Ana Sayfa Blog Sayfa 46

Türk Vatandaşlığı Kanunu

0
Türk Vatandaşlığı Kanunu

Türk Vatandaşlığı Kanunu 5901 kanun numarası ile 29.05.2009 tarihinde kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 12.06.2009 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun, kendisinden önceki  403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununu yürürlükten kaldırmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Nüfus Cüzdanı – Mustafa Kemal Atatürk
Türk Vatandaşlığı Kanununu TBMM’ye Sunulan Gerekçesi 
Devletin unsurlarından birisi olan insan topluluğu, vatandaşlık hukukunun temel konusunu oluşturmaktadır. Bir insan topluluğunun devletin kurucu unsuru olabilmesi için, sınırları belirli bir ülke üzerinde yaşaması ve kendisini uluslararası alanda temsil edecek bir siyasi otoriteye sahip olması ve devletle arasında sürekli bir hukuki bağın bulunması gerekir. Bu bağ vatandaşlık bağıdır. Vatandaşlık bağı kişinin devletine karşı bağlılığını ifade ederken, aynı zamanda devletin birey üzerinde birtakım yetkilere sahip olmasının temelini de oluşturur. Vatandaşlık genel olarak devletle kişi arasındaki hukuki bir bağ olarak tanımlanır. Bu durum Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesinin 2 nci maddesinde; “Vatandaşlık bir kişi ile bir devlet arasındaki hukuksal bağ anlamına gelir; kişinin etnik kökenini göstermez.” şeklinde ifadesini bulur.
Vatandaşlıkla ilgili düzenlemelerin devletin egemenlik hakkının bir sonucu olduğu ve vatandaşlığın belirlenmesinde devletin mutlak bir yetkisinin bulunduğu genel bir ilkedir. Bu yüzden her devletin, kimlerin kendi vatandaşı olacağını belirleme ve bunlarla ilgili düzenleme yapma özgürlüğü vardır. Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesinin 1 inci maddesi bunu açıkça ifade etmiştir. Adı geçen sözleşmeye göre; “Her devlet, kimlerin kendi vatandaşı olduğunu, kendi hukuku uyarınca kendisi belirler.” Devletin bu yetkisinin tek istisnası ise, devletin yaptığı düzenlemelerin, uluslararası sözleşmelere, uluslararası teamül hukukuna ve vatandaşlıkla ilgili genel olarak kabul edilmiş hukuk ilkelerine aykırı olmamasıdır.
Vatandaşlığın belirlenmesinde devletlerin mutlak yetkilerinin bulunması nedeniyle uygulamada ülkeler genellikle doğum yeri (jus soli) ve soy bağı (jus sanguinis) esaslarından birisini ya da her ikisini birlikte kabul etmektedir. Bunun yanında belirli şartları taşıyanlara doğumdan sonra da devletlerce vatandaşlık verilebilmektedir. 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununda, soy bağı ve doğum yeri esaslarının her ikisine de yer verilerek uluslararası alandaki genel eğilime uyulmuştur. Doğumdan sonra, doğumdan başka bir nedenle vatandaşlığın kazanılmasında vatandaşlık hukuku alanındaki uluslararası gelişmeler göz önünde bulundurulmuştur.
Son zamanlarda bilinen vatandaşlık kavramından farklı olarak Avrupa Birliği vatandaşlığı kavramı da ortaya çıkmıştır. Avrupa Birliği vatandaşlığı kavramı üye ülkelerin vatandaşlıkla ilgili düzenlemelerinin tamamen dışında yer almaktadır. Bu kavram vatandaşlık mevzuatlarını düzenleme yetkisinde ülkelerin geleneksel uygulamalarında herhangi bir değişiklik öngörmemiştir. Ancak, son zamanlarda vatandaşlık alanında da ortak hareket edilmesi gerektiği yönünde Avrupa Birliği düzeyinde değerlendirmeler yapılmaktadır.
Avrupa Birliği vatandaşlığı, üye devletin vatandaşı olan bir kişinin birlik çerçevesinde belirli hak ve yükümlülüklerinin bulunması anlamına gelir. Üye devletlerde dolaşım ve ikamet özgürlüğü, ikamet edilen devlette yerel ve Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılabilme, kendi ülkesinin temsilciliğinin bulunmadığı üçüncü ülkelerde üye ülkelerin diplomatik korumasından faydalanma, Avrupa Parlamentosuna ve Ombudsmana başvurma hakkı Avrupa Birliği vatandaşının hakları olarak karşımıza çıkmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına verilen Türk Pasaportu
Ülkemizde vatandaşlık hizmetleri ile ilgili temel Kanun 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunudur. Uygulamaya konulduğu 22/5/1964 tarihinden beri bu Kanunda önemli değişiklikler yapılmıştır. Dönemin şartları içerisinde ortaya çıkan güncel ihtiyaçların zorlamasıyla yapılan bu değişiklikler Kanunun sistematiğinde bozulmalara neden olmuştur. Zaman içinde yapılan değişikliklerle Kanunun bozulan sistematiğinin, hukuk ilkelerine uygun şekilde yeniden düzenlenmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Kanunun yürürlükte bulunduğu dönemde kabul edilen 1982 Anayasasının Türk vatandaşlığı ile ilgili 66 ncı maddesinde 2001 yılında değişiklik yapılmış, vatandaşlığın kazanılmasında ana ile baba arasındaki ayrım ortadan kaldırılarak, Anayasanın temel ilkelerinden olan Kanun önünde kadın erkek eşitliği sağlanmıştır.
2002 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun getirdiği düzenlemeler ile Türk Vatandaşlığı Kanununun hükümlerinin birbirine uyumunun sağlanması açısından da yeni bir düzenleme zaruret halini almıştır. Ayrıca, uluslararası düzeyde vatandaşlık konularında bağlayıcı düzenlemelere gidilmeye başlanmıştır. 1 Mart 2000 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi vatandaşlığın kazanılması ve kaybedilmesi konularında önemli ilkeler benimsemiştir. Sözleşme, vatandaşlık hukukunun cinsiyet, din, ırk, renk ya da ulusal veya etnik köken açısından ayrımcılık oluşturan herhangi bir uygulama içeremeyeceğini kabul etmiştir. Diğer yandan Sözleşme, devletlerin çok vatandaşlık olgusuna olumlu  yaklaşımda bulunmalarını öngörmektedir. Bu sözleşmeyi Avrupa Konseyi üyesi 12 ülke onaylamış, 27 ülke de imzalamıştır.
Ülkemiz bu sözleşmeyi henüz imzalamamakla birlikte, Avrupa Birliği üyeliği sürecinde ülkemizin gündemine gelmesi muhtemel görünmektedir. Çünkü Avrupa Birliği düzeyinde yapılan değerlendirmelerde vatandaşlık alanında Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesinin temel alınması gerektiği yönünde eğilim ağırlık kazanmıştır. Diğer yandan, küreselleşmenin bir sonucu olarak ulaşım imkânlarının artması ile Türkiye ile tarihi ve sosyolojik bağları bulunan veya bulunmayan ve Türkiye dışında yaşayan bir çok yabancının Türk vatandaşlığını kazanmaya yönelik başvurularında büyük artışların olduğu gözlemlenmiştir. Başvuruların sağlıklı ve hızlı bir şekilde incelenmesi ve değerlendirilmesi için yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Gelişmiş ülkelerin de uyguladığı bir yol olarak Türkiye’nin ekonomik ve sosyal hayatına katkıda bulunabilecek yabancılara Türk vatandaşlığının daha kolay verilmesi suretiyle, bu kişilerin ülkemize kazandırılmaları da önem arz etmektedir. Yine bu dönemde yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının sayısında büyük artışlar olmuştur.
Türkiye dışında yaşayan Türk vatandaşları, bulundukları ülkelerde siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan daha etkin olabilmek için yaşadıkları ülkelerin vatandaşlığına sahip olma çabası içindedirler. Bazı devletler ülkesinde yaşayan Türk vatandaşlarına, Türk vatandaşlığını kaybetmeden kendi vatandaşlığını vererek çok vatandaşlığa sahip olmalarına imkân tanımaktadır. Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde yaşayan Türk vatandaşları ancak Türk vatandaşlığından izinle çıkarak bulundukları ülkelerin vatandaşlığını kazanabilmektedirler. Bütün bu gelişmeler ışığında vatandaşlıkla ilgili yasal düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesi ve yeni bir tedvine gidilmesi bir zaruret halini almış ve Tasarı bu amaçla hazırlanmıştır.

Türk Vatandaşlığı Kanunu

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Tanımlar ve
Vatandaşlık Hizmetlerinin Yürütülmesi
Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı; Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına dair iş ve işlemlerin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Kanun, Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına ilişkin esasların düzenlenmesine ve vatandaşlık hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usulleri kapsar.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Bakanlık: İçişleri Bakanlığını,
b) Çok vatandaşlık: Türk vatandaşının aynı anda birden çok vatandaşlığa sahip olmasını,
c) Genel Müdürlük: Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünü,
ç) Türk vatandaşı: Türkiye Cumhuriyeti Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan kişiyi,
d) Yabancı: Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişiyi, ifade eder.

Vatandaşlık hizmetlerinin yürütülmesi

MADDE 4 – (1) Türk vatandaşlığının kazanılmasına ve kaybına ilişkin hizmetler yurt içinde Bakanlık, yurt dışında ise dış temsilcilikler tarafından yürütülür.

İKİNCİ BÖLÜM
Türk Vatandaşlığının Kazanılması
Türk vatandaşlığının kazanılması halleri

MADDE 5 – (1) Türk vatandaşlığı, doğumla veya sonradan kazanılır.

Doğumla kazanılan vatandaşlık

MADDE 6 – (1) Doğumla kazanılan Türk vatandaşlığı, soy bağı veya doğum yeri esasına göre kendiliğinden kazanılır. Doğumla kazanılan vatandaşlık doğum anından itibaren hüküm ifade eder.

Soy bağı

MADDE 7 – (1) Türkiye içinde veya dışında Türk vatandaşı ana veya babadan evlilik birliği içinde doğan çocuk Türk vatandaşıdır.

(2) Türk vatandaşı ana ve yabancı babadan evlilik birliği dışında doğan çocuk Türk vatandaşıdır.

(3) Türk vatandaşı baba ve yabancı anadan evlilik birliği dışında doğan çocuk ise soy bağı kurulmasını sağlayan usul ve esasların yerine getirilmesi halinde Türk vatandaşlığını kazanır.

Doğum yeri

MADDE 8 – (1) Türkiye’de doğan ve yabancı ana ve babasından dolayı doğumla herhangi bir ülkenin vatandaşlığını kazanamayan çocuk, doğumdan itibaren Türk vatandaşıdır.

(2) Türkiye’de bulunmuş çocuk aksi sabit olmadıkça Türkiye’de doğmuş sayılır.

Sonradan kazanılan vatandaşlık

MADDE 9 – (1) Sonradan kazanılan Türk vatandaşlığı, yetkili makam kararı veya evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması ile gerçekleşir.

Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması

MADDE 10 – (1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz.

(2) (Ek: 19/10/2017-7039/28 md.) Bu Kanun uyarınca sonradan Türk vatandaşlığının kazanılmasında uygulanacak temel ilke ve esaslar ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınmak suretiyle Bakanlıkça belirlenir.

Başvuru için aranan şartlar

MADDE 11 – (1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda;

a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak,

b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye’de kesintisiz beş yıl ikamet etmek,

c) Türkiye’de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek,

ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak,

d) İyi ahlak sahibi olmak,

e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek,

f) Türkiye’de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak,

g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak, şartları aranır.

Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller

MADDE 12 – (1) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.

a) Türkiye’ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.

b) (Ek: 28/7/2016-6735/27 md.) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.

c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.

d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.

(2) (Ek: 19/10/2017-7039/29 md.) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir.

Türk vatandaşlığının ikamet şartı aranmaksızın yeniden kazanılması

MADDE 13 – (1) Millî güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla aşağıda belirtilen kişiler Türkiye’de ikamet etme süresine bakılmaksızın, Türk vatandaşlığını Bakanlık kararıyla yeniden kazanabilirler.

a) Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler.

b) Ana veya babalarına bağlı olarak Türk vatandaşlığını kaybedenlerden 21 inci maddede öngörülen süre içerisinde seçme hakkını kullanmayanlar.

Türk vatandaşlığının ikamet şartına bağlı olarak yeniden kazanılması

MADDE 14 – (1) 29 uncu madde uyarınca Türk vatandaşlığı kaybettirilenler Cumhurbaşkanı kararıyla, 34 üncü madde uyarınca Türk vatandaşlığını kaybedenler Bakanlık kararıyla, millî güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmaması ve Türkiye’de üç yıl ikamet etmek şartıyla Türk vatandaşlığını yeniden kazanabilirler.

İkamet ve sürelerin hesaplanması

MADDE 15 – (1) Bir yabancı için ikamet, Türk kanunlarına uygun olarak Türkiye’de
oturmaktır. Türk vatandaşlığını kazanma talebinde bulunan bir yabancı başvuru için aranan
ikamet süresi içinde toplam oniki ayı geçmemek üzere Türkiye dışında bulunabilir. Türkiye
dışında geçirilen süreler bu Kanunda öngörülen ikamet süreleri içinde değerlendirilir.

Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması

MADDE 16 – (1) Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde;

a) Aile birliği içinde yaşama,

b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama,

c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama,
şartları aranır.

(2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz.

(3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler.

Türk vatandaşlığının evlat edinilme ile kazanılması

MADDE 17 – (1) Bir Türk vatandaşı tarafından evlat edinilen ergin olmayan kişi, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla, karar tarihinden itibaren Türk vatandaşlığını kazanabilir.

Vatandaşlık başvuru inceleme komisyonu

MADDE 18 – (1) 11 inci ve 16 ncı maddeler uyarınca Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancıların başvuru için gerekli şartları taşıyıp taşımadıklarının tespiti, illerde oluşturulan vatandaşlık başvuru inceleme komisyonu tarafından yapılır. Komisyonun oluşumu ve çalışma esasları yönetmelikle belirlenir.

Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasında usul ve esaslar

MADDE 19 – (1) Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılardan başvuru için gerekli şartları taşıyanların adına vatandaşlık dosyası düzenlenir ve karar verilmek üzere Bakanlığa gönderilir. Bakanlıkça yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda durumu uygun bulunanlar Bakanlık kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilirler, uygun görülmeyenlerin talepleri ise Bakanlıkça reddedilir.
(2) 12 nci madde uyarınca Türk vatandaşlığını kazanma işlemleri Bakanlıkça yürütülür.

Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasının geçerliliği ve sonuçları

MADDE 20 – (1) Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin kararlar, karar tarihinden itibaren hüküm ifade eder.

(2) Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması eşin vatandaşlığına tesir etmez. Ana veya babanın (…)(1) velayeti kendisinde bulunan çocukları, diğer eşin muvafakat etmesi halinde Türk vatandaşlığını kazanır. Muvafakat verilmemesi halinde ana veya babanın mutad meskeninin bulunduğu ülkedeki hakim kararına göre işlem yapılır. Türk vatandaşlığını birlikte kazanan ana ve babanın çocukları da Türk vatandaşlığını kazanır.

(3) Ana veya babanın Türk vatandaşlığını kazandığı tarihte kendileri ile birlikte işlem görmeyen çocukları, ergin olduktan sonra Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvurdukları takdirde haklarında 11 inci madde hükümleri uygulanır.

Türk vatandaşlığının seçme hakkı ile kazanılması

MADDE 21 – (1) 27 nci madde uyarınca ana veya babalarına bağlı olarak Türk vatandaşlığını kaybeden çocuklar ergin olmalarından itibaren üç yıl içinde seçme hakkını kullanmak suretiyle Türk vatandaşlığını kazanabilirler.

Türk vatandaşlığının seçme hakkı ile kazanılmasının geçerliliği ve sonuçları

MADDE 22 – (1) Seçme hakkı ile Türk vatandaşlığının kazanılması, bu hakkın kullanılmasına dair şartların tespitine ilişkin karar tarihinden itibaren hüküm ifade eder.

(2) Seçme hakkını kullanarak Türk vatandaşlığını kazanan kişilerin eşleri ve çocukları hakkında 20 nci madde hükümleri uygulanır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Türk Vatandaşlığının Kaybı
Türk vatandaşlığının kaybı halleri

MADDE 23 – (1) Türk vatandaşlığı, yetkili makam kararı veya seçme hakkının kullanılması ile kaybedilir.

Yetkili makam kararı ile kayıp yolları

MADDE 24 – (1) Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kaybı, çıkma veya kaybettirme ya da vatandaşlığa alınmanın iptali ile gerçekleşir.

Türk vatandaşlığından çıkma

MADDE 25 – (1) Türk vatandaşlığından çıkmak için izin isteyen kişilere aşağıdaki şartları taşımaları halinde Bakanlıkça çıkma izni veya çıkma belgesi verilebilir.

a) Ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak.

b) Yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olmak veya kazanacağına ilişkin inandırıcı belirtiler bulunmak.

c) Herhangi bir suç veya askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerden olmamak.

ç) Hakkında herhangi bir mali ve cezai tahdit bulunmamak.

Türk vatandaşlığından çıkma belgeleri

MADDE 26 – (1) Yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmak üzere Türk vatandaşlığından çıkmak için izin isteyenlerden talepleri uygun görülenlere Bakanlıkça, Türk vatandaşlığından çıkma izin belgesi; verilen izin sonucunda veya önceden yabancı bir devlet vatandaşlığını kazandığını belgeleyenlere ise Türk vatandaşlığından çıkma belgesi verilir.

(2) Çıkma izin belgesi, karar tarihinden itibaren iki yıl geçerlidir. İzin belgesini alanlar bu süre içerisinde yurt içinde ikamet edilen yer valiliğine, yurt dışında ise dış temsilciliklere yabancı devlet vatandaşlığını kazandıklarına dair bilgi ve belgeleri vermek zorundadır. Süresi içinde yabancı devlet vatandaşlığının kazanılamaması durumunda çıkma izin belgesi geçersiz hale gelir.

Türk vatandaşlığından çıkmanın geçerliliği ve sonuçları

MADDE 27 – (1) Çıkma belgesinin ilgiliye imza karşılığı teslimi ile Türk vatandaşlığı kaybedilir. Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin nüfus aile kütüklerindeki kayıtları kapatılır ve kayıp tarihinden itibaren yabancı muamelesine tabi tutulurlar.

(2) Eşlerden birinin çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybetmesi diğer eşin vatandaşlığına tesir etmez. Türk vatandaşlığını kaybeden ana ya da babanın talebinin bulunması ve diğer eşin de muvafakat etmesi halinde çocukları da kendileri ile birlikte Türk vatandaşlığını kaybederler. Muvafakat verilmemesi halinde hakim kararına göre işlem yapılır. Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını birlikte kaybeden ana ve babanın çocukları da Türk vatandaşlığını kaybeder.

3) Vatandaşlığın kaybı, çocukları vatansız kılacak ise bu madde hükümleri uygulanmaz.

Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilere tanınan haklar

MADDE 28 – (Değişik: 9/5/2012-6304/14 md.)
(1) Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve üçüncü dereceye kadar olan altsoyları, bu maddede belirtilen istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler. Millî güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklıdır.

(2) Bu madde kapsamında bulunan kişilerin, seçme ve seçilme, muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları ile askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü yoktur. Bu kişilerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı olup bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabidirler.

(3) Bu madde kapsamında bulunan kişiler, bir kadroya dayalı ve kamu hukuku rejimine tabi olarak asli ve sürekli kamu hizmeti görevlerinde bulunamazlar. Ancak kamu kurum ve kuruluşlarında işçi, geçici veya sözleşmeli personel olarak çalıştırılabilirler.

(4) Cumhurbaşkanı gerekli görmesi halinde üçüncü dereceden itibaren hangi dereceye kadar olan altsoyların bu maddede tanınan haklardan faydalanabileceğini belirleyebilir.

(5) Bu madde hükümlerinden yararlanacak olan altsoyun, üstsoyu ile soy bağını belgelendirmesi şarttır.

(6) Bu madde kapsamında bulunan kişilere, talepleri halinde bu maddede belirtilen haklardan faydalanabileceklerini gösteren Mavi Kart düzenlenir. Bu Kart, 21/2/1963 tarihli ve 210 sayılı Değerli Kağıtlar Kanunu kapsamındadır.

(7) Bu maddenin sağladığı hakların kullanılmasında Mavi Kartın ibrazı yeterlidir. Kartın ibraz edilememesi durumunda Kimlik Paylaşımı Sistemi aracılığıyla Mavi Kartlılar Kütüğünden alınacak kayıt örneği ve uyruğunda bulunulan devlet makamlarınca verilmiş kimlik bilgilerini gösteren belge ile işlem yapılır. Bu kişilerin kimlik bilgilerinde değişiklik olması durumunda uyruğunda bulunduğu devlet makamından alınmış eski ve yeni kimlik bilgilerini gösteren belgenin usulüne göre tasdik edilmiş Türkçe tercümesi ile birlikte ibrazı zorunludur.

(8) Bu madde kapsamında bulunan kişilere Bakanlığın tespit edeceği esaslar çerçevesinde kimlik numarası verilir. Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası aranan yerlerde bu kimlik numarası kullanılır.

(9) Mavi Kartın düzenlenmesi ve dağıtılması ile Mavi Kartlılar Kütüğünün elektronik ortamda tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.

(10) Kamu kurum ve kuruluşları, bu madde hükümlerinin uygulanması amacıyla her türlü tedbiri alır ve gerekli düzenlemeleri yapar.

Türk vatandaşlığını kaybettirme

MADDE 29 – (1) Aşağıda belirtilen eylemlerde bulundukları resmi makamlarca tespit edilen kişilerin Türk vatandaşlığı Cumhurbaşkanı kararı ile kaybettirilebilir.

a) Yabancı bir devletin, Türkiye’nin menfaatlerine uymayan herhangi bir hizmetinde bulunup da bu görevi bırakmaları kendilerine yurt dışında dış temsilcilikler, yurt içinde ise mülki idare amirleri tarafından bildirilmesine rağmen, üç aydan az olmamak üzere verilecek uygun bir süre içerisinde kendi istekleri ile bu görevi bırakmayanlar.

b) Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin her türlü hizmetinde Cumhurbaşkanının izni olmaksızın kendi istekleriyle çalışmaya devam edenler.

c) İzin almaksızın yabancı bir devlet hizmetinde gönüllü olarak askerlik yapanlar. (2) (Ek: 2/1/2017 – KHK-680/75 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/73 md.) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302 nci, 309 uncu, 310 uncu, 311 inci, 312 nci, 313 üncü, 314 üncü ve 315 inci maddelerinde yazılı suçlar nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen ve yabancı ülkede bulunması nedeniyle kendisine ulaşılamayan vatandaşlar, bu durumun soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı veya kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde vatandaşlıklarının kaybettirilmesi amacıyla Bakanlığa bildirilir. Bakanlıkça Resmî Gazetede yapılan yurda dön ilanına rağmen üç ay içinde yurda dönmemeleri halinde, bu kişilerin Türk vatandaşlıkları Cumhurbaşkanı kararıyla kaybettirilebilir.

Türk vatandaşlığının kaybettirilmesinin geçerliliği ve sonuçları

MADDE 30 – (1) Türk vatandaşlığının kaybettirilmesi Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren hüküm ifade eder.

(2) Kaybettirme kararları şahsidir, ilgilinin eş ve çocuklarına tesir etmez.

Türk vatandaşlığının iptali

MADDE 31 – (1) Türk vatandaşlığını kazanma kararı; ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda vuku bulmuş ise kararı veren makam tarafından iptal edilir.

İptal kararının geçerliliği ve sonuçları

MADDE 32 – (1) İptal kararı, karar tarihinden itibaren hüküm ifade eder. İptal kararı ilgili kişiye bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan eş ve çocuklar hakkında da uygulanır.

Malların tasfiyesi

MADDE 33 – (1) Vatandaşlığı iptal edilenler hakkında 15/7/1950 tarihli ve 5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bunlardan mallarının tasfiyesi gerekli görülen hallerde bu husus iptal kararında belirtilir. Bu kişiler en geç bir yıl içinde Türkiye’deki mallarını tasfiye etmek zorundadır. Aksi halde, malları Hazinece satılarak bedelleri nam ve hesaplarına kamu haznedarlığı sistemine dahil bir kamu bankasına yatırılır.

(2) Bu kişiler iptal kararı aleyhine yargı yoluna başvurdukları takdirde malların tasfiyesi dava sonuna bırakılır.

Türk vatandaşlığının seçme hakkı ile kaybı

MADDE 34 – (1) Aşağıda durumları belirtilenler, ergin olmalarından itibaren üç yıl içinde Türk vatandaşlığından ayrılabilirler.

a) Ana ya da babadan dolayı soy bağı nedeniyle doğumla Türk vatandaşı olanlardan yabancı ana veya babanın vatandaşlığını doğumla veya sonradan kazananlar.

b) Ana ya da babadan dolayı soy bağı nedeniyle Türk vatandaşı olanlardan doğum yeri esasına göre yabancı bir devlet vatandaşlığını kazananlar.

c) Evlat edinilme yoluyla Türk vatandaşlığını kazananlar.

ç) Doğum yeri esasına göre Türk vatandaşı oldukları halde, sonradan yabancı ana veya babasının vatandaşlığını kazananlar.

d) Herhangi bir şekilde Türk vatandaşlığını kazanmış ana veya babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazananlar.

(2) Yukarıdaki hükümler gereğince vatandaşlığın kaybı ilgiliyi vatansız kılacak ise seçme hakkı kullanılamaz.

Seçme hakkı ile Türk vatandaşlığını kaybetmenin geçerliliği ve sonuçları

MADDE 35 – (1) Seçme hakkı ile Türk vatandaşlığının kaybı, bu hakkın kullanılmasına dair şartların varlığının tespitine ilişkin karar tarihinden itibaren hüküm ifade eder.

(2) Seçme hakkını kullanarak Türk vatandaşlığından ayrılan kişilerin eşleri ve çocukları hakkında 27 nci madde hükümleri uygulanır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Ortak Hükümler
Türk vatandaşlığının ispatı

MADDE 36 – (1) Türk vatandaşlığının ispatı herhangi bir şekle tabi değildir.

(2) Aşağıdaki resmi kayıt ve belgeler, aksi sabit oluncaya kadar ilgilinin Türk vatandaşı olduğuna karine teşkil eder.

a) Nüfus kayıtları.
b) Nüfus cüzdanları.
c) Pasaport veya pasaport yerine geçen belgeler.

(3) Bir kişinin Türk vatandaşı olup olmadığı konusunda herhangi bir tereddüde düşüldüğü takdirde bu husus Bakanlıktan sorulur.

Vatandaşlık işlemlerinde müracaat makamı ve usul

MADDE 37 – (1) Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına ilişkin başvurular yurt içinde ikamet edilen yer valiliğine, yurt dışında ise dış temsilciliklere bizzat veya bu hakkın kullanılmasına ilişkin vekâletname ile yapılır.

Bilgi ve belge istenmesi

MADDE 38 – (1) Vatandaşlık işlemlerine ilişkin inceleme ve araştırmalarla ilgili bilgi ve belgeler, kamu kurum ve kuruluşlarınca herhangi bir gecikmeye mahal bırakılmaksızın verilir.

Maddi hataların düzeltilmesi ve tamamlama

MADDE 39 – (Değişik: 19/10/2017-7039/31 md.)
(1) Bu Kanuna göre alınan kararlarda maddi bir hata veya eksikliğin bulunduğunun sonradan anlaşılması halinde, dayanağına uygun şekilde Genel Müdürlükçe düzeltme veya tamamlama kararı alınır.

Vatandaşlık kararlarının geri alınması

MADDE 40 – (1) Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır.

Tebligat

MADDE 41 – (1) Türk vatandaşlığının kazanılmasına ve kaybına ilişkin kararlar ilgiliye ve başvuru makamlarına tebliğ olunur. 29 uncu madde uyarınca verilen kaybettirme kararları Resmi Gazete’de yayımlanır ve yayımlandığı tarihte tebliğ edilmiş sayılır.

BEŞİNCİ BÖLÜM
Çeşitli Hükümler
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları

MADDE 42 – (1) Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları, Türk vatandaşı olmak istediklerini yazılı olarak beyan ettikleri takdirde Türk vatandaşlığını kazanırlar.

(2) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlığını sonradan kazanmış olanlar hakkında 11 inci maddede belirtilen hükümler uygulanır.

Türk vatandaşlığını kaybedenler veya vatandaşlıktan ıskat edilenler

MADDE 43 – (Değişik: 19/10/2017-7039/32 md.)

(1) Mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 25 inci maddesinin (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca Türk vatandaşlığını kaybetmiş olan kişiler, başvurmaları halinde, millî güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak kaydıyla, Türkiye’de ikamet etme şartı aranmaksızın Bakanlık kararı ile yeniden Türk vatandaşlığına alınabilirler.

(2) Mülga 28/5/1928 tarihli ve 1312 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununa göre vatandaşlıktan ıskat edilmiş kişiler, başvurmaları hâlinde, millî güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmamak kaydıyla, Türkiye’de ikamet etme şartı aranmaksızın Bakanlık kararı ile yeniden Türk vatandaşlığına alınabilirler.

(3) Millî güvenlik bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir.

Çok vatandaşlık

MADDE 44 – (1) Herhangi bir nedenle yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanan kişilerin, bu durumlarına ilişkin belgeleri ibraz etmeleri ve yapılacak inceleme sonucunda kayden aynı kişiler olduklarının tespiti halinde, nüfus aile kütüklerindeki kayıtlarına çok vatandaşlığa sahip olduklarına dair açıklama yapılır.

Vatandaşlık işlemleri hizmet bedeli

MADDE 45 – (1) Türk vatandaşlığının sonradan kazanılmasına ilişkin verilen hizmet bedeli karşılığı, Bakanlık ve Maliye Bakanlığınca birlikte belirlenir. Tahsil edilen hizmet bedeli tutarları bütçeye gelir kaydedilir.

(2) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre geliri olmayanlar ve kendileri ile birlikte işlem gören ergin olmayan çocukları için birinci fıkra uyarınca belirlenen hizmet bedeli alınmaz.

Yönetmelik

MADDE 46 – (1) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Yürürlükten kaldırılan mevzuat ve atıflar

MADDE 47 – (1) 11/2/1964 tarihli ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, 24/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 22 nci maddesinin ikinci fıkrasında geçen “il ve ilçe” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

(2) Diğer mevzuatta 11/2/1964 tarihli ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununa yapılmış olan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.

Saklı nüfus
EK MADDE 1 – (Ek: 19/10/2017-7039/33 md.)

(1) Onsekiz yaşını tamamlayıncaya kadar herhangi bir nedenle aile kütüklerine kaydedilmemiş olan ve yabancı bir devletle vatandaşlık bağı bulunmayan kişiler; ana veya baba, bunların ölmüş olması halinde, varsa kardeşleri ile hısımlığını gösterir tıbbî rapor ibraz etmeleri durumunda Türk vatandaşlığını kazanır.

Türk soylu yabancılar

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) 11 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen ikamet süresi, Türk soylu yabancılar için 31/12/2010 tarihine kadar iki yıl olarak uygulanır.

Mevcut yönetmeliğin uygulanması

GEÇİCİ MADDE 2 – (1) 46 ncı maddede öngörülen yönetmelik altı ay içinde hazırlanarak yürürlüğe konulur. Bu yönetmelik yürürlüğe girinceye kadar mevcut yönetmeliklerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.

Yürürlük

MADDE 48 – (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 49 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Avukatlık Hukuku

0
Avukatlık - Atilla Özen

Avukatlık Hukuku isimli eser, İstanbul Barosu Hukuk Müşaviri Avukat Atilla Özen tarafından yazılmış, ilk baskısı 2013 yılında Legal Yayıncılıktan çıkarılmıştır. Kitabın yeni ve üçüncü baskısı İstanbul Barosu Yayınları Dizisinin ilk kitabı olarak, 2019 yılı Ocak ayında Seçkin Yayıncılık tarafından basılmış ve okurların hizmetine sunulmuştur.

Avukatlık Hukuku isimli kitap, çok sayıda Yüksek Mahkeme ve Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararları incelenerek hazırlanmış, kararların kısa özetleri sunulmuş, karar bilgilerine dipnotta yer verilmiştir.

Atilla Özen – Avukatlık Hukuku Kitabı

Kitap, yazar tarafından önceki baskılara göre sistematik değişiklikler yapılarak güncellemiş ve genişletilmiş yedi bölümden oluşmakta; Staj Hukuku, Avukatın Hak ve Yetkileri, Avukatın Yükümlülükleri, Avukatın Yasaklılık Halleri, Avukatlık Sözleşmesi, Avukatın Sorumluluğu ve Barolar ve Türkiye Barolar Birliği bölümleri bulunmaktadır. Kitabın sonuna, sürekli avukatlık hizmet sözleşmesi ve özellikle avukatlık ücretinin belirlenmesinde faydalı bilgi olmak üzere UYAP sisteminde tanımlı olan dava türleri, maktu yahut nispi harca mı tabi olduklarına dair çizelge sunulmuştur.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve TBB Disiplin Kurulu kararları ile idari işlemlere de yer vermesi kitabı ayrıcalıklı kılmaktadır. Henüz yayınlanmamış pek çok kararı içermesi nedeniyle alanında uygulayıcılara önemli bir kaynak sunan kitap, konu anlatımlı bir yöntemi izlemesi nedeniyle ders kitabı olma özelliğini de taşımaktadır.

Avukatlık Hukuku isimli eser hakkında İstanbul Barosu Başkanı Avukat Mehmet Durakoğlu’nun önsözü

“Avukat Atilla Özen’in elinizdeki kitabı hazırlama sürecinin tanığıyım. Bu kitabın, son basısına gelinceye kadar olan evrede geride bırakılan yıllar, somut olgularla deneyimlenmiş bir zaman dilimine dönüştü. Sorunların da çözümlerin de odağı konumunda bulunan Baro’nun Hukuk Müşaviri olarak, olayların çoğu kez tam da ortasındaydı. Ortasında olmadığı zamanlarda da bir yerinden bulaşmıştı. Ama en önemlisi, geride bıraktığı her konuyu, kendisi için biriktirmeyi bildi. Üstelik bunu, büyük bir “merak” ve “görev duygusunu” birleştirerek yaptı. Genç yaşında yüklenen ‘tecrübe’, avukatlık hukuku alanında, kimsenin deneyimleyemeyeceği olgularla başa çıkma görevinin yerine getirilmesinden doğdu. Bu alanda ‘olayların merkezi’ sayılması gereken bir baroda, üstelik Tanpınar’ın merdivenlerinden tırmanarak çıktığı yerde, merkezin olayını yarattı.

Bu özellikleri nedeniyle kitap, bir anlamda da “hafızamızın toparlanmasına” dönüştü. Arşivlerdeki belgelerin değerli olanlarının toplanması gibi… Yaşanmış özgün bir deneyimin çöp olmasının engellenmesi… Kılavuzu bilmek, ya da pusulayı okumak sanki…

Terzinin kendi söküğünü dikememesine benzer bizim konumumuz…

Meslektaşlarımızın en az bildiği mevzuat, kendilerine dair olanlardır. Çoğu kez de gerek olduğunda ulaşılmaya çalışılır. Oysa mesleğe kabulden, emekliliğe kadar olan süreçte karşılaşılması olası pek çok sorun, bu mevzuatla aşılabilir bir niteliktedir.

Kitap buna olanak veriyor.

O nedenle mesleğimiz açısından Av.Atilla Özen’e teşekkür ederiz. Bu emeğini Baro için bilabedel verdi.”

Atilla Özen – Avukatlık Hukuku
Kitabın Konu Başlıkları
Staj Hukuku
Avukatlık stajı ve avukatlığa kabulde gereken şartlar, Türk Soyluların avukatlığa kabulü, mahkum olmama şartında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve memnu hakların iadesi kararlarının etkisi, Danıştay kararları çerçevesinde memur ve işçilerin ücretsiz izinle staj yapmaları, levhaya yazılmaksızın ruhsatname alabilmeleri, stajyer avukatların yanlarında staj yaptıkları avukat tarafından sigortalarının yapılabilmesi, staj ve avukatlığa kabul başvuruları hakkında verilen kararlar, bu kararlara karşı itiraz ve yargı yoluna başvuru usulleri, öğrenim için staja ara verme, stajın kesintisizlik kuralı, haklı nedenle staja devam edememe, stajın nakli, stajyerlerin icra dairelerinde yapabilecekleri işlemler, Asliye Ceza Mahkemelerinde duruşmaya katılmaları, cezaevinde görüşmeye gitmeleri sorunları, Tapu ve Nüfus Müdürlükleri gibi kurumlarda bilgi ve belge inceleme yetkileri, avukatlık ve stajla birleşmeyen ve birleşebilen işler, avukatlık kimliğinin bankacılık işlemlerinde ve kamu kurumlarında geçerli kimlik olarak kabulü.
Avukatın Hak Ve Yetkileri
Avukatlığın uluslar arası ve iç hukukta, yargı kararları ve görüşlerde mahiyet ve niteliği, kamu hizmeti özelliği, yalnız avukatların yapabileceği işler, avukatla temsil zorunluluğu, uzlaşma sağlama, işi reddedebilme, hapis, vekillikten çekilme, işleri stajyer ve sekreterle takip, bilgi-belge toplama, dosya inceleme, onaylama, örnek çıkarabilme, tebligat yapabilme, yetki belgesi verebilme, tanıklıktan çekinme hakları.
Avukatın Yükümlülükleri
Özen yükümlülüğü, müvekkille görüşme ve gerekli bilgiyi edinme, araştırma, doğru değerlendirme yapma, aydınlatma, bir haktan vazgeçmeyi gerektirir işlerde müvekkilin yazılı muvafakatini alma, dosya tutma, dosya saklama, görüşmelere ait tutanak tutma, avukatlık unvanın gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranma, borçluya gönderilen haciz öncesi uyarı-uzlaşı yazıları, mesleki ve özel yaşantıda mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınma, görevi doğruluk ve onur içinde yerine getirme, şahsen ifa, başka avukatların işe dahil olmasında sorumluluk ve ücretlendirme, müvekkil talimatları, sadakat, sır saklama, tanıklıktan çekinme, bilgi ve hesap verme, müvekkil adına tahsil olunan para veya başkaca değerleri müvekkile teslim etme, aldıklarını geri verme, işi red, mesleğin bağımsızlığını koruma ile, meslek örgütüne ve meslektaşa yönelik yükümlülükler, mahkeme kalemleri, icra müdürlükleri, hakim ve savcılarla ilişkiler, duruşmada ve dilekçelerde kullanılan dille ilgili iddia ve savunma dokunulmazlığı kavramları kararlarla örneklendirilmiş; menfaat çatışması, önceki müvekkile karşı iş üstlenilip üstlenilemeyeceği, büro edinme, büro açarken Belediye’den ruhsat alınıp alınmayacağı, tapuda mesken olarak kayıtlı bağımsız bölümde avukatlık bürosu faaliyeti için kat maliklerinden izin alınıp alınmayacağı, müvekkille yapılan ibranamenin geçerli olabilme koşulları, avukatlık bürosunda çalışabilecekler, sekreter ve yardımcı elemanların yetkileri, avukatların çalışma şekilleri, avukatlık birlikteliği, avukatlık ortaklığı, bağlı çalışma.
Avukatın Yasaklılık Halleri
Bazı görevlerde bulunma nedeni ile avukatlık yapamama, bazı görevlerden ayrıldıktan sonra avukatlık yapamama, çekişmeli hakları edinme, çıkar karşılığı iş getirilmesine aracı kullanmama, büro dışında danışma yapmama, iş kabul etmeme yasakları ile; internet sitesi, tabela, kartvizit ve basılı kağıtlarda reklam yasağına aykırı durumlar, kullanılabilecek unvanlar
Avukatlık Sözleşmesi
Avukatlık sözleşmesi ile vekaletname arasındaki farklar, avukatlık sözleşmesinin ve ücretin ispatı, vekalet akdi ile hizmet akdi arasındaki farklar, birden fazla avukatın sözleşmenin tarafı olması halinde ücretin paylaştırılması, yetki belgeli avukatın hukuki konumu, 3. kişi yararına sözleşme, temsilcinin akdettiği sözleşme, bağlı çalışan avukatların sözleşmenin tarafı olup olamayacakları, avukatlık sözleşmesinde süre, hizmet hukuk müşavirliği, serbest meslek makbuzunun ücret belirlemede etkisi, belirli olmayan ücret ve hukuki yardımlar, sözleşmenin geçersiz olduğu haller, şarta bağlı sözleşmeler, ücret kararlaştırmasının geçersiz olduğu haller, ücretin belirli olmaması halinde nasıl tespit edileceği, ücret karşılığı alınan kıymetli evrak, ücret alacağının temliki, maktu/nispi/kademeli/başarıya göre ücret kararlaştırmalarının geçerliliği, ücrette tavan ve taban, ücretsiz yahut asgari ücretin altında iş alınması, dava türlerine göre ücret, avukatlık sözleşmesinde kefalet ve cezai şart, dava neticesine katılmama yasağı, tarafların sulh olmaları halinde ücretten sorumluluk, hapis hakkı, rüçhan hakkı, avukatlık ücretinin öncelikle alınıp alınamayacağı, avukatlık sözleşmesinin sonlanması, azil ve istifa halinde ücret, ücret davasında yetkili ve görevli mahkeme, yasal vekalet ücretine hükmetme, avukata aidiyeti, vergilenmesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
Avukatın Sorumluluğu
Disiplin, cezai ve hukuki sorumluluk olarak el alınmış, disiplin sorumluluğunun amacı, disiplin cezaları, niteliği, disiplin muhakemesinin evreleri, tarafları, disiplin yaptırımına tabi davranışlar, işten yasaklama, aynı olay hakkında yürütülen ceza ve hukuk yargılamasının tesiri, cezaların uygulanma şekli, tekerrür, içtima, zincirleme suç, mütemadi disiplin suçu kavramları, disiplin kurulu kararlarına itiraz ve yargı yolu, disiplin cezalarının infazı ve sicilden silinmesi; avukatın kişisel ve görev suçu ayırımı, soruşturma ve kovuşturma usulü, avukatlar hakkında uygulanacak koruma tedbirleri; avukatın hukuki sorumluluğunun şartları, sorumsuzluk anlaşması, mesleki sorumluluk sigortası
Barolar Ve Türkiye Barolar Birliği
Baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin tarihsel süreç ve yargı kararları kapsamında nitelikleri, organları, görev ve yetkileri, seçim sistemleri ve işleyişi.
Avukat Atilla Özen
Yazar-Avukat Atilla Özen Hakkında

Avukat-Yazar Atilla Özen, 1976 yılında Ankara’da doğmuş, ilkokul eğitimini Eyüp Halit Derviş İbrahim Paşa okulunda, ortaokul eğitimini Yıldırım Ortaokulunda, lise eğitimini Sağmalcılar Lisesi’nde tamamlamış; 1998 yılında Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur.

Atilla Özen, 1999 yılında avukatlığa başlamış, bir süre serbest avukatlık yaptıktan sonra İstanbul Barosu Hukuk Müşavirliği görevine getirilmiş; Baro CMK ve Uzlaşma Servis Sorumlusu olarak görev üstlenmiştir. İnsan Hakları İlçe Kurulu üyeliği, İlçe Tüketici Hakem Heyeti Üyeliği, İstanbul Valiliği İl Tütün Kurulu Üyeliklerinde bulunan yazar; 2006-2008 tarihlerinde İstanbul Baro Meclisi Divan Kurulu üyeliğinde bulunmuştur. İstanbul Barosu ve Türkiye Barolar Birliği Staj ve Meslek İçi Eğitmenliği görevlerinde de bulunan Özen; İstanbul Gedik Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi’nde eğitmenlik yapmaktadır. Barovizyon Hukuki Sohbetler programında Avukatlık Hukukuna dair programlara katılmakta; barolar ve sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenen konferans, panel ve söyleşilerde konuşmalar yapmakta, sivil toplum çalışmalarında aktif görev almaktadır.

Özen; 2019 Mahalli İdareler Seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Bayrampaşa Belediye Meclis üyesi olmuş, Bayrampaşa Belediye Meclisi Hukuk Komisyonu üyeliğine seçilmiştir.

Atilla Özen’in, Avukatlık Hukuku kitabı dışında; CMK’da Uzlaşma ve Soru Cevaplı Avukatlık Hukuku isimli kitapları bulunmaktadır.

Atilla Özen, Baro TV’de bir programda Avukat Süreyya Turan ile birlikte

Atilla Özen – Avukatlık Hukuku – İçindekiler (PDF)
Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu

0
Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu
Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu

Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu, 6706 kanun numarası ile 23.4.2016 tarihinde kabul edilmiş,  Resmî Gazetenin 05.05.2016 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşma hükümlerinin iç hukukta uygulamasını kolaylaştırmak ve dağınık mevzuat hükümlerini bir araya toplama amacında olmuştur. Uygulayıcıların mevzuata kolay erişimi ve Uluslararası Adli İş Birliği alanındaki usul ve esasların tek bir kanun çatısı altında bulunması hedeflenmiştir.

Adalet Bakanlığının görev ve yetkileri, yabancı devletlerin adli işbirliği taleplerinin reddedilebileceği durumlar, adli işbirliği kapsamında gelen bilgi ve belgelerin kullanım esasları, görüntülü ve sesli iletişim tekniği ile adli yardımlaşmaya ilişkin kurallar bu kanun ile belirlenmiştir.

Suçluların iadesine yönelik olarak Türkiye’den yabancı devlete iade esasları, iade istemlerinin kabul edilmeyeceği durumlar, iade ile bağlantılı sınır dışı etme, geçici tutuklama, koruma tedbiri, yargılama ve teslim ilkeleri ile Türkiye’nin iade talepleri ve şartlarının belirlenmesi; uluslararası işbirliği çerçevesinde soruşturma, kovuşturma, infaz devir esasları ve hükümlü nakline ilişkin hususlar Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu çerçevesinde düzenlenmiştir.

Kanun ile, soruşturma veya kovuşturmanın devri ve rızaya dayalı iade sistemleri Türk mevzuatında ilk defa düzenlenen uluslararası adli işbirliği müesseseleri olmuştur. Kanundaki bazı hükümler, Avrupa Birliği vize serbestisi müzakereleri kapsamında üstlenilen yükümlülükleri yerine getirmiştir.

Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu Gerekçesi 

Uluslararası adlî işbirliği, bir devletin yetkili adlî mercilerinin diğer bir devletin adlî mercileri adına yerine getirdiği işlemlerin bütünü olarak tanımlanmaktadır. Cezaî konularda uluslararası adlî işbirliği, temel olarak adlî yardımlaşma (istinabe), suçluların iadesi (geri verme), soruşturma ve kovuşturmanın devri, infazın devri ve hükümlülerin nakli konularını kapsamaktadır.

Günümüzde toplumlararası sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerin yoğunlaşması ile teknolojik yeniliklerin ve özellikle bilişim sistemlerinin sağladığı kolaylıklar, sınıraşan suçların artışına ve bu alanda yeni suç türlerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu durum, suçun soruşturulmasını ve failin cezalandırılmasını zorlaştırdığından devletlerin adlî alanda daha yoğun işbirliğinde bulunmalarını zorunlu kılmaktadır. Suç ve suçlularla daha etkin bir şekilde mücadele ihtiyacı, uluslararası adlî işbirliği alanında, başta Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi çatısı altında olmak üzere, birçok milletlerarası andlaşmanın akdedilmesine yol açmıştır.

Ülkemiz, cezaî konularda uluslararası adlî işbirliğinin öneminin bilincinde olarak, bu alanda Birleşmiş Milletlerin ve Avrupa Konseyinin hazırlamış olduğu, başta Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi, Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi, Hükümlülerin Nakline Dair Sözleşme, Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesi, Ceza Kovuşturmalarının Aktarılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi, Suçtan Kaynaklanan Gelirlerin Aklanması, Araştırılması, Ele Geçirilmesi ve El Konulmasına İlişkin Sözleşme, Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi, Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, Psikotrop Maddeler Sözleşmesi, Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme ve Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi gibi birçok milletlerarası andlaşmaya taraf olmuştur.

Çok taraflı bu andlaşmalara ilaveten ülkemiz, Amerika Birleşik Devletleri, Fas, Hindistan, İran, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kazakistan, Kırgızistan, Kuveyt, Mısır, Moğolistan, Özbekistan Pakistan, Tacikistan, Tunus, Türkmenistan, Umman ve Ürdün başta olmak üzere pek çok ülkeyle cezaî konularda ikili adlî işbirliği andlaşması imzalamıştır.

Anayasanın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrası gereğince, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmünde olduğundan, bu belgeler iç hukukumuzda doğrudan hüküm
doğurmaktadır.

Uluslararası adlî işbirliği alanında zamanın koşullarına göre imzaladığımız birçok andlaşma  bulunmakla birlikte, söz konusu andlaşma hükümlerinin yeterince açık olmaması veya hükümlerinin farklılık arz etmesi uygulamada çeşitli zorluklarla karşılaşılmasına veya zaman içinde farklı uygulamaların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Mukayeseli hukuk incelendiğinde; uluslararası adlî işbirliği alanında akdedilen andlaşmaların iç hukuka yansıtılmasını sağlamak ve uygulamada ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçebilmek amacıyla uluslararası adlî işbirliği alanında müstakil kanunî düzenlemelerin hayata geçirildiği görülmektedir.

Buna karşın, iç hukukumuzda yer alan normatif düzenlemeler incelendiğinde, cezaî konularda uluslararası adlî işbirliği alanını bütüncül olarak düzenleyen bir kanun bulunmamaktadır. Suçluların geri verilmesine ilişkin düzenleme, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 18 inci maddesinde; hükümlülerin nakline ilişkin düzenleme ise 8/5/1984 tarihli ve 3002 sayılı Türk Vatandaşları Hakkında Yabancı Ülke Mahkemelerinden ve Yabancılar Hakkında Türk Mahkemelerinden
Verilen Ceza Mahkumiyetlerinin İnfazına Dair Kanunda yer almaktadır. Bu düzenlemelerin dışında kanunlarımızda uluslararası adlî işbirliğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.

Konuya ilişkin hükümler, farklı kanunlarda dağınık biçimde yer almakta, kanun düzenlemelerinde açıklık bulunmayan hususlarda, uygulamaya yol göstermek amacıyla çeşitli genelgeler çıkartmak suretiyle mevcut boşluklar giderilmeye çalışılmaktadır. Uluslararası adlî işbirliği alanında özel bir kanunî düzenlemenin bulunmaması, uygulamada aksaklıklara sebep olabilmekte ve bu müessesesinin yeterince etkin kullanılamamasına yol açabilmektedir.

Tasarıyla, cezaî konularda uluslararası adlî işbirliği alanında taraf olduğumuz milletlerarası andlaşma hükümlerinin iç hukukta uygulanmasının kolaylaştırılması ve konuyla ilgili dağınık mevzuat hükümlerinin bir araya toplanarak uygulayıcılara yol gösterilmesi amaçlanmaktadır.

Tasarıyla ayrıca, soruşturma veya kovuşturmanın devri ile rızaya dayalı iade usulü gibi mevzuatımızda daha önce düzenlenmemiş uluslararası adlî işbirliği müesseselerine yer verilerek, bu konulara ilişkin mevzuat ihtiyacı da karşılanmaktadır.

Ülkemiz ile Avrupa Birliği arasında devam etmekte olan “Vize Serbestisi Diyalogu” süreci kapsamında “Vize Serbestisi Yol Haritasında yer alan ülkemize ait yükümlülükler arasında adlî işbirliğine ilişkin hususlar da bulunmaktadır. Cezaî konularda uluslararası adlî işbirliği alanında özel bir kanunî düzenleme yapılması, “Vize Serbestisi Diyalogu” sürecinin tamamlanması ve ülkemiz ile Avrupa Birliği arasında yürütülmekte olan üyelik hedeflerine ulaşılması ve bu çerçevede Birlik müktesebatının karşılanması açısından da önem taşımaktadır.

Uluslararası belgeler, mukayeseli hukuk örnekleri ve ülkemiz ihtiyaçları ışığında hazırlanan Tasarıyla, uluslararası düzeyde suçla mücadele ve suçluların yargılanması; ile cezalarının infazını sağlamak üzere cezaî konularda uluslararası adlî işbirliğinin usul ve esaslarının belirlenmesi amaçlanmaktadır.

Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu 

BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, cezaî konularda uluslararası adlî iş birliğinin usul ve esaslarını düzenlemektir.

(2) Bu Kanun, yabancı devletlerle cezaî konularda yapılacak adlî iş birliğini kapsar.

(3) Türkiye’nin taraf olduğu adlî iş birliğine ilişkin milletlerarası andlaşmalar ile diğer kanun hükümleri saklıdır.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab
Tanımlar

MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Adlî merci: Mahkeme, hâkimlik ve savcılıklar ile kanunla istisnaî olarak ceza soruşturması yapma yetkisi verilen diğer makamları, devletlerin milletlerarası andlaşmalara yaptıkları beyanlarda belirttikleri mercileri,

b) Merkezî Makam: Adalet Bakanlığını,

c) Uluslararası adlî iş birliği: Cezaî konularda bir devletin adlî mercilerinin diğer bir devletin adlî mercileri adına yerine getirdiği işlemleri, ifade eder.

Merkezî Makamın görev ve yetkileri

MADDE 3- (1) Merkezî Makamın görev ve yetkileri şunlardır:

a) Taraf olunan milletlerarası andlaşmalar veya mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde, yabancı devletlerin adlî iş birliği taleplerinin kabulü ile Türk adlî mercilerinin yapacağı iş birliği taleplerinin uygunluğu konusunda karar vermek.

b) Uygulanacak adlî iş birliğinin türü ve izlenecek yöntem konusunda karar vermek.

c) Adlî iş birliği kapsamında devletlerce talep edilen bilgi ve belgelerin kullanılmasına muvafakat vermek, bunların kullanılmasını sınırlandırmak, teminat veya şarta bağlamak.

(2) Yabancı devlet ile Türkiye arasında hukukî ve fiilî mütekabiliyet bulunmaması hâlinde, adlî iş birliği talebinin yerine getirilmesi, talep eden devletin Türkiye’nin aynı konuya ilişkin adlî iş birliği taleplerini karşılamayı garanti etmesi şartına bağlanabilir.

(3) Yabancı bir devletin adlî iş birliği talebinin yerine getirilmesi, Merkezî Makam tarafından şarta veya teminata bağlanabilir.

(4) Merkezî Makam, yargı yetkisine giren hususlar hariç olmak üzere, devletlerce ileri sürülen şartları kabul edebilir veya istenen teminatı verebilir. Merkezî Makamca kabul edilen şartlar veya verilen teminatlar adlî mercileri bağlar.

(5) Adlî iş birliği taleplerinin yerine getirilmesi nedeniyle tazminat ödenmesi durumunda, Merkezî Makam ödenen tazminatı ilgili devletten talep edebilir.

(6) Adlî iş birliği talebine esas teşkil eden suçun ağırlığı ile talebin yerine getirilmesi için sarf edilecek emek, mesai ve masraf arasında açık orantısızlık bulunması veya bir devletin mutat olarak yerine getirmekten imtina ettiği işlemlere ilişkin olması hâlinde, Merkezî Makam talebi geri çevirebilir.

(7) Merkezî Makam, bu Kanun kapsamında yabancı devletlerle yapacağı işlemlerde gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşünü alabilir.

Adlî iş birliği taleplerinin reddi

MADDE 4- (1) Yabancı devletlerin adlî iş birliği talepleri;

a) Türkiye’nin egemenlik hakları, millî güvenliği, kamu düzeni veya diğer temel çıkarlarının ihlal edilmesi,

b) Talebe konu fiilin sırf askerî suç, düşünce suçu, siyasî suç veya siyasî suçla bağlantılı bir suç olması,

c) Talebe konu kişinin ırkı, etnik kökeni, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasî görüşleri nedeniyle bir soruşturma veya kovuşturmaya maruz bırakılacağına veya cezalandırılacağına ya da işkence veya kötü muameleye maruz kalacağına dair inandırıcı nedenlerin bulunması,

ç) Talepte bulunan devlette savunma hakkına ilişkin temel güvencelerin bulunmaması,

hâllerinde reddedilebilir.

Usul hükümlerinin uygulanması

MADDE 5- (1) Adlî iş birliği talepleri yerine getirilirken, bu Kanunda ve diğer kanunlarda hüküm bulunmayan hâllerde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır.

Bilgi ve belgelerin kullanılması

MADDE 6- (1) Adlî iş birliği kapsamında gelen bilgi ve belgeler, gönderen devlet izin vermedikçe, talebe konu olan soruşturma veya kovuşturma ya da infaz işlemleri dışında kullanılamaz.

(2) Aşağıdaki hâllerde izin şartı aranmaz:

a) Talebe konu suçun hukukî vasfının değişmesi.

b) Adlî iş birliği işleminden sonra ortaya çıkan yeni şüpheli veya sanıkların soruşturma ya da kovuşturmaya dâhil edilmesi.

c) Talebe konu suçla ilgili bilgi ve belgelerin, bu suçla bağlantılı olan hukuk davalarında gerekli olması.

İKİNCİ BÖLÜM
Adlî Yardımlaşma
Türk adlî mercilerinin talepleri

MADDE 7- (1) Adlî merciler, soruşturma veya kovuşturmanın sonuçlandırılması ya da verilen mahkûmiyet kararlarının yerine getirilmesi için ihtiyaç duyulan konularda adlî yardımlaşma talebinde bulunabilir. Bu durumda aşağıdaki hükümler uygulanır:

a) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde adlî yardımlaşma talebinden önce delillerin korunması amacıyla geçici tedbirlerin alınması istenebilir.

b) Tebligata ilişkin adlî yardımlaşma taleplerinde, kısıtlayıcı veya zorlayıcı tedbir uygulanacağına ilişkin ihtarlara yer verilmez.

c) Adlî yardımlaşma talebine konu işlemin yerine getirilmesi sırasında hazır bulunma talebinde bulunulabilir.

ç) Adlî yardımlaşma talebi kapsamında ilgili devletin iç hukukuna uygun olarak yerine getirdiği işlemler, Türk hukuku bakımından da geçerli sayılır.

(2) Adlî mercilerce, yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında başka bir devletin ceza soruşturması başlatmasına neden olabilecek bilgilerin öğrenilmesi hâlinde, talep olmaksızın bu bilgiler, ilgili devlete gönderilmek üzere Merkezî Makama bildirilebilir.

Yabancı adlî mercilerin talepleri

MADDE 8- (1) Adlî yardımlaşma talepleri hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır:

a) Talepler, Türk hukukuna uygun olarak yerine getirilir. Özel bir usulün talep edilmesi hâlinde, Türk hukukuna aykırı olmadığı takdirde, talep bu usule uygun olarak yerine getirilebilir.

b) Türk adlî mercileri, talepleri kısmen veya tamamen reddedebilir ya da gerek görülen hâllerde ek bilgi veya belge isteyebilir.

c) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, adlî yardımlaşma talebi gönderilmeden önce delillerin korunması amacıyla geçici tedbirler alınabilir. Geçici tedbirin alındığı tarihten itibaren kırk gün içinde adlî yardımlaşma talebinin Merkezî Makama ulaşmaması hâlinde tedbir, yetkili makam veya merciler tarafından derhâl kaldırılır.

ç) Arama veya elkoyma talebinde bulunulması hâlinde, talebin konusu olan suçun iadeye elverişli bir suç olması gerekir. Talep üzerine elkonulan malvarlığı değerleri ile taşınmaz, hak ve alacaklarla ilgili olarak Türk adlî mercileri yılda en az bir defa talep eden devletten tedbirin devamının istenip istenmediğine ilişkin bilgi ister.

d) Tebligata ilişkin adlî yardımlaşma talebinde kısıtlayıcı veya zorlayıcı tedbir uygulanacağına ilişkin ihtar bulunması hâlinde talep reddedilir.

e) Adlî yardımlaşma talebine konu işlemin yerine getirilmesi sırasında yabancı adlî merciler, Türk adlî mercileri önünde hazır bulunma talebinde bulunabilir. Talep, uygun görülmesi hâlinde yerine getirilir.

f) Kişi hakkında Türk mahkemelerince verilen mahkûmiyet veya beraat hükmü bulunması ya da suçun affa veya zamanaşımına uğramış olması hâlinde, aynı fiile ilişkin adlî yardımlaşma talepleri yerine getirilmeyebilir.

Görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle adlî yardımlaşma

MADDE 9- (1) Adlî yardımlaşma talebinin yerine getirilmesinde görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması istenebilir. Bu işlemler, yerine getiren devletin yetkili makam veya mercilerinin yönetimi altında ve bu devletin hukuku uyarınca yürütülür.

(2) Türk adlî mercileri tarafından adlî yardımlaşma talebinin görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılmak suretiyle yerine getirilmesinin istenmesi hâlinde, milletlerarası andlaşmalarda hüküm bulunması kaydıyla işlem, Türk adlî mercilerinin yönetimi altında ve Türk hukuku uyarınca yürütülür.

(3) Yabancı devlet tarafından adlî yardımlaşma talebinin görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılmak suretiyle yerine getirilmesinin istenmesi hâlinde, milletlerarası andlaşmalarda hüküm bulunması kaydıyla işlem, talep eden devletin adlî mercilerinin yönetimi altında ve bu devletin hukuku uyarınca yürütülür. Bu işlem sırasında Türk adlî mercileri hazır bulunur ve Türk hukukunun temel ilkelerinin ihlal edilmemesi gözetilir.

 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
İade
Türkiye’den yabancı devlete iade

MADDE 10- (1) Yabancı ülkede işlenen bir suç nedeniyle hakkında adlî merciler tarafından ceza soruşturması veya kovuşturması başlatılan ya da mahkûmiyet kararı verilen bir yabancı, talep üzerine, soruşturma veya kovuşturmanın sonuçlandırılabilmesi ya da hükmedilen cezanın infazı amacıyla talep eden devlete iade edilebilir.

(2) Talep eden devlet hukuku ile Türk hukukuna göre, soruşturma veya kovuşturma aşamasında üst sınırı bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlardan dolayı iade talebi kabul edilebilir. Kesinleşmiş mahkûmiyet kararları bakımından iade talebinin kabul edilebilmesi için hükmolunan cezanın en az dört ay hürriyeti bağlayıcı ceza olması gerekir. İadesi istenen kişinin birden fazla suçu bulunması hâlinde, bunlardan bazılarının cezası belirtilen sürelerin altında olsa dahi birlikte iadeye konu edilebilir.

(3) Aynı kişi hakkında birden fazla devlet tarafından iade talebinde bulunulması hâlinde, suçların ağırlığı ve işlendiği yer, taleplerin geliş sırası, kişinin vatandaşlığı ve yeniden iade edilme ihtimali gibi şartlar dikkate alınarak, iade taleplerinden hangisinin öncelikli olarak işleme alınacağı Merkezî Makam tarafından belirlenir.

(4) İade hâlinde, kişi ancak iade kararına dayanak teşkil eden suçlardan dolayı yargılanabilir veya kişinin mahkûm olduğu ceza infaz edilebilir.

İadenin kabul edilemeyeceği hâller

MADDE 11-

(1) Aşağıda sayılan hâllerde iade talebi kabul edilmez:

a) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, iadesi talep edilen kişinin Türk vatandaşı olması.

b) İadesi talep edilen kişinin ırkı, etnik kökeni, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasî görüşleri nedeniyle bir soruşturma veya kovuşturmaya maruz bırakılacağına veya cezalandırılacağına ya da işkence veya kötü muameleye maruz kalacağına dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması.

c) İade talebine esas teşkil eden fiilin;

1) Düşünce suçu, siyasî suç veya siyasî suçla bağlantılı bir suç niteliğinde olması,

2) Sırf askerî suç niteliğinde olması,

3) Türkiye Devletinin güvenliğine karşı, Türkiye Devletinin veya bir Türk vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmesi,

4) Türkiye’nin yargılama yetkisine giren bir suç olması,

5) Zamanaşımı veya affa uğramış olması.

ç) İadesi talep edilen kişi hakkında, talebe konu fiil nedeniyle daha önce Türkiye’de beraat veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması.

d) İade talebinin, ölüm cezası veya insan onuru ile bağdaşmayan bir ceza gerektiren suçlara ilişkin olması.

(2) Birinci fıkranın (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamındaki iade talebinin dayanağını teşkil eden fiilin bütün unsurları, özellikle işleniş şekli, suçun işlenişinde kullanılan araçların veya ortaya çıkan sonuçların ağırlığı dikkate alınarak fiil siyasî suç olarak kabul edilmeyebilir. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar, siyasî suç olarak kabul edilmez.

(3) Birinci fıkranın (d) bendinde, cezanın niteliğine ilişkin bir ret sebebinin varlığı hâlinde, talep eden devlet tarafından, öngörülen cezanın infaz edilmeyeceğine dair yeterli teminat verilmesi hâlinde, iade talebi kabul edilebilir.

(4) İadesi talep edilen kişinin, talep tarihinde on sekiz yaşını doldurmamış olması, uzun zamandan beri Türkiye’de bulunuyor olması veya evli bulunması gibi kişisel hâlleri nedeniyle, iadenin kişinin kendisini veya ailesini, fiilin ağırlığı ile orantısız şekilde mağdur edecek olması durumunda iade talebi kabul edilmeyebilir.

İade ve sınır dışı ilişkisi

MADDE 12- (1) Yabancı, iade sürecinde Merkezî Makamın görüşü alınmadan sınır dışı edilemez.

(2) Yabancı, Merkezî Makamın görüşü alınmadan, iade talebi reddedilen devlete sınır dışı edilemez.

Merkezî Makamın incelemesi

MADDE 13- (1) Merkezî Makam, iade taleplerini inceleyerek, lüzum görmesi hâlinde ek bilgi ve belge talebinde bulunabilir ve gerekli şartları taşımayan talepleri reddeder.

(2) Gerekli şartları taşıyan talepler, yetkili ağır ceza mahkemesi nezdindeki Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

Geçici tutuklama

MADDE 14- (1) İade talebine konu olabilecek bir suçun işlendiğinin kabulü için kuvvetli şüphe bulunması hâlinde, iade talebinin Merkezî Makama ulaşmasından önce, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası andlaşma hükümleri veya mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde, ilgili devletin talebi ve Merkezî Makamın uygun bulması üzerine kişi geçici olarak tutuklanabilir.

(2) İade talebine konu olabilecek ve 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi kapsamına giren bir suç işlediği yönünde kuvvetli şüphe bulunan kişi, ilgili devletin talebi aranmaksızın geçici olarak tutuklanabilir.

(3) İlgili devletin geçici tutuklama talebi, Merkezî Makam tarafından iade amacıyla yakalanması ve Cumhuriyet başsavcılığına sevki için İçişleri Bakanlığına gönderilir. Yakalanan kişi, geçici tutuklama hususunda karar verilmek üzere en geç yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkimi önüne çıkarılır. Sulh ceza hâkimi geçici tutuklanması talep edilen kişiye, rızaya dayalı iade imkânı ile bunun hukukî sonuçları hakkında bilgi verdikten sonra talep hakkında karar verir.

(4) Geçici tutuklama süresi ilgili milletlerarası andlaşma hükümlerine göre belirlenir. Mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde kişi, en fazla kırk gün geçici tutuklu kalabilir.

(5) Geçici tutuklama yerine kişinin kaçmasına engel olacak şekilde Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesi uyarınca adlî kontrol kararı verilebilir.

(6) İlgili devlet tarafından dördüncü fıkrada belirtilen süre içinde iade evrakının gönderilmemesi hâlinde geçici tutuklama veya adlî kontrol kararı kaldırılır. Bu durum, iade talebinin alınmasından sonra iade amacıyla koruma tedbirleri uygulanmasına engel teşkil etmez.

Görev ve yetki

MADDE 15- (1) İade talebi hakkında karar vermeye, kişinin bulunduğu yer ağır ceza mahkemesi yetkilidir. Kişinin bulunduğu yer belli değilse, Ankara ağır ceza mahkemesi yetkilidir.

(2) Cumhuriyet başsavcılığı, iade talebine ilişkin karar vermek üzere ağır ceza mahkemesinden talepte bulunur.

İade amacıyla koruma tedbirlerinin uygulanması

MADDE 16- (1) Ağır ceza mahkemesi iade sürecinin her aşamasında iadesi talep edilen kişi hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca koruma tedbirlerine karar verebilir.

(2) İade sürecinde kişinin tutuklanması durumunda teslime kadar geçen süre içindeki tutukluluk durumu, ağır ceza mahkemesince en geç otuzar günlük sürelerle incelenir.

(3) Ağır ceza mahkemesinin iade talebinin kabulüne ilişkin kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde 19 uncu maddeye göre iade kararı verilmemesi hâlinde kişi hakkındaki koruma tedbirleri kaldırılır.

(4) Toplam tutukluluk süresi, kişinin iade talebine konu suçtan dolayı alabileceği veya mahkûm olduğu cezanın infaz süresini geçemez.

Rızaya dayalı iade usulü

MADDE 17- (1) Kişi, iadeye rıza göstermesi hâlinde normal iade usulü uygulanmadan talep eden devlete iade edilebilir.

(2) Ağır ceza mahkemesince kişiye, Ceza Muhakemesi Kanununda belirtilen haklarıyla birlikte rızaya dayalı iadenin mahiyeti ve hukukî sonuçları anlatılır. Kişiye rızaya dayalı iade usulünü kabul edip etmediği sorulur.

(3) Mahkeme, kişinin rızaya dayalı iade usulünü kabul etmesi üzerine bu Kanun ve Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası andlaşma hükümlerine göre iade talebinin kabul edilebilir olup olmadığına karar verir. Bu karara karşı itiraz yoluna başvurulabilir. Kararın kesinleşmesi hâlinde iade evrakı Merkezî Makama gönderilir.

(4) Rızaya dayalı iade usulü uygulanarak verilen iade kararının yerine getirilmesi, Merkezî Makamın onayına bağlıdır.

İade yargılaması

MADDE 18- (1) Kişinin rızaya dayalı iade usulünü kabul etmemesi hâlinde mahkeme, iade şartlarını bu Kanun ve Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası andlaşma hükümlerine göre inceleyerek iade talebinin kabul edilebilir olup olmadığına karar verir.

(2) Talep eden devlet tarafından gönderilen belgelerin yeterli görülmemesi hâlinde mahkeme, uygun bir süre içinde ek bilgi ve belgelerin gönderilmesini isteyebilir.

(3) İade yargılamasında katılma talebinde bulunulamaz.

(4) Mahkemenin kararına karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Yargıtay bu başvuruları üç ay içinde sonuçlandırır. Kararın kesinleşmesi hâlinde iade evrakı karar ile birlikte Merkezî Makama gönderilir.

İade kararı

MADDE 19- (1) Ağır ceza mahkemesince iade talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi hâlinde, bu kararın yerine getirilmesi, Dışişleri ve İçişleri bakanlıklarının görüşü alınarak Adalet Bakanının teklifi ve Cumhurbaşkanının onayına bağlıdır.

(2) Merkezî Makam iade talebinin kabul veya ret edildiğini, talep eden devlete ve iadesi talep edilen kişiye bildirir.

Teslim

MADDE 20- (1) İadesine karar verilen kişinin teslim işlemleri, ilgili bakanlıklarla iş birliği hâlinde yürütülür.

(2) İadesine karar verilen kişinin, talep eden devlet makamları ile kararlaştırılan tarihte haklı bir neden olmaksızın teslim alınmaması hâlinde, bu tarihten itibaren otuz gün sonra mahkemece kişi hakkında verilen koruma tedbirleri kaldırılır.

(3) İadesine karar verilen kişi hakkında, başka bir suç nedeniyle Türkiye’de ceza soruşturması veya kovuşturması ya da infazı gerekli bir hapis cezası bulunması veya kişinin seyahat edebilecek durumda olmaması hâlinde, Merkezî Makam tarafından teslimin ertelenmesine karar verilebilir. Bu karar, kişiye ve talep eden devlete bildirilir.

(4) İade talebine konu suç bakımından ispat aracı olarak yararlı görülen veya suçun işlenmesiyle elde edilen ve kişi yakalandığında üzerinde ele geçen ya da daha sonra ortaya çıkan eşya, talep eden devlete teslim edilebilir. İadesi talep edilen kişinin ölümü, kaçması veya benzer sebeplerle iade hakkında bir karar verilememesi hâlinde de eşyanın teslimi gerçekleştirilebilir.

(5) Türkiye’de yürütülmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bakımından zorunlu olduğu takdirde eşyanın teslimi ertelenebilir.

(6) İyiniyetli üçüncü kişilere ait eşyanın teslim talepleri yerine getirilmez.

Transit geçiş kararı

MADDE 21- (1) Türk hukuku açısından iade koşullarının bulunması hâlinde, bir devlet tarafından başka bir devlete iadesine karar verilen kişinin Türkiye’den transit geçişine izin verilebilir.

(2) Transit geçiş talebi, Merkezî Makam tarafından değerlendirilir ve verilen karar, talep eden devletin yetkili makamına bildirilir.

(3) Transit geçişin yirmi dört saatten fazla sürmesi ve bu nedenle kişinin hürriyetinin kısıtlanması ihtiyacının ortaya çıkması durumunda, sulh ceza hâkimince transit geçişin sağlanması amacıyla yedi günü geçmemek üzere geçici tutuklama kararı verilebilir.

(4) Transit geçiş talebinin reddini gerektiren nedenlerin ortaya çıkması veya kişinin transit geçiş sırasında resen soruşturma yapılmasını gerektirecek bir suç işlemesi hâlinde transit geçiş durdurulabilir.

(5) Bir devletten başka bir devlete gerçekleştirilecek hükümlü nakilleri ile ilgili olarak Türkiye üzerinden yapılacak transit geçişler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.

Türkiye’nin iade talepleri ve şartları

MADDE 22- (1) Soruşturma veya kovuşturmanın sonuçlandırılabilmesi ya da verilen mahkûmiyet kararlarının infazı amacıyla yabancı bir ülkede bulunan ve hakkında yakalama emri veya tutuklama kararı verilen kişinin Türkiye’ye iadesi, adlî merciler tarafından istenebilir.

(2) Üst sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı kişinin iadesi talep edilebilir. Kesinleşmiş mahkûmiyet kararları bakımından iade talebinde bulunulabilmesi için hükmolunan hapis cezasının en az dört ay olması gerekir. İadesi istenen kişinin birden fazla suçu bulunması hâlinde, bunlardan bazılarının cezası belirtilen sürelerin altında olsa dahi birlikte iadeye konu edilebilir.

(3) Merkezî Makam tarafından uygun görülmesi hâlinde talep, yabancı devlete gönderilir. Ancak, aşağıdaki durumlarda Merkezî Makam iade talebini yabancı devlete göndermeden reddedebilir:

a) Talebin, iade için gerekli şartları taşımaması.

b) Ceza infaz kurumlarında geçirilecek süre dikkate alındığında, iade yoluna başvurulmasının kişi yararı ve kamu yararı arasında açık bir orantısızlığa sebep olması.

c) Türkiye’nin millî güvenliğinin veya uluslararası ilişkilerinin zarar görme ihtimalinin bulunması.

(4) Türkiye’ye iadesine karar verilen kişinin üçüncü ülkelerden transit geçişi ve teslim konusunda, uygun olduğu ölçüde 20 nci ve 21 inci maddelerde yer alan hükümler uygulanır.

 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Soruşturma veya Kovuşturmanın Devri
Soruşturmanın veya kovuşturmanın devri

MADDE 23- (1) Bu Kanun ve taraf olunan milletlerarası andlaşmalar çerçevesinde, işlenen suçlarla ilgili Türkiye’de yürütülen soruşturma veya kovuşturmalar yabancı devletlere devredilebilir; yabancı devletlerde işlenen suçlarla ilgili yürütülen soruşturma veya kovuşturmalar devralınabilir.

(2) Milletlerarası andlaşma bulunmaması hâlinde, mütekabiliyet ilkesi esas alınarak bu Kanun çerçevesinde soruşturma veya kovuşturmalar devredilebilir veya devralınabilir.

Soruşturmanın veya kovuşturmanın yabancı devlete devredilmesi

MADDE 24- (1) Üst sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma veya kovuşturmalar;

a) Şüpheli veya sanığın yabancı devletin vatandaşı olması nedeniyle Türkiye’de hazır bulundurulamaması veya adlî yardımlaşma yoluyla savunmasının alınamaması,

b) Türk vatandaşı olan şüpheli veya sanığın yabancı devlette mutat olarak bulunması veya delillerin bu devlette olması nedeniyle devrin, gerçeğin ortaya çıkarılmasına imkân vermesi, hâllerinde devredilebilir.

(2) Soruşturma veya kovuşturmanın devri adlî merciler tarafından talep edilir.

Merkezî Makamın olumlu görüşü üzerine talep, ilgili devlete gönderilir. Bu işlem, soruşturma veya kovuşturmanın yürütülmesine engel değildir. Devir talebine, soruşturma veya kovuşturma dosyasının bir sureti ve gerekli olduğunda tercümesi eklenir. Devir talebinin kabul edilmesi ve istem üzerine delil niteliğindeki eşyalar da gönderilir.

(3) Soruşturmanın devri talebinin kabul edilmesi üzerine, Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinde düzenlenen koşullara ve sonuçlarına bakılmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Şüpheli hakkında yabancı adlî merci tarafından dava açılması durumunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Dava açılmaması hâlinde, buna ilişkin kararın gerekçesi değerlendirilmek suretiyle soruşturmaya devam edilebilir.

(4) Kovuşturmanın devri talebinin kabul edilmesi üzerine durma kararı verilir. Sanık hakkında yabancı adlî merci tarafından mahkûmiyet kararı verilmesi durumunda düşme kararı verilir. Mahkûmiyet kararı dışında bir karar verilmesi durumunda, buna ilişkin kararın gerekçesi değerlendirilmek suretiyle kovuşturmaya devam edilebilir.

(5) Yabancı devletin soruşturma veya kovuşturmanın devrinin kabulüne ilişkin karardan vazgeçtiğini bildirmesi veya devredilen soruşturma veya kovuşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmediğinin Merkezî Makamca adlî mercie bildirilmesi hâlinde soruşturma veya kovuşturmanın yürütülmesine karar verilir.

(6) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde soruşturma veya kovuşturmanın devri talebiyle birlikte veya öncesinde, talep edilen devlet makamlarından elkoyma ve tutuklama dâhil bütün geçici tedbirlerin alınması istenebilir.

Soruşturma veya kovuşturmanın devralınması

MADDE 25- (1) Yurt dışında işlenen ve Türk hukukuna göre zamanaşımına veya affa uğramamış, üst sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suç nedeniyle yabancı bir devlette yürütülen soruşturma veya kovuşturmalar devralınabilir. Ancak;

a) Kişi, Türkiye’de mutat olarak bulunmuyorsa,

b) Kişi, Türk vatandaşı değilse,

c) Suç, talep eden devletin sınırları dışında işlenmişse,

ç) Devir talebine konu fiil nedeniyle kişi daha önce Türkiye’de yargılanmışsa, devir talebi kabul edilmez.

(2) Merkezî Makamın uygun görmesi üzerine soruşturmanın veya kovuşturmanın devrine ilişkin talep, yetkili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma veya kovuşturmanın devrine konu olan suça ilişkin soruşturma başlatır ve sonucuna göre işlem yapar.

(3) Talepte bulunan yabancı devlet mevzuatına göre yapılmış soruşturma veya kovuşturma işlemleri ve elde edilen deliller Türk hukuku bakımından geçerli sayılır.

BEŞİNCİ BÖLÜM
İnfazın Devri
İnfazın devralınması

MADDE 26- (1) Yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararları aşağıdaki koşulların birlikte bulunması hâlinde Türkiye’de infaz edilebilir:

a) Hükümlünün Türkiye’de bulunması.

b) Mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması.

c) Mahkûmiyet kararına konu fiilin Türk hukukuna göre suç teşkil etmesi ve zamanaşımına uğramamış olması.

ç) Hürriyeti bağlayıcı cezalar için, merkezî makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hürriyeti bağlayıcı cezasının bulunması.

d) Aynı suçtan dolayı Türkiye’de soruşturma veya kovuşturma yapılmamış olması.

(2) İnfazın devri talebinde bulunulması hâlinde, yabancı devlet makamlarından;

a) Mahkûmiyet kararının onaylı sureti,

b) Hükme esas alınan kanun maddelerinin metni,

c) İnfazı gereken bakiye cezayı gösteren belge,

ç) Talebin değerlendirilmesi için gerekli görülebilecek diğer bilgi ve belgeler,

d) Gerekli görüldüğü takdirde bu fıkrada belirtilen belgelerin tercümeleri, talep edilir.

(3) Devir koşullarının bulunmadığının tespit edilmesi veya devrin Türkiye’nin millî güvenliği ile temel çıkarlarına uygun düşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde, devir talebi Merkezî Makam tarafından reddedilir.

(4) İnfazın devrine ilişkin talep alınmadan önce mahkûmiyete konu suç, ceza miktarı ve şahsın kaçma şüphesi dikkate alınarak, yabancı devletin istemi ve Merkezî Makamın olumlu görüşü üzerine 14 üncü madde uyarınca koruma tedbirlerine karar verilebilir.

(5) İnfazın devrine ilişkin talep, Türk hukukuna göre uyarlama kararı verilmesi için Ankara ağır ceza mahkemesine gönderilir. Mahkemece on beş gün içinde, yabancı devlette verilen mahkûmiyet kararında sübutu kabul edilen fiile, Türk kanunlarına göre verilmesi gereken ceza tayin olunur. Bu suretle belirlenen ceza, yabancı mahkeme kararında tayin edilmiş ceza süresini geçemez. Uyarlama kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir. Ağır ceza mahkemesi koruma tedbirleri hakkında da karar vermeye yetkilidir.

(6) Uyarlama kararı, talep eden devlet makamlarına bildirilmek üzere Merkezî Makama gönderilir.

Türkiye’de infaz

MADDE 27- (1) Yabancı devletin infazı devretmesi üzerine durum, uyarlama kararını veren mahkemeye bildirilir. Mahkeme infaza başlanılması için kararı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mahkeme ayrıca kararı Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne bildirir.

(2) Ağır ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir.

(3) Mahkûmiyetin esasına taallûk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir, verilen kararlar ağır ceza mahkemesince yeniden uyarlanır.

(4) İnfaz sırasında, hükmün verildiği devlette veya Türkiye’de genel veya özel af kabul edilmesi ya da suç ve cezayı ortadan kaldıran veya hafifleten bir sebebin ortaya çıkması hâlinde hükümlünün hukukî durumu, uyarlama kararını veren ağır ceza mahkemesince karara bağlanır.

İnfazın devredilmesi

MADDE 28- (1) Aşağıdaki koşulların birlikte bulunması hâlinde, Cumhuriyet başsavcılığınca, Türk mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararlarının yabancı devlette infaz edilmesi talep edilebilir:

a) İnfazın devredileceği devlette bulunan hükümlünün, bu devletin vatandaşı olması veya bu devlet ile güçlü sosyal bağlarının bulunması.

b) Mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması.

c) Mahkûmiyet kararına konu fiilin yabancı devlet hukukuna göre suç teşkil etmesi.

ç) Hapis cezaları için, merkezî makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hapis cezasının bulunması.

d) Merkezî Makamın olumlu görüşünün bulunması.

(2) Cezaları denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilen hükümlülerin cezaları devredilebilir.

(3) İnfazın devri talebinde bulunulması infaz işlemlerinin yürütülmesine engel değildir.

(4) Devrin, ceza adaletinin amaçlarına hizmet etmeyeceğinin veya Türkiye’nin millî güvenliği ile temel çıkarlarına uygun düşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde, devir talebi Merkezî Makam tarafından reddedilir.

(5) Yabancı devlet makamlarına;

a) Mahkûmiyet kararının onaylı sureti,

b) Hükme esas alınan kanun maddelerinin metni,

c) İnfazı gereken bakiye cezayı gösteren belge,

ç) Talebin değerlendirilmesi için gerekli görülebilecek diğer bilgi ve belgeler,

d) Gerekli görüldüğü takdirde bu fıkrada belirtilen belgelerin tercümeleri, gönderilir.

(6) İnfazın devredilebilmesi için devrin yapılacağı devletten infazın nasıl yapılacağının bildirilmesi istenir. Gelen bilgilere göre devir talebi, Merkezî Makamın uygun görüşüyle Cumhuriyet başsavcılığınca geri alınabilir.

Yabancı devlette infazın sonuçları

MADDE 29- (1) Merkezî Makam, yabancı devletten infaz sırasında ortaya çıkacak özel durumlar ile infazın tamamlanması veya hükümlünün firarı gibi önemli bilgileri bildirmesini ister. Merkezî Makama ulaşan bilgiler, Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir.

(2) Kararın tamamen infaz edilmesi veya infaz kabiliyetini kısmen veya tamamen kaybetmesi, Türk hukuku bakımından da aynı sonuçları doğurur.

(3) Yabancı devletin kararı infaz etmemesi veya edememesi hâlinde infaz işlemlerine Türkiye’de devam edilir.

ALTINCI BÖLÜM
Hükümlü Nakli
Türkiye’ye hükümlü nakli

MADDE 30- (1) Yabancı devlet mahkemeleri tarafından hakkında mahkûmiyet kararı verilen ve ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü, aşağıdaki koşulların birlikte bulunması hâlinde cezanın infazı amacıyla Türkiye’ye nakledilebilir:

a) Hükümlünün Türk vatandaşı olması veya Türkiye ile güçlü sosyal bağlarının bulunması.

b) Hükümlünün veya kanunî temsilcisinin rıza göstermesi.

c) Mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması.

ç) Mahkûmiyet kararına konu fiilin Türk hukukuna göre suç teşkil etmesi.

d) Merkezî makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça, talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hapis cezasının bulunması.

(2) Hükümlü, kanunî temsilcisi veya yakını tarafından Türkiye’ye nakil talebinde bulunulması hâlinde, yabancı devlet makamlarından;

a) Mahkûmiyet kararının onaylı sureti,

b) Hükme esas alınan kanun maddelerinin metni,

c) Hükümlünün veya kanunî temsilcisinin nakle rıza gösterdiğine dair belge,

ç) İnfazı gereken cezayı gösteren belge,

d) Gerekli görüldüğü takdirde, hükümlünün sağlık durumunu gösteren tıbbî raporlar ile hastalığı varsa tedavisine ilişkin tavsiyeleri içeren belgeler,

e) Gerekli görüldüğü takdirde bu fıkrada belirtilen belgelerin tercümeleri, talep edilir.

(3) Nakil koşullarının bulunmadığının, naklin, hükümlünün sosyal rehabilitasyonuna katkı sağlamayacağının, ceza adaletinin amaçlarına hizmet etmeyeceğinin veya Türkiye’nin millî güvenliği ile temel çıkarlarına uygun düşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde, nakil talebi Merkezî Makam tarafından reddedilebilir.

(4) Hükümlülerin nakline Adalet Bakanı karar verir.

Türkiye’de infaz

MADDE 31- (1) Hükümlünün nakline karar verilmesi üzerine, ceza infaz kurumlarında kalacağı süre hükümlüye ve yabancı makamlara bildirilir. Yabancı devlet ile hükümlünün, nakli kabul etmesi üzerine, hükümlü Türkiye’ye getirilir. Hükümlü, nakil dosyası ile birlikte Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir. Cumhuriyet başsavcılığı, infazına başlanan karara ilişkin bilgileri Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne bildirir.

(2) Hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir.

(3) Mahkûmiyetin esasına taallûk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir; verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir.

(4) İnfaz sırasında, hükmün verildiği devlette veya Türkiye’de genel veya özel af kabul edilmesi ya da suç veya cezayı ortadan kaldıran veya hafifleten bir sebebin ortaya çıkması hâlinde hükümlünün hukukî durumu hakkında bulunduğu yer ağır ceza mahkemesince karar verilir.

Türkiye’den hükümlü nakli
MADDE 32-
(1) Türk mahkemeleri tarafından hakkında mahkûmiyet kararı verilen ve ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü, aşağıdaki koşulların birlikte bulunması hâlinde cezanın infazı amacıyla yabancı devlete nakledilebilir:

a) Hükümlünün nakledileceği devletin vatandaşı olması veya bu devlet ile güçlü sosyal bağlarının bulunması.

b) Hükümlünün veya kanunî temsilcisinin rıza göstermesi.

c) Mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması.

ç) Mahkûmiyet kararına konu fiilin nakli istenen devlet hukukuna göre suç teşkil etmesi.

d) Merkezî makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça, talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hapis cezasının bulunması.

e) Hükümlü hakkında başka bir suçtan dolayı, Türkiye’de bir soruşturma veya kovuşturma bulunmaması.

(2) Hükümlü, kanunî temsilcisi veya yakını tarafından Türkiye’den başka bir devlete nakil talebinde bulunulması hâlinde, bu devlet makamlarına;

a) Mahkûmiyet kararının onaylı sureti,

b) Hükme esas alınan kanun maddelerinin metni,

c) Hükümlünün veya kanunî temsilcisinin nakle rıza gösterdiğine dair belge,

ç) İnfazı gereken bakiye cezayı gösteren belge,

d) Gerekli görüldüğü takdirde, hükümlünün sağlık durumunu gösteren tıbbî raporlar ile hastalığı varsa tedavisine ilişkin tavsiyeleri içeren belgeler,

e) Gerekli görüldüğü takdirde bu fıkrada belirtilen belgelerin tercümeleri, gönderilir.

(3) Nakil koşullarının bulunmadığının, naklin, hükümlünün sosyal rehabilitasyonuna katkı sağlamayacağının, ceza adaletinin amaçlarına hizmet etmeyeceğinin veya Türkiye’nin millî güvenliği ile temel çıkarlarına uygun düşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde, nakil talebi Merkezî Makam tarafından reddedilebilir.

(4) Hükümlünün hapis cezası ile birlikte adlî para cezasının bulunması hâlinde, nakle karar verilebilmesi için adlî para cezasının ödenmesi gerekir. Adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde, ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilir. Hükümlünün Türkiye’de infaz edilen cezası, öncelikle adlî para cezasından çevrilen hapis cezasına mahsup edilir. Hükümlünün ceza infaz kurumunda kaldığı süre adlî para cezasından çevrilen hapis cezasını karşılamadığı takdirde infazı gereken bakiye, hapis cezasına eklenir. Bulunan ceza miktarı yabancı devlete bildirilir ve kabul edilmesi hâlinde nakle karar verilebilir.

(5) Nakil talebinin kabul edilebilmesi için yargılama giderlerinin ödenmiş olması gerekir. Ancak, hükümlünün yargılama giderlerini ödeyebilecek durumda olmadığının anlaşılması hâlinde, yargılama giderleri ödenmeden de nakle karar verilebilir.

(6) Hükümlünün nakline karar verilebilmesi için naklin yapılacağı devletten hükümlünün ceza infaz kurumunda kalacağı süre ve infazın nasıl yapılacağının bildirilmesi istenir. Bu bilgi hükümlüye tebliğ edilir.

(7) Yabancı devletin muvafakat vermesi üzerine hükümlünün nakline Adalet Bakanı karar verir.

Yabancı devlette infazın sonuçları

MADDE 33- (1) Merkezî Makam yabancı devletten infaz sırasında ortaya çıkacak özel durumlar ile infazın tamamlanması ve hükümlünün firarına ilişkin bilgileri bildirmesini ister. Merkezî Makama ulaşan bilgiler, kararı veren mahkemeye bildirilir.

(2) Kararın yabancı devlet tarafından tamamen infaz edilmesi veya infaz kabiliyetini kısmen veya tamamen kaybetmesi, Türk hukuku bakımından da aynı sonuçları doğurur.

(3) Yabancı devletin kararı infaz edememesi hâlinde infaz işlemlerine Türkiye’de devam edilir.

 YEDİNCİ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Masraflar

MADDE 34- (1) Bu Kanun uyarınca yapılan adlî iş birliği taleplerinin yerine getirilmesine ilişkin giderler, merkezî makamların aksine bir mutabakatı bulunmaması hâlinde, yerine getiren devlet tarafından karşılanır.

(2) Soruşturma veya kovuşturmanın sonuçlandırılması amacıyla iade talebinde bulunulması hâlinde, talebin yerine getirilmesi için yapılan masraflar, yargılama giderlerinden sayılır. Mahkûmiyet kararlarının infazı amacıyla iade talebinde bulunulması hâlinde, talebin yerine getirilmesi için yapılan masrafların, ödendiği tarihten tahsil edildiği tarihe kadar geçen süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen gecikme zammı oranında hesaplanacak faiz ile birlikte bir ay içinde ödenmesi gerektiği, iade talep eden Cumhuriyet başsavcılığı tarafından hükümlüye bildirilir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması hâlinde, bu alacaklar Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığınca ilgili vergi dairesine bildirilir.

(3) Hükümlünün bulunduğu devletten Türkiye’ye nakli için gerekli masraflar, hükümlü tarafından karşılanır. Söz konusu masraflar, hükümlü veya onun adına herhangi bir kişi tarafından Adalet Bakanlığınca bu maksatla açılan bir hesaba yatırılır. Hükümlünün nakil masraflarını karşılayacak durumda olmadığının tespit edilmesi hâlinde, mahkûm olunan suçun niteliği, naklin kamusal yararı, kişinin bulunduğu devletteki cezaevi koşulları, infazı gereken bakiye cezanın süresi gibi hususlar göz önüne alınarak, nakil masrafları, Adalet Bakanlığı bütçesine konulan ödenekten karşılanabilir. Nakil masraflarından görevlilere ilişkin olanların hesabı, 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre yapılır.

Yönetmelik

MADDE 35- (1) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler Adalet Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulur.

Yürürlükten kaldırılan mevzuat

MADDE 36- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla;

a) 1/3/1977 tarihli ve 2080 sayılı Ceza Kovuşturmalarının Aktarılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin Onaylanması ve Uygulanması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi,

1b) 1/3/1977 tarihli ve 2081 sayılı Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesinin Onaylanması ve Uygulanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 5 inci maddesi,

c) 8/5/1984 tarihli ve 3002 sayılı Türk Vatandaşları Hakkında Yabancı Ülke Mahkemelerinden ve Yabancılar Hakkında Türk Mahkemelerinden Verilen Ceza Mahkumiyetlerinin İnfazına Dair Kanun,

ç) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 18 inci maddesi, yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 37– (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 38– (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

6706 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN
MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İPTAL EDİLEN HÜKÜMLERİN YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ
GÖSTERİR LİSTE
Değiştiren Kanunun/KHK’nin/ İptal Eden Anayasa Mahkemesi Kararının  Numarası  

6706 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri

 

Yürürlüğe Giriş  Tarihi

 

 

 

 

 

KHK / 698

 

19

 

24/6/2018 tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının andiçerek göreve başladığı tarihte,

 

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Hukuku

0

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Hukuku isimli eser David Harris, Michael O’Boyle ve Colin Warbrick tarafından yazılmış, Mehveş Bingöllü Kılcı ve Ulaş Karan tarafından tercüme edilerek 2013 yılında basılmıştır.  Özgün adı ‘Law of European Convention on human rights’ olan eser Avrupa Konseyi tarafından yürütülen “Yüksek yargı kurumlarının Avrupa standartları bakımından rollerinin güçlendirilmesi ortak projesi” kapsamında hazırlanmıştır.

Law of the European Convention on Human Rights 

Kitap, Strazburg içtihadı ve içtihadın temelinde yatan ilkeleri güncel ve kapsamlı bir şekilde ele almakta, hukukun ilgi çeken bu alanının kolaylıkla ve derinlemesine kavranmasını sağlamaktadır.

Eser, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin taraf devletlerin hukuki gelişimlerini ne derece etkilediğini bir bütün olarak incelerken böyle güçlü bir otoritenin nasıl başarıyla elde edildiğini ve sürdürüldüğünü de gözler önüne sermektedir. Kitapta temel teminatları oluşturan Sözleşme’nin tüm maddeleri eleştirel bir şekilde analiz edilmekte ve denetim sistemi incelenmektedir.

Yüksek Yargı Kurumlarının Avrupa Standartları Bakımından Rollerinin Güçlendirilmesi Ortak Projesi

Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyinin ‘Yüksek Yargı Kurumlarının Avrupa Standartları Bakımından Rollerinin Güçlendirilmesi’ Ortak Programı (Proje), öncü yargı aktörlerinin insan haklarını koruma standartları hakkındaki farkındalıklarını artırarak ve yasama ve yargı uygulamalarının uyumlu hale getirilmesindeki deneyimlerinden faydalanmak üzere AB yargı kurumları ve üye devletlerin kurumlarıyla daha güçlü ilişkiler kurarak Türk yüksek yargı kurumlarının Avrupa Birliği (AB) üyelik kriterlerine bağlılık düzeyini artırmak amacıyla başlatılmıştır.

Proje Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi tarafından Yargıtay Başkanlığının koordinasyonunda yürütülmüştür. Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve HSYK projenin diğer yararlanıcıları olmuştur.

Proje kapsamında; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Avrupa Sosyal Şartı (ASŞ) konulu Yuvarlak Masa seminerleri.; Yararlanıcı Kurumlardan 505 kişinin katıldığı AB ve Avrupa Konseyine Çalışma Ziyaretleri; her yararlanıcı kurum için Brüksel ve Lahey’deki AB Kurumlarına ziyaretler yapılmıştır.

Lüksemburg’daki Avrupa Birliği Adalet Divanı ve Strazburg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine ziyaretlere; HSYK’dan 40, Danıştaydan 80, Yargıtaydan 220 ve AYM’den 65 kişi katılmıştır. Anayasa Mahkemesinden 40 kişi için Almanya ve İspanya Anayasa Mahkemelerine 2 ziyaret düzenlenmiştir.

Türkiye’de toplam 16 konferans düzenlenmiş, proje ortağı kurumlardan 42 tetkik hâkimi/ raportör çeşitli Avrupa ülkelerindeki muadil kurumlarda görevlendirilmiştir.

Anayasa Mahkemesi için ihtiyaç analizi çalışması yapılmış, temel insan hakları ve özgürlük alanlarına dair bilgilendirme kitapçıkları hazırlanarak basılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Hukuku isimli eser de bu kapsamda çıkarılmıştır.

Şikayet ve İhbar Hakkı

0
Şikayet ve İhbar hakkı

 ihbar ve şikayet hakkı Anayasal bir haktır.  Herkes kendisi veya kamu ile ilgili konularda yetkili makamlara şikayette bulunmak ve dava açmak hakkına sahiptir. Bu hakkın, hakkı doğuran nedenin koyduğu sınırlar içinde kullanılması ve kötüye kullanılmaması zorunludur.

İhbar ve şikayetin yetkili makamlara yapılmadan önce veya yapıldıktan sonra, hatta böyle bir başvuru olmaksızın dahi, durumun araştırılması, şüphelenildiğinin söylenmesi arasında fark yoktur. İhbar ve şikayet hakkı kullanılırken, belirli kimselere bir suç oluşturan belirli bir eylemin yüklenmesi gerekmektedir. Bu, şikayetin doğal sonucudur. Aksi halde yani suç oluşturan bir eylem yüklenmeden ihbar veya şikayet hakkının kullanılması olanaksızdır. Bu nedenle, ihbar ve şikayet hakkının kullanılması, bu hakkın sınırları aşılmadığı sürece hakaret suçu açısından bir hukuka uygunluk nedeni oluşturacaktır. Şikayet veya ihbar hakkının kullanılmasındaki ölçü, suç failinin; ihbar veya şikayetin konusunu oluşturan eylemin mağdur tarafından işlenmediğini bilip bilmemesidir. Mağdurun yüklenen eylemi işlemediğini bildiği kanıtlanmadıkça sınırın aşıldığı kabul edilemez. Failin, mağdurun yüklenen eylemi işlemediğini kesin olarak bildiği halde, suç işlediğinden bahisle yetkili merciye ihbar veya şikayette bulunması iftira suçunu, bu mercilerin dışında kalan kişilere duyurması ise hakaret suçunu teşkil edecektir. Şikayet ile ihbar arasındaki fark ise; şikayetçinin doğrudan mağdur yada ilgili olması ihbar edenin ise kamuya yada başkalarına ait bir durumu ilgili mercilere kendisi ile doğrudan ilgili olup olmamasına bakılmaksızın bildirmesidir.

Yener Ünver

0
Prof. Dr. Yener Ünver

Prof. Dr. Yener Ünver, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1986 yılında mezun olarak lisans derecesini kazanmış, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Bölümünde 1990 yılında tamamladığı yüksek lisans eğitiminin ardından 1996 yılında hukuk doktoru olmuştur. 

Ünver, 1989-1992 yıllarında İstanbul Üniversitesi Adalet Yüksekokulunda ceza hukuku genel hükümler ve ceza muhakemesi hukuku derslerini vermiştir. Akademik çalışmalarına devam eden Ünver, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde 2001 yılına kadar yardımcı doçent olarak ceza hukuku genel hükümler, ceza hukuku özel hükümler ve ceza muhakemesi hukuku, kitle iletişim hukuku, ve milletlerarası ceza hukuku dallarında lisans dersleri vermiştir.

Prof. Dr. Yener Ünver, 2002 yılında doçentlik unvanını kazanmış, 2002-2007 yıllarında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde ceza hukuku genel hükümler, ceza hukuku özel hükümler, ceza muhakemesi hukuku, kitle iletişim hukuku ve milletlerarası ceza hukuku dersleri vermiştir. Ünver, 2004-2006 yıllarında İstanbul Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Meslek Yüksekokulu’nda spor hukuku, 2002-2006 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ceza hukuku genel hükümler, ceza hukuku özel hükümler ve ceza muhakemesi hukuku dersleri vermiştir. 2008 yılında hukuk profesörü olmuştur.

Prof. Dr. Yener Ünver, 2005-2007 ve 2008-2011  yılları arasında İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ceza hukuku özel hükümler ve ceza muhakemesi hukuku ve 2006-2011 yılları arasında ise, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ceza muhakemesi hukuku, kitle haberleşme hukuku, kriminoloji, karşılaştırmalı ceza hukuku ve tıp hukukunda lisans, yüksek lisans ve doktora dersleri vermiştir.

Prof. Dr. Yener Ünver bir konferansta
Akademik ve İdari Kariyeri 

Ünver’in uzmanlık alanı ceza hukuku genel hükümler, ceza muhakemesi hukuku, ceza özel hukuku ve tıp hukuku alanlarında yoğunlaşmış, 2005 yılından itibaren karşılaştırmalı ceza hukuku alanında faaliyet göstermiştir.

Prof. Dr. Yener Ünver, 2002 yılında İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezi yönetim kurulunda görev almış, 2005-2007 yıllarında Türkiye Basketbol Federasyonu Hukuk Kurulu üyeliğini yürütmüştür.

Ünver, Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi kurucu dekanıdır ve 5 Mayıs 2011 tarihinden itibaren dekanlık görevini yürütmektedir. Ünver, 5 Mayıs 2011 tarihinden itibaren Özyeğin Üniversitesi Senatosu üyeliği, Üniversite Yönetim Kurulu üyeliği ve Yayın Kurulu üyeliklerini sürdürmektedir.

Ünver, Özyeğin Üniversitesi Alman Hukuku Araştırma Merkezi (Forschungszentrum für deutsches Recht –FZfDR-) Kurucu Müdürü, Yönetim Kurulu Başkanı ve Özyeğin Üniversitesi Kayıt Kalite Komisyon Üyesidir.

Nisan 2015 – Mayıs 2018 tarihleri arasında 3 yıl süre ile Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi Danışma Kurulu Üyeliği yapmış, Şubat 2017 itibariyle Sağlık Bakanlığı Hasta Hakları Bilimsel Danışma Komisyonu üyeliğine ve 25.02.2016 tarihi itibariyle Özyeğin Üniversitesi Senatosu tarafından Üniversitelerarası Kurul üyeliğine seçilmiştir. 

Sivil Toplum Çalışmaları 

Prof. Dr. Yener Ünver, 2006-2007 yıllarında 5 ay süreyle TFF Disiplin Kurulu üyeliğini ve 2008-2011 yıllarında Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu Asli Üyeliğini (Türk Spor Yüksek Mahkemesi yargıçlığı) yürütmüştür.

Prof. Dr. Yener Ünver, DAAD’liler Derneği, Tıp Hukuku Derneği (İstanbul/Türkiye) ve Uluslararası Dünya Tıp Hukuku Derneği (ABD) üyesidir. Ayrıca Türk Ceza Hukuku Derneği üyesidir ve bu dernekte başkan yardımcılığı görevini üstlenmiştir.

Ünver, 2017 yılı ağustos ayından itibaren 1924 yılında La Hey’de kurulmuş olan ve merkezi Paris’te bulunan Uluslararası Karşılaştırmalı Hukuk Akademisi (International Academy of Comparative Law / Académie Internationale de Droit Comparé) üyesidir.

Prof. Dr. Yener Ünver, Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi kurucu dekanıdır ve 2011 yılından itibaren dekanlık görevini yürütmektedir.

Ünver, Türk Ceza Hukuku Derneği tarafından 2008 yılından itibaren yayınlanmakta olan Suç ve Ceza Dergisinin sorumlu yazı işleri müdürü olarak görev yapmaktadır. 2010 yılı mart ayında Avrupa Bilim ve Sanatlar Akademisi üyeliğine seçilmiştir ve halen bu aktif üyeliği devam etmektedir. Ünver ayrıca, Medicine Law & Society (ISSN 2463-7955) Dergisi Editörler Kurulu üyesidir.

Görev Aldığı Yayınlar ve Ödülleri 

Prof. Dr. Yener Ünver, Almanca ve İngilizce dillerinde Almanya’da online yayınlanan Kriminalpolitische Zeitschrift (KriPoZ) dergisinin uluslararası redaksiyon kurulunda görev yapmaktadır. (www.kripoz.de.) 

Prof. Dr. Yener Ünver, 2014 yılı Nisan ayından itibaren Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı adına Almanya’nın Münih şehrinde görülmekte olan NSU (Neonazi Cinayetleri= Türk İşadamlarına karşı işlenen suçlarla ilgili) ceza davasını gözlemci sıfatıyla takip etmektedir.

Prof. Dr. Yener Ünver ve Prof. Dr. Özlem Yenerer Çakmut Editörlüğünde hazırlanan Hukuk ve Sanat

Ünver’e, Gürcistan-Tiflis Grigol Robakidze Universität Alma Mater Üniversitesi Onursal Hukuk Doktorası (honorar causa) unvanını 21 Eylül 2011 tarihinde kazanmış; Ulusal ve Dünya Ekonomi Üniversitesi ile bu üniversitenin Roma Hukuku Öğretimi ve Romanistik Eğitim Merkezi’nin 27. 10. 2014 tarihinde müştereken aldıkları kararla, kendisine, “Stefan Bobçev” şeref madalyası ve diploması verilmiştir.

Dilekçe Hakkı

0
Dilekçe Hakkı
Dilekçe Hakkı

Dilekçe hakkı, bireylerin, kişisel veya kamusal konularla ilgili dilek ve şikayetlerini, tek başına veya başkaları ile birlikte tüm kurum, yetkili makam, kuruluş ver her türlü devlet organı ile teşkilat şemasında bulunan tüm resmi kuruluşlara sunabilme hakkıdır.

Dilekçe, herhangi bir şekil şartına bağlanmamış olmakla birlikte yazışma kurallarına uygun olmalıdır. Her dilekçede, dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgah adresinin bulunması zorunludur. Dilekçenin, sunulduğu makamda hata olması veya konusuyla ilgili olmayan bir idari makama verilmesi durumunda; dilekçe bu makam tarafından yetkili idari makama gönderilmekte ve ayrıca dilekçe sahibine de bilgi ve cevap verilmelidir.

Anayasanın 74. maddesine göre dilekçe hakkı “Vatandaşların ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara ve TBMM’ye yazı ile başvurma hakkıdır.” şeklinde tanımlanmaktadır.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ise 01.11.1984 tarih ve 3071 kanun numarası ile düzenlenmiş, Resmi Gazetenin 10.11.1984 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun

Dilek şeklinde yapılan başvurularda resmi bir makamdan ya doğrudan doğruya kendisi ya da kamusal bir iş için, yetkisi dahilinde olmak üzere bir eylem ya da bir karar istenmekte; şikayet şeklinde olanlarda ise genel anlamda haksızlığa uğrayan bir kişi ya da kurumun çıkarlarının zedelenmesi ya da hukuk düzenindeki aksaklıklar ortaya konmaktadır.

Dilekçe hakkı, bireylerin kendileriyle veya kamusal işlerle ilgili olarak, tek başlarına veya topluca yargı dışında kalan devlet organlarına, dertlerini, sorunlarını, şikayetlerini, uğradıkları haksızlıkları ileterek çözüm bulmalarını istemelerinden ibaret bir insan hakkı olarak tanımlanmıştır.

Dilekçe hakkı anayasal bir hak olup hiçbir kurum ve kuruluşun usulüne uygun bir dilekçeyi reddetme hakkı bulunmamaktadır. Dilekçe hakkından ayrılmaz bir hak ise dilekçenin teslim edildiğine dair bir suretin dilekçe sahibine verilmesidir. Dilekçe hakkı, hukuki uyuşmazlığın doğmasından evvel yasal hakların aranmasında en öncelikli haktır.

Hak arama yolları konusunda yurttaşlara zamanında yapılmış başvurulardan sonra ek külfet getirmek anayasada güvence altına alınan hak arama özgürlüğüne aykırıdır.

Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 74. maddesi dilekçe hakkını “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlığı ile düzenlemiştir. Bu maddenin kenar başlığı, “VII. Dilekçe hakkı” iken, 12/9/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunun 8’inci maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. 
MADDE 74

(Değişik: 3/10/2001-4709/26 md.) Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/26 md.) Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.

(Mülga: 12/9/2010-5982/8 md.)

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/8 md.) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/8 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu

Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/8 md.) Kamu Başdenetçisi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir. İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilmiş olur.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/8 md.) Bu maddede sayılan hakların kullanılma biçimi, Kamu Denetçiliği Kurumunun kuruluşu, görevi, çalışması, inceleme sonucunda yapacağı işlemler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük haklarına ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

Dilekçe Yazım Kuralları ve Dilekçe Hakkında Yazılmış Olan Bir Dilekçenin Anatomisi isimli kitap

Bir Dilekçenin Anatomisi

Basiretli Tacir

0
Basiretli Tacir
Basiretli Tacir

Basiretli Tacir, geleceği gören, sezgisi yüksek, dikkatli ve yapacaklarının nereye varacağını bilen ya da bilmesi gereken, ticari iş, işlem ve eylemlerinin hukuki, mali ve ticari sonuçlarını öngörmesi gereken kişidir.

Basiret, Arapça bir kelimedir ve doğru görüş, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, dikkat, öngörü, sağgörü anlamlarına gelmektedir. Tacir, basiretli davranmadığı takdirde, işletmesini karlı ve kurumsal bir yapıya dönüştüremeyecek, işletmenin geleceğini sağlam temeller üzerine kuramayacaktır.

Tacir, Basiret Kavramı ve Ticaret Hayatı 

Ticari faaliyet yürüten kişi ve kurumların birinci amacı kar sağlamak, diğer amaçları ise işletme mevcudunu, istihdamı, aktifleri ve sermayeyi artırmaktır. Yapılan her işten kar elde edilemeyebileceği gibi zarar da gerçekleşebilir. Basiretli tüccar her işten kar elde edilebileceği gibi zarar da edilebileceğini hesap edebilen, işin başında tüm ihtimalleri dikkate alarak zarar ihtimalini azaltan tüccardır. Basiretli tüccar, piyasa durumunu inceleyerek tüm maliyetleri analiz etmek zorundadır. Tacir, araştırmalı, incelemeli, uzmanlarına danışmalı ve basiret göstermelidir.

Bir tacir, ticari bir borcunu sözleşme hükümlerine veya işin kapsamına göre süresi içerisinde yerine getirip getiremeyeceğini daha önceden inceleyip yerine getirebileceğinden emin ise, ancak bundan sonra o ticari ilişkiye girmelidir. Taahhütlerin yerine getirilmesini önleyecek yahut geciktirecek hareketlerden, sakınmalı, gerekli tedbirleri almalıdır. Bir tacirin hukuki sorumluluktan kurtulabilmesi, ancak mücbir sebep veya beklenmeyen bir halin mevcudiyeti halinde söz konusu olacaktır. Sözleşmenin yapılması sırasında öngörülmesi mümkün olmayan, sezilemeyen, tahmin olunamayan veya kestirilemeyen bir halin daha sonra ortaya çıkması halinde sorumluluk doğmayacaktır. Bütün tedbirler önceden alınmış olmasına ve tüm özen ve gayret gösterilmiş olmasına rağmen, önceden tahmin olunamayan olağanüstü olayların ortaya çıkmış olması sözleşmeden kaynaklı yükümlülüğü ortadan kaldıracaktır.

BASİRETLİ İŞ ADAMI GİBİ HAREKET YÜKÜMLÜLÜĞÜ – Muhammet Emin Bingöl

Ekonomik krizler basiretli tacir tarafından önceden öngörülmesi ve gerekli tedbirlerin alınması gerekli durumlardır. Ekonomik kriz ile ilgili göstergeleri önceden dikkate alması gereken tacir, şayet bu konuda bir sözleşme ile belirlenmiş ölçütler bulunmuyorsa  ekonomik krize dayanarak mücbir sebep iddiasında bulunamayacaktır.

Kanunen tacir sayılan kişiler, tüketici hukuku ile iş hukuku gibi alanlarındaki bazı kesimler gibi hukuken korunmamakta ve kendilerine pozitif ayrımcılık yapılmamaktadır.

Basiretli Tacirin Özen Borcu

Türk hukukunda tacirlere uygulanan hükümler, tacir olmayan diğer kişilere uygulanan hükümlerden farklıdır. Tacirin ticari hayatı ve yaptığı işler, özen borcu bakımından diğer şahıslardan ayrılmaktadır.

Tacir devamlı olarak yaptığı işlerle ilgili mevzuatı, hangi aşamada ne yapılması gerekeceğini tacir olmayan şahıslardan daha iyi bilmek zorundadır. Bu nedenle tacirden beklenen özen ve dikkat tacir olmayanlara göre vasatın üstünde olacaktır. Ancak bu sorumluluk sınırsız değildir. Sorumluluk objektif ölçütlerle ve her olayın özelliğine ve koşullarına göre belirlenecektir.

Basiret sahibi bir iş adamı gibi hareket etme ölçütü mutlak olmayıp, sözleşmenin veya ticari işin nitelik ve kapsamına göre değerlendirilecektir. Basiretli tacir olunup olunmadığı yahut bu hükümlerin yerine getirilip getirilmediği her işin mahiyetine, özel koşullara ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin hukuki sözleşme ve yasa ile ile tanımlanmış mahiyetine göre belirlenmektedir.

Akit serbestisi prensibine göre, özen borcu sözleşme ile kısıtlanabilmekte ve genişletilebilmektedir. Her tacir sözleşme öncesinde ve sözleşme hükümlerinin uygulanması aşamasında karşılıklı taahhütlerin tamamlanabilmesi için tüm tedbirleri almak ve bu yönde tüm özeni göstermek zorundadır.

Tacir Olmanın Hükümleri
  • İflasa tabi olma.
  • Ticaret unvanı kullanma.
  • İşletmesini ticaret siciline tescil ettirme.
  • Ticaret odasına kaydolma.
  • Basiretli iş adamı gibi davranma.
  • Fatura ve teyit mektubu düzenleme.
  • Tacirler arasındaki uyuşmazlıkların özel hükümlere tabi olması.
Türk Ticaret Kanununa Göre Basiretli Tacir 

Türk Ticaret Kanunu her tacirin basiretli tacir gibi hareket etmesini zorunlu kılmıştır. Bütün tacirler, bu kurala uymak ve bunların gereklerini yerine getirmek zorunluluğundadırlar.  Türk Ticaret Kanununa göre, tacir vasfı taşıyan gerçek ve tüzel kişiler, üstlendikleri ticari işleri ve sözleşmelerden kaynaklı yükümlülükleri taraflarca belirlenmiş olan sürelerde ve koşularda yerine getirip getiremeyeceklerini olağan ticari hayatın şart ve koşullarına göre önceden analiz etmek ve tüm koşulları değerlendirerek taahhüt altına girmelidir.

6102 sayılı kanun 29 Haziran 1956 tarihli ve 6762 sayılı eski kanunu yürürlükten kaldırmış, Yeni Türk Ticaret Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 13 Ocak 2011’de kabul edilmiş ve 14 Şubat 2011’de Resmi gazetede yayınlanmıştır. Yeni kanun, tacirin basiretli olması gereğini 18. maddesi ile düzenlemiştir. Kanun, tacir için basiretli tacir kavramını kullanmakla birlikte özen kavramının kapsamını tam bir açıklıkla belirlememiştir. Bu nedenle özen kavramının genel ilkelere göre yorumlanması gerekmektedir.

Tacir olmanın hükümleri başlıklı madde şu şekildedir.
I – Genel olarak
MADDE 18

Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür.

(2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.

(3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.

(4) Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler saklıdır.

Türk Ticaret Kanununun 110. maddesi ise acentenin basiretli bir tacir gibi hareket etme zorunluluğunu düzenlemektedir.
MADDE 110

(2) Acente, müvekkilin açık talimatı olmayan konularda, emir alıncaya kadar işlemi geciktirebilir. Ancak, işin acele nitelik taşıması nedeniyle durum müvekkilinden talimat almaya müsait olmazsa veya acente en yararlı şartlar çerçevesinde harekete yetkiliyse, basiretli bir tacir gibi kendi görüşüne göre işlemi yapar.

Tasfiye işlerine ilişkin olarak, tasfiye memurlarının sorumluluğu basiretli tacir ile ilgili hükümlere tabidir.

Türk Ticaret Kanununun “Koruma önlemleri” başlığı altındaki 286. maddesi “Tasfiye memurları, tasfiye halinde bulunan şirketin bütün mal ve haklarının korunması için basiretli bir iş adamı gibi gerekli önlemleri almakla ve tasfiyeyi olabildiğince en kısa zamanda bitirmekle yükümlüdür.” diyerek tasfiye memurlarının sorumluğunun basiretli tacir ile benzer şekilde olduğu belirlemiştir.

Türk Ceza Kanununda Basiretli Tacir

Türk Ceza Kanununun Taksirli İflas başlığı altındaki 162. maddesi Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet veren kişi, iflasa karar verilmiş olması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” demektedir. Türk Ceza Kanunu, tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet veren kişinin, hileli iflas suçundan değil taksirli iflas suçundan hapis cezasıyla cezalandırılacağını hüküm altına almıştır.

Basiretli Tüccar

Avrupa Akademileri Federasyonu

0
Avrupa Akademileri Federasyonu

Avrupa Akademileri Federasyonu (ALLEA-The European Federation of Academies of Sciences and Humanities), üyesi olan Avrupa’daki 40’tan fazla ülkeden 60’den fazla bilimsel akademiyi temsil eden federasyondur. Üyeleri arasında Türkiye’den; Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ve Bilim Akademisi Derneği bulunmaktadır.

Avrupa Akademileri Federasyonu Genel Kurul Toplantısından

Avrupa Akademileri Federasyonu, 994 yılında kurulmuştur ve merkezi Berlin’dedir. 2018 yılı Mayıs ayından itibaren Antonio Loprieno başkanlığında faaliyet yürütmektedir. Üye akademilerinden gelen aidatlarla finanse edilen federasyon; siyasi, dini, ticari veya ideolojik çıkarlardan tamamen bağımsız olduğunu ilan etmiştir.

Avrupa Akademileri Federasyonu ve Avrupa Kurumları ile İlişkileri

ALLEA, bilimi, kamu yararını olarak kabul etmektedir. Avrupa düzeyinde, bilim, bilim yönetimi ve bilim politikası ile ilgili konularda tavsiye ve rehberlik sağlamaktadır. Düzenli toplantılar gerçekleştirmekte; Avrupa Komisyonu, Avrupa Bilim Vakfı (ESF), Uluslararası Bilim Konseyi (ICSU) ve UNESCO gibi diğer ilgili kuruluşlarla işbirliği içinde geniş kapsamlı tematik bilimsel toplantılar düzenlemektedir.

ALLEA-The European Federation of Academies of Sciences and Humanities

Akademinin faaliyetleri, bilim ve araştırma koşullarını şekillendirmeyi, vatandaşlar ve politika yapıcılar için en iyi bilimsel tavsiyeyi sağlamayı ve bilimin toplumdaki rolünü güçlendirmeyi amaçlamakta; karmaşık bir dünyada zorlukları çözmek için disiplinlerarası ve uluslararası işbirliğini amaçlamaktadır.

ALLEA üyesi akademiler, bilim, araştırma ve yenilik konularında Avrupa’nın karşılaştığı yapısal sorunları  ve siyasi konuları ele almakta; tarihsel, sosyal ve politik faktörleri bilimsel ve ekonomik açılardan inceleyerek ortak bir Avrupa anlayışı için çaba sarf etmektedir. İnsan kaynağı olarak hem Avrupa Birliği üyesi ülkelerinin hem de AB üyesi olmayan ülkelerin akademileri paydaş olarak kabul etmektedir.

Sapea Projesi Avrupa Komisyonu ile birlikte yürütülmektedir.

ALLEA, diğer Avrupa Akademileri ile birlikte, 100’den fazla Akademisyenin bilgisini ve uzmanlığını bir araya getirmiş; AB tarafından finanse edilen SAPEA projesinin bir parçasını oluşturmuştur. SAPEA, Politika için Bilim Önerileri getiren bir mekanizma olmuş, Avrupa Komisyonu ve Avrupa halkına bağımsız ve kanıta dayalı bilimsel tavsiyeler sunmaya başlamıştır.

Bilim ve Etik Sürekli Çalışma Grubu ve Araştırmalarda Dürüstlük Konusunda Avrupa Davranış Kodu

Araştırmalarda Dürüstlük Konusunda Avrupa Davranış Kodu, tarafından 2011 yılında düzenlenmiş, ALLEA Bilim ve Etik Sürekli Çalışma Grubu (PWGSE) tarafından 2017 yılında yeniden güncellenerek yayınlanmıştır. Davranış kodlarının revizyon süreci geniş kapsamlı uzmanlar ve kurumlar ağının harekete geçirilmesi yoluyla gerçekleştirilmiştir.

Araştırmalarda Dürüstlük Konusunda Avrupa Davranış Kodu

PWGSE(Bilim ve Etik Sürekli Çalışma Grubu), Avrupa Akademileri Federasyonu (ALLEA-The European Federation of Academies of Sciences and Humanities) çalışma gruplarındandır. Grubun güncelleyerek Berlin’de açıkladığı metin, üç ile beş yıllık sürelerde incelenip, değişen öncelikler gözetilerek gözden geçirilmekte ve bilimsel araştırmalarda iyi uygulamalar için bir çerçeve sunmaktadır.

Çalışma Grupları

Avrupa Akademileri Federasyonu bünyesinde çalışma grupları ve bilimsel komiteler bulunmakta; bilimsel çalışmalarının temelini çalışma grupları ile atmaktadır. Türkiye’den Bilim Akademisi Derneği de ALLEA’nın faaliyetlerine katılmakta ve çalışma gruplarında temsil edilmektedir.

ALLEA Çalışma Gruplarında yer alan Bilim Akademisi Derneği Üyeleri

ALLEA Fikri Mülkiyet Hakları Çalışma Grubu: Prof. Dr.Ünal Tekinalp
ALLEA İnsan Hakları Çalışma Grubu: Prof. Dr. Bertil Emrah Oder
ALLEA Sosyal Bilimler Çalışma Grubu: Prof. Dr. Ali Çarkoğlu

Avrupa Akademileri Federasyonu Üyeleri

Academy of Sciences of Albania
National Academy of Sciences of Armenia
Austrian Academy of Sciences
National Academy of Sciences of Belarus
Royal Belgium Academy of French Language and Literature
Royal Academy of Dutch Language and Literature
Royal Flemish Academy of Belgium for Science and the Arts
Academy of Sciences and Arts of Bosnia and Herzegovina
 Bulgarian Academy of Sciences
Croatian Academy of Sciences and Arts
The Learned Society of the Czech Republic
Royal Danish Academy of Sciences and Letters
Estonian Academy of Sciences
Council of Finnish Academies
Académie des sciences
Académie des Inscriptions et Belles-Lettres
Georgian National Academy of Sciences
German National Academy of Sciences – Leopoldina
Union of the German Academies of Sciences and Humanities
Academy of Sciences and Literature, Mainz – Akademie der Wissenschaften und der Literatur Mainz
Berlin-Brandenburg Academy of Sciences and Humanities – Berlin-Brandenburgische Akademie der Wissenschaften
Bavarian Academy of Sciences and Humanities – Bayerische Akademie der Wissenschaften
North Rhine-Westphalian Academy of Sciences, Humanities and the Arts – Nordrhein-Westfälische Akademie der Wissenschaften und der Künste
Göttingen Academy of Sciences – Akademie der Wissenschaften zu Göttingen
Academy of Sciences and Humanities in Hamburg – Akademie der Wissenschaften in Hamburg
Saxonian Academy of Sciences in Leipzig – Sächsische Akademie der Wissenschaften zu Leipzig
Heidelberg Academy of Sciences and Humanities – Heidelberger Akademie der Wissenschaften
Academy of Athens
Hungarian Academy of Sciences
Royal Irish Academy
Israel Academy of Sciences and Humanities
Istituto Veneto di Scienze, Lettre ed Arti
Accademia Nazionale dei Lincei
Accademia delle Scienze di Torino
Academy of Sciences and Arts of the Republic of Kosovo
 Latvian Academy of Sciences
Lithuanian Academy of Sciences 
Academy of Sciences of Moldova
Montenegrin Academy of Sciences and Arts
Royal Netherlands Academy of Arts and Sciences
Academy of Sciences and Arts of the Republic of North Macedonia
Norwegian Academy of Science and Letters
The Royal Norwegian Society of Sciences and Letters
Polish Academy of Arts and Sciences
Academy of Sciences of Lisbon
Romanian Academy
Russian Academy of Sciences (RAS)
Serbian Academy of Sciences and Arts (SASA)
Slovak Academy of Sciences and Arts
Slovenian Academy of Sciences and Arts
Spanish Royal Academy of Sciences
Royal Academy of Sciences and Arts of Barcelona
Institute of Catalan Studies
Royal Swedish Academy of Letters, History and Antiquities 
Royal Swedish Academy of Sciences
Swiss Academies of Arts and Sciences
Turkish Academy of Sciences ( Türkiye Bilimler Akademisi – TÜBA)

The Science Academy (Bilim Akademisi)
National Academy of Sciences of Ukraine
The British Academy
The Learned Society of Wales
The Royal Society
The Royal Society of Edinburgh

Araştırmalarda Dürüstlük Konusunda Avrupa Davranış Kodu

0
Araştırmalarda Dürüstlük Konusunda Avrupa Davranış Kodu

Araştırmalarda Dürüstlük Konusunda Avrupa Davranış Kodu (The European Code of Conduct for Research Integrity), 2011 yılında düzenlenmiş, ALLEA Bilim ve Etik Sürekli Çalışma Grubu (PWGSE) tarafından 2017 yılında güncellenerek yeniden yayınlanmıştır. Davranış kodlarının revizyon süreci geniş kapsamlı uzmanlar ve kurumlar ağının harekete geçirilmesi yoluyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma Grubunun güncelleyerek Berlin’de açıkladığı metin, üç ile beş yıllık sürelerde incelenip, değişen öncelikler gözetilerek gözden geçirilmekte ve bilimsel araştırmalarda iyi uygulamalar için bir çerçeve sunmaktadır.

Araştırmalarda Dürüstlük Konusunda Avrupa Davranış Kodunu düzenleyen PWGSE(Bilim ve Etik Sürekli Çalışma Grubu), Avrupa Akademileri Federasyonu (ALLEA-The European Federation of Academies of Sciences and Humanities) çalışma gruplarındandır.

Avrupa Akademileri Federasyonu, üyesi olan Avrupa’daki 40’tan fazla ülkeden 60’den fazla bilimsel akademiyi temsil eden federasyondur. Üyeleri arasında Türkiye’den; Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ve  Bilim Akademisi Derneği bulunmaktadır. Türkiye Bilimler Akademisinin aynı alanda ilan etmiş olduğu Bilim Etiği İlkeleri ise 14.12.2001 tarihinde kabul edilmiştir.

Araştırmalarda Dürüstlük Konusunda Avrupa Davranış Kodu (The European Code of Conduct for Research Integrity)

Araştırmalarda Dürüstlük Konusunda Avrupa Davranış Kodu

1. İlkeler

İyi araştırma uygulamaları, araştırmada dürüstlüğe dair temel ilkeler üzerinde yükselir. Söz  konusu ilkeler araştırmacılara gerek çalışmalarında gerek her araştırmaya içkin olan pratik, etik ve entelektüel zorluklarla baş ederken yol gösterir.

Söz konusu ilkeler şunlardır:

• Araştırma kalitesinin sağlanmasında güvenilirlik ve bu kalitenin araştırmadaki tasarım, metodoloji, analiz ve kaynak kullanımına yansıtılması.

• Araştırmanın şeffaf, adil, bütünlüklü ve tarafsız bir biçimde geliştirilmesi, icrası, denetlenmesi, raporlanması ve iletişiminde dürüstlük.

• Meslektaşlar, araştırma katılımcıları, toplum, ekosistemler, kültürel miras ve çevreye  yönelik saygı.

• Fikir aşamasından yayın aşamasına kadar araştırmanın yönetimi ve organizasyonu, eğitim, gözetim ve rehberlik ve araştırmanın geniş çaplı etkileri açısından hesap verebilirlik.

2. Araştırmada İyi Uygulamalar

Araştırmada iyi uygulamaları aşağıdaki bağlamlarda ele alıyoruz:

• Araştırma Ortamı
• Eğitim, Gözetim ve Rehberlik
• Araştırma Süreçleri
• Önlemler
• Veri Uygulamaları ve Yönetimi
• Ortak Çalışma
• Yayın ve Dağıtım
• İnceleme, Değerlendirme ve Editörlük

2.1 Araştırma Ortamı

• Araştırma kurum ve kuruluşları araştırmada dürüstlük bilincini geliştirir ve bu  doğrultuda kalıcı bir kültür tesis eder.

• Araştırma kurum ve kuruluşları, iyi araştırma uygulamalarına dair net politikalar ve  prosedürler geliştirme ve ihlallerin şeffaf ve uygun bir biçimde ele alınması noktasında liderlik eder.

• Araştırma kurum ve kuruluşları, tekrarlanabilirlik, izlenebilirlik ve hesap verebilirlik  açısından gerekli olan, her türlü verinin ve araştırma materyalinin yönetimi ve korunması için uygun altyapının geliştirilmesini destekler (ki buna nitel ve nicel veriler, protokoller, süreçler, diğer araştırma ürünleri ve ilişkili meta veriler dahildir).

• Araştırma kurum ve kuruluşları, araştırmacıların işe alınması ve terfiine dair açık ve tekrarlanabilir uygulamaları ödüllendirir.

2.2 Eğitim, Gözetim ve Rehberlik

• Araştırma kurum ve kuruluşları araştırmacıların araştırma tasarımı, metodolojisi ve analizi açısından sağlam bir eğitim almasını sağlar.

• Araştırma kurum ve kuruluşları, etik ve araştırmada dürüstlük konularında uygun ve yeterli eğitimler geliştirir ve ilgili herkesin bu kod ve düzenlemelere dair bilgi sahibi olmasını sağlar.

• Kariyer yelpazesinin farklı aşamasındaki araştırmacılar, en kıdemsizden en kıdemliye kadar, etik ve araştırmada dürüstlük üzerine eğitimlere katılır.

• Kıdemli araştırmacılar, araştırma liderleri ve gözetmenler takım üyelerine koçluk eder; onların araştırma faaliyetlerini uygun biçimde geliştirmesi, tasarlaması ve yapılandırması ve de araştırmada dürüstlük kültürünün yerleşmesi için özel destek ve eğitim verir.

2.3 Araştırma Süreçleri

• Araştırmacılar, araştırma fikirlerinin geliştirilmesine dair en son teknikleri dikkate alır.

• Araştırmacılar, araştırmaları özenli ve incelikli bir biçimde tasarlar, gerçekleştirir,  analiz eder ve belgeler.

• Araştırmacılar, araştırma fonlarını düzgün ve dikkatli şekilde kullanır.

• Araştırmacılar, araştırma sonuç ve yorumlarını açık, dürüst, şeffaf ve düzgün bir  biçimde yayımlar; hukuken gerekli tüm durumlarda veri ve bulgu gizliliğini gözetir.

• Araştırmacılar vardıkları sonuçları ilgili disiplinin standartlarına uygun şekilde ve mümkünse, doğrulanabilir ve tekrarlanabilir biçimde rapor eder.

2.4 Önlemler

• Araştırmacılar kendi disiplinlerine ilişkin kod ve düzenlemelere riayet eder.

• Araştırmacılar, araştırma öznelerine -ki bunlar insan, hayvan veya kültürel, biyolojik,  çevresel ya da fiziksel varlıklar olabilir- saygı ve özenle, ayrıca yasal ve etik gereklere uygun biçimde yaklaşır.

• Araştırmacılar, araştırmalarıyla bağlantılı kesimlerin, ortak çalışma yaptıkları kişilerin  ve diğer bireylerin sağlık, güvenlik ve refahını gözetir.

• Araştırma protokolleri, yaş, toplumsal cinsiyet, kültür, din, etnik köken ve sosyal sınıf  farklarını dikkate alır ve bunlara karşı duyarlıdır.

• Araştırmacılar, araştırmalarından kaynaklanabilecek potansiyel zarar ve riskleri ortaya koyar ve yönetir.

2.5 Veri Uygulamaları ve Yönetimi

• Araştırmacılar, araştırma kurumları ve kuruluşları, yayınlanmamış olanlar da dahil bütün verilerin ve araştırma materyallerinin uygun biçimde denetlenmesi ve düzenlenmesini, ayrıca bunların belirli bir süre için güvenli biçimde muhafazasını sağlar.

• Araştırmacılar, araştırma kurumları ve kuruluşları, veriye erişimin mümkün  olduğunca açık ve gerektiği ölçüde kapalı olmasını sağlar ve mümkünse, veri yönetimi için “FAIR İlkeleri”ne (Bulunabilir, Erişilebilir, Paylaşılabilir ve Yeniden Kullanılabilir olmaya) riayeti gözetir.

• Araştırmacılar, araştırma kurumları ve kuruluşları veri ve araştırma materyallerine  nasıl erişileceğine ve bunların nasıl kullanılacağına dair şeffaf olurlar.

• Araştırmacılar, araştırma kurumları ve kuruluşları, veriyi, araştırmanın meşru ve atıf yapılabilir ürünleri olarak kabul eder.

• Araştırmacılar, araştırma kurumları ve kuruluşları, araştırma çıktılarına dair her tür sözleşme veya anlaşmanın, bu çıktıların kullanımına, çıktılar üzerindeki mülkiyete ve/veya fikri mülkiyet hakları çerçevesinde korunmasına ilişkin eşit ve adil hükümler içermesini gözetir.

2.6 Ortak Çalışma

• Ortak çalışmalarda tüm ortaklar, araştırmada dürüstlük konusunda sorumluluk üstlenir.

• Ortak çalışmalarda tüm ortaklar, araştırmaya başlamadan, araştırmanın hedeflerine ve  mümkün olan en şeffaf ve açık biçimde araştırmanın iletişiminin gerçekleştirilmesine dair uzlaşma sağlar.

• Tüm ortaklar, ortak çalışmaya başlarken, araştırmada dürüstlüğe dair beklenti ve standartlara, geçerli kabul edilecek yasa ve düzenlemelere, ortakların fikri mülkiyet haklarının korunmasına ve olası anlaşmazlık ve ihlallerde başvurulacak prosedürlere dair açık bir anlaşma sağlar.

• Ortak çalışmalarda tüm ortaklar, araştırma sonuçlarının yayımı için yapılacak başvurular konusunda uygun biçimde bilgilendirilir ve kendilerine danışılır.

2.7 Yayın ve Dağıtım

• Aksi belirtilmedikçe, bütün yazarlar bir yayının içeriğinin tümünden sorumludur.

• Bütün yazarlar, yazar sıralaması konusunda uzlaşır ve bu bağlamda yazarlığın, araştırmanın tasarımına, ilgili verilerin toplanmasına veya sonuçların analiz ve yorumuna kayda değer bir katkıda bulunmak anlamına geldiğini kabul eder.

• Aksine bir düzenleme yapmamış olmak kaydıyla, yazarlar çalışmalarını meslektaşlarına zamanında, açık, şeffaf ve doğru biçimde sunar; ayrıca geleneksel ya da sosyal medya kanalıyla kamuoyuyla iletişimde dürüst hareket eder.

• Yazarlar, raporlanan araştırmalarda etkisi bulunan kişilerin, örneğin ortak çalışma yapılanların, asistanların ve fon sağlayıcıların önemli çalışmalarını ve entelektüel katkılarını ortaya koyar; ilgili eserlere uygun biçimde ve doğru şekilde atıfta bulunur.

• Bütün yazarlar her tür çıkar çatışmasını ve araştırma veya sonuçlarının yayını için alınan finansal ve diğer destekleri açıklar.

• Yazarlar ve yayımcılar gerektiğinde, net süreçler işleterek, düzeltme yayımlayabilir veya çalışmayı geri çekebilir ve bunun gerekçeleri ifade edilir. Yayım sonrası hızlı düzeltmeler yapan yazarlar takdir edilir.

• Yazarlar ve yayımcılar, olumsuz sonuçlara ulaşan bir araştırmayı olumlu sonuçlara ulaşan bir araştırma kadar yayın ve dağıtım açısından önemser.

• Araştırmacılar çalışmalarını ister abone olunan bir dergide ister açık erişimli dergide ister alternatif bir yayın biçiminde yayımlasın, yukarıda ayrıntılandırılan kriterlere uygun davranırlar.

2.8 İnceleme, Değerlendirme ve Editörlük

• Araştırmacılar hakemlik, inceleme ve değerlendirme süreçlerine katılarak, araştırma camiasına olan sorumluluklarını yerine getirir.

• Araştırmacılar yayın, fon, atama, terfi veya ödül başvurularını şeffaf ve gerekçeli bir biçimde inceler ve değerlendirir.

• Çıkar çatışması bulunan inceleyici veya editörler, yayın, fon, atama, terfi veya ödül karar süreçlerinden çekilir.

• İnceleyiciler, daha önce bir aleniyet kararı alınmış değilse, gizlilik kurallarına uyar.

• İnceleyici ve editörler yazarların ve başvuranların haklarına saygılı davranır, sunulan fikir, veri ve yorumları kullanmadan önce izin ister.

3. Araştırmada Dürüstlüğün İhlali

Araştırmacıların kendi alanlarının bilgi, metodoloji ve etik pratiklerine hakim olması kritik önemdedir. İyi araştırma uygulamalarını takip etmemek profesyonel sorumlulukların ihlali anlamına gelir. Araştırma süreçleri zarar görür, araştırmacılar arası ilişkiler bozulur,

araştırmaya olan güven ve araştırmanın inanılırlığı hasar görür, kaynaklar israf edilir ve araştırma özneleri, kullanıcılar, toplum ve çevre gereksiz yere zarar görebilir.

3.1 Araştırma Usulsüzlükleri ve Diğer Kabul Edilemez Uygulamalar

Araştırma usulsüzlükleri geleneksel olarak, araştırmanın öneri, uygulama, değerlendirme aşamasında veya sonuçların raporlanmasında yapılan uydurma, çarpıtma ve intihal (İngilizce baş harfleriyle, FFP kategorizasyonu) şeklinde tanımlanır:

Uydurma, sonuçların uydurulması ve bunların sanki gerçekmiş gibi kaydedilmesini ifade eder.

Çarpıtma, araştırma materyal, ekipman veya süreçlerinin manipüle edilmesi, değiştirilmesi, ya da geçerli bir gerekçe olmaksızın veri veya sonuçların değiştirilmesi, göz ardı edilmesi ya da gizlenmesi anlamına gelir.

İntihal, orijinal kaynağa doğru biçimde atıf vermeksizin başkalarının çalışma ve fikirlerini kullanmayı, dolayısıyla orijinal yazar(lar)ın kendi entelektüel ürünleri üzerindeki haklarını ihlal etmeyi ifade eder.

Bu üç ihlal türü özellikle ciddi kabul edilir, zira bunlar araştırma kayıtlarını bozar. Ancak bunlar dışında da araştırma sürecine veya araştırmacıların dürüstlüğüne zarar veren, araştırmada iyi uygulamalar ihlalleri mevcuttur.

Bu Davranış Kodu’nda iyi araştırma uygulamalarını doğrudan ihlal ettiği tespit edilen haller haricinde diğer kabul edilemez uygulamalar, sınırlı sayıda olmamakla birlikte, aşağıdaki gibidir:

• Yazarlık konusunda manipülasyon ya da yayıma katkıda bulunan diğer araştırmacıların rolünün gizlenmesi.

• Bir kişinin kendi geçmiş çalışmalarının -buna çeviriler de dahildir- uzun bölümlerini, orijinal kaynağa gerekli şekilde referans vermeksizin veya bunu açıkça ifade etmeksizin yeniden basması (‘öz-intihal’)

• Kendi bulgularını güçlendirmek ya da editör, inceleyici veya meslektaşları memnun etmek için seçici bir biçimde referans vermek.

• Araştırma sonuçlarını gizlemek.

• Fon sağlayıcı veya sponsorların, nesnelliği bozacak şekilde araştırma sürecinin veya sonuçların raporlanmasının bağımsızlığına gölge düşürmesine izin vermek.

• Bir çalışmanın kaynakça kısmını gereksiz yere uzatmak.

• Art niyetli bir biçimde, başka bir araştırmacıyı usulsüzlük veya başka kural ihlalleri ile itham etmek.
• Araştırmanın başarılarını çarpıtmak.

• Bulguların önemini veya pratik uygulanabilirliğini abartmak.

• Başka araştırmacıların çalışmalarını geciktirmek ya da uygunsuz biçimde engellemek.

• Kıdemini kullanarak, araştırmada dürüstlüğün ihlal edilmesini teşvik etmek.

• Başka kişilerin olası araştırmada dürüstlük ihlallerini görmezden gelmek veya kurumların usulsüzlük veya diğer ihlallere hatalı tepkiler vermesini örtbas etmek.

• Araştırmaların kalite kontrolüne zarar veren dergiler (‘yırtıcı dergiler’) yaratmak veya bunları desteklemek.

Bu kabul edilemez uygulamaların en ciddileri yaptırıma tâbidir. Öte yandan asgari olarak, bu uygulamaları eğitim, gözetim ve koçluk aracılığıyla engellemek veya durdurmak, kişileri bu davranışlardan caydırmak için ve olumlu, destekleyici bir araştırma ortamının gelişmesi için çaba sarf etmek önemlidir.

3.2 İhlaller ve Usulsüzlük İddialarına Yaklaşım

İyi araştırma uygulamalarının ihlaline veya usulsüzlük iddialarına nasıl yaklaşılacağına dair farklı ülke ve kurumlarda farklı kurallar mevcuttur. Ancak, ihlallerin tutarlı ve şeffaf bir biçimde ele alınması gerek toplumun gerekse araştırma camiasının çıkarına hizmet eder. Aşağıdaki ilkelerin her tür soruşturma sürecinde gözetilmesi gereklidir:

Dürüstlük

• Soruşturmalar adil, kapsamlı ve seri bir biçimde yürütülmeli; titizlik, nesnellik ve bütünlük ilkeleri çiğnenmemelidir.

• Sürece dahil olan taraflar, soruşturma sürecinde yaşayabilecekleri olası çıkar çatışmalarını ortaya koymalıdır.

• Soruşturmaların sonuca varması için gerekli tedbirler alınmalıdır.

• Soruşturmaya dahil olanları korumak adına süreçler gizlilik içinde yürütülmelidir.

• Soruşturmalar esnasında kurumlar, ihlalleri ihbar eden kişilerin haklarını korumalı ve kariyerlerinin tehlikeye girmesini engellemelidir.

• İyi araştırma uygulamalarının ihlalinin nasıl ele alınacağını düzenleyen genel prosedürler, şeffaf ve tutarlı bir biçimde uygulanmaları amacıyla kamuya açık olmalıdır.

Adalet

• Soruşturmalar hukuki sürece uygun biçimde sürdürülmeli ve tüm taraflara adil şekilde yaklaşılmalıdır.

• Hakkında araştırmada usulsüzlük suçlaması bulunan kişilere, ilgili iddia tüm ayrıntısıyla açıklanmalı ve iddialara yanıt verme ve kanıt sunma süreci adil şekilde işletilmelidir.

• Hakkındaki usulsüzlük iddiası ispatlanan kişilere, ihlalin derecesine uygun bir yaptırım uygulanmalıdır.
• Araştırmacılar bir usulsüzlük iddiasından aklandığı zaman, gerekli onarıcı tedbirler alınmalıdır.

• Araştırmada usulsüzlük yapmakla itham edilen herkes, aksi ispatlanana kadar suçsuz  kabul edilmelidir.

European Code of Conduct on Research Integrity
Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Kabahatler Kanunu

0
Kabahatler Kanunu
Kabahatler Kanunu

Kabahatler Kanunu, 5326 Kanun Numarası ile 30.03.2005 tarihinde kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 31.03.2005 tarihli sayısında yayınlanarak 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sonraki yıllarda kanun hükümlerinde bazı değişiklikler yapılmıştır.

Kanunun amacı; toplum düzenini, genel ahlakı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumak olarak belirlenmiş, Türk Ceza Kanununda suç olarak tanımlanmayan fiiller bu kanun ile düzenlenmiş ve idari yaptırıma bağlanmıştır. Kabahatler Kanunu, hapis cezası öngörmemekte, kabahat olarak nitelenen eylem ve işlemleri genel olarak idari para cezası cezalandırmakta, bazı durumlarda da idari tedbirler uygulanmaktadır. İdarî para cezası, maktu veya nispi olabilmekte; idari tedbirler ise, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirler olarak belirlenmektedir.

Kabahatler, kanunda açıkça hüküm bulunmayan hallerde, hem kasten hem de taksirle işlenebilmektedir. Teşebbüs cezalandırılmamakta ancak, teşebbüsün de cezalandırılabileceğine dair ilgili kanunda hüküm bulunan haller bulunmaktadır. Türk Ceza Kanununun suça teşebbüse ve gönüllü vazgeçmeye ilişkin hükümleri, kabahatler bakımından da geçerlidir. Türk Ceza Kanununun kanunilik, zaman ve yer bakımından uygulama kuralları kabahatler içinde geçerlidir. Tüzel kişilerin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen kişinin bu görevi kapsamında işlemiş olduğu kabahatlerden ötürü tüzel kişi sorumludur.

Kabahatler Kanunu ve Yorumu – Prof. Dr. Erdener Yurtcan
Kabahatler Kanunu Tasarısı  ve Genel Gerekçesi
Haksızlık oluşturan bir fiilin suç veya kabahat olarak tanımlanmasında, izlenen suç politikası etkili olmaktadır. Ancak, bir fiilin suç veya kabahat olarak tanımlanmasında, bunun esasen haksızlık ifade etmesi gerektiği hususu göz önünde bulundurulmalıdır. Esas itibarıyla haksızlık ifade etmeyen, hukuka aykırı olmayan bir fiil hiçbir surette suç veya kabahat olarak tanımlanamaz.
Haksızlıklar arasında bu yönde bir tasnif yapılması durumunda; bu tasnifte, hukuka aykırı olan fiilin ifade ettiği haksızlık içeriği esas alınmalıdır.
Bu bakımdan, esasen hukuka aykırı olan ve haksızlık ifade eden fiiller arasında suç veya kabahat olarak bir ayırım yapılması, bir nitelik farkı oluşturmamaktadır. Söz konusu tasnif, haksızlıklar arasındaki nicelik farkına dayanmaktadır. Bu tasnif, haksızlıklar arasında sadece bir işlem farklılığı doğurmaktadır. Örneğin, suçlar kural olarak ancak kasten işlenebilirler. Eğer kanunda açıkça belirtilmişse, taksirle işlenen fiil de istisna olarak suç oluşturabilir. Buna karşılık, Tasarıda benimsenen sisteme göre, kabahat türünden haksızlıklar kural olarak hem kasten hem de taksirle işlenebilirler. Ancak, sadece kasten veya taksirle işlenebilen fiilin kabahat oluşturabileceği konusunda kanunda hüküm bulunabilir.
765 sayılı Türk Ceza Kanununun sistemine göre, failin cezalandırılabilmesi için, kabahat teşkil eden fiilin gerçekleşmiş olması yeterli sayılmıştır. Kabahat türünden bir suçun işlenmesi açısından failin kasten mi yoksa taksirle mi hareket ettiğinin araştırılmasına gerek yoktur (m. 45, f. 2). Objektif sorumluluk rejiminin benimsendiği 19 uncu yüzyıl ceza hukuku anlayışının bir ürünü olan bu düzenlemenin doğru olmadığını ifade etmek gerekir. Aslında bu düzenleme, kabahat türünden bir suç işleyen kişi aleyhine olan bir sonuç ortaya çıkarmaktadır. Şöyle ki, örneğin bir başkasının malvarlığına taksirle zarar verilmiş olması durumunda kişi cezalandırılmayacaktır. Çünkü, başkasının malvarlığına zarar verme (nası ızrar) suçu ancak kasten işlenebilir (m. 516). Buna karşılık, kamu makamlarından gerekli izin alınmaksızın başkasına ait binanın duvarlarına afiş yapıştırmak, yazı yazmak gibi fiiller dolayısıyla failin cezalandırılabilmesi için kastının sabit olması gerekmemektedir (m. 536).
Keza, suça teşebbüs cezalandırılabilir iken, Tasarıda benimsenen sisteme göre, kabahate teşebbüs kural olarak cezalandırılmamaktadır. Suça iştirakte suç ortakları arasında fail ve şerik (azmettiren veya yardım eden) ayırımı yapılmaktadır. Tasarıda benimsenen sisteme göre, kabahate iştirakte ise, tek tip fail sistemi kabul edilmiştir.
Tekerrür bakımından da suçlarla kabahatler arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır.
Kabahatleri suç olmaktan ve ceza kanunlarının kapsamı dışına çıkarma eğiliminin bir sonucu olarak; çeşitli hususlarda düzenleme getiren özel kanunlarda bazı fiiller karşılığında idarî yaptırımlar öngörülmektedir. Başka bir deyişle, bu fiiller, “idarî suçlar” olarak tanımlanmaktadırlar.
Bu fiiller karşılığında, genellikle parasal nitelikte bir yaptırım öngörülmektedir. Ancak, bu parasal yaptırım, bir ceza hukuku yaptırımı olan “adlî para cezası” değil; idarî yaptırım olarak “idarî para cezası” niteliği taşımaktadır.
Belirtmek gerekir ki, her ikisi de belli bir miktar paranın kişiden alınıp Devlet Hazinesine intikalinden ibaret gibi görünürse de; adlî nitelikteki para cezası ile idarî nitelikteki para cezası arasında, karar veren merci, yaptırımın infaz sureti, yaptırıma bağlanan kanunî neticeler bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.
Örneğin, idarî nitelikte bir yaptırım olarak para cezasına, ceza muhakemesi süreci sonucunda mahkeme tarafından hükmedilmez; bu ceza, idarî görev yapan bir kişi veya kurul tarafından verilir. Bu cezalar, adlî sicile kaydedilmez, ödenmediği takdirde hapse dönüştürülmez.
İdarî nitelikteki “para cezası”, bir uyarı (ikaz) fonksiyonu gördüğü gibi, kamu açısından oluşmuş olan zararın giderilmesi amacına da hizmet edebilir. Bu nedenle, idarî para cezasının mislî nitelikte olması mümkündür.
Özellikle ekonomik hayata ilişkin düzenlemeler kapsamında oldukça sık bir şekilde idarî nitelikte ceza yaptırımlarına yer verilmektedir. Bu bağlamda yürürlüğe konan kanunlarda veya kanun hükmünde kararnamelerde kazuistik hükümlere yer verilmektedir. Bu kazuistik düzenlemeler arasında bir sistem birliğinin varlığından söz edilemez. Bunlar arasında bir ahenksizlik hakim bulunmaktadır. Bu nedenle, idarî nitelikteki yaptırımlarla ilgili olarak genel bir kanuna ülkemiz açısından büyük bir ihtiyaç bulunmaktadır. Bu düşüncelerle hazırlanan bu Tasarıda, idarî yaptırımları gerektiren fiiller yani kabahatler açısından kanunîlik ilkesi, zaman bakımından uygulama ve sorumluluk esasları, zamanaşımı, idarî yaptırımların hukukî niteliği, çeşitleri ve sonuçları, bu yaptırımların yerine getirilmesi rejimi gibi konular, bir sistematik çerçevesinde düzenlenmiştir.
Tasarı içeriğinde ayrıca, bazı özel kabahat tanımlarına yer verilmiştir. Bu kabahatlerden bir kısmını, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 1 Nisan 2005 tarihi itibarıyla yürürlükten kalkması dolayısıyla yaptırımsız kalan bazı kabahatler oluşturmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin idarî yaptırım gerektiren fiiller dolayısıyla hüküm içeren çeşitli kanunlardaki usule ilişkin düzenlemelerle ilgili olarak verdiği anayasaya aykırılık kararları karşısında; bu Kanun Tasarısında idarî yaptırım kararlarına karşı yargı yolu gibi konularda ayrıca düzenleme yapılmamıştır.

Kabahatler Kanunu

BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç ve Kapsam, Tanım, Kanunîlik İlkesi ve Kanunun Uygulama Alanı
Amaç ve kapsam

Madde 1- (1) Bu Kanunda; toplum düzenini, genel ahlâkı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumak amacıyla;

a) Kabahatlere ilişkin genel ilkeler,
b) Kabahatler karşılığında uygulanabilecek olan idarî yaptırımların türleri ve sonuçları,
c) Kabahatler dolayısıyla karar alma süreci,
d) İdarî yaptırıma ilişkin kararlara karşı kanun yolu,
e) İdarî yaptırım kararlarının yerine getirilmesine ilişkin esaslar,

Belirlenmiş ve çeşitli kabahatler tanımlanmıştır.

Tanım

Madde 2- (1) Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlaşılır.

Genel kanun niteliği

Madde 3- (Değişik: 6/12/2006-5560/31 md.)

(1) Bu Kanunun;

a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,

b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır.

Kanunîlik ilkesi

Madde 4- (1) Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir.

(2) Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir.

Zaman bakımından uygulama

Madde 5- (1) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler bakımından da uygulanır. Ancak, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından derhal uygulama kuralı geçerlidir.

(2) Kabahat, failin icraî veya ihmali davranışı gerçekleştirdiği zaman işlenmiş sayılır. Neticenin oluştuğu zaman, bu bakımdan dikkate alınmaz.

Yer bakımından uygulama

Madde 6- (1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yer bakımından uygulamaya ilişkin 8 inci maddesi hükümleri, kabahatler bakımından da uygulanır. Ancak, kanunlarda aksine hüküm bulunan haller saklıdır.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

İKİNCİ BÖLÜM

Kabahatten Dolayı Sorumluluğun Esasları
Kabahatin ihmali davranışla işlenmesi

Madde 7- (1) Kabahat, icraî veya ihmali davranışla işlenebilir. İhmali davranışla işlenmiş kabahatin varlığı için kişi açısından belli bir icraî davranışta bulunma hususunda hukukî yükümlülüğün varlığı gereklidir.

Organ veya temsilcinin davranışından dolayı sorumluluk

Madde 8- (1) Organ veya temsilcilik görevi yapan ya da organ veya temsilci olmamakla birlikte, tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen kişinin bu görevi kapsamında işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı tüzel kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabilir.

(2) Temsilci sıfatıyla hareket eden kişinin bu sıfatla bağlantılı olarak işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı temsil edilen gerçek kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabilir. Gerçek kişiye ait bir işte çalışan kişinin bu faaliyeti çerçevesinde işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı, iş sahibi kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabilir.

(3) Kanunun, organ veya temsilcide ya da temsil edilen kişide özel nitelikler aradığı hallerde de yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.

(4) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, organ veya temsilcilik ya da hizmet ilişkisinin dayanağını oluşturan işlemin hukuken geçerli olmaması halinde de uygulanır.

Kast veya taksir

Madde 9.- (1) Kabahatler, kanunda açıkça hüküm bulunmayan hallerde, hem kasten hem de taksirle işlenebilir.

Hata

Madde 10- (1) Türk Ceza Kanununun hata hallerine ilişkin hükümleri, ancak kasten işlenen kabahatler bakımından uygulanır.

Sorumluluk

Madde 11- (1) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında idarî para cezası uygulanamaz.

(2) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişi hakkında idarî para cezası uygulanmaz.

Hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu ortadan kaldıran nedenler

Madde 12- (1) Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, Türk Ceza Kanununun hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu ortadan kaldıran nedenlere ilişkin hükümleri, kabahatler bakımından da uygulanır.

Teşebbüs

Madde 13- (1) Kabahate teşebbüs cezalandırılmaz. Ancak, teşebbüsün de cezalandırılabileceğine dair ilgili kanunda hüküm bulunan haller saklıdır. Bu durumda, Türk Ceza Kanununun suça teşebbüse ve gönüllü vazgeçmeye ilişkin hükümleri, kabahatler bakımından da uygulanır.

İştirak

Madde 14- (1) Kabahatin işlenişine birden fazla kişinin iştirak etmesi halinde bu kişilerin her biri hakkında, fail olarak idarî para cezası verilir.

(2) Özel faillik niteliğinin arandığı durumlarda, kabahate iştirak eden ve bu niteliği taşımayan kişi hakkında da fail olarak idarî para cezası verilir.

(3) Kabahate iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Kabahatin işlenişine iştirak eden kişi hakkında, diğerlerinin sorumlu olup olmadığı göz önünde bulundurulmaksızın idarî para cezası verilir.

(4) Kanunda özel faillik niteliğini taşıyan kişi açısından suç, diğer kişiler açısından kabahat olarak tanımlanan fiilin, bu niteliği taşıyan ve taşımayan kişiler tarafından ortaklaşa işlenmesi halinde suça iştirake ilişkin hükümler uygulanır.

İçtima

Madde 15- (1) Bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idarî para cezası öngörülmüşse, en ağır idarî para cezası verilir. Bu kabahatlerle ilgili olarak kanunda idarî para cezasından başka idarî yaptırımlar da öngörülmüş ise, bu yaptırımların her birinin uygulanmasına karar verilir.

(2) Aynı kabahatin birden fazla işlenmesi halinde her bir kabahatle ilgili olarak ayrı ayrı idarî para cezası verilir. Kesintisiz fiille işlenebilen kabahatlerde, bu nedenle idarî yaptırım kararı verilinceye kadar fiil tek sayılır.

(3) Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabilir. Ancak, suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
İdarî Yaptırımlar
Yaptırım türleri

Madde 16- (1) Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idarî yaptırımlar, idarî para cezası ve idarî tedbirlerden ibarettir.

(2) İdarî tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerdir.

İdarî para cezası

Madde 17- (1) İdarî para cezası, maktu veya nispi olabilir.

(2) İdarî para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur.

(3) (Değişik: 6/12/2006-5560/32 md.) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idarî para cezalarının ilgili kanunlarında 1/6/2005 tarihinden sonra belirlenen oranın dışındaki kısmı ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idarî para cezaları Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Sosyal güvenlik kurumları ile mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları kendi bütçelerine gelir kaydedilir. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen idarî para cezaları ise, ilgili kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının verdiği para cezaları, kendi kanunlarındaki hükümlere tâbidir. Kişinin ekonomik durumunun müsait olmaması halinde, idarî para cezasının, ilk taksitinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir yıl içinde ve dört eşit taksit halinde ödenmesine karar verilebilir. Taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde, idarî para cezasının kalan kısmının tamamı tahsil edilir.

(4) (Değişik: 6/12/2006-5560/32 md.) Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderilir. Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından tahsil olunur. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ve Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında özel hüküm bulunmadığı takdirde genel hükümlere göre tahsil olunur.

(5) İdarî para cezası tamamen tahsil edildikten itibaren en geç bir ay içinde durum, ilgili kamu kurum ve kuruluşuna bildirilir.

(6) Kabahat dolayısıyla idarî para cezası veren kamu görevlisi, ilgilinin rıza göstermesi halinde bunun tahsilatını derhal kendisi gerçekleştirir. İdarî para cezasını kanun yoluna başvurmadan önce ödeyen kişiden bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme, kişinin bu karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez.

(7) İdarî para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu suretle idarî para cezasının hesabında bir Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. Bu fıkra hükmü, nispi nitelikteki idarî para cezaları açısından uygulanmaz.

Mülkiyetin kamuya geçirilmesi

Madde 18- (1) Kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine, ancak kanunda açık hüküm bulunan hallerde karar verilebilir.

(2) Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar, eşyanın;

a) Kullanılmaz hale getirilmesi,
b) Niteliğinin değiştirilmesi,
c) Ancak belli bir surette kullanılması,

Koşullarından birinin yerine getirilmesine bağlı olarak belli bir süre geciktirilebilir. Belirlenen süre zarfında koşulun yerine getirilmemesi halinde eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.

(3) Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar kesinleşinceye kadar ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından eşyaya elkonulabileceği gibi; eşya, kişilerin muhafazasına da bırakılabilir.

(4) Eşyanın mülkiyeti, kanunda açık hüküm bulunan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşuna, aksi takdirde Devlete geçer.

(5) Eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilebilmesi için fail hakkında idarî para cezası veya başka bir idarî yaptırım kararı verilmiş olması şart değildir.

(6) Kaim değerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine de karar verilebilir.

(7) Mülkiyeti kamuya geçirilen eşya, başka suretle değerlendirilmesi mümkün olmazsa imha edilir.

(8) Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde yerine getirilir.

Saklı tutulan hükümler

Madde 19- (1) Diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için;

a) Bir meslek ve sanatın yerine getirilmemesi,
b) İşyerinin kapatılması,
c) Ruhsat veya ehliyetin geri alınması,
d) Kara, deniz veya hava nakil aracının trafikten veya seyrüseferden alıkonulması,

Gibi yaptırımlara ilişkin hükümler, ilgili kanunlarda bu Kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklıdır.

Soruşturma zamanaşımı (1)

Madde 20- (1) Soruşturma zamanaşımının dolması halinde kabahatten dolayı kişi hakkında idarî para cezasına karar verilemez.

(2) (Değişik: 6/12/2006-5560/33 md.) Soruşturma zamanaşımı süresi;

a) Yüzbin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde beş,
b) Ellibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde dört,
c) Ellibin Türk Lirasından az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç, yıldır.

(Ek cümle: 13/2/2011-6111/22 md.) Ancak, 89 uncu maddesi hariç olmak üzere 1111 sayılı Askerlik Kanunu, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun, 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda belirtilen ve idari para cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihi takip eden takvim yılının son günü bitimine kadar idari para cezası verilerek tebliğ edilmediği takdirde idari yaptırım kararı verilemez, verilmiş olanlar düşer.

(3) Nispî idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıldır.

(4) Zamanaşımı süresi, kabahate ilişkin tanımdaki fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlar.

(5) Kabahati oluşturan fiilin aynı zamanda suç oluşturması halinde suça ilişkin dava zamanaşımı hükümleri uygulanır.

Yerine getirme zamanaşımı

Madde 21- (1) Yerine getirme zamanaşımının dolması halinde idarî para cezasına veya mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar artık yerine getirilemez.

(2) Yerine getirme zamanaşımı süresi;

a) Ellibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasına karar verilmesi halinde yedi,
b) Yirmibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasına karar verilmesi halinde beş,
c) Onbin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasına karar verilmesi halinde dört,
d) Onbin Türk Lirasından az idarî para cezasına karar verilmesi halinde üç, Yıldır.

(3) Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin zamanaşımı süresi on yıldır.

(4) (Değişik: 23/7/2010-6009/37 md.) Zamanaşımı süresi, kararın kesinleşmesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren işlemeye başlar.

(5) Kanun hükmü gereği olarak idarî yaptırımın yerine getirilmesine başlanamaması veya yerine getirilememesi halinde zamanaşımı işlemez.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Karar Verme Yetkisi ve Kanun Yolları
İdarî yaptırım kararı verme yetkisi

Madde 22- (1) Kabahat dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idarî kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir.

(2) Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir.

(3) İdarî kurul, makam veya kamu görevlileri, ancak ilgili kamu kurum ve kuruluşunun görev alanına giren yerlerde işlenen kabahatler dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye yetkilidir.

(4) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun yer bakımından yetki kuralları kabahatler açısından da geçerlidir.

Cumhuriyet savcısının karar verme yetkisi

Madde 23- (1) Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye yetkilidir.

(2) Bir suç dolayısıyla başlatılan soruşturma kapsamında bir kabahatin işlendiğini öğrenmesi halinde Cumhuriyet savcısı durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşuna bildirebileceği gibi, kendisi de idarî yaptırım kararı verebilir.

(3) Soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması halinde Cumhuriyet savcısı bu nedenle idarî yaptırım kararı verir. Ancak, bunun için ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından idarî yaptırım kararı verilmemiş olması gerekir.

Mahkemenin karar verme yetkisi

Madde 24- (1) Kovuşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması halinde mahkeme tarafından idarî yaptırım kararı verilir.

İdarî yaptırım kararı

Madde 25- (1) İdarî yaptırım kararına ilişkin tutanakta;

a) Hakkında idarî yaptırım kararı verilen kişinin kimlik ve adresi,
b) İdarî yaptırım kararı verilmesini gerektiren kabahat fiili,
c) Bu fiilin işlendiğini ispata yarayacak bütün deliller,
d) Karar tarihi ve kararı veren kamu görevlilerinin kimliği,

Açık bir şekilde yazılır. Tutanakta, ayrıca kabahati oluşturan fiil, işlendiği yer ve zaman gösterilerek açıklanır.

Kararların tebliği

Madde 26- (1) İdarî yaptırım kararı, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir şekilde belirtilir.

(2) İdarî yaptırım kararının ilgili gerçek kişinin huzurunda verilmesi halinde tutanakta bu husus açıkça belirtilir. Bu karara karşı başvurabileceği kanun yolu, mercii ve süresine ilişkin olarak bilgilendirildikten sonra kişinin karar tutanağını imzalaması istenir. İmzadan kaçınılması halinde bu durum tutanakta açıkça belirtilir. Karar tutanağının bir örneği kişiye verilir.

(3) Tüzel kişi hakkında verilen idarî yaptırım kararları her halde ilgili tüzel kişiye tebliğ edilir.

(4) (Ek: 18/5/2017-7020/15 md.) İdari yaptırım kararları, Maliye Bakanlığı ile idari yaptırım kararı verenler arasında yapılacak protokoller çerçevesinde, kararı verenler adına 213 sayılı Kanunun 107/A maddesi hükümlerine göre kurulan teknik altyapı kullanılmak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından elektronik ortamda tebliğ edilebilir. Elektronik ortamda yapılan tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu şekilde yapılan tebligatlar, birinci fıkra kapsamındaki tebliğ yerine geçer.

Başvuru yolu

Madde 27- (1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir.

(2) Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir.

(3) Başvuru, bizzat kanunî temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesi, iki nüsha olarak verilir.

(4) Başvuru dilekçesinde, idarî yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterilir. Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını engelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir.

(5) (Değişik: 6/12/2006-5560/34 md.) İdarî yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde, bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir.

(6) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) Soruşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı başvuru da bu itiraz merciinde incelenir.

(7) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) Kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararına karşı kanun yoluna gidildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir.

(8) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülür.

Başvurunun incelenmesi
Madde 28- (1) Başvuru üzerine mahkemece yapılan ön inceleme sonucunda;

a) Yetkili olmadığının anlaşılması halinde dosyanın yetkili sulh ceza mahkemesine gönderilmesine,
b) Başvurunun süresi içinde yapılmadığının, başvuru konusu idarî yaptırım kararının sulh ceza mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığının veya başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması halinde, bu nedenlerle başvurunun reddine,
c) (a) ve (b) bentlerinde sayılan nedenlerin bulunmaması halinde başvurunun usulden kabulüne,
Karar verilir.

(2) Başvurunun usulden kabulü halinde mahkeme dilekçenin bir örneğini ilgili kamu kurum ve kuruluşuna tebliğ eder.

(3) İlgili kamu kurum ve kuruluşu, başvuru dilekçesinin tebliği tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde mahkemeye cevap verir. Başvuru konusu idarî yaptırıma ilişkin işlem dosyasının tamamının bir örneği, cevap dilekçesi ile birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme, işlem dosyasının aslını da ilgili kamu kurum ve kuruluşundan isteyebilir. Cevap dilekçesi, idarî yaptırım kararına karşı başvuruda bulunan kişi sayısından bir fazla nüsha olarak verilir.

(4) Mahkeme, başvuruda bulunan kişilere cevap dilekçesinin bir örneğini tebliğ eder; talep üzerine veya re’sen tarafları çağırarak belli bir gün ve saatte dinleyebilir. Dinleme için belirlenen günle tebligatın yapılacağı gün arasında en az bir haftalık zaman olmasına dikkat edilir. Dinleme sırasında taraflar veya avukatları hazır bulunur. Mazeretsiz olarak hazır bulunmama, yokluklarında karar verilmesine engel değildir. Bu husus, tebligat yazısında açıkça belirtilir.

(5) Ceza Muhakemesi Kanununun tanıklığa, bilirkişi incelemesine ve keşfe ilişkin hükümleri, bu başvuru ile ilgili olarak da uygulanır.

(6) Dinlemede sırasıyla; hazır bulunan başvuru sahibi ve avukatı, ilgili kamu kurum ve kuruluşunun temsilcisi, varsa tanıklar dinlenir, bilirkişi raporu okunur, diğer deliller ortaya konulur.

(7) Mahkeme, ilgilileri dinledikten ve bütün delilleri ortaya koyduktan sonra aleyhinde idarî yaptırım kararı verilen ve hazır bulunan tarafa son sözünü sorar. Son söz hakkı, aleyhinde idarî yaptırım kararı verilen tarafın kanunî temsilcisi veya avukatı tarafından da kullanılabilir. Mahkeme son kararını hazır bulunan tarafların huzurunda açıklar.

(8) Mahkeme, son karar olarak idarî yaptırım kararının;

a) Hukuka uygun olması nedeniyle, “başvurunun reddine”,
b) Hukuka aykırı olması nedeniyle, “idarî yaptırım kararının kaldırılmasına”, Karar verir

(9) (Ek: 6/12/2006-5560/35 md.) İdarî para cezasının alt ve üst sınırının kanunda gösterildiği kabahatler dolayısıyla verilmiş idarî para cezasına karşı başvuruda bulunulması halinde, mahkeme idarî para cezasının miktarında değişiklik yaparak da başvurunun kabulüne karar verebilir.

(10) Üçbin Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar kesindir. (1)(2)

İtiraz yolu

Madde 29- (1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, Ceza Muhakemesi Kanununa göre itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde yapılır.

(2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.

(3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir.

(4) Mahkemenin verdiği karar taraflara tebliğ edilir. Vekil olarak avukatla temsil edilme halinde ayrıca taraflara tebligat yapılmaz.

(5) (Değişik: 31/3/2011-6217/27 md.) İdarî yaptırım kararının ağır ceza mahkemesi tarafından verilmesi halinde bu karara karşı Ceza Muhakemesi Kanununa göre itiraz edilebilir.

Vazgeçme ve kabul

Madde 30 – (1) Kanun yoluna başvuran kişi, bu konuda karar verilinceye kadar başvurusundan vazgeçebilir. Vazgeçme halinde bir daha aynı konuda başvuruda bulunulamaz.

(2) İlgili kamu kurum ve kuruluşu da mahkeme tarafından karar verilinceye kadar kanun yolu başvurusunu kabul ederek idarî yaptırım kararını geri alabilir.

Masrafların ve vekalet ücretinin ödenmesi

Madde 31 – (1) İdarî yaptırım kararına karşı başvuru yolu harca tâbi değildir. (1)

(2) Kanun yoluna başvuru dolayısıyla oluşan bütün masraflar ve vekalet ücreti, başvurusu veya savunması reddedilen tarafça ödenir.

İKİNCİ KISIM
Çeşitli Kabahatler
Emre aykırı davranış

Madde 32 – (1) Yetkili makamlar tarafından adlî işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilir.

(2) Bu madde, ancak ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde uygulanabilir.

(3) 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesine diğer kanunlarda yapılan yollamalar, bu maddeye yapılmış sayılır.

Dilencilik

Madde 33 – (1) Dilencilik yapan kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca, dilencilikten elde edilen gelire elkonularak mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilir.

(2) Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına ve elkoymaya kolluk veya belediye zabıta görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülkî amir veya belediye encümeni karar verir.

Kumar

Madde 34 – (1) Kumar oynayan kişiye, yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca, kumardan elde edilen gelire elkonularak mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilir.

(2) Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına ve elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülkî amir karar verir.

Sarhoşluk

Madde 35 – (1) Sarhoş olarak başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde davranışlarda bulunan kişiye, kolluk görevlileri tarafından elli Türk Lirası idarî para cezası verilir. Kişi, ayrıca sarhoşluğun etkisi geçinceye kadar kontrol altında tutulur.

Gürültü

Madde 36 – (1) Başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası verilir.

(2) Bu fiilin bir ticarî işletmenin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde işletme sahibi gerçek veya tüzel kişiye bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

(3) Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.

Rahatsız etme

Madde 37- (1) Mal veya hizmet satmak için başkalarını rahatsız eden kişi, elli Türk Lirası idarî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezası vermeye kolluk veya belediye zabıta görevlileri yetkilidir.

İşgal

Madde 38- (1) Yetkili makamların açık ve yazılı izni olmaksızın meydan, cadde, sokak veya yayaların gelip geçtiği kaldırımları işgal eden veya buralarda mal satışa arz eden kişiye, belediye zabıta görevlileri tarafından elli Türk Lirası idarî para cezası verilir.

(2) Yetkili makamların açık ve yazılı izni olmaksızın meydan, cadde, sokak veya yayaların gelip geçtiği kaldırımlar üzerine inşaat malzemesi yığan kişiye, belediye zabıta görevlileri tarafından yüz Türk Lirasından beşyüz Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

(3) Özel kanunlardaki hükümler saklıdır.

Tütün mamullerinin tüketilmesi

Madde 39- (1) Kamu hizmet binalarının kapalı alanlarında tütün mamulü tüketen kişiye, ilgili idarî birim amirinin yetkili kıldığı kamu görevlileri tarafından elli Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu fıkra hükmü, tütün mamulü tüketilmesine tahsis edilen alanlarda uygulanmaz.

(2) Toplu taşıma araçlarında tütün mamulü tüketen kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası verilir. Kabahatin özel hukuk kişileri tarafından işletilen toplu taşıma araçlarında işlenmesi halinde bu ceza ilk başvurulan kolluk birim yetkilileri tarafından verilir. Kamuya ait toplu taşıma araçlarında işlenmesi halinde idarî para cezası verme yetkisi bakımından birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3) Özel hukuk kişilerine ait olan ve herkesin girebileceği binaların kapalı alanlarında, tütün mamullerinin tüketilemeyeceğini belirtir açık bir işarete yer verilmesine rağmen, bu yasağa aykırı hareket eden kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu ceza, şikâyet üzerine en yakın kolluk birimi yetkililerince verilir.

Kimliği bildirmeme

Madde 40- (1) Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idarî para cezası verilir.

(2) Açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal Cumhuriyet savcısı haberdar edilir. Bu kişi, kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır. Gözaltına ve tutuklamaya karar verme yetkisi ve usulü bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır.

(3) Kişinin kimliğinin belirlenmesi durumunda, bu nedenle gözaltına alınma veya tutuklanma haline derhal son verilir.

Çevreyi kirletme

Madde 41- (1) Evsel atık ve artıkları, bunların toplanmasına veya depolanmasına özgü yerler dışına atan kişiye, yirmi Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bireysel atık ve artıkların atılması halinde de bu fıkra hükmü uygulanır.

(2) Fiilin yemek pişirme ve servis yerlerinde işlenmesi halinde işletme sahibi gerçek veya tüzel kişiye, beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

(3) Hayvan kesimine tahsis edilen yerler dışında hayvan kesen veya kesilen hayvan atıklarını sokağa veya kamuya ait sair bir alana bırakan kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası verilir.

(4) İnşaat atık ve artıklarını bunların toplanmasına veya depolanmasına özgü yerler dışına atan kişiye, yüz Türk Lirasından üçbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. İnşaat faaliyetinin bir tüzel kişi adına yürütülmesi halinde bu tüzel kişi hakkında verilecek idarî para cezasının üst sınırı beşbin Türk Lirasıdır. Bu atık ve artıkların kaldırılmasına ilişkin masraf da ayrıca kişiden tahsil edilir.

(5) Kullanılamaz hale gelen veya ihtiyaç fazlası ev eşyasını bunların toplanmasına ilişkin olarak belirlenen günün dışında sokağa veya kamuya ait sair bir yere bırakan kişiye elli Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu eşyanın toplanması hususunda belediye tarafından belirli aralıklarla yılda üç günden az olmamak üzere belirlenen günler önceden uygun araçlarla ilân olunur.

(6) Kullanılamaz hale gelen motorlu kara veya deniz nakil araçlarını ya da bunların mütemmim cüzlerini sokağa veya kamuya ait sair bir yere bırakan kişiye ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bunların kaldırılmasına ilişkin masraf da kişiden ayrıca tahsil edilir.

(7) Bu kabahatler dolayısıyla idarî para cezasına belediye zabıta görevlileri karar verir.

(8) Bu kabahatler dolayısıyla meydana gelen kirliliğin kişi tarafından derhal giderilmesi halinde idarî para cezasına karar verilmeyebilir.

(9) Bu madde hükümleri, belediye sınırları içinde uygulanır.

(10) Özel kanunlardaki hükümler saklıdır.

Afiş asma

Madde 42- (1) Meydanlara veya parklara, cadde veya sokak kenarlarındaki kamuya ait duvar veya alanlara, rızası olmaksızın özel kişilere ait alanlara bez, kâğıt ve benzeri afiş ve ilân asan kişiye, yüz Türk Lirasından üçbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. Aynı içerikteki afiş ve ilânlar, tek fiil sayılır.

(2) Birinci fıkra hükmü, yetkili makamlardan alınan açık ve yazılı izne dayalı olarak asılan afiş ve ilânlar açısından uygulanmaz. Bu izinde, afiş ve ilânın asılacağı zaman dilimi açık bir şekilde gösterilir. Bu afiş ve ilânlar izin verilen gerçek veya tüzel kişi tarafından bu sürenin dolmasını müteakip derhal toplatılır. Toplatma yükümlülüğüne aykırı hareket edilmesi halinde birinci fıkra hükmüne göre idarî para cezası verilir.

(3) Bu afiş ve ilânların kaldırılmasına ilişkin masraflar da ilgili kişilerden ayrıca tahsil edilir.

(4) Bu kabahatler dolayısıyla idarî para cezasına, kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.

(5) Özel kanunlardaki hükümler saklıdır.

Asılsız ihbar

Madde 42/A- (2/7/2018-KHK-703/20 md.) 112 Acil Çağrı Merkezini asılsız ihbarda bulunmak suretiyle meşgul ettikleri tespit edilen kişilere bu Kanuna göre il valileri tarafından ikiyüzelli Türk Lirası idari para cezası verilir. Tekerrür halinde bu ceza iki katı olarak uygulanır.

Silah taşıma

Madde 43- (1) Yetkili makamlardan ruhsat almaksızın kanuna göre yasak olmayan silahları park, meydan, cadde veya sokaklarda görünür bir şekilde taşıyan kişiye, kolluk tarafından elli Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Tüzel kişilerin sorumluluğu

Madde 43/A- (Ek: 26/6/2009-5918/9 md.)

(1) Daha ağır idarî para cezasını gerektiren bir kabahat oluşturmadığı hallerde, bir özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcisi ya da organ veya temsilci olmamakla birlikte bu tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi tarafından;

a) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun;

1) 157 nci ve 158 inci maddelerinde tanımlanan dolandırıcılık suçunun,
2) 235 inci maddesinde tanımlanan ihaleye fesat karıştırma suçunun,
3) 236 ncı maddesinde tanımlanan edimin ifasına fesat karıştırma suçunun,
4) 252 nci maddesinde tanımlanan rüşvet suçunun,
5) 282 nci maddesinde tanımlanan suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun,

b) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160 ıncı maddesinde tanımlanan zimmet suçunun,

c) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan kaçakçılık suçlarının,

ç) 4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun Ek 5 inci maddesinde tanımlanan suçun,

d) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 8 inci maddesinde tanımlanan terörün finansmanı suçunun, tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, ayrıca bu tüzel kişiye onbin Türk Lirasından ikimilyon Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

(2) Bu madde hükümlerine göre idari para cezasına karar vermeye, birinci fıkrada sayılan suçlardan dolayı yargılama yapmakla görevli mahkeme yetkilidir.

Tüzel kişilerin bildirim yükümlülüğü

Madde 43/B – (Ek: 2/7/2012-6352/102 md.)

(1) 5411 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan; bankalara, finansal kuruluşlara veya paranın sayım ve incelemesini yaparak bankalara destek hizmeti veren kuruluşlar ile mevzuat çerçevesinde dövize ilişkin işlemler yapmasına izin verilen şirketlere, her ne amaçla olursa olsun ibraz edilen paranın sahte olduğunun anlaşılması halinde, 5237 sayılı Kanunun 278 inci maddesinde düzenlenen bildirim yükümlülüğü yerine getirilmediği takdirde, bu maddede sayılan tüzel kişilere Cumhuriyet savcısı tarafından bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Ek Madde 1- (Ek: 11/5/2005-5348/5 md.)

(1) 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan vergi mahkemelerinin görevine ilişkin hükümler saklıdır.

Geçici Madde 1- (1) Bu Kanunda ve 1 Haziran 2005 tarihinden sonra yürürlüğe giren diğer kanunlardaki idarî para cezaları ile ilgili olarak geçen “Türk Lirası” ibaresi karşılığında, uygulamada, 28.1.2004 tarihli ve 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun hükümlerine göre ülkede tedavülde bulunan para “Yeni Türk Lirası” olarak adlandırıldığı sürece bu ibare kullanılır. (1)

Geçici Madde 2- (1) Bu Kanun hükümleri, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla idare mahkemelerinde dava açılarak iptali istenen idarî yaptırım kararları hakkında uygulanmaz.

Geçici Madde 3- (1) Daha önce verilmiş olan idarî para cezasına ilişkin kararlara karşı henüz iptal davası açılmamış olmakla birlikte dava açma süresinin geçmemiş olması halinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onbeş gün içinde 27 nci madde hükümlerine göre sulh ceza mahkemesine başvuruda bulunulabilir.

Yürürlük

Madde 44- (1) Bu Kanun 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girer. (2

Yürütme

Madde 45- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Kabahatler-Kanunu-Hamide-Zafer
Kabahatler-Kanunu-Hamide-Zafer

Bir Cinayetin Anatomisi (Anatomy of a Murder)

0

Bir Cinayetin Anatomisi (Anatomy of a Murder), 1959 yapımı siyahbeyaz bir Amerikan filmidir.

Film Süresi 160 dakika
Yapım Yılı 1959
Film Dili İngilizce
Ülke Amerika Birleşik Devletleri
Tür Suç Dram Gizem
Yönetmen Otto Preminger
Oyuncular James Stewart Lee Remick Ben Gazzara Arthur O’Connell
Bir Cinayetin Anatomisi, hukuk filmleri arasında seçkin bir yere sahiptir.

Eski bir başsavcı olan Paul Biegler (Stewart), az gelirli bir avukat olarak meslekte kalmayı sürdürmektedir. Michigan eyaletinin küçük kasabalarından birinde avukatlık yapan Paul Bieglar, suçun da pek yaygın olmadığı bu yerde tüm zamanını arkadaşlarıyla ya da çeşitli hobileriyle geçirmektedir. Bir gün önemli bir mevkide bulunan tanınmış kişilik Frederick Manion’un karısından aldığı telefon onu ilginç bir vakaya dahil eder. Birinci derece cinayetten yargılanan müvekkili teğmen Frederick Manion’un (Gazzara) masum Barney Quill’i öldürdüğünü kabul etmektedir. Ancak ortada ilginç bir durum vardır. Manion cinayeti işlediğini kabul edip suçunu inkar etmez, fakat haklı gerekçeleri olduğunu söyler. Öldürdüğü adam karısı Laura’ya tecavüz etmiştir ve suçu bu yüzden işlemiştir. Çarkları bozuk adalet, kimin haklı olduğu şaibeli sayılabilecek bu zorlu davada nasıl bir neticeye varacaktır?  Bu sayede karşımıza suçun farklı dereceleri arasında çözülmesi zor bir açmaz çıkacaktır. Laura Manion eve döndüğünde kocasına tecavüze uğradığını söylemiş, kocası tecavüzcüyü öldürdükten sonra bu cinayetin meşru olduğunu savunmuştur. Savunma avukatı Paul Biegler (James Stewart) de mahkemede bu doğrultuda bir savunma yapmaktadır. Film bu tip bir cinayet sebebinin haklı olup olmadığını, böyle bir cinayet sonucunda ceza verilip verilmemesi konusunu tartışıyor ve izleyiciyi de konunun içine çekiyor.

Bir Cinayetin Anatomisi (Anatomy of a Murder) Filminin Felsefesi ve Sanatsal Yönü
“Bir Cinayetin Anatomisi”, ahlak, adalet, dürüstlük gibi kavramların yanı sıra Amerikan ordusunun zeminini de incelemiştir. James Stewart, Ben Gazzara, George C. Scott ve Lee Remick’in başrol performansları ve Avusturya asıllı Otto Preminger’in bir cinayetin anatomisini çıkarma özenine tutunmuştur. Böylece keskin bürokrasi eleştirisinin eşliğinde sinema tarihinin en iyi mahkeme filmlerinden biri olmuştur.
Filmde sinematografik anlamda güçlü mahkeme sahneleri vardır ve etkileyicidir.  Film, sinema eleştirmenleri tarafından 12 Angry Man filmi ile kıyaslanmıştır.  12 Kızgın Adam filmi Jüri yapısını ve kararları anlatırken Bir Cinayetin Anatomisi davaya hazırlık aşamasını, mahkeme salonundaki hukuk düellosu yapan avukatları, iddia makamındaki savcıyı  ve duruşma aksiyonunu anlatmıştır.

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

0
Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2003 yılında kurulmuştur. Dekanı Prof. Dr. Bertil Emrah Oder’dir. Fakültede 2019 yılı itibari ile burslu ve ücretli öğrenciler toplamı 520 civarındadır. Kız öğrenciler ağırlıktadır. Beş profesör, 2 doçent ve 10 doktor öğretim üyesi olmak üzere 17 akademisyen eğitim hizmeti vermektedir.

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi, yaratıcı ve çok yönlü hukukçular yetiştirme hedefiyle; evrensel ilkelere dayalı, karşılaştırmalı ve uluslararası içeriğe sahip bir eğitim verdiğini ilan etmektedir. 2018 yılı itibari ile burslu bölüme en yüksek taban puan ile öğrenci alan hukuk fakültesidir.

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2019 yılı itibari ile 27 üyesi olan ve yaratıcı hukuk öğretimi ve araştırmalarına odaklanan hukuk fakültelerinin yer aldığı Law Schools Global League üyesidir.

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi, akademik kadrosunun güçlü oluşu, öğrenci sayısının azlığı ve öğrenci başına düşen akademisyen sayısının yüksekliği ile dikkat çeken hukuk fakültelerindendir. Öğretim kadrosu oluştururken araştırma ve öğretimde kalite ölçütünün baz alındığı belirtilmektedir.

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bertil Emrah Oder

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin temel vizyonu, nitelikli öğretim üyesi ve mezunlarının öncülüğünde kamusal politikalar ve bürokrasi, iş ve ekonomi dünyası, toplumsal değişim, bilgi ve teknolojik atılımlar ile hukuk arasındaki bağı kurmak ve üst düzey akademik araştırmalar temelinde hukuk politikalarına katkı sunmaktır.

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Eğitim Modeli 

Fakültede eğitim dili İngilizcedir. Tüm zorunlu ve seçmeli dersler İngilizce olarak okutulmaktadır. Çekirdek derslerde, öğrenciler yedi temel konuda istekleri doğrultusunda seçim yapabilmekte; seçimlik derslerde ise yükselen hukuk dallarına ilişkin seçenekler üretilmektedir. Hukuk Fakültesi, farklı yoğunlaşma alanları yaratmaya yönelik seçimlik ders yelpazesi, pekişmiş ve çok yönlü bir öğrenim müfredatı sunmaktadır. Seçimlik dersler bilişim, rekabet, çevre, tahkim, uluslararası insan hakları hukuku gibi günümüzde öne çıkan çalışma alanlarını da kapsamaktadır.

Fakültede öğretim modeli olarak ezberci anlayış ve teste dayalı soru teknikleri yerine olay odaklı ve pratik çözümlere dayalı sistem uygulanmaktadır.

Öğrenciler konferans, seminer, panel, çalıştay, atölye çalışması ve düzenli akademik yayınlar aracılığı ile entelektüel yaşama adapte edilmeye çalışılmaktadır. Üniversite’de uygulanan çalışma programları, yaz stajları, yaz okulları ve toplumsal duyarlılık projelerine katılım özendirilmektedir.

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Law Schools Global League ile işbirliği yapmaktadır.

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi, dünyanın önde gelen hukuk fakülteleriyle yürütülen değişim programları ve uluslararası staj imkanları sunmaktadır. Öğrenciler, yurt dışı deneyimi yaşamakta, uluslararası akademik işbirliği teşvik edilmektedir.

Kulüpler, Yayınlar ve Bilimsel Toplantılar 

Hukuk Kulübü 2004 yılında faaliyete geçmiştir. Tüm Hukuk Fakültesi öğrencileri doğal üyedir. Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri, kurmuş oldukları Hukuk Kulübünü yönetmekte ve hukuki konularına ilişkin Justita et Fides adıyla periyodik bir dergi çıkarmaktadır. Hukuk Kulübü her yıl Law and Global Issues (Hukuk ve Küresel Sorunlar) başlığıyla üç günlük akademik bir öğrenci konferansı düzenlemektedir.Öğrenciler, gerek fakülte ve gerekse kulüplerin düzenlediği seçkin konuşmacı etkinlikleri, konferanslar ve sertifika programları ile akademik ve mesleki alanda gelişim imkanı bulmaktadır. Hukuk Kulübü; TBMM, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay gibi ulusal kurumlar ile Uluslararası Adalet Divanı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Birliği Adalet Divanı, Avrupa Konseyi, AB Komisyonu gibi uluslararası yargı organları ve kuruluşlara çalışma gezileri yapmakta ve öğrencilerin kurumları ve rol model hukukçuları tanıması sağlanmaktadır.

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri, hukuk alanındaki bilgilerini İngilizce yetkinlikleri ile destekleyerek 2008, 2011 ve 2013 yılında Jessup Uluslararası Kurgusal Mahkeme Yarışması’nda Türkiye’yi temsil etmişler ve ödül almışlardır. Yarışmanın 2012 yılı ulusal elemeleri Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesinde gerçekleşmiştir. Uluslararası Hukuk Öğrencileri Birliği (ILSA) başarılı organizasyon nedeniyle Koç Üniversitesi’ni Washington’daki uluslararası elemelerde sponsor statüsünde kabul etmiştir.

Fakültede tecrübeli hukukçuların misafir olduğu Kariyer Günleri adıyla etkinlik düzenlenmektedir. Üniversite Kariyer Servisi ayırca hizmet vermekte, her yıl İşe Alım Günleri düzenlenmekte, yaz stajları planlanmakta, mezuniyet sonrası iş fırsatları yaratılmaktadır.

Fakülte öğrencileri ve akademisyenler Araştırma ve Uygulama Merkezi (KOÇ-KAM), Küreselleşme ve Demokratik Yönetişim Araştırma Merkezi (GLODEM) ve Sosyal Politika Merkezi (KOÇ-SPM) ile işbirliği içinde akademik çalışmalarda bulunmakta ve etkinlikler düzenlemektedir.

Koç Üniversitesi Sarıyer Kampüsü
Araştırma Merkezleri 

Fakülte, (TÜBİTAK, NEWTON, BAGEP ve benzeri ulusal ve uluslararası araştırma fonları  tarafından desteklenen projeler yaratmaktadır. Fakülte ve Merkezler ortaklaşa her yıl kırka yakın araştırma etkinliği düzenlemektedir.

Fakülte bünyesinde etkin bir şekilde çalışan Dr. Nüsret-Semahat Arsel Uluslararası Ticaret Hukuku Merkezi(NASAMER) ve Küresel Kamu Hukuku Çalışmaları Merkezi(KÜREMER) bulunmaktadır.

KÜREMER Koç Üniversitesi’nin Küresel Kamu Hukuku araştırmaları alanındaki araştırmacılarının buluşma yeridir. Anayasa Hukuku, İdare Hukuku, Ceza Hukuku, İnsan Hakları Hukuku, Toplumsal Cinsiyet Hukuku, Çevre Hukuku, Uluslararası Hukuk ve Avrupa Kamu Hukukunun yanı sıra Uluslararası Örgütler, Uluslararası Hukuk Tarihi, Siyaset Bilimi ve Globalleşme, Kamu Hukuku Sosyolojisi ve Felsefesi alanlarında çalışan araştırma kadrosu bulunmaktadır. Araştırmaya önem veren merkez, üniversiteler, kamu görevlileri, yargı kurumları ve sivil toplum arasında işbirliğini amaçlamakta, Uluslararası Kolokyum serisi ile güncel ve temel küresel kamu hukuku sorunlarını masaya yatırmaktadır.

Küresel Kamu Hukuku Çalışmaları Merkezi(KÜREMER)

Dr. Nüsret-Semahat Arsel Uluslararası Ticaret Hukuku Merkezi(NASAMER) ise Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi bünyesinde, Dr. Nüsret Arsel ve Semahat Arsel ‘in katkıları ile 2007 yılında kurulmuştur.  Merkez, uluslararası ticaret hukuku alanında faaliyet göstermektedir. Merkezin asli geliri,1 milyon ABD Doları tutarında olan Dr. Nüsret-Semahat Arsel Uluslararası Ticaret Hukuku Araştırmaları Merkezi Destekleme Fonu gelirlerinden oluşmaktadır. Merkezin Yönetim Kurulunda Dr. Nüsret Arsel, Prof Dr. Umran İnan, Prof. Dr. Bertil Emrah Oder, Prof. Dr. Turhan Esener, Prof. Dr. Yavuz Alangoya, Prof. Dr. Cumhur Özakman ve Nevzat Tüfekcioğlu görev yapmaktadır.

Merkez, uluslararası ticaret hukuku alanındaki gelişmeleri yakından izlemek, araştırmalar ve yayınlar yapmak , bilimsel toplantı ve konferanslar düzenlemek, eğitim ve benzeri faaliyetlerde bulunmak, yurt dışındaki bilim insanları ve kuruluşlar ile işbirliği yapmak amacını taşımaktadır.

Dr. Nüsret-Semahat Arsel Uluslararası Ticaret Hukuku Merkezi(NASAMER)
Bilimsel Yayınlar

Fakülte bünyesindeki merkezler, “21. Yüzyılda Sınır Ötesi Vergi Sorunları”; “İş Hukukunda Genç Yaklaşımlar”; “Genç Milletlerarası Özel Hukukçular Konferansı”; “Vergilendirmede Matrah Aşındırma ve Kar Kaydırma”; “Vergi Hukukunda Bilgi Toplama ve Açıklamanın Sınırları”; “100 Jahre Schweizerisches ZGB 80 Jahre Türkisches ZGB”; “Structures of Civil and Procedural Law in South Eastern European Countries”; “Vergi Uyuşmazlığı Çözümü: Barışçıl Mekanizmalar”; “Ceza Muhakemesi Hukukunda Güncel Konular”; “Vergiden Kaçınmanın Önlenmesi”; “İş Hukukunda Genç Yaklaşımlar”; “Anayasa Hukuku Araştırmalarında Genç Yaklaşımlar – Kurumsal ve Uygulamalı Yeni Çalışmalar”; “Ceza Hukukunda Kadının Şiddete Karşı Korunması”; Vergi Hukukuna Genç Yaklaşımlar”; “Vergi Hukukunda Geriye Yürümezlik Esası”; “The United Nations Convention on Contracts for the International Carriage of Goods Wholly or Partly by Sea”; “Hukuk ve Etik Boyutuyla Ötenazi”; “Avrupa`da Devletler Özel Hukuku ve Yeni Türk Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun`un Akitler ve Ticaret Hukukuna ilişkin Hükümleri”; “Avrupa ve Türkiye`de Hava Hukuku Konusunda Son Gelişmeler” ve “Turkey – EC Association Law: Developments Since Ankara Agreement 1963 (The Rights of EU Citizens in Turkey and of Turkish Citizens in the EU Countries)” isimli eserleri hukukçuların hizmetine sunmuştur.

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Fakültenin Başarıları ve Almış Olduğu Bazı Ödüller
Name
Position
Awards and Honorific Elections
Bertil Emrah Oder
Professor of Constitutional Law
Full Member, Science Academy (since April 2015)
-President, Law Schools Global League (July 2015)
-Principal Investigator, Turkish National Science Foundation (July 2015)
-Member of Working Group on Science and Ethics, All European Academies (ALLEA) (August 2015)
-Advisory Board Member, Cambridge University Press -American Society of Comparative Law Book Series (December 2015)
-Jury Member, Sedat Simavi Social Sciences Award (November 2015)
-Vice-President, Association of Constitutional Law Research (November 2015)
-Member of Scientific Committee, Erasmus + Joint Master Program LUISS University, University of London Legal Advanced Studies and Compultense University (March 2016)
-Jury Member, Gender Projects Award, Ahmet-Şirin Tekeli Foundation for Support of Female Lawyers (April 2016)
-UN Women and Inter-Parliamentary Union Advisor (January 2016)
Horizon 2020 Threshold Award
Board of Advisors, International Constitutional Law Journal (2016)
Ambassador, Capital Turkish Connections (December 2016)
Billur Yaltı
Professor of Tax Law
President of International Tax Research Association-IFA Turkey (Elected)
Jury Member of Young Tax Professional of the Year Award organized by Ernst&Young (May 2015)
Member of Tax Law Education Committee of the Turkish Bar Association
Tankut Centel
Professor of  Labor Law
Member of the Executive Board of Mobbing Association (MEYAD) since September 2015
 Başak Çalı
Associate Professor of International Law
British Academy Newton Advanced Fellowship Award (September 2015-September 2017)
Horizon 2020 Threshold Award
Secretary-General, European Society of International Law (appointment by president)
Member, Executive Board, European Society of International Law (elected)
Chair, International Human Rights Special Interest Group, European Society of International Law (co-founder)
Editor, ESIL Reflections (appointment)
Fellow, University of Essex Human Rights Centre (honorific appointment)
Member, Academic Advisory Panel, Universal Rights Group (appointment)
Founder and Director, Judgment Watch (appointment)
ECHR Specialist, Council of Europe (appointment)
Advisory Board Member, Universal Rights Group, Geneva, Switzerland
Member, Peer Review College, United Kingdom Economic and Social Research Council (appointment)
Council of Europe Scientific Expert on the Long-Term Reform of the European Court of Human Rights to the Council of Europe Committee of Ministers (April 2015)
Member, Academic Advisory Board Implementation Project, Joint Turkey Human Rights Platform (iHop) (honorific appointment)
Ayşegül Buğra
Assistant Professor of Maritime and Insurance Law
Science Academy’s Young Scientist Award (BAGEP) 2016
The 2018 BILA Book Prize with the book entitled “Insurance Law Implications of Delay in Maritime Transport”
Işık Önay
Assistant Professor of Civil Law
Outstanding Teaching Award  (2016)
Head of Program Committee YCC Annual Conference (2016-2017)
Mehmet Polat Kalafatoğlu
Assistant Professor of International Private Law
Prix honorifique Capitant, La Chancellerie des Universités de Paris 2015
Murat Önok
Assistant Professor of Criminal Law
Press Council Solidarity and Development Foundation: Executive Board Member and comptroller (May 2014-)
Press Council: Member of the High Council (reelected on 29 March 2015) and Vice-President (reelected on 3 April 2015)
Member of Executive Board, Transparency International
Horizon 2020 Threshold Award
Zeynep Ayata
Assistant Professor of EU Law and Competition Law
TUBITAK : Review Panel Expert in the COST Action Proposal (until  April 2017)
Consultant to Koç Holding A.Ş. Competition Law Coordinator (2014 onwards)
Member of TÜSİAD Competition Law Working Group
Horizon 2020 Threshold Award
Chair of LSGL Research Group for Law and Business

 

Van Barosu – Adalet Nöbeti

0

Bursa Barosu’nda Şubat ayında yakılarak Anadolu’ya taşınan Adalet Nöbeti ateşi bu kez de Van’da yirmiyi aşkın Baronun katılımı ile gerçekleşti.

Bursa Barosu adına nöbete katılan Bursa Barosu Başkan Yardımcısı Av. Metin Öztosun yaptığı konuşmada “Doğruları söyleyen, adalet peşinde koşan biz avukatlar bir sis çanı gibi gecenin içinde çalan ve adaletten yana tavır alıp topluma nefes borusu olan meslek sahipleriyiz. Hiçbir iktidara tabi değiliz. Efendilerimiz yok ve olmayacak. Ve biz şehir şehir dolaşıp adalet talep eden avukatlar kısa çöpün uzun çöpten olan haklarını adalet terazilerinin en ince tartısında alabilmesi için mücadele veriyoruz ve bu taleplerimizi buradan da yineleyerek herkes için ama herkes için adalet diyoruz.

Bu ülkede en güvenebilir kurum yargı olana kadar, vicdanlarımız ve yüreğimiz soğuyana kadar bu taleplerimizden vazgeçmeyeceğiz.

Bir sis çanı gibi tüm adaletsiz gecelerin, karanlıkların içinde Adalet! Adalet! Adalet! diye çınlamaya devam edeceğiz” dedi.

Van’daki Adalet Nöbeti’nin katılımcıları şöyle:

Adıyaman Baro Başkanı Av. Mustafa Köroğlu,
Ankara Barosu Yönetim Kurulu üyesi Av. Meltem Akyol,
Antalya Barosu Başkanı Av. Polat Balkan,
Aydın Barosu Başkanı Av. Gökhan Bozkurt,
Batman Barosu Başkanı Av. Abdülhamit Çakan,
Bingöl Barosu Başkanı Av.Hanifi Budancamanak,
Bitlis Barosu Başkanı Av. Fuat Özgül,
Bursa Barosu Başkan Yardımcısı Av.Metin Öztosun,
Diyarbakır Barosu Başkanı Av.Cihan Aydın,
Hatay Barosu Başkanı Av. Ekrem Dönmez,
İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu,
İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel,
Kırklareli Barosu Başkan Yardımcısı Av. Oylum Yaman,
Kocaeli Barosu Başkanı Av. Bahar Gültekin Candemir,
Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz,
Muş Barosu Başkanı Av. Abdülbaki Çelebi,
Siirt Barosu Başkanı Av. Nizam Dilek,
Şanlıurfa Barosu Başkanı Av.Abdullah Öncel,
Şırnak Barosu Başkanı Av. Nuşirevan Elçi,
Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Sedat Tekneci,
Tunceli Barosu Başkanı Av. Kenan Çetin,
Yalova Baro Başkanı Av. Fedai Doğruyol

Arsa Payı

0
Arsa Payı
Arsa Payı

Arsa Payı, Kat Mülkiyeti Kanununda yazılı esaslara göre bağımsız bölümlere tahsis edilen ortak mülkiyet paylarını tanımlamak için kullanılan kavramdır. Kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulurken, arsa üzerindeki yapıların bulunduğu arsadan bağımsız bölümlere rayiç değerleri oranında verilen payı ifade etmektedir. Anagayrimenkulde, kat mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı kurulmamış arsa payı bırakılamaz. Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, bu mülkiyete konu olan ana gayrimenkulün bağımsız bölümlerinden her birinin konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan değerleri ile oranlı olarak projesinde tahsis edilen arsa payının ortak mülkiyet esaslarına göre açıkça gösterilmesi suretiyle kurulur.

Prof. Dr. Hasan Erman – Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi

Bağımsız bölümlerden her birine yasa hükmü uyarınca tahsis edilmek zorunda olan arsa payı, o bölümlerin değerinde sonradan meydana gelen çoğalma veya azalma nedeniyle değiştirilemez. Ancak, anagayrimenkule yeni bir kat mülkiyeti eklenmesi durumunda, kat malikleri kurulunun oybirliği ile karar vermesi ve yapılan yeni ilaveler de dahil olmak üzere bütün bağımsız bölümlerine tahsis olunacak arsa paylarının yeniden ve oybirliğiyle tespit edilmesi gerekmektedir.

Kat mülkiyetine konu arsa üzerindeki pay oranı, ortak yerlerin durumu ve kullanımı ile ortak giderlere katılma yükümlülüğü bakımından önem arz etmektedir.

Ortak Yerlere İlişkin Kurallar ve Ortak Giderlere Katılma Yükümlülüğü

Kat malikleri, anagayrimenkulün ortak yerlerine arsa payları oranında ortak mülkiyet hükümlerine göre maliktir. Ayrıca payları ile orantılı olarak ortak yerleri kullanma hakkına sahiptir. Bu hakkın genel kömürlük, garaj, teras, çamaşırhane ve çamaşır kurutma alanları gibi yerlerdeki ölçüsü, aksine sözleşme olmadıkça; her kat malikine ait arsa payı ile oranlıdır.

Ortak yerlerin düzgün veya bunları kullanmanın daha rahat ve kolay bir hale konulmasına veya bu yerlerden elde edilecek faydanın çoğaltılmasına yarayacak bütün yenilik ve ilaveler, kat maliklerinin sayı ve arsa paylarının çoğunluğu ile verecekleri karar üzerine yapılabilmektedir.

Kat maliklerinden birinin isteği üzerine ısı yalıtımı, ısıtma sisteminin yakıt dönüşümü ve ısıtma sisteminin merkezi sistemden ferdi sisteme veya ferdi sistemden merkezi sisteme dönüştürülmesi, kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğu ile verecekleri karar üzerine yapılır. Ancak toplam inşaat alanı iki bin metrekare ve üzeri olan binalarda merkezi ısıtma sisteminin ferdi ısıtma sistemine dönüştürülmesi, kat maliklerinin sayı ve arsa payı olarak oybirliği ile verecekleri karar üzerine yapılır. Bu konuda yapılacak ortak işlerin giderleri kat maliklerinin tapudaki payları oranına göre ödenir.

Anagayrimenkulün sigorta primlerine ve bütün ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderleri ile; yönetici aylığı gibi diğer giderlere ve ortak tesislerin işletme giderlerine ve giderler için toplanacak avansa kat malikleri kendi arsa payı oranında katılmakla yükümlüdür.

Kat Malikleri Kurulu Kararlarına Etkisi

Kat Mülkiyeti Kanununa göre; Kat malikleri kurulu, kat maliklerinin sayı ve arsa payı bakımından yarısından fazlasıyla toplanmakta ve oy çokluğuyla karar vermektedir. Her kat maliki, arsadaki payının oranına bakılmaksızın, bir tek oy hakkına sahiptir. Yönetici, kat maliklerinin, hem sayı hem arsa payı bakımından çoğunluğu tarafından atanmaktadır.

Blok yöneticisi ve denetçisi ise, bloktaki kat maliklerinin sayı ve arsa payı bakımından çoğunluğu tarafından seçilmektedir. Blok niteliğinde olmayan yapıların ortak yer ve tesisleri için yönetici ve denetçi ise; bu yapılardaki kat maliklerinin sayı ve arsa payı bakımından çoğunluğu tarafından seçilmektedir.

Arsa Payının Devri, Harap Olması ve Kamulaştırılması

Kat mülkiyeti kurulmuş bir gayrimenkulün bağımsız bölümlerinden birinin veya kat irtifakı bağlanmış arsa payının satılması halinde; diğer kat maliklerinin veya irtifak hakkı sahiplerinin öncelikle satın alma hakkı yoktur

Kat mülkiyetinin başkasına devri veya miras yoluyla geçmesi halinde, ona bağlı arsa payı da birlikte geçer; bu pay, kat mülkiyetinden veya kat irtifakından ayrı olarak devredilemez; miras yoluyla geçmez ve başka bir hakla kayıtlanamaz. Kat mülkiyetini kayıtlayan haklar, kendiliğinden arsa payını da kayıtlar. Anagayrimenkulde kat mülkiyetinin kurulmasından önce o gayrimenkulün kütükteki sayfasına tescil veya şerhedilmiş olan haklar; kural olarak kat mülkiyetini de arsa payı oranında, kendiliğinden kayıtlar.

Anagayrimenkul kamulaştırılması halinde, her bağımsız bölümün kamulaştırma bedeli bağlantılı bulunduğu arsa payı ve eklentileri de göz önünde bulundurularak ayrı ayrı hesaplanmakta; her bölümün malikine ayrı ayrı ödeme yapılmaktadır.

Anayapının bağımsız bölümlerinden biri tamamen harap olur ve o bölümün maliki iki yıl içinde kendine ait bölümü yeniden yaptırmazsa; diğer kat malikleri veya bunlardan bir kısmı, bu sürenin tamamlanmasından başlayarak bir yıl içinde o bölüme ait arsa payının, değeri karşılığında ve kendilerine ait payları oranında kendilerine devredilmesi için dava açabilirler. Açılacak davada görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Bu yolla arsa payını devralan diğer pay sahipleri, devraldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde; harap olan bağımsız bölümü yeniden yaptırmaya veya aynı süre içerisinde bağımsız bölümlere bağlı arsanın kendilerine düşen paylarını yeniden hesaplayarak kat mülkiyeti kütüğüne geçirtmeye mecburdurlar.

Cumhurbaşkanı

0
Cumhurbaşkanı

Cumhurbaşkanı, 40 yaşını doldurmuş ve yükseköğrenim yapmış TBMM üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından genel oyla beş yıllığına ve en fazla iki defa seçilebilen, yürütmenin sorumsuz kanadında yer alan ve Devletin başı sıfatına sahip tarafsız kişidir.

Anayasanın İlgili Hükümleri
Cumhurbaşkanı Seçimi
A. Adaylık ve seçimi
Madde 101

Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir.

Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.

Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler ile en az yüzbin seçmen aday gösterebilir.
Cumhurbaşkanı seçilen milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.

Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday, Cumhurbaşkanı seçilir. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday, Cumhurbaşkanı seçilir.

İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin herhangi bir nedenle seçime katılmaması halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılır. Aday, geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı takdirde Cumhurbaşkanı seçilir. Oylamada, adayın geçerli oyların çoğunluğunu alamaması halinde, sadece Cumhurbaşkanı seçimi yenilenir.

Seçimlerin tamamlanamaması halinde, yenisi göreve başlayıncaya kadar mevcut Cumhurbaşkanının görevi devam eder.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin diğer usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

Andiçmesi

Madde 103 – Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde andiçer:

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

Görev ve yetkileri
Madde 104

Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir.

Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder.

Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapar.

Ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verir.

Kanunları yayımlar.

Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir.

Kanunların, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açar.

Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir.

Üst kademe kamu yöneticilerini atar, görevlerine son verir ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenler.

Yabancı devletlere Türkiye Cumhuriyetinin temsilcilerini gönderir, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul eder.

Milletlerarası andlaşmaları onaylar ve yayımlar.

Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunar.

Milli güvenlik politikalarını belirler ve gerekli tedbirleri alır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil eder.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verir.

Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır.

Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir.

Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez.

Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz.

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri
uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir.

Cumhurbaşkanı, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilir.

Kararnameler ve yönetmelikler, yayımdan sonraki bir tarih belirlenmemişse, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girer.

Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.

Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu
Madde 105

Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir.

Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilir. Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır, dağıtımından itibaren on gün içinde Genel Kurulda görüşülür. Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilir. Yüce Divan yargılaması üç ay içinde tamamlanır, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre verilir, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanır.

Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı, seçim kararı alamaz.

Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanının görevi sona erer. Cumhurbaşkanının görevde bulunduğu sürede işlediği iddia edilen suçlar için görevi bittikten sonra da bu madde hükmü uygulanır.

Başkomutanlık ve Genelkurmay Başkanlığı
Madde 117

Başkomutanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevi varlığından ayrılamaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur.

Milli güvenliğin sağlanmasından ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı, Cumhurbaşkanı sorumludur.

Cumhurbaşkanınca atanan Genelkurmay Başkanı; Silahlı Kuvvetlerin komutanı olup, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanlığı namına yerine getirir.

Ara Seçim

0
Ara Seçim

Ara Seçim,Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde yapılan seçimlerdir. İki genel seçim arasında, çeşitli nedenlerle boşalan milletvekilliği, belediye başkanlığı ve bunun gibi seçimle gelinen yerler için yasalar uyarınca yapılması gereken seçimdir.

.Ara seçim, her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemez. Ancak, boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına karar verilir.

Genel seçimlere bir yıl kala, ara seçimi yapılamaz.

(Ek fıkra: 27/12/2002-4777/2 md.) Yukarıda yazılı hallerden ayrı olarak, bir ilin veya seçim çevresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk Pazar günü ara seçim yapılır. Bu fıkra gereği yapılacak seçimlerde Anayasanın 127 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uygulanmaz.

Ara seçimlerde genel seçimlerde olduğu gibi 2820  Sayılı Siyasi Partiler Kanunu uygulanmaktadır.

Mahalli İdarelerde Ara Seçim 

(Değişik: 23/7/1995-4121/12 md.) Mahallî idarelerin seçimleri, 67 nci maddedeki esaslara göre beş yılda bir yapılır. Ancak, milletvekili genel veya ara seçiminden önceki veya sonraki bir yıl içinde yapılması gereken mahallî idareler organlarına veya bu organların üyelerine ilişkin genel veya ara seçimler milletvekili genel veya ara seçimleriyle birlikte yapılır. Kanun, büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirebilir.

GEÇİCİ MADDE 16

Anayasanın halkoylamasına ilişkin oy verme kütüğünde ve sandık listesinde kaydı ve oy kullanma yeterliği bulunduğu halde hukukî veya fiilî herhangi bir mazereti olmaksızın halkoylamasına katılmayanlar, Anayasanın halkoylamasını takip eden beş yıl içinde yapılacak genel ve ara seçimleri ile mahallî seçimlere ve diğer halkoylamalarına katılamazlar, seçimlerde aday olamazlar.

Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu – Kitap

0
Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu- Kitap

Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu isimli kitap Talat Emre Koçak tarafından yazılmış ve 2007 yılı Ağustos ayınca Seçkin Yayınları tarafından basılmıştır.

Bu çalışma esas olarak, sporun ulusal ve uluslararası yapılanması dâhilinde sportif ihtilafların nitelikleri ve tahkim yargılamasının özellikleri hakkında bilgi vermekte ve Tahkim Kurulu ile Türkiye Futbol Federasyonu arasındaki ilişkiyi ele almaktadır. Futbol Federasyonu Genel Kurulu’nun yapısı, Tahkim Kurulu’nun yapısı ve işleyişi ile Tahkim Kurulu kararlarının niteliği bu çalışmada detaylı bir şekilde ele alınmış bulunmaktadır.

Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu -Talat-Emre-Koçak

Bunlara ek olarak, çalışma içinde FIFA İhtilaf Çözüm Dairesi (DRC) ve Lozan merkezli Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) hakkında da bilgi verilmekte ve bu mahkemeler ile Tahkim Kurulu mukayese edilmektedir. Tüm bu bilgiler ışığında futbolun ulusal ve uluslararası yargısı bir bütün olarak ele alınmakta ve ideal bir Tahkim Kurulu’nun nasıl olması gerektiği de çalışma içinde açıklanmaktadır.

Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu İsimli Kitabın Konu Başlıkları 
Sporun Uluslararası Yapılanması
Sportif İhtilaflar
TFF Genel Kurulu’nun Yapısı
TFF Tahkim Kurulu’nun Yapısı
TFF Tahkim Kurulu’nu Benzer Kurul ve Mahkemeler İle Mukayesesi
TFF Tahkim Kurulu’nun İşleyişi
TFF Tahkim Kurulu Kararlarının Niteliği ve Kararlara Karşı Kanun Yolları

 

İÇİNDEKİLER
TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU TAHKİM KURULU ÖZ  5
Önsöz  9
Kısaltmalar  13
GİRİŞ  15
1. SPORUN ULUSLARARASI YAPILANMASI VE SPORTİF İHTİLAFLAR  19
1.1. Sporun Uluslararası Yapılanması  19
1.1.1. Uluslararası Olimpiyat Komitesi  20
1.1.2. Uluslararası Federasyonlar  22
1.1.3. Ulusal Olimpiyat Komiteleri  23
1.1.4. Ulusal Federasyonlar  24
1.2. Sportif İhtilaflar  25
1.2.1. Disiplin ihtilafları  27
1.2.2. Sözleşmeden Doğan İhtilaflar  30
1.2.3. Oyuncu Uygunluğu İhtilafları  33
1.2.4. Spor Kurumları Arasında Çıkan İhtilaflar  35
2. TAHKİM  37
2.1. Genel olarak Tahkim ve Tanımı  37
2.2. Tahkim Türleri  38
2.2.1. Kurumsal Tahkim – Ad Hoc Tahkim  38
2.2.2. Ulusal Tahkim – Uluslararası Tahkim  40
2.2.3. İhtiyari Tahkim – Kanuni Tahkim  41
3. TFF TAHKİM KURULUNUN YAPISI  43
3.1. TFF Tahkim Kurulu’nun Oluşumu  43
3.1.1. TFF’nin Tarihçesi ve Yapısı  43
3.1.2. TFF Genel Kurulu’nun Yapısı  45
3.1.3. TFF Tahkim Kurulu Üyeleri  52
3.2. TFF Tahkim Kurulu’nun Benzer Kurul ve Mahkemeler ile Mukayesesi  59
3.2.1. TFF Tahkim Kurulu – CAS  59
3.2.2. TFF Tahkim Kurulu – FIFA İhtilaf Çözüm Dairesi  67
3.2.3. TFF Tahkim Kurulu – UEFA Tahkim Kurulu  70
4. TFF TAHKİM KURULUNUN İŞLEYİŞİ  73
4.1. TFF Tahkim Kurulu’nun Yargı Yetkisi  73
4.1.1. TFF Disiplin Kurulu Kararları’na Karşı Yapılan İtirazlar  74
4.1.2. TFF Yönetim Kurulu Kararları’na Karşı Yapılan Başvurular  77
4.2. TFF Tahkim Kurulu’nda Yargılama Süreci  81
4.2.1. Başvuru Usulü ve Süresi  81
4.2.2. İhtilaf İnceleme Usulü ve Uygulanacak Mevzuat  84
4.2.3. Kararların Niteliği ve Kararlara Karşı Kanun Yolları  87
Sonuç  97
EKLER  99
Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun  99
Türkiye Futbol Federasyonu’nun Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Ana Statünün Tahkim Kuruluna İlişkin Maddeleri  112
Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu Talimatı  113
Kaynakça  119
İnternet Kaynakları  123
Kitabın Künyesi
Yayın Tarihi 2007-09-01
ISBN 9750205583
Baskı Sayısı 1. Baskı
Dil TÜRKÇE
Sayfa Sayısı 124
Cilt Tipi Karton Kapak
Kağıt Cinsi Kitap Kağıdı
Boyut 16 x 23.5 cm

Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu 

0
Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu 

Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, 5894 Sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca Tahkim Kurulu, bağımsız ve tarafsız bir zorunlu tahkim merciidir. Tahkim Kurulu, Türkiye Futbol Federasyonunun en üst hukuk kuruludur. TFF Statüsü ve ilgili talimatlarda belirtilen nitelikteki uyuşmazlıklar ile ilgili nihai olarak karar vermektedir.

Tahkim Kurulu, Federasyon Başkanının teklifi ve Yönetim Kurulunun kararı ile en az beş yıllık meslekî tecrübeye sahip hukukçular arasından seçilecek bir Başkan ve altı asıl ve alt yedek üyeden oluşmakta; üyelerin belirlenmesinde FIFA ve UEFA’nın kuralları esas alınmaktadır.

Tahkim Kurulunun Görevleri 

Tahkim Kurulu, TFF Statüsü ve ilgili talimatlar uyarınca karar verme yetkisine sahip kurul ve organlar tarafından verilecek kararları nihai olarak inceleyerek münhasıran karara bağlamaktadır. Tahkim Kurulu kendisine yapılan başvuruları kesin ve nihai olarak karara bağlamakta ve bu kararlar aleyhine idari veya yargısal makamlara itiraz yoluna başvurulamamaktadır.

Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, Disiplin Kurulları, Kulüp Lisans Kurulu ve Etik Kurulu tarafından alınan kararlara karşı, kararın taraflarına resmen tebliği ve/veya talimat ve düzenlemelerinin yayımlanmasını takip eden yedi gün içinde Tahkim Kurulu nezdinde itiraz edilmez ise, karar ilgili tüm taraflar hakkında kesin hüküm teşkil etmektedir. İdari veya yargısal makamların onayına tabi olmayan kurul kararları Federasyon Başkanı ve Genel Sekreter tarafından uygulanmaktadır.

Tahkim Kurulu, kendisine intikal eden konular hakkında ilgililerden görüş, bilgi ve belge istemekte, gerekli delilleri toplamakta, gerek gördüğü takdirde, ilgilileri davet ederek dinleyebilmektedir.

Türkiye Futbol Federasyonu Statüsüne Göre Tahkim Kurulu;

Aşağıdaki karar ve düzenlemelere ilişkin uyuşmazlıkları ilgililerinin başvurusu üzerine inceleyerek kesin olarak karara bağlar:

a) Federasyon ile kulüpler, hakemler, futbolcular, teknik direktörler, antrenörler, oyuncu temsilcileri, sağlık personelleri ve diğer yetkililer hakkında Yönetim Kurulu tarafından verilen kararları,

b) Amatör ve Profesyonel Disiplin Kurullarının kararları,

c) Uyuşmazlık Çözüm Kurulu kararları,

e) Etik Kurulu kararları,

f) Türkiye Futbol Federasyonu Statüsü ve talimatları uyarınca nihai karar verme yetkisine sahip diğer kurulların verdikleri hukuki sonuç doğuran kararlar,

g) Yönetim Kurulu tarafından çıkarılan talimatlar ile ilgili uyuşmazlıkları ilgililerinin başvurusu üzerine inceleyerek kesin olarak karara bağlar.

Federasyon Başkanının teklifi ve Yönetim Kurulunun kararı ile en az beş yıllık meslekî tecrübeye sahip hukukçular arasından seçilecek bir Başkan ve altı asıl ve altı yedek üyeden oluşur.

Tahkim Kurulu’nun görev süresi, Federasyon Yönetim Kurulu’nun görev süresi kadardır.

Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükümlerine Göre Tahkim Kurulu
MADDE 6 

(1) Tahkim Kurulu, bu Kanun uyarınca bağımsız ve tarafsız bir zorunlu tahkim mercii olup TFF’nin en üst hukuk kuruludur ve TFF Statüsü ve ilgili talimatlarda belirtilen nitelikteki uyuşmazlıklar ile ilgili nihai karar merciidir.

(2) Tahkim Kurulu, TFF Statüsü ve ilgili talimatlar uyarınca karar verme yetkisine sahip kurul ve organlar tarafından verilecek kararları nihai olarak inceleyerek münhasıran karara bağlar. Tahkim Kuruluna başvuru süresi TFF talimatlarının yayımından veya itiraz edilen kararın tebliğinden itibaren yedi gündür.

(3) Tahkim Kurulunun oluşumu, görev, yetki, hak ve sorumlulukları ile üyelerinin sahip olması gereken nitelikler TFF Statüsünde belirlenir. Tahkim Kurulunun işleyişi ve usul kuralları TFF tarafından çıkarılacak talimatta yer alır.

(4) Tahkim Kurulu kendisine yapılan başvuruları kesin ve nihai olarak karara bağlar.

(5) Tahkim Kurulu üyeleri de bu Kanunun 5 inci maddesinin altıncı fıkrası hükümlerine tabidir.

Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu -Talat-Emre-Koçak

Asliye Hukuk Mahkemeleri

0
Asliye Hukuk Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemeleri

Asliye Hukuk Mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin kanunla istisnai olarak sayılan görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işleri karara bağlamaya yetkili mahkemelerdir.

Kanunda belirli bir uyuşmazlık türü için açıkça özel bir mahkemenin görevli olduğu kabul edilmişse; uyuşmazlığı çözmeye görevli mahkeme kanunun belirlediği o özel görevli mahkemedir. Bu çerçevede, Asliye Hukuk Mahkemelerinin türevi olan Asliye  Ticaret Mahkemeleri, Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, İş Mahkemeleri, Tüketici Mahkemeleri, Deniz Ticaret Mahkemesi gibi mahkemeler bulunmaktadır. Ticaret Mahkemeleri, Fikri Sınai Haklar Mahkemesi, İş Mahkemeleri ve Tüketici Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde aynı sıfatla Asliye Hukuk Mahkemeleri görev yapmaktadır.

Asliye hukuk mahkemesi tek hakimlidir. Özel bir kanun hükmü ile açıkça sulh hukuk mahkemesinde ve ihtisas mahkemelerinde bakılacağı bildirilmeyen bütün dava ve işler asliye hukuk mahkemesinde görülmektedir. Diğer hukuk mahkemelerinin görev alanına girmeyen hukuk davaları bu mahkemelerde görülmektedir.

Türkiye’de kurulu Adliyelerin tamamında Asliye Hukuk Mahkemeleri bulunmakta, bulundukları il veya ilçenin adı ile adlandırılmaktadır. İhtiyaç halinde her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından birden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi açılmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesine göre ” Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.

Asliye Hukuk Mahkemelerinde Görülen Bazı Davalar
Ad ve soyad değişikliği ile nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalar
Alacak davaları
Derneğin feshi veya genel kurulun iptali davası
El atmanın önlenmesi davaları (Müdahalenin men’I Davası)
Geçit veya üst hakkı davaları
Haksız fiile dayanan tazminat davaları
Haksız işgal ve ecrimisil davaları
İtirazın iptali davaları
Kamulaştırma nedeniyle tescil ve bedel davaları
Kamulaştırmasız el atma davaları
Kişilik haklarının korunması davaları
Maddi manevi tazminat davaları
Menfi tespit ve istirdat davaları
Miras sözleşmesinin iptali davaları
Mirasçılıktan çıkarma veya çıkarmanın iptali davaları
Mirastan mal kaçırma davaları
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davaları
Soy bağının Düzeltilmesi, babalık ve analığın tespiti davaları
Şufa (önalım) davaları
Tapu tescil ve iptal davaları
Tenkis davaları
Trafik kazasından doğan maddi manevi tazminat davaları
Vakıflarla ilgili davalar
Vasiyetnamenin iptali davaları
Zilyetlik davaları

İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi

0
Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi

İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2002 yılından itibaren Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere yılda iki sayı halinde yayınlanan, hakemli dergi statüsünde süreli, akademik ve bilimsel hukuk dergisidir. 

Dergi, Seçkin Yayıncılık tarafından basılmakta ve okuyucuya sunulmakta; yeni çıkan sayılar yanında eski sayılar da satın alınabilmektedir. Dergiye abone olmak mümkündür. 

Dergi, açık erişime açık olup, fakültenin online kütüphanesinden okunabilmekte ayrıca www.jurix.com veritabanından erişilebilmektedir.

İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi

İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisinin editörü Nihal URAL ÇINAR, editör yardımcısı Elif ALTINOK ÇALIŞKAN ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Aytaç ÖZELÇİ’dir

Derginin Yayın Kurulu; Merih Kemal OMAĞ, Elif ALTINOK ÇALIŞKAN, Bahri ÖZTÜRK, Turhan ESENER, Çağla KANDIRALIOĞLU, Durmuş TEZCAN ve İlhan ULUSAN’dan oluşmaktadır. 

Danışma Kurulu, Tayfun AKGÜNER, Atilla ALTOP, Timur DEMİRBAŞ, Turhan ESENER, Turgut KALPSÜZ, Reyagan KENDER, Baki KURU, Hasan KÖNİ, Ergin NOMER, Merih Kemal OMAĞ, Ali Necip ORTAN, Ata SAKMAR, Ünal TEKİNALP, Durmuş TEZCAN, İlhan ULUSAN, Aysel ÇELİKEL, Mesut ÖNEN, Turgut ÖZ, Ali ÖZGÜVEN ve Bahri ÖZTÜRK‘ten oluşmaktadır.

Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisinin 2019 Yılı Ocak Ayında Basılan 18. Sayısı Konu Başlıkları 
Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 18. Sayı
Fikri Mülkiyet Hukuku ile İlgili Genel Nitelikte Bazı Bilgi ve Düşünceler, Prof. Dr. M. İlhan ULUSAN
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na Göre Tescilli Markanın Kullanılmaması ve Buna Bağlanan Hukuki Sonuçlar, Prof. Dr. Hanife ÖZTÜRK
Avrupa Adalet Divanının Bazı Kararları Işığında Link Vermeden Dolayı Sorumluluğun Umuma İletim Hakkı Çerçevesinde Değerlendirilmesi, Prof. Dr. Mustafa AKSU
Fotoğraf Sanatları Alanında Telif Hakları, Prof. Dr. Azra ARKAN SERİM
Kişilik Hakkını Oluşturan Kimi Unsurların Ticari Amaçlı İzinsiz Kullanımı, Dr. Öğr. Üyesi Cüneyt BELLİCAN
Avrupa Birliği Hukukunda Tescilli Tasarımın Korunması Açısından Teknik İşlevsellik Sınırlaması, Dr. Özgür Sami MEMİŞOĞLU
Markanın Kullanılmaması Sebebiyle İptaline İlişkin Güncel Sorunların Değerlendirilmesi, Dr. Öğr. Üyesi Remzi Tamer PEKDİNÇER – Arş. Gör. Gizem ÇOŞĞUN
İlaç Ruhsatlandırılması Aşamasında Veri Koruma Süresinin 6769 Sayılı SMK’nın 85. Maddesi Kapsamında Değerlendirilmesi, Dr. Canan KÜÇÜKALİ
İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Yayın İlkeleri

1.    İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi “Hakemli Dergi” statüsünde ve yılda iki sayı (Ocak ve Temmuz) olarak yayımlanmaktadır.

2.    Dergiye gönderilen yazılar başka bir yerde yayımlanmamış olmalıdır.

3.    Yazarlar, unvanlarını, görev yaptıkları kurumları, iletişim adresleri ile telefonlarını ve e-mail adreslerini bildirmelidirler.

4.    Yazılar “Microsoft Word” programında hazırlanıp bir CD’ye kaydedilerek İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Yayın Kurulu’na ya da ikuhfd@iku.edu.tr adresine e-posta olarak gönderilmesi gerekmektedir.

5.    Bilimsellik ölçütlerine uyulmadığı ve olağanın üzerinde yazım yanlışlarının tespit edildiği yazılar, yayın komisyonu tarafından geri çevrilir.

6.    Yayın Kurulunca yapılacak ilk değerlendirmeden sonra yazılar kör hakemlik sistemi uyarınca yazar adı metinden çıkarılarak hakeme gönderilir. Bu bağlamda yazara da yazının hangi hakeme gönderildiği ile ilgili bilgi verilmez. Hakemden gelen rapor doğrultusunda yazının yayınlanmasına veya yazardan rapor çerçevesinde düzeltme istenmesine ya da yazının geri çevrilmesine karar verilir ve yazar durumdan en kısa sürede haberdar edilir.

7.    Yazardan düzeltme istenilmesi halinde, düzeltmenin en geç 15 gün içinde yayın kuruluna gönderilmesi gerekmektedir.

8.    Dergide, hakem denetiminden geçen çalışmalar dışında, mahkeme kararlarına ve yorumlara da yer verilir. Bu nitelikteki yazıların kabulü veya geri çevrilmesi, Yayın Kurulunun yetkisindedir.

9.    Yazılar yayımlanmak üzere kabul edildiği takdirde, elektronik ortamda tam metin olarak yayımlamak da dahil olmak üzere tüm yayın hakları İstanbul Kültür Üniversitesine aittir. Yazarlar telif haklarını Üniversiteye devretmiş sayılır, ayrıca telif ücreti ödenmez.

10.  Derginin yazı dili esas olarak Türkçe olmakla birlikte, dergide yabancı dilde yazılara da yer verilmektedir. Yazılar Türkçe veya yabancı dillerden herhangi birinde yazılmış olsalar dahi, her bir yazıda en az 100, en çok 200 sözcükten oluşan Türkçe başlık ve özetleri ile beşer anahtar sözcüğün yazının başına eklenerek gönderilmesi gereklidir.

11.  Yazıların, Times New Roman karakterinde, 1,5 satır aralığında ve 12 punto olarak yazılması gerekmektedir. Yazının dipnotları sayfa altında gösterilerek 10 punto olarak hazırlanmalıdır. Dipnotlar sayfa altında gösterilmelidir. Yazıların sonunda, yazıda kullanılan kaynakların yazar soyadına göre alfabetik sıraya dizildiği kaynakçaya yer verilmelidir. Yaralanılan kaynaklara ilişkin metin içindeki atıflar, her bir sayfa sonunda dipnot olarak gösterilmelidir.

Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Etik Davranış İlkeleri

0
Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Etik Davranış İlkeleri
Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Etik Davranış İlkeleri

Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Etik Davranış İlkeleri, 19 Ekim 2017 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Akarca başkanlığında toplanan Yargıtay Cumhuriyet savcıları tarafından oybirliği ile kabul ve ilan etmiştir.

Yargıtay, hukuk, demokrasi ve insan haklarının en önemli teminatlarından olan Cumhuriyet savcılarının toplumda oluşturması gereken güven, şeffaflık ve topluma karşı hesap verebilirlik ilkelerinin yaşama geçmesi için Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Etik Davranış İlkelerini düzenlenmiştir.

Etik İlkeler, bireysel ve kolektif olarak etik ilkelere uyumu yükseltmeyi ve uyumun toplumda görünür kılınmasını amaçlamakta, Yargıtay Yargı Etiği İlkelerini esas almaktadır.

YARGITAY CUMHURİYET SAVCILARI ETİK İLKELERİ – TÖREN
Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Etik Davranış İlkeleri 

BAŞLANGIÇ

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, kanun önünde eşitlik ilkesini, masumiyet karinesini ve bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde adil ve aleni yargılanma hakkını güvence altına ALDIĞINDAN;

Adaletin örgütlenmesi ve dağıtımının, bu ilkelere uyması GEREKTİĞİNDEN;

Cumhuriyet savcılarının ceza adalet sisteminde üstlendikleri önemli görev, onlara, daima bu ilkelere riayet etme ve en yüksek etik standartlara uygun olarak ve adaletin üstün yararına hizmet edecek şekilde davranma yükümlülüğü GETİRDİĞİNDEN;

1990 yılında Havana’da toplanan 8. Birleşmiş Milletler Suçun Önlenmesi ve Suçluların Islahı Kongresi, Savcıların Rolüne Dair İlkeler’i kabul ETTİĞİNDEN;

2005 yılında Budapeşte’de Avrupa Konseyi himayesinde toplanan Avrupa Savcıları Konferansı, Savcılar için Etik ve Davranış Biçimlerine ilişkin Avrupa Esasları’nı (“Budapeşte İlkeleri”) kabul ETTİĞİNDEN;

Avrupa Hâkimleri Danışma Konseyi ve Avrupa Savcıları Danışma Konseyi, Demokratik Bir Toplumda Hâkimler ve Savcılar Arasındaki İlişkiler Hakkında Görüş’ü (“Bordo Bildirisi”) 2009 yılında müştereken kabul ETTİKLERİNDEN;

Birleşmiş Milletler Suçun Önlenmesi ve Ceza Adaleti Komisyonu, 2008 yılında, üye devletleri, savcılık mensupları için mesleki ve etik davranış ilkeleri bakımından kuralları geliştirmede veya gözden geçirmede, hukuk sistemlerine uygun olarak, kendi savcılık kurumlarını, Uluslararası Savcılar Birliği tarafından geliştirilen Mesleki Sorumluluk Standartları ve Savcıların Temel Ödev ve Hakları Bildirisi’ni dikkate almaya teşvik etmeye ÇAĞIRDIĞINDAN;

Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Etik Davranış İlkeleri
Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Etik Davranış İlkeleri

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yukarıda belirtilen ilkeleri göz önünde tutarak, işbu Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Etik Davranış İlkeleri’ni KABUL ETMİŞTİR.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab
Adı

1. İşbu İlkeler, “Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Etik Davranış İlkeleri” olarak anılır.

Kapsam

2. İşbu İlkeler, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili ve Yargıtay’da görevli tüm Yargıtay Cumhuriyet savcıları için geçerlidir.

Yorumlama

3. İşbu İlkeler, “Yargıtay Yargı Etiği İlkelerine” uygun olarak yorumlanır.

Yargı Etiği Danışma Kurulu

4. Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri’nin “YARGI ETİĞİ DANIŞMA KURULU”na ilişkin hükümleri, Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Etik Davranış İlkeleri için de uygulanır.

İlkeler

5. Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Etik Davranış İlkeleri aşağıdaki gibidir:

1. MESLEKİ DAVRANIŞLAR
Yargıtay Cumhuriyet savcıları daima;
1.1 Görevlerini ilgili ulusal ve uluslararası hukuka uygun olarak yerine getirirler,

1.2 Mesleklerinin onurunu korurlar,

1.3 En yüksek düzeyde dürüstlük ve özen standartlarına uyarlar,

1.4 Görevlerini adil, tarafsız, bağımsız ve tutarlı biçimde yerine getirirler ve öyle görünürler,

1.5 Hukuka, meslek kuralları ile etik ilkelerine uygun tutum ve davranış sergilerler,

1.6 Mesleki bilgi ve yeteneklerini sürdürmek ve yükseltmek için çalışırlar ve hukuki gelişmeleri takip ederler,

1.7 Kamu adına görev yaptığı bilinciyle insan onuru ve haklarını korur ve yüceltirler,

1.8 Mesleki gizliliği muhafaza ederler,

1.9 Herkesin kanun önünde eşit muamele görme hakkına riayet ederler; cinsiyet, ırk, renk, dil, din, mezhep, siyasi veya diğer görüş, cinsel yönelim, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, refah, doğum yeri, sağlık, engellilik veya başka bir nedenle ayrımcılık yapmaktan kaçınırlar,

1.10 Makul bir kişinin gözüyle cinsel taciz olarak algılanabilecek söz veya davranışlardan kaçınır ve denetimi altındaki kişilerin de bu şekilde davranmasına izin vermezler,

1.11 Mahkemeler, kolluk, kamu kurumları, personel, iş sahipleri ve avukatlarla olan görevlerini saygı ve nezaketle yerine getirirler,

1.12 Meslektaşlarına ve personele mobbing (psikolojik taciz) uygulamaz ve uygulanmasına izin vermezler.

2. BAĞIMSIZLIK

2.1 Yargıtay Cumhuriyet savcıları, görevlerini, hukuka uygun ve bağımsız olarak yerine getirirler.

2.2 Yargıtay Cumhuriyet savcıları, tarafların ve toplumun gözünde, hâkimlerle aralarında en küçük bir danışıklılık veya görev alanlarına müdahale izlenimi doğurmayacak şekilde bağımsız davranırlar.

3. TARAFSIZLIK

Yargıtay Cumhuriyet savcıları;

3.1 Görevlerini korku, kayırma ve önyargı olmaksızın tarafsız biçimde ifa ederler,

3.2 Kişisel veya mali çıkarlarının, ailevi, sosyal veya diğer ilişkilerinin, kendi davranışlarını uygunsuz şekilde etkilemesine izin vermezler.

Özellikle, kendilerinin, ailelerinin ve onların iş ortaklarının kişisel, özel veya mali çıkarlarının veya bağlantılarının bulunduğu davalarda savcılık yapmaktan kaçınırlar.

4. CEZA YARGILAMASINDA DAVRANIŞLAR

Yargıtay Cumhuriyet savcıları;

4.1 Görevlerini adil, tutarlı ve makul sürede ifa ederler,

4.2 Masumiyet karinesine ve lekelenmeme hakkına saygı gösterirler,

4.3 İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında açıkça ifade edilen adil yargılama ilkesini özellikle gözetirler,

4.4 Taraflarla ilişkilerinde, tarafsız ve objektif olmaya özen gösterirler,

4.5 Suçla ilgili tüm gerekli ve makul soruşturmaların yapılmasına ve sonuçlandırılmasına gayret ederler,

4.6 Suç soruşturmasını bizzat yaptıkları ya da adli kolluk veya diğer görevliler vasıtasıyla yaptırdıkları hallerde, bu yetkilerini objektif, tarafsız ve profesyonel biçimde kullanırlar,

4.7 Suçun soruşturulmasına nezaret ederken, adli kolluk veya diğer görevlilerin, hukuka ve temel insan haklarına saygı göstermelerini sağlarlar,

4.8 Sadece somut olay hakkında güvenilir ve kabul edilebilir olduğuna makul ölçüler çerçevesinde inanılan deliller olması halinde kamu davası açarlar, aksi halde kovuşturmaya yer olmadığına karar verirler,

4.9 Korunmaya muhtaç olan mağdur, tanık ve kırılgan grupların güvenliğinin ve haklarının korunmasını sağlarlar,

4.10 Adalete erişim konusunda arabuluculuk, uzlaşma, uzlaştırma gibi alternatif uyuşmazlık çözüm seçenekleri olduğu konusunda tarafların bilgilendirilmesini gözetirler,

4.11 Mahkeme ve diğer ilgili kurumlar ile işbirliği halinde, şüpheli ve sanığın haklarını korurlar,

4.12 Hukuka ve adil yargılama ilkesine uygun olarak, isnat olunan suça ilişkin bilgileri, şüpheli ve/veya sanık ile müdafiine bildirmek suretiyle silahların eşitliği ilkesini güvence altına alırlar,

4.13 Şüphelinin lehine veya aleyhine olmasına bakmaksızın, tüm delilleri toplar, delillerin hukuka uygun olarak elde edilip edilmediğini inceler ve değerlendirirler,

4.14 Hukuka aykırı olarak ve özellikle işkence veya zalimane yöntemlerle elde edilen delilleri, o yöntemleri uygulayan kişiler dışındakilere karşı kullanmaz ve anılan yöntemleri kullanan sorumlular hakkında uygun işlemin yapılmasını sağlarlar,

4.15 Daima gerçeği ararlar; mahkemenin gerçeği ortaya çıkarmasına, toplum, mağdur, suçtan zarar gören ve sanık bakımından kanuna ve hakkaniyete uygun olarak adaletin gerçekleştirilmesine yardım ederler,

4.16 Soruşturma ve kovuşturmanın adil ve etkin olmasını sağlamak için;

(a) Kolluk, mahkemeler, taraf avukatları ve diğer ulusal veya uluslararası kamu kurumları ile işbirliği yaparlar,

(b) Kanuna ve karşılıklı işbirliği düşüncesine uygun olarak, diğer savcılıklara ve yargı kurumlarındaki meslektaşlarına yardım ederler.

5. ÖZEL YAŞAMDA DAVRANIŞLAR

Yargıtay Cumhuriyet savcıları;

5.1 Özel yaşamlarındaki davranış ve faaliyetleriyle mesleğin onuruna, dürüstlüğüne ve tarafsızlığına gölge düşürmezler ve makul ölçüler çerçevesinde böyle bir algıya yol açmazlar,

5.2 Her zaman hukuka saygı duyar ve gereklerini yerine getirirler,

5.3 Halkın savcılık mesleğine güvenini sürdürecek ve artıracak biçimde davranırlar,

5.4 Kişisel çıkarlarının veya aile, sosyal ya da diğer ilişkilerinin mesleki davranışlarını uygunsuz biçimde etkilemesine izin vermezler,

5.5 Görev nedeniyle elde ettikleri bilgileri, kendilerine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kullanmazlar,

5.6 Dürüstlük ve tarafsızlıklarına gölge düşürebilecek hiçbir hediye, ödül, yarar, teşvik veya ağırlamayı kabul etmezler,

5.7 Sosyal medya kullanımı sırasında mesleğin onurunu, bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranırlar,

5.8 Kamuoyuna mesleğin onurunu, bağımsızlığını ve tarafsızlığını zedeleyecek açıklama ve görüş bildirmekten kaçınırlar.

Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Bildirisi

0
Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Beyannamesi
Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Bildirisi

Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Bildirisi, 23 Nisan 1999 tarihinde Uluslararası Savcılar Birliği (The International Association of Prosecutors-IAP) tarafından onaylanmıştır.

The International Association of Prosecutors (Uluslararası Savcılar Birliği)
Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Bildirisi
Önsöz

Uluslararası Savcılar Birliği, Haziran 1995 tarihinde Birleşmiş Milletler Viyana Bürosu’nda kurulmuş olup resmi olarak 1996 yılının Eylül ayında Budapeşte’de gerçekleşen ilk Genel Toplantısında göreve başlamıştır. Bir sonraki yıl Ottawa’da gerçekleşen Genel Toplantısında,

Birliğin şu anki Anayasası’nın 2.3. maddesinde korunan Birliğin Amaçları onaylanmıştır. Bu Amaçlardan en önemlilerinden biri aşağıdaki gibidir:

“… suçların uygun ve bağımsız bir şekilde kovuşturulabilmesi için gerekli olduğu üzere uluslararası çapta genel olarak tanınmış standart ve ilkeleri teşvik etmek ve geliştirmek.”

Özellikle de bu amaca destek olarak, Birliğin Güney Afrika’dan Reth Meintjes başkanlığındaki komitesi, savcılara yönelik standartlar oluşturma çalışmalarına başlamıştır. 1998 yılının Temmuz ayında hazırlanan ilk taslak tüm üyelere dağıtılmış, 1999 yılının Nisan ayında ise son versiyonu Yönetim Kurulu tarafından Amsterdam’da düzenlenen Bahar toplantısında onaylanmıştır.

Uluslararası Savcılar Birliğinin Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görevleri ve Haklarına İlişkin Beyannamesi, gerek bireysel olarak savcıların gerekse savcılık hizmetlerinin işleyişi için uluslararası çapta bir mihenk taşı görevi görecek olan bir beyannamedir. Bunun yalnızca temel bir beyanname olmakla kalmayıp savcılık hizmetlerinde  kendi standartlarını desteklemek ve geliştirmek için kullanılacak bir çalışma belgesi olarak kullanılmasını amaçlamaktayız. Birliğin gelecekteki çabalarının birçoğu, söz konusu standartlar ile bu standartların dünya genelinde çalışan savcılar tarafından kullanılmasına yönelik olacaktır.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Bildirisi

Uluslararası Savcılar Birliği Anayasası’nın 2.3. maddesinde belirtilen; cezai suçların adil, etkin, tarafsız ve verimli bir şekilde kovuşturulması ile cezai yargının idaresinde yüksek standartlar ve ilkelerin var olmasını teşvik eden Amaçları;

Birleşmiş Milletlerin 1990 yılında Küba’nın Havana şehrinde düzenlenen Suçların Önlenmesi ve Suçlulara Müdahale üzerine Sekizinci Konferansında kabul ettiği Savcıların Rolüne İlişkin Kılavuz İlkeleri;

Uluslar topluluğunun Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve ardından düzenlenen uluslararası sözleşmeler, ahitler ve diğer araçlarda bildirdiği, tüm insanların hak ve özgürlüklerini;

Cezai yargı sisteminin bütünlüğüne güvenmeye yönelik toplumsal ihtiyacı;

Cezai adaletin idaresinde savcıların oynadığı mühim rolü;

Savcıların, eğer dâhil oluyorlar ise, soruşturma aşamasına dâhil olma derecelerinin bir yargı sisteminden diğerine değişiklik gösterdiğini;

Savcılık takdir yetkisinin elzem olduğunu ve ciddi bir sorumluluk ihtiva ettiğini;

Ve bu tür uygulamaların mümkün olduğunca açık, insan haklarıyla uyumlu, hassas olması, mağdurları yeniden mağdur etmemesi, tarafsız ve objektif bir biçimde yürütülmesi gerektiğini göz önünde bulundurarak,

Uluslararası Savcılar Birliği, aşağıda belirtilenleri savcıların mesleki sorumluluk standartları ile temel görev ve hakları beyannamesi olarak kabul etmektedir:

1. Mesleki Davranışlar

Savcılar;

Her zaman mesleklerinin onurunu ve itibarını korumalı,

Mesleki davranışlarını her zaman kanunlar uyarınca ve mesleklerinin kuralları ve etik ilkeleri uyarınca düzenlemeli,

Dürüstlüğe ve özene dair her zaman en yüksek standartları uygulamalı,

Kendilerini hukuki gelişmelere ilişkin iyice bilgili ve güncel tutmalı,

Tutarlı, bağımsız ve tarafsız olmaya gayret etmeli, bu gayretleri görülmeli,

Her zaman suçlanan kişinin adil yargılanma hakkını korumalı ve özellikle de suçlanan kişi lehindeki delilleri hukuka ya da adil yargılamanın gerekliliklerine uygun şekilde gizli tutmalı,

Her zaman kamu menfaati yönünde hizmet etmeli ve bu menfaatleri korumalıdır: insan onuruna ve insan haklarına saygı göstermeli, bunları korumalı ve yüceltmelidir.

2. Bağımsızlık

2.1. İzin verilen yargı sistemlerinde, savcıların takdir yetkisi, bağımsız olarak ve herhangi bir siyasi müdahale olmaksızın kullanılmalıdır.

2.2. Savcılık dışı yetkililerin savcılara genel ya da özel talimatlar verme hakları bulunduğunda, bu talimatların,

Şeffaf,

Kanuna uygun yetkiler ile tutarlı,

Bağımsız savcılığın gerçekleştirilmesini ve algılanmasını teminat altına alacak kılavuz ilkelere tabi olması gereklidir.

2.3. Savcılık dışı makamların soruşturmayı başlatma veya durdurmalarındaki tüm hakları benzer olmalıdır.

3. Tarafsızlık

Savcılar, görevlerini korkusuzca, ayrımcılık yapmadan ve önyargı olmaksızın yerine getirmeleri gereklidir.
Savcılar özellikle de;

Görevlerini tarafsız bir şekilde yerine getirmeli;

Bireysel ya da bölgesel menfaatler ile kamu ya da medya baskılarından etkilenmemeli, yalnızca kamu menfaatini göz önünde bulundurmalı, objektif bir şekilde hareket etmeli;

Şüphelinin lehine ya da aleyhine olmasından bağımsız olarak, tüm ilgili koşulları göz
önünde bulundurmalı;

Yerel kanunlara ya da adil yargılanmanın gerekliliklerine uygun bir şekilde, tüm gerekli ve makul araştırmaların yapılmasını ve sonuç itibarıyla şüphelinin suçlu ya da masum olduğunu gösterecek olsa bile, bu araştırmaların sonuçlarının gizli olmasını sağlamaya gayret etmeli;

Her zaman doğruyu aramalı, mahkemelerin doğruya ulaşmasını ve toplum, mağdur ve şüpheli arasında kanunlara ve adil olmanın gerekliliklerine uygun bir şekilde davranılmasını sağlamaya çalışmalıdırlar.

4. Ceza yargılamalarındaki rol

4.1. Savcılar görevlerini adil, tutarlı ve hızlı bir şekilde yerine getirmelidirler.
4.2. Savcılardan, ceza yargılamalarında şu şekilde aktif bir rol oynamaları
beklenmektedir.

a) Kanunlar ya da tüzükler uyarınca ceza soruşturmasına katılmaya ya da polis veya başka soruşturmacılar üzerinde yetkilerini kullanmaları halinde; bunu tarafsız, objektif ve profesyonel olarak gerçekleştirmeleri;

b) Soruşturma yürüttükleri zaman, soruşturma hizmetlerinin yasal kurallara uygun ve temel insan haklarına saygıyı gözettiğini temin etmeleri;

c) Tavsiye verirken tarafsız ve objektif kalmaları;

d) Ceza yargılamasında, yalnızca olayın makul olarak güvenilir ve kabul edilebilir kanıtlara sağlam olarak dayandırıldığı durumda işlemleri sürdürmeleri, bu tür kanıtların yokluğunda soruşturma işlemlerini sürdürmemeleri; bu süreçte ise olayı kesin sınırlar ile fakat adil olarak ve kanıtların dışına çıkmadan ele almaları;

e) Yerel kanun ve uygulamalar kapsamında mahkeme kararlarının icralarına ilişkin denetleyici bir fonksiyonları olduğunda ya da savcılık dışında başka görevler yaptıklarında, her zaman kamu menfaatini göz önünde bulundurarak hareket etmeleri gerekmektedir.

4.3. Savcılar ayrıca mesleki gizliliği korumalı, yerel kanunlar ve adil yargılanmanın gereklilikleri uyarınca, mağdurların ve tanıkların kişisel menfaatlerinin etkilendiği ya da etkilenebileceği durumlarda, onların görüşlerini, meşru menfaatlerini ve muhtemel endişelerini göz önünde bulundurmalı ve kişisel haklarına ilişkin bilgilendirilmiş olduklarından emin olmalı;

Aynı şekilde, mağdur olan herhangi bir tarafın, mümkün olan durumlarda; daha yüksek bir yetkiliye/mahkemeye başvuru/itiraz hakkı olduğundan haberdar olmasını sağlamaya gayret etmeli;

Mahkeme ve diğer ilgili yetkililer ile işbirliği içerisinde, şüphelinin haklarını teminat altına almalı;

Kanunlar ya da adil yargılanmanın gereklilikleri kapsamında; makul olan en kısa sürede ilgili olan lehte ve aleyhte tüm bilgileri şüpheliye bildirmeli;

Sunulan delillerin kanunlar ya da Anayasa uyarınca toplanıp toplanmadığını incelemeli;

Şüphelinin insan haklarına karşı ağır ihlaller teşkil eden ve özellikle işkence veya acımasız muamele teşkil eden yöntemlere başvurularak elde edildiğine ilişkin makul şüpheler bulunan delilleri kullanmayı reddetmeli;

Bu tür yöntemleri kullanmaktan sorumlu kişilerin aleyhinde gerekli işlemlerin yapılmasını sağlamaya gayret etmeli;

Yerel kanunlar ya da adil yargılanmanın gereklilikleri kapsamında, resmi yargı sistemi içerisinde, şüphelilerin ve mağdurların haklarına tamamen saygılı bir şekilde ve uygun olan durumlarda; takipsizlik kararı vermeye ya da özellikle çocuk davalıları içeren ceza davalarında özel usulleri uygulamaya gereken önemi vermelidirler.

5. İşbirliği

Kovuşturma işlemlerinin adilliği ve etkinliğini sağlamak adına, savcılar; ulusal ve uluslararası düzeyde, polisle, mahkemelerle, hukuki hizmet veren mesleklerle, savunma makamlarıyla, kamu avukatlarıyla ve diğer devlet kurumlarıyla işbirliği içinde olmalı;

Kanunlara uygun bir şekilde ve karşılıklı işbirliği ruhuyla, başka yargı sistemlerindeki savcılık hizmetleri ve meslektaşlarına yardım sunmalıdırlar.

6. Hakları

Görevlerini bağımsız olarak ve bu standartlar doğrultusunda yerine getirebildiklerinden emin olmak adına, savcıların devlet tarafından uygulanabilecek keyfi hareketlerden korunmaları gereklidir. Genel olarak, savcıların şunlara hakları olmalıdır:

Gözdağına, engellemeye, tacize, usulsüz müdahaleye veya hukuki, cezai ya da diğer yaptırımlara maruz bırakılmadan mesleki işlevlerini yerine getirme,

Savcılık işlevlerini doğru bir şekilde yerine getirmeleri sonucunda kişisel güvenliklerinin tehdit altında olduğu durumlarda; aileleri ile birlikte, yetkililer tarafından fiziksel olarak korunma,

Yaptıkları elzem görev ile orantılı olan makul hizmet şartları ve yeterli ücret alma, maaşlarının ya da diğer imkânlarının keyfi olarak kısıtlanamaması; çalışma koşullarına, bazı durumlarda da seçim koşullarına tabi olarak, makul ve düzenli bir şekilde görev, emekli maaşı ve emeklilik sahibi olma;

Özellikle de mesleki özellikler, yeterlilik, dürüstlük, performans ve tecrübe gibi objektif faktörlere dayanarak, adil ve tarafsız usuller ile karar verilerek işe alınma ve terfi etme,

Uygun mesleki standartların kapsamını ihlal edecek davranışlarda bulunulduğu iddialarının disiplin işlemleri gerektirdiği durumlarda, kanunlara ve diğer yasal düzenlemelere uygun olarak, hızlı ve adil yargılanma,

Disiplin sürecinde yapılan değerlendirmelerin ve verilen kararların objektif olması,

Menfaatlerini temsil edecek, mesleki eğitimlerini teşvik edecek ve statülerini koruyacak mesleki birlikler kurma ve bu birliklere katılma, ayrıca kanuna ya da mesleki standartlara veya etik ilkelerine aykırı bir emri yerine getirmekten muaf olma.

Yargıtay Personeli Etik Davranış İlkeleri

0
Yargıtay Personeli Etik Davranış İlkeleri
Yargıtay Personeli Etik Davranış İlkeleri

Yargıtay Personeli Etik Davranış İlkeleri, 19 Ekim 2017 tarihinde Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü CİRİT’in onayı ile kabul edilmiştir. Bu ilkeler Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri’ne uygun olarak yorumlanmak ve uygulanmak üzere düzenlenmiştir.

İsmail Rüştü Cirit – Yargıtay Başkanı

Yargıtay Personeli Etik Davranış İlkelerinin amacı; Yargıtay’da kolektif etik bilinci oluşturmak, halkın Yargıtay’a güvenini artırmak, personel üzerinde bağlayıcı olan mesleki davranış kurallarını güçlendirmek, çalışanların bireysel ve kolektif davranış şekilleri hakkında bilinç düzeyini yükseltmek ve etik davranış modelleri aracılığıyla adil yargılanma hakkının korunmasına yardımcı olmaktır. İlan edilen ilkelerin temel amacı, duyarlılık ve etik farkındalığın artırılmasıdır.

Yargıtay Personeli Etik Davranış İlkeleri, etik ile meslek hayatı arasındaki bağlantıyı kurmakta, meslek etiği ilkelerinin günlük mesleki uygulamalarda nasıl olması gerektiğini açıklamaktadır.

Yargıtay Personeli Etik Davranış İlkeleri

BAŞLANGIÇ

Çağdaş hukuk sistemleri, herkesin hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinde ve kendisine herhangi bir suç isnadında, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından tam bir eşitlikle, adil ve aleni olarak yargılanma hakkına sahip olduğunu temel ilke olarak tanımıştır.

Mahkemelerin bu ilkeyi yaşatma ve yüceltme görevlerini yerine getirebilmeleri için, yetkin ve tarafsız yargı personeli vazgeçilmez unsurdur.

Halkın yargı sistemine güveni, adaletin dağıtılmasında görevi olan tüm yargı personelinin dürüst olarak algılanmasına bağlıdır.

Yargı personelinin denetimi ve disiplin kontrolü dâhil olmak üzere, adalet yönetiminde asıl sorumluluk yargıya aittir.

Anılan bu nedenlerle;

Yargıtay personelinin uyması gereken davranış ve hizmet standartlarının belirlenmesi amacıyla geniş ve demokratik bir  katılımla bizatihi Yargıtay personeli tarafından hazırlanan “Yargıtay Personeli Etik  Davranış İlkeleri” Yargıtay Başkanı’nın onayı ile yürürlüğe girmiştir.

Bu İlkeler aynı zamanda, Yargıtay’da görev yapan başkan, üye, tetkik hâkimi ve Cumhuriyet savcıları tarafından desteklenir ve yargının düzenli işleyişini sağlamak amacını da taşır. “Yargıtay Personeli Etik Davranış İlkeleri” Yargıtay personeli için bağlayıcı olan diğer kanun ve disiplin kurallarından ayrılmaksızın, mevcut kuralları destekleyici ve tamamlayıcı bir işleve sahiptir.

Adı

1. İşbu İlkeler, “Yargıtay Personeli Etik Davranış İlkeleri” olarak anılır.

Kapsam

2. İşbu İlkeler, hâkim sınıfından olmayıp Yargıtay’ın faaliyetlerine doğrudan veya dolaylı olarak katılan, sözleşmeli veya diğer statüde olan, tüm Yargıtay personeli için geçerlidir. Yargıtay’daki görevinden ayrılan tüm Yargıtay personeli, Kural 3.3’e tabidir.

Yorumlama

3. Yargıtay personelinin davranış biçimlerini düzenleyen tüm kanun, yönetmelik ve idari talimat hükümleri, işbu İlkeler’e dâhil kabul edilir.

İşbu İlkeler, Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri’ne uygun olarak yorumlanır.

Yaptırımlar

4. İşbu İlkeler’de bulunan herhangi bir Kural’ın ihlali, uygunsuz davranış sayılır ve disiplin veya etik ihlali dolayısıyla işlemi gerektirebilir. Ancak, böyle bir ihlali suç sayan herhangi bir kanunda öngörülen disiplin veya adli işlemin yapılmasına engel teşkil etmez.

İlkeler

5. Yargıtay Personeli Etik Davranış İlkeleri aşağıdaki gibidir.

Değer 1
EHLİYET VE ÖZEN
İlke:

Yargıtay personeli görevini ehliyet ve özen ile yerine getirir.

Kurallar:

Yargıtay personeli;

1.1 Resmi görevlerini daima uygun ve özenli biçimde ifa eder, kendisini çalışma saatleri esnasında münhasıran çalıştığı kurumun işine ve sorumluluklarına adar,

1.2 Kendisine verilen görevi yetkisi sınırları dâhilinde hızlı, verimli ve hatasız bir şekilde yerine getirir,

1.3 Hâkim, Cumhuriyet savcısı, Yargıtay personeli ve mahkeme kullanıcıları ile resmi ilişkide olduğu herkese karşı sorumluluklarını zamanında, tarafsız, özenli ve nazik biçimde yerine getirir,

1.4 Amir sıfatı taşıdığı hallerde, personelin atama, yükselme, unvan değiştirme ve benzeri özlük işlerine dair idari görevleri ifa ederken, şeffaf bir şekilde ehliyet ve liyakat esaslarına öncelik verir, kendisine bağlı çalışanların da aynı şekilde davranmasını sağlar,

1.5 Kendi denetimi altındaki hiçbir kaydı değiştirmez, tahrif etmez, yok etmez veya sakatlamaz ya da bu kayıtlara eklemesi gereken girdileri atlamaz. Bu hüküm, mahkeme emri uyarınca kayıt veya belgelerin değiştirilmesini ya da silinmesini yasaklamaz,

1.6 Dava tarafları, muhtemel dava tarafları veya yargıyla işi olan hiç kimseye avukat tavsiye etmez,

1.7 Yakınlığın, makul ölçüler çerçevesinde taraflılık veya kayırma görüntüsü yaratabileceği hallerde, avukatlar, dava tarafları ve diğer adalet hizmeti yararlanıcıları ile kişisel yakınlık kurmaktan kaçınır,

1.8 Çalışma usullerine ilişkin sorulara cevap verebilir, ancak hukuki tavsiye vermez, destek bulmayı veya içeriden bilgi vermeyi önermez veya kendini, adaletin seyrini etkileyebilir izlenimi yaratacak şekilde takdim etmez,
1.9 Hâkim, Cumhuriyet savcısı, yazı işleri müdürü ya da diğer üst amirlerin vereceği mevzuatta açıklanan görev tanımına veya dairenin işleyişine uygun işler dışında keyfi iş yapmaz, yapılmasını istemez.

Değer 2
EŞİTLİK
İlke:

Yargıtay personeli tüm tutum ve davranışlarında eşitlik ilkesini gözetir.

Kurallar:

Yargıtay personeli;

2.1 Resmi görevlerini ifa ederken, ırk, renk, cinsiyet, din, vicdan, inanç, kültür, giyim, dil, doğum yeri, etnik veya sosyal köken, engellilik, yaş, medeni hal, cinsel yönelim, siyasi görüş, sosyal ve ekonomik durum veya benzeri diğer nedenlerle ayrımcılık yapmaz, söz ya da davranışlarıyla yanlılık ve önyargı sergilemez,

2.2 Herhangi bir kimseden lütuf kabul etmez, özel lütufta bulunmak suretiyle imtiyaz sağlamaz,

2.3 Mobbing (psikolojik taciz) uygulamaz ve uygulanmasına izin vermez. Özellikle, meslektaşlarına ve personele keyfi davranma, baskı, hakaret ve tehdit edici uygulamalar mobbing sayılır,

2.4 Her türlü cinsel tacize ve mobbinge uğrayanların haklarını aramalarına yardımcı olur ve bu sürecin her aşamasında gizlilik esasına uyar,

2.5 Yönetici olduğu hallerde, çalışanlara iş dağılımında ve davranışlarında adil olur.

Değer 3
GİZLİLİK
İlke:

Yargıtay personeli mesleki gizliliğe uyar.

Kurallar:

Yargıtay personeli;

3.1 Bilginin yetkili veya yetkisiz kaynaktan geldiğine bakmaksızın, yargıda görev yaptığı süre içinde edinmiş olduğu gizli bilgileri yetkisiz kişilere açıklamaz,

3.2 Bilginin kanun ihlali veya etik dışı davranış kanıtı olduğu ya da olabileceğine makul ölçüler çerçevesinde inandığı hallerde, gizli bilgileri Yargıtay’daki uygun makama bildirir. Bu türden gizli bilgileri uygun makama açıkladıkları için disiplin işlemine tabi tutulmaz,

3.3 Yargıtay’daki görevinden ayrıldıktan sonra, aynı bilginin görevdeki Yargıtay personeli tarafından açığa vurulmasının gizlilik ihlali olacağı hallerde, Yargıtay’da görevli iken edinmiş olduğu gizli bilgileri açığa vurmaz,

3.4 Görülmekte olan davalara ilişkin olarak kamuya açık kayıtlara konu olmamış bilgiler ve bunların yanı sıra, notlar, taslaklar, araştırma yazıları, iç tartışmalar, iç yazılar, iç görüşmelerin tutanakları ve benzer belgeler dâhil olmak üzere, görülmekte olan davalara ilişkin olarak herhangi bir hâkimin işleri bakımından henüz kamuya açıklanmamış bilgilerin “gizli bilgi” olduğunun bilincindedir. Hâkim veya Cumhuriyet savcısının bir kararı veya emri hazırlarken kullandığı notlar, taslaklar, araştırma yazıları, iç tartışmalar, iç yazılar ve benzeri belgeler, anılan kararın veya emrin kamuya açık hale gelmesinden sonra dahi gizli kalır.

Değer 4
MESLEĞE YARAŞIRLIK
İlke:

Yargıtay personeli mesleğe yaraşır şekilde davranır.

Kurallar:

Yargıtay personeli;

4.1 Resmi görevlerinin ifasında dürüstlüğüne gölge düşürecek çıkar çatışmasından kaçınır. Ayrıca, çıkar çatışmasının farkına varma, çatışmaları Yargıtay’daki uygun makama bildirme ve ortaya çıktıklarında bu çatışmaları sona erdirme konusunda da en üst düzeyde özen gösterir.

Kamuda çıkar çatışmasının;

(a) Bir Yargıtay personelinin resmi görevlerini ifa ederken objektifliğinin ve tarafsızlığının zayıflaması ya da makul bir kişinin gözüyle zayıflamış görünmesi,

(b) Bir Yargıtay personelinin, resmi eylemleri nedeniyle haksız menfaat sağlaması,

(c) Bir Yargıtay personelinin, o mesleğin, işin veya kuruluşun üyesi olarak elde etmiş olduğu yararlar, o mesleğin, işin veya kuruluşun üyesi olan fakat yargıda görevli olmayan başka bir kişi tarafından eşit biçimde elde edilememesi durumlarında var olduğu kabul edilir.

4.2 Görevlerini yerine getirirken;

(a) Kendi kadrosuna ilişkin istihdam sözleşmesi dışında, yargı kurumu ile hizmet, malzeme ve donanım tedariki, kira veya mal satış sözleşmesi yapmaz,

(b) Ailesinin herhangi bir ferdinin yargı kurumlarından, ilgilenen diğer tarafların istifadesine açık olmayan biçimde, böyle bir sözleşmeyi elde etmesine yardım etmek üzere yargıdaki konumunu kullanmaz,

(c) Konumunu ve kurumun adını kullanarak görevinin gereklerine aykırı şekilde üçüncü kişilere ayrıcalık sağlama vaadiyle kendisinin veya herhangi birinin gelecekte istihdam edilmesi için görüşme yapmaz, tavsiyede bulunmaz,

(d) Yargı görevinin yapılmasını etkilemek amacıyla veya makul bir kişinin gözüyle öyle olduğu sonucuna varılabileceği koşullarda, hiçbir hediye, ücret, borç, ağırlama, yarar, ayrıcalık veya lütfu ne ister, ne kabul eder, ne de aile fertlerinden birinin bunu yapmasına izin verir.

4.3 Yargıtay adına sözleşme yapma veya sözleşmeleri onaylama yetkisine sahip olduğu hallerde, görevinin başında, sonunda ve görevde olduğu sürece mevzuatta belirlenen zamanlarda malvarlığını bildirir. Bildirim, belirlenen makamın tesis edeceği ilkelere uyar ve kişinin, yatırım ve taşınmazları dâhil olmak üzere, tüm gelir kaynaklarını ve bunun yanı sıra, Yargıtay personelinin eşi veya bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının bilinen tüm gelirlerini içerir,

4.4 Dava tarafları, tanıklar, avukatlar, hâkimler veya başka kişilere yönelik görevinin gereklerine uygun olmayacak bir şekilde tek taraflı olarak iletişimleri başlatmaz ve tekrar etmez,

4.5 Mevzuata uygun olarak kılık kıyafetine özen gösterir,

4.6 Sosyal medya kullanımında mesleğe yaraşırlık ilkesine uygun davranır,

4.7 Makul bir kişinin gözüyle cinsel taciz olarak algılanabilecek konuşma veya diğer davranışlardan kaçınır ve kontrolü altındaki kişilerin de bu şekilde davranmasına izin vermez,

4.8 Resmi konumunu kendisi, yakınları ya da tanıdıkları için haksız ayrıcalık veya muafiyetler temin etmek ya da haksız yarar elde etmek üzere kullanmaz veya kullanmaya kalkışmaz,

4.9 Kendisine görevi gereği emanet edilen mahkeme harçları, ceza tutarları veya sair parayı özenle muhafaza eder, iade edilmek üzere olsa dahi almaz veya başkasına vermez,

4.10 Kendisine görev için verilen araç ve gereçleri özel işinde kullanmaz, başkasına da kullandırmaz.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Abdulhamit Gül

0
Abdulhamit Gül

Abdulhamit Gül, 65. Hükümet’te 19 Temmuz 2017 tarihinde yapılan kabine değişikliği ile Bekir Bozdağ’dan boşalan Adalet Bakanlığı görevine getirilmiştir. Temmuz 2018 tarihinde açıklanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Kabinesi’nde Adalet Bakanlığı görevine devam etmiştir.

Gül, 12 Mart 1977 tarihinde Gaziantep’in Nizip ilçesinde doğmuştur. Baba adı Cemil, anne adı Saliha’dır. Evli ve üç çocuk babasıdır.

İlköğrenimini Cumhuriyet İlkokulu’nda tamamlamış, Nizip İmam Hatip Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Serbest avukatlık yapmıştır.

Abdulhamit Gül
Adalet Bakanı Abdulhamit Gül

Lise yıllarından itibaren çeşitli sivil toplum örgütlerinin farklı kademelerinde görev almıştır. Ankara’da serbest avukatlık yapmıştır. Yayın dünyasında çalışmaları da bulunan Gül’ün siyasi, güncel ve edebî konularda pek çok makale ve denemesi Milli Gazete, Star Gazetesi, Gençlik Dergisi, Edebiyat Ortamı Dergilerinde yayınlanmıştır.

Adalet ve Kalkınma Partisi 4. Olağan Kongresinde MKYK Üyeliğine seçilmiş, Seçim İşleri Başkan Yardımcılığı ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur.  25. ve 26. Dönemde Gaziantep Milletvekili seçilmiştir.

65. Hükümet’te Adalet Bakanlığı görevini yürüten Abdulhamit Gül, 9 Temmuz 2018 tarihinde açıklanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Kabinesi’nde de Adalet Bakanlığı görevine getirilmiştir.

İmzası Bulunan Kanun Teklifleri
2/2137 21/02/2018 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
2/1783 07/07/2017 Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi
2/1504 10/12/2016 Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
2/1412 14/10/2016 Ankara İli Kazan İlçesinin Adının Kahramankazan Olarak Değiştirilmesine ve Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
2/1261 21/06/2016 Gecekondu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
2/1028 12/04/2016 Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Konuşmaları 
YY
Birleşim
Tarih
Konu Açıklaması
Ham Tut.Sf.
Basılmış Tut.Sf.
Tüm Metin
Partisi
2
54
10/01/2017
Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
432-
Ham Tutanak
AK Parti
2
58
14/01/2017
Anayasa’nın ilk 4 maddesiyle ilgili herhangi bir değişikliğin söz konusu olmadığına ve Milliyetçi Hareket Partisiyle yapılmış görüşmelerde de bu konunun gündeme gelmediğine ilişkin açıklaması
1128-
Ham Tutanak
AK Parti
2
63
20/01/2017
İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel’in 447 ve 447’ye 1’inci Ek sıra sayılı Anayasa Değişiklik Teklifi’nin 16’ncı maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
819-
Ham Tutanak
AK Parti
3
6
11/10/2017
Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın 491 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 21’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
259-261
469-
Ham Tutanak
AK Parti
3
30
29/11/2017
505 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde yapılan soru-cevap işlemi sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
314-315
267-
Ham Tutanak
AK Parti
3
51
18/01/2018
Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde son beş ayda görülen 115 çocuk hamile vakasıyla ilgili adli sürece ilişkin açıklaması
179-196
443-
Ham Tutanak
AK Parti
3
69
12/03/2018
Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
289-
453-454
Ham Tutanak
AK Parti
3
69
12/03/2018
Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
645-
569-570
Ham Tutanak
AK Parti
3
91
24/04/2018
Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
159-
Ham Tutanak
AK Parti
Anayasa Değişikliği Kanun Teklifleri
YY
Birleşim
Tarih
Konu Açıklaması
Ham Tut.Sf.
Basılmış Tut.Sf.
Tüm Metin
Partisi
2
54
10/01/2017
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
428-430
Ham Tutanak
AK Parti
Bütçe Kanunları ile Kesin Hesap Kanunları ve Bu Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarıları
YY
Birleşim
Tarih
Konu Açıklaması
Ham Tut.Sf.
Basılmış Tut.Sf.
Tüm Metin
Partisi
3
38
15/12/2017
2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4’üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
450-480
820-829
Ham Tutanak
AK Parti
3
38
15/12/2017
2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4’üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
507-510
841-842
Ham Tutanak
AK Parti
MİLLETVEKİLLERİNİN ANT İÇMESİ
YY
Birleşim
Tarih
Konu Açıklaması
Ham Tut.Sf.
Basılmış Tut.Sf.
Tüm Metin
Partisi
1
1
17/11/2015
Milletvekillerinin Ant İçmesi
Basılmış Tutanak
AK Parti
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
YY
Birleşim
Tarih
Konu Açıklaması
Ham Tut.Sf.
Basılmış Tut.Sf.
Tüm Metin
Partisi
1
107
27/06/2016
Ankara Milletvekili Levent Gök’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması
280-281
Ham Tutanak
AK Parti
SIKIYÖNETİM VE OLAĞANÜSTÜ HAL
YY
Birleşim
Tarih
Konu Açıklaması
Ham Tut.Sf.
Basılmış Tut.Sf.
Tüm Metin
Partisi
2
5
11/10/2016
Başbakanlığın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Kararı uyarınca ülke genelinde devam etmekte olan olağanüstü hâlin 19/10/2016 Çarşamba günü saat 01.00’den geçerli olmak üzere üç ay süreyle uzatılmasına dair tezkeresi (3/842) münasebetiyle
588-593
Ham Tutanak
AK Parti
3
51
18/01/2018
Başbakanlığın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Kararı’yla ülke genelinde ilan edilen ve 17/10/2017 tarihli ve 1165 sayılı Kararı uyarınca devam etmekte olan olağanüstü hâlin, 19/1/2018 Cuma günü saat 01.00’den geçerli olmak üzere üç ay süreyle uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1392) münasebetiyle
176-
444-448
Ham Tutanak
AK Parti
Temel Kanun Tasarıları
YY
Birleşim
Tarih
Konu Açıklaması
Ham Tut.Sf.
Basılmış Tut.Sf.
Tüm Metin
Partisi
1
107
27/06/2016
Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
272-279
Ham Tutanak
AK Parti
2
114
19/07/2017
Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
397-399
836-
Ham Tutanak
AK Parti
3
3
04/10/2017
İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle
198-207
77-80
Ham Tutanak
AK Parti
3
3
04/10/2017
İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle
249-256
92-94
Ham Tutanak
AK Parti
3
3
04/10/2017
İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle
258-262
95-96
Ham Tutanak
AK Parti
3
3
04/10/2017
İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle
265-266
97-98
Ham Tutanak
AK Parti
3
4
05/10/2017
İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle
240-241
213-
Ham Tutanak
AK Parti
3
4
05/10/2017
İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle
214-
Ham Tutanak
AK Parti
3
6
11/10/2017
İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle
151-157
435-437
Ham Tutanak
AK Parti
3
7
12/10/2017
İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle
243-244
608-
Ham Tutanak
AK Parti
3
7
12/10/2017
İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle
245-246
609-
Ham Tutanak
AK Parti
3
64
27/02/2018
İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı münasebetiyle
146-
362-365
Ham Tutanak
AK Parti
Temel Kanun Teklifleri
YY
Birleşim
Tarih
Konu Açıklaması
Ham Tut.Sf.
Basılmış Tut.Sf.
Tüm Metin
Partisi
3
30
29/11/2017
Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
294-298
259-260
Ham Tutanak
AK Parti
3
30
29/11/2017
Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
333-309
263-265
Ham Tutanak
AK Parti
3
30
29/11/2017
Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
312-313
266-
Ham Tutanak
AK Parti
3
69
12/03/2018
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
263-
445-452
Ham Tutanak
AK Parti
3
69
12/03/2018
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
319-
464-467
Ham Tutanak
AK Parti
3
69
12/03/2018
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
383-
484-486
Ham Tutanak
AK Parti
3
69
12/03/2018
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
637-
566-568
Ham Tutanak
AK Parti
3
91
24/04/2018
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
293-
110-112
Ham Tutanak
AK Parti
3
91
24/04/2018
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
369-
134-135
Ham Tutanak
AK Parti

İhtiyati Haciz

0
İhtiyati Haciz
İhtiyati Haciz, teminat altına alınmamış borçların tahsili amacıyla, vadesi gelmiş bir alacağın tahsili için başlatılan dava türüdür. İhtiyati hacze konu alacak, para alacağı olmalı ve alacak, rehinle teminat ile güvence altına alınmamış olmalıdır. İhtiyati haciz kararları duruşma yapılmaksızın verilebilmekte; alacaklı sıfatını taşıyan kişinin cebri icra talebinde bulunma yetkisi bulunmakta, cebri icra işlemine başvurmaya yetkisi bulunmayan alacaklının ise ihtiyati haciz talep etmeye yetkisi bulunmamaktadır.
İhtiyati haciz davası, açılmış veya ileride açılacak bir dava ve icra takibinin anlamsız kalmasını önlemek için başvurulan geçici nitelikte önlemdir. Koruyucu olma ve tehlikenin önlemesi amacı taşıması itibariyle, borcun tahsili için dolaylı ve yardımcı bir nitelik taşımaktadır. İhtiyati haciz, asıl icra takip işlemine yardımcı olan, alacağın tahsili için güvence sağlayan, koruyucu nitelikte bir düzenlemedi olup, yapılacak icra takibinden veya açılacak davadan önce uygulanan bir tedbir işlemidir.
Lehine ihtiyati haciz kararı alınan alacaklı, yargılama sonunda aleyhine hüküm kurulması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan zararlarını tazmin etmekle yükümlüdür.
Borçlu teminat göstermek suretiyle ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden isteyebilir. Borçlu bunun için, para veya mahkemenin kabul edeceği taşınır veya taşınmaz rehni, devlet tahvili, banka mektubunu mahkemeye sunmak zorundadır.
Borçlu taraf ayrıca, verilen kararın hukuka aykırılığı yönünden itiraz ederek kararın kaldırılmasın talep edebilmekte; hukuka uygun biçimde verilmeyene kararın geçersiz kılınması suretiyle menfaatlerinin zedelenmesini önleyebilmektedir. Borçlu, kararın gıyabında verilmiş olması, vade yönünden kanunun aradığı şartları taşımayan bir alacağın iddia edilmesi, alacağın rehinle temin edilmiş olması, alacaklının teminat göstermemiş olması ve kararın görevli ve yetkili mahkemece alınmamış olması nedeniyle kararın kaldırılmasını talep edebilir. Kararın kaldırılmasını talep etmek için, mahkemenin yetkisine, ihtiyati haciz sebeplerine ve teminata dayanabilir. İhtiyati haciz kararının tam olarak kaldırılmış sayılması kararın sebepleri üzerine yapılacak itiraz üzerine mümkündür. Borçlunun göstereceği teminat karşılığında hukuken kaldırılan bir ihtiyati haciz kararı, aleyhine karar verilen kişi bakımından fiili olarak devam etmektedir.
İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbir

İhtiyati tedbir, uyuşmazlık konusu olan taşınır veya taşınmaz malların devrinin önlenmesi, dava sonuna kadar korunması veya bir tehlike yahut zararın önlenmesi amacıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 389. maddesi uyarınca uygulanan bir yoldur. İhtiyati tedbir para yahut paradan başka her türlü hakkın iddia edildiği davalar nedeniyle talep edilebilmektedir. İhtiyati haciz ise, rehinle temin edilmemiş ve istisnaları dışında vadesi gelmemiş para borçları hakkında talep edilebilecek bir hukuki imkandır. Amaçları ve hedefi farklı olan iki hukuki müesseseden ihtiyati tedbir, dava konusu olan malların devrinin önlenmesi veya onlara zarar gelmesini önlemekte; ihtiyati haciz ise tahsili imkansız hale gelebilecek bir para borcunun tahsilini hukuki koruma altına almaktadır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

İhtiyati haciz, icra takibi başlatılmadan veya dava açılmadan talep edilebileceği gibi alacak davası açılırken veya dava sırasında da talep edilebilmekte; dava açılmadan önce genel görevli ve yetkili mahkemelerde, dava açıldıktan sonra ise davanın görüldüğü mahkemeden istenebilir.

Karar, bu kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesi tarafından uygulanmakta; uygulanmasından kaynaklı şikayetlere ise İcra Mahkemesi bakmaktadır. Kararın uygulanmasından ve davanın açılmasından sonra alacaklı, lehine karar elde etmesinden itibaren en geç bir ay içinde ilamlı takibe girişmek zorundadır. İhtiyati haczin, kesin hacze dönüşmesi için ilamlı takibe girişildikten sonra borçlunun itiraz etmemesi veya yapılan itiraz başvurusunun hakim tarafından reddedilmesi gerekmektedir.

Teminat Gösterme Şartı ve Kararın İnfazı
İhtiyati haciz talebi hakkında dilekçenin mahkemeye sunulması üzerine, şartların varlığı halinde, genellikle duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden inceleme yapılarak  karar verilmektedir. Karar, mahkemenin hükmedeceği teminatın verilmesi şartına bağlanmıştır. Teminat şartının yerine getirilmesi, alacağın yüzde on veya on beş kadarı bir miktar nakit paranın mahkeme veznesine bloke edilmesi veya banka teminat mektubunun mahkemeye sunulması şeklinde gerçekleşmektedir. Teminat, mahkemenin vereceği yedi günlük süre içinde mahkemeye depo edilmek zorundadır. Teminatın amacı haksız bir şekilde ihtiyati haciz yoluna başvuran alacaklı tarafın borçluya vereceği muhtemel zararları gidermesini sağlamaktır. Mahkemeye sunulan teminat, takip kesinleştikten, alacaklı tarafça başvurudan vazgeçildikten veya borçlunun teminatın iadesine muvafakat etmesinden sonra mahkemeye müracaat edilerek iade alınabilmektedir.
İcra İflas Kanununun 261. maddesine göre alacaklı; mahkemece hükmedilen teminatı yatırmak kaydıyla, kararın verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde karar kendiliğinden ortadan kalkar.
Adli tatil süresince talepte bulunmak mümkündür.
Konkordatoya başvurmuş ve talebi kabul edilmiş borçlu bakımından ihtiyati haciz kararı verilip verilemeyeceği ise Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde tartışmalıdır. İcra işlemlerinden korunmayı amaçlayan konkordatonun, alacaklı lehine esas takibin kesinleşmemesi halinde satış işlemlerine cevaz vermeyen ihtiyati hacze mani olmaması gerektiği savunulmaktadır.
İhtiyati Haciz ve Koşulları

İhtiyati haciz, para alacakları veya para olarak talep edilebilen alacaklar bakımından geçerli bir düzenlemedir. Şartlarının oluşup oluşmadığının İcra İflas Kanununun 257. maddesine göre belirlenmektedir. Kural olarak, vadesi gelmiş ve muaccel olmuş alacaklar için talep edilebilen ihtiyati haciz için ön art davacının alacaklı sıfatını taşımasıdır. Alacaklı, talebini ancak borcun istenebileceği veya ifa edilebilir niteliğe büründüğü anda ileri sürebilmektedir.

İhtiyati haciz,  temel olarak para ve teminat borçlarının ödenmesini temin etmek için uygulanmakta; karar verebilmek için borçlunun temerrüde düşmüş olması zorunlu olmayıp, borcun vadesinin gelmiş olması yeterli görülmektedir. Vadesi gelmemiş borçtan ötürü bu yönde  bir karar verilmesi için borçlunun belirli yerleşim bir yerinin olmaması, borçlunun, yükümlülüklerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemesi, mallarını kaçırmaya hazırlanması, mallarını kaçırmaya hazırlanması veya kaçması gerekmektedir.

Kambiyo senetlerine mahsus olarak talepte bulunabilmek için alacaklı sıfatını taşıyan kişinin meşru hamil olması gerekmektedir. Senet borçlarında belirli bir vade öngörülmüş olduğundan mahkeme senedin vadesinin gelip gelmediğini araştırarak karar verebilmektedir. Borç için bir vade belirlenmemişse alacaklının borçluyu ihtar etmiş olma şartı gerekmektedir. Çek hamili, Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bankaya ibraz süresince muhatap bankaya  ibraz edilmiş ve ödenmemiş çekler hakkında, keşideci, ciranta ve çek hesabı müsait olduğu halde ödeme yapmayan banka aleyhine ihtiyati haciz isteyebilmektedir.

Faturaya dayanarak ihtiyati haciz kararı verilebilmesi alacağın varlığının ve muaccel olduğunun ispatı halinde mümkündür.

Cari hesap şeklinde işleyen kredilerde; hesabın kat edilmesi halinde alacağın muaccel hale geldiği kabul edilerek ihtiyati haciz talepleri kabul edilmektedir.

Bir mahkeme ilamında yer alan alacaklar bakımından da şartlarını taşıması halinde teminat göstermeden ihtiyati haciz kararı verilebilmekte, mahkemeye sunulan faturalardan alacağın varlığına ilişkin kuvvetli inanç durumlarda ve ödeme ihtarının bulunmadığı bulunmadığı talepler reddedilmektedir. Ancak, tek taraflı olarak her zaman düzenlenmesi mümkün olan faturalar alacağın varlığını tek başına ispat etmeye yeterli olmamakta, alacağın varlığına dönük deliller sunulması gerekmektedir.

İhtiyaten yapılan haciz işlemleri, İcra İflas Kanunu Madde 261. madde gereğince karar, verildiği tarihten 10 gün içerisinde yetkili icra müdürlüğünden (mahkemenin yargı çevresi içerisinde kalan daire) kararın infazının istenmesi gerekir. Aksi takdirde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. Haczedilen menkul malların 6 ay içerisinde satışının istenmemesi veya haczedilen gayrimenkul malların 1 yıl içerisinde satışının istenmemesi halinde de ihtiyati haciz kalkar.

 

İcra İflas Kanununun İhtiyati Hacizle İlgili Hükümleri 
DOKUZUNCU BAP
İhtiyati haciz
İhtiyati haciz şartları:(1)
Madde 257 – Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.
(Ek fıkra: 29/6/1956-6763/42 md.; Mülga dördüncü fıkra: 14/1/2011-6103/41 md.)
(Ek fıkra: 29/6/1956-6763/42 md.; Mülga beşinci fıkra: 14/1/2011-6103/41 md.)
İhtiyati haciz kararı :
Madde 258 – İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.
Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.
(Ek fıkra:17/7/2003-4949/60 md.; Değişik: 2/3/2005-5311/16 md.) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.
İhtiyati hacizde teminat :
Madde 259 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.)
İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur.
Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz.
Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder.
Tazminat davası ihtiyati haczi koyan mahkemede dahi görülür.
İhtiyati haciz kararının muhtevası :
Madde 260 – (Değişik: 18/2/1965-538/100 md.)
İhtiyati haciz kararında :
1. Alacaklının ve icabında mümessilinin ve borçlunun adı, soyadı ve yerleşim yeri,
2. Haczin ne gibi belgelere müsteniden ve ne miktar alacak için konulduğu,
3. Haciz konulmasının sebebi,
4. Haczolunacak şeyler,
5. Alacaklının zararın tazminiyle mükellef olduğu ve gösterilen teminatın nelerden ibaret bulunduğu,
Yazılır.
İhtiyati haciz kararının icrası :
Madde 261 – (Değişik: 18/2/1965-538/101 md.)
Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.
İhtiyati haciz kararları, 79 dan 99 uncuya kadar olan maddelerdeki haczin ne suretle yapılacağına dair hükümlere göre icra edilir.
(Ek son fıkra: 17/7/2003-4949/61 md.) İhtiyati haczin infazı ile ilgili şikayetler infazı yapan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine yapılır.
Zabıt tutma ve haciz tutanağının tebliği :
Madde 262 – (Değişik: 18/2/1965-538/102 md.)
Haczi icra eden memur bir tutanak düzenler. Bunda haczolunan şeyler ve kıymetleri gösterilir ve derhal icra dairesine verilir. İcra dairesi, ihtiyati haciz tutanağının birer suretini üç gün içinde haciz sırasında hazır bulunmıyan alacaklı ve borçluya ve icabında üçüncü şahsa tebliğ eder.
Borçlu tarafından gösterilecek teminat :
Madde 263 – (Değişik: 18/2/1965-538/103 md.)
Haczolunan mallar istenildiği zaman para veya ayın olarak verilmek ve bu hususu temin için malların kıymetleri depo edilmek veya icra memuru tarafından kabul edilecek esham ve tahvilat veya taşınır ve taşınmaz rehin veya muteber bir banka kefaleti gösterilmek şartiyle borçluya ve mal üçüncü şahıs elinde haczolunmuşsa bir taahhüt senedi alınarak bu şahsa bırakılabilir.
İstenilecek teminat her halde borç ve masraf tutarını geçemez.
İhtiyati haczi tamamlıyan merasim :
Madde 264 – (Değişik: 18/2/1965-538/104 md.)
Dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan evvel ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklı; haczin tatbikinden, haciz gıyabında yapılmışsa haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ya takip talebinde (Haciz veya iflas) bulunmaya veya dava açmaya mecburdur
İcra takibinde, borçlu ödeme emrine itiraz ederse bu itiraz hemen alacaklıya tebliğ olunur.
Alacaklı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemeye veya mahkemede dava açmaya mecburdur. İcra mahkemesi, itirazın kaldırılması talebini reddederse alacaklının kararın tefhim veya tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dava açması lazımdır.
(Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/62 md.) İhtiyatî haciz, alacak davasının mahkemede görüldüğü sırada konulmuş veya alacaklı birinci fıkraya göre mahkemede dava açmış ise, esas hakkında verilecek hükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde alacaklı takip talebinde bulunmaya mecburdur.
Alacaklı bu müddetleri geçirir veya davasından yahut takip talebinden vazgeçerse veya takip talebi kanuni müddetlerin geçmesiyle düşerse veya dava dosyası muameleden kaldırılıp da bir ay içinde dava yenilenmezse veya davasında haksız çıkarsa ihtiyati haciz hükümsüz kalır ve alakadarlar isterse lazım gelenlere bildirilir.
Borçlu müddeti içinde ödeme emrine itiraz etmez veya itirazı icra mahkemesince kesin olarak kaldırılır veya mahkemece iptal edilirse, ihtiyati haciz kendiliğinden icrai hacze inkılabeder.
İhtiyati haciz kararına itiraz ve temyiz:
Madde 265 – (Değişik: 18/2/1965-538/105 md.)
(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.) Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.
(Ek ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.) Menfaati ihlâl edilen üçüncü kişiler de ihtiyatî haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir.
Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder.
İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir.
(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.; Değişik:2/3/2005-5311/17 md.) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz.
İhtiyati haczin kaldırılması:
Madde 266 – (Değişik: 18/2/1965-538/106 md.)
Borçlu, para veya mahkemece kabul edilecek rehin veya esham yahut tahvilat depo etmek veya taşınmaz rehin yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartı ile ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden istiyebilir. Takibe başlandıktan sonra bu yetki, icra mahkemesine geçer.
İhtiyati hacizde iflas yolu ile takip:
Madde 267 – (Değişik: 18/2/1965-538/107 md.)
Alacaklı, iflasa tabi borçlusu aleyhine 264 üncü maddenin, birinci fıkrası gereğince iflas yolu ile takipte bulunmuş veya iflas yolu ile takipte bulunduktan sonra borçlunun mallarını ihtiyaten haczettirmiş ise, aşağıdaki hükümler tatbik olunur
Borçlu ödeme emrine itiraz ederse bu itiraz hemen alacaklıya tebliğ olunur. Alacaklı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde ticaret mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasiyle beraber borçlunun iflasına karar verilmesini istemeye mecburdur.
Borçlu ödeme emrine itiraz etmezse, bu durum hemen alacaklıya tebliğ olunur. Alacaklı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun iflasına karar verilmesini istemeye mecburdur.
264 üncü maddenin 4 üncü fıkrası hükmü kıyasen uygulanır
İcrai hacizlere iştirak:
Madde 268 – (Değişik: 18/2/1965-538/108 md.)
(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/64 md.) 261 inci maddeye göre ihtiyaten haczedilen mallar, ihtiyatî haciz kesin hacze dönüşmeden önce diğer bir alacaklı tarafından bu Kanuna veya diğer kanunlara göre haczedilirse, ihtiyatî haciz sahibi alacaklı, bu hacze 100 üncü maddedeki şartlar dairesinde kendiliğinden ve muvakkaten iştirak eder. Rehinden önce ihtiyatî veya icrai haciz bulunması hâlinde âmme alacağı dahil hiçbir haciz rehinden önceki hacze iştirak edemez.
İhtiyati haciz masrafları satış tutarından alınır.
İhtiyati haciz diğer rüçhan hakkını vermez

Hukuk Aşkı – Yeni Bir Anayasa Özlemi

0
Hukuk Aşkı - Yeni Bir Anayasa Özlemi

“Hukuk Aşkı – Yeni Bir Anayasa Özlemi” isimli eser, Ali Rıza Malkoç tarafından yazılmış, 2019 yılı haziran ayında Kutlu Yayınevi tarafından basılmıştır. Eser, yazarın dördüncü kitabıdır. Yazar, kurgusal roman olarak tanımladığı çalışmasında, hukukun temel ilkeleri, hukuk felsefesi ve metodolojisini ana hatlarıyla anlatmaya çalışmaktadır.

Ali Rıza Malkoç – Hukuk Aşkı
Yazar Ali Rıza Malkoç Hakkında

Ali Rıza Malkoç, 1965 yılında Samsun’da doğmuş, ilk ve ortaöğrenimini Samsun’da tamamlamış, Teknik Lise Elektrik bölümünden mezun olmuştur. Yükseköğrenimini Eskişehir Anadolu Ü. İktisat Fakültesinde tamamlayarak askerlik görevini yapmış; Samsun ve Bursa’da medya, eğitim, bilişim ve iş dünyası kuruluşlarında 25 yıl görev yapmıştır.

Malkoç, 1999 yılında, ilk internet haber sitelerinden Mailgazete’yi 13 yıl boyunca yayınlamıştır. 40’lı yaşlarında hece şiiri yazmaya yönelmiş, Ozan Sentezi’nin yardımıyla geleneksel şiiri öğrenmiştir. Şiirleri çeşitli gazete, dergi, web sitesi ve araştırmalarda yayınlanmaktadır. Malkoç’un şiirlerine ilişkin 3 ayır üniversitede lisans bitirme tezi ve 1 üniversitede yüksek lisans tez çalışması yapılmış, şiirleri akademik makalelere konu olmuştur. 2018 yılı itibariyle yaklaşık 450 hece şiiri bulunan Malkoç’un 10 şiiri Hüseyin Karakoç ve Bilal Kırbaş tarafından türkü formunda bestelenmiştir.

Ali Rıza Malkoç

Bu çerçevede, KTÜ Fen Edebiyat Fakültesinden Şahin Çahan, 2007 yılında; Fatih Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinden İrem Güler ve Merve Alkan, 2008 yılında ve  Konya Selçuk Üniversitesi Fen edebiyat Fakültesinden Tuğba Özdinç, 2010 yılında lisans bitirme tezlerini; Gazi Üniversitesinden Ahmet Demircan ise 2010 yılında Yüksek Lisans Tezini Malkoç’un şiirlerine ilişkin olarak hazırlamıştır.

Ali Rıza Malkoç – Yaşam Donanımları

Ali Rıza Malkoç geleneksel bir usta -çırak ilişkisinde yetişmemesine karşın Kuddusi (1760-1848), Everekli Seyrani (1807-1866), Deliktaşlı Ruhsati (1836-1912), Narmanlı Sümmani (1860-1915), Daimî (1932-1983), Sefil Selimi (1933-2003), Ozan Sentezi(1962-) gibi âşıkları/şairleri kendisine usta olarak kabul etmektedir.

Ali Rıza Malkoç Kitapları Bir arada

Ali Rıza Malkoç’un 2004 yılında yazığı Ayrıca Türküler Bizi Söyler 1, 2005 yılında yazığı Ayrıca Türküler Bizi Söyler 2,
2006 yılında yazığı Duygular Dillensin, 2018 yılında yazdığı Yaşam Merdiveni adlı eserleri bulunmaktadır. 2019 yılı Haziran ayında ise Hukuk Aşkı Yeni – Bir Anayasa Özlemi isimli eseri basılmıştır. ,

.Prof. Dr. Sami Selçuk’un “Hukuk Aşkı Yeni – Bir Anayasa Özlemi” Hakkındaki Sunuş Yazısı

“Sayın Ali Rıza Malkoç, hukukçu değil. Öğrenimini merak ederseniz yazarımız, elektrik teknisyeni ve iktisatçı.

Oysa o, aslında bir hukuk, özellikle adalet sevdalısı. Her sevda, kişide bir ozanı gizler. Sayın Malkoç aynı zamanda şiirleri üzerine tezler yazılan bir ozan.

Başat özelliği ise kültür bilimine ilişkin yayınları, bu arada hukuk yayınlarını dikkatle izlemek.

Okuyucunun kulağına fısıldamak isterim. Benim kaç kitabım, onlardaki yazım yanlışlarının neler olduğunu benden daha iyi biliyor, Sayın Malkoç.

Prof. Dr. Sami Selçuk

Adalet sevdalısı bu güzel insanın bir başka özelliği de kitapları tozlu kitaplığında tutmayıp onların yorulmak bilmez bir okuru olması.

Elinizdeki kitap, bu özelliğinin ete kemiğe bürünmüş bir tanığı.

Kitapta ilkin roman tadında bir yargılamayı okuyacaksınız.

Daha sonra da hukuk kitaplarının özet ve eleştirilerini.

Okumadan önce size bir gözlük takmak istemem.

Kitabı özgür, önyargısız, boş kâğıt örneği bir beyinle okuyun, sonra kitabın yüreğine inin, en sonunda da beyninizde kıvrılan soruların yanıtlarını kendiniz verin.

Bunu yaptığınız anda, her düşünce kitabını bitirdiğinizde yaşadığınız duyguyu yeniden yaşayacak, çoğalmış olduğunuzun ayırdına varacaksınız.

Ben de o anda bana düşen görevi, yani bu sunuşu yazmanın gerekçesini eylemli olarak yerine getirmiş olacağım: Kitaplığınıza kazandırıp okuduğunuz bu kitap dolayısıyla hem yazarını hem de sizi kutlamak.

İyi okuma dileklerimle.”   Prof. Dr. Sami SELÇUK  3 Mart 2019 – Ümitköy – Çankaya/ANKARA

“Hukuk Aşkı Yeni – Bir Anayasa Özlemi” – Önsöz
Ali Rıza Malkoç – Hukuk Aşkı – Arka Kapak
İlk Söz

“Ey oğul!” hitabı ile başlayıp “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” … ve benzeri öğütleriyle, asırlar öncesinden bugünlere seslenen, Şeyh Edebali’nin neslinden, aynı kültür ve medeniyetin çocuklarıyız. O, kalbi duygu, özlem ve öngörüleriyle insanı merkeze almıştı. İnsan ki, hiçbir şeye feda edilemezdi. Ne şahsi menfaatlere ne grup çıkarlarına, ne din simsarlarına ne de siyasi emel ve beklentilere.

İnsanı harcadığımızda, toplumun ilk yapıtaşına kanseri bulaştırmış oluyoruz. Ve bu olumsuz ortamın rüzgârı, tüm evrene yayılıyor. Sonuçta, başkalarına layık gördüklerimiz, bize de bulaşıyor.

Yıllarca, en güzele yürümek niyet ve gayretiyle; sordum, sorguladım, araştırdım, okudum ve okumaktayım. Gençlik çağım ve öğrenim yıllarım, iş mesailerim; teknoloji, bilişim, edebiyat, ekonomi, üretim, muhasebe, iletişim, organizasyon ve manevi eserler okumakla geçti. Son on yıldır ise; sosyoloji, felsefe, mantık, psikoloji, tarih, bireysel ve kurumsal gelişim alanında eserler okuduktan sonra, hukuk bilim dalında eserler okumaya sırayı getirdim. Ve daha iyi anladım ki, hukuk yalnız adaleti sağlamak için gerekli değilmiş. Hukuk yalnız adliyede icra edilen bir bilim dalı da değilmiş. Hukuk sadece; boşanma davası, icra takibi, karşılıksız çek, dolandırıcılık, hakaret davası, yasama organında kanun hazırlamak da değilmiş. Bu tespitleri daha önceden yapsam da derinlemesine okumalar yapınca onaylama imkânını elde ettim. Hukuk alanında da bir kitap yazma niyetim olmakla birlikte, konuları, içeriği ve kurgusunda tereddütlerim vardı. Bunlar da netleşince dördüncü kitabımın hukuk ve adalet temalı olmasına karar verdim.

Sofie’nin Dünyası romanında, felsefenin temel düşünce ve ilkeleri anlatıldığı gibi, ben de kurgusal roman çalışmamda, hukukun temel ilkeleri, hukuk felsefesi ve metodolojisini ana hatlarıyla anlatmaya çalıştım. Kısa ve öz, öykü ve roman anlatım türü, “Novella” olarak tanımlanır. Ben de detaylandırarak romanımı 500 sayfa yazabilirdim fakat Novella türü kısa ve bilgi, deneyim ağırlıklı bir anlatımı tercih ettim.

Bu alandaki okumalarımdan edindiklerimi mevcut bilinç yapımla harmanladığımda hukukun tanım aralığını, niteliğini ve önemini söyle betimleyebilirim: Hukukun üstünlüğü, bağlayıcılığı, saygınlığı, açıklığı, bağımsızlığı, tarafsızlığı, evrenselliği, önceliği, öncülüğü, özerkliği, genelliği, pozitifliği, üretkenliği, sürekliliği, kurumsallığı, hakkaniyeti, toplumsallığı, uzlaşmacılığı, ıslahatcılığı ve meşruiyeti dikkate alınmaz ve uygulanmazsa, toplumsal alanda hukuk, oyun dışına çıkarılmış olur. Kitabımın ideali, beklentisi, atmosferi ve özlemi bu öğreti ve ilkeler üzerine bina edilmiştir.

Hukuk felsefesini, hukuk etiğini bir yurttaş gözü ile yorumlamaya çalıştım.

“Menfaatime dokunmasın, şunların işine yaramasın, filancayı korumasın, diğerini haksız da olsa korusun” ve benzeri mantık, kurgu, öngörü ve beklentisi ile hareket etmedim.

Mantık, ahlak, adalet, bilim, merhamet ve zarafet ne bekliyorsa insanlıktan, onu aktarmaya özen gösterdim.

Fuzuli’ye sormuşlar: “sevmek mi daha önemli, sevilmek mi” “samimiyet yoksa ikisi de fuzuli” diye bilgece cevap vermiş. “Hukuk mu öncelikli adalet mi, felsefe mi, edebiyat mı” diye soracak olursanız; “insanı özneye alıp tüm bilgi, güç, deneyim, birikimleriyle çaba göstermeyen her şey noksan ve kusurlu” derim.

“Her gün yüz defa, iç ve dış hayatımın, yaşayan veya ölmüş başka insanların emeğine bağlı olduğunu ve aldığım kadar vermem gerektiğini hatırlarım. Albert Einstein”

Bu söz bir okura, bir yazara, bilim yolcusuna; bireysel ve toplumsal, vefa odaklı sorumluluklar yüklemektedir.

Başka bir bilgeye sormuşlar: “ineğin kaç ayağı var” Her ne kadar cevabını bilse de soran kişiyi tatmin etmek ve bilimsel yöntem izlemek için cevaplamış: “ben dört tane olduğunu biliyorum ama gel birlikte bir daha sayalım” Ne kadar zarif, ikna edici, samimi, güven verici ve adil bir yaklaşım değil mi?

Böyle hassas terazi ile olayları, değerleri tartmak çok mu zor günümüzde?

İşte biz geçmişin bazı dönemlerinde yorum, algı ve yargıda bu kadar hassas davranırken, ne oldu da bu kadar ölçüsüz, acımasız ve duyarsız konuma geldik? Bilgi, vicdan ve sağduyunun ışığı, adaletin güvencesi, hukukun üstünlüğü, felsefenin ruhu ve benzeri toplumsal değerleri merkeze ve gündeme alma amacıyla yazılmıştır bu kitap.

Hukukun amaçlarının ne olduğu konusunda, hukuk kuramcıları, felsefecileri, sosyoloji ve metodolojisini inceleyenler arasında bir fikir birliği yoktur. Fakat genel anlamda hukukun amaçlarını sıralamak gerekirse:

Maddi gerçekliğe ulaşmak yani adaletin sağlanması, güvenliğin sağlanması, mutluluğa erişim, kamu yararı, toplumsal düzenin devamının sağlanması, eşitliğin sağlanması, bireysel yaşamın garantörlüğü, barış, özgürlük, bağımsızlık, tarafsızlık, uzlaşmacılık, suçlu ve ihmalkâr bireylerin ıslahı ve benzeri sosyal değerlerdir. Hukuk hırs, hınç ve kin ile hareket edemez. Cezalandırmaz, caydırıcılık amacıyla, ıslah için tedbir olarak ceza verir. İnsanı merkeze aldığımızda, hukuk bilimini bu şekilde algılarız.

Milattan öncesinden başlayarak, son üç yüz yıllık yakın tarihimizde dünyanın hukuk serüvenini incelediğimizde gelinen noktada, insanlık, huzur ve barış adına çok büyük kazanımlar elde edildiğini görmekteyiz.

Yeterli olmadığı da ayrı bir gerçek. Bilinçli hukuk toplumu olmadan, hukuk devletinin kurulamayacağı, kurulsa da kurallar ve kanunlarla ayakta kalmakta zorlanacağı, birey, millet, devlet kaynaşmasının ideal anlamda oluşamayacağı bir gerçektir. Bu nedenledir ki, bireylerdeki pozitif, modern hukuk bilincinin yaygınlaşması gerekmektedir.

Adalet kavramı üzerinde de biraz durmak gerekir. Adalet duygusu ve gerçeği öyle bir güçtür ki; devletin, savcının, hâkimin, avukatın ve sanığın da üstünde ve hepsine aynı yakınlıkta, sıcaklıktadır. Hepsinin üstündedir. O bir ışıktır, şaşmaz terazidir adalet. Vicdanın özü, muhakemenin gözlüğüdür. Aklın besini, bilincin saklama kabıdır.

Hukuk Aşkı Yeni - Bir Anayasa Özlemi
Hukuk Aşkı Yeni – Bir Anayasa Özlemi
Adalet, insanlığın mayası ve yol haritasıdır.

Adaletle doğup, adaletle uyanıp, adaletle yaşayıp ve adaletle hükmedip göçenlere yürekten selam olsun!

Mantık, vicdan, etik, estetik ve ekolojik değerlerden kopuk bir adalet anlayışı kabul edilemez. Bundan dolayıdır ki, hukuk bilimi, diğer sosyal bilimlerle yakın ilişki, etkileşim ve bütünlük içinde hareket eder.

Hukuk ilkeleri ve kuralları, evrensel/bilimsel karşılığı olan ve herkese eşit ve istisnasız uygulandığında amacına ulaşır. Kanunu yapana da, uygulayana da, devleti yönetene de aynı şartlarda uygulanır.

Bileyi taşı, bıçağı biler ama kendisi kesmez. Bıçak, soğanı doğrar ama kendini kesemez. Bıçak yanlış bir şey keserse, kim hangi yaptırımı uygulayacak? Çağdaş, demokratik hukuk devletinde, bu nedenle, denge-denetim mekanizması olarak kuvvetler ayrılığı ilkesi; yerindedir, gereklidir ve zorunludur. Millet ise mutlak iradenin sahibi olarak gözetleyicidir, denetleyicidir, frenleyicidir.

Daha önce hazırlamış olduğum üç eseri, bu çalışmayla daha anlamlı ve kalıcı hale getirme niyeti ile yola çıktım. Evet bu eserimiz, çok farklı bir yöntem ve anlatım dili ile hukuk zihniyetini, adalet bilincini geliştirmeyi ideal ve amaç edinmiştir. Romantik bir kurgu ile başlayan kitabımız, denemeler, şiirler, özdeyişler, önerilerle devam edecektir. Kitabın sonunda, dipnotları açıklayan bir sözlük ile, anlatımları daha anlaşılır kılmayı amaçladım. Yararlanılan ve önerilen kaynaklarda; hukuk alanında kitaplar olduğu gibi, diğer alanlarda da seçkin kitaplar vardır. Bunlarla, bilimsel, düşünsel ve duygusal yolculuğunuzu sürdürmeniz önerilir.

Bu kitap çok geniş bir okur kitlesine hitap etmektedir.

Belki yüzlerce hukuk kitabını okumaya zamanınız olmayacaktır. Okusanız da, anlamlandırma konusunda zorluklarla karşılaşma ihtimaliniz de vardır. Lisans, Y. Lisans, doktora öğrencileri ve tüm sosyal bilimler akademisyenlerinin, kitaplarımda farklı bir anlatım, yeni ve sıradışı öneriler, öngörüler, düşünceler bulabileceklerini ve fikir atölyelerinde malzeme olarak kullanabileceklerini belirteyim.

Çalışmamız size hukuk dalında merak uyandıracak, kılavuzluk yapacak, daha geniş anlatımları okumaya özendirecektir. Ayrıca hukuk alanında öğrenim gören, bu alanda, farklı kurumlarda mesleğini icra edenlere de yeni tefekkür, deneyim ve yöntem kapıları açabilecektir.

Bilim son noktayı koymaz. Bulduğunu/keşfettiğini ortaya koyar. Bunu bulan, devir alan da daha iyisini yapmaya çalışırsa bilimsel bakışı yakalamıştır. Bir öncekini kırmaz, kıskanmaz. Önceki de yeni geliştirilen yöntem, ürün ve metoda tabi olur. Ve birlikte yürürler.

Ben hep bu parola ve bakış ile yola çıktım. Yanlış giden bir şeyler gördüysem; hakaret, dışlama, ötekileştirme ve küçük düşürme çabasıyla hareket etmedim. Fikir, öneri ve alternatif projelerimi sundum.

Bu çalışmada da farklı, yeni, aykırı, özgün düşünsel anlatımlarımla karşılaşacaksınız.

Herkese ve her şeye, sorgusuz ve bire bir uymak zorunluluğu yok. Herkesin de kabullenmesini beklemek hata olur tabi.

Kırk farklı fikir çarpışır, ortaya bir hakikat çıkar. Düşünüyorsam insanım. Çalışıyorsam insanım.

Yorumluyorsam insanım. Yoruluyorsam insanım. Üretiyorsam insanım. Seviyorsam insanım.

Yaşatıyorsam insanım. Hayırlı bir şeyler bırakabiliyorsam insanım.

Evrensel ve yerel toplumsal faydayı kriter edindim kendime.

1800’lü yıllarda yaşamış, Amerikalı düşünür ve hukukçu Abraham Lincoln’ün;

“Düşmanlarınızı yok etmek dururken onlara ne diye yumuşak davranıyorsunuz?”

 diye soranlara verdiği cevap manidardır:

“Sayın Efendiler! Düşmanlarımı kendime dost edinmekle onları zaten yok etmiş olmuyor muyum?”

Verdiği insani yanıt, yaşadığı ülkede genel kabul görmese de ne kadar anlamlı, kalıcı ve manidar değil mi?  İşte bu düşünce filozof olmanın farkıdır.

Düşünce, özlem ve öngörülerini yaşadığı toprakla özdeşleştirmek anlamsız olur.

Böyle yola çıktık. İnsana, insanlığa faydalı olmaktan başka bir şeye vaktimiz olmasa ve kalmasa gerek. Yoğun bir çalışmanın ürünü olarak ortaya çıkan, anayasa önerimin de ilginizi çekeceğini umuyorum. Demokrasinin özünde; güven, barış, mantık, ikna ve müzakere vardır. Erkler ayrılığında, birinin diğerine üstünlüğü yoktur., dolaylı bir iç ahenk vardır. Bu süreç ve karşılıklı iletişimde, dominant (baskın) bir güç ve iradenin yeri yoktur/olmamalıdır.

Ceketinizin cebinde, tam kalbinizin üstünde taşıyıp, sıkça başvuracağınız; özgürlükçü, adil, barışçıl, katılımcı, çoğulcu bir anayasa önerisi hazırladım. Buna benzer bir sistem zamanında geliştirilebilse ve uygulansaydı; ne 27 Mayıs olurdu, ne 12 Eylül, ne 28 Şubat, ne 27 Nisan, ne de 15 Temmuz. Çünkü temsile adalet, sosyal adalet, denge, denetim ve gözetim mekanizmaları, çok güçlü, kalıcı ve verimli tasarlandı. Sağduyulu, sabırlı, serinkanlı ve sistematik hareket ederek, bu yolda yürümek gerekiyor. Önerdiğim sistemin, referandum ile en az % 85 oran ile kabul edileceğine inanıyorum.

Anadolu ruhunu canlı tutmadan, milli anlamda ittifakını sağlanmadan; iç huzuru, kalkınmayı, birlikteliği, sosyal dayanışmayı, beklentileri karşılayacak düzeyde tesis etmek mümkün değildir. Gelişen/değişen dünyanın, aksiyoner, etken bir aktörü olmak mümkün değildir.

Bu hamleyi ancak, tüm dengeleri sağlayacak olan, yeni, kalıcı ve güçlü bir anayasa ile başlatabiliriz. Suç ve Ceza karşısında mademki kanunları bilmemek bahane/ gerekçe kabul edilmiyor, öyleyse neden her yurttaşın kolayca anlayacağı ve özümseyeceği bir anayasa metni hazırlayamıyoruz?

İnsan onur ve haysiyeti temelli, hak, özgürlük ve adalet eksenli ve öncelikli bir anayasaya en kısa sürede kavuşmamız gerekiyor.

Değer yargıları, ideolojiler, kimlikler, inançlar, bireysel görüş ve tercihlerden arındırılmış

bir hukuk zihniyeti ancak hukukun üstünlüğünü ve bağlayıcılığını tesis edebilir.

Hukuk felsefesi, pozitif ve saf hukuk kuramı, buna benzer öngörü ve öğretilerle yüklüdür.

Bu mânâdaki hukuk bilincini; tabandan tavana veya tavandan tabana doğru yaymak her yurttaşın ideali ve ödevi olmak zorundadır.

Bu eser; adalete gönülden inananlara ve yaşatanlara ithaf olunmuştur.

Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri

0
Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri
Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri

Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri, Yargıtay Büyük Genel Kurulu tarafından 8.12.2017 tarihinde oy birliği ile kabul edilmiştir.

Yargıtaya özgü etik ilkelerin belirlenmesi kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Savcıları etik davranış ilkeleri belirlenmiş, bu ilkeler Yargıtay Cumhuriyet Savcıları tarafından 19.10.2017 tarihinde kabul edilmiştir.

Yargıç, hem bireysel hem de kurumsal yönleriyle yargı bağımsızlığını yüceltir ve örnek biçimde temsil eder.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından etik ilkelerin yaygınlaştırılması amacıyla Yargıtay Etik İlkeleri Programı ve dersleri verilmektedir.

Yargıtay Başkanlığı, yüksek mahkemelerin işleyişine dair bilgi ve deneyim paylaşım platformlarının sürekliliği aracılığıyla hem dünyada, hem Türkiye’de yargı reformu süreçlerine katkıda bulunmak, şeffaflık ve etik ilkeler yoluyla halkın yargı işlemlerine duyduğu güveni artırmak, etik ilkelerinin mahkeme üyeleri, tetkik hakimleri, Yargıtay cumhuriyet savcıları ile personel arasında benimsenmesi ve etkin biçimde uygulanması için  çaba göstermektedir. Bu çerçevede BM Kalkınma Programı (UNDP) ile Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay Başkanlığı arasında uzun vadeli ortaklık için çerçeve geliştirilmiş; “Uluslararası Standartlar Doğrultusunda Yargıtay Başkanlığının Kurumsal Yönetimine Destek” için BM Kalkınma Programı (UNDP) ile Yargıtay ortak projeler yürütmüştür.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı-UNDP

UNDP ile Yargıtay arasında “Etik İlkelerin Yaygınlaştırılması, Şeffaflığın Güçlendirilmesi ve Yargıtay’a olan Güvenin Artırılması Projesi” geliştirilmiştir.

 

Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri

BAŞLANGIÇ

Mahkemelerin, anayasal düzeni ve hukukun üstünlüğünü yaşatma ve yüceltme görevini yerine getirebilmeleri için, yetkin, bağımsız ve tarafsız yargının var olması zorunlu OLDUĞUNDAN;

Çağdaş demokratik toplumda, yargı sistemine ve yargının ahlaki gücü ve dürüstlüğüne halkın güvenmesi son derece önemli OLDUĞUNDAN;

Hâkimlerin bireysel ve kurumsal olarak, hâkimlik görevini halkın emaneti olarak görmeleri, saygı duymaları ve halkın yargı sistemine güvenini yükseltmek ve sürdürmek için ellerinden gelen en yüksek çabayı göstermeleri zorunlu OLDUĞUNDAN;

10 Aralık 1948 tarihinde ilan edilen Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde, herkesin anayasa ya da kanunla tanınmış temel haklarını çiğneyen eylemlere karşı yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yoluna başvurmaya ve davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından hakça ve açık olarak görülmesini istemeye hakkı bulunduğu VURGULANDIĞINDAN;

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde, sözleşmeye taraf Avrupa devletlerinin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde belirtilen insan haklarına ve özellikle temel özgürlüklerin evrensel ve etkin olarak korunmasına derinden bağlı oldukları açıklandıktan sonra, özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü konularında ortak bir mirası paylaştıkları kabul edilmek suretiyle adil yargılanma hakkı güvence altına ALINDIĞINDAN;

Yargıda Şeffaflığa İlişkin İstanbul Bildirgesi, şeffaflık yoluyla hâkimlerin bağlı oldukları etik ilkelerin kamuoyuna en geniş şekilde duyurulmasının ve bu ilkelerin uygulandığının toplu tarafından bilinebilir ve görünebilir olmasının, yargı performansını artırmada ve halkın güvenini sağlamada kilit rol oynadığını VURGULADIĞINDAN;

Yargı etiğinde yüksek standartların yaşatılması ve yüceltilmesinde temel sorumluluk, kurumsal olarak yargıya ait OLDUĞUNDAN;

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi, 27 Temmuz 2006 tarihli ve 2006/23 sayılı kararıyla, yargı mensupları için mesleki ve etik davranış ilkeleri bakımından kurallar geliştirilirken veya gözden geçirilirken, hukuk sistemlerine uygun şekilde, üye devletleri, kendi yargı kurumlarını Bangalore Yargı Etiği İlkeleri’ni dikkate almaya teşvik etmeye ÇAĞIRDIĞINDAN;

YARGITAY BAŞKANLAR KURULU’nun önerisi üzerine YARGITAY BÜYÜK GENEL KURULU tarafından Yargıtay üyeleri ile tetkik hâkimlerinin etik davranış standartlarını oluşturarak onlara rehberlik sunmak, yasama ve yürütme mensupları ile avukatların ve toplumun yargıyı daha iyi anlamalarına ve yargıya destek olmalarına yardımcı olmak, etik ilkelere uymanın öncelikle hâkimlere düşen asli bir sorumluluk olduğu gerçeğini göz ardı etmeden hâkimler üzerinde bağlayıcı mesleki davranış kurallarını tamamlamak amacıyla, Bangalore Yargı Etiği İlkeleri ve Yorumu göz önünde tutularak, işbu Etik İlkeler KABUL EDİLMİŞTİR.

Yargıtay Yargı Etiği İlkelerinin oluşturulmasında Bangalore Yargı Etiği İlkeleri ve yorumu göz önünde tutulmuştur.
KISIM I
GİRİŞ
Adı

I. İşbu İlkeler, “Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri” olarak anılır.

Tanımlar

II. İşbu İlkeler’de aşağıdaki tanımlar geçerlidir:

Hâkim, Yargıtay Birinci Başkanı, başkan vekilleri, daire başkanları, üyeler ve tetkik hâkimlerini, Yargıtay personeli, Yargıtayda görev yapan tüm personeli, ifade eder.

İlkeler

III. Hâkimlere ilişkin etik ilkeler aşağıdaki gibidir:

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab
KISIM II
YARGITAY YARGI ETİĞİ İLKELERİ
Değer 1
BAĞIMSIZLIK
İlke:

Yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğünün ön şartı ve adil yargılanmanın temel güvencesidir. Bu nedenle hâkim, hem bireysel hem de kurumsal yönleriyle yargı bağımsızlığını yüceltir ve örnek biçimde temsil eder.

Kurallar:

1.1 Hâkim, önündeki bir davaya ilişkin olarak, yargı görevinin uygun biçimde ifası dışında ortaya çıkabilecek, kararı etkilemeye yönelik her türlü girişimi reddeder.

1.2 Hâkim, aile, sosyal veya diğer ilişkilerinin, yargısal davranışını ve muhakemesini uygunsuz biçimde etkilemesine asla izin vermez.

1.3 Hâkim, kamuoyu tepkisini yatıştırmak, eleştirilerin önüne geçmek veya uygunsuz çıkarları gerçekleştirmek üzere hukuktan sapmaz.

1.4 Hâkim, karara bağlayacağı ihtilafın taraflarına karşı bağımsızlığını korur.

1.5 Hâkim, yasama ve yürütme erkleriyle uygunsuz ilişkilerden ve bu organların etkisinden uzaktır; aynı zamanda, makul bir kişinin gözünde, bu türden ilişki ve etkilerden uzak olduğunu gösterir.

1.6 Hâkim, yargı görevini ifa ederken, yargıdaki diğer meslektaşlarından bağımsız olur.

1.7 Hâkim, yargının kurumsal ve işleyiş bağımsızlığını sürdürmek ve yükseltmek üzere, yargı görevinin ifasına yönelik güvenceleri teşvik eder ve korur.

1.8 Hâkim, hangi kişiden veya hangi nedenle gelirse gelsin, doğrudan veya dolaylı her türlü dış etki, teşvik, baskı, tehdit veya müdahaleden uzak, hukuku kendi vicdani kanaatine uygun olarak ve somut gerçeklere ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak, yargı görevini bağımsız olarak yerine getirir.

Değer 2
TARAFSIZLIK
İlke:

Tarafsızlık, yargı görevinin doğru biçimde ifası için vazgeçilmez bir unsurdur. Bu ilke, temyiz sürecinde salt karar için değil, kararın oluşturulduğu süreç için de geçerlidir.

Kurallar:

2.1 Hâkim, yargı görevini iltimas, yanlılık veya önyargı olmaksızın ifa eder; herhangi bir uygunsuz amaç ve etik dışı uygulamadan etkilenmez.

2.2 Hâkim davanın taraflarına veya vekillerine beyanlarını hukuka uygun ve eşit olarak açıklama hakkı tanır.

2.3 Hâkim, kanunun izin verdiği haller hariç olmak üzere, önündeki veya önüne gelmesi muhtemel bir davanın esası veya esasını etkileyen usulleri hakkında taraflarla iletişim kurmaz.

2.4 Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve hâkim tarafsızlığı açısından kamuoyu, yargı mensupları ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar sergiler.

2.5 Hâkim, davaların duruşma, karar, temyiz veya diğer işlem aşamalarında, kendisini yargılamadan zorunlu olarak el çektirecek olayları makul ölçüler çerçevesinde asgariye indirecek şekilde hareket eder, kendisinin ve ailesinin kişisel veya ekonomik faaliyetlerini bu doğrultuda düzenler.

2.6 Hâkim, önündeki veya önüne gelmesi muhtemel bir dava hakkında, bilerek ve isteyerek, yargılama aşamasının sonuçlarını veya sürecin açık biçimde adil olma niteliğini makul ölçüler çerçevesinde etkileyecek veya zayıflatacak aleni veya zımni herhangi bir yorumda bulunmaz.

2.7 Hâkim, tarafsız olarak karar veremeyeceği durumda veya makul bir kişinin gözünde, tarafsız olarak karar veremeyeceği izleniminin doğabileceği durumlarda, hangi aşamada olursa olsun davadan çekilir.

Hâkimin çekilmesini gerektiren durumlar, sayılanlarla sınırlı olmamak üzere, aşağıdakileri içerir:

2.7.1 Hâkimin, davaya ilişkin olarak, bir taraf hakkında fiili yanlılık veya önyargıya sahip olması,

2.7.2 Hâkimin, ihtilaf konusu davada daha önce avukat veya danışman olarak hizmet vermiş ya da tanıklık etmiş olması,

2.7.3 Hâkimin veya aile fertlerinden birinin, dava sonucundan önemli ölçüde etkilenebilecek çıkarının olması,

2.7.4 Hâkimin aile fertlerinden birinin davanın taraflarından birini temsil etmesi veya herhangi bir şekilde ilişkili olması.

Değer 3
DÜRÜSTLÜK
İlke:
Dürüstlük, yargı görevinin doğru biçimde ifası için vazgeçilmez bir unsurdur.
Kurallar:

3.1 Adaletin gerçekleştirilmesi kadar, gerçekleştirildiğinin görülmesinin önemi de gözetilerek, hâkim kişisel ve mesleki ilişkilerinde söz ve davranışlarında makul bir değerlendirme ile yadırganabilecek ve taraflılık görüntüsü verebilecek durumlardan ve halkın yargıya olan güvenini sarsacak nitelikteki davranışlardan kaçınır.

3.2 Hâkim, tüm faaliyetlerinde, hukukun üstünlüğüne saygılı olduğunu gösterir, yargının dürüstlüğüne ve bağımsızlığına halkın güvenini yükseltecek biçimde davranır.

3.3 Hâkim, yargı görevini, kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak amacıyla kullanmaz.

3.4 Hâkimin, yargılama faaliyetine ilişkin olarak yaptığı, yapacağı veya yapmaktan kaçınması gereken herhangi bir eylem veya işleme ilişkin olarak, kendisi veya aile fertleri, hediye, borç, ağırlama, yarar, ayrıcalık veya lütuf gibi bir menfaat talep etmeyeceği gibi kabul de etmez. Hatta makul ölçüler çerçevesinde yargı görevinin ifasını etkilemeye yönelik olarak algılanabilecek diğer davranışlardan da kaçınır.

3.5 Hâkim, yargı personelinin, yargılama faaliyetine ilişkin olarak yaptığı, yapacağı veya yapmaktan kaçınması gereken herhangi bir eylem veya işleme ilişkin olarak, hediye, borç, ağırlama, yarar, ayrıcalık veya lütuf gibi bir menfaat talep etmelerine ve kabul etmelerine izin vermez.

Değer 4
MESLEĞE YARAŞIRLIK
İlke:

Mesleğe yaraşırlık ve bunun görüntü olarak ortaya konulması, hâkimin tüm faaliyetlerinin ifası için vazgeçilmez unsurdur.

Kurallar:

4.1 Hâkim, tüm faaliyetlerinde, mesleğe yaraşmayacak şekilde davranmaktan ve görünmekten kaçınır. Mesleğe yaraşırlığın ölçüsü; makul bir kişinin zihninde, dürüstlüğü, tarafsızlığı ve yetkinliği hakkında olumlu ya da olumsuz bir algının oluşup oluşmadığına göre belirlenir.

4.2 Hâkim, daima halkın gözü önünde olduğundan, normal bir vatandaşa göre külfet olarak nitelendirilebilecek kişisel sınırlamaları kabullenir, bunlara isteyerek uyar.

4.3 Hâkim, mesleki ve kişisel ilişkilerinde diğer meslektaşları nezdinde; makul ölçüler çerçevesinde bakıldığında kayırma veya taraflılık kuşkusu ya da görüntüsü verecek durumlardan kaçınır.

4.4 Hâkim, ev veya işyerinin, başka bir hukukçu tarafından müvekkilleriyle iş amacıyla görüşme yeri olarak kullanılmasına izin vermeyeceği gibi kendisi de başka bir hukukçunun ev veya işyerini bu amaçla kullanmaz.

4.5 Hâkim, ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğünü kullanırken, yargı görevinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranır.

4.6 Hâkim, siyasi niteliğe bürünmüş, çekişmeli tartışmalara aleni olarak katılmaktan ve görüş bildirmekten kaçınır.

4.7 Hâkim, sosyal medya kullanırken öz denetim yapmak suretiyle siyasi, etnik, mezhepçi, cinsiyetçi ve benzeri paylaşım yapmaz.

4.8 Hâkim, şahsına ve ailesine ait olan mal varlıklarının idaresini hâkimlik görevini etkilemeyecek şekilde ifa eder.

4.9 Hâkim, tarafsızlığını olumsuz etkileyen, yargı görevlerinin uygun biçimde ifasını engelleyen, yargı makamından yararlanan veya hâkimin görev yaptığı mahkeme önüne gelmesi muhtemel avukatlar ve diğer kişilerle menfaat içeren ilişkilerden kaçınır.

4.10 Hâkim, yargı makamının itibarını, kendisine, aile fertlerinden birisine veya başka bir kimseye özel çıkar sağlamak üzere kullanmaz.

4.11 Hâkim, yargı görevinin ifasında herhangi bir kimsenin özel durumundan etkilenmez, etkilendiği izlenimi uyandırmaz ve başkalarının bu izlenimi oluşturmasına izin vermez.

4.12 Hâkim, yargı görevinin ifası esnasında elde etmiş olduğu bilgileri, yargı görevi dışındaki amaçlarla kullanmaz.

4.13 Hâkim hediye kabul etmez ancak; umuma açıklama konusundaki yasal gerekler ve hukuk gözetilmek suretiyle tarafgirlik görüntüsüne yol açmayacak veya yargısal görevlerin icrasında kendini etkileme izlenimi oluşturmayacak yüksek maddi değer taşımayan sembolik, hatıra kabilinden hediye, ödül ve benzeri şeyi alabilir. Uluslararası protokol, nezaket, teamül veya kurumsal nezaketin gerektirdiği hallerde hediye kabulü bu kapsam dışındadır. Mevzuatta belirlenen değerin üzerindeki hediyeler kurum müzesinde saklanır.

Hâkim beklentisi olduğu izlenimi verecek nitelikte hediye vermez.

4.14 Hâkimin içinde yaşadığı toplumdan kendisini tamamen soyutlaması mümkün olmadığı gibi yararlı da değildir. Adaletin tesisi için toplumu tanımak vazgeçilmez bir unsur olduğundan, hâkim, yargı görevlerini olumsuz şekilde etkilememek şartıyla, aşağıdakileri yapabilir:

4.14.1 Hukuki konularda yazılar yazabilir, konferans ve ders verebilir ya da diğer etkinliklere katılabilir.

4.14.2 Hukuki konularla ilgili olarak kamu kurumları, özel kuruluşlar ile görüşebilir ve açık oturumlara katılabilir.

4.14.3 Hâkim, tarafsızlık ve siyasi yansızlığı ile çelişmemek ve böyle bir izlenim oluşturmamak kaydıyla resmi organ, komisyon ve sair kurullarda üye olarak görev alabilir.

4.14.4 Hâkim, makamını ve mesleki onurunu zedelememesi ve görevine engel olmaması kaydıyla sivil toplum faaliyetlerine katılabilir.

4.15 Hâkim, davanın taraflarına menfaat karşılığı olmasa bile danışmanlık yapmaz.

4.16 Hâkim, kanunun açıkça izin verdiği haller dışında, mesleki veya bireysel hakemlik ya da arabuluculuk yapmaz veya yargı işlevi ifa etmez.

4.17 Hâkim, mesleki örgütleri kurabilir, üye olabilir veya mevzuata aykırı olmamak kaydıyla hâkimlerin çıkarlarını temsil eden diğer örgütlere katılabilir.

4.18 Hâkim esas olarak verdiği hüküm ile konuşur. Kendisinin veya meslektaşlarının kararlarını görev gereği olmadıkça etki altında bırakacak şekilde eleştirmez, bu tarz eleştirenler ile iletişime girmez, yetkili olmadığı sürece medyada çıkan bu nitelikteki haber ve yorumlar hakkında açıklamada bulunmaz.

4.19 Hâkim, zorunlu olmadıkça yargı görevinin ifasına yönelik meşru eleştirileri sınırlamak için idari, cezai ve hukuki yaptırımlara başvurmaktan genel olarak kaçınır.

4.20 Hâkim, meslektaşlarına ve personele psikolojik taciz (mobbing) uygulamaz ve başkaları tarafından da uygulanmasına izin vermez.

Değer 5
EŞİTLİK
İlke:

Yargı görevinin doğru biçimde ifası için mahkeme önünde herkese eşit muamelede bulunmak vazgeçilmez bir unsurdur.

Kurallar:

5.1 Hâkim, görevini yerine getirirken toplumdaki ırk, renk, siyasi görüş, cinsiyet, din, vicdan, inanç, kültür, giyim, dil, doğum yeri, etnik veya sosyal köken, engellilik, yaş, medeni hal, cinsel yönelim, sosyal veya ekonomik durum farklılıkları ve benzeri diğer çeşitli kaynaklardan doğan, davaya mesnet olmayan farklılıkları bilir, anlar ve bu farklılıkların kararını etkilemesine izin vermez.

5.2 Hâkim, yargı görevinin ifasında, söz veya davranışlarıyla, anılan nedenlerden dolayı, herhangi bir kişi veya gruba karşı yanlı veya önyargılı davranışlar sergilemez.

5.3 Hâkim, taraflara, tanıklara, avukatlara, yargı personeline, yargıdaki meslektaşlarına ve ilgili tüm kişilere karşı gereken duyarlılığı eşit şekilde göstererek yargılama faaliyetini yürütür.

5.4 Hâkim, önünde olan bir konuda yargı personelinin ilgili kişiler arasında ayrım yapmasına izin vermez.

5.5 Hâkim, görülmekte olan bir davada, tarafların veya vekillerin, yukarıdaki nedenlere dayalı olarak, yasal iddia ve savunma sınırlarını aşacak şekilde söz ve/veya davranışlarıyla, yanlılık veya önyargılı tavır sergilemelerini engeller.

Değer 6
EHLİYET VE ÖZEN
İlke:

Ehliyet ve özen, yargı görevinin doğru biçimde ifasının ön şartlarıdır.

Kurallar:

6.1 Yargı görevi, hâkimin diğer tüm faaliyetlerinden üstün ve önceliklidir.

6.2 Hâkim, mesleki faaliyetlerini yargı görevine hasreder; yargı görevi yalnız mahkemedeki görev ve sorumlulukların ifasını ve karar verilmesini değil aynı zamanda, yargı görevine veya mahkemenin işleyişine ilişkin olan diğer görevleri de içerir.

6.3 Hâkim, özellikle çalışma saatlerine kendisi riayet ettiği gibi idaresi altındaki kişilerin de çalışma saatlerine uymasını sağlar.

6.4 Hâkim, görevli olduğu mahkemede adaletin etkin ve verimli biçimde dağıtılmasına özen gösterir. Daire başkanı, dosyaların üye veya tetkik hâkimleri arasında adil şekilde dağıtılması için gerekli önlemleri alır.

6.5 Hâkim, yargılama faaliyeti ve mahkemesini denetlemek için ihtiyaç duyacağı bilgi, beceri ve kişisel niteliklerini geliştirmek amacıyla gerekli eğitim ve diğer imkânlardan yararlanır veya bu niteliklerini sürdürmek ve yükseltmek için makul önlemleri alır. Yönetim yetkisi olan hâkimler, idari açıdan kendilerine bağlı hâkim ve personeli bu konuda destekler, teşvik eder ve gerektiğinde iş yükünü bu durumu gözeterek belirler.

6.6 Hâkim, insan hakları normlarını tesis eden uluslararası sözleşmeler ve diğer hukuk belgeleri dâhil olmak üzere, uluslararası ve karşılaştırmalı hukuktaki gelişmeleri izler.

6.7 Hâkim, mahkeme kararlarındaki muhalefet şerhlerini yazmak da dâhil olmak üzere tüm yargısal görevlerini etkin bir şekilde, âdilane ve makul bir süre içerisinde yerine getirir.

6.8 Hâkim, mahkemede düzen ve nezaketi korur ve davanın tarafları, tanıklar, avukatlar ve resmi sıfatla ilişkide olduğu herkese karşı sabırlı, vakur ve nazik olur. Hâkim, avukatlar ve mahkeme personelinin aynı biçimde davranmasını sağlar.

6.9 Hâkim, yargı görevinin özenli biçimde ifasıyla bağdaşmayacak hiçbir davranış içinde bulunmaz.

6.10 Adalete erişim, hukukun üstünlüğü için vazgeçilmez önemde olduğundan, hâkim, kendi yetkileri dâhilinde, bu erişimi kolaylaştıracak ve artıracak usulleri benimser.

6.11 Hâkim, yargı bağımsızlığının muhafazası için temel unsur olan halkın güvenini güçlendirecek şekilde, yargı etiğiyle ilgili yüksek standartlar sergiler ve bu standartları yüceltir.

6.12 Hâkim, hâkimler veya personelin atama, yükselme, unvan değiştirme ve benzeri özlük işlerine dair idari görevler ifa ederken, şeffaf bir şekilde ehliyet ve liyakat esaslarına öncelik verir, kendisine bağlı çalışanların da aynı şekilde davranmasını sağlar.

KISIM III
IV. Yargı Etı̇ğı̇ Danışma Kurulu

1. Hâkimlerin davranışlarının ve muhtemel davranış modellerinin etik değerlere uygunluğu hakkında, önerilerde bulunmak üzere Yargı Etiği Danışma Kurulu (“Danışma Kurulu”) kurulur. Danışma Kurulu, 7 Yargıtay üyesi (daire başkanı veya üye, en az 2’si kadın olmak üzere), 2 tetkik hâkimi, 1 Yargıtay Cumhuriyet savcısı, etik alanında bilimsel nitelikte eser yazmış ve üniversitelerin etik kurullarında daha önce görev almış 1 öğretim üyesinden oluşur. Görev süresi 2 yıl olup, süresi dolanlar yeniden seçilemez. Kurulun en kıdemli Yargıtay üyesi başkanlık, ikinci en kıdemli Yargıtay üyesi ise başkan vekilliği yapar.

Yargıtay üyeleri, Yargıtay Büyük Genel Kurulu tarafından Yargıtay daire başkanlarının seçimindeki usule göre seçilir. Tetkik hâkimleri, Birinci Başkanlık Kurulu tarafından Yargıtay kıdemi en fazla olan 20 tetkik hâkimi arasından; Yargıtay Cumhuriyet savcısı ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı kıdemi en fazla olan 10 Cumhuriyet savcısı arasından görevlendirilir. Bu şekilde Danışma Kurulu’na seçilenler, salt çoğunlukla Kurul’unöğretim üyesini belirler. İlk oylamada seçilememesi halinde ikinci oylamada en çok oy alan iki aday arasında seçim yapılır. Oyların eşitliği halinde Başkan’ın oyunu almış aday seçilir. Danışma Kurulu üyelerinde eksilme olması halinde yeni seçilen üye, yerine seçildiği üyenin görev süresini tamamlar. Kararlar salt çoğunlukla alınır.

Sekretarya işlemlerini Yargıtay Başkanı tarafından görevlendirilecek Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı yapar.

2. Danışma Kurulu, kendi usul kurallarını belirler.
V. Danışma Kurulu’nun Görevi

1. Hâkimler, davranışlarının ve muhtemel davranış modellerinin etik değerlere uygunluğu hakkında Danışma Kurulu’ndan görüş isteyebilir.

2. Danışma Kurulu görüş bildirirken ve tavsiyede bulunurken görüşünü dayandırdığı somut vakıaları, görüş ve tavsiyesinde referans olarak göz önünde bulundurduğu kuralları, içtihatları ve diğer kurumların etik ilkelerini, görüş ve kararlarını belirtir.

3. Danışma Kurulu, asıl resmi görüşünü, görüşü talep eden ilgiliye gönderir; kişisel verilerden arındırılmış bir nüshasını hazırlar ve düzeltilmiş bir örneği, Yargıtay kurum içi ağında (intranet) yayınlanır.

4. Danışma Kurulu’nun görüşü bağlayıcı değildir, tavsiye niteliğindedir.

Avukatlar Vakfı – Avukatlar Dayanışma ve Hukuk Araştırmaları Vakfı

0
Avukatlar Vakfı
Avukatlar Vakfı

Avukatlar Vakfı, Avukatlar Dayanışma ve Hukuk Araştırmaları Vakfı adıyla 1994 yılında kurulmuştur. Vakıf, demokrasi ve insan hakları sorunlarına kalıcı çözümler üretmek, hukuk devleti ve hukuk üstünlüğü düşüncesini geliştirip yerleştirmek, iyi işleyen bağımsız bir yargıya kavuşabilmek ve beklenen adalet reformunu gerçekleştirmek amacıyla çalışmalar yapmak üzere kurulmuştur.

Avukatlar Vakfı Yönetim Kurulu, başkan Uğur Yetimoğlu, başkan yardımcısı Metin Gezmişoğlu, enel sekreter Saadet Ayhan, sayman Hatice Bayram ile üyeler Hamdi Barıştıran, Vasfi Kırgız, Aynut Tuncer, Erol Altıntaş ve Taner Oğuzgiray’dan oluşmaktadır. Denetim Kurulu, Mustafa Hatırnaz, Umur Guriş ve Oya Arman’dan oluşmaktadır.

Vakıf Başkanı Uğur Yetimoğlu

Vakfın kurucuları arasında, Turgut Kazan, Vefa Küçük, Ahmet Pekin, Hüseyin Yarsuvat, Sahir Erman, Rona Aybay, Aydın Aybay, Uğur Alacakaptan, Köksal Bayraktar, Eralp Özgen, Önder Sav, Bahri Belen, Hüsamettin Cindoruk, Seyfi Oktay, Fazıl Sağlam ve Mehmet Moğultay gibi tanınmış isimler yer almaktadır.

Avukatlar Vakfının Amaçları

Avukatların ve Baro personelinin sağlık, sosyal güvenlik, mesleki gelişme ve dayanışmalarıyla ilgili projeler hazırlamak

Sağlık, eğitim, kültür, dinlence ve benzeri ihtiyaçları karşılayacak tesisler kurmak. Bu amaçla, dispanser, sağlık yurdu, hastane, huzurevi, tatil köyü ve lokal, kulüp, restaurant gibi yerler açıp, işletmek.

Hukuksal araştırma ve incelemeler yapmak ve yaptırmak.

Hukukun gelişmesine hizmet etmek.

Bu amaçla, kurs, konferans, toplantı, seminer, panel, sempozyum, sergi ve benzeri etkinlikler düzenlemek. Ulusal veya uluslararası ödüllü veya ödülsüz yarışmalar yapmak.

Avukatlık mesleğine yeni başlayan meslektaşlar, stajyer avukatlar ve hukuk fakültesi öğrencileriyle yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak. Bu amaçla, kredi, burs ve nakdi ve ayni yardımlarda bulunmak

Vakıf Senedini okumak için tıklayınız

Vakfın Kurucuları 
Av. TURGUT KAZAN
Av. UĞUR YETİMOĞLU
Av. ERDAL ÜNER
Av. TURGUT SARICA
Av. EROL ALTINTAŞ
Av. DURSUN ALİ AYDIN
Av. VASFİ KIRGIZ
Av. METİN ŞEKERCİOĞLU
Av. AHMET TEKELİ
Av. ÜMİT ÖZÜLKÜ
Av. ÖNDER ÖZTÜREL
Av. REZZAN ÖZGER
Av. HALUK ELDEM
Av. İBRAHİM SİNEMİLLİOĞLU
Av. VEFA KÜÇÜK
Av. TÜLAY ERDEM
Av. KEMAL BİNGÖLLÜ
Av. ALİ RIZA ARAL
Av. ERTUĞRUL YEŞİLALTAY
Av. GÜRKAN AKTOLUĞ
Av. İSMET BOYBEYİ
Av. REZZAN AYDINOĞLU
Av. CENGİZ ÖZ
Av. ZİYA NUR ERÜN
Av. GÜLÇİN BALMAN
Av. AYDİL KURTKAYA
Av. NİHAT AFYONOĞLU
Av. ALİ ŞEN
Av. AYDIN AYBAY
Av. GÜNDÜZ AYBAY
Av. RONA AYBAY
Av. İSMAİL TEPECİK
Av. GÖNÜL İŞLER
Av. AHMET PEKİN
Av. ÜNVER YÖRÜGER
Av. NAMIK KEMAL BEHRAMOĞLU
Av. İBRAHİM MEYLANİ
Av. KAYA MUTLUGİL
Av. METİN GEZMİŞOĞLU
Av. KADRİ ATEŞ
Av. UMUR GÜRİŞ
Av. ŞANSAL BİBER
Av. ABDURRAHİM DOĞAN
Av. AYTEN YETİMOĞLU
Av. YİĞİT TAHSİN OKUR
Av. TUNAY GÜRSEL
Av. HAMDİ BARIŞTIRAN
Av. A. ALİ AYDOĞ
Av. ABDİ PESOK
Av. SERAP HALDENBİLEN
Av. ULVİ ŞÖHRETOĞLU
Av. HÜSEYİN YARSUVAT
Av. RAFET ATAÇ
Av. ALİ HAYDAR ERDOĞAN
Av. METİN ERTEM
Av. MACİT ACAR
Av. YUSUF ÇİFTÇİ
Av. SAHİR ERMAN
Av. NAİM GÜL
Av. HAYDAR KAYA
Av. ALİ GALİP YILDIZ
Av. MUSTAFA HATIRNAZ
Av. MUHARREM SARIGÜL
Av. NURSEREN ARAL
Av. YUSUF İZZETTİN DOĞAN
Av. FERHAN ÇELİK
Av. KÖKSAL BAYRAKTAR
Av. UĞUR ALACAKAPTAN
Av. DURSUN KIRBAŞ
Av. HÜSNİYE KIRBAŞ
Av. EKREM MARAKOĞLU
Av. MUSA HATIRNAZ
Av. EYYÜP YARDIMCI
Av. ÜNSAL TÜZÜN
Av. FÜSUN BENGÜER
Av. SAADET AYHAN
Av. YEŞİM YÜZBAŞIOĞLU
Av. HATİCE GÜVENÇ
Av. BEDİİ OMAY
Av. GALİP YAĞCI
Av. MEHMET ALİ BÜKLÜ
Av. CENGİZ OKAYGÜN
Av. EROL TÜRK
Av. OYA ARMAN
Av. ÇETİN YILDIRIMAKIN
Av. ERALP ÖZGEN
Av. FIRAT ÖZLÜ
Av. İSMAİL HAKKI ÖNAL
Av. DÜNDAR BAKİ SİNDEL
Av. ENDER KANAR
Av. CENGİZ AKINCI
Av. HIDIR BENZER
Av. ÖNDER SAV
Av. AYDIN COŞAR
Av. ARZU COŞAR
Av. İSMET BARDAKÇI
Av. YILMAZ YAVRU
Av. İBRAHİM DURNA
Av. SEMRAY DOĞAN
Av. BAHRİ BAYRAM BELEN
Av. NERMİN AKSIN
Av. TENNUR KOYUNCUOĞLU
Av. HÜSAMETTİN CİNDORUK
Av. SEYFİ OKTAY
Av. MEHMET KAHRAMAN
Av. MEHMET MOĞULTAY
Av. MUSTAFA KOÇAK
Av. FAZIL SAĞLAM
Av. NECLA ÖZPOLAT
Av. HAŞMET ATAHAN
Av. EMİL HAİM FRANKO
Av. SÜMER ALTAY
Av. İBRAHİM AKSUN
Av. ŞÜKRÜ KALEAĞASI
Av. RIFAT ÇULHA
Av. ERDOĞAN BAHÇECİK
Av. MÜNİR GÖKER
Av. ÜMİT GÖÇ
Av. BİLGİN İNANÇ
Av. İBRAHİM CÜNEYT CANVER

Avukatlar Vakfı – Avukatlar Dayanışma ve Hukuk Araştırmaları Vakfı İletişim

Telefon: 0212 252 54 65

E-posta: bilgi@avukatlarvakfi.org

Adres: İstiklal Cd. Koçtuğ Han No: 178 Kat: 4 Beyoğlu / İstanbul

Adi Ortaklık – Adi Şirket

0
Adi Ortaklık

Adi Ortaklık veya Adi şirket; iki veya daha çok kimsenin, ortak bir amaca ulaşmak için emeklerini ve mallarını birleştirmeyi kabul ettikleri sözleşme ile kurulan ortaklık türüdür. Tüzel kişilik taşımayana ve birden fazla kişi tarafından kurulmuş olan adi ortaklık Türk Ticaret Kanununa özgü nitelikleri taşımadığı sürece adi ortalık olarak kabul edilmektedir. Ortaklar tarafından sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ortaklık gelir ve giderleri eşit olarak paylaşılmaktadır.

Adi Şirket ortaklarının ortaklığa ait mal varlıkları üzerinde elbirliği mülkiyeti bulunmaktadır. Adi şirketle ve şirketin mal varlığı ile ilgili uyuşmazlıklarda tüm ortaklar birlikte hareket etmek zorundadır.

Adi ortaklığın yönetimi, sözleşme veya alınan bir kararla bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmamış ise bütün ortakların ortaklığı yönetme hakkı bulunmaktadır.

Türk Ticaret Kanununda sayılan şirket tiplerinden birine uymayan ortaklık ilişkileri adi ortaklık hükümlerine tabidir.

Adi Ortaklık Sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun Onsekizinci bölümünde 620. ve 645. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

ONSEKİZİNCİ BÖLÜM
Adi Ortaklık Sözleşmesi
A. Tanımı

MADDE 620 – Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.

Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır.

B. Ortaklar arasındaki ilişki
I. Katılım payı

MADDE 621- Her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür.

Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa katılım payları, ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikte ve birbirine eşit olmak zorundadır.

Bir ortağın katılım payı, bir şeyin kullandırılmasından oluşuyorsa kira sözleşmesindeki; bir şeyin mülkiyetinden oluşuyorsa satış sözleşmesindeki hasara, ayıptan ve zapttan sorumluluğa ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

II. Kazanç ve zarar
1. Kazancın paylaşılması

MADDE 622- Ortaklar, niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla yükümlüdürler.

2. Kazanç ve zarara katılma

MADDE 623- Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir.

Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu belirleme, diğerindeki payı da ifade eder.

Bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak katılma payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir.

III. Ortaklığın kararları

MADDE 624- Ortaklığın kararları, bütün ortakların oybirliğiyle alınır.

Sözleşmede kararların oy çokluğuyla alınacağı belirtilmişse çoğunluk, ortak sayısına göre belirlenir.

IV. Ortaklığın yönetimi

MADDE 625- Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir.

Ortaklık, ortakların tümü veya birkaçı tarafından yönetilmekte ise, bunlardan her biri, diğerleri katılmaksızın işlem yapabilir; ancak ortaklığı yönetmeye yetkili olan her ortak, tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle, bu işlemin yapılmasını engelleyebilir.

Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için, bütün ortakların oybirliği gereklidir. Ancak, gecikmesinde sakınca olan hâllerde, bu konuda yönetici ortaklardan her biri yetkilidir.

V. Ortaklar arasındaki sorumluluk
1. Rekabet yasağı

MADDE 626- Ortaklar, kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine olarak, ortaklığın amacını engelleyici veya zarar verici işleri yapamazlar.

2. Ortakların yaptıkları giderler ve işler

MADDE 627- Ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden veya üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortaklar, ona karşı sorumlu olurlar; bu ortağın, yönetim işleri yüzünden doğrudan doğruya uğradığı zararlar ile ortaklığın yönetiminden kaynaklanan tehlikeler sonucunda doğan zararları, diğer ortaklar gidermekle yükümlüdürler.

Ortaklığa avans olarak para veren ortak, verdiği günden başlamak üzere faiz isteyebilir.

Yükümlü olmadığı halde ortaklık işleri için emek sarf etmiş olan bir ortak, hakkaniyetin gerektirdiği bir karşılık ödenmesini isteyebilir.

3. Özen borcu

MADDE 628- Her ortak, ortaklık işlerinde kendi işlerinde olduğu ölçüde çaba ve özen göstermekle yükümlüdür.

Her ortak, diğerlerine karşı, kendi kusuruyla verdiği zararları, başka işlerde ortaklığa sağladığı menfaatlerle mahsup ettirme hakkı olmaksızın gidermekle yükümlüdür.

Ortaklık işlerini ücret karşılığı yürüten ortak, vekalet hükümlerine göre sorumlu olur.

VI. Yönetim yetkisinin kaldırılması ve sınırlanması

MADDE 629- Ortaklık sözleşmesiyle ortaklardan birine verilen yönetim yetkisi, haklı bir sebep olmaksızın, diğer ortaklarca kaldırılamaz ve sınırlanamaz.

Ortaklık sözleşmesinde yetkinin kaldırılamayacağına ilişkin bir hüküm bulunsa bile, haklı bir sebep varsa, diğer ortaklardan her biri yönetim yetkisini kaldırabilir.

Haklı sebepler, özellikle yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi veya iyi yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi durumlarında vardır.

VII. Yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişki
1. Genel olarak

MADDE 630- Kanunun bu bölümünde veya ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça, yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişkiler, vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlere tabidir.

Ortaklığı yönetme yetkisi bulunmayan bir ortağın, ortaklığın işlerini görmesi veya bu yetkiye sahip ortağın yetkisini aşması hâllerinde, vekâletsiz işgörmeye ilişkin hükümler uygulanır.

Yönetici ortaklar, yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ortaklara ödemekle yükümlüdürler. Hesap döneminin uzatılmasına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Ortaklığı yönetenin ortaklardan birisi olmaması durumunda da aynı kural uygulanır.

2. Ortaklık işlerini inceleme

MADDE 631- Yönetim yetkisi olmasa bile, her ortağın, ortaklığın işleyişi hakkında bilgi alma, defter ve kayıtlarını inceleme, bunlardan örnek alma ve mali durumu hakkında özet çıkarma hakkı vardır.

Aksine sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.

VIII. Ortaklar arasındaki ve ortaklık yapısındaki değişiklikler
1. Yeni ortak alımı ve alt katılım

MADDE 632- Ortaklığa, yeni bir ortak alınması, bütün ortakların rızasına bağlıdır.

Ortaklardan biri tek taraflı olarak bir üçüncü kişiyi ortaklıktaki payına ortak eder veya payını ona devrederse, bu üçüncü kişi ortak sıfatını kazanamaz.

2. Ortaklıktan çıkma ve çıkarılma
a. Genel olarak

MADDE 633- Bir ortağın fesih bildiriminde bulunması, kısıtlanması, iflası, tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi veya ölmesi hâlinde, sözleşmede ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceğine ilişkin bir hüküm varsa, bu durumlardan biri gerçekleştiğinde, o ortak veya temsilcisi ya da ölen ortağın mirasçısı ortaklıktan çıkabilir veya diğer ortaklar tarafından yazılı olarak yapılacak bir bildirimle ortaklıktan çıkarılabilir.

b. Ortaklık payının tasfiyesi

MADDE 634- Bir ortağın ortaklıktan çıkması veya çıkarılması durumunda payı, diğer ortaklara payları oranında kendiliğinden geçer.

Diğer ortaklar, ortaklıktan çıkan veya çıkarılan ortağa, kullanımını ortaklığa bıraktığı eşyayı geri vermekle yükümlü oldukları gibi, kendisini ortaklığın muaccel borçlarından doğan müteselsil sorumluluktan kurtararak, ortak sıfatının sona erdiği tarihte ortaklık tasfiye edilmiş olsaydı ödenmesi gereken tasfiye payını ödemekle yükümlüdürler. Ortaklığın henüz muaccel olmayan borçları için diğer ortaklar, çıkan veya çıkarılan ortağı borçtan kurtarmak yerine, kendisine bir güvence verebilirler.

Çıkan veya çıkarılan ortağın tasfiye payı, ortaklık sıfatının sona erdiği tarih itibarıyla, mali işlerde uzman bir kişiye hesaplattırılır. Tarafların uzman kişi üzerinde anlaşamamaları durumunda bu kişi, hâkim tarafından atanır.

c. Malvarlığının yetersizliği

MADDE 635- Ortaklık sıfatının sona erdiği tarihte, ortaklığın malvarlığı, borçlarını karşılamaya yetmezse, çıkan veya çıkarılan ortak, payına düşen borç tutarını, zarara katılmaya ilişkin düzenlemeler çerçevesinde diğer ortaklara ödemekle yükümlüdür.

d. Tamamlanmamış işler

MADDE 636- Çıkan veya çıkarılan ortak, ortak olduğu dönemde henüz sonuçlanmamış işlerden doğan kâra veya zarara katılır.

Ortaklık sıfatı sona eren kişi, o hesap yılı sonu itibarıyla, tamamlanmış olan işler sebebiyle varsa ortaklıktan kendisine düşecek kâr payını; devam eden işler hakkında da gerekli bilgiyi isteyebilir.

C. Ortakların üçüncü kişilerle ilişkisi

I. Temsil

MADDE 637- Kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortak, bu kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olur.

Ortaklardan biri, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yaparsa, diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olurlar.

Kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılır. Ancak, temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması şarttır.

II. Temsilin sonuçları

MADDE 638- Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur.

Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler.

Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar.

D. Ortaklığın sona ermesi
I. Sona erme sebepleri
1. Genel olarak

MADDE 639- Ortaklık, aşağıdaki durumlarda sona erer:

1. Ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız duruma gelmesiyle.

2. Sözleşmede ortaklığın mirasçılarla sürdürülmesi konusunda bir hüküm yoksa, ortaklardan birinin ölmesiyle.

3. Sözleşmede ortaklığın devam edeceğine ilişkin bir hüküm yoksa, bir ortağın kısıtlanması, iflası veya tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesiyle.

4. Bütün ortakların oybirliğiyle karar vermesiyle.

5. Ortaklık için kararlaştırılmış olan sürenin bitmesiyle.

6. Ortaklık sözleşmesinde feshi bildirme hakkı saklı tutulmuş veya ortaklık belirsiz bir süre için ya da ortaklardan birinin ömrü boyunca kurulmuşsa, bir ortağın fesih bildiriminde bulunmasıyla.

7. Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla.

2. Belirsiz süreli ortaklık

MADDE 640- Ortaklık, belirsiz süre için veya ortaklardan birinin ömrü boyunca sürmek üzere kurulmuşsa, ortaklardan her biri, altı ay önceden fesih bildiriminde bulunabilir.

Fesih bildirimi, dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve özellikle uygun olmayan bir zamanda yapılamaz. Fesih bildirimi, ancak hesap yılı sonunda hüküm ifade eder.

Sözleşmede öngörülmüş olan sürenin bitiminden sonra ortaklık, ortakların örtülü iradesiyle sürdürülürse, belirsiz süreli ortaklığa dönüşür.

II. Sona ermenin ortaklığın yönetimine etkisi

MADDE 641- Ortaklık, fesih bildiriminden başka bir yolla sona ererse, bir ortağın ortaklık işlerini yönetme konusundaki yetkisi, sona ermeyi öğrendiği veya durumun gerektirdiği özeni gösterseydi öğrenebileceği zamana kadar, kendisi hakkında devam eder.

Ortaklık, ortaklardan birinin ölümüyle sona ererse, ölen ortağın mirasçısı, durumu hemen diğer ortaklara bildirmekle yükümlüdür.  Mirasçı, gerekli önlemler alınıncaya kadar, ölen ortağın daha önce yürütmekte olduğu işlere, dürüstlük kuralları çerçevesinde devam eder. Diğer ortaklar da, geçici olarak, ortaklık işlerini aynı şekilde yürütmeye devam ederler.

III. Tasfiye
1. Katılım payı için yapılacak işlem

MADDE 642- Katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, ortaklığın sona ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ancak  koyduğu katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebilir.

Bu değer belirlenmemişse, geri alma, o şeyin katılım payı olarak konduğu zamandaki değeri üzerinden yapılır.

2. Kazanç ve zararın paylaşımı

MADDE 643- Ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç, ortaklar arasında paylaşılır.

Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır.

3. Tasfiye usulü

MADDE 644- Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür.

Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir.

Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oybirliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır.

Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.

IV. Üçüncü kişilere karşı sorumluluk

MADDE 645- Ortaklığın sona ermesi, üçüncü kişilere karşı olan yükümlülükleri değiştirmez.

Adi Ortaklık – Doç. Dr. Oruç Hami Şener

Acente

0
Acente

Acente; ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir bölge içinde daimi bir suretle ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimsedir. Acente, ticari işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmekte veya bunları o tacir adına yapmayı meslek olarak icra etmektedir.

Acentelik faaliyetini meslek edinmiş gerçek veya tüzel kişi, tacirin bağımsız bir yardımcısı olarak süreklilik arz eden bir faaliyet yürütmektedir. Adına faaliyet yürütülen ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık eden veya bunları tacir adına yapan Acente belirli yer veya bölge içerisinde sözleşmeye bağlı olarak faaliyet yapmaktadır.

Acente, İsviçre  Hukukunda “Acentelik Sözleşmesi” başlığı ile Borçlar Kanununda düzenlenmiş,  Türk Hukukunda ise Alman Ticaret Kanununda olduğu “acentelik” adı altında Türk Ticaret Kanununun 7. Kısım başlığı taşıyan 102 ile 123. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Türk Ticaret Kanunu
YEDİNCİ KISIM
Acentelik
A) Genel olarak
I – Tanımı
MADDE 102

(1) Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir.

(2) Bu Kısımda hüküm bulunmayan hâllerde aracılık eden acentelere Türk Borçlar Kanununun simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri uygulanır.

(3) Taşıma, deniz ticareti, sigorta, turizm gibi alanlara ilişkin özel düzenlemeler saklıdır.

II – Uygulama alanı
MADDE 103

(1) Özel kanunlardaki hükümler saklı olmak üzere, bu Kısım hükümleri şunlar hakkında da uygulanır:

a) Sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar.

b) Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlemlerde bulunanlar.

III – İnhisar

MADDE 104- (1) Yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça, müvekkil, aynı zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı ile ilgili olarak birden fazla acente atayamayacağı gibi, acente de aynı yer veya bölgede, birbirleriyle rekabette bulunan birden çok ticari işletme hesabına acentelik yapamaz.

B) Acentenin yetkileri
I – Genel olarak
MADDE 105

(1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir.

(2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir.

(3) Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz.

II – Özel ve yazılı yetki gerektiren hâller
MADDE 106

(1) Müvekkilinin özel ve yazılı izni veya vekâleti olmadan acente, bizzat teslim etmediği malların bedelini kabule ve bedelini bizzat ödemediği malları teslim almaya yetkili olmadığı gibi bu işlemlerden doğan alacağı yenileyemez veya miktarını indiremez.

III – Sözleşme yapma yetkisi
MADDE 107

(1) Özel ve yazılı bir yetki almadan acente, müvekkili adına sözleşme yapmaya yetkili değildir.

(2) Acentelere müvekkilleri adına sözleşme yapma yetkisi veren belgelerin, acente tarafından tescil ve ilan ettirilmesi zorunludur.

IV – Yetkisizlik
MADDE 108

(1) Acente, yetkisi olmaksızın veya yetki sınırlarını aşarak, müvekkili adına bir sözleşme yaparsa müvekkili bunu haber alır almaz icazet verebilir; vermediği takdirde acente sözleşmeden kendisi sorumlu olur.

C) Acentenin borçları
I – Genel olarak
MADDE 109

(1) Acente, sözleşme uyarınca kendisine bırakılan bölge ve ticaret dalı içinde, müvekkilinin işlerini görmekle ve menfaatlerini korumakla yükümlüdür.

(2) Acente, kusursuz olduğunu ispat etmediği takdirde özellikle, müvekkili hesabına saklamakta olduğu malın veya eşyanın uğradığı hasarlardan sorumludur.

II – Haber verme yükümlülüğü
MADDE 110

(1) Acente, üçüncü kişilerin kabule yetkili olduğu beyanlarını, bölgesindeki piyasanın ve müşterilerin finansal durumunu, şartlarını, bunlarda meydana gelen değişiklikleri ve yapılan işlemlere ilişkin olarak müvekkilini ilgilendiren bütün hususları ona zamanında bildirmek zorundadır.

(2) Acente, müvekkilin açık talimatı olmayan konularda, emir alıncaya kadar işlemi geciktirebilir. Ancak, işin acele nitelik taşıması nedeniyle durum müvekkilinden talimat almaya müsait olmazsa veya acente en yararlı şartlar çerçevesinde harekete yetkiliyse, basiretli bir tacir gibi kendi görüşüne göre işlemi yapar.

III – Önlemler
MADDE 111

(1) Acente, müvekkili hesabına teslim aldığı eşyanın taşınma sırasında hasara uğradığına dair belirtiler varsa, müvekkilinin taşıyıcıya karşı dava hakkını teminat altına almak üzere, hasarı belirlettirmek ve gereken diğer önlemleri almak, eşyayı mümkün olduğu kadar korumak veya tamamen telef olması tehlikesi varsa, Türk Borçlar Kanununun 108 inci maddesi gereğince yetkili mahkemenin izniyle sattırmak ve gecikmeksizin durumu müvekkiline haber vermekle yükümlüdür. Aksi takdirde, ihmali yüzünden doğacak zararı tazmin eder.

(2) Satılmak üzere acenteye gönderilen mallar çabuk bozulacak cinsten ise veya değerini düşürecek değişikliklere uğrayacak nitelikteyse ve müvekkilden talimat almaya zaman uygun değilse veya müvekkil izin vermede gecikirse, acente yetkili mahkemenin izniyle Türk Borçlar Kanununun 108 inci maddesi gereğince eşyayı sattırmaya yetkili ve müvekkilin menfaatleri bunu gerektiriyorsa zorunludur.

IV – Ödeme borcu
MADDE 112

(1) Acente, müvekkiline ait olan parayı göndermekle veya teslim etmekle yükümlü olup da bunu yapmazsa, yükümlülüğün doğduğu tarihten itibaren faiz ödemek ve gerekirse ayrıca tazminat vermek zorundadır.

D) Acentenin hakları

I – Ücret
1. Ücrete hak kazandıran işlemler
MADDE 113

(1) Acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince kendi çabasıyla veya aynı nitelikteki işlemler için kazandırdığı üçüncü kişilerle kurulan işlemler için ücret isteyebilir. Bu ücret hakkı, üçüncü fıkra uyarınca önceki acenteye ait olduğu hâlde ve ölçüde doğmaz.

(2) Acenteye belli bir bölge veya müşteri çevresi bırakılmışsa, acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince bu bölgedeki veya çevredeki müşterilerle kendi katkısı olmadan kurulan işlemler için de ücret isteyebilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi burada da uygulanır.

(3) Acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra kurulan işlemler için acente;

a) İşleme aracılık etmişse veya işlemin yapılmasının kendi çabasına bağlanabileceği ölçüde işlemi hazırlamış ve işlem de acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra uygun bir süre içinde kurulmuşsa,

b) Birinci veya ikinci fıkraların birinci cümleleri uyarınca ücret istenebilecek bir işleme ilişkin olarak üçüncü kişinin icabı, acentelik ilişkisinin sona ermesinden önce acenteye veya müvekkile ulaşmışsa, ücret isteyebilir. Bu ücretin, hâl ve şartlara göre paylaşılması hakkaniyet gereği ise, sonraki acente de uygun bir pay alır.

(4) Acente, ayrıca, müvekkilinin talimatına uygun olarak tahsil ettiği paralar için de tahsil komisyonu isteyebilir.

2. Ücrete hak kazanma zamanı
MADDE 114

(1) Acente, kurulan işlem yerine getirildiği anda ve ölçüde ücrete hak kazanır. Taraflar bu kuralı acentelik sözleşmesiyle değiştirebilir; ancak müvekkil işlemi yerine getirince, acente, izleyen ayın son günü istenebilecek uygun bir avansa hak kazanır. Her hâlde acente, üçüncü kişi kurulan işlemi yerine getirdiği anda ve ölçüde ücrete hak kazanır.

(2) Üçüncü kişinin işlemi yerine getirmeyeceği kesinleşirse, acentenin ücret hakkı düşer; ödenmiş tutarlar geri verilir.

(3) Aracılık edilen sözleşmeyi müvekkilin kısmen veya tamamen yahut öngörüldüğü şekliyle yerine getirmeyeceği kesinleşse bile, acente ücret isteyebilir. Müvekkile yüklenemeyen sebeplerle sözleşmenin yerine getirilemediği hâlde ve ölçüde acentenin ücret hakkı düşer.

3. Ücretin miktarı
MADDE 115

(1) Sözleşmede hüküm yoksa ücretin miktarı, acentenin bulunduğu yerdeki ticari teamüle, teamül de mevcut değilse hâlin gereğine göre o yerdeki asliye ticaret mahkemesince belirlenir.

4. Ücretin ödeme zamanı
MADDE 116

(1) Acentenin hak kazandığı ücretin, doğumu tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ve her hâlde sözleşmenin sona erdiği tarihte ödenmesi gerekir.

(2) Ücret istemi, muacceliyeti ve hesaplanması bakımından önemli olan bütün konular hakkında acente bilgi istediği takdirde müvekkil bu bilgileri vermek zorundadır. Ayrıca acente, ücrete bağlı işlemlere ilişkin defter kayıtlarının suretlerinin de kendisine gönderilmesini müvekkilinden isteyebilir. Müvekkil, defter suretini vermekten kaçınırsa ya da defterlerin doğruluğu ve tamlığı konusunda kuşku duymayı gerektiren haklı nedenler varsa, acente, ticari defter ve belgelerin ilgili kısımlarını ya kendisi inceler ya da bir uzmana inceletebilir. Müvekkil buna izin vermezse sorunu mahkeme duruma en uygun şekilde karara bağlar.

(3) Bu hükümlerin aksinin kararlaştırılması acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir.

II – Olağanüstü giderlerin karşılanması
MADDE 117

(1) Acente, yükümlülüklerini yerine getirmek için yaptıklarından ancak olağanüstü giderlerin ödenmesini isteyebilir.

III – Faiz isteme hakkı
MADDE 118

(1) Avans ve olağanüstü giderler hakkında 20 nci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi hükmü uygulanır.

IV – Hapis hakkı
MADDE 119

(1) Acente, müvekkilindeki bütün alacakları ödeninceye kadar, acentelik sözleşmesi dolayısıyla alıp da gerek kendi elinde gerek özel bir sebebe dayanarak zilyet olmakta devam eden bir üçüncü kişinin elinde bulunan taşınırlar ve kıymetli evrak ile herhangi bir eşyayı temsil eden senet aracılığıyla kullanabildiği mallar üzerinde hapis hakkına sahiptir.

(2) Müvekkile ait mallar acente tarafından sözleşme veya kanun gereği satıldığı takdirde, acente bu malların bedelini ödemekten kaçınabilir.

(3) Müvekkil aciz hâlinde bulunduğu takdirde, acentenin henüz muaccel olmamış alacakları hakkında da birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanır.

(4) Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla, 951 ilâ 953 üncü maddeleri hükümleri saklıdır.

E) Müvekkilin borçları
MADDE 120
(1) Müvekkil, acenteye;

a) Mallarla ilgili belgeleri vermek,

b) Acentelik sözleşmesinin yerine getirilmesi için gerekli olan hususları ve özellikle iş hacminin acentenin normalde bekleyebileceğinden önemli surette düşük olabileceğini bildirmek,

c) Acentenin yaptığı işleri kabul edip etmediğini ya da yerine getirilmediğini uygun bir süre içinde bildirmek,

d) Acentenin istemeye hak kazandığı ücreti ödemek,

e) Ücret, avans ve olağanüstü giderler hakkında 20 nci madde hükümlerine göre faiz ödemek, zorundadır.

(2) Bu maddeye aykırı şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde, geçersizdir.

F) Acentelik sözleşmesinin sona ermesi
I – Sebepleri
MADDE 121

(1) Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir.

(2) Belirli süre için yapılan bir acentelik sözleşmesinin, süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi hâlinde, sözleşme belirsiz süreli hâle gelir.

(3) Müvekkilin veya acentenin iflası, ölümü veya kısıtlanması hâlinde, Türk Borçlar Kanununun 513 üncü maddesi hükmü uygulanır.

(4) Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır.

(5) Müvekkilin veya acentenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası sebebiyle acentelik sözleşmesi sona ererse, işlerin tamamlanması hâlinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına oranlanarak belirlenecek uygun bir tazminat acenteye ya da bu maddede yazılı hâllere göre onun yerine geçenlere verilir.

II – Denkleştirme istemi
MADDE 122

(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;

a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,

b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.

(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.

(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.

(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.

(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.

III – Rekabet yasağı anlaşması
MADDE 123

(1) Acentenin, işletmesine ilişkin faaliyetlerini, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonrası için sınırlandıran anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve anlaşma hükümlerini içeren ve müvekkil tarafından imzalanmış bulunan bir belgenin acenteye verilmesi gerekir. Anlaşma en çok, ilişkinin bitiminden itibaren iki yıllık süre için yapılabilir ve yalnızca acenteye bırakılmış olan bölgeye veya müşteri çevresine ve kurulmasına aracılık ettiği sözleşmelerin taalluk ettiği konulara ilişkin olabilir. Müvekkilin, rekabet sınırlaması dolayısıyla, acenteye uygun bir tazminat ödemesi şarttır.

(2) Müvekkil, sözleşme ilişkisinin sona ermesine kadar, rekabet sınırlamasının uygulanmasından yazılı olarak vazgeçebilir. Bu hâlde müvekkil, vazgeçme beyanından itibaren altı ayın geçmesiyle tazminat ödeme borcundan kurtulur.

(3) Taraflardan biri, diğer tarafın kusurlu davranışı nedeniyle haklı sebeplerle sözleşme ilişkisini feshederse, fesihten itibaren bir ay içinde rekabet sözleşmesiyle bağlı olmadığını diğer tarafa yazılı olarak bildirebilir.

(4) Bu maddeye aykırı şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir.

Acente Hukuku (6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre) / Muhammed Cihan Güvenç

Kadeş Antlaşması

0
Kadeş Antlaşması
Kadeş Antlaşmasının arkeolojik kazılar sonucunda bulunduğu Çorum’un Boğazkale ilçesindeki Hattuşa, UNESCO’nun “Dünya kültür mirası” ve “Dünya belleği” listesindedir.

Kadeş Antlaşması, Milattan Önce 13. yüzyılın iki büyük askeri ve siyasi gücü olan Mısır Krallığı ile Hititler arasında meydana gelen Kadeş Savaşı sonucunda imzalanan dünyanın en eski uluslararası sözleşmesidir. Kadeş, Suriye’nin Humus valiliğine bağlı bölgede Asi Nehri kıyısında antik bir kenttir.

Kadeş Antlaşması, Mısır Firavunu II. Ramses ile Hitit Kralı III. Hattuşili arasında Akad dilince yazılmış, Mısır ve Hitit dillerinde kopyaları yapılmıştır. Dönemin diplomasi dili olan Akadça ile yazılan tabletin kırık tabletin farklı tarihlerde bulunan parçaları birleştirilmek sureti ile antlaşma metninin tamamlanması mümkün olmuştur.

Antlaşmanın kil tabletten kopyası, Hitit İmparatorluğu’nun başkenti olan Hattuşa(Çorum-Boğazköy) antik kentindeki kazılar sonucu 1906 yılında bulunmuştur. Orijinal kopya, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmekte; antlaşmanın büyütülmüş bir kopyası ise New York’taki Birleşmiş Milletler Binasında asılı bulunmaktadır. Antlaşmanın gümüş levhalara kazınmış asıl metinleri henüz bulunamamıştır. 

Kadeş Barış Antlaşması, tarihte diplomatik metinlerin eski örneklerindendir. Antlaşmanın bir kopyası, 1970 yılında, dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil tarafından yapılan Genel Sekreter U Thant’a sunulmuştur. Hattuşa’da bulunan tabletin iki metre boyundaki bakır kopyası, Birleşmiş Milletler’in Newyork’taki genel merkez binasının duvarına asılmıştır.

İlkçağ’da düzenlenen Kadeş Antlaşması ittifak antlaşması türünün de ilk örneğidir. Antlaşma sonucunda Mısır Kralı savaştan önce aldığı yerleri boşaltmış, Kadeş Şehri Hititlere kalmış, bugünkü Suriye toprakları paylaşılmıştır. Savaşan iki taraf birbirlerine saldırmama taahhüdünde bulunmuş, her iki devlet saldırılara karşı birbirlerini savunacaklarına dair güvence vermişlerdir. Tarihçiler, Kadeş Antlaşmasının, doğu’daki Asur tehdidine karşı da yapıldığını ve ticaret yollarını ele geçirmek isteyen Asur Devleti’nin tehditlerine karşı savaşmak yerine ittifak antlaşması imzalandığını ileri sürmüşlerdir.

Kadeş Antlaşması Tableti
Kadeş Antlaşması Metni
Mısır Memleketi Kralı, Büyük Kral, Kahraman Ra-maşe-şa mai Amana’nın Hatti memleketlerinin büyük Kralı Hattuşili ile iyi dostluklarının , kardeşliklerinin ve büyük krallıklarının devamı için yaptıkları antlaşmadır.
Bunlar, Mısır memleketi Büyük Kralı, bütün memleketlerin kahramanı, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral, kahraman Minmua-rea’nın oğlu, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral, kahraman Min-pahirita’rea’nın torunu, Rea-Maşeşta-Mai Amana’nın, Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral, Murşili’nin oğlu, Büyük Kral, Hatti memleketi Kralı, kahraman Şuppiluliuma’nın torunu, Büyük Kral, Hatti memleketi Kralı, kahraman Hattuşili’ye söylediği sözlerdir.
Aramızda daima olarak iyi kardeşlik ve iyi sulh kurdum. Mısır memleketi ile Hatti memleketi arasın-daki münasebetlerde iyi kardeşliğin ve iyi sulhun tesisi için şunları söylüyorum: İşte, Mısır memleketi ile Hatti memleketi arasındaki münasebete gelince, ezelden beri tanrı onlar arasında düşmanlığa müsaade etmediğinden antlaşma ebedidir. Büyük Kral, Mısır memleketi Kralı, Rea-Maşeşa Mai Amana, güneş ve fırtına tanrılarının münasebeti gibi öyle edebi bir münasebet tesis etti ki, o aralarında daima düşmanlık yapmağa mani olur.
Mısır memleketi Kralı, büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana gümüş bir tablet üzerine kardeşlik Hatti memleketi Kralı, büyük Kral Hattuşili ile bugünden itibaren aramızda iyi sulh ve iyi bir kardeşlik tesisi için bir muahede yaptı. O benim kardeşimdir, ben de onun kardeşiyim ve onunla daima sulh halindeyiz. Bize gelince: Bizim kardeşliğimiz ve sulhumuz evvelce Mısır memleketi arasındaki sulh ve kardeşlikten daha iyi olacaktır.
Bak, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşili ile sulh ve kardeşlik halindedir.
Bak, Mısır memleketi Kralı Rea-Maşeşa Mai Amana’nın oğulları Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşili’nin oğulları ile ve kardeşleri ile sulh ve dostluk daimidir. Onlar da bizim gibi kardeş ve sulh ha-lindedir.
Mısır memleketiyle Hatti memleketi arasındaki münasebete gelince: Onlarda bizim gibi daima kardeş-lik ve sulh halindedirler.
Mısır memleketi Kralı, büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana istikbalde her hangi bir şey almak için Hatti memleketine girmeyecektir. Hatti memleketi Kralı, Büyük
Kral Hattuşili de istikbalde herhangi bir şey almak için Mısır memleketine girmeyecektir.
Bak Güneş ve Fırtına tanrılarının Mısır memleketi ile Hatti memleketi için getirmiş oldukları ilahi ni-zam, onlar arasındaki sulh ve kardeşliktir, düşmanlık değildir.
Bak Mısır memleketi Kralı; Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana bugünden itibaren iyi durumu muhafazada sebat edecektir. İşte Mısır memleketi Hatti memleketi ile daimi sulh ve kardeşlik halindedir.
Eğer yabancı bir memlekette bir düşman Hatti memleketine gelirse ve Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşili bana “Ona karşı koymak için bana yardıma gel” diye bir haber gönderirse Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana piyadesini süvarisini gönderecek onu öldürecek, Hatti memleke-ti için ondan intikam alacak.
Eğer Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşili tâbi beylerine kızarsa, onlar ona karşı bir kusurda bu-lunursa Mısır memleketi Kralı Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana’ya haber gönderirse Mısır memleketi Kralı piyadesini ve süvarisini ona gönderir. O kimlere kızmışsa onları imha eder.
Eğer dış memleketlerden yabancı bir düşman Mısır Kralı kardeşin Rea-Maşeşa Mai Amana’ya ve Mısır memleketine karşı gelirse ve onun kardeşi Hatti memleketi Kralı Hattuşili’ye “Ona karşı koymak için bana yardıma gel” diye bir haber gönderirse Hatti memleketi Kralı Hattuşili piyadesini, süvarisini gönderecek ve benim düşmanımı öldürecek.
Eğer Mısır Kralı Rea-Maşeşa Mai Amana tâbi beylerden birine kızarsa, onlar ona karşı birleşirlerse ve ben Hatti Kralı kardeşim Hattuşili’ye “Haydi” dersem Hatti memleketi Büyük Kralı Hattuşili piyadelerini ve harp arabalarını gönderecek, o kimlere kızmışsa onların hepsini mahvedecek.
Bak, Hatti memleketi Kralı Hattuşili’nin oğlu babası Hattuşili’nin bir çok senelerinden sonra Hattuşili’nin yerine Hatti memleketi Kralı olacak. Eğer Hatti memleketinin asilzadeleri ona karşı birleşirler-se Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana piyadelerini ve harp arabalarını Hatti mem-leketinin hatırı için onlardan intikam almak üzere gönderecek. Hatti memleketinin Kralının ülkesinde asa-yişi temin ettikten sonra memleketleri Mısır’a dönecekler.
Eğer bir asilzade Hatti memleketinden kaçarsa böyle bir adam Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea Maşeşa Mai Amana’ya iltica ederse vazifesini yerine getirmek için, ister Hatti memleketi Kralı Hattuşili’ye ait olsun, ister ayrı bir şehre ait olsun, onu yakalayacak ve onu Hatti Kralı, Büyük Kral Hattuşili’ye iade edecektir.
Eğer bir asilzade Mısır memleketi Büyük Kralı Rea-Maşeşa Mai Amana’dan kaçarsa ve böyle birisi Hatti memleketine, Hatti memleketi Kralı Büyük Kral Hattuşili’ye gelirse onu yakalayacak, kardeşi Mısır mem-leketi Kralı Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana’ya iade edecektir.
Eğer bir adam veya iki üç adam Hatti memleketinden kaçarsa, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana’ya gelirse Mısır memleketi Kralı Büyük Kral onları yakalayacak ve kardeşi Hattuşili’ye iade edecek. Mısır Kralı ve Hatti Kralı kardeştirler, bu sebepten onları bu kabahatleri için şiddetle cezalan-dırmasınlar, onların gözlerinden yaş akmasın, bu şahıslardan karıları ve çocuklarından intikam alınmasın.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin girişinde yer alan Turkish Lounge’ta bulunan Kadeş Antlaşması Örneği

Kadeş Antlaşması’nın Kırık Tabletlerden Çevirisi Yapılan Özgün Biçimi

  1.  Yirmi birinci yılın Tybi ayının (beşinci ay) yirmi birinci gününde, Güneşin Onadığı, Güneşin Oğlu, Ramessu-meriamen (2. Ramses), sonsuz yaşam ve sonsuzluk sahibi, Amen-Ra, Harmachu, Memphis’li Ptah, Asheru’lu Maut ve Chensu-Neferhotep aşığı; babası Harmachu gibi sonsuza kadar, faniler arasında, Horus tahtının sahibi Kral Ra-user-ma (2. Ramses) saltanatında.
  2.  İşte o gün bilin ki Majesteleri Ramessu-meriamen kentinde babası Amen-Ra’yı, Ramessu-meriamen Amen’ini, Ramessu-meriamen Ptah’ını, Nut’un en görkemli oğlu Sutech’ı, yatıştırıyordu – tanrılar ona otuz yıl festivallerinin sonsuzluğunu, sonsuz huzur yılları, bütün toprakların, bütün ulusların sonsuza kadar onun ayakları altında boyun eğmesini bahşetsin.
  3.  Bir kraliyet elçisi geldi (burada satırın geri kalanını neredeyse tamamı silinmiştir; muhtemelen, iki kraliyet elçisi geldi, ellerinde gümüş bir tabletle, üzerinde de)
  4.  Kheta (Hitit) Büyük Yöneticisi Kheta-Sira; Güneşin Onadığı, Güneşin Oğlu, Ramessu-meriamen, babası Harmachu gibi sonsuza kadar sonsuz yaşam ve sonsuzluk sahibi Kral Ra-user-ma’ya barış ricası göndermişti. Kheta Büyük Yöneticisi Kheta-Sira’nın Kral’a gönderdiği gümüş plakanın kopyası, eliyle Elçisi
  5.  Tarbishu, ve Elçisi Rames, Güneşin Onadığı, Güneşin Oğlu, Ramessu-meriamen, yöneticilerin Başı, sınırları onun istediği her yer uzanan Majesteleri Ra-user-ma’ya barış rica etmek için; o sözleşme ki onu yapan Icheta Büyük Yöneticisi muhteşem Kheta-Sira, Marasara’nın oğlu,
  6.  Kheta’nın muhteşem Büyük Yöneticisi, Sapalala’nın torunu, Kheta’nın muhteşem Büyük Yöneticisi, gümüş plaka üzerinde, diğer yanda Ra-user-ma, Güneşin Onadığı, büyük, muhteşem  Mısır yöneticisi, büyük, muhteşem Mısır yöneticisi Ramen-ma’nın (1. Seti)  oğlu, Ra-men-Peru’nun (1. Ramses) torunu
  7.  büyük, muhteşem Mısır yöneticisinin: Barış ve kardeşliğin iyi koşulları … sonsuza kadar, ki onlar evvelden sonsuza kadardı. Bu; büyük Mısır yöneticisinin büyük Kheta Prensi’yle bir anlaşmasıydı, sözleşme biçiminde, tanrı aralarında düşmanlığa neden olmasın diye! Şöyle oldu
  8.  Mautenara, yani Kheta’nın Büyük Yöneticisi, ağabeyim, zamanında, ki o savaştı … büyük Mısır yöneticisi ile. Ama şimdiden sonra, hatta tam bu günden itibaren; Kheta Büyük Yöneticisi Kheta-Sira, Güneş tarafından, Suteç tarafından yapılan düzenlemeye bağlı kalmayı kabul eder, Mısır ülkesi hakkında,
  9.  Kheta ülkesi de dahil, aralarında sonsuza kadar hiçbir düşmanlık çıkmamasını sağlamayı. Bilinsin ki, şu ki – Kheta Büyük Yöneticisi Kheta-Sira Güneşin Onadığı, büyük Mısır yöneticisi Ra-user-ma ile bu günden itibaren anlaşmaya varır ki aramızda sonsuza kadar güzel barış ve kardeşlik olacak.
  10.  Benimle kardeşlik edecek, benimle barış içinde olacak, ve ben onunla kardeşlik edeceğim, sonsuza kadar onunla barış içinde olacağım. Bunun olduğu tarih ağabeyim Kheta Büyük Yöneticisi Mautenara zamanında; onun ölümünün ardından, Kheta-Sira oturdu
  11.  babasının tahtına Kheta Büyük Yöneticisi olarak – Bilinsin ki ben büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen ile tamamen aynı görüşteyim; artık bundan önceki barış ve kardeşlikten daha iyisi olacak. Bilinsin ki, ben, Kheta Büyük yöneticisi,
  12.  Mısır büyük yöneticisi Ramessu-meriamen ile iyi barış, iyi kardeşlik içindeyim; Kheta’nın Büyük Yöneticisi’nin çocuklarının çocukları büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’in çocuklarının çocukları ile kardeşlik ve barış içinde olacak. Tıpkı bizim (kardeşlik) anlaşmamız gibi, ve bizim düzenlemelerimiz
  13.   (Mısır ülkesi için yapılan) Kheta ülkesi ile; onlar için de sonsuza kadar barış ve kardeşlik olacak; onların arasında sonsuza kadar düşmanlık olmayacak. Kheta Büyük Yöneticisi oradan herhangi bir şey alıp götürmek için sonsuza kadar Mısır toprağı işgal etmeyecek; büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen de
  14.  oradan herhangi bir şey alıp götürmek için sonsuza kadar Kheta toprağı işgal etmeyecek. Kheta Büyük Yöneticisi Sapalala zamanından olan ittifak anlaşması, ayrıca babam Kheta Büyük Yöneticisi Matenara (Murasara) zamanından olan ittifak anlaşması; eğer ben onu yerine getirirsem, bilinsin ki büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen de onu yerine getirecek
  15.  bizimle birlikte, ikimiz de, bugünden bile itibaren, onu yerine getirecek, ittifak yapısını uygulayacağız. Eğer büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’in topraklarına bir düşman gelirse, ve o da Kheta Büyük Yönetici’ne haber iletip derse ki Gel ve bana ona karşı yardım et, işte o zaman Kheta Büyük Yöneticisi
  16.  … Kheta Büyük Yöneticisi düşmanı yok etmek için; ama eğer ki Kheta Büyük Yöneticisi (kendisi) gelmez ise, piyadelerini ve süvarilerini gönderecek … düşmanını yok etmek için … Ramessu-meriame hiddetini
  17.  … kapıların köleleri, ve ona herhangi bir zarar verdiklerinde, onları yok etmeye gidecek, o zaman Kheta Büyük Yöneticisi birlikte …
  18.  … düşmanlarını yok etmek için yardıma gelmek, eğer gitmek büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’i memnun edecekse, o da …
  19.  … Kheta ülkesine tüm gücüyle dönmek. Ama eğer Kheta Büyük Yöneticisi’nin hizmetkarları onu işgal ederse, yani Ramessu-meriamen…
(Satır 20 ve 21 tabletlerden okunamamaktadır. 
  1.  büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’in topraklarından ve onlar Kheta Büyük Yöneticisi’ne gelince, o zaman Kheta Büyük Yöneticisi onları kabul etmeyecek ve Kheta Büyük Yöneticisi onları Güneş’in onayladığı büyük Mısır yöneticisi Ra-user-ma’ya gönderecek …
  2.  … ve onlar onlardan birine hizmet için Kheta ülkesine gelirse, onlar Kheta ülkesine katılmayacak, onlar büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’e teslim edilecek. Ya da eğer geçiş olursa …
  3.  … Kheta ülkesinden, ve onlar gelirse büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’e, o zaman Güneş’in onayladığı, büyük Mısır yöneticisi Ra-user-ma asla …
  4.  … ve onlar herhangi türden bir hizmet için Mısır ülkesine gelirse, o zaman Güneş’in onayladığı büyük Mısır yöneticisi Ra-user-ma onları sahiplenmeyecek; onların Kheta Büyük Yöneticisi’ne teslim edilmelerini sağlayacak … .
  5.  … gümüş tablet, ilan edilir ki Kheta ülkesinin erkek tanrı (savaşçılar) ve dişi tanrı bin tanrı tarafından, Mısır ülkesinin erkek tanrı ve dişi tanrı bin tanrı ile uyum içinde, ki onlar
  6.  Kheta Tanrısı, A… kenti Suteç’i, Taaranta kenti Suteç’i, Pairaka kenti Suteç’i, Khisasap kenti Suteç’i, Sarasu kenti Suteç’i, Khira(bu) kenti Suteç’i, …
  7.  Sarapaina kenti Suteç’i, Kheta Astarata’sı, Titatkherri tanrısı, Ka… tanrısı
  8.  … kenti tanrıçası … Tain… tanrıçası …, … tanrısı
  9.  Kheta ülkesinin ırmaklarının tepelerinin, Kheta ülkesi tanrıları, Tawatana ülkesi tanrıları, Güneş Amen, Suteç, erkek tanrılar, dişi tanrılar, Mısır ülkesinin tepelerinin, ırmaklarının, … büyük deniz, rüzgarlar, bulutlar. Bu sözler
  10.  ki Kheta ülkesinin ve Mısır ülkesinin gümüşünden tabletin üzerindedir, her kim ki onlara uymazsa, Kheta ülkesinin bin tanrısı, Mısır ülkesinin bin tanrısı ile birlikte, onun yuvasına, ailesine, hizmetkarlarına (karşı) duracaktır. Ama her kim ki gümüş tablet üzerindeki bu sözlere uyarsa, ister Kheta’lı olsun …
  11.  Kheta ülkesinin bin tanrısı, Mısır ülkesinin bin tanrısı ile birlikte, sağlık verecek, yaşam verecek onun (ailesine) ve … kendisine hizmetkarları ile birlikte. Eğer ki geçerse (Mısır ülkesinden) bir adam, ya da iki, ya da üç (ve giderse Kheta ülkesine, o zaman Kheta Büyük Yöneticisi sağlayacak) onların Güneş’in Onadığı büyük Mısır yöneticisi Ra-user-ma’ya teslim edilmesini, ama her kim ki büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’e verilirse,
  12.  o zaman cürümü kullanılmayacak … kendisine, karılarına, çocuklarına karşı … Eğer ki geçerse Kheta ülkesinden bir adam, ya da iki, ya da üç, ve gelirse Güneş’in Onadığı,
  13.  büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’e büyük Mısır yöneticisi yakalayıp (onların sağlayacak) Kheta Büyük Yöneticisi’ne teslim edilmelerini (ama her kim ki teslim edilecek) kendisi, karıları, çocukları, ayrıca ölüme mahkum edilmeyecek, ayrıca asla (acı çekmeyecek?)
  14.  gözlerinden, ağzından, ayaklarından, ayrıca cürümü ona karşı kullanılmayacak. Bu gümüş tabletin ön yüzünde yer alan figür Suteç’in figürüdür … gökyüzünün büyük yöneticisi Suteç, Anlaşma’nın takipçisi, ki onu yapan büyük yönetici Kheta-Sira
  15.  Kheta’dan …
38     .…

Belediye Kanunu

0
Belediye Kanunu
Belediye Kanunu

Belediye Kanunu, 5393 Kanun Numarasıyla 03.07.2005 tarihinde kabul edilmiş ve Resmi Gazetenin 13.07.2005 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanun, 7.12.2004 tarihli ve 5272 sayılı belediye kanununu yürürlükten kaldırmıştır. Kanun, yürürlüğe girdikten sonra çeşitli kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle değişiklikler yapılmış, bazı hükümleri ise Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.

5393 Sayılı Belediye Kanunu

BİRİNCİ KISIM

Genel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Tanımlar
Amaç

Madde 1- Bu Kanunun amacı, belediyenin kuruluşunu, organlarını, yönetimini, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usûl ve esaslarını düzenlemektir.

Belediye Kanunu ve Büyükşehir Belediye Kanunu – Sadettin Doğanyiğit
Kapsam

Madde 2- Bu Kanun belediyeleri kapsar.

Tanımlar

Madde 3- Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Belediye: Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisini,

b) Belediyenin organları: Belediye meclisini, belediye encümenini ve belediye başkanını,

c) Belde: Belediyesi bulunan yerleşim yerini,

d) Mahalle: Belediye sınırları içinde, ihtiyaç ve öncelikleri benzer özellikler gösteren ve sakinleri arasında komşuluk ilişkisi bulunan idarî birimi, İfade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Belediyenin Kuruluşu ve Sınırları
Kuruluş

Madde 4- Nüfusu 5.000 ve üzerinde olan yerleşim birimlerinde belediye kurulabilir. İl ve ilçe merkezlerinde belediye kurulması zorunludur.

İçme ve kullanma suyu havzaları ile sit ve diğer koruma alanlarında ve meskûn sahası kurulu bir belediyenin sınırlarına 5.000 metreden daha yakın olan yerleşim yerlerinde belediye kurulamaz.

Köylerin veya muhtelif köy kısımlarının birleşerek belediye kurabilmeleri için meskûn sahalarının, merkez kabul edilecek yerleşim yerinin meskûn sahasına azami 5.000 metre mesafede bulunması ve nüfusları toplamının 5.000 ve üzerinde olması gerekir.

Bir veya birden fazla köyün köy ihtiyar meclisinin kararı veya seçmenlerinin en az yarısından bir fazlasının mahallin en büyük mülkî idare amirine yazılı başvurusu ya da valinin kendiliğinden buna gerek görmesi durumunda, valinin bildirimi üzerine, mahallî seçim kurulları, onbeş gün içinde köyde veya köy kısımlarında kayıtlı seçmenlerin oylarını alır ve sonucu bir tutanakla valiliğe bildirir.

İşlem dosyası valinin görüşüyle birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir. Cumhurbaşkanı kararı ile o yerde belediye kurulur.

Yeni iskân nedeniyle oluşturulan ve nüfusu 5.000 ve üzerinde olan herhangi bir yerleşim yerinde, Cumhurbaşkanı kararı ile belediye kurulabilir.

Sınırların tespiti

Madde 5- Yeni kurulan bir belediyenin sınırları, kuruluşu izleyen altı ay içinde aşağıdaki şekilde tespit edilir:

a) Eskiden beri o yerleşim yerine ait sayılan tarla, bağ, bahçe, çayır, mera, otlak, yaylak, zeytinlik, palamutluk, fundalık gibi yerler ile kumsal ve plajlar belediye sınırı içine alınır.

b) Belediye sınırlarını dere, tepe, yol gibi belirli ve sabit noktalardan geçirmek esastır. Bunun mümkün olmaması durumunda, sınır düz olarak çizilir ve işaretlerle belirtilir.

c) Belediyenin sınırları içinde kalan ve eskiden beri komşu belde veya köy halkı tarafından yararlanılan yayla, çayır, mera, koru, kaynak ve mesirelik gibi yerlerden geleneksel yararlanma hakları devam eder. Bu haklar için sınır kağıdına şerh konulur.

d) Çizilen sınırların geçtiği yerlerin bilinen adları sınır kağıdına yazılır. Ayrıca yetkili fen elemanı tarafından düzenlenen kroki sınır tespit tutanağına eklenir.

Sınırların kesinleşmesi

Madde 6- Belediye sınırları, belediye meclisinin kararı ve kaymakamın görüşü üzerine valinin onayı ile kesinleşir.

Kesinleşen sınırlar, valilikçe yerinde uygulanmak suretiyle taraflara gösterilir ve durum bir tutanakla belirlenir. Kesinleşen sınır kararları ile dayanağı olan belgelerin birer örneği; belediyesine, mahalli tapu dairesine, il özel idaresine ve o yerin mülki idare amirine gönderilir. Kesinleşen sınırlar zorunlu nedenler olmadıkça beş yıl süre ile değiştirilemez.

Sınır uyuşmazlıklarının çözümü

Madde 7- Bir il dahilindeki beldeler veya köyler arasında sınır uyuşmazlığı çıkması halinde ilgili belediye meclisi ve köy ihtiyar meclisi ile kaymakamın görüşleri otuz gün sür verilerek istenir. Vali, bu görüşleri değerlendirerek sınır uyuşmazlığını karara bağlar. Büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin sınır değişikliklerinde büyükşehir belediye meclisinin de görüşü alınır.

İl ve ilçe sınırlarının değiştirilmesini gerektirecek sınır uyuşmazlıklarında 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu hükümleri uygulanır.

Birleşme ve katılma

Madde 8- Belde, köy veya bunların bazı kısımlarının bir başka beldeye katılabilmesi için bu yerlerin meskûn sahalarının katılınacak beldenin meskûn sahasına uzaklığı 5.000 metreden fazla olamaz.

Bir belde veya köyün veya bunların bazı kısımlarının meskûn sahasının, komşu bir beldenin meskûn sahası ile birleşmesi veya bu sahalar arasındaki mesafenin 5.000 metrenin altına düşmesi ve buralarda oturan seçmenlerin yarısından bir fazlasının komşu beldeye katılmak için başvurması hâlinde, katılınacak belde sakinlerinin oylarına başvurulmaksızın, katılmak isteyen köy veya belde veya bunların kısımlarında başvuruya ilişkin oylama yapılır. Oylama sonucunun olumlu olması hâlinde başvuruya ait evrak, valilik tarafından katılınacak belediyeye gönderilir.

Belediye meclisi evrakın gelişinden itibaren otuz gün içinde başvuru hakkındaki kararını verir. Belediye meclisinin uygun görmesi hâlinde katılım gerçekleşir. Büyükşehirlerde birleşme ve katılma işlemleri, katılınacak ilçe veya ilk kademe belediye meclisinin görüşü üzerine, büyükşehir belediye meclisinde karara bağlanır. Katılma sonrası oluşacak yeni sınır hakkında, 6 ncı maddeye göre işlem yapılır ve sonuç Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bildirilir.

Bir beldenin bazı kısımlarının komşu bir beldeye katılmasında veya yeni bir belde ya da köy kurulmasında, beldenin nüfusunun 5.000’den aşağı düşmemesi gerekir. Büyükşehir belediyesi bulunan yerlerde ayrılma yoluyla yeni bir belde kurulması için belde nüfusunun 100.000’den aşağı düşmemesi ve yeni kurulacak beldenin nüfusunun 20.000’den
az olmaması şarttır.

Bu madde uyarınca gerçekleşen katılmalarda, katılınan belde ile bazı kısımları veya tümü katılan köy veya belde arasında; taşınır ve taşınmaz mal, hak, alacak ve borçların devri ve paylaşımı, aralarında düzenlenecek protokolle belirlenir.

Birleşme ve katılma işlemlerinde bu maddede düzenlenmeyen hususlarda 4 üncü madde hükmüne göre işlem yapılır.

Mahalle ve yönetimi

Madde 9- Mahalle, muhtar ve ihtiyar heyeti tarafından yönetilir.

Belediye sınırları içinde mahalle kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi, bölünmesi, adlarıyla sınırlarının tespiti ve değiştirilmesi, belediye meclisinin kararı ve kaymakamın görüşü üzerine valinin onayı ile olur.

Muhtar, mahalle sakinlerinin gönüllü katılımıyla ortak ihtiyaçları belirlemek, mahallenin yaşam kalitesini geliştirmek, belediye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilişkilerini yürütmek, mahalle ile ilgili konularda görüş bildirmek, diğer kurumlarla iş birliği yapmak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yapmakla yükümlüdür. (Ek cümle: 12/11/2012-6360/15 md.)

Belediye sınırları içinde nüfusu 500’ün altında mahalle kurulamaz.

Belediye, mahallenin ve muhtarlığın ihtiyaçlarının karşılanması ve sorunlarının çözümü için bütçe imkânları ölçüsünde gerekli ayni yardım ve desteği sağlar; kararlarında mahallelinin ortak isteklerini göz önünde bulundurur ve hizmetlerin mahallenin ihtiyaçlarına uygun biçimde yürütülmesini sağlamaya çalışır.

Belde adının değiştirilmesi

Madde 10- Bir beldenin adı, belediye meclisi üye tam sayısının en az dörtte üç çoğunluğunun kararı ve valinin görüşü üzerine İçişleri Bakanlığının onayı ile değiştirilir. Bu karar Resmî Gazetede yayımlanır. Beldenin adının değişmesi ile belediyenin adı da değişmiş sayılır.

Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi

Madde 11- Meskûn sahası, bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000 ve üzerinde olan bir belediyenin sınırına, 5.000 metreden daha yakın duruma gelen belediye ve köylerin tüzel kişiliği; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda, Cumhurbaşkanı kararı ile kaldırılarak bu belediyeye katılır. Tüzel kişiliği kaldırılan belediyenin mahalleleri, katıldıkları belediyenin mahalleleri hâline gelir. Tüzel kişiliği kaldırılan belediye ile köylerin taşınır ve taşınmaz mal, hak, alacak ve borçları katıldıkları belediyeye intikal eder.(1)

Nüfusu 2.000’in altına düşen belediyeler, Cumhurbaşkanı kararı ile köye dönüştürülür. Tüzel kişiliği kaldırılan belediyenin tasfiyesi il özel idaresi tarafından yapılır. Bu belediyenin taşınır ve taşınmaz malları ile hak, alacak ve borçları ilgili köy tüzel kişiliğine intikal eder. İntikal eden borçların karşılanamayan kısımları il özel idaresi tarafından üstlenilir ve vali tarafından İller Bankasına bildirilir. İller Bankası bu miktarı, takip eden ayın genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamının belediyelere ayrılan kısmından keserek ilgili il özel idaresi hesabına aktarır.(1)

(Ek fıkra: 6/3/2008-5747/3 md.) Tüzel kişiliği kaldırılan belediyelerin bulunduğu yerleşim birimlerinde, hizmetlerin aksamadan yürütülmesi amacıyla, ilgili belediye veya büyükşehir belediyesi ve köye dönüşen yerlerde il özel idaresi veya köylere hizmet götürme birlikleri tarafından içme suyu, kanalizasyon, temizlik, çöp toplama, ulaşım, itfaiye ve diğer hizmetlerin yürütülmesi için gerekli tedbirler alınır ve ihtiyaç durumuna göre bu hizmetleri yürütmek üzere hizmet birimleri kurulabilir. Büyükşehir belediye sınırları içinde açılacak hizmet birimlerini yönetmek üzere, büyükşehir belediye meclis üyeleri veya diğer belediye personeli arasından görevlendirme yapılabilir. Mahalli hizmetlerin aksamadan yürütülmesi için vali veya kaymakamlar ilgili kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlar ve gerekli tedbirleri alır.

Kararlarının uygulanması ve nüfus

Madde 12- 4, 6, 7, 8 ve 9 uncu maddelerde belirtilen kararlar kesinleşme tarihini takip eden yılın ocak ayının birinci gününden itibaren yürürlüğe girer. 4 üncü maddeye göre belediye kurulan yerlerde 2972 sayılı Mahallî İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanunun 29 uncu maddesine göre seçim yapılır.

8 inci maddede geçen birleşme ve katılmalara, 9 uncu maddede geçen mahalle kaldırılmasına, 11 inci maddede geçen belediye ve köy tüzel kişiliğinin kaldırılmasına veya bir beldenin köye dönüştürülmesine dair kararlar ilk mahallî idareler seçimlerinde uygulanır ve seçimler bu yerlerin yeni durumlarına göre yapılır.

(Ek fıkra: 6/3/2007-5594/2 md.) Birleşme, katılma veya tüzel kişiliğin kaldırılması sonucu tüzel kişiliği ilk mahallî idare seçimlerine kadar devam edecek olan belediye ve köylerde, birleşme ve katılma işleminin gerçekleşmesi veya Cumhurbaşkanı kararının yayımlandığı tarihten itibaren yeni nazım ve uygulama planı yapılmaz; mevcut planlarda yapılması gereken zorunlu değişiklik ve her türlü imar uygulaması katılınacak belediyenin uygun görüşü alınarak yapılır. Uygun görüş verilmeyen plan değişiklikleri yapılamaz.

(Ek fıkra: 6/3/2007-5594/2 md.) Tüzel kişiliği sona erecek belediye ve köylerin taşınmazlarının satılması ile vadesi tüzel kişiliğin sona ereceği tarihi aşan borçlanma yapılması Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayına tabidir.

(Ek fıkra: 6/3/2007-5594/2 md.) Belediye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmesi konusunda, 68 inci maddenin (d) bendinde öngörülen sınırlamaya bağlı olmaksızın Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayı ile borçlanma yapabilir. Bu amaçla yapılan borçlanmalar ihbar ve kıdem tazminatı dışında hiçbir gider için kullanılamaz.

Bu Kanunda öngörülen nüfus büyüklüğü için Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığınca bildirilen nüfus esas alınır.

(Ek fıkra: 12/11/2012-6360/16 md.) Mevzuatla orman köyleri ve orman köylüsüne tanınan hak, sorumluluk ve imtiyazlar orman köyü iken mahalleye dönüşen yerler için devam eder.

(Ek cümle: 20/2/2014-6525/28 md.) Bu hüküm, belde iken sakinleri orman köylüsüne tanınan hak, sorumluluk ve imtiyazlardan yararlanan mahalleye dönüştürülen beldeler için de geçerlidir. Bir belediyeye katılarak mahalleye dönüşen köy, köy bağlısı ve belediyelerce kullanılan mera, yaylak, kışlak gibi yerlerden bu mahalle sakinleri ve varsa diğer hak sahipleri 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu hükümleri çerçevesinde yararlanmaya devam eder.

Hemşehri hukuku

Madde 13- Herkes ikamet ettiği beldenin hemşehrisidir. Hemşehrilerin, belediye karar ve hizmetlerine katılma, belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve belediye idaresinin yardımlarından yararlanma hakları vardır. Yardımların insan onurunu zedelemeyecek koşullarda sunulması zorunludur.

Belediye, hemşehriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması konusunda gerekli çalışmaları yapar. Bu çalışmalarda üniversitelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, sivil toplum kuruluşları ve uzman kişilerin katılımını sağlayacak önlemler alınır.

Belediye sınırları içinde oturan, bulunan veya ilişiği olan her şahıs, belediyenin kanunlara dayanan kararlarına, emirlerine ve duyurularına uymakla ve belediye vergi, resim, harç, katkı ve katılma paylarını ödemekle yükümlüdür.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Belediyenin Görev, Yetki ve Sorumlulukları
Belediyenin görev ve sorumlulukları

Madde 14- Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;

a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75 inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi e ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır. (Mülga son cümle: 12/11/2012-
6360/17 md.) (…) (Ek cümleler: 12/11/2012-6360/17 md.) Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100.000’in üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için konukevleri açmak zorundadır. Diğer belediyeler de mali durumları ve hizmet önceliklerini değerlendirerek kadınlar ve çocuklar için konukevleri açabilirler.

b) (…)(2) Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir; sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir; mabetlerin yapımı, bakımı, onarımını yapabilir; kültür ve tabiat varlıkları ile tarihî dokunun ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânların ve işlevlerinin korunmasını sağlayabilir; bu amaçla bakım ve onarımını yapabilir, korunması mümkün olmayanları aslına uygun olarak yeniden inşa edebilir. (Değişik ikinci cümle: 12/11/2012-6360/17 md.) Gerektiğinde, sporu teşvik etmek amacıyla gençlere spor malzemesi verir, amatör spor kulüplerine ayni ve nakdî yardım yapar ve gerekli desteği sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan öğrencilere, sporculara, teknik yöneticilere ve antrenörlere belediye meclisi kararıyla ödül verebilir. Gıda bankacılığı yapabilir.

(Ek fıkra: 12/11/2012-6360/17 md.; Değişik: 12/7/2013-6495/100 md.) Belediyelerin birinci fıkranın (b) bendi uyarınca, sporu teşvik etmek amacıyla yapacakları nakdi yardım, bir önceki yıl genel bütçe vergi gelirlerinden belediyeleri için tahakkuk eden miktarın; büyükşehir belediyeleri için binde yedisini, diğer belediyeler için binde on ikisini geçemez. (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 24/1/2007 tarihli ve E. 2005/95, K. 2007/5 sayılı Kararı ile. )

Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası, belediyenin malî durumu ve hizmetin ivediliği dikkate alınarak belirlenir.
Belediye hizmetleri, vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur. Hizmet sunumunda engelli, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır.

Belediyenin görev, sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsar. Belediye meclisinin kararı ile mücavir alanlara da belediye hizmetleri götürülebilir. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu hükümleri saklıdır.

(Ek fıkra: 1/7/2006-5538/29 md.) Sivil hava ulaşımına açık havaalanları ile bu havaalanları bünyesinde yer alan tüm tesisler bu Kanunun kapsamı dışındadır.

Belediyenin yetkileri ve imtiyazları
Madde 15- Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır:

a) Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak.

b) Kanunların belediyeye verdiği yetki çerçevesinde yönetmelik çıkarmak, belediye yasakları koymak ve uygulamak, kanunlarda belirtilen cezaları vermek.

c) Gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetleri ile ilgili olarak kanunlarda belirtilen izin veya ruhsatı vermek.

d) Özel kanunları gereğince belediyeye ait vergi, resim, harç, katkı ve katılma paylarının tarh, tahakkuk ve tahsilini yapmak; vergi, resim ve harç dışındaki özel hukuk hükümlerine göre tahsili gereken doğal gaz, su, atık su ve hizmet karşılığı alacakların tahsilini yapmak veya yaptırmak.

e) Müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek.

f) Toplu taşıma yapmak; bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dâhil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek.

g) Katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanımı, ortadan kaldırılması ve depolanması ile ilgili bütün hizmetleri yapmak ve yaptırmak.

h) Mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesis etmek.

i) Borç almak, bağış kabul etmek.

j) Toptancı ve perakendeci hâlleri, otobüs terminali, fuar alanı, mezbaha, ilgili mevzuata göre yat limanı ve iskele kurmak, kurdurmak, işletmek, işlettirmek veya bu yerlerin gerçek ve tüzel kişilerce açılmasına izin vermek.

k) Vergi, resim ve harçlar dışında kalan dava konusu uyuşmazlıkların anlaşmayla tasfiyesine karar vermek.

l) Gayrisıhhî müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ruhsatlandırmak ve denetlemek.

m) Beldede ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi ve kayıt altına alınması amacıyla izinsiz satış yapan seyyar satıcıları faaliyetten men etmek, izinsiz satış yapan seyyar satıcıların faaliyetten men edilmesi sonucu, cezası ödenmeyerek iki gün içinde geri alınmayan gıda maddelerini gıda bankalarına, cezası ödenmeyerek otuz gün içinde geri alınmayan gıda dışı
malları yoksullara vermek.

n) Reklam panoları ve tanıtıcı tabelalar konusunda standartlar getirmek.

o) Gayrisıhhî işyerlerini, eğlence yerlerini, halk sağlığına ve çevreye etkisi olan diğer işyerlerini kentin belirli yerlerinde toplamak; hafriyat toprağı ve moloz döküm alanlarını; sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) depolama sahalarını; inşaat malzemeleri, odun, kömür ve hurda depolama alanları ve satış yerlerini belirlemek; bu alan ve yerler ile taşımalarda çevre kirliliği oluşmaması için gereken tedbirleri almak.

p) Kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek

r) (Ek: 12/11/2012-6360/18 md.) Belediye mücavir alan sınırları içerisinde 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve ilgili diğer mevzuata göre kuruluş izni verilen alanda tesis edilecek elektronik haberleşme istasyonlarına kent ve yapı estetiği ile elektronik haberleşme hizmetinin gerekleri dikkate alınarak ücret karşılığında yer seçim belgesi vermek,

s) (Ek: 4/4/2015-6645/84 md.) Belediye sınırları içerisinde, yapı ruhsatı veya yapı kullanma izni hangi idare tarafından verilmiş olursa olsun, hizmete sunulacak olan asansörlerin tescilini yapmak, ilgili teknik mevzuat çerçevesinde yıllık periyodik kontrollerini yapmak ya da yetkilendirilmiş muayene kuruluşları aracılığıyla yaptırmak, gerekli hâllerde asansörleri hizmet dışı bırakmak.

(Ek fıkra: 4/4/2015-6645/84 md.) (s) bendi uyarınca asansörlerin yıllık periyodik kontrolünü yapacak belediyeler ile yetkilendirilmiş muayene kuruluşlarının sahip olması gereken şartlar, yıllık periyodik kontrol esasları ile yıllık periyodik kontrol ücretleri Türkiye Belediyeler Birliği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve Türk Standardları Enstitüsü temsilcilerinin de yer alacağı bir komisyon tarafından belirlenir. Konuya ilişkin düzenlemeler, komisyon kararları doğrultusunda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yapılır.

(Ek fıkra: 12/11/2012-6360/18 md.) (r) bendine göre verilecek yer seçim belgesi karşılığında alınacak ücret Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca belirlenir. Ücreti yatırılmasına rağmen yirmi gün içerisinde verilmeyen yer seçim belgesi verilmiş sayılır. Büyükşehir sınırları içerisinde yer seçim belgesi vermeye ve ücretini almaya büyükşehir belediyeleri yetkilidir.

(l) bendinde belirtilen gayrisıhhî müesseselerden birinci sınıf olanların ruhsatlandırılması ve denetlenmesi, büyükşehir ve il merkez belediyeleri dışındaki yerlerde il özel idaresi tarafından yapılır. Belediye, (e), (f) ve (g) bentlerinde belirtilen hizmetleri Danıştayın görüşü ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kararıyla süresi kırkdokuz yılı geçmemek üzere imtiyaz yoluyla devredebilir; toplu taşıma hizmetlerini imtiyaz veya tekel oluşturmayacak şekilde ruhsat vermek suretiyle yerine getirebileceği gibi toplu taşıma hatlarını kiraya verme veya 67 nci maddedeki esaslara göre hizmet satın alma yoluyla yerine getirebilir.

İl sınırları içinde büyükşehir belediyeleri, belediye ve mücavir alan sınırları içinde il belediyeleri ile nüfusu 10.000’i geçen belediyeler, meclis kararıyla; turizm, sağlık, sanayi ve ticaret yatırımlarının ve eğitim kurumlarının su, termal su, kanalizasyon, doğal gaz, yol ve aydınlatma gibi alt yapı çalışmalarını faiz almaksızın on yıla kadar geri ödemeli veya ücretsiz olarak yapabilir veya yaptırabilir, bunun karşılığında yapılan tesislere ortak olabilir; sağlık, eğitim, sosyal hizmet ve turizmi geliştirecek projelere Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayı ile ücretsiz veya düşük bir bedelle amacı dışında kullanılmamak kaydıyla taşınmaz tahsis edebilir. (Ek cümle: 12/11/2012-6360/18 md.) Belediye ve bağlı idareler, meclis kararıyla mabetlere, eğitim kurumlarına, yurtlara, okul pansiyonlarına ve hastanelere indirimli bedelle ya da ücretsiz olarak içme ve kullanma suyu verebilirler.

Belediye, belde sakinlerinin belediye hizmetleriyle ilgili görüş ve düşüncelerini tespit etmek amacıyla kamuoyu yoklaması ve araştırması yapabilir.

Belediye mallarına karşı suç işleyenler Devlet malına karşı suç işlemiş sayılır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi hükümleri belediye taşınmazları hakkında da uygulanır.

Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez.

(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/121 md.) İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir (…)

. On gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi durumunda yapılacak haciz işlemi, alacak miktarını aşacak (…) şekilde yapılamaz.

Belediyeye tanınan muafiyet

Madde 16- Belediyenin kamu hizmetine ayrılan veya kamunun yararlanmasına açık, gelir getirmeyen taşınmazları ile bunların inşa ve kullanımları katma değer vergisi ile özel tüketim vergisi hariç her türlü vergi, resim, harç, katılma ve katkı paylarından muaftır.

İKİNCİ KISIM

Belediyenin Organları
BİRİNCİ BÖLÜM
Belediye Meclisi
Belediye meclisi

Madde 17- Belediye meclisi, belediyenin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usûllere göre seçilmiş üyelerden oluşur.

Meclisin görev ve yetkileri

Madde 18- Belediye meclisinin görev ve yetkileri şunlardır:

a) Stratejik plân ile yatırım ve çalışma programlarını, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini görüşmek ve kabul etmek.

b) Bütçe ve kesinhesabı kabul etmek, bütçede kurumsal kodlama yapılan birimler ile fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyleri arasında aktarma yapmak.

c) Belediyenin imar plânlarını görüşmek ve onaylamak, büyükşehir ve il belediyelerinde il çevre düzeni plânını kabul etmek. (Ek cümle: 1/7/2006-5538/29 md.) Belediye sınırları il sınırı olan Büyükşehir Belediyelerinde il çevre düzeni planı ilgili Büyükşehir Belediyeleri tarafından yapılır veya yaptırılır ve doğrudan Belediye Meclisi tarafından onaylanır.

d) Borçlanmaya karar vermek.

e) Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması hâlinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek.

f) Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek.

g) Şartlı bağışları kabul etmek.

h) Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beşbin YTL’den fazla dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarını sulh ile tasfiyeye, kabul ve feragate karar vermek.

i) Bütçe içi işletme ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa tâbi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermek.

j) Belediye adına imtiyaz verilmesine ve belediye yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına; belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek.

k) Meclis başkanlık divanını ve encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları üyelerini seçmek.

l) Norm kadro çerçevesinde belediyenin ve bağlı kuruluşlarının kadrolarının ihdas, iptal ve değiştirilmesine karar vermek.
m) Belediye tarafından çıkarılacak yönetmelikleri kabul etmek.

n) Meydan, cadde, sokak, park, tesis ve benzerlerine ad vermek; mahalle kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi, adlarıyla sınırlarının tespiti ve değiştirilmesine karar vermek; beldeyi tanıtıcı amblem, flama ve benzerlerini kabul etmek.

o) Diğer mahallî idarelerle birlik kurulmasına, kurulmuş birliklere katılmaya veya ayrılmaya karar vermek.

p) Yurt içindeki ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının izniyle yurt dışındaki belediyeler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı iş birliği yapılmasına; kardeş kent ilişkileri kurulmasına; ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla kültür, sanat ve spor gibi alanlarda faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesine; bu çerçevede arsa, bina ve benzeri tesisleri yapma, yaptırma, kiralama veya tahsis etmeye karar vermek.

r) Fahrî hemşehrilik payesi ve beratı vermek.

s) Belediye başkanıyla encümen arasındaki anlaşmazlıkları karara bağlamak.

t) Mücavir alanlara belediye hizmetlerinin götürülmesine karar vermek.

u) İmar plânlarına uygun şekilde hazırlanmış belediye imar programlarını görüşerek kabul etmek.

Başkanlık divanı

Madde 19- Belediye meclisi, seçim sonuçlarının ilânını takip eden beşinci gün belediye başkanının başkanlığında kendiliğinden toplanır. Meclis bu toplantıda, üyeleri arasından, gizli oyla meclis birinci ve ikinci başkan vekili ile en az iki kâtip üyeyi ilk iki yıl için görev yapmak üzere seçer. İlk iki yıldan sonra seçilecek başkanlık divanı yapılacak ilk mahallî idareler seçimlerine kadar görev yapar.

Başkanlık divanı seçimi üç gün içinde tamamlanır.

Meclise belediye başkanı, katılamaması durumunda meclis birinci başkan vekili, onun da katılamaması durumunda ikinci başkan vekili başkanlık eder. Ancak yıllık faaliyet raporunun görüşüldüğü meclis toplantısı meclis başkan vekilinin başkanlığında yapılır.

Başkanlık divanında boşalma olması durumunda kalan süreyi tamamlamak üzere yenisi seçilir. Meclis başkanı, meclis çalışmalarında düzeni sağlamakla yükümlüdür.

Meclisin çalışması ve katılıma ilişkin esas ve usûller Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Meclis toplantısı

Madde 20- Belediye meclisi, her ayın ilk haftası, önceden kararlaştırdığı günde toplanır.

Meclis, resmî tatile rastlayan günlerde çalışmasına ara verebilir. Belediye meclisi her yıl bir ay tatil kararı alabilir.

Bütçe görüşmesine rastlayan toplantı süresi en çok yirmi gün, diğer toplantıların süresi en çok beş gündür.

Mutat toplantı yeri dışında toplanılmasının zorunlu olduğu durumda üyelere önceden bilgi vermek kaydıyla meclis başkanının belediye sınırları içerisinde belirlediği yerde toplantı yapılır. Ayrıca, toplantının yeri ve zamanı mutat usûllerle belde halkına duyurulur.

Meclis toplantıları açıktır. Meclis başkanının veya üyelerden herhangi birinin gerekçeli önerisi üzerine, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kapalı oturum yapılmasına karar verilebilir.

Meclis görüşmeleri görevlilerce tutanağa geçirilir, başkan ve kâtip üyeler tarafından imzalanır. Toplantılar, meclisin kararıyla sesli ve görüntülü cihazlarla da kaydedilebilir.

(Ek Fıkra: 30/5/2007-5675/3 md.) Belediye başkanı, acil durumlarda lüzum görmesi halinde belediye meclisini bir yılda üç defadan fazla olmamak ve her toplantı bir birleşimi geçmemek üzere toplantıya çağırır. Olağanüstü toplantı çağrısı ve gündem en az üç gün önceden meclis üyelerine yazılı olarak duyurulur ve ayrıca mutat usûllerle ilan edilir. Olağanüstü toplantılarda çağrıyı gerektiren konuların dışında hiçbir konu görüşülemez.

Gündem

Madde 21- Her ayın ilk günündeki belediye meclis gündemi belediye başkanı tarafından belirlenerek en az üç gün önceden üyelere bildirilir ve çeşitli yöntemlerle halka duyurulur.

Her ayın ilk toplantısında belediye başkanı ve meclis üyeleri belediyeye ait işlerle ilgili konuların gündeme alınmasını önerebilir. Öneri, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kabul edildiği takdirde gündeme alınır.

İmar konuları ile yıllık bütçe dışında kalan gündemdeki diğer konular ile üyelerin teklifleri; toplantıya katılanların salt çoğunluğunun kabulü hâlinde komisyonlara havale edilmeksizin belediye meclisince görüşülerek karara bağlanabilir.

Toplantı ve karar yeter sayısı

Madde 22- Belediye meclisi, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve katılanların salt çoğunluğuyla karar verir. Ancak, karar yeter sayısı, üye tam sayısının dörtte birinden az olamaz. Oylamada eşitlik çıkması durumunda meclis başkanının bulunduğu taraf çoğunluk sayılır. Gizli oylamalarda eşitlik çıkması durumunda oylama tekrarlanır, eşitliğin bozulmaması durumunda meclis başkanı tarafından kur’a çekilir.

Meclisin toplanmasında, üye tam sayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde başkan, gün ve saatini tespit ederek en geç üç gün içinde toplanmak üzere meclisi tatil eder. Gelecek toplantı, üye tam sayısının dörtte birinden az olmayan üye sayısı ile yapılır.

Görüşmeler sırasında başkan veya üyelerden birinin talebi üzerine yapılacak yoklamada karar yeter sayısının bulunmadığı anlaşılırsa, ikinci fıkradaki hükümler uygulanır.

Üyeler oylarını bizzat kullanır. Gizli oy kullanmaya fiziki bakımdan engelli üyeler, tayin edecekleri kişi eliyle oy kullanabilirler.

Oylama gizli, işaretle veya ad okunarak yapılır. Oy verme kabul, ret veya çekimser şeklinde olur.

Kararlar, meclis başkanı ve katip üyeler tarafından imzalanır ve bir sonraki toplantıda üyelere dağıtılır.

Meclis kararlarının kesinleşmesi

Madde 23- Belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını, gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere beş gün içinde meclise iade edebilir.

Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir.

Belediye başkanı, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine on gün içinde idari yargıya başvurabilir.

Kararlar kesinleştiği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde mahallin en büyük mülkî idare amirine gönderilir. Mülkî idare amirine gönderilmeyen kararlar yürürlüğe girmez. (İptal beşinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 4/2/2010 tarihli ve E.: 2008/27, K.: 2010/9 sayılı Kararı ile.)

Kesinleşen meclis kararlarının özetleri yedi gün içinde uygun araçlarla halka duyurulur.

İhtisas komisyonları

Madde 24- Belediye meclisi, üyeleri arasından en az üç en fazla beş kişiden oluşan ihtisas komisyonları kurabilir. Komisyonların bir yılı geçmemek üzere ne kadar süre için kurulacağı aynı meclis kararında belirtilir.

İhtisas komisyonları, her siyasî parti grubunun ve bağımsız üyelerin meclisteki üye sayısının meclis üye tam sayısına oranlanması suretiyle oluşturulur. İl ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000’in üzerindeki belediyelerde plân ve bütçe ile imar komisyonlarının kurulması zorunludur.

Meclis toplantısını müteakip imar komisyonu en fazla on iş günü, diğer komisyonlar ise beş iş günü içinde kendilerine havale edilen işleri sonuçlandırır. Komisyonlar kendilerine havale edilen işlerle ilgili raporlarını bu sürenin sonunda meclise sunmadıkları takdirde, konu meclis başkanı tarafından doğrudan gündeme alınır.

İhtisas komisyonlarının görev alanına giren işler bu komisyonlarda görüşüldükten sonra belediye meclisinde karara bağlanır.

Mahalle muhtarları ve ildeki kamu kuruluşlarının amirleri ile ildeki kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üniversiteler, sendikalar ve gündemdeki konularla ilgili sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, oy hakkı olmaksızın kendi görev ve faaliyet alanlarına giren konuların görüşüldüğü ihtisas komisyonu toplantılarına katılabilir ve görüş bildirebilir.
Komisyon çalışmalarında uzman kişilerden yararlanılabilir.

Komisyon raporları alenîdir, çeşitli yollarla halka duyurulur ve isteyenlere meclis tarafından maliyetlerini aşmamak üzere belirlenecek bedel karşılığında verilir.

Denetim komisyonu

Madde 25- İl ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000’in üzerindeki belediyelerde, belediye meclisi, her ocak ayı toplantısında belediyenin bir önceki yıl gelir ve giderleri ile bunlara ilişkin hesap kayıt ve işlemlerinin denetimi için kendi üyeleri arasından gizli oyla ve üye sayısı üçten az beşten çok olmamak üzere bir denetim komisyonu oluşturur. Komisyon, her siyasî parti grubunun ve bağımsız üyelerin meclisteki üye sayısının meclis üye tam sayısına oranlanması suretiyle
oluşur.

Komisyon, belediye başkanı tarafından belediye binası içinde belirlenen yerde çalışır ve çalışmalarında kamu personelinden ve gerektiğinde diğer uzman kişilerden yararlanabilir.

Denetim komisyonu toplantılarına, belediye ve bağlı kuruluşları dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarından görevlendirilenlere (1.000); kamu personeli dışındaki diğer uzman kişilere büyükşehir belediyelerinde (3.000), diğer belediyelerde (2.000) gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere, belediye meclisince belirlenecek miktarda günlük ödeme yapılır.

Denetim komisyonunun emrinde görevlendirilecek kişi ve gün sayısı belediye meclisince belirlenir. Uzman kişilerde aranacak nitelikler belediye meclisinin çalışmasına dair yönetmelikte düzenlenir. Komisyon belediye birimleri ve bağlı kuruluşlarından her türlü bilgi ve belgeyi isteyebilir. Bu istekler gecikmeksizin yerine getirilir.

Komisyon, çalışmasını kırkbeş işgünü içinde tamamlar ve buna ilişkin raporunu mart ayının sonuna kadar meclis başkanlığına sunar. Konusu suç teşkil eden hususlarla ilgili olarak meclis başkanlığı tarafından yetkili mercilere suç duyurusunda bulunulur.

Meclisin bilgi edinme ve denetim yolları

Madde 26 – Belediye meclisi, bilgi edinme ve denetim yetkisini faaliyet raporunu değerlendirme, denetim komisyonu, soru, genel görüşme ve gensoru yoluyla kullanır.

Meclis üyeleri, meclis başkanlığına önerge vererek belediye işleriyle ilgili konularda sözlü veya yazılı soru sorabilir. Soru, belediye başkanı veya görevlendireceği kişi tarafından sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılır.

Meclis üyelerinin en az üçte biri, meclis başkanlığına istekte bulunarak, belediyenin işleriyle ilgili bir konuda genel görüşme açılmasını isteyebilir. Bu istek meclis tarafından kabul edildiği takdirde gündeme alınır.

Belediye başkanınca meclise sunulan bir önceki yıla ait faaliyet raporundaki açıklamalar, meclis üye tam sayısının dörtte üç çoğunluğuyla yeterli görülmezse, yetersizlik kararıyla görüşmeleri kapsayan tutanak, meclis başkan vekili tarafından mahallin mülkî idare amirine gönderilir.

Vali, dosyayı gerekçeli görüşüyle birlikte Danıştaya gönderir. Yetersizlik kararı, Danıştayca uygun görüldüğü takdirde belediye başkanı, başkanlıktan düşer.

Meclis üye tam sayısının en az üçte biri oranındaki üyenin imzasıyla belediye başkanı hakkında gensoru önergesi verilebilir. Gensoru önergesi, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyu ile gündeme alınır ve üç tam gün geçmedikçe görüşülemez. Gensoru önergesinin karara bağlanmasında dördüncü fıkraya göre işlem yapılır.

Başkan ve meclis üyelerinin görüşmelere katılamayacağı durumlar

Madde 27- Belediye başkanı ve meclis üyeleri, münhasıran kendileri, ikinci derece dâhil kan ve kayın hısımları ve evlatlıkları ile ilgili işlerin görüşüldüğü meclis toplantılarına katılamazlar.

Başkan ve meclis üyelerinin yükümlülükleri

Madde 28- Belediye başkanı görevi süresince ve görevinin sona ermesinden itibaren iki yıl süreyle, meclis üyeleri ise görevleri süresince ve görevlerinin sona ermesinden itibaren bir yıl süreyle, belediye ve bağlı kuruluşlarına karşı doğrudan doğruya veya dolaylı olarak taahhüde giremez, komisyonculuk ve temsilcilik yapamaz.

Meclis üyeliğinin sona ermesi

Madde 29- Meclis üyeliği, ölüm ve istifa durumunda kendiliğinden sona erer. Meclis üyeliğinden istifa dilekçesi belediye başkanlığına verilir ve başkan tarafından meclisin bilgisine sunulur.

Özürsüz veya izinsiz olarak arka arkaya üç birleşim günü veya bir yıl içinde yapılan toplantıların yarısına katılmayan üyenin üyeliğinin düşmesine, savunması alındıktan sonra üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar verilir.

Belediye meclisi üyeliğine seçilme yeterliğinin kaybedilmesi durumunda, valinin bildirmesi üzerine Danıştay tarafından üyeliğin düşmesine karar verilir.

Meclisin feshi

Madde 30- Belediye meclisi;

a) Kendisine kanunla verilen görevleri süresi içinde yapmayı ihmal eder ve bu durum belediyeye ait işleri sekteye veya gecikmeye uğratırsa,

b) Belediyeye verilen görevlerle ilgisi olmayan siyasî konularda karar alırsa, İçişleri Bakanlığının bildirimi üzerine Danıştayın kararı ile feshedilir.  İçişleri Bakanlığı gerekli gördüğü takdirde meclisin feshine dair bildirim ile birlikte, karar verilinceye kadar meclis toplantılarının ertelenmesini de ister. Danıştay, bu hususu en geç bir ay içinde karara bağlar. Bu şekilde feshedilen meclisin yerine seçilen meclis, kalan süreyi tamamlar.

Boşalan meclisin görevinin yerine getirilmesi

Madde 31- Belediye meclisinin;

a) Danıştay tarafından feshi veya meclis toplantılarının ertelenmesi,

b) Meclis üye tam sayısının yarıdan fazlasının tutuklanması,

c) Yedek üyelerin getirilmesinden sonra da meclis üye tam sayısının yarısından aşağı düşmesi,

d) Geçici olarak görevden uzaklaştırılması,

Hâllerinde, meclis çalışabilir duruma gelinceye veya yeni meclis seçimi yapılıncaya kadar meclis görevi, belediye encümeninin memur üyeleri tarafından yürütülür.

Huzur ve izin hakkı

Madde 32- Meclis başkan ve üyelerine, meclis ve komisyon toplantılarına katıldıkları her gün için, 39 uncu madde uyarınca belediye başkanına ödenmekte olan aylık brüt ödeneğin günlük tutarının üçte birini geçmemek üzere meclis tarafından belirlenecek miktarda huzur hakkı ödenir.  Huzur hakkı ödenecek gün sayısı, 20, 24 ve 25 inci maddelerde belirtilen toplantı günü sayısından fazla olamaz ve meclis üyelerine aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödenemez. Meclis üyeleri hastalıkları süresince izinli sayılır. Ayrıca mazeretleri durumunda, bir yıl içindeki toplantı süresinin yarısını aşmamak şartıyla istekleri üzerine meclis tarafından izin verilebilir.

İKİNCİ BÖLÜM

Belediye Encümeni
Belediye encümeni

Madde 33- Belediye encümeni, belediye başkanının başkanlığında;

a) İl belediyelerinde ve nüfusu 100.000’in üzerindeki belediyelerde, belediye meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından bir yıl için gizli oyla seçeceği üç üye, malî hizmetler birim amiri ve belediye başkanının birim amirleri arasından bir yıl için seçeceği iki üye olmak üzere yedi kişiden,

b) Diğer belediyelerde, belediye meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından bir yıl için gizli oyla seçeceği iki üye, malî hizmetler birim amiri ve belediye başkanının birim amirleri arasından bir yıl için seçeceği bir üye olmak üzere beş kişiden, oluşur.

Belediye başkanının katılamadığı toplantılarda, belediye başkanının görevlendireceği başkan yardımcısı veya encümen üyesi, encümene başkanlık eder. Encümen toplantılarına gündemdeki konularla ilgili olarak ilgili birim amirleri, belediye
başkanı tarafından oy hakkı olmaksızın görüşleri alınmak üzere çağrılabilir.

Encümenin görev ve yetkileri

Madde 34- Belediye encümeninin görev ve yetkileri şunlardır:

a) Stratejik plân ve yıllık çalışma programı ile bütçe ve kesin hesabı inceleyip belediye meclisine görüş bildirmek.

b) Yıllık çalışma programına alınan işlerle ilgili kamulaştırma kararlarını almak ve uygulamak.

c) Öngörülmeyen giderler ödeneğinin harcama yerlerini belirlemek.

d) Bütçede fonksiyonel sınıflandırmanın ikinci düzeyleri arasında aktarma yapmak.

e) Kanunlarda öngörülen cezaları vermek.

f) Vergi, resim ve harçlar dışında kalan dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarının anlaşma ile tasfiyesine karar vermek.

g) Taşınmaz mal satımına, trampasına ve tahsisine ilişkin meclis kararlarını uygulamak; süresi üç yılı geçmemek üzere kiralanmasına karar vermek.

h) Umuma açık yerlerin açılış ve kapanış saatlerini belirlemek.

i) Diğer kanunlarda belediye encümenine verilen görevleri yerine getirmek.

Encümen toplantısı

Madde 35- Belediye encümeni, haftada birden az olmamak üzere önceden belirlenen gün ve saatte toplanır. Belediye başkanı acil durumlarda encümeni toplantıya çağırabilir. Encümen üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve katılanların salt çoğunluğuyla karar verir. Encümenin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca ihale komisyonu olarak yapacağı toplantılarda da bu hüküm geçerlidir.

Oyların eşitliği durumunda başkanın bulunduğu taraf çoğunluk sayılır. Çekimser oy kullanılamaz. Encümen gündemi belediye başkanı tarafından hazırlanır.

Encümen üyeleri, başkanının uygun görüşü ile gündem maddesi teklif edebilir. Belediye başkanı tarafından havale edilmeyen konular encümende görüşülemez. Encümene havale edilen konular bir hafta içinde görüşülerek karara bağlanır.

Alınan kararlar başkan ve toplantıya katılan üyeler tarafından imzalanır. Karara muhalif kalanlar gerekçelerini de açıklar. Encümen başkan ve üyeleri, münhasıran kendileri, ikinci derece dâhil kan ve kayın hısımları ve evlatlıkları ile ilgili işlerin görüşüldüğü encümen toplantılarına katılamazlar.

Encümen üyelerine verilecek ödenek

Madde 36- Belediye encümeni başkan ve üyelerine, nüfusu 10.000’e kadar olan belediyelerde (3.500), nüfusu 10.001-50.000’e kadar olan belediyelerde (4.500), 50.001-200.000’e kadar olan belediyelerde (6.000) ve 200.001’in üzerinde olan belediyelerde ise (7.500) gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık brüt ödenek verilir. Encümenin memur üyelerine bu tutarların yarısı ödenir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Belediye Başkanı

Madde 37- Belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usûllere göre seçilir.

Belediye başkanı, görevinin devamı süresince siyasî partilerin yönetim ve denetim organlarında görev alamaz; profesyonel spor kulüplerinin başkanlığını yapamaz ve yönetiminde bulunamaz.

Belediye başkanının görev ve yetkileri

Madde 38- Belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır:

a) Belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak.

b) Belediyeyi stratejik plâna uygun olarak yönetmek, belediye idaresinin kurumsal stratejilerini oluşturmak, bu stratejilere uygun olarak bütçeyi, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini hazırlamak ve uygulamak, izlemek ve değerlendirmek, bunlarla ilgili raporları meclise sunmak.

c) Belediyeyi Devlet dairelerinde ve törenlerde, davacı veya davalı olarak da yargı yerlerinde temsil etmek veya vekil tayin etmek.

d) Meclise ve encümene başkanlık etmek.

e) Belediyenin taşınır ve taşınmaz mallarını idare etmek.

f) Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek.

g) Yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapmak.

h) Meclis ve encümen kararlarını uygulamak.

i) Bütçeyi uygulamak, bütçede meclis ve encümenin yetkisi dışındaki aktarmalara onay vermek.

j) Belediye personelini atamak.

k) Belediye ve bağlı kuruluşları ile işletmelerini denetlemek.

l) Şartsız bağışları kabul etmek.

m) Belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak.

n) Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak, engellilere yönelik hizmetleri yürütmek ve engelliler merkezini oluşturmak.

o) Temsil ve ağırlama giderleri için ayrılan ödeneği kullanmak.

p) Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak.

Belediye başkanının özlük hakları

Madde 39- Belediye başkanına nüfusu;

a) 10.000’e kadar olan beldelerde 70.000,
b) 10.001’den 50.000’e kadar olan beldelerde 80.000,
c) 50.001’den 100.000’e kadar olan beldelerde 100.000,
d) 100.001’den 250.000’e kadar olan beldelerde 115.000,
e) 250.001’den 500.000’e kadar olan beldelerde 135.000,
f) 500.001’den 1.000.000’a kadar olan beldelerde 155.000,
g) 1.000.001’den 2.000.000’a kadar olan beldelerde 190.000,
h) 2.000.001’den fazla olan beldelerde 230.000,

Gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık brüt ödenek ödenir. Nüfusu 50.001’den az olan il merkezi beldelerde bu ödeneğin hesaplanmasında (c) bendinde belirtilen gösterge rakamı esas alınır.

Belediye başkanının görevli, izinli ve hasta bulunduğu sürelerde ödeneği kesilmez.

Belediye başkanlığı yapmış olanların, personel kanunlarına tâbi bir kadroya atanmaları hâlinde belediye başkanlığında geçen süreleri memuriyette geçmiş sayılır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca Devlet memurları ile bakmakla yükümlü bulundukları için uygulanan sosyal hak ve yardımlar, aynı esas ve usûllere göre belediye başkanları ile bakmakla yükümlü bulundukları için de uygulanır.

Başkan vekili

Madde 40- Belediye başkanı izin, hastalık veya başka bir sebeple görev başında bulunmadığı hâllerde, bu süre içinde kendisine vekâlet etmek üzere, belediye meclisi üyeleri arasından birini başkan vekili olarak görevlendirir. Başkan vekili, başkanın yetkilerine sahiptir. Başkan vekiline, görev süresince başkana ödenen aylık brüt ödeneğin gün hesabı üzerinden ödenek verilir.

Stratejik plân ve performans programı

Madde 41- Belediye başkanı, mahallî idareler genel seçimlerinden itibaren altı ay içinde; kalkınma plânı ve programı ile varsa bölge plânına uygun olarak stratejik plân ve ilgili olduğu yıl başından önce de yıllık performans programı hazırlayıp belediye meclisine sunar.

Stratejik plân, varsa üniversiteler ve meslek odaları ile konuyla ilgili sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınarak hazırlanır ve belediye meclisi tarafından kabul edildikten sonra yürürlüğe girer.

Nüfusu 50.000’in altında olan belediyelerde stratejik plân yapılması zorunlu değildir.

Stratejik plân ve performans programı bütçenin hazırlanmasına esas teşkil eder ve belediye meclisinde bütçeden önce görüşülerek kabul edilir.

Yetki devri

Madde 42- Belediye başkanı, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, yöneticilik sıfatı bulunan belediye görevlilerine devredebilir.

İhtilâf hâli

Madde 43- Belediye başkanının kendisinin, birinci ve ikinci derecedeki kan ve kayın hısımlarının ve evlatlıklarının, belediye ile ihtilâflı olduğu durumlarda dava açılması ve bu davada belediyenin temsili, meclis birinci başkan vekili, bulunmadığı takdirde ikinci başkan vekili veya bunların yetkilendireceği kişiler tarafından yerine getirilir.

Belediye başkanlığının sona ermesi

Madde 44- Belediye başkanlığı, ölüm ve istifa hâllerinde kendiliğinden sona erer.

Belediye başkanının;

a) Mazeretsiz ve kesintisiz olarak yirmi günden fazla görevini terk etmesi ve bu durumun mahallin mülkî idare amiri tarafından belirlenmesi,
b) Seçilme yeterliğini kaybetmesi,
c) Görevini sürdürmesine engel bir hastalık veya engellilik durumunun yetkili sağlık kuruluşu raporuyla belgelenmesi,
d) Meclisin feshine neden olan eylem ve işlemlere katılması,

Hâllerinden birinin meydana gelmesi durumunda İçişleri Bakanlığının başvurusu üzerine Danıştay kararıyla başkanlık sıfatı sona erer.

Belediye başkanlığının boşalması hâlinde yapılacak işlemler

Madde 45- Belediye başkanlığının herhangi bir nedenle boşalması durumunda, vali tarafından belediye meclisinin on gün içinde toplanması sağlanır. Meclis, birinci başkan vekilinin, onun bulunmaması durumunda ikinci başkan vekilinin, onun da bulunmaması durumunda en yaşlı üyenin başkanlığında toplanarak;

a) Belediye başkanlığının boşalması veya seçim dönemini aşacak biçimde kamu hizmetinden yasaklanma cezasının verilmiş olması durumunda bir başkan,

b) Başkanın görevden uzaklaştırılması, tutuklanması veya seçim dönemini aşmayacak biçimde kamu hizmetinden yasaklama cezası alması durumunda bir başkan vekili, seçer.

(Ek fıkra: 15/8/2016-KHK-674/38 md.; Aynen Kabul: 10/11/2016-6758/34 md.)

Ancak, belediye başkanı veya başkan vekili ya da meclis üyesinin terör veya terör örgütlerine yardım ve yataklık suçları sebebiyle görevden uzaklaştırılması veya tutuklanması ya da kamu hizmetinden yasaklanması veya başkanlık sıfatı veya meclis üyeliğinin sona ermesi hallerinde 46 ncı maddedeki makamlarca belediye başkanı veya başkan vekili ya da meclis üyesi görevlendirilir. Görevlendirilecek kişinin seçilme yeterliğine sahip olması şarttır. Görevden uzaklaştırılan veya tutuklanan belediye meclisi üyesinin istifa etmesi halinde de bu fıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra gereğince belediye başkanı veya başkan vekili görevlendirilen belediyelerde bütçe ve muhasebe iş ve işlemleri valilik onayı ile defterdarlığa veya mal müdürlüğüne gördürülebilir. Bu belediyelerde belediye meclisi, başkanın çağrısı olmadıkça toplanamaz. Meclisin, encümenin ve komisyonların görev ve yetkileri 31 inci maddede belirtilen encümen üyeleri tarafından yürütülür.
Belediye başkanı veya başkan vekili belediye meclis üyeleri arasından ve gizli oyla seçilir. İlk iki oylamada üye tam sayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır. Dördüncü oylamada en fazla oy alan üye, belediye başkanı veya başkan vekili seçilmiş olur. Oyların eşitliği durumunda kur’a çekilir. Birinci fıkranın (b) bendi uyarınca başkan vekili seçildikten sonra belediye başkanlığının (a) bendinde belirtilen nedenlerle boşalması durumunda bu maddeye göre belediye başkanı seçilir.

Yeni seçilen belediye başkanının görev süresi, yerine seçildiği başkanın görev süresi ile sınırlıdır. Başkan vekili, yeni başkan seçilinceye veya görevden uzaklaştırılmış ya da tutuklanmış olan başkan göreve dönünceye kadar görev yapar. Belediye başkanı veya başkan vekili seçilinceye kadar belediye başkanlığı görevi, meclis birinci başkan vekili, bulunmaması durumunda ikinci başkan vekili, onun da bulunmaması durumunda vali tarafından görevlendirilecek bir kamu görevlisi tarafından yürütülür.

Belediye başkanı veya başkan vekili seçimi en geç onbeş gün içinde tamamlanmadığı takdirde belediye meclisinin feshine ilişkin hükümler uygulanır.

Belediye başkanı görevlendirilmesi

Madde 46- Belediye başkanlığının herhangi bir nedenle boşalması ve yeni belediye başkanı veya başkan vekili seçiminin yapılamaması durumunda, seçim yapılıncaya kadar belediye başkanlığına büyükşehir ve il belediyelerinde İçişleri Bakanı, diğer belediyelerde vali tarafından görevlendirme yapılır. Görevlendirilecek kişinin belediye başkanı seçilme yeterliğine sahip olması şarttır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Organlara İlişkin Ortak Hükümler
Görevden uzaklaştırma

Madde 47- Görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan belediye organları veya bu organların üyeleri, kesin hükme kadar İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilir.

Görevden uzaklaştırma kararı iki ayda bir gözden geçirilir. Devamında kamu yararı bulunmayan görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır.

Görevden uzaklaştırılanlar hakkında; kovuşturma açılmaması, kamu davasının düşmesi veya beraat kararı verilmesi, davanın genel af ile ortadan kaldırılması veya görevden düşürülmeyi gerektirmeyen bir suçla mahkûm olunması durumunda görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır.

Görevden uzaklaştırılan belediye başkanına, görevden uzak kaldığı sürece aylık ödeneğinin üçte ikisi ödenir ve bu süre içinde diğer sosyal hak ve yardımlardan yararlanmaya devam eder.

ÜÇÜNCÜ KISIM

Belediye Teşkilâtı
BİRİNCİ BÖLÜM
Belediye Teşkilâtı ve Personeli
Belediye teşkilâtı

Madde 48- Belediye teşkilâtı, norm kadroya uygun olarak yazı işleri, malî hizmetler, fen işleri ve zabıta birimlerinden oluşur.

Beldenin nüfusu, fizikî ve coğrafî yapısı, ekonomik, sosyal ve kültürel özellikleri ile gelişme potansiyeli dikkate alınarak, norm kadro ilke ve standartlarına uygun olarak gerektiğinde sağlık, itfaiye, imar, insan kaynakları, hukuk işleri ve ihtiyaca göre diğer birimler oluşturulabilir. Bu birimlerin kurulması, kaldırılması veya birleştirilmesi belediye meclisinin kararıyla olur.

Norm kadro ve personel istihdamı

Madde 49- Norm kadro ilke ve standartları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı tarafından müştereken belirlenir. Belediyenin ve bağlı kuruluşlarının norm kadroları, bu ilke ve standartlar çerçevesinde belediye meclisi kararıyla belirlenir.

Belediye personeli, belediye başkanı tarafından atanır. Birim müdürlüğü ve üstü yönetici kadrolarına yapılan atamalar ilk toplantıda belediye meclisinin bilgisine sunulur.

Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim ve iletişim, plânlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plâncısı, çözümleyici ve programcı, tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir. Sözleşmeli personel eliyle yürütülen hizmetlere ilişkin boş kadrolara ayrıca atama yapılamaz. Bu personelin, yürütecekleri hizmetler için ihdas edilmiş kadro unvanının gerektirdiği nitelikleri taşımaları şarttır. Bu fıkra uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edileceklere ödenecek net ücret, söz konusu kadro unvanı için birinci derecenin birinci kademesi esas alınmak suretiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre tespit edilecek her türlü ödemeler toplamının net tutarının yüzde 25 fazlasını geçmemek üzere belediye meclisi kararıyla belirlenir. Genel hükümlere göre birinci dereceden kadro ihdas edilemeyen kadro unvanları için ise o kadro unvanından ihdası yapılmış en yüksek kadro derecesinin birinci kademesi esas alınır ve yapılacak ödemenin azami tutarı yukarıda belirtilen usûle göre tespit olunur. Bu fıkra hükümlerine göre çalıştırılacak personel için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı unvanlar itibarıyla sınırlama getirebilir.

Avukat, mimar, mühendis (inşaat mühendisi ve harita mühendisi olmak kaydıyla) ve veteriner kadrosu bulunmayan veya işlerin azlığı nedeniyle bu unvanlarda kadrolu personel istihdamına ihtiyaç duyulmayan belediyelerde, bu hizmetlerin yürütülmesi amacıyla, haftanın ya da ayın belirli gün veya saatlerinde kısmi zamanlı olarak sözleşme ile personel çalıştırılabilir.

Kısmi zamanlı olarak çalıştırılacak personel sayısı yukarıda belirtilen her unvan için birden fazla olamaz ve bunlarla yapılacak sözleşme süresi takvim yılını aşamaz. Bunlara ödenecek net ücret, aynı unvanlı kadroların birinci derecesinin birinci kademesi için yapılması gereken bütün ödemeler toplamının net tutarının yarısını geçmemek ve çalıştırılacak süre ile orantılı olmak üzere belediye meclisi kararı ile tespit edilir. Bu fıkra uyarınca sözleşmeli personel olarak çalıştırılanlar için iş sonu tazminatı ödenmez ve işsizlik sigortası primi yatırılmaz. Bunlardan yaptıkları başka işler sebebiyle herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tâbi olanlar için sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primi yatırılmaz ve aynı kişi birden fazla belediye veya bağlı kuruluşta çalıştırılamaz.

Üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak personele her ne ad altında olursa olsun sözleşme ücreti dışında herhangi bir ödeme yapılmaz ve ücret mahiyetinde aynî ya da nakdî menfaat temin edilmez. Bu personel hakkında bu Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanır. Bu personele ait sözleşme örnekleri sözleşmenin imzalanmasını izleyen 30 gün içinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir. (Ek cümle: 29/6/2012-6338/16 md.) Dördüncü fıkrada sayılan unvanlara ilişkin hizmetler dışında kalmak ve o hizmet için ihdas edilmiş kadro bulunmamak kaydıyla, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca üçüncü fıkra çerçevesinde sözleşmeli personel istihdamı uygun görülmüş olan kadro unvanlarına ilişkin görevlerde, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre münhasıran kısmi süreli olarak sözleşmeli personel çalıştırılabilir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, belediye başkanının talebi, kendilerinin ve kurumlarının muvafakatiyle, belediyelerin birim müdürü ve üstü yönetici kadrolarında geçici olarak görevlendirilebilirler. Bu şekilde görevlendirmelerde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) fıkrasında öngörülen şartlar dikkate alınır.

Belediyelerde bu şekilde istihdam edilen personel kurumlarından izinli sayılırlar. Bu personelin görevlendirildikleri süre zarfındaki, görevlendirildikleri kadroya ait her türlü malî hakları ile kurumları tarafından karşılanması gereken sosyal güvenlik ve benzeri diğer hakları belediye tarafından ödenir. İzinli oldukları müddet, terfi ve emekliliklerinde hesaba katılır ve terfi haklarını kazananlar başkaca bir işleme lüzum kalmaksızın terfi ettirilirler. Bu şekilde görevlendirilenler, görevlendirme süresinin sona ermesinden itibaren onbeş gün içerisinde yazılı olarak kurumlarına başvurmaları hâlinde en geç bir ay içerisinde kadrolarına veya müktesebine uygun başka bir kadroya atanırlar.

Norm kadrosunda belediye başkan yardımcısı bulunan belediyelerde norm kadro sayısına bağlı kalınmaksızın; belediye başkanı, zorunlu gördüğü takdirde, nüfusu 50.000’e kadar olan belediyelerde bir, nüfusu 50.001-200.000 arasında olan belediyelerde iki, nüfusu 200.001-500.000 arasında olan belediyelerde üç, nüfusu 500.000 ve fazla olan belediyelerde dört belediye meclis üyesini belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirebilir. Bu şekilde görevlendirilen meclis üyelerine belediye başkanına verilen ödeneğin 2/3’ünü aşmamak üzere belediye meclisi tarafından belirlenecek aylık ödenek verilir ve taleplerine göre bir sosyal güvenlik kurumu ile ilişkilendirilir. Bu şekilde görevlendirme, memuriyete geçiş, sözleşmeli veya işçi statüsünde çalışma dâhil ilgililer açısından herhangi bir hak teşkil etmez ve belediye meclisinin görev süresini aşamaz. Sosyal güvenlik prim ve benzeri giderlerden kurum karşılıkları belediye bütçesinden karşılanır.

Belediyenin yıllık toplam personel giderleri, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın yüzde otuzunu aşamaz. Nüfusu 10.000’in altında olan belediyelerde bu oran yüzde kırk olarak uygulanır. Yıl içerisinde aylık ve ücretlerde beklenmedik bir artışın meydana gelmesi sonucunda personel giderlerinin söz konusu oranları aşması durumunda, cari yıl ve izleyen yıllarda personel giderleri bu oranların altına ininceye kadar yeni personel alımı yapılamaz. Yeni personel alımı nedeniyle bu oranın aşılması sebebiyle oluşacak kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte belediye başkanından tahsil edilir. Personelin her türlü alacakları zamanında ve öncelikle ödenir. Sözleşmeli ve işçi statüsünde çalışanlar hariç belediye memurlarına, başarı durumlarına göre toplam memur sayısının yüzde onunu ve Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayının (20.000) gösterge rakamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere, hastalık ve yıllık izinleri dâhil olmak üzere, çalıştıkları sürelerle orantılı olarak encümen kararıyla yılda en fazla iki kez ikramiye ödenebilir.

Personel devri

Madde 50- Bu Kanunun 8 ve 11 inci maddeleri uyarınca tüzel kişiliği kaldırılan belediyelerin kadroları ve personeli; katılma hâlinde katıldıkları belediyeye, köye dönüştürülme hâlinde ilgili il özel idaresine devredilir. Devredilen personelden kadro ve görev unvanları değişmeyenler, aynı unvanlı kadrolara atanmış sayılırlar. Devredilen personelden durumlarına uygun boş kadro olmayanların veya mevcut kadro unvanı ile atamaları yapılamayanların kadro unvanları üç ay içerisinde ilgili belediye meclisi veya il genel meclisince aynı sınıf içerisinde kalmak kaydıyla değiştirilir. Bu değişiklikten itibaren bir ay içerisinde ilgililerin durumlarına uygun kadrolara atamaları yapılır. Söz konusu personel, atama işlemleri yapılıncaya kadar devredildikleri belediye veya il özel idaresince ihtiyaç duyulan işlerde görevlendirilebilirler.

Bunlar yeni bir kadroya atanıncaya kadar eski kadrolarına ait aylık, ücret, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer malî haklarını devredildikleri belediye veya il özel idaresinden almaya devam ederler. Devredilen personelden memur statüsünde görev yapanların, atandıkları yeni kadrolarının aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer malî hakları toplamının net tutarının, eski kadrolarına bağlı olarak en son ayda almakta oldukları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer malî hakları toplamı net tutarından az olması hâlinde aradaki fark giderilinceye kadar atandıkları kadrolarda kaldıkları sürece herhangi bir kesintiye tâbi olmaksızın tazminat olarak ödenir.

Tüzel kişiliği kaldırılan belediyelerde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilen sözleşmeli personelin pozisyonları, (…) başka bir işleme gerek kalmaksızın devredildikleri belediye veya il özel idaresi adına vize edilmiş sayılır.

İKİNCİ BÖLÜM
Belediye Zabıtası, İtfaiye ve Acil Durum Plânlaması
Zabıtanın görev ve yetkileri

Madde 51- Belediye zabıtası, beldede esenlik, huzur, sağlık ve düzenin sağlanmasıyla görevli olup bu amaçla, belediye meclisi tarafından alınan ve belediye zabıtası tarafından yerine getirilmesi gereken emir ve yasaklarla bunlara uymayanlar hakkında mevzuatta öngörülen ceza ve diğer yaptırımları uygular.

Görevini yaparken zabıtaya karşı gelenler, kolluk kuvvetlerine karşı gelenler gibi cezalandırılır.

Belediye zabıta teşkilâtının çalışma usûl ve esasları, çalışanların görev ve yetkileri, memurluğa alınması için taşımaları gereken nitelikler, alacakları meslek içi eğitim, görevde yükselme, meslekten çıkarılma, giyecekleri kıyafet ve savunma amaçlı olarak kullanacakları aletler ile zabıta teşkilâtında hizmet gereklerine göre oluşturulacak birimler, İçişleri Bakanlığının görüşü alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Belediye, bu yönetmeliğe aykırı olmamak üzere ek düzenlemeler yapabilir. Zabıta hizmetleri kesintisiz olarak yürütülür.

Zabıta personelinin çalışma süresi ve saatleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen çalışma süre ve saatlerine bağlı olmaksızın, hizmetin aksatılmadan yürütülmesini sağlayacak şekilde düzenlenir. Belediye zabıta ve özel güvenlik hizmetlerinde fiilen çalışanlara, fazla mesai ücreti olarak yılı bütçe kanununda belirlenen üst sınırı aşmamak kaydıyla belediye meclisi kararı ile tespit edilen maktu tutar ödenir.

İtfaiye

Madde 52- İtfaiye teşkilâtının çalışma usûl ve esasları, çalışanların görev ve yetkileri, memurluğa alınması için taşımaları gereken nitelikler, alacakları meslek içi eğitim, görevde yükselme, meslekten çıkarılma, giyecekleri kıyafet ve savunma amaçlı olarak kullanacakları aletler ile itfaiye teşkilâtında hizmet gereklerine göre oluşturulacak birimler, İçişleri Bakanlığının görüşü alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Belediye bu yönetmeliğe aykırı olmamak üzere ek düzenlemeler yapabilir.

İtfaiye hizmetleri kesintisiz olarak yürütülür. İtfaiye personelinin çalışma süresi ve saatleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen çalışma süre ve saatlerine bağlı olmaksızın, hizmetin aksatılmadan yürütülmesini sağlayacak şekilde düzenlenir. Belediye itfaiye teşkilatında fiilen çalışanlara fazla mesai ücreti olarak yılı bütçe kanununda belirlenen üst sınırı aşmamak kaydıyla belediye meclisi kararı ile tespit edilen maktu tutar ödenir.

Acil durum planlaması

Madde 53- Belediye; yangın, sanayi kazaları, deprem ve diğer doğal afetlerden korunmak veya bunların zararlarını azaltmak amacıyla beldenin özelliklerini de dikkate alarak gerekli afet ve acil durum plânlarını yapar, ekip ve donanımı hazırlar.

Acil durum plânlarının hazırlanmasında varsa il ölçeğindeki diğer acil durum plânlarıyla da koordinasyon sağlanır ve ilgili bakanlık, kamu kuruluşları, meslek teşekkülleriyle üniversitelerin ve diğer mahallî idarelerin görüşleri alınır.

Plânlar doğrultusunda halkın eğitimi için gerekli önlemler alınarak ikinci fıkrada sayılan idareler, kurumlar ve örgütlerle ortak programlar yapılabilir.

Belediye, belediye sınırları dışında yangın ve doğal afetler meydana gelmesi durumunda, bu bölgelere gerekli yardım ve destek sağlayabilir.

DÖRDÜNCÜ KISIM

Belediyelerin Denetimi
Denetimin amacı

Madde 54- Belediyelerin denetimi; faaliyet ve işlemlerde hataların önlenmesine yardımcı olmak, çalışanların ve belediye teşkilâtının gelişmesine, yönetim ve kontrol sistemlerinin geçerli, güvenilir ve tutarlı duruma gelmesine rehberlik etmek amacıyla; hizmetlerin süreç ve sonuçlarını mevzuata, önceden belirlenmiş amaç ve hedeflere, performans ölçütlerine ve kalite standartlarına göre tarafsız olarak analiz etmek, karşılaştırmak ve ölçmek; kanıtlara dayalı olarak değerlendirmek, elde edilen sonuçları rapor hâline getirerek ilgililere duyurmaktır.

Denetimin kapsamı ve türleri

Madde 55- Belediyelerde iç ve dış denetim yapılır. Denetim, iş ve işlemlerin hukuka uygunluk, malî ve performans denetimini kapsar. İç ve dış denetim 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerine göre yapılır.

Ayrıca, belediyenin malî işlemler dışında kalan diğer idarî işlemleri, hukuka uygunluk ve idarenin bütünlüğü açısından İçişleri Bakanlığı tarafından da denetlenir.

Belediyelere bağlı kuruluş ve işletmeler de yukarıdaki esaslara göre denetlenir. Denetime ilişkin sonuçlar kamuoyuna açıklanır ve meclisin bilgisine sunulur.

Faaliyet raporu

Madde 56- Belediye başkanı, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 41 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen biçimde; stratejik plân ve performans programına göre yürütülen faaliyetleri, belirlenmiş performans ölçütlerine göre hedef ve gerçekleşme durumu ile meydana gelen sapmaların nedenlerini ve belediye borçlarının durumunu açıklayan faaliyet raporunu hazırlar. Faaliyet raporunda, bağlı kuruluş ve işletmeler ile belediye ortaklıklarına ilişkin söz konusu bilgi ve değerlendirmelere de yer verilir.

Faaliyet raporu nisan ayı toplantısında belediye başkanı tarafından meclise sunulur. Raporun bir örneği Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir ve kamuoyuna da açıklanır.

Hizmetlerde aksama

Madde 57- Belediye hizmetlerinin ciddi bir biçimde aksatıldığının ve bu durumun halkın sağlık, huzur ve esenliğini hayati derecede olumsuz etkilediğinin İçişleri Bakanlığının talebi üzerine yetkili sulh hukuk hâkimi tarafından belirlenmesi durumunda İçişleri Bakanı, hizmetlerde meydana gelecek aksamanın giderilmesini, hizmetin özelliğine göre makul bir süre vererek belediye başkanından ister.

Aksama giderilemezse, söz konusu hizmetin yerine getirilmesini o ilin valisinden ister. Bu durumda vali, aksaklığı öncelikle belediyenin araç, gereç, personel ve diğer kaynaklarıyla giderir. Mümkün olmadığı takdirde diğer kamu kurum ve kuruluşlarının imkânlarını da kullanabilir. Ortaya çıkacak maliyet vali tarafından İller Bankasına bildirilir ve İller Bankasınca o belediyenin müteakip ay genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtı toplamı üzerinden belediyeye ayrılan paydan valilik emrine gönderilir. İçişleri Bakanlığının talebi üzerine sulh hukuk hâkimi tarafından alınan karara karşı ilgili belediyece asliye hukuk mahkemesine itiraz edilebilir.

(Ek fıkra: 15/8/2016-KHK-674/39 md.; Aynen Kabul: 10/11/2016-6758/35 md.)Ancak belediye veya bağlı idarelerde; hizmetlerin aksatılmasının terör veya şiddet olaylarıyla mücadeleyi olumsuz etkilediğinin veya etkileyeceğinin valilik tarafından belirlenmesi halinde, valilik söz konusu hizmeti Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, il özel idaresi veya kamu kurum ve kuruluşları aracılığıyla yapar veya yaptırır. Valiliğin talebi üzerine, yapılan veya yapılacak harcamalar karşılığı tutarlar, Maliye Bakanlığı veya İller Bankası Anonim Şirketince ilgili idare payından kesilerek ilgili kurum ve kuruluşa gönderilir. Merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idarelerine aktarılan tutarlar bu idarelerin bütçeleriyle ilişkilendirilir. Bu fıkra kapsamındaki ihtiyaçlar; parasal ve bütçe sınırlamasına tabi olmaksızın 4/1/2002 tarihli ve 4734
sayılı Kamu İhale Kanununun 22 nci maddesinde belirtilen usule göre temin edilir.

(Ek fıkra: 15/8/2016-KHK-674/39 md.; Aynen Kabul: 10/11/2016-6758/35 md.)
Belediye ve bağlı idare imkânlarının terör veya şiddet olaylarına dolaylı ya da doğrudan destek sağlamak amacıyla kullanıldığının valilik tarafından belirlenmesi durumunda, terör ve şiddet olaylarına destek olmak amacıyla kullanılan belediye veya bağlı idare taşınırlarına mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından el konulur. Bu fıkra kapsamında sorumluluğu tespit edilen belediye veya bağlı idare personelinin vali veya kaymakam tarafından görevden uzaklaştırılması
halinde göreve iade işlemi ancak uzaklaştırma işlemini yapan makam tarafından yapılır.

Denetimle ilgili diğer hükümler

Madde 58- Denetimin yapılması ve faaliyet raporunun hazırlanması hususunda bu Kanunda hüküm bulunmayan durumlarda 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile diğer kanunların ilgili hükümleri uygulanır.

BEŞİNCİ KISIM

Malî Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Belediyenin Gelir ve Giderleri
Belediyenin gelirleri

Madde 59- Belediyenin gelirleri şunlardır:

a) Kanunlarla gösterilen belediye vergi, resim, harç ve katılma payları.
b) Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay.
c) Genel ve özel bütçeli idarelerden yapılacak ödemeler.
d) Taşınır ve taşınmaz malların kira, satış ve başka suretle değerlendirilmesinden elde edilecek gelirler.
e) Belediye meclisi tarafından belirlenecek tarifelere göre tahsil edilecek hizmet karşılığı ücretler.
f) Faiz ve ceza gelirleri.
g) Bağışlar.
h) Her türlü girişim, iştirak ve faaliyetler karşılığı sağlanacak gelirler.
i) Diğer gelirler.

Büyükşehir belediyelerinde büyükşehir sınırları ve mücavir alanları içinde belediyelerince tahsil edilen emlak vergisi tutarının tamamı ilgili ilçe ve ilk kademe belediyeleri tarafından alınır. Bunlardan büyükşehir belediyesine veya özel idareye ayrıca pay kesilmez.

Belediyenin giderleri

Madde 60- Belediyenin giderleri şunlardır:

a) Belediye binaları, tesisleri ile araç ve malzemelerinin temini, yapımı, bakımı ve onarımı için yapılan giderler.

b) Belediyenin personeline ve seçilmiş organlarının üyelerine ödenen maaş, ücret, ödenek, huzur hakkı, yolluklar, hizmete ilişkin eğitim harcamaları ile diğer giderler.

c) Her türlü alt yapı, yapım, onarım ve bakım giderleri.

d) Vergi, resim, harç, katılma payı, hizmet karşılığı alınacak ücretler ve diğer gelirlerin takip ve tahsili için yapılacak giderler.

e) Belediye zabıta ve itfaiye hizmetleri ile diğer görev ve hizmetlerin yürütülmesi için yapılacak giderler.

f) Belediyenin kuruluşuna katıldığı şirket, kuruluş ve katıldığı birliklerle ilgili ortaklık payı ve üyelik aidatı giderleri.

g) Mezarlıkların tesisi, korunması ve bakımına ilişkin giderler.

h) Faiz, borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri.

i) Dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar.

j) Dava takip ve icra giderleri.

k) Temsil, tören, ağırlama ve tanıtım giderleri.

l) Avukatlık, danışmanlık ve denetim hizmetleri karşılığı yapılacak ödemeler.

m) Yurt içi ve yurt dışı kamu ve özel kesim ile sivil toplum örgütleriyle birlikte yapılan ortak hizmetler ve proje giderleri.

n) Sosyo-kültürel, sanatsal ve bilimsel etkinlikler için yapılan giderler.

o) Belediye hizmetleriyle ilgili olarak yapılan kamuoyu yoklaması ve araştırması giderleri.

p) Kanunla verilen görevler ve hizmetlerin yürütülmesi için yapılan diğer giderler.

r) Şartlı bağışlarla ilgili yapılacak harcamalar.

s) İmar düzenleme giderleri.

t) Her türlü proje giderleri.

İKİNCİ BÖLÜM
Belediye Bütçesi
Belediye bütçesi

Madde 61- Belediyenin stratejik plânına ve performans programına uygun olarak hazırlanan bütçe, belediyenin malî yıl ve izleyen iki yıl içindeki gelir ve gider tahminlerini gösterir, gelirlerin toplanmasına ve harcamaların yapılmasına izin verir.
Bütçeye ayrıntılı harcama programları ile finansman programları eklenir.

Bütçe yılı Devlet malî yılı ile aynıdır.

Bütçe dışı harcama yapılamaz.
Belediye başkanı ve harcama yetkisi verilen diğer görevliler, bütçe ödeneklerinin verimli, tutumlu ve yerinde harcanmasından sorumludur.

Bütçenin hazırlanması ve kabulü

Madde 62- Belediye başkanı tarafından hazırlanan bütçe tasarısı eylül ayının birinci gününden önce encümene sunulur ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı belediye bütçe tahminlerini konsolide eder ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu uyarınca merkezi yönetim bütçe tasarısına eklenmek üzere eylül ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına bildirir. Encümen, bütçeyi inceleyerek görüşüyle birlikte kasım ayının birinci gününden önce belediye meclisine sunar.

Meclis bütçe tasarısını yılbaşından önce, aynen veya değiştirerek kabul eder. Ancak, meclis bütçe denkliğini bozacak biçimde gider artırıcı ve gelir azaltıcı değişiklikler yapamaz.

Kabul edilen bütçe, malî yılbaşından itibaren yürürlüğe girer.

Harcama yetkilisi

Madde 63- Belediye bütçesiyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.

Kesin hesap

Madde 64- Her yıl bütçesinin kesinhesabı, belediye başkanı tarafından hesap döneminin bitiminden sonra nisan ayı içinde encümene sunulur. Kesinhesap, belediye meclisinin mayıs ayı toplantısında görüşülerek karara bağlanır. Kesinhesabın görüşülmesi ve kesinleşmesinde, bütçeye ilişkin hükümler uygulanır.

Bütçe sistemi

Madde 65- Belediye bütçesi ile muhasebe işlemlerine ilişkin esas ve usûller Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Geçmiş yıl bütçesinin devamı

Madde 66- Herhangi bir nedenle yeni yıl bütçesi kesinleşmemiş ise yeni bütçenin kesinleşmesine kadar geçen yıl bütçesi uygulanır. Bütçenin kabulüne kadar yapılan işlemler yeni yıl bütçesine göre yapılmış sayılır.

Gelecek yıllara yaygın hizmet yüklenmeleri

Madde 67- Belediyede belediye meclisinin, belediyeye bağlı kuruluşlarda yetkili organın kararı ile park, bahçe, sera, refüj, kaldırım ve havuz bakımı ve tamiri; araç kiralama, kontrollük, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetleri; makine-teçhizat bakım ve onarım işleri; bilgisayar sistem ve santralleri ile elektronik bilgi erişim hizmetleri; sağlıkla ilgili destek hizmetleri; fuar, panayır ve sergi hizmetleri; baraj, arıtma ve katı atık tesislerine ilişkin hizmetler; kanal bakım ve temizleme, alt yapı ve asfalt yapım ve onarımı, trafik sinyalizasyon ve aydınlatma bakımı, sayaç okuma ve sayaç sökme-takma işleri ile ilgili hizmetler; toplu ulaşım ve taşıma hizmetleri; sosyal tesislerin işletilmesi ile ilgili işler, süresi ilk mahallî idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmemek üzere ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Borçlanma ve İktisadî Girişimler
Borçlanma

Madde 68- Belediye, görev ve hizmetlerinin gerektirdiği giderleri karşılamak amacıyla aşağıda belirtilen usûl ve esaslara göre borçlanma yapabilir ve tahvil ihraç edebilir:

a) Dış borçlanma, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde sadece belediyenin yatırım programında yer alan projelerinin finansmanı amacıyla yapılabilir.

b) İller Bankasından yatırım kredisi ve nakit kredi kullanan belediye, ödeme plânını bu bankaya sunmak zorundadır. İller Bankası hazırlanan geri ödeme plânını yeterli görmediği belediyenin kredi isteklerini reddeder.

c) Tahvil ihracı, yatırım programında yer alan projelerin finansmanı için ilgili mevzuat hükümleri uyarınca yapılır.

d) Belediye ve bağlı kuruluşları ile bunların sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip oldukları şirketlerin, faiz dâhil iç ve dış borç stok tutarı, en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılan miktarını aşamaz. Bu miktar büyükşehir belediyeleri için bir buçuk kat olarak uygulanır.

e) Belediye ve bağlı kuruluşları ile bunların sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip oldukları şirketler, en son kesinleşmiş bütçe gelirlerinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılan miktarının yılı içinde toplam yüzde onunu geçmeyen iç borçlanmayı belediye meclisinin kararı; yüzde onunu geçen iç borçlanma için ise meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayı ile yapabilir.

f) Belediyelerin ileri teknoloji ve büyük tutarda maddî kaynak gerektiren alt yapı yatırımlarında Cumhurbaşkanınca kabul edilen projeleri için yapılacak borçlanmalar (d) bendindeki miktarın hesaplanmasında dikkate alınmaz. Dış kaynak gerektiren projelerde Hazine Müsteşarlığının görüşü alınır. Yukarıda belirtilen usûl ve esaslara aykırı olarak borçlanan belediye yetkilileri hakkında, fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmeyen durumlarda 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun görevi kötüye kullanmaya ilişkin hükümleri uygulanır.

Belediye, varlık ve yükümlülüklerinin ayrıntılı bir şekilde yer aldığı malî tablolarını üçer aylık dönemler hâlinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, Maliye Bakanlığına, Devlet Plânlama Teşkilatı Müsteşarlığına ve Hazine Müsteşarlığına gönderir.

Arsa ve konut üretimi

Madde 69- Belediye; düzenli kentleşmeyi sağlamak, beldenin konut, sanayi ve ticaret alanı ihtiyacını karşılamak amacıyla belediye ve mücavir alan sınırları içinde, özel kanunlarına göre korunması gerekli yerler ile tarım arazileri hariç imarlı ve alt yapılı arsalar üretmek; konut, toplu konut yapmak, satmak, kiralamak ve bu amaçlarla arazi satın almak, kamulaştırma yapmak, bu arsaları trampa etmek, bu konuda ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları ve bankalarla iş birliği yapmak ve gerektiğinde onlarla ortak projeler gerçekleştirmek yetkisine sahiptir.

Belediye, bu amaçla bütçesinden gerekli parayı ayırmak suretiyle işletme tesis edebilir. Arsalar hariç üretilen konut ve işyerlerinin satışı 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tâbi değildir. O belediye ve mücavir alan sınırları içinde kendisine, eşine veya onsekiz yaşından küçük çocuklarına ait konutu olmayan dar gelirli kişiler ile afete maruz kalanlara, sanayi bölgelerinden nakledileceklere ve üyelerinin tamamı bu durumda olan kooperatiflere, bedeli 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre oluşturulan takdir komisyonu tarafından belirlenecek tutardan aşağı olmamak üzere arsa tahsisi yapılabilir. Durumları 775 sayılı Gecekondu Kanununun 25 inci maddesine uyan kimselere de bu maddeye göre arsa ve konut sağlanabilir. Bu fıkranın uygulama esasları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanacak çerçeve yönetmeliğe uygun olarak belediye meclisleri tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.

Şirket kurulması

Madde 70- Belediye kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usûllere göre şirket kurabilir.
İşletme tesisi

Madde 71- Belediye, özel gelir ve gideri bulunan hizmetlerini Çevre ve Şehircilik Bakanlığının izniyle bütçe içinde işletme kurarak yapabilir.

Borç ve alacakların takas ve mahsubu
Madde 72- (Mülga: 24/7/2008-5793/47 md.)

ALTINCI KISIM

Çeşitli ve Son Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Çeşitli Hükümler
Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı

Madde 73- (Değişik: 17/6/2010-5998/1 md.)
Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Ancak, kamunun mülkiyetinde veya kullanımında olan yerlerde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilebilmesi ve  uygulama yapılabilmesi için ilgili belediyenin talebi ve Cumhurbaşkanınca bu yönde karar alınması şarttır.

Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilecek alanın; üzerinde yapı olan veya olmayan imarlı veya imarsız alanlar olması, yapı yükseklik ve yoğunluğunun belirlenmesi, alanın büyüklüğünün en az 5 en çok 500 hektar arasında olması, etaplar halinde yapılabilmesi hususlarının takdiri münhasıran belediye meclisinin yetkisindedir. Toplamı 5 hektardan az olmamak kaydı ile proje alanı ile ilişkili birden fazla yer tek bir dönüşüm alanı olarak belirlenebilir.

Büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde kentsel dönüşüm ve gelişim projesi alanı ilan etmeye büyükşehir belediyeleri yetkilidir. Büyükşehir belediye meclisince uygun görülmesi halinde ilçe belediyeleri kendi sınırları içinde kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir.

Büyükşehir belediyeleri tarafından yapılacak kentsel dönüşüm ve gelişim projelerine ilişkin her ölçekteki imar planı, parselasyon planı, bina inşaat ruhsatı, yapı kullanma izni ve benzeri tüm imar işlemleri ve 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda belediyelere verilen yetkileri kullanmaya büyükşehir belediyeleri yetkilidir.

Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında bulunan gayrimenkul sahipleri ve belediye tarafından açılacak davalar, mahkemelerde öncelikle görüşülür ve karara bağlanır.

Kentsel dönüşüm ve gelişim alanları içinde yer alan eğitim ve sağlık alanları hariç kamuya ait gayrimenkuller harca esas değer üzerinden belediyelere devredilir. Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında yıkılarak yeniden yapılacak münferit yapılarda ilgili vergi, resim ve harçların dörtte biri alınır.

Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarındaki gayrimenkul sahipleri ve 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanuna istinaden, hak sahibi olmuş kimselerle anlaşmaları halinde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanında hakları verilir. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/122 md.) Anlaşma sonucu belediye mülkiyetine geçen gayrimenkuller haczedilemez. 2981 sayılı Kanun kapsamına girmeyen gecekondu sahiplerine enkaz ve ağaç bedelleri verilir veya belediye imkanları ölçüsünde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı dışında arsa veya konut satışı yapılabilir. Bu kapsamda bulunanlara Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile işbirliği yapılmak suretiyle konut satışı da yapılabilir. Enkaz ve ağaç bedelleri arsa veya konut bedellerinden mahsup edilir.

Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen yerlerde belediyelere ait gayrimenkuller ile belediyelerin anlaşma sağladığı veya kamulaştırdıkları gayrimenkuller üzerindeki inşaatların tamamı belediyeler tarafından yapılır veya yaptırılır. Belediye ile anlaşma yapmayan veya belediyece kamulaştırılmasına gerek duyulmayan gayrimenkul sahiplerinden proje alanında kendilerine 3194 sayılı Kanunun 18 inci maddesine göre ayrı ada ve parselde imar hakkı verilmemiş olanlar kamulaştırmasız el atma davası açabilir.

Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında yapılacak alt yapı ve rekreasyon harcamaları, proje ortak gideri sayılır. Belediyelere ait inşaatların proje ortak giderleri belediyeler tarafından karşılanır. Kendilerine ayrı ada veya parsel tahsis edilen gayrimenkul sahipleri ile kamulaştırma dışı kalan gayrimenkul sahipleri, sahip oldukları inşaatın toplam metrekaresi oranında proje ortak giderlerine katılmak zorundadır. Proje ortak gideri ödenmeden inşaat ruhsatı, yapılan binalara yapı kullanma izni verilemez; su, doğalgaz ve elektrik bağlanamaz.

Dönüşüm alanı sınırı kesinleştiği tarihte, bu sınırlar içindeki gayrimenkullerin tapu kütüğünün beyanlar hanesine kaydedilmek üzere tapu sicil müdürlüğüne, paftasında gösterilmek üzere kadastro müdürlüğüne bildirilir. Söz konusu gayrimenkullerin kaydında meydana gelen değişiklikler belediyeye bildirilir.

Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen yerlerde; ifraz, tevhit, sınırlı ayni hak tesisi ve terkini, cins değişikliği ve yapı ruhsatı verilmesine ilişkin işlemler belediyenin izni ile yapılır. (İptal ikinci, üçüncü, dördüncü cümleler: Anayasa Mahkemesinin 18/10/2012 tarihli ve E.: 2010/82, K.:2012/159 sayılı Kararı ile) (…)

Belediye, kentsel dönüşüm ve gelişim projelerini gerçekleştirmek amacıyla; imar uygulaması yapmaya, imar uygulaması yapılan alanlardaki taşınmazların değerlerini tespit etmeye ve bu değer üzerinden hak sahiplerine dağıtım yapmaya veya hasılat paylaşımını esas alan uygulamalar yapmaya yetkilidir.

Kentsel dönüşüm ve gelişim projelerinin uygulanması sırasında, tapu kayıtlarında mülkiyet hanesi açık olan veya ayni hakları davalı olan taşınmazlar doğrudan kamulaştırılarak bedelleri mahkemece tayin edilen bankaya belli olacak hak sahipleri adına bloke edilir. Belediye kentsel dönüşüm ve gelişim projelerinin uygulama alanında bulunan taşınmazların
kamulaştırılması sırasında veraset ilamı çıkarmaya veya tapudaki kayıt malikine göre işlem yapmaya yetkilidir.

(Ek fıkra: 16/5/2012-6306/17 md.)

Büyükşehirlerde büyükşehir belediye meclisinin, il ve ilçelerde belediye meclislerinin salt çoğunluk ile alacağı karar ile masrafların tamamı veya bir kısmı belediye bütçesinden karşılanmak kaydıyla kentin uygun görülen alanlarında bina cephelerinde değişiklik ve yenileme ile özel aydınlatma ve çevre tanzimi çalışmaları yapılabilir. Cephe değişikliği yapılacak binalarda telif hakkı sahibi proje müelliflerine talep etmeleri hâlinde, değiştirilecek cephe veya cephelerin beher metrekaresi için bir günlük net asgari ücret tutarını geçmemek üzere telif hakkı ödenir. Büyükşehir belediye meclisince uygun görülmesi hâlinde, büyükşehir belediyesi içindeki ilçe belediyeleri kendi sınırları içinde bu fıkrada belirtilen iş ve işlemleri yapabilir.

(Ek fıkra: 16/5/2012-6306/17 md.)

Bina cephelerinde değişiklik ve yenileme ile özel aydınlatma ve çevre tanzimi çalışmaları için yapılması gereken iş, işlem ve yetkilendirmeler, kat maliklerinin arsa payı çoğunluğu ile verecekleri karara göre yapılır.

(Ek fıkra: 16/5/2012-6306/17 md.)

Büyükşehir belediyelerince, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen alanlar ile 5366 sayılı Kanuna göre yenileme alanı ilan edilen alanlarda veya bu Kanunun 75 inci maddesine göre kamu kurum ve kuruluşları ile protokol yapmaları hâlinde, büyükşehir belediye meclisi kararı ile, yıkılan ibadethane ve yurtların yerine veya ihtiyaç duyulan yerlerde ibadethane ve yurt inşa edilebilir.

Kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamındaki işler, kamu idareleriyle 75 inci madde çerçevesinde ortak hizmet projeleri aracılığıyla gerçekleştirilebilir.

Bu Kanunun konusu ile ilgili hususlarda Başbakanlık Toplu Konut İdaresine 2985 sayılı Kanun ve diğer kanunlarla verilen yetkiler saklıdır.

Yurt dışı ilişkileri

Madde 74- Belediye, belediye meclisinin kararına bağlı olarak görev alanıyla ilgili konularda faaliyet gösteren uluslararası teşekkül ve organizasyonlara, kurucu üye veya üye olabilir.

Belediye bu teşekkül, organizasyon ve yabancı mahallî idarelerle ortak faaliyet ve hizmet projeleri gerçekleştirebilir veya kardeş kent ilişkisi kurabilir.

Birinci ve ikinci fıkra gereğince yapılacak faaliyetlerin, dış politikaya ve uluslararası anlaşmalara uygun olarak yürütülmesi ve önceden Çevre ve Şehircilik Bakanlığının izninin alınması zorunludur.

Diğer kuruluşlarla ilişkiler

Madde 75- Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;

a) Mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapım, bakım, onarım ve taşıma işlerini bedelli veya bedelsiz üstlenebilir veya bu kuruluşlar ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir ve bu amaçla gerekli kaynak aktarımında bulunabilir. Bu takdirde iş, işin yapımını üstlenen kuruluşun tâbi olduğu mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır.

b) Mahallî idareler ile merkezî idareye ait aslî görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla gerekli aynî ihtiyaçları karşılayabilir, geçici olarak araç ve personel temin edebilir.

c) (Değişik: 12/11/2012-6360/19 md.) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.

d) Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmibeş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir. Bu taşınmazlar aynı kuruluşlara kiraya da verilebilir. Bu taşınmazların, tahsis amacı dışında kullanılması hâlinde, tahsis işlemi iptal edilir.

Tahsis süresi sonunda, aynı esaslara göre yeniden tahsis mümkündür. Kamu kurum ve kuruluşlarına belediyeler, bağlı kuruluşları ve belediye şirketlerince devir veya tahsis edilen taşınmazlar, kamu konutu ve sosyal tesis olarak kullanılamaz.
(Ek fıkra: 12/11/2012-6360/19 md.) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesi; belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz.

(Ek fıkra: 31/10/2016-KHK-678/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7071/11 md.)

Afet, kitlesel göç ve teröre maruz kalan yerleşim birimlerinin belediyeleri ile bu Kanunun 45 inci maddesinin ikinci fıkrası
gereğince belediye başkanı veya başkan vekili görevlendirilen belediyelerde, vali veya belediye başkanı, aksayan belediye hizmetinin başka bir belediye tarafından yerine getirilmesini talep edebilir. Yardım istenilen belediye, meclis kararına gerek olmaksızın İçişleri Bakanının izniyle bu talebi yerine getirebilir.

Kent konseyi

Madde 76- Kent konseyi, kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır.

Belediyeler kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil toplum örgütlerinin, siyasî partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi konusunda yardım ve destek sağlar.

Kent konseyinde oluşturulan görüşler belediye meclisinin ilk toplantısında gündeme alınarak değerlendirilir. Kent konseyinin çalışma usûl ve esasları Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.

Belediye hizmetlerine gönüllü katılım

Madde 77- Belediye; sağlık, eğitim, spor, çevre, sosyal hizmet ve yardım, kütüphane, park, trafik ve kültür hizmetleriyle yaşlılara, kadın ve çocuklara, engellilere, yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında beldede dayanışma ve katılımı sağlamak, hizmetlerde etkinlik, tasarruf ve verimliliği artırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygular.

Gönüllülerin nitelikleri ve çalıştırılmalarına ilişkin usûl ve esaslar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Yazışma

Madde 78- Belediye, kamu kurum ve kuruluşlarıyla doğrudan yazışabilir.

Belediye tasarrufundaki yerler

Madde 79- Diğer kanunlarla getirilen hükümler saklı kalmak üzere, mezarlıklar ile belediye sınırları içinde bulunan ve sahipsiz arazi niteliğinde olan seyrangâh, harman yeri, koruluk, dinlenme yerleri, meydanlar, bataklık, çöp döküm sahaları, yıkılmış kale ve kulelerin arsaları ve enkazı ve benzeri yerler belediyenin tasarrufundadır.

Belediye tarafından deniz, akarsu ve gölden doldurma suretiyle kazanılan alanlar, Kıyı Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olarak kullanılmak şartıyla Maliye Bakanlığı tarafından belediyelerin, büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerinin tasarrufuna bırakılır.

Şehirlerarası özel otobüs terminali işletmesi ve akaryakıt istasyonları

Madde 80- Belediye sınırları ve mücavir alanları içinde, kara yolu ile yolcu taşıma hakkına sahip gerçek ve tüzel kişilerin şehirlerarası otobüs terminali kurmalarına ve işletmeleri ile her türlü akaryakıt ile sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) istasyonlarına nazım imar ve uygulama imar plânına uygun olmak kaydıyla belediye tarafından izin verilebilir. Akaryakıt istasyonlarına izin verilmesi için nazım imar plânında akaryakıt istasyonu olarak gösterilmesi şarttır. Bu istasyonlara çalışma ruhsatı büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi tarafından verilir.

Ad verme, tanıtıcı amblem ve flama kullanımı

Madde 81- Cadde, sokak, meydan, park, tesis ve benzerlerine ad verilmesi ve beldeyi tanıtıcı amblem, flama ve benzerlerinin tespitine ilişkin kararlarda; belediye meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğu, bunların değiştirilmesine ilişkin kararlarda ise meclis üye tam sayısının üçte iki çoğunluğunun kararı aranır. Bu kararlar mülkî idare amirinin onayı ile yürürlüğe girer.

Avukatlık ücretinin dağıtımı

Madde 82- Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.

Yeniden değerleme oranının uygulanması

Madde 83- Bu Kanunun 15, 18 ve 34 üncü maddelerinde belirtilen parasal miktarlar, her yıl 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme oranına göre artırılır.

Uygulanmayacak hükümler

Madde 84- Bu Kanunla, belediyenin sorumlu ve yetkili kılındığı görev ve hizmetlerle sınırlı olarak; 24.4.1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumî Hıfzıssıhha Kanunu, 4.7.1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Selâhiyet Kanunu, 10.6.1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu, 12.9.1960 tarihli ve 80 sayılı 1580 Sayılı Belediye Kanununun 15 inci Maddesinin 58 inci
Bendine Tevfikan Belediyelerce Kurulan Toptancı Hal’lerinin Sureti İdaresi Hakkında Kanun, 2.7.1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 3.5.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu, 14.6.1989 tarihli ve 3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun, (…)(1), 10.7.2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, 1.5.2003 tarihli ve 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda bu Kanun hükümlerine aykırılık bulunması durumunda bu Kanun hükümleri uygulanır.

İKİNCİ BÖLÜM

Değiştirilen, Eklenen ve Yürürlükten
Kaldırılan Hükümler

Madde 85- a) (8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)

b) (5.1.1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanunu ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)

c) 18.1.1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının mülga (d) bendi, “d) Belediye kurulması,” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.

d) 10.7.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendindeki “ağaçlandırma yapmak;” ibaresinden sonra gelmek üzere “gayrisıhhî işyerlerini, eğlence yerlerini, halk sağlığına ve çevreye etkisi olan diğer işyerlerini kentin belirli yerlerinde toplamak; inşaat malzemeleri, hurda depolama alanları ve satış yerlerini,” ibaresi, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (d) bendindeki “belirtilen hizmetlerden” ibaresinden sonra gelmek üzere “775 sayılı Gecekondu Kanununda belediyelere verilen yetkileri kullanmak,” ibaresi eklenmiş; 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının sonuna “Meclis kendi belirleyeceği bir ay tatil yapabilir.” Cümlesi ile 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Büyükşehir belediyesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “1.hukuk müşaviri ve” ibaresi eklenmiş; 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında geçen “Kasım ayı toplantısı dönem başı toplantısıdır.” Cümlesi ile 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki “on gün içinde” ibaresi ve 15 inci maddesinin birinci fıkrasında geçen “her dönem başı toplantısında,” ile 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında geçen “her yılın ilk olağan toplantısında” ibareleri madde metinlerinden çıkarılmıştır.

e) 22.2.2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine, “erozyonun önlenmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “kültür, sanat, turizm,” ibaresi eklenmiş; (b) bendinde yer alan “kültür, turizm, gençlik ve spor” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve aynı maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş; 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kasım ayı toplantısı dönem başı toplantısıdır.” Cümlesi ile 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “on gün içinde” ibaresi madde metninden çıkarılmış; 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi “İl genel meclisi, bir yıl görev yapmak üzere üyeleri arasından en az üç, en fazla beş kişiden oluşan ihtisas komisyonları kurabilir.” Şeklinde değiştirilmiş; 24 üncü maddesinin birinci fıkrasına “Meclis” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve komisyon” ibaresi eklenmiş ve aynı fıkradaki “2600” ibaresi “6000” olarak değiştirilmiş; 36 ncı maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları madde metninden çıkarılmış ve “il özel idarelerinde sözleşmeli personel ile kısmi zamanlı sözleşmeli personel çalıştırılması hususunda Belediye Kanununun 49 uncu maddesi hükümleri uygulanır.” Cümlesi aynı maddeye üçüncü fıkra olarak eklenmiştir.

Merkezi idare tarafından yürütülen görev ve hizmetlere ait yatırımlardan ilgili bakanlıkça uygun görülenler, il özel idareleri eliyle de gerçekleştirilebilir. Bu yatırımlara ait ödenekler, ilgili kuruluş tarafından o il özel idaresi bütçesine aktarılır. İl özel idaresi bu yatırımların yüzde yirmibeşine kadar olan kısmı için kendi bütçesinden harcama yapabilir. Merkezi idare, ayrıca, desteklemek ve geliştirmek istediği hizmetleri proje bazında gerekli kaynaklarını ilgili il özel idaresine aktarmak suretiyle onlarla işbirliği içinde yürütebilir. Bu kaynak ve ödenekler özel idare bütçesi ile ilişkilendirilmez ve başka amaçla kullanılamaz.

f) 7.12.2004 tarihli ve 5272 sayılı Belediye Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

g) 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 38 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

h) 12.4.2000 tarihli ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 4 üncü maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Yürürlüğe giren mevzii imar plânına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerinin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları OSB tarafından verilir ve denetlenir. İşyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesi sırasında işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin harçlar, OSB tarafından tahsil edilerek ilgili belediye veya il özel idaresi hesabına yatırılır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Geçici ve Son Hükümler
Asansör yıllık kontrol faaliyetlerine ilişkin sorumluluk

Ek Madde 1- (Ek: 4/4/2015-6645/85 md.)

Bu Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinde düzenlenen yetkinin usulüne uygun kullanılmaması sonucu oluşacak yaralanma ve ölüm olaylarından dolayı, ilgili belediye yetkilileri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre sorumludur.

Ek Madde 2- (Ek: 28/11/2017-7061/86 md.)(1)

Kamu kurum ve kuruluşlarına uygulanan su ve atık su tarife ücreti tüketim miktarına bakılmaksızın sabit tarife ücreti olarak belirlenir ve konutlar için belirlenen en düşük su ve atık su tarife ücretinin yüzde 50 fazlasını geçemez. Belediyeler temiz şebeke suyu hizmeti vermediği yerleşim yerlerindeki kamu kurumlarından herhangi bir ad altında ücret talep edemez. Kamuya ait eğitim kurumları, yurtlar, okul pansiyonları ve hastanelerden abonelik, açma kapama, bağlantı, teminat, güvence bedeli, katılma payı ve benzeri ad altında herhangi bir ücret talep edilemez.

Ek Madde 3- (Ek: 15/2/2018-7099/16 md.)

Belediyeler, mevzuatla kendilerine verilen görev ve hizmetlerin yürütülmesi ve vatandaşlar tarafından yapılan başvuruların sonuçlandırılması amacıyla her türlü idari iş ve işlemin yürütüldüğü eBelediye bilgi sistemini kullanır. e-Belediye bilgi sistemini kurmaya, işletmeye, veri saklama, veri iletimi ve veri paylaşımı ile ilgili politikaları tespit etmeye, çalışma usul ve esaslarını belirlemeye ve bu sistem ile ilgili merkezî bir hizmet standardizasyonu oluşturmaya İçişleri ile Çevre ve Şehircilik bakanlıkları müştereken yetkilidir.

Geçici Madde 1

Bu Kanunun yayımı tarihinde personel giderlerine ilişkin olarak 49 uncu maddede belirtilen oranları aşmış olan belediyelerde bu oranların altına inilinceye kadar, boş kadro ve pozisyon bulunması ve bütçe imkânlarının yeterli olması kaydıyla 1.1.2005 tarihinde mevcut memur ve sözleşmeli personel sayısının yüzde onunu geçmemek üzere İçişleri Bakanlığınca zorunlu hâllere münhasır olacak şekilde verilecek izin dışında ilâve personel istihdam edilemez. Geçici iş pozisyonları için önceki yıldan fazla olacak şekilde vize yapılamaz.

Geçici Madde 2

Norm kadro uygulamasına geçilinceye kadar belediyenin, bağlı kuruluşlarının ve mahallî idare birliklerinin memur kadrolarının ihdas ve iptalleri ile boş kadro değişiklikleri, İçişleri Bakanlığının teklifi, Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile yapılır. Norm kadro uygulamasına geçilinceye kadar, Bakanlar Kurulu tarafından ihdas edilmiş mevcut kadrolar 49 uncu maddenin üçüncü fıkrasının uygulanması açısından norm kadro kabul edilir.

Sürekli işçi kadroları ile iş pozisyonları ise norm kadro uygulamasına geçilinceye kadar İçişleri Bakanlığının vizesine tâbidir. İçişleri Bakanlığı vize yetkisini valiliklere devredebilir.

Geçici Madde 3

Bu Kanunun yayımlandığı tarihte 2000 yılı genel nüfus sayımına göre nüfusu 2.000’in altına düşen belediyelerin tüzel kişiliklerinin kaldırılarak köye dönüştürme işlemi, bu Kanunun 8 inci maddesi uygulamasından faydalanmak isteyen belediyeler için 31.12.2006 tarihine kadar uygulanmaz. Tüzel kişiliğin kaldırılmasında, birleşme veya katılma sonrasında 2000 yılı genel nüfus sayımı sonucuna göre oluşan toplam nüfus esas alınır.

5272 sayılı Belediye Kanununun geçici 4 üncü maddesine göre yapılan işlemler bu maddeye göre yapılmış sayılır.

Geçici Madde 4

41 inci maddede öngörülen stratejik plân, Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içinde hazırlanır.

Geçici Madde 5

Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası belediyelere ait şirketlerin, 31.12.2004 tarihi itibariyle kamu kurum ve kuruluşlarından olan kamu ve özel hukuka tâbi alacakları, bunların diğer kamu kurum ve kuruluşlarına olan borçlarına karşılık olmak üzere 31.12.2005 tarihine kadar takas ve mahsup edilir. Bakanlar Kurulu bu süreyi altı aya kadar uzatmaya yetkilidir. Bu madde kapsamındaki alacak ve borç ifadesi bu alacak ve borçlara ilişkin fer’ileri ve cezaları da kapsar.

Yukarıdaki fıkra kapsamında yer alan kuruluşların takas ve mahsup işlemine konu olan veya olmayan borçları, genel bütçe vergi gelirlerinden her ay ayrılacak paylarının yüzde kırkını geçmemek üzere kesinti yapılarak tahsil edilir.

Bu maddeye göre yapılacak takas, mahsup ve kesinti işlemleri yılı bütçe kanunları ile ilişkilendirilmeksizin ilgili kuruluş ile uzlaşma komisyonu tarafından belirlenir; Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından karara bağlanır.

(Ek ibare: 26/12/2006-5568/8 md.)

30/6/2006 tarihi itibarı ile Uzlaşma Komisyonu ile takas, mahsup ve kesinti yapılmasına ilişkin kararları imzalayan ancak Bakanlar Kurulu tarafından söz konusu kararları henüz onaylanmayan ilgili kuruluşların işlemleri 28 Şubat 2007 tarihine kadar karara bağlanır. Bakanlar Kurulu, ilgili kuruluşların borç ödeme kapasitelerini de dikkate alarak ödenecek tutarları taksitlendirmeye, taksitlendirilen kısma Kanunun yayımını izleyen günden itibaren zam ve faiz uygulatmamaya, bu borçların fer’i ve cezalarını geçmemek üzere indirim yapmaya yetkilidir.

(Ek fıkra: 26/12/2006-5568/8 md.)

Bu madde uyarınca takas, mahsup ve kesinti işlemine tâbi tutulan borç ve alacaklar için ilgili kanunlarda öngörülen zamanaşımı süreleri işlemez.

İlgili kuruluşun uzlaşma ve hacizlerin kaldırılmasına dair başvurusunun uzlaşma komisyonunca kabul edilmesini müteakip 31.12.2004 tarihinden önceki borçlar için tatbik edilen hacizler kaldırılır.

Uzlaşma komisyonu Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan tarafından görevlendirilecek bir başkan ile İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Devlet Plânlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı, Sayıştay Başkanlığı, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı ve İller Bankası Genel Müdürlüğünden birer temsilciden oluşur.

Geçici Madde 6- (Ek: 26/12/2006-5568/9 md.; Mülga: 28/1/2010-5951/13 md.)
Geçici Madde 7- (Ek: 31/5/2012-6321/5 md.)

Bu Kanunun 52 nci maddesine göre çıkarılan Yönetmelik çerçevesinde “İtfaiye Eri” kadro unvanına atanmak üzere açılmış olan sınav sonucunda başarılı oldukları ilan edildiği halde herhangi bir sebeple atamaları yapılmamış olanlar, bu işlemler sebebiyle dava açmış olmaları halinde davadan vazgeçmeleri, açmış oldukları dava lehlerine sonuçlananlar ise mahkeme tarafından karara bağlanmış tazminat veya geriye dönük maaş haklarından yazılı olarak feragat etmeleri kaydıyla, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde atama işlemleri tamamlanarak göreve başlatılır.

Geçici Madde 8- (Ek: 10/9/2014-6552/123 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 17/6/2015 tarihli ve E.: 2014/194, K.: 2015/55 sayılı Kararı ile.)
Geçici Madde 9- (Ek: 15/8/2016-KHK-674/40 md.; Aynen Kabul: 10/11/2016-6758/36 md.)

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör veya terör örgütlerine yardım ve yataklık suçları kapsamında haklarında yürütülen soruşturma veya kovuşturma nedeniyle görevden uzaklaştırılan belediye başkanı, başkan vekili ve meclis üyelerinin yerine 45 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre işlem yapılmış olsa bile onbeş gün içerisinde 46 ncı maddedeki yetkili makamlarca 45 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen usule göre görevlendirme yapılır.

Geçici Madde 10- (Ek: 15/2/2018-7099/17 md.)(1)

Belediyeler, e-Belediye bilgi sisteminin kurulduğuna dair bildirimin İçişleri Bakanlığı tarafından yapılmasından itibaren e-Belediye bilgi sistemi ile ilgili çalışmaları bir yıl içinde tamamlar.

Benzer sistemi kullanan belediyeler, sistemlerinde bulunan ve e-Belediye bilgi sistemi için gerekli olan verileri e-Belediye bilgi sistemini kullanmaya başladıkları tarihten itibaren bir yıl içinde e-Belediye bilgi sistemine aktarır. İçişleri Bakanı, gerektiğinde bu süreyi bir katına kadar uzatabilir.

Geçici Madde 11- (Ek:21/2/2019-7166/14 md.)

Konusu suç teşkil etmemek kaydıyla, bu maddenin yürürlük tarihine kadar personelinin çocukları için kreş ve gündüz bakımevi hizmetini bütçesinden hizmet alımı yoluyla karşılamış olan belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşlarının yetkili ve görevli personeli hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlamış olanlar işlemden kaldırılır.

Yürürlük

Madde 86- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 87- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Belediye Meclisi

0
Belediye Meclisi

Belediye Meclisi, belediyelerin halk oylaması sonucunda seçilerek göreve gelen üyelerde oluşan genel karar organıdır. Belediye meclisinin üye sayısı belediyenin nüfusuna göre değişmekte ve en az dokuz üyede oluşmaktadır.  Belediye başkanının başkanlık yaptığı Meclis, her ay toplanmaktadır. Belediye meclisi üyeleri, bir belde, ilçe ya da il meclisine seçilen üyeleri ifade etmektedir.

Belediye Meclisinin Görevleri 

a) Stratejik plân ile yatırım ve çalışma programlarını, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini görüşmek ve kabul etmek

b) Bütçe ve kesin hesabı kabul etmek, bütçede kurumsal kodlama yapılan birimler ile fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyleri arasında aktarma yapmak.

c) Belediyenin imar plânlarını görüşmek ve onaylamak, büyükşehir ve il belediyelerinde il çevre düzeni plânını kabul etmek. (Ek cümle: 1/7/2006-5538/29 md.) Belediye sınırları il sınırı olan Büyükşehir Belediyelerinde il çevre düzeni planı ilgili Büyükşehir Belediyeleri tarafından yapılır veya yaptırılır ve doğrudan Belediye Meclisi tarafından onaylanır.

d) Borçlanmaya karar vermek.

e) Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması hâlinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek.

f) Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek.

g) Şartlı bağışları kabul etmek.

g) Şartlı bağışları kabul etmek.

h) Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beşbin YTL’den fazla dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarını sulh ile tasfiyeye, kabul ve feragate karar vermek.

i) Bütçe içi işletme ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa tâbi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermek.

j) Belediye adına imtiyaz verilmesine ve belediye yatırımlarının yap-işlet veya yapişlet-devret modeli ile yapılmasına; belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek.

k) Meclis başkanlık divanını ve encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları üyelerini seçmek.

l) Norm kadro çerçevesinde belediyenin ve bağlı kuruluşlarının kadrolarının ihdas, iptal ve değiştirilmesine karar vermek.

m) Belediye tarafından çıkarılacak yönetmelikleri kabul etmek

n) Meydan, cadde, sokak, park, tesis ve benzerlerine ad vermek; mahalle kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi, adlarıyla sınırlarının tespiti ve değiştirilmesine karar vermek;  beldeyi tanıtıcı amblem, flama ve benzerlerini kabul etmek.

o) Diğer mahallî idarelerle birlik kurulmasına, kurulmuş birliklere katılmaya veya ayrılmaya karar vermek.

p) Yurt içindeki ve Đçişleri Bakanlığının izniyle yurt dışındaki belediyeler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı iş birliği yapılmasına; kardeş kent ilişkileri kurulmasına; ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla kültür, sanat ve spor gibi alanlarda faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesine; bu çerçevede arsa, bina ve benzeri tesisleri yapma, yaptırma, kiralama veya tahsis etmeye karar vermek.

r) Fahrî hemşehrilik payesi ve beratı vermek.

s) Belediye başkanıyla encümen arasındaki anlaşmazlıkları karara bağlamak.

t) Mücavir alanlara belediye hizmetlerinin götürülmesine karar vermek.

u) Đmar plânlarına uygun şekilde hazırlanmış belediye imar programlarını görüşerek kabul etmek.

Başkanlık divanı

Madde 19- Belediye meclisi, seçim sonuçlarının ilanını takip eden beşinci gün belediye başkanının başkanlığında kendiliğinden toplanır. Meclis bu toplantıda, üyeleri arasından, gizli oyla meclis birinci ve ikinci başkan vekili ile en az iki katip üyeyi ilk iki yıl
için görev yapmak üzere seçer. İlk iki yıldan sonra seçilecek başkanlık divanı yapılacak ilk mahalli idareler seçimlerine kadar görev yapar.

Başkanlık divanı seçimi üç gün içinde tamamlanır.

Meclise belediye başkanı, katılamaması durumunda meclis birinci başkan vekili, onun da katılamaması durumunda ikinci başkan vekili başkanlık eder. Ancak yıllık faaliyet raporunun görüşüldüğü meclis toplantısı meclis başkan vekilinin başkanlığında yapılır.

Başkanlık divanında boşalma olması durumunda kalan süreyi tamamlamak üzere yenisi seçilir. Meclis başkanı, meclis çalışmalarında düzeni sağlamakla yükümlüdür. Meclisin çalışması ve katılıma ilişkin esas ve usuller İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Meclis toplantısı

Madde 20- Belediye meclisi, her ayın ilk haftası, önceden kararlaştırdığı günde toplanır. Meclis, resmi tatile rastlayan günlerde çalışmasına ara verebilir. Belediye meclisi her yıl bir ay tatil kararı alabilir.

Bütçe görüşmesine rastlayan toplantı süresi en çok yirmi gün, diğer toplantıların süresi en çok beş gündür. Mutat toplantı yeri dışında toplanılmasının zorunlu olduğu durumda üyelere önceden bilgi vermek kaydıyla meclis başkanının belediye sınırları içerisinde belirlediği yerde toplantı yapılır. Ayrıca, toplantının yeri ve zamanı mutat usullerle belde halkına duyurulur.

Meclis toplantıları açıktır. Meclis başkanının veya üyelerden herhangi birinin gerekçeli önerisi üzerine, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kapalı oturum yapılmasına karar verilebilir. Meclis görüşmeleri görevlilerce tutanağa geçirilir, başkan ve katip üyeler tarafından imzalanır. Toplantılar, meclisin kararıyla sesli ve görüntülü cihazlarla da kaydedilebilir.

Gündem

Madde 21- Her ayın ilk günündeki belediye meclis gündemi belediye başkanı tarafından belirlenerek en az üç gün önceden üyelere bildirilir ve çeşitli yöntemlerle halka duyurulur.

Her ayın ilk toplantısında belediye başkanı ve meclis üyeleri belediyeye ait işlerle ilgili konuların gündeme alınmasını önerebilir. Öneri, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kabul edildiği takdirde gündeme alınır.

İmar konuları ile yıllık bütçe dışında kalan gündemdeki diğer konular ile üyelerin teklifleri; toplantıya katılanların salt çoğunluğunun kabulü halinde komisyonlara havale edilmeksizin belediye meclisince görüşülerek karara bağlanabilir.

Toplantı ve karar yeter sayısı

Madde 22- Belediye meclisi, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve katılanların salt çoğunluğuyla karar verir. Ancak, karar yeter sayısı, üye tam sayısının dörtte birinden az olamaz. Oylamada eşitlik çıkması durumunda meclis başkanının bulunduğu taraf çoğunluk sayılır. Gizli oylamalarda eşitlik çıkması durumunda oylama tekrarlanır, eşitliğin
bozulmaması durumunda meclis başkanı tarafından kur’a çekilir.

Meclisin toplanmasında, üye tam sayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde başkan, gün ve saatini tespit ederek en geç üç gün içinde toplanmak üzere meclisi tatil eder. Gelecek toplantı, üye tam sayısının dörtte birinden az olmayan üye sayısı ile yapılır. Görüşmeler sırasında başkan veya üyelerden birinin talebi üzerine yapılacak yoklamada karar yeter sayısının bulunmadığı anlaşılırsa, ikinci fıkradaki hükümler uygulanır.

Üyeler oylarını bizzat kullanır. Gizli oy kullanmaya fiziki bakımdan engelli üyeler, tayin edecekleri kişi eliyle oy kullanabilirler. Oylama gizli, işaretle veya ad okunarak yapılır. Oy verme kabul, ret veya çekimser şeklinde olur.
Kararlar, meclis başkanı ve katip üyeler tarafından imzalanır ve bir sonraki toplantıda üyelere dağıtılır.

Meclis kararlarının kesinleşmesi

Madde 23- Belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını, gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere beş gün içinde meclise iade edebilir.

Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir. Belediye başkanı, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine on gün içinde idari yargıya başvurabilir. Kararlar kesinleştiği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde mahallin en büyük mülki idare amirine gönderilir. Mülki idare amirine gönderilmeyen kararlar yürürlüğe girmez.  Mülki idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idari yargıya başvurabilir. Kesinleşen meclis kararlarının özetleri yedi gün içinde uygun araçlarla halka
duyurulur.

İhtisas komisyonları

Madde 24- Belediye meclisi, üyeleri arasından en az üç en fazla beş kişiden oluşan ihtisas komisyonları kurabilir.  Komisyonların bir yılı geçmemek üzere ne kadar süre için kurulacağı aynı meclis kararında belirtilir. İhtisas komisyonları, her siyasi parti grubunun ve bağımsız üyelerin meclisteki üye sayısının meclis üye tam sayısına oranlanması suretiyle oluşturulur. İl ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000’in üzerindeki belediyelerde plan ve bütçe ile imar komisyonlarının kurulması zorunludur.

Meclis toplantısını müteakip imar komisyonu en fazla on iş günü, diğer komisyonlar ise beş iş günü içinde kendilerine havale edilen işleri sonuçlandırır. Komisyonlar kendilerine havale edilen işlerle ilgili raporlarını bu sürenin sonunda meclise sunmadıkları takdirde, konu meclis başkanı tarafından doğrudan gündeme alınır. İhtisas komisyonlarının görev alanına giren işler bu komisyonlarda görüşüldükten sonra belediye meclisinde karara bağlanır.

Mahalle muhtarları ve ildeki kamu kuruluşlarının amirleri ile ildeki kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üniversiteler, sendikalar ve gündemdeki konularla ilgili sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, oy hakkı olmaksızın kendi görev ve faaliyet alanlarına giren konuların görüşüldüğü ihtisas komisyonu toplantılarına katılabilir ve görüş bildirebilir.
Komisyon çalışmalarında uzman kişilerden yararlanılabilir.

Komisyon raporları alenidir, çeşitli yollarla halka duyurulur ve isteyenlere meclis tarafından maliyetlerini aşmamak üzere belirlenecek bedel karşılığında verilir.

Denetim komisyonu

Madde 25- İl ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000’in üzerindeki belediyelerde, belediye meclisi, her ocak ayı toplantısında belediyenin bir önceki yıl gelir ve giderleri ile bunlara ilişkin hesap kayıt ve işlemlerinin denetimi için kendi üyeleri arasından gizli oyla ve üye sayısı üçten az beşten çok olmamak üzere bir denetim komisyonu oluşturur. Komisyon, her siyasi parti grubunun ve bağımsız üyelerin meclisteki üye sayısının meclis üye tam sayısına oranlanması suretiyle oluşur.

Komisyon, belediye başkanı tarafından belediye binası içinde belirlenen yerde çalışır ve çalışmalarında kamu personelinden ve gerektiğinde diğer uzman kişilerden yararlanabilir.

Denetim komisyonu toplantılarına, belediye ve bağlı kuruluşları dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarından görevlendirilenlere (1.000); kamu personeli dışındaki diğer uzman kişilere büyükşehir belediyelerinde (3.000), diğer belediyelerde (2.000) gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere, belediye meclisince belirlenecek miktarda günlük ödeme yapılır. Denetim komisyonunun emrinde görevlendirilecek kişi ve gün sayısı belediye meclisince belirlenir. Uzman kişilerde aranacak nitelikler belediye meclisinin çalışmasına dair yönetmelikte düzenlenir.

Komisyon belediye birimleri ve bağlı kuruluşlarından her türlü bilgi ve belgeyi isteyebilir. Bu istekler gecikmeksizin yerine getirilir. Komisyon, çalışmasını kırk beş iş günü içinde tamamlar ve buna ilişkin raporunu mart ayının sonuna kadar meclis başkanlığına sunar. Konusu suç teşkil eden hususlarla ilgili olarak meclis başkanlığı tarafından yetkili mercilere suç duyurusunda bulunulur.

Meclisin bilgi edinme ve denetim yolları

MADDE 26.- Belediye meclisi, bilgi edinme ve denetim yetkisini faaliyet raporunu değerlendirme, denetim komisyonu, soru, genel görüşme ve gensoru yoluyla kullanır. Meclis üyeleri, meclis başkanlığına önerge vererek belediye işleriyle ilgili konularda sözlü veya yazılı soru sorabilir. Soru, belediye başkanı veya görevlendireceği kişi tarafından sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılır.

Meclis üyelerinin en az üçte biri, meclis başkanlığına istekte bulunarak, belediyenin işleriyle ilgili bir konuda genel görüşme açılmasını isteyebilir. Bu istek meclis tarafından kabul edildiği takdirde gündeme alınır. Belediye başkanınca meclise sunulan bir önceki yıla ait faaliyet raporundaki açıklamalar, meclis üye tam sayısının dörtte üç çoğunluğuyla yeterli görülmezse, yetersizlik kararıyla görüşmeleri kapsayan tutanak, meclis başkan vekili tarafından mahallin mülki idare amirine gönderilir.

Vali, dosyayı gerekçeli görüşüyle birlikte Danıştay’a gönderir. Yetersizlik kararı, Danıştay’ca uygun görüldüğü takdirde belediye başkanı, başkanlıktan düşer.

Meclis üye tam sayısının en az üçte biri oranındaki üyenin imzasıyla belediye başkanı hakkında gensoru önergesi verilebilir. Gensoru önergesi, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyu ile gündeme alınır ve üç tam gün geçmedikçe görüşülemez. Gensoru önergesinin karara bağlanmasında dördüncü fıkraya göre işlem yapılır.

Başkan ve meclis üyelerinin görüşmelere katılamayacağı durumlar

Madde 27- Belediye başkanı ve meclis üyeleri, münhasıran kendileri, ikinci derece dâhil kan ve kayın hısımları ve evlatlıkları ile ilgili işlerin görüşüldüğü meclis toplantılarına katılamazlar.

Başkan ve meclis üyelerinin yükümlülükleri

Madde 28- Belediye başkanı görevi süresince ve görevinin sona ermesinden itibaren iki yıl süreyle, meclis üyeleri ise görevleri süresince ve görevlerinin sona ermesinden itibaren bir yıl süreyle, belediye ve bağlı kuruluşlarına karşı doğrudan doğruya veya dolaylı olarak taahhüde giremez, komisyonculuk ve temsilcilik yapamaz.

Meclis üyeliğinin sona ermesi

Madde 29- Meclis üyeliği, ölüm ve istifa durumunda kendiliğinden sona erer. Meclis üyeliğinden istifa dilekçesi belediye başkanlığına verilir ve başkan tarafından meclisin bilgisine sunulur.

Özürsüz veya izinsiz olarak arka arkaya üç birleşim günü veya bir yıl içinde yapılan toplantıların yarısına katılmayan üyenin üyeliğinin düşmesine, savunması alındıktan sonra üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar verilir.

Belediye meclisi üyeliğine seçilme yeterliğinin kaybedilmesi durumunda, valinin bildirmesi üzerine Danıştay tarafından üyeliğin düşmesine karar verilir.

Meclisin feshi
Madde 30- Belediye meclisi;

a) Kendisine kanunla verilen görevleri süresi içinde yapmayı ihmal eder ve bu durum belediyeye ait işleri sekteye veya gecikmeye uğratırsa,

b) Belediyeye verilen görevlerle ilgisi olmayan siyasi konularda karar alırsa, İçişleri Bakanlığının bildirimi üzerine Danıştay’ın kararı ile feshedilir. İçişleri Bakanlığı gerekli gördüğü takdirde meclisin feshine dair bildirim ile birlikte,  karar verilinceye kadar meclis toplantılarının ertelenmesini de ister. Danıştay, bu hususu en geç bir ay içinde karara bağlar. Bu şekilde feshedilen meclisin yerine seçilen meclis, kalan süreyi tamamlar.

Boşalan meclisin görevinin yerine getirilmesi

Madde 31- Belediye meclisinin;

a) Danıştay tarafından feshi veya meclis toplantılarının ertelenmesi,

b) Meclis üye tam sayısının yarıdan fazlasının tutuklanması,

c) Yedek üyelerin getirilmesinden sonra da meclis üye tam sayısının yarısından aşağı düşmesi,

d) Geçici olarak görevden uzaklaştırılması,

Hallerinde, meclis çalışabilir duruma gelinceye veya yeni meclis seçimi yapılıncaya kadar meclis görevi, belediye encümeninin memur üyeleri tarafından yürütülür.

Huzur ve izin hakkı

Madde 32- Meclis başkan ve üyelerine, meclis ve komisyon toplantılarına katıldıkları her gün için, 39 uncu madde uyarınca belediye başkanına ödenmekte olan aylık brüt ödeneğin günlük tutarının üçte birini geçmemek üzere meclis tarafından belirlenecek miktarda huzur hakkı ödenir. Huzur hakkı ödenecek gün sayısı, 20, 24 ve 25 inci maddelerde belirtilen toplantı günü sayısından fazla olamaz ve meclis üyelerine aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödenemez.

Meclis üyeleri hastalıkları süresince izinli sayılır. Ayrıca mazeretleri durumunda, bir yıl içindeki toplantı süresinin yarısını aşmamak şartıyla istekleri üzerine meclis tarafından izin verilebilir.

5393 Sayılı Belediye Kanununda Belediye Meclisi ile İlgili Diğer Maddeler

Stratejik plan ve performans programı

Madde 41- Belediye başkanı, mahallî idareler genel seçimlerinden itibaren altı ay içinde; kalkınma plânı ve programı ile varsa bölge plânına uygun olarak stratejik plân ve ilgili olduğu yılbaşından önce de yıllık performans programı hazırlayıp belediye meclisine sunar.

Stratejik plân, varsa üniversiteler ve meslek odaları ile konuyla ilgili sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınarak hazırlanır ve belediye meclisi tarafından kabul edildikten sonra yürürlüğe girer.

Nüfusu 50.000’in altında olan belediyelerde stratejik plân yapılması zorunlu değildir. Stratejik plân ve performans programı bütçenin hazırlanmasına esas teşkil eder ve belediye meclisinde bütçeden önce görüşülerek kabul edilir.

Belediye başkanlığının boşalması hâlinde yapılacak işlemler

Madde 45- Belediye başkanlığının herhangi bir nedenle boşalması durumunda, vali tarafından belediye meclisinin on gün içinde toplanması sağlanır. Meclis, birinci başkan vekilinin, onun bulunmaması durumunda ikinci başkan vekilinin, onun da bulunmaması durumunda en yaşlı üyenin başkanlığında toplanarak;

a) Belediye başkanlığının boşalması veya seçim dönemini aşacak biçimde kamu hizmetinden yasaklanma cezasının verilmiş olması durumunda bir başkan,

b) Başkanın görevden uzaklaştırılması, tutuklanması veya seçim dönemini aşmayacak biçimde kamu hizmetinden yasaklama cezası alması durumunda bir başkan vekili, seçer.

Belediye başkanı veya başkan vekili belediye meclis üyeleri arasından ve gizli oyla seçilir. Đlk iki oylamada üye tam sayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır. Dördüncü oylamada en fazla oy alan üye, belediye başkanı veya başkan vekili seçilmiş olur. Oyların eşitliği durumunda kur’a çekilir.

Birinci fıkranın (b) bendi uyarınca başkan vekili seçildikten sonra belediye başkanlığının (a) bendinde belirtilen nedenlerle boşalması durumunda bu maddeye göre belediye başkanı seçilir.

Yeni seçilen belediye başkanının görev süresi, yerine seçildiği başkanın görev süresi ile sınırlıdır. Başkan vekili, yeni başkan seçilinceye veya görevden uzaklaştırılmış ya da tutuklanmış olan başkan göreve dönünceye kadar görev yapar.

Belediye başkanı veya başkan vekili seçilinceye kadar belediye başkanlığı görevi, meclis birinci başkan vekili, bulunmaması durumunda ikinci başkan vekili, onun da bulunmaması durumunda vali tarafından görevlendirilecek bir kamu görevlisi tarafından yürütülür.

Belediye başkanı veya başkan vekili seçimi en geç onbeş gün içinde tamamlanmadığı takdirde belediye meclisinin feshine ilişkin hükümler uygulanır.

Belediye başkanı görevlendirilmesi

Madde 46- Belediye başkanlığının herhangi bir nedenle boşalması ve yeni belediye başkanı veya başkan vekili seçiminin yapılamaması durumunda, seçim yapılıncaya kadar belediye başkanlığına büyükşehir ve il belediyelerinde İçişleri Bakanı, diğer belediyelerde vali tarafından görevlendirme yapılır. Görevlendirilecek kişinin belediye başkanı seçilme yeterliğine sahip olması şarttır.

Norm kadro ve personel istihdamı

Madde 49- Norm kadro ilke ve standartları İçişleri Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı tarafından müştereken belirlenir. Belediyenin ve bağlı kuruluşlarının norm kadroları, bu ilke ve standartlar çerçevesinde belediye meclisi kararıyla belirlenir.
Belediye personeli, belediye başkanı tarafından atanır. Birim müdürlüğü ve üst yönetici kadrolarına yapılan atamalar ilk toplantıda belediye meclisinin bilgisine sunulur.

Faaliyet raporu

Madde 56- Belediye başkanı, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 41 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen biçimde; stratejik plan ve performans programına göre yürütülen faaliyetleri, belirlenmiş performans ölçütlerine göre hedef ve gerçekleşme durumu ile meydana gelen sapmaların nedenlerini ve belediye borçlarının durumunu açıklayan faaliyet raporunu hazırlar. Faaliyet raporunda, bağlı kuruluş ve işletmeler ile belediye ortaklıklarına ilişkin söz konusu bilgi ve değerlendirmelere de yer verilir.

Faaliyet raporu nisan ayı toplantısında belediye başkanı tarafından meclise sunulur.

Raporun bir örneği İçişleri Bakanlığına gönderilir ve kamuoyuna da açıklanır.

Bütçenin hazırlanması ve kabulü

Madde 62- Belediye başkanı tarafından hazırlanan bütçe tasarısı eylül ayının birinci gününden önce encümene sunulur ve İçişleri Bakanlığına gönderilir. İçişleri Bakanlığı belediye bütçe tahminlerini konsolide eder ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu uyarınca merkezi yönetim bütçe tasarısına eklenmek üzere eylül ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına bildirir. Encümen, bütçeyi inceleyerek görüşüyle birlikte kasım ayının birinci gününden önce belediye meclisine sunar.

Meclis bütçe tasarısını yılbaşından önce, aynen veya değiştirerek kabul eder. Ancak, meclis bütçe denkliğini bozacak biçimde gider artırıcı ve gelir azaltıcı değişiklikler yapamaz.  Kabul edilen bütçe, malî yılbaşından itibaren yürürlüğe girer.

Harcama yetkilisi

Madde 63- Belediye bütçesiyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.

Kesin hesap 

Madde 64- Her yıl bütçesinin kesin hesabı, belediye başkanı tarafından hesap döneminin bitiminden sonra nisan ayı içinde encümene sunulur. Kesin hesap, belediye meclisinin mayıs ayı toplantısında görüşülerek karara bağlanır. Kesin hesabın görüşülmesi ve kesinleşmesinde, bütçeye ilişkin hükümler uygulanır.

Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı

Madde 73- Belediye, kentin gelişimine uygun olarak eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek; konut alanları, sanayi ve ticaret alanları, teknoloji parkları ve sosyal donatılar oluşturmak, deprem riskine karşı tedbirler almak veya kentin tarihî ve kültürel dokusunu korumak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir.

Kentsel dönüşüm ve gelişim projelerine konu olacak alanlar, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile ilân edilir.
Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında yıkılarak yeniden yapılacak münferit yapılarda ilgili resim ve harçların dörtte biri alınır.

Bir yerin kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilân edilebilmesi için; o yerin belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması ve en az ellibin metrekare olması şarttır.

Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında bulunan mülk sahipleri tarafından açılacak davalar, mahkemelerde öncelikle görüşülür ve karara bağlanır.

Kent konseyi

Madde 76- Kent konseyi, kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır.

Belediyeler kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi konusunda yardım ve destek sağlar.

Kent konseyinde oluşturulan görüşler belediye meclisinin ilk toplantısında gündeme alınarak değerlendirilir. Kent konseyinin çalışma usul ve esasları İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.

Mütevelli

0
Mütevelli

Mütevelli, vakfın işlerini idare etmek üzere görevlendirilen kişilere verilen addır. Medenî Kanunun idâre uzuvları dediği kimseler mütevellî demektir. Mütevelli tayininde vakfedenin (vâkıf) iradesi esas alınmakta, iradesinin belirlenemediği durumlarda yetki hâkime geçmekte, mahkemeler karar vermektedir.

Mütevelli tayini ve azli, mütevellide aranacak şartlar, mütevellinin hak ve vazifeleri gibi konular vakfedenin iradesi ve vakıf senedi ile belirlenir. Mütevellî her hangi bir şahıs olabilir; ancak mütevelli heyeti üyesi olmak için gerekli olan vasıflara sahip olması gereklidir.

Bazı vakıflar, vakıflarının tevliyyetini makamlara şart eylemişlerdir. Bu kabilden olarak Fetva Emini olan zata, şehrin kadısına veya valisine meşrut vakıflar vardır ki bunlara Makama Meşrut Vakıf denmektedir. Vakıflar Kanunu ile bu gibi vakıflar zabt olunmuştur. Bir vakfın mütevellîsine o vakfın nezâreti tevcîh olunmaz.

Yasama Dokunulmazlığı

0
Yasama Dokunulmazlığı
Yasama Dokunulmazlığı

Yasama Dokunulmazlığı, milletvekillerinin, görev süresince meclisin izni olmadan, gözaltına alınamaması, tutuklanamaması, sorguya çekilememesi ve yargılanamamasını ifade eden ve yasama faaliyetlerini gereği gibi yapabilmeleri için cezai takibata uğramalarını önleyen yargı bağışıklığıdır.

Yasama Dokunulmazlığı, ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanmış olmak kaydıyla devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetlerde bulunmak durumları hariç olmak üzere, seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin Meclis kararı olmadıkça, milletvekili olduğu süre içerisinde tutulamaması, sorguya çekilememesi, tutuklanamaması ve yargılanamamasıdır. Milletvekilliği süresiyle sınırlı geçici bir koruma sağlayan yasama dokunulmazlığı; Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun oy çokluğu ile vereceği karar ile kaldırılabilmektedir.

Milletvekillerinin işledikleri iddia edilen suçtan ötürü başlatılan soruşturma sonucunda, cumhuriyet savcılığı tarafından dokunulmazlığın kaldırılması talepli fezleke hazırlanmakta; bu fezleke ilgili bakanlıklarca yapılan teknik değerlendirmelerin sonunda gereği yapılmak üzere TBMM’ye gönderilmektedir. TBMM Başkanlığı, fezlekeyi, Meclis Anayasa Komisyonuna ve Adalet Karma Komisyonu’na sevk etmekte, komisyon, ilgili milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına hükmederse, fezleke eşliğindeki raporunu TBMM Genel Kurulu’na göndermektedir. Genel Kurul’daki oylamada her milletvekili ve her dosya için ayrı oylama yapılmakta, bir milletvekilinin birden fazla dosyası olması halinde her bir dosya için ayrı ayrı oylama yapılarak her bir dosya bakımından dokunulmaz ayrı bir şekilde karara bağlanmaktadır. Siyasi parti grupları, dokunulmazlık oylaması konusunda görüşme yapamamakta ve lehte ya da aleyhte grup kararı alamamaktadır.

Dokunulmazlığı kaldırılan milletvekilinin, milletvekilliği devam etmekte, dokunulmazlık hangi suç iddiası için kaldırılmışsa sadece o iddiadan ötürü yargılanabilmekte, başka konularda yargılanamamaktadır.

Dokunulmazlığın Kaldırılması Kararına Karşı Anayasal Yargı Yolu

6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 54. maddesi;Dokunulmazlığın kaldırılması veya milletvekilliğinin düşmesi durumlarında iptal talebi” başlığı ile meclisin dokunulmazlığı kaldırması kararına karşı yargı yolunu düzenlemektedir. Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi kararlarına karşı, ilgili milletvekili, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan ya da bir diğer milletvekili, kararın alındığı günden başlayarak yedi gün içinde kararın Anayasaya, kanuna veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğüne aykırılığı iddiasıyla iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine başvurabilmektedir. Meclis kararını iptalini içeren bu talep mahkeme tarafında on beş gün içinde kesin olarak karara bağlanmak zorundadır.

Türkiye Cumhuriyet Anayasasının 83. maddesi yasama dokunulmazlığını düzenlemektedir.

Anayasanın 83. maddesine göre; Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.

Milletvekilleri; seçimden önce veya sonra bir suç işlediklerinin ileri sürülmesi halinde, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam, durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır; üyelik süresince zamanaşımı işlemez.

Tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma, Meclisin yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasi parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu

0

Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 20. maddesinde sayılan TBMM ihtisas komisyonlarından biridir. Komisyonun temel görevi, TBMM Başkanlığınca kendisine havale edilen bayındırlık, imar ve iskân, haberleşme, elektronik haberleşme, elektronik ticaret, denizcilik, posta iş ve hizmetleri ile turizm işleri ve benzeri konulardaki kanun tasarı ve tekliflerini görüşmektir.

İlgili Mevzuat
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü
İmar Kanunu
Yapı Denetimi Hakkında Kanun
Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun
Kıyı Kanunu
Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun
Elektronik Haberleşme Kanunu

The Firm(Şirket)

0

The Firm(Şirket) : 1993-ABD

Tür                       : Dram, Gerilim, Aksiyon

Süre                     : 154 Dakika

Yönetmen            : Sydney Pollack

Senaryo               : Robert Towne, David Rayfiel, David Rabe

Yapımcı                : Sydney Pollack, John Davis

Oyuncular     : Tom Cruise, Jeanne Tripplehorn, Gene Hackman, Hal Holbrook, Terry Kinney, Wilford Brimley, Ed Harris, Holly Hunter, David Strathairn, Gary Busey, Steven Hill, Tobin Bell, Barbara Garrick, Jerry Hardin, Paul Calderon

John Grisham’ın çok satan romanından uyarlanış olan ve Sydney Pollack imzasıyla sineaya kazandırılan The Firm(Şirket), bir yandan sistem eleştirisi yaparken bir yandan da değişik yönleriyle Şeytanın Avukatı, Rosemary’in Bebeği, ve Stepford Kadınları gibi sinema yapımlarını anımsatmaktadır.

The Firm(Şirket), son yılların en büyük film yıldızlarından olan Tom Cruise ile son dönemin en çok satan yazarlarından biri olan ve 30 dan fazla kitabı olan John Grisham‘ı bir araya getirmiştir.

Mütevazi bir aileden gelen çalışkan Mitch McDeere, Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden başarıyla mezun olmuş çiçeği burnunda başarılı bir  avukattır. New York ve Chicago’dan büyük hukuk firmaları onu kapmak için peşine düşmüştür ama Memphis’deki küçük bir hukuk şirketi Mitch’e diğerlerinden çok daha iyi şartlarla iş teklifinde bulunmuştur. İş için Menphis’e taşınan Mitch ve karısı Abby için hayat bir anda çok iyi gitmeye başlamış, son model bir araba ve yeni bir eve kavuşmuşlardır. Ancak her güzel şeyin bir bedeli vardır ve Mitch bunu keşfetmek üzeredir. Lüks bir ev ve son model Mercedes’le, yüksek primlerle masal gibi bir kariyer başlangıcı, şirketin aile kavramına bakış açısı ve Mitch’in neredeyse tüm gün mesai yapmak zorunda kalmasıyla kabusa dönmüş, Mitch şirketi araştırmaya başlamış, detaylara girdikçe büyük bir belanın içinde olduğunu, yaşadığı hayatın artık kendisine ait olmadığını fark etmiştir.

The Firm(Şirket) büyük ümitlerle başlayıp gerilimli bir işe ve hüsrana dönüşen genç bir avukatın kariyerindeki akıl oyunlarının ve hukuk sistemi içindeki hukuksuzlukların anlatıldığı nitelikli bir hukuk filmidir.

Filmin akışı için bazı eleştirmenler “sıkı bir başlangıç, can sıkıcı bir sonuç” şeklinde değerlendirmeler yapmışlardır.

Filmin esin kaynağı olan The Firm Kitabının takdimi şu şekildedir: 

Mitchell McDeere bulunduğu yere varmak için çok çalışmıştı. Bütün büyük firmalar tarafından istenen ve akılda Wall Street olan genç avukat herkesi şaşırtarak Memphis’ da çok özel ve çok zengin bir avukatlık şirketi olan Bendini, Lambert ve Locke Şirketine girer. Mitch ile karısı Abby Tennessee’ ye yerleşip yeni yaşamlarına başlarlar. Genç tirler, mutludurlar ve hızla yükselme yolundadırlar. Ya da kendileri öyle sanırlar.

Çok geçmeden Mitch bir tehlike konusu alır: şirketin iki ortağı Cayman adası açıklarında dalarken kuşkulu bir biçimde ölmüşlerdir. Birden kuşkuları gerçekleşir. Bir lokantada yalnız başına yemek yerken gelen Tarrance adında biri FBI’ dan olduğunu, şirketin güvenlik bölümünün Mitch’ in evine ve arabasına dinleme aletleri yerleştirildiğini ve tehlikede olduğunu söyler. FBI daha sonra Mitch’ le yeniden bağlantı kuracaktır.

Mitch Tarrance ile diğer buluşmalarında şirketin birkaç gerçek müşterisi olmasına karşın kesinlikle bir hukuk şirketi olmadığını öğrenir. Ne olduklarını ve ne yaptıklarını öğrenince dehşete kapılır. Tarrance FBI’ ın içerde bir muhbir aradığını söyler. İşbirliğine yanaşmazsa FBI tarafından bir gün mahkemeye sevkedilecektir, işbirliği yaptığı takdirde şirket kendisini öldürecektir. Bir çıkış yolu yoktur. Yoksa var mıdır? İnsanı son sayfasına kadar bırakmayan romanlardan biri.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu

0

Dışişleri Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 20. maddesinde sayılan TBMM ihtisas komisyonlarından biridir. Komisyonun temel görevi, TBMM Başkanlığınca kendisine havale edilen uluslararası andlaşmaların onaylanmasının uygun bulunmasına ilişkin kanun tasarıları ile Türkiye Cumhuriyetinin dış ilişkilerinin teşkilatlandırılması, idaresi ve dış ilişkilerle ilgili kanun tasarı ve tekliflerini görüşmektir. Komisyon ayrıca parlamenter diplomasi çerçevesinde, başkan düzeyinde veya heyet şeklinde yurt dışı parlamentolara veya uluslararası örgütlere ziyaretler gerçekleştirmekte, yurt dışından gelen parlamenter heyetlerini veya hükümet temsilcilerini kabul etmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Çevre Komisyonu

0

Çevre Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 20. maddesinde sayılan TBMM ihtisas komisyonlarından biridir. Komisyonun temel görevi, TBMM Başkanlığınca kendisine havale edilen çevrenin korunması ve geliştirilmesi, ekolojik dengenin bozulması, toprak, hava, yeraltı ve yer üstü kaynaklarının kirlenmesi, ormanların, kıyıların, tarihi ve kültürel değerlerin, tabii varlıkların korunması ve benzeri konulardaki kanun tasarı ve tekliflerini görüşmektir.

Cumhurbaşkanı Seçimi

0
Cumhurbaşkanı

Cumhurbaşkanı Seçimi, 6271 Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile belirlenen kurallar çerçevesinde yapılmaktadır. Kanunun amacı, Cumhurbaşkanı seçimine, Cumhurbaşkanı adaylarında aranacak niteliklere, seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrası yapılması gereken işlemlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

 2017 yılında yapılan Anayasa değişikliği sonucunda, Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılmaktadır. Bir kimsenin en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilme hakkı bulunmakta; Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde ise Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilmektedir. Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri ile nitelikleri, seçimi ve diğer hususlar Türkiye Cumhuriyeti Anayasası‘nın 8, 101, 103, 104, 105 ve 106’ncı maddelerinde belirtilmiş, Anayasa hükümlerinin nasıl uygulanacağı özel kanunlarla belirlenmiştir.

Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yapan yirmi milletvekilinin TBMM üyeleri arasından veya Meclis dışından aday göstermesi veya en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığında yüzde beşi geçen siyasi partilerin ortak aday göstermesi üzerine, halk tarafından genel oyla seçilmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partiler grup kararıyla; diğer siyasi partiler ise tüzüklerinde gösterilen yetkili organlarının kararıyla Cumhurbaşkanlığına aday gösterebilirler. Ayrıca, en az yüz bin seçmenin yazılı teklifiyle Cumhurbaşkanlığına aday olmak mümkündür. Kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip her Türk vatandaşı; diğer koşulları da sağlaması kaydıyla Cumhurbaşkanlığına aday olabilmektedir. Adaylar, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, tüzel kişilerden ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek kişilerden bağış ve yardım alamamaktadır.

Cumhurbaşkanlığına aday olup seçilemeyen kamu görevlilerinin tekrar eski görevlerine dönmeleri mümkün olmakla birlikte; Yüksek mahkeme üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile subay ve astsubaylar  eski görevlerine dönemezler.

Cumhurbaşkanı seçimi, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde; makamın herhangi bir sebeple boşalması halinde ise boşalmayı takip eden altmış gün içinde tamamlanmaktadır. İlk oylamada geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmekte; bu çoğunluk sağlanamazsa, takip eden ikinci pazar günü ilk oylamada en çok oyu almış iki adayın katılacağı ikinci oylamada geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmektedir.

Cumhurbaşkanının görev süresinin dolması veya seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi ya da seçimlerin tamamlanamaması hallerinde, yeni Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar mevcut Cumhurbaşkanının görevi devam etmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Avrupa Birliği Uyum Komisyonu

0

Türkiye Büyük Millet Meclisi Avrupa Birliği Uyum Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün ilgili maddeleri uyarınca kurulmuş ihtisas komisyonudur.  Türkiye’nin AB’ye katılım sürecine ilişkin gelişmeleri izlemek ve müzakere etmek; AB’deki gelişmeleri takip etmek ve bu gelişmeler hakkında TBMM’yi bilgilendirmek temel görevleridir.

Komisyon, istenildiğinde, TBMM’ye sunulan kanun tasarı ve teklifleri ile Kanun Hükmünde Kararnamelerin AB mevzuatına uygunluğunu inceleyerek ihtisas komisyonlarına görüş sunmak üzere kurulmuş olan ihtisas komisyonudur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonu

0

Anayasa Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 20. maddesinde sayılan TBMM ihtisas komisyonlarındandır. Komisyonun görevi, TBMM Başkanlığınca kendisine havale edilen Anayasa ve TBMM İçtüzüğü’nün değiştirilmesi hakkındaki kanun tekliflerini, siyasi partiler ve seçim mevzuatı, TBMM üyelerinin statüsü ve hakları, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun, Bakanlar Kurulunun ve bakanlıkların kuruluş ve çalışma usulleri ile diğer anayasal kuruluşlar ve benzeri konulardaki kanun tasarı ve tekliflerini görüşmektir. Komisyonun diğer görevi, Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon kapsamında milletvekili dokunulmazlık dosyalarını incelemektir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu

0

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 20. maddesinde sayılan ihtisas komisyonlarından biridir. Adalet Komisyonunun temel görevi, TBMM Başkanlığı tarafından kendisine havale edilen adalet işleri ile medeni hukuk, ceza hukuku, borçlar kanunu gibi temel kanunlar, sivil ve askerî yargılama hukuku, mahkemelerin kuruluş ve işleyişleri, kaçakçılıkla mücadele, af, terörizmle mücadele, hâkimler, savcılar ve avukatlar ve benzeri kişilerle ilgili konulardaki kanun tasarı ve tekliflerini görüşmektir.

Unutulma Hakkı

0

Unutulma Hakkı, güncelliğini yitiren haberlerin internette yer alması nedeniyle şeref ve itibar hakkının korunması amacıyla internette içerik sağlayıcı tarafından saklanan içeriğin yayından çıkarılmasını talep etme hakkıdır. Bu hak, ifade ve basın özgürlüğü ile kişiliğin korunması ilkesi arasında adil bir denge kurularak korunur. Kişinin şeref ve itibarı korunurken bir yandan ifade ve basın özgürlükleri gözetilmeli, diğer yandan da haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğü engellenmemelidir.

Unutulma Hakkının Amacı ve  Kapsamı

Unutulma hakkı, internet ortamında bir haberin uzun süredir kolayca ulaşılabilir olması nedeniyle kişinin şeref ve itibarının zedelenmesi durumunda gündeme gelmektedir. Bu hakkın amacı, internetin yaygınlaşması ve sağladığı imkanlar nedeniyle; ifade ve basın özgürlükleri ile kişilerin manevi varlığının geliştirilmesi hakkı arasında gerekli hassas dengenin kurulmasını sağlamaktır. Kişinin sahip olduğu bu hak, halkın haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün özüne dokunamaz.

Gazete, televizyon ve internet siteleri için arşiv niteliğinde olan ve kişilerin unutulma hakkını ihlal eden haberler; kamuya açık dijital alanda tutulmadığı sürece içerik sağlayıcı tarafından arşivde saklanabilmektedir. Haberin sosyal faydasının kaybolması, kamu açısından bir öneminin kalmaması, istatistiki ve bilimsel amaçlar yönünden internet ortamında habere ulaşmayı gerekli kılan nedenlerin olmaması durumunda, öncelikle içerik sağlayıcıdan talep edilmeli, talebin reddi halinde bireyin şahsiyetinin korunması bakımından mahkemeler tarafından sağlanmalıdır. Siyasi veya medyatik kişiliğe sahip olmayan kişiler hakkındaki güncel olmayan haberlerin kamuya açık portallarda gösterilmeye devam etmesinin toplum yararı bakımından bir öneme kalmadığından ulaşılabilirliğinin engellenmesi zaruridir.

Unutulma hakkı, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın 2014 yılında verdiği ‘Google’ kararı ile yaygın bir uygulamaya dönüşme eğilimi kazanmıştır. Türkiye’de ise 2016 yılında yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Kanunu; kişilerin temel hak ve özgürlükleri arasında yer almakta olan “özel hayatın gizliliğinin korunmasına” hizmet etmek üzere çıkarılmıştır.

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ile diğer mevzuatı bir arada değerlendirmek gerekmektedir. Bu çerçevede, dijital platformlarda kişilerin mahremiyetine dönük risk içeren tehditleri ortadan kaldırabilmek amacıyla; kişisel verilerin korunması hakkının devamı niteliğindeki unutulma hakkı da önem arz etmektedir.

Detaylı Bilgi İçin: Anayasa Mahkemesi Kararı

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab
Unutulma Hakkı-İnsan Hakları Hukuku Perspektifinden Bir İnceleme / Eren Sözüer

https://www.idefix.com/Kitap/Unutulma-Hakki-Insan-Haklari-Hukuku-Perspektifinden-Bir-Inceleme/Eren-Sozuer/Egitim-Basvuru/Is-Ekonomi-Hukuk/Hukuk/urunno=0001731585001

İnternet’teki Arama Sonuçlarından Kişisel Verilerin Kaldırılması Unutulma Hakkı / Can Yavuz

https://www.seckin.com.tr/kitap/342541611

 

Adalet Nöbeti -İstanbul Seçimleri

0

İstanbul Seçimleri için tutulan Adalet Nöbeti, 22 Haziran 2019 Cuma günü saat 12.00’da İstanbul Adalet Sarayında 16 baro başkanı ve avukatların katılımıyla bir adalet nöbeti tutulmuştur.

Baro’nun resmi web sitesinden yapılan açıklama şu şekildedir:

“Yüksek Seçim Kurulunun İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini hukuka ve akla aykırı bir kararla 6 Mayıs 2019’da iptal etmesi üzerine İstanbul Barosu Başkanlığının ev sahipliğinde ve öncülüğünde 7 Mayıs 2019 Salı günü bir sosyal medyada ve WEB sayfamızda canlı olarak yayınla deklarasyonla ‘Demokrasi İçin Dayanışma Nöbeti’ tutulacağı duyuruldu.

8 Mayıs 2019 Çarşamba günü İstanbul Barosu önünde sadece avukatlarla başlayan Demokrasi İçin Dayanışma nöbeti kartopu misali değişik toplum kesimlerini, meslek örgütlerini, sanatçıları harekete geçirdi. Nöbet gün geçtikçe büyüdü, gelişti ve etkinleşti.

22 Haziran 2019 Cuma günü saat 12.00’da İstanbul Adalet Sarayında 16 baro başkanı ve avukatların katılımıyla bir adalet nöbeti tutuldu.

Nöbetin ev sahibi İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, nöbeti şu sözlerle özetledi.

Her yerde adalet aramaya devam edeceğiz. YSK’nın verdiği karar çerçevesinde 23 Haziran bizim için önemli bir kilometre taşı oldu. 6 Mayısta demokrasiyi elimizden almaya kalkıştılar. Savunmanın temsilcileri olarak demokrasimiz onlara vermeyeceğimizi göstermemiz gerekiyor. Bunun için büyük bir dayanışma içersindeyiz. Bu dayanışma içinde olan baro başkanlarımızla 24 Haziranda demokrasiye ilişkin bir başka çalışmayı daha yapacağız.

YSK’nın 6 Mayıs kararı bize demokrasinin hukuka ihtiyacı olduğunu gösterdi. Bu ihtiyacı gidermek için sandık başlarında olacağız. Baroların seçin güvenliğine ilişkin yapacağı hizmetler tarihisel bir önem taşıyor. Bu tarihsel önem demokrasi tarihimize de çok ciddi bir katkı olarak yazılacaktır. Demokrasi bizim için her şey. Demokrasi olmazsa ne hukuku, ne adaleti sağlayamayacağımızı biliyoruz.

Buralara kadar gelerek mücadelemize destek veren baro başkanlarımız da sizlere hitap edecekler, şimdi söz konuk baro başkanlarımızda”.

İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu’nun açılış konuşmasından sonra sırasıyla konuk baro başkanları söz alarak konuştular.

Adana Barosu Başkanı Av. Veli Küçük,

Amasya Barosu Başkanı Av. Ahmet Melik Derindere,

Antalya Barosu Başkanı Av. Polat Balkan,

Artvin Barosu Başkanı Av. Ali Uğur Çağal,

Aydın Barosu Başkanı Av. Gökhan Bozkurt,

Balıkesir Barosu Başkanı Av. Erol Kayabay,

Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun,

Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Cihan Aydın,

Gaziantep Barosu Başkanı Av. Av. Bektaş Şarklı,

Hatay Barosu Başkanı Av. Ekrem Dönmez,

Mersin Barosu Başkan Yardımcısı Av. Fatma Demircioğlu,

Şanlıurfa Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Necati Taş,

Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Sedat Tekneci,

Van Barosu Başkanı Av. Zülküf Uçar,

Yalova Barosu Başkanı Av. Fedai Doğruyol,

İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel,

Av. Evren İşler

Kent Konseyi Yönetmeliği

0
Kent Konseyi Yönetmeliği

Kent Konseyi Yönetmeliği, Bu Kanunun amacı, belediyenin kuruluşunu, organlarını, yönetimini, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usûl ve esaslarını düzenleyen 2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76. maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Kanuna ve Yönetmeliğe göre kurulan Kent Konseyleri ayrıca kendi yönergelerini oluşturmakta; çalışma usul ve esaslarını düzenleyebilmekte, alt çalışma gruplarını kurabilmektedir.

Adalar Kent Konseyi

Belediye Kanununun ilgili maddesi Kent konseyinin kuruluşunu ve görevlerini kısaca tanımlamış, konseyin faaliyetleri ve çalışma biçiminin Kent Konseyi Yönetmeliği ile düzenlenmesine karar verilmiştir. Belediye Kanununa göre Kent konseyi, kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışmak içi kurulmuştur.  Belediyeler; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi konusunda yardım ve destek sağlayacaktır. Kent konseyinde oluşturulan görüşler belediye meclisinin ilk toplantısında gündeme alınarak değerlendirilecektir.

Beyoğlu Kent Konseyi

Yasa ile kurulan Kent Konseyi Yönetmeliği ile çalışma biçimleri düzenlenen Kent Konseyleri bir araya gelerek Türkiye Kent Konseyleri Birliğini oluşturmuşlardır. Birlik, coğrafi olarak bütün bölgelerden ve farklı siyasi yelpazeden partilerin oluşturduğu belediyelerce kurulmuş kent konseylerinin katılımıyla oluşturulmuştur.

Kent Konseyi Yönetmeliği 
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışan kent konseylerinin çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik; kent konseylerinin oluşumunu, yönetim

Beşiktaş Kent Konseyi

ilkelerini, organlarını, görev ve yetkileri ile çalışma usul ve esaslarını kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;

a) Belediye: Kent konseyi oluşumuna yardım ve destek sağlayan belediyeyi,

b) Kent konseyi: Merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşehrilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmalarını,

c) Meclisler ve çalışma gurupları: Kadın ve gençlik meclisleri başta olmak üzere kent konseyinin görev alanlarında, yönetişim anlayışına dayalı ve sürdürülebilir kalkınma içinde çeşitli toplum kesimlerinin kent yönetimine katkıda bulunmalarını, kaliteli ve yaşanabilir bir kentin yönetiminde aktif rol almalarını hedefleyen ve gönüllülük esasında oluşmuş ortak yapıları,

ç) Yerel gündem 21 programı: Birleşmiş Milletler Rio Yeryüzü Zirvesinde 1992 yılında kabul edilen ve 21 inci yüzyılın gündemini belirleyen Gündem 21 başlıklı Eylem Planının 28 inci bölümü uyarınca, yerel yönetimlerin öncülüğünde, sivil toplumun ve diğer ortakların, birlikte kendi sorunlarını ve önceliklerini belirleyerek, kentleri için Yerel Gündem 21 olarak adlandırılan 1997 yılından itibaren uygulanan Türkiye Yerel Gündem 21 Programını,

d) Yönetişim: Saydamlık, hesap verebilirlilik, katılım, çalışma uyumu, yerindenlik veetkinlik gibi kriterlere dayanan, çok aktörlü ve toplumsal ortaklıklara dayalı yönetim anlayışını,

e) YG21: Yerel Gündem 21’i, ifade eder.

 

İKİNCİ BÖLÜM
Kent Konseyinin Kuruluşu, Görevleri ve Çalışma İlkeleri
Kent Konseyinin Oluşumu, Görevleri ve Çalışma İlkeleri
MADDE 5 – (Başlığı ile değişik:RG-6/6/2009-27250)

(1) Kent Konseyleri belediye teşkilatı olan yerlerde, mahalli idareler genel seçim sonuçlarını izleyen 3 ay içinde, 8 inci maddede belirtilen üyelerden oluşur.

(2) Kent konseyi genel kurulu ilk toplantısını yapmak üzere belediye başkanının çağrısı ile toplanır. Belediye başkanının başkanlığında toplanan genel kurul, toplantıyı idare etmek üzere üyeleri arasından en az üç kişiden oluşan divan kurulunu seçer.

(3) Divan kurulunun oluşturulmasından sonra, kent konseyi yürütme kurulu ve kent konseyi başkanı seçilir.

Kent konseyinin görevleri
MADDE 6 – (1) Kent konseyinin görevleri;

a) Yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılmasını, hemşehrilik hukuku ve ortak yaşam bilincinin geliştirilmesini, çok ortaklı ve çok aktörlü yönetişim anlayışının benimsenmesini sağlamak,

b)(Değişik:RG-6/6/2009-27250)Sürdürülebilir gelişmenin sağlanması ve bu konuda ortaya çıkan sorunların çözümüne yönelik planların hazırlanması ve uygulanmasını sağlamak,

c) Kente ilişkin temel stratejiler ve faaliyet planlarının belirlenmesinde, uygulama ve izleme süreçlerinde tüm kenti kapsayan ortak bir aklın oluşturmasına katkıda bulunmak,

ç) Yerellik ilkesi çerçevesinde katılımcılığı, demokrasiyi ve uzlaşma kültürünü geliştirmek,

d) Kentin kimliğine ilişkin tarihi, kültürel, doğal ve benzeri değerlere sahip çıkmak ve geliştirmek,

e) Kent kaynaklarının etkili, verimli ve adil kullanımına katkıda bulunmak,

f) Sürdürülebilir kalkınma anlayışına dayalı kentin yaşam kalitesini geliştiren, çevreye duyarlı ve yoksulluğu giderici programları desteklemek,

g) Sivil toplumun gelişmesine ve kurumsallaşmasına katkıda bulunmak,

ğ) Çocukların, gençlerin, kadınların ve engellilerin toplumsal yaşamdaki etkinliklerini arttırmak ve yerel karar alma mekanizmalarında aktif rol almalarını sağlamak,

h) Kent yönetiminde saydamlık, katılım, hesap verebilirlik, öngörülebilirlik ilkelerinin uygulanmasına katkıda bulunmak,

ı) Kent konseyinde oluşturulan görüşlerin değerlendirilmek üzere ilgili belediyeye gönderilmesini sağlamaktır.

Çalışma ilkeleri
MADDE 7 – (1) Kent konseyi, aşağıdaki ilkeler temelinde çalışmalarını sürdürür.

a) YG21 süreci kapsamında, kentine sahip çıkma, aktif katılım ve çözümde ortaklık ilkelerinin bütünlüğünde, kentlerin yaşanabilir bir geleceğe taşınmasına katkıda bulunmak,

b) Türkiye Cumhuriyeti Devletinin imzaladığı ve onayladığı Birleşmiş Milletler Zirveleri ile diğer uluslar arası sözleşmelerde kent ve kent yaşamına yönelik temel ilkeleri hayata geçirmek,

c) Kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini ön planda tutmak,

ç) Kent konseyi, uluslararası gelişmeleri ve ülke koşullarını gözeterek, tarafsız bir yaklaşımla görüş ve önerilerini oluşturmak,

d) Katılımcılığı ve ortak akla dayanan uzlaşmayı esas almak,

e) Değişimi ve yenilikleri önceden fark ederek sonuç odaklı çalışma kültürünü benimsemektir.

 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kent Konseyi Üyeliği ve Organları (Değişik Başlık:RG-6/6/2009-27250)
Kent konseyi üyeliği
MADDE 8 – (Başlığı ile değişik:RG-6/6/2009-27250)

(1) Kent konseyi; merkezi yönetimi, yerel yönetimi, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını ve sivil toplumu ortaklık anlayışı ile buluşturmak üzere aşağıda belirtilen kişi, kurum ve kuruluş temsilcilerinden oluşur:

a) Mahallin en büyük mülki idare amiri veya temsilcisi,

b) Belediye başkanı veya temsilcisi,

c) Sayısı 10’u geçmemek üzere illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar tarafından belirlenecek kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri,

ç) Mahalle sayısı yirmiye kadar olan belediyelerde bütün mahalle muhtarları, diğer belediyelerde belediye başkanının çağrısı üzerine toplanan mahalle muhtarlarının toplam muhtar sayısının yüzde 30’unu geçmemek ve 20’den az olmamak üzere kendi aralarından seçecekleri temsilcileri,

d) Beldede teşkilatını kurmuş olan siyasi partilerin temsilcileri,

e) Üniversitelerden ikiden fazla olmamak üzere en az bir temsilci, üniversite sayısının birden fazla olması durumunda her üniversiteden birer temsilci,

f) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, baroların ve ilgili dernekler ile vakıfların temsilcileri,

g) Kent konseyince kurulan meclis ve çalışma gruplarının birer temsilcisi.

Organları
MADDE 9 – (1) Kent konseyi aşağıdaki organlardan oluşur:

a) Genel Kurul

b) Yürütme Kurulu

c) Meclisler ve çalışma grupları

ç) (Ek:RG-6/6/2009-27250) Kent konseyi başkanı

Genel kurul

MADDE 10 – (Değişik:RG-6/6/2009-27250)

(1) Genel kurul, kent konseyinin en yetkili organı olup 8 inci maddede sayılan üyelerden oluşur. Genel kurul, her yıl ocak ve eylül aylarında yapacağı iki toplantıdan az olmamak üzere, üyelerin salt çoğunluğu ile toplanır.

(2) Genel kurula kent konseyi başkanı başkanlık eder. Başkanın bulunmaması halinde yürütme kurulunun en yaşlı üyesi toplantıya başkanlık eder.

(3) Genel kurul; yürütme kurulunun, meclislerin ve çalışma gruplarının seçim ve çalışma esaslarını, bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla, çalışma yönergesi ile belirler.

Yürütme kurulu

MADDE 11 – (1) (Değişik:RG-6/6/2009-27250) Yürütme kurulu, genel kurul tarafından birinci dönem için iki, ikinci dönem için üç yıl görev yapmak üzere seçilen, kadın ve gençlik meclis başkanlarının da yer aldığı en az yedi kişiden oluşur. Yürütme kuruluna kent konseyi başkanı, bulunmaması halinde yürütme kurulunun en yaşlı üyesi başkanlık eder.

(2) Yürütme kurulu, genel kurulun gündemini tespit eder ve genel kurul tarafından oluşturulan görüşleri ilgili belediyeye sunar ve uygulamayı izler.

Kent konseyi başkanı

MADDE 11/A – (Ek:RG-6/6/2009-27250)

(1) Kent konseyi başkanı genel kurul tarafından seçilir. Kent konseyi başkanının görev süresi, yürütme kurulunun görev süresiyle paralel olmak üzere ilk dönem için iki yıl, ikinci dönem için üç yıldır.

(2) Kent konseyi başkanının seçimi için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü tur oylama yapılır. Üçüncü oylamada en fazla oyu alan aday, başkan seçilmiş olur.

(3) Kent konseyi başkanının seçimi, kent konseyinin ilk toplantısının birinci birleşimde tamamlanır.

(4) Kent konseyi başkanının izin, hastalık veya başka bir sebeple görevi başında bulunmadığı hallerde, bu süre içinde kendisine yürütme kurulunun en yaşlı üyesi vekalet eder.

Meclisler ve çalışma grupları

MADDE 12 – (1) Kent konseyleri, görev alanına giren konularda meclis ve çalışma gurupları oluşturabilir.

(2) Meclislerin ve çalışma gruplarının çalışma usul ve esasları genel kurulca belirlenir.

(3) Meclislerde ve çalışma guruplarında oluşturulan görüşler, kent konseyi genel kurulunda görüşülerek kabul edildikten sonra değerlendirilmek üzere ilgili belediye meclisine sunulur.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Toplantı ve görüşme usulü

MADDE 13 – (1) Kent konseyi organları, çalışma yönergelerinde belirlenen yer ve zamanlarda üye tam sayısının salt çoğunluğu ile olağan olarak toplanır ve katılanların salt çoğunluğu ile karar alır. Oylamada eşitlik çıkması halinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluk sayılır.

(2) Genel kurul, yürütme kurulu başkanı tarafından doğrudan veya 8 inci maddede öngörülen katılımcı sayısının üçte birinin teklifi üzerine olağan üstü toplantıya çağırılabilir.

Görüşlerin ilanı

MADDE 14 – (1) Kent konseyi genel kurulunca oluşturulan görüşler, belediye meclisinin ilk toplantısında değerlendirildikten sonra belediye tarafından kent konseyine bildirilir ve uygun araçlarla kamuoyuna duyurulur.

Genel sekreterlik

MADDE 14/A – (Ek:RG-6/6/2009-27250)

(1) Kent konseyi genel sekreteri, belediye başkanı tarafından önerilen üç aday arasından yürütme kurulu tarafından seçilir.

(2) Kent konseyi genel sekreteri, 6 ncı maddede belirtilen görevlerin yerine getirilmesini koordine eder. Meclisler, çalışma grupları ve benzeri yapılar arasındaki çalışma uyumunu ve koordinasyonu sağlar.

(3) Genel sekreter, kent konseyi başkanına ve yürütme kuruluna karşı sorumludur

Sekreterya hizmetleri

MADDE 15 – (1) Kent konseyinin sekreterya hizmetleri, ilgili belediye tarafından önerilecek ve yürütme kurulu tarafından kabul edilecek görevliler tarafından yerine getirilir.

(2) (Değişik:RG-6/6/2009-27250) Sekreterya hizmetlerini yürüten personel, bu çalışmalarında genel sekretere karşı sorumludur.

Yönerge çıkarma

MADDE 16 – (1) Kent konseyi genel kurulu bu Yönetmeliğe aykırı olmamak kaydıyla uygulama yönergeleri çıkarabilir.

Kent konseyinin mali yapısı

MADDE 16/A – (Ek:RG-6/6/2009-27250)

(1) Belediyeler kent konseylerine, bütçelerinde ödenek ayırmak suretiyle ayni ve nakdi yardım yapar ve destek sağlar.

GEÇİCİ MADDE – (1) YG21 Programının uygulandığı yerlerde, kent konseyi veya benzeri adlarla oluşturulmuş yapılanmalar bu Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirilir. Kent konseyi bulunmayan belediyelerde ilk toplantı, belediye başkanının çağırısı ile yapılır.

(2) Kent konseyi ve benzeri adlarla oluşturulmuş mevcut yapılanmalara ve ilk toplantıya ilişkin işlemler bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç bir yıl içerisinde tamamlanır.

(3) Kent konseyi ilk toplantısını, belediye başkanının çağrı yazısında bildirilen gündemle, ilan edilen yer ve tarihte yapar. Bu toplantıda yürütme kurulu oluşturulur.

Kent Konseyi Yönetmeliği
Yürürlük

MADDE 17 – (1) Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 18 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini (Değişik ibare:RG-23/5/2019-30782) Çevre ve Şehircilik Bakanı yürütür.

Kent Konseyi Yönetmeliğinin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin
Tarihi Sayısı
8/10/2006 26313
Kent Konseyi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapan Mevzuatın Yayımlandığı Resmî Gazetelerin
Tarihi Sayısı
1. 6/6/2009 27250
2.  23/5/2019 30782
Bodrum Kent Konseyi

Fenomenoloji ve Hukuk

0
Fenemenoloji ve Hukuk - Niyazi ÖKTEM

Fenomenoloji ve Hukuk isimli eser Prof. Dr. Niyazi ÖKTEM tarafından 1981 yılında yazılmış ve çeşitli tarihlerde farklı yayınevleri tarafından basılmıştır. Kitabın üçüncü baskısı 2012 yılında Yetkin Yayınları tarafından okuyucuya sunulmuştur.

Fenomenoloji ve Hukuk – Niyazi ÖKTEM

Kitabın sunumunda, çağımızda fenomenolojinin etkilemediği bir düşünce akımının olmadığına ve büyük etkisine rağmen fenomenolojinin anlaşılmasının çok güç olduğuna vurgu yapılmış; kitapta amaç genel fenomenoloji felsefesinin verilerinden yol alarak hukukun fenomenolojik yorumunu yapmak hedef olarak açıklanmış, hukuk ile fenomenolojinin ilişkisi irdelenmiştir.

Prof. Dr. Niyazi Öktem
Kitabın Bölüm Başlıkları
  • Fenomenolojik Akımın Genel Felsefesi
  • Genel Olarak  Varlık Ve Öz
  • Bilgi Kuramı
  • Değer ve Fenomenoloji
  • Fenomenolojiye İlişkin Sorunlar
  • Fenomenolojik Akımın Hukuk Felsefesine Yansıması Hukuk Felsefesi Ve Hukuka İlişkin
  • Değişik Okulların «Öz» Arayışları
  • Fenomenolojinin Öze Yöneliş Yönteminin Hukuka Uygulanması
  • Hukukun Özü Normdur Anlayışı
  • Hukukun Özü Adalettir Anlayışı
  • Hukukun Özü Toplumsal Realitedir Anlayışı
  • Hukukun Kendine Özgü «A Priorî» Bir Özü Vardır Anlayışı

Fenomenoloji ve Edmund Husserl

Fenomenoloji, Alman filozof Edmund Husserl tarafından yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde kurulan bir felsefe akımıdır. Felsefeciler tarafından bir metodoloji ve yöntem olarak tarif edilmekte; kavramlar ve kategoriler geliştirerek özgün bir felsefe akımı meydana getirdiği kabul görmektedir. Husserl, metafizik yerine somut yaşamı kriter olarak öne sürmüş, tıkanmış olan felsefeye yeni bir başlangıç yapmak istemiş; fenomeni, yani dolaysız olarak var olanı betimlemeye dayanan bir yöntem geliştirmiş, bu yöntem üzerinden kavramlar ve kategoriler oluşturarak özgün bir felsefe akımı yaratmıştır.

Edmund Husserl 8 Nisan 1859 tarihinde doğmuş, Berlin ve Viyana’da matematik, fizik, astronomi, felsefe eğitimi almıştır. Husserl’in 1907 yılında Göttingen Üniversitesi’nde verdiği dersler, fenomenolojinin temel varsayımlarını ve kavramlarını oluşturmuş, Heidegger, Sartre ve Foucault bu akımdan etkilenmişlerdir. Husserl, 27 Nisan 1938’de ölmüştür.

Edmund Husserl

Husserl’e göre, “Görerek, aydınlatarak, anlam belirleyerek ve anlam ayrımı yaparak yol alan Fenomenoloji; karşılaştırır ve ayrım yapar, bağlar, ilişkiye sokar, parçalara böler, ögelerine ayırır. Kuramlaştırmaz, matematikleştirmez; çünkü, tümdengelimli kuram alamında hiçbir açıklamada bulunmaz”.

Fenomenoloji, diğer felsefi akımlarındaki gibi özne-nesne ilişkisini konu edinmiş, nesnelerin genel yasalara bağlı olmadığını ve varlıklarının rastlantı kavramıyla açıklanabileceğini ileri sürmüştür. Nesnelerin, kendine özgü, kendinde var olan ve daima geçerli, değişmez bir yapısı bulunmaktadır. İnsanlardan bağımsız olarak var olan nesneler dünyası fiziğin ya da metafiziğin ürünü olmayıp mutlak bir varlık arz etmekte ve gerçekliği oluşturmaktadır.

Fenomenoloji, öz’lerin araştırılmasına ve betimlenmesine odaklanmış, bu betimlemeyi yaparken bilinci esas almış, bilincin özünün betimlenmesini konu edinmiştir. Kurama göre dünya deneyimlerimizin tamamı, en somut algılardan en soyut matematik formüllerine kadar bilinç tarafından kurulmuş olduğundan bilincin sistematik incelemesini hedeflemekte; epistemolojiye dayanma düşüncesinden uzak durmaktadır.

Fenomenolojik yöntem, hem bildiklerimizi hem de gerçekliği dışta bırakarak bilginin nasıl ve hangi süreçlerde oluştuğunu veya oluşturulduğu anlaşılmaya çalışmakta Askıya Alma” ve Fenomenolojik İndirgeme(epokhe) metodlarını kullanmaktadır. Özün bilgisine ulaşmak iki tür indirgeme işlemi ile olanaklı olabilir. Epokhe, zihinsel edimlerin, bu edimlerle ya da dünyadaki nesnelerin var oluşuyla ilgili kavram ve ön kabullerden bağımsız olarak betimlenmesini, zihinsel edimler betimlenirken nesnelerin de betimlenmesini esas almakta; nesneler, var olup olmadıklarına bakılmaksızın bir fenomen olarak betimlenmektedir. Bu yöntem nesnelerin bilinişi sırasında bu nesnelerin kurulduğu ya da inşa edildiği süreçleri de dikkate almaktadır.

Hukuk Felsefesi – Adnan Güriz

0
Hukuk Felsefesi - Adnan Güriz

Hukuk Felsefesi isimli eser Prof. Dr. Adnan Güriz tarafından yazılmış ve Siyasal Kitabevi tarafından okuyucuya sunulmuştur. Kitap, hukuk felsefesindeki temel sorulardan başlayarak eski ve yeni hukuk felsefelerine yer vermektedir. Ayrıca yeni hukuk felsefesi konularından feminizm ve postmodernizm konularını da incelemektedir. Kitap, sınırlı sayıdaki hukuk felsefesi eserinin dil ve anlatım bakımından en başarılı olanlarındandır. Hukuk ve felsefe ilişkisini bilimsel derinlik ve akıcı bir dille okuyucuya sunmaktadır.

Hukuk Felsefesi – Adnan Güriz

Hukuk Felsefesi ve Hukuk Sosyolojisi alanındaki çalışmalarına yaşamı boyunca büyük bir önem veren Güriz, İngilizce ve Fransızca bilmenin avantajı ile literatüre büyük katkılarda bulunmuştur. Güriz, Modern Türk Hukukunun kurucularından olan Ernst Hirsch‘ten etkilenerek Hukuk Felsefesine ilgi duymaya başlamış, yazdığı Hukuk Felsefesi kitabıyla hukuk felsefesi derslerinin vazgeçilmez bir kaynağını yaratmış, hukuk başlangıcı ve hukuk sosyolojisi alanında otorite olarak anılmıştır. Hukuk felsefesi ve sosyolojisi derslerinin hukuk metodolojisi bakımından hukuk başlangıcı dersleri ile birlikte verilmesi gerektiğini savunmuş, hasta yatağında dahi doktora tezlerini inceleyecek kadar bilime bağlı kalmıştır. Hukuk Başlangıcı ve Hukuk Felsefesi kitaplarında ilk kez “Feminist Hukuk Teorisi” başlığına yer vermiştir.

Prof. Güriz’in fikirlerinden etkilendiği hocası Prof. Hirsch’in yazmış olduğu Hukuk Felsefesi ve Hukuk Sosyolojisi isimli eseri

Hukuk Felsefesi – Adnan Güriz / Konu Başlıkları 
Hukuk Felsefesinin Temel Sorunları
Tabii Hukuk Akımı
Felsefi İdealizm
Hukuk Pozitivizm
Hukuki Realizm
Varoluşçu Hukuk Teorisi
Feminizm, Postmodernizm ve Hukuk

Adnan Güriz

Kitabın Okuyucuya Takdimi 

“Hukuk Felsefesi’nin Hukuk Fakülteleri programlarında zorunlu ders olarak yer alması öğrencinin hukuk hayatının genel ve soyut gerçekliği hakkında bilgi ve düşünce sahibi olması bakımından büyük önem taşımaktadır. İyi bir hukukçu davranışlarında ve kararlarında sadece somut olguyu değil aynı zamanda hukuk sürecinin toplum yaşamındaki etkilerini de göz önünde bulundurmakla yükümlüdür. Bunu yaparken hukukçu kendisini yalnızca karar veren değil kararın sonuçlarını da değerlendiren bir yapının parçası olarak görmelidir. Başka bir deyişle empati, yani karar verenin kendisini karar verilen yerine koyması hukukun etkinliği ve tarafsızlığı bakımından önem taşımaktadır. Bu amaca ulaşmada felsefe bilgisi çok önemli bir gerçeklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Felsefe dünyasına yabancı olmayan bir hukukçu pozitif hukuku daha iyi anlamak ve uygulamak şansına sahip olabilir.”

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Mesleki Etik İlkeleri

0
Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Mesleki Etik İlkeleri
Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Mesleki Etik İlkeleri

Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Mesleki Etik İlkeleri, 21.11.2012 tarih, 6361 no’lu Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun ilgili maddelerine göre kurulan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği tarafından 30.04.2015 tarihinde ilan edilen etik ilkelerdir.

Birlik, meslek ilkelerini belirlemek suretiyle üyelerin birlik ve mesleğin gerektirdiği disiplin içinde ekonominin ihtiyaçlarına uygun olarak çalışmalarını sağlamak; üyelerinin uyacakları meslek ilkeleri ve standartlarını belirlemek ve haksız rekabeti önlemek için çalışmalar yapmaktadır.

Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Mesleki Etik İlkeleri
Genel Hükümler
Amaç ve kapsam

Madde 1-Birlik üyesi şirketlerin, gerek birbirleri, gerek müşterileri ve hissedarları gerekse de çalışanları ve diğer kurumlar arasındaki her türlü iş ve işlemlerinde uygulanacak Birlik Mesleki Etik İlkelerinin temel amacı; finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin iştigal konularıyla alakalı olarak sektörlerde mesleki saygınlık duygusunun sürekliliğinin sağlanması, istikrar ve güvenin korunmasıdır.

Bu düzenlemede geçen “Birlik üyesi Şirketler” sözcüğü, Birliğimiz üyesi Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerini kapsamaktadır.

Hukuki dayanak

Madde 2- Bu etik ilkeler 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 41 ve 42.3 maddeleri ile 25.07.2013 yürürlük tarihli Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği Statüsü’nün 4’üncü maddesi hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Genel ilkeler

Madde 3- Mali piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması, ekonomik kalkınmanın gereklerini de dikkate alarak, kredi sistemlerinin etkin şekilde çalışmasının sağlanması, ekonomide önemli zararlar doğurabilecek işlem ve uygulamaların önlenmesinin yanı sıra toplumsal yararın gözetilmesi ve çevrenin korunması amacıyla Birlik üyesi şirketler aşağıda belirtilen genel ilkeler doğrultusunda faaliyet gösterir.

Birlik üyesi Şirketler;
a) Dürüstlük

Faaliyetlerini yerine getirirken müşterileri, çalışanları, hissedarları, grup şirketleri ve diğer sektör şirketleri (finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri), kurum ve kuruluşlar ile olan ilişkilerinde dürüstlük ilkesine bağlı kalırlar.

b) Tarafsızlık

Gerek çalışanları gerekse müşterileri arasında ayrim gözetmez, önyargılı davranışlardan kaçınırlar. Müşterilerine hizmet sunarken ulus, din, finansal ve toplumsal statü, cinsiyet gibi farklılıklar gözetmezler.

c) Güvenilirlik

Tüm hizmet ve işlemlerde, müşterilere karşılıklı güven anlayışı içerisinde açık, anlaşılır ve doğru bilgi verirler, müşteri hizmetlerini zamanında ve eksiksiz yerine getirirler.

d) Şeffaflık

Müşterilerini; kendilerine sunulan ürün ve hizmetlere ilişkin hak ve yükümlülükler, yarar ve riskler gibi konularda açık, anlaşılır ve net biçimde bilgilendirirler.

e) Toplumsal Yararın Gözetilmesi ve Çevreye Saygı

Tüm faaliyetlerinde karlılık yanında, toplumsal yararın gözetilmesi ve çevreye saygı ilkeleri ışığında Sosyal ve kültürel etkinliklere destek sağlamaya özen gösterirler.

f) Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerinin Aklanması ile Mücadele

Uluslararası normlar ve ulusal mevzuat hükümleri çerçevesinde, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması, yolsuzluk ve benzeri suçlarla mücadeleyi önemli bir ilke olarak benimseyerek gerek kendi aralarında, gerekse konuyla ilgili diğer kurum ve kuruluşlarla ve yetkili mercilerle işbirliği yapmaya özen gösterirler. Kendi iç bünyelerinde de bu amaca yönelik gerekli önlemleri alır ve personeli için eğitim programları düzenlerler.

g) İçeriden Öğrenenlerin Ticareti

İçeriden öğrenilen bilgilerin kullanımının önlenmesi için gerekli her türlü tedbiri alırlar.

Birlik Üyesi Şirketlerin Kamu Kurum ve Kuruluşları ile ilişkileri
Kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkiler
Madde 4-

(1) Birlik üyesi şirketler; kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkilerinde, dürüstlük, hesap verebilirlik ve saydamlık ilkeleri doğrultusunda hareket eder, mevzuat gereği denetim ve kontrol amacıyla istenen bilgi, belge ve kayıtların doğru, eksiksiz şekilde ve zamanında iletilmesi konularına özen gösterirler.

(2) Birlik üyesi şirketler, münhasıran şirketlerini ilgilendiren konular dışında, sonuçları itibariyle sektörleri bağlayıcı nitelikte olabilecek konularda kamu kurum ve kuruluşlarından görüş almadan önce Birliği bilgilendirirler.

Birlik Üyesi Şirketler Arası İlişkiler
Şirketler;
Bilgi Alışverişi

Madde 5- Mevzuatın izin verdiği ölçüler çerçevesinde, birlik üyesi şirketler kendi aralarında her konudaki bilgi alışverişini doğru ve sistematik olarak gerçekleştirirler.

Personel Hareketleri

Madde 6- Personel istihdamı konusunda haksız rekabete yol açabilecek her türlü uygulamadan kaçınırlar.

İş Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca personel istihdamında sözleşme ve hareket serbestisi bulunmakla birlikte, eleman alımlarının diğer şirketlerin hizmetlerini kesintiye uğratmayacak ölçüde olmasına özen gösterirler.

Eski çalışanları hakkında diğer şirketler tarafından talep edilen bilgileri yanıtlarken objektif ve dürüst davranırlar.

Rekabet

Madde 7- Rekabeti, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri sektöründeki tüm şirketler arasında özgürce ekonomik kararlar verilebilmesini sağlayan, mevzuata uygun bir yarış olarak kabul ederler. Bu nedenle, serbest piyasa ekonomisi içerisinde sürdürdükleri faaliyetlerinde kendi menfaatlerinin yanı sıra,

a) genel olarak finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerine olan güvenin sürekli olması,

b) sektörlerin gelişimi için çaba sarf edilmesi,

c) ortak menfaatlerin gözetilmesi

ilkeleri çerçevesinde haksız rekabet oluşturan beyan ve davranışlardan kaçınırlar.

Bu ilke şirket tüzel kişilikleri açısından geçerli olduğu gibi, şirketlerin yöneticilerinin ve çalışanlarının beyan ve davranışlarını da içerir.

İlan ve reklamlar

Madde 8- Gerek kendi mali yapılarının gerekse birlik üyesi şirketlerin ürün ve hizmetlerinin tanıtım ve pazarlamasına ilişkin duyuru, ilan ve reklamlarında., yasal düzenlemelere ve genel ahlaka uygun, dürüst ve gerçekçi davranır, sektörlerin saygınlığına zarar verebilecek, itibarını zedeleyecek ve kamuoyunda yanlış tanınmasına sebep olabilecek her türlü hareketten kaçınırlar.

Duyuru, ilan ve reklamlarında diğer Birlik üyesi şirketleri ya da diğer Birlik üyesi şirketlerin ürün ve hizmetlerini kötüleyen nitelikteki ifade ya da ibarelere yer vermezler.

Birlik Üyesi Şirketlerin Müşterileri ile ilişkileri
Müşterilerin bilgilendirilmesi

Madde 9- Birlik üyesi şirketler, müşterilerine sundukları her türlü ürün ve hizmetlere ilişkin olarak, hizmet ilişkisinin her aşamasında ve her konuda, mevzuatta belirtilen sınırlamalara riayet etmek sureti ile doğru, eksiksiz ve zamanında bilgi aktarımı yaparlar.

Müşteri sırrı

Madde 10-Birlik üyesi şirketler, bilgi ve belge istemeye kanunen açıkça yetkili kişi ve merciler dışında müşterilere ilişkin her türlü bilgi ve belgeleri gizli tutmak ve özenle saklamak zorundadırlar.

Hizmet kalitesi

Madde 11-Birlik üyesi şirketler, hizmet kalitesini; müşteri ihtiyaç ve beklentilerinin verilecek nitelikli hizmetle karşılanabilmesinin ön koşulu sayarlar. Bu kavramın iki temel ögesi olan teknolojik altyapı ve nitelikli insan kaynağının, hizmet kalitesinde sürekli gelişime uygun kullanımı için özen gösterirler.

Tüm müşterilerine aynı kalitede ve aynı düzeyde hizmet sunarlar. Bununla beraber, hedef pazarın belirlenerek, organizasyonel yapının ve ürün yelpazesinin hedef kitleye göre farklılaştırılması ya da ayrı risk grubundaki müşterilere farklı yaklaşımlarda bulunulması, müşteriler arasında ayırım yapıldığı veya müşterilerin kategorize edildiği şeklinde yorumlanamaz.

Müşteri şikâyetleri

Madde 12- Birlik üyesi şirketler, müşterilerinin verilen hizmetlerden kaynaklanan her türlü sorularına cevap verecek bîr sistem kurarlar ve bu hizmetle ilgili bilgiyi müşterilerine bildirirler.

Müşteri şikâyetlerinin nedenlerini araştırarak, haklı şikayetlerin tekrarlanmaması için gereken önlemleri alırlar. Yakınmalara neden olan hatalı uygulamaların düzeltilmesi ve yinelenmesinin önlenmesi amacı ile çalışanlarını bilgilendirirler.

Güvenlik

Madde 13- Birlik üyesi şirketler, teknolojik gelişme, değişen hizmet kanalları nedeniyle her türlü hizmet ortamında işlem güvenliğinin sağlanmasına yönelik gerekli teknik ve hukuksal tüm önlemleri alırlar.

Aldıkları önlemlere ve müşteriler tarafından alınması gereken tedbirlere ilişkin müşterilerini bilgilendirirler.

Şirketlerin Çalışanları ile İlişkileri
Çalışanların genel nitelikleri

Madde 14 – Çalışanlarının, görevlerinin gerektirdiği bilgi, birikim ve sorumluluk duygusuna sahip kişilerden oluşmasına özen gösterirler.

İşe alma ve kariyer gelişimi

Madde 15- Çalışanlar arasında ayırım gözetmeksizin, gerek ise alınmada, gerekse kariyer gelişiminde eşit olanaklar sağlamaya özen gösterirler. İnsan kaynaklarını en iyi biçimde yönetme ilkesinden hareketle, çalışanlarının çağın ve mesleğin gerektirdiği bilgi düzeyine ulaşmaları amacıyla eğitim, kurs, seminer ve benzeri olanaklar sağlarlar.

Çalışanlarının mesleki yükselmelerinde; bilgi, yetenek ve kişisel başarı kadar, FKB Etik İlkeleri’ne bağlılık ve anılan ilkelerin uygulanmasındaki özeni de dikkate alırlar.

Temsil ilkeleri ve çalışma ortamı

Madde 16– Çalışanlarının; mesleğin saygınlığına uygun şekilde ve şirketlerini temsil ettiklerinin bilinci içinde, temiz ve bakımlı olmalarını öngören iç düzenlemeler yaparlar.

Tüm hizmet birimlerinde çalışanlarının motivasyonunun artırılması ve daha iyi koşullarda hizmet sunulması yönünde önlemler alır, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının oluşturulmasını sağlarlar.

Mesai saatleri

Madde 17- İs yoğunluğuna uygun sayıda çalışan istihdamına özen gösterir, çalışanların mesai içerisinde maksimum verim alma yönünde organize eder, mesai saatleri dışına çıkılmaması ve çalışanlarının düzenli yıllık izin kullanmaları konularında azami çaba gösterirler.

Çalışanların hakları

Madde 18- Çalışanlarının tabi olduğu mevzuat hükümlerinden doğan haklarının zamanında ve eksiksiz olarak sağlanmasına özen gösterirler.

Çalışanların müşterilerle ilişkileri

Madde 19- Şirket çalışanlarının;

– müşterilerle borç-alacak, kefalet gibi etik ilkelerle bağdaşmayan ilişkilere girmelerini,

– mevcut veya potansiyel müşterilerden hediyeler almalarını,

– konumlarını kullanarak, gerek kendi iş ortamlarından gerekse müşterilerinin iş olanaklarından

kişisel çıkar sağlamalarını engelleyici iç düzenlemeler yaparlar.

Birlik üyesi Şirketlerin çalışanlarının Uyacakları Meslek Kuralları ve Etik ilkeler
Meslek kuralları ve çalışanların uyacakları etik ilkeler
Madde 20- Şirket çalışanları;

a) görevlerini yerine getirirken yürürlükteki mevzuata uymak,

b) müşterilerini, kendilerine sunulan ürün ve hizmetlerin sağlayacağı fayda ve doğuracağı riskler konusunda bilgilendirmek,

c) aynı hizmeti alan müşterilere tarafsız ve adil hizmet sunmak,

d) sıfat ve görevleri dolayısıyla şirketlerine ve müşterilerine ait öğrendikleri sırlan, bu konuda kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklamamak,

e) çalışma ve davranışlarında şirketin itibar kaybına sebebiyet vermemek,

f) “Ticari işletme” veya “Esnaf işletmesi” sayılmalarını gerektiren faaliyetlerde bulunmamak,

g) adalet, doğruluk, dürüstlük, güvenilirlik ve sosyal sorumluluk prensiplerine aykırı davranışlarda bulunmamak,

h) görevlerini gerçekleştirirken diğer çalışanlar ile saygılı ve özenli iletişim kurmak suretiyle ortak amaçlar yönünde işbirliği sağlamak,

i) şirkete ait varlıkları ve kaynakları verimsiz ve amaç dışı kullanmamak,

j) görev ve sıfatlarını kullanarak, gerek kendi iş ortamlarından gerekse müşterilerinin olanaklarından kişisel çıkar sağlamamak,

k) kendilerine yapılan menfaat sağlamaya yönelik teklifleri derhal reddetmek, yetkili makamlara ve amirlerine bildirmek,

l) müşterilerle borç-alacak, kefalet gibi etik ilkelerle bağdaşmayan ilişkilere girmemek,

m) mevcut veya potansiyel müşterilerden teamül dışında hediyeler almamak,

n) hizmetlerin yerine getirilmesi sırasında üstlendikleri görevlerle ilgili olarak hesap verebilme sorumluluğu içinde olmak ile yükümlüdürler.

Sektörlerle ilgili şirketlerin etik ilkelerinin geliştirilmesi

Madde 21-Şirketler, etik ilkelerin geliştirilmesi ve gerektiğinde değişiklikler yapılmasını sağlamak üzere, Birlik Yönetim Kuruluna diledikleri zaman öneriler getirebilirler.

Madde 22- Birlik Yönetim Kurulu bu Mesleki İlkelerin uygulanmasına yönelik olarak Mesleki Tanzim Kararları alabilir.

Şirketlerinin Birlik ile ilişkileri

Madde 23- Şirketler; FKB ile ilişkilerinde, dürüstlük ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda hareket eder, talep edilen bilgi, belge ve kayıtların doğru, eksiksiz şekilde ve zamanında iletilmesi konularına özen gösterirler.

Madde 24- Şirketler FKB’ nin;

a) paylaştığı diğer üye şirket bilgilerini,

b) kamu kurum ve kuruluşları ile yaptığı yazışmaları,

c) hizmet aldığı kurum ve danışmanları ile yaptığı anlaşmaları,

d) gizli olarak gönderdiği her türlü bilgi ve belgeyi

kamuoyuna açıklamazlar.

Diğer Hükümler
Uyumsuzlukların tespiti ve yaptırım

Madde 25-Şirketlerin etik ilkelere ve Mesleki Tanzim Kararlarına aykırı olduğu iddia edilen işlem veya eylemleri öncelikle ilgili sektör temsil kurullarında değerlendirilerek Birlik Yönetim Kurulu kararına sunulur. Birlik Yönetim Kurulu tarafından bu etik ilkelere aykırı hareket ettiği kararına varılan şirketler hakkında 6361 sayılı Kanunun 42.3 maddesi kapsamında idari para cezası kararı verilebilir ve ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na bildirilir.

Yürütme

Madde 26-Birlik Yönetim Kurulu bu mesleki etik ilkelerini Genel Sekreterlik aracılığı ile yürütür.

Yürürlük

Madde 27- Bu Birlik Mesleki Etik İlkeleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Mesleki Etik İlkeleri
Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Mesleki Etik İlkeler