti. Londra merkezli sürgündeki hükümeti denetledi. 1940’da Hollanda Başbakanı olarak görev yaptı. 1945’te Adalet Bakanı olarak görev yaptı.
1909 Hasan Fehmi Paşa’nın ikinci dönem Danıştay(Şuray-ı Devlet) başkanlığı sona erdi. Paşa, ilk kez 29 Ekim 1907-2 Ağustos 1908 tarihleri arasında görev yapmış, 28 Kasım 1908’de ikinci kez greve gelmişti.

Eski Danıştay başkanlarından Hasan Fehmi Paşa
1924 Mithat Paşa,, Mahmut Şevket Paşa, Talat Paşa, Reşit Hikmet Bey ve diğerlerinin ailelerine vatan hizmetinden dolayı maaş bağlanması konusunda kanun T.B.M.M.’nde kabul edildi.
1933 Yüksek Mühendislik Mektebi’ni (İstanbul Teknik Üniversitesi) bitiren Sabiha ve Melek Hanım, Türkiye’nin ilk kadın mühendisleri oldu.
1941 SSCB, Japonya ile saldırmazlık paktı imzaladı.
1942 Hukukçu, siyasetçi ve yazar Aykut Edibali doğdu. (Ölümü: 14 Ocak 2022) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nde eğitim gördü. Yeni bir siyasi hareket başlattı. Lideri olduğu bu hareket, “Yeniden Millî Mücadele” ismiyle Türk siyasal ve sosyal hayatında yerini aldı. Yeniden Millî Mücadele, Bayrak, Pınar, ÇınarGerçek ve Çağrı gibi dergilerde yazılar yazdı. 1974 yılında yazdığı, Türkiye’nin Kıbrıs Politikası ne Olmalıdır adlı kitabında, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasını ve Ada’nın ilhakını önerdi. 1984 yılında Islahatçı Demokrasi Partisi’ni kurdu ve Kurucu Genel Başkan oldu. 1991 yılında üçlü ittifak olarak anılan Refah Partisi, Milliyetçi Çalışma Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi arasındaki işbirliğine katıldı ve bu işbirliği sonucunda Kayseri Milletvekili olarak 19. dönemde TBMM’ye girdi. “Muhteşem Türkiye” olarak idealize ettiği siyasi projeyi yürüttü. 23 Kasım 1992’den  yaşamını yitirdiği 14 Ocak 2022 tarifine kadar Millet Partisi’nin Genel Başkanlığı yürüttü. 16 Ocak’ta İstanbul’daki Nakkaştepe Mezarlığı’na defnedildi. “Türkiye’nin Kıbrıs Politikası ne Olmalıdır”, “Sosyal Sistemlerin Temelleri”, “Millî mücadelede Kadroların Vazifeleri”, “Komünist İhtilale Karşı Tedbirler”, “İlmi Sağ”, “Kadroların Vazifeleri”, “İnkılap İlmi”, “Millî Mücadelenin Stratejisi”, “Birlik Davamız”, “Kuran’ın Aksiyon Öğretisi” ve “Beş Çayı” isimli eserleri bulunmaktadır. 

Aykut Edibali
1950 Avrupa Konseyi Statüsü’ne Dair Londra Sözleşmesi, 3 Ağustos 1949 tarihinde yürürlüğe girdi. Türkiye 12 Aralık 1949 tarihli 5456 Sayılı Kanun ile onaylayarak 13 Nisan 1950 tarihinde sözleşmeye katıldı. Sözleşmenin onaylandığına dair kanun 17 Aralık 1949 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
1962 Hukukçu ve Nazi Almanyası’nda kiliselerden sorumlu Devlet Bakanı Hermann Muhs (Doğumu: 16 Mayıs 1894) Göttingen Üniversitesi‘nde hukuk eğitimi gördü. Kendisine avukat bürosu açtı ve 1929 yılında NSDAP üyesi oldu. 1930 yılında Prusya Eyalet Parlamentosu üyeliği yaptı. 1933’ten sonra Hildesheim ilçe başkanı oldu. 1935 yılında Devlet Bakanı oldu. Eşitlik çabaları ve teolojik beceriksizlikleri kiliseler ile birçok anlaşmazlıklara neden oldu.
1978 Nijeryalı avukat, öğretmen, politika lideri, kadın hakları savunucusu ve feminist Funmilayo Ransome-Kuti, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 25 Ekim 1900) The University of Ibadan‘da hukuk öğrenimi gördü. Yaşamı boyunca eğitimci ve aktivist kimliği ile bilindi. İzlediği politika  sayesinde “Nijerya’nın annesi” olarak anıldı. İlk yıllarında Nijerya’da kadınların oy hakkı için avukatlık yaptı. Abeokuta Kadınlar Birliği ve Nijerya Kadınlar Birliği liderliğini yürüttü. 1947’de West African Pilot tarafından Egba halkının kadınlarına öncülük ettiği için “Lisabi aslanı” lakabını aldı. Kadınlara komünist fikirler aşıladığı gerekçesiyle 1956’da pasaportu iptal edildi. Halkçı İnsanlar Partisini kurdu. Nijerya’nın bağımsızlığını İngiliz hükûmeti ile görüşen heyette yer aldı Nijerya’da otomobil kullanan ilk kadın oldu. Lenin Barış Ödülü kazandı.

Funmilayo Ransome-Kuti
1982 Türkiye’de eski bakanlardan Hilmi İşgüzar, Yüce Divan’da 9 yıl 8 ay hapse mahkûm edildi.
1994 Kamuoyunda RTÜK Yasası diye bilinen Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Mülga 3984 Sayılı Kanun Meclis’te kabul edildi.
2005
2025 Balyoz Davasında dosyası ayrılan 6 asker hakkında verilen hapis cezaları Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onandı. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi; Çetin Doğan’a 6 yıl 8 ay, Behzat Balta’ya 5 yıl 10 ay, Mehmet Kaya Varol ve İhsan Balabanlı’ya 5 yıl 5 ay, Erdal Akyazan ve Emin Küçükkılıç’a 5 yıl hapis cezası vermiş, Metin Yavuz Yalçın yaşamını yitirdiği için hakkındaki dava düşürülmüştü. Sanık avukatları, kararın bozulması için Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na itiraz ettiklerini açıkladı.

13 Nisan – Hukuk Takvimi

Aykut Edibali

0
Aykut Edibali

 Hukukçu, siyasetçi ve yazar Aykut Edibali Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde dünyaya geldi. (Ölümü: 14 Ocak 2022) İlkokulu Afyon Dumlupınar İlkokulunda (1953), orta eğitimin Afyon Ortaokulunda (1956) ve liseyi Afyon Lisesinde (1959) tamamladı.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nde eğitim gördü. Yeni bir siyasi hareket başlattı. Lideri olduğu bu hareket, “Yeniden Millî Mücadele” ismiyle Türk siyasal ve sosyal hayatında yerini aldı. Yeniden Millî Mücadele, Bayrak, Pınar, ÇınarGerçek ve Çağrı gibi dergilerde yazılar yazdı.

1970’te Otağ Yayınevi ve Matbaacılık tesislerini kurdu. Aynı yıl haftalık Yeniden Millî Mücadele dergisini, 1973’te de üç aylık araştırma inceleme dergisi Gerçek ile aylık kültür-sanat-edebiyat dergisi Pınar’ı çıkardı.

1974 yılında yazdığı, Türkiye’nin Kıbrıs Politikası ne Olmalıdır adlı kitabında, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasını ve Ada’nın ilhakını önerdi.

1975’te Yeni Ortam Gazete ve Matbaacılık tesislerini satın alarak Bayrak gazetesini çıkardı.

1976 yılında kendisi gibi hukuk eğitimi alan Filiz Edibali ile evlendi. Askerliğini kısa dönem olarak İzmir Narlıdere’de yaptı.

Aykut Edibali ve Türk Politikası

21 Mart 1984’da Islahatçı Demokrasi Partisi’ni kurdu ve Kurucu Genel Başkan oldu.

1986’da arkadaşlarıyla birlikte Mücadele Birliği derneğini kurarak bu dernek etrafındaki fikir ve gençlik hareketlerinin öncülüğünü yaptı.

1991 yılında üçlü ittifak olarak anılan Refah Partisi, Milliyetçi Çalışma Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi arasındaki işbirliğine katıldı ve bu işbirliği sonucunda Kayseri Milletvekili olarak 19. dönemde TBMM’ye girdi. “Muhteşem Türkiye” olarak idealize ettiği siyasi projeyi yürüttü.

Islahatçı Demokrasi Partisi’nin ikinci olağan kongresinde (23 Kasım 1992) Birlik Barış Partisi, Bayrak Partisi ve Millet Partisi IDP‘ye katıldı. Yeni partinin adı Millet Partisi oldu

23 Kasım 1992’den kalp yetmezliği nedeniyle Ankara’da  80 yaşında hayatını kaybettiği 14 Ocak 2022 tarifine kadar Millet Partisi’nin Genel Başkanlığı yürüttü.

5 Ocak Cumartesi günü öğle namazını müteakip Ankara Hacı Bayram Veli Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından TBMM’de düzenlenen törenin ardından cenazesi İstanbul’a gönderildi. 16 Ocak 2022 günü İstanbul’da Marmara İlahiyat Cami’nde kılınan cenaze namazının ardından İstanbul’da Nakkaştepe Mezarlığı’na defnedildi.

Arapça ve İngilizce biliyordu. Evli ve 6 çocuk babasıydı.

ESERLERİ

Millî Mücadele Kadroların Vazifeleri (1970), Beş Çayı (Piyes), Komünist İhtilale Karşı Tedbirler (1973), Türkiye’nin Kıbrıs Politikası Ne Olmalıdır? (1974), Sosyal Sistemlerin Temelleri (1979), Islahatçı Demokrasi Partisi Programı ve Tüzüğü (1984), Islahatçı Demokrasi Partisi Seçim Bildirgesi, 24 Ocak Kararları (1986), Birlik Davamız (1991), Kur’an’ın Aksiyon Öğretisi (2002), Akaid (İslam İnancının Temelleri), İlmi Sağ (İslam düşüncesinde hayat, kâinat ve tarih), Milli Mücadelenin Stratejisi, Beynelmilel Sermaye ve İhtilaller, İslam Peygamberinin Siret ve Siyeri Çerçevesinde Büyük İnkılapların Dersleri, Gerçeğin Araştırılması (Düşünce, inceleme, bilimsel araştırma kılavuzu), Millet Partisi Programı ve Tüzüğü, Sosyal Sistemlerin Temelleri, Türk İnkılabı Üzerine, İnkılap İlmi, Rejim Tartışmaları ve İslam, Muhteşem Türkiye’ Projesi.

Mustafa Remzi Bucak

0
Avukat Mustafa Remzi Bucak

Avukat Mustafa Remzi Bucak, 1912 yılında Siverek’te doğdu. Nüfusa kayıtlı olduğu yer İstanbul, Kadıköy ilçesi Feneryolu Mahallesi’dir. Babasının adı Mehmet Tevfik Efendi, annesinin adı Fatma Hanım’dır.

Erenköy Amerikan Lisesi’nde son sınıfa kadar okuduktan sonra bu lisenin kapanması üzerine Haydarpaşa Lisesi’ne geçerek oradan mezun oldu. Hukuk öğrenimi için gittiği Fransa’da bir süre kaldı. Ardından Türkiye’ye döndü. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1 Mayıs 1943’te başladığı askerlik hizmetini 1 Ekim 1945’te İstanbul Fen Tatbikat Okulu’nda üsteğmen rütbesiyle tamamladı. Eğitim döneminde Fransızca, İngilizce, Kürtçe ve Zazaca öğrendi.

Askerliğinin ardından serbest avukat olarak çalışmaya başladı. 14 Mayıs 1950 (9. Dönem) tarihinde yapılan genel seçimlerde Demokrat Parti (DP) Diyarbakır Milletvekili seçildi. 16 Aralık 1947’de ruhsatname aldıktan sonra İstanbul Barosu’na bağlı olarak serbest avukatlık yapmaya başladı. Daha sonra Diyarbakır Barosuna geçip orada bir süre daha avukatlık yaptı, 17 Şubat 1955’te Ankara Barosu’na geçti.

Siyasi Hayatı 

Avukatlık yaptığı sırada siyasete atılıp TBMM IX. Dönem (14 Mayıs 1950 – 14 Mayıs 1954) Genel Seçimlerine Demokrat Parti (DP) listesinden katıldı ve Diyarbakır’dan milletvekili seçildi. Maliye ve Bütçe komisyonlarında çalıştı. Demirci Arsaları Yasa Teklifi, Orman Kanunu, Kan Gütme, Gelir ve Kurumlar Vergisi, İktisadî Devlet Kuruluşları ile petrol konularında kurulan geçici komisyonlarda görev aldı. Kan gütme konusundaki geçici komisyonun başkanlığını yaptı. Münevver (aydın) işsizliği, adlî teşkilat, hâkimlerin terfisi, İstiklâl gazetesinin 18 Kasım 1952 sayısındaki yazı ve terfi edemeyen bucak memurları konusunda sözlü soruları; Dahilî Nizamname’nin değiştirilmesi ve umumi müfettişliğin kaldırılması konularında iki yasa teklifi bulunmaktadır. Meclis’te Kürtlerin hak ve hukukunu savunan konuşmaları nedeniyle öne çıkmıştır. Mustafa Muğlalı’nın yargılanması için etkin bir rol üstlenmiştir. 1955 seçimlerinde parlamentoya tekrar giremedi.

Yasama görevi IX. Dönemle sınırlı kalan Mustafa Remzi Bucak, parlamenterliği sonrasında yeniden avukatlığa döndü. 12 Nisan 1962’de baro kaydını sildirerek avukatlık alanındaki meslekî çalışmasını noktaladı.

49’lar Olayından sonra aldığı tehditler nedeniyle, 1959’da ABD’ye gitmek zorunda kaldı. Sonraki yıllarda çıkan Af Kanunlarına rağmen bir daha memleketine dönmedi. 16 Temmuz 1985 tarihinde ABD’de yaşamını yitirdi Cenazesi Türkiye’ye getirildi ve Siverek Mezarlığı’nda toprağa verildi. Evli ve iki çocuk babasıydı. Leyla (1941) ve Muhammet Salahattin (1942) adlarında iki çocuğu vardır.

Muhtelif tarihlerde bir çok defa basılan ve 1965’te dönemin başbakanı İsmet İnönü’ye yazdığı “Bir Kürt Aydınından İsmet İnönü’ye Mektup” (1991) adlı eseriyle meşhurdur.

Adnan Çelik, Bucak ile birlikte Mustafa Ekinci ve Yusuf Azizoğlu’nu “legal Kürt siyasetinin üç atlısı” olarak tanımlamaktadır. 1960 ve sonraki yıllardaki siyasi yaşamda rol model olmuştur.

Ulusal Azınlıkların Kamusal Yaşama Etkili Katılımına İlişkin Lund Tavsiyeleri

0

Ulusal Azınlıkların Kamusal Yaşama Etkili Katılımına İlişkin Lund Tavsiyeleri ve Açıklayıcı Not(The Lund Recommendations on the Effective Participation of National Minorities in Public Life), AGİT Ulusal Azınlıklar Yüksek Komiserliğinin (UAYK-High Commissioner on National Minorities) talebi üzerine Etnik Gruplar Arası İlişkiler Vakfı tarafından hazırlanarak, AGİT tarafından 1 Eylül 1999 tarihinde ilan edilmiştir. Tavsiye ve rehber ilkelerden oluşan metin, AGİT tarafından, üye devletlerdeki azınlık hakları standartlarının etkili ve tutarlı şekilde sağlanmasını, bu ilkeleri etnik çatışma riskini azaltacak şekilde uygulamak için politika seçenekleri sunmayı amaçlamaktadır.

1993 yılında kurulan bir sivil toplum örgütü olan Etnik Gruplar Arası İlişkiler Vakfı , komiserliğin talebi üzerine ayrıca, Ulusal Azınlıkların Eğitim Haklarına ilişkin Lahey Tavsiyeleri (1996) ve Ulusal Azınlıkların Dil Haklarına ilişkin Oslo Tavsiyeleri (1998) belgelerini de hazırlamıştır.

Ulusal Azınlıkların Kamusal Yaşama Etkili Katılımına İlişkin Lund Tavsiyeleri ve Açıklayıcı Not

İÇİNDEKİLER

Giriş

Lund Tavsiyeleri

  1. Genel İlkeler
  2. Karar Alma Süreçlerine Katılım
  3. Merkezi Hükümet Düzeyindeki Düzenlemeler
  4. Seçimler
  5. Bölgesel ve Yerel Düzeylerdeki Düzenlemeler
  6. Tavsiye ve Danışma Organları

III. Öz-Yönetim

  1. Bölgesel Olmayan Düzenlemeler
  2. Bölgesel Düzenlemeler
  3. Güvenceler
  4. Anayasal ve Yasal Güvenceler
  5. Hak Arama Yolları

Lund Tavsiyeleri’ne Açıklayıcı Not

  1. Genel İlkeler
  2. Karar Alma Süreçlerine Katılım
  3. Merkezi Hükümet Düzeyindeki Düzenlemeler
  4. Seçimler
  5. Bölgesel ve Yerel Düzeylerdeki Düzenlemeler
  6. Tavsiye ve Danışma Organları

III. Öz-Yönetim

  1. Bölgesel Olmayan Düzenlemeler
  2. Bölgesel Düzenlemeler
  3. Güvenceler
  4. Anayasal ve Yasal Güvenceler
  5. Hak Arama Yolları

GİRİŞ

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Temmuz 1992 tarihinde aldığı Helsinki Kararları ile “mümkün olan en erken aşamada çatışmaları önlemenin bir aracı” olarak Ulusal Azınlıklar Yüksek Komiserliği pozisyonunu kurdu. Bu yetki ve sorumluluk büyük ölçüde eski Yugoslavya’daki duruma tepki olarak ve buna benzer olayların Avrupa’nın başka yerlerinde, özellikle de demokrasiye geçmekte olan ülkelerde tekrarlanması endişesiyle, 1990 yılı Kasım ayında kabul edilen Yeni bir Avrupa için Paris Şartı’nda öngörülen barış ve refahın sağlanması yönündeki taahhütleri zedeleyebileceği korkusuyla Devlet ve Hükümet başkanları tarafından oluşturuldu.

1 Ocak 1993’te Max Van der Stoel, ilk AGİT Ulusal Azınlıklar Yüksek Komiseri (UAYK) olarak göreve başladı. Hollanda Parlamentosu üyeliği, Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği ve uzun süre insan hakları savunuculuğu yapmış, biri olarak hatırı sayılır bir kişisel deneyime sahip olan Van der Stoel, dikkatini özellikle, Avrupanın bir çok yerinde azınlıklarla, merkezi otoriteler arasında tırmanma potansiyeli olduğunu düşündüğü anlaşmazlıklar üzerine yoğunlaştırdı. Diplomatik yollarla sessizce faaliyetlerini yürüten UAYK, Arnavutluk, Hırvatistan, Estonya, Macaristan, Kazakistan, Kırgızistan, Latviya, eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya, Romanya, Slovakya ve Ukrayna’nın dahil olduğu bir düzineyi aşkın ülkeyle ilgilendi. Müdahaleleri öncelikle, bir Devletin sınırları içinde sayısal çoğunluğu oluştururken diğer bir yandan başka bir Devlette sayısal azınlığı oluşturan ulusal/etnik gruplara mensup bireylerin dahil olduğu ve dolayısıyla her iki Devletin hükümet yetkililerini ilgilendiren ve devletlerarası gerilimlere, eğer henüz bir çatışma haline gelmemişse, potansiyel kaynak oluşturan durumlar üzerinde yoğunlaşmıştır. Zira bu tür gerginlikler Avrupa kıtasının tarihinin büyük kısmını belirlemiştir.

UAYK ulusal azınlıkların dahil olduğu gerilimlerin özüne değinirken, bu sorunlara bağımsız, tarafsız ve işbirliğinden yana bir aktör olarak yaklaşmaktadır. UAYK denetleyici bir mekanizma olmamakla beraber; analizlerinin temel çerçevesi ve özel tavsiyelerinin dayanağı her bir Devletin kabul etmiş olduğu uluslararası standartlardır. Bu bağlamda, tüm AGİT katılımcısı Devletlerin üstlenmiş oldukları yükümlülükleri, özellikle de, IV. Bölümü’nde Devletlerin ulusal azınlıklarla ilgili yükümlülüklerinin ayrıntılı olarak belirtildiği 1990 tarihli İnsani Boyut Konferansı Kopenhag Belgesi’ni kabul eden Devletlerin üstlenmiş oldukları yükümlükleri hatırlamak önemlidir. Ayrıca, AGİT üyesi bütün Devletler, azınlık hakları da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler’in insan haklarıyla ilgili taahhütlerini yerine getirmekle ve yine AGİT üyesi Devletlerin büyük bir çoğunluğu Avrupa Konseyi standartlarına uymakla yükümlüdürler.

UAYK, altı yılı aşkın yoğun bir faaliyet süresince ilgilendiği birçok Devlette dikkatini çeken ve tekrarlanmakta olan bazı sorunları ve konuları tespit etmiştir. Ulusal azınlıklara mensup kişilerin kimliklerinin korunması ve geliştirilmesi açısından büyük bir önemi olan azınlık eğitimi ve azınlık dillerinin kullanımı bunların arasındadır. UAYK, sözkonusu azınlık haklarının AGİT bölgesinde doğru ve tutarlı bir şekilde uygulanmasını başarmak amacıyla, Etnik Gruplar Arası İlişkiler Vakfı’ndan – UAYK’ni destekleyici uzmanlık faaliyetlerinde bulunmak üzere 1993 yılında kurulan bir sivil toplum örgütü- iki farklı tavsiyeler dizisi (Ulusal Azınlıkların Eğitim Haklarına ilişkin Lahey Tavsiyeleri (1996) ve Ulusal Azınlıkların Dil Haklarına ilişkin Oslo Tavsiyeleri (1998)) oluşturmaları için uluslararası düzeyde tanınmış bağımsız iki grup uzmanı bir araya getirmesini talep etti. Her iki Tavsiye de daha sonra birçok ülkede politika oluşturucular ve yasa koyucular için referans olmuştur. Tavsiyeler (birkaç dilde), Etnik Gruplar Arası İlişkiler Vakfı’dan ücretsiz olarak edinilebilir.

UAYK’nin ilgilendiği bir çok durumumda ortaya çıkan üçüncü konu ise, ulusal azınlıkların Devlet yönetimine etkin katılım biçimleridir. UAYK ile AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Dairesi, AGİT katılımcısı Devletlerin bu konudaki görüş ve deneyimlerini almak ve Devletlerin deneyimlerini birbirleriyle paylaşmalarını sağlamak amacıyla, 18-20 Ekim 1998 tarihinde, bütün AGİT katılımcısı Devletlerin ve ilgili uluslararası kuruluşların katıldığı ve İsviçre Konfederasyonu’nun Locarno’da ev sahipliği yaptığı “Yönetim ve Katılım: Farklılıkların Entegrasyonu” adlı bir konferans düzenlenmiştir. Toplantının sonunda Konferans başkanı tarafından yayımlanan açıklamasında toplantıda ele alınan konular özetlendi ve “azınlıkların etkin katılımı sağlanarak, iyi bir Devlet idaresine ilişkin çeşitli kavram ve mekanizmaların daha ayrıntılı bir biçimde incelenmesi de dahil, Devlet bünyesindeki farklılıkların entegrasyonunu sağlamaya yönelik, konferans sonrası somut faaliyetlerde bulunma” isteğine dikkat çekildi. UAYK bu amaçla, Etnik Gruplar Arası İlişkiler Vakfı’na, Raoul Wallenberg İnsan Hakları ve İnsancıl Hukuk Enstitüsü’yle işbirliği yaparak, ilgili uluslararası standartlar doğrultusunda tavsiyeleri ayrıntılandırmak ve bu alandaki alternatiflerin ana hatlarını belirlemek üzere uluslararası düzeyde tanınmış bir grup bağımsız uzmanı bir araya getirme çağrısında bulundu.

Yukarıda belirtilen girişimin sonucunda Ulusal Azınlıkların Kamusal Yaşama Etkin Katılımına İlişkin Lund Tavsiyeleri -uzmanların son olarak bir araya geldiği ve tavsiyelerin tamamlandığı İsveçte’ki bu şehrin adını alarak- ortaya çıktımıştır. Uzmanlar arasında, konuyla ilgili uluslararası hukuk uzmanları, anayasal düzen ve seçim sistemleri konularında uzman siyaset bilimciler ve azınlık sorunlarında uzman sosyologlar vardı. Raoul Wallenberg Enstitüsü Direktörü, Prof. Gudmundur Alfredsson başkanlığında bir araya gelen uzmanlar şunlardı:

 Prof. Gudmundur Alfredsson (İzlandalı), Raoul Wallenberg İnsan Hakları ve İnsani Hukuk Enstitüsü Direktörü, Lund Üniversitesi; Prof. Vernon Bogdanor (İngiliz), Kamu yönetimi Profesörü, Oxford Üniversitesi; Prof. Vojin Dimitrijevi (Yugoslav), Belgrad İnsan Hakları Merkezi Direktörü; Prof. Asbjørn Eide (Norveçli), Norveç İnsan Hakları Enstitüsü Kıdemli Üyesi; Prof. Yash Ghai (Kenyalı), Sör YK Pao, Kamu Hukuku Profesörü, Hong Kong Üniversitesi; Prof. Hurst Hannum (Amerikalı), Uluslararası Hukuk Profesörü, Fletcher School, Hukuk ve Diplomasi Bölümü, Tufts Üniversitesi; Peter Harris (Güney Afrikalı), Demokrasi ve Seçim Desteği Enstitüsü Kıdemli Yöneticisi; Dr. Hans-Joachim Heintze (Alman), Director of Barış Araştımaları ve Güvenlik Politikaları Enstitüsü; Prof. Ruth Lapidoth (İsrailli), Uluslararası Hukuk Profesörü ve Avrupa Çalışmaları Enstitüsü Akademik Komite Başkanı, Kudüs İbrani Üniversitesi; Prof. Rein Müllerson (Estonyalı), King’s Kolej Uluslararası Hukuk Başkanı, Londra Üniversitesi; Dr. Sarlotta Pufflerova (Slovak), Yurttaş ve Azınlık Vakfı Direktörü/Azınlık Hakları Grubu; Prof. Steven Ratner (Amerikalı), Uluslararası Hukuk Profesörü, Teksas Üniversitesi; Dr. Andrew Reynolds (İngiliz), Kamu Yönetimi Doçenti, Notre Dame Üniversitesi; Miquel Strubell (İspanyol ve İngiliz), Katalan Sosyolinguistik Enstitüsü Direktörü, Katalanya Yönetimi; Prof. Markku Suksi (Finlandiyalı), Kamu Hukuku Profesörü, Abo Akademi Üniversitesi; Prof. Danilo Türk (Sloven), Uluslararası Hukuk Profesörü, Ljubljana Üniversitesi; Dr. Fernand de Varennes (Kanadalı), Hukuk alanında kıdemli öğretim üyesi ve İnsan Hakları ve Etnik Çatışmaları Önleme Asya-Pasifik Merkezi Direktörü, Murdoch Üniversitesi; Prof. Roman Wieruszewski

ULUSAL AZINLIKLARIN KAMUSAL YAŞAMA ETKİN KATILIMINA İLİŞKİN LUND TAVSİYELERİ

I- GENEL İLKELER

1) Ulusal azınlıkların kamusal yaşama etkin katılımı, barışçıl ve demokratik bir toplumun temel bileşenidir. Avrupa ve diğer bölgelerdeki deneyimler, böylesi bir katılımın geliştirilmesi için hükümetlerin çoğu zaman ulusal azınlıklarla ilgili özel düzenlemeler yapması gerektiğini göstermektedir. Bu Tavsiyeler, azınlıkların Devlet bünyesine dahil olmalarını kolaylaştırma ve bu azınlıkların kendi kimliklerini ve özelliklerini korumalarına olanak tanımakla beraber, böylelikle de Devletin iyi yönetilmesini ve bütünlüğünü geliştirmesini amaçlamaktadır.

2) Bu Tavsiyeler, azınlıkların kamusal hayata katılma hakkını ve diğer siyasal haklardan yararlanmasını etkilediğinden, insan onuruna saygı, eşit haklar ve ayrımcılığın önlenmesi gibi, uluslararası hukukun temel ilkeleri ve kuralları üzerine inşaa edilmiştir. Devletlerin, sivil toplumun hoşgörü, barış ve refah içerisinde gelişmesini mümkün kılan, uluslararası insan haklarına ve hukuk devleti ilkesine saygı duyma yükümlülüğü vardır.

3) Azınlıkların kamusal yaşama etkin katılımının sağlanması amacıyla, yetki kullanımı hakkı veya sorumluluk da verilebilecek kurumlar oluşturulduğunda, bu kurumların, kararlarından etkilenen herkesin insan haklarına saygı göstermesi gerekir.

4) Bireyler, bir ulusal azınlık üyesi olma kimliğinin yanı sıra kendilerini birçok farklı biçimde tanımlarlar. Bir kimsenin azınlık, çoğunluk üyesi olup olmadığı ya da hiçbirine üye olmadığı yönündeki kararı, kişinin kendisine bağlıdır ve hiç kimse bu yönde bir karar vermeye zorlanmayacaktır. Bunun da ötesinde, hiç kimse, bu tür bir tercihi nedeniyle veya tercihte bulunmayı reddetmesi sonucunda herhangi bir zarar görmeyecektir.

5) Bu Tavsiyeler doğrultusunda kurumlar ve prosedürler oluşturulurken hem içerik hem de süreç önemlidir. Hükümet yetkilileri ve azınlıklar, bir güven ortamının korunabilmesi için kapsayıcı, şeffaf ve hesap sorulabilir bir müzakere süreci yürütmelidirler. Devlet, kültürler arası anlayışı geliştirme ve azınlık sorunlarını dile getirme yönünde Devletin resmi yayın organlarını teşvik etmelidir.

II- KARAR ALMA SÜREÇLERİNE KATILIM

A-Merkezi Hükümet Düzeyindeki Düzenlemeler

6) Devletler, gerekirse özel düzenlemelere gitmek yoluyla dahil, azınlıklar için merkezi hükümet düzeyinde görüş belirtme olanaklarının mevcut olmasını güvence altına almalıdır. Bu olanaklar, koşullara bağlı olarak şunlar olabilir:

  • ulusal azınlıkların temsil hakkı, örneğin, parlamenter meclislerin birinde ya da her ikisinde veya parlamento komisyonlarında azınlıklara belirli sayıda kota verilmesi; ve yasama sürecine katılımı güvence altına alan diğer yollarla;
  • Resmi ve gayri resmi olmayan yollarla ulusal azınlıklara ait üyelerin Bakanlar Kurulu’nda yer almalarını sağlamak, Yargıtay veya Anayasa Mahkemesi, ya da daha alt düzey mahkemelerde üyelik konumu vermek ve yetkili danışma organları veya diğer üst düzey kurullarda görevlendirmek;
  • azınlık sorunlarını dile getiren personel bulundurulması veya bu konuda yönergeler çıkarılması gibi yollarla azınlık çıkarlarının ilgili bakanlıklarca dikkate alınmasını sağlayacak mekanizmalar;
  • azınlıkların sivil hizmetlere katılımını sağlayacak özel tedbirlerin alınmasının yanı sıra kamu hizmetlerinin ulusal azınlık dilinde sağlanması.

B-Seçimler

7) Avrupa ve başka yerlerdeki deneyimler, azınlıkların siyasal alana katılımlarına olanak sağlanması için seçim sürecinin önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Devletler, ayrım gözetmeksizin seçme ve seçilme hakkı da dahil olmak üzere, ulusal azınlıklara mensup kişilerin kamusal işlerin yürütülmesinde yer alma hakkını garanti etmelidirler.

8) Siyasi partilerin kuruluşu ve faaliyetlerine ilişkin mevzuat, uluslararası hukukun örgütlenme özgürlüğü ilkesine uygun olmalıdır. Bu ilke, özellikle belirli bir topluluğun çıkarları doğrultusunda tanımlanmamış olan siyasi partilerin yanı sıra topluluk kimliklerine dayanan siyasi partiler kurma özgürlüğünü de kapsar.

9) Seçim sistemi, azınlık temsil hakkına ve azınlıkların etkin olmasına olanak sağlamalıdır.

  • Azınlıkların bölgesel düzeyde yoğunluk gösterdiği yerlerde tek adaylı seçim bölgeleri etkin bir azınlık temsil hakkını sağlayabilir.
  • Bir siyasal partinin ulusal düzeyde aldığı oyun meclisteki sandalye sayısını belirlediği nisbi temsil sistemleri, azınlıkların temsil edilmesine olanak sağlayabilir.
  • Seçmenlerin adayları tercihine göre sıraladığı bazı tercihli oy kullanma biçimleri, azınlıkların temsil edilmesini kolaylaştırabilir ve topluluklar arası işbirliğini geliştirebilir.
  • Mecliste temsil edilebilme barajının düşük tutulması ulusal azınlıkların yönetime katılımını artırabilir.

10) Seçim bölgelerinin coğrafi sınırları ulusal azınlıkların adil temsil hakkına olanak sağlamalıdır.

C-Bölgesel ve Yerel Düzeylerdeki Düzenlemeler

11) Devletler, yukarıda sözü edilen (Paragraf 6-10) merkezi hükümet düzeyinde temsil sürecinde olduğu gibi, ulusal azınlıkların bölgesel ve yerel düzeylerde de kamusal yaşama katılımını teşvik edecek önlemler almalıdırlar. Azınlıkların katılımını cesaretlendirmek için bölgesel ve yerel yönetimlerin yapısı ve karar alma süreçleri şeffaf ve erişilebilinir hale getirilmelidir.

D-Tavsiye ve Danışma Organları

12) Devletler, uygun bir kurumsal çerçevede, hükümet makamları ile ulusal azınlıklar arasında diyalog sağlayan tavsiye ve danışma organları oluşturmalıdırlar. Konut, arazi, eğitim, dil ve kültür konularıyla ilgilenen özel amaçlı komiteler de bu organların yapısına dahil edilebilir. Bu tür organların yapısı, kuruluş amacına uygun olmalı ve daha etkin bir iletişimin sağlanmasına ve azınlık çıkarlarının geliştirilmesine katkıda bulunmalıdır.

13) Bu organlar, karar verme merciilerine sorunları iletebilmeli, tavsiyeler hazırlayabilmeli, yasamaya ve diğer konulara ilişkin önergeler oluşturabilmeli, gelişmeleri izleyebilmeli ve azınlıkları doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilecek hükümet önergeleri konusunda görüşlerini aktarabilmelidir. Hükümet yetkilileri, azınlıkların kaygılarını gidermeye yardımcı olmak ve güven oluşturmak için, azınlıkları ilgilendiren yasamaya ve idari önlemlere ilişkin konularda bu organlara düzenli olarak danışmalıdır. Bu organların etkin işleyişi yeterli kaynaklara sahip olmalarını gerektirir.

III. ÖZ-YÖNETİM

14) Azınlıkların kamusal yaşama etkin katılımı, bölgesel veya bölgesel olmayan öz-yönetim düzenlemeleri ya da bunların bir bileşimi olan düzenlemeleri gerektirebilir. Devletler bu tür düzenlemeler için yeterli kaynak tahsis etmelidirler.

15) Bu tür düzenlemelerin başarılı olması için hükümet yetkilileri ile azınlıkların, başka alanlarda çeşitliliğin sağlayacağı yararlarla birlikte, bazı alanlarda merkezi ve standart kararların gerekliliğini kabul etmeleri gerekir.

  • Genellikle merkezi yönetimler tarafından yerine getirilen yönetim fonksiyonları savunma, dışişleri, göçmenlik ve gümrük işleri, makro ekonomik politikalar ve mali işleri içermektedir.
  • Aşağıda belirtilen diğer fonksiyonlar azınlıklar tarafından veya bölgesel idarelerce ya da merkezi yönetimlerle paylaşılarak yerine getirilebilir.
  • Fonksiyonlar, aynı Devlet içindeki farklı azınlık sorunlarına cevap vermek üzere asimetrik olarak da düzenlenebilir.

16) İlgili nüfusun görüşlerinin tam olarak yansıtılmasının sağlanması için bölgesel ya da bölgesel olmayan tüm öz-yönetim kurumlarının demokratik ilkelere dayanması gerekir.

A-Bölgesel Olmayan Düzenlemeler

17) Bölgesel olmayan yönetim biçimleri, ulusal azınlıkların kimlik ve kültürlerinin korunması ve geliştirilmesi açısından yararlıdır.

18) Bu düzenlemelere en açık konular eğitim, kültür, azınlık dili kullanımı, din, ve ulusal azınlıkların kimliği ve yaşam biçimi açısından büyük önemi olan diğer meseleleri içerir.

  • Kişiler ve gruplar, azınlık dilindeki adlarını kullanmayı tercih etme ve bu adların resmi olarak tanınması hakkına sahiptirler.
  • Azınlık kurumları, hükümet makamlarının eğitimle ilgili standartları saptama sorumluluğunu dikkate alarak, kendi azınlık dillerini, kültürlerini veya her ikisini birden öğretecek bir müfredat belirleyebilirler.
  • Azınlıklar, kendi sembollerini ve diğer kültürel ifade biçimlerini belirleyebilir ve bunları kullanabilirler.

B-Bölgesel Düzenlemeler

19) Bütün demokrasilerde bölgesel düzeylerde çeşitli yönetim düzenlemeleri bulunmaktadır. Avrupa ve diğer bölgelerdeki deneyimler, merkezi hükümet idaresinin başkentten bölgesel veya yerel birimlere devredildiği mutlak bir ademi merkeziyetçilikten çok, bazı yasama ve yürütme fonksiyonlarının merkezi düzeyden bölgesel düzeye devredilmesinin önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Devletler, ikincillik ilkesinden hareketle, özyönetimin özgün fonksiyonlarını da kapsayacak şekilde ve azınlıkların özellikle kendilerini etkileyen konularda yetki kullanma olanaklarını artıracağı durumlarda, bölgesel düzeyde yetki devrini olumlu karşılamalıdırlar.

20) Ulusal azınlıkların özgün tarihsel ve bölgesel koşullarına karşılık verebilecek, muhatap yerel, bölgesel veya özerk yönetimler, bu azınlıkların sorunlarına daha etkin cevap verebilecek şekilde çok sayıda işlev üstlenebilirler.

  • Bu tür yönetimlerin temel veya önemli düzeyde yetki aldıkları fonksiyonlar eğitim, kültür, azınlık dili kullanımı, çevre, yerel planlama, doğal kaynaklar, ekonomik kalkınma, yerel asayişi sağlayıcı faaliyetler, barınma, sağlık ve diğer sosyal hizmet alanlarını kapsar.
  • Merkezi ve bölgesel yönetimler arasında ortaklaşa yürütülen idari fonksiyonlar vergilendirme, yargı yönetimi, turizm ve ulaşım alanlarını kapsar.

21) Yerel, bölgesel ve özerk yönetimler, yargı yetkileri altında olan herhangi bir azınlığın hakları da dahil olmak üzere, herkesin insan haklarına saygı göstermeli ve bu hakları güvence altına almalıdırlar.

IV – GÜVENCELER

A- Anayasal ve Yasal Güvenceler

22) Öz-yönetime ilişkin düzenlemeler yasalarla oluşturulmalı ve genel olarak sıradan yasalara uygulanan değişiklik yapma sürecine tabi olmamalıdırlar. Azınlıkların karar alma süreçlerine katılımını teşvik edici düzenlemeler yasalarla veya diğer uygun araçlarla belirlenebilir.

  • Anayasal hükümlerle getirilen düzenlemelerin kabulü ve değiştirilmesi normalde yasamanın netilikli çoğunluğuna veya doğrudan halk oyuna tabidir.
  • Öz yönetime ilişkin mevzuat düzenlemelerinde değişiklik yapılması, çoğu kez yasama organının nitelikli çoğunluğunun, ulusal azınlıkları temsil eden özerk kurum veya kurumların ya da her ikisinin birden onayını gerektirir.
  • Öz yönetime ve azınlıkların karar alma süreçlerine katılımına ilişkin düzenlemelerin düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi, edinilen deneyimler ve değişen koşullar ışığında bu düzenlemelerde değişiklik yapılması gerekip gerekmediğinin belirlenmesine olanak sağlar.

23) Yeni katılım biçimlerinin denenmesi ve geliştirilmesine olanak sağlayan geçici ya da tedrici düzenlemelere gidilmesi de düşünülebilir. Bu düzenlemeler yasalarla ve ya kayıt dışı yollarla belirli bir zaman aralığında geçerli olacak, elde edilen başarıya bağlı olarak uzatılabilecek, değiştirilebilecek ya da iptal edilebilecek şekilde oluşturulabilir.

B-Hak Arama Yolları

24) Ulusal azınlıkların kamusal yaşama etkin katılımı, çatışmaların önlenmesi ve anlaşmazlıkların çözüme kavuşturulması için danışma kanalları oluşturulmasını ve gerektiğinde ad hoc veya alternatif mekanizmaların varlığını gerektirir. Bu yöntemlere şu hususlar dahildir:

  • Anlaşmazlıkların yargısal çözümü, örneğin Devletin, kararlarına saygı duyulan, bağımsız, ulaşılabilir ve tarafsız bir yargıya sahip olmasını gerektiren, mevzuatın veya idari işlemlerin yargısal incelemesi gibi;
  • İlave anlaşmazlık çözüm mekanizmaları, örneğin yönetim sorunlarıyla ilgili şikayetlerin çözüme kavuşturulmasında temel birim ve mekanizma işlevi görebilecek, müzakere, olgu tespiti, arabuluculuk, tahkim, ulusal azınlıklar için ombudsman, özel komisyonlar gibi.

ULUSAL AZINLIKLARIN KAMUSAL YAŞAMA ETKİN KATILIMINA İLİŞKİN LUND TAVSİYELERİ AÇIKLAYICI NOTU

I- GENEL İLKELER

1) Hem Birleşmiş Milletler Şartı (bundan sonra “BM Şartı”) hem de AGİK/AGİT’in kuruluş belgeleri, azınlıklara mensup kişilerin hakları da dahil olmak üzere, insan haklarına saygı gösteren ve egemenlik bakımından eşit ve bağımsız Devletler arasında dostça ve işbirliğine dayalı ilişkilerin geliştirilmesi yoluyla uluslararası barış ve güvenliği sürdürmeyi ve güçlendirmeyi amaçlamaktadırlar. Zira tarih, azınlık hakları dahil olmak üzere, insan haklarına saygı gösterilmemesinin, Devletin istikrarını bozduğunu ve Devletler arası ilişkileri olumsuz etkilediğini, dolayısıyla uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye soktuğunu göstermektedir.

 AGİT katılımcısı Devletler, 1975 tarihli Helsinki Nihai Senedi’nin on temel ilkesinin yedincisinden başlayarak, ulusal azınlıklara mensup kişilerin meşru çıkarlarına saygı göstermekle barış ve istikrarın korunması arasında temel bir bağlantı olduğuna vurgu yapmışlardır. Bu bağ daha sonraki temel belgelerde tekrarlanmıştır; 1983 tarihli Madrid Sonuç Belgesi (İlke 15), 1989 tarihli Viyana Sonuç Belgesi (İlke 18 ve 19) ve 1990 tarihli Yeni bir Avrupa için Paris Şartı ile daha sonraki Zirve Belgeleri; örneğin, 1992 tarihli Helsinki Belgesi (IV. Bölüm, Paragraf 24) ve 1996 Lizbon Belgesi (21. Yüzyıl Avrupa’sı için Ortak ve Kapsamlı bir Güvenlik Modeli Lizbon Bildirgesi, I. Bölüm, Paragraf 2). Azınlık haklarının korunması ve geliştirilmesi ile barış ve istikrarın korunması arasındaki bağlantı Birleşmiş Milletler düzeyinde, 1992 tarihli BM Ulusal veya Etnik, Dinsel, Dilsel Azınlıklara Mensup Kişilerin Hakları Bildirgesi’nin (bundan sonra “BM Azınlık Bildirgesi”) Giriş bölümünde ifade edilmiştir. Daha da ötesi, Yeni bir Avrupa için Paris Şartı’nın kabulüyle AGİT katılımcısı bütün Devletler demokratik yönetim taahhüdü altına girmişlerdir.

Azınlıklara mensup kişilere insan haklarından eşit bir biçimde yararlanmalarını sağlayacak bütün fırsatların tanınması, bu kişilerin karar alma süreçlerine, özellikle de kendilerini özel olarak etkileyen kararlara etkin katılımlarını gerektirir. Azınlık durumları büyük bir çeşitlilik göstermekte ve bazı durumlarda sıradan demokratik süreçler azınlıkların ihtiyaç ve istemlerini karşılamaya yeterli olabilmekte ise de deneyimler, azınlıkların karar alma süreçlerine etkin katılımlarının sağlanmasının çoğu kez özel önlemler alınmasını da gerektirdiğini gösteriyor. Aşağıda sözü edilen uluslararası standartlar, Devletlere bu tür durumlarda ne şekilde hareket edecekleri konusunda yükümlülükler getirmektedir: 1990 tarihli İnsani Boyut Toplantısı Kopenhag Belgesi’nin (bundan sonra “Kopenhag Belgesi”) 35. Paragrafı’na göre, AGİT katılımcısı Devletler “ulusal azınlıklara mensup kişilerin kimliğinin korunması ve geliştirilmesi ile ilgili meseleler de dahil olmak üzere, bu kişilerin kamusal meselelere etkin katılım hakkına saygı göstereceklerdir”; 1992 tarihli BM Azınlık Bildirgesi’nin 2. Maddesinin 2. ve 3. Paragraflarına göre “azınlık mensubu kişilerin [….] kamusal yaşama etkin katılım hakkı vardır” ve “azınlık mensubu kişiler, mensup oldukları azınlıkla veya yaşadıkları bölgelerle ulusal ve uygun durumlarda bölgesel düzeydeki kararlara etkin katılım hakkına sahiptirler”; ve 1994 tarihli, Avrupa Konseyi’nin Ulusal Azınlıkların Korunmasına ilişkin Çerçeve Sözleşmesi’nin (bundan sonra “Çerçeve Sözleşmesi”) 15. Maddesine göre, Taraf Devletler “ulusal azınlıklara mensup kişilerin kültürel, sosyal ve ekonomik hayata ve özellikle onları ilgilendiren kamusal meselelere etkin katılımının sağlanması için gerekli koşulları yaratırlar.”

Nitekim etkin katılım olanaklarının yaratılması, böylesi bir katılımın gönüllü olacağından hareketle gerçekleştirilir. Gerçekten, üzerinde durulan sosyal ve siyasal entegrasyon kavramı, Çerçeve Sözleşmesi’nin 5. Maddesinde dikkat çekilen, zorla asimilasyonu oluşturan süreçler ve bu süreçlerin sonuçlarından farklıdır. Ulusal azınlıklara mensup kişilerin meşru çıkarlarının aranması, ancak gönüllü sureçlerle, kamusal politika ve yasaların yapılmasında en uygun sonuçlar doğuran barışçıl bir süreç haline gelebilir. Dolayısıyla böylesine kapsayıcı, katılımı sağlayıcı süreçler, toplumun tümünün çıkarlarına cevap vererek – tüm kamu çıkarlarını kamusal yaşam dokusu içine alarak ve bunun sonucunda Devlet bünyesindeki entegrasyonu güçlendirerek – iyi yönetim hedefine ulaşılmasına hizmet eder. Azınlıkların kamusal yaşama etkin katılımına gönderme yapan uluslararası standartlar, egemen eşitlik, ülkesel bütünlük ve Devletlerin siyasal bağımsızlığı (bakınız Kopenhag Belgesi Paragraf 37, BM Azınlık Bildirgesi, Madde 8(4) ve Çerçeve Sözleşme Giriş bölümü) da dahil olmak üzere, herhangi bir hakkın Birleşmiş Milletler, AGİT veya Avrupa Konseyi amaç ve ilkelerine ters düşen faaliyetleri kapsadığı anlamına gelmediğine vurgu yapmaktadır.

2) Bu tavsiyeler, 1992 tarihli Helsinki Belgesi’nin Bölüm VI, 25. Paragrafının özü doğrultusunda , AGİT katılımcısı Devletlere “ulusal azınlıkların etnik, kültürel, dilsel ve dinsel kimliklerinin korunması ve geliştirilmesi için koşulların yaratılmasıyla ilgili konular da dahil olmak üzere, AGİK taahhütlerini daha etkin bir şekilde yerine getirmeleri için daha ileri yöntemler” öneren ilgili taahhütler üzerine inşa edilmiştir.

 BM Şartı’nın 1(3) Maddesinde, kuruluşun amaçlarından birisinin “ekonomik, sosyal, kültürel veya insancıl nitelikli uluslararası problemleri çözümleyerek ve ırk, cinsiyet, dil veya din ayrımı yapmaksızın herkesin insan hakları ve temel özgürlüklerine saygıyı geliştirerek ve teşvik ederek uluslararası işbirliğini sağlamak” olduğu ifade edilmektedir. Bu amaç, 55(c) Maddedeki “ırk, cinsiyet, dil ve din ayrımı yapmaksızın herkesin insan hakları ve temel özgürlüğüne evrensel düzeyde saygı gösterilmesi ve bu haklara uyulması” ifadesiyle daha ayrıntılı hale getirilmiştir. BM Şartı, insan haklarına saygı ile uluslararası barış ve güvenlik arasında yakın bir ilişki olduğu esasına dayanır ve temel değer olan insan onuru, 1948 tarihli Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin 1. Maddesi ile 1966 tarihli Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, 1966 tarihli Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi ve 1965 tarihli Uluslararası Her Türlü Irksal Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin giriş bölümlerinde ayrıntılı olarak ifade edilmiştir. İnsan onuru her insanın doğasında eşit olarak vardır ve bu onur eşit ve vazgeçilemez hakları beraberinde getirir.

Onur bakımından eşitlik ve vazgeçilemez haklar kavramlarının sonucunda ortaya çıkan ayrım gözetmeme ilkesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 2. Maddesi, Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 2. ve 26. Maddesi ve Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin 2. Maddesi başta olmak üzere, hemen hemen bütün uluslararası insan hakları belgelerinde yer almaktadır. Uluslararası Her Türlü Irksal Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin 1. Maddesi, bu Sözleşmenin “soy veya ulusal ya da etnik köken” temelinde ayrımcılığı da yasakladığını açıkça belirtmektedir. 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi’nin (bundan sonra “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”) 14. Maddesi, bu Sözleşme ile güvence altına alınan hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda, ayrım gözetmeme ilkesinin kapsamını “ulusal veya toplumsal köken, [veya] bir ulusal azınlığa mensup olma” durumlarını da dahil edecek şekilde genişletmektedir. Aslında AGİT katılımcısı Devletlerin çoğunun anayasalarında da bunu teyit edici ifade ve ilkeler mevcuttur.

Kopenhag Belgesi’nin 31. Paragrafında, Çerçeve Sözleşme’nin 4. Maddesinde ve BM Azınlık Bildirgesi’nin 4(1) Maddesinde belirtildiği gibi, ulusal azınlıklara mensup kişiler kamusal yaşama etkin katılım hakkına ayırım gözetmeksizin sahiptirler. Bununla birlikte, Çerçeve Sözleşme’nin 4(2) Maddesindeki “Devletler, bir ulusal azınlığa mensup kişilerle çoğunluk mensubu kişiler arasında tam ve etkin bir eşitlik” sağlamak için “ulusal azınlıklara mensup kişilerin özgün koşullarını dikkate almalı” ve “, … siyasal …. yaşamın … bütün alanlarında, …. gerektiğinde yeterli önlemler almalıdırlar”, ifadesiyle onur bakımından eşitlik kavramı ayrım gözetmeme ilkesini aşan bir anlam kazanmaktadır.

 Bu tavsiyede insan haklarına saygı ile sivil toplumun gelişimi arasında kurulan ilişki, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Başlangıç bölümüne göre, dünyada adaletin ve barışın sağlanmasıyla doğrudan ilgili olan “etkin siyasal demokrasi” talebine işaret etmektedir. AGİT katılımcısı Devletler, Yeni bir Avrupa için Paris Şartı’nda, insan haklarına saygı ve demokratik bir yönetimin, toplumsal refahın temeli olduğunu daha da vurgulamışlardır.

3) Ulusal azınlıkların kamusal yaşama etkin katılımını güvence altına alacak özel kurumlar oluşturulurken bunun başkalarının haklarını ihlal etme pahasına olmaması gerekir. Devletin yetki vereceği bu tür kurumlar dahil olmak üzere herkes, bütün insan haklarına her zaman saygı göstermek zorundadır. Kopenhag Belgesi’nin 33. Paragrafına göre, katılımcı Devletler ulusal azınlıklara mensup kişilerin kimliklerinin korunması için gerekli önlemleri alırken “bu tür herhangi bir önlem, söz konusu katılımcı Devletin diğer yurttaşları açısından da eşitlik ve ayrım gözetmeme ilkelerine uygun olmalıdır.” Kopenhag Belgesi’nin 38. Paragrafında, AGİT “katılımcısı Devletler, ulusal azınlıklara mensup kişilerin haklarını koruma ve geliştirmeye yönelik çabalarında, mevcut insan hakları sözleşmeleri ve ilgili diğer uluslararası belgeler kapsamındaki yükümlülüklerine tam olarak saygı gösterirler” koşulu getirilmektedir. Çerçeve Sözleşmesi, 20. Maddesiyle benzer bir hüküm getirmektedir: “Bu Çerçeve Sözleşmesi’nde yer alan ilkelerden kaynaklanan hak ve özgürlüklerin kullanımında, bir ulusal azınlığa mensup herkes, ulusal mevzuata ve başkalarının haklarına, özellikle de çoğunluğa veya diğer ulusal azınlıklara mensup kişilerin haklarına saygı gösterir.” Bu, özellikle bölgesel temelde (bakınız tavsiye 16 ve 21) “azınlık içinde azınlık” olma durumuna işaret etmektedir. Başkalarının haklarına saygı gösterilmesi, 1979 tarihli, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin 7. Maddesinde ifade edilen “ülkenin siyasal ve kamusal yaşamı” bağlamında ayrımcılığa uğramama özgürlüğü dahil olmak üzere, kadınların insan haklarına saygı gösterilmesini de kapsar.

4) Azınlıklara mensup kişilerin kendi kendini tanımlama ilkesi birkaç temel taahhüde dayanmaktadır. Kopenhag Belgesi’nin 32. Paragrafı “bir ulusal azınlığa mensubiyet, kişinin bireysel seçimi ile ilgili bir konudur ve böyle bir seçim yapmak herhangi bir olumsuz sonuç doğurmamalıdır” ifadesi kullanılmaktadır. Çerçeve Sözleşmesi’nin 3(1) Maddesi benzer şekilde “Bir ulusal azınlığa mensup herkes, kendisine bu azınlık mensubu olarak davranılmasını ya da davranılmamasını özgürce tercih etme hakkına sahiptir ve bu tercihi veya bu tercihiyle bağlantılı hakların kullanımı herhangi bir olumsuzluğa neden olamamalıdır.” demektedir. BM Azınlık Bildirgesi’nin 3(2) Maddesi “bir azınlığa mensup herhangi bir kişinin, bu Bildirge’de yer alan hakları kullanması veya kullanmamasının” herhangi bir olumsuzluk doğurmasını aynı şekilde yasaklamaktadır.

 Kişinin kendini tercih ettiği şekilde tanımlaması özgürlüğü, bireysel bağımsızlığa ve özgürlüğe saygının sağlanması açısından önemlidir. Bir kimse, sadece özel yaşam alanında değil, aynı zamanda kamusal yaşam alanında da birkaç kimliğe sahip olabilir. Kişilerin ve fikirlerin gittikçe artan bir şekilde hareket halinde olduğu açık toplumlarda birçok kişi, çeşitli aidiyetlerini yansıtan ve aynı anda, birlikte varolan veya tabakalar halinde (hiyerarşik veya hiyerarşik olmayan bir biçimde) birden fazla kimliğe sahiptir. Bu kimlikler kesinlikle ne sadece etnik kimliğe dayanmaktadır, ne de aynı toplum içinde tek bir kimlik olması söz konusudur; bu kimlikler aynı toplumun farklı üyelerince farklı nüans ve derecelerde benimsenebilirler. Konunun özgün unsurlarına bağlı olarak bu farklı kimlikler daha az veya daha çok öne çıkabilir. Sonuç olarak, öne çıkma düzeyine ve sıralamadaki yerine bağlı olarak kişi kendisini farklı nedenlerle farklı biçimlerde tanımlayabilir. Örneğin bazı Devletlerde, bir kimse vergi formlarını belirli bir dilde doldurmayı tercih ederken, yerel bir toplulukta bir başka nedenlerle kendisini farklı tanımlayabilir.

  5) Demokrasilerde karar alma süreci, alınan kararların niteliği kadar önem taşır. İyi bir yönetim biçimi, sadece insanların iyi yönetilmesi demek değil aynı zamanda insanlar için iyi bir yönetim de demektir; yönetim süreçleri her zaman ilgili kesimleri kapsayıcı, herkesin anlamasına ve yorum yapmasına açık ve bu kararlardan etkilenenlere hesap verebilir nitelikte olmalıdır. Sadece böylesi süreçler kamu güvenini artırır ve bu güvenin sürmesini sağlayabilir. Danışmak, oy kullanmak, referanduma gitmek, müzakerelerde bulunmak ve hatta alınan kararlardan doğrudan etkileneceklerin özel olarak rızasını almak kapsayıcı süreçler dahilinde olabilir. Böylesi süreçlerin sonucunda alınan kararlar bu kararlara gönüllü olarak uyulmasını sağlar. Kamu makamları ile alınan kararlardan etkilenen topluluğun görüşlerinin temelde farklılık gösterdiği durumlarda, iyi bir yönetim en tatmin edici karara ulaşmak için üçüncü bir tarafın yardımından yararlanılmasını önerebilir.

 Kopenhag Belgesi’nin 33. Paragrafı, özellikle ulusal azınlıklarla ilgili olarak, AGİT katılımcısı Devletlere “bu azınlıklara ait kuruluşlar ve derneklerle ilişkiler kurmak da dahil […]gerekli görüşmeleri yaptıktan sonra, kendi ülkelerindeki ulusal azınlıkların etnik, kültürel, dilsel ve dinsel kimliklerinin korunması ve bu kimliğin geliştirilmesinin koşullarını yaratmak amacıyla” önlemler alma yükümlülüğü getirmektedir. Helsinki Belgesi’nin VI. Bölümü, 26. Paragrafı’nda, AGİT katılımcısı Devletler, “AGİK ilke ve taahhütleri temelinde, ulusal azınlık sorunlarını yapıcı bir tarzda, barışçıl yollarla ve ilgili bütün taraflar arasında diyalog sağlayarak ele alma”yı taahhüt etmektedirler. “İlgili bütün taraflar” ifadesiyle ilgili olarak Kopenhag Belgesi’nin 30. Paragrafı “hoşgörü ve kültürel çeşitliliğin geliştirilmesinde ve ulusal azınlıklarla ilgili sorunların çözümlenmesinde siyasal partiler, sendikalar, insan hakları kuruluşları ve dinsel gruplar dahil olmak üzere, sivil toplum örgütlerinin önemli bir rolü ” olduğunu kabul etmektedir.

 Kapsayıcı süreçler hoşgörü ortamı gerektirir. Karşılıklı saygı ve eşitliğin olduğu toplumsal ve siyasal bir ortamın yasalarca güvence altına alınması ve ayrıca nüfusun tamamının paylaştığı bir toplumsal ahlak olarak öğretilmesi gerekir. Medyanin bu bakımdan özel bir rolü vardır. Çerçeve Sözleşmesi’nin 6(1) Maddesi “Taraflar, hoşgörü ve kültürler arası diyalog ruhunu teşvik ederler ve etnik, kültürel, dilsel veya dinsel kimliklerine bakmaksızın kendi toprakları üzerinde yaşayan herkes arasında, özellikle eğitim, kültür ve kitle iletişimi alanlarında, karşılıklı saygı, anlayış ve işbirliğini geliştirmek için etkin önlemler alırlar” demektedir. Özellikle Devletler, aşağılayıcı veya küçültücü isim ve terimlerin halk tarafından kullanımını engelleyecek şekilde davranmalı ve bu yöndeki olumsuz yaklaşımları engellemeye yönelik adımlar atmalıdırlar. İdeal olan bu durumdan etkilenen topluluğun temsilcilerinin bu tür sorunların üstesinden gelmek için atılacak adımların seçilmesine ve ne tür adımlar atılacağının belirlenmesine dahil edilmesidir.

II- KARAR ALMA SÜREÇLERİNE KATILIM

A- Merkezi Hükümet Düzeyindeki Düzenlemeler

6) 1991 tarihli AGİK (Cenevre) Ulusal Azınlık Uzmanları Toplantısı Raporu’nun III. Bölüm 1. Paragrafı, Kopenhag Belgesi’nin 35. Paragrafına dayanarak “ulusal azınlıklarla ilgili konular bu azınlıkların bulundukları ülkelerde tartışıldığında, söz konusu azınlıklar bu tartışmalara etkin bir şekilde katılmalıdırlar … [ve]ulusal azınlıkların veya onların temsilcilerinin ya da danışma organlarının [bu tür süreçlere] demokratik katılımı kamusal işlere etkin katılımın önemli bir unsurunu oluşturmaktadır” vurgusu yapmaktadır. Helsinki Belgesi’nin VI. Bölüm 24. Paragrafı AGİT katılımcısı Devletlere “her Devletin karar alma süreçlerine uygun olarak, ulusal azınlıklara mensup kişilerin ülkelerinin siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamına siyasal partiler ve dernekler aracılığıyla katılımlarının yanı sıra ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerdeki karar alma süreçlerine ve danışma organlarına katılımları da dahil, insan hakları ve temel özgürlüklerini bireysel olarak veya başkalarıyla birlikte özgürce kullanabilmelerinin güvence altına alınması yönündeki çabalarını yoğunlaştırma” yükümlülüğü getirmektedir.

 Katılımın temeli, hem karar alma süreçlerine somut katkılarda bulunabilmek hem de bu katkılara işlerlik kazandırmak bakımından bu süreçlere dahil edilmektir. İyi yönetim kavramı, salt çoğunlukçu karar alınmanın her zaman tatmin edici olmadığı varsayımını içermektedir. Devletin yapısına bağlı olarak, hem Devlet düzeyindeki hem de daha alt düzeylerdeki karar alma süreçlerinin bu kararlardan etkilenenlere en iyi şekilde anlatılabilmesi ve açıklanabilmesi için farklı ademi merkeziyetçilik biçimleri uygun görülebilir. Bu, üniter bir Devlette veya federal ve konfederal sistemlerde çeşitli biçimlerde başarılabilinir. Azınlıkların karar alma organlarında temsil edilmesi, azınlıklara bu organlarda belli sayıda yer ayrılması (kontenjan, destekleme veya diğer önlemlerle) ile sağlanabilir; bunun dışındaki katılım biçimlerine, oy kullanma hakkı tanınarak ya da tanınmayarak azınlıkların ilgili komitelere üye olması dahildir. Yürütmeye ilişkin kurumlarda, yargı kurumlarında, idari ve diğer kurumlarda temsiliyet, ya resmi gerekleri yerine getirilerek yasal düzenlemelerle ya da geleneksel uygulamalarla benzer biçimlerde güvence altına alınabilir. Azınlık sorunlarıyla ilgilenen özel organlar da oluşturulabilir. Bütün azınlık haklarından gerçek anlamda yararlanma olanaklarının sağlanması, Her Türlü Irksal Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin 5(c) Maddesinde belirtilen “kamu hizmetlerinden eşit olarak yararlanma”nın güvence altına alınması da dahil, kamu hizmetleri alanında özel adımların atılmasını gerektirir.

B- Seçimler

7) -Serbest, adil ve periyodik seçimler yoluyla kurulan temsili hükümet biçimi çağdaş demokrasinin en önemli göstergesidir. Temel amaç, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 21(3) Maddesindeki ifadeyle “Halkın iradesi hükümet otoritesinin temelidir”. Bu temel standart, evrensel ve Avrupa düzeyindeki sözleşmelerde; başlıca, Sivil ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 25. Maddesinde ve İnsan Avrupa Hakları Sözleşmesi’ne Ek I. Protokol’ün 3. Maddesinde ayrıntılı olarak ifade edilmiştir. AGİT katılımcısı Devletler bakımından, Kopenhag Belgesi’nin 5. ve 6. Paragrafları “bütün insanların doğasında var olan onurun ve eşit ve vazgeçilemez hakların tam olarak ifade edilebilmesinin temelini oluşturan adalet unsurlarından olan”, “periyodik ve meşru seçimler yoluyla serbestçe ve adil bir şekilde ifade edilen halk iradesi, her hükümetin otoritesi ve meşruiyetinin temelidir” demektedir.

Bu yükümlülükleri yerine getirmekte kendilerine özgü yöntemler seçme konusunda geniş bir hareket serbestisine sahip Devletler, bunu yaparken ayrım gözetmemeli ve olabildiğince yüksek oranda bir temsil hakkı sağlamayı amaçlamalıdırlar. Bu konu Birleşmiş Milletler düzeyinde, İnsan Hakları Komitesi’nin 25. Maddeye ilişkin 25 No’lu Genel Yorum’unun (57. Oturum 1996) 12. Paragrafında “ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü, oy kullanma hakkından etkin bir şekilde yararlanmanın temel koşuludur ve bu özgürlükler tam olarak korunmalıdır. […] Oy kullanmaya ilişkin bilgi ve materyallerin azınlık dillerinde sağlanması gerekir.” biçiminde açıklanmıştır. Daha da ötesi, 25 No’lu Genel Yorum’un 5. Paragrafı “kamusal işlerin idaresi […], siyasal erkin kullanımıyla; özellikle yasama, yürütme ve idari erkin kullanımıyla ilgili geniş bir kavramdır. Kamu yönetimini ve uluslararası, ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerdeki politikaların formüle edilmesini ve yürütülmesini bütün yönleriyle içerir” diyerek konuyu açıklığa kavuşturmaktadır.

 Hiçbir seçim sisteminin çeşitli görüş ve çıkar perspektiflerinden soyutlanamayacağından hareketle, Devletler, kendi özgül koşullarında en fazla temsil hakkıyla sonuçlanacak bir seçim sistemi benimsemelidirler. Bu, aksi takdirde yeterli düzeyde temsil edilemeyecek olan ulusal azınlıklara mensup kişiler açısından özellikle önemlidir.

8) İlke olarak, demokrasilerde insanların politik örgütlenme biçimlerine – barışçıl amaçlı olduğu ve başkalarının haklarına saygı gösterildiği sürece- müdahale edilmemelidir. Bu, aşağıda sözü edilen belgeler dahil, çok sayıda uluslararası belgede ifade edilmiş olan örgütlenme özgürlüğü ile ilgili bir konudur: Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin 20. Maddesi; Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 22. Maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. Maddesi; ve Kopenhag Belgesi’nin 6. Paragrafı. Ulusal azınlıklara mensup kişilerin örgütlenme özgürlüğü, Kopenhag Belgesi’nin 32.6 Paragrafı ile Çerçeve Sözleşmesi’nin 7. Maddesi’nde açık bir şekilde güvence altına alınmıştır. Helsinki Belgesi’nin VI. Bölüm, 24. Paragrafı, AGİT katılımcısı Devletlere daha açık bir şekilde “ülkelerinin politik […] yaşamına siyasi partiler ve dernekler […] aracılığıyla katılmak da dahil, ulusal azınlıklara mensup kişilerin insan hakları ve temel özgürlüklerden bireysel olarak veya başkalarıyla birlikte serbestçe yararlanmalarını sağlama” yükümlülüğü getirmektedir.

 Hak eşitliğine ve ayrım gözetmemeye tam olarak saygı gösterilmesi, etnik bağlar temelinde siyasi parti oluşturma talebi ve ihtiyacını azaltmakla veya ortadan kaldırmakla birlikte, bazı durumlarda ise spesifik çıkarların etkin olarak temsil edilebilmesi, dolayısıyla bunun için etkin katılımın sağlanabilmesinin tek ümidi bu tür topluluk partilerinin varlığı olabilir. Elbette başka temellerde, örneğin bölgesel çıkarlar temelinde de partiler kurulabilir. İdeal olarak partilerin açık olması ve dar etnik sorunları aşabilmesi gerekir; dolayısıyla ana partiler, etnik temelde parti oluşturma ihtiyaç ve isteğinin azalması için azınlık üyelerini bünyelerine alma yollarını sunmalıdır. Tercih edilen seçim sistemi bu açıdan da önemlidir. Her halukarda hiçbir siyasal parti veya kuruluş, Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 20. Maddesi ile Her Türlü Irksal Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin 4. Maddesinde yasaklanmış olan, ırk temelinde düşmanlığı teşvik etmemelidir.

9) Seçim sistemi, hem yasama organının hem de diğer organ ve kurumların üyelerinin seçilmesini sağlayabilir. Tek üyeli seçim bölgeleri, bu bölgelerin nasıl belirlendiğine ve azınlık topluluklarının söz konusu bölgelerdeki yoğunluğuna bağlı olarak azınlıkların tatmin edici bir düzeyde temsil edilmesini sağlayabilirken nisbi temsil sistemi, azınlık temsil hakkının güvence altına alınmasına yardımcı olabilir. AGİT katılımcısı Devletlerde, nisbi temsilin çeşitli biçimleri uygulanmaktadır: “tercihli oy sistemi”, seçmenlerin adayları tercihine göre sıraladığı sistem; “açık liste sitemi”, seçmenlerin bir parti listesindeki adaylar arasından birini tercih ettiği ve ayrıca o parti için oy kullanabildiği sistem; “panachage” (seçmenin farklı partilerden, birden fazla aday için oy kullanabildiği sistem); “birikimli sistem”, seçmenin tercih ettiği aday için birden fazla oy kullanabildiği sistem. Seçim barajı, azınlıkların temsil edilmesini önleyecek ölçüde yüksek olmamalıdır.

10) Seçim bölgelerinin sınırları belirlenirken, azınlıkların karar organlarında temsil edilmelerini güvence altına alacak şekilde, ulusal azınlıkların sorunları ve çıkarları dikkate alınmalıdır. “Hakkaniyet” kavramı, tercih edilen yöntem sonucunda hiç kimseye ön yargılı yaklaşılmamasını ve her azınlık sorunu ve çıkarının eşit olarak dikkate alınmasını ifade eder. İdeal olan, seçim bölgelerinin sınırlarının, dikkate alınacak diğer hususların yanı sıra azınlık haklarına saygı gösterilmesini de sağlayacak şekilde bağımsız ve tarafsız bir organ tarafından belirlenmesidir. Bu, AGİT katılımcısı Devletlerde, genellikle daimi ve profesyonel seçim komisyonları aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.

Devletler, azınlık temsil oranını düşürmek veya azınlıkları dışta bırakmak amacıyla seçim bölgelerini veya bir seçim bölgesindeki nüfus oranlarını hiçbir koşulda değiştirmemelidirler. Yerel Özerklik Avrupa Şartı’nın 5. Maddesi “İlgili yerel topluluklara danışılmadan yasaların izin verdiği durumlarda referanduma gidilerek- yerel yönetim sınırlarında değişiklik yapılamaz” koşulu getirirken, Çerçeve Sözleşme’nin 16. Maddesi bunu açıkça yasaklamaktadır (bölgesel düzenlemelerle ilgili olarak bakınız Tavsiye 19).

C- Bölgesel ve Yerel Düzeylerdeki Düzenlemeler

11) Bu Tavsiye, merkezi yönetimler altındaki tüm yönetim düzeyleri için geçerlidir (örneğin vilayetler, bölümler, semtler, idari birimler, belediyeler, şehir ve kasabalar, özerk bölgeler ve diğer yönetimler de dahil olmak üzere, üniter bir Devletteki birimler ya da federal bir Devleti oluşturan birimler). Herkesin bütün insan haklarından tutarlı ve eşit bir şekilde yararlanması, merkezi yönetim düzeyinde kullanılan hakların daha alt birimlerde de kullanılabilmesi anlamına gelmektedir. Bununla birlikte, bölgesel ve yerel düzeyde yönetim birimleri oluşturma kriterleri merkezi hükümet düzeyindeki kriterlerden farklı olabilir. Bu birimler değişen ihtiyaçlara ve ifade edilen taleplere uygun olarak asimetrik biçimlerde de oluşturulabilir.

D-Tavsiye ve Danışma Organları

12) Helsinki Belgesi’nin VI. Bölüm, 24. Paragrafı, AGİT katılımcısı Devletlere “her Devletin demokratik karar alma süreçlerine uygun olarak, ulusal azınlıklara mensup kişilerin ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerdeki danışma organlarına demokratik katılımları dahil, ülkelerinin […] politik […] yaşamına tam olarak katılma hakkını içerecek şekilde, insan hakları ve temel özgürlüklerini bireysel olarak veya başkalarıyla birlikte özgürce kullanmalarını güvence altına alma” yükümlülüğü getirmektedir. Bu tür danışma organları, yasama veya yürütmeye bağlı ya da yasama veya yürütmenin bir parçası veya bağımsız organlar biçiminde daimi veya ad hoc organlar olabilirler. Birkaç AGİT katılımcısı Devlette azınlık yuvarlak masa konferansları gibi, parlamenter organlara bağlı komitelerin varolduğu bilinmektedir. Bu komiteler, özerkliğe ilişkin düzenlemeler de dahil, bütün hükümet düzeylerinde görev üstlenebilirler ve üstlenmektedirler. Bu tür organların etkin olabilmeleri için, yeterli kaynakların sağlanması ve karar mercileri tarafından dikkate alınmaları koşuluyla, azınlık temsilcileri ile özel uzmanlık bilgisi sunabilecek kişilerden oluşmaları gerekir. Bu organlar, tavsiyelerde bulunma ve danışılma dışında, karar verici makamlarla azınlık grupları arasında yararlı bir arabuluculuk işlevi görebilirler. Ayrıca, hükümet düzeyinde ve azınlık toplulukları arasında faaliyetleri teşvik edebilirler. Bu tür organlar, bazı programların uygulanmasında, örneğin eğitim alanında, özel görevler de üstlenebilirler. Bunun yanı sıra, özel amaçlı komitelerin, bu komitelerde temsil edilmesi gereken bazı azınlıklar için özel bir önemi olabilir.

13) Bu tür organlardan verimli bir şekilde yararlanılması durumdan duruma farklılıklar gösterir. Bununla birlikte, iyi bir yönetim her koşulda, yetkililerin ihtiyaç olduğunda varolan tavsiye ve danışma organlarına başvurmalarını ve bu organların ellerindeki verileri sunmalarını sağlayacak pozitif adımlar atmalarını gerektirir. Yetkililerin bu organlarla ve bu organların üyeleriyle ilişkilerinde açık ve kapsayıcı bir yaklaşım göstermesi daha iyi kararların alınmasına, toplumun daha geniş bir kesiminde güvenin oluşmasına katkıda bulunur.

III. ÖZ-YÖNETİM

14) “Öz-yönetim” terimi, bir topluluğun kendisini etkileyen konular üzerindeki denetim ölçüsünü ifade eder. “Yönetim” teriminin seçilmesi tek başına bir egemenlik yetkisi anlamına gelmez. Bunun ötesinde idari yetki, yönetim ve özelleştirilmiş yasama ve yargı yetkisini de içermektedir. Devlet bunu, görev veya yetki devriyle ya da, federasyon söz konusu olduğunda baştan anayasal yetkilerde ayrıma giderek gerçekleştirebilir. AGİT katılımcısı Devletlerde, “özyönetim” düzenlemelerinden otonomi düzenlemeleri, öz yönetim ve idari bağımsızlık gibi çeşitli şekillerde söz edilmiştir. Bu tür bölgesel düzenlemeler hiçbir koşulda etnik kritere göre değildir.

Kopenhag Belgesi’nin 35. Paragrafında AGİT katılımcısı Devletler “ulusal azınlıkların etnik, kültürel, dilsel ve dinsel kimliklerini korumak ve bu kimliklerin gelişmesi için gerekli koşulları yaratmak amacıyla ve bu amaca ulaşmanın yollarından biri olarak, ilgili Devletin politikaları doğrultusunda ve bu azınlıkların özgül tarihsel ve bölgesel koşullarına cevap veren uygun yerel veya özerk yönetimler oluşturularak girişilen çabalara” önem verdiklerini belirtmişlerdir. AGİK (Cenevre) Ulusal Azınlıklara ilişkin Uzmanlar Toplantısı Raporu’nun IV. Bölüm 7. Paragrafında “bazı (katılımcı Devletler) uygun demokratik yöntemlerle bazı olumlu sonuçlar elde etmişlerdir; başka yöntemlerin yanı sıra: […] yerel ve özerk idarelerle, ayrıca serbest ve periyodik seçimlerle belirlenen danışma, yasama ve yürütme organlarının olduğu bölgesel düzeyde otonomi ile; bölgesel düzeyde otonominin uygulanamadığı durumlarda bir ulusal azınlığın kimliğine ilişkin konularda özerk idarelerle; ademi merkeziyetçi ve yerel yönetim biçimleri ile; […]eğitimle ilgili, kültürel ve dinsel kurumlarını, örgütlerini ve derneklerini kurma ve sürdürme hakkını kullanmak isteyen ulusal azınlıklara mensup kişilere mali ve teknik yardım sağlayarak” denmektedir. Avrupa Yerel Öz-Yönetim Şartı’nın Başlangıç bölümünde daha genel bir ifadeyle “demokrasi ilkeleri ile yetki devri”nin, “çeşitli Avrupa ülkelerindeki yerel yönetimlerin korunması ve güçlendirilmesi”ne katkısı olduğuna vurgu yapılmaktadır. Bu konuda, Avrupa Yerel Öz-Yönetim Şartı’nın 9. Maddesi, bu tür öz-yönetimler tarafından kullanılabilmesi için yeterli mali kaynak sağlanmasını düzenlemektedir.

15) Devletin bütününü etkileyen belirli alanlarda sorumluluk Devlete ait olduğundan, bu alanlar Devletin merkezi yönetimleri tarafından düzenlenmelidir. Devletin toprak bütünlüğünün korunmasında temel teşkil eden savunma; merkezi hükümetin ekonomik olarak farklı bölgeler arasında bir çeşit eşitlik sağlayıcı görevi olması bakımından önem taşıyan makroekonomik politikalar; ve klasik diplomasi işleri bu alan kapsamındadır. Ulusal sonuçları bakımından önemli başka konular da olabileceğinden, bu alanların da en azından belli bir ölçüde merkezi hükümet tarafından düzenlenmesi gerekir. Bu alanlardaki düzenlemelerde yetki, özellikle etkilenen bölgesel birimler veya azınlık gruplarıyla (bakınız Tavsiye 18 ve 20) paylaşılabilir. Bu tür bir düzenlemeye ilişkin yetki paylaşımı, insan hakları standartlarına uygun olmalı ve pratik bir şekilde ve eşgüdüm içerisinde yürütülmelidir.

Bölgesel veya bölgesel olmayan temelde ya da her iki temelde birden paylaşılan, iyi örgütlenmiş ve hem Devlet açısından hem de azınlık grupları açısından özel bir önemi olan alanlardan birisi eğitim alanıdır. Eğitimde Ayrımcılığa Karşı UNESCO Sözleşmesi’nin 5.1 Maddesi, bu alandaki paylaşımın nasıl gerçekleştirileceği konusunda bazı ayrıntılı açıklamalara yer vermektedir: “Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler şu konularda anlaşmaya varmışlardır: […]

(b) Anne babaların ve uygunsa yasal vasilerin, çocukları için öncelikle yetkili makamlarca konan veya onaylanan asgari eğitim standartlarına uyarak, kamu makamlarınca yönetilen kurumlardan başka kurumları seçme hakkına ve ikinci olarak, mevzuatın uygulanması için Devletin izlediği prosedürlerle uygunluğu sağlayacak şekilde, çocukların anne baba ve vasilerinin inançlarına uygun din ve ahlak eğitimi almaları özgürlüğüne saygı göstermek gereklidir; hiçbir kişi ya da grup kendi inancıyla bağdaşmayan dinsel öğrenim görmeye zorlanmamalıdır.

(c) Her Devletin eğitim politikasına bağlı olarak, ulusal azınlık üyelerinin, okullarının yönetimi de dahil, kendi eğitim faaliyetlerini yürütme ve kendi dillerini kullanma ya da öğretme haklarını tanımak temel ilkedir; aşağıdaki hükümler saklı olmak kaydıyla: (i) Bu hak, bu azınlık üyelerini bir bütün olarak topluluğun kültür ve dilini anlamaktan ve topluluk faaliyetlerine katılmaktan alıkoyacak ve ulusal egemenliği zedeleyecek biçimde kullanılamaz; (ii) Eğitim düzeyi, yetkili makamlarca belirlenen ya da onaylanan genel eğitim düzeyinden düşük olamaz; ve (iii) Bu tür okullara devamlılık isteğe bağlıdır.

16) Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin 21. Maddesi, Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 25. Maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi I. Protokolü’nün 3. Maddesi ve AGİT satandartlarında ifade edildiği gibi, demokratik yönetim ilkesi bütün düzeylerde ve yönetimin bütün unsurları açısından uygulanabilir bir ilkedir. Öz-yönetim kurumlarına gereksinim duyulduğunda veya bu tür kurumlar talep edildiğinde, herkesin haklarından eşit olarak yararlanabilmesi, bu kurumlarda demokrasi ilkesinin uygulanmasını gerektirir.

A- Bölgesel Olmayan Düzenlemeler

17) Bu bölümde, bir grubun coğrafi olarak dağınık olduğu durumlarda uygulanabilecek en uygun çözüm olan bölgesel olmayan özerklik çoğu zaman “kişisel” veya “kültürel otonomi” olarak adlandırılan- açıklanmıştır. Özgün konu ve sorunlar üzerinde denetim yetkisi de dahil olmak üzere bu tür bir yetki bölünmesi, Devlet düzeyinde veya bölgesel düzenlemeler çerçevesinde gerçekleştirilebilir. Her durumda, başkalarının haklarına saygının güvence altına alınması gerekir. Daha da ötesi, bu tür düzenlemeler, kamusal işlevlerin yerine getirilebilmesi için yeterli mali kaynak sağlanmasını güvence altına almalı ve kapsayıcı süreçlerin (bakınız Tavsiye 5) sonucunda bu tür düzenlemelere gidilmelidir.

18) Bu, olası işlevlerin kapalı uçlu bir listesi değildir. Bu işlevler büyük ölçüde, azınlığın ihtiyaç ve taleplerini de içeren durumlara bağlıdır. Farklı durumlarda farklı konular azınlıklar açısından daha önemli veya daha önemsiz olabilir ve bu alanlarda alınacak kararlar azınlıkları farklı boyutlarda etkiler. Bazı alanların paylaşılması mümkündür. Azınlıklar açısından özel bir önemi olan alanlardan birisi, Çerçeve Sözleşmesi’nin 11(1) Maddesinde düzenlenen, hem onları temsil eden kurumların hem de azınlık mensubu bireylerin adları üzerindeki denetim konusudur. Din açısından ise, dinsel makamlara yetki verilen konular (örneğin medeni statü ile ilgili) dışında, bu Tavsiye, hükümetin müdahale etmesini savunmaz. Bu Tavsiye ayrıca, azınlık kurumlarının medyayı kontrol etme gerektiği – Çerçeve Sözleşmesi’nin 9(3) Maddesinde, azınlıklara mensup kişilerin kendi iletişim araçlarını kurma ve kullanmalarını güvence altına alınmış olmasına rağmen- anlamına gelmemektedir. Kültürün elbette ki, refah, barınma ve çocuk bakımı gibi alanlara kadar uzanan birçok boyutu vardır; Devlet, bu alanların yönetiminde azınlıkların çıkarlarını göz önünde bulundurmalıdır.

B- Bölgesel Düzenlemeler

19) Avrupa Devletlerinde yetki devri ve ikincillik ilkesinin uygulanması yönünde genel bir eğilim söz konusudur; kararlar mümkün olduğunca, bu kararlardan en fazla etkilenen kesimler adına ve onlar tarafından alınmalıdır. Avrupa Yerel Öz-Yönetim Şartı’nın 4(3) Maddesi bu hedefi şu şekilde ifade etmektedir: “Kamusal sorumluluklar, tercihen, yurttaşlara en yakın yönetimler tarafından yerine getirilmelidir. Sorumluluğun başka bir makama devri, devredilen yetkinin kapsamı, niteliği ve etkin olabilmesi için gerekli koşullar ve ekonomik durum değerlendirilerek gerçekleştirilmelidir.” Bölgesel öz-yönetim bir yandan nüfus yoğunluklarını yansıtacak şekilde azınlıklara hükümet düzeyinde daha büyük bir rol vererek bu azınlıkların yönetime katılım ve dahil olma düzeylerini artırırken, diğer yandan Devletlerin bütünlüğünün korunmasınada katkı sağlayabilir. Üniter Devletlerdeki özel otonomi düzenlemeleri veya federasyonlar da bu amacı gerçekleştirebilirler. Ayrıca karma idarelerin olması da mümkündür. Tavsiye 15’de belirtildiği gibi, ülkenin her yerinde tek bir düzenlemenin olması gerekmemektedir, bu düzenlemeler ihtiyaca ve ileri sürülen taleplere göre farklılaşabilir.

20) Özerk yönetimlerin yasama, yürütme ve yargı düzeylerinde karar alacak ölçüde bir yetkiye sahip olmaları gerekir. Devlet yönetimine ilişkin yetkiler, merkezi, bölgesel ve yerel yönetimler arasında ve ayrıca işlevlerine görede paylaşılabilinir . Kopenhag Belgesi’nin 35. Paragrafı azınlıkların “özgün tarihsel ve bölgesel koşullarına cevap veren uygun yerel veya özerk yönetimler” seçeneklerinden söz etmektedir. Bu, Devlet içerisinde tek bir uygulamanın gerekmediğini açıklığa kavuşturmaktadır. Deneyimler, yargı yetkisinin devri (hem esasa hem de prosedüre ilişkin) ve geleneksel ekonomiye ilişkin yetkiler de dahil, yetkilerin geleneksel olarak merkezi hükümetin üstlendiği alanlar bakımından da bölünebileceğini göstermektedir. İlgili kesimlerin böylesi bir yetki kullanımına asgarı düzeyde de olsa sistematik olarak dahil edilmesi gerekir. Aynı zamanda merkezi yönetim, adaleti ve fırsat eşitliğini ülkenin bütününde sağlayacak yetkilerini elinde tutmalıdır.

21) Azınlıkların etkin katılımının geliştirilmesi için bölgesel temelde yetki devri yapılabilecek yerlerde, bu yetkilerin, yetki alanında bulunan azınlıkları dikkate alacak şekilde kullanılması gerekir. İdari makamlar ile yürütme makamlarının, bölgenin bütün nüfusuna karşı hesap verebilir olmaları gerekir. Bu, Kopenhag Belgesi’nin 5.2 Paragrafında belirtilen ve AGİT katılımcısı Devletlerin, her düzeyde ve herkes için “yürütmenin, seçilmiş yasama organı ve seçmene karşı sorumlu olduğu, ve niteliği itibariyle temsil edici özelliği olan bir hükümet biçimi” sağlama yükümlülüğünden kaynaklanmaktadır.

IV – GÜVENCELER

A- Anayasal ve Yasal Güvenceler

22) Bu bölümde, düzenlemelerin hukuksal düzeyde kuvvetlendirilmesini ifade eden “güçlendirme”den söz edilmektedir. Bazı durumlarda çok ayrıntılı hukuksal düzenlemeler yararlı olabilirken bazı durumlarda da genel çerçevenin oluşması yeterli olabilmektedir. Her durumda, Tavsiye 5’de ifade edildiği gibi bu düzenlemelerin açık süreçlerin sonucunda yapılması gerekir. Bununla birlikte, düzenleme bir kez yapıldığında, bu düzenlemenin etkilenen kesimler için, özellikle ulusal azınlıklara mensup kişilerin güvenliğini sağlayacak şekilde bir istikrar getirmesi gerekir. Avrupa Yerel Öz-Yönetim Şartı’nın 2 ve 4. Maddeleri, anayasal düzenlemeye gitme tercihini ifade etmektedir. İstikrar ve esneklik arasında istenen dengenin kurulabilmesi için düzenlemenin belirli aralıklarla yeniden gözden geçirilmesi, böylece değişim sürecinin siyasallaştırılmasının önüne geçilmesi ve gözden geçirme sürecinin daha az muhalefetle yaşanması açısından yararlı olabilir.

23) Bu Tavsiye, mevcut düzenlemelerin değiştirilmesine ilişkin terimler üzerinde durmaktan çok, yeni ve değişimci rejimler denemeye teşvik etmesiyle Tavsiye 22’den farklıdır. Sorumlu makamlar, merkezi otoriteler ile azınlık temsilcileri arasındaki farklı sorunlarda farklı yaklaşımlar sergileyebilirler. Bu tür bir yaklaşım, nihai kararlar üzerinde anlaşmaya varılmadan önce yenilikçi ve uygulamaya ilişkin süreçlerle ilgili iyi deneyimler yaratabilir.

B-Hak Arama Yolları

24) Kopenhag Belgesi’nin 30. Parafında AGİT katılımcısı Devletler “ulusal azınlıklarla ilgili sorunların ancak işlevsel ve bağımsız bir yasama sistemine sahip ve hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik bir siyasi çerçevede tatmin edici bir şekilde çözümlenebileceğini kabul ederler”. Etkin hak arama yolları düşüncesi Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 2(3) Maddesinde de ifade edilirken “hukuksal hak arama yolu” Avrupa Yerel Öz-Yönetim Şartı’nın 11. Maddesinde ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Avrupa Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı

0

Avrupa Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı, 5 Kasım 1992 tarihinde Strazburg’da imzaya açılmıştır. Şartın beş ülkede uygulamaya konulması ile 1 Mart 1998’de yürürlüğe girmiştir. Bugüne dek 24 ülke tarafından imzalanan Şart 11 ülkede uygulanmaktadır. Türkiye bu Şartı imzalamamıştır.

Şartı’ın denetim organı, Bölgesel ya da Azınlık Dilleri Komitesi‘dir.

Bu şart, Avrupa’daki dilsel çeşitliliği koruma altına almayı hedeflemekte ve dilsel hakların temel insan haklarının bir parçası olduğu anlayışını benimsemektedir.

Avrupa devletlerinden sadece 25’i sözleşmeyi parlamentolarında onaylamıştır. 8 Avrupa devleti sözleşmeyi imzalamış ancak parlamentolarında onaylamamıştır. 14 Avrupa devleti ise sözleşmeyi halen imzalamamıştır.

Türkiye, bu şartı imzalamamış ve onaylamamıştır, bu nedenle şart Türkiye’de yürürlükte değildir.

Koyu yeşil renk sözleşmeyi imzalayıp onaylamış olan ülkelerdir. Yeşil renk imzalayıp henüz onaylamayan ülkeler, beyaz renk imzalamayan ülkeler, gri renk ise Avrupa Konseyi üyesi olmayan ülkelerdir.

Avrupa Bölgesel Veya Azınlık Dilleri Şartı (Avrupa Konseyi Antlaşmalar Serisi, AKAS, No. 148) bir devlette genel nüfustan sayıca daha küçük toplulukların geleneksel olarak kullanılan, bölgesel ve azınlık dillerini korumak ve geliştirmek düzenlenmiş hukuki bağlayıcılığı olan bir belgedir.

Devletlerin sözleşmeyi kabul etmiş olmaları yanında yerel ve bölgesel yönetimlerin çabaları sözleşmenin uygulanabilirliğini artırmaktadır.

Avrupa Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı’nın Önemi ve Amacı

Şartın temel amacı, bölgesel ve azınlık dillerinin kamu yaşamında kullanımlarını teşvik etmek, eğitimde, medyada, kültürel yaşamda ve kamu hizmetlerinde bu dillerin kullanımını yaygınlaştırmaktır. Ayrıca, bu dillerin yok olmasını önlemek için devletlere çeşitli yükümlülükler getirmektedir. Devletler, bölgesel ve azınlık dillerini konuşan topluluklara yönelik çeşitli teşvik ve koruma politikaları geliştirmekle yükümlüdür. Bu kapsamda, devletler okullarda bu dillerde eğitim verilmesini sağlama, medya ve yayıncılıkta bu dillere yer açma ve yerel yönetimlerde bu dillerin kullanımını destekleme gibi adımları atmak zorundadır.

Şart, bölgesel diller ile azınlık dillerini ayrı ayrı tanımlamaktadır. Bölgesel diller, belirli bir coğrafi bölgede yoğun olarak konuşulan dilleri tanımlamaktadır. Azınlık dilleri ise bir ülkenin genel nüfusu içinde konuşulan ancak ana akım dili olmayan dillerdir. Şartın bir başka önemli boyutu, dillerin kullanımı konusunda ayrımcılığı yasaklaması ve bu dillerin sosyal ve ekonomik yaşamda kullanılabilirliğini teşvik etmesidir.

Her ülke, şartı imzaladıktan sonra kendi iç hukukunda uygulamaya geçmek zorunda değildir. Şartın maddelerine yönelik bir esneklik mevcuttur; her ülke, şartta belirtilen belirli hakları kabul etme ve uygulama konusunda kendi tercihlerini yapabilmektedir.

Avrupa dillerini gösteren harita

Avrupa Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı

Önsöz

İşbu Şart’ı imzalayan Avrupa Konseyi üyesi devletler,

Avrupa Konseyi’nin amacının üyeleri arasında, ortak mirasları olan ideal ve ilkeleri güvence altına almak ve gerçekleştirmek için daha ileri bir birlik sağlamak olduğunu düşünerek;

Bir kısmı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan Avrupa’nın tarihi bölgesel veya azınlık dillerinin; Avrupa’nın kültürel zenginliğine ve geleneklerinin sürdürülüp geliştirilmesine katkıda bulunduğunu düşünerek;

Özel ve kamusal hayatta bölgesel veya azınlık dilleri kullanma hakkının; Birleşmiş Milletler Yurttaşlık ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nde yer alan ilkelere ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi’nin ruhuna uygun olan inkâr edilemez bir hak olduğunu düşünerek;

AGİT bünyesinde yürütülen çalışmaları, özellikle 1975 Helsinki Nihai Senedini ve 1990 Kopenhag Toplantısı belgelerini dikkate alarak;

Kültürlerarası bağların ve çokdilliliğin değerini vurgulayarak ve bölgesel veya azınlık dillerinin korunmasının ve teşvik edilmesinin, resmi dillere ve resmi dilleri öğrenme ihtiyacına zarar vermemesi gerektiğini düşünerek;

Avrupa’nın farklı ülkelerinde ve bölgelerinde, bölgesel veya azınlık dillerinin desteklenmesi ve korunmasının, ulusal egemenlik ve toprak bütünlüğü çerçevesinde kültürel çeşitlilik ve demokrasi ilkelerine dayalı bir Avrupa inşa etmeye önemli katkıları olacağını fark ederek;

Avrupa Devletlerinin farklı bölgelerinde özel koşullar ve tarihi gelenekler olduğunu dikkate alarak;
Aşağıdaki şekilde anlaşmaya vardılar:

I. Bölüm Genel Hükümler
Madde 1 – Tanımlar

Bu Şart’ın amaçları kapsamında:

a .”bölgesel veya azınlık dilleri” şu dilleri tarif eder:

i.Bir Devlet’in toprakları içinde bu Devlet’in geriye kalan nüfusundan sayıca daha az bir grup oluşturan vatandaşları tarafından geleneksel olarak kullanılan ve

ii. Devlet’in resmi dil(ler)inden farklı olan; Devlet’in resmi dilinin diyalekti ve/veya göçmen dillerinin diyalekti kapsam dışındadır;

b. “bölgesel veya azınlık dilinin kullanıldığı toprak”, belirtilen dil grubunun bu Şart tarafından sağlanan çeşitli koruyucu ve destekleyici önlemlerin alınmasını mazur gösterebilecek sayıda kişi tarafından ifade aracı olarak kullanıldığı coğrafi alandır;

c.”toprağa bağlı olmayan diller” o devletin vatandaşları tarafından kullanılan ve devletin geri kalan nüfusu tarafından kullanılan dil(ler)den farklı olan, geleneksel olarak o devletin sınırları içinde kullanılmakla birlikte belirli bir alan ile tarif edilemeyen dillerdir.

Madde 2 – Taahhütler

1.Her bir Taraf, toprakları içerisinde konuşulan ve 1. Madde’ye uyan tüm bölgesel ve azınlık dillerine 2. Bölüm’deki hükümleri uygulamayı taahhüt ederler.

2.Her bir Taraf, 3. Madde’ye uygun olarak onay, kabul veya tasvip sırasında bildirilen her bir dil için en azından üçer paragraf 8. Madde ve 12. Madde’nin her birinden ve birer tane paragraf 9.10.11 ve 13. Madde’nin her birinden olmak üzere bu Şart’ın 3. Bölümünün hükümleri arasından seçilen en az 35 paragraf ya da alt paragrafı uygulamayı taahhüt ederler.

Madde 3 – Uygulamaya Yönelik Düzenlemeler

1.Her bir akit taraf kabul, onay veya tasvip belgesinde; 2.madde’nin 2. paragrafında belirtildiği gibi seçilen paragrafların uygulanacağı bölgesel veya azınlık dillerini veya resmi dil olup toprakları içinde daha az kullanılan dili belirtecektir.

2.Bir Taraf, daha sonraki bir tarihte, Genel Sekreter’e Şart’ın kabul, onay veya tasvip belgesinde belirtilmemiş olan diğer paragraflarındaki hükümlerin getirdiği taahhütleri kabul ettiğini veya işbu maddenin 1. paragrafını bir başka bölgesel veya azınlık diline yahut topraklarının tümünde ya da bir bölümünde daha az kullanılan bir resmi dile uygulayacağını bildirebilir.

Önceki paragrafta sözü edilen taahhütler, kabul, onay veya tasvip belgesinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilip, bildirim tarihinden itibaren aynı etkiye sahip olacaklardır.

Madde 4 – Mevcut Koruma Rejimleri

1.Bu Şart’taki hiç bir şey, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından güvence altına alınmış olan herhangi bir hakkı kısıtlayıcı veya ihlâl edici şekilde anlaşılmayacaktır.

2.Bu Şart’ın hükümleri, bir bölgesel veya azınlık dilinin statüsünü yahut bir Taraf içerisinde bulunan veya ikili ya da çok taraflı anlaşmalarla sağlanmış olan, azınlık grubuna mensup kişilerin yasal rejimini belirleyen daha uygun hükümleri etkilemeyecektir.

Madde 5 – Mevcut Yükümlülükler

Bu Şart’ın hiçbir hükmü; Devletlerin egemenlik hakkı ve toprak bütünlüğü de dâhil olmak üzere, Birleşmiş Milletler Şartı’nın amaçlarının veya uluslararası hukuktaki başka yükümlülüklerin hilafına herhangi bir eyleme kalkışma veya faaliyete karışma hakkını vermeyi ima ettiği şeklinde yorumlanamaz.

Madde 6 – Bilgilendirme

Taraflar ilgili makamların, kuruluşların ve kişilerin bu Şart ile getirilen hak ve görevlerden haberdar olmalarını sağlamayı taahhüt ederler.

II. Bölüm
Madde 2, Paragraf 1’e uygun olarak takip edilecek amaçlar ve ilkeler
Madde 7 – Amaçlar ve ilkeler
1.Taraflar, bölgesel veya azınlık dilleri bakımından; bu tür dillerin kullanıldığı topraklarında ve her bir dilin durumunu dikkate alarak, politikalarını, mevzuatını ve uygulamalarını aşağıdaki amaç ve ilkelere dayandıracaklardır:

a. bölgesel veya azınlık dillerinin, kültürel zenginliğin bir ifadesi olarak kabul edilmesi;

b. mevcut ya da yeni kurulacak idari bölümlerin söz konusu bölgesel veya azınlık dilinin geliştirilmesine engel teşkil etmemesi için, bölgesel veya azınlık dile ait coğrafi alana saygı gösterilmesi;

c.bölgesel veya azınlık dilleri muhafaza etmek için verilen destek konusunda kararlı bir tavır sergilemek;

d. bölgesel veya azınlık dilinin yazılı ve sözlü olarak kamusal ve özel hayatta kullanılmasını kolaylaştırmak ve/veya teşvik etmek;

e. Bu Şart’ın kapsamı altındaki konularda, bir bölgesel veya azınlık dili kullanan gruplar ve o devletin içinde benzer ya da aynı bölgesel veya azınlık dilini kullanan diğer gruplarla olan bağlantıların kurulup geliştirilmesi, bunun yanında Devlet içindeki farklı dilleri konuşan gruplar arasında kültürel ilişkilerin kurulması;

f. bölgesel veya azınlık dilinin uygun olan tüm basamaklarda öğretilmesini ve öğrenilmesini sağlamak için uygun araçlar ve ortamlar sağlamak;

g. bir bölgesel veya azınlık dilin kullanıldığı alanda yaşayan ve o dili konuşmayı bilmeyen kişilere eğer isterlerse o dili öğrenme imkânı sağlamak;

h. üniversite ya da benzeri kurumlarda bölgesel veya azınlık dilleri üzerinde araştırma ve çalışma yapılmasını desteklemek;

i.iki ya da daha fazla devlette kullanılan benzer ya da aynı bölgesel veya azınlık dili ile ilgili olarak bu Şart kapsamındaki konularda uygun şekilde sınıraşırı değişim yapılmasını desteklemek.

2.Taraflar, eğer hâlâ yerine getirmedilerse, bir bölgesel veya azınlık dilinin kullanımı ile ilgili olan ve dilin sürdürülüp geliştirilmesini tehlikeye sokacak ya da engelleyecek adil olmayan herhangi bir ayrımcılık, dışlama, kısıtlama ya da tercihten vazgeçmeyi taahhüt ederler. Bir bölgesel veya azınlık dilini kullananlar ile geri kalan nüfus arasındaki eşitliği desteklemek üzere alınan veya o dili kullananların özel koşullarını gereğince dikkate alan herhangi bir lehte önlem daha yaygın kullanılan dile karşı bir kısıtlama olarak kabul edilmeyecektir.

3.Taraflar, ülkelerinde uyguladıkları eğitimin amaçları arasında, ülkenin bütün dil grupları arasında ortak anlayışa varılmasını ve özellikle bölgesel veya azınlık dillerle ilgili olarak saygı, anlayış ve hoşgörü gösterilmesini sağlamayı ve kitle iletişim araçlarının da aynı amacı takip etmesini sağlayacak önlemler almayı taahhüt ederler.

4.Taraflar bölgesel veya azınlık dilleri ile ilgili politikayı belirlerken bu tür dilleri kullanan gruplar tarafından ifade edilen talep ve arzuları dikkate alacaklardır. Eğer gerekirse, yetkililere bölgesel veya azınlık diller ile ilgili olarak tavsiyede bulunmak amacıyla organlar oluşturacaklardır.

5.Taraflar, “toprağa bağlı olmayan” dillere, yukarıda 1. ve 4. paragraf arasında belirtilen ilkeleri mutatis mutandis uygulamayı taahhüt ederler. Bununla birlikte, bu diller söz konusu olduğunda, bu Şart’ı yürütmek amacıyla alınacak önlemlerin yapısı ve kapsamı daha esnek bir tarz ile söz konusu dilleri kullananların talep ve arzuları dikkate alınarak ve gelenek ve özelliklerine saygı duyularak belirlenecektir.

III. Bölüm
2.Madde 2. paragraftaki taahhütlere uygun olarak bölgesel veya azınlık dilinin kamusal hayatta kullanılmasını desteklemek için alınacak önlemler
Madde 8 – Eğitim

1.Eğitim ile ilgili olarak Taraflar, bu dillerin kullanıldığı topraklarda, bu dillerin her birinin durumuna bağlı olarak ve devletin resmi dil(ler)inin öğretilmesi hakkına halel getirmemek koşuluyla şunları taahhüt ederler;

a.

i. ilgili bölgesel veya azınlık dillerinde okul öncesi eğitim sağlamak; veya
ii. okul öncesi eğitimin önemli bir bölümünü ilgili bölgesel veya azınlık dillerinde sağlamak veya
iii. yukarıdaki i ve ii’de belirtilenleri en azından ailesi bu talepte bulunan ve sayıca yeterli oldukları düşünülen öğrencilere uygulamak veya
iv. kamu kurumları okul öncesi eğitim konusunda yetersiz iseler yukarıdaki i’den iii’ye kadar bahsedilen önlemlerin alınmasını desteklemek ve/veya teşvik etmek;

b.

i. ilgili bölgesel veya azınlık dillerinde ilkokul eğitimi sağlamak; veya
ii. ilkokul eğitiminin önemli bir kısmını ilgili bölgesel veya azınlık dillerde sağlamak veya
iii. ilgili bölgesel veya azınlık dillerin, ilköğretim müfredatının ayrılmaz bir parçası olarak öğretilmesini sağlamak veya
iv. yukarıdaki i’den iii’ye kadar verilen önlemleri en azından ailesi bu talepte bulunan ve sayılarının yeterli olduğu düşünülen öğrencilere uygulamak;

c.

i. ilgili bölgesel veya azınlık dillerinde ortaöğrenim sağlamak; veya
ii. ortaöğrenimin önemli bir kısmını ilgili bölgesel veya azınlık dillerde sağlamak veya
iii. ilgili bölgesel veya azınlık dillerin, ortaöğrenim müfredatının ayrılmaz bir parçası olarak öğretilmesini sağlamak veya
iv. yukarıdaki i’den iii’ye kadar verilen önlemleri en azından ailesi bu talepte bulunan ve sayılarının yeterli olduğu düşünülen öğrencilere uygulamak;

d.

i. ilgili bölgesel veya azınlık dillerinde mesleki ve teknik eğitim sağlamak; veya
ii. mesleki ve teknik eğitimin önemli bir kısmını ilgili bölgesel veya azınlık dillerde sağlamak; veya
iii. ilgili bölgesel veya azınlık dillerin, mesleki ve teknik eğitim içinde müfredatın ayrılmaz bir parçası olarak öğretilmesini sağlamak; veya
iv. yukarıdaki i’den iii’ye kadar verilen önlemleri en azından ailesi bu talepte bulunan ve sayılarının yeterli olduğu düşünülen öğrencilere uygulamak;

e.

i. bölgesel veya azınlık dillerde üniversite öğrenimini ya da diğer yüksek öğrenimi mümkün kılmak; veya
ii. bu dillerin üniversitede ve yüksek öğrenimde ders olarak görülebilmelerini sağlamak; veya
iii. eğer Devletin yüksek öğrenim kurumlarındaki rolü ile ilgili bir nedenle i ve ii alt paragrafları uygulanamıyorsa bölgesel veya azınlık dillerde üniversite ya da diğer yüksek öğrenim kurumları açılmasına veya bu dillerin üniversitelerde veya yüksek okullarda ders olarak okutulmasına destek vermek ve/veya izin vermek;

f.

i.tamamen ya da büyük kısmı bölgesel veya azınlık dillerde verilen, yetişkinlere yönelik kurslar ve sürekli eğitim kursları sağlanmasını düzenlemek; veya
ii. bu dilleri yetişkinlere yönelik kurslarda ya da sürekli eğitim kurslarında ders olarak vermek; veya
iii. kamu kurumları yetişkin eğitimi konusunda kendileri uzman değil ise, bu dillerin yetişkin kursları ya da sürekli eğitim dersi olarak verilmesini desteklemek ve/veya teşvik etmek;

g. bölgesel veya azınlık dil tarafından yansıtılan kültürün ve tarihin öğretilmesini sağlayacak düzenlemeler yapmak;

h. a’dan g’ye kadar olan paragraflardan Tarafça kabul edilenleri uygulamaya koyacak öğretmenlere temel ve ileri eğitim sağlanması;

i. bölgesel veya azınlık dillerin öğretilmesini sağlamak veya geliştirmek konusunda alınan önlemleri ve gösterilen başarıyı izlemek için ve kamuoyuna açıklanmak üzere bulgularını periyodik raporlarda yayınlamak için üst kuruluş ya da kuruluşlar kurmak.

2. Eğitimle ilgili olarak, bölgesel veya azınlık dillerin geleneksel olarak konuşulduğu yerler dışında Taraflar, bölgesel veya azınlık dillerini kullananların sayısını mazur gösterirse eğitimin tüm basamaklarında bölgesel veya azınlık dillerde eğitim yapılmasını sağlar, teşvik eder veya izin verir.

Madde 9 – Yargı Kurumları

Taraflar, bölgesel veya azınlık dili kullanan vatandaşların sayısının aşağıda belirtilen önlemleri almayı mazur gösterdiği yargı bölgelerinde her bir dilin durumuna göre ve bu paragraf yargıcın yargıyı uygun şekilde yürütmesini engelleyeceği şeklinde düşünmemesi koşuluyla şunları taahhüt ederler:

a. ceza davalarında:

i. mahkemelerin, taraflardan birinin isteği üzerine davayı bölgesel veya azınlık dillerde yürütmelerini sağlamak; ve/veya

ii. sanığa kendi bölgesel veya azınlık dilini kullanma hakkı güvencesi verilmesini;
ve/veya

iii. yazılı veya sözlü talep ve kanıtların, sadece ve sadece bir bölgesel veya azınlık dilde ifade edildikleri için kabul edilmemelerini engellemek; ve/veya

iv. talep edildiğinde yasal işlemlerle ilgili belgeleri ilgili bölgesel veya azınlık dilde çıkarmak; gerektiğinde ilgili kişiler için ek bir ödeme yapmayı gerektirmemek kaydıyla çevirmenler ve çeviri metinler kullanmak

b. hukuk davalarında:

i. mahkemelerin, taraflardan birinin isteği üzerine davayı bölgesel veya azınlık dillerde yürütmelerini sağlamak; ve/veya

ii. mahkemeye bir şahit çıkarılacağı zaman, ek bir ödeme yapmasına gerek kalmadan kendi bölgesel veya azınlık dilini kullanabilmesine izin vermek; ve/veya

iii. talep edildiğinde yasal işlemlerle ilgili belgeleri ilgili bölgesel veya azınlık dillerde çıkarmak, gerekirse çevirmenler veya çeviri metinler kullanmak;

c. Yargı öncesi davalarla ilgili idari konularda:

i. mahkemelerin, taraflardan birinin isteği üzerine davayı bölgesel veya azınlık dillerde yürütmelerini sağlamak; ve/veya
ii. mahkemeye bir şahit çıkarılacağı zaman, ek bir ödeme yapmasına gerek kalmadan kendi bölgesel veya azınlık dilini kullanabilmesine izin vermek; ve/veya
iii. talep edildiğinde yasal işlemlerle ilgili belgeleri ilgili bölgesel veya azınlık dillerde çıkarmak, gerekirse çevirmenler veya çeviri metinler kullanmak;

d. yukarıdaki b ve c paragraflarının i ve iii alt paragraflarının uygulanmasını ve çevirmen ya da çeviri metin kullanılmasının ilgili kişiye ek ödeme getirmemesini kesinleştirecek adımlar atmak.
2. Taraflar şunları taahhüt ederler:

a. devlet içinde hazırlanmış bir belgenin yalnızca bir bölgesel veya azınlık dilde yazıldığı için geçerliliğini inkar etmeyeceklerini; veya
b. ülke içinde çıkarılmış, resmi belgelerin yalnızca bölgesel veya azınlık dilinde yazıldıkları için geçerliliğini reddetmeyeceklerini ve bu belgelerin o dilleri kullanmayan ilgili üçüncü taraflara, tebligatı yapan(lar) tarafından içeriğinin anlaşılmasının sağlanması kaydıyla tebligatının yapılabileceğinin kabul edilmesi; veya
c. ülke içinde çıkarılmış, resmi belgelerin yalnızca bölgesel veya azınlık dilinde yazıldıkları için geçerliliğini reddetmeyeceklerini.

3. Taraflar, en önemli ulusal statü metinlerinin ve özellikle bölgesel veya azınlık dilleri kullananlarla ilgili olanların bu dillerde bulunabilmesini başka bir yolla sağlanmamışsa taahhüt ederler.

Madde 10 – İdari makamlar ve kamu hizmetleri

Devlet’in idari bölümleri içinde bölgesel veya azınlık dillerini kullananların sayısı aşağıda belirtilen önlemlerin alınmasını mazur göstermesi durumunda ve her bir dilin durumuna bağlı olarak Taraflar aşağıdakileri mümkün olduğu kadar yerine getirmeyi taahhüt ederler;

a.

i. idari makamların bölgesel veya azınlık dilleri kullanmalarını sağlamak; veya
ii.halkla ilişkili olan görevlilerin kendilerine bu dillerde başvuran kişilerle olan ilişkilerinde bölgesel veya azınlık dilleri kullanmalarını sağlamak; veya
iii. bölgesel veya azınlık dillerini kullananların yazılı ya da sözlü başvurularını bu dillerde yapabilmelerini ve bu dillerde cevap almalarını sağlamak; veya
iv. bölgesel veya azınlık dillerini kullananların yazılı ya da sözlü başvurularını bu dillerde yapabilmelerini sağlamak; veya
v. bölgesel veya azınlık dillerinin kullanıcılarının bu dillerde sunacakları belgelerin geçerli kabul edilmelerini sağlamak; veya

b. yaygın olarak kullanılan idari metinlerin ve formların bölgesel veya azınlık dillerde ya da iki dilli olarak bulunabilmelerini sağlamak;

c. idari makamların bölgesel veya azınlık dilde belgeler hazırlamasına izin vermek.

2. Toprakları içinde bölgesel veya azınlık dilleri kullananların sayısının mazur görüldüğü durumda Taraflar aşağıdakilere izin verecek ve/veya teşvik edecektir:

a. bölgesel veya yerel yönetim çerçevesinde bölgesel veya azınlık dillerinin kullanılması;
b. bölgesel veya azınlık dilini kullananların yazılı veya sözlü olarak bu dillerde başvuruda bulunmalarının mümkün olması;
c. bölgesel yönetimlerin resmi belgeleri aynı zamanda bölgesel veya azınlık dillerde yayınlaması;
d. yerel yönetimlerin resmi belgeleri aynı zamanda bölgesel veya azınlık dillerde yayınlaması;
e. bölgesel veya azınlık dillerinin, bölgesel yönetimler tarafından meclis görüşmelerinde, Devlet’in resmi dil(ler)ini dışlamamak kaydıyla kullanılması;
f. bölgesel veya azınlık dillerinin, yerel yönetimler tarafından meclis görüşmelerinde, Devlet’in resmi dil(ler)ini dışlamamak kaydıyla kullanılması;
g. bölgesel veya azınlık dillerindeki geleneksel ve doğru yer adlarının gerekirse resmi dildeki adıyla birlikte olmak üzere kullanılması ve benimsenmesi.

3. İdari kurumlar tarafından sağlanan ya da kendi adlarına hareket eden kişiler tarafından sağlanan kamu hizmetleri konusunda, bölgesel veya azınlık dilinin kullanıldığı sahalar içinde Taraflar, her bir dilin durumuna göre ve makul ölçüler içinde mümkün olduğunca şunları taahhüt ederler;

a. bu hizmetin verilmesinde bölgesel veya azınlık dilin kullanılmasını sağlamak; veya
b. bölgesel veya azınlık dilleri kullananların bu dillerde dilekçe vermesine ve cevap almasına izin vermek; veya
c. bölgesel veya azınlık dilleri kullananların bu dillerde dilekçe verilmesine izin vermek.

4. Taraflar, 1.,2. ve 3. paragraflardan kendilerince kabul edilmiş olan hükümlerin yürürlüğe girmesi için aşağıdaki önlemlerden bir ya da daha fazlasını almayı taahhüt ederler:

a. istendiğinde yazılı ya da sözlü çeviri;
b. gerekli memurların ve diğer kamu hizmeti çalışanlarının işe alınması ve gerektiğinde eğitilmeleri;
c. bölgesel veya azınlık dillerin kullanıldığı topraklara atanacak kamu hizmeti çalışanlarının mümkün olduğu kadar bu dilleri bilmeleri şartını aramak.

5. Taraflar ilgili kişiler talep ettiğinde bölgesel veya azınlık dillerde soyadı kullanılmasına veya alınmasına izin vermeyi taahhüt ederler.

Madde 11 – Medya

1. Taraflar, bölgesel veya azınlık dillerini kullananlar için bu dillerin konuşulduğu yerlerde, her bir dilin durumuna göre kamu kurumlarının doğrudan ya da dolaylı olarak yeterliliğe sahip olması, gücü olması ya da bu alanda rol oynaması ölçüsüne göre ve medyanın bağımsızlığı ve özerkliği ilkesine saygı göstererek aşağıdakileri taahhüt ederler:

a. radyo ve televizyonun kamu hizmeti görevi yapma derecesine göre:

i. bölgesel veya azınlık dillerde yayın yapan en az bir radyo istasyonu ve bir televizyon kanalı kurulmasını temin sağlamak; veya
ii. bölgesel veya azınlık dillerde yayın yapan en az bir radyo istasyonu ve bir televizyon kanalı kurulmasını teşvik etmek veya kolaylaştırmak; veya
iii. yayıncıların bölgesel veya azınlık dillerde programlar hazırlamasını sağlayacak düzenlemeler yapmak;

b.

i. bölgesel veya azınlık dillerinde en azından bir radyo istasyonu kurulmasını teşvik etmek ve/veya kolaylaştırmak; veya
ii. bölgesel veya azınlık dillerinde düzenli olarak radyo programları yayınlanmasını desteklemek ve/veya kolaylaştırmak;;

c.

i. bölgesel veya azınlık dillerde en azından bir televizyon kanalı kurulmasını teşvik etmek ve/veya kolaylaştırmak; veya
ii. bölgesel veya azınlık dillerinde düzenli olarak televizyon programları yayınlanmasını teşvik etmek ve/veya kolaylaştırmak;

d. bölgesel veya azınlık dillerinde işitsel ve görsel çalışmalar üretilmesini ve dağıtılmasını teşvik etmek ve/veya kolaylaştırmak;

e.

i. bölgesel veya azınlık dillerinde en azından bir gazetenin kurulmasını veya devam etmesini teşvik etmek ve/veya kolaylaştırmak; veya
ii. bölgesel veya azınlık dillerinde düzenli olarak gazete makaleleri yayınlanmasını teşvik etmek ve/veya kolaylaştırmak;

f.

i. yasanın genel olarak medyaya maddi yardım sağlamaya izin vermesi durumunda bölgesel veya azınlık dillerini kullanan medyanın üstlendiği ek maliyetleri karşılamak; veya
ii. bölgesel veya azınlık dillerinde hazırlanan görsel-işitsel ürünlere mali yardımda bulunmak için mevcut önlemleri uygulamak;

g. bölgesel veya azınlık dillerini kullanan gazeteciler ve diğer medya mensuplarının eğitimini desteklemek.

2. Taraflar komşu ülkelerden gelen ve bölgesel veya azınlık dilin aynısı ya da benzeri olan dillerdeki radyo ve televizyon yayınlarının, doğrudan alınması özgürlüğünü güvenceye almayı ve komşu ülkelerden gelen bu dillerdeki radyo ve televizyon yayınlarının yeniden iletime gönderilmelerine muhalefet etmemeyi taahhüt ederler. Ayrıca ifade özgürlüğüne ve bölgesel veya azınlık dilin aynısı ya da benzeri dilde basılmış bilginin serbest dolaşımına kısıtlama getirilmemesini sağlamayı taahhüt ederler.

Yukarıda sözü edilen özgürlüklerin uygulanması, görevler ve sorumluluklar taşıdığı için; milli güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu güvenliği, anarşinin veya suçun önlenmesi, sağlığın ve genel ahlâkın korunması, başkalarının hakları ya da kişilik haklarının korunması, gizlilik kaydıyla alınan bilginin açıklanmasının engellenmesi veya yargının tarafsızlığının ve bağımsızlığının korunması için demokratik bir toplumda gerekli olan ve yasada belirtilmiş olan kurallar, koşullar, kısıtlamalar veya cezalara konu olabilir.

3. Taraflar; medyanın çoğulculuğunu ve özgürlüğünü güvence alma yükümlülüğüne uygun olarak kurulabilecek organlarda bölgesel veya azınlık dil kullanıcılarının çıkarlarının temsil edilmesini veya dikkate alınmasının sağlanmasını taahhüt ederler.

Madde 12 – Kültürel etkinlikler ve hizmetler
1. Kültürel etkinlikler ve hizmetler konusunda –edebi çalışmalar ve film üretimi, kültürel ifadenin sözlü biçimleri, festivaller, kültür endüstrisi, bu kapsamdaki yeni teknolojilerin kullanımının yanı sıra özellikle kütüphaneler, video kütüphaneleri, kültür merkezleri, müzeler, arşivler, akademiler, tiyatro ve sinemalar – Taraflar, bu tür dillerin kullanıldığı topraklarda, kamu kuruluşlarının yeterliliği, gücü olması ya da rolü olması ölçüsünde aşağıdakileri taahhüt ederler:

a. bölgesel veya azınlık dile özel girişimleri ve ifade türlerini teşvik etmek ve bu dillerde üretilen çalışmalara erişimde farklı araçları geliştirmek;

b. çeviri, dublaj, post-senkronizasyon ve benzeri faaliyetlere yardım ederek ve destekleyerek bölgesel veya azınlık dillerde üretilen çalışmalara diğer dillerden farklı erişim yollarını artırmak;

c. çeviri, dublaj, post-senkronizasyon ve benzeri faaliyetlere yardım ederek ve destekleyerek diğer dillerde üretilen bölgesel veya azınlık dillerindeki çalışmalara erişimi arttırmak;

d. çeşitli kültürel etkinlikleri desteklemekle veya düzenlemekle görevli olan kuruluşların, destek verdikleri veya düzenledikleri faaliyetlerde bölgesel veya azınlık dillerinin kullanılmasını veya bunlarla ilgili bilgileri kapsama almaları için yeterli tahsisat ayırmaları;

e. kültürel etkinlikleri desteklemekle veya düzenlemekle görevli olan kuruluşların emrinde ilgili bölgesel veya azınlık dile ve kalan nüfusun kullandığı dil(ler)den birine hakim personel bulunmasını sağlayacak önlemler almak;

f. bölgesel veya azınlık dillerini temsil edenlerin; kültürel aktivitelerin ve etkinliklerin planlanmasına doğrudan katılımda bulunmalarının sağlanması;

g. bölgesel veya azınlık dilinde üretilen çalışmanın toplanması, örneğinin tutulması ve sunumu ya da yayımından sorumlu kurum ya da kurumlar oluşturmayı teşvik etmek veya kolaylaştırmak;

h. gerekiyorsa; her bir bölgesel veya azınlık dilindeki özellikle idari, ticari, ekonomik, sosyal, teknik, veya hukuki terminolojiyi koruyup geliştirmeye yönelik bir bakışla terminoloji araştırma hizmeti yapacak kurumlar oluşturmak, desteklemek ve/veya finanse etmek.

2. Bölgesel veya azınlık dilinin geleneksel olarak kullanıldığı topraklar dışındaki yerlerde Taraflar, bölgesel veya azınlık dili kullananların sayısı mazur gösteriyorsa önceki paragrafa uygun şekilde kültürel etkinlik ve hizmetlere izin vermeyi, bunları teşvik etmeyi ve/veya sağlamayı taahhüt ederler.

3. Taraflar, bölgesel veya azınlık dil tarafından yansıtılan kültürle ilgili kültür politikasını ülke dışında da takip etmek içine uygun düzenlemeler yapmayı taahhüt ederler.

Madde 13 – Ekonomik ve sosyal yaşam
1. Taraflar, ekonomik ve sosyal faaliyetler konusunda tüm ülke içinde şunları yapmayı taahhüt ederler:

a. özellikle iş sözleşmeleri ile ürün veya tesislerin kullanım kılavuzları şeklindeki teknik belgeler gibi ekonomik ve toplumsal hayatla ilgili konulardaki belgelerde bölgesel veya azınlık dilinin kullanılmasını makul bir neden olmadan yasaklayan ya da kısıtlayan hükümleri mevzuatlarından çıkarmak;

b. şirketlerin çalışma kuralları içinde veya özel belgelerde bölgesel veya azınlık dilin kullanılmasını dışlayan veya kısıtlayan ifadeler konulmasını, en azından aynı dili kullananlar için geçerli olmak üzere yasaklamak;

c. Bölgesel veya azınlık dilinin ekonomik ve toplumsal hayatla bağlantılı olarak kullanılmasından caydırılmaya yönelik uygulamalara karşı gelmek;

d. üstteki alt paragraflarda belirtilenlerden başka yollarla da bölgesel veya azınlık dilin kullanımını kolaylaştırmak ve teşvik etmek.

2. Ekonomik ve toplumsal faaliyetlerle ilgili olarak Taraflar, bölgesel veya azınlık dilin kullanıldığı topraklarda, kamu kurumlarının yeterliliği derecesinde ve gerçekçi ölçüler içinde mümkün olduğu durumda, şunları taahhüt ederler:

a. mali mevzuat ve bankacılık mevzuatı hükümlerinde, ticari usule uygun yöntemlerle, bölgesel veya azınlık dillerinde ödeme emri (çek, poliçe, vb.) veya diğer mali belgelerin hazırlanabilmesine izin vermek, veya bu tür mevcut hükümlerin uygulamaya konmasını sağlamak;

b. doğrudan kendi denetimleri altında olan ekonomik ve toplumsal sektörlerde (kamu sektörü) bölgesel veya azınlık dilinin kullanılmasını geliştirecek faaliyetler düzenlemek;

c. hastane, huzurevi ve hostel gibi sosyal bakım tesislerinin; hastalık, yaşlılık veya diğer nedenlerle bakım ihtiyacı duyan ve bölgesel veya azınlık dil kullanan kişileri kendi dillerinde kabul etme ve tedavi etme imkanını sağlamak;

d. güvenlik talimatlarının aynı zamanda bölgesel veya azınlık dilinde hazırlanmasını uygun yollarla sağlamak;

e. ilgili kamu kurumlarınca verilen tüketici haklarıyla ilgili bilgilerin bölgesel veya azınlık dilde de bulunabilmesini sağlama.

Madde 14 – Sınırötesi değişme

Taraflar şunları taahhüt ederler:

a. aynı dilin tıpkı ya da benzer şekilde kullanıldığı Devletlerle yapılmış mevcut iki taraflı ve çok taraflı anlaşmaları uygulamak veya gerekirse Devletler içinde aynı dilin kullanıcılarının kültür, eğitim, bilişim, mesleki eğitim ve daimi eğitim alanlarında ilişkilerini kuvvetlendirecek şekilde bu tür anlaşmalar imzalama yolu aramak;

b. bölgesel veya azınlık dilin yararına olmak üzere, özellikle topraklarında aynı veya benzer bölgesel veya yerel dil kullanılan bölgesel ve yerel yönetimler arasında olmak üzere sınır aşırı işbirliğini kolaylaştırmak ve desteklemek.

IV. Bölüm
Şart’ın Uygulanması
Madde 15 – Periyodik raporlar

1. Taraflar periyodik olarak Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne, bu Şart’ın II. Bölümüne uygun olarak izledikleri politikayı ve kabul ettikleri III. Bölüm hükümlerindeki uygulamalarla ilgili olarak alınan önlemleri, biçimi Avrupa Bakanlar Komitesi tarafından belirlenecek olan Raporlar halinde sunacaklardır İlk rapor Şart’ın ilgili Taraf açısından yürürlüğe girmesini izleyen yıl içinde, diğer raporlar ilk rapordan sonra üç yıllık aralıklarla sunulacaktır.

2.Taraflar raporlarını kamuoyuna açıklayacaklardır.

Madde 16 – Raporların incelenmesi

1.Madde 15’e uygun olarak Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne sunulacak raporlar

Madde 17’ye göre kurulacak bir uzmanlar komitesi tarafından incelenecektir.

2. Taraflar içinde yasal olarak kurulmuş örgütler ve kuruluşlar, Tarafça üstlenilmiş olan bu Şart’ın III. Bölüm’üne ait taahhütlerle ilgili konulara uzmanlar komitesinin dikkatini çekebilir. Uzmanlar komitesi, ilgili Taraf’a danıştıktan sonra bu bilgiyi aşağıdaki 3. paragrafta belirtilen raporun hazırlanmasında dikkate alabilir. Bu örgütler veya kuruluşlar, bir Taraf tarafından II. Bölüm’e uygun olarak izlenen politika ile ilgili ifadeler de gönderebilirler.

3. Paragraf ‘ta bahsedilen raporlara ve 2. Paragraf’ta belirtilen bilgilere dayanarak uzmanlar komitesi Bakanlar Komitesi için bir rapor hazırlayacaktır. Bu raporda Taraflar’ın yapılmasını talep ettiği yorumlar da yer alacak ve rapor Bakanlar Komitesi tarafından kamuoyuna açıklanacaktır.

4. 3.Paragraf’ta belirtilen rapor özellikle, gerektiğinde Bakanlar Komitesi’nin bir ya da bir kaç Taraf’a bildireceği tavsiye kararlarının hazırlanmasına yönelik olarak uzmanlar komitesinin yapacağı önerileri de kapsayacaktır.

5. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Şart’ın uygulanması ile ilgili olarak Parlamenter Meclisine 2 yılda bir ayrıntılı rapor hazırlayacaktır.

Madde 17 – Uzmanlar komitesi

1. Uzmanlar Komitesi, her bir Taraf’tan bir kişi olmak üzere ilgili Taraf’ın önerdiği, bu Şart’la ilgili konularda yüksek derecede ilgisi olan ve uzmanlığı kabul edilmiş kişilerin yer aldığı bir listeden Bakanlar Komitesi tarafından atanacak üyelerden oluşacaktır.

2. Komite üyeleri altı yıllık bir süre için atanacak, aynı göreve yeniden atanmaları mümkün olacaktır. Görev süresini tamamlayamayan üye 1. paragrafta belirtilen yöntemle değiştirilecek, halef üye selefinin görev süresini tamamlayacaktır.

3. Uzmanlar komitesi çalışma kuralları kabul edecektir. Sekreterya hizmeti Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından sağlanacaktır.

V. Bölüm Son Hükümler
Madde 18

Bu Şart Avrupa Konseyi üyesi tüm devletlerin imzasına açılacaktır. Onay, kabul veya tasvibe tabi olacaktır. Onay, kabul veya tasvip belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreterine tevdi edilecektir.

Madde 19

1. Bu Şart, Avrupa Konseyi üyesi devletlerden beşinin bu Şart’la bağlı olmayı kabul ettiklerini, Madde 18 hükümlerine uygun olarak bildirdikleri tarihten üç ay geçtikten sonraki ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

2. Bu Şart’la bağlı olmayı kabul edeceğini daha sonra beyan eden herhangi bir üye devlet bakımından bu Şart; onay, kabul veya tasvip belgesinin tevdi tarihinden sonra geçecek üç aylık süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

Madde 20

1. Şart’ın yürürlüğe girmesinden sonra Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi üye olmayan bir devleti Şart’ı tanımaya davet edebilir.

2. Şart’ı tanıyan bir devlet olması durumunda, Şart, katılım belgesinin Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tevdiinden sonra üç ay geçtikten sonraki ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

Madde 21

1. Devletler, imza sırasında ya da onay, kabul veya tasvip belgesini tevdi ederken bu Şart’ın 7.maddesinin 2’den 5’e kadar olan paragraflarına bir ya da daha fazla çekince koyabilirler. Başka çekince konamaz.

2. Önceki maddeye göre çekince belirten akit devlet bu çekinceyi Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne muhatap bir bildirim ile kısmen ya da tümden geri alabilir. Bu tür bir çekinceden vazgeçme, bildirimin Genel Sekreter’ce alındığı tarihten itibaren geçerli olacaktır.

Madde 22

1. Herhangi bir akit taraf, herhangi bir tarihte, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne muhatap bir bildirim ile bu Şart’tan çekilebilir.

2. Çekilmenin yürürlük tarihi beyanın Genel Sekreterce alındığı tarihten altı ay geçtikten sonraki ayın ilk günü olacaktır.

Madde 23

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Avrupa Konseyi üye devletlerine ve Şart’ı kabul eden tüm devletlere şu bilgileri yazılı olarak haber verecektir:

a. her imzalamayı
b. tüm onay, kabul veya tasvip belgelerinin tevdiini;
c. 19. Madde ve 20. Madde’ye göre gerçekleşen tüm yürürlüğe giriş tarihlerini;
d. 3. Madde 2. Paragraf’ın hükümleri uygulanarak alınan her bildirimi
e. Bu Şart’la ilgili tüm diğer hareket, bildirim, beyan ve haberleşmeleri

Yukarıdaki hükümleri kabul zımnında gereği gibi yetkili kılınmış aşağıda imzaları bulunanlar işbu şartı imzalamışlardır.

Avrupa Konseyi arşivlerinde saklanacak işbu sözleşme İngilizce ve Fransızca olarak ve her iki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere, tek nüsha halinde, 5 Kasım 1992’de Strazburg’da düzenlenmiştir. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Avrupa Konseyi üyesi devletlerin her birine ve Şart’ı kabul etmeye davet edilen devletlere bu şartın aslına uygun suretlerini iletecektir.

11 Nisan – Hukuk Takvimi

0
11 Nisan – Hukuk Takvimi
1862
Hukukçu ve Amerika Birleşik Devletleri’nin 44. Dışişleri Bakanı Charles Evans Hughes, dünyaya geldi. (Ölümü: 27 Ağustos 1948) Brown Üniversitesi ve Columbia Hukuk Fakültesi‘nden mezun oldu. Birkaç yıl özel olarak çalıştıktan sonra, 1905’te kamu hizmetleri ve hayat sigortası endüstrisine yönelik başarılı devlet araştırmalarını yönetti. 1906’da New York Valisi seçildi ve çeşitli ilerici reformlar uyguladı. 1910’da Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi’ne yargıç olarak atandı. 1930’dan 1941’e kadar bu görevde kaldı.

Charles Evans Hughes
1893
Amerikalı avukat ve  devlet adamı Dean Gooderham Acheson dünyaya geldi. (Ölümü: 12 Ekim 1971) Yale ve Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nden mezun oldu. İki yıl süreyle Yüksek Mahkeme yargıcı Louis Brandeis’nin özel katipliğini yaptı. 1921’de Washington’da bir hukuk firmasında çalışmaya başladı. 1933’te hazine müsteşarlığında görev aldı. Dışişleri bakanlığına 1941 yılında müsteşar olarak atandı. 1945-1947 yılları arasında dışişleri bakan yardımcılığı yaptı. Ocak 1949’da Dışişleri Bakanı olarak görevlendirildi ve 21 Ocak 1949 – 20 Ocak 1953 arasında bu görevi yürüttü. ABD’nin barış zamanında girdiği ilk savunma ittifakı olan Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı‘nın (NATO) kuruluşuna öncülük etti. Soğuk Savaş döneminde ABD’nin dış politikasının mimarlığını yaptı. Devlet görevlerinden ayrıldıktan sonra avukat olarak çalışmaya devam etti ve devlet başkanlarına danışmanlık yaptı.

ABD’nin soğuk savaş politikalarının mimarı Avukat ve Dışişleri Bakanı Dean Acheson
1905
Dünyaca ünlü bilim insanı Albert Einstein, İzafiyet Teorisini ilan etti.
1919
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Birinci Dünya Savaşı’na son veren Versay Antlaşması kapsamında, evrensel ve kalıcı bir barışın ancak sosyal adalet temelinde inşa edilebileceği inancıyla kuruldu.
1919
Singapur, Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallıktan bağımsızlığını ilân etti.
1920
Osmanlı Padişahı Vahdettin, Meclis-i Mebûsan’ı feshetti. Yeni seçimler yapıldıktan sonra açılan Meclis 11 Nisan 1920’de resmen kapatıldı. Sultanahmet’te büyük kadın mitingi yapıldı. Türk Kadınlar Birliği’nin düzenlediği mitingde, “kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması” kutlandı.
1920
Şeyhülislâm Dürrizâde Abdullah’ın, “Padişah ve Halife kuvvetleri dışındaki millî kuvvetleri kâfir ilan eden ve katlinin vacip (gerekli)” olduğunu bildiren fetvası Takvim-i Vekayi’de yayınlandı.

Takvim-i Vekayi Dergisi
1930
Sultanahmet’te büyük kadın mitingi yapıldı. Türk Kadınlar Birliği’nin düzenlediği mitingde, “kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması” kutlandı.
1935
Amerikalı seri katil Richard Kuklinski doğdu. (Ölümü: 5 Mart 2006) Cinayetleri işledikten sonra cinayet zamanının belli olmaması için cesetleri dondurduğundan dolayı Iceman takma adıyla anıldı.
1938
Üsküdar ve Kadıköy Su Şirketi satın alınarak kamulaştırıldı.
1950
Açlık grevini erteleyen Nazım Hikmet, Cerrahpaşa Hastanesi’ne götürülerek muayene edildi. Muayene sonucunda kalbinden ve karaciğerinden rahatsız olduğu kesinleşti.
1957
Halk Gazetesi’nin sahibi Ratip Tahir Burak, bir karikatürü nedeniyle tutuklandı.

Ratip Tahir Burak
1965
Time Dergisi Atatürk’ü küçük düşürdüğü iddia edilen yazıları nedeniyle toplatıldı. dergi daha önce Atatürk’ü iki defa kapağına taşımış ve dünya gündemine getirmişti.

Mustafa Kemal Paşa, Time Dergisi kapağında
1967
Kadınlar I-ıh Derse adlı oyun müstehcen olduğu gerekçesiyle yasaklandı. Başrol oyuncusu Lale Oraloğlu açlık grevine başladı ve 17 gün sonra perdenin yeniden açılmasını sağladı. Hikayede yıllardır süren savaşlardan çok çeken Atina ve Spartalı kadınlar, barışı sağlamak için harekete geçiyorlardı. Kadınlar kocalarını savaştan vazgeçirebilmek için yataklarına almıyor, barış için seks yasağı uygulamaya başlıyorlardı.
1975
Bursa’da Uludağ, Elazığ’da Fırat, Samsun’da Ondokuz Mayıs ve Konya’da Selçuk Üniversitelerinin kurulmasına ilişkin kanun yürürlüğe girdi.
1980
TRT İstanbul çalışanı, gazeteci Ümit Kaftancıoğlu öldürüldü. Kaftancıoğlu, İstanbul Radyosu Eğitim-Kültür Yayınları’nda programcı olarak görev yapmaktaydı. Romanlarında, Doğu Anadolu bölgesini anlatan yazar, insanın insanla ve doğayla mücadelesine önem verdi. Alevilikteki dedelik kurumunu sorguladığı ‘Hakullah’ röportajıyla Milliyet-Karacan Armağanı’nı kazandı.

Ümit Kaftancıoğlu
1984
Tek tip elbise uygulaması, dayak, hücre cezası, işkence, sevk zinciri ve benzeri uygulamalara karşı ilk ölüm oruçları Metris Cezaevinde başladı. Dev-Sol ve TİKB’lilerin tecrit koğuşlarında başlatılan ölüm oruçları Sağmalcılar Özel Tip Cezaevi’ne yayıldı. Ölüm oruçlarına başlayan mahpuslar, tek tip elbise ve sevk zincirinin kaldırılmasını, işkencelere, ve hücre cezalarına son verilmesi ile tutuklu ve hükümlülere siyasi tutuklu statüsü tanınmasını talep etti.
1984
Halkevleri yöneticileri hakkında açılan davada tüm sanıklar beraat etti, Halkevlerinin kapatılması talebi reddedildi.
1991
  • Terörle Mücadele Yasası mecliste kabul edildi.  TBMM TCK’nın 141, 142 ve 163. maddelerini kaldırdı. 125. ve 146. maddelerden hüküm giyenlerin düzenlemeden şartlı biçimde yararlanması kabul edildi. Cezaevlerinde, TCK’nın 125. ve 146. maddelerinden dolayı tutuklu ve hükümlü olan yaklaşık 2.500 kişinin kalabileceği hesaplandı. Şartla tahliyeyi de içeren Terörle Mücadele Yasası ile Yargıtay’da olan DİSK davası düşürüldü, 12 Eylül darbesi sonrası faaliyeti durdurulan DİSK’in tekrar açılması sağlandı. Türkçe dışında, Kürtçe dahil herhangi bir dille kamuya açık yerlerde konuşma, her türlü yayın yapma, toplantı ve gösterilerde başka dilden pankart, döviz vb. taşıma yasağı kaldırıldı.
  • Oğuzhan Müftüoğlu, Devrimci Yol Davasında yargılananlar adına  Şartlı Salıverme Yasasındaki adaletsizliklerin giderilmesi ve 12 Eylül hukukunun tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılması hakkında bir çağrı metni yayınladı.
  • İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 300’ü aşkın kamu emekçisi, sendikalarının mühürlenmesini protesto etti.
2001
Ölüm orucu eylemcilerinde, Nergis Gülmez, Fatma Ersoy ve Tuncay Günel yaşamını yitirdi. F tipi cezaevi uygulamasını protesto amacıyla devam eden ölüm oruçlarında yedi kişi yaşamını yitirmişti.
2001
İran’da 150’den fazla milletvekili, devrim mahkemesinin tutukladığı muhaliflere yönelik kötü muameleyi protesto etti.
2002
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (ICC) kuruluşu onaylandı.  Statü gereğince, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin faaliyete geçebilmesi için 60 ülkenin onayı beklendi ve 11 Nisan 2002 tarihinde söz konusu 60 onaya ulaşıldı. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail çıkarlarına uygun bulmadıkları için anlaşmaya katılmadı. Türkiye, Avrupa Birliği üyesi ve adayları arasında tüzüğü onaylamayan tek ülke oldu. Mahkeme 1 Temmuz 2002 tarihinde resmen göreve başladı.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Binası
2003
Ordu ili Mesudiye ilçesi Güneyce köyünde, 23 Ağustos 1997 tarihinde, hayvanları ahıra bıraktıktan sonra evlerine dönen 3 çocuğu ”terörist sandıkları için” kurşun yağmuruna tutarak 2’sini öldüren ve 1 hafta tutuklu kalıp bırakılan kolluk görevlisi özel timcilerden 4’ü 10’ar yıl hapse mahkum oldu.
2003
Küba’da, 2 Nisan 2003 tarihinde, bir yolcu gemisini kaçırarak Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmeye zorlamak suçlamasıyla hüküm giyen üç kişi idam edildi. Uluslararası Af Örgütü idamları protesto etti.
2003
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Savcılığın temyiz ettiği Devrimci Sol ana davasına ait 100 klasörün mahkemeler arasında kaybolması nedeniyle, temyiz mercii olarak inceleme yapacak olan Yargıtay 11.Ceza Dairesi’ne tebliğname göndererek kararın bozulmasını istedi.
2007
Özbekistan Cumhuriyeti Anayasası’nda değişiklikler yapıldı. Anayasa, 8 Aralık 1992 yılında kabul edilmiş ve 28 Aralık 1993, 24 Nisan 2003, 11 Nisan 2007, 25 Aralık 2008 ve 18 Nisan 2011 yıllarında değişiklik ve ilaveler yapılmıştır. Anayasaya göre Özbekistan Cumhuriyeti; iller, ilçeler, şehirler, kasabalar, beldeler (kışlaklar), köyler (aullar), ayrıca Karakalpakistan Cumhuriyetinden oluşmaktadır. Anayasa, diğer Türk Cumhuriyetleri Anayasalarına benzer nitelikler taşımaktadır.
2012
Kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen ve zorunlu eğitimi, kademeli olarak 12 yıla çıkaran ”İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
2013
Anayasa Mahkemesi, Milli Savunma Bakanlığı ile (TSK) sivil memurların sendika kuramayacağı ve sendikaya üye olamayacağına ilişkin kanun hükmünü iptal etti. Karar sonucunda, sivil memurların, sendika kurabilmesi ve sendikalara üye olabilmesi mümkün hale geldi.
2014
UNESCO, gazeteci Ahmet Şık’ın “Guillermo Cano Dünya Basın Özgürlüğü 2014 Yılı Ödülü”ne layık görüldüğünü açıkladı. Kolombiya’da uyuşturucu çeteleri ve yolsuzluklarla ilgili haberlere imza atan Guillermo Cano, 17 Aralık 1986’da silahlı saldırıda hayatını kaybetmişti.
2014
Anayasa Mahkemesi, Bilgi Teknolojileri Kurumu’a, elektronik haberleşme sektörüyle ilgili kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi veren Kanun hükmünü iptal etti.
2016
Üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın öldürülmesiyle ilgili müebbet hapis cezasına çarptırılan Ahmet Suphi Altındöken, cezaevinde uğradığı silahlı saldırıda öldü, babası Necmettin Altındöken ise yaralandı.
2021
Avrupa Psikiyatri Birliği Etik Kuralları(EPA Code of Ethics), 11 Nisan 2021 tarihinde kabul edildi.
2023
Denizbank’ın eski Florya Şube Müdürü Seçil Erzan, yüksek getirili gizli fon vaadiyle aralarında Fatih Terim ile Fernando Muslera, Arda Turan, Emre Belözoğlu gibi ünlü futbolcuların da olduğu 30’dan fazla kişiyi yüksek getirili gizli fon vaadiyle dolandırdığı iddiasıyla 11 Nisan 2023’te tutuklandı.
2025
  • İstanbul’da Saraçhane’deki protestolar sonrası tutuklanan 34 kişi için mahkemeden tahliye kararı çıktı. Böylece tutuklanan301 kişiden çoğu öğrenci olmak üzere tahliye sayısı 84’e çıktı.
  •  Ekrem İmamoğlu’nun, 6 kişi ile birlikte Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde ‘İhaleye fesat karıştırma’ suçlamasıyla 3 yıldan 7 yıla kadar hapis istemiyle Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davaya devam edildi.
  • CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği iddia edilen ve İmamoğlu İnşaat şirketi yetkilisinin de bulunduğu para sayma görüntülerine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında açılan davanın duruşması Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma 19 Kasım’a ertelendi.
  • İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i ve ailesini tehdit edip hedef gösterdiği’ gerekçesiyle “tehdit”, “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret” ve “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçlarından 7 yıl 4 aya kadar hapis istemiyle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ilk duruşması güvenlik nedeniyle Çağlayan Adliyesi yerine Silivri’deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda yapıldı.

11 Nisan – Hukuk Takvimi

Avrupa Psikiyatri Birliği Etik Kuralları

0

Avrupa Psikiyatri Birliği Etik Kuralları(EPA Code of Ethics), 11 Nisan 2021 tarihinde kabul edilmiştir.

Metin, Avrupa Psikiyatri Birliği(The European Psychiatric Association-EPA) Etik Komitesi tarafından hazırlanmıştır. Komite Başkanı Danuta Wasserman’ın koordinatörlüğünde oluşturulan metin Türkçe’ye Dr. Ayşegül Aksakal tarafından kazandırılmıştır. Çeviri aşamasında, Türkiye Psikiyatri Derneği İnsan Hakları ve Etik Çalışma Birimi üyeleri katkıda bulunmutşur.

Avrupa Psikiyatri Birliği Etik Kuralları

Temel Değerler

Psikiyatristler, tıp mesleğinin ve özel olarak da psikiyatrinin ve zihin sağlığı ile çalışmanın sorumluluklarını ve etik gerekliliklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.

Psikiyatristler, özerkliğe saygı, yararlı olma, zarar vermeme ve adil olma etik ilkelerini dikkate almalıdırlar. Etik psikiyatri uygulaması; bir birey olarak hasta için, onun kültürel değerlerini ve inançlarını da kapsayan farkındalık, duyarlılık ve eşduyum gerektirir.

Psikiyatristler, kendi ülkelerinin kaynakları elverdiği ölçüde; herkes için, kapsayıcı sağlık hizmetini ve zihinsel hastalığı olan kişiler için, adil ve uygun korunma, bakım, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerini savunmakla yükümlüdürler.

Psikiyatristler, toplumun zihinsel sağlık ve iyiliğinin geliştirilmesinin yanı sıra, ruhsal hastalıklarla bağlantılı damgalama ve ayrımcılığın azaltılması için de farklı düzeylerde çalışmalıdırlar.

Psikiyatristler; yaş, ırk, etnik köken, uyruk, din, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, sosyal konum, suç geçmişi, engellilik, hastalık ve politik bağlılıklar temelinde ayrımcılık yapamazlar. Benzer şekilde, bu temellerde ayrımcılık yapanlara yardım etmek de etik değildir; psikiyatristler ayrımcı eylemleri asla onaylamamalı ve bu eylemlere asla katılmamalıdırlar.

Psikiyatristler; hastalar, hasta yakınları ve çalışanlarla ilişkilerinde her zaman saygılı olmak zorundadırlar. Psikiyatristler hastalarının karar verici vekilleri gibi davranamazlar; hastalarının kararlarına her zaman saygılı olmalı ve kendi iradelerini ifade etmeleri konusunda hastalarının haklarını güvence altına almalıdırlar.

Psikiyatristler hastaları tanı ve tedavi süreçleri hakkında bilgilendirmeli, özerkliklerini desteklemeli ve her zaman bilgilendirilmiş onamlarını almalıdırlar. Psikiyatristler karar alma süreçlerini güçlendirmek için; hastaların, ailelerin ve diğer meslek mensuplarının eğitimini desteklemelidirler.

Psikiyatrist, psikiyatrist-hasta ilişkisini kendi çıkarı için kullanamaz. Psikiyatristlerin bir hasta ile tedavi süresince herhangi bir cinsel ilişkide bulunmaları kabul edilmez.

Psikiyatristlerin sorumlulukları

Psikiyatristlerin şu sorumlulukları vardır:

-Sürekli eğitim yoluyla bilgi ve uygulamalarının güncel olmasını sağlamak;
-Hastaları için kendi ülkelerindeki ulaşılabilir en iyi tedavilerden haberdar olmak;
-Tedavi ilişkilerinde sınırları korumak;
-Kendi sağlıklarını ve zihinsel iyiliklerini korumak ve gerektiğinde yardım istemek.

Kişiselleştirilmiş bakım sağlamak

Psikiyatristler hastaları için kanıta dayalı tedaviler önermeli ve bunun toplumsal alandan gelen taleplerle aynı yönde olmayabileceği nadir durumlarda bile, erişilebilir en iyi ve en uygun tedaviyi güvence altına almak için çaba harcamalıdırlar. Psikiyatristler hastalarla iletişimde var olan kaynaklar ölçüsünde; hastanın durumuna uygun güvenlik, ilgi ve zamanı sağlamaya ek olarak, dil ve kültür engellerini aşıp hastalarını anlayabilmelidirler.

Özerkliğe ve onura saygı

Hastalardan bakım, tedavi, rehabilitasyon ve araştırma için bilgilendirilmiş onam alınmış olması gereklidir. Psikiyatrist, tam olarak bilgilenmiş olmasını güvence altına almak için hastaya tedavi seçenekleri, yararları ve sakıncaları ile ilgili her bilgiyi sağlamalıdır. Araştırma söz konusu olduğunda elde edilen bilgilerin kullanımı açıklanmak zorundadır.

Bir tedaviye karar verirken hastanın iradesi ve tercihi dikkate alınmalıdır. Psikiyatristlerin, bir hastanın kendi kaderini tayin etme yetisini mümkün olan en iyi şekilde kullanmasını sağlamaları gerekir.

Psikiyatrist-hasta ilişkisinde güven ve saygıyı en üst düzeyde sağlamak psikiyatristin sorumluluğudur.

Ergin olmayanlarla çalışırken daha fazla özen gösterilmelidir. Ebeveynler veya yasal veliler tedavi süreçlerine katılmalı, kendi ülkelerinin mevzuatına uygun olarak onamları alınmalıdır.

Psikiyatristlerin, ergin olmayan kişilerin bilgi gizliliği hakkına ve özerkliğine saygı gösterme sorumluluğu vardır.

Ağır veya engelli hastalar

Eğer bir hasta kendi ruh sağlığı konusunda özgürce karar verme yetisini aşan ölçüde ağır hasta veya engelli ise psikiyatristler; kararda hastanın en üstün yararını güvence altına almak üzere hastanın aile üyelerine, vasilerine, yasal danışmanlarına veya toplumca belirlenmiş herhangi bir başka kişiye danışmalıdır. Psikiyatrist hastanın onam kapasitesinin nasıl değerlendirileceği konusunda bilgili olmalıdır.

Psikiyatrist, hasta ve onu destekleyen kişiler arasındaki ilişkiyi, tedavi sonucu üzerinde olası bir etken olarak değerlendirmelidir.

İstemsiz (zorunlu) bakım ve tedavi

İstemsiz (zorunlu) önlemlerin kullanımı yalnızca diğer tüm seçenekler tüketildiğinde ve yeterli bakımı sağlamak ve hastanın ve/veya diğer kişilerin güvenliğinden emin olmak için başka bir seçenek olmadığında dikkate alınmalıdır.

Psikiyatristler istemsiz (zorunlu) tedaviyi uygularken kendi ülkelerinin mevzuatına uymalı ve bu sürece katılan bütün görevlilerle işbirliği yapmalıdırlar. İstemsiz (zorunlu) bakım ve tedavi yalnızca hasta kendisi ve başkaları için risk olmaya devam ettiği sürece sürdürülmelidir.

Hastanın durumu, EPA’da temsil edilen her bir Avrupa ülkesinde geçerli yasalara uygunluğu açısından düzenli olarak gözden geçirilmeli ve tedavi için uzlaşı arayışı ara vermeksizin sürdürülmelidir.

Bilgi gizliliği

Bilgiler, Avrupa Birliği’ndeki Genel Veri İşleme Tüzüğü (GDPR) hukukuna ve diğer Avrupa ülkelerinde buna karşılık gelen mevzuata uygun olarak işlenmelidir. Psikiyatristler, ulusal mevzuata göre sağlık sistemi için gizlilik koşullarında alınmış bilgileri; yasal düzenlemelerde ve anayasada istisna olmadığı sürece yalnızca hastalığın iyileştirilmesi ve zihinsel sağlığın geliştirilmesi için kullanabilirler. Hastalar sağlık sistemine girdiklerinde mümkün olan en kısa sürede gizlilik düzenlemelerinden haberdar edilmelidirler.

Gizli bilgilerin ifşa edilmesi durumunda psikiyatrist ilgili kişiyi bilgilendirmekle yükümlüdür.

Araştırmacı olarak psikiyatristler

Araştırmalarda iyi uygulama, araştırmanın her zaman; yarar sağlamayı, zarar vermemeyi, dürüstlüğü, bilgilendirilmiş onamı ve kişilerin haklarına ve onuruna ve söz konusu ülkedeki ulusal tabipler birliğinin kılavuzlarına saygıyı güvence altına almasını gerektirir. Hastaların ve özel toplulukların (örneğin; cinsiyete, etnik köken ve uyruğa, yapılan işe vb. bağlı durumlarda) istismarından her durumda kaçınılmalıdır. Fiziksel, ruhsal veya ayrımcılığa ve damgalamaya neden olarak zarar verme potansiyeli her projede incelenmeli ve zarardan kaçınılmalıdır.

Araştırmanın, EPA’da temsil edilen ilgili Avrupa ülkesinin kendi yönetimsel bir kurumunun etik onayı altında yürütülmesi gerekir. Hassas bir topluluğun hassas durumdaki bireyleri olmaları nedeniyle, psikiyatrik bakım altındaki hastaların onam verme yeterliliklerinin güçlendirilmesi özel olarak önemsenmeyi gerektirir.

Araştırmacılar sonuçların gizliliğini güvence altına almak zorundadırlar. Bu, verilerin güvenli bir şekilde depolanmasını ve Avrupa’daki Genel Veri Koruma Tüzüğü hukukuna uygun olarak yetkili olmayan kişilerden korunmasını içerir. Kişisel verilerin anonim tutulması, kişilerin tanınamamasının mümkün olan en iyi şekilde güvence altına alınması da ayrıca önemlidir.

Araştırmacılar araştırmanın maddi kaynaklarını ve işbirliklerini her zaman açıklamalıdırlar.

Medyaya sesleniş

Psikiyatristler medyaya seslenirken; tutum ve davranışlarını denetlemeli ve bilgileri, bir meslek olarak psikiyatrinin, psikiyatriyi ilgilendiren konu ve sorunların, psikiyatristlerin ve ruhsal hastalığı olan kişilerin saygınlığını koruyacak şekilde sunmalıdırlar.

Psikiyatristler araştırma bilgi ve bulgularının doğruluğunu sağlamalı, yanlış yorumlardan kaynaklı açıklamalardan sakınmalıdırlar. Ruh sağlığı sorunu olan kişilerin damgalanmasından ve ayrımcılıktan kaçınmaya dikkat edilmelidir.

Psikiyatrist ülkesinin tıbbi gizlilik mevzuatını çiğnememelidir. Psikiyatrist, kendi ülkesinin

hakaret ve iftiraya özgü mevzuatına uymalıdır.

Endüstri ile ilişkiler

Psikiyatristlerin, destekleyici/işbirliği ilişkisi içinde oldukları kurumları ve maddi kaynak sağlayıcılarını açıklamaları gerekir. Psikiyatristlerin; destekleyicilerden aldıkları herhangi bir teşviğin, mesleki çalışmalarını ve dolayısıyla hastalarının sağlığını etkilemediğinden emin olmaları önemlidir.

Üçüncü taraf yüklenicilerle ilişkiler

Psikiyatristler, hastanın sağlığının ana odak noktası olmasını ve hastaların mümkün olan en iyi tedaviyi almalarını sağlamalıdırlar. Bu gereklilik bazen, en çok net kârı elde etmeye odaklanmış olan üçüncü taraf yükleniciler ve kurumların çıkarlarına karşıt olabilir. Bu nedenle, psikiyatristlerin; Birleşmiş Milletler’in 46/119 numaralı, “psikiyatristlerin; ruhsal hastalığı olan kişilerin kazanım ve haklarını sınırlayan, tedavi kapsamını daraltan, uygun ilaçlara erişimlerini kısıtlayan, eşit muamele görme haklarını yok sayan ayrımcı uygulamalara karşı çıkmaları gerektiğini” söyleyen ‘Ruhsal Hastalığı Olan Kişilerin Korunması İçin İlkeler’ kararına sahip çıkmaları önemlidir.

Özel durumlar

İşkence

Psikiyatristler; herhangi bir zihinsel veya fiziksel işkence sürecine, yetkili makamlar bu tür eylemlere katılmaya zorladığında bile katılmamalıdırlar.

Cinsiyet seçimi

Psikiyatristler, cinsiyet seçimi amaçlı gebeliği sonlandırma kararlarında yer almamalıdırlar.

Yardımlı intihar

Bir hekimin görevi her şeyden önce sağlığın geliştirilmesi, acının azaltılması ve yaşamın korunmasıdır. Hastalarından bazıları ciddi engelli ve bilgilendirilmiş bir karara varma konusunda yetersiz olan psikiyatrist; engellilikleri nedeniyle kendilerini koruyamayacak olan hastalarının ölümüne yol açabilecek eylemlerde özellikle dikkatli olmalıdırlar.

Psikiyatrist, hastanın görüşünün ruhsal hastalığı nedeniyle çarpık olabileceğinin farkında olmalıdır.

Psikiyatristin görevi hastalığı tedavi etmektir. Psikiyatrist yönünü sadece ülkesindeki mevzuata göre değil; aynı zamanda, meslek kurumlarının standartlarına göre de bulmalıdır.

Yardımlı intihara katılmak psikiyatristin görevi değildir.