Türkiye Noterler Günü

0
Türkiye Noterler Günü
Türkiye’de Noterler Günü, her yıl 5 Mayıs tarihinde kutlanmaktadır. 5 Mayıs 1972 tarihinde 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ve Türkiye Noterler Birliği‘nin kurulması nedeniyle bu tarih, noterlik mesleğinin ve hukuki güvenliğin önemini vurgulamak amacıyla düzenlenmektedir. Adalet Bakanlığı ve Türkiye Noterler Birliği noterlik kamu hizmetinin önemi vurgulamak amacıyla her yıl çeşitli etkinlikler yapmaktadır. Mesleki bir gün olan Noterler Günü resmi tatil değildir.

Türkiye Noterler Birliği Etik Kuralları

0
Türkiye Noterler Birliği Etik Kuralları
Türkiye Noterler Birliği Etik Kuralları

Türkiye Noterler Birliği Etik Kuralları, Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunun 03.06.2008 günlü ve 80 sayılı kararı ile kabulüne ve onay için Kongreye sunulmasına karar verilen “Noterlik Mesleğinde Uyulması Zorunlu Etik Kurallar”, Hukuk Komisyonu’nun sunduğu 20 karar sayılı ve 13 numaralı önerge üzerine 37. Olağan Kongrede görüşülerek oybirliği ile kabul edilmiştir. 17-19.12.2008 günlü Yönetim Kurulu toplantılarında tekrar görüşülen “Noterlik Mesleğinde Uyulması Zorunlu Etik Kurallar”; 79 ve 119 sayılı kararlar uyarınca 17 Aralık 2008 tarihinden itibaren yürürlüğe konulmuştur.

Türkiye Noterler Birliği Etik Kuralları
Genel Hükümler
Amaç
Madde 1 – Bu düzenlemenin amacı, noterlik görevinin yasalara, tüzüklere, yönetmeliklere ve Türkiye Noterler Birliği genelgeleri ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun, tarafsız, güven verici ve saygın olarak yapılması için; noterlik dairesi ile iş koşullarında ve işlem sırasında, öncesinde veya sonrasında noter, noterlik personeli, işlem ilgilileri, noterlik kurum ve kuruluşları ile meslektaşlar arasında uyulacak kuralları belirlemektir.
Kapsam
Madde 2 – Bu kurallar, noterlik dairesi içinde ve dışında noterlik kurumuna olan güveni sağlamak amacıyla noterleri ve noter çalışanlarını kapsar.
Dayanak
Madde 3 – Bu kurallar, Noterlik Kanunu 166/5 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
Madde 4 – Bu düzenlemede geçmekte olan:
  • Noter deyimi; noterler ile geçici yetkili noter yardımcılarını kapsar.
  • Noter çalışanı deyimi; noterlik dairelerinde çalışan tüm personeli,
  • Birlik deyimi; Türkiye Noterler Birliğini,
  • Oda deyimi; Türkiye’deki noter odalarını,
  • Başkan deyimi; Türkiye Noterler Birliği Başkanı’nı,
  • Etik kurallar deyimi; yasa ve yönetmelik ve bu tebliğde yazılı bulunan noterlik mesleğinin gelenek ve görenekleri ile uyulması zorunlu meslek kurallarını,
ifade etmektedir.
Noterlik Mesleğinin Özellikleri ve Kuralları
Madde 5 – Noterler için belirlenmiş bulunan etik kurallar, uyulması gereken prensiplerdir.
Madde 6 – Noterlik Mesleğinin Uyulması Zorunlu Olan Etik Kuralları:
Noterler;
6- 1- Noterlik hizmetinin görülmesinde sürekli gelişimi, katılımcılığı, saydamlığı, tarafsızlığı, dürüstlüğü, kamu yararını gözetmeyi, hesap verebilirliği, öngörülebilirliği, hizmette yerindeliği esas alırlar.
6- 2- Noterlik işlemlerinin, ihtiyaca uygun, etkin, hızlı ve verimli biçimde yapılmasını; işlem kalitesinin ve hukuki güvenliğin artırılmasını; işlemden yararlananların ihtiyacına uygun, hukukun gelişmesinde etkin sonuçlar alınmasını hedeflerler.
6- 3- Notere ve noterliklere güveni sağlayacak şekilde davranırlar ve görevlerinin gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını tüm yaşantılarında davranışlarıyla gösterirler.
6- 4- Toplumun ve devletin değerlerine karşı saygı gösterirler.
6- 5- Çalışan personelinin verimli çalışmasını sağlayarak hizmet kalitesini artırır, personelin usulsüzlük yapmasını önlemek için gerekli tedbirleri alır, iş disiplinini sağlarlar.
6- 6- Etik kültürünün yerleşmesi ve geliştirilmesi konusunda her türlü çalışmayı yaparlar.
6- 7- Birbirlerine karşı iyi ve saygılı davranmalı, birbirlerine bilgi bakımından yardımcı olmalı, tescil ve aracılık hizmetlerinde gereken duyarlılığı göstermelidirler.
6- 8- Kanunen noterlik mesleği ve görevi ile bağdaşmayan hiçbir iş ve işlem yapamazlar.
6- 9- Başkalarına kefil olamazlar.
6- 10- Kendileriyle, personelleri ve kanunda gösterilen yakınlıktaki hısımları ile ilgili iş ve işlemleri yapamazlar.
6- 11- Kanunların emrettiği durumlar dışında yaptıkları işlemler hakkında ilgilisinden başkasına bilgi veremezler. Hiçbir neden ve şekilde açıklamalarda bulunamazlar.
6- 12- Kanunen bulundukları mevkiler ve yüklendikleri görevlerden yararlanarak kendilerine veya yakınlarına çıkar sağlayamazlar.
6- 13- Noter dairelerini, görevlerinin ve hizmetlerinin anlam ve gereğine uygun bir şekilde düzenlemek ve Noterler Birliğince tespit edilen standartlara uygun olarak tefriş etmek zorundadırlar.
6- 14- Türkiye Noterler Birliği kılık kıyafet yönetmeliği hükümlerine uyarak, notere yaraşır biçimde kıyafetlerle dairelerine gelmeye özen göstermelidirler.
6- 15- Dairelerinde çalışanlarla her yıl yasa ve yönetmelikle belirtildiği gibi iş sözleşmesi yapmalı ve bunları bağlı bulunduğu noter odası ile bölge çalışma müdürlüklerine göndermelidirler. Süresi dolan sözleşmelerin yenilenmesinde, ücret artışında veya başka bir noterliğe atama halinde (sözleşme süresi dolmuş ise) yapılacak ücret artışlarında gerekli özeni göstermelidirler.
6- 16- Oda genel kurullarınca tespit edilen resmi çalışma saatleri içinde dairelerini açık bulundurmak zorundadırlar.
6- 17- Yüksek yargı organları, mahkemeler, hakim ve Cumhuriyet savcıları, bakanlıklar, üst düzey yöneticiler, iş sahipleri, bürokratlar, mülki ve yerel yöneticiler ile resmi daireler ve tüm meslektaşlarıyla iletişim ve yazışmalarında notere yakışacak ciddiyet ve nezaket kuralları içinde davranmak zorundadırlar.
6- 18- Türkiye Noterler Birliğine, noter odalarına karşı kanun, yönetmelik, karar ve anlaşmalarla meydana gelen ve genel yazı ile istenilen yükümlülükleri aynen yerine getirmek, istenen bilgi ve belgeleri derhal ve eksiksiz odalara bildirmek veya vermek zorundadırlar.
6- 19- Kanunlara, yönetmeliklere Türkiye Noterler Birliğinin genelgelerine, emir ve genel yazılarına, ahlâk ve adaba uygun olmayan hiçbir iş ve işlem yapamazlar.
6- 20- Meslektaşlarının tutum ve davranışları hakkında kötü söz söyleyemez, dedikodu yapamazlar.
6- 21- Noterlik mesleğini ve meslektaşlarını herhangi bir şekilde küçük düşürecek, aşağılayacak, mesleğin vakar ve meslektaşlarının onurunu rencide edecek tutum ve davranışlardan kaçınmalıdırlar.
6- 22- Yaptıkları işlemlerde tarafsızlık, eşitlik, bağımsızlık ve objektiflik ilkelerine uymak zorundadırlar.
6- 23- Herhangi bir nedenle, noterlik ücretlerinden ve gelirlerinden kısmen veya tamamen indirim yapamazlar, vazgeçemezler.
6- 24- Fazla gelir sağlayacak, iş adedini arttıracak, rekabete yol açacak hiçbir davranış içine giremezler. Rekabet amacı ile resmi daire yetkilileri, özel ve tüzel kişiler ile ilişkiler kuramaz, anlaşmalar yapamazlar. Noterler kendi aralarında dahi böyle bir ilişki içinde olamazlar.
6- 25- Yasal ve haklı neden olmaksızın dairelerine getirilen işleri yapmaktan çekinemezler, reddedemezler.
6- 26- Basılı kağıtlarında, kartvizitlerinde, daire adres ve yerlerini gösterir levhalarında, telefon rehberinde, herhangi bir nedenle verdikleri ilanlarda rekabete neden olabilecek ibareler kullanmaktan kaçınmalıdırlar.
6- 27- Daha fazla olanak ve koşullar temin ve yüksek ücret vaadi ile diğer bir daireden personel alınması, meslek dayanışmasına, birlik ve beraberlik ruhuna ve noterlik ahlâkına ters düşeceğinden, bu durumdaki personeli ancak noterinden muvafakat alarak çalıştırabilirler. (Son cümle Yönetim Kurulunun 12.03.2014 t. ve 114 s. kararı ile eklendi.) Başka bir noterliğe atanan noter, personelin bir kısmını yeni atandığı noterliğe götürebilmesi için; ayrıldığı noterlikteki mesleki faaliyetin devamı ve ifası bakımından, noterlik iş ve işlemlerine vakıf ve yeter sayıdaki personeli bırakmak zorundadır.
6- 28- Meslektaşlarının birlik ve beraberliklerine, mesleki dayanışma içinde bulunmalarına, birbirlerine duydukları saygı ve sevginin devamına uymayan her türlü davranışlardan uzak kalmaya özen göstermelidirler.
6- 29- Mesleki dayanışmanın gereği olarak birbirlerinin sevinçlerine, kederlerine birer kardeş gibi davranmak, birlikte sevinmek, birlikte üzülmek esasına sadık kalarak ve en sıkı ilişkiler içinde bulunarak yardımlaşmalıdırlar.
6- 30- Noterlik dairelerinin eşya devir ve teslimlerinde; Türkiye Noterler Birliğinin düzenlediği yönetmelik hükümlerine ve esaslarına, bağlı bulundukları noter odalarının her çeşit takdir ve tespitlerine aynen uymak ve bunları uygulamak zorundadırlar.
6- 31- Dairelerinin devir ve teslim işlemlerinde birbirlerine gerekli saygı ve anlayışı göstermeli, objektif hareket etmeli, emekliye ayrılan noterlerin mevcut halini de düşünerek ihtilaf yaratmamaya özen göstermelidirler.
6- 32- Mesleğin genel yararlarını, kişisel yararların üzerinde tutma yönünde duyarlı davranmalıdırlar.
6- 33- İşleri sebebiyle öğrendikleri, suç oluşturmayan özel ve ticari sırları gizli tutarlar, başkalarına açıklamazlar; ilgililerle saygı hudutları içinde konuşur, gereksiz yakınlıktan kaçınırlar, ilişkilerde iş sahipleri ile uygun mesafede olurlar.
6- 34- Meslektaşlar arası uyuşmazlıklardan dolayı sorunun çözümünün öncelikle mesleki örgüt yapısı içerisinde aranmasını amaçlamalıdırlar.
Çeşitli Hükümler
Etik Kurulu
Madde 7 – Birlik Yönetim Kurulu gerek görmesi halinde Etik Kurulu kurar ve çalışma usul ve esaslarını belirler.
Madde 8 – Noterlik mesleğinin uyulması zorunlu etik kurallarına uyulmaması halinde disiplin cezası uygulanır.
Yürürlük
Madde 9 – İşbu kurallar Birlik Yönetim Kurulunca kabul edilerek Türkiye Noterler Birliği Kongresince onaylanması tarihinden itibaren önceki kuralların yerine geçmek üzere yürürlüğe girer.
Etik Kurulu
Madde 10 – Bu kuralları Birlik Yönetim Kurulu yürütür.

Noterlik ve Tarihi

1
Sümerler yazıyı ilk kullanan uygarlıktır.

Noterlik tarihi, yazının bulunmasından sonraki döneme kadar dayanmaktadır. Eski çağlarda okuma yazma bilmeyen kişiler arasında yapılan sözleşmelerin, devletin yetki verdiği noterler tarafından onaylanması ve bir kopyasının da saklanması geleneği noterliğin başlangıcını oluşturmuştur. Aynı kural günümüzde de devam etmekte, noterlerin düzenlemiş olduğu tüm evrakların bir sureti noter tarafından saklanmaktadır.

Noter kavramının notarius’tan geldiği kabul edilmektedir. Noterlerin tarihteki rolü bugünkü görevleri ile paraleldir. Amaç evrak suretini onaylatan kişileri kanunlar karşısında korumak ve haklarını yazılı olarak kayıt altına almaktır.

Günümüz Türkiye’sinde Noterlik Kanunu ve Noterlik Kanunu Yönetmeliği ile noterlerin hangi işlemleri ne şekilde yapacakları detaylı bir şekilde belirlenmiştir. Ayrıca, Noterler Birliği tarafından Noterlik Etik Kuralları belirlenmiştir.

Noterlerin yapmış oldukları işlemler hukuki ve şekli olarak en güçlü delil niteliğindedir. Noterler, hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirmekte ve kanunlarla verilen başkaca görevleri yapmaktadır. 
Sümerlerde Noterlik

Noterlik kurumunun ilk örneklerine “Burgul” adı altında, Sümer medeniyetinde rastlanmıştır. Sümerli yargıçların ve Sümer Hukukunun ünü gözetildiğinde noterliğe ilk olarak Sümerlerde rastlanmış olması şaşırtıcı değildir. İnsanlık tarihindeki ilk yazı örneklerine de M.Ö. 3300 yıllarında Sümerlerde rastlanmaktadır. Bu  yazılar, ucu sivri materyallerle yazılmış olduğundan çivi yazısı olarak isimlendirilmiştir. Daha sonraki uygarlıklar çivi yazısını geliştirmişler, Akadlar, Elamlar, Hititler, Urartular ve Fenikeler de çivi yazısını kullanmışlardır.

İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunan ve Sümer, Akad, Hitit dillerinde yazılmış 74.000 çivi yazılı belge üzerinde 33 yıl çalışan ve araştırmalarını sürdüren Muazzez İlmiye Çığ’ın “Sümerli Ludingirra” kitabındaki “Ludingirra’nın Yaşam Öyküsü-Tablet 5″ kısmında Burgul şu şekilde tanımlanmaktadır: 

“… bizim kanun ve geleneklerimize göre her sözleşme belirli kurallar içinde yazılmalıdır. Yazılı olmayan sözleşmeler için hiçbir hak ileri sürülemez ve mahkemeye başvurulamaz. Bu yüzden ev, bahçe, tarla, köle, hayvan satmak, kiralamak, borç alıp vermek, mirasını ölmeden bölüştürmek, çocuğunu evlatlıktan çıkarmak veya evlatlık almak isteyenler, yanlarında tanıkları, boyunlarında mühürleri ile babama gelirlerdi. Evlenecekler de tanıklar önünde, evlenme koşullarını, boşanma olduğu zaman kimin ne alabileceğini belirleyen bir sözleşme zorundalar. Eğer yazılı bir sözleşme yoksa evli sayılmaz evlenenler. Kurallarımız kesindir. Kentimizde yalnız sözleşmeleri yapan kurumsal bir kuruluş olarak Burgul var.”

“… sözleşmelere önce konusu, sıra ile koşulları, tanıkların adları, yemini, günü, ayı, yılı yazılıp iki tarafın mühürleri basılır. En önemlisi de sözleşme yazıldıktan sonra yazıların üzerine yeniden yumuşak kil kaplanması ve üzerine içindekilerin tekrar yazılmasıdır. Böylece sözleşmenin üstü kırılırsa, içi sağlam kalır, hem yazılanlar değiştirilemez…”

Roma’da Noterlik

Roma Hukuku, derinliği ve büyük bir coğrafyaya hükmetmesi nedeniyle dünya hukuk kültürüne büyük etkide bulunmuştur. Özel şahıslar arasında hukuk işlemlerine resmiyet kazandırılmasına Roma hukukunda ve bölge olarak da Kuzey İtaya’da rastlanmaktadır. Modern anlamda noterlik kurumu bir çok hukuk kurumu gibi ilk olarak Roma hukukunda ortaya çıkmıştır.

Justinian döneminde “tabellion”ların (noterlerin) görev ve organizasyon olarak hukuki bir düzenlemeye kavuşmasından sonra 11. Yüzyıl sonlarında ilk noter okulları kurulmuştur. Bologna Üniversitesinde noterlik dersleri verilmesinden sonra bu alan, farklı üniversitelerde de bilim dalı olarak kabul edilmiştir.

Osmanlı’da Noterlik

Türk hukukunda da noter ve noterlik müessesi bulunmaktadır. Tanzimat Fermanından önce Osmanlı Devleti’nde İslam Hukukunun etkisi görülmektedir ve katibiadiller noterlik hizmetini yapmışlardır. Daha sonra noterlik görevi kadı ve naipler tarafından yerine getirilmiştir. Resmiyet kazandırılmak veya belgelendirilmek istenen işlemleri kadılar veya kadıların görevlendirdikleri naip denilen kişiler yapmışlardır. Bu işlemlerde İslam Hukuku uygulanmıştır. Batılılaşma hareketlerinden sonra, 1893 Gülhane Hattı Hümayunu’nun okunması ve Fransız Ticaret kanununun iktisabı suretiyle 1849 yılında Kara Ticaret Kanunu, 1863 tarihinde ise Deniz Ticaret Kanunu yürürlüğe girmiş, 1860 tarihinde ise Ticaret mahkemeleri kurulmuştur. Bu tarihten sonra 1868 yılında yürürlüğe giren Ticaret ve Deavi Kalemi Nizamnamesi ile ticari işlemlerin belgelendirilmesi işlemlerininde, ticari sözleşme, kefaletname, vekaletname, protesto ve benzeri evrakın düzenlenmesinde Deavi Kalemi görevlendirilmiştir. Bu yenilik Noterlik kurumunun modern anlamdaki başlangıcı sayılmaktadır. Mecellenin yürürlüğe girmesi ile Mukavelat Muharrirleri Nizamnamesi ve sonrasında Katibiadil Kanunu Muvakkati 1913 yılında kabul edilmiştir. Böylece ilk defa noterlik kamu hizmeti olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti Döneminde Noterlik

Cumhuriyet döneminde, Katibiadil Kanunu Muvakkati kaldırılarak 1926 yılında Noterlik Kanunu çıkarılmış, çağdaş hukuk sistemi ile uyumlu şekilde İsviçre’nin Lozan ve Neuchatel Kantonları ile Avusturya Noterlik Kanunları göz önünde tutularak 3456 sayılı Noterlik Kanunu 01.09.1938 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun 1942, 1945, 1948, 1952 ve 1959’da değişikliklere uğramıştır. Kanun son olarak 1512 Sayılı Noterlik Kanunu olarak 05.05.1972 tarihinde yürürlüğe girmiş, Noterlik Kanunu Yönetmeliği çıkarılmıştır. Kanuna göre Noterlik mesleği kamu hizmetidir.

Asliye ve Sulh Hukuk Mahkemesinin bulunduğu yerde, o mahkemenin yargı çevresindeki noterlik işlerini görmeye yetkili olmak üzere noterlik kurulmaktadır. Bir ilin belediye sınırları içinde birden fazla noterlik bulunduğu takdirde, her noterlik, bağlı olduğu asliye mahkemesinin yargı çevresi ile sınırlı olmaksızın, il belediyesi sınırları içindeki bütün noterlik işlerini görmeye yetkilidir. Noterlik personeli, noterin emri altında çalışmaktadır ve katip ve hizmetlilerden oluşmaktadır. En az iki katip bulunan noterliklerde, bunlardan biri başkatiplik görevini yapmaktadır. Başkatip noterlik dairesi personelinin şefidir. Noterlik dairesinde bulunan evrak, defter ve demirbaş eşyadan noterle birlikte başkatip sorumludur.

Noterlerin Görevleri ile genel ve özel olarak yapacakları işlemler Noterlik Kanunu Yönetmeliğinin yedinci maddesinde düzenlenmiştir. 
Noterlik Kanunu Yönetmeliği

Madde 7 – Noterler ilgililerin istekleri üzerine hukuki işlemleri kanunlar ve yönetmeliklerde gösterilen şekil ve surette yapmak zorundadırlar.

Noterlerin görevlerine giren işler mahiyetleri itibariyle genel ve özel işler olarak iki gruba ayrılır.

a) Genel olarak yapılacak işler:

Evlenme sözleşmesi,

Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi,

Zilyetlik devri sözleşmesi,

Miras taksimi,

Gayrimenkul hibe vaadi sözleşmesi,

Şirket sözleşmesi,

İrtifak hakkı vaadi ve ortak mülkün idaresi sözleşmesi,

Medeni Kanunun 748. maddesine müstenit sükna hakkı sözleşmesi,

Kaydı hayat ile irat bağlanması sözleşmesi (Borçlar Kanunu 507),

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, (Borçlar Kanunu 511),

Mülkiyeti muhafaza kaydı ile satış sözleşmesi,

Kira sözleşmesi,

Menkul mallarda hibe sözleşmesi,

Taksim ve ifraz sözleşmesi,

Evlat edinme sözleşmesi,

Temlik,

Taahhütname,

Kefaletname,

Vasiyetname,

Vakıf senedi,

Aile vakfı senedi,

Tanıma senedi,

Muvafakatname,

Sulhname,

Yeddiemin senedi,

Rehin senedi,

Borç senedi,

Fesihname,

ibraname,

Beyanname,

Şahadetname,

Piyango – Kur’a ve toplantı tutanağı,

Emanetleri saklama tutanağı,

İfade tutanağı,

Tespit tutanağı,

Vekaletname,

Defter onaylanması,

Çevirme,

Örnek çıkartma,

İmza sirküleri,

Protesto işleri,

İhbar – ihtarname işleri ve tebliği,

Tescil,

Kanunlarında noterler tarafından düzenlenmesi veya onaylanması öngörülen diğer işler.

b) Özel olarak yapılacak işler:

Tespit işleri,

Emanet işleri, (emanet kabul ve saklama)

Vasiyetname ve ölüme bağlı tasarruflarla ilgili işler,

Tebligat işleridir.

Noterlik Kanunu Yönetmeliği 

0
Noterlik Kanunu Yönetmeliği

Noterlik Kanunu Yönetmeliği 

BİRİNCİ KISIM

Başlangıç

Konu ve kapsam:

Madde 1 – Bu yönetmelik, 1512 sayılı Noterlik Kanununun düzenlenmesini Yönetmeliğe bıraktığı hususlar ile kanunun uygulanabilmesi için gerekli olan diğer konuları kapsar. (N.K. Md. 198)

Noterlik Kanunu Yönetmeliği

 

İKİNCİ KISIM

Noterlik Dairesinin Yerinin Tesbiti ve Değiştirilmesi

 

              Noterlik dairesinin yerinin tesbiti:

              Madde 2 – Her asliye ve münferit sulh mahkemesinin bulunduğu yerde kurulan noterlik dairesinin yeri, o noterliğin bağlı bulunduğu noter odası ile mahalli Cumhuriyet Savcılığının düşüncesi alındıktan sonra Adalet Bakanlığınca tespit edilir.

İlgili oda Bakanlığa görüşünü bildirmeden evvel, açılacak noterliğin yerinin tesbiti için bir üyesini görevlendirebilir. Bu üye incelemesini bir rapor ile odaya bildirir. Oda saptayacağı görüşünü, varsa belgeleri ile birlikte noterliğin bulunduğun yer Cumhuriyet Savcılığına gönderir. Cumhuriyet Savcılığı da gerekli gördüğü araştırma ve incelemeleri yaptıktan sonra kendi görüşü ile birlikte evrakı Adalet Bakanlığına yollar.

Noterlik dairesinin iş merkezlerinde mümkün olduğu oranda mahkemelere ve bankalara yakın yerlerde açılması hususu göz önünde tutulur.

 

              Noterlik dairesinin yerinin değiştirilmesi:

              Madde 3 – Bir noterliğin yerinin değiştirilmesinde de 2. madde hükümleri uygulanır.

Dairesinin yerini değiştirmek isteyen noter, gerekçe göstermek suretiyle Adalet Bakanlığına başvurur.

Bir noterlik dairesinin yerinin değiştirilmesi, noterin muvafakati ve ilgili odanın görüşü alınmak suretiyle Türkiye Noterler Birliğince de istenebilir.

Yangın, su baskını vesair tabii afetler nedeniyle yer değiştirmek ve iş yerini tahliye etmek mecburiyetinde kalan noter, tayini sırasında belirlenen bölge içerisinde kalmak şartıyla Adalet Bakanlığına, Odaya ve Cumhuriyet Savcılığına haber vermek suretiyle çalışma yerini değiştirebilir.

 

ÜÇÜNCÜ KISIM

Noterlik Dairesinin İç Düzeni

 

              Noterlik dairesine tabela ve bayrak asılması:

              Madde 4 – Her noterlik dairesinin bulunduğu binanın dış kısmında ve herkesin kolaylıkla görebileceği biçimde bir yere, resmi dairelerin tabelaları niteliğinde ve noterliğin unvanını taşıyan bir tabelanın asılması zorunludur.

Umumi iş hanlarının bir bölümünde bulunan noterlik dairelerinin tabelaları hem binanın dışına ve hem de bina içinde dairenin bulunduğu bölüm kapısına asılır.

Reklam niteliğinde olmamak şartıyla ve iş sahiplerinin noterlik dairesini kolayca bulmalarını sağlamak amacı ile büyük iş hanlarının dış kısmına dışardan görülecek şekilde veya binanın etrafını çevreleyen yaya kaldırımlarım taşmamak kaydıyle giriş kapıları önüne tabela asmak noterlik unvanını ve noterin ad ve soyadını yazmak veya yazılı levha asmak mümkündür. Bu tabela ve levhalara noterlikte kullanılan evraka ve kartvizite doktor ünvanından başka hususların yazılması reklam sayılır.

Noterlik daireleri, bulundukları binalara tatil günlerinde Türk Bayrağı Kanununun 3. ve Türk Bayrağı Tüzüğünün 9. maddeleri uyarınca Bayrak çekmek zorundadırlar.

 

              Noterlik dairesinin kiralanması, döşenmesi ve giderleri:

              Madde 5 – Noterlik dairesinin bulunduğu bina veya binaların kira sözleşmeleri, daire adına noter tarafından yapılır.

Noterlik daireleri, noterliğin sınıfı, iş yoğunluğu ve geliri gözönünde tutularak döşenir.

Döşeme Deyimi: Noterlik dairesinde bulunan ve mesleki faaliyetin ifası için, gerekli, noterin şahsına ait eşya ile noter tarafından daire hizmetine tahsis edilmiş taşınır ve sabit eşya ve malzemenin tamamını kapsar. Bunların hepsi notere aittir.

Kanunda ve yönetmelikte yazılı defter, evrak belge ve emanetler yukarıdaki fıkra kapsamı dışındadır.

Noterlik dairesinin kirası, aydınlatma, ısıtma, kırtasiye, personel ücretleri, sigorta primleri, iş yeri ile ilgili vergi, resim ve harçlar, görevin yapıla bilmesi için başkalarına gördürülen iş karşılığı ödenen ücretler, döşeme ve demirbaş amortismanları, görevle ilgili PTT ücretleri ve vergi mevzuatına göre gider kaydı mümkün olan sair harcamalar noterlik giderleridir.

 

              Noterlik dairesinin bölümleri:

              Madde 6 – Noterlik dairesi, noterliğin sürekli faaliyet gösterdiği yer olup noter çalışma, servisler, bekleme ve arşiv bölümlerinden oluşur.

Her daire, o yerdeki noterlik işlerinin yoğunluğu gözönünde tutularak, işlerin rahat görülmesini sağlayacak ve iş sahiplerinin kolaylıkla işlerini gördürebilecekleri nitelikte olmalıdır.

Noterlik dairesi bağımsız bir bina olabileceği gibi bir binanın bir dairesi veya bir dairenin münasip bir bölümü de olabilir.

a) Noter çalışma bölümü:

Noterlik dairesinde noterin oturduğu yerdir. Daire içinde ayrı bir oda olabileceği gibi aynı mahalde icabı hale göre ve noterlerin tensip edeceği şekilde diğer mahallerden ayrılmış bir bölümde olabilir.

Şu kadarki; noter odası imkan nispetinde diğer bölümlerle irtibatlı ve bölümleri daimi surette gözetim altında bulundurulabilecek durumda olur.

b) Servisler Bölümü:

Noterlik işlemlerinin görüldüğü ve personelin çalıştığı yerdir. Başkatiplik, hesap işleri, vezne, yazı işleri ve tebligat işleri servislerinden oluşur.

Servislerle bekleme bölümlerinin birbirine karışmamasına dikkat olunur.

İş yoğunluğu ve noterliğin sınıfı gözönünde tutularak servisleri azaltma veya çoğaltma noterin taktir ve yetkisi içindedir.

c) Bekleme Bölümü:

İş sahiplerinin işlerini gördürürken bekleyecekleri yerdir.

İş Kanununa göre, iş yerinde asgari ücreti, çalışma saatlerini belirten bir levha ile çalışanları ve sıfatlarını bildiren levha asılır.

d) Arşiv Bölümü:

Noterlik evrak ve defterlerinden kanun ve tüzüklerin tespit ettiği süreler sonuna kadar saklanması öngörülen bilcümle kağıt, defter vs. nin saklandığı yere arşiv bölümü denir.

Bu bölüm noterlik dairesinin içinde olabileceği gibi daire dışında bir yerde de olabilir.

 

DÖRDÜNCÜ KISIM

Noterlik Dairesinin Çalışma Şekli

 

              Noterlerin genel ve özel olarak yapacakları işlemler:

              Madde 7 – Noterler ilgililerin istekleri üzerine hukuki işlemleri kanunlar ve yönetmeliklerde gösterilen şekil ve surette yapmak zorundadırlar.

Noterlerin görevlerine giren işler mahiyetleri itibariyle genel ve özel işler olarak iki gruba ayrılır.

a) Genel olarak yapılacak işler:

Evlenme sözleşmesi,

Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi,

Zilyetlik devri sözleşmesi,

Miras taksimi G. menkul, hibe vaadi sözleşmesi,

Şirket sözleşmesi,

İrtifak hakkı vaadi ve ortak mülkün idaresi sözleşmesi,

Medeni Kanunun 748. maddesine müstenit sükna hakkı sözleşmesi,

Kaydı hayat ile irat bağlanması sözleşmesi (Borçlar Kanunu 507),

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, (Borçlar Kanunu 511),

Mülkiyeti muhafaza kaydı ile satış sözleşmesi,

Kira sözleşmesi,

Menkul mallarda hibe sözleşmesi,

Taksim ve ifraz sözleşmesi,

Evlat edinme sözleşmesi,

Temlik,

Taahhütname,

Kefaletname,

Vasiyetname,

Vakıf senedi,

Aile vakfı senedi,

Tanıma senedi,

Muvafakatname,

Sulhname,

Yeddiemin senedi,

Rehin senedi,

Borç senedi,

Fesihname,

İbraname,

Beyanname,

Şahadetname,

Piyango – Kur’a ve toplantı tutanağı,

Emanetleri saklama tutanağı,

İfade tutanağı,

Tespit tutanağı,

Vekaletname,

Defter onaylanması,

Çevirme,

Örnek çıkartma,

İmza sirküleri,

Protesto işleri,

İhbar – ihtarname işleri ve tebliği,

Tescil,

Kanunlarında noterler tarafından düzenlenmesi veya onaylanması öngörülen diğer işler.

b) Özel olarak yapılacak işler:

Tespit işleri,

Emanet işleri, (emanet kabul ve saklama)

Vasiyetname ve ölüme bağlı tasarruflarla ilgili işler,

Tebligat işleridir.

 

              Noterlik personeli ve servisleri:

              Madde 8 – Her noterlik dairesi işlerin yoğunluğuna göre yeteri kadar personel ve gereği kadar servisler halinde çalışır.

Noterlik personeli, noterin emri altında çalışan katip ve hizmetlilerdir. Başkatipler ve katipler noterliğin her işinde ve muamelatında fiilen çalışmak zorundadırlar.

Odacı, temizleyici ve bekçilik gibi işlerde çalışan «hizmetli» dir. Bunlar dışındaki hangi serviste çalışırsa çalışsın tüm personel «noter katibi»dir.

Noter, iş yoğunluğuna göre katip ve hizmetli adedi ile servis durumunu tayin eder. Ancak sınıfı ne olursa olsun en az iki katip bulunan noterliklerde katiplerden  birisi  «başkatip»lik görevi yapar.

 

              Noter katibi olabilme şartları:

              Madde 9 – Noter katibi olabilmek için:

A – Devlet Memurları Kanununun 48. maddesine göre;

1 – Genel Şartlar

a) Türk vatandaşı olmak,

b) Devlet Memurları Kanununun 40. maddesindeki yaş hadlerinde bulunmak,

c) Devlet Memurları Kanununun 40. maddesine göre ortaokulu bitirmiş olmak,

d) Kamu haklarından mahrum bulunmamak,

e) Ağır hapis veya 6 aydan fazla veyahut affa uğramış olsalar bile, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanmak, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı bir fiilden dolayı hapis cezasından hükümlü bulunmamak,

f) Askerlik durumu itibariyle;

– Askerlikle ilgisi bulunmamak,

– Askerlik hizmetini yapmış veya ertelenmiş veya yedek subay sınıfına geçirilmiş olmak,

g) Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek bir sakatlığı olmamak,

2 – Özel Şartlar

a) Hizmet göreceği sınıf için Devlet Memurları Kanununun 36. ve 41. maddelerinde belirtilen öğretim ve eğitim kurumlarından birinden diploma almış olmak,

b) Görev ve çalışma yönetmeliklerinde belirtilen diğer şartları haiz bulunmak,

B – (Değişik:RG-26/6/2011-27976) Noterliğe atanacak kâtibin ceza ve disiplin kararı ile meslekten çıkarılmamış olması gereklidir.

Bu hususlarda adayın yazılı beyanı esas alınır ve söz konusu beyanın doğruluğu daha sonra noter tarafından yetkili mercilerden teyit edilir.

C – Yukarıdaki A ve B fıkralarındaki şartları noter katipliğine uygun olanlar ilgili noter yanında altı ay süreli aday olarak çalıştırılır. Türkiye No terler Birliğinin açtığı kursları bitirenler adaylığa öncelikle alınırlar. (Noterlik Kanunu M. 44 son)

Altı ay sonunda noter tarafından aday hakkında bir rapor düzenlenir. Bu raporda adayın yeterliği onaylanmışsa aday «Noter Katibi» olur. Durum siciline işlenmek üzere rapor ile birlikte Odaya bildirilir.

Yeterliği onaylanmayan aday 6 ay daha çalıştırılabilir. Yine başarı göstermezse o noterlikte çalışıtırılmaz. Bu takdirde noter adayın çalıştığı servisler ve süresini ve adayın yeterliliğinin neden onaylanmadığını gerekçeli olarak açıklayacağı bir raporu odaya gönderir.

 

              Özel durumda katip atama usulü:

              Madde 10 – Noterlik dairesinde çalıştırılmak üzere Yönetmeliğin 9. maddesinin A fıkrasına göre en az ortaokul mezunu bir aday bulamayan noter, durumu bağlı bulunduğu odaya yazılı olarak bildirir ve masrafı kendisine ait olmak kaydıyla odaca ilan yapılmasını ister.

Noter odasının en geç 10 gün içinde odanın ve noterin bulunduğu mahal de en az bir gazete ile gazete yoksa mahalli usullere göre üç gün süreli yapacağı ilanlar üzerine, ilanda belirtilecek süre içinde başvuranlar arasından en az ortaokul mezunu olanların adlarını oda başkanlığı ilgili notere bildirir. Noter, bunların arasından seçim yapmakta serbesttir

Odaya başvuranlar arasında en az ortaokul mezunu istekli olmadığı takdirde bu husus odaca tanzim olunacak bir zabıtla tesbit ve ilgili notere tebliğ olunur. Bu takdirde ilgili noter başvuran ilkokul mezunlarından birisini de alabilir. Vasıfsız da olsa ortaokul mezunu talip varken ilkokul mezunu katip alınamaz.

1512 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin son fıkrası hükmü saklıdır.

 

              Katiplerin noterlik değiştirmeleri halinde uygulanacak usûl:

              Madde 11 – (Mülga: RG-07/04/2012-28257) (Danıştay, 8. Dairesinin 8.6.1978 tarihli ve 976/4749 esas, 978/5214 sa­yılı kararı ile iptal edilmiştir.)

 

              Sözleşme ve sicil tutma zorunluluğu:

              Madde 12 – Noter katibi veya adayı ile yapılacak sözleşme dört nüsha olarak düzenlenir ve onbeş gün içinde noter odası ile bölge çalışma müdürlüğüne birer nüshası gönderilir. Diğer nüshalardan birisi noterde diğeri katip veya adayda kalır. Bu sözleşmelerin notere onaylattırılması zorunludur.

Noter odasına gönderilen sözleşmeye 9. maddeye göre aranan bilgilerin noter tarafından özel olarak onaylanmış birer örneği de eklenir. Katip adayının yeterliliğini bildiren rapor ile birlikte yeniden katip sözleşmesi yapılmışsa bir örneği gönderilir, yapılmamışsa, aday sözleşmesinin katiplik sözleşmesi halinde devam ettiği de odaya bildirilir.

Keza, aday veya katip sözleşmesi herhangi bir sebeple ortadan kalkarsa durumun yine odaya bildirilmesi şarttır.

Noter odası, bu değişiklikleri odada tutulan özel dosyalarda saklamak zorundadır.

(Mülga beşinci fıkra: RG-07/04/2012-28257)

(Mülga altıncı fıkra: RG-07/04/2012-28257)

 

              Hizmetliler:

              Madde 13 – Noterlik dairesinde «hizmetli» olarak çalışan kimselerde 9. maddede yazılı şartlar aranmaz. Noter, gördüreceği işe göre yetenekli gördüğü kimseyi serbestçe tayin eder. Katipler için verilen raporlar ile tutulan dosya ve siciller bunlar için de aynı şekilde tutulur.

 

              Personel ücretleri:

              Madde 14 – Noterler, yanlarında çalıştırdıkları katip ve hizmetlilere, noterlik işlerinde çalışmaları karşılığı olarak aylık ücret öderler. Bu ücretler İş Kanununun 30. maddesi hükmü gereğince düzenlenecek ücret hesabını gösterir imzalı veya noterliğin unvanını taşıyan bir pusula ile (tediye ücret hesap pusulası) (Örnek 3) ödenir. Ayrıca bordro yapılır.

Katip ve hizmetlilere verilecek ücretlerde aşağıdaki esaslar uygulanır:

A – İlk işe başlamada asgari ücretten az ücret verilemez.

B – (Mülga: RG-07/04/2012-28257) (Danıştay, 8. Dairesinin 8.6.1978 tarihli ve 976/4749 esas, 978/5214 sa­yılı kararı ile iptal edilmiştir.)

C – Noterin ayrılması veya ölümü halinde, yeni atanacak noterle katip ve hizmetliler arasında yeniden bir ücret sözleşmesi yapılacağından, bunların geçmiş terfi süreleri bu sözleşmelerde nazara alınır.

 

              Personelin terfii ve buna bağlı işlemleri:

              Madde 15 – (Mülga: RG-07/04/2012-28257) (Danıştay, 8. Dairesinin 8.6.1978 tarihli ve 976/4749 esas, 978/5214 sa­yılı kararı ile iptal edilmiştir.)

 

Personel yaş tahdidi:

              Madde 16 – Katip ve hizmetliler 65 yaşını tamamladıklarında, yaş tahdidine tabi tutulurlar. Yaşın hesabında Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun hükümleri kıyasen uygulanır.

 

              Sigorta ettirme yükümlülüğü ve ikramiye:

              Madde 17 – Noterler yanında çalıştırdıkları katip ve hizmetlileri

a) T.C. Emekli Sandığından emeklilik veya malullük aylığı almakta olanlar dışında yanında çalışanları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine göre sigorta ettirmekle yükümlüdürler.

b) T.C. Emekli Sandığından emeklilik ve malullük aylığı almakta olup, yaşı 65’i geçmeyen katip ve 55’i geçmeyen hizmetlilerin de (hastalık) ve (analık) sigortasına girmelerini sağlarlar.

c) (Mülga: RG-07/04/2012-28257) (Danıştay, 8. Dairesinin 8.6.1978 tarihli ve 976/4749 esas, 978/5214 sa­yılı kararı ile iptal edilmiştir.)

Verilecek ikramiyenin zamanını noter tayin eder.

 

              Personelin izninde uygulanacak kurallar:

              Madde 18 – Yıllık izinler, noterlik dairesini işlerini aksatmayacak şekilde başkatip tarafından her yılın Ocak ayında düzenlenecek ve noter tarafından onaylanacak bir çizelgeye göre kullandırılır.

İzin talepleri, yazılı olarak başkatibe verilir. İzin için müracaat etmeyen katipler ve hizmetliler noter tarafından tayin edilecek günde iznini kullanmak zorundadır.

Taleplerin aynı zamana rastlaması halinde veya iş durumuna göre noterin yapacağı tertibe, ilgili katip ve hizmetli uymak zorundadır. Noter katiplerinin yıllık izinleri İş Kanunu ve bu yönetmelik gereğince tutulacak deftere kaydolunur. Ayrıca her katibin ve hizmetlinin izne başlama ve bitirme tarihleri özel dosyasına konulmak üzere noter odasına bildirilir.

 

              Kıdem tazminatı:

              Madde 19 – Katip ve hizmetlilere kanunlar ve Türkiye Noterler Birliği organlarının tesbit edeceği usuller dairesinde kıdem tazminatı verilir.

 

              Servisler:

              Madde 20 – Kanunda ve Yönetmelikte yer alan işlemler noterlik personeli tarafından ilgili servislerdeki çalışma ile görülür.

Servisler;

A) Başkatiplik  servisi,

B) İşlemler (muamelat) servisi,

C) Hesap işleri servisi ve vezne,

D) Tebligat servisinden oluşur.

 

              Başkatiplik servisi:

              Madde 21 – Bu servis,

a) Haberleşme ve yazışma işlerini yürütmek,

b) Kanun ve yönetmeliklerle tanzimi diğer servislere verilmemiş liste, beyanname ve bildiriler düzenlemek ve ilgili mercilere zamanın da göndermek,

c) Noterlikte tutulması gerekli defterleri usulüne uygun tutmak, (başkatip, noterin yazılı onayı olmak suretiyle defterlerden bazılarını ilgili servislere de tutturabilir.)

d) Emanetlerin teslim ve muhafazası için gerekli işlemleri yapmak,

e ) Her türlü karton ve dosyaları usulüne uygun olarak tutmak ve günlük işlem kağıtlarının ciltbentlere yerleştirilmesini temin etmek,

f) Arşiv bölümünü tanzim ve çalışma tarzını tayin, tesbit, yürütme ve denetlemek,

g) Noterlik dairesinin iç hizmetleri, temizlik ve koruma tedbirlerini yerine getirmek,

h) Aylık ve yıllık iş cetvelleri, beyannameler ve her türlü cetvelleri düzenlemek ve bunları ilgili yerlere göndermek ve gecikmeye meydan bırakmadan gerekli ödemelerin zamanında yapılmasını sağlamak,

İşlerini yapmakla görevlidir. Bu işler başkatiplik servisi tarafından yapılacağı gibi başkatibin teklifi, noterin onayı ile diğer servislere de yaptırılabilir.

 

              İşlemler (muamelat) servisi:

              Madde 22 – Kanunlarda genel ve özel olarak noterliklerde yapılması öngörülen tüm noterlik işlemlerini kanun ve yönetmelikte gösterilen şekil ve suretle hazırlamak, bu işlemlerin harç, vergi ve sair ücretlerinin tahakkukunu yapmak ve iş kağıtlarını vezneye gidebilecek şekilde hazırlamak ve işi biten kağıdı vezneye sevk etmekle görevli servistir.

İş yoğunluğuna göre noter servislerde yeteri kadar personel çalıştırır. Ancak, birden çok katibin çalıştığı serviste noter gerekli görürse bunlardan birisine «servis şefliği» görevini verir.

Şef, servisinin en yakın amiri olup, servisinin işlerini düzenli bir şekilde ve zamanında yapılmasından sorumludur.

 

              Hesap işleri servisi ve vezne:

              Madde 23 – Noterlik dairesinin gelir, gider, vergi ve sigorta gibi tüm hesap işleri ile vezne ve kasa işlerini ve noterin vereceği diğer işleri yürüten servis hesap işleri servisidir

Bu servis doğrudan doğruya notere bağlı olup vezne, kasa ve muhasebe bölümleri halinde çalışır. Vezne işlerini yürüten kişiye «veznedar» denir.

Servisler tam olan noterliklerde yevmiye defteri, muvazene defteri, harç, damga vergisi beyannameleri, bodrolar, vergi ve sigorta bildirimleri bu servis tarafından tanzim edilir.

Çalışma tarzı; işlemler servisinden çıkan her işlemin tahakkukunun doğru olup olmadığı başkatip tarafından kontrol edilerek paraf edildikten sonra vezneye gelir. Vergi, harç, resim değerli kağıdın ve diğer ücretlerin noksansız ve doğru tahakkuk ettiğine kanaat getiren veznedar evvela bu işlemin makbuzunu keser, bedelini tahsil eder. İşlemin sağ üst köşesine yevmiye numarası kor ve kağıdın sağ alt tarafındaki noterlik tasdik mahallini noterlik mühürü ile mühürler. İşin niteliğine göre evrakın üst orta kısmına örnek, tercüme ve sair şerhleri ihtiva eden kaşeyi basar. Yazı ile yazılması gerekli şerhlerin noksanlığı halinde tamamlanmak üzere servisine iade eder. İşleme değerlendirme pulu yapıştırılıyorsa bu pullara tarih damgası basılır. Bundan sonra altı notere, noter yokluğunda imzaya yetkili vekile imzalattırılır. Noterlikte kalacak nüsha alıkonularak diğeri ilgiliye verilir.

              (Değişik beşinci fıkra:RG-20/12/1995-22499) İşlem kâğıdının noterlikte kalan nüshası yevmiye defterine işlendikten sonra ait olduğu gruba ait cilt veya ciltbentte saklanır. Cilt veya ciltbentlere sığmayacak büyüklükte ya da kalınlıkta olan veya emniyet nedeniyle noter tarafından gerekli görülen işlemler ayrı yerde saklanır. Ancak, işlemin yevmiye numarası, niteliği, ilgilileri ve evrakın nerede saklandığı ayrı bir kâğıda yazılarak, o evraka ait cilt veya ciltbentteki yerine konur. İşlem tescile tabi ise bu arada bu da ikmal edilir ve evrakın üzerine tescil edildiği işareti konulur. Cilt veya ciltbente yerleştirilen evrakın her işi bitmiş olmalıdır.

              (Değişik altıncı fıkra:RG-20/12/1995-22499) Defter onaylamalarında onaylanan defterler için, onaylama şerhinde bulunan bilgileri kapsayan bir kâğıt, cilt veya ciltbentteki yerine tek tek veya toplu halde sıra takip etmek üzere konulur.

 

              Tebligat servisi:

              Madde 24 – Tebliği istenen kağıt noterlik dairesi aracılığı ile kanun ve nizamlara uyarak muhatabına ulaştırılması veya muhatabın ıttılaına en emin şekilde arz edilmesi ile görevlidir.

Tebligatın gerektirdiği bütün masraflar peşin veya avans olarak tahsil olunur. Tebliği isteyen tarafından bu suretle gerekli masrafın tamamı ödenmeyen tebligattan sarfınazar olunmuş sayılır.

              (Mülga üçüncü fıkra: RG-20/12/1995-22499)

              (Mülga dördüncü fıkra: RG-20/12/1995-22499)

Tebliği istenen kağıtların her nüshasına veznece yapılması gerekli işlemleri yapılır ve her nüshaya hangi yolla tebliği talep olunmuş ve noterlikçe uygun görülmüş ise bu hususu belirtir şerh konulur.

 

BEŞİNCİ KISIM

Tutulması Zorunlu Olan Defterler

 

              Adalet Bakanlığında tutulacak defterler:

              Madde 25 – Adalet Bakanlığında aşağıda gösterilen defterlerin tutulması zorunludur.

1 – Noterlik belgesine sahip olanlar defteri,

2 – Noterlikler defteri,

3 – Noterler sicil defteri ve sicil cüzdanı,

 

              Noterlik belgesine sahip olanlar defteri:

              Madde 26 – 1512 sayılı Kanunun 6. maddesindeki niteliklere sahip olanlar ile aynı Kanunun 17. maddesi gereğince noterlik stajını bitirmek suretiyle noterlik belgesi almaya hak kazananların kaydolduğu defterdir.

Bundan başka, 1512 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce noterlik veya noter yardımcılığı ehliyetnamesi aldığı halde tayini yapılmamış olanlar da bu deftere kaydolunur.

Bu defterde, sıra numarası, fotoğraf yeri, belge sahibinin adı soyadı, işi, belge tarihi, adres sütunları ile belgenin Kanunun hangi maddesine göre verildiği, teklif edilen noterlik, teklifin yapıldığı tarih, teklifin reddedildiği ya da reddedilmiş sayıldığı tarih, kaydının silindiği tarihlerin yazılmasına mahsus düşünceler sütunu bulunur.

 

              Noterlik belgesine sahip olanlar defterinden kaydın silinmesi:

              Madde 27 – Noterlik belgesine sahip olanların

1 – Atandığı noterlikte göreve başlaması,

2 – Noterliğe atanma koşullarını daimi olarak kaybetmesi,

3 – Adalet Bakanlığınca yapılan tekliflerin ikisini reddetmesi veya reddetmiş sayılması,

4 – Başvurması üzerine atandığı noterlik görevine başlamıyarak iki defa istifa etmesi veya istifa etmiş sayılması,

5 – Ölmesi,

Hallerinde defterdeki kaydı silinir.

Bu suretle defterdeki kaydı silinmiş olanların başvurmaları üzerine önceden almış oldukları belgeler iptal edilir ve bu husus defterin düşünceler sütununda gösterilir.

Yeniden başvuran, noterliğe atanma şartlarını yitirmediğini belgelendirmesi halinde noterlik belgesine sahip olanlar defterine, ilk defa başvuranlar için uygulanan usul gereğince yeniden kaydedilir ve yeni sıra numarasına göre belge verilir.

 

              Noterlikler defteri:

              Madde 28 – Noterlikler defteri, her noterliğin ayrı bir sayfaya kaydedildiği bir defterdir. Bu defterde noterliğin adı, dosya numarası, noterin adı, soyadı, göreve başlama tarihi, ayrılma tarihi, noterliğin sınıfı, iş yeri adresi ve düşünceler sütunları bulunur.

Noterin değişmesi halinde yeni notere ait gerekli bilgiler aynı sayfadaki özel yerlerine işlenir.

 

              Noterler sicil defteri:

              Madde 29 – Noterler sicil defterinde her noter ayrı bir sayfaya kaydedilir. Bu defter sıra numarası, sicil numarası, noterin adı ve soyadı, doğum yeri, doğum tarihi, noterliğe başladığı tarih, bulunduğu noterliklerin adları, göreve başlama ve ayrılma tarihleri, ne suretle atandığı, ayrıldığı ve düşünceler sütunlarını kapsar.

Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte noter olanlara Adalet Bakanlığınca kıdemlerine göre sicil numarası verilir. Daha sonra noterliğe atananlara da işe başlama tarihlerine göre sicil numarası verilir.

Sicil numarası bulunan bir kimse noterlikten ayrılıp, tekrar noterlik görevine atanması halinde eski sicil numarasını alır. Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce meslekten ayrılmış olup ta, yeniden noterliğe atananlar yeni sicil numarası alırlar.

 

              Noterler sicil cüzdanı:

              Madde 30 – Noterler sicil cüzdanı her noter için ayrı bir defter halinde tutulur. Bu defterde noterin fotoğraf yeri ile sicil numarası, kimliği, öğrenim ve askerlik durumu, eserleri, bildiği yabancı diller, ne suretle noterliğe atandığı, bulunduğu noterlikler ve bu noterliklere başlama ayrılma tarihleri, noterliğe atanmasından önce bulunduğu görevler, aldığı madalya ve ödüller, sağlık durumu, Adalet Müfettişliğince yapılan teftiş sonuçları, fahri olarak yaptığı görevler ve düşünceler sayfa ve sütunları bulunur.

 

              Bakanlıkça tutulacak dosya ve kartonlar:

              Madde 31 – Adalet Bakanlığında ayrıca atama, teminat, izin, teftiş, şikayet ve gerekli görülen sair konular için dosyalar tanzim edilebilir.

 

              Türkiye Noterler Birliğinde tutulacak defterler:

              Madde 32 – Türkiye Noterler Birliğinde aşağıda gösterilen defterlerin tutulması zorunludur.

1 – Karar defterleri,

2 – Sicil defterleri,

3 – Vasiyetnamelerin tesciline dair uluslararası sözleşmelere göre tutulacak defterler,

4 – Muhasebe defterleri,

5 – Diğer defterler,

6 – Disiplin Kurulu defterleri,

Türkiye Noterliği Birliğinde ve organlarında tutulacak defterler, düzenlenecek ayrı bir iç yönetmelikle ihtiyaca göre artırılabilir. Defterlerin nitelikleri ve nicelikleri ile muhasebe çalışmaları da bu yönetmelikle belirlenir.

 

              Karar defterleri:

              Madde 33 – A) Yönetim Kurulu ve Başkanlık Divanı Karar Defteri:

Yönetim Kurulu ile divan müzakere sonuçlarının yazıldığı defterlerdir. Kullanmaya başlamadan evvel notere onaylattırılır. Aynı defter birden fazla yıl için kullanılırsa, ilk yılın kararlarının bittiği sayfanın altına veya onu takip eden ilk sayfaya o yıla ait kullanmanın hangi sayfada bittiği yazılarak kapanır ve altı mühürlenip başkanlıkça imzalanır.

Kararın başlangıç sayfasında aşağıdaki kayıtlar bulunur.

a – Hangi kurula ait olduğu,

b – Tutanak numarası,

c – Tutanak tarihi,

d – Karar numarası,

e – Karar tarihi,

f – Kurulu teşkil eden üyelerin unvanları, ad, soyad ve asıl görevi,

g – Toplantıda bulunanların adı, soyadı ve kuruldaki görevleri,

h – Toplantıda bulunamayanların adı, soyadı ve kuruldaki görevleri,

i – Gündem maddeleri,

j – Karar fıkraları yazılır.

B) Birlik ve Odalar Memur ve Hizmetlileri Disiplin Mercii Karar Defterleri:

Bu defter el yazısı ile tutulur, tasdiki diğer karar defterleri gibi olur.

Yönetim Kurulu ve Divanca verilen kararların sadece karar fıkrası tarih ve numara sıra altında yazılır ve aslına uygunluğu Başkanlıkça mühür ve imza ile onaylanır.

Kişiler tarafından verilen disiplin cezaları deftere geçirilerek cezayı veren tarafından imzalanır.

 

              Sicil defterleri:

              Madde 34 – Sicil defterleri,

1 – Noterler sicil defteri,

2 – Türkiye Noterler Birliğinde çalışan memur ve hizmetliler sicil defteridir.

Bu defterler föy, kalamoza ve karton şekillerinde tutulabilir, yukarıdaki maddede açıklandığı şekilde onaylanır.

 

              Vasiyetnamelerin tescili sözleşmesine göre tutulacak defterler:

              Madde 35 – Vasiyetnamelerin tescil konusunda bir usul kurulmasına dair Avrupa Sözleşmesi uyarınca tescil gereken vasiyetnamelere iliş kin bilgiler sözleşmede yazılı olduğu şekilde bu defterlere işlenir. Bu defter de 33 üncü maddedeki usule göre onaylanır.

 

              Muhasebe defterleri:

              Madde 36 – Mevcut muhasebe usullerinden bir veya birkaçına göre aşağıdaki defterler tutulur

a – Yevmiye defteri,

bu ikisi birlikte de ‘tutulabilir’

b – Defteri kebir,

c – Kasa defteri,

d – Demirbaş eşya defteri,

e – Diğer yardımcı defterler,

f – Dahili muhabere defteri,

g – Dahili zimmet defteri,

Muhasebe defterleri, özel kanunlardaki usule göre tasdik ettirilir.

 

              Diğer defterler:

              Madde 37 – Diğer defterler

a – Muhabere defteri,

b- Zimmet defteri,

c- İç yönetmelikte belirtilecek defterler ile gerekli sair yardımcı defterlerdir.

Bu defterlerde 33 üncü maddedeki usule göre onaylattırılır.

 

              Disiplin kurulu defterleri:

              Madde 38 – Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulunda, aşağıdaki defterler tutulur.

a – Esas defteri,

b – Talik defteri,

c – Muhabere defteri,

d – Karar defteri,

e – Zimmet defteri,

f- Karar kartonu,

g – Diğer yardımcı defter ve kartonlardan ibarettir.

Bu defterler 33 üncü madde uyarınca onaylanır.

 

              Noter odalarında tutulacak defterler:

              Madde 39 – Noter Odalarında aşağıda gösterilen defterlerin tutulması zorunludur.

1 – Noter odası üye kayıt defteri,

2 – Noter odası karar defteri,

3 – Stajiyer defteri,

4 – Noter katipleri sicil defteri,

5 – Noterlikler ortak cari hesap defteri,

6 – Diğer defterler.

 

              Noter Odası üye kayıt defteri:

              Madde 40 – Noter odasına bağlı noterliklerde görev yapan noterlerin üye olarak kaydedildiği defterdir. Bu defterde her notere bir sayfa ayrılır. Sayfanın sağ başına fotoğraf, altına noterin adı, soyadı, odaya kayıt numarası, noterliğin adı, noterin doğum tarihi, doğum yeri, noterliğe ilk tayin edildiği tarih ile nakli varsa geldiği veya gittiği noterlik, giriş aidatına ait makbuzun tarih ve numarası ve düşünceler sütunu ile noterin, her türlü tatbike medar olacak imzası ve mühürünü ihtiva etmesi gerekir.

 

              Noter Odası karar defteri:

              Madde 41 – Noter Odası karar defteri bu yönetmeliğin 33 üncü maddesinde yer alan karar defterleri gibi aynı şekilde ve usuller dairesinde tutulur.

 

              Stajiyer defteri:

              Madde 42 – Noter odaları, bölgelerindeki stajyerlerin durumunu gösteren bir defter tutarlar. Bu deftere stajyerin adı, soyadı, doğum tarihi ve yeri, adresi, bitirdiği okul, staj için müracaat ettiği tarih, kabul tarihi, staj yaptığı noterlik ve aldığı ücret ile stajın sonucu ve stajyer hakkında tanzim edilen rapor özetleri, imza yetkisi verilmişse tarihi ve vekalet ettiği noterlik adı ve süresi kaydolunur.

 

              Noter katipleri sicil defteri:

              Madde 43 – Her noter odası kendi bölgesindeki noterliklerde çalışan katipler için sicil defteri tutmakla zorunludur. Bu defter, birlik memur ve hizmetlileri için tutulacak defterler gibi tutulur. (Örnek 4)

Her oda, işbu yönetmelik yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde bölgesindeki katiplere bir sicil numarası vermek suretiyle bu deftere kaydetmek zorundadır. Sicil numarası verirken katiplerin noterliklerden hizmet süreleri esas alınır.

Bu deftere katibin sicil numarası, adı, soyadı, doğum tarihi ve yeri, çalıştığı noterlik, tahsil durumu, imza yetkisi varsa yetkinin verildiği veya alındığı tarih, aldığı cezaları, naklen geldiği veya gittiği noterlik adı ve ünvanındaki değişiklikler kaydolunur.

Noter Odasında tutulan bu defter kayıtları gizli olup ancak oda bunu, istendiğinde Bakanlık yetkilileri, Türkiye Noterler Birliği, Disiplin Kurulu gibi merciler ile o katibi çalıştıran veya çalıştırmak isteyen notere gizli olarak bildirir.

Noter katipliğine veya adaylığına yeni atananlar, tayin tarihini takip eden 15 gün içinde bu deftere kaydedilir. Her noter aldığı katip veya adayı bu süre içinde odaya bildirmekle yükümlüdür.

Bu defterden başka odalarda her noter katibi için yönetmeliğin 9 uncu maddesinde aranan belgeleri ve imza yetkisi verildikçe yemin zaptı suretlerini ve ceza verilmişse ilam ve kararları ihtiva eden bir dosya tutulur.

 

              Noterlikler ortak cari hesap defteri:

              Madde 44 – Noterlikler ortak cari hesap defteri, 1512 sayılı Kanunun 109 uncu ve 166/2. maddeleri uyarınca tutulacak defterlerdir.

A – 1512 sayılı Kanunun 109 uncu maddesine göre her bankada açılacak hesap için tutulacak Banka Cari Hesap Defteri,

B – 1512 sayılı Kanunun 166/12. maddesine göre kambiyo senetleri ortak hesabı için yine her bankada açılacak hesaba ait olmak üzere, tutulacak Kambiyo Senetleri Banka Cari Hesap Defteri (Örnek 5)

Bu defterler Yönetmeliğin 12 inci kısmındaki esaslar gözönünde bulundurularak tutulur.

 

              Diğer defterler:

              Madde 45 – Noter Odalarınca, ayrıca, görevli noterlikler defterleri, oda memurları sicil defteri, muhabere defteri, zimmet defteri, demirbaş eşya defteri, muhasebe yevmiye defteri, sigorta dosyası, gelen giden yazışmalar için kartonlar, her noter için ayrı ayrı yazışma dosyaları usullerine göre tutulur.

Odalarca tutulacak defterler, 33 üncü madde gereğince onaylanır.

 

              Noterliklerde tutulacak defterler:

              Madde 46 – Noterliklerde aşağıdaki defterlerin tutulması zorunludur.

1 – Yevmiye defteri,

2 – Emanet defteri,

3 – Tescil defteri,

4 – Muvazene defteri,

5 – (Mülga: RG-20/12/1995-22499)

6 – Teftiş defteri,

7 – Muhabere defteri,

8 – Zimmet defteri,

9 – Personel sicil defteri,

10 – İzin defteri,

11 – Demirbaş eşya defteri,

Noterliklerde tutulacak defterler kullanılmadan önce bağlı bulundukları hakimliğe tasdik ettirilir.

 

              Yevmiye defteri:

              Madde 47 –  (1) – (Değişik ilk fıkra : 15.11.1987) Yevmiye defteri iki sayfalı bir defterdir. Defterin sol tarafında, yevmiye sıra numarası, işin ni­teliği, ilgililer, harç, damga vergisi, katma değer vergisi ve değerli kağıt­lar, sağ sayfada diğer gelirler adı altında, noter ücreti, (Kanunlarında, harç, vergi ve resimden bağışık olduğu yazılı işlemler dahil) düzenleme ücreti, yazı (bildirim yazı ücreti dahil), çevirme, karşılaştırma tescil, emanetlerin saklanması, defter onaylama, yol ödeneği, aracılık ücreti, memur vasıtası ile tebliğ vesair ücretleri ile ücretler yekünu ve genel yekünsütunları kap­sar.

Yevmiye defterine, gelen iş kağıtları geliş sırasına göre numara alır ve deftere işlenir. Her iş günü bitiminde günlük işlerin kalem kalem ye­künları alınır.

Bir günkü yekunun altına varsa bir evvelki gün veya günler yekünu yazılır. 15 gün toplamı birinci dönem yekünu olmuş olur. Maliyeye veri­len beyanname yekünu bu miktarı ihtiva eder.

Ayın 16 ncı günü, ikinci dönemin birinci günü olduğu için yekünu alındıktan sonra evvelki günler yekünu eklenmez. 17 nci (İkinci dönemin ikinci günü) günün toplamı altına 16 ncı günün toplamı eklenir, bu suret­le ayın son günü ikinci dönemin toplamı bulunmuş olurki, ikinci dönem beyannameye bu miktarlar işlenir.

İkinci dönem toplamının altına, birinci dönemin toplamı eklenerek birinci ayın yekünu elde edilmiş olur. Bu yekûnda aylık cetvelin ve aylık gelirin işlendiği muvazene defterinin esasını teşkil eder. Aylık gelirler bu toplamın rakamlarına göre tespit edilir.

Türkiye Noterler Birliğine, Noterlik Kanununun 71. maddesine gö­re verilecek cetveller bu toplama göre hazırlanır.

Müteakip aylarda yukarıdaki usulle toplama işlemleri yapılır, bir ay evvelki genel yekün aylık son yeküna eklenerek sene tamamlanır. Bu su­retle yıl sonu hesaplan da bu yeküna göre yapılmış olur.

Görevli noterliklerde ortak cari hesaba ait işlemler yevmiye defteri sıra numarasına göre yevmiye kırmızı boyalı bir kalemle işlenir. Bu müm­kün olmazsa bu sıra numarasının düşünceler hanesine noterlikler ortak ca­ri hesabına ait olduğu işaret veya mühür basılarak belirtilir.

Yevmiye defteri yılın başında bir numaradan başlayarak sene sonu­na kadar, yapılan işlem kadar numara alır. 15 günlük yekünlara göre nu­mara yenilenmez, numara birbirini izler.

Noterlik Kanununun 52. maddesine göre tatilde yapılan işler tatili iz­leyen ilk iş gününün ilk yevmiye numarasına kayıt günü tarihi ile yazılır. Ondan sonra günlük işlere devam olunur.

(Değişik 11 nci fıkra – 15.11.1987) Aynı biçimde işlenmesi ve aynı bilgileri taşıması şartıyla bu defter, bilgisayar aracılığı ile de tutulabilir. Bu takdirde, bilgisayarda işlem gör­meye elverişli ve her birisi üzerlerine mühür basılmak, ilk ve sonuncu say­faları imzalanmak suretiyle yetkili Asliye Hukuk hâkimine onaylatılmış ve teselsül eden sıra ve onay numaraları yazılı olan müstakil kağıt yaprak­lar kullanılır. Bu yapraklar özel dosyada muhafaza edilir. Bir seri yaprağın işlenmesi bitince ciltlenerek, cilt kapağına kaç sayfadan ibaret olduğu ya­zılıp onaylandıktan sonra dairede saklanır.

(Ek fıkra -15.11.1987) Aynı ilgiliye ait, aynı nitelikteki birden fazla işler, numaraları tek tek belirtilmek suretiyle deftere tek kalem halinde işlenebilir.

 

—————————————————————————————————————-

(1) Maddede iki kez değişiklik yapılmıştır.

      Önce 2 Ekim 1984 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik değişikliği sırasında 11’inci fıkra eklenmiştir.

       15 Kasım 1987 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik değişikliği sırasında 1’inci ve 11’inci fıkralar değiştirilmiş ve 12’nci fıkra eklenmiştir. (Adalet Bakanlığı HİGM.nün 3/11/1987 tarihli ve 35709 sayılı onay yazısı. Bakınız:1987/74 sayılı genelge)

 

              Emanet defteri:

              Madde 48 – Noterliklere verilen her türlü emanetlerin kayıt defteridir. Defter karşılıklı iki sayfalı olarak kullanılır.

Sol tarafa, emanet tutanağının tarih ve numarası ile emaneti verenin adı, soyadı, baba adı, doğum tarihi, adresi ve adına yatırılanın adı, soyadı (biliniyorsa) baba adı, doğum tarihi, adresi açık olarak yazılır. Bu sayfaya lehine emanet yatırılan kimseye tutanağın bir örneğinin tebliğ edildiği tarih ve emanetin miktar ve cinsi, varsa özel vasıfları yazılır

Sağ tarafa, emanetin ilgiliye verilmesi işlemi yazılır. Emanetin verildiğini gösteren tutanağın tarih ve numarası, para ise çekin tarih ve numarası yazılır ve imzası alınır.

 

              Tescil defterleri:

              Madde 49 – Kanunlara göre tescilleri gereken işlemlerin yazıldığı defterlerdir.

Tescil defterine, tescili gerekli işlemler sıra numarası, işlemin tarih ve numarası, ilgililerin adı soyadı, işlemin niteliği yazılmak suretiyle tescil edilir. Tescilde işlem aynen yazılabileceği gibi özet halinde de yazılabilir. Kanunlarında gösterilen sair şekiller saklıdır.

Noterliklerde tutulacak tescil defterleri şunlardır:

1 – Mülkiyeti muhafaza kaydıyle yapılan satışların tesciline ait defter,

2 – Kanunların tescilini emrettiği akit ve işlemlerin kaydına mahsus tescil defteri.

Ayrıca, noterler dairelerinde yapılan vasiyetname vesair ölüme bağlı tasarruf işlemlerini, vasiyette veya tasarrufta bulunan ilgilinin soyadına göre tutulacak bir fihrist defterine işlem tarih ve numarasını da belirtmek suretiyle kaydederler.

 

              Muvazene defteri:

              Madde 50 – Noterliklerin aylık gelir ve giderlerinin kaydedildiği defterdir. Karşılıklı iki sayfa olarak kullanılır. Sol sayfasına yevmiye defterinde gösterilen kaynaklarına göre aylık gelirler, sağ sayfasına da aylık giderler yazılır.

 

              Değerli kağıt defteri:

              Madde 51 – (Mülga:RG-20/12/1995-22499)

 

              Teftiş defteri:

              Madde 52 – Adalet Müfettişlerinin teftişleri sonunda yapacakları tenkit ve tavsiyelerin işlenmesine mahsus defterdir.

 

              Muhabere ve zimmet defterleri:

              Madde 53 – Muhabere defteri, noterlik dairesine gelen ve noterlik ten gönderilen yazıların kaydedildiği defterdir. Bir yaprağına gelen, diğer yaprağına giden yazılar kaydedilir. Gelen ve giden yazılar için ayrı ayrı iki defter de tutulabilir. (Örnek 6)

Zimmet defteri, noterlik dairesinden gönderilen evrakın personel aracılığı ile diğer tarafa verilmesi halini tesbit eden defterdir. Bu defter bir tane olabileceği gibi, kambiyo senetleri protesto evrakının teslimi ve sair yazışmalar için ayrı olmak üzere birden fazla da olabilir. (Örnek 7)

 

              Personel sicil ve izin defteri:

              Madde 54 – Noterlik dairesinde çalışan personele ait bilgilerin kaydedildiği defterdir. Bu defterde her katip ile aday ve hizmetli için karşılıklı iki sayfa ayrılır. Sayfanın sol baş tarafına ilgilinin fotoğrafı yapıştırılır. Defterde adı soyadı, doğum tarihi ve yeri, baba ve anasının adı, öğrenim durumu, sicil numarası, iş yeri numarası, sigorta sicil numarası, işe giriş tarihi, ücreti, ücretindeki değişiklikler işten ayrılma nedeni ve tarihi, geldiği iş yeri ve görevler, bu noterlikte aldığı disiplin cezaları, daha önce aldığı disiplin cezaları sütunları bulunur.      (Örnek 4)

İş Kanununa göre ayrıca ücretli izin defteri tutulur.

 

              Demirbaş eşya defteri:

              Madde 55 – Özel kanuna göre tutulur. Mesleki faaliyetin ifası için noterin zati eşyası ile noter tarafından daire hizmetine tahsis edilmiş taşınır ve sabit eşya ve malzemenin tümü bu deftere yazılır. Bu eşyalardan amortismana tabi olanlar ayrı bir bölüme, amortismana tabi olmayanlar ise ayrı bir bölüme kaydedilir.

Bu defterin ayrı bir bölümüne noterlikte kullanılan mühür, başlık, kaşe gibi malzemelerin kaydedilmesi zorunludur. Bunların iptali halinde yenileri kaydolunur. İptal olunanların karşısına iptal edildiği yazılar ve iptal olunanlar imha edilmek üzere noter odasına gönderilir.

 

              Noterlikte tutulacak dosya ve kartonlar:

              Madde 56 – Noterliklerde gelen giden yazıları saklamak için aşağıda gösterilen dosya ve kartonların da tutulması zorunludur.

1 – Adalet Bakanlığı ve C. Savcılığından gelen yazılar kartonu,

2  -Türkiye Noterler Birliği ile noter odasından gelen yazılar kartonu,

3 – Değişik işlere ait gelen yazılar kartonu,

4 – Adalet Bakanlığı ve C. Savcılığına giden yazılar kartonu,

5 – Türkiye Noterler Birliği ile noter odasına giden yazılar kartonu,

6 – Değişik işlere ait giden yazılar kartonu,

7 – Genelgeler kartonu,

8 – Adalet Bakanlığı ve Türkiye Noterler Birliğine gönderilen cetveller kartonu,

9 – Teminat paraları makbuz kartonu,

10 – Noter katiplerine ait sözleşmeler dosyası,

11 – Noter personeli siciline ilişkin belgeler dosyası,

12 – Maliyeye yatırılan paralara ait makbuzlar kartonu,

13 – Müşterek hesaplara ait makbuz ve yazılar kartonu,

14 – Tavsiyeler dosyası,

15 – Tercümanlara ait yemin tutanakları kartonu,

16 – Noter ve imzaya yetkili katiplere ait yemin tutanakları kartonu,

              (Değişik son fıkra:  RG-20/12/1995-22499) Kanunen noterlikte kalacak işlemlerin nüsha ve örnekleri yevmiye sıra numarasına göre kendi gruplarına ait cilt veya ciltbentlerde saklanır. Her ciltbentte en çok ikiyüzelli dil bulunur. Ciltbentte kaç dilin olduğu kullanılmadan önce noter tarafından ciltbentin sonuna yazılarak onaylanır. İşlem kağıdı ile dilin yapıştırıldığı kısımlar noter mührü ile mühürlenir. Yine her cildin kaç sayfadan oluştuğu, noter tarafından cildin sonuna yazılıp onaylanır.

 

ALTINCI KISIM

Evrak, Defter ve Sair Büro Malzemelerinin Temini ile Evrak ve

Belgelerin Korunması ve İmhası

 

              Evrak, defter ve sair büro malzemelerinin temini:

              Madde 57 – Türkiye Noterler Birliği, organlarında ve noterliklerde kullanılan evrak, defter vesair büro malzemelerinin temini Türkiye Noterler Birliği ile organlarına ve noterlere aittir.

Bu ihtiyaçlar piyasadan veya Devlet Malzeme Ofisinden temin edilebilir.

İhtiyaçların Devlet Malzeme Ofisinden temini istendiğinde ofisin mübayaa şartlarına uygun talepte bulunulması zorunludur.

İhtiyaçlar noterin bağlı bulunduğu ofis ünitesinden karşılanır.

Noterlerde kullanılacak evrak ve defterlerde beraberlik sağlamak gerekli görüldüğü taktirde Türkiye Noterler Birliği aracılığı ile temin edilecek evrak ve defterlerin kullanılması zorunludur.

 

              Sabit eşya ve demirbaşların kullanılması:

              Madde 58 – Sabit eşya ve demirbaşlar, demirbaş defterine kaydedilerek numaralanır. Noterler ofisten sağlanan yazı ve hesap makinası ile sair büro malzemelerini bir liste halinde bağlı bulunduğu odaya derhal bildirmek zorundadır. Bunlar devlet dairelerindeki esaslara göre miadı dolmadıkça elden çıkarılamazlar. Bunun aksine hareket eden disiplin cezası ile cezalandırılır.

 

              Evrak, belge ve defterlerin saklanması ve korunması:

              Madde 59 – Noterliğe ait evrak, belge ve defterler noterlik arşivinde saklanır. Ancak vasiyetname ve emanet gibi özel surette muhafazası gereken belgelerin demir kasa veya çelik dolaplarda saklanması zorunludur.

Noterlik daire ve arşivlerinin yangın, su baskını, çalınma, sabotaj ve sair tehlikelere karşı korunması zorunludur.

Daire ve arşivin korunmasından noter ve başkatiple birlikte sorumludurlar.

 

              Evrak ve belgelerin imhası:

              Madde 60 – (Değişik:RG-20/12/1995-22499)

Noterlikte kullanılan evrak ve belgelerin imhası, Muhafazasına Lüzum Kalmayan Evrak ve Malzemenin Yok Edilmesi Hakkında 3473 sayılı Kanunun 6 ve Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesine dayanılarak hazırlanan Noterlik Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılır.

 

YEDİNCİ KISIM

Noterliklerde Kullanılacak Mühürler

 

              Mühür kullanma zorunluluğu ve temini:

              MADDE 61 – (Başlığı ile birlikte değişik: RG 12.6.2012 – 28321) Noterler, 8/8/1984 tarihli ve 84/8422 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Resmi Mühür Yönetmeliği hükümlerine göre temin edecekleri, noterliğin ismini taşıyan bir mühür kullanırlar.

Mühürlerin temin ve tedariki notere aittir. Mühürler, noterlik dairesinin demirbaşı olup, demirbaş eşya defterinde ilgili bölüme kayıt olunur.

İşin icabı ve zaruretine göre noterler birden fazla mühür kullanabilirler. Bu takdirde, ihtiyacı belirleyen Adalet Bakanlığının onayı ile 1 numaradan başlamak üzere ve sıra takip eden numaralı birden fazla mühür yaptırılır.

 

 

              Noterlik mührünün saklanması, devri, iadesi, yenilenmesi ve kaybı:

              MADDE 62 – (Başlığı ile birlikte değişik: RG 12.6.2012 – 28321) Noterlik mührünün saklanması, devri, iadesi, yenilenmesi ve kaybı hallerinde Resmi Mühür Yönetmeliğinde yer alan hükümlere göre işlem yapılır.

Noterlik mührünün herhangi bir sebeple kaybolması halinde durum derhal odaya da bildirilir.

 

              Noterlik mührünün kullanılma usulü:

              Madde 63 – Mühür, noterlikte yapılan her türlü işlemlerin en sonuna ve sağ alt köşeye ve noterliğin unvanı altına yazılan noterin veya imzaya yetkili memurun isim ve soyadının altına okunaklı şekilde basılır ve bunun üzeri noter veya imzaya yetkili memur tarafından imzalanır.

Ancak Kanunun 191. maddesine göre yabancı memleketlerde, konsolosluklar tarafından yapılan noterlik görevinin ifası sırasında işlemin altına ilgili konsolosluğun mühürü basılır.

 

              Mühür ve imza örneklerinin gönderilmesi zorunluluğu:

              Madde 64 – Noterler göreve başladıkları tarihten itibaren 15 gün içinde noterlik mührü ve imzalarının üçer örneğini bulundukları yer Va­liliğine, Adalet Bakanlığı, Türkiye Noterler Birliğine ve Noter Odasına gönderirler.

İmza yetkisi verilen stajyer ve kâtipler ve diğer vekiller hakkında da aynı hüküm uygulanır.

              (Ek son fıkra: RG 12.6.2012 – 28321) Noterlikte kullanılmak üzere yeni bir mühür temin edildiği takdirde, kullanılmasına başlanması üzerine birinci fıkra hükmüne göre işlem yapılır.

 

              Yapıldıkları ülke dışında kullanılacak noterlik işlemlerinde mühür ve imza onayı:

              Madde 65 – Türkiye’de yapılıp yabancı memleketlere gönderilecek noterlik işlemlerinin altındaki mühür ve imza o noterliğin bulunduğu yer Valiliğince onanır. Ancak, onama sadece imza ve mühüre ait olup işlemin münderecatına şamil değildir. İşlem ile, dışarıda iş görülecek ise, işin gö­rüleceği dış memleketin Türkiye’deki temsilciliğince yapılması gerekli muamelenin işin ilgilisince yaptırılması iş sahibine noterlikçe duyurulur.

              (Değişik: RG 12.6.2012 – 28321) Yabancı memleketlerde usulü uyarınca yapılan noterlik işlemlerinin altındaki o memleketin yetkili merciinin imza ve mühürü konsolos tarafından onanır. Özel kanun hükümleri saklıdır.

 

SEKİZİNCİ KISIM

Noterlik Stajı ve Stajiyerin Görevleri

 

              Noterlik stajının şekli:

              Madde 66 – Noter olabilmek için, Noterlik Kanunu’nun 6 ncı maddesindeki hükümler saklı kalmak kaydiyle anılan Kanun ve bu Yönetmelik hükümleri uyarınca staj yapılarak noterlik belgesi alınması şarttır.

 

              Stajda ücret:

              Madde 67 – Türkiye Noterler Birliğince tespit olunarak, Birlik bütçesinden stajiyerlere ödenecek ücret, hâkim adaylarına yapılan aylık ödemeden fazla olamaz.

Stajiyer hastalığını, yanında staj gördüğü noterin yazısı ve Cumhuriyet Savcılığının havalesi üzerine, hükümet tabiplerinden veya Devlet Hastanesi doktorlarından alacağı raporla belgelendirmek zorundadır. İzin süresi ile iki ayı geçmeyen hastalık hallerinde ücret kesilmez. Bir yıllık staj devresinde iki aydan fazla rapor alanlara, iki ayı geçen hastalık devresi için ücret ödenmez.

Stajın, Noterlik Kanununun 17 nci maddesine göre uzatılması halinde uzatılan süre için de stajyere ücret ödenmez.

 

              Stajın ne suretle yapılacağı:

              Madde 68 – Stajyer çalıştığı noterlikte, noterlik dairesinin mevcut servislerinde, noterin gerekli göreceği sıraya göre ve tensip edeceği sürelerde çalışmak zorundadır.

Noterlik stajı, işlemin neve’ine  göre harç, damga vergisi vesair ücretlerin hesaplanması, yevmiye defteri tutulması vezne, hesap işleri ve işlemler servisinde çalışılması ile noterlik dairesinin genel gözetimi hususlarını kapsar.

Noterlik stajı bir yıldır. Ancak, stajyer ilk altı ayda, staj yaptığı noterliğin bütün servislerinde stajı tamamlıyacaktır. İkinci altı aylık devrede, Noterlik Kanununun 33 üncü ve müteakip maddeleri ile kendisine verilen görevleri yapmak zorunda olduğundan bütün servislerin çalışması hakkında genel bilgileri kazanmış olması gerekir. Noter, stajyerin yetişmesi için lüzumlu göreceği tedbirleri alır.

 

              Staja alt rapor:

              Madde 69 – Noterlik Kanununun 16 ncı maddesine göre stajiyer için her üç ayda bir (Örnek: 9) daki şekle uygun olarak rapor düzenlenir.

Bu raporlardan altıncı ay sonunda verilecek raporda, stajyerin bir notere vekalet edebilecek niteliği kazanıp kazanmadığı hakkındaki noterin görüşü de yer alır. Noterlik Kanununun 33, 34 ve 35 inci maddelerinin uygulanması sırasında bu rapordaki noter görüşünün gözönünde  tutulması gerekir.

 

              Stajiyerlerin görev ve sorumlulukları:

              Madde 70 – Noterlik Kanununa göre kendisine imza yetkisi veya vekalet görevi verilen stajyerler, bu Kanunun sekizinci kısmında yer alan işlerin hepsini yapmakla görevlidirler.

Stajyerler yaptıkları işlerden dolayı o işin asıl görevlisi gibi sorumludurlar. Ayrıca, mesleğin vekar ve onuruna aykırı eylem ve hareketlerde bulunanlarla, görevini yapmayan veya kusurlu olarak yapan yahutta görevinin gerektirdiği güveni sarsıcı hareketlerde bulunan stajyerler hakkında, noterlik hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesi ve stajdan beklenen maksadın hasıl olması amacı ile durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Noterlik Kanununun 146 ncı maddesinde yazılı disiplin cezaları verilir.

 

              Stajyerin defterden kaydının silinmesi:

              Madde 71 – Aşağıdaki yazılı hallerde stajyerin defterden kaydı silinir.

A – İlgilinin noterliğe atanması,

B – Stajyerin kendi isteği ile stajdan ayrılması,

C – Stajyerin ölmesi,

D – Noterliğe atanma şartlarını kaybetmesi,

E – Noterlik belgesi almak suretiyle noterlik belgesine sahip olanlar defterine kayıt edilmesi,

F – Kayıt silinmesini gerektiren bir disiplin cezası almış olması,

Hallerinde stajyerin staj defterinden kaydı silinir.

Noterlik belgesi alamadan staj defterinden kaydı silinen bir stajyer, müddeti ne olursa olsun, sahip olduğu bütün hakları kaybeder.

Her ne sebeple olursa olsun defterden kaydı silinen stajyer yeniden staj yapmak isterse, staja yeni başlayanlar hakkındaki hükümler uygulanır.

 

DOKUZUNCU KISIM

Notere Vekalet ve İmza Yetkisi

 

              Notere vekalet:

              Madde 72 – Hangi hallerde, ne suretle ve kimlerin notere vekalet edeceği Noterlik Kanununun 33 34 ve 35 inci maddelerinde gösterilmiş bulunmaktadır.

Bir noterliğin boşalması veya noterin geçici bir süre işten hallerinde, noter odasınca görevlendirilecek bir stajyer yoksa, Cumhuriyet Savcısının Kanundaki sırayı gözetmek suretiyle ve ayrılması mahalli gerekli gördüğü taktirde noter odasının görüşünü de alarak görevlendirileceği vekil noterliği yönetir.

Geçici yetkili noter yardımcılarına vekalet, notere engel halinde vekalet ile boşalma veya geçici bir süre işten ayrılmalarda bir adalet memurunun görevlendirilmesi gereken hallere ilişkin Kanun hükümleri saklıdır.

Geçici Yetkili Noter Yardımcılarının hastalık ve izin gibi haklı engelleri nedeniyle usulünce vekalet görevi verilmiş adalet memurları, noter görevlilerinin daha sonra ortaya çıkacak engelleri halinde, vekil olabilme niteliğini kaybetmemiş olmaları ve mahalli Cumhuriyet Savcısının uygun görmesi kaydıyla yeni bir karara ve izne gerek olmaksızın noterliği vekaleten yönetirler. Ancak her defasında Adalet Bakanlığına bilgi verilmesi zorunludur.

 

              İmza yetkisi:

              Madde 73 – (Değişik:RG-30/4/1980-16975)

Noter;

a – Üç ayını tamamlamış stajyerine,

b – Süre aramaksızın dairesinde çalışan başkatibine,

c – Üç ayını tamamlamış katiplerinden bir veya bir kaçına imza yetkisi verebilir.

Tek katiple çalışan noterliklerde (c) bendindeki şart aranmaz.

Katip adaylarına imza yetkisi verilemez.

Noterliğin boşalması halinde ayrılan Noter tarafından verilmiş imza yetkileri kendiliğinden kalkar. Boşalan Noterliğe vekâlet eden Noter vekilinin yukarıdaki şartları taşıyanlardan, istediğine yeniden imza yetkisi vermesi gerekir.

 

              Yemin şekli  ve yetki belgesi:

              Madde 74 – Noter; stajyer, başkatip veya katiplerden birisine imza yetkisi verirse, Cumhuriyet Savcılığına yazı yazarak bunlara yemin ettirilmesini ister. Cumhuriyet Savcılığı noterin bağlı bulunduğu asliye veya münferit sulh hukuk mahkemesinden yemin ettirilmesini talep eder. Yemin, (bana verilen bu yetkiyi, kanun ve nizamlara uygun olarak tam bir tarafsızlık içinde, mesleğin onur ve haysiyetini korumak suretiyle yapacağıma vicdan ve namusum üzerine and içerim) şeklinde yaptırılır.

Yemini yaptıran mahkeme, en az üç nüsha zabıt tanzim eder. Zaptın birisi noterlikte saklanır, diğeri yetki verilen stajyer veya katibin dosyasına konulmak üzere noter odasına gönderilir.

İmza yetkisi verilen, kimseye, noter tarafından düzenlenen bir belge verilir. Bu belgede ilgilinin adı, soyadı, sıfatı, yetkinin verildiği tarih, yemini yaptıran mahkemenin adı, yetki sınırları, yetkinin kullanılacağı zaman ve yer belirtilir. Ayrıca yetkinin öncelik sırası yazılır ve fotoğraf yapıştırılarak, belge noterce onanır. (Örnek: 10)

 

              Yetki dereceleri ve İmza yetkisinin geri alınması:

              Madde 75 – Noter, stajyerine, başkatip  ve katiplerine imza yetkisi verdiği takdirde, bu yetkilerin öncelik sırasını yetki belgelerinde gösterir, İmza yetkisi birinci, ikinci ve üçüncü derecede olabilir. Bir önceki derecede imzaya yetkili kişi daha sonraki derecedekilerin önünde gelir.

Noterin herhangi bir sebeble görevi başında bulunmadığı sırada evrak, öncelikle imzaya yetkili kimse tarafından noter adına imzalanır. Bu takdirde imza yerine yetkili şahsın ismi ve sıfatı yazılır.

Noter gerekli gördüğü takdirde imza yetkisini her zaman geri alabilir ve keyfiyeti ilgiliye yazılı olarak tebliğ eder. Ayrıca noter yetkinin geri alındığını Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile Adalet Bakanlığına, Valiliğe, Türkiye Noterler Birliği ve Noter Odasına bildirmek zorundadır. Noter gerekli görürse İmza yetkisinin geri alındığını ve tarihini, giderleri kendisine ait olmak üzere bir gazete ile ilanını noter odasından isteyebilir.

 

ONUNCU KISIM

Teminat

 

              Teminat parasının yatırılacağı bankalar:

              Madde 76 – Noterlik mesleğine girenler ile noter vekilleri ve geçici yetkili noter yardımcılarının göreve başladıktan sonra, Noterlik Kanununun 38. maddesi hükmü uyarınca vermeleri zorunlu bulunan teminat paralarının yatırılacağı bankalar aşağıda gösterilmiştir.

1- T.C. Ziraat Bankası,

2- T. Emlak Kredi Bankası,

3- Sümerbank,

4- Etibank,

5- T. Halk Bankası,

6- Devlet Yatırım Bankası

7- T.C. Turizm Bankası,

8- T Vakıflar Bankası

9- T.C. Merkez Bankası

Bir noterliğin teminat parası, o noterliğin bulunduğu yerde mevcut, yukarıda gösterilen banka şubelerinden herhangi birinde ( … noterliği teminat hesabı) adı ile açtırılacak hesaba yatırılır. Her yıl yatırılması öngörülen teminat tutarları da aynı hesaba ilave olunur.

Bu hesap noter tarafından açılır ve (Adalet Bakanlığı veya Cumhuriyet Savcılığından talimat verilmedikçe bu hesaptan para çekilemez) şerhinin konulması da noterce bankaya bildirilir.

İlgili noter, teminat hesabını açtırdığı bankanın adını ve hesap numarasını, hesabın açıldığı tarihten itibaren en geç on gün içinde C. Savcılığı aracılığı ile Adalet Bakanlığına ve Türkiye Noterler Birliğine bildirmekle yükümlüdür

 

ONBİRİNCİ KISIM

Noterlik Görevinin Yürütülmesi

 

              Görev bölümü:

              Madde 77 – Noter, noterlik dairesi servislerinde çalışan personel arasında, iş durumuna göre gerekli görev bölümünü yaparak dairenin düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür.

Noterlik görevinin yürütülmesinden noterle birlikte başkatip de sorumlu olup, başkatip dairedeki bütün servislerin bu servislerde çalışan personelin amirdir.

 

ONİKİNCİ KISIM

(Değişik kısım başlığı:RG-20/12/1995-22499)

Noterlik Aidatı ve Noterlikler Ortak Cari

Hesabı ile Bunlara İlişkin İşlemler

 

              Noterlik Aidatının Gönderilme Zamanı ve Şekli:

              Madde 78 – (Başlığı ile birlikte değişik: RG-20/12/1995-22499)

Noterlik aidatının yasal süresi içinde Türkiye Noterler Birliğine gönderilmesi zorunludur.

Ödeme, Birlik tarafından gösterilen banka hesaplarına veya aynı bankaların şubelerine yatırılmak suretiyle yapılır.

Çek veya başka suretlerle gönderilmesinden dolayı paranın Birlik hesaplarına anılan süreden geç intikal etmesi halinde aidat zamanında yatırılmamış sayılır ve bu nedenle doğacak faiz ve masraflarla diğer sorumluluklar notere ait olur.

 

              Noterlikler Ortak Cari Hesabı:

              Madde 79 – (Başlığı ile birlikte değişik: RG-20/12/1995-22499)

Her noter odası, kendi bölgesinde birden çok noter olan yerlerde, noterlikler tarafından Noterlik Kanununun 109 uncu maddesi kapsamında yapılacak işlerden alınacak gelirlerin yatırılması için milli bankalardan birisinde (Noterlikler Ortak Cari Hesabı) açtırır ve bunu bölgesindeki noterliklere duyurur. Durum ayrıca Türkiye Noterler Birliğine de bildirilir.

 

              Ortak Cari Hesaba Giren İşlemlerde Örnek Verme: (Değişik madde başlığı: RG-20/12/1995-22499)

              Madde 80 – Noterlik Kanununun 109 uncu maddesi kapsamına giren işlerden işlemin yapıldığı sırada fazla örnek istenmesi halinde bu örnekler aynı gün ve yevmiye numarası altında verilir. Ancak başka bir gün örnek istenirse esas işlemden ayrı tarih ve yevmiye alacağı cihetle işlem yalnız örnek işlemi olarak kabul edilir, hasıl olan noterlik geliri işlemi yapan notere ait olur.

 

              Uyulması Gereken Kurallar:

              Madde 81 – (Başlığıyla birlikte değişik: RG-20/12/1995-22499)

Noterlikler, Noterlik Kanununun 109 uncu maddesi kapsamında yaptıkları işleri, yevmiye defterine yevmiye sıra numarasına göre işlerler ve bu Yönetmeliğin 47/8 inci maddesindeki şekilde işlem yaparlar.

Noterin bu kapsamdaki iş için iş sahibinden tahsil edeceği kesin giderden Devlete ait harç, damga vergisi, değerli kâğıt bedeli ayrıldıktan sonra geriye kalan her çeşit ücret (Noter ücreti, yazı, karşılaştırma, düzenleme ücreti, yol ödeneği gibi) ile harç ve damga vergisinden ve değerli kâğıttan dolayı noter hissesi tutarının tamamının (Noterlikler Ortak Cari Hesabı)’na işlemi takip eden beş iş günü içinde yatırılması zorunludur.

Ortak Cari Hesaba giren işlemi yapan noterler, aldıkları her türlü ücreti (Noterlikler Ortak Cari Hesabı)’na yatırdıktan sonra alacağı iki nüsha makbuzun birisini en kısa zamanda hesabına işlenmek üzere bağlı bulunduğu odaya gönderir, diğer nüshasını kendi dosyasında saklar.

Ortak cari hesaba giren işlemi yapan noterlerce, o ay içinde noterlikler ortak cari hesabına yatırılan miktarlar muvazene defterine gider olarak kaydedilir.

Noterlikler ortak cari hesabından üç ayda bir yapılan dağıtımdan noterlik hissesine düşen miktar, dağıtımın yapıldığı ay itibariyle muvazene defterine gelir kaydolunur.

 

              Noter Odasınca Yapılacak İşler ve Gelirin Dağıtımı:

              Madde 82 – (Değişik: RG-20/12/1995-22499)

Ortak cari hesaba giren işlemlerle ilgili olarak yatırılan miktarlara ait makbuzlar noterlerden odaya geldikçe, her ayrı yer için ayrı olarak tutulan defterde, o noterin hesabına işlenir. Bankadan gelen dekontlar bu kayıtlarla karşılaştırılarak mutabakat sağlanır.

Ortak cari hesaba dahil işlemleri yapan noterler, odaların bu konudaki denetleme görevlerini yapabilmeleri için, her işleme ait Ortak Cari Hesaba Ait Bildirim Cetveli düzenlemek ve beş iş günü içinde banka dekontu ile birlikte Noter Odasına göndermek, ayrıca her ayın sonunda bir önceki ay için yaptıkları bu tür işlemlerin tarih, yevmiye numarası, değeri, makbuz tarihi ve yatırılan miktarı gösteren İşlem Cetvelini düzenlemek ve ay sonunu izleyen beş iş günü içinde Noter Odasına göndermek, her iki cetvelin birer örneğini de dairede saklamakla yükümlüdürler.

Her üç ay sonunda ortak hesapta toplanan paralar o yerdeki ilgili noterlere ve Noterlik Kanununa göre görevlendirilmiş noter vekili varsa vekile noter geliri olarak ve muvazene defterine kaydedilmek üzere, eşit miktarda ödenir. Ödemenin ne şekilde yapılacağı, çek veya nakit yapılması, gerektiğinde üç ay dolmadan avans ödenmesi konularında oda genel kurulları yıllık olağan toplantılarında, oda yönetim kurullarını yetkili kılabilir.

Üç aylık süre dolmadan evvel herhangi bir sebeple noterlik mesleğinden ayrılan veya başka bir oda bölgesindeki noterliğe atanan noterin, o güne kadar birikmiş olan meblağdan hissesi, süre sonu beklenilmeksizin derhal ödenir, noterin ölümü halinde ödeme kanuni mirasçılarına yapılır.

 

 

ONÜÇÜNCÜ KISIM

Gözetim ve Denetim

 

              Denetim Yetkisi ve Zamanı:

              Madde 83 – (Değişik birinci fıkra – 2.10. 1984) Noterlikler, Türki­ye Noterler Birliği ve Birliğin mahalli organları olan Noter Odalarının her türlü faaliyetleri ile hesap ve işlemleri Adalet Müfettişleri ve Cumhuriyet Savcılarınca denetlenir. Türkiye Noterler Birliği ve Odaların Cumhuriyet Savcılarınca denetimi, Adalet Bakanlığı tarafından gerekli görüldüğünde verilecek talimata göre yapılır. Ayrıca, Noterlikler ile Noter Odaları, Tür­kiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu ile görevlendireceği bölgesel organ­ları tarafından da denetlenir.

Adalet Müfettişleri ve Türkiye Noterler Birliği tarafından yapılacak teftişlerin zamanı gereğine göre ilgili mercilerce tayin ve tespit olunur. Noterliklerin, Cumhuriyet Savcılarınca yılda en az bir defa yapılması ön­görülen teftişlerin her yıl Mayıs ayı içinde yerine getirilmesi zorunludur.

 

              Denetime Başlama:

              Madde 84 – (Değişik birinci fıkra:  RG-20/12/1995-22499) Denetimin ilgili dairenin çalışma saati içinde ve mesai saatlerine riayet olunarak yapılmasına gayret edilir. Denetimi yapacak kimse, denetlenen dairenin yetkilisine, kimlik kartı veya yetki belgesini gerektiğinde veya istendiğinde gösterir.

              (Değişik ikinci fıkra: RG-20/12/1995-22499) Hizmetin gereği gibi yürütülebilmesi için denetimi yapan kimsenin sıfatına yakışır uygun bir yer sağlanır. Göreve başlandığında başlama tutanağı düzenlenir ve altı, denetimi yapan kimse ile dairenin yetkilisi tarafından imzalanır. İki nüsha düzenlenen bu tutanağın bir nüshası dosyasına konmak üzere daire yetkilisine verilir.

(Değişik 3. fıkra 2.10.1984) Denetlenen dairenin yetkilisi, denetim­den beklenen sonucun elde edilmesi için gerekli kolaylıkları göstermek suretiyle deneticiye yardımcı olur. Özellikle istek halinde hizmeti aksat­mamak şartı ile eleman ile gerekli araç ve gereç sağlanır.

 

              Denetim Usulü:

              Madde 85 – (Değişik 1. fıkra – 2.10.1984) Adalet Müfettişleri tarafından yapılacak denetim, Teftiş Kurulu Başkanlığı Yönetmeliğinde gösterilen; Türkiye Noterler Birliği tarafından yapılacak denetim ise, Birliğin saptayacağı usul ve şekilde yürütülür. Cumhuriyet Savcıları tarafından noterliklerin denetiminde izlenilecek usul, Adalet Bakanlığınca saptanır ve denetim sırasında düzenlenecek rapor örneği bir genelge ile gönderilir. Cumhuriyet Savcılarınca üç nüsha olarak düzenlenecek denetim raporunun bir nüshası notere verilir, bir nüshası Savcılıkta saklanır ve diğer nüshası da denetimi izleyen bir hafta içinde Adalet Bakanlığına gönderilir.

Noter odalarının, Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunca yaptırılacak teftişlerinde;

a – Kanun ve yönetmelikte yer alan defterlerin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı,

b – Harcamaların ve bütçe uygulamalarının usulüne uygun olup olmadığı,

c – Kanuni görevleri ile Birlikçe verilmiş diğer görevlerin yerine getirilip getirilmediği,

d – Kanun, yönetmelik, genelge, emir ve talimatlara uyulup uyulmadığı,

e – Teftiş yapan tarafından gerekli görülecek sair hususlara bakılır.

 

ONDÖRDUNCÜ KISIM

Noter ve Katiplerine Borç Para Verilmesi

 

              Verilecek borcun saptanması:

              Madde 86 – (Değişik: RG-20/12/1995-22499)

Türkiye Noterler Birliği, noter ve noterlik personeline aşağıdaki şartlar dairesinde borç para verir.

Her yıl bütçesinin (noter ve noterlik personeline verilecek borç) faslına konulacak ödenek, bu kredinin karşılığını teşkil eder.

Yeniden kurulan ve boşalan noterliklere atananlara, noterliklerin sınıfı ve atamanın şekli dikkate alınarak verilebilecek borç para miktarları konulan bu ödeneğe göre, her yıl Yönetim Kurulu tarafından tespit olunur.

Atama dışındaki sebeplerle borç isteyen noterlere kredi verilip verilmemesi, verilecek ise miktarın belirlenmesi noterin gösterdiği nedenlere göre ve ödenek durumu dikkate alınarak Yönetim Kurulunca saptanır.

Noterlik personeline verilecek borç miktarı, almakta oldukları aylık brüt ücretin iki katını geçemez.

 

              Vade ve usul:

              Madde 87 – (Değişik: RG-20/12/1995-22499)

Borç para bir yıl için verilir. Ancak bu süre Birlik Yönetim Kurulu kararıyla kısaltılabileceği gibi iki yıla kadar da uzatılabilir.

Borç para karşılığında faiz alınmaz. Ancak, bu işlemlerle ilgili giderler borç isteyenden ayrıca tahsil edilir.

 

              Teminat ve kefalet:

              Madde 88 – (Değişik: RG-20/12/1995-22499)

Borç isteyen noter veya noterlik personelinin, Türkiye Noterler Birliği tarafından verilen borç miktarını ödemeyi taahhüt eden, örnekleri Birlik tarafından kendilerine gönderilecek taahhütnameyi imzalayarak göndermeleri yeterlidir.

Ancak, Birlik Yönetim Kurulu gerekli gördüğü takdirde başka teminat isteyebilir.

 

              İstemin kabulü ve tahsil usulü:

              Madde 89 – (Değişik: RG-20/12/1995-22499)

Türkiye Noterler Birliğine gönderilen borç isteme kâğıdı Yönetim Kurulu tarafından incelenerek istemin kabulü halinde, kendisine borç para verilmesine karar verilen noter veya noterlik personelinden, yukarıdaki maddede anılan taahhütnamenin imzalanarak gönderilmesi istenir.

Ödeme, taahhütnamenin Türkiye Noterler Birliğine gelişindeki kayıt sırasına göre yapılır.

Borç para alan noter veya noterlik personeli, Birlikçe kendisine ödeme yapıldığı ayı takip eden ay sonunda ilk taksidini ve müteakip ay sonlarında da diğer taksitlerini öder.

Taksitlerin ödeneceği belirtilen banka şubesine veya PTT’ye yatırıldığı tarih, taksitin ödeme tarihidir.

Taksitlerden üst üste ikisinin veya üç ay içinde iki taksitin zamanında ödenmemesi halinde borcun tamamı muacceliyet kesbeder ve kanuni takibata geçilir.  

 

ONBEŞİNCİ KISIM

Noterlik İşlemlerinde Uyulması Gerekli Hususlar

 

              Kimlik tesbitinde izlenecek yol:

              Madde 90 – Noter, belgelendirme isteminde bulunan ilgili ile işleme katılan kimselerin kimliğini tesbit edebilmek için nüfus hüviyet cüzdanı, buna dayalı olarak resmi mercilerden verilmiş pasaport, ehliyet, fotoğrafı kimlik kartı vesair kimlik belirten belgeleri aramak zorundadır.

Bu belgelerin gösterilmemesi veya noterin gerekli görmesi halinde tanık dinlemek yoluyla da kimlik tespit olunabilir.

 

              Yeteneğin tesbiti:

              Madde 91 – Noterin ilgilinin yeteneği hakkında bir kanı sahibi olması gereklidir. Temyiz kudretine sahip bulunan ve işlemin niteliğine göre gerekli yaşa girdiği anlaşılan herkes hukuki işlemleri yapmaya ehil olup, bu yaş resmi belge ile saptanır. Tanık veya kanı ile yaş tespit edilemez.

İlgilinin yaşlılık, hastalık veya dış görünüşü itibariyle yeteneğinden şüphe edilmesi veya bu konuda ihbar ve şikâyet bulunması hallerinde temyiz kudretinin varlığı doktor raporu ile saptanır. Bu takdirde metnin içinde tarih ve numarası ile rapordan bahsedilir, raporun aslı işlemin noterde kalan nüshasına eklenir.

Hukuki işlerin belgelendirilmesi anında ilgili iradesini serbestçe ve kendi isteğine uygun olarak beyan etmelidir. Beyanın tam ve eksiksiz olarak yazılması gereklidir. Yapılan işlemin niteliğine göre gerekli soruların sorularak işlemin sonucu hakkında ilgiliye açıklama yapılması gereklidir.

 

              Başkaları adına işlem yaptıracaklardan aranacak belgeler:

              Madde 92 – Başkaları adına işlem yaptıracaklardan Noterlik Kanununun 79 uncu maddesinde yazılan belgelerin aranması işlemle ilgili kısımlarının örneklerinin işlem kağıdına eklenmesi zorunludur. Vekil ve mümessilin temsil ettikleri kişiler birden çok iseler, temsil ettikleri bütün kişilerin ad ve soyadlarının işleme teker teker yazılması ve ibraz olunan belge veya belgelerin bu kişileri tamamen kapsaması şarttır.

Yetki izni gösteren belgeler:

a – Vekil için, vekaletname düzenlemeye yetkili makam veya noterlerce onanmış vekâletname,

b – Veli için, kendisi veya velayeti altında bulunan küçüğün nüfus hüviyet cüzdanları,

c – Vasi ve kayyım için, mahkeme kararı ve nüfus cüzdanları,

d – Mirasçı için veraset belgesi ve nüfus hüviyet cüzdanları,

e – Mümessiller için, temsil veya izin kağıdı,

f – Köy hükmi şahsiyetini temsil yetkisine haiz muhtarlar için yetkili idare makamların usulüne göre verecekleri yetki belgeleridir.

 

              İşlemlere fotoğraf yapıştırılması:

              Madde 93 – Aşağıdaki noterlik işlemlerinde ilgilinin fotoğrafının yapıştırılması zorunludur.

a – Niteliği bakımından tapuda işlem yaptırılmasını gerektiren sözleşmelere,

b – Niteliği bakımından tapuda işlem yaptırılmasını gerektiren vekaletnamelere,

c – Vasiyetname,

d – Mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış,

e – Gayrimenkul satış vaadi,

f – Vakıf senedi,

g – Evlenme mukavelesi,

h – Evlat edinme,

ı – Tanıma,

j – Mirasın taksimi sözleşmesi,

k – Boşanma davaları için düzenlenecek vekaletnameler,

Yukarıda sayılan işlemler dışında kalmakla beraber, diğer kanunların öngördüğü, noterin işlemin ve ilgilinin durumuna göre gerekli bulduğu veya bizzat ilgilinin istemde bulunduğu işlem kağıtlarına da fotoğraf yapıştırılabilir.

Asıllarına fotoğraf yapıştırılması zorunlu noterlik işlemlerinin, çıkartılacak örneklerine de fotoğraf yapıştırılması zorunludur.

 

              Örnek ve kimlere verilebileceği:

              Madde 94 – Örnek, noterlikte yapılmış bir işlemin veya ilgilisince ibraz olunan bir belgenin tamamının veya istenilen kısmının istenildiği kadar, yazı, fotokopi veya benzeri usullerle çıkartılarak aslının aynı olduğuna dair bir şerhi kapsayan ve noterliği mührünü ve görevlinin imzasını taşıyan belgedir.

Örneklerin kimlere verileceği Noterlik Kanununun 94 ve 95. maddeleri hükümleri uyarınca saptanır.

 

              Örnek verme şekilleri:

              Madde 95 – a – İbrazdan örnek:

İlgili tarafından ibraz edilip, örneğin çıkartılması ve onaylanması istenilen bir belgenin usulünce örneğinin çıkartılarak verilmesine ibrazdan örnek çıkarma denir.

İbrazdan örneklerin altına (ibraz edilenin aynıdır) ibaresini kapsayan bir şerh konulur.

İbrazdan örnek vermede, örneklerden bir nüshası dairede saklanır. Bu nüshaya ilgilinin imzası (ibraz ettiğim aslına uygundur) şerhinin altına alınır. İbraz edilen aslına örneğin tarih ve yevmiye numarası yazılıp, noter mühürü ile mühürlenir.

Aslında bir bozukluk olan belgelerin, örneklerinde bu bozukluğun açıklanması şarttır.

İbraz olunan belgenin örneği ilgili tarafından dışarda da çıkartılıp, onama için noterliğe ibraz olunabilir.

Bu takdirde örnek ile asıl belge noterlikçe karşılaştırılır. Asıl ve örneğin yekdiğerine uygunluğu şerhte belirtilir.

Her ne suretle olursa olsun çıkartılan örneklerde belgenin belirli bir kısmının örneği de ilgilinin isteği üzerine çıkartılabilir. Bu takdirde bu husus açıkça yazılır.

b – Daireden örnek:

O noterlikte yapılmış bir işlemin ilgilisinin isteği üzerine yeteri kadar örneği çıkartılıp aslına uygunluğu onaylandıktan sonra ilgiliye verilmesine, daireden örnek verme denir

Ciltbentde saklı işlemin örneği istenilenden bir fazla çıkarılır, bunların altına (işbu örnek dairede saklı …….tarih ve …..yevmiye nolu aslının veya nüshasının aynıdır) şerhi konur. Bu şerhin altına noterlik mühürü basılarak, yetkili tarafından imza edilir. Örneğin birinci sayfasınınbaştarafına (örnektir) damgası basılır veya yazı ile (örnektir) ibaresi yazılır ve örneğe o günkü tarih ile yeni yevmiye numarası konur. Fazla çıkarılan nüsha dairede saklanır.

Şerhlerde kaç örnek verildiği herhalde belirtilir ve dairede kalan nüshaya ilgilinin imzası alınır

c – Yabancı dilde yazılı kağıttan örnek

Örneği istenen kağıt yabancı dilde yazılmış ise, evvela bu kağıt usulünce tercüme olunur. Sonra, yabancı dildeki kağıdın örneği çıkartılıp gerekli şerh verilmek suretiyle onaylanır. Ayrıca, gerek ilgilisine verilen, gerekse dairede saklanan nüshalara tercüme edilmiş nüshaların birer adedi de eklenir.

d – Yazıdan başka usullerle örnek çıkarma

İlgili ister veya noter gerekli görürse fotokopi, teksir makinası, fotoğraf veya benzeri usullerle de örnek çıkartılabilir

Bu takdirde, tarifede gösterilen ücretler alınır ve diğer hususlarda yazılı örnek verilmiş gibi hareket olunur.

e – Başka bir noterlikten örnek getirtme (Aracılık)

Giderleri başvurulan notere verilmek sureti ile ve bu noterlik aracılığı diğer bir yerdeki noterlikten de bir işlemin örneği getirtilebilir.

Bu gibi hallerde, başvurulan noter, diğer yerdeki notere ilgilinin isteğini yazı ile bildirmekle beraber, acele hallerde -telgraf, teleks veya telefonla durumu haber verir ve yazının gönderildiğini de açıklar.

Örnek çıkarma ve onaylama giderlerinin tümü ile birlikte gerekli haberleşme masraflarını da ilgiliden tahsil eder. İşlemin gerektirdiği harç, vergi ve noterlik giderlerini, örneği çıkaran notere gönderir. Kendisi ücret tarifesi ile saptanan aracılık ücretini alır.

 

              Çevirme işlemleri:

              Madde 96 – Belgelerin bir dilden diğer dile veya bir yazıdan başka bir yazıya çevrilmesine ve noterlikçe onaylanmasına çevirme işlemi denir.

Noterin, çevirmeyi yapanın o dili veya yazıyı doğru olarak bildiğine, diplomasını veya diğer belgelerini görerek veya diğer yollarla ve hiçbir tereddüde yer kalmayacak şekilde kanaat getirmesi gerekir.

Noterlik Kanununun 75. maddesinin son fıkrası gereğince noter tercümana Hukuk Yargılama Usulü Kanununa göre and içirir. Bunun bir tutanakla belgelendirilmesi zorunludur. Bu tutanakta tercümanın adı, soyadı, doğum tarihi, iş adresi, ev adresi, tahsil derecesi, hangi dil veya dilleri, hangi yazıyı bildiği, noterin çevirenin bu dil ve dilleri veya yazıyı bildiğine ne suretle kanı sahibi olduğu, yemin biçimi ve tutanağın tarihini gösterir. Tutanağın altı noter ve tercüman tarafından imzalanır.

Kendisine çevirme yaptırılan kimselerin yemin tutanakları noterlik dairesinde özel bir kartonda saklanır. Noter, kartonunda yemin tutanağı bulunmayan bir kimseye çevirme yaptıramaz.

Noter tarafından ilgilisinden alınan çevirme ücretleri noterlik dairesinin gelirlerinden olup, yevmiye defterine gelir olarak kaydedilir. Noterin çevirene ödediği parada dairenin giderlerindendir.

Çevirme ücreti hesaplanırken, çevrilmesi istenilen yazının sayfaları değil, çevirme yapıldıktan sonra noter tarafından yazdırılan değerli kağıdın sayfa sayısı esas tutulacaktır.

Çevirme işleminin, ilgilinin bulunduğu yer noterliğinde yaptırılması mümkün bulunmayan hallerde, o noterlik aracılığı ile başka bir yer noterliğinde çevirme yaptırılabilir. Bu takdirde, ilgiliden ayrıca, aracılık ücreti de tahsil olunur.

 

              Protesto işlemleri:

              Madde 97 – Keşidecinin veya hamilinin istemi üzerine Türk Ticaret Kanununun 625. maddesinde yazılı, vadesi hulul etmiş bir poliçenin, (kambiyo senedi, çek, emre muharrer senet) «kabul edilmeme» veya «ödeme» halle rinde, kabul etmeme veya ödememe durumunun noterlik tarafından belgelendirilmesine protesto işlemi denir.

Noterler protesto işlemlerini Türk Ticaret Kanununda yazılı şekil ve şartlara göre yaparlar.

 

              İhtarname ve ihbarname işlemleri:

              Madde 98 – Her türlü hukuki işlemlerde muhatabına kanun, sözleşme, örf ve adetten doğan hak ve isteklerin yazılı şekilde bildirilmesi veya haber verilmesi için yapılan işlemlere ihtarname veya ihbarname denir.

İhtarname veya ihbarname işlemleri Noterlik Kanununda öngörülen şekil ve şartlara göre yapılır.

 

              Defter onaylama işlemleri:

              Madde 99 – Defter onaylaması, kanunlarca noterlikte onaylanmaları öngörülen defterlerin kanun ve yönetmelikte gösterilen şekil ve şartlara göre onaylanmaları işlemidir.

 

              Onaylama usulü:

              Madde 100 – Ciltli olarak noterliğe getirilen defterlerin her sayfası birden başlamak ve teselsül etmek suretiyle numaralanır.

Tek sayfa olarak tutulan defterler tek numara ile çift sayfa olarak tutulan defterler iki sayfaya da aynı numara verilmek suretiyle numaralanır. Numaralama noterlikçe yapılabileceği gibi önceden de yapılmış olabilir. Bu takdirde noterlik teselsülü kontrol eder. Her sayfa ayrıca noterlik mührü ile mühürlenir.

Defterler müteharrik yapraklı ise her yaprak ciltli defterler gibi muamele görür. Onaylanmış yapraklar bittiği takdirde, yeniden getirilen yapraklar evvelce onaylanan yaprakların en son numarasından itibaren teselsül ettirilir. Ayrıca ilave olunan yapraklar onaylama şerhinde noterlikçe belirtilir.

 

              Onaylama şerhinde bulunacak hususlar:

              Madde 101 – Defterlerin ilk ve son sayfasına noterlikçe aşağıdaki bilgileri kapsayan birer şerh konulur.

İlk sayfaya konacak onaylama şerhinde

a) Defter sahibinin gerçek kişilerde evvela soyadı, adı ve müessesenin ilgilice bildirilen unvanı. İlgili tüzel kişi ise unvanı.

b) İş adresi, iş ve mesleğin nevi,

c) Defterin nevi,

d) Defterin kaç sayfadan ibaret olduğu,

e) Defterin kullanılacağı dönemi

f) Defter sahibinin bağlı bulunduğu vergi dairesi,

g) Onaylama tarihi,

h) Yevmiye numarası bulunur.

Noterliğin mührü ile noterin veya görevlinin imzasını da taşıyacak bu şerh defterin ilk sayfasına el ile yazılabileceği gibi ayrı bir kağıda makine ile yazılıp ilk sayfaya yapıştırılabilir. Bu takdirde kağıdın dört köşesine noter mührü basılır.

Defterin son sayfasına ise, defterin kaç sayfadan ibaret olduğu yazılarak altı noterlik mührü ile mühürlenip noter tarafından imza olunur. Bu şerhe onaylama tarihi ile yevmiye numarası da konur.

 

              Görülme  kaydı ile onaylama:

              Madde 102 – Yevmiye, envanter ve bilanço defterlerinin son kaydının altına noterlikçe görülmüştür şerhinin konulması suretiyle yapılan onaylama işlemidir. Şerh son kaydın altına yazılır.

Görülme şekli ile yapılan onaylamalarda, defterin son kaydının bulunduğu sayfasında yer yoksa ondan sonra gelen sayfaya (görülmüştür) kaydı taşıyan şerh verilir. Yevmiye numarası ve tarihi yazılmak suretiyle şerhin altı noterlik mührü ile mühürlenip imzalanır.

Görülme şekliyle yapılan onaylamaların noterlikçe herhangi bir makama bildirilmesi zorunluğu yoktur.

 

              Ara (yenileme) onaylaması:

              Madde 103 – Eskiden beri işe devam etmekte olup da aynı defteri ertesi yılda kullanmak isteyenlerin kanuni süre içinde açılış onaylamasındaki şart ve şekiller dairesinde defterlerinin yeniden onaylanmasına ara veya yenileme onaylaması denir.

Ara (yenileme) onaylamalarında defterin kullanılmış kısmından sonra arta kalan sayfaların hangi sıra numarasında başlayıp hangi sıra numarasında bittiği şerhde belirtilir. Bu sayfalar mühürlü ise, ara onaylamasını yapan noter başka bir noter olsa bile sayfaların yeniden mühürlenmesi gerekmez.

 

              Kapanış onaylaması:

              Madde 104 – Görülme kaydı ile onaylamadaki usul ve şekilde yapılan ve (işbu defter ………ncı sayfada kapatılmıştır.) şerhini kapsayan bir defter onaylama işlemidir.

 

              Özel kanunlara göre tutulan defterlerin onaylanması:

              Madde 105 – Türk Ticaret Kanunu ile Vergi Usul Kanunu dışındaki kanunlarla tutulması öngörülen defterlerin onaylanması, bu kanunlarla özel bir şekil getirilmemiş olması şartı ile, yukarıdaki hükümlere göre yapılır.

 

              Emanet işleri:

              Madde 106 – Saklanmak, ileride tevdi edene veya üçüncü bir kişiye verilmek üzere noterliğe tevdi edilen emanet, para veya paradan gayri her türlü taşınır mal, hisse senedi, tahvil, kıymetli evrak, ziynet eşyası olabileceği gibi kapalı vasiyetname veya kanunlarında noterliklerce saklanması öngörülen evrak, defter ve beyanname gibi şeyler de olabilir.

Bulundurulması ve taşınması kanunla yasak edilmiş şeylerle, zamanla bozulması muhtemel maddeler emanet olarak kabul edilemez.

Emanet, noter veya noterlikçe hiçbir suretle kullanılamayacağı gibi hasar ve kaybından noter sorumludur.

 

              Emanetlerin kabul, saklanma ve  iadesi:

              Madde 107 – Her türlü emanet, Noterlik Kanununun 101 inci maddesine göre düzenlenecek bir tutanak ile kabul edilir. Bu tutanakta ayrıca, emanetin nitelikleri, biliniyorsa gerçek değeri, değeri tam olarak bilinmiyorsa tahmini değeri, ne süre saklanacağı, kime ve ne zaman iade olunacağı ve iade şartları da gösterilir.

Emanetlerin saklanması, süre sonunda hak sahibine iadesi, giderlerin ödenmemesi veya emanetin geri alınmaması halleriyle hazineye devri konusunda Noterlik Kanununun emanetlere ilişkin 62 ve müteakip maddeleri uyarınca işlem yapılır.

Emanet paranın noterliğe tevdi olunduğunun en geç ertesi iş günü, bu yönetmelikte teminat paralanın yatırılması belirtilen milli bankalardan birinde açtırılacak noterlik emanet cari hesabına yatırılması zorunludur. Bir noterliğe ait emanet paraların tek bir hesapta toplanması gerekir.

 

              Noterliğin tevdi mahalli olarak tayini:

              Madde 108 – Borçlar Kanununun 91 inci maddesinin söz konusu olduğu hallerde, noterliğin emanet parayı kabul edebilmesi için mahkemece tevdi mahalli olarak tayin edilmesi şarttır. Bu taktirde mahkeme kararının istenmesi, emanet tutanağı ve emanet defterine, kararı veren mahkemenin adı ile kararın tarih ve sayısının da yazılması zorunludur. Ancak Türk Ticaret Kanununun 624 – 690. maddelerine göre kambiyo senetleri bedellerinin notere tevdii halinde hakim kararı aranmaz.

 

              Ölüme bağlı tasarruflarla ilgili işler:

              Madde 109 – Noterler ilgilinin istemi üzerine ölüme bağlı tasarrufları da belgelendirirler. Bunlardan başka açık veya kapalı olarak kendilerine tevdi edilen vasiyetnameleri de saklamak zorundadırlar.

Noter ölüme bağlı tasarrufları belgelendirirken Medeni Kanundaki şekil şartlarına uymakla mükelleftir.

Ölüme bağlı tasarrufların vasiyetname şeklinde noter tarafından belgelendirilmesi isteniyorsa, ilgilinin takririnin iki tanık huzurunda alınması gerekir.

Vasiyette bulunan, vasiyetinden her zaman için rücu edebilir. Rücu halin de vasiyetnamenin Noterlikçe tanzim veya açık veya kapalı olarak tevdi edildiği zaman tatbik edilen usul ve şartlar aynen uygulanmak sureti ile düzenlenecek bir tutanak tanzim edilir. Bu işlemin aslı ciltbendinebir sureti vasiyetnameye eklenir.

 

              Noterlik işlemlerinin hukuk hakimi tarafından yapılması:

              Madde 110 – Noterlik Kanununun 76 ncı maddesine göre noterin işlemi yapamaması ve o yerde işlemi yapacak başka bir noterin de bulunmaması halinde, işlem o yerdeki asliye hukuk hakimi, asliye hukuk hakimliği yoksa sulh hukuk hakimi tarafından ve aşağıda gösterilen esaslara göre yapılır.

Noter işlemi yapamaması nedenini bir tezkere ile hakimliğe bildirir. Hakim, evvela mahkemenin değişik işler defterinden bir numara vermek suretiyle işleme girişir. İşlemin gerektirdiği harç, damga vergisi ve varsa kontrato resmi maliye ve belediye veznelerine makbuz karşılığı yatırılır. Daha sonra Noterlik Kanunu ve ilgili sair kanunlarla bu yönetmelik esaslarına göre işlem tamamlanır. İşlemin altı işleme katılanlarla birlikte hakim tarafından imzalanıp onaylandıktan sonra mahkeme mührü ile mühürlenir. İşlerin ne sebeple hakim tarafından yapıldığı da işlem kağıdında açıklanır. İşlemin noterlikte kalması gereken nüsha veya örneği mahkemece saklanır. İşlem sona erdiğinde, hakim, işlemin yapıldığı, tarih ve sayısını notere bildirir.

Noterlik işlemini yapan hakim, Noterlik Ücret Tarifesinde yer alan ücretlerden hiç birisini ve bu işlemler dolayısıyla tahsil edilen harç, vergi ve resim karşılığı olan noter hisselerini alamaz. Ancak, işlemin daire dışında yapılması halinde, Harçlar Kanununun 34 üncü maddesinde gösterilen yol tazminatının ilgili tarafından ödenmesi zorunludur.

 

​ONALTINCI KISIM

Türkiye Noterler Birliği ve Çalışma Şekli

 

              Türkiye Noterler Birliği ve organları:

              Madde 111 – Türkiye Noterler Birliği noterlik mesleğinin amaçlarına uygun bir şekilde görülmesi, mesleğin gelişmesini ve meslekdaşlar arasında birlik ve yardımlaşmayı sağlamak üzere kamu kurumu niteliğinde tüzel kişiliğe sahip ve merkezi Ankara’da olan bir kuruluştur.

Noterler, Birliğin tabii üyesidirler.

Türkiye Noterler Birliği Noterlik Kanununun 166. maddesi ve diğer hükümler ile kendisine verilen görevleri organları olan,

a – Türkiye Noterler Birliği Başkanı,

b – Türkiye Noterler Birliği Başkanlık Divanı,

c – Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu,

d – Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulu,

e – Türkiye Noterler Birliği Kongresi,

f – Noter Odaları,

vasıtasıyla yapar.

 

              Birlik Kongresi:

              Madde 112 – Türkiye Noterler Birliğinin en yüksek organı olan Birlik Kongresi noter odaları Genel Kurulunca kanun hükümleri uyarınca seçilecek noterler ile noter odaları başkanlarından kurulur. Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri de Kongrenin tabii üyeleridir.

Türkiye Noterler Birliği Kongresine delege seçilebilmek için;

a – Noterliğe engel bir suçtan dolayı hakkında son soruşturma açılmasına karar verilmiş bulunmamak,

b – Beş yıl içinde noterlik mesleğinde geçici olarak işten çıkarma cezası almış olmamak, gereklidir.

Delege seçildikten sonra (a) ve (b) bentlerindeki engelleri ortaya çıkan noterin delegelik sıfatı kendiliğinden sona erer. Bunun yeri en çok oy almış yedek üye ile doldurulur.

 

              Kongre toplantısı ve çalışma şekli:

              Madde 113 – Toplantı günü delegelerin isimlerini kapsayan iki liste delegeler tarafından imzalanmak üzere toplantının yapılacağı yerin uygun bir bölümüne konulur. Bu liste toplantı salonunda bulunan delegelerle karşılaştırılır.

Türkiye Noterler Birliği Başkanı tarafından yaptırılacak yoklama sonun da Noterlik Kanununun 177 nci maddesindeki çoğunluğun hazır olduğu anlaşılırsa toplantı açılır ve Birlik Kongresi Başkanlık Divanı seçimleri yapılır. Başkanlık divanı göreve başladıktan sonra gündeme geçilir.

Gündemde görüşülecek maddelerin konusuna göre divanın gerekli göreceği alt komisyonlar seçilerek teşekkül eder. Alt komisyonlar üyeleri arasında bir başkan ile yeteri kadar raportör seçilir. Seçimlerde oy sayısının çoğunluğu yeterlidir.

 

              Kongre tutanakları ve karar yeter sayısı:

              Madde 114 – Birlik Kongresinin başlangıcından sonuna kadar yapılan işlemlerin ve görüşmelerin bir tutanakla belgelendirilmesi gereklidir

Bu tutanak;

a – Kongre tarihini,

b – Kongrenin yapıldığı yeri,

e – Kongrenin olağan veya olağanüstü olduğunu,

d – Kongre başkan, başkan yardımcısı ve katiplerin isimlerini,

e – Birlik Başkanı tarafından yaptırılacak yoklama sonucu ile çoğunluğun bulunduğu hususlarını, kapsar.

Daha sonra gündeme göre yapılacak görüşmeler ve alınacak kararlar Kongre Divanınca uygun bulunacak şekillerde tutanağa geçirilir.

Kongrede yapılan konuşmaların saptanması için ayrıca ve yeteri kadar teyp de kullanılabilir.

Tutanaklar arasındaki noksanlık veya değişikliklerde teyp bandındaki kayıtlar esas alınır.

Kongre sonunda bandlarla tesbit edilen konuşmalar kongre başkanlık divanı tarafından bizzat daktiloda yazdırılabilir. Buna imkan görülmediği takdirde Başkanlık Divanı veya Birlik Yönetim Kurulunun görevlendireceği kimseler tarafından bu işlemin yapılmasını karar altına alırlar

Kongre başkanı, disiplini bozanlara birincisinde ve ikincisinde ihtar, üçüncü defasında ise belirli bir süre oturumdan çıkarma cezası verebilir.

Birlik Kongresi, toplantıya katılanlar sayısının salt çoğunluğu (yarısından bir fazla) ile karar verir.

Birliğin taşınır ve taşınmaz malları ile paralarını Birlik amaçlarına uygun şekilde yönetmek ve işletmek konularındaki kararlar ancak Birlik Kongresi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile alınabilir. Oylarda eşitlik halinde Birlik Kongresinin Başkanının bulunduğu taraf çoğunlukta sayılır.

 

              Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu:

              Madde 115 – Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu yedi üyeden kurulur ve dört yıllık bir süre için Türkiye Noterler Birliği Kongresi tarafından seçilir. Kurulun dörtte yedek üyesi bulunur. Şu kadarki asıl ve yedek üyelerin yarısı iki yılda bir ve dört yıl için yenilenir.

Noterlik Kanununun 170 inci maddesi hükmüne göre kongrece seçilen Yönetim Kurulu, seçimi izleyen ilk toplantısında aralarında gizli oyla Başkan, Başkan Yardımcısı, Genel Sekreter ve Sayman üyeyi seçerler. Yönetim Kurulu bu toplantısında genel sekreter veya saymanın veya her ikisinin de dışardan alınmasına karar verebilir.

Başkanlık Divanı Üyelerinden birinin veya birkaçının süresinin bitmesi sebebiyle boşalan divan üyeliğine Yönetim Kurulunun yeni seçimleri takip eden ilk oturumunda gizli oyla seçim yapılır. Seçim dönemi sona ermeden Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerinden birinin ayrılması halinde, göreve çağrılan yedek üyenin görevi, ayrılan asil üyenin seçim dönemi sonuna kadar devam eder.

Genel Sekreter veya sayman veya her ikisinin de dışardan alınmasına karar verilmişse bunların dışındaki başkanlık divanı üyeleri ve başkan seçimi yapılır. Dışardan atanacak genel sekreter veya saymanın göreve başlamasına kadar Yönetim Kurulu bu görevlerin geçici olarak üyelerince görülmesine karar verir.

Yönetim Kurulu dışarıdan alınacak genel sekreter veya saymanın nitelikleri, çalışma süresi ve ücretlerini tespit ve atamalarını yapar.

(Değişik: RG-30/4/1980-16975) Dışardan atanan Genel Sekreter ve dışardan atanan sayman Yönetim Kurulu toplantılarına katılırlar. Ancak, oya iştirak edemezler.

 

              Birlik Yönetim Kurulu toplantı usulü ve karar sayısı:

              Madde 116 – Birlik Yönetim Kurulu ayda bir defa olağan toplantı yapmak zorundadır. Başkan veya Yönetim Kurulu üyelerinden birinin isteği ile kurul, acele hallerde her zaman olağanüstü toplantıya çağrılabilir.

Başkan veya yardımcısının bulunmadığı hallerde toplantıya noterlikte en kıdemli üye başkanlık eder. Toplantı açıldığında ilk defa evvelki oturum tutanağı okunarak işe başlanır, her toplantı sonunda gelecek toplantının günü kararlaştırılır.

Toplantı günü, üyelere çağrı mektubuyla bildirilir. Engeli olanlar, bunu en az yedi gün önce ve yazı ile başkanlık divanına bildirirler.

Belgeye bağlanmış haklı bir engele dayanmaksızın üst üste üç toplantıya gelmeyen üye istifa etmiş sayılır. Üçüncü toplantıdan sonra durum ilgili üyeye bildirilir. Aynı zamanda ilk yedek üye de bir sonraki toplantıya asil üye olarak çağrılır.

Başkanlık divanı üyelerinden herhangi birisinin yerinin boşalması halin de, boşalan üye Yönetim Kurulu üyelerinden ise Yönetim Kurulunca yeniden seçim yapılır. Şu kadarki boşalan yer Saymanlık veya Genel Sekreterlik ise Yönetim Kurulu seçim veya dışardan atama yapılacağına karar verir ve karar gereği yerine getirilir.

Birlik Yönetim Kurulu, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır Toplantıda yeter sayıda üyenin bulunması halinde başkan oturumu açar.

Yönetim Kurulunda toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verilir. Şu kadarki, en az dört üyenin bir oyda birleşmesi şarttır. Oylarda eşitlik halinde, Başkanın bulunduğu taraf üstün sayılır.

 

              Birlik Yönetim Kurulu toplantılarının tutanakla tesbiti:

              Madde 117 – Yönetim Kurulu toplantılarında görüşmeler bir tutanakla tesbit olunur. Tutanaklar Stenografi, stenedaktilo, teyp ve benzeri vasıtalardan biri veya bir kaçı ile tutulur. Gerektiğinde el yazısı ile de tutulabilir. El yazısından başka bir usulle tutulduğu takdirde karar fıkraları ayrıca el ile veya daktilo ile karar defterine yazılır. Deftere yazılan kararlar altı aynı gün ve toplantı yerinde katılanlar tarafından imzalanır.

Başka usulle tutulan tutanaklar yönetim kurulunun müteakip toplantısına kadar ilgililerce deşifre olunarak daktilo edilir.

Bu tutanakların altı da katılanlarca imza edilir.

Teyp bandı yapılacak ilk kongreden sonra yönetim kurulunun kararı ile silinir. Bunun dışındaki usullerle tutulan tutanaklar saklanır.

Deşifre edilen tutanağa itirazı bulunan üyenin itirazı imzası altında kendi el yazısı ile tutanağa geçirilir. Bu teyp bandı müteakip kongre toplantısına kadar saklanır.

Yönetim Kurulunca imzası tamamlanan tutanaklar özel dosyalar içerisin de saklanır.

Yönetim Kurulu toplantılarında düzenlenecek tutanakta oturum numarası, oturum yeri, oturum gün ve saati, tutanak numarası oturuma katılanlar ve katılmayanlar, katılmayanların engelleri olup olmadığı hususları gösterilir, engeli için belge gönderenler hakkında bir karar verilir. Engel belgesi göndermeyenlerin durumu ertesi oturumda incelenir.

 

              Birlik Yönetim Kurulu gündeminin tesbiti ve görüşülme usulü:

              Madde 118 – Toplantı gündemi başkanlıkça tesbit edilir ve başkanın imzasını taşır.

Servisler tarafından gündeme alınması istenilen herhangi bir konu o servisin bağlı olduğu Başkanlık Divanı üyelerine intikal ettirilir. Divan üyesi gerekli görürse bu konular Başkanın, yokluğunda Başkan Yardımcısının, Sayman veya Genel Sekreterin imzasını taşıyan bir yazı ile Yönetim Kurulunun gündemine alınır. Kurul lüzum görürse servis yetkililerinden açıklama isteyebilir.

Üyeler de herhangi bir konunun gündeme alınmasını teklif edebilirler. Başkanlıkça yapılacak onaylama sonunda kabul edildiği takdirde teklif gündeme ilave olunur.

Yönetim Kurulu gündemdeki maddelerin yerlerini, görüşme sırasını değiştirmeye yetkilidir. Şu kadarki, gündemde yapılacak bu değişikliklerin o maddenin görüşülmesine geçilmeden yapılması şarttır. Herhangi bir maddenin gerekirse ertelenmesi mümkündür.

Gündemin görüşülmesine geçilince görüşülen her madde hakkında ilgiliden açıklayıcı bilgi alınabilir. Madde ile ilgili bu açıklamalardan sonra söz isteyen üyelere sırası ilen en az bir defa söz verilir. Görüşmeler yeterli bulunduğunda oylamaya geçilir. Oylama işarı oyla yapılır. (Kanunun 170/son maddesi mahfuzdur.) Oylama sonuçları zapta geçirilir ve karar sayısı belirtilir. Muhalif üyenin muhalefeti tutanakta belirtilir ve muhalif üye gerekli görürse aynı gün karar altına muhalefet şerhini yazar veya yazılı olarak verebilir. Muhalefetin yazılı olarak bildirilmesi halinde evrak kayıt defterine kaydedilerek tarih ve numara alması zorunludur. Kurulun toplantıyı başka bir güne ertelemesi halinde tayin edeceği gün için hazırlanacak gündemin başına o gün bitirilemeyen gündem maddeleri alınır. Yeni konulan maddeler bundan sonraki sıraya girer.

Tutanağın birer örneği gelecek oturuma kadar üyelere verilir.

 

              Başkanlık Divanı ve görev bölümü:

              Madde 119 – Başkanlık Divanı, Başkan, Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreter ile Saymandan teşekkül eder.

Başkan: Divan toplantılarında divana başkanlık eder ve kararlarını yürütür. Kanunla verilmiş diğer yetkileri kullanır ve görevleri yapar.

Başkan yardımcısı : Başkanın bulunmadığı zamanlarda veya başkanlığın herhangi bir sebeple boşalması halinde başkana ait yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.

Başkan yardımcısının da yokluğunda bu görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak Yönetim Kurulunun meslekte en kıdemli üyesine aittir.

Sayman: Birlik mallarını ilgili kurulların vereceği kararlar gereğince yönetir. Para alıp verme, bütçe uygulaması ve bunlara dair her türlü saymanlık işlerini yürütür ve gözetir. Sayman aynı zamanda para alıp vermede ve para ile ilgili işlemlerde düzenlenen kağıtları Birlik Başkanı ile birlikte imza eder.

Yetkili kurullarca başka servis ve merci görevlendirilmedikçe Birliğe ait her türlü mal ve işletmelerin yönetilmesi işlerini kurul kararları ve özel yönetmelikler gereğince yürütür ve gözetir.

Özel yönetmeliğe göre muhasebe servisinin personelini tezkiye ve murakabe eder.

Genel sekreter: Birlik Yönetim Kurulu Toplantılarına ait tutanakların düzenlenmesi, Birlik iç çalışmalarının ve yazı işlerinin yönetilmesi Birlik Merkez teşkilatına gerekli direktiflerin verilmesi ve düzenli çalışmasını sağlamak işleri ile kanun ve bu yönetmelikle başka merci, makam ve şahsa verilmemiş Birliğin her türlü sevk ve idaresi ve Personel Özlük işlerinin kurullar kararları ve özel yönetmeliğe göre Genel sekretere aittir.

 

              Başkanlık Divanının çalışma şekli:

              Madde 120 – Başkanlık Divanı Yönetim Kurulu toplantı halinde olmadığı zamanlarda bu kurulun vereceği yetki dairesinde çalışır. Genel Sekreter ve Sayman dışardan atandıkları takdirde divan toplantılarına asli üye olarak katılırlar ve oy kullanırlar. Başkanlık Divanı üyelerinden birisi süresi dolmadan önce ayrılırsa geriye kalan görev süresi için bir ay içinde yenisi seçilir. Dışardan atananlar için süre sözleşme ile tespit olunur. Bunlardan birisinin herhangi bir sebeple ayrılması halinde yerine atanacakla yeni sözleşme yapılır.

Genel Sekreter, görevlerinden bir kısmını veya tamamının görülmesi için gerektiğinde yardımcısını veya bir görevliyi yetkilendirebilir.

Sayman makbul engeli haline münhasır olmak şartıyle saymanlık yetki ve görevlerini yapmak ve yerine başkanla birlikte imza kullanmak üzere Yönetim Kurulu kendi üyelerinden birini vekil tayin eder.

 

              Başkanlık Divanı toplantılarında gündem, tutanak ve karar yeter sayısı:

              Madde 121 – Başkanlık divanı Başkanın davetiyle toplanır. Toplantı gün ve saatlerini başkan tespit ve üyelere tebliğ eder. Tebligatın yazılı olması gerekmez. Toplantıda gündemi başkan tespit ve toplantıya arz eder, toplantı esnasında divan üyelerinin gündeme alınmasını öngören tekliflerini Başkan oya sunar kabul edilen teklifler gündeme ilave olunur.

Divan kararları çoğunlukla alınır. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu taraf üstün sayılır. Kararlar bir tutanakla tespit olunur. Bu tutanaklar özel dosyalarda saklanır. Bilahare karar fıkraları karar defterine yazılarak altı oturumda bulunmuş başkan ve üyelere imza ettirilir ve aslından gereği kadar örnek çıkartılarak ilgili servislere dağıtılmak üzere genel sekreterliğe verilir. Bu örneklerin aslına uygunluğu Başkanlıkça onaylanır.

Karar tutanakların başına kararın tarihi, sayısı, katılanların ad ve soyadları ile görevleri yazılır.

Tutanakların tutulması, kararların yazılması ve bu hususa ait diğer işler özel yönetmelikte belirtilen şekilde görevlendirilecek raportör ve katipler tarafından yapılır. Bu fıkra yönetim kurulu toplantılarında da uygulanır.

 

              Noter odalarının kuruluşu ve odaya kayıt olma zorunluluğu:

              Madde 122 – Üç veya daha fazla Noterlik bulunan her belediye hududu içinde bir Noter Odası kurulur.

Adalet Bakanlığı Noter Odası kurulamıyan Noterliklerin hangi odaya bağlanacağını tayin eder ve ondan az noter bulunan yerlerdeki noterleri zorunlu gördüğü hallerde başka bir odaya bağlayabilir.

Noter Odaları Türkiye Noterler Birliğinin bölgesel organlarıdır. Her noter, bölgesi içinde bulunduğu noter odasına kayıt olmak zorunluğundadır.

 

              Noter Odası Genel Kurulu:

              Madde 123 – Noter odaları Genel Kurulları, Noterlik Kanununun 186 ve 187 nci maddelerine göre toplanırlar.

Oda Genel Kurullarının kanuna ve usulüne uygun toplanıp toplanmadığını Birlik Yönetim Kurulu denetler. Bunun için genel kurul tutanaklarının tümü toplantının bitimini izleyen en geç 15 gün içinde Türkiye Noterler Birliğine gönderilir. Birlik Yönetim Kurulu dosya üzerinde yapacağı inceleme sonucunu Oda Başkanlığına bildirir.

Türkiye Noterler Birliği dilerse Oda Genel Kurul toplantılarında gözlemci de bulundurabilir.

 

              Noter Odası Yönetim Kurulu:

              Madde 124 – Noter Odası Yönetim Kurulu Noter Odası Başkanı ile iki üyeden kurulur. Başkan ve üyeler Genel Kurul tarafından verilen oyların çoğunluğu ile ve iki yıl için seçilir. 3 den fazla noter bulunan odalardan 1, ondan fazla noter bulunan odalarda da 2 yedek üye seçilir.

Başkanlığa ve yönetim kurulu asil ve yedek üyeliğine seçilebilmek için noterliğe engel bir suçtan dolayı hakkında son soruşturma açılmasına karar verilmiş bulunmamak veya 5 yıl içinde noterlik mesleğinde işten çıkarma cezası almamış olmak gerekir. Ancak, noter odası başkan veya üyesi seçilebilmek için 5 yıllık hizmet görmüş olmak şart değildir.

Başkan ve üyelerden birinin seçim devresi içinde kesinleşmiş geçici olarak işten çıkarma cezası ile tecziyesi halinde bu görevi kendiliğinden sona erer.

Başkanın bulunmadığı zamanlarda veya Başkanlığın herhangi bir sebeple boşalması halinde, Başkana ait yetkilerin kullanılması ve görevlerin yerine getirilmesi Oda Yönetim Kurulunun meslekte en kıdemli üyesine aittir.

Seçim dönemi bitmeden önce ayrılan Yönetim Kurulu üyesinin yeri en çok oy almış yedek üye ile doldurulur. Bundan sonra yapılacak ilk kongrede bir yedek üye seçilir.

Bu şekilde kurulun teşekkülünden sonra Başkanın bulunmaması veya Başkanlığın herhangi bir şekilde boşalması halinde diğer üyenin yedekten geldiği söz konusu olmaksızın iki üye arasından en kıdemlisi başkana ait yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir

Yönetim Kurulu  Üyelerinden biri hakkında seçilmeye engel bir suçtan dolayı kamu davası açılmış ise dava sonuna kadar bu üye yönetim kurulu çalışmalarına katılamaz, yeri en çok oy alan yedek üye ile doldurulur.

Yönetim Kurulunun yapacağı ilk toplantıda üyelerden biri odanın hesap işlerini diğeri ise yazı işlerini yürütmekle görevlendirilir.

 

              Noter Odası Genel Kurulu ve olağanüstü toplantıya çağırılması:

              Madde 125 – Görevini yapmayan ve Birlik Yönetim Kurulu kararlarına uymayan oda başkan veya yönetim kurulu üyeleri hakkında aşağıdaki şekil de işlem yapılır.

Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu görevlendireceği bir veya bir kaç denetici aracılığı ile o odaya ait evrak ve sair işlemlere el koyar ve oda yönetim kurulu başkan veya üyeleri hakkında soruşturmaya girişir. Gerekirse ilgilileri her zaman işten geçici olarak yasaklıyabilir.

Gerekli görüldüğünde, Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu Noterlik Kanununun 186 ncı maddesinin son fıkrası delaletiyle 176 ncı maddesinin son fıkrası gereğince oda genel kurulunu, 188 nci maddenin birinci fıkrasında yazılı konuyu ihtiva eden gündemi görüşmek üzere olağanüstü toplantıya çağırır.

Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu yetkili temsilcisi olağanüstü oda genel kuruluna gündem hakkında gerekçeli izahat verir. Oda Yönetim Kurulu çalışma raporunu genel kurula sunar ve gerekli açıklamada bulunur.

 

              Noter odalarına uygulanacak yönetmeliğin diğer hükümleri:

              Madde 126 – Noter odaları hakkında konulan hükümler dışında, Türkiye Noterler Birliği Kongresi ve Yönetim Kuruluna ilişkin bu yönetmelik hükümlerinden, Kanuna aykırı olmayanlar, noter odaları genel kurul ve yönetim kurulları için de uygulanır. Ancak, oda yönetim kurulunun toplantı, görüşme ve tutanak usulü Türkiye Noterler Birliği Başkanlık Divanında uygulanan esaslara göre yapılır.

 

              Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulu:

              Madde 127 – Disiplin Kurulu, Türkiye Noterler Birliğinin bir organı olup Birlik Kongresi tarafından üyeler arasında 4 yıl süre için gizli oyla seçilen 5 asıl, 3 yedek üyeden kurulur. Kurul, seçimden sonraki ilk toplantısında kendi üyeleri arasından bir başkan seçer.

Disiplin Kurulu Kanun ve Yönetmelikte kendisine bırakılmış işlerle noterler hakkında disiplin kovuşturmalarını yapar.

 

              Disiplin Kurulunun toplanma usulü:

              Madde 128 – Kurul ayda bir ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır. Birlik Başkanının veya Disiplin Kurulu Başkan yahut üyelerinden birinin isteği ile kurul acele hallerde her zaman olağanüstü toplantıya çağrılabilir.

Her olağan toplantı sonunda, gelecek toplantının günü kararlaştırılır. Ayrıca, toplantı günü, üyelere çağın mektubuyla bildirilir. Engeli sebebiyle toplantıya katılamıyacak üye veya Başkan en az 7 gün önce engelini Başkanlığa bildirir.

Olağanüstü toplantı yapılmasını gerektiren hallerde, Başkan üyeleri en seri vasıta ile toplantıya çağırır. Ancak telefonla çağırı halinde bunun derhal yazı ile teyidi şarttır. Keza, olağanüstü toplantılarda engel bulunan üyenin bunu telefonla bildirmesi halinde aynı gün yazı ile de bildirmesi gerekir.

Haklı engeli belgelendirmeden üst üste üç toplantıya gelmeyen üye istifa etmiş sayılır. Engelin haklı olup olmadığına; müteakip toplantıda; kurul karar verir. Kurul gerekli görürse ilgili üyeden bilgi alır.

Kurul Başkan ve üyelerinden biri hakkında yapılmış olan şikayetler üzerine ilgili, kurulun bu kovuşturma ile alakalı çalışmalara katılamaz. Bu yüzden açılacak üyelikler yedekleri tarafından, onlarında engeli olmaları halinde Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunda görevli, engeli olmayan en kıdemli Noter tarafından doldurulur.

Başkanın bulunmadığı hallerde kurula, noterlikte en kıdemli üye Başkanlık eder.

 

              Şikayet ve ihbar üzerine yapılacak işler:

              Madde 129 – Herhangi bir şikayet veya ihbar Disiplin Kuruluna Bakanlıktan veya Türkiye Noterler Birliği tarafından intikal ettirilir.

Adalet Bakanlığı veya Türkiye Noterler Birliğinden intikal eden şikayet üzerine Disiplin Kurulu evvela şikayet veya ihbar konusunun kovuşturmaya değer olup olmadığı hakkında bir karar verir.

Şikayet veya ihbar konusunun kovuşturmaya değer olmadığına ilişkin Disiplin Kurulu kararı, şikayetçiye ve şikayet olunan noterin çalıştığı yerdeki Cumhuriyet savcısına tebliğ olunur.

Cumhuriyet Savcısı veya şikayetçi tebliğden itibaren 15 gün içinde doğrudan doğruya veya Türkiye Noterler Birliği aracılığı ile Adalet Bakanlığına verecekleri bir dilekçe ile bu karara itiraz edebilirler.

Türkiye Noterler Birliği, kendisine verilen itiraz dilekçelerini derhal Adalet Bakanlığına intikal ettirir. İtiraz üzerine Bakanlık disiplin dosyasını getirterek inceler ve bir karar verir. Bakanlığın bu kararı kesindir.

İtiraz üzerine bu karar Adalet Bakanlığınca bozulmuş ise, şikayet olunan noter hakkında kovuşturmaya geçilir.

Kovuşturma açılmasına yer olmadığına dair verilen kararların kesinleşmesi halinde, aynı konuda yeniden inceleme yapılabilmesi, yeni delillerin bulunmasına ve kesinleşme tarihinden itibaren 3 yıl geçmemiş olmasına bağlıdır.

 

              Kovuşturma açılması ve yürütülmesi:

              Madde 130 – Kurul şikayet veya ihbar konusunda kovuşturma açılmasına karar vermiş veya kovuşturma açılmasına yer olmadığına dair verilen karar, itiraz üzerine, Adalet Bakanlığınca bozulmuş ise şikayet olunan noter hakkında kovuşturmaya geçilir.

Ancak aynı konudan dolayı ceza davası açılmış ise kesin hükme kadar disiplin kovuşturması bekletilir.

Birinci fıkradaki hallerde Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulu bu işi incelemek üzere bir üyesini görevlendirir.

Bu üye delilleri toplar, gerekenlerin ifadelerini yeminli olarak alır ve şikayet olunanın savunmasını da aldıktan sonra dosyayı bir raporla kurula sunar. Raporun en geç 3 ay içerisinde verilmesi şarttır. Gerekli hallerde Kurul bu süreyi 2 ay daha uzatabilir.

Kurulca raporun tevdiinden itibaren en geç iki ay içinde işin sonuçlandırılması zorunludur.

 

              Duruşma yapılması ve usulü:

              Madde 131 – Noter istemişse kurul incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına karar verir. Duruşma gizli olup, davetiyeye rağmen gelmeyenlerin gıyabında yapılır. Ancak, gelinmemesi halinde duruşmanın gıyapta yapılacağının  davetiyeye yazılmış olması şarttır.

Duruşma tutanağı Başkanın görevlendireceği bir üye tarafından yazılabileceği gibi, onun gözetimi altında bir katibe de yazdırtılabilir.

Duruşmaya raporun okunması ile başlanması zorunludur. Tanık ve bilirkişilerin duruşmaya çağrılmasına veya üyelerden biri tarafından dinlenilmesine yahut yazılı ifadenin okunmasına disiplin kurulunca karar verilir.

Delil bir tanıktan ibaret ise bu tanık muhakkak dinlenir.

Duruşmadan önce veya duruşma dışında dinlenilen kimselere ait tutanakların duruşmada okunması zorunludur.

Tanık ve bilirkişilerin dinlenmesi veya bu konulara dair talimatın yerine getirilmesi hususlarında Noterlik Kanununun 137 ve 138 inci maddelerine göre işlem yapılır.

 

 

 

ONYEDİNCİ KISIM

Değişik Hükümler

 

              İşlem kağıtlarının her sayfasının imzalanması:

              Madde 132 – Düzenlenme veya onaylama şeklinde yapılan noterlik işlemlerinin birden fazla sayfayı kapsaması halinde, kanunen ilgili tarafından imzalanması zorunlu asıl veya örneklerin her sayfasının ilgili ve noter tarafından imzalanması gereklidir. Ciltli, kitap halinde ve sayfa numaraları teselsül eden basılı işlem kağıtları bu kaydın dışında tutulabilir.

 

              Noter vekillerinin denetimi, ücretleri, görev ve yetkileri:

              Madde 133 – (Değişik madde – 2.10.1984)(1)

Noterin izin ve hastalık hallerinde bu noterliğe vekâlet edecek kimse, esas noterin denetim ve gö­zetimine tabidir. Bu sırada noterliğin zarar etmesi halinde zarar, mazeretli noterin kendisine aittir. İşten el çektirildiği veya tutuklu bulunduğu dö­nemdeki zarardan da aynı şekilde noter kendisi sorumludur.

Boşalan noterliklerle noteri geçici olarak işten çıkarılan noterliklerin ve bu noterlikleri tedvir eden vekillerinin hesaplarının denetim ve gözeti­mi Türkiye Noterler Birliğinin yetkili kılacağı görevliler tarafından yapı­lır.

Noterlik Kanunu’nun 33, 34 ve 35 inci maddeleri gereğince, boşalan veya noteri işten ayrılan noterlikleri ücret karşılığı yönetmek üzere, daire­de çalışan personelden birinin ya da dairede yetenekli eleman bulunma­ması nedeniyle bir adalet memurunun vekil olarak görevlendirilmesi ha­linde vekile, noterliğin bağlı bulunduğu noter odası tarafından; iş yoğun­luğu ve yüklenilecek sorumluluk gözetilerek bir ücret takdir ve tespit edi­lir. Bu ücret vekilin asıl görevinden aldığı aylık veya ücretinden az, noter­liğin safi gelirinin yansından fazla olamaz. Vekil, adalet memuru ise al­makta olduğu maaşı, noterlik personeli ise, noterle yaptığı sözleşmedeki (yan ödemeler hariç) ücreti, asıl görevinden aldığı aylık ve ücret sayılır.

Noterliğin aylık safi geliri, noter odalarında vekile takdir olunan üc­retten çok olduğu aylarda takdir olunan ücret, az olduğu aylarda ise safi gelirin yarısı ücret olarak ödenir. Bu durumdaki vekilin vekâlet dönemin­deki safi gelir tutarının yarısı, o döneme ilişkin takdir edilen ücret tutarın­dan çok olduğu takdirde noksan olarak ödenen miktar safi gelirin yarısını aşmamak üzere tamamlanır. Ancak, engelli notere vekâlet eden adalet me­murunun ücretinin tamamı, noterlik zarar etse dahi asıl noter tarafından ödenir.

Noter vekilleri, yasalar, yönetmelikler ve genelgeler ile noterlere ve­rilmiş görevleri yapmak, aylık iş cetvelleri ile aidatları yasal süreler için­de Noterler Birliğine ve sair ilgili mercilere göndermek zorundadırlar. Boş ve noteri geçici olarak işten çıkarılmış olan noterlikleri yöneten noter vekilleri ayrıca, her ayın gelir ve giderlerini gösteren bir cetvel ile gidere iliş­kin belge örneklerini ve cetvelde gösterilen safi geliri, o ayı izleyen en geç 15 gün içinde Birliğe göndermeye mecburdur.

Boşalan ve noteri geçici olarak işten çıkarılan noterliklerde noter ve­killeri, görevin derhal, zamanında ve noksansız görülebilmesi için zorun­lu olan personel ücretleri, daire kirası, Birlik Yönetim Kurulunca her yıl belirlenecek miktarı aşmayan kırtasiye, posta, basılı kağıt ve sair konular­daki harcamaları yapmaya yetkilidirler. Vekiller yeni personel, daktilo, he­sap makinesi, mefruşat, demirbaş gibi eşyaları almaya, kira sözleşmesini yenilemeye, kirayı artırmaya yetkili değildirler. Ancak, Türkiye Noterler Birliğinden izin alma koşulu ile ayrılan personelin yerine, Birlikçe belir­lenecek ücretle yeni personel alabilirler ve diğer harcamalarda bulunabi­lirler.

Vekaleten yönetilen boş noterliklerde çalışan personele, ayrılan no­terle yaptıkları sözleşmede yazılı ücret ve sair yan ödemeleri aynen ödenir. Ancak, sözleşme süresi sona eren personelin ücret ve yan ödemelerinde artırma yapmaya, Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu yetkilidir.

Vekaleten yönetilen noterliklerde çalışanlara ödenen ücretlerden ge­rekli vergilerin kesilerek süresinde ilgili daireye yatırılması, Bölge Çalış­ma ve Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüklerine verilecek bildirgelerin düzenlenmesi, süresi içinde ilgili mercilere verilmesi, sigorta primlerinin kesilip yatırılması ve benzeri işlerden noter vekilleri sorumludur.

Vekaleten yönetilen boş noterliğin gayrisafi gelirinin daire kirasını, personel giderlerini (vekil ücreti hariç) kırtasiye gibi normal giderleri kar­şılamaması suretiyle zarar etmesi halinde, Birlik Yönetim Kurulunun mu­vafakati ile vekil, derhal zararı önleyici tedbirleri almaya ve uygulamaya mecburdur. Zarar eden böyle bir noterlikteki personelin işine iş mevzuatı hükümlerine göre son verilmesi gerektiğinde veya kendiliğinden ayrılmak istemeleri halinde bunların ihbar önelleri, ihbar ve kıdem tazminatları Bir­likçe ödenir. Ayrıca, noterliğin zararı da, Birlik tarafından karşılanır. Zarar eden noterlik üçüncü sınıf ise dördüncü sınıfa indirilmesi için Bakanlığa Birlikçe teklif yapılır.

 

—————————————————————————————————————-

(1) Bu madde iki defa değişikliğe uğramıştır. Daha önce 30 Nisan 1980 gün 16975 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan metinle değiştirilmiştir.

 

              Vasiyetnamelerin uluslararası tescil usulü:

              Madde 134 – Vasiyetnamelerin Tescili Konusunda Bir Usul Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin 3 üncü maddesinde öngörülen “Milli tescil merkezi” olarak sözleşme hükümleri uyarınca, bu işleri yapmakla görevli bulunan Türkiye Noterler Birliği, aşağıda yazılı olduğu şekilde bu görevi yürütür:

1 – Milli Tescil Merkezi olarak Türkiye Noterler Birliğinin görevleri:

a) Vasiyette bulunanın istemi üzerine, Türkiye’de Noterlerce düzenlenen veya saklanmak üzere açık veya kapalı olarak teslim edilen vasiyetnamelerin diğer akit devletlerin Milli Mercilerinde tescilini istemek.

b) Diğer akit devletlerin milli mercileri aracılığı ile gelecek istemler üzerine vasiyetnamelerin tescil edilmelerini sağlamak.

c) Akit Devletlerin millî mercileri aracılığı ile gelecek bilgi istemlerini karşılamak,

d) Ülkemizdeki kişilerin bilgi istemlerini; diğer akit devletlerin milli mercilerine intikal ettirmektir.

2 – Birlikçe tescil edilecek vasiyetnameler:

a) Türkiye’de düzenlenen veya saklanmak üzere noterliklere teslim edilen vasiyetnamelerden, vasiyette bulunan tarafından diğer bir akit devlette tescili istenen vasiyetnameler;

b) Yabancı uyruklu olanların Türkiye’de düzenlettikleri veya saklanmak üzere el yazısı ile noterliklere teslim ettikleri vasiyetnameler;

c) Yabancı uyruklulara ait olup, ilgili Devletin mevzuatı izin verdiği takdirde tesellüm belgesi tanzim edilmeksizin notere tevdi edilen el yazılı vasiyetnameler;

d) Tescil edilmiş bulunan vasiyetnamelerin iptalini, geri alınmalarını veya tadil edilmelerini öngören vasiyetnameler (tescili zorunlu bir şekilde düzenledikleri taktirde);

c) Akit devletlerden herhangi birisinin milli merci aracılığı ile Türkiye’de tescili istenen vasiyetnamelerdir.

3 – Tescil talebi:

a) Vasiyette bulunan veya belge sahibinin soyadı ve adı (varsa kızlık soyadı),

b) Doğum tarihi ve yeri (bilinmiyorsa doğduğu memleket)

c) Adresi veya beyan ettiği ikametgahı,

d) Tescili istenen belgenin niteliği ve tarihi,

e) Belgeyi teslim eden ya da belgenin tevdi olunduğu noter, kamu mercii veya kişinin adı ve adresini kapsar.

4 – Tescil şu suretle yapılır:

Türkiye Noterler Birliğinde; birisi yabancı memlekette düzenlenip o memleketin milli tescil merkezi aracılığı ile Türkiye’de tescil istenen vasiyetnamelere ait sicil defteri; diğeri Türkiye’de düzenlenen vasiyetnamelerle saklanmak üzere notere teslim edilen veya tevdi edilen yabancılara ait vasiyetnamelere ait sicil defteri olmak üzere 2 defter tutulur. Bu defterler, yukarıda gösterilen tescil talepnamesinde bulunan hususlardan başka sıra numarası ve genişçe düşünceler sütununu kapsar.

Yabancı memlekette düzenlenip o memleketin milli tescil merkezi aracılığı ile gönderilen tescil talepnamesine göre geliş tarihi itibariyle bu işe ait deftere kayıt yapılır ve yapılan işlem düşünceler hanesine el yazısı ile yazılır.

Tescil talepnamesi, Türk uyruklu birisine ait ise ayrıca vasiyetçinin kayıtlı bulunduğu nüfus dairesinde talepnamede yazılı hususların nüfus siciline ve ismi hizasına kaydedilmesi ve kaydedildiğinin bildirilmesi hususu yazılır. Gelen cevabın tarih ve numarası düşünceler hanesine yazılır.

Türkiye’de düzenlenen veya noterliklere teslim edilen bir vasiyetnamenin diğer bir akit devlette tescili istendiğinde, tescil talepnamesinin o devletin diline veya uluslararası geçerliği olan bir dile çevirme ve yazışma giderleri talep edenden alınır. Türkiye Noterler Birliği aracılığı ile diğer bir akit devletten bilgi istemlerine ilişkin taleplere ait giderler de ilgilisinden alınır.

5 – Tescile ilişkin genel hükümler

a) Vasiyetçi hayatta olduğu sürece, sicil kaydı gizli tutulur.

b) Vasiyetçinin ölümünden sonra, ölüm belgesi, ya da ölümü kanıtlıyan diğer herhangi bir belge ibraz eden herkes tescil talepnamesinde yazılı hususlarda bilgi alabilirler.

c) Vasiyetname 2 ya da daha fazla kişi tarafından müştereken düzenlenmiş olduğu takdirde vasiyette bulunanlardan herhangi birinin ölümü halinde, gizlilik hükmü nazara alınmaksızın (b) bendi hükmü uygulanır.

 

              Vasiyetnamelerin nüfus dairelerine bildirilme usulü:

              Madde 135 – Noterlik Kanununun 69 uncu maddesi hükmü uyarınca düzenlenen veya saklanmak üzere noterliklere teslim olunan vasiyetnameler hakkında vasiyette bulunanın ölümü halinde bilgi verilmesi için kayıtlı oldukları nüfus dairelerine yapılacak yazılı bildirimlerde, yukarı ki maddede sözü edilen tescil talepnamesindeki bütün bilgilerin bulunması zorunludur. Nüfus memurları, Türkiye Noterler Birliği tarafından gönderilecek tescil talep bilgilerle noterler tarafından bildirilecek hususları ilgilinin nüfus kaydına aynen yazmakla yükümlüdürler.

 

              Türkiye Noterler Birliği teşkilatı ve iç yönetmelik:

              Madde 136 – Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunun onayı ile Birlik bünyesinde kanun ve yönetmelikle verilmiş görevlerini yerine getirebilmesi için gerekli teşki1at kurulur.

Teşkilatın kuruluşu ve çalışma şekli, görev ve yetkileri, kadroları ücretli memur ve hizmetlilerin ücret vesair hakları ile atanma ve yükselme sistemleri düzenlenerek, Yönetim Kurulunca kabul edilecek bir iç yönetmelikte gösterilir.

Odalar teşkilatı dahi bu iç yönetmeliğe tabidir.

 

              Yönetmeliğin dördüncü sınıf noterliklere uygulanması:

              Madde 137 – İşin niteliğine, noter görevlisinin sıfatına ve kanunlara aykırı olmamak kaydıyle, dördüncü sınıf noterliklerle, üçüncü sınıfa geçirildiği halde atama yapılamayıp Bakanlıkça geçici yetki ile tedvirine devam olunması uygun görülen noterlikler hakkında da bu yönetmelik hükümleri uygulanır.

 

              Geçici Madde – Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesini izleyen 1 ay için de, bütün noterler kullandıkları mühür örnekleri ile kaç adet mühür kullandıklarını, bağlı bulundukları noter odalarına bildirmekle yükümlüdürler.

Noter odaları da, örneklerin gelişini izleyen bir ay içinde, yönetmeliğe uygun bulunmayan mühürlerin yerine derhal yenilerinin temini ile eskilerinin imhasını sağlayan tedbirleri alır ve uygularlar.

Dördüncü sınıf noterliklerde, idari yönden bulundukları vilayet noterliğinin kayıtlı olduğu noter odalarına mühür örneklerini gönderirler.

 

              Yürürlük:

              Madde 138 – Noterlik Kanununun geçici 6. ve 198. maddelerine dayanılarak Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu tarafından hazırlanıp Adalet Bakanlığınca onaylanan bu Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandıktan bir ay sonra yürürlüğe girer.

Yolsuzlukla Mücadelede Yirmi Temel İlke

0

Yolsuzlukla Mücadelede Yirmi Temel İlke Kararı (20 Guiding Principles for the Fight against Corruption), Avrupa Konseyi tarafından 6 kasım 1997 tarihinde kabul edilmiştir.

Avrupa Konseyi, yolsuzluğun önlenmesi için etkili tedbirler almayı ve kamuoyunun dikkatini yolsuzluk konusuna çekmeyi amaçlayarak ahlaki davranışları teşvik etmek amacıyla bildiriyi yayınlamıştır. Nihai amaç, ulusal ve uluslararası yolsuzlukların ortaya çıkarılarak bu eylemlerin cezalandırılmasını sağlamak ve insanlık onuruna yaraşır bir yapı oluşturmaktır.

Yolsuzlukla Mücadelede Yirmi Temel İlke

Bakanlar Komitesi,

10 ve 11 Ekim 1997 tarihinde Strasbourg’da yapılan Hükümet ve Devlet Başkanları ikinci toplantısında benimsenen deklarasyon ve Eylem Planı doğrultusunda, özellikle “yolsuzluğa ve organize suçlara karşı mücadele” konusundaki III. Bölüm 2. paragrafı göz önüne alarak;

Yolsuzluğun Avrupa Konseyi’nin temel ilkelerine ve değerlerine bir tehdit oluşturduğunun, vatandaşların demokrasiye olan inançlarını zayıflattığının, hukuk devleti ilkesini zedelediğinin, insan haklarına karşı bir reddiye meydana getirdiğinin ve ekonomik ve sosyal gelişmeyi engellediğinin farkında olarak; yolsuzlukla mücadelenin çok disiplinli olması gerektiğini ve bu çerçevede sırayla Valetta ve Prag’da yapılan Avrupa Adalet Bakanlarının 19. ve 21. konferansları tarafından kabul edilen kararların yanı sıra Yolsuzluğa Karşı Eylem Programı’nın da dikkate alınması gerektiğine kani olarak; yolsuzluk üzerine çok disiplinli Grup tarafından hazırlanan yolsuzluğa karşı mücadelede yirmi temel ilke taslağını ele alarak, ülkelerimizin bu konudaki çabalarına katılmak suretiyle yolsuzlukla mücadeleyi azimle sürdürmeye kararlı olarak, aşağıda yer alan Yolsuzlukla Mücadelede Yirmi Temel İlke Kararı’nın
kabul edilmesi konusunda mutabık kalır.

1. Yolsuzluğun önlenmesinde etkili tedbirler almak ve bu çerçevede kamuoyunun dikkatini konuya çekmek ve ahlaki davranışları teşvik etmek;

2. Ulusal ve uluslararası yolsuzlukların işbirliği içinde cezalandırılmasını sağlamak;

3. Yolsuzluk suçlarının önlenmesi, soruşturulması, kovuşturulması ve bu konuda hüküm verilmesi ile sorumlu olanların görev ve fonksiyonları ile örtüşen bir bağımsızlık ve özerklikten yararlanmalarını, kanun dışı etkilerden masun olmalarını, delillere ulaşmak için etkin araçlara sahip olmalarını ve yolsuzlukla mücadelede yetkililere yardım eden kişilerin korunmasını ve soruşturmaların gizliliğinin muhafazasını sağlamak;

4. Yolsuzluk suçları sonucu elde edilen kazanca el konulması ve suçluların bu kazançtan mahrum bırakılması için uygun tedbirleri almak;

5. Adli görevlilerin yolsuzluk suçlarında kalkan olarak kullanılmalarını engellemek amacıyla uygun tedbirleri almak;

6. Demokratik bir toplumun gerektirdiği ölçüde yolsuzluk suçlarının soruşturulması, kovuşturulması ya da hüküm verilmesinde dokunulmazlığı sınırlandırmak;

7. Yolsuzlukla mücadeleden sorumlu olan kişi ve kurumların uzmanlığını artırmak ve bunlara görevlerini ifa etmeleri için gerekli olan eğitim ve uygun araçlar olanağını sağlamak;

8. Mali mevzuatın ve bu mevzuatı uygulamakla görevli olan yetkililerin, özellikle yolsuzluk suçları ile bağlantılı olan diğer giderlerin mevcut kanunlarla veya uygulamada vergiden indirilmesini engelleyerek, etkin ve koordineli bir yapıda yolsuzlukla mücadele etmeye katkıda bulunmalarını sağlamak;

9. Kamu yönetiminin örgütlenmesi, işlemesi ve karar alma sürecinin, özellikle etkinliği artırma gereksinimi ile uyumlu bir şekilde mümkün olduğu kadar şeffaflığı artırarak, yolsuzluk ile mücadele etme ihtiyacını dikkate almasını sağlamak;

10. Kamu görevlilerinin hakları ve görevleri ile alakalı kuralların yolsuzlukla mücadelenin gereklerini almasını ve yeterli ve etkili disiplin tedbirlerinin yürürlüğe konulmasını ve davranış kuralları gibi uygun araçlar vasıtasıyla kamu görevlilerinden beklenen davranışların daha ileri düzeyde ayrıntılarıyla tanımlanmasının teşvik edilmesini sağlamak;

11. Kamu yönetiminin ve kamu kesiminin faaliyetlerine uygun denetim prosedürlerinin uygulanmasını sağlamak;

12. Denetim prosedürlerinin kamu yönetiminin dışındaki yolsuzlukların tespiti ve önlenmesinde rol oynamasını kabul etmek;

13. Kamusal sorumluluk ve hesap verme sorumluluğu sisteminin kamu görevlilerinin yolsuzlukla ilgili davranışlarının sonuçlarını dikkate almasını sağlamak;

14. Adil rekabeti teşvik eden ve yolsuzluk yapanlar üzerinde caydırıcı olan uygun ve saydam kamu alımları prosedürlerini benimsemek;

15. Parlamenterlerin davranış kurallarını benimsemelerini ve yolsuzluğa caydırıcı nitelikte olan siyasal partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanı ile ilgili kuralların oluşturulmasını teşvik etmek;

16. Medyanın, ancak demokratik bir toplumda gerek duyulan sınırlama ve kısıtlamalara tabi olarak, yolsuzluk ile ilgili konularda bilgi edinme ve paylaşma özgürlüğüne sahip olmasını sağlamak;
17. Özellikle hakları ve çıkarları yolsuzluk nedeniyle etkilenen kişiler için etkili çözümler oluşturma konusunda olmak üzere, medeni hukukun yolsuzluk ile mücadele etmede söz konusu olan gereksinimleri dikkate almasını sağlamak;

18. Yolsuzluk ile ilgili araştırmaları teşvik etmek;

19. Yolsuzlukla mücadelenin tüm safhalarında, muhtemel organize suç ve kara para aklama bağlantısının göz önünde bulundurulmasını sağlamak;

20. Yolsuzlukla mücadelenin tüm aşamalarında en geniş biçimde bir uluslararası işbirliği geliştirmek.

Ve, Yolsuzlukla Etkili Bir Şekilde Mücadele Etmek Ve Yolsuzluğu Önlemek İle İlgili Olarak Dinamik Bir Sürecin Geliştirilmesine Yardımcı Olmak İçin

Bakanlar Komitesi,

1. Ulusal otoriteleri bu ilkeleri kendi ulusal mevzuat ve uygulamalarında uygulamaya koymaya davet eder;

2. Yolsuzluk İle İlgili Çok-Disiplinli Grup (Multidisciplinary Group on Corruption-GMC)’a hızlı bir şekilde, yolsuzluğa karşı Eylem Programı ile uyumlu uluslararası hukuki enstrümanların özenle hazırlaması talimatını verir;

3. Yolsuzluk İle İlgili Çok-Disiplinli Grup’a (GMC), Avrupa Konseyi’nin nezaretinde, bu ilkelerin ve kabul edilen uluslararası hukuki enstrümanların uygulanmasının izlenmesi için uygun ve etkili bir mekanizmanın oluşturulmasını öneren bir taslak metni geciktirmeden sunması talimatını verir.

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun

0

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun 5651 kanun numarası ile 04.05.2007 tarihinde kabul edilmiş ve Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Sonraki yıllarda kanun metninde önemli değişiklikler yapılmıştır.

İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLEN-MESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCA-DELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN
 Kanun Numarası : 5651
Kabul Tarihi : 4/5/2007
Yayımlandığı Resmî Gazete : Tarih : 23/5/2007    Sayı : 26530
Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 46
Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amaç ve kapsamı; içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.

Tanımlar

MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulamasında;

  1. a) Bakanlık: Ulaştırma Bakanlığını,
  2. b)(Mülga: 15/8/2016-KHK-671/20 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/17 md.)
  3. c)(Değişik: 15/8/2016-KHK-671/20 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/17 md.)Başkan: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanını,

ç) Bilgi: Verilerin anlam kazanmış biçimini,

  1. d) Erişim: Bir internet ortamına bağlanarak kullanım olanağı kazanılmasını,
  2. e) Erişim sağlayıcı: Kullanıcılarına internet ortamına erişim olanağı sağlayan her türlü ger-çek veya tüzel kişileri,
  3. f) İçerik sağlayıcı: İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişileri,
  4. g) İnternet ortamı: Haberleşme ile kişisel veya kurumsal bilgisayar sistemleri dışında kalan ve kamuya açık olan internet üzerinde oluşturulan ortamı,

ğ) İnternet ortamında yapılan yayın: İnternet ortamında yer alan ve içeriğine belirsiz sayıda kişilerin ulaşabileceği verileri,

  1. h) İzleme: İnternet ortamındaki verilere etki etmeksizin bilgi ve verilerin takip edilmesini,

ı) (Değişik: 15/8/2016-KHK-671/20 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/17 md.) Kurum: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunu,

  1. i) Toplu kullanım sağlayıcı: Kişilere belli bir yerde ve belli bir süre internet ortamı kullanım olanağı sağlayanı,
  2. j)(Değişik: 26/2/2014-6527/15 md.)Trafik bilgisi: Taraflara ilişkin IP adresi, port bilgisi, verilen hizmetin başlama ve bitiş zamanı, yararlanılan hizmetin türü, aktarılan veri miktarı ve varsa abone kimlik bilgilerini,(1)
  3. k) Veri: Bilgisayar tarafından üzerinde  işlem yapılabilen her türlü değeri,

______________

(1) 29/7/2020 tarihli ve 7253 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu bende “IP adresi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “port bilgisi,” ibaresi eklenmiştir.

 

10104

  1. l) Yayın: İnternet ortamında yapılan yayını,
  2. m) Yer sağlayıcı: Hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek ve-ya tüzel kişileri,
  3. n)(Ek: 6/2/2014-6518/85 md.)Birlik: Erişim Sağlayıcıları Birliğini,
  4. o)(Ek: 6/2/2014-6518/85 md.)Erişimin engellenmesi: Alan adından erişimin engellenmesi, IP adresinden erişimin engellenmesi, içeriğe (URL) erişimin engellenmesi ve benzeri yöntemler kullanılarak erişimin engellenmesini,

ö) (Ek: 6/2/2014-6518/85 md.) İçeriğin yayından çıkarılması: İçerik veya yer sağlayıcılar tarafından içeriğin sunuculardan veya barındırılan içerikten çıkarılmasını,

  1. p)(Ek: 6/2/2014-6518/85 md.)URL adresi: İlgili içeriğin internette bulunduğu tam internet adresini,
  2. r)(Ek: 6/2/2014-6518/85 md.)Uyarı yöntemi: İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişiler tarafından içeriğin yayından çıkarılması amacıyla öncelikle içerik sağlayıcısına, makul sürede sonuç alınamaması hâlinde yer sağlayıcısına iletişim adresleri üzerinden gerçekleştirilecek bildirim yöntemini,
  3. s)(Ek:29/7/2020-7253/1 md.)Sosyal ağ sağlayıcı: Sosyal etkileşim amacıyla kullanıcıların internet ortamında metin, görüntü, ses, konum gibi içerikleri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkân sağlayan gerçek veya tüzel kişileri,

ifade eder.

Bilgilendirme yükümlülüğü

MADDE 3- (1) İçerik, yer ve erişim sağlayıcıları, yönetmelikle belirlenen esas ve usûller çerçevesinde tanıtıcı bilgilerini kendilerine ait internet ortamında kullanıcıların ulaşabileceği şekilde ve güncel olarak bulundurmakla yükümlüdür.

(2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen yükümlülüğü yerine getirmeyen içerik, yer veya erişim sağlayıcısına Başkan tarafından iki bin Türk lirasından elli bin Türk lirasına kadar idarî para cezası verilir.(1)(2)

(3) (Ek: 6/2/2014-6518/86 md.) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri yurt içinden ya da yurt dışından yürütenlere, internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik posta veya diğer iletişim araçları ile bildirim yapılabilir.

(4) (Ek: 26/2/2014-6527/16 md.; Değişik: 10/9/2014-6552/126 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 2/10/2014 tarihli ve E.: 2014/149, K.: 2014/151 sayılı Kararı ile.)(3)

(5) (Ek:29/7/2020-7253/2 md.) Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezaları, muhatabın yurt dışında bulunması hâlinde Kurum tarafından doğrudan muhataba üçüncü fıkradaki usulle de bildirilebilir. Bu bildirim 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre yapılan tebligat hükmündedir. Bu bildirimin yapıldığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebligat yapılmış sayılır.

İçerik sağlayıcının sorumluluğu

MADDE 4- (1) İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur.

––––––––––––––––––––––

(1)  15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başkanlık” ibaresi “Başkan” şeklinde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 9/11/2016 tarihli ve 6757 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

(2)  10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunun 126 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ikibin Yeni Türk Lirasından onbin Yeni Türk Lirasına” ibaresi “iki bin Türk lirasından elli bin Türk lirasına” şeklinde değiştirilmiştir.

(3)  Bu İptal Kararı 1/1/2015 tarihli ve 29223 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

 

10104-1

 

(2) İçerik sağlayıcı, bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten sorumlu değildir. Ancak, sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumludur.

(3) (Ek: 6/2/2014-6518/87 md.) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 8/12/2015 tarihli ve E.: 2014/87, K.: 2015/112 sayılı Kararı ile.)(1)

Yer sağlayıcının yükümlülükleri (2)

MADDE 5- (1) Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir.

(2) (Değişik: 6/2/2014-6518/88 md.) Yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içeriği bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi hâlinde yayından çıkarmakla yükümlüdür.

(3) (Ek: 6/2/2014-6518/88 md.) Yer sağlayıcı, yer sağladığı hizmetlere ilişkin trafik bilgilerini bir yıldan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla yükümlüdür.

(4) (Ek: 6/2/2014-6518/88 md.) Yer sağlayıcılar, yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde yaptıkları işin niteliğine göre sınıflandırılabilir ve hak ve yükümlülükleri itibarıyla farklılaştırılabilirler.

(5) (Ek: 6/2/2014-6518/88 md.) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 8/12/2015 tarihli ve E.: 2014/87, K.: 2015/112 sayılı Kararı ile.)(1)

(6) (Ek: 6/2/2014-6518/88 md.) Yer sağlayıcılık bildiriminde bulunmayan veya bu Kanundaki yükümlülüklerini yerine getirmeyen yer sağlayıcı hakkında Başkan tarafından yüz bin Türk lirasından bir milyon Türk lirasına kadar idari para cezası verilir.(2)(4)

Erişim sağlayıcının yükümlülükleri

MADDE 6- (1) Erişim sağlayıcı;

  1. a) Herhangi bir kullanıcısının yayınladığı hukuka aykırı içerikten, bu Kanun hükümlerine uygun olarak haberdar edilmesi halinde (…)(3)erişimi engellemekle,(3)

––––––––––––––––––––––

(1)  Bu Kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı 28/1/2016 tarihinden başlayarak  bir yıl sonra  yürürlüğe girmesi hüküm altına alınmıştır.

(2) 15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle, bu maddenin beşinci fıkrasında yer alan “Başkanlığın” ibaresi “Kurumun” şeklinde, “Başkanlığa” ibaresi “Kuruma” şeklinde, “Başkanlıkça” ibaresi “Kurum tarafından” şeklinde ve altıncı fıkrasında yer alan “Başkanlık” ibaresi “Başkan” şeklinde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 9/11/2016 tarihli ve 6757 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

(3)  6518 sayılı Kanunun 89 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “ve teknik olarak engelleme imkânı bulunduğu ölçüde” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

(4) 29/7/2020 tarihli ve 7253 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “on bin Türk Lirasından yüz bin Türk Lirasına” ibaresi “yüz bin Türk lirasından bir milyon Türk lirasına” şeklinde değiştirilmiştir.

 

10104-2

  1. b) Sağladığı hizmetlere ilişkin, yönetmelikte belirtilen trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğru-luğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla,
  2. c) Faaliyetine son vereceği tarihten en az üç ay önce durumu Kuruma, içerik sağlayıcılarına ve müşterilerine bildirmek ve trafik bilgilerine ilişkin kayıtları yönetmelikte belirtilen esas ve usûllere uygun olarak Kuruma teslim etmekle,

ç) (Ek: 6/2/2014-6518/89 md.) Erişimi engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirleri almakla,

  1. d)(Ek: 6/2/2014-6518/89 md.)(İptal: Anayasa Mahkemesinin 8/12/2015 tarihli ve E.: 2014/87, K.: 2015/112 sayılı Kararı ile.)(1)

yükümlüdür.

(2) Erişim sağlayıcı, kendisi aracılığıyla erişilen bilgilerin içeriklerinin hukuka aykırı olup olmadıklarını ve sorumluluğu gerektirip gerektirmediğini kontrol etmekle yükümlü değildir.

(3) Birinci fıkranın (b), (c), (ç) (…)(3) bentlerinde yer alan yükümlülüklerden birini yerine getirmeyen erişim sağlayıcısına Başkan tarafından onbin Yeni Türk Lirasından ellibin Yeni Türk Li-rasına kadar idarî para cezası verilir.(2)(3)(4)

Erişim Sağlayıcıları Birliği

MADDE 6/A- (Ek: 6/2/2014-6518/90 md.)

(1) Bu Kanunun 8 inci maddesi kapsamı dışındaki erişimin engellenmesi kararlarının uygulanmasını sağlamak üzere Erişim Sağlayıcıları Birliği kurulmuştur.

(2) Birlik özel hukuk tüzel kişiliğini haizdir. Birliğin merkezi Ankara’dır.

(3) Birliğin çalışma usul ve esasları Kurum tarafından onaylanacak Tüzükle belirlenir. Tüzük değişiklikleri de Kurumun onayına tabidir.

(4) Birlik, Tüzüğünün Kurum tarafından incelenerek uygun bulunmasını müteakip faaliyete başlar.

(5) Birlik, 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında yetkilendirilen tüm internet servis sağlayıcıları ile internet erişim hizmeti veren diğer işletmecilerin katılmasıyla oluşan ve koordinasyonu sağlayan bir kuruluştur.

––––––––––––––––––––––

(1)  Bu Kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı 28/1/2016 tarihinden başlayarak  bir yıl sonra  yürürlüğe girmesi hüküm altına alınmıştır.

(2)  6518 sayılı Kanunun 89 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “(b) ve (c)” ibaresi “(b), (c), (ç) ve (d)” şeklinde değiştirilmiştir.

(3)  Anayasa Mahkemesinin 8/12/2015 tarihli ve E:2014/87, K:2015/112 sayılı Kararı ile, bu fıkrada yer alan “..ve (d)…” ibaresi iptal edilmiş olup, Kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı 28/1/2016 tarihinden başlayarak  bir yıl sonra  yürürlüğe girmesi hüküm altına alınmıştır.

(4)  15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başkanlık” ibaresi “Başkan” şeklinde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 9/11/2016 tarihli ve 6757 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

 

10104-3

(6) Bu Kanunun 8 inci maddesi kapsamı dışındaki erişimin engellenmesi kararları erişim sağlayıcılar tarafından yerine getirilir. Kararların uygulanması amacıyla gerekli her türlü donanım ve yazılım erişim sağlayıcıların kendileri tarafından sağlanır.

(7) Bu Kanunun 8 inci maddesi kapsamı dışındaki erişimin engellenmesi kararları gereği için Birliğe gönderilir. Bu kapsamda Birliğe yapılan tebligat erişim sağlayıcılara yapılmış sayılır.

(8) Birlik, kendisine gönderilen mevzuata uygun olmadığını düşündüğü kararlara itiraz edebilir.

(9) Birliğin gelirleri, üyeleri tarafından ödenecek ücretlerden oluşur. Alınacak ücretler, Birliğin giderlerini karşılayacak miktarda belirlenir. Bir üyenin ödeyeceği ücret, üyelerin tamamının net satış tutarı toplamı içindeki o üyenin net satışı oranında belirlenir. Üyelerin ödeme dönemleri, yeni katılan üyelerin ne zamandan itibaren ödemeye başlayacağı ve ödemelere ilişkin diğer hususlar Birlik Tüzüğünde belirlenir. Süresinde ödenmeyen ücretler Birlikçe kanuni faizi ile birlikte tahsil edilir.

(10) Birliğe üye olmayan internet servis sağlayıcıları faaliyette bulunamaz.

Toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülükleri

MADDE 7- (1) Ticarî amaçla toplu kullanım sağlayıcılar, mahallî mülkî amirden izin belge-si almakla yükümlüdür. İzne ilişkin bilgiler otuz gün içinde mahallî mülkî amir tarafından Kuruma bildirilir. Bunların denetimi mahallî mülkî amirler tarafından yapılır. İzin belgesinin verilmesine ve denetime ilişkin esas ve usûller, yönetmelikle düzenlenir. 

(2) (Değişik: 6/2/2014-6518/91 md.) Ticari amaçla olup olmadığına bakılmaksızın bütün internet toplu kullanım sağlayıcılar, konusu suç oluşturan içeriklere erişimin engellenmesi ve kullanıma ilişkin erişim kayıtlarının tutulması hususlarında yönetmelikle belirlenen tedbirleri almakla yükümlüdür.

(3) (Değişik: 6/2/2014-6518/91 md.) Ticari amaçla toplu kullanım sağlayıcılar, ailenin ve çocukların korunması, suçun önlenmesi ve suçluların tespiti kapsamında usul ve esasları yönetmelikte belirlenen tedbirleri almakla yükümlüdür.

(4) (Ek: 6/2/2014-6518/91 md.) Bu maddede belirtilen yükümlülükleri ihlal eden ticari amaçla toplu kullanım sağlayıcılarına, ihlalin ağırlığına göre yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde uyarma, bin Türk Lirasından on beş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verme veya üç güne kadar ticari faaliyetlerini durdurma müeyyidelerinden birine karar vermeye mahalli mülki amir yetkilidir.

İçeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi kararları ile yerine getirilmesi(1)

MADDE 8- (1) İnternet ortamında yapılan ve içeriği aşağıdaki suçları oluşturduğu husu-sunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlarla ilgili olarak içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verilir:(1)

  1. a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

1) İntihara yönlendirme (madde 84),

2) Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra),

3) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190),

4) Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194),

5) Müstehcenlik (madde 226),

6) Fuhuş (madde 227),

7) Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),

suçları.

____________

(1) 29/7/2020 tarihli ve 7253 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, bu madde başlığı “Erişimin engellenmesi kararı ve yerine getirilmesi” iken metne işlendiği şekilde değiştirilmiş ve birinci fıkrada yer alan “erişimin engellenmesine” ibaresi “içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine” şeklinde değiştirilmiştir.

 

10104-4

  1. b) 25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar.
  2. c)(Ek:25/3/2020-7226/32 md.)29/4/1959 tarihli ve 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanunda yer alan suçlar.

(2) İçeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı, soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verilir. Soruşturma evresinde, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından da içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verilebilir. Bu durumda Cumhuriyet savcısı kararını yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Bu süre içinde kararın onaylanmaması halinde tedbir, Cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılır. (Ek cümle: 6/2/2014-6518/92 md.) Erişimin engellenmesi kararı, amacı gerçekleştirecek nitelikte görülürse belirli bir süreyle sınırlı olarak da verilebilir. Koruma tedbiri olarak verilen içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine ilişkin karara 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hü-kümlerine göre itiraz edilebilir.(5)

(3) Hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının birer örneği, gereği yapılmak üzere Kuruma gönderilir.(1)(5)

(4) İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde veya içerik veya yer sağlayıcısı yurt içinde bulunsa bile, içeriği birinci fıkranın (a) bendinin (2) ve (5) ve (6) ve (7) numaralı alt bentlerinde ve (c) bendinde yazılı suçları oluşturan yayınlara ilişkin olarak içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı re’sen Başkan tarafından verilir. (Değişik cümle:29/7/2020-7253/4 md.) Bu karar, ilgili içerik ve yer sağlayıcılar ile erişim sağlayıcısına bildirilerek gereğinin yerine getirilmesi istenir. (1)(2)(3)(4)(5)

––––––––––––––––––––––

(1)  15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle, 8 inci maddenin  üçüncü fıkrasında yer alan “Başkanlığa” ibaresi “Kuruma” şeklinde, dördüncü fıkrasında yer alan “Başkanlık” ibaresi “Başkan” şeklinde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 9/11/2016 tarihli ve 6757 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

(2)  6518 sayılı Kanunun 92 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “(2) ve (5)” ibaresi “(2), (5) ve (6)” şeklinde değiştirilmiştir.

(3)  7/2/2018 tarihli ve 30325 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 15/11/2017 tarihli ve E.: 2015/76, K.: 2017/153 sayılı Kararı ile;

  1. a)      Bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan ya-yınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde…” ibaresi, bu Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendi yönünden;
  2. b)   Bu fıkranın birinci cümlesinde, 15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle değiştirilmesinden önce yer alan “…yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararı re’sen Başkanlık tarafından verilir.” ibaresi, “İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayın-ların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde…” ibaresi ve bu Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendi yönünden;iptal edilmiş olup, söz konusu kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.

(4) 25/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle bu bentte yer alan “(6) numaralı alt bentlerinde” ibaresi “(6) ve (7) numaralı alt bentlerinde ve (c) bendinde” şeklinde değiştirilmiştir.

(5) 29/7/2020 tarihli ve 7253 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, ikinci fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Erişimin engellenmesi” ibaresi “İçeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” şeklinde, ikinci ve altıncı cümlelerde yer alan “erişimin engellenmesine” ibareleri “içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine” şeklinde, üçüncü fıkrada yer alan “erişimin engellenmesi” ibaresi “içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” şeklinde, dördüncü fıkranın birinci cümlesinde yer alan “erişimin engellenmesi” ibaresi “içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

 

10105

(5) İçeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının gereği, derhal ve en geç kararın bildirilmesi anından itibaren dört saat içinde yerine getirilir.(1)(5)

(6) Başkan tarafından verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının konusunu oluşturan yayını ya-panların kimliklerinin belirlenmesi halinde, Başkan tarafından, Cumhuriyet başsavcılığına suç duyu-rusunda bulunulur.(2)(5)

(7) Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi halinde, içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Bu durumda Cumhuriyet savcısı, hükümsüz kalan içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararına konu internet adresini belirtmek suretiyle, kovuşturmaya yer olmadığı kararının bir örneğini Kuruma gönderir.(2)(4)(5)

(8) Kovuşturma evresinde beraat kararı verilmesi halinde, içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Bu durumda mahkemece hükümsüz kalan içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararına konu internet adresini belirtmek suretiyle, beraat kararının bir örneği Kuruma gönderilir.(2)(4)(5)

(9) Konusu birinci fıkrada sayılan suçları oluşturan içeriğin yayından çıkarılması halinde; erişimin engellenmesi kararı, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde mah-keme tarafından kaldırılır.

(10) Koruma tedbiri olarak verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının gereğini yerine getirmeyen içerik, yer veya erişim sağlayıcılarının sorumluları, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.(3)(5)

(11) İdarî tedbir olarak verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının yerine getirilmemesi halinde, Başkan tarafından ilgili içerik, yer ve erişim sağlayıcısına, onbin Yeni Türk Lirasından yüzbin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezasının verildiği andan itibaren yirmidört saat içinde erişim sağlayıcı tarafından kararın yerine getirilmemesi halinde (…)(2) Kurum tarafından yetkilendirmenin iptaline karar verilebilir.(2)(5)

(12) Bu Kanunda tanımlanan kabahatler dolayısıyla (…)(2) Kurum tarafından verilen idarî para cezalarına ilişkin kararlara karşı, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre kanun yoluna başvurulabilir.(2)

(13) (Ek: 5/11/2008-5809/67 md.) İşlemlerin yürütülmesi için Kuruma gönderilen hakim ve mahkeme kararlarına 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre Kurum tarafından itiraz edilebilir.(2)

––––––––––––––––––––––

(1) 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunun 127 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yirmi dört saat” ibaresi “dört saat” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) 15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle, 8 inci maddenin altıncı ve onbirinci fıkralarında yer alan “Başkanlık” ibareleri “Başkan” şeklinde; yedinci ve sekizinci  fıkralarında yer alan “Başkanlığa” ibareleri “Kuruma” şeklinde; onüçüncü fıkrasında yer alan “Başkanlığa” ibaresi “Kuruma”, “Başkanlıkça” ibaresi “Kurum tarafından” şeklinde değiştirilmiş; onbirinci fıkrasında yer alan “ise Başkanlığın talebi üzerine” ibaresi ile onikinci fıkrasında yer alan “Başkanlık veya” ibaresi yürürlükten  kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 9/11/2016 tarihli ve 6757 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

(3) 6518 sayılı Kanunun 92 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “altı aydan iki yıla kadar hapis cezası” ibaresi “beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası” şeklinde değiştirilmiştir.

(4) 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 36 ncı maddesiyle yedinci fıkraya “Cumhuriyet savcısı,”, sekizinci fıkraya “mahkemece” ibarelerinden sonra gelmek üzere “hükümsüz kalan erişimin engellenmesi kararına konu internet adresini belirtmek suretiyle,” ibaresi eklenmiştir.

(5) 29/7/2020 tarihli ve 7253 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, beşinci fıkrada yer alan “Erişimin engellenmesi” ibaresi “İçeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” şeklinde, altıncı fıkrada yer alan “erişimin engellenmesi” ibaresi “içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” şeklinde, yedinci fıkranın birinci ve ikinci cümlelerinde yer alan “erişimin engellenmesi” ibareleri “içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” şeklinde, sekizinci fıkranın birinci ve ikinci cümlelerinde yer alan “erişimin engellenmesi” ibareleri “içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” şeklinde, onuncu fıkrada yer alan “erişimin engellenmesi kararının gereğini yerine getirmeyen” ibaresi “içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının gereğini yerine getirmeyen içerik,” şeklinde, onbirinci fıkrada yer alan “erişimin engellenmesi” ibaresi “içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” şeklinde, “erişim sağlayıcısına” ibaresi “ilgili içerik, yer ve erişim sağlayıcısına” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya “yirmidört saat içinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “erişim sağlayıcı tarafından” ibaresi eklenmiştir.

 

10106

(14) (Ek: 12/7/2013-6495/47 md.) 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde tanımlanan kurum ve kuruluşlar, kendi görev alanına giren suçların internet ortamında işlendiğini tespit etmeleri hâlinde, bu yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı alabilirler. Erişimin engellenmesi kararları uygulanmak üzere Kuruma gönderilir.(1)

(15) (Ek: 26/2/2014-6527/17 md.) Bu maddeye göre soruşturma aşamasında verilen hâkim kararı ile 9 uncu ve 9/A maddesine göre verilen hâkim kararı birden fazla sulh ceza mahkemesi bulunan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenen sulh ceza mahkemeleri tarafından verilir.

(16) (Ek: 10/9/2014-6552/127 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 2/10/2014 tarihli ve E.: 2014/149, K.: 2014/151 sayılı Kararı ile.)(2)

(17) (Ek:17/10/2019-7188/36 md.) Bu maddenin ikinci, dördüncü ve ondördüncü fıkraları kapsamında verilen erişimin engellenmesi kararları, ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verilir. Ancak, teknik olarak ihlale ilişkin içeriğe erişimin engellenmesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verilebilir.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi(3)(4)

MADDE 8/A- (Ek: 27/3/2015-6639/29 md.)

(1) Yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması sebeplerinden bir veya bir kaçına bağlı olarak hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Cumhurbaşkanlığı veya millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması ile ilgili bakanlıkların talebi üzerine Başkan tarafından internet ortamında yer alan yayınla ilgili olarak içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verilebilir. Karar, Başkan tarafından derhâl erişim sağlayıcılara ve ilgili içerik ve yer sağlayıcılara bildirilir. İçerik çıkartılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının gereği, derhâl ve en geç kararın bildirilmesi anından itibaren dört saat içinde yerine getirilir.(3)(4)

(2) Cumhurbaşkanlığı veya ilgili Bakanlıkların talebi üzerine Başkan tarafından verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı, Başkan tarafından, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde, karar kendiliğinden kalkar.(3)(4)

(3) Bu madde kapsamında verilen erişimin engellenmesi kararları, ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verilir. Ancak, teknik olarak ihlale ilişkin içeriğe erişimin engellenmesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verilebilir.

––––––––––––––––––––––

(1)  15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle,bu fıkrada yer alan “Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına” ibaresi “Kuruma” şeklinde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 9/11/2016 tarihli ve 6757 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

(2)  Bu İptal Kararı 1/1/2015 tarihli ve 29223 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

(3)  15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “Başkanlık” ibareleri “Başkan” şeklinde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 9/11/2016 tarihli ve 6757 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

(4)  2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 181 inci maddesiyle bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “Başbakanlık” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı”şeklinde değiştirilmiştir.

 

10106-1

(4) Bu madde kapsamındaki suça konu internet içeriklerini oluşturan ve yayanlar hakkında Başkan tarafından, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Bu suçların faillerine ulaşmak için gerekli olan bilgiler içerik, yer ve erişim sağlayıcılar tarafından hâkim kararı üzerine adli mercilere verilir. Bu bilgileri vermeyen içerik, yer ve erişim sağlayıcıların sorumluları, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, üç bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.(1)

(5) Bu madde uyarınca verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının gereğini yerine getirmeyen erişim sağlayıcılar ile ilgili içerik ve yer sağlayıcılara Başkan tarafından elli bin Türk lirasından beş yüz bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilir.(15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle, 8/A maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Başkanlık” ibaresi “Başkan” şeklinde değiştirilmiş; beşinci fıkrasına “yer sağlayıcılara” ibaresinden sonra gelmek üzere “Başkan tarafından” ibaresi eklenmiş olup, daha sonra bu hüküm 9/11/2016 tarihli ve 6757 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.)

İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi(Bu maddenin başlığı “İçeriğin  yayından çıkarılması ve cevap hakkı” iken 6518 sayılı Kanunun 93 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.) 

MADDE 9- (Değişik: 6/2/2014-6518/93 md.)

(1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğin çıkarılmasını ve/veya erişimin engellenmesini de isteyebilir.(3)

(2) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişilerin talepleri, içerik ve/veya yer sağlayıcısı tarafından en geç yirmi dört saat içinde cevaplandırılır.

(3) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri doğrultusunda hâkim bu maddede belirtilen kapsamda içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verebilir.(29/7/2020 tarihli ve 7253 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle, birinci fıkrada yer alan “içeriğe erişimin engellenmesini” ibaresi “içeriğin çıkarılmasını ve/veya erişimin engellenmesini” şeklinde, üçüncü fıkrada yer alan “erişimin engellenmesine” ibaresi “içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine” şeklinde, beşinci fıkrada yer alan “erişimin engellenmesi” ibaresi “içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

(4) Hâkim, bu madde kapsamında vereceği erişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca kişilik hakkının ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadıkça internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar verilemez. Ancak, hâkim URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi hâlinde, gerekçesini de belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişimin engellenmesine de karar verebilir.

(5) Hâkimin bu madde kapsamında verdiği içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararları doğrudan Birliğe gönderilir.(3)

(6) Hâkim bu madde kapsamında yapılan başvuruyu en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Bu karara karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.

(7) Erişimin engellenmesine konu içeriğin yayından çıkarılmış olması durumunda hâkim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.

(8) (Değişik:29/7/2020-7253/5 md.) Birlik tarafından ilgili içerik ve yer sağlayıcılar ile erişim sağlayıcıya gönderilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının gereği derhâl, en geç dört saat içinde ilgili içerik ve yer sağlayıcılar ile erişim sağlayıcı tarafından yerine getirilir.

(9) Bu madde kapsamında hâkimin verdiği içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının ihlaline ilişkin yayının (…)(1) başka internet adreslerinde de yayınlanması durumunda ilgili kişi tarafından Birliğe müracaat edilmesi hâlinde mevcut karar bu adresler için de uygulanır.(1)(3)

(10) (Ek:29/7/2020-7253/5 md.) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talep etmesi durumunda hâkim tarafından, başvuranın adının bu madde kapsamındaki karara konu internet adresleri ile ilişkilendirilmemesine karar verilebilir. Kararda, Birlik tarafından hangi arama motorlarına bildirim yapılacağı gösterilir.(3)

(11) Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddede belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen içerik, yer ve erişim sağlayıcıların sorumluları, beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.(3)

Özel hayatın gizliliği nedeniyle içeriğe erişimin engellenmesi(2)

MADDE 9/A- (Ek: 6/2/2014-6518/94 md.)

(1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, Kuruma doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilir.(2)

(2) Yapılan bu istekte; hakkın ihlaline neden olan yayının tam adresi (URL), hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgilere yer verilir. Bu bilgilerde eksiklik olması hâlinde talep işleme konulmaz.

(3) Başkan, kendisine gelen bu talebi uygulanmak üzere derhâl Birliğe bildirir, erişim sağlayıcılar bu tedbir talebini derhâl, en geç dört saat içinde yerine getirir.(2)

(4) Erişimin engellenmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayın, kısım, bölüm, resim, video ile ilgili olarak (URL şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla uygulanır.

(5) Erişimin engellenmesini talep eden kişiler, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğinden bahisle erişimin engellenmesi talebini talepte bulunduğu saatten itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunar. Hâkim, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek vereceği kararını en geç kırk sekiz saat içinde açıklar ve doğrudan Kuruma gönderir; aksi hâlde, erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkar.(2)

––––––––––––––––––––––

(1)  28/1/2016 tarihli ve 29607 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan  Anayasa Mahkemesinin 8/12/2015 tarihli ve E.: 2014/87, K.: 2015/112 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…veya aynı mahiyetteki yayınların…” ibaresi iptal edilmiştir.

(2)  15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle, bu maddenin  birinci ve beşinci fıkralarında yer alan “Başkanlığa” ibareleri “Kuruma” şeklinde, üçüncü fıkrasında yer alan “Başkanlık” ibaresi “Başkan” şeklinde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 9/11/2016 tarihli ve 6757 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

(3) 29/7/2020 tarihli ve 7253 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle, dokuzuncu fıkrada yer alan “erişimin engellenmesi” ibaresi “içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” şeklinde değiştirilmiş, maddeye dokuzuncu fıkradan sonra gelmek üzere onuncu fıkra eklenmiş, mevcut onuncu fıkra buna göre teselsül ettirilmiş ve aynı fıkrada yer alan “sorumlu kişi” ibaresi “içerik, yer ve erişim sağlayıcıların sorumluları” şeklinde değiştirilmiştir.

 

10107

(6) Hâkim tarafından verilen bu karara karşı Başkan tarafından 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.(1)

(7) Erişimin engellenmesine konu içeriğin yayından çıkarılmış olması durumunda hâkim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.

(8) Özel hayatın gizliliğinin ihlaline bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde doğrudan Başkanın emri üzerine erişimin engellenmesi Kurum tarafından yapılır. (Mülga cümle: 26/2/2014-6527/18 md.)(1)

(9) (Ek: 26/2/2014-6527/18 md.) Bu maddenin sekizinci fıkrası kapsamında Başkan tarafından verilen erişimin engellenmesi kararı, (…)(1) yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar.(1)

İdarî yapı ve görevler(2)

MADDE 10- (1) Kanunla verilen görevler, Kurum tarafından yerine getirilir.(2)

(2) Bu Kanunla ekli listedeki kadrolar ihdas edilerek Kurumun hizmetlerinde kullanılmak üzere 5/4/1983 tarihli ve 2813 sayılı Telsiz Kanununa ekli (II) sayılı listeye eklenmiştir. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 15/8/2016-KHK-671/21 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/18 md.)(2)

(3) Kuruma Kanunla verilen görevlere ilişkin olarak yapılacak her türlü mal veya hizmet alımları, ceza ve ihalelerden yasaklama işleri hariç, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerine tâbi olmaksızın Kurum bütçesinden karşılanır.(2)

(4) Kanunlarla verilen diğer yetki ve görevleri saklı kalmak kaydıyla, Kurumun bu Kanun kapsamındaki görev ve yetkileri şunlardır:(2)

  1. a) Bakanlık, kolluk kuvvetleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile içerik, yer ve erişim sağlayıcılar ve ilgili sivil toplum kuruluşları arasında koordinasyon oluşturarak internet ortamında yapılan ve bu Kanun kapsamına giren suçları oluşturan içeriğe sahip faaliyet ve yayınları önlemeye, internetin güvenli kullanımını sağlamaya, bilişim şuurunu geliştirmeye yönelik çalışmalar yapmak, bu amaçla, gerektiğinde, her türlü giderleri yönetmelikle belirlenecek esas ve usûller dahilinde Kurumca karşılanacak çalışma kurulları oluşturmak.(3)

––––––––––––––––––––––

(1)  15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle, 9/A maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Başkanlık” ibaresi “Başkan” şeklinde, sekizinci fıkrasında yer alan “Başkanlık” ibaresi “Kurum” şeklinde değiştirilmiş ve dokuzuncu fıkrasında yer alan “Başkanlık tarafından,” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 9/11/2016 tarihli ve 6757 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

(2)  15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “bünyesinde bulunan Başkanlıkça” ibaresi “tarafından” şeklinde, ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “Başkanlığın” ibareleri “Kurumun” şeklinde, üçüncü fıkrasında yer alan “Başkanlığa” ibaresi “Kuruma” şeklinde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 9/11/2016 tarihli ve 6757 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

(3)  6518  sayılı  Kanunun  95 inci  maddesiyle  bu  bentte yer  alan  “yayınları  önlemeye”  ibaresinden  sonra  “, internetin güvenli kullanımını sağlamaya, bilişim şuurunu geliştirmeye” ibaresi eklenmiştir.

 

10108

  1. b) İnternet ortamında yapılan yayınların içeriklerini izleyerek, bu Kanun kapsamına giren suçların işlendiğinin tespiti halinde, bu yayınlara erişimin engellenmesine yönelik olarak bu Kanunda öngörülen gerekli tedbirleri almak.
  2. c) İnternet ortamında yapılan yayınların içeriklerinin izlenmesinin hangi seviye, zaman ve şekilde yapılacağını belirlemek.

ç) Kurum tarafından işletmecilerin yetkilendirilmeleri ile mülkî idare amirlerince ticarî amaçlı toplu kullanım sağlayıcılara verilecek izin belgelerinde filtreleme ve bloke etmede kullanılacak sistemlere ve yapılacak düzenlemelere yönelik esas ve usûlleri belirlemek.

  1. d) İnternet ortamındaki yayınların izlenmesi suretiyle bu Kanunun 8 inci maddesi ile 8/A maddesinde sayılan suçların işlenmesini önlemek için izleme ve bilgi ihbar merkezi dahil, gerekli her türlü teknik altyapıyı kurmak veya kurdurmak, bu altyapıyı işletmek veya işletilmesini sağlamak.(1)
  2. e) İnternet ortamında herkese açık çeşitli servislerde yapılacak filtreleme, perdeleme ve izleme esaslarına göre donanım üretilmesi veya yazılım yapılmasına ilişkin asgari kriterleri belirlemek.
  3. f) Bilişim ve internet alanındaki uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyonu sağlamak.
  4. g) Bu Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılan suçların, internet ortamında işlenmesini konu alan her türlü temsili görüntü, yazı veya sesleri içeren ürünlerin tanıtımı, ülkeye sokulması, bulundurulması, kiraya verilmesi veya satışının önlenmesini teminen yetkili ve görevli kolluk kuvvetleri ile soruşturma mercilerine, teknik imkânları dahilinde gereken her türlü yardımda bulunmak ve koordinasyonu sağlamak.

(5) (Değişik: 6/2/2014-6518/95 md.) Kurum; Bakanlık bünyesinde 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca oluşturulan İnternet Geliştirme Kurulunca internetin yaygınlaştırılması, geliştirilmesi, yaygın ve güvenli kullanılması gibi konularda yapılacak öneriler ile ilgili gerekli her türlü tedbir veya kararları alır.(1)

(6) (Ek: 6/2/2014-6518/95 md.) Kurum, ulusal siber güvenlik faaliyetleri kapsamında, siber saldırıların tespiti ve önlenmesi konusunda, içerik, yer, erişim sağlayıcılar ve ilgili diğer kurum ve kuruluşlarla koordinasyon sağlar, gerekli tedbirlerin aldırılması konusunda faaliyet yürütür ve ihtiyaç duyulan çalışmaları yapar.(1)

(7) (Ek: 6/2/2014-6518/95 md.) Kurum kanunlarla kendisine verilen görevlerin ifası amacıyla araştırma ve geliştirme merkezleri kurabilir.(1)

––––––––––––––––––––––

(1)  15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle, 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasının (d) bendinde yer alan “bu Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında” ibaresi “bu Kanunun 8 inci maddesi ile 8/A maddesinde” şeklinde; beşinci, altıncı ve yedinci fıkralarında yer alan “Başkanlık” ibareleri  “Kurum” şeklinde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 9/11/2016 tarihli ve 6757 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

 

10109

Yönetmelikler

MADDE 11- (1) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin esas ve usûller, Cumhurbaşkanı tara-fından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir. Bu yönetmelikler, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde çıkarılır.(1)

(2) Yer veya erişim sağlayıcı olarak faaliyet icra etmek isteyen kişilere, telekomünikasyon yoluyla iletişim konusunda yetkilendirme belgesi olup olmadığına bakılmaksızın, yer, erişim ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülüklerine  ilişkin esas ve usûller, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Bu yönetmelik, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş ay içinde çıkarılır.(2)

İlgili kanunlarda yapılan değişiklikler

MADDE 12- (1) (4/2/1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)

(2) (4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)

(3) (5/4/1983 tarihli ve 2813 sayılı Telsiz Kanunu ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)

(4) (1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)  

EK MADDE 1- (Ek: 5/11/2008-5809/67 md.)(3)

(1) (Mülga: 15/8/2016-KHK-671/21 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/18 md.)

(2) (Mülga: 15/8/2016-KHK-671/21 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/18 md.)

(3) (Mülga: 15/8/2016-KHK-671/21 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/18 md.)

(4) (Mülga: 15/8/2016-KHK-671/21 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/18 md.)

(5) (Ek: 6/2/2014-6518/97 md.) 8/6/1984 tarihli ve 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinde sayılan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar kurumlarının, hâkim ve savcılar ise kendilerinin muvafakati ile aylık, ödenek, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali ve sosyal hak ve yardımları kurumlarınca ödenmek kaydıyla geçici olarak Kurum emrinde görevlendirilebilir. Bu kapsamda görevlendirilen personel sayısı Kurumun kadro sayısının yüzde yirmisini geçemez. Bu personel kurumlarından izinli sayılır. İzinli oldukları sürece memuriyetleri ile ilgili özlük hakları devam eder ve bu süreler terfi ve emekliliklerinde hesaba katılır. Terfileri başkaca bir işleme gerek kalmaksızın süresinde yapılır.(3)(4)

(6) (Ek: 6/2/2014-6518/97 md.; Mülga: 15/8/2016-KHK-671/21 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/18 md.)(5)

(7) Bu Kanunla ekli (V) sayılı cetveldeki kadrolar ihdas edilerek Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı hizmetlerinde kullanılmak üzere 5651 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı listeye eklenmiştir.(5)

––––––––––––––––––––––

(1)  2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 181 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanlıklarının görüşleri alınarak Başbakanlık” ibaresi “Cumhurbaşkanı”şeklinde değiştirilmiştir.

(2)  6/2/2014 tarihli ve 6815 sayılı Kanunun 96 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “yer veya erişim sağlayıcı olarak faaliyet icra etmesi amacıyla yetkilendirme belgesi verilmesine” ibaresi “yer, erişim ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülüklerine” şeklinde değiştirilmiştir.

(3)  6518 sayılı Kanunun 97 nci maddesiyle bu maddeye dördüncü fıkradan sonra gelmek üzere beşinci ve altıncı fıkralar eklenmiş ve mevcut beşinci fıkra yedinci fıkra olarak teselsül ettirilmiştir.

(4)  15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı” ibaresi “Kurum” şeklinde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 9/11/2016 tarihli ve 6757 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

(5) 6518 sayılı Kanunun 97 nci maddesiyle Ek Madde 1’e dördüncü fıkradan sonra gelmek üzere beşinci ve altıncı fıkralar eklenmiş ve mevcut beşinci fıkra yedinci fıkra olarak teselsül ettirilmiştir.

 

10110

EK MADDE 2- (Ek: 6/2/2014-6518/99 md.)(1)

Kuruma verilen görevlerin yürütülmesi için, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılmasına dair hükümlerine bağlı kalınmaksızın özel bilgi ve ihtisas gerektiren konularda Kurumda sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Bu suretle çalıştırılacakların unvanı, sayısı, süresi, ücretleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulacak hizmet sözleşmesi esaslarına göre tespit edilir. Bunlara ödenecek ücret, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) bendine göre çalıştırılanlar için uygulanmakta olan sözleşme ücreti tavanının beş katını, çalıştırılabilecek toplam sözleşmeli personel sayısı ise ikiyüzelliyi geçemez ve bu fıkrada belirtilen ücret dışında herhangi bir ödeme yapılamaz.(2)

EK MADDE 3- (Ek: 15/8/2016-KHK-671/22 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/19 md.)

(1) Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kapatılmıştır.

(2) Diğer mevzuatta Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına yapılan atıflar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna, Telekomünikasyon İletişim Başkanına yapılan atıflar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanına yapılmış sayılır.

EK MADDE 4 – (Ek:29/7/2020-7253/6 md.)

(1) Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı; Kurum, Birlik, adli veya idari makamlarca gönderilecek tebligat, bildirim veya taleplerin gereğinin yerine getirilmesi ve kişiler tarafından bu Kanun kapsamında yapılacak başvuruların cevaplandırılması ve bu Kanun kapsamındaki diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesini temin için yetkili en az bir kişiyi Türkiye’de temsilci olarak belirler ve bu kişinin iletişim bilgilerine kolayca görülebilecek ve doğrudan erişilebilecek şekilde internet sitesinde yer verir. Sosyal ağ sağlayıcı bu kişinin kimlik ve iletişim bilgilerini Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Temsilcinin gerçek kişi olması hâlinde Türk vatandaşı olması zorunludur.

(2) Birinci fıkrada düzenlenen temsilci belirleme ve bildirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya, Kurum tarafından bildirimde bulunulur. Bildirimden itibaren otuz gün içinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde sosyal ağ sağlayıcıya Başkan tarafından on milyon Türk lirası idari para cezası verilir. Verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren otuz gün içinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde otuz milyon Türk lirası daha idari para cezası verilir. İkinci kez verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren otuz gün içinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde Başkan tarafından Türkiye’de mukim vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili sosyal ağ sağlayıcısına yeni reklam vermesi yasaklanır, bu kapsamda yeni sözleşme kurulamaz ve buna ilişkin para transferi yapılamaz. Reklam yasağı kararının verildiği tarihten itibaren üç ay içinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde Başkan, sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin yüzde elli oranında daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Başvurunun kabulüne ilişkin hâkim kararının uygulanmasından itibaren otuz gün içinde söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde Başkan, sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin yüzde doksan oranına kadar daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Hâkim ikinci başvuru üzerine vereceği kararında, yüzde elliden düşük olmamak kaydıyla, sunulan hizmetin niteliğini de dikkate alarak daha düşük bir oran belirleyebilir. Bu kararlara karşı Başkan tarafından 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. Hâkim tarafından verilen kararlar erişim sağlayıcılara bildirilmek üzere Kuruma gönderilir. Kararların gereği, bildirimden itibaren derhâl ve en geç dört saat içinde erişim sağlayıcıları tarafından yerine getirilir. Temsilci belirleme ve bildirme yükümlülüğünün yerine getirilmesi hâlinde; verilen idari para cezalarının dörtte biri tahsil edilir, reklam yasağı kaldırılır ve hâkim kararları kendiliğinden hükümsüz kalır. İnternet trafiği bant genişliğine yapılan müdahalenin sona erdirilmesi için erişim sağlayıcılara Kurum tarafından bildirim yapılır.

––––––––––––––––––––––

(1)  15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nin 21 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Başkanlığa” ibaresi “Kuruma” şeklinde, “Başkanlıkta” ibaresi “Kurumda” şeklinde ve “yetmiş beşi” ibaresi “ ikiyüzelliyi ” şeklinde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 9/11/2016 tarihli ve 6757 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

(2)  2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 181 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca”şeklinde değiştirilmiştir.

 

10110-1

(3) Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt içi veya yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı, 9 uncu ve 9/A maddeleri kapsamındaki içeriklere yönelik olarak kişiler tarafından yapılacak başvurulara, başvurudan itibaren en geç kırk sekiz saat içinde olumlu ya da olumsuz cevap vermekle yükümlüdür. Olumsuz cevaplar gerekçeli olarak verilir.

(4) Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt içi veya yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı, kendisine bildirilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararlarının uygulanmasına ve üçüncü fıkra kapsamındaki başvurulara ilişkin istatistiksel ve kategorik bilgileri içeren Türkçe hazırlanmış raporları altı aylık dönemlerle Kuruma bildirir. Üçüncü fıkra kapsamındaki başvurulara ilişkin rapor, kişisel verilerden arındırılmak suretiyle sosyal ağ sağlayıcının kendi internet sitesinde de yayınlanır.

(5) Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt içi veya yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı, Türkiye’deki kullanıcıların verilerini Türkiye’de barındırma yönünde gerekli tedbirleri alır.

(6) Üçüncü fıkradaki yükümlülüğü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya beş milyon Türk lirası, dördüncü fıkradaki yükümlülüğü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya ise on milyon Türk lirası idari para cezası Başkan tarafından verilir.

(7) Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılar hakkında 8 inci ve 8/A maddeleri kapsamında verilecek olan idari para cezaları bir milyon Türk lirası olarak, 8 inci ve 9 uncu maddeleri kapsamında verilecek olan adli para cezaları ise elli bin gün olarak verilir. Söz konusu idari para cezasını gerektiren ihlallerin bir yıl içinde her bir tekrarında cezalar bir kat artırılarak uygulanır.

(8) Hukuka aykırılığı hâkim veya mahkeme kararı ile tespit edilen içeriğin sosyal ağ sağlayıcıya bildirilmesi durumunda, bildirime rağmen yirmi dört saat içinde içeriği çıkarmayan veya erişimi engellemeyen sosyal ağ sağlayıcı, doğan zararların tazmin edilmesinden sorumludur. Bu hukuki sorumluluğun işletilmesi için içerik sağlayıcının sorumluluğuna gidilmesi veya içerik sağlayıcıya dava açılması şartı aranmaz.

(9) Bu maddenin uygulanmasında sosyal ağ sağlayıcının yükümlülükleri, içerik veya yer sağlayıcısı olmasından doğan sorumluluk ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

(10) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir.

GEÇİCİ MADDE 1- (1) Başkanlığın kuruluştaki hizmet binasının yapımı, ceza ve ihale-lerden yasaklama işleri hariç, Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerine tâbi olmaksızın Kurum bütçesinden karşılanır.

(2) Halen faaliyet icra eden ticarî amaçla toplu kullanım sağlayıcılar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde 7 nci maddeye göre alınması gereken izin belgesini temin etmekle yükümlüdürler.

(3) Halen yer veya erişim sağlayıcı olarak faaliyet icra eden kişilere, Kurum tarafından, telekomünikasyon yoluyla iletişim konusunda yetkilendirme belgesi olup olmadığına bakılmaksızın, yer veya erişim sağlayıcı olarak faaliyet icra etmesi amacıyla bir yetkilendirme belgesi düzenlenir.

GEÇİCİ MADDE 2- (Ek: 5/11/2008-5809/67 md.)

(1) Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kadrolarında bulunan personelden ek 1 inci maddede belirtilen öğrenim şartlarını haiz olanlar; kamuda üç yıllık hizmet süresini tamamlamaları, KPDS’den en az 60 veya uluslararası geçerliliği olan sınavlardan muadili puan almaları ve hazırlayacakları tezin kabul edilmesi halinde bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren beş yıl içerisinde iletişim uzmanı kadrosuna atanabilirler. Bu personelden; diğer kamu kurum ve kuruluşlarında özel mevzuatları uyarınca yarışma sınavına tabi tutularak mesleğe alınan ve yeterlik sınavını vererek veya tezi başarılı bulunarak kariyer meslek kadrolarına atanmış olanlar yabancı dil şartını karşıladıklarında; yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlamış olanlardan, hazırladıkları yüksek lisans veya doktora tezlerinin konularının Kurumun veya Başkanlığın görev alanı ile ilgili olduğunun yapılacak inceleme sonucu belirlenenlerden doktora öğrenimini tamamlamış olanlar doğrudan, yüksek lisans öğrenimini tamamlamış olanlar yabancı dil şartını karşıladıklarında, iletişim uzmanı olarak atanabilirler.

 

10110-2

(2) Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı personelinden dört yıllık fakülte mezunu olanlar, kamuda üç yıllık hizmet süresini tamamlamaları, çıkarılacak yönetmelikte öngörülen şartları taşımaları ve buna ilave olarak hazırlayacakları tezin kabul edilmesi veya tezli yüksek lisans veya doktora yapmaları halinde, bu Kanunun yayımı tarihinden beş yıl içinde öğrenim alanına göre teknik uzman veya idarî uzman kadrosuna atanabilirler.

GEÇİCİ MADDE 3- (Ek: 6/2/2014-6518/100 md.)

(1) Birliğin kuruluşu bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde tamamlanır.

(2) Birlik, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla abonesi bulunan mevcut internet servis sağlayıcıları ile erişim hizmeti veren işletmecilerin en az dörtte birinin katılımıyla imzalanan Birlik Tüzüğünün Kurum tarafından incelenerek uygun bulunmasını müteakip faaliyete başlar. Birliğin kurulmasını müteakip en geç bir ay içinde hâlen üye olmayan internet servis sağlayıcıları ve erişim hizmeti veren işletmeciler üyeliklerini tamamlamak zorundadır.(1)

(3) Belirtilen sürede Birliğin kuruluşunu tamamlayamaması hâlinde, Kurum tarafından internet servis sağlayıcılarına ve internet erişim hizmeti veren diğer işletmecilere bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde biri oranında idari para cezası uygulanır.

(4) Birliğin kurulmasını müteakip bir ay içinde üye olmayan internet servis sağlayıcılarına veya internet erişim hizmeti veren diğer işletmecilere, Kurum tarafından bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde biri oranında idari para cezası uygulanır.

GEÇİCİ MADDE 4- (Ek: 15/8/2016-KHK-671/23 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/20 md.)

(1) Telekomünikasyon İletişim Başkanının görevi bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sona erer ve hakkında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 18 inci maddesi hükümleri uygulanır. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığında görevli daire başkanlarının görevleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sona erer. Bunlardan daha önce İletişim Uzmanı unvanını ihraz etmiş olanlar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda Bilişim Uzmanı kadrolarına atanmış sayılırlar.

(2) Telekomünikasyon İletişim Başkanlığında görevli olup terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmadığı değerlendirilen personelden İletişim Uzmanı ve İletişim Uzman Yardımcıları, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda bulunan Bilişim Uzmanı ve Bilişim Uzman Yardımcısı kadrolarına, diğer personel ise Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda bulunan aynı unvanlı kadrolara başka bir işleme gerek kalmaksızın halen bulundukları kadro derecesiyle atanmış sayılırlar. Bunların atanmış sayıldıkları tarih itibarıyla diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın kadroları ihdas edilmiş ve ilgili mevzuatı uyarınca Kurum kadro cetvellerine eklenmiş sayılır. Bu şekilde atananların Uzman ve Uzman Yardımcılığında geçirdiği süreler atanmış sayıldıkları Kurum kadrolarında geçmiş sayılır.

GEÇİCİ MADDE 5 – (Ek:29/7/2020-7253/7 md.)

(1) Sosyal ağ sağlayıcılar, ek 4 üncü maddenin;

  1. a) Üçüncü fıkrası kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmek üzere bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren üç ay içinde gerekli çalışmaları tamamlar.
  2. b) Dördüncü fıkrası kapsamındaki yükümlülükleri uyarınca hazırlayacakları ilk raporlarını, 2021 yılı Haziran ayında Kuruma bildirir ve internet sitesinde yayınlar.

Yürürlük

MADDE 13- (1) Bu Kanunun;

  1. a) 3 üncü ve 8 inci maddeleri, yayımı tarihinden altı ay sonra,
  2. b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 14- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

––––––––––––––––––––––

(1)  27/3/2015 tarihli ve 6639 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “mevcut internet servis sağlayıcıları” ibaresi “bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla abonesi bulunan mevcut internet servis sağlayıcıları” şeklinde değiştirilmiştir.

Lajos Kossuth

0
Lajos Kossuth

Lajos Kossuth, 19 Eylül 1802 tarihinde Monok, Macaristan’da dünyaya geldi. (Doğumu: 19 Eylül 1802, Monok, Macaristan – Öümü:20 Mart 1894 Torino, İtalya)

Kossuth’un babası Slovak, annesi ise Alman kökenliydi.

On dokuz yaşında avukatlığa başladı. 1824 ve 1832 yılları arasında avukatlık yaptı.

1828 ulusal nüfus sayımında çalıştı. 1831’deki büyük kolera salgını sırasında dikkate değer çalışmalar yürüttü.

1832’de Pozsony’deki ulusal meclise girdikten sonra, Lajos Kossuth, 1830’ların ortalarında hatiplik yeteneği sayesinde Macaristan Parlamentosu’nun yükselen yıldızı olarak ortaya çıktı

Siyasi mücadelesi nedeniyle 4 Mayıs 1837’de tutuklandı. 18 ay gözaltında tutulduktan sonra yıkıcılık suçundan üç yıl hapse mahkûm edildi. 1840’ta af kapsamında serbest bırakıldı.

Hapishaneden çıktıktan sonra Kossuth, kendisini popüler bir kahraman olarak buldu.

İki haftada bir çıkan Pesti Hirlap adlı dergiye  editör oldu, ancak 1844’te yayıncısı onu işten çıkardı ve kendi dergisini çıkarma izni verilmedi.

Kossuth, 1841 yılında Terézia Meszlényi ile evlendi; eşi 1863 yılında hayatını kaybetti Oğulları Ferenc Kossuth, bir süre Macar Bağımsızlık Partisi’nin başkanlığını yaptı.

7 Nisan 1848 – 12 Eylül 1848 tarihlerinde Maliye Bakanı oldu.

1847’de Macaristan’ın Pest kontluğu, Mecliste temsil için tam yetki verdi.

Macar Devrimi sırasında, 2 Ekim 1848-1 Mayıs 1849 tarihlerinde başbakanlık ve 14 Nisan 1849 – 11 Ağustos 1849 tarihlerinde Cumhurbaşkanlığı görevi yaptı. Macaristan’ın Avusturya’dan bağımsızlık mücadelesine ilham veren ve liderlik eden bir siyasi reformcuydu. Ancak, 1848 ve 1849’daki devrimci yıllardaki kısa iktidar dönemi Rus ordularının gelişi ile sona erdi.

Kossuth, Macaristan genel valisi olarak seçildi. Ancak Rus ordularının gelmesinden sonra bu görevi bırakmak zorunda kalarak Türkiye’ye sığındı. 22 Ağustos’ta beraberinde 5 bin mülteciyle Vidin’e ulaştı. Avusturya ve Rusya, mültecilerin teslimini talep etti; ancak Osmanlı yönetimi bu talebi reddetti. Kossuth ve maiyetindekiler, 12 Nisan 1850’de Kütahya’ya ulaştı

Macaristan’ın özerklik temelindeki yeni anayasa taslağını Kütahya’da misafir edildiği bu evde hazırladı. Özgürlük savaşının önderi olarak mültecilik yıllarında çok sayıda mektup yazdı. Osmanlı Devleti’nin önde gelenlerine, İstanbul’da görev yapan İngiliz elçisine ve başka devletlerin diplomatik temsilcilerine siyasi içerikli mektuplar gönderdi.

Kütahya’da bulunduğu yıllarda Türkçe öğrendi ve İngilizcesini geliştirdi.

Yaşadığı ev, doğum yıldönümünde, 19 Eylül 1982 tarihinde Macar Evi adıyla müzeye çevrildi.

Sonraki yıllarda Torino’da yaşayan Kossuth, Ferenc Deák’ın rehberliğinde Macaristan’ın Avusturya monarşisiyle uzlaşmaya doğru ilerlemesini izlemek zorunda kaldı. Bu husustaki protestolarını yayınladı ancak gidişata engel olamadı.

Kossuth, 1880’de İngilizce olarak yayınlanan bir ciltlik otobiyografi yazdı. Sürgünümden Anılar isimli eser,  1859-61 yıllarındaki faaliyetleriyle ilgilidir. Napolyon III ile yaptığı görüşmeler, İtalyan devlet adamı Cavour ile olan ilişkileri ve Tuna federasyonu planlarıyla bağlantılı olarak yaptığı yazışmalar hakkında detaylı bilgiler vermektedir.

20 Mart 1894 tarihine, İtalya’nın Torino kentinde yaşamını yitirdi. Macarca, Almanca ve Slovakça biliyordu. Macar Demokrasisinin Babası, Macar Devlet Adamı, Özgürlük Savaşçısı, avukat, gazeteci ve politikacı olarak tarihte iz bıraktı. Ölümünden sonra Kossuth, Macaristan’da popüler bir idol olarak kaldı, adı bağımsızlık idealinin simgesi oldu, Efsanesi yıllar geçtikçe büyüdü.

1848 Macar Devrimi’nde Sembol İsim : Lajos Kossuth

Macar Devrimi, Macaristan’da 1848-1849 yıllarındaki bağımsızlık mücadelesine verilen isimdir. 1848’deki birçok Avrupa Devriminden etkilenmiştir ve Habsburg bölgelerindeki diğer devrimler ile yakından bağlantılıdır.

Macaristan’daki reform yanlıları, Viyana merkezli mutlakiyetçi ve gerici sisteme karşı bir isyan başlatmışlar, bu isyandaki ilerici radikalizmin politik ve felsefi altyapısını da Kossuth oluşturmuştur. Kossuth bu dönemde, mektuplar yayınlamış, siyasi broşürler bastırmış, raporlar yayınlamış ve Macaristan’ın her yerine dağıtmıştır.

Devrim başarısız olmuştur. Buna rağmen modern Macar ulusal kimliğinin temelini oluşturmaktadır. Devrimin başlangıç tarihi olan 15 Mart günü, Macaristan’ın üç ulusal bayramından biridir. Lajos Kossuth, Macar Devrimi’nde simgesel bir önem taşımaktadır.

Kossuth Müzesi –  Kütahya
Kütahya’nın tarihi miraslarından olan Kossuth Müzesi’ne adını veren Macar Milli Kahramanı Lajos Kossuth, Türkiye ile Macaristan arasında özel dostluk bağı oluşturmuştur.  Macar İhtilali ve Özgürlük Savaşı’nın yıl dönümü her yıl Kossuth Müzesi bahçesinde kutlanmaktadır.  Yerli ve yabancı çok sayıda turistin ziyaret ettiği Kossuth Müzesi, pazartesi günleri hariç her gün 08.00-12.00/13.00-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.
Kossuth Müzesi, bahçe içinde yer alan iki katlı ve 7 odası olan bir ahşap evdir. Kültür Bakanlığı tarafından restore edilerek Lajos Kossuth anısına müze olarak 19 Eylül 1982 tarihinde ziyarete açılmıştır. Müzede Lajos Kossuth’a ait eşyalar ve etnografik eserler sergilenmektedir. Kossuth’a ait müzik aletleri, tütün kıyacağı, tabaka gibi eserlerin yanı sıra yazmış olduğu gramer kitabının fotokopileri, Kossuth’a ait XVIII. yüzyıldan kalma bir piyano, Macar porselen yemek takımları ve Budapeşte’nin eski fotoğrafları sergilenmektedir. Dönemin kıyafetleri ve diğer eşyaları da müzede bulunmaktadır. 1848-1849 Özgürlük Savaşı’na dair gelişmeler, XIX. yüzyıl ortalarının Macar toplumunun hayatı müzede anlatılmaktadır. Kütahya mimarisinin örneklerinden olan evde Macaristan ile ilgili eşyalar da bulunmaktadır.

Kurt Schuschnigg

0

Avusturyalı hukukçu ve siyasetçi Kurt Schuschnigg, 14 Aralık 1897 tarihinde, İtalya’nın Trentino-Alto Adige/Südtirol bölgesindeki Riva del Garda’da doğdu. (Ölümü: 18 Kasım 1977)  General Artur von Schuschnigg’in oğlu idi. Stella Matutina Cizvit Koleji’nde eğitim aldı.

 I. Dünya Savaşı sırasında İtalyan Cephesi’nde esir düştü ve Eylül 1919 yılına kadar esir olarak tutuldu.

Savaştan sonra Freiburg Üniversitesi’nde ve Innsbruck Üniversitesi’nde hukuk okudu ve burada Avusturya Katolik Kardeşlik grubuna üye oldu. 1922’de hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra Innsbruck’ta avukat olarak çalışmaya başladı.

Kurt Schuschnigg, Tİme Dergisi kapağında, 21 Mart 1938

Siyasal yaşamında ilk olarak sağcı Hıristiyan Sosyal Partisi’ne katıldı ve 1927’de o zamanın en genç milletvekili olarak parlamentoya seçildi.

1932’de Adalet Bakanı olarak atandı ve 24 Mayıs 1933’ten itibaren de Eğitim Bakanı olarak görev yaptı. Daha sonra Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı.

Parlamenter sistemin kaldırılmasını ve idam cezasının geri getirilmesini savundu. Sosyalist Şubat Ayaklanmasından sonra birkaç isyancının infazı için baskı yaptı ve “işçi katili” olarak ün kazandı.

1934’te bir suikastta öldürülen Engelbert Dollfuß’un ardından Avusturya şansölyesi oldu ve Avusturya’nın otoriter Federal Devletini kurdu. 36 yaşında şansölye seçilerek bu göreve gelen en genç kişi oldu. Dolfuss gibi Avusturya’yı kararnameler ile yönetti.

Avusturya’nın İşgali ve Esaret Hayatı 

Hitler ile ağır bir antlaşma yapmak zorunda kaldı ancak yine de ülkesini işgal edilmekten kurtaramadı. Avusturya’nın işgali sırasında Almanya tarafından tutuklandı ve 12 Mart 1938 günü ev hapsine alındı, 28 Mayıs’a kadar ev hapsinde tutuklu kaldı, gestapo tarafından uykusuz bırakıldı ve SS mensupları tarafından fiziki ve psikolojik işkence yapıldı.. Ailesi ile birlikte esaret hayatını Dachau ve Sachsenhausen Toplama Kampı’nda yaşadı. Dachau kampında iken, 4 Mayıs 1945’te ABD ordusu tarafından kurtarıldı İtalya’daki Capri adasına transfer edildi.

Savaştan sonra ABD’ye iltica etti ve 1948’den 1967’ye kadar Saint Louis Üniversitesi’nde siyaset bilimi dersleri verdi.

1977 yılında, Avusturya’nın Innsbruck kenti yakınlarındaki Mutters kasabasında 79 yaşında iken yaşamını yitirdi.

4 Mayıs – Hukuk Takvimi

0
4 Mayıs Hukuk Takvimi Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar 

4 Mayıs – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar 

1406

İtalyan hümanist, edip ve Rönesans Floransa’sının en önemli politik ve kültürel figürlerden Coluccio Salutati (d. 16 Şubat 1331 – ö. 4 Mayıs 1406) yaşamını yitirdi. Bologno’da noterlik yaptı. Floransalı bilginlere gönderdiği Latince mektuplarla Cicero’ya benzetildi. Papa V. Urbanus’un papalık mahkemesinde çalıştı. Maddi gücünün büyük bir kısmını antik eserleri toplamak için harcadı ve önemli keşiflere imza attı. Ayrıca, Aristoteles ve Platon’a ait eserlerin orijinal Antik Yunanca dilinde okumasını sağladı.

1481

Osmanlı Devleti’nin idare sisteminde reformlar yapmaya çalışan Karamanlı Mehmet Paşa (d. Karaman- ö. 4 Mayıs 1481) yeniçeriler tarafından öldürüldü.

1814 1804-1814 arası Fransa imparatoru Napolyon Bonapart’ın (I. Napolyon), Elba Adasının Portoferraio kasabasındaki sürgün hayatı başladı.
1837

Macar Devriminin sembol ismi Lajos Kossuth siyasi mücadelesi nedeniyle 4 Mayıs 1837’de tutuklandı. 18 ay gözaltında tutulduktan sonra yıkıcılık suçundan üç yıl hapse mahkûm edildi. 1840’ta af kapsamında serbest bırakıldı.

1865 Abraham Lincoln, suikast sonucu öldürülmesinden üç hafta sonra, Springfield, Illinois’da toprağa verildi.
1881

Rus hukukçu ve siyasetçi Aleksandr Fyodoroviç Kerenski doğdu. (Ölümü: 11 Haziran 1970) Petersburg Üniversitesinde hukuk eğitimi gördü. Avukat olarak çalışırken Sosyalist Devrimci Parti (SR)’ye katıldı. Siyasi suçlardan yargılanan pek çok devrimciyi savundu. 1912’de Volks’tan İşçi Grubu’nun (Trudovikler) SR adayı olarak Duma üyesi (milletvekili) seçildi. Kerenski daha radikal bazı sosyalistlerin tersine, Rusya’nın I. Dünya Savaşı’na girmesini destekledi. Şubat Devrimi üzerine de monarşinin kaldırılmasını savundu.  Duma tarafından oluşturulan geçici hükûmette adalet bakanı olarak görev yaptı. 1917’de Geçici Hükûmetin Başbakanı olarak görev yaptı.

1910

Kadın ticaretinin yasaklanmasına ilişkin Sözleşme ile Fuhuş ile ilgili yayınların yasaklanmasına ilişkin 4 Mayıs 1910 günlü Sözleşme kabul edildi.

1915

Hukukçu ve İzlanda Başbakanı Sigurður Eggerz 21 Temmuz 1914-4 Mayıs 1915 ve 7 Mart 1922-22 Mart 1924 tarihlerinde iki kez başbakanlık görevini üstlendi.

1916

Kentsel incelemeler alanındaki önemli çalışmalarıyla tanınan Amerikalı-Kanadalı kadın gazeteci, yazar ve aktivist Jane Jacobs (Doğumu: 4 Mayıs 1916) Columbia Üniversitesi Genel Çalışmalar Okulu’nda iki yıl boyunca hukuk, jeoloji, zooloji, siyaset bilimi ve ekonomi dersleri aldı. Var olan mahalleleri gecekondu temizliğinden korumak gibi halka destek olan organizasyonlarıyla ve özellikle Greenwich Village bölgesinin yenilenmesini öneren Robert olan mahalleleri karşı duran fikirleriyle tanındı. OC, OOnt, Vincent Scully Ödülü ve Ulusal Yapı Müzesi Ödüllerine layık görüldü. 25 Nisan 2006’da yaşamını yitirdi.

1919 Çin Cumhuriyeti’nde yabancı malların boykot edilmesini savunan öğrenci ayaklanması yaşandı.
1926 İngiltere Sendikalar Birliği’nin çağrısıyla Britanya tarihinin ilk genel grevi başladı. 30 Nisan’da greve çıkan madencilere destek için 1 milyon 700 bin işçinin katıldığı genel grev 9 gün sürdü.
1928

Amerikalı hukukçu ve siyasetçi Joseph Davies Tydings doğdu. (Ölümü: 8 Ekim 2018)

1930 Mahatma Gandi, İngilizler tarafından tutuklandı.
1931 TBMM”nin VI. Dönem Fevkalade toplantısında Gazi Mustafa Kemal üçüncü kez Cumhurbaşkanlığına seçildi.
1932 Al Capone, vergi kaçırma suçundan Atlanta’da hapse atıldı.
1933

İstanbul eski Milletvekili Süreyya Paşa, “Gece Gelen Telgraf” kitabından dolayı Nazım Hikmet’e dava açtı. Gece Gelen Telgraf yayımlandıktan bir süre sonra iki dava açılmış; birini 5 Mart 1933’te kitabı toplatan İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, “halkı rejim aleyhine kışkırtmak”tan, sırasıyla yazar Nazım Hikmet’e, yayımcı Ahmet Halit’e, basımevi sahibi Ali Beye karşı; diğer davayı ise, 9 Mayıs 1933’te, yapıtta yer alan “Hiciv Vadisinde Bir Tecrübei Kalemiye” adlı yergide “kendisine ve pederine hakaret ettiği” gerekçesiyle Süreyya Paşa, Nazım Hikmet’e karşı açmıştı.

1937 Bakanlar Kurulu tarafından 1937 Yılında Yapılan Tunceli Tenkil Harekatına Dair Kararı alındı.  Karar, Dersim Tertelesi’nin zemini oldu.
1943 Başbakanlık; II. Dünya Savaşı sırasında, şeker satışlarını durdurdu. Bir yıl sonra ise İstanbul’da nüfus başına iki kilo un verilmesine karar verildi.
1945 Hukukçu Kurt Schuschnigg, Dachau Toplama kampında iken 4 Mayıs 1945’te ABD ordusu tarafından kurtarıldı.
1946

Amerikalı avukat ve politikacı Richard Louis Brodsky doğdu. (Ölümü:8 Nisan 2020) Brandeis Üniversitesi‘nde Siyaset alanında Lisans derecesi ve Harvard Hukuk Okulu‘nda Hukuk Doktoru derecesi aldı. 1975’te Westchester County Yasama Kurulu’nda görev yaptı. Global Panel Foundation’ın Danışma Kurulu’nda görev yaptı. 2010 yılında New York Üniversitesi’ndeki Robert F. Wagner Kamu Hizmeti Enstitüsü’nde Kıdemli Araştırmacı oldu. 2011’de partizan olmayan kamu politikası organizasyonu Demos’a Kıdemli Üye olarak katıldı. 2009’da imzalanan Kamu Yetkilileri Reform Yasası’na sponsor oldu. New York Eyaletinde çevre koruma ve muhafazaya ayrılmış Çevre Koruma Fonu’nun oluşturulmasından sorumlu mevzuatı yazdı.

1949

Demokrat Parti milletvekillerinin teklifi ile, İstiklal Mahkemeleri Kanunu ve ekleri 4 Mayıs 1949 tarihli ve 5384 sayılı kanunla yürürlükten kaldırıldı, Türk Yargı Sisteminden bu mahkemeler çıkarıldı. İstiklal Mahkemeleri Kanunu, 31 Temmuz 1922 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 29 nolu kanun olarak kabul edildi İstiklal Mahkemeleri Kanunu, 31 Temmuz 1922 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 29 nolu kanun olarak kabul edilmiştir. İstiklal Mahkemeleri, ilk olarak 1920 yılında Kurtuluş Savaşı sürecinde ayaklanma çıkaranları, asker kaçaklarını ve casusluk faaliyetlerini engelleyerek milli mücadeleyi durdurmaya dönük eylemleri yargılamak amacıyla kurulmuştur. Kanunun süresi ilk başta iki yıl olarak düzenlenmesine karşın İstiklal Mahkemeleri 4 Mart 1929 tarihine kadar hukuki varlığını devam ettirmiştir. İstiklal Mahkemeleri Kanunu ve ekleri ise 4 Mayıs 1949 tarihli ve 5384 sayılı kanunla yürürlükten kaldırılmış, Türk Yargı Sisteminden bu mahkemeler çıkarılmıştır.

1955

Türk Kadınlar Birliği’nin girişimleriyle, her yıl mayıs ayının ikinci pazar gününün Anneler Günü olarak kutlanmasına karar verildi. Anneler Günü’ne ilişkin ilk resmi öneri, 1872’de ABD’li Julia Howe’dan gelmişti.

1960 Yeni Sabah gazetesi 10 gün süreyle kapatıldı.
1960 Demokrat İzmir gazetesinden 16 kişi mahkûm oldu.
1960

Avusturyalı siyasetçi Werner Faymann doğdu.

 1966

Hukuk tarihi alanında çalışan akademisyen ve TV programı yorumcusu Ekrem Buğra Ekinci dünyaya geldi.

1967

ILO 116 No’lu Son Maddelerin Revizyonu Sözleşmesi, 7 Haziran 1961 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü-ILO tarafından kabul edildi, 4 Mayıs 1967 tarihli ve 862 yasa ile onaylanarak Resmi Gazetenin 28 Ağustos 1968 tarihli sayısı ile yayımlanarak yürürlüğe girdi.

1969

Yargıtay Başkanı İmran Öktem’in cenazesindeki olayların, kapatılan Din Görevlileri Federasyonu ve İmam Hatip Okulları Mezunları Cemiyeti’nin tertiplediği iddia edildi.

1972

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmelerini önlemek isteyen dört kişi Jandarma Genel Komutanı Kemalettin Eken’i kaçırmak istedi. Polis müdahale etti. Orgeneral Eken ayağından yaralandı. Eylemcilerden üçü kaçmayı başarırken Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi Niyazi Yıldızhan öldürüldü.

1972

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın serbest bırakılmaları için THY uçağını Sofya’ya kaçıran 4 THKO’lu, Bulgaristan’dan siyasi iltica sözü üzerine Bulgar polisine teslim oldu, kaçırılan uçaktaki yolcular Türkiye’ye getirildi.

1973

Çevre yolu yapımı için Edirnekapı’daki tarihi surların yıkımına başlandı.

1978 Silahlı saldırıda felç olduktan sonra Haydarpaşa Hastanesi’nde tedavi gören hukukçu Server Tanilli uçakla Londra’ya gönderildi.
 1979 Hukukçu, Margaret Thatcher İngiltere tarihinin ilk kadın Başbakanı oldu.
1981

DİSK Davası’yla ilgili olarak Ankara’da gözaltına alınan Prof. Sadun Aren ve Doç. Alpaslan Işıklı dahil 28 kişi İstanbul’a götürülerek Metris Kışlası’na konuldu.

1982

Türkiye‘nin Boston’daki fahri konsolosu Orhan Gündüz, Ermeni militanlar tarafından öldürüldü.

1982 Pahalılık ve İşsizlikle Mücadele Derneği (PİM) yönetici ve üyesi 7 kişinin yargılanmasına başlandı. 12 Eylül öncesinde Vatan Partisi paralelinde yasadışı faaliyet ve komünizm propagandası yaptıkları gerekçesiyle 1 sanık için idam, 6 sanık için 5-30 yıl arası hapis cezası istendi.
1984 DİSK/Sine-Sen’in Genel Sekreteri Semra Özdamar, Güler Ökten ve Zeki Ökten dahil 6 yönetici hakkında Askeri Mahkeme’de dava açıldı.
1984 DİSK Davası’nda yargılananlardan Prof. Dr. Sadun Aren, Demirhan Tuncay ve Mehmet Mıhlacı tahliye edildi.
1985 Terzi Fikri olarak bilinen, Fatsa eski Belediye Başkanı Fikri Sönmez, Fatsa Devrimci Yol davasından tutuklu olarak bulunduğu Amasya askeri cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucunda yaşamını yitirdi.
1988 İstanbul Üniversitesi rektörlük binasını işgal eden öğrenciler DGM’de sorgulandı.
1988

6 yıldır devam eden 723 sanıklı Devrimci Yol Davası’nda Askeri Savcı 74 sanık için ölüm cezası talep etti.

1989

İsveç’te yaşayan ve Stockholm Öyküleri adlı kitabıyla bu yılın Sait Faik Hikaye Armağanı’nı kazanan Demir Özlü, 200 bin TL olarak belirlenen armağan tutarını Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Yardımlaşma Derneği’ne (TAYAD) bağışlayacağını açıkladı.

1989 Ateşten Köprü kitabında komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla yargılanan yazar Kerim Korcan beraat etti.
1990 Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, 3628 Sayılı Kanun numarası ile ve Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu adıyla Resmî Gazetenin 4 Mayıs 1990 tarihli ve 20508 numaralı sayısında yayınlanarak yürürlüğe girdi.
1990 Türkiye Birleşik Komünist Partisi yöneticileri Haydar Kutlu ve Nihat Sargın 900 günlük tutukluluğun ardından tahliye edildi.
 1991 Necdet Darıcıoğlu’nun Anayasa Mahkemesi Başkanlığı görevi 4 Mayıs 1991’de sona erdi. 2 Mart 1990’da başkanlığa seçilmişti.
 1992

Türkiye Cumhuriyeti ile Ukrayna Arasında Dostluk ve İşbirliği Anlaşması, 4 Mayıs 1992 tarihinde imzalandı, anlaşmayı onaylayan kanun TBMM tarafından 2 Aralık 1993 tarihinde kabul edilerek 8 Aralık 1993 tarihinde resmi gazetede yayınlandı. İşbu Antlaşma Birleşmiş Milletler Yasasının 102 nci maddesi uyarınca Birleşmiş Milletler Sekreteryasına tescil edilecektir. Ankara’da 4 Mayıs 1992 tarihinde Türkçe ve Ukrayna dillerinde ikişer nüsha halinde ve her iki metin aynı ölçüde geçerli olacak şekilde imzalanmıştır.

1992

Türkiye Cumhuriyeti ile Ukrayna Arasında Dostluk ve İşbirliği Anlaşması, Türkiye adına Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Ukrayna adına ise Cumhurbaşkanı Leonid M. Kravçuk tarafından 4 Mayıs 1992 tarihinde imzalandı.

1994 Filistin Kurtuluş Örgütü ile İsrail, Batı Şeria ve Gazze’de yaşayan Filistinlilere özerklik verilmesini öngören antlaşmaya imza attı.
1994 Sosyalist İktidar Partisi, Çağlayan’daki 1 Mayıs mitingi sonrası kortejlerine yapılan polis saldırısına ilişkin olarak Vali, Emniyet Müdürü ve diğer sorumlular hakkında suç duyurusu yaptı.
 1994

Belge yayınları sahibi Ayşe Nur Zarakolu hakkında, İsmail Beşikçi’nin bir kitabını yayınladığı için hakkında verilen 5 ay hapis cezasının infazına başlandı. Zarakolu hakkında 30’da fazla dava bulunuyordu.

1998

Yolsuzlukla Mücadelede 20 Temel İlke’yi içeren ve Yolsuzluğa Karşı Eylem Programı’nın icrası için uluslararası hukuki belgelerin hazırlanmasının hızla sonuçlandırılması gerekliliğinin altını çizen (97) 24 sayılı Avrupa Konseyi Tavsiye Kararı kabul edildi.

2005 Ziya Selçuk’un başkanlığındaki Talim ve Terbiye Kurulu kararıyla, çıraklık ve yaygın eğitim merkezlerinde eğitim gören 185.000 çırağın da 2006’dan itibaren haftada 1 saat “Din Kültürü ve Meslek Ahlakı” dersi almaları kararlaştırıldı; ilgili ders 2000’de kaldırılmıştı.
2005

Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref’e düzenlenen suikast girişimlerinin planlayıcısı olmakla suçlanan Libyalı El Kaide üyesi Ebu Farrac el Libbi’nin Pakistan’da yakalandı.

2006

Anayasa Mahkemesi, yeni kurulan 15 üniversitenin kurucu rektörlerinin 2 yıl için Milli Eğitim Bakanı ve Başbakan’ın önereceği 3 isim arasından Cumhurbaşkanı’nca atanmasını öngören yasa hükmünü iptal etti.

 2007 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun kabul edildi.
 2011 Müteahhit Zamanhan Ablak ‘uyuşturucu ticareti’ yapmak suçlaması 4 Mayıs 2011’de tutuklandı. Ablak daha sonra beraat etmiş ve tutuklu kaldığı günler için tazminat davası açmıştır.
2012 Deniz Feneri soruşturmasını yürütürken haklarında soruşturma açılan 3 savcının resmî belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlamasıyla Yargıtay’da yargılanmasına başlandı.
 2015 GREVIO (Kadınlara Karşı Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Uzman Eylem Grubu), İstanbul Sözleşmesi’ne taraf devletlerin sözleşmenin getirdiği standartlara uyup uymadıklarını belirlemek için amacıyla kuruldu.
2015

Yüksek Seçim Kurulu, HDP’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “seçim yasaklarını açıkça ihlal ettiği gerekçesiyle uyarılması” istemiyle yaptığı başvuruyu oybirliğiyle reddetti.

2017

12 Eylül askeri darbesine ilişkin olarak, dönemin Genelkurmay Başkanı, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile emekli Orgeneral Ali Tahsin Şahinkaya hakkındaki dava, sanıkların ölmüş olmaları nedeniyle düşürüldü.

2017

HSYK tarafından “FETÖ” soruşturmaları kapsamında 107 hakim ve savcı meslekten ihraç edildi.

2017

Yunanistan Temyiz Mahkemesi, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası bu ülkeye kaçan askerlerden ikisinin iade edilmesine ilişkin Türkiye’nin talebini reddetti.

 2018

Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü, Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde yayımlandı. Tüzük, 4 Mayıs 2018’i takip eden yirminci gün yürürlüğe girdi.

 2019

Filipinli hukukçu ve siyasetçi Prospero Castillo Nograles yaşamını yitirdi. (Doğumu: 30 Ekim 1947) Ateneo de Manila Üniversitesi‘nde eğitim gördü. Siyaset Bilimi alanında yüksek lisans yaptı. Daha sonra Manila Hukuk Okulu‘ndan Hukuk Lisans derecesi aldı. 1989’dan 2010’a kadar Davao Şehri 1. Bölgesi’ni temsilen Filipinler Temsilciler Meclisi’nde beş dönem delege olarak seçildi. 2008-2010 yılları arasında Filipinler Temsilciler Meclisi Başkanı olarak görev yaptı. Uzun yıllar sonra Filipinler yasama tarihinde Mindanao’dan sonra gelen ilk sözcü oldu.

2025

Sırrı Süreyya Önder için Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenen tören çıkışı CHP Genel Başkanı Özgür Özel‘e saldıran şahsın kimliğine dair İçişleri Bakanlığı açıklama yaptı: “Şahsın; 2004 yılında B.T. ve M.T. isimli çocuklarını öldürdüğü ve iki çocuğunu yaraladığı belirlenmiştir. Hırsızlık ve tehdit suçlarından kaydı vardır. Müebbet hapis cezası alan S.T, 2020 yılında şartlı tahliye ile serbest bırakılmıştır” İki çocuğunu katleden ve hakkında birçok suç kaydı olan Tengioğlu’nun hapishanede olmaması kamuoyunda büyük tartışmalara neden oldu, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç hükümlünün eski mevzuata göre tahliye olduğunu açıkladı.  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel’e yönelik saldırı hakkında soruşturma başlattı. 

Lahey Tavsiye Kararı: Anıtların, tarihi ve sanatsal önem arzeden bina grupları ve alanlarının etkin korunması ile ilgili bölgesel planlama kapsamında alınan İlke Kararları

0

Anıtların, tarihi ve sanatsal önem arzeden bina grupları ve alanlarının etkin korunması ile ilgili bölgesel planlama kapsamında alınan İlke Kararları, 3 Mayıs 1968 tarihinde Avrupa Konseyi Bakan Komitesi tarafından kabul edilmiştir. (Lahey Tavsiye Kararı (Tavsiye Kararı D)(68/12) (The Hague Recommendation (Recommendation D) Resolution on the Active Maintenance of Monuments, Groups and Areas of Buildings of Hstorical and Artistic Interest, 3 May 1968)

Büyükada Fayton Meydanı – 1850

Anıtların, tarihi ve sanatsal önem arzeden bina grupları ve alanlarının etkin korunması ile ilgili bölgesel planlama kapsamında alınan İlke Kararları

Bakanlar Komitesi,

Anıtların, tarihi ve sanatsal önem arz eden bina grupları ve alanların bölgesel planlama kapsamında etkin korunması üzerine toplanan Kültürel Đşbirliği Konseyi’nde (Bilgi Şöleni D); alınan kararı (No.37) (1968) göz önünde tutarak;

A. 22 – 27 Mayıs 1967 tarihleri arasında Lahey’de düzenlenen Bilgi Şöleni D’de ileri sürülen fikirleri;

B. Genel Raporötler Stad en Landschap Zuid Hollanda Yöneticisi Sayın W.F. Schut ve Enstitü Başlan Vekili Sayın F.R. Kuyken’in sunduğu temel raporu;

C. Bilgi Şöleni’ne:

1. Bu amaçla görevlendirilen öğretim görevlilerince

2. Katılımcı delegelerce verilen bilgileri akılda tutarak;

A. Anıtların, tarihi ve sanatsal önem arz eden bina grupları ve alanlarının yeri doldurulamaz bir kültürel değer teşkil etmelerinin yanı sıra insanların, korunması büyük önem arz eden yaşam alanlarının, birer parçası olduklarını;

B. Yerleşik çevre ile ilgili sorunların uyum içinde çözümü için en uygun uygulamanın fiziksel planlama olduğunu;

C. Kentsel ve kırsal yaşamda anıtların, tarihi ve sanatsal önem arz eden bina grupları ve alanlarının tam bütünleştirilmesinin;

a. en etkili koruma ve onarım yolu olduğunu
b. toplumsal bir sürecin parçalarından biri olduğunu
c. insanların yaşam alanlarını büyük ölçüde zenginleştiren bir kaynak olduğunu

Tüm seviyelerde planlama, bütünleştirmenin gerçekleştirilebilmesinde en etkili araç olduğunu dikkate alarak;

Üye Devletler hükümetlerine,

1. Aşağıdakiler için gerekli mevzuatı sağlamayı ya da değişiklikleri yapmayı;

a. anıtların, tarihi ve sanatsal önem arz eden bina grupları ve alanlarının korunması,

b. kent ve taşra planlamasının koordineli olması (Arsa değerlerini etkileyen sorunlar gibi daha geniş kapsamlı sorunlar, her durumda sorumlu ulusal mercilerin inisiyatifine bırakılacaktır);

2. Konsey Üyesi olan tüm ülkelerin, planlama işlemlerinin en başında uzmanların, anıtların, tarihi ve sanatsal önem arz eden bina grupları ve alanlarının korunması ve ıslah edilmesini ulusal, bölgesel ya da yerel oluşumlarla birleştirme hususundaki görüşlerini dikkate alan çalışmalar hazırladığına emin olmayı;

3. Bu amaç doğrultusunda ilgili makam ve merciler arasında tüm gelişim aşamalarını kapsayacak şekilde danışmanlık sistemi oluşturmayı;

4. Korunmaya ihtiyaç duyan, görülebilir ya da gizli kalmış tarihi ya da sanatsal önem arz eden bina grupları ya da alanlarını teşhis etmek amacıyla ulusal, bölgesel ya da yerel düzeyde özel planlar hazırlamayı;

5. Anıtlara, tarihi ve sanatsal önem arz eden bina grupları ve alanlarına, fiziksel planın temelini oluşuran
çeşitli faktörlerin incelenmesindeki kültürel ve sosyal önemlerinden dolayı gerekli alanı sağlamayı;

6. Kamu girişimlerinin ya da özel girişimlerin planlama ve yürütmesi esnasında anıtlara, tarihi ve sanatsal önem arz eden bina grupları ve alanlarına saygı gösterilmesini sağlamak için gerekli adımları atmayı;

Bu tip anıtların, grupların ve alanların korunmasından sorumlu makamlar arasında bu amaç doğrultusunda, başlangıç ve sonuç aşamalarında işbirliği sağlanmayı;

7. Kamu girişimlerini ya da özel girişimleri anıtların, tarihi ve sanatsal önem arz eden bina grupları ve alanlarının geliştirlmesi doğrultusunda teşvik edecek ekonomik ve sosyal koşullara ulaşmayı amaçlamayı;
8. Sorumlu makamların dikkatini işbirliği içine girmenin önemine çekmek için idarecilerin, uzmanların ve teknisyenlerin yetiştirilmesine bir an önce başlamayı;

9. Anıtların, tarihi ve sanatsal önem arz eden bina grupları ve alanlarının çeşitli yönleri ve bu grup ya da
alanların kentsel ya da kırsal yaşamla bütünleştirilebilmesi için planlama yöntemleri üzerine temel araştırma yapılmasını teşvik etmeyi;

10. Anıtların, tarihi ve sanatsal önem arz eden bina grupları ve alanlarının etkin bir şekilde korunması ve kamu girişimleri ile özel girişimlerin bu politikanın uygulanmasında işbirliği yapması gerekliliğini önemle dikkate almayı;

11. Bu konuların önemini kamuoyuna duyurmak için her yola başvurmayı; önermektedir.

3 Mayıs – Hukuk Takvimi

0
3 Mayıs – Hukuk Takvimi
1916 Halil Bey’in Danıştay Başkanlığı(Şuray-ı Devlet) görevi sona erdi. İbrahim Bey Danıştay Başkanlığına getirildi ve 3 Mayıs 1916-22 Ocak 1917 tarihleri arasında görev yaptı.
1916  İrlandalı cumhuriyetçilerin Büyük Britanya yönetimine karşı 24 Nisan 1916 tarihinde Dublin’de başlattığı başarısız Paskalya Ayaklanmasının liderleri; Éamonn Ceannt, Thomas James Clark, James Connolly, Thomas MacDonagh, Patrick Pearse, Joseph Mary Plunkett, Sean MacDiarmada, Roger Kanat, Con Colbert, Edward Daly, Sean Heuston, John MacGelin, Michael Mallin, Michael O’Hanrahan ve William Pearse idam edildi. Ayaklanmada yaklaşık 2.000 kişi ölmüştü.
1919 Amerikalı folk müzik şarkıcısı besteci ve sivil aktivist Peter Seeger doğdu. (Ölümü: 27 Ocak 2014) ABD’de 1950’lerde baş gösteren Cadı Avı döneminde kara listeye alınan isimlerdendi.
1920 Ankara’da ilk Bakanlar Kurulu olan İcra Vekilleri Heyeti kuruldu. İlk toplantı Mustafa Kemal başkanlığında yapıldı.
1920

Celâlettin Arif Bey, Ankara’da ilk Bakanlar Kurulu olan İcra Vekilleri Heyetinde, 3 Mayıs 1920’de, ilk adalet bakanı oldu. Mustafa Kemal’in 110 oyuna karşılık 109 oy alarak TBMM ikinci başkanlığına getirilmişti. Millî Mücadele’ye katıldığı için Dîvân-ı Harb tarafından gıyabında ölüm kararı verildi.

1922 Hukukçu ve Yunanistan eski Başbakanı Dimitrios Gunaris‘in 26 Mart 1921’de başlayan görevi 3 Mayıs 1922 tarihinde sona erdi..Gunaris, 5 Ocak 1867’de dünyaya geldi ve hukuk eğitimi alarak avukatlık yaptı. Politikaya atıldı. Venizelos’un rakibi idi. Halk Partisi’nin lideri olarak 25 Şubat-10 Ağustos 1915 ve 26 Mart 1921-3 Mayıs 1922 arasında Yunanistan Başbakanlığı yaptı. Altılar Davası olarak bilinen ve Askeri Ceza Mahkemesi sıfatı taşıyana mahkemedeki yargılama sonrasında, ‘Küçük Asya Felaketi’nin faili olarak diğerleri ile birlikte idama mahkûm edildi. Duruşmalardan hemen sonra, bir aşağılanma şekli olarak sandalyeye ters oturtulmuş şekilde, 15 Kasım 1992’de, sırtından kurşuna dizilerek infaz edildi.

Dimitrios Gunaris
1935 3 Mayıs 1935 tarihinde Türkiye’nin ilk uçuş okulu olan Türkkuşu kuruldu.
1949 Fransız yargıç Alain Lacabarats dünyaya geldi. 1975 yılında yargı teşkilatına katıldı. İş hukuku uzmanı olarak çalıştı. Yargıtay’da danışman ve Paris Temyiz Mahkemesi’nde daire başkanı olarak görev yaptı. 2004 yılında Yargıtay Danışmanı olarak atanmıştır. Daha sonra Mahkeme’nin Üçüncü Hukuk Dairesi’nin ve ardından Sosyal Daire’nin başkanlığını devraldı. Aynı zamanda Yüksek Yargı Kurulu üyeliğinde bulundu. Yargıtay Dairesi onursal başkanı olarak seçildi. Paris XIII Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak ders verdi. Ocak 2004-Aralık 2005 tarihleri arasında Avrupa Yargıçlar Danışma Kurulu (CCJE) başkanlığı yaptı, Ocak 2007 tarihi itibarıyla CCJE Yönetim Kurulu üyesi oldu. 2015-2019 dönemi için Yüksek Yargı Kurulu üyeliğine seçildi. 2019 yılına dek Avrupa Yargı Kurulları Ağı yönetiminde yer aldı.

Yargıç Alain Lacabarats
1950 Ali Naci Karacan’ın kurduğu, Milliyet gazetesi yayın hayatına başladı.
1954 Hukukçu, Anayasa Mahkemesi Üyesi ve önceki Başkan Vekili Serruh Kaleli doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nde eğitim gördü. 1996-1998 yıllarında Ankara Barosu Yönetim Kurulu Sayman Üyeliği, 2000-2004 yılları arasında iki dönem Türk Hukuk Kurumu Yönetim Kurulu ve Sayman Üyeliği, 2001 yılında 4 yıllığına Türkiye Barolar Birliği Denetleme Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu. 2004-2005 sezonu Türkiye Basketbol Federasyonu Disiplin Kurulu Başkan Vekilliği yaptı ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından 19 Temmuz 2005 tarihinde Anayasa Mahkemesi Üyeliğine seçildi. 14 Nisan 2011 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesi Başkan Vekilliği’ne seçildi ve bu görevi 14 Nisan 2015’e dek sürdürdü. 2019 tarihi itibarıyla Ziraat Bankası yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaktadır.
1968 AIESEC genel kurul toplantısında Devlet Bakanı Seyfi Öztürk’e aleyhte tezahürattan yargılanan, aralarında Deniz Gezmiş’in de bulunduğu 6 genç 6’şar ay hapis ve 600’er TL para cezasına mahkum oldu.
1968 Paris Sorbonne Üniversitesi‘nde çıkan isyan, 1 aydan fazla sürdü ve Fransa’nın geneline yayıldı. Sonuçta Meclis feshedildi, pek çok sivil ve polis hayatını kaybetti.
1968 Anıtların, tarihi ve sanatsal önem arzeden bina grupları ve alanlarının etkin korunması ile ilgili bölgesel planlama kapsamında alınan İlke Kararları, 3 Mayıs 1968 tarihinde Avrupa Konseyi Bakan Komitesi tarafından kabul edildi. (Lahey Tavsiye Kararı (Tavsiye Kararı D)(68/12) (The Hague Recommendation (Recommendation D) Resolution on the Active Maintenance of Monuments, Groups and Areas of Buildings of Hstorical and Artistic Interest, 3 May 1968)
1969 Hindistan Cumhurbaşkanı Zakir Hüseyin yaşamını yitirdi. (Doğumu: 8 Şubat 1897) Ülkesinde bu göreve getirilen ilk Müslüman oldu ve laikliği savunduğu için bazı Müslüman çevreler tarafından ağır şekilde eleştirildi.
1969 1 Mayıs 1969’da yaşamını yitiren Yargıtay Başkanı İmran Öktem için 3 Mayıs 1969 günü Ankara Maltepe Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Tören, yobazlar tarafından engellenmeye çalışıldı, kalabalık bir grup, cenaze namazının kılınmasını engellemeye çalıştı ve cami görevlileri, görevlerini yerine getirmedi. Olay, tarihin sayfalarına kara bir leke olarak geçti ve ikinci 31 Mart Vakası olarak anıldı.

1969 33 demokratik kitle örgütü Prof. Dr. İsmet Sungurbey’in koordinatörlüğünde 4-10 Mayıs tarihleri arasında “İşsizlik ve Pahalılığa Karşı Genel Direniş Haftası” düzenledi. Eyleme, İstanbul Barosu önceki başkanlarından Kazım Kolcuoğlu da katılmıştı.
1972 Hukuki veya Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşmenin Onaylanması Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı 3 Mayıs 1972 tarihinde kabul edildi, Resmi Gazetenin 17 Haziran 1972 tarihli sayısında yayınlandı.
1979 Margaret Thatcher,  İngiltere tarihinin ilk kadın Başbakanı olarak göreve geldi. Birleşik Krallık’ta en uzun süre başbakanlık görevi yapan kişi oldu. Aynı zamanda hukukçu idi.
1980 CHP Adana İl Başkanı Avukat Ahmet Albay, 17 Nisan 1980’de Adana’da uğradığı saldırı sonrası tedavi için götürüldüğü Ankara’daki hastanede hayatını kaybetti.
1980 Feshedilen CHP’nin eski genel başkanı Bülent Ecevit hakkında, Norveç’te yayınlanan bir gazeteye demeç vererek TCK 140.maddeye ve MGK’nin 52 no’lu bildirisine aykırı davrandığı iddiasıyla 5 yıldan az olmamak üzere ağır hapis talebiyle yeni bir dava açıldı.
1990 Turizm merkezlerini planlama yetkisini Anakent Belediyesi’nden alarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’na devreden Bakanlar Kurulu Kararı’nın yürütmesinin durdurulmasının ardından Şehir Plancıları Odası da Bakanlar Kurulu’nun  düzenleme kararının iptali için Danıştay’da dava açtı.
1991 Rahmi Saltuk ile Ahmed Arif’in Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleştireceği şiir-müzik gecesi İstanbul Valiliği’nce yasaklandı.
1992 Sosyalist Birlik Partisi’nin 1. Olağan Kongresi 2-3 Mayıs 1992 tarihlerinde yapıldı. Sosyalist Birlik Partisi Kapatma Kararı, 19 Temmuz 1995 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından alındı.
1994 20 Aralık 1993 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından alınan bir karar doğrultusunda, 1994 yılından itibaren 3 Mayıs gününün “Dünya Basın Özgürlüğü Günü” olarak kutlanmaya başlanması kararlaştırıldı. Türkiye, 2018 yılı itibariyle 180 ülke içerisinde 157’nci sırada iken 2020 yılı basın özgürlüğü endeksinde ise 180 ülke arasında 154’üncü sırada yer aldı. RSF tarafından açıklanan verilere göre 2022 yılında Türkiye, basın özgürlüğü alanında 180 ülke arasında 149. sırada yer aldı. 

RSF Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye 180 ülke arasında 149. sırada
1995 Yargıtay, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası’nda yerel mahkemenin verdiği ölüm cezalarına ilişkin hükmü bozdu  ancak hapis cezalarını onayladı. Davayı, ANAP’ın çıkardığı İnfaz İndirimi Yasası kapsamına giren hükümler nedeniyle zamanaşımından düşürüldü.
1996 Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı, 3 Mayıs 1996 tarihinde imzaya açıldı ve 1 Temmuz 1999 tarihinde yürürlüğe girdi. Türkiye, Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nı 6 Ekim 2004 tarihinde imzaladı.
1997 Çiller ailesi hakkında yolsuzluk iddialarına yer veren Flash TV’nin ekranları, yargı kararı bulunmadan Ulaştırma Bakanlığı’nın sözlü talimatıyla karartıldı.
2002 İnsan Hakları Ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye ek, ölüm cezasının her durumda kaldırılmasına dair 13 Numaralı Protokol Avrupa Konseyi arşivlerinde saklanmak ve her iki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere Fransızca ve İngilizce tek bir nüsha halinde 3 Mayıs 2002 tarihinde Vilnius’da düzenlendi.
2003 Büyük Avrupa’da Bölgesel İşbirliği ve Demokratik Değişmezliğin Sağlamlaştırılması Hakkındaki Vilnius Bildirisi; 3 Mayıs 2003 tarihinde Bakanlar Komitesinin 110 uncu oturumunda kabul edildi.
2008
  • Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 13 Aralık 2006 tarihli ve A/RES/61/106 tarihli kararıyla kabul edildi ve 3 Mayıs 2008 tarihinde yürürlüğe girdi.
  • Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi’nin yayınladığı bir rapora göre, 2007 yılında 65 gazeteci öldürüldüğü açıklandı. Raporda, son 15 yılda öldürülen yaklaşık 500 gazetecinin, sadece 75’inin katillerinin bulunduğu ve dünyada gazeteciler için en tehlikeli bölgelerin Irak, Sierra Leone ve Somali olduğu belirtildi.
2011 Özgür Basın Gününde bir araya gelen ve Gazetecilere Özgürlük Kongresi’ne katılan uluslararası basın özgürlüğü örgüt temsilcileri Türkiye’deki tutuklu gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını talep etti.
2012 Yabancılara mülk satışına olanak sağlayan ve Tapu Kanunu ve Kadastro Kanunu’nda değişiklik yapan tasarı Meclis’te kabul edilerek yasalaştı.
2013 Çağdaş Hukukçular Derneği üyeleri, baro başkanları ve avukatlar tutuklu avukatların serbest bırakılması için Adalet Bakanlığı’na yürüdü.
2025

TBMM Başkan vekili Sırrı Süreyya Önder tedavi görmekte olduğu hastanede yaşamını yitirdi. Önder, 1978 yılında Adıyaman Lisesinde öğrenci iken Maraş Katliamı’nı protesto ettiği için tutuklanarak ilk kez cezaevine girmişti. 2013 yılında Nevruz kutlamaları sırasında yaptığı konuşma nedeniyle 3 Aralık 2018’de 43 ay hapis cezasına çarptırılmış, 6 Aralık 2018’de Kocaeli’de cezaevine girmiş, Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermesi üzerine 4 Ekim 2019’da serbest bırakılmıştı. Kobanê Davası’nda 38 kez ağırlaştırılmış müebbet istemi ile yargılanmış ve 16 Mayıs 2024’te görülen karar duruşmasında hakkında beraat kararı verilmiştir. Önder’in, HDP’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’nde açılan davada 686 diğer HDP’li ile birlikte 5 yıl siyasetten men edilmesi de isteniyordu

3 Mayıs – Hukuk Takvimi

Dünya Basın Özgürlüğü Günü

0
2025 Yılı Basın Özgürlüğü Endeksine ilişkin harita

Dünya Basın Özgürlüğü Günü, Birleşmiş Milletler tarafından 20 Aralık 1993 tarihinde New York’ta alınan 48/432 sayılı karar doğrultusunda, 1994 yılından itibaren kutlanmaktadır. 3 Mayıs günü, Özgür Basın Günü, Dünya Basın Günü ya da Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak bilinmektedir.  Özgür basın, bir milletin vicdanıdır ve iyi yönetim sağlamanın en önemli araçlarındandır. 3 Mayıs, basın özgürlüğünün faydalarını aktarmaya yönelik bir çağrı günüdür.

Uluslararası Özgür Basın Günü’nün Çerçevesi 

  • Basın özgürlüğünün temel ilkelerini hatırlatmak;
  • Dünya genelinde basın özgürlüğünün durumunu değerlendirmek;
  • Medyanın bağımsızlığına yönelik saldırılara karşı tedbirler geliştirmek;
  • Görevi başında iken hayatını kaybeden gazetecileri anmak

Özgür Basının Önemi

  • Bağımsız, çoğulcu ve rekabetçi basın çağdaş demokrasinin ön koşuludur.
  • Özgürlük ve Özgür Basın herkesi ilgilendiriyor. Bir toplum içinde yaşayan ve özgür basından yararlanan herkes basının özgürlüğüne ihtiyaç duyar.
  • Basın özgürlüğünün eksik olmadığı ülkeler sağlam ulus ve iyi bir yönetimi daha kolay yaratır.
  • Özgür basın yolsuzlukları ifşa eder, insanlara bağımsız ve rekabetçi bir yaşam sağlar.
  • Özgü basın, hükümetlere zengin bir politika yelpazesi sunar.
  • Basın özgürlüğü, hür yurttaşların adil bir ülkede yaşamasına hizmet eder.
  • özgür Basın, kamu otoritelerinin sorumlulukları konusunda duyarlılık yaratır ve toplumsal bilinci yükseltir.

Windhoek Bildirgesi ve RSF’nin Periyodik Endeksleri

Özgür basın Günü, 3 Mayıs 1991’de, ilan edilen ve özgür basın ilkelerini içeren Windhoek Bildirgesinin yıl dönümüdür. Bildirge, Namibya’nın Windhoek kentinde düzenlenen Bağımsız ve Çoğulcu Bir Afrika Basınını Teşvik Konferansında kabul edilmiştir.

1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi‘nin 19. Maddesi’nde güvence altına alınan ifade özgürlüğü hakkına saygı gösterme ve bu hakkı savunma görevlerini hatırlatmaktadır.  Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Örgütü tarafından her yıl Dünya Basın Özgürlüğü endeksi yayınlanmaktadır. RSF’nin, açıkladığı endekse göre Türkiye, 2018 yılı itibariyle 180 ülke içerisinde 157’nci sırada iken 2020 yılı basın özgürlüğü endeksinde ise 180 ülke arasında 154’üncü sırada yer almıştır. 2025 yılında ise Türkiye, 159. sırada gösterilmiştir.

UNESCO ve Dünya Basın Özgürlüğü Günü

3 Mayıs, basın özgürlüğünün önemine ilişkin farkındalığı artırmak ve hükümetlere Sözleşme’de yer alan ifade özgürlüğü hakkına saygı duyma ve bu hakkı destekleme görevlerini hatırlatma günüdür. UNESCO, her yıl medya mensuplarını, basın örgütlerini ve BM’nin ilgili birimlerini bir araya getirerek basın özgürlüğünün dünya çapındaki durumunu değerlendirmek ve yaşanan zorlukları ele almak için konferanslar düzenlemekte ve Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü kutlamaktadır. Konferanslarda her yıl yeni bir tema belirlenmekte ve bu çerçevede etkinlikler düzenlenmektedir. 2025 yılı küresel anma etkinliklerinin ana teması, “Cesur Yeni Dünyada Habercilik – Yapay Zekanın Basın Özgürlüğü ve Medya Üzerindeki Etkisi” olarak belirlenmiştir.

2025 Yılı Basın Özgürlüğü Endeksine ilişkin harita
2025 Yılı Basın Özgürlüğü Endeksine ilişkin harita

2 Mayıs – Hukuk Takvimi

0
2 Mayıs - Hukuk Takvimi - Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar

2 Mayıs – Hukuk Takvimi – Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar

1670 İngiltere Kralı II. Charles, Hudson’s Bay Şirketi’ne sözleşme çerçevesinde ayrıcalıklar tanıyarak, Hudson Körfezi’nin içlerine akan tüm akıntı kenarlarındaki  Kızılderililer ile ticaret yapmasını kabul etti. Kürkçü Topluluğu bunu, dünyadaki en eski “Müessese” olarak görmektedir.
1772 Alman hukukçu ve filozof Novalis (Georg Philipp Friedrich Freiherr von Hardenberg) (2 Mayıs 1772 – 25 Mart 1801) dünyaya geldi. Egon Friedell tarafından hakkında doktora tezi yazıldı.
1808 Madrid Fransız egemenliğine karşı Dos de Mayo Ayaklanması başladı.  Fransız işgaline karşı Madrid’de başlayan ayaklanma kentin ana meydanı Puerta del Sol’da kanlı bir savaşa dönüştü. Yenilen yüzlerce isyancı aynı gece Grandük Joachim Murat komutasındaki birliklerce Prado caddesinde kitleler halinde kurşuna dizildi.
1906 Alman hukukçu ve sosyal siyaset tarihçisi Wolfgang Abendroth, doğdu. (Ölümü:15 Eylül 1985) Frankfurt Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim gördü. 1928’de Komünist Parti muhalefetine katıldı. Mezun olduktan sonra Hechingen Sulh Mahkemesine yargıç olarak atandı. 1932 yılında Frankfurt Yüksek Eyalet Mahkemesinde görev almaya başladı. 1933 yılında Nazi Hükümeti’nin devlet memurluğuna dair çıkardığı yeni yasalar yüzünden görevinden alındı. 1934 yılında İsviçre’ye gitti. 1935’te Bern Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden uluslararası hukuk alanında doktora unvanı kazandı ve 1 sene sonra Almanya’ya geri döndü, 1937 yılında tutuklandı. 4 yıl kadar Luckau Cezaevi’nde kaldı. İkinci dünya savaşı bittikten ve Naziler devlet yönetiminden uzaklaştırıldıktan sonra, 1947 yılında Adalet Bakanlığı’nda çalışmaya başladı. Yüksek Adalet Divanı üyelerinden biri oldu. Halle Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptı. 1948 yılında Leipzig Üniversitesi ve Jena Üniversitesinde profesör olarak eğitim verdi. 15 Eylül 1985’te ki ölümüne kadar Marburg Üniversitesi Siyasal Bilimler kürsüsünde çalışmalarına devam etti. Avrupa işçi sınıfı tarihiyle ilgili yaptığı çalışmalarla tanınmaktadır.
1919 Trabzon Metropoliti Hrisantos, Pontusçu talepler çerçevesinde, Bağımsız Pontus Devleti konusundaki muhtırasını Paris Konferansı’na sundu.
1920 TBMM’de “Büyük Millet Meclisi İcra Vekillerinin Suret-i İntihabına Dair Kanun” kabul edildi. Kanunla birlikte Adalet Bakanlığı ve diğer bakanlıklar teşkil edildi.
1927 Türkiye Büyük Millet Meclisi İdari Teşkilatı tarafından bugün yürütülmekte olan görevler, Büyük Millet Meclisinin açılış tarihi olan 23 Nisan 1920’den Türkiye Büyük Millet Meclisi Dâhili Nizamnamesi’nin kabul edildiği 2 Mayıs 1927 tarihine kadar Meclis-i Mebusan Başkâtipliği tarafından yürütüldü, bu tarihten itibaren ise Birimin adı Kâtib-i Umumi olarak değiştirildi.
1933
  • Hitler Almanya’sında Naziler tüm muhalefet hareketlerini yasakladı. 2 Mayıs 1933’te sendikaların kontrolünü ele geçirmesinin ardından Fırtına Birlikleri (SA) ve Polis sendika ofislerini bastı, sendika yetkilileri ve eylemciler bastırıldı ve terörist muamelesine tabi tutuldu, varlıklarına el kondu. Bağımsız işçi temsilciliği sona erdi. Naziler Devlet Partisi haline geldi, diğer tüm siyasi partiler yasaklandı, tek parti diktatörlüğü başladı.1 gün önce 1 Mayıs İşçi Bayramı ilan edilmişti.
  • Avukat ve yargıç Harry Woolf doğdu. University College London‘da (UCL) hukuk eğitimi gördü. 1955’te avukat olarak Oxford çevrelerinde çalışmaya başladı. 1973-1974 yılları arasında Asistan Hukuk Müşaviri oldu ve 1974-79 yılları arasında Birinci Junior Hazine Müşaviri (Common Law) oldu. 1979’da Queen’s Bench Division Yüksek Mahkemesi yargıcı olarak atandı. Temyiz Mahkemesi Yargıcı rütbesine terfi etti ve 1986’da Majestelerinin En Saygıdeğer Danışma Meclisi (PC) üyesi yapıldı. 2000 yılında İngiltere ve Galler Lord Başyargıç oldu. 2003 yılında Hong Kong Nihai Temyiz Mahkemesi’nin Daimi Olmayan Hakimi olarak atandı ve 2012 yılına kadar bu görevde kaldı. 2004’ten beri İsrail Açık Üniversitesi’nin Şansölyesi olarak görev yapmaktadır. İleri Hukuk Araştırmaları Enstitüsü Başkanı, Londra Üniversite Koleji Konseyi Başkanı ve misafir Hukuk Profesörüdür. 
1940 Tasvir-i Efkar Gazetesi ikinci kez yayımlanmaya başladı. İlk Tasvir-i Efkâr, 27 Haziran 1862’de Şinasi tarafından İstanbul’da yayımlanmış; birçok kez ad ve yönetim değiştirdikten sonra Takrir-i Sükûn Kanunu’na dayanılarak 6 Mart 1925’te kapatılmıştı.
1942 Filipinler Yüksek Mahkemesi Başyargıcı José Abad Santos yaşamını yitirdi. (Doğumu: 19 Şubat 1886) Northwestern Üniversitesi ve George Washington Üniversitesi‘nde hukuk eğitimi gördü. 1913’ten 1917’ye kadar Adalet Bürosunda Avukat Yardımcısı olarak görev yaptı. 1919’da  ülkenin ve Asya’nın ilk özel, mezhebe bağlı olmayan kadın yüksek öğrenim enstitüsü olan Filipin Kadın Üniversitesi’nin tüzüklerinin ve yasal zemininin hazırlamasında etkili oldu. Filipin Ulusal Bankası, Manila Demiryolu Şirketi ve diğer devlet kurumlarının ilk Filipinli şirket avukatı olarak atandı. Adalet Müsteşarı oldu, birkaç kez Adalet Bakanlığı görevini üstlendi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Maliye Bakanı ve Filipinler Silahlı Kuvvetleri Başkomutan Vekili olarak görev yaptı. Kısa bir süre fiili olarak başkanlığı üstlendi. İşgal sırasında işbirliği yapmayı reddettiği için Japon kuvvetleri tarafından kurşuna dizilerek idam edildi. İnfazı sırasında, gözlerinin bağlanmasını kabul etmedi ve kendisine sunulan son sigarayı da reddetti.
1947 1889’dan beri yürürlükte olan Japon Meiji Anayasası yürürlükten kalktı. 3 Mayıs 1947 günü yeni Japon Anayasası kabul edildi.
1948 İnsan Hakları ve Ödevleri Amerikan Bildirisi (American Declaration of the Rights and Duties of Man),Amerikan Devletleri Örgütü (Organization of American States) tarafından düzenlenen Dokuzuncu Amerikan Devletleri Uluslararası Konferansında, Kolombiya’nın Bogota kentinde, 2 Mayıs 1948 tarihinde kabul edildi. Konferansa; Arjantin, Bolivya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Kosta Rika, Küba, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, Guatemala, Haiti, Honduras, Nikaragua, Panama, Paraguay, Peru, ABD, Uruguay, Venezuela ve Meksika katıldı.
1950 Nazım Hikmet “mahkumiyetine ilişkin olumlu bir gelişme olmadığı” gerekçesiyle Paşakapısı Cezaevi’nde tekrar açlık grevine başladı.
1954 Genel seçimler yapıldı. Demokrat Parti 503, Cumhuriyet Halk Partisi 31, Cumhuriyetçi Millet Partisi 5, bağımsızlar 2 milletvekili çıkardı.
1961 Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun, 2 Mayıs 1961 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.
1972 Hukukçu ve FBA kurucusu John Edgar Hoover yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1 Ocak 1895) George Washington Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldı ve 1916 yılında master derecesi kazandı. 1917’de Adalet Bakanlığı’na girdi, iki yıl sonra Başsavcı A. Mitchell Palmer’ın yardımcılığına getirildi. 1924’te Federal Soruşturma Bürosu’nun(FBI) başkan yardımcılığına atandı, yedi ay sonra başkan oldu ve ölümüne kadar bu görevi yürüttü. Harding yönetimindeki skandallardan dolayı saygınlığı sarsılan kuruluşun personel seçimi ve eğitimi konusunda etkili yöntemler geliştirdi. Dünyanın en büyük parmak izi kataloğunu yarattı. Bilimsel bir suç araştırma laboratuvarı ile FBI Ulusal Akademisi’ni kurdu. ABD’de gangsterlerin dünya çapında ün kazandığı 1930’ların başında, ünlü suçluları izleyip ele geçirerek FBI’ın başarılarını geniş bir biçimde kamuoyuna duyurdu. Yaşamını anlatan biyografi türündeki J. Edgar isimli film, Clint Eastwood yönetmenliğinde ve 2011 yılında vizyona girdi.
1972 TBMM’nin ardından Cumhuriyet Senatosu da, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’a ilişkin idam cezalarının infazını öngören kanunu 34’e karşı 111 oyla tekrar onayladı.
1973 Madanoğlu Davası’nda, katıldığı toplantılara dair hazırladığı raporlarla ilgili olarak MİT ajanı Mahir Kaynak’ın ifadesi alındı.
1975 Aralarında Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği’nin de (TÖB-DER) bulunduğu 28 demokratik kitle örgütü, 1-6 Mayıs tarihleri arasını “Faşizme Karşı Savaş Haftası” ilan etti.
1977 CHP’li İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan hakkında “Belediye araçlarını 1 Mayıs mitinginde kullandırdığı” gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.
1978 Uğradığı silahlı saldırı sonucu belden aşağısı felç olup Haydarpaşa Hastanesi’nde tedavi gören Doç. Dr. Server Tanilli’nin tedavisine Londra’da devam edileceği açıklandı.
1984
  • M.Kemal Kaçaroğlu THKP-C Kurtuluş dava duruşmasında “devletin emniyet ve askeri kuvvetine hakaret etmek”ten 1 yıl 4 ay hapis cezası aldı.
  • Türkiye Cumhuriyeti, 2 Mayıs 1984 tarihinde Bern Sözleşmesi’ni (Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi-Convention on the Conservation of European Wildlife and Natural Habitats) onayladı.
1985
  • 113 sanıklı 15 idam istemli “Dev-Sol 6” davası başladı. Dev-Sol davalarındaki toplam sanık sayısı 1173’e ulaştı.
  • Arjantin ve Şili, Beagle Kanalı’ndaki Lennox, Picton ve Nueva adalarından kaynaklanan sınır problemini sınır antlaşması imzalayarak çözdü.
1986 6 Ekim 1981’de köyünden gözaltına alınıp 21 Ekim 1981’de cesedi K.Maraş Sıkıyönetim Komutanlığınca köy mezarlığına defnedilen Mehmet Ceren’in babası, Sedat Caner’in “işkenceden öldü” itirafı üzerine savcılığa başvurarak otopsi ve sorumluların cezalandırılmasını istedi.
1989 Başbakan Özal’ın Cumhuriyet’e yönelik “Babıali’nin Pravdası” sözüne karşı, Özal ile bu sözlere yer veren Tercüman gazetesine 1982’de açılan ve 500 bin TL tazminata hükmedilen dava, Özal’ın kararı temyize götürmesi nedeniyle Yargıtay 4.Hukuk Dairesinde görülmeye başlandı.
1990
  • İstanbul’daki turizm merkezlerinde plan yapma, değiştirme, onama yetkisini SHP’li Sözen’in başkanı olduğu Anakent Belediyesi’nden alarak ANAP iktidarının Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’na veren Başbakanlık işleminin uygulanması Danıştay’ca 90 gün süreyle durduruldu.
  • 3.5 ay önce eşi TBKP Genel Sekreteri Nabi Yağcı (Haydar Kutlu) ile Türkiye’ye dönüşünde tutuklanan Ayşe Çiçek Yağcı’nın da aralarında olduğu 10’u tutuklu 60 TBKP yönetici ve üyesinin yargılanmasına Ankara DGM’de başlandı. Tutuklu sanıkların tahliye istemi reddedildi.
1993 DİSK, 12 Eylül sonrası el konulan 1 Mayıs 1976, 1977 Taksim ve 1979 İzmir görüntülerine ait 18 belgesel filminin, Askeri Yargıtay’ın 1988 tarihli “sahibine iade” kararına rağmen 8 Ekim 1990’da Sıkıyönetim Askeri Savcılığınca yakılması hakkında dava açacağını açıkladı.
1995
  • Milliyetçi Hareket Partisi Davası, 15 yıl geçmesi nedeniyle zamanaşımına uğradı. Kararı Yargıtay onayladı.
  • 43 gündür haber alınamayan Hasan Ocak’ın ailesi görevlerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir, Terörle Mücadele Şube Müdürü Reşat Altay ve Terörle Mücadele Tim-3 görevlileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.
1997 Hukukçu Tony Blair 2 Mayıs 1997 – 27 Haziran 2007 tarihleri arasında İngiltere Başbakanı olarak görev yaptı.
1998 Avrupa Konseyi, Brüksel’de kurulacak olan Avrupa Merkez Bankasına üyelik kriterleri bakımından karar aldı.
1999 Fazilet Partisi’nden Merve Kavakçı, Milletvekili yemin törenine türbanla katıldı. Olay, TBMM’de protestolarla karşılandı.
2011 ABD başkanı Barack Obama’nın verdiği operasyon emriyle bir deniz komando birliği Pakistan’ın başkenti İslamabad’ın kuzeyinde Abbutabat’ta kaldığı evde El Kaide lideri Usame bin Ladin’i öldürüldüğü açıklandı. Ladin’in cenazesinin “denize gömüldüğü” belirtildi.
2013 “Soruların önceden temin edildiği” şüphesiyle ÖSYM tarafından iptal edilen 6 Mayıs 2012’deki Avukatlar İçin Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Sınavı için ÖSYM’nin suç duyurusunda bulunduğu 10 avukat hakkında savcılığın verdiği “takipsizlik” kararına ÖSYM itiraz etmedi.
2017 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2017 halk oylamasıyla kabul edilen anayasa değişikliği ile kurucusu olduğu AKP’ye yeniden üye oldu.1961 Anayasasından beri cumhurbaşkanlarının partileriyle ilişiklerinin kesilmesi hükmü yer alıyordu.
2017 UNESCO Yönetim Kurulu, İsrail’in “işgalci güç” olarak tanımlandığı bir karar tasarısını oylayarak kabul etti.
2017 Emekli Vali Çetin Çelikten Birmek, Tarabya’daki Adalet Sitesi’nde bulunan evinde intihar etti.
2020 Hintli yüksek hakim ve siyasetçi Ajay Kumar Tripathi yaşamını yitirdi. (Doğumu: 12 Kasım 1957) Delhi Üniversitesi’nde hukuk eğitimi gördü. 1981 yılında Patna Yüksek Mahkemesi’nde hizmet davası, Anayasa, Vergi, ÖTV ve ticari davalarda avukatlık yaptı. Hindistan Birliği ve Gelir Vergisi Dairesi Daimi Danışmanı oldu. Bihar Eyaleti için Ek Başsavcı olarak görev yaptı. 2006’da Patna Yüksek Mahkemesi’nin Ek Hakimi oldu. 2018’de Chhattisgarh Yüksek Mahkemesi Baş Yargıcı oldu. 2019’da Lokpal’ın Yargı Üyesi olarak atandı.
2021 Porto Rikolu hukukçu ve siyasetçi Carlos Romero Barceló yaşamını yitirdi. (Doğumu: 4 Eylül 1932) 1953’te Yale Üniversitesi’nden Siyaset Bilimi alanında lisans derecesi aldı. Daha sonra Porto Riko Üniversitesi‘nde Hukuk eğitimi gördü. 1967’de Yeni İlerleme Partisi’ni kurdu. ve 1968’de San Juan Belediye Başkanlığı’nı kazandı ve on yıl içinde San Juan halkı tarafından seçilen ilk belediye başkanı oldu 1976’da Porto Riko Valisi seçildi. 1993’te Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi’nde Porto Riko Mukim Komiseri oldu. 2017 yılında Porto Riko için Birleşik Devletler Gölge Senatörü seçildi. 

Bern Sözleşmesi: Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi

0
Österreich, Niederösterreich, Nationalpark, Thayatal, Fluss Thaya

Bern Sözleşmesi (Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi-Convention on the Conservation of European Wildlife and Natural Habitats), Avrupa kıtasının doğal mirasının çoğunu kapsayan ve Afrika’nın bazı Devletlerini de içeren, doğa koruma alanında bağlayıcı bir uluslararası sözleşmedir. Yabani flora ve faunanın korunmasını hedefleyen sözleşme 19 Eylül 1979 tarihinde imzalanmış, 1 Haziran 1982 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye Cumhuriyeti sözleşmeyi 2 Mayıs 1984 tarihinde onaylamış, 20 Şubat 1984 tarihinde sözleşmenin Türkçe tercümesini ve eklerini Resmi Gazete’de yayınlamış ve 1 Eylül 1984’te yürürlüğe sokmuştur. 

Sözleşme yabani bitki ve hayvan türlerinin ve bunların yaşam alanlarının korunmasını hedeflemektedir. Sözleşmenin eklerinde belirtilen göçmen türler, yabani bitki ve hayvan türlerinin muhafaza edilmesi için uygun tedbirlerin alınmasını tüm taraf devletler taahhüt etmişlerdir. Yabani bitki ve hayvan türlerinin muhafaza edilmesi için imar planı ve inşaat politikalarının koruma tedbirlerine uygun şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Taraflar yabani bitki ve hayvan türlerinin ve bunların yaşam alanlarının muhafaza edilmesi ihtiyacıyla ilgili eğitimi yaygınlaştırmayı ve bu konuda genel bilgiler sağlamayı taahhüt etmektedir. Sözleşmeyle, tarafların kendi delegeleriyle temsil edilecekleri bir daimi komisyonun kurulması kararlaştırılmıştır. Komisyonun temel görevi, bu sözleşmenin hükümlerinin uygulanmasını takip etmek; yabani bitkilerin geliştirilmesi ve ihtiyaçlarının değerlendirilmesi ışığında uygulama pratiğini izlemektir. Daimi komisyon bu amaçla, taraflara tavsiyelerde bulunmak ve korumaya alınmış olan türlerin belirtildiği eklerde değişiklik yapmak üzere yetkilendirilmiştir.

Avrupa’nın  Yaban  Hayatı  ve  Doğal Yaşama Ortamlarının  Korunması  Sözleşmesi

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Önsöz

Avrupa Konseyi‘ne üye Devletler ve bu Sözleşmeyi imzalayan diğer Devletler;

Avrupa Konyesinin, üyeleri arasında daha sıkı bir birliği gerçekleştirmek amacını dikkate alarak;

Avrupa Konseyi’nin, doğa koruması alanında diğer Devletlerle işbirliği yapma arzusunu göz önünde tutarak;

Yabani flora ve faunanın, korunması ve gelecek nesillere aktarılması gerekli, estetik, bilimsel, kültürel, rekreasyonel, ekonomik ve özgün değerde doğal bir miras oluşturduğunu takdir ederek;

Biyolojik dengelerin devamlılığında yabani flora ve faunanın oynadığı temel rolü bilerek;

Yabani flora ve faunanın bir çok türlerinin ciddi biçimde tükenmekte olduğu ve bazılarının yok olma tehlikesine maruz olduğunu kaydederek,

Doğal yaşama ortamlarının muhafazasının, yabani flora ve faunanın koruma ve muhafazasında hayati önemi olduğunun bilinciyle;

Yabani flora ve faunanın muhafazasının, hükümetlerin ulusal amaçları ve programlarında dikkate alınması ve özellikle göçmen türlerin korunmasında uluslararası işbirliğinin gerekliliğini takdir ederek,

Hükümetler ve uluslararası kuruluşlardan gelen ortak uygulamalara ilişkin talepleri, özellikle 1972’deki Birleşmiş Milletler Beşeri Çevre Konferansı ve Avrupa Konseyi Danışma Meclisince dile getirilen talepleri hatırda tutarak,

Yaban hayatının muhafazası konusunda, Avrupa İkinci Çevre Bakanlar Konferansı, 2 No.lu Tavsiye Kararlarının, özellikle izlenmesi dileğiyle,

Aşağıdaki hususları kabul etmişlerdir.;

BÖLÜM I

Genel Hükümler

Madde 1

1. Bu Sözleşmenin amacı; yabani flora ve faunayı ve bunların yaşama ortamlarını muhafaza etmek, özellikle birden fazla devletin işbirliğini gerektirenlerin muhafazasını sağlamak ve bu işbirliğini geliştirmektir.

2. Nesli tehlikeye düşmüş ve düşebilecek türlere, özellikle göçmen olanlarına özel önem verilir.

Madde 2

3. Âkit Taraflar, ekonomik ve rekreasyonel gereksinmeleri ve yerel olarak risk altında bulunan alt türler, varyeteler veya formların isteklerini dikkate alırken, yabani flora ve faunanın, özellikle ekolojik, bilimsel ve kültürel gereksinmelerini de karşılayacak düzeyde, popülasyonlarının devamı veya bu düzeye ulaştırılması için gerekli önlemleri alacaktır.

Madde 3

1. Her Âkit Taraf, yabani flora ve fauna ile doğal yaşama ortamlarının, bilhassa nesli tehlikeye düşmüş ve düşebilecek türlerin, özellikle endemik olanlarının ve tehlikeye düşmüş yaşama ortamlarının, bu Sözleşme hükümlerine uygun olarak muhafazası amacıyla ulusal politikalarını geliştireceklerdir.

2. Her Âkit Taraf, planlama ve kalkınma politikalarını saptarken ve kirlenme ile mücadele önlemleri alırken, yabani flora ve faunanın muhafazasına özen göstermeyi taahhüt eder.

3. Her Âkit Taraf, yabani flora ve fauna ile bunların yaşama ortamlarının muhafazasının gerektirdiği eğitimi ve genel bilgi yayımını geliştirecektir.

BÖLÜM II

Yaşama Ortamlarının Korunması

Madde 4

1 Her Âkit Taraf, yabani flora ve fauna türlerinin yaşama ortamlarının, özellikle I ve II numaralı ek listelerde belirtilenlerin ve yok olma tehlikesi altında bulunan doğal yaşama ortamlarının muhafazasını güvence altına almak üzere, uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır.

2. Âkit Taraflar, planlama ve kalkınma politikalarını saptarken, önceki paragraf uyarınca korunan sahaların muhafaza gereksinimlerine, bu gibi yerlerin her türlü tahribattan uzak veya tahribatın mümkün olan en alt düzeyde tutulmasına özen göstereceklerdir.

3. Âkit Taraflar, II ve III nolu ek listelerde belirtilen göçmen türler için önem taşıyan ve kışlama, toplanma, beslenme, üreme veya tüy değiştirme yönünden göç yollarına uygun ilişki konumunda bulunan sahaların korunmasına özel dikkat göstermeyi kabul ederler.

4. Âkit Taraflar, bu maddede değinilen doğal yaşama ortamlarının korunması için bunların sınır bölgelerinde bulunması halinde, çabalarını uyumlu kılmak yönünden eşgüdüm sağlamayı taahhüt ederler.

BÖLÜM III

Türlerin Korunması

Madde 5

Her Âkit Taraf, 1 numaralı ek listede belirtilen yabani flora türlerinin özel olarak korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır. Bu bitkilerin kasıtlı olarak koparılması, toplanması,kesilmesi veya köklenmesi yasaklanacaktır. Her Âkit Taraf uygun hallerde, bu türlerin elde bulundurulmasını veya alım satımını yasaklayacaktır.

Madde 6

Her Âkit Taraf, II numaralı ek listede belirtilen yabani fauna türlerinin özel olarak korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır. Bu türler için özellikle aşağıdaki hususlar yasaklanacaktır:

a) Her türlü kasıtlı yakalama ve alıkoyma, kasıtlı öldürme şekilleri;

b) Üreme veya dinlenme yerlerine kasıtlı olarak zarar vermek veya buraları tahrip etmek;

c) Yabani faunayı, bu Sözleşmenin amacına ters düşecek şekilde, özellikle üreme, geliştirme ve kış uykusu dönemlerinde kasıtlı olarak rahatsız etmek;

d) Yabani çevreden yumurta toplamak veya kasten tahrip etmek veya boş dahi olsa bu yumurtaları alıkoymak;

e) Bu madde hükümlerinin etkinliğine katkı sağlayacak hallerde, tahnit edilmiş hayvanlar ve hayvandan elde edilmiş kolayca tanınabilir herhangi bir kısım veya bunun kullanıldığı malzeme dahil, bu hayvanların canlı veya cansız olarak elde bulundurulması ve iç ticareti.

Madde 7

1- Her Âkit Taraf, III numaralı ek listede belirtilen yabani faunanın korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır.

2- III numaralı ek listede belirtilen yabani faunanın her türlü işletme şekli, 2. maddenin şartları göz önünde tutularak, popülasyonlarının varlığını tehlikeye düşürmeyecek şekilde düzenlenmiş olacaktır.

3- Alınacak önlemler;

a) Kapalı av mevsimlerini ve/veya işletmeyi düzenleyen diğer esasları,

b) Yabani faunayı yeterli popülasyon düzeylerine ulaştırmak amacıyla, uygun durumlarda, işletmenin geçici veya bölgesel olarak yasaklanmasını,

c) Yabani hayvanların canlı ve cansız olarak satışının, satmak amacıyla elde bulundurulmasının ve nakledilmesinin veya satışa çıkarılmasının uygun şekilde düzenlenmesi hususlarını,

Kapsayacaktır.

Madde 8

III numaralı ek listede belirlenen ve II numaralı ek listede belirlenmiş olup, 9uncu madde uyarınca istisnalar uygulanması söz konusu olan yabani fauna türlerinin yakalanması ve öldürülmesi konusunda ise, Âkit Taraflar, bu türlerin popülasyonlarının yerel olarak yok olmasına veya ciddi şekilde tedirgin edilmesine neden olacak her türlü ve özellikle IV numaralı ek listede belirlenen yakalama ve öldürme yollarının ve araçlarının kullanılmasını yasaklayacaklardır.

Madde 9

1- Her Âkit Taraf 4, 5, 6 ve 7nci madde hükümlerine ve 8inci maddede ifade edilen usullerin ve araçların kullanımının yasaklanması hükmüne uygun başka bir çözüm yolu olmadığı ve istisnai uygulamanın, bahis konusu popülasyonun devamlılığına zarar vermeyeceği hallerde;

– Flora ve faunanın korunması için;

– Tarım ürünlerine, hayvancılığa, ormanlara, balıkçılığa, sulara ve diğer arazi kullanım şekillerine yönelebilecek ciddi zararları önlemek için;

– Genel sağlık ve güvenlik, hava güvenliği veya diğer kamu yararı hallerinde;

– Araştırma eğitim amaçlarıyla, kaybolmuş türlerin yeniden getirilmesi, yeniden yerleştirilmesi ve gerekli beslenmenin sağlanması için;

– Belirli yabani hayvan ve bitkilerin az miktarda alımı, saklanması veya diğer akılcı kullanımlarına, çok sıkı gözetim altında, selektif ve sınırlı olmak kaydıyla izin verilmesi yönünden,

İstisnalar getirebilir.

2- Âkit Taraflar, önceki paragrafa uygun olarak uyguladığı istisnalar hakkında Daimi Komiteye her iki yılda bir rapor gönderecektir. Bu raporlarda:

– İstisna kapsamına alınan veya daha önce alınmış olan popülasyonlar ve mümkün olduğu takdirde bunların sayısı,

– Kullanılmasına izin verilen yakalama ve öldürme şekilleri,

– Bu istisnanın uygulanmasına izin verilen hallerde risk olasılığı ve yer ve zaman koşulları,

– Koşulların yerine getirildiğini açıklayabilecek ve kullanılabilecek araçlar, sınırlamalar ve bunları izleyecek elemanlar yönünden karar alabilecek yetkili makam,

– Yapılan kontroller;

Belirtilecektir.

BÖLÜM IV

Göçmen Türlere İlişkin Özel Hükümler

Madde 10

Âkit Taraflar, 4, 6, 7 ve 8inci maddelerde belirtilen önlemlere ek olarak II ve III numaralı ek listelerde belirtilen göçmen türlerden, yayılım alanı kendi topraklarına girenlerin korunması yönündeki çabalarında eşgüdüm sağlamayı taahhüt ederler.

Âkit Taraflar, 7nci maddenin 3 a paragrafı uyarınca tayin edilmiş bulunan ava kapalı sezonlar ve/veya işletmeyi düzenleyecek diğer esasların III numaralı ek listede belirlenen göçmen türlerin gereksinmelerini karşılamak yönünden yeterli ve uygun biçimde düzenlenmesini sağlamak amacıyla gerekli önlemleri alacaklardır.

BÖLÜM V

Tamamlayıcı Hükümler

Madde 11

1- Bu Sözleşme hükümlerinin uygulanmasında Âkit Taraflar;

a) Uygun ve gerekli olduğunda ve özellikle bu Sözleşmenin diğer maddelerine uygun olarak alınmış önlemlerin etkinliğinin arttırılması yönünde işbirliği yapmayı,

b) Bu Sözleşmenin amaçlarına ilişkin konularda araştırma çalışmalarını teşvik etmeyi ve eşgüdümü sağlamayı,

Taahhüt ederler.

2- Her Âkit Taraf;

a) Diğer Âkit Tarafların deneyimlerinin ışığı altında yapılan bir etütle etkin ve kabul edilebilirliği saptanan yeniden yerleştirme çalışmalarının tehlikeye maruz bir türün muhafazasına katkısı olabileceği durumlarda, yabani flora ve fauna yerli türlerinin yeniden yerleştirilmesini teşvik etmeyi,

b) Yerli olmayan türlerin getirilmesinin kesin kontrol altına alınmasını,

Taahhüt eder.

3- Her Âkit Taraf, I ve II numaralı ek listelere dahil edilmemiş bulunan ve fakat kendi ülkelerinde mutlak koruma altına alınan türleri Daimi Komiteye bildirecektir.

Madde 12

Âkit Taraflar, yabani flora ve fauna ile bunların yaşama ortamlarının korunması için bu Sözleşme ile getirilen hükümlerden daha sıkı önlemler alabilirler.

BÖLÜM VI

Daimi Komite

Madde 13

1- Bu sözleşmenin amaçları için bir Daimi Komite oluşturulacaktır.

2- Her Âkit Taraf Daimi Komitede bir veya daha fazla delege ile temsil edilebilir. Her delegasyon bir oy hakkına sahip olacaktır. Avrupa Ekonomik Topluluğu kendi uzmanlık alanı dahilinde, bu Sözleşmeye taraf olan üye ülkelerinin sayısına eşit sayıda oy hakkı kullanacaktır, Avrupa Ekonomik Topluluğu, üye ülkelerinin oy hakkını kendilerinin kullanmaları halinde, o üye ülke adına oy kullanmayacaktır, aynı şekilde Avrupa Ekonomik Topluluğunun, adına oy kullandığı ülke, tekrar oy kullanamayacaktır.

3- Avrupa Konseyinin Sözleşmeye taraf olmayan herhangi bir üye devleti, Komitede bir gözlemci ile temsil edilebilir.

Daimi Komite, Avrupa Konseyi üyesi olmayan ve bu Sözleşmeye taraf olmayan herhangi bir devleti, toplantılarından birinde bir gözlemci tarafından temsil edilmek üzere davet etmeye oybirliği ile karar verebilir.

Yabani fauna ve flora ile bunların yaşama ortamlarının korunması, muhafazası veya yönetiminde teknik yönden uzmanlaşmış olan ve aşağıdaki kategorilerden birine dahil olan;

a) Hükümet içi veya dışı organlardan oluşan uluslararası kurum ve kuruluşlar ile, Hükümete bağlı ulusal kurum ve kuruluşlar,

b) İçinde yer aldığı Devlet tarafından bu yönlü amaçları onaylamış bulunan Hükümet dışı, ulusal kurum ve kuruluşlar,

Komite toplantısında gözlemci olarak temsilci bulundurmak isteklerini en az üç ay öncesinden Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirebilirler. Âkit Tarafların üçte birinin, Genel Sekretere toplantıdan en geç bir ay öncesinde, karşıt görüşlerini bildirmemeleri halinde, bu kurum veya kuruluşlar Komite toplantısına katılabileceklerdir.

4- Daimi Komite, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından toplantıya çağrılacaktır. Komite, Sözleşmenin yürürlüğe giriş tarihini takip eden bir yıl içinde ilk toplantısını yapacaktır. Bundan sonraki toplantılar en azından her iki yılda bir ve bunun dışında Âkit Tarafların çoğunluğunun istemde bulunması halinde yapılacaktır.

5- Daimi Komite, Âkit Tarafların yeter çoğunluğu ile toplanacaktır.

6- Daimi Komite, bu Sözleşme hükümlerine uygun olarak kendi çalışma kurallarını belirleyecektir.

Madde 14.-

1- Daimi Komite bu Sözleşmenin uygulanmasını izlemekle yükümlü olacaktır. Bu yükümlülük özellikle;

– Sözleşme hükümlerini, eklerini ve değişiklik gereklerini kapsayacak şekilde sürekli gözden geçirmek,

– Bu Sözleşmenin amaçları için alınacak önlemlerle ilgili olarak Âkit Taraflara tavsiyelerde bulunmak,

– Bu Sözleşme çerçevesinde yürütülen faaliyetler konusunda kamuoyunu bilgilendirmek yönünden uygun önlemleri önermek,

– Avrupa Konseyine üye olmayan devletlerin bu Sözleşmeye katılmak üzere davet edilmeleri yönünden Bakanlar Komitesine önerilerde bulunmak,

– Türler ve tür gruplarının etkin muhafazasına ulaşmayı sağlamak üzere, Sözleşmeye taraf olmayan Devletlerle anlaşmalar yapmak konusunda öneriler de dahil olmak üzere, Sözleşmenin etkinliği arttıracak her türlü öneride bulunmak,

Hususlarını kapsayabilir.

2- Daimi Komite, fonksiyonlarını yerine getirmek amacıyla kendi inisiyatifi ile Uzmanlar Grubu Toplantıları düzenleyebilir.

Madde 15

Daimi Komite, her toplantısından sonra Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine yaptığı çalışmalar ve Sözleşmenin işleyişi hakkında bir rapor sunacaktır.

BÖLÜM VII

Sözleşme Hükümlerinin Değiştirilmesi

Madde 16

1- Bir Âkit Taraf veya Bakanlar Komitesi tarafından bu Sözleşme maddelerine yapılan her değişiklik önerisi, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine iletilir ve bu teklif Genel Sekreter tarafından, Daimi Komite toplantısından en geç iki ay önce, Avrupa Konseyine üye Devletlere, her imzacı devlete, her Âkit Tarafa, Sözleşmenin 19uncu maddesi hükümleri uyarınca Sözleşmeyi imzalamaya davet edilen her Devlete ve Sözleşmenin 20inci maddesi hükümleri uyarınca Sözleşmeye katılmaya davet edilen her Devlete bildirilir.

2- Yukarıdaki paragraf hükümlerine uygun olarak getirilen değişiklik önerileri, Daimi Komite tarafından incelenerek;

a) 1-12inci maddelerle ilgili olan değişiklikler için Komitede dörtte üç oy çokluğu ile benimsenen metin, kabul için Âkit Taraflara sunulacaktır.

b) 13-24ncü maddelerle ilgili olarak 3/4 oy çokluğu ile kabul edilen değişiklik metni Bakanlar Komitesinin tasvibine sunulacaktır. Bu tasvip işleminden sonra söz konusu metin Âkit Tarafların kabulüne sunulacaktır.

3- Her değişiklik, bütün Âkit Tarafların değişiklik metinlerini kabul ettiklerini Genel Sekretere bildirmelerinden sonraki 30uncu günde yürürlüğe girecektir.

4- Bu maddenin 1, 2 a ve 3üncü paragraflarında yer alan hükümler, Sözleşmeye yeni eklerin kabul edilmesine uygulanacaktır.

Madde 17

Bir Âkit Taraf veya Bakanlar Komitesi tarafından bu Sözleşmenin eklerine yapılan her değişiklik önerisi, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine iletilir ve bu teklif Genel Sekreter tarafından Daimi Komite toplantısından en geç iki ay önce Avrupa Konseyine üye Devletlere, her imzacı Devlete, her Âkit Tarafa, Sözleşmenin 19uncu maddesi hükümleri uyarınca Sözleşmeyi imzalamaya davet edilen her Devlete ve Sözleşmenin 20nci maddesi hükümleri uyarınca Sözleşmeye katılmaya davet edilen her Devlete bildirilir.

2- Yukarıdaki paragraf hükümleri uyarınca getirilen değişiklik önerileri Daimi Komite tarafından incelenecektir. Komite Âkit Tarafların 2/3 oy çokluğu ile bu değişiklik önerilerini kabul edebilir. Kabul edilen metin Âkit Taraflara iletilecektir.

3- Âkit Tarafların 1/3’ü karşıt görüş bildirmedikçe, her değişiklik, Daimi Komite tarafından kabulünden 3 ay sonra, karşıt görüş bildirmeyen Âkit Taraflar bakımından yürürlüğe girecektir.

BÖLÜM VIII

Anlaşmazlıkların Çözümü

Madde 18

1- Daimi Komite, bu Sözleşmenin uygulanmasından doğan her türlü sorunun dostane çözümünü kolaylaştırmak için en üst düzeyde çaba sarfedecektir.

2- Bu Sözleşmenin yorumu ve uygulamasında Âkit Taraflar arasında ortaya çıkabilecek ve yukarıdaki paragraf hükümleri içinde veya ilgili Taraflar arasında görüşmelerle esasları belirlenmemiş anlaşmazlıklar için, ilgili Taraflar başkaca bir yöntemi öngörmemişse, bunlardan birinin istemi üzerine, hakemliğe başvurulacaktır. Her Taraf bir hakemi ve bu iki hakem de üçüncü bir hakemi tayin edeceklerdir. Bu maddenin 3üncü paragrafı hükümleri uyarınca, Taraflardan biri, hakemliğe başvurma istemini takip eden üç ay içinde kendi hakemini tayin etmezse, diğer Tarafın istemi üzerine, bu hakem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı tarafından, müteakip üç ay içinde tayin edilecektir. İlk iki hakem üçüncü hakemin seçiminde kendi tayinlerini takip eden üç ay içinde görüş birliğine varamazlarsa, yine aynı yöntem izlenecektir.

3- Biri Avrupa Ekonomik Topluluğu üyesi iki Âkit Taraf arasındaki bir anlaşmazlık durumunda, sadece Sözleşmeye taraf Devlet, hakemliğe başvurma istemini hem üye Devlete hem de Topluluğa iletecek, Üye Devlet ve Topluluk müştereken veya ayrı ayrı anlaşmazlığa taraf olup olmayacaklarını, istem tarihinden itibaren iki ay içinde bildireceklerdir. Belirtilen bu süre içinde böyle bir bildirimin vaki olmaması halinde, üye Devlet ve Topluluk, Hakemlik Mahkemesinin oluşturulması ve işleyişine ilişkin hükümlerin, bu anlaşmazlığın giderilmesine uygulanmasında tek ve aynı taraf olarak mütalaa edileceklerdir. Üye Devlet ve Topluluk, müştereken anlaşmazlığa taraf olduklarını bildiklerinde de aynı işlem uygulanacaktır.

4- Hakemlik Mahkemesi, çalışma kurallarını kendisi belirleyecektir. Kararlar oy çokluğuyla alınacaktır. Bu kararlar kesin ve bağlayıcıdır.

5- Anlaşmazlık halindeki her Âkit Taraf kendi hakeminin masraflarını karşılayacak, üçüncü hakemin ve Hakemlik Mahkemesinin diğer masrafları, her iki tarafça eşit paylar halinde karşılanacaktır.

BÖLÜM IX

Son Hükümler

Madde 19

1- Bu Sözleşme, Avrupa Konseyine üye Devletler ve Avrupa Konseyi üyesi olmayıp Sözleşmenin hazırlığına katılan Devletler ile, Avrupa Ekonomik Topluluğunun imzasına açılacaktır.

Sözleşme, yürürlüğe gireceği tarihe kadar, Bakanlar Komitesi tarafından davet edilen diğer devletlerin de imzasına açık olacaktır.

Sözleşme, onay, kabul veya tasvibe sunulur. Onay, kabul veya tasvip belgeleri, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine tevdii edilecektir.

2- Sözleşme, en az 4’ü Avrupa Konseyi üyesi olan 5 devletin, yukarıdaki paragraf hükümlerine göre Sözleşme ile bağlı olmayı kabul ettiklerini kesin olarak bildirdikleri tarihi takip eden üç aylık dönemden sonra gelen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

3- Sözleşme ile bağlı olmayı kabul ettiklerini sonradan bildiren her devlet veya Avrupa Ekonomik Topluluğu için Sözleşme, onay, kabul veya tasvip olunduğunu belirten belgenin Genel Sekretere ulaştığı tarihi takip eden üç aylık dönemden sonra gelen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

Madde 20

1- Bu Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Âkit Taraflara danışarak, 19uncu madde hükümlerine göre Sözleşmeyi imzalamaya davet edilip de henüz imzalamamış olan veya diğer Konsey üyesi olmayan devletleri Sözleşmeye katılmaya davet edebilir.

2- Katılan her devlet için sözleşme, kabul belgelerinin Avrupa Konseyi Genel Sekreterine ulaştığı tarihi takip eden üç aylık dönemden sonra gelen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

Madde 21

1- Her devlet, imza anında veya onay, kabul, tasvip veya katılma belgelerinin tevdii sırasında bu Sözleşmeyi uygulayacağı ülke alanını veya alanlarını belirtebilir.

2- Herhangi bir Âkit Taraf, onay, kabul, tasvip veya katılma belgelerinin tevdii sırasında veya daha sonra, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine göndereceği bildirim ile Sözleşmenin uygulama alanını, bildirimde belirteceği diğer alanlara ve uluslararası ilişkilerden sorumlu bulunduğu veya adına yetki kullandığı alanlara yaygınlaştırdığını belirtebilir.

3- Yukarıdaki paragrafa göre Sözleşme uygulamasına alınan bazı alanlar Genel Sekretere gönderilecek bir bildirim ile uygulama dışına çıkarılabilir. Bu çıkarma işlemi, Genel Sekreterce bu bildirimin alındığı tarihten sonraki 6 aylık dönemin sona ermesini takip eden ayın ilk gününden itibaren geçerlidir.

Madde 22

1- Her devlet, imza anında veya onay, kabul, tasvip veya katılma belgelerinin tevdii sırasında I, II, III numaralı ek listelerde belirtilen muayyen türlerle ilgili bir veya daha fazla çekinceler koyabilir ve/veya çekince ya da çekincelerde anılan türler için IV numaralı ek listede yer alan muayyen bazı öldürme, yakalama ve diğer işletme yöntemleri konusunda çekince veya çekinceler koyabilir. Sözleşmeye genel anlamda çekince konamaz.

2- 21nci maddenin 2nci paragrafında öngörülen bildirimle, bu Sözleşmenin uygulamasını yaygınlaştıran Âkit Taraf, bu alanlara ilişkin olarak yukarıdaki paragraf hükümlerine uygun, bir veya daha fazla çekince koyabilir.

3- Belirtilen bu çekincelerden başka bir çekince konulmaz.

4- Bu maddenin 1 ve 2nci paragraflarına göre bir çekince koyan Âkit Taraf, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine göndereceği bir bildirim ile bu çekincesini kısmen veya tamamen geri alabilir. Geri alma işlemi, çekincenin geri alındığına dair duyurunun Genel Sekreter tarafından alındığı tarihten itibaren geçerlidir.

Madde 23

1- Her Âkit Taraf, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine göndereceği bir bildirim ile, bu Sözleşmeden çekildiğini her an bildirebilir.

2- Bu çekilme işlemi, bildirimin Genel Sekreter tarafından alındığı tarihi takip eden altı aylık dönemden sonra gelen ayın ilk gününde geçerlilik kazanacaktır.

Madde 24

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Avrupa Konseyine üye devletlere, Sözleşmeyi imzalayan her devlete, bu Sözleşmeyi imzalamış ise, Avrupa Ekonomik Topluluğuna ve her Âkit Tarafa;

a) Her imza işlemini,

b) Onay, kabul, tasvip veya katılma belgelerinin tevdi edildiğini,

c) 19 ve 20inci maddeler uyarınca, bu Sözleşmenin yürürlüğe giriş tarihlerini,

d) 13ncü maddenin 3üncü paragrafı uyarınca gönderilen her türlü bilgileri,

e) 15nci madde hükümleri uyarınca düzenlenecek her türlü raporu,

f) 16ncı ve 17nci maddelere göre kabul edilen her türlü değişiklik veya yeni ekler ile, bu değişiklik veya yeni eklerin yürürlüğe giriş tarihlerini,

g) 21nci maddenin 2 ve 3ncü paragraf hükümleri uyarınca yapılan her türlü bildirimi,

h) 22nci maddenin 1 ve 2nci paragraf hükümleri uyarınca konulan her türlü çekinceyi,

i) 22nci maddenin 4ncü paragrafı uyarınca geri çekilen her türlü çekinceyi,

j) 23ncü madde hükümleri uyarınca yapılan her türlü çekilme bildirimi ve bu bildirime göre çekilmenin geçerlilik tarihini,

Bildirecektir.

Bu Sözleşme, aşağıda imzaları bulunan yetkililerin huzurunda imzalanmıştır.

1979 Eylül’ünün 19uncu günü Bern’de imzalanmış olan bu Sözleşmenin İngilizce ve Fransızca metinleri, aslına uygun olup, tek kopya halinde Avrupa Konseyi arşivlerinde saklanacaktır. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, tasdik edilmiş birer nüshayı Avrupa Konseyine üye her devlete, Sözleşmeyi imzalayan her devlete, eğer imzalamış ise, Avrupa Ekonomik Topluluğuna ve bu Sözleşmeyi imzalamaya veya kabul etmeye davet edilen her devlete yollayacaktır.

Ek Liste I

Kesin olarak koruma altına alınan flora türleri

PTERIDOPHYTE Kıvırcık Sığır kuyruğu
Aspidiaceae Myosotis rehsteineri Wartm.
Diplazium caudatum Unutma Beni
(Cav.) Jermy Omphalodes littoralis Lehm
Kuyruklu Diplazyum Kumsal beni an
Onasma caespitosum Kotschy
PTERIDACEAE Çim yalancı havacıva
Pteris serrulata-Forsak Onasma troodi Kotschy
Küçük testere dişli Kanat Eğreltisi Çim yalancı havacıva
Solenanthus albanicus
GYMNOSPERMAE (Degen et al.) Degen, Baldacci
Pinaceae Arnavut Solenantus’u
Abies nebrodensis Symphytum cycladense Pawl.
(Lojac.) Mattei Kara kafes
Nebroden Göknarı
CAMPANULACEAE
ANGIOSPERMAE Campanula sabatia De Not.
Alismataceae Çan çiçeği
Alisma wahlenbergii
(O.R. Holmberk) Juzeçozuk CARYOPHYLLACEAE
Kurbağa Kaşığı Arenaria lithops
Heywood ex McNeill
Kum otu
BERBERIDACEAE Gypsophila papillosa P. Porta
Gymnospermium altaicum Bahar Yıldızı (alçı otu)
(Pallas) Spach Leoflingia taveresiana
G. Samp.
BORAGINACEAE Silena orphanidis Boiss
Anchusa crispo Viv. Yapışkan otu (Nakıl)
Silene rothmaleri Pinto de Silva
Silene velutina Yapışkan otu (Nakıl)
Pourret ex Loisel. Korkunç Gelin düğmesi
Yapışkan otu Centaurea kalambakensis
Freyn, Sint.
CHENOPODIACEAE Gelin düğmesi
Kochia saxicola Guss. Contaurea laotiflora Halacsy
Kohya Sütbeyaz çiçekli Peygamber çiçeği
Salicornia veneta Centaurea Iniaresii Lazaro
Pignatti, Lausi Peygamber çiçeği
Salikorn Centaurea magarensis
CISTACEAE Halacsy, Hayek
Tuberaria major Peygamber çiçeği
(Wilk,) pinto da Silva Centaurea niederi Heldr.
Kum gölcüğü Peygamber çiçeği
Centaurea peucedanifolia
COMPOSITAE Boiss. Orph.
Anacyclus alboranensis Peygamber çiçeği
Esteve Chueca, Varo Centaurea princeps
Bertram Boiss Heldr.
Anthemis glaberrima Prens peygamber çiçeği
(Rech.f.) Greuter Creps crocifolia
Köpek papatyası Boiss, Heldr.
Artemisia granatensis Boiss Hindiba
Granada Pelini Lamyropsis microcephala
Artemisia laciniata Wild (moris) Dittrich, Greuter
Yırtmaçlı Pelin Leontodon siculus
Aster pyrenaeus Desf. Ex DC. (Guss) Finch, Sell
Prene saraypatı Arslan dişi
Aster sibiricus L. Logfia neglecta
Sibirya Saraypatı (Soy-Will.) Holub
Centaurea balearica Seneçio alboranicus Maire
J.D. Rodrigues Kanarya otu
Balear Peygamber Çiçeği (Gelin
düğmesi)
Centaurea haldreichii Halacsy CONVOLACEAE
Gelin Düğmesi Convolvulus argyrothamnos
Centaura horrida Badaro Greuter
Kahkaha Çiçeği Boiss
Sütleğen
CRUCIFERAE
Alyssum akamasicum GRAMINEAE
B.L.Burtt. Stipa bavariea
Kuduz otu Martinovsky, H. Ssholz
Alyssum fastigiatum Heywood Songuç otu
Sivri tepeli kuduz otu
Arabis kennedyae Meikle GROSSULARIACEAE
Kaz teresi Ribes sardoum Martelli
Biscutella neustriaca bonnet
Biskutella HYPERICACEAE
Brassica hilarionis Post Hypericum aciferum
Hilarianus lahanası (Greuter) N.K.B. Robson
Brassica macrocarpa Guss.
Büyük meyveli lahana IRIDACEAE
Braya purpurascens Crocus cyprius
(R.Br.) Bunge Boiss, Kotschy
Coronopus navasii Pau Kıbrıs safranı
Diplotaxis siettiana Maire Crocus hartmannianus
Diplotoksis Holmboe
Enarthrocarpus pterocarpus D:C. Safran
Hutera rupestris P.Porta
İberis arbuscula Runemark LABIATAE
Hünkarbeğendi (İberya) Amaracus cordifolium
Ionopsidium aceule Montr.,Auch
(desf.)Reichenb Micromeria taygetea
Yalancı hercai P.H. Davis
Ptilotrichum pyrenaicum Güvercin otu
(Lapeyr.) Boiss Ne peta sphacoitica P.H. Davis
Rhynchosinapis johnstonii Kedi otu (kedi nanesi)
(G. Samp.) Heywood Phlomis brevibracteata Turrill
Sisymbrium matritense Kısa brakteli Kudüs Adaçay
(Dodak)
P.W. Ball, Heywood Phlomis cypria Post
Bülbül otu Kıbrıs Dodağı
Salvia crassifolia
EUHORBIACEAE Sibth Smith
Euphorbia ruscinonensis Kalın yapraklı Adaçayı
Sideritis cypria Post Misk soğanı
Kıbrıs dağ çayı Scillalmorrisii Meikle
Thymus camphoratus Ada soğanı
Hoffmanns, Link
Kafura benzer kekik ORCHIDACEAE
Thymus carnosus Boiss Ophry Potschyi
Etli kekik Fleischm. Soo
Thymus cephalotos L. PAPAVERACEAE
Başlı kekik Rupicapnos africana
(Lam.) Pomel
LEGUMINOSAE
Astragalus algarbiensis PLUMBAGINACEAE
Coss. Ex Bunge Armeria rouyana Daveau
Algarbien Geveni Çim menekşe
Astragalus aquilinus Anzalone Limonium paradoxum Pugsley
Kartal geveni Limonium recurvum
Astragalus maritimus Moris C.E. Salmon
Sahil geveni
Astragalus verrucosus Moris POLYGONACEAE
Yumrulu geven Rheum rhaponticum L.
Cytisus aeolicus Guss. Ex Lindl. Işığın (Çim Ravendi)
Sarı Salkım
Ononis maweana Ball PRIMULACEAE
Kayışkıran (Öküz çanı) Primula apennina Widmer
Oxytropis deflexa (Pallas) DC. Apenin Çuha çiçeği
Oksitropis Primula egaliksensis wormsk.
Egaliksen çuha çiçeği
LENTIBULARIACEAE
Pinguicula crystallina RANUNCULACEAE
Sibth, Smith Aquilegia cazorlensis
Yağ otu Heywood
Haseki küpesi
LILLIACEAE Aquilegia kitaibelii Schoot
Androcymbium rechingeri Haseki Küpesi
Greuter Consolida samia P.H. Davis
Chinodoxa lochiae Meikle Delphinium caseyi B.L.Burtt.
Kar Yıldızı Hazeran
Muscari gussonei (Parl.) Tod. Ranunculus kykkoensis Meikle
Düğün çiçeği Yabani defne
Ranunculus weyleri Mares
Düğün çiçeği UMBELLIFERAE
Angelica heterocarpa Lloyd
RUBIACEAE Farklı meyveli Melek otu
Galium litorale guss. Angelica palustris
Yoğurt otu (besser) hoffmann
Bataklık
SCROPHULARIACEAE Bupleumum kakiskalae Greuter
Antirrhinum charidemi Lange Tavşan kulağı
Arslan ağzı Ferula cypria Post
Euphrasia marchesettii Kıbrıs çakışırotu
Wettst. Oex marches. Laserpitium longiradium
Gözlük otu Boiss.
Linaria algarviana Chav Enguban
Nevruz Oenanthe conioides Lange
Linaria ficalhoana Rouy At Tohumu
Nevruz
VALERIANACEAE
SELAGINACEAE Valeriana longi lora Wilk
Globularia stygia Uzun çiçekli Kedi otu
Orph. Ex Boiss.
Küre çiçeği
VIOLACEAE
SOLANACEAE Viola hispida Lam.
Atropa beatica Wilk Sert saçlı Menekşe
Viola jaubertiana
THYMELAEACEAE Mares, Vigineix
Daphne rodriguezii Texidor Jobertian Menekşesi
Ek Liste II
Kesin koruma altına alınan fauna türleri
MEMELİLER
INSECTIVORA (BÖCEKGİLLER) MICROCHIROPTERA
Talipıdae (köstebekgiller) (KÜÇÜK YARASALAR)
Desmana Pyrenaica Pipistrelus pipistrellus (Cüce yarasa)
(Galemy pyrenaicus) Hariç bütün türler
RODENTIA (Kemiriciler) ODONTOCETI (Dişli Balinalar)
Sciuridae (Sincapgiller) Delpinidae (Yunus balığıgiller)
Citellus citellus (Tarla sincabı) Delphinus (Yunus balığı)
Tursiops truncatus (tursio)
CRICETIDAE Phocaenidae
Cricetus cricetus (Hamster) cırlak sıçan Phocaena phocaena
HYSTRICIDAE (Oklu kirpigiller) MYSTACOCETI (Dişsiz balinalar)
Hystrix cristata (Oklu kirpi) BALAENOPTERIDAE
(Çatal kuyruklu balinagiller)
CARNIVORA (Etçiller) Sibbaldus (Balaenoptera)
Canidae
Canis lupus (Kurt) musculus (Gök balina)
Alopex lagopus (Kutup tilkisi, mavi
tilki)
Megaptera novaengliae (longimana
nodosa)
Ursidae (Ayıgiller) (Kambur balina)
bütün türler Balaenidae
Eubalaenea glacialis
Balaena mysticetus
MUSTELIDAE (Sansargiller)
Lutreola (Mustela) lutreola KUŞLAR
(Bataklık samuru) Gaviiformes
Lutra lutra (su samuru) Gaviidae
Gulo gulo (Kutup porsuğu, obur) bütün türler
FELIDAE (Kedigiller) PODICIPEDIFORMES
Lynx pardina (pardellus) Podicipedidae (Yumurtapiçigiller)
Panthera pardus (Leopar) Podiceps griseigena (Kızıl boyunlu
Dalgıç
Panthera tigris (Kaplan) kuşu)
Podiceps auritus (Kularlı dalgıç kuşu)
ODOBENIDAE (Morsgiller) Podiceps nigricollis (caspicus)
Odobenus rosmarus (mors) Ayıbalığı (Kara boyunlu
Dalgıç kuşu)
PHOCIDAE (Fokgiller) Pediceps ruficollis (yumurta piçi)
Monachus monachus (Akdeniz fok
balığı)
PROCELLARIIFORMES (Fırtına
kuşları)
ARTIODACTYLA (Çift Parmaklılar) Hydrobatidae
Bovidae (Boynuzlugiller) Bütün türler
Capra aegagrus (Yaban keçisi) Procellariidae (Fırtına kuşugiller)
Rupicapra rupicapra ornata Puffinus puffinus (siyah gagalı
yelkovan)
(Çengel boynuzlu dağ keçisi) Procelaria diomedae
Ovibos moschatus (Misk sığırı)
PELECANIFORMES (Pelikansılar)
Phalacrocoracidae (Karabatakgiller) Histrionicus histrionicus
Phalocrocorax pygmaeus (Küçük
karabatak)
Bucephala islandica
Mergus albellus (Sütlabi)
PELECANIDAE (Pelikangiller) Oxyura leucocephala (Dikkuyruk)
bütün türler
FALCONIFORMES (Kartallar)
CICONIIFORMES (Leyleksiler) bütün türler
Ardeidae (Balıkçıgiller)
Ardea purpurea (Erguvani balıkçıl) GRUIFORMES (Bataklık kuşları)
Casmerodius albus (Ergtetta alba) Turnicidae (Üç parmaklı
bıldırcıngiller)
(Büyük beyaz balıkçıl) Turnix syluatica (Üç parmaklı
bıldırcın)
Egretta garzetta (Küçük beyaz balıkçıl) Gruidae (Turnagiller)
Ardeola ralloides (Alaca Balıkçıl) bütün türler
Bulbucus (Ardeola) ibis (Özük
Balıkçılı)
Ralidae (Sutavuğugiller)
Nycticorax nycticorax (Gece Balıkçılı) Porzana porzana (Benekli su tavuğu)
Ixobrychus minutus (Cüce Balaban) Porzana pusilla (Kurşini bataklık su
tavuğu)
Botaurus stellaris (Balaban) Porzana parva (Küçük su tavuğu)
Crex crex (Bıldırcın kılavuzu)
CICONIIDAE (Leylekgiller) Porphyrio porphyrio (Saz horozu)
bütün türler Fulica cristata (Sakarmeke)
Otitidae (Toygiller)
THRESKIORNITHIDAE bütün türler
bütün türler
CHARADRIIFORMES (Yağmur
kuşları)
PHOENICOPTERIDAE
(Flamingogiller)
Charadridae (Yağmurkuşugiller)
Phoenicopterus ruber (Flamingo) Hoplopterus spinosus
(Mahmuzlu kız kuşu, dikenli kız kuşu)
ANSERIFORMES (Kazsılar) Charadriushiaticula (Halkalı
yağmurcun)
Anatidae (Ördekgiller) Charadrius dubius
Cygnus cygnus (Ötücü kuğu) (Küçük halkalı yağmurcun)
Cygnus bewickii (colombianus) (bodur
ötücü kuğu)
Chadradrus alexandrinus
(Yarım halkalı yağmurcun)
Anser erythropus (küçük sakarca) Charadrius leschenaulti (büyük
yağmurcun)
Branta ıeucopsis (Ak yanaklı kaz) Eudromias morinellus
Branta ruficollis (Sibirya kazı) (Damgalı yağmurcun)
Tadorna tadorna (Suna) (Kuşaklı
ördek)
Arenaria interpres (Taşçeviren)
Tardona ferruginea (Angıt) Scolo lacidae (Çullukgiller)
Marmaronetta (Anas) angustirostris Gallinago media
(Yaz ördeği) Numenius tenuirostris
Somateria spectabilis (İncegagalı kervan çulluğu)
Polysticta stelleri Tringa stagnatilis (Bataklık
düdükçünü)
Tringa ochropus (Yeşil düdükçü) Pteroclıdıdae
Tringa hypleucos Bütün türler
(Beyaz karınlı yeşil bacak düdükçün)
Tringa glareola (Orman düdükçünü) CUCULIFORMES (Guguksular)
Tringa cinerea (Sarı düdükçün)
Calidris minuta (Küçük kum kuşu) CUCULIDAE (Gugukkuşugiller)
Calidris temmincki (Temmink kum
kuşu)
Clamator glandarius (Tepeli guguk)
Calidris maritima
Calidris alpina (Dağ kum kuşu) STRRIGIFORMES (Baykuşlar)
Calidrus ferruginea (Kırmızı kum
kuşu)
bütün türler
Calidris alba (Çakıl kuşu)
Limicola falcinellus (Balçık kuşu) CAPRIMULGIFORMES
(Çobanaldatanlar)
Recurvırostridea
bütün türler CAPRIMULGIDAE
(Çobanaldatangiller)
Phalaropodidae bütün türler
bütün türler
Burhinidae APODIFORMES
Burhinus codicnemus (Kocagöz)
Glareolidae (Bataklık kırlangıcıgiller) APODIDAE
bütün türler Apus pallidus
Laridae (Martıgiller) Apus melba (Ak karınlı soğan)
Pagophila eburnea (Pembe gagalı
martı)
Apue caffer
Larus audouinii (Pembe gagalı martı)
Larus melanocephalus (Akdeniz CORACIIFORMES(Kuzgunumsular)
martısı)
Larus genel (İnce gagalı martı)
Larus minutus (Küçük martı) ALCEDINIDAE(Yalı çapkını, dere
kuşu)
Larus (Xenia) Sabini Alcedo atthis
Chllidonias niger (Siyah deniz
kırlangıcı)
Chllidonias leucopterus (Akkanatlı
deniz
MEROPIDAE
kırlangıcı) Merops apiaster (Arı kuşu)
Chlidonias hybrida (Bıyıklı deniz
kırlangıcı)
Gelochelidon nilotica CORACIDAE (Gök kuzgunugiller)
Hydroprogne caspia (Hazer kırlangıcı) Coracias garrulus (Gök kuzgun,
Sterna hirundo (Adi deniz kırlangıcı) Mavi kuzgun, yeşil karga)
Sterna paradisaea (macrura)
(Kıyı kırlangıcı) UPOPIDAE
Sterna dougallii Popa epops (İbibik) (Hüthüt, Çavuş
kuşu)
Sterna albifrons (Ak alınlı Deniz
kırlangıcı)
Sterna sandvicensis
PICIFORMES
bütün türler
COLOMBIFORMES (Güvercinler)
PASSERIFORMES(Ötücü Kuşlar) Monticola saxatilis (Kaya ardıcı)
Monticola solitarius (Gök ardıç)
ALAUDIDAE (Tarlakuşugiller) Phoenicurus ochruros (Ev
kızılkuyruğu)
Calandrella brachydactyla (Kısa
parmaklı tarla kuşu)
Erithacus rubecula (Nar bülbülü)
Phoenicurus phoenicurus
Calandrella rufescens (Küçük tarla
kuşu)
(Bahçe kızılkuyruğu)
Melanocorypha calandra Luscinia megarhynchos (Bülbül)
(Boğmaklı kuş) Luscinia luscinia (Ardıç bülbülü)
Melanocorypha leucoptera (Akkanatlı
tarla kuşu)
Luscinia(Cyanosylvia) svecica
(Buğdaycıl Bülbül)
Melanocorypha yeltoniensis (Kara tarla
kuşu)
Tarsiger cyanurus
Galerida theklae (Tepeli tarla kuşu) SYLVIINAE(Ötegengiller)
Ermophila alpestris (Kulaklı tarla kuşu) Bütün türler
HIRUNDINIDAE (Kırlangıçgiller) REGULINAE (Çalıkuşugiller)
Bütün türler Bütün türler
MOTACILLIDAE
(Kuyruksallayangiller)
MUSCICAPPINAE(Sinekkapangiller)
Laniidae (Örümcekkuşugiller) Bütün türler
Bütün türler
Bombycillidae (İpekkuyruk kuşugiller) TIMALINAE
Bombycilla garrulus (İpekkuyruk kuşu) Panurus biarmicus(Bıyıklı baştankara)
Cinclidea (Su karatavuğugiller) PARIDAE (Baştankaragiller)
Cinclus cinclus (Su karatavuğu) Bütün türler
Troglodytidae (çit Kuşugiller)
Troglodytes troglodytes(Çit kuşu) SITTIDAE (Sıvacıkuşugiller)
Prunellidae (Şarkıcıkuşugiller) Bütün türler
Bütün türler
Muscicapidae (Sinekkapangiller) CERTHIIDAE(Tırmaşıkkuşugiller)
Turdinae (Ardıç kuşugiller) Bütün türler
Saxicola rubetra (Vınlayan
kuyrukkapan)
Saxicola torquata EMBERIZIDAE(Yelvegiller)
(Takırdayan kuyrukkapan) Emberiza citrinella(Sarı yelve)
Oenanthe oenanthe (Kuyrukkapan) Emberiza leucocephala(Akbaşlı yelve)
Oenanthe pleschanka (leucomela) Emberiza cirlus(Kara gerdanlı kiraz
kuşu)
Oenanthe hispanica (Kara kulaklı taş
öpen)
Emberiza cineracea (Kül rengi yelve)
Oenanthe isabellina (Taş öpen) Emberiza caesia
Oenanthe leucura Emberiza cia (Kara yelvesi)
Cercotrichas galactotes Emberiza schoeniclus (Sazlık yelvesi)
(Yelpaze kuyruklu bülbül) Emberiza melanocephala(Kiraz kuşu)
Emberiza aureola
Emberiza pussila (Cüve yelve)
Pyrhocorax pyrhocorax (Kırmızı
gagalı dağ kargası)
Emberiza rustica Pyrhocorax graculus (Sarı gagalı dağ
kargası)
Pleotrophenax nivalis (Kar yelvesi
Calcarius lapponicus
REPTILES (SÜRÜNGENLER)
FRINGILIDAE (İspinozgiller) Testudines (Kaplumbağlar)
Cardeuelis chloris (Flurya) Testudinidae (Karakaplumbağagiller)
Cardeuelis cardeuelis (Saka kuşu) Testudo hermanni (Hermann
kaplumbağası)
Cardeuelis spinus ( Kara başlı iskete) Testudo graeca (Yunanistan
kaplumbağası)
Cardeuelis flavirostris ( Sarı gagalı
keten kuşu)
Testudo marginata
Cardeuelis cannabina ( Kenevir kuşu) EMYDIDAE (Tatlı su
kaplumbağasıgiller)
Cardeuelis flammea Emys orbicularis (Avrupa bataklık
Cardeuelis hormemanni
kaplumbağası)
Serinus citrinella Mauremys caspica (Bataklık
kaplumbağasıgiller)
Serinus serinus (İskete)
Loxia curvinobkna (Çaprazgaga)
Dermochelys coriacea (Dev deniz
kaplumbağası)
Loxia pityopsittacus (Çaprazgaga
ispinoz)
Loxia leucoptera (Çift çizgili Çapga.
İspi.)
CHELONIIDAE (Deniz
kaplumbağaları)
Pinicola enucleator (Çam ispinozu) Caretta caretta (Karet kaplumbağası)
Carpodacus erythrinus (Al renkli
şakrak kuşu)
Rhodopechys githaginea
Lepidochelys kempii (Atlas Okyanusu
kurşuni deniz kaplumbağası)
Coccothraustes coccothraustes
(Kocabaş)
Chelonia mydas (Çorba kaplumbağası)
Ploceidae Eretmochelys imbricata (Kiremitli
kaplumbağa)
Petronia petronia (Kaya serçesi)
Montrifringilla nivalis (Kar ispinozu) SAURIA
STURNIAE (Sığırcıkgiller) Gekkonıdae (Gekogiller)
Sturnus unicolor (Kara sığırcık) Cyrtodactylus kotschyi (Yaprak
parmak Geko)
Sturnus roseus (Pembe sığırcık) CHAMAELEONTIDAE
(Bukalemungiller)
ORIOLIDAE (Sarı asmagiller) Chamaeleo chamaeleon (Bukalemun)
Oriolus oriolus (Sarı asma)
CORVIDAE (Kargagiller)
LACERTIDAE
(Özkertengelegiller)
Prisoreus infaustus (Sibirya kargası) Algyroides marchi
Cyanopica cyanus Lacerta lepida
Nucifraga caryocatactes (Köknar
kargası)
(Cüce çit ketrenkelesi)
Lacerta parva (Cüce çit kertenkelesi) Luschan Semenderi
Lacerta simonyi (Küçük kertenkele) (Kara semenderi)
Lacerta princeps (Zagros kertenkelesi) Salamandrin terdigitata
Lacerta viridis (Yeşil kertenkele) (Gözlüklü semender)
Podarcis muralis (Duvar kertenkelesi) Chioglossa lusitanica (Portekiz
semenderi)
Podarcis lilfordi Triturus cristatus
Podarcis sicula (Taraklı semender-Pürtüklü semender)
Podarcis filfolensis
PROTEIDAE (Mağara
semenderigiller)
SCINCIDAE Proteus anguinus (Mağara semenderi)
Ablepharus kitaibelli
(Johannis Kertenkelesi) ANURA (Kuyruksuz kurbağalar
Kuyruksuzlar)
OFHIDA (Yılanlar)
DIECOGLOSSIDAE
COLOUBRIDAE (Su yılangiller) (Teker dilli kurbağagiller)
Coluber hippocrepis Bombina variegata
Elaphe situla (Sarı karınlı teker dilli kurgbağa)
Elaphe quatu erlineata (Dört çizgili
yılan)
Alytes obstetricans (Ebe kurbağa)
Elaphe longissima (Eskülap yılanı) Alytes cisternasii
Coronella austriaca (Taçlı yılan) FELOBATIDAE (Çamur
kurbağasıgiller)
Pelobates cultripes
VIPERIDAE (Engerekgiller) Pelobates fuscus (Sarımsak kurbağası)
Vipera ursinii (Çayır engereği)
Vipera latasti BUFONIDAE (Kara kurbağasıgiller)
Vipera ammodytes (Akdeniz kum
engereği)
Bufo calamita (Haçlı karakurbağası)
Vipera xanthina (Engerek) Bufo viridis
Vipera lebetina (Sarı engerek) (Yeşil Karakurbağası-Gece kurbağası)
Vipera kaznakovi (Kafkas engereği) HYLIDAE (Ağaçkurbağasıgiller)
Hyla arborea (Ağaç kurbağası)
AMPHIBIANS (İki yaşamlılar) RANIDAE (Su kurbağasıgiller)
Rana arvalis (Magrip kurbağası)
CAUDATA (Kuyruklular) Rana dalmatina (Çevik su kurbağası)
Rana latestei
SALAMANDRIDAE (Semendergiller)
Salamandra (Mertensiella) luschani

Ek Liste III

Korunan Fauna Türleri
MEMELİLER ERINACEIDAE (Kirpigiller)
INSECTIVORA (Böcekçiller) Erinaceus europeaus (Kirpi)
SPORICDAE VIVERRIDAE (Misk kedisigiller)
Bütün türler Bütün türler
MICROCHIROPTERA (Küçük
Yarasalar)
VESPERTILIOPNIDAE FALIDAE (Kedigiller)
(Yassı burunlu yarasagiller) Felis catus (silvestris)
Pipistrellus (Cüce yarasa) (Yaban kedisi)
Lynx lynx (Vaşak)
DUPLICIDENTATA (Çift dişiler)
LEPORIDAE (Tavşangiller) PHOCIDAE (Fokgiller)
Lepus timidus (Kara tavşanı) Phoca vitulina (Fok)
Lepus capensis (Europaeus) (Tavşan) Pusa (Phoca) hispida
RODENTIA (Kemiricigiller) Pagophilus groenlandicus
SCIURIDAE (Sincapgiller) Phoca groenlandica
Sciurus vulgaris (Sincap) Erignathus barbatus
Marmota marmota (Dağsıçanı) Halichoerus grypus
CASTORIDAE (Kunduzgiller) Cystophora cristata (Balonlu fok)
Castor fiber (Kunduz)
GLIRIDAE (Yedi uyuklayangiller) ARTIODACTYLA (Çift parmaklılar)
Bütün türler
MICROTIDAE SUIDAE (Domuzgiller)
Microtus ratticeps (Oeconomus) Sus scrofa meridionalis (Yaban
domuzu)
Microtus nivalis (leburnii) CERVIDAE (Geyikgiller)
CETACEA (Balinalar) Bütün türler
Ek liste II’de belirtilmeyen bütün türler BOVIDAE (Boynuzlugiller)
Ovas aries (Musimoni ammon)
(Tanrıdağı koyunu)
CARNIVORA (Etçiler) Capra ibex (Alp keçisi)
Capra pyrenaica
MUSTELIDAE (Sansargiller) Rupicapra rupicapra (Dağ keçisi)
Meles meles (Porsuk)
Mustela erminea (Kakum KUŞLAR
Aşağıdakiler hariç
Mustela nivalis (Gelincik) Ek Liste II’de belirtilmeyen bütün
türler
Putorius (Mustela) putorius
(İltis, kokar gelincik)
Larus marinus
(Büyük karabaşlı martı)
Marte martes (Ağaç sansarı) Larus fuscus (Karamartı)
Martes foina (Kaya sansarı,ev sansarı)
Larus argentatus (Gümüşsel martı)
Columba palumbus (Tahtalı güvercin)
Passer domesticus (Serçe) SÜRÜNGENLER
Sturnus vulgaris (Sığırcık) Ek Liste II’de belirtilmeyen bütün türler
Garrulus glandarius (Kestane kargıası)
Pica pica (Saksağan) AMFİBİALAR (İki yaşamlılar)
Corvus monedula (Küçük karga) Ek Liste II’de belirtilmeyen bütün türler
Corvus frugilegus (Ekin kargası)
Corvus corone (corone and cornix)
(Leş kargası)

Ek Liste IV

Yasaklana Av Metod ve Araçları ile Diğer Yasak İşletme Şekilleri
MEMELİLER
-İlmek kapanlar
-Gözleri körletilmiş ve sakat edilmiş
mühre olarak kullanılan canlı hayvanlar
-Gözleri kör edilmiş veya sakat
edilmiş mühre ve çığırtkan olarak
kullanılan kuşlar
-Teypler -Teypler
-Öldürücü veya uyuşturucu elektrikli
aletler
-Öldürücü veya bayıltıcı elektrikli
aletler
-Yapay ışık kaynakları -Yapay ışık kaynakları
-Aynalar ve göz kamaştırıcı diğer cisimler-Aynalar ve göz kamaştırıcı diğer
cisimler
-Hedef aydınlatıcı aletler -Hedef aydınlatanı aletler
-Gece atışları için kullanılan, hedefi
gösteren veya elektronik olarak hedefi
büyülten nişan alma aletleri (nişan
dürbünleri)
-Gece atışları için kullanılan, hedefi
gösteren veya elektronik olarak
hedefi büyülten nişan alma aletleri
(nişan dürbünleri)
-Patlayıcı maddeler (1) -Patlayıcı maddeler
-Ağlar (2) -Ağlar
-Sandık tuzaklar (2) -Sandık tuzaklar
-Zehirli veya bayıltıcı yemler -Zehirli veya bayıltıcı yemler
-Gazlama veya tütsüleme -Gazlama veya tütsüleme
-Şarjörü ikiden fazla kartuş alabilen yarı
otomatik veya otomatik silahlar
-Şarjörü ikiden fazla kartuş alabilen
yarı otomatik veya otomatik silahlar
-Uçaklar -Uçaklar
-Hareket halindeki motorlu araçlar -Hareket halindeki motorlu araçlar
(1) Balina avı hariç
KUŞLAR
-İlmek tuzaklar (2)
(2) Kitle halinde veya seleksiyon dışı
yakalama ve öldürme için
kullanıldığında
-Ökseler (3) 58o N nin kuzeyindeki Lagopus
hariç
-Oltalar
EK LİSTE II’DE YER ALAN – ANCAK ÜLKEMİZ ŞARTLARINDA KESİN
KORUMA ALTINA ALINAMAYACAK FAUNA TÜRLERİ İLE EK LİSTE IV’DE
YER ALAN AV METOD VE ARAÇLARINA DAİR İHTİRAZİ KAYIT LİSTESİ

Ek Liste II

Kesin Koruma Altına Alınan Fauna Türleri

A- MEMELİLER CHARADRIIFORMES
RODENTIA Seolopacdae
Sciuridae Callinago media
Citellus Citellus (Tarla
Sincabı)
Sultani su çulluğu
CARNIVARA COLUMBIFORMES
Canidae Pteroclididae
Canis Lapus Kurt Ptercles alchata
Ursidae (Aygiller) Kıkırlıkk Pterovles orientalis
Kum bağırtlağı
ARDIDACTYIA C- SÜRÜNGENLER
Bovidae
Capra aegagrus TESTUDINES
Yaban keçisi Testudinidae
Suidae Testudo hermanni
Sus scrıfa meridionalis Hermann Kaplumbağası
Yaban domuzu Testudo geraeca
Yunan kaplumbağası
B- KUŞLAR Testudo marginata
ANSERIFORMES D- KURBAĞALAR
Anatidae
Anser erytropus ANURA
Küçük sakarca Ranidae
Tadorna tadorna Rana arvalis
Suna Magrip kurbağası
Tadrona ferrugianea Angıt Rana dalmatiana
Oxyura leucocephala Çevik su kurbağası
Dikkuyruk Rana latestei

Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun

0
Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar

Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun, 26.04.1961 tarihinde kabul edilmiş, 02.05.1961 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. İşbu kanun metninde çeşitli tarihlerde yapılan değişiklikler 13.06.2018 tarihi itibari ile, ilgili madde ve fıkraların altlarına dipnot düşmek suretiyle belirtilmiş ve okuyucunun tüm değişiklikleri görmesi kolaylaştırılmıştır.

Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun bazı hükümleri, 1961, 1979, 1983, 1986, 1987, 1988, 1995, 1997, 1998, 1999, 2000, 2003, 2005, 2008, 2010, 2012, 2013, 2014, 2017 ve 2018 yıllarında değiştirilmiş,  diğer özel kanunlara konulan hükümlerle değişikliğe uğramış yada bazı hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır. Kanunda geçen “Cumhuriyet Senatosuna dair hükümler” 1982 Anayasasının yürürlüğe girmesi ile birlikte Cumhuriyet Senatosunun da ortadan kaldırılması nedeniyle Anayasaya uygunluk bakımından 10/6/1983 tarih ve 2839 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun
BİRİNCİ BÖLÜM
İlkeler
Kanunun Kapsamı

Madde 1 – (Değişik: 28/3/1986-3270/21 md.)

Özel kanunlarına göre yapılacak Cumhurbaşkanı, milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği seçimlerinde ve Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında bu Kanun hükümleri uygulanır. (19/1/2011 tarihli ve 6271 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “milletvekili” ibaresinden önce gelmek üzere “Cumhurbaşkanı” ibaresi eklenmiştir.)

Seçim Esasları

Madde 2 – Seçimler, serbest, eşit, tek dereceli genel oy esaslarına göre yapılır.

Seçmen oyunu kendisi kullanır.

Oy gizli verilir.

Oyların sayımı, dökümü ve tutanaklara bağlanması açık olarak yapılır.

Seçim Çevresi

Madde 3 – Özel kanunlarındaki çevre ayırmaları saklı kalmak şartiyle, seçimlerde her il bir seçim çevresidir.

Seçim Bölgesi

Madde 4 – Seçimlerde, her muhtarlık, bir seçim bölgesidir.

Sandık Bölgesi

Madde 5 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Seçimlerde, her seçim bölgesi gerektiği kadar sandık bölgesine ayrılır. (Ek cümle: 13/3/2018-7102/1 md.) Aynı binada oturan seçmenler, hane bütünlüklerinin korunması ve aynı seçim bölgesinde kalmaları şartıyla, farklı sandık bölgelerine kaydedilebilir. (Bu maddede, 28/12/1993 tarihli ve 3959 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin ilk genel yerel seçimlerde uygulanmayacağı aynı Kanunun geçici 2 nci maddesi ile hükme bağlanmıştır.)

(Mülga ikinci fıkra: 13/3/2018-7102/1 md.)

(Mülga son fıkra: 28/12/1993-3959/1 md.)

Seçmen

Madde 6 – (Değişik: 27/10/1995-4125/1 md.)

Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halk oylamasına katılma hakkına sahiptir.

Oy Kullanamayacak Olanlar

Madde 7 – Aşağıda yazılı olanlar oy kullanamazlar:

  1. Silah altında bulunan erler, onbaşılar ve kıta çavuşları (Her ne sebeple olursa olsun, izinli bulunanlar da bu hükme tabidir),
  1. Askeri öğrenciler.
  1. (Ek: 10/6/1983-2839/44 md.; Değişik: 27/10/1995-4125/2 md.) Ceza infaz kurumlarında hükümlü olarak bulunanlar.
Seçmen Olamayanlar

Madde 8 – Aşağıdaki kimseler seçmen olamazlar:

  1. Kısıtlı olanlar,
  1. Kamu hizmetinden yasaklı olanlar.
İKİNCİ BÖLÜM
Seçim Kurulları
Seçim İşlerinin Yürütülmesi

Madde 9 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Seçim işleri, seçim kurullarınca yürütülür.

Valiler, kaymakamlar, belediye başkanları, muhtarlar ve bütün kamu görevlileri her türlü seçim işleri ve seçmen kütükleri yazımında, seçim kurullarının istediği bilgileri ve belgeleri, gecikmeden, süresinde ve doğru olarak göndermeye mecburdur.

Seçim Kurulları

Madde 10 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Ankara’da bir Yüksek Seçim Kurulu, her seçim çevresinde bir il seçim kurulu, her ilçede bir ilçe seçim kurulu ve seçim bölgelerine konulacak her sandık için bir sandık kurulu bulunur. (Ek cümle: 13/3/2008-5749/1 md.) Yurt dışında bulunan vatandaşların oy kullanmalarıyla ilgili seçim işlerini yönetmek üzere Ankara İl Seçim Kuruluna bağlı Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu oluşturulur. İhtiyaç duyulması halinde birden fazla yurt dışı ilçe seçim kurulu teşkil edilebilir.

İl merkezlerinde, ayrıca bir merkez ilçe seçim kurulu teşkil olunur.

Son nüfus sayımına göre nüfusu 200.000’i aşan ilçelerde, köy ve mahalle sınırları (seçim bölgeleri) esas alınarak ve mümkün olduğu nispette nüfus sayısında eşitlik gözetilerek; birden fazla ilçe seçim kurulu teşkil edilir.

İl belediyeleri ile ilçe belediyeleri dışında; ilçe dahilindeki (merkez ilçe dahil) diğer belediyeler; bölünme yapılmaksızın, mahalleleri ile birlikte bir bütün olarak ilçe seçim kurullarından birine bağlanır.

Yüksek seçim kurulu:

Madde 11 – (Mülga: 30/11/2017-7062/12 md.)

Üye seçimi zamanı:

Madde 12 – (Mülga: 30/11/2017-7062/12 md.)

Karar verme:

Madde 13 – (Mülga: 30/11/2017-7062/12 md.)

Görev ve yetkileri:

Madde 14 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Yüksek Seçim Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:
  1. (Değişik: 31/3/1988-3420/1 md.) Seçimlerde, içine oy pusulası konulacak olan zarfların, icabında her seçim için başka başka renk ve ölçüde olmak ve gerek piyasada, gerek Devlet Malzeme Ofisince imal edilen veya ettirilen veya depolarında bulunan zarfların ren k lerinden ve ölçülerinden farklı ve kağıdında “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranı bulunmak üzere, yeteri kadar özel zarf imal ettirmek ve bu imalatı, kağıt hamurundan başlıyarak zarfın, imaline ve teslim alınmasına kadar olan safhalarını; yapılacak işin hacmi, süresi ve niteliği dikkate alınarak belirleyeceği kendi üye veya üyelerinin veya imal ve teslim yerinde yetki vereceği ilçe seçim kurulu başkanının, il seçim kurulu başkanı ya da üyesi hakim veya hakimlerinin devamlı gözetim ve denetimi altında yaptırmak ve bu zarfları il seçim kurullarına, her ilin ihtiyacına yetecek sayıda, alındı belgeleri karşılığında göndermek,
  1. Özel zarfların imali için gerekli “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigran kalıpları ile zarf ölçü kalıplarını yaptırıp gerekli miktarda kağıt ve zarf imalinden sonra saklamak,

Katlanıp bir kenarı yapıştırıldıktan sonra zarf haline gelebilen “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranını taşıyan birleşik oy pusulalarını, her (400)’ü ve her (400)’lük paketi, aynı numarayı taşımak üzere bastırmak ve her sandık için bir paket, ilçe seçim kurullarına zamanında ulaştırmak,

(Mülga son paragraf: 13/3/2008-5749/15 md.)

  1. Bu Kanunda sözkonusu edilen bütün işlemlerin gerektirdiği form, evrak, liste gibi her türlü basılı kağıdın tasarım ve baskısını yaptırmak, il ve ilçe seçim kurullarına zamanında ve ihtiyacı kadar ulaşımını sağlamak,
  1. (Değişik: 31/3/1988-3420/1 md.) Tüzüklerine göre ilk genel kongresini yapmış olup, illerin en az yarısında ve en az altı ay evvel il ve ilçe teşkilatını kurmuş bulunan siyasi partilerin adlarını, ilçe seçim kurullarının yeniden kurulması için öngörülen ayların ikinci haftasında tespit ve ilan etmek,
  1. İl ve İlçe seçim kurullarının teşekkülünü sağlamak, İl seçim kurullarının teşekkülüne, işlemlerine ve kararlarına karşı yapılacak itirazları, oy verme gününden önce ve itiraz konusunun gerektirdiği süratle, kesin karara bağlamak,
  1. Adaylığa ait itirazlar hakkında bu Kanun ve özel kanunları gereğince kesin karar vermek,
  1. İl seçim kurullarınca, oy verme günü işlemleri hakkında verilmiş olan kararlara karşı yapılan itirazları derhal inceleyip kesin karara bağlamak,
  1. İl seçim kurullarınca düzenlenen tutanaklara karşı yapılan itirazları inceleyip kesin karara bağlamak,
  1. Seçimlerden sonra, kendisine süresi içinde yapılan, seçimin sonucuna müessir olacak ve o çevre seçiminin veya seçilenlerden bir veya birkaçının tutanağının iptalini gerektirecek mahiyette itirazları, altkurullara yapılan itirazların silsilesine ve sürelerine uygunluğunu araştırmaksızın inceleyip kesin karara bağlamak,
  1. İl seçim kurulları başkanlıklarınca seçim işlerinin yürütülmesi hakkında sorulacak hususları derhal cevaplandırmak ve seçimin bütün yurtta düzenle yapılmasını sağlayacak tedbirleri almak ve bu hususta gereken genelgeleri zamanında yapmak,
  1. (Değişik: 31/3/1988-3420/1 md.) Siyasi partilerin milletvekili genel ve ara seçimlerine ve belediye başkanlığı ile belediye meclisi, il genel meclisi üyelikleri genel ve ara seçimlerine katılabilmeleri için illerin en az yarısında, oy verme gününden en az altı ay evvel teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olmaları veya Türkiye Büyük Millet Meclisinde gruplarının bulunması şarttır.

Bir ilde teşkilatlanma, merkez ilçesi dahil o ilin ilçelerinin en az üçte birinde teşkilat kurmayı gerektirir. Bu esaslar dairesinde seçime katılabilecek siyasi partiler tespit ve seçimin başlangıç tarihinden on gün, seçimin yenilenmesi halinde yenileme kararının ilanından sonraki beş gün içinde ilan etmek.

  1. Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü kuruluş ve işleyişi ve diğer çalışma konuları ile ilgili ilkeleri belirlemek, yönetmelikleri yayınlamak, programlarını yapmak ve denetlemek.
  1. (Ek: 13/3/2008-5749/2 md.) Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun oluşturulmasını ve yurt dışında bulunan vatandaşların oy kullanmalarını sağlamak üzere gerekli düzenlemeleri yapmak.(13/3/2008 tarihli ve 5749 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu fıkraya (12) numaralı bentten sonra gelmek üzere (13) numaralı bent eklenmiş ve mevcut (13) numaralı bendin numarası (14) olarak teselsül ettirilmiştir.)
  1. (Ek: 9/5/2012-6304/1 md.) Yurt dışı seçim iş ve işlemlerinde seçim takvimi süresince Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun verdiği görevleri yapmak üzere, ihtiyaç görülmesi halinde, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak bu Bakanlık mensupları arasından en az daire başkanı seviyesinde görevlendirme yapmak. (9/5/2012 tarihli ve 6305 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkraya (13) numaralı bentten sonra gelmek üzere (14) numaralı bent eklenmiş ve mevcut (14) numaralı bent (15) numaralı bent olarak teselsül ettirilmiştir.)
  2. (Ek: 13/3/2018-7102/2 md.) Seçim türüne göre sandık bölgesi seçmen sayısını belirlemek.
  1. (Ek: 13/3/2018-7102/2 md.) Seçim güvenliği açısından gerekli görülmesi durumunda, vali veya il seçim kurulu başkanının oy verme gününden en geç bir ay önce talepte bulunması halinde, o yerdeki sandıkların en yakın seçim bölgelerine taşınmasına, sandık bölgelerinin birleştirilmesine, muhtarlık seçimleri hariç olmak üzere seçim bölgelerinin birleştirilmesi ile seçmen listelerinin karma şekilde düzenlenmesine ve bu hususların ilanına karar vermek.(13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu fıkraya (14) numaralı bentten sonra gelmek üzere (15), (16), (17) numaralı bentler eklenmiş ve mevcut (15) numaralı bendin numarası (18) olarak teselsül ettirilmiştir.)
  1. (Ek: 13/3/2018-7102/2 md.) Hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı olan seçmenlerin, muhtarlık seçimleri hariç, oy kullanmalarını sağlamak için seyyar sandık kurulu kurulmasına, oy kullanılmasına, sayım ve döküm ile birleştirme işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu fıkraya (14) numaralı bentten sonra gelmek üzere (15), (16), (17) numaralı bentler eklenmiş ve mevcut (15) numaralı bendin numarası (18) olarak teselsül ettirilmiştir.) 
  1. Kanunla kendisine verilen başkaca görevleri yapmak. (Bu hükmün uygulanmasında ek 1 ve 5 nci maddelere bakınız.)
İl seçim kurulu:

Madde 15 – (Değişik: 22/12/2005-5435/44 md.)

İl seçim kurulu, iki yılda bir ocak ayının son haftasında, il merkezinde görev yapan en kıdemli hâkimin başkanlığında merkez ilçe seçim kurulu başkanlarından sonra gelen en kıdemli iki üyeden oluşur. Kurulun, hâkimlerden iki de yedek üyesi vardır. Bu suretle kurulan il seçim kurulu iki yıl süre ile görev yapar. Hâkimlerin kıdemi, 24.2.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 15 inci maddesine göre belirlenir. Ancak, bu kıdemin belirlenmesinde, kınama veya daha ağır disiplin cezası almış olanlar diğerlerinden kıdemsiz sayılırlar.

İl seçim kurulu başkanlığı ile asıl ve yedek üyeliklerini ve ilçe seçim kurulu başkanlığını yapacak olan hâkimlerden biri, herhangi bir sebeple bu görevi yapamaz ve o yerde bu görevi yapabilecek başka bir hâkim de bulunmazsa, o yerin bağlı olduğu ağır ceza mahkemesinin yargı çevresi içerisinde bulunan ve görevinden ayrılmasında sakınca görülmeyen bir hâkime, merci-ince bu yetki verilir.

Eksiklerin, ağır ceza çevresi içerisindeki hâkimlerden tamamlanmasına imkân bulun-mayan hâllerde, bu ağır ceza merkezine en yakın ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresi içeri-sindeki hâkimlerden biri, yukarıdaki usûle göre yetki verilerek gönderilir.

Bu suretle kendisine yetki verilen hâkimin gelip görevine başlamasına kadar seçim kurulu başkanlığını, kurulun kendi arasından gizli oyla seçeceği bir üye yapar.

Görev ve yetkileri:

Madde 16 – İl seçim kurulunun başlıca görev ve yetkileri şunlardır:

  1. İl seçim çevresi içinde seçimin düzenle yürütülmesini sağlamak için gereken bütün tedbirleri almak ve seçim işlerini denetlemek,
  1. İlçe seçim kurullarına oy sandıklarını ve bu kanunda yazılı diğer seçim araç ve gereçlerini göndermek,
  1. İlçe seçim kurullarının teşekkülüne, işlemlerine ve kararlarına karşı yapılan itirazları inceliyerek derhal karara bağlamak,
  1. İlçe seçim kurulları başkanlıklarınca seçim işlerinin yürütülmesi hakkında sorulacak hususları derhal cevaplandırmak,
  1. Aday beyanname veya listelerini almak ve ilan etmek, bunlar hakkında yapılacak itirazları incelemek ve bu beyanname veya listelerden kanuna göre muteber olmıyanlar hakkında karar vermek, geçici ve kesin aday listelerini yerlerine göndermek ve ilan etmek,
  1. İle bağlı ilçe seçim kurullarından gelen tutanakları birleştirerek il seçim çevresi için bir tutanak düzenlemek,
  1. Kanunla kendisine verilen başkaca görevleri yapmak.
Siyasi parti temsilcileri:

Madde 17 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Son Milletvekili ve Cumhuriyet Senatosu genel ve ara seçimlerinde kendi listesinden yasama meclislerinden birine seçilmiş en az bir üyeye sahip olan veya 14 üncü maddenin dördüncü bendi gereğince Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilen siyasi partilerden o il ve ilçede teşkilatı bulunanlar, il ve ilçe seçim kurullarında birer temsilci bulundururlar. (Ek ikinci cümle: 8/4/2010-5980/1 md.) Ayrıca seçime katılan siyasi partilerden, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde en çok oy almış dört siyasi parti ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partiler, o siyasi parti genel başkanları tarafından yazılı olarak yetki verilmiş olması şartıyla Yüksek Seçim Kurulunda da bir asıl bir yedek temsilci bulundurabilir. Bu temsilciler kurulun bütün çalışmalarına ve görüşmelerine katılırlar, oy kullanamazlar. Ancak, Yüksek Seçim Kurulunca 14 üncü maddenin onbirinci bendi gereğince yapılan ilandan seçime katılamayacağı anlaşılan veya o seçim çevresinde seçime katılmayan partilerin bu kurullarda temsilci bulundurma hakları sona erer.

Görüşülen iş hakkında siyasi partiler temsilcileri görüşlerini bildirirlerse, kurul, bunları da dinledikten sonra, kendi arasında işi görüşerek karar verir ve kararı temsilcilere bildirir.

Siyasi parti temsilcilerinin toplantılara katılmamaları, işlerin görüşülmesini durdurmaz.

İlçe seçim kurulu:

Madde 18 – (Değişik: 22/12/2005-5435/45 md.)

İlçe seçim kurulu, iki yılda bir ocak ayının son haftasında, bir başkan ile altı asıl ve altı yedek üyeden kurulur ve iki yıl süre ile görev yapar. İlçedeki en kıdemli hâkim kurulun başkanıdır. Bu kurul asıl üyeleriyle toplanır. Bir asıl üyenin katılmadığı toplantıya, öncelikle o üyenin yedeği çağırılır.

İl merkezlerinde kurulacak merkez ilçe seçim kurullarına, il seçim kurullarına başkanlık edecek hâkimden sonra gelen en kıdemli hâkim başkanlık eder.

Seçmen sayısı 25 000`i aşan ilçelerde seçim evrakının dağıtım ve toplanması sandık kurul başkanları ve en az bir üyenin eğitimi ile sandık kurullarından sonuçların alınması ve birleştirilerek bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna teslim görevini niyabeten yerine getirmek amacıyla geçici ilçe seçim kurulları oluşturulabilir. Bu kurullar bir başkanla altı üyeden oluşur. İl ve ilçe seçim kurullarında görev almış hâkimlerden sonra gelen en kıdemli hâkimler bu kurullara başkanlık eder. Kurulun iki üyesi kurul başkanınca kamu görevlileri arasından belirlenir. Dört üye ise dört yedeği ile birlikte 19 uncu madde esaslarına göre siyasî partilerden alınır. Bu kurulların çalışma usûl ve esasları, kurulacağı ilçeler ile sayısı ve görev süresi Yüksek Seçim Kurulu tarafından kararlaştırılır.

Hâkimlerin kıdemi 2802 sayılı Kanunun 15 inci maddesine göre belirlenir. Ancak, bu kıdemin belirlenmesinde, kınama veya daha ağır disiplin cezası almış olanlar diğerlerinden kıdemsiz sayılırlar.

İlçe seçim kurulu üyelikleri:

Madde 19 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

  1. İlçe seçim kurulunun dört asıl ve dört yedek üyesi siyasi partilerden alınır.

Bu üyeler aşağıda yazılı olduğu gibi belli edilir:

İlçe seçim kurulu başkanı, bu kurulun yeniden kurulması için yukarıdaki maddede öngörülen sürenin başında, ilçede teşkilatı bulunan ve son milletvekili genel seçiminde o ilçede en çok oy almış olan dört siyasi partiye birer asıl ve birer yedek üye adını iki gün içinde bildirmelerini tebliğ eder.

Bu işlemle belirlenen veya süresi içinde ad bildiren siyasi parti sayısı dörtten az olduğu takdirde, eksik kalan üyelikler, aynı şartları taşıyan diğer siyasi partilerden, o ilçede aldıkları oyların büyüklük sırasına göre, aynı usulle tamamlanır.

Oylarda eşitlik halinde ad çekilir.

Yukarıdaki hükümlerin uygulanmasına rağmen dört asıl ve dört yedek üyenin tümü belirlenemediği takdirde, 14 üncü maddenin dördüncü bendi gereğince Yüksek Seçim Kurulunun ilan ettiği siyasi partilerden o ilçede teşkilatı bulunanlar tespit edilerek bunlar arasında ad çekilir. Ad çekmedeki sıraya göre, adı çıkan, eksik üyelik sayısı kadar siyasi partinin, yukarıda yazılan usulle bildireceği kimseler ilçe seçim kurulu üyesi olur.

İlçe seçim kurulunun bu bentte gösterilen üyeliklerinden eksik kalanlar, ikinci bent hükümleri gereğince tamamlanır.
  1. Diğer iki asıl ve yedek üyelikle yukarıdaki bentte yazılan işlemler sonucunda eksik kalan asıl ve yedek üyelikler, ilçe merkezinde görev yapan ve toplam memuriyet süresi on yıldan fazla olan, yasama meclisleri veya yerel idare seçimlerinden birine siyasi parti adayı veya aday adayı olarak katılmamış ve evvelce hiç bir siyasi partiye kaydolmamış Devlet memurlarını gösteren, o ilçedeki görev süreleri esas alınarak düzenlenecek listenin ilk sekiz sırasında yer alanlar arasından ad çekme ile belli edilir. Ad çekme, birinci bent hükümleri gereğince tespit edilen asıl üyeler huzurunda ilçe seçim kurulu başkanı tarafından yapılır. Ad çekme sırasında, adları önce çıkanlar asıl, sonrakiler sıra ile yedek üye olur. Bu yoldan her asıl üyenin yedeği belirlenir. Ancak, aynı bakanlığa mensup memurlardan birden fazla asıl üye olamaz; zorunlu durumlar saklıdır.
  1. İlçe seçim kurulu başkanı, siyasi partiler arasında yapılan ad çekmenin gün ve saatini, ad çekmeye katılan siyasi partilere tebliğ eder.

Görev süresi içinde asıl üyeliklerde vukubulacak boşalmalar, eksilen asıl üyenin yerine kendi yedeği getirilmek suretiyle doldurulur. Yedek üyeliklerdeki eksilmeler, eksilen üyenin niteliğine göre, seçilmesinde uygulanan hükümler gereğince tamamlanır.

14 üncü maddenin onbirinci bendi gereğince yapılan tespit ve ilandan seçime katılamayacağı anlaşılan veya o seçim çevresinde seçime katılmayan partinin ilçe seçim kurulundaki üyelerinin görevi sona erer. Bu yoldan boşalan üyelikler, o seçim çevresinde seçime katılan ve ilçe seçim kurulunda üyesi bulunmayan partiler hakkında birinci bentte yazılan hükümlerin uygulanmasıyla belirlenir.

İlçe seçim kurulunda boşalan göreve getirilen kimse, yerine geldiği üyenin süresini tamamlar.

Görev ve yetkileri:

Madde 20 – İlçe seçim kurullarının, başlıca görev ve yetkileri şunlardır:

  1. İlçe çevresinde seçimin düzenle yürütülmesini sağlamak için gereken bütün tedbirleri almak ve seçim işlerini denetlemek,
  1. Sandık kurullarını kurmak,
  1. İlçedeki sandık kurullarına, oy sandıklarını ve bu kanunda yazılı diğer seçim araç ve gereçlerini göndermek,
  1. Sandık kurullarının teşekküllerine, işlemlerine ve kararlarına karşı yapılan itirazları inceliyerek karara bağlamak,
  1. Sandık kurulları başkanlıklarınca seçim işlerinin yürütülmesi hakkında sorulacak hususları derhal cevaplandırmak,
  1. İlçe çevresindeki sandık kurullarından gelen tutanakları birleştirerek, ilçe seçim tutanağını düzenlemek ve bu tutanağı seçim işlerine ait diğer evrak ile birlikte il seçim kuruluna derhal teslim etmek,
  1. Kanunla kendisine verilen başkaca görevleri yapmak.
Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun görev ve yetkileri

Madde 20/A – (Ek: 9/5/2012-6304/2 md.)

Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:
  1. Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı vatandaşların oy kullanmalarıyla ilgili seçim iş ve işlemlerinin düzenle yürütülmesini sağlamak ve gereken bütün tedbirleri almak.
  1. Yurt dışı sandık kurullarını kurmak.
  1. Oy pusulaları ile arkası kendi mührüyle mühürlenmiş oy zarflarını ve diğer seçim araç ve gereçlerini oy verme işleminin başlayacağı günden en geç yedi gün önce Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla ilgili yurt dışı temsilciliklerinde hazır bulunacak şekilde göndermek veya gerekli görülmesi halinde oy sandığı, oy verme kabinleri gibi araçların mahallinden teminini Dışişleri Bakanlığından istemek.
  1. Yurt dışı sandık kurullarının işlemlerine ve kararlarına karşı yapılan itiraz ve şikayetleri incelemek ve karara bağlamak.
  1. Yurt dışı sandık kurulu başkanlıklarınca seçim iş ve işlemleri hakkında sorulacak hususları derhal cevaplandırmak.
  1. Yurt dışı seçmen kütüğüne, askı süresinde doğrudan ya da konsolosluklar aracılığıyla yapılacak itirazları sonuçlandırmak, verilecek kararları Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne göndermek ve bu kararlara uygun gerekli kayıt ve düzeltme işlemlerini yaptırmak.
  1. Yerleşim yeri adresi yurt dışında olup da, yurt dışı seçmen kütüğünün askı süresi içinde herhangi bir nedenle yurt içerisinde bulunan seçmenlerin, yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlarının yapılması için doğrudan ya da ilçe seçim kurulları aracılığıyla iletilen adres beyan formlarını onaylayarak Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne göndermek.
  1. Askerlikten terhis olanlardan yurt dışı seçmen kütüğünde kaydı bulunmayanlar ile kısıtlılık hali sona erenlerin, doğrudan ya da ilçe seçim kurulları aracılığıyla iletilen başvurularını kabul etmek ve yurt dışı seçmen kütüğüne kaydını sağlamak.
  1. Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı olmakla beraber, (izinli olsalar bile) silah altında bulunan erler, erbaşlar ve askeri öğrenciler ile kesinleşmiş mahkeme kararı ile kısıtlanan seçmenlerin yurt dışı seçmen kütüğündeki kayıtlarının dondurulmasına karar vermek.
  1. Yurt dışı seçmen kütüğüne yazılması için askı süresi içinde yapılan başvuruların kütüğe kaydedilmesine karar verildiği hâlde, kesinleşen yurt dışı seçmen kütüğünde ismi yer almayan seçmenlerin, yurt dışı seçmen kütüğünün kesinleşmesine bakılmaksızın kütüğe ilave edilmelerine karar vermek ve Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne göndermek.
  1. Yurt dışından ağzı mühürlü olarak gelen oy torbalarını genel esaslara uygun bir şekilde yurt içerisinde oy verme süresi bittikten sonra; bir başkan, bir kamu görevlisi üye ve son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdiği bir asil bir yedek üyeden oluşan yeteri kadar sandık kurulu kurmak suretiyle denetimi altında açtırarak sayım ve dökümünü yaptırmak, tutanak tutturmak ve birleştirme işlemlerini yapmak, ayrıca geçici gümrük kapısı seçim kurullarından gelen sonuçları birleştirmek ve Ankara İl Seçim Kuruluna iletmek.
  1. Kanunlarla kendisine verilen başkaca görevleri yapmak.
Sandık kurulu:

Madde 21 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Sandık kurulu bir başkan ile altı asıl ve altı yedek üyeden kurulur. Bu kurul asıl üyeleriyle toplanır.

Sandık kurulu başkanının belirlenmesi 

(Bu madde başlığı “Sandık kurulu başkanının seçimi” iken, 13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 22 – (Değişik: 13/3/2018-7102/3 md.)

İlçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişiler arasından mani hali bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirler.

Sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi halinde, kamu görevlileri arasından belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder.

Sandık kurulu üyelikleri:

Madde 23 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Sandık kurulu üyelikleri aşağıdaki şekilde belli edilir:

İlçe seçim kurulu başkanı, o seçim çevresinde seçime katılan ve ilçede teşkilatı bulunan siyasi partilerden, son milletvekili genel seçiminde o ilçede en çok oy almış olan beş partiye, her sandık için birer asıl ve birer yedek üye adını beş gün içinde bildirmelerini tebliğ eder.

Bu yoldan tespit edilen sandık kurulu üye sayısı beşten az olduğu takdirde, eksik kalan üyelikler, aynı şartları taşıyan diğer siyasi partilerden, aldıkları oyların büyüklük sırasına göre, aynı usulle tamamlanır.

Oylarda eşitlik halinde ad çekilir.

Yukarıdaki hükümlerin uygulanmasına rağmen beş asıl ve beş yedek üyenin tümü belirlenemediği takdirde, o ilçede seçime katılan ve teşkilatı bulunan diğer siyasi partiler arasında ad çekilir. Ad çekmedeki sıraya göre, adı çıkan, eksik üyelik sayısı kadar siyasi partinin yukarıda yazılan usulle bildireceği kimseler, sandık kurulu üyesi olur.

(Değişik altıncı fıkra: 13/3/2018-7102/4 md.) İlçe seçim kurulu başkanı, sandık kurulunun kalan bir asıl ve bir yedek üyesini belirlemek için önce, 22 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca bildirilen listeden sandık kurulu başkanı olarak belirlenmeyenler arasından, ihtiyaç duyulan sandık kurulu üye sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani hali bulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirler.

Yukarıdaki fıkralar gereğince belirlenen sandık kurulu asıl üyelerinden göreve gelmeyenin yerine, öncelikle, gelmeyen üyenin yedeği alınır.

Sandık kurulu başkan ve üyelikleri için ad çekme işlemleri, ilçe seçim kurulu huzurunda, bu kurulun başkanı tarafından yapılır.

Üyeliklerin bu şekilde doldurulması mümkün olmazsa, eksikler, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o çevrede bulunan ve sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayan kimselerden doldurulur.

Sandık kurullarının kurulması ve görev süresi:

Madde 24 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Sandık kurulları Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilen tarihte kurulur.

Bu kurulların asıl ve yedek üyeleri, her seçim çevresinin yerel özellikleri gözönüne alınarak Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilecek tarihlerde göreve başlarlar ve sayıma ilişkin evrak ve belgeler ilçe seçim kuruluna teslim edilinceye kadar aralıksız çalışmaya devam ederler.

Adaylar ve müşahitleri:

Madde 25 – Sandık başı işlemlerini takibetmek üzere, siyasi partiler ve bağımsız adaylar, birer müşahit gönderebilirler.

Kurullarda görev alamayacak olanlar:

Madde 26 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanununun 3 üncü maddesinde yazılı askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar, bu Kanunda gösterilen kurullara seçilemezler.

648 sayılı Siyasi Partiler Kanununa göre, siyasi partilere üye olamayacak kimseler; bu kurullarda üye, müşahit veya temsilci olarak, siyasi partiler tarafından görevlendirilemezler.

And içme:

Madde 27 – Yüksek Seçim Kurulu, il ve ilçe seçim kurulları başkan, asıl ve yedek üyeleri, görevlerine başlamadan önce, kurul önünde birer birer şöyle and içerler:

(Hiçbir tesir altında kalmaksızın, hiç kimseden korkmadan, seçim sonuçlarının tam ve doğru olarak belirmesi için görevimi kanuna göre, dosdoğru yapacağıma namusum, vicdanım ve bütün mukaddesatım üzerine and içerim.)

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Seçim Öncesi İşleri
BİRİNCİ KESİM
Seçmen Kütükleri
Tanımlar:

(Bu madde başlığı “Kuruluş ve tanımlar:” iken, 30/11/2017 tarihli ve 7062 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 28 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

A-(Mülga: 30/11/2017-7062/12 md.)
B-Tanımlar:
  1. Bu Yasaya göre seçmen olan vatandaşları tek olarak tanımlayan ve seçmenin oturduğu yeri belirleyen bilgileri kapsayan bilgisayar ortamına “Seçmen Kütüğü” denilir.
  1. Seçmen Kütüğü, Yüksek Seçim Kuruluna bağlı olarak kurulan Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü tarafından, bu Yasaya uygun olarak tasarlanacak, planlanacak, Yönetilecek ve yürütülecek çalışmalarla elde edilir.
  1. Bir seçmene ait ve seçmeni tanımlamak için kullanılan; adı, soyadı, doğum yılı ve doğum yeri gibi kayıtların her birine “Veri” denilir.
  1. Bir seçmeni tek olarak tanımlayan verilerin bütününe “Seçmene Ait Bilgi” denilir.
  1. Seçmenin devamlı oturduğu konutun bulunduğu ilçe, muhtarlık, sokak isimleri ile binanın kapı ve varsa daire numarası “Seçmenin Adresi” dir.
  1. Her seçmen; seçmen kütüğü sıra numarası, adı, soyadı, ana ve babasının adı, doğduğu ilçe, doğum yılı ile belirlenir ve tanımlanır.
  1. Seçmen kütüğündeki bilgilerin; bu Kanunda yazıldığı şekilde değiştirilmesi, düzeltilmesi ve tamamlanmasına Seçmen Kütüğünün “Güncelleştirilme” si denilir.
  1. (Ek: 13/3/2008-5749/3 md.) Bu Kanuna göre seçmen olup, yurt dışında bulunan vatandaşların adres kayıt sistemindeki bilgilerine dayalı olarak oluşturulan bilgiler topluluğuna “Yurt Dışı Seçmen Kütüğü” denilir.
Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü çalışma amaç ve ilkeleri:

Madde 29 – (Mülga: 30/11/2017-7062/12 md.)

Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü ile Seçmen Kütük Bürolarının kuruluşu ve yönetimi:

Madde 30 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

(Mülga fıkra: 30/11/2017-7062/12 md.)

(Mülga fıkra: 30/11/2017-7062/12 md.)

(Değişik üçüncü fıkra: 11/9/1987-KHK 290/2 md.; Aynen kabul: 26/8/1999-4448/2 md.; Mülga fıkra: 30/11/2017-7062/12 md.)

(Dördüncü ve beşinci fıkralar Mülga: 11/9/1987-KHK-290/2 md.; Aynen kabul: 26/8/1999-4448/2 md.)

(Mülga fıkra: 30/11/2017-7062/12 md.)

(Mülga fıkra: 30/11/2017-7062/12 md.)

(Ek fıkra: 13/9/1991-KHK-455/1 md.; Aynen kabul: 26/8/1999-4448/2 md.; Mülga

fıkra: 30/11/2017-7062/12 md.)

(Ek fıkra: 31/7/1998-4381/4 md.) Seçim müdürlükleri için öncelikle adliye ve hükümet konaklarında yeterli nitelikte yer ayırmakla Cumhuriyet Başsavcıları ile mülki amirler görevlidir.(30/11/2017 tarihli ve 7062 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “İlçe seçmen kütük büroları ve il seçim kurulları” ibaresi “Seçim müdürlükleri” şeklinde değiştirilmiştir.)

(Ek fıkra: 22/12/2005-5435/46 md.; Mülga fıkra: 30/11/2017-7062/12 md.)

(Ek fıkra: 22/12/2005-5435/46 md.; Mülga fıkra: 30/11/2017-7062/12 md.)

Devamlı veya geçici personel ve görevlendirme yetkisi:

Madde 31 – (Mülga: 30/11/2017-7062/12 md.)

Yüksek seçim kurulunun kararlarının bağlayıcılığı:

Madde 32 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Seçmen kütüğünün kurulması, güncelleştirilmesi ve bundan elde edilecek liste, çizelge ve diğer malzemenin gerekli yerlere ulaştırılması ve dağıtılması için, Yüksek Seçim Kurulunca alınacak kararlar bütün kamu kuruluşlarını ve görevlilerini bağlar.

Yazım ve denetleme işlerinde görevlendirileceklerin ödev ve yetkileriyle yazım hazırlıkları, yazım ve denetimin yapılış ve yazım ve denetim formlarının şekilleri ve bunların ne gibi bilgileri taşıyacağı, ne suretle doldurulacağı, yazımda, denetlemede ve sürekli ara çalışmalarda ne cins evrak kullanılacağı, evrakın teslimi, yazımın denetlenmesi ilke, yöntem ve kuralları Yüksek Seçim Kurulunca belirtilir.

Seçmen kütüğü düzenlenmesi:

Madde 33 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

(Değişik birinci fıkra: 13/3/2008-5749/4 md.) Seçmen kütüğü; adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilgileri esas alınarak Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek usul ve esaslara göre her yıl yeniden düzenlenir, sürekli bilgi toplama ile her seçim döneminde güncelleştirilir. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (a) bendiyle, bu fıkrada yer alan “bilgiler” ibaresi “yerleşim yeri adresi bilgileri” şeklinde değiştirilmiştir.)

Düzenleme, sürekli güncelleştirme ve genel denetleme kural, yöntem ve teknikleriyle Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünün bilgi işlem; ilke, kural ve yöntemleri Yüksek Seçim Kurulunca düzenlenecek genelge ile belirlenir.

Yazım ve denetlemede toplanan bilgileri, seçmene ait bilgilerin verilerindeki değişimleri belirleyen ad, soyad, yaş, cinsiyet tashihi, seçme ehliyetini kaybetme, (kısıtlanma, kamu hizmetinden yasaklanma) veya yeniden kazanma gibi yargı kararlarına, vatandaşlıktan ıskat veya yeniden vatandaşlık hakkını kazandığını gösteren bilgiler ile vefat ettiğini tespit eden bilgilere seçim bölgesi içinde ve dışında vukubulan ikametgah değişikliklerine ait verilere, Yüksek Seçim Kurulunun belirleyeceği kural ve yönteme uygun olarak toplanacak diğer belgelere dayanılarak, seçmen kütüğü kurulur ve güncelleştirilir.

Kütüğe yazılma esasları:

Madde 34 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Seçmenlik sıfatının tayininde esas, seçmen kütüğüdür.

Seçmen kütüğünde; seçmenin; adı, soyadı, baba adı, ana adı doğum yılı, doğduğu ilçe adı, oturduğu yer adresi bulunması esastır.

(Değişik: 27/10/1995-4125/3 md.) Bu Kanunun uygulanmasında herkes, nüfus kütüğünde yazılı bulunan doğduğu ay ve güne göre işleme tabi tutulur. Ancak, o yıl seçim yapılması durumunda seçmen listeleri hazırlanırken on sekiz yaşın doldurulmuş olmasının hesabında seçim günü ( o gün dahil) esas alınır.

Seçmene ait bilgi eksik ise; bilgi tamamlanıncaya kadar seçmen, sandık seçmen listesine yazılmaz.

Tamamlama kuralları; Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir ve yayınlanır.

Sandık bölgesinde oturan seçmenlere ait bilgileri kapsayan sandık seçmen listeleri seç-men kütüğünden çıkarılır.

Sandık seçmen listesinde yazılı olmayan seçmen oy veremez.

Seçmen kütüğüne seçmen bir kez yazılır ve birden fazla oy kullanamaz.

Yazım, görevlilerin insan oturan yerleri birer birer gezip seçmenleri görmeleri suretiyle yapılır.

Yazım memuru yazım sırasında, yazım yerinde bulunan seçmeni yazar. Seçmenin bildireceği oturduğu yerin adresi yazılır. Seri numaralı yazım formu her seçmene imzalatılır.

Yurt dışı seçmen kütüğü ve seçmen listeleri

(13/3/2008 tarihli ve 5749 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle; bu madde başlığı “Yurt dışında oturan vatandaşların yazımı:” iken “Yurt dışı seçmen kütüğü” şeklinde, daha sonra 9/5/2012 tarihli ve 6304 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 35 – (Değişik: 13/3/2008-5749/5 md.)

Yurt dışı seçmen kütüğü, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilgileri esas alınarak Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde oluşturulur. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (b) bendiyle, bu fıkrada yer alan “bilgiler” ibaresi “yerleşim yeri adresi bilgileri” şeklinde değiştirilmiştir.)

(Ek fıkra: 9/5/2012-6304/3 md.)Yurt dışı seçmen listeleri, (…) yurt dışı seçmen kütüğü esas alınarak Yüksek Seçim Kurulunca oluşturulur ve elektronik ortamda ilan edilir. (25/4/2018 tarihli ve 7140 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan yer alan “yurt dışında sandık kurulmasına karar verilen temsilciliklerin görev çevreleri gözetilerek ve” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.)

Genel yazım ve denetleme:

Madde 36 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

(Değişik birinci fıkra: 13/3/2008-5749/6 md.) Seçmen kütüğü; adres kayıt sisteminde-ki bilgiler esas alınarak her yıl güncelleştirilerek oluşturulur. Gerektiğinde, seçmen kütüğünün dört yılda bir yeniden düzenlenmesi ve iki yılda bir denetlenmesi için gerekli bilgileri toplamak amacıyla, bütün Türkiye’de aynı zamanda Nisan ayının ikinci pazar günü yazım yapılmasına Yüksek Seçim Kurulunca karar verilir.

Yazım günü, saat 05.00’ten itibaren yazımın bittiği alışılmış araçlarla ilan edilinceye kadar görevlilerden başka kimselerin bulundukları yerden ayrılmaları yasaktır.

Ancak yazım ve denetim işleminin her halde aynı gün saat 19.00 a kadar bitirilmiş olması gerekir.

Yüksek Seçim Kurulu, kütüğün düzenlenmesi ve yazım sırasında, bu Kanunda öngörülen gereklere göre genelgelerle belirteceği diğer yöntem, teknik ve kuralları uygular.

Yüksek Seçim Kurulunun bu Kanunun 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre ilan edeceği siyasi parti ilçe başkanları, yazım memurunun yanına bir temsilci verebilirler.

Temsilci isimleri, ilçe seçim kurulunun isteği üzerine bildirilen sürede liste halinde teslim edilir. İsimleri bildirilen siyasi parti temsilcileri ilçe seçim kurulu başkanlığından aldıkları belge ile temsilcilik görevini yaparlar. Bu listedeki isimler ve görev yerleri sonradan değiştirilmez.

(Ek: 30/5/1997-KHK-572/26 md.) Seçmen kütüğü yazımı sırasında, seçmenin oyunu kullanmasını engelleyecek bir engelliliği varsa, forma kaydedilir. (25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “özürlülüğü” ibaresi “engelliliği” şeklinde değiştirilmiştir.)

Yazımda esas bilgi kaynakları:

Madde 37 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Seçmen kütüğü yazımı sırasında, formlara yazılacak bilginin tespitinde resmi belgeler esas tutulur.

Yazım sırasında 38 inci maddeye göre düzenlenmiş kroki ve cetvelden yararlanılır. Seçmenin devamlı oturduğu adresin tespitinde muhtarlıkların, varsa apartman yöneticilerinin kayıtlarından faydalanılır.

Muhtarlık krokisi ve binalar cetveli:

Madde 38 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Şehir ve kasabalarda, ilçe seçim kurulu başkanının denetlemesi altında belediyeler, her muhtarlık için, iki yılda bir “Muhtarlık Krokisi” düzenlemek zorundadırlar.

A) Krokide:
  1. Muhtarlık sınırları ile, bu sınırlar içindeki sokakların adları ve her sokağın baş ve sonundaki binaların numaraları.
  1. Muhtarlık, sokaklara ayrılmamış dağınık yapılardan ibaret ise, bu dağınık yapılar numaraları ile birlikte, okunaklı şekilde gösterilir.
B) Köylerde ve kroki yapılmasına teknik imkan bulunmayan şehir ve kasabalarda kroki yerini tutmak üzere, her muhtarlık için (Binalar Cetveli) düzenlenir.

(Binalar Cetveli) ilçe seçim kurulu başkanının denetimi altında, şehir ve kasabalarda belediyelerce, köylerde muhtarlıklarca yapılır.

C) Muhtarlıkta, numarası olmayan ve içinde insan oturan yerler bulunduğu takdirde, bu yerler numaralanır.

Yukarıda (B) bendinde yazılı (Binalar Cetveli), (C) bendinde numarasız yerlerin numaralanması işlemi, İstatistik Genel Müdürlüğünün (Numaralama Yönetmeliği) esaslarına göre yapılır.

Muhtarlık krokisi ve binalar cetveli, yıl sonu durumunu gösterecek şekilde düzenlenir. Yukarıdaki madde gereğince, her muhtarlık için düzenlenen kroki veya binalar cetvelinin onaylı birer örneği, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından 14 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre ilan edilen siyasi partilerin ilçe başkanlıklarına, her iki yılda bir, Yüksek Seçim Kurulunun belirleyeceği ayda alındı belgesi karşılığı verilir.

Muhtarlık bölgesi askı listesi:

Madde 39 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Seçmen kütüğündeki yanlışların düzeltilmesi ve eksiklerin tamamlanması amacıyla;

Seçmen kütüğünde yazılı adreslere göre aynı muhtarlıkta oturan ve seçmen kütüğünde yazılı seçmenlerin; seçmen kütüğü numarası, adı ve soyadı, ana ve baba adı, doğum yılı, doğum yeri, adresi yazılı olduğu ve seçmen soyadı alfabe sırasına göre sıralanmış listeye “Muhtarlık Bölgesi Askı Listesi” denir.

Muhtarlık bölgesi askı listesi her yıl sonundaki kesinleşmiş mevcut bilgilere dayanılarak seçmen kütüğünden elde edilir.

Muhtarlık bölgesi askı listesi; her yıl mart ayında;

      1- a) Ait olduğu muhtarlığa iki nüsha,

          b-14 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre ilan edilen siyasi partilerin o ilçedeki ilçe başkanlarına bir nüsha,

          c-İlçe seçim kurulu işlerinde kullanılmak üzere iki nüsha, ilçe seçim kurulu başkanlıklarına,

  1. İşlemlerde kullanılmak üzere bir nüsha il seçim kurulu başkanlıklarına, Gönderilir.
Askı zamanı ve süresi:

Madde 40 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

(Değişik birinci fıkra: 13/3/2008-5749/7 md.) Muhtarlık bölgesi askı listesi, seçim dönemlerinde muhtarlıklarda askıya çıkarılır ve iki hafta süreyle askıda kalır.

Muhtarlık bölgesi askı listeleri, ait oldukları mahalle veya köylerde, halkın kolaylıkla görüp okuyabileceği yerlere asılır. Bunların asıldıkları tarih ve yerler, seçim bölgelerinin ayrıldığı sandık bölgelerini gösteren cetvel ile birlikte, mahalli gazetelerle ve ayrıca alışılmış araç ve usullerle ilan edilir.

Listelerin hangi tarihlerde ve nerelere asıldığı, ilanın ne suretle yapıldığı, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından görevlendirilen kimselerce bir tutanakla tespit olunur. Listelerin askıdan indirildiği tarih de ayrı bir tutanakla tespit edilir. Bu tutanaklar, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından ayrı bir dosyada saklanır.

İlçe seçim kurulu başkanı, askı listelerinin asıldıkları tarih ve yerleri bir yazı ile mahallin mülki amirine derhal bildirir.

Asılı kaldıkları sürece, muhtarlık bölgesi askı listelerinin korunmasından; idare amirleriyle zabıta amir ve memurları sorumludur.

İlçe seçim kurulu başkanı, askı devam ettiği sürece muhtarlık bölgesi seçmen sayısını da gözönünde tutarak seçmenlerin adlarını aramalarını ve incelemelerini kolaylaştırmak üzere gerekli tedbirleri alır. Muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veya bu iş için görevlendirilmiş kimselerden birinin, müracaatlar için uygun düşen belli saatlerde askı yerinde devamlı olarak hazır bulunmasını sağlar ve durumu askı yerinde ilan eder.

Mükerrer yazım:

Madde 41 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Seçmen kütüğünde; adı ve soyadı, ana ve baba adı, doğum yeri ve doğduğu yılı belirten verileri aynı olan seçmene ait iki bilgi bir tek seçmeni tanımlar.

Bu takdirde Yüksek Seçim Kurulu Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü, seçmen sıra numarası büyük olan bilgiyi seçmen kütüğünde bırakır, diğerini mükerrer listesine alır.

Mükerrer listesinde bilgi iki yıl saklanır. Askı listesinde; seçmene ait bilgilerde;

a-Adı ve soyadı aynı olup da, baba adı, ana adı, doğum yılı, doğduğu ilçeye ait verilerden biri veya ikisi farklı,

b-Adı ve soyadında bir veya iki harf ve (a) fıkrasında yazılı diğer verilerden biri farklı,

c-Adı, ve soyadı, aynı, diğerinde bir isim fazla, (a)`da yazılı diğer veriler aynı veya biri farklı,

d-Adresi farklı, (a)’da yazılı diğer verilerden biri veya ikisi farklı,

e-Ayrıca Yüksek Seçim Kurulunun belirleyeceği,

Durumlar bulunduğunda; itiraz üzerine veya resen; ilçe seçim kurulu başkanı; bilginin tek veya birden fazla seçmeni tanımlamış olup olmadığına karar verir. Karar işlenmek üzere Yüksek Seçim Kurulu Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne gönderilir.

Sandık bölgesi askı listesi:

Madde 42 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Bu Kanunun 122 nci maddesine göre seçmen kütüğüne işlenmesi gereken kararların, seçmen kütüğüne işlenmesinden sonra elde edilen kütükten, sandık bölgesi askı listesi çıkarılır.

Sandık bölgesi askı listelerinde, 43 üncü maddede yazılı, sandık seçmen listesindeki bilgiler aynı sıra ile bulunur.

Bu liste il ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanları 14 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre ilan edilen siyasi partilerin o ilçedeki başkanlarına bu listenin bir suretini teslim eder.

Sandık seçmen listesi:

Madde 43 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçmen kütüğünde yazılı adreslerine göre aynı sandık bölgesinde oturan, seçmen kütüğünde yazılı seçmenleri; seçmen kütüğü numarası, adı, soyadı, ana ve baba adı, doğum yılı, doğum yeri, adresinin yazılı olduğu ve soyadı alfabe sırasına göre sıralanmış listeye “Sandık Seçmen Listesi” denilir. Sandık seçmen listesinin her sayfasında ait olduğu, il, ilçe, muhtarlık isimleri ve sandık numarası ile geçerlik süresi belirtilir. Sandık kuruluna verilecek nüshalarda ayrıca sandık başı işlemleri için gerekli sütunlar bulunur.

Sandık seçmen listeleri; oy verme gününden 120 gün önce seçmen kütüğünde kesinleşmiş mevcut bilgilere dayanılarak çıkarılır.

Sandık seçmen listesi oy verme gününden 30 gün önce,

1. a) Her sandık için iki nüsha sandık kurulu başkanına,
b) Birer nüsha seçime katılan siyasi partilerin ilçe başkanlıklarına, oy verme gününden 20 gün önce,
c) Bir nüsha ilgili muhtarlığa, oy verme gününden 20 gün önce teslim edilmek üzere ilgili seçim kurulu başkanlıklarına,

2. İlçe seçim kurulu işlemlerinde kullanılmak üzere iki nüsha ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına,
3. İşlemlerde kullanılmak üzere bir nüsha ilgili il seçim kurulu başkanlıklarına, Gönderilir.

Muhtarlıklardaki sandık seçmen listelerini vatandaşlar her zaman inceleyebilir.

Muhtarlar, oy verme gününden 10 gün önceden oy verme günü saat 17.00’ye kadar; çalışma saatleri içinde seçmenlerin sandık numarası, sandık yeri ve oy verme hakkındaki suallerini cevaplandırmak; seçim kurullarının yayınlarını dağıtmak; seçim kurullarının vatandaşın kolay ve doğru oy vermesi için hazırlayacağı afiş, işaret, levha ve benzerlerini asmak ve dağıtmak, bu işlem için seçim kurulu ayrıca personel görevlendirirse, bu personele yardımcı olmak zorundadırlar.

Seçmen bilgi kağıdı:

Madde 44 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Seçmen kütüğünde kayıtlı her seçmen için, seçmene hangi seçim bölgesinde, kaç numaralı sandıkta oy vereceğini, seçmen sıra numarası ve diğer bilgileri bildirmek amacıyla bir seçmen bilgi kağıdı hazırlanır ve seçim çevrelerinin özelliklerine göre Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilen esaslar dairesinde gönderilir veya dağıtılır.

Seçmen bilgi kağıdı hiçbir surette kimlik belirlemesinde belge olarak kullanılmaz; bu husus kağıdın üzerine yazılır.

Seçmen kütüğü il ve ilçe listesi:

Madde 45 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Seçmen kütüğünde yazılı seçmenlere ait bilgiler; her yıl seçmenlerin oturdukları il ve ilçeye göre ayrılmış listeler halinde, il ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına birer nüsha gönderilir.

Bu listelerin son iki yıllık olanı kurul üyelerinin incelemelerine açık tutulur.

Bu listelerin çıkarılma, gönderilme ve saklanma kural ve yöntemleri Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.

Yüksek Seçim Kurulu Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü; ülke, il ve ilçe düzeyinde seçmen soyadı alfabe ve seçmen kütüğü sıra numarasına göre düzenlenmiş listelerin; düzenleme, siyasi partilerin inceleme kural ve sürelerini belirler.

Çalışmaların görüşülmesi:

Madde 46 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünün program, tasarım, alınan sonuçlar, hazırlanan genelgeler ve tüm uygulamalarını tanıtan raporu, 14 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre ilan edilen siyasi partilerin gönderecekleri birer temsilcinin, Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin, Seçmen Kütüğü Genel Müdürü ve gerekli gördüğü üç personelinin katılacağı ve Yüksek Seçim Kurulu Başkanı başkanlığında yapılacak toplantıda görüşülür.

Toplantı günü üç ayda bir olmak üzere, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı tarafından saptanır. Toplantı, belirlenen gün ve saatte gelenlerle yetinilerek açılır. Bu toplantılarda, katılanların, çalışmalar hakkında bilgi alması amaçlanır, karar alınmaz.

Toplantı, bu maddede yazılı olanlar dışındakilere kapalıdır. Görüşme özeti Yüksek Seçim Kurulunca katılanlara toplantıdan sonraki bir ay içinde gönderilir.

Toplantının toplanma ve görüşme kuralları, Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir ve katılacaklara bildirilir.

Seçmen kütüğünün saklanması ve ilgililere verilmesi

(Bu madde başlığı, “Seçmen kütüğünün saklanması” iken 29/11/2000 tarihli ve 4609 sayılı Kanunla metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 47 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Yüksek Seçim Kurulu Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü; her yıl sonuna göre seçmen kütüğünü ve bu kütükten elde edilmiş listenin bir suretini Yüksek Seçim Kurulu Başkanına teslim eder.

Seçmen kütüğünün suretleri Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünde kalır.

Yüksek Seçim Kurulu Başkanına teslim edilen seçmen kütüğünü saklama ve inceleme kuralları Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir ve yayınlanır.

(Ek : 29/11/2000-4609/1 md.) Seçmen kütükleri; seçimlere katılma yeterliliğini taşıyan siyasi parti merkezlerince yahut yetkilendirilmiş il veya ilçe başkanlarınca, talep edildiğinde; Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen gideri Maliye veznesine yatırılmak ve makbuzu ibraz edilmek kaydı ile, bir seçim döneminde iki defadan fazla olmamak üzere ilçe seçim kurulu başkanınca, bilgisayar ortamında veya liste düzeyinde imza mukabilinde, istek sahibine verilir.

Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğündeki bilgilerden, diğer devlet kuruluşlarının yararlanma yöntem ve kuralları, yasa ile düzenlenir.

Seçmen kartlarının dağıtılması:

Madde 48 – (Mülga: 17/5/1979-2234/5 md.)

İKİNCİ KESİM
Seçim Propagandası
Propaganda serbestliği ve süresi:

Madde 49 – (Değişik: 25/8/1961-356/1 md.)

Seçimlerde propaganda, bu kanun hükümleri dairesinde serbesttir.

(Değişik: 10/9/1987-3403/1 md.) Propaganda, oy verme gününden önceki onuncu günün sabahında başlar ve oy verme gününden önceki günün saat 18.00’inde sona erer.

Açık yerlerde propaganda:

Madde 50 – Seçim zamanında, genel yollar üzerinde, mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesislerde ve ilçe seçim kurullarınca gösterileceklerden başka meydanlarda toplu olarak sözlü propaganda yapılması yasaktır.

İlçe seçim kurulları, gidiş-gelişi bozmıyacak ve pazarların kurulmasına engel olmıyacak surette toplantıların genel olarak yapıldığı ve varsa elektrik tesisatı olan yerleri seçmek suretiyle hangi meydanlarda toplu olarak sözlü propaganda yapılabileceğini tesbit ederler.

Siyasi partilerin toplu olarak sözlü propaganda yapmak için müracaatları üzerine, toplantı, meydan, gün, sıra ve saatlerini ilçe seçim kurulu ad çekme ile belirtir ve ilgililere tebliğ eder. Bağımsız adaylar için de aynı suretle haftada bir gün ayrılır.

(Değişik son fıkra: 8/4/2010-5980/2 md.) Açık yerlerde, güneşin batmasını müteakip ikinci saatin sonundan güneşin doğmasına kadar toplu olarak sözlü propaganda yapılamaz.

Kapalı yerlerde propaganda:

Madde 51 – Seçimlere katılan siyasi partiler veya bağımsız adaylar adına kapalı yer toplantısı yapılabilir.

Kapalı yer toplantısı yapmak isteyenler, üç kişilik bir heyet kurar ve en yakın zabıta amir veya memuruna haber verirler. Köylerde, muhtara veya vekiline haber vermek kafidir.

Heyetin görevleri, toplantının düzenini sağlamak, kanunlara karşı hareketleri, edep törelerine aykırı veya suç işlemeye kışkırtıcı mahiyet taşıyan söz veya fiilleri, önlemektir.

Heyet, yukarıki fıkraya aykırı bir durum baş gösterdiğinde, bunu önlemeye çalışır, gerekirse zabıtayı çağırır.

Heyet, toplantıda hazır bulunanlardan söz alacak olanları tayin ve tahdit edebilir.

Bu toplantılarda yapılacak konuşmalar, 56 ncı madde hükmü saklı kalmak üzere, hoparlörle yayınlanabilir.

Kapalı yer toplantılarına, toplantıyı idare eden heyetin isteği veya yetkili seçim kurullarının kararı dışında, zabıta amir ve memurları, muhtar veya ihtiyar meclisleri, hiçbir suretle müdahale edemezler.

Mabetlerde, okullarda, kışla, karargah, ordugah gibi askeri bina ve tesislerle askeri mahfillerde ve kamu hizmeti görülen diğer yerlerde, kapalı yer toplantısı yapılamaz.

Seçim büroları

Madde 51/A – (Ek: 8/4/2010-5980/3 md.)

Seçimin başlangıç tarihinden itibaren, seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, katıldıkları seçim çevrelerinde seçim çalışmalarını yürütmek üzere seçim büroları açabilirler. Ancak Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri ve bunlara bağlı kuruluşlara, Devletin veya diğer kamu tüzel kişilerinin doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak katıldığı teşebbüs ve ortaklıklara, özel gelir kaynakları ve özel imkanları kanunla sağlanmış kamu yararına çalışan derneklere ve Devletten yardım sağlayan ve vergi muafiyeti olan vakıflara, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile üretici birlikleri, kooperatif birlikleri, bankalar ve sendikalara ait bina ve tesisler bu amaçla kullanılamaz.

Seçim bürosu, siyasi partilerin il veya ilçe başkanlıkları ile bağımsız adayların, bür onun adresini ve en az bir sorumlusunun kimlik ve iletişim bilgilerini içeren bildirimi seçimin başlangıcından yazılı propagandanın başlangıç tarihine kadar mahallin en büyük mülki amirine, propaganda süresinin başlamasından sonra ilçe seçim kuruluna vermeleriyle açılmış sayılır. Bildirim suretiyle açılan seçim bürolarının listesi, mahallin en büyük mülki amiri tarafından ilçe seçim kurullarına gönderilir.

Açılma şartlarını taşımayan seçim bürolarının ilgilisine bu eksikliklerin üç gün içinde tamamlanması için süre verilir. Bu süreye uyulmaması halinde bürolar, şartları tamamlanıncaya kadar mülki amirlerce kapatılır.

Diğer seçim faaliyetleri saklı kalmak üzere seçim bürolarında görüntülü ve sesli propaganda yapılabilir. Ancak, seçim bürolarında yapılacak sesli yayınlar, çevresel gürültü ile ilgili mevzuata uygun olmak zorundadır.

Seçim büroları saat 09.00’dan 23.00’e kadar halka açık faaliyette bulunabilir.

Radyo ve televizyonla propaganda:

Madde 52 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

(Değişik: 10/6/1983-2839/46 md.) Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere, seçime katılan siyasi partiler, oy verme gününden önceki 7 nci günden itibaren oy verme gününden önceki gün saat 18.00’e kadar radyo ve televizyonda propaganda yapabilirler.

(Değişik: 23/5/1987-3377/3 md.) Seçime katılan;

a-Siyasi partilere ilk gün 10, son gün 10 dakikayı geçmemek üzere, programlarını ve yapacakları işleri anlatan iki konuşma,

b-Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin herbirine ilaveten 10’ar dakikalık propaganda,

c-(Değişik: 27/10/1995-4125/4 md.) İktidar partisine veya iktidar partilerinden büyük olanına 20 dakikalık, iktidar partilerinden diğerlerine 15’er dakikalık ilave propaganda.

d) Ana muhalefet partisine ilaveten 10 dakikalık propaganda, hakkı verilir.

Bu propaganda sürelerinin yarısını aşmamak üzere siyasi partiler bu propagandalarını görüntülü olarak da verebilirler. Görüntülü propagandalar TRT dışında hazırlatılır. Görüntülü propagandalarda siyasi partiler yaptıkları ve yapacakları icraatı anlatı rlar. Bu propagandalarda suç teşkil edecek görüntülere yer verilemez. Siyasi partilerin bu propagandaları bir defada iki dakikadan az olamıyacağı gibi bir günde toplam süresi on dakikayı geçemez. Siyasi partiler propaganda haklarını TRT’nin birden fazla kanalına dağıtabilirler. Yüksek Seçim Kurulu, TRT imkanlarına göre bu görüntülerin hangi süre içinde TRT’ye teslim edileceğini ve TRT’deki gösterilme zamanlarını tanzim eder. Bu görüntülerde suç teşkil eden bir husus bulunduğu takdirde Yüksek Seçim Kurulu bunların yayımına izin vermez.

Siyasi partiler radyo ve televizyonla ilk konuşmalarında seçim beyannamelerini izah ederler.

Radyo ve televizyon konuşmaları Türkiye’deki bütün radyo ve televizyon postaları ile aynı zamanda yayınlanır.

Radyo ve televizyonda, yayınlanacak propaganda konuşmalarının her gün hangi saatte, hangi parti adına yapılacağı, Türkiye Radyo ve Televizyonları tarafından haber yayınları sırasında, önceden duyurulur.

(Değişik: 10/6/1983-2839/46 md.) Radyo ve televizyonda yapılacak propaganda yayınlarının, tam bir tarafsızlık ve eşitlik içinde yapılması, Yüksek Seçim Kurulu ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu tarafından sağlanır.

(Değişik: 28/3/1986-3270/22 md.) Televizyonda seçime katılan siyasi partiler adına (…) yukarıdaki fıkralar gereğince yayınlanacak propaganda konuşmalarında Türk Bayrağı ile Yüksek Seçim Kurulunun tespit edeceği yere asılacak olan bu kurulun belirlediği büyüklükteki parti bayrağı ve konuşmayı yapan kişi dışında hiçbir görüntüye yer verilmez Konuşmacılar, ceket giyme ve kravat takmak zorundadırlar; bayanlar tayyör giyerler. (Bu fıkradaki “2 nci fıkranın (d) bendi dışında” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 22/5/1987 tarih ve E. 1987/3, K. 1987/13 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.)

(Mülga fıkra: 10/9/1987-3403/2 md.)

(Ek: 27/10/1995-4125/4 md.) Özel radyo ve televizyonlarda siyasi partilerin propaganda konuşmaları TRT’de uygulanan usul ve esaslara göre yapılır. Bu yayınlar ulusal nitelikte olanlarda Yüksek Seçim Kurulunca, yerel nitelikte olanlarda İl Seçim Kurullarınca tanzim ve denetlenir. Bu hüküm dışında propagandaya ilişkin yayın yapılamaz. Bu hükme aykırı davrananlar hakkında 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 151/2 hükmü uygulanır.

Müracaat:

Madde 53 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Seçimlere katılan siyasi partilerin genel merkezleri radyo ve televizyonda propaganda yapmak istediklerini oy verme gününden önceki yirmi birinci gün akşamına kadar Yüksek Seçim Kuruluna yazılı olarak bildirirler.

Yayın zamanının tesbiti:

Madde 54 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Yüksek Seçim Kurulu, radyo ve televizyonda yayın için başvuran partiler arasında, bunların birer temsilcisiyle Türkiye Radyo – Televizyon Kurumu temsilcilerinin önünde ad çekerek yayın zaman ve sıralarını tayin eder. Bu ad çekme, oy verme gününden en az yirmi gün önce yapılır. Radyo ve televizyon yayınlarının başlangıç saati, partilerin sayısı ve en uygun dinleme imkanları gözönüne alınarak Yüksek Seçim Kurulunca kararlaştırılır. Radyo ve televizyon yayınları en geç saat 22.00 ye kadar devam eder.

Radyo ve televizyon konuşmalarının tesbiti:

Madde 55 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Siyasi partiler adına radyo ve televizyon ile yapılacak konuşmalar, Yüksek Seçim Kurulunun görevlendireceği bir kurul üyesi huzurunda adına konuşma yapılacak siyasi partinin isteğine uygun olarak yayından önce veya yayın sırasında ses ve görüntü alma cihazı ile tespit edilir. Konuşmanın hangi parti adına ve kimin tarafından yapıldığına dair görevli kurul üyesiyle radyo ve televizyon idaresinde görevli en az iki kişi tarafından tutanak düzenlenir. Konuşmaları tespit eden bant ve sair tespit araçları Yüksek Seçim Kurulu tarafından saklanır.

Konuşmalar bir dava konusu yapıldığı ve istenildiği takdirde merciine verilir.

Suç teşkil eden konuşmaları yapanlar hakkında kanunen belli olan cezalar bir mislinden iki misline kadar artırılarak hükmolunur.

Özel radyo ve televizyonlarla yayın:

(Bu madde başlığı “Özel Radyo ve Televizyonlarla Yayın:” iken, 15/7/2003 tarihli ve 4928 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

(Bu maddeye, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle ikinci fıkra olarak bir fıkra eklenmiş ve sonraki fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.)

Madde 55/A- (Yeniden düzenleme: 15/7/2003-4928/3 md.)

Seçimlerin başlangıç tarihinden oy verme gününün bitimine kadar özel radyo ve televizyon kuruluşları, yapacakları yayınlarda 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununun 5, 20, 22 ve 23 üncü maddeleri ile 31 inci maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine tâbidir.

(Ek ikinci fıkra: 8/4/2010-5980/4 md.) Seçimin başlangıç tarihinden itibaren oy verme gününden önceki yirmi dört saate kadar olan sürede, siyasi partiler veya adaylar radyo ve televizyonlarda birlikte veya ayrı ayrı açık oturum, röportaj, panel gibi programlara katılarak görüşlerini açıklayabilirler. Siyasi partiler veya adayların açık veya kapalı yer toplantıları, radyo ve televizyonlarda canlı olarak yayınlanabilir.

Yukarıdaki fıkra hükümlerine göre özel radyo ve televizyonların yayın ilkelerinin belirlenmesinde, Yüksek Seçim Kurulu görevli ve yetkilidir.

Yapılacak yayınların yukarıdaki esaslara uygunluğunun gözetim, denetim ve değerlendirilmesinde, ülke çapında yayın yapan özel radyo ve televizyonlar için Yüksek Seçim Kurulu; bunun dışında yayın yapan özel radyo ve televizyonlar için yayının yapıldığı yer ilçe seçim kurulları görevli ve yetkilidir.

İlçe seçim kurullarının verdiği kararlara karşı, yirmidört saat içinde il seçim kurullarına itiraz edilebilir. İl seçim kurulu kararları kesindir.

Ülke çapında yayın yapan özel radyo ve televizyonların hangileri olduğunu belirlemeye Yüksek Seçim Kurulu yetkilidir. Yüksek Seçim Kurulunun buna ilişkin kararı Resmî Gazetede yayımlanır.

Basın, iletişim araçları ve internette propaganda

Madde 55/B – (Ek: 8/4/2010-5980/5 md.)

Seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar, yazılı basında ilan ve reklam yoluyla veya internet sitesi açarak sözlü, yazılı veya görüntülü propaganda yapabilirler.

Vatandaşların, elektronik posta adreslerine gönderilecek mesajlarla, taşınabilir veya sabit telefonlarına sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılamaz. Ancak, siyasi partilerin kendi üyelerine gönderdiği sesli, görüntülü veya yazılı mesajlar her zaman serbesttir.

Oy verme gününden önceki on günlük sürede, yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması ve herhangi bir surette dağıtımı yasaktır. Bu sürenin dışında yapılacak yayınların; tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine uygun olması şarttır. Kamuoyu araştırmaları ve anketlerin yayınlanması sırasında, araştırmanın hangi kuruluş tarafından yapıldığının, denek sayısının, araştırmanın kim tarafından finanse edildiğinin açıklanması zorunludur.

Bu madde hükümlerine göre yapılacak propagandaların ve yayınların ilkeleri Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.

Hoparlörle propaganda:

(13/3/2008 tarihli ve 5749 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle; bu maddenin başına “Seçim takviminin başlangıcından itibaren seçim propagandasının sona erdiği ana kadar” ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.)

Madde 56 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Seçim takviminin başlangıcından itibaren seçim propagandasının sona erdiği ana kadar Hoparlörle propaganda, halkın huzur ve rahatını bozmamak ve 50 nci maddenin son fıkrası hükümlerine uymak şartıyla serbesttir. Şu kadar ki, başka bir parti veya bağımsız aday adına açık veya kapalı yer toplantısı yapılan saatlerde, bu toplantıların yapıldığı yer veya binalardan işitilecek ve bu toplantıları rahatsız edecek biçimde hoparlörle propaganda yapılamaz.

İlçe seçim kurulları kendiliğinden veya siyasi partilerin istekleri üzerine mahallin özelliklerini gözönünde tutarak hoparlörle yayının yerini, zamanını, süresini ve diğer şartlarını tespite yetkilidir.

Siyasi partiler isterlerse ilçe seçim kurulunun düzenleyeceği programa göre varsa belediye hoparlörlerinden bedeli karşılığında eşit surette faydalanabilirler.

Propaganda amaçlı yayın ve malzeme dağıtma

(Bu madde başlığı“El ilanları:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 57 – (Değişik: 8/4/2010-5980/6 md.)

Seçime katılan siyasi partiler ve adaylar, seçimin başlangıç tarihinden seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar, kendilerini tanıtıcı nitelikte broşür, el ilanları, parti bayrağı, poster, afiş veya ses ve görüntü içeren CD, DVD gibi her türlü yayını dağıtmakta serbesttir. Siyasi partiler ve adayların, bu fıkrada belirtilenler dışında herhangi bir hediye ve eşantiyon dağıtmaları, dağıttırmaları veya bunların üçüncü şahıslar ya da kurum ve kuruluşlar aracılığı ile dağıtılması yasaktır.

Bu maddede belirtilen yayın veya malzemeleri dağıtacak kimselerin on sekiz yaşını doldurmuş olması şarttır.

Propaganda yayınlarına ilişkin yasaklar ve propagandada kullanılacak dil:

(Bu madde başlığı“Propaganda yayınlarına ilişkin yasaklar” iken, 2/3/2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 58 – (Değişik: 8/4/2010-5980/7 md.)

Propaganda için kullanılan el ilanları ve diğer her türlü matbuat üzerinde Türk Bayrağı ve dini ibareler bulundurulması yasaktır.

(Değişik:2/3/2014-6529/1 md.) Siyasi partiler ve adaylar tarafından yapılacak her türlü propaganda, Türkçe’nin yanı sıra farklı dil ve lehçelerde de yapılabilir.

Muafiyet:

Madde 59 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Propaganda için kullanılan el ilanı mahiyetindeki matbualar, seçimin başlangıcından propaganda süresinin sonuna kadar her türlü harç ve resimlerden muaftır.

İlan ve reklam yerleri

(Bu madde başlığı“Duvar ilanı ve afişle propaganda yapmak yasağı:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 60 – (Değişik: 8/4/2010-5980/8 md.)

Siyasi partiler ve adaylar, seçim bürolarına, seçimin başlangıç tarihinden itibaren, seçim propaganda süresinin sona erdiği tarihe kadar, parti bayrağı, afiş, poster, pankart ve benzeri malzemeleri asabilir veya yapıştırabilirler. Siyasi partiler genel merkez, il, ilçe ve belde binalarına sayılan malzemeleri her zaman asabilir veya yapıştırabilir.

Siyasi partiler ve adaylar seçimin başlangıç tarihinden seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar, açık veya kapalı yer toplantıları ile taşıtlarında; parti bayrağı, afiş, poster, pankart ve benzeri ilan ve reklam malzemesi kullanmakta serbesttirler.

Miting günü, miting alanı çevresindeki güzergâhlarda, toplantı bitimine kadar bu malzemelerin kullanılması serbesttir.

Yukarıda sayılan yerler dışında, propaganda ilan ve reklam malzemeleri, ancak, seçim kurullarınca gösterilecek yerlere aşağıdaki fıkralarda belirtilen usul ve esaslara göre asılır ve yapıştırılır.

Seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, oy verme gününden önceki otuzuncu günden itibaren, kendilerini tanıtıcı poster, parti bayrağı, ilan, pankart veya afiş gibi malzemeleri asmak veya yapıştırmak amacıyla, o seçim çevresi içinde, belediyelerce doğrudan kullanılan ve ilçe seçim kurullarınca belirlenen sabit ilan ve reklam yerlerinden süresi, sayısı ve ücreti eşit olmak şartıyla yararlanabilirler. Şu kadar ki seçim zamanı dışında ücretsiz olarak isteklisine tahsis edilen ilan ve reklam yerleri için ücret talep edilemez. Bu yerler siyasi partiler ve bağımsız adaylar arasında eşit olarak paylaştırılır.

Belediyelerin izni ile özel kişi ve kuruluşlarca kurulan veya belediyelere ait olup da özel kişi ve kuruluşlara kiraya verilen sabit ilan ve reklam yerlerinin, bu kişi ve kuruluşlar tarafından siyasi propaganda amacıyla kullandırılabilmesi için, bu hususta ilçe seçim kurulu başkanlığına yapılacak başvuru üzerine, ilçe seçim kurulunca, söz konusu yerlerin bu madde hükümlerine göre tahsisi gerekir.

İlçe seçim kurulu, o seçim çevresi içindeki ticari amaçlı sabit ilan ve reklam yerlerini oy verme gününden önceki kırkıncı güne kadar belirleyerek, seçime katılan tüm siyasi partilere ve bağımsız adaylara yazılı olarak bildirir. Siyasi partiler ve bağımsız adaylar bu bildiri mden itibaren üç gün içinde yararlanmak istedikleri ilan ve reklam yerlerini ve süresini yazılı olarak ilçe seçim kuruluna bildirirler.

İlçe seçim kurulu, başvuruda bulunan siyasi parti ve bağımsız adaylar arasında bu maddeye göre tahsis yapar.

Aynı ilan ve reklam yerleri için birden fazla siyasi parti ve bağımsız adayın talepte bulunması halinde, ilçe seçim kurulu, ilgilileri aynı anda davet ederek son tercihlerini yazılı olarak bildirmelerini ister. İlgili parti veya bağımsız adaylar arasında anlaşma olmaması durumunda ilan ve reklam yerleri ad çekme işlemi yapılarak eşit süre, sayı ve ücret karşılığında tahsis edilir. Ad çekme işlemi, birden fazla istekte bulunulan her bir ilan ve reklam yeri için, propaganda süresinin tamamı, istekli sayısına bölünmek suretiyle, eşit sürelerle yapılır.

Şehir dışında karayolları kenarında bulunan sabit ilan ve reklam yerlerini de aynı usulle belirlemeye ve tahsis etmeye il seçim kurulu yetkilidir. Ancak il seçim kurulu bu yetkisini, yetkili ilçe seçim kuruluna devredebilir.

Ad çekme işleminden sonra, ilan ve reklam yerinden yararlanmak istemediğini il veya ilçe seçim kuruluna yazılı olarak bildiren siyasi parti veya bağımsız aday için ayrılan yerler, başvuruda bulunan siyasi parti veya bağımsız adaya tahsis edilebilir.

Bu Kanunda yasaklanan yerler dışında, kamuya açık alanlara yerleştirilmiş görüntülü reklam ve ilan yapmaya uygun sabit dijital reklam panoları vasıtasıyla da görüntülü propaganda yapılabilir. Ancak bu araçlarla sesli propaganda yapılamaz. Bu panoların hangi gün ve saatlerde siyasi propagandalar için kullanılacağı seçim kurulları tarafından belirlendikten sonra, bu süre içinde yapılacak propagandaların sıra ve süresi yukarıdaki fıkralarda belirtilen usule göre belirlenerek, siyasi parti veya bağımsız adaylara tahsisi yapılır.

Vatandaşlar, oy verme gününden önceki otuzuncu günden itibaren, propaganda süresinin bitimine kadar konutlarına, işyerlerine veya taşıtlarına, partilere veya adaylara ait bayrak, afiş veya poster gibi tanıtıcı malzemeleri asabilir veya yapıştırabilirler. Bu ilan ve reklamlar her türlü vergi ve harçtan muaftır.

Bu maddede belirtilen ilan ve reklam malzemeleri, birinci fıkrada belirtilen yerler dışında, seçim propaganda süresinin sona erdiği andan itibaren hiçbir suretle asılamaz, yapıştırılamaz ve teşhir edilemez.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.

İlan ve reklam yerleri ile ilgili yasaklar

(Bu madde başlığı“Başka yerlere asma, kamuoyu yoklamaları ve hediye dağıtma yasağı” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 61 – (Mülga: 17/5/1979-2234/5 md.; Yeniden düzenleme: 28/12/1993-3959/4

md.; Değişik: 8/4/2010-5980/9 md.)

Seçimin başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar siyasi partiler, bağımsız adaylar, herhangi bir kurum veya kuruluş ya da vatandaşlar tarafından, bu Kanunda belirtilen yerler dışında, siyasi ilan ve reklam içeren afiş, poster, pankart veya parti bayrağı gibi malzemelerin asılması, yapıştırılması veya teşhiri yasaktır. Aksi halde, bu ilan ve reklamlar kaldırılır ve masrafları ilgilisinden tahsil edilir. Bu maddede belirtilen yasaklarla ilgili işlem yapma yetkisi, seçimin başlangıç tarihinden oy verme gününden önceki otuzuncu güne kadar mülki makamlara, son otuz gün içinde ilçe seçim kurullarına aittir. Belediyeler, bu maddede belirtilen yetkili mercilerin talebi üzerine, maddeye aykırı hususları gidermek için gerekli araç, gereç ve personeli sağlamakla yükümlüdür.

Seçimin başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar; şehir içi veya şehir dışında, toplu taşıma amacıyla kamu hizmetlerinde kullanılan hava, kara, deniz ve raylı sistem taşıtlarında yer alan reklam yerleri ve araçlarında siyasi propaganda içeren yayın yapılamaz. Yolcuların inip bindiği kapalı alanlarda da bu hüküm uygulanır. İlçe seçim kurulları, bu fıkradaki yasaklara aykırılıkların önlenmesi için mülki makamlar vasıtasıyla gerekli denetimi yaparlar.

Matbua dağıtımı:

Madde 62 – El ilanı mahiyetindeki matbuaları dağıtacak kimselerin seçme yeterliğini haiz olmaları şarttır.

Devlet, katma bütçeli idareler, il özel idareleri, belediyelerle bunlara bağlı daire ve müesseseler, İktisadi Devlet teşekkülleri ve bunların kurdukları müesseseler ve ortaklıkları ile diğer kamu tüzel kişiliklerinde memur ve hizmetli olarak çalışanlar, ilan dağıtamazlar.

Seçim süresince yapılamıyacak işler:

Madde 63 – 62 nci maddede sayılanlarla, umumi menfaatlere hadim cemiyetler ve bunlarda görev almış bulunan memur ve hizmetliler seçimlerde de tarafsızlıklarını muhafaza etmek zorundadırlar.

Yukarıda yazılı olanların, 5830 sayılı kanunda yazılı yasak hükümleri saklı kalmak üzere seçim süresince :

a-Siyasi partilere veya adaylara her ne nam ile olursa olsun bağış ve yardımlarda bulunmaları,

b-Memur ve hizmetlileriyle her türlü araç ve gereç ve imkanlarını siyasi bir partinin veya adayın emrinde veya her hangi bir siyasi faaliyette çalıştırmaları, kullanmaları veya kullandırmaları yasaktır.

Birinci fıkrada yazılı olanlarla, Bankalar Kanununa tabi teşekküllerin, siyasi bir partinin lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyuna tesir etmek maksadıyla her türlü yayınlarda bulunmaları yasaktır. (Bu hükmün uygulanmasında ek 6 ncı maddeye bakınız.)

Daha önce basılmış ve yayınlanmış ve yukarıdaki fıkradaki mahiyeti taşıyan her türlü kitap, broşür, afiş ve bunlara benzer yayınlar da aynı hükme tabidir.

Törenlere ait yasaklar:

Madde 64 – (Değişik: 19/2/1987-3330/4 md.)

Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde, 62 nci maddede sayılı bütün daire, teşekkül ve müesseselerle Bankalar Kanununa tabi teşekküllere ait kaynaklardan yapılan iş ve hizmetler dolayısıyla, (açılış ve temel atma dahil) törenler tertiplemek, nutuklar söylemek, demeçler vermek ve bunlar hakkında her türlü vasıtayla yayınlarda bulunmak yasaktır. (…)  (Bu maddedeki “Bu maddedeki yasaklar ara seçimlerde seçim çevresiyle sınırlıdır.” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 22/5/1987 tarihli ve E. 1987/6, K. 1987/14 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.)

Başbakan ve bakanlara ilişkin yasaklar:

Madde 65 – (Değişik birinci fıkra: 19/2/1987-3330/5 md.)

Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde Başbakan ve bakanlarla, milletvekilleri, yurt içinde yapacakları seçim propagandası ile ilgili gezileri makam otomobilleri ve resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapamazlar. Bu maksatla yapacakları gezilerde, protokol icabı olan karşılama ve uğurlamalarla törenler yapılamaz ve resmi ziyafet verilemez.

Yukarıda yazılı süre içinde Başbakan ve Bakanlar seçimle ilgili faaliyetlerinde ve konuşmalarında bu kanun hükümleriyle bağlıdırlar.

Memurların gezilere katılma yasağı:

Madde 66 – (Değişik: 19/2/1987-3330/6 md.)

Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar geçen süre içinde Başbakan, bakanlar, milletvekilleri ve adayların seçim propagandası ile ilgili olarak yapacakları gezilere hiç bir memur katılamaz.

ÜÇÜNCÜ KESİM
Araçlar
Araçların sağlanması:

Madde 67 – Seçim kurulu başkanları, seçim için gerekli bütün araçları ve parayı zamanında ve muntazam bir surette sağlamak ve yerlerine göndermekle yükümlüdürler.

Bu hususlarda kurul başkanlarının emirleri üzerine zabıta amir ve memurları, belediyeler ve muhtarlıklar gerekli yardımlarda bulunması zorundadırlar.

Oy verme araçları ve teslimi:

(8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu maddeye birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralar eklenmiş diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.)

Madde 68 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

(Ek birinci fıkra: 8/4/2010-5980/10 md.) Oy sandıkları, eni 40, boyu 55, yüksekliği 50 santimetre, şeffaf, ısıya ve kırılmaya dayanıklı sert plastikten mamûl, kapağı iple bağlanıp mühürlenmeye elverişli ve kapağının üzerinde zarfların atılmasına uygun (…) bir açıklık olacak şekilde yaptırılır. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle; bu fıkrada yer alan “; boyu 25, eni 1 santimetre ebatlarında” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.)

(Ek ikinci fıkra: 8/4/2010-5980/10 md.; Değişik: 13/3/2018-7102/5 md.) Birlikte yapılan Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde, oy pusulaları aynı zarfa konulur.

(Ek üçüncü fıkra: 8/4/2010-5980/10 md.; Değişik: 13/3/2018-7102/5 md.) Seçimlerde kullanılacak oy verme kabinleri, oy vermenin gizliliğini sağlayacak şekilde yaptırılır. Kabinlerin ölçü ve standartları Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.

(Ek dördüncü fıkra: 8/4/2010-5980/10 md.) Sandıkların ve oy kabinlerinin üzerinde Yüksek Seçim Kurulu ibaresi ve logosu bulunur. Yüksek Seçim Kurulu zorunlu hallerde, bu maddenin amacına uygun biçimde oy sandıklarının standartlarında gerekli değişiklikleri yapabilir. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle; bu fıkrada yer alan “sandıkları ve kabinlerinin” ibaresi “sandıklarının” şeklinde değiştirilmiştir.)

(Ek beşinci fıkra: 8/4/2010-5980/10 md.) Seçimlerde kullanılacak mühür, mürekkep ve ıstampayı oyların iptaline yol açmayacak şekilde oluşturmaya Yüksek Seçim Kurulu yetkilidir.

Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı; il, ilçe seçim kurulları ile sandık kurulları mühürlerini, (…)(1) ve seçim işleri için mahallerinde sağlanamayan gerekli her çeşit kırtasiye ve gereçleri zamanında il ve ilçe seçim kurulları başkanlıklarına gönderir ve o seçimde hangi malzemenin sandık kurulu başkanlarına teslim edileceğini belirler. (13/3/2008 tarihli ve 5749 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle; bu fıkrada bulunan “seçmen işaret boyası ve ıstampasını” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.)

İl seçim kurulu başkanları, oy verme gününden en az on gün önce ilçe seçim kurulları başkanlıklarına, ilçe seçim kurulu başkanları da oy verme gününden en az kırksekiz saat önce, aşağıda yazılı eşyadan o seçim için gerekli olanlarını sandık kurulları başkanlarına teslimini sağlarlar.

  1. Seçim bölgesinde her sandık için ağzı mühürlü bir kese içine konulmuş numaralı bir mühür (Hangi sandığa, hangi numaralı mühürün verildiği bir tutanağa geçirilir.).
  1. Her seçim bölgesinde bulunacak kapalı oy verme yerleri sayısı toplamına eşit miktarda çevre adaylarının onaylı listesi ile 76 ncı maddede yazılı levha,
  1. İlçe seçim kurulu mühürü ile mühürlenmiş ve oy pusulalarının konulmasına mahsus zarfları havi bir paket,
  1. Oy sandıkları,
  1. Sandık sayısınca ıstampa ve mürekkebi,
  1. Sandık sayısınca örneğine uygun onaylı tutanak defteri,
  1. Örneğine uygun basılı sayım cetvelleri,
  1. Örneğine uygun basılı tutanak kağıtları,
  1. Sandık sayısınca boş torba,
  1. Uygun sayıda kopya kalemi,
  1. Gerektiği takdirde oy verme yeri inşaası için malzeme,
  1. O seçim çevresinde, seçimin özelliğine göre yeteri kadar beyaz boş kağıt ve gerekli başka eşya,
  1. Her yaprağı ilçe seçim kurulu tarafından mühürlü ve sonu onaylı, iki nüsha sandık seçmen listesi,
  1. Siyasi partiler tarafından kapalı oy verme yerlerine konulmak üzere ilçe seçim kurulu başkanına teslim edilmiş bulunan basılı oy pusulaları
  1. Her bağımsız adayın, yalnız kendi ad ve soyadını taşıyan, ilçe seçim kurulu başkanına teslim edilmiş bulunan oy pusulaları,
  1. Üstü ilçe seçim kurulunca mühürlü ve numaralı birleşik oy pusulası paketi,
  1. Her sandık için “Evet” yazılı mühür,
  1. (Mülga: 13/3/2008-5749/15 md.)
Tutanak defteri:

Madde 69 – Her kurulda bir tutanak defteri bulunur. İl seçim kurulları, kendi tutanak defterlerini; ilçe seçim kurulları da kendi kurullarına ve sandık kurullarına ait tutanak defterlerini, sahifelerini numaralamak ve mühürlemek suretiyle onaylarlar.

Kurulların işlem ve kararları bu defterlere yazılır ve başkan ve üyeler tarafından imza olunur.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Seçim Günü İşleri
BİRİNCİ KESİM
Sandık Başı İşleri
Andiçme:

Madde 70 – Sandık kurulu başkan ve üyeleri, oy verme günü göreve başlamazdan önce, ilk iş olarak, sandık başında, sandık kurulu ve hazır bulunanlar önünde birer birer şöyle and içerler:

(Hiçbir tesir altında kalmaksızın, hiç kimseden korkmadan, seçim sonuçlarının tam ve doğru olarak belirmesi için, görevimi kanuna göre dosdoğru yapacağıma, namusum, vicdanım ve bütün mukaddesatım üzerine and içerim.)

Görev ve yetkiler

Madde 71 – Sandık kurullarının başlıca görev ve yetkileri şunlardır:

  1. Sandık çevresinde seçimin düzenle geçmesi için gereken tedbirleri almak ve oy verme işlerini yürütmek ve denetlemek,(13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (c) bendiyle, bu maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “alanı içinde” ibaresi “çevresinde”şeklinde; (2) numaralı bendinde yer alan “Sandık alanında,” ibaresi “İlçe seçim kurulunca belirlenen bina, yapı ve benzeri yerlerde,” şeklinde değiştirilmiştir.)
  1. İlçe seçim kurulunca belirlenen bina, yapı ve benzeri yerlerde, sandığın konulacağı yeri tayin etmek ve sokak başlarına bu yeri göze çarpacak surette gösterir işaretleri koymak veya alışılmış araçlar ile duyurmak,
  1. Oy verme işleri hakkında ileri sürülecek itirazları incelemek ve bir karara, bağlamak ve kararlarını tutanak defterine geçirerek altını imzalamak,
  1. Bu kararlardan itiraza uğrayanları derhal ilçe seçim kuruluna göndermek,
  1. Bu kanundaki esaslara göre sandığa atılmış olan oy pusulalarını saymak, dökümlerini ve sonuçlarını tutanağa geçirmek ve bunları seçim işlerine ait diğer evrak ile birlikte, derhal ilçe seçim kuruluna teslim etmek,
  1. Kendisine kanunla verilen başkaca görevleri yapmak.
Müşahitler:

Madde 72 – Siyasi partilerin müşahitleri ile adayları ve bağımsız adaylarla müşahitleri, sandıkbaşı işlemlerini takip etmek üzere hazır bulunabilirler. Bağımsız aday müşahitleri üçten fazla olursa, sandık kurulu başkanı bunlar arasında ad çeker. Adları ilk çıkan üç müşahit, sandık başında bırakılır. Diğerleri, sandık çevresi dışında kalabilirler. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (ç) bendiyle, bu fıkranın son cümlesinde yer alan “alanında” ibaresi “çevresi dışında” şeklinde değiştirilmiştir.)

Kurulda çoğunluğun sağlanması:

Madde 73 – Sandık başında, oy verme başlamazdan önce veya oy verme sırasında, sandık kuruluna dahil siyasi parti üyelerinden biri veya birkaçı görevini yapmazsa, ceza hükümleri saklı kalmak üzere, yerine siyasi parti yedek üyelerinden biri getirilir. Bu dahi mümkün olmaz ve kurul üyeleri üçten aşağı düşerse, bu cihet tutanağa geçirilir ve eksikler, o seçim bölgesinde seçme yeterliğini haiz ve okur-yazar olanlar arasından, başkanın seçeceği kimselerle doldurulur. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (d) bendiyle, bu fıkranın son cümlesinde yer alan “sandık alanında” ibaresi “seçim bölgesinde” şeklinde değiştirilmiştir.)

Sandığın konulacağı yer:

Madde 74 – (Değişik: 31/7/1998-4381/5 md.) Sandıkların konulacağı yerleri ve oy verme işinin vaktinde sona ermesi için gerekli tedbirleri ilçe seçim kurullarının denetiminde sandık kurulu tespit eder. Sandıkların konulacağı yerlerin belirlenmesinde seçmenin oyunu kolaylıkla, serbestçe ve gizli şekilde verebilmesi gözetilir. Engelli seçmenlerin oylarını rahatlıkla kullanabilmeleri için gerekli tedbirler alınır. Sandıklar okul (özel okullar ve özel dersaneler dahil) avlusu ve salonların elverişli kısımları gibi genel yerlere, yetmediği takdirde kiralanacak kahvehane, lokanta gibi yerlere konur. Kışla, karargah, ordugah gibi askeri bina ve tesislerle karakollara ve parti binalarına, muhtarlık odalarına sandık konulamaz. Üçten fazla sandık konulan binalarda bina sorumlularının görev esasları Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.(25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu maddede yer alan “Özürlü” ibaresi “Engelli”, şeklinde değiştirilmiştir.)

Kapalı oy verme yeri:

Madde 75 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Sandık kurulları, oy serbestliğini ve gizliliğini sağlayacak şekilde, yeteri kadar kapalı oy verme yeri hazırlar.

Seçmen, oy pusulasını kapalı oy verme yerinde, kendi eliyle katlayıp, zamklı kenarını yapıştırmak, veya zarf kullanılan seçimlerde zarfa koyup kapatmak zorundadır.

Oy verme yerinin nitelikleri:

Madde 76 – Kapalı oy verme yeri; içerisi dışarıdan gözetlenemeyecek ve oy pusulasını seçmenin inceleyip zarflayabileceği şekil ve nitelikte olur.

Aday listeleri ve bu kanunun oy verme serbestliğine ve gizliliğine dair hükümlerinin levha halinde basılmış metni, kapalı oy verme yerinde asılı durur.

Kapalı oy verme yerinde masa veya benzeri bir şey bulundurulur.

Sandığın, birleşik oy pusulalarının ve zarfların kurulca mühürlenmesi:

Madde 77 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Sandık kurulu başkanı, oy verme işlerine başlamadan önce, sandığın boş olduğunu hazır bulunan sandık kurulu üyeleri ile müşahitler önünde tespit ederek sandığı kapatır, mühür bozulmadan açılamıyacak şekilde sandık mühürü ile mühürler.

Birleşik oy pusulası kullanılan seçimlerde, (Katlanıp zamklı kenarı yapıştırılarak kapatılmak suretiyle zarf haline getirilen birleşik oy pusulaları) bu Kanunda (zarf) deyimi geçen hallerde zarf olarak kabul edilir.

Şu kadar ki, zarflar için öngörülen çift mühür bulunmasına ilişkin hükümler birleşik oy pusulalarına uygulanmaz.

Sandık kurulu, and içme, sandığı yerleştirme, kapalı oy verme yerini düzenleme işlerini bitirdikten sonra, hazır bulunanlar önünde, birleşik oy pusulalarını sayar, her birinin üzerine, sandık kurulu mühürünü basar, böylece üzerinde sandık kurulunun mühürü bulunan birleşik oy pusulalarının sayısını tesbit eder. Birleşik oy pusulası kullanılmayan seçimlerde, ilçe seçim kurulu başkanından teslim alınan ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mühürünü taşıyan özel zarfları sayar, her birinin üzerine sandık kurulu mühürünü basar, böylece üzerinde biri ilçe seçim kurulunun, diğeri sandık kurulunun mühürleri bulunan çift mühürlü özel zarfların sayısını tespit eder.

Sandık kurulu, bu madde gereğince yaptığı işlemleri tutanak defterine geçirip imzalar.

Birleşik oy pusulası ve zarflar

(Bu madde başlığı “Birleşik oy pusulası:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 78 – (Değişik: 8/4/2010-5980/11 md.)

Cumhurbaşkanı, milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye meclisi üyeliği ve belediye başkanlığı seçimlerinde, bu Kanun ve özel kanunlarında yer alan hükümlere göre filigranlı kağıttan hazırlanacak birleşik oy pusulaları kullanılır.(13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Milletvekili,” ibaresi “Cumhurbaşkanı, milletvekili,” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya “hükümlere göre” ibaresinden sonra gelmek üzere “filigranlı kağıttan” ibaresi eklenmiştir.)

(Değişik: 13/3/2018-7102/6 md.) Oy zarfları, ön yüzünün sol üst köşesinde Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu amblemi yer alacak şekilde Yüksek Seçim Kurulunca filigranlı kağıttan hazırlatılır.

İKİNCİ KESİM
Yasaklar ve Sandık Başı Düzeni
İçki ve silah taşıma yasağı :

Madde 79 – Oy verme günü, her ne suretle olursa olsun, ispirtolu içki satılması, içkili yerlerle umumi mahallerde her çeşit ispirtolu içki satılması, verilmesi, içilmesi yasaktır.

Oy verme günü, bütün umumi eğlence yerleri oy verme süresince kapalı kalır. Eğlence yeri niteliğini haiz lokantalarda yalnız yemek verilir.

Oy verme günü, emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse, köy, kasaba ve şehirlerde silah taşıyamaz.

(Değişik dördüncü fıkra: 23/1/2008-5728/286 md.) Bu Kanunun uygulanmasında silahtan maksat Türk Ceza Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (1), (2), ve (5) numaralı alt bentlerinde gösterilenlerdir.

Yayın yasağı:

Madde 80 – Seçim günü saat 18 e kadar radyolar ve her türlü yayın organları tarafından

seçim ve seçim sonuçları ile ilgili haber, tahmin ve yorum yapılması yasaktır.

Saat 18 ile 21 arasında ancak radyolarda Yüksek Seçim Kurulu tarafından seçim ile ilgi-li olarak verilecek haber ve tebliğler yayınlanabilir.

Saat 21 den sonra bütün yayınlar serbesttir.

Sandık çevresi

(Bu madde başlığı “Sandık alanı, sandık yeri ve düzenin sağlanması:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle “Sandık alanı ve sandık çevresi” şeklinde; daha sonra 13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 81 – (Değişik: 13/3/2018-7102/7 md.)

Sandık çevresi, oy sandığının konulduğu ve sandık kurulunun görev yaptığı oda, bölüm veya bu amaçla oluşturulan yerdir.

Sandık çevresinde düzenin sağlanması ve yasaklar

Bu madde başlığı “Başkana ait yetkiler :” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle “Sandık çevresinde düzenin sağlanması” şeklinde değiştirilmiş; daha sonra 13/3/2018 tarihli ve ve 7102 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle başlığa “ve yasaklar” ibaresi eklenmiştir.

Madde 82 – (Değişik: 8/4/2010-5980/13 md.)

Sandık çevresinde düzenin sağlanması sandık kurulu başkanına aittir. Sandık çevresinde alınacak tedbirler, o sandık çevresinde bulunma hakkına sahip kimselerin seçim iş ve işlemlerini takip etmelerini engelleyecek mahiyette olamaz.

Sandık çevresinde, sandık kurulu başkan ve üyeleri, adaylar, milletvekilleri, o sandık bölgesinde kayıtlı seçmenler ve o sandıkta görevli müşahitler ile bina sorumluları ve çağrı veya ihbar üzerine gelen görevli kolluk güçlerinden başka kimse bulunamaz. Şu kadar ki, siyasi partilerin seçim kurullarına bildirdikleri itiraza yetkili kişiler ile temsilciler, seçim kurullarınca önceden kendilerine verilen belge ile sandık çevresinde bulunabilirler. Medya mensuplarının sandık çevresinde, sandık başı işlemlerine engel olmamak şartıyla, haber amacıyla görüntü ve bilgi elde etmeleri serbesttir. (13/3/2018 tarihli ve ve 7102 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkraya “çağrı” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya ihbar” ibaresi eklenmiştir.)

Sandık çevresinde seçmenin oyunu tam bir serbestlikle ve gizli şekilde kullanmasına veya sandık kurulunun görevini yapmasına engel olmaya kalkışanlar ile oy verme, oyların sayım ve dökümü veya tutanaklara geçirilmesi gibi tüm sandık başı iş ve işlemlerinin düzenini bozmaya kalkışanları, başkan uyarır. Bu uyarının gereğini yerine getirmeyen kimse, kolluk gücü çağrılarak sandık çevresinden uzaklaştırılır.

Sandık kurulu başkanının bu maddede belirtilen görevini yapmaması halinde, sandık kurulu karar alarak ilgili hakkında yukarıda belirtilen yetkiyi kullanır ve durumu derhal ilçe seçim kurulu başkanına bildirir.

(Değişik fıkra: 13/3/2018-7102/8 md.) Sandık çevresinde cebir, şiddet veya tehdit kullanarak sandık başı düzenini bozmaya kalkışanlar, sandık kurulu başkanı veya üyelerinden biri tarafından yapılan çağrı ya da seçmenlerin ihbarı üzerine gelen kolluk güçlerince derhal sandık çevresinden uzaklaştırılır ve gerekli yasal işlem yapılır. Seçmenlerce ihbar, o yer kolluk güçlerine şahsen yapılır.

Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde, yukarıda sayılan tedbirlere uymayanlar, cezaevi idaresinin görüşü alındıktan sonra, güvenliği zayıflatmayacak şekilde uygulama yapılarak, sandık çevresinden dışarı çıkarılır.

(Değişik fıkra: 13/3/2018-7102/8 md.) Bu madde uyarınca çağrılacak kolluk güçleri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorundadır. Bu madde uyarınca sandık çevresine gelen kolluk güçleri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorunda olup, çağrı veya ihbar sebebi ortadan kalkınca sandık çevresinden ayrılır.

(Ek fıkra : 13/3/2018-7102/8 md.) Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri hariç, özel güvenlik görevlileri ve belediye zabıtaları gibi görevliler de dâhil olmak üzere resmî üniforma ve silah taşıyan kişiler, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatı-na giremezler.

(Ek fıkra: 13/3/2018-7102/8 md.) Sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında hiç kimse, başkalarının görebileceği şekilde bir siyasi parti veya adaya ait rozet, amblem veya benzeri işaretler ya da propaganda amaçlı yayınlar taşıyamaz; yazılı, sözlü veya görüntülü propaganda yapamaz. Bu fıkra hükümlerine uymayan kişiler kolluk güçleri tarafından uzaklaştırılır.

Sandık kurulunun görev yaptığı yerde cep telefonu ile görüşme yapmak yasaktır. Ancak sandık kurulu başkan ve üyelerinin, görevleri gereği yapacağı görüşmeler bu hükmün dışındadır. Bu hükme aykırı davranan kimseler kurul başkanı tarafından uyarılır. Bu uyarıya rağmen görüşmesini sürdüren kimse, derhal oradan çıkarılır.

Sandık çevresinde bir suç işlenmesi halinde, sandık kurulu, durumu tutanağa geçirir ve ilgili hakkında işlem yapılmak üzere kolluk güçlerini çağırır.

(Değişik fıkra: 13/3/2018-7102/8 md.) İlçe seçim kurulu başkanı, sandık çevresinde, sandık başı iş ve işlemlerinin düzen içinde yürütülmesini ve sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında güvenliği ve bu Kanunda öngörülen yasaklara uyulmasını sağlayacak tedbirleri alır; seçmenin ve bu yerlerde bulunma hakkına sahip diğer kişilerin buralara serbestçe girmesini engelleyen veya güçleştiren her türlü hareketi önler. Bu kapsamda, ilçe seçim kurulu başkanınca verilen talimatlara sandık kurulları, mülki ve idari makamlar uymak zorundadır.

Sandık alanında alınacak güvenlik önlemleri ve yasaklar

Madde 83 – (Mülga: 13/3/2018-7102/24 md.)

Sandık alanında inzibat tedbirleri

Madde 84 – (Mülga: 8/4/2010-5980/32 md.)

Sandık çevresi dışındaki inzibat tedbirleri:

(13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (e) bendiyle, bu maddenin başlığında ve birinci fıkrasında yer alan “alanı” ibareleri “çevresi”, birinci fıkrasında yer alan “sandık alanına” ibaresi “sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına” şeklinde değiştirilmiştir.)

Madde 85 – Sandık çevresi dışında, zabıtaya emir verme yetkisine sahip makamlarla, zabıta amir ve memurları tarafından alınacak tedbirler, seçmenin sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına serbestçe girmesini engelleyici veya güçleştirici mahiyette olamaz.

(Mülga ikinci fıkra: 8/4/2010-5980/32 md.)

Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde kurulan sandıklarda uygulanacak esaslar

Madde 85/A – (Ek: 27/10/1995-4125/6 md.)

Ceza infaz kurumlarında ve tutukevlerinde kurulan sandıklarda uygulanacak esaslar bu Kanunun 81, 82, 83, 84 ve 85 inci maddeleri hükümleriyle bağlı kalınmaksızın Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.

ÜÇÜNCÜ KESİM
Oy Verme
Oy verme yetkisi

Madde 86 – (Değişik: 8/4/2010-5980/15 md.)

Onaylı sandık seçmen listesinde yazılı her seçmen, oy verme yetkisine sahiptir.

Bu Kanunda sayılan istisnalar dışında, sandık seçmen listesinde kaydı olmayanların oy kullanmalarına izin verilmez. Ancak, kesinleşen muhtarlık bölgesi askı listelerinde adı yazılı olduğu veya bu listelere yazılması için askı süresi içinde başvurduğu ve listeye kaydedilmesine karar verildiği halde, çoğaltılarak sandık kurullarına verilen sandık seçmen listelerinde ismi yer almayan seçmenlerin, muhtarlık bölgesi askı listelerinin kesinleşmesine bakılmaksızın, ilçe seçim kurulundaki liste ile oy verecekleri sandık seçmen listesine ilave edilmelerine, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından karar verilir ve seçmene bu yolda verilecek bir yazı ile sandık kuruluna başvurması ve listeye dâhil edilmek suretiyle seçmenin oy kullanması sağlanır.

Her seçmen, bu Kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilir.

Bir seçmen aynı seçim türü için birden fazla oy kullanamaz.

Bir seçmen, hangi seçim çevresinin seçmeni ise ancak o seçim çevresinde yapılan seçimler için oy kullanabilir.

Oy verme gününe kadar, haklarında seçme yeterliğini kaybettiğine dair yetkili mercilerden resmî belge gelmiş bulunan seçmenler ile tutuklu sandık seçmen listesine kaydedilmiş olup da tahliye edilen veya taksirli suçlar dışında bir suçtan hüküm giyerek cezası kesinleşenlerin durumlarını gösteren resmî belge gelmiş bulunanlara, seçmen listesinde kayıtlı olsalar bile oy kullandırılmaz ve bu husus sandık kurulunca tutanağa geçirilir.

Kimliğin tespiti:

Madde 87 – (Değişik : 17/5/1979-2234/1 md.)

Sandık seçmen listesinde yazılı seçmenin kimliği, nüfus hüviyet cüzdanı veya kimlik tespiti amacıyla düzenlenmiş ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan resmi belgelerle belirlenir. Hangi resmi belgelerin kimlik belirlenmesinde kabul edileceği, Yüksek Seçim Kurulunca seçimlerin başlangıcında tespit ve ilan edilir. Şu kadar ki, belediyeler ile köy ve mahalle muhtarlıklarınca tanzim ve tasdik edilen kimlik belgeleri bu maddenin uygulanmasında geçerli değildir. (13/3/2008 tarihli ve 5749 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle; bu fıkrada yer alan “kimlik tespiti amacıyla düzenlenmiş” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan” ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.)

(Mülga ikinci fıkra: 13/3/2008-5749/15 md.)

(Ek fıkra: 8/4/2010-5980/16 md.) Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan bir kimlik belgesi ibraz eden seçmenin oy kullanabilmesi için, bu belgelerin yanında ayrıca seçmen bilgi kağıdını veya Türkiye Cumhuriyeti kimliğini ispata elverişli Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilan edilen bir belgeyi de ibraz etmesi şarttır.

(Ek fıkra: 8/4/2010-5980/16 md.) Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde tutuklu ya da taksirli suçlardan hükümlü bulunan seçmenlerden yukarıda sayılan kimlik belgeleri bulunmayanlar için, cezaevi idaresince verilmiş belge, kimlik belgesi yerine geçer.

Oy verme düzeni:

Madde 88 – Hiçbir seçmene sandık başında müdahale, telkin veya tavsiyede bulunulamaz ve hiçbir seçmen oyunu kullandıktan sonra sandık başında kalamaz.

Oy verme süresi:

Madde 89 – Oy verme günü, saat sekizden on yediye kadar geçecek zaman, oy verme süresidir. Ancak, saat on yediye geldiği halde, sandık başında oylarını vermek üzere bekliyen seçmenler, başkan tarafından sayıldıktan sonra sıra ile oylarını kullanırlar.

(Ek: 28/12/1993-3959/6 md.) Oy verme süresinin başlayış ve bitiş saatleri, sürenin korunması kaydıyla, mevsim ve bölge özellikleriyle ulaşım durumlarına göre, bütün yurtta veya gerekli görülen seçim çevrelerinde, seçim gününden en az bir hafta önce ilan edilmek koşuluyla, Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilebilir.

Oy vermede sıra:

(25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu maddede yer alan “sakatlar” ibaresi “engelliler” şeklinde değiştirilmiştir.)

Madde 90 – Oy verme günü sandık başına gelecek seçmenler, sandık kurulu önüne başkan tarafından sıra ile birer birer alınırlar. Gebeler, hastalar ve engelliler bekletilmezler. Yaşlılar önce alınabilirler.

Oy vermeden önceki işler:

Madde 91 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Sandık kurulu önüne alınan kimse, kimlik belgesini başkana verir ve kimliğini ispat eder.

Başkan, seçmenin adını seçmen listesinde bulur ve masa üzerinde duran birleşik oy pusulasından bir tane vererek, sandık yerinde birden fazla oy verme yeri varsa hangi kapalı oy verme yerine gireceğini söyler ve birleşik oy pusulasını veya seçimin gereğine göre zarfları usulüne göre katlayıp yapıştırdıktan sonra çıkmasını anlatır.

Birleşik oy puslasını veya zarfı alan seçmen doğruca kapalı oy verme yerine gider ve oyunu kullanmadan başka yere gidemez.

Kapalı oy verme yerine girmeyen veya birleşik oy puslasını alıp oy vermeyen seçmenden birleşik oy puslası geri alınır.

Kapalı oy verme yerinde seçmenin uyması gereken kurallar

(Bu madde başlığı “Kapalı oy verme yerinde kalma :” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 92 – (Değişik: 8/4/2010-5980/17 md.)

Seçmen, kapalı oy verme yerinden dışarı çıkmadıkça, hiç kimse oraya giremez. Ancak, oy pusulasını hazırlamak için, kapalı oy verme yerinde, normal süreden fazla kalan seçmenler, kurul başkanı tarafından makul bir süre verilerek uyarılır. Bu uyarıya rağmen kapalı oy verme yerinden çıkmayan seçmen, oradan çıkarılır.

Seçmenin; cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla kapalı oy verme yerine girmesi yasaktır. Bu tür cihazlar, kapalı oy verme yerine girmeden önce kapatılarak sandık kurulu başkanına teslim edilir ve oy kullanma işlemi bittikten sonra seçmene iade edilir.

Birleşik oy pusulasının atılması ve işaretleme :

Madde 93 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Kapalı oy verme yerinde birleşik oy puslasını katlayıp yapıştırdıktan sonra, seçmen burasını terkeder ve birleşik oy puslasını sandığa bizzat atar.

Körler, felçliler veya bu gibi bedeni engellilikleri açıkça belli olanlar, bu seçim çevresi seçmeni olan akrabalarından birinin, akrabası yoksa diğer herhangi bir seçmenin yardımı ile oylarını kullanabilirler. Bir seçmen birden fazla malule refakat edemez. (25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sakatlıkları” ibaresi “engellilikleri” şeklinde değiştirilmiştir.)

(Değişik üçüncü fıkra: 13/3/2008-5749/9 md.) Kurul başkanı, oyunu kullanan seçme-ne kimlik kartını verirken seçmen listesindeki adı karşısına imzasını attırır. İmza atamayanların sol elinin başparmağının izinin alınmasıyla yetinilir. Bu parmağı olmayan seçmenin hangi parmağını bastığı yazılır.

Sandık seçmen listesinde kayıtlı olmayan seçmenlerin oy kullanması

(Bu madde başlığı “Kurul görevlileri, milletvekilleri ile milletvekili adaylarının oy vermesi: ” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 94 – (Değişik: 8/4/2010-5980/18 md.)

İlçe seçim kurulu başkanı, seçimin yapıldığı çevrede oy verme hakkına sahip olduğu halde, görev yaptığı sandığa ait seçmen listesinde kayıtlı bulunmayan;

a-Sandık kurulu başkan ve üyeleri ile bina sorumlularının

b-Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçlerinin

c-İlçe seçim kurulu tarafından sandık kurulu üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin, her birine seçmen olduğunu ve hangi seçimde oy kullanabileceğini gösteren ve sandık seçmen listesindeki bilgileri kapsayan bir belge verir. Ayrıca, bu seçmenlerin esas kayıtlı olduğu sandık seçmen listesine meşruhat verilmek üzere kayıtlı bulunduğu sandık kurulu başkanlığına durumu yazı ile bildirir.

Bu madde uyarınca, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından kendilerine oy kullanma hakkı bulunduğuna ilişkin olarak belge verilen görevliler, bu belge ile görevli oldukları sandık bölge-sinde oy verirler.

Milletvekilleri ile milletvekili adayları seçmen bilgi kağıdını göstermek suretiyle kayıtlı oldukları seçim çevresi dışında da oylarını kullanabilirler.

Sandık kurulu, bu madde kapsamında oy kullanan kimselerin ilgili belgelerini, oy verme işleminden önce alır. Bu belgeler, diğer seçim evrakı ile birlikte ilçe seçim kuruluna teslim edilir.

Bu madde uyarınca oy kullanan seçmenlerin ad ve soyadları ile kimlik bilgileri, oy kul-landıkları sandık seçmen listesinin sonuna yazılarak karşısına imzaları alınır.

Yurt dışı seçmenlerin oy verme yöntemleri ve genel ilkeler

Madde 94/A – (Ek: 13/3/2008-5749/10 md.)

(Değişik birinci fıkra: 9/5/2012-6304/5 md.) Yurt dışı seçmenlerin oy kullanmasında; sandık, gümrük kapılarında oy kullanma veya elektronik oylama yöntemlerinin birlikte veya ayrı ayrı uygulanmasına, seçim türüne ve yabancı ülkenin durumuna göre, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulunca karar verilir. Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin oy kullanmalarına yönelik iş ve işlemlerde, Dışişleri Bakanlığının bilişim altyapısından faydalanılabilir. Dışişleri Bakanlığı, Yüksek Seçim Kurulunun belirleyeceği usul ve esaslar doğrultusunda, kullanılacak olan bilişim altyapısının oluşturulması ve güvenliği için gerekli tedbirleri alır.

Milletvekili genel seçimlerinde, üzerinde Yüksek Seçim Kurulu filigranı bulunan özel imal edilmiş kâğıtlara basılı birleşik oy pusulalarında; sadece seçime katılan siyasi partilerin özel işaretleri, kısaltılmış isimleri ve tam yazı halinde adlarıyla her siyasi parti için ayrılan bölümün altında çapı iki santimetre olan boş bir daire bulunur.

Yurt dışı seçmenler, milletvekili genel seçimi, Cumhurbaşkanı seçimi ve halkoylamasında oy verebilirler.

Yurt dışı seçmenler sadece seçime katılan siyasi partilere oy verebilirler.

Yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz.

Yurt dışı seçmenlerin mektupla oy vermesi

(94/B maddesi mektupla oy kullanma yönünden, Anayasa Mahkemesinin 29/5/2008 tarihli, E.: 2008/33, K.: 2008/113 sayılı Kararıyla iptal edilmiştir.)

Madde 94/B – (Ek: 13/3/2008-5749/10 md.)

Yüksek Seçim Kurulu, özel olarak imal ettirdiği oy pusulası ile özel renkte bastırılmış oy zarflarını, Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna gönderir. Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu, arkası kendi mührüyle mühürlenmiş oy pusulası ile oy zarflarını, seçimlerin yapılacağı günün yetmişbeş gün öncesinden seçmenin yurt dışında kayıtlı olduğu adresine gönderir.

Seçmene oyunu kullanmak üzere gönderilen özel zarflardan, bir köşesi Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun mührünü taşıyan küçük zarfa oy pusulası konur. Bu zarf, üzerinde “Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Ankara/TÜRKİYE” yazılı orta boy ikinci zarfa konur ve bu ikinci zarf, üzerinde seçmenin yurt dışı adresi yazılı üçüncü büyük zarfa konur.

Mektubu alan seçmen, üzerinde kendi adresi yazılı zarfı açar, mühürlü küçük zarf içerisindeki oy pusulasında tercih ettiği siyasi parti sütunundaki daireyi veya cumhurbaşkanı seçimi ya da halkoylaması için düzenlenen oy pusulasındaki tercih ettiği bölümü (X) işareti ile işaretler, sadece oy pusulasını küçük zarfa koyar ve zarfı kapatır. Bu zarfı, üzerinde alıcısı “Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Ankara/TÜRKİYE” adresi yazılı ikinci zarfa koyar ve ağzını kapatıp seçim günü saat 17:00’a kadar Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunda bulunacak şekilde posta ile gönderir.

Mektupların gönderilmesi, güvenliği ve kimlik tespitine ilişkin usul ve esaslar, Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğünün görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir. Posta giderleri Yüksek Seçim Kurulunca karşılanır.

Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna gelen mektup, seçmenin kimliği tespit edilip seçmen kütüğündeki ismi bulunarak işaretlendikten sonra, sandık kurulunca açılır ve içerisinden çıkan oy pusulasının bulunduğu zarf açılmaksızın sandığa atılır. Oy sandığı her gün saat 17:00’da yetkili sandık kurulunca açılır, zarflar oy veren seçmen sayısı ile karşılaştırılır ve uygunluğu tutanakla saptanır. Oy zarfları açılmaksızın tutanağın bir örneği ile birlikte torbaya konularak ağzı mühürlenir ve sandık kurulunca Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna teslim edilir.

Seçim günü saat 17:00’dan sonra gelen mektuplar tutanakla tespit edildikten sonra yakılarak imha edilir.

Seçimin yapıldığı gün saat 17:00’dan itibaren oy torbaları Yurt Dışı İlçe Seçim Kuru-lunca açılarak sayım, döküm ve birleştirme işlemleri yapılır ve sonuçlar Ankara İl Seçim Kuru-luna iletilir. Bu Kurulca da birleştirme tutanağı düzenlenerek Yüksek Seçim Kuruluna gönderi-lir.

Yurt dışı seçmenler tarafından kullanılan toplam geçerli oy sayısı, Yüksek Seçim Kuru-lunca Türkiye genelinde kullanılan toplam geçerli oy sayısına ilave edilerek yurt düzeyinde genel oy miktarı ve her partinin ülke genelinde aldığı geçerli oy miktarı bulunur.

Bu şekilde, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 33 üncü maddesine esas teşkil eden toplam oylar bulunmuş olur.

Her seçim çevresinde geçerli toplam oy, Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulundan Ankara İl Se-çim Kuruluna gelen toplam oyun diğer seçim kurullarından gelen oylara bölünmesiyle elde edilen oranda artırılır. O seçim çevresinde kullanılan toplam oylarla bu şekilde hesaplanan toplam oy arasındaki fark partilere, Ankara İl Seçim Kurulundan gelen oydaki hisseleri oranın-da taksim edilir ve elde edilen rakamlar o seçim çevresinde aldıkları geçerli oylara ilave edilir. Böylece Milletvekili Seçimi Kanununun 34 üncü maddesinde belirlenen esas seçim çevresinde kullanılan geçerli toplam oy miktarı ve partilerin aldıkları toplam geçerli oy miktarı bulunur.

Yurt dışı seçmenlerin sandıkta oy vermesi

Madde 94/C – (Ek: 13/3/2008-5749/10 md.)

(Değişik birinci fıkra: 9/5/2012-6304/6 md.) Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı bulunan seçmenler, yurt dışı temsilciliklerimizde ve ihtiyaç duyulması halinde yerel makamların uygun göreceği diğer yerlerde kurulacak seçim sandıklarında seçimin yapılacağı günün kırkbeş gün öncesinden başlamak üzere, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde düzenlenen oy verme gün takvimine göre, seçim gününden önceki üçüncü gün saat 17.00’ye kadar oy kullanabilirler. Ancak, yabancı ülkedeki seçmen sayısı gözetilerek oy kullanma gün süresi, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulunca kısaltılabilir. Oy kullanma saatleri mahalli saat ile 08.00-17.00 arasıdır. Yabancı ülkenin duru-mu gözönünde tutularak seçmenlerin hangi yurt dışı temsilciliğinde ve mahalde tatil günleri dâhil yirmidört saat, hangilerinde daha az süre ile oy kullanabileceğine, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulunca karar verilir ve alınan bu karar elektronik ortamda ilan edilir. (Mülga son cümle: 25/4/2018-7140/1 md.) (…)  (25/4/2018 tarihli ve 7140 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “yedinci” ibaresi “üçüncü” şeklinde değiştirilmiştir.)

(Değişik ikinci fıkra: 9/5/2012-6304/6 md.) Hangi yurt dışı temsilciliğinde ve mahalde sandık kurulacağı, sandık kurulunun hangi görevlilerden oluşturulacağı Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir. Bu belirlemeye göre; sandık kurulu başkan ve üyelerinin seçimi Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca yapılır. Sandık kurulu bir başkan, bir kamu görevlisi üye ve son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdikleri birer isimden oluşur ve aynı usulle yedek üye seçilir. Siyasi partiler üye bildirmez ise eksiklik kamu görevlileri veya seçmenler arasından seçilecek üye ile doldurulur.

Sandık kurulu başkan ve üye seçimleri, yurt dışında öncelikle sandığın kurulacağı yerde görevli kamu görevlisi ve seçmenler arasından yapılır.

(Ek fıkra: 25/4/2018-7140/1 md.) Siyasi partiler yurt dışında her oy verme günü için ayrı sandık kurulu üyesi bildirebilir.

Sandık kurulu başkan ve üyeleri 70 inci madde hükmüne göre yemin ederek görevlerine başlar.

Sandık kurulları oy verme gizliliğini ve serbestliğini sağlayacak şekilde, yeteri kadar kapalı oy verme yeri hazırlar.

(Değişik beşinci fıkra: 9/5/2012-6304/6 md.)Yüksek Seçim Kurulu, özel olarak imal ettirdiği oy pusulası ile özel renkte bastırılmış oy zarflarını Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna gönderir. Yurt dışında kullanılacak olan oy sandıkları, oy kullanma kabinleri ve diğer oy kullanma araçlarının ebatları dâhil tüm özellikleri ile bir sandıkta oy kullanacak seçmen sayısı, yabancı ülkenin durumu gözönünde tutularak, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulu tarafından farklı olarak belirlenebilir.

(Değişik altıncı fıkra: 9/5/2012-6304/6 md.) Seçmen oy vermek için geldiğinde sandık kurulu başkanı seçmenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan nüfus cüzdanından veya pasaportundan kimliğini tespit eder ve Bilgisayar Destekli Merkezi Seçmen Kütüğü Sis-temi üzerinden diğer yöntemlerle oy kullanıp kullanmadığını kontrol eder. Oy kullanmadığı anlaşılan seçmen, sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olan oy pusulası ve oy zarfıyla “Evet” veya “Tercih” yazılı mührü alarak oyunu kullanmak üzere kapalı oy verme yerine girer. Oyunu kullanan seçmene çizelgede isminin bulunduğu yer imzalattırılır.

(Değişik yedinci fıkra: 9/5/2012-6304/6 md.) Sandık kurulları tarafından her gün oy verme süresinin bitim saati olan 17.00’de veya başka bir bitim saati belirlenmişse bu saatte, bu Kanunda belirtilen usullere göre sandık açılır.

Çıkan oy zarfları açılmadan adedi, oy kullanan seçmen miktarı ve bunların birbirine uygunluğu bir tutanakla tespit edilir.

(Değişik sekizinci fıkra: 9/5/2012-6304/6 md.) Her dış temsilcilikte oyları saklamak ve ağzı mühürlü oy torbalarını Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenecek yöntemlerle Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna ulaştırmakla görevli olmak üzere; o yer misyon şefi veya en kıdemlinin başkanlığında, o temsilcilikte görevli bir kamu görevlisi üye ve son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdikleri isimlerden oluşturulan sandık kurulu, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca kurulur ve aynı usulle yedek üyeler seçilir. Siyasi partiler üye bildirmez ise eksiklik kamu görevlileri arasından seçilecek üye ile doldurulur.

Kapalı oy zarfları açılmaksızın tutanağın aslı ile birlikte bir torbaya konularak ağzı san-dık kurulu mührüyle mühürlenir ve muhafaza altına alınmak üzere sandık kurulu başkanınca ilgili komisyona teslim edilir. Oy torbaları komisyon tarafından en seri vasıtayla Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna gönderilir. Tutanağın bir sureti ilgili yurt dışı temsilciliğimizde saklanır.

(Değişik onuncu fıkra: 9/5/2012-6304/6 md.) Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca, yurt içerisinde oy verme süresi bittikten sonra, yurt dışından ağzı mühürlü olarak gelen oy torbaları, genel esaslara uygun bir şekilde, Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun denetimi altında, sandık ku-rullarına açtırılarak sayım ve dökümü yaptırılır ve tutanak altına aldırılır. Bu tutanaklar esas alınarak birleştirme işlemlerine ilişkin tutanak düzenlenir ve sonuçlar Ankara İl Seçim Kuruluna iletilir. Ayrıca geçici gümrük kapısı seçim kurullarından gelen geçici birleştirme tutanağındaki sonuçlar kendi içerisinde birleştirilir ve bu sonuçlar Ankara İl Seçim Kuruluna iletilir. Ankara İl Seçim Kurulunca da yurt dışı sandıklarından gelen sonuçlar ile gümrük kapılarından gelen sonuçlar birleştirilir ve düzenlenen tutanak en seri vasıtayla Yüksek Seçim Kuruluna gönderilir.

Yurt dışı sandıklarda kullanılan oyların değerlendirilmesi 94/B maddesinin ilgili hükümlerine göre yapılır.

Yurt dışı seçmenlerin elektronik ortamda oy vermesi

Madde 94/D – (Ek: 13/3/2008-5749/10 md.)

Yüksek Seçim Kurulu; 35 inci madde çerçevesinde belirlenen yurt dışında bulunan vatandaşların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası aracılığıyla elektronik ortamda oy kullana-bilmeleri amacıyla gerekli teknik alt yapıyı kurmaya; güvenli oy kullanılabilmesi amacıyla seçmenler için şifre veya benzeri güvenlik tedbirleri ile mükerrer oy kullanılmasını engelleyecek önlemleri almaya yetkilidir.

Yurt dışı seçmenler, seçimin yapılacağı tarihin otuz gün öncesinden başlamak üzere be-lirlenen süre içerisinde seçim günü Türkiye saati ile 17:00’a kadar elektronik ortamda oy kulla-nabilirler.

Elektronik ortamda kullanılan oylar, seçimin yapıldığı gün saat 17:00’dan itibaren Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca tespit edilerek sayım, döküm ve birleştirme işlemleri yapılır ve sonuçlar Ankara İl Seçim Kuruluna iletilir. Bu Kurulca da birleştirme tutanağı düzenlenerek Yüksek Seçim Kuruluna gönderilir.

Elektronik ortamda kullanılan oyların değerlendirilmesi, 94/B maddesinin ilgili hüküm-lerine göre yapılır.

Yurt dışı seçmenlerin gümrük kapılarında oy vermesi

Madde 94/E – (Ek: 13/3/2008-5749/10 md.)

Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı bulunan seçmenler seçimin yapılacağı günün kırkbeş gün öncesinden başlamak üzere seçim günü saat 17:00’a kadar (…)(1) gümrük kapılarında kuru-lacak seçim sandıklarında oy kullanabilirler.

(9/5/2012 tarihli ve 6304 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “yetmişbeş gün” ibaresi “kırkbeş gün”, üçüncü fıkrasında yer alan “yetmişbeşinci gün” ibaresi “kırkbeşinci gün” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkrada yer alan “yurda giriş ve çıkışlarında” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.)

Yüksek Seçim Kurulu, özel olarak imal ettirdiği oy pusulası ile özel renkte bastırılmış oy zarflarını oy verme gününden en geç üç gün önce ilgili ilçe seçim kurullarında bulunacak şekilde gönderir.

Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilecek gümrük kapılarında, oy verme gününden önceki kırkbeşinci gün saat 08:00’dan oy verme günü saat 17:00’a kadar oy kullanılabilir. Hangi gümrük kapılarında tatil günleri dâhil 24 saat, hangilerinde daha az süreyle oy kullanılabileceğini tespite Yüksek Seçim Kurulu yetkilidir. (9/5/2012 tarihli ve 6304 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yetmişbeşinci gün” ibaresi “kırkbeşinci gün” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.)

Gümrük kapılarında yapılacak oy verme işleminde görev alacak ilgili geçici gümrük kapısı seçim kurulu ile sandık kurullarının adedi, üyelerinin ve yedeklerinin sayısı ile hangi görevlilerden teşkil edileceği Yüksek Seçim Kurulu tarafından önceden belirlenir. (9/5/2012 tarihli ve 6304 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “görev alacak” ibaresinden sonra gelmek üzere “ilgili geçici gümrük kapısı” ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.)

Sandık kurulları, oy serbestliğini ve gizliliğini sağlayacak şekilde, yeteri kadar kapalı oy verme yeri hazırlar. İlgili idari makamlar sandık kurullarına gerekli her türlü kolaylığı gösterir.

Gümrük kapılarında seçim propagandası yapılamaz.

(Değişik yedinci fıkra: 9/5/2012-6304/7 md.) Gümrük kapılarında seçmen oy vermek için geldiğinde sandık kurulu başkanı seçmenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını gösteren nüfus hüviyet cüzdanı veya kimlik tespiti amacıyla düzenlenmiş ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan resmi belgeler veya pasaportundan kimliğini tespit eder ve Bilgi-sayar Destekli Merkezi Seçmen Kütüğü Sistemi üzerinden, diğer yöntemlerle oy kullanıp kullanmadığını kontrol eder. Oy kullanmadığı anlaşılan seçmen, sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olan oy pusulası ve oy zarfı ile “Evet” veya “Tercih” yazılı mührü alarak oyunu kullanmak üzere kapalı oy verme yerine girer ve oy verme işlemini genel esaslara göre tamamlar.

(Mülga birinci cümle: 9/5/2012-6304/7 md.) (…) Oyunu veren seçmene çizelgede is-minin bulunduğu yer imzalatılarak oy verme işlemi tamamlanır.

Oy verme süresince sandık kurullarının değişikliği sırasında Kanunda gösterilen usulde sandık açılır, çıkan oy zarflarının adedi ile oy kullanan seçmen miktarı ve bunların birbirine uygunluğu bir tutanakla tespit edilir.

Oy zarfları ve tutanağın bir sureti bir torbaya konularak ağzı mühürlenir ve muhafaza altına alınmak üzere sandık kurulu başkanınca ilgili geçici gümrük kapısı seçim kuruluna teslim edilir. (9/5/2012 tarihli ve 6304 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ilgili” ibaresinden sonra gelmek üzere “geçici gümrük kapısı” ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.)

(Değişik onbirinci fıkra: 9/5/2012-6304/7 md.) Seçimin yapıldığı gün saat 17.00’den itibaren sandık ve torbalar genel esaslara uygun bir şekilde açılarak geçici gümrük kapısı seçim kurullarınca sayımı ve dökümü yapılır. Geçici gümrük kapısı seçim kurulu birleştirme tutanağı düzenlenir ve bu tutanakla birlikte seçim işlerine ait diğer evrak, varsa itiraz dilekçeleriyle birlikte, Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna en seri vasıtayla gönderilir.

Gümrük kapılarında kullanılan oyların değerlendirilmesi, 94/B maddesinin ilgili hü-kümlerine göre yapılır.

DÖRDÜNCÜ KESİM
Oyların Sayımı ve Dökümü
Sayım tedbirleri:

Madde 95 – Sayım ve döküm açık olarak yapılır. Oy verme yerinde hazır bulunanlar sayım ve dökümü takip ederler.

Kurul, faaliyetinin selamet ve düzeni bakımından, sayım ve döküm masası etrafında boş kalması gereken kısmı, bir karar ile belirtir ve bu kısım etrafında (İp germek gibi) hazır bulunanların bu işlemleri takip etmelerine engel olmayacak tedbirleri alabilir.

Oy verenler sayısının kontrolü:

Madde 96 – (Değişik birinci fıkra: 28/12/1993-3959/7 md.) Sandık,89 uncu maddenin son fıkrası uyarınca Yüksek Seçim Kurulu tarafından başka bir süre konulmamış ise saat 17.00’den önce açılamaz. Oy verme işi bitince kurul başkanı bunu yüksek sesle ilan eder. Masa üzerinde,sandıktan başka ne varsa kaldırılır. Oy vermenin bittiği saat tutanak defterine geçirilir.

Bundan sonra, sandık seçmen listesinde yazılı seçmenlerin toplamı ile adları hizasındaki imza veya parmak izleri sayılarak oy vermiş olanların toplamı tespit edilir ve tutanağa geçirilir. Netice yüksek sesle ilan edilir.

Kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve zarflar:

Madde 97 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Oy zarflarından veya birleşik oy pusulalarından kullanılmayanlar sayılır, oylarını veren seçmen sayısına eklenir ve böylece kurula teslim edilen zarf veya birleşik oy pusulaları toplamına uygun olup olmadığı tespit edilir. Kullanılmayan zarflar veya birleşik oy pusulaları bir paket halinde mühürlenir ve üzerine sayısı yazılır.

Bundan sonra, sandıktan çıkacak oy pusulalarının konmasına mahsus torbanın boş olduğu tespit edilir. Bütün bu işlemler tutanağa geçirilir.

Sandığın açılması ve zarfların sayımı:

Madde 98 – (Değişik: 8/4/2010-5980/19 md.)

Sandık, yukarıdaki maddelerde belirtilen iş ve işlemler tamamlandıktan sonra, oy verme yerinde hazır bulunanların gözü önünde, sandık kurulu başkanı tarafından açılır.

Sandıktan çıkan zarflar, sandık kurulu başkanı tarafından yüksek sesle iki defa sayılır. İki sayım arasında fark olursa, üçüncü sayım yapılarak sonucuna göre işlem yapılır ve o seçimde kullanılan toplam zarf sayısı tespit edilir. Tespit edilen zarf sayısı, o seçim türüne ait özel tutanağın ilgili yerine işlenir.

Bütün zarflar sayıldıktan sonra, geçerli olup olmaması yönünden kontrol edilir.

Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan, üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan, tamamı yırtılmış olan, üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü dışında herhangi bir mühür, imza, yazı, parmak izi veya herhangi bir işaret bulunan zarflar geçersiz sayılır. (Değişik son cümle: 13/3/2018-7102/9 md.) Ancak, üzerinde sandık kurulu mührü bulunmamasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı, amblemi ve ilçe seçim kurulu mührü bulunan zarflar ile üzerinde leke veya çizik bulunsa dahi bunun özel işaret koymak amacıyla yapıldığı kesin olarak anlaşılamayan zarflar geçerli sayılır.

İtiraza uğrayan zarflar ile itiraza uğramadan geçersiz sayılan zarflar, başkan tarafından bir kenara ayrılır. Sandık kurulu, bütün zarflar kontrol edildikten sonra, itiraza uğrayan zarfları inceleyerek, geçerli veya geçersiz sayılması yönünde kararını verir. Bundan sonra, o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz oy zarflarının toplam sayısı ayrı ayrı o seçim türüne ait özel tutanağın ilgili yerine işlenir.

Geçersiz zarflar paketlenir ve paketin üzeri mühürlenerek zarf sayısı yazılır. Bu zarflar saklanır ve kesinlikle açılmaz.

Bu işlemler yapıldıktan sonra, o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz zarfların toplam sayısı ile o seçim türü için oy kullanan seçmen sayısı karşılaştırılır.

Zarf sayısı, o seçim türü için oy kullanan seçmen sayısına eşit veya eksik ise başkaca bir işlem yapılmaz.

Zarf sayısı oy kullanan seçmen sayısından fazla ise eşitliği sağlamak için önce geçersiz zarf sayısı düşülür. Geçersiz zarf sayısının düşülmesi halinde de eşitlik sağlanamıyorsa, sandık kurulu başkanı geçerli zarflar arasından, eşitliği sağlayacak sayıda zarfı gelişigüzel çeker ve bu zarflar açılmadan derhal yakılarak imha edilir. İmha edilen zarf sayısı tutanağa yazılır.

Yukarıda belirtilen işlemler bittikten sonra, geçerli oy zarfları sandığın içine tekrar konularak sayıma geçilir.

Bütün bu işlemler ayrıca tutanak defterine geçirilerek, sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanır ve mühürlenir.

Sandıklar, bütün seçimlere ait sayım ve döküm işlemleri bitinceye kadar oy verme yerinden çıkarılamaz.

Oyların sayımı ve dökümü:

Madde 99 – (Mülga: 8/4/2010-5980/32 md.)

Zarfların açılması, oyların sayım ve dökümü

(Bu madde başlığı “Zarfların açılması:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 100 – (Değişik: 8/4/2010-5980/20 md.)

Oyların sayım ve dökümüne derhal başlanır, açık ve aralıksız yapılır. Yapılacak şikâyet ve itirazlar, işi durdurmaz.

Sandık kurulu başkanı, sayım ve döküm işine başlamadan önce, sayım ve döküm cetvellerinin boş ve yazısız olduğunu hazır bulunanlara gösterir.

Sandık kurulu başkanı, oy sayım ve dökümünün düzenini sağlamak bakımından;

a-Bir üyeyi sandıktaki zarfları kendisine vermek

b-İki üyeyi okunan oy pusulalarını sayım ve döküm cetvellerine işlemek

c-Bir üyeyi okunan ve dökümü yapılan oy pusulalarını ve açılan zarfları masa üzerine düzenli biçimde yerleştirmek ve korumak, üzere görevlendirir.

Sayım ve döküm cetvellerinde, ilk önce birleşik oy pusulasındaki sıraya göre siyasi partilerin adları soldan sağa doğru sütunların yukarısındaki hanelere yazılır. Daha sonra, varsa her bağımsız adaya bir sütun ayrılarak, bağımsız adayların ad ve soyadları, birleşik oy pusulasındaki sıraya göre sütunların yukarısındaki hanelere yazılır. (Ek cümle: 13/3/2018-7102/10 md.) Bunlardan sonra, ittifak yapan siyasi partilerin bulunması halinde, ittifakların birleşik oy pusulasındaki sıralarına göre ortak oyları için yeteri kadar sütun ayrılır ve bu sütunların üzerine ittifakların unvanları yazılır.

Sandık kurulu başkanı tarafından görevlendirilen üye, oy zarfını sandıktan teker teker alarak başkana verir. Başkan zarfı açarak içinden çıkan oy pusulasının ön yüzünü herkesin görebileceği ve işitebileceği şekilde okur. (Ek cümle: 13/3/2018-7102/10 md.) Ancak aynı zarf içinde birden fazla oy kullanılan seçimlerde, zarfın içinden çıkan oy pusulaları okunmadan önce, seçim türüne göre ters çevrilerek tasnif edilip masanın üzerine konulur ve dokuzuncu fıkra uyarınca işlem yapılır.

Birleşik oy pusulası üzerinde hangi partiye veya bağımsız adaya ait yere “EVET” mührü basılmış ise, o partinin adı veya bağımsız adayın ad ve soyadı okunur. Muhtarlık seçimlerinde ise, zarfın içerisinden çıkan oy pusulaları, hangi muhtar veya üyelere ait ise onların adı ve soyadı okunur.

(Ek fıkra: 13/3/2018-7102/10 md.) Birlikte yapılan Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde, önce Cumhurbaşkanı seçimine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılır.

(Değişik fıkra: 13/3/2018-7102/10 md.) Mahalli idare organları seçimlerinde;

a-Büyükşehirlerde, sırasıyla büyükşehir belediye başkanlığı, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık

b-Diğer illerde, sırasıyla belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık,

seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılır.

Aynı zarf içinde birden fazla oy kullanılan seçimlerde, oy zarfı içinden eksik oy pusulası çıkmış ise eksik çıkan oyların hangi seçim türüne ait olduğu ve sayısı ile içinden hiç oy pusulası çıkmayan boş zarf sayısı toplamı, zarfların açılması bittikten sonra tespit edilip sandık sonuç tutanağına işlenir. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle; bu fıkrada yer alan “belediye ve muhtarlık seçimlerinde,” ibaresi “seçimlerde,” şeklinde değiştirilmiştir.)

Siyasi partilerin ve bağımsız adayların aldığı ve herhangi bir itiraza uğramadan geçerli sayılan her oy, okunmasını müteakiben, görevli üyeler tarafından, aynı anda sayım ve döküm cetvelinde o siyasi partiye veya bağımsız adaya ayrılmış bulunan sütundaki rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle, ayrı ayrı işaretlenir. Bu işlemin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, sandık kurulu başkanı tarafından sürekli denetlenir.

Okunan geçerli oy pusulaları ve zarfları, görevli üye tarafından, masa üzerinde düzenli biçimde yerleştirilir ve muhafaza edilir.

(Ek fıkra : 13/3/2018-7102/10 md.) İttifak alanı içerisinde, “EVET” mührünün;

a-Bir siyasi partiye ayrılan alana

b-Hem bir siyasi partiye ayrılan alana hem de ittifak unvanı bölümüne

c-İttifak unvanı bölümüne taşacak şekilde, bir siyasi partiye ayrılan alana,

basılması halinde, bu oy pusulaları geçerli kabul edilir ve sayım döküm cetvelinde o siyasi partinin cetveldeki sütununa işaretlenir. Bu haller dışında, yalnız ittifak alanı içerisine “EVET” mührünün basıldığı her durumda, bu oy pusulaları da geçerli kabul edilir ve sayım döküm cetvelinde ittifakın ortak oyları sütununa rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle, ayrı ayrı işaretlenir.

Geçersiz sayılan veya geçerli olmasına rağmen hesaba katılmaması gereken oy pusulaları ile geçerli olup olmadığı veya hesaba katılıp katılmaması yönünden tereddüt edilen veya itiraza uğrayan oy pusulaları, sayım ve döküm cetveline işlenmeksizin ayrılır ve sandık kurulu başkanı tarafından muhafaza altına alınır.

Bütün zarfların açılıp okunması bittikten sonra; itiraz edilmeksizin geçerli sayılan ve her iki sayım ve döküm cetveline işlenen oy sayıları, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak oyları sütununda işaretlenmiş son rakamlar karşılaştırılarak, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak aldığı geçerli oy sayısının iki cetvelde de aynı olup olmadığı, başkan tarafından kontrol edilir.

Oy sayıları aynı ise, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, o seçim türüne ait sandık kurulunca düzenlenecek özel tutanağa yazı ve rakamla işlenir. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle; bu fıkrada yer alan “sayıları, her siyasi parti veya bağımsız adayın” ibaresi “sayıları, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak oyları” şeklinde, “karşılaştırılarak, her siyasi parti veya bağımsız adayın” ibaresi “karşılaştırılarak, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak” şeklinde ve “ise, her siyasi parti veya bağımsız adayın” ibaresi “ise, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak” şeklinde değiştirilmiştir.)

Siyasi partilerin, bağımsız adayların ve ittifakların ortak aldıkları ve kendi hanelerine işlenmiş geçerli oy sayılarını gösterir rakamların her iki sayım ve döküm cetvelinde de aynı olmaması halinde ikinci sayım yapılır.

İkinci sayımda, geçerli tüm oy pusulaları yeniden, tek tek okunarak, boş ve yazısız ayrı iki sayım ve döküm cetveline işlenir. Bu cetvellerdeki oy sayıları aynı ise, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, o seçim türüne ait sandık kurulunca düzenlenecek özel tutanağa yazı ve rakamla işlenir. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle; bu fıkrada yer alan “Siyasi partilerin ve bağımsız adayların” ibaresi “Siyasi partilerin, bağımsız adayların ve ittifakların ortak” şeklinde ve “her siyasi parti ve bağımsız adayın” ibaresi “her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak” şe k-linde değiştirilmiştir.)

İkinci sayımda kullanılan sayım ve döküm cetvelinde yer alan oy sayıları da aynı çıkmazsa, yukarıda belirtilen usûle göre üçüncü sayım yapılır ve kurulun varsa siyasi partili olmayan, yoksa başkan tarafından belirlenecek üyesi tarafından tek sayım ve döküm cetveline işlenmek suretiyle, sonucuna göre işlem yapılır. Birden fazla sayım yapılan hallerde, bu sayımlarda kullanılan sayım ve döküm cetvellerinin üzerine, hangi sayıma ait olduğu büyük harflerle yazılır ve tüm cetveller muhafaza edilir.

Açılan sandığa ait son geçerli zarf açılıp içindeki oy pusulası okunduktan sonra, sandık başkanı tarafından o sandığa ait açılmayan geçerli zarf olup olmadığı kontrol edilir ve açılan zarfların sayısı ile sandıktan çıkan ve tutanağa işlenmiş olan geçerli zarf sayısı karşılaştırılır ve sonuç, tutanak defterine işlenir.

Geçerli oyların sayım ve döküm cetvellerine işlenmesinden sonra, hesaba katılıp katılmaması veya geçerli sayılıp sayılmaması yönünden tereddüt edilen veya itiraza uğrayan oy pusulaları, sandık kurulunca ayrı ayrı değerlendirilerek karara bağlanır ve bu karar, tutanak defterine yazıldıktan sonra mühürlenip imzalanır.

Sandık kurulu kararı ile geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulaları, sayım ve döküm cetvelinde ait olduğu siyasi parti, bağımsız aday veya ittifakın ortak oyu için ayrılmış bulunan sütuna işlenir. Bu şekilde geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulalarının toplam sayısı, o seçim türüne ait özel tutanakta ilgili yere işlenir.  (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle; bu fıkrada yer alan “siyasi partiye veya bağımsız adaya” ibaresi “siyasi parti, bağımsız aday veya ittifakın ortak oyu için” şeklinde değiştirilmiştir.)

Geçerli sayılmayan veya hesaba katılmayan oy pusulaları, ayrı ayrı paket yapılarak bağlanır ve paketin üzeri mühürlenerek, sayısı yazılır ve saklanır.

Bu oy pusulaları yakılmaz, yırtılmaz ve yok edilemez. Bunların sayısı, o seçim türüne ait özel tutanakta ilgili yere işlenir.

Yukarıda belirtilen işlemler tamamlandıktan sonra, sayım ve döküm cetvelinde siyasi partilerin, bağımsız adayların ve ittifakların ortak aldığı oyların toplam sayısı, kendi sütununun altına rakamla ve yazı ile yazılır.

Sayım ve döküm cetvelinde, siyasi partilerin, bağımsız adayların ve ittifakların ortak aldığı oylar, orada bulunanlara, başkan tarafından yüksek sesle ilan edilir. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle; bu fıkralarda yer alan “siyasi partilerin ve bağımsız adayların” ibareleri “siyasi partilerin, bağımsız adayların ve ittifa kların ortak” şeklinde değiştirilmiştir.)

Bu ilandan sonra, sayım ve döküm cetvelindeki sonuçlar, sandık sonuç tutanağına işlenir. Bu bilgilerin doğruluğu, sandık başkanı tarafından sayım ve döküm cetveli sonuçları ile karşılaştırıldıktan sonra, sandık sonuç tutanağı, başkan ve üyeler tarafından imzalanır ve mühürlenir.

Bütün bu işlemler, tutanak defterine geçirilerek, sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanır ve mühürlenir.

Parti müşahitleri, sayım masası başında yer alabilir ve oy pusulalarını görebilirler. Ancak, parti müşahitlerinin sayısı beşten fazla ise, hazır bulunanlar arasından başkan tarafından kurul önünde ad çekme suretiyle, sandık başında kalacak beş parti müşahidi her biri ayrı partiden olmak üzere tespit edilir. Diğer müşahitlerle bağımsız aday müşahitleri için sayım işlemini yakından takip edebilecekleri bir yer ayrılır.

Geçerli olmayan oy pusulaları

(Bu madde başlığı “Oy pusulaları ile açılan zarflar sayısının denetimi:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 101 – (Değişik: 8/4/2010-5980/21 md.)

Aşağıda yazılı;

  1. Sandık kurulunca verilen ve o seçim için düzenlenmiş biçim ve renkte olmayan,
  1. Arkasında “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranı bulunmayan,
  1. Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan,
  1. Hiçbir yerine “EVET” mührü basılmamış olan,
  1. Siyasi partilere veya bağımsız adaylara ayrılan alanlardan birden fazlasına “EVET” mührü basılmış olan,
  1. Birden fazla siyasi partiye veya bağımsız adaya ayrılan alana taşmış “EVET” mührü bulunan,
  1. Sandığın ait olduğu seçim çevresinden başka bir seçim çevresi için düzenlenmiş olan,
  1. Bütünlüğü bozulacak şekilde yırtılmış veya koparılmış olan,
  1. Üzerine “EVET” mührü dışında veya “EVET” mührü yerine herhangi bir özel işaret, herhangi bir isim, imza kaşesi, mühür veya parmak izi basılmış olan,
  1. Üzerinde yer alan siyasi partilere veya bağımsız adaylara ait bölümleri belirgin bir şekilde ve özel olarak karalanmış, çizilmiş veya işaretlenmiş olan,
  1. Üzerinde yer alan matbu yazıların ve şekillerin dışında yazılar veya harfler veya sayılar yazılmış veya şekiller çizilmiş olan,

birleşik oy pusulaları geçerli değildir.

Ancak aşağıdaki haller oy pusulalarını geçersiz kılmaz:
  1. Zarfların açılması veya oyların okunması sırasında yırtılması.
  1. Bütünlüğü bozulmaksızın bir kısmının kazaen yırtılması.
  1. Herhangi bir şekilde lekelenmiş olup da bunun özel olarak işaret koymak amacıyla yapıldığının anlaşılamaması.
  1. Birleşik oy pusulasının katlanarak zarfa konulması sebebiyle “EVET” mührü ile oy pusulasının arkasına basılan sandık kurulu mühür izinin oy pusulasının diğer kısımlarına geçmesi.
  1. Bir siyasi parti veya bağımsız aday alanına basılan “EVET” mührünün sadece iki parti alanını ayıran çift çizgili bölgeye taşmış olması.
  1. Başka bir siyasi partinin veya bağımsız adayın alanına taşmamak kaydıyla, bir siyasi partinin alanına birden çok “EVET” mührü basılması.
  1. (Ek : 13/3/2018-7102/11 md.) Yetkili seçim kurulları tarafından gönderilen ve Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı bulunan oy pusulalarının arkasının sandık kurullarının ihmaliyle mühürlenmemiş olması.

Bir zarfta birden fazla oy pusulası kullanılan seçimlerde, zarftan çıkan oy pusulalarından bir seçim türüne ait olanının geçersiz olması, diğerlerinin geçersiz sayılmasını gerektirmez.

Muhtarlık  seçimlerinde,  bu  maddede  belirtilen  geçersizlik  sebeplerinin  dışında  oy

pusulalarının hangi sebeplerle geçersiz sayılacağı Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir.

Hesaba katılan ve katılmayan oy pusulaları

(Bu madde başlığı “Oy pusulasına yazılacak isim:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 102 – (Değişik: 8/4/2010-5980/22 md.)

Birleşik oy pusulalarında baskıda silinme veya yanlışlık yapılmış olsa bile, hangi siyasi parti veya bağımsız aday lehine kullanılmış olduğu “EVET” mührünün vurulduğu yerden kesin olarak anlaşılan oy pusulaları hesaba katılır.

Zarfın içinden el ilanı, broşür ya da özel bir işaret, yazı veya şekil taşıyan kağıt veya işaret amacı taşıyan herhangi bir madde çıkmış olması halinde, bu zarftan çıkan oy pusulalarının hiçbiri hesaba katılmaz.

Bir zarfta tek oy pusulası kullanılan seçimlerde, zarfın içerisinden o seçim türüne ait oy pusulasının dışında, aynı veya başka bir seçim türüne ait oy pusulası çıkmış olması halinde, bu zarftan çıkan oy pusulalarının hiçbiri hesaba katılmaz.

Bir zarfta birden fazla oy pusulası kullanılan seçimlerde, zarfın içerisinden aynı seçim türüne ait birden fazla oy pusulası çıkmış olması halinde, sadece bu seçim türüne ait oy pusulaları hesaba katılmaz, diğerleri hesaba katılır.

Bir zarfta birden fazla oy pusulası kullanılan seçimlerde, o zarfta kullanılması gereken oy pusulalarının dışında başka bir seçim türüne ait oy pusulası çıkmış olması halinde, bu zarftan çıkan oy pusulalarının hiçbiri hesaba katılmaz.

Bir zarfta birden fazla oy pusulası kullanılan seçimlerde, o zarfta kullanılması gereken oy pusulalarından biri veya birkaçı eksik çıksa bile, zarftan çıkan diğer oy pusulaları hesaba katılır.

Muteber olmayan zarf ve birleşik oy pusulaları:

Madde 103 – (Mülga: 8/4/2010-5980/32 md.)

Hesaba katılan ve katılmayan oy pusulaları:

Madde 104 – (Mülga: 8/4/2010-5980/32 md.)

Sandık sonuç tutanağının düzenlenmesi ve ilanı

(Bu madde başlığı “Sayımın ilanı ve sonuçların tutanağa geçirilmesi:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 105 – (Değişik: 8/4/2010-5980/23 md.)

Sandık kurulu, her seçim türü için ayrı hazırlanmış sandık sonuç tutanağını, iki nüsha olarak, sayım ve döküm işlemleri sırasında elde edilen bilgilere ve sayım ve döküm cetveli sonucuna göre düzenler. Bu tutanakların ait olduğu bölümüne, her seçim türüne ilişkin bilgiler eksiksiz olarak işlendikten sonra, başkan ve üyeler tarafından ad ve soyadları yazılarak imzalanır ve sandık kurulu mührü ile mühürlenir.

Yukarıdaki fıkra gereğince işlenmesi gereken bilgiler şunlardır:

  1. Sandığın bulunduğu ilin, ilçenin ve seçim bölgesinin adı ile sandığın numarası.
  1. Oy vermenin yapıldığı tarih ve gün.
  1. Oy sandığının sandık kurulu üyeleri ve seçim yerinde bulunanlar önünde açılış saat ve dakikası ile şayet sandık saat 17.00’den sonra açılmış ise bunun sebebi.
  1. Oy verme saati bitiminde sırada bekleyen ve oy kullandırılan seçmen sayısı.
  1. İlçe seçim kurulundan teslim alınan toplam zarf sayısı ile kullanılmayarak artan zarf sayısı.
  1. İlçe seçim kurulundan teslim alınan toplam oy pusulası sayısı ile kullanılmayarak artan oy pusulası sayısı.
  1. Sandık seçmen listesinde yazılı olan seçmenlerin sayısı.
  1. Sandık seçmen listesinde kayıtlı olmayan ancak bu Kanun gereği o sandıkta oy kullanan seçmen sayısı.
  1. Oy kullanan seçmenlerin toplam sayısı.
  1. Sandıktan çıkan zarf sayısı.
  1. Geçerli zarf sayısı.
  1. Geçersiz zarf sayısı ve geçersizlik sebebi.
  1. Zarf sayısı oy kullanan seçmen sayısından fazla ise, eşitliği sağlamak amacıyla yakılan zarf sayısı.
  1. Belediye seçimlerinde, oy zarfı içinden eksik oy pusulası çıkmış ise eksik çıkan oyların hangi seçim türüne ait olduğu ve sayısı.
  1. İçinden hiç oy pusulası çıkmayan boş zarf sayısı.
  1. İtiraz edilmeksizin geçerli sayılan oy pusulalarının sayısı.
  1. İtiraz üzerine geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulası toplamı.
  1. Geçerli oy pusulalarının toplamı.
  1. Geçersiz sayılan oy pusulası sayısı ve geçersizlik sebebi.
  1. Hesaba katılmayan oy pusulası sayısı ve hesaba katılmama sebebi.
  1. Geçersiz sayılan veya hesaba katılmayan oy pusulası toplamı.
  1. Siyasi partilerin ve bağımsız adayların aldıkları toplam geçerli oylar ile ittifakların her birinin aldığı toplam geçerli ortak oyların yazı ve rakamla belirtilecek sayısı. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle; bu bentte yer alan “oyların” ibaresi “oylar ile ittifakların her birinin aldığı toplam geçerli ortak oyların” şeklinde değiştirilmiştir.)
  1. Oylama iş ve işlemlerine ve oyların sayım ve dökümüne dair yapılan şikâyetlerle bunlara ait kararların nelerden ibaret bulundukları.
  1. Birden fazla sayım ve döküm yapılmış ise sayısı.
  1. Sayım ve döküm sonucunun başkan tarafından orada hazır bulunanlara ilan edildiği. Sandık sonuç tutanağının onaylı bir sureti, sandık kurulu tarafından sandığın konulduğu bina veya yapıda herkesin görebileceği bir yere asılır. Bu tutanaklar oy verme gününden itibaren bir hafta süreyle asılı kalır. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle; bu fıkrada yer alan “sandık çevresi içinde” ibaresi “sandığın konulduğu bina veya yapıda” şeklinde değiştirilmiştir.)

Sandık sonuç tutanağının birer sureti, o seçim çevresinde seçime katılan ve talep eden siyasi parti ve bağımsız adayların müşahitlerine, yeteri kadar hazırlanarak sandık kurulu başkanı ve üyelerince imzalandıktan ve mühürlendikten sonra verilir. Bu tutanaklar, talep halinde öncelikle sandık kurulunun siyasi partili üyelerine imza karşılığı verilir. Ancak bu halde, o partinin müşahidine ayrıca tutanak verilmez. Müşahitlere verilecek sandık sonuç tutanakları, çok yapraklı kopyalı suret biçiminde hazırlanır. Sandık sonuç tutanağı verilen müşahit ve sandık kurulu üyelerinin ad ve soyadları ile temsilcisi oldukları siyasi partinin adı veya bağımsız adayın adı ve soyadı sandık kurulu tutanak defterine yazıldıktan sonra tutanağın teslim alındığına dair imzaları alınır.

Sandık kuruluna, her seçim türü için oy pusulasındaki siyasi parti ve bağımsız aday sayısından beş fazla sayıda sandık sonuç tutanağı verilir. Bu tutanakların düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.

Tutanağın asılması:

Madde 106 – (Mülga: 8/4/2010-5980/32 md.)

Sayıma ilişkin evrak ve belgelerin teslimi:

Madde 107 – Hesaba katılan ve muteber sayılan oy pusulaları, sandık kurulunca düzenlenen tutanaklar, sayım ve dökümde kullanılıp alt tarafı, kurulca imza edilen sayım cetvelleri, hesaba katılmayan, muteber sayılmayan veya itiraza uğrayan oy pusulaları ve hesaba katılmıyan zarflar, tutanak defteri, kurulca mühürlü ve imzalı ayrı ayrı paketler halinde kurulun mührü ile mühürlenmiş ve başkan ve üyeler tarafından imzalanmış bir torbaya konularak, kurulun bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna sandık kurulu başkanı ve ad çekme ile seçilecek en az iki üye tarafından götürülüp teslim olunur.

Kurulun diğer üyeleri ile, müşahitler de isterlerse ve taşıtta yer varsa veya taşıt kendil eri tarafından sağlanmak suretiyle katılabilirler.

İlçe seçim kurulu, bu torbayı getiren üyeler önünde açarak içindekiler hakkında müfredatlı üç nüshadan ibaret bir tutanak düzenler. Bu tutanağın altı, torbayı teslim edenlerle ilçe seçim kurulu başkanı ve üyelerden biri tarafından imza edilir. Bu tutanağın bir nüshası, il seçim kuruluna gönderilecek evraka bağlanır. Bir nüshası da sandık kurulu başkanına verilir.

BEŞİNCİ BÖLÜM
Seçim Sonrası İşleri
BİRİNCİ KESİM
Seçim sonuçlarının ilçe seçim kurullarınca birleştirilmesi ve denetlenmesi

(Bu madde başlığı “Seçim sonuçlarının ilçe seçim kurullarında birleştirilmesi:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)

Madde 108 – (Değişik: 8/4/2010-5980/24 md.)

Sandık kurullarından gelen sonuç tutanaklarının, ilçe seçim kurullarınca birleştirilmesi ve seçim sonuçlarının belirlenmesi işlemleri, açık ve aralıksız olarak yapılır.

İlçe seçim kurulunun yapacağı sayım, döküm ve birleştirme işlemleri sırasında, siyasi partilerin aday ve müşahitleri ve bağımsız adaylar ve müşahitleri ile ilçe seçim kurullarındaki siyasi parti temsilcileri istedikleri takdirde hazır bulunurlar. Hazır bulunan bağımsız aday ve müşahitleri üçten fazla olursa ad çekilerek, adı ilk çıkanlardan üçü bu işlemleri takip etmek üzere kalabilirler. Siyasi parti aday ve müşahitleri için ad çekme yapılmaz. Bu işlemlerde hazır bulunanlara, birleştirme iş ve işlemlerini yakından takip edebilecekleri bir yer ayrılır.

İlçe seçim kurulu, sandık kurullarından gelen sandık sonuç tutanaklarını, geldikçe almakla beraber, aralıksız olarak çalışır ve gelen tutanakları, her seçim türü ve çevresine ait özel tutanaklara sandık geliş sırasına göre işlemek suretiyle birleştirmeye devam eder. En son sandık sonuç tutanağı geldikten sonra, ilçe dâhilindeki bütün sandık sonuç tutanaklarının birleştirilmesi tamamlanarak, bunun sonucu bir tutanakla tespit edilir. Bu işlemler, Kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olmak şartıyla, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde, bilgisayar ortamında da yapılabilir.

İlçe seçim kurulunun düzenleyeceği birleştirme tutanaklarına;

(13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 13ü ncü maddesiyle; bu fıkraya (14) numaralı bentten sonra gelmek üzere (15) ve (16) numaralı bentler eklenmiş, müteakip bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.)

  1. İl adı,
  1. İlçe seçim kurulu adı ve varsa numarası,
  1. Seçimin türü ve çevresi,
  1. Tutanak sayfa numarası,
  1. Teselsül sırasına göre sandık kurulu numarası,
  1. Sandığın bulunduğu seçim bölgesinin adı,
  1. Sandık seçmen listesinde yazılı seçmenlerin sayısı,
  1. Oy kullanan seçmenlerin sayısı,
  1. İtiraz edilmeksizin geçerli sayılan oy pusulalarının sayısı,
  1. İtiraz üzerine geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulalarının sayısı,
  1. Geçerli oy pusulalarının toplamı,
  1. Geçersiz sayılan veya hesaba katılmayan oy pusulalarının toplamı,
  1. Birleşik oy pusulasındaki sıralamaya göre siyasi partilerin adları ile her birinin aldığı oy sayısı,
  1. Bağımsız adayların birleşik oy pusulasındaki sıraya göre ad ve soyadları ile her birinin aldığı oy sayısı,
  2. (Ek: 13/3/2018-7102/13 md.) İttifakların her birinin aldığı ortak oy sayısı,
  3. (Ek: 13/3/2018-7102/13 md.) İttifak içerisindeki her bir siyasi partinin tek başına aldığı oy sayısına, ittifakın ortak oylarından gelen payın ilave edilmesiyle elde edilen oy sayısı
  1. Muhtarlık seçimlerinde kendilerine oy verilen kimselerin alfabetik sırada ad ve soyadları ile her birinin aldığı oy sayısı,
  1. Yüksek Seçim Kurulunca gerekli görülen diğer bilgiler, rakam ve yazı ile yazılır.
Birleştirme işlemi için birden fazla tutanak kullanılmış ise, her tutanağa sıra numarası verilir.

Birleşik oy pusulası kullanılan seçimlerde, ilçe birleştirme tutanağı imzalanmadan önce, birleştirmesi yapılan sandık sonuç tutanaklarındaki bilgilerin tamamını gösterir bir döküm cetveli, ilçe seçim kurulunun siyasi partili üyelerine de birer nüsha çoğaltılarak verildikten sonra, o tutanakta birleştirmesi yapılan sandık sonuç tutanaklarında, siyasi parti ve bağımsız adaylar ile ittifakların ortak aldıkları oy sayıları, ilçe seçim kurulunda, başkanın görevlendireceği memur üyelerden biri tarafından, birleştirme tutanağındaki sıraya göre, yüksek sesle okunmak suretiyle, ilçe birleştirme tutanağına işlenen oy sayılarında yanlışlık olup olmadığı denetlenir. İlçe seçim kurullarında yeterli imkan olması halinde denetim işlemi hazır bulunanların izleyebileceği şekilde görüntülü olarak cihazlarla yayınlanabilir.  (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle; bu fıkrada yer alan “adayların” ibaresi “adaylar ile ittifakların ortak” şeklinde değiştirilmiştir.)

Başkan, denetim sırasında tespit edilen hataları denetim tutanağına geçirmek üzere, kurulun diğer memur üyesini görevlendirir. Denetim tutanağında, ilçe seçim kurulunun adı, denetlenen seçimin türü ve çevresi ile denetim işlemi sırasında hatalı bilgi girişi yapıldığı tespit edilen sandıkların numarasını yazmaya elverişli bir cetvel yer alır. Denetleme sırasında, ilçe birleştirme tutanağına hatalı olarak işlenmiş sandık kurulu sonuç tutanakları bir kenara ayrılır. Denetim işlemi sonucunda, düzenlenen tutanak başkan ve üyelerce imzalanır. Denetim işlemi tamamlandıktan sonra, hata tespit edilmişse, ayrılan sandık sonuç tutanaklarına göre gerekli düzeltmeler yapılarak hazırlanan ilçe birleştirme tutanağı, kurul başkanı ve üyelerince imzalanır ve sonuçlar hazır bulunanlara sözlü olarak ilan edilir.

İlçe birleştirme tutanağındaki bilgilere göre hazırlanacak tutanak özetinin onaylı bir sureti, ilçe seçim kurulunda herkesin inceleyebileceği uygun bir yere, bir hafta süreyle asılmak suretiyle ilan edilir.

İlçe seçim kurulunun düzenleyeceği ilçe birleştirme tutanak özetlerinde;
  1. İl adı,
  1. İlçe seçim kurulu adı ve varsa numarası,
  1. Seçimin türü ve çevresi,
  1. Seçim çevresindeki sandık kurullarının toplam sayısı,
  1. Sandık seçmen listesinde yazılı seçmenlerin toplam sayısı,
  1. Oy kullanan seçmenlerin toplam sayısı,
  1. İtiraz edilmeksizin geçerli sayılan oy pusulalarının toplam sayısı,
  1. İtiraz üzerine geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulalarının toplam sayısı ,
  1. Geçerli oy pusulalarının toplam sayısı,
  1. Geçersiz sayılan veya hesaba katılmayan oy pusulalarının toplamı,
  1. Birleşik oy pusulasındaki sıralamaya göre siyasi partilerin adları ile her birinin aldığı toplam oy sayısı,
  1. Bağımsız adayların birleşik oy pusulasındaki sıraya göre ad ve soyadları ile her birinin aldığı toplam oy sayısı,
  1. Yüksek Seçim Kurulunca gerekli görülen diğer bilgiler, rakam ve yazı ile yazılır.

İlçe birleştirme tutanak özeti ile denetim tutanağının imzalı ve mühürlü birer sureti, ilçe seçim kurulu başkanınca, kurulun siyasi partili üyelerine imza karşılığı verilir. Ayrıca, ilan süresi içinde yazılı talepte bulunan ve o seçim çevresinde seçime katılan siyasi parti ilçe başkanlıklarına ve bağımsız adaylara da bir defaya mahsus olmak üzere imza karşılığı verilir.

Birden çok ilçe seçim kurulu bulunan ilçelerde, her ilçe seçim kurulu, kendisine bağlı bulunan sandık kurullarından gelen sandık sonuç tutanaklarını, yukarıda belirtilen usule göre birleştirdikten sonra, düzenleyeceği denetim ve birleştirme tutanak özetinin onaylı birer suretini, bir numaralı ilçe seçim kuruluna teslim eder. Birinci ilçe seçim kurulu, aldığı bu tutanaklardaki sonuçları, kendi düzenlediği özel tutanağa, sütun başlıkları altına toplam sayıları yazmak suretiyle veya ayrı bir tutanak düzenleyerek birleştirme işlemini yapar. Birinci ilçe seçim kurulunun düzenleyeceği ilçe birleştirme tutanak özetinin ilanı ve siyasi parti ve adaylara verilmesi hususunda da yukarıdaki fıkraya göre işlem yapılır.

Milletvekili ve büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerinde, ilçe birleştirme tutanağının ve özetinin onaylı birer sureti, ilçe seçim kurulu başkanı ile en az iki üye tarafından, en kısa sürede il seçim kuruluna teslim edilir.

Asıl ve geçici ilçe seçim kurulu başkanları, sayım, döküm ve birleştirme iş ve işlemlerinin yapıldığı yerlerde, sandık kurulu başkanlarının, sandık çevresinde sahip oldukları yetkileri kullanabilirler.

Bu maddede belirtilen tutanaklar ile tutanak özetlerinin düzenlenmesi ve seçim sonuçlarının üst seçim kurullarına gönderilmesine dair usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.

İKİNCİ KESİM
İl Seçim Kurulunda Birleştirme
İl seçim tutanakları:

Madde 109 – İl seçim kurulları, seçimle ilgili kanunların tutanak düzenlemeyi kendilerine görev olarak verdiği hallerde, ilçe seçim kurullarından gönderilen seçim tutanaklarını birleştirerek il seçim tutanaklarını düzenler.

Birleştirme sonucunu gösteren tutanağın içindekiler hazır bulunanlara ilan edilir, bir sureti il seçim kurulu başkanı tarafından il seçim kurulu kapısına asılır, asılan bu tutanak sureti bir hafta süre ile asılı kalır.

82 nci, 83 üncü ve 84 üncü maddeler gereğince sandık kurulu başkanlarının sandık yerinde haiz oldukları yetkileri, il seçim kurulu başkanları da sayım, döküm ve birleştirme işlerinin yapıldığı yerde, haizdirler.

ALTINCI BÖLÜM
İtirazlar ve Şikayetler
BİRİNCİ KESİM
Genel Hükümler
Kimlerin itiraz edebileceği:

Madde 110 – (Değişik: 24/3/1973-1700/1 md.)

Bu kanunda gösterilen kurulların veya kurul başkanlarının kesin olmayan kararlarına karşı seçme yeterliğine sahip yurttaşlar, siyasi partiler veya bunların tüzüklerine göre kuruluş kademelerinin başkanları veya vekilleri, müşahitler, adaylar ve Cumhuriyet Senatosu üyeleri ile milletvekilleri itiraz edebilirler.

İtiraz mercileri:

Madde 111 – Bu kanunda, kurulların kesin olduğu yazılı bulunmıyan kararlarına karşı, her kurulun bağlı olduğu üst kurul, itiraz merciidir.

Yüksek Seçim Kurulunun re’sen veya itiraz üzerine vereceği kararlar kesindir.

İtirazın şekli:

Madde 112 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

İtiraz yazı ile veya sözle yapılır. Sözle yapılacak itirazlar gerekçesiyle birlikte tutanağa yazılır. İtiraz edenin adı, soyadı, açık adresi yazılarak imza ettirilir. İmza bilmeyenlere parmak bastırılır.

Kimliğini ispat edemeyenlerin, delil ve gerekçe gösteremeyenlerin itirazları incelenmez, bu sebeple incelenmediği tutanağa yazılır.

Yazılı itirazlarda da yukarıdaki şartlar aranır ve deliller itiraz dilekçesine eklenir. Gerekçesi ve delili olmayan yazılı itirazlar da incelenmez. Her iki halde de itirazın alındığı na ve hangi tarihte yapıldığına dair, itiraz yapana alındı belgesi verilir. İtirazlar seçim kurulu başkanına yapılır. Seçim kurulu başkanı bulunamazsa, yazılı itiraz nöbetçi savcıya alındı belgesi ile yapılır. Savcı yapılan itirazın kaydını işleyerek hemen seçim kurulu başkanına gönderir.

Siyasi partiler, seçim başlangıcında partileri adına kimlerin itiraz edebileceklerini mühür ve imzalı bir yazı ile seçim kurullarına bildirirler. İtiraz edebileceklerin imza sirküleri parti başkanınca onaylanarak bildirilir. Parti adına itiraz edeceklerden kimlik aranmaz.

İtirazlarda, delillerin hangi resmi makamlarda bulunduğunun bildirilmesi delil yerine geçer ve bu delili seçim kurulu temin eder.

Yüksek Seçim Kuruluna yapılacak itirazların yazılı olması lazımdır.
İtiraz üzerine verilecek karar:

Madde 113 – Bir kurulun kararını itiraz yolu ile tetkik eden üst kurul, itirazı kabul ettiği takdirde, yapılması gereken işlem hakkında da karar verir.

Kurullar kararlarını salt çoğunlukla verirler. Oyların eşitliği halinde, başkanın katıldığı taraf tercih olunur.

Yüksek Seçim Kurulu, seçimin sonunda verilecek tutanaklara karşı yapılan itirazların incelenmesinde, tam sayısı ile toplanır.

Diğer hususlarda kurulun mürettep adedinin çoğunluğu ile toplanabilir. Her iki halde de salt çoğunlukla karar verir.

Oyların eşitliği halinde Başkanın bulunduğu taraf tercih olunur.

Kararların bildirilmesi ve tebliği:

Madde 114 – İtiraz üzerine kesin olmayarak verilen kararlar, itiraz eden hazır ise sözle bildirilir. Sözle bildirmelerde, kararın bildirildiği gün ve saat tutanağa geçirilerek kendisine de

imza ettirilir. İsterse kararın bir örneği de verilir.

İtiraz eden hazır değilse, seçim kurullarının bulunduğu kasaba veya şehirde, muayyen bir yer gösterilmiş olması halinde, karar, bu yere tebliğ olunur.

Kurulların kesin kararları tebliğ olunmaz. Ancak itiraz eden başvurduğu takdirde kendisine gösterilir ve isterse bir suret de verilir.

Resim ve harç:
Madde 115 – Şikayet ve itiraza ilişkin her türlü evrak, resim ve harcdan muaftır.
İKİNCİ KESİM
Şikayet
Tarifi ve mercii:

Madde 116 – Şikayet, kütüklerin düzenlenmesi ile görevli ilçe seçim kurulu başkanlariyle, kütüklerin düzenlenmesine memur edilen sair kimselerin ve il, ilçe seçim kurullariyle sandık kurullarının veya kurullar başkanlarının bu kanunun verdiği yetkilere dayanarak yaptıkları işlemlere ve aldıkları tedbirlere ve bunlara benzer sair muamelelerine veya herhangi bir kimsenin bu kanunun koyduğu yasak hükümlerine aykırı hareketlerine karşı bu işlemlerin, tedbirlerin sair muamelelerin düzeltilmesi, veyahut kanunun koyduğu yasaklara uymayanların, bu hareketlerinin önlenmesi maksadiyle yapılan müracaatlardır. Şikayet bu kurullara veya başkanlarına veya sair görevlilere sözlü veya yazı ile 110 uncu maddede gösterilenler tarafından yapılır.

Şikayetin incelenmesi:

Madde 117 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Şikayet kabul edildiği takdirde, şikayete konu olan işlem veya tedbirler düzeltilir ve kanuna aykırı hareketler önlenir.

Şikayet kabul edilmediği takdirde, derhal tutanağa geçirilerek karara bağlanır. Bu kararın bir sureti şikayetçiye verilir. Bu kararlara karşı kanunda ayrıca bir müddet tayin edilmemiş ise, kırksekiz saat içinde itiraz olunabilir.

İtiraz ve şikayetin işlemleri durduramaması:

Madde 118 – İşlemlere, tedbirlere ve kararlara karşı yapılan şikayet ve itirazlar, oy vermeye ve her türlü seçim işlerinin devamına engel olmaz.

ÜÇÜNCÜ KESİM
Kurulların Teşekkül ve İşlemlerine Karşı Şikayet ve İtiraz
Sandık kurullarına ait itiraz ve şikayet:

Madde 119 – Sandık kurullarının teşkiline dair, ilçe seçim kurulu veya başkanı tarafından yapılan işlemlerin düzeltilmesi için, bu işlemlerin neticesinden itibaren en geç iki gün içinde şikayet yoliyle düzeltilmesi istenebilir.

Şikayetin reddine dair olan kararlara karşı, bildirilmesinden veya tebliğinden itibaren iki gün içinde il seçim kuruluna itiraz olunur. İl seçim kurulları, iki gün içinde kesin karar verirler.

Bu şikayetin yapılmamış olması sandık kurulunun teşekkülüne karşı itiraza engel değildir.

Ancak, bu itirazın teşekkülünden itibaren iki gün içinde il seçim kuruluna yapılması şarttır.

İl seçim kurulunun vereceği karar kesindir.

İlçe seçim kurullarına ait itiraz ve şikayet:

Madde 120 – İlçe seçim kurulu teşkili işlemlerine karşı, il seçim kurullarına bunların teşekkülünden itibaren en geç iki gün içinde itiraz olunabilir.

İl seçim kurulları, itirazları en geç iki gün içinde, kesin olarak karara bağlar.

İl seçim kurullarına ait itiraz ve şikayet:

Madde 121 – İl seçim kurullarının teşekkülüne karşı kurulun teşkilinden itibaren en geç üç gün içinde, Yüksek Seçim Kuruluna itiraz olunabilir. Yüksek Seçim Kurulu üç gün içinde bir karar verir.

DÖRDÜNCÜ KESİM
Sandık Seçmen Listelerine İtiraz
Muhtarlık bölgesi askı listelerine itiraz:

Madde 122 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Muhtarlık bölgesi askı listelerine, siyasi partilerin 112 nci maddede belirtilen ilçe yetkilileri, o ilçede oturan seçmenlerle ilgili olarak ilçe seçim kurulları başkanlıklarına; genel merkez yetkilileri tüm seçmen kütüğü ile ilgili olarak Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına; seçmen niteliğini haiz vatandaşlar kendileri ile ilgili olarak ilçe seçim kurulu başkanlarına şikayet ve itirazda bulunabilirler.

Muhtarlık bölgesi askı listesine yapılan itirazlar; itirazın yapıldığı kurul başkanınca kesin karara bağlanır.

Karar sureti; Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne gönderilir ve kütüğe işlenir.

Sandık bölgesi askı listelerine itiraz:

Madde 123 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Sandık bölgesi askı listesine; 14 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre ilan edilen siyasi parti il ve ilçe başkanları, ilçe seçim kurulu üyeleri, sandık askı listesindeki bilgilerin askı listesine ve itiraz sonucu verilen kararlara sandık ayırımının yasa ve genelgelere uygun olmadığı yolunda, ilçe seçim kuruluna askı süresince itiraz edebilirler.

Bu itiraz, ilçe seçim kurulu tarafından incelenir ve alınan karar itiraz edene ve il seçim kurulu başkanlığına bildirilir.

Bu karara karşı, il seçim kuruluna muteriz itiraz edebilir.

İl seçim kurulunun kesin kararı, itiraz edilmeyen ilçe seçim kurulu başkanının kararları ile birlikte Yüksek Seçim Kurulu Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne gönderilir.

Listelere itirazların yöntemi:

Madde 124 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Siyasi partilerin genel merkez yetkilileri ile Seçmen Kütüğü Genel Müdürü, 122 ve 123 üncü maddelerle bu maddede yazılı şikayet ve itirazlar üzerine verilen kesin kararların bir kez de Yüksek Seçim Kurulunda tetkik edilip karara bağlanmasını isteyebilirler.

122 ve 123 üncü maddelerle bu maddede yazılı şikayet ve itirazların zaman, süre, inceleme ve sonuçlandırılma kuralları Yüksek Seçim Kurulunca, ilk askıdan en az bir ay önce yayınlanır.

İtiraz üzerine verilecek kararların, seçmen kütüğünde değiştirdiği, çıkardığı veya eklediği bilgiler ayrı bir “güncelleştirme kütüğünde” saklanır.

Adaylığa itiraz:

Madde 125 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Özel kanunlarında aykırı bir hüküm bulunmadığı takdirde, adaylıklarını koyanlara özel kanunları gereğince yapılacak ilandan itibaren iki gün içinde 110 uncu maddede gösterilenler tarafından adaylık şart veya vasıflarını haiz olmamaları sebebine dayanılarak itiraz edilebilir.

Şu kadar ki, bir siyasi partinin listesinde yer alan adayların tespiti sırasında o partinin tüzük ve yönetmeliklerinde yazılı hükümlere aykırı davranıldığından bahisle, ilgili siyasi partinin üyesi olmayan kimseler tarafından itiraz edilemez. Bu tür itirazlarda, itiraz edenin aynı siyasi partiye kayıtlı olduğunu kanıtlayan belge eklenmemiş itiraz dilekçeleri işleme konulmaz.

Bu itirazlar, seçimin özelliğine göre kanunen seçimi idare ile görevli seçim kurullarına yapılır ve bu kurulun kararına karşı kesin karar vermek yetkisini haiz üst seçim kuruluna da itiraz olunabilir.

İtirazın yazıyla yapılması ve itiraz dilekçesine itiraza sebep gösterilen belgelerin bağlanması şarttır.

(Ek: 27/10/1995-4125/7 md.; İptal: Ana. Mah.’nin 18/11/1995 tarih ve E.1995/54, K.1995/59 sayılı kararı ile.)

İtirazın incelenmesi süresi:

Madde 126 – Adaylıklar özel kanunlarında gösterilen süre içinde kesinleşir.

Kesin karar vermeye yetkili üst kurullar, adaylıkların kesinleşmesi tarihinden önce itirazları karara bağlarlar.

BEŞİNCİ KESİM
Sandık kurullarının veya başkanlarının şikayet üzerine verecekleri kararlara itiraz:

Madde 127 – Sandık kurullarının veya başkanlarının işlemlerine ve her türlü sandıkbaşı

işlerine 110 uncu maddeye göre yapılacak şikayetlerin reddine dair verilecek kararlara karşı ilgililer, derhal, ilçe seçim kurulu başkanına itiraz edebilirler.

İlçe seçim kurulu başkanı, itirazı derhal tetkik ederek kesin karara bağlar.

Başkanın kararı, durumu tashih veya sandık kurulunun şikayet üzerine verdiği kararı iptal eder mahiyette ise, bu karar derhal sandık kurulu başkanına bildirilir, karara uymak mecburidir.

Şikayet ve itirazlar en geç seçim sonuçlarını tesbit eden tutanağın düzenlenmesine kadar yapılır.

Sandık kurulu kararlarına ve tutanağa itiraz:

Madde 128 – (Değişik: 8/4/2010-5980/25 md.)

Sandık kurullarının kararları, oyların sayım ve dökümü ile tutanakların düzenlenmesine ilişkin iş ve işlemleri aleyhine, ilçe seçim kuruluna itiraz olunabilir.

Bu itirazlar, sandık sonuç tutanağının düzenlenip başkan ve üyeler tarafından imzalanmasına kadar sözle veya yazıyla, sandık kurulları vasıtasıyla yapılabileceği gibi, oy verme gününden sonraki salı günü saat 15.00’e kadar doğrudan ilçe seçim kurullarına yazılı olarak yapılabilir.

Sandık başı iş ve işlemlerine karşı, ilçe seçim kuruluna itiraz edilebilmesi için, önce sandık kuruluna şikâyet veya itirazda bulunulmuş olması şart değildir.

İlçe seçim kurulları, itirazları en geç itirazın yapıldığı tarihten sonraki ikinci gün saat 17.00’ye kadar karara bağlar. İtirazı yapan hazır ise, karar kendisine bildirilir; değilse tebliğ edilir.

İlçe seçim kurulları, yukarıda gösterilen itiraz süresi sona ermeden veya süresinde yapılan itirazları inceleyip bir karara bağlamadan önce, ilçe birleştirme tutanağını düzenleyemez. Bu hükme rağmen, bu tutanağın düzenlenmiş olması, üst seçim kurullarına itiraz için Kanunda öngörülen sürelere başlangıç teşkil etmez.

ALTINCI KESİM
İlçe seçim kurullarının veya başkanlarının şikayet üzerine verecekleri kararlarla sair kararlarına ve ilçe birleştirme tutanaklarına itiraz:

Madde 129 – İlçe seçim kurullarının veya başkanlarının, kendi işlemleri aleyhine vakı şikayet üzerine verdikleri kararlar ile, sair kararları aleyhine, en geç ilçe birleştirme tutanağının düzenlenmesine kadar; ilçe birleştirme tutanağının düzenlenmesi ve buna ait işlerle neticelerine karşı bu tutanağın düzenlenmesini takip eden gün saat on yediye kadar, doğrudan doğruya veya ilçe seçim kurulları eli ile il seçim kurullarına itiraz edilebilir.

İlçe seçim kurullarının veya başkanlarının işlemlerine, tedbirlerine ve sair muamelelerine karşı yapılan şikayetlerin reddine dair verilen kararlara yapılan itirazlar, iki gün içinde kesin karara bağlanır.

İtirazın kabulüne karar verildiği takdirde, bu karar en seri vasıta ile ilçe seçim kurulu başkanına bildirilir.

Sair itirazlar, iki gün içinde karara bağlanır, itiraz eden hazır ise kendisine sözle bildirilir. Hazır değil ise tebliğ olunur.

YEDİNCİ KESİM
İl seçim kurulu ve başkanlarının şikayet üzerine verecekleri kararlarla, sair kararlarına ve tutanaklara itiraz ve olağanüstü itiraz:

Madde 130 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

İl seçim kurullarının kararlarına karşı aşağıdaki şekilde itiraz olunur:

  1. İl seçim kurullarıyla başkanlarının kendi işlemleri aleyhine vaki şikayetlerin reddine dair verdikleri kararlara, tebliğ veya tefhiminden itibaren üç gün,
  1. Bu kurulların teşekkülüne, kurulun teşkilinden itibaren üç gün,
  1. Oy verme günü işlemlerine ait kararlara karşı derhal,
  1. Sair kararlar aleyhine bu kararların öğrenildiği tarihten itibaren üç gün içinde ve en geç il birleştirme tutanağının düzenlenmesini takip eden üçüncü gün saat 17.00 ye,
  1. Oyların dökümüne, sayımına, oyların seçilenlere göre ayrılmasına; il birleştirme tutanağının düzenlenmesinden sonraki üçüncü gün saat 17.00 ye,
  1. Seçilme yeterliğine; veya kendilerine tutanak verilenlerin, seçilmediğine veya seçimin sonucuna tesir edecek olaylara karşı, seçilenlere verilecek tutanağın düzenlenmesinden sonraki üçüncü gün saat 17.00 ye,

Kadar 110 uncu maddede yazılı kimseler tarafından doğrudan doğruya veya il seçim kurulları vasıtasıyla Yüksek Seçim Kuruluna itiraz edilebilir.

Şu kadar ki; siyasi partilerin il başkanlarıyla genel merkezleri veya bağımsız aday tarafından tutanağın düzenlenmesinden sonra (7) gün içinde seçimin neticesine müessir olaylar ve haller sebebiyle yapılan itirazlar, seçimin sonucu hakkında kesin karar vermek yetkisine sahip olan kurullarca, seçimin neticesine müessir görüldüğü takdirde, alt kademelerce verilen kararların kesin veya kesinleşmiş olması veya kurullara derece derece ve müddeti içinde müracaat edilmemiş olması, bu itirazın incelenmesine ve reddine sebep teşkil etmez.

Bu itirazlar yazılı olarak yapılır. İtiraz dilekçesine, itiraz edenin adının, soyadının ve açık adresinin yazılması, ihbar ve iddia olunan vakıaların mahiyetinin ve gerekçesinin beyanının, delillerinin gösterilmesi ve belgelerinin bağlanması, bu belgelerin elde edilmesi mümkün değil ise, sebeplerinin ve nereden ve ne suretle temin olunabileceğinin bildirilmesi lazımdır.

Ancak, adaylığın kesinleşmesinden sonra, adayın Türk olmadığına, yaşının kanunda gösterilenden küçük olduğuna, okur – yazar olmadığı veya seçilme yeterliğini kaybettiren bir mahkümiyeti bulunduğuna ilişkin iddialar dışındaki nedenlerle adaylara itiraz olunamaz. Bu hüküm olağanüstü itirazlar için de geçerlidir.

Bu şartları haiz olmayan dilekçeler reddolunur.

SEKİZİNCİ KESİM
Yüksek Seçim Kurulunun işlem ve tedbirlerine karşı şikayet:

Madde 131 – Her türlü seçimin devamı sırasında, Yüksek Seçim Kurulunun itiraz eylediği veya itiraz yolu ile verdiği kararlar dışında kalan işlemleri, tedbirleri ve sair muameleleriyle, bu kanunda başka bir mercie şikayet veya başvurma yolu gösterilmemiş ve fakat alt kurulların görevleri sınırlarını aşmış olan veya bu mahiyette bulunan, kanuna aykırı hareketlerden dolayı 110 uncu maddede gösterilenler tarafından, yazılı olarak, doğrudan doğruya, Yüksek Seçim Kuruluna şikayet olunabilir.

Yazılı şikayetlerin 112 nci maddedeki şartları ihtiva etmesi lazımdır. Bu şikayetler üzerine, Yüksek Seçim Kurulunca derhal ve kesin olarak karar verilir.

Tetkik ve tahkik usulü:

Madde 132 – Yüksek Seçim Kurulu evrak üzerinde, incelemeler yapar. Ayrıca lüzum gördüğü bilcümle tahkik ve her türlü tetkik işlemlerini de yapar. Gerekli mercilerden her türlü bilgi ve belgeleri ister. Bu mercilerin, en kısa bir zamanda ve en geç yedi gün içinde istenilen bilgi ve belgeyi vermeleri mecburidir.

Kurul başkanı, lüzum ve ihtiyaca göre, bu işlerde çalışmak üzere, Yargıtay ve Danıştay memurlarını da vazifelendirebilir.

İtiraz dilekçesinin bir sureti, tutanağına itiraz edilene tebliğ olunur. Tutanağına itiraz olunan kimse, isterse yazı ile savunabileceği gibi, isteği üzerine, Yüksek Seçim Kurulunun tayin edeceği günde bizzat veya bir vekil marifetiyle kendini kurul huzurunda savunabilir. Kurul, yapılan itiraz ve ihbarları kendisine verildiği tarihten itibaren en geç üç ay içinde bir karara bağlar.

Kurulun kararı kesindir. Aleyhine hiçbir mercie ve kanun yoluna başvurulamaz. Seçimin özelliğine göre seçim sonuçları hakkında kesin karar vermeye yetkili mercie

yapılacak itirazlarda da yukarıki 1 inci ve 3 üncü fıkralar hükümleri uygulanır.

Ancak, bu kurul itirazları onbeş gün içinde kesin karara bağlar.

Yukarıki fıkralarda yazılı kararlar aleyhine hiçbir mercie ve kanun yoluna başvurulamaz.

Tutanakların iptali halinde özel kanunlarındaki hükümler uygulanır.

YEDİNCİ BÖLÜM

Seçim Suçları ve Cezaları

Kurullara karşı suçlar:

Madde 133 – (Değişik: 23/1/2008-5728/287 md.)

Hileli faaliyetlerle veya herhangi bir şekil ve surette cebir veya şiddet kullanarak veya tehdit ederek, bu Kanunda yazılı kurulların toplanmalarına veya görevlerinin ifasına mani olanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Yukarıdaki fıkrada yazılı fiiller, silahla işlenirse, verilecek ceza üç yıldan aşağı ol amaz. Bu fiiller, aralarından biri silahlı en az üç kişi tarafından birlikte işlendiği takdirde, failler hakkında beş yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Kurulların tedbirlerine riayetsizlik:

Madde 134 – (Değişik: 23/1/2008-5728/288 md.)

Seçim işlerinin cereyanı sırasında, seçimin düzenli yürütülmesini sağlamak maksadı ile, bu Kanunda yazılı kurullar veyahut kurul başkanları tarafından alınan karar ve tedbirlere, ihtara rağmen riayet etmeyen kişilere ikiyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Herhangi bir şekilde alınan karar ve tedbirlerin uygulanmasını zorlaştıran veyahut karar ve tedbirlerin neticesiz kalmasına sebebiyet veren kimseler, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Yukarıda yazılı fiiller, görevli kimseler tarafından işlendiği ve fiilleri daha ağır cezayı gerektiren suç oluşturmadığı takdirde, birinci veya ikinci fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

3667

Kurul üyelerinin kurul kararlarına riayetsizliği:

Madde 135 – Bu kanunda yazılı kurulların çoğunlukla vermiş oldukları her çeşit kararlara riayet etmiyen kurul üyeleri, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kurul üyelerinin göreve gelmemesi:

Madde 136 – (Değişik: 23/1/2008-5728/289 md.)

Kurullara seçildiği halde haklı sebep olmaksızın vazifesi başına gelmeyenler elli günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.

Seçim başladıktan sonra kuruldaki görevlerini haklı bir sebep olmaksızın terk edenler, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Araç ve gereçlerin vaktinde gönderilmemesi:

Madde 137 – (Değişik: 23/1/2008-5728/290 md.)

Seçim kurulları başkan ve üyelerinden herhangi biri veya bu Kanunda yazılı işlerden biriyle görevlendirilen kimseler sandık seçmen listelerini, aday listelerini, seçime ait kağıt ve paketleri ve oy pusulalarını, oy sandıklarını, oy zarflarını veya maddi ve malî vasıtaları ve bilcümle seçim araç ve gereçlerini vaktinde yerlerine göndermezler veya gönderilmesine mani olurlar veya teslim etmezler veya teslim almazlarsa, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Bu fiilleri görevlilerden başkaları yaparsa, cezanın alt sınırı bir yıldır.

Görevi kötüye kullanma: (1)

Madde 138 – (Değişik: 23/1/2008-5728/291 md.)

Bu Kanunun tatbiki ile görevli veya bu Kanuna göre görevlendirilen kimseler görevlerini her hangi bir şekilde kötüye kullandıkları takdirde, fiilleri bu Kanunda ayrı bir suç olarak tanımlanmamış ise, Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesine göre verilecek ceza altıda birden üçte bire kadar artırılarak hükmolunur.

Memur olanların cezaları:

Madde 139 – (Mülga: 23/1/2008-5728/578 md.)

Seçmen kütüğü hazırlıklarına ilişkin suçlar:

Madde 140 – (Değişik: 23/1/2008-5728/292 md.)

Seçmen kütüğünün düzenlenmesine esas teşkil edecek olan krokilerle, binalar cetvelini ilçe seçim kurulu başkanınca bildirilen süre içinde düzenleyerek vermeyenler veya kroki ve binalar cetvellerini seçmen kütüğünün düzenlenmesine elverişli bir şekilde yapmayanlar hakkında, Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesinde yazılı cezalar altıda birden üçte bire kadar artırılarak hükmolunur.

Sayım ve yazım ve denetim işlemleri sırasında, belli edilen esaslara aykırı harekette bulunanlarla, sorulara cevap vermeyenler veya bilerek gerçeğe aykırı cevap verenler yahut ilk sayım ve yazım gününde, ilan edilecek süreden önce bulundukları yeri terk edenlere, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

——————————

  • Bu madde başlığı “Görevi savsama ve kötüye kullanma:” iken, 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 291 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

3668

Seçmen kütüğünün düzenlenmesi:

Madde 141 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Bu Kanunla görevlendirilmiş oldukları halde, belli, süre içinde ve şekillerine uygun olarak seçmen kütüğüne müteallik evrak ve vesikaları gereği gibi düzenlemeyen veya muhafaza etmeyenler veya gereken mercie vermeyenler altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.

Bu fiiller kayıtsızlık veya gereken dikkat ve itinanın gösterilmemesi sonucu husule gelmiş ise üç aydan bir seneye kadar hapis cezası hükmolunur.

Yukarıda yazılı fiil ve hareketler yüzünden herhangi bir bölgede, seçmen kütüğünün veya sandık seçmen listelerinin yazılması veya bu sebeple seçmenlerin oy vermesi imkansız hale gelmiş ise, birinci fıkrada yazılı halde bir seneden iki seneye kadar, ikinci fıkrada yazılı halde de altı aydan iki seneye kadar hapis cezası hükmolunur.

Kütük düzenlemekle görevli olanların suçları:

Madde 142 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Seçmen kütüğüne yazılmak hakkı olmayan bir seçmeni yazan veya yazılmak hakkı olan bir seçmeni yazmayan veya kütüğe yazılmış olup da silinmesi gereken seçmenin adını silmeyen veya silinmemesi gerektiği halde o seçmenin adını silenler bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Eğer bu fiiller kayıtsızlık ve görevde gereken dikkat ve itinanın gösterilmemesinden ileri gelmiş ise üç aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.

Seçme yeterliği olmayanların seçmen kütüğüne kaydı:

Madde 143 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Seçme yeterliği bulunmadığı halde kendisini veya bu yeterliği olmayan bir başkasını her ne suretle olursa olsun seçmen kütüğüne kaydettiren veya bu şekilde kaydedilmiş olanları seçmen kütüğünden silinmesine aynı şekilde mani olan veya seçme yeterliği bulunan birinin aynı fiil ve hareketlerle seçmen kütüğünden silinmesine sebep olan altı aydan iki seneye kadar hapis (…)(1) cezası ile cezalandırılır.(1)

Yukarıda yazılı fiiller cebir veya tehdit veya şiddet veya nüfuz veya tesir icrası suretiyle yapıldığı takdirde faile verilecek ceza, bir seneden beş seneye kadar hapistir.

Seçmen kütüğüne birden fazla kayıt:

Madde 144 – (Değişik: 23/1/2008-5728/294 md.)

Seçmen kütüğüne kendisini veya bir başka seçmeni bilerek birden fazla kayıt ettirenler veya bu sonucu veren fiilleri bilerek yapanlar altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Yukarıdaki fıkrada yazılı suçlar bu işlerle görevlendirilenler tarafından işlendiği takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

——————————

  • 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 293 üncü maddesiyle; bu fıkrada yer alan “üç aydan bir seneye” ibaresi “altı aydan iki seneye” şeklinde değiştirilmiş ve “ve ikibinbeşyüz liradan onbin liraya kadar ağır para” ibaresi madde metninden çıkartılmıştır.

3669

Seçmen kütüğüne kaydolunmamaya teşvik:

Madde 145 – Seçme yeterliğine sahip olanların seçmen kütüğüne kaydolunmalarını önlemek maksadiyle teşvik ve telkinlerde bulunanlar üç aydan altı aya kadar hapis cezasına mahkum edilirler.

Yukarıda yazılı fiillerden dolayı seçmenler, seçmen kütüğüne kaydolunmadıkları takdirde verilecek hapis cezası altı aydan bir seneye kadardır.

Bu fiil ve hareketler cebir veya tehdit veya şiddet kullanarak vukubulduğu takdirde, yukarıki fıkralara göre verilecek cezalar iki kat olarak hükmedilir.

Bu fiil ve hareketler, memur ve memur hükmünde olanlar tarafından işlenirse, ayrıca 139 uncu madde hükmü de uygulanır.

Seçmen listeleri üzerinde işlenen suçlar:

Madde 146 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

141, 142, 143 ve 144 üncü maddelerde yazılı fiiller seçmen kütüğünün düzenlenmesinden sonra sandık bölgelerine göre düzenlenecek olan sandık seçmen listeleri ile Yüksek Seçim Kurulunca düzenlenmesine karar verilecek diğer listeler üzerinde işlendiği takdirde sözü geçen maddelerde yazılı cezalar verilir.

Seçmen listesine ilişkin suçlar:

Madde 147 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Asılması gereken seçmen listelerini asmayan veya vaktinden evvel indiren veya her ne suretle olursa olsun seçmenlerin tetkikine imkan vermeyen veya bu listelere karşı yapılan itirazları kabul etmiyen veya mercilerine bildirmeyen görevliler hakkında üç aydan iki yıla kadar hapis (…)(1) cezası verilir.

Bu fiiller kayıtsızlık veya gereken dikkat ve itinanın gösterilmemesi sonucu meydana gelmiş ise, verilecek ceza bir aydan altı aya kadar hapis (…)(1) cezasıdır.(1)

Seçmen kütüğü, seçmen listeleri ve diğer belgeler üzerinde işlenen suçlar:

Madde 148 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

(Değişik birinci fıkra: 23/1/2008-5728/296 md.) Tamamen veya kısmen sahte seçmen kütüğü veya seçmen listesi tanzim eden veya bozan veya çalan veya yok eden kimse hakkında Türk Ceza Kanununun belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Seçmen kütüğü veya seçmen listelerine ait vesikaları çalan veya bozan veya yok eden veya tahrip eden kimseye de aynı ceza verilir.

Oy hakkının kullanılmasına engel olmak maksadıyla seçmenlerin kimliklerini ispata yarayan herhangi bir belge üzerinde yukarıdaki fıkrada yazılı fiilleri işleyenler veya bu belgeleri saklayanlar altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Seçmen, kimliğini ispat ederek oyunu kullandığı takdirde, yukarıdaki fıkrada yazılı ceza yarısına kadar indirilir.

——————————

  • 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 295 inci maddesiyle; bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ve bin liradan beşbin liraya kadar ağır para” ve ikinci fıkrasında yer alan “ve beşyüz liradan ikibinbeşyüz liraya kadar ağır para” ibareleri madde metninden çıkartılmıştır.

3670

Propaganda toplantılarına karşı suçlar:

Madde 149 – (Değişik: 23/1/2008-5728/297 md.)

Her kim 51 inci maddede gösterilen heyetin kurulmamış olduğu toplantıda söz alır ve söylerse, üç aydan altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Herhangi bir vasıta ile bir seçim propagandası toplantısına engel olan veya devamına imkân vermeyecek hareket ve tertiplerle onu ihlal eden kimse altı aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu fiiller ikiden fazla kimse tarafından birlikte ve cebir veya şiddet kullanılarak ya da tehdide başvurularak işlenirse, failler hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Eğer fiil, aralarından biri silahlı en az üç kişi tarafından birlikte işlenirse, failler hakkında beş yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Özel radyo ve televizyon yayınlarına ilişkin suçlar(1)

Madde 149/A- (Yeniden düzenleme: 15/7/2003-4928/4 md.; Mülga: 2/1/2017-KHK-

687/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7076/10 md.)

Toplantı heyetlerine karşı suçlar:

Madde 150 – 51 inci maddede yazılı heyeti kurmıyan veya haber vermiyen toplantı tertipçileri ve mezkür maddede yazılı görevleri yapmıyan heyet üyeleri (…)(2) üç aya kadar hapis cezasiyle cezalandırılırlar.(2)

Yasak propaganda:

Madde 151 – (Değişik : 23/1/2008-5728/300 md.)

Oy verme gününden önceki günün saat 18.00’inden sonra ve oy verme gününde umumi veya umuma açık yerlerde seçim propagandası için toplantı veya propaganda yapanlar veya bu maksatla yayınlarda bulunanlar veya ne suretle olursa olsun seçimin düzenini bozabilecek veya oy vermenin tam bir serbestlikle yapılmasına tesir edebilecek mahiyette söz, yazı veya sair suretlerle propaganda yapanlar veya asılsız şayialar çıkaranlar üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

——————————

  • Bu madde başlığı “Özel Radyo ve Televizyon Yayınlarına İlişkin Suçlar” iken, 15/7/2003 tarihli ve 4928 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

 

  • 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 299 uncu maddesiyle; bu yer alan “on beş günden” ibaresi madde metninden çıkartılmıştır.

3670-1

(Değişik ikinci fıkra: 8/4/2010-5980/26 md.) Bu Kanunun 58 inci maddesinin birinci fıkrası ile 60 ve 61 inci maddelerinde yazılı yasaklara aykırı hareket edenler, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Haksız oy temini:

Madde 152 – (Değişik birinci fıkra: 10/6/1983-2839/50 md.) Her kim kendisine veya başkasına oy veya tercih işareti verilmesi veya verilmemesi için bir veya birkaç seçmene menfaat, sair kıymetler teklif ve vadeder veya verir, yahut resmi, umumi vazifeler veya hususi hizmet ve menfaatler vait veya temin ederse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Verilen, vait veya temin edilen menfaatler seçmenin seyahat, yemek, içki ve nakil masrafları veya hizmetlerinin mukabili olarak gösterilse dahi hüküm aynıdır.

Yukarda yazılı para, menfaat, vait veya hizmetleri kabul eden seçmen dahi aynı ceza ile cezalandırılır.

Bu fiilleri, tehdit veya cebir veya şiddet kullanarak işliyenler hakkında ceza, bir misli artırılarak hükmedilir.

Oy kullanmaya engel olmak:(1)

Madde 153 – (Değişik: 10/6/1983-2839/51 md.)

Yukarıdaki maddede yazılı maksatlar için, o maddede yazılı suretlerle seçmenleri toplayanlar ve bir köy veya bir mahalleden veya bir meskün mahalden veya sair yerlerden sandık yerine gelmelerini menedenler hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.

Bu fiiller memuriyet nüfuzunun veya sıfatının veya herhangi bir kimsenin haiz bulunduğu selahiyetin suiistimali suretiyle işlendiği takdirde, verilecek hapis cezası iki yıldan az olamaz.

(Ek fıkra: 8/4/2010-5980/27 md.) Seçim günü, sandık seçmen listesinde kayıtlı olan seçmenin, sandığın konulduğu bina, yapı veya bunların müştemilatına girmesine veya oy kullanmasına, kanuna aykırı biçimde engel olan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(1)

(Ek fıkra: 8/4/2010-5980/27 md.) O seçim çevresinde yapılan seçimlerde, oy kullanma hakkına sahip olan bir seçmenin, oy kullanmaya gitmesine veya sandığın konulduğu bina, yapı veya bunların müştemilatına girmesine veya oy kullanmasına engel olmak amacıyla, tehdit veya cebir veya şiddet kullanan kimse, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fiillerin birden fazla seçmene karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.(1)

——————————

  • 13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (f) bendiyle, bu maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “sandık alanına” ibareleri “sandığın konulduğu bina, yapı veya bunla-rın müştemilatına” şeklinde değiştirilmiştir.

3670-2

3671

Adaylık hükümlerine aykırı hareketler ve propaganda yapamayacak olanlar:

Madde 154 – (Değişik : 23/1/2008-5728/301 md.)

Özel kanunların adaylık koyma hususunda kabul ettiği esas ve şekillere uymaksızın adaylıklarını koyan memurlar ve yargıçlarla, adaylığını koymak için ordudan ayrılma isteğinde bulunmuş ve bu istekleri kabul edilmiş olmasına rağmen herhangi bir sebeple görevinden fiilen ayrılmadan veya resmi elbisesiyle propaganda yapan veya bu mahiyette herhangi bir harekette bulunan subaylar, askerî memurlar ve astsubaylar yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.

Yargıç ve yargıç sınıfından sayılanlarla, askerî şahıslar ve bu Kanunun 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı memur ve hizmetlilerin özel kanunlarına göre ilan olunan seçimin başlangıç tarihinden oy vermenin sona ermesine kadar bir siyasi parti veya bağımsız adayların leh veya aleyhinde propaganda yapmaları veya herhangi bir suretle telkin ve tesirde bulunmaları halinde, fiili daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.

63 üncü maddede belirtilen yasaklara uymayanlar altı aydan bir seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Başbakan ve bakanların yasaklara uymamaları:

Madde 155 – (Değişik : 23/1/2008-5728/302 md.)

64, 65 ve 66 ncı maddelerde yazılı yasaklara uymayanlar üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Sair propaganda suçları:

Madde 156 – (Değişik : 23/1/2008-5728/303 md.)

Bu Kanunda ayrıca ceza hükmüne bağlanmayan ve Kanun hükümlerine aykırı olan sair propagandaların failleri hakkında Kabahatler Kanununun 32 nci maddesinin birinci fıkrası uygulanır.

Matbua ve ilanların tahribi:

Madde 157 – (Değişik: 10/6/1983-2839/52 md.)

Seçim propaganda matbualarının, yayınlanmasına veya ilanına mani olanlar veya bunları tahrip edenler üç aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.

Sandık düzeni ve oy verme ile ilişkin suçlar:

Madde 158 – (Değişik : 23/1/2008-5728/304 md.)

Sandık başında bu Kanuna göre oy verme yönünden kendisine yükletilmiş olan ödevleri ihtara rağmen yapmayan seçmenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Sandık başında müdahale ve ihtara riayetsizlik:

Madde 159 – (Değişik : 23/1/2008-5728/305 md.)

Oyunu kullandıktan sonra ihtara rağmen sandık başından ayrılmayan veya herhangi bir müdahale telkin veya tavsiyede bulunan veya bunlara teşebbüs eden kimse üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

3672

Seçmen olmayanların oy vermesi:

Madde 160 – (Değişik : 23/1/2008-5728/306 md.)

Her kim oy verme sırasında seçme yeterliği olmadığını bildiği halde oy vermeye teşebbüs eder veya verirse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Başkasının adını taşıyarak oy vermeye teşebbüs eden veya veren üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(Değişik üçüncü fıkra: 13/3/2008-5749/12 md.) Mükerrer oy vermeye teşebbüs eden veya veren kimse hakkında da ikinci fıkra hükmü uygulanır.

Oy sandığı üzerinde suçlar:

Madde 161 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

(Değişik birinci fıkra: 23/1/2008-5728/307 md.)Usulüne aykırı olarak veya yetkisi olmadığı halde her ne sebep ve maksatla olursa olsun oy sandığının yerini değiştirenler, yerinden kaldıranlar, oy sandığını açan, çalan veya tahrip eden veya içindeki veya içinden çıkan oy zarflarını alan, çalan veya değiştiren kimse üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bu fiil ve hareketler, cebir veya şiddet veya hileyle işlendiği takdirde hükmedilecek ceza bir misli artırılarak hükmolunur.

Siyasi partilerle bağımsız adayların oy puslaları üzerinde işlenecek suçlar

Madde 162 – (Değişik: 10/6/1983-2839/56 md.) Siyasi partilerin veya bağımsız adayların oy pusulalarını veya seçime müteallik her türlü evrakı zapt veya imha eden veya bozan veya oy verme yerine götürülmelerine veya dağıtılmalarına mani olanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.

Bu filler cebir veya şiddet veya tehdit veya hile ile veya içlerinden biri silahlı olan birden fazla kimseler tarafından veyahut meskene veya siyasi parti binalarına her ne suretle olursa olsun girerek işlenirse bu maddede yazılı cezalar bir misli eklenerek hükmolunur.

Bu fiiller resmi sıfatı haiz olanlar tarafından işlendiği takdirde yukarıki fıkrada yazılı ceza verilir.

Kurul başkan ve üyelerinin seçim işlerini bozması:

Madde 163 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

(Değişik birinci fıkra: 23/1/2008-5728/308 md.)Seçim kurulları başkan ve üyelerinden herhangi biri kanuna aykırı hareketleriyle seçim muamelelerinin yapılmasını ve oy verilmesini kısmen veya tamamen imkânsız kılar yahut seçimlerin butlanına bilerek sebebiyet verirse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bunlar seçim neticelerini ilan etmezler, tutanağı asmazlar veya kanunen vermeye mecbur oldukları tutanak suretlerini vermezlerse aynı ceza ile cezalandırılırlar.

Oy Verme Sonucuna Tesir Edecek Haller:

Madde 164 – (Değişik: 23/1/2008-5728/309 md.)

  1. Her kim, sandık başında seçmenlerin imzalarını koydukları sandık seçmen listesine gelmeyenler adına sahte imza atmak, mühür koymak veya parmak basmak gibi hileli bir hareket ile sandığa oy atar veya attırır ise üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.
  1. Bu fiil sandık başkan ve üyeleri ile resmi memurlar tarafından işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkrada yazılı cezaya yarısı eklenerek hükmolunur.

3673

  1. Her kim, herhangi bir şekilde seçimin neticesini tağyir eder veya ettirir veya seçim tutanaklarını tamamen veya kısmen sahte olarak tanzim veya tahrif eder veya ettirirse, beş yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
  1. Yukarıdaki fıkrada yazılı fiil ve hareketler, kurul başkan ve üyeleri ve resmi memurlar tarafından işlendiği takdirde haklarında verilecek ceza beş yıldan on yıla kadar hapistir.
  1. (Mülga birinci paragraf: 13/3/2008-5749/15 md.)

Her kim, kurulları, üçüncü fıkrada yazılı fiilleri işlemeye, herhangi bir suretle icbar ederse üçüncü fıkrada yazılı ceza üçte birden yarıya kadar artırılarak hükmolunur.

Eğer bu fiil kurul mensuplarına herhangi bir suretle menfaat temini veya vaadi suretiyle meydana gelmiş ise, kurul mensuplarıyla menfaat temin veya vadedenler hakkında dördüncü fıkrada yazılı ceza üçte birden yarısına kadar eklenerek hükmolunur.

İtirazları ve şikayetleri kabul etmemek:

Madde 165 – (Değişik: 23/1/2008-5728/310 md.)

Bu Kanunla kendilerine şikâyet ve itiraz yetkisi tanınanların bu yoldaki müracaatlarını tutanağa geçirmeye mecbur oldukları ahvalde tutanağa geçirmeyi reddeden kurul başkan ve üyeleri bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Kötü niyetle itiraz:

Madde 166 – (Değişik: 23/1/2008-5728/311 md.)

Seçim sonunda seçilenlere verilen tutanaklara veya seçilenlerin yeterliğine makbul bir sebep olmaksızın ve kötü niyetle itiraz edenlere, itirazı reddeden merciin ihbarı üzerine bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Kötü niyetle şikayet:

Madde 167 – Oy vermenin yolunda cereyanını veya seçim kurullarının vazifelerini selametle görmelerini yahut sayım neticelerini geciktirmek gibi kötü niyetle şikayet ve itirazda bulunanlar hakkında yukarıki madde hükmü uygulanır.

Çeşitli hükümler:

Madde 168 – (Değişik: 10/6/1983-2839/58 md.)

Kurullarca düzenlenen ve oy verme ve seçim neticelerini gösteren tutanakların asılı suretlerini yırtan, bozan, kaldıran kimse hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

Resmi makamların bildirilerine karşı işlenen suçlar:

Madde 169 – (Değişik: 10/6/1983-2839/59 md.)

Her kim, seçim muamelelerine ait olmak üzere mercileri tarafından yayınlanan beyanname ve tebliğlerin, ilan ve asılmasına mani olur veya bunları yırtar veya bozar veya kaldırırsa üç aydan altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

İçki yasağına aykırı hareketler:

Madde 170 – (Değişik: 10/6/1983-2839/60 md.)

Oy verme günü, oy verme müddetince, umuma açık yerlerde ispirtolu içki verenler, satanlar veya içenler veya herhangi bir suretle açık veya kapalı şişelerde ispirtolu içki satanlar veya alanlar üç aydan altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.

3674

Silah taşıyanlar:

Madde 171 – (Değişik: 23/1/2008-5728/312 md.)

79 uncu maddenin koyduğu silâh taşıma yasağına aykırı hareket edenler hakkında, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, yirmibeş günden az olmamak üzere adlî para cezasına hükmolunur. Fiilin diğer kanunlara göre daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturması halinde, bu kanunlara göre verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.

Kovuşturma usullerine aykırı  hareket

Madde 172 – Kovuşturma ve soruşturma usullerini gösteren maddedeki yasaklara aykırı hareket edenler hakkında altı aydan bir seneye kadar hapis cezası hükmolunur.

SEKİZİNCİ BÖLÜM(1)

Soruşturma ve Kovuşturma Usul ve Şekilleri

Soruşturma ve kovuşturma zamanı(2)

Madde 173 – (Değişik: 23/1/2008-5728/313 md.)

Seçim işleriyle görevlendirilenlerin oy verme günü ile bundan önceki yirmi dört saat içinde işledikleri bu Kanunda yazılı seçim suçlarından ötürü bağlı bulundukları kurullarca düzenlenmesi gereken seçim tutanaklarının tanzim edildiğinin ertesi günü soruşturma başlatılır.

Bu süre içinde ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarla asliye ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hali, infazı gerektiren hükümler ve merciinden verilmiş tutuklama kararı veya yakalama emri dışında başka hiçbir sebepten dolayı bir seçmen hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılamaz ve oy verme günü ile ondan önceki üç gün içerisinde seçmenin hürriyetini ve oy verme imkânını kaldıracak veya tahdid edecek idarî ve malî hiçbir tedbir alınamaz.

Genel hükümlerin uygulanması:

Madde 174 – (Değişik: 23/1/2008-5728/314 md.)

Bu Kanunda yazılı suçlardan birini işleyenler veya bu Kanunun uygulanmasına taalluk edip de genel hükümlere göre cezalandırılmaları gerekenlerin sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun haklarında umumi hükümler dairesinde soruşturma ve kovuşturma yapılır.

Valiler hakkındaki soruşturma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili; kovuşturma ise Yargıtayın ilgili ceza dairesi tarafından umumi hükümlere göre yapılır.

——————————

  • Bu bölüm başlığı “Kovuşturma Usul ve Şekilleri” iken, 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 313 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

 

  • Bu madde başlığı “Kovuşturma ve soruşturma zamanı:” iken, 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kan unun 313 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

3675

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı soruşturmayı Yargıtay Cumhuriyet savcılarına da yaptırabilir. Ancak, kamu davasını açmak veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermek yetkisi Cumhuriyet Başsavcısına aittir.

Soruşturma sırasında Başsavcı tarafından istenilen yakalama emri, tutuklama, tahliye, elkoyma ve aramaya Yargıtay ilgili ceza dairesi başkanı tarafından karar verilir. Bu kararlara karşı yapılan itirazları ise, numara itibariyle izleyen ceza dairesi inceler. Son numaralı daire başkanının kararı söz konusu ise, itirazları inceleme yetkisi Birinci Ceza Dairesine aittir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazı, soruşturma konusu suçun en ağırına bakmakla görevli ceza dairesini numara itibariyle izleyen ceza dairesi başkanı inceler. Soruşturma konusu suç, son numaralı ceza dairesinin görevine giriyorsa, itirazı inceleme yetkisi Birinci Ceza Dairesi Başkanına aittir.

Kaymakamlar hakkında soruşturma yapmaya ve kamu davası açmaya il Cumhuriyet başsavcısı veya başsavcıvekili ve kovuşturma yapmaya il ağır ceza mahkemesi yetkilidir.

Hâkimler ve Savcılar Kanunu hükümleri mahfuzdur.

İlgili kimseler ve siyasi partiler, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince kamu davasına katılabilirler.

İdarî para cezasına karar verme yetkisi(1)

Madde 175 – (Değişik: 23/1/2008-5728/315 md.)

Bu Kanun hükümlerine göre idarî para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkilidir.

Seçim zamanında cevap hakkı:

Madde 176 – Seçim süresi içinde özel ve tüzel kişilerin haysiyet ve şerefine dokunan veya menfaatini bozan yahut kendileriyle ilgili hakikate aykırı hareketler, düşünceler ve sözler izafesi suretiyle açık veya kapalı şekilde bir mevkutede yapılan yayından dolayı o özel ve tüzel kişiler 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununun 14 üncü maddesine göre cevap vermek veya düzeltme istemek hakkına sahiptirler.(2)

Özel ve tüzel kişiler cevap ve düzeltmeyi bulundukları yerin sulh yargıcına da verebilirler. Ücretini öderlerse metin telgrafla da bildirilir.

Ancak oy verme gününden önceki 7 nci günden sonra sulh yargıcının kararı ile yetinilir.

Yukardaki fıkralara riayet etmiyenler hakkında Basın Kanununun hükümleri uygulanır.

——————————

  • Bu madde başlığı “Kovuşturma usulü:” iken, 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 315 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

 

  • 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 316 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “5680 sayılı kanunun 143 sayılı kanunla değiştirilen 19 uncu” ibaresi “9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununun 14 üncü” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

3676

Kurulda görevli yargıcın bakamıyacağı davalar:

Madde 177 – İl ve ilçe seçim kurulu başkan ve üyeliklerini yapan yargıçlar kendi çevreleri içinde vukua gelecek seçim suçlarına mütaallik davalara bakamazlar.

Aynı mahalde bu davaları görecek başka yargıçlar bulunmaması veya mahkemenin teşekkül edememesi halinde mezkür davalara bu mahalle en yakın yargı çevresinde bulunan aynı derecedeki mahkeme veya vazifeli yargıç tarafından bakılır.

Tutanakların delil kıymeti:

Madde 178 – (Mülga: 23/1/2008-5728/578 md.)

Seçim suçu:

Madde 179 – Bu kanuna göre seçim suçundan maksat, seçim işlerinde bu kanun hükümleri uyarınca görevlendirilmiş bulunan kimselerin bu görevleri dolayısiyle işlemiş oldukları fiil ve hareketlerle her kim tarafından işlenirse işlensin bu kanuna aykırı bulunan fiil ve hareketlerdir.

Dava süresi:

Madde 180 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

(Değişik: 10/6/1983-2839/61 md.) Seçim suçlarından doğan kamu davası, seçimin bittiği tarihten itibaren altı ay içinde açılmadığı takdirde kovuşturma yapılamaz.(1)

Kamu davasının açılması izin veya karar alınmasına bağlı olan suçlarda izin veya kararın alınması için yapılan müracaat tarihi ile izin veya kararın verildiği tarih arasında geçen süre dava süresi hesabına katılmaz. Ancak, bu süre üç ayı geçemez.

DOKUZUNCU BÖLÜM

Çeşitli Hükümler

Seçim giderleri:(2)

Madde 181 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Yüksek Seçim Kurulu (…)(2) giderleri ile her türlü seçim işleri giderleri genel bütçeden ödenir. Bunun için gerekli ödenek Adalet Bakanlığı Bütçesi içindeki ayrı bir programda gösterilir.(2)

Bu ödeneğin harcanmasında, birinci derecede ita amiri, Yüksek Seçim Kurulu Başkanıdır. Başkan, yetkilerinin bir kısmını devredebilir.(2)

Seçim işleri için mahallerinde yapılması gereken her türlü harcamaların ita amiri il ve ilçe seçim kurulları başkanlarıdır.

——————————

  • 4/7/2012 tarihli ve 6353 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “iki yıl” ibaresi “altı ay” şeklinde değiştirilmiştir.

 

  • 30/11/2017 tarihli ve 7062 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ve Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Seçmen Kütüğü Genel Müdürüne devredebilir, Genel Müdürün de diğer görevlilere devretmesine izin verebilir.” ibaresi “devredebilir.” şeklinde değiştirilmiştir.

3677

Ödenecek ücretler:

Madde 182 – (Değişik: 10/9/1987-3403/3 md.)

(Değişik: 26/8/1999-4448/3 md.) Seçim Kurulu Başkan ve üyeleri ile bu Kanun gereğince görevlendirileceklere ve bu işlerde mesai saatleri içinde ve dışında çalıştırılacak memur ve hizmetlilere,siyasi parti temsilcilerine ve hariçten alınarak çalıştırılacaklara ödenecek gündelikler, gündelik miktarı 600 (altıyüz) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.(Ek cümle: 13/3/2008-5749/13 md.) Bakanlar Kurulu bu rakamı Yüksek Seçim Kurulunun görüşünü alarak, dört katına kadar artırmaya yetkilidir. Bu ödemeler herhangi bir vergiye tabi tutulmaz. (Ek cümle: 25/4/2018-7140/8 md.) Yüksek Seçim Kurulu, yurt dışında görev yapan-lara dört katına kadar gündelik ödenmesine karar verebilir. (1)

Bulundukları yerin haricinde bir mahalle gönderileceklerin yol masrafları Harcırah Kanunu hükümlerine göre verilir.

Satın alma ve avans:

Madde 183 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

Bu Kanun gereğince yapılacak işler için lüzumlu satın alma ve kiralama işleri 2490 sayılı Kanuna tabi olmaksızın yapılabilir. İlan zorunlu değildir.

Her çeşit seçim giderleri için il ve ilçe adalet daireleri mutemetlerine il ve ilçe seçim kurulları başkanlarının tasvibi ile ayrıca yüzbin liraya kadar avans verilebilir. Bu had içinde kalmak üzere mahsup edilen miktara kadar yeniden avans verilebilir.

Yüksek Seçim Kurulu, gerekli gördüğü ahvalde avans miktarını artırabilir.

(Ek: 23/5/1987-3377/5 md.) Bu Kanun gereğince yapılacak işler için lüzumlu her türlü satın alma, hizmet, yapım, kiralama ve taşıma işleri 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa tabi olmaksızın yapılabilir. İlan zorunlu değildir.

Seçim eşyasının muhafazası:

Madde 184 – İl, ilçe ve sandık kurullarına ait mühürler, seçim işlemlerine taallük eden tutanaklar, matbu defterler veya sair evrak il, ilçe adalet daireleri emanet memurluklarında ve oy sandıklariyle kapalı oy verme yerlerinin eşya ve malzemesi köylerde muhtarlıklarca ve kasaba ve şehirlerde belediyelerce muhafaza olunur.

Muaflık:

Madde 185 – Bu kanunun uygulanmasında, yapılacak müracaatlara ait her türlü evrak ve vesikalar ile kurullarca verilecek kararlar resim ve harçtan muaftır.

——————————

  • 23/6/2008 tarihli ve 2008/13851 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile; bu fıkradaki gündelik miktarının hesaplanmasında dikkate alınan 600 (altıyüz) gösterge rakamının Yüksek Seçim Kurulu Başkan ve üyeleri için 2000 (ikibin)’e, diğerleri için 1000 (bin)’e yükseltilmesi hüküm altına alınmıştır.

3678

Siyasi partilerin kağıt ihtiyacı:

Madde 186 – Siyasi partiler oy pusulası ve propaganda işleri için ihtiyaç duydukları kağıdı Devlet fabrikalarından veya Devlet sermayesinin iştiraki olan fabrikalardan temin etmek isterlerse bedeli kendileri tarafından ödenmek şartiyle Yüksek Seçim Kurulu, partilerin bu isteklerini yerine getirir.

Yüksek Seçim Kurulunun bu konuda , resmi makamlar ve fabrikalar nezdinde, yapacağı talepler süratle ve her şeye tercihli olarak yerine getirilir.

Yüksek Seçim Kurulunca Yapılacak İşlemler:

Ek Madde 1 – (Ek: 13/2/1965-533/10 md.; Değişik: 24/3/1973-1700/1 md.)

Yüksek Seçim Kurulu tarafından, Türkiye Radyoları vasıtasiyle, haber yayınları saatinde veya başka uygun saatlerde yayımlanacak bildirilerle; vatandaşın ilgisi uyandırılmak ve kendisine seçmen olmanın görev ve yetkileri hatırlatılmak suretiyle; daimi seçmen kütüklerinin düzenlenmesi, ilk sayım ve yazım işlerinin yapılması, yeniden yapılacak yazım işlemleri, denetlemeler, sandık seçmen listelerinin düzenlenmesi, askıya çıkarılması ve askıdan indirilmesi, itiraz ve ilave kayıt işlemlerinin ne şekilde yapılacağı, seçmen kartlarının dağıtılması ve oy verme konusunda yapılacak işlemler, sair lüzum görülen hususlarla birlikte, süreler de belirtilerek duyurulur.

Ayrıca, il ve ilçe seçim kurulları tarafından alışılmış yayın araçları ile, halkın ilgisini uyandıracak aynı nitelikteki bildirilerle keyfiyet ilan olunur.

Yüksek Seçim Kurulunun ve il seçim kurullarının bu konudaki her türlü bildirilerinden Türkiye Radyolarınca ücret alınmaz.

Her seçmenin, kütüklere ve bunlara uygun olarak sandık seçmen listelerine eksiksiz geçmesi seçmen kartlarının dağıtılmasının tam yapılması, ilkesine uygun olarak, Yüksek Seçim Kurulu, her konuda yapılacak işlemleri, yayımlayacağı genelgelerle gösterir. İl ve ilçe seçim kurulu başkanları da, bu ilke ve Yüksek Seçim Kurulunun genelgeleri doğrultusunda, bölgelerindeki görevlilerin eğitimini ve görevlerini yapmalarını sağlarlar.

Ek Madde 2 – (Ek: 14/7/1965-656/14 md.)

Yüksek Seçim Kurulunca kanun hükmünce radyolarla yayınlanması zorunlu olan veya gerekli görülen her türlü konularda ve il seçim kurulları tarafından kanun hükmünce kendi illeri radyolarında yayınlanması zorunlu olan veya gerekli görülen konularda, yapılacak radyo yayınlarından, Türkiye’de yayın yapan radyolarda ücret alınmaz.

Ek Madde 3 – (Ek: 14/7/1965-656/14 md.)

Yüksek Seçim Kurulunca gerekli gösterilecek ilçe ve seçimlerde, seçimlerin başlangıcından ilçe birleştirme tutanağının düzenlenmesine kadar, ilçe seçim kurulu başkanlarının esas hakimlik görevleri, hakimin tayin edeceği ölçü ve şekilde tamamen veya kısmen, Yüksek Hakimler Kurulunca, yetki verilecek başka hakimlere gördürülür.

3679

Ek Madde 4 – (Ek: 17/5/1979-2234/2 md.)

Yüksek Seçim Kurulu, zorunlu gördüğü takdirde, adaylığa müracaat tarihi, müracaatların incelenmesi, adaylığa karşı itiraz, itirazların karara bağlanması, adayların geçici ve kesin ilanı gibi seçim işlemleri için bu Kanunda veya başka kanunlarda öngörülen tarihleri ve süreleri değiştirebilir. Yüksek Seçim Kurulu bu kararını gerekçesiyle birlikte derhal ilan eder. Şu kadar ki, süre ve tarihlerde değişiklik yapma yetkisi, siyasi partilerce gösterilecek adaylar hakkında kullanılamaz.

Ek Madde 5 – (Ek: 28/3/1986-3270/25 md.)

Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında kullanılacak olan oy pusulalarının şekli; oy verme, oyların sayım ve dökümü, geçersiz oyların tespiti, sonuçların tutanağa geçirilmesi, ilçe, il ve Yüksek Seçim Kurulunca yapılacak birleştirme işlemleri; halk oyuna sunulan kanunla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisindeki çoğunluk ve azınlık görüşleri ile Cumhurbaşkanının görüşünün ve halk oyu sonuçlarının Türkiye Radyo ve Televizyonları aracılığı ile seçmenlere açıklanması ilkeleri bu Kanunda yer alan benzer hükümler dikkate alınarak Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilir.

Ek Madde 6 – (Ek: 19/2/1987-3330/7 md.)

Milli Bayramlar, kurtuluş günleri, Cumhurbaşkanının karşılanması ve uğurlanması ile yabancı Devlet ve Hükümet Başkanlarının ve bakanların resmen ülkemizi ziyaretleri sebebiyle yapılacak karşılama, ağırlama ve uğurlama, adli yıl ile üniversitelerin, uluslararası toplantı ve fuarların açılış törenlerinde ve tabii afet hallerinde bu Kanunda yer alan yasaklar uygulanmaz.

Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde 62 nci maddede sayılan bütün daire, teşekkül ve müesseselerle Bankalar Kanununa tabi teşekküllerin kanun veya bir idari tasarruf gereği yapacakları mutad ticari, iktisadi ve pazarlama faaliyetleri, vatandaşın oyuna tesir etmek maksadına müteveccih olmadıkça, 63 ve 64 üncü maddelerde belirtilen yasak hükümleri uygulanmaz.

Ek Madde 7 – (Ek: 15/3/1990-3617/1 md.)

Yüksek mahkeme üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile Subay ve Astsubaylar hariç olmak üzere; milletvekili ve mahalli idareler genel ve ara seçimlerinde aday ve aday adayı olan Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, adaylığı veya seçimi kaybetmeleri halinde, Yüksek Seçim Kurulunca seçim sonuçlarının ilanını takip eden bir ay içinde müracaat etmeleri kaydıyla eski görevlerine veya kazanılmış hak aylık derecelerindeki başka bir göreve dönebilirler.(1)

——————————

  • Bu maddede geçen “Subay, Astsubaylar hariç olmak üzere” ibaresi, 22/12/2005 tarihli ve 5435 sayılı Kanunun 47 nci maddesiyle “Yüksek mahkeme üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile Subay ve Astsubaylar hariç olmak üzere” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

3680

Ek Madde 8 – (Ek: 13/3/2008-5749/14 md.)

Bu Kanunda ve diğer mevzuatta 298 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin (II) numaralı fıkrasına yapılan atıflar, 94/E maddesine yapılmış sayılır.

Ek Madde 9 – (Ek: 8/4/2010-5980/28 md.)

İlçe seçim kurullarından Yüksek Seçim Kuruluna elektronik ortamda gönderilen sandık ölçekli seçim sonuçlarını, talepleri halinde seçime katılan siyasi parti genel merkezlerinin de eş zamanlı olarak izleyebilmeleri ve aynı formatta bilgisayar ortamında saklayabilmeleri için gerekli her türlü tedbir, Yüksek Seçim Kurulu tarafından alınır. Siyasi parti genel merkezleri bu suretle elde ettikleri seçim sonuçlarını, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen süre bitimine kadar kendi teşkilatlarına veya üçüncü şahıslara gönderemez ve kamuoyuna açıklayamaz.

Yüksek Seçim Kurulu, siyasi parti genel merkezlerinin kullanımına açılacak veri tabanları ile ilgili her türlü güvenlik tedbirlerini de alır.

ONUNCU BÖLÜM

Geçici Hükümler

Geçici Madde 1 – Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren:

  1. Üç gün içinde Yüksek Seçim Kurulu teşekkül eder.
  1. Yedi gün içinde il ve ilçe seçim kurulları teşkil olunur.

Bundan sonra, kütüklere dair hükümler dairesinde işleme devam olunur.

Geçici Madde 2 – İçişleri Bakanlığı bütçesinin 418 inci bölümündeki seçmen kütük ve kartlarının düzenlenme giderleri ödeneği olan 1 500 000 lira, Adalet Bakanlığı bütçesinin 420 nci bölümüne aktarılır ve eklenir.

Geçici Madde 3 – Bu kanunun 19 uncu ve 23 üncü maddelerindeki, siyasi partilerin onbeş il çevresinde il ve ilçe teşkilatı kurmuş olmaları hükmü saklı kalmak şartiyle, bu teşkilatı altı aydan beri kurmuş ve ilk genel kurul toplantısını yapmış bulunmak kayıtları, bu Kanunun yayınlanmasından sonra yapılacak her türlü seçimlerde bir defaya mahsus olmak üzere aranmaz.

Geçici Madde 4 – 157 sayılı kanunun 2 nci ve 18 inci maddelerine göre, Anayasanın halkoyuna sunulmasında, bu kanun hükümleri uygulanır.

Geçici Madde 5 – (Ek: 16/8/1961-347/1 md; Mülga: 27/10/1988-3488/1 md)

Geçici Madde 6 – (Ek: 16/8/1961-347/1 md; Mülga: 27/10/1988-3488/1 md)

Geçici Madde 7 – (Ek: 16/8/1961-347/1 md; Mülga: 27/10/1988-3488/1 md)

Geçici Madde 8 – (Ek: 16/8/1961-347/1 md; Mülga: 27/10/1988-3488/1 md)

Geçici Madde 9 – (Ek: 16/8/1961-347/1 md; Mülga: 27/10/1988-3488/1 md)

Geçici Madde 10 – (Ek: 16/8/1961-347/1 md; Mülga: 27/10/1988-3488/1 md)

3680-1

Geçici Madde 11 – (24/3/1973-1700/2 md. ile gelen numarasız geçici madde hükmü olup 17/5/1979-2234/2 md. ile numarası teselsül ettirilmiştir.)

29 uncu maddede öngörülen, daimi seçmen kütükleri bürolarında görevlendirilecek personel için gerekli kadrolar alınıncaya kadar, bu bürolarca yapılacak hizmetlerde çalıştırılmak üzere, ilçe seçim kurulu başkanları, 33 üncü maddede yazılı yetkiyi kullanabilirler. Bu takdirde, görevlerin nasıl yürütüleceği Yüksek Seçim Kurulu tarafından belli edilir.

Daimi seçmen kütükleri bürolarında görevlendirilecek şef ve memurlarla ilgili atamaların herhangi bir nedenle tamamlanamamış bulunduğu ilçelerde de, yukarıdaki fıkra, hükmü uygulanabilir.

Geçici Madde 12 – (20/2/1979-2181/1 md. ile gelen numarasız geçici madde hükmü olup 17/5/1979-2234/2 md. ile numarası teselsül ettirilmiştir.)

26/4/1961 tarih ve 298 sayılı Kanunun 24/3/1973 tarih ve 1700 sayılı Kanunla değişik; 35 ve müteakip maddelerine göre bütün Türkiye’de 1979 yılının Mart ve Nisan ayları içinde yapılması gereken seçmen kütüklerinin denetimi bir ay ertelenmiştir. Bu denetim işlemi 1979 yılına münhasır olmak üzere sadece Cumhuriyet Senatosu üçte bir yenileme seçimlerinin yapılacağı (C) Grubu illeri ile boşalan Cumhuriyet Senatosu üyelikleri ve milletvekillikleri için ara seçimi yapılacak illerde yapılır.

Geçici Madde 13 – (Ek: 17/5/1979-2234/2 md.)

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görev yapmakta olan Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin görevi 1981 yılı Ocak ayına kadar devam eder. 1980 yılının Aralık ayının ilk haftasında Yargıtay ve Danıştay üyeleri arasından ad çekme ile 3’er üye ayrılır. Ad çekme, Yüksek Seçim Kurulu huzurunda, kurul başkanı tarafından yapılır. Başkan ve başkanvekili bu ad çekmeye girmezler.

1981 Ocak ayının ilk haftasında, Yargıtay ve Danıştay Genel Kurullarında, ad çekme sonucunda boşalan 3’er üyelik için seçim yapılır.

Geri kalan üyeliklerin seçimi 1983 Ocak ayında yenilenir.

Geçici Madde 14 – (Ek: 17/5/1979-2234/2 md.)

Bu Kanunun yürürlüğe girmesini takip eden bir aylık sürenin son haftasında, 15 inci maddede yazılı usulle il seçim kurulları, 18 ve 19 uncu maddelerde yazılı usulle ilçe seçim kurulları kurulur. Bu kurulların yenilenmesi, bu Kanunun yürürlüğe girmesini takip eden Ocak ayından bir yıl sonraki Ocak ayının son haftasında yapılır.

Geçici Madde 15 – (Ek: 17/5/1979-2234/2 md.)

24/3/1973 tarihli ve 1700 sayılı Kanunla değiştirilen 298 sayılı Kanunun 28 ve müteakip maddelerine göre, kadroları Adalet Bakanlığına bağlı daimi seçmen kütüğü bürolarında çalışan personelden, kadrolarıyla birlikte Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne geçmeleri Genel Müdürlükçe uygun görülmeyenler, Adalet Bakanlığınca başka görevlere atanırlar ve kadroları iptal edilir.

3680-2

Geçici Madde 16 – (Ek: 17/5/1979-2234/2 md.)

İlk yazım, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra gelen altmışıncı günü takibeden ilk pazar günü yapılır.

Bu yazımda elde edilen bilgiler, ilgili ilçe seçim kurullarında liste haline getirilerek bu listeler ilçe seçim kurulu başkanlıklarında saklanır; geçici 17 nci maddenin uygulanmasında bu listelerde yazılı bilgiler esas alınır.

Geçici Madde 17 – (Ek: 17/5/1979-2234/2 md.)

  1. Bu Kanun hükümleri gereğince Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenecek seçmen kütüğünün ve bu kütüğe uygun olarak yayınlanacak sandık seçmen listelerinin hazırlanıp yayınlanmasında; 14 Ekim 1979 tarihinde Cumhuriyet Senatosu üçte bir yenileme, Cumhuriyet Senatosu üyeliği ile Milletvekili ara seçimleri yapılacak illere ve ilk sandık seçmen listelerinin yayınlanmasına kadar geçecek süre içinde mahalli idareler seçimleri yapılacak seçim çevrelerine öncelik verilir.
  1. İlk yazım ve birinci bentte belirtilen seçimlerin yapılma tarihlerine göre; bu seçimlerin yapılacağı seçim çevrelerine ait kütük ve sandık seçmen listelerinin zaman darlığı sebebiyle Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce hazırlanıp yayınlanmasına ve yapılacak bu seçimlere yetiştirilmesine imkan olmadığının Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilmesi halinde:
  1. 14 Ekim 1979 tarihinde yapılacak Cumhuriyet Senatosu üçte bir yenileme, Cumhuriyet Senatosu üyeliği ve milletvekili ara seçimlerinde, ilçe seçmen kütüğü bürolarının geçici 16 ncı maddeye göre yapılan ilk yazımla elde edilen bilgilerden çıkardığı listelere göre hazırlanacak sandık seçmen listeleri kullanılır.

Bu şekilde hazırlanan sandık seçmen listeleri, listelerin hazırlanmasından sonra bu illere bağlı bütün seçim çevrelerinde yapılacak mahalli idareler seçimleri içinde geçerlidir.

  1. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten yukarıda (a) fıkrasında belirtilen şekilde sandık seçmen listelerinin hazırlanmasına kadar geçecek süre içinde, bütün seçim çevrelerinde yapılacak; belediye başkanlığı, belediye ve il genel meclisi üyelikleri, köy ve mahalle muhtarlıkları, ihtiyar heyeti ve meclisi üyelikleri seçimlerinde kullanılacak sandık seçmen listelerinin tanzim esaslarıyla, (a) fıkrasında yer alan ve ilk yazımla elde edilen bilgileri kapsayan listelerin düzenlenmesine, askıya çıkarılmasına ve askıdan indirilmesine, sandık seçmen listelerine ayrılmasına ve kesinleşmesine, itirazların süre ve şekillerine dair esasları Yüksek Seçim Kurulu tespit ve ilan eder.

3681

Geçici Madde 18 – (Ek: 19/2/1987-3330/8 md.)

Bu Kanunun 28 inci maddesinde tanımlanan seçmen kütüğü tam olarak oluşturulup işlerlik kazanıncaya kadar yapılacak seçimlerde ve halk oylamalarında kullanılacak seçmen kütüklerinin düzenlenmesi; kütüğe yazılma, muhtarlık bölgesi askı listelerinin düzenlenmesi, askıya çıkarılması, askı süresi, sandık seçmen listelerinin ayrılması, kesinleşmesi ve kütüğün güncelleştirilmesi esas ve ilkeler ile listelere itiraz yöntemleri ve süreleri, seçimlerin özellikleri gözetilmek suretiyle, Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilir.

Geçici Madde 19 – (Ek: 19/2/1987-3330/8 md.)

Yüksek Seçim Kuruluna 1985 Ocak ayında seçilenlerin yerine Ocak 1990 tarihinde yenileme seçimi yapılır.

Geçici Madde 20 – (Ek: 5/6/1997-4265/3 md.)

Yüksek Seçim Kuruluna 1993/Ocak ayında seçilenlerin yerine Ocak/2000 tarihinde yenileme seçimi yapılır.

Geçici Madde 21 – (Ek: 26/8/1999-4448/6 md.)

Yüksek Seçim Kuruluna 1993 ve 1996 Ocak ayında Yargıtay ve Danıştay’dan seçilmiş üyeler ile bu üyelerin yerine seçilenler arasından ad çekme ile üçer kişi belirlenir. Başkan ve başkanvekili ad çekmeye girmezler. Belirlenen bu altı üye için 2001 Ocak ayının ikinci yarısında yenileme seçimi yapılır. Diğer beş üye için yenileme seçimleri 2004 Ocak ayında yapılır.

Geçici Madde 22 – (Ek: 11/6/2003-4885/1 md.)

Yüksek Seçim Kurulu; 28 inci maddede tanımlanan bilgisayar ortamında seçmen kütüğü oluşturmanın alt yapısını teşkil eden SEÇSİS Projesi kapsamında, seçmen olan vatandaşları bilgisayar kayıtlarına aktarmasına kadar, 36 ncı maddenin birinci fıkrasında öngörülen genel yazım ve denetleme yapılmaz.

Geçici Madde 23 – (Ek: 9/5/2012-6304/8 md.)

31/12/2016 son tarih olmak üzere milletvekili genel seçimi, cumhurbaşkanlığı seçimi ve halkoylamalarında 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 35 inci maddesindeki hükümlerle sınırlı kalınmaksızın Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası esas alınarak veya mevcut bilgilerle Yurt Dışı Seçmen Kütüğü oluşturulabilir.

Ek Geçici Madde 1 – (Ek: 5/4/1983-2812/1 md.)

Anayasaya dayalı olarak hazırlanacak Siyasi Partiler ve Seçim Kanununa göre yapılacak ilk genel seçimlerde; 1/7/1982 tarihli ve 2687 sayılı Kanun gereğince Anayasanın halkoyuna sunulması için hazırlanan seçmen kütükleri, aynı Kanunun ilgili hükümlerine göre güncelleştirilerek kullanılır.

Güncelleştirme işlemi, Anayasa için yapılan halkoylamasına katılmayanların tesbit edilmesinden sonra, kütüklerin muhtarlık bölgesi askı listesi halinde askıya çıkarılması, bu listelerde ismi bulunmayanların ve yanlış yazılanların, başvurmalarına imkan sağlanması, yanlışlıkların düzeltilmesi ve eksiklerin giderilmesi suretiyle yapılır.

3682

Askıya çıkarılma tarihi ve askı süresi ile itirazlar, itiraz belgeleri kütüklerin kesinleşme tarihi, evvelce yazılmamış olanların yeniden ne suretle yazılacağı ve yazılma şartları Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.

Kütüklerde ismi bulunmayanlardan, seçmen kütüklerinin kesinleştiği tarihe kadar 21 yaşını bitirmiş olanlar, başvuruları üzerine seçmen kütüklerine kaydedilirler. Nüfus kütüğünde doğduğu ay ve günü belli olmayanlar o yılın son günü doğmuş gibi işleme tabi tutulurlar.

Ek Geçici Madde 2 – (Ek: 5/4/1983-2812/1 md.)

1/7/1982 tarihli ve 2687 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre oy kullanma yeterliğine sahip olup yazım için gelen memurlara kendilerini yazdırmayanlardan, bu Kanun hükümlerine göre kütüklerin askı süresi içinde başvurarak kendilerini kütüğe yazdıranlar hakkında, bu suçtan dolayı takibat yapılmaz, ceza mahkümiyetleri sonuçlarını da kapsamak üzere ortadan kalkar. Ancak tahsil edilmiş para cezaları iade edilmez.

Bu şekilde kütüğe kendilerini yazdıranlar, genel ve ara seçimleri ile mahalli seçimlerde ve halkoylamalarında oy kullanabilirler ve aday olabilirler.

Ek Geçici Madde 3 – (Ek: 5/4/1983-2812/1 md.)

Anayasanın halkoylamasına ilişkin oy verme kütüğünde ve sandık listesinde kaydı ve oy kullanma yeterliği bulunduğu halde hukuki veya fiili herhangi bir mazereti nedeniyle halkoylamasına katılmayan ve süresinde mazeretini ileri sürmeyen veya bu yönde başvuruda bulunduğu halde delil yetersizliği veya süre veya sair sebeplerle başvurusu reddedilenlerden, seçmen kütüklerinin askıdan indirildiği tarihten önce kayıtlı oldukları ilçe seçim kurulu başkanlıklarına başvurarak mazeretlerini tevsik edenler hakkında 24/9/1982 tarihli ve 2707 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yazılı yasaklar uygulanmaz.

Başvuruların incelenmesine ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.

ONBİRİNCİ BÖLÜM

Son Hükümler

Kaldırılan kanunlar:

Madde 187 – 5545 sayılı Milletvekilleri Seçimi Kanunu ile onu tadil eden 6272, 6428, 7037 ve 7053 sayılı kanunlar yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük:

Madde 188 – Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütmekle görevli makam:

Madde 189 – Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

3682-1

26/4/1961 TARİHLİ VE 298 SAYILI ANA KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER:

1 – 13/9/1991 tarih ve 455 sayılı KHK’nin Geçici Maddesi:

Geçici Madde – Kadroları ve görev unvanları değişenler veya kaldırılanlar yeni bir kadroya atanıncaya kadar durumlarına uygun işlerde görevlendirilirler ve bu süre içinde eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge ve diğer haklarını almaya devam ederler.

2 – 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun Geçici Maddesi:

Geçici Madde 1 – Yüksek Seçim Kurulu, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk milletvekili genel seçimleri için kullanılacak miktardaki oy verme araç ve gereçlerini bu Kanun hükümlerine göre hazırlatır.

Mevcut oy sandıkları, oy kabinleri veya kullanılamayacak seçim araç ve gereçleri ilgili mevzuat gereğince terkin işlemi yapılarak maliyeye, “Evet” ve “Tercih” mühürleri ise Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğüne devredilir.

Bu Kanun gereğince hazırlanacak oy verme araç ve gereçlerinin alımı veya imali için gerekli ödenek ayrılır.

3682-2

3683-3685

298 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN

YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR TABLO

Değiştiren
Kanunun/ 298 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri Yürürlüğe Giriş
KHK’nin Tarihi
Numarası
306 — 30/5/1961
347 — 17/8/1961
356 — 29/8/1961
533 — 20/2/1965
656 — 20/7/1965
1700 — 30/3/1973
1783 — 8/7/1973
2181 — 28/2/1979
2234 — 30/5/1979
2812 — 7/4/1983
2839 — 13/6/1983
3270 — 15/4/1986
3330 — 4/3/1987
3377 — 3/6/1987
3403 — 11/9/1987
KHK/290 — 20/10/1987
3420 — 13/4/1988
3488 — 27/10/1988
KHK/455 — 18/9/1991
3959 — 30/12/1993
3969 — 18/2/1994
4125 — 28/10/1995
KHK/572 — 6/6/1997
4265 — 11/6/1997
4381 — 2/8/1998
4448 — 29/8/1999
4609 — 2/12/2000
4885 — 17/6/2003
4928 — 19/7/2003
5435 15, 18, 30, Ek Madde 7 24/12/2005
3686
Değiştiren
Kanunun/ 298 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri Yürürlüğe
KHK’nin Giriş Tarihi
Numarası
79, 133, 134, 136, 137, 138, 139, 140, 143, 144, 147, 148, 149,
5728 149/A, 150, 151, 154, 155, 156, 158, 159, 160, 161, 163, 164, 165, 8/2/2008
166, 171, 173, 174, 175, 176, 178
5749 10, 14, 28, 33, 35, 36, 40, 56, 68, 87, 93, 94, 94/A, 94/B, 94/C, 94/D, 22/3/2008
94/E, 106, 160, 164, 182, Ek Madde 8
17, 50, 51/A, 55/A, 55/B, 57, 58, 60, 61, 68, 78, 81, 82, 83, 84, 85,
5980 86, 87, 92, 94, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 108, 128, 10/4/2010
151, 153, Ek Madde 9, İşlenemeyen Hüküm
6271 1 26/1/2012
6304 14, 20, 35, 81, 94/A, 94/C, 94/E, Geçici Madde 23 18/5/2012
6353 180 12/7/2012
6462 36, 74, 90, 92, 93 3/5/2013
6529 58 13/3/2014
KHK/687 149/A 9/2/2017
7062 11, 12, 13, 28, 29, 30, 181 12/12/2017
31 1/1/2018
7076 149/A 8/3/2018
7102 5, 14, 22, 23, 33, 35, 68, 71, 72, 73, 78, 81, 82, 83, 85, 98, 100, 101, 16/3/2018
105, 108, 153
7140 35, 94/C, 182 25/4/2018

Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği

0
Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği
 
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ REKLAM YASAĞI YÖNETMELİĞİ
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Dayanak
Amaç

Madde 1 — (Değişik:RG-9/8/2024-32627)
Bu Yönetmeliğin amacı; avukatlık mesleğindeki reklam yasağına ilişkin usul ve esasları
düzenlemektir.

Kapsam

Madde 2 — Bu Yönetmelik; avukatları, avukatlık ortaklıklarını, avukatlık bürolarını, (Değişik
ibare:RG-9/8/2024-32627) stajyer avukatları ve dava vekillerini kapsar.

Hukuki Dayanak

Madde 3 — Bu Yönetmelik 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 55 inci
maddesi gereğince hazırlanmıştır.

İKİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Avukatın Mesleki Görüşmeleri, Büroların Yapısı ve Bağımsızlığı

Madde 4 — (Başlığı ile Birlikte Değişik:RG-9/8/2024-32627)
19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 51 inci maddesi hükümleri çerçevesinde, müvekkille yapılacak görüşmenin mekân, ortam ve içeriğinin, görüşmenin amacına elverişli, mesleğin saygınlığına yaraşır, reklam yasağını ihlal etmeyecek nitelikte olması gerekir. Görüşmede gizliliğe uyulur.

Bu madde hükümleri müvekkil adaylarıyla yapılacak görüşmelerde de uygulanır.

Avukat büroları; avukatlık hizmetinin bağımsızlığına aykırı olacak şekilde, meslek hizmetleri dışındaki iş ve amaçlara tahsis edilemez.

Bu Yönetmelik kapsamında olanlar, birden fazla büro edinemezler; şube açamazlar. Ülke içinde ve dışında faaliyet yürüten avukatları, avukatlık bürolarını ve avukatlık ortaklıklarını, “irtibat bürosu” veya “çözüm ortakları” gibi kalıcı ve sürekli iş birliği izlenimi yaratacak şekilde adlandıramazlar.

Tabela

Madde 5 — Bu Yönetmelik kapsamında olanlar kullanacakları tabelada; avukatlık (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvanı ile ad ve soyadı, varsa (Ek ibare:RG-9/8/2024-32627) hukuk alanındaki akademik (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvanı, büronun bulunduğu kat ve büro/daire numarası telefon numarası, internet adresi ile e-posta adresi (Ek ibare:RG-9/8/2024-32627) ve kayıtlı e-posta adresi yer alabilir. Tabelada bu Yönetmelikte belirlenenlerin dışında (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvan, deyim, şekil, amblem ile Türkçe dışında yabancı dillerde ifade ve sair şekiller, işaret, resim, fotoğraf ve benzerlerine yer verilemez.

Aynı büroda birlikte çalışma halinde, avukatlardan birinin veya birkaçının adı ve soyadı veya sadece soyadı yanında “avukatlık bürosu” ibaresinin ve avukatlık ortaklığı halinde de; ortaklık sözleşmesinde belirtilen ortaklığın adı ve (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvanı yanında “avukatlık ortaklığı” ibaresinin de yer alması zorunludur.

(Değişik üçüncü fıkra:RG-9/8/2024-32627) Avukatlık bürosunda bir avukat için birden fazla tabela kullanılamaz. Tabela, büronun bulunduğu binanın giriş kapısının yanına, giriş holü veya koridoruna, büro giriş kapılarının yanına asılabilir. Fiziki imkânsızlık hallerinde bina cephesi, büro balkonu veya penceresinden herhangi birine asılabilir.

Bina cephelerine, büro balkonu ve pencerelerine birden fazla tabela asılamaz, benzeri yazılar yazılamaz. Tabela yerine ışıklı pano kullanılamaz, tabela ışık verici donanımla süslenemez.

Tabelada en çok iki renk kullanılabilir.

(Değişik beşinci fıkra:RG-9/8/2024-32627) Avukatlık bürosunda bulunan her bir avukat için bağımsız tabela kullanılması halinde tabela ölçüleri 70 cm x 100 cm boyutunu geçemez. Birden fazla avukata ya da avukatlık ortaklığına ait bürolarda tek tabela kullanılacak ise bu tabelalar ile yüksek katlarda kullanılacak tabelalarda bu ölçü 100 cm x 150 cm boyutunu geçemez.

(Ek fıkra:RG-9/8/2024-32627) Adres değişikliği halinde, önceki adreste bulunan tabela bir haftaiçinde kaldırılır.

Basılı ve Elektronik Belge (Değişik başlık:RG-9/8/2024-32627)

Madde 6 — Başlıklı kağıtlar, (Ek ibare:RG-9/8/2024-32627) her türlü kartvizitler ve diğer
(Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) basılı ve elektronik belgeler, reklam niteliği taşıyacak aşırılıkta olamaz.

(Değişik ikinci fıkra:RG-9/8/2024-32627) Başlıklı kağıtlarda, her türlü kartvizitler, diğer basılı ve elektronik belgelerde sadece avukatlık ünvanı, varsa hukuk alanındaki akademik ünvan, adı ve soyadı, adres, telefon-faks numaraları, internet ve e-posta adresleri, kayıtlı e-posta adresi ile bağlı bulunulan Baro ve Türkiye Barolar Birliği sicil numaraları, vergi dairesi ile vergi sicil numarası ve kayıtlı bulunduğu baro ile Türkiye Barolar Birliği amblemi yer alabilir.

Birlikte çalışma halinde; “avukatlık bürosu” ibaresi, avukatlık ortaklığı halinde “avukatlık
ortaklığı” ibaresi ve ortaklıkta yer alan avukatların ad ve soyadlarının yer alması da zorunludur.

Ortaklığa mensup avukatların, başlıklı kağıtlarında, (Ek ibare:RG-9/8/2024-32627) her türlü kartvizitlerinde ve diğer (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) basılı ve elektronik belgelerinde; büro ya da ortaklığın adı yanında, kendi ad ve soyadlarını da kullanmaları zorunludur.

Başlıklı kağıtlarda, (Ek ibare:RG-9/8/2024-32627) her türlü kartvizitlerde ve diğer (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) basılı ve elektronik belgelerde avukat (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvanı ve (Ek ibare:RG-9/8/2024-32627) hukuk alanındaki akademik (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvan dışında; emekli yargıç, emekli savcı, emekli noter, hukuk uzmanı, marka- patent vekili, sigorta uzmanı, bilirkişi, Bakan, Milletvekili ve benzeri sıfatlar kullanılamayacağı gibi kamu kurum ve kuruluşu ile özel kurum ve kuruluşlardaki, siyasi partilerdeki geçmiş ve mevcut görevler belirtilemez.

Barolar ve Türkiye Barolar Birliği organlarında geçmişte görev alan avukatlar bu (Değişik ibare:RG9/8/2024-32627) ünvanlarını kullanamazlar. Halen görevli olanlar bu (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvanlarını; ancak bu görevin ifasında ve bu görevleri ile sınırlı olmak kaydıyla kullanabilirler.

Başlıklı kağıtlarda, (Ek ibare:RG-9/8/2024-32627) her türlü kartvizitlerde ve diğer (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) basılı ve elektronik belgelerde; avukatın veya avukatlık ortaklığının ad ve (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvanını belirtme amacını aşan her türlü yazı, deyim, resim, kayıtlı bulunduğu baro veya Türkiye Barolar Birliği amblemi dışında amblem ve şekiller yer alamaz.

(Değişik yedinci fıkra:RG-9/8/2024-32627) Avukatlık hizmetini kapsamına alacak şekilde marka tescil edilemez, bu nitelikte marka başvurusunda bulunulamaz.

(Ek son fıkra:RG-7/9/2010-27695) (Değişik sekizinci fıkra:RG-9/8/2024-32627) Bu Yönetmelik kapsamında olanlar, resmî mühürlerle karıştırılma ihtimali bulunan işaretler kullanamazlar.

Yazılı, İşitsel, Görsel ve Çevrimiçi İletişim Araçlarının Kullanımı

Madde 7- (Başlığı ile Birlikte Değişik:RG-9/8/2024-32627)
Bu Yönetmelik kapsamında olanlar;

a) Adres değişikliklerini, büro açılışlarını ve altı ayı aşan ara vermeden sonra yeniden mesleğe dönüşlerini; avukatlık ortaklığına giriş ve çıkışlarını, reklam niteliğini taşımayacak şekilde; yazılı, işitsel, görsel iletişim araçları ile çevrimiçi mecralarda bir kez duyurabilirler. Avukatlık ortaklığının tescil ya da sona ermesi ya da ortaklardan birinin ayrılması ilan yolu ile duyurulabilir.

b) Mesleki kimliğiyle ilişkilendirilecek şekilde yaşamları, kazançları, mesleki faaliyetleri hakkında reklam niteliğinde paylaşımlarda bulunamazlar. Yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçlarında, avukat ünvanının kullanıldığı durumlarda, özel yaşamlarına ilişkin paylaşımlarında avukatlık mesleğinin itibarını zedeleyici nitelikte davranışlardan kaçınmak zorundadırlar.

c) Yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçlarında, geçmişteki veya mevcuttaki davaları veya üzerinde çalıştıkları hukuki işi, reklam olabilecek nitelikte ön plana çıkaramazlar. Tarafların sözcüsü gibi hareket ederek açıklamalarda ve paylaşımlarda bulunamazlar. Zorunlu hallerde, geçmişteki veya mevcuttaki dava dosyalarının hukuki boyutları içinde kalmak kaydıyla, bilgi verebilir; açıklamalarda bulunabilirler. Ancak iş elde etme amacıyla, ulaşılması herkes için mümkün olan genel ve soyut içerikli bilgiler paylaşmak suretiyle yayın yapamazlar, yazılı veya görsel paylaşımda bulunamazlar.

ç) Yazılı, işitsel, görsel iletişim araçları ile çevrimiçi mecralarda, her ne sıfat altında olursa olsun katıldıkları veya bir parçası oldukları yayınlarda, reklam sayılabilecek her türlü davranıştan, avukatlık mesleğinin itibarını zedeleyici her türlü açıklama ve paylaşımdan kaçınmak zorundadırlar.

d) Salt ün kazanmaya, kendilerini meslektaşlarının önüne geçirmeye, reklam yoluyla iş elde etmeye yönelik içerikte alan adı kullanamazlar. Alan adı, avukatlık mesleğinin saygınlığına aykırı olamaz. İnternet sitesi sahibi ya da sahiplerinin adı ve soyadı varsa hukuk alanındaki akademik ünvanı, fotoğrafı, büroda çalışan diğer avukatların adı ve soyadı varsa hukuk alanındaki akademik ünvanı, avukatlık ortaklığı ise tescilli ünvanı, avukatlık bürosu ise büro ünvanı, Türkiye Barolar Birliği ve baro sicil numaraları, mesleğe başlama tarihleri, mezun oldukları üniversite, bildikleri yabancı dil, mesleki faaliyetin yürütüldüğü büro adresi, telefon ve faks numaraları, e-posta ve kayıtlı e-posta adresi bilgileriyle sınırlı olmak üzere internet sitesi açabilirler. İnternet sitesinde “referanslar” veya bir başka ad altında müvekkillerine veya danışmanlığını yaptıkları kişi ve kurumlara ilişkin bilgi paylaşamazlar. İnternet sitelerinde, uzmanlık anlamına gelmemek üzere büronun faaliyet gösterdiği alanlar hakkında bilgi verebilirler.

e) İş elde etme amacına yönelik ve meslektaşlarıyla rekabete yol açacak şekilde, çevrimiçi mecralarda ve internet sitelerinin tasarımında veya arama motorları tarafından algılanabilen kodlarında, mesleki faaliyetlerini ön plana çıkarmaya ve arama motorlarında üst sıralarda yer almaya yönelik yönlendirici kod, anahtar sözcük, alt alan adı, sayfa adresi kullanamazlar veya benzeri yöntemler uygulayamazlar. Çevrimiçi mecralarda bedel karşılığı ya da bedelsiz olarak bizzat hazırladıkları, hazırlattıkları ya da kendilerine ilişkin hazırlanan içerikleri ön plana çıkaracak iş ve işlemlerde bulunamazlar. İnternet kullanıcılarını kendi sitesine veya kendi sitesinden bir başka siteye yönlendirecek internet kısa yolları kullanamaz, kullanılmasına izin veremez; çevrimiçi mecralardareklam veremez veya alamazlar.

f) İş elde etme amacına yönelik olmamak ve meslektaşlarıyla rekabete yol açmamak kaydıyla, baro veya Türkiye Barolar Birliği organ ve başkanlık seçimleri ile genel veya yerel seçimlerdeki adaylıklarına ilişkin bilgileri seçim tarihinden azami 2 ay önce başlayıp seçimi izleyen 10 gün içinde sona erdirmek kaydı ile yazılı, işitsel, görsel iletişim araçları ile çevrimiçi mecralar yoluyla duyurabilirler. Bu duyurular amaca elverişli ve mesleğin saygınlığına yaraşır nitelikte olur.

Medya İlişkileri

Madde 8 — (Mülga:RG-9/8/2024-32627)
Internet
Madde 9 — (Mülga:RG-9/8/2024-32627)
İşbirliği
Madde 10 — (Mülga:RG-9/8/2024-32627)

Yükümlülükler

Madde 11 — Bu Yönetmelik kapsamında olanlar; salt ün kazanmaya (Ek ibare:RG-9/8/2024- 32627) , kendilerini meslektaşlarının önüne geçirmeye, reklam yoluyla iş elde etmeye yönelik her tür girişim ve eylemlerden kaçınmak, iş elde etmek için reklam sayılabilecek herhangi bir girişim ve eylemde bulunmamak, üçüncü kişilerin kendileri için reklam sayılabilecek bu tür eylem ve davranışlarına izin vermemek, engel olmak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Yönetmelik Hükümlerine Aykırılık

MADDE 12 – (Değişik:RG-9/8/2024-32627)
Bu Yönetmelik hükümlerine aykırılığın herhangi bir şekilde tespiti halinde baro tarafından re’sen disiplin soruşturması açılır. Disiplin soruşturması açıldığı, ilgiliye savunma istemini de içeren yazıyla tebliğ edilir.

Tebliğde, soruşturma sonucunda reklâm yasağının ihlal edildiği kanaatine varılması hâlinde, Baro Yönetim Kurulunun kovuşturma açılması kararı verebileceği; kovuşturma sonunda Baro Disiplin Kurulu tarafından reklâm yasağı ihlali nedeniyle yaptırım uygulanabileceği; reklâm yasağına aykırılığın tebliği takiben derhal giderilmesi hâlinde, bunun, kovuşturma sonunda takdiri indirim nedeni olarak kabul edilebileceği bildirilir.
Bu Yönetmelik kapsamında olanlar; haklarında reklam yasağının ihlal edildiğini tespit eden kesinleşmiş Disiplin Kurulu kararının tebliğinden itibaren ihlali derhal sona erdirmekle yükümlüdürler.

İhlalin derhal sona erdirilmemesi hâlinde yeniden soruşturma açılır; tekerrür hükümleri uygulanır.

Bu Yönetmelik kapsamında olan soruşturma ve kovuşturmalar Baro ve Türkiye Barolar Birliği Yönetim ve Disiplin Kurulları tarafından öncelikle karara bağlanır.

Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi

Madde 12/A- Yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçlarının kullanımı sırasında gerçekleştiği iddia olunan reklam yasağı ihlallerini tespit etmek, Türkiye Barolar Birliğine rapor sunmak ve süreci barolar nezdinde takip etmek amacıyla beş kişiden oluşan Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi kurulur.

Merkez üyeleri, avukatlık disiplin hukukundaki yeterlilikleri de göz önüne alınarak Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından en fazla iki yıllığına belirlenir. Merkez üyelerinin disiplin cezası almamış olması koşulu aranır.

Merkez,re’sen veya bildirim üzerine haberdar olduğu reklam yasağı ihlal iddiasını ilgili baroya gönderir. İlgili baro, bildirim sonucunda vereceği kovuşturma açılması veya açılmaması yönündeki kararını diğer ilgililerle birlikte Merkeze de gönderir.

Yürürlükten Kaldırılan Mevzuat

Madde 13 — 14/11/2001 tarihli ve 24583 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

GEÇİCİ MADDE 1 — (Mülga:RG-7/9/2010-27695)
Kesinleşmemiş disiplin soruşturmaları
GEÇİCİ MADDE 2 – (Ek:RG-7/9/2010-27695)
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte kesinleşmemiş disiplin soruşturmaları hakkında da 12 nci madde hükümleri uygulanır.

Geçiş Hükmü

GEÇİCİ MADDE 3- (Ek:RG-9/8/2024-32627)
Bu Yönetmelik kapsamında olanlar; bu maddeyi ihdas eden Yönetmelikle 5 inci ve 6 ncı maddeler ile 7 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yapılan düzenlemeler kapsamındaki yükümlülüklerini, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde yerine getirirler.

Yürürlük

Madde 14 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 15 — Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu yürütür.

 

 
Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
GEREKÇE

Bilindiği üzere, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 7. maddesi uyarınca avukatların özellikle sosyal medyada varlık gösterirken “mesleğin itibarını korumak amacıyla uymaları gereken “mesleki kimliğiyle ilişkilendirilecek şekilde yaşamları, kazançları, mesleki faaliyetleri hakkında reklam niteliğinde paylaşımlarda bulunamama”, “yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçlarında, avukat ünvanının kullanıldığı durumlarda, özel yaşamlarına ilişkin paylaşımlarında mesleğin itibarını zedeleyici nitelikte davranışlardan kaçınma”, “iş elde etme amacıyla, ulaşılması herkes için mümkün olan genel ve soyut içerikli bilgiler paylaşmak suretiyle yayın yapamama, yazılı veya görsel paylaşımda bulunamama”, “her ne sıfat altında olursa olsun katıldıkları veya bir parçası oldukları yayınlarda, reklam sayılabilecek her türlü davranıştan, avukatlık mesleğinin itibarını zedeleyici her türlü açıklama ve paylaşımdan kaçınma” gibi yükümlülükleri bulunmaktadır. Avukatlık mesleğinin bugün geldiği aşama ve avukatlık mesleğinin icrası süreçlerinde yaşanan büyük değişimler itibarıyla avukatların yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçlarının kullanımı sırasında yükümlülüklerinin gereği gibi yerine getirmelerinin sağlanmasını teminen gerçekleşen ihlalleri tespit ederek disiplin sürecini başlatma konusunda baroların değerlendirmesine sunmak mesleğin kamu hizmeti niteliğini korumak ve toplum nezdinde itibarını güçlendirmek adına son derece önem arz etmektedir. Değişiklik ile Yönetmeliğin 7. maddesi kapsamında yer alan yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçlarının kullanımı sırasında gerçekleştiği iddia olunan reklam yasağı ihlallerini tespit etmek, Türkiye Barolar Birliğine rapor sunmak ve ihlal iddiası sonrası süreci barolar nezdinde takip etmek amacıyla Türkiye Barolar Birliği nezdinde beş kişiden oluşan Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi kurulması amaçlanmıştır. Yönetmelik değişikliği ile kurulması öngörülen Merkezin üyelerinin niteliği, görev süresi ve merkezin çalışma usul ve esasları düzenlenmektedir. Aynı zamanda “avukatlık onurunun ve meslek düzeninin korunmasını sağlamak,” ve “mesleğe yönelik hak ihlâllerine karşı avukatlık mesleğini savunmak,” görevleri kapsamında mesleğin kamu hizmeti niteliğinin örselenmesini önlemek üzere baroların Merkeze ihlal iddialarına ilişkin yürüttüğü yasal sürece dair bilgi vermesi Yönetmelik değişikliği ile amaçlanmıştır.

İdare ve Siz: Bireyler ve İdari Makamlar Arasındaki İlişkilerle İlgili İdare Hukuku İlkeleri

0

Bireyler ve İdari Makamlar Arasındaki İlişkilerle İlgili İdare Hukuku İlkeleri,  “İdari Yargının Etkinliğinin Artırılması ve Danıştayın Kurumsal Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında 2020 yılında Türkçe’ye çevrilerek basılmıştır. Proje Avrupa Birliği, Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Konseyi tarafından ortaklaşa finanse edilmiş, İngilizce metin 2018 yılında oluşturulmuş ve Avrupa Konseyi tarafından yürütülmüştür.

Kamu idaresi, öncelikle, haklarımızın korunması ve toplumsal menfaatinin gözetilmesinden sorumludur. Bireyler ve idari makamlar arasındaki ilişkilere dair idare hukukunun esas ve usule ilişkin ilkeleri bu el kitabında belirtilmiş ve açıklanmıştır. Kitabın hazırlanmasında, ilkeler yönüyle; Avrupa Konseyi hukuki metinleri olan sözleşmeler, tavsiye kararları ve yasa tasarıları ile ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarından faydalanılmıştır. Kitap; kamu hizmetlerinden faydalanacak olan bireyler ve bu talepleri işleme koyacak kamu görevlileri, hâkimler, kamu idaresi işlemlerinin incelenmesinde faal olan avukatlar ve kamu denetçileri ile kamu idaresi reformuyla ilgili politika yapıcılar ve kanun koyucular dâhil olmak üzere, kamu idaresinin işleyişinde yer alan herkes için faydalı bir rehberdir.

Kitabın genel amacı, uluslararası yükümlülüklerin, ilkelerin, taahhütlerin ve adil yargılanma standartlarının uygulama alanını genişleterek hukukun üstünlüğünü pekiştirmektir. Kitap ayrıca şu amaçları taşımaktadır:

  • İdari yargı reformlarını teşvik etmek,
  • İdari yargı alanındaki adil yargılanmaya ilişkin başlıca standartların bir kısmı hakkında derinlemesine bir anlayış sağlamak,
  • İdari yargı mevzuatı hazırlanırken ya da bu konuda değişiklik yapılırken politika yapıcılara ve yasa koyuculara rehberlik etmek,
  • Hakimlere hüküm verirken rehberlik etmek ve böylece ulusal idari usul hukukunun Mahkemenin adil yargılanma standartlarına uygun şekilde geliştirilmesine katkıda bulunmak,
  • Hukukun üstünlüğü, yargı ve hukuk reformu, iyi yönetim, kamu idaresi ve insan hakları alanlarında çalışan uluslararası ve bölgesel kuruluşlara, uluslararası meslek örgütlerine, ulusal sivil toplum kuruluşlarına kaynak rehber olarak yardımcı olmak,
  • Hukukçulara yönelik ileri hukuk eğitimine destek olmaktır.

İdare ve Siz: Bireyler ve İdari Makamlar Arasındaki İlişkilerle İlgili İdare Hukuku İlkeleri

Önsöz

Toplumun huzur ve barış içinde yaşayabilmesi, sosyal ve kültürel yönden gelişimini sürdürebilmesi, bireylerin adalete ve kamu hizmeti sağlayan idari kurumlara güven duymaları ve adil bir toplumda yaşadıklarını hissetmeleri ile mümkündür.

Kamu idarelerinden de, hukukun üstünlüğüne dayalı, insan haklarına saygılı ve vatandaş odaklı çalışarak, vatandaşlarının haklarını korumaları beklenmektedir.

Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının korunup güçlendirilmesi, adalet hizmetlerinin çağın gereklerine uygun hale getirilmesi, adalete ulaşmayı hedefleyen vatandaşlarımızın hukuki mücadelesinin hızlı bir şekilde hakkaniyetle neticelendirilmesi ile yargıya ve idareye olan güvenin artırılması için gerekli her türlü önlemlerin alınması devletin temel görevleri arasındadır.

Bu anlamda, her zaman en yeni ve en iyiye ulaşmak hedefinde olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, Avrupa Konseyi üyesi oluşu, bu görevlerin yerine getirilmesinde önemli bir destek noktası teşkil etmiştir.

Bu kapsamda, Bakanlığımız Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü ve Avrupa Konseyi işbirliği ile yürütülen, Avrupa Birliği, Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Konseyi tarafından ortaklaşa finanse edilen “İdari Yargının Etkinliğinin Artırılması ve Danıştay’ın Kurumsal Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi” Yargı Reformu Stratejisi doğrultusunda, idari yargı alanında gerçekleştirilen reform çalışmalarının desteklenmesinde önemli bir katkı sağlamaktadır.

İdari makamların aldığı kararların birçoğu İnsan Hakları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan bireysel hak ve özgürlükler ile ilgilidir. Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan bu kitap, iyi işleyen bir kamu idaresi sisteminin en önemli unsuru olan bireyler ile idari makamlar arasındaki ilişkilerde, kamu idarelerinin uyması gereken idare hukuku ilkelerini belirlemekte ve bu ilkeleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla açıklamaktadır.

Proje çalışmalarını yürüten ve proje kapsamında önemli bir kaynağı Türk İdari Yargı Hukukuna kazandıran Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü proje bürosu çalışanlarına ve Avrupa Konseyi proje ekibi ile kitapta emeği geçen Danıştay Başkanlığı’na teşekkür eder, tüm idari yargı camiasına ve kamu idarelerine yararlı olmasını temenni ederim.

Abdulhamit GÜL
Adalet Bakanı

Önsöz

İdari Yargının Etkinliğinin Artırılması ve Danıştayın Kurumsal Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesinin açılış töreni 30 Nisan 2019 tarihinde Ankara’da Adalet Bakanımız Sayın Abdulhamit Gül’ün katılımlarıyla gerçekleştirilmiş olup, faaliyetler proje fişine bağlı olarak ilerlemektedir.

Bu kapsamda; İdari yargının etkinliğinin artırılması için yaklaşımlar ve politikaların belirlenmesi ve idari yargının kurumsal ve mesleki kapasitesinin güçlendirilerek kamunun idari yargıya olan güveninin artırılması; idari yargı sistemi ve mahkemelerin ağır iş yükünün giderilmesi için tedbirlerin belirlenmesi ve desteklenmesi ve uygun alternatif uyuşmazlık çözüm (AUÇ) mekanizmalarının uygulamaya konması; Bölge İdare Mahkemelerinin (BİM) ve Danıştayın dava yönetiminin daha etkili ve etkin hâle getirilmesi ve sistem ve süreçlerde gerekli değişikliklerin yapılması sonuçlarına ulaşmak amacıyla Projenin başlangıcından itibaren çalışma grubu toplantıları, çalıştaylar ile mahkemeler ve proje paydaşlarının katılımıyla yurt-içi çalışma ziyaretleri gerçekleştirilmiş ve bütün paydaşların görüş ve önerileri alınarak değerlendirme ve ihtiyaç analizleri raporları hazırlanmış ve idari yargı için bir yol haritası ortaya konmuştur. Yine proje kapsamında Ankara, İstanbul, İzmir ve Gaziantep’ten pilot mahkemelerin belirlenerek çalışmalarda yer alması ile Proje büyük ve önemli bir ivme kazanmıştır.

Bu anlamda, projenin önemli çıktılarından olan ve Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan ve Türkçeye kazandırılan “İdare ve Siz” adlı bu el kitabında, bireyler ve idari makamlar arasındaki ilişkilere dair idare hukukunun esas ve usule ilişkin ilkeleri belirtilmekte ve açıklanmaktadır. Kitap hazırlanırken, Avrupa Konseyi hukuki metinlerinden (sözleşmeler, tavsiye kararları ve yasa tasarıları) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ilgili içtihadından faydalanılmış ve atıfta bulunulmuştur.

Avrupa Konseyi Avrupa Hukuki İş Birliği Komitesinin (CDCJ) uzun yıllar süren çalışmalarının bir sonucu olan “İdare ve Siz” el kitabının Türk karar vericiler, politika yapıcılar, hukukçular ve hukuk akademisyenlerinden oluşan geniş bir kitle için bir rehber belgeler seti olmasını umut ederim.

El kitabının Türkçeye çevrilmiş olması, kamu idaresinin iyileştirilmesi ve değiştirilmesi ile kamu hizmetlerine bireylerin daha iyi erişim sağlamasına ilişkin politikalar ışığında özel önem teşkil etmektedir. İlgili Türk makamlarına, reform politikalarının uygulanması konusunda rehber görevi görebilir.

İdari yargı teşkilatı ile bütün proje paydaşlarına dağıtılacak olan bu el kitabının; kamu hizmetleri talep edecek bireyler ve bu talepleri işleme koyacak kamu görevlileri, hâkimler, kamu idaresi işlemlerinin incelenmesine dâhil olan avukatlar ve kamu denetçileri ile kamu idaresi reformuyla ilgili politika yapıcılar ve kanun koyucular dâhil olmak üzere, kamu idaresinin işleyişinde yer alan herkes için yararlı olacağı inancıyla hayırlı olmasını diliyorum.

Hakan ÖZTATAR
Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü

28 Nisan – Hukuk Takvimi

0
28 Nisan – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar
1740

Osmanlı Devleti’yle Fransa arasında imzalanan yeni kapitülasyon antlaşması ile eskiden Padişahın hayatı devam ederken geçerli olan kapitülasyonlar daha kapsamlı ve sürekli hale getirildi.

1758

Amerikalı hukukçu, diplomat ve siyasetçi James Monroe doğdu. (Ölümü: 4 Temmuz 1831) 1780 yılında Virginia Valisi Thomas Jefferson’un yanında hukuk öğrenimine başladı. 1782 yılında Virginia meclisine seçildi. 1790 yılında ABD Senatosu’na girdi. Başkan George Washington tarafından 1794 yılında Fransa’ya elçi olarak atandı. 1803 yılından başlayarak yeniden bir dizi diplomatik göreve atandı. Başkan Thomas Jefferson tarafından Mississippi Irmağı ağzındaki Fransız topraklarının Fransa’dan satın alınmasını görüşmek için Paris’e gönderildi. 1813’te Dışişleri Bakanı oldu. 1814 yılında Savaş Bakanlığını da üstlendi. Demokratik-Cumhuriyetçi Parti’den, 5. ABD başkanı seçildi. 1817-1825 yılları arasında başkanlık yaptı. Başkanlık dönemi ülke içinde refah, dış ilişkilerde de bir barış dönemi oldu.  1823 yılında yayımladığı bir başkanlık mesajıyla, ABD’nin Avrupa sorunlarının dışında kalması ve Amerika’nın da Avrupa’dan gelebilecek etkilere kapatılması ilkelerini ortaya koydu. Monroe doktrini ile tanındı ve ‘Amerika Amerikalılarındır’ deyişiyle ünlü oldu. 4 Temmuz 1831’de yaşamını yitirdi.

James Monroe

1919

Paris Barış Konferansının 25 Ocak 1919’da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verildi. Bu kararı yerine getirmek için bir komisyon kuruldu.  Komisyonun hazırladığı sözleşme 28 Nisan 1919 tarihinde Konferans Genel Kurulu’nda kabul edildi ve böylece Milletler Cemiyeti kurulmuş oldu.

1920

İstanbul Hükümeti, Anadolu’da Padişah Hükümeti’nin yönetimini kurmak amacı ile “Anadolu Fevkalade Müfettiş-i Umumiliği’ni oluşturan kararnameyi yayınladı. Bu örgüt, 3 Kasım 1920’de kaldırıldı.

1920

Azerbaycan, Sovyetler Birliği’ne katıldı ve Sovyet Sosyalist Azerbaycan Cumhuriyeti kuruldu.  Azerbaycan 1991’de tekrar bağımsız bir ülke olmuştur.

1922

Hukukçu ve Fransa’nın 10. Cumhurbaşkanı Paul Deschanel(Paul Eugène Louis Deschanel) yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1 Temmuz 1879) Hukuk, felsefe ve edebiyat alanlarında eğitim gördü. 1885’te Eure-et-Loir ilinden Temsilciler Meclisi’ne seçildi. Ilımlı Cumhuriyetçiler grubuna katılarak toplumsal sorunlar ve dış ilişkiler üzerinde yoğunlaştı. 1899’da Academie Française‘e seçildi. Yaşamı boyunca siyaset ve edebiyat üzerine çok sayıda kitap yazdı. İki dönem Temsilciler Meclisi başkanlığı yaptı. Daha sonra cumhurbaşkanı seçildi. Daha önce hükûmette hiç görev almadığı halde bu makama seçilen ilk devlet adamı oldu. La Question sociale (1898; Toplumsal Sorun), Orateurs et hommes d’etat (1888; Hatipler ve Devlet Adamları), Essai de philosophie politique (1899; Siyaset Felsefesi Denemesi) ve Gambetta (1920) gibi eserleri bulunmaktadır.

Paul Deschanel

1926

Kabotaj Kanunu, 28 Nisan 1926 tarihinde Resmî Gazetede ilan edildi. 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe girdi. 1935 yılından itibaren Kabotaj Bayramı olarak kutlanmaktadır.

1930

Türk Tarih Kurumu, ülkemizde bizzat Atatürk’ün direktifleriyle kurulan kurumların başında gelmektedir. 28 Nisan 1930 tarihinde, Atatürk’ün de bizzat katıldığı Türk Ocakları’nın VI. Kurultayı’nın son oturumunda, O’nun direktifleriyle, Âfet İnan tarafından 40 imzalı bir önerge sunulmuş ve “Türk tarih ve medeniyetini ilmî surette tedkik etmek için hususî ve daimî bir heyetin teşkiline karar verilmesini ve bu heyetin azasını seçmek selahiyetinin Merkez heyetine bırakılmasını teklif ederiz” denilmiştir. Atatürk, hayatının son dönemlerine kadar Kurumun çalışmalarıyla yakından ilgilenmiş, birçok defa çalışma planını kendisi tespit etmiş ve birçok toplantıya bizzat katılmıştır.

1931

Amerikalı hukukçu, bürokrat ve siyasetçi Paul Moreno, 28 Nisan 1931’de dünyaya geldi. ABD’de en uzun süre hizmet eden seçilmiş İspanyol asıllı bürokrattır. 40 yıl boyunca Texas House’un başkanlığı görevini yaptı. Teksas House Temsilciler Meclisi ve El Paso Hukuki Yardım cemiyetlerinde görev aldı. Tejano Demokratlar Cemiyeti ve Meksika Amerikan Yasama Komitesi kurucuları arasındaydı. Paul’un yaptığı organizasyon ve çalışmalar 2011’de Meksika Amerikan Hukuk Savunma ve Eğitim Vakfı (MALDEF), tarafından Yaşam Boyu Başarı Ödülü ile onurlandırıldı. 1 Eylül 2017’de 86 yaşında yaşamını yitirdi.

1935 Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nin adı, Kızılay olarak değiştirildi.
1937

Iraklı hukukçu, siyasetçi. Irak’ın beşinci Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin (Saddam Hüseyin Abdülmecid et-Tikriti) doğdu. (Ölümü: 30 Aralık 2006) Kahire Üniversitesi’nde hukuk eğitimi alırken Baasçıların iktidarı ele geçirdiği 1963’te Bağdat’a dönerek hukuk eğitimini sürdürdü. Devrim Komuta Konseyi başkanlığı, başbakanlık ve Baas genel sekreterliği görevlerini de üstlendi. Yaygın bir gizli polis ağı örerek, yönetimine karşı her türlü iç muhalefeti bastırdı; halk arasında yoğun bir propagandayla da adının çevresinde bir efsane oluşturmaya çalıştı. Başlıca hedefleri, Arap dünyasının önderliğini Mısır’ın elinden almak, Basra Körfezi üzerinde egemenlik kurmak ve petrol gelirlerine dayanarak ülkenin yaşam standardını yükseltmekti. İran-Irak Savaşı’nın son yılında, tarihe Halepçe Katliamı olarak geçen Kürtlere karşı kimyasal silah kullanımına izin verdi. 2003 yılında ABD başkanı George W. Bush ve Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair, Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğunu ve Saddam’ın El-Kaide ile ilişkileri olduğunu iddia etti. Ardından ABD ve Birleşik Krallık öncülüğündeki koalisyon güçleri Irak’ı işgal etti. Harekâtın başlamasından üç hafta sonra, 9 Nisan 2003 tarihinde başkent Bağdat’ın koalisyon güçlerinin eline geçmesiyle Saddam Hüseyin iktidarı sona erdi. 5 Kasım 2006’da, 1982’de Duceyl’de 148 Iraklı Şiinin öldürülmesinden sorumlu tutularak  idam cezasına mahkûm edildi. Saddam Hüseyin’in idam cezası, Bağdat’ın kuzey mahallelerinden Kazımiye’de bulunan bir askeri üste yerel saatle sabah 06:00’da infaz edildi.

1941 Memurların öğrencilik yapmaları yasaklandı.
1942

Sait Faik Abasıyanık 28 Nisan 1942 ile 31 Mayıs 1942 tarihleri arasında, yaklaşık bir ay süren bir dönemde Haber-Akşam Postası isimli gazetede muhabirlik yapmıştır, bu muhabirlik döneminde mahkemelerde yaptığı röportajları yayınlamıştır. Mahkeme Kapısı adlı eseri Sait Faik Abasıyanık’ın mahkeme kapılarında 1942’de yaptığı röportajlardan oluşan ve 1956’da yayınlanan röportaj kitabıdır.

1945

İtalyan diktatör Benito Mussolini ile metresi Clara Petacci kurşuna dizildi. Cesetleri bir benzin istasyonunda ayaklarından asılarak teşhir edildi.

1952

San Francisco Barış Antlaşması (Treaty of Peace with Japan) II. Dünya Savaşı’nın ardından Müttefik Kuvvetler ile Japonya arasında 8 Eylül 1951’de San Francisco, Kaliforniya’da imzalanmıştır. 49 ülke arasında imzalanan antlaşma 28 Nisan 1952 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi.

1954

Fransız sosyalist sendika önderi Léon Jouhaux yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1 Temmuz 1879) Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) kurucularından biridir. 5 Kasım 1951’de Nobel Barış Ödülü‘nü almıştır.

1960

İstanbul Üniversitesi öğrencileri, üniversite Merkez binasında hükümet aleyhine gösteri yaptı. Kolluk güçleri, gösterilere müdahale etti. Kolluk güçlerinin üniversiteden ayrılmasını isteyen rektör Sıddık Sami Onar, tartaklanarak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gösterilerde, Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz öldü. Ankara ve İstanbul’da sıkıyönetim ilan edildi.

1962 Ekim 1960’da askeri yönetimce görevlerinden uzaklaştırılan 147 öğretim üyesinin görevlerine dönmelerine olanak sağlayan kanun, Millet Meclisi’nde kabul edildi.
1966 Genelkurmay Başkanı Cemal Tural, bir genelgeyle “Komünizmle Mücadele Metodları” kitabının askeri okullar ders programı içine alınacağını açıkladı.
1967 Bilirkişi raporuyla müstehcen olmadığı belirlenen “Kadınlar I-ıh Derse” oyunu, Oraloğlu Tiyatrosu’nda yeniden sahnelenmeye başladı. Oyun “müstehcen” bulunup Valilikçe yasaklandığı için 15 gündür açlık grevi yapan Lale Oraloğlu eylemine son verdi.
1969 Fransa’da yapılan referandumda, “hayır” oylarının fazla çıkması üzerine efsanevi devlet vaşkanı Charles de Gaulle istifa etti.
1971 Sıkıyönetim, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Cumhuriyet ve Akşam gazeteleri 10 gün süreyle kapatıldı. 6 dernek kapatıldı. 83 kişi gözaltına alındı.
1972 Hukukçu ve Finlandiya Başbakanı Berndt Rainer von Fieandt (26 Aralık 1890 , Turku -1972, Helsinki) yaşamını yitirdi. 1909’da fakülteden mezun oldu, 1913’te yüksek lisansını tamamladı. 1916’da vekil yargıç, 1916–1924 arasında ise avukat olarak çalıştı. 1939-1940 yıllarında ise Finlandiya Kamu Refahı Bakanı olarak görevlendirildi. 1941 yılında Özel Temsilci ve Elçi unvanını aldı. 1957-1958 yıllarında Finlandiya Başbakanı,  olarak görev yaptı.

Berndt Rainer von Fieandt

1974 Eski cumhurbaşkanlarından Celal Bayar, milletin kendisine vermediği bir hakkı kullanmayacağını ifade ederek demokrasi ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, tabii senatörlük önerisini geri çevirdi.
1977 Batı Almanya’da Kızıl Ordu Fraksiyonu üyeleri, Gudrun Ensslin ve Jan-Carl Raspe ömür boyu hapse mahkûm oldu.
1977 Patent Amacına Yönelik Olarak MİKROORGANİZMALARIN ULUSLARARASI SAKLANMASINA İLİŞKİN WIPO Budapeşte Antlaşması kabul edildi.
1979 Yasağa rağmen 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacağını bildiren DİSK’in Genel Başkanı, Yürütme Kurulu üyeleri ile 1 Mayıs Kutlama Tertip Komitesi ve bazı sendikaların yöneticileri Merter’deki Genel Merkez binası sarılarak Sıkıyönetim’ce gözaltına alındı, sendikalarda arama yapıldı.
1979

Müjdat Gezen, İsveç’te bir film çekimine gitmek için bindiği uçaktan “Sıkıyönetim’de devam eden bir davası olduğu” gerekçesiyle indirildi.

1980 Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü ve Başyazarı Abdi İpekçi’nin öldürülmesinden dolayı tutuklu iken 24 Kasım 1979’da Maltepe Askeri Cezaevi’nden kaçırılan Mehmet Ali Ağca gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı. Ağca’ya yardım eden Yavuz Çaylan ise 3 yıl hapis cezası aldı.
1980 Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı, Ruhi Su’nun Eti Kültür Merkezi’nde vereceği 2 konseri yasakladı.
1980 DİSK’in Merter’deki Genel Merkezi’nde bulunan Maden-İş ve Gıda-İş’in matbaaları “silah ihbarı yapıldığı” gerekçesiyle polis ve askerlerce sarılarak arandı, Gıda-İş Başkanı ve 2 YK üyesi sendikacı ile DİSK Basın Yayın Dairesi Müdürü Tevfik Bilgin gözaltına alındı.
1981 Tutuklu DİSK yöneticilerinin, 16 Mart 1978 katliamına karşı 20 Mart 1978’de gerçekleştirdikleri “Faşizme İhtar Eylemi”nden dolayı yargılanmalarına devam edildi.
1983 İnsan Hakları Ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye ek, ölüm cezasının kaldırılmasına dair Protokol No 6; Avrupa Konseyi arşivlerinde saklanmak ve her iki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere Fransızca ve İngilizce tek bir nüsha halinde 28 Nisan 1983’te Strasburg’da imzalandı.
1983 TKP/ML Hareketi militanı ve cinayet hükümlüsü Ali Aktaş(Ağtaş)  hakkındaki hakkında Askerî Mahkeme tarafından 13 Mayıs 1981’de verilen ölüm cezası Askerî Yargıtay 5. Dairesi tarafından 28 Nisan 1982’de onandı.
1983 Brezilyalı siyasetçi ve hukukçu Bruna Dias Furlan dünyaya geldi. Siyasete girmeden önce serbest avukat olarak çalıştı. Eğitimini; Paulista Üniversitesi’nde (UNIP) yüksek lisans, Armando Alvares Penteado Vakfı’nda şehir yönetimi ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Harvard Üniversitesi’nde yönetici liderliği alanında yüksek lisans dereceleriyle tamamlayarak mezun oldu. 2010 yılında yapılan Brezilya Genel Seçimleri’nde 27 yaşında en genç delege olarak parlamentoya giren isim oldu. Brezilya Sosyal Demokrasi Partisi’nin (PSDB) 2018’den itibaren partinin genel başkanı oldu.
1984 Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliği Sekreteri Şadiye Yönder’in eşi, İran ile Türkiye arasında ticaret yapan işadamı Işık Yönder, bir ASALA militanı tarafından öldürüldü.
1985 Cumhurbaşkanı Kenan Evren: Türkiye’de işkence ve fikir suçu yoktur.
1987 Yaklaşık 5 yıldır süren Barış Derneği Davasında karar verildi. Askeri mahkeme 12 sanığa 6 ay ile 4 yıl arasında değişen hapis cezaları verirken, Barış Derneğinin kapatılmasını da kararlaştırdı. (Dava, 21 Nisan 1991’de tüm sanıkların beraatıyla sona ermiştir.)
1987
  • “İnsan Hakları Dosyası-Bin İnsan” adlı kitaptan dolayı yargılanan gazeteci/yazar Erbil Tuşalp ve yayıncı Kemal Karatekin hakkında beraat kararı verildi.
  • 12 Eylül Darbesinin arkasından başlayan ve 2168 gün süren MHP Davası sonuçlandı. MHP Davasında bütün yöneticiler beraat etti. Genel Başkan Alparslan Türkeş ise 11 aya mahkûm edildi. Bu dava nedeniyle Alparslan Türkeş dört buçuk yıl tutuklu kalmıştı.
1988 Terör örgütü ASALA’nın kurucusu Agop Agopyan, Atina’da kimliği belirlenemeyen iki kişi tarafından öldürüldü. ASALA çok sayıda Türk diplomata silahlı saldırı yapması ile ünlenmişti.
1989 Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi(International Convention on Salvage) 28 Nisan 1989’da Londra’da imzalanmıştır. Denizde kurtarmayı düzenleyen çok taraflı temel bir belge olarak Denizde Yardım ve Kurtarmaya İlişkin Brüksel Sözleşmesi‘nin yerini almıştır.
1993 Alacakları için 23 gündür eylem yapan Gaziosmanpaşa Belediyesi işçileri aileleriyle birlikte Adliye’ye yürüyerek Belediye Başkanı hakkında suç duyurusunda bulundu.
1993 RP’li Eyüp Belediyesi’nden çıkarılan işçiler Belediye Başkanı hakkında Kaymakamlığa suç duyurusunda bulundu.
1995 26 Schengen ülkesi;  22’si AB ülkesi ve 4 AB üyesi olmayan ülkeden oluşmaktadır. Avusturya 28 Nisan 1995’te Avrupa Birliği’nin Schengen bölgesine dahil oldu.
1995 Düşünceye Özgürlük adlı kitabın yayıncıları DGM savcısına ifade vermeye devam etti.
1997 1993’te imzalanan Kimyasal Silahlar Antlaşması yürürlüğe girdi. Rusya, Irak ve Kuzey Kore antlaşmayı imzalamadı.
1999 PKK lideri Abdullah Öcalan hakkındaki iddianame belli oldu. İdamı istenen Öcalan İmralı Adası’nda tutuklu.
2003 Kıbrıs Cumhuriyeti ile serbest geçişler çerçevesinde 25 binden fazla Rum, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne geçerek ziyarette bulundu.
2003 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından, meslek hastalıkları ve iş kazalarının önlenmesi amacıyla alınan kararla, 2003 yılından itibaren, her yıl farklı bir tema ile kutlanmaktadır. Dünyanın birçok yerinde, ulusal makamlar, sendikalar, işveren örgütleri ve güvenlik ve sağlık uygulayıcıları bu tarihi kutlamak için etkinlikler düzenlemektedir. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Günü Türkiye’de ilk kez 28 Nisan 2015’de Ankara’da bir günlük bir toplantıyla kutlanmıştır.
2004 Dünya Sağlık Örgütü Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi, 28 Nisan 2004 tarihinde New York’ta imzalandı. Türkiye, 5261 sayılı Kanunla onaylanmasını uygun buldu.
2005 Norveç’te ilk kez bir kadın, erkeğe tecavüz etmekten mahkûm edildi. Bergen kentinde görülen davada kadına 9 ay hapis cezası verildi.
2011 28 Nisan Sağlıkçıya Şiddete Hayır Günü;  24 Eylül 2011’de İstanbul’da ‘Emeğe Saygı Şiddete Sıfır Tolerans Sempozyumunda, dönemin Sağlık Bakanı’na yapılan talep sonucunda 28 Nisan gününün ‘Sağlıkçıya Şiddete Hayır Günü’ olarak ilan edilmesine karar verildi. Amaç sağlık hizmeti sunan sağlık çalışanlarının görevi sırasında hasta ve hasta yakınlarının şiddet, baskı, zor kullanarak değil, karşılıklı iyi niyet ve saygı çerçevesinde ulaşılması gerekliliğini vurgulamak ve farkındalığı arttırmak amacıyla ilan edildi.
2022 2013 yılında Paris, 2015 yıllında da Van’daki konuşmalarında terör örgütü propagandası yaptığı iddiasıyla yargılanan Eşber Yağmurdereli, İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davada 28 Nisan 2022’de beraat etti.
2025 İstanbul’da CHP‘li belediyelere yönelik ‘terör örgütü DHKP-C’ye belediye ihaleleri üzerinden üzerinden finans sağlandığı’ iddiasıyla başlatılan soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, eski Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, eski Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, eski Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Abdullah Der, eski Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Emir Sarıgül, eski Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Erdoğan Yıldız, eski Maltepe Belediye Başkan Yardımcısı Haydar Battal, eski Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Kalender Özdemir, eski Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Mehrali Seçme, daha önce Maltepe Belediye Başkan Yardımcısı olan Manisa Şehzadeler Belediyesi Başkan Yardımcısı Melih Morsümbül’ün de aralarında olduğu 25 kişi “şüpheli” olarak yer aldı.

147’ler Olayı

0

147’ler Olayı, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından 147 öğretim üyesini üniversitelerden ihraç kararına verilen isimdir. Milli Birlik Komitesi tarafından verilen bu karar ile üniversiteden ihraç edilenlere 147’ler denmektedir.

Karar, 27 Ekim 1960’ta alınmıştır. Kanunun tam adı ‘Üniversiteler öğretim üyelerinden bazılarının vazifelerinden affına ve bazılarının diğer fakülte ve yüksek okullara nakline dair Kanun‘dur. Kanun 28 Ekim’de resmi gazetede yayınlanmıştır.

Kararı protesto etmek için Sıddık Sami Onar ‘ın aralarında olduğu birçok bilim insanı görevinden istifa etmiştir.

1960 yılında Askeri Yönetim tarafından görevlerinden uzaklaştırılan 147 öğretim üyesinin görevlerine dönmelerine olanak sağlayan kanun, 28 Mart 1962 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş, askeri yönetimin görevden aldığı akademisyenler görevine iade edilmiştir.

“Üniversite öğretim üyelerinden bazılarının vazifelerinden affına ve bazılarının diğer fakülte ve yüksek okullara nakline dair 27 .10.1960 tarihli ve 114 sayılı Kanunun bazı maddelerinin kaldırılması ve yeni hükümler eklenmesi
hakkında Kanun” 12  Nisan 1962’de kabul edilmiştir. 

27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra  147 öğretim üyesi ile birlikte üniversiteden uzaklaştırılan Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil 147’lerin özel bir af kanunu ile üniversiteye dönmelerinin sağlanmış olmasına rağmen dönüş hakkını kullanmamıştır.

Milli Birlik Komitesinin 147’liklere ilişkin 28 Ekim 1960 Tarihli Kararı
Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Resmi Gazetede Yayınlanma Sırasına 147’ler Listesi 

  1. Ord. Prof. Dr. Tevfik Remzi Kazancıgil
  2. Ord. Prof. Dr. Kazım İsmail Gürkan
  3. Ord. Prof. Dr. Fahri Arel
  4. Ord. Prof. Dr. Naci Bengisu
  5. Ord. Prof. Dr. Muzaffer Esat Güçhan
  6. Ord. Prof. Dr. Ekrem Şerif Egeli
  7. Ord. Prof. Dr. Naşit Erez
  8. Ord. Prof. Dr. İhsan Şükrü Aksel
  9. Ord. Prof. Dr. Cevat Kerim İncedayı
  10. Ord. Prof. Dr. Osman Cevdet Çubukçu
  11. Ord. Prof. Dr. Ekrem Behçet Tezel
  12. Ord. Prof. Dr. Zeki Zeren
  13. Ord. Prof. Dr. Ahmet Tevfik Berkman
  14. Ord. Prof. Dr. Üveis Maskar
  15. Ord. Prof. Dr. Abdülhak Kemal Yörük
  16. Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil
  17. Ord. Prof. Dr. Hakkı Saymen
  18. Ord. Prof. Dr. Kemalettin Birsen
  19. Ord. Prof. Dr. Halil Arslanlı
  20. Ord. Prof. Dr. Mazhar Nedim Göknil
  21. Ord. Prof. Dr. Galip Okandan
  22. Ord. Prof. Dr. Ali Tanoğlu
  23. Ord. Prof. Dr. Mazhar Şevket İpşiroğlu
  24. Ord. Prof. Dr. Nurettin Çuhadar
  25. Ord. Prof. Dr. Emin Onat
  26. Ord. Prof. Dr. Feridun Ansan
  27. Ord. Prof. Dr. Ratip Berker
  28. Ord. Prof. Dr. Hilmi İleri
  29. Prof. Dr. Kamil Akol
  30. Prof. Dr. Şevket Soysal
  31. Prof. Dr. Kenan Tükel
  32. Prof. Dr. Müfide Küley
  33. Prof. Dr. Muhterem Gökmen
  34. Prof. Dr. Şinası Hakkı Erel
  35. Prof. Dr. Ömer Özek
  36. Prof. Dr. Ziya Öktem
  37. Prof. Dr. Necmettin Polvan
  38. Prof. Dr. Hıfzı Timur
  39. Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya
  40. Takyittin Mengüşoğlu
  41. Prof. Dr. Afif Erzen
  42. Prof. Dr. Minâ (Urgan) Irgat
  43. Prof. Dr. Fuat Sezgin
  44. Prof. Dr. Sabahattin Eyüboğlu
  45. Prof. Dr. Süheyla Bayrav
  46. Prof. Dr. Kudret Mavitan
  47. Prof. Dr. Bekir Daoğlu
  48. Prof. Dr. Orhan Safa
  49. Prof. Dr. Muhittin Binan
  50. Prof. Dr. Sabri Oran
  51. Prof. Dr. Kemal Ahmet Aru
  52. Prof. Dr. Necati Engez
  53. Prof. Dr. Necati Acun
  54. Prof. Dr. Yusuf Berdan
  55. Prof. Dr. Orhan Ünsaç
  56. Prof. Dr. Ayakta Sabis
  57. Prof. Dr. Reşat Nalbantoğlu
  58. Prof. Dr. Yavuz Abadan
  59. Prof. Dr. Bülent Nuri Esen
  60. Prof. Dr. Rahmi Ören
  61. Prof. Dr. Hâmit Sadi Selen
  62. Prof. Dr. Muhittin Erel
  63. Prof. Dr. İzzet Birand
  64. Prof. Dr. Aziz Köklü
  65. Prof. Dr. Fadıl Hakkı Sur
  66. Prof. Dr. İbrahim Hakkı Karafaki
  67. Prof. Dr. Halet Çambel
  68. Prof. Dr. Hikmet Belbez
  69. Prof. Dr. Hasan Eren
  70. Prof. Dr. Emin Bilgiç
  71. Prof. Dr. Feridun Nafiz Uzluk
  72. Prof. Dr. Zafer Paykoç
  73. Hâmi Kocaş
  74. Prof. Dr. Behçet Kamay
  75. Prof. Dr. Kâzım Aras
  76. Prof. Dr. Vefik Vassaf Akan
  77. Prof. Dr. İzzet Kantemir
  78. Prof. Dr. Celal Ertuğ
  79. Prof. Dr. Abdülbaki Nusret Hızır
  80. Prof. Dr. İsmail Nafiz Alkan
  81. Prof. Dr. Selim Palavan
  82. Prof. Dr. Mustafa Santur
  83. Prof. Dr. Münir Ülgür
  84. Prof. Dr. Enver Berkmen
  85. Prof. Dr. Celal Saraç
  86. Doç. Dr. İbrahim Berkan
  87. Doç. Dr. Ziya Üstün
  88. Doç. Dr. Tahsin Artunkal
  89. Doç. Dr. Cihat Gürsan
  90. Doç. Dr. Baha Sezer
  91. Doç. Dr. Rauf Saygın
  92. Doç. Dr. Ercüment Bora
  93. Doç. Dr. Merih Odman
  94. Doç. Dr. Şinasi Güçhan
  95. Doç. Dr. Ferhan Berker
  96. Doç. Dr. Türkan Erbengi
  97. Doç. Dr. Halit Kayalı
  98. Doç. Dr. Rana Kartal
  99. Doç. Dr. Rahmi Çobanoğlu
  100. Doç. Dr. Bülent Köprülü
  101. Doç. Dr. Zahit İmre
  102. Doç. Dr. Halit Kemal Elbir
  103. Doç. Dr. Ferih Tongsir
  104. Doç. Dr. Necmettin Berkin
  105. Doç. Dr. İsmet Giritli
  106. Doç. Dr. Münir Aktepe
  107. Doç. Dr. Abdükadir Karahan
  108. Doç. Dr. Cevdet Perin
  109. Doç. Dr. Adnan Benk
  110. Doç. Dr. İsmail Yalçınlar
  111. Doç. Dr. Haldun Taner
  112. Doç. Dr. Aran Ersümer
  113. Doç. Dr. Eyüp Kömürcüoğlu
  114. Doç. Dr. Orhan Bolak
  115. Doç. Dr. Necibe Saraçoğlu
  116. Doç. Dr. İsmail Utkular
  117. Doç. Dr. Mehpare Helibronn
  118. Doç. Dr. S. Bayramoğlu
  119. Doç. Dr. S. Nigâr
  120. Doç. Dr. Memduh Yaşa
  121. Doç. Dr. Mukbil Özyörük
  122. Doç. Dr. Şerif Baştav
  123. Doç. Dr. Enver Bostancı
  124. Doç. Dr. Belma Çakmur
  125. Doç. Dr. Necip Berksan
  126. Doç. Dr. Alaattin Orhon
  127. Eylemsiz Doç. Dr. Servet Güvener
  128. Eylemsiz Doç. Dr. Yusuf Keçeci
  129. Eylemsiz Doç. Dr. Arsan Zarfçı
  130. Başasistan Dr. İhsan Ünlüer
  131. Başasistan Dr. Fikret Avunduk
  132. Başasistan Dr. Kemal Aydınlıoğlu
  133. Başasistan Dr. Orhan Ternar
  134. Başasistan Dr. Selim Baruh
  135. Başasistan Dr. Mehmet Dinçöz
  136. Öğretim Görevlisi Dr. Fikret Ozansoy
  137. Asistan Dr. Yani Stomadiyadiz
  138. Asistan Dr. Ahmet Akdoğan
  139. Asistan Dr. Şevkiye İnalcık
  140. Asistan Aristidi Karyofili
  141. Asistan Ayhan Önder
  142. Asistan Aydın Aydıncı
  143. Asistan Slavço
  144. Asistan Özer Ozankaya
  145. Asistan Olcay Kansu
  146. Asistan Orhan Duru
  147. Asistan Atilla Tolun

Mahkeme Kapısı

0
Mahkeme Kapısı-Sait Faik Abasıyanık

Mahkeme Kapısı, Sait Faik Abasıyanık’ın mahkeme kapılarında 1942’de yaptığı röportajlardan oluşan ve 1956’da yayınlanan röportaj kitabıdır. Kitap, Yapı Kredi Yayınları, İş Bankası Yayınları ve Varlık Yayınları tarafından farklı tarihlerde yayınlanmıştır.

Sait Faik, 1940 yılında yazdığı Şahmerdan adlı kitabı kitabının yayınlanması ve bu kitaptaki Çelme adlı öykü nedeniyle Sıkıyönetim Mahkemesi‘nce yargılanmış, beraat etmiş, ancak kitap uzun süre yayınlanmak istenmemiştir.

Abasıyanık, 28 Nisan 1942 ile 31 Mayıs 1942 tarihleri arasında, yaklaşık bir ay süren bir dönemde Haber-Akşam Postası isimli gazetede muhabirlik yapmış, bu muhabirlik döneminde mahkemelerde yaptığı röportajları yayınlamıştır. Öyküler, yazarın adliyedeki duruşmalarda yaptığı gözlemlerle oluşturulmuştur. Bu serüven çok kısa sürmüştür. Abasıyanık, bu röportajlar sırasında toplam 28 mahkeme röportajı yazabilmiş, gazetede yayınlanan bu yazıları 1956 yılında Varlık Yayınları tarafından Mahkeme Kapısı adıyla kitaplaştırılmıştır.

Hikayelerde, kimsesizler, yoksullar, işsizler, balıkçılar, aylaklar, eğitim düzeyi düşük sıradan aileler, geçim derdi ile uğraşan küçük insanlar, kenarda köşede kalmış ve hayatı öylesine yaşayan kişiler, eften püften sebeplerle mahkeme kapısına düşmüş kişiler, sokak çocukları, oyun olsun diye hırsızlık yapan çocuklar önemli yer tutmaktadır. Yazar, onların yaşamlarını bildiğini öykülerinden okuyucuya hissettirmekte, gözlemlerine yazarlık gücünü de katarak hikayelerdeki gerçek kişileri öykü kahramanına dönüştürmektedir.  Abasıyanık, öykülerinde suç ve suçludan çok insan ögesini vurgulamış, yargının soğuk yüzünden çok iyi yürekli yargıçları aramıştır. Türkiye Barolar Birliğinin kurucu başkanı Prof. Dr. Faruk Erem‘in “Suçluyu kazıyınız, altından insan çıkar” deyişinin bir izdüşümü Abasıyanık’ın öykülerinde karşımıza çıkmaktadır.

Mahkeme Kapısı, Türk yazar Sait Faik Abasıyanık’ın 1956 yılında yayınlanan röportaj kitabıdır
Mahkeme Kapısı isimli eserdeki hikayeler

1)Seylan Çayı Hırsızları
2)Modern Bir Karı- Koca
3)Bursa’dan Cesur Bir İhtiyar Geldi
4)İki Buçuk Liralık Rüşvet
5)Bir Peri Masalı mı? İpekli Kumaş Hırsızlığı mı?
6)Üç Bayan Bir Bay
7)Koltuk Değnekli Adam
8)Pişmanlık
9)Nüfus Tezkeresiz Adam
10)Sultan Mahmut Türbesi’nin Kurşunları
11)Altmış Liralık Bir Kadın Çantası
12)Bıçakla Oynanmaz
13)Yüze Yakın Basmak
14)Çamaşır İpleri ve Don Gömlek Hayaletleri
15)Üniversiteliler ve Bir Bayan
16)Artistler Turneye Çıkarken
17)Bu Senenin Meşhur Karakışı Cinayeti
18)Dayının Ceketi
19)H. Soğukpınar
20)Yerli İskoç Kumaşından Spor Ceket
21)100.000 Marsilya Kiremiti
22)Meryem Ana Kandilli Ampulünün Kordonu
23)Bir Muharebe
24)Başkalarının Derdiyle Dertlenen Bayan
25)Mahkemeye Verilen Mektuplar Kimin?
26)Portakal Ezmelerinde Boya Var mı, Yok mu?

Mahkeme Kapısı Kitabından Bir Hikaye: Modern Bir Karı Koca

Cürmümeşhut hâkimi evvela onlara barışmalarını teklif etti. İkisi de ayak dirediler. Her ikisi de suçlu, her ikisi de davacı. Karı kocadırlar. Sirkeci’de (adını yazmamışım) bir otelde otururlar. Kadın orada müdür sıfatıyla çalışır, kocası aslen şofördür. Kadın otuz beş yaşını aşmış; erkek 330 doğumlu*. Erkeğin ismi Ahmet, anasının güzel bir ismi var; Nene. Erkek Mersin’in, ismi de kendisi gibi güzel bir kazasındandır; Gülnar kazası. Kadın Orhanelilidir. Hâkim sorduğu zaman, “Otelin kâtibesiyim” dedi. Biraz sonra okuması yazması olup olmadığı usulen sorulunca, “Okumam yazmam yoktur” cevabını verdi. Okuyup yazması bulunmayan bir kâtip… Mahkemede hazır bulunanlar bu cevabı kahkaha ve gülümsemelerle karşıladılar. Kısa boylu, yaşından biraz fazla gösteren, dudaklarında mütemadiyen sinirli ve manasız bir tebessüm gezdiren bir bayandı bu. Ahmet anlattı: — Geçinemiyorduk. Aramızda hiç kavga eksik olmuyordu. Birkaç defa karakollara düştük. Yine barıştık. Boşanmak için mahkemeye müracaat ettim. Şahit yazdırdığım şoför Hamdi, karım Fethiye’ye, “Artık boşanacaksınız. Baş şahit de benim!” diye haber vermiş. Fethiye de, “Ben ona bir tuzak kurayım da boşanmak istemek neymiş anlasın” demiş. Bunun üzerine içime bir kurt düştü. Sinirli oldum. Kendisinden korkmaya başladım. Dün sabah bavuluma eşyamı doldurup oteli terk etmeye karar verdim. Bu niyetle merdivenleri inerken karşıma çıktı, “Nereye gidiyorsun?” diye sordu. “Elbet yatacak bir otel odası bulur, başımı sokarım. Ben artık senin yanında kalmaya korkuyorum, gideceğim!” “Bir yere gidemezsin. Şuradan şuraya bir adım atamazsın. Bitin kanlandı da çekip gidiyor musun? Hem bavulunu göster bakayım. Belki de müşterilerin eşyasını çaldın” diye başladı. Ağzına geleni söylüyordu. Namusuma taalluk eden birtakım kötü sözler… Üzerime sandalye ile hücum etti. Polisler geldi. Karakola götürdüler. Zabıtlar tutuldu. Evvela o imza etti. Tam ben imza atarken, “Yanıyorsun Ahmet!” diye bağırdılar. Fakat imza etmekle yanmak arasında bir münasebet göremedim. Paltomdan keskin bir koku ile bir dumandır çıktığını görünce işi kavradım. Hemen paltomu çıkarıp attım. Paltomun arkasından bir karış yer yanmış, söndürdüler. Meğer paltoma kezzap dökmüş. Bana hakaret ettiği için davacıyım efendim. Hâkim: — Bak o da senden şikâyetçi, onu dövmüşsün? Ahmet: — Dövmedim efendim. Ahmet konuşurken, Fethiye ara sıra sözünü kesmek ister gibi atılıyor, fakat hâkimin ciddi bakışları karşısında yine süt dökmüş kedi gibi siniyor, sonra tekrar alevleniyordu. Hâkimin şiddetli bir ihtarı üzerine artık söze karışmadı ama, bir tiyatro aktrisi mimikleriyle, bazan işitilebilir bir sesle, “Allah Allah!” demekten geri kalmıyordu. İşte Ahmet’in sorgusu bu hava içinde bitti. Sıra Fethiye’ye gelmişti. Fethiye: — Garsondu, dedi. Bizim otelde yatıp kalkardı. Allahın emri ile beni istedi. Eh Allah emridir, dedim. Kendisine vardım. Beş senedir evliyiz. Ben kocamı severim. Kavga ettiğimiz sabahın gecesi onu pencere kenarında cıgara içer buldum. “Bana bir şey oldu,” dedi. “Rüyamda fena şeyler görüyorum. Denizlere mi düşmüyorum, bulutlara mı çıkmıyorum. Bir şeyler oluyor bana. Cinnet getireceğim.” O sabah baktım bavulunu almış gidiyor. “Ne o beyefendi,” dedim. “Müşteri gibi nerelere gidiyorsun?” “Gideceğim, artık senin yanında oturamam!” cevabını verdi. “Ne kötülük gördün benden kocacığım,” dedim. Bunu söyler söylemez kafama bir yumruk vurdu, sandalyeyi kapınca üzerime hücum etti. Sövdü, saydı. Ayırdılar. — Bak, ona sen de fena fena sözler söylemişsin? — Ben kocamı severim. Öyle isnatlarda bulunmam. Sonra karakola gittik. Karakolda paltosunun cebinde otomobilin bazı yerlerini silmek için yanında gezdirdiği kezzap şişesini gördüm. Birkaç defa da, “Sana bunu dökerim” diye beni tehdit etmişti. Polislere, bakın, diye göstermek üzere şişeyi cebinden aldım. O da eğilmiş imza atıyordu. Kalkarken çarptı, sırtına döküldü. Hâkim: — Burasını çok güzel tevil ettim. Peki şişe kapalı değil miydi? — Kapalıydı ama efendim, kocam hızlı çarptı, tıpası fırladı. Hem efendim onun bütün elbiselerini ben kendi paramla yaptım. Tam beş kat elbisesi var. Kendi yaptırdığım elbiseyi ben ne diye yakayım? Evet efendim davacıyım, bana hakaret etti, dövdü. Şahit Avni, otelin karşısındaki dükkânda çıraktır. İçerde, “Adam bıçaklanıyor. Koşun, polise haber verin” diye bir kadın sesi duyduğunu, polise koştuğunu, hep beraber karakola gittiklerini, karakolda, Ahmet’in üstüne kezzap döküldüğünü, fakat dökeni görmediğini söyledi. Sıra şahit Celal Dağlı’ya gelmişti. Bu kısa boylu, on yedi yaşlarında, gayet sıhhatli bir gençti. — Ben o otelde misafirim, diye söze başladı. Erkek kadına hiçbir şey demedi. Kadın ağzına geleni söyledi. Erkeğin elindeki bavula yapıştı. Bir yandan, “Nereye gidiyorsun? Seni ben beş senedir besliyorum. Şu elbiselerini bile ben yaptım. Seni hiç bırakır mıyım?” diyor, bir yandan da sövüp duruyordu. Bir aralık sandalyeyi kaptığı gibi Ahmet’in üzerine yürüdü. O da sandalyeyi elinden alıp iki tokat aşketti. Ben araya girdim. Polisler geldi. Karakola gittik. Karakolda da bu Fethiye Hanım kendi cebinden kezzap şişesini çıkarıp Ahmet’in paltosuna döktü. Şişeyi de sobaya attı, dedi. Fethiye: — Bu şahit, kocamın arkadaşıdır, diye itiraz etti. Şahit: — Hayır efendim, oraya geleli ancak üç gün oldu, dedi. Ahmet’e soruldu. Ahmet şahidin arkadaşı olmadığını ve doğru söylediğini bildirdi. Fethiye’nin kocasına hakaret ettiği sabit olduğundan üç gün hapsine ve bir lira para cezası ödemesine, Ahmet’in de sabit olan dövme suçundan 25 lira para cezasına, dövdüğü kendi karısı olduğu için bu cezanın artırılarak 29 lira 30 kuruş ödemesine, fakat kadın tarafından şiddetli tahrik edildiği anlaşılmasıyla bu cezanın 9 lira 70 kuruş olmasına karar verildi. İşte size bir duruşmada bitiveren bir dava ve bir aile hayatında olmaması lazım gelen, fakat her gün olagelen vakalardan biri… Haber, 7 Mayıs 1942

Sait Faik Abasıyanık’ın Yaşamı
Sait Faik Abasıyanık, yaşamının önemli bir bölümünü Burgazada’da geçirmiştir. Kendisi adına bir müze bulunmaktadır. 

Sait Faik Abasıyanık’ın gerçek adı Mehmet Sait‘tir. Abasıyanık, 18 Kasım 1906 tarihinde Adapazarı’nda doğmuş, ilköğrenimine Adapazarı’nda başlamış, ortaöğrenimine İstanbul Erkek Lisesi ve Bursa Lisesi‘nde devam etmiştir.

Öykülerini yayınlamaya 1926 yılında başlamıştır. Abasıyanık, 1928 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde iki sene okuduktan sonra babasının isteği üzerine İsviçre’ye iktisat okumaya gitmiş, daha sonra Fransa’ya geçmiş, 1931-1935 yılları arasında Fransa’da kalmış, 1935 yılında yüksek öğrenimini yarıda bırakarak Türkiye’ye dönmüştür.

Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebi’nde Türkçe öğretmenliği yapmış, ardından babasının açtığı toptancı tahıl mağazasını işletmiştir. İkinci Dünya Savaşı döneminde Haber adlı gazetede adliye muhabirliği yapmış, ilk kitabı 1936 yılında Semaver adıyla yayınlanmış, 1939 yılında babasının ölümü üzerine yazmayı bırakmış, maddi zorluk çeken annesiyle birlikte Burgazada‘daki evinde yaşamaya başlamıştır.

Abasıyanık, 1940 yılında Şahmerdan adlı kitabı kitabını yayınlamış, bu kitaptaki bir öykü nedeniyle Sıkıyönetim Mahkemesi‘nce yargılanmış, beraat etmiştir. Bu dönemde Medar-ı Muaşeret Motoru adlı kitabı da toplatılmıştır. Daha sonra 1951 yılında yazdığı Kayıp Aranıyor adlı kitabı da toplatılmıştır. Sait Faik Abasıyanık, 11 Mayıs 1954 tarihinde Burgazada’daki evinde siroz nedeniyle yaşama veda etmiştir.

Sait Faik Abasıyanık Müzesi

Sait Faik Abasıyanık, kitaplarının telif hakkını ve mal varlığını Darüşşafaka Cemiyeti’ne bağışlamıştır. Abasıyanık’ın Burgazada’da yaşadığı ve pek çok hikayesini yazdığı köşkü, çağdaş müzecilik anlayışıyla ziyaretçilerini ağırlamaktadır.

Sait Faik Abasıyanık Hikaye Armağanı

Yazar Sait Faik Abasıyanık anısına her yıl bir öykücüye verilen Sait Faik Abasıyanık Hikaye Armağanı, edebiyat dünyasının en uzun soluklu ödüllerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir. Yazarın annesi Makbule Abasıyanık tarafından 1955 yılında oluşturulan ödül, 1964’ten itibaren Darüşşafaka Cemiyeti tarafından sürdürülmüştür. Sait Faik Abasıyanık Ödülleri, 2012 yılından itibaren Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları iş birliğiyle verilmeye başlanmıştır.

Mahkeme Kapısı-Sait Faik Abasıyanık

Milletler Cemiyeti Antlaşması

0

Milletler Cemiyeti(Cemiyeti Akvam), 28 Haziran 1919 tarihinde imzalanan Versay Barış Antlaşması sonrasında kurulmuştur. Barış antlaşması öncesinde ABD Başkanı Woodrow Wilson, barışın korunması için uluslararası bir örgütlemenin gerekli olduğunu açıklayarak 8 Ocak 1918’de ABD Kongresinde Wilson Prensiplerini ilan etmiştir. Versay Barış Antlaşması’nın 10 Ocak 1920 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra Milletler Cemiyeti resmi olarak faaliyete geçmiştir.

Birleşmiş Milletler‘in temeli olan organizasyonun merkezi,  İsviçre’nin Cenevre kentidir. 

Bu organizasyonun amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek olarak belirlenmiştir. Bir süre çalışmış fakat fazla bir varlık gösterememiş, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından dağılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından toplanan Paris Barış Konferansının 25 Ocak 1919’da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verilmiş ve bu kararı yerine getirmek için bir komisyon kurulmuştur. Komisyonun hazırladığı sözleşme 28 Nisan 1919 tarihinde Konferans Genel Kurulu’nda kabul edilerek Milletler Cemiyetinin temeli atılmıştır.

Cemiyet-i Akvam, 6 Temmuz 1932 tarihinde Türkiye’yi üyeliğe davet etmiş, 9 Temmuz’da TBMM Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne giriş davetini onaylamış ve 18 Temmuz 1932’de Türkiye, Cemiyet-i Akvam‘a resmen üye olmuştur. Milletler Cemiyeti; Bozkurt Lotus olayını, Boğazlar Sorununu ve Suriye ile olan sınır meselelerini Türkiye lehine çözümlemiştir. Irak Sınırı ve Musul bölgesinin statüsüne ilişkin çözüm Türkiye’nin aleyhine olmuştur. Yunanistan ile nüfus mübadelesinden kaynaklı sorunları ise çözememiştir.

20 yıl süreyle dünya milletlerine hizmet veren bu cemiyet tüm çabalara rağmen İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasını engelleyememiştir. Savaş sonrası 18 Nisan 1946’da Cenevre’de toplanan konferans, XXI. Genel Kurul Toplantısıyla cemiyetin dağılmasına karar vermiştir.

Her savaş sonrası antlaşmalara önsöz olarak konması şartını getiren Milletler Cemiyeti Yasası; Bir Başlangıç Bölümü ve 26 maddeden oluşmaktadır.

Sözleşmenin 26 maddeden oluşan, üyelik ve örgütün yapısı, barışın sürekliliğini sağlamak, antlaşmalar, uluslararası işbirliği ve uluslararası yönetim, sözleşme hükümlerinin değiştirilmesi gibi hususları belirleyen metnine göre ise: 1. Cemiyete üye kabulü Genel Kurulun üçte iki çoğunluğunun kararıyla olacaktır. (Madde 1). Cemiyet, bir Genel Kurul, bir Konsey ve bunlara yardım eden bir Sürekli Sekreterlikten oluşmaktadır. (Madde 2). 3. Cemiyet üyeleri, barışın sürekliliğini sağlamak için, ulusal silahların en düşük bir düzeye indirilmesi zorunluluğunu kabul etmişlerdir. Cemiyet, üyeleri arasında çıkacak anlaşmazlıklarda hakemlik yapabilecek ya da bunları Konsey’de inceleyecektir.

Barışın sürekliliğini sağlayan hakemlik antlaşmaları gibi uluslararası yükümlülükler ve ABD Başkanı James Monroe’nin, 2 Aralık 1823’te kongreye sunduğu Monroe Doktrini gibi bölgesel anlaşmalar, bu sözleşmenin hiçbir hükmüyle bağdaşmaz sayılmayacaktır. Savaştan sonra bağımsızlığına kavuşan ve kendi kendilerini yönetme yeteneğinden henüz yoksun halkların oturduğu ülkelere, kendi kendilerini yönetmeye yetenekli olacakları zamana kadar, cemiyet adına yönetimlerine bir mandatör seçilebilecektir.

Milletler Cemiyeti’nin Başarısızlık Sebepleri

1. Cemiyetin bünyesinde savaşı önleyici tedbirlerin alınamaması ve yaptırımların yetersiz kalması. 

2. Sözleşmenin 10. maddesi mütecavizi tayin etmemesi nedeniyle bu maddenin barışı korumada yetersiz kalması.

3. Önemli konularda oy birliği prensibinin getirilmesi nedeniyle politik ve hukuki sorunların çözümünün zorlaşması.

4. Barışı koruyacak ve devamlı kılacak uluslararası zihniyetin yetersiz kalması. Habeşistan olayı, 1937 Japon taarruzu ve 1 Eylül 1939 tarihinde Alman ordularının Polonya’ya taarruzu ile başlayan II. Dünya Savaşına, Milletler Cemiyeti’nin engel olamaması.

5. Paris Barış Konferansı’nda hazırlanan antlaşmaların bir parçası olması.

6.Amerika Birleşik Devletleri’nin Milletler Cemiyetinden ayrılması. Uluslararası alanda  en önemli gücün teşkilattan çekilmiş olması ve cemiyetin etkinliğini kaybetmesi. 

7-İnsan haklarını koruma misyonu üstlenmesine karşın kolonileşme ve manda sisteminin garantörü olması.

MİLLETLER CEMİYETİ MİSAKI

BAĞITLI YÜKSEK TARAFLAR

Uluslar arasında işbirliğini geliştirmek ve uluslararası (1) barışı ve güvenliği sağlamak için,

savaşa başvurmamak konusunda birtakım yükümlülükler kabul etmek, gizlilikten uzak, adaletli ve onurlu uluslararası ilişkiler sürdürmek, Hükümetlerce, bundan böyle eylemsel davranış kuralı kabul edilen uluslararası hukuk kurallarına kesinlikle uymak, örgütlenmiş halkların karşılıklı ilişkilerinde adaleti korumak ve andlaşmalardan doğan bütün yükümlülüklere titizlikle saygı göstermek

gerektiğini göz önünde tutarak, Milletler Cemiyeti’ni kuran işbu Misak’ı kabul etmişlerdir;

MADDE 1

1. İşbu Misak’a bağlı Ek’te adları yazılı imzacı Devletlerle, yine Ek’te adları belirtilen Devletlerden, Misak’ın yürürlüğe girmesinden başlayarak iki ay içinde Sekreterliğe sunacakları ve Cemiyet’in öteki üyelerine yapacakları bir bildiri ile hiçbir çekince öne sürmeksizin işbu Misak’a katılanlar, Milletler Cemiyeti’nin asıl üyeleridir.

2. Kendini özgürce yöneten ve Ek’te adı gösterilmemiş bulunan herhangi bir Devlet, Dominyon ya da Sömürge, uluslararası yükümlülüklerini içtenlikle yerine getirme niyeti konusunda etkin güvenceler vermesi ve hava, kara ve deniz kuvvetleriyle silâhları konusunda Cemiyet’in koyduğu düzenlemeleri kabul etmesi koşuluyla, Üyeliğe kabulü Genel Kurulun üçte iki çoğunluğuyla kararlaştırılırsa, Cemiyet Üyesi olabilir.

3. Cemiyet’in her üyesi, iki yıl önceden haber vermek ve ayrıldığı anda, bu Misak’ın yüklediklerini de içermek, üzere, uluslararası bütün yükümlülüklerini yerine getirmiş bulunmak koşuluyla, Cemiyet’ten çekilebilir.

MADDE 2

Cemiyet, İşbu Misak’ta öngörülen eylemini, bir Genel Kurul, bir Konsey ve bunlara yardım eden bir Sürekli Sekreterlik aracılığıyla yerine getirir.

MADDE 3

1. Genel Kurul, Cemiyet üyelerinin Temsilcilerinden oluşur.

2. Genel Kurul, belirli zamanlarda ve durum gerektirirse başka herhangi bir anda, Cemiyet’in Merkezinde ya da kararlaştırılacak bir başka yerde toplanır.

3. Genel Kurul, Cemiyet’in görev alanına giren ya da dünya barışını ilgilendiren her soruna bakmaya yetkilidir.

4. Cemiyet’in her Üyesi Genel Kurulda en çok üç Temsilci bulundurabilir; her üyenin yalnız bir oyu vardır.

MADDE 4

1. Konsey, Müttefik ve Ortak Başlıca Devletlerin Temsilcileri ile Cemiyet’in başka dört üyesinden oluşur. Cemiyet’in bu dört üyesini Genel Kurul dilediği gibi ve dilediği zamanlarda seçer. Genel Kurulca bu dört üyenin ilk seçimine kadar, Belçika, Brezilya, İspanya ve Yunanistan Temsilcileri Konsey üyesi olacaklardır.

2. Konsey, Genel Kurul çoğunluğunun uygun bulmasıyla, bundan böyle Konseyde sürekli olarak temsil edilmek üzere başka Üyeler de seçebilir. Konsey, yine Genel Kurul çoğunluğunun uygun bulmasıyla, Konseyde temsil edilmek üzere Genel Kurulca seçilecek Cemiyet üyelerinin sayısını arttırabilir.

3. Konsey, koşullar gerekli kıldığı zamanlarda ve yılda en az bir kez, Cemiyet Merkezinde ya da kararlaştırılacak bir başka yerde toplanır. .

4. Konsey, toplantılarında, Cemiyet’in görev alanına giren ya da dünya barışını ilgilendiren her sorunu ele almağa yetkilidir.

5. Konseyde temsil edilmeyen herhangi bir Cemiyet Üyesi, kendisini özellikle ilgilendiren bir sorun Konseyde görüşüldüğü zaman, Konseye bir Temsilci göndererek, Konsey üyesi sıfatıyla katılmağa çağırılır.

6. Konseyde temsil edilen her Cemiyet Üyesinin yalnız bir oyu ve bir Temsilcisi vardır.

MADDE 5

1. İşbu Misak’ta ya da İşbu Andlaşma hükümlerinde açıkça başka türlü öngörülen durumlar dışında, Genel Kurulun ya da Konseyin kararlan, toplantıda temsil edilen Cemiyet Üyelerinin oybirliğiyle alınır.

2. Belirli sorunlara ilişkin olarak soruşturma yapmakla görevlendirilmiş komisyonların atanmasını da kapsamak üzere, Genel Kurul ya da Konsey toplantılarında ortaya çıkan bütün usul sorunları, Genel Kurulca ya da Konseyce düzenlenir ve toplantıda temsil edilen Cemiyet üyelerinin çoğunluğuyla karara bağlanır.

3. Genel Kurulun ilk toplantısı ile Konseyin ilk toplantısı, Amerika Birleşik Devletleri Başkanının çağrısı üzerine yapılacaktır.

MADDE 6

1. Sürekli Sekreterlik, Cemiyet’in Merkezinde kurulmuştur. Sürekli Sekreterlik, bir Genel Sekreter ile gerekli görülecek sekreterlerden ve personelden oluşur.

2. İlk Genel Sekreter Ek’te gösterilmiştir. Bundan sonrası için, Genel Sekreter, Genel Kurulun çoğunluk kararıyla uygun bulması üzerine, Konseyce atanacaktır.

3. Sekreterler ve Sekreterlik personeli, Konseyin uygun bulması üzerine, Genel Sekreterce atanırlar.

4. Cemiyet’in Genel Sekreteri, bu sıfatıyla, Genel Kurulun ve Konseyin de Genel Sekreterliğini yapacaktır.

5. Sekreterliğin giderleri, Evrensel Posta Birliği’nin Uluslararası Bürosu için saptanmış oranlar içinde, Cemiyet Üyelerince paylaşılacaktır.

MADDE 7

1. Cemiyet’in Merkezi, Cenevre’de kurulmuştur.

2. Konsey, bu Merkezi bir başka yerde kurmağa her an karar verebilir.

3. Cemiyet’in bütün hizmetlerinde ya da, Sekreterliği de kapsamak üzere, bunlara bağlı bütün dairelerde, kadınlarla erkekler eşit olarak görev alabileceklerdir.

4. Cemiyet Üyelerinin Temsilcileri ve Cemiyet görevlileri, görevlerini yaptıkları sırada, diplomasi ayrıcalıklarından ve bağışıklıklarından yararlanırlar.

5. Cemiyet’in, Cemiyet bürolarının yerleşmiş bulunduğu, ya da Cemiyet’in toplantılarının yapıldığı yapıların ve alanların dokunulmazlığı vardır.

MADDE 8

1. Cemiyet Üyeleri, barışın sürdürülmesi için, ulusal silâhların, ulusal güvenlikle ortak bir eylemin gerekli kıldığı uluslararası yükümlülüklerin yerine getirilmesiyle bağdaşabilecek en düşük bir düzeye indirilmesi zorunluluğunu kabul ederler.

2. Konsey, her Devletin coğrafya durumunu ve içinde bulunduğu özel koşulları göz önünde tutarak, çeşitli Hükümetlerin incelemesine ve kararına sunulmak üzere, bu indirimin plânlarını hazırlar.

3. Bu plânlar, en az her on yılda bir, yeniden incelenecek ve, gerekirse, değiştirilecektir.

4. Çeşitli Hükümetlerin bu plânları kabulünden sonra, böylece saptanan silâhların sınırı, Konseyin rızası olmadıkça asılamayacaktır.

5. Cemiyet Üyeleri, silâhların ve savaş gereçlerinin özel girişimce yapımının büyük sakıncalara yol açtığı görüşüyle, Konseyi, Cemiyet Üyelerinin güvenliklerine yetecek silâhlarla savaş gereçlerini kendileri yapamayan Cemiyet Üyelerinin gereksinmelerini de göz önünde tutarak, bunun kötü sonuçlarını önleyecek önlemleri salık vermekle görevlendirirler.

6. Cemiyet Üyeleri, silâhlarının erişmiş olduğu düzeye, kara, deniz ve hava kuvvetlerinin programlarına ve savaşta kullanılmağa elverişli olan endüstrilerinin durumuna ilişkin bütün bilgileri en açık yüreklilikle ve eksiksiz olarak birbirlerine vermeği yükümlenirler.

MADDE 9

Misak’ın 1. ve 8. Maddeleri hükümlerinin yürütülmesi ve, genel olarak, kara, deniz ve hava kuvvetlerine ilişkin sorunlar üzerinde Konseye görüşünü bildirmek üzere sürekli bir Komisyon kuracaklardır.

MADDE 10

Cemiyet Üyeleri, bütün Cemiyet üyelerinin ülke bütünlüklerine ve şimdiki siyasal bağımsızlıklarına saygı göstermeği ve bunları dışarıdan gelecek herhangi bir saldırıya karşı korumayı yükümlenirler. Saldırı, saldırı tehdidi ya da tehlikesi durumunda, Konsey, bu yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlayacak yolları belirtir.

MADDE 11

1. Cemiyet Üyelerinden birine doğrudan doğruya dokunsun ya da dokunmasın, her savaşın ya da savaş tehdidinin bütün Cemiyet’i ilgilendirdiği ve Cemiyet’in ulusların barışını etkin bir biçimde korumaya özgü önlemleri almakla yükümlü olduğu kesin olarak açıklanır. Böyle bir durumda, Cemiyet’in herhangi bir Üyesinin istemesi üzerine, Genel Sekreter, Konseyi hemen toplantıya çağırır.

2. Bundan başka, Cemiyet’in herhangi bir Üyesinin, uluslararası ilişkileri etkileyecek nitelikte olan ve sonuç olarak uluslar arasındaki barışı ve bansın dayandığı iyi geçinmeyi bozacak bir durum üzerine Genel Kurulun ya da Konseyin dikkatini dostça çekmek hakkı olduğu da açıklanır.

MADDE 12

1. Cemiyet’in bütün üyeleri, aralarında ilişkilerin kesilmesine varabilecek nitelikte bir anlaşmazlık çıkarsa, bu anlaşmazlığı ya hakemliğe ya da Konseyin incelemesine sunmayı kabul etmektedirler. Cemiyet Üyeleri, hakemlerin kararından ya da Konseyin raporundan sonra üç aylık bir süre geçinceye kadar, hiçbir durumda savaşa başvurmamağı da kabul ederler.

2. Bu maddede öngörülen bütün durumlarda, hakemlerin kararının akla yatkın bir süre içinde verilmesi ve Konsey raporunun, anlaşmazlık Konseye sunulduğu günden başlayarak, altı ay içinde hazırlanmış bulunması gerekir.

MADDE 13

1. Cemiyet Üyeleri, aralarında, hakemlikle çözüme elverişli saydıkları bir anlaşmazlık çıkarsa ve bu anlaşmazlık diplomasi yoluyla istekleri karşılar bir biçimde çözülemezse, bu sorunun tümüyle hakemliğe sunulacağını kabul ederler.

2. Genel olarak hakemlikle çözüme elverişli anlaşmazlıklar arasında, bir andlaşmanın yorumlanmasına, herhangi bir uluslararası hukuk sorununa, doğruluğu saptanırsa uluslararası bir yükümlülüğe aykırılık oluşturabilecek bir olgunun gerçekliğine ya da böyle bir aykırılığın getirdiği ödencenin (2) [tazminatın] niteliğine ya da kapsamına ilişkin anlaşmazlıklar gösterilebilir.

3. Anlaşmazlığın sunulduğu Hakemlik Mahkemesi, Tarafların gösterdikleri ya da daha önce yapılmış sözleşmelerde öngörülen mahkemedir.

4. Cemiyet üyeleri, verilen kararları iyi niyetle yerine getirmeği, bu kararlara uyacak hiçbir Cemiyet üyesine karşı savaşa başvurmamağı yükümlenirler. Kararın yerine getirilmemesi durumunda, Konsey bunu sağlayacak önlemleri önerir.

MADDE 14

Konsey, bir Uluslararası Sürekli Adalet Divanı tasarısı hazırlamakla ve bu tasarıyı Cemiyet Üyelerine sunmakla görevlendirilmiştir. Bu Divan, Tarafların kendisine sunacakları uluslararası nitelikte her türlü anlaşmazlıklara bakacaktır. Divan, Konseyin ya da Genel Kurulun kendisine göndereceği her türlü anlaşmazlık ya da sorun üzerinde danışma görüşleri [istişarî mütalaalar] de verecektir.

MADDE 15

1. Cemiyet Üyeleri, aralarında ilişkilerin kesilmesini doğurabilecek nitelikte bir anlaşmazlık çıkarsa, ve bu anlaşmazlık 13. Maddede öngörülen hakemliğe sunulmazsa, anlaşmazlığı Konseye götürmeyi kabul ederler. Bu bakımdan, üyelerden birinin, tam bir soruşturma ve inceleme için her türlü önlemleri alacak olan Genel Sekretere bu anlaşmazlığı bildirmesi yeterlidir.

2. Taraflar, davalarının açıklanmasını, kanıtlayıcı bütün olgular ve belgelerle birlikte, en kısa süre içinde Genel Sekretere vermelidirler. Konsey, bunların hemen yayınlanmasını buyurabilir.

3. Konsey, anlaşmazlığın çözülmesini sağlamağa çalışır; Konsey bunu başarırsa, yararlı saydığı ölçüde, olguları, bunların açıklamalarını ve önerdiği çözümü gösteren bir açıklama yayınlar.

4. Anlaşmazlık çözülememişse, Konsey, anlaşmazlıkla ilgili olguları, hak gözetirliğe (3) ve bu anlaşmazlığa en uygun sayarak salık verdiği çözümleri bildirmek üzere, oybirliğiyle ya da çoğunlukla kabul edilen, bir rapor kaleme alır ve bu raporu yayınlar.

5. Konseyde temsil edilen Cemiyet Üyelerinden her biri de, anlaşmazlığın olgularına ve kendisinin varmış olduğu sonuçlara ilişkin bir açıklama yayınlayabilir.

6. Konseyin raporu, anlaşmazlığa Taraf bulunan Devletlerin Temsilcilerinin oylan hesaba katılmaksızın, oybirliği ile kabul edilmişse, Cemiyet Üyeleri, raporun içerdiği kararlara uygun hareket eden hiçbir Taraf Devlete karşı savaşa başvurmamayı taahhüt eder.

7. Konseyin raporu, anlaşmazlığa Taraf bulunan Devletlerin Temsilcilerinin oylan hesaba katılmaksızın, oybirliği ile kabul edilmişse, Cemiyet Üyeleri, hukuku ve adaleti korumak için gerekli görecekleri biçimde davranmak hakkını ellerinde tutarlar.

8. Taraflardan biri, anlaşmazlığın uluslararası hukukun yalnız bu Tarafın ulusal yetkisine bıraktığı bir soruna ilişkin olduğunu öne sürerse ve Konsey de bunu kabul ederse, Konsey bunu raporunda belirtecek, ancak hiçbir çözüm salık vermeyecektir.

9. İşbu Maddede öngörülen bütün durumlarda, Konsey anlaşmazlığı Genel Kurula götürebilir. Taraflardan birinin istemesi üzerine de, Genel Kurul -bu istem, anlaşmazlığın Konseye sunulmasından başlayarak on dört gün içinde yapılmış olmak koşuluyla anlaşmazlığa bakacaktır.

10. Genel Kurula sunulan her sorunda, Konseyin eylemine ve yetkilerine ilişkin işbu Maddenin ve 12. Maddenin hükümleri, Genel Kurulun eylemine ve yetkilerine de uygulanır. Genel Kurulda her soruna ilişkin olarak, Tarafların Temsilcileri dışında, Konseyde temsil edilen bütün Cemiyet Üyelerinin ve Cemiyet’in öteki Üyelerinden bir çoğunluğun uygun bulmasıyla hazırlanmış olan bir rapor, Konseyde Tarafların Temsilcileri dışında, Üyelerin oybirliğiyle hazırlanmış olan bir raporla eşdeğerde olacaktır.

MADDE 16

1. Cemiyet üyelerinden biri, 12., 13. ya da 15. maddelerdeki yükümlülüklerine aykırı olarak savaşa başvurursa, Cemiyet’in bütün öteki üyelerine karşı, bu davranışıyla ipso facto bir savaş eyleminde bulunmuş sayılır. Bu üyeler onunla, ticaret ya da maliye ilişkilerini hemen kesmeği, kendi uyruklarıyla Misak’a aykırı davranan Devletin uyrukları arasında her türlü ilişkileri yasaklamağı ve Misak’a aykırı davranan bu Devletin uyrukları ile, Cemiyet üyesi olsun ya da olmasın, başka herhangi bir Devletin uyrukları arasında ticaret, maliye ilişkileriyle kişisel ilişkileri kesmeği yükümlenirler.

2. Bu durumda, Konsey, ilgili çeşitli Hükümetlere, Cemiyet yükümlülüklerine saygı göstermeği sağlayacak Silâhlı Kuvvetlere Cemiyet üyelerinden her birinin katacağı kara, deniz ve hava birlikleri konusunda öğütlemelerde [tavsiyelerde] bulunmakla görevlidir.

3. Cemiyet üyeleri, bundan başka, işbu madde gereğince alınacak ekonomik ve malî önlemlerin uygulanmasında, bunlardan doğabilecek zararları ve sakıncaları en az [minimum] düzeye indirmek için, birbirlerine karşılıklı yardımda bulunmağı kabul etmektedirler. Bunun gibi, Üye Devletler, Misak’a aykırı davranan Devletçe içlerinden birine yöneltilen herhangi bir özel önleme karşı direnmek için de, birbirlerine karşılıklı yardımda bulunacaklardır. Üye Devletler, Cemiyet’in yükümlülüklerine saygı gösterilmesini sağlamak için ortak eyleme katılan her Cemiyet üyesinin kuvvetlerinin kendi ülkesinden geçmesini kolaylaştırmak üzere gerekli önlemleri alacaklardır.

4. Misak’tan doğan yükümlülüklerden herhangi birine aykırı davranmaktan suçlu olan her Üye, Cemiyet’ten çıkartılabilir. Bu çıkartmaya, Konseyde temsil edilen bütün öteki üyelerin oybirliğiyle karar verilir.

MADDE 17

1. Yalnız biri Cemiyet üyesi olan ya da hiçbiri Cemiyet üyesi olmayan iki Devlet arasında bir anlaşmazlık çıkması durumunda, Cemiyet üyesi olmayan Devlet ya da Devletler, anlaşmazlığı çözmek için, Konseyin uygun göreceği koşullar altında, Cemiyet Üyeleri için uyulması zorunlu olan yükümlülüklere bağlı olmaya çağırılırlar. Bu çağın kabul edilirse, 12. maddeden 16. maddeye kadar olan maddeler, Konseyin gerekli göreceği değişikliklerle, uygulanır.

2. Bu çağında bulunur bulunmaz, Konsey, hemen anlaşmazlığın çeşitli yönleri üzerinde bir soruşturma açar ve bu özel duruma, kendisine en uygun ve en etkin görünen önlemi önerir.

3. Çağırılan Devlet, anlaşmazlığın çözümü için Cemiyet üyelerine düşen yükümlülükleri kabul etmeyerek, Cemiyet’e Üye Devletlerden birine karşı savaşa başvurursa, bu Devlete, 16. Madde hükümleri uygulanır.

3. Çağırılan iki Taraf da, anlaşmazlığın çözümü için Cemiyet üyelerine düşen yükümlülükleri kabul etmezlerse, Konsey, çatışmaları önleyecek ve anlaşmazlığın çözüme bağlanmasını sağlayacak her türlü önlemleri alabilir ve her türlü önerilerde bulunabilir.

MADDE 18

Cemiyet Üyelerinden birinin ileride yapacağı her andlaşma ya da uluslararası bağıtlanma, Sekreterlikçe kütüğe yazılacak [tescil edilecek] ve olabilen en kısa süre içinde yayınlanacaktır. Bu andlaşma ya da uluslararası bağıtlanmalardan hiçbiri, kütüğe yazılmadan önce bağlayıcı güçte olmayacaktır.

MADDE 19

Genel Kurul, zaman zaman, Cemiyet üyelerini, uygulanmaz duruma gelmiş andlaşmaların ve süregitmesi dünya barışını tehlikeye sokabilecek uluslararası durumların yeniden gözden geçirilmesine çağırabilir.

MADDE 20

1. Cemiyet üyeleri, işbu Misak’ın, Misak hükümleriyle bağdaşmayan, aralarındaki bütün yükümlülükleri ya da andlaşmaları sona erdirdiğim, her biri kendi bakımından kabul ederler ve gelecekte bu çeşit hiçbir bağıtlanmaya girmemeyi resmen yükümlenirler.

2. Üye Devletlerden biri, Cemiyet’e üye oluşundan önce, Misak hükümleriyle bağdaşmaz yükümlülükler altına girmişse, bu yükümlülüklerden kurtulmak için hemen gerekli önlemleri almak zorundadır.

MADDE 21

Barışın süregitmesini sağlayan hakemlik andlaşmaları gibi uluslararası üstlenmeler ve Monroe Doktrini gibi bölgesel anlaşmalar, işbu Misak’ın hiçbir hükmüyle bağdaşmaz sayılmayacaktır.

MADDE 22

1. Savaştan sonra, daha önce kendilerini yöneten Devletlerin egemenliğine bağlı olmaktan çıkmış ve çağdaş dünyanın özellikle güç koşulları altında kendi kendilerini yönetme yeteneğinden henüz yoksun halkların oturduğu sömürgelere ve ülkelere şu ilkeler uygulanır: Bu hakların gönençleri ve gelişmeleri kutsal bir uygarlık görevidir ve bu görevin yerine getirilmesi için işbu Misak’a güvenceler konulması gerekir.

2. Bu ilkenin uygulamada gerçekleştirilmesi için en iyi yöntem, bu halkların korunmanlığı [vesayetini], kaynakları, görgüleri ya da coğrafya durumları bakımından, bu sorumluluğu yüklenmeğe en elverişli bulunan ve bunu kabule razı olan uluslara emanet etmektir. Bunlar mandat’yı (4) , mandataire (5) sıfatıyla ve Cemiyet adına yapacaklardır.

3.Mandataire’liğin niteliği, halkın gelişme derecesine, ülkenin coğrafya durumuna, ekonomik koşullarına ve buna benzer bütün öteki durumlara göre değişik olmasını gerektirmektedir.

4. Eskiden Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bulunan kimi topluluklar, kendi kendilerini yönetmeye yetenekli olacakları zamana kadar, yönetimlerine bir mandataire’in öğütleri ve yardımı kılavuz olmak koşuluyla, bağımsız uluslar olarak varlıkları geçici nitelikte tanınabilecek bir gelişme düzeyine erişmişlerdir. Mandataire’in seçilmesinde, her şeyden önce, bu toplulukların dilekleri göz önünde tutulmalıdır.

5. Öteki halkların, özellikle Orta Afrika halklarının, içinde bulundukları gelişme derecesi, mandataire’in, buralarda ülkenin yönetimini, köle ticareti, silah ve alkol alımsatımı gibi kötüye kullanmaları yasaklamayı; kamu düzeniyle ahlak kurallarının sürdürülmesinin gerektirdiklerinden başka kısıtlamalara bağlı olmaksızın, inanç ve din özgürlüğünü sağlamayı; berkitilmiş yerler [tahkimat] ya da kara ve deniz üsleri kurmayı ve yerli halka ülkenin kolluk [zabıta] düzenini ve savunmasını sağlamak amacı dışında, askerlik eğitimini yasaklamağı güvence altına alacak ve, aynı zamanda, Cemiyet’in öteki üyelerine de alışveriş ve ticaret konularında eşit olanaklar sağlayacak koşullar içinde, üstüne almasını gerektirmektedir.

6. Son olarak, Afrika’nın Güney Batısı ve kimi Güney Pasifik Adaları gibi ülkeler vardır ki, bunlar, nüfus yoğunluğunun azlığı, yüzölçümünün küçüklüğü, uygarlık merkezlerinden uzaklığı, mandataire’in ülkesine bitişikliği ya da birtakım başka durumlar yüzünden, yerli halkın yararına, yukarıda sözü edilen güvenceler saklı kalmak koşuluyla, en iyi biçimde ancak mandataire’in yasaları ile ve sanki kendi ülkesinin bir parçasıymış gibi yönetebilirler.

7. Her bir durumda, mandataire, yönetimini üzerine aldığı ülkeye ilişkin olarak, Konseye yıllık bir rapor gönderecektir.

8. Mandataire’in kullanacağı yetkenin [otoritenin], denetimin ya da yönetimin derecesi, Cemiyet Üyeleri arasında önceden yapılmış bir sözleşmeye konu olmamışsa, bunlar, her bir durumda, konseyce kesin olarak saptanacaktır.

9. Mandataire’lerin yıllık raporlarını almak, incelemek ve mandat’ların yürütülmesine ilişkin bütün sorunlar üzerinde Konseye görüş bildirmekle görevli, bir sürekli Komisyon kurulacaktır.

MADDE 23

Milletler Cemiyeti Üyeleri, şimdi var olan ya da sonradan yapılabilecek uluslararası sözleşmelerin hükümlerine uygun olmak ve bunlar saklı tutulmak koşuluyla:

a) kendi ülkelerinde olduğu gibi, ticaret ve endüstri ilişkilerinin kapsamına giren bütün öteki ülkelerde, erkeklere, kadınlara ve çocuklara hakgözetir (6) ve insancıl çalışma koşulları sağlamağa ve bu koşulları sürdürmeğe ve bu amaca erişmek üzere, gerekli uluslararası örgütleri kurmağa ve yaşatmağa çaba göstereceklerdir;

b) yönetimleri altındaki ülkelerde yerli halka hakgözetir (7) davranmayı yükümlenirler;

c) kadın ve çocuk ticaretine, afyon ve buna benzer zararlı maddelerin alım-satımına ilişkin anlaşmaların genel denetimi ile Cemiyet’i görevlendirirler;

d) silâh ve cephane ticaretinin denetiminin kamu yararı için zorunlu bulunduğu ülkelerde, bu ticaretin genel denetimi ile Cemiyet’i görevlendirirler;

e) ulaşım ve transit özgürlüğünün güvence altına alınması ve sürdürülmesi ve Cemiyet’in bütün üyelerine ticaret konusunda hakgözetir (8) bir işlem yapılmasını sağlamak için gerekli önlemleri alacaklardır. Bu konuyla ilgili olarak, 1914-1918 savaşı sırasında yakılıp yıkılmış olan bölgelerin özel gereksinmeleri göz önünde tutulacaktır;

f) hastalıkları önlemek ve bunlarla savaşmak için uluslararası önlemler almaya çalışacaklardır.

MADDE 24

1. Çok taraflı andlaşmalarla daha önce kurulmuş bütün uluslararası bürolar, Tarafların kabul etmeleri koşuluyla, Cemiyet’in yetkisi altına konulacaktır, ileride kurulacak bütün başka uluslararası bürolar ve uluslararası nitelikte sorunların çözülmesiyle ilgili Komisyonlar Cemiyet’in yetkisi altına konulacaktır.

2. Genel sözleşmelerle düzenlenen, ancak uluslararası büroların ya da komisyonların denetimine girmeyen uluslararası nitelikteki bütün sorunlar için, Cemiyet Sekreterliği, Taraflar isterlerse ve Konsey kabul ederse, yararlı tüm bilgileri toplamak, dağıtmak ve gereken ya da istenen yardımlarda bulunmak zorundadır. Konsey, Cemiyet’in yetkisi altında bulunan herhangi bir büronun ya da komisyonun giderlerini sekreterlik giderleri içine sokabilir.

MADDE 25

Cemiyet üyeleri, sağlığın geliştirilmesi, hastalıklara karşı önleyici önlemler alınması ve bütün dünyada çekilen acıların azaltılması amaçlarını güden, gereği gibi yetkili kılınmış ulusal Kızıl-Haç gönüllü örgütlerinin kurulmasını ve bunların aralarında işbirliği yapmalarını desteklemeği ve kolaylaştırmağı yükümlenirler.

MADDE 26

1. İşbu Misak’ta yapılacak değişiklikler, Temsilcileri Konseyi oluşturan Cemiyet üyelerince ve Temsilcileri Genel Kurulu oluşturan üyelerin çoğunluğunca onaylanır onaylanmaz yürürlüğe girecektir.

2. Cemiyet’in her Üyesi, Misak’ta yapılan değişiklikleri kabul etmemekte özgürdür; bu durumda, Cemiyet’in Üyesi olmaktan çıkmış olur.

MADDE 26

1. İşbu Misak’ta yapılacak değişiklikler, Temsilcileri Konseyi oluşturan Cemiyet üyelerince ve Temsilcileri Genel Kurulu oluşturan üyelerin çoğunluğunca onaylanır onaylanmaz yürürlüğe girecektir.

2. Cemiyet’in her Üyesi, Misak’ta yapılan değişiklikleri kabul etmemekte özgürdür; bu durumda, Cemiyet’in Üyesi olmaktan çıkmış olur.

EK

I. MİLLETLER CEMİYETİ’NİN ASIL ÜYELERİ (9)

Amerika Birleşik Devletleri

Haiti

Belçika

Hicaz

Bolivya

Honduras

Brezilya

İtalya

Britanya İmparatorluğu

Japonya

Kanada

Liberya

Avustralya

Nikaragua

Güney Afrika

Panama

Yeni-Zelanda

Peru

Hindistan

Polonya

Çin

Portekiz

Küba

Romanya

Ekuvador

Sırp-Hırvat-Sloven Devleti

Fransa

Siam

Yunanistan

Çekoslovakya

Guatemala

Uruguay

MİSAK’A KATILMAYA ÇAĞIRILAN DEVLETLER (10)

Arjantin

Hollanda

Şili

Iran

Kolombiya

Salvador

Danimarka

İsveç

İspanya

İsviçre

Norveç

Venezüella

Paraguay

II. MİLLETLER CEMİYETİ’NİN İLK GENEL SEKRETERİ

Sayın Sir James Eric DRUMMOND, K.C.M.G., C.B.

Birinci Bölümün (Milletler Cemiyeti Misakı) 4. Maddesinde belirtilen Başlıca Müttefik ve Ortak Devletler, Almanya ile yapılan 28 Haziran 1919 tarihli Barış Andlaşmasında belirtilen Başlıca Müttefik ve Ortak Devletlerdir.

1) İngilizce metne göre “uluslararası barışı”, Fransızca metne göre “kendilerine barışı”, İtalyanca metne göre “Devletlere barışı” biçiminde çevirmek gerekmektedir. Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde “milletlere sulh” denilmektedir. (Çevirenler)

2) Sayın Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, “tazminat” karşılığı olarak “ödence” terimini kullanmaktadır: Türkçeleştirilmiş Metinleriyle. Birlikte Türk Medenî Kanunu ve Borçlar Kanunu. Üçüncü cilt: Terim ve Sözcükler Kılavuzu, Türk Dil Kurumu yayını, Ankara, 1975, s. 1065. (Çevirenler)

3) Fransızca metinde “leş plus £quitables”, İngilizce metinde “just”, İtalyanca metinde “piû giuste”, Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde “en mukarin-i adalet”. (Çevirenler)

4) Fransızca metinde “mandat”, İngilizce metinde “mandate”, İtalyanca metinde “mandato”, Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde “vesayet” denilmektedir. Biz, dilimizde manda biçiminde kötü bir ünü olan bu sözcüğü olduğu gibi almayı uygun gördük; ancak, Fransızca yazılışını kullandık. (Çevirenler)

5) Fransızca metinde “mandataire”, İngilizce metinde “Mandatories”, İtalyanca metinde “mandatorie”, Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde “mandater”. (Çevirenler)

6) Fransızca metinde “equitables”, İngilizce metinde “fair”, İtalyanca metinde “eque” denilmektedir. Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde “hakkaniyet”. (Çevirenler)

7) Fransızca metinde **equitable”, İngilizce metinde “just”, İtalyanca metinde “equo” denilmektedir. Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde “âdilâne”. (Çevirenler)

8) Fransızca metinde **equitable”, İngilizce metinde “equitable”, İtalyanca metinde “equo”, Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde **muhikkane”. (Çevirenler)

9) ve 10) Fransız abecesine göre. (Çevirenler)

28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü

0

28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından, meslek hastalıkları ve iş kazalarının önlenmesi amacıyla alınan kararla, 2003 yılından itibaren, her yıl farklı bir tema ile kutlanmaktadır. Dünyanın birçok yerinde, ulusal makamlar, sendikalar, işveren örgütleri ve güvenlik ve sağlık uygulayıcıları bu tarihi kutlamak için etkinlikler düzenlemektedir. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Günü Türkiye’de ilk kez 28 Nisan 2015’de Ankara’da bir günlük bir toplantıyla kutlanmıştır.

28 Nisan tarihi, bazı ülkelerde halen “Dünya İş Kazası Kurbanlarını Anma Günü” olarak da kutlanmaktadır. 28 Nisan, 1996 yılından itibaren sendikal hareket tarafından dünya çapında düzenlenen Ölü ve Yaralı İşçiler İçin Uluslararası Anma Günü, dünya çapında bilinçlendirme kampanyalarına sahne olmakta, ayrıca iş kazaları ve hastalıkları mağdurlarının hatıraları canlandırılmaktadır. ILO, 2003 yılında, sendikal hareketin talebi üzerine 28 Nisan kampanyasına dahil olarak 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’nü ilan etmiştir.

Uluslararası bir dikkat oluşturarak sorunun büyüklüğünü anlatmak, işyerlerinde can güvenliği ve sağlık kültürünü teşvik etmek, işle ilgili ölümler ve yaralanmaların sayısını azaltmak için bilinçlendirme kampanyası yapmak bu günün özel amacıdır.

28 Nisan, işçi sendikaları, işveren örgütleri ve hükumet temsilcileri arasında mesleki güvenlik ve sağlık konusunda uluslararası farkındalık yaratmak için özel bir gün olarak görülmektedir.

İş sağlığı ve güvenliği konusunda farkındalığın artırılmasını hedefleyen Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Gününün 2016 yılı teması “İşyeri Stresi” olarak belirlenmiştir. ILO tarafından 2019 yılı 28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Günü teması “Güvenli ve Sağlıklı Bir İş Geleceği” olarak belirlenmiştir. ILO, 2020 yılında 28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’nün temasını ”Salgını durdurun: İş Sağlığı ve Güvenliği Hayat Kurtarabilir” olarak belirlemiştir.

İş Kazaları

Dünyada her yıl, yaklaşık üç milyon çalışan iş kazası ve işle ilgili hastalıklar nedeniyle  yaşamını yitirmekte; 374 milyon çalışan önlenebilir olmasına karşın iş kazası geçirmektedir. Türkiye’de ise her 6 dakikada bir iş kazası olmakta, her 6 saatte de bir işçi yaşamını yaşamını yaşamını yitirmekte, her gün ortalama dört işçi evine dönememektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin 2019 raporuna göre en az 1736 işçi; 2020’nin ilk üç ayında ise en az 356 işçi ölmüştür. 11 Mart-10 Nisan arasında #Covid19 nedeniyle en az 52 işçi ölmüştür. Uluslarası Çalışma Örgütü verilerine göre dünyada  her yıl  milyonlarca insan çalışma yaşamında ölmekte, 300 milyondan fazla insan iş kazasına maruz kalmakta, hastalanmakta, zehirlenmektedir. Çalışırken ölen insanların sayısı savaşlarda ölen insan sayısından çok daha fazladır.

Birleşmiş Milletlerin önceki Genel Sekreteri Kofi Annan; “Çalışma yaşamında Güvenlik ve Sağlık yalnızca sağlam bir ekonomik politika değildir, aynı zamanda temel bir insan hakkıdır.”

Teknolojik gelişme, çevresel, ve demografik değişimler çalışma yaşamını yeniden şekillendirmekte, yeni sağlık riskleri ortaya çıkmaya devam etmektedir.  İş kazalarının etkin bir şekilde önlenmesi ve sürdürülebilir kalkınma yeni dönemin anahtar kavramları olarak ortaya çıkmaktadır. Hükumetler ve çalışma yaşamı paydaşları insan merkezli yaklaşıma davet edilmekte, iş kazaları için gereken tüm tedbirlerin alınması hedeflenmektedir. Çalışma yaşamının tüm süreçlerinde çalışanlara İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimlerinin eksiksiz olarak verilmesi, iş kazalarının önlenmesi için diğer bir etkin mekanizmadır.

Sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmak bir insan hakkıdır; bu hakkın gerçek anlamda yaşama geçebilmesi ve kullanılabilmesi için tüm önlemlerin alınması kamu otoritelerinin görevidir.

Bu çerçevede, 28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Günü ile, iş kazaları ve işle ilgili hastalıklar nedeniyle yitirilen çalışanların anılması ve işle ilgili sağlık sorunlarının boyutlarına dikkati çekmek suretiyle tüm paydaşlar tarafından önleyici yaklaşımın benimsenmesi, sağlık ve güvenlik kültürünün işyerlerinde, toplumda ve tüm dünyada oluşturulmasına katkı sağlamak hedeflenmektedir.

ILO, Covid-19 ile mücadeleyi belirtmek için hazırlamış 2020 yılına ait temayı; ”Salgını durdurun: İş Sağlığı ve Güvenliği Hayat Kurtarabilir” olarak belirlemiştir. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü, COVID-19 pandemisine odaklanarak, işyerinde bulaşıcı hastalıkların artmasını önlemeyi amaçlamaktadır. İşyerlerinde güvenli uygulamaların benimsenmesi ve iş sağlığı ve güvenliği (İSG) hizmetlerinin oynadığı rol hakkında farkındalığı artırmak için çaba gösterilmektedir.  Orta ve uzun vadede alınacak önlemlerle ulusal ve kurumsal düzeylerde İş Sağlı ve Güvenliği yönetim sistemlerine ve politikalarının entegrasyonuna odaklanmak insanlığın ortak çıkarı olarak öne çıkmaktadır. ILO, 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Gününe özel olarak online bir seminer organize etmiş, bu seminer ile işçilerin yaşamlarını korumak, iş sürekliliğini sağlamak, işyerinde güvenlik ve sağlık koşullarını oluşturmak için küresel diyaloğu ön plana çıkarmıştır. 
28 Nisan Dünya İş Kazası Kurbanlarını Anma Günü / Ölü ve Yaralı İşçiler İçin Uluslararası Yas Günü
28 Nisan’ın ILO tarafından kabul edilene kadar geçen sürede; uluslararası toplum tarafından bir anma günü olarak benimsenmesine ilişkin tarihçe 1914 yılına kadar uzanmaktadır. 28 Nisan’ın seçilme sebebi; İş Kazalarından doğan sorumluluğun işveren tarafından tazmin edilmesine ilişkin hukuki bir kararın Kanada’da 1914 yılında ilk defa tescil edilmesidir. Kanada’nın en büyük çalışan birliği olan Kanada Kamu Çalışanları Sendikası (CUPE) 1984 yılında 28 Nisan’ı Yas Günü olarak hayata geçirmiştir. Kanada Sendikalar Konfederasyonu bir sene sonra bunu tek taraflı olarak ‘Ulusal Yas Günü’ ilan etmiştir. Kanada Devleti ise 1991 yılında 28 Nisan’ı resmi ‘Yas Günü’ ilan etmiştir. Daha sonra pek çok ülkede, sendikaların öncülüğünde “İş Kazası ve Meslek Hastalığı Kurbanlarını Anma günü” ya da “Ölü ve Yaralı İşçiler İçin Uluslararası Anma Günü” olarak kutlanmaya ve bu ülkelerin parlamentolarında da resmi ‘Yas Günü’ olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
Yas Günü, ABD’de 1989’da, İngiltere’de 1992 yılında kabul görmeye başlamıştır. Sonraki yıllarda; Arjantin, Belçika, Bermuda, Brezilya, Danimarka, Dominik Cumhuriyeti, Lüksemburg, Japonya, Zambia, Ukrayna, Moldavya, Malawi, Panama, Peru, Portekiz, İspanya, Tayland, Tayvan, Banladeş, Filistin, Malezya, Benin, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Macaristan, Malta, Nepal, Yeni Zelanda, Romanya, Singapur gibi ülkelerde sendikal hareketler tarafından yas günü olarak anmalar ve çeşitli etkinlikler yapılmıştır. Tüm dünyada oluşturulan kampanyalar sayesinde 2003 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü kabul edilmiştir.
Sendikalar ve sivil örgütler,  işyerlerinde yapılmakta, konferanslar, paneller ve etkinlikler yapılmakta; ölenlerin anısına ağaç dikme törenleri düzenlenmekte, mağdur ailelerle dayanışma sergilenmekte; mevcut işyerinden benzer kazaların olmaması için duyarlılık oluşturulmaya çalışılmaktadır. Dünyada en çok, “Ölenleri an, Kalanlar için mücadele et!” sloganı kullanılmaktadır.

28 Nisan Sağlıkçıya Şiddete Hayır Günü

0

28 Nisan Sağlıkçıya Şiddete Hayır Günü; sağlık hizmeti sunan sağlık çalışanlarının görevi sırasında hasta ve hasta yakınlarının şiddet, baskı, zor kullanarak değil, karşılıklı iyi niyet ve saygı çerçevesinde ulaşılması gerekliliğini vurgulamak ve farkındalığı arttırmak amacıyla ilan edilmiştir. 24 Eylül 2011’de İstanbul’da ‘Emeğe Saygı Şiddete Sıfır Tolerans Sempozyumunda, dönemin Sağlık Bakanı’na yapılan talep sonucunda 28 Nisan gününün ‘Sağlıkçıya Şiddete Hayır Günü’ olarak ilan edilmesine karar verilmiştir.

Sağlık Bakanlığı, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 54. maddesinde sağlık çalışanlarına hukuki yardım konusunu düzenlemiş bulunmaktadır. Buna göre, “bakanlık ve bağlı kuruluşlarında; sağlık hizmeti sunumu sırasında veya bu görevlerden dolayı personele karşı işlenen suçlar sebebiyle ceza hukuku kapsamında yürütülmekte olan işlemler ve davalarda personelin talebi üzerine Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınca hukukî yardım yapılacaktır. Sağlık çalışanlarına karşı yapılan fiili veya sözlü davranış Türk Ceza Kanununa göre en ağır biçimde cezalandırılacak, şiddet gören kişi bizzat devlet tarafından atanacak avukatlar tarafından hukuki işlemleri takip edilecek ve şiddet gören sağlık çalışanı hiçbir şekilde mali bir külfet altına girmeyecektir.

Sağlık Hizmeti ve Sağlık Çalışanlarına Karşı Şiddetin Önlenmesi

Sağlık hizmeti aynı ortak amacı taşıyan hasta–hekim iş birliğine dayanmaktadır. Hastanın sağlığına kavuşması, sağlık çalışanlarında hastayı sağlığına kavuşturması bu ortak amacı önemli ölçüde sekteye uğratmaktadır. Meydana gelen şiddet vak’alarının artış göstermesi kamuoyunu bilgilendirmek ve vicdanını harekete geçirmek amacıyla tüm yurtta farkındalığı arttıracak etkinlikler düzenlenmektedir.

Hastanın amacı sağlığına kavuşmak, sağlık çalışanın amacı ise kendisine başvuran hastayı sağlığına kavuşturmaktır. Bu ortak amaca şiddetle, baskıyla, zor kullanarak ulaşılması imkansızdır. Tarafların karşılıklı iyi niyet ve saygı içerisinde davranışları ortak amacı daha kolay sağlayacaktır. Şiddetin olduğu bir yerde sağlık hizmetinin yürütülmesi imkansızdır. Sağlık çalışanına uygulanan şiddetin, aslında hastanın kendi sağlığına karşı uyguladığı bir şiddet olduğunun toplumda yaşayan bireylere anlatılması gerekmektedir. Bir toplumsal sorun olan sağlık çalışanına yönelik şiddet sorunu ise vatandaş ve sağlık çalışanı el ele vererek sona erdirilebilecektir.

Sağlık hizmetleri sunulurken sağlık hizmeti sunanlar hizmet etiği ilkelerine uygun davranmalı; hizmet veren ve hizmet analar karşılıklı saygı ile hareket edilmelidir. Empati, hoşgörü ve iyi niyet temel prensip olmalı, nitelikli iletişim-diyalog kanalları açık tutulmalıdır. Sağlık hizmeti alanlar kendi yasal haklarının yanında vatandaşlık ödev ve sorumluluğuyla hareket etmelidirler. Yaşamın temel unsurlarından olan sağlık hizmetini sunan tüm sağlık çalışanlarına karşı uygulanan şiddet eylemlerinin ve saldırıların kınanarak şiddete karşı yargı sisteminin etkin şekilde çalıştırılması gerekmektedir.

Dünya Avukatlara Karşı Nazik Olma Günü

0
Uluslararası Avukatlara Nazik Olma Günü kutlu olsun

​Dünya Avukatlara Karşı Nazik Olma Günü (International Be Kind to Lawyers Day), avukatların toplumdaki vazgeçilmez rollerini takdir etmek amacıyla her yıl Nisan ayının ikinci Salı günü kutlanmaktadır.

​Dünya Avukatlara Karşı Nazik Olma Günü, resmî kurumlar yada Birleşmiş Milletler tarafından  desteklenmemektedir. Birleşmiş Milletler (BM) ve baro birliklerinin “Dünya Avukatlara Karşı Nazik Olma Günü” (International Be Kind to Lawyers Day) kapsamında resmi etkinlikler düzenlediğine dair belirli bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak, bazı hukuk odaklı organizasyonlar ve platformlar, avukatların önemini vurgulamak amacıyla bu günü tanımakta ve kutlamaktadır. Yeni Zelanda, ABD; Fiji ve Samoa ve diğer bazı ülkelerle dünyada bu günü kutlayan ilk ülkelerdendir.

Kutlama günü Türkiye’de henüz yaygınlaşmamıştır. Türkiye’de yaygın olarak 5 Nisan Türkiye Avukatlar Günü kutlanmaktadır. Ayrıca dünya çapında önemli bir gün olan 24 Ocak Tehlikedeki Günü, barolar ve hukuk kurumları tarafından dikkatle takip edilmektedir. 

Dünya Avukatlara Karşı Nazik Olma Günü’nü Doğuşu 

Bu özel gün, 2008 yılında iletişim uzmanı ve konuşma koçu Steve Hughes tarafından başlatılmıştır. Hughes, avukatların genellikle olumsuz algılandığını fark ederek, onların emeklerini ve katkılarını onurlandırmak için böyle bir gün oluşturmayı amaçlamıştır. Hughes, avukatların yılın 365 günü sevgiyi, saygıyı ve hayranlığı ve hak ettiğine inanarak bu günü bir farkındalığa çevirmiştir. Hughes, bu günü Nisan ayının ikinci Salı gününe denk getirmeyi seçmiştir.

Önemi

Uluslararası Avukatlara Nazik Karşı Olma GünüBu tarih, avukatların genellikle karşılaştığı olumsuz algıları dengelemek ve onların toplumdaki değerini vurgulamak amacı taşırmaktadır. Toplumun, avukatların hukuki rehberlik ve temsil konusundaki çabalarını takdir etmek için çeşitli etkinlikler düzenlemesi beklenmektedir. Avukatların müvekkillerine adil muamele sağlamak için yaptıkları çalışmaları takdir etmek için ayrılmıştır. Uluslararası Avukatlara Nazik Karşı Olma Günü’nde, avukatların müvekkiller için gösterilen özveri ve azim takdir edilmekte, onarın hukuk mücadelesi, çevremizi korumak, insan hakların savunmak hoşgörüsüzlükle, şiddet ve dünyayı etkileyen diğer haksızlıklarla mücadele etmek için çektikleri stres ve karşılaştıkları zorluklara dikkat çekilmektedir. Avukatların paha biçilmez hizmetine karşı onlara teşekkür etmek adalete olan güveni artıracaktır. 

27 Nisan – Hukuk Takvimi

0
27 Nisan - Hukuk Takvimi
27 Nisan – Hukuk Takvimi
1521 Portekizli kâşif Ferdinand Magellan Dünyanın dörtte üçünü kat ettikten sonra, Filipinler’de Maktan adasında yerlilerle giriştiği çatışmada öldürüldü.
1759 Kadın hakları savunucularının öncülerinden Mary Wollstonecraft, dünyaya geldi.. (Ölümü: 10 Eylül 1797) Kadınların erkeklerden yaratılış gereği daha değersiz olmadığını, eğitim verilmediği için bu şekilde kabul edildiğini savundu.
1820 İngiliz filozof ve sosyolog Herbert Spencer doğdu. (Ölümü: 8 Aralık 1903)
1871 Komün Yönetimi, patronların işçi ücretleri üzerinden ceza ve kesinti yapma uygulamasını yasakladı.
1882 Amerikan düşünür ve yazar Ralph Waldo Emerson yaşamını yitirdi. (d. 25 Mayıs 1803, Boston – ö. 27 Nisan 1882, Concord, Massachusetts)
1906 Yunan romancı ve avukat, Yorgos Teotokas dünyaya geldi. (27 Nisan 1906, İstanbul – 30 Ekim 1966, Atina) Çağdaş Yunan edebiyatının önemli temsilcilerinden biri idi.
1909 II. Abdülhamid, 33 yıl padişahlık yaptıktan sonra Meclis-i Mebusan’ın kararıyla, tahttan indirildi ve yerine V. Mehmed tahta getirildi.
1926 Türk-Romen Karma Hakem Mahkemesi  27 Nisan 1926 tarihinde kuruldu.
1927 Türkiye’de ilk radyo yayını başladı. Türk Telsiz Telefon A.Ş. adıyla çalışmalarına başlayan özel kuruluş, yayınlarını 1938’de devlet radyosu kurulana kadar sürdürdü.
1934
1937 İtalyan düşünür, siyasetçi ve sosyalist teorisyen Antonio Gramsci yaşamını yitirdi.  (Doğumu: 22 Ocak 1891)
1938 Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk antlaşması imzalandı. Antlaşma, 1930 Dostluk Antlaşması ve 1933 Samimi Paktı’na ek olarak yapılmış bir “Munzam Pakt” (Ek Pakt) niteliğindedir. Başbakan Celal Bayar’ın Atina ziyareti sırasında imzalanan bu belge, iki ülke arasındaki dostluğu pekiştirmiş ve sınır güvenliği ile işbirliğini güçlendirmiştir.
1938 Fenomenoloji okulunu kuran Yahudi kökenli Alman filozof Edmund Husserl yaşamını yitirdi. (Doğumu: 8 Nisan 1859) Berlin ve Viyana’da matematik, fizik, astronomi, felsefe eğitimi aldı. 1907 yılında Göttingen Üniversitesi’nde verdiği dersler, fenomenolojinin temel varsayımlarını ve kavramlarını oluşturdu, Heidegger, Sartre ve Foucault bu akımdan etkilendi.
1958 Cenevre’de toplanan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Konferansı sona erdi.
1960
  • Togo, Fransa’dan bağımsızlığını kazandı.
  • Tahkikat Encümeni’nin yetkilerini sınırsız artıran kanun Demokrat Partili milletvekillerinin oylarıyla Meclis’ten geçti; İnönü ve 12 CHP’li milletvekiline 3-6 celse arası Meclis oturumlarına katılmama cezaları verildi.
1961 Sierra Leone, İngiltere’den bağımsızlığını kazandı.
1966 “Hiç bir ülkenin kabul etmediği saçı-sakalı karışmış garip kılıklı 70 sefil turist” İstanbul’a geldi.
1968
  • Fransa’da Nanterre Üniversitesi baskınında öne çıkan öğrenci liderlerinden Daniel Cohn Bendit, ırkçı bir öğrenci derneği liderinin dövülmesi olayından gözaltına alınıp serbest bırakıldı. Bendit, Avrupa Birliğinde sonraki yıllarda önemli bir lider oldu.
  • Adana’da beş kadın yol kesip şoför soydu.
1969 ABD’li hukukçu ve siyasetçi Cory Anthony Booker doğdu.  Yale Hukuk Okulu‘nda hukuk eğitimi gördü. 1998’de Newark Belediye Meclisi’ne girdi. Şehirdeki kentsel gelişim sorunlarına dikkat çekmek için 10 günlük bir açlık grevi yaptı ve kısa bir süre bir çadırda yaşadı. 2006’da Belediye Başkan Yardımcısı oldu. 2010 yılında yeniden seçildi. 2013 özel seçimlerinde ABD Senatosu’na seçildi. Aynı göreve 2014 ve 2020’de yeniden seçildi. Senato görev süresi boyunca  kadın hakları, pozitif ayrımcılık, eşcinsel evlilik ve tek ödemeli sağlık hizmetlerini ilerleten yasaları yazdı, destekledi ve onayladı. ABD’deki servet eşitsizliğini, özellikle de ırksal servet uçurumunu ele almak için ekonomik reformlar için çalıştı. Ceza adaleti sisteminde reform yapmak, iklim değişikliğiyle mücadele etmek ve ulusal göçmenlik politikasını yeniden yapılandırmak için önlemler aldı. Başsavcı adayı Jeff Sessions’ın 2017 onay duruşması sırasında başka bir senatöre karşı tanıklık eden ilk senatör oldu. 
1971 İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı “anarşik ve yıkıcı özlü” film ve tiyatrolar ile siyasi toplantılar ve sendika seminerlerini yasakladı; bir bildiri ile basını uyardı.
1977

Hukukçu, yazar ve milletvekili Mustafa Naşit Uluğ yaşamını yitirdi. 

1977 Hukukçu, şair, öykü ve oyun yazarı, çevirmen, oyuncu, yönetmen Güner Sümer yaşamını yitirdi. ( Doğumu: 1936 )  
1978 Ankara Valisi Tekin Alp, Ülkü Ocakları’nın kapatılması istemiyle Cumhuriyet Savcılığına başvurdu. Vali Tekin Alp, Ülkü Ocakları’nın tüm yurtta yasadışı faaliyetlerde bulunduğunu ve Milliyetçi Hareket Partisi’yle ilişkisinin belgelerle saptandığını bildirdi.
1984 Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Türkiye Alt Komitesi üyeleri Mamak ve Diyarbakır askeri cezaevlerinde incelemede bulundu.
1986 Ankara’daki Amerikan Subay Kulübü’ne bomba koymak isterken yakalanan iki Libyalı, Devlet Güvenlik Mahkemesince tutuklandı.
1992
  • 1985’de Bingöl/ Genç’in köyünde öğretmen Sıddık Bilgin’in işkencede öldürüldükten sonra “kaçarken öldü” süsü verecek şekilde taranıp karakol bahçesine gömülmesinden yargılanan 1 yüzbaşı, 2 astsubay ve 1 er 1’er yıl hapis cezasına çarptırıldı.
  • ABD’nin San Fransisco eyaletinin Los Angeles kentinde bir siyah şoförü dövmekten yargılanan 4 polis beraat etti. Bu karar üzerine siyahlar ayaklandı. Olaylar sonucu 13 kişi öldü, 170 kişi yaralandı.
  • Sırbistan ve Karadağ Yeni Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’ni ilan etti.
1994
  • Hukukçu ve İtalya eski başbakanı Silvio Berlusconi  27 Nisan 1994 – 17 Ocak 1995, 11 Haziran 2001 – 18 Mayıs 2006 ve 8 Mayıs 2008 – 12 Kasım 2011 tarihlerinde başbakanlık yaptı.
  • Güney Afrika’da siyahi vatandaşların da oy verebildiği ilk demokratik seçimler yapıldı.
1994
  • ÖDP’nin 1 Mayıs afişinin Valilikçe yasaklanma kararının İdare Mahkemesince yürürlükten kaldırılmasının ardından, ÖDP’liler Beyoğlu’nda afiş astı.
  • Güney Afrika’da siyahi vatandaşların da oy verebildiği ilk demokratik seçimler yapıldı.
1998
  • Endonezyalı seri katil Ahmad Suradji 1986 ile 1997 yılları arasında 42 kadını öldürdüğünü itiraf etti. 27 Nisan 1998’de mahkeme kararı açıklandı ve 2008’de idam edildi.
  • Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi, eski milletvekili Hasan Mezarcı’yı 1,5 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mezarcı, TBMM’deki basın toplantısında Atatürk için “veled-i zina” demişti.
2001
  • Enerji Bakanı Cumhur Ersümer, DGM’nin “Beyaz Enerji” iddianamesinde kendisine yöneltilen ihaleye fesat karıştırma, görevi suistimal ve devleti zarara uğratma suçlamalarını reddederek istifa etti. 
  • İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, çete kurarak yolsuzluk yaptığı suçlamasıyla tutuklandı.
2002 Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 4754 sayılı ”23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”un yayımlanmasını veto etti. Cumhurbaşkanı ilk Af Yasası’nı da veto etmiş, Meclis aynen kabul edince Anayasa Mahkemesi’ne gitmişti. Mahkemenin geçen yıl verdiği yasayı iptal kararı bugün yürürlüğe girdi.
2003 Petrol-İş Sendikası eski Genel Başkanı Münir Ceylan, Uyum Yasası’na göre yeniden yargılandığı davada beraat etti. TCK’nın 312. maddesi uyarınca 11 yıl önce 20 ay hapis cezasına çarptırmıştı.
2005 İspanya Özerk Bask Ülkesi’nde kapatılan Batasuna partisinin lideri Arnaldo Otegi’ye terörü yüceltmek suçundan 15 ay hapis cezası verildi
2006 Britanya’da 65 yaşındaki transseksüel bir kadın, emeklilik hakkı konusunda hukuk mücadelesini kazandı. Sarah Richards, İngiliz İş ve Emeklilik Dairesiden diğer İngiliz kadınlarına uygulandığı şeklinde kendisine maaşının 60 yaşından itibaren ödenmesini talep etmiş ve erkeklerin emeklilik yaşı olan 65’ine kadar beklememek için Avrupa Adalet Divanında dava açmıştı.
2007 TBMM Başkanı Bülent Arınç, CHP’nin itirazına rağmen 361 kişi ile oturumu açtı ve cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda, Abdullah Gül 357 oy aldı. Oylamadan hemen sonra CHP, oturumda 367 vekil bulunmadığı için ilk turun iptali ve yürütmenin durdurulması için Anayasa mahkemesi’ne başvurdu. Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde saat 23.10’da daha sonra 27 Nisan E-muhtırası olarak tarihe geçen bir açıklama yayımlandı. Açıklamada okullardaki laik öğretimle bağdaşmayan kimi etkinlikler sıralandıktan sonra, “Atatürk’ün Ne mutlu Türküm diyen anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır, tavrımızı koyarız” deniyordu.
2009
  • TBMM tarafından “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü” olarak kabul edilen kanun, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
  • İstanbul’da sabaha karşı 60 ev ve işyerine baskınlar düzenlendi. Baskınların düzenlendiği evlerden biri olan, Bostancı Emanet Sokak’ta bir apartman dairesinde saat 05.30’da çatışma çıktı. 6 saat süren silahlı çatışmada Devrimci Karargâh yöneticisi Orhan Yılmazkaya, çatışma sırasında başından vurulan Mazlum Şeker ve polis amiri Semih Balaban öldü. Çatışmada aynı zamanda 7 polis de yaralandı.
2010 Almanya’da ilk kez Türk kökenli bir Alman vatandaşı olan Aygül Özkan, Bakan oldu.
2011 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kamuoyunda “çılgın proje” olarak adlandırılan “Kanal İstanbul” projesini İstanbul Kongre Merkezi’nde tanıttı. Erdoğan, İstanbul’un, içinden iki deniz geçen bir şehre dönüşeceğini duyurdu. Erdoğan İstanbul’un Avrupa yakasında Karadeniz ile Marmara Denizi arasına, yaklaşık 45-50 kilometre uzunluğunda bir kanal yapacaklarını, “Kanal İstanbul” adlı projeyle İstanbul’un çevresinin, su kaynaklarının, hayvan ve bitki yaşamının korunacağını söyledi.
2012
  • Bükreş Bildirgesi, 26-27 Nisan 2012 tarihlerinde yapılan Bologna Bakanlar Konferansı’nda kabul edildi. 2012 Bükreş Bakanlar Konferansında 47 Avrupa Yükseköğretim Alanı bakanlık delegasyonu, Avrupa Komisyonu temsilcileri, Bologna Süreci danışma üyeleri ve Bologna Takip Grubu ortakları bir araya gelerek Avrupa’da yükseköğretimi dönüştürmeyi amaçlayan Bologna Süreci’nin 2012 yılında ulaştığı aşamayı özetleyen ve geleceğe dair hedefleri belirleyen temel belgeyi kabul etti.
  • Danıştay 10. Dairesi, Milli Eğitim Bakanlığının, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarının Ankara dışındaki illerde, sadece okullarda öğrencilerle kutlanmasını öngören genelgesinin yürütmesini durdurdu.
2013 Avrupa Savunma Avukatları Örgütü Bildirgesi, Avrupa Savunma Avukatları Örgütü (ECBA) tarafından İstanbul Barosu Başkanı ve 9 Yönetim Kurulu Üyesinin yargılandığı dava kapsamında 27 Nisan 2013 tarihinde ilan edildi.
2016 Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü, 27 Nisan 2016 tarihinde Brüksel’de kabul edildi.
2017 Balkan Anayasa Mahkemeleri İşbirliği Hakkında İstanbul Deklarasyonu; Balkan Ülkeleri Anayasa Mahkemeleri arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi ve Balkanlar’da demokrasinin gelişimi ve insan haklarının yükseltilmesi amacıyla; Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Kosova, Makedonya ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemelerinin Başkanları ve/veya üyelerinin katılımı ile 27 Nisan 2017 tarihinde İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda açıklandı.
2018 Guatemalalı hukukçu, eski Devlet Başkanı ve siyasetçi Álvaro Enrique Arzú Yrigoyen yaşamını yitirdi. (Doğumu: 14 Mart 1946) Rafael Landívar Üniversitesi‘nde Sosyal ve Hukuk Bilimleri okudu. 1978’de Guatemala Turizm Enstitüsü’nün (INGUAT) müdürü oldu. 1981’de Guatemala belediye başkanı seçildi ancak daha sonra bu görevi yapmadı. 1986’da Ulusal İlerleme Planı sivil komitesi çatısı altındaki seçimi kazandıktan sonra belediye başkanı oldu. 1991’de dışişleri bakanı olarak atandı, ancak Serrano’nun, Belize ile ilişkileri normalleştirme kararını protesto etmek için istifa etti. 1996 yılında 32. Guatemala Devlet Başkanı seçildi. Ana başarısı, Guatemala’nın 36 yıllık iç savaşını sona erdiren gerilla grubu olan Guatemala Ulusal Devrimci Birliği ile bir barış anlaşmasının imzalanması oldu.
2020 Brezilyalı avukat ve politikacı Asdrubal Mendes Bentes yaşamını yitirdi. (Doğumu: 27 Temmuz 1939) Pará Federal Üniversitesi’nde hukuk eğitimi gördü. Pará’yı 1987’den başlayarak birkaç görev süresi boyunca Brezilya Ulusal Kongresi’nin alt meclisi olan Ulusal Temsilciler Meclisinde temsil etti. 2001’den 2014’e kadar Temsilciler Meclisi’nde görev yaptı.
2026
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Hollanda adına dokuz yıllık yenilenemez bir görev süresi için seçilen yargıç Corinna Wissels, mahkemenin büyük duruşma salonunda resmen yemin etti. AİHM’de yargıçlar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni onaylamış her devletin aday gösterdiği üç adaydan birini Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin (PACE)n seçmesi ile göreve başlamaktadır.
  • Norveç, Danimarka, İspanya ve İsveç’in, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (ICC) tutuklama emrine uygun olarak, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun kendi topraklarına girmesi halinde onu tutuklayacaklarını açıkladıkları bildirildi.

Hapishane Defterleri

0
Hapishane Defterleri - Antonio Gramsci

Hapishane Defterleri, Antonio Gramsci’nin hapiste olduğu süre boyunca 30’dan fazla defterde yazdığı toplam 3000 sayfalık tarih ve analiz yazılarının topluca yayınlanmış halidir. Antonio Gramsci’nin yazıları Hapishane Defterleri(Quaderni dal Carcere) adlandırılmıştır.

Hapishane Defterleri

Hapishane Defterleri, Gramsci’nin siyasi, kültürel, felsefi, tarihsel ve edebi konuları kapsayan araştırmalarının ve analizlerinin derlendiği bir kitaptır.

Hapishane Defterleri, Gramsci’nin İtalya tarihini ve milliyetçiliğini analiz ederken Marksist teori, eleştirel teori (critical theory) ve kendi adıyla anılan eğitim teorisiyle ilgili düşüncelerinin derlendiği kitaptır. Kitapta, kapitalist devleti inşa aracı olarak hegemonya, işçi sınıfı içinde entelektüellerinin çıkabilmesine yol açabilmek için, halk işçi eğitimi gereksinimi, egemenliğin doğrudan ya da zor yoluyla gerçekleştiği siyasi toplum, polis, ordu, yasal sistem ve benzeri yapılar analiz edilmiştir. Kitap, egemenliğin ideoloji ya da rıza yoluyla gerçekleştiği sivil toplum, aile, eğitim sistemi, sendikalar gibi kurumları incelemiştir. Hapishane Defterleri, yoğun şekilde ekonomik determinizm ve felsefi maddecilik eleştirisi yapmaktadır.

Antonio Gramsci ile ilgili 1937 tarihli gazete haberi

Gramsci, Musolini tarafından tutulduğu hapishaneden baldızına yazmış olduğu mektupta “tüm zamanlar için geçerli” bir felsefi eser yazmak istediğinden bahsetmiş, hapishane defterlerinin bu kitap olduğu anlaşılmıştır.

Kitapta metodolojik olarak sivil toplum ve devlet ayrımı yapmıştır. Gramsci’nin ulaştığı teorik açılımlar Doğu-Batı farklılığına özel bir vurgu yapmaktadır. Gramsci’ye göre doğuda sivil toplum gelişmemiştir. Batıda ise sivil tolum ve işçi sınıfı gelişmiş olduğundan; mücadele edilmeli, egemen sınıfın hegemonyasına karşı bir hegemonya kurmak için aydınların ve işçi sınıfının birlikte hareket etmesi gerekmektedir.

Gramsci, teorilerinin çoğunu İtalya’da işçi konseylerinin aldığı yenilginin nedenleri üzerinde kafa yorarken geliştirmiştir. Fikirlerindeki esin kaynağı dönemin sosyalist aydınlarından olduğu gibi Ekim Devrimidir.

Yazarın dünya tasavvurunu özetleyen kitap Türkiye’de birçok yayınevi tarafından farklı şekillerde basılmıştır. Toplam 33 defterden oluşan Hapishane Defterlerinin orijinal baskısı beş cilt olarak düzenlenmiştir.

Gramsci, devrimci örgütün demokratik merkeziyetçilik ilkesi hakkında da fikir açıcı görüşler bildirmiştir. O’na göre yüksek derecede merkezileşme zorunluyken bu; hiçbir şekilde tabanın pasif biçimde bir memur ve komuta anlayışıyla hareket etmesi anlamına gelmez; aksine parti militanlarının parti politikasının bilinçli aktif örgütleyicileri olmaları beklenir.

Gramsci, demokratiklik ve merkeziyetçilik arasındaki gerilim hakkında; “Bürokratikleşmiş hale gelme tehlikesinin var olduğu doğrudur, her organik süreklilik göz önünde tutulması gereken bu tehlikeyi yansıtır. Gene de süreksizlik ve doğaçlama tehlikesi daha büyüktür.” demektedir.

Yazar Antonio Gramsci Hakkında
Antonio Gramsci

Gramsci, İtalyan düşünür, siyasetçi ve sosyalist teorisyendir.  Gramsci, 22 Ocak 1891 tarihinde İtalya’nın Sardunya adası’nda bulunan Ales’te doğmuş, 27 Nisan 1937 tarihinde Roma’da ölmüştür. Gramsci soyadının bir Arnavut kasabası Grameç ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Gramsci, 1911’de Torino Üniversitesini kazanmış, edebiyat okumuş ve dil bilimi ile ilgilenmiş, 1913 sonlarında İtalya Sosyalist Partisi’ne katılmıştır. Antonio Gramsci,1916 yılında Sosyalist Parti resmi yayın organı Avanti editörü olmuş ve topluluklar karşısında konuşmalar yapmaya başlamış, 1917 Ağustos devrimci ayaklanmalarının ardından Sosyalist Parti liderlerinin tutuklanmasıyla parti Geçici Komitesine seçilmiş, Torino’da sosyalist liderlerden biri haline gelmiştir.

İşçi konseylerinin ulusal bir harekete dönüşememesi ve Sosyalist Partinin başarısız olacağına inanması nedeniyle Komünist Partinin gerekliliğine inanmış; İtalyan Komünist Partisi 21 Ocak 1921’de Livorno kentinde kurulmuştur. Gramsci, komünist lider Bordiga’nın yardımcısı olmuş, 1922 yılında yeni partinin bir temsilcisi olarak Rusya’ya gitmiştir.

İtalya Komünist Partisinin kurucu üyesidir ve bir süre liderliğini yürütmüştür. Gramsci, 1924 yılında İtalya Komünist Partisi başkanı olmuş, Venedik seçimlerinde milletvekilli seçilmiştir.

Gramsci, Faşist Musolini hükumetinin bir saldırıyı gerekçe göstererek olağanüstü hal ilan etmesinin ardndan milletvekili dokunulmazlığına rağmen 9 Kasım 1926 tarihinde tutuklanmıştır. Yapılan yargılama sırasında davanın savcısı “Yirmi yıl bu beynin işlemesini durdurmalıyız” ifadesini kullanmış, önce 5 yıl ve sonra da yıl 20 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

Gramsci, 1934 yılında yaşamış olduğu ağır sağlık sorunları sonucunda şartlı olarak tahliye edilmiş, özgürlüğüne kavuştuktan kısa bir süre sonra 46 yaşında Roma’da ölmüştür.

Yazar Antonio Gramsci ve Felsefe Dünyası

Antonio Gramsci, 20. yüzyılın önde gelen Marksist teorisyenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Antonio Gramsci, siyasal kuramını oluştururken 16. yüzyıl İtalyan düşünürü Niccolò Machiavelli, Marksizmin kurucusu Karl Marx,  — filozof, tarihçi, ekonomist ve Rusya’daki Ekim Devrimi’nin önderlerinden Vladimir İlyiç Lenin, İtalya’nın ilk önemli Marksist kuramcısı Antonio Labriola, Fransız sendikacı yazar Georges Sorel, Henri Bergson ve Benedetto Croce gibi isimlerden etkilenmiştir.

Antonio Gramsci’nin teorileri, ardılları olan Perry Anderson, Michael Apple, Louis Althusser, Nicos Poulantzas, David Harvey, Edward Said, Cinsiyet Belası isimli eserin yazarı Judith Butler, Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe gibi isimleri etkilemiştir.

Modern Prens/Machiavelli Siyaset ve Modern Devlet Uzerine

Balkan Anayasa Mahkemeleri İşbirliği Hakkında İstanbul Deklarasyonu

0

Balkan Anayasa Mahkemeleri İşbirliği Hakkında İstanbul Deklarasyonu; Balkan Ülkeleri Anayasa Mahkemeleri arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi ve Balkanlar’da demokrasinin gelişimi ve insan haklarının yükseltilmesi amacıyla ilan edilmiştir. Deklarasyon; Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Kosova, Makedonya ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemelerinin Başkanları ve/veya Üyeleri 27 Nisan 2017 tarihinde İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda açıklanmıştır.

Mahkeme temsilcileri, işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla bir forum kurulmasına karar vermişler ve ileride Balkan Anayasa Mahkemeleri Birliğini kurma konusundaki iyi niyet ve arzularını İstanbul Deklarasyonuyla ifade etmişlerdir.

BALKAN ANAYASA MAHKEMELERİ İŞBİRLİĞİ HAKKINDA İSTANBUL DEKLARASYONU

Biz, Arnavutluk Cumhuriyeti, Bosna Hersek, Karadağ, Kosova, Makedonya Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemelerinin Başkanları ve/veya Üyeleri olarak;

Anayasa Mahkemelerinin temel ve bireysel hakların uygulanması için hukukun üstünlüğünün sağlanmasında oynadığı önemli rolü DİKKATE ALARAK,

Anayasa Mahkemeleri arasında hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarının anayasal davalar ve içtihatlara ilişkin olarak tecrübe ve bilgi paylaşımı suretiyle yakın işbirliğinin geliştirilmesi ihtiyacını GÖREREK,

Ortak tarihsel bağlara, kültür ve medeniyete sahip olduğumuz Balkanlarda karşılıklı saygı ve yargısal bağımsızlık temelinde demokrasinin gelişimi ve insan haklarının yükseltilmesi için anayasa yargısı alanında iyi uygulama örnekleri ve bilginin paylaşılması suretiyle ortaklık kurma konusundaki ortak anlayışımızı YİNELEYEREK,

Balkan Anayasa Mahkemeleri arasında Balkan Anayasa Mahkemeleri Birliğinin gelecekte muhtemelen kurulması amacıyla konferanslar, çalıştaylar ve sempozyumlar düzenleyerek iyi niyet ve arzuyla hazırlıklar yapılması İNANCIYLA,

İstanbul’da 27 Nisan 2017 tarihinde yapılan toplantıda oluşan ortak iradeyi HATIRLATARAK,

1. Gelecekte muhtemelen bir Birlik kurma düşüncesiyle gayrı resmi bir platform olan Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumunu kurma kararının KABUL EDILMESINE,

2. Forumu iki yıl içinde Türkiye Cumhuriyetinde daha sonra periyodik olarak her iki yılda bir diğer Balkan Ülkelerinde TOPLANMASINA,

Karar verildiğini ilan ederiz.

27 Nisan 2017 tarihinde Dolmabahçe Sarayında, İstanbul/Türkiye’de; Arnavutluk Cumhuriyeti, Bosna Hersek, Karadağ, Kosova, Makedonya Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemeleri tarafından imzalanmıştır.

Fenomenoloji ve Hukuk

0
Fenemenoloji ve Hukuk - Niyazi ÖKTEM

Fenomenoloji ve Hukuk isimli eser Prof. Dr. Niyazi ÖKTEM tarafından 1981 yılında yazılmış ve çeşitli tarihlerde farklı yayınevleri tarafından basılmıştır. Kitabın üçüncü baskısı 2012 yılında Yetkin Yayınları tarafından okuyucuya sunulmuştur.

Fenomenoloji ve Hukuk – Niyazi ÖKTEM

Kitabın sunumunda, çağımızda fenomenolojinin etkilemediği bir düşünce akımının olmadığına ve büyük etkisine rağmen fenomenolojinin anlaşılmasının çok güç olduğuna vurgu yapılmış; kitapta amaç genel fenomenoloji felsefesinin verilerinden yol alarak hukukun fenomenolojik yorumunu yapmak hedef olarak açıklanmış, hukuk ile fenomenolojinin ilişkisi irdelenmiştir.

Prof. Dr. Niyazi Öktem
Kitabın Bölüm Başlıkları
  • Fenomenolojik Akımın Genel Felsefesi
  • Genel Olarak  Varlık Ve Öz
  • Bilgi Kuramı
  • Değer ve Fenomenoloji
  • Fenomenolojiye İlişkin Sorunlar
  • Fenomenolojik Akımın Hukuk Felsefesine Yansıması Hukuk Felsefesi Ve Hukuka İlişkin
  • Değişik Okulların «Öz» Arayışları
  • Fenomenolojinin Öze Yöneliş Yönteminin Hukuka Uygulanması
  • Hukukun Özü Normdur Anlayışı
  • Hukukun Özü Adalettir Anlayışı
  • Hukukun Özü Toplumsal Realitedir Anlayışı
  • Hukukun Kendine Özgü «A Priorî» Bir Özü Vardır Anlayışı

Fenomenoloji ve Edmund Husserl

Fenomenoloji, Alman filozof Edmund Husserl tarafından yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde kurulan bir felsefe akımıdır. Felsefeciler tarafından bir metodoloji ve yöntem olarak tarif edilmekte; kavramlar ve kategoriler geliştirerek özgün bir felsefe akımı meydana getirdiği kabul görmektedir. Husserl, metafizik yerine somut yaşamı kriter olarak öne sürmüş, tıkanmış olan felsefeye yeni bir başlangıç yapmak istemiş; fenomeni, yani dolaysız olarak var olanı betimlemeye dayanan bir yöntem geliştirmiş, bu yöntem üzerinden kavramlar ve kategoriler oluşturarak özgün bir felsefe akımı yaratmıştır.

Edmund Husserl 8 Nisan 1859 tarihinde doğmuş, Berlin ve Viyana’da matematik, fizik, astronomi, felsefe eğitimi almıştır. Husserl’in 1907 yılında Göttingen Üniversitesi’nde verdiği dersler, fenomenolojinin temel varsayımlarını ve kavramlarını oluşturmuş, Heidegger, Sartre ve Foucault bu akımdan etkilenmişlerdir. Husserl, 27 Nisan 1938’de ölmüştür.

Edmund Husserl

Husserl’e göre, “Görerek, aydınlatarak, anlam belirleyerek ve anlam ayrımı yaparak yol alan Fenomenoloji; karşılaştırır ve ayrım yapar, bağlar, ilişkiye sokar, parçalara böler, ögelerine ayırır. Kuramlaştırmaz, matematikleştirmez; çünkü, tümdengelimli kuram alamında hiçbir açıklamada bulunmaz”.

Fenomenoloji, diğer felsefi akımlarındaki gibi özne-nesne ilişkisini konu edinmiş, nesnelerin genel yasalara bağlı olmadığını ve varlıklarının rastlantı kavramıyla açıklanabileceğini ileri sürmüştür. Nesnelerin, kendine özgü, kendinde var olan ve daima geçerli, değişmez bir yapısı bulunmaktadır. İnsanlardan bağımsız olarak var olan nesneler dünyası fiziğin ya da metafiziğin ürünü olmayıp mutlak bir varlık arz etmekte ve gerçekliği oluşturmaktadır.

Fenomenoloji, öz’lerin araştırılmasına ve betimlenmesine odaklanmış, bu betimlemeyi yaparken bilinci esas almış, bilincin özünün betimlenmesini konu edinmiştir. Kurama göre dünya deneyimlerimizin tamamı, en somut algılardan en soyut matematik formüllerine kadar bilinç tarafından kurulmuş olduğundan bilincin sistematik incelemesini hedeflemekte; epistemolojiye dayanma düşüncesinden uzak durmaktadır.

Fenomenolojik yöntem, hem bildiklerimizi hem de gerçekliği dışta bırakarak bilginin nasıl ve hangi süreçlerde oluştuğunu veya oluşturulduğu anlaşılmaya çalışmakta Askıya Alma” ve Fenomenolojik İndirgeme(epokhe) metodlarını kullanmaktadır. Özün bilgisine ulaşmak iki tür indirgeme işlemi ile olanaklı olabilir. Epokhe, zihinsel edimlerin, bu edimlerle ya da dünyadaki nesnelerin var oluşuyla ilgili kavram ve ön kabullerden bağımsız olarak betimlenmesini, zihinsel edimler betimlenirken nesnelerin de betimlenmesini esas almakta; nesneler, var olup olmadıklarına bakılmaksızın bir fenomen olarak betimlenmektedir. Bu yöntem nesnelerin bilinişi sırasında bu nesnelerin kurulduğu ya da inşa edildiği süreçleri de dikkate almaktadır.

Hüzzam

0
AYŞENUR ÖZTURANLI
HÜZZAM – TİYATRO OYUNU 
https://www.facebook.com/prinkiposanat/

Güner Sümer’in Hüzzam adlı oyunu dönemin değişen sosyal yaşam dinamiklerini sorgulayarak, giderek gelişen rekabetçi ve acımasız kapitalizm koşullarına, bencilliğe, vicdan kaybına ayak uydurmayan bir kadının sosyal, ailevi, sınıfsal ve kültürel yenilgisini trajik-ironik bir şekilde anlatan son derece önemli bir oyundur.

İnsan ilişkilerinden sınıfsal dayanışmaya çevrenin tahribatından, ailevi değerlerin giderek birer birer yitişinin bir kadının yenilgisinde hüzünlü temsili, o günden bugüne değişen parçalanan insan hayatlarının hem bireysel hem toplumsal aynasında bizi yeniden yeniden düşünmeye itiyor…

Öte yandan kadın sorunun, kadının sistemik sorunlarının daha fazla altında kalıyor oluşuna dair güncel tartışmaya katkıda bulunarak, oyunun öncü ve yenilikçi içeriğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

HÜZZAM, 1970’lerde yazılmasına rağmen bugünün kentli insanın daha da katlanarak arttığı yalnızlığı, sosyal statülerin ve işçi sınıfının kaybolmuş emeğine ve yitip giden hayata karşı bir kadının geçte olsa uyanışının hüzünlü ama coşkulu hikayesidir.

Güner Sümer’in Yaşamı

Güner Sümer 1936’da Nallıhan’da doğdu. 27 Nisan 1977’de Ankara’da öldü. Kısa ömründe şair, öykü ve oyun yazarı, çevirmen, oyuncu, yönetmen olarak ürünler verdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimini tamamlamadan 1960’da Paris’e gidip Charles Dullin’in okulunda tiyatro öğrenimi gören Sümer, Barrault, Vilar, Georges Wilson gibi ustaların yanında çırak olarak çalıştı. Sonra Asaf Çiğiltepe’nin İstanbul’da kurduğu Arena Tiyatrosu’na katıldı., ardından Çiğiltepe’nin ölümünden sonra (1967) AST’ı yönetti. İlk oyunu YARIN CUMARTESİ 1961’de İstanbul’da Site Tiyatrosunda Kenterlerce sahnelendi. Yöneten Lütfi Akad’dı. İkinci oyunu BOZUK DÜZEN’i 1965’de Muhsin Ertuğrul döneminde, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda kendi sahneye koydu. Ardından Haldun Dormen oyunu sinemaya uyguladı.

12 Mart olaylarından sonra yeniden Paris’e giden Sümer, HÜZZAM’ı 9 Nisan 1972 günü Paris’te yazmaya başladı ve 31 Ağustos 1972’de Alanya’nın Yeşilköy’ünde ablası Adalet Ağaoğlu’nun evinde tamamladı. HÜZZAM’la önce Yıldız Kenter, sonra Ayla Algan, daha sonra Nisa Serezli ilgilendi ama oyun bir türlü sahnelenemedi. Sümer’in ölümünden altı yıl sonra, Adalet Ağaoğlu, kardeşinin tüm yapıtlarının iki cilt olarak yayımlanmasını sağladı. (Ada Yayınları, 1983) Dört oyunu kapsayan ikinci ciltte HÜZZAM da vardı. O sırada İstanbul Devlet Tiyatrosu’ndan sorumlu olan Can Gürzap oyunu okur okumaz 1983-84 mevsimi repertuarına aldı ve HÜZZAM’ın yazılışından on bir yıl sonra sahnede görülmesini sağladı. Başrolü Tomris Oğuzalp canlandırdı. Yönetmen Serpil Tamur’du. Aynı mevsim oyun Ankara Devlet Tiyatrosu repertuarına da girdi ve İstanbul’un yanı sıra sahnelendi.

Ankara’da Olcay Poyraz’ın yönettiği HÜZZAM’ı Maral Üner canlandırıyordu. 1984’ten 1989’a başkentin Oda Tiyatrosu’nda beş yıl aralıksız olarak sahnelenen HÜZZAM, üç yıl sonra yeniden repertuara girdi ve geçen Mart ayında Kadınlar Haftası etkinlikleri nedeniyle birkaç temsil için İstanbul’un Oda Tiyatrosu’na gönderildi. Hüzzam son olarak Ayla  Algan yönetmenliğinde Ayşenur Özturanlı tarafından 2017 yılında yeniden sahnelenmeye başladı.

Aydınlanma Çağı

0

Avrupa’da krallıklar ve monarşiler dönemi 1789 Fransız Devrimi’ne kadar devam etmiş, monarşi döneminin bitmesinden itibaren modern devlet anlayışı ortaya çıkmıştır. Fransız Devriminden sonraki siyasal süreç modern devlet anlayışının ikinci aşaması olarak kabul edilmektedir.

Egemenlik, meydana gelen gelişmeler sonucunda kraldan alınarak topluma devredilmiş ve egemenliğin demokratik olarak dağıtılması amaçlanmıştır. Egemenliği kullanan devlet organlarının kullanabileceği yetkilerin sınırsız ve denetimsiz olduğu dönem sonlandırılmış, belirli sınırlar dahilinde kullanılabilen egemenlik birçok denetim araçları ile meşruiyet temeline oturtulmuştur. Sınırlı egemenlik anlayışı, egemenliğin sınırlandırıldığı ve demokratik ilkelerle yürütüldüğü bu dönemin siyasal iktidar tipi ulus devlettir.

Aydınlanma dönemi yada diğer ifadesi ile aydınlanma çağı, dinsel dogma ve tanrısal yasalarını yerine laik ve akılcı doktrinin kabul edilmeye başlandığı, düşünce dünyasının temel hak ve özgürlükler, serbest piyasa ekonomisi, kuvvetler ayrılığı, devlet erkinin sınırlandırılması, halkın devlet yönetimine demokratik yollarla katılması, doğrudan demokrasi ve anayasacılık hareketleri gibi konularla şekillendiği, 20. ve 21. yüzyıllardaki modern demokrasilerin temellerinin atıldığı, Avrupa’da ulus devletlerin oluşmaya başladığı, ulusal birliklerin tamamlandığı bir siyasal dönemdir.

Aydınlanma Çağı, devlet yönetimlerindeki siyasal dönüşümlerin siyaset bilimi ve hukuk felsefesi alanındaki gelişmelerle paralel süreçler izlediği, düşünce akımlarının tüm toplum katmanlarını etkilediği bir dönemdir. Günümüzde tüm dünya tarafından bilinen ve felsefi görüşleri nesiller boyu aktarılan birçok düşünür ve bilim insanı bu döneme damgasını vurmuştur.

Aydınlanma çağında siyaset kuramının oturduğu temel, doğal haklar, serbest piyasa, kuvvetler ayrılığı, toplum sözleşmesi, halk egemenliği teorisi ve meşruiyetin kaynağının demokratik haklar olmasıdır. Demokratik haklar hiçbir ülkede kendiliğinden tanınmamış,  kilise ve diğer kurumlarda yapısal değişimler meydana gelmiş, düşünce akımlarının tetiklediği sosyal olaylar tarihin seyrini değiştirerek modern devletin ve bireyi esas alan bugünkü çağdaş demokrasilerin oluşmasının önü açılmıştır.

Aydınlanma Çağı Düşünürleri ve Döneme Ait Eserler

Simone de Beauvoir

Denis Diderot,

Claude Adrien Helvétius,

Jean-Jacques Rousseau,

Voltaire

Jean le Rond d’Alembert

René Descartes

Claude Adrien Helvétius

Pierre-Simon Laplace

Julien Offray de La Mettrie

Denis Diderot

Montesquieu

Mary Wollstonecraft

Fransa Anayasası

Olympe de Gouges

Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi

26 Ağustos 1789 Tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi

Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi Metni

İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi Metni

Romalıların Yükselişi ve Çöküşü

İran Mektupları

Kanunların Ruhu Üzerine

Thomas Paine

Bükreş Bildirgesi

0
Bükreş Bildirgesi, 26-27 Nisan 2012 tarihlerinde yapılan Bologna Bakanlar Konferansı’nda kabul edilmiştir. Avrupa'da yükseköğretimi dönüştürmeyi amaçlayan Bologna Süreci'nin 2012 yılında ulaştığı aşamayı özetleyen ve geleceğe dair hedefleri belirleyen temel belgedir. 

Bükreş Bildirgesi, 26-27 Nisan 2012 tarihlerinde yapılan Bologna Bakanlar Konferansı’nda kabul edilmiştir. 2012 Bükreş Bakanlar Konferansında 47 Avrupa Yükseköğretim Alanı bakanlık delegasyonu, Avrupa Komisyonu temsilcileri, Bologna Süreci danışma üyeleri  ve  Bologna Takip Grubu ortakları bir araya gelmiştir. 

Avrupa’da yükseköğretimi dönüştürmeyi amaçlayan Bologna Süreci’nin 2012 yılında ulaştığı aşamayı özetleyen ve geleceğe dair hedefleri belirleyen temel belgedir. 

Bükreş Bildirgesi’nin Ana Çerçevesi 

Bildirge, Avrupa’da yaşanan ekonomik krize karşı çözüm olarak yükseköğretime yatırım yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Üniversitelerin, yaratıcı, eleştirel düşünebilen ve sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir.

Kalite güvencesinin tüm Avrupa genelinde standartlara uygun biçimde işletilmesi ve bu sayede yükseköğretimde şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlanması amaçlanmıştır. Bükreş Bildirgesi, yükseköğretimin her kesim için erişilebilir olması gerektiğini, katılımcı yönetişim anlayışını zorunlu olduğunu temel almıştır. Üniversitelerin özerk ama hesap verebilir kurumlar olmasına özel bir atıf yapılmıştır. 

26-27 NİSAN 2012 TARİHLİ BOLOGNA BAKANLAR KONFERANSI’NDA KABUL EDİLEN BÜKREŞ BİLDİRGESİ

Potansiyelimizin en iyisini gerçekleştirmek: Avrupa Yükseköğretim Alanı’nı güçlendirmek

Biz, yükseköğretimden sorumlu Bakanlar olarak, Avrupa Yükseköğretim Alanı’nın mevcut durumunu değerlendirmek ve gelecekteki öncelikleri belirlemek amacıyla 26-27 Nisan 2012 tarihlerinde Bükreş’te bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Gelecek için yükseköğretime yatırım yapmak

Avrupa’nın içinde bulunduğu ekonomik ve mali krizin yıkıcı sosyal etkileri, yükseköğretime ayrılan fonların azalmasına ve mezunların iş bulmalarıyla ilgili belirsizliklere yol açmaktadır. Mevcut zorlukların giderilmesinde yükseköğretim önemli bir araçtır. Güçlü ve hesap verebilen yükseköğretim sistemleri başarılı bilgi toplumları oluşturur. Yükseköğretim şimdi, her zamankinden fazla olarak, krizden kurtulma çabalarının merkezinde yer almalıdır.

Bu doğrultuda geleceğimize yatırım yapmak üzere, mümkün olan en fazla kaynağı yükseköğretime tahsis etmeyi taahhüt ediyoruz. Kurumlarımızı ekonomik büyüme ve demokrasilerimizin sürdürülebilir gelişimi için ihtiyaç duyulan yaratıcı, yenilikçi, eleştirel düşünen ve sorumluluk sahibi mezunlar eğitmeleri için destekleyeceğiz. Bu yolla genç işsizliğini azaltmak için çalışacağız.

Avrupa Yükseköğretim Alanı (AYA)’nın dünü, bugünü ve yarını

Bologna reformları Avrupa çapında yükseköğretimin görünümünü değiştirmiştir. Avrupa’daki yükseköğretim sistemleri artık birbirleriyle daha uyumlu ve karşılaştırılabilirdir. Kalite güvence sistemleri güven oluşumuna katkıda bulunmaktadır ve yükseköğretim yeterlilikleri sınırlar arasında daha tanınır olmuştur ve yükseköğretime katılım genişlemiştir. Bugün öğrenciler daha geniş eğitim fırsatlarından yararlanmaktadır ve hareketlilikleri artmıştır. Bütünleştirilmiş AYA vizyonu ulaşılabilir hale gelmiştir.

Fakat yine de, Bologna Sürecinin uygulanması raporundan da görüleceği üzere, değişimi sürekli hale getirmek için daha fazla çaba göstermek gerekecektir. Özellikle üç dereceli sisteme geçişi tamamlanması, AKTS kredilerinin kullanılması, Diploma Eki verilmesi, kalite güvencesi ve öğrenme kazanımlarının tanımlanması ve değerlendirilmesini de kapsayacak şekilde yeterlilikler çerçevesinin uygulanması konularındaki politikalarda daha fazla tutarlılık olmalıdır.

Aşağıdaki hedeflere yönelik olarak çalışacağız: Herkes için kaliteli yükseköğretim sağlamak, mezunların istihdamını artırmak ve daha iyi öğrenmenin bir aracı olarak hareketliliği güçlendirmek.

Bu hedeflere yönelik eylemlerimiz, ulusal uygulamalarımızın AYA’nın hedefleri ve politikalarıyla yakınlaştırılmasına temel sağlayacaktır. 2012-2015 dönemi için, Bologna eylem başlıklarının daha kapsamlı uygulanmasını amaçlıyoruz ve yükseköğretim kurumlarımızı ve paydaşları anlamlı değişiklikler yapmaları konusunda tam olarak destekleyeceğiz.

Herkes için kaliteli yükseköğretim sağlamak

Yükseköğretime erişimin genişletilmesi toplumsal ilerleme ve ekonomik kalkınma için bir ön koşuldur. Kaliteli yükseköğretime erişimi tümüyle genişletmek üzere ulusal tedbirler uygulanmasına karar verdik ve tüm AYA ülkelerinde yükseköğretimin ilerlemesini sağlamak ve bitirme oranlarını yükseltmek için çalışacağız.

Yükseköğretim kurumlarına giren ve bu kurumlardan mezun olan öğrenci toplulukları Avrupa nüfusunun çeşitliliğini yansıtmalıdır. Bundan sonraki çalışmalarımızı yükseköğretimde sosyal boyutu geliştirmek, eşitsizlikleri azaltmak ve rehberlik ve yönlendirme, önceki öğrenmenin tanınmasını da kapsayacak şekilde esnek öğrenme yolları ve alternatif geçiş yolları konularında yeterli öğrenci destek hizmetleri sağlamak üzere az temsil edilen gruplara yönelteceğiz. Söz konusu sosyal boyut ile ilgili akran öğrenmenin kullanılmasını teşvik etmekteyiz ve bu alandaki ilerlemeyi izlemeyi hedeflemekteyiz.

Öğrencileri, kendi öğrenmelerinin aktif katılımcıları olmaya dahil eden yenilikçi metotlarla belirlenmiş bir öğrenci-merkezli eğitimi teşvik edeceğimiz taahhüdünü yineliyoruz. Yükseköğretim kurumları, öğrenciler ve çalışanlar ile birlikte, destekleyici ve ilham verici bir çalışma ve öğrenme ortamı yaratılmasını kolaylaştıracağız.

Kalite güvencesi , güven inşa etmek ve sınır ötesi eğitim sağlamayı da içerecek şekilde AYA’nın sunduklarının çekiciliğini artırmak için gereklidir. Kalite güvencesi için kamusal sorumluluk taşıyacağımızı ve farklı paydaşları da bu sürece aktif olarak dahil edeceğimizi taahhüt ediyoruz. “Kalite Güvencesi için Avrupa Standart ve İlkeleri”nin (European Standards and Guidelines for Quality Assurance-ESG) uygulanması ile ilgili raporları için E4 grubuna (ENQA, ESU, EUA ve EURASHE) teşekkür ediyoruz. ESG’yi açıklığını ve kullanılabilirliğini geliştirmek üzere yeniden gözden geçireceğiz. Bu gözden geçirme, E4 Grubu’nun Education International, BUSINESSEUROPE ve EQAR ile işbirliği içinde hazırlayacakları başlangıç teklifi üzerinde temellenecektir ve Bologna İzleme Grubu’na sunulacaktır.

EQAR’ın dış değerlendirmesini memnuniyetle karşılıyoruz ve kalite güvence ajanslarını bu oluşuma üye olmaları için teşvik ediyoruz. EQAR tarafından tescilli ajansların AYA çapında faaliyette bulunmalarına izin verirken, ulusal gerekliliklere de riayet edeceğiz. Özellikle de, EQAR tarafından tescilli ajansların ortak ve çift derece programlarının kalite güvence sonuçlarını tanımayı hedefliyoruz.

Yükseköğretim için kamusal sorumluluk taşımayı taahhüt ediyoruz ve yükseköğretimin finansmanı ve yönetişimi ile ilgili diyalog başlatma ihtiyacının farkındayız. Ortak hedeflerimize ulaşmak için uygun finansman araçları geliştirmenin önemini kabul ediyoruz. Ayrıca, yükseköğretim kurumlarında daha etkili yönetişim ve idari yapıların geliştirilmesinin önemini vurguluyoruz. Tüm seviyelerdeki yönetişim yapılarına öğrencilerin ve personelin katılımlarını desteklemeyi taahhüt ediyoruz ve akademik özgürlüğü içeren özerk ve hesap verebilir yükseköğretim kurumları ile ilgili taahhüdümüzü yineliyoruz.

Avrupa’nın ihtiyaçlarına hizmet etmek üzere istihdam edebilirliği güçlendirmek

Günümüz mezunlarından çapraz, çok disiplinli ve yenilik (inovasyon) beceri ve yetkinliklerini toplumun ve iş piyasasının daha geniş ihtiyaçlarına cevap verebilecek güncel ve konuya özgü bilgiyle birleştirmeleri gerekmektedir. İşverenler, öğrenciler ve yükseköğretim kurumları arasındaki işbirliğini iyileştirmek yoluyla ve özellikle de mezunların yenilik ve girişimcilik potansiyellerinin artmasına yardım edecek çalışma programları geliştirerek istihdamı ve mezunların kariyerleri boyunca kişisel ve mesleki gelişimlerini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bunu işverenler, öğrenciler ve yükseköğretim kurumları arasındaki işbirliğini artırarak ve özellikle de, mezunların inovasyon, girişimcilik ve araştırma potansiyellerini artırmalarına yardımcı olacak programların geliştirilmesi yoluyla başaracağız. Hayat boyu öğrenme, değişen iş piyasası ihtiyaçlarını karşılamak için önemli bir faktördür ve yükseköğretim kurumlarının, işgücü becerilerinin yükseltilmesini de kapsayacak şekilde bilginin transferi ve bölgesel gelişimin güçlendirilmesinde merkezi rolü vardır.

Daha iyi öğrenme için hareketliliği güçlendirmek

Öğrenme hareketliliği, AYA ve dışındaki sınır ötesi işbirliğini genişletmek, öğrencilerin istihdam edilebilirliğini ve yükseköğretimin kalitesini artırmak için gereklidir. Yükseköğretimin uluslararasılaşmasını teşvik etme çabalarımızın bütüncül bir parçası olarak, “Daha iyi Öğrenme için Hareketlilik” stratejisini, hareketlilik hedefiyle birlikte kabul ediyoruz.

Eşit erişim ve hareketlilik fırsatları sağlamak için öğrencilere yeterli mali destek verilmesi gereklidir. Bu bağlamda ulusal kredi ve hibelerin AYA çevresinde taşınabilirliği taahhüdümüzü yinelemekteyiz ve Avrupa Birliği’nden politikaları aracılığıyla bu çabamızda bizleri desteklemesini beklemekteyiz.

Örgün, yaygın ve resmi olmayan öğrenmelerin tanınmasını da kapsayacak adil bir akademik ve mesleki tanınma AYA’nın merkezindedir. Bu, öğrencilerin akademik hareketliliğine doğrudan fayda sağlar, mezunların mesleki hareketlilik şanslarını iyileştirir ve yakınsama ve edinilen güven derecesinin doğru biçimde ölçülmesini sağlar. Etkili ve uygun tanınmanın önündeki engelleri kaldırmalıyız. Böylelikle ulusal mevzuatlarımızı Lizbon Tanınma Sözleşmesi doğrultusunda yeniden gözden geçireceğimizi taahhüt etmekteyiz. Avrupa Tanınma Alanı El Kitabı (European Area of Recognition – EAR)’nı memnuniyetle karşılıyoruz ve bu dokümanın yurtdışında alınan yeterliliklerin tanınmasında bir ilkeler seti ve başarılı uygulamalar dokümanı olarak kullanılmasını tavsiye ediyoruz.

Daha geniş bir AYA yaklaşımının bir parçası olarak yükseköğretim kurumlarını daha fazla ortak program ve derecelergeliştirmeleri yönünde teşvik ediyoruz. Ulusal kapsamda işbirliği ve hareketlilik önündeki engelleri ortadan kaldırmak üzere ortak programlar ve derecelerle ilgili ulusal kural ve uygulamaları yeniden gözden geçireceğiz

Dünyadaki diğer bölgelerle işbirliği ve uluslararası açıklık, AYA’nın gelişimi için temel faktörlerdir. 2007’deki “Küresel Düzlemde AYA” stratejisinde ortaya konan stratejik önceliklerle uyumlu AYA hedef ve ilkelerini küresel bir anlayışla incelemeyi taahhüt ediyoruz. Uluslararasılaşmayla ilgili gelişmelere yönelik ilkeler sunmak amacıyla 2015 yılına kadar stratejinin uygulanmasını değerlendireceğiz. Bologna Politika Forumu diyalog için fırsat oluşturmaya devam edecek ve formatı küresel ortaklarımızla birlikte daha fazla geliştirilecektir.

Siyasi hedeflere destek olmak üzere veri toplanma ve şeffaflık konularında iyileştirme

Yükseköğretimle ilgili bilgi ve verilen kalitesinin geliştirilmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Özellikle istihdam edebilirlik, sosyal boyut, hayat boyuöğrenme, uluslararasılaşma, hibe/kredilerin taşınabilirliği, öğrenci ve personel hareketliliği konularında daha hedefe yönelik veri toplanmasını teşvik ediyoruz. Reformların uygulanması ile ilgili izleme yapmasını Eurostat, Eurydice ve Eurostudent’tan rica ediyoruz ve 2015 yılında bize bu konuda bir geri bildirim raporu sunmalarını istiyoruz.

Gönüllü akran öğrenme sistemini geliştireceğiz ve bu sistemi Avrupa yükseköğretiminin karşılaştığı zorlukları cevaplayacak dinamik bir yol olarak iyi uygulamaları teşvik etmek ve Bologna reformlarının uygulama düzeyini değerlendirmek üzere isteyen ülkeler için gözden geçireceğiz (AYA Akran Öğrenme Girişimi).

Yükseköğretim sistemlerini halk ve özellikle de öğrenciler için daha anlaşılır hale getireceğiz. Mevcut ve gelişmekte olan şeffaflık araçlarının iyileştirilmesini destekleyeceğiz. Böylelikle bu araçlar daha kullanıcı odaklı ve deneysel kanıta dayandırılabilecektir.

2012-2015 için Önceliklerin Belirlenmesi

Ulusal seviyede, ilgili paydaşlarla ve yüksek öğretim kurumlarıyla birlikte aşağıdaki önceliklerin gerçekleştirilmesi planlanmıştır:

– 2012 Bologna Uygulama Raporu’nun bulgularını kapsamlı bir şekilde yansıtacak ve sonuç ve önerilerini de dikkate alacağız;
– Az temsil edilen grupların yükseköğretime erişiminin artırılmasına yönelik hedefler tespit edeceğiz ve yükseköğretime erişimi genişletecek ve bitirme oranlarını artıracağız;
– Öğrenci merkezli öğrenme ve yenilikçi öğretme yöntemlerini ve destekleyici ve ilham verici bir çalışma ve öğrenme ortamı yaratılmasını güçlendirecek koşulları oluşturacağız, bununla birlikte, öğrenciler ve çalışanların tüm yönetişim seviyelerinde yer alması için çalışmaya devam edeceğiz;
– Bir taraftan EQAR (European Quality Assurance Registrar) tarafından tescilli kalite güvence ajansları faaliyetlerini Avrupa Yükseköğretim Alanı (AYA)’na yaymaya devam ederken, diğer taraftan ulusal gerekliliklere riayet edilecektir;
– Özellikle eğitim programlarının geliştirilmesinde, istihdam edebilirliği, yaşam boyu öğrenmeyi, problem çözme ve girişimcilik becerilerini işverenlerle iyileştirilmiş işbirliği yoluyla artırmayı hedefliyoruz;
– Ulusal yeterlilikler çerçevesi, AKTS ve Diploma Eki uygulamalarının öğrenme kazanımları temelli olmasını sağlayacağız;
– AYA ile uyumlu ulusal yeterlilik çerçevelerinin uygulanmasını 2012 yılına kadar tamamlayamamış ülkeleri çalışmalarını hızlandırmaya bu görev için yeniden gözden geçirtilmiş bir yol haritası sunmaya davet edeceğiz;
– “Daha İyi Öğrenme için Hareketlilik” stratejisindeki tavsiyeleri uygulayacağız ve ulusal hibe ve kredilerin AYA çevresinde tam olarak taşınabilir olmasına çalışacağız;
– Ulusal mevzuatlarımızın Lizbon Tanıma Sözleşmesi’ne tam uygunluğunu gözden geçireceğiz ve ileri tanınma uygulamaları için EAR (Avrupa Tanınma Alanı) el kitabının kullanılmasını teşvik edeceğiz.
– AYA içinde araştırma ve teknolojiye dayanan bilgi temelli ortaklıkları destekleyeceğiz.
Avrupa düzeyinde, 2015 Bakanlar Konferansı hazırlıkları doğrultusunda ve ilgili paydaşlarla birlikte aşağıdaki önceliklerin gerçekleştirilmesi planlanmıştır :
– “Daha İyi Öğrenme için Hareketlilik Stratejisi” nin ve Bologna Süreci’nin uygulanmasının izlenmesini Eurostat, Eurydice ve Eurostudent’dan isteyeceğiz;
– Bologna reformlarının uygulanması ile ilgili iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasını ve akran öğrenmesini kolaylaştıracak olan AYA Akran Öğrenme İnisiyatifini 2013 yılı itibariyle geliştirecek ve uygulayacağız;
– Bir taraftan üçüncü düzeyde (doktora) kalitenin, şeffaflığın, istihdam edebilirliğin ve hareketliliğin nasıl teşvik edilebileceğini araştırırken diğer taraftan, AYA ile Avrupa Araştırma Alanı arasında ek köprüler kuracağız;
– AKTS Kullanıcı El Kitabı’nı devam eden öğrenme kazanımları ve önceki öğrenmenin tanınması çalışmaları doğrultusunda güncelleyeceğiz;
– Yeterlilikler çerçevelerinin uygulamada nasıl çalıştığı, öğrenme kazanımları ile ilgili bağın vurgulanması ve ulusal kapsamda kısa kademe yeterliliklerini Avrupa Yükseköğretim Alanında Yeterlilikler Çerçevesi’nde nasıl dikkate alınacağı ile ilgili çalışmaları koordine edeceğiz;
– Yükseköğretimin sosyal boyutuyla ilgili akran öğrenmenin teşvik edileceği bir pilot projeyi başlatacağız, aynı zamanda AYA içinde sosyal boyutla ilgili alınan inisiyatifleri izleyecek ve iyi uygulama örneklerini toplayacağız;
– Kalite Güvencesi için Avrupa Standart ve İlkeleri (ESG-European Standards and Guidelines)’nin 2015 yılında uygulanması için yeniden gözden geçirilmesini önereceğiz;
– Ulusal kapsamda hareketlilik ve işbirliğine yönelik engelleri ortadan kaldırmak amacıyla ortak program ve derece oluşturulmasına dair ulusal mevzuat ve uygulamalarımızı gözden geçireceğiz;
– “Küresel Düzlemde Avrupa Yükseköğretim Alanı” Stratejisinin uygulanmasını değerlendireceğiz;
– Şeffaflık politikaları için AYA ilkeleri geliştireceğiz ve mevcut ve gelişmekte olan şeffaflık araçlarını izlemeye devam edeceğiz.


2015 yılı Avrupa Yükseköğretim Alanı Bakanlar Konferansı için Ermenistan’da (Erivan) yeniden buluşacağız.

Demokratik Kamboçya Anayasası

0
Kamboçya Anayasası

Demokratik Kamboçya Anayasası, Milli Kongre tarafından 14 Aralık 1975 tarihinde kabul edilmiş ve 5 Ocak 1976 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Kamboçya Bayrağı

Kamboçya, 20. yüzyıla kadar Khmer derebeyliklerinden oluşan bir bölgedir. Angkor Khmer Krallığı dağınıklığa son vermiş ve 300 yıl civarında hükümranlık sürdürmüştür. Kamboçya, 1954 yılında Fransız sömürgesinden kurtularak bağımsızlığını kazanmıştır. 1972 yılında Khmer Cumhuriyeti ilan edilmiş, krallık Kamboçya Komünist Partisi ile iç savaş çıkmış, 14 Aralık 1975 tarihinde kabul edilen Anayasa sonucunda, 1976 yılında ülkenin adı “Demokratik Kampuçya” olarak ilan edilmiştir.

Kamboçya’da iktidarda olan Pol Pot rejimi 1977’de Vietnam’la girdiği çatışma sonucunda ülke yeniden iç savaşa sürüklenmiş, 1990 yılında Birleşmiş Milletler tarafından başlatılan müzakereler sonucunda Paris Barış Konferansı ile iç barış sağlanarak 1991’de ülke “Kamboçya Devleti” adını almıştır. Parlamento, 123 üyeli Milli Meclis ve 61 üyeli Senato’dan müteşekkildir.

Demokratik Kamboçya Anayasası birçok ülkenin anayasasına göre kısa bir anayasadır.

Kamboçya, Anayasal bir Monarşidir ve Birleşmiş Milletler Teşkilatının üyesidir.

Kamboçya Haritası

Demokratik Kamboçya Anayasası

Kampuchea İşçilerinin, Köylülerinin ve Diğer Emekçilerinin, Devrimci Ordu Savaşçı ve Kadrolarının Temel ve Kutsal Emelleri

Milli ve Halk Kurtuluş Savaşının en ağır yükünü omuzlarında taşıyan, canıyla, malıyla ve duygularıyla cephe için en büyük fedakarlıkları yapmaktan bir an bile geri durmayan ve çocuklarını, kocalarını, onbinlerle yüzbinlerle savaş alanlarına çarpışmaya gönderen, bütün Kampuchea milletinin yüzde 95’inden fazlasını oluşturan işçilerin, yoksul ve orta halli köylülerin, köy ve şehirlerdeki diğer emekçi tabakaların tayin edici nitelikte üstün bir rol oynadıklarını,

Milli ve Halk Kurtuluş Savaşının ateşi içinde, gece gündüz, kuraklık mevsimi, yağmur mevsimi demeden, yeterli ilaç, giyecek ve cephaneden yoksun olarak, her türlü zorluğa ve yoksulluğa göğüs gererek, yiğitçe çarpışan Kampuchea Devrimci Ordusunun üç kesiminin sonsuz fedakarlıklara seve seve katlandığını,

Bütün Kampuchea halkının ve bütün Kampuchea Devrimci Ordusunun emelinin, toprak bütünlüğüne sahip, bağımsız, birleşmiş, barışçı, tarafsız, bloksuz, egemen bir Kampuchea; mutluluğun, eşitliğin, adaletin ve gerçek demokrasinin hüküm sürdüğü, zengin ve yoksulun, ezen ve ezilen sınıfların olmadığı bir toplum; bütün halkın uyum ve geniş bir milli birlik içinde yaşadığı;üretime katılmak, ülkeyi elbirliğiyle kurmak ve savunmak için birleştiği bir toplum olduğunu, 25, 26, 27 Nisan 1975 günlerinde toplanan Olağanüstü Milli Kongre kararında, bütün halkın ve bütün Kampuchea Devrimci Ordusu’nun, yukarıda belirtilen emellerin benimsenip, bunlara bağlı kalınacağını açıkladığını göz önünde tutan Kampuchea Anayasası şunları öngörür:

I. BÖLÜM
DEVLET DÜZENİ

Madde 1: Kampuchea devleti, toprak bütünlüğüne sahip, bağımsız, birleşmiş, barışçı, tarafsız, bloksuz, egemen, demokratik bir devlettir.

Kampuchea devleti, Kampuchea’nın işçi, köylü ve diğer emekçilerinin devletidir.

Kampuchea devletinin resmi adı “DEMOKRATİK KAMPUCHEA”dır.

II BÖLÜM
EKONOMİK DÜZEN

Madde 2 Bütün önemli üretim araçları, halk devletinin kolektif mülkiyetinde ve halk topluluğunun kollektif mülkiyetindedir.
Günlük kullanım malları ise tek tek kişilerin özel mülkiyetinde kalmaya devam eder.

III.BÖLÜM
KÜLTÜR

Madde 3. Demokratik Kampuchea kültürü, günden güne müreffeh bir Kampuchea inşa etme ve onu savunma görevlerine hizmet eden, milli, halkçı, ilerici ve saf bir kültür niteliği taşır.
Bu yeni kültür, Kampuchea’da hakim sınıfların, sömürgeciliğin ve emperyalizmin yoz ve gerici kültürüne karşı kararlılıkla mücadele eder.

IV. BÖLÜM

Madde 4. Demokratik Kampuchea, kollektif yönetim ve kollektif çalışma ilkesini uygular.

V. BÖLÜM
YASAMA YETKİSİ

Madde 5. Yasama yetkisi, işçilerin, köylülerin ve diğer emekçilerin temsilcilerinin Meclisine aittir.
Bu Meclisin resmi adı “Kampuchea Halk Temsilciler Meclisi”dir.
Kampuchea Halk Temsilciler Meclisi , işçileri, köylüleri, diğer emekçileri ve Kampuchea Devrimci Ordusunu temsil eden toplam 250 üyeden oluşur. Bu üyelerin dağılımı şöyledir.
Köylü temsilcileri……………………………………150
İşçi ve diğer emekçilerin temsilcileri……………………50
Devrimci Ordu Temsilcileri…………………………… 50

Madde 6. Kampuchea Halk Temsilcileri Meclisi üyeleri halk tarafından genel seçimle, doğrudan ve gizli oyla, beş yılda bir seçilirler.

Madde 7. Halk Temsilcileri Meclisi yasaları yapar. Demokratik Kampuchea’nın iç ve dış siyasetlerini belirler.

VI. BÖLÜM
YÜRÜTME ORGANI

Madde 8.  Hükümet, Kampuchea Halk Temsilciler Meclisi’nin koyduğu yasaları ve belirlediği bütün siyasetleri uygulamakla yükümlü bir organdır.
Hükümet Kampuchea Halk Temsilciler Meclisi tarafından atanır. Yurt içindeki ve dışındakibütün faaliyetlerinden ötürü sadece ona karşı sorumludur.

VII. BÖLÜM
YARGI ORGANI

Madde 9.  Adalet, halk tarafından gerçekleştirilir. Halk Mahkemeleri, halkın adaletini temsil eder ve korurlar.Halkın demokratik özgürlüklerini savunur ve halk devletine yönelen ya da halk devletinin yasalarını çiğneyen her eylemi cezalandırırlar.
Her düzeydeki mahkemeler, Halk Temsilciler Meclisi tarafından seçilir ve atanırlar.

Madde 10.  Halk devletinin yasalarını çiğneyen hareketler şunlardır:
Halk devletini tehlikeye düşüren düşmanca ve yıkıcı sistemli eylemler: Bunlar en ağır şekilde cezalandırılır.
Yukarıda belirtilenler dışında kalan eylemler:
Bunlar, devlet ya da halk örgütleri bünyesinde yeniden eğitim yöntemiyle ele alınır.

VIII. BÖLÜM
DEVLET BAŞKANLIK DİVANI

Madde 11.  Demokratik Kampuchea Devlet Başkanlık Divanı, beş yılda bir, Kampuchea Halk Temsilciler Meclisi tarafından seçilir ve atanır.
Devlet Başkanlık Divanının görevi, Demokratik Kampuchea Devletini, Demokratik Kampuchea Anayasası çerçevesinde ve Kampuchea Halk Temsilciler Meclisi’nin koyduğu yasalar ve belirlediği siyasetlere uygun olarak ülke içinde ve dışında temsil etmektir.
Devlet Başkanlık Divanı şu kişilerden oluşur:
Başkan
Başkan Birinci Yardımcısı
Başkan İkinci Yardımcısı

IX. BÖLÜM
HER KAMPUCHEA VATANDAŞININ HAK VE ÖDEVLERİ

Madde 12.  Her Kampuchea vatandaşı, sürekli geliştirilecek maddi ve kültürel hayat şartlarında tam olarak yararlanma hakkına sahiptir. Her Kampuchea vatandaşının geçimi güvence altına alınmıştır.
Her işçi fabrikanın efendisidir.
Her köylü çeltik tarlalarının ve toprakların efendisidir.
Bütün diğer emekçiler de çalışma hakkına sahiptir.
Demokratik Kampuchea’da işsizlik aslaolamaz.

Madde 13.  Geniş bir milli birlik içinde bulunan ve eşitliğin, adaletin, demokrasinin, uyumun, mutluluğun hüküm sürdüğü bir toplumda hep birlikte ülkeyi savunmak ve inşa etmek için bütün Kampuchea vatandaşları eşit olmalıdır.
Kadın ve erkek her alanda eşittir.
Birden fazla kadınla ve birden fazla erkekle evlenmek yasaktır.

Madde 14.  Her Kampuchea vatandaşı, yetenekleri ve imkanları ölçüsünde ülke savunmasına ve inşasına katılmakla yükümlüdür.

X BÖLÜM
BAŞKENT

Madde 15.  Demokratik Kampuchea’nın başkenti PHNOM PENH’tir.

XI BÖLÜM
MİLLİ BAYRAK

Madde 16.  Kampuchea’nın Milli Bayrağının biçim ve anlamı şöyledir: Zemini kırmızıdır. Ortasında sarı renkte üç kuleli bir anıt figürü vardır. Kırmızı zemin, devrimci hareketi, Kampuchea halkının Milli Kurtuluş, milli savunma ve inşa uğruna verdiği kararlı ve kahramanca mücadeleyi simgeler.
Sarı renkli anıt da, milli geleneği ve her gün daha şanlı bir ülke inşa eden, onu savunan Kampuchea halkını simgeler.

XII. BÖLÜM
MİLLİ ARMA

Madde 17.  Milli arma üzerinde, modern tarımı simgeleyen bentler ve sulama kanalları, sanayinin simgesi bir fabrika ve bunları çevreleyen iki çentik filizi, aşağısında da “Demokratik Kampuchea” yazısı bulunmaktadır.

XIII. BÖLÜM 
MİLLİ MARŞ

Madde 18.  Demokratik Kampuchea’nın milli marşı “Şanlı 17 Nisan”dır.

XIV BÖLÜM
KAMPUCHEA DEVRİMCİ ORDUSU

Madde 19. Düzenli kesim, yerel kesim ve gerilla kesimi olmak üzere,üç kesimden oluşan Kampuchea Devrimci Ordusu, halk ordusudur. Bu ordudaki kadın ve erkek savaşçılar ve kadrolar işçilerin, köylülerin ve emekçilerin oğulları ve kızlarıdır. Kampuchea Devrimci Ordusu, Kampuchea halk iktidarını korur; toprak bütünlüğüne sahip, bağımsız, birleşmiş,barışçı, tarafsız, bloksuz, egemen ve demokratik Kampuchea’yı savunur. Aynı zamanda, her gün daha şanlı bir ülke inşa etme ve halkın günden güne iyileşen hayat düzeyini durmadan yükseltme mücadelesine katılır.

XIV. BÖLÜM
İNANÇ VE DİN

Madde 20. İnanç sahibi olmak ve bir dine inanmak her Kampuchea vatandaşının hakkı olduğu gibi inanç sahibi olmamak ve dinsiz olmak da onun hakkıdır.
Demokratik Kampuchea’ya ve halka zarar veren her türlü gerici din kesinlikle yasaklanmıştır.

XV. BÖLÜM
DIŞ SİYASET

Madde 21.  Demokratik Kampuchea, bütün sınır komşusu ülkelerle, yakın ya da uzak bütün dünya ülkeleriyle, egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı temelinde sıkı dostluk ilişkileri kurma arzusuyla doludur ve bunu gerçekleştirmeye kesinlikle kararlıdır.
Demokratik Kampuchea, bağımsızlık, barış, tarafsızlık, bloksuzluk siyzsetine sıkı sıkıya bağlıdır. Hiçbir şart altında yabancı bir ülkenin, toprakları üzerinde askeri üsler kurmasına izin vermez; iç işlerine yapılacak her türlü dış müdahaleye kararlılıkla karşı çıkar; ister askeri, siyasal, kültürel, ekonomik ve sosyal, diplomatik olsun, ister sözde insancıl bir biçime bürünsün, dıştan gelecek her türlü yıkıcı ve saldırgan eylemlere karşı mücadele eder.
Demokratik Kampuchea başka ülkelerin iç işlerine hiçbir şekilde karışmaz. “Her ülke kendinin efendisidir, kendi işlerini dış müdahale olmaksızın kendisi tayin eder ve kendisi düzenler” şeklindeki ilkeye titizlikle uyar.
Demokratik Kampuchea, bloksuz ülkelerin oluşturduğu büyük ailenin içinde kararlılıkla yer alır.
Demokratik Kampuchea; Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki Üçüncü Dünya halklarıyla ve dünyanın barışa ve adalete tutkun bütün halklarıyla dayanışmasını geliştirmek için; emperyalizme, sömürgeciliğe, yeni-sömürgeciliğe karşı verilen mücadelede karşılıklı aktif yardım ve desteğin gerçekleştirilmesi için; dünyada gerçek bağımsızlığın, barışın, dostluğun, demokrasinin, adaletin ve ilerlemenin egemen olması için elinden gelen her şeyi yapar.

Güner Sümer

0
Güner Sümer

Güner Sümer 1936’da Nallıhan’da doğdu. 27 Nisan 1977’de Ankara’da yaşamını yitirdi. Oyuncu Sinan Sümer oğludur. Kısa ömründe şair, öykü ve oyun yazarı, çevirmen, oyuncu, yönetmen olarak eserler yarattı.

1938 yılında ailesi ile birlikte Ankara’ya taşındı. İlkokul, ortaokul ve lise’yi Ankara’da Ankara TED Kolejinde okudu. Lisedeyken Demir Özlü, Ahmet Oktay, Orhan Duru, Demirtaş Ceyhun, Attila İlhan gibi şair ve yazarlarla Mavi dergisi kadrosunda yer aldı.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimini tamamlamadan 1960’da Paris’e gidip Charles Dullin’in okulunda tiyatro öğrenimi gören Sümer, Barrault, Vilar, Georges Wilson gibi ustaların yanında çırak olarak çalıştı. 1964 yılında Paris’te tanıştığı yazar Tezer Özlü ile evlenerek Ankara’ya yerleşti; bu evlilik 1967 yılına kadar sürdü ve her iki yazarın edebi dünyasında da izler bıraktı.

Asaf Çiğiltepe’nin İstanbul’da kurduğu Arena Tiyatrosu’na katıldı, ardından Çiğiltepe’nin ölümünden sonra (1967) AST’ı yönetti. Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) bünyesinde sergilenen birçok toplumcu gerçekçi oyunda başrol oynadı, dönemin tiyatro izleyicisi üzerinde derin izler bıraktı. İlk oyunu YARIN CUMARTESİ 1961’de İstanbul’da Site Tiyatrosunda Kenterlerce sahnelendi. Yöneten Lütfi Akad’dı. İkinci oyunu BOZUK DÜZEN’i 1965’de Muhsin Ertuğrul döneminde, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda kendi sahneye koydu. Ardından Haldun Dormen oyunu sinemaya uyguladı. Haldun Dormen tarafından sinemaya uyarlanan ve Türk sinema tarihi için kritik öneme sahip olan Bozuk Düzen (1966), 3. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Film” ve “En İyi Senaryo” ödüllerini kazanmıştır. Eser, Sümer’in tiyatroda yanında  sinema yazarlığında yetkinliğini kanıtlamıştır.

12 Mart olaylarından sonra yeniden Paris’e giden Sümer, HÜZZAM’ı 9 Nisan 1972 günü Paris’te yazmaya başladı ve 31 Ağustos 1972’de Alanya’nın Yeşilköy’ünde ablası Adalet Ağaoğlu’nun evinde tamamladı. HÜZZAM’la önce Yıldız Kenter, sonra Ayla Algan, daha sonra Nisa Serezli ilgilendi ama oyun bir türlü sahnelenemedi. Sümer’in ölümünden altı yıl sonra, Adalet Ağaoğlu, kardeşinin tüm yapıtlarının iki cilt olarak yayımlanmasını sağladı. (Ada Yayınları, 1983) Dört oyunu kapsayan ikinci ciltte HÜZZAM da vardı. O sırada İstanbul Devlet Tiyatrosu’ndan sorumlu olan Can Gürzap oyunu okur okumaz 1983-84 mevsimi repertuarına aldı ve HÜZZAM’ın yazılışından on bir yıl sonra sahnede görülmesini sağladı. Başrolü Tomris Oğuzalp canlandırdı. Yönetmen Serpil Tamur’du. Aynı mevsim oyun Ankara Devlet Tiyatrosu repertuarına da girdi ve İstanbul’un yanı sıra sahnelendi.

Ankara’da Olcay Poyraz’ın yönettiği HÜZZAM’ı Maral Üner canlandırıyordu. 1984’ten 1989’a başkentin Oda Tiyatrosu’nda beş yıl aralıksız olarak sahnelenen HÜZZAM, üç yıl sonra yeniden repertuara girdi ve geçen Mart ayında Kadınlar Haftası etkinlikleri nedeniyle birkaç temsil için İstanbul’un Oda Tiyatrosu’na gönderildi. Hüzzam son olarak Ayla  Algan yönetmenliğinde Ayşenur Özturanlı tarafından 2017 yılında yeniden sahnelenmeye başladı. Sümer’in oyunlarında genellikle “küçük burjuva duyarlılığı”, “toplumsal değişim karşısında tutunmaya çalışan birey” ve “eski-yeni çatışması” temaları hakimdir. Hüzzam, çökmekte olan bir sınıfın ve değişen İstanbul’un hüznünü anlatmaktadır.

Yönettiği Tiyatro Oyunları
  • Sınırdaki Ev : (Slawomir Mrozek) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1969
  • Eskici Dükkanı : (Orhan Kemal) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1968
  • Victor Ya Da Çocukların İktidarı : (Roger Vitrac) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1968
  • Durand Bulvarı : (Armand Salacrou) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1967
  • Küçük Burjuvalar : (Maksim Gorki) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1966
  • Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç : (Hüseyin Rahmi Gürpınar) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1965
  • Bozuk Düzen : Güner Sümer – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1965
  • Ayak Bacak Fabrikası : Sermet Çağan – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1964
  • Yosma : Ruzante – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1964
  • Gizli Ordu : Brendan Behan – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1963
  • Mezarsız Ölüler : Jean Paul Sartre – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1963
Rol Aldığı Tiyatro Oyunları
  • Durand Bulvarı : (Armand Salacrou) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1967
  • Müfettiş : (Nikolai Gogol) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1967
  • 72.Koğuş : (Orhan Kemal) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1966
  • Pazar Gezintisi : (George Mitchele) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1966
  • Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç : (Hüseyin Rahmi Gürpınar) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1965
  • Arturo-Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı : Bertolt Brecht – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1965
  • Bozuk Düzen : Güner Sümer – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1965
  • Ayak Bacak Fabrikası : Sermet Çağan – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1964
  • Yosma : Ruzante – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1964
  • Cehennem Dansı : August Strindberg – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1964
  • Godot’u Beklerken : Samuel Beckett – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1963
  • Gizli Ordu : Brendan Behan – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1963
  • Ölü Canlar : Nikolay Gogol\Arthur Adamov – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1963
  • Mezarsız Ölüler : Jean Paul Sartre – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1963
Filmografi
Eser
  • Yarın Cumartesi – 1988
  • Bozuk Düzen – 1965
Oyuncu
  • Kapıcılar Kralı – 1976
  • Esir Hayat – 1974
  • Diyet – 1974
  • Kartal Yuvası – 1974
Eserleri
  • Bütün Oyunları 3: Bozuk Düzen – Hüzzam (oyun)
  • Bütün Oyunları 2: Aşk Bir Masaldır – Ölü Mevsimler
  • Bütün Oyunları 1: Yarın Cumartesi – Gülen Torba
  • Öykü: Toplu Öyküler (Ölümünden sonra derlenen öyküleri)

Türkiye’yi Sarsan Davalar

0
Türkiye'yi Sarsan Davalar

Türkiye’yi Sarsan Davalar başlıklı belgesel serisi, yeni nesil dijital içerik ve medya platformu GAİN tarafından yayınlanmaktadır.  Özgün haber, dizi, film, program, belgeesel gibi içerikleri abonelik tabanlı sunan bir yayın hizmeti olan GAİN, bağımsız hikâye formatlarına da yer vermektedir.

“Türkiye’yi Sarsan Davalar”, her biri şaşırtıcı olduğu kadar topluma ve yaşandığı döneme ışık tutan hikâyelerden oluşuyor.  Yakın tarihe farklı açılardan ve belgelerle yaklaşıyor. Yaşandığı dönemde toplumu derinden sarsan davalar, özgün bir belgesel anlayışıyla kısa formatta sunuluyor.

Aliye Hanım’ın 1924’te keman dersi aldığı Karl Berger ile arasında büyük bir aşk başlar. Ancak Karl Berger çapkınlıkları ile Aliye Hanım da kıskançlığı ile nam salmıştır. Sonuçta gün gelir, silahlar çekilir, olaylar mahkemeye ve necip Türk basınının sayfalarına intikal eder. Mahkeme gizlilik kararı ve yayın yasağı getirir…

25 Şubat 1933’te İstanbul, Cumhuriyetin ilanından beri görülen en büyük toplumsal olaylardan birine tanıklık ediyordu. Taksim’de toplanan yüzlerce üniversiteli genç, Vagon Li şirketini protesto için eylem yapmış ve şirketin ofislerini tahrip etmişti. Olayların fitilini Cumhuriyet gazetesinde çıkan küçük bir haber ateşlemişti. “Türkçeyi istemeyenin Türkiye’de Yeri Yoktur” başlıklı haberde, Vagon Li’nin İstanbul ofislerinde Fransızca konuşma zorunluluğu getirildiği ve Türkçenin yasaklandığı yazıyordu…

24 Temmuz 1933 günü sabah saatlerinde yolu Kabataş İskelesi’ne düşenler, benzerine az rastlanır bir görüntüye tanıklık ettiler. Jandarma ve polisler, elleri kelepçeli ve boyunlarından birbirine kalın zincirlerle bağlanmış beş kişiyi bir gemiden alarak polis arabasına bindiriyordu. Ertesi gün tüm gazetelerin birinci sayfasında yer alacak bu fotoğraftakiler, Bursa’da gerçekleşen bir silahlı soygunun ve beş cinayetin failleriydi. Ama görgü tanıkları hiçbirini tanımıyordu…

1939 yılının ekim ayında İkinci Dünya Savaşı başlayalı bir ay olmuştu ve Avrupa’da kan gövdeyi götürüyordu ama İstanbul’un en önemli gündemi bir dolandırıcılık davasıydı. 45 yaşındaki Galip Efgani adlı Yemenli, yanındaki üç Meksikalı kadınla birlikte Pera Palas’ta üç ay kalmıştı ama para ödemeyi reddediyordu. Otelin şikâyeti üzerine prens olduğunu iddia eden Efgani hakkında dolandırıcılık davası açılmıştı… Beraat etti ve yanındaki kadınlarla birlikle sınır dışı edildi.

1930’ların sonu Türkiye’de, nüfuzlu kişilerin adının karıştığı yolsuzluk haberlerinin art arda patladığı çalkantılı bir dönem olmuştu. 8 Ocak 1939’da ortaya çıkan, benzeri görülmemiş sahtekârlık olayı da bunlardan biriydi. Türkiye adına sahte belgelerle Kanada’dan sipariş edilen 40 bombardıman uçağı İspanya İç Savaşı’na gönderilmek istenmişti…

İkinci Dünya Savaşı’nın tüm hızıyla sürdüğü 1941 yılının haziran ayında tüm dünya Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne saldırmasının şokunu yaşarken, Türkiye de acı bir haberle sarsılıyordu. Türk gemisi Refah, 24 Haziran 1941’de Akdeniz’de batırılmış, 168 kişi ölmüştü. Haberin gazetelerde çıktığı gün geminin nasıl battığına ve kaç kişinin hayatını kaybettiğine dair bilgi yoktu…

1942’de Ankara’da şok bir haberle çalkalanıyordu. Alman Büyükelçisi Von Papen’e suikast girişimi düzenlenmişti. Bugünlerde sıkça duyduğumuz bir uygulama hayata geçirildi hemen.  Radyo ve gazetelere yayın yasağı geldi. Sadece Anadolu Ajansı’nın verdiği haberler verilebilecekti.

Ünlü Doktor Neşet Naci Arzan’ın Ankara Ulus’taki muayenehanesine gelen bir genç, doktoru tabancayla öldürüp kaçtığında takvimler 16 Ekim 1945’i gösteriyordu. Ertesi gün cinayeti işlediğini söyleyen 23 yaşındaki Reşit Mercan teslim oldu. Olay bir anda en önemli gündem konusu haline geldi çünkü Reşit Mercan, Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay’ın oğlu Haşmet’le çok yakın arkadaştı ve olaya Haşmet’in adı da karışmıştı… Tarihe Ankara Cinayeti olarak geçen olay hakkında Çorum eski milletvekili İhsan Tombuş tarafından aynı isimle bir kitap yayınlanmıştır. Sanıklar 1950 af kanunu ile serbest kalmışlardır.

Bulgaristan’dan kaçışların arttığı 1948’de yedi erkek ve iki kadından oluşan dokuz kişilik bir grup kaçmak için başka bir yol denemeye karar verdi. Varna-Sofya seferini yapan bir uçağı Türkiye’ye kaçıracaklardı. Grup 30 Haziran 1948’de kendilerinden başka yedi yolcu ile dört kişilik mürettebatın bulunduğu uçağın pilotlarını silahla tehdit ederek İstanbul’a inmelerini istedi. Pilotlar reddedince çatışma çıktı ve uçağı kaçıranların lideri konumundaki eski hava albayı, pilot koltuğuna oturup uçağı İstanbul’a indirmeyi başardı. Olayın sonrasıysa haliyle basını günlerce meşgul eden bir mahkeme sürecine uzandı. İstanbul Adliyesi, 14 Aralık 1948’de ilginç bir davanın karar duruşmasına ev sahipliği yapmıştı. Yargılanan dokuz Bulgar, bir yolcu uçağını Bulgaristan’dan İstanbul’a kaçırmakla, içlerinden ikisi uçak havadayken mürettebata ateş açıp iki kişiyi öldürmekle suçlanıyordu…  Kararını açıklayan mahkeme iki cinayetten idam istemiyle yargılanan Mihalikov ve Gonçarov dâhil tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi. Mahkeme gerekçesini diye açıklamıştı. Kararın ardından çoğunluğunu Bulgaristan göçmeni Türklerin oluşturduğu izleyiciler “Yaşasın Türk adaleti!” sloganı attı. Yargıtay’ın kararı onamasıyla birlikte, 3 Mart 1950’de beraat kararı kesinleşti. Bulgaristan 27 Nisan 1950’de Türkiye’ye bir protesto notası daha verip dokuz kişinin iadesini bir kez daha isteyecek, Türkiye ise uçağı kaçıranların siyasi eylemci olduğunu söyleyerek talebi yine reddedecekti.

Türkiye’de 1929-1950 yılları arasında TEKEL’in piyasaya sürdükleri dışında çakmak alıp satmak, ithal etmek ve kullanmak yasaktı. Komşu ülkelerdeki satış fiyatının on katına müşteri bulması nedeniyle çakmak en kıymetli kaçakçılık ürünlerinden biri durumuna gelmişti. 23 Ocak 1949’da düzenlenen bir çakmak kaçakçılığı operasyonu gündemi uzun süre meşgul etti. Özel maçlar yapmak için Türkiye’ye gelen Avusturya futbol takımı Wacker’in iki futbolcusu yanlarında getirdikleri çakmakları Kadıköy Moda’da kaldıkları otelin civarında satmaya çalışırken yakalanmıştı…

12 Ocak 1949 tarihli gazetelerin birinci sayfasında özellikle edebiyatseverleri çok üzecek bir haber vardı. Ünlü yazar Sabahattin Ali öldürülmüştü ve cesedi Kırklareli’nde, Bulgaristan sınırı civarında bulunmuştu. Polisin açıklamasına göre ceset altı ay önce bulunmuş ama kimlik tespiti yapılamamıştı. İnsan kaçakçılığı yapan bir çeteye yapılan operasyonda olay tesadüfen ortaya çıkmış, Ali Ertekin adlı çete mensubu cinayeti itiraf etmişti. Akıl sağlığının yerinde olduğu anlaşılınca duruşma başladı…

1950’li yıllarda kumar alışkanlığı Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri gelmişti. Gazetelerde hemen her gün bir kumar baskını haberi yer alıyordu. O haberlerden biri ortalığı salladı. Çünkü yakalananlardan biri muhafazakarlığı ve kumar karşıtlığı ile tanınan Necip Fazıl idi.

Kemal Pilavoğlu adlı hukuk fakültesinden terk şahıs tarafından, 1930’larda Ankara’nın Çubuk ilçesinde örgütlenmeye başlayan Ticaniler isimlerini arka arkaya Atatürk heykellerine saldırı düzenleyerek duyurdular. Pilavoğlu güya rüyasında Ahmed et-Ticani’ye intisap ettiğini görmüş, ardından Abdülkadir Medeni adlı birinden tarikat ruhsatı almıştı. Gazeteler Ticaniler ile yatıp Ticaniler ile kalkıyordu. 74 Ticani’nin yargılanmasına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde başlandı. Tarikat Şeyhi Kemal Pilavoğlu, 1954 yılında mahkûm olduktan sonra Ticaniliği bıraktığını söyledi.

Türkiye’de 1930’la 1984 yılları arasında dövizle alışveriş yapmak ve döviz bulundurmak yasaktı. Küçük miktarda döviz bulundurmanın bile suç sayıldığı bu dönemde, ihracatçılar da ihraç ettikleri malın karşılığı kazandıkları dövizi Türkiye’ye getirmek zorundaydı. Bunu yapmayanlar döviz kaçakçılığı suçundan beş yıl hapis istemiyle yargılanıyordu. Döviz kaçakçısı denilince ilk akla gelen isim ihracatçı Ruben Asa’ydı… 1968’de cezaevinden sevk edildiği hastaneden firar ederek yurt dışına kaçtı.

26 Aralık 1957’de dokuz subayın, isyan kışkırtıcılığı yapmak ve fesat çıkarmaktan tutuklandıkları açıklandı. Demokrat Parti iktidarını devirmek için bir cunta yapılanması oluşturduğu iddia edilen; Albay İlhami Barut, Yüzbaşı Kazım Özfırat, Yarbay Faruk Güventürk, Binbaşı Ata Tan, Binbaşı Asım Ural, Albay Naci Aşkun, Yüzbaşı Hasan Sabuncu, Piyade Binbaşı Ahmet Dalkılıç ve emekli Subay Cemal Yıldırıman hakkında 26 Mayıs 1958’de başlayan yargılamalar sonucunda, Dokuz Subay Davası sanıklarından olan ve “Orduda isyan hazırlığı var diyerek orduyu ihbar eden” Kurmay Binbaşı Samet Kuşçu, 2 yıl hapis ve ordudan tart cezasına çarptırıldı, diğer sanık  subaylar beraat ederek yeniden görevlerine döndü.

Radyonun artan etkisini iktidardaki Demokrat Parti de fark etmişti. Haber bültenleri propaganda amaçlı kullanılmaya başlamıştı. 1 Aralık 1958’de yandaş radyo yayınlarına tepki olarak İstanbul’da RADYOLARDA PARTİZAN YAYINLARI DİNLEMEK İSTEMEYENLER DERNEĞİ kuruldu ve kısa sürede kapatılarak mahkemelik oldu.

24 Temmuz 1969’daki İzmir Arkeoloji Müzesi soygunu, Türkiye’de o zamana kadar yaşanan en büyük müze soygunuydu. Müzeye gece gelen soyguncular, bekçi İsmail Altıntaş’ı öldürdükten sonra Yunan, Roma ve Bizans dönemine ait çok değerli 118 parça mücevheri çalmıştı. Olayın ardından önce bin insan avı sonra da çok konuşulan bir dava başladı. Tarihten bugüne Türkiye’yi derinden etkilemiş, çok konuşulmuş bazıları hala gizemini koruyan davalar bu belgeselde.

23 yaşındaki Amerikalı üniversite öğrencisi Billy Hayes, Yeşilköy Havaalanı’nda ülkesine gidecek uçağa binerken 2 kilo 300 gram esrarla yakalandığında takvimler 7 Ekim 1970 tarihini gösteriyordu. Çıkarıldığı mahkemede tutuklanan Hayes, esrar kaçakçılığı suçundan müebbet hapis istemiyle yargılanacak ve hikayesi ünlü Midnight Express filmine konu olacaktı.

1971 yılında İstanbul’da görülmeye başlanan bir uyuşturucu davası, Türkiye ile İngiltere arasında aylarca sürecek bir gerginliğe neden olmuştu. Gerginliğin sebebi, Sultanahmet’te 24 kilo esrar alışverişi sırasında yakalanan yabancı uyruklu dört kişiden birinin 14 yaşındaki İngiliz Timothy Davey olmasıydı…

Başbakan Süleyman Demirel, 13 Mayıs 1975’te Başbakanlık binası önünde gazetecilerle konuşurken yanına yaklaşan Vural Önsel adlı kişi Demirel’in yüzüne bir yumruk atıp burnunu kırdıktan sonra bir foto muhabiri tarafından etkisiz hale getirildi ve gözaltına alındı. Sonrasında yaşananlarsa oldukça ilginçti… İdam talebiyle yargılandı. 1,5 yıl ceza adlı, Yargıtay’ın bozma kararı üzerine 4 yıl ceza verildi.  Sonraki yıllarda Almanya’ya ilgice etti, Türkiye’ye geri döndü ancak Türk pasaportu olmadığı için Almanya’ya iade edildi.

1975 yılında Türkiye’yi hayalî ihracatla tanıştıran kişi dönemin Başbakan’ı Süleyman Demirel’in yeğeni 25 yaşındaki Yahya Kemal Demirel’di. O yıllarda ahşap mobilya ihraç edenlere ihraç ettikleri tutarın yüzde 75’i oranında vergi iadesi ödeniyordu. Yahya Demirel, lüks mobilya ihracatı yaptığını beyan ederek vergi iadesi almış, ihracat yaptığını iddia ettiği İtalya’ya hiç mobilya göndermediği, Lübnan ve Kıbrıs’a ise mobilya değil, sunta yolladığı ortaya çıkmıştı. Devletten haksız yere aldığı 20 milyon lira asgari ücretin 25 bin katıydı… Yıllar süren dava zamanaşımına uğradı. 2012’de 62 yaşında öldü.

1976 yılında Amerikan uçak şirketi Lockheed’in Hollanda, İtalya, Japonya ve Türkiye’ye savaş uçağı satmak için bu ülkelerin üst düzey yöneticilerine dört yılda 24 milyon dolar rüşvet dağıttığı ortaya çıkmıştı. ABD’li Lockheed uçak firmasının 3 Avrupa ülkesi ve Japonya’nın yanı sıra Türkiye’de de rüşvet dağıttığına ilişkin Kongre Raporu, Çok Uluslu Şirketler Alt Komitesi tarafından 19 Ağustos 1976 tarihinde açıklandı.

  • Japonya’nın eski başbakanlarından Tanaka Kakuei, Lockheed şirketinden 2 milyon dolar rüşvet almak suçundan 4 yıl hapse mahkum oldu. Paraların teslimi için kapalı zarflarda tuvalette verme ve sahte çek düzenleme gibi yöntemlerin kullanıldığı anlaşıldı.
  • Amerika ile SSCB arasında krize neden olan Lockheed U-2 casus uçağının düşürülmesi olayında, Amerikalı pilot Francis Gary Powers, 19 Ağustos 1960’ta Sovyetler Birliği tarafından yargılandı ve 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevinde İki yıl kaldıktan sonra KGB casusu Rudolf Abel ile Doğu Almanya’da takas edildi ve Amerika’ya geri döndü. Powers 1977’de helikopter kazasında öldü.
  • ABD’de büyük bir yolsuzluk skandalına neden olan Lockheed Martin uçak şirketinin Türkiye temsilcisi Altay Kollektif Şirketi’nin sahibi Ankaralı işadamı Nezih Dural 11 Ocak 1977’de tutuklandı. Lockheed davası Ankara 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Dural berat etti.
  • Deprem felaketine uğrayan Lice’de bir okul yaptırması için dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Emin Alpkaya’ya 30 bin dolar verildiğinin iddia edilmesi üzerine açılan davada da berat kararı verildi. Alpkaya, ‘konudan Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’ın haberi vardı” dedi ancak  Genelkurmay Başkanı bunu reddetti. 7 Nisan 1976’da açılan davada Alpkaya’nın beraatı üzerine Sancar kararı temyiz etti ancak Askeri Yargıtay beraat kararını onayladı.
  • Skandal ile ilgili davaların sadece Türkiye’deki kısmı beraatla sonuçlandı.
  • Uçak şirketinin dağıttığı rüşvet için CHP’liler Meclis soruşturması istedi. Lockheed ve devlet ithalatındaki yolsuzluklarla ilgili iddiaları incelemek üzere Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. CHP Tekirdağ Milletvekili Yılmaz Alparslan komisyon başkanı seçildi. Lockheed‘in başkanı, Türkiye’de kimlere rüşvet verildiğini bilmediğini söyledi.
  • Hollanda Prensi, Bernhard’ın bir gazeteciye yaptığı “Lockheedden rüşvet aldım” itirafı, prens öldükten sonra yayımlandı.

Türkiye’nin ekonomik sistemindeki en ilginç dönemlerden biri bankerler dönemiydi. 1981 yılında bankerler 350 bin kişiden 150 milyar lira, yani o dönemin döviz kuruyla bir buçuk milyar dolar toplamış durumdaydı. Toplanan paranın bir milyar doları piyasanın en büyüğü olan Banker Kastelli’ye yatırılmıştı. Banker Kastelli’nin sahibi, sıra dışı tavırlarıyla tanınan Cevher Özden’di. Açılan davada beraat etti. Fenerbahçe başknalık seçimini Ali Şen’e karşı kaybetti. 2008 yılında bir not bırakarak intihar etti.

12 Eylül 1980 darbesinden üç yıl sonra yapılan seçimler Türkiye’nin yeniden sivilleşme yoluna girdiğinin işareti olarak görülmüştü. Ancak askeri yönetimin baskısı her alanda hissediliyordu. En küçük çatlak sesin bile hemen bastırıldığı bir ortamda gazeteciler, yazarlar, akademisyenler ve sanatçılardan oluşan 1260 aydının imzaladığı bir dilekçe 15 Mayıs 1984’te Cumhurbaşkanlığına ve Meclis Başkanlığına sunuldu. Dilekçe metninde örgütlenme ve adil yargılanma hakkı, basın ve düşünce özgürlüğü talep ediliyor, hak ihlallerine, işkenceye ve ölüm cezalarına son verilmesi isteniyordu. Dilekçeye imza atan 1260 kişi hakkında anında soruşturma başlatıldı.

TRT’nin tek televizyon kanalı olduğu dönemde bilgi yarışmaları izleyicilerin en çok ilgi gösterdiği programlar arasında yer alıyordu. Bu yarışmalardan birine katılımcı olmak için rüşvet verildiği haberi ise önce gündemi sonra mahkemeleri uzun süre salladı. Tarihten bugüne Türkiye’yi derinden etkilemiş, çok konuşulmuş bazıları hala gizemini koruyan davalar bu belgeselde.

Türkiye kamuoyu Adnan Hoca olarak bilinen Adnan Oktar’ı ilk kez 1986 yılında tanımıştı. Özel okullarda örgütlenen ve zengin ailelerin çocuklarından bir grup oluşturan 30 yaşındaki Oktar’ın faaliyetleri öğrenci velilerini tedirgin ediyordu. Nazlı Ilıcak’ın Oktar ve müritleriyle yaptığı söyleşilerden oluşan, “Adnan Hoca’ya Niçin İnandık?” başlıklı yazı dizisi ise çok ilgi çekti. Ancak yazı dizisinin sonu mahkemede bitti. Adnan Oktar akıl hastanesine yatırıldı ve 1 yıl hapsi cezası aldı. Nazlı Ilıcak ise açılan davada beraat etti.

Turgut Özal’ın 1989 yılında cumhurbaşkanı adayı olması tartışma yaratmıştı. Muhalefet, bir siyasi parti liderinin tarafsız cumhurbaşkanı olamayacağı gerekçesiyle cumhurbaşkanlığı seçimini boykot kararı aldı. Böylece Özal yalnızca kendi partisinin milletvekilleri ile bir bağımsız milletvekilinin oy kullandığı seçimlerde cumhurbaşkanı seçildi. Özal, göreve başladıktan sonra da eleştirilerin devam etmesi üzerine, “Hiç merak etmeyin, benim cumhurbaşkanlığıma da alışacaksınız” diyerek meydan okumuştu. Bu açıklamanın ardından, Gebze Topçu Alayı’nda görevli Teğmen Murat Şeref Baba, Özal’a bir protesto telgrafı çekti. “Siz, ‘alışırlar’ dediniz Sayın Turgut Özal, ama ben sizin cumhurbaşkanı olmanıza alışamadım” diye bitiriyordu. Peki sonu ne mi oldu? Şeref Baba önce akıl hastanesine yatırıldı ve sonra ordudan atıldı. Hukuk Fakültesine kaydını yaptırdı ve mezuniyetinin ardından avukat oldu.

Üç yıl süren başbakanlık görevinden 6 Mart 1996’da ayrılan Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller’in, görevi bırakmadan birkaç gün önce örtülü ödenekten 500 milyar lira çektiği ortaya çıkmıştı. Paranın Türkiye’nin güvenliği için kullanıldığını savunan Çiller, yolsuzluk iddiasında bulunanları vatana ihanetle suçluyor ve “Paranın nereye harcandığı devlet sırrıdır, söylersem savaş çıkar” diyordu. Olayın ardından başlayan örtülü ödenek tartışmaları, dolandırıcı Selçuk Parsadan’ın açıklamalarıyla yeni bir boyut kazandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Emekli General Necdet Öztorun’un adını kullanarak Başbakanlığı döneminde Tansu Çiller’i dolandırıp örtülü ödenekten 5.5 milyar TL sızdırdıkları iddiasıyla Selçuk Parsadan dahil 4 kişi hakkında en az 5 yıl hapis istemiyle dava açtı. Çiller hakkında dava açılmadı. Parsadan 2001 yılındaki af sonucunda tahliye oldu. 

Antonio Gramsci

0
Antonio Gramsci

İtalyan düşünür, siyasetçi ve sosyalist kuramcı Antonio Gramsci 22 Ocak 1891’de dünyaya geldi. Torino Üniversitesi’nde edebiyat okudu, dilbilime yakın ilgi duydu.

1913 yılının sonlarında İtalya Sosyalist Partisi’ne katıldı. 1916’da ilk kez topluluk karşısında konuşmalar yaptı ve Romain Rolland, Fransız Devrimi, Paris Komünü ve kadınların kurtuluşu gibi konulara değindi. Mussolini’nin faşist rejimince hapsedildi. Marksist literatüre katkısı temel olarak hegemonya, sivil toplum, altyapı-üstyapı ilişkileri, toplumda aydınların işlevi üzerindedir. Devlet teorisi üzerine özgün görüşler ileri sürdü, başta Althusser olmak üzere birçok Marksist kuramcıyı derinden etkiledi, görüşleri Batı Marksizm’inin temellerini oluşturdu.

Gramsci, 1934 yılında yaşamış olduğu ağır sağlık sorunları nedeniyle şartlı olarak tahliye edilmiş, özgürlüğüne kavuştuktan kısa bir süre sonra 27 Nisan 1937’de, 46 yaşındayken Roma’da yaşamını yitirmiştir.

20. yüzyılın önde gelen Marksist teorisyenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Gramsci’nin teorileri, ardılları olan Perry Anderson, Michael Apple, Louis Althusser, Nicos Poulantzas, David Harvey, Edward Said, Cinsiyet Belası isimli eserin yazarı Judith Butler, Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe gibi isimleri etkilemiştir.

Yazarın dünya tasavvurunu özetleyen ve toplam 33 defterden oluşan Hapishane Defterleri’nin orijinal baskısı beş cilt olarak düzenlenmiş, Türkiye’de de birçok yayınevi tarafından farklı şekillerde basılmıştır.

Avrupa Savunma Avukatları Örgütü

0
Avrupa Savunma Avukatları Örgütü

Avrupa Savunma Avukatları Örgütü (CONSTITUTION OF THE EUROPEAN CRIMINAL BAR ASSOCIATION (an association of European defence lawyers) Avrupa Ceza Barosu’nun (ECBA), ceza soruşturması altındaki kişilerin, şüphelilerin, sanıkların ve hüküm giymiş kişilerin temel haklarını savunmak üzere kurulan bağımsız savunma avukatları grubudur. ECBA’nın ilk Konferansı Mayıs 1997’de Strazburg’daki Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’nda gerçekleşmiştir. ECBA, tüm Avrupa Konseyi üyesi devletlerden katılımcı bir model ile kurulmuş organizasyondur. Avrupa’da ceza hukuku ve adalet konularında önde gelen bir lobidir. Hak savunucusu avukatlar arasında mesleki gelişim ve dayanışma en önemli ilkelerden biridir. ECBA’nın hedefleri; tüm üye ülkelerden ceza savunma avukatlarından oluşan yaygın bir dernek kurmak. ceza adaletine katkı sunmak, Avrupa’da ceza hukuku ve adaleti konusunda lobicilik ve danışmanlık yapmak ve mesleki işbirliği yürütmektir. 2025 yılı itibariyle kurumun başkanlığını Porteki’den Vânia Costa Ramos yürütmektedir. Yönetim organlarında Türkiye’den kimse bulunmamaktadır.

Avrupa Savunma Avukatları Örgütü

Ahmad Suradji

0
Ahmad Suradji

Ahmad Suradji  (10 Ocak 1949- 10 Temmuz 2008) Endonezyalı seri katildir. 1986 ile 1997 yılları arasında 42 kadını öldürdüğünü itiraf etti. Cesetlerle ritüeller yaptı. Ritüelinin bir parçası olarak kurbanlarını bellerine kadar gömerdi ve yüzlerini kendi evinde döndürürdü. Bunun ona daha fazla güç vereceğine inanıyordu. Polise verdiği ifadede, babasının hayaletinin kendisini, mistik bir şifacı olabilmek için 70 ölü genç kadının tükürüğünü içmeye yönlendirdiği bir rüya gördüğünü söylemişti. Dava, 11 Aralık 1997’de başladı,  27 Nisan 1998’de mahkeme kararı açıklandı ve 2008’de idam edildi.

Suradji’nin karısı Tumini cinayetlere yardım etmekten ölüm cezasına çarptırıldı, ancak cezası sonra ömür boyu hapse çevrildi.

Avrupa Hukuki İşbirliği Komitesi (CDCJ)

0
Avrupa Hukuki İşbirliği Komitesi - CDCJ

Avrupa Hukuki İşbirliği Komitesi (CDCJ) 30 Mayıs 1963 tarihinde kurulmuştur. Hukuk Alanında İşbirliği Avrupa Komitesi olarak da bilinmektedir. (EUROPEAN COMMITTEE ON LEGAL AFFAIRS)

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne doğrudan bağlı bir komitedir. Fransa’nın Strazburg şehrinde bulunan Avrupa Konseyi binasında çalışmakta ve toplantılarını burada yapmaktadır. Komitede, her üye ülkenin kendi temsilcisi bulunmakta ve  ülkeleri adına oy kullanmaktadır.

Komite, kurulduğundan beri yaklaşık  60 uluslararası sözleşme veya anlaşma hazırlamış, 90’dan fazla tavsiye kararına ve kılavuz ilkelere rehberlik etmiştir.

Görevi ve Yetkisi 

Avrupa Hukuki İşbirliği Komitesi, Avrupa Konseyi’nin hukuki çalışma konularında görev yapmaktadır. Özel hukuk ve kamu hukuku alanında çalışma yaparak Bakanlar Komitesi‘ne sunulmak üzere raporlar, sözleşme taslakları ve tavsiye kararları hazırlamaktadır. .,Komite Avrupa Konseyi Adalet Bakanları Konferanslarında kabul edilen karar metinlerinin taslak çalışmalarına da katkıda bulunmaktadır. Hızla değişen toplumların zorluklarıyla başa çıkmalarına yardımcı olmayı amaçlamakta, bağlayıcı ve bağlayıcı olmayan standartlar geliştirmektedir. Mahkemeler ve yargı, adalete erişim, kamu yönetimi veya özel sektör, bireyin, ailenin veya sivil toplumun korunması ile ilgili konulara odaklanmakta, Konsey üyesi ülkelerde ortak standartlar hedeflemektedir.

Alt Çalışma Grupları 

Aile Hukuku Uzmanlar Komitesi (The Committee of Experts on Family Law – CJ-FA)
Savcıların Ceza Alanı Dışındaki Rollerine İlişkin Uzmanlar Komitesi (CJSPR  – The Group of Specialists on the role of Public Prosecutors outside the Criminal Field)
Yargılama ile İlgili Uzmanlar Grubu (Group of Specialists on the Judiciary) (CJSJUD)
Çocuk Dostu Adalet Uzmanlar Grubu (Group of Specialists on Child-Friendly Justice – CJSCH)
Vatandaşlık Konusunda Uzmanlar Grubu (Group of Specialists on Nationality – CJSNAT)
Suç Mağdurları için Başvuru Yollarına İlişkin Çalışma Grubu(Group of Specialists on remedies for crime victims – CJSVICT)
İdare Hukuku Proje Grubu (Project Group on Administrative Law – CJDA)
-Borç Problemlerine Yasal Çözümler Aranmasına Dair Uzmanlar Grubu (Group of specialists on seeking legal solutions to debt problems – CJSDEBT)
-Sivil Toplum Kuruluşlarının Hukuki Statüsü Hakkında Uzmanlar Grubu (Group of Specialists on the legal status of non-governmental organisations – CJSONG)
Tıbbi Sorumluluk Konusunda Uzmanlar Grubu (Group of scientific experts on medical liability – CJSMED)

Yerel Yönetimler Özerklik Şartı

0

Yerel Yönetimler Özerklik Şartı(European Charter of Local Self-Government), 15 Ekim 1985 tarihinde  Strasbourg’da düzenlenerek Avrupa Konseyi tarafından imzaya açılmış ve 1 Eylül 1988 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ya da Mahalli İdareler Avrupa Antlaşması olarak bilinen sözleşme, yerel yönetimlerin merkezi idareden özerkliğini garanti eden adem-i merkeziyetçi bir anlaşmadır.

Şart, yerel yönetimler bağlamında kabul edilmiş ilk evrensel metin olması yanında hükümleri arasından seçim yapma olanağı da vermekte; yerel ve bölgesel demokrasi gelişmelerini güçlendirme amacı taşımaktadır. Avrupa Birliği Bölgesinde ortak normlar belirleyen Şart, yerel ve bölgesel yönetimlerin haklarını korumayı hedeflemekte, belirlenen ortak prensiplerin uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının hazırlanmasına yönelik olarak yapılan çalışmalara Avrupa Konseyi bünyesinde 1980’li yılların ilk yarısında başlanmış, Avrupa Yerel Yönetimlerden Sorumlu Bakanlar Konferansı, Bölge ve Yerel Uzmanlar Komitesi (CDRL),  Bölge ve Yerel Sorunlar Yönetim Komitesi (CDRM) ve Yerel ve Bölgesel Yönetimler Sürekli Konferansı (PLRE) tarafından çalışmalar yapılmıştır. Nihai metin, 8-10 Kasım 1984 tarihlerinde Roma’da düzenlenen Altıncı Yerel Yönetimlerden Sorumlu Bakanlar Konferansında yapılan görüşmelerin sonucunda kabul edilerek 15 Ekim 1985 tarihinde Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin imzasına açılmıştır.

Türkiye’nin Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Karşısındaki Tutumu 

Türkiye Cumhuriyeti, Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı 21 Kasım 1988 tarihinde imzalamış ve 1991 yılında onaylamıştır.

TBMM’de kabul edilen, 8 Mayıs 1991 tarihli ve 3727 Sayılı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun, Resmi Gazetenin 21 Mayıs 1991 tarihli sayısında yayınlanarak şart onaylanmıştır. Şart’ın onaylanmasına ilişkin 6 Ağustos 1992 tarih ve 92/3398 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Şart’ın resmi Türkçe çevirisi, 3 Ekim 1992 tarih ve 21364 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Onay belgeleri 9 Aralık 1992 tarihinde tevdi edilmiş ve Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, Türkiye bakımından 1 Nisan 1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Yerel yönetimler üzerinde Anayasa ve yasalar ile konulmuş olan vesayet yetkisinin kaldırılması ve yerel yönetimlere tam salahiyetli bir yönetim yetkisi verilmesi Türkiye Cumhuriyeti tarafından kabul edilmemiştir.

Türkiye; 

Şart’ın 4. Maddesinde yer alan “Yerel makamları doğrudan ilgilendirilen planlama ve karar süreçlerinde kendilerine danışılması” paragrafına,

Şart’ın 6. Maddesinde yer alan “Yerel yönetimlerin iç örgütlenmelerin kendilerince belirlenmesi” paragrafına,

Şart’ın 7. Maddesinde yer alan “Yerel olarak seçilmiş kişilerin görevleriyle bağdaşmayacak işlev ve
faaliyetlerinin kanun ve temel hukuk ilkelerine göre belirlenmesi” paragrafına

Şart’ın 8. Maddesinde yer alan “Vesayet denetimine ancak, vesayetle korunmak istenen yararlarla orantılı olması durumunda izin verilmesi” paragrafına,

Şart’ın 9. Maddesinde yer alan “Yerel yönetimlere kaynak sağlanmasında hizmet maliyetlerindeki artışların mümkün olduğunca hesaba katılması”, “Yeniden dağıtılacak mali kaynakların yerel makamlara tahsisinin nasıl yapılacağı konusunda, yerel yönetimlere önceden danışılması” ve “Yapılacak mali yardımların, yerel yönetimlerin kendi politikalarını uygulama konusundaki temel özgürlüklerini mümkün olduğu ölçüde ortadan kaldırmaması” paragraflarına,

Şart’ın 10. Maddesinde yer alan “Yerel yönetimlerin haklarını savunabilmeleri için uluslararası yerel yönetim birimleriyle işbirliği yapabilmeleri, uluslararası birliklere katılabilmeleri” paragrafına,

Şart’ın 11. Maddesinde yer alan  “Yerel yönetimlerin iç hukukta kendilerine tanınmış olan yetkileri serbestçe savunabilmek için yargı yoluna başvurabilmeleri” paragrafına,

Çekince ve şerh koymuş onaylamamıştır.

Türkiye’nin çekince koyduğu hükümler genel olarak merkezi idarenin vesayet yetkilerini ortadan kaldıran hükümlerdir.

AVRUPA YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI

ÖNSÖZ

İşbu Şartı imzalayan Avrupa Konseyi üyesi Devletler,

Avrupa Konseyi’nin amacının üyeleri arasında ortak mirasları olan ideal ve ilkeleri korumak ve gerçekleştirmek için daha ileri bir birlik sağlamak olduğunu düşünerek,

Bu amacın gerçekleştirilmesinin yollarından birisinin idari alanda anlaşmalar yapmak olduğunu düşünerek,

Yerel makamların her türlü demokratik rejimin temellerinden birisi olduğunu düşünerek,

Vatandaşların kamu işlerinin sevk ve idaresine katılma hakkının Avrupa Konseyine üye

Devletlerin tümünün paylaştığı demokratik ilkelerden biri olduğunu düşünerek,

Bu hakkın en doğrudan kullanım alanının yerel düzeyde olduğuna kani olarak,

Gerçek yetkilerle donatılmış yerel makamların varlığının hem etkili hem de vatandaşlara yakın bir yönetimi sağlayacağına kani olarak,

Değişik Avrupa ülkelerinde özerk yerel yönetimlerin korunması ve güçlendirilmesinin demokratik ilkelere ve idarede ademi merkeziyetçiliğe dayanan bir Avrupa oluşturulmasında önemli bir katkı sağlayacağını düşünerek,

Bunun demokratik bir şekilde oluşan karar organlarına ve sorumluluktan bakımından, bu sorumlulukların kullanılmasındaki olanak ve yöntemler bakımından ve bu sorumlulukların karşılanması için gerekli kaynaklar bakımından geniş bir özerkliğe sahip yerel makamların varlığını gerektirdiğini teyid ederek,

Madde 1

Taraflar bu Şart’ın 12. maddesinde belirtilen şekil ve ölçüde kendilerini aşağıdaki maddelerle bağlı kabul edeceklerini taahhüt ederler.

I. BÖLÜM
Madde 2
Özerk Yerel Yönetimlerin Anayasal ve Hukuki Dayanağı

Özerk yerel yönetimler ilkesi ulusal mevzuatla ve uygun olduğu durumlarda anayasa ile tanınacaktır.

Madde 3
Özerk Yerel Yönetim Kavramı

1 — Özerk yerel yönetim kavramı yerel makamların, kanunlarla belirlenen sınırlar çerçevesinde, kamu işlerinin önemli bir bölümünü kendi sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme hakkı ve imkanı anlamını taşır.

2 — Bu hak, doğrudan, eşit ve genel oya dayanan gizli seçim sistemine göre serbestçe seçilmiş üyelerden oluşan ve kendilerine karşı sorumlu yürütme organlarına sahip olabilen meclisler veya kurul toplantıları tarafından kullanılacaktır. Bu hüküm, mevzuatın olanak verdiği durumlarda, vatandaşlardan oluşan meclislere, referandumlara veya vatandaşların doğrudan katılımına olanak veren öteki yöntemlere başvurulabilmesini hiçbir şekilde etkilemeyecektir.

Madde 4
Özerk Yerel Yönetimin Kapsamı

1 — Yerel yönetimlerin temel yetki ve sorumluluktan anayasa ya da kanun ile belirlenecektir. Bununla beraber, bu hüküm yerel yönetimlere kanuna uygun olarak belirli amaçlar için yetki ve sorumluluklar verilmesine engel teşkil etmeyecektir.

2 — Yerel Yönetimler, kanun tarafından belirlenen sınırlar içerisinde, yetki alanlarının dışında bırakılmış olmayan veya başka herhangi bir makamın görevlendirilmemiş olduğu tüm konularda faaliyette bulunmak açısından tam takdir hakkına sahip olacaklardır.

3 — Kamu sorumlulukları genellikle ve tercihan vatandaşa en yakın olan makamlar tarafından kullanılacaktır. Sorumluluğun bir başka makama verilmesinde, görevin kapsam ve
niteliği ile yetkinlik ve ekonomi gerekleri göz önünde bulundurulmalıdır.
4 — Yerel makamlara verilen yetkiler normal olarak tam ve münhasırdır. Kanunda öngörülen durumların dışında, bu yetkiler öteki merkezî veya bölgesel makamlar tarafından zayıflatılamaz veya sınırlandırılamaz.
5 — Yerel makamların merkezi veya bölgesel bir makam tarafından yetkilendirildiği
durumlarda, bu yetkilerin yerel koşullarla uyumlu olarak kullanılabilmesinde yerel makamlara olanaklar ölçüsünde takdir hakkı tanınacaktır.
6 — Yerel makamları doğrudan ilgilendiren tüm konulara ilişkin planlama ve karar alma süreçleri içinde, kendileriyle olanaklar ölçüsünde zamanında ve uygun biçimde danışılacaktır.

Madde S
Yerel Yönetim Sınırlarının Korunması

Yerel yönetimlerin sınırlarında, mevzuatın elverdiği durumlarda ve mümkünse bir referandum yoluyla ilgili yerel topluluklara önceden danışılmadan değişiklik yapılamaz.

Madde 6
Yerel Makamların Görevleri İçin Gereken Uygun İdari örgütlenme ve Kaynaklar

1 — Kanunla düzenlenmiş daha genel hükümlere halel getirmemek koşuluyla, yerel makamlar kendi iç idari örgütlenmelerini, bunları yerel ihtiyaçlarla uyumlu kılmak ve etkin idare sağlamak amacıyla, kendileri kararlaştırabileceklerdir.

2 — Yerel yönetimlerde görevlilerin çalışma koşulları liyakat ve yeteneğe göre yüksek nitelikli eleman istihdamına imkan verecek ölçüde olmalıdır; bu amaçla yeterli eğitim olanaklarıyla ücret ve mesleki ilerleme olanakları sağlanmalıdır.

Madde 7
Yerel Düzeydeki Sorumlulukların Kullanılma Koşulları

1 — Yerel düzeyde seçilmiş temsilcilerin görev koşullan görevlerin serbestçe yerine getirilmesi olanağını sağlayabilmelidir.

2 — Görev koşulları söz konusu görevin yürütülmesi sırasında yapılacak masrafların uygun biçimde mali tazminiyle birlikte, uygunsa, kazanç kaybının tazminine veya yapılan işin karşılığında ücret ve buna tekabül eden sosyal sigorta primlerinin ödenmesine olanak sağlaya çaktır.

3 — Yerel olarak seçilmiş kişilerin görevleriyle bağdaşmayacak işlev ve faaliyetler kanunla veya temel hukuki ilkelere göre belirlenir.

Madde 8
Yerel Makamların Faaliyetlerinin İdarî Denetimi

1 — Yerel makamların her türlü idari denetimi ancak kanunla veya anayasa ile belirlenmiş durumlarda ve yöntemlerle gerçekleştirilebilir.

2 — Yerel makamların faaliyetlerinin idarî denetimi normal olarak sadece kanunla ve anayasal ilkelerle uygunluk sağlamak amacıyla yapılacaktır. Bununla beraber, üst-makamlar yerel makamları yetkili kıldıkları işlerin gereğine göre yapılıp yapılmadığını idarî denetime tabi tutabileceklerdir.

3 — Yerel makamların idari denetimi, denetleyen makamın müdahalesinin korunması
amaçlanan çıkarların önemiyle orantılı olarak sınırlandırılmasını sağlayacak biçimde yapılmalıdır.

Madde 9
Yerel Makamların Malî Kaynakları

1 — Ulusal ekonomik politika çerçevesinde, yerel makamlara kendi yetkileri dahilinde serbestçe kullanabilecekleri yeterli malî kaynaklar sağlanacaktır.

2 — Yerel makamların malî kaynakları anayasa ve kanunla belirlenen sorumluluklarla orantılı olacaktır.

3 — Yerel makamların malî kaynaklarının en azından bir bölümü oranlarını kendilerinin kanunun koyduğu sınırlar dahilinde belirleyebilecekleri yerel vergi ve harçlardan sağlanacaktır.

4 — Yerel makamlara sağlanan kaynakların dayandığı malî sistemler, görevin yürütülmesi için gereken harcamalardaki gerçek artışların mümkün olduğunca izlenebilmesine olanak tanımaya yetecek ölçüde çeşitlilik arz etmeli ve esneklik taşımalıdır.

5 — Malî bakımdan daha zayıf olan yerel makamların korunması, potansiyel malî kaynakların ve karşılanması gereken malî yükün eşitsiz dağılımının etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik malî eşitleme yöntemlerinin veya buna eş önlemlerin alınmasını gerektirir. Bu yöntemler ve önlemler yerel makamların kendi sorumluluk alanlarında kullanabilecekleri takdir hakkını azaltmayacaktır.

6 — Yeniden dağıtılan kaynakların yerel makamlara tahsisinin nasıl yapılacağı konusunda, kendilerine uygun bir biçimde danışılacaktır.

7 — Mümkün olduğu ölçüde, yerel makamlara yapılan hibeler belli projelerin finansmanına tahsis edilme koşulu taşımayacaktır. Hibe verilmesi yerel makamların kendi yetki alanları içinde kendi politikalarına ilişkin olarak takdir hakkı kullanmadaki temel özgürlüklerine halel getirmeyecektir.

8 — Yerel makamlar sermaye yatırımlarının finansmanı için kanunla belirlenen sınırlar içerisinde ulusal sermaye piyasasına girebileceklerdir.

Madde 10
Yerel Makamların Birlik Kurma ve Birliklere Katılma Hakkı

1 — Yerel makamlar yetkilerini kutlanırken, ortak ilgi alanlarındaki görevlerini yerine getirebilmek amacıyla, başka yerel makamlarla işbirliği yapabilecekler ve kanunlar çerçevesinde birlikler kurabileceklerdir.

2 — Her Devlet, yerel makamların ortak çıkarlarının korunması ve geliştirilmesi için birliklere üye olma ve uluslararası yerel makamlar birliklerine katılma hakkını tanıyacaktır.

3 — Yerel makamlar, kanunla muhtemelen öngörülen şartlar dahilinde, başka devletlerin yerel makamlarıyla işbirliği yapabilirler.

Madde 11
Özerk Yerel Yönetimlerin Yasal Korunması

Yerel yönetimler kendi yetkilerinin serbestçe kullanımı ile anayasa veya ulusal mevzuat tarafından belirlenmiş olan özerk yönetim ilkelerine riayetin sağlanması amacıyla yargı yoluna başvurma hakkına sahip olacaklardır.

II. BÖLÜM
Muhtelif Hükümler
Madde 12
Yükümlülükler

1 — Her Akit Taraf, bu Şart’ın I. Bölümündeki paragraflardan en az 10 tanesi aşağıdakilerin arasından seçilmek üzere en az 20 paragrafı ile kendisini bağlı kabul etmeyi taahhüd edecektir:
— Madde 2,
— Madde 3, paragraf 1 ve 2,
— Madde 4, paragraf 1, 2 ve 4,
— Madde 5,
— Madde 7, paragraf 1,
— Madde 8, paragraf 2,
— Madde 9, paragraf 1, 2 ve 3,
— Madde 10, paragraf 1,
— Madde 11

2 — Sözleşmeye taraf olan her Devlet onay, kabul veya tasvip belgesini tevdi ederken, bu Maddenin 1. paragraf hükümlerine uygun olarak seçtiği paragrafları Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirecektir.

3 — Herhangi bir Taraf Devlet, bu Maddenin 1. paragrafı hükümlerine göre Sözleşmenin henüz kabul etmemiş olduğu herhangi bir paragrafıyla veya paragraflarıyla kendini bağlı addedeceğini daha sonraki herhangi bir tarihte Genel Sekretere bildirebilir.  Sonradan kabul edilen bu tür yükümlülükler, böylece bildirimde bulunan Âkit Tarafın onay, kabul veya tasvip işleminin ayrılmaz bir parçası addedilecek ve Genel Sekreterin bildirimi aldığı tarihten sonra geçecek üç aylık süreyi izleyen ayın ilk gününden başlamak üzere aynı etkiyi taşıyacaktır.

Madde 13
Bu Şart’ın Kapsayacağı Makamlar

İşbu Şart’ta yer alan özerk yerel yönetim ilkeleri Âkit Tarafın ülkesinde mevcut bulunan yerel makamların tüm kategorileri için uygulanır. Bununla beraber herbir Âkit Taraf, onay, kabul veya tasvip belgesini sunarken, bu Şart’ın yerel veya bölgesel makamların sadece hangi kategorileri için uygulanmasını öngördüğünü veya uygulama dışında bırakmayı öngördüğü kategorileri belirleyebilir. Avrupa Konseyi Genel Sekreterine daha sonra yapabileceği bildirimlerle, yukarıdakilerden başka yerel veya bölgesel makam kategorilerini de Şart’ın kapsamına dahil edebilir.

Madde 14
Bilgi Sağlanması

Her Âkit Taraf bu Şart’ın hükümlerine uygunluk sağlamak amacıyla kabul ettiği mevzuat hükümleriyle aldığı öteki önlemler konusuna ilişkin tüm bilgiyi Avrupa Konseyi Genel Sekreterine iletecektir.

III. BÖLÜM
Madde 15
İmza, Onay ve Yürürlüğe Girme

1 — Bu Şart Avrupa Konseyi üyesi tüm ülkelerin imzasına açık olacaktır. Onay, kabul veya tasvip işlemine tabi olacaktır. Onay, kabul veya tasvip belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreterine tevdi edilecektir.

2 — Bu Şart Avrupa Konseyi üyesi ülkelerden dördünün bu Şart’la bağlı olmayı kabul ettiklerini yukarıdaki paragraf hükümlerine uygun olarak daha sonra bildirmelerinden itibaren geçecek üç aylık süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

3 — Bu Şart’la bağlı olmayı kabul edeceğini daha sonra beyan eden herhangi bir üye Devlet bakımından, bu Şart onay, kabul veya tasvip belgesinin tevdi tarihinden sonra geçecek üç aylık bir süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

Madde 16
Topraklara ilişkin Hüküm

1 — Herhangi bir Devlet, imzalama sırasında veya onay, kabul veya tasvip belgesini tevdi ederken bu Şart’ın uygulanacağı toprak ya da toprakları belirleyebilir.

2 — Herhangi bir Devlet daha sonraki herhangi bir tarihte yapacağı ve Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne muhatap bir beyanla, bu Şart’ın uygulanma alanım beyanda belirleyeceği başka herhangi bir toprağı teşmil edebilir. Şart, bu tür topraklar için, bu beyanın Genel Sekreterin eline geçtiği tarihten sonra geçecek 3 aylık süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

3 — Yukarıdaki iki paragraf çerçevesinde yapılan herhangi bir beyan, bu beyanda belirlenen herhangi bir toprak bakımından, Genel Sekretere hitaben yapılacak bir bildirim ile geri çekilebilir. Bu geri çekme, Genel Sekreterin bu bildirimi aldığı tarihten sonra geçecek altı aylık süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

Madde 17
Çekilme

1 — Herhangi bir Taraf, kendisi bakımından bu Şart’ın yürürlüğe girişini izleyen beş yıllık bir sürenin geçmesinden sonra, bu Şart’tan çekilebilir. Bu durumlarda, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine altı ay önce bildirimde bulunulacaktır. Bu tür çekilmeler, Taraf Devlet sayısının dörtten az olmaması koşuluyla diğer Taraf Devletler bakımından Şart’ın geçerliliğini etkilemeyecektir.

2 — Yukarıda paragrafta belirlenen hükümler çerçevesinde herhangi bir Taraf Devlet, 12. maddenin 1. paragrafında öngörülen sayı ve tipteki paragraflarla bağlı olduğu sürece, Şart’ın I. Bölümünün herhangi bir paragrafından çekilebilir. Herhangi bir Taraf Devlet bir paragrafdan çekilerek 12. maddenin 1. paragrafının gereğini karşılamayan bir duruma geliyorsa, Şart’ın kendisinden de çekilmiş sayılacaktır.

Madde 18
Bildirimler

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri :

a) Her imzalamayı;
b) Tüm onay, kabul veya tasvip belgelerinin tevdiini;
c) Bu Şart’ın 15. madde hükümlerine göre her yürürlüğe giriş tarihini;
d) 12. Maddenin 2. ve 3. paragraflarının hükümlerinin uygulanması çerçevesinde alınan her bildirimin;
e) 13. Maddenin hükümlerinin uygulanması çerçevesinde alınan her bildirimi;
f) Bu Şart’a ilişkin diğer herhangi bir işlem, bildirim veya yazışmayı

Avrupa Konseyi üyesi Devletlere bildirecektir.

Yukarıdaki hükümleri kabul zımnında gereği gibi yetkili kılınmış aşağıda imzaları bulunanlar işbu Şart’ı  imzalamışlardır.

Avrupa Konseyi arşivlerinde saklanacak işbu Sözleşme, İngilizce ve Fransızca olarak ve her iki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere, tek nüsha halinde 15 Ekim 1985 tarihinde Strasbourg’da düzenlenmiştir. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Avrupa Konseyi üyesi Devletlerin her birine bu Şart’ın aslına uygun suretlerini iletecektir.

Avusturya Cumhuriyeti Hükümeti Adına Hans G . KNITE L
Belçika Krallığı Hükümeti Adına Jan R. VANDE N BLOOC K
Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti Adına
Danimarka Krallığı Hükümeti Adına Erling V . OUAAD E
Fransa Cumhuriyeti Hükümeti Adına Henri OURMET
Federal Almanya Cumhuriyeti Adına Günter KNACKSTED T Horst WAFFENSCHMIDT
Yunanistan Cumhuriyeti Hükümeti Adına Agamemnon KOUTSOGIORGA S
İzlanda Cumhuriyeti Hükümeti Adına
İrlanda Hükümeti Adına
İtalya Cumhuriyeti Hükümeti Adına Oscar L . SCALFARO
Lihtenştayn Prensliği Hükümeti Adına Nicolas de LIECHTENSTEIN
Lüksemburg Büyük Dukalığı Hükümeti Adına Jean SPAUTZ
Malta Hükümeti Adına
Hollanda Krallığı Hükümeti Adına
Norveç Krallığı Hükümeti Adına
Portekiz Cumhuriyeti Hükümeti Adına Joao PEREIRA BASTOS
ispanya Krallığı Hükümeti Adına Felix PONS IRAZAZABAL
İsveç Krallığı Hükümeti Adına
İsviçre Konfederasyonu Hükümeti Adına
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Adına
Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Hükümeti Adına

27 Nisan E-Muhtırası

0

27 Nisan E-Muhtırası, 2007 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamadır.

Bildiri, Atatürkçülüğe, laikliğe ve cumhuriyetin temel ilkelerine vurgu yapmıştır. Bu ilkelere “sözde değil, özde bağlı” bir cumhurbaşkanı adayı talep edilmiştir.

Kamuoyu, basın açıklamasını muhtıra olarak değerlendirmiştir. Bildiri internet aracılığıyla açıklandığı için “e-muhtıra” olarak tarihe geçmiştir.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt 2009 yılında katıldığı bir televizyon programında açıklamanın kendisi tarafından yazıldığını fakat bir muhtıra olmadığını söylemiştir. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt “Bizzat ben kaleme aldım” demiştir.

27 Nisan E-Muhtırası Hakkındaki Adli Soruşturma

27 Nisan bildirisinin yayınlanmasından 5 yıl sonra, 2012 yılında Adalet Platformu Sözcüsü Adem Çevik, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ‘12 Eylül darbesi, 28 Şubat ve 27 Nisan açıklamasının sorumluları’ hakkında suç duyurusunda bulunmuş,  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, dönemin askeri sorumluları hakkındaki suç duyurusu evrakını ayırarak, “Suç yeri Ankara olduğu” gerekçesiyle dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu’nun, TSK’nın 27 Nisan bildirisine ilişkin soruşturması kapsamında, eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın “şüpheli” sıfatıyla ifadesinin alınması için İstanbul’a talimat yazılmıştır. 2015 yılında dosyayı devralan savcı, yaptığı incelemede aradan geçen süreye rağmen Büyükanıt’ın ifadesinin alınmadığını belirlemiştir. İfade, sağlık sorunları nedeniyle, İstanbul Anadolu Yakasındaki Fenerbahçe Orduevindeki ikametinde alınan Büyükanıt, suçlamaları reddetmiştir. Büyükanıt’, savunmasında yaptıklarının hukuka uygun olduğunu savunmuş ve darbe kastının olmadığını bildirmiştir. Soruşturma sürerken, Büyükanıt, 21 Kasım 2019 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Dosyanın tek şüphelisi olan Büyükanıt’ın hayatını kaybetmesi nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 25 Aralık 2019 tarihinde, “soruşturma ve kovuşturma olanağı kalmadığı” gerekçesiyle takipsizlik kararı vererek dosyayı kapatmıştır.

27 Nisan E-Muhtırası Tam Metni

Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir. Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.
Bu bağlamda;

Ankara’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.

22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa’da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.

Ayrıca, Ankara’nın Altındağ ilçesinde “Kutlu Doğum Şöleni” için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli’de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği,

Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulunda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.

Okullarda kutlanacak etkinlikler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığınca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.

Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.

Bölgemizdeki gelişmeler, din ile oynamanın ve inancın siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur. Kutsal bir inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir.

Malatya’da ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı bir örneği olduğu ifade edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek şartının, devletin Anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir.

Bu tür davranış ve uygulamaların, Sn. Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği “Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.

Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır.

Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.

Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Genelkurmay Başkanı
Yaşar Büyükanıt

26 Nisan – Hukuk Takvimi

0
26 Nisan - Hukuk Takvimi
26 Nisan – Hukuk Takvimi
1725 İtalyan devlet adamı Filippo Antonio Pasquale di Paoli doğdu. (Ölümü: 5 Şubat 1807) 1755’te Korsika’da Cenova yanlılarını yenilgiye uğratıp iktidarı ele geçirdi. Diğer Avrupa ülkelerinden daha demokratik bir anayasayı yürürlüğe koyup 9 yıl boyunca ülkeyi aydın despotizmi olarak bilinen bir anlayışla yöneterek önemli reformlar gerçekleştirdi. Yönetimi sırasında kan davasını yasakladı, madenciliği teşvik etti, bir deniz filosu ile bir üniversite kurdu.
1856 ABD’li avukat, işadamı ve Amerika Birleşik Devletleri büyükelçisi Henry Morgenthau doğdu. (Ölümü: 25 Kasım 1946) Columbia Law School’dan mezun oldu. Amerika Birleşik Devletleri’nin Osmanlı İmparatorluğu büyükelçisi olarak görev yaptı. Yunan Mülteci Yerleşim Komisyonu ve Amerikan Kızılhaçı gibi savaşla ilgili hayır kurumlarında görev aldı. 1919’da, Morgenthau Raporu’nu hazırlayan Polonya’daki Birleşik Devletler hükümetinin bilgi toplama misyonuna başkanlık etti. 1933’te düzenlenen Cenevre Konferansında, ABD adına temsilcilik yaptı. ABD Kongre Üyesi Julius Kahn tarafından sunulan anti-Siyonist bir dilekçeyi imzalayan önde gelen 31 Yahudi Amerikalı arasındadır. Büyükelçi Morgenthau’nun Öyküsü adlı bir kitabı Türkçe’ye çevrilerek Belge Yayınlarından basılmıştır.
1865 ABD Başkanı Abraham Lincoln‘ü bir suikastla öldüren John Wilkes Booth, Amerika Birleşik Devletleri Kara Kuvvetleri askerleri tarafından on iki günlük bir insan avının sonunda, kuzey Virginia’nın kırsal kesiminde yakalandı ve öldürüldü.
1920 İtilaf Devletleri temsilcileri, Türkiye ile yapılacak anlaşmanın esaslarını kararlaştırmak üzere, San Remo’da toplandı.
1947 Japonya Anayasası, ikinci dünya savaşından sonra 26 Nisan 1947 tarihinde yayınlandı ve 26 Temmuz 1947 tarihinde yürürlüğe girdi. Japonya Anayasası, yürürlüğe girdiği 1947 yılından bu yana değişikliğe uğramadı. Japonya Anayasası’nda değişiklikler yapılmasına ilişkin tartışmalar güncelliğini korumaktadır. Japonya Anayasasının tam metni İtalyanca metinden Türkçeye Arif ERGÜNAY tarafından tercüme edilerek 1950 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisinin 7. cildinde ve 1. sayısında yayınlanmıştır.
1958 Ordinaryüs profesör dil bilimci ve bilim insanı Reşit Rahmeti Arat 26 Nisan 1958’de ordinaryüs profesör unvanı aldı.
1961 Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun, 26 Nisan 1961 tarihinde kabul edilmiş, 2 Mayıs 1961 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. İşbu kanun metninde çeşitli tarihlerde yapılan değişiklikler 13 Haziran 2018 tarihi itibari ile, ilgili madde ve fıkraların altlarına dipnot düşmek suretiyle belirtilmiş ve okuyucunun tüm değişiklikleri görmesi kolaylaştırılmıştır.
1964 Tanganika Cumhuriyeti, Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını kazandı. Ülke, 26 Nisan 1964 tarihinde Zanzibar ve Pemba Halk Cumhuriyeti ile birleşerek günümüzde de varlığını sürdüren Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti’ni oluşturdu.
1971 11 ilde Bir ay süreyle sıkıyönetim ilan edildi.
1971 Sıkıyönetim, Devrimci Doğu Kültür Ocakları ve Dev-Genç’i kapattı.
1972 Yazar Sevgi Soysal, bir yıl hapse mahkûm oldu.
1975 Edebiyat Ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi‘ne Türkiye dâhil 168 ülke taraftır. Madde 38’e göre; Bu Belgeyi onaylamamış veya katılmamış veya Sözleşmenin Stockholm Belgesi’nin 22-26 ncı maddelerine taraf olmayan Birlik ülkeleri 26 Nisan 1975 tarihine kadar istedikleri takdirde bu hükümlere taraf sayılarak söz edilen maddelerde öngörülen hakları uygulayabilirler.
1979 İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı, 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarını yasakladığını bildirdi.
1991 Ukrayna’da yakalanan Bahçelievler katliamı sanıklarından Haluk Kırcı, Türkiye’ye iade edildi. 12 Nisan 1988”de 7 kez idam cezası aldı, çıkarılan infaz kanunundan yararlanarak ve 26 Nisan 1991 tarihinde Bursa Cezaevi’nden şartlı tahliye edildi.
1994 Güney Afrika Cumhuriyeti’nde ilk çok ırklı seçimler yapıldı. Oyların yüzde 62’sini alan Nelson Mandela liderliğindeki Afrika Ulusal Kongresi, seçimlerin galibi oldu.
1995 Türkiye’nin ilk kadın kaymakamları Elif Arslan ve Özlem Bozkurt görevlerine başladı.
2000
  • Hint hukukçu ve politikacı Badruddin Shaikh yaşamını yitirdi. (Doğumu: 13 Eylül 1952) LA Shah Hukuk Koleji‘nde eğitim gördü. Siyasete katılmadan önce bir süre avukatlık yaptı. 1979’da Gujarat Üniversitesi Senato Üyesi oldu. 1984’te Hindistan Ulusal Öğrenci Birliği Genel Sekreteri ve 1985’te Gujarat Pradesh Gençlik Kongresi Genel Sekreteri  olarak görev yaptı. Daha sonra Gujarat Üniversitesi’nin Sendika Üyesi oldu. 1992’de Gujarat Pradesh Kongre Komitesinin Azınlık Hücresi Başkanı ve partinin Azınlık Hücresi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. 1995 yılında Ahmedabad Belediye Corporation’da Belediye Meclis Üyesi olarak seçildi. Daimi Komite, Şehir Planlama Komitesi, Hukuk Komitesi ve VS Hastane Yönetim Kurulu üyesi oldu. 2010’dan 2020’de ölümüne kadar Ahmedabad Belediye Şirketi’nde Muhalefet Lideri olarak çalıştı. 
  • Fikri mülkiyet haklarına olan ilgi ve farkındalığı artırmak üzere Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından 26 Nisan günü, 2000 yılında, “Dünya Fikri Mülkiyet Günü” olarak ilan edildi ve bu kapsamda, her yıl üye ülkeler tarafından çeşitli etkinliklerle kutlanmaya başlandı. Dünya Fikri Mülkiyet Günü, patent, telif hakkı, ticari marka ve tasarımların günlük yaşama etkilerini vurgulamak amacıyla her yıl 26 Nisan‘da kutlanmaktadır. WIPO tarafından başlatılan bu kutlama günü, yaratıcılığın ve yenilikçiliğin ekonomiye katkısını vurgulamaktadır.
2001 Uluslararası Göçmen İşçiler ve Ailelerinin Haklarını Koruma Konvansiyonunu Türkiye 13 Ocak 1999 tarihinde imzalamış, 26 Nisan 2001 tarihinde, çekincelerle birlikte kabul etmiş ve 18 Haziran 2004 tarihinde onaylayarak 17 Ağustos 2004 tarihinde bakanlar kurulu kararıyla resmi gazetede yayınlamıştır.
2004 Karadenizliler, Çernobil faciasından tam 18 yıl sonra dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral ve Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ahmed Yüksel Özemre hakkında Karadeniz’de kanser vakalarının artması gerekçesi ile suç duyurusunda bulundu.
2005 Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in veto ettiği 10 bin polis kadrosu açılmasına ve ilahiyat mezunlarının da polis olabilmesine olanak sağlayan yasa, TBMM’de aynen kabul edildi.
2005 Orta Afrika Cumhuriyeti’nin ilk ve tek kadın başbakanı Elisabeth Domitien yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1925 )
2010 Mardin’in Mazıdağı İlçesi’ne bağlı Bilge Köyünde, 7’si çocuk 44 kişinin öldürülmesiyle ilgili tutuklanan 8 kişiden, 6’sına kırk dörder kez müebbet hapis cezası verildi. Bilge Köyü Katliamı olarak tarihe geçen olayda; yaşı küçük olan bir sanığa 44 kez 15 yıl, evinde silah bulunduran sanığa ise 15 yıl hapis cezası verildi.
2016 Türkiye-AB Üst Düzey Ekonomik Diyalog Mekanizması ihdas edilmesi kararlaştırıldı. Bu çerçevede, I. Türkiye – AB Üst Düzey Ekonomik Diyalog Toplantısı 24-26 Nisan 2016 tarihlerinde İstanbul ve Ankara’da düzenlendi.
2018 YÖK’te, 26 Nisan 2018’de “Yükseköğretimde Toplumsal Cinsiyet Eğitimi Çalıştayı” düzenlendi.
2020 Brezilyalı avukat ve politikacı Miquéias Matias Fernandes yaşamını yitirdi. (Doğumu: 28 Ağustos 1950) 
2026 Dünya Fikri Mülkiyet Günü 2026 yılı teması “Fikri Mülkiyet ve Spor” olarak belirlendi.

Dünya Fikri Mülkiyet Günü

0
Dünya Fikri Mülkiyet Günü

Dünya Fikri Mülkiyet Günü(World Intellectual Property Day), fikri mülkiyet haklarına olan ilgi ve farkındalığı artırmak üzere her yıl WIPO Sözleşmesinin 1970’te yürürlüğe girdiği gün olan 26 Nisan’da kutlanmaktadır. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından 2000 yılında ilan edilmiştir. WIPO tarafından başlatılan bu kutlama günü, yaratıcılığın ve yenilikçiliğin ekonomiye katkısını ön plana çıkarmaktadır.

Yaratıcılık ve Fikri Hakların Önemi

İnsanın yaratıcı gücü, bütün buluş ve sanat ürünlerinin kaynağıdır. Bu eserler insan hayatını yaşamaya değer kılan bir özellik taşımaktadır. Buluş ve sanat eserleri ile bu eserleri  meydana getiren kişilerin haklarının korunmasını sağlamak, bireyleri, toplumların ve devletlerin temel görevidir.

Dünya Fikri Mülkiyet Günü kapsamında, her yıl üye ülkeler tarafından çeşitli etkinlikler düzenlenmekte; patent, telif hakkı, ticari marka ve tasarımların günlük yaşama etkileri vurgulanmaktadır.

Dünya Fikri Mülkiyet Günü 2026 yılı teması “Fikri Mülkiyet ve Spor” olarak belirlenmiştir.

Fikri Haklar ve WIPO

Fikri haklar, ekonomik bir değer taşıyan, sahibinin hususiyetini taşıyan ve yaratıcısının düşünce gücü sonucu ortaya çıkan fikri emek ürünlerini oluşturmaktadır. Eserin yaratıcısı ve sahibinin bunlar üzerinde hem mali, hem de manevi hakları bulunmaktadır.

WIPO, 1974 yılında Birleşmiş Milletler sisteminin uzmanlaşmış kuruluşlarından biri haline gelen hükümetler arası bir kuruluştur. WIPO’nun kökenleri, 1883 ve 1886 yıllarında imzalanan Sanayi Mülkiyetinin Korunmasına İlişkin Paris Sözleşmesi ve Edebi ve Sanatsal Eserlerin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi’ne dayanmaktadır; bu sözleşmeler “Uluslararası Büro”nun kurulmasını öngörmüştür. İki büro 1893’te birleştirilmiş ve 1970’te WIPO Sözleşmesi uyarınca Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü ile değiştirilmiştir.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi Hakkında TTB Etik Kurul Görüşü

0

Türk Tabipleri Birliği “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi Hakkında Etik Kurul Görüşü”; 22.Nisan 2019 tarihinde Türk Tabipleri Birliği Etik Kurulu tarafından açıklanmıştır. Belge, Toplumsal cinsiyet kavramını tanımlanmış ve cinsiyetçiliğe dayalı tüm ayrımcılıkların kaldırılması gerektiğini deklare etmiştir. Bildiride ayrıca, Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi‘nin uygulamadan kaldırılması eleştirilmiştir.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi Hakkın TTB Etik Kurul Görüşü

Özgecan Aslan’ın 2015 yılında katledilmesi, gittikçe yaygınlaşan ve eril söylemler eşliğinde yaşama geçirilen kadının kamusal alandan uzaklaştırılmasına yönelik cinsiyetçi politikalar ile kadına yönelik taciz ve şiddetin her geçen gün artarak devam ettiği ülkemizde toplumsal tepki yaratmıştır. Söz konusu tepkilerin de etkisiyle 2016 yılında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yapılan toplantıda Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı tarafından “Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi” yayımlanmıştır. YÖK’ün 28.05.2015 tarihli Genel Kurul kararına dayanılarak hazırlanan belgede, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temel bir problem olarak mevcut olduğu belirtilerek YÖK’ün bütün bileşenlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı hareket edileceği taahhüt edilmektedir.
Konuyla ilgili farkındalık çalışmaları kapsamında YÖK’te, 26 Nisan 2018’de “Yükseköğretimde Toplumsal Cinsiyet Eğitimi Çalıştayı” düzenlenmiştir. Ancak toplumun muhafazakârlaştırılması, kutuplaştırılması, yaşamın dinselleştirilmesi üzerinden sürdürülen politikaların ve söylemlerin etkisiyle Şubat 2019’da, bu sefer toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının “farklı algılara yol açtığı, toplumsal değerlerimiz ve kabullerimizle mütenasip olmadığı ve toplumca kabul görmediği” gerekçeleriyle tutum belgesi geri çekilmiş ve YÖK’ün web sayfasından kaldırılmıştır.
Sürecin bilimin merkezi olarak kabul edilen üniversite ortamında yaşanması ve üniversitelerden konuyla ilgili herhangi bir açıklamanın yapılmaması yanı sıra söz konusu tutum belgesinin onu yayımlayan YÖK Başkanınca kaldırılmış olması, kabul edilemez ironik bir durumdur.
Tıp mesleğinin en temel ahlaki ödevi olan ayrımcılık yapmadan herkese eşit olarak sağlık hizmeti sunmanın ancak toplumsal cinsiyete duyarlı bir tıp eğitimi ve mesleki uygulama ile sağlanabilecek olması; konunun TTB Etik Kurulunca ele alınmasının önemini ve gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Toplumsal cinsiyet kavramı

İnsana dair birçok özellik konusunda topluma egemen olan düşünme biçimi, farklı tarihsel dönemler ve farklı kültürler dikkate alınmadığında, evrensel ve insanın özüne aitmiş gibi bir yanılsamaya neden olabilmektedir. Oysa, herhangi bir yapının nasıl kavranabileceği ile ilgili düşünce biçimi kişinin zihinsel gelişimini sürdürdüğü sosyal bağlamdan etkilenmektedir. Cinselliğin temel ve yegane işlevinin üreme olduğu varsayıldığından; cinsiyetle ilgili temel belirleyenin üreme ile ilgili bedensel özellikler olduğu kabul edilir ve cinsiyet birçok toplumda kadın ve erkek olarak ikili bir düzen içinde değerlendirilir. Cinsiyet ikili bir düzende kurulduğunda; insanlar, sınırların belirgin, ayrımların mutlak olduğu cinsiyet kategorileri içinde ele alınır. Bu anlayışın diğer bir öğesi de, cinsiyetin sadece iki kategoriden ibaret olduğudur. Ancak cinsiyetle ilgili bu iki temel yaklaşım, ne tüm toplumlarda ne de tüm tarihsel dönemlerde geçerlidir. Üstelik uzun süredir birçok farklı disiplinde yürütülen bilimsel çalışmalar, bu yaklaşımların aksi yönde bulgular vermektedir.

İkili cinsiyet yaklaşımı, erkek ve kadının doğalarından kaynaklanan özellikleri temel alınarak; bedensel, ruhsal, ve toplumsal olarak farklı kategoriler içinde değerlendirilmesini gerektirir. Doğumda insanın sahip olduğu üreme organları temel alınarak kişilerin iki cinsiyetten birine dahil oldukları belirlemesi yapılır. Oysa, bedenin cinsiyetle ilişkilendirilen özellikleri üreme organlarıyla sınırlı değildir; üreme organlarının gelişimini belirleyen kromozom bileşimi, doğum öncesi üreme organlarında, ergenlikle birlikte bedenin diğer özelliklerinde farklılaşmaya neden olan hormonlar ve bu etkilerle şekillenen anatomik yapılar, bedensel cinsiyet olarak değerlendirilir.

Bugün bu özellikler açısından, insanların tüm üyelerinin, mutlak bir şekilde birbirine benzeyen ve diğer grup üyelerinden farklı olan kategoriler halinde var oldukları varsayımının doğru olmadığı; insanların cinsiyetle ilişkilendirilen bedensel özellikleri açısından geniş bir aralıkta gözlenebilen bir devamlılık içinde yer aldıkları ve çeşitlilik sergiledikleri bilinmektedir.

Büyük gruplar arasında anlamlı farklılıkların saptanabildiği birçok biyolojik özellik açısından, her bireyin farklı cinsiyetlerle ilişkilendirilebilen özellikleri bir arada sergileyebildiği bilinmektedir. Bu cinsiyet kategorilerine dahil edilen kişilerin bedensel olarak mutlak bir şekilde benzerlik gösterdiği varsayımı, bu iki grup içinde beklenenin dışında özellikler sergileyen bireylerin zorlanmalarına neden olmaktadır. Bunun da ötesinde, cinsiyet kategorileri arasında grup düzeyinde saptanan bedensel farklılıklar, üstünlük ve zayıflık olarak değerlendirmelere zemin hazırlamaktadır.

Cinsiyet kategorileri sadece bedensel özellikler üzerinden tanımlanmamaktadır.

Toplumsal hayat içinde sergilenen giyim, görünüm, toplumsal ödev ve davranış özellikleri de cinsiyetle ilişkilendirilmektedir. Cinsiyetin bu özelliklerle toplum içinde kurulan, şekillenen yönüne “toplumsal cinsiyet” denilmektedir. Toplumsal cinsiyet ile ilişkilendirilen özelliklerin tümünün bedensel özelliklerle doğrudan bir ilişkisi yoktur. İçinde geliştikleri kültüre özgü bir şekilde, bu özellikler gruplandırılarak “erkek” ve “kadın” cinsiyetleri inşa edilmektedir. Kültürle ilişkili ve toplumsal yönleri olsa da, bu özellikler aynı kültür ve toplumda yaşayan tüm bireyler için benzerlik taşımayabilir.

Aynı toplumda farklı zamanlarda, farklı coğrafyalarda, hatta aynı mekan ve zamanda farklı bireylerde, dahası aynı bireyin farklı yaşam dönemlerinde, kişiler bu özellikleri açısından geniş bir çeşitlilik sergilerler. Bununla birlikte, toplumların cinsiyetle ilgili egemen düşünce biçimi doğrultusunda olmasını bekledikleri bireylerin cinsiyet ifadeleri ile ilgili özellikler kümesi, “cinsiyet rolü” olarak adlandırılır.

Cinsiyetle ilgili egemen düşünceye göre; değişen derecelerde, farklı cinsiyet kategorilerinin sergilemesi beklenen özellikleri arasındaki sınır, az ya da çok belirgin olabilmektedir. Kişilerin dahil oldukları cinsiyet kategorisinin tüm özelliklerini tam zamanlı olarak sergilemeleri, bunun da yaşam boyu tutarlı şekilde devam etmesi beklenmektedir. Oysa insanların toplumsal cinsiyet özellikleri, yaygın bir şekilde bu kategorileri ve belirlenen sınırları ihlal etmektedir. Beklenen toplumsal cinsiyet özellikleriyle uyumlu olmayan cinsiyet ifadesi olan bireyler; ikili cinsiyet düzeninin katı bir şekilde benimsendiği toplumlarda önemli güçlükler yaşamaktadırlar.

Toplumsal cinsiyet özellikleri, bedensel özelliklerle doğrudan ilişkili olmamalarının yanı sıra ruhsal özelliklerle de bağlantılı değildir.

Belirli bir cinsiyetin, özü gereği, belirli duygusal ve bilişsel yönleri olduğu iddiası pek çok durumda geçerli değildir. Gruplar arasında saptanabilen farkların ne ölçüde cinsiyetle ne ölçüde toplumda kurulan cinsiyet kategorileriyle ilişkili olduğu bilinmemektedir. Belirli bir cinsiyet kategorisinde değerlendirilen bireylerin, ruhsal ve sosyal özellikler açısından; her iki cinsiyetle ilişkilendirilen özellikleri farklı ölçülerde bünyelerinde barındırdıkları gözlenmektedir.

Cinsiyetle ilgili toplumsal düzeyde kurulan bu kategoriler, özellikle aralarında bir eşitsizlik olduğu öne sürüldüğünde ciddi sorunlara neden olmaktadır. Bu eşitsizlikler, sadece cinsiyetler arasında varsayılan farklılıklarla değil, bu farklılıklara dayandırılarak meşrulaştırılan hak ve sorumluluklarla da kendini göstermektedir. Bir başka deyişle, toplumsal cinsiyet, cinsler arasındaki eşitsiz güç ilişkilerini de gösterir.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, bedensel ve ruhsal farklılıkların değil, topluma egemen olan güç odaklarının, erkek egemen ideolojilerin ve dinlerin, üretim ilişkileri ve ekonomik düzenin üzerine kuruludur.

Bir cins olarak kadınların ezilmesine yol açan kurumsal ve kültürel düzenlemeler ile bir uygulamalar bütünü olan ataerkil sistem; aynı zamanda kadınların bedenini, cinselliğini, doğurganlığını ve emeğini denetim altına almaktadır.

Yüzyıllar içinde toplumların geniş kesimlerince benimsenen ve içselleştirilen, mülkiyet ilişkileriyle meşrulaştırılan ataerkil sistem; cinsiyet kimlikleri ve rolleri konusundaki bir dizi önkabulün yerleşmesine de yol açmıştır.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temel dayanaklarını oluşturan başlıca ön kabuller, kadınlar ve erkeklerin gereksinimler, yetenekler ve işlevler bakımından farklı oldukları; erkeklerin “doğal” olarak güçlü ve akılcı oldukları, siyasal olanı ve devleti temsil etme, dünyayı yorumlama ve düzene sokma, devlet kurma ve uygarlık ürünleri yaratma yeteneklerine, kadınların cinselliğini ve üreme yetilerini denetleme hakkına sahip oldukları; kadınların “doğal” olarak zayıf, akıl ve yetenekler bakımından erkeklerden aşağı,  duygusal ve dengesiz oldukları, bu nedenle siyasal ve kamusal alanın dışında kalmalarının uygun olduğu, çocuk doğurma ve yetiştirme yetenekleri nedeniyle günlük yaşamın ve türün yeniden üretilmesi işlevini taşıdıkları şeklinde özetlenebilir.

Bu bağlamda eşitsizliğin toplumsal/yapısal kökenlerinin ötesinde gerekçelendirilmesi yönündeki çabalar; mevcut durumun meşru ve adil olduğunu kabul ettirmek için kullanılan en yaygın stratejidir. Sıklıkla bu eşitsizliğin biyoloji, yaratılış ve doğayla ilgili olduğunun öne sürülmesi, bu nedenledir.

Daha kişinin doğum anında dilde kurulan toplumsal cinsiyet kavramı üzerinden iktidar üretilmekte ve bunun üzerinden yaratılan toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri eğitim, çalışma, sağlık ve barınma başta olmak üzere toplumsal yaşamın her alanında etkili olmaktadır.

Hak bağlamında toplumsal cinsiyet

İnsan hakları kavramı, herkesin insan olmak bakımından sahip olduğu, dokunulamaz, değiştirilemez, devredilemez hakları olduğu kabulüne dayanır. Yapabilirliğin sınırını belirleyen diğer tüm hak bakış açılarını aşan ve onlardan farklı olan insan hakları rejiminin kurucu ilkesi; toplumsal talebin ifadesi olan eşitlik kavramıdır.

İnsan tarihinin en büyük kötülüklerinin yaşandığı, uygarlığın merkezinde insanın insan tarafından onuru yok edilerek kıyıma uğratıldığı İkinci Dünya Savaşı sonrası, böylesi insan hakları ihlallerinin tekrar yaşanmaması için rejimin düzenlenmesi amacıyla normatif bir yapı oluşturulmuştur. Bu yapı devletlerarası ancak devletler üstü bir yapıdır ve temel olarak İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (İHEB)’nde ifade edilmiştir. Söz konusu Beyanname, ilk maddesinde “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.” ve ikinci maddesinde ise “Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir.” ifadeleriyle eşitliğe ve ayrımcılığa uğramamaya vurgu yapar. Görüldüğü gibi insan hakları rejiminin hem kurucu hem de düzenleyici ilkelerinin temelini, farklı bir algıya neden olmadan eşitlik kavramı oluşturmaktadır.

Bu bağlamda eşitliğe vurgu yapan; “Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi”nin üniversite ortamından kaldırılması; günümüzde yaşanmakta olan insan hakları rejiminin krizini de derinleştirecek yaklaşımdır ve etik açıdan temellendirilmesi olanaksızdır.

Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme

0

Uluslararası Göçmen İşçiler ve Ailelerinin Haklarını Koruma Konvansiyonu, 18 Aralık 1990 günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda imzalanmış, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda kaos yaratan göç dalgalarının yarattığı tahribatın azaltılması hedeflenmiştir. Türkiye bu sözleşmeyi Türkiye 13 Ocak 1999 tarihinde imzalamış, 26 Nisan 2001 tarihinde, çekincelerle birlikte kabul etmiş ve 18 Haziran 2004 tarihinde onaylayarak 17.08.2004 tarihinde bakanlar kurulu kararıyla resmi gazetede yayınlamıştır.

Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme

Başlangıç

Bu Sözleşmeye Taraf Olan Devletler,

Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiş insan hakları ile ilgili temel belgelerde yer alan ilkeleri, özellikle İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini, (217 A (III) Sayılı Karar); Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara Dair Uluslararası Anlaşmayı (2200 A (XXI) Sayılı Karar eki); Medenî ve Siyasal Haklara Dair Uluslararası Anlaşmayı (2200 A (XXI) Sayılı Karar eki, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Ortadan Kaldırılmasına Dair Anlaşmayı (2106 A (XX) Sayılı Karar eki) ve Çocukların Haklarına Dair Anlaşmayı (34/180 Sayılı Karar eki) gözönüne alarak;

Uluslararası Çalışma Teşkilâtının görev çerçevesi içinde oluşturulmuş ilgili belgelerde belirlenen standartlar ve ilkeleri, özellikle, İş Bulma Amaçlı Göç ile İlgili Anlaşmayı (97 Sayılı), Aşağılayıcı Şartlarda Göçler ve Göçmen İşçilere Yapılacak Muamele ve Sağlanacak İmkânlar Konusunda Eşitlik Prensibinin Teşviki ile İlgili Anlaşmayı (143 Sayılı), İş Bulma Amaçlı Göç ile İlgili Tavsiyeyi (86 Sayılı), Göçmen İşçilerle İlgili Tavsiyeyi (151 Sayılı), Zorla veya Kuvvet Kullanarak İşgücü İstihdam Etmenin İlga Edilmesine Dair Anlaşmayı (105 Sayılı) gözönüne alarak;

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilâtının Eğitimde Ayırımcılığın Önlenmesine Dair Anlaşmasında (Birleşmiş Milletler, Anlaşmalar Serisi, Cilt No. 429, Sayı 6193) belirtilen ilkelerin önemini tekrar teyid ederek;

İşkencenin ve Diğer Zalimane, İnsanlıkdışı ve Küçültücü Muamele ve Cezanın Önlenmesine Dair Anlaşmayı (39/46 Sayılı Kararın eki); Suçun Önlenmesi ve Sanıklara Yapılacak Muameleye Dair Dördüncü Birleşmiş Milletler Kongresi Bildirisini (Bakınız :Suçun Önlenmesi ve Sanıklara Yapılacak Muamele Konusunda Dördüncü Birleşmiş Milletler Kongresi, Kyoto, Japonya, 17-26 Ağustos 1979 :Sekreterya tarafından hazırlanan rapor (B.M. Yayınları, Satış No. : E.71.IV.8), Yasa Uygulayıcılarının Davranış Biçimleri (34/169 Sayılı Karar ve eki) ve Köleliğin Önlenmesi ile İlgili Anlaşmaları (Bakınız :İnsan Hakları :Uluslararası Belgeler Derlemesi (B.M. Yayınları, Satış No. : E.88.XIV.I) hatırda tutarak,

Uluslararası Çalışma Teşkilâtının amaçlarından birinin, Anayasasında da ifade edildiği üzere, yabancı ülkelerde istihdam edilen işçilerin menfaatlerinin korunması olduğunu hatırlayarak ve anılan örgütün göçmen işçiler ve aile fertleri ile ilgili konulardaki bilgi birikimini ve tecrübelerini akılda tutarak;

Göçmen işçiler ve aile fertleri ile ilgili olarak Birleşmiş Milletler Teşkilâtının muhtelif organlarında, özellikle, başta, İnsan Hakları Komisyonu, Sosyal Kalkınma Komisyonu, B.M. Gıda ve Tarım Teşkilâtı, B.M. Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilâtı, Dünya Sağlık Teşkilâtında ve diğer uluslararası teşekküllerde yapılmış ve yapılmakta olan çalışmaların önemini müdrik olarak,

Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin haklarının korunmasına yönelik olarak bölgesel veya ikili düzeyde bazı Devletler tarafından gerçekleştirilen gelişmeleri ve bu alanda ikili ve çok taraflı sözleşmeler imzalanmasının önem ve faydasını da keza müdrik olarak,

Milyonlarca insanı ilgilendiren ve uluslararası toplumda çok sayıda Devleti etkileyen göç olayının önemini ve kapsamını idrak ederek,

Göçmen işçi hareketlerinin Devletler ve ilgili halklar üzerindeki etkilerinin bilincinde olarak ve göçmen işçilere ve aile fertlerine yapılacak muamele ile ilgili temel ilkelerin kabul edilmesi yoluyla Devletlerin tutum ve davranışları arasında uyum sağlanmasına katkıda bulunabilecek kuralları tesis etmeyi arzu ederek,

Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin diğer nedenler yanında, Orijin Devletten ayrı olmaları ve İstihdam Devletinde bulunmaktan dolayı güçlüklerle karşılaşabilmeleri gibi nedenlerle, sık sık içine düştükleri hassas durumu dikkate alarak,

Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin haklarının her yerde yeterli şekilde tanınmamış olduğu ve bu nedenle bu hakların uygun biçimde uluslararası korunma altına alınmalarının gerektiği inancında olarak,

Özellikle ailelerin parçalanmasına yol açması sebebiyle, göç olayının göçmen işçilerin hem kendileri, hem de aile fertleri bakımından sık sık ciddî sorunlara neden olduğu gerçeğini göz önüne alarak,

Göç olayının neden olduğu insanî sorunların göçün düzensiz bir ortamda yapılması halinde çok daha ciddî sorunlara yol açtığını akılda tutarak ve bu nedenle gizli göçmen işçi hareketlerinin ve işçi kaçakçılığı olaylarının, aynı zamanda göçmen işçilerin temel insan haklarının korunmasını sağlayarak önlenmesi ve ortadan kaldırılması amacına yönelik uygun tedbirlerin alınmasının teşvik edilmesi gereğine inanarak;

Kayıtlı olmayan veya düzensiz bir durumda bulunan işçilerin diğer işçilere göre genelde daha olumsuz koşullar içinde istihdam edildiklerini ve bazı işverenlerin haksız rekabet koşullarının sağlayacağı menfaatlerden yararlanmak amacıyla bu tür işçileri istihdam etmek eğiliminde olduklarını gözönüne alarak,

Tüm göçmen işçilerin temel insan haklarının daha geniş bir şekilde tanınması halinde düzensiz bir durumda bulunan göçmen işçilerin istihdam edilmesi yollarına başvurulmasının cazip olmaktan çıkarılabileceği ve bunun da ötesinde durumları mahallî mevzuata uygun olan göçmen işçilere ve aile fertlerine belirli bazı ilave haklar verilmesinin tüm göçmenleri ve işverenleri ilgili Devletler tarafından tesis edilmiş kanunlara ve kurallara uymaya ve saygı göstermeye teşvik edeceğini de gözönüne alarak,

Bu nedenle evrensel olarak uygulanabilecek kapsamlı bir anlaşma metni içinde temel kuralları teyid ve tesis etmek suretiyle, tüm göçmen işçilerin ve aile fertlerinin haklarının uluslararası korunmasının gerçekleştirilmesine ihtiyaç duyulduğuna inanarak,

Aşağıdaki hususlarda anlaşmışlardır :

Kapsam ve Tanımlar

Madde 1

  1. Bu Sözleşme bundan sonra belirtilen durumlar istisna olmak üzere, cinsiyet, ırk, renk, dil, din veya inanç, siyasal veya diğer görüş, millî, etnik veya sosyal köken, taabiyet, yaş, ekonomik durum, mülkiyet, medenî hal, doğum veya diğer statüler açısından hiçbir farklılık gözetilmeksizin, tüm göçmen işçilere ve ailelerine uygulanır.
  2. Bu Sözleşme göçmen işçilerin ve aile fertlerinin, göçe hazırlık, hareket, transit geçiş ve İstihdam Devletinde kazanç getiren bir işte çalışma ve ikamet süresinin tamamı ile Orijin Devlete veya mutad olarak ikamet edilen Devlete dönüş dahil olmak üzere, göç sürecinin tamamı süresince uygulanacaktır.

Madde 2

Bu Sözleşme metninde yer alan;

  1. “Göçmen İşçi” kavramı, vatandaşlık bağı ile bağlı olmadığı bir Devlette ücret ödenen bir faaliyette çalıştırılacak, çalıştırılmakta olan veya çalıştırılmış olan bir kişiye atıfta bulunur.
  2. (a) “Sınır İşçisi” kavramı, komşu bir Devlette mutad ikametgâhını muhafaza eden ve normal olarak her gün veya en az haftada bir kez normal ikametgâhına dönen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

(b) “Mevsimlik İşçi” kayramı, niteliği gereği mevsimsel şartlara bağımlı olan ve sadece yılın bir kısmında yapılabilen işi yapan bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

(c) Balıkçıları da içeren “Gemi Adamı” kavramı, vatandaşlık bağı ile bağlı olmadığı bir Devlete kayıtlı bir gemide istihdam edilen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

(d) “Sahil Açığındaki Tesiste Çalışan İşçi” kavramı, vatandaşlık bağı ile bağlı olmadığı bir Devletin egemenlik alanı içinde yeralan bir sahil açığındaki tesiste istihdam edilen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

(e) “Gezici İşçi” kavramı, bir Devlette mutad ikametgâhı olan, fakat yaptığı işin niteliği dolayısıyla, kısa süreler için, başka bir Devlete veya Devletlere seyahat etmek mecburiyetinde olan bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

(f) “Projeye Bağlı İşçi” kavramı, istihdam edileceği Devlete belirli bir süre için ve sadece işvereni tarafından bu Devlette gerçekleştirilmekte olan bir projede çalışmak üzere kabul edilen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

(g) “Belirli Bir İş İçin İstihdam Edilen İşçi” kavramı, aşağıda tarif edilen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

(i) İşvereni tarafından, kısıtlı ve belirlenmiş bir süre ile belirli bir görevi yerine getirmek için, istihdam edileceği bir Devlete gönderilen göçmen bir işçi; veya

(ii) Profesyonel, ticarî, teknik veya diğer yüksek düzeyde özel yetenek gerektiren bir işte kısıtlı ve belirli bir zaman için görevli göçmen bir işçi; veya

(iii) İstihdam Devletindeki işvereninin isteği üzerine kısıtlı ve belirli bir süre için geçici veya kısa süreli bir işte çalışan göçmen bir işçi;

Oturma müsaadesinin bitim tarihinde veya şayet bu özel görevi veya işi daha fazla yürütmüyor ise daha erken bir tarihte göçmen işçinin İstihdam Devletinden ayrılması talep edilir.

(h) “Serbest Çalışan İşçi” kavramı, bir çalışma mukavelesi olmadan kazanç getiren bir faaliyetle iştigal eden ve hayatını normal olarak bu şekilde ya tek başına ya da aile fertleri ile birlikte çalışarak kazanan göçmen bir işçiye ve İstihdam Devletinde uygulanan mevzuat veya ikili veya çok taraflı anlaşmalar uyarınca “serbest çalışan işçi” olarak tanınan diğer herhangi bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

Madde 3

Bu Sözleşme aşağıda belirtilen kişilere uygulanmayacaktır :

(a) Kabulleri ve statüleri genel uluslararası hukuk veya uluslararası özel anlaşmalar veya sözleşmeler ile düzenlenen uluslararası kuruluşlar ve temsilcilikler tarafından gönderilen veya istihdam edilen kişiler veya resmî görevleri ifa etmek üzere bir Devlet tarafından ve ülke dışına gönderilen veya istihdam edilen kişiler;

(b) Bir Devlet tarafından veya onun adına kalkınma programlarına ve  diğer işbirliği programlarına katılmak üzere, ülke dışına gönderilen veya ülke dışında istihdam edilen, kabulü ve statüsü istihdam eden Devlet ile aktedilmiş anlaşma ile düzenlenen ve bu anlaşma uyarınca göçmen işçi sayılmayan kişiler;

(c) Kendi Devletinden başka bir Devlette yatırımcı olarak ikametgâh edinen kişiler;

(d) İlgili Taraf Devletin ulusal mevzuatında veya o Taraf Devleti bağlayan uluslararası anlaşmalarda öngörülmemişse, mülteciler ve vatansızlar;

(e) Öğrenciler ve stajyerler;

(f) İstihdam sağlayan Devlette ikamet etmelerine ve kazanç getirici bir faaliyette bulunmalarına müsaade edilmeyen gemi adamları ve sahil açığında kurulmuş bir tesiste çalışan işçiler,

Madde 4

Bu Sözleşmenin amaçları doğrultusunda “aile fertleri” kavramı, göçmen işçilerle evli kişilere veya onlarla yürürlükte olan mevzuat uyarınca evlenmeye eşit neticeler doğuran bir ilişki içinde bulunan kişilere, kendilerine bağımlı çocuklarına ve yürürlükteki kanunlar veya ilgili Devletler arasında aktedilmiş ikili veya çok taraflı anlaşmalar uyarınca aile ferdi sayılan diğer bağımlı kişilere atıfta bulunur.

Madde 5

Bu Sözleşmenin amaçları doğrultusunda, göçmen işçiler ve aile fertleri;

(a) İstihdam sağlayan Devlete o Devletin kanunları ve o Devletin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar uyarınca, girmek, oturmak ve kazanç getirici bir faaliyette bulunmak üzere müsaade verilmişse kayıtlı ve düzenli durumda olarak değerlendirilirler;

(b) Bu maddenin yukarıdaki (a) alt paragrafında öngörülen şartlara uymuyorlarsa kayıtsız ve düzensiz durumda olarak değerlendirilirler.

Madde 6

Bu Sözleşmenin amaçları doğrultusunda;

(a) “Orijin Devlet” kavramı ilgili kişinin vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu Devlet anlamına gelir;

(b) “İstihdam Devleti” kavramı, duruma göre, göçmen işçinin kazanç getirici bir faaliyette bulunacağı, bulunmakta olduğu veya bulunmuş olduğu bir Devlet anlamına gelir;

(c) “Transit Devlet” kavramı, ilgili kişinin İstihdam Devletine gitmek, veya İstihdam Devletinden Orijin Devlete veya mutad ikametgâhı bulunduğu Devlete gitmek amacıyla transit geçiş yaptığı herhangi bir Devlet anlamına gelir.

KISIM II

HAKLAR KONUSUNDA AYIRIMCILIK YAPILMAMASI

Madde 7

Taraf Devletler, insan hakları ile ilgili uluslararası sözleşmeler uyarınca, kendi ülkeleri içinde yaşayan veya yasal yetki alanına giren tüm göçmen işçilere ve aile fertlerine, cinsiyet, ırk, renk, dil, din veya inanç, siyasal veya diğer görüşler, millî, etnik veya sosyal köken, vatandaşlık, yaş, ekonomik durum, mülkiyet, medenî durum, doğum veya diğer statüler gibi nedenlerle hiçbir ayırımcılık yapmaksızın bu Sözleşmede öngörülen haklara saygı göstermeyi ve uygulamayı taahhüt ederler.

KISIM III

TÜM GÖÇMEN İŞÇİLERİN VE AİLE FERTLERİNİN İNSAN HAKLARI

Madde 8

  1. Göçmen işçileri ve aile fertleri Orijin Devletleri dahil her Devleti terketmekte hürdürler. Bu hak kanunda öngörülen sınırlamalar, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu sağlığı veya ahlâkını veya diğer şahısların hak ve hürriyetlerini korumak için gerekli sınırlamalar ve bu Sözleşmede tanınan diğer haklarla uyumlu sınırlamalar istisna olmak üzere, hiçbir sınırlamaya tabi tutulamaz.
  2. Göçmen işçiler ve aile fertleri kendi Orijin Devletlerine her zaman girmek ve orada kalmak hakkına sahip olacaklardır.

Madde 9

Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin yaşama hakkı kanunla korunacaktır.

Madde 10

Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi işkenceye veya zalimane, insanlıkdışı veya aşağılayıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamaz.

Madde 11

  1. Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi esarete veya zorbalıkla çalıştırılmaya tabi tutulamaz.
  2. Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdinden güç kullanılarak veya zorla çalışma talebinde bulunulamaz.
  3. Bu maddenin 2 nci paragrafı, bir suçun cezası olarak ağır iş ve hapis cezalarının kanunla hükmedilebileceği Devletlerde, yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş bir karar gereğince ağır şartlarda çalışma cezasının uygulanmasına engel teşkil etmez.
  4. Bu maddenin amacı doğrultusunda “Kuvvet kullanılarak veya zorla çalıştırılmak” kavramı aşağıdaki hususları kapsamaz :
  5. a) Bu maddenin 3 üncü paragrafında bahsekonu edilmeyen, bir mahkemenin yasal bir kararı gereğince tutuklu bulunan veya böyle bir tutukluluk durumundan şartlı olarak serbest bırakılmış bir kişiden normal olarak istenen herhangi bir iş veya hizmet,
  6. b) Toplumsal yaşam ve refahı tehdit eder nitelikte olağanüstü durumlarda veya doğal afet karşısında yapılması istenen herhangi bir hizmet;
  7. c) Normal medenî yükümlülükler arasında yer alan ve aynı zamanda ilgili Devletin vatandaşları için de zorunlu olan herhangi bir iş veya hizmet,

Madde 12

  1. Göçmen işçiler ve aile fertleri düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptirler. Bu hak, kendilerinin seçeceği bir dine veya inanca sahip olmak veya geçmek hürriyetini ve bireysel veya diğer kişilerle bir topluluk meydana getirmiş olarak din ve inançlarını ibadet, dinî kurallara bağlılık, uygulama ve öğretme şeklinde açıklamak hürriyetini kapsar.
  2. Göçmen işçiler ve aile fertleri, kendi seçtikleri bir dine veya inanca sahip olmak veya geçmek özgürlüklerine zarar verecek zorlamalara maruz bırakılamazlar.
  3. Bir insanın dinini veya inancını açıklama hürriyeti ancak kanunda tarif edilen ve kamu güvenliğinin, düzeninin, sağlığının veya ahlâkının veya başkalarının temel hak ve hürriyetlerinin korunması açısından lüzumlu olan sınırlamalara tabi tutulabilirler.
  4. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, en az birisi göçmen işçi olan ebeveynlerin ve uygulanabilmesi durumunda, kanunî vasilerin, çocuklarına kendi inançları doğrultusunda din ve ahlâk eğitimi verme özgürlüklerine saygı göstermeyi taahhüt ederler.

Madde 13

  1. Göçmen işçiler ve aile fertleri dışarıdan müdahale olmaksızın fikir ve düşünce özgürlüğüne sahip olacaklardır.
  2. Göçmen işçiler ve aile fertleri ifade hürriyetine sahip olacaklardır; bu hak, her türlü bilgiyi ve düşünceyi, sınır tanımaksızın, sözlü, yazılı veya basılı olarak, sanat şeklinde veya kendi seçecekleri bir araç vasıtasıyla, araştırmak, almak ve yaymak hürriyetini de kapsayacaktır.
  3. Bu maddenin 2 nci paragrafında öngörülen hakkın kullanılması beraberinde özel yükümlülükler ve sorumluluklar getirir. Bu nedenle, bu hak bazı kısıtlamalara tabi tutulabilir, ancak bunlar sadece kanunla belirlenen kısıtlamalar olabilir ve aşağıda belirtilen nedenlere dayanabilir :

a)Diğer kişilerin haklarına ve haysiyetlerine saygı göstermek için,

  1. b) İlgili Devletlerin millî güvenliğinin veya kamu düzeninin veya kamu sağlık ve ahlâkının korunabilmesi için,

c)Herhangi bir şekilde savaş propagandasının önlenmesi için;

  1. d) Ayırımcılığı, düşmanlığı veya şiddeti körükleyen millî, ırksal veya dinsel nefret duygularının herhangi bir şekilde savunulmasının önlenmesi amacıyla.

Madde 14

Hiçbir göçmen işçinin veya aile ferdinin özel hayatına, ailesine, konutuna, mektuplaşmasına veya diğer şekilde haberleşmesine keyfî ve gayrî kanunî müdahalelerde bulunulamaz; şeref ve haysiyetlerine gayrî kanunî saldırılar yapılamaz. Herbir göçmen işçi ve aile ferdî bu tür saldırılara ve müdahalelere karşı kanunun öngördüğü korumadan yararlanma hakkına sahip olacaktır.

Madde 15

Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi, ister bireysel, ister başkalarıyla ortak olarak mal-mülk edinme hakkından keyfî bir şekilde mahrum bırakılamaz. İstihdam Devletinde yürürlükte olan kanunlar uyarınca, bir göçmen işçinin veya aile ferdinin sahip olduğu değerler kısmen veya tamamen kamulaştırıldığı takdirde, ilgili şahsın adil ve yeterli tazminat almaya hakkı olacaktır.

Madde 16

  1. Göçmen işçiler ve aile fertleri özgürlük ve kişi güvenliği hakkına sahip olacaklardır.
  2. Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin ister kamu görevlilerinden ister özel kişiler, gruplar veya kuruluşlardan kaynaklansın, şiddet, fiziksel incinme, tehdit ve korkutma gibi eylemlere karşı Devlet tarafından etkili biçimde korunmaya hakları olacaktır.
  3. Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin kimliklerinin kontrolü kanun uygulayıcısı görevliler tarafından kanunla belirlenen usullere uygun olarak yapılacaktır.
  4. Göçmen işçiler ve aile fertleri, bireysel veya toplu olarak, keyfî tutuklamaya veya gözaltına almaya maruz bırakılamazlar; kanunla belirlenen usullere uygun durumlar ve nedenler dışında özgürlüklerinden mahrum edilemezler.
  5. Tutuklandıkları zaman, göçmen işçiler ve aile fertleri, imkânlar ölçüsünde anladıkları bir lisanla, tutuklanma sebepleri hakkında bilgilendirilecekler ve anladıkları bir lisanla kendilerine yöneltilen suçlamalar hakkında gecikmeksizin kendilerine bilgi verilecektir.
  6. Göçmen işçiler ve aile fertleri, ceza gerektiren bir suç iddiasıyla gözaltına alındıklarında veya tutuklandıklarında, yetkili hâkim veya kanunla yargılama yetkisi verilmiş bir görevlinin önüne çıkarılacaklar ve makul bir süre içerisinde yargılanacak ya da serbest bırakılacaklardır. Yargılanmayı bekleme süresi boyunca tutuklu bulundurulmaları genel bir kural olmamalıdır; ancak serbest bırakılmak, yargı sürecinin herhangi bir aşamasında ve gerekirse, kararın ifası için, tekrar yargı önünde ispat-ı vücut edilmesini güvenceye almak koşuluna bağlı kılınabilir.
  7. Bir göçmen işçi veya aile fertlerinden birisi tutuklandığı veya yargılanmak üzere cezaevine konulduğu veya başka herhangi bir şekilde gözaltına alındığı takdirde;
  8. a) Vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu Orijin Devletin veya o Devletin menfaatlerini temsil eden bir Devletin diplomatik veya konsolosluk makamları, tutuklanan kişi talep ettiği takdirde, tutuklanma veya gözaltına alınma durumu ve sebepleri hakkında gecikmeksizin bilgilendirilmelidirler;
  9. b) İlgili kişi anılan makamlarla haberleşme hakkını haiz olacaktır. İlgili kişinin anılan makamlara göndermek istediği herhangi bir haber gecikmeksizin ulaştırılmalıdır ve ilgili kişi ayrıca anılan makamlar tarafından gönderilen mesajları gecikmeksizin almak hakkına sahip olacaktır.
  10. c) İlgili kişi, anılan makamların temsilcileriyle görüşmek ve kendi yasal temsil edilme hakkına ilişkin olarak onlarla düzenlemeler yapmak üzere, bu hak ve varsa ilgili Devletler arasında yürürlükte olan anlaşmalardan kaynaklanan haklar konusunda gecikmeksizin bilgilendirilecektir.
  11. Tutuklama veya gözaltına alınma yoluyla hürriyetlerinden mahrum kalan göçmen işçiler veya aile fertleri, tutukluluk durumlarının kanuna uygun olup olmadığının gecikilmeksizin karara bağlanabilmesi ve gözaltına alınma hali yasal değilse serbest bırakılmaları amacıyla yetkili bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptirler. Mahkemeye başvurduklarında, şayet kullanılan lisanı konuşamıyorlar veya anlayamıyorlarsa, kendilerine, gerekirse malî yük getirmeyecek şekilde, ücretsiz tercüman hizmetleri sağlanmalıdır.
  12. Yasalara aykırı şekilde tutuklanan veya gözaltına alınan göçmen işçilerin ve aile fertlerinin tazminata yasal hakları olacaktır.

Madde 17

  1. Hürriyetlerinden mahrum kalan göçmen işçiler ve aile fertlerine temel insan haysiyeti ve kültürel kimlikleri bakımından saygılı ve insanca muamele yapılacaktır.
  2. Sanık durumundaki göçmen işçiler ve aile bireyleri, istisnaî şartlar dışında, hüküm giymiş kişilerden ayrı tutulacaklar ve haklarında henüz hüküm verilmemiş kişi olarak durumlarına uygun muamele göreceklerdir. Sanık gençler yetişkinlerden ayrı tutulacaklar ve mümkün olabilecek en kısa zamanda yargılanmak üzere mahkeme önüne çıkarılacaklardır.
  3. Herhangi bir göçmen işçi veya aile ferdi, bir Transit Devletinde veya bir İstihdam Devletinde göç ile ilgili yasaların ihlali sebebiyle gözaltına alınması halinde, imkânlar ölçüsünde, hüküm giymiş veya yargılanmak üzere gözaltında bulunan kişilerden ayrı bir yerde bulundurulacaktır.
  4. Yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş karar gereğince geçirilmekte olan hapis süresince, göçmen işçiye veya aile ferdine yapılacak muamelenin temel amacı onun topluma yeniden kazandırılması olacaktır. Genç hükümlüler yetişkinlerden ayrı bir yerde bulundurulacaklar ve yaş ve hukukî statülerine uygun muamele göreceklerdir.
  5. Gözaltı veya tutukluluk süresince, göçmen işçiler ve aile fertleri, aile fertleri tarafından kendilerine yapılacak ziyaretler sırasında bulundukları ülkenin vatandaşlarına sağlanan haklardan aynen yararlanacaklardır.
  6. Bir göçmen işçinin hürriyetinden mahrum bırakılması halinde, ilgili Devletin yetkili organlarınca, eş ve küçük çocuklar başta olmak üzere, işçinin aile fertleri bakımından ortaya çıkabilecek sorunlar dikkate alınacaktır.
  7. Göçmen işçiler ve aile fertleri, Transit Devlette veya İstihdam Devletinde yürürlükteki kanunlar uyarınca gözaltına alındıkları veya tutuklandıklarında, anılan Devletlerin aynı durumdaki vatandaşları ile eşit haklardan yararlanacaklardır.
  8. Bir göçmen işçi veya aile ferdi, göç ile ilgili yasaların herhangi bir şekilde ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla gözaltına alınması durumunda, yapılan işlemlere ilişkin masrafları ödemeyeceklerdir.

Madde 18

  1. Göçmen işçiler ve aile fertleri, yargı organları önünde, ilgili devletin vatandaşlarının sahip oldukları haklara eşit şekilde sahip olacaklardır. Kendilerine yöneltilen cezaî iddiaların veya bir dava ile ilgili hak ve yükümlülüklerinin tespitinde, kanunlar uyarınca oluşturulmuş yetkili, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde adil ve kamuya açık biçimde haklarını savunma imkânına sahip olacaklardır.
  2. Haklarında cezaî müeyyide gerektiren bir suçtan dolayı dava açılmış göçmen işçiler ve aile fertleri yasalara göre suçlulukları kanıtlanıncaya kadar suçsuz sayılacaklardır.
  3. Haklarındaki cezaî müeyyide gerektiren iddiaların tespitinde, göçmen işçiler ve aile fertleri aşağıda açıklanan asgarî güvencelere sahip olacaklardır :
  4. a) Kendilerine yöneltilen iddiaların türü ve nedenleri hakkında, anladıkları bir lisanda, gecikmeksizin ve ayrıntılı şekilde, bilgilendirilmeleri;
  5. b) Savunmalarını hazırlayabilmeleri ve seçecekleri avukatlarla haberleşebilmeleri için yeterli süre ve olanaklara sahip olmaları;
  6. c) Gereksiz gecikmeler olmaksızın yargılanmaları;
  7. d) Kendilerinin de katıldıkları duruşmalarda yargılanmaları, kendilerini şahsen veya kendileri tarafından seçilen avukatlar aracılığıyla savunmaları; eğer avukat yardımından yararlanmıyorlarsa bu husustaki hakları hakkında kendilerine bilgi verilmesi; adalet sürecinin gerekliliklerinin lüzumlu kıldığı hallerde ve parasal güçlerinin ödemede bulunmaya yeterli olmaması durumunda herhangi bir ödeme yapmaksızın kendilerine tahsis edilecek avukatların yardımından yararlanmaları;
  8. e) Aleyhlerine tanıklık yapmak isteyen kişilere soru sorabilmeleri ve kendi aleyhlerindeki tanıkları incelemek ve kendi aleyhlerine tanıklık yapan kişilerin haiz oldukları hakların aynına sahip olacak şekilde kendi leyhlerine tanıklık yapabilecek tanıkların katılımını sağlamak;
  9. f) Mahkemede kullanılan lisanı anlayamıyor veya konuşamıyorlarsa, tercüman yardımından ücretsiz olarak yararlanmaları;
  10. g) Kendi aleyhlerine tanıklık yapmaya ve suçlarını itirafa zorlanmamaları.
  11. Genç kişilerle ilgili durumlarda, yargılama usulü, sözkonusu kişilerin rehabilitasyonunun teşvik edilmesinin arzu edilirliği ve yaşlarını göz önüne alacak şekilde olacaktır.
  12. Bir suçtan dolayı hüküm giyen göçmen işçilerin ve aile fertlerinin, kendileri ile ilgili hükmün ve tayin edilen cezanın kanunlar uyarınca, daha üst bir mahkeme tarafından gözden geçirilmesine hakları olacaktır.
  13. Bir göçmen işçi veya bir aile ferdi, yetkili mahkemenin nihaî kararı ile bir suçtan dolayı cezalandırıldığında daha sonra karar değiştirilirse veya daha sonra ortaya çıkan delillerin, kararın yanlış olduğunu tartışmasız şekilde göstermesi sonucu ilgili affa uğrarsa, daha sonra ortaya çıkan delillerin ilk yargılanma sırasında ortaya çıkarılmamasında ilgilinin tamamen veya kısmen bir sorumluluğu olmadığı takdirde, karar sonucu uğramış olduğu mağduriyet dolayısıyla, ilgilinin kanunlar uyarınca, tazminat elde etmeye hakkı olacaktır.
  14. Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi, ilgili Devletin kanunları ve ceza usulü hukuku uyarınca hüküm giymiş veya affedilmiş olduğu herhangi bir suçtan dolayı tekrar yargılanamaz veya cezalandırılamaz.

Madde 19

  1. Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi, işlendiği zamanda, ulusal veya uluslararası hukuk bakımından cezaî hüküm gerektiren bir suç teşkil etmeyen herhangi bir fiil veya ihmal dolayısıyla, cezaî hüküm gerektiren bir suç ile suçlanamaz ve onlara suçun işlendiği anda yürürlükte olan yasaların öngördüğü cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suçun işlenmesinden sonra, yeni bir yasal düzenleme ile, o suç için daha hafif bir ceza getirilmişse, ilgili, öngörülen hafif şartlardan yararlandırılır.
  2. Cezaî hüküm gerektiren bir suç işlemiş olan bir göçmen işçi veya ailesi hakkında cezaî hüküm verilirken, ikamet hakkı veya çalışma hakkı başta olmak üzere, göçmen işçinin statüsü ile ilgili insanî mülahazalar göz önüne alınmalıdır.

Madde 20

  1. Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdine, herhangi bir sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmaları nedeniyle hapis cezası verilemez.
  2. Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi sadece iş sözleşmesinden kaynaklanan bir yükümlülüğü yerine getirmemiş olması dolayısıyla, sözkonusu yükümlülük ikamet veya çalışma müsaadesinin bir şartını teşkil etmedikçe, ikamet veya çalışma izninden mahrum bırakılamaz veya sınırdışı edilemez.

Madde 21

Kanunlara uygun şekilde yetkili kılınmış kamu görevlileri dışında, bir kimsenin kimlik belgelerine, ülkeye giriş, ikamet ve çalışma izinleri ile ilgili belgelere el koyması, imha etmesi veya imha etmeye teşebbüs etmesi gayri kanunidir. Ayrıntılı bir tutanak düzenlenip ilgiliye verilmeden, bu tür belgelere el konulamaz. Bir göçmen işçinin ve aile ferdinin pasaportunun veya aynı değerdeki belgesinin imhasına hiçbir şekilde müsaade edilemez.

Madde 22

  1. Göçmen işçiler ve aileleri fertleri toplu sınırdışı edilme tedbirlerine maruz bırakılamazlar. Herbir sınırdışı edilme durumu bireysel olarak incelenir ve karara bağlanır.
  2. Göçmen işçiler ve aile fertleri, ancak, kanunlara uygun olarak yetkili makamın vereceği karar gereğince, bir Taraf Devletin ülkesinden sınırdışı edilebilir.
  3. Bu karar anladıkları bir lisanda kendilerine duyurulur. Millî güvenlikle ilgili istisnaî durumlar saklı kalmak üzere, karar ve gerekçeleri, aksine zorunluluk yoksa ilgiliye yazılı olarak bildirilir. İlgili şahıslar bu haklar konusunda önceden veya en geç kararın duyurulması sırasında bilgilendirilir.
  4. Yetkili yargı organı tarafından alınmış nihaî bir kararın sözkonusu olduğu durumlar hariç, ilgili kişinin sınırdışı edilmemesini gerektiren nedeni zorunlu ulusal güvenlik nedenleri aksini gerektirmediği sürece, yetkili makama duyurmaya veya durumunun yeniden gözden geçirilmesini talepetmeye hakkı olacaktır. Durumunun yeniden gözden geçirilmesine kadar ilgili kişi, sınırdışı edilme kararının askıya alınmasını isteyebilir.
  5. Şayet icra edilmiş bir sınırdışı kararı bilahare iptal edilirse, ilgili şahsın kanunlar uyarınca tazminat talep etme hakkı doğar ve ilk karar ilgili şahsın ilgili Devlete geri dönmesini önlemek için kullanılamaz.
  6. Sınırdışı edilme halinde, ilgili şahsa ülkeden ayrılmadan önce veya sonra, ücret ve sair alacakları ve borçları ile ilgili hususları çözümlemek üzere makul bir fırsat tanınır.
  7. Sınırdışı edilme kararının uygulanmasına halel getirmemesi koşuluyla, sınırdışı edilecek göçmen işçi veya aile ferdi, vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu Devletten başka bir Devlete gitmeye teşebbüs edebilir.
  8. Sınırdışı edilmesinin gerektirdiği masraflar, göçmen işçi veya ailesi fertleri tarafından karşılanmaz. İlgili kişiden seyahat masraflarını karşılaması istenebilir.
  9. İstihdam Devletinden sınırdışı edilmek, göçmen işçinin veya aile fertlerinin, o Devletin kanunlarına uygun şekilde elde etmiş oldukları ücretler ve benzeri haklara halel getirmez.

Madde 23

Mevcut sözleşmede tanınan hakları zarar gördüğü takdirde, göçmen işçiler ve aile fertleri geldikleri Devletin veya bu Devletin haklarını koruyan Devletin diplomatik ve konsolosluk yetkililerine korunma ve yardım için başvuru hakkına sahip olacaklardır. Özellikle, sınırdışı edilme durumunda, ilgili kişi bu hak hususunda gecikmeden bigilendirilecek ve sınırdışı eden devletin yetkilileri bu hakkında kullanılmasını kolaylaştıracaklardır.

Madde 24

Her göçmen işçi ve ailesinin her ferdi her yerde yasalar önünde bir kişi olarak tanınma hakkına sahip olacaktır.

Madde 25

  1. Göçmen işçiler ücretler ve aşağıda belirtilen diğer konularda İstihdam Devletinin vatandaşlarına uygulanan muamelelerden daha olumsuzuna maruz kalmayacaklardır.
  2. a) Fazla mesai, çalışma saatleri, haftasonu tatili, ücretli tatil, güvenlik, sağlık, iş ilişkisinin sona erdirilmesi ile bu terimin kapsamı içine giren ulusal yasa ve uygulamalarda yeralan diğer çalışma şartları;
  3. b) Asgarî istihdam yaşı, evde çalışmanın kısıtlanması gibi istihdam konuları ile, ulusal yasaların ve uygulamaların kapsamı içerisine giren diğer istihdam konuları,
  4. Özel istihdam sözleşmeleriyle bu maddenin 1 inci paragrafında yer alan eşitlik ilkesinden feragat edilmesi yasalara aykırı olacaktır.
  5. Taraf Devletler, göçmen işçilerin, çalıştıkları ülkede ikametleri ve istihdamları konusunda herhangi bir düzensizlik nedeniyle, bu ilke uyarınca kazandıkları haklardan mahrum kalmamalarını teminen tüm uygun önlemleri alacaklardır. Özellikle, işverenler yasal ve sözleşmeye dayanan yükümlülüklerinden kurtulamayacaklar ve böyle bir düzensizlik nedeniyle sorumlulukları hiçbir şekilde sınırlanamayacaktır.

Madde 26

  1. Taraf Devletler aşağıdaki hususlarda göçmen işçilerin ve aile fertlerinin haklarını tanırlar;
  2. a) Ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer çıkarlarını korumak üzere, sendikaların ve yasalara uygun olarak kurulmuş bulunan diğer kuruluşların toplantı ve faaliyetlerine, sadece ilgili örgütün kurallarına tabi olarak katılmak;
  3. b) Sadece ilgili örgütün kurallarına tabi olarak yukarıda belirtildiği şekilde herhangi bir sendikaya ve kuruluşa özgürce katılmak;
  4. c) Yukarıda belirtildiği şekilde, herhangi bir sendikadan ve kuruluştan yardım talep etmek.
  5. Yasada belirtilmiş ve ulusal güvenlik, kamu düzeni veya diğer kişilerin hak ve özgürlüklerini korumak gibi demokratik bir toplum için gerekli olan durumlar dışında, sözkonusu hakların kullanılması kısıtlanamaz.

Madde 27

  1. Sosyal güvenlik konusunda, göçmen işçiler ve aile fertleri İstihdam Devletinin yasaları ile ikili anlaşmalar ve uluslararası anlaşmalarda yeralan ilgili şartları yerine getirdikleri sürece, çalıştıkları devletin vatandaşlarıyla aynı muameleyi görürler. Göçmen işçinin geldiği Orijin Devlet ile çalıştığı İstihdam Devletinin yetkili makamları bu kuralın uygulanmasına ilişkin yöntemleri saptamak üzere gerekli düzenlemeleri yaparlar.
  2. Yürürlükteki yasaların göçmen işçi ve aile fertlerine belli bir sosyal yardımı sağlayamamaları halinde, ilgili Devletler ilgili şahısların bu yardım ile bağlantılı olarak yapmış bulundukları katkının kendilerine geri ödenmesi imkânını, aynı durumdaki vatandaşlarına yapılan uygulama esas alınmak suretiyle değerlendirirler.

Madde 28

Göçmen işçiler ve aile fertleri, yaşamlarının korunması veya sağlık yönünden düzeltilmesi mümkün olmayan bir zararın önlenmesi için gerekli olan her türlü tıbbî bakım görme hakkına, ilgili Devletin vatandaşlarına yapılan uygulamaya eşit olarak sahiptirler. Sözkonusu acil tıbbî bakımın sağlanması göçmen işçilerin ikamet ve istihdamına ilişkin herhangi bir düzensizlik nedeniyle reddedilemeyecektir.

Madde 29

Göçmen işçinin her çocuğu isim, doğum kaydı ve vatandaşlık hakkına sahip olacaktır.

Madde 30

Göçmen işçinin her çocuğu, ilgili Devletin vatandaşlarıyla eşit muamele ilkesi çerçevesinde eğitim alma temel hakkına sahip olacaktır. Okul öncesi kamu eğitim kurumlarına ve okullarına giriş göçmen işçinin veya eşinin çalıştığı Devletteki ikamet ve çalışmasıyla veya çocuğun ikametiyle ilgili düzensizlikler nedeniyle reddedilemeyecektir.

Madde 31

  1. Taraf Devletler göçmen işçilerin ve aile fertlerinin kültürel kimliklerine saygı gösterilmesini sağlayacaklar ve onların geldikleri Orijin Devletleri ile kültürel bağlarını korumalarını engellemeyeceklerdir.
  2. Taraf Devletler bu konudaki gayretleri desteklemek ve teşvik etmek hususunda uygun önlemleri alabilirler.

Madde 32

Göçmen işçiler ve aile fertleri, İstihdam Devletindeki ikametleri sona erdiğinde kazançlarını ve tasarruflarını ve ilgili Devletin uygulanan kanunları uyarınca şahsî eşya ve mallarını nakletme hakkın sahip olacaklardır.

Madde 33

  1. Aşağıdaki durumlarla bağlantılı olarak göçmen işçiler ve aile fertleri Orijin Devletince, İstihdam Devletince veya Transit devletçe bilgilendirilme hakkına sahiptirler:
  2. a) Bu Sözleşmeden doğan hakları konusunda;
  3. b) Kabul edilme şartları, ilgili Devletin kanun ve uygulamaları uyarınca hak ve yükümlülükleri ve bu Devletteki idarî ve diğer formaliteleri yerine getirmelerine yardımcı olacak konularda;
  4. Taraf Devletler bu bilgilerin yayılmasını veya bilgilendirmenin işverenler, sendikalar veya diğer uygun kurum ve kuruluşlarca sağlanmasını teminen gerekli önlemleri alırlar uygunsa, ilgili diğer Devletlerle de işbirliği yaparlar.
  5. Bu tür bilgiler göçmen aileler ve aile fertlerinin talep etmeleri halinde ücretsiz ve mümkünse anlayabilecekleri bir lisanda verilir.

Madde 34

Sözleşmenin bu bölümünde yer alanların hiç birisi göçmen işçilere ve aile fertlerine, İstihdam Devletinin veya Transit Devletin mevzuatına uymaktan veya bu Devlet sakinlerinin kültürel kimliklerine saygı yükümlülüklerini yerine getirmekten imtina etme hakkı vermez.

Madde 35

Sözleşmenin bu bölümünde yer alanlardan hiç birisi  göçmen işçiler ve aile fertlerinden belgesiz veya kuraldışı durumda olanların durumlarını kurallara uygun hale getirdiği şeklinde yorumlanamaz veya bu Sözleşmenin VI. Bölümünde öngörülen ve uluslararası göç için tutarlı ve hakkaniyete uygun koşullar sağlanması amacına yönelik önlemlere halel getirmez.

BÖLÜMIV

Kayıtlı ve Kurallara Bağlı Durumda Bulunan Göçmen İşçiler ve Aile Fertlerinin Diğer Hakları :

Madde 36

İstihdam Devletinde kayıtlı ve kurallar çerçevesinde bulunan göçmen işçiler ve aile fertleri III. Bölümde yer alan haklara ilave olarak Sözleşmenin bu bölümünde yer alan haklardan yararlanırlar.

Madde 37

Göçmen işçiler ve aile fertleri, hareketlerinden önce veya en geç İstihdam Devletine kabul edildikleri zamanda, Orijin Devlet veya İstihdam Devleti tarafından kabul edilmeleri ve özellikle kalışları ve gelir getirici faaliyetler ile ilgili koşullar hakkında ayrıca istihdam Devletinde yerine getirmeleri gereken hususlar ve bu koşulların değişmesi durumunda başvuracakları makam hakkında bilgi edinme hakkına sahiptirler.

Madde 38

  1. İstihdam Devleti, duruma göre, göçmen işçilere ve aile fertlerine kalma ve çalışma izinlerine halel getirmeksizin geçici olarak ayrılma izni sağlama hususunda her türlü çabayı gösterir. İstihdam Devleti, bunu yaparken, göçmen işçilerin ve aile fertlerinin özel ihtiyaçlarını ve bilhassa kendi devletlerine karşı olan yükümlülüklerini göz önünde bulundurur.
  2. Göçmen işçiler ve aile fertleri bu tür geçici olarak ayrılma izninin koşulları hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirilmek hakkına sahiptirler.

Madde 39

  1. Göçmen işçiler ve aile fertleri, İstihdam Devleti sınırları dahilinde yer değiştirme ve ikamet yerlerini serbestçe seçme özgürlüğüne sahiptirler.
  2. Bu maddenin 1 inci paragrafında bahsi geçen haklar, yasalarda öngörülen, ulusal güvenliğin kamu düzeninin, kamu sağlığı ve ahlakının veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasına matuf ve bu Sözleşmede tanınan diğer haklarla tutarlı olan kısıtlamalar hariç, kısıtlanamaz.

Madde 40

  1. Göçmen işçiler ve aile fertleri istihdam edildikleri Devlette ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer çıkarlarını geliştirmek ve korumak üzere dernekler ve sendikalar kurma hakkına sahiptir.
  2. Bu hakka, kanunla düzenlenen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu düzeni veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasına matuf kısıtlamalar hariç, kısıtlama getirilemez.

Madde 41

  1. Göçmen işçiler ve aile fertleri kendi Devletlerindeki yasalar çerçevesinde, bu Devletteki toplumsal hayata katılma, seçme ve seçilme hakkından yararlanma hakkına sahiptir.
  2. İlgili Devletler gerekli ve yasalarına uygun biçimde bu hakların kullanılmasını kolaylaştırırlar.

Madde 42

  1. Taraf Devletler göçmen işçilerin ve aile fertlerinin gerek Orijin Devletteki, gerek İstihdam Devletindeki özel ihtiyaçları, amaç ve yükümlülüklerini de göz önünde bulundurarak bunlarla ilgilenecek kuruluşların oluşturulmasını düşüneceklerdir ve uygun şekilde göçmen işçilerin ve aile fertlerinin bu kuruluşlarda serbestçe seçebilecekleri temsilcilerinin bulunması imkânlarını öngöreceklerdir.
  2. İstihdam Devletleri, kendi ulusal yasaları çerçevesinde göçmen işçilerin ve aile fertlerinin yerel toplulukların yaşamına ve yönetimine ilişkin kararlarda danışma ve katılımlarının sağlanmasına yönelik kolaylıklar sağlayacaklardır.
  3. Göçmen işçiler, İstihdam Devletinde, bu Devletin egemenliği çerçevesinde tanınmışsa, siyasal haklardan yararlanabilirler.

Madde 43

  1. Göçmen işçiler aşağıda belirtilen hususlara ilişkin olarak İstihdam Devletinin vatandaşlarıyla eşit muamele görürler.
  2. a) Eğitim kurumlarından ve hizmetlerinden yararlanmada, bu kurum ve hizmetlere kabul için gerekli şartları ve diğer düzenlemelere uygunluk sözkonusu olduğunda;
  3. b) Meslekî rehberlik ve işe yerleştirme hizmetlerinde;
  4. c) Meslekî eğitim ve yeniden eğitim tesis ve kurumlarından yararlanmada;
  5. d) Sosyal konut programları da dahil, konut ve kira konusunda istismardan korunma imkânlarından faydalanmada;
  6. e) Gerekli katılım şartlarını haiz olmak kaydıyla, sosyal ve sağlık hizmetlerinden yararlanmada;
  7. f) Göçmen statülerinde değişikliğe yol açmayacak olan ve ilgili kurumların kural ve düzenlemelerine uygun bulunan kooperatifler ile özel işletmelerden yararlanmada;
  8. g) Kültürel hayattan yararlanmada ve katılımda.
  9. Taraf Devletler, İstihdam Devletince öngörüldüğü şekilde ikâmet izni için gerekli koşulları haiz iseler, göçmen işçilerin bu maddenin 1 inci paragrafında belirtilen haklardan yararlanmasını teminen etkin eşit muameleye tabi olmaları için gerekli koşulları geliştireceklerdir.
  10. İstihdam Devletleri işverenlerin göçmen işçilere konut ya da sosyal veya kültürel kolaylıklar sağlamasını engellemeyecektir. İstihdam Devleti, bu Sözleşmenin 70 inci maddesine bağlı olarak bu tür kolaylıkları bu Devlette yerleşime ilişkin genel koşullara uyulmak kaydıyla tespit eder.

Madde 44

  1. Taraf Devletler, ailenin toplumun doğal ve temel birimi olduğunu ve toplum ve Devlet tarafından korunmaya hakkı olduğunu kabul etmiş olup, göçmen işçilerin ailelerinin birliğinin korunmasını teminen gereken önlemleri alırlar.
  2. Taraf Devletler, göçmen işçilerin eşleriyle veya denk bir ilişki içinde olan kişilerle ve bakmakla yükümlü oldukları evlenmemiş çocuklarıyla birleşmeleri için gerekli önlemleri alır ve buna imkânlar ölçüsünde uygun ortam sağlarlar.
  3. İstihdam Devletleri, insanî temellerde, bu maddenin 2 nci paragrafında önerildiği gibi, göçmen işçilerin diğer aile fertlerine de eşit muamele edilmesini olumlu yönde mütalaa ederler.

Madde 45

  1. Aşağıda belirtilen hususlarda göçmen işçinin, İstihdam Devletinde bulunan aile fertleri bu Devletin vatandaşlarıyla eşit muamele görürler :
  2. a) Eğitim kurumlarından ve hizmetlerinden yararlanmada, bu kurum ve hizmetlere kabul için gerekli şartlara ve diğer düzenlemelere uygun olmak kaydıyla;
  3. b) Mesleki rehberlik ve eğitim kurumlarından ve hizmetlerinden yararlanmada gerekli şartları haiz olmak kaydıyla;
  4. c) Sosyal ve sağlık hizmetlerinden yararlanmada gerekli katılım şartlarını haiz olmak kaydıyla;
  5. d) Kültürel hayattan yararlanmada ve katılımda.
  6. İstihdam Devletleri, olanaklar ölçüsünde Orijin Devlet ile işbirliği yapmak suretiyle, özellikle yerel dilin öğretimi açısından göçmen işçilerin çocuklarının yerel okul sistemine uyumlarını kolaylaştırıcı bir politika izlerler.
  7. İstihdam Devletleri, göçmen işçilerin çocuklarının anadillerini ve kültürlerini öğrenebilmelerini kolaylaştırmaya gayret gösterirler. Orijin devletler de bu amaç için olanaklar ölçüsünde işbirliği yaparlar.
  8. İstihdam Devletleri, gerektiğinde Orijin Devlet ile işbirliği halinde göçmen işçilerin çocuklarının anadil eğitimleri için özel programlar sağlayabilirler.

Madde 46

Göçmen işçiler ve aile fertleri, ilgili Devletlerin yasaları, ilgili uluslararası anlaşmalar ve gümrük birliklerine katılımlarından doğan yükümlülüklerine tabi olarak, kişisel kullanımları ve ev için alınan mal ve eşyanın ithalat ve ihracatından alınan gümrük harç ve vergilerinden muaftırlar. Bu muafiyet, kabul edildikleri İstihdam Devletinde geçinmeleri için yaptıkları faaliyetler için gerekli olan araç ve gerecin ithal ve ihracından doğan gümrük harç ve vergileri için de aynen geçerlidir. Gözmen işçiler ve aile fertleri;

  1. a) Orijin Devlet veya mutad olarak ikamet edilmekte olan devletten ayrılışta;
  2. b) İstihdam Devletine kabulde;
  3. c) İstihdam Devletinden kesin ayrılışta;
  4. d) Orijin Devlet veya ikamet edilen Devlete kesin dönüşte;

Sözkonusu muafiyetten yararlanırlar.

Madde 47

  1. Göçmen işçiler kazançlarını ve birikimlerini, özellikle ailelerinin geçimlerini sağlamak için gerekli miktarları İstihdam Devletinden Orijin Devlete veya bir başka Devlete transfer etme hakkına sahiptirler. Bu transferler ilgili Devletin yürürlükteki yasalarından kaynaklanan usullere ve yürürlükteki uluslararası anlaşmalara uygun olmalıdır.
  2. İlgili Devletler bu transferlerin gerçekleşebilmesi için gerekli önlemleri alırlar.

Madde 48

  1. Yürürlükteki çifte vergilendirme anlaşmalarına halel getirmeden göçmen işçiler ve aile fertleri istihdam Devletindeki kazançları bakımından;
  2. a) İstihdam Devleti tabiyetinde olup da aynı şartları taşıyan kişilerden daha yüksek harç ve vergilere tabi olamazlar;
  3. b) Bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri için uygulanan vergi indirimleri de dahil olmak üzere, İstihdam Devletinin benzer şartlardaki vatandaşlarına sağlanan her türlü vergi indirimi veya muafiyetinden yararlanırlar.
  4. Taraf Devletler, göçmen işçiler ve aile fertlerinin kazanç ve birikimlerinin çifte vergilendirmeye tabi tutulmasını önlemek için gerekli önlemleri almaya çaba gösterirler.

Madde 49

  1. Ulusal yasalar uyarınca ikamet ve çalışma izinlerinin ayrı tutulduğu yerlerde, İstihdam Devleti göçmen işçiye en az çalışma izni süresi kadar oturma izni verir.
  2. İstihdam Devletinde kazanç sağlayacağı işini kendisi seçme hakkına sahip olan göçmen işçilerin, çalışma izinlerinin veya benzeri izinlerinin süresinin sona ermesinden önce gelir getirici işlerinin sona ermesi halinde durumları düzensiz mütalaa edilemez veya oturma izinleri geri alınamaz.
  3. İkinci paragraftaki durumda olan göçmen işçilere yeni bir gelir getirici iş bulmalarına olanak sağlayacak zamanı tanımak üzere, en azından işsizlik parası almaya hak kazanabilecekleri süreye tekabül eden bir süre boyunca oturma izinleri geri alınamaz.

Madde 50

  1. Bir göçmen işçinin ölümü veya evliliğinin sona ermesi halinde, İstihdam Devleti işçinin o Devlette oturan aile fertlerine aile birleşmesinin temini ilkesi temelinde oturma izni verilmesine olumlu yaklaşır; İstihdam Devleti bu fertlerin o zamana kadar Devlette kaldıkları süreyi de göz önüne alır.
  2. Böyle bir izin verilmeyen aile fertlerine, ayrılmadan önce, İstihdam Devletindeki işlerini tamamlayabilecekleri makul bir süre tanınır.
  3. Bu maddenin 1. ve 2 nci paragrafları bu durumdaki aile fertlerinin İstihdam Devletinin yasalarına göre veya bu Devletin taraf olduğu iki taraflı ve çok taraflı anlaşmalar uyarınca sağlanan oturma ve çalışma haklarını olumsuz yönde etkileyecek biçimde yorumlanamaz.

Madde 51

İstihdam Devletindeki ikamet izninin açıkca geçimi sağlamaya yönelik faaliyetin süresine bağlı olduğu durumlar hariç olmak kaydıyla, geçimi sağlamaya yönelik faaliyetin serbestçe seçilemediği İstihdam Devletindeki göçmen işçilerin durumu düzensiz olarak nitelendirilemez ve çalışma izinlerinin süresi dolmadan, geçimi sağlamaya yönelik faaliyetin bitmiş olması gerekçe gösterilerek ikamet izinleri geri alınamaz. Çalışma izninde belirlenen şartlar ve kısıtlamalar saklı kalmak kaydıyla, bu tür göçmen işçiler, başka iş imkânları aramak, kamu projelerine katılmak ve çalışma izni süresinin geriye kalan süresinde mesleki eğitim görme haklarına sahip olacaklardır.

Madde 52

  1. Aşağıda belirtilen sınırlamalara veya şartlara baağlı olmak kaydıyla, İstihdam Devletindeki göçmen işçiler geçimlerini sağlamaya yönelik faaliyetleri özgürce seçme hakkına sahip olurlar.
  2. İstihdam Devleti herhangi bir göçmen işçi için;
  3. a) Devletin çıkarları için gerekli olduğunda ve ulusal yasalarca öngörüldüğünde belirli iş, görev, hizmet ya da faaliyet kategorilerinde çalışmaları kısıtlayabilir;
  4. b) Ülkesi sınırları dışında kazanılmış mesleki niteliklerin tanınması ile ilgili mevzuatı çerçevesinde, gelir getirici faaliyetlerin serbestçe seçilmesini kısıtlayabilir. Ancak, ilgili Taraf devletler bu mesleki yeterliliklerin tanınması hususunda gerekli çabayı gösterirler.
  5. Çalışma izinleri zamanla sınırlı olan göçmen işçiler için İstihdam Devleti; ayrıca :
  6. a) Gelir getirici faaliyetlerini serbestçe seçme hakkını, göçmen işçinin kendi ülkesinin yasasında öngörülen ve iki yılı geçmeyecek bir süre içinde o Devlette yasal biçimde ikamet etmiş olması şartına bağlayabilir.
  7. b) Kendi mevzuatı veya iki taraflı veya çok taraflı anlaşmalara dayanarak kendi vatandaşlarına veya onlarla aynı haklara sahip kişilere öncelik tanıyan bir politika çerçevesinde, göçmen işçilerin gelir getirici faaliyetlerden yararlanmalarını sınırlayabilir. Böyle bir sınırlandırma, ulusal mevzuatında beş yılı geçmeyecek şekilde öngörülen bir süre boyunca yasal olarak o ülkede ikamet etmiş bir işçiye uygulanamaz.
  8. İstihdam Devleti işe alınan göçmen işçinin kendi hesabına iş yapabileceği koşulları belirler. Bu hususta, işçinin o Devlette yasalara uygun olarak ikamet ettiği bir süre dikkate alınır.

Madde 53

  1. Kendileri sınırsız veya otomatik olarak yenilenen ikâmet izni hamili olan bir göçmen işçinin aile fertleri bu Sözleşmenin 52 nci maddesinde göçmen işçilere uygulanan şartlara bağlı olarak gelir getiren faaliyetlerini serbestçe seçebilirler.
  2. Taraf Devletler, gelir getirici bir işte çalışma müsaadesi verilmesi hususunda göçmen işçinin gelir getirici faaliyetleri serbestçe seçme müsaadesine sahip olmayan aile fertlerine, yürürlükteki ikili ve çok taraflı anlaşma hükümleri saklı kalmak kaydıyla İstihdam Devletine kabul edilmek için başvuran diğer işçilere göre, öncelik tanıyacaklardır.

Madde 54

  1. Göçmen işçiler ikamet izinlerine, çalışma izinlerine ve bu Sözleşmenin 25. ve 27 nci maddelerinde belirtilen haklarına halel gelmeksizin, aşağıda belirtilen konularda İstihdam Devletinin uyruğundaki kişilerle eşit muamele görürler;
  2. a) İşten çıkartılmaya karşı korunma;
  3. b) İşsizlik parası,
  4. c) İşsizlikle mücadele için geliştirilen kamu çalışma programlarına katılma,
  5. d) İş kaybı veya gelir getirici diğer bir faaliyetin sona ermesi durumunda, bu Sözleşmenin 52 nci maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla, başka bir işe girme.
  6. Bir göçmen işçi, mukaveledeki şartların işveren tarafından ihlal edildiğini iddia ediyorsa, şikâyetine ilişkin başvuruyu Sözleşmenin 18 inci maddesi 1 inci paragrafında belirtildiği üzere İstihdam Devletinin yetkili makamlarına yapma hakkına sahiptir.

Madde 55

Gelir getirici bir faaliyette bulunmalarına izin verilen göçmen işçiler, bu iznin gerektirdiği şartları yerine getirmek kaydıyla, sözkonusu faaliyetle ilgili her konuda İstihdam Devletinin vatandaşlarıyla eşit muamele göreceklerdir.

Madde 56

  1. Ulusal yasalarda belirtilen nedenler dışında ve III. Bölümde belirtilen koruma tedbirleri saklı olmak kaydıyla, Anlaşmanın bu bölümünde atıfta bulunulan göçmen işçiler ve aile fertleri İstihdam Devleti tarafından sınır dışı edilemezler.
  2. Bir göçmen işçinin veya aile fertlerinin ikâmet ve çalışma izinlerinden doğan haklarından mahrum bırakılması amacıyla sınırdışı etme tedbirine başvurulamaz.
  3. Bir göçmen işçinin veya aile fertlerinden birinin sınır dışı edilmesi sözkonusu olduğunda, konu insancıl yönüyle düşünülmeli ve mezkûr kişinin İstihdam Devletinde ikâmet ettiği süre de dikkate alınmalıdır.

BÖLÜMV

Özel Kategorilerdeki Göçmen İşçilere ve Aile Fertlerine

Uygulanabilecek Hükümler

Madde 57

Sözleşmenin bu bölümünde belirtilen, kayıtlı veya düzenli durumda olan, özel kategorilerdeki göçmen işçiler ve aile fertleri, III. Bölümdeki ve aşağıdaki şekilde değiştirilen hususlar dışında, IV. Bölümdeki haklardan yararlanırlar.

Madde 58

  1. Sınır işçileri bu Sözleşmenin, Madde 2, paragraf 2 (a)’da tanımlandığı gibi, İstihdam Devletinde mukim olmadıkları göz önünde tutularak bu Devletin sınırları içinde bulunmaları ve çalışmaları nedeniyle IV. Bölümde sağlanan haklardan yararlanırlar.
  2. İstihdam Devletleri, belli bir sürenin sonunda sınır işçilerine gelir getirici faaliyetlerini serbestçe seçme hakkı tanıma hususuna olumlu olarak yaklaşacaklardır. Bu hakkın tanınması onların sınır işçisi statülerini etkilemeyecektir.

Madde 59

  1. Bu Sözleşmenin 2 nci madde, 2 nci paragraf (b) bendinde tanımlanan Mevsimlik İşçiler, İstihdam Devletinde yalnızca yılın bir bölümünde bulundukları vakıası göz önünde tutularak, bu Devletin sınırları içinde bulunmaları ve çalışmaları nedeniyle ve statülerinin bu Devlette mevsimlik işçi olarak tanınması koşuluyla IV. Bölümde sağlanan haklardan yararlanırlar.
  2. Uygulanabilir iki taraflı ve çok taraflı anlaşmalara bağlı olarak, İstihdam Devletleri bu maddenin 1 inci paragrafı saklı kalmak kaydıyla, sınırları içinde kaydadeğer bir süre çalışmış olan mevsimlik işçilere başka gelir getirici faaliyette bulunmak hakkını tanımayı ve onlara bu Devlete kabul edilmek üzere başvuran diğer işçilere göre öncelik vermeyi tezekkür edeceklerdir.

Madde 60

Bu Sözleşmenin 2 nci madde, 2 paragraf (e) bendinde tanımlanan gezici işçiler, İstihdam Devletinin sınırları içinde bulunmaları ve çalışmaları ve bu Devlette gezici işçi olarak tanınmaları koşuluyla IV. Bölümde sağlanan haklardan yararlanırlar.

Madde 61

  1. Bu Sözleşmenin 2 nci Madde, 2 nci paragraf (f) bendinde tanımlanan proje işçileri ve aile fertleri 43 üncü Madde, 1 inci paragraf (b) ve (c) bendleri, 43 üncü madde, 1 inci paragraf (d) bendi ve sosyal konut programlarına ilişkin olması nedeniyle 45 inci Madde, 1 inci paragraf (b) bendi ve 52, 55 inci Maddeler hariç, IV. Bölümde tanınan haklardan yararlanırlar.
  2. Bir proje işçisi bu Sözleşmenin 18 inci Madde, 1 inci paragrafı uyarınca mukaveledeki şartların işveren tarafından ihlal edildiğini iddia ediyorsa, bu konudaki şikâyetini, işvereni üzerinde hukukî işlem yapma hakkı olan Devletin adlî makamlarına yöneltme hakkını haizdir.
  3. İki taraflı veya çok taraflı anlaşmalara bağlı olarak, ilgili Taraf Devletler proje işçilerinin proje süresince kendi devletlerinin veya mutad olarak ikâmet ettikleri Devletin sosyal güvenlik sisteminden yeterince yararlanmalarının sağlanması için gayret sarfedeceklerdir.İlgili Taraf Devletler, hakların kaybının veya çifte ödeme durumlarının önüne geçmek üzere gerekli önlemleri alırlar.
  4. Bu Sözleşmenin 47 nci madde hükümlerine ve ilgili iki taraflı veya çok taraflı anlaşmaların maddelerine halel gelmeksizin, ilgili Taraf Devletler proje işçilerinin ücretlerinin bu işçilerin kendi devletlerinde veya mutad olarak ikâmet ettikleri devlette ödenmesine izin verirler.

Madde 62

  1. Bu Sözleşmenin Madde 2, paragraf 2 (g)’de tanımlanan belirlenmiş bir iş için istihdam edilmiş işçiler, Madde 43, paragraf 1 (b) ve (c), Madde 43, paragraf 1 (d), sosyal konut programlarını içerdiği için Madde 52 ve Madde 53 paragraf 1 (d) hariç olmak kaydıyla, IV. Bölümde sağlanan haklardan yararlanırlar.
  2. 53 üncü Maddede öngörülen şartlar hariç olmak üzere, belirlenmiş bir iş için istihdam edilmiş işçilerin aile fertleri bu Sözleşmenin IV. Bölümünde göçmen işçilerin aile fertleri için sağlanan haklardan yararlanırlar.

Madde 63

  1. Bu Sözleşmenin 2 nci Maddesinin 2 nci paragrafının (h) bendinde tanımlanan kendi işinde çalışan işçiler, yalnızca iş sözleşmesi olan işçilere uygulanan haklar hariç olmak kaydıyla, IV. Bölümde tanınan haklardan yararlanırlar.
  2. Oturma izinlerinin mutlak suretle kabul edildikleri gelir getirici faaliyet süresine bağlı olduğu durumlar hariç, bu Sözleşmenin 52 ve 79 uncu maddelerine halel gelmemesi kaydıyla, kendi işinde çalışan işçilerin ekonomik faaliyetlerinin sona ermiş olması onların ve aile fertlerinin istihdam devletinde oturma ve gelir getirici faaliyette bulunma izinlerinin geri alınması anlamına gelmez.

BÖLÜM VI

İşçilerin ve Aile Fertlerinin Uluslararası Göçü İle İlgili Olarak Sağlıklı, Adil,

İnsanî ve Yasal Şartların Geliştirilmesi

Madde 64

  1. İlgili Taraf Devletler, Bu Sözleşmenin 79 uncu maddesine halel getirmemek kaydıyla, işçilerin ve aile fertlerinin uluslararası göçü ile ilgili sağlıklı, adil, insanî ve yasal şartların geliştirilmesi amacıyla birbirleriyle uygun şekilde danışma ve işbirliği faaliyetlerinde bulunurlar.
  2. Bu bağlamda, yalnızca iş ihtiyacı ve kaynakları değil, göçmen işçilerin ve aile fertlerinin sosyal, ekonomik, kültürel ve diğer ihtiyaçları ile ilgili toplulukların göç sonucu ortaya çıkan sorunları da dikkate alınır.

Madde 65

  1. Taraf Devletler, işçilerin ve aile fertlerinin uluslararası göçü ile ilgili sorunlarına çözüm getirecek hizmetleri sağlarlar, Taraf Devletlerin hizmetleri aşağıdaki belirtilen hususları da içerir :
  2. a) Sözkonusu göçle ilgili politikaların hazırlanması ve uygulanması;
  3. b) Sözkonusu göçle ilgili konularda diğer Taraf Devletlerin yetkili organlarıyla bilgi alışverişi, danışma ve işbirliğinin yapılması;
  4. c) Göç ve istihdamla ilgili politikalar, yasa ve düzenlemeler, göçve diğer ilgili konularda diğer ülkelerle aktedilen anlaşmalar hakkında özellikle işverenlere, işçilere ve kuruluşlarına gerekli bilginin verilmesi;
  5. d) Ayrılış, seyahat, varış, kalış, gelir getirici faaliyetler, çıkış, dönüş, istihdam devletindeki çalışma ve hayat şartları ve gümrük vergisi, diğer vergiler ve diğer ilgili yasa ve yönetmelikler konusunda gerekli olan izin, işlem ve düzenlemeler hakkında göçmen işçiler ve aile fertlerine bilgi verilmesi ve gerekli yardımın sağlanması.
  6. Taraf Devletler, göçmen işçilerin ve aile fertlerinin sosyal, kültürel ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli olan konsolosluk ve diğer hizmetlerin uygun bir şekilde yerine getirilmesini uygun şekilde kolaylaştırırlar.

Madde 66

  1. Bu Maddenin 2 nci fıkrasına bağlı kalmak kaydıyla, işçilerin bir başka Devlette istihdam edilmeleri için işlemler yürütme hakkı aşağıdaki kuruluşlarla sınırlıdır:
  2. a) Bu işlemlerin yapıldığı Devletin kamu hizmetleri veya organları;
  3. b) İlgili devletler arasındaki anlaşmaya dayalı olarak, İstihdam Devletinin kamu hizmetleri veya organları;
  4. c) İki taraflı veya çok taraflı anlaşmalar uyarınca oluşturulan organlar.
  5. Taraf Devletlerdeki yasa ve uygulamalar çerçevesinde, bu Devletlerdeki kamu organlarının izin, onay ve denetimine bağlı olarak, bunlar adına hareket eden kurum ve muhtemel işverenler de sözkonusu işlemleri yürütebilirler.

Madde 67

  1. İlgili Taraf Devletler, göçmen işçiler ve aile fertlerinin kendi devletlerine dönmeye karar vermeleri halinde veya oturma veya çalışma izinlerinin süresinin bitmesi durumunda, ya da istihdam devletinde düzenli olmayan bir durumda bulunmaları halinde, bunların düzenli bir şekilde dönüşlerini teminen gerekli önlemleri almak konusunda işbirliği yaparlar.
  2. Durumları düzenli olan göçmen işçiler ve aile fertleriyle ilgili olarak, ilgili Taraf Devletler, anlaştıkları koşullar çerçevesinde, bunların kendi devletlerindeki ekonomik koşullarının iyileştirilmesi ve sosyal ve kültürel uyumlarının yeniden sağlanabilmesi için uygun şekilde işbirliğini yaparlar.

Madde 68

  1. Transit Devletleri de dahil olmak üzere, Taraf Devletler göçmen işçilerin yasadışı veya gizli yollardan göçünü ve düzensiz olarak istihdam edilmelerini önlemek üzere işbirliği yaparlar. Her ilgili devletin kendi yargı alanı içerisinde alacağı önlemler aşağıdaki hususları kapsar:
  2. a) Göçmen giriş ve çıkışları ile ilgili olarak yanıltıcı bilgilerin yayımlanmasına karşı gerekli önlemlerin alınması;
  3. b) Yasadışı veya gizli göçmen işçi ve aile fertlerinin hareketlerinin izlenerek önlenmesi ve bu tür hareketleri organize eden ve yürüten kişi, grup veya varlıkların etkin olarak cezalandırılmaları konusunda önlemler almak;
  4. c) Düzensiz durumda bulunan göçmen işçi ve aile fertlerine karşı şiddet, tehdit veya şantaj uygulayan kişi, grup veya varlıklara etkin yaptırım uygulanması için önlemler almak.
  5. İstihdam Devletleri, ülkelerinde düzensiz durumdaki göçmen işçilerin istihdamını önleyecek bütün uygun ve etkin önlemleri alırlar. Bu önlemlere, uygun görüldüğünde, sözkonusu işçileri istihdam eden işverenlere yönelik cezalar da dahildir. Bu önlemler göçmen işçilerin işverenleri karşısında istihdamdan doğan haklarına halel getirmez.

Madde 69

  1. Taraf Devletler, ülkelerinde düzensiz durumda bulunan göçmen işçi ve aile fertleri var ise, bu durumun sürmemesi için gerekli önlemleri alırlar.
  2. İlgili Taraf Devletler sözkonusu kişilerin durumunun, yürürlükteki ulusal yasalar ve iki taraflı veya çok taraflı, yasalar çerçevesinde düzenli hale getirilmesi imkânının olup olmadığını tezekkür ederken, bunların ülkeye giriş şartları, İstihdam Devletlerindeki kalış süreleri ile özellikle aile durumlarına ilişkin hususlar olmak üzere diğer ilgili hususları göz önüne alırlar.

Madde 70

Taraf Devletler kendi vatandaşlarına uyguladığı önlemlerden daha olumsuz olmamak üzere, düzenli durumdaki göçmen işçilerin ve aile fertlerinin çalışma ve hayat şartlarının uygunluk, güvenlik ve sağlık standartları ile insanlık onuru ilkelerine uygun olması için önlemler alırlar.

Madde 71

  1. Gerekli hallerde Taraf Devletler göçmen işçilerin veya aile fertlerinin cenazelerinin kendi devletlerine nakli için gerekli kolaylıkları sağlarlar.
  2. Bir göçmen işçinin veya aile ferdinin ölümü ile ilgili bir tazminat sözkonusu olduğunda, Taraf Devletler ilgili kişilere konunun ivedilikle halli için gerekli yardımı sağlarlar. Bu sorunların halledilmesi bu Sözleşmenin ve ilgili iki taraflı veya çok taraflı anlaşmaların ışığında yürürlükteki ulusal yasalar çerçevesinde gerçekleştirilir.

BÖLÜMVII

Sözleşmenin Uygulanması

Madde 72

  1. a) Bu Sözleşmenin uygulanmasının denetlenmesi amacıyla bir “Tüm Göçmen İşçiler ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunması Komitesi” (bundan sonra “Komite” diye geçecektir) oluşturulacaktır;
  2. b) Bu Komite, Sözleşme yürürlüğe girdiğinde 10, Sözleşmenin 41 inci Taraf devlette yürürlüğe girdiğinde 14 uzmandan oluşacaktır. Bu uzmanlar yüksek ahlaklı, tarafsız ve Sözleşme ile ilgili alanlarda ihtisas sahibi kişilerden seçilecektir;
  3. a) Komite üyeleri Taraf Devletler tarafından gizli oy esasına göre, yine Taraf Devletlerce aday gösterilmiş kişilerin oluşturduğu listeden seçilecektir. Burada Orijin Devlet ve İstihdam Devleti olmak üzere coğrafî dağılımın adil olmasına ve belli başlı hukuk sistemlerinin temsil edilmesine dikkat edilir. Her Taraf Devlet kendi uyruğunda olanlardan bir kişiyi aday gösterebilir.
  4. b) Üyeler kendi şahsî statülerine göre seçilir ve hizmet ederler.
  5. Bu Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten en fazla 6 ay sonra ilk seçim yapılır. Bu seçimden sonraki seçimler ise her iki yılda bir gerçekleşir. Her seçim tarihinden en az dört ay önce Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Taraf Devletlere iki ay içinde aday göstermelerini yazılı olarak bildirir. Genel Sekreter, bu şekilde belirlenen adayların alfabetik sıraya göre hazırlanmış bir listesini bunların kısa özgeçmişlerini ve hangi Taraf Devletçe aday gösterildiklerini de belirterek seçimden en geç bir ay önce Taraf Devletlere sunar.
  6. Komite üyelerinin seçimi Birleşmiş Milletler merkezinde Genel Sekreterin başkanlığında Taraf Devletlerin katıldığı bir toplantıda yapılır. Taraf Devletlerin üçte ikisinin oturum için gerekli çoğunluğu oluşturacağı bu toplantıda, en çok oy alan ve toplantıda hazır Taraf Devletlerin salt çoğunluğunun oyunu alan adaylar Komiteye seçilirler.
  7. a) Komite üyeleri dört yıllık bir süre hizmet ederler. Ancak, birinci seçimde seçilen beş üyenin süreleri seçimden sonra iki yıl sonundabiter; birinci seçimden hemen sonra, bu beş kişinin isimleri Toplantı Başkanınca kura çekimi yoluyla belirlenir;
  8. b) Bu Sözleşmenin kırkbirinci Taraf Devlette yürürlüğe girmesinin ardından, bu maddenin 2, 3 ve 4 üncü fıkralarında belirtildiği şekilde, Komiteye dört ilave üyenin seçimi yapılır. İlave üyelerden ikisinin süreleri iki yıl içinde dolar. Bu üyelerin isimleri Toplantı Başkanınca kura çekimi yoluyla belirlenir.
  9. c) Komite üyeleri, yeniden aday gösterilmeleri durumunda, tekrar seçilebilirler.
  10. Komite üyelerinden birinin vefatı, istifa etmesi veya herhangi bir nedenle Komitedeki görevini yerine getiremeyeceğini açıklaması durumunda, bu üyeyi aday gösteren Taraf Devlet vatandaşlarından birini kalan sürede görev yapması için tayin eder. Bu yeni tayin Komitenin onayına bağlıdır.
  11. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Komitenin görevlerini etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için gerekli personeli ve imkânları sağlar.
  12. Komite üyeleri, Genel Kurulun kararlaştırdığı süre ve koşullar itibariyle Birleşmiş Milletler kaynaklarından aylık ücret alırlar.
  13. Komite üyeleri, Birleşmiş Milletlerin Ayrıcalıklar ve Bağışıklıklar Sözleşmesinin ilgili bölümlerinde belirtildiği üzere, Birleşmiş Milletlerin görevlendirdiği uzmanların imkân, ayrıcalık ve bağışıklıklarından yararlanırlar. (22A(1) Sayılı Karar)

Madde 73

  1. Taraf Devletler Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine, Komite tarafından değerlenderilmek üzere bu Sözleşmenin hükümlerine geçerlilik kazandırmak için aldıklarıhukukî idarî, yasal ve diğer önlemlere dair bir rapor sunarlar.
  2. a) Rapor Sözleşmenin ilgili Taraf Devlette yürürlüğe girmesinden sonra bir yıl içinde sunulur;
  3. b) Bundan sonra her beş yılda bir ve ayrıca Komite talep ettiği zaman sunulur.
  4. Bu maddeye göre hazırlanacak raporlar, Sözleşmenin uygulanmasını etkileyen unsurları ve varsa güçlükleri ve ayrıca ilgili Taraf Devletteki göç akımının özellikleri hakkında bilgi de içerir.
  5. Komite raporların içeriği hakkında daha başka hususlara da karar verebilir.
  6. Taraf Devletler raporlarının ülkelerindeki kamuoyuna geniş ölçüde duyurulmasını sağlarlar.

Madde 74

  1. Komite her Taraf Devletin sunduğu raporu inceler ve uygun gördüğü yorumları ilgili Taraf Devlete iletir. Taraf Devlet Komitenin bu madde uyarınca yaptığı her yoruma ilişkin gözlemlerini Komiteye sunabilir. Komite bu raporları incelerken Taraf Devletlerden ek bilgi isteyebilir.
  2. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Komitenin olağan dönem toplantılarının açılışından uygun bir zaman önce, bu Sözleşme ile ilgili olarak Uluslararası Çalışma Örgütünün görev alanına giren konularda Komitenin Ofisin uzmanlığından yararlanmasını sağlamak üzere, ilgili Taraf Devletlerce sunulan raporların birer örneği ile bu raporların değerlendirilmesi için gerekli bilgileri Uluslararası Çalışma Ofisi Genel Müdürüne iletir. Komite çalışmalarında ofisin sağlayabileceği görüş ve malzemeleri değerlendirir.
  3. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, ayrıca, Komiteye danıştıktan sonra, raporun görev alanlarını ilgilendiren ilgili bölümlerinin örneklerini diğer ihtisas kuruluşlarına ve hükümetlerarası kuruluşlara da iletebilir.
  4. Komite, değerlendirmek üzere, Birleşmiş Milletlerin ihtisas kuruluşlarını ve organlarını, hükümetlerarası örgütleri ve diğer ilgili kuruluşları bu Sözleşmenin kendi alanlarını ilgilendiren bölümleriyle ilgili olarak yazılı bilgi sunmaya davet edebilir.
  5. Uluslararası Çalışma Ofisi, Komite tarafından toplantılarda danışman niteliğinde temsilci bulundurmaya davet edilir.
  6. Komite, diğer ihtisas kuruluşları ve Birleşmiş Milletler organları ile hükümetlerarası kuruluşlardan temsilcileri toplantılarda hazır bulunmaya ve kendi alanlarına giren konularda görüş bildirmeye davet edebilir.
  7. Komite, Sözleşmenin uygulanması hakkında özellikle Taraf Devletlerce sunulan rapor ve gözlemleri inceleyerek, kendi görüş ve önerilerini içeren yıllık bir raporu Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna sunar.
  8. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Komitenin yıllık raporlarını Sözleşmeye Taraf Devletlere, Ekonomik ve Sosyal Konseye, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonuna, Uluslararası Çalışma Ofisi Genel Müdürüne ve diğer ilgili kuruluşlara iletir.

Madde 75

  1. Komite kendi çalışma kurallarını kabul eder.
  2. Komite memurlarını iki yıllık bir süre için seçer.
  3. Komite olağan olarak yılda bir kere toplanır.
  4. Komitenin toplantıları olağan olarak Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde düzenlenir.

Madde 76

  1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletlerden biri bu madde kapsamı içinde herhangi bir zamanda, Taraf bir Devletin diğer bir Taraf Devletin bu Sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasında bulunması halinde Komitenin bu konuda bilgi toplama ve görüş bildirmeye yetkili olduğunu beyan edebilir. Bu maddenin kapsamı içinde bilgi derlemek ve incelemek, ancak bu bilgilerin, Komitenin bu konuda yetkili olduğunu beyan etmiş bir Taraf Devlet tarafından verilmiş olması durumunda gerçekleşebilir. Komite böyle bir beyanda bulunmamış bir Taraf Devletle ilgili olarak bilgi kabul edemez. bu maddede belirtilen bilgi alışverişi aşağıdaki usule uygun olarak yapılır :
  2. a) Bu Sözleşmeye Taraf bir Devlet başka bir Taraf Devletin bu Sözleşmeye olan yükümlülüklerini yerine getirmediğine kanaat getirirse, bu durumu sözkonusu Devletin dikkatine yazılı olarak sunabilir. Komiteyi de bu konuda bilgilendirebilir. Konu hakkında haberdar edilen Devlet bildirimden sonra üç ay içinde bilgi veren Devlete mümkün olan ölçüde iddia edilen hususlara ilişkin iç usuller ve yapılan, yapılmak üzere olan veya daha önce yapılmış bulunan düzeltmeler hakkında yazılı açıklamada bulunur.
  3. b) Konu Taraf Devletlerin ikisini de tatmin edici bir şekilde ilk yazılı bildirimin muhatabına ulaşmasından itibaren 6 ay içinde çözümlenemezse, Taraf Devletlerden biri konu hakkında komiteyi ve diğer devleti de haberdar ederek sorunu Komiteye götürme hakkına sahiptir.
  4. c) Komite, konuyu ancak uluslararası hukukça tanınan ilkelerle uyum içinde tüm mevcut iç hukuk yollarına başvurulduğuna ve tüketildiğine kanaat getirdiğinde ele alır. Komite konu ile ilgili düzeltmelerin makul olmayan bir şekilde uzatıldığını düşünürse bu kural uygulanmaz.
  5. d) Komite, bu fıkranın (c) bendine bağlı olarak, buSözleşmede belirtilen yükümlülüklerden doğan sorunlara dostane çözüm yolları bulunması amacıyla Taraf Devletlere iyi niyet görevi önerebilir.
  6. e) Komite bu madde kapsamında derlenen bilgilerin incelenmesi sırasında kapalı toplantılar düzenler;
  7. f) Komite, bu maddenin (b) bendi çerçevesinde kendisine sunulan sorunlarla ilgili olarak, ilgili Taraf Devletlerden bilgi talebinde bulunabilir;
  8. g) Bu maddenin (b) bendinde değinilen ilgili Taraf Devletler, konunun Komitece görüşülmesi sırasında temsil edilebilme ve sözlü ve/veya yazılı sunuş yapma hakkına sahiptirler.
  9. h) Komite, bu maddenin (b) bendinde belirtilen başvuruyu aldıktan sonra on iki ay içinde aşağıdaki gibi bir rapor sunar;
  10. i) Bu maddenin (d) bendinde belirtilen çerçevede bir çözüme ulaşılması durumunda, Komite vakıaların ve ulaşılan çözümün kısaca açıklandığı bir rapor hazırlar;
  11. ii) Bu maddenin (d) bendinde belirtilen çerçevede bir çözüme ulaşılamaması durumunda ise, Komite ilgili Taraf Devletler arasındaki konuya ilişkin ilgili hususları raporunda belirtir.İlgili Taraf Devletlerin yazılı sunuşları ile kayda geçirilen sözlü sunuşları da rapora eklenir. Komite ayrıca, yalnızca ilgili Taraf devletlere aralarındaki soruna ilişkin uygun gördüğü görüşleri bildirebilir.

Her durumda, rapor ilgili Taraf Devletlere gönderilir.

  1. Bu maddenin hükümleri Sözleşmeye taraf 10 devletin 1 inci fıkra doğrultusunda beyanda bulunmaları durumunda yürürlüğe girer. Bu tür beyanlar Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yapılır. Genel Sekreter bu beyanların birer örneğini diğer Taraf Devletlere iletir. Bir beyan herhangi bir zamanda Genel Sekretere de bildirimde bulunmak suretiyle geri alınabilir. Böyle bir geri alma bu madde kapsamında daha evvel iletilmiş bulunan bilgilerin incelenmesine halel getirmez; beyanını geri alan Taraf Devletten yeni bir beyanda bulunmadıkça başka bilgi istenmez.

Madde 77

  1. Bu Sözleşmeye Taraf bir Devlet bu madde ile, herhangi bir zamanda bu Sözleşmede sağlanmış bulunan haklarının o Devletçe çiğnendiğini iddia eden vatandaşlarından bilgi alma ve değerlendirme hususunda komitenin yetkili olduğunu tanıdığını beyan edebilir.Komite böyle bir beyanda bulunmamış Taraf bir Devletten bilgi alamaz.
  2. Komite, bu madde uyarınca isimsiz gönderilen veya bilgi sunma hakkını istismar ettiği sonucuna varılan ya da bu Sözleşmenin hükümleriyle uyuşmayan haberleri kabul edilemez olarak nitelendirir.
  3. Komite, bu madde uyarınca aşağıda belirtilen şartların mevcut olması halinde, bir bireyin verdiği bilgiyi değerlendirmeye alabilir.
  4. a) Aynı konu başka bir uluslararası araştırma veya çözüm usulü çerçevesinde incelenmemişse ve incelenmemekteyse;
  5. b) Birey tüm iç hukuk yollarını tüketmişse, bu kural, Komitenin kanaatına göre, bireyin sorunlarının çözümünün nedensiz yere sürüncemede bırakılmakta olması veya alınan önlemlerin bireyin sorununa çözüm getirmesi ihtimali olmaması durumunda geçersiz hale gelir.
  6. Bu maddenin 2 nci fıkrasındaki hükümlere göre, Komite bu madde altında kendisine ulaşan bilgileri 1 inci fıkradaki beyana imza atan ve bu Sözleşmenin herhangi bir hükmünü çiğnediği iddia olunan Taraf Devletin bilgisine sunar. Sözkonusu Devlet, 6 ay içinde Komiteye yazılı olarak konuyu açıklayıcı veya varsa sorunu telafi edici bir işlemde bulunduğuna dair bilgi sunar.
  7. Komite bu madde çerçevesinde aldığı bildirimleri ilgili birey ve Devletten toplayabildiği bilgilerin ışığında değerlendirir.
  8. Komite bu madde çerçevesinde aldığı bilgileri incelemek üzere kapalı toplantılar düzenler.
  9. Komite görüşlerini ilgili Taraf Devlet ve bireye bildirir.
  10. Bu maddenin hükümleri bu Sözleşmeye Taraf on Devletin 1 inci fıkra çerçevesinde beyanda bulunmaları halinde yürürlüğe girer. Bu beyanlar birer örneklerinin diğer Taraf Devletlere gönderilmesini sağlayacak olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yapılır. Bir beyan herhangi bir zamanda Genel Sekretere bildirimde bulunmak suretiyle geri alınabilir. Böyle bir geri alma bu madde çerçevesinde daha önce iletilen bir bilginin incelenmesine halel getirmez. Taraf devlet yeni bir beyanda bulunmadığı sürece, beyanın geri alındığının Genel Sekreterin bilgisine sunulmasından sonra bu madde çerçevesinde bireyden veya bireyin adına daha fazla bilgi talep edilemez.

Madde 78

Bu Sözleşmenin 76 ncı maddesinin hükümleri, Sözleşmenin kapsadığı alana giren anlaşmazlıkların ve şikâyetlerin, Birleşmiş Milletler ve uzman kuruluşlarının kuruluş anlaşmaları veya onlar tarafından kabul edilmiş anlaşmalarda öngörülen anlaşmazlıkların çözüm yolları ile ilgili usullerin uygulanmasına halel getirmeyecek şekilde uygulanacaktır ve sözkonusu hükümler Taraf devletlerin aralarındaki uluslararası anlaşmalar uyarınca anlaşmazlıkların çözümüne yönelik başka yöntemlere başvurmalarına da engel teşkil etmez.

BÖLÜM VIII

Genel Hükümler

Madde 79

Bu Sözleşmedeki hiç bir husus Taraf Devletlerin göçmen işçilerin ve aile fertlerinin kabulüne uyguladıkları ölçütleri tespit hakkını etkilemez. Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin yasal durumları ve onlara yapılacak muamele ile ilgili diğer hususlarda Taraf Devletler bu Sözleşmenin getirdiği sınırlamalara tabidirler.

Madde 80

Bu Sözleşmede yeralan hiçbir husus, Birleşmiş Milletler Şartının ve bu Sözleşmede ele alınan konular hakkında Birleşmiş Milletlerin çeşitli organlarının ve ihtisas kuruluşlarının sorumluluklarını tanımlayan kuruluş yasalarında yeralan hükümlere halel getirecek biçimde yorumlanamaz.

Madde 81

  1. Bu Sözleşmede yeralan hiçbir husus, göçmen işçiler ve aile fertleri için,
  2. a) Bir Taraf Devletin kanun ve uygulamalarından; veya
  3. b) Taraf Devletin bağlı olduğu herhangi bir iki taraflı veya çok taraflı anlaşmadan;

doğan daha olumlu haklara halel getirmez.

  1. Bu Sözleşmenin hiçbir hükmü, herhangi bir Devlet, grup veya kişiye, bu Sözleşmede yeralan hak ve özgürlüklere halel getirecek herhangi bir faaliyette bulunma hakkı verecek şekilde yorumlanamaz.

Madde 82

Göçmen işçiler ve aile fertlerine bu Sözleşme ile sağlanan haklar geri alınamaz. Göçmen işçi ve aile fertlerine bu haklardan vazgeçmeleri amacını güdecek herhangi bir baskı uygulanmasına izin verilemez. Sözleşmede tanınan hakların mukavele yoluyla aşındırılması mümkün değildir. Taraf Devletler bu ilkelere saygı gösterilmesini teminen gerekli tedbirleri alırlar.

Madde 83

Her Taraf Devlet bu Sözleşmeyle şu hususları taahhüt eder;

  1. a) Bu Sözleşmede tanınan hak ve özgürlükleri ihlal edilen kişilere etkili bir şekilde tazminat ödenmesinin sağlanması, ihlalin resmî sıfata sahip kişiler tarafından yapılmış olması tazminat ödenmesi hakkına halel getirmez.
  2. b) Bu durumda olan kişilerin iddialarının yetkili hukukî, idarî ve adlî makamlarca o Devletin adlî sistemine göre incelenerek karara bağlanmasının ve hukukî tazmin imkânlarının geliştirilmesinin sağlanması,
  3. c) Tanınan tazmin haklarının yetkili makamlarca yerine getirilmesinin sağlanması.

Madde 84

Her Taraf Devlet bu Sözleşmedeki hükümlerin uygulanması için gerekli olan yasal ve diğer tedbirleri almayı taahhüt eder.

BÖLÜMIX

Nihaî Hükümler

Madde 85

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bu Sözleşmenin metninin aslının muhafazasından sorumludur.

Madde 86

  1. Bu Sözleşme tüm Devletlerin imzasına açıktır. Sözleşmenin onaylanması gerekmektedir.
  2. Bu Sözleşme herhangi bir Devletin katılmasına açıktır.
  3. Onaylama veya katılma belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi edilecektir.

Madde 87

  1. Bu Sözleşme yirminci onaylama veya katılma belgesinin verilmesinden sonra 3 aylık bir süreyi müteakip ilk ayın birinci günü yürürlüğe girer.
  2. Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra Sözleşmeyi onaylayan veya katılan her Devlet açısından, Sözleşme bu ülkenin kendi onay veya katılma belgesinin veriliş tarihinden sonraki üç aylık süreyi takip eden ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

Madde 88

Bu Sözleşmeyi onaylayan veya katılan Devlet Sözleşmenin herhangi bir bölümünü uygulamanın dışında tutamaz veya 3 üncü madde hükmü saklı kalmak üzere, herhangi bir göçmen işçi kategorisini bu Sözleşmenin uygulaması dışında bırakamaz.

Madde 89

  1. Bu Sözleşmenin kendisi bakımından yürürlüğe girmesinden itibaren 5 yıldan evvel olmamak kaydıyla, herhangi bir Taraf Devlet Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yazıyla bildirimde bulunmak suretiyle Sözleşmeden çekilebilir.
  2. Böyle bir çekilme, bildirimin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterince alınmasından sonra geçecek 12 aylık bir müddeti takip eden ilk ayın birinci günü yürürlüğe girer.
  3. Böyle bir çekilme, çekilmenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki yükümlülüklerin yerine getirilmesini engellemez veya bu tarihten önce Komite tarafından ele alınmış bir konunun incelenmesinin sürdürülmesine halel getirmez.
  4. Sözleşmenin bir Taraf Devlet için sona ermesinden sonra, Komite o Devlet ile ilgili olarak yeni herhangi bir hususu ele alamaz.

Madde 90

  1. Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren 5 yıl sonra, herhangi bir Taraf Devlet Sözleşmenin gözden geçirilmesi için bir yazıyla Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine başvurabilir. Genel Sekreter bunun üzerine önerilen değişiklikleri Taraf Devletlere ileterek bunların tartışılması ve oylanması amacıyla bir konferans toplanıp toplanmaması konusundaki görüşlerini bildirmelerini ister. Müteakip 4 ay içinde Taraf Devletlerin en az üçte biri konferansın toplanmasını isterse, Genel Sekreter Birleşmiş Milletler gözetiminde bir konferans düzenler. Katılan ve oylayan Taraf Devletlerin çoğunluğunun kabul ettiği bir değişiklik Genel Kurulun onayına sunulur.
  2. Değişiklikler Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca onaylandığında ve Taraf Devletlerin üçte ikisi tarafından kendi anayasal süreçlerine göre kabul edildiğinde yürürlüğe girerler.
  3. Değişiklikler yürürlüğe girdiğinde, bunları kabul eden Taraf Devletleri bağlar, diğer Taraf Devletler ise bu Anlaşmanın değişiklikten önceki hükümleriyle ve daha önce gerçekleşmiş ve kabul etmiş oldukları değişikliklerle bağlıdırlar.

Madde 91

  1. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri imza, onay veya katılma sırasında Devletler tarafından konulan çekinceleri alır ve tüm Devletlere tamim eder.
  2. Sözleşmenin amaç ve hedefleri ile tutarlı olmayan çekincelere izin verilmez.
  3. Çekinceler her zaman Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirimde bulunmak suretiyle kaldırılabilir. Genel Sekreter bu konuda tüm Devletlere bilgi verir. Çekincelerin kaldırılması ile ilgili bildirimler Genel Sekreter tarafından alındığı günden itibaren geçerli olur.

Madde 92

  1. Bu Sözleşmenin yorumlanması veya uygulanması konusunda iki ya daha daha çok Taraf Devlet arasında anlaşmazlık olursa ve bu anlaşmazlık kendi aralarında görüşme yoluyla giderilemezse, bunlardan birinin talebi üzerine hakeme başvurulur. Hakemlik talebinden sonraki altı ay içinde taraflar arasında hakemliğin düzenlenmesiyle ilgili bir anlaşmaya varılamaması durumunda, taraflardan biri anlaşmazlığı, Divanın statüsüne uygun olmak kaydıyla, Uluslararası Adalet Divanına götürebilir.
  2. Taraf Devletlerden her biri bu Sözleşmenin imzalanması, onaylanması veya katılma sırasında, kendisinin bu maddenin 1 inci fıkrasıyla bağlı olmadığını beyan edebilir. Diğer Taraf Devletler de böyle bir bildirimde bulunan Devlete karşı sözkonusu fıkra ile bağlı olmazlar.
  3. Taraf Devletlerden biri bu maddenin 2 nci paragrafına göre bir bildirimde bulunmuş ise, bu bildirimini herhangi bir zamanda, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirmek suretiyle geri alabilir.

Madde 93

  1. Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri aynı derecede geçerli olan bu Sözleşme muhafaza edilmek üzere Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi edilir.
  2. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu Sözleşmenin onaylı örneklerini bütün Devletlere iletir.

TANIK OLUNUR Kİ;

Hükümetleri tarafından yetkili kılınmış olan temsilciler bu Sözleşmeyi imzalamışlardır.

TÜM GÖÇMEN İŞÇİLERİN VE AİLE FERTLERİNİN HAKLARININ KORUNMASINA

DAİR ULUSLARARASI SÖZLEŞMEYE İLİŞKİN BİLDİRİMLERİMİZ VE ÇEKİNCEMİZ

  1. A) 15 inci Maddeye ilişkin bildirim :

Yabancıların ülkemizde gayrimenkul edinmeleri hakkında yasalarda öngörülen kısıtlamalar geçerliliğini koruyacaktır.

  1. B) 40 ıncı Maddeye ilişkin çekince :

Ülkemizde 2821 sayılı Sendikalar Yasasının 5 inci maddesi sendika kurucusu olma şartları arasında Türk vatandaşlığına sahip olma koşulunu öngörmektedir. Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin istihdam edildikleri devlette sendika kurma hakları Türkiye yasaları açısından geçerli olamayacağından bu maddeye çekince konulacaktır.

  1. C) 45 inci Maddeye ilişkin bildirim :

45 inci Maddenin 2, 3 ve 4 üncü fıkraları Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili yasalara göre uygulanacaktır.

D)46 ıncı Maddeye ilişkin bildirim :

46 ıncı Madde ülkemizde halen yürürlükte bulunan ulusal gümrük mevzuatımızın hükümlerine göre uygulanacaktır.

  1. E) 76 ıncı ve 77 nci Maddelere ilişkin bildirim :

Türkiye Sözleşmenin uygulanmasının denetlenmesi amacıyla oluşturulacak olan “Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunması Komitesi”nin yetkisini ileri bir zamanda tanıyacaktır.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

GENEL KURUL                                                                                                                          DAĞITIM

                                                                                                                                                    GENEL

A/RES/45/158

25 Şubat 1991

Kırkbeşinci Oturum

Gündem Maddesi 12

GENEL KURUL TARAFINDAN KABUL EDİLEN KARAR

(Üçüncü Komitenin (A/45/838/) Sayılı Raporuna İstinaden)

45/158 inci Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme

Genel Kurul :

Özellikle en başta (1) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (217 A (III) Sayılı Karar), (2) İnsan Hakları ile İlgili Uluslararası Anlaşmalar (220 A (XXI) Sayılı Karar), (3) Irk Ayırımcılığının Her Türlü, Şeklinin Ortadan Kaldırılmasına Dair Uluslararası Anlaşma (2106 A (XX) Sayılı Karar), ve (4) Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Ortadan Kaldırılmasına Dair Anlaşma (34/180 Sayılı Karar) olmak üzere, insan haklarının uluslararası düzeyde korunması ile ilgili temel belgelerde açıklanan standartlar ve prensiplerin daima geçerli kalacağını bir kere daha teyid ederek;

Uluslararası Çalışma Teşkilâtının çerçevesi içinde oluşturulan standart ve ilkeleri ve Birleşmiş Milletler Teşkilâtının çeşitli organlarında ve diğer uzman kuruluşlarında göçmen işçiler ve aileleri konusunda yapılmakta olan çalışmaların önemini akılda tutarak;

Şimdiye kadar oluşturulmuş standartlar ve ilkeler kümesinin mevcudiyetine rağmen, göçmen işçilerin ve ailelerinin insan haklarının, şeref ve haysiyetlerinin güvence altına alınması ve durumlarının iyileştirilmesi amacıyla daha fazla gayret sarfedilmesi gerektiğini tekrar ederek,

Göçmen işçilerin ve ailelerinin haklarının korunmasına dair uluslararası bir sözleşme taslağı hazırlanması amacıyla tüm üye Devletlerin katılımına açık bir çalışma grubu oluşturulmasına dair 17 Aralık 1979 tarihli ve 34/172 sayılı kararını hatırlayarak;

15 Aralık 1980 tarihli ve 35/198 sayılı, 16 Aralık 1981 tarihli ve 36/160 sayılı, 17 Aralık 1982 tarihli ve 37/170 sayılı, 16 Aralık 1983 tarihli ve 38/86 sayılı, 14 Aralık 1984 tarihli ve 39/102 sayılı, 13 Aralık 1985 tarihli ve 40/130 sayılı, 4 Aralık 1986 tarihli ve 41/151 sayılı, 7 Aralık 1987 tarihli ve 42/140 sayılı, 8 Aralık 1988 tarihli ve 43/146 sayılı, 15 Aralık 1989 tarihli ve 44/155 sayılı kararlarını ve anılan kararlarda “Tüm Göçmen İşçilerin ve Ailelerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Bir Sözleşme Taslağı Hazırlanması ile İlgili Çalışma Grubu”nun yetkisinin yenilendiği ve görevini sürdürmesinin istendiğini de hatırlayarak;

Çalışma Grubunun, 29 Mayıs -8 Haziran 1990 tarihleri arasında yapmış olduğu dokuzuncu oturumlararası toplantısına dair raporunu, geri kalan hükümleri tamamlamak ve 44/155 sayılı karar uyarınca taslak Anlaşma metninin Birleşmiş Milletler Sekreteryası İnsan Hakları Merkezi tarafından teknik düzeyde gözden geçirilmesinin sonuçlarını değerlendirmek amacıyla, incelemiş olarak,

Çalışma Grubunun Genel Kurul tarafından kendisine verilen görev uyarınca üstlenmiş olduğu amaçlarını gerçekleştirmeyi başarmış olduğunu akılda tutarak,

  1. Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme taslağının hazırlanmasını tamamlamış olmasından dolayı Çalışma Grubuna takdirlerini ifade eder;
  2. Bu kararın ekinde yer alan, “Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme”yi kabul eder ve Devletlerin imzasına, onayına ve katılımına açar;
  3. Tüm üye Devletleri, öncelikli olarak, sözkonusu Sözleşmeyi imzalamaya ve onaylamaya veya katılmaya çağırır ve erken bir tarihte yürürlüğe girmesini ümit ettiğini ifade eder;
  4. Genel Sekreterden Sözleşme ile ilgili bilgilerin yayımlanması için gerekli tüm yardım ve kolaylıkları sağlamasını rica eder;
  5. Birleşmiş Milletler organlarını ve kuruluşlarını, hükümetlerarası ve hükümetlerdışı kuruluşları, Sözleşme ile ilgili bilgilerin yayılması ve Sözleşmenin daha iyi anlaşmasının teşviki amacıyla daha fazla gayret göstermeye davet eder;
  6. Genel Sekreterden Sözleşmenin statüsü ile ilgili olarak kırkaltıncı dönem toplantılarında Genel Kurula bir rapor sunmasını rica eder;
  7. Kırkaltıncı dönem toplantıları sırasında Genel Sekreterin raporunu, “Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmenin Uygulanması” başlıklı gündem maddesi altında incelemeye karar verir.

                                                                        Genel Kurul

                                                                   69 uncu Toplantısı

                                                                      18 Aralık 1990

Edebiyat Ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi

0

Edebiyat Ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi, fikir ve sanat eserlerinin ulusal sınırlar ötesinde de korunmasını sağlamak amacıyla oluşturulan ilk uluslararası nitelikteki çok taraflı anlaşmadır. 1886 tarihli Bern Sözleşmesi’ne halihazırda Türkiye dâhil 168 ülke taraftır.

Edebiyat Ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi

9 Eylül 1886 tarihinde İsviçre’nin Bern şehrinde toplanan devletlerarası bir konferansta kabul edilen Sözleşme, sonuncusu 1979’da olmak üzere birçok kez revize edilmiştir.

Sözleşmede;  edebiyat ve sanat eserleri tanımlanmış, eser sahibinin mali ve manevi hakları ile bu hakların kullanım süre ve koşulları belirlenmiştir.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Bern Sözleşmesinin 1 inci maddesi ile bu sözleşmeyi imzalayan ülkeler sözleşmenin uygulanmasına ilişkin çalışmaları yürütmek amacıyla Bern Birliği’ni kurmuşlardır. Birliğin idari işleri Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO)  tarafından yürütülmektedir.

Türkiye öncelikle 1 Ocak 1952 tarihinde Sözleşmenin 1948 yılında tadil edilmiş metnine katılmış, 07.07.1995 tarih ve 4117 sayılı “Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesinde Değişiklik Yapan ve 1979’da Tadil Edilen Paris Metnine Katılmamızın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun” ile de Bern Sözleşmesi’nin en son haline taraf olmuştur (RG:12/07/1995 tarih ve 22341 sayılı).

EDEBİYAT VE SANAT ESERLERİNİN KORUNMASINA İLİŞKİN BERN SÖZLEŞMESİ

(Paris Belgesi 24 Temmuz 1971, 2 Ekim 1979 tarihlerinde tadil edilmiştir.)

 

 Birlik ülkeleri, eser sahiplerinin edebiyat ve sanat eserleri üzerindeki haklarını mümkün olduğu kadar etkili ve birbirine uyumlu bir şekilde korumak ortak arzusu ile hareket ederek,

1967 yılında Stockholm’de yapılan Revizyon Konferansı çalışmalarının önemine inanarak,

Stockholm Konferansı’nda kabul edilen Belgenin 1-20 ve 22-26 ncı maddelerini değiştirmeksizin muhafaza ederek metnin yeniden düzenlenmesini kararlaştırmışlardır.

Sonuç olarak, aşağıda imzaları bulunan Temsilciler, usulüne uygun yetki belgelerini sunarak aşağıdaki hususları kabul etmişlerdir:

Madde 1

Bu Sözleşmenin uygulanacağı ülkeler, eser sahiplerinin edebiyat ve sanat eserleri üzerindeki haklarını korumak amacıyla bir Birlik kurarlar.

Madde 2

  • “Edebiyat ve Sanat Eserleri” deyimi, ifade şekli ne olursa olsun, edebiyat, bilim ve sanat alanındaki kitaplar, dergiler ve diğer yazılar; konferanslar, nutuklar, vaazlar ve benzer nitelikteki diğer eserler; dramatik eserler veya dramatik-müzik eserleri; koreografik eserler ve pandomima gösterileri; sözlü veya sözsüz müzikal kompozisyonları, sinema tekniğine benzer bir yöntemle ifade edilen sinematografik eserler; çizim, sulu ve yağlı boya resim, mimarlık, heykeltraşlık, oymacılık ve taş basma eserler, fotoğraf tekniğine benzer bir yöntemle ifade edilen fotoğraf eserleri; uygulamalı sanat eserleri; resimlendirmeler, haritalar, planlar, krokiler ve coğrafya, topografya, mimari veya bilimsel üç boyutlu eserler gibi bütün ürünleri içerecektir.
  • Bununla birlikte, maddi bir araç üzerine tespit edilmedikçe korunamayacak olan genel veya açıkça belirtilen herhangi bir kategorideki eserlerin tanımlanması, Birlik içindeki ülkelerin mevzuatı tarafından düzenlenecektir.
  • Çeviriler, işlenmeler, müzik düzenlemeleri ve edebiyat ve sanat eserlerindeki diğer değişimler, özgün eser üzerindeki haklara zarar vermeksizin, özgün eser olarak korunur.
  • Yasama, yürütme ve yargıya ait resmi metinler ve bu gibi metinlerin resmi çevirileri için öngörülen koruma, Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir.
  • Ansiklopedi ve antolojiler gibi içerikleri seçme ve düzenlemelerden oluşan ve fikri yaratıcılık oluşturan edebiyat veya sanat eseri derlemeleri, bu gibi derlemelerin bölümlerini oluşturan her eser üzerindeki haklar saklı kalmak kaydıyla korunacaktır.
  • Bu maddede söz edilen eserler, bütün Birlik ülkelerindeki korumadan yararlanır. Bu korumadan eser sahibi ve halefleri yararlanır.
  • Bu Sözleşmenin 7(4) maddesi hükümleri uyarınca, kanunların, uygulamalı sanat eserlerine, endüstriyel tasarımlara ve modellere uygulanma ölçüsünün, bu tür eserler, tasarımlar ve modellerin korunma şartlarında olduğu gibi belirlenmesi, Birlik içindeki ülkelerin mevzuatı ile düzenlenecektir. Kaynak ülkesinde yalnızca tasarım ve model olarak korunan eserler, Birliğin diğer bir ülkesinde sadece bu tür tasarım ve modellere o ülkede öngörülen özel koruma hakkına sahip olacaktır. Bununla birlikte, eğer o ülkede bu tür özel bir koruma öngörülmüyorsa, bu tür çalışmalar, sanatsal eserler olarak korunacaktır.
  • Bu Sözleşmede öngörülen koruma, günlük haberler veya salt basın haberi niteliğini taşıyan çeşitli olaylar hakkında uygulanmayacaktır.

Madde 2 (tekrar)

  • Siyasal konuşmalar ile yargılanma sırasında yapılan konuşmaların, kısmen veya tümüyle, yukarıdaki madde ile öngören korumanın dışında tutulması, Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir.
  • Konferanslar, nutuklar ve toplum içinde gerçekleştirilen benzer nitelikteki diğer eserlerin, basın tarafından çoğaltılması, yayınlanması, telli araçlarla topluma iletilmesi ve bu Sözleşmenin 11 (tekrar) (1) maddesinde öngörüldüğü üzere, kullanımı, haber verme amacını taşıyan toplumsal iletişime konu oluşturması şartlarının kararlaştırılması, Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir.
  • Ancak, yukarıdaki paragrafta söz edilen eserlerinin derlemesini yapma hakkı, münhasıran eser sahibine ait olacaktır.

Madde 3

Bu Sözleşmede öngörülen koruma:

  • (a) Eserleri yayımlanmış olsun veya olmasın, Birlik ülkelerinden birinin yurttaşı olan eser sahiplerine;

(b)  Birlik ülkelerinden birinin yurttaşı olmayan ve eserleri bu ülkelerden birinde ilk defa yayımlanan veya bir Birlik ülkesinde ve Birlik ülkesi olmayan bir ülkede aynı anda yayımlanan eser sahiplerine;

uygulanacaktır.

  • Birlik ülkelerinden birinin yurttaşı olmamakla birlikte, ikametgahları bu ülkelerden birinde bulunan eser sahipleri, bu Sözleşme amaçları için, o ülkenin yurttaşları ile benzer muameleye tabi tutulacaklardır.
  • “Yayımlanmış Eser” deyimi, eserin niteliği dikkate alınarak, basım yöntemi ne olursa olsun, toplumun gereksinmelerini karşılayabilecek miktarda, eser sahibinin izniyle yayımlanmış eser anlamını taşır. Bir dramatik, dramatik-müzik, sinematografik veya müzik eserinin icrası, bir edebiyat eserinin temsili, bir edebiyat ve sanat eserinin yayınlanması veya telli araçlar ile iletimi, bir sanat eserinin sergilenmesi ve bir mimari eserin yapımı, “yayım” anlamına gelmeyecektir.
  • Bir eserin, iki veya daha fazla ülkede ilk yayımından itibaren otuz gün içinde yayımlanması halinde eser, birçok ülkede aynı anda yayımlanmış kabul edilecektir.

Madde 4

Bu Sözleşmede öngörülen koruma, 3 üncü maddedeki şartlar yerine getirilmemiş olsa dahi,

  • Yapımcısının ikametgahı veya çalışma merkezi Birlik ülkelerinin birinde bulunan sinematografik eser sahipleri,
  • Birlik ülkelerinin birinde yapılan mimari eserlerin veya Birlik ülkelerinin birinde bulunan bir bina veya diğer yapılarda bulunan diğer sanat eserlerinin sahipleri,

hakkında uygulanacaktır.

Madde 5

  • Eser sahipleri, bu Sözleşme ile korunan eserleri ile ilgili olarak, bu sözleşme ile özel olarak verilen haklarda olduğu gibi kaynak ülke dışındaki Birlik ülkelerinde kanunları ile kendi yurttaşlarına şimdi öngördükleri ya da belki ileride öngörecekleri haklardan yararlanacaklardır.
  • Bu haklardan yararlanma ve bunları uygulama herhangi bir formaliteye tabi olmayacaktır; bu gibi yararlanma ve uygulama, eserin kaynak ülkesindeki mevcut korumadan bağımsız olacaktır. Sonuç itibariyle, bu sözleşme hükümlerinden ayrı olarak korumanın kapsamı, eser sahibine haklarını korumak için tanınan düzeltme olanaklarında olduğu gibi yalnızca korumanın talep edildiği ülkenin kanunları ile düzenlenecektir.
  • Kaynak ülkede koruma, iç hukuk ile düzenlenir. Ancak, eser sahibinin bu Sözleşme ile korunan eserin kaynak ülkesinin yurttaşı olmaması halinde, eser sahibi o ülkede, o ülkenin yurttaşı olan eser sahipleri ile aynı haklardan yararlanacaktır.
  • Kaynak ülke:
  • Eserlerin, ilk defa bir Birlik ülkesinde yayımlanması durumunda o ülke; eserlerin farklı koruma süreleri öngören Birlik üyesi bir çok ülkede aynı anda yayımlanması durumunda, mevzuatı ile en kısa koruma süresini öngören ülke;
  • Eserlerin, Birlik dışındaki bir ülke ile bir Birlik ülkesinde aynı anda yayımlanması durumunda Birlik ülkesi;
  • Eserlerin, yapımcısının ikametgahı veya çalışma merkezi bir Birlik ülkesinde bulunan sinematografik eserler, ve
  • Eserlerin, Birlik ülkelerinin birinde yapılan mimari eserlerin veya Birlik ülkelerinin birinde bulunan bir bina veya diğer bir yapıda bulunan diğer sanat eserleri,

olması durumunda kaynak ülkenin, o ülke olması şartıyla,

bir Birlik ülkesinde aynı anda yayımlanmaksızın, yayımlanmamış eserler ya da Birlik dışında bir ülkede ilk defa yayımlanmış eserler sözkonusu olduğunda, eser sahibinin yurttaşı olduğu Birlik ülkesi

olarak kabul edilecektir.

Madde 6

  • Birlik dışında bir ülkede, Birlik ülkelerinden birinin yurttaşı olan eser sahiplerinin eserlerinin yeterli ölçüde korunmamasında halinde, Birlik ülkesi ilk yayım tarihinde diğer ülke yurttaşı olan ve Birlik ülkelerinin birinde ikamet etmeyen eser sahiplerine tanınan korumayı kısıtlayabilir. İlk yayımın yapıldığı ülke, kendisi için bu hakkın kullanılmasını kısıtladığı takdirde, Birliğin diğer ülkelerinden bu gibi özel muameleye tabi eserlere, ilk yayımın yapıldığı ülkede öngörülen korumadan daha geniş bir koruma uygulaması istenmeyecektir.
  • Yukarıdaki paragrafa dayanarak öngörülecek hiçbir kısıtlama bu gibi kısıtlamaların yürürlüğe konulmasından önce, Birlik ülkelerinden birinde yayımlanan bir eserle ilgili olarak, bir eser sahibinin elde edebileceği hakları etkilemeyecektir.
  • Bu maddeye uygun olarak fikri hak verilmesini kısıtlayan Birlik ülkeleri, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Genel Müdürüne (bundan sonra Genel Müdür olarak söz edilecektir), korumanın kısıtlandığı ülkeleri ve bu ülkelerin yurttaşı olan eser sahiplerinin haklarına getirilen kısıtlamaları belirleyen yazılı bir beyanname vereceklerdir. Genel Müdür, bu beyannameyi bütün Birlik ülkelerine derhal iletecektir.

Madde 6 (tekrar)

  • Eser sahibinin mali haklarından bağımsız olarak ve bu hakların devrinden sonra dahi, eser sahibi, eseri üzerindeki sahipliğini ileri sürmek ve eserinin her türlü tahrifine, bozulmasına veya diğer değişikliklerine veya şeref veya itibarına zarar verebilecek her türlü küçük düşürücü fiillere itiraz etme hakkına sahip olacaktır.
  • Yukarıdaki paragrafa uygun olarak, eser sahibine tanınan haklar, kendisinin ölümünden sonra, en az mali hakların ortadan kalkmasına kadar devam edecek ve korumanın talep edildiği ülkenin mevzuatı ile yetki verilen kişiler veya kuruluşlar tarafından kullanılacaktır. Ancak, Sözleşmeye katılma veya onama sırasında mevzuatında yukarıdaki paragrafta öngörülen bütün haklar ile ilgili olarak eser sahibinin ölümünden sonra koruma sağlamamış ülkeler, bu haklardan bazılarının eser sahibinin ölümünden sonra devam etmeyeceğini öngörebilir.
  • Bu madde ile öngörülen hakların korunması için tanınan düzeltme olanakları, korumanın talep edildiği ülkenin mevzuatı ile düzenlenecektir.

Madde 7

  • Bu Sözleşme ile öngörülen koruma süresi, eser sahibinin hayatı boyunca ve ölümünden sonra elli yıl devam edecektir.
  • Ancak, sinema eserleri ile ilgili olarak, Birlik ülkeleri koruma süresinin, eser sahibinin izni ile eserin topluma sunulmasından sonra elli yıl devam edeceğini veya topluma sunum sözkonusu olmazsa, eserin yapımından sonra elli yıl devam edeceğini öngörebilir.
  • İsimsiz veya takma adlı eserlerle ile ilgili olarak, bu Sözleşme ile tanınan koruma süresi, eserin yasal olarak topluma sunulduğu tarihten itibaren elli yıl sonra devam edecektir. Ancak, eser sahibin tarafından kabul edilen takma ad, eser sahibinin kimliği hakkında kuşkuya yer bırakmadığı takdirde (1) inci paragrafta öngörülen süre, koruma süresi olarak kabul edilecektir. İsimsiz veya takma adlı eser sahibinin yukarıda söz edilen süre içinde kimliğini açıklaması halinde, uygulanacak koruma süresi (1) inci paragrafta öngörülen süredir. Birlik ülkelerinden, sahiplerinin elli yıl önce ölmüş olduğu düşünülen isimsiz veya takma adlı eserlerin korunması istenemeyecektir.
  • Fotoğraf eserleri ile sanat eseri olarak korunan uygulamalı sanat eserlerinin koruma süreleri, Birlik ülkeleri mevzuatı ile düzenlenecek, ancak bu süre, böyle bir eserin yapımından başlayarak en az yirmi beş yıllık bir sürenin sonuna kadar devam edecektir.
  • 2, 3 ve 4 üncü paragraflarda öngörülen süreler ve eser sahibinin ölümünden sonraki koruma süresi, bu paragraflarda değinilen olaylardan veya ölüm tarihinden itibaren işlemeye başlayacak, ancak, bu sürelerin, ölüm veya bu tür bir olayı takip eden yılın Ocak ayının birinci gününden itibaren başladığı farzedilecektir.
  • Birlik ülkeleri, yukarıdaki paragraflarda belirtilen sürelerden daha fazla koruma süresi öngörebilir.
  • Bu Belgenin imza tarihinde yürürlükteki ulusal mevzuatı ile yukarıdaki paragraflarda öngörülen koruma sürelerinden daha kısa süreler kabul eden bu Sözleşmenin Roma Belgesine bağlı bulunan Birlik ülkeleri, bu Belgeye katılma veya onama sırasında bu süreleri uygulamaya devam etme hakkına sahip olacaklardır.
  • Her durumda süre, korumanın talep edildiği ülke mevzuatı ile düzenlenir; bununla birlikte, bu ülke mevzuatında aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, eserin kaynak ülkesinde belirlenen süreden daha fazla olamayacaktır.

Madde 7 (tekrar)

Yukarıdaki madde hükümleri, ortak eser sahipliği konusunda da uygulanacak, ancak, eser sahibinin ölümünden sonraki süre, son sağ kalan eser sahibinin ölüm tarihi esas alınarak hesaplanacaktır.

Madde 8

Bu Sözleşme ile korunan edebiyat ve sanat eserleri sahipleri, özgün eserleri üzerindeki haklarının koruma süresi içinde, eserlerinin çevirilerini yapmak veya yapılmasına izin vermek hususunda inhisari hak sahibi olacaklardır.

Madde 9

  • Bu sözleşme ile korunan edebiyat ve sanat eserlerinin sahipleri, hangi biçim ve yöntemle olursa olsun, eserlerinin çoğaltılmasına izin vermek hususunda inhisari hak sahibi olacaklardır.
  • Bu eserlerin, eser sahibinin yasal çıkarlarına zarar vermemek ve eserin normal kullanımına engel olmamak kaydıyla, bazı özel durumlarda çoğaltılmasına verilecek izin, Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir.
  • Her türdeki ses veya görüntü kayıtları, bu Sözleşmenin amaçları kapsamında çoğaltma olarak kabul edilecektir.

Madde 10

  • Hukuken topluma sunumu gerçekleştirilmiş bir eserden, mutad uygulamaya uygun bulunmak ve amacın haklı göstereceği ölçüyü aşmamak kaydıyla, basın özetleri şeklinde dergilerden ve gazete makalelerinden yapılan alıntıları da içeren kısa alıntılar yapılmasına izin verilebilecektir.
  • Eğitim amaçlı olarak yayımlarda, yayınlarda veya ses ya da görüntü kayıtlarında resimlendirme yoluyla edebiyat ve sanat eserlerinden yararlanılmasına bu tür kullanımların adil uygulamaya uygun olması şartıyla ve amacın haklı gösterdiği ölçüde izin verilmesi, Birlik ülkelerinin mevzuatı ve taraflar arasında mevcut veya akdedilecek özel anlaşmalar ile düzenlenecektir.
  • Bu maddenin önceki paragraflarına uygun olarak eserlerden yararlanılması halinde, mevcut olduğu takdirde eser sahibinin adından ve eserin kaynağından söz edilmesi gerekir.

Madde 10 (tekrar)

  • Gazetelerde ya da dergilerde yayımlanan güncel ekonomik, politik ya da dini makalelerin yayınına ya da telli olarak topluma iletimine ve aynı nitelikteki eserlerin yayınına ve basın yoluyla çoğaltımına izin verilmesi, çoğaltma, yayın ya da topluma iletimin açıkça mahfuz tutulmadığı durumlarda Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir. Ancak, her zaman kaynağın açıkça belirtilmesi gerekir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin hukuki sonuçları, korumanın talep edildiği ülke mevzuatı ile düzenlenecektir.
  • Günlük olayların, fotoğraf, sinema, yayın yoluyla veya telli olarak topluma iletilmesi amacıyla, olay sırasında görülen veya duyulan edebiyat ve sanat eserlerinin haber verme amacını haklı gösterecek kapsamda çoğaltılabilmesi ve topluma sunulabilmesi şartları Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir.

Madde 11

 

  • Dramatik, dramatik-müzik ve müzik eserlerinin sahipleri:
  • Eserlerinin her türlü yöntem ve araçla toplum önünde icrasına,
  • Eserlerinin toplum önündeki icrasının her türlü iletimine

izin verme hususunda inhisari hak sahibi olacaklardır.

  • Dramatik veya dramatik-müzik eserlerinin sahipleri, özgün eserleri üzerindeki haklarının devamı süresince, bu eserlerin çevirileri üzerinde de benzer haklardan yararlanacaklardır.

Madde 11 (tekrar)

  • Edebiyat ve sanat eseri sahipleri:
  • Eserlerinin yayınlanmasına veya telsiz olarak işaret, ses veya görüntü nakline yarayan her türlü araçla topluma iletilmesine;
  • İletimin esas yayın kuruluşu dışında başka bir kuruluş tarafından yapılması halinde, eserlerinin telli olarak topluma her türlü iletimine ya da yeniden yayınlanmasına;
  • Eserlerinin yayınının hoparlör veya işaret, ses ya da görüntü nakline yarayan diğer bir analog araç ile topluma iletimine

izin verme hususunda inhisari  hak sahibi olacaklardır.

  • Yukarıdaki paragrafta öngörülen hakların uygulanma şartları, Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir; ancak bu şartlar, yalnızca öngörülen ülkelerde uygulanacaktır. Bu şartlar, hiçbir şekilde eser sahibinin manevi haklarını veya eser sahibinin, bir sözleşmenin yokluğu halinde, yetkili makam tarafından tespit edilen uygun ücreti elde etme hakkını haleldar etmeyecektir.
  • Aksine bir hüküm bulunmadıkça, bu maddenin (1) inci paragrafına uygun şekilde verilen izin, yayınlanan eserlerin ses veya görüntü kaydına yarayan araçlarla kayıt iznini ihtiva etmez. Ancak yayın kuruluşlarının kendi yayınlarında kullanılmak üzere kendi imkanları aracılığı ile yaptıkları geçici kayıtlara uygulanacak kurallar, Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir. Bu tespitlerin, istisnai dokümantasyon niteliği taşıması nedeniyle resmi arşivlerde saklanmasına mevzuat ile izin verilebilir.

Madde 11 (ikinci tekrar)

  • Edebiyat eseri sahipleri:
  • Eserlerinin her türlü araç ve yöntemle anlatımı dahil topluma sunulmasına;
  • Sunulan eserlerinin herhangi bir şekilde topluma iletimine,

izin verme hususunda inhisari hak sahibi olacaklardır.

  • Edebiyat eseri sahipleri, özgün eserleri üzerindeki haklarının koruma süresinin tamamı boyunca, bu eserlerinin çevirileri ile ilgili olarak aynı haklara sahip olacaklardır.

Madde 12

Edebiyat veya sanat eseri sahipleri, eserlerinin işlenmesi, düzenlenmesi ve diğer değişikliklerine izin verme konusunda inhisari hak sahibi olacaklardır.

Madde 13

  • Her birlik ülkesi, müzik eseri sahibine ve söz yazarına tanına inhisari hak ve söz yazarının izni ile müzik eseri ile birlikte yapılan kayıt üzerinde, müzik eserinin eğer varsa söz ile birlikte ses kaydına izin verme hususunda şart ve çekinceler öngörebilir; ancak, bütün bu şartlar ve çekinceler, yalnızca öngörülen ülkelerde uygulanacak ve eser sahibinin, bir sözleşmenin mevcut olmaması halinde, yetkili makam tarafından belirlenecek makul bir ücreti elde etme hakkına hiçbir durumda halel getirmeyecektir.
  • 2 Haziran 1928 tarihinde Roma’da ve 26 Haziran 1948 tarihinde Brüksel’de imzalanan Sözleşmenin 13 (3) maddesine uygun şekilde bir Birlik ülkesinde yapılan müzik eseri kayıtları, o ülkenin, bu Sözleşmeye taraf olmasından itibaren iki yıl içinde, müzik eseri sahibinin izni olmaksızın çoğaltılabilir.
  • Bu maddenin (1) ve (2). paragrafları uyarınca yapılan kayıtlar ve ilgili tarafların izni olmaksızın yasadışı kabul edilecekleri bir ülkeye ithal edilen kayıtlara el konacaktır.

Madde 14

  • Edebiyat ve sanat eseri sahipleri;
  • Eserlerinin sinematografik işlenmesine ve çoğaltılmasına ve bu şekilde işlenen ve çoğaltılan eserlerin dağıtımına,
  • Bu şekilde işlenen ve çoğaltılan eserlerin topluma iletimine ve temsiline,

izin verme hususunda inhisari hak sahibi olacaklardır.

  • Edebiyat ve sanat eserlerinden işlenme ile üretilen sinematografik ürünün diğer herhangi bir sanatsal forma uyarlanması, sinematografik eser sahiplerinin hakları saklı kalmak kaydıyla, özgün eser sahiplerinin iznine tabi olacaktır.
  • 13 (i) maddesi hükümleri uygulanmayacaktır.

Madde 14 (Tekrar)

  • Bir sinematografik eser, işlenmiş ya da çoğaltılmış herhangi bir eserdeki telif hakları saklı kalmak kaydıyla, özgün eser olarak korunacaktır. Bir sinematografik eserin telif hak sahibi, yukarıdaki maddede değinilen hakları da içeren, özgün bir eser sahibinin sahip olduğu haklardan yararlanacaktır.
  • Sinematografik eserde telif hakkı sahipliği, korumanın talep edildiği ülke mevzuatı ile düzenlenecektir.
  • Ancak mevzuatında, hak sahipleri arasında bir sinematografik eserin yapımına katkıda bulunan eser sahiplerinin hak sahibi olacağına ilişkin hüküm bulunan Birlik ülkelerinde, sinematografik esere katkıda bulunmayı taahhüt eden eser sahipleri, aksine veya özel hükümlerin bulunmaması halinde, eserin çoğaltılmasına, dağıtımına, temsili ve telli olarak topluma iletimine, yayınlanmasına veya eserin seslendirilmesine veya alt yazı ile sunulmasına muhalefet etmeyebilirler.
  • Yukarıdaki (b) alt paragrafının uygulanması için belirtilen taahhüdün yazılı bir sözleşme veya aynı etkide yazılı bir belge ile yapılması, sinematografik eser yapımcısının ikametgahı veya çalışma merkezinin bulunduğu ülke mevzuatı ile düzenlenecektir. Ancak söz edilen taahhüdün yazılı bir sözleşme veya aynı etkide yazılı bir belge olması, korumanın talep edildiği Birlik ülkesi mevzuatı ile düzenlenecektir. Bu gibi hükümler içeren mevzuat sahibi ülkeler Genel Müdüre yazılı bir beyanname ile bilgi verecektir. Genel Müdür bu beyannameyi derhal diğer birlik ülkelerine derhal iletilecektir.
  • “Aksine veya özel hükümler” ifadesi yukarıda sözü edilen taahhüde ilişkin kısıtlayıcı şartı ifade eder.
  • Ulusal mevzuatta aykırı bir hüküm bulunmadıkça, yukarıdaki (2)(b) paragrafının hükümleri, sinematografik eser yapımı için yaratılan senaryo, diyalog ve müzik eserlerinin sahipleri veya yönetmen için uygulanmaz. Ancak,  sözü edilen (2)(b) paragrafının uygulanmasına ilişkin kurallar ihtiva etmeyen mevzuat sahibi Birlik ülkeleri, yazılı bir beyanname ile durumu Genel Müdüre bildirir. Genel Müdür bu beyannameyi derhal  diğer Birlik ülkelerine iletecektir.

Madde 14 (ikinci tekrar)

  • Eser sahibi veya onun ölümünden sonra ulusal mevzuat tarafından yetkili kılınan kişi ya da kurumlar, özgün sanat eserleri ve yazar ve bestecilerin özgün el yazmaları hususunda, eserin sahibi tarafından yapılan ilk devrin ardından, eserin herhangi bir satışındaki kazançta devir ve ferağı mümkün olmayan haklardan yararlanacaktır.
  • Yukarıdaki paragrafta sağlanan koruma, ancak eser sahibinin yurttaşı olduğu ülkenin mevzuatının izin verdiği Birlik ülkesinde ve bu korumanın talep edildiği ülkenin izin verdiği dereceye kadar talep edilebilir.
  • Toplama usulleri ve tutarı ulusal mevzuat tarafından öngörülecektir.

Madde 15

  • Bu sözleşme ile korunan edebiyat ve sanat eseri sahiplerinin, aksine bir kanıt bulunmadıkça, Birlik ülkelerinde ihlallere karşı yasal yollara başvurabilmeleri için, eser üzerinde olağan şekilde adlarının bulunması yeterli olacaktır. Takma olsa dahi eser sahibince kabul edilen ad, eser sahibinin kimliği konusunda şüphe uyandırmadıkça bu paragraf uygulanacaktır.
  • Bir sinematografik eserde olağan şekilde adı bulunan gerçek veya tüzel kişi, aksine bir kanıt bulunmadıkça, sözü edilen eserin yapımcısı kabul edilecektir.
  • (1) inci paragrafta değinilenler dışında isimsiz veya takma adlı eserler ile ilgili olarak, eser üzerinde adı bulunan yayımcı, aksine bir kanıt bulunmadıkça eser sahibini temsilcisi olarak kabul edilecek ve bu sıfatla eser sahibinin haklarını korumak ve takip etmek hakkına sahip sayılacaktır. Bu paragraf hükümleri, eser sahibinin kimliğini açıklaması ve eserin sahipliğine ilişkin haklarını talep etmesi halinde son bulacaktır.
  • Yayımlanmamış eserlerle ilgili olarak, eser sahibinin kimliği bilinmemekle birlikte, kendisinin bir Birlik ülkesi yurttaşı olduğuna dair verilerin mevcudiyeti halinde, eser sahibini temsil edecek ve haklarını Birlik ülkelerinde koruyacak ve takip edecek yetkili makam, bu Birlik ülkesinin mevzuatı ile düzenlenecektir.
  • Bu hükümler doğrultusunda yetkilendirmeyi yapan Birlik ülkeleri, yetki verilen makam hakkında tam bilgi içeren yazılı bir beyannameyi Genel Müdüre vereceklerdir. Genel Müdür bu beyannameyi derhal diğer Birlik ülkelerine iletecektir.

Madde 16

  • Birlik ülkelerinden herhangi birinde hukuki korumadan yararlanan eserler üzerindeki hakları ihlal eden eser kopyalarına el konulacaktır.
  • Yukarıdaki paragraf hükümleri, esere korunma sağlamayan veya koruma süresi sona ermiş bir ülkeden sağlanan çoğaltılmış eser nüshalarına da uygulanacaktır.
  • El koyma, her ülkenin mevzuatına uygun şekilde yapılacaktır.

Madde 17

Bu Sözleşme hükümleri, her Birlik ülkesi hükümetinin mevzuat veya düzenlemeleri ile herhangi bir eserin dolaşım, temsil veya gösterimi ya da yetkili makamın bu hakkın uygulanması için gerekli göreceği esaslara  göre üretimine izin vermek, denetlemek veya yasaklamak hakkını haleldar etmez.

Madde18

  • Bu sözleşme, yürürlüğe girdiği tarihte, koruma süresinin son bulmasına kadar kaynak ülkede henüz kamusal kullanma alanına girmemiş bütün eserler hakkında uygulanacaktır.
  • Ancak daha önce öngörülen koruma süresinin son bulmasına kadar, korumanın talep edildiği ülkede kamusal kullanma alanına giren eser, yeniden koruma kapsamına alınmayacaktır.
  • Bu ilkenin uygulanması, Birlik ülkeleri arasında mevcut veya öngörülecek özel sözleşmelerin içerdiği hükümlere bağlı olacaktır. Bu gibi hükümlerin yokluğu halinde ülkeler, ayrıca ilgileri oranında bu ilkenin uygulama şartlarını kararlaştıracaklardır.
  • Yukarıdaki hükümler, Birliğe yeni katılımlar ve 7 nci maddenin uygulaması ile korumanın genişletilmesi veya çekincelerin ortadan kaldırılması hallerinde de uygulanacaktır.

Madde 19

Bu Sözleşme hükümleri, bir Birlik ülkesi mevzuatı ile öngörülen daha geniş bir korumadan yararlanma talebine engel oluşturmayacaktır.

Madde 20

Birlik ülkeleri hükümetleri, aralarında eser sahiplerine bu Sözleşme ile tanınan haklardan daha geniş haklar veren veya bu Sözleşmeye aykırı hükümler içermeyen özel anlaşmalar yapma hakkını saklı tutarlar. Bu şartlara uygun bulunan mevcut anlaşmaların hükümleri yürürlükte kalacaktır.

Madde 21

  • Ekte, gelişmekte olan ülkelere ilişkin özel hükümlere yer verilmektedir.
  • 28 (i) (b) madde hükmüne uygun olarak Ek, bu Belgenin ayrılmaz bir parçasını oluşturur.

Madde 22

  • (a) Birlik, 22-26 ncı maddelere taraf olan Birlik ülkelerinden oluşan bir Meclis kurar.
  • Her ülkenin hükümeti, yardımcı delegeler, danışmanlar ve uzmanların yardımcı olabileceği bir delege ile temsil edilecektir.
  • Her delegasyonun harcamaları, atamayı gerçekleştiren hükümet tarafından karşılanacaktır.
  • (a) Meclisin görevleri,
  • Birliğin devamı ve ilerlemesi ve bu sözleşmenin gelişimine ilişkin bütün konular üzerinde çalışmak;
  • 22-26 ncı maddelerle bağımlı olmayan Birlik ülkelerin tarafından önesürülecek düşünceler gözönünde bulundurularak, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (bundan böyle “Örgüt” olarak söz edilecektir) nü kuran Sözleşmede değinilen Uluslararası Fikri Mülkiyet Bürosu (bundan böyle “Büro” olarak söz edilecektir) nun düzenleme konferanslarının hazırlığına ilişkin talimatlar vermek;
  • Örgüt Genel Müdürünün Birlik ile ilgili faaliyet ve raporlarını müzakere etmek, onaylamak ve Birliğin yetki alanı içinde kalan hususlarda gerekli talimatı vermek;
  • Meclisin Yürütme Komitesi üyelerini seçmek;
  • Yürütme Komitesinin faaliyet ve raporlarını müzakere etmek, onaylamak ve Komiteye talimat vermek;
  • Birliğin iki yıllık bütçesini kabul etmek, programını kararlaştırmak ve son hesapları onaylamak;
  • Birliğin mali düzenlemelerini onaylamak;
  • Birlik çalışmaları için gerekli olabilecek çalışma grupları ve uzman komitelerini oluşturmak;
  • Birlik üyesi olmayan ülkeler ile hükümetlerarası veya hükümet dışı kuruluşların Komite toplantılarına gözlemci olarak kabul edilmesini kararlaştırmak;
  • 22-26 ncı maddelerdeki değişiklikleri kabul etmek;
  • Birliğin amaçlarına ulaşması için uygun diğer kararları almak;
  • Bu Sözleşmeye göre uygun görülen diğer görevleri yerine getirmek ;
  • Örgütü oluşturan Sözleşmede öngörülen kuralları, kabule bağlı olarak uygulamak,

olacaktır.

(b)    Meclis, Örgüt tarafından yönetilen diğer Birliklerin de ilgili alanı içindeki konuları Örgüt Koordinasyon Komitesinin görüşü alındıktan sonra karara bağlayacaktır.

(3)

  • Meclis üyesi her ülke bir oya sahip olacaktır.
  • Mecliste üye ülkelerin yarısı toplantı için yeter çoğunluğu oluşturacaktır.
  • (b) alt paragrafının hükümlerine rağmen oturumlardan herhangi birinde temsil edilen ülkelerin sayısı, Meclis üye sayısının yarısından az, ancak eşit olduğu takdirde ya da üçte birinden fazla ise, Meclis karar verilebilir, ancak çalışma esasları ile ilgili kararlar dışında, bütün kararlar aşağıdaki koşulların sağlanması üzerine yürürlüğe girecektir. Uluslararası Büro, sözkonusu kararları Mecliste temsil edilmeyen üye ülkelere iletecek ve üye ülkeleri iletimi yaptığı tarihten itibaren üç aylık bir dönem içinde üye ülkeleri oylarını ya da çekimserliklerini yazılı olarak belirtmeye çağıracaktır. Bu dönemin sona ermesiyle, oylarını ya da çekimserliklerini belirtmiş olan ülkelerin sayısı, oturumda yeterli sayıya ulaşılmasında eksik olan ülke sayısına ulaşırsa; bu gibi kararlar, istenen çoğunluk elde edildiği takdirde yürürlüğe girecektir.
  • 26 (2) maddesi hükümlerine bağlı olarak Meclis kararları, oyların üçte ikisini gerektirecektir.
  • Çekimserlikler oy olarak kabul edilmeyecektir.
  • Bir delege yalnızca bir ülkeyi temsil edebilir ve bir ülke adına oy kullanabilir.
  • Meclise üye olmayan Birlik ülkeleri toplantılara gözlemci olarak kabul edileceklerdir.

(4)

  • Meclis, Genel Müdürün toplantı daveti üzerine her iki takvim yılında bir ve istisnai şartlar olmadığı sürece aynı dönemde ve aynı yerde Örgüt Genel Meclisi olarak toplanacaktır.
  • Meclis, Genel Müdürün toplantı daveti ve Yürütme Komitesinin veya Meclise üye ülkelerin dörtte birinin isteği üzerine olağanüstü oturumla toplanacaktır.

(5)     Meclis, kendi çalışma kurallarını kabul edecektir.

Madde 23

 

(1)      Meclis bir Yürütme Komitesine sahiptir.

(2)

  • Yürütme Komitesi, üye ülkeler arasından Meclis tarafından seçilen ülkelerden oluşacaktır. Örgütün yönetim merkezinin bulunduğu ülkeye de 25 (7) (b) maddesi hükümleri uyarınca Yürütme Komitesinde bir üyelik verilecektir.
  • Yürütme Komitesi üyesi her üye ülke hükümeti, yardımcı delegeler, danışmanlar ve uzmanların yardım edebileceği bir delege ile temsil edillecektir.

(c)   Her delegasyonun harcamaları, atamayı gerçekleştiren Hükümet tarafından karşılanacaktır.

(3)    Yürütme Komitesi üyesi ülkelerin sayısı, Meclis üyesi ülke sayısının dörtte biri olarak belirlenecektir. Üyelik sayısının hesaplanmasında, dörde bölünmeden sonra arta kalan miktar dikkate alınmayacaktır.

(4)     Yürütme Komitesi üyelerinin seçiminde Meclis, eşit coğrafi dağılımı ve Yürütme Komitesini oluşturan ülkeler arasında Birlik ile ilişkilerle kabul edilen özel sözleşmelere taraf ülkelerin ihtiyacını gözönünde bulunduracaktır.

(5)

  • Her Yürütme Komitesi üyesi, seçildiği Meclis oturumunun kapanış tarihinden bir sonraki olağan Meclis oturumunun kapanış tarihine kadar görev yapacaktır.
  • Yürütme Komitesi üyeleri, üye miktarının üçte iki oranını aşmamak kaydıyla yeniden seçilebilir.
  • Yürütme Komitesi üyelerinin seçimini ve yeniden seçilmesini düzenleyen kuralların ayrıntıları Meclis tarafından tespit edilecektir.

(6)      (a)     Yürütme Komitesinin görevleri,

  • Meclisin gündem taslağını hazırlamak;
  • Genel Müdür tarafından hazırlanan iki yıllık bütçe ile program taslağına ilişkin teklifleri Meclise sunmak;
  • [Kaldırılmıştır]
  • Genel Müdürün dönemlere ilişkin raporları ile hesaplara ilişkin yıllık denetim raporlarını, uygun görüşleri ile birlikte Meclise sunmak,
  • Meclis kararlarına uygun şekilde ve Meclisin iki olağan toplantısı arasında oluşan koşullara göre, Birlik Programının Genel Müdür tarafından uygulanmasına sağlayacak gerekli bütün tedbirleri almak,
  • Bu Sözleşme ile kendisine verilen diğer görevleri yerine getirmek,

olacaktır.

(b)   Örgüt tarafından yönetilen diğer Birliklerin ilgi alanı içindeki konularla ilgili olarak Örgüt Koordinasyon Komitesinin görüşünü aldıktan sonra Yürütme Komitesi karar verecektir.

(7)

  • Yürütme Komitesi, Genel Müdürün çağrısı üzerine, tercihen Örgüt Koordinasyon Komitesinin toplandığı dönemde ve yerde, yılda bir defa toplanacaktır.
  • Yürütme Komitesi, ya bizzat Genel Müdürün çağrısı veya Yürütme Komitesi Başkanının veya üye sayısının dörtte birinin talebi üzerine olağanüstü toplantılar yapacaktır.

(8)

  • Yürütme Komitesi üyesi her ülke bir oya sahip olacaktır.
  • Toplantı yeter çoğunluğu, Yönetim Kurulu üye adedinin yarısı olacaktır.
  • Kararlar, kullanılan oyların basit çoğunluğu ile alınacaktır.
  • Çekimserlikler oy olarak kabul edilmeyecektir.
  • Bir delege, yalnızca bir ülkeyi temsil edebilir ve yalnızca o ülke adına oy kullanabilir.

(9)       Yürütme Komitesi üyesi olmayan Birlik ülkeleri, toplantılara gözlemci olarak kabul edileceklerdir.

(10)      Yürütme Komitesi, kendi çalışma kurallarını kabul edecektir.

Madde 24

 

(1)

  • Birlik ile ilgili idari görevler, Sınai Mülkiyetin Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme ile kurulan Birlik Bürosu ile birleşik Birlik Bürosunun devamı olan Uluslararası Büro tarafından yürütülecektir.
  • Uluslararası Büro, özellikle Birliğin çeşitli organlarına sekreterya hizmetleri sağlayacaktır.
  • Örgüt Genel Müdürü, Birlik baş Yöneticisi olacak ve Birliği temsil edecektir.
  • Uluslararası Büro, fikri hakların korunmasına ilişkin bilgi toplayacak ve yayımlayacaktır. Her Birlik ülkesi, fikri hakların korunmasına ilişkin bütün yeni kanunları ve resmi belgeleri en kısa sürede Uluslararası Büroya gönderecektir.
  • Uluslararası Büro, aylık bir dergi yayımlayacaktır.
  • Uluslararası Büro, istek üzerine, fikri haklara ilişkin konularda her Birlik ülkesine bilgi sağlayacaktır.
  • Uluslararası Büro, fikri hakların korunmasını kolaylaştırmak için çalışmalar yapacak ve hizmet sağlayacaktır.
  • Genel Müdür ve Genel Müdür tarafından tespit edilen personel, oy hakkı olmaksızın, Meclis Yürütme Komitesinin ve diğer uzmanlar komitesi veya çalışma grubunun bütün toplantılarına katılacaktır. Genel Müdür ve Genel Müdür tarafından tespit edilen personel, makamı gereği, bu organların sekreterya görevini yürütecektir.
  • Uluslararası Büro, Meclis kararlarına uygun şekilde ve Yürütme Komitesi ile işbirliği içinde, bu Sözleşmenin 22-26 ncı maddeleri dışında kalan hükümlerinin gözden geçirilmesi amacıyla konferans hazırlıklarını yapacaktır.
  • Uluslararası Büro, gözden geçirme konferanslarının hazırlıkları ile ilgili olarak hükümetlerarası ve hükümet dışı uluslararası kuruluşların görüşünü alacaktır.
  • Genel Müdür ve Genel Müdür tarafından tespit edilen kişiler, bu konferanslar kapsamındaki görüşmelerde oy hakkı olmaksızın yeralacaklardır.

(8)       Uluslararası Büro, kendisine verilen diğer görevleri yerine getirecektir.

Madde 25

 

(1)

  • Birlik bir bütçeye sahip olacaktır.
  • Birliğin bütçesi, Birliğe mahsus gelir ve giderleri, Birlik için ortak harcama bütçesine katkıları ve gerektiğinde Örgütün konferans bütçesinde mevcut miktarı içerecektir.
  • Münhasıran Birliğe yüklenmemekle birlikte Örgüt tarafından yönetilen bir veya daha fazla Birliğin harcamaları, Birlikler için ortak harcama olarak kabul edilecektir. Bu gibi ortak harcamalarda Birlik hissesi, Birliğin sahip olduğu pay oranında olacaktır.

(2)   Birlik Bütçesi, Örgüt tarafından yönetilen diğer Birliklerin bütçeleri ile koordinasyon gerekleri  gözönünde bulundurularak hazırlanacaktır.

(3)      Birlik bütçesi aşağıdaki kaynaklardan finanse edilecektir:

  • Birlik ülkelerinin katkıları;
  • Birlik ile ilgili olarak Uluslararası Büro tarafından yerine getirilen hizmetler karşılığı alınan ücret ve masraflar;
  • Birliğe ilişkin Uluslararası Büro yayımlarının satışı ya da bu yayımların telif hakkı ödemeleri;
  • Hediyeler, miraslar ve sübvansiyonlar;
  • Kiralar, faizler ve diğer çeşitli gelirler.

(4)

  • Bütçeye katkıda bulunmak amacıyla, Birliğin her ülkesi, aşağıda belirtilen bir sınıfa dahil olarak tespit edilen birim adedi üzerinden yıllık katkısını ödeyecektir.

I nci  sınıf…………………25

II nci  sınıf…………………20

III ncü sınıf…………………15

IV ncü sınıf…………………10

V nci sınıf…………………..5

VI ncı sınıf…………………. 3

VII nci sınıf…………………..1

  • Her ülke, katılma veya onama belgesinin tevdii sırasında, daha önce belirtilmiş olması durumu hariç, katılmak istedikleri sınıfı beyan edecektir. Her ülke sınıf değiştirebilir. Daha aşağı bir sınıfa geçmek isteyen ülke, durumu Meclis olağan oturumlarından birinde duyurmak zorundadır. Bu konuda yapılacak değişikler, oturumu takip eden takvim yılının başlangıcında yürürlüğe girecektir.
  • Her ülkenin yıllık katkısı, katkıda bulunan ülkelerin birim sayısı toplamına uygulanacak Birliğin bütçesinde öngörülen tutar üzerinden hesaplanan ile aynı orandaki miktar olacaktır.
  • Katkıların her yıl Ocak ayı başında vadesi dolacaktır.
  • Katkı ödemelerini zamanında yapamayan ülke, ödenmemiş borçlarının miktarı, önceki iki yıl için ödenmesi gerekli katkı miktarlarına eşitse ya da aşıyorsa, üyesi olduğu Birliğin herhangi bir organında oy hakkına sahip olmayacaktır. Bununla birlikte, Birliğin herhangi bir organı, ödemedeki gecikmenin istisnai ve kaçınılmaz koşullar nedeniyle olduğuna ikna edildiği takdirde ve ikna edildiği süre boyunca, o ülkeye, o organda oyunu kullanmaya devam etmesine izin verebilir.
  • Bütçenin, yeni mali dönemin başlangıcından önce kabul edilmemesi halinde, mali düzenlemeler gereğince bir önceki yılın bütçesi ile aynı seviyede olacaktır.

(5)    Birlik ile ilgili Uluslararası Büro tarafından verilen hizmetlerle ilgili ücret ve masrafların miktarı, Genel Müdür tarafından tespit edilecek ve Meclis ve Yürütme Komitesine bildirilecektir.

(6)

  • Birliğin, her Birlik ülkesi tarafından yapılan tek ödeme ile oluşturulan bir iş sermaye fonu mevcut olacaktır. Fonun yetersizliği halinde gerekli artış, Meclis tarafından karşılanacaktır.
  • Her ülkenin sözkonusu fona yaptığı ilk ödeme miktarı veya artış miktarına katkısı, fonun oluşturulduğu veya artışın kararlaştırıldığı yıl için, bu ülkenin katkı oranında olacaktır.
  • Ödeme oranı ve şartları, Örgüt Koordinasyon Komitesinin tavsiyesi alındıktan sonra Genel Müdürün teklifi üzerine Meclis tarafından tespit edilecektir.

(7)

  • Örgütün yönetim merkezinin bulunduğu ülke ile anlaşmaya varılan yönetim merkezinde iş sermayesi fonunun yetersiz kalması halinde, bu ülkenin bir ön ödeme yapması öngörülecektir. Bu avansların miktarı ve avans şartları, Örgüt ve bu ülke arasında ayrı bir anlaşma konusu teşkil edecektir. Avans verme yükümlülüğünün devamı süresince bu ülkeye Yürütme Komitesinde bir üyelik verilecektir,
  • (a) alt paragrafında söz edilen ülke ile Örgüt, yazılı bir ihbar ile avans verme yükümlülüğünden cayma hakkına sahip olacaklardır. Cayma, ihbarın yapıldığı yılın sonundan başlayarak üç yıl sonra yürürlüğe girecektir.

(8)    Hesapların denetimi, mali düzenlemelere uygun olarak bir veya daha fazla Birlik ülkesi veya Birlik dışı denetçiler tarafından yapılır. Bunlar, Meclis tarafından sözleşme ile kararlaştırılacaktır.

Madde 26

 

  • 22, 23 , 24, 25 nci maddelerin ve bu maddenin değiştirilmesine ilişkin öneriler, Meclis üyesi herhangi bir ülke, Yürütme Komitesi veya Genel Müdür tarafından verilebilir. Bu gibi öneriler, Meclis tarafından incelenmeden en az altı ay önce, Genel Müdür tarafından Meclis üyesi ülkelere iletilecektir.
  • (1) nci paragrafta bahsi geçen madde değişiklikleri, Meclis tarafından kabul edilecektir. Kabul, dörtte üç oy gerektirecek olup, 22 nci madde ve bu paragrafın herhangi bir değişikliğini sağlamak için beşte dört oy gerekli olacaktır.
  • (1) nci paragrafta bahsi geçen maddelerde yapılacak herhangi bir değişiklik, değişikliğin kabul tarihinde Meclis üyesi ülkelerin dörtte üçünden Genel Müdüre ulaştırılan kuruluş işlemlerine göre, yerine getirilmiş kabul bildirgesinin yazılmasından bir ay sonra yürürlüğe girecektir. Sözü edilen maddelerde kabul edilen herhangi bir değişiklik, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte, Meclis üyesi bütün ülkeler için ya da Birlik üyesi ülkelerin mali yükümlülüklerini artıran herhangi bir değişiklik sadece bu değişikliği kabul ettiğini bildirecek ülkeler için bağlayıcı olmak şartıyla sonraki bir tarihte üye olan ülkeler için bağlayıcı olacaktır.

Madde 27

 

  • Bu sözleşme, Birlik sisteminin geliştirilmesi için öngörülen değişiklik amacı ile yeniden gözden geçirilme için sunulacaktır.
  • Bu amaçla konferanslar, söz edilen ülkelerin delegeleri arasındaki Birlik ülkelerinden birinde sırayla yapılacaktır.
  • 22-26 ncı maddelerdeki değişikliklere uygulanan 26 ncı madde hükmüne uygun olarak bu Sözleşmenin EK’i de dahil olmak üzere gözden geçirilmesi için kullanılan oylarda çoğunluk gerekecektir.

Madde 28

(1)

  • Bu Sözleşmeyi imzalayan Birlik ülkeleri Sözleşmeyi onaylayabilir, henüz imzalamamış ülkeler katılabilir. Katılma veya onay belgeleri Genel Müdüre tevdi edilecektir.
  • Birlik ülkeleri onama veya katılma belgelerinde, onama veya katılmanın 1-21 inci maddeler ile EK hakkında uygulanmayacağını beyan edebilir. Ancak, EK’in ( VI ) (1) maddesine göre önceden bir beyanda bulunan böyle bir ülke, daha sonra, söz edilen belgelerde onama veya katılmanın 1-20 nci maddelere uygulanmayacağını beyan edebilir.
  • Onama veya katılma belgelerinin yürürlüğünden başlayarak öngörülen hükümleri dışlayan her Birlik ülkesi, (b) alt paragrafına uygun olarak onama veya katılmanın bu hükümlerin yürürlüğünü kapsadığını daha sonra da beyan edebilir. Bu gibi beyanlar Genel Müdüre tevdi edilecektir.

(2)

(a)    1-21 inci maddeler ile EK aşağıda belirtilen iki şartın yerine getirilmesinden üç ay sonra yürürlüğe girecektir.

  • Birliğin en az beş ülkesinin, (1) (b) alt paragrafında öngörülen bir beyanda bulunmaksızın bu Sözleşmeyi onamaları veya katılmaları,
  • Fransa, İspanya, Büyük Britanya Birleşik Krallığı, Kuzey İrlanda ile Amerika Birleşik Devletleri’nin 24 Temmuz 1971 tarihinde Paris’te gözden geçirilen Evrensel Telif Hakları Sözleşmesine taraf olmaları.

(b)    (a) alt paragrafında belirtilen yürürlük tarihi, (1) (b) alt paragrafında öngörülen bir beyan içermeksizin yürürlük tarihinden en az üç ay önce onama veya katılma belgelerini tevdi eden Birlik ülkeleri hakkında uygulanacaktır.

(c)    (b) alt paragrafının kapsamadığı ve bu Sözleşmeyi (1) (b) paragrafına göre bir beyanda bulunmaksızın onayan veya katılan bir Birlik üyesi ile ilgili olarak, 1- 21 inci maddeler ile EK, Genel Müdürün onama veya katılma belgelerinin ihbar tarihini takip eden üç ay sonrasında yürürlüğe girecektir. Sonraki bir tarih öngörüldüğü takdirde, bu ülke ile ilgili olarak 1-21 inci maddeler ve EK öngörülen tarihte yürürlüğe girecektir.

  • (a) ve (c) alt paragrafı hükümleri EK’in VI ncı maddesinin uygulanmasını etkilemez.
  • (1) (b) paragrafına göre yapılmış bir beyan ile veya böyle bir beyanda bulunmaksızın bu Sözleşmeyi onaylayan veya katılan her Birlik ülkesi ile ilgili olarak, 22-38 inci maddeler, tevdi edilen belgede sonraki bir tarih belirtilmediği takdirde, Genel Müdürün onama veya katılma belgelerini bildirdiği tarihten üç ay sonra yürürlüğe girecektir. Belirtilen ikinci durumda 22-38 inci maddeler, sözkonusu ülke ile ilgili olarak, bu suretle gösterilen tarihte yürürlüğe girecektir.

Madde 29

  • Birlik dışındaki her ülke bu Belgeye katılabilir ve böylece bu Sözleşmeye taraf ve Birliğin bir üyesi olabilir. Katılım belgeleri Genel Müdüre sunulacaktır.
  • (b) alt paragrafına uygun olarak bu Sözleşme, Birlik dışındaki bir ülke hususunda, tevdi edilen belgede sonraki bir tarih belirtilmediği takdirde Genel Müdürün onama veya katılma belgesini bildirdiği tarihten üç ay sonra yürürlüğe girecektir. Sonraki bir tarihin öngörülmesi durumunda bu Sözleşme, bu ülke ile ilgili olarak bildirilen tarihte yürürlüğe girecektir.
  • (a) alt paragrafına göre yürürlük tarihi, 28 (2) (a) maddesine uygun şekilde, 1-21 inci maddeler ile EK’in yürürlük tarihinden daha önce ise, söz edilen ülke aynı zamanda, 1-21 inci maddeler ile EK yerine bu Sözleşmenin Brüksel Belgesinin 1-20 nci maddelerini kabul etmiş sayılacaktır.

Madde 29 (tekrar)

Bu Sözleşmenin Stockholm Belgesinin 22-38 inci maddelerini kabul etmeyen herhangi bir ülkenin bu Belgeyi onaması veya katılması, Örgüt Kurucu Sözleşmesinin 14(2) maddesinin temel amaçları için, Stokholm Belgesinin 28 (1) (b) (i) maddesinde öngörülen sınırlamalar oranında olacaktır.

Madde 30

  • Bu maddenin 2 nci paragrafı, 28 (1) (b), 33 (2) maddeleri ve EK ile izin verilen istisnalara tabi olarak onama veya katılma, otomatik olarak bu sözleşmede öngörülen bütün yararların kabul edilmesini ve bütün hükümlerin benimsenmesini ifade edecektir.
  • Bu Belgeyi onaylayan veya katılan her Birlik ülkesi, EK’in V (2) maddesine uygun olarak, onama veya katılma belgesinin tevdii sırasında, daha önce yapılan bir beyan ile belirlenen şartlara göre öngörülen çekincelerin yararlarını saklı tutabilir.
  • Birlik dışındaki her ülke bu Sözleşmeye katılırken, EK’in V (2) maddesine uygun olarak çeviri hakkı ile ilgili bu Belgenin 8 inci maddesi için, 1896’da Paris’te tamamlanan 1886 Birlik Sözleşmesinin 5 inci maddesi hükümlerinin yalnızca bu ülkede genel kullanımı bulunan bir dile yapılacak çeviriler hakkında uygulanacağını beyan edebilir. EK’in I (6) (b) maddesine uygun şekilde her ülke, kaynak ülke eserlerinin çeviri hakkı ile ilgili olarak, kaynak ülke tarafından tanınan korumaya eşit bir koruma öngörme hakkını saklı tutar.
  • Her ülke, bu gibi çekinceleri, her zaman Genel Müdüre yapılacak bir bildirim ile geri alabilir.

Madde 31

  • Her ülke, bu Sözleşmenin beyan veya bildiriminde belirtilen dış ilişkiler açısından sorumlu bulunduğu toprakların tamamı veya bir kısmı için uygulanabilir olduğunu, her zaman onama veya katılma belgesinde beyan edebilir veya Genel Müdürü yazılı olarak bilgilendirebilir.
  • Böyle bir beyanda bulunan veya bir bildirim yapan her ülke, her zaman, topraklarının tamamına veya bir kısmına uygulanabilirliğin son bulduğunu Genel Müdürü bildirebilir.
  • Paragraf uyarınca yapılan her beyan, beyanı içeren onama veya katılma ile aynı tarihte yürürlüğe girecek ve bu paragrafa göre yapılan her beyan Genel Müdüre bildirildiği tarihten üç ay sonra hüküm ifade edecektir.
  • 2 nci paragrafa göre yapılan her bildirim, bildirimin Genel Müdür tarafından alındığı tarihi takip eden on iki ay sonrasında hüküm ifade edecektir.

 

  • Bu madde, hiç bir şekilde bir Birlik ülkesinin 1 nci paragrafa göre yapılan bir beyan yoluyla bir diğer Birlik üyesi tarafından bu Sözleşmenin uygulanacağı topraklara ilişkin fiili durum olarak tanımasını veya zımnen kabulünü ifade edecek şekilde yorumlanamayacaktır.

Madde 32

  • Bu Belge, Birlik ülkeleri arasındaki ilişkiler ve uygulama alanı bakımından 9 Eylül 1886 tarihli Bern Sözleşmesinin ve sonraki değişik Belgelerin yerine geçecektir. Bütünü ile bu Belgeyi onaylamayan veya katılmayan Birlik ülkeleri ile ilişkilerde, yukarıdaki fıkra hükmüne göre tamamı veya uzantısı bu Belgede yeralmamış önceki Belgelerin hükümlerinin uygulanabilirliği devam edecektir.
  • Bu Belgeye taraf olan Birlik dışı ülkeler, 3 üncü paragrafa uygun şekilde, Belgeye taraf olmayan veya Belgeye taraf olmakla birlikte 28 (1) (b) maddesine göre beyanda bulunan Birlik ülkeleri ile ilgili olarak bu Belgeyi uygulayabilir. Bu gibi ülkeler, söz edilen Birlik ülkeleri ile ilişkilerde:
  • Taraf oldukları en son Belge hükümlerini uygulayabilirler ve
  • EK’in I (6) maddesine uygun şekilde, bu Belge ile öngörülen koruma düzeyini kabul etme hakkına sahiptirler.
  • EK’te öngörülen yetkilerin herhangi birinden yararlanan bir ülke, bu Belgeye taraf olmayan diğer Birlik ülkesiyle ilişkilerinde EK’te belirtilen yetki veya yetkilere ilişkin yararlandığı hükümleri, bahsi geçen ikinci ülke, söz edilen hükümlerin uygulanmasını kabul ettiği takdirde uygulayabilir.
Madde 33
  • Bu Sözleşmenin yorumu veya uygulanması ile ilgili olarak iki veya daha fazla Birlik ülkesi arasında müzakere yolu ile çözümlenemeyen ihtilaflar, başka bir çözüm yolu üzerinde anlaşma sağlanamaması halinde ilgili ülkelerden biri tarafından Uluslararası Adalet Divanına, Mahkemenin statüsüne uygun şekilde götürebilir. İhtilafı Divana götüren ülke, Uluslararası Büroya, durum hakkında bilgi verecek; Uluslararası Büro ise konuyu diğer Birlik ülkelerinin dikkatine sunacaktır.
  • Her ülke, bu Sözleşmeyi imzalama veya onama veya katılma belgesini tevdi sırasında 1 inci paragraf hükümlerine bağlı bulunmadığı hususunu beyan edebilir. Bu gibi ülkeler ile Birliğin diğer ülkeleri arasındaki ihtilaflarda 1 inci paragraf hükümleri uygulanmayacaktır.
  • 2 nci paragraf hükümlerine uygun şekilde beyanda bulunan bir ülke, her zaman, Genel Müdüre göndereceği bir bildirim ile beyanını geri alabilir.

Madde 34

 

  • 29 (tekrar) maddesine uygun olarak hiçbir ülke, 1-21 nci maddeler yürürlüğe girmedikçe, bu Sözleşmenin önceki Belgesine katılamaz ve onaylayamaz.
  • Bu Sözleşmenin 1-21 nci maddeleri ile EK’i yürürlüğe girdikten sonra, hiçbir ülke, Stockholm Belgesinin eki olan Gelişmekte Olan Ülkelere İlişkin Protokolün 5 inci maddesine göre bir beyanda bulunamaz.

Madde 35

  • Bu Sözleşme, süre sınırlaması olmaksızın yürürlükte kalacaktır.
  • Her ülke, Genel Müdüre göndereceği bir bildiri ile bu Sözleşmeyi feshedebilir. Böyle bir cayma, daha önceki belgelerin de feshedildiği anlamı taşıyacaktır ve yalnızca bunu gerçekleştiren ülkeyi etkileyecek ve Sözleşme diğer Birlik ülkeleri ile ilgili olarak yürürlüğünü sürdürecektir.
  • Fesih, Genel Müdürün bildiriyi aldığı günü takip eden bir yıl sonrasında hüküm ifade edecektir.
  • Hiçbir ülke, Birlik üyesi olmasını takip eden beş yıl sona ermedikçe bu maddede öngörülen feshetme hakkını kullanamayacaktır.

Madde 36

  • Bu Sözleşmeye taraf her ülke, anayasasına uygun olarak, bu Sözleşmenin uygulanmasını sağlayacak gerekli tedbirleri almayı taahhüt eder.
  • Buradan anlaşılacağı gibi, bir ülke Sözleşmeye taraf olduğu zaman kendi iç hukukuna göre bu Sözleşmenin hükümlerini yürürlüğe sokacaktır.

Madde 37

  • Bu Sözleşme İngilizce ve Fransızca dillerinde tek nüsha olarak imzalanacak ve 2 nci paragraf hükmüne uygun olarak Genel Müdüre sunulacaktır.
  • Resmi belgeler, İlgili hükümetlerle istişare edildikten sonra Arapça, Almanca, İtalyanca, Portekizce ve İspanyolca dillerinde ve Meclis tarafından belirlenecek diğer dillerde hazırlanacaktır.

 

  • Çeşitli metinlerin yorumlanmasında görüş ayrılığı olması halinde, Fransızca metin esas alınacaktır.
  • Bu Sözleşme, 31 Ocak 1972 tarihine kadar imzaya açık bulundurulacaktır. Bu tarihe kadar (1) (a) paragrafında söz edilen kopya Fransa Cumhuriyeti Hükümetine sunulacaktır.
  • Genel Müdür, bu Sözleşmenin imzalanmış kopyalarından iki örneği onaylayarak bütün Birlik ülkeleri hükümetlerine ve talep halinde diğer ülke hükümetlerine iletecektir.
  • Genel Müdür bu Sözleşmeyi Birleşmiş Milletler Sekreterliği’nde kayıt altına alacaktır.
  • Genel Müdür, bütün Birlik ülkeleri hükümetlerine, onama veya katılma belgelerinin ve belgelere ek deklarasyonların ve daha sonra 28 (1) ( c) , (30) (2) (a) ve (b) ile (33) (2) nci maddelerine ilişkin beyanlar ve bu Sözleşme hükümlerinin yürürlüğü, feshetme ihbarları ve (30) (2) ( c), (31) (1) ve (2), (33) (3) ve (38) (1) ve EK ile ilgili bildiriler hakkında bilgi verecektir.

Madde 38

  • Bu Belgeyi onaylamamış veya katılmamış veya Sözleşmenin Stockholm Belgesi’nin 22-26 ncı maddelerine taraf olmayan Birlik ülkeleri 26 Nisan 1975 tarihine kadar istedikleri takdirde bu hükümlere taraf sayılarak söz edilen maddelerde öngörülen hakları uygulayabilirler. Bu hakları uygulamak isteyen her ülke, Genel Müdüre bu durumu belirleyen yazılı bir beyanda bulunacaktır. Bu gibi beyanlar, alındığı tarihten itibaren yürürlüğe girecektir. Bu gibi ülkeler, söz edilen tarihe kadar Meclis üyesi olarak kabul edileceklerdir.
  • Birliğin bütün ülkeleri Örgüt üyesi olmadığı sürece, Örgütün Uluslararası Bürosu, Birlik Bürosu olarak işlevini yerine getirecek ve Genel Müdür, anılan Büronun Genel Müdürü olarak görev yapacaktır.
  • Birliğin bütün ülkeleri Örgüt üyesi olduğunda, Birlik Bürosunun hakları, yükümlülükleri ve malları Örgütün Uluslararası Bürosuna devredilecektir.

EK

 

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE İLİŞKİN ÖZEL HÜKÜMLER

 

 

 

Madde I

  • Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun yerleşik uygulaması çerçevesinde “gelişmekte olan ülke” olarak kabul edilen ve bu EK’le ayrılmaz bir bütün teşkil eden bu Belgeyi onaylayan ya da katılan her ülke, iktisadi durumunu, toplumsal ve kültürel ihtiyaçlarını dikkate alarak kendisini, öngörülen bütün hakların korunmasını sağlayacak hükümleri derhal oluşturacak durumda görmüyorsa, katılma veya onama sırasında veya V (1) (c) maddesine göre daha sonraki bir zamanda Genel Müdüre sunacağı bir bildirimle II nci veya III üncü maddede veya her ikisinde birden öngörülen hükümlerden yararlanmak istediğini bildirebilir. Bu ülkenin, II nci madde yerine, V (1) (a) maddesine göre bildirimde bulunması mümkündür.
  • 28 (2) maddesine göre 1-21 nci maddelerin ve bu EK’in yürürlüğe girmesinden itibaren geçecek 10 yıllık sürenin sona ermesinden önce 1 inci paragraf hükmüne göre yapılacak her bildirim, anılan sürenin sona ermesine kadar geçerli olacaktır. Bu tür bir bildirimin, tamamen veya her 10 yıllık süre için kısmi olarak yenilenmesi mümkündür. Yenileme, sürmekte olan 10 yıllık sürenin sona ermesinden en az 3, en çok 15 ay önce Genel Müdüre sunulacak bir bildirimle olabilir.
  • 28 (2) maddesine göre, 1-21 inci maddelerin ve bu EK’in yürürlüğe girmesinden itibaren geçecek 10 yıllık sürenin sona ermesinden sonra, 1 inci paragraf hükmüne göre yapılacak her bildirim, sürmekte olan 10 yıllık sürenin sona ermesine kadar geçerli olacaktır. Böyle bir bildirimin yenilenmesi (a) paragrafının 2 nci cümlesinde düzenlenen şekilde olabilir.
  • Birlik ülkelerinden birinin, 1 nci paragrafta yeralan “gelişmekte olan ülke” sıfatının sona ermesi halinde, sözkonusu ülkenin bundan böyle 2 nci paragrafta öngörülen bildirimini yenileme hakkı kalmayacaktır. Bildirimini resmi olarak geri alsın veya almasın bu durumdaki bir ülkenin, “gelişmekte olan ülke” sıfatının sona ermesinden sonra geçecek 3 yıllık sürenin ya da sürmekte olan 10 yıllık sürenin (hangisi daha sonra bitiyorsa) bitiminden itibaren 1 inci paragrafta öngörülen imkanlardan yararlanması mümkün olmayacaktır.
  • 1 inci veya 2 nci paragraflara göre yapılan bildirimlerin geçersiz hale gelmesi durumunda, işbu EK çerçevesinde verilen ruhsata dayanarak çoğaltılan nüshaların mevcudu bitene kadar, dağıtılmalarına devam edilebilecektir.
  • Bu Sözleşme hükümlerine taraf olan ve 31 (1) maddesinin hükmüne göre bu sözleşmenin belli bir ülke toprağında uygulanması için bildirimde bulunan her ülke, yukarıda 1 inci paragrafta belirtilen ülkelere benzer durumda kabul edilerek, sözkonusu topraklar hususunda 1 inci paragrafta öngörüldüğü biçimde bildirimde ve 2 nci paragrafta öngörüldüğü biçimde yenileme bildiriminde bulunabilir.
  • 1 inci paragraf hükmünde öngörülen imkanlardan yararlanan bir ülkenin, diğer bir ülkeye daha kısa korunma süresi için izin vermemesi durumunda, eğer önceki ülke kaynak ülke ise, 1-20 nci maddeler gereği bu izni vermek zorundadır.
  • V (1) (a) maddesine göre bildirimde bulunmuş bir kaynak ülke, eserler hususunda 30 (2) (b) maddesinin üçüncü cümlesinde düzenlenen karşılıklı muamele için başvuru hakkını, I (3) maddesinin süre sona ermeden önce kullanmayacaktır.

 

Madde II

 

  • Bu maddenin sağladığı haklardan yararlanmak istediğini bildiren her ülke, basılmış veya benzer şekilde çoğaltılmış eserler sözkonusu olduğunda, 8 (a) maddesinde düzenlenen inhisari nitelikteki çeviri hakkı yerine geçen, yetkili makamlarca aşağıdaki koşullarda IV üncü maddeye göre verilecek inhisari olmayan ve devredilemez nitelikte bir ruhsat sisteminden yararlanma hakkına sahip olacaktır.
  • Eserin ilk yayım tarihinden itibaren 3 üncü paragrafta sözü geçen 3 yıllık bir sürenin ya da söz konusu ülkenin ulusal mevzuatınca belirlenen daha uzun bir sürenin sona ermesinden sonra, çeviri hakkı sahibi tarafından bizzat veya onun verdiği yetki ile bir başkası tarafından, o ülkede konuşulan dillerden birinde eserin bir çevirisi yayımlanmamışsa, o ülke uyruğu olan herkes çeviri için ruhsat alarak, eseri, basılmış veya benzer başka bir şekilde çoğaltılmış olarak yayımlayabilir.
  • O ülke dilinde yayımlanan bir çeviri eserin basılı bütün nüshalarının mevcudu tükenmişse, bu maddede öngörülen şartlar ile bir ruhsat verilebilir.

(a)    2 (a) paragrafında öngörülen 3 yıllık süre, eserin, Birliğe üye olan bir ya da daha fazla gelişmiş ülkede yaygın olarak konuşulan dillerin dışındaki bir dile çevrilmesi halinde bir yıla indirilecektir.

  • 1 inci paragrafta söz edilen ilkelerden biri, Birliğe üye olan ve aynı dilin yaygın olarak konuşulduğu gelişmiş ülkelerin oybirliği ile varacakları bir mutabakatla bu dile yapılacak çeviriler için, 2 (a) paragrafında öngörülen üç yıllık süreyi bir yıldan az olmamak kaydıyla daha kısa bir süreye indirebilecektir. Ancak İngilizce ve İspanyolca dilleri için bu cümle hükmü uygulanmayacaktır. Bu konuda varılacak mutabakat, ilgili hükümetler tarafından Genel Müdüre bildirilecektir.

(a)      Bu maddede öngörülen ruhsat;

  • Ruhsat için başvuranın IV (1) maddesinde aranan şartları karşıladığı tarihten itibaren,
  • Ruhsat için başvuranın çeviri hakkı sahibin kimliğinin ve adresinin bilinmediği durumlarda IV (2) maddesinde öngörüldüğü şekilde ruhsatı vermeye yetkili makama başvuru belgesi gönderdiği tarihten itibaren,

6 aylık bir süre  geçmeksizin üç yıldan sonra elde edilen, 9 aylık bir süre geçmeksizin de 1 yıldan sonra elde edilen herhangi bir ruhsat verilmeyecektir.

(b)     Söz edilen 6 ya da 9 aylık süre içinde, çeviri hakkı sahibi tarafından bizzat veya onun verdiği yetkiye dayanılarak, ruhsat başvurusunda bulunulan dilde eserin bir çevirisi yayımlanmışsa, bu madde kapsamında herhangi bir ruhsat verilmeyecektir.

(5)      Bu madde kapsamında ancak, öğretim,  bilim ve araştırma amaçları için ruhsat verilecektir.

(6)    Eser, çeviri hakkı sahibi tarafından bizzat veya onun verdiği yetki ile bir başkası tarafından, o ülkedeki benzer eserler gözönüne alındığında makul sayılabilecek bir bedel karşılığında yayımlanmışsa, aynı dilde ve içerikte bir çeviri için bu maddeye dayanılarak daha önce verilen ruhsatlar iptal edilecektir. Ruhsatın iptalinden önce basılmış olan nüshaların dağıtımına ise mevcudun tükenmesine kadar devam edilebilir.

  • Resimlendirme ağırlıklı eserlerde, metnin çevirisi veya yayımı ile resimlendirmenin çoğaltılması ve yayımı konusunda ancak III üncü maddedeki şartların da karşılanması halinde ruhsat verilebilir.

(8)    Yazarın, eserin bütün nüshalarını dolaşımdan çekmesi halinde, bu maddeye dayanarak herhangi bir ruhsat verilmeyecektir.

(9)

(a)   Aşağıda yazılı bütün şartların karşılanması halinde, basılmış veya benzer bir şekilde çoğaltılmış bir eserin çevirisini yapmak için, bir yayın kuruluşuna, o yayın kuruluşunun yöneticilerinin 1 inci paragraf kapsamındaki  bir ülkede bulunması ve sözkonusu ülkenin yetkili makamlarına başvuruda bulunması halinde ruhsat verilebilir.

(i)        Çevirinin, anılan ülkenin mevzuatına uygun olarak elde edilen bir nüshadan yapılmış olması,

(ii)       Çevirinin yalnızca öğretim veya belirli alanlardaki uzmanlara bilimsel, teknik mesleki araştırma sonuçlarını açıklamaya yönelik olarak yayınlarda kullanılması,

(iii)      Çevirinin yalnızca (ii) şartında belirtilen amaçlara yönelik olarak, kanuni olan ve sadece bu tür yayınlar için üretilen ses ve görüntü kaydına yarayan araçlarla yapılan yayınları da içeren kanuni olan ve bahsi geçen ülke topraklarında bulunan alıcılar için düşünülen yayınlarda kullanılması,

(iv)      Çevirinin bütün kullanımının ticari amaçlar dışında olması.

(b)    Bu paragraf hükmüne göre verilen bir ruhsata dayanılarak bir yayın kuruluşu tarafından yapılan bir çevirinin ses ve görüntü kayıtları, (a) paragrafında öngörülen şartlarda ve yine (a) paragrafında belirtilen amaçlara yönelik olarak, sözkonusu yayın kuruluşunun izni alınarak ruhsatı veren yetkili makamın bulunduğu ülkede faaliyetini sürdüren diğer yayın kuruluşları tarafından da kullanılabilir.

(c)     Bir yayın kuruluşuna, yukarıda (a) paragrafında öngörülen bütün kıstaslara ve şartlara uymak kaydıyla görsel-işitsel olarak tespit edilmiş metinlerin çevirisi için konusunda kaydın hazırlanması ve yayımın yalnızca sistemli eğitsel etkinliklerde kullanılması amacına dayanıyorsa ruhsat verilebilir.

(d)     (a) ve (c) paragraflarına bağlı olarak, önceki paragraflarda öngörülen hükümler, bu fıkraya göre verilecek ve kullanılacak ruhsatlar için de uygulanacaktır.

Madde III

  • Bu madde hükmünden yararlanmak istediğini bildiren her ülke, 9 uncu maddede düzenlenen inhisari nitelikteki çoğaltma hakkı yerine yetkili makamlarca IV üncü maddeye göre ve aşağıda yazılı şartlarda verilebilecek inhisari olmayan ve devredilemez nitelikteki bir ruhsat sistemini uygulayacaktır.

(a)       7 nci paragraf gereği bu maddenin bir esere,

  • 3 üncü paragrafında belirtilen, eserin belli bir baskısının ilk yayım tarihinden başlayan sürenin,
  • Ya da aynı tarihte başlayan, 1 paragrafta söz edilen ülkenin ulusal mevzuatı tarafından belirlenen daha uzun bir sürenin,

bitiminden sonra uygulanması halinde, eserin sözkonusu baskısına ait nüshalar, çoğaltma hakkı sahibi tarafından bizzat ya da onun verdiği yetkiyle bir başkası tarafından bu ülkede dağıtılmıyorsa ya da sistemli eğitsel etkinlikler için kullanılmıyorsa,  benzer eserler için bu ülkede normal olarak öngörülen bir ücret karşılığında, yurttaşı olan herkes bu baskının çoğaltılması ve sistemli eğitsel etkinlikler ile bağlantılı kullanım için bu fiyata ya da daha ucuza yayımlanması amacıyla ruhsat alabilecektir.

(b)    Eğer uygulanacak sürelerin bitiminden sonra, o baskının ruhsata bağlı umuma arz edilmiş hiçbir nüshasının – ya da sistemli eğitsel etkinlikler için yayımlanmış nüshaların – benzer  eserler için ülkede normal olarak öngörülen ücret karşılığında satılması için arz kalmamışsa,  bu maddede öngörülen şartlarda (a) paragrafında düzenlenen bir baskının çoğaltılması ve yayımı konusundaki bir ruhsat verilebilir.

  • Aşağıdaki durumlar hariç II (a) (i) maddesinde atıfta bulunulan süre 5 yıl olacaktır.
  • Matematik ve teknoloji de dahil doğa ve fizik bilimleri eserleri için bu süre, 3 yıl olacaktır.
  • Kurgu, şiir, drama ve müzik eserleri ile sanat kitapları için bu süre, 7 yıl olacaktır.

(a)     Bu maddeye dayanılarak;

  • Ruhsat için başvuranın IV üncü maddenin 1 inci paragrafındaki şartları karşıladığı tarihten itibaren,
  • Çoğaltma hakkı sahibinin kimliğinin ve adresinin bilinmediği durumlarda, ruhsat için başvuranın IV üncü maddenin 2 nci paragrafında düzenlendiği üzere başvuru belgesini ruhsat vermeye yetkili makama gönderdiği tarihten itibaren, altı aylık bir süre geçmeksizin, 3 yıldan sonra elde edilen herhangi bir süre verilmeyecektir.

(b)     Diğer sürelerin geçmesinden sonra ve IV (2) maddesine göre ruhsat alınabilen durumlarda başvuru belgesinin gönderildiği tarihten itibaren 3 aylık bir süre geçmeksizin hiçbir ruhsat verilmeyecektir.

(c)   (a) ve (b) paragraflarında atıfta bulunulan  6 ya da  3 aylık süreler içerisinde 2 (a) paragrafında da  tarif edilen türde bir dağıtım yapılmamışsa, bu maddeye göre hiçbir ruhsat verilmeyecektir.

(d)    Eğer eser sahibi, çoğaltılması ve yayımı konusunda ruhsat için başvurulan baskının bütün nüshalarını tedavülden çekmişse, hiçbir ruhsat verilemez.

(5)      Aşağıdaki hallerde bir eserin çevirisinin çoğaltılması ve yayımı konusunda ruhsat verilemez.

  • Çeviri, çeviri hakkı sahibi tarafından ya da onun rızası ile yayımlanmamışsa,
  • Çeviri ruhsat için başvurulan ülkede yaygın olarak konuşulan bir dilde değilse.

(6)    Bir eserin 1 inci paragrafta belirtilen bir ülkede sistemli eğitsel etkinlikler kapsamında kullanılan ya da dağıtımı yapılan bir baskısının nüshaları, çoğaltma hakkı sahibi tarafından veya onun verdiği yetki ile, o ülkede benzer eserler için normal olarak öngörülen ücret karşılığında dağıtılıyorsa, bu maddeye dayanılarak aynı dilde ve içerikteki bir baskı için verilmiş olan diğer ruhsatlar iptal edilecektir. Ruhsatın iptalinden önce tedavülde olan nüshaların dağıtımına ise, mevcudun tükenmesine kadar devam edilebilecektir.

(7)

  • (b) paragrafına dayanılarak bu maddenin uygulanılacağı eserler basılı ve benzer şekilde çoğaltılarak yayımlanmış eserlerle sınırlıdır.
  • Bu madde, ruhsat için başvurulan ülkede yaygın olarak konuşulan bir dilde koruma altındaki eserlerin çevirileri de dahil olmak üzere görsel işitsel olarak yasalara uygun olarak yapılmış sadece sistemli eğitsel etkinliklerde kullanılma amacına yönelik kayıtların çoğaltılmasına uygulanacaktır.

Madde IV

  • Yalnızca ruhsat için başvuranın ülke esaslarına göre çeviri yapma ve yayımlama ya da baskıyı çoğaltma ve çeviriyi yayımlama hakkı sahibinden ruhsat isteminde bulunduğunu ve bu istemin kabul edilmediğini, ya da kendisine düşen bütün özeni göstermesine rağmen hak sahibini bulamadığını ortaya koyması halinde, II ya da III üncü maddeye dayanılarak bir ruhsat verebilir. Başvuran, ruhsat isteminde bulunduğunu aynı zamanda 2 nci paragrafta belirtilen ulusal ya da uluslararası bilgi merkezlerine de bildirecektir.
  • Hak sahibi bulunamıyorsa ruhsat için başvuru belgelerinin örneklerini taahhütlü olarak ruhsat vermeye yetkili makama, eserde adı yazılı yayımcıya ve yayımcının iş merkezinin bulunduğu ilgili ülke hükümetince Genel Müdüre yapılan bildirimle belirlenmiş olan ulusal ya da uluslararası bir bilgi merkezine gönderecektir.
  • II ya da III üncü maddeye göre verilen bir ruhsata dayanarak yayımlanan ya da çoğaltılan bütün nüshalarda belirtilecektir. Çeviri eserlerde de eserin özgün adına mutlaka bütün nüshalarda yer verilecektir.
    • II nci ve III üncü maddelere göre verilen hiçbir ruhsat, nüshaların dışsatımını kapsamayacak; ancak çevirinin ya da çoğaltmanın ülke toprağında yayımlanması için geçerli olacaktır.
  • (a) paragrafında öngörülen dışsatım kavramı, nüshaların herhangi bir ülkeden I (5) maddesine göre bildirimde bulunmuş bir başka ülkeye gönderilmesini de kapayacaktır.
  • Bir ülkede İngilizce, Fransızca ve İspanyolca dilleri dışındaki bir dile yapılacak çeviriler için, II inci maddeye dayanarak ruhsat veren hükümet veya kamu kuruluşunun, bu ruhsata göre yayımlanan bir eserin nüshalarını bir başka ülkeye göndermesi durumunda, aşağıdaki şartların hepsi karşılanıyorsa, bu gönderme eylemi “dış satım” olarak kabul edilmeyecektir.
  • Alıcıların, yetkili makamlarının ruhsat verdiği ülke yurttaşı olan kişiler ya da bu

kişilerin örgütlendiği kuruluşlar olması,

  • Nüshaların yalnızca öğretim, bilim ve araştırma amaçlarına yönelik olarak

kullanılması,

  • Nüshaların gönderilmesi ve sonradan alıcılara dağıtımının ticari amaçlar dışında kalması,
  • Nüshaların gönderildiği ülke ile yetkili makamlarının alımına veya dağıtımına ya da her ikisine birden izin verdiği ülkenin aralarında anlaşmış olması ve ruhsat veren ülke hükümetlerinin Genel Müdüre bu anlaşma konusunda bildirimde bulunmuş olması.
  • II ve III üncü maddelere göre verilen bir ruhsata dayanarak yayımlanan bütün nüshalarda, bu nüshaların yalnızca ruhsatın uygulanacağı ülke ya da topraklarda dağıtılabileceği konusunda ilgili dilde yazılmış bir ibare yer alacaktır.
  • (a) Aşağıdaki hususların sağlanması ulusal düzeyde hükme bağlanacaktır.
  • Ruhsatın, çeviri ya da çoğaltma hakkı sahibine ücret konusunda, ilgili iki ülkede de kişilerin özgür iradeleriyle görüşerek belirledikleri ruhsatlarda normal olarak yeralan haklara uygun haklar sağlanması,
  • Ücretin ödenmesi ve nakli: Ulusal para mevzuatının müdahalesi olduğunda, yetkili makamın ücretin çevrilebilir bir kur ya da dengi bir ödeme vasıtasıyla nakli konusunda elinden gelen bütün gayreti göstermesi.

(b)   Eserin çevrisinin doğru olarak yapılmasını ya da belli bir baskının sağlıklı olarak çoğaltılmasını sağlamak için ulusal mevzuatta gerekli düzenlemeler yapılacaktır.

Madde V

(1)   (a)     Onama ya da katılma sırasında II nci madde hükmünden yaralanmak istediği konusunda bildirimde bulunması gereken her ülke, bunun yerine,

  • 30 (2) (a) maddesinin uygulanacağı bir ülke ise, çeviri hakkı için bu madde hükmüne dayanarak bildirimde bulunacaktır.
  • 30 (2) (a) maddesinin uygulanamayacağı bir ülke ise, Birlik dışında bir ülke değilse bile; 30 (2) (b) maddesinin 1 inci cümlesine göre bildirimde bulunacaktır.

(b)   I (1) maddesinde öngörüldüğü şekilde “gelişmekte olan ülke” sıfatının sona ermesi durumunda, bu paragrafa göre yapılacak bir bildirim, I (3) maddesindeki sürenin sona erdiği tarihe kadar geçerli olacaktır.

(c)     Bu paragrafa göre bildirimde bulunmuş hiçbir ülke, bu bildirimi geri çekse dahi, II inci madde hükmünden yararlanamayabilir.

(2)     3 üncü paragrafa göre, II inci madde hükmünden yararlanan hiçbir ülke, sonradan 1 inci paragrafa dayanarak bildirimde bulunamayabilir.

(3)      I (1) maddesinde belirtilen “gelişmekte olan ülke” sıfatını yitiren her ülke, I (3) maddesinde yeralan uygulanacak sürenin bitiminden en çok iki yıl öncesine kadar 30 (2) (b) maddesinin 1 inci cümlesindeki sonuç için, Birlik içinde olup olmadığına bakılmaksızın bildirimde bulunabilir. Böyle bir bildirim, I (3) maddesindeki sürenin bitiminden itibaren yürürlüğe girecektir.

Madde VI

  • Birliğe üye her ülke, Sözleşme tarihinden itibaren ve 1-21 inci maddeler ve bu EK’e taraf olmadan önceki herhangi bir tarihte,
  • 1-21 inci maddeler ve bu EK’e taraf olan bir ek olup olmadığı, I (1) maddesinde yeralan haklardan yararlanıp yararlanmayacağı, aşağıda (ii) alt paragrafında belirtilen hususlarda mutabık olan kaynak ülke eserlerine II inci veya III üncü madde hükümlerini ya da her ikisini birden uygulayıp uygulamayacağı konusunda,
  • Bu EK’in yukarıda (i) alt paragrafına ya da I inci maddeye göre bildirimde bulunan kaynak ülkelere uygulanması konusunda

bildirimde bulunabilir.

(2)    1 inci paragrafa göre yapılacak her bildirim yazılı olacak ve Genel Müdüre sunulacaktır. Bildirim,  Genel Müdüre sunulduğu tarihte yürürlüğe girecektir.

Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri

0
Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri

Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri, 25.04.2004 tarihli ve 5176 sayılı ‘Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru ve Esasları Hakkında Kanun’ ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan 13.04.2005 tarihli ‘Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru ve Esasları Hakkında Yönetmelik‘  ile belirlenmiştir.

Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkelerinin amacı, kamuda etik kültürünü yerleştirmek, kamu görevlilerinin görevlerini yürütürken uymaları gereken etik davranış ilkelerini belirlemek ve bu ilkelere uygun davranış göstermelerini sağlamaktır.

Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri, kamu personelinin görevlerini yerine getirirken adalet, dürüstlük, saydamlık ve tarafsızlık ilkelerine zarar vermemelerini hedeflemektedir.

Toplumda güvensizlik yaratan durumların ortadan kaldırılması, halkın güveninin artırılması ve kamu görevlilerinden beklenen davranışların sergilenmesi etik ilkelerin yerleşmesine bağlıdır.

1-Görevin Yerine Getirilmesinde Kamu Hizmeti Bilinci

Hizmetin Yerine Getirilmesinde;
Sürekli gelişimi
Katılımcılığı
Saydamlığı
Tarafsızlığı
Dürüstlüğü
Kamu yararını gözetmeyi
Hesap verebilirliği
Öngörülebilirliği
Hizmette yerindeliği
Beyana güveni esas almak asıldır.

2-Halka Hizmet Bilinci

Halkın günlük yaşamını kolaylaştırmak.
İhtiyaçları en etkin, hızlı ve verimli biçimde karşılamak.
Hizmet kalitesini yükseltmek.
Halkın memnuniyetini artırmak.
Hizmetten yararlananların ihtiyacına ve hizmetlerin sonucuna odaklanmak.

3-Hizmet Standartlarına Uyma

Kamu hizmetlerini belirlenen standartlara ve süreçlere uygun şekilde yürütmek.
Hizmetten yararlananlara iş ve işlemlerle ilgili gerekli açıklayıcı bilgileri vermek ve aydınlatmak.

4-Amaç ve Misyona Bağlılık

Çalışılan kurum veya kuruluşun amaçlarına ve misyonuna uygun davranmak.
İlkenin çıkarı, toplumun refahı ve kurumun hizmet idealleri doğrultusunda hareket etmek.

5-Dürüstlük ve Tarafsızlık

Eylem ve işlemlerde yasallık, adalet, eşitlik ve dürüstlük ilkeleri doğrultusunda hareket etmek.
Görevlerini yerine getirirken ve hizmetlerden yararlandırmada dil, din, felsefi inanç, siyasi düşünce, ırk, cinsiyet ve benzeri sebeplerle ayrım yapmamak.
İnsan hak ve özgürlüklerine aykırı veya kısıtlayıcı muamele yapmamak ve fırsat eşitliğini engelleyici davranış ve uygulamalarda bulunmamak.
Takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda her türlü keyfilikten uzak, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine uygun olarak kullanmak.
Gerçek veya tüzel kişilere öncelikli, ayrıcalıklı, taraflı ve eşitlik ilkesine aykırı muamele ve uygulama yapmamak.
Herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef alan bir davranışta bulunmamak.
Kamu makamlarının mevzuata uygun politikalarını, kararlarını ve eylemlerini engellememek.

6-Saygınlık ve Güven

Kamu yönetimine güveni sağlayacak şekilde davranmak ve görevin gerektirdiği itibar ve güvene layık olunduğunu davranışlarla göstermek.
Halkın kamu hizmetine güven duygusunu zedeleyen, şüphe yaratan ve adalet ilkesine zarar veren davranışlarda bulunmaktan kaçınmak.
Halka hizmeti her türlü menfaatin üzerinde tutmak.
Hizmet gereklerine uygun hareket etmek.
Hizmetten yararlananlara iyi davranmak.
İşi savsaklamamak.
Çifte standart uygulamamak.
Taraf tutmamak.

Yönetici ve denetleyici konumunda bulunanlar açısından;

Keyfi davranışlar ile baskı, hakaret ve tehdit edici uygulamalarda bulunmamak.
Açık ve kesin kanıtlara dayanmayan rapor düzenlememek.
Mevzuata aykırı olarak kendileri için hizmet, imkan veya benzeri çıkarlar talep etmemek, talep olmasa dahi sunulanı kabul etmemek.

7-Nezaket ve Saygı

Üstleri, eşitleri, astları ve diğer personel ile hizmetten yararlananlara karşı nazik ve saygılı davranmak ve gerekli ilgiyi göstermek.
Konu yetkileri dışındaysa ilgili birime veya yetkiliye yönlendirmek.

8-Yetkili Makamlara Bildirim

Etik davranış ilkeleriyle bağdaşmayan veya yasa dışı iş ve eylemlerde bulunmalarının talep edilmesi veya hizmetlerin yürütülürken bu tür bir eylem veya işlemin görülmesi yada haberdar olunması halinde durumu yetkili makamlara bildirmek.
Kurum ve kuruluş amirleri açısından, ihbarda bulunan kamu görevlilerinin kimliğini gizli tutmak ve kendilerine herhangi bir zarar gelmemesi için gerekli tedbirleri almak.

9-Çıkar Çatışmasından Kaçınma

Çıkar çatışması; kamu görevlilerinin görevlerini tarafsız ve objektif şekilde icra etmelerini etkileyen ya da etkiliyormuş gibi gözüken ve kendilerine, yakınlarına, arkadaşlarına ya da ilişkide bulunduğu kişi ya da kuruluşlara sağlanan her türlü menfaati ve onlarla ilgili mali ya da diğer yükümlülükleri ve benzeri şahsi çıkarlara sahip olmaları halini ifade eder.
Kamu görevlileri, çıkar çatışmasında şahsi sorumluluğa sahiptir ve çıkar çatışmasının doğabileceği durumu genellikle şahsen bilen kişiler oldukları için, aşağıdaki davranışları göstermek zorundadırlar.
Herhangi bir potansiyel ya da gerçek çıkar çatışması konusunda dikkatli davranmak.
Çıkar çatışmasından kaçınmak için gerekli adımları atmak.
Çıkar çatışmasının farkına varıldığında durumu üstlerine bildirmek.
Çıkar çatışması kapsamına giren menfaatlerden uzak durmak.

10-Görev ve Yetkilerin Menfaat Sağlamak Amacıyla Kullanılmaması

Görev, unvan ve yetkilerini kullanarak kendileri, yakınları veya üçüncü kişiler lehine menfaat sağlamamak ve aracılıkta bulunmamak.
Akraba, eş, dost,hemşehri  ve siyasi kayırmacılık veya ayrımcılık yapmamak.
Görev, unvan ve yetkilerini kullanarak kendileri veya başkalarının kitap, dergi, kaset, cd ve benzeri ürünlerinin satışını ve dağıtımını yaptırmamak.
Herhangi bir kurum, vakıf, dernek veya spor kulübüne yardım, bağış ve benzeri nitelikle menfaat sağlamamak.
Görevin ifası sırasında ya da bu görevlerin sonucu olarak elde ettikleri resmi veya gizli nitelikteki bilgileri, kendilerine yakınlarına veya üçüncü kişilere doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik, siyasal veya sosyal nitelikte bir menfaat elde etmek için kullanmamak.
Resmi veya gizli nitelikteki bilgileri görevdeyken ve görevden ayrıldıktan sonra  yetkili makamlar dışında hiçbir kurum, kuruluş veya kişiye açıklamamak.
Görev yapılan kurumun kaynaklarını doğrudan veya dolaylı olarak seçim kampanyalarında kullanmamak ve kullandırmamak.

11-Hediye Alma ve Menfaat Sağlama Yasağı

Hediye; kamu görevlisinin tarafsızlığını, performansını, kararını veya görevini yapmasını etkileyen veya etkileme ihtimali bulunan, ekonomik değeri olan ya da olmayan, doğrudan ya da dolaylı olarak kabul edilen her türlü eşya ve menfaati kapsar.
Kamu görevlilerinin hediye almaması,
Kamu görevlisine hediye verilmemesi,
Görev sebebiyle çıkar sağlanmaması, temel ilkedir.
Kamu görevlileri,  görevleriyle ilgili bir iş, hizmet veya menfaat ilişkisi olan gerçek veya tüzel kişilerden kendileri, yakınları veya üçüncü kişi veya kuruluşlar için doğrudan doğruya veya aracı eliyle herhangi bir hediye alamaz ve menfaat sağlayamaz.

Kamu görevlileri kamu kaynaklarını kullanarak;

Hediye veremez.
Resmi gün, tören ve bayramlar dışında çelenk veya çiçek gönderemez.
Görev ve hizmetle ilgisi olmayan kutlama, duyuru ve anma ilanları veremez.

Uluslararası ilişkilerde nezaket ve protokol kuralları gereğince yabancı kişi ve kuruluşlar tarafından verilen hediyelerden 3628 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi hükümleri saklı kalmakla birlikte söz konusu maddede belirtilen sınırın altında kalanlar da beyan edilir (En az genel müdür, eşiti ve üstü kamu görevlileri, bu kapsamda sayılan hediyelere ilişkin bir önceki yılda aldıklarının listesini, herhangi bir uyarı beklemeksizin her yıl Ocak ayı sonuna Kurula bildirirler).

Yasak Kapsamı Dışındaki Hediyeler

a) Görev yapılan kuruma katkı anlamına gelen, kurum hizmetlerinin hukuka uygun yürütülmesini etkilemeyecek olan ve kamu hizmetine tahsis edilmek, kurumun demirbaş listesine kaydedilmek ve kamuoyuna açıklanmak koşuluyla alınanlar (makam aracı ve belli bir kamu görevlisinin hizmetine tahsis edilmek üzere alınan diğer hediyeler hariç) ile kurum ve kuruluşlara yapılan bağışlar. (Yine en az genel müdür, eşiti ve üstü kamu görevlileri, bu kapsamda sayılan hediyelere ilişkin bir önceki yılda aldıklarının listesini, herhangi bir uyarı beklemeksizin her yıl Ocak ayı sonuna Kurula bildirirler).

b) Kitap, dergi, makale, kaset, takvim, cd  vb.
c) Halka açık yarışmalarda, kampanyalarda veya etkinliklerde kazanılan ödül veya hediyeler.
d) Herkese açık konferans, sempozyum, forum, panel, yemek, resepsiyon ve benzeri etkinliklerde verilen hatıra niteliğindeki hediyeler.
e) Tanıtım amacına yönelik, herkese dağıtılan ve sembolik değeri bulunan reklam ve el sanatları ürünleri.
f) Finans kurumlarından piyasa koşullarına göre alınan krediler.

Yasak kapsamında bulunan hediyeler

a) Görev yapılan kurumla iş, hizmet veya çıkar ilişkisi içinde bulunanlardan alınan karşılama, veda ve kutlama hediyeleri, burs, seyahat, ücretsiz konaklama ve hediye çekleri.
b) Taşınır veya taşınmaz mal veya hizmet  satın alırken, satarken veya kiralarken piyasa fiyatına göre makul olmayan bedeller üzerinden yapılan işlemler.
c) Hizmetten yararlananların vereceği her türlü eşya, giysi, takı veya gıda türü hediyeler.
d) Görev yapılan kurumla iş veya hizmet ilişkisi olanlardan alınan borç ve krediler.

12-Kamu Malları ve Kaynaklarının Kullanımı

Kamu bina ve taşıtları ile diğer kamu malları ve kaynakları, kamusal amaç ve hizmet gerekleri dışında kullanılamaz ve kullandırılamaz.
Bunların korunması ve hizmete hazır halde bulundurulması için gerekli tedbirlerin alınması zorunludur.

13-Savurganlıktan Kaçınma

Kamu bina ve taşıtları ile diğer kamu malları ve kaynaklarının kullanımında israf ve savurganlıktan kaçınılır.
Mesai süresi, kamu malları, kaynakları, iş gücü ve imkanlarını kullanırken etkin,verimli ve tutumlu davranır.

14-Bağlayıcı Açıklamalar ve Gerçek Dışı Beyan

Görevin yerine getirilmesinde yetkiler aşılarak çalışılan kurumu bağlayıcı açıklama, taahhüt, vaat veya girişimlerde bulunulamaz.
Aldatıcı ve gerçek dışı beyanat verilemez.

15-Bilgi Verme, Saydamlık ve Katılımcılık

Halkın bilgi edinme hakkını kullanmasına yardımcı olunur. Gerçek ve tüzel kişilerin talep etmesi halinde İstenilen bilgi veya belgeler 4982 sayılı Kanunda belirtilen istisnalar dışında usulüne uygun olarak verilir.
Üst yöneticiler tarafından, ilgili mevzuatın izin verdiği çerçevede, kurumların ihale süreçleri, faaliyet ve denetim raporları uygun araçlarla kamuoyunun bilgisine sunulur.
Kamu hizmetleri ile ilgili temel kararların hazırlanması, olgunlaştırılması, alınması ve uygulanması aşamalarından birine, birkaçına veya tamamına, aksine bir yasal hüküm olmadıkça, o karardan doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenecek olanların katkıda bulunmasını sağlamaya dikkat edilir.

16-Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu

-Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında sorumluluklar ve yükümlülükler konusunda hesap verilmesi ve kamusal değerlendirme ile denetime her zaman açık ve hazır olunması asıldır.
Yönetici kamu görevlileri;

Kurumlarının amaç ve politikalarına uygun olmayan işlem veya eylemleri engellemek için görev ve yetkilerinin gerektirdiği önlemleri zamanında alırlar.

Yetkisi içindeki personelin yolsuzluk yapmasını önlemek için gerekli tedbirleri alırlar.

Bu tedbirler;

Yasal ve idari düzenlemeleri uygulamayı,

Eğitim ve bilgilendirme konusunda uygun çalışmalar yapmayı,

Personelin karşı karşıya kaldığı mali ve diğer zorluklar konusunda dikkatli davranmayı,

Kişisel davranışları ile personeline örnek olmayı, kapsar.

Yönetici kamu görevlileri, personeline etik davranış ilkeleri konusunda uygun eğitimi sağlamak, bu ilkelere uyulup uyulmadığını gözetlemek, gelirleriyle bağdaşmayan yaşantısını izlemek ve etik davranış konusunda rehberlik etmekle yükümlüdür.

17-Eski Kamu Görevlileriyle İlişkiler

Eski kamu görevlileri kamu hizmetlerinden ayrıcalıklı bir şekilde faydalandırılamaz, bu kişilere imtiyazlı muamelede bulunulamaz.

İlgili kanunlardaki hükümler ve süreler saklı kalmak kaydıyla, daha önce görev yaptıkları kurum ve kuruluştan, doğrudan veya dolaylı olarak herhangi bir yüklenilicilik, komisyonculuk, temsilcilik, bilirkişilik, aracılık veya benzeri görev ve iş verilemez.

18-Mal Bildiriminde Bulunma

Kamu görevlileri, kendileriyle eşlerine ve velayeti altındaki çocuklarına ait taşınır ve taşınmazları, alacak ve borçları hakkında,  yetkili makamlara mal bildiriminde bulunurlar. Mal bildirimi formları zamanında, eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurulur.

Kurul, gerek gördüğü takdirde yetkili makamlara verilen mal bildirimlerini inceleme yetkisine sahiptir. Mal bildirimlerinin doğruluğunun kontrolü amacıyla talep edilen bilgileri ilgili kişiler ve kuruluşlar en geç 30 gün içinde Kurula vermekle yükümlüdürler.

Kamu Görevlileri Etik Kurulunun Yetki Alanına Giren En Az Genel Müdür, Eşiti ve Üstü Kamu Görevlileri
A) TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinde

– Genel Sekreter
– Genel Sekreter Yardımcısı
– Devlet Denetleme Kurulu Üyeleri

B) 1 – Başbakanlık ve Bakanlıklarda

– Müsteşar
– Müsteşar Yardımcısı
– Genel Müdür
– Teftiş Kurulu Başkanı
– Kurul Başkanı (Ek göstergesi 6400 ve üzerinde olanlar)
– Valiler
– Kaymakamlar
– Büyükelçiler, Daimi Temsilciler
– Başbakan Başmüşaviri

2 – Bağlı-İlgili ve İlişkili Kurum ve Kuruluşlarda

– Müsteşar
– YÖK Başkanı, Yürütme Kurulu Üyeleri, Genel Sekreteri ve ÖSYM Başkanı
– Müsteşar Yardımcısı
– Genel Müdür
– Teftiş Kurulu Başkanı ve Diğer Denetim Kurullarının Başkanları
– Genel Sekreter ve Genel Sekreter Yardımcıları (ek göstergesi 6400 ve üzeri)
– Başkan (ek göstergesi 6400 ve üzeri olanlar)
– Düzenleyici ve denetleyici Kurum ve Kurul Başkan ve Yardımcıları
– Kurul Üyeleri
– Kurum ve Kuruluş Başkan Yardımcıları (ek göstergesi 6400 ve üzeri olanlar)
– Kamu İktisadi Teşekkülleri ve bağlı ortaklıklarının Genel Müdürü
– Kamu İktisadi Teşekkülleri Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri

C) Mahalli İdarelerde

– Büyükşehir Belediye Başkanı
– İl ve İlçe Belediye Başkanları
– Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve Genel Sekreter Yardımcıları
– Büyükşehir Belediyesi ve Bağlı Kuruluşları Genel Müdürü
– Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanı
– İl Belediye ve İl Özel İdare Birlikleri ile bunların Üst Birlik Başkanları
– Büyükşehir Belediye Şirketleri Genel Müdürleri, Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri
– Büyükşehir sınırları içindeki Belediye Başkanları

D) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında

– Yönetim Kurulu Başkanı
– Üst Birliklerde Başkan, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Genel Sekreter

E) 5176 sayılı Kanun çerçevesinde;

ilgili mevzuatında özlük hakları veya emeklilik yönünden müsteşar, müsteşar yardımcısı, genel müdür statüsünde olduğu belirtilenler,

Kanun kapsamında bulunan kurum ve kuruluşlardaki diğer yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile teşkilat yapısı ve yürüttükleri hizmetlerin niteliği dikkate alınarak Kurul tarafından en az genel müdür veya eşiti sayılan diğer Kamu Görevlileri.

Yücel Sayman

0
Prof. Dr. Yücel Sayman

Prof. Dr. Yücel Sayman, 1 Mayıs 1939 tarihinde Konya’da doğdu. 1957’de Saint Joseph Fransız Lisesi’nden, 1962’de ise İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nden mezun oldu. 1963’te aynı fakültede asistan olarak akademik hayata atıldı. Yüksek lisansını, Strazborug’da “Le Droit des Etrangers d‟acquérir la Propriété Immobiliére en Turquie; Strasbourg” adlı tezi ile 1968’de tamamladı.

“Un Essai de Théorie sur Les Sociétes En Droit International Privé” başlığı altındaki teziyle, 1969 yılında, Strasbourg Hukuk ve Siyasal Bilimler Fakültesi‘nde doktorasını tamamladı.

1978’de hukuk doçenti oldu ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde ‘Devletler Özel Hukuku’ Anabilim dalında öğretim üyesi olarak göreve başladı.

1991’den itibaren Uluslararası Avukatlar Birliği((Union INTERNATİONALE Des Avocats)Başkan Danışmanı sıfatıyla birliğin yönetim kurulu üyeliğini üstlendi ve 1991-1998;2004-2005 dönemlerinde aktif görev aldı. Uluslararası Avukatlar Birliği “Kadın ve Hukuk Komisyonu” kurucu üyesi ve Başkan Yardımcısı olarak çalıştı.

Özgürlük Zamanı – Yücel Sayman (2008)

1993-1994 yıllarında İstanbul Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi olarak idari görev üstlendi ve akademik faaliyetlere katkıda bulundu.

1996 yılın ekim ayında başkan seçildiği İstanbul Barosu’ndaki görevine aralıksız olarak üç dönem devam etti ve 2002 yılına kadar başkanlığını sürdürdü.

2002 yılında, Sosyal Demokrasi Vakfı tarafından kendisine “İnsan Hakları Demokrasi Barış ve Dayanışma Ödülü” tevcih edildi.

Gerçekliğimin Suretinde Düşler, Düşünceler

2010 yılından itibaren, İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeliğini üstlendi.

İstanbul Medipol Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Milletlerarası Özel Hukuk, İnsan Hakları ve Avukatlık Hukuku ve Milletlerarası Ticaret Hukuku dersleri verdi.

25.04.2011 tarihinde hukuk profesörü unvanını kazandı.

Eserleri 

Evrensel Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaptı. Bu gazetede yazdığı yazılarını 2008 yılında “Özgürlük Zamanı” adıyla kitap olarak yayınladı. Günışığı Dergisinde makaleleri yayınlandı.

Türk Devletler Özel Hukukunda Evlenmenin Kuruluşu

Avukatlık Zamanı – Yücel Sayman (2006)

1982 yılında “Türk Devletler Özel Hukukunda Evlenmenin Kuruluşu” ve 2006 yılında da “Avukatlık Zamanı” isimli eserleri kaleme aldı. 2018 yılında “Gerçekliğimin Suretinde Düşler, Düşünceler” isimli eseri basıldı.

Çok sayda makale yazdı, bilimsel toplantılarda tebliğler sundu, yüzlerce panel, konferans ve sempozyumda konuşmacı ve yönetici olarak yer aldı.

İstanbul Barosu eski başkanlarından Av. Prof. Dr. Yücel Sayman, 2020 yılında eşi Hacer Sayman ile birlikte yakalandığı Covi19 hastalığını yenmişti.

İstanbul’da, akciğer kanseri nedeniyle tedavi edildiği hastanede, 15 Aralık 2021 tarihinde 82 yaşında iken yaşama veda etti.

17 Aralık 2021 günü Şakirin Camii’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi. İngilizce ve Fransızca biliyordu.

Makaleleri 

Fransız Uygulamasından Dört Mahkeme Kararı ve Tarışma Konusu Bir Sorun: Yargıç Yabancı Ülkenin Devletler Hususi Hukuku Sistemini İzleyebilir mi?; Le DéEDOUBLEEMENT Fonctionnel et Son Utilisation En Droit International Privé; Yabancı Şirketlerin Tanınması; İsviçre Devletler Özel Hukuku Uygulamasında Boşanmış Eşin Yeniden Evlenmesi; Türkiye’de Yapılan Evliliklerin Şekline Uygulanacak Hukuk Üzerine Düşünceler; Fransa‟da Devletin Tahkime Gitme Olanağı; Çocukların Velayetine İlişkin Kararların Tanınması ve Tenfizi ile Çocukların Velayetinin Yeniden Tesisine İlişkin Avrupa Sözleşmesi Hakkında Rapor; Hak Arama Özgürlüğü ve Avukatlık Mesleği; Demokratikleşme, İnsan Hakları ve Hukuk Devleti Bağlamında Avukatlık Mesleği; Siyasi Açıdan İnsan Hakları;  Avukat, Nereden? Avukat, Neden? Türkiye Barolar Birliği Üzerine; Avukatın ücret talep hakkı; Vesayet: Gerçek mi? Söylenti mi?; Yargı ve Baro; Rekabet Kurulu Avukatlıktan anlıyor mu? ve Baro Nedir, Ne Değildir? benzeri makaleleri bulunmaktadır.

Yücel Sayman’ın Çanakkale’deki Deniz Feneri Kütüphanesi

Deniz Feneri Kütüphanesi, Çözüm Süreci ve Hayata Dönüş Operasyonu 

Çanakkale’nin Ayvacık İlçesi’ne bağlı Bektaş Köyü, Sivrice Burnu’ndaki 150 yıllık deniz fenerini 10 yıllığına kiralayarak 5 bin kitaplık  kütüphaneye dönüştürdü.

19 Aralık 2000 tarihinde düzenlenen ve 12 kişinin ölümüyle sonuçlanan Hayata Dönüş Operasyonu öncesinde, Bayrampaşa Cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerle arabuluculuk görüşmelerinde bulunan heyette yer aldı.  39 askerin yargılandığı Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki davada verdiği ifadesinde, “Görüşmeler devam etseydi çözüme ulaşırdık ve ölüm oruçları sona ererdi” dedi. 

2013 yılında “çözüm ve müzakere” sürecinin alt yapısını oluşturmak üzere kurulan 63 kişilik Akil İnsanlar heyetine Marmara Bölgesi’nden katıldı. “Akil insan sözü beni rahatsız ediyor, akil falan değilim” dedi.

Son Kitabı 

Sayman, eşi Hacer Sayman ile birlikte 2020 yılında yakalandıkları Covit19 hastalığından ötürü eve kapandıkları günlerde “Günaydın Yaşam: Koronavirüs ve Kanserohücre’li Günlerde Kendine Yabancılaşmamak…” adıyla bir kahvaltı kareografisi kitabına imza atmıştı.

 “Doğum gününde ilan-ı aşk ve evde KoronaVirüs/KanseroHücre direnişi kahvaltılarının koreografisi günlük yaşamımızı diğer sabah kahvaltılarından farklı ama ‘Aynı Servis Tabaklarında İki Kez Kahvaltı Edilmez’ düşüncesine uygun bir solukla renklendirdi.” Dışarıda bulaştıkça çoğalan bir virüs ile içeride çoğaldıkça özerkleşen hücreler; KoronaVirüs ve KanserE Hücre gerçekleriyle hayatın eve sığdığı zamanlara ait bir baş etme güncesi. Her yeni günün sabahında yeniden tasarlanan kahvaltı sofralarının fotoğrafları bir anlamda yaşamsal olanı yaşatma örneği sergiliyor ve yaşama “Günaydın!” diyor. Aşk ve direniş, yaşamla barışma kararlılığıyla, tutkuyla hazırlanan kahvaltılarda Hasta Hane’den Ege kıyılarına uzanan benzersiz bir performans sanatına dönüşüyor. Kâh fotoğraflarda, kâh kitap sayfalarında, kâh gezi broşürlerinde ve başkaca nesnelerde saklı anılar Yücel Sayman’ın renk renk örtülere özenle yerleştirdiği salatalıklar, domatesler, zeytinler, yeşillikler, ceviz taneleri, kızarmış ekmek dilimlerinde öyküleniyor ve Hacer Sayman’ın çektiği fotoğraflarla izleyenleri şiirsel bir yolculuğa çıkarıyor.

Ali Fuat Başgil 

1
Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil

Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, 1893 yılında Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğmuş ve 17 Nisan 1967 tarihinde yaşama veda etmiştir. İlkokulu Çarşamba’da, ortaokulu İstanbul’da okumuş, Birinci Dünya Savaşı sebebiyle lise eğitimini yarıda bırakarak askerlik görevine başlamış, dört yıl Kafkas cephesinde savaşmış ve ardından 1918’de Fransa’ya giderek lise eğitimini tamamlamıştır.

Başgil, 1921 yılında Paris’te hukuk fakültesinde üniversiteye başlamış, Boğazlar Meselesi konulu teziyle doktorasını tamamlamıştır.

Paris Siyasi Bilimler Yüksekokulu ile Sorbonne Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünü bitirerek Lahey Devletler Hukuku Akademisinin kurslarına katılmış ve sertifikasını alarak Türkiye’ye dönmüştür.

Ali Fuat Başgil’in Akademik Yaşamı

Paris’ten Türkiye’ye döndükten sonra Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Kurumu Genel Müdür Yardımcısı olmuştur.

1930 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde  doçent ve bir yıl sonra profesör olmuş, İstanbul Üniversitesinin kurulması üzerine Anayasa Hukuku öğretim üyesi olarak görevlendirilmiştir. Buradaki görevi sırasında Mülkiye Mektebinde hocalık, İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebinde de müdürlük yapmıştır.

Ali Fuat Başgil, 1937’de Hatay Cumhuriyeti Anayasası‘nı hazırlayan kişidir.

1939 yılında “ordinaryüs profesör” olmuş, Türkiye’de iş hukuku derslerini üniversite eğitimine dahil etmiş ve müfredatını hazırlamıştır.

1938 – 1942 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanlığını yapmış, 1947 yılında Hür Fikirleri Yayma Cemiyetini kurmuştur. 1952’de Pakistan’da, 1959’da Ürdün’de toplanan İslam kongrelerinde ve 1959’da Almanya’da yapılan Hukuk kongresinde Türkiye’yi temsil etmiştir.

 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra Milli Birlik Komitesi tarafından 147 öğretim üyesi ile birlikte üniversiteden uzaklaştırılmıştır. Daha sonra 147’lerin özel bir af kanunu ile üniversiteye dönmeleri sağlansa da Başgil, bu konuyu onur meselesi yaparak dönüş hakkını kullanmamıştır.

Ali Fuat Başgil Hukuk Fakültesi

Ali Fuat Başgil’in Siyasi Yaşamı

10 Nisan 1961 tarihinde emekliliğini isteyerek siyasete girmiş, 15 Ekim 1961 tarihinde Adalet Partisi adına Samsun’dan Cumhuriyet Senatosu üyesi seçilmiş ve Cumhurbaşkanlığına da aday olmuştur. Baskılardan dolayı adaylıktan çekilmiş ve Cumhuriyet Senatosu üyeliğinden istifa etmiş ve yurt dışına giderek Cenevre Üniversitesinde Türk Tarihi ve Türk Dili Kürsülerinde başkan olarak görev yapmıştır. Başgil, 1965 yılında yaş haddinden emekliye ayrılarak Türkiye’ye dönmüş, 17 Nisan 1967 tarihinde eşi Fatma Nüvide Hanım ile birlikte ikamet ettiği Kadıköy’de yaşama veda etmiştir.

Hukukun üstünlüğü prensibinden hayatı boyunca vazgeçmemiş, siyasi, sosyal ve hukuki konularda birçok eser kaleme almıştır.

Ali Fuat Başgil’in Eserleri

1-      La Question des Droits (1928)

2-      Esas Teşkilât Hukuku Dersleri (1934)

3-      Klasik Ferdî Hak ve Hürriyetler Nazariyesi ve Muasır Devletçilik Sistemi 1938)

4-      La Vie Juridique des Peuples (Türkiye Anayasası ve Siyasî Rejimi, Belçika-1939)

5-      Esas Teşkilat Hukuku Dersleri (3 cilt, 1940)

6-      Türkiye İş Hukuku (1940)

7-      Vatandaşın Büyük Millet Meclisine Müracaat Hakkı (1944)

8-      Hukukun Ana Meseleleri ve Müesseseleri (1946)

9-      Türkçe Meselesi (1948)

10-  Vatandaş Hürriyeti ve Bunun Teminatı (1948)

11-  Demokrasi ve Hürriyet (1949)

12-  Gençlerle Başbaşa (1949)

13-  Din Nedir? Din Hürriyeti ve Lâiklik Ne Demektir? (1954, 1962)

14-  Türkiye Siyasî Rejimi ve Anayasa Prensipleri (1957)

15-  Dinde Reformcular (Eşref Edip, N. Topçu, İ.H.Danişmend ve M.R.Ogan’la birlikte, 1959)

16-  Esas Teşkilât Hukuku (1960)

17-  İlmin Işığında Günün Meseleleri (1960)

18-  Vatandaş Hak ve Hürriyetlerinin Korunması ve Anayasamızın Eksiklikleri (2 cilt, 1960)

19-  Demokrasi Yolunda/Siyasî Hukuk Etüdleri (1961)

20-  Gençlerle Başbaşa (1961)

21-  27 Mayıs İhtilâli ve Sebepleri (1963)

22-  Cihan Sulhu ve İnsan Hakları

23-  Vatandaş Hakları ve Bunun Teminatı

24-  Seçim Sistemimizin Kıymeti ve Eksiklikleri

Siyasi Partiler Kanunu

0

Siyasi Partiler Kanunu 22.04.1983 tarihinde 2820 kanun numarası ile kabul edilmiş, Resmi Gazetede 24.04.1983 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun 124 maddeden oluşmakta ve Anayasanın 68 ve 69 maddelerinde düzenlenen siyasal haklara ve siyasi partilerin uyacakları esaslara uygun şekilde anayasaya aykırı olmayacak düzenlemeler içermektedir.

Kanun yürürlüğe girdikten sonra sosyal, siyasal ve anayasal dönüşümler gereğince birçok değişikliğe tabi tutulmuştur.

                                                                 BİRİNCİ KISIM

Genel Esaslar

             Amaç:

             Madde 1 – Bu Kanunun amacı, siyasi partilerle ilgili esasları düzenlemektir.

             Kapsam:

             Madde 2 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/1 md.)

             Bu Kanun, siyasi partilerin kurulmaları, teşkilatlanmaları, faaliyetleri, görev, yetki ve sorumlulukları, mal edinimleri ile gelir ve giderleri,denetlenmeleri kapanma ve kapatılmalarıyla ilgili hükümleri kapsar.

             Tanım:

             Madde 3 – Siyasi partiler, Anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekili ve mahalli idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır.

             Siyasi partilerin vazgeçilmezliği ve niteliği:

             Madde 4 – Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olarak çalışırlar.

             Siyasi partilerin kuruluşu, organlarının seçimi, işleyişi, faaliyetleri ve kararları Anayasada nitelikleri belirtilen demokrasi esaslarına aykırı olamaz.

             Siyasi parti kurma hakkı:

             Madde 5 – Vatandaşlar siyasi parti kurma hakkına sahiptirler.

             Siyasi partiler, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde, önceden izin almaksızın serbestçe kurulurlar.

             (Üçüncü fıkra mülga: 12/8/1999 – 4445/2 md.)

             Üye olma ve üyelikten çekilme hakkı:

             Madde 6 – Her Türk vatandaşı, kanunda ve parti tüzüğünde gösterilen şartlara ve usullere göre siyasi partilere üye olma ve dilediği anda üyelikten çekilme hakkına sahiptir.

             Kimse, aynı zamanda birden fazla siyasi partinin üyesi olamaz, aksi halde üyelik sıfatı bu siyasi partilerin hepsinde birden sona ermiş sayılır.

             Kimse, bir partinin birden fazla teşkilat birimine üye kaydolamaz, aksi halde son kayıt tarihinden önce yapılmış olan üyelik kayıtları geçersizdir.

             Siyasi partilerin teşkilatı:

             Madde 7 – (Değişik: 21/5/1987 – 3370/1 md.)

             Siyasi partilerin teşkilatı; merkez organları ile il, ilçe ve belde teşkilatlarından; Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu ile il genel meclisi ve belediye meclisi gruplarından ibarettir. (Ek Cümle: 12/8/1999 – 4445/3 md.) Siyasi partilerin tüzüklerinde ayrıca kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri yan kuruluşlarla, yabancı ülkelerde yurtdışı temsilciliği kurulması öngörülebilir.

             Belde teşkilatı il ve ilçe merkezleri dışında belediye teşkilatı olan yerlerde kurulur.

             Belde teşkilatları ilçe başkanlığına bağlıdır. Bu teşkilatların seçim tarzı, kuruluş ve faaliyet şekil ve şartları, üye sayısı, il ve ilçe teşkilatlarıyla münasebetleri siyasi partilerin tüzüklerinde gösterilir.

             Şu kadar ki, belde teşkilatının üye sayısı üçten az olamaz.

             (Beşinci fıkra mülga: 12/8/1999 – 4445/3 md.)

 

İKİNCİ KISIM

Siyasi Partilerin Teşkilatlanması

BİRİNCİ BÖLÜM

Kuruluş

             Partilerin kurulması:

             Madde 8 – (Değişik birinci fıkra: 2/1/2003-4778/6 md.) Siyasî partiler, partiye üye olma yeterliğine sahip en az otuz Türk vatandaşı tarafından kurulur.

             Siyasi partilerin genel merkezi Ankara’da bulunur.

             Siyasi partiler, aşağıda belirtilen bildiri ve belgelerin, İçişleri Bakanlığına verilmesiyle tüzelkişilik kazanırlar.

             Bildiride, kurulacak siyasi partinin adı, genel merkez adresi, kurucuların adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, öğrenim durumları, meslek veya sanatlarıyla ikametgahlarının belirtilmesi ve bu bildirinin bütün kurucular tarafından imzalanması ve bildiriye beşer adet olmak üzere kurucuların nüfus kayıt örnekleri, adli sicil belgeleri ve kurucuların ayrı ayrı düzenledikleri siyasi parti kurucusu olabilme şartlarını taşıdıklarını belirten imzalı beyannameler ile kurucular tarafından imzalanmış parti tüzüğü ve programının eklenmesi şarttır.

             Bilgi ve belgelerin alındığı anda, İçişleri Bakanlığınca bir alındı belgesi verilir.

             İçişleri Bakanlığı, kuruluş bildirisi ve alındı belgesinin onaylı birer örneği ile bildiri eklerinin birer takımını üç gün içinde Cumhuriyet Başsavcılığı ile Anayasa Mahkemesine gönderir.

             Cumhuriyet Başsavcılığının partilerin kuruluşunu denetlemesi:

             Madde 9 – (Mülga: 12/8/1999 – 4445/25 md.)

             Siyasi parti sicili:

             Madde 10 – Cumhuriyet Başsavcılığınca her siyasi parti için bir sicil dosyası tutulur.

             Bu sicil dosyasında:

a) Kuruluş bildirisi ve ekleri;

b) (Değişik: 21/5/1987 – 3370/2 md.) Merkez organları ile, teşkilat kurdukları il, ilçe ve beldeleri, bunların organlarında görev alanların adlarını, soyadlarını, doğum yer ve tarihlerini, meslek veya sanatlarını ve ikametgahlarını gösterir onaylı listeleri,

c) Partinin faaliyetlerini düzenleyen her türlü yönetmelikler ve diğer yayınları,

d) Partiye kayıtlı üyelerin, ilçelere göre (b) bendindeki bilgileri içeren listeleri,

             Bulunur.

             Cumhuriyet Başsavcılığınca istenilen sicille ilgili diğer bilgi ve belgeler de bu dosyaya konulur.

             Siyasi partiler, (b) ve (c) bentlerindeki bilgi ve belgeler ile bunlarda ve parti tüzük ve programlarında yapılan değişiklikleri, yayın veya değişiklik tarihinden itibaren onbeş gün içinde; (d) bendindeki listeler ile bunlarla ilgili değişiklikleri ise, altı ayda bir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderirler.

             Siyasi partilerin kapatılmaları veya kapanmaları sicillerine işlenir.

             Bu sicil herkese açıktır. Soruşturma ile ilgili bilgilerin gizliliğine ilişkin hükümler saklıdır.

             (Ek:31/3/1988 – 3420/2. md.) Siyasi Partilerin bu Kanuna göre yapacakları kongre delege seçimlerinde ve ön seçimlerde (b) ve (d) bentleri gereğince Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiş üye listeleri esas alınır.

             (Ek:31/3/1988 – 3420/2. md.) Cumhuriyet Başsavcılığı, üye listelerinin düzenlenmesi, yazımı, bunların ilçe seçim kurullarına gönderilmesi ve buna ait işlerde 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki esaslar dairesinde personel görevlendirebileceği gibi, bu işlerin yürütülmesinde kamu kurum ve kuruluşlarına ait teknik araçlardan da yararlanabilir. Görevlendirileceklere 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 182 nci maddesine göre ücret ödenir. Bu ücretler ile hizmetin ifası için gerekli ödenek Genel Bütçeden ödenir.

İKİNCİ BÖLÜM

Üyelik

             Siyasi partilere üye olma:

             Madde 11 – (Değişik birinci fıkra: 12/8/1999 – 4445/4 md.) Onsekiz yaşını dolduran, medeni ve siyasi hakları kullanma ehliyetine sahip bulunan her Türk vatandaşı bir siyasi partiye üye olabilir.

             Ancak;

a) (Değişik: 12/8/1999 – 4445/4 md.) Hakimler ve savcılar, Sayıştay dahil yüksek yargı organları mensupları, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, Silahlı Kuvvetler mensupları ile yükseköğretim öncesi öğrencileri siyasi partilere üye olamazlar.

b) 1 – Kamu hizmetlerinden yasaklılar,

             2 – (Değişik: 2/1/2003-4778/7 md.) Basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma veya Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle mahkûm olanlar,

             3 – (Değişik: 2/1/2003-4778/7 md.) Taksirli suçlar hariç beş yıl ağır hapis veya beş yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar,

             4 – Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının birinci babında yazılı suçlardan veya bu suçların işlenmesini aleni olarak tahrik etme suçundan mahküm olanlar,

             5 – (Değişik: 2/1/2003-4778/7 md.) Terör eyleminden mahkûm olanlar,

             6 – (Mülga: 12/8/1999 – 4445/4 md.)

             Siyasi partilere üye olamazlar ve üye kaydedilemezler.

             (Ek: 12/8/1999 – 4445/4 md.) Yükseköğretim elemanları, yasaklamanın dışındadır. Bunlar hakkında Yükseköğretim Kanunu uygulanır.

             Üyeliğe kabul şartları:

             Madde 12 – Siyasi parti üyesi olmaya kanuna göre engel hali bulunmayanların, üyeliğe kabul şartları parti tüzüklerinde gösterilir. Tüzükte üyelik için başvuranlar arasında dil, ırk, cinsiyet, din, mezhep, aile, zümre sınıf ve meslek farkı gözeten hükümler bulunamaz.

             Siyasi partiler üye olma istemlerini sebep göstermeksizin de reddedebilirler. Ancak, üyeliğe kaydını isteyenin, istemini reddeden teşkilatın bir üst kademesine, parti tüzüğünde gösterilen şekilde itiraz hakkı vardır. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Merkez Teşkilatı

             Partilerin genel merkez teşkilatı:

             Madde 13 – (Değişik: 21/5/1987 – 3370/3 md.)

             Siyasi partilerin merkez organları büyük kongre, genel başkan ile diğer karar, yönetim, icra ve disiplin organlarından ibarettir. Bu organların isimleri ve üye sayıları tüzüklerinde gösterilir.

             Parti tüzüğünde, partinin gayesine uygun olarak, danışma ve araştırma amaçlı ihtiyari kurullar da teşkil olunabilir.

             İhtiyari kurulların görev ve yetkileri ile üyelerinin sayısı ve seçilme usulleri tüzüklerinde gösterilir.

             Büyük kongre:

             Madde 14 – Siyasi partinin en yüksek organı büyük kongredir.

             Büyük kongre, seçilmiş üyeler ile tabii üyelerden oluşur.

          Seçilmiş  üyeler, Türkiye  Büyük  Millet  Meclisi  üye  tamsayısının iki katından fazla   olmamak   kaydıyla,  parti  tüzüğünde  gösterilen  şekilde  ve sayıda  il  kongrelerince seçilen delegelerdir. Tabii üyeler; parti genel başkanı, merkez karar ve yönetim kurulu ile merkez disiplin kurulu üyeleri ve partinin üyesi olan bakanlar ve milletvekilleridir.

             Taşıdıkları sıfat dolayısıyla büyük kongre üyesi olan kimseler, ayrıca il kongrelerince delege olarak seçilemezler.

             Parti genel başkanını, partinin merkez karar ve yönetim kurulu ile merkez disiplin kurulu üyelerini gizli oyla seçmek; partinin tüzük ve programında değişiklik yapmak; partinin gelir – gider kesinhesabını kabul ve merkez karar ve yönetim kurulunu ibra etmek veya kesinhesabı reddetmek; kanunlar, parti tüzük ve parti programı çerçevesinde toplumu ve Devleti ilgilendiren konularla kamu faaliyetleri ve parti politikası hakkında genel nitelikte olmak şartıyla temenni kararları veya bağlayıcı kararlar almak; kanunun veya parti tüzüğünün gösterdiği sair hususları karara bağlamak; partinin kapanmasına veya başka bir partiyle birleşmesine ve böylece hukuki varlığı sona erecek partinin mallarının tasfiye veya intikal şekline dair kararlar vermek, büyük kongrenin yetkilerindendir.

             (Değişik: 28/3/1986 – 3270/3 md.) Büyük kongre parti tüzüğünün göstereceği süreler içerisinde toplanır. Bu süre iki yıldan az üç yıldan fazla olamaz. Olağanüstü toplantılar, genel başkanın veya merkez karar ve yönetim kurulunun lüzum göstermesi veya büyük kongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır.

             (Değişik: 21/5/1987 – 3370/4 md.) Parti kurucuları seçilmiş delegelerin % 15’inden fazla olmamak kaydıyla, parti üyelikleri devam ettiği müddetçe, ilk büyük kongre dahil büyük kongrenin tabii üyesidirler. Parti kurucuları seçilmiş delegenin % 15’inden fazla ise tabii delegelerin kurucular arasından nasıl seçileceği siyasi partilerin tüzüklerinde gösterilir. Parti kurucuları ilk büyük kongreyi, partinin tüzelkişilik kazanmasından başlayarak iki yıl içinde toplamak zorundadırlar.

             Büyük kongre ilk toplantısını yapıncaya kadar, bu kongrenin yetkilerini kurucular kurulu kullanır. Partinin genel başkanı ile yaş kaydı aranmaksızın kuruculuk şartlarını haiz merkez karar ve yönetim kurulu ile merkez disiplin kurulu üyeleri ve milletvekilleri, bu kurulun tabii üyeleridir.

             Büyük kongrenin toplantı yeter sayısı, büyük kongre üye tamsayısının salt çoğunluğudur. İlk çağrı üzerine yapılan toplantıda toplantı yeter sayısı bulunamıyorsa, ikinci çağrı üzerine yapılacak toplantıda toplantı yeter sayısı aranmaz. Büyük kongrenin karar yeter sayısı, kanunda veya parti tüzüğünde daha büyük bir sayı gösterilmediği hallerde, hazır bulunan üyelerin salt çoğunluğudur.

             Parti tüzük ve programında değişiklik yapılmasına ilişkin olan veya parti politikasını ilgilendiren konularda karar alınmasına dair teklifleri karara bağlamak için, bunların genel başkan, merkez karar ve yönetim kurulu veya büyük kongre üyelerinin en az yirmide biri tarafından ileri sürülmüş olması gerekir. Kanunlar, parti tüzük ve parti programı çerçevesinde toplumu ve Devleti ilgilendiren konularla kamu faaliyetleri konularında karar alınmasına dair teklifleri karara bağlamak için bu tekliflerin büyük kongrede hazır bulunan üyelerin üçte biri tarafından yapılmış olması şarttır. Bu teklifler, büyük kongrece seçilecek bir komisyonda görüşüldükten sonra, komisyon raporuyla birlikte incelenir ve karara bağlanır.

             Genel başkan:

             Madde 15 – Parti genel başkanı, büyük kongrece gizli oyla ve üye tamsayısının salt çoğunluğu ile seçilir. İlk iki oylamada sonuç alınamazsa, üçüncü oylamada en çok oy alan seçilmiş sayılır.

             (Değişik: 28/3/1986 – 3270/4 md.) Genel başkan en çok üç yıl için seçilir. (Mülga: 17/5/1990 – 3648/1 md.)

             Partiyi temsil yetkisi genel başkana aittir. Kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydı ile parti adına dava açma ve davada husumet yetkisi, genel başkana veya ona izafeten bu yetkileri kullanmak üzere parti tüzüğünün göstereceği parti mercilerine aittir.

             Parti genel başkanı, merkez karar ve yönetim kurulunun tabii başkanıdır.

             Parti tüzüğü, genel başkana görevinin yerine getirilmesinde ve yetkilerinin kullanılmasında yardımcılık etmek üzere genel başkan yardımcısı ve genel sekreter adlarıyla gerekli gördüğü sayıda yardımcılar öngörebilir. Bunların ne suretle seçileceği, görev ve yetkileri parti tüzüğünde gösterilir.

             Genel başkanlığın herhangi bir sebeple boşalması halinde, büyük kongre toplanıncaya kadar, merkez karar ve yönetim kurulu partiyi temsil yetkisini kendi içinden seçeceği bir üyeye tevdi eder ve en geç kırkbeş gün içerisinde büyük kongreyi toplantıya çağırır.

            (Ek fıkra: 2/3/2014 – 6529/2 md.) Siyasi partiler, tüzüklerinde yer almak ve iki kişiden fazla olmamak kaydıyla eş genel başkanlık sistemini uygulayabilirler. Eş genel başkanlar, bu Kanunda genel başkan için öngörülen hükümlere tabidir.

             Merkez karar, yönetim ve icra organları:

             Madde 16 – (Değişik: 21/5/1987 – 3370/5 md.)

             Siyasi partilerin merkez karar, yönetim ve icra organları parti tüzüğünde belirtilen isim, şekil ve sayıda kurulur. Büyük Kongrece seçilecek merkez organlarının herbirinin üye sayısı 15’den az olamaz.

             Bu organlar iki büyük kongre arasında, parti tüzük ve programına ve büyük kongre kararlarına uymak şartıyla, partiyi ilgilendiren hususlarda karar almak ve alınan kararları uygulamak yetkisine sahiptirler.

             Merkez karar organı, zorunlu sebepler dolayısıyla büyük kongrenin toplanamadığı hallerde, partinin hukuki varlığına son verilmesi ve tüzük ve programının değiştirilmesi dışındaki bütün kararları alabilir.

             Parti işlerini düzenleyen parti iç yönetmelikleri merkez karar organı tarafından yapılır.

             Merkez karar ve yönetim organlarının üyeleri büyük kongrece seçilir. Diğer merkez organlarının seçim usul ve esasları parti tüzüğünde belirtilir. Parti genel başkanı merkez karar, yönetim ve icra organlarının herbirinin de başkanlığını yapar. Büyük kongrece seçilen merkez organlarının herbirinin üyeleri büyük kongrenin ve büyük kongre yetkilerini kullanan kurucular kurulunun tabii üyeleridir.

             Organların toplanma ve çalışma usulleri, görev ve yetkileri, birbirleriyle münasebetleri parti tüzüğünde gösterilir.

             Merkez disiplin kurulu:

             Madde 17 – Siyasi partinin merkez disiplin kurulu, bu Kanunda ve parti tüzüğünde gösterilen şekilde kurulur. Bu kurulun üye sayısı yediden az olamaz.

             Küçük kongre:

             Madde 18 – (Mülga: 21/5/1987 – 3370/9 md.)

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

İl ve İlçe Teşkilatı

             İl teşkilatı:

             Madde 19 – Siyasi partilerin il teşkilatı; il kongresi, il başkanı, il yönetim kurulu ve il disiplin kurulundan oluşur.

             İl kongresi, sayısı altıyüzden fazla olmamak üzere, parti tüzüğüne göre ilçe kongrelerince seçilen delegelerden oluşur. O ilin partili milletvekilleri ile yönetim ve disiplin kurulları başkan ve üyeleri, il kongresinin tabii üyeleridir. Geçici yönetim kurulu başkan ve üyeleri de kongreye katılma hakkına sahiptirler. Ancak geçici il yönetim kurulu başkanı ve üyelerinden delege sıfatı olmayanların kongrede oy kullanma hakları yoktur.

             (Değişik: 23/5/1987 – 3377/11 md.) İl kongresi, büyük kongrenin yapılmasına engel olmayacak şekilde parti tüzüğünde gösterilen süreler içinde toplanır.

             (Değişik: 21/5/1987 – 3370/6 md.) İl yönetim kurulu, parti tüzüğünün göstereceği sayıda üyeden oluşur. Bu sayı 7’den az olamaz.

             İl başkanı ile il yönetim kurulu il kongresince seçilir. İl başkanı ile yönetim kurulunun, seçim şekli ve merkez karar ve yönetim kurulunca hangi hallerde ve nasıl işten el çektirileceği ve geçici yönetim kurulunun nasıl oluşturulacağı parti tüzüğünde gösterilir. El çektirme kararı, 101 inci maddenin (d – 1) bendinde gösterilen haller dışında, yetkili kurulların üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ve gizli oyla alınır. İşten el çektirme kararının il yönetim kuruluna bildirilmesinden itibaren kırkbeş gün içinde il kongresi toplanarak yeni il yönetim kurulunu seçer. Bu süre içerisinde il kongresi için yeni delegeler seçilmiş değilse, kongre eski delegelerle toplanır.

             (Değişik:28/3/1986 – 3270/5 md.) İl başkanı en çok üç yıl için seçilir. (Mülga: 17/5/1990- 3648/1 md.)

             İl teşkilatında bir il disiplin kurulu bulunur. İl disiplin kurulunun üye sayısı ve bu üyelerde aranacak nitelikler parti tüzüğünde belirtilir.

             Bu maddede yazılı kurulların; görev ve yetkileriyle yedek üyelerinin sayısı, nasıl seçileceği ve ne suretle göreve çağrılacağı parti tüzüğünde açıklanır.

             İlçe teşkilatı:

             Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 2/3/2014 – 6529/3 md.) Siyasi partilerin ilçe teşkilatı; ilçe kongresi, ilçe başkanı, ilçe yönetim kurulu ve kurulmuş ise belde teşkilatından meydana gelir. Parti tüzüğünde ilçe disiplin kurulu teşkili de öngörülebilir. Beldelerde teşkilat kurulması zorunlu değildir.

             (Değişik: 31/3/1988 – 3420/3 md.) İlçe kongresi, ilçe ve çevresindeki köy ve mahallelerde partinin son genel seçimde aldığı oy sayısına göre, seçime katılmamış partilerde ise üye sayısına göre, bu Kanunun 10 uncu maddesinde gösterilen siyasi partiler sicilinde kayıtlı ilgili parti üyelerinin seçtikleri, sayısı 400’ü aşmayan delegelerden oluşur. İlçe yönetim kurulu ve varsa ilçe disiplin kurulu başkan ve üyeleri ilçe kongresinin tabii üyeleridir. Geçici ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri de kongreye katılma hakkına sahiptir. Ancak geçici ilçe yönetim kurulu başkan ve üyelerinden delege sıfatı olmayanların kongrede oy kullanma hakkı yoktur.

             (Değişik: 28/3/1986-3270/6 md.) Delege seçimleri; köy ve mahallelerde partinin bu yerlerde son genel seçimde aldığı oy miktarı, seçime katılmamış partilerde ise üye sayısı esas alınmak suretiyle bu yerlere verilecek kontenjanlara göre yapılır. Köy ve mahallelerdeki üye sayısı delege kontenjanı verilmesini gerektiren nispetin altında ise bu durumdaki köy ve mahallelerin diğer köy ve mahallelerle birleştirilerek delege seçilmesi mümkündür.

            Yapılan delege seçimleri bir tutanakla tespit edilerek, tutanak parti ilçe başkanlığına gönderilir.

             Parti tüzüğünde, münhasıran delege seçimi işlemlerini yürütmek üzere köy veya mahallelerdeki üyelerden birinin görevlendirilmesi öngörülebilir.

             Delege seçimiyle ilgili diğer hususlar parti tüzüğünde gösterilir.

             (Değişik: 23/5/1987 – 3377/12 md.) İlçe kongresi, il kongresinin yapılmasına engel olmayacak şekilde parti tüzüğünde gösterilen süreler içinde toplanır.

             (Değişik: 21/5/1987 – 3370/7 md.) İlçe yönetim kurulu, parti tüzüğünün göstereceği sayıda üyeden oluşur. Bu sayı 5’ten az olamaz.

             İlçe başkanı ile ilçe yönetim kurulu ilçe kongresince seçilir. İlçe başkanı ile ilçe yönetim kurulunun; seçim şekli ve il yönetim kurulunca veya merkez karar ve yönetim kurulunca hangi hallerde ve nasıl işten el çektirileceği ve geçici yönetim kurulunun nasıl oluşturulacağı parti tüzüğünde gösterilir. El çektirme kararı 101 inci maddenin (d-1) bendinde gösterilen haller dışında yetkili kurulların üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ve gizli oyla alınır. İşten el çektirme kararının ilçe yönetim kuruluna bildirilmesinden itibaren otuz gün içinde ilçe kongresi toplanarak yeni ilçe yönetim kurulunu seçer. Bu süre içerisinde ilçe kongresi için yeni delegeler seçilmiş değilse, kongre eski delegelerle toplanır.

             (Değişik:28/3/1986 – 3270/6 md.) İlçe başkanı en çok üç yıl için seçilir. (Mülga: 17/5/1990 – 3648/1 md.)

             Bu maddede yazılı kurulların görev ve yetkileri ile yedek üyelerinin sayısı ve ne suretle göreve çağrılacağı parti tüzüğünde gösterilir.

             Siyasi partilerin, illerin merkez ilçelerinde teşkilat kurmaları hususunda ilçe teşkilatına ilişkin hükümler uygulanır.

             Seçimlerin yapılması:

             Madde 21 – Siyasi partilerin genel merkez, il ve ilçe organları seçimleri ile il kongresi ve büyük kongre delegelerinin seçimleri, yargı gözetimi altında gizli oy ve açık tasnif esasına göre aşağıdaki şekilde yapılır.

             Seçim yapılacak büyük kongreyle il ve ilçe kongrelerinin toplantılarından en az onbeş gün önce, kongreye katılacak parti üyelerini belirleyen listeler, büyük kongreyle il kongreleri için Yüksek Seçim kurulunun önceden belirleyeceği seçim kurulu başkanına, ilçe kongreleri için o yer ilçe seçim kurulu başkanına ilçede birden fazla ilçe seçim kurulunun bulunması halinde birinci ilçe seçim kurulu başkanına iki nüsha olarak verilir. Ayrıca toplantının gündemi, yeri, günü, saati ile çoğunluk sağlanamadığı takdirde yapılacak ikinci toplantıya ilişkin hususlar da bildirilir.

             Seçim kurulu başkanı, gerektiğinde ilgili kayıt ve belgeleri de getirtip incelemek suretiyle varsa noksanları tamamlattırdıktan sonra seçime katılacakları belirleyen liste ile yukarıdaki fıkrada belirtilen diğer hususları onaylar. Onaylanan liste ile toplantıya ilişkin diğer hususlar kongrenin toplantı tarihinden yedi gün önce siyasi partinin ilgili teşkilatının bulunduğu binada asılmak suretiyle ilan edilir. İlan süresi üç gündür.

             İlan süresi içinde, listeye yapılacak itirazlar hakim tarafından incelenir ve en geç iki gün içinde kesin olarak karara bağlanır. Bu suretle kesinleşen listeler ile toplantıya ilişkin diğer hususlar, hakim tarafından onaylanarak siyasi partinin ilgili teşkilatına gönderilir.

             (Değişik: 28/3/1986 – 3270/7 md.) Kongrelerde yapılacak seçimler ilgili seçim kurulunun gözetimi ve denetiminde yapılır. Bu seçimlerin usul ve şekilleri ile seçimlerde kullanılacak oy pusulası ve listelerin tanzim tarzı siyasi partilerin tüzük ve kongre yönetmelikleri ile düzenlenir.

             (Değişik: 28/3/1986 – 3270/7 md.) Seçim kurulu başkanı, bir başkan ile iki üyeden oluşan yeteri kadar seçim sandık kurulu oluşturur. Sandık kurulu başkanı ile bir üyesi memurlar, diğer üyesi de aday olmayan parti üyeleri arasından seçilir. Ayrıca her sandık için aynı şekilde üçer yedek üye de belirlenir. Seçim sandık kurulu başkanının yokluğunda, kurula memur üye başkanlık eder.

             Seçim sandık kurulu, kanunun ve parti tüzüğünün öngördüğü esaslara göre seçimlerin yürütülmesi, yönetimi ve oyların tasnifi ile görevli olup, bu görevleri seçim ve tasnif işleri bitinceye kadar aralıksız olarak devam eder.

             (Değişik: 31/10/1990 – 3673/1 md.) Listede adı yazılı bulunmayanlar oy kullanamazlar. Oylar, oy verenin nüfus hüviyet cüzdanı veya resimli üyelik kimlik kartı veya kimlik tespiti amacıyla düzenlenmiş resmi belge ile ispat edilmesinden ve listedeki isminin karşısındaki yerin imzalanmasından sonra kullanılır. Oylar, oy verme sırasında sandık kurulu başkanınca verilen, seçim kurulu başkanınca mühürlenmiş ve adayları gösterir listelerin tüzük ve kongre yönetmeliklerinde gösterilen usule uygun bir şekilde işleme tabi tutularak sandığa atılması suretiyle kullanılır. Oy kullanma ve oyların muteberlik şekil ve şartları siyasi partilerin tüzük ve kongre yönetmelikleri ile düzenlenir.

             Seçim süresinin sonunda seçim sonuçları tutanakla tespit edilip, seçim sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanır. Tutanakların bir örneği seçim yerinde asılmak suretiyle ilan edilir. Kullanılan oylar ve diğer belgeler, tutanağın bir örneği ile birlikte üç ay süre ile saklanmak üzere seçim kurulu başkanlığına verilir.

             Seçimin devamı sırasında yapılan işlemler ile tutanakların düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar hakim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.

             Hakim, seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama nedeniyle seçimlerin iptaline karar verdiği takdirde bir aydan az ve iki aydan fazla bir süre içinde olmamak üzere seçimlerin yenileneceği tarihi tespit ederek ilgili siyasi partiye bildirir. Belirlenen günde yalnız seçim yapılır ve seçim işlemleri bu madde ile kanunun öngördüğü diğer hükümlere uygun olarak yürütülür.

             İlçe seçim kurulu başkanı ve seçim sandık kurulu başkanı ile üyelerine, “Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun” da belirtilen esaslara göre Genel Bütçeden ücret ödenir.

             Seçimler sırasında sandık kurulu başkan ve üyelerine karşı işlenen suçlar. Devlet memurlarına karşı işlenmiş gibi cezalandırılır.

                                                               BEŞİNCİ BÖLÜM

                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi Siyasi Parti Grupları

             Grup kurma:

             Madde 22 – En az yirmi milletvekiline sahip siyasi partiler, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grup kurabilirler.

             Bir siyasi partinin grup kurduğu, o partinin genel başkanlığı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yazıyla bildirilir.

             Grup iç yönetmeliği:

             Madde 23 – Grup iç yönetmeliği, grubun kurulduğunun bildirildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, grubu oluşturan milletvekilleri tarafından hazırlanır. Bu içyönetmeliğin, milletvekillerinin salt çoğunluğu tarafından kabul edilmesi zorunludur. Bu şekilde hazırlanan içyönetmelik, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilir.

             Grup içyönetmeliğine, parti tüzük ve programına aykırı hükümler konulamaz.

             Grup genel kurulu:

             Madde 24 – Bir siyasi partinin grup genel kurulu, o partinin milletvekillerinden oluşur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi partinin ve parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine katılamazlar. Ancak, yeniden milletvekili adayı olmaya ilişkin faaliyetleri bu hükmün dışındadır.

             Grup yönetim ve disiplin kurulları:

             Madde 25 – Her siyasi parti grubunda; kuruluşu, görev ve yetkileri grup içyönetmeliğinde belirtilen birer yönetim ve disiplin kurulu bulunur.

             Grup disiplin kurulunun, hangi hallerde merkez disiplin kurulu ile bir arada çalışacağı, parti tüzüğünde gösterilir.

             Grup başkanı:

             Madde 26 – Partinin genel başkanı milletvekili ise parti grubunun da başkanıdır; değilse grup başkanı grup üyeleri arasından içyönetmelikte gösterilen yöntemle seçilir.

             Grupta gizli oylama:

             Madde 27 – Grup genel kurulunda, seçimlere ait oylamalar ile milletvekillerini bağlayıcı nitelikteki konulara ilişkin kararların oylamaları, gizli oyla yapılır.

             Grup ve hükümet ilişkileri:

             Madde 28 – Bakanlar Kuruluna veya bir bakana Türkiye Büyük Millet Meclisinde veya grupta güven veya güvensizlik oyu verilmesi konusunda karar alma yetkisi, grup genel kuruluna aittir. Bu yetki, başka bir organa veya mercie bırakılamaz.

             Bakanlar Kuruluna katılacak üyeler, parti gruplarında ve diğer parti organlarında tespit edilemez.

ALTINCI BÖLÜM

Teşkilatla İlgili Diğer Hükümler

             Kongrelerle ilgili genel hükümler:

             Madde 29 – 22 Kasım 1972 tarihli ve 1630 sayılı Dernekler Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, siyasi partilerin her kademedeki kongreleri için de uygulanır.

             Şu kadar ki, parti tüzükleri ve yönetmelikleri, parti kongreleri için gerekli ilanın gazete ile yapılması şartını kaldırabileceği gibi, toplantı yeter sayısını ve yeter sayının sağlanamadığı hallerde birinci ve ikinci toplantı arasındaki süreyi de azaltabilir. Bu Kanundaki özel hükümler saklıdır.

             İbra için oya katılamayacak olanlar:

             Madde 30 – Değişik kademelerdeki kongrelerde tabii üye olarak bulunan merkez karar ve yönetim kurulu ile yönetim kurulları üyeleri, mensup oldukları, kurulun ibrası için yapılan oylamalara katılamazlar.

             Teşkilatın merkezleri:

             Madde 31 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/5 md.)

             Siyasi partilerin merkez teşkilatı Ankara il merkezinde; il ve ilçe teşkilatları, ilgili il ve ilçe merkezlerinde; belde teşkilatları, il ve ilçe merkezleri hariç olmak üzere, belediye teşkilatı olan yerlerde;yan kuruluşları ve yurtdışı temsilcilikleri ise tüzüklerinde belirtilen yerlerde bulunur.

             Bağdaşmayan görevler:

             Madde 32 – Siyasi partilerin merkez karar ve yönetim kurullarına üye olanlar, o partinin Türkiye Büyük Millet Meclisi parti grubu yönetim kurulunda görev alamazlar.

             Siyasi partilerin disiplin kurullarında görev alanlar, kongreler, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki parti grubu üyelikleri hariç, partinin diğer organ, kurul ve görevlerinde bulunamaz, partiye bir hizmet bağıyla bağlı olamaz ve partiden herhangi bir suretle gelir sağlayamazlar.

             Bir disiplin kurulunda görev alan kimse, diğer bir disiplin kurulunda görev alamaz.

             Eşler ile bir ve ikinci derecedeki kan ve sıhri hısımlar, aynı disiplin kurulunda görev alamazlar. Bunlarla ilgili kararlara katılamazlar.

             Siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurullarından birinde üye olan kimse, diğer bir il veya ilçe yönetim kurulunda üye olamaz. İl ve ilçe başkanları hakkında da aynı hüküm uygulanır.

             Organlarda görev alanların ilgili makamlara bildirilmesi:

             Madde 33 – Parti kongreleri hariç olmak üzere, her kademedeki parti organlarıyla parti tüzüğünde belirtilen bir göreve getirilenlerin adları, soyadları, doğum yer ve tarihleri, meslek veya sanatları, ikametgahları ve nüfus cüzdanı örnekleri; o mahallin en büyük mülki amirliğine seçim veya atanmadan başlayarak onbeş gün içinde yazı ile bildirilir. Valiliklerce birleştirilen bu bilgi ve belgeler İçişleri Bakanlığına ve Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

             Merkez organlarında görevlendirilenlerle ilgili bilgi ve belgeler de aynı süre içinde doğrudan İçişleri Bakanlığına ve Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.

             Kamu yararına dernek sayılmama:

             Madde 34 – 22 Kasım 1972 tarihli ve 1630 sayılı Dernekler Kanununun kamu yararına çalışan dernek sayılma hükümleri siyasi partiler hakkında uygulanmaz.

             Anamuhalefet partisi ve genel başkanı:

             Madde 35 – Bakanlar Kuruluna katılmayan ve grubu bulunan siyasi partiler arasında en fazla milletvekiline sahip olan partiye anamuhalefet partisi, genel başkanına da anamuhalefet partisi genel başkanı denir. Bu siyasi partilerin milletvekili sayılarının eşit olması halinde, son milletvekili seçimlerinde aldıkları muteber oy sayısına bakılır.

YEDİNCİ BÖLÜM

Siyasi Partilerin Seçimlere Katılması ve Adayların Tespiti

             Siyasi partilerin seçimlere katılması:

             Madde 36 – (İptal:Anayasa Mahkemesinin 22/5/1987 tarih ve E. 1986/17. K. 1987/11 sayılı Kararı ile.)(1) (Yeniden düzenleme: 31/3/1988 – 3420/4. md.) Siyasi partilerin seçimlere katılabilmesi için illerin en az yarısında oy verme gününden en az altı ay evvel teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olması veya Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunması şarttır.

 ——————————

(1)    Bu iptal kararı 18/9/1987 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış olup yayımlandığı tarihten başlıyarak altı ay sonra yürürlüğe gireceği söz konusu Anayasa Mahkemesi kararında hükme bağlanmıştır.

             Bir ilde teşkilatlanma, merkez ilçesi dahil o ilin ilçelerinin en az üçte birinde teşkilat kurmayı gerektirir.

             Parti adaylarının tespiti:

             Madde 37 – (Değişik: 28/3/1986 – 3270/9 md.)

             Siyasi partiler, milletvekilliği genel veya ara seçimlerinde, adaylık için müracaat eden ve adaylığı uygun bulunanlar arasından, adayların tespitini; serbest, eşit, gizli oy, açık tasnif esasları çerçevesinde, tüzüklerinde belirleyecekleri usul ve esaslardan herhangi biri veya birkaçı ile yapabilirler.

             (Ek: 31/7/1998 – 4381/7 md.) Siyasi partiler, ön seçim ya da aday yoklaması yaptıkları seçim çevrelerinde, toplam olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının % 5’ini aşmamak üzere, ilini, seçim çevresini, aday listesindeki sırasını, ön seçim veya aday yoklaması tarihinden en az on gün önce Yüksek Seçim Kuruluna bildirmek koşuluyla merkez adayı gösterebilirler. Ön seçim ya da aday yoklaması yapılmayan yerlerde, siyasi partilerin merkez yoklaması veya diğer usullerden biri veya bir kaçı ile aday belirleme yetkileri saklıdır.

             (…)(1), partilerin tüzüklerinde gösterilen merkez yoklaması dışındaki parti aday seçimleri seçim kurullarının yönetim ve denetimi altında yapılır.

             Partilerin tüzüklerinde herhangi bir seçim çevresinde bütün üyelerin iştiraki ile yapacakları ön seçimde bu Kanunun ön seçimlerle ilgili hükümleri uygulanır.

             Aday tespitinin yapılacağı gün, Yüksek Seçim Kurulu tarafından genel seçimlerden en az yetmişbeş gün önceki bir tarih olarak belirlenip ilan edilir. Seçime katılacak bütün siyasi partilerin tüzüklerindeki usullere göre il ve ilçelerde yapacakları aday tespitleri bütün yurtta aynı günde yapılır.

             Genel seçimler için kabul edilen seçim çevresi, aday tespiti için de esas alınır.

             Kontenjan adaylığı:

             Madde 38 – (Mülga: 27/10/1995 – 4125/21 md.)

             Adayların tespitinde uygulanacak hükümler:

             Madde 39 – 26 Nisan 1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, önseçimlerde ve kullanılacak parti seçmen kütükleri hakkında da uygulanır.

             Siyasi partilerde aday adaylığı ve merkez adaylığı:

             Madde 40 – (Değişik birinci fıkra: 28/3/1986 – 3270/11 md.) Siyasi partiler, Anayasa ve kanunlarda belirtilen şartlara aykırı olmamak kaydıyla adaylarda daha başka ne gibi şartlar bulunması gerektiğini tüzüklerinde gösterebilirler.

             Bir kimse, aynı zamanda, önseçimlerde ve merkez adaylığında değişik siyasi partilerden veya aynı partiden, aynı seçim için birden fazla seçim çevresinden önseçime katılamaz.

             Bir kimse, bir partiden önseçim veya merkez adaylığı yoklamasına katıldıktan sonra başka bir partiden merkez adayı gösterilemez ve partisinden istifa etmedikçe bağımsız aday olamaz.

——————————

(1)    Bu fıkrada yeralan, “Bu Kanunun 38 inci maddesinde yazılı kontenjan adaylığı ile” ibaresi, 27/10/1995 tarih ve 4125 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, metinden çıkarılmıştır.

             (Değişik: 25/12/1993 – 3945/1 md.) Mahalli teşkilatın yönetim kurulu başkan ve üyelerinden, görev yaptıkları yerden aday adayı olmak isteyenlerin görevlerinden istifa etmelerine ilişkin usul ve esaslar siyasi partilerin tüzüklerinde belirlenir.

             Bu hükümlere aykırı hareket edenlerin adaylığı Yüksek Seçim Kurulu tarafından iptal edilir.

             Siyasi partilerin genel başkanlığı; partilerinin, aday adayları listelerini ve seçim çevrelerini önseçimin yapılacağı tarihten en az yirmi gün önce saat onyediye kadar Yüksek Seçim Kuruluna ve ilgili il ve ilçe seçim kurullarına bildirir. Kurullarca ilgiliye bir alındı belgesi verilir.

             Bu bildirimden sonra adaylıktan çekilmek önseçime kadar dikkate alınmaz. Ancak, bu gibiler aday seçilmişlerse çekilmeleri hüküm ifade eder. Ölüm halinde de aynı hüküm uygulanır.

Kurulların oluşumu:

             Madde 41 – Önseçimde:

a) İlçe seçim kurulu; ilçe seçim kurulu başkanı ile dört üyeden oluşur.

             (Değişik: 28/3/1986 – 3270/12 md.) Üyelerden ikisi o ilçede görev yapan Devlet memurları arasından seçilir. Bunlar kurulun devamlı üyesidirler. İki üye ise aday adayı olmayan parti üyeleri arasından belirlenir. Bunlar, üyesi bulundukları parti adına o parti adayları için yapılacak önseçim işlemleri ile ilgili olarak kurula katılırlar.

             Aynı usulle ikişer yedek üye de seçilir.

             Birden fazla ilçe seçim kurulu bulunan ilçelerde, bu Kanunla ilçe seçim kurulu başkanına veya ilçe seçim kuruluna verilmiş bulunan görevler, birinci ilçe seçim kurulu başkanı veya kurulu tarafından yerine getirilir.

b) Sandık kurulu; bir başkan ile dört asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Sandık başkanı ile iki asıl, iki yedek üye Devlet memurları arasından, iki asıl iki yedek üye de partiler tarafından yukarıdaki fıkra esaslarına göre belirlenir.

             Kurullardaki üyelerin gelmemesi halinde yedekleri alınır; noksanlık yedeklerle giderilemiyorsa durum bir tutanakla tespit edilir ve kurul başkanı tarafından yukarıda nitelikleri açıklanan kimselerden seçilmek suretiyle tamamlanır.

             Önseçimlere hangi siyasi partilerin hangi seçim çevrelerinden katılacakları, partilerin aday adayları listelerinin Yüksek Seçim Kuruluna bildirildiği tarihten itibaren üç gün içinde ilan edilir. İlçe seçim kurulunca siyasi partilerin her biri için parti seçmen listesinde kayıtlı her bin seçmene bir sandık ve kapalı hücre bulundurulur ve sandıkların yerleri tespit edilerek mutat vasıtalarla ilan olunur. Bu husus ayrıca ilgili siyasi partilere de duyurulur.

             Parti seçmen listesi:

             Madde 42 – Siyasi partilerin ilçe teşkilatı, kendi çevrelerindeki üyelerini muntazam kayıt ve sıra numarası ve partiye giriş çıkış tarihleri ve üye hakkında diğer bilgileri ihtiva eden bir üye kayıt defterine kaydederler.

             Üye kayıt defterleri, ilçe seçim kurulu başkanının denetimi altındadır. Üye kayıt defterleri, en az altı ayda bir defa ilçe seçim kurulu başkanı tarafından incelenir ve kayıtların usule uygun olarak tutulup tutulmadığı bir tutanakla tespit edilir.

             (Değişik: 31/3/1988 – 3420/5 md.) Üye Kayıt Defterinde Parti üyesi olarak kayıtlı bulunan ve Cumhuriyet Başsavcılığınca seçim kurullarına gönderilen listelerde yer alan üyeler önseçimde oy kullanabilir.

             (Değişik: 31/3/1988 – 3420/5 md.) Önseçimlerin yapılacağı tarih itibariyle bir önceki yılın son gününe kadar bu Kanunun 10 uncu maddesine göre Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilen üyeler önseçimde oy kullanabilir.

             (Değişik: 31/3/1988 – 3420/5 md.) İlçe Seçim Kurulları üye listelerini önseçimden en az otuz gün evvel elinde olacak şekilde Cumhuriyet Başsavcılığından temin eder.

             (Değişik: 31/3/1988 – 3420/5 md.) Siyasi Partiler kayıtlı üyelerin tamamı dışında başka bir usulle aday yoklaması yapacaksa bu halde oy kullanacak seçmen listelerini önseçimden en az otuz gün önce ilçe seçim kurulu başkanlığına üye kayıt defterleri ile birlikte vermek zorundadırlar.

             (Değişik: 31/3/1988 – 3420/5 md.) Bu listeler önseçim tarihinden 25 gün önce parti yönetim kurulu ve ilçe seçim kurulu binaları önüne asılır. Sekizinci fıkradaki itiraz süresinden sonra kesinleşen listelere göre parti seçmen kartları ilçe seçim kurulu başkanlığınca her üyeye dağıtılır.

             Parti üyeleri, parti seçmen listesine, asıldığı tarihten itibaren onbeş gün içinde yazıyla itiraz edebilirler. İtirazlar ilçe seçim kurulu tarafından incelenir ve en geç iki gün içinde kesin olarak karara bağlanır. İtirazın yerinde görülmesi halinde parti seçmen listesi düzeltilir.

             Önseçimde propaganda ile ilgili hükümler:

             Madde 43 – Aday yoklamalarına katılan aday adayları için propaganda yapmak amacı ile açık hava toplantıları, örf ve adete göre sohbet toplantısı sayılanlar hariç olmak üzere kapalı salon toplantıları tertiplenemez, duvar ilanı, el ilanı ve her nevi matbua, ses ve görüntü bantlarıyla propaganda yapılamaz. Bu tür toplantılarda başka aday adaylarına karşı kötüleyici beyanlarda bulunulması yasaktır.

             Siyasi partiler, tüzüklerinde gösterilmek kaydıyla aday adayları için bunların vereceği bilgileri de esas alarak aday adaylarının meslek veya sanat hayatlarındaki derece, başarı ve eserlerini, memlekete yaptığı hizmetleri gösterir, vesikalık fotoğraflarını taşıyan matbualar bastırıp dağıtabilir. Aday adaylarının soyadı alfabe sırasına göre düzenlenecek benzer bilgileri içeren matbualar sandık başlarına asılabilir.

            Aday adayları, mensup oldukları partinin programı, büyük kongresinin ve yetkili merkez organlarının kararları ile partinin seçim bildirisi dışında, milli, mahalli yahut mesleki çapta herhangi bir vaadde bulunamazlar (…).(1)

            Aday adayları, önseçimlerde oy kullanacak partili üyelere veya yakınlarına maddi çıkar sağlama amacı güdemezler; önseçimlerde oy kullanacakları etkilemek maksadıyla meşru ve hukuka uygun olmayan davranışlarda bulunamazlar.

            Kuruldaki parti üyesinin görevini yerine getirmemesi:

            Madde 44 – Önseçim günü oy verilmesine başlanmazdan önce veya oy verme sırasında ilçe seçim kuruluna dahil siyasi parti üyesi görevini yapmazsa, ceza hükümleri saklı kalmak üzere, yerine siyasi partilerin sıradaki yedek üyesi getirilir. Bu da mümkün olmazsa, bu husus tutanağa geçirilir ve eksikler sandık alanı çevresindeki parti üyesi olabilme yeterliğine sahip ve okur – yazar olanlar arasından ilçe seçim kurulu başkanının seçeceği kimse ile tamamlanır.

            Müşahitler:

            Madde 45 – Önseçim sırasında siyasi partilerin birer müşahidi, kendi partilerine ait sandık başı işlemlerini takip etmek üzere hazır bulunabilir. Önseçimde aday olanlar, müşahit sıfatıyla sandık başında bulunamazlar.

____________

 (1) Bu fıkrada yer alan “ve Türkçe ’den başka dil ve yazı kullanamazlar” ibaresi, 2/3/2014  tarihli ve 6529 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

             Oy pusulası:

             Madde 46 – Siyasi partiler, 40 ıncı maddeye göre bildirdikleri aday adayları listelerini içeren oy pusulalarını çoğaltarak il ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına yeteri kadar zarf ile birlikte verirler. İlçe seçim kurulu başkanlıkları oy pusulalarını ve zarfları mühürledikten sonra, seçim günü sandık başkanlıklarında hazır bulundururlar.

             Sandık başına gelen partili seçmene, sandık kurulu başkanı veya görevlendireceği kurul üyesi oy pusulasını, sandık kurulu başkanlığının mühürü ile mühürledikten sonra verir.

             (Değişik: 28/3/1986 – 3270/14 md.) Partili seçmen, aday adaylarının karşısına işaret koymak suretiyle tercihini kullanır. İşaretleme, (…)(1) o seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısından çok ve yarısından az olamaz. İşaretlemede belirlenen miktar ve nispetlere uyulmaması, oy pusulalarının geçersiz sayılmasını gerektirir.

             Kimliğin tespiti:

             Madde 47 – Önseçimlerde oy vermek için parti seçmen kartının gösterilmesi şarttır. Bu belgeyi göstermeyenlerden veya belgenin sahibi olduğunda tereddüt edilenlerden parti hüviyet cüzdanı, o da yoksa nüfus hüviyet cüzdanı istenir.

             Son işlemler:

             Madde 48 – Yüksek Seçim Kurulu, il seçim kurullarından gelen önseçimle tespit edilmiş parti adayları listelerinin tasdikli birer örneğini derhal ilgili partilerin genel başkanlıklarına teslim eder. Parti genel başkanlıkları, 38 inci madde ve parti mevzuatı gereğince merkez adayı olarak seçilen parti adaylarını bu listelere dahil ederek seçim çevrelerine göre düzenleyecekleri parti adayı cetvellerini, kanun hükümlerine göre Yüksek Seçim Kuruluna süresi içerisinde bildirirler.

             Önseçim evrakının saklanması:

             Madde 49 – Hesaba katılan, katılmayan ve itiraza uğramış olan oy pusulaları; sayım ve döküm cetvelleri ve adaylığa seçilme tutanaklarıyla diğer her türlü evrak, milletvekili seçimlerinin kesin sonuçlarının ilanı tarihinden itibaren üç ay süreyle ilçelerde ilçe seçim kurulu başkanı ve illerde il seçim kurulu başkanı tarafından saklanır.

             Bu evrak, Yüksek Seçim Kurulunun istemi olmaksızın hiçbir yere gönderilmez.

             İtiraz hakkı:

             Madde 50 – Seçim ve sandık kurullarının veya kurul başkanlarının kesin olmayan kararlarına karşı ilgili siyasi parti, o siyasi partiden önseçimde aday adayı olanlar veya o siyasi partilerin teşkilat kademelerinin başkanları veya vekilleri ile parti müşahitleri itiraz edebilirler.

             Önseçim tutanağı ve tutanağın iptali:

             Madde 51 – Önseçimlerde, her siyasi parti için ayrı ayrı düzenlenecek basılı tutanak kağıdında o partiden aday olmak üzere önseçimde aday olmuş bulunanların aldıkları oyların toplamı, rakam ve yazı ile belirtilir. Bu tutanak ilçe seçim kurulu başkanı ve üyelerince imzalanır.

             Aynı miktarda oy almış olanlar arasındaki sırayı ilgili siyasi partinin merkez karar ve yönetim kurulu tespit eder.

——————————

(1)    Bu fıkrada yeralan “kontenjan adayları hariç” ibaresi, 27/10/1995 tarih ve 4125 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, metinden çıkarılmıştır.

             Adaylık tutanağına yapılan itiraz, oyların dökümüne veya sayımına ilişkin olduğu ve yeniden yapılan döküm ve sayım sonucunda tutanakların iptaline karar verildiği takdirde, yeniden yapılan döküm ve sayım sonucuna göre seçildikleri anlaşılanlara Yüksek Seçim Kurulu tarafından tutanakları verilir.

             Bir seçim çevresinde önseçimin, önseçim işlemleri sebebiyle iptaline karar verildiği takdirde, önseçim yenilenmez ve bu seçim çevresi için bütün adaylar 38 inci maddede yazılı kurul tarafından tespit edilir.

             Adaylardan yalnız birinin veya birkaçının tutanağının iptaline karar verildiği hallerde, tutanakları iptal olunan adayların yerine önseçimde aldıkları oy sırasına göre başta gelenlere tutanak verilir. Sırada olanlar yetmediği takdirde boş kalan yerlerin doldurulması için bu maddenin yukarıdaki fıkrası uygulanır.

             Belli bir seçim için parti adaylarının Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesinden sonra, önseçim ve adaylarla ilgili itiraz ve şikayetler dikkate alınmaz. Daha önce yapılmış olan itiraz ve şikayetler üzerine başlamış olan işlemler durdurulur.

             Mahalli seçimler yoklaması:

             Madde 52 – Siyasi partilerin, mahalli idareler seçimleri için aday gösterebilecekleri hallerde, bu adayların nasıl seçilecekleri ve yoklamalarının nasıl yapılacağı ilgili kanundaki esaslara göre belirlenir.

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Disiplin işleri

             Disiplin suçları ve cezaları:

             Madde 53 – Siyasi partilerin disiplin kurullarınca verilebilecek cezalar, uyarma, kınama, partiden veya gruptan geçici veya kesin olarak çıkarma cezalarıdır.

             Disiplin kurullarının vermeye yetkili oldukları disiplin cezaları ile hangi halde ne tür disiplin cezası verileceğinin parti tüzüğünde belli edilmesi zorunludur.

             Partinin hangi organ ve mercilerinin kimler hakkında ve hangi disiplin kurulunda disiplin cezası isteminde bulunabileceği ve disiplin cezalarına karşı yapılan itirazları incelemeye yetkili üst disiplin kurulları ve itirazın usul ve şartları, kanunda belirtilmeyen hallerde, parti tüzüğü ile düzenlenir.

             Disiplin kurullarınca parti üyeleri hakkında verilen kararlar gerekçeleriyle birlikte en geç otuz gün içinde ilgiliye tebliğ olunur.

             Bir partiye mensup milletvekilinin; o partinin Türkiye Büyük Millet Meclisi grubu üyeliğinden kesin olarak çıkarılması, partiden çıkarılmayı ve partiden kesin olarak çıkarılması da Türkiye Büyük Millet Meclisi parti grubu üyeliğinden çıkarılmayı gerektirir.

             Bir üyenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi parti grubundan geçici olarak çıkarılması hakkında verilen ceza, bu üyenin ceza süresince gruptaki çalışmalara katılmamasını gerektirir.

             Hakkında geçici çıkarma cezası verilen parti üyesi, faaliyetine katılamayacağı parti organlarına hiçbir teklif yapamaz. Ancak bu hüküm o üyenin parti tüzüğüne, programına, partinin diğer mevzuatına ve organlarının bağlayıcı kararlarına uyması zorunluğunu ortadan kaldırmaz. Geçici çıkarma cezası verilen parti üyelerine, parti içinde hiçbir görev verilemez.

             Disiplin kurulları üyelerinin seçilmesi:

             Madde 54 – Siyasi partilerin disiplin kurullarının üyeleri kongrelerce gizli oyla seçilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi grubu disiplin kurulu üyelerinin seçimi, en az iki yıl için olmak üzere, parti tüzüğünde gösterildiği şekilde yapılır.

             Disiplin kurullarının çalışması:

             Madde 55 – Disiplin kurulları, üye tamsayısının en az üçte iki çoğunluğuyla toplanır ve hazır bulunanların çoğunluğuyla karar verir. Ancak 101 inci maddenin (d – 1) bendinde gösterilen haller dışında, partiden kesin çıkarma cezaları için üye tamsayısının çoğunluğunun kararı gereklidir.

             Disiplin kuruluna sevk edilen partili, yazılı veya sözlü savunma hakkına sahiptir. Savunma için süre, savunmaya çağrı belgesinin ilgiliye tebliği tarihinden başlamak üzere onbeş gündür. Ancak, seçimlerde veya herkesin gözü önünde açıkça veya yayın yoluyla işlenen disiplin suçlarında bu süre yedi gündür. Savunma süresini geçirenler, savunma hakkından vazgeçmiş sayılırlar. Savunmaya çağırma, disiplin kurulu başkanlığınca yazı ile yapılır. Bu yazıda uygulanması istenen disiplin cezası ile bu cezanın istenmesine sebep olan fiiller açıkça gösterilir.

             Disiplin işleriyle ilgili görüşme ve karar yasağı:

             Madde 56 – Disiplin kurullarına sevk yetkisine sahip bulunan parti organ ve mercilerinin kararları ile disiplin kurullarınca verilen disiplin cezaları hakkında, siyasi partilerin her kademesindeki kongrelerinde görüşme yapılamaz ve bu konularda karar alınamaz.

             58 inci madde hükmü saklıdır.

             Disiplin cezalarına itiraz:

             Madde 57 – (Değişik: 28/3/1986 – 3270/15 md.)

             Hakkında partiden veya gruptan geçici veya kesin çıkarma cezası verilen parti üyesi, bu cezaya karşı disiplin kuruluna sevkeden organ veya merci veya disiplin kurulunun görev ve yetkisizliği veya alınan kararların kanuna, parti tüzüğüne ve içyönetmeliğe şekil ve usul bakımından aykırı bulunduğu iddiasıyla, parti itiraz yollarını kullandıktan sonra nihai karar niteliğindeki son karara karşı otuz gün içinde nihai kararı veren merciin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine itiraz edebilir. Mahkeme bu itirazları, diğer işlerden önce ve en geç otuz gün içinde basit muhakeme usulüne göre inceleyerek karara bağlar, bu karar kesindir.

             Af yetkisi:

             Madde 58 – Disiplin kurullarınca verilen cezaların partinin hangi organı tarafından ve ne şekilde affedileceği siyasi partilerin tüzüklerinde gösterilir.

             Disiplin konusunda tedbir kararı:

             Madde 59 – Partiden geçici çıkarmayı veya kesin çıkarmayı gerektiren hallerde, disiplin cezası verilmesi için sevk kararı almaya yetkili olan parti organları, tedbir niteliğinde olmak üzere, disiplin kuruluna sevk edilen üyeyi parti içindeki görevlerinden derhal uzaklaştırabilirler.

             İlgili, bu tedbir kararının kaldırılmasını sevk edildiği disiplin kurulundan isteyebilir. Bu istek, disiplin kurulu tarafından yedi gün içinde karara bağlanır.

DOKUZUNCU BÖLÜM

Parti Defterleri

             Tutulacak defter ve kayıtlar:

             Madde 60 – Her kademedeki parti organları üye kayıt defteri, karar defteri, gelen ve giden evrak kayıt defteri, gelir ve gider defteri ile demirbaş eşya defteri tutmak zorundadırlar.

             Üye kayıt defteri, mahalle ve köy esasına göre tutulur.

              Karar defteri, ilgili organın kararlarını, tarih ve numara sırasıyla ihtiva eder. Kararlar oylamaya katılanlar tarafından imzalanır. Kongrece alınan kararları da ihtiva etmesi gereken kongre tutanak özetleri başkanlık divanı üyelerince imzalanır.

             Gelen ve giden evrak tarih ve numara sırasıyla gelen ve giden evrak kayıt defterine kaydedilir ve gelen evrakın asılları ile gönderilen evrakın örnekleri bu tarih ve numaralar altında dosyalarda saklanır.

             Parti adına elde edilen gelirlerin alındığı ve yapılan giderlerin ne gibi işlere ve yerlere harcandığı ilgili defterlere sıra ile ve belgeleri de belirtilerek geçirilir.

             Bütün defterlerin sayfaları ve kaç sayfadan ibaret oldukları teşkilatın bulunduğu ilgili seçim kurulu başkanı tarafından mühürlenir ve tasdik edilir.

             Partiye giriş işlemlerini gösteren üyelik beyannamelerinin birer örneği ilçe ve il kademesinde, alfabetik sıra esasına göre tasnif edilmiş olarak ayrı bir dosyada saklanır.

             Parti organ ve kurullarınca tutulmasında fayda görülen diğer defterler, parti tüzük ve içyönetmeliklerinde gösterilir.

             Parti genel merkezinde üye kayıt defterlerinin özetinin nasıl tutulacağı, bütçe ve kesinhesabın nasıl hazırlanıp düzenleneceği parti içyönetmeliğiyle belirtilir.

ÜÇÜNCÜ KISIM

Mali Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

Partilerin Gelirleri

             Gelirler ve kaynakları (1)

             Madde 61 – (Birinci fıkra Ek: 12/8/1999 – 4445/6 md.) Siyasi partilerin gelirleri amaçlarına aykırı olamaz.

             Siyasi partiler aşağıda belirtilen gelirleri elde edebilirler:

a) Parti üyelerinden alınacak giriş aidatı ile üyelik aidatı,

b) Partili milletvekillerinden alınacak milletvekilliği aidatı,

c) (Değişik: 31/3/1988 – 3420/6. md.) Milletvekili, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclis üyeliği aday adaylarından alınacak  özel aidat, (Bu aidatlar 64 üncü maddedeki esaslar dahilinde siyasi partilerin yetkili merkez karar organlarınca tespit ve tahsil olunur.)

d) Parti bayrağı, flaması, rozeti ve benzeri rumuzların satışından sağlanacak gelirler,

e) Parti yayınlarının satış bedelleri,

f) Üye kimlik kartlarının ve parti defter, makbuz ve kağıtlarının sağlanması karşılığında alınacak paralar,

g) Partice tertiplenen balo, eğlence ve konser faaliyetlerinden sağlanacak gelirler,

h) Parti mal varlığından elde edilecek gelirler,

i) Bağışlar.

j) (Ek: 27/6/1984 – 3032/1 md.) Devletçe yapılan yardımlar.(2)

             (h) bendinde yazılı parti mal varlığından elde edilen gelirler hariç olmak üzere, diğer bentlerde yazılı kaynaklardan elde edilen gelirlerden hiçbir surette vergi, resim ve harç alınmaz. (3)

             Giriş ve üyelik aidatı:

             Madde 62 – Parti üyelerinden alınacak giriş aidatının miktarı ile üyelik aidatının alt ve üst sınırları parti tüzüğünde gösterilir.

——————————

(1)    Bu madde başlığı, “Gelir Kaynakları” iken; 12/8/1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(2)    Bu hükmün uygulanmasında ek 1 inci maddeye bakınız.

(3)    İthalde alınan her türlü vergi, resim ve harç muafiyeti hükümleri, 6/5/1986 tarih ve 3283 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

            Her üye, aylık veya yıllık olarak üyelik aidatı ödemeyi partiye girişinde kabul etmek zorundadır.

             Parti üyesi, vermeyi kabul ettiği aidatın miktarını, parti tüzüğüne uygun olmak şartıyla, kayıtlı bulunduğu teşkilat kademesi başkanlığına yazı ile bildirerek artırabilir.

             Partiye borçlu olduğu yıla ait aidatın tamamını veya bir kısmını ödemeyen parti üyesi hakkında, partiden geçici veya kesin olarak çıkarmaya dair disiplin cezaları uygulanmaz. Aidatını ödemesi için yapılan yazılı tebligata rağmen belirtilen süre içerisinde ödemede bulunmayan üye hakkında yapılacak  işlem ve uygulanacak yasaklamalar parti tüzüğünde gösterilir.

             Milletvekili aidatı:

             Madde 63 – Bir siyasi partiye mensup milletvekillerinin, ne miktar aidat ödeyeceği ve bu suretle toplanan paraların grup faaliyetlerine ve parti merkezine hangi miktarlarda ayrılacağı, Türkiye Büyük Millet Meclisi parti grubu kararıyla belli edilir. Ancak, bu miktarın yıllık tutarı milletvekili ödeneğinin net bir aylık tutarını geçemez.

             Grubu olmayan milletvekillerinin ödeyeceği aidat, yukarıdaki fıkrada belirtilen miktarın yarısını geçmemek kaydıyla merkez karar ve yönetim kurulunca tespit edilir.

             Milletvekili aday adaylığı aidatı:

             Madde 64 – Milletvekili aday adaylarından alınacak özel aidat, milletvekili ödeneğinin net bir aylık tutarını aşmamak kaydıyla parti içyönetmeliklerinde gösterilir.

             Satış bedelleri:

             Madde 65 – Bu Kanunun 61 inci maddesinin (d), (e) ve (f) bentlerinde gösterilen satış bedelleri, merkez karar ve yönetim kurulunun kararı ile tespit edilir.

             Bağışlar:

             Madde 66 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/7 md.)

             Genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler ve muhtarlıklar, kamu iktisadi teşebbüsleri, özel kanunla veya özel kanunla verilen yetkiye dayanılarak kurulmuş bankalar ve diğer kuruluşlar, kamu iktisadi teşebbüsü sayılmamakla beraber ödenmiş sermayesinin bir kısmı Devlete veya bu fıkrada adı geçen kurum, idare, teşebbüs, banka veya kuruluşlara ait müesseseler, siyasi partilere hiçbir suretle taşınır veya taşınmaz mal veya nakit veya haklar bağışlayamaz ve bu gibi mal veya hakların kullanılmasını bedelsiz olarak bırakamazlar; bağlı oldukları kanun hükümleri dışında siyasi partilere ayni hakların devrine dair tasarruflarda bulunamazlar. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, işçi ve işveren sendikaları ile bunların üst kuruluşları, dernekler, vakıflar ve kooperatifler, özel kanunlarında yer alan hükümlere uymak koşuluyla siyasi partilere maddi yardım ve bağışta bulunabilirler.

             Yukarıdaki fıkranın dışında kalan gerçek ve tüzel kişilerin her birinin bir siyasi partiye aynı yıl içerisinde iki milyar liradan fazla kıymette ayni veya nakdi bağışta bulunması (Ek ibare: 2/1/2003-4778/8 md.) veya yayınları kullandırması yasaktır. Bağış veya bağışların bağışta bulunana veya yetkili temsilcisine veya vekiline ait olduğunun partice verilen makbuzda açıkça belirtilmesi gerekir. Böyle bir belgeye dayanılmaksızın siyasi partilerce bağış kabul edilemez.(Ek cümle: 13/2/2011-6111/181 md.) Siyasi partilerin adına açılmış banka hesaplarına yapılan bağışlar için ayrıca gelir makbuzu düzenlenmez.

             Siyasi partiler, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden herhangi bir suretle ayni veya nakdi yardım ve bağış alamazlar.

             Ticari faaliyet, kredi ve borç alma yasağı (1)

             Madde 67 – (Değişik birinci cümle: 12/8/1999 – 4445/8 md.) Siyasi partiler ticari faaliyette bulunamazlar, kredi veya borç alamazlar. Ancak, ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 66 ncı maddenin 1 ve 3 üncü fıkralarında gösterilenler dışında kalan gerçek ve tüzelkişilerden kredili veya ipotek karşılığı mal satın alabilirler.

             Taşınmaz mal edinme:

             Madde 68 – Siyasi partiler, ikametleri ile amaç ve faaliyetleri için gerekli olanlardan başka taşınmaz mal edinemezler. Partiler, amaçları içinde olmak şartıyla sahip oldukları taşınmaz mallardan gelir sağlayabilirler.

             (İkinci fıkra Mülga: 12/8/1999 – 4445/25 md.)

             Gelirlerin sağlanmasında usul:

             Madde 69 – Bir siyasi partinin bütün gelirleri, o siyasi partinin tüzelkişiliği adına elde edilir.

             Siyasi partilerin genel merkezlerinin ve teşkilat kademelerinin gelirleri, parti merkez karar ve yönetim kurulunca bastırılan makbuzlar karşılığında alınır. Bastırılan ve parti teşkilat kademelerine gönderilen gelir makbuzlarının seri ve sıra numaralarına ait kayıtlar parti genel merkezinde tutulur. Parti teşkilat kademeleri aldıkları ve kullandıkları makbuzlar dolayısıyla parti merkez karar ve yönetim kuruluna karşı mali sorumluluk taşırlar.

             Sağlanan gelirin türü ve miktarıyla, gelirin sağlandığı kimsenin adı, soyadı ve adresi, makbuzu düzenleyenin sıfatı, adı, soyadı ve imzası, makbuzda ve dip koçanlarında yer alır.

             Makbuzların asıl kısımlarıyla dip koçanlarında aynı sıra numarası bulunur. Makbuz dip koçanlarının saklama süresi, Anayasa Mahkemesinin ilk inceleme kararının ilgili partiye bildirilme tarihinden itibaren beş yıldır.

İKİNCİ BÖLÜM

Partilerin Giderleri

             Giderlerin yapılmasında usul:

             Madde 70 – (Ek: 12/8/1999 – 4445/9 md.) Siyasi partilerin giderleri amaçlarına aykırı olamaz.

             Bir siyasi partinin bütün giderleri, o siyasi parti tüzelkişiliği adına yapılır.

             Beşmilyon liraya kadar harcamaların makbuz veya fatura gibi bir belge ile tevsik edilmesi zorunlu değildir. Ancak, bütün harcamaların yetkili organ veya merciin kararına dayanması şarttır. Şu kadar ki, yetkili organca onaylanan bütçede öngörülmüş bulunmak kaydıyla beşmilyon lirayı aşmayan harcamalar ile genel tarifeye bağlı giderler için ayrıca karar alınmasına gerek yoktur. (2)

             Giderlere ait belgeleri saklama süresi, özel kanunlarda gösterilen daha uzun süreye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, kesinhesabın Anayasa Mahkemesinin ilk inceleme kararının ilgili partiye bildirilme tarihinden itibaren beş yıldır.

             Parti teşkilatı bağlı bulunduğu üst kademeye, gelir ve giderleri hakkında parti tüzüğünde gösterilen sürede hesap vermekle yükümlüdür. Bu süre altı aydan fazla olamaz.

——————————

(1)    Bu maddenin başlığı, “kredi ve borç alma yasağı” iken, 12/8/1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(2)    Bu fıkrada yeralan “beşbin” ibaresi, 12/8/1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle “beşmilyon” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

              Mali sorumluluk:

             Madde 71 – Siyasi partilerin yapacakları giderler, sözleşmeler ve girişecekleri yükümlülükler; genel merkezde parti tüzelkişiliği adına, illerde il yönetim kurulu adına ve ilçelerde ilçe yönetim kurulu adına yetkili kılınan kişi veya kurulca yapılır.

             Siyasi partilerin il ve ilçelerdeki teşkilat kademeleri tarafından parti tüzelkişiliği adına sözleşme yapılmasına ve yükümlülük altına girilmesine ilişkin esaslar, merkez karar ve yönetim kurulunca tespit olunur. Bu esaslara aykırı olarak yahut siyasi partilerin tüzüklerine göre merkez karar ve yönetim kurulunca önceden yazılı yetki verilmediği veya sonradan bir kararla onaylanmadığı takdirde, partinin teşkilat kademelerinin yaptıkları sözleşme ve giriştikleri yükümlülüklerden dolayı, parti tüzelkişiliği hiçbir suretle sorumlu tutulamaz; merkez karar ve yönetim kurulu veya genel başkan veya parti tüzelkişiliği aleyhine takipte bulunulamaz. Bu takdirde sorumluluk, sözleşmeyi yapan veya yükümlülük altına giren kişi veya kişilere ait olur.

             Borç verme yasağı:

             Madde 72 – Siyasi partiler, üyelerine ve diğer gerçek ve tüzelkişilere hiçbir şekilde borç veremezler.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Parti İçi Mali İşlemler

             Parti bütçeleri ve kesinhesabı:

             Madde 73 – Siyasi partilerin, bağlı ilçeleri de kapsamak üzere iller teşkilatı ayrı ayrı gelir tahminlerini ve gider miktarlarını gösteren bir yıllık bütçe hazırlarlar ve ilgili takvim yılından önceki Ekim ayı sonuna kadar genel merkeze gönderirler. Bu bütçeler ile aynı süre içinde hazırlanacak genel merkez bütçesi en geç ilgili takvim yılından önceki Aralık ayı sonuna kadar parti merkez karar ve yönetim kurulunca incelenir ve karara bağlanır.

             Siyasi partilerin hesapları bilanço esasına göre düzenlenir.

             Parti merkezi ve bağlı ilçeleri de kapsamak üzere iller teşkilatı her bütçe yılını izleyen Nisan ayı sonuna kadar, bir evvelki yıla ait uygulama sonuçlarını gösteren kesinhesaplarını hazırlarlar. İller teşkilatından gönderilenler ve parti merkezine ait olan kesinhesaplar, merkez karar ve yönetim kurulunca incelenerek karara bağlanır ve birleştirilir.

             Siyasi partilerin bütçeleri, bilançoları, gelir ve gider cetvelleri ile kesinhesaplarının nasıl düzenleneceği partilerin iç yönetmeliklerinde gösterilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Anayasa Mahkemesince Yapılacak Mali Denetim

             Kesinhesabın gönderilmesi:

            Madde 74 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/10 md.)

             Siyasi partilerin mali denetimi Anayasa Mahkemesince yapılır. Anayasa Mahkemesi, siyasi partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin Kanuna uygunluğunu denetler. (Ek cümleler: 13/2/2011-6111/180 md.) Ancak yapılacak kanuna uygunluk denetimi siyasi partilerin amaçlarına ulaşmak için yapılmasında fayda görülen faaliyetleri daraltacak veya bu faaliyetlerin yerindeliğini içerecek şekilde yapılamaz. Denetimde harcamaların gerçek mahiyeti esas alınır. Şekle ve usule ilişkin eksiklikler harcamaların kabul edilmemesini gerektirmez.

             Siyasi partilerin genel başkanları, karara bağlanarak birleştirilmiş bulunan kesin hesap ile parti merkez ve bağlı ilçeleri de kapsayan iller teşkilatının kesin hesaplarının onaylı birer örneğini Haziran ayı sonuna kadar Anayasa Mahkemesine ve bilgi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına vermek zorundadırlar. Bu belgelere, ilgili siyasi partinin aynı hesap döneminde edindiği taşınmaz ve değeri yüz milyon lirayı aşan taşınır malların, menkul kıymetlerin ve her türlü hakların değerleri ile edinim tarihlerini ve şekillerini de belirten listeleri eklenir.

(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/180 md.) Siyasi parti hakkında kapatma kararı verilmiş olması halinde kapatma kararının verildiği tarihe kadar olan döneme ilişkin hesaplar da Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenerek karara bağlanır. Bu takdirde denetime esas kesin hesabın verilmesi ve denetime ilişkin diğer esas ve usuller Anayasa Mahkemesi tarafından belirlenir.

(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/180 md.) Siyasi partiler amaçlarına ulaşmak için gerekli gördükleri siyasi faaliyetleri kapsamında her türlü harcama yapabilirler.

(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/180 md.) Siyasi partiler mal ve hizmet alımı ile yapım işlerini, açık ihale, kapalı zarf usulü ve yazılı veya sözlü olmak üzere doğrudan veya pazarlık usullerinden herhangi biri ile yapabilir.

(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/180 md.) Siyasi partiler harcamalarını fatura, fatura yerine geçen belgeler ile bu belgelerin temin edilmesinin mümkün olmadığı hallerde harcamanın doğruluğunu gösterecek muhtevaya sahip olmak şartıyla diğer belgelerle tevsik ederler. Ancak kaybolma, yırtılma ve yanma gibi mücbir sebeplerle aslının temin edilemediği hallerde, fatura ve fatura yerine geçen belgeler yerine bu belgeleri düzenleyenlerden alınacak tasdikli örnekleri kullanılabilir.

(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/180 md.) Siyasi partiler ücret mukabili geçici veya sürekli olarak çalıştırdıkları kişilere ödedikleri ayni ve nakdi sağlık ve sosyal yardım giderleri ile amaçlarına ulaşmak için görevlendirdikleri kişiler tarafından yapılan yurt içi ve yurt dışı seyahatlere ilişkin konaklama, yol masrafları ve diğer zorunlu harcamaları gider olarak kayıt edebilirler.

(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/180 md.) Siyasi partiler, mal ve hizmet alım sözleşmelerinden kaynaklanan mahkeme kararları ile ödedikleri miktarı ve masraflarını gider olarak kaydedebilirler.

             Denetim:

             Madde 75 – Anayasa Mahkemesi, kesinhesaplara ait bilgilerin belgelendirilmesini siyasi partilerden her zaman isteyebilir.

             Anayasa Mahkemesi denetimini evrak üzerinde yapar. (Değişik ikinci cümle: 12/8/1999- 4445/11 md.) Bu denetimi, Sayıştaydan yardım sağlanarak hazırlatacağı raporlar üzerinden yapabileceği gibi, siyasi partilerin genel merkezlerinde ve mahalli teşkilatlarında doğrudan doğruya veya kendi üyeleri arasından görevlendireceği bir naip üye veya mahallin en kıdemli adli veya idari yargı hakimi niyabetinde yaptıracağı inceleme ve araştırmalar üzerinden de yapabilir. Bu maksatla, yeminli bilirkişi görevlendirebilir.

             Anayasa Mahkemesi, ilgili siyasi partinin başkanından veya temsilcisinden yazılı mütalaa isteyebilir; gerekli görürse sorumlu uzman muhasipler de dahil ilgililerin sözlü açıklamalarını dinleyebilir.

             Anayasa Mahkemesi denetimi sonunda, o siyasi partinin gelir ve giderlerinin doğruluğuna ve kanuna uygunluğuna veya kanuna uygun olmayan gelirler ile giderler dolayısıyla da bunların Hazineye gelir kaydedilmesine karar verir.

             Siyasi partilerin büyük kongrelerinin kesinhesaplar hakkındaki kararları, Anayasa Mahkemesinin denetimini etkilemez. (Ek cümle: 12/8/1999 – 4445/11 md.) Anayasa Mahkemesinin bu denetim sonucunda vereceği kararlar kesindir.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Mali Hükümlerin Müeyyideleri

             Hazinece elkoyma:

             Madde 76 – (Değişik birinci fıkra: 12/8/1999 – 4445/12 md.) Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak bağış kabul ettiği,mal veya gelir edindiği Anayasa Mahkemesince tespit edilen siyasi partilerin, bu yolla elde ettikleri gelirlerin tamamının, Kanunda belirtilen miktarlardan fazla gelirlerle, taşınmaz malların kanuni miktarı geçen kısmının karşılığının Hazineye irat kaydedilmesine, taşınmaz malların ise Hazine adına tapuya tesciline karar verilir.

             Bu Kanunun 67 nci maddesi hükmüne aykırı olarak siyasi partilere sağlanan kredi veya borçlar üzerine Anayasa Mahkemesi kararıyla Hazinece elkonulur, kredi veya borcu verene karşı Hazine hiçbir yükümlülük altına girmez.

             Bu Kanunun 69 uncu maddesinde belirtilen esaslara aykırı olarak bir siyasi partinin tevsik edilmeyen kaynaklardan gelir sağladığı anlaşılırsa, Anayasa Mahkemesi kararıyla bu gelir Hazineye irat kaydedilir.

             Belgelendirilmesi gerektiği halde belgelendirilmeyen parti giderleri miktarınca parti malvarlığı, Anayasa Mahkemesi kararıyla Hazineye irat kaydedilir.

             Paraya çevirme:

             Madde 77 – Bu Kanunun 68 inci maddesinde belirtilen esaslara aykırı olarak bir siyasi partinin taşınmaz mallara sahip olduğu anlaşılırsa, Anayasa Mahkemesinin kararıyla ve bu Mahkemenin göstereceği süre içinde siyasi parti tarafından bu malların paraya çevrilmesi yoluna gidilir.

DÖRDÜNCÜ KISIM

Siyasi Partilerle İlgili Yasaklar

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaçlar ve Faaliyetlerle İlgili Yasaklar

             Demokratik Devlet düzeninin korunması ile ilgili yasaklar:

             Madde 78 – Siyasi partiler:

a) Türkiye  Devletinin  Cumhuriyet  olan  şeklini;  Anayasanın  başlangıç  kısmında ve 2  nci maddesinde belirtilen esaslarını;  Anayasanın  3  üncü  maddesinde açıklanan Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, diline, bayrağına, milli marşına ve başkentine dair hükümlerini; egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunun ancak, Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanılabileceği esasını; Türk Milletine ait olan egemenliğin kullanılmasının belli bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı veya hiçbir kimse veya organın, kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağı hükmünü; seçimler ve halkoylamalarının serbest, eşit, gizli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılması esasını değiştirmek;

             Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, dil, ırk, renk, din ve mezhep ayrımı yaratmak veya sair herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzeni kurmak;

             Amacını güdemezler veya bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar, başkalarını bu yolda tahrik ve teşvik edemezler.

b) Bölge, ırk, belli kişi, aile, zümre veya cemaat, din, mezhep veya tarikat esaslarına dayanamaz veya adlarını kullanamazlar.

c) Sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini veya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamazlar ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.

d) Askerlik, güvenlik veya sivil savunma hizmetlerine hazırlayıcı nitelikte eğitim ve öğretim faaliyetlerinde bulunamazlar.

e) Genel ahlak ve adaba aykırı, amaçlar güdemezler ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.

f) Anayasanın hiçbir hükmünü, Anayasada yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde yorumlayamazlar.

İKİNCİ BÖLÜM

Milli Devlet Niteliğinin Korunması

             Bağımsızlığın korunması:

             Madde 79 – Siyasi partiler:

a) Türkiye Cumhuriyetinin, milletlerarası hukuk alanında bağımsızlık ve eşitlik ilkesine dayanan hukuki ve siyasi varlığını ortadan kaldırmak yahut milletlerarası hukuk gereğince münhasıran Türkiye Cumhuriyetinin yetkili olduğu hususlara diğer devletlerin, milletlerarası kuruluşların ve yabancı gerçek ve tüzelkişilerin karışmasını sağlamak amacını güdemezler ve bu amaçlara yönelik faaliyette bulunamazlar.

b) (Mülga: 12/8/1999 – 4445/25 md.)

c) (Değişik: 12/8/1999 – 4445/13 md.) Yabancı devletlerden,uluslararası kuruluşlardan Türk uyruğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden herhangi bir suretle, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yardım kabul edemezler, bunlardan emir alamazlar ve bunların Türkiye’nin bağımsızlığı ve ülke bütünlüğü aleyhindeki karar ve faaliyetlerine katılamazlar.

             Devletin tekliği ilkesinin korunması:

             Madde 80 – Siyasi partiler, Türkiye Cumhuriyetinin dayandığı Devletin tekliği ilkesini değiştirmek amacını güdemezler ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.

             Azınlık yaratılmasının önlenmesi:

             Madde 81 – Siyasi partiler:

a) Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde milli veya dini kültür veya mezhep veya ırk veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunu ileri süremezler.

b) Türk dilinden veya kültüründen başka dil ve kültürleri korumak, geliştirmek veya yaymak yoluyla Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde azınlıklar yaratarak millet bütünlüğünün bozulması amacını güdemezler ve bu yolda faaliyette bulunamazlar.

c) Tüzük ve programlarının yazımı ve yayınlanmasında, kongrelerinde, açık veya kapalı salon toplantılarında, mitinglerinde, propagandalarında Türkçe’den başka dil kullanamazlar; Türkçe’den başka dillerde yazılmış pankartlar, levhalar, plaklar, ses ve görüntü bantları, broşür ve beyannameler kullanamaz ve dağıtamazlar; bu eylem ve işlemlerin başkaları tarafından da yapılmasına kayıtsız kalamazlar. Ancak, tüzük ve programlarının kanunla yasaklanmış diller dışındaki yabancı bir dile çevrilmesi mümkündür.

             Bölgecilik ve ırkçılık yasağı:

             Madde 82 – Siyasi partiler, bölünmez bir bütün olan ülkede, bölgecilik veya ırkçılık amacını güdemezler ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.

             Eşitlik ilkesinin korunması:

             Madde 83 – Siyasi partiler, herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu prensibine aykırı amaç güdemez ve faaliyette bulunamazlar.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Atatürk İlke ve İnkılaplarının ve Laik Devlet Niteliğinin Korunması

             Atatürk ilke ve inkılaplarının korunması:

             Madde 84 – Siyasi partiler, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarmak ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini korumak amacını güden:

a) 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu,

b) 25 Teşrinisani 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun,

c) 30 Teşrinisanı 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun,

d) 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı Kanunun 110 uncu maddesi,

e) 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun,

f) 1 Teşrinisani 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun,

g) 26 Teşrinisani 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun,

h) 3 Kanunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun,

             Hükümlerine aykırı amaç güdemezler ve faaliyette bulunamazlar.

            Atatürk’e saygı:

            Madde 85 – Siyasi partiler, Türk Milletinin Kurtarıcısı, Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Atatürk’ün şahsiyet ve faaliyetlerini veya hatırasını kötülemek veya küçük düşürmek amacını güdemez ve buna yol açabilecek davranış ve faaliyetlerde bulunamazlar. Parti adları ile amblemlerinde Atatürk’ün adını veya resmini kullanamazlar.

            Laiklik ilkesinin korunması ve halifeliğin istenemeyeceği :

            Madde 86 – Siyasi partiler, Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğinin değiştirilmesi ve halifeliğin yeniden kurulması amacını güdemez ve bu amaca yönelik faaliyetlerde bulunamazlar.

            Dini ve dince kutsal sayılan şeyleri istismar yasağı:

            Madde 87 – Siyasi partiler, Devletin sosyal veya ekonomik veya siyasi veya hukuki temel düzenini, kısmen de olsa dini esas ve inançlara uydurmak amacıyla veya siyasi amaçla veya siyasi menfaat temin ve tesis eylemek maksadıyla dini veya dini hissiyatı veya dince mukaddes tanınan şeyleri alet ederek her ne suretle olursa olsun propaganda yapamaz, istismar edemez veya kötüye kullanamazlar.

            Dini gösteri yasağı:

            Madde 88 – Siyasi partiler, herhangi bir şekilde dini tören ve ayin tertipleyemez veya parti sıfatıyla bu gibi tören ve ayinlere katılamazlar.

            Siyasi partiler, dini bayramları, ayinleri ve cenaze törenlerini parti gösterilerine ve propagandalarına vesile yapamazlar.

            Devlet protokolünce düzenlenen cenaze törenleri ile partisinden bir üyenin ölümü halinde veya parti nezaketinin gereği olarak bir diğer parti üyesinin veya bağımsız kişinin cenaze töreninde partinin temsili ve parti adına çelenk gönderilmesi ile anma törenleri, bayramlaşmalar, siyasi propagandaya dönüştürülmemek şartıyla birinci fıkradaki yasağın dışındadır.

            Diyanet İşleri Başkanlığının yerinin korunması:

            Madde 89 – Siyasi partiler, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek özel kanunda gösterilen görevleri yerine getirmek durumunda olan Diyanet İşleri Başkanlığının, genel idare içinde yer almasına ilişkin Anayasanın 136 ncı maddesi hükmüne aykırı amaç güdemezler.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli Yasaklar

            Tüzük ve programlar ile parti faaliyetlerine ilişkin sınırlamalar:

            Madde 90 – Siyasi partilerin tüzük, program ve faaliyetleri Anayasa ve bu Kanun hükümlerine aykırı olamaz.

            Siyasi partiler, tüzük ve programları dışında faaliyette bulunamayacakları gibi seçimlerde başka bir partiyi destekleme kararı da alamazlar.

            Yan kuruluşlar yasağı:

            Madde 91 – (Mülga: 12/8/1999 – 4445/25 md.)

            Dernek, sendika, vakıf, kooperatif ve meslek kuruluşlarıyla siyasi ilişki ve işbirliği yasağı:

            Madde 92 – (Mülga: 12/8/1999 – 4445/25 md.)

            Parti içi çalışmaların demokrasi esaslarına uygun olma zorunluluğu:

            Madde 93 – Siyasi partilerin parti içi çalışmaları, parti yönetimi, denetimi; parti organları için yapılacak seçimler ile parti genel başkanlığınca, genel merkez organlarınca ve parti gruplarınca alınan kararları ve yapılan eylem ve işlemleri parti tüzüğüne, parti üyeleri arasındaki eşitlik ilkesine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.

            Üniforma giydirme ve güvenlik kuvvetlerinin görevlerini üstlendirme yasağı:

            Madde 94 – Siyasi partiler, üyeleri ve personeli için üniforma, üniforma niteliğinde kıyafet veya kol bağı ve benzeri alametler ihdas edemez ve bunları kullandıramazlar. Ancak her kademedeki parti kongreleri ile toplantılarında görevlendirilen parti üyeleri ve personel bu görevleri gereği olarak şerit, kurdela ve benzeri işaretler kullanabilirler.

            Siyasi partiler herhangi bir kimseye veya topluluğa güvenlik kuvvetlerinin görev veya yetkilerini üstlenmesi görevini veremezler ve parti kongre ve toplantılarında üyelerinin bu şekilde hareketlerine müsaade edemezler.

            Kapatılan siyasi partiler ve mensuplarının durumu (1)

            Madde 95 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/14 md.)

            Kapatılan siyasi parti bir başka ad altında kurulamaz. Bir siyasi partinin kapatılmasına söz veya eylemleriyle neden olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmi Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamazlar. Siyasi partiler bu kişileri hiçbir suretle seçimlerde aday gösteremezler.

            Kullanılamayacak parti adları ve işaretler:

            Madde 96 – (Değişik birinci fıkra : 19/6/1992 – 3821/8 md.) Anayasa Mahkemesince temelli kapatılan veya siyasi parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isimleri, amblemleri, rumuzları, rozetleri ve benzeri işaretleri aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde başka bir siyasi partice kullanılmayacağı gibi, daha önce kurulmuş Türk devletlerine ait topluma mal olmuş bayrak, amblem ve flamalar da siyasi partilerce kullanılmaz. (2)

            (Değişik: 19/6/1992 – 3821/8 md.) Kurulacak siyasi partiler Anayasa Mahkemesince kapatılan siyasi partilerin devamı olduklarını beyan edemez ve böyle bir iddiada bulunamazlar.

            Komünist, anarşist, faşist, teokratik, nasyonal sosyalist, din, dil, ırk, mezhep ve bölge adlarıyla veya aynı anlama gelen adlarla da siyasi partiler kurulamaz veya parti adında bu kelimeler kullanılamaz.

            12 Eylül 1980 Harekatına karşı beyan ve tutum yasağı:

            Madde 97 – (Mülga: 12/8/1999 – 4445/25 md.)

——————————

(1)   Bu madde başlığı, “Temelli kapatılan siyasi partiler mensuplarının durumu” iken, 12/8/1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(2) 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve benzeri işaretleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde” ibaresi eklenmiştir.

BEŞİNCİ KISIM

Siyasi Partilerin Kapatılması

               Görevli mahkeme ve savcılık:

               Madde 98 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/15 md.) Siyasi partilerin kapatılması davaları, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından Anayasa Mahkemesinde açılır. (Ek cümle: 2/1/2003-4778/9 md.) Siyasî partilerin kapatılması davalarında kapatılmaya karar verilebilmesi için beşte üç oy çokluğu şarttır.

            Anayasa Mahkemesince verilen kararlar kesindir.

            Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianamesine esas teşkil edecek olayların araştırılması ve soruşturulmasında ve davanın açılması ve yürütülmesinde Cumhuriyet savcılarına ve sorgu hakimlerine tanınan bütün yetkilere sahiptir. Ancak; Anayasanın ve kanunların sadece hakimler tarafından kullanılabileceğini belirttiği yetkiler bunun dışındadır.

            (Değişik: 12/8/1999 – 4445/15 md.) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyasi partilerden incelenmek üzere gerekli gördüğü belgeleri isteyebilir.

            Siyasi partiler, Cumhuriyet Başsavcılığının isteklerine en geç onbeş gün içinde cevap vermek zorundadırlar.

            Cumhuriyet Başsavcısı, soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcıvekili veya yardımcıları eliyle de yürütebilir.

            Cumhuriyet Başsavcısının soruşturma için görevlendirdiği Başsavcı yardımcılarının, Yargıtay üyeliğine seçilmeleri hali hariç, soruşturma sonuçlanıncaya kadar süreli veya süresiz başka bir göreve atanmaları Cumhuriyet Başsavcısının yazılı muvafakatına bağlıdır.

            Siyasi partilerle ilgili yasakları inceleme kurulu:

            Madde 99 – Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin isteklerin, Cumhuriyet Başsavcılığınca reddi halinde, yapılan itirazları incelemek üzere Siyasi Partilerle İlgili Yasakları İnceleme Kurulu kurulmuştur.

            Bu Kurul, Yargıtay ceza daireleri başkanlarından kurulur. Bunların en kıdemlisi Kurulun Başkanıdır. Daire başkanlarının özürleri halinde dairenin en kıdemli üyesi Kurula katılır. Kurul üye tamsayısı ile toplanır. Karar yeter sayısı, üye tamsayısının salt çoğunluğudur.

            Siyasi partilerle ilgili yasaklara aykırılık halinde dava açılması:

            Madde 100 – (Değişik birinci fıkra: 2/1/2003-4778/10 md.)  Anayasada yazılı nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir siyasî partinin kapatılması davasının açılması;

a) Re’sen,

b) Bakanlar Kurulu kararı üzerine Adalet Bakanının istemiyle,

c) Bir siyasî partinin istemi üzerine,

            Olur.

            Ancak, bir siyasi partinin Cumhuriyet Başsavcılığından dava açılmasını isteyebilmesi için, bu partinin son milletvekili genel seçimlerine katılmış olması, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunması, ilk büyük kongresini yapmış olması, partinin merkez karar ve yönetim kurulunun üye tamsayısının salt  çoğunluğunun oyu ile dava açılmasının istenmesi yolunda karar alınmış bulunması ve istemin parti adına parti genel başkanı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak yapılmış olması gerekir.

            Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Bakanının veya partinin yazılı isteminde yeterli delil bulunduğu kanısına varırsa davayı açar. Yeterli delil bulunmadığı kanısına varırsa dava açmayacağını istemde bulunan Adalet Bakanına veya siyasi parti genel başkanlığına yazı ile bildirir.

            Adalet Bakanının veya siyasi partinin, cumhuriyet Başsavcılığının bildirimi üzerine, bu bildirimin tebliği tarihinden başlayarak otuz gün içinde Siyasi Partilerle İlgili Yasakları İnceleme Kuruluna yazı ile itirazda bulunma hakkı vardır.

            Kurul, itirazı ivedilikle en geç otuz gün içinde inceler; itirazı haklı görmezse dava açılmaz; haklı görürse, Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasa Mahkemesine dava açmakla yükümlüdür.

            Bu maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yer alan hükümler milletvekili genel seçimiyle, bu seçimin yenilenmesine veya milletvekili ara seçimlerine dair verilen kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten başlayarak oy verme gününün ertesi gününe kadar geçecek süre içinde uygulanamaz.

            Anayasadaki yasaklara aykırılık halinde partilerin kapatılması (1)

            Madde 101 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/16 md.)

            Anayasa Mahkemesince bir siyasi parti hakkında kapatma kararı;

a) Bir siyasi partinin tüzük ve programının Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olması, sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlaması, suç işlenmesini teşvik etmesi,

b) Bir siyasi partinin, Anayasanın 68 inci maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı eylemlerin işlendiği odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespiti,

c) Bir siyasi partinin, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alması,

            Hallerinde verilir.

            (Ek:26/3/2002-4748/4 md.) Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkranın (a) ve (b) bentlerinde sayılan hallerde temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasî partinin almakta olduğu son yıllık Devlet yardımı miktarının (…) (2)  (…) (2) kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına, yardımın tamamı ödenmişse aynı miktarın Hazineye iadesine karar verebilir.

            Cumhuriyet Başsavcılığının isteklerine uyulmaması halinde yapılacak işlem: 

            Madde 102 -(Değişik birinci fıkra:26/3/2002-4748/4 md.) Siyasî partilerin faaliyetlerinin izlenmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istediği bilgi ve belgeleri bildirilen süre içinde vermeyen siyasî partiye  Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ikinci bir yazı tebliğ olunur. Bu yazıda, bildirilen süre içinde cevap verilmediği ve istek yerine getirilmediği takdirde o siyasî partinin (…) (3) Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması için dava açılabileceği de belirtilir. Bu tebliğde bildirilecek süre içinde yine istek yerine getirilmez veya cevap verilmezse Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı o siyasî partinin (…)(3) Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması için Anayasa Mahkemesinde re`sen dava açabilir. (Ek cümle: 2/1/2003-4778/11 md.) Siyasi parti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bu istemlerine karşı Anayasa Mahkemesine itiraz edebilir.

            (Ek:12/8/1999-4445/17 md.) Parti büyük kongresi, merkez karar ve yönetim  kurulu veya bu kurulun iki ayrı kurul olarak oluşturulduğu haller, Türkiye  Büyük Millet Meclisi grup yönetim kurulu, Türkiye Büyük Millet Meclisi grup genel kurulu, parti genel başkanı dışında kalan  parti organı, mercii veya kurulu tarafından Anayasanın 68 inci maddesinin  dördüncü fıkrasında yer alan hükümlere aykırı fiilin işlenmesi halinde, fiilin işlendiği tarihten başlayarak iki yıl geçmemiş ise  Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı  söz konusu organ, mercii  veya kurulun işten el çektirilmesini yazı ile o partiden ister. Parti üyeleri   68 inci maddenin dördüncü fıkra hükümlerine aykırı fiil ve konuşmalarından  dolayı hüküm giyerler ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu üyelerin partiden kesin  olarak çıkarılmasını o partiden ister. (1)

_______________

(1) Bu madde başlığı  12/8/1999 tarihli ve 4445 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle metne işlendiği şekilde   değiştirilmiştir.

(2) Bu arada bulunan “… yarısından az olmamak kaydıyla,…” ve  “… bu yardımdan …” ibareleri; Anayasa Mahkemesinin 16/7/2003 tarihli ve E.:2002/104, K.:2003/72 sayılı Kararı ile iptal edildiğinden  madde metninden çıkarılmıştır.

(3) Bu arada geçen, “kapatılması ya da” ibareleri, 2/1/2003 tarihli ve 4778 sayılı Kanunla  metinden çıkarılmıştır.

            (Değişik:26/3/2002-4748/4 md.) Siyasî parti, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde istem yazısında belirtilen hususu yerine getirmediği takdirde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasa Mahkemesinde o siyasî partinin (…)(2) Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması için dava açar. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamenin tebliğinden itibaren otuz gün içinde ilgili siyasî parti tarafından söz konusu parti organı, merci veya kurulun işten el çektirilmesi ve parti üyesi veya üyelerin partiden kesin olarak çıkarılmaları halinde, o partinin (…)(2) Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması için açılan dava düşer. Aksi takdirde Anayasa Mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ve siyasî parti temsilcilerinin sözlü açıklamalarını, gerekli gördüğü hallerde diğer ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları da dinlemek suretiyle açılmış bulunan davayı karara bağlar.

            Bir siyasi partinin yasak eylemlere odak olması hali:                      

            Madde 103 – (Değişik:12/8/1999-4445/18 md.)                                

            Bir siyasi partinin Anayasanın 68 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne aykırı eylemlerin odak halini oluşturup oluşturmadığı hususu Anayasa   Mahkemesince belirlenir.

            (İptal: Ana.Mah.`nin 12/12/2000 tarihli ve E.: 2000/86, K.:2000/50 sayılı kararı ile.)

            (Ek:26/3/2002-4748/4 md.) Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu  fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.

            Diğer sebeplerle başvuru                                                    

            Madde 104 – (Değişik birinci fıkra:12/8/1999-4445/19 md.) Bir siyasi partinin bu Kanunun 101 inci maddesi dışında kalan emredici hükümleriyle diğer kanunların siyasi partilerle ilgili emredici hükümlerine aykırılık  halinde bulunması sebebiyle o parti aleyhine Anayasa Mahkemesine, Cumhuriyet Başsavcılığınca re`sen yazı ile başvurulur.

            (Değişik: 2/1/2003-4778/12 md.) Anayasa Mahkemesi, söz konusu hükümlere aykırılık görürse bu aykırılığın giderilmesi için ilgili siyasî parti hakkında ihtar kararı verir. (İptal ikinci cümle: Ana.Mah.`nin 11/6/2009 tarihli ve E.: 2008/5, K.:2009/81 sayılı Kararı ile.)

__________________

(1) Bu fıkrada geçen “Cumhuriyet Başsavcılığı” ibaresi, 26/3/2002 tarih ve 4748 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

(2) Bu arada geçen, “kapatılması ya da” ibareleri, 2/1/2003 tarihli ve 4778 sayılı Kanunla  metinden çıkarılmıştır.

                (Ek fıkra: 18/6/2014-6545/39 md.) Tüzüklerinde Anayasa Mahkemesince temelli kapatılan veya siyasi parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isimleri, amblemleri ve rumuzlarını aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde kabul eden veya kullanan siyasi parti aleyhine Anayasa Mahkemesine, Cumhuriyet Başsavcılığınca resen veya ilgili siyasi parti tarafından doğrudan yazı ile başvurulur. Anayasa Mahkemesi başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde isim, amblem ve rumuzlarla ilgili olarak siyasi parti siciline kayıt önceliğine göre yapacağı incelemede bu Kanunun 96 ncımaddesinin birinci fıkrasına aykırılık görürse, aykırılık teşkil eden isim, amblem ve rumuzların hükümsüzlüğüne ve siyasi parti sicilinden terkinine karar verir.

            Seçimlere katılmama nedeniyle dava açılması:

            Madde 105 – (İptal: Ana. Mah.nin 1/4/2003 tarihli ve E.:2003/21, K.:2003/13 sayılı Kararı ile.)

            İdari mercilerin, savcıların vemahkemelerin görevi:

            Madde 106 – Bu Kanunun 101, 103 ve 104 üncü maddelerinde belirtilen fiil ve haller hakkında bilgi edinen idari merciler, bu bilgileri mahalli Cumhuriyet savcılığına derhal ve yazılı olarak intikal ettirirler. Mahkemeler de, bu gibi fiil ve halleri öğrendikleri zaman durumu derhal mahalli Cumhuriyet savcılığına yazı ile duyururlar. Cumhuriyet savcılıkları, bu bilgileri hemen Adalet Bakanlığına ve belgeleriyle birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına yazı ile bildirirler.

            Kapatılan partinin malları:

            Madde 107 – Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılan siyasi partinin bütün malları Hazineye geçer.

            Kapatma kararını Bakanlar Kurulu uygular.

            Kapanma kararının kapatmaya ilişkin hükmün sonuçlarına etkili olamayacağı:

            Madde 108 – (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 8/12/2010 tarihli ve E.: 2010/17, K.: 2010/112 sayılı Kararı ile.)

ALTINCI KISIM

Siyasi Partilerin Kapanması

            Kapanma kararı:

            Madde 109 – Bir siyasi partinin kapanmasına ancak büyük kongrece karar verilebilir. Bu karar gizli oyla alınır; karar yeter sayısı, parti tüzüğünde belirtilen toplanma yeter sayısının salt çoğunluğudur.

            Siyasi partinin kapanmasına karar verilirse, bu karar derhal kapanan partinin genel başkanlığı tarafından, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı, Cumhuriyet Başsavcılığı ve İçişleri Bakanlığına bildirilir.

            Siyasi partinin tüzelkişiliği, büyük kongrenin kapanma kararını aldığı tarihte sona erer.

            Kapanan siyasi partilerin malları:

            Madde 110 – Kapanan bir siyasi partinin malları, büyük kongre toplanma yeter sayısının salt çoğunluğunun oyu ile alacağı bir karar üzerine, bir diğer siyasi partiye veya başka bir parti ile birleşmek için kapanma kararı alınmışsa, birleşeceği partiye, ilgili partinin de kabul etmesi şartıyla devredilebilir. Aksi halde kapanan siyasi partinin malları Hazineye geçer.

            Kapanma kararları, Hükümetin devamlı gözetim ve denetimi altında, büyük kongrenin görevlendireceği bir tasfiye kurulu eliyle uygulanır.

            Kapatılması için hakkında soruşturma veya dava açılmış olan bir siyasi parti, kapanma ve buna bağlı olarak parti mallarının devrine dair karar aldığı takdirde, soruşturma veya dava sonuçlanıncaya kadar devir işlemi yapılmaz.

YEDİNCİ KISIM

Ceza Hükümleri

            Cumhuriyet Başsavcılığına ve Anayasa Mahkemesine gerekli bilgilerin verilmemesi:

            Madde 111 – Siyasi partilerin:

a) Cumhuriyet Başsavcılığınca tutulacak siciller için istenen bilgi ve belgeleri vermeyen veya 102 nci madde hükümlerine aykırı hareket eden sorumluları hakkında, üç aydan altı aya kadar hafif hapis ve onbeş milyon liradan otuz milyon liraya kadar hafif para cezası, (1)

b) 74 üncü madde hükümlerine aykırı hareket eden sorumluları hakkında, üç aydan altı aya kadar hafif hapis ve onbeş milyon liradan otuz milyon liraya kadar hafif para cezası, (1)

c) 75 inci madde gereğince yapılan inceleme ve araştırmaları engelleyen sorumluları ile aynı madde gereğince istenen bilgileri vermeyen sorumluları hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis ve altmış milyon liradan az olmamak üzere ağır para cezası, (2)

d) (Ek: 2/1/2003-4778/13 md.) 104 üncü maddeye göre verilen ihtar kararının gereğini yerine getirmeyerek partiyi Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakan sorumlular ile Devlet yardımından faydalanmayan siyasî partilerin sorumluları hakkında üç aydan altı aya kadar hafif hapis cezası,

            Verilir.

            Tekerrür halinde, bu cezalar yarı nispette artırılarak hükmolunur.

            Oylamaya hile karıştırılması:

            Madde 112 – Önseçimler ile siyasi parti kongrelerinin seçimleri ve kararları için yapılan oylamalarla, her kademedeki her çeşit parti görevlileri ve yedeklerinin seçimi için yapılan oylamalara ve bu oylamaların sayım ve dökümüne hile karıştıranlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.

            Parti defter ve kayıtlarının tutulmaması, tahrifi, defterlerin yok edilmesi veya gizlenmesi:

            Madde 113 – Bu Kanunun 60 ıncı maddesinde yazılı defter ve kayıtları tutmayanlar, altı aydan bir yıla, bu defter ve kayıtları tahrif veya yok edenler veya gizleyenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.

            Gerçek dışı üye kaydı yapılması: (3)

            Madde 114  – (Değişik: 18/6/2014-6545/40 md.)

Siyasi partiye yazılı üyelik başvurusu bulunmayan veya mevcut olmayan kişileri gerçeğe aykırı olarak üye kaydedenler hakkında bir aydan üç aya kadar hapis ve elli günden iki yüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

            Organlarda görev alanların bildirilmemesi:

            Madde 115 – (Değişik: 28/3/1986 – 3270/19 md.)

            Bu Kanunun 33 üncü maddesinde yazılı bildirimi yerine getirmeyen parti sorumluları, onbeşmilyon liradan otuzmilyon liraya kadar hafif para cezasına mahkum edilirler.(4)

            Aynı hüküm, her kademedeki parti görevlileri ile yedeklerinin seçimi için yapılacak toplantıların gün ve yerlerini, kongre veya toplantıdan yedi gün önce mahallin en büyük mülki amirliğine bildirmeyen parti sorumluları hakkında da uygulanır.

——————————

(1)Bu fıkralarda yeralan “beşbin liradan onbin liraya kadar hafif para cezası” ibareleri; 12/8/1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(2)Bu fıkrada yeralan “ellibin”ibaresi, 12/8/1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(3) Bu madde başlığı “Mükerrer kayıt:” iken, 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(4)Bu fıkrada yeralan “beşbin liradan onbin liraya kadar” ibaresi, 12/8/1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

            Kanuna aykırı bağış, kredi veya borç alınması, borç verilmesi:

            Madde 116 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/20 md.)

            Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak bağışta bulunan kimse ve bağışı kabul eden parti sorumlusu, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

            Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak kredi veya borç veren veya alanlar ile bu krediyi veya borcu alan veya veren parti sorumlusu hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

            Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden yardım veya bağış kabul eden parti sorumlusu veya aday veya aday adayı bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

            Kanuna aykırı sair davranışlar: (1)

            Madde 117 – (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 12/1/2012 tarihli ve E.: 2011/62, K.: 2012/2 sayılı Kararı ile.)

            Genel ceza hükümleri:

            Madde 118 – Bu Kanunla, 22 Kasım 1972 tarihli ve 1630 sayılı Dernekler Kanununa yapılan atıflar hakkında, söz konusu Kanunda yer alan ve bu Kanun hükümlerine aykırı bulunmayan ceza müeyyideleri, siyasi partiler ve sorumluları hakkında da uygulanır.

            Özel yasaklılarla ilgili cezalar:

            Madde 119 – (Mülga: 21/5/1987 – 3370/9 md.)

            Seçimlerde alınan tedbirlere uymama:

            Madde 120 – Bu Kanun hükümlerine göre yapılan seçimlerin düzen içerisinde ve sağlıklı biçimde yürütülmesi amacıyla hakimin ve sandık kurulunun aldığı tedbirlere uymayanlara, eylem daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde üç aydan altı aya kadar hafif hapis cezası verilir.

SEKİZİNCİ KISIM

Çeşitli Hükümler

            Diğer kanunların genel olarak uygulanacak hükümleri:

            Madde 121 – Türk Kanunu Medenisi ile Dernekler Kanununun ve dernekler hakkında uygulanan diğer kanunların bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, siyasi partiler hakkında da uygulanır.

            Bu Kanunun hükümlerine göre soruşturma yapan Cumhuriyet Başsavcısı, Cumhuriyet Başsavcıvekili ile Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcısı veya Cumhuriyet Başsavcı yardımcılarına verilecek yol giderleri, tazminat ve gündelikler hakkında, 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 67 nci maddesi hükümleri uygulanır.

            Uygulanmayacak kanun hükümleri:

            Madde 122 – 22 Kasım 1972 tarihli ve 1630 sayılı Dernekler Kanununun 40 ıncı maddesi ile 24 Temmuz 1953 tarihli ve 6187 sayılı Vicdan ve Toplanma Hürriyetinin Korunması Hakkında Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinin hükümleri, siyasi partiler hakkında uygulanmaz.

______________

(1) Bu madde  Anayasa Mahkemesi’nin 12/1/2012 tarihli ve E.: 2011/62, K.: 2012/2 sayılı Kararı ile iptal edilmiş olup, iptal hükmünün, Kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı 5/7/2012 tarihinden başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi hüküm altına alınmıştır.

            Devletçe yardım:

            Ek Madde 1 – (27/6/1984 – 3032/2 md. ile gelen Ek Madde hükmü olup teselsül için numaralandırılmıştır.)

            Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 33 üncü maddesindeki genel barajı aşmış bulunan siyasi partilere her yıl Hazineden ödenmek üzere o yılki genel bütçe gelirleri “(B) Cetveli” toplamının beşbinde ikisi oranında ödenek mali yıl için konur. (1)

            (Değişik birinci cümle: 12/8/1999 – 4445/21 md.) Bu ödenek, yukarıdaki fıkra gereğince Devlet yardımı yapılacak siyasi partiler arasında, bu partilerin genel seçim sonrasında Yüksek Seçim Kurulunca ilan edilen toplam geçerli oy sayıları ile orantılı olarak bölüştürülmek suretiyle her yıl ödenir. Bu ödemelerin o yılki genel bütçe kanununun yürürlüğe girmesini takiben on gün içinde tamamlanması zorunludur.

            (Mülga üçüncü fıkra: 12/8/1999 – 4445/21 md.)

            (Değişik dördüncü fıkra: 2/3/2014 – 6529/4 md.) Bu madde uyarınca yapılacak yardımlar sadece parti ihtiyaçları veya parti çalışmalarında kullanılır.

            (Ek fıkra: 7/8/1988 – 3470/1 md.; Değişik beşinci fıkra: 2/3/2014 – 6529/4 md.) Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %3’ünden fazlasını alan siyasi partilere de Devlet yardımı yapılır. Bu yardım en az Devlet yardımı alan siyasi partinin ikinci fıkra gereğince almış olduğu yardım ve genel seçimlerde aldığı toplam geçerli oy esas alınarak kazandıkları oyla orantılı olarak yapılır. Bu fıkra uyarınca yapılacak yardım bir milyon Türk Lirasından az olamaz. Bunun için her yıl Maliye Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konulur.

            (Ek fıkra: 7/8/1988 – 3470/1 md.)Yukarıdaki fıkralarda öngörülen yardım miktarları; bu yardımdan faydalanabilecek siyasi partilere, milletvekili genel seçiminin yapılacağı yıl üç katı, mahalli idareler genel seçim yılı için iki katı olarak ödenir. Her iki seçim aynı yıl içerisinde yapıldığında bu ödemenin miktarı üç katı geçemez. Bu fıkra gereğince yapılacak katlı ödemeler, Yüksek Seçim Kurulunun seçim takvimine dair kararının ilanını izleyen 10 gün içinde yapılır.

            (Ek fıkra: 12/8/1999 – 4445/21 md.) Bu Kanunun 76 ncı maddesi hükmü dairesinde gelirleri Hazineye irat kaydedilen ve taşınmaz malları Hazine adına tapuya tescil edilen siyasi partilere, bu madde gereğince yapılacak Devlet yardımından, Hazineye irat kaydedilengelirin Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazların toplam değerinin iki katı indirilir.

            Ek Madde 2 – (21/5/1987 – 3370/10 md. ile gelen Ek 1 inci Madde hükmü olup numarası teselsül ettirilmiştir.)

            İlçe belediye başkanı ile ilçeye bağlı diğer belediyelerin başkanları, üyesi olduğu partinin ilçe kongresinin; büyükşehir belediye başkanları dışındaki il belediye başkanları ile merkez ilçe çevresindeki diğer belediyelerin başkanları merkez ilçe kongresinin; büyükşehir belediye başkanları il kongresinin tabii üyesidirler.

            Ek Madde 3 – (21/5/1987 – 3370/10 md. ile gelen Ek 2 nci Madde hükmü olup numarası teselsül ettirilmiştir.)

            Bu Kanunun çeşitli maddelerinde adı geçen merkez karar ve yönetim kurulu deyiminden 13 üncü maddedeki merkez karar, yönetim ve icra organları anlaşılır.

——————————

(1) Bu fıkradaki “beşbinde biri” ibaresi, 24/3/1992 tarih ve 3789 sayılı Kanunla “beşbinde ikisi” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

            Ek Madde 4 – (Ek: 31/3/1988 – 3420/12 md.; Mülga: 12/7/1999 – 4445/25 md.)

            Ek Madde 5 – (Ek: 31/10/1990 – 3673/3 md.)

            2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanunun 29 uncu maddesi gereğince yapılan seçimlerin yenilenmesi hallerinde, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 63,64 ve 65 inci maddelerindeki yasaklar Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun radyo ve televizyon yayınları hakkında uygulanmaz.

            Ek Madde 6 – (Ek: 12/8/1999 – 4445/23 md.)

            Bu Kanunun 66 ve 70 inci maddelerinde yer alan parasal değerler her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır.

Defter, sicil ve kayıtların tutulma usulü:

Ek Madde 7 – (Ek: 18/6/2014-6545/41 md.)

Bu Kanuna göre tutulacak sicil, dosya, defter ve kayıtlar elektronik ortamda da tutulabilir. Ancak form veya sürekli form şeklinde tutulacak defterler, kullanılmaya başlanmadan önce her bir sayfasına numara verilerek ve onaylatılarak kullanılabilir. Onaylı sayfalar kullanıldıktan sonra defter hâline getirilerek muhafaza edilir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyasi parti sicillerine işlenmek üzere elektronik ortamda veri aktarımı, ancak siyasi parti genel merkezleri tarafından ve bu işlerle görevlendirilecek kişilerce yerine getirilir.

DOKUZUNCU KISIM

Geçici Hükümler

            Geçici Madde 1 – (Mülga: 21/5/1987 – 3370/9 md.)

            Geçici Madde 2 – Bu Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında olup da maddede gösterilen süreler içerisinde siyasi parti kuramayacakları belirtilenlerin, herhangi bir siyasi partinin kurucuları arasında bulunmaları halinde, o siyasi parti tüzelkişilik kazanamaz.

            Geçici Madde 3 – Bu Kanunun geçici 1 inci maddesi uyarınca kendilerine özel yasak getirilen kişilerin kimlikleri, statüleri ile hukuki durumları belirtilmek suretiyle Kanunun yayımı tarihinden itibaren yedi gün içinde İçişleri Bakanlığınca tespit edilerek Resmi Gazetede yayımlanır.

            Resmi Gazetede yayım tarihinden itibaren onbeş gün içinde ilgililerin İçişleri Bakanlığına itiraz hakları vardır. İçişleri Bakanlığı yapılan itirazları onbeş gün içinde inceleyerek karara bağlar.

            Özel yasaklamaya tabi olduğu sonradan anlaşılanlar hakkında da yukarıdaki hükümler uygulanır.

            Geçici Madde 4 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip yapılacak ilk milletvekili genel seçimlerinin sonucunun Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilanına kadar, Milli Güvenlik Konseyi;

            Siyasi parti kurmak üzereİçişleri Bakanlığına verilen kuruluş bildirisinde adı yazılı bulunan parti kurucuları üzerinde incelemede bulunmak yetkisine sahiptir. Bu inceleme sonucunda bu görevler için uygun görülmeyenler hakkında; Milli Güvenlik Konseyi, temelli kapatılan siyasi partilerin her kademedeki yöneticileri ile üyelerine parti faaliyetlerine katılma kısıtlılığı getiren Anayasanın 69 uncu maddesi hükümlerine dayalı olarak, üye tamsayısı ile karar alır. Bu suretle hakkında olumsuz karar alınan kurucu yerine, diğer kurucular tarafından yenileri önerilebilir.

            Bu inceleme işlemi, kuruluş bildirisinin İçişleri Bakanlığına verilmesi ile birlikte partinin tüzelkişilik kazanması hakkını önlemez ve geciktirmez.

            İçişleri Bakanlığı, kendisine verilen kuruluş bildirisi ve eklerinin (Program ve tüzük hariç) birer örneğini yirmidört saat içinde Milli Güvenlik Konseyi Başkanlığına ulaştırır.

            Milli Güvenlik Konseyi inceleme sonucunu ilgili partiye iletmek üzere İçişleri Bakanlığına ve aynı zamanda Cumhuriyet Başsavcılığına yirmi gün içinde bildirir.

            Tebliğ tarihinden itibaren beş gün içinde Milli Güvenlik Konseyinin kararını yerine getirmeyen siyasi partiler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca Anayasa Mahkemesinde kapatma davası açılır.

            Geçici Madde 5 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip kurulacak siyasi partilerin teşkilatlanmaları aşağıdaki esaslara göre yapılır:

a) İlk genel seçimler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp, Başkanlık Divanı oluşuncaya kadar geçecek süre içinde kurulan siyasi partilerin, genel başkan, merkez karar ve yönetim kurulu ve merkez disiplin kurulu üyeleri; partinin tüzelkişilik kazanmasını takip eden yedi gün içinde ilgili siyasi parti tarafından İçişleri Bakanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Bu organlarda meydana gelen değişiklikler de, değişikliğin yapıldığı tarihten itibaren yedi gün içinde aynı makamlara bildirilir.

            Yukarıdaki fıkrada belirtilen süre içinde gerekli bildirimi yapmayan parti sorumluları hakkında bu Kanunun 115 inci maddesi hükümleri uygulanır.

b) Bu Kanuna göre kurulacak siyasi partiler ilçe, il ve büyük kongrelerini ilk genel seçimler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp, Başkanlık Divanı oluşumundan sonra ve bu tarihten itibaren iki yıl içinde yaparlar.

c) Bu Kanunun öngördüğü şekilde çeşitli parti kademelerinin kongreleri yapılıncaya kadar, partilerin geçici il ve ilçe teşkilatına ait zorunlu organları, kurucular kurulu (genel başkan, merkez karar ve yönetim kurulu ile merkez disiplin kurulu üyeleri ve bu kurullara katılmayan kurucular) tarafından oluşturulur.

            Geçici Madde 6 – (Değişik: 10/6/1983 – 2839/62 md.)

            Bu Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip, yapılacak ilk milletvekili genel seçimleri için önseçim yapılmaz.

            Milletvekili adayları, seçim çevrelerinin çıkaracakları milletvekili sayısı kadar gösterilir.

            Milletvekili adayları; doğrudan kurucular kurulu üyelerinin en az üçte iki çoğunluğu tarafından milletvekili genel seçim tarihinden en az yetmiş gün önce tespit edilir ve Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı ile Adalet Bakanlığına bildirilir. Seçimle ilgili müteakip işlemler seçim mevzunatına göre yürütülür.

            Bu Kanunun ve Seçim Kanununun çeşitli hükümlerinde yer alan seçim çevrelerinde iki kat aday gösterilmesine ilişkin hükümler, ilk milletvekili genel seçimlerinde uygulanmayıp seçim çevrelerinin çıkaracakları milletvekili sayısı şeklinde uygulanır.

            Geçici Madde 7 – Bu Kanunun yayımlanmasını müteakip yapılacak ilk milletvekili genel seçim tarihinden yetmiş gün öncesine kadar geçecek süre içinde bir siyasi partinin; bir başka siyasi partinin kapatılmasına ilişkin dava açma isteminde bulunabilmesi için bu Kanunun 100 üncü maddesinde öngörülen;

a) Milletvekili genel seçimlerine katılmış olmak,

b) Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunmak,

c) İlk büyük kongresini yapmış olmak,

            Şartları aranmaz.

            İlk milletvekili genel seçimlerinden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp Başkanlık Divanı oluşuncaya kadar geçecek süre içinde, bu Kanunun dördüncü kısmında yer alan hükümleri ihlal sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir partinin kapatılması için dava açılması konusunda Milli Güvenlik Konseyi de Adalet Bakanı kanalıyla istemde bulunabilir.

            100 üncü maddede gösterilen itiraz ve itirazın incelenmesiyle ilgili süreler, bu geçici madde kapsamına giren istemler bakımından onar gün olarak uygulanır.

            Geçici Madde 8 – Kurulacak siyasi partilerin tüzelkişilik kazanabilmeleri için bu Kanunun 8 inci maddesine göre, düzenlemekle yükümlü bulundukları kuruluş bildirisi ve buna eklenecek belgeler 16 Mayıs 1983 gününden itibaren İçişleri Bakanlığına verilir.

            Bu tarihe kadar olan süre içerisinde siyasi parti kurmak için gerekli olan ve bu Kanunda öngörülen hazırlık çalışmalarında ve temaslarda bulunulabilir.

            Geçici Madde 9 – 29 Haziran 1981 tarih ve 2485 numaralı Kurucu Meclis Hakkında Kanunun Danışma Meclisi üyelerinin ilk genel seçimlerde herhangi bir siyasi partinin kontenjan adayı olamayacaklarına ilişkin 31 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

            Geçici Madde 10 – 16 Ekim 1981 tarih ve 2533 sayılı Kanunla feshedilmiş bulunan siyasi partilerin 11 Eylül 1980 tarihindeki il ve ilçe başkanlarından,

a) 11 Eylül 1980 tarihine kadar beş defa arka arkaya seçilmiş bulunanların, bu Kanuna göre kurulacak yeni bir partideki aynı görevlere yeniden seçilebilmeleri için aradan dört yıllık bir sürenin geçmesi gerekir. Bu sürenin başlangıç tarihi olarak 16 Ekim 1981 tarihi kabul edilir.

b) On yıldan az süreyle il veya ilçe başkanlığı yapmış olanlar ise bu Kanun hükümlerine göre kurulacak siyasi partilerde il veya ilçe başkanlığı yapabilirler, ancak 16 Ekim 1981 tarihinden önce yapmış oldukları il veya ilçe başkanlığı süreleri bu Kanun hükümlerine göre yapabilecekleri azami il ve ilçe başkanlığı sürelerinin hesabında göz önünde bulundurulur.

            Bu madde hükümlerine uymayan siyasi partiler hakkında bu Kanunun 104 üncü maddesi hükümleri uygulanır.

            Geçici Madde 11 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip yapılacak ilk milletvekili genel seçimleri tarihinden önce kurulacak siyasi partilerin çeşitli kademedeki kongreleri yapılıncaya kadar geçecek sürede genel başkanlık ile il ve ilçe başkanlığına getirilenlerin bu görevlerde bulunmaları arka arkaya altı veya beş defa seçilme haklarında herhangi bir kayba sebep teşkil etmez.

            Geçici Madde 12 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip kurulacak siyasi partilerin, il ve ilçe yönetim kurulu başkan ve üyelik görevlerine getirilenlerden, geçici 6 ncı madde hükümlerine göre partilerinin kurucular kurulu tarafından görev yaptıkları yerden milletvekili adayı olarak tespit edilip Yüksek Seçim Kuruluyla Adalet Bakanlığına bildirilenlerin, bildirim tarihinde bulundukları il ve ilçe yönetim kurulu başkanlıkları ile üyelik görevleri sona erer.

            Geçici Madde 13 – (27/6/1984 – 3032/3 md. ile gelen Geçici 11 inci Madde hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.)

            1984 yılı içinde siyasi partilere Devletçe yapılacak yardım bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on gün içerisinde genel bütçe gelirleri “B” Cetveli toplamı dikkate alınmak suretiyle Maliye ve Gümrük Bakanlığı bütçesinde yer alan yedek ödenekten karşılanır.

            Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yapılacak, ilk genel milletvekili seçimine kadar, 25 Mart 1984 tarihinde yapılmış olan; Mahalli İdareler seçimine katılmış siyasi partilere o yılın bütçesine, siyasi partilere Devlet yardımı için konan ödeneğin % 30’u ayrılır ve ayrılan bu ödenek Siyasi Partilerin İl Genel Meclisi seçimlerinde kazandıkları sandalye sayısına göre paylaştırılır.

            Ödeneğin geri kalan % 70’i ise T. B. M. M.’nde grubu bulunan partilere 6 Kasım 1983 tarihinde yapılmış olan genel seçimlerde aldıkları geçerli oyların, bu partilerin toplam olarak aldıkları geçerli oylara oranına göre bölüştürülerek ödenir.

            (Ek fıkralar: 9/4/1987 – 3349/1 md.):

            Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Türkiye Büyük Millet Meclisinde Grubu bulunan Siyasi Partiler yukarıdaki fıkralarda ifade edilen seçimlere katılmamış olsalar bile Devlet yardımından faydalanırlar. Bu miktar 150 000 000 (yüzelli milyon) TL. sından aşağı olamaz. Bu maksatla gerekli ödenek 27/6/1984 tarih ve 3032 sayılı Kanunla konulan Ek Maddede öngörülen sınırlamaya bağlı olmaksızın Maliye ve Gümrük Bakanlığı Bütçesinin yedek ödenek tertibinden karşılanır.

            Siyasi Partiler Kanununa 27/6/1984 tarih ve 3032 sayılı Kanunla Eklenen Ek 1 inci maddede yazılı beşbinde bir oranındaki yardım miktarı bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk milletvekili genel seçimi yılı için üç misline çıkartılır. Artırılan miktar bu Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildiği tarihte Grubu Bulunan Siyasi Partilere milletvekili sayılarına göre taksim edilerek ödenir.

            Geçici Madde 14 – (28/3/1986 – 3270/20 md. ile gelen Geçici 13 üncü Madde hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.)

 

               Siyasi Partiler Kanununda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesini müteakip,siyasi partilerin olağan büyük kongreleri toplanıncaya kadar, partilerin merkez karar ve yönetim kurulları bu değişikliklerin gerektirdiği tüzük tadilatını yapmaya yetkilidir.

            Geçici Madde 15 – (21/5/1987 – 3370/11 md. ile gelen Geçici 14 üncü Madde hükmü olup numarası teselsül ettirilmiştir.)

            Bu Kanunda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesini müteakip siyasi partilerin olağan büyük kongreleri toplanıncaya kadar, Merkez Karar ve Yönetim Kurulları bu değişikliğin gerektirdiği tüzük tadilatını yapmaya yetkilidir.

            Geçici Madde 16 – (Ek: 31/10/1990 – 3673/4 md; Mülga: 29/4/2005 – 5341/1 md.)

            Geçici Madde 17 – (Ek: 25/12/1993 – 3945/2 md.)

            Siyasi partiler tüzüklerinde gerekli değişiklikleri yapıncaya kadar merkez karar organları istifaya ilişkin usul ve esasları tespite yetkilidir.

            Geçici Madde 18 – (Ek: 12/8/1999 – 4445/24 md.)

            Siyasi partilerin merkez karar ve yönetim kurulları, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içerisinde gerekli görülen tüzük değişikliğini yapmaya yetkilidir. Bu değişiklikler izleyen ilk büyük kongrenin onayına sunulur.

             Geçici Madde 19 – (Ek: 3/4/2013-6456/54 md.)

13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla Siyasi Partiler Kanununun 74 üncü maddesinde yapılan değişiklik hükümleri, anılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi tarafından sonuçlandırılmamış denetimler hakkında da uygulanır.

ONUNCU KISIM

Yürürlük veYürütme

            Yürürlük:

            Madde 123 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

            Yürütme:

            Madde 124 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

22/4/1983 TARİHLİ VE 2820 SAYILI KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER:

            1 – 31/3/1988 tarih ve 3420 sayılı Kanunun geçici maddeleri:

            Geçici Madde 1 – Cumhuriyet Başsavcılığının, Siyasi Partiler Kanununun 10 uncu maddesine bu Kanunla eklenen fıkra gereğince 1988 yılı içinde yapacağı harcamalarını karşılayacak miktarı, Adalet Bakanlığı 1988 yılı bütçesi seçim giderleri ödeneğinden, bu Bakanlığın talebi üzerine Yargıtay Başkanlığı bütçesine aktarmaya ve bu konuda gerekli işlemleri yapmaya Maliye ve Gümrük Bakanı yetkilidir.

            Geçici Madde 2 – Siyasi Partiler, bu Kanunun 5 inci maddesi ile değiştirilen 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 42 nci maddesine göre önseçime esas üye listelerinin eksiklerini tamamlayarak bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içinde 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 10 uncu maddesi gereğince Cumhuriyet Başsavcılığına bildirirler.

            Geçici Madde 3 – Bu Kanunda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesini müteakip, siyasi partilerin olağan büyük kongreleri toplanıncaya kadar Merkez Karar ve Yönetim Kurulları bu değişikliğin gerektirdiği tüzük tadilatını yapmaya yetkilidir.

            2 – 17/5/1990 tarih ve 3648 sayılı Kanunun geçici maddesi:

            Geçici Madde – Siyasi partilerin merkez karar ve yönetim kurulları, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içerisinde, gerekli görülen tüzük değişikliğini yapmaya yetkilidir.

            3 – 31/10/1990 tarih ve 3673 sayılı Kanunun geçici maddesi:

            Geçici Madde – Siyasi partilerin merkez karar, yönetim ve icra organları, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içerisinde gerekli görülen tüzük değişikliğini yapmaya yetkilidir.

 

2820 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN

YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE

 

Değiştiren Kanunun/ Numarası  

2820 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri

 

Yürürlüğe Giriş  Tarihi

2839 – 13/6/1983
3032 – 9/7/1984
3270 – 15/4/1986
3349 – 22/4/1987
3370 – 26/5/1987
3377 – 3/6/1987
3420 – 13/4/1988
3470 – 1/1/1988 tarihinden geçerli olmak üzere 13/8/1988
3648 – 25/5/1990
3673 – 2/11/1990
3789 – 28/3/1992
3821 – 3/7/1992
3945 – 28/12/1993
4125 – 28/10/1995
4381 – 2/8/1998
4445 – 14/8/1999
4748 – 9/4/2002
4778 – 11/1/2003
5341 Geçici Madde 16 7/5/2005
6111 66, 74 25/2/2011
Anayasa Mahkemesinin 12/1/2012 tarihli ve E.:2011/62 ve K.: 2012/2 sayılı kararı 117 1/5/2013
6456 Geçici Madde 19 18/4/2013

2820 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN

YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE

 

Değiştiren Kanunun/ Numarası  

2820 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri

 

Yürürlüğe Giriş  Tarihi

6529 15, 20, 43, Ek Madde 1 13/3/2014
6545 96, 104, 114, Ek Madde 7 28/6/2014

Ramiz Erinç Sağkan

0
Avukat Ramiz Erinç Sağkan

 Ramiz Erinç Sağkan, 24 Nisan 1978 tarihinde dünyaya geldi. 1995 yılında eğitime başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1999 yılında mezun oldu. Ayrıca, Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden eğitim aldı. Gümüşhane, Şiran’lıdır.

Avukatlık stajını tamamladıktan sonra Ankara Barosuna kaydoldu ve serbest avukatlık yaptı. Ceza Hukuku, Kamu İhale ve Sözleşmeleri Hukuku, Şirketler Hukuku ve Spor Hukuku alanlarında çalıştı.

Sağkan’ın Ankara Barosu’ndaki Görevleri 

Ankara Barosu’nun çeşitli kurul ve merkezlerinde görev yaptı. Metin Feyzioğlu‘nun Ankara barosu başkanlığı döneminde, 2010-2013 yıllarında yönetim kurulu üyesi oldu. Sema Aksoy başkanlığındaki 2013-2014 döneminde ve Hakan Canduran başkanlığındaki 2014-2018 döneminde yönetim kurulu üyeliğine devam etti. 2014-2016 yılları arasında Ankara Barosu Genel Sekreterliği görevini yürüttü. 2016-2018 arasında ise başkan yardımcısı olarak çalıştı.

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Avukatlık Hukuku alanında öğretim görevlisi olarak ders verdi.

Türk Hukukçular Birliği Derneği Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Özellikle Avukatlık Hukuku ve Meslek Sorunları hakkında çok sayıda panel, konferans, sempozyum ve toplantıda yer aldı.

20-21 Ekim 2018 tarihinde yapılan Ankara Barosu Genel Kurulunda, Demokratik Sol Avukatlar Grubu adına yarıştı. 15 bin 633 avukatın katılımıyla yapılan seçimde, oyların 7 bin 227’sini alarak Ankara Barosu Başkanı seçildi.

2021 yılında yapılan ertelenmiş genel kurul toplantısında yeniden başkan oldu.

Avukat Ramiz Erinç Sağkan

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına Seçilmesi 

Sağkan, Ankara Barosu Başkanı iken 4-5 Aralık 2021 tarihinde Ankara’da yapılan Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulunda Metin Feyzioğlu’na karşı “Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’nda Birlik başkanlığına adaylığımı, tüm kamuoyuna büyük bir heyecan ve saygı ile bildiririm. Savunmanın ağır ve organize bir saldırı altında yargı üçlemesinden soyutlanmaya ve parçalanmaya çalışıldığı bu dönemde; tüm baroların katkı ve katılımı ile savunmayı yeniden vazgeçilmezliğine ve saygınlığına hep birlikte kavuşturacağız” şeklindeki açıklamasıyla aday oldu. Feyzioğlu’nun 156 oyuna karşılık 182 oy ile başkan seçildi. 

Prof. Dr. Faruk Erem (1969-1980), Atilla Sav (1980-1983), Teoman Evren (1984-1989), Önder Sav (1989-1995),  Eralp Özgen (1996-2001), Özdemir Özok (2001-2010), Vedat Ahsen Coşar (2010-2013) ve Metin Feyzioğlu‘ndan sonra (2013-2021) TBB’nin dokuzuncu başkanı oldu.

İlk basın açıklamasında “TBB başkanlık katı avukatlara kapalıydı, öncelikle o kat avukatlara açılacak. Oranın gerçek sahibi avukatlar ve stajyerlerdir.” dedi. 

Sağkan, 8 Aralık 2024 günü yapılan seçimlerde Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına yeniden seçildi.

Erinç Sağkan, iyi derecede İngilizce bilmektedir.

Erinç Sağkan başkanlığındaki Ankara Barosu, YSK’nin aldığı kararlara karşı ‘Hukuksuzluğun tam da karşısındayız’ pankartı asmıştı.

Hakkında Açılan Dava

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve Ankara Barosu Başkanı iken yönetim kurulunda bulunan 11 kişi hakkında, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, 24 Nisan 2020 tarihinde Ankara’daki Hacı Bayram Camisi’nde verdiği hutbenin içeriğiyle ilgili yaptıkları basın açıklamasıyla ilgili olarak başlatılan soruşturma sonucunda; “kamu görevlisine dini inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklaması nedeniyle görevinden dolayı hakaret” suçlamasıyla dava açıldı. TCK 125/1, 3 ve 5. fıkralarında düzenlenen suçlardan 1 yıldan 2 yıla kadar hapis cezaları talep edilen davaya ilişkin yargılama Ankara Batı 3. Ağır Ceza Adliyesi Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Mahkeme, 17 Mayıs 2023 tarihinde sanıkların tamamı hakkında beraat kararı verdi.