Birleşmiş Milletler, 21 Aralık 2010 tarihinde aldığı kararla 30 Ağustos’u “Dünya Zorla Kaybedilenler Günü” (International Day of the Victims of Enforced Disappearances) olarak ilan etmiştir. Böylece 2011 yılından itibaren her yıl 30 Ağustos, zorla kaybedilenlerin hatırasına saygı göstermek, hakikatin ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması için uluslararası bir farkındalık günü olarak anılmaya başlanmıştır.
Bu günün kökeni, 1981 yılında Kosta Rika’da kurulan Latin Amerika Kayıp Aileleri Dernekleri Federasyonu’nun (FEDEFAM) girişimine dayanmaktadır. FEDEFAM, Latin Amerika’da yaşanan sistematik kayıplara dikkat çekmek için 30 Ağustos’u “Kayıplar Günü” ilan etmiştir.
2011’den bu yana Birleşmiş Milletler öncülüğünde her yıl aynı tarihte dünyanın birçok ülkesinde çeşitli etkinlikler düzenlenmekte, zorla kaybetmelerin önlenmesi, kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesi çağrısı yinelenmektedir.
Zorla Kaybetme: Küresel Bir Sorun
Zorla kaybetme, tarih boyunca toplumlar içinde terör yaymak amacıyla kullanılan sistematik bir strateji haline gelmiştir. Bu uygulamanın yarattığı güvensizlik duygusu sadece kaybedilenlerin yakınlarıyla sınırlı kalmamakta; onların içinde yaşadığı toplumları da derinden sarsmaktadır.
Zorla kaybetme vakaları belirli bir bölgeyle sınırlı kalmamış ve küresel bir sorun haline gelmiştir. Özellikle askeri diktatörlüklerin kullandığı yöntem olan zorla kaybetme, günümüzde karmaşık iç çatışmalarda ya da muhaliflere yönelik siyasi baskılar da kendini göstermektedir. Özellikle endişe verici olan noktalar şunlardır:
Zorla kaybetme vakalarıyla ilgilenen insan hakları savunucularına, mağdur yakınlarına, tanıklara ve hukuk danışmanlarına yönelik sistematik saldırılar ve tacizler,
Devletlerin terörle mücadele faaliyetlerini yürütürken uymakla yükümlü oldukları kuralları sistematik biçimde ihlal etmeleri ve zorla kaybetme olaylarında bu kuralları ihlalin gerekçesi olarak kullanmaları,
Faillerin yargılanmaması nedeniyle yaygın şekilde süren cezasızlık politikası,
Bu bağlamda özellikle hak savunucuları, çocuklar, engelliler ve benzeri savunmasız grupların korunması için özel önlemler alınması gerekmektedir. Araştırmalar, dünyanın en az 85 ülkesinde çatışmalar ya da baskı dönemlerinde yüz binlerce insanın kaybolduğunu ortaya koymaktadır. Bu gerçek, zorla kaybetmenin yalnızca geçmişin bir suçu değil, günümüzde de devam eden bir insanlık trajedisi olduğunu açıkça göstermektedir.
Eski Mısır’ın son firavunu olarak kabul edilen Kraliçe Kleopatra intihar etti. Kleopatraʼnın ölümünden sonra Mısır, Roma İmparatorluğunun eyaleti haline geldi.
1918
Bolşevik lider Vladimir Lenin’e suikast girişimi gerçekleşti. Lenin, ağır yaralanmasına rağmen suikasttan sağ kurtuldu.
1925
Atatürk, Kastamonu’da 30 Ağustos 1925’te verdiği bir nutukta türbelerin, tekkelerin ve zaviyelerin kapatılmasının ve tarikatların kaldırılmasının işaretini verdi: “Ölülerden medet ummak, medeni bir cemiyet için, şindir (lekedir). Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.”
1927
30 Ağustos Zafer Bayramı, ilk kez, 30 Ağustos 1924’te Gazi Mustafa Kemal’in de katılımıyla Dumlupınar’da törenle kutlandı. 1926 yılından başlayıp resmi olarak tüm yurtta kutlanmaya başladı. Bayramın ilk adı 30 Ağustos Zafer ve Tayyare Bayramıdır. 1960 yılından itibaren daha kapsamlı bir şekilde kutlanmaya başladı. 2012 Resmi Bayramlar yönetmeliğiyle içeriği değiştirildi. Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun 2015 yılında çıkardığı bir genelgeyle IŞİD terörünü gerekçe göstererek, konser, şenlik ve kutlama faaliyetlerini yasakladı.
1935
Hükümet, İstanbul telefon şebekesini satın aldı.
1931
Hukukçu Zafer Kantarcıoğlu, doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nden 1964 yılında mezun oldu. 30 Aralık 1966 tarihinde Danıştay Yardımcısı olarak mesleğe başladı. Ankara Bölge İdare Mahkemesi Üyeliği ve Ankara İdare Mahkemesi Başkanlığı görevlerinde bulunduktan sonra 10 Eylül 1992 tarihinde Danıştay Üyeliğine seçildi. 1994-1999 yıllarında Uyuşmazlık Mahkemesi Üyeliği yaptı. 30 Nisan 2003 tarihinde Danıştay 10. Daire Başkanlığına, 13 Temmuz 2005 tarihinde Danıştay Başsavcılığına seçildi. 30 Ağustos 2006 tarihinde yaş haddinden emekli oldu.
1948
Siyahi aktivist, Marksist-Leninist, devrimci ve sosyalist Fred Hampton, doğdu. (Ölümü: 4 Aralık 1969) Kara Panter Partisi (BPP) Illinois şubesinin başkanı ve ulusal Kara Panter Partisi’nin başkan yardımcısı oldu. 1967’de Federal Araştırma Bürosu tarafından radikal bir tehdit olarak tanımlandı. FBI, Chicago’daki aktivitelerini engellemeye, progresif siyahi gruplar arasında deformasyon yaymaya ve yerel Panterler arasına ajanlar yerleştirmeye çalıştı. Aralık 1969’da yatağındayken Chicago Polis Departmanı ve Federal Soruşturma Bürosu ile birlikte Cook County Eyalet Savcılığının taktik birimi tarafından şafak vakti yapılan baskın sırasında vurularak öldürüldü. adli tıp jürisi tarafından yapılan tahkikat sonucu ölümünün haklı bir cinayet olduğuna karar verildi. Daha sonra hayatta kalanlar ve Hampton’un akrabaları adına bir hukuk davası açıldı. Dava 1982’de 1,85 milyon dolarlık bir uzlaşma ile çözüldü.
1955
Londra Konferansı’nda Kıbrıs sorunu ele alındı. İngiltere Kıbrıs’ta üçlü bir yönetim önerdi. Yunanistan ise ada halkının geleceğini kendinin belirlemesini istedi. Toplantıya Türkiye’den Dışişleri Bakan Vekili Fatin Rüştü Zorlu katıldı. Taraflar arasında devam eden konferanslar sonucunda 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna İlişkin Temel Antlaşma imzalanmıştı
1974
BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’taki çarpışmalar yüzünden evlerini terk edenlerin güven içinde geri dönmelerine izin verilmesini öngören Fransa, İngiltere, Avusturya ortak karar tasarısını oybirliğiyle kabul etti.
1978
Malatya’da kurşunlanarak ağır yaralanan CHP Gençlik Kolları Başkanı Yüksel Mazmanoğlu hayatını kaybetti, yakalanan 2 ülkücü tutuklandı.
1981
12 Eylül’ün Başbakan Yardımcısı Turgut Özal: “İşçi çıkarmanın serbest bırakılmasının zamanı geldi”
1981
12 Eylül’ün Başbakan Yardımcısı Turgut Özal: “İşçi çıkarmanın serbest bırakılmasının zamanı geldi”
1981
30 Ağustos Dünya Kayıplar Günü: 1981 yılında Kosta Rika’da kurulmuş olan Latin Amerika Kayıp Aileleri Dernekleri Federasyonu tarafından ilan edilmiştir. 2011 yılından itibaren Birleşmiş Milletler’in(BM) öncülüğünde kayıplar sorununa dikkat çekmek için her yıl aynı tarihte bir diz etkinlik gerçekleştirilmektedir. 2011 yılından bu yana 30 Ağustos tarihi, zorla kaybedilenlerin hatırasına saygı amacıyla Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü olarak anılmaya başlamıştır.
1985
Uluslararası Af Örgütü, BM İnsan Hakları Komisyonu’na bir rapor gönderdi. Raporda, Bulgaristan’da Türk azınlığa karşı girişilen Bulgarlaştırma kampanyasına son verilmesi istendi.
1986
Bolivya’da sıkıyönetim ilanından sonra tutuklanan 162 sendika lideri ve politikacı tecrit kampına götürüldü.
1997
120.kez toplanan Cumartesi Annelerinin bu haftaki eylemine; 1996 yılında yazar, siyasetçi, insan hakları savunucuları vb. kesimlerin kurduğu, dünyada sorunların savaş yerine, barışçıl yöntemlerle ele alınarak çözülebileceğini savunan bir Alman insan hakları kuruluşu olan Hannover Çağrısı’nın” (Appell von Hannover) projesi olan “Musa Anter Barış Treni” yolcuları da destek verdi.
1998
Türkiye Komünist hareketinin önemli isimlerinden Mehmet Bozışık, ÖDP, SİP ve eski TKP’lilerin katılımıyla toprağa verildi. 9 kez tutuklanan ve 16 yıl hapis yatarak 27 Ağustos’ta hayata veda eden Bozığık öldüğünde 97 yaşındaydı.
2000
Güney Afrika İnsan Hakları Örgütü’nün düzenlediği, tüm dünyadan bine yakın delegenin katıldığı Irkçılık Konferansı Johannesburg’da başladı. Gündem; siyahlar ve beyazlar arasında zenginlik ve fırsat eşitliği sağlamak.
2001
İran Devrim Mahkemesi, ülkenin kadın yönetmenlerinden Tahmineh Milani’yi tutukladı. Gerekçe: Milani’nin ‘Saklı Yarı’ adlı filminde İslam Devrimi’ni karalaması iddiasıydı.
2001
Doğu Timor, tarihinin ilk özgür seçimini yaptı. Bağımsız Devrimci Cephe adayı şair ve gerilla lideri Xanana Gusmao devlet başkanı seçildi.
2004
AKP ve CHP Türk Ceza Kanunu tasarısı üzerinde uzlaştı.
2006
Mısırlı yazar, Necip Mahfuz yaşamını yitirdi. (D 11 Aralık 1911 – Ö. 30 Ağustos 2006)Kahire Üniversitesi’nde felsefe öğrenimi gören Mahfuz’un ilk romanı Abes el-Akdar 1939’da yayımlandı. 1988 Nobel Edebiyat Ödülü kazandı. Nobel ödülü kazanan ilk Müslüman ve Arap yazardır. “Ortadoğu’nun Balzac’ı” olarak tanımlanmaktadır.
2012
Mersin’de, 2.öğretim programlarında harçların devam ettirilmesini protesto eden Gençlik Muhalefeti üyeleri gözaltına alındı.
2015
Selahattin Demirtaş Lahey’de seçmenleriyle buluştu ve silahla özerklik olmayacağını söyledi: ”Özerklik ilanlarını, devletin baskılarına karşı bir sivil isyan ve itaatsizlik olarak değerlendiriyorum. Tabii ki, bazı yerlerde göstericilerin eline silah alarak ‘özerklik ilan ettik’ demesini doğru bulmuyorum.”
İstanbul Barosu avukatlarından Mert Eryılmaz, tarihçi yazar Ayşe Hür hakkında 30 Ağustos konulu tweeti, nedeniyle “Türklüğü aşağılamak” suçu işlediği iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.
Cumartesi Anneleri, “30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenle Gününde, Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda açıklama yapmak isteyen kitleye şiddet uygulayan yetkililer hakkında suç duyurunda bulunacağını açıkladı.
2023
CHP’li Sarıyer Belediyesi tarafından kaldırımı kapattığı iddiası ile kaldırılmak istenen iki zeytin ağacı direnişinde işletme sahibi Evin Eren kendisini zeytin ağacına zincirleyerek eylem yaptı.
2023
İnsan Haklar Derneği (İHD) Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyonu, Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Uluslararası insan hakları içtihadına göre kaybedilen kişinin akıbetinin karanlıkta bırakılması ailesi için işkence olarak değerlendirilir. İnkar ve cezasızlık siyaseti sonlandırılmadan demokratikleşme, insan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin hayata geçmesi mümkün olmayacaktır” denildi.
2023
İran rejimi tarafından katledilen Mahsa Jîna Amini’nin babasıyla röportaj yapan gazeteci Nazila Marufiyan dördüncü kez tutuklandı. Marufiyan, en son 16 Ağustos’ta tahliye edilmişti.
İstanbul Valiliği’nin 17 Ağustos 2023’te açıkladığı “Alkol Satışı ve Alkollü İçeceklerin Tüketimi” genelgesi ile halka açık deniz ve sahil kenarlarında, plaj, park, piknik ve mesire alanlarında alkollü içki içmenin yasaklanması ve yasağa uymayanlara 617 TL para cezası verilecek olması hakkında valilik açıklama yaparak, yeni yasak getirmediklerini ve mevcut yasaları hatırlattıklarını söyledi.
2023
ABD Eski Başknı Donald Trump’ın geçtiğimiz günlerde hapishanede yaklaşık 20 dakika geçirmiş ve parmak izi alınarak sabıka fotoğrafı çekilmişti. ABD tarihinde sabıka fotoğrafı çekilen ilk eski başkan olan Trump’ın fotoğraflı ürün satışlarından 9,4 milyon dolarlık bir gelir ve bağış elde ettiği açıklandı.
İzmir’de bir sokak röportajında kullandığı ifadeler nedeniyle tutuklanan Dilruba Kayserilioğlu, tahliye edildi.
Brezilya Yüksek Mahkemesi, ülkede yasal temsilci ataması için 24 saat süre verdiği sosyal medya platformu X’e erişimi yasakladı.
2025
Uluslararası Kızılhaç örgütü, İsrail’in kapsamlı bir kara harekâtı düzenlemeye hazırlandığı Gazze kentindeki şartların kitlesel bir tahliyeye imkân tanıyacak durumda olmadığı uyarısında bulundu. İçinde bulunulan durum itibarıyla İsrail’in öngördüğü gibi bir tahliye operasyonunun asla güvenli ve insan onuruna yakışır şekilde gerçekleştirilemeyeceği belirtilen açıklamada, sivil halkın aylardır devam eden çatışmalar sebebiyle travma içinde olduğu ve bir sonraki gün neler yaşanacağına dair korku içinde yaşadığı vurgulandı.
ABD Federal Temyiz Mahkemesi Başkan Donald Trump’ın son dönemde uyguladığı gümrük vergilerinin, başkana devredilen yetkiyi aştığına hükmeden önceki mahkemenin kararını onadı. Mahkeme, kararında, Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası’nın (IEEPA) bir başkana, Başkan Trump’ın yaptığı gibi gümrük vergileri koyma yetkisi vermediğine hükmetti. Başkan Trump, bu durumda, ABD Anayasasının I. Maddesi uyarınca yetkilerini aşarak Kongre’ye ayrılmış yetkilerini kullanmış oldu.
BM uzmanları, insan hakları ve eşitliğin ilerlemesinde cinsiyetin merkezi rolünü teyit eden bir bildiri hazırladı. 45 insan hakları uzmanı cinsiyetin dünya çapında eşitlik ve insan hakları mücadelesinin merkezinde kalması gerektiğini bildirdi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), yayınladığı basın açıklamasında, Rohingya mültecilerin “hakları korunmadan” Bangladeş ve Myanmar’a sınır dışı edilmesini kınadı.
Uluslararası Af Örgütü, Orta Afrika Cumhuriyeti’nin Afrika’daki Kadın Haklarına İlişkin Afrika İnsan ve Halkların Hakları Şartı’na Ek Protokolü’nü (Maputo Protokolü) onaylamasını takdir etti.
Mela Silêman Sebrî (Süleyman Sabri Mavi) Kürtçe hutbe okuduğu gerekçesiyle bir yıl tutuklu kaldığı Elazığ Cezaevi’nden tahliye edildi.
,Balıkesir’de İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, S.Ç‘nin sosyal medyadan paylaştığı videoyla tacize uğradığını iddia etmesi üzerine çalışma başlattı. Kadını taciz ettiği iddiasıyla gözaltına alınan şüpheli K.K. “cinsel saldırı” ve “ısrarlı takip” suçlarından tutuklandı.
Sosyal medyada gündemde olan taciz iddialarına destek veren 102 gazeteci, “Tacizi ifşa edenleri ‘cadı avıyla’ suçlayan, tacizi aklamaya çalışan ve beyanı esas almayarak mağdur suçlayan herkesin karşısındayız. Tacize ve erkek şiddetine karşı ifşaların yanındayız” açıklamasını yaptı.
Adana’nın Kozan ilçesinde çıkan kavgada kiracılarını darbederek öldürdükleri iddiasıyla gözaltına alınan ev sahibi ve eşi tutuklandı.
Tahran’daki Evin Cezaevinin bilgisayarları hacklendi. Cezaevi yönetimin reddettiği işkenceler böyle ifşa olmuş.
Diyarbakır’da 9 yaşındaki çocuğu kaçırmaya çalışan ve tutuklanan Gökhan Kıratlı, ifadesinde “Psikolojik sorunlarım var, cezaevine girmek istedim” dedi.
İnternet üzerinde “İnat Box” uygulaması özellikle ücretli dizi, film ve spor müsabakalarının yasa dışı şekilde yayınlanmasını sağlayan uygulamalarla 46 kişinin banka hesaplarından toplam 14 milyon 714 bin 354 lira çaldığı belirlenen şüphelilere operasyon yapıldı. 33 şüpheli Anadolu Adalet Sarayı’na sevk edildi. Savcılığa çıkarılan şüphelilerden 27’si tutuklama, 4’ü ise adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlikçe sorguları yapılan 27 şüpheli tutuklandı.
İstanbul’da düzenlenen “Huzur İstanbul” uygulamasında, çeşitli suçlardan aranan 253 şüphelinin de aralarında bulunduğu toplam 621 kişi gözaltına alındı.
Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran ve faillerin yargılanması talebiyle İstanbul-Beyoğlu’nda 1995’ten bu yana eylem yapan Cumartesi Anneleri, bu hafta (30 Ağustos 2025) Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakarak açıklamalarını okudu. Cumartesi Anneleri 1066. haftada 30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü vesilesiyle “Kayıplarımız nerede?” diye sordu ve adalet çağrısında bulundu.
Nanking Antlaşması, İngiltere ile Çin arasında 1839 yılında başlayan 1. Afyon Savaşı sonucunda 29 Ağustos 1842 tarihinde imzalanan antlaşmadır. Antlaşma, Nanjing’de, HMS Cornwallis adlı İngiliz savaş gemisinde İngiliz temsilci Sir Henry Pottinger ve Qing temsilcileri Qiying , Yilibu ve Niujian tarafından imzalanmıştır.
HMS Cornwallis Savaş gemisi ve Çin’deki İngiliz filosu
Çin`de 7. yüzyıldan itibaren ilaç olarak kullanılan afyonun 17. yüzyılda yayılarak tütün ile karıştırılarak kullanılması sonucunda bu maddenin kullanımı yaygınlaşmış, büyük bir ticari mamul haline dönüşmüştür. Aynı dönemde İngiltere, Doğu Hindistan’da ürettiği afyonu Çin’e satarak büyük ticari gelirler elde etmeye başlamış, Çin halkının esrar bağımlısı olması nedeniyle bu durum büyük rahatsızlık yaratmış, 1729 yılında Çin ülkesine afyonun girişi yasaklanmıştır. Konulan bu yasağa rağmen 1838 yılına kadar afyon kullanımı artmıştır.Çin yöneticilerinin İngiliz afyon ticaretini kısıtlayıcı önlemleri artırması sonucunda 1833 yılında Britanya İmparatorluğu şirketi East India Company’nın afyon ticaretinden elde ettiği kar önemli oranda azalmıştır. Çin’in, el koyduğu önemli miktardaki esrarı denize dökmesi sonucunda İngiltere ile Çin arasında 1839 yılında Afyon Savaşları başlamış, First Opium War olarak bilinen Birinci Afyon Savaşı sonunda İngiltere galip gelmiş ve Çin ile Nanking Antlaşması imzalanmıştır.
Antlaşmanın Sonuçları
Savaşlar ve Anlaşma ile Çin İmparatorluğu, kağıt üzerinde bağımsızlığını korurken, yarı sömürge yönetimine dönüşmüş, siyasi konjonktür ve sömürgeleşme dönemi Çinliler tarafından “Onursuzluk Yüzyılı” olarak adlandırılmıştır.
Antlaşmadan sonra yabancılara açılan liman kentlerinde Avrupalıların yaşadığı iş yerleri, restoranlar, kiliseler, parklar ve okullar kurulmuş Avrupa yaşam biçimi yaygınlaşmıştır. Yirminci yüzyıl başlarında misyonerler tarafından kurulan 2400 civarında ilkokul ve ortaokul ile 13 üniversite bulunduğu iddia edilmektedir. Anlaşma öncesinde ülke dışına çıkamayan Çin vatandaşları göçmen olarak Amerika Kıtası’na gitmeye başlamış, ilk Çinli göçmenler Amerika’ya gitmeye başlamıştır.
Anlaşmaya göre Çin, İngiltere’ye önemli bir tazminat ödemek zorunda kalmıştır.
Hong Kong’a Etkisi
Nanking Anlaşması sonucunda, İngiltere, Pasifik Okyanusu’nda Çin ve Batı kentleri arasındaki para ve mal transferini kolaylaştırmış; yerli halk üzerinde açık açık askeri güç kullanmaya gerek kalmaksızın Hong Kong’u yönetmeyi başarmıştır. Mao’nun iktidarı ele geçirmesiyle 1949’da başlayan Çin Devrimi ile birlikte Çin’de oluşan komünist yönetimden kaçan bir milyondan fazla nüfus Hong Kong’un yapısında belirgin değişim yaratmıştır. Hong Kong’a sığınanların önemli bölümünün mal varlıklarını ülke dışına çıkarmak isteyen üst sınıf Çinliler olması bunun önemli etkenidir. Çin’den gelen mal ve para akışı yüzünden Hong Kong’ta Çin menşeli sermaye birikimi oluşmuştur.
Hong Kong halkı, 1960’lı yıllara kadar İngiliz etkisine karşı büyük çaplı kitlesel eylem yapamamış, bu yıllarda Çin’deki Kültür Devrimi’nin etkileri görülmeye başlanmıştır. Hong Kong işçi sınıfı kitlesel hareketlenme yaşamış, 1967 yılında dört ay süren geniş çaplı eylemler düzenlenmiş, bu eylemler bastırılmıştır.
Anlaşmanın Şartları
Hong Kong Adası ve bu adanın civarındaki adalar İngiltere’ye verilecek, Hong Kong Limanı İngilizlere bırakılacaktır.
Çin savaş tazminatı olarak 650 ton gümüş verecektir.
Çin’in el koyduğu ya da imha ettiği afyon için İngiltere’ye 6 milyon dolar tazminat ödenecektir.
Çin’de bulunan İngiliz vatandaşları diplomatik dokunulmazlığa sahip olacaktır.
Çin ve İngiltere karşılıklı aynı ticari kurallara uyacaklardır.
Çinli vatandaşlar diğer ülkelere göçmen olarak gidebileceklerdir.
Çin Canton (Guangzhou), Amoy (Xiamen), Foochow (Fuzhou), Ningpo (Ningbo) ve Shanghai kentlerindeki gümrüklerini düşük gümrük vergisi tarifeleriyle İngiltere’ye açacaktır. Bu limanlar üzerinde Çin Hükümetinin herhangi bir denetleme yetkisi olmayacak, Avrupalılar her türlü mal ve paranın geçişini sağlayabilecektir.
Çin İmparatorluğu, ülkesinde kara ve deniz üsleri kurulmasına izin verecektir.
Martin Luther reformlarının destekçisi, Alman hümanist düşünür ve şair Ulrich von Hutten yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1488)
1632
Klasik liberal düşüncenin temellerini atan ve meşruti demokrasiyi sistematize eden İngiliz filozof John Locke doğdu. Yükseköğrenimini Oxford Üniversitesi’nde yaptı, doğa bilimleriyle ve felsefe ile iştigal etti. Gelenek ve otoriteyi reddetti, insan hayatına aklın kılavuzluk etmesi gerektiğini savundu. Toplumsal Sözleşme fikrine sahip çıktı. İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Deneme, Eğitim Üzerine Bazı Düşünceler, Hoşgörü Üzerine Bir Mektup, Yönetim Üzerine İki İnceleme, Hükûmet Üzerine İki Deneme ve Devlet önemli eserleridir.
Filozof John Locke
1657
İngiliz siyasetçi ve özellikle İngiliz İç Savaşı döneminde ünlenen Leveller destekçisi John Lilburne, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1614) Doğuştan gelen özgürlük ve haklar anlamındaki freeborn rights söylemiyle döneme damgasını vurdu. Modern toplumlarda geleneksel olarak kabul edilen ve hiçbir hükûmet veya yasa tarafından değiştirilemeyecek hakların varlığını iddia etti. Başta ABD Mahkemeleri olmak üzere modern hukuk metinlerinde hala yazılarına atıfta bulunulmaktadır.
1825
Portekiz, Brezilya’nın bağımsızlığını tanıdı.
1842
İngiltere ile Çin arasında 1839 yılında başlayan 1. Afyon Savaşı sonucunda 29 Ağustos 1842 tarihinde Nanking Antlaşması imzalandı. Antlaşma, Nanjing’de, HMS Cornwallis adlı İngiliz savaş gemisinde İngiliz temsilci Sir Henry Pottinger ve Qing temsilcileri Qiying , Yilibu ve Niujian tarafından imzalandı.
1844
Sosyalist şair, filozof, antolojist ve homoseksüel hakları savunucusu Edward Carpenter doğdu. (Ölümü:. 28 Haziran 1929)
1862
Hukukçu ve Belçikalı yazar Maurice Polydore Marie Bernard Maeterlinck, Gent’te doğdu. (Ölümü: 6 Mayıs 1949, Nice) 1885 yılında Ghent Üniversitesi’nden hukuk diploması aldı. Yeni Sembolist hareketin üyeleriyle tanıştı. Edebiyatta sembolizm akımının önde gelen temsilcileri arasında yer aldı. İnsanın ölüm olgusu karşısındaki çaresizliği temasına yoğunlaştı. En tanınmış eseri, 1892’de yayımlanan Pelléas et Mélisande olarak kabul edilmektedir. 1911 yılında Nobel Ödülü aldı.
Maurice Maeterlinck
1885
Alman mühendis ve endüstri ürünleri tasarımcısı Gottlieb Daimler, ilk motosiklet patentini aldı
1886
Macar hukukçu ve komünist politikacı Béla Kun doğdu. (Ölümü: 29 Ağustos 1939) Franz Joseph Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldı. Macar Sovyet Devrimi’ne katıldı ve sosyalist ve komünistlerden oluşan hükûmette yöneticilik yaptı. Mihály Károlyi hükûmeti tarafından tutuklandı, ancak savaşı izleyen işçi ayaklanmaları sonrasında 21 Mart 1919’da serbest bırakıldı. 1921 yılında Almanya’daki başarısız Mart Ayaklanmalarına katıldı. 1930’ların sonundaki Büyük Tasfiye sırasında Troçkist olmakla suçlandı ve 28 Haziran 1937’de tutuklandı. Sorgulamadan sonra, karşı devrimci terör örgütüne bağlı olduğu sonucuna varıldı ve gizli duruşmanın sonunda ölüm cezasına çarptırıldı. 29 Ağustos 1939’da infaz edildi.
Béla Kun
1918
Polonya bağımsızlığını kazandı. Son Polonya Cumhuriyeti Anayasası 2 Nisan 1997 tarihinde kabul edilerek 25 Mayıs 1997’de halkoylamasına sunuldu, Polonya Resmi Gazetesinin 16 Temmuz 1997 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girdi.
1926
Bizans bilimci ve Paris 1- Panthéon-Sorbonne Üniversitesi’nin ilk kadın rektörü Helene Glykatzi-Ahrweiler doğdu. UNICEF İyi Niyet Elçisidir. Sorbonne Sanat Fakültesi’nde profesördür. Sorbonne’un 700 yıllık tarihinde rektörlük görevini üstlenen ilk kadın olmuştur.
1929
Türkiye ile Fransa arasında, Ticaret ve Seyrisefain Mukavelenamesine müzeyyel anlaşma ile Tediye Anlaşması imzalandı.
Türkiye ile Estonya Hükümetleri arasındaki 6 haziran 1937 tarihli Ticaret ve Kliring Anlaşmalarına bağlı Protokol imzalandı.
1938
Nâzım Hikmet Ran, orduyu ayaklanmaya kışkırttığı gerekçesiyle, Askeri Mahkeme tarafından 28 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edildi. 31 Ağustos 1938’de İstanbul Tevkifhanesine gönderildi. 1940 yılı Şubat ayında Çankırı Cezaevine gönderildi. Sağlığının bozulması üzerine Bursa Cezaevine nakledildi ve Orhan Kemal ile aynı odada kaldı. 8 Nisan 1950’de açlık grevine başladı. Toplumun sessizliği üzerine, 65 yaşındaki annesi Celile Hanım da açlık grevine başladı. 12 yıllık hapis yaşamı, 14 Temmuz 1950’de çıkan Genel Af Yasası ile sona erdi.
1947
Amerikalı hayvan bilimi uzmanı, yazar ve otizm aktivisti Temple Grandin doğdu. Yaşamı Temple Grandin isimli ödüllü biyografik filme kon oldu.
1955
Kıbrıs Konferansı Londra’da toplandı. Konferanslar serisinin sonunda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna İlişkin Temel Antlaşma, Büyük Britanya, Yunanistan, Türkiye Cumhuriyeti ve Kıbrıs Cumhuriyeti arasında 16 Ağustos 1960 tarihinde imzalandı.
1966
Müslüman Kardeşler hareketinin teorisyenlerinden ve liderlerinden Seyyid Kutub idam edildi. (Doğumu:9 Ekim 1906) Kutubçuluk akımını ortaya attı. Cemal Abdünnasır‘a düzenlenen 1954 yılındaki suikast girişimi nedeniyle diğer Müslüman Kardeşler üyeleriyle birlikte tutuklandı. Yargılama sonunda on beş yıl ağır hapis cezası verildi. 1964’te serbest bırakıldıktan sonra, 1965’te darbeye teşebbüs nedeniyle yeninden tutuklandı. 21 Ağustos 1966’da hakkında idam cezası verildi. Karara karşı, Pakistan, İngiltere, Lübnan, Ürdün, Sudan ve Irak gibi ülkelerde tepkiler yükseldi ve Nasır’ın kararından dönmesi talep edildi. Ancak Seyyid Kutub ve arkadaşları Muhammed Yusuf Havvaş ileAbdülfettah İsmail hakkında verilen karar 29 Ağustos 1966 tarihinde infaz edildi.
Seyyid Kutub
1967
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği Hükümeti Arasında Hava Ulaştırmasına Dair Anlaşma imzalandı.
1967
Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi yargıcı Neil McGill Gorsuch doğdu. Columbia Üniversitesi‘nden siyaset bilimi dalında lisans derecesi aldıktan sonra Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde hukuk eğitimi gördü. 15 yıl avukatlık yaptı. Oxford Üniversitesi‘nden hukuk doktoru derecesi aldı. 1991’den 1994’e kadar Yüksek Mahkeme Yargıcı Anthony Kennedy’nin yanında, mahkemede katiplik yaptı. 2005 yılından itibaren Amerika Birleşik Devletleri Adalet Teşkilatında Başsavcı Yardımcısı olarak görev yaptı. 10 Mayıs 2006 tarihinde Başkan George W. Bush tarafından Amerika Birleşik Devletleri Temyiz Mahkemesi’ne aday gösterildi ve atandı. Birleşik Devletler Anayasasını yorumlamada metinselliğin ve özgünlüğün savunuculuğunu yaptı. Yargıç Clarence Thomas ile birlikte doğal hukuk içtihatlarını savundu. 31 Ocak 2017’de Başkan Donald Trump tarafından ABD Yüksek Mahkemesi yargıçlığına aday gösterildi ve 10 Nisan 2017’den itibaren bu göreve getirildi.
Neil Gorsuch ve Donald Trump bir arada
1982
Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Bilim ve Sosyalizm Yayınları’nın 150 bin kitabına el koydu
1984
Askeri Yargıtay, Barış Derneği üye ve yöneticileri hakkındaki mahkumiyet kararını bozdu. Sanıkların tahliye talebi ise reddedildi.
1992
Fransız politik aktivist, psikanalist ve filozof Félix Guattari yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1930)
1996
Türkiye ile İsrail arasında ikinci bir askeri anlaşma düzenlendi
2006
Formula 1’i düzenleyen FIA (Uluslararası Motor Sporları Federasyonu),KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın 1. olan Felipe Massa’ya kupayı vermesi nedeniyle soruşturma başlattı.
2007
Fransız hukukçu ve eski Başbakan Pierre Joseph Auguste Messmer, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 20 Mart 1916,Vincennes) 1936’da ENLOV dil okulundan ve ertesi yıl Ecole nationale de la France d’outre-mer’den (National School of Oversea France) mezun oldu. 1939 yılında Le régime administratif des emprunts coloniaux(Koloni Boçllarının İdari Rejimi) adıyla yazdığı doktora tezi ile hukuk doktoru oldu. II. Dünya Savaşı sırasında Vichy Hükûmeti‘ne karşı özgürlük için mücadele etti. 1952’den 1954’e kadar Moritanya valisi,1954’ten 1956’ya kadar Fildişi Sahili valisi olarak görev yaptı.Ocak 1958’den Temmuz 1958’e kadar Fransız Ekvator Afrika’sının yüksek komiserliği ve 1958’den 1959’a kadar Fransız Batı Afrika’nın yüksek komiserliği görevlerini yürüttü. 1959’dan 1969’a kadar Charles de Gaulle’ün başkanlığında Savunma Bakanlığı görevi üstlendi. De Gaulle’ün istifasının ardından hükümetten ayrıldı ve Présence du gaullisme‘yi kurdu. 1972-1974 yıllarında iki ayrı hükûmette başbakan olarak görev aldı ve Valéry Giscard d’Estaing‘in cumhurbaşkanı seçilmesi ile beraber görevini Jacques Chirac‘a devretti.
2024
Hakeme yönelik saldırı nedeniyle Antalyaspor Başkanı Sinan Boztepe’ye 1 milyon 454 bin lira para cezası kesildi. Ayrıca saldırı nedeniyle 125 gün, hakaretten de 4 ay hak mahrumiyet cezası verildi.
2024
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde, 21 Ağustos’ta kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın kaybolmasıyla ilgili soruşturmada yayın yasağı kararı verildi. Karar, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine “mağdur çocuğun fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişiminin korunması”, “çocuğun üstün yararı”, “soruşturmanın gizliliği”, “delillerin karatılmasının önüne geçilmesi”, “soruşturmanın sağlıklı şekilde ilerleyebilmesi”, “tanıkların ve diğer ilgililerin güvenliği” gerekçeleriyle Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hakimliği taraından alındı.
2024
Arabesk Ferdi Tayfur, kızı Tuğçe Tayfur’un soyadını ticari amaçlı kullanması halinde suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.
Abdüllatif Şener’in oğlu Bedirhan Şener tutuklanarak cezaevine gönderildi. Anneannesi Leyla Çetiner’i 31 Temmuz’da silahla rehin aldıktan sonra öldüren Şener hakkında daha önce adli kontrol ve yurt dışı yasağı getirilmiş, psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri Hastanesi’ne sevk edilerek gözetim altına alınmasına karar verilmişti.
2025
Tayland Anayasa Mahkemesi, eski Kamboçya lideri Hun Sen ile telefon görüşmelerinin basına sızmasının ardından görevden uzaklaştırılan Başbakan Paetongtarn Shinawatra’yı resmen görevden aldı. Mahkemenin gerekçesi: Etik kurallarını ihlal.
Suç dünyasında “Hamuş” kod adıyla tanınan ve “Casperlar” suç örgütünün liderliğini yaptığı belirtilen İsmail Atız, Almanya’da gözaltına alındıktan dört gün sonra serbest bırakıldı. Alman basınında yer alan haberlere göre, Frankfurt Başsavcılığı, “iade için gerekli hukukî koşulların Türkiye’de mevcut olmaması” gerekçesiyle Atız’ın Türkiye’ye iadesi için mahkemeden herhangi bir tutuklama talebinde bulunmadı.
Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre 2024 yılında cezaevlerinde bulunan 68 kişi intihar ederek hayatına son verdi. Meclis’e sunulan soru önergesini yanıtlayan bakanlık, “1 Ocak 2024 ila 30 Kasım 2024 tarihleri arasında ceza infaz kurumlarında 68 hükümlü ve tutuklunun intihar etmek suretiyle hayatını kaybettiği anlaşılmıştır” bilgisini verdi.
CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimlerine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Kongrede, “oylamaya hile karıştırıldığı” iddiasıyla aralarında CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da bulunduğu 10 kişi hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı.
Mersin’in Tarsus ilçesinde saz kursu verdiği çocuklara ‘cinsel istismarda bulunmak” ve ‘müstehcenlik’ suçlarından yargılanan tutuklu sanık S.G. , 159 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Başkan Donald Trump’ın, 14203 sayılı Yürütme Emri uyarınca, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi’nin (OFAC) Uluslararası Ceza Mahkemesi yetkililerinin ABD yargı yetkisindeki tüm mal varlıklarını dondurma, finansal işlemleri engelleme ve adı geçen ICC yetkililerine seyahat kısıtlamaları getirmesi üzerine başlayan kriz devam ediyor. Yaptırımlar, Yargıç Kimberly Prost (Kanada), Yargıç Nicolas Guillou (Fransa), Başsavcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan (Fiji) ve Başsavcı Yardımcısı Mame Mandiaye Niang’ı (Senegal) hedef alıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi bu kararı “yargı bağımsızlığına açık bir saldırı” olarak nitelendirdi. İsrail hükümeti ise, siyasi amaçlı bir yargılama olarak gördüğü soruşturmaya karşı getirilen yaptırımları memnuniyetle karşıladı. Hem ABD hem de İsrail, Roma Statüsü’ne olmadığı için hukuki belirsizlik devam ediyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Afganistan’dakiTaliban yetkililerinin medya ve ifade özgürlüğüne yönelik geniş kapsamlı kısıtlamalar getirdiğini açıklayan bir bildiri yayınladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün de aralarında bulunduğu uluslararası örgütler daha önce bağımsız medyaya getirilen kısıtlamaların Afganların bilgi edinme hakkını baltaladığı ve uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki yükümlülükleri ihlal ettiği konusunda uyarıda bulunmuştu.
İnsan Hakları İzleme Örgütü , ABD ordusunun savaş suçları işleyen İsrail güçlerine yardım ettiği gerekçesiyle yasal sorumlulukla karşı karşıya kalabileceğini ve ABD ordusu mensuplarının da savaş suçlarından bireysel olarak sorumlu tutulabileceğini açıkladı.
BM insan hakları uzmanları, Peru’da 1980-2000 yılları arasında uluslararası hukuku ciddi şekilde ihlal etmekle suçlanan güvenlik güçlerine af getiren ve henüz onaylanan yasa konusunda endişelerini dile getirerek bu yasayı Peru’nun hesap verebilirlik ve adalete olan bağlılığına bir darbe olarak nitelendirdi. Yeni yasa, insanlığa karşı suç işleyenleri cezasızlıkla ödüllendirilmesi yönüyle ağır eleştiriler alıyor.
Aralık 2024’te Melbourne’ün Ripponlea semtindeki Adass İsrail Sinagogu’na yapılan kundaklama eylemi nedeniyle Avustralya, İran büyükelçisini sınır dışı etti. Buolay, Avustralya’nın II. Dünya Savaşı’ndan sonraki ilk büyükelçi sınır dışı etme kararıdır.
ABD Başkanı Trump, ABD bayrağı yakmayı yargılayan bir kararname imzaladı. Karar,, ABD Yüksek Mahkemesi’nin (SCOTUS) 1989 tarihli kararı kapsamında korunan ifade özgürlüğüne karşı potansiyel bir gerginlik konusu olarak nitelendirildi.
TÜRKİYE’DEN HABERLER
Müzisyen Ogün S anlısoy, hakkında yapılan taciz iddialarına ilişkin olarak hukuki yollara başvuracağını açıkladı.
Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesinde kaçak kazı yapan 3 şüpheli suçüstü yakalandı. Şüpheliler hakkında adli tahkikat başlatıldı.
Çağdaş Gazeteciler Derneği, ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Tele1 hakkında verilen ekran karartma kararına tepki gösterdi ve cezanın haber alma hakkına bir saldırı niteliğinde olduğu açıkladı.
İzmir’in Karabağlar ilçesinde, Boşanmaya çalıştığı eşini şikâyet için karakola giden ve ifade veren Büşra K.‘yi (32) evine bırakıp, cinsel saldırıda bulunduğu suçlamasıyla polis memuru Süleyman’a Ay‘a (50) yerel mahkemece verilen “Cinsel saldırı” ve “Konut dokunulmazlığını ihlal” suçlarından indirimsiz olarak verilen 10 yıl 6 ay hapis cezasına istinaf mahkemesinde yapılan itiraz reddedildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “nitelikli cinsel istismar” suçlamasıyla tutuklama talep edilen ve 12 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulunduklarını itiraf ettikleri belirtilen iki kişi, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği’nce adli kontrolle serbest bırakıldı.
BirGün gazetesi, taciz ifşaları sonrası yazar ve komedyen Kaan Sezyum ile yollarını ayırdığını duyurdu. Gazete, ‘cinsiyetçi tahakküm ve erkek şiddetinin karşısında durmaya devam edeceklerini’ açıkladı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul’un Zeytinburnu ve Sarıyer ilçelerinde düzenlenen operasyonlarda 847 bin 600 uyuşturucu hap ele geçirildiğini duyurdu.
Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği’nin (AICA) Türkiye şubesi, cinsel taciz suçlamaları yöneltilen eleştirmenler Oğuz Karayemiş ve Ahmet Ergenç’in derneğin etik komisyonuna sevk edildiğini açıkladı.
Modern batı düşüncesinin öncülerinden filozof Aurelius Augustinus, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 13 Kasım 354 – Ölümü: 28 Ağustos 430) Aziz Augustinus ya da Hippo’lu Augustinus olarak da bilinmektedir.
1645
Uluslararası hukukta temel bir eser olarak kabul edilen ve savaşın hukuki statüsü üzerine yazdığı 1625 tarihli Savaş ve Barış Hukuku (De iure belli ac pacis) isimli yapıtı ile tarihe geçen Hugo Grotius yaşamını yitirdi. (10 Nisan 1583 – 28 Ağustos 1645)
1845
Amerikan bilim dergisi Scientific American, ilk sayısını yayınladı. Dergi, Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlanmakta olan en eski bilim dergisidir.
1871
Cumhuriyet Devrimlerine öncülük eden birçok yasa teklifi vererek kadınların seçme ve seçilme hakkının, işçi ve köylü haklarının ve diğer sosyal hakların yasalaşması için çalışan eski kaymakam ve parlamenter Tunalı Hilmi Bey, Bulgaristan’da doğdu. II: Abdülhamit döneminde uzun süre sürgünde kaldı. İttihat ve Terakki Cemiyetinin Cenevre şubesini kurdu ve Osmanlı İhtilal Fırkasını kurdu. Yaşamı boyunca Öz Türkçe’yi savundu. (Ölümü: 26 Temmuz 1928)
1900
İngiliz filozof ve ekonomist Henry Sidgwick yaşamını yitirdi. Doğumu: 1838) 1883 yılından ölümüne kadar Cambridge Üniversitesi’ndeki Ahlak Felsefesi Profesörü olarak çalıştı. “The Methods of Ethics” adlı eseri ile tanındı. Psişik Araştırmalar Derneği’nin kurucu başkanı oldu. Metafizik Derneği üyesiydi ve kadınların yükseköğrenimini destekledi.
1911
Hollandalı diplomat, Joseph Marie Antoine Hubert Luns, doğdu. (Ölümü: 17 Temmuz 2002) Amsterdam’da hukuk okudu. London School of Economics’ten mezun oldu. Dışişleri Bakanı ve NATO Genel Sekreteri oldu. 2 Eylül 1952’den 6 Temmuz 1971’e kadar Hollanda Dışişleri Bakanlığı görevini yürüttü ve bu görevde en çok kalan kişi oldu. 1971-1984 arasında NATO‘nun 5. Genel Sekreteri oldu ve 13 yıl boyunca sürdürdüğü bu görevi en uzun süre yürüten kişi oldu. 1986 yılında, dünya barışına katkıda bulunanlara tevcih edilmekte olan Atatürk Uluslararası Barış Ödülü‘ne layık görüldü.
1916
Amerikalı sosyolog ve hümanist C. Wright Mills doğdu. (Ölümü: 1962) Mills Texas ve Wisconsin Üniversitesinde eğitim gördü. Daha sonra Maryland ve Columbia Üniversitesinde ders verdi. The Power Elite (İktidar Seçkinleri), Listen, Yankee: The Revolution In Cuba (Dinle Yankee: Ve Castro’nun Tarihi Savunması), The Sociological Imagination (Toplumbilimsel Düşün) ve The Marxists (Marksistler) gibi eserler verdi.
1916
Cumhuriyet döneminin ilk Baro Genel Kurulu, 28 Ağustos 1924 Perşembe günü toplanmış ve sert tartışmalardan sonra Lütfi Fikri Bey yeniden başkanlığa seçilerek Cumhuriyet döneminde İstanbul Barosu’nun ilk Başkanı olmuştur.
1938
Hukukçu ve Kanada eski başbakanı Paul Edgar Philippe Martin yaşamını yitirdi.(Ölümü:6 Şubat 2006) Windsor ve Ottawa’da büyüdü, St. Michael Kolejini bitirdi, Toronto Üniversitesinde felsefe okudu. Toronto Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi ve 1964’te mezun oldu. 1966’da Ontario barosuna kaydoldu ve avukatlık yaptı. 12 Aralık 2003’ten 6 Şubat 2006’ya kadar Kanada’nın 21. başbakanı ve Kanada Liberal Partisi’nin lideri olarak görev yaptı. Çok sayıda fahri doktora aldı. Anlarını, “Hell Or High Water: My Life In And Out of Politics” adıyla yayınladı.
1953
Bedrettin KÖKER Yargıtay Başkanı oldu. 1953-1956 yıllarında görev yaptı.
1957
Hırvat hukukçu ve siyasetçi Ivo Josipoviç, doğdu. Zagreb Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okudu. doktorasınısuç bilimleri üzerine yaptı. Hırvatistan Komünistler Birliği’nin (SKH) Sosyal Demokrat Parti’ye (SDP) demokratik dönüşümünde kilit bir rol oynadı.“Nova pravednost”(Yeni Adalet) adlı kampanya ile derin sosyal adaletsizlik, yolsuzluk ve organize suçla mücadele için yeni bir yasal çerçeve çağrısında bulundu. Hırvatistan’ın ikinci dönem için yeniden seçilemeyen ilk Cumhurbaşkanı oldu.
1959
Yahudi asıllı Polonyalı avukat Raphael Lemkin, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 24 Haziran 1900, Belarus)Białystok’ta dilbilim okudu. Dokuz dili akıcı konuşma seviyesinde 14 dili ise okuma seviyesinde bilen Lemkin, Brzeżany Bölge Mahkemesinde ve Varşova’da savcı yardımcısı olarak görev yaptı. Ardından Varşova’da özel bir hukuk bürosunda çalıştı. 1929’dan 1934’e kadar Savcılık yaptı.Genocide(soykırım) terimini uluslararası literatüre kazandırması ve Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesini hazırlamasıyla bilinmektedir.
1961
Amerikalı oyuncu, komedyen ve aktivist Jennifer Coolidge, doğdu. Hayırsever çalışmaları, AIDS konusundaki toplumsal duyarlılık çalışmaları ve hayvan haklarını destekleme kampanyalarına katkısı ile öne çıktı.
1963
ABD’de Güney’den başlayan “Sivil Haklar Yürüyüşü” Washington‘da Lincoln Anıtı önünde son buldu. Martin Luther King, Jr., 200.000 kişiye hitaben ünlü “I Have a Dream – Benim Bir Hayalim Var“ konuşmasını yaptı. Konuşmayı, 250 bin kişi ayakta dinledi ve alkışladı, televizyonlardan da milyonlarca insan izledi. Washington DC’deki Lincoln Anıtı’nda yapılan konuşma, tarihin akışını değiştirdi ve gelecek nesillere umut verdi. Konuşma; özgürlük ve demokrasi temelinde kurulan ABD’de siyah-beyaz ayrımı olmaksızın gerçek özgürlüğe giden yolu açtı. King, Bağımsızlık Bildirgesi, Özgürlük Bildirgesi ve Amerika Birleşik Devletleri Anayasası’na özel vurgular yaptı ve 1863’te milyonlarca köleyi özgür ilan eden Abraham Linloln’ün çıkardığı yasanın önemini özellikle vurguladı. Dünya genelinde şiddet karşıtı ve ırksal eşitlik görüşleriyle tanındı ve 1964 yılında Nobel Barış Ödülü kazandı. Ölümünden 9 yıl sonra, eski ABD başkanı Jimmy Carter tarafından Başkanlık Özgürlük Ödülü’ne layık görüldü ve onuruna Martin Luther King Günü kutlanmaya başlandı.
1991
Mikhail Gorbachev, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreterliği’nden istifa etti. (Doğumu: 2 Mart 1931) Gorbachev Moskova Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Stavropol, Genç Komünistler Birliğinde görev aldı. 1970’te Stavropol teşkilatı birinci sekreteri oldu. 1971’de SBKP Merkez Komitesi üyeliğine seçildi. Gorbaçov’un perestroika (yeniden yapılanma) ve glasnost (açıklık) adını verdiği reform çalışmaları Soğuk savaş‘ı bitirdi ancak bu reformlar Sovyetler Birliği Komünist Partisi‘nin ülkede politik üstünlüğünü kaybetmesine ve sonrasında da Sovyetler Birliği‘nin dağılmasına neden oldu. 1990’da Nobel Barış Ödülünü kazandı. Hakkında en çok eser yazılan ilk 100 kişi listesinde yer almaktadır. 2021 yılı itibariyle hayatta olan tek Sovyetler Birliği Cumhurbaşkanıdır.
Ukrayna, SSCB’den bağımsızlığını ilan etti
1996
Prens Charles ile Prenses Diana boşandı.
1998
1998 Devlet Güvenlik Mahkemesi, Recep Tayyip Erdoğan’ın, kapatılan Refah Partisi’nin İstanbul İl Başkanı olduğu dönemde (4 Aralık 1994) Ümraniye İlçe Örgütü’nün yeni binasının açılışında yaptığı konuşmaya ilişkin soruşturmada zamanaşımı kararı verdi. Takipsizlik kararı verilen konu hakkında, Şişli Cumhuriyet Savcılığı, 21 Ağustos 2001’de TCK’nin “Devlete hakaret”i düzenleyen 159.maddesi uyarınca yeniden soruşturma başlatmıştı.
1999
Basın yoluyla işlenen bazı suçların ertelenmesine dair kanun, kabul edildi. Öğrenci affına ilişkin kanun yasalaştı. Cezaların infazı hakkındaki kanuna bir geçici madde eklenmesine dair kanun kabul edildi.
2001
Üzeyir Garih cinayetinden aranan ve İstanbul Hasdal Mekanize Alay Komutanlığı’nda askerliğini yapan er Yener Yermez firar etti.
2003
Turquality projesinin hukuki alt yapısını oluşturulmak üzere, Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu’nun 2003/3 sayılı “Türk Ürünlerinin Yurt Dışında Markalaşması ve Türk Malı İmajının Oluşturulmasına ilişkin Tebliğ”i yürürlüğe girdi.
2007
Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. Türkiye’nin 11. cumhurbaşkanının belirlenmesi için yapılan seçimde Abdullah Gül, cumhurbaşkanı oldu.
2012
Kanadalı feminist yazar, aktivist Shulamith Firestone, hayatını kaybetti. (Doğumu: 7 Ocak 1945, Ottawa) Erken dönem gelişen radikal feminizmin merkezi figürlerinden birisi ve New York’taki ilk radikal feminist örgütlerin kurucusuydu. New York Radical Women, Redstockings ve New York Radical Feministleri’nin kurucu üyesi oldu. 1970’te Cinselliğin Diyalektiği: Kadın Özgürlüğü Davası’nı yazdı.
2012
Alman düşünür ve toplumbilimci Alfred Schmidt, yaşamını yitirdi. Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde filoloji, felsefe ve sosyoloji okudu. Doktorasını 1962 yılında, Marx’ta Doğa Kavramı/The Concept of Nature in Marx) ile aldı. Schmidt 1972 Frankfurt Üniversitesi’nde felsefe ve sosyoloji profesörü olarak görev yaptı. Uluslararası PEN üyesi ve Schopenhauer Derneği’nin onursal üyesiydi. Frankfurt okulunun kurucuları Max Horkheimer ve Theodor W. Adorno’nun öğrencisiydi. (Doğumu:19 Mayıs 1931 Berlin)
2015
Avukat Salih Şehabettin Bey’in oğlu olan ve bir süre de Hukuk Fakültesinde okuyan gazeteci, yazar ve edebiyatçı Oktay Akbal(20 Nisan 1923, İstanbul – 28 Ağustos 2015, Muğla) yaşamını yitirdi. Saint Benoit Fransız Lisesi’nde başladığı ortaöğrenimini, 1942 yılında İstiklal Lisesi’nde bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk ve Edebiyat fakültelerinde eğitim gördü ancak yüksek öğrenimini yarıda bırakarak yazarlığa devam etti.
2024
MHP Genel Başkan yardımcıları İzzet Ulvi Yönter, Feti Yıldız ve İsmail Faruk Aksu’nun Şubat 2022’de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği dilekçe üzerine, farklı dönemlerde yaptığı çeşitli açıklamalar gerekçe gösterilerek ‘Suç ve suçluyu zincirleme şekilde övme’kle suçlanan Kılıçdaroğlu için 2,5 yıldan 3,5 yıla kadar hapis ve TCK 53 kapsamında ‘siyasi yasak’ istenen İddianame Ankara Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
2024
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç sosyal medya hesabından, Dünya Diş Hekimliği Kongresi’nde görev almak isteyen diş hekimliği öğrencisi Dilara Çiçek’in başvurusunun başörtülü olduğu gerekçesiyle reddedildiği iddiasına ilişkin açıklama yaparak, “Dilara Çiçek’in başvurusunun başörtülü olduğu gerekçesiyle reddedildiği iddiasıyla ilgili İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından TCK’nin ‘Nefret ve ayrımcılık’ suçunu düzenleyen 122. maddesi uyarınca soruşturma başlatılmıştır” ifadelerini kullandı.
2024
Fransa’da gözaltına alınan Telegram CEO’su Pavel Durov çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı.
Haftalık olağan toplantısını yapan RTÜK, TELE1’de yayınlanan “4 Soru 4 Yanıt” ile Flash Haber’deki “Cemil Kılıç ile Aydınlanma” programında kullanılan ifadeler nedeniyle iki kanala da yüzde 3 idari para cezası verdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ‘sendikal örgütlenme çalışmalarına katıldıkları gerekçesiyle’ 145 işçiyi işten çıkaran Polonez’e ceza kesip hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
Meta CEO’su Zuckerberg, pandemi döneminde Biden yönetiminin Facebook ve Instagram’daki içeriklerin sansürlemesi talebini kabul ettiğini açıkladı.
Taliban yönetimine bağlı Erdemi Yayma ve Ahlaksızlığı Önleme Bakanlığı adlı kurumun denetleyeceği kurallar ile kadınların toplum içinde ‘duyulacak sesle konuşması’ yasaklandı. Yasa yürürlüğe girdiğinde, kadınların evlerinin dışında yüzlerini göstermesi de tamamen yasaklanacak.
2025
Başkan Donald Trump’ın, 14203 sayılı Yürütme Emri uyarınca, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi’nin (OFAC) Uluslararası Ceza Mahkemesi yetkililerinin ABD yargı yetkisindeki tüm mal varlıklarını dondurma, finansal işlemleri engelleme ve adı geçen ICC yetkililerine seyahat kısıtlamaları getirmesi üzerine başlayan kriz devam ediyor. Yaptırımlar, Yargıç Kimberly Prost (Kanada), Yargıç Nicolas Guillou (Fransa), Başsavcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan (Fiji) ve Başsavcı Yardımcısı Mame Mandiaye Niang’ı (Senegal) hedef alıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi bu kararı “yargı bağımsızlığına açık bir saldırı” olarak nitelendirdi. İsrail hükümeti ise, siyasi amaçlı bir yargılama olarak gördüğü soruşturmaya karşı getirilen yaptırımları memnuniyetle karşıladı. Hem ABD hem de İsrail, Roma Statüsü’ne olmadığı için hukuki belirsizlik devam ediyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Afganistan’dakiTaliban yetkililerinin medya ve ifade özgürlüğüne yönelik geniş kapsamlı kısıtlamalar getirdiğini açıklayan bir bildiri yayınladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün de aralarında bulunduğu uluslararası örgütler daha önce bağımsız medyaya getirilen kısıtlamaların Afganların bilgi edinme hakkını baltaladığı ve uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki yükümlülükleri ihlal ettiği konusunda uyarıda bulunmuştu.
İnsan Hakları İzleme Örgütü , ABD ordusunun savaş suçları işleyen İsrail güçlerine yardım ettiği gerekçesiyle yasal sorumlulukla karşı karşıya kalabileceğini ve ABD ordusu mensuplarının da savaş suçlarından bireysel olarak sorumlu tutulabileceğini açıkladı.
BM insan hakları uzmanları, Peru’da 1980-2000 yılları arasında uluslararası hukuku ciddi şekilde ihlal etmekle suçlanan güvenlik güçlerine af getiren ve henüz onaylanan yasa konusunda endişelerini dile getirerek bu yasayı Peru’nun hesap verebilirlik ve adalete olan bağlılığına bir darbe olarak nitelendirdi. Yeni yasa, insanlığa karşı suç işleyenleri cezasızlıkla ödüllendirilmesi yönüyle ağır eleştiriler alıyor.
Aralık 2024’te Melbourne’ün Ripponlea semtindeki Adass İsrail Sinagogu’na yapılan kundaklama eylemi nedeniyle Avustralya, İran büyükelçisini sınır dışı etti. Buolay, Avustralya’nın II. Dünya Savaşı’ndan sonraki ilk büyükelçi sınır dışı etme kararıdır.
ABD Başkanı Trump, ABD bayrağı yakmayı yargılayan bir kararname imzaladı. Karar,, ABD Yüksek Mahkemesi’nin (SCOTUS) 1989 tarihli kararı kapsamında korunan ifade özgürlüğüne karşı potansiyel bir gerginlik konusu olarak nitelendirildi.
2025
Müzisyen Ogün S anlısoy, hakkında yapılan taciz iddialarına ilişkin olarak hukuki yollara başvuracağını açıkladı.
Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesinde kaçak kazı yapan 3 şüpheli suçüstü yakalandı. Şüpheliler hakkında adli tahkikat başlatıldı.
Çağdaş Gazeteciler Derneği, ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Tele1 hakkında verilen ekran karartma kararına tepki gösterdi ve cezanın haber alma hakkına bir saldırı niteliğinde olduğu açıkladı.
İzmir’in Karabağlar ilçesinde, Boşanmaya çalıştığı eşini şikâyet için karakola giden ve ifade veren Büşra K.‘yi (32) evine bırakıp, cinsel saldırıda bulunduğu suçlamasıyla polis memuru Süleyman’a Ay‘a (50) yerel mahkemece verilen “Cinsel saldırı” ve “Konut dokunulmazlığını ihlal” suçlarından indirimsiz olarak verilen 10 yıl 6 ay hapis cezasına istinaf mahkemesinde yapılan itiraz reddedildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nı tarafından “nitelikli cinsel istismar” suçlamasıyla tutuklama talep edilen ve 12 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulunduklarını itiraf ettikleri belirtilen iki kişi, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği’nce adli kontrolle serbest bırakıldı.
BirGün gazetesi, taciz ifşaları sonrası yazar ve komedyen Kaan Sezyum ile yollarını ayırdığını duyurdu. Gazete, ‘cinsiyetçi tahakküm ve erkek şiddetinin karşısında durmaya devam edeceklerini’ açıkladı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul’un Zeytinburnu ve Sarıyer ilçelerinde düzenlenen operasyonlarda 847 bin 600 uyuşturucu hap ele geçirildiğini duyurdu.
Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği’nin (AICA) Türkiye şubesi, cinsel taciz suçlamaları yöneltilen eleştirmenler Oğuz Karayemiş ve Ahmet Ergenç’in derneğin etik komisyonuna sevk edildiğini açıkladı.
Amerikalı hukukçu, bankacı ve devlet adamı Charles G. Dawes, doğdu. (Ölümü: 23 Nisan 1951) CincinnatiHukuk Okulundan mezun oldu. Nebraska State Bar Association‘a kabul edildi. I. Dünya Savaşı savaş tazminatı için üzerinde çalıştığı Dawes Planı sayesinde Nobel Barış Ödülü kazandı. City National Bank and Trust Co. da yönetim kurulu başkanı olarak iki yıl görev yaptı.
Hukukçu ve Nobel Barış Ödülü sahibi, Charles G. Dawes, 11 Hziran 1928 tarihinde ünlü Tüme Dergisinin kapağında
1875
ABD’li aktivist, filantropist, kadın hakları ve doğum kontrolü savunucusu Katharine McCormick, doğdu. (Ölümü: 28 Aralık 1967) Massachusetts Institute of Technology’de biyoloji alanında lisans derecesi aldı. 1909’da McCormick, Massachusetts’te kadınlara oy hakkı için yapılan ilk açık hava mitinginde konuştu. Kadınların seçme ve seçilme hakkı için mücadele etti. O ve mücadele arkadaşları sayesinde 192o’de ABD’de tüm eyaletlerde kadınlara oy hakkı tanındı. National American Woman Suffrage Association’ın başkan yardımcısı ve saymanı oldu. Derneğin Woman’s Journal yayınını finanse etti. Kocasının ölümünden sonra ailesinin servetinin önemli bir kısmının varisi oldu ve doğum kontrol hapını geliştirmek için yapılan araştırmaların çoğunu finanse etti.
Katharine McCormick
1910
27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2.Enternasyonal’e bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü kutlanması önerisini getirmiş ve öneri oy birliğiyle kabul edilmiştir.
Kellogg-Briand Paktı, 15 ülkenin katılımıyla Paris’te imzalandı. Avustralya, Belçika, Kanada, Çekoslovakya, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Britanya Hindistanı, Özgür İrlanda Devleti, İtalya Krallığı, Japon İmparatorluğu, Yeni Zelanda, Polonya, Güney Afrika Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri temsilcileri tarafından imzalanarak 24 Temmuz 1929’da yürürlüğe girdi. Pakt, Milletlerarası anlaşmazlıkların çözümünde savaşa başvurmamayı öngörmekte ve savaşı, devletlerin birbirleriyle ilişkilerinde millî politika aracı olarak kullanmayı yasaklamaktadır. NATO’nun temeli sayılan Kellogg Briand Paktı’na Türkiye, 1929 yılında katılmıştır.
1928
1948
44. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Charles Evans Hughes, hayatını kaybetti. (Doğumu:11 Nisan 1862) Brown Üniversitesi ve Columbia Hukuk Fakültesi‘nden mezun oldu. Birkaç yıl özel olarak çalıştıktan sonra, 1905’te kamu hizmetleri ve hayat sigortası endüstrisine yönelik başarılı devlet araştırmalarını yönetti. 1906’da New York Valisi seçildi ve çeşitli ilerici reformlar uyguladı. 1910 yılında Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi’ne yargıç olarak atandı ve 1941’e kadar bu görevde kaldı.
1951
İslam Demokrat Partisi kuruldu. Adında ilk defa “İslam” kelimesini kullanan ve Türkiye’de demokratik hayatta kurulan ilk İslamcı partidir. Cevat Rifat Atilhan ve arkadaşları tarafından 27 Ağustos 1951 tarihinde kuruldu. 3 Mart 1952 tarihinde İstanbul Eminönü Sulh Ceza Mahkemesi tarafından kapatılmıştır.
1971
Türk asıllı Alman hukukçu ve politikacıAygül Özkan, doğdu. Hamburg Üniversitesi‘nde hukuk okudu. 1998 yılında avukat oldu. 2010 yılında, David McAllister ve İkinci Christian Wulff Kabinesinde, Sosyal İşler, Kadın, Aile, Sağlık ve Uyum Bakanı olarak göreve getirildi.
1986 –
Avusturyalı diplomat ve devlet adamı Sebastian Kurz, doğdu. GRG 12 Erlgasse’den mezun oldu Viyana Üniversitesinde başladığı hukuk öğrenimini yarıda bırakarak 2009 yılında Avusturya Halk Partisi‘nin gençlik şubesi başkanı seçildi. 2010 ve 2011 yılları arasında Viyana şehir meclisi üyeliğini yürüttü. 2011 yılı Nisan ayında İçişleri Bakanlığı’nda müsteşarlığına atandı. 27 yaşında iken Avusturya Cumhuriyeti‘nin en genç bakanı ve Avrupa Birliği‘nin en genç dışişleri bakanı oldu.
Tokyo‘da ilk kez bir mahkeme Japonya‘nın II. Dünya Savaşı sırasında ve öncesinde biyolojik silah kullandığını kabul etti ancak 180 Çinlinin, biyolojik silah programının kurbanı oldukları gerekçesiyle istedikleri tazminat talebini ise reddetti.
2011
Türkiye Bilimler Akademisi’nin (TÜBA) 27 Ağustos 2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan ve aynı gün yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname ile fiilen özerk bir kurum olmaktan çıkarıldığı ve hükumete bağlı bir kuruluş haline getirildiğini ve böylece TÜBA’nin bir bilim akademisi olma vasfını yitirdiğini iddia eden Bilim Akademisi Derneği üyeleri yeni bir oluşum kurdu. Bilim Akademisi Derneği, istifa eden 17 TÜBA üyesi tarafından 25 Kasım 2011’de kurulmuştu.
2020
Avukat Ebru Timtik, haksız bir yargılamaya maruz kaldığı gerekçesiyle başladığı ölüm orucunda iken yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1978) Eylül 2017’de tutuklanan 18 avukattan oluşan bir grubun parçasıydı. Tutuklanan avukatların hepsi Çağdaş Hukukçular Derneği ve Halkın Hukuk Bürosu üyeleri idi. Adil yargılanma amacıyla açlık grevine girdikten sonra 27 Ağustos 2020’de hayatını kaybetti. Arkadaşı Aytaç Ünsal, kamuoyundan gelen çağrılar üzerine ölüm orucundan vazgeçti ve tedaviyi kabul etti.
Mary Wollstonecraft, 27 Nisan 1759’da Londra’nın Spitalfields bölgesinde dünyaya geldi. (27 Nisan 1759 -10 Eylül 1797)
Wollstonecraft, kadınların erkeklerin zevki için yaratılmadığını belirterek insan ve kadın haklarını savundu. Kadınların ve erkeklerin eşit şekilde eğitilmesini önemsedi. Kadınların erkeklerden yaratılış itibarıyla daha değersiz olmadığını, bu yanlış algının eğitim eksikliğinden kaynaklandığını vurguladı. . Yaşamı boyunca fikirlerini gerçek hayatta uygulamaya geçirmeye çalıştı.
Fransızca ve Almanca biliyordu.
Eserleri ve Yaşamı
Wollstonecraft, arkadaşının ölümünden ilham alarak yazdığı ilk romanı Mary: A Fiction’ı 1788’de yayımladı. Ardından İrlanda’da mürebbiyelik yaptı. 1791’de çocuklar için yazdığı Original Stories from Real Life adlı kitabını yayımladı. Bu kitabında, mürebbiyelik deneyimlerinden ilham alarak bazı yaşanmış olaylara da yer verdi.
İlerleyen yıllarda, Jacques Necker’in Of the Importance of Religious Opinions (Dini Kanaatlerin Önemi Hakkında) ve Christian Gotthilf Salzmann’ın Elements of Morality, for the Use of Children (Çocuklar İçin Ahlak Unsurları) isimli eserlerini İngilizce’ye çevirdi. Bu süreçte tanıştığı Thomas Paine’in fikirlerinden etkilendi.
Fransa Dönemi ve Devrim
1792’de Fransız Devrimi’ni gözlemlemek için İngiltere’den ayrılarak Fransa’ya geçti. Devrime katıldı ve burada Amerikalı Kaptan Gilbert Imlay ile birlikte yaşamaya başladı. 1794 yılında Fanny adında bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Aynı dönemde Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi (A Vindication of the Rights of Woman) adlı kitabını yazdı ve devrim sürecinde bile eser üretmeye devam etti.
Bu dönemde Olympe de Gouges ve arkadaşları İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi Metni‘ni (Déclaration des droits de la femme et de la citoyenne) yayınladı. Ertesi yıl Wollstonecraft’ınKadın Haklarının Savunulması adlı öncü çalışması, İngiltere’de yayınlandı.
1794 yılının Aralık ayında, An Historical and Moral View of the French Revolution (Fransız Devrimi Üzerine Tarihi ve Ahlaki Düşünceler) adlı kitabını yayımladı.
Büyük Britanya’nın Fransa’ya savaş ilan etmesiyle, Fransa’daki Britanya vatandaşları birçok zorluk yaşamaya başladı. Gilbert Imlay, resmi olarak evlenmemelerine rağmen Wollstonecraft’ı eşi olarak kaydettirdi.
Son Yılları ve William Godwin ile Evliliği
Wollstonecraft, Londra’ya döndükten sonra anarşist hareketin önemli isimlerinden olan William Godwin ile 1795’te tanıştı ve evlendiler. Bu evlilikten 1797 yılında ikinci kızı Mary Shelley dünyaya geldi. Godwin ile olan evliliğinden olan kızı ikinci kızı Shelley’nin doğumundan 11 gün sonra 10 Eylül 1797 tarihinde dünyaya veda etti.
Düşünce Dünyasındaki Yeri
Wollstonecraft’ın sıra dışı yaşamı, ölümünden sonra eşi William Godwin tarafından 1798’de yayımlanan biyografisiyle ortaya çıktı. Wollstonecraft’ın yaşamı, yazılarından daha çok ilgi gördü.
Wollstonecraft, özellikle 1792’de yayımlanan Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi (A Vindication of the Rights of Woman) adlı kitabıyla tanındı ve kadın hakları savunuculuğunun öncülerinden sayıldı. Yaşamı 20. yüzyıla kadar eleştirilse de, feminist hareketlerin yükselişiyle birlikte fikirleri ve eserleri daha fazla değer kazandı.
Wollstonecraft, feminist felsefenin kurucuları arasında yer almaktadır.
Kızı Mary Shelley, Frankenstein’ın yazarı olarak tanınan ünlü bir romancıdır.
Unutulmaz Sözü
“Kadının ufkunu genişletin, aklını güçlendirin; körü körüne itaat sona erecektir. Ancak, iktidar her zaman körü körüne itaate ihtiyaç duyar, bu yüzden zorbalar ve şehvet düşkünleri kadını karanlıkta tutmaya çalışır. Zorbaların tek istediği bir köledir, şehvet düşkünlerinin istediği ise bir oyuncak.”
İran Mektupları, Fransız düşünür Charles Louis de Secondat, Baron de la Brède et de Montesquieu’nun ilk önemli eseridir. 1721 yılında Amsterdam’da, sansürden kaçabilmek için isimsiz olarak yayımlanmıştır. Yayınlandığı anda büyük bir başarı elde eden eser, XVIII. yüzyıl Aydınlanma Çağı’nın özgür düşünce ortamına damgasını vurmuştur.
Montesquieu (1689–1755), hukukçu, siyaset felsefecisi ve yazar kimliğiyle modern düşünce tarihinin en önemli temsilcilerinden biridir. İran Mektupları, hayali doğulu karakterlerin Avrupa toplumuna dışarıdan bakışını yansıtarak, Batı dünyasının değerlerini, kurumlarını ve alışkanlıklarını eleştirel bir bakışla sorgulayan bir eser olarak kabul edilmektedir.
Pozitivist düşüncenin gelişmeye başladığı, akılcılıktan deneyciliğe geçilen bir yüzyılda eserler veren Montesquie aynı zamanda sosyoloji biliminin de öncüsü sayılır. Kanunların Ruhu isimli eseri başta olmak üzere siyaset kuramına büyük katkılar yapmış ve iklim teorisiyle bu alana antropolojik bir soluk getirmiş olan Montesquie‘nun yazmış olduğu İran Mektupları, dünyayı keşfetme arzusuyla Fransa’ya giden iki İran soylusunun mektuplarından oluşur.
Siyaset bilimi ve hukuk felsefesine yaptığı büyük katkılarla dünya çağında ün yapmış olan Montesquieu’nün “İran Mektupları” isimli eseri mektuplardan oluşan ve ilk yayımlandığı dönemde yazara büyük ün getirmiş romandır.
Devlet tanımları, devletin işleyişi, despotizm, toplumsal katmanlar, kölelik gibi konularda geçerliliğini asla yitirmemiş temel önermelerin sahibidir. Bunların başında günümüz anayasalarını şekillendiren “kuvvetler ayrılığı” ilkesi gelmektedir.
Bu eser aynı zamanda Monstesquieu’nun daha sonra yazdığı ve başlıca eseri kabul edilen “Kanunların Ruhu”nda ele aldığı bazı fikirleri en ham halleriyle görme imkanını sağlamakla kalmamış, aynı zamanda bir Aydınlanma Dönemi‘nde yaşayandüşünürlerin Doğuya ve İslam dinine bakış açılarına dair fikir edinilmesini de sağlamıştır.
Monstesquieu’nun Ünlü Sözleri
“Başarılı olmak için çaba gösterirsen şans seninle olur. Tembeller için şans diye bir şey yoktur.”
“Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yönelmiş bir tehdittir.”
“Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince o rejim mahkum olmuştur.”
“Bir ülkede yalakalığın getirisi, dürüstlüğün getirisinden fazla ise, o ülke batar.”
“Çeyrek saatlik bir okumanın gideremeyeceği üzüntüm olmamıştır.”
“Eskiden, bir ülkeye karşı savaşmak için asker aranırdı. Bugün, askerleri savaştırmak için ülke aranıyor.”
“Geçmiş bir yaşamı geri getiremezsin ama satın aldığın bir kitapla dünyanın en bilge kişilerinin bir ömür boyu kazandıkları birikimlerini elde edebilirsin.”
“Yasası olan toplum mutlu toplumdur. Ondan daha mutlu olanıysa yasaların kabul gördüğü toplumdur. Ondan da daha mutlu olanıysa yasalarında ayrım bulunmayan toplumdur. Toplumların en mutlu olanı ise yasaya ihtiyacı olmayanıdır.”
“İnsan ne kadar az düşünürse, o kadar çok konuşur.”
“İnsanlar doğuştan eşittirler ama bunu sonuna kadar sürdüremezler.”
“Bazen susmak, söylenen bir sürü sözden çok daha fazlasını ifade eder.”
“Dünyada başarı kazanabilmek için aptal görünmeli, akıllı olunmalıdır.”
“Doğruluk ortadan kalktı mı, yükselme tutkusu bazı yüreklerde yer bulabilir, cimrilik ise bütün yürekleri sarar, istekler konu değiştirir, dün söylenen bugün söylenmez olur, yasalar içinde özgürken, yasalara karşı özgür olmak istenir, her yurttaş sahibinin evinden kaçmış bir köle gibidir. Ahlak öğüdü baskı, kural boyunduruk olur, dikkatin yerini korku alır… Eskiden herkesin malı kamunun hazinesi iken şimdi kamunun hazinesi şunun bunun malı olur. Bu durumda artık cumhuriyet cansız bir bedendir ve artık güçlü olan kendisi değil, birkaç yurttaştır ve herkes kendi çıkarı peşindedir.”
Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi, dünya tarihinde önemli bir yeri olan 1789 tarihli (Declaration des droits de l’homme et du citoyen) Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi’nde kadın yurttaşların gözardı edildiğinin farkedilmesi nedeniyle 1791 tarihinde Fransız Devrimine destek vermiş devrimci kadınlar tarafından hazırlanmıştır. Bilindiği gibi, her insanın eşit ve özgür “yurttaş” olarak haklardan yararlanmasını sağlamak ve kralın mutlak yetkilerine ve baskıya karşı çıkmak amacıyla başlatılan Fransız Devrimi sonucunda, “Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi” yayınlanmış, tüm yurttaşların doğuştan özgür ve eşit oldukları kabul edilmiştir.
Kadınların tarihinde önemli bir gelişmeye ışık tutan Fransız Devrimi herkese “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” vaad ettiği halde, devrimci kadınlar bu “herkes” içinde kadınların yer almadığı görmüşler ve eşit “yurttaş” olma mücadelelerine devam etmişlerdir.
Aslında çok sayıda kadın devrim sürecine destek vermiştir. Ancak, yayınlanan “Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi”, esas itibariyle “erkek yurttaş” açısından haklar getirmiştir. Nitekim, devrim sürecine destek veren kadınların, 1789 tarihli (Declaration des droits de l’homme et du citoyen) “Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi” hazırlanırken “homme” sözcüğü yerine “homme – femme” (erkek-kadın) yazılması talepleri de kabul edilmemiştir. Bu nedenle, devrimci kadınlar 1791 tarihinde “Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisini” ilan etmişlerdir.
Bildirinin ilan edilmesinde giyotin ile idam edilen Olympe de Gouges öncü olmuş, insanlığın ortak geleceği için yapmış olduğu cesur hamleye karşılık yaşamını feda etmiştir.
Bankacılık Etik İlkeleri, kurumun 15 Haziran 2006 tarihli ve 1904 sayılı kararı ile yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bankacılık Sektöründe Uygulanacak Etik İlkelerde Yapılan Değişiklik
Bankacılık Etik İlkeleri, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 19 Haziran 2014 Tarih ve 5903 sayılı Kararı ile değiştirilmiştir. Değiştirilen merin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu’nun 20 Ağustos 2014 tarihli Kararı ile kabul edilmiştir.
Yapılan değişiklikle, Bankacılık Sektöründe uygulanacak Etik Kurallara ilişkin ilkeler, “bankacılık mesleğine ve sektörüne duyulan güvenin daha da güçlendirilmesi, sektörün paydaşlarıyla ilişkilerinin geliştirilmesi ve teknolojik gelişmelerin dikkate alınması” amacıyla güncellenmiştir. Güncellenen Etik İlkeler ile, rekabet hukukunun gözetilmesi ve bankaların etik ilkelere uymaması halinde cezai yaptırım uygulanması kararlaştırılmıştır.
Türkiye Bankalar Birliği Bankacılık Etik İlkeleri
I- Giriş
Etik, bireysel ve toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan değerleri, normları, kuralları, doğru-yanlış ya da iyi-kötü gibi ahlaki açıdan araştıran ölçüler bütünüdür.
Meslek etiği, meslek grubunu oluşturan bireylerin kendi aralarında ve toplum ile olan ilişkilerini düzenlerken; örgütsel etik, örgütün içinden ve dışından kaynaklanan sorunların çözümünde belirli kurallar getirerek örgüt içi davranış kültürünü tanımlar.
Toplumda fon arz eden ve fon talep eden taraflar arasında birleştiricilik ve aracılık rolü oynayarak yatırım ve tasarruf işlevlerini gerçekleştiren bankaların aynı zamanda karlılık ve verimlilik ilkelerini amaç edinmiş olmaları; mesleki ve örgütsel alanda etik ilkelerine bağlı olarak çalışmaları zorunluluğunu getirmektedir.
Bankacılık sisteminin büyütülmesi, bankacılık hizmet kalitesinin artırılması, kaynakların en iyi şekilde kullanılması, bankalar arasında adil ve dürüst rekabet ortamının sağlanması; haksız rekabetin önlenmesi amaçlarından yola çıkarak, bankaların gerek kendi aralarında ve diğer kurumlarla, gerekse müşterileri, hissedarları ve çalışanları ile olan ilişkilerini işbu Etik İlkelere uygun şekilde düzenlemesi gerekmektedir.
Alman filozof, dinbilimci, şair ve edebiyatçı Johann Gottfried Herder doğdu.
Fransız hukukçu, siyasetçi ve Fransız İhtilali’nin liderlerinden Louis de Saint-Just, doğdu. (Ölümü: 28 Temmuz 1794) Reims Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başladı ama bir yıl sonra Hukuk Fakültesinden ayrıldı ve Blérancourt köyüne döndü. Fransız Devrimi’nin, başlangıcından itibaren, rol oynadı. Devrimin ardından Blérancourt’da gerçekleştirilen ilk yerel seçimlerde arkadaşlarıyla kent yönetimini ele geçirdi. Yasal seçilme yaşında olmadığı için siyasal bir görev alamadı ama yerel Ulusal Muhafız Kıtasında görev aldı. 25 yaşına girdikten sonra Paris’teki Ulusal Konvansiyon‘a milletvekili olarak seçildi. Saint-Just ve yirmi arkadaşı 28 Temmuz 1794 giyotin ile idam edildi. Öldürülğünde 26 yaşındaydı. Saint Just ve arkadaşı Robespierre’in idamları Terör Döneminin sonunu ve yeni bir dönemin başlangıcı olarak kabul edilir.
1776
İskoç filozof ve tarihçi David Hume doğdu
1785
Danimarka Başbakanı Adam Wilhelm Moltke, doğdu. (Ölümü: 15 Şubat 1864) Danimarka anayasal monarşisindeki ilk Danimarka Başbakanıdır. 5 Haziran 1849’da Danimarka’nın VII. Frederik tarafından hazırlanan Danimarka Anayasası onun döneminde hazırlandı.
1825
Uruguay, Brezilya‘dan bağımsızlığını ilan etti.
1830
Belçika Devrimi başladı.
1919
Alaşehir Kongresi çalışmaları tamamlandı
1919
ABD’de dört dönem Alabama eyalet valiliği yapan Demokrat Partili hukukçu ve devlet adamı George Corley Wallace, doğdu. (Ölümü: 13 Eylül 1998, Montgomery) 1942’de Alabama Üniversitesi Hukuk Okulu’nu bitirdi. 1946’da eyalet savcı yardımcılığına getirildi, daha sonra iki dönem eyalet yasama meclisine seçildi. Üçüncü Yargı Bölgesi’nde yargıçlık yaptığı dönemde siyahların oy verme hakkına ilişkin ayrımcı uygulamaları soruşturan ABD Medeni Haklar Komitesi’ne karşı çıktığı için Savaşan Yargıç lakabıyla ünlendi.
1925
Mustafa Kemal Paşa, sivil elbisesi ve “panama şapka” ile İneboluTürkocağı‘nda ünlü Şapka Nutku‘nu verdi. “Şapka Giyilmesine İlişkin Kanun” da 25 Kasım1925‘te kabul edildi.
1933
İtalya ile Sovyetler Birliği saldırmazlık antlaşması imzaladı.
1936
Ukraynalı hukukçu, devrimci ve Sovyet komünist lider Grigori Zinoviyev, 23 Eylül 1883 tarihinde doğdu. Bern Üniversitesi’nde kimya ve hukuk okudu. Vladimir Ilyich Lenin’in en yakın yoldaşı olarak tanındı. 1 Aralık 1934’te suikasta uğrayan Sergey Mironoviç Kirov’un cinayetine adı karıştığı iddiasıyla partiden ihraç edilerek tutuklandı. 1935 yılında 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve siyasi mahkûm kampına gönderildi. 1936’de “Moskova Davası”nda 1932’deki Stalin’e karşı olan suikastı planladıklarına dair iddiaya dayanan “Birleşik Merkezi” olayının yanı sıra Ekim Devrimine karşı ihanet ettiği için de yargılandı. Stalin’in kendilerini öldürmeyeceğine dair sözüne inanarak kerhen suçlarını kabul etti. Ancak 25 Ağustos 1936’da idama mahkûm edilip aynı günü tüm ailesiyle beraber idam edildi. 13 haziran 1988’de SSCB Yüksek mahkemesi, 1936’da Zinovyev hakkında verilen kararı iptal etti.
1954
Volkan dergisi yazarı Nihat Yazar, Atatürk‘e hakaretten 2 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.
1963
Sloven avukat ve siyasetçi Miro Cerar, doğdu. Ljubljana Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde profesörlük, Sloven Parlamentosunda hukuk danışmanlığı yaptı. 2 Haziran 2014 tarihinde, Stranka Mira Cerarja (Miro Cerar Partisi) adında yeni bir siyasi parti kurdu. 15 Mart 2018 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nin bir milyar euroluk demiryolu projesinin kabul edildiği referandumu iptal etmesinin ardından istifa etti.
1967
Türkiye Öğretmenler Sendikası‘nın (TÖS) 3 gün süren 1. Olağanüstü Kongresi’nde, Fakir Baykurt Genel Başkan seçildi.
Hukukçu müzisyen, ve akademisyen Ege Göktuna, 25 Ağustos 1974’te doğdu. 1992 yılında Özel Saint Benoit Fransız Lisesi’ni bitirdi. Lisansını İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nden aldı. 2000 yılında Yüksek Lisansını Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yapan Ege Göktuna 2011 yılında, aynı üniversitede sürdürdüğü doktora çalışmalarını tamamlayarak Mali Hukuk Anabilim Dalında doktor unvanını kazandı. 1997 yılından 2013 yılına kadar Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesinde akademisyen olarak çalıştı. 2013’ten sonra Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Yardımcı Doçent unvanıyla akademik çalışmalarına devam etti.
1988
1988- Sığınak Yönetmeliği yayınlandı
1991
Belarus(Beyaz Rusya), SSCB‘den bağımsızlığını ilan etti
1998
Hukukçu, yargıç Lewis F. Powell Jr. Hayatını kaybetti. (Doğumu: 19 Eylül 1907) Haziran 1931’de Washington ve Lee Üniversitesi hukuk fakültesinden birincilikle mezun oldu. Hukuk Yüksek Lisansını Harvard‘da yaptı. 1964’de ABA başkanlığına seçildi. Kapsamlı hukuk etiği reformu, ceza hukuku idaresindeki standartların uygulanması ve yoksullar için hukuk hizmetlerinin genişletilmesi çağrısında bulunarak mesleğinin zirvesine yükseldi.ABD Yüksek Mahkeme Yargıcı olarak görev yaptı. Powell, Yüksek Mahkeme’de genel olarak muhafazakar kanatta yer aldı.
1999
Kadınların 58, erkeklerin ise 60 yaşında ve 7.000 gün prim ödeme koşuluyla emekli olabilmelerine ilişkin 4447 Sayılı Kanun TBMM’de kabul edildi.
2017
Beyin ameliyatı geçirdiği sırada hakkında yakalama kararı çıkartılan Eski Yargıtay üyesi Mustafa Erdoğan, bulunduğu cezaevinden bilinci kapanana kadar tahliye edilmedi. Antalya 3’üncü Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanan hakim Erdoğan, bulunduğu hastanenin tutuklu koğuşunda vücudunun yarısı felçli olduğu halde altı ay tutuldu. Erdoğan, bilinci kapandıktan sonra 18 Ağustos 2017 Cuma günü savcının talebi ve mahkemenin kararı ile tahliye edildi. Bilinci kapalı bir şekilde yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Hakim Erdoğan, serbest kaldıktan dört gün sonra yaşamını yitirdi.
2024
Antalya Konyaaltı Belediyesi’ne bağlı şirkette çalışanların maaş ödemelerini yapan büro personeli Ç.B. her ay kendisine fazla maaş ödemesi yaptığı, sahte üniversite diploması ile yüksek maaş alarak 2 yılda zimmetine 567 bin lira geçirdiği iddiasıyla açılan davada, Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesi sanığı ilk duruşmada 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 625 bin lira adli para cezasına hükmetti. Sanık karara itiraz etti.
2024
Eski futbolcu ve AK Parti Milletvekili Hakan Şükür’ün sosyal medyada kendisine yorum yapan kişiler hakkında yaklaşık 200 farklı tazminat davası açtığı öğrenildi.
Kocaeli 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde koğuşlarda yapılan arama baskınlarında tutuklulara şiddet uygulandığı iddiaları üzerine başgardiyan hakkında soruşturma açıldı.21 Ağustos’ta Bakü’deki evinden çıkarken gözaltına alınan savaş karşıtı Azerbaycanlı siyaset bilimci Bahruz Samadov hakkında, Sabail Bölge Mahkemesi tarafından 4 aylık “önleyici tedbir kararı” verildi. Azadlıq Radiosu’ndaki habere göre Samadov, Azerbaycan Ceza Kanunu’nun 274. maddesi (vatan hainliği) sebebiyle yargılanacka ve 12 yıldan 20 yıla kadar veya müebbet hapis cezası ile yargılanacak.
2024
Mesajlaşma uygulaması Telegram‘ın kurucusu ve CEO’su Pavel Durov, Azerbaycan’dan özel jetle geldiği Fransa’da havalimanında gözaltına alındı. 39 yaşındaki milyarder hakkında Telegram ile bağlantılı suçlarla ilgili olarak yakalama emri çıkarıldığı, Fransa’nın aranan kişiler listesinde yer aldığı ve reşit olmayan çocuklara karşı işlenen suçlarla mücadele departmanının talebi üzerine bu kararın alındığı açıklandı. Fransız basınına göre Pavel Durov, popüler mesajlaşma uygulamasının suç amaçlı kullanımının önlenmeye yönelik adım atmamakla suçlanıyor. X’in sahibi Elon Musk, Fransa’da havalimanında gözaltına alındığı bildirilen Telegram’ın kurucusu ve CEO’su Pavel Durov için ‘özgürlük’ çağrısında bulundu.
2024
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kendilerine bilgilendirme yapılan ancak halen beyanname vermeyen yaklaşık 700 bin mükellefin tespit edildiğini, bu mükellefler hakkında cezalı işlem yapılacağını açıkladı.
2024
ABD’nin New York kentinde Fransisken kilisesine mensup Pawel ‘Paul’ Bielecki isimli rahibin, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta klinik işlettiği iddiasıyla internet üzerinden topladığı on binlerce doları, estetik ameliyatlara, lüks restoranlara ve yazlık evleriyle ünlü Hamptons’a gezilere harcadığı, hakkında, dokuz yıl boyunca bağış yoluyla topladığı 650 bin doları bu şekilde harcaması nedeniyle iddianame hazırlandığı öğrenildi. New York Güney Bölgesi Savcılığı’nın hazırladığının hazırladığı iddianameye göre Bielecki, 2015-2024 arasında Beyrut’ta klinikler işleten bir doktor olduğunu iddia ederek “internet ve posta yoluyla dolandırıcılık yapmakla” suçlanıyor. Rahip Paul, suçlu bulunursa 40 yıl hapis cezası alacak.
2025
Şişli’de eniştesini öldüren zanlı ile babası tutuklandı. Zanlı, eniştesini kız kardeşine kötü davrandığı için öldürdüğünü savundu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İzmir’de Ceyda Yüksel‘in cinsel ilişkiyi reddettiği için katledildiği davada fail Serkan Dindar‘a verilen ve Yargıtay’ın ‘haksız tahrik indirimi’ uygulayarak onadığı ceza kararına itiraz etti. Bakanlık, Ceza Muhakemesi Kanunu 308’inci maddesinde düzenlenen ‘Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi’ kapsamında dosyanın Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu.
Park ve bahçelerde 2023 yılında 35, 2024 yılının ilk beş ayında 11, eğitim kurumları ve çevresinde ise 6 kasten öldürme olayı yaşandığı açıklandı.
DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan adına, sosyal medya platformunda yaptığı paylaşım nedeniyle Prof. Dr. Bengi Başer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Başer’in söz konusu paylaşımıyla Kürt halkını topluca hedef gösterdiği belirtildi.
İskoç şövalye William Wallace, İngiltere Kralı I. Edward tarafından vatana ihanet suçlamasıyla idam ettirildi. Üstsüz bir şekilde at tarafından çekildi, elleri iplerle ayakları atın arkasında bağlı bir şekilde darağacında asıldı. Ölmek üzereyken bırakıldı. Asıldıktan sonra ölmeden bağırsakları çıkarıldı. İşkencelere rağmen kraldan af dilemedi. Kafası gövdesinden ayrılıp vücudu dört parçaya bölündü. Kafası Londra köprüsünde kol ve bacakları, Newcastle, Berwick, Stirling ve Perth’de ayrı ayrı sergilendi. Hakkında birçok film çekildi ve efsaneleşti.
1540
Fransız hümanist Guillaume Budé, hayatını kaybetti. (Doğumu: 26 Ocak 1467) Antik Yunan Uygarlığına ilişkin incelemeler ve hukuksal çalışmalarda önemli rol oynadı. Antik Yunan Uygarlığının tekrar canlandırılmasında önemli bir yer edindi. 1522 yılında devlet konseyi üyeliğine atandı. Fontainebleau’da ki kraliyete ait olan kütüphaneyi yönetti. 1508 yılında Dava Kararnamelerine İlişkin Açıklamalar adlı eseri yayınladı. Bu eser var olan hukuk geleneğine yeni anlayışlar ve yeni düzenlemeler getirdi.
Guillaume Budé
1754
Fransa Kralı XVI. Louis, doğdu. (Ölümü: 21 Ocak 1793) Aydınlanma idealleri doğrultusunda Fransa’da yaptığı reformlarla damga vurdu. Reformları köleliği ve sınıf farkını ortadan kaldırmaya, Katoliklere karşı toleransı artırmaya yönelik çalışmalardı. 21 Ocak 1793’te, “vatana ihanet” suçlaması yöneltildi ve giyotinle idam edildi.
1864
Yunan hukukçu ve Başbakan Eleftherios Venizelos, doğdu. (Ölümü: 18 Mart 1936, Fransa) Atina Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi gördü. 1887 yılında Girit’e döndü. Hanya’da avukat olarak çalıştı ve adanın 6’sı Müslüman 11’i Rum olan 17 avukatından biri oldu. 1897 Akrotiri ve 1905 Therisso isyanlarına liderlik yaptı. 1910 yılında Yunanistan’da ki askeri yönetimin başkanlığına getirildi. 29 Ekim 1930’da Türkiye’deki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına katıldı. 1935 yılında seçimleri kaybedince Paris‘e gitti ve orada gıyabında ölüm cezasına mahkûm edildi. 1936 yılında Paris’te öldü. Atatürk’ü, Nobel Barış Ödülü için aday göstermişti.
Türkiye’nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk,ortada) Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos’u (solda) Ankara Palas’ta ağırladı.
1866
Avusturya-Prusya Savaşı, Prag Antlaşması ile sona erdi.
Atatürk, Kastamonu ve İnebolu’ya yaptığı seyahatlerde şapkayı halka göstererek Cumhuriyet Devrimleri arasında önemli yer tutan kılık kıyafet devriminin ilk işaretini verdi.
1927
Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti elektrikli sandalye ile idam edildi. 24 Mayıs 1921’de ikilinin yargılanması başladı. İlk başta anarşist bildirileri bulundurmak ve silah taşımakla suçlanmalarına rağmen birkaç gün sonra iddia değiştirilerek South Braintree’da yapılan bir soyguna katılmak ve bu olayda öldürülen iki kişinin katili olmakla suçlandılar. Davaları yedi yıl sürdü. Davaya bakan yargıç onları “İki aşağılık anarşist” olarak niteledi. Celestino Madeiros’un ikilinin suçlandıkları cinayetle alakaları olmadığı yönündeki açık ifadesi kabul edilmedi. Konunun basına yansıması ve kamuoyunun ilgisini çekmesi üzerine ABD’de ve dünyanın birçok yerinde ikilinin adil yargılanmaları veya serbest bırakılmaları için çeşitli eylemler yapıldı. Albert Einstein, George Bernard Shaw, Arturo Giovannitti ve Bertrand Russell gibi pek çok aydın da adil yargılanmaları için uluslararası bir kampanya başlattı ancak ikili 23 Ağustos 1927’de idam edildi. Suçsuzlukları 50 yıl sonra ilan edildi. 1977 yılında Massachusetts valisi Michael Dukakis bu iki İtalyan göçmenin suçsuz olduğunu belirtti ve şöyle dedi: “Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti isimleri üzerinde olan her türlü suçlama ve aşağılamanın sonsuza kadar kaldırıldığını açıklıyorum”
1933
Açlık grevi yapan Mahatma Gandhi 40 kiloya düştü ve bu nedenle hapishaneden çıkarıldı. Gandhi, İngiliz yönetimindeki Hindistan’ın bağımsızlığı için açlık grevi başlattı.
1975
Laos’ta komünist darbe yapıldı.
1991
Ermenistan, SSCB’den bağımsızlığını ilan etti. 1918’de ki Rus Devrimi’nin ardından, Rus olmayan tüm ülkeler bağımsızlıklarını ilan ettiler ve bunun sonucunda Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti kuruldu.
1991
Özgür Gündem Gazetesi çalışanları, gazetelerinin kapatılması ve muhabirlerine yönelik saldırıları protesto etmek için süresiz açlık grevine başladı.
1993
Hakkındaki hapis cezası Yargıtay tarafından onaylanarak kesinleştikten sonra Dışişleri Bakanlığı’nın başvurusu üzerine Üsküp’te yakalanan millî futbolcu Tanju Çolak, Türkiye’ye getirildi ve 23 Ağustos 1994 yılında Bayrampaşa Cezaevi’ne konuldu. Özel vekaletle satın aldığı Mercedes marka otomobilin kaçak olduğunu öğrenince kendi kendini ihbar etti. Ağır Ceza Mahkemesi 9 yıl hapis cezası verdi. 28 Şubat 1995’te serbest bırakıldı.
1994
Hukukçu Ahmet Hamdi Boyacıoğlu, hayatını kaybetti. (Doğumu: 6 Nisan 1920, Bolu) 1944 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ni bitirdi. Değişik il ve ilçelerde hâkimlik yaptıktan sonra 1960’ta Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Başmuavinliği’ne atandı. 1962’de Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’ne atandı. Görevde bulunduğu süre içerisinde 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un hazırlık çalışmalarına katıldı. 1964’te Danıştay Üyeliğine seçildi. 17 Eylül 1970’te Anayasa Mahkemesi Asil Üyeliğine seçildi. 1973’te Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı, 1978’de Anayasa Mahkemesi başkanvekili, 1979’da yeniden Uyuşmazlık Mahkemesi başkanı seçildi. 1982’de Anayasa Mahkemesi başkanı oldu. 2949 sayılı Kuruluş Kanununun hazırlanmasında aktif olarak görev aldı ve 6 Nisan 1985’te emekli oldu.
Ahmet Hamdi BOYACIOĞLU
1996
Halkın Demokrasi Partisi 2. Büyük Kurultayında, Türk Bayrağının indirilmesi nedeniyle Ankara Devlet Güvenlik Savcılığı tarafından iddianame düzenlendi. Salonda bulunan tüm parti görevlileri gözaltına alınmış ve sorgulamalar sonrasında 40 kişi hakkında tutuklama kararı verilmişti.
2005
FİYAB, 23 Ağustos 2005 tarihinde 28 kurucu üye ile kuruldu
2018
Hint hukukçu, gazeteci, insan hakları aktivisti, siyasetçi ve yazar Kuldip Nayar, hayatını kaybetti. (Doğumu: 14 Ağustos 1923)Forman Christian College Lahore’da hukuk lisansını tamamladı. Pakistan’daki Hintli mahkumları ve Hindistan’daki cezaları biten ama serbest bırakılmayan Pakistanlı mahkumları serbest bırakmak için çalıştı. Wagah’ta Bağımsızlık Günü’nü kutlamak ve ölen insanları anmak için mum nöbeti geleneği başlattı.
Kuldip Nayar
2024
Ankara’da anneannesi Leyla Çetiner’i öldüren eski bakanlardan Abdüllatif Şener’in oğlu Bedirhan Şener’in, Bilkent Adli Psikiyatri Hastanesi’ndeki gözlem süresi 3 hafta daha uzatıldı.
İnsan Hakları Derneği 2023 Yılı Hak İhlalleri Raporu’nu açıkladı. Raporda 2023^te Resmi hata ve ihmal sonucu 369 kişi yaşamını yitirdiği açıklandı.
Edirne’de yasa dışı yollarla Yunanistan’a kaçmaya çalışırken yakalanan 8 şüpheli nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı.
2024
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Sinan Ateş cinayetiyle ilgili haberler nedeniyle gazeteciler İsmail Saymaz, Erk Acarer, Barış Terkoğlu, Alican Uludağ ve Timur Soykan’ı hedef gösterip tehdit ettiği iddiasıyla Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Burak Kılıç hakkında 16 Temmuz’da açılan soruşturmada takipsizlik kararı verdi. Kararda, “Şikayete konu paylaşımda yer alan sözlerin tehdit suçunun yasal unsurlarını taşımadığı değerlendirilmiştir” denildi.
2024
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü arasında imzalanan protokole aykırı davranıldığı ve İBB’nin trafik denetiminde kullandığı EDS sistemi vasıtasıyla kesilen cezaların yüzde 30’unun belediyeye ödenmediği gerekçesiyle açılan davada İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nin, 2011-2012-2013-2014 dönemlerine ait toplamda 74.389.731,60 TL’nin işleyecek yasal faiziyle birlikte İBB’ye ödenmesine yönelik olarak verdiği kararın istinaf talepleri stanbul Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi tarafından reddedildi.
2025
Menzil cemaatindeki miras kavgası İngiltere’de de yargıya taşındı. Mübarek Elhüseyni’nin Londra merkezli şirket üzerinden yaptığı “kurgusal alım satım” işlemleriyle Londra ve Liverpool’daki dergâh binalarını değerinin 5’te 1’ine devraldığı ortaya çıktı. İngiliz mahkemesi işlemleri durdururken, Mübarek ve Emin Elhüseyni hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçundan kamu davası açıldı.
Kanunların Ruhu Üzerine-De L’esprit Des Lois, isimli eser Aydınlanma Dönemi yazarlarından Montesquieu tarafından 1748 yılında yirmi yıllık bir çalışma sonucunda hazırlanmıştır.
Kitaba yönelik yoğun eleştiriler üzerine 1750 yılında kitabın savunmasını yazmış ancak Katolik Kilisesi 1751 yılında kitabı yasaklamıştır.
Eser, dünyadaki bütün halkların kanunlarını, geleneklerini, usullerini ele almış; her bir topluma en uygun yönetim şeklini ve kanunları saptamış, soyut ve somut gerekçelerini açıklamıştır.
Kuvvetler ayrılığı, yönetim şekilleri, monarşi, cumhuriyet, istibdat, kanunların yönetim şekilleriyle ilişkisi, şekli, prensipleri, siyasi ve medeni özgürlükler, iklim, ticaret ve dinin; toplumlarla, özgürlükle, yönetim şekilleriyle ve kanunlarla ilişkisi kitapta öne çıkan konulardandır.
Kanunların Ruhu, Seçkin Yayınlarından da basılmıştır.
Kanunların Ruhu Üzerine isimli eser, Türkçeye ilk kez Kanunların Ruhu’nun Savunması ile birlikte Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi ile çevrilerek yayınlanmıştır.
Eseri Orijinal baskısı
Eserin Siyasal Gelişmelere Etkisi
Modern demokrasilerde, devlet yapısı, siyaset ve hukuk sistemlerinin anlaşılmasında Kanunların Ruhu temel başvuru kitabı olarak kabul görmektedir.
Demokrasilerde kuvvetler ayırımı, sivil özgürlükler, kadınların toplumsal rolünün genişletilmesi, köleliğin yasaklanması gibi tüm modern kavramların temeli bu eserde bulunmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri’nin kurucuları ve Bağımsızlık Bildirgesi‘nin yazarı Jefferson, Washington ve diğerleri bu kitaba defalarca referans vermiş; Rus imparatoriçesi Katarina ve diğer devlet adamları bu kitabı rehber edinmişlerdir.
Eser, politik ve sosyal olaylarla ilgilenen araştırmacıların, öğrencilerin, siyaset ve devlet adamlarının en değerli kaynağı olmaya devam etmektedir.
Suçlar ve Cezaları isimli eserin yazarı olan Cesar Beccaria, Kanunların Ruhu hakkında şöyle demiştir:
“Ey büyük Montesquieu! Senin gökyüzündeki ruhunu kutsamaktan ötürü şeref kazanırsam, ne mutlu bana! Ya siz, ey aklın, gerçeğin sessiz ve kimseyle konuşup görüşmeyen bekçileri! Size de sevinç ve mutluluk verebilirsem, ne mutlu olurdum! İnsanlık savunucularının sesini duyurmakta etken olan istek ve heyecanı, duyarlı ruhlara üfleyebilsem dünyalar benim olurdu!
İnsanlığın kutsal haklarını savunan ve yenilmez gerçeğin tarafını tutarak, sesimi yükseltmekle, zulmün ve bazen de aynı derecede tiksinç bilgisizliğin pençesinde çırpınan kara yazgılı kurbanlardan birkaçını çekip kurtarabilirsem; bunlardan sadece bir tek günahsızın duaları ve döktüğü sevinç gözyaşları bile, bütün diğer insanların haksız suçlamalarına ve acı hakaretlerine karşı beni yatıştırır ve avuturdu!“
Eserin Konu Başlıkları
Genel Olarak Kanunlar Üzerine
Doğrudan Doğruya Hükümetin Niteliğinden Doğan Kanunlar Üzerine
Üç Hükümet Şeklinin İlkeleri Üzerine
Eğitim Kanunlarının Hükümetin İlkelerine Bağlı Olması Üzerine
Kanun Yapıcının Çıkardığı Kanunların Hükümetin İlkelerine Uygun Düşmesi Gerektiği Üzerine
Medeni Kanunlarla Ceza Kanunlarının Sadeliği ile İlgili Olarak Çeşitli Hükümet Şekillerindeki İlkelerin Sonuçları, Yargılama Şekilleri ve Cezaların Tayini
İsrafı Önleyen Kanunlardan Başka Lüksle ve Kadınların Durumuyla İlgili Olarak Üç Hükümetteki Çeşitli İlkelerin Sonuçları Üzerine
Üç Hükümet Şeklinde İlkelerin Bozulması Üzerine
Savunma Gücüyle İlgili Kanunlar Üzerine
Saldırıcı Kuvvetle İlgili Kanunlar Üzerine
Anayasayla İlgili Olarak Siyasi Hürriyeti Meydana Getiren Kanunlar Üzerine
Vatandaşla İlgili Olarak Siyası Hürriyeti Meydana Getiren Kanunlar
Vergilerin Tahsili ile Devlet Gelirinin Çokluğunun Hürriyetle Olan İlgisi Üzerine
Kanunların İklimin Niteliğiyle Olan İlgisi Üzerine
Medeni Kölelik Kanunlarının İklimin Niteliğiyle Nasıl Bir İlgisi Olabilir
Aileye Bağlı Kölelik Üzerine Çıkarılmış Kanunlar, İklimin Niteliğiyle Ne Dereceye Kadar İlgilidir?
Siyasi Kölelik Kanunlarının İklimin Niteliği ile Bir İlgisi Vardır
Kanunların, Arazinin Bünyesiyle Olan İlgisi Üzerine
Bir Milletin Genel Ruh Haletini, Ahlakını ve Davranışlarını Meydana Getiren İlkelerle İlgisi Bakımından Kanunlar Üzerine
Yapısı ve Özellikleri Bakımından Ticaretin Kanunlarla Olan İlgisi Üzerine
Dünyadaki Değişiklikleri Gözönünde Bulundurmak Şartıyla Ticaret ve Ticaretle İlgili Kanunlar Üzerine
Para Kullanılmasıyla İlgili Kanunlar Üzerine
Kanunların Nüfus Sayısıyla Olan İlgileri Üzerine
Her Ülkede Kurulu Dinin Gerek Uygulanmasıyla, Gerek Doğmalarıyla İlgili Kanunlar Üzerine
Çeşitli Ülkelerde Dinin Yerleşmesiyle İlgili Kanunlar Üzerine; Bu Dinin Dış Koruması Nasıl Olmalıdır
Kanunların Tüzüğe Bağladıkları Konuların Niteliğiyle Olan İlgisi Üzerine
Tek Konu Romalılarda Veraset Hakkındaki Kanunların Kaynağı ve Bu Kanunların Uğradığı Değişiklikler Üzerine
Fransız Medeni Kanunlarının Kaynağı ve Bu Kanunların Uğradığı Değişiklikler Üzerine
Kanun Yapmak Usulü Üzerine
Saltanat İdaresinin Kuruluşuyla Olan İlgisi Bakımından Frankların Derebeylik Kanunları Kuramı Üzerine
Krallıklarındaki Devrimlerle İlgili Olarak Franklarda Derebeylik Kanunları Kuramı
Çatışma Dönemlerine İlişkin Dünya Tabipler Birliği Kuralları, Küba’nın başkenti Havana’da 1956 yılı ekim aynda düzenlenen 10’uncu Dünya Tabipler Birliği Kurultayı’nda kabul edilmiştir. Belirlenen kurallar, 1957 yılında İstanbul’da düzenlenen 11’inci Dünya Hekimlik Kurultayı’nda ve 1983 yılında Venedik’te düzenlenen 35’inci Dünya Hekimler Kurultayı’nda güncellenmiştir.
Silahlı Çatışma Dönemlerine İlişkin Dünya Tabipler Birliği Kuralları
Silahlı Çatışma Dönemlerine İlişkin Yönerge:
1- Silahlı çatışma dönemlerinde tıp ahlakı, Dünya Hekimler Birliği’nin Uluslararası Tıp Ahlakı Yasası‘nda saptandığı gibi, barış dönemlerinden farklı değildir. Hekimin birincil yükümlülüğü mesleki görevidir.
Mesleki görevini yürütürken hekimin en başta gelen yol göstericisi vicdanıdır.
2– Tıp mesleğinde birinci görev sağlığı korumak ve yaşamı sürdürmektir. Bu nedenle hekimlerin şunları yapmaları olanak dışı sayılır:
A) Hastanın yararına olmayan koruyucu, tanı koyucu ya da iyileştirici işlemleri uygulamak ya da önermek,
B) İyileştirici bir etki sağlamadan kişinin fiziksel ya da zihinsel gücünü zayıflatmak,
C) Bilimsel bilgiyi, sağlığı tehlikeye atmaya ya yaşamı ortadan kaldırmaya yönelik olarak kullanmak.
3- Silahlı çatışma dönemlerinde de, insanlar üzerinde deney yapmakla ilgili olarak ,barış dönemlerindeki yasa aynen yürürlüktedir; özellikle sivil ya da asker tutsaklar ile ele geçirilmiş ülkelerin halkı gibi özgürlüklerinden yoksun kişiler üzerinde deney yapmak bütünüyle yasaktır.
4- Acil durumlarda hekim, her zaman yansız olarak ve cinsiyet, ırk, ulus, din, politik bağlanma ya da benzeri başka ölçütlere bakmaksızın gereksinimi olanlara sağlık bakımı vermelidir. Bu sağlık bakımı, gerekli ve uygulanabilir olduğu sürece sürdürülmelidir.
5- Mesleki uygulama sırasında tıbbi gizlilik, hekim tarafından korunmalıdır.
6- Hekime sağlanan ayrıcalıklar ve kolaylıklar, mesleki amaçlar dışında kullanılmamalıdır.
Hasta ve Yaralıların Özellikle Çatışma Sırasındaki Bakımlarını Düzenleyen Kurallar:
A.
1) Koşullar ne olursa olsun, asker ya da sivil her kişi, cinsiyet, ırk, ulus, din, politik bağlanma ya da benzeri başka ölçütlere bakılmaksızın, gereksinimi olan sağlık hizmetini almalıdır.
2) İyileştirici olmadığı sürece, kişinin sağlığına, fiziksel ya da zihinsel bütünlüğüne zarar veren bütün işlemlerin uygulanması yasaktır.
B.
1) Asil durumlar için hekimlerden ve yardımcı sağlık çalışanlarından yapabilecekleri en iyi acil hizmeti sunmaları istenir. Tıbbi yönden, acil olanlar dışında, hastalar arasında herhangi bir ayrım yapılmayacaktır.
2) Tıp mesleğinin ve yardımcı mesleklerin üyelerine, kendi mesleki etkinliklerini özgürce yürütebilmeleri için gereken güvence sağlanmalıdır. Sorumluluklarını yerine getirmeleri için zorunlu olan yardım verilmelidir. Yardımlaşmaları gerektiğinde özgür dolaşma hakkı tanınmalıdır. Mesleki yönden tam bağımsız bir ortamda bulunmaları sağlanmalıdır.
3) Tıbbi görev ve sorumlulukların yerine getirilmesi hiçbir koşulda suç sayılmayacaktır. Hekim, hiçbir zaman mesleki gizliliği gözetmesi nedeniyle kovuşturulmayacaktır.
4) Mesleki görevlerini sürdürdükleri sürece, tıp ve yardımcı meslektekiler, beyaz zemin üzerine kırmızı yılan ve asa amblemiyle ayırdedilirler. Bu amblemin kullanılışı özel bir yönergeyle düzenlenmiştir.
Hukuk sisteminde yaptığı reformlarla tarihe geçen İngiltere Kıralı III. Richard yaşamını yitirdi. (Doğumu: 2 Ekim 1452, Fotheringhay Şatosu, Northamptonshire, İngiltere – Ölümü: 22 Ağustos 1485, Leicestershire, İngiltere)
İsviçre‘nin Cenevre şehrinde 12 devlet, ilk Cenevre Konvansiyonu olan Kara Ordularına Mensup Yaralı ve Hastaların Durumlarının İyileştirilmesine İlişkin Sözleşme’yi imzaladı. Uluslararası Kızılhaç‘ın oluşturulmasına karar verildi. Birinci Cenevre Sözleşmesi, harp halindeki silahlı kuvvetlerin, hasta ve yaralılarının vaziyetlerinin ıslahına ilişkin sözleşmedir.
1868
Savaş yöntem ve araçlarını ilk defa düzenleyen 22 Ağustos 1868 tarihli Saint-Petersburg Sözleşmesi imzalandı.
1873
Rus bilim insanı, filozof ve bilimkurgu yazarı Aleksandr Bogdanov doğdu. (Ölümü: 1928)
Osmanlı’da feshane işçisi kadınlar Babıâli’ye yürüdü; Rum ve Ermeni Feshane işçisi kadınlar, dönemin başbakanlık ve bakanlık binalarının bulunduğu Babıâli’ye yürüdü ve Sadrazama bir dilekçe vererek ödenmeyen ücretlerinin ödenmesini istedi.
1882
Dünyanın ilk tayyare pilot lisansını alan kadın Fransız pilot Raymonde de Laroche, doğdu. (Ölümü: 18 Temmuz 1919)
Yunanistan‘da Theodoros Pangalos yönetimi Yorgos Kondilis’in yönettiği bir darbeyle devrildi.
1935
Atatürk’ün direktifleriyle 22 Ağustos 1935’te Türk Tarihi Araştırma Kurumu(Türk Tarih Kurumu) kendi parası ve kendi elemanlarıyla yaptığı ilk kazı olan Alacahöyük Kazısı, Çorum’da başlatıldı. Daha sonra Trakya ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde arkeolojik araştırmalar sürdürüldü.
Henri Charrière’nin, Kelebek adlı romanına ve filmine de konu olan Fransa’ya ait Fransız Guyanası’ndaki insanlık dışı cezaevi tesisleri tamamen kapatıldı.
1958
Necdet Adalı, doğdu. (Ölümü: 8 Ekim 1980) 12 Eylül Darbesi‘nden sonra idam edilen ilk kişidir. Ulucanlar Cezaevi‘nde asılarak idam edildi.
1961
Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu kuruldu.Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığı‘na bağlı, 22 Ağustos 1961 tarihinde kurulan ve yüksek öğrenim gören ve maddi olanaklardan yoksun öğrencilerin maddi yönden desteklenmesi amaçlayan tüzel kişiliğe sahip, özel hukuk hükümlerine tâbi özel bütçeli ve sosyal amaçlı hizmet veren bir kamu kurumudur.
1961
Tanin Gazetesinde yayınlanan yazılardan dolayı eski yayın müdürü İhsan Ada ile yazar Aziz Nesin’in “komünizm propagandasından yargılanmalarına devam edildi.
1981
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında, Genel Başkan Abdullah Baştürk ve 8 Yürütme Kurulu üyesi tahliye edildi. Baştürk hakkında devam eden başka bir dava nedeniyle tutukluluk devam etti.
Türkiye’nin 3. Cumhurbaşkanı Celâl Bayar 103 yaşında iken İstanbul’da yaşamını yitirdi. 1950-1960 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı yapan ve 27 Mayıs Darbesi sonrasında önce idam cezasına çarptırılan Bayar’ın cezası daha sonra cezası ömür boyu hapse çevrilmiş, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Celal Bayar’ı Anayasa’nın 97’nci maddesine dayanarak affetmişti.
1988
Bursa Özel Tip’te tek tip elbise uygulamasına başlandı; sadece dinci-itirafçı 8 kişiyle kaçakçılık mahkumu 7 kişi tek tip elbiseyi kabul etti. Çanakkale E Tipi Cezaevi’nde tek tip elbise uygulamasına karşı çıkan 175 hükümlüye mektuplaşma ve kınama cezası verildi.
1989
Kanserden ölen Devrimci Yol davası hükümlüsü İnkılap Dal’ın Akhisar’daki cenaze törenine katılıp slogan attıkları ve görevli polislere karşı geldikleri gerekçesiyle 42 kişi hakkında “örgüt üyesi oldukları” iddiasıyla 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Hapisteyken ilik kanserine yakalanan İnkılap Dal 1988’de cezaevinden çıktıktan sonra ilik nakli için yurtdışına çıkması gerekirken tüm başvurulara rağmen pasaport verilmemiş, 1 yıl sonra pasaportunu aldıktan sonra 11 Ağustos 1989’da Fransa’ya gitmiş ve 22 Ağustos’ta yaşamını yitirmiştir.
1993
Baki Erdoğan, gözaltında iken işkence kurbanı oldu ve yaşamını yitirdi.
1997
Türkiye, Brüksel’den Diyarbakır’a gitmesi planlanan “Musa Anter Barış Treni”ne ülkeye giriş izni vermeyeceğini açıkladı.
1998
171 haftadır toplanan Cumartesi Anneleri’ne polis “yasa dışı eylem yapıldığı” gerekçesiyle müdahale etti: 30 gözaltı.
1998
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı R.Tayyip Erdoğan 4 Aralık 1994’fe Refah Partisi Ümraniye İlçe Binası açılışındaki konuşması nedeniyle “halkı din ve mezhep farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik ettiği” gerekçesiyle DGM’de ifade verdi.
2002
F Tipi cezaevlerinde tecride karşı Malatya Cezaevi’nde ölüm orucuna başlayan Melek Birsen Hoşver (23) 330.günde hayatını kaybetti.
2003
Arjantin’de 1976-1983 yılları arasında ülkeyi yöneten eski cuntacıların yargılanmasına olanak sağlayan yasa meclisten sonra senatoda da kabul edildi.
2015
Kadın politikacı Leng Thirith, hayatını kaybetti. (Doğumu:10 Mart 1932) Paris‘teki Sorbonne Üniversitesi‘nde okudu. Kızıl Kmer rejimi sırasında Sosyal İşler Bakanlığı yaptı. Soykırım, insanlığa karşı suç işlemek ve 1949 Cenevre Savaş Esirleri Sözleşmesi‘nin ciddi ihlaliyle suçlanarak 2007’de tutuklandı.
2016
Cumhuriyet Gazetesi yöneticilerine yönelik olarak 18 Ağustos’ta başlatılan soruşturma kapsamında Cem Küçük’ün tanık olarak ifadesi alındı. Soruşturmanın ilerleyen günlerinde gazetesinin 16 yöneticisi gözaltına alındı ve tutuklandı.
2018
Hint avukat, ekonomist ve siyasetçi Gurudas Kamat, doğdu. (Ölümü: 5 Ekim 1954) Mumbai Devlet Hukuk Koleji’nde okudu. Hindistan Siyasetçiler Derneği (INC) başkanı olarak görev yaptı. Hint Parlamento’sunda Mumbai bölgesini delege olarak temsil etti.
2024
Meksika’da hakimler, Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador’un önerdiği yargı düzenlemesine tepki olarak süresiz grev başlattı. Juana Fuentes Velazquez, basına yaptığı açıklamada, “yargı reformuna karşı meşru bir direniş eylemi” olarak nitelediği grevin dün gece başladığını duyurdu. Ülkenin ‘eşi benzeri görülmemiş anayasal bir krize doğru gittiğini’ ve bu durdurulmazsa sosyal yapıda derin yaralar bırakacağını söyleyen Velazquez, ülke genelindeki mahkemelerin “acil” davalar dışında 21 Ağustos itibarıyla süresiz olarak askıya alındığını açıkladı.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından ilk derece mahkemesi sıfadıyla, Adnan Oktar örgütü ile ilişkileri olan savcı ve hâkimlerin yargı önüne çıkarılacağı, İstanbul Eski Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, İstanbul Bölge Adliyesi 1. Ceza Dairesi eski üyeleri Ahmet Mahnaoğlu, Derya Bayburtluoğlu, Reyhan Yaman ve dairenin eski savcısı Ali Parlar’ın sanık olarak yargılanacağı öğrenildi. HSK müfettişleri, Oktarcıların yargıdaki ilişkileri hakkında 140 yargı mensubu ile görüşerek ve soruşturma yaparak 680 sayfalık bir rapor hazırlamıştı.
2024
Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan “İşlenmeyen Tarım Arazilerinin Tarımsal Amaçlı Kiraya Verilmesine İlişkin Yönetmelik“, Resmi Gazete’de yayınlandı. Yönetmelik, 3 Temmuz 2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8/K maddesi uyarınca, üst üste iki yıl süreyle işlenmeyen tarım arazilerinin Bakanlıkça kiraya verilerek tarımsal üretime kazandırılmasına yönelik usul ve esasları açıkladı.
Gazeteci Murat Ağırel’in Türkiye’de uyuşturucu ticareti ve kara para aklamayı konu alan kitabı Havala hakkında suç duyurusunda bulunuldu ve kitabın toplatılması istendi. Ağırel, kitap hakkında şikâyette bulunan kişinin, 2022 yılında Mersin Limanı’nda yapılan operasyonda konteynerinde 258 kilo kokain ele geçirilen Alaa Ben Khadra’nın kardeşi Ahmed Ben Khadra olduğunu ve bu kişinin daha önce et kaçakçılığından yargılanıp beraat ettiği bilgisini paylaştı. Davanın kitabın düzenlenmesi için değil toplatılması ve satışının durdurulması için açıldığına dikkat çeken Ağırel’e iftira ve hakaret dahil beş farklı suçlama yöneltildi.
2024
Asker eğlencesinde “Ha Gerilla” şarkısı eşliğinde halay çekenlerin, “örgüt propagandası” yaptıkları gerekçesiyle hazırlanan dört sayfalık iddianame İstanbul 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması 15 Ekim’de yapılacak.
Mezopotamya Ajansı’nın (MA) internet sitesi ‘Mezopotamyaajansi38.com’ Eskişehir 4. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla erişime engellendi.
2025
Anayasa Mahkemesi,1984 doğumlu İran vatandaşı N.S.’ isimli sığınmacının sınır dışı edilmesine ilişkin davada yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine hükmetti. Karar, yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 1. İdare Mahkemesi’ne gönderildi. Başvurucu, İran’da katıldığı protestolar nedeniyle hakkında açılan davada 24 yıl hapis cezasına çarptırıldığını, işkence gördüğünü, Türkiye’ye geldikten sonra sınır dışı edilmesi halinde idam cezasıyla karşı karşıya kalacağını belirterek yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştü.
2025
İzmir’de uyuşturucu operasyonu: 127 kilo bonzai ele geçirildi, Operasyonda 3 şüpheli yakalandı.
Van’da evin çatısı ile bahçesinde yetiştirilen 127 kök kenevir ele geçirildi.Evde yapılan aramada 288 gram kubar esrar, 4 gram kenevir tohumu ve 35 tabanca fişeği ele geçirildi.
Adana’da takside 2 bin 796 uyuşturucu etkili hap ele geçirildi. Araçtaki 3 yolcu tutuklandı.
Van hudut hattında 165 kilo 984 gram uyuşturucu madde ele geçirildi
2025
Şarkıcı Ebru Gündeş’in eşi iş insanı Murat Özdemir, Selahattin Yılmaz suç örgütüne üye olmak suçlamasıyla dün Acarkent’teki villasından Organize polisleri tarafından gözaltına alındı.
İBB’ye yönelik soruşturmada etkin pişmanlıktan yararlanarak haklarında ev hapsi kararı verilen Aziz İhsan Aktaş ve Ertan Yıldız hakkındaki konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri kaldırıldı.
Ankara Valiliği, son bir haftada çeşitli suçlardan haklarında hapis kararları bulunan ve aranan 547 kişinin, polis ve jandarma ekiplerince yakalandığını bildirdi.
Daha önce birçok kez adres değiştirmek zorunda kalan Zeytinli Rock Festivali için Sarıyer Kaymakamlığı’nın verdiği iptal kararının yürütmesi organizasyon şirketininim başvurusu üzerine mahkemece durduruldu. Şirketin kendisine ait Milyon Beach Kilyos’taki etkinliğe Sarıyer Kaymakamlığı orman yangınları genelgesini gerekçe göstererek yasak getirmişti.
Macar seri katil Elizabeth Báthory, hayatını kaybetti. (Doğumu: 7 Ağustos 1560) Báthory, “Kanlı Kontes” olarak da bilinmektedir. Kocası öldükten sonra büyücülükle uğraşmaya başladı. 612 bakire kızı kaçırtıp, bu kızlara tepesinden asılı bir kafeste işkence çektirdiği ve kafesten akan kanlarla duş aldığı iddia edilmiştir. rivayet edilmektedir. Cinayetleri öğrenildiğinde kendi şatosunda müebbet hapse konulmuştur. 1614’de hücresinde ölü bulundu.
Elizabeth Báthory
1798
Evrensel Hukuk Sembol ve Formüllerinde Fransız Hukukunun Kaynakları(Les Origines du Droit Français Charchees dans les Symboles et les Formules du Droit Üniversel) adlı eserin sahibi de olan Jules Michelet, Paris’te doğdu. Fransız Tarihi adlı yapıtının ciltlerinden birine “Rönesans” adının vermesi nedeniyle Rönesans terimini yaygınlaştı. (Ölümü: 9 Şubat 1874, Hyères)
1878
Amerikan Barolar Birliği (ABA-American Bar Association), 20 eyaletten 75 avukat tarafından New York’ta kuruldu . ABA web sitesine göre, kuruldu. 1918’de ilk kadın üyelerini kabul etti. 1921’de hukuk eğitimi için standartları oluşturdu, 1952’de hukuk fakültesi akreditasyonunu başlattı. Hukuk Fakülteleri için akademik standartların belirlenmesi ve hukuk mesleği ile ilgili model etik kodların oluşturulmasına yoğunlaştı. New Jersey’den Paulette Brown 2015 yılında ilk kadın başkan oldu. 2017 itibariyle, ABD avukatlarının yaklaşık %14.4’ünü oluşturan 194.000 üyesi bulunmaktadır.
William Seward Burroughs, ABD’de ilk başarılı toplama çıkarma makinesinin patentini aldı.
1909
Kanun-i Esasi’nin 120. maddesinde değişiklik yapılarak 16 Ağustos 1909’da çıkarılan ilk Cemiyetler Kanununa uygun hale getirildi.
1911
Mona Lisa tablosu, Louvre Müzesi‘nden müze çalışanı tarafından çalındı. ,
Vincenzo Perugia, tutuklandığında.
1929
Nelson Mandela ile birlikte ömür boyu hapse mahkum edilen apartheid karşıtı eylemci Ahmed Kathrada, doğdu. (Ölümü: 28 Mart 2017, Johannesburg) 1946’da sivil itaatsizlik eylemi yaptığı için hapis cezasına çarptırıldı. 1952’de, Adaletsiz Yasalara Karşı Meydan Okuma Kampanyası’na katıldı ve Komünizmin Bastırılması Yasası kapsamında 9 ay hapse mahkum oldu. 1964’te vatana ihanetten ötürü ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 1968 yılında, Tarih ve Kriminoloji alanında lisansını tamamladı. Uzun yıllar hapiste kaldı, 1989’da serbest bırakıldı. 1994’te Başkan Nelson Mandela’nın danışmanlığına atandı. Dört fahri doktora ve Afrika Ulusal Kongresi’nin verdiği en yüksek ödül olan Isithwalandwe’ya layık görüldü. Nelson Mandela Vakfı’nın mütevelli heyeti olarak görev yaptı.
Mandela ve Ahmed Kathrada bir arada
1938
Hukukçu, Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı ve yazar Vural Savaş, doğdu.
Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş
1940
Rus hukukçu ve devrimci Leon Troçki, 20 Ağustosta uğradığı saldırı sonucunda bir gün sonra Meksika’da öldü. (Doğumu: 7 Kasım 1879, Ukrayna) Matematik ve hukuk alanında yüksek öğrenim yaptı. Önemli Marksist teorisyenlerden biri oldu. Stalin ve Mao’nun görüşlerine karşı en önemli muhalefet hareketini oluşturdu. Yaşamının bir kısmını Büyükada’da geçirdiği için Adalılar tarafından anma günleri düzenlenmektedir.
1941
5 bin Yahudi Drancy’de sürgün kampında gözaltına alındı.
1944
Son Osmanlı halifesi Sultan Abdülmecid, Paris’te öldü.
1959
Hawaii, Amerika Birleşik Devletleri’nin 50’nci eyaleti oldu.
1964
İtalyan hukukçu, siyaset adamı ve komünist önder Palmiro Togliatti, hayatını kaybetti. (Doğumu: 26 Mart 1893)
Palmiro Togliatti
1969
Halk Oyuncuları’nın Elazığ’da Pir Sultan oyununu sahnelemesi valilikçe yasaklandı; toplanan biletli seyircilere tekbirlerle saldırıldı.
1965
Müslüman Kardeşler hareketinin teorisyenlerinden ve liderlerinden Seyyid Kutub hakkında 21 Ağustos 1966’da hakkında idam cezası verildi.
1970
Tekirdağ/ Çerkezköy’de yapılan yürüyüş ve mitingde köylüler “düzenin değişmesi için” and içtiler.
Ankara’da Hukuk ve Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi, sağcı “silahlı komandolar” tarafından işgal edildi. Polis Hukuk’ta işgale son verdi.
1973
Ankara Birlik Tiyatrosu yönetmen ve oyuncularının yargılandığı davada yönetmen Vasıf Öngören ile oyuncular Halil İbrahim Ergün, Erdoğan Akduman ve Mustafa Alabora “komünizm propagandası”ndan 6 yıl 8’er ay ağır hapis ve çeşitli sürgün cezalarına çarptırıldı.
1978
Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) Türk tekstil ürünlerine tekrar ambargo koydu.
Orta Çağ’dan kalma Rum Ortodoks kilisesi 21 Ağustos 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Kariye Camii adını aldı.
1978
Erzurum Cezaevi’nde yatmakta olan mahkumların 11’i tünel kazarak kaçtılar.
1982
Yüksek Öğrenim Kurulu (YÖK) öğretim üyelerinin demeç vermelerini yasakladı. Öğretim üyelerine, parti ya da derneklere üye olabilmek için rektörlerden izin almaları kuralı getirildi.
1982
İsrail’in kuşatmasına 2 aydır direnen Filistin Kurtuluş Örgütü gerillaları anlaşma gereği Batı Beyrut’tan ayrılmaya başladı. FKÖ merkezi Lübnan’dan Tunus’a taşıdı.
1983
Filipinler‘de muhalefet lideri Benigno Aquino öldürüldü. (Doğumu: 27 Kasım 1932) Başkan Ferdinand Marcos karşıtı bir grubun lideriydi. Sıkı yönetimden sonra gözaltına alındı ve yedi yıl hapis cezasına hükmedildi.Jr., Manila Uluslararası Hava Limanı’nda suikast sonucu öldürüldü. Ölüm yıl dönümü ülkenin resmî tatili ilan edildi.
1983
Türk Eximbank (Türkiye İhracat Kredi Bankası) 21 Ağustos 1987 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile kuruldu.
1988
TDKP davasından yargılanan R.Babacan duruşmada, Buca Cezaevi’ndeki keyfi dayak ve işkencelere örnek olarak bacağını gösterdi.
Sol ve Onur Yayınları’nın 60 kitabından yalnızca Muzaffer İlhan Erdost’un “Şemdinli Röportajı” kitabı hakkında 2 ayrı dava açıldı.
1990
Gagavuzlar, Özerk Gagavuz Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ni, güneyde Gagavuzların en yoğun yaşadığı Komrat yöresinde ilan ettiler. Bu karar, Moldova Yüksek Sovyeti tarafından iptal edildi.
1991
Letonya, Sovyetler Birliği‘nden bağımsızlığını ilan etti.<sp
Metin Göktepe’nin öldürülmesinden sanık 11 polisten 7’si 20 ay sonra ilk kez duruşmaya çıkarılabildi ve “susma haklarını” kullandı.
1998
Sedat Peker’in askerlik yapmamak için 1994’de “İleri derecede antisosyal kişilik bozukluğu” raporu almasına dair inceleme başlatıldı. Emniyet’çe 7 aydır “aranan” ülkücü mafya lideri Sedat Peker 18 Ağustos’ta Bükreş’ten özel bir uçakla İstanbul’a gelip teslim olmuştu.
2001
Yargıtay Başkanı Sabih Kanadoğlu, AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan ile altı kadın üyenin üyelikten çıkarılması için ihtar isteğiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.
2001
Şişli Cumhuriyet Savcılığı, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın kapatılan RP’nin İstanbul İl Başkanı olduğu dönemde Ümraniye İlçe Örgütü’nün yeni binasının açılışında yaptığı konuşması için TCK’nin “Devlete hakaret”i düzenleyen 159.maddesi uyarınca soruşturma başlattı. Erdoğan’ın 4 Aralık 1994’de yaptığı konuşmadan dolayı İstanbul DGM Savcılığı daha önce 1998’de soruşturma başlatmış, ancak 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle 28 Ağustos 1998’de takipsizlik kararı vermişti.
2003
ABD işgal güçlerince aranan eski Iraklı yöneticiler listesinde 5. sıradaki “Kimyasal Ali” lakaplı General Ali Hasan el-Mecid Tıkriti’nin yalkalandığı açıklandı. Tıkriti 5 bin sivil Kürt’ün kimyasal silahlarla öldürüldüğü 1988 Halepçe katliamından sorumlu tutuluyor.
2004
Fransız hukukçu ve büyükelçi Xavier de La Chevalerie yaşamını yitirdi. (Doğumu: 28 Ocak 1920, Paris)Paris Hukuk Fakültesi ve Hür Siyasal Bilgiler Okulu’nu bitirdi. 1940 yılında Fransız Direniş Hareketi’ne dahil oldu. Meksika, Senegal,Gine, Kanada, Japonya, Vatikan ve Fransa büyükelçiliği yaptı. 1967’de Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle tarafından Cumhurbaşkanlığı kabine direktörü olarak atandı ve bu görevi 1969 tarihine kadar yürüttü.
Xavier de La Chevalerie
2006
Irak’ın devrik başkanı Saddam Hüseyin ve altı adamı hakkında 1987-1988’de 182 bin Kürt’ün katliyle ilgili Enfal davası başladı.
2013
İnternet Alan Adları Uyuşmazlık Çözüm Mekanizması Tebliği yayınlandı.
Wikileaks’in internet sitesinde yayımlanan ABD ordusuna ait gizli bilgileri sızdırmak suçlamasıyla askeri mahkemede yargılanan er Bradley Manning, 35 yıla mahkum edildi.
2024
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), isimleri Türkçe olmayan 6 ildeki 30 okullun isimlerinin değiştirilmesini istedi. İlgili valiliklere Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından yazı gönderildi.
2024
30 senedir cezaevinde tutulan Şair Yazar İlhan Sami Çomak’ın tahliyesi İdare ve Gözlem Kurulu’nun oybirliğiyle aldığı kararla 3 ay daha uzatıldı.
2024
Uyuşturucu baronu O.Ü.’nün haziran ayında tutuklanmadan 4 ay önce Yunanistan sınırında yakalandığı ancak çıkarıldığı mahkeme tarafından adli kontrolle serbest bırakıldığı ortaya çıktı.
2024
Manisa’da Yılmaz A.’nın, hamile olduğu iddia edilen S.N.A.’yı sokak ortasında demir sopayla darbettiği görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerin ardından Yılmaz A.’nın tutuklandığı öğrenildi.
2024
Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne başvuru yaparak dokunulmazlığının kaldırılmasını istemesine karşılık meclis başkanlığı tarafından hakkında herhangi bir tezkere ve fezleke olmaması nedeniyle red cevabı verildi.
2025
Uluslararası Af Örgütü, ABD yetkililerinin, ülke genelinde gerçekleşen Filistin yanlısı protesto gösterilerine katıaln göçmenleri izlemek ve vatandaş olmayanları ayrım gözetmeksizin hedef almak için yapay zeka destekli gözetleme araçlarını kullanmasını kınadı.
11 yaşındaki Rabia Naz Vatan‘ın şüpheli ölümüyle ilgili 7 yıldır adalet mücadelesi yürüten, eski bakan ve AKP Milletvekili Nurettin Canikli‘nin şikayeti üzerine açılan davada 1 yıl 8 ay hapis cezası alan baba Şaban Vatan, 38 gün sonra cezaevinden tahliye edildi.
Kırmızı bültenle aranan 3 suçlu Rusya’da yakalanarak Türkiye’ye getirildi. Getirilenler arasında 53 suç kaydı bulunan Demirözler organize suç örgütü elebaşı U.D. de bulunuyor.
“BLOK3” olarak tanınan Hakan Aydın isimli şarkıcı ve yapımcısı Maruf Yöntürk hakkında, menajer Ferhat Karagöz’ü darp ettikleri iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından; ”Kasten yaralama, tehdit, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, şantaj, hakaret, suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçlarından soruşturma açıldı.
Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD), İzmir’in Bornova ilçesinde, evinde cam kesikleri içinde cesedi bulunan Ceyda Yüksel‘in ölümüne ilişkin davada, fail Serkan Dindar‘ın “kapıldığı elem ve öfkenin niteliği ve boyutu” dikkate alınıp, “haksız tahrik” indirimi uygulanmasına tepki gösterdi: “Kadına yönelik şiddetin bir halk sağlığı sorunu haline geldiği bir toplumda böyle bir karar kabul edilemez!”
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, çocuk müstehcenliği, nitelikli dolandırıcılık, yasa dışı bahis ve banka/kredi kartı dolandırıcılığına yönelik 20 ilde düzenlenen operasyonlarda 55 şüphelinin yakalandığını açıkladı. Şüphelilerden 23’ü tutuklandı, 14’ü hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı.
Nevşehir’de bir turistin Türk bayrağı direğinde direk dansı yaptığı görüntülerin sosyal medyada yayılması üzerine Valilik, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı: “Yabancı uyruklu şahıs hakkında Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Türk Ceza Kanunu’nun 300 ve 301. maddeleri kapsamında adli tahkikat başlatılmıştır.”
Aziz İhsan Aktaş, Beşiktaş Belediyesi’nden alacakları olduğu iddiası ile icra takibi başlattı.
Kurucu Meclis Hakkında Kanun, 12 Eylül Askeri Darbesinin ardından kurulan dikta rejimi tarafından 29 Haziran 1981’de düzenlenerek Resmi Gazetede yayınlanmıştır.1981 tarihli Kurucu Meclis Kanunu, 12 Eylül rejiminin anayasal düzenini şekillendiren, Danışma Meclisi’nin kuruluşunu düzenleyen ve 1982 Anayasası’nın hazırlık sürecini başlatan hukuki çerçevedir.
Danışma Meclisi
Kurucu Meclis Kanunu ile kurulması öngörülen Danışma Meclisi’nin en önemli görevi yeni anayasayı hazırlamaktır. Ayrıca, Siyasî Partiler Kanunu, Seçim Kanununu hazırlamak da Kurucu Meclisin görevleri arasındadır. Danışma Meclisinin çalışmalarını kendi yaptığı içtüzük hükümlerine göre yürütmesi istenmiştir. Yapılacak düzenlemeler generallerden oluşan Milli Güvenlik Konseyi’nin onayına tabi tutulmuş, görevlerini MGK’nın denetiminde sürdürmüştür. Üyelerinin tamamı Milli Güvenlik Konseyi tarafından seçilmiştir.
Kurucu Meclis Kanunu – 1981
BAŞLANGIÇ
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin ve milletin bütünlüğü ve bölünmezliği ve toplumun huzuru korunarak, milli dayanışma ve sosyal adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden eşitlik ilkesine göre yararlanmasını ve hukukun üstünlüğünü sağlayacak demokratik laik hukuk devletinin kurulması için gereken hukuki düzenlemelerle Anayasayı, Siyasi Partiler ve Seçim kanunlarını yapmak ve varlığı, genel seçimlerle kurulacak Türkiye Büyük Millet Meclisi fiilen göreve başlayınca sona ermek üzere Kurucu Meclis kurulması kararlaştırılmıştır.
KURUCU MECLİS Kurucu Meclisin Yapısı MADDE 1
1. Kurucu Meclis; (Milli Güvenlik Konseyi) ile, Kuruluş, görev ve yetkileri bu Kanunda belirtilen (Danışma Meclisi)’nden oluşur.
2. Bu Kanun hükümleri dışında kalan hususlarda, Milli Güvenlik Konseyi, 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkındaki Kanun uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisine, Millet Meclisine ve Cumhuriyet Senatosuna ait görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.
Kurucu Meclisin Görevleri MADDE 2 Kurucu Meclisin Görevleri :
a) Yeni Anayasa’yı ve Anayasa’nın Halkoyuna Sunuluş Kanununu hazırlamak;
b) Halkoyuna sunulan ve Milletçe kabul edilince kesinleşerek, geçici hükümlerine göre yürürlüğe girecek olan Anayasa’nın ilkelerine uygun Siyasi Partiler Kanununu hazırlamak;
c) Yeni Anayasa’nın ve Siyasi Partiler Kanununun hükümlerini gözönünde tutarak Seçim Kanununu hazırlamak;
d) Milli Güvenlik Konseyince kararlaştırılacak tarihte yapılacak genel seçimlerle Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulup fiilen göreve başlayıncaya kadar, kanun koyma, değiştirme ve kaldırma suretiyle yasama görevlerini yerine getirmektir.
DANIŞMA MECLİSİ Danışma Meclisinin Yapısı MADDE 3
Danışma Meclisi, aşağıdaki maddelerde belirtilen usul ve esaslara göre her ilin tespit ve teklif ettiği adaylar arasından Milli Güvenlik Konseyince seçilen 120 üye ile, Milli Güvenlik Konseyince doğrudan doğruya seçilen 40 üye olmak üzere 160 üyeden oluşur.
Üyelik Şartları MADDE 4
1. Danışma Meclisine seçilebilmek için aşağıdaki şartlan haiz olmak gerekir :
a) Türk vatandaşı olmak,
b) Otuz yaşım bitirmiş bulunmak,
c) Yükseköğrenim yapmış olmak,
d) Kısıtlı veya kamu hizmetlerinden yasaklı olmamak,
e) Muvazzaf askerlik hizmetini yapmış olmak veya yapmış sayılmak veya yükümlü bulunmamak,
f) Ağır hapis cezası veya taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezası almamış yahut zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflâs gibi yüz kızartıcı suçlardan herhangi birinden hüküm giymemiş olmak,
g) 11 Eylül 1980 tarihinde herhangi bir siyasi partinin üyesi olmamak.
2. Danışma Meclisine Milli Güvenlik Konseyince doğrudan doğruya seçilecek olanlarda 1 nci fıkranın (c) bendinde belirtilen şart aranmaz.
İllerden Gösterilecek Aday Sayısı MADDE 5
Son nüfus sayımındaki nüfusları gözönünde tutulmak sureti ile her ilin göstereceği adaylardan Danışma meclisine seçilecek olan üye sayılan bu Kanuna bağlı cetvelde belirtilmiştir.
İllerden Aday Gösterilme Şartları
MADDE 6
İllerden aday olmak isteyenler;
a) İlk veya orta veya lise veya yüksek öğrenimlerini yaptıkları veya
b) Aralıklı olmakla beraber en az beş yıl veya aralıksız Üç yıl oturdukları veya son iki yıldan beri oturmakta bulundukları ilin valiliğine başvururlar.
İllerden Gösterilecek Adayların Tespiti ve Seçimi MADDE 7
1. Adaylık için başvurma valiliğe verilecek dilekçe ile olur. Bu dilekçeye 4 ncü ve 6 ncı maddelerdeki şartların varlığını gösterir belgelerin asılları veya tasdikli örnekleri ile bir sayfayı aşmayacak tarzda kısa hal tercümesi ve üç adet vesikalık fotoğraf eklenmesi lâzımdır. Bir kısmı eksik olan belgeler adaylık için başvurma süresi içinde tamamlanabilir.
2. Vali, 4 ncü ve 6 ncı maddelerdeki şartlan haiz olan istekli hakkında il hudutları içerisindeki adalet, güvenlik ve çeşitli kuruluş ve meslek mensupları ile mümkün olan genişlikte yapacağı kişisel temaslarla edindiği bilgileri değerlendirmek sureti ile çevrede iyi tanındığına ve sevildiğine kanaat getirdiği isteklilerden o ilden Danışma Meclisine seçilecek üye sayısının üç katının ad ve soyadlarını aday olarak Milli Güvenlik Konseyine bildirir.
3. İl adaylarının dilekçeleri ve belgeleri ayrı ayrı kapalı zarflar içinde Milli Güvenlik Konseyine gönderilir.
4. Milli Güvenlik Konseyi, Danışma Meclisi üyelerini o ilin adayları arasından seçer.
Milli Güvenlik Konseyince Doğrudan Doğruya Üye Seçilmek için Adaylık MADDE 8
Milli Güvenlik Konseyince doğrudan doğruya Danışma Meclisine üye seçilmek
için adaylığını koymak isteyenler, dilekçelerini Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliğine gönderirler. Bu dilekçelere Kanunun aradığı şartların varlığını gösteren belgelerin asılları veya tasdikli örnekleri ile bir sayfayı aşmayacak kısa hal tercümesi ve üç adet vesikalık fotoğraf eklenmesi lâzımdır.
Milli Güvenlik Konseyince üye Seçimi MADDE 9
Milli Güvenlik Konseyi, bu Kanun uyarınca Danışma Meclisine üye seçer.
Seçilen üyelerin İlanı MADDE 10
Milli Güvenlik Konseyince il adayları arasından veya doğrudan doğruya seçilmiş Danışma Meclisi üyelerinin adlan, soyadları ve meslekleri Resmî Gazete’de ve Türkiye Radyo – Televizyon Kurumu aracılığı ile ilan olunur.
Boşalan üyelikler için Seçim MADDE 11
Bu Kanun uyarınca seçilen üyeliklerde herhangi bir sebeple boşalma olması halinde, boşalan üyelik için, Milli Güvenlik Konseyince doğrudan doğruya seçim yapılır.
Üyelik Güvencesi MADDE 12
1. Danışma Meclisi üyeleri, Türk Milleti adına görev yaparlar.
2. Bu Kanunda gösterilen üyelik sıfatlarım kaybetme halleri dışında Danışma Meclisi üyelerinin görevlerine son verilemez.
3. Devlet veya diğer kamu tüzelkişileri ile bunlara bağlı kurum, kuruluşlarda görevli iken Danışma Meclisine seçilenlerin, kendileri istemedikçe kadroları ile ilişkileri kesilmez. Bu gibiler görevlerinden aylıksız veya ücretsiz izinli sayılırlar. İzinli sayıldıkları süreler terfilerinde, keseneklerinin kendileri ve karşılıklarının Meclis Bütçesinden ödenmesi kaydıyla emekliliklerinde fiili hizmet olarak hesaba katılır.
Dokunulmazlık MADDE 13
1. Danışma Meclisi üyeleri, Meclisteki çalışmalarında açıkladıkları görüşlerinden ve kullandıkları oylardan sorumlu tutulamazlar, sadece yeminlerine ve vicdanlarına bağlı olarak görev yaparlar.
2. Danışma Meclisi üyeleri, Danışma Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğu ile verilmiş bir karar olmadıkça, sanık olarak sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamazlar. Ancak, ağır cezayı gerektiren suçüstü hali bu hükmün dışındadır. Bu gibi durumlarda yetkili makamlar olayı derhal Danışma Meclisi Başkanlığına bildirirler.
3. Seçilmeden önce veya sonra Danışma Meclisi üyelerinden biri hakkında verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, Meclisin hukuki varlığının sona ereceği zamana ertelenir. Bu takdirde dava ve ceza zamanaşımı işlemez.
Üyelikle Bağdaşabilen işler MADDE 14
Danışma Meclisi üyeleri, Danışma Meclisinin Genel Kurulu ve komisyonlarındaki görevlerini aksatmamak kayıt ve şartı ile mesleki faaliyetlerine devam edebilirler.
Üyelikle Bağdaşmayan İşler MADDE 15
Danışma Meclisi üyeliğine seçilenler, Devlet ve diğer kamu tüzelkişileri ile bunlara bağlı kurum ve kuruluşlarda, Devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin doğrudan doğruya veya dolayısıyla katıldıkları ve ilgili oldukları teşebbüs ve ortaklıklarında görev alamazlar; bunlara ait herhangi bir taahhüt işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemezler ve bunların taraf olduğu anlaşmazlıklarda temsilcilik, hakemlik veya vekâlet görevi yapamazlar.
Üyeliğin Düşmesi MADDE 16
1. İstifa eden veya Danışma Meclisine seçilmeye engel bir suçtan dolayı kesin olarak hüküm giyen veya kısıtlanan kimsenin üyeliği, başka bir karar almaya gerek kalmadan düşer.
2. Danışma Meclisi Genel Kurul ve komisyon çalışmalarına özürsüz olarak bir ay içinde toplam beş gün katılmayanların Danışma Meclisi Genel Kurulunca üyeliğinin düşmesine karar verilir.
3. Bu Kanunun 15 nci maddesinde sözü edilen işlerden birini kabul eden üyeler hakkında Danışma Meclisi Genel Kurulunca üyeliğin düşmesine karar verilir.
Aylık ve ödenek MADDE 17
1. Danışma Meclisine seçilenlere Devlet memurları 1 nci derece son kademe aylığı ve 900 ek gösterge üzerinden aylık ve aylık tutarının % 100’ü oranında ödenek verilir.
2. Danışma Meclisine seçilenlere ödenecek aylık ve ödenekler kendilerine sosyal güvenlik kuruluşlarınca bağlanan emekli aylığının ve benzeri ödemelerin kesilmesini gerektirmez.
3. Danışma Meclisine seçilenler, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine sağlanan diğer sosyal haklardan yararlanırlar.
Danışma Meclisinin İlk Toplantısı MADDE 18
Danışma Meclisinin ilk toplantısında en yaşlı üye başkanlık, en genç iki üye kâtiplik görevi yapar.
Andiçme MADDE 19
Danışma Meclisine seçilenler görevlerine başlarken soyadı sırasına göre aşağıdaki şekilde andiçerler,
«Danışma Meclisi üyesi olarak çalışmalarımda Devletin varlığı ve bağımsızlığını, ülkenin ve milletin bütünlüğü ve bölünmezliğini koruyacağıma, toplumun huzuru, milli dayanışma ve sosyal adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma; hukukun üstünlüğünü sağlayacak demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine bağlı kalacağıma namusum ve şerefim üzerine andiçerim.»
Başkanlık Divanı MADDE 20
Danışma Meclisi, ikinci toplantısında bir başkan, iki başkan vekili, dört kâtip, iki idareci üyeden oluşan Başkanlık Divanım seçer.
İçtüzük, Komisyonlar ve Kolluk işleri MADDE 21
1. Danışma Meclisi çalışmalarım kendi yaptığı içtüzük hükümlerine göre yürütür.
2. Danışma Meclisi ilk toplantısından itibaren en geç 1 ay içinde 15 üyeden oluşan bir Anayasa Komisyonu seçer.
3. Danışma Meclisinin daimi komisyonları ve komisyonlara üye seçimi İçtüzükte belirtilir. İhtiyaca göre geçici ve karma komisyonlar da kurulabilir.
4. Komisyonlar, bilgi ve görgülerinden yararlanmak istedikleri kimseleri komisyona davet ederek dinleyebilirler; kamu kurum ve kuruluşları ile, mesleki kurum ve kuruluşlardan yazılı görüş alabilirler.
5. Danışma Meclisi, kendi kolluk işlerini Başkan eliyle yürütür.
Görüşmeler MADDE 22
1. Danışma Meclisinin Genel Kurul çalışmaları açık ve komisyon çalışmaları kapalı olarak yapılır.
2. Danışma Meclisi, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kapalı oturuma karar verebilir.
3. Danışma Meclisinin açık olan Genel Kurul toplantıları Tutanak Dergisinde yayımlanır.
Toplantı ve Karar Yetersayısı MADDE 23
anışma Meclisi, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanır, aksine hüküm bulunmayan hallerde toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir.
KANUNLARIN YAPILMASI Kanun Teklif Etme Yetkisi MADDE 24
1. Kanun teklif etme yetkisi Milli Güvenlik Konseyi üyelerine, Bakanlar Kurulu ile Danışma Meclisi Üyelerine aittir.
2. Danışma Meclisi üyelerince yapılacak kanun tekliflerinin en az 10 üyenin İmzasını taşıması gerekir.
3. Kanun teklifleri Danışma Meclisi Başkanlığına yapılır.
Kanunların Görüşülmesi ve Kabul Edilmesi MADDE 25
1. Hükümetten gönderilen kanun tasarıları ile üyelerin kanun teklifleri, önce ilgili komisyonda veya komisyonlarda, daha sonra Genel Kurulda görüşülür. Aynen veya değiştirilerek kabul veya reddedilen kanun tasarı ve teklifleri Milli Güvenlik Konseyine gönderilir.
2. Kanun tasarı ve tekliflerinin Danışma Meclisi komisyonlarında ve Genel Kurulundaki görüşmelerinde Başbakanın veya ilgili bakanın veya görevlendireceği yetkili kişinin ve teklif sahibi Danışma Meclisi üyelerinden en az birisinin veya teklif Milli Güvenlik Konseyi üyelerinden birisi tarafından yapılmışsa Millî Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliğinden görevlendirilecek yetkili bir kişinin hazır bulunması gereklidir.
3. Milli Güvenlik Konseyi, Danışma Meclisinden gelen kanun tasan ve tekliflerini aynen veya değiştirerek kabul veya reddedebilir. Milli Güvenlik Konseyinin kabul ettiği metin Resmî Gazete’de yayımlanmak suretiyle kanunlaşır.
Anayasanın Kabulü, Halkoyuna Sunulması ve Kesinleşmesi MADDE 26
1. Danışma Meclisinin, Anayasa Komisyonu tarafından hazırlanan ve Genel Kurulca kabul edilen Anayasa metni, Milli Güvenlik Konseyince aynen veya değiştirilerek kabul edilir ve Resmî Gazete ile yayımlanır.
2. Milli Güvenlik Konseyince kabul edilen Anayasa, Halkoyuna Sunuluş Kanunu hükümlerine göre, halkoylamasına sunulur.
3. Halkoylaması sonucu kabul edilen Anayasa kesinleşir.
Bütçenin Sunulması MADDE 27
Geneİ ve katma bütçe tasarıları ile milli bütçe tahminlerini gösteren rapor, mali yılbaşından en az üç ay önce, Bakanlar Kurulu tarafından Danışma Meclisine
sunulur.
Bütçenin Görüşülmesi MADDE 28
1. Danışma Meclisi, İçtüzüğü hükümlerine göre bütçe üzerindeki çalışmaları iki ay içinde tamamlar.
2. Bütçe Komisyonunca kabul edilen bütçe tasarıları Danışma Meclisi Genel Kurulunda görüşülerek karara bağlanır ve Milli Güvenlik Konseyine gönderilir.
3. Danışma Meclisi Genel Kurulunda üyeler gider artırıcı veya belli gelirleri azaltıcı teklifte bulunamazlar.
4. Danışma Meclisinden gelen tasan Milli Güvenlik Konseyinin kabul ettiği şekli ile kesinleşir ve mali yıl başından önce Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer.
ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER Danışma Meclisi Kuruluşu ile İlgili Süreler MADDE 29
Bu Kanuna göre adaylık için başvurma, başlangıç ve sona erme ve adayların Milli Güvenlik Konseyine bildirilme tarihleri ile Danışma Meclisinin ilk toplantısını yapacağı tarih Milli Güvenlik Konseyince tayin edilir; Resmî Gazete’de ve Türkiye Radyo – Televizyon Kurumu aracılığı ile ilan olunur.
Kurucu Meclis ve Üyeleri Aleyhine İşlenen Suçlar MADDE 30
1. Kurucu Meclis aleyhine suç İşleyenler Türk Ceza Kanununda Türkiye Büyük Millet Meclisi aleyhine işlenen suçlar için öngörülen cezalarla cezalandırılırlar.
2. Kurucu Meclis üyelerine karşı işlenen suçlarda Türk Ceza Kanununun Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri hakkındaki hükümleri uygulanır.
Kontenjan Adayı Olamama MADDE 31
Danışma Meclisi üyeleri, ilk genel seçimlerde herhangi bir siyasi partinin kontenjan adayı olamazlar.
Kenar Başlıkları MADDE 32
Bu Kanunun maddeleri kenarındaki başlıklar, madde hükümlerinin özünü göstermek amacıyla konmuş olup metne dahil değildir.
GEÇİCİ MADDE
Danışma Meclisi Başkanlık Divanı seçimleri yapılıp göreve başlayınca Milli Güvenlik Konseyi Komisyonlarında bulunan kanun tasarı ve teklifleri Konsey Başkanlığınca Danışma Meclisi Başkanlığına gönderilir. Ancak, Milli Güvenlik Konseyinin gündeminde bulunan kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine devam edilir.
Yürürlük MADDE 33
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
30/6/1981
Raif Paşa, Şuray-ı Devlet(Danıştay) başkanlığını 20 Ağustos 1909’da Necmettin Molla Bey’e devretti. Necmettin Molla Bey bu görevle birlikte Adalet Bakanlığı da yapmıştır.
Necmeddin Molla Kocataş
1929
Avukat, profesör ve Yunanistan eski Başbakanı Adamantios Androutsopoulos dünyaya geldi. Atina Üniversitesi‘nde hukuk okudu. Yunanistan ‘da, Messenia’da doğdu. Atina Üniversitesi’nde ve Chicago Üniversitesi’nde okudu fakat Chicago’dan mezun olamadı. 1967-1974 yılları arasında Albay Yorgo Papadopulos’un kurduğu askeri rejimi sırasında Maliye Bakanı (21 Nisan 1967 – 26 Ağustos 1971) ve İçişleri Bakanı (26 Ağustos 1971 – 10 Mayıs 1973) idi. 1973’te Papadopulos, Yannides tarafından devrildiğinde, Başbakanlığa getirildi ve 25 Kasım 1973 – 23 Temmuz 1974 tarihleri arasında görev yaptı. 10 Kasım 200’de yaşamını yitirdi.
1929
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 20 Ağustos 1929 tarihinde yürürlüğe girdi. 1412 Sayılı CMUK, 1877 tarihli Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu örnek alınarak hazırlanmış ve 4 Nisan 1929’da TBMM’de kabul edilmişti. 4 Aralık 2004’te kabul edilen ve 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yürürlükten kaldırıldı.
1930
Polonyalı avukat ve eski Başbakan Jan Ferdynand Olszewski dünyaya geldi. (20 Ağustos 1930 – 7 Şubat 2019)
1940
Lev Troçki, sürgünde yaşadığı Meksika’da Stalin’in bir ajanı tarafından suikasta uğradı ve ertesi gün 21 Ağustos’ta öldü. (Doğumu:07 Kasım 1879) Troçki, Matematik ve hukuk alanında yüksek öğrenim yapmıştı. Rusça, Ukraynaca, İbranice, Almanca, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca dillerini konuşabiliyordu. 1929-1933 yılları arasında İstanbul Büyükada’da yaşadı. Adalar ilçesinde anma günleri yapılmaktadır
Lev Troçki’nin Büyükada’da 1929 ile 1933 yılları arasında yaşadığı evi
1941
Sırbistan Eski Devlet Başkanı ve hukukçu Slobodan Milošević doğdu. (Ölümü: 11 Mart 2006, Lahey) Belgrad Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Çalışma hayatına Belgrad belediye başkanının ekonomi danışmanı olarak başladı. Komünist Parti’ye katıldı. 1984 yılında, parti liderliğine getirildi. 1989’da Sırbistan Cumhurbaşkanı oldu ve göreve gelir gelmez Kosova‘nın özerk statüsüne son verdi. Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından insanlığa karşı savaş suçu işlediği için yargılandı.
Miloseviç Lahey’de ilk duruşmasında
1959
Bağdat Paktı’nın adı Merkezi Antlaşma Teşkilatı (Central Treaty Organisation-CENTO) olarak değiştirildi. Teşkilatın merkezi Ankara oldu. Bağdat Paktı misyonunu tamamladı.
1960
Senegal, Mali Federasyonu’ndan ayrıldı ve bağımsızlığını ilan etti.4 Nisan 1959 tarihinde Senegal ve Mali federasyon oluşturmuştu. Senegal, 20 Ağustos 1960 tarihinde federasyondan ayrılarak tam bağımsız ülke oldu.
1979
Ankara Bahçelievler’de Türkiye İşçi Partisi üyesi 7 genç, Latif Can, Faruk Ersan, Efraim Ezgin, Salih Gevenci, Hürcan Gürses, Osman Nuri Uzunlar ve Serdar Alten’in öldürülmeleri olayında sanık sekiz ülkücünün yargılanmasına 20 Ağustos 1979’da başlandı.
2 ay 27 günlük kesinleşmiş cezası ertelenmeyen Bülent Ecevit, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi‘ne konuldu. 12 Eylül Darbesi ile Silahlı Kuvvetler ülkenin yönetimine el koyunca Eşi Rahşan Ecevit ile birlikte Gelibolu’da bir ay gözetim altında tutulan Bülent Ecevit, daha sonra serbest bırakılmıştı. 1981’de çıkarmaya başladığı “Arayış” dergisinde yayımlanan bir yazısı nedeniyle Aralık 1981’den Şubat 1982’ye kadar cezaevinde tutuklu kalan ve serbest bırakılan Ecevit, hükmün kesinleşmesi nedeniyle cezaevine yeniden girdi.
Yüksek Seçim Kurulu, yasaklı siyasi parti liderlerinin konuşmalarını engellemek amacıyla, radyo ve televizyonda siyasi partiler adına konuşacak kişilerin parti üyesi olması gerektiğine karar verdi.
1988
Cezaevlerinde tek tip kıyafete tepkiler devam etti. Bursa Cezaevi’ndeki sol ve sağ görüşlü hükümlüler tek tipte ısrar edilirse ölüm orucuna başlayacaklarını açıkladı.
1991
Estonya, SSCB’den ayrıldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Estonya Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmiş, bundan bir yıl sonra da Nazi Almanyası’nın işgaline uğramış ancak 1944 yılında yeniden Sovyetler Birliği’ne bağlanmıştı. Estonya tam bağımsızlığını 20 Ağustos 1991 yılında kazandı. Demokratik Cumhuriyet kuruldu ve Parlamenter sisteme geçti.
1993
İsrail ile Filistin arasındaki Oslo görüşmeleri anlaşmayla sonuçlandı. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Başkanı Yaser Arafat ve İsrail Başbakanı İzak Rabin 13 Eylül 1993 tarihinde Washington’da antlaşmayı imzaladılar. Oslo I Anlaşması resmi olarak Geçici Yönetim Düzenleme İlkelerinin Bildirgesi (Declaration of Principles On Interim Self-Government Arrangements) adını taşımaktadır ve imzalanan bu anlaşma sonucunda, İzak Rabin, Şimon Peres ve Yaser Arafat ile birlikte Nobel Barış Ödülü’nü kazanmışlardır.
1995
Şeriat ile yönetilen Suudi Arabistan’da 6 Türk vatandaşının idam edilmesi üzerine gönderilen özel elçinin temasları sonucunda devam eden idamlar durduruldu. Suudi Arabistan’da devam eden Türk vatandaşlarının idam kararlarının durdurulması için Başbakan Tansu Çiller, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ı 17 Ağustos’ta Suudi Arabistan’a özel elçi olarak göndermişti. idamların durdurulduğu açıklandı.
1995
Maliye Bakanlığı, kapatılan Refah Partisi’nin malvarlığı incelemeleri sırasında, 1.2 trilyon lira nakit açığı buldu.Refah Partisinin kapatılması üzerine partinin hazineye devredilmesi gereken varlıklarının kaçırıldığı anlaşıldı. Maliye Müfettişleri örgüte para aktarımında kullanılan makbuzların sahte olduğunu belirledi ve olay yargıya intikal etti. Yargıtay Başsavcılığı suç duyurusunda bulundu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı dava açtı. Kayıp Trilyon Davasında RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan, özel belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 4 ay hapse mahkum oldu. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 68 RP yöneticisini de 1 yıl ile 1 yıl 2 ay arası hapisle cezalandırdı.
2007
20 Ağustos 2007‘de arkadaşı M.O. ile birlikte Beyoğlu’nda sivil polislerce gözaltına alınan ve Beyoğlu Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürülen Festus Okey, burada bir polis tarafından vuruldu, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Dava uzun sürdü, Yargıtay ilk kararı bozdu. Bozma kararından sonra sanık hakkında 17 Mart 2021’de 16 yıl sekiz ay hapis cezası verildi.
2013
Müslüman Kardeşler Teşkilatı Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii, tutuklanarak sıkı güvenlik önlemleriyle korunan El-Akreb Hapishanesi’ne nakledildi.
2014
Bankacılık Sektöründe Uygulanacak Etik İlkelerde Yapılan Değişiklik kabul edildi. Bankacılık Etik İlkeleri, Türkiye Bankalar Birliği tarafından hazırlanmış ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun onayı ile 15 Haziran 2006 tarihli ve 1904 sayılı kararı ile yayımlanarak yürürlüğe girmişti.
2020
Hukuk Profesörü ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi önceki dekanı Bülent Tahiroğlu, 20 Ağustos 2020 tarihinde yaşama veda etti.
Prof.Dr. Bülent Tahiroğlu
2025
İstanbul’da iş insanı Gökalp İçer’in uyuşturucu temin ettiği öne sürülen ve kullandıktan sonra fenalaşarak hastaneye kaldırılan Avukat Göksu Çelebi hayatını kaybetti. ICRYPEX Yönetim Kurulu Başkanı İçer hakkında uyuşturucu madde temin etme’ ve ‘olası kast ile öldürmeye teşebbüs’ suçlarından soruşturma başlatılmıştı. 16 Temmuz’da adli kontrol şartıyla serbest bırakılan İçer tekrar gözaltına alınarak 28 Temmuzda çıkarıldığı hâkimlikteki sorgusunun ardından tutuklanmıştı.
Antalya’da ‘rüşvet’ soruşturması kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen, yurt dışından uçakla geldiği Antalya Havalimanı’nda dün gözaltına alınan Muhittin Böcek‘in oğlu Gökhan Böcek, emniyetteki işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edildi. Gökhan Böcek çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Gökhan Böcek’in eşi Zuhal Böcek de 31 Temmuz’da tutuklanmıştı.
Geçtiğimiz aylarda kendisine vasi atanan 88 yaşındaki iş insanı İnan Kıraç’ın mahkemece iptal edilen evliliğindeki eşi Emine Alangoya ve bazı çalışanlar hakkında “Nitelikli Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali” suçundan hapis istemiyle iddianame hazırladı. İpek Kıraç şikayetçi olmuştu.
İnsan hakları aktivisti avukat Eren Keskin, Almanya’da, yükselen ırkçılık ve aşırı sağa karşı mücadelenin önde gelen isimleri arasında yer alan eski Federal İçişleri Bakanı Gerhart Baum adına verilen insan hakları ödülüne layık görüldü.
Yayınlanan yeni politika kılavuzuna göre ABD göçmenlik yetkililerine, başvuranların ‘Amerikan karşıtı’ görüşlere sahip olup olmadıklarını incelemeleri talimatı verildi.
Birleşik Krallık’ın ilk açık transseksüel yargıcı Dr. Victoria McCloud, Yüksek Mahkeme’nin 2010 Eşitlik Yasası’nda “kadın” ve “cinsiyet” kavramlarını yalnızca biyolojik kriterlere göre tanımlayan kararına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne (AİHM) başvuruda bulundu.
ABD’de Providence Belediye Mahkemesi yargıcı Frank Caprio yaşamını yitirdi.
Dünya İnsani Yardım Günü(World Humanitarian Day), insani yardım faaliyetlerinde görev yapanları ve bu görevler sırasında hayatını kaybedenleri anmak amacıyla, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun İsveç’in öncülüğünde kabul ettiği A/63/L.49 sayılı karar ile 19 Ağustosolarak ilan edilmiştir.
Karar, karar, BM’nin insani yardım mekanizmalarının güçlendirilmesine ilişkin kapsamlı bir çerçeve sunmuş ve 19 Ağustos’un Dünya İnsani Yardım Günü olarak ilan edilmesini sağlamıştır. karar, 1991 tarihli 46/182 sayılı BM kararını ve insani yardım ilkeleri olan insaniyet, ayrım gözetmeme, tarafsızlık ve bağımsızlığı teyit etmiştir.
19 Ağustos tarihi, BM’nin Bağdat’taki merkezine düzenlenen saldırıda 22 çalışanın yaşamını yitirdiği güne karşılık gelmektedir.
Kararın Çerçevesi
Küresel gıda krizinin insani etkileri, doğal afetler ve iklim değişikliğinin sonuçları,
Sivil halka ve insani yardım çalışanlarına yönelik şiddet, cinsiyet temelli şiddet ve çocuklara yönelik saldırılar,
İnsani yardım çalışanlarına yönelik artan saldırılar ve bunun olumsuz etkileri,
Afet risk azaltma ve hazırlığın güçlendirilmesi,
BM acil yardım koordinasyonunun güçlendirilmesi,
Fonların öngörülebilir, yeterli, zamanında ve esnek biçimde sağlanması,
Ulusal ve yerel kapasitenin güçlendirilmesi,
Uluslararası iş birliği ve bölgesel örgütlerin rolünün artırılması,
Cinsiyete dayalı şiddetle mücadele ve iç yerinden edilmiş kişilerin korunması,
Üye Devletler ve bağışçıların daha fazla katkı yapması,.
BM insani yardım koordinatörlerinin desteklenmesi,
Afetlere hazırlık, risk azaltma ve erken toparlanma süreçlerinin güçlendirilmesi,
Bağdat Saldırısı
Birleşmiş Milletler, 2003 yılında Irak’ta işgal sonrası yeniden yapılanma sürecine destek için Bağdat’taki Canal Hotel’i merkez olarak kullanmaktaydı. Ancak 19 Ağustos günü gerçekleştirilen kamyon bombası saldırısında bina ağır hasar almış ve çok sayıda can kaybı yaşanmıştır.
Saldırıda, aralarında Brezilyalı diplomat ve BM Irak Özel Temsilcisi Sérgio Vieira de Mello’nun da bulunduğu 22 BM çalışanı hayatını kaybetmiş, 150’den fazla kişi yaralanmıştır. Bu olay, BM’nin tarafsızlığına yönelik en büyük saldırılardan biri olarak tarihe geçmiştir.
Dünya İnsani Yardım Günü’nün İlanı
Bu saldırının ardından, insani yardım çalışanlarının fedakârlıklarını onurlandırmak ve küresel ölçekte farkındalık yaratmak amacıyla BM harekete geçmiştir.
2008 yılında BM Genel Kurulu, 19 Ağustos tarihini “Dünya İnsani Yardım Günü” olarak ilan etmiş ve bu günün her yıl farklı etkinliklerle anılmasına karar verilmiştir. Bu adım, uluslararası toplumda insani yardım çalışanlarının önemini pekiştirmiştir.
Dünya İnsani Yardım Günü’nün Anlamı
Bu özel gün üç temel amacı taşımaktadır:
Anma: Görev sırasında yaşamını yitiren insani yardım çalışanlarının hatırası yaşatılmaktadır.
Farkındalık: İnsani krizlerde yardım ulaştırmanın riskleri ve zorlukları dünya kamuoyuna aktarılmaktadır.
Dayanışma: Yardım kuruluşlarına destek verilmesi ve insani değerlerin korunması yönünde küresel bir çağrı yapılmaktadır.
Her yıl seçilen farklı temalar aracılığıyla iklim değişikliği, açlık, mülteci hakları ve çocukların korunması gibi evrensel sorunlara dikkat çekilmektedir. Bu bağlamda gün, hem sembolik hem de pratik bir misyon taşımaktadır.
Massachusetts’de bir kadın ve dört erkek olmak üzere 5 kişi cadılık suçlamasıyla idam edildi. 1692 yılında, tarihin karanlığında kalan trajedi 1950’lerde tekrar hortlamış ve ABD’de çok sayıda entelektüelin yaşamları karartılmıştı. Arthur Miller, Cadı Kazanı isimli eseri ile şimşekleri üzerine çekmiş ve komünizmi desteklemekle suçlanarak 1957 yılında yargılanmıştı.
Çağdaş İngiliz filozofu Gilbert Ryle doğdu. (Ölümü:6 Ekim 1976 ) Husserl ve Heidegger’in etkisiyle fenomenoloji üzerine yoğunlaşmasına karşın Wittgenstein felsefesiyle tanıştıktan sonra analitik felsefeye yöneldi. The Concept of Mind, Dilemmas, Plato’s Progress, Collected Papers, Collected Papers, On Thinking ve Aspects of Mind isimli eserleri bulunmaktadır.
1916
Hukukçu yazar ve araştırmacı Orhan Hançerlioğlu doğdu. (Ölümü: 9 Temmuz 1991, İstanbul)
1919
Afganistan, Birleşik Krallık‘tan bağımsızlığını kazandı. 19 Ağustos, Afgan Bağımsızlık Günü olarak kutlanmaktadır.
1923
İtalyan iktisatçı ve sosyolog Vilfredo Pareto yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1848)
1934
Nazilerin lideri Adolf Hitler, Almanya’da yapılan Cumhurbaşkanlığı Referandumunda %89.9 oranında ‘evet’ oyu aldı
Adolf Hitler
1939
Adalet Bakanlığı bir genelge yayımlayarak iki tarafın rızası ile anlaşmalı şekilde boşanmak isteyen tarafların her ikisinin de tereddüde mahal bırakmayacak biçimde başvuru yapmaları ve yargılamaların daha sıhhatli yapılması gerektiğine dönük düzenleme yaptı. Genelge ile toplum hayatında tamiri imkansız zararların engellenmesi hedeflendi.
1942
Amerikalı hukukçu siyasetçi ve oyuncu Fred Thompson, doğdu. (Ölümü: 1 Kasım 2015) 2002’den itibaren Law & Order televizyon dizisinde ki savcı Arthur Branch rolüyle ün kazandı.
Fred Thompson
1960
Amerika ile SSCB arasında krize neden olan Lockheed U-2 casus uçağının düşürülmesi olayında, Amerikalı pilot Francis Gary Powers, 19 Ağustos 1960’ta Sovyetler Birliği tarafından yargılandı ve 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevinde İki yıl kaldıktan sonra KGB casusu Rudolf Abel ile Doğu Almanya’da takas edildi ve Amerika’ya geri döndü. Powers 1977’de helikopter kazasında öldü.
Francis Gary Powers
1965
CHP, AP, MP ve YTP’den 8 milletvekilini ”kara listeye” alıp bir basın toplantısıyla açıklayan ve yeniden seçilmemeleri çağrısı yapan Türk-İş’in Genel Merkez’i polisçe arandı ve dağıtılan liste toplatıldı. Ayrıca yöneticiler hakkında savcılık soruşturması başlatıldı.
1971
Feshedilen TİP’in Genel Başkanı Behice Boran ve 19 partilinin yargılanmasına Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi’nde başlandı.
1973
Ankara Birlik Sahnesi yönetmen ve oyuncuları 6’şar yıl 8’er ay hapse mahkum edildi.
1978
Gazetelerin para ikramiyesi dağıtması yasaklandı.
1978
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu, hakkında MİT mensubu olduğu ve 12 Mart rejimi döneminde gizli kontr-gerilla merkezlerinde işkenceli sorgulara katıldığı yolunda iddialar bulunan Avukat Nejdet Küçüktaşkıner’i Baro’dan ihraç etti.
1978
Orta Çağ’dan kalma Rum Ortodoks kilisesi olan ve 21 Ağustos 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Kariye Camii adını alan yapıda hırsızlık ve soygun meydana geldi. Faili meçhul kaldı.
1978
Filipin bağımsızlık hareketinin önderi ve Filipinler’in ilk devlet başkanı, Manuel Luis Quezón y Molina yaşaını yittirdi. (Doğumu: 19 Ağustos 1878, Baler, Filipinler)
1981
Türkeş ve 219 MHP’li için idam cezası istenen 587 sanıklı “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası” başladı. Sanıklar “Anayasayı tağyir, tebdil veya ilgaya teşebbüs” ile ”Halkı birbiri aleyhine silahlı isyana teşvik ve tahrik suçunda yargılandı.
1982
Bir kişiyi öldürmekten hükümlü Eşref Özcan idam edildi.
1990
Moldova’ya bağlı olan Gagavuzya’da Cumhuriyet ilan edildi. Karar, Moskova tarafından iptal edildi. Gagauz Cumhuriyeti, 23 Aralık 1994 tarihinde referandum ile özerk bir bölge haline geldi
1993
İstanbul Su ve Kanalizasyon İşletmesi (İSKİ) Genel Müdürü Ergun Göknel tutuklandı. Göknel hakkında yolsuzluk iddiaları kamuoyuna yansımıştı.
1994
Amerikalı kimyager ve Nobel Barış Ödülü sahibi Linus Pauling, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1901)
1996
Cezaevlerindeki ölüm oruçlarında hayatını kaybeden 12 kişi için RP’li Adalet Bakanı Şevket Kazan hakkında suç duyurusunda bulunmak isteyen Devrimci Tutsaklarla Dayanışma Platformu üyelerinden 2 kişi ile ÇHD’li Avukat Ahmet Düzgün Yüksel gözaltına alındı.
Irak’a cezaevlerini inceleme heyeti gönderen RP’li Adalet Bakanı Şevket Kazan: “Bizde bir kişi önce kapalı, sonra yarı-açık ve en son açık cezaevine alınıyor. Irak’ta ise “Tövbe suresi” gibi bazı sureleri ezberleyenlerin cezaları azaltılıyor, alıp inceleriz” dedi.
2002
Nijerya’da recm (taşlanarak öldürme) cezası verilen Emine Laval, temyiz davasını kaybetti. Yüksek Şeriat Mahkemesi, Laval hakkında evlilik dışı çocuk doğurduğu gerekçesiyle verilen recm cezasını onayladı.
2008
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sanık olduğu Kayıp Trilyon davasında özel yetkisine dayanarak Erbakan’ın ev hapsi cezasını affetti. Erbakan, Kayıp Trilyon davasında Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından özel belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 4 ay hapse mahkum olmuş ve diğer 68 RP yöneticisi de 1 yıl ile 1 yıl 2 ay arası hapisle cezalandırılmıştı. Hazine, yasal faizi ile 11 milyon lirayı bulan kamu zararının parti yöneticilerinden alınması için Abdullah Gül, Necmettin Erbakan ve Abdülkadir Aksu gibi isimlerin de bulunduğu 88 kişi hakkında alacak davası açtı. Akıbeti meçhul kaldı.
2008
Zambiya’nın üçüncü Cumhurbaşkanı Levy Patrick Mwanawasa yaşamını yitirdi. (Doğumu: 3 Eylül 1948) 2002’den Ağustos 2008’deki ölümüne kadar cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. Yolsuzluğa karşı mücadelesi ile adını tarihe yazdırdı.
Levy Patrick Mwanawasa
2008
Birleşmiş Milletler’in Bağdat’taki merkezinin 19 Ağustos 2003’te bombalanması ile birlikte 22 BM çalışanının hayatını kaybetmesini takiben BM Genel Kurulu tarafından Dünya İnsani Yardım Günüilan edildi.
2011
Van’dan İstanbul’a nakledilen beş tutuklu ve hükümlünün içinde olduğu ring aracında yangın çıktı. Şoför ve askerler kurtuldu, mahkumlar yanarak hayatını kaybetti.
2014
İranlı hukukçu aktivist, şair, Simin Behbehani, hayatını kaybetti. (Doğumu: 20 Haziran 1927, Tahran) Tahran’da lise eğitimini tamamladıktan sonra Tahran Üniversitesi’nde Hukuk ve Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek Öğretmen Okulu’nu bitirdi ve çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. Nobel Edebiyat Ödülü‘ne iki kez aday gösterildi. İran‘da modern şiirin kurucularından biri olarak kabul edilmektedir.
2017
Amerikalı, insan hakları aktivisti, sosyal eleştirmen, yazar ve girişimci Dick Gregory yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1932)
2019
Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlıklarına kayyım atandı. Seçme ve seçilme üzerinden büyük tartışmalar meydana geldi.
26 Mayıs 2017 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu üyeliğine atanmış olan Ahmet Halûk Dursun yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1957, Hereke, Kocaeli)
2020
Amerikalı hukukçu ve senatör Slade Gartonhayatını kaybetti. (Doğumu: 8 Ocak 1928) Mesleğe Washington Başsavcısı olarak başladı. 1959-1969 ve 1969-1981 yıllarında iki dönem bu görevi yürüttükten sonra Demokrat Parti üyesi olarak siyasete girdi. Amerika Birleşik Devletleri Washington senatörü olarak 1981-1987 ve 1989-2001 yılları arasında görev yaptı.
Slade Garton
2025
Uluslararası Af Örgütü, Etiyopya’daki Sivil Toplum Örgütü (STK) yasasında önerilen değişiklikleri kınayan bir açıklama yayınladı ve taslak değişikliğin yürürlüğe girmemesi gerektiğini açıkladı. Etiyopya’daki yeni iktidar, ağır insan hakları ihlallerini sonlandırarak, devam eden hak ihlallerine son vereceğini ve halkı için haklara saygılı bir devlet yönetimi sağlayacağını defalarca deklare etmişti.
Avustralya tüketici koruma kurumu, Google’a rekabeti engelleyici uygulamaları nedeniyle açtığı davada para cezası verilmesin sağladı. Google, ACCC ile iş birliği yaparak sorumluluğu kabul ederek 55 milyon dolar ceza ödemeye razı oldu.
2025
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de aralarında bulunduğu 44 kişiden 17’si “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlamasıyla tutuklandı. 3 kişi hakkında imza ve yurt dışına çıkış yasağı, diğer 24 kişinin ise yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılması yönünde karar verildi. İçişleri Bakanlığı, hakkındaki soruşturma kapsamında tutuklanan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in ‘geçici tedbir olarak’ görevinden uzaklaştırıldığını bildirdi.
Küresel Organize Suç Endeksi’nin son verileri açıklandı. rapora göre Türkiye, dünya genelinde 14’üncü, Avrupa’da ise organize suçlarda birinci sırada yer aldı. Enes H. Ermaner, tabloyu, “cezasızlık kültürü, gelir adaletsizliği ve yozlaşmış yargı pratiğinin” sonucu olarak tanımladı.
Adalet Bakanlığı, AKP’den istifa eden avukat Mücahit Birinci hakkında soruşturma izni verdi.
Ağrı’nın Tutak ilçesinde yaşanan olayda 71 yaşındaki erkek, 61 yaşındaki eşini silahla vurarak öldürdü. Cinayet zanlısı C.K. ise olayda kullandığı silahıyla birlikte jandarma ekiplerine teslim oldu.
Müjdat Gezen hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”ten soruşturma başlatıldı. Gezen, Vatan Emniyet binasında ‘Müslümanlarda bir adet vardır, biri öldüğü zaman annesinin adı ile gömülür, bilir misiniz sebebini? Çünkü Anadolu’da çok sevdiğim bir söz vardır; ‘Anan mutlaka anandır, baban belki babandır, doğru değil mi ama garanti’ sözleri nedeniyle verdiği ifadede ‘Cennet annelerin ayakları altındadır’ sözünün şaka yollu bir anlatımıdır.” dedi.
Modern siyaset biliminin temellerini atan Fransız yazar, düşünür, yargıç ve siyasetçi Etienne de La Boétie yaşamını yitirdi. (Doğumu:1 Kasım 1530) 1553’te Orléans Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. II. Henri’nin onayıyla Bordeaux Parlamentosu’nda danışman olarak görev yaptı. Danışmanlığın yanında diplomatik arabuluculuk işleri yürüttü. Ksenofon ve Plutarkhos’un eserlerini Fransızcaya çevirdi. Pierre de Ronsard’un da içinde bulunduğu bir şair topluluğuyla yakın ilişkiler kurdu ve şiirler yazdı. Montaigne’in en yakın dostu olması yanında Gönüllü Kulluk Üzerine isimli eseri ile bilinmektedir
Étienne de La Boétie
1791
İngiltere, Prusya ve İspanya’nın arabuluculuğunda, 18 Ağustos 1791 tarihinde, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında, askerî çatışmalara son veren Kalas Ateşkes Mütarekesi imzalandı.
1803
Amerikalı devlet adamı, diplomat ve hukukçu Nathan Clifford doğdu. (Ölümü: 25 Temmuz 1881) Ailesi eski Yankee soyundandı. New Hampshire’da büyüdü. On sekiz yaşında hukuk okumaya başladı. Beş yıl sonra, 1827’de baroya kabul edildi ve tek avukat olduğu Maine’e geldi. 1834-1838 yıllarında Eyalet Başsavcılığına, 1838-1843 yıllarında da MainMaine Temsilciler Meclisi’ne seçildi. 1846’da Başkan James Polk, kendisini ABD Başsavcısı olarak atadı. 17 Ekim 1846 – 17 Mart 1848 tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri Başsavcılığını yürüttü. 2 Ekim 1848 – 6 Eylül 1849 arasında Amerika Birleşik Devletleri Meksika Büyükelçisi olarak çalıştıktan sonra Yargıç olarak atandığı 1858 yılına kadar avukatlık yaptı. 1858’den 1881’e kadar ABD Yüksek Mahkeme Yargıcı olarak 23 yıl görev yaptı. Ölümünden bir yıl önce büyük bir felç geçirdi, ancak görevlerini yerine getirmeye devam etti.
Honoré de Balzac 51 yaşında öldü. (Doğumu: 20 Mayıs 1799)
1890
Alman siyasetçi Nazi Almanyası dönemi Ekonomi Bakanı ve Reichsbank Başkanı Walther Funk doğdu. (Ölümü:31 Mayıs 1960, Düsseldorf) Berlin Humboldt Üniversitesi ve Leipzig Üniversitesi’nde hukuk, ekonomi ve felsefe eğitimi aldı. Birinci Dünya Savaşına piyade olarak katıldı, 1916 yılında askerlik hizmeti için uygun bulunmayarak terhis edildi. 1924 yılında merkez sağ finans gazetesi Berliner Börsenzeitung dergisinin editörü oldu. 1931’de NSDAP’a üye oldu ve Naziler iktidara geçtikten sonra Propaganda Bakanlığı müsteşarlığına getirildi. Şubat 1938’de Ekonomi Bakanı, Ocak 1939’da Reichsbank Başkanı oldu. II. Dünya Savaşı’nın sonunda, sağlığının kötü olmasına rağmen, Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi tarafından diğer Nazi liderleri ile birlikte yargılanarak ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 16 Mayıs 1957’de hastalığından dolayı tahliye edildi ve üç yıl sonra Düsseldorf’ta öldü.
Hukukçu Walther Funk (sağda) ve Hans Fritzsche (solda) Nüremberg Askeri Mahkemesinde sanık olarak yargılandı.
1909
İngiltere’de seçme ve seçilme hakkı isteyen kadınlar, Başbakan Herbert Henry Asquith’in trenini taşladı
1911
Prof. Dr. Ahmet Ağaoğlu‘nun da aralarında bulunduğu kişiler tarafından 18 Agustos 1911’de Türk Yurdu Cemiyeti kuruldu.
1917
Amerikalı hukukçu ve devlet adamı Caspar Weinberger dünyaya geldi. Harvard Üniversitesi’nde hukuk eğitimi gördü. 1953 yılında Kaliforniya Eyalet Meclisi üyesi oldu. 1962’de Cumhuriyetçi Parti Başkanı olarak görev yaptı. 1969’da Federal Ticaret Komisyonu Başkanı oldu. Daha sonra Yönetim ve Bütçe Dairesi Başkanı görevini üstlendi. 1973 yılında Amerika Birleşik Devletleri Sağlık, Eğitim ve Refah Bakanı olarak görev yaptı. 1981-1987 yılları arasında ABD Savunma Bakanı olarak görev yaptı. 28 Mart 2006’da yaşamını yitirdi.
Ceza Hukukçusu Prof. Dr. Duygun Yarsuvat, doğdu. Akademisyen, hukukçu, spor yöneticisi ve 35. Galatasaray başkanıdır. Galatasaray Lisesi’ni tamamladıktan sonra, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nden 1961 yılında mezun oldu. Aynı yıl fakülteye asistan olarak atandı ve lisansüstü eğitim çalışmalarına başladı. 1964’te Brüksel Kitle İletişim Araçları Enstitüsünde araştırmalarda bulundu. Eğitimine 1966 yılında Princeton Üniversitesi’nde devam etti. 1966 yılında “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hürriyeti ve İlgili Ceza Hükümleri” başlıklı teziyle “hukuk doktoru” unvanını aldı. 1971 yılında Columbia Üniversitesi’nde “Trafik Suçları Kriminolojisi” isimli tezi ile “doçent” oldu. 1978 yılında “Çalışma Ceza Hukuku” başlıklı tezi İstanbul Üniversitesi tarafından kabul edilerek profesör unvanını kazandı. 1987-1988 ve 1996-1997 yılları arasında Türk Ceza Kanunu Hazırlama Komisyonu üyeliği yaptı. 1988 ve 1992 yılları arasında Avrupa Konseyi Suç Sorunları Komitesi’nde Bilimsel Kriminolojik Konseyi üyeliğine seçildi ve bu görevi 4 yıl sürdürdü. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yaptı.
Prof. Dr. Duygun Yarsuvat
1938
Tan gazetesinde Ahmet Emin Yalman’ın Atatürk’ün sağlığı ile ilgili bir makalesi yayınlandı. Gazete bu makale yüzünden itibaren 3 ay süreyle kapatıldı.
1944
Almanya Komünist Partisi başkanı Ernst Thalmann, Hitler’in emriyle Buchenwald Toplama Kampı’nda kurşuna dizildi.
1945
Hindistan bağımsızlık hareketi lideri Subhas Chandra Bose yaşamını yitirdi. (Doğumu:23 Ocak 1897)
1950
Belçika Komünist Partisi başkanı Julien Lahaut, suikast sonucu öldürüldü.
1953
Amerikalı avukat Louie Gohmert doğdu.
1954
Millet gazetesi yazarı Nurettin Ardıçoğlu ile yazı işleri müdürü Hüsnü Söylemezoğlu 7’şer ay hapis cezasına çarptırıldılar. Gerekçe Nurettin Ardıçoğlu’nun gazetede yayımlanan “Amerikalı Dostlara Açık Mektup” adlı yazısıydı.
1961
Türkiye’de ikinci kez banka soyuldu. 7 Temmuzdaki ilk soygunu da yapan Necdet Elmas arkadaşı olan Muzaffer Balçık’ın ihbarıyla 30 Ağustosta Darıca’da yakalandı.
1962
Meksika’nın hukukçu başkanlarından Felipe de Jesús Calderón Hinojosa doğdu. Escuela Libre de Derecho’dan mezun oldu. Harvard’dan yüksek lisans derecesi aldı. 1 Aralık 2006 – 30 Kasım 2012 arasında devlet başkanlığı görevini yürüttü.
1964
Güney Afrika’nın ”apartheid” (etnik arındırma) politikası nedeniyle olimpiyatlara katılması yasaklandı. Yasak 1992 Barcelona Olimpiyatları’na kadar sürdü
1971
Avustralya ve Yeni Zelanda, askerlerini Vietnam’dan çekme kararı aldı.
1977
“Halkın Birliği” gazetesi sahibi Hayrabet Honca Ankara 1.Şube Müdürlüğü’nde işkence gördüğü iddiasıyla Yenimahalle Savcılığı’na başvurdu.
1979
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Faruk Sükan “Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel ve ailesinin 361 milyon liralık vergi borcu olduğunu” açıkladı.
1980
Mamak Askeri Cezaevi’nden kaçırılan Balgat Katliamı idam hükümlüsü 2 kişiden biri olan Mustafa Pehlivanoğlu Kütahya’da yakalandı.
Sıkıyönetim 20 ilde 2 ay daha uzatıldı.
1982
Milliyetçi Hareket Partisi eski senatörü Kudret Bayhan uyuşturucu kaçakçılığından 16 yıl hapse mahkum oldu.
Kudret Bayhan ile ilgili bir gazete haberi
1983
Barış Derneği Davası’nda Köy-Koop Başkanı Nedim Tarhan savunma yaptı: “Barışı sağlamanın yolu sömürüye, bağımlılığa hayır demekten geçer”
1984
Ankara 1 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde açılan Aydınlar Dilekçesi Davasında ilk duruşma yapıldı. Sanık sayısı 59 olan davada sanıklar hakkında, 3’er aydan 1 yıla kadar hapis cezası isteniyordu Dava, 7 Şubat 1986’da tüm sanıkların beraat etmesi ile sonuçlanmıştır.
1985
Ankara Üniversitesi Yönetim Kurulunca görevlerine dönme başvuruları reddedilen 1402’lik profesörler Danıştay’a, doçentler İdare Mahkemesi’ne başvuracaklarını açıkladı.
Başbakan Tansu Çiller, hükümetin özelleştirme alanındaki ilk uygulamasının Telekomünikasyon sektöründe olacağını açıkladı.
1995
“Bosna İçin İnsanlık Girişimi” üyeleri Bosna’ya gitti. Heyette, Erol Akyavaş, Mehmet Güleryüz, Türkkaya Ataöv, Ertuğrul Günay, Hüseyin Hatemi, Kezban Hatemi, Cem Karaca, Asaf Ataseven, Gülsen Ataseven, Cem Behar, Ataol Behramoğlu, Necdet Konak, Hadi Uluengin de yer aldı.
1996
Adalet Bakanı Kazan “Irak`taki cezaevlerinde iki cüz ezberleyenlerin cezası biraz indiriliyor. Kuran`ın yarısını ezberleyenler ise tahliye ediliyor. Bu örneği biz de araştıracağız” dedi.
1998
ABD’nin hukukçu başkanlarından Bill Clinton, Büyük jüriye 5,5 saat ifade verdi. Beyaz Saray stajyeri Monica Lewinsky ile olan uygunsuz ilişkisini itiraf etti. 1998 yılında, yasal makamlara yalan söylemekten ötürü Beyaz Saray tarihinde ikinci kez resmen suçlanan başkan oldu. ABD senatosunda yapılan yargılama sonucunda aklandı. Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve görevine devam etti.
Bill Clinton ve Monica Lewinsky
1998
20’den fazla sabıkası bulunup 7 aydır “aranan”ve hakkında Interpol’ce kırmızı bülten çıkarılan ülkücü mafya lideri Sedat Peker, Emniyet ile görüşüp teslim olma şartları konusunda uzlaşmaya vardıktan sonra özel bir uçakla Bükreş’ten İstanbul’a gelerek teslim oldu.
2001
İran’da kafe ve restoranların, hicab (örtünme) kurallarına uymayan ve aşırı makyajlı kadınlara servis yapmaları yasaklandı.
2002
Amerika’da Beyaz Saray’ın karşısındaki Ulusal Meydan’da binlerce siyahi Amerikalı eylem yaparak kölelik döneminde siyah emeğine dayanarak zenginleşen bir dizi şirkete mirasçılar olarak açtıkları davaya dikkat çekti.
2004
Adı “Sırbistan ve Karadağ Cumhuriyeti” olarak değiştirilen eski Yugoslavya’nın büyük ortağı Sırbistan’da parlamento yeni milli marş ve amblemi kabul etti. Karadağ, 21 Mayıs 2006 tarihinde yapılan referandumda çıkan % 55,5’lik evet oyu ile bağımsız olma kararı almış ve 3 Haziran 2006‘da referandumdan çıkan sonuca dayanarak Karadağ Parlamentosu tarafından alınan kararla bağımsızlığını ilân etmiştir.
2005
Gazetecilere Karşı İşlenen Suçlarda Cezasızlığa Son Verme Günü’nün İlanı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 18 Aralık 2013 tarihindeki toplantıda aldığı 68/163 sayılı karar ile gazetecilere karşı işlenen suçların cezasız kalmasına karşı tüm uluslararası toplumu ve devletleri göreve davet etmiştir. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (FIJ) 8 Nisan’ı “Gazeteci Cinayetlerinin Cezasız Kalmasına Karşı Protesto Günü” ilan etmiş, Gazetecilere Karşı İşlenen Suçlarda Cezasızlığa Son Verme Günü ise, BM tarafından 2 Kasım günü olarak ilan edilmiştir.
2015
Koalisyon görüşmelerinin olumsuz sonuçlanmasının ardından AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, 63. Hükümeti kurma görevini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, anayasal sürenin dolmasına 5 gün kala iade etti.Yüksek Seçim Kurulu, Cımhurbaşkanı’nca seçimlerin yenilenmesi kararı alınması durumunda Erdoğan’ın 90 günlük yasal süreyi kısaltıp öne çekme yetkisi olduğuna karar verdi.
2016
Cumhuriyet gazetesi yöneticilerinin silahlı terör örgütleri PKK ve FETÖ/PDY terör örgütleri ile bağlantıları bulunduğu gerekçesiyle resen soruşturmaya başlatıldı.
Talış kökenli bir kanun kaçağı Rövşen Canıyev(Rövşen Lenkeranski) öldürüldü. (Doğumu: 27 Ocak 1975) Canıyev, 17 yaşındayken polis olan babası Azeri suç çetelerinden biri tarafından öldürüldü. Babasının katilini mahkeme salonunda silahla vurdu ve 1996 yılında tutuklandı. 4 Mart 1997’de şartlı tahliye edildi. Suç dünyasına girdi ve birçok kez yargılandı. 2013’te İtalya, uluslararası olarak organize suç, gasp, rüşvet, kara para aklama ve resmi belgelerin tahrifatı suçlamalarıyla ilgili olarak arandığını ilan etti. 2016 yılında Türkiye’de öldürüldü. hakkında film ve belgeseller çekildi. (Talışlar: Azerbaycan Cumhuriyeti’nin güneydoğu rayonları Lenkeran, Astara, Masallı ve Lerik, Baküde ve İran’ın kuzeydoğu eyaletleri Gilan ve Erdebil’de yaşayan İrani bir halk)
2017
Beyin ameliyatı geçirdiği sırada hakkında yakalama kararı çıkartılan ve Antalya 3’üncü Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanan Eski Yargıtay 23. Ceza Dairesi Üyesi Mustafa Erdoğan, bulunduğu hastanenin tutuklu koğuşunda vücudunun yarısı felçli olduğu halde altı ay tutulduktan ve bilinci kapandıktan sonra 18 Ağustos 2017 Cuma günü savcının talebi ve mahkemenin kararı ile tahliye edildi. Erdoğan, serbest kaldıktan dört gün sonra yaşamını yitirdi.
2018
Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri, Kofi Atta Annan yaşamını yitirdi. (Doğumu: 8 Nisan 1938, Gana) Birleşmiş Milletler, 2001 yılında Kofi Annan sekreterliğinde Nobel Barış ödülü kazandı. 10 yıllık bir hizmetten sonra 1 Ocak 2007’de görevini Güney Koreli Ban Ki-moon’a devretti.
2019
Hukukçu ve yazar Ali Sirmen’in eşi Avukat Mine Sirmen yaşamını yitirdi.
2025
Uluslararası Af Örgütü, yaptığı açıklamada, İsrail’in Gazze’de Filistinlileri açlığa mahkûm etmesini kınadı ve bunun İsrail’in kasıtlı bir politikası olduğunu ileri sürdü: “Yeni tanıklıklar, İsrail’in Gazze’deki Filistinlileri aç bırakmasının kasıtlı bir politika olduğuna dair güçlü kanıtlar sunuyor“
2025
‘Aziz İhsan Aktaş’a suikast hazırlığı’ iddiasıyla gözaltına alınan Selahattin Yılmaz, “tehdit”, “suç işleme amacıyla örgüt kurma” ve “yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama” suçlamalarından tutuklamaya sevk edildi. Avukat Cem Duman‘ın da aralarında bulunduğu 9 kişi de tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi, 5 kişi hakkında ise adli kontrol talep edildi. Selahattin Yılmaz’ın da aralarında olduğu 14 kişi “silahlı suç örgütüne üye olmak” suçlamasıyla gözaltına alınmıştı.
İBB’ye yönelik soruşturmalarda gözaltına alınan ve aralarında Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de olduğu 44 kişi sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi. Savcılık Güney dahil 20 kişiye tutuklama, geri kalanlara adli kontrol talep etti. Adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen 24 kişi serbest bırakıldı. 20 kişiye isnat edilen suçun “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” olduğu öğrenildi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 5 ilde 5 ayrı organize suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda 44 şüphelinin yakalandığını bildirdi. Jandarma ekipleri 41 şüpheliyi yakalandı. 1,2 milyar TL’lik para hareketi tespit edilen 26 kişi tutuklandı.
Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesi, Sinem Çinğiloğlu’nun öldürülmesi ile ilgili davada tutulu yargılanan sevgilisi Aytuğ Özdemirler hakkındaki ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının gerekçesini açıkladı: “Uyuşturucu etkisindeki biri kendini asacak gücü bulamaz.”
İstanbul Ümraniye’de Özbekistan uyruklu bir kadın, sokak ortasında uğradığı satırlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Olayın faili olduğu iddia edilen 2 kişi gözaltına alındı.
Aydın’ın Nazilli ilçesinde polis memuru H.D, boşanma aşamasında olduğu Burcu D.’yi tabancayla vurarak öldürdü. Şüpheli gözaltına alındı.
Gaziantep’te 21 yıl 6 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlü yakalandı. Hükümlü, emniyetteki işlemlerinin ardından cezaevine teslim edildi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’nın Keçiören’de yol verme tartışmasında Hakan Çakır‘ın öldürülmesiyle ilgili olarak 4 kişinin tutuklandığını duyurdu.
Şanlıurfa Barosu Başkanlığı, avukat Rezan Epözdemir, Cem Duman ve Mücahit Birinci hakkındaki iddialardan dolayı bulundukları baroların disiplin soruşturması yürütmesi için müracaatta bulunulacağını açıkladı.
Yaş Antlaşması, 1787-1792 Osmanlı-Rus/Avusturya Savaşı sonunda 14 Nisan 1792 tarihinde Rusya ile imzalanmıştır. Antlaşma, adını Romanya ülkesine ait olan Yaş kentinde imzalanmasından almıştır.
Osmanlı Devleti’nin, Kırım’ı geri almak amacıyla, 19 Ağustos 1787’de Rusya’ya açtığı savaş, Avusturya’nın da katılmasıyla hezimetle sonuçlanmış, 13 maddeden oluşan Yaş Antlaşması ile stratejik öneme haiz birçok kale ve bölge Osmanlı hakimiyetinden çıkmıştır.
Yaş Antlaşması öncesinde Avusturya ile ise 4 Ağustos 1791’de 14 maddelik Ziştovi Antlaşması imzalanmıştır. Ayrıca, İngiltere, Prusya ve İspanya’nın arabuluculuğunda, 18 Ağustos 1791 tarihinde, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında, askerî çatışmalara son veren Kalas Ateşkes Mütarekesi imzalanmıştır.
Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı Devletine ait olmadığı ve bağımsız bir bölge olduğu kabul edilen Kırım, Yaş Antlaşması sonucunda Osmanlıların elinden tamamen çıkmıştır.
1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasının yürürlüğü teyit edilmiş, Osmanlılar Kırım’ı ele geçirme ümidini Yaş Antlaşması ile tamamen yitirmiştir. Osmanlı Devleti’nin Kafkasya’daki nüfuz bölgelerinde ciddi anlamda gerileme meydana gelmiş, Rusya- Osmanlı sınırı batıda Dinyester Nehri, doğruda ise Elbruz Dağı’ndan doğan Kuban Irmağı olarak belirlenmiştir.
Osmanlı askerî düzenindeki bozukluklar düzeltilmeden herhangi bir şey yapılamayacağı anlaşıldığından Nizâm-ı Cedid dönemi başlamıştır.
İki devlet beyninde sebkat eden her türlü muadat ve muhasamet şimdiden def ve ref olunup gerek Şehinsah-ı azamet nişan-ı Âl-i Osman ve gerek bilcümle Rusya’ların Padişah ve Imparatoriçe-i uzması ve anların verese-i taht ve ah-latları beyninde ve reaya ve berayaları miyanelerinde cemi evza-i hasmane ve muadat aleddevam terkolunup nes-yi müebbet ile mensi ve metruk kala ve bundan böyle berren ve bahren musaleha-i müebbede carî olup tegayyürden ârî ve beri ve metin ve üstuvar dostluk ve revabıt-ı musafatı ifa birle el-haletü hâzihi münakit olan musaleha ahidnamesi şurutunun kemal-i saffet ve dikkat ve ihtimam ile merî tutulmasına say ve ikdam oluna bu vehçile ki canibeyn birbirlerinin hakkına bir türlü hareket-i hasmane ve esbab-ı düşmananeye sırren ve alâniyeten mübaderet etmiyeler ve tecdit olunan işbu muvalât ve musafat muktezasınca muâhid olan iki devletler bilâ istisna canibeyn reayasına her hangileri iki taraf cürüm ve kabahatle müttehim iseler töhmetleri tarafeynden nesyen mensiya alelitlak affolunup çekdiri ve zindanlarda ıtıahbus olanları azâıl ve ıtlak birle menfi ve meks ettirilen kesane vatanlarına avdete izin ve ruhsat virilip mukaddema nail oldukları paye ve emvalleri badessulh kendilere red ve irca olunup ahirler tarafından mezburlara bir türlü zarar ve ziyan ve taarruz tecviz olunmayup ve mersumînden her birisi hemşehrileri misillu memleketinde carî olan kavanin ve kavaidin zir-i himayetinde mahimi olarak geçineler.
İkinci Madde
Tarih-i hicrinin bin yüz seksen sekiz senesi cumadel’ulâsının ondördüncü gününde yani bin yediyüz yetmiş dört sene-i rumiyesi temmuzun onunda akdolunan musaleha ahidnamesi ve yine tarih-i hicrinin bin yüz doksan üç senesi cumadel’âhirenin yirminci gününde yani bin yediyüz yetmiş dokuz sene-i rumiyesi martının onunda akdolunan muahede-i müfessire ve tarih-i hicrinin binyüz doksan yedi senesi recebinin yirmi birinde yani bin yediyüz seksen üç sene-i rumiyesi haziranının onunda akdolunan Ticaret Muahedesi ve tarih-i hicrinin binyüz doksan sekiz senesi seferinin onbeşinde yani bin yüz seksenüç sene-i rumiyesi kânunievvelin yirmi sekizinde akdolunan Rusya devletine Kırımı ve Taman ilhakını ve Koban nehrinin hudut olduğunu mübeyyin senet işbu ahidname ve senedat-ı sabıka ile tebdil ve terkolunmuş maddelerden maada baki kalan bilcümle şurut ile işbu müsaleha ahidnamesi muktezasınca tekid ve tasdik olunurlar ve zikrolunan muahedat ve senedat bilahalel merî ve muteber tutulup hüsn-i riayetle kamilen icra ve ifasına devleteyn-i müteahhideteyn taahhüt eder.
Üçüncü Madde
Esas’ın şartı sânisinde ilelebet nehr-i Turla iki devletin sınuru ola bu veçhileki bundan sonra bittamam Rusya devletinin hududu nehr-i mezkûra değin imtidat oluna deyu mestur olduğuna binaen deleteyn-i müteahhideteyn beyinlerinde bilittifak işbu madde ile karar verildi ki Devlet-i Aliye ile Devlet-i Rusya memaliki beyninde aleddevanı nehr-i Turla hudut olup şöyleki nehr-i mezburun sol taralında olan bilcümle arazi ilelebet kamilen bila mümeneatin Rusya devletinin zir i hükûmetinde bâki kala ve nehr-i mezburun sağ kolunda olan bilcümle arazi dahi Rusya devleti tarafından red olunup ilelebet kamilen bila mümaneatin Devlet-i Aliye’min tahtı hükûmetinde baki kala.
Dördüncü Madde
İmdi devleteyn hududuna dair karardade olan nizam ve intizama binaen Esas’ın şart-ı râbii mucibince iki devletin sair cümle sınırları işbu muharebeye gelince neveçhile iseler yine ol veçhile olup Rusya devleti askerlerinden işbu muharebede istilâ olunan bilcümle yerler ve derununda olan kaleler Rusya devleti el-haletü hâzihi bulundukları vecih üzere Devlet-i Aliyeye red eder binaenalâzalik Rusya Đmparatoriçesi tarafından zapt ve istilâ olunan Bucak memleketi ve Bender ve Akkerman ve Kili ve Đsmail kalelerde ve cemi kasabat ve mahallât ve kuraları vesair her ne derununda mevcut ise Devlet-i Aliye’ye red eder kezalik Buğdan memleketini cemi şehirler ve emakin ve mesakin vesair her ne derununda mevcut ve münderiç ise red ve teslim eder ve Devlet-i Aliye dahi memalik-i merhumeyi mevaddı atiyetizzikir üzere kabul edip alenen ve kamilen riayet edeceğini taahhüt evvelâ balâda mezkûr ikinci madde ile tecdit olunan tarih-i hicrinin binyüz seksen sekiz senesi cumadel’ulasının ondördüncü gününde yani binyediyüz yetmiş dört sene-i rumiyesi temmuzunun onunda münakid ahitnamede ve yine tarih-i hicrinin bin yüz doksanın senesi cumâdel’âhiresinin yirminci gününde yani binyediyüz yetmiş dokuz sene-i rumiyesi mart’ının onunda nizam bulan Tenkihname’de ve vine tarih-i hicrinin binyüz doksan sekiz senesi seferinin onbesinci gününde yani binyediyüz seksenüç sene-i rumiyesi dahilinde Veziriâzam tarafından Devlet-i Osmaniye canibinden olarak verilen senette her ne Buğdan ve Eflâk memleketlerinin menfaatine dair muharrer ve münderiç ise bilâhalel meri ve muteber tutulup kemal-i dikkatle ifa ve icra oluna saniyen atik muhasebeleriçin her ne güna ise gerek nükut akçe ve gerek sair tarik ile bir nesne Buğdan memleketinden talep olunmasa sâlisen işbu muharebenin cümle müddetiçün bir türlü teklif veyahut âher vergi talep olunmayup muharebe imdadında pâzede oldukları mazarrat ve tahribat-ı nıüteaddidelerine nazaran bundan sonra dahi iki sene mühlet birle zikrolunan Buğdan memleketini her türlü vergi ve tekâliften muaf birle işbu mühlet-i muafivet-i mezkûre mübadele-i tasdikname tarihinden addoluna râbian terk-i vatan edip ahar mahallere varmak rağbetinde olan hanedanlar bilcümle eşya-ları nakletmeğe serbestiyet üzere mezun olalar ve işbu hanedanlar emlâkini Devlet-i Aliye reayasından olan akrabalarına ve diledikleri yine Devlet-i Aliye reayasından kimesnelere ita ve kaide-i memleket üzerine mersumlara füruht eyleyüp ve kendu mesalihinin tanzimiçün vakt-i kâfileri olmak için serbestiyet üzere vatanlarından nakleylemelerine ondört ay müddet imhâl olunup işbu müddet-i mühlet tasdikname-i mubarekenin mübadelesi tarihinden mâdut ve mahsup oluna.
Beşinci Madde
Devleteyn-i müteahhideteynin miyanelerinde safvet ve müvalâta delâlet olmak içinki ancak el-haletü hâzihi beyinlerinde sulh ve salâhın ve hüsn-i ittifakın tecdidile kanaat olunmayup zaman-ı müstakbel için dahi rnüsalehanın zabıta-i kaviye ile raptnı ve her türlü esbab-ı mübahase ve burudetine müeddi olur halatın defi’ne sâyi mâlâ-kelâm ile talip oldukları cihetlerinden Devlet-i Aliye taahhüt eder ki mukaddema sadır olan ferman-ı alişanın bu defa tecdidile Tiflis Hânının yed-i hükûmetinde olan memlekete ve sekenesine Ahıska Valisi ve serhad zabıtanı vesaireleri minbadin sırren ve alâniyeten bir türlü bahane ile bîhuzur ve taaddi etmemek ve kat’a hüsn-i ittifak ve hemcivariye mugayir taraflarından halel getirilmemek babında mezkûr Ahiska Valisi ve serhad zabitanına ve saire eşeddi tenbih ve tekid ile fermanlar ısdar ve tisyar oluna.
Altıncı Madde
Bin yediyüz seksenin; senesi kânunievvelin yirmi sekizinci gününde bilcümle Devlet-i Rusya’ya Kırım ve Taman’ın ilhakına dair olhavalide devleleyn-i müleahhideteyn beyninde nehr-i Koban hudut tayin olunduğunu mübeyyin münakid olan senedi sair uhud ile maan işbu muahedenin ikinci maddesi ile temhid ve teyid eyledikten sonra Devlel-i Osmaniye vakt-i müstakbel için devleleyn-i fahimeteyn miyanelerinde sulh ve salâh ve refahiyet hüsn-i ittifakına halel getirebilir cümle vesaili teb’id eylemek murad ve maksudunda olduğunu izhar ve beyan için alenen vaad ve taahhüt ederki nehr-i Kubanı’n sol yakasında hudut dahilinde mülemekkin olan tavaif bilcümle devlet-i Rusya’nın hudut ve sınırlarına tecavüz etmemesine ve Rusva Đmparatoriye reayalarına ve anların emakin ve mesakinlerine ve arazilerine dahi bir türlü taaddi ve gasp ve hasar zuhura getirilmemesine ve hafi ve celi bir türlü bahane ile Rusya ademlerini kayd-ı esire giriftar eylememeleriçün zabıt birle men ve tahzir zımnında kendu iktidarını ve cümle vesail bezl ve imâl edip ve ol bapta taraf-ı Devlet-i Aliye’den hilâfında olan alâeyyihâl eşed üzere tedip ve güşmâl olunacaklarun müşir lâzımgelen kimesnelere eşed vehçile fermanar ita ve zikr olunan tenbihat işbu müsaleha-i hayriye bâdel inikad tasdiknameleri dahi mübadele olunduktan sonra ol havalilere ilân ve beyan olunalar ve eğer akvam-ı mezbure işbu ahidnamede karar verildiği suretten nâşî kendulere eşet üzere balâda zikrolunan tenbihatlarına dahi nazar etmeyüp anlardan bir kimesne bilcümle devlet-i Rusyaların hudutlarına tecavüzü irtikâp ve gasp ve hasaret ve ızrar ve tahribat tertibedip yahut hayvanatı vesair nesne gasp ile alıp götürdükleri veyahut Rusya adamlarını kavd-ı esire giriftar eyledikleri sebebile şikâyetleri takdim olunduğu surette derakap ye bilâtehir garet veyahut gasp olunan nesne istirdat birle terahi oluna veyahut ahzolunan Rusya adamları bir türlü bahaneye ithal olunmaksızın bilâ tehir ve mingavr-i tereddüt teftiş ve tahkik birle sebilleri tahliye ve âzâd ve terettüp eden hasar tazmin birle cürüm ve kabahatli müttehim olan kimesneler dahi ibreten’lisairin hudut dahilinde Rusya serhad zabiti tarafından nasbolunacak memurun muvacehesinde tedipleri icra ve ifa oluna ve eğer gayr-i memul şikâyetleri takdim olunduğu tarihten altı ay zarfında dahi tazmin olunmadığı halde Devlet-i Aliye taahhüt ederki Rusya ımparatoriye Elçisi tarafından tahriren inha olunduktan sonra bir av zarfında bilcümle müterrettip olan ziyan ve hasarları kendi hazinesinden tazmin edip ve hemcivariyette olan hudutların emniyet ve refahiyetine halel getirdikleriçün balâda mezkûr ve vaz ve tanzim olunan tedipleri dahi bieyyihâl ve vücuh ile müttehimler üzerinde filen mingayr-i tehir icra ve ifa oluna.
Yedinci Madde
Ticaret maddesi tarafeyn hüsn-i ittifakının habl-i metin ve rehn-i aslisi olduğu cihetle Devlet-i Osmaniye Rusya Devlet ile bu veçhile müsafal ve müvalatını tecdit kılıp saffetini izhar için ve devleteyn reayaları beyninde ticaretini bilâmümaneatin aminen ve salimen icra ve tarafeyn menfaatinin vech-i ehven üzere mütezayil olmasına talip olduğuna binaen devlet-i Rusya ile münakit olan ticaret muahedesinin Cezayir ve Tunus ve Trablus-i Garp ocaklarına dair altmış birinci mad-desini işbu madde ile dusturul’amel itibar Rusya reayalarından biri Cezayir ve Tunus ve.Trablus-i Garbi ocakları korsanlarına müsadif olup bunlardan sebi ve istirkak olunur ise veyahut zikrolunan korsanlar Rusya tücarının sefinesini veyahut malını alırlar ise Devlet-i Aliye zikrolunan ocakların üzerinde olan iktidarını imâl ile bu veçhile esir olunmuş Rusya reayalarım tahlis ve ahzolunmuş sefinelerini ve emval ve eşyayı mağsubelerini eshabma istirdat ve lâzım gelen zarar ve hasarlarını tahsil ettire ve Devlet-i Aliye tarafından verilen fermanlar Cezayir ve Tunus ve Trablus-i Garp ocakları tarafından icra olunmadığı haberi vurudıında badettahkik olvakit Rusya elçisi veyahut maslahatgüzarı tarafından Derâliye’de tahriren inha olundukta oltarihten iki ay itibar ile yahut mümkün olur ise dahi mukaddem hazine-i hümayundan tazmin ve terazi hususuna Devlet-i Aliye taahhüt eder.
Sekizinci Madde
Gerek inas ve gerek zükûr cinsinden olan bilcümle üserayı muharebe vesair esirler her ne paye ve rütbeden iseler iki devletin arazilerinde bulundukça Rusya devletinde hüsn-i iradetlerile tanassur eden müslimin ve Devlet-i Aliye’de yine hüsn-i iradetlerile din-i Muhammediyi kabul eden hristi-yanlardan maada bilcümle işbu ahidname-i mübarekenin tastiknameleri mübadelesinden sonra derakap ve asla bir türlü bahane ile tarafeynden bilâ ivaz ve bigayi semen âzâd ve istirdat ve teslim olunalar kezalik giriftar-ı bend-i istirkak olan bilcümle hiristiyanlar yani Lehlu ve Buğdanlu ve Eflâkin ve Moralli ve ahali-i Cezayir ve Gürciler vesair bilcümle ve bilâ istisnaen bilâ semen ve gayri ivaz âzâd olunalar kezalik işbu musaleha-i mübarekenin inikadından sonra bir taklip ile giriftar-ı bend-i istirkak olan Rusya reayaları Devlet-i Aliye’de bulundukça red ve teslim olunalar ve kezalik Devlet-i Aliye’ nin reayaları hakkında biaynihi ve muamele-i rnüteşabihe üzere hareket etmeğe Rusya devleti taahhüt eder.
Dokuzuncu Madde
Egerçi halâ musaleha-i hayriyenin maslahatı nizam bulacağı takrible âlât-ı harbiye tehir olunup ânıâli düşmenane sudur bulmayacağı her ne kadar meczum ise dahi lâkin işbu muahedeyi bâdelimza Rusya devletinin bu maddeye dair baş murahhas kılınan bilfiil müsteşar-ı hassı tarafından derakap Rusya devleti asakirinin donanmalarının üzerlerinde serkerdesine ihbar edip kezalik iki ulu devletler miyanelerindesulh ve salâh ve musafat ve müvalât karar bulduğunu Devlet-i Aliye’nin sadrazamı hazretleri tarafından dahi donanmalar ve miyane-i asakir-i Osmaniyanda ifade ve beyan oluna.
Onuncu Madde
Devleteyn beyninde musaleha-i mübarekenin ve safvet ve müvalâtın ziyade takviyesi zımnında iki devlet tarafından bilittifak tayin olunacak vakitte canibeynden alenen fevkalâde büyük elçiler ba’s ve tesyir ve iki elçiler re’si hududda muamele-i müteşabihe ile istikbal olunup Devlet-i Aliye ve Rusya devleti indlerinde ziyade muteber olan Avrupa devletleri elçileri haklarında riayet olunan resm-i mutad mumaileyhima haklarında dahi merî kılınıp ve delâlet-i safvet-i cani-beyn olmak üzere elçiyan-ı mumaileyhima vesatativle şân-i devletlerine lâyik hedaya irsal oluna.
Onbirinci Madde
İki ulu devletler beyninde işbu şurut-i muahede rapt ve tanzim olunup tarafeynden tasdiknameleri dahi mübadele olunduktan sonra Rusya lmparatoriye askerleri ve ince donanması Devlet-i Aliye memleketlerinden huruca mübaşeret eyliyeler ve asakir ve donanmanın bu makule huruçlarında dahi vakit ve zamanın haline tatbik etmek lâzım gelmekle binaenaleyh devleteyn-i müteahhideteyn bilitttifak işbu gelecek binyediyüz doksan iki sene-i rumiyesi mayısının onbeşinci günü netice ve nihayed-i vâde olmak üzere bilmüzakere karar vermelerile tayin olunan vakt-i mev’udda Rusya askerleri nehr-i Turla’nın sol vakasına tamamen ve kamilen mürur ve ince donanması nehr-i Tuna boğazlarından tamamen taşra huruç evliye ve Rusyalının tarafından istilâ olunup işbu müsalaha ahidnamesi mucibince Devlet-i Aliye’ye red olunacak kıla ve memleketlerde mademki Rusya lmparatoriye askerleri buluna işbu memlekelerin hükûmet ve nizamı Rusyalunun zaptında bulunduğu üzere calip cümle Rusya askerinin külliyen huruçları vaktine değin Devlet-i Aliye canibinden memalik-i mezkûrerinin hükûmetine müdahale olunmaya ve bu memleketlerde bulunan Rusya askerinin iktitaf-ı mekûlât ve tedarik-i levâzım-ı sairesine elan amel olunduğu üzere kezalik tamamen huruçları gününe değin amel oluna.
Onikinci Madde
Canibeyn murahhasları işbu muahedeyi imza eyledikten sonra şehinşah-ı azamet nişan-i Âl-i Osman hazretlerinin sadrazamları tarafından ve bilcümle Rusyaların Padişah ve Imparatoriçe-i uzması cenaplarının dahi Başmurahhası bilfiil müsteşarı hassı tarafından işbu münakid olan musaleha-i mübarekenin temhid edecek tarafeyn senetleri yine murahhasların yedlerile Yaş kasabasında iki haftada ve kabil olursa müddet-i ekalde mübadele oluna.
Onüçüncü Madde
Halâ münakid olan işbu müsaleha-i mübareke-i müebbedenin şeraitini gerek azametin şehinşah-ı Âl-i Osman hazretleri ve gerek Imparatoriçe-i uzma cenapları tarafından kendi imzaları ile alenen tasdiknamelerde tasdik ve teyid edip zikrolunan tasdiknameleri dahi işbu muahede-i mübareke nizampezir olan mahalde akdi tarihinden beş haftada ve kabil ise dahi mukaddem tarafeyn murahhasları vesatatile mübadele eylemek lâzım gelmekle işbu muahedeyi canibeyn murahhasları kendi imzalarile imza ve mühürlerde temhir eyleyip beyinlerinde mübadele etmişlerdir.
Prof. Dr. Ahmet Ağaoğlu, Türkiye’nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu‘nun babasıdır. Ahmet Ağaoğlu, 1869’da Azerbaycan’ın Karabağ bölgesine bağlı Şuşa şehrinde doğmuştur. Babası Mirza Hasan, annesi ise Sarıca Ali adlı Türk kabilesinden Refii Bey’in kızı Tâze Hanım’dır.
Eğitimi ve İlk Gençliği
İlköğrenimine mahalle mektebinde başlamış, daha sonra Sıbyan mektebinde devam etmiştir. Bu sırada özel bir hocadan Arapça dersleri almıştır. Daha sonra Şuşa’da ortaokula başlamış, 1884’de ortaokuldan, 1887 yılında da Realni Mektebinden mezun olmuş, yüksek tahsil için Petersburg’a gitmiş ve “Instıtue Politecniquc” (Politeknik Enstitüsü)’e giriş imtihanında başarılı olmuşsa da, gözleri rahatsızlandığından geri dönmüştür.
Ahmet Ağaoğlu, 1888 senesinde tahsilini tamamlamak için Paris’e gitmiştir. Azerbaycan Türkleri içinde tahsil için Avrupa’ya giden ilk kişidir. Paris’te Sorbonne Üniversitesi Tarih ve Filoloji Bölümüne devam etmiş, aynı zamanda Hukuk Fakültesi’ne de girmiştir. Ahmet Ağaoğlu Paris’te altı yıl kadar kaldıktan sonra Hukuk Fakültesinden mezun olarak 1894 Mayıs’ında Paris’ten ayrılmış ve İstanbul yoluyla Azerbaycan’a dönmüştür. İstanbul’da iken devrin Maarif Nazırı Miinif Paşa ve Kafkasyalı Tarihçi Murad Bey’le tanışarak sık sık görüşüp fikir alışverişinde bulunmuştur.
Ahmet Ağaoğlu önce Tiflis Jimnaz (Lise)’ına, daha sonra Şuşa Jimnazı’nda Fransızca öğretmenliğinde bulunmuş, daha sonra Bakü Jimnazı (Lise) ve Yüksek Ticaret Mektebinde Fransızca öğretmenliği yapmış, aynı yıllarda Bakü’de çıkan Rusça “Kaspy” adlı gazetede yazılar yazmıştır. Aynı zamanda Mehmet Ağa Şahtahtlı tarafından Tiflis’te tesis edilen Türkçe Şarkî Rus Gazetesi Bakü’ye nakledilerek, Ahmet Ağaoğlu’nun yardımları ile yayınına devam etmiştir.
Siyasal Yaşamı ve Yayın Dünyasındaki Faaliyetleri
Ahmet Ağaoğlu “Hayat” Gazetesinde bir yıl kadar çalıştıktan sonra ayrılarak “İrşad” adlı günlük bir gazete çıkarmaya başlamıştır. Ahmet Ağaoğlu bir taraftan İrşad’ı çıkarırken diğer taraftan da yaydığı fikirlerini hayata geçmesine çalışmış, Kafkasya’da dolaşarak birçok şehir ve kasabada okulların Neşr-i Maarif Cemiyetlerinin kurulmasında başarılı çalışmalar yapmıştır. Bu dönemde Ermeni-Türk çatışmasını sona erdirmek için de büyük çabalar göstermiştir. 1905’te Rusya’da meşrûtî idare tarzın geçiş temayülü, Petersburg’da bir “nâzırlar komitesi” teşkilini doğurmuş, 1906 senesinde Kafkasya halkını temsil etmek üzere Ahmet Ağaoğlu ve Hüseyinzade AIi Bey seçilerek 13-23 Ocak 1906 tarihli Petersburg 2. Müslüman Kongresi’ne katılmışlardır.
Ağaoğlu sadece yazılarıyla yetinmeyip Fedâî Cemiyeti’ni kurduğu için üzerindeki baskılar artmış ve nihayet Türkiye’de de 1908 yılında II. Meşrtiyet’in ilân edilmesinin hemen ardından 1909’da Türkiye’ye gelmiştir.
Ağaoğlu 1909’da Türkiye’ye geldikten bir süre sonra Şehbendetzâde’nin Hikmet Gazetesi ile “Sebilürreşad’da yazılar yazmış, Maarif Müfettişliği ve Süleymaniye Kütüphanesi Müdürlüğü yapmıştır.
Fransızca Jeune Turc Gazetesi’nde çalışmış, Tercüman-ı Hakikat Gazetesi’nin baş yazarı olarak yazılr yazmış, 1909’da Dârülfünun Rusça muallimliğine ve aynı yıl yeni kurulan Türk Tarih müderrisliğine getirilmiştir.
[box type=”shadow” align=”” class=”” width=””]Ahmet Ağaoğlu ve Hukuk-ı Esasiye Ders Notları (1926-1927) isimli kitapta, Cumhuriyet döneminin ilk Anayasası olan 1924 Anayasası’nın yapımında bizzat yer almış ve sonra da 1925 yılında açılan Ankara Hukuk Mektebinde Hukuk-ı Esasiye (Anayasa Hukuku) dersleri vermiş olan Ahmet Ağaoğlu’nun (1869-1939) ders notları tarihsel ve entelektüel bağlamıyla ele alınmaktadır.[/box]
18 Agustos 1911’de kurulan Türk Yurdu Cemiyeti’nin kurucuları arasında bulunarak yayın organı olan Türk Yurdu dergisinin yayınlanmasında aktif rol oynamıştır.
1912 yılında İttihad ve Terakki Partisinin genel merkez üyeliğine ve Karahisar mebusluğuna seçilmiştir.
I. Dünya Savaşı boyunca Dârülfünun hocalığını ve gazete çalışmalarını devam ettirmiş, 1913’te faaliyete geçen Türk Bilgi Derneğinin ve Halka Doğru Dergisinin kuruluşunda yer almıştır. Rusya’da ihtilal çıkması üzerine 1-11 Mayıs 1917 tarihlerinde düzenlenen Umumi Rusya Müslümanları Kurultayı’na katılmıştır.
1918 yılında Azerbaycan’da Türk ordusunun kumandanı Nuri Paşa’nın müşaviri olarak görev yapmış Azerbaycan Parlamentosuna seçilmiştir.
1919 yılında yanındaki heyetle Paris Konferansı’na giderken uğradığı İstanbul’da İngilizler tarafından tutuklanarak Malta’ya sürülmüştür.
Cumhuriyet Döneminde Ahmet Ağaoğlu
Ahmet Ağaoğlu 1921’de sürgünden Ankara’ya dönerek Matbuat Umum Müdürü ve Hakimiyet-i Milliye Gazetesi başyazarı olmuş, II. devre Kars mebusu olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine girmiş, Ankara Hukuk Fakültesinde Hukûk-ı Esasiye Profesörlüğüne tayin edilmiş, bu vazifelerde 1931 yılına kadar çalışmıştır. Ağaoğlu 1927 Kasımında ikinci defa Kars milletvekili seçilmiştir. Mustafa Kemal’in emriyle kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkasının kuruluş çalışmalarında etkili olmuştur. 1930)’da Serbest Cumhuriyet Fırkası’na geçtikten sonra İsmet İnönü ile arası açılmış ve İstanbul’a gelerek İstanbul Dârülfünunu’nda müderris olarak göreve başlamıştır.
Şevket Süreyya (Aydemir) ile arkadaşlarının 1932 sonbaharında girişimleri Kadro harekatıyla Türk inkılabını tarihî maddeciliğe dayandırmaları ve Devletçiliği ana ilke saymalarına karşı, 13 Kasım 1932 bugünkü Cumhuriyet gazetesinde ferdiyetçiliği ve demokrasiyi savunan yazılar yazmıştır. Böylece başlayan polemik 4 Aralık 1932’ye kadar sürmüş Ağaoğlu “Kadro’yu otoriter bir hareket olarak nitelemiş ve jakoben yaklaşımlara tepkisini dile getirmiştir.
İstanbul Darülfünun’un 1933 Temmuzunda kapatılıp yerine Üniversite kurulması üzerine kadro dışı kalan Ağaoğlu gazete ve dergilerde yazmaya devam etmiş, dergisini kapatmak ve üniversiteden de ayrılmak zorunda kalmıştır.
Eserleri ve Türk Hukuk Kültürüne kattıkları ile önemli bir yer tutan Ağaoğlu 19 Mayıs 1939 tarihinde yaşama veda etmiştir.
Yarım asra yakın bir dönemde fikir dünyasında önemli işler başaran Ahmet Ağaoğu Ağaoğlu, Rusça, Fransızca, Farsça ve Türkçe bilmekteydi.
Ahmet Ağaoğlu’nun Eserleri
Ağaoğlu’nun yazıp yayınlattığı eserler içinden en önemlileri olarak şunlar zikredilmektedir
Etrüsklerin Roma Medeniyeti Üzerine Etkilerî (İslanbul, 1933)
Ben Neyim? (Ankara, 1939)
Gönülsüz Olmaz (Ankara, 1941)
Iran ve İnkılabı (Ankara, 1941)
İhtilal mi, İnkılap mı? (Ankara, 1942)
Serbest Fırka Hatıraları (Ankara, 1949)
Samet Ağaoğlu tarafından yazılan Babamdan Hatıralar isimli eser 1940 yılında yayınlanmıştır.
Ercüment Kuran tarafından 1996 yılında düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kuruluş ve Gelişmesine Hizmeti Geçen Türk Dünyası Aydınları Sempozyumunda sunulan “Milli Mücadele Yıllarında ve Türkiye Cumhuriyeti Döneminde Ahmet Ağaoğlu isimli eser bulunmaktadır. Aynı sempozyumda Samir Kazımoğlu tarafından Ahmet Ağaoğlu’nun Dünya Görüşü isimli bilimsel bildiri yayınlanmıştır.
Serbest Fırka Hatıraları
“Cumhuriyet döneminin ilk “güdümlü muhalefet” deneylerinden biri olan Serbest Cumhuriyet Fırkası üzerine yaz%
Tutuklu Yargılamalar Hakkında Avrupa Konseyi Tavsiye Kararı (AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOMİTESİ’NİN ÜYE DEVLETLERE TUTUKLU YARGILAMANIN KULLANIMI, İÇİNDE VUKU BULDUĞU KOŞULLAR VE İSTİSMARINA KARŞI KORUYUCU DÜZENLEMELER HAKKINDA REC (2006) 13 SAYILI TAVSİYE KARARI), Avrupa Konseyi ülkeleri yetkili bakan delegelerinin 27 Eylül 2006 tarihinde yaptıkları 974 sayılı oturumunda kabul edilmiştir. Konsey kararının amacı, keyfi tutuklamayı önlemek, tutuklama müessesesinin istismarını engellemek, tutuklama tedbirini nesnel koşullara bağlamak, tutuklama sonrası beraat ile sonuçlanacak yargılamalardan kaynaklı geri dönülmez zararlara mahal vermemektir.
Tavsiye Kararı Bakan Delegelerinin 27 Eylül 2006 tarihli 974 sayılı oturumunda Bakanlar Komitesince kabul edilmiştir
Tutuklama için dört şart öngörülmüş; makul şüphe bulunması, şüphelinin tutuklanmaması halinde, kaçabileceği, ciddi bir suç işleyebileceği, yargılama sürecine müdahale edeceği ya da toplum için ciddi tehdit oluşturacağına inanmak için önemli, sağlam nedenler bulunması, kaygıları giderebilecek alternatif tedbirlerin kullanılması imkanı bulunmaması şartı getirilmiştir.
Tutuklu Yargılamalar Hakkında Avrupa Konseyi Tavsiye Kararı; hükmün kesinleşmesini bekleyen kişilere veya mahkûmiyet ya da hükmün onaylanmasını bekleyen kişilere mahkûm edilmemiş kişiler gibi muamele edilmesini emretmekte; bir suçun şüphelisi olan kişilerin tutuklu bulunması kuraldan ziyade istisna olmasını öngörmektedir.
Tavsiye Kararına Göre;
Bireysel olarak her davada, tutuklama kesinlikle gerekli olduğu zaman ve son çare tedbiri olarak uygulanmalıdır; cezalandırma amacıyla kullanılmamalıdır. Tutuklu mahpuslar yasal durumlarına uygun koşullara tabi tutulmalıdır; adaletin uygulanması, kurum güvenliği, personel ve mahkumların emniyeti ve özellikle Avrupa Cezaevi Kurallarının uygulanması zaruridir. Küçük çocukların, bebeklerin bakımından birinci derecede sorumlu olanların tutuklanmasından kaçınılmalıdır. İlk özgürlükten mahrum bırakılma ile yetkili makam önüne çıkarılma arasındaki süre tercihen 48 saatten fazla olmamalı, acil bir durumun varlığı halinde ve duruşma yapılması kesinlikle imkansız olmadıkça, bu süre 7 günden fazla olmamalıdır. Gecikmeksizin duruşma açılmalı ve yargılama yapılmalı, tutuklama kararları gerekçeli olmalıdır. Hiçbir koşulda tutukluluk süresi o suça verilmesi muhtemel olan cezayı aşmamalı; tedbir, ceza ile orantısız olmamalıdır. Tutuklu yargılanmakta olan kişilerin dava dosyalarına öncelik verilmeli, bir avukatın yardımından yararlanma hakkı gözetilmeli, savunması hazırlamak için yeterli süre verilmelidir. Tutuklanması istenen kişi ve onun avukatı, bu tür bir kararla ilgili belgelere vaktinde ulaşma hakkına sahip olmalıdır.
AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOMİTESİ’NİN ÜYE DEVLETLERE TUTUKLU YARGILAMANIN KULLANIMI, İÇİNDE VUKU BULDUĞU KOŞULLAR VE İSTİSMARINA KARŞI KORUYUCU DÜZENLEMELER HAKKINDA REC (2006) 13 SAYILI TAVSİYE KARARI
(Bakan Delegelerinin 27 Eylül 2006 tarihli 974 sayılı oturumunda Bakanlar Komitesince kabul edilmiştir).
Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsünün 15.b maddesi gereğince,
Masumiyet karinesinin temel önemini ve kişi özgürlüğü hakkını düşünerek;
Tutukluluğun, en sonunda suçsuz bulunacak ya da tahliye olacak kişiler üzerinde geri dönülmez hasara neden olabileceği, aile ilişkilerinin sürdürülmesinde zararlı etkiye sahip olabileceği bilincinde olarak;
Tutukluluğun, devlet, etkilenen kişiler ve genel ekonomi için mali sonuçlarını dikkate alarak;
Önemli sayıda kişinin tutuklu olduğunu ve aşırı kalabalıklaşan cezaevlerinin yol açtığı sorunları not ederek;
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarını, İşkencenin, Gayrı insani ya da Aşağılayıcı Muamelenin ya da Cezalandırmanın Önlenmesi için Avrupa Komitesinin raporlarını ve Birleşmiş Milletler insan hakları sözleşmeleri organlarının raporlarını göz önünde tutarak;
Bakanlar Komitesinin Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında Rec (2006)2 sayılı Tavsiye Kararı ile Cezaevlerinde Aşırı Kalabalıklaşma ve Cezaevi Mevcudu Enflasyonu Hakkında R(99)22 Sayılı Tavsiye kararını göz önüne alarak;
Tutuklu yargılama yoluna başvurmanın, her zaman istisnai olması ve haklı bir gerekçeye dayanması gereğine olan ihtiyacı düşünerek;
Özgürlüğünden mahrum bırakılan insanların temel özgürlüklerini ve insan haklarını, özellikle tutuklu insanların sadece savunmalarını hazırlayabilmeleri ve aile ilişkilerini sürdürebilmelerini sağlama ihtiyacını değil, aynı zamanda masumiyet karinesine dayalı olarak, yasal durumlarına uygun olmayan yerlerde tutul-mamaları gereğini unutmayarak;
Tutuklu yargılamaya başvurulmasını haklı gösteren koşullara ilişkin uluslar arası normlardaki gelişmeye verilen önemi, nereden verilmiş olursa olsun yüklenen ya da devam eden prosedürleri ve kişilerin tutuklu kaldığı yerlerin koşullarını, aynı zamanda bu tür normların etkili uygulanmasına yönelik mekanizmaları göz önünde tutarak;
Üye Devletlerin Hükümetlerine, bu tavsiye kararının ekinde bulunan ve Bakanlar Komitesinin Tutuklu Yargılama Hakkındaki (65)11 sayılı Tavsiye Kararı ile Yargılama Bekleyenlerin Hapsedilmelerine İlişkin R.(80) 11 sayılı tavsiye kararının yerini alan prensipleri, yaygınlaştırmalarını ve mevzuat uygulamalarında bunları rehber edinmelerini tavsiye eder.
REC (2006) 13 SAYILI TAVSİYE KARARINA EK
Tutuklu yargılamanın kullanımı, içinde vuku bulduğu koşullar ve istismarına karşı koruyucu düzenlemeler hakkında kurallar,
Başlangıç
Mevcut kurallar;
Tutuklama tedbirinin kullanımına katı sınırlamalar getirilmesini;
Mümkün olan her durumda alternatif tedbirlerinin uygulanmasının teşvik edilmesini;
Tutukluluk ve alternatif tedbirlerin uygulanması ve devam ettirilmesi için adli makamın karar vermesi gereğini;
Tutuklu kişilerin, masumiyet karinesine dayalı olarak, yasal durumlarına uygun koşullarda tutulmalarını ve uygun bir rejime tabi tutulmalarını sağlamayı;
Tutuklu yargılanan kişiler için uygun yönetim ve elverişli tesislerin sağlanması gereğini;
Kuralların muhtemel ihlallerine karşı etkili koruyucu tedbirler alınmasını, amaçlamaktadır.
Mevcut kurallar, bütün insanların insan haklarını ve temel özgürlükleri yansıtmaktadır ancak özellikle işkencenin, gayrı insani ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması, adil yargılanma hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı ve aile hayatına ve özel hayata saygı haklarını yansıtmaktadır.
Mevcut kurallar, bir suç işlediğinden şüphelenilen herkese uygulanır; ancak çocuklara ve özellikle korunmasız kişilere yönelik özel gereklilikler içermektedir.
I. Tanımlar ve Genel Prensipler
Tanımlar
1.[1] ‘Tutuklu yargılama’ suç işlediği şüphesi altında bulunan kişinin adli bir otorite kararıyla kesin mahkumiyetten önce alıkonulduğu dönemdir. Kendi özel koşullarına göre, uluslar arası adli işbirliği ve ülkesine iadeye ilişkin kurallar gereğince gerçekleşen herhangi bir alıkoyma süresini de kapsar. Ancak sorgulama amacı ile polis ya da bir kolluk memuru tarafından (ya da bu şekilde hareket etmek için yetkilendirilmiş bir başka kişi tarafından) gerçekleştirilen ilk alı-konmayı kapsamaz.
[2] ‘Tutuklu yargılama süresi’ aynı zamanda, kişinin mahkum edilmesinden sonraki herhangi bir tutulma süresini de kapsar. Şöyle ki hükmün kesinleşmesini bekleyen kişilere veya mahkûmiyet ya da hükmün onaylanmasını bekleyen kişilere mahkûm edilmemiş kişiler gibi muamele edilir.
[3] ‘Tutuklu yargılananlar’, tutukevinde yargılama bekleyen ve henüz bir hapis cezasının infazına başlanmamış olan ya da diğer herhangi bir kararla tutulan kişilerdir.
2. [1] Tutuklu yargılamaya “alternatif tedbirler”, şunları kapsayabilir, örneğin: bir adli merciye gerektiğinde görünme yükümlülüğü, adaletin tecellisine müdahale etmeme, bir meslek erbabı ya da özellik gösteren bir çalışan da dahil olmak üzere özel ilişkilere girmemek, adli bir otoriteye, polis ya da diğer yetkili bir kuruma günlük ya da periyodik olarak rapor vermek; adli otorite tarafından görevlendirilen bir kuruluş tarafından gözetim altında bulunmayı kabul etmek; elektronik izleme şartlarını kabul etmek; şartlı ya da şartsız olarak muayyen saatler dahilinde, belirli bir adreste ikamet etmek; izinsiz olarak belli yerlerden veya bölgelerden ayrılmamak ya da bu yerlere gitmemek, izin almadan belirli kişilerle bir araya gelmemek; pasaport ya da diğer kimlik belgelerini teslim etmek; devam eden duruşma için mali ya da diğer şekillerde garanti sağlamak, teminat göstermek.
[2] Uygulanabilen her durumda, “alternatif tedbirler” şüphelinin ikamet ettiği devlette uygulanmalıdır ancak burası suçun işlendiği iddia edilen devlet değilse.
Genel Prensipler
3.[1] Hem masumiyet hem de özgürlüğün lehinde olma karinelerinden dolayı, bir suçun şüphelisi olan kişilerin tutuklu bulunması kuraldan ziyade istisna olmalıdır.
[2] Bir suçun şüphelisi olan kişilerin (ya da bu tür şahıslara özgü sınıfların) tutukluluk altında tutulmaları zorunlu bir koşul olmamalıdır.
[3] Bireysel olarak her davada, tutuklama kesinlikle gerekli olduğu zaman ve son çare tedbiri olarak uygulanmalıdır; cezalandırma amacıyla kullanılmamalıdır.
4.Tutuklu yargılamanın uygunsuz bir biçimde kullanımından kaçınmak için mümkün olabilen en geniş alternatifler tedbirler ile şüpheli sanığın davranışlarını daha az sınırlayan tedbirler mevcut bulunmalıdır.
5.Tutuklu mahpuslar yasal durumlarına uygun koşullara tabi tutulmalıdır; bu ilke adaletin uygulanması, kurum güvenliği, personel ve mahkumların emniyeti ve diğerlerinin haklarının korunması ve özellikle Avrupa Cezaevi Kurallarının uygulanması ve mevcut metnin III. Bölümünde ayrıntıları verilen diğer kurallar dışında kısıtlamaların olmamasını
Tutuklu Yargılamanın Kullanılması
Gerekçe
6.Tutuklama genel olarak hapis cezasını gerektiren suçları işlediği iddia olunan şüpheli kişiler hakkında uygulanabilir olmalıdır.
7.Herhangi bir kişi sadece aşağıdaki dört şart yerine geldikten sonra tutuklanabilir
a-) O kişinin bir suç işlediğine ilişkin makul şüphe vardır; ve
b-) Şayet şüphelinin tutuklanmaması halinde, kaçabileceği, ciddi bir suç işleyebileceği, yargılama sürecine müdahale edeceği ya da toplum için ciddi tehdit oluşturacağına inanmak için önemli, sağlam nedenler varsa; ve
c-) ‘b’ de işaret edilen kaygıları giderebilecek alternatif tedbirlerin kullanılması imkanı yoksa; ve
d-) Bu adım ceza adalet sürecinin bir parçasıysa.
8.[1] Kural 7b. de atıfta bulunulan kaygıların mevcut olup olmadığını ya da böyle devam edip etmediklerini, aynı zamanda bu kaygıların alternatif tedbirler yoluyla güvenli bir şekilde giderilip giderilemeyeceğini belirlemek amacıyla tutuklu yargılamaya ya da tutuklu kişiler için tutukluluğun devam edip etmeyeceğine karar vermekle sorumlu olan adli merciler tarafından objektif kriterler uygulanmalıdır.
[2] Önemli bir riskin var olduğunu ve giderilemeyeceğinin tespit edilmesi yükümlülüğü soruşturma savcısına ya da hakimine ait olmalıdır.
9.[1] Herhangi bir riskin belirlenmesi bireysel dava koşullarına dayanmalı, ancak aşağıdaki hususlar özellikle göz önüne alınmalıdır.
a-) İddia olunan suçun yapısı ve ciddiyeti;
b-) Mahkumiyet halinde uygulanacak muhtemel ceza;
c-) Yaş, sağlık, karakter, ilgili şahsın kişisel ve sosyal durumları ve önceki halleri(sabıkası), ve özellikle onun toplumsal bağları; ve
d-) İlgili kişinin davranışı, özellikle daha önceki ceza usul işlemlerinde kendisine yüklenen yükümlülükleri nasıl yerine getirdiği göz önünde
tutulmalıdır.
[2] ilgili kişinin suçun işlendiği sanılan yer ülke vatandaşı olmaması ya da bu ülke ile diğer bir bağlantısı bulunmaması halinde sadece bu nedenle kaçma riski bulunduğu sonucuna varılmamalıdır.
10.Mümkün olan her durumda, suç şüphesi altında bulunup da küçük çocukların, bebeklerin bakımından birinci derecede sorumlu olanların tutuklanmasından kaçınılmalıdır.
11.Tutukluluk halinin devam edip etmeyeceğine karar verirken, daha önce bu tür bir tedbirin kullanımını uygun kılan ya da alternatif tedbirlerin kullanımının uygun olmadığını gösteren ve zaman içinde daha az zorlayıcı olan özel tecrübeler akılda tutulmalıdır.
12.Alternatif tedbirlerin ihlali bir yaptırıma tabi olabilir fakat otomatik olarak bir kişinin tutuklamaya tabi olmasını haklı çıkarmaz. Bu tür durumlarda alternatif tedbirlerinin tutukluluk ile değiştirilmesi özel sebep gerektirir.
Yargısal Yetki
13.Bir kişiyi tutuklamak, tutuklamanın devamına veya alternatif tedbirler uygulanmasına karar verme sorumluluğu adli bir makam tarafından yerine getirilmelidir.
14.[1] Suç işlediği şüphesi nedeniyle bir kişi, kolluk görevlisi tarafından (ya da yasaya göre bu konuda yetkilendirilen herhangi bir kişi tarafından) ilk olarak gözaltına alınır alınmaz bu özgürlükten mahrum kılmanın haklı olup olmadığının, bu sürenin uzatılıp uzatılmayacağına gerek olup olmadığının ve yahut da bu şüphelinin tutuklanıp tutuklanmayacağının ya da hakkında alternatif bir tedbir uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi için derhal adli bir makam önüne çıkarılmalıdır.
[2] İlk özgürlükten mahrum bırakılma ile yetkili makam önüne çıkarılma arasındaki süre tercihen 48 saatten fazla olmamalıdır ve pek çok olayda daha kısa süreler yeterli olabilir.
15.Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin 15. maddesine uygun acil bir durumun varlığı halinde ve duruşma yapılması kesinlikle imkansız olmadıkça, ilk özgürlükten mahrum bırakılma ile tutuklama amacıyla adli makam önüne çıkarılma arasında 7 günden fazla bir süre geçmemelidir.
16.Tutuklamaya, devamına ya da alternatif tedbirler uygulamaya sorumlu olan adli makam konu hakkında gecikmeksizin duruşma açmalı ve karar vermelidir.
17.[1] Tutukluluk halinin devamının haklı olup olmadığı adli makam tarafından periyodik olarak gözden geçirilmeli, Kural 6 ve Kural 7 a, b, c, ve d’de yer alan koşullardan bir ya da daha fazlasının artık bulunmadığını belirlerse şüpheli suçlunun tahliyesine karar vermelidir.
[2] İlgili kişinin, tahliyesi için her zaman başvuru yapma ya da tutukluluğun incelenmesini isteme hakkı bulunmuyorsa, tutukluluk halinin gözden geçirilme aralıkları normal olarak bir aydan fazla olmamalıdır.
[3] Tutukluluk halinin gözden geçirilmesi sorumluluğu iddia makamına veya soruşturmayı yürüten adli makama bırakılmalıdır ve tutukluluğun devamı için iddia makamından ya da soruşturmayı yürüten adli makamdan herhangi bir gelmemesi halinde, bu tür bir tedbire tabi tutulmuş olan herkes otomatik olarak tahliye edilmelidir.
18.Tutuklu bulunan, aynı zamanda bu tür bir tutukluluk ya da alternatif tedbirin uzatılmasına tabi tutulan bir kişinin, bu tür bir karara karşı itiraz hakkı olmalıdır ve bu karar verildiğinde bu hakka sahip olduğu kararla birlikte kendisine bildirilmelidir.
19. [1] Tutuklu bir kişinin, tutuklanmasının yasaya uygun olup olmadığını bir mahkeme önüne götürebilmesi için ayrı bir acele itiraz hakkı olmalıdır.
[2] Bu hak, tutukluluk halinin periyodik olarak gözden geçirilmesi sırasında yerine getirilebilir, ve orada itirazıyla ilgili konuları da gündeme getirebilir.
20.Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin 15.maddesine uygun acil bir durumun varlığı tutuklu kişinin tutuklanmasının yasaya uygun olup olmadığına yönelik itiraz hakkını etkilemez.
21. [1] Adli bir makam tarafından, tutuklamaya, bunun devamına ya da alternatif tedbirlere ilişkin her karar gerekçeli olmalıdır ve etkilenen kişiye gerekçenin bir sureti verilmelidir.
[2] Gerekçeli karar, sadece istisnai durumlarda verildiği gün tebliğ edilmeyebilir.
Süre
22.[1] Tutukluluk hali sadece Kural 6 ve 7’deki bütün şartlar bulunduğu sürece devam etmelidir.
[2] Hiçbir koşulda tutukluluk süresi o suça verilmesi muhtemel olan cezayı aşmamalıdır ve normal olarak o ceza ile orantısız olmamalıdır.
[3] Hiçbir zaman tutukluluk hali gözaltındaki kişilerin makul sürede yargılanma hakkını ihlal etmemelidir.
23.Herhangi bir azami tutukluluk süresinin belirlendiği durumlarda, davanın özel koşulları çerçevesinde tutukluluğun devamına olan gerçek ihtiyacın düzenli aralıklarla incelenmesinin ortadan kaldırılmasına yol açılmamalıdır.
24.[1] iddia makamı ya da adli soruşturma makamı, bir soruşturmanın yürütülmesinde gerekli özeni göstermekle ve tutukluluk halini destekleyici hususları sürekli gözden geçirmekle sorumludur.
[2] Tutuklu yargılanmakta olan kişilerin dava dosyalarına öncelik verilmelidir.
Bir Avukatın Yardımı, İlgili Kişinin ve Tercümanın Bulundurulması,
25.[1] Tutuklamayı isteme niyeti ve bunun gerekçeleri ilgili kişiye anladığı bir dille vakit geçirilmeden bildirilmelidir.
[2] Tutuklanması istenecek kişi, tutuklama prosedürleri esnasında, bir avukatın yardımından yararlanma hakkına ve savunmasını hazırlaması için ona yeterli bir süre danışma fırsatına sahip olmalıdır, ilgili kişiye bu haklara sahip olduğu ve bunları kullanabileceği konusunda anladığı bir dilden ve yeterli bir süre bilgilendirilmelidir.
[3] Tutuklanması istenen kişinin mali gücü yoksa avukat yardımı için gereken masraflar kamu kaynaklarından karşılanmalıdır.
[4] Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 15.maddesine uygun acil bir durumun ortaya çıkması, tutuklama prosedürleri kapsamında, bir avukata erişim ve ona danışma hakkını normal olarak etkilememelidir.
26.Tutuklanması istenen kişi ve onun avukatı, bu tür bir kararla ilgili belgelere vaktinde ulaşma hakkına sahip olmalıdır.
27.[1] Başka bir ülkenin vatandaşı olan ve tutuklanması istenen bir kişiye, yeterli bir sürede, ülkesi konsolosluğundan yardım ve danışma alma hakkına sahip olduğu bildirilmelidir.
[2] Bu hak, mümkün olan her durumda, her iki ülke vatandaşlığına sahip olan ve tutuklanması istenen kişileri de kapsayacak şekilde genişletilmelidir.
28.Tutuklanması istenen kişi tutuklama işlemlerinde hazır bulunma hakkına sahip olmalıdır. Belirli koşullara bağlı olarak bu gereklilik uygun video bağlantılar kullanılarak yerine getirilebilir.
29.Adli makam, tutuklama talebine ilişkin kararını verdiği esnada ilgili kişinin, yargılamada kullanılan dili anlamaması ve konuşamaması halinde kamu kaynaklarınca karşılanacak uygun çeviri hizmetlerini duruşmada hazır bulundurmalıdır.
30.Tutuklu yargılanan kişilere yıkanma ve erkek olanlar bakımından görünümlerinin köklü bir biçimde değişmesine neden olma riski olmadıkça tıraş olma imkanı sağlanmalıdır.
31.Yukarıdaki kurallar tutukluluğun devamında da uygulanmalıdır.
Aileye Haber Verme
32.[1] Tutuklanması (ya da tutukluluk halinin devamı) istenen kişi, tutuklama işleminin yapıldığı yer ve tarihi hakkında, ulusal güvenliğe ve adaletin yerine getirilmesine karşı ciddi bir risk oluşturmadıkça, aile fertlerine vaktinde bilgi verilmesini isteme hakkına sahiptir.
[2] Her olayda, aile fertleriyle iletişim kurulması konusundaki karar, kanunen bu konuda karar verme yetkisi bulunmaması veya bunu haklı gören başka nedenler bulunması halleri dışında tutuklanması istenen (veya tutukluluk halinin devamı istenen) kişiye ait olmalıdır.
Gözaltı ve Tutukluluk Süresinin Mahkumiyetten Düşürülmesi
33.[1] Mahkumiyet kararı verilmeden önce tutuklu geçirilen süre, nerede geçirilmiş olursa olsun, bunun sonucunda hükmedilen herhangi bir hapis cezası süresinden indirilmelidir.
[2] Verilecek ceza bir hapis cezası değilse, tutuklukta geçen herhangi bir süre, yeni hapis dışı cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.
[3]Aynı şekilde, daha önce uygulanan alternatif tedbirlerin süresi ve yapısı cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.
Tazmin
34.[1] Tutuklu kaldıkları suçtan mahkumiyetine karar verilmeyen kişilere tazminat ödenmesine özen gösterilmelidir; bu tazminat gelir kaybını, fırsatların kaçırılmasını ve manevi zararları kapsayabilir.
[2] Tutuklamaya tutuklanan kişinin kendisi, bir suç işlediğine ilişkin uygun şüphe uyandıran davranışlarıyla aktif bir şekilde katkıda bulunmuşsa ya da iddia olunan suçun soruşturmasına kasten engel olmuşsa tazminat gerekmez.
III. Tutukluluk Koşulları
Genel Olarak
35.Tutukluluk koşulları, aşağıda belirtilen kurallar bakımından Avrupa Cezaevi kuralları tarafından yönetilir.
Tutukevi Kurumundan Alınma
36. [1] Tutuklu bir mahpus, sadece daha ileri bir soruşturma kapsamında hakimin ya da savcının kararıyla veya kendisinin bu yöndeki irade beyanıyla ve sınırlı bir süre için kurumdan ayrılabilir.
[2] Tutukevine iadesinde tutuklu mahpus, mümkün olan en kısa sürede kendi talebi üzerine bir tıp doktoru tarafından ya da istisnai hallerde nitelikli bir hemşire tarafından ayrıntılı bir fiziksel incelemeden geçirilmelidir.
Tıbbi Tedavinin Devamı
37.[1] Tutuklu kişinin tutukevine girmeden önce almakta olduğu gerekli tedavilerine ya da diş tedavisine tutukevinde devam edebilmesine olanak sağlayan düzenlemeler yapılmalıdır. Eğer tutukevi doktoru veya diş hekimi tarafından öyle karar verilmişse, tedavi mümkün olan hallerde tutuklunun önceki doktoru ya da diş hekimi ile danışılarak yapılacaktır.
[2] Tıbbi (medikal/dental) bir zorunluluk öyle gerektiriyorsa tutukluya kendi doktoruna danışma ve onun tarafından tedavi edilme imkanı sağlanmalıdır.
[3] Kendi doktoruna ya da diş hekimine danışma konusunda başvuruda bulunan bir tutuklunun bu talebi reddedilirse ret sebepleri gösterilmelidir.
[4] Böyle bir tedavi nedeniyle meydana gelen masraflardan tutukevi idaresi sorumlu olmamalıdır.
Haberleşme
38.Normal olarak, tutuklu tarafından gönderilen ve alınan mektupların sayısında bir kısıtlama olmamalıdır.
Oy Kullanma
39.Tutuklular, tutukluluk esnasında yapılan referandumlarda ve kamu seçimlerinde oy kullanabilmelidirler.
Eğitim
40.Tutukluluk hali, çocukların ve genç kişilerin eğitimini gereksiz yere kesintiye uğratmamalı ya da daha ileri bir eğitime erişimlerine müdahale etmemelidir.
Disiplin ve Ceza
41.Tutukluya verilen hiçbir disiplin cezası, tutukluluk süresinin uzamasına etki etmemeli veya savunmasını hazırlamasına müdahale etmemelidir.
42.Hücre cezası avukata erişim hakkını etkilememeli ve dışarıdaki ailesiyle asgari düzeyde görüşmeye olanak vermelidir. Verilen disiplin cezası, tutuklunun yatak, beden eğitimi, temizlik, okuma materyallerine ve onaylanmış dini temsilcilere erişim gibi tutukluluk koşullarını
Personel
43. Tutukevi kurumunda tutuklularla çalışan personel tutukluların özel statüleri ve ihtiyaçlarını tam olarak hesaba katabilecek biçimde seçilmeli ve eğitilmelidir.
Şikayet Usulü
44. [1] Tutuklular, hem tutukevi içinde hem dışında kendilerine açık şikâyet yollarına ve şikâyetleriyle ilgili olarak yetkilendirilmiş bir makama gizli erişim hakkına sahip olmalıdır.
[2] Bu yollar/tutuklunun sahip olduğu yasal usulü işlemlere ilişkin tüm haklara ilave bir hak olmalıdır.
[3] Şikâyetler mümkün olduğu kadar süratli bir şekilde ele alınmalıdır.
Bask kökenli Fransız hukukçu ve matematikçi Pierre de Fermat, Bordeaux’da doğdu. (Ölümü: 12 Ocak 1665, Castres) İlk öğreniminin ardından üniversitede hukuk eğitimi almak üzere Orleans’a gitti. Toulouse Üniversitesinde eğitim gördü. 1631 yılında hukuk diploması aldı. Medeni hukuk alanında derece aldı. Yargıç oldu ancak matematiğe daha çok zaman ayırdı. Toulouse parlâmentosunda meclis üyesi olma hakkı kazandı. Vebaya yakalandı ve 1653 yılında hastalıktan kurtuldu. Memurluktan arta kalan zamanlarında matematikle ilgilendi. Sayılar teorisinde önemli sonuçlar buldu, olasılık ve analitik geometriye katkıda bulundu. Modern sayılar kuramının kurucusu kabul edildi. Fermat’nın Son Teoremi ile hatırlanmaktadır. 12 Ocak 1665’de yaşamını yitirmiştir.
Pierre de Fermat
1801
İsveçli feminist düşünür Fredrika Bremer, Finlandiya’da doğdu. (Ölümü: 31 Aralık 1865, İsveç) 1856’da yayınlanan Hertha adlı eserinde kadınların da erkekler gibi reşit sayılması gerektiğini ileri sürdü ve bu konu o dönem İsveç meclisinde ateşli tartışmalara sebep oldu. Tartışmalar sonucunda, 25 yaşını dolduran her kadının reşit insan kabul edilmesi yasal olarak kabul edildi. Kızların erkekler kadar yüksek öğrenim hakkı olduğunu, kadınlara oy kullanma hakkı verilmesini, kız okulları açılmasını ve kız okullarında kadınların öğretmenlik yapmalarını savundu.
Fredrika Bremer
1896
Kadınların erkeklerden bağımsızlığını savunan Mary Abigail Dodge, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1833, Massachusetts’)
1900
Venezuelalı avukat, gazeteci ve politikacı Raimundo Andueza Palacio, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 6 Şubat 1846) Venezuela Merkez Üniversitesi’nde hukuk okudu. El Democrata gazetesinin direktörlüğünü yaptı. Linares Alcántara hükümetinde Dışişleri ve Maliye Bakanlığı yaptı. 1889-1890 yılları arasında Kamu Eğitimi ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinde bulundu. 19 Mart 1890–17 Haziran 1892 tarihleri arasında Venezuela’nın 24. Devlet Başkanı olarak görev yaptı.
1917
Hukukçu ve devrimci lider Moisei Solomonovich Uritsky 14 Ocak 1873’te dünyaya geldi. Ukrayna’daki Cherkasy kasabasında Yahudi bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Kiev Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Çarlık rejimi tarafından yasaklanan siyasi yayınları ülkeye soktu ve dağıtımını yaptı. 1897 yılında yasadışı matbaa işletmekten tutuklandı ve sürgüne gönderildi. 1905 Devrimi döneminde yeniden tutuklanarak sürgüne gönderildi. 1917’de bolşeviklere katıldı. Askeri bir öğrenci olan Leonid Kannegisser tarafından 17 ağustos 1917’de öldürüldü. Katili idam edildi.
Moisei Solomonovich Uritsky
1920
TBMM’nin kuruluşundan sonra ilk diplomatik temaslardan biri Sovyet Rusya ile gerçekleşti. 17 Ağustos 1920’de Bekir Sami başkanlığındaki Türk Heyeti ile Sovyet Heyeti arasında Moskova’da görüşmeler başladı. Birkaç ay sonra Rus yardımları gelmeye başladı. 16 Mart 1921’de Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması imzalandı.
1935
Amerikalı, kadın hareketi öncüsü, sosyolog ve feminist teorisyen Charlotte Perkins Gilman, Kaliforniya’da yaşamını yitirdi. (Doğumu: 3 Temmuz 1860, Hardford) 1878’de 18 yaşında Rhode Island Tasarım Okuluna babasının yardımıyla kabul edildi. Ütopik bir feministti. Ölümcül hastalıklar için ötanaziyi savundu. 17 Ağustos 1935’te aşırı dozda kloroform alarak intihar etti.
Kadınlar Ülkesi – Charlotte Perkins Gilman
1945
Endonezya, Hollanda’dan bağımsızlığını ilan etti. Ülke, Hollanda tarafından 18.yüzyılın sonlarında egemenliği altına almıştı. 1900’lü yılların başlarında sömürgeciliğine karşı, milliyetçilik ve bağımsızlık mücadelesi fiilen başladı. Bu mücadelenin liderlerinden Ahmed Sukarno 1927’de kurulan Milliyetçi Partinin başkanı oldu. 17 Ağustos 1945’te Japonların teslim olmalarıyla Endonezya’da Ahmed Sukarno başkanlığında bir hükûmet kuruldu ve bağımsızlık ilan edildi.
1956
Almanya Komünist Partisi kapatıldı. Ayrıca Anayasa’ya aykırılıkları nedeniyle Federal Almanya Mahkemesi tarafından kapatılan partinin üyelerinin milletvekillikleri düşürüldü. Kapatılan partinin mallarının Hazine’ye aktarılmasına karar verildi. Bu karar, Türkiye’de, Refah Partisi Kapatma Kararında örnek gösterildi.
1976
Sivas’ta demir çelik tesisleri kurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Devrimci Gençlik Dergisi’nin çeşitli sayılarında yayınlanan yazılar nedeniyle toplam 676 yıl hapsi istenen Yazı İşleri Müdürü Taner Akçam DGM’de yargılanmaya devam edildi.
Halk ozanları Hüseyin Aydın, Necdet Şahin ve Veysel Demir “Türkülerinde hükümeti küçük düşürmek ve komünizm propagandası yapmak”tan DGM’de duruşmaya çıktı. Ozanlar Mart’ta Tokat’ta CHP’nin düzenlediği”Aşıklar Kervanı” gecesinde, ardından Devrek’te türkü çalıp söylemişlerdi.
1981
Sıkıyönetim Askeri Savcılığı, “Genç Öncü”den 38 kişi ile “Halkın Kurtuluşu”ndan 8 kişi hakkında yasadışı örgüte üye olma ve örgüt adına eylemlerde bulunma iddiasıyla 5 ile 30 yıl arası hapis istemiyle dava açtı.
1982
Uyuşturucu kaçakçılığından Fransa’da 10 yıl hapis yatıp Türkiye’ye gönderilen MHP eski senatörü Kudret Bayhan 16 yıl hapse mahkum edildi.
1983
Millî Güvenlik Konseyi, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu‘nun kuruluşunu onayladı; 1932 yılında kurulan Türk Dil Kurumu (TDK) ve 1931 yılında kurulan Türk Tarih Kurumu‘nun (TTK) özerkliğine son verildi. Kamu tüzelkişiliğe sahip olan ve Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olan yeni Kurum; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezini bünyesinde barındırmaktadır. Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu için Atatürk’ün vasiyetnamesinde belirtilen malî hakların tahsisine devam edilmektedir.
Barış Derneği Davasında savunma yapan Ataol Behramoğlu: “Nazım Hikmet gibi sanatçıları yok sayarsak, elimizde ulusal kültür adına hiçbir şey kalmaz” dedi.
1984
3 kişi hakkında idam cezası istenen 28 sanıklı THKP-C Kurtuluş duruşması Metris Askeri Cezaevi’nde başladı. Kimlik tespitinden sonra protesto için tek tip elbiselerini çıkaran 8 sanık duruşma salonundan çıkarıldı.
1987
1987’ye kadar kadar sıkıyönetim askeri cezaevi idarelerince uygulatılan tek tip elbiseye yasal dayanak da getirildi: Cezaevleri tüzüğündeki ”tutuklular kendi elbiselerini giyerler.” hükmü “..idarece verilen elbiseleri giymeleri zorunludur.” şeklinde değiştirildi.
Hitler’in yardımcısı Rudolf Hess, Nürnberg mahkemelerinde yargılandıktan sonra ömür boyu hapis cezasını çektiği Spandau hapishanesinde öldü.
1988
TİP ve TKP genel sekreterleri Nihat Sargın ve Haydar Kutlu’nun (Nabi Yağcı) yargılanmalarına Nihat Sargın’ın sorgusuyla devam edildi.(Bknz: Kutlu-Sargın Davası)
1995
Suudi Arabistan’da devam eden Türk vatandaşlarının idam kararlarının durdurulması için Başbakan Tansu Çiller, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ı Suudi Arabistan’a özel elçi olarak gönderdi. 20 Ağustos’ta idamların durdurulduğu açıklandı.
1996
Rusya ile Çeçenistan arasında resmî olarak ateşkes antlaşması imzalandı.
1998
Alaattin Çakıcı, Fransa’nın Nice kentinde yakalandı. 1998’de Fransa’da yakalanarak Türkiye’ye getirildi. 1999’da cezaevine girdi. 2002’de salıverildiğinde yeniden yasadışı yollarla Türkiye’den kaçtı. 2004 yılında Avusturya tarafından Türkiye’ye iadesine karar verildi. Mafya ve organize suç örgütü lideri olmaktan yargılandı. Gazeteci Hıncal Uluç’u yaralamaya azmettirmek davasında üç yıl dört ay hapis cezası verildi. Uludağ’da 1995 yılında eski eşi Nuriye Uğur Kılıç’ın öldürülmesi olayında azmettirici olduğu iddiasıyla yargılandı ve 2006 yılında Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından önce ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle on ay hapis cezası verildi. 15 Nisan 2020 Tarihli ve 31100 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ilgili yasa değişikliği kapsamında hükümlü bulunduğu Sincan L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’ndan tahliye edildi.
2001
HADEP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Turan Demir, hakkında kesinleşen 1 yıllık hapis cezasının infazı için Ankara Merkez Cezaevi’ne konuldu. Demir, Terörle Mücadele Yasası’nın 8/1 maddesine göre bu cezayı almıştı. Halkın Demokrasi Partisi(HADEP), 11 Mayıs 1994’te kuruldu, Anayasa Mahkemesi tarafından 13 Mart 2003 tarihinde kapatıldı.
2003
Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından yapılan ve 10–17 Ağustos 2003 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen 21. Dünya Felsefe Kongresi sona erdi. İstanbul’da yapılan “21. Dünya Felsefe Kongresi” çerçevesinde düzenlenen “Dünya Problemleri Karşısında Felsefe” konulu sempozyumun bildirileri HFSA – Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi Dergisinde yayınlandı.
Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi(HFSA)
2004
Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’ne ilk kez bir sivil atandı. Büyükelçi Yiğit Alpogan genel sekreter oldu. Alpagon, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden 1967’de mezun oldu. 1972 yılında Tokyo, 1975 yılında ise Lefkoşa Büyükelçiliklerinde görev aldı. 1995´te Türkmenistan’da Aşkabat büyükelçisi, 2000 yılında ise Dışişleri Bakanlığı’nda müsteşar yardımcısı olarak görev aldı. 2001’de Yunanistan Atina Büyükelçisi oldu. 2004 yılında Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde, resmi gazetede yayımlanan atama kararı ile Millî Güvenlik Kurulu’nun ilk sivil kökenli genel sekreteri oldu.
2010
İtalyan hukukçu ve devlet adamı Francesco Cossiga, Roma’da yaşamını yitirdi. (Doğumu: 26 Temmuz 1928) Cossiga, Klasik lise eğitimi aldı ve başarıları nedeniyle erkenden mezun oldu. 19 yaşında Sassari Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. 1958’de milletvekili oldu. 1976’de içişleri bakanı oldu. Halk protestolarını bastırdığı için sık sık bir diktatör olarak tanımlandı. 1978’de istifa etmek zorunda kaldı. 1979-1980 tarihleri arasında İtalya başbakanlığı yaptı ve yıllık bütçe tasarısının reddedilmesi üzerine istifa etti. 1983 genel seçimlerinde Senatosu’ya girdi, 12 Temmuz’da Senato Başkanı seçildi 1985 – 1992 arasında İtalya cumhurbaşkanlığı yaptı. 25 Nisan 1992’de istifa etti. Ömür boyu senatörlük unvanı aldı. 27 Kasım 2006’da ömür boyu senatörlük görevinden de istifa etti.
Francesco Cossiga
2012
Muğla’da polisin açtığı ateşle ölen Şerzan Kurt cinayeti failinin yargılandığı davaya devam edildi. Savcı tutuklu polis memuru için müebbet hapis cezası istedi. Duruşması öncesi “Milyonlar Adalet İstiyor İnsiyatifi” adliye önünde eylem yaptı.
2016
Cezaevlerindeki aşırı kalabalıklaşmayı önlemek için getirilen Denetimli Serbestlik Sistemi kapsamında kapalı ve açık ceza infaz kurumlarından yaklaşık 38 bin kişi cezaevlerinden tahliye edilmeye başlandı.
2023
İstanbul Valiliği, Alkol Satışı ve Alkollü İçeceklerin Tüketimi genelgesi ile halka açık deniz ve sahil kenarlarında, plaj, park, piknik ve mesire alanlarında alkollü içki içmenin yasak olduğu ve yasağa uymayanlara 617 TL para cezası verileceği yönünde açıklama yaptı.
Türkiye’nin ilk kadın Ağır Ceza Mahkemesi başkanlarından olan Saime Neylan Feke tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.39 yıllık hâkim, Feke, kendisini ameliyat eden doktoruna açtığı davayı kaybettiğinde “Bunca yıl adalet dağıttım ama kendime 6 yıldır adalet bulamadım” demişti.
2024
Bodrum’da 2015 yılında belediye tarafından yapılan binanın yapı ruhsatının bulunmadığı ortaya, binanın yapıldığı alanın, imar planında park ve spor alanı olarak geçtiği ortaya çıktı.
FBI’ın olay mahallindeki biyolojik kanıtları ortadan kaldırdığını ileri süren Cumhuriyetçi Partili Higgins, Trump suikastçısı Thomas Matthew Crooks’un cesedinin olaydan birkaç gün sonra yakıldığını açıkladı. FBI açıklamasında ise Crooks’un cesedinin ailesine teslim edilmesinin rutin prosedürün bir parçası olduğunun altı çizildi.
2025
Tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diploma davasında İstanbul 5. İdare Mahkemesi tarafından verilen yürütmeyi durdurma talebinin reddine dair karara İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nde itiraz edildi.
Kahramanmaraş’ta avukat Ö.C., kontrol noktasında otomobiliyle polise çarpıp kaçtı. Takiple yakalanan Ö.C., adli kontrolle serbest bırakılırken, kaçarken attığı paketten uyuşturucu çıktı.
Londra adliye kaynakları, bu ayın başlarında Filistin Eylem Grubu’nun öncülüğünde düzenlenen bir gösteride çok sayıda tutuklananların yargılanmasına başlanacağını yargılanacağını duyurdu. Halkın Gazze’deki durumu barışçıl bir şekilde protesto etme hakkına sahip olduğu, ancak yasaklanmış olan Filistin Eylem Grubu’nu desteklemenin Terörle Mücadele Yasası kapsamında suç teşkil ettiği açıklandı.
BM uzmanlarından oluşan bir grup, Belarus’u terörizm ve aşırılıkçılık suçlamalarından hüküm giymiş tutuklulara yönelik kötü muameleleri durdurmaya ve bu tür iddialara yönelik kapsamlı ve tarafsız soruşturma başlatmaya çağırdı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Katar’daki Doha mahkemesi tarafından Bahai dini ileri gelenlerinden Remi Rowhani’ye verilen beş yıllık hapis cezasını kınadı. Açıklamada, “Dini Ayrımcılığa Son Verin; Azınlık Haklarını Koruyun” denildi. 71 yaşındaki Remy Rowhani, Ceza Kanunu’nun “İslam’ın temellerine ve öğretilerine gölge düşüren” bir doktrin veya ideolojiyi yaymakla suçlanıyordu.
Karma Hakem Mahkemeleri (Muhtelit Hakem Mahkemeleri), Lozan Barış Antlaşması’nın 92 ila 98. maddeleri uyarınca, Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında ortaya çıkan borç, alacak ve mülkiyet uyuşmazlıklarını çözmek üzere kurulmuştur. Merkezi İstanbul olan bu özel yargı organı, 1925-1938 yılları arasında faaliyet göstermiştir.
Türk‑Fransız Mahkemesi 3 Aralık 1925’te, Türk-Yunan Karma Hakem Mahkemesi 12 Mayıs 1926’da, Türk-Belçika Karma Hakem Mahkemesi 15 Temmuz 1926’da, Türk-Romen Karma Hakem Mahkemesi 27 Nisan 1926 tarihinde, Türk‑İngiliz Mahkemesi ve Türk–İtalyan Karma Hakem Mahkemesi ise 19 Nisan 1926’da kurulmuştur.
Türk Hükümeti, 30 Mayıs 1926 tarihinde Türk temsilcilerin görev ve yetkileri hakkında bir talimatname hazırlamış; bu talimatname, 4 Temmuz 1926’da Resmi Ceride’de yayınlanmıştır.
Mahkemeler; Türkiye ile başta İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan olmak üzere savaşan devletler vatandaşları arasındaki bireysel ve ticari uyuşmazlıkları ele almıştır.
Tarihi boyunca bağımsız yaşamış, hak ve özgürlükleri için savaşım vermiş büyük Türk Ulusunun ayrılmaz bir parçası bulunan;
Anavatanından koparıldığı 1878 yılından bu yana ulusal varlığına ve yaşam hakkına yöneltilen ve özellikle 1955 yılından sonra silahlı tedhiş, saldırı ve sindirme biçiminde yoğunlaştırılan olaylar karşısında, birlik ve bütünlük içinde, yetkin bir toplum olarak direnişini örgütlemiş olan;
Toplumsal hak ve özgürlüklere sahip olmadan, bireysel hak ve özgürlüklerin sözkonusu olamayacağını, Anavatanın doğal, tarihsel ve andlaşmalardan doğan yasal garantörlük hakkını kullanması suretiyle Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin sonuçlandırdığı ve Kıbrıs Türklüğüne huzur, barış, güvenlik ve özgürlük ortamı içinde yaşama imkanı sağlayan Barış Harekatının yapıldığı 1974 yılına kadar süren acı deneyimlerle saptamış bulunan; ve
Tarihten, uluslararası andlaşmalardan, insan hakları beyanname ve sözleşmelerinden doğan bütün hakları elinden alınmak ve Kıbrıs’taki varlığı tamamen yok edilmek istenen; 21 Aralık 1963 tarihinden sonra bütün organları, yasa dışı yollarla Kıbrıs Rumlarının tekeline giren, oluşum biçimi yanında, izlediği politikalarla da sadece Kıbrıs Rumlarının devleti haline gelen, Pan-Helenist yayılmacılığa hizmet eden, ırkçı ve ayırımcı düşünce ve eylemlerle andlaşmalardan ve Anayasa esaslarından tamamıyla ayrılarak meşruluğunu yitirmiş bulunan Kıbrıs Cumhuriyeti karşısında, kendi kaderini tayin etme hak ve özgürlüğünü kullanarak, dünya ve tarih önünde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletini ilan etmiş bulunan,
KIBRIS TÜRK HALKI
Egemenliğin kayıtsız şartsız sahibi olarak;
15 Kasım 1983 tarihinde, büyük bir coşku ve oybirliği ile kabul edilen Bağımsızlık Bildirisini yaşama geçirmek;
Kendi yurdunda tam bir güven ve insanca bir düzen içinde varlığını sürdürmek;
İnsan hak ve özgürlüklerini, hukukun üstünlüğünü, kişilerin ve toplumun huzur ve refahını korumayı içeren çok partili, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini gerçekleştirmek; ve
Atatürk ilkelerine bağlı kalmak ve özellikle O’nun “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini yaygınlaştırmak amaçları ile,
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Meclisinin yaptığı bu Anayasayı, 15 Kasım 1983 tarihinde kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Anayasası olarak kabul ve ilân eder; ve
Asıl güvencenin yurttaşların gönül ve iradelerinde yer aldığı inancı ile, özgürlüğe, adalete ve erdeme tutkun evlatlarının uyanık bekçiliğine emanet eder.
BİRİNCİ KISIM
Genel İlkeler
Devletin Şekli ve Nitelikleri
Madde 1
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik bir Cumhuriyettir.
Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Bayrağı, Ulusal Marşı ve Başkenti
Madde 2
(1)Kuzey Kıbrıs Türk Cumnhuriyeti Devleti, ülkesi ve halkı ile bölünmez bir bütündür.
(2)Resmi dil Türkçe’dir.
(3) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin Bayrağı ve Ulusal Marşı yasa ile belirlenir.
(4) Cumhuriyetin başkenti Lefkoşa’dır.
Egemenlik
Madde 3
(1) Egemenlik, kayıtsız şartsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşlarından oluşan halkındır.
(3) Halkın hiçbir zümresi, kesimi ve kişisi, egemenliği kendine mal edemez.
(4) Hiçbir organ, makam veya merci, kaynağını bu Anayasa’dan almayan bir yetki kullanamaz.
Yasama Yetkisi
Madde 4
Yasama yetkisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı adına Cumhuriyet Meclisinindir.
Yürütme Yetkisi ve Görevi
Madde 5
Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve yasalara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.
Yargı Yetkisi
Madde 6
Yargı yetkisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
Anayasanın Üstünlüğü ve Bağlayıcılığı
Madde 7
(1) Yasalar Anayasaya aykırı olamaz.
(2) Anayasa kuralları, yasama, yürütme ve yargı organlarını, Devlet yönetimi makamlarını ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Eşitlik
Madde 8
(1) Herkes, hiçbir ayırım gözetilmeksizin, Anayasa ve yasa önünde eşittir, Hiçbir kişi, aile, zümre veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz.
(2) Devlet organları ve yönetim makamları, bütün işlemlerinde yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek ve ayrıcalık yapmamak zorundadırlar.
(3) Ekonomik bakımdan güçsüz olanların Anayasa ve yasalar ile elde ettikleri veya edecekleri kazanımlar, bu madde ileri sürülerek ortadan kaldırılamaz.
Değiştirilemeyecek Kurallar
Madde 9
Bu Anayasanın 1. maddesi ile 2. maddesinin (1). ve (2). fıkrasında ve 3. maddesinde yer alan kurallar değiştirilemez ve değiştirilmesi önerilemez.
İKİNCİ KISIM
TEMEL HAKLAR, ÖZGÜRLÜKLER VE ÖDEVLER
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Kurallar
Temel Hakların Niteliği ve Korunması
Madde 10
(1) Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahiptir.
(2) Devlet, kişinin temel hak ve özgürlüklerini, kişi huzuru, sosyal adalet ve ukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal bütün engelleri kaldırır, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlar.
(3) Devletin yasama, yürütme ve yargı organları, kendi yetki sınırları içinde, bu Kısım kurallarının tam olarak uygulanmasını sağlamakla yükümlüdürler.
Temel Hak ve Özgürlüklerin Özü ve Sınırlanması
Madde 11
Temel hak ve özgürlükler, özüne dokunmadan, kamu yararı, kamu düzeni, genel ahlak, sosyal adalet, ulusal güvenlik, genel sağlık ve kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamak gibi nedenlerle ancak yasalarla kısıtlanabilir.
Temel Hak ve Özgürlükler ile Yetkilerin Kötüye Kullanılmaması
Madde 12
Bu Anayasanın hiçbir kuralı, herhangi bir gerçek veya tüzel kişiye, zümre veya sınıfa, bu Anayasa ile güvence altına alınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ve Kıbrıs Türk Halkının hak ve statüsünün değiştirilmesini veya bu Anayasanın kurduğu düzenin yok edilmesini veya tanınan temel hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını amaçlayan hareketlere girişmek ve faaliyetlerde bulunmak hak ve yetkisini verir biçimde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.
Yabancıların Durumu
Madde 13
Bu Anayasada gösterilen hak ve özgürlükler, yabancılar için, uluslararası hukuka uygun olarak yasa ile kısıtlanabilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Kişinin Hak, Özgürlük ve Ödevleri
Kişi dokunulmazlığı
Madde 14
(1) Herkes, barış, güven ve huzur içinde yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
(2) Kimseye eziyet ve işkence yapılamaz.
(3) Kimse, insanlık onuruyla bağdaşmayan bir cezaya çarptırılamaz veya muameleye bağlı tutulamaz.
(4) Kişinin şeref ve haysiyeti dokunulmazdır. Herkes buna saygı göstermek ve korumakla yükümlüdür.
Hayat ve Vücut Bütünlüğü Hakkı
Madde 15
(1) Herkes, hayat ve vücut bütünlüğü hakkına sahiptir.
(2) Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında yetkili bir mahkemece verilen bir hükmün yerine getirilmesi dışında kimsenin hayatına son verilemez.
Yasa böyle bir cezayı, ancak savaş halinde vatana ihanet, devletlerarası hukuka göre korsanlık ve tedhiş suçları için veya müebbet hapis cezası gerektiren bir suçtan mükerrer mahkumiyet halinde koyabilir.
(3) Yasa ile konduğu zaman ve gösterildiği şekilde:
(a) Kişinin ve malvarlığının, başka türlü kaçınılması ve tamiri olanaksız aynı derecede bir zarara karşı savunulması; veya
(b) Bir kişinin yakalanması veya yasaya uygun tutukluluktan kaçmasının önlenmesi; veya
(c) Bir ayaklanmanın veya karşı koymanın bastırılması amacıyla girişim eylem sırasında kesin olarak gerekli olduğu kadar zor kullanmak suretiyle yaşama son verilmesi, (1). ve (2). fıkra kurallarına aykırı sayılmaz.
Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği
Madde 16
(1) Herkes kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahiptir.
(2) Bir kişi, yasa ile öngörülmek ve yasanın gösterdiği biçimde olmak koşuluyla, ancak aşağıdaki hallerde özgürlüğünden yoksun bırakılabilir:
(a) Yetkili mahkemece hakkında hüküm verilmiş bir kişinin tutukluluğu;
(b) Mahkemece verilmiş yasal bir emre uymamaktan dolayı bir kişinin yakalanması veya tutukluluğu;
(c) Bir kişinin, suç işlediği makul şüphesi üzerine, yetkili yargı mercii önüne getirilmesi amacıyla veya suç işlemesini önlemenin veya işledikten sonra kaçmasına engel olmanın makul olarak gerekli görüldüğü hallerde yakalanması veya tutukluluğu;
(ç) Bir küçüğün ıslahı amacıyla yasal bir emirle bakım altına alınması veya yetkili yargı mercii önüne getirilmesi amacıyla yasal tutukluluğu;
(d) Bulaşıcı bir hastalık yayabilecek kişilerin, akıl hastalarının, alkoliklerin, uyuşturucu madde düşkünlerinin veya serserilerin tutukluluğu;
(e) Bir kişinin, Devlet topraklarına izinsiz girmesini önlemek için veya bir yabancının sınırdışı edilmesi veya geri verilmesi işlemine girişilmesi nedeniyle yakalanması veya tutukluluğu;
(f) Herhangi bir yabancının Cumhuriyette herhangi bir maddi yükümlülükten kurtulmak amacı ile Cumhuriyeti terk etmesini önlemek için yakalanması veya tutukluluğu;
(g) Birden fazla uyruklu Cumhuriyet yurttaşlarının, uyruğunda bulundukları diğer ülke yasaları karşısında işlemiş oldukları suçlar nedeniyle haklarında verilmiş mahkeme kararlarının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile o ülke arasında adli yardım ve mahkeme ilamlarının karşılıklı tenfizi andlaşması bulunması kaydıyla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde infazı için tutukluluğu
(3) Kimse, ölüm veya hapis cezasını gerektiren bir suçüstü halinde, yasa ile konduğu zaman ve gösterildiği usul müstesna, yasanın gösterdiği usullere uygun olarak ve gerekçe, yargıç kararına dayanarak düzenlenmiş adli bir belge bulunmaksızın yakalanamaz.
(4) Yakalanan veya tutuklanan kişinin durumu, soruşturmanın kapsam ve konusunun açığa çıkmasının sakıncalarının gerektirdiği kesin zorunluluk dışında, yakınlarına en erken bir zamanda ve süratle bildirilir.
(5) Yakalanan veya tutuklanan herkese, yakalanmasını veya tutuklanmasını gerektiren nedenler, yakalanması veya tutuklanması sırasında anladığı dilde bildirilir ve herkes, kendisinin veya yakınlarının seçtiği bir hukukçunun hizmetinden derhal yararlandırılır.
(6) Yakalanan kişi, yakalandıktan sonra mümkün olan en kısa zamanda ve daha önce salıverilmediği takdirde her halde yirmi dört saat geçmeden bir yargıç önüne çıkarılır.
(7) Yargıç, derhal, yakalanan kişinin anladığı dilde yakalanma nedenlerini soruşturur ve en kısa zamanda ve herhalde yargıç önüne çıkma tarihinden başlayarak üç günü geçmeyen bir süre içinde, uygun göreceği koşullarla yakalananı ya salıverir veya yakalanma nedeni suç hakkındaki soruşturma tamamlanmadığı takdirde, yakalanmanın devamına karar verir. Yargıç, her defasında sekiz günü geçmemek koşuluyla, bu yakalanmanın devamına karar verebilir.
Ancak, yakalanma veya tutuklanma süresinin toplamı, yakalanma tarihinden başlayarak üç ayı geçemez ve bu sürenin sonunda yakalamayı veya tutuklamayı uygulamakla görevli kişi veya makam, yakalanan veya tutuklanan kişiyi derhal serbest bırakır.
(8) Yargıcın (7). fıkraya göre verdiği kararlara karşı istinaf yolu kapatılamaz.
(9) Yakalanması veya tutukluluğu nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan herkes, tutukluluğunun yasaya uygunluğu hakkında bir mahkemece süratle karar verilmesi için, yasal yollara başvurma hakkına sahiptir. Tutukluluğu yasaya aykırı görüldüğü takdirde, serbest bırakılması mahkemece emredilir.
(10)Bu madde kurallarına aykırı olarak bir yakalanmanın veya bir tutukluluğun mağduru herkes, dava açmak suretiyle tazminat alma hakkına sahiptir.
Hak Arama Özgürlüğü ve Yasal Yargı Yolu
Madde 17
(1) Kimse, bu Anayasa ile veya bu Anayasa gereğince kendisine gösterilen mahkemeye başvurmak hakkından yoksun bırakılamaz. Her ne ad altında olursa olsun adli komisyonlar veya istisnai mahkemeler oluşturulması yasaktır.
(2) Herkes, yurttaş hak ve yükümlülüklerinin veya kendisine karşı yapılan bir suçlamanın karara bağlanmasında, yasa ile kurulan bağımsız, tarafsız ve yetkili bir mahkeme tarafından, makul bir süre içinde adil ve açık bir surette davanın dinlenmesi hakkına sahiptir. Karar gerekçeye dayanır ve açık bir oturumda okunur.
(3) Ulusal güvenlik, anayasal düzen, kamu düzeni, kamu güvenliği veya genel ahlak yararına olduğu veya küçüklerin çıkarları veya tarafların özel hayatlarının korunması için gerekli olduğu ve yayının, adaletin sağlanması için mahkemece zararlı görüldüğü özel durumlarda, mahkeme duruşmanın kısmen veya tamamen kapalı yapılmasına karar verebilir.
(4) Herkes:
(a) Mahkeme önüne çıkarılması nedenlerinin kendisine bildirilmesi;
(b) Davasını mahkemeye sunmak ve bunu hazırlamak için gerekli zamana sahip olmak;
(c) Delillerini göstermek veya göstertmek veya tanıkların yasaya uygun olarak doğrudan doğruya sorguya çekilmesini istemek;
(ç) Kendisinin veya yakınlarının seçtiği bir hukukçu tutmak ve adaletin sağlanması için gerekli görülüyorsa, yasanın gösterdiği şekilde kendisine parasız bir hukukçu atanması;
(d) Mahkemede kullanılan dili anlayamadığı veya konuşamadığı takdirde, bir tercümanın yardımından parasız yararlanmak,
hakkına sahiptir.
Cezaların Yasal ve Kişisel Olması ve Sanık Hakları
Madde 18
(1) Kimse, işlendiği zaman yasaca suç teşkil etmeyen bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu sayılamaz; herhangi bir suç için, işlendiği zaman yasanın bu suç için koyduğu cezadan daha ağır bir cezaya çarptırılamaz.
(2) Bir suçtan dolayı beraat eden veya hüküm giyen bir kişi, aynı suçtan dolayı tekrar yargılanamaz. Kimse, aynı eylem veya ihmalden dolayı, bu eylem veya ihmal ile ölüme sebebiyet verilmiş olmadıkça, iki defa cezalandırılamaz.
(3) Hiçbir yasa, suçun ağırlığı ile orantılı olmayan bir ceza koyamaz.
(4) Bir suçtan sanık herkes, suçluluğu yasaya uygun olarak ispat edilinceye kadar suçsuz sayılır.
(5) Bir suçtan sanık herkes, en azından:
(a) Hakkında yapılan suçlamanın nitelik ve nedeninin anladığı bir dilde ve etraflı şekilde derhal kendisine bildirilmesi;
(b) Savunmasını hazırlaması için yeterli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;
(c) Kendi kendini bizzat veya eğer yeterli mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin sağlanması için gerekli görülüyorsa, kendisine parasız olarak atanacak bir hukukçu aracılığı ile savunmak;
(ç) İddia tanıklarını bizzat veya avukatı vasıtasıyla sorguya çekmek veya çektirmek ve savunma tanıklarını da iddia tanıkları ile aynı koşullar altında getirtmek ve sorguya çekilmelerini sağlamak;
(d) Mahkemede kullanılan dili anlayamadığı veya konuşamadığı takdirde, bir tercümanın yardımından parasız yararlanmak,
(1) Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Adli kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar saklıdır.
(2) Yasanın açıkça gösterdiği durumlarda, usulüne göre verilmiş mahkeme veya yargıç kararı olmadıkça, ulusal güvenlik ve kamu düzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda da, yasa ile yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz.
Konut Dokunulmazlığı
Madde 20
(1) Kimsenin konutuna dokunulamaz.
(2) Yasanın açıkça gösterdiği durumlarda, usulüne göre verilmiş mahkeme veya yargıç kararı olmadıkça, ulusal güvenlik veya kamu düzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda da, yasa ile yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça, konuta girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz.
Haberleşme Özgürlüğü
Madde 21
(1) Herkes, haberleşme özgürlüğüne sahiptir.
(2) Haberleşmenin gizliliği esastır. Yasanın gösterdiği durumlarda mahkeme veya yargıç tarafından yasaya uygun olarak verilmiş bir karar olmadıkça, bu gizliliğe dokunulamaz.
Gezi ve Yerleşme Özgürlüğü
Madde 22
(1) Her yurttaş, gezi özgürlüğüne sahiptir; bu özgürlük ancak ulusal güvenliği sağlama ve salgın hastalıkları önleme amaçlarıyla ve yasa ile sınırlanabilir.
(2) Her yurttaş, dilediği yerde yerleşme özgürlüğüne sahiptir, bu özgürlük, ancak ulusal güvenliği sağlama, salgın hastalıkları önleme, kamu mallarını koruma, sosyal, ekonomik ve tarımsal gelişmeyi ve sağlıklı kentleşmeyi gerçekleştirme zorunluluğuyla ve yasa ile sınırlanabilir.
(3) Her yurttaş, yurda girme ve çıkma özgürlüğüne sahiptir. Yurt dışına çıkma özgürlüğü yasa ile düzenlenir.
(4) Hiçbir yurttaş, isteği dışında Devlet sınırları dışına çıkarılamaz ve aynı şekilde girmekten alıkonulamaz.
Vicdan ve Din Özgürlüğü
Madde 23
(1) Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat özgürlüğüne sahiptir.
(2) Kamu düzenine, genel ahlaka veya bu amaçla çıkarılmış yasalara aykırı olmayan ibadetler, dinsel ayin ve törenler serbesttir.
(3) Kimse, ibadete, dinsel ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlarını açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlarından dolayı kınanamaz.
(4) Din eğitim ve öğretimi, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.
(5) Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasal veya yasal temel düzenini, kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasal ve kişisel çıkar veya nüfuz sağlama amacı ile her ne surette olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz. Bu yasak dışına çıkan veya başkasını bu yolda kışkırtan gerçek veya tüzel kişiler hakkında, yasanın gösterdiği kurallar uygulanır ve siyasal partiler, Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemece temelli kapatılır.
Düşünce, Söz ve Anlatım Özgürlüğü
Madde 24
(1) Herkes, düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir; kimse, düşünce ve kanaatlarını açıklamaya zorlanamaz. Düşünce suçu yoktur.
(2) Herkes, düşünce ve kanaatlarını, söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.
Bu hak, herhangi bir resmi makamın müdahalesi ve Devlet sınırları sözkonusu olmaksızın, kanaatını anlatma, haber ve fikir alma ve verme özgürlüklerini kapsar.
(3) Söz ve anlatım özgürlüklerinin kullanılması, yalnız ulusal güvenlik, anayasal düzen, kamu güvenliği , kamu düzeni, genel sağlık, genel ahlak yararı için veya başkalarının şöhret veya haklarının korunması veya bir sırrın açıklanmasının önlenmesi veya yargının otorite veya tarafsızlığının sürdürülmesi için gerekli ve yasanın koyduğu yöntemlere, koşullara, sınırlamalara veya cezalara bağlı tutulabilir.
Bilim ve Sanat Özgürlüğü
Madde 25
Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayına ve bu alanlarda her türlü araştırma yapma hakkına sahiptir.
Basın Özgürlüğü
Madde 26
(1) Yurtaşlar için basın ve yayın özgürdür, sansür edilemez.
(2) Devlet, basın, yayın ve haber alma özgürlüğünü sağlayacak önlemleri alır.
(3) Basın ve haber alma özgürlüğü, kamu düzenini, ulusal güvenliği veya genel ahlakı korumak, kişilerin şeref, haysiyet ve haklarına tecavüzü, suç işlemeye kışkırtmayı önlemek veya yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak için yasa ile sınırlanabilir.
(4) Yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için, yasa ile belirtilecek sınırlar içinde, mahkeme veya yargıç tarafından verilecek kararlar saklı kalmak üzere, olaylar hakkında yayın yasağı konamaz.
Gazete, Dergi ve Broşür Çıkarma Hakkı
Madde 27
(1) Gazete, dergi ve broşür çıkarılması, her yurttaş için önceden izin alma ve mali güvence yatırma koşuluna bağlanamaz.
(2) Gazete, broşür ve dergilerin çıkarılması, yayımı, mali kaynakları ve gazetecilik mesleği ile ilgili koşullar yasa ile düzenlenir. Yasa, haber, düşünce ve kanaatların serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, mali veya teknik kayıtlar koyamaz.
(3) Gazete ve dergiler, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin veya bunlara bağlı kurumların araç ve olanaklarından eşitlik ilkesine göre yararlanır.
(4) Devlet sınırları içinde yayımlanan gazete, dergi ve broşürler, yasanın gösterdiği suçların işlenmesi halinde, yargıç kararı ile ulusal güvenliğin, kamu düzeninin veya genel ahlakın korunması bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda da, yasanın açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir. Toplatma kararını veren yetkili merci, bu kararı aynı gün mahkemeye bildirir. Mahkeme bu kararı, en geç iki gün içinde onaylamazsa, toplatma kararı geçersiz sayılır.
Kitap Çıkarma Hakkı
Madde 28
(1) Kitap yayımı, yurttaşlar için izne bağlı tutulamaz, sansür edilemez.
(2) Devlet sınırları içinde yayımlanan kitaplar, yasanın gösterdiği suçların işlenmesi halinde, yargıç kararı ile ulusal güvenliğin, kamu düzeninin veya genel ahlakın korunması bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda da, yasanın açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir. Toplatma kararını veren yetkili merci, bu kararı en geç yirmi dört saat içinde mahkemeye bildirir. Mahkeme bu kararı en geç yedi gün içinde onaylamazsa, toplatma kararı geçersiz sayılır.
Basın Araçlarının Korunması
Madde 29
Yurttaşlara ait basımevi ve eklentileri ve basın araçları, suç aracı oldukları gerekçesiyle de olsa, zorla alınamaz veya elkonulamaz veya işletilmekten alıkonamaz.
Basın Dışı Haberleşme Araçlarından Yararlanma Hakkı
Madde 30
Yurttaşlar ve siyasal partiler, kamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı haberleşme ve yayın araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın koşulları ve usulleri, demokratik ilkelere ve hakkaniyet ölçülerine uygun olarak yasa ile düzenlenir. Yasa, insan haklarına, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik devletin, ulusal güvenliğin ve genel ahlakın korunması halleri dışındaki bir nedene dayanarak, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlara ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşumunu engelleyici kayıtlar koyamaz.
Düzeltme ve Cevap Hakkı
Madde 31
(1) Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin şeref ve haysiyetine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve yasa ile düzenlenir.
(2) Düzeltme ve cevap yayınlanmazsa, yayınlanmasının gerekip gerekmediğine, ilgilinin başvurusu tarihinden başlayarak en geç yedi gün içerisinde yargıç tarafından karar verilir.
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı
Madde 32
Yurttaşlar, önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız toplanma veya gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir. Bu hak, kamu düzenini korumak için yasa ile sınırlanabilir.
Dernek Kurma Hakkı
Madde 33
(1) Yurttaşlar, önceden izin almaksızın, dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasında uygulanacak şekil ve usuller yasada gösterilir. Yasa, ulusal güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması amacıyla sınırlar koyabilir.
(2) Hiçbir yurttaş, herhangi bir derneğe üye olmaya veya herhangi bir dernekte üye kalmaya zorlanamaz.
(3) Dernekler, yasanın öngördüğü durumlarda, yargıç kararıyla kapatılabilir; ulusal güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda da, yargıç kararına kadar, yasanın açıkca yetkili kıldığı merciin emriyle faaliyetten alıkonulabilir.
İspat Hakkı
Madde 34
Kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı, bu görev ve hizmetin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret davalarında, sanık, isnadın doğruluğunu ispat hakkına sahiptir. Bunun dışındaki hallerde ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan eylemin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikayetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Sosyal ve Ekonomik Haklar, Özgürlükler ve Ödevler
Ailenin Korunması
Madde 35
(1) Aile toplumun temelidir. Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri ailenin, ananın ve çocuğun korunması için gerekli önlemleri alır ve örgütleri kurar.
(2) Evlenme çağındaki bir kadın ile bir erkeğin, evlenip aile yuvası kurma hak ve yükümlülükleri yasa ile düzenlenir.
Mülkiyet Hakkına Ait Genel Kural
Madde 36
(1) Her yurttaş, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, kamu yararı amacıyla ve yasa ile sınırlanabilir.
(2) Mülkiyet hakkının kullanılmasına, kamu güvenliği, genel sağlık, genel ahlak, kent ve ülke planlaması veya herhangi bir malvarlığının kamu yararı için geliştirilmesi ve faydalı kılınması veya başkalarının haklarının korunması için kesin olarak gerekli kısıntı veya sınırlamalar yasa ile konabilir.
(3) Malvarlığının ekonomik değerini fiilen azaltan kısıntı ve sınırlandırmalar için derhal tam bir tazminat ödenir; anlaşmazlık halinde tazminatı hukuk mahkemesi saptar.
(4) Yukarıdaki (2). ve (3). fıkra kuralları, herhangi bir verginin veya para cezasının tahsili, herhangi bir hükmün yerine getirilmesi, sözleşmeden doğan bir yükümün yerine getirilmesi veya can veya malın tehlikeden korunması amacı ile yasa ile konmuş kuralları etkilemez.
(5) Devletin, 159. maddede belirtilen taşınmaz mallar üzerindeki hakkı saklıdır.
Toprağın Korunması
Madde 37
Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini gerçekleştirmek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlamak amaçlarıyla gereken önlemleri alır. Yasa bu amaçlarla, değişik tarım bölgelerine ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini gösterebilir.
Kıyıların Korunması
Madde 38
(1)Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve yalnız kamu yararına kullanılabilir.
(2) Belediye sınırları dışındaki kıyıların yüz metrelik şeridi içinde kalan bölge-de yalnız Devlete ait, çok gerekli ve kamu yararına olan tesisler kurulabilir. Ancak, bu gibi tesisler, kıyıların doğal güzelliğini bozacak nitelikte olamaz.
Mevcut bina veya tesislerin gelecekteki durumu yasa ile düzenlenir.
(3) Belediye sınırları içindeki kıyıların korunması ve yüz metrelik kıyı şeridi içinde kalan bölgede inşa edilebilecek yapı ve tesisler ile mevcutların durumu, kamu yararının ve kent planlamasının gereklerine uygun olarak yasa ile düzenlenir.
(4) Ulusal güvenlik, kamu düzeni, kamu yararı, genel sağlık ve çevre korunması amacıyla yasa ile sınırlama konmadıkça, yurttaşların yüz metrelik kıyı şeridi içerisine girmesi kimse tarafından engellenemez ve giriş ücrete bağlı tutulamaz.
Ancak, bu kural, mülkiyet haklarına tecavüz edilmesine olanak tanır biçimde yorumlanamaz.
Tarih, Kültür ve Doğa Varlıklarının Korunması
Madde 39
Devlet, tarih ve kültür değeri olan eser ve anıtlar ile doğa varlıklarının korunmasını sağlar; bu amaçla düzenleyici, destekleyici ve özendirici önlemleri alır. Bunlardan özel mülkiyete konu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve sağlanacak bağışıklıklar yasa ile düzenlenir. Yıkılan veya herhangi bir şekilde yok olan veya tahribata uğrayan tarihi yapıların yerine başka bir yapı inşa edilemez. İnşa edilme zorunluluğu doğarsa, yıkılan veya herhangi bir şekilde hasar gören tarihi yapı aslına uygun bir şekilde yeniden inşa veya tamir edilir. Devlet, bu amaçla gerekli önlemleri alır ve yasal düzenlemeleri yapar.
Çevrenin Korunması
Madde 40
(1) Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
(2) Gerçek veya tüzel kişiler, hiçbir amaçla, insan sağlığını bozacak veya deniz varlıklarını tehlikeye düşürecek nitelikteki sıvı, gaz ve katı maddeleri denizlere, barajlara, göllere veya derelere akıtamaz veya dökemez.
(3) Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin, gerçek ve tüzel kişilerin ödevidir.
(4) Devlet, milli parklar oluşturulması amacıyla gerekli önlemleri alır.
Kamulaştırma ve El Koyma
Madde 41
(1) Devlet, Belediyeler, yasanın kendilerine kamulaştırma hakkı tanıdığı kamu tüzel kişileri veya kamu yararı güden kuruluşlar:
(a) Genel bir kamulaştırma yasasında özel olarak gösterilen ve kamu yararına olan bir amaç için; ve
(b) Bu amacın, kamulaştırma yapan makamın, kamulaştırma ile ilgili yasa kurallarına uygun olarak verdiği ve kamulaştırma nedenlerini açıkça bildiren bir kararı ile gösterilmesi halinde; ve
(c) Anlaşmazlık çıktığı takdirde, bir hukuk mahkemesince saptanacak tam ve hakkaniyete uygun bir tazminatın hemen veya yasanın belirleyeceği beş yılı aşmayan taksitlerle ödenmesi koşuluyla,
herhangi bir taşınır veya taşınmaz malı veya bu gibi mal üzerindeki herhangi bir hak veya yararı kamulaştırmaya yetkilidirler.
(2) Kamulaştırma bedelinin hesaplanma biçim ve usulleri yasa ile düzenlenir.
(3) Kamulaştırılmış herhangi bir taşınmaz mal veya bu gibi bir mal üzerindeki herhangi bir hak veya yarar, sadece bu kamulaştırma amacı için kullanılabilir. Bu amaç, kamulaştırma tarihinden başlayarak üç yıl içinde gerçekleşmediği takdirde, kamulaştırmayı yapan makam, bu üç yıllık sürenin sonunda kamulaştırılan malı, kamulaştırma bedeline eski sahibine geri vermeyi önerir. Bu öneriyi alan kişi kabul veya ret cevabını bu öneriyi aldığı tarihten başlayarak üç ay içinde bildirir, kabul ettiğini bildirdiği takdirde, kabul tarihinden başlayarak yine üç ay içinde, kamulaştırma bedelini geri vermesi üzerine, kamulaştırılan mal hemen kendisine geri verilir.
(4) Yukarıdaki (1). fıkra kuralları, herhangi bir verginin veya para cezasının tahsili, herhangi bir hükmün yerine getirilmesi, sözleşmeden doğan bir yükümün yerine getirilmesi veya can veya malın tehlikeden korunması amacı ile konmuş bir yasanın kurallarını etkilemez.
(5) Devlet:
(a) Genel bir el koyma yasasında özel olarak gösterilen kamu yararına bir amaç için; ve
(b) Bu amacın, el koymayı yapan makamın genel el koyma yasasının kurallarına uygun olarak verdiği ve el koyma nedenlerini açıkça bildiren bir kararı ile gösterilmesi halinde; ve
(c) Üç yılı geçmeyen bir süre için; ve
(ç) Anlaşmazlık çıktığı takdirde bir hukuk mahkemesince saptanacak tam ve hakkaniyete uygun bir tazminatın hemen veya yasanın belirleyeceği beş yılı aşmayan taksitlerle ödenmesi koşuluyla,
herhangi bir taşınır veya taşınmaz mala el koyma yetkisine sahiptir.
(6) İlgili kişi, bu madde kuralları ile ilgili olarak mahkemeye başvurma hakkına sahiptir ve böyle bir başvurma kamulaştırma işlemini durdurur.
Mahkemenin bu fıkra kurallarına göre vereceği her karar istinaf edilebilir.
Vakıf Mallarla İlgili Kamulaştırma, El Koyma ve Sınırlandırma
Madde 42
(1) Kamulaştırma ve el koyma konularında vakıf mallarla ilgili kurallar, Temel Evkaf Kurallarına (Ahkamül Evkaf) uygun olarak yasa ile düzenlenir. Bu Yasada, kent ve ülke planlaması için vakıf mallar hakkında yapılması gereken kısıntı ve sınırlandırmalara ilişkin kurallar da gösterilir.
(2) Kısınt ve sınırlandırma işleminin konu olduğu hallerde, mahkeme bu işlemleri yasa esaslarına göre durdurabilir.
Devletleştirme
Madde 43
Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel girişimler ve yabancılara ait taşınır ve taşınmaz mallar, kamu yararının gerektirdiği durumlarda, gerçek karşılıkları yasada gösterilen şekilde ödenmek koşuluyla devletleştirilebilir. Yasanın taksitle ödemeyi öngördüğü durumlarda, ödeme süresi on yılı aşamaz ve taksitler eşit olarak ödenir. peşin ödenmeyen kısım, Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddine bağlıdır.
Konut Hakkı
Madde 44
Devlet, konut sahibi olmayan veya sağlık ve insanca yaşama koşullarına uygun konutu bulunmayan ailelerin konut gereksinimlerini karşılayacak önlemleri yasa ile düzenler.
Sağlık Hakkı
Madde 45
Devlet, herkesin beden ve ruh sağlığı içinda yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini sağlamakla ödevlidir.
Sözleşme Hakkı
Madde 46
(1) Herkes, sözleşme hukukunun genel ilkelerince konan koşullara, kısıntılara, sınırlandırmalara ve yürürlükteki yasalara uymak kaydıyla, serbestçe sözleşme yapma hakkına sahiptir. Ekonomik bakımdan güçlü kişilerin diğer kişileri istismarı yasa ile önlenir.
(2) Sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükler kamu yararı, kamu düzeni, sosyal adalet ve ulusal güvenlik gibi nedenlerle yasa ile düzenlenebilir ve kısıtlanabilir.
(3) Devlet yasa ile belirli yörelerdeki sosyal ve ekonomik gereksinmeleri ve özellikleri dikkate alarak, konut kiraları konusunda gerekli önlemleri alabilir, kısıtlama ve düzenlemeler yapabilir.
Ekonomik ve Sosyal Hayatın Düzeni
Madde 47
(1) Ekonomik ve sosyal hayat, adalete, tam çalışma ilkesine ve her yurttaş için insanlık onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlanması amacına göre düzenlenir.
(2) Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı demokratik yollarla gerçekleştirmek; bu amaçla ulusal tasarrufu artırmak, yatırımları toplum yararının gerektirdiği önceliklere yöneltmek ve kalkınma planlarını yapmak Devletin ödevidir.
Çalışma Özgürlüğü
Madde 48
(1) Her yurttaş dilediği alanda çalışma özgürlüğüne sahiptir. Özel girişimler kurmak serbesttir. Yasa, bu özgürlüğü, kamu yararı amacıyla sınırlayabilir.
(2) Devlet, özel girişimlerin, ulusal ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak önlemleri alır.
Çalışma Hakkı ve Ödevi
Madde 49
(1) Çalışma her yurttaşın hakkı ve ödevidir.
(2) Devlet, çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için, sosyal, ekonomik ve mali önlemlerle çalışanların korur ve çalışmayı destekler; işsizliği önleyici önlemleri alır.
(3) Kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. Ancak, hükümlülerin, hükümlülükleri süresince rehabilitasyon amacıyla çalıştırılmaları zorla çalıştırma sayılmaz.
(4) Ülke gereksinmelerinin zorunlu kıldığı alanlarda, yurttaşlık ödevi niteliği olan beden veya fikir çalışmalarının şekil ve koşulları, demokratik ilkelere uygun olarak yasa ile düzenlenir.
Çalışma Koşulları
Madde 50
(1) Kimse, yaşına, gücüne ve cinsiyetine uygun olmayan işte çalıştırılamaz.
(2) Çocuklar, gençler, kadınlar ve bedensel ve ruhsal yetersizler çalışma koşulları bakımından özel olarak korunur.
Dinlenme Hakkı
Madde 51
(1) Her çalışan dinlenme hakkına sahiptir.
(2) Ücretli hafta ve bayram tatili ve ücretli yıllık izin hakkı yasa ile düzenlenir.
Ücrette Adalet Sağlanması
Madde 52
Devlet, çalışanların, yaptıkları işe uygun ve insanlık onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlamalarına elverişli, adaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli önlemleri alır.
Sendika Kurma Hakkı
Madde 53
(1) Çalışanlar ve işverenler, önceden izin almaksızın sendikalar ve sendika birlikleri kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten ayrılma hakkına sahiptirler. Bu hakların kullanılışında uygulanacak biçim ve usuller yasada gösterilir. Yasa, ulusal güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması amacıyla sınırlar koyabilir.
(2) Sendikaların ve sendika birliklerinin tüzükleri, yönetim ve işleyişleri demokratik ilkelere aykırı olamaz.
Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı
Madde 54
(1) Çalışanlar, işverenle olan ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal durumlarını korumak ve düzeltmek amacıyla toplu sözleşme ve grev hakkına sahiptir.
(2) Grev hakkının kullanılması, yalnız ulusal güvenliği, anaysal düzeni, kamu güvenliğini veya bu Anayasanın herhangi bir kişiye sağladığı hak ve özgürlükleri korumak amacıyla yasa ile düzenlenebilir.
(3) Yargıçlar, savcılar, silahlı kuvvetler mensupları, polis mensupları ve sivil savunma kilit personelinin grev hakkı yoktur.
(4) İşverenlerin hakları yasa ile düzenlenir.
Sosyal Güvenlik Hakkı
Madde 55
Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Bu hakkı sağlamak için sosyal sigortalar ve benzeri sosyal güvenlik kurumları ile sosyal yardım örgütleri kurmak ve kurdurmak Devletin ödevlerindendir.
Açlıktan Korunma Hakkı
Madde 56
Devlet, herkesi açlığa karşı korur ve bu amaçla uluslararası işbirliğinden de yararlanarak besin maddelerinin üretimini artırmak, israfını önlemek, dengeli biçimde dağılımını sağlamak ve etkin beslenme olanaklarını yaratmak amacıyla gerekli önlemleri alır. Bu yönde bilimsel gelişmeleri izler, yayar ve uygular. Devletin bu görevleri yasa ile düzenlenir.
Özel Olarak Korunma Hakkı
Madde 57
(1) Devlet, savaş ve görev şehitlerinin dul ve yetimleri ile malûl gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir yaşam düzeyi sağlar.
(2) Devlet, ruhen ve bedenen özürlülerin topluma uyumlarını sağlamak amacı ile onların eğitim, rehabilitasyon, istihdam ve sosyal yardımları için gerekli kurum ve kuruluşların kurulmasını sağlar.
(3) Devlet, malülleri, gazileri, yaşlıları ve çalışamayacak durumda olanları korumak, korunmaya muhtaç çocukları topluma kazandırmak için her türlü önlemi alır.
(4) Bu hak ve kolaylıklar yasa ile düzenlenir.
Güçsüzlerin Esenlendirilmesi
Madde 58
Devlet, sosyal ve ekonomik bakımdan güçsüz olanların esenlendirilmesi, kendilerine, ailelerine ve topluma yararlı duruma getirilmeleri için gerekli sosyal, ekonomik, mali ve diğer önlemleri alır.
Öğrenim ve Eğitim Hakkı
Madde 59
(1) Kimse, öğrenim ve eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.
(2) Her türlü öğretim ve eğitim etkinliği Devletin gözetim ve denetimi altında serbesttir.
(3) Çağdaş bilim ve eğitim ilkelerine aykırı öğretim ve eğitim yerleri açılamaz.
(4) Halkın öğrenim ve eğitim gereksinimlerini sağlama Devletin başta gelen ödevlerindendir. Devlet, bu ödevini, Atatürk İlkeleri ve Devrimleri doğrultusunda, ulusal kültür ve manevi değerlerle bezenmiş bir muhteva, çağın ve teknolojinin gelişmesine, kişinin ve toplumun istek ve gereksinimlerine yanıt verecek planlı bir şekilde yerine getirir.
(5) Her çocuk, kız erkek ayırımı yapılmaksızın on beş yaşına kadar zorunlu; on sekiz yaşına kadar ücretsiz öğrenim hakkına sahiptir.
(6) Devlet, durumları dolayısıyla okul içi ve dışında özel eğitime gereksinmeleri olanları topluma yararlı kılacak şekilde yeiştirmek için gereken önlemleri alır.
(7) Devlet, maddi olanaklardan yoksun başarılı öğrencilerin, en yüksek öğrenim derecelerine kadar çıkmalarını sağlamak amacıyla burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar.
Gençliğin Korunması
Madde 60
Devlet, gençlerin bilgili, sağlıklı, sağlam karakterli ve topluma yararlı birer yurttaş olarak yetişme ve geliştirilmelerini sağlar.
Sporun Geliştirilmesi
Madde 61
Devlet, her yaştaki yurttaşın beden ve ruh sağlığını geliştirecek, sporun kitlelere yayılmasını sağlayacak önlemleri alır, gerekli spor tesislerini yapar ve başarılı sporcuları korur.
Sanatın, Sanatçının ve Kültürel Hakların Korunması
Madde 62
(1) Devlet, sanatın özgürce gelişebileceği ortamı yaratır; sanatçıyı koruyucu, destekleyici, özendirici ve ödüllendirici önlemleri alır.
(2) Devlet, herkesin, kültür yaşamında yer almak; bilimsel gelişmelerden ve bu gelişmelerin uygulanması sonuçlarından yararlanmak; bilimsel edebi ve sanatsal ürünlerin korunmasının sağladığı maddi ve manevi çıkarlardan yararlanmak hakkını korur ve bilimsel araştırma ve yaratıcı etkinliklerin yürütülmesinin gerektirdiği özgürlüklere saygıyı sağlar.
Kooperatifçiliğin Geliştirilmesi
Madde 63
Devlet, kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak önlemleri alır ve kooperatiflerin demokratik ilkelere uygun olarak çalışmalarını yasa ile düzenler.
Tarım ve Çiftçinin Korunması
Madde 64
(1) Devlet, yurttaşların gereği gibi beslenmesini, tarımsal üretimin toplumun yararına uygun olarak artırılmasını sağlamak, toprak aşınmasını önlemek, tarım ürünlerini ve tarımla uğraşanların emeğini değerlendirmek için gereken önlemleri alır.
(2) Devlet, çiftçinin işletme araçlarına sahip olmasını kolaylaştırır.
(3) Tarımla uğraşan kişilerin doğal afetlere karşı korunması yasa ile düzenlenir.
Tüketicilerin Korunması
Madde 65
Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı önlemleri alır. Tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirir.
Devletin Ekonomik ve Sosyal Ödevlerinin Sınırı
Madde 66
Devlet, bu Anayasada belirtilen ekonomik ve sosyal amaçlara ulaşma ödevlerini, ekonomik gelişme ile mali kaynaklarının yeterliği ölçüsünde yerine getirir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Siyasal Haklar ve Ödevler
Yurttaşlık
Madde 67
(1) (a) 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Andlaşmasına bağlı “D” eki uyarınca Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşlığını kazanan ve 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs’ta yerleşik bulunan; ve
(b) 15 Kasım 1983 tarihinden önce Kıbrıs Türk Federe Devleti yurttaşlığına kabul edilen herkes, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşıdır.
(2) 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Andlaşmasına bağlı “D” Eki uyarınca Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşı olma hakkına sahip olup 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs’ta yerleşik olmayan Türk asıllı Kıbrıslı’ların, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşlığını kazanma hakları saklıdır.
(a) Yurttaşlığa hak kazandığı halde bu hakkını kullanmadan ölen bir baba veya ananı
çocukları ile bu gibi kişilerin dul eşleri, başvuru yoluyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşlığını alabilirler.
(b) Babası veya anası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşı olan ve 15 Kasım 1983 tarihinden sonra Kuzey Kıbrıs’ta doğan çocuk, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşıdır.
(c) 15 Kasım 1983 tarihinden sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşı olmayan ana veya babanın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde doğan çocuklarının yurttaşlığa alınmaları, uluslararası hukuk kurallarına uygun olarak yasa ile düzenlenir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşı veya Kıbrıs’lı Türk baba veya anadan doğum
yoluyla kazanılan yurttaşlıktan kimse çıkarılamaz.
Yurttaşlık, bu maddenin yukarıdaki kuralları saklı kalmak koşuluyla, yasanın gösterdiği Koşullarla kazanılır ve ancak yasada belirtilen durumlarda kaybedilir.
Yasal koşullarla bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kazanılmış olan yurttaşlık
hakkı saklıdır.
Seçme, Halkoylamasına Katılma ve Seçilme Hakkı
Madde 68.
(1) Seçme ve halkoylamasına katılma, onsekiz yaşını bitirmiş olan her yuttaşın hakkı ve ödevidir.
(2) Yirmibeş yaşını bitirmiş olan her yurttaş seçilme hakkına sahiptir. Seçilebilmek için en az üç yıldan beri daimi ikametgahı Kuzey Kıbrıs’ta olmak ve yurt ödevini yerine getirmiş bulunmak koşuldur.
(3) Seçme ve seçilme ile ilgili diğer nitelikler, bu Anayasanın kuralları saklı kalmak koşuluyla, yasa ile düzenlenir.
(4) Seçimler ve halkoylamaları, serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm ilkelerine uygun olarak yapılır; sayım ve döküm işlemleri tamamlanıncaya kadar aralıksız sürdürülür.
(5) Aday olmak, kamu görevinden çekilme koşuluna bağlanamaz. Seçim ve kamu hizmetlerinin güvenliği bakımından hangi kamu görevlilerinin ne gibi koşullarla aday olabilecekleri yasa ile düzenlenir.
Yargıçlar, savcılar, silahlı kuvvetler mensupları ile polis mensupları mesleklerinden çekilmedikçe aday olamazlar ve seçilemezler.
(6) Yurt ödevini yerine getirmekte olan yükümlüler halkoylamasında, Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde görev yerlerine en yakın sandıkta oy kullanabilirler.
(7) Seçimler ve halkoylamaları ile ilgili diğer kurallar ile bu maddedeki hakların kullanılması yasa ile düzenlenir.
Seçimlerin Genel Yönetimi ve Denetimi
Madde 69
(1) Seçimler ve halkoylamaları, yargı organlarının genel yönetimi ve denetimi altında yapılır.
(2) Seçimlerin ve halkoylamalarının başlamasından bitimine kadar, seçimin ve halkoylamasının düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim ve halkoylaması süresince ve seçimden ve halkoylamasından sonra seçim ve halkoylaması konuları ile ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Cumhurbaşkanı ile milletvekillerinin seçim tutanaklarını kabul etme görevi, yargıçlardan oluşan Yüksek Seçim Kurulunundur.
(3) Yüksek Seçim Kurulu ile diğer seçim kurullarının kuruluşu, işleyişi, görev ve yetkileri yasa ile düzenlenir.
(4) Köy ve mahalle yerel yönetim seçimlerinin, genel yönetimi ve denetimi için, (1). fıkra kuralları saklı kalmak koşuluyla, yasa ile özel kurallar konabilir.
Siyasal Parti Kurma ve Partilerin Siyasal Hayattaki Yeri
Madde 70
(1) Yurttaşlar, siyasal parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve çıkma hakkına sahiptir.
(2) Siyasal partiler, önceden izin almadan kurulur ve serbestçe faaliyette bulunur.
(3) Siyasal partiler, ister iktidarda ister muhalefette olsunlar, demokratik siyasal hayatın vazgeçilmez öğeleridir.
(4) Siyasal partiler, bir seçimden doksan gün öncesine kadar kurulup tüzel kişilik kazanmadıkça o seçime katılamaz.
(5) Yargıçlar, savcılar, silahlı kuvvetler mensupları, polis mensupları, kamu görevlileri ve on sekiz yaşından küçük olanlar siyasal parti kuramaz ve siyasal partilere üye olamaz.
(6) Siyasal partilere Devletçe yapılacak yardım yasa ile düzenlenir.
Siyasal Partilerin Uyacakları İlkeler
Madde 71
(1) Siyasal partilerin tüzük, program ve çalışmaları, Devletin ülkesi ve halkı ile bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, halk egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ve Atatürk İlkelerine aykırı olamaz.
(2) Siyasal partiler tüzük ve programları dışında faaliyette bulunamaz;
(3) Siyasal partilerin parti içi çalışmaları ve kararları, demokratik ilkelere aykırı olamaz.
(4) Siyasal partilerin mali denetimi, Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemece yapılır.
(5) Cumhuriyet Başsavcısı, kurulan partilerin tüzük ve programlarının ve kurucularının hukuksal durumlarının Anayasa ve yasa kurallarına uygunluğunu, kurulmalarını takiben denetler ve faaliyetlerini izler.
(6) Siyasal partiler, yabancı devletlerden nakdi yardım alamaz, bunların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bağımsızlığı ve ülke bütünlüğü aleyhine kararlarına katılamaz.
(7) Bu maddedeki kurallara aykırı hareket eden siyasal partiler, Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine, Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemece temelli kapatılabilir.
(8) Siyasal partilerin kuruluş ve çalışmalarının denetlenmesi ve kapatılmaları, yukarıdaki esaslar çerçevesinde yasa ile düzenlenir.
(9) Bu madde kuralları, siyasal partilerin, bu Anayasa’nın 162. maddede öngörüldüğü şekilde değiştirilmesini sağlamak amacıyla faaliyette bulunmalarını engeller biçimde anlaşılamaz ve uygulanamaz.
Kamu Görevine Girme Hakkı
Madde 72
(1) Her yurttaş, kamu görevlerine girme hakkına sahiptir.
(2) Hizmete alınmada, ödevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.
Mal Bildirimi
Madde 73
Kamu görevine girenlerin girişte ve görev sırasında mal bildiriminde bulunmaları yasa ile düzenlenir. Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar bundan istisna edilemez.
Yurt Ödevi
Madde 74
(1) Silahlı Kuvvetlerde yurt ödevi, her yurttaşın hakkı ve kutsal ödevidir.
(2) Yurt ödevine ilişkin kurallar yasa ile düzenlenir.
Vergi Ödevi
Madde 75
(1) Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
(2) Vergi, resim ve harçlar ve benzeri mali yükümler ancak yasa ile konulur.
(3) Yasanın belli ettiği yukarı ve aşağı hadler içinde kalmak, ölçü ve ilkelere uygun olmak koşuluyla, vergi, resim ve harçların bağışıklık ve istisnalarıyla oran ve hadlerine ilişkin kurallarda değişiklik yapmaka Bakanlar Kurulu yetkili kılınabilir.
(4) Geriye yürüyen mali yükümlülükler konulamaz.
Dilekçe Hakkı
Madde 76
(1) Herkes, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkınde tek başına veya topluca, yetkili makamlara yazı ile başvurma ve bunların süratle incelenmesi ve karara bağlanması hakkına sahiptir.
Gerekçeye dayanacak olan bu karar, en geç otuz gün içinde, dilek ve şikayet sahibine yazılı olarak bildirilir. Böyle bir karardan zarar gören herkes veya otuz gün içerisinde kendisine bir karar bildirilmeyen her ilgili, dilek ve şikayet konusu hakkında yetkili mahkemeye başvurabilir.
(2) Yurttaşlar, tek başlarına veya topluca Cumhuriyet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılma biçimi yasa ile düzenlenir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Yasama
BİRİNCİ BÖLÜM
Cumhuriyet Meclisi
Cumhuriyet Meclisinin Oluşumu
Madde 77
Cumhuriyet Meclisi, elli milletvekilinden oluşur.
Cumhuriyet Meclisinin Görev ve Yetkileri
Madde 78
Cumhuriyet Meclisinin görev ve yetkileri, yasa koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bütçe ve kesin hesap yasa tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek, uluslararası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak; kalkınma planlarını onaylamak; genel ve özel af ilanına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.
Cumhuriyet Meclisi Seçimleri
Madde 79
(1) Cumhuriyet Meclisi seçimleri, beş yılda bir yapılır.
(2) Seçim sistemi ve esasları yasa ile düzenlenir.
(3) Yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri, yeni meclis seçilene kadar sürer.
(4) Ara seçimleri, her yıl belli bir zamanda yapılır. Genel seçimlerin yapılmasına bir yıl kala ara seçimi yapılamaz.
(5) Olağanüstü nedenlerle seçimin yapılması olanağı yoksa, seçimler, bir yıl süreyle, Cumhuriyet Meclisi tarafından ertelenebilir. Seçimlerin ertelenmesi kararı, üye tamsayısının üçte ikisinin oyu ile alınır.
Cumhuriyet Meclisinin Dokunulmazlığı, Kolluk ve Yönetim Hizmetleri
Madde 80
(1) Cumhuriyet Meclisi dokunulmazdır, Kimse Meclisin özgürlüğünü kısıtlayamaz, huzurunu bozucu hareketlerde bulunamaz ve manevi kişiliğini tahkir edemez.
(2) Cumhuriyet Meclisinin bina, tesis, eklenti ve arazisinde kolluk ve yönetim hizmetleri, Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı eliyle düzenlenir ve yürütülür. Emniyet ve diğer kolluk hizmetleri için yeteri kadar kuvvet, ilgili makamlarca Cumhuriyet Meclisi Başkanlığına tahsis edilir.
Cumhuriyet Meclisinin Toplantıları ve Çalışma Düzeni
Madde 81
(1) Cumhuriyet Meclisi toplantıları, Meclisin kendi binasında yapılır.
(2) Cumhuriyet Meclisi, milletvekili genel seçimi sonuçlarının Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonraki onuncu gün, saat 10.00’da kendiliğinden toplanır. Meclise, toplantıda hazır bulunan en yaşlı milletvekili başkanlık eder; en genç iki milletvekili de katiplik görevini yerine getirir. Bu toplantıda, milletvekilleri and içerler ve Başkanlık Divanı seçimlerine geçilir. Başkanlık Divanı seçimleri bu tarihten başlayarak en geç on gün içinde tamamlanır.
(3) Cumhuriyet Meclisi, her yıl Ekim ayının ilk iş günü kendiliğinden toplanır ve olağan olarak Haziran ayı sonuna kadar çalışır.
(4) Cumhuriyet Meclisi çalışmalarını kendi yaptığı İçtüzük kurallarına göre yürütür.
İçtüzük kuralları, siyasal parti gruplarının Cumhuriyet Meclisinin bütün faaliyetlerine üye sayısı oranında katılmalarını sağlayacak yolda düzenlenir. Siyasal parti grupları en az beş üyeden oluşur,
(5) Cumhuriyet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve Anayasada başka kural yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir. Olumlu ve olumsuz oyların eşitliği halinde, oya sunulan husus reddedilmiş sayılır. Ancak çekimserlik, olumlu veya olumsuz oylardan fazla olanın yönünde karar verilmesini peşin olarak kabul etmek anlamına gelir.
(6) Cumhuriyet Meclisi, Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Bakanlar Kurulu veya en az on milletvekilinin istemi üzerine olağanüstü toplantıya çağrılabilir.
(7) Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmeler açıktır ve tutanak dergisinde tam olarak yayımlanır.
(8) Cumhuriyet Meclisi, Genel Kurul kararı ile kapalı oturumlar yapabilir, Bu oturumlardaki görüşmelerin yayını, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurul kararına bağlıdır.
(9) Cumhuriyet Meclisindeki açık görüşmelerin, o oturumdaki Başkanlık Divanının önerisi üzerine Genel Kurulca başka bir karar alınmadıkça, her türlü vasıta ile yayını serbesttir.
Andiçme
Madde 82
Milletvekilleri görevlerine başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler:
“Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim.”
Başkanlık Divanı
Madde 83
(1) Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı, milletvekilleri arasından seçilen bir Meclis Başkanı, bir Meclis Başkan Yardımcısı, yeterli sayıda Katip ve İdare Amirinden oluşur.
(2) Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı, bir kurul olarak çalışır ve Meclisteki grupların sayılarıyla orantılı olarak oluşturulur.
(3) Meclis Başkanı ve Meclis Başkan Yardımcısı seçimi, bir yasama döneminde iki kez yapılır. İlk devre için seçilenlerin görev süresi üç, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise iki yıldır.
İkinci devre Meclis Başkanı ve Meclis Başkan Yardımcısı seçimi dördüncü yasama yılının başlangıcından başlayarak en geç on gün içinde tamamlanır. İkinci devre Meclis Başkanı ve Meclis Başkan Yardımcısı seçilinceye kadar eskilerin görevi devam eder.
(4) Meclis Başkanı ve Meclis Başkan Yardımcısı seçimi gizli oyla yapılır. İlk dört oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Dördüncü oylamada da salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için beşinci oylama yapılır. Beşinci oylamada en fazla oy alan aday seçilmiş olur.
(5) Kâtip ve İdare Amirlerinin sayısı, hizmet süreleri ve seçimlerine ilişkin kurallar Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünde belirlenir.
Yasama Dokunulmazlığı
Madde 84
(1) Milletvekilleri, Cumhuriyet Meclisi çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, bunları dışarıda tekrarlamaktan veya açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.
(2) Seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen milletvekili, Cumhuriyet Meclisinin kararı olmadıkça tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ölüm veya beş yıl veya daha çok hapis cezasını gerektiren suçüstü durumu, bu kuralın dışındadır; ancak, yetkili kişi, durumu derhal Cumhuriyet Meclisine bildirmek zorundadır.
(3) Seçimden önce veya sonra milletvekili hakkında verilmiş cezanın yerine getirilmesi, dönem sonuna bırakılır. Milletvekilliği süresince zamanaşımı işlemez.
Milletvekilliğinin Sona Ermesi
Madde 85
(1) Milletvekilinin ölümü; seçilmeye engel bir suçtan dolayı kesin olarak hüküm giymesi; çekilmesi; kısıtlanması, milletvekilliği ile bağdaşmayan bir görevi kabul etmesi; bir ay süre ile özürsüz veya izinsiz olarak Cumhuriyet Meclisinin çalışmalarına katılmaması hallerinde milletvekilliği sona erer.
(2) Milletvekilliğinin sona ermesine Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu karar verir.
Milletvekilliği ile Bağdaşmayan Görevler
Madde 86
(1) Milletvekilleri, Devlet veya kamu kuruluşlarında kamu görevlisi veya diğer kamu personeli olarak görev alamazlar ve bunların herhangi bir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemezler.
(2) Milletvekilliği ile bağdaşmayan diğer görevler ve işler yasa ile düzenlenir.
Milletvekillerinin Ödenekleri
Madde 87
(1) Milletvekillerinin maaşları, temsil ve hayat pahalılığı ödenekleri ve yollukları yasa ile düzenlenir. Maaşın aylık tutarı, en yüksek kamu görevlisinin almakta olduğu aylık maaş miktarına eşit olur. Yolluk ve temsil ödeneğinin toplamı ise, yıllık maaş tutarının yarısını aşamaz.
(2) Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı başkan ve üyelerine, yasada belirlenecek miktarda ek ödenek verilir.
Cumhuriyet Meclisi Seçimlerinin Yenilenmesi
Madde 88
(1) Cumhuriyet Meclisi, kendi seçiminin yenilenmesine, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar verebilir. Çekimser ve geçersiz oylar sadece toplantı yetersayısına dahil olur; karar yetersayısı bakımından dikkate alınmaz.
(2) Cumhurbaşkanı, bu Anayasanın 106. maddesinin (2). fıkrası kurallarına uygun olarak, altmış günlük süre içinde cumhuriyet Meclisi çoğunluğuna dayalı bir Bakanlar Kurulunun atanmasına olanak bulunmaması halinde, Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir.
(3) Bu Anayasanın 109. maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulunun bir yıllık süre içinde, güven oyu alamama veya güvensizlik oylaması sonucu üç kez düşmüş veya düşürülmüş olması halinde, Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir.
(4) Cumhurbaşkanı, yukarıdaki (2). ve (3). fıkra kuralları uyarınca Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermeden önce, gerekli gördüğü takdirde, halkoylamasına başvurabilir.
(5) Cumhurbaşkanı, seçimlerin yenilenmesini veya halkoylamasına başvurulmasını kararlaştırırken, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Bakanlar Kurulu ve Cumhuriyet Meclisinde grubu bulunan siyasal parti başkanlarının görüşlerini alır.
İKİNCİ BÖLÜM
Yasaların Yapılması
Yasa ve Kararların Yapılması ile İlgili Genel Kurallar
Madde 89
(1) Yasa ve karar önermeye, Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir.
Yasa ve karar tasarı ve önerilerinin Cumhuriyet Meclisinda görüşülme usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir.
(2) Yasa tasarı ve önerilerinin halkın bilgisine nasıl sunulacağı İçtüzükle düzenlenir.
Uluslararası Andlaşmaları Uygun Bulma
Madde 90
(1) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle veya uluslararası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması Cumhuriyet Meclisinin onaylamayı bir yasa ile uygun bulmasına bağlıdır.
(2) Ekonomik, ticari veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi bir yılı aşmayan andlaşmalar, Devlet maliyesi bakımından yüklenme getirmemek, kişi hallerine ve yurttaşların yabancı memleketlerdeki mülkiyet haklarına dokunmamak koşuluyla, yayımlanma ile yürürlüğe konabilir. Bu takdirde, bu andlaşmalar, yayımlanmalarından başlayarak bir ay içinde Cumhuriyet Meclisinin bilgisine sunulur.
(3) Uluslararası bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları ile yasanın verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik veya idari andlaşmaların Cumhuriyet Meclisince uygun bulunması zorunluluğu yoktur; ancak bu şekilde yapılan ekonomik ve ticari andlaşmalarla gerçek kişilerin haklarını ilgilendiren andlaşmalar, yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.
(4) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yasalarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında, (1). fıkra kuralları uygulanır.
(5) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmalar yasa hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemeye başvurulamaz.
Savaş Hali İlanı ve Silahlı Kuvvetlerin Kullanılmasına İzin Verme
Madde 91
(1) Uluslararası hukukun meşru saydığı durumlarda savaş hali ilanına ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin taraf olduğu uluslararası andlaşmaların veya nezaket kurallarının gerektirdiği durumlar dışında Silahlı Kuvvetlerin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunmasına izin verme yetkisi Cumhuriyet Meclisinindir.
(2) Ülkenin ani bir silahlı saldırıya uğraması ve Cumhuriyet Meclisinin toplanamaması nedeniyle, silahlı kuvvet kullanılmasına derhal karar verilmesinin kaçınılmaz olması halinde, saldırının yapıldığı anda, silahlı kuvvet kullanılmasına karar vermeye Cumhurbaşkanı da yetkilidir. Cumhurbaşkanı bu kararını, derhal Cumhuriyet Meclisinin bilgisine sunar. Cumhuriyet Meclisi ilk fırsatta toplanarak bu konuda gerekli kararları alır.
Bütçenin Hazırlanması, Uygulanması, Görüşülmesi ve Kabulü
Madde 92
(1) Devletin ve kamu iktisadi teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları yıllık bütçelerle yapılır.
(2) Bütçenin hazırlanması ve uygulanmasına ilişkin kurallar yasa ile düzenlenir.
(3) Bütçe yasasına, bütçe ile ilgili kurallar dışında hiçbir kural konulamaz.
(4) Bütçe tasarısı, Bakanlar Kurulunca mali yılbaşından en az iki ay önce Cumhuriyet Meclisine sunulur.
(5) Bütçe Komitesi, en geç bir ay içinde, bütçe konusundaki çalışmalarını tamamlar.
(6) Milletvekilleri, bütçe tasarısının Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, giderleri artırıcı veya gelirleri azaltıcı önerilerde bulunamazlar.
(7) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi tarafından kabul edilen bütçe yasasının on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlar.
Kesin Hesaplar
Madde 93
Kesin hesap yasa tasarıları, yasada daha kısa bir süre kabul edilmemiş ise, ilgili oldukları mali yılın sonundan başlayarak en geç bir yıl içinde, Bakanlar Kurulunca Cumhuriyet Meclisine sunulur. Sayıştay, genel uygunluk bildirimini, ilişkin olduğu kesin hesap yasa tasarısının verilmesinden başlayarak en geç altı ay içinde Cumhuriyet Meclisine sunar.
Yasaların Cumhurbaşkanınca Yayımlanması
Madde 94
(1) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisince kabul edilen yasaları on beş gün içinde Resmi Gazete’de yayımlar. Yayımlanmasını uygun bulmadığı yasaları bir daha görüşülmek üzere gerekçesi ile birlikte aynı süre içinde Cumhuriyet Meclisine geri gönderir.
(2) Cumhuriyet Meclisi, geri gönderilen yasaları, değiştirerek veya aynen, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul ederse, yasa Cumhurbaşkanınca yayımlanır. Çekimser oylar karar yetersayısı bakımından dikkate alınmaz.
(3) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisince kabul edilen yasaları, yayımlanma süresi içinde, Bakanlar Kurulunun istemi üzerine halkoylamasına sunar. Halkoylamasında kabul edilen yasalar, kabul tarihinden başlayarak on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlanır.
(4) Cumhurbaşkanı, 146. maddedeki yetkisini, on beş günlük süre içinde kullanabilir. Bu takdirde, 146. madde kuralları uygulanır.
Kararların İlanı
Madde 95
(1) Cumhuriyet Meclisinin aşağıdaki konularda alacağı kararlar, kararın içeriğinde aksine kural yoksa, derhal yürürlüğe girer ve Cumhuriyet Meclisi Başkanınca on gün içinde Resmi Gazete’de ilan edilir:
(a) Savaş ilanına ilişkin kararlar;
(b) Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetleme ve güvenoyu ile güvensizlik konularındaki kararlar;
(c) Seçimlerin yenilenmesine veya ertelenmesine ilişkin kararlar;
(ç) Milletvekilliğinin sona ermesine ilişkin kararlar;
(d) Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin kararlar;
(e) Meclis içi seçim sonuçları;
(f) Cumhurbaşkanının, Başbakanın veya bakanların Yüce Divana sevki ile ilgili kararlar;
(g) Kamu iktisadi teşebbüslerinin denetimine ilişkin kararlar;
(h) Olağanüstü durum ve sıkıyönetim kararları;
(ı) Kalkınma planlarının onaylanmasına ilişkin kararlar.
(2) Yukarıdaki (1). fıkra kapsamı dışında kalan genel nitelikli Meclis kararlarının ilanı, yasaların ilanı gibi işlem görür.
(3) Cumhuriyet Meclisi, İçtüzüğünün uygulanmasına, Meclisin iç düzenine ve çalışmalarına ilişkin olup, Cumhuriyet Meclisi tarafından yayımlanmasına karar verilen kararlar, yukarıdaki (1). fıkra uyarınca, Cumhuriyet Meclisi Başkanı tarafından yayımlanır.
(4) Yukarıdaki (1). fıkranın (ç), (d) ve (h) bendlerinde yer alan kararlar dışında kalan kararlara karşı mahkemeye başvurulamaz ve Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılamaz.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Cumhuriyet Meclisinin Bilgi Edinme ve Denetim Yolları
Genel Olarak Bilgi Edinme ve Denetleme Yetkisi
Madde 96
Soru, genel görüşme, meclis araştırması, meclis soruşturması ve güven oylaması Cumhuriyet Meclisinin yetkilerindendir.
Soru ve Genel Görüşme
Madde 97
(1) Soru, Bakanlar Kurulu adına sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Başbakan veya bakanlardan belli bir konuda bilgi istemekten ibarettir. Başbakan ve bakanlar herhangi bir soruya en geç otuz gün içinde yanıt verir.
(2) Genel görüşme, bir milletvekilinin önergesi ve bunun Cumhuriyet Meclisince kabulü üzerine, belli bir konuda yapılan görüşme demektir. Genel görüşme sonunda oylama yapılmaz.
Araştırma ve Soruşturma
Madde 98
(1) Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibarettir.
(2) (a) Başbakan ve bakanlar hakkında yapılacak soruşturma istemleri en az dokuz milletvekili tarafından imzalanmış olmalıdır.
(b) Soruşturma istemleri Cumhuriyet Meclisince görüşülür ve karara bağlanır.
(c) Soruşturma, milletvekillerinden kurulu özel bir komitece yürütülür.
(ç) Cumhuriyet Meclisi, Soruşturma Komitesinin raporunu görüştükten sonra, üye tamsayısının en az üçte ikisinin vereceği kararla, Başbakan veya Bakanları suçlayabilir.
(d) Başbakan ve bakanlar Yüce Divanda yargılanır.
(e) Cumhuriyet Meclisindeki siyasal parti gruplarında, Meclis Soruşturması ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.
(3) Cumhuriyet Meclisi Araştırma ve Soruşturma Komiteleri, araştırma ve soruşturma ile ilgili her türlü belgeyi görmeye, bilgi almaya, tanık çağırmaya ve onları sorguya çekmeye yetkilidir.
Araştırma ve Soruşturma Komitelerince istenen bilgi ve belgeleri vermeyen ve Komite çağrılarına uymayanlar hakkında uygulanacak yaptırımlar ve diğer esaslar yasa ile düzenlenir.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Yürütme
BİRİNCİ BÖLÜM
Cumhurbaşkanı
Cumhurbaşkanı
Madde 99
(1) Cumhurbaşkanı beş yıllık bir süre için seçilir. Cumhurbaşkanı adaylarının aşağıdaki nitelikleri taşıması gerekir:
(a) Milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmak;
(b) Yüksek öğrenim yapmış olmak;
(c) Otuz beş yaşını doldurmuş bulunmak;
(ç) Türk ana ve babadan doğmuş olmak ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşı olmak; ve
(d) En az beş yıldan beri daimi ikametgâhı Kıbrıs’ta bulunmuş olmak.
(2) Bir adayın Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için, kullanılan geçerli oyların salt çoğunluğunu alması gerekir. Hiçbir aday salt çoğunluk sağlayamazsa, seçim yedi gün sonra en çok oy alan iki aday arasında yinelenir. Bu takdirde, en çok oy alan aday Cumhurbaşkanı seçilir.
(3) Cumhurbaşkanı, resmi görevleri dışında hiçbir iş yapamaz; Devlet veya kamu kuruluşlarının herhangi bir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemez.
(4) Cumhurbaşkanının maaşı, temsil ve hayat pahalılığı ödeneği ve yollukları yasa ile düzenlenir.
Cumhurbaşkanının Andiçmesi
Madde 100
Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Cumhuriyet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde andiçer:
“Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa ve yasalara bağlılıktan ayrılmayacağıma; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma; namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”
Cumhurbaşkanının Partisi ile İlişkisi
Madde 101
Cumhurbaşkanı partili ise, partisinin kararları ile bağlı değildir, bağımsız hareket eder. Cumhurbaşkanlığı ile parti başkanlığı aynı kişide birleşemez.
Cumhurbaşkanının Yetki ve Görevleri
Madde 102
(1) Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla, Devletin ve toplumun birliğini ve bütünlüğünü temsil eder.
(2) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Anayasasına saygıyı, kamu işlerinin kesintisiz ve düzenle yürütülmesini ve Devletin devamlılığını sağlar.
(3) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi adına Cumhuriyet Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlığını temsil eder.
(4) Cumhurbaşkanı, bu Anayasa ve yasalarla kendisine verilen diğer yetkileri kullanır ve görevlerini tarafsız olarak yerine getirir.
Cumhurbaşkanının Sorumsuzluğu ve Sorumluluğu
Madde 103
(1) Cumhurbaşkanı, görevleri ile ilgili işlemlerinden sorumlu değildir. Cumhurbaşkanı ile birlikte imzalanan kararnamelerden, imzası bulunan başbakan ve ilgili bakanlar sorumludur.
(2) Cumhuriyet Meclisi, Cumhurbaşşkanını vatan hainliğinden dolayı, üye tamsayısının en az üçte ikisinin vereceği kararla suçlayabilir.
(3) Cumhurbaşkanı Yüce Divanda yargılanır. Yüce Divanın suçlamayı yerinde görmesi halinde Cumhurbaşkanlığı görevi sona erer; suçlu bulunmazsa, görevine yeniden döner.
(4) Cumhuriyet Meclisinin suçlama kararı üzerine, Cumhurbaşkanı görevine devam edemez. Bu takdirde, 105. madde kuralları uygulanır.
(5) Cumhurbaşkanı makamının manevi kişiliği tahkir edilemez.
Cumhurbaşkanlığının Boşalması
Madde 104
(1) Cumhurbaşkanlığı, ölüm veya geçici olanların dışında görev başında bulunamama halinde veya Yüksek Mahkeme Başkanlığına gönderilen yazılı istifa ile boşalır.
(2) Cumhurbaşkanının sağlık nedeni ile görevini devamlı olarak yapamayacak bir duruma gelmesi halinde, Bakanlar Kurulu, durumu Yüksek Mahkeme Başkanlığına bildirir. Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkeme, Cumhurbaşkanının görevini devamlı olarak yapamayacağına karar verirse, Cumhurbaşkanlığı boşalmış sayılır.
(3) Cumhurbaşkanlığı boşaldığında, boşalma tarihinden başlayarak kırk beş günü geçmeyen bir süre içinde yapılacak seçimle Cumhurbaşkanlığı doldurulur.
Cumhurbaşkanlığına Vekillik Etme
Madde 105
(1) Cumhurbaşkanının hastalık veya yurt dışına çıkma gibi nedenlerle geçici olarak görevinden ayrılması halinde, görevine dönünceye kadar, herhangi bir nedenle Cumhurbaşkanlığının boşalması halinde de yenisi seçilinceye kadar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Cumhurbaşkanlığına vekillik eder.
(2) Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Cumhurbaşkanlığına vekillik ettiği süre içinde, bu Anayasanın 88. maddesinde sayılan yetkileri kullanamaz.
İKİNCİ BÖLÜM
Bakanlar Kurulu
Bakanlar Kurulunun Oluşumu
Madde 106
(1) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakanlardan oluşur. Başbakan, bu madde kuralları çerçevesinde, Cumhurbaşkanınca, milletvekilleri arasından görevlendirilir.
(2) Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulunu kurma görevini, güvenoyu alabilecek bir grup başkanına veya milletvekiline verir.
Bakanlar Kurulunu kurma görevi alan her milletvekili, bu görevini en geç on beş gün içinde tamamlamak veya görevi geri vermekle yükümlüdür.
(3) Cumhurbaşkanı, yukarıdaki (2). fıkra kurallarına göre Başbakanı ve Başbakanın önerisi üzerine bakanları atar; Başbakanın istemi üzerine, bakanlardan herhangi birinin görevine son verir.
(4) Bakanlar, milletvekili olmayan kişiler arasından da atanabilir. Ancak bu gibi kişilerin milletvekili seçilme niteliklerine sahip olması gerekir.
(5) Başbakan ve bakan olan milletvekilleri, Cumhuriyet Meclisi üyeliğini kaybetmezler. Bakanlar Kuruluna Cumhuriyet Meclisi dışından girmiş olan bakanları yasama dokunulmazlığından aynen yararlanırlar. fakat Cumhuriyet Meclisinde oy kullanamazlar.
(6) Yeni Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanınca atanıncya kadar, mevcut Bakanlar Kurulu görevine devam eder.
Başbakanın Görev, Yetki ve Sorumluluğu
Madde 107
(1) Başbakan, bakanlıklar arası işbirliğini, Bakanlar Kurulunun genel siyasetinin yürütülmesini ve yasaların uygulanmasını sağlar.
(2) Başbakan, bakanların görevlerinin Anayasa ve yasalara uygun olarak yerine getirilmesini gözetmek, Bakanlar Kurulunun çalışma düzenini ve disiplinini sağlamak ve düzeltici önlemleri almakla yükümlüdür.
(3) Başbakan, Bakanlar Kurulunun programından ve uygulanmasından veya önemli bir politika girişiminden, Cumhuriyet Meclisine karşı sorumludur.
(4) Bakanlar Kuruluna Başbakan başkanlık eder. Cumhurbaşkanı gerekli gürdüğü hallerde veya Başbakanın istemi üzerüne Bakanlar Kuruluna başkanlık edebilir. Cumhurbaşkanı oy kullanamaz.
(5) Başbakan, resmi görevleri dışında başka bir iş yapamaz; Devletin ve kamu kuruluşlarının herhangibir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemez.
Başbakanın maaşı, temsil ve hayat pahalılığı ödeneği ve yollukları yasa ile düzenlenir.
(6) Başbakan bu Anayasa ve yasalarla kendisine verilen diğer yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.
Bakanlıkların Kurulması
Madde 108
(1) Bakanlıklar, Anayasanın öngördüğü sayı ve ilkelere uygun olarak Başbakanın önerisi ve Cumhurbaşkanının onayı ile Resmi Gazete’de yayımlanacak bir kararname ile kurulur ve kaldırılır.
Ancak, böyle bir kararname, ilgili Başbakanın güvenoyu alması halinde yürürlüğe girer.
(2) Bakanlık sayısı hiçbir halde onu aşamaz. Bakanlık merkez örgütünün kuruluşu ve hangi dairelerin ve hizmet birimlerinin hangi bakanlığa bağlanacağı, yasanın öngördüğü ilkelere uygun olarak çıkarılacak tüzükle düzenlenir.
(3) Açık olan bakanlıklarla izinli veya özürlü olan bir bakana, diğer bir bakan geçici olarak vekillik eder. Ancak, bir bakan birden fazla bakana vekillik edemez.
(4) Cumhuriyet Meclisi kararı ile Yüce Divana verilen bir bakan, bakanlıktan düşer. Başbakanın Yüce Divana verilmesi halinde Bakanlar Kurulu istifa etmiş sayılır.
(5) Herhangi bir nedenle boşalan bakanlığa, en geç on gün içinde atama yapılır.
Bakanlar Kurulunun Göreve Başlaması ve Sorumluluğu
Madde 109
(1) Cumhurbaşkanınca atanan Bakanlar Kurulunun listesi, tam olarak, Cumhuriyet Meclisine sunulur. Cumhuriyet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağrılır. Bakanlar Kurulunun programı, atanma tarihinden başlayarak en geç bir hafta içinde, Başbakan veya bir bakan tarafından, Cumhuriyet Meclisinde okunur.
(2) Programın Cumhuriyet Meclisinde okunmasından sonra güvenoyuna başvurulur. Güvenoyu için görüşmeler programın okunmasından iki tam gün geçtikten sonra başlar ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçtikten sonra oylama yapılır. Güvenoyu alan Bakanlar Kuruluna karşı, güven oylamasından sonra üç ay geçmedikçe güvensizlik önergesi verilemez.
(3) Başbakana karşı güvensizlik önergesi, en az dokuz milletvekili tarafından verilebilir. Bir güvensizlik önergesinin reddedilmesi tarihinden üç ay geçmedikçe güvensizlik önergesi verilemez.
Güvensizlik önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı, verilişinden sonraki ikinci birleşimde karara bağlanır. Güvensizlik önergesi üzerine yapılan genel görüşmeler bittikten sonra, aradan bir tam gün geçmedikçe güvensizlik önergesi oylanamaz.
(4) Başbakan gerekli görürse, Bakanlar Kurulunda görüştükten sonra, Cumhuriyet Meclisinden herhangi bir zaman güven isteyebilir. Güven istemi, Cumhuriyet Meclisine bildirilmesinden bir tam gün geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz. Güven istemi, ancak üye tamsayısının salt çoğunluğuyla reddedilebilir.
(5) Bakanlar Kurulu üyelerinin çoğunluğunun otuz günlük bir süre içinde değişmesi halinde, Başbakan tarafından güvenoyuna başvurulur.
(6) Güvenoyu alamayan veya güven istemi reddedilen veya hakkında verilen güvensizlik önergesi üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul edilen Başbakan istifasını Cumhurbaşkanına sunar.
Bakanların Görev, Yetki ve Sorumluluğu
Madde 110
(1) Her bakan, Başbakana karşı sorumlu olup, ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden sorumludur.
(2) Her bakan, bakanlık merkez örgütü ile bakanlığına bağlı dairelerin ve hizmet birimlerinin en üst hiyerarşik amiridir.
(3) Her bakanın yürütme görevi aşağıdaki konuları da kapsar:
(a) Bakanlığını ilgilendiren yasaları uygulamak ve normal olarak bakanlığının yetki çevresine giren tüm konu ve işleri yönetmek;
(b) Başbakana ve Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere bakanlığını ilgilendiren kararname, tüzük ve yönetmelikleri hazırlamak;
(c) Kendi bakanlığını ilgilendiren herhangi bir yasa ve bu yasalara uygun olarak çıkarılan tüzük ve yönetmeliklerin uygulanabilmesi için yönerge, genelge ve benzeri metinleri yayınlamak;
(ç) Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere Cumhuriyet Bütçesinin kendi bakanlığına ait kısmını hazırlamak ve uygulamak.
(4) Bakanlar, resmi görevleri dışında başka bir iş yapamaz; Devletin ve kamu kuruluşlarının herhangi bir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemez.
Bakanların maaşları, temsil ve hayat pahalılığı ödenekleri ve yollukları yasa ile düzenlenir.
(5) Bakanlar, yürürlükteki mevzuatın, Başbakanın ve Bakanlar Kurulunun kendilerine verdiği diğer yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.
Cumhuriyet Güvenlik Kurulu
Madde 111
(1) Cumhuriyet Güvenlik Kurulu, Cumhurbaşkanının başkanlığında, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Başbakan, Savunma, İçişleri ve Dışişleri Bakanları ile Silahlı Kuvvetler Komutanı ve Emniyet Genel Müdüründen kurulur.
Gündemin özelliğine göre, Kurul toplantılarına diğer ilgili bakan ve kişiler, Başbakanın istemi üzerine çağrılıp görüşleri alınabilir. Kurulda sekreterlik görevleri Başbakanlık örgütünce yürütülür.
(2) Cumhuriyet Güvenlik Kurulu, Devletin ve yurdun güvenlik politikasının saptanması ve uygulanması ile ilgili kararların alınması ve gerekli eşgüdümün sağlanması konusundaki görüşlerini Bakanlar Kuruluna bildirir. Kurulun, Devletin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğinin korunması hususunda alınmasını zorunlu gördüğü önlemlere ait kararlar, Bakanlar Kurulunca öncelikle dikkate alınır.
Yasa Gücünde Kararname
Madde 112
(1) Ekonomik konularda, ivedilik varsa, Bakanlar Kurulu yasa gücünde kararname çıkarabilir. Yasa gücünde kararname, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer ve aynı gün, gerekçesi ile birlikte Cumhuriyet Meclisine sunulur.
(2) Cumhuriyet Meclisine sunulan yasa gücünde kararnameler, İçtüzüğün, yasaların görüşülmesi için koyduğu kurallara göre komitelerde ve Genel Kurulda, diğer bütün konulardan önce, öncelik ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanır.
(3) Meclis bu konudaki kararlarını doksan gün içinde verir.
(4) Bu maddede öngörülen yasa gücünde kararnameler ile, yeni mali yükümlülükler getirilemez, kişisel ve siyasal hak ve özgürlükler kısıtlanamaz.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Yönetsel Kurallar
Devlet Yönetimi
Madde 113
(1) Devlet yönetimi, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve yasa ile düzenlenir.
(2) Devlet yönetiminin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim ilkelerine göre yürütülür.
(3) Kamu tüzel kişiliği ancak yasa ile veya yasanın açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.
Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman)
Madde 114
(1) Yönetimin herhangi bir hizmet veya eyleminin, yürürlükteki mevzuata ve mahkeme kararlarına uygun olarak yapılıp yapılmadığını veya herhangi bir yürütsel veya yönetsel birim veya görevli tarafından veya onlar adına yapılan herhangi bir hizmet veya eylemi denetlemek, soruşturmadaki yetkililere rapor sunmak veya yasada belirlenecek diğer görevleri yerine getirmek amacı ile, Cumhurbaşkanlığınca, Meclisin onayı ile, bir Yüksek Yönetim Denetçisi atanır.
(2) Yüksek Yönetim Denetçisinde aranan nitelikler, yetki ve görevleri Yasa ile düzenlenir.
Yüksek Yönetim Denetçisinin görevden alınma koşulları, bir Yüksek Mahkeme üyesine uygulanan koşullara denk tutulur.
(3) Yargı organları ile dış politikayı ve ülke savunmasını ilgilendiren konular Yüksek Yönetim Denetçisinin yetki alanı dışındadır.
Daire ve Hizmet Birimlerinin Kuruluşu
Madde 115
Dairelerin ve hizmet birimlerinin kuruluşu, görev ve yetkileri yasa ile düzenlenir.
Merkezi Yönetim
Madde 116
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ülkesi, merkezi yönetim kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik koşullara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre yasa ile belirlenen bölümlere ayrılır.
Yurt Savunması ve Silahlı Kuvvetlerin Kuruluşu
Madde 117
(1) Yurt savunması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetlerince sağlanır.
(2) Yurdun güvenliğinin sağlanmasından ve silahlı kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Cumhuriyet Meclisine karşı Bakanlar Kurulu sorumludur.
(3) Silahlı Kuvvetler Komutanı, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanlığı adına yerine getirir.
(4) Silahlı Kuvvetler Komutanı, Savunma Bakanının önerisi ve Bakanlar Kurulunun kararı izlerine, Cumhurbaşkanınca atanır.
(5) Savunma Bakanlığına bağlı silahlı kuvvetlerin ve bağlı komutanlıkların kuruluşu, görev, yetki ve sorumlulukları yasa ile düzenlenir.
Polis Örgütü
Madde 118
(1) Polis Örgütünün kuruluşu, görev, yetki ve sorumlulukları yasa ile düzenlenir.
(2) Polis, demokratik hukuk devleti ilkelerine ve yurttaşların temel haklarına saygılı olarak Anayasa ve yasalar çerçevesinde görev yapmakla yükümlüdür.
Yerel Yönetimler
Madde 119
(1) Yerel yönetimler, bölge, belediye veya köy ve mahalle halkının yerel ortak gereksinmelerini kaşılamak üzere kuruluş ilkeleri yasa ile belirtilen ve karar organları seçimle oluşturulan kamu tüzel kişileridir.
(2) Yerel yönetimlerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak yasa ile düzenlenir.
(3) Yerel yönetim organlarının seçimleri 68. maddedeki ilkelere uygun olarak dört yılda bir yapılır.
Kamu Hizmeti ile İlgili Asıl ve Sürekli Görevlerin Yürütülmesi
Madde 120
(1) Devletin genel yönetim ilkelerine göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asıl ve sürekli görevler, kamu görevlileri eliyle yürütülür.
(2) Kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin, genel yönetim ilkelerine göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asıl ve sürekli görevler ise diğer kamu personeli eliyle yürütülür.
Kamu Görevlileri ve Diğer Kamu Personeli ile İlgili Kurallar
Madde 121
(1) Kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri yasa ile düzenlenir.
(2) Kamu görevlilerinin atanmalarını, onaylanmalarını, sürekli ve emeklilik hakkı kazandıran kadrolara yerleştirilmelerini, terfilerini, nakillerini, emekliye sevklerini, uyarma ve kınama cezasını gerektiren disiplin işlemleri dışında, azil ve görevden uzaklaştırma dahil diğer tüm disiplin işlemlerini yapmak üzere tarafsız ve bağımsız organ veya organlar kurulur. Bu organ veya organların kuruluş ve işleyişi, belirli kamu görevlileri kesimi için, hizmet özellikleri gözetilerek ayrı düzenlemeler yapılmasına olanak tanıyacak biçimde, yasa ile düzenlenir.
(3) Diğer kamu personelinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri, bu personelin bağlı oldukları kurumlarca yürütülen hizmetlerin özelliklerine göre yasalarla düzenlenir.
(4) Kamu görevlileri ile diğer kamu personeli hakkında yapılacak disiplin kovuşturmalarında isnat olunan hususun ilgiliye açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve savunma için belli bir süre tanınması gereklidir. Bu ilkelere uyulmadıkça, disiplin cezası verilemez ve disiplin kararları yargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaz.
Yargıçlar ve savcılar hakkında bu Anayasanın kuralları saklıdır.
(5) Üst kademe yöneticiliği yapan kamu görevlileri, ilgili Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanının imzalarını taşıyan üçlü kararname ile atanırlar. Bu konudaki kurallar yasa ile düzenlenir.
(6) Cumhuriyet Meclisi seçim gününün Resmi Gazete’de ilanından başlayarak, seçim sonrasında yeni Bakanlar Kurulunun göreve başlayacağı güne kadar, kamu hizmetlerinde, kamu kuruluşlarında ve kamu iktisadi teşebbüslerinde, işçi dışında atama yapılamaz; terfi, nakil ve barem ayarlamaları tamamen durdurulur.
Bu kuralların nasıl ve hangi koşullarla uygulanacağı yasa ile düzenlenir.
Tüzük ve Yönetmelikler
Madde 122
Anayasa ve yasa açıkça yetki vermedikçe Devletin hiçbir organı, tüzük yapamaz ve yürürlüğe koyamaz. Yönetmelikler de ancak tüzüklere uygun olarak yapılır ve yürürlüğe konur.
Yasa Dışı Emirler
Madde 123
(1) Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, yasa veya Anayasa kurallarına aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde direnir ve bu emrini yazı ile yinelerse, emir yerine getirilir; bu durumda emri yerine getiren sorumlu olmaz.
(2) Konusu suç oluşturan emir, hiçbir şekilde yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
(3) Askeri hizmetlerin görülmesi ve ivedi durumlarda kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için yasa ile gösterilen istisnalar saklıdır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Olağanüstü Durumlar
Tabii Afet ve Ağır Ekonomik Bunalım Nedeniyle Olağanüstü Durum İlanı
Madde 124
Tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi üç ayı geçmemek üzere, olağanüstü durum ilan edebilir.
Şiddet Olaylarının Yaygınlaşması ve Kamu Düzeninin Ciddi Şekilde Bozulması Nedenleriyle Olağanüstü Durum İlanı
Madde 125
Anayasa ile kurulan özgür demokratik düzeni veya temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Cumhuriyet Güvenlik Kurulununda görüşünü aldıktan sonra, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi üç ayı geçmemek üzere, olağanüstü durum ilan edebilir.
Olağanüstü Durumlarla İlgili Düzenleme
Madde 126
(1) Anayasanın 124. ve 125. maddeleri uyarınca olağanüstü durum ilanına karar verilmesi halinde, bu karar Resmi Gazete’de yayımlanır ve derhal Cumhuriyet Meclisinin onayına sunulur. Cumhuriyet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağrılır. Cumhuriyet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğu ile, olağanüstü durum kararını veya süresini değiştirebilir; olağanüstü durumu kaldırabilir; Bakanlar Kurulunun istemi üzerine her defasında iki ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir.
(2) Herhangi bir olağanüstü durum ilânında, ancak olağanüstü durumu oluşturan nedenlerin giderilmesi ile sınırlı olarak sözü edilen olağanüstü durumun devamı süresince yürürlüğü kısmen veya tamamen durdurulan Anayasa maddeleri açıkca gösterilir.
Ancak, bu gibi herhangi bir olağanüstü durum ilânında,, Anayasanın aşağıda öngörülen maddelerinin yürürlüğü durdurulabilir:
(1) Anayasanın tanıdığı özgür demokratik düzeni veya temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelen veya olağanüstü durum ilanını gerektiren hallerden daha vahim şiddet hareketlerinin yaygınlaşması veya savaşhali, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, ayaklanma olması veya yurda veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın veya ülkenin ve halkın bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması nedenleriyle, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Cumhuriyet Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra, süresi üç ayı geçmemek üzere, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde sıkıyönetim ilan edebilir. Bu karar, derhal Resmi Gazete’de yayımlanır ve derhal Cumhuriyet Meclisinin onayına sunulur. Cumhuriyet Meclisi, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile sıkıyönetim kararını değiştirebilir, gerekli gördüğü takdirde sıkıyönetim süresini uzatabilir, kısaltabilir veya sıkıyönetimi kaldırabilir.
(2) Sıkıyönetimin her defasında iki ayı geçmemek üzere uzatılması, Cumhuriyet Meclisinin kararına bağlıdır. Savaş hallerinde bu süre aranmaz.
(3) Sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hallerinde, hangi kuralların uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği, Yönetim ile olan ilişkiler, özgürlüklerin nasıl kısıtlanacağı veya durdurulacağı ve savaş veya savaşı gerektirecek bir durum başgöstermesi halinde yurttaşlar için getirilecek yükümlülükler yasa ile düzenlenir.
Ancak, savaş hali dışında sıkıyönetim ilanında, sıkıyönetimi gerektiren nedenlerin giderilmesi ile sınırlı olmak koşuluyla, sıkıyönetim süresince yürülüğü kısmen veya tamamen durdurulan Anayasa maddeleri açıkça gösterilir ve böyle bir sıkıyönetim ilanında, sadece Anayasanın 126. maddesinin (2). fıkrasında belirtilen maddelerin yürürlüğü durdurulabilir.
Olağanüstü Durum ve Sıkıyönetim Süresince Yasa Gücünde Kararname Çıkarma Yetkisi
Madde 128
(1) Olağanüstü durum ve sıkıyönetim süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü durumun veya sıkıyönetimin gerekli kıldığı konularda, yasa gücünde kararname çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmi Gazete’de yayımlanır ve derhal Cumhuriyet Meclisinin onayına sunulur. Bu kararnameler, Cumhuriyet Meclisinin üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu ile reddedilmedikçe, olağanüstü durum ve sıkıyönetim süresince yürürlükte kalır.
(2) Bu şekilde sunulan yasa gücünde kararnameler hakkında 112. maddenin (2). ve (3). fıkra kuralları da uygulanır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Kuruluşlar
Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları
Madde 129
(1) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, yasa ile kurulur ve organları kendileri tarafından ve kendi üyeleri arasından seçilir.
(2) Bu kuruluşların seçilmiş organları, bir yargı mercii kararına dayanmak-sızın, geçici veya sürekli olarak görevlerinden uzaklaştırılamazlar.
(3) Meslek kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri demokratik ilkelere aykırı olamaz.
Radyo, Televizyon ve Haber Ajansları
Madde 130
(1) Radyo ve televizyon istasyonlarının kuruluş ve yönetimleri yasa ile düzenlenir.
(2) Her türlü radyo ve televizyon yayınları, tarafsızlık ilkelerine göre yapılır.
(3) Haber ve programların seçiminde, sunulmasında, kültür ve eğitime yardımcılık görevinin yerine getirilmesinde, insan haklarına dayanan demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin, ulusal güvenliği, genel ahlakın gereklerine uyulması, haberlerin doğruluğunun sağlanması ilkeleri ile organların seçimi, yetki, görev ve sorumlulukları yasa ile düzenlenir.
(4) Devlet tarafından kurulan veya Devletten mali yardım alan haber ajansları da yukarıdaki kurallara uymakla yükümlüdürler.
(5) Siyasal partilerin radyo, televizyon, haber ajansları ve benzeri Devlet kuruluşlarından yararlandırılmaları yasa ile düzenlenir.
(6) Seçim veya halkoylamasına katılan siyasal partilerin Devlet radyo ve televizyonundan propaganda ve seçim konuşmaları yapmaları yasa ile düzenlenir.
Vakıflar Örgütü ve Din İşleri Dairesi
Madde 131
(1) Vakıf Kuruluşu ve Temel Evkaf Kuralları (Ahkamül Evkaf), bu Anayasaca tanınır.
(2) Vakıf kuruluşlarına veya vakıflara veya camilere ve diğer herhangi bir islam dini kuruluşuna ait mallar da dahil olmak üzere, vakıf malları ilgilendiren veya herhangi bir suretle bunları etkileyen bütün konular, münhasıran Temel Evkaf Kuraları (Ahkamül Evkaf), yürürlükteki mevzuat ve bu Anayasa yürürlüğe girdikten sonra Cumhuriyet Meclisince yapılan yasalara bağlıdır.
(3) Geliri Vakıflar Örgütüne ait olan vakıflar, her türlü vergiden bağışık tutulur.
(4) Vakıflar Örgütü ile Din İşleri Dairesinin kuruluşu ve işleyişi yasa ile düzenlenir ve yasada gösterilen görevleri yerine getirir.
(5) Dini hizmetlerin yürütülmesinde ve bu hizmetlerin giderlerinin karşılanmasında Devlet, Vakıflar Örgütüne yardımcı olur.
ALTINCI BÖLÜM
Ekonomik ve Mali Kurallar
Mali Denetim
Madde 132
(1) Mali denetim organı olan Sayıştay, kamu gelir ve giderlerini denetler ve sonucu bir raporla Cumhuriyet Meclisine ve Bakanlar Kuruluna bildirir. Mali konularda Cumhuriyet Meclisine ve Bakanlar Kuruluna yardım eder.
(2) Sayıştayın başkan ve üyelerinin nitelikleri, atanmaları, kuruluş ve işleyişi yasa ile düzenlenir.
Kamu İktisadi Kuruluşlarının Denetimi
Madde 133
Kamu iktisadi kuruluşlarının gelir ve giderlerinin denetlenmesi yasa ile düzenlenir.
Kalkınma ve Planlama
Madde 134
(1) Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınma, plana bağlanır. Kalkınma bu plana göre gerçekleştirilir.
(2) Planlama ile ilgili örgütün kuruluş ve görevleri, planın hazırlanmasında, yürürlüğe konmasında, uygulanmasında ve değiştirilmesinde gözetilecek ilkeler ve planın bütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesini sağlayacak önlemler yasa ile düzenlenir.
Devletin Mali Yükümlülük Altına Konması ve Fon Kurulması
Madde 135
Yasa açıkça yetki vermedikçe Devlet, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak hiçbir mali yükümlülük altına konamaz ve yasa ile kurulmadıkça hiçbir fon oluşturulamaz.
BEŞİNCİ KISIM
Yargı
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Kurallar
Mahkemelerin Bağımsızlığı
Madde 136
(1) Yargıçlar, görevlerinde bağımsızdırlar, Anayasaya, yasaya ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlarına göre hüküm verirler.
(2) Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında, mahkemelere ve yargıçlara emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
(3) Görülmekte olan bir dava hakkında, Cumhuriyet Meclisinde yargı yetkisininin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz; görüşme yapılamaz veya herhangi bir demeçte bulunulamaz. Yasama ve Yürütme organları ile Devlet Yönetimi makamları, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organ ve makamlar, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.
Yargıçların Güvenceleri
Madde 137
(1) Yargıçlar görevlerinden uzaklaştırılamaz; kendileri istemedikçe, Anayasa gösterilen yaştan önce emekliye çıkarılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması yolu ile de olsa, kazanılmış haklarından yoksun bırakılamaz.
(2) Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlarla, görevlerini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar, meslekleri ile bağdaşmayan işler yapanlar ve meslekte kalmaları caiz olmadığına karar verilenler hakkında, yasa ile konan istisnalar saklıdır.
(3) Yargıçlar aleyhinde, yargısal görevleri sırasında ve yargısal işlemleri ile ilgili olarak söyledikleri söz ve eylemlerden dolayı, kovuşturmada bulunulamaz.
Yargıçlık Mesleği
Madde 138
(1) Yargıçların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleri ile ilgili suçlardan dolayı soruşturma yapılmasına ve yargılanmasına karar verilmesi, meslekten çıkarılmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine göre, yasa ile düzenlenir.
(2) Yüksek Mahkeme Başkanı ve yargıçları altmış beş yaşını, diğer yargıçlar altmış yaşını bitirinceye kadar görev yaparlar.
(3) Yargıçlar, yasada belirtilenlerden başka genel ve özel hiçbir görev alamaz; resmi görevleri dışında hiçbir iş yapamaz; Devlet veya kamu kuruluşlarının herhangi bir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemezler.
(2) Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.
Küçüklerin Yargılanması
Madde 140
Küçüklerin yargılanması ve küçükler hakkında verilen kararların infazı konusunda yasa ile özel kurallar konabilir.
Yüksek Adliye Kurulu
Madde 141
(1) Yüksek Adliye Kurulu aşağıdaki üyelerden oluşur:
(a) Yüksek Mahkemenin Başkan ve Yargıçları;
(b) Cumhurbaşkanının atayacağı bir üye;
(c) Cumhuriyet Meclisi’nin atayacağı bir üye;
(ç) Cumhuriyet Başsavcısı; ve
(d) Barolar Birliğinin seçeceği bir üye.
Yukarıdaki (b), (c) ve (d) bendlerinde belirtilen üyelerin görev süresi üç yıldır; süresi biten üye yeniden seçilebilir.
(2) Yüksek Adliye Kurulunun Başkanı, Yüksek Mahkeme Başkanıdır; Kurul kararlarının yerine getirilmesini sağlar.
(3) Yüksek Adliye Kurulu;
(a) Yargının genel işleyişi, düzenli çalışması, yargıçların ve mahkemelere bağlı kamu görevlilerinin görevlerine devamları, işlerin verimli bir biçimde yürütülmesi, yargıçların yetişmeleri ve mesleğin vakar ve onurunu korumaları yönünde gerekli önlemleri alır; ve
(b) Her takvim yılı sonunda yargı işlerinin durumu ve bunların yürütülmesinde aksaklık veya varsa nedenleri hakkında Cumhurbaşkanına, Cumhuriyet Meclisine ve Bakanlar Kuruluna rapor verir ve alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur.
(4) Bu Anayasanın 138. madde kuralları saklı kalmak koşuluyla, yargıçların atanmaları, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, görevlerine son verilmesi ve disiplin konuları hakkında karar verme yetkisi Yüksek Adliye Kurulunundur.
(5) Yüksek Adliye Kurulunun görev, yetki ve çalışma usulleri yasa ile düzenlenir.
(6) Yüksek Mahkeme Başkan ve yargıçlarının atanmaları Cumhurbaşkanı tarafından onaylanır.
Mahkeme Karar ve Emirlerine Uymayanların Cezalandırılması
Madde 142
Yüksek Mahkeme veya herhangi bir mahkeme, bir karar veya emrine uymayan herhangi bir kişiyi, sözkonusu karar veya emre uyuncaya kadar ve herhalde on iki ayı aşmayan bir süre için hapsetme yetkisine sahiptir.
İKİNCİ BÖLÜM
Yüksek Mahkeme
Yüksek Mahkemenin Oluşumu ve Görev Bölümü
Madde 143
(1) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi bir Başkan ve yedi yargıçtan oluşur. Başkanın yokluğunda en kıdemli yargıç ona vekillik eder.
(2) Yüksek Mahkeme; Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan, Yargıtay ve Yüksek İdare Mahkemesi görevlerini yapar.
(3) Yüksek Mahkeme, Başkan ve dört yargıç ile toplanarak Anayasa Mahkemesi görevini yapar. Yüksek Mahkemenin en son atanan iki yargıcı yedek yargıç olarak görev yapar. Başkanın oturumda bulunmadığı hallerde, en kıdemli yargıç başkanlık eder.
Bu Anayasanın 148. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine havale edilen konuların duruşmasında, havale kararına taraf olan yargıç veya yargıçlar görev alamaz veya karara iştirak edemezler.
(4) Yüksek Mahkeme, Başkan ve iki yargıç ile veya sadece üç yargıç ile toplanarak Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesi olarak görev yapar. Bu görev çerçevesinde verilen kararlar nihaidir. Başkanın oturumda bulunmadığı hallerde en kıdemli yargıç Başkanlık eder.
Ancak, Yüksek Mahkemeye Yüksek İdare Mahkemesi olarak doğrudan doğruya başvurulması yasa ile gösterilen haller dışındaki başvurular, Yüksek İdare Mahkemesinde görevli tek yargıç tarafından incelenip karara bağlanır.
Tek yargıç tarafından verilecek kararlara karşı üç yargıçtan oluşan Yüksek İdare Mahkemesine istinafen başvurulabilir.
(5) Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde görev yapacak olan Yüksek Mahkeme yargıçları, her adli yılın başlangıcından önce o adli yıl için Yüksek Mahkeme tarafından belirlenir ve bir adli yıl için o yargıç, Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde görev yapar.
Ancak Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde bir yıl için görevli olan yargıçlardan herhangi birinin geçici olarak görevini yürütemediği hallerde Yüksek Mahkeme Başkanının görevlendireceği başka bir yargıç o görevi yürütebilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Anayasa Mahkemesinin Görev ve Yetkileri
Anayasa Mahkemesinin Yetkileri
Madde 144
(1) Anayasa Mahkemesi bu Anayasa, yasa ve Mahkeme Tüzüğü kurallarında gösterilen bütün konularda kesin olarak karar vermek hususunda münhasır yargı yetkisine sahiptir.
(2) Anayasa Mahkemesi, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde, Cumhurbaşkanını, Başbakanı ve bakanları, ilgili suçlarından dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar. Yüce Divanda savcılık görevini Başsavcı veya Başsavcı Yardımcısı yapar. Yüce Divan kararları kesindir.
Organlar Arasında Yetki Uyuşmazlığı
Madde 145
(1) Anayasa Mahkemesi Devlet organları arasında kuvvet veya yetki uyuşmazlık veya itirazlarına dair herhangi bir konu ile ilgili olarak yapılan başvuru hakkında, kesin olarak karar vermek yargı yetkisine sahiptir.
(2) Herhangi bir konu ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin yetkisine giren bir sorun ortaya çıktığı takdirde, bu sorun Anayasa Mahkemesinde kesinlikle karara bağlanır.
(3) Bu maddenin (1). fıkrası gereğince:
(a) Cumhurbaşkanı; veya
(b) Cumhuriyet Meclisi; veya
(c) Devletin diğer herhangi bir organı, uyuşmazlık veya itiraz ile ilgili olmaları halinde, Anayasa Mahkemesine başvurabilirler.
(4) Başvurular, sözkonusu kuvvet veya yetkiye itiraz edilmesinden başlayarak otuz gün içinde yapılır.
(5) Böyle bir başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi başvuru konusu olan yasa, karar veya işlemin, kuvvet veya yetki olmaksızın kabul edildiği, alındığı veya yapıldığı sebebine dayanmak suretiyle uyuşmazlığın çıkmasından veya itirazın yapılmasından veya başlangıcından başlayarak tamamen veya kısmen hükümsüz olduğuna ve hiçbir hukuki hükmü olmadığına karar verebilir; her iki halde de Anayasa Mahkemesi, böyle bir yasa, karar veya işlem gereğince yapılan veya yapılmamış olan herhangi bir eylem veya işlemin hükmü hakkında yöneride bulunabilir.
(6) Böyle bir başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından verilen herhangi bir karar, derhal ilgili taraflara ve Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere, Cumhurbaşkanına yazılı olarak bildirilir.
(7) Bu madde gereğince yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu olan yasa, karar veya işlemin, karar verilinceye kadar, yürürlülüğünün durdurulmasını emredebilir; böyle bir emir, derhal Resmi Gazete’de yayımlanır.
Yasaların Anayasaya Aykırılığı Konusu
Madde 146
(1) Cumhurbaşkanı, bir yasayı veya herhangi bir yasanın herhangi belli bir kuralını veya Cumhuriyet Meclisinin herhangi bir kararını yayımlamadan önce, bu Anayasanın herhangi bir kuralına aykırı veya ona uygun olup olmadığı konsusunda görüşünü bildirmek üzere Anayasa Mahkemesine sunabilir.
(2) Anayasa Mahkemesi, bu maddenin (1). fıkrası gereğince kendisine sunulan her konuyu inceler ve Cumhurbaşkanı ve Cumhuriyet Meclisi adına ileri sürülen iddiaları dinledikten sonra, konu hakkındaki görüşünü en geç kırkbeş gün içinde karara bağlar ve bunu Cumhurbaşkanına yazılı olarak bildirir.
(3) Anayasa Mahkemesi böyle bir yasa, karar veya onun herhangi bir kuralının bu Anayasanın herhangi bir kuralına aykırı olduğu veya ona uygun olmadığı görüşünde ise, sözkonusu yasa, karar veya kural Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanmaz ve gerekçesi ile birlikte Cumhuriyet Meclisine geri gönderilir.
(4) Bu şekilde geri gönderilen yasa, karar veya kural hakkında 94. maddenin geri gönderme ile ilgili kuralları uygulanmaz.
İptal Davası
Madde 147
(1) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisinde temsil edilen siyasal partiler, siyasal gruplar ve en az dokuz milletvekili veya kendi varlık ve görevlerini ilgilendiren alanlarda diğer kurum, kuruluş veya sendikalar bir yasanın, kararnamenin, tüzüğün, Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünün, Cumhuriyet Meclisi kararının, yönetmeliğin veya bunların herhangi bir kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırı veya ona uygun olmadığı gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilirler.
(2) Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açma hakkı iptali istenen yasanın, kararnamenin, tüzüğün, Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünün, Cumhuriyet Meclisi kararının, yönetmeliğin veya bunların herhangi bir kuralının Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak doksan gün sonra düşer.
Anayasaya Aykırılık Konusunun Mahkemeler Tarafından Yüksek Mahkemeye İletilmesi
Madde 148
(1) İstinaf işlemleri de dahil olmak üzere, herhangi bir mahkeme işlemindeki bir taraf, bu işlemin herhangi bir safahsında bu işlemdeki uyuşmazlık konularından herhangi birinin karara bağlanmasında etkisi olabilen herhangi bir yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir kuralının Anayasaya aykırılığını ileri sürebilir ve bunun üzerine, mahkeme bu konuyu, Anayasa Mahkemesine sunar ve bu konu hakkında Anayasa Mahkemesince bir karar verilinceye kadar sözkonusu işlemi durdurur.
Ancak Anayasa Mahkemesince herhangi bir yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir kuralının Anayasaya aykırılığı konusunda aynı veya benzeri bir konuda daha önce karar verilmişse, mahkeme konunun Anayasa Mahkemesine iletilmesinin reddine karar verebilir.
(2) Anayasa Mahkemesi kendi kararına sunulan bir konuyu, tarafları dinledikten sonra inceler ve kararını verir. Alınan karar konuyu sunan mahkemeye bildirilir.
(3) Anayasa Mahkemesinin, bu maddenın (2). fıkrası gereğince verdiği herhangi bir karar, konuyu sunan mahkemeyi ve ilgili tarafları bağlar. Alınan karar, yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi belli bir kuralının Anayasaya aykırı olduğu yolunda ise, sözkonusu yasa veya karar veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi belli bir kuralı, Anayasa Mahkemesince aksine karar verilmedikçe yalnız sözkonusu mahkeme işlemine uygulanmaz.
Anayasanın Yorumu
Madde 149
Anayasa Mahkemesi, bu anayasanın herhangi bir kuralını yorumlamak münhasır yetkisine sahiptir. Bunu yaparken Anayasa ile ilgili komite raporları ile Meclis tutanaklarından da yararlanır.
(2) Anayasa Mahkemesince, Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilen yasa, kararname, tüzük, Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğü, Cumhuriyet Meclisi kararı, yönetmelik veya bunların herhangi bir kuralı, gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar.
(3) Gereken hallerde, Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten başlayarak bir yılı geçemez.
(4) İptal kararı geriye yürüyemez.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Yüksek Mahkemenin Yargıtay Olarak Görev ve Yetkileri
Yargıtayın Yetkileri
Madde 151
(1) Yargıtay, Devlette en yüksek istinaf mahkemesidir; bu Anayasa ve onun gereğince yapılan yasa ve Mahkeme Tüzüğü kurallarına bağlı olarak, herhangi bir mahkeme kararının istinafına ait davalara bakmak ve karara bağlamak yetkisine sahiptir.
(2) Bu maddenin (3). fıkrası kuralları saklı kalmak koşuluyla, Yargıtay, bu Anayasanın veya herhangi bir yasanın gösterdiği hallerde ilk mahkeme olarak ve istinafen davalara bakmak yargı yetkisine sahiptir.
Ancak, ilk mahkeme olarak yetki verildiği hallerde, bu yetki Yüksek Mahkemenin atayacağı Yüksek Mahkeme yargıç veya yargıçları tarafından kullanılır. Bu suretle verilecek kararlara karşı Yargıtaya istinafen başvurma hakkı vardır.
(3) Yetkisiz tutuklamanın kaldırılması için emirname (Habeas Corpus), bir yetkinin kullanılmasını sağlamak için emirname (mandamus), herhangi bir mahkeme veya yargı niteliğinde yetki kullanan herhangi bir makamın yanlış bir kararının uygulanmasını önlemek için emirname (Prohibition), bir makamın herhangi bir yetkiye dayanılarak işgal edildiğinin soruşturulmasına ilişkin emirname (quo warranto) ve herhangi bir mahkeme veya yargı niteliğinde yetki kullanan herhangi bir makamın kararının iptali için emirname (certiorari) çıkarmaya münhasıran Yüksek Mahkeme, Yargıtay olarak yetkilidir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Yüksek Mahkemenin Yüksek İdare Mahkemesi
Olarak Görev ve Yetkileri
Yüksek İdare Mahkemesinin Yetkileri
Madde 152
(1) Yüksek İdare Mahkemesi, yürütsel veya yönetsel bir yetki kullanan herhangi bir organ, makam veya kişinin bir kararının, işleminin veya ihmalinin, bu Anayasanın veya herhangi bir yasanın veya bunlara uygun olarak çıkarılan mevzuatın kurallarına aykırı olduğu veya bunların sözkonusu organ veya makam veya kişiye verilen yetkiyi aşmak veya kötüye kullanmak suretiyle yapıldığı şikayeti ile kendisine yapılan başvuru hakkında, kesin karar vermek münhasır yargı yetkisine sahiptir.
(2) Böyle bir başvuru, sahip olduğu meşru bir menfaatı, bu gibi karar veya işlem veya ihmal yüzündan olumsuz yönde ve doğrudan doğruya etkilenen kişi tarafından yapılabilir.
(3) Sözkonusu başvuru, karar veya işleminyayınlanması tarihinden veya yayınlanmadığı takdirde veya bir ihmal halinde, başvuran kişinin bunu öğrendiği tarihten başlayarak yetmiş beş gün içinde yapılır.
(4) Böyle bir başvuru üzerine Yüksek İdare Mahkemesi, kararında:
(a) Sözkonusu karar veya işlem veya ihmali, tamamen veya kısmen onaylayabilir; veya
(b) Sözkonusu karar veya işlemin, tamamen veya kısmen, hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar verebilir; veya
(c) Sözkonusu ihmalin, tamamen veya kısmen yapılmaması gerektiğine ve yapılması ihmal olunan eylem veya işlemin yapılması gerektiğine karar verebilir.
(5) Bu maddenin (4). fıkrası gereğince verilen herhangi bir karar, Devlet içerisindeki bütün mahkemeleri ve bütün organları veya makamları bağlar. Karar, ilgili organ veya makam veya kişi tarafından uygulanır ve ona göre hareket edilir.
(6) Bu maddenın (4). fıkrası gereğince hükümsüz kılınan herhangi bir karar veya işlemin veya yapılmaması gerektiğine karar verilen herhangi bir ihmalin, kendisine zarar verdiği herhangi bir kişi, ilgili organ, makam veya kişi tarafından, istemi kendisini tatmin eder şekilde yerine getirilmediği takdirde, zararların tazmini veya kendisine başka bir tazminat verilmesi için dava açmak ve mahkeme tarafından saptanacak tam ve muhik bir tazminat almak ve sözkonusu mahkemenin vermeye yetkili olduğu diğer tam ve muhik bir tazminat almak hakkına sahiptir.
ALTINCI BÖLÜM
Yüksek Mahkemenin Diğer Görev ve Yetkileri
Yüksek Mahkemenin Diğer Görev ve Yetkileri
Madde 153
Yüksek Mahkemenin kuruluşu ve oluşumu, işleyişi, görev ve yetkileri bu Anayasa’da belirtilen kurallar saklı kalmak koşuluyla, yasa ile düzenlenir.
Mahkeme Tüzükleri Yapma Yetkisi
Madde 154
(1) Yüksek Mahkeme, kendisinin veya herhangi bir diğer mahkemenin uygulama ve usul kurallarını düzenlemek için bu Anayasa ve yasalarda belirlenen kurallar çerçevesinde mahkeme tüzükleri yapar.
(2) Bu maddenin (1). fıkrasının genelliği saklı kalmak üzere Yüksek Mahkeme, aşağıdaki amaçlar için, mahkeme tüzüklerine kurallar koyabilir:
(a) Mahkeme oturumlarının düzenlenmesi ve herhangi bir amaç için yargıçların görevlendirilmesi;
(b) Yüksek Mahkemedeki veya başka bir mahkemedeki istinaf veya diğer işlemlerin gereğinden fazla veya taciz edici olduğu veya adaletin gerçekleştirilmesini geciktirmek amacıyla yapıldığı görünenlerin seri yargılama usulü ile karara bağlanmaları;
(c) Mahkemelerdeki yargılama işlemleri ile ilgili şekillerin, harçların, işlemlerin ve onlarla ilgili giderlerin düzenlenmesi;
(ç) Mahkemelerin kayıt kalemlerinin oluşumu ve mahkemelere bağlı kamu görevlilerinin yetki ve görevlerinin saptanması ve düzenlenmesi;
(d) Mahkeme tüzüklerinde herhangi bir kuralın yerine getirilmesi için gereken sürenin saptanması.
YEDİNCİ BÖLÜM
Alt Mahkemeler
Mahkemelerin Kuruluşu, Görev ve Yetkileri
Madde 155
(1) Bu Anayasa ve yasalar gereğince, Yüksek Mahkeme tarafından kullanılan yargı yetkisi dışındaki yargı yetkisi, bu Anayasa kurallarına bağlı olarak ve bunlar gereğince yasada gösterilen alt mahkemeler ve ihtisas mahkemeleri tarafından kullanılır.
(2) Yargı yetkisi kullanan alt mahkemeler ile ihtisas mahkemelerinin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri yasa ile düzenlenir.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Askeri Yargı ve Askeri Yargıtay
Askeri Yargı
Madde 156
(1) Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür.
(2) Askeri mahkemeler, Silahlı Kuvvetlerde görevli olmayan kişilerin özel yasada belirtilen askeri suçları ile yasada gösterilen görevlerini yaptıkları sırada veya yasada gösterilen Silahlı Kuvvetlere ait yerlerde Silahlı Kuvvetlerdeki görevlilere karşı işledikleri suçlara bakmakla görevlidir.
(3) Askeri mahkemelerin, savaş veya sıkıyönetim hallerinde veya olağanüstü durumda,hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili olduğu yasa ile düzenlenir.
(4) Askeri yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri Silahlı Kuvvetlere bağlı yargıçların özlük işleri, askeri mahkemelerde savcılık görevlerini yapanlarla ilgili kurallar, mahkemerlin bağımsızlığı, yargıçların güvenceleri ve Silahlı Kuvvetlerdeki hizmetlerin gereklerine göre yasa ile düzenlenir.
Askeri Yargıtay
Madde 157
(1) Askeri Yargıtay, askeri mahkemelerce verilen karar ve hükümlerin son inceleme merciidir.
(2) Askeri Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri ve üyeleri hakkındaki disiplin ve özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı, yargıçların güvenceleri ve Silahlı Kuvvetlerdeki hizmetlerin gereklerine göre yasa ile düzenlenir.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Başsavcılık
Başsavcı ve Savcılar
Madde 158
(1) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hukuk Dairesi bağımsız olup Başkanı Başsavcıdır. Başsavcının yokluğunda kendisine Başsavcı Yardımcısı vekillik eder.
(2) Başsavcı, Yüksek Mahkeme yargıcı atanabilmek için gerekli niteliklere sahip kişiler arasından atanır ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adliyesinin daimi üyesidir. Başsavcı, Yüksek Mahkeme yargıçlarının bağlı olduğu aynı koşul ve kayıtlarla görev yapar ve görevine ancak Yüksek Mahkeme yargıçlarına uygulanan aynı nedenlerle ve aynı usulle son verilebilir.
(3) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başsavcısı, Devletin, Cumhurbaşkanının, Başbakanın, Bakanlar Kurulunun, bakanların ve diğer Devlet organlarının hukuk danışmanıdır. Kendisine bu Anayasa veya yasa tarafından verilen veya emrolunan diğer bütün yetkileri kullanır ve görevleri yapar.
(4) (a) Başsavcı, kamu yararının gereğine göre, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mahkemelerinde, herhangi bir suç hakkında dava açmak, izlemek, davayı devralmak, devam ettirmek veya ettirmemek yetkisine sahiptir. Ceza mahkemelerinde, kovuşturmanın kesin yönetim ve sorumluluğu Başsavcıya aittir. Bu yetki doğrudan doğruya kendisince veya yönerisine uygunolarak Başsavcı Yardımcısı veya savcılar tarafından kullanılır.
(b) Başsavcı, gerekli gördüğü hallerde. Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir emirname ile, davasız çözümlenmesine yasa ile olanak tanınan yol trafik suçlarını, kendi yönerisi ve sorumluluğu çerçevesinde mahkemelerde kovuşturmak üzere, uygun göreceği bir polis mensubunu yetkilendirebilir.
(c) Başsavcı, grekli gördüğü hallerde, Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir emirname ile bakanlıkların veya diğer kamu kuruluşlarının taraf olduğu davalarda, ilgili bakanlık veya diğer kamu kuruluşlarında görevli ve avukatlık yapmak ehliyetine sahip bir hukukçuyu, bu davaları mahkemelerde yürütmekle yetkili kılabilir.
(5) Başsavcı, Devletin taraf olduğu hukuk ve Anayasa davalarında Devleti veya organlarını da temsil etme yetkisine sahiptir.
(6) Başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve Savcılar, herhangi bir mahkemede dinlenilmek hakkına sahiptirler ve bu hakkın kullanılmasında, mahkeme önüne çıkan bütün diğer kişilere karşı öncelik kazanırlar.
(7) Başsavcı, her takvim yılı sonunda, Hukuk Dairesinin genel işleyişi ve görevlerinin yürütülmesinde görülen aksaklık veya varsa nedenleri hakkında Cumhurbaşkanına, Cumhuriyet Meclisine ve Bakanlar Kuruluna rapor verir ve alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur.
(8) Bu Anayasanın kuralları saklı kalmak kaydıyla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hukuk Dairesinin kuruluşu, işleyişi, Başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve savcıların nitelikleri ile atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, haklarında disiplin kovuşturması yapılması ve disiplin cezası uygulanması ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıçların güvenceleri kurallarına göre yasa ile düzenlenir.
ALTINCI KISIM
Çeşitli Kurallar
Devletin Mülkiyet Hakkı
Madde 159
(1) 15 Kasım 1983 tarihinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan, ve;
(a) Tapusu, 16 Ağustos 1960 tarihinden önce Kıbrıs Hükümeti adına kayıtlı tüm taşınmaz mallar ile, 16 Ağustos 1960 tarihinden sonra Kıbrıs Cumhuriyetine intikal eden tüm taşınmaz mallar; kamuya ait yollar, sular, su kaynakları, liman ve sahiller, rıhtım ve iskeleler, göller, dere ve göl yatakları, tarihi kent, bina ve kalıntılar ile kaleler ve bunların alanları, doğal servetler ve yeraltı kaynakları, ormanlar, savunma yapı ve tesisleri ile yeşil saha ve parklar; kamuya açık köy ve tarla yolları, kamu hizmetinde kullanılan binalar;
(b) Kıbrıs Türk Federe Devletinin ilan edildiği 13 Şubat 1975 tarihinde terkedilmiş bulunan veya sözkonusu tarihten sonra yasanın terkedilmiş veya sahipsiz taşınmaz mal olarak nitelendirdiği veya hüküm veya tasarrufu kamuya ait olması gerekli olup da aidiyeti saptanamamış olan tüm taşınmaz mallar, bina ve tesisler; ile
(c) 1960 Kuruluş Andlaşmasında ve ona bağlı eklerde belirlenen askeri tesis, rıhtım, kamp vesair talim sahaları içinde bulunan tüm taşınmaz mallar,
Tapuda böyle kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin mülkiyetindedir ve tapu kayıtları buna göre düzeltilir.
(2) Yukarıdaki (1). fıkranın (a) ve (c) bendlerinde sözü edilen taşınmaz malların mülkiyeti, bu Anayasanın başka herhangi bir kuralına bakılmaksızın gerçek veya tüzel kişilere devredilemez.
Ancak, kamuya ait yollar ile kamuya açık köy ve tarla yolları üzerinde Devletin gerekli düzenlemeleri yapması bu kuralın dışındadır.
Bu taşınmaz mallar üzerinde kamu yararı için belli sürelerle irtifak ve intifa hakkı gibi ayni haklar ile uzun vadeli icarlar, yasa ile belirlenen biçim ve koşullarla tesis ve tescil edilebilir.
Süresi elli yılı aşan bu gibi hakların tesis ve tescili, Cumhuriyet Meclisinin onayı ile mümkündür.
(3) Yukarıdaki (1). fıkranın (b) bendinde belirtilen taşınmaz mallardan, orman, yeşil saha, anıt ve park yerleri, sular, yeraltı suları, doğal kaynaklar ve savunma alanları, akmu yönetimi ve askeri amaçlar için gerekli bina, tesis ve arsalar ile şehir ve kırsal planlama ve toprak koruma amaçları için gerekli görülenler dışında kalan taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet hakkının gerçek veya tüzel kişilere devredilmesi yasa ile düzenlenir.
(4) Yukarıdakı (1). fıkranın (b) ve (c) bendlerinin kapsamına giren taşınmaz mallar ile ilgili olarak meşru hak iddia edenlerin ortaya çıkması halinde, haklarının ispatı için gerekli usul ve koşullar ile alacakları tazminat esasları yasa ile düzenlenir.
(5) Dini ibadet yerleri ile bunların içinde bulundukları taşınmaz mallar gerçek veya tüzel kişilere devredilemez. Devlet, bunların korunması, bakımı ve idamesi için gerekli önlemleri alır.
Kamu Görevlilerinin Haklarının Saklı Tutulması
Madde 160
(1) Bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu görevlisi bulunan herhangi bir kişi, bu tarihten sonra, kendisine bu tarihe kadar uygulanan aynı hizmet koşullarına bağlı olmak hakkına sahiptir. Bu hizmet koşulları, Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte veya ondan sonra, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kamu görevlisi bulunduğu sürece, herhangi bir kişi aleyhine değiştirilemez.
Bu maddede belirtilen kamu görevlileri yeni bir atama işlemine gerek olmaksızın görevlerine devam ederler.
(2) Bu madde amaçları bakımından, kamu görevlisi, Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin kamu hizmetinde herhang, bir hizmeti gören kişiyi anlatır ve bu Anayasa ile diğer kamu personeli olarak tanımlanan kişileri de kapsar.
(3) Bu madde amaçları bakımından hizmet koşulları, bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan yürürlükteki mevzuat uyarınca saptanmış ücret, izin, azil, görevden uzaklaştırma, emeklilik maaşı, ikramiyeleri ve benzeri hakları kapsar.
Cumhuriyet Resmi Gazete’si
Madde 161
(1) Cumhuriyetin yasa, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici hukuki belgeleri ile kamuyu ilgilendiren ve yasalarla belirlenen ilan, ihbar ve benzeri işlemleri, Başbakanlığın denetimi altında Devlet Basımevinde basılan Resmi Gazete’de yayımlanır.
(2) Resmi Gazete’nin yönetimi, şekil ve koşulları ile nasıl bastırılıp dağıtılacağı ve diğer hususlar yasa ile düzenlenir.
(3) Yukarıdaki (1). fıkrada belirlenen hukuki belge ve işlemler Resmi Gazete’de yayımlanmadıkça yürürlüğe giremez.
YEDİNCİ KISIM
Geçici Kurallar
Hakların Korunması
Geçici Madde 1
(1) Türk Toplumunun ulusal direnişi uğruna veya direniş sırasında göç eden veya doğrudan doğruya veya dolaylı olarak zarara uğrayan yurttaşları korumak amacıyla gerekli sosyal, ekonomik, mal, ve tazminat dahil diğer önlemler yasa ile düzenlenir.
(2) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşlarının Devlet sınırları dışında, Kıbrıs’ta kalan taşınmaz malları için Devletten, eşdeğerde taşınmaz mal isteme hakları saklıdır; bu hak yasa ile düzenlenir ve bu Anayasanın 159. maddesinin (2). fıkrası kapsamına giren taşınmaz malların hak sahiplerine mülkiyetinin devri öncelikle gerçekleştirilir.
Şehitlik, malül gazilik nedeniyle yasanın mülkiyet hakkı tanıdığı kişilere ve yasada belirtilen diğer nedenlerle hak sahibi olanlara da mülkiyet verilir.
(3) Devlet, göçmenlerin eşit statü altında esenlendirilmesi, kendilerine, ailelerine ve topluma yararlı duruma getirilmeleri için gerekli sosyal, ekonomik, mali ve diğer önlemleri alır; esenlendirmeyi gerçekleştirinceye kadar gerekli yardımları yapar.
(4) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türk yurttaşlarının, terketmek zorunda kaldıkları taşınır ve taşınmaz mallar nedeniyle gelir kaybına veya zarara uğramışlarsa tazminat isteme hakları saklıdır. Bu haklar yasa ile düzenlenir.
(5) Bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, eşdeğerde mal uygulamalarının önceliğine uyulmak koşuluyla, hak sahiplerine taşınmaz mallarla ilgili mülkiyet hakkı devir işlemleri en geç beş yıl içinde tamamlanır.
Hak ve Yükümlülüklerin Değerlendirilmesi
Geçici Madde 2
Geçici 1. madde kuralları uyarınca hak sahibi kılınan yurttaşların ellerinde bulundurdukları kaynakların, ellerine geçtiği tarihten itibaren gelirleri veya yıllar itibarıyle kiraları, gerçekçi olarak hesaplanır ve yasanın belirlediği veya belirleyeceği haklarından çıkarılır. Bu işlem yapıldıktan sonra, Devlet, alacaklı olanlara alacaklarını tamamlar; verecekli olanlar ise, Devlete, makul bir süre içerisinde vereceklerini öderler.
Orman Tarlaları
Geçici Madde 3
(1) Bu Anayasanın 159. maddesinin (2). fıkrası kurallarına bakılmaksızın, alçak orman bölgelerinde ormantarlası olarak anılan ve 1 Ocak 1955’ten beri tarım arazisi olarak kullanılan Devlet arazilerinin mülkiyet hakkının fiili zilyedlerine devri mümkündür.
Bu fıkra amaçları bakımından fiili zilyed, taşınmaz malı tarım arazisi haline getiren ve 1 Ocak 1955’ten beri kullanmayı sürdüren kişiyi anlatır ve yasal mirasçıları ile bunlardan devralan kişiyi de kapsar.
Bu fıkranın uygulanması yasa ile düzenlenir.
(2) (1). fıkrada belirtilen statü içinde olup 20 Temmuz 1974 tarihine kadar Kıbrıs Türk toplumu mensubu olmayan kişilerin fiili zilyedliğinde bulunan Devlet arazilerinin geleceği yasa ile düzenlenir.
Mevcut Mevzuatın Geçerliliği ve Bu Mevzuatın Anayasaya Aykırılığı İddiası
Geçici Madde 4
(1) Bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte olan mevzuat, bu Anayasa kurallarına aykırı olmadığı ölçüde yürürlükte kalır.
(2) Kıbrıs Türk Federe Meclisinin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ve Bağımsızlık Bildirisini onaylayan 15 Kasım 1983 tarihli ve 50 sayılı kararı da, bu Anayasa kurallarına aykırı olmadığı ölçüde yürürlükte kalır.
(3) Yürürlükte olan mevzuat hakkında, bu Anayasaya aykırılığı iddiası ile, bu anayasanın 147. maddesinde belirtilen kişi, kurum ve kuruluşlar, Anayasa Mahkemesinde iptal davası açabilirler. İptal davası açma hakkı, cumhuriyet Meclisinin göreve başladığı tarihten başlayarak altmış günlük süre sonunda düşer. 148. madde kuralları saklıdır.
(4) Bu madde uyarınca yürürlükte sayılan mevzuat, Anayasa gücünde veya Anayasa nitelikli mevzuat sayılmaz ve mevzuatın niteliğine göre, herhangi bir yasa ile veya bu Anayasanın yetkili kıldığı organ kararı ile iptal edilebilir, değiştirilebilir veya yürürlükten kaldırılabilir.
Cumhuriyet Meclisi Seçimleri
Geçici Madde 5
Bu Anayasa, halkoylamasında kabul edilip Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdikten sonra, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Meclisinin karara bağladığı tarihte Cumhuriyet Meclisi seçimi yapılır. Sözkonusu gün, seçim işlemleri bakımından oy verme günüdür. Diğer seçim işlerinin tarihleri Yüksek Seçim Kurulunca saptanır.
Cumhurbaşkanının Seçimi ve Eski Cumhurbaşkanının Görevinin Sona Ermesi
Geçici Madde 6
Bu Anayasaya göre ilk Cumhurbaşkanlığı seçimi, Cumhuriyet Meclisi seçimleriyle birlikte aynı gün yapılır ve seçilen Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisinin toplanıp göreve başladığı günü izleyen gün Mecliste andiçerek göreve başlar. Seçilen Cumhurbaşkanı, göreve başladığı anda da eski Cumhurbaşkanının görevi sona erer.
Ancak, Kurucu Meclis koşulların gerektirdiği hallerde, Cumhurbaşkanlığı seçiminin değişik bir günde yapılmasını karara bağlayabilir.
Kurucu Meclisin Hukuki Varlığının Sona Ermesi
Geçici Madde 7
Bu Anayasaya göre kurulan Cumhuriyet Meclisinin toplanmasıyla 2 Aralık 1983 tarihli ve 3 sayılı Meclis Kararı ile oluşturulan Kurucu Meclisin hukuki varlığı sona erer ve kendiliğinden dağılmış olur.
Geçici İçtüzük
Geçici Madde 8
Bu Anayasaya göre kurulan Cumhuriyet Meclisinin toplantı ve çalışmaları için, kendi İçtüzüğü yapılıncaya kadar, Kıbrıs Türk Federe Meclisi İçtüzüğünün, bu Anayasaya aykırı olmayan kuralları uygulanır.
Bakanlar Kurulunun Durumu
Geçici Madde 9
Bu Anayasanın 106. maddesine göre yeni Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanınca atandığı zaman, mevcut Bakanlar Kurulunun görevi kendiliğinden sona erer.
Savunma ve İşbirliği
Geçici Madde 10
Kıbrıs Türk halkının savunması ve iç güvenliği ile milletlerarası durum gerektirdiği sürece bu Anayasanın 117. maddesinde yer alan kurallar yürürlüğe girmez. Anayasa yürürlüğe girdiği tarihte dış ve iç güvenliğin sağlanmasında kullanılan bütün kuvvetlerle, bunlara ilişkin olarak uygulamada olan usul ve hükümlerin ve bu konularda kabul edilmiş ve edilecek işbirliği esaslarının uygulanmasına devam olunur.
Anayasanın Kabul Ettiği Organ, Kurum ve Kurulların Durumu
Geçici Madde 11
Bu Anayasa ile kabul edilmiş olan yeni organ, kurum ve kurulların kuruluş ve işleyişleriyle ilgili yasalar Cumhuriyet Meclisince kabul edilip yürürlüğe konuncaya kadar, bu konularda mevcut mevzuat kurallarının uygulanmasına devam edilir ve mevcut organ, kurum ve kurullar görevlerine devam ederler.
Anayasa Metninin Yayımlanması
Geçici Madde 12
Bu Anayasa metni, Kurucu Meclisce kabul edildiği tarihten başlayarak on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlanır.
Ölüm Cezalarının Müebbet Hapse Dönüştürülmesi
Geçici Madde 13
Anayasanın 15. maddesinin (2). fıkrasında öngörülen ölüm cezaları dışında, yürürlükteki mevzuatta ölüm cezasını gerektiren suçlar için öngörülen ölüm cezaları, bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, müebbet hapse dönüştürülür.
SEKİZİNCİ KISIM
Son Kurallar
Anayasanın Değiştirilmesi
Madde 162
(1) Bu Anayasa kuralları kısmen veya tamamen ancak Cumhuriyet Meclisinin en az on üyesinin önerisi ve üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyuyla değiştirilebilir. Bu Anayasanın 9. maddesi kuralları saklıdır.
(2) Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki önerilerin görüşülmesi ve kabulü, (1). fıkrada yer alan kayıtlar dışında, yasaların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki kurallara bağlıdır.
Ancak değişiklik önerileri, önerilerin verildiği tarihten başlayarak otuz gün geçmedikçe görüşülemez.
(3) Anayasa değişiklikleri, halkoylamasından sonra, kabul edildiği takdirde, Cumhurbaşkanınca on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer.
Başlangıç Kısmı
Madde 163
Toplumsal mücadeleyi ve bu Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten Başlangıç Kısmı, bu Anayasanın metninden sayılır.
Anayasanın Yürürlüğe Girmesi
Madde 164
Bu Anayasa halkoylamasına sunulup kabul edildikten sonra, en geç on gün içinde halkoylaması sonuçlarıyla birlikte Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin Anayasası olur.
24 Nisan 2004 tarihinde gerçekleştirilen referandumda, Kıbrıs Rum kesimi (Güney Kıbrıs) %75.83 oranında, Annan Planı’nı reddetmiş, ve anayasa taslağı uygulamaya geçememiştir. Kıbrıs Türk kesimi (Kuzey Kıbrıs) ise %64.91 oranında kabul oyu vermiştir. Kıbrıs Rum kesiminin reddetmesi nedeniyle Annan Planı uygulanamamıştır.
Annan Planı ile kurulması öngörülen Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’nin Anayasası
GİRİŞ
I. BÖLÜM
GENEL İLKELER
Madde 1 : Kıbrıs Türk Devletinin Şekli ve Nitelikleri
Madde 2 : Kıbrıs Türk Devletinin Yetkileri
Madde 3 : Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Marşı ve Başkenti
Madde 4 : Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına Sadakat
Madde 5 : Yasama Erki
Madde 6 : Yürütmenin Yetkileri ve Görevleri
Madde 7 : Yargı Erki
Madde 8 : Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına Bağlı Olarak Anayasanın Üstünlüğü ve Bağlayıcı Gücü
Madde 9 : Kıbrıs Türk Devletinin Sınırları
II. BÖLÜM
TEMEL HAKLAR ÖZGÜRLÜKLER VE ÖDEVLER
I. KISIM
GENEL HÜKÜMLER
Madde 10 : İnsan Onuruna Saygı
Madde 11 : Eşitlik
Madde 12 : Temel Hakların Niteliği ve Korunması
Madde 13 : Temel Hak ve Özgürlüklerin Özü ve Kısıtlanması
Madde 14 : Temel Hak ve Özgürlüklerin Kötüye Kullanılmaması
Madde 15 : Azınlıkların Statüsü
Madde 16 : Yabancıların Statüsü
II. KISIM
KİŞİLERİN HAKLARI, ÖZGÜRLÜKLERİ VE ÖDEVLERİ
Madde 17 : Kişi Bütünlüğü
Madde 18 : Yaşam Hakkı
Madde 19 : Kişinin Maddi ve Manevi Bütünlüğünün Korunması
Madde 20 : Kişinin Özgürlüğü ve Güvenliği
Madde 21 : Adli Yargıya ilişkin Haklar
Madde 22 : Sanıkların Hakları
Madde 23 : Bireyin Özel Hayatının Gizliliği
Madde 24 : Kişiye ait Bilgilerin Korunması
Madde 25 : Konut Dokunulmazlığı
Madde 26 : Haberleşme Özgürlüğü
Madde 27 : Dolaşım ve İkamet Özgürlüğü
Madde 28 : Vicdan ve Din Özgürlüğü
Madde 29 : Düşünce, Konuşma ve İfade Özgürlüğü
Madde 30 : Bilim ve Sanat Özgürlüğü
Madde 31 : Basın Özgürlüğü
Madde 32 : Gazete, Dergi ve Broşür Yayımlama Hakkı
Madde 33 : Kitap Yayımlama Hakkı
Madde 34 : Basım Teçhizatının Korunması
Madde 35 : Basın Dışındaki Haberleşme Araçlarından Yararlanma Hakkı
Madde 36 : Düzeltme ve Cevap Hakkı
Madde 37 : Toplantı ve Gösteri Hakkı
Madde 38 : Dernek Kurma Hakkı
Madde 39 : İyi Yönetilme Hakkı
III. KISIM
SOSYAL VE EKONOMİK HAKLAR, ÖZGÜRLÜKLER VE ÖDEVLER
Madde 40 : Ailenin Korunması
Madde 41 : Çocukların Korunması
Madde 42 : Yaşlıların Korunması
Madde 43 : Mülkiyet Haklarına İlişkin Genel Hükümler
Madde 44 : Toprağın Korunması
Madde 45 : Kıyıların Korunması
Madde 46 : Tarih, Kültür ve Doğa Varlıklarının Korunması
Madde 47 : Çevrenin Korunması
Madde 48 : İktisap ve Müsadere
Madde 49 : Vakıf Malları ile ilgili İktisap, Müsadere ve Kısıtlamalar
Madde 50 : Devletleştirme
Madde 51 : Konut Hakkı
Madde 52 : Sağlık Hakkı
Madde 53 : Sözleşme Hakkı
Madde 54 : Ekonomik ve Sosyal Hayatın Düzeni
Madde 55 : Çalışma Özgürlüğü
Madde 56 : Çalışma Hakkı
Madde 57 : İstihdam Koşulları
Madde 58 : Dinlenme Hakkı
Madde 59 : Ücrette Hakkaniyet Sağlanması
Madde 60 : Sendika Kurma Hakkı
Madde 61 : Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı
Madde 62 : Sosyal Güvenlik Hakkı
Madde 63 : Açlıktan Korunma Hakkı
Madde 64 : Özel Olarak Korunma Hakkı
Madde 65 : Yoksulların Rehabilitasyonu
Madde 66 : Öğrenim ve Eğitim Hakkı
Madde 67 : Gençliğin Korunması
Madde 68 : Sporun Özendirilmesi
Madde 69 : Sanatın, Sanatçının ve Kültürel Hakların Korunması
Madde 70 : Kooperatifçiliğin Geliştirilmesi
Madde 71 : Tarım ve Çiftçilerin Korunması
Madde 72 : Tüketicilerin Korunması
Madde 73 : Devletin Ekonomik ve Sosyal Görevlerinin Sınırı
IV. KISIM
SİYASİ HAKLAR VE ÖDEVLER
Madde 74 : Kurucu devlette iç vatandaşlık statüsü
Madde 75 : Seçme, seçilme ve halk oylamasına katılma hakkı
Madde 76 : Seçimlerin genel yönetimi ve denetimi
Madde 77 : Siyasi parti kurma hakkı ve partilerin siyasi hayattaki yeri
Madde 78 : Siyasi partilerin uyacakları ilkeler
Madde 79 : Kamu hizmetine girme hakkı
Madde 80 : Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin örgüt, kurum ve kuruluşlarına atamalar
Madde 81 : Mal bildirimi
Madde 82 : Vergi ödevi
Madde 83 : Dilekçe hakkı
III. BÖLÜM
YASAMA
BİRİNCİ KISIM
KIBRIS TÜRK DEVLETİ MECLİSİ
Madde 84 : Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin oluşumu
Madde 85 : Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin görev ve yetkileri
Madde 86 : Kıbrıs Türk Devleti Meclis seçimleri
Madde 87 : Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin dokunulmazlığı, iç güvenliği ve idare hizmetleri
Madde 88 : Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin toplantıları ve çalışma düzeni
Madde 89 : And içme
Madde 90 : Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin başkanlık divanı
Madde 91 : Yasama dokunulmazlığı
Madde 92 : Milletvekilliğinin sona ermesi
Madde 93 : Milletvekilliği ile bağdaşmayan görevler
Madde 94 : Milletvekillerinin ödenekleri
Madde 95 : Kıbrıs Türk Devleti Meclisi seçimlerinin yenilenmesi
İKİNCİ KISIM
Yasaların Yapılması
Madde 96 : Yasa ve kararların yapılması ile ilgili genel kurallar
Madde 97 : Ticari ve kültürel konularda uluslararası anlaşmaların onaylanması
Madde 98 : Bütçenin hazırlanması, uygulanması, görüşülmesi ve kabulü
Madde 99 : Kesin hesaplar
Madde 100 : Yasaların Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanınca yayınlanması
Madde 101 : Kararların yayımlanması
ÜÇÜNCÜ KISIM
Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Bilgi Edinme ve Denetim Usulleri
Madde 102 : Genel olarak Bilgi Edinme ve Denetleme Yetkisi
Madde 103 : Soru Yöneltilmesi ve Genel Görüşme Açılması
Madde 104 : Araştırma ve Soruşturma
IV. BÖLÜM
Yürütme BİRİNCİ KISIM Cumhurbaşkanı
Madde 105 : Cumhurbaşkanı
Madde 106 : Kıbrıs Türk Devleti Başkanının And İçmesi
Madde 107 : Cumhurbaşkanın Tarafsızlığı
Madde 108 : Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanının Görev ve Yetkileri
Madde 109 : Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanının Dokunulmazlığı ve Sorumluluğu
Madde 110 : Cumhurbaşkanlığı Makamının Boşalması
Madde 111 : Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanlığına Vekalet Etme
İKİNCİ KISIM
Bakanlar Kurulu
Madde 112 : Bakanlar Kurulu’nun Oluşumu
Madde 113 : Başbakanın Görevleri, Yetkileri ve Sorumlulukları
Madde 114 : Bakanlıkların Kurulması
Madde 115 : Bakanlar Kurulu’nun Göreve Başlaması ve Sorumlulukları
Madde 116 : Bakanların Görevleri, Yetkileri ve Sorumlulukları
Madde 117 : Kanun Hükmünde Kararname
ÜÇÜNCÜ KISIM
İdari Hükümler
Madde 118 : İdare
Madde 119 : Kamu Denetçisi
Madde 120 : Daire ve Hizmet Birimlerinin Kuruluşu
Madde 121 : Merkezi Yönetim
Madde 122 : Polis Teşkilatı
Madde 123 : Yerel Yönetimler
Madde 124 : Kamu Hizmetleriyle İlgili Temel ve Sürekli Görevlerin Yerine Getirilmesi
Madde 125 : Kamu Personeli ve Diğer Kamu Görevleriyle İlgili Hükümler
Madde 126 : Tüzük ve Yönetmelikler
Madde 127 : Yasadışı Emirler
DÖRDÜNCÜ KISIM
Olağanüstü Hal
Madde 128 : Tabii Afetler, Ciddi Ekonomik Kriz ve Yaygın Şiddet Olayları Nedeniyle Olağanüstü Hal ilanı
Madde 129 : Olağanüstü Hallerle İlgili Düzenlemeler
BEŞİNCİ KISIM
Teşkilatlar
Madde 130 : Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Teşekkülleri
Madde 131 : Yüksek Öğretim Kurulları
Madde 132 : Radyo, Televizyon Yayınları ve Haber Ajansları
Madde 133 : Uzman ve Özerk Kurumlar
Madde 134 : Vakıflar Teşkilatı ve Din İşleri Dairesi
ALTINCI KISIM
Ekonomik ve Mali Hükümler
Madde 135 : Sayıştay
Madde 136 : Kamu Hizmet Teşekküllerinin Denetlenmesi
Madde 137 : Kalkınma ve Planlama
Madde 138 : Devlet’in Mali Yükümlülük Altına Sokulması ve Fonların Kurulması
V. BÖLÜM
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
Madde 139 : Mahkemelerin Bağımsızlığı
Madde 140 : Yargıçların Görev Süresi Güvencesi
Madde 141 : Yargıçlık Mesleği
Madde 142 : Duruşmaların Kamuya Açık ve Kararlarının Gerekçeli Olması
Madde 143 : Küçüklerin Yargılanması
Madde 144 : Yüksek Adliye Kurulu
Madde 145 : Mahkeme Karar ve Emirlerine Uymayanların Cezalandırılması
İKİNCİ KISIM Kıbrıs Türk Devleti Yüksek Mahkemesi
Madde 146 : Devlet’in Yüksek Mahkemesi’nin Oluşumu ve Görev Bölümü
ÜÇÜNCÜ KISIM Anayasa Mahkemesi Sıfatıyla Görev Yapan Yüksek Mahkemenin Görev ve Yetkileri
Madde 147 : Anayasa Mahkemesinin Yetkileri
Madde 148 : Organlar Arasında Yetki Uyuşmazlığı
Madde 149 : Yasaların Anayasaya Aykırılığı
Madde 150 : İptal Davaları
Madde 151 : Anayasaya Aykırılık Sorunlarının Mahkemeler Tarafından Yüksek Mahkemeye Gönderilmesi
Madde 152 : Anayasanın Yorumu
Madde 153 : Anayasa Mahkemesinin Kararları
DÖRDÜNCÜ KISIM Kıbrıs Türk Devleti Yüksek Mahkemesi’nin Yargıtay Sıfatıyla Görev ve Yetkileri
Madde 154 : Yargıtayın Yetkileri
BEŞİNCİ KISIM Kıbrıs Türk Devleti Yüksek Mahkemesi’nin Yüksek İdare Mahkemesi Olarak Görev ve Yetkileri
Madde 155 : Yüksek İdare Mahkemesinin Yetkileri
ALTINCI KISIM Kıbrıs Türk Devleti Yüksek Mahkemesi’nin Diğer Görev ve Yetkileri
Madde 156 : Kıbrıs Türk Devleti Yüksek Mahkemesi’nin Diğer Görev ve Yetkileri
Madde 157 : Mahkeme İç Tüzükleri Yapma Yetkisi
YEDİNCİ KISIM Alt Mahkemeler
Madde 158 : Alt Derece Mahkemelerin Kuruluşu, Görev ve Yetkileri
SEKİZİNCİ KISIM
Başsavcılık
Madde 159 : Başsavcı ve Devletin Hukuk Danışmanları
ALTINCI BÖLÜM
Muhtelif Hükümler
Madde 160 : Devletin Mülkiyet Hakkı
Madde 161 : Kamu Personeli Haklarının Mahfuz Tutulması
Madde 162 : Kıbrıs Türk Devleti’nin Resmi Gazetesi
YEDİNCİ BÖLÜM
Nihai Hükümler
Madde 163: Anayasa’nın Değiştirilmesi
Madde 164: Tanımlar
Madde 165: Anayasa’nın Yürürlüğe Girmesi
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Geçici Hükümleri
Geçici Madde 1: Zarar Gören Yurttaşların Korunması
Geçici Madde 2: Kıbrıs Türk Devlet Meclisi Seçimleri
Geçici Madde 3: Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Geçiş Dönemi Parlamentosuna Atama
Geçici Madde 4: Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Eşbaşkanlığı
Geçici Madde 5: Geçici Kurallar
Geçici Madde 6: Mevcut Organ, Kurum ve Kuruluşların Durumu
Geçici Madde 7: Yeniden Yerleştirme Kurulu ve Kıbrıs Mülkiyet Kuruluna Atama
Geçici Madde 8: Anayasa’nın Yayımlanması
Geçici Madde 9: Devlet Anayasasının Geçiş Döneminde Değiştirilmesi
Geçici Madde 10: Yerel Otorite Organlarının Seçimi
KIBRIS TÜRK DEVLETİ ANAYASASI
GİRİŞ
Biz Kıbrıs Türk Halkı,
Kıbrıs Türk Devleti’nin toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzeninin Garanti Antlaşmasıyla teminat altına alındığını hatırda tutarak, 24 Nisan 2004 tarihinde düzenlenen halkoylamasıyla kabul edilen işbu Anayasayı Kıbrıs Türk Devletinin Anayasası olarak egemen bir şekilde ilan ederiz.
BİRİNCİ BÖLÜM GENEL İLKELER
Kıbrıs Türk Devletinin Şekli ve Nitelikleri Madde 1
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin, siyasi eşitlik, iki kesimlilik ve eşit statü temeline dayalı iki Kurucu Devletinden biridir. Kıbrıslı Türklerin ayrı kimliğini ve iki bölgeli bir ortaklık içindeki eşit siyasi statüyü temsil eder. Kıbrıs Türk Devleti, insan hakları, demokrasi, temsili cumhuriyet yönetimi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik bir Devlettir.
Kıbrıs Türk Devletinin Yetkileri Madde 2
(1) Devlet, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının açıkça Federal Devlete vermediği yetki ve işlevleri Federal Anayasanın sınırları içerisinde kendi yasama, yürütme ve yargı organları aracılığıyla ülkesinde egemen bir biçimde kullanır.
(2) Devlet ayrıca, Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası veya Federal hükümet tarafından kendisine verilen veya devredilen tüm yetkileri ve görevleri serbestçe yerine getirir.
(3) Devlet’te hiçbir kurum, daire veya makam, doğrudan veya dolaylı olarak işbu Anayasa veya Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasından kaynaklanmayan hiçbir yetkiyi kullanamaz.
Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Marşı ve Başkenti Madde 3
(1) Devlet, sınırları içerisinde yaşayan halkıyla bölünmez bir bütündür.
(2) Resmi Dil Türkçe’dir.
(3) Devlet’in kendi bayrağı ve Marşı vardır. Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının ilgili hükümlerine bağlı olmak kaydıyla Devlet’in ülkesinde Türk bayrağı da çekilebilir.
(4) Devletin başkenti Lefkoşa’dır.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına Sadakat Madde 4
(1) Devletin herhangi bir kurumu Federal Hükümet veya Kıbrıs Rum Devleti yetkilerine müdahale edemez.
(2) Devletin, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’na aykırı olan herhangi bir işlem yok ve batıldır.
(3) Hükümetin her düzeydeki tüm işlemleri Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti ile bağlılık, sadakat, eşgüdüm ve işbirliği ilkelerine uygun olacaktır.
Yasama Erki Madde 5
Yasama erki, Devlet’in Meclisinin uhdesindedir.
Yürütmenin Yetkileri ve Görevleri Madde 6
Yürütme görevleri ve yetkileri, Devlet’in Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve yasalara uygun olarak yerine getirilir ve kullanılır.
Yargı Erki Madde 7
Yargı yetkisi bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına Bağlı Olarak Anayasanın Üstünlüğü ve Bağlayıcı Gücü Madde 8
(1) Anayasa hükümleri, Kıbrıs Türk Devletindeki yasama, yürütme ve yargı organlarını, Devlet’in idari makamlarını ve tüm kuruluş ve bireyleri bağlayan temel hukuk ilkeleridir.
(2) Devlet’in hiçbir işlev ve usulü işbu Anayasaya aykırı ve onunla uyumsuz olamaz.
(3) Hükümetin her düzeydeki tüm tasarrufları orantılılık ve iyi niyet ilkelerine uygun olmalıdır.
Kıbrıs Türk Devletinin Sınırları Madde 9
Devlet’in sınırları Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasıyla belirlenmiştir.
İKİNCİ BÖLÜM TEMEL HAKLAR, ÖZGÜRLÜKLER VE ÖDEVLER
BİRİNCİ KISIM Genel Hükümler
İnsan Onuruna Saygı Madde 10
Kişinin onuru dokunulamazdır. Kişi onuruna saygı devlet ve toplum yaşamının ana ilkesidir.
Eşitlik
Madde 11
(1) Herkes, hiç ayırım gözetilmeksizin, yasa önünde eşittir. Herhangi bir birey, aile, zümre veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz.
(2) Bireyler arasında, cinsiyet, ırk, renk, etnik ve toplumsal köken, genetik özellikler, dil, din veya inanç, siyasi veya herhangi bir başka görüş, mülkiyet, doğum, özürlü olma, yaş veya cinsel tercih gibi gerekçelerle ayrımcılık yapılamaz.
(3) Devlet kurumları ve idari makamları, tüm tasarruflarında yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek ve ayrımcılık yapmamak zorundadırlar.
(4) Mali açıdan muhtaç durumda olanların Anayasa ve yasalarla elde ettikleri veya edecekleri kazanımlar, bu Madde ileri sürülerek ortadan kaldırılamaz.
(5) İstihdam, çalışma ve ücret dahil olmak üzere her alanda erkekler ve kadınlar arasında kapsamlı eşitlik sağlanır.
(6) Eşitlik ilkesi, toplumsal ve siyasal yaşamda yeterli ölçüde temsil edilemeyen cinsiyetin lehine yasal önlemlerin alınmasını ve sürdürülmesini engellemez.
Temel Hakların Niteliği ve Korunması Madde 12
(1) Herkes, mevcudiyetinin özünden kaynaklanan, mahrum kılınamayacağı, devredilemez ve vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahiptir.
(2) Devlet, kişinin temel hak ve özgürlüklerini, kişi huzuru, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde kısıtlayan siyasal, ekonomik ve toplumsal bütün engelleri kaldırır; insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlar.
(3) Anayasayla tanınmış hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ilgili makamlara etkili yollardan ve gecikme olmaksızın başvurma hakkına sahiptir.
(4) Devlet’in yasama, yürütme ve yargı organları bu bölümdeki hükümlerin tam olarak uygulanmasını sağlamaktan sorumludurlar.
Temel Hak ve Özgürlüklerin Özü ve Kısıtlanması Madde 13
(1) Herkes, temel hak ve özgürlüklerini kullanırken başkalarının hak ve özgürlüklerine saygı gösterir.
(2) Temel hak ve özgürlükler ancak yasayla ve yalnızca ilgili maddelerde belirtilen neden ve amaçların haklı kıldığı ölçüde kısıtlanabilir.
(3) Kısıtlamalar Anayasanın lafzına ve ruhuna ve demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve bir hak ve özgürlüğün özünü etkilemez.
(4) Temel hak ve özgürlükler ve bunlara getirilebilecek kısıtlamaların yorumunda Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının 11’inci Maddesine uygun olarak, Avrupa ve uluslararası insan hakları kurumlarının içtihat oluşturan veya yönlendirici mahiyetteki kararları münasip şekilde dikkate alınabilir.
Temel Hak ve Özgürlüklerin Kötüye Kullanılmaması Madde 14
(1) İşbu Anayasayla sağlanan hak ve özgürlüklerden hiçbiri, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Anlaşması ve işbu Anayasayla Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetine ve Devlet’e atfedilen temel nitelikleri ortadan kaldırdığı şeklinde telakki edilmez.
(2) İşbu Anayasa’nın hiçbir hükmü Devlet’e ya da kişilere, işbu Anayasa’yla tanınan hak ve özgürlüklerin yok edilmesini ya da işbu Anayasa’da belirtilenden daha geniş biçimde kısıtlanmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmalarına cevaz verdiği şeklinde yorumlanamaz.
Azınlıkların Statüsü Madde 15
Devlet, sınırları içinde ikamet eden dinsel azınlıkların, yani Maruni, Latin ve Ermenilerin ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Anlaşmasında ve Anayasasında zikredilen, Karpaz bölgesindeki köylerde ikamet eden Kıbrıslı Rumların haklarını korur.
Yabancıların Statüsü Madde 16
İşbu Anayasa’da atıfta bulunulan hak ve özgürlükler, yabancılar bakımından, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ve uluslararası hukuka uygun olarak yasayla kısıtlanabilir.
İKİNCİ KISIM Kişilerin Hak, Özgürlük ve Ödevleri Kişi Dokunulmazlığı Madde 17
(1) Herkes, barış, güvenlik ve huzur içinde yaşama, maddi ve manevi varlığını geliştirme ve koruma hakkına sahiptir.
(2) Kimse kötü muameleye veya işkenceye maruz kılınamaz.
(3) Kimse, insanlık şeref ve haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
(4) Kişinin şeref ve haysiyeti dokunulmazdır. Herkes buna saygı göstermek ve korumakla yükümlüdür.
Yaşam Hakkı Madde 18
(1) Herkes, yaşam hakkına sahiptir, bu hak yasayla korunur.
(2) Hiç kimseye ölüm cezası verilemez.
Kişinin Maddi ve Manevi Bütünlüğünün Korunması
Madde 19
(1) Kişinin maddi ve manevi bütünlüğüne dokunulamaz. Herkes, Devlet, toplum ve kişilerden maddi ve manevi bütünlüğüne saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
(2) Yasayla öngörülen tıbbi zorunluluklar dışında herkesin bedeni bütünlüğünü muhafaza hakkı vardır.
(3) Organ bağışı ve nakline ilişkin kurallar yasayla belirlenir.
(4) Kimse, yasada belirtildiği üzere, kendi özgür ve bilgilendirilmiş rızası olmaksızın, bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.
(5) İnsan soyunun genetik yapısına ve insan bedeninin ve parçalarının ticari kazanç kaynağı haline getirilmesine yönelik uygulamalar yasayla kısıtlanmıştır.
(6) Eşeysiz üreme yasaklanmıştır.
Kişinin Özgürlüğü ve Güvenliği Madde 20
(1) Herkes kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahiptir.
(2) Hiç kimse, yasayla öngörülmek ve yasanın cevaz verdiği şekil ve zamanda olmak koşuluyla, aşağıdaki haller dışında, özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
(a) Yetkili mahkemece hakkında hüküm verilmiş bir kişinin tutuklanması;
(b) Mahkemece verilmiş yasal bir emre uymamaktan dolayı bir kişinin yakalanması veya tutuklanması;
(c) Bir kişinin, suç işlediği yolunda bir makul şüphe üzerine veya suç işlemesini önlemenin veya işledikten sonra kaçmasına engel olmanın makul olarak gerekli görüldüğü hallerde yetkili yargı mercii önüne çıkarılması amacıyla yakalanması veya gözaltına alınması;
(d) Bir küçüğün ıslahı amacıyla yasal bir emirle tutulması veya yetkili yargı mercii önüne çıkartılması amacıyla yasaya uygun olarak tutuklanması veya gözaltına alınması;
(e) Bulaşıcı bir hastalık yayma ihtimali olan kişilerin, akıl hastalarının, alkoliklerin, uyuşturucu madde bağımlılarının veya serserilerin tutuklanması;
(f) Bir kişinin, Devlet’in ülkesine izinsiz girişini önlemek için yakalanması veya tutuklanması veya hakkında sınırdışı veya iade işlemi başlatılmış olan bir yabancının yakalanması veya tutuklanması;
(3) Hiç kimse, hapis cezası gerektiren ağır suç işlemesi halinde yasayla hükmolunan zaman ve usuller ile yasada tanımlanan kurala uygun gerekçeli yargı emrinin verdiği yetki haricinde, yakalanamaz.
(4) Yakalanan veya tutuklanan kişinin durumu hakkında yakın akrabalarına mümkün olan en kısa sürede bilgi verilir.
(5) Yakalanan veya tutuklanan herkes, yakalanmasını veya tutuklanmasını gerektiren nedenler hakkında, yakalandığı sırada, anladığı dilde bilgilendirilir ve kendisi veya akrabaları tarafından seçilecek bir avukatın hizmetlerinden yararlandırılmasına derhal imkan tanınır.
(6) Yakalanan kişi, yakalandıktan sonra mümkün olan en kısa zamanda ve her hal ve karda, daha önce salıverilmediği takdirde, yirmidört saat geçmeden bir yargıç önüne çıkarılır.
(7) Yargıç, yakalanma nedenini yakalanan kişinin anladığı dilde yakalanan kişiden öğrenmeye çalışır ve mümkün olan en kısa zamanda ve her hal ve karda yargıç önüne çıkma tarihinden başlayarak üç günü geçmeyecek bir süre içinde, uygun göreceği koşullarla yakalananı salıverir veya yakalanma nedenini oluşturan suç hakkındaki soruşturma tamamlanmadığı takdirde, tutukluluğunun devamına karar verir. Yargıç, her defasında sekiz günü geçmemek koşuluyla, bu tutukluluğun devamına karar verebilir. Yakalanma veya tutuklanma süresinin toplamı, yakalanma tarihinden başlayarak üç ayı geçemez ve bu sürenin sonunda yakalamayı veya tutuklamayı uygulamakla görevli kişi veya makam, yakalanan veya tutuklanan kişiyi derhal serbest bırakır.
(8) Yargıcın, yukarıdaki (7)’nci fıkraya göre verdiği kararlara karşı temyiz yolu kapatılamaz.
(9) Yakalanması veya tutukluluğu nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan herkes, yakalanmasının ve tutukluluğunun yasaya uygunluğu hakkında bir mahkemece süratle karar verilmesi için yasal yollara başvurma hakkına sahiptir. Yakalanması veya tutukluluğu yasaya aykırı görüldüğü takdirde, mahkemece serbest bırakılması emredilir.
(10) Bu Madde kurallarına aykırı olarak bir yakalanma veya bir tutuklanma mağduru herkes, dava açmak suretiyle tazminat talep etme hakkına sahiptir.
Adli Yargıya İlişkin Haklar Madde 21
(1) İşbu Anayasa’yla ve onun hükümleriyle kendisine tanınan medeni hak ve yükümlülükleri ihlal edilen herkes, yetkili bir mahkemeye mümkün olan en kısa sürede başvurma olanağının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
(2) Herkes, medeni hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinde veya kendisine karşı yapılan bir suçlamanın karara bağlanmasında, yasayla kurulan bağımsız, tarafsız ve yetkili bir mahkeme tarafından, makul bir süre içerisinde adil ve açık surette yargılanma hakkına sahiptir. Karar, gerekçeli olur ve açık duruşmada okunur.
(3) Kamu güvenliği veya anayasal düzen veya genel emniyet veya genel ahlak yararına olduğu veya küçüklerin çıkarları veya tarafların özel hayatlarının korunması için gerekli olduğu ve aleniyetin, adaletin sağlanması için mahkemece zararlı görüldüğü özel durumlarda, duruşmanın bir kısmı veya tamamı mahkemenin kararıyla basına ve halka kapalı tutulabilir.
Sanıkların Hakları Madde 22
(1) Hiç kimse, işlendiği zaman yasada suç teşkil etmeyen bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu sayılamaz ve herhangi bir suç için, işlendiği zaman yasanın bu suç için açıkça koyduğu cezadan daha ağır bir cezaya çarptırılamaz.
(2) Bir suçtan dolayı beraat eden veya hüküm giyen bir kişi, aynı suçtan dolayı tekrar yargılanamaz. Hiç kimse, aynı eylem veya ihmalden dolayı iki defa cezalandırılamaz.
(3) Hiçbir yasa, suçun ağırlığıyla orantılı olmayan bir ceza öngöremez.
(4) Bir suçtan sanık herkes, suçluluğu yasaya uygun olarak ispat edilinceye kadar suçsuz kabul edilir.
(5) Bir suçtan sanık herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:
(a) İsnat edilen suçlamanın nitelik ve nedeninin, anladığı bir dilde ve ayrıntılı şekilde derhal kendisine bildirilmesi;
(b) Savunmasını hazırlaması için yeterli zaman ve imkana sahip olmak;
(c) Bizzat veya seçeceği veya eğer yeterli mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin sağlanması için gerekli görülüyorsa, kendisini parasız olarak atanacak bir avukat aracılığıyla savunmak;
Ancak, hapis cezasını gerektiren suçlarda, yeterli imkandan yoksun olan her kişi, Devlet’in atayacağı bir avukattan yararlanma hakkına sahiptir ve bu hak yasayla sağlanır.
(d) Bizzat veya avukatı aracılığıyla, aleyhindeki tanıkların sorguya çekilmesi veya çektirilmesinin ve lehindeki tanıkların celbi ve aleyhindeki tanıklarla aynı şartlar altında sorguya çekilmesinin temini;
(e) Mahkemede kullanılan dili anlayamadığı veya konuşamadığı takdirde, bir tercümanın yardımından bedelsiz olarak yararlanmak.
.
(6) Malların toptan müsaderesi cezasının konulması yasaktır.
Bireyin Özel Hayatının Gizliliği Madde 23
(1) Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini talep etme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliği ihlal edilemez. Adli kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar mahfuzdur.
(2) Yasanın tanımladığı durumlarda mutad usule göre verilmiş mahkeme veya yargıç kararı olmadıkça, kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz.
Kişiye Ait Bilgilerin Korunması Madde 24
(1) Herkes, kişisel bilgilerinin korunması hakkına sahiptir.
(2) Kişisel bilgiler, belirli şartlar altında veya yasaya uygun surette, ilgili kişinin rızası alınarak adil bir şekilde işleme tabi tutulur. Her şahıs, kendisi hakkındaki bilgilere erişme ve bu bilgilerin düzeltilmesini talep etme hakkına sahiptir.
Konut Dokunulmazlığı Madde 25
(1) Kimsenin konut dokunulmazlığı ihlal edilemez.
(2) Yasanın açıkça gösterdiği durumlarda, mutad usule göre verilmiş mahkeme veya yargıç kararı olmadıkça, kamu güvenliği veya kamu düzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda ise, yasayla yetkili kılınan merciin emri olmadıkça, hiçbir konuta girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde onay için mahkemeye veya yargıca sunulur. Mahkeme veya yargıç, el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde konu hakkında karar vermediği takdirde, el koyma işlemi geçersiz ve hükümsüz addolunur.
Haberleşme Özgürlüğü Madde 26
(1) Herkes, haberleşme ve bilgiye serbestçe erişim özgürlüğüne sahiptir.
(2) Haberleşmenin gizliliği temel bir ilkedir. Yasayla gerekli görülen durumda, mahkeme veya yargıç tarafından yasaya uygun olarak verilmiş bir karar olmadıkça, bu gizliliğe müdahale olunamaz.
(3) Devlet’in kurumları, yasal yetkilerinin tanımı gereği, kişilere, kamuoyunu veya kendilerini ilgilendiren konularda tam ve doğru bilgi vermekle yükümlüdürler.
Dolaşım ve İkamet Özgürlüğü Madde 27
(1) İşbu Anayasa, Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili Anayasal Nitelikli Yasanın hükümlerine bağlı kalmak koşuluyla, herkes dolaşım özgürlüğüne sahiptir. Bu özgürlük ancak kamu güvenliği ve salgın hastalıkların önlenmesi amaçlarıyla ve yasayla kısıtlanabilir.
(2) İşbu Anayasa, Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası veya ilgili Anayasal Nitelikli Yasanın hükümlerine bağlı kalmak koşuluyla, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin her vatandaşı, Devlet ülkesinde tercih ettikleri herhangi bir yerde ikamet özgürlüğüne sahiptir. Bu özgürlük ancak, ulusal güvenlik, salgın hastalıkların önlenmesi, kamu mallarının korunması, sosyal, ekonomik ve tarımsal gelişmeyi ve sağlıklı kentleşmeyi gerçekleştirme amaçlarıyla gerekli görüldüğünde yasayla kısıtlanabilir.
(3) İşbu Anayasa, Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası veya ilgili Anayasal Nitelikli Yasanın hükümlerine bağlı kalmak koşuluyla, hiçbir Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı isteği dışında Devlet ülkesi dışına çıkarılamaz veya aynı şekilde girmekten alıkonulamaz.
(4) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Devlet ülkesinde sürekli ikamet hakkı, Kuruluş Anlaşmasında zikredilen oranı aşmayacak oran üzerinde uzlaşılmış bir oranda olur. Bu tür kişilerin sürekli ikamet başvuruları işbu Anayasa, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası Kuruluş Anlaşması ve ilgili Anayasal Nitelikli Yasa temelinde ve demokratik ilkeler ve hakkaniyet ilkeleriyle uyumlu olarak değerlendirilir.
(5) Kıbrıs Rum Devleti iç vatandaşlık statüsüne sahip olanların, Devlet ülkesinde ikametleri, Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında öngörüldüğü şekilde yasayla kısıtlanabilir.
Vicdan ve Din Özgürlüğü Madde 28
(1) Her birey, vicdan, dini inanç ve düşünce özgürlüğüne sahiptir.
(2) Dini ibadet şekilleri, dinsel törenler ve ayinler ile dinsel eğitim ve öğrenim kamu düzenine, genel ahlaka veya bu amaçla çıkarılmış yasalara aykırı olmadığı takdirde serbesttir.
(3) Hiç kimse, ibadete, dinsel ayin ve törenlere katılmaya, dini itikadını ve inancını açıklamaya zorlanamaz; dini itikat ve inancından dolayı kınanamaz.
(4) Hiç kimse, Devlet’in sosyal, ekonomik, siyasal veya hukuk düzenini, kısmen de olsa, dini esaslara dayandırmak veya siyasal ve kişisel çıkar veya nüfuz sağlamak amacıyla dini veya dini duyguları yahut dince kutsal sayılan şeyleri her ne surette olursa olsun, istismar edemez veya kötüye kullanamaz. Bu yasağı ihlal eden veya başkalarını buna teşvik eden gerçek veya tüzel kişiler hakkında ilgili yasa hükümleri uygulanır.
Düşünce, Konuşma ve İfade Özgürlüğü Madde 29
(1) Herkes, düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. Hiç kimse, düşüncelerini ve kanaatini açıklamaya zorlanamaz. Bir kimsenin düşüncelerine dayalı bir suç olamaz.
(2) Herkes, düşüncelerini ve kanaatini, söz, yazı, resim veya başka yayma yöntemleriyle tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayımlama hakkına sahiptir.
Bu hak, herhangi bir kamu makamının müdahalesi olmaksızın ve Devlet sınırlarıyla bağlı kalmaksızın, kanaatını açıklama, haber ve fikir alma ve verme özgürlüklerini de kapsar.
(3) Kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve aynı şekilde düşünceleri ve kanaati nedeniyle kınanamaz ve ayrımcılığa tabi tutulamaz.
(4) Konuşma ve ifade özgürlüklerinin kullanılması, anayasal düzen, laiklik, kamu güvenliği, kamu düzeni, genel sağlık, genel ahlakın yararı için veya başkalarının şöhret veya haklarının korunması veya gizli tutulması kaydıyla alınan bilgilerin açıklanmasının önlenmesi veya yargının tarafsızlığının sürdürülmesi için, demokratik toplumda zorunlu olduğu şekilde gerekli durumlarda ve ölçüde yasayla sınırlandırılabilir.
(5) Savaş propagandası yapılması, ayrımcılık ve milli, ırkçı veya dini nefretin ve şiddetin körüklenmesi yasaktır.
Bilim ve Sanat Özgürlüğü Madde 30
Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırmayı yapma hakkına sahiptir. Akademik özgürlüğe tam saygı gösterilir.
Basın Özgürlüğü Madde 31
(1) Basın ve yayın özgürlüğü herkes için teminat altına alınmıştır ve sansüre tabi tutulamaz.
(2) Devlet, basın, yayın ve haber alma özgürlüğünü güvence altına alacak gerekli önlemleri alır.
(3) Basın ve haber alma özgürlüğü, kamu düzeninin veya kamu güvenliğinin veya genel ahlakın korunmasını veya kişilerin şeref, haysiyet ve haklarına saldırıların ve suç işlemeye kışkırtmanın önlenmesini veya yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak üzere yasayla kısıtlanabilir.
(4) Yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak amacıyla ve yasayla belirtilecek sınırlar içinde, herhangi bir mahkeme veya yargıç tarafından verilecek kararlar saklı kalmak üzere, olaylar hakkında yayın yapılmasına yasaklama getirilemez..
Gazete, Dergi ve Broşür Yayımlama Hakkı Madde 32
(1) Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarınca gazete, dergi ve broşür yayımlanması, önceden izin alınması ve mali güvence sağlanması koşullarına tabi kılınamaz.
(2) Gazete, broşür ve dergilerin yayımlanması, dağıtım ve mali kaynaklar ile gazetecilik mesleğiyle ilgili koşullar yasayla düzenlenir. Bu tür bir yasa, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, mali veya teknik kayıtlar koyamaz.
(3) Gazete ve dergiler, Devletin ve diğer kamu teşekküllerinin veya bunlara bağlı kurumların araç ve olanaklarından eşitlik ilkesine göre yararlanır.
(4) Devlet’in sınırları içinde yayımlanan gazete, dergi ve broşürler, yalnızca demokratik bir toplumda gerekli olmak kaydıyla, laikliğin, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin veya genel ahlakın korunması amacı için, yasada öngörülen hallerde yargıç kararıyla toplatılabilir.
Kitap Yayımlama Hakkı Madde 33
(1) Kişiler tarafından kitap yayımlanması herhangi bir ön izne ve sansüre tabi kılınamaz.
(2) Devlet sınırları içinde yayımlanan kitaplar, yalnızca demokratik bir toplumda gerekli olmak kaydıyla, laikliğin, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin veya genel ahlakın korunması amacı için yasada öngörülen hallerde yargıç kararıyla toplatılabilir.
Basım Teçhizatının Korunması Madde 34
(1) Basımevleri ve destek binaları ile matbaa makinaları ve şahıslara ait teçhizat müsadere edilemez, el konulamaz veya faaliyetten men edilemez.
(2) Basımevleri ve destek binaları ile matbaa makinaları ve şahıslara ait teçhizat, demokratik bir toplumda gerekli olan hallerde, laikliğin, kamu güvenliği ve düzeninin ve kamu ahlakının korunması amacıyla, yasanın öngördüğü hallerde yargıç kararıyla müsadere edilebilir, el konulabilir veya faaliyetten menedilebilir.
Basın Dışındaki Haberleşme Araçlarından Yararlanma Hakkı Madde 35
Vatandaşlar ve siyasi partiler, kamu teşekküllerinin sahip olduğu basın haricindeki haberleşme ve yayın araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın koşulları ve usulleri, demokratik ilkelere ve hakkaniyet ilkesine uygun olarak yasayla düzenlenir. Yasa, insan haklarına, demokrasinin ve hukukun üstünlüğü ve sosyal adalet ilkelerine dayanan laik devletin, kamu güvenliğinin ve genel ahlakın korunması halleri dışındaki bir nedene dayanarak, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını veya kamuoyunun serbestçe oluşturulmasını engelleyici şartlar getiremez.
Düzeltme ve Cevap Hakkı Madde 36
(1) Düzeltme ve cevap hakkı, yalnızca kişilerin şeref ve haysiyetlerinin rencide edilmesi veya haklarında gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve yasayla düzenlenir.
(2) Bir düzeltme veya cevabın yayınlanmadığı hallerde, bunun yayınlanmasının elzem olup olmadığına, ilgili şahsın başvuru tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yargıç tarafından karar verilir.
Toplantı ve Gösteri Hakkı Madde 37
Devlet ülkesinde daimi ikamet eden herkes, önceden izin almaksızın, silahsız ve şiddet içermeyen toplantı veya gösteri tertipleme hakkına sahiptir. Bu hak, kamu düzenini korumak için yasayla kısıtlanabilir.
Dernek Kurma Hakkı Madde 38
(1) Herkes, önceden izin almaksızın, dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasında uygulanacak şekil ve usuller yasayla düzenlenir. Yasa, laik düzenin, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin ve genel ahlakın yararı çerçevesinde kısıtlamalar getirebilir.
(2) Hiç kimse, herhangi bir derneğe üye olmaya veya herhangi bir derneğin üyeliğini sürdürmeye zorlanamaz.
(1) Herkes, makul bir zaman dilimi içinde, Devlet kurumlarından veya diğer idari veya icrai organlardan, tarafsız ve adil idari hizmet almak hakkına sahiptir. Bu hak, aşağıdaki hususları içerir:
(a) Bir kişiyi olumsuz yönde etkileyecek herhangi bir önlem alınmadan önce kişinin kendisini savunma hakkı;
(b) Herkesin, gizlilik ve meslek ve iş sırları bağlamındaki hukuki haklarına saygı gösterilmek kaydıyla, ilgili kişiye ait dosyaya erişim hakkı;
(c) İdarenin, verdiği kararların gerekçelerini bildirme ve bireyleri yetkili makamlara başvuru sırasında kullanacağı yöntem ve usulleri ve telafi süresi hakkında bilgilendirme yükümlülüğü.
(2) Herkes, Devlet kurumlarının veya diğer idari veya icrai kurumların veya kamu görevlilerinin, görevlerini ve işlerini yerine getirirken neden oldukları zararların tazmini hakkına sahiptir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Sosyal ve Ekonomik Haklar, Özgürlükler ve Ödevler
Ailenin Korunması
Madde 40
(1) Aile toplumun temelidir. Devlet ve kamu kurumları ailenin, ananın ve çocuğun korunması için gerekli önlemleri alır ve teşkilatları kurar.
(2) Evlenme çağına erişen herhangi bir kadın ile herhangi bir erkeğin, evlenme ve bir aile yuvası kurma hak ve yükümlülükleri yasayla düzenlenir.
Çocukların Korunması Madde 41
(1) Çocuklar, korunma ve bakılma hakkına ve düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. Çocukların düşünce ve kanaatleri yaşları ve olgunlukları gözönünde bulundurularak değerlendirilir.
(2) Çocuklarla ilgili gerçek ve tüzel kişilerin tüm kamuya yönelik ve özel faaliyetlerinde çocukların yararına öncelik verilir.
(3) Her çocuk, şahsi menfaatine aykırı olmadığı sürece, ebeveyninin her ikisiyle de doğrudan ve düzenli temas kurma hakkına sahiptir.
Yaşlıların Korunması Madde 42
Devlet, yaşlıların, onurlu ve bağımsız bir yaşam sürmeleri ve toplumsal ve kültürel faaliyetlere katılmalarını temin edecek surette korunması için gerekli önlemleri alır ve teşkilatları kurar.
Mülkiyet Haklarına İlişkin Genel Hükümler Madde 43
(1) Herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar yasayla kamu yararı için yalnızca yasayla kısıtlanabilir.
(2) Mülkiyet hakkının kullanılmasına kısıtlama ve sınırlamalar, kamu güvenliği, genel sağlık, genel ahlak veya şehir ve ülke planlaması veya herhangi bir mülkün kamu yararı için geliştirilmesi ve bundan yararlanılması veya başkalarının haklarının korunması için yasayla getirilir.
(3) Malvarlığının ekonomik değerini fiilen azaltan bu tür herhangi bir kısıtlama ve sınırlama için derhal adil bir tazminat ödenir; anlaşmazlık halinde tazminat hukuk mahkemesince kararlaştırılır.
(4) (2)’nci ve (3)’üncü fıkralardaki hükümler, herhangi bir verginin veya cezanın tahsili, herhangi bir hukuki hükmün yerine getirilmesi, sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün uygulanmasının sağlanması veya can veya malın tehlikeden korunması için yasayla getirilmiş hükümleri etkilemez.
(5) Fikri mülkiyet hakkının korunması yasayla düzenlenir.
(6) Devlet, iç vatandaşlık statüsüne sahip kişilerin, Kıbrıs Rum Devletindeki mülkiyet haklarının korunması için, hukuki yardım sağlanması dahil, Kurucu Anlaşmanın ilgili hükümleri doğrultusunda, yasayla her düzeyde uygun önlemleri alabilir.
Toprağın Korunması Madde 44
Devlet’in, toprağın verimli olarak kullanımını sağlamak, topraksız olan veya yeterli toprağı bulunmayan çiftçiye toprak vermek ve toprağın erozyon ve çevreye yönelik diğer tehlikelerden korunması amaçlarıyla gereken önlemleri alır. Yasa değişik tarım bölgelerinin ihtiyaçları ve değişik çiftçilik türleri bağlamında, bu amaçlarla yararlanılabilecek toprağın genişliğini tasrih edebilir.
Kıyıların Korunması Madde 45
(1) Kıyılar, Devletin münhasır kontrolü ve mülkiyeti altındadır ve yalnızca kamu yararı için kullanılabilir.
(2) Belediye sınırları dışında, hareketli kumulun bitiminden itibaren yüz metrelik kıyı şeridi içinde kalan bölgede, kıyıların doğal güzelliğini bozmamak kaydıyla, yalnızca Devlet’e ait, çok gerekli ve kamu yararına olan yapılar inşa edilebilir. Mevcut binalar ve yapılarla ilgili hususlar yasayla düzenlenir.
(3) Belediye sınırları içindeki kıyıların korunması ve yüz metrelik kıyı şeridi
içinde kalan bölgede gelecekte inşa edilebilecek yapı ve tesisler ile mevcutların durumu, kamu yararının ve şehir planlamasının gereklerine uygun olarak yasayla düzenlenir.
(4) Bu hükmün mülkiyet haklarına tecavüzü mümkün kıldığı şeklinde yorumlanmaması kaydıyla, kamu güvenliği, kamu düzeni, kamu yararı, genel sağlık ve çevrenin korunması için yasayla kısıtlama getirilmediği sürece, kıyı şeridinden yüz metre içeriye giriş kimse tarafından engellenemez ve ücrete tabi tutulamaz.
Tarih, Kültür ve Doğa Varlıklarının Korunması Madde 46
Devlet, Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası çerçevesinde, tarih ve kültür değeri olan eser ve anıtlar ile kültür varlıklarının ve doğal zenginliklerin korunmasını sağlar, bu amaçla düzenleyici, destekleyici ve özendirici önlemleri alır. Bunlardan özel mülkiyete konu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve sağlanacak ayrıcalıklar yasayla düzenlenir.
Yıkılmış veya herhangi bir şekilde yok olmuş veya tahribata uğramış tarihi yapıların yerine başka yapılar inşa edilemez. İnşa edilme zorunluluğu doğarsa, yıkılmış veya herhangi bir şekilde tahribata uğramış tarihi yapı aslına uygun bir şekilde yeniden inşa veya tamir edilir. Devlet, bu amaçla gerekli önlemleri alır ve gerekli yasal düzenlemeleri yapar.
Çevrenin Korunması Madde 47
(1) Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
(2) Hiçbir gerçek veya tüzel kişi, hiçbir amaçla, insan sağlığına zarar verecek veya doğal kaynakları ve biyolojik çeşitliliği tehlikeye atacak nitelikteki sıvı, gaz veya katı maddeleri doğaya akıtamaz veya dökemez.
(3) Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devlet’in ve gerçek ve tüzel kişilerin görevidir.
(4) Devlet, ulusal parklar kurulması amacıyla gerekli önlemleri alır.
İktisap ve Müsadere Madde 48
(1) Devlet, Belediye işletmeleri ve yasanın kendilerine zorunlu iktisap yetkisi tanıdığı kamu teşekkülleri veya kamu hizmeti gören kurumlar:
(a) Genel bir zorunlu iktisap yasasında özel olarak öngörülen ve kamu yararına olan bir amaç için; ve
(b) Bu amacın, iktisap yapan makamın verdiği bir karara dercedilmiş olması ve iktisap nedenlerini açıkça belirten bir yasanın hükümleri uyarınca gerçekleştirilmesi halinde; ve
(c) Hakkaniyete uygun bir tazminatın derhal veya kanunla belirlenen taksitler halinde ödenmesi koşuluyla,
herhangi bir taşınır veya taşınmaz malı veya bu gibi mal üzerindeki herhangi bir hak veya yararı zorunlu iktisaba yetkilidirler.
(2) Zorunlu iktisaba konu malın bedelinin hesaplanma şekil ve usulü yasayla düzenlenir.
(3) Zorunlu iktisaba konu olmuş herhangi bir taşınmaz mal veya bu gibi bir mal üzerindeki herhangi bir hak veya yarar, sadece zorunlu iktisabın amacı için kullanılabilir. İktisap tarihinden başlayarak üç yıl içerisinde sözkonusu amacın elde edilememiş olması durumunda, iktisabı yapan makam, bu üç yıllık sürenin bitiminde iktisap edilen malı, iktisap bedeli üzerinden eski sahibine vermeyi teklif eder. Bu teklifi alan kişi kabul veya red cevabını teklifi aldığı tarihten başlayarak üç ay içinde bildirir; kabul ettiğini bildirdiği takdirde, kabul tarihinden başlayarak üç ay içinde iktisap bedelini iade etmesi halinde, iktisap edilen mal kendisine derhal geri verilir.
(4) Yukarıdaki fıkranın hükümleri, herhangi bir verginin veya para cezasının tahsili, herhangi bir mahkeme kararının yerine getirilmesi, sözleşmeden doğan herhangi bir yükümlülüğün gereğinin ifası veya can veya malın tehlikeden korunması amacını taşıyan, herhangi bir yasa hükmünü etkilemez.
(5) Devlet,
(a) Genel bir müsadere yasasında özel olarak öngörülen kamu yararına yönelik bir amaç için; ve
(b) Bu amacın, müsadereyi yapan makamın bir kararıyla vazolunması ve müsadere nedenlerini açıkça belirten bir yasanın hükümleri uyarınca gerçekleştirilmesi halinde; ve
(c) Üç yılı geçmeyen bir süre için;
(d) Hakkaniyete uygun tazminatın ödenmesi koşuluyla,
herhangi bir taşınır veya taşınmaz malı müsadere edebilir.
(6) Herhangi bir kişi, bu Madde hükümleriyle ilgili olarak mahkemeye başvurma hakkına sahiptir ve böyle bir başvuru zorunlu iktisap işlemini durdurma sonucunu yaratır. Mahkemenin bu fıkra uyarınca vereceği herhangi bir karar temyiz edilebilir.
Vakıf Mallarıyla İlgili İktisap, Müsadere ve Kısıtlamalar Madde 49
(1) İktisap ve müsadere bakımından Vakıf mallarıyla ilgili kurallar, Temel Evkaf Hükümleri (Ahkâmül Evkaf) uygun olarak yasayla düzenlenir. Şehir ve ülke planlaması için Vakıf malları üzerinde uygulanacak kısıtlama ve sınırlandırmalara ilişkin hükümler de bu yasada yeralır.
(2) Herhangi bir kısıtlama veya sınırlandırma işleminin sözkonusu olduğu hallerde, mahkeme bu işlemlerin durdurulmasını emredebilir.
Devletleştirme
Madde 50
Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel girişimler, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde, cari değerinin nakit olarak ödenmesi koşuluyla devletleştirilebilir. Değer takdiri ve ödeme usulleri yasayla düzenlenir.
Konut Hakkı Madde 51
Devlet, konut sahibi olmayan veya insanca ikamete uygun sağlıklı yaşama koşullarını taşımayan bir evi bulunmayan ailelerin iskan gereksinmelerini karşılayacak önlemleri yasayla düzenler.
Sağlık Hakkı Madde 52
(1) Herkes, koruyucu sağlık hizmetleri çerçevesinde tıbbi bakımdan yararlanma
hakkına sahiptir.
(2) Herkesin beden ve ruh sağlığı içinde sağlam şekilde yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini en yaygın biçimde sağlamak Devlet’in görevidir.
Sözleşme Hakkı Madde 53
(1) Sözleşme hukukunun genel ilkelerince konulan koşullara, sınırlandırmalara veya kısıtlamalara ve yürürlükteki yasalara uymak kaydıyla, herkes serbestçe sözleşme yapma hakkına sahiptir. Ekonomik bakımdan güçlü kişilerin diğer kişileri istismarı yasayla önlenir.
(2) Sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükler kamu yararı, kamu düzeni, sosyal adalet ve kamu güvenliği gibi nedenlerle yasayla düzenlenebilir veya kısıtlanabilir.
(3) Devlet, belirli yörelerdeki sosyal ve ekonomik gereksinmeleri ve özellikleri dikkate alarak, konut kiraları konusunda, yasayla, gerekli önlemleri alabilir, kısıtlamalar getirebilir ve ayarlamalar yapabilir.
Ekonomik ve Sosyal Hayatın Düzeni Madde 54
(1) Ekonomik ve sosyal hayat, adalet ve tam istihdam ilkelerine ve her şahıs için insanlık onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlanması amacına uygun olarak düzenlenir.
(2) Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı ve cinsiyetlerarası eşitlik perspektifini demokratik yollarla gerçekleştirmek ve bu amaçlarla kamu tasarruflarını arttırmak, yatırımları toplum yararının gerektirdiği önceliklere yönlendirmek ve kalkınma projeleri hazırlamak Devlet’in görevidir.
Çalışma Özgürlüğü Madde 55
(1) Devlet’te daimi olarak ikamet eden herkes dilediği alanda çalışma özgürlüğüne sahiptir. Özel girişim kurmak serbesttir. Bu özgürlük, kamu yararı amacıyla yasayla kısıtlanabilir.
(2) Yasa, kamu yararına uygun olduğu takdirde, temel kamu hizmeti niteliğinde olan veya Devlet’e ait enerji kaynağı veya doğal kaynakların kullanılmasını ilgilendiren bazı teşebbüslerin münhasıran Devlet, Belediye işletmesi veya sözkonusu yasayla oluşturulup Devlet’in kontrolü altında idare edilen bir kamu teşekkülü tarafından deruhte edilmesini öngörebilir.
(3) Devlet, özel girişimlerin, Devlet ekonomisinin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun olarak gelişmesini ve güvenlik ve istikrar içinde faaliyet göstermesini sağlamak için gerekli önlemleri alır.
Çalışma Hakkı Madde 56
(1) Çalışma daimi olarak ikamet eden herkesin hakkıdır.
(2) Devlet, işçilerin insanca yaşamasını güvence altına almak ve çalışma koşullarının istikrar içerisinde gelişmesini sağlamak amacıyla, sosyal, ekonomik ve mali önlemler getirerek işçileri korur ve istihdamı destekler; Devlet işsizliği önlemeyi amaçlayan önlemler alır.
(3) Kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. Ancak, hükümlülerin, hapiste bulundukları sürede rehabilitasyon amacıyla çalıştırılmaları angarya sayılmaz.
(4) Ülkenin ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda, vatandaşlık ödevi niteliğinde olan bedeni veya fikri çalışmaların şekil ve koşulları, demokratik ilkelere uygun olarak yasayla düzenlenir.
İstihdam Koşulları Madde 57
(1) Kimse, yaşı, yeteneği, cinsiyeti, sağlığı, onuru ve güvenliğiyle uyumlu olmayan bir işte çalıştırılamaz.
(2) Çocuklar, gençler, kadınlar ve bedeni ve ruhi özürlüler çalışma koşulları bakımından özel olarak korunur.
Dinlenme Hakkı Madde 58
(1) Her çalışan dinlenme hakkına sahiptir.
(2) Ücretli hafta sonu ve ulusal ve dini bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakkı yasayla düzenlenir.
Ücrette Hakkaniyet Sağlanması
Madde 59
Devlet, çalışanların, yaptıkları işle ölçülü ve insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlamalarına yeterli, adil ve hakkaniyetli ücretler elde etmeleri için gerekli önlemleri alır.
Sendika Kurma Hakkı Madde 60
(1) İşverenler ve çalışanlar, önceden izin almaksızın, sendika ve sendika birlikleri kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe ayrılma hakkına sahiptirler. Bu hakların kullanılmasında uygulanacak şekil ve usuller yasayla belirlenir. Yasa, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması amacıyla kısıtlamalar getirebilir.
(2) Sendikaların ve sendika birliklerinin tüzükleri, yönetimi ve işleyişleri demokratik ilkelere aykırı olamaz.
Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı Madde 61
(1) Çalışanlar, işverenle olan ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal durumlarını korumak ve geliştirmek amacıyla toplu sözleşme ve grev hakkına sahiptir.
(2) Greve katılan kişilerin yerine başka kişiler işe alınamaz ve kimse greve katılması nedeniyle işten çıkarılamaz veya kovuşturulamaz.
(3) Yargıçlar, savcılar, polis ve sivil savunma örgütü personelinin grev hakkı yoktur.
(4) İşverenlerin hakları yasayla düzenlenir.
Sosyal Güvenlik Hakkı Madde 62
Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Bu hakkı sağlamak için sosyal sigortalar ve benzeri sosyal güvenlik kurumları ile sosyal yardım örgütleri kurmak ve kurdurmak Devletin görevlerindendir.
Açlıktan Korunma Hakkı Madde 63
Devlet, herkesi açlığa karşı korur ve bu amaçla gıda maddelerinin üretim, muhafaza ve dengeli biçimde dağıtım yöntemlerini geliştirmek ve etkin beslenme olanaklarını yaratmak için gerekli önlemleri alır. Bu yönde bilimsel gelişmeleri izler, yayar ve uygular. Devletin bu görevleri yasayla düzenlenir.
Özel Olarak Korunma Hakkı Madde 64
(1) Devlet, savaş ve görev şehitlerinin dul ve yetimleri ile malül gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir yaşam düzeyi sağlar.
(2) Devlet, ruhi ve bedeni özürlülerin topluma tam uyumlarını kolaylaştırmak amacıyla onların eğitim, rehabilitasyon, istihdam ve sosyal yardımları için gerekli kurum ve örgütlerin kurulmasını güvence altına alır.
(3) Malülleri, gazileri, yaşlıları, çalışamayacak durumda olanları ve bakım ve himayeye muhtaç çocukları korumak için Devlet her türlü önlemi alır.
(4) Bu hak ve kolaylıklar yasayla düzenlenir.
Yoksulların Rehabilitasyonu Madde 65
Devlet, sosyal ve ekonomik bakımdan güçsüz olanların rehabilitasyonu, kendilerine, ailelerine ve topluma yararlı duruma getirilmeleri için gerekli sosyal, ekonomik, mali ve diğer önlemleri alır.
Öğrenim ve Eğitim Hakkı Madde 66
(1) Kimse, öğrenim ve eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.
(2) Her türlü öğrenim ve eğitim faaliyeti Devle’tin gözetim ve denetimi altında serbesttir. İlk ve orta dereceli özel okulların bağlı olduğu esaslar devlet okullarıyla erişilmek istenen düzeye uygun olarak yasayla düzenlenir.
(3) Çağdaş bilim ve eğitim ilkelerine aykırı hiçbir öğrenim ve eğitim merkezi açılamaz. Laik eğitim ve öğretim, öğrenimin ana temelidir.
(4) Halkın öğrenim ve eğitim gereksinimlerini sağlamak Devlet’in başta gelen görevlerindendir. Devlet, bu görevini, Atatürk İlkeleri ve Devrimleri doğrultusunda, evrensel ve ulusal kültür ve insani değerlerle bezenmiş bir içerikle ve çağın ve teknolojik ilerlemenin, kişinin ve toplumun istek ve gereksinimlerine yanıt vermesini sağlayacak planlı bir şekilde yerine getirir.
(5) Her çocuk, cinsiyet ayırımı yapılmaksızın on beş yaşına kadar zorunlu, on sekiz yaşına kadar ücretsiz öğrenim hakkına sahiptir.
(6) Devlet, durumları dolayısıyla okul içi ve dışında özel eğitim ve öğrenime gereksinmeleri olanları onları topluma yararlı kılacak şekilde yetiştirmek için gereken önlemleri alır.
(7) Devlet, maddi olanaklardan yoksun başarılı öğrencilerin, en yüksek öğrenim seviyesini elde etmelerini sağlamak amacıyla burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar.
(8) Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti resmi dillerinden biri olan Rumca’nın orta eğitim öğrencilerine öğretilmesi zorunludur.
(9) Devlet sınırları içinde yaşayan, anadili Türkçe olmayan dini azınlıklar, yani Maruni, Latin ve Ermeniler, ilk ve orta düzeyde ana dillerinde eğitim ve öğrenim yapma hakkına sahiptirler. Bu hak yasayla düzenlenir. Ancak, bu gibi orta dereceli okullarda, Devlet’in resmi dili olan Türkçe’nin öğretilmesi zorunludur.
Gençliğin Korunması Madde 67
Devlet, gençlerin bilgili, sağlıklı, sağlam karakterli ve topluma yararlı bireyler olarak yetişme ve gelişmelerini sağlar.
Sporun Özendirilmesi Madde 68
Devlet, her yaştaki kişilerin beden ve ruh sağlığını geliştirecek, sporun kitlelere yayılmasını sağlayacak önlemleri alır, gerekli spor tesislerini yapar ve başarılı sporcuları korur.
Sanatın, Sanatçının ve Kültürel Hakların Korunması
Madde 69
(1) Devlet, sanatın özgürce gelişebileceği koşulları yaratır; sanatçıyı koruyucu, destekleyici, özendirici ve ödüllendirici önlemleri alır.
(2) Devlet, herkesin, kültürel yaşama katılmak, bilimsel gelişmenin ve bunun uygulanmasının nimetlerinden yararlanmak, bilimsel, edebi ve sanatsal ürünlerin korunmasının sağladığı maddi ve manevi çıkarlardan faydalanmak hakkını korur ve bilimsel araştırma ve yaratıcı etkinliklerin özendirilmesinin gerektirdiği özgürlüklere saygı gösterilmesini sağlar.
Kooperatifçiliğin Geliştirilmesi Madde 70
Devlet, kooperatifçiliğin geliştirilmesini sağlayacak önlemleri alır ve kooperatiflerin demokratik ilkelere uygun olarak çalışmalarını yasayla düzenler.
Tarım ve Çiftçilerin Korunması Madde 71
(1) Devlet, herkesin yeterli beslenmesini, tarımsal üretimin toplumun yararına uygun olarak arttırılmasını sağlamak, erozyonu önlemek, tarım ürünlerini ve tarımla uğraşanların emeğini değerlendirmek için gereken önlemleri alır.
(2) Devlet, çiftçinin tarım araçlarına sahip olmasını kolaylaştırır.
(3) Tarımla uğraşan kişilerin doğal afetlere karşı korunması yasayla düzenlenir.
Tüketicilerin Korunması Madde 72
Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı önlemleri alır. Tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirir.
Devletin Ekonomik ve Sosyal Görevlerinin Sınırı Madde 73
Devlet, işbu Anayasa’da belirtilen ekonomik ve sosyal amaçlara ulaşma görevlerini, ekonomik kalkınma ve mali kaynakların elverdiği ölçüde yerine getirir.
DÖRDÜNCÜ KISIM Siyasal Haklar ve Ödevler
Kurucu Devlette İç Vatandaşlık Statüsü Madde 74
(1) Kıbrıs Türk Devletinde veya onun yönetimindeki topraklarda ikamet eden Kıbrıs vatandaşları, Kuruluş Anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin ilgili Anayasal Nitelikli Yasasına uygun olarak Devlet’in iç vatandaşlık statüsünü alır.
(2) Devlet, Kıbrıs Rum Devletinden gelen kişilerin iç vatandaşlık statüsü kazanmalarını düzenleyebilir.
Seçme, Seçilme ve Halkoylamasına Katılma Hakkı Madde 75
(1) Devlet’te yapılacak seçimlere ve halkoylamalarına katılmak, onsekiz yaşına gelmiş olup Devlet’te daimi olarak ikamet eden her Kıbrıs vatandaşının hakkı ve ödevidir.
(2) 18 yaşına gelmiş olup, Devlet’te daimi olarak ikamet eden ve Devlet’in resmi diline hakim olan her Kıbrıs vatandaşının Devlet’in kamu kurumlarına seçilme hakkı vardır. Bu hak yasayla düzenlenir.
(3) Seçimler ve halkoylamaları, serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve tasnif ilkelerine uygun olarak yapılır ve sayım ve tasnif işlemleri tamamlanıncaya kadar kesintisiz sürer.
(4) Aday olmak, kamu görevinden çekilme koşuluna bağlanamaz. Kamu görevlileri ve bunların seçimi ve kamu hizmetlerinin güvenliği bakımından aday olma koşulları yasayla düzenlenir.
Yargıçlar, savcılar ve kolluk kuvveti mensupları görevlerinden çekilmedikçe aday olamazlar ve seçilemezler.
(5) Kıbrıs Türk vatandaşlığı statüsünü taşıyan kişilerin seçimler ve halkoylamalarına katılma ve seçilme haklarına ilişkin düzenlemeler ile Kıbrıs Türk vatandaşlığı statüsünü taşımayan, Devlet’te mukim kişilerin yerel seçimlere katılma haklarına ilişkin düzenlemeler yukarıda sayılan kuralların öngördüğü hükümlere ve demokratik ilkelere uygun olarak yasayla düzenlenir.
Seçimlerin Genel Yönetimi ve Denetimi Madde 76
(1) Seçimler ve halkoylamaları, yargı organlarının genel yönetimi ve denetimi altında yapılır.
(2) Seçimlerin ve halkoylamalarının başlamasından bitimine kadar, seçimler ve halkoylamalarının düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapmak ve yaptırmak, seçim ve halkoylaması süresince ve sonrasında seçim ve halkoylaması konularıyla ilgili bütün usulsüzlükleri, şikayetleri ve itirazları incelemek ve kesin karara bağlamak ve Devlet’in Başkanı ve milletvekili seçimlerinin tutanaklarını kabul etmek, yargıçlardan oluşan Yüksek Seçim Kurulunun görevidir.
(3) Yüksek Seçim Kurulu ile diğer seçim kurullarının kuruluşu, işleyişi, ödevleri ve yetkileri yasayla düzenlenir.
Siyasi Parti Kurma Hakkı ve Partilerin Siyasi Hayattaki Yeri Madde 77
(1) Devlet’te daimi olarak ikamet eden Kıbrıs vatandaşları serbestçe siyasi faaliyette bulunma, siyasi parti kurma ve usulüne göre partilere üye olma veya üyelikten çıkma hakkına sahiptir. Devlet’te ikamet eden ve Kıbrıs Türk vatandaşı statüsünü taşımayanların yukarıdaki hükümlere ilişkin hakları demokratik ilkelere uygun olarak yasayla düzenlenir.
(2) Siyasi partiler, önceden izin almadan kurulur ve serbestçe faaliyette bulunurlar.
(3) Siyasi partiler, iktidarda veya muhalefette olsunlar, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez öğeleridir.
(4) Siyasi partiler, bir seçimden en az doksan gün önce kurulup tüzel kişilik kazanmış olmadıkları takdirde o seçime katılamazlar.
(5) Siyasi partilere Devlet tarafından yapılacak yardım yasayla düzenlenir.
Siyasi Partilerin Uyacakları İlkeler Madde 78
(1) Siyasi partilerin tüzük, program ve faaliyetleri, Devlet’in ülkesi ve halkıyla bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, demokratik ve laik Devlet’e aykırı olamaz.
(1) Siyasi partilerin parti içi faaliyet ve kararları, demokratik ilkelere aykırı olamaz.
(2) Siyasi partiler, yabancı devletlerden veya Kıbrıs Rum Devletinden nakdi yardım alamaz.
(3) Siyasi partilerin gelirleri ve giderleri ile adayların seçim harcamaları şeffaflık ilkesine uygun olarak denetlenir.
(4) İşbu Madde’nin (1)’inci fıkrası hükümlerine aykırı olarak, tüzük, program ve faaliyetleriyle şiddeti özendiren siyasi partiler Devlet Başsavcısının açacağı dava üzerine, Anayasa Mahkemesi sıfatıyla toplanan Devlet Yüksek Mahkemesi tarafından daimi olarak faaliyetten men edilebilir.
(5) Siyasi partilerin kuruluş ve faaliyetlerinin denetlenmesi ve kapatılmaları yukarıdaki hükümler çerçevesinde yasayla düzenlenir.
(6) İşbu Madde hükümleri, siyasi partilerin, işbu Anayasa’nın, 163’üncü Maddesinde öngörüldüğü şekilde değiştirilmesini sağlamak amacıyla faaliyette bulunmalarını engellemesi şeklinde yorumlanamaz ve uygulanamaz.
Kamu Hizmetine Girme Hakkı Madde 79
(1) Kamu hizmetine girme hakkı, Devlet’in iç vatandaşlık statüsünü taşıyan herkese, Avrupa Birliği Hukuku ve federal yasaya bağlı olarak açıktır. Bu hak yasayla düzenlenir.
(2) Kamu hizmetine atamalarda, görevin gerektirdiği niteliklerin dışında başka hiçbir ayırım gözetilemez.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Teşkilat, Kurum ve Kuruluşlarına Atamalar Madde 80
(1) Devlet’in vatandaşlık statüsünü taşıyan onsekiz yaşına gelmiş her şahıs, federal teşkilat, kurum ve kuruluşlara atanma hakkına sahiptir.
(2) Federal örgüt, kurum ve kuruluşlara atanacak olan, Devlet’in vatandaşlık statüsünü taşıyan kişilerde, Kuruluş Anlaşmasında belirtildiği şekilde aranacak nitelikler ile atanma ve seçilme usulleri, Kuruluş Anlaşması çerçevesindeki yasalarla uyumlu olarak düzenlenir.
(3) Avrupa Birliği Yasalarına bağlı olarak, Devlet’te mukim vatandaş olmayan kişiler, Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında belirtildiği şekilde, federal teşkilat, kurum ve kuruluşlara seçilemez ve atanamazlar.
Mal Bildirimi Madde 81
Devletin kamu personelinin kamu görevine girişte ve görev sırasında mal bildiriminde bulunmaları yasayla düzenlenir. Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar bu zorunluluktan muaf tutulamaz.
Vergi Ödevi Madde 82
(1) Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür.
(2) Yasa ve yasanın verdiği yetki dışında, hiçbir vergi, resim veya harç veya benzeri mali yükümlülük konulamaz.
(3) Vergi, resim ve harçlardan istisna ve bağışıklığa ilişkin hükümlerde ve sözkonusu vergi, resim ve harçların oran ve hadlerinde değişiklik yapmaya yasanın belirlediği alt ve üst hadler içinde kalmak kaydıyla ve standart ve ilkelere uygun olmak koşuluyla, Devlet’in Bakanlar Kurulu yetkili kılınabilir.
(4) Geriye yürüyen hiçbir mali yükümlülük konulamaz.
Dilekçe Hakkı Madde 83
(1) Herkes, kendileriyle veya kamuyla ilgili dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara tek başına veya topluca yazıyla başvurma ve bunların hızla incelenmesi ve karara bağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Makul şekilde gerekçelendirilmiş bu karar, en geç otuz gün içinde, dilek ve şikayet sahibine yazılı olarak bildirilir. Böyle bir karardan zarar gören veya otuz gün içerisinde kendisine bir karar bildirilmeyen herkes, dilek ve şikayeti hakkında yetkili mahkemeye başvurabilir.
(2) Herkes, Devlet’in Meclisine tek başına veya topluca yazılı olarak başvurma hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılma şekli yasayla düzenlenir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM YASAMA
BİRİNCİ KISIM Kıbrıs Türk Devleti Meclisi
Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Oluşumu Madde 84
Devlet’in Meclisi, elli milletvekilinden oluşur.
Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Görev ve Yetkileri Madde 85
Devlet’in Meclisinin görev ve yetkileri, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin Anayasal Nitelikli Yasalarını Kuruluş Anlaşmasında öngörülen usule uygun olarak onaylamak, Devlet’in Federal Hükümet ve Kıbrıs Rum Devletiyle İşbirliği Anlaşmalarını Kuruluş Anlaşmasında öngörülen usule uygun olarak onaylamak, Devlet’in yasalarını koymak, değiştirmek ve kaldırmak, Bakanlar Kurulunu ve Bakanları denetlemek, Devlet’in bütçe ve kesin hesap yasa tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, Devlet’in taraf olduğu (sanat, eğitim ve spor dahil) ticari ve kültürel konulardaki uluslararası anlaşmaları uygun bulmak, kalkınma planlarını kabul etmek, genel ve özel af ilanına karar vermek ve Anayasa’nın diğer Maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.
Kıbrıs Türk Devleti Meclisine Seçimler Madde 8
(1) Devlet’in Meclisine seçimler beş yılda bir yapılır.
(2) Seçim sistemi ve esasları yasayla düzenlenir.
(3) Yenilenmesine karar verilen Meclis’in yetkileri, yeni Meclis seçilene kadar sürer.
(4) Devlet’in Meclisinin üyeliklerinde boşalma olması halinde bunun nasıl doldurulacağı yasayla düzenlenir.
(5) Seçimin yapılması olağanüstü nedenlerle olanaksız hale gelirse, seçimler, Devlet’in Meclisi tarafından bir yıl süreyle ertelenebilir. Seçimlerin ertelenmesi kararı, üye tam sayısının üçte iki çoğunluğuyla alınır.
Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Dokunulmazlığı, İç Güvenlik ve İdare Hizmetleri Madde 87
(1) Devlet’in Meclisi dokunulmazdır. Hiç kimse Meclis’in özgürlüğünü kısıtlayamaz, huzurunu bozucu hareketlerde bulunamaz [ve resmi kişiliğini tahkir edemez].
(2) Devlet’in Meclisinin bina, tesis, eklenti ve arazisinde iç güvenlik ve idare hizmetleri, Devlet’in Meclisinin Başkanı tarafından sağlanır ve yürütülür. Polis ve diğer iç güvenlik hizmetleri için yeteri kadar kuvvet, ilgili makamlarca, Devlet’in Meclisinin Başkanına tahsis olunur.
Kıbrs Türk Devleti Meclisinin Toplantıları ve Çalışma Düzeni Madde 88
(1) Devlet’in Meclisinin toplantıları, Meclis’in kendi binasında yapılır.
(2) Devlet’in Meclisi, genel seçim sonuçlarının Devlet’in Resmi Gazetesi’nde yayımlanmasını izleyen on gün içinde, saat 10.00’da kendiliğinden toplanır. Meclis’e, toplantıda hazır bulunan en yaşlı milletvekili Başkanlık eder; toplantıda hazır bulunan en genç iki milletvekili de Katiplik görevini yerine getirir. Bu toplantıda, milletvekilleri andiçerler ve ardından Başkanlık Divanı seçimlerine geçilir. Meclis Başkanlık Divanı seçimleri bu tarihten başlayarak en geç on gün içinde tamamlanır.
(3) Devlet’in Meclisi, her yıl Ekim ayının ilk çalışma günü kendiliğinden toplanır ve düzenli faaliyetlerini Haziran ayı sonuna kadar sürdürür.
(4) Devlet’in Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük kurallarına göre yürütür. İçtüzük kuralları, siyasi parti gruplarının Devlet’in Meclisinin bütün faaliyetlerine grup üye sayısı oranında katılmalarını sağlayacak şekilde düzenlenir. Siyasi parti grupları en az beş üyeden oluşur.
(5) Devlet’in Meclisinin toplantı yeter sayısı, üye tamsayısının en az üçte biri olup, kararlar, Anayasa’da aksine bir hüküm yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla ancak, en az onüç üyenin oyuyla, alınır. Olumlu ve olumsuz oyların eşitliği halinde, çekimser oyların olumlu veya olumsuz oyların fazla olanı lehindeki bir kararın peşin olarak kabul edilmesi anlamına gelmesi kaydıyla, oya sunulan husus reddedilmiş sayılır.
(6) Devlet’in Başkanı, Meclis Başkanının, Bakanlar Kurulunun veya en az on milletvekilinin istemi üzerine Devlet’in Meclisi olağanüstü toplantıya çağrılabilir.
(7) Devlet’in Meclisinin Genel Kurullarındaki görüşmeler açıktır ve tutanakları tam olarak yayımlanır.
(8) Devlet’in Meclisi, Meclis’in Genel Kurulunun kararıyla kapalı oturumlar yapabilir. Bu oturumlardaki görüşmelerin birebir tutanaklarının yayımı, Meclis’in Genel Kurulunun kararına bağlıdır.
(9) Devlet’in Meclisindeki açık görüşmelerin her türlü vasıtayla yayımı, aynı oturumun Başkanlık Divanının önerisi üzerine aksine bir karar alınmadıkça, hiçbir kısıtlamaya tabi değildir.
Andiçme Madde 89
Milletvekilleri görevlerine başlamadan önce aşağıdaki şekilde andiçerler:
“Devlet’in, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti içindeki varlığını, haklarını ve egemence kullanılan yetkilerini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik Devlete, sosyal adalete ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; herkesin insan haklarından yararlanması ülküsünden ve Anayasa’ya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim.”
Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Başkanlık Divanı Madde 90
(1) Devlet’in Meclisinin Başkanlık Divanı, milletvekilleri arasından seçilen, Devlet’in Meclisinin Başkanı, Meclis Başkan Yardımcısı ve yeterli sayıda Katip ve İdare Görevlisinden oluşur.
(2) Devlet’in Meclisinin Başkanlık Divanı bir Kurul olarak çalışır ve Meclis’teki grupların üye sayılarıyla orantılı olarak oluşturulur.
(3) Meclis’in Başkanı ve Başkan Yardımcısının seçimi, bir yasama döneminde iki kez yapılır. İlk devre için seçilenlerin görev süresi üç, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise iki yıldır.
Meclis’in Başkanı ve Başkan Yardımcısının ikinci devre için seçimi dördüncü yasama yılının ilk günü başlayarak en geç on gün içerisinde tamamlanır. Meclis’in önceki Başkanı ve Başkan Yardımcısının görevleri ikinci devre için yeni Başkan ve Başkan Yardımcısının seçilmelerine kadar devam eder.
(4) Meclis’in Başkanı ve Başkan Yardımcısının seçimi gizli oyla yapılır. İlk iki oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday arasında dördüncü bir oylama yapılır. Dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilir.
(5) Kâtip ve İdari Görevlilerin sayısı, hizmet süreleri ve seçimlerine ilişkin hükümler Devlet’in Meclisinin İçtüzüğüyle belirlenir.
Milletvekillerinin Dokunulmazlığı Madde 91
(1) Milletvekilleri, Devlet’in Meclisinin toplantılarındaki oy ve sözlerinden ve bunları dışarıda tekrarlamaktan veya açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.
(2) Seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis’in izni olmadıkça tutuklanamaz ve kovuşturulamaz. Beş yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçüstü halinde yetkili kişinin durumu derhal Meclis’e bildirmesi şartıyla bu izin gerekli değildir.
(3) Seçimden önce veya sonra bir milletvekili hakkında verilmiş ceza, görev dönemininin bitiminden önce yerine getirilmez. Bir milletvekilinin görevde kaldığı süre zamanaşımının hesaplanmasında dikkate alınmaz.
Milletvekilliğinin Sona Ermesi Madde 92
(1) Milletvekilinin ölümü, seçime katılmasına engel teşkil eden bir suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesi, çekilmesi, kısıtlanması, milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görevi kabul etmesi ve bir ay süreyle özürsüz veya izinsiz olarak Meclisin çalışmalarına katılmaması hallerinde milletvekilliği sona erer.
(2) Milletvekilliğinin sona ermesine Devlet’in Meclisinin Genel Kurulunca karar verilir.
Milletvekilliğiyle Bağdaşmayan Görevler Madde 93
(1) Milletvekilleri, Devlet’te veya kamu kuruluşlarında kamu personeli veya diğer kamu görevlisi olarak görev kabul edemezler ve Devlet’in veya kamu kuruluşlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak üstlenemezler.
(2) Milletvekilliğiyle bağdaşmayan diğer görevler ve işlevler yasayla düzenlenir.
Milletvekillerinin Ödenekleri Madde 94
Milletvekillerinin maaşları, temsil ve geçinme ödenekleri ile yollukları yasayla düzenlenir. Maaşın aylık tutarı, en yüksek kamu görevlisinin almakta olduğu aylık maaş miktarına eşit olur. Yolluk ve temsil ödeneklerinin toplamı ise yıllık maaş tutarının yarısını aşamaz.
Kıbrıs Türk Devleti Meclisi Seçimlerinin Yenilenmesi Madde 95
(1) Meclis, seçimlerin yenilenmesine, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar verebilir. Çekimser ve geçersiz oylar karar yetersayısı bakımından değil, sadece toplantı yetersayısının hesaplanmasında dikkate alınır.
(2) İşbu Anayasa’nın 112’nci Maddesinin (2)’nci fıkrası uyarınca, altmış günlük süre içerisinde Meclis çoğunluğuna dayalı bir Bakanlar Kurulunun atanmasına olanak bulunmaması halinde, Devlet’in Başkanı, Meclis’i feshetmeye ve Meclis seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir.
(3) İşbu Anayasa’nın 115’inci Maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulunun düşmesi veya bir yıllık süre içinde güven oyu alamama veya güvensizlik oylaması sonucunda üç kez başarısız olması halinde, Devlet’in Başkanı, Meclis için erken seçimlerin düzenlenmesine karar verebilir.
(4) Devlet’in Başkanı, gerekli görmesi halinde, Devlet’in Meclisi seçimlerinin bu maddenin (2). ve (3). fıkraları uyarınca yenilenmesine karar vermeden önce halkoylamasına gidebilir.
(5) Devlet’in Başkanı, seçimlerin yenilenmesi kararını alırken, Meclis Başkanı, Bakanlar Kurulu ve Meclis’te grubu bulunan siyasi parti başkanlarının görüşlerini alır.
İKİNCİ KISIM Yasaların Çıkartılması
Yasa Çıkartılması ve Karar Alınmasıyla İlgili Genel Kurallar Madde 96
(1) Yasa ve karar teklifi sunmaya, Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir.
Yasa ve karar tasarı ve tekliflerinin Meclis’te görüşülme usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir.
(2) Yasa tasarıları ve karar taslaklarının kamunun bilgisine sunulma usulü İçtüzükle düzenlenir.
Ticari ve Kültürel Konulardaki Uluslararası Anlaşmaların Onaylanması Madde 97
(1) Devlet adına kültürel ve ticari konulardaki (sanat, eğitim ve spor dahil) anlaşmaların onaylanması, ilke olarak, Devlet’in Meclisince bir yasa çıkarılması yoluyla kabulüne bağlıdır.
(2) Anlaşmaların türü ve Devlet’in Meclisinin kabulü olmadan, yayımlanarak yürürlüğe giriş usülü Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin Avrupa Birliği üyeliği ve uluslararası ilişkileri gözönünde tutularak, bu konuda çıkarılacak bir yasayla belirlenir.
(3) Devlet’in yasalarına değişiklik getiren bütün anlaşmalarda (1)’inci fıkra hükümleri uygulanır.
(4) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmalar yasa hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemeye başvurulamaz.
Bütçenin Hazırlanması, Uygulanması, Görüşülmesi ve Kabulü Madde 98
(1) Devlet’in ve kamu hizmeti teşebbüsleri dışındaki kamu teşekküllerinin harcamaları yıllık bütçeden karşılanır.
(2) Bütçenin hazırlanmasına ve uygulanmasına yönelik hükümler yasayla tanzim edilir.
(3) Bütçe yasasına, bütçeyle ilgili olanlar dışında hiçbir hüküm konulmaz.
(4) Bütçe tasarısı, Bakanlar Kurulunca mali yılbaşından en az iki ay önce Devlet’in Meclisine sunulur.
(5) Bütçe Komisyonu, bütçe üzerindeki çalışmasını en geç bir ay içinde tamamlar.
(6) Milletvekilleri, bütçe tasarısının Devlet’in Meclisinin Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, gider arttırıcı veya gelir azaltıcı herhangi bir öneride bulunamazlar.
(7) Devlet’in Başkanı, Meclis tarafından kabul edilen bütçe yasasını, on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlamak suretiyle ilan eder.
Kesin Hesaplar Madde 99
Kesin hesaplara dair yasa tasarıları, yasada daha kısa bir süre şart koşulmamış ise Bakanlar Kurulunca ilgili oldukları mali yılın sonundan başlayarak en geç bir yıl içinde Devlet’in Meclisine sunulur. Sayıştay, genel uygunluk bildirimini, ait olduğu kesin hesaplara dair yasa tasarısının verilmesinden başlayarak en geç altı ay içinde Meclis’e sunar.
Yasaların Kıbrıs Türk Devleti Başkanınca İlanı Madde 100
(1) Devlet’in Cumhurbaşkanı, Devlet’in Meclisi tarafından kabul edilen yasaları on beş gün içinde Resmi Gazete’de yayımlamak suretiyle ilan eder. İlanını uygun bulmadığı herhangi bir yasayı belirtilen onbeş günlük süre içerisinde bir daha görüşülmek üzere, Meclis’e gerekçesiyle birlikte geri gönderir.
(2) Devlet’in Meclisi, geri gönderilen yasayı aynen kabul ederse, yasa Devlet’in Cumhurbaşkanı tarafından ilan edilir.
(3) Devlet’in Cumhurbaşkanı, 149’uncu Maddeyle kendisine verilmiş olan yetkiyi, on beş günlük süre içerisinde kullanabilir. Bu takdirde, 149’uncu Madde hükümleri uygulanır.
Kararların Yayımlanması Madde 101
(1) Devlet’in Meclisinin aşağıdaki konularda alacağı kararlar, kararda aksine hüküm olmadığı takdirde, derhal yürürlüğe girer ve Meclis Başkanınca on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlanır:
(a) Bakanlar Kurulunun ve Bakanların denetlenmesi ve güvenoyuyla güvensizlik konularındaki kararlar;
(b) Seçimlerin yenilenmesine veya ertelenmesine ilişkin kararlar;
(c) Milletvekilliğinin sona ermesine ilişkin kararlar;
(d) Bir Milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin kararlar;
(e) Meclis içi konularda yapılan seçimlerin sonuçları;
(f) Yüce Divanda Devlet’in Başkanına, Başbakana ve Bakanlara karşı ileri sürülen, suçlamalarla ilgili kararlar;
(g) Kamu hizmeti teşebbüslerinin denetimine ilişkin kararlar;
(h) Bir olağanüstü duruma ilişkin kararlar.
(i) Kalkınma planlarının kabul edilmesine ilişkin kararlar.
(2) Devlet’in Meclisi’nin işbu Maddenin (1)’inci fıkrası kapsamı dışında kalan, genel nitelikli kararları, yasaların yayımlanmasına dair hükümler uyarınca işlem görür.
(3) Devlet’in Meclisi’nin İçtüzüğünün uygulanması, Meclis’in iç yapılanması ve faaliyetleri hakkında, Meclis tarafından yayımlanmasına hükmedilen kararlar, yukarıdaki (1)’inci fıkra uyarınca Meclis’in Başkanı tarafından yayımlanır.
(4) Yukarıdaki (1)’inci fıkranın (c), (d) ve (h) bendlerinde belirtilenler dışında kalan kararlara karşı mahkemeye başvurulamaz ve Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılamaz.
ÜÇÜNCÜ KISIM Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Bilgi Edinme ve Denetim Usulleri
Genel Olarak Bilgi Edinme ve Denetleme Yetkisi Madde 102
Devlet’in Meclisi soru yöneltme, genel görüşme açma, meclis araştırması, meclis soruşturması düzenleme ve güven oylaması yapma yetkilerine sahiptir.
Soru Yöneltilmesi ve Genel Görüşme Açılması Madde 103
(1) Soru yöneltilmesi, Bakanlar Kurulu adına sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Başbakan veya Bakanlardan belli bir konuda bilgi istemekten ibarettir. Başbakan ve Bakanlar yöneltilen bir soruya en geç otuz gün içinde yanıt verir.
(2) Genel görüşme, bir milletvekilinin önergesi ve bunun Devlet’in Meclisi tarafından kabulü üzerine, belli bir konuda yapılan görüşme anlamına gelir. Genel görüşme sonunda oylama yapılmaz.
Araştırma ve Soruşturma Madde 104
(1) Meclis araştırması, belirli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemedir.
(2)
(a) Başbakan ve Bakanlar hakkında yapılacak soruşturma talepleri en az dokuz milletvekili tarafından imzalanır.
(b) Soruşturma talepleri Meclis tarafından görüşülür ve karara bağlanır.
(c) Soruşturmalar, milletvekillerinden müteşekkil özel bir komite
tarafından yürütülür.
(d) Devlet’in Meclisi, Soruşturma Komitesinin raporunu görüştükten sonra, Başbakan veya Bakanları üye tamsayısının üçte ikisinin çoğunluğuyla vereceği kararla suçlayabilir.
(e) Başbakan ve Bakanlar Yüce Divanda yargılanır.
(f) Devlet’in Meclisindeki siyasi parti gruplarında, Meclis soruşturmalarıyla ilgili görüşmeler yapılamaz ve kararlar alınamaz.
(3) Devlet’in Meclisi’nin Araştırma ve Soruşturma Komiteleri, araştırma ve soruşturmayla ilgili her türlü belgeyi incelemeye, bilgi almaya, tanık çağırmaya ve sorguya çekmeye yetkilidir.
Araştırma ve Soruşturma Komitelerince ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri vermeyi reddeden ve bu Komitelerin çağrılarına uymayan kişiler hakkında uygulanacak yaptırımlar ve diğer ilgili kurallar yasayla düzenlenir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM YÜRÜTME
BİRİNCİ KISIM Cumhurbaşkanı
Başkan Madde 105
(1) Devlet’in Cumhurbaşkanı Devlet’te daimi olarak ikamet eden Kıbrıs vatandaşları tarafından beş yıllık bir süre için seçilir. Devlet Başkanlığı makamına aday olacakların aşağıdaki nitelikleri taşımaları gerekir:
(a) Milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmak;
(b) Yüksek öğrenim yapmış olmak;
(c) Otuz beş yaşına gelmiş bulunmak;
(d) Devlet’in iç vatandaşlık statüsüne sahip olmak;
(e) Seçimden hemen önceki en az beş yıldan beri Kıbrıs’ta düzenli olarak ikamet etmiş olmak.
(2) Bir adayın Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için kullanılan toplam geçerli oyların salt çoğunluğunu alması gerekir. Hiçbir aday sözkonusu çoğunluğu sağlayamazsa, seçim, kullanılan en çok geçerli oyu almış iki adayın katılımıyla yedi gün sonra yinelenir. Tekrarlanan bu seçimde, kullanılan geçerli oylardan daha fazlasını alan aday Cumhurbaşkanı seçilir.
(3) Görev süresi dolan Cumhurbaşkanı, seçilen yeni Cumhurbaşkanı göreve başlayana kadar görevine devam eder.
(4) Devlet’in Cumhurbaşkanı, resmi görevleri dışında hiçbir iş üstlenemez; Devlet veya kamu organlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak üzerine alamaz.
(5) Devlet’in Cumhurbaşkanının maaşı, temsil ve geçinme ödeneği ve yollukları yasayla düzenlenir.
Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanın Andiçmesi Madde 106
Cumhurbaşkanı, görevine resmen başlarken aşağıdaki şekilde and içer:
“Kıbrıs Türk Devletinin Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti içindeki varlığını, haklarnıı, ve egemence kullanılan yetkilerini koruyacağıma; hukukun üstünlüğü ilkesine, demokratik, laik devlet prensiplerine, sosyal adalete ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her vatandaşın insan hak ve özgürlüklerinden yararlanması gerektiği ülküsünden ayrılmayacağıma ve Anayasa ve yasalara sadık kalacağıma; Devleti yüceltmek ve üzerime aldığım görevleri tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma namusum ve şerefim üzerine and içerim.”
Cumhurbaşkanın Tarafsızlığı Madde 107
(1) Cumhurbaşkanı tarafsızdır.
(2) Cumhurbaşkanı seçilen kişinin, varsa partisiyle ilişkisi kesilir. Milletvekili ise, Meclis üyeliği sona erer.
Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanının Görev Yetkileri Madde 108
(1) Devlet’in Cumhurbaşkanı Devlet’in Başıdır. Bu sıfatla, Devlet’in birliğini ve
bütünlüğünü temsil eder.
(2) Devlet’in Cumhurbaşkanı, Devlet’in Anayasasına saygıyı, kamu işlerinin kesintisiz ve düzenli şekilde yürütülmesini sağlar.
(3) Cumhurbaşkanı gerekli görürse Bakanlar Kuruluna başkanlık eder. Ticari
ve kültürel konularda (sanat, eğitim ve spor dahil) uluslararası anlaşmaları
onaylar ve ilan eder, bu konularda temsilciler atar ve sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle mahkumların cezalarını hafifletir veya kaldırır.
(4) Devlet’in Cumhurbaşkanı işbu Anayasa ve yasalarla ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasıyla kendisine verilen diğer yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.
Cumhurbaşkanı’nın Dokunulmazlığı ve Sorumluluğu Madde 109
(1) Cumhurbaşkanı, resmi görevlerinin yerine getirilmesi ile ilgili fiiller bağlamında dokunulmazlığa sahiptir.
Cumhurbaşkanı’nın imzaladığı üçlü kararnamelerden, imzaları bulunan Başbakan ve ilgili Bakan sorumludur.
(2) Cumhurbaşkanı Devlet’in Meclisini toplantıya çağırma, yasaları yayımlama, yasaları Meclis’e geri gönderme, Başbakan’ı atama, Meclis seçimlerini yenileme, Devlet’in Anayasa Mahkemesine başvurma işlemleri ile işbu Anayasada yer alan seçme ve atama işlemlerini ve Devlet’in Yüksek Mahkemesinin Başkanı ve yargıçları ile Başsavcı ve Başsavcı Yardımcısının atanmasının onaylanması konularında münhasır yetki sahibidir.
Cumhurbaşkanlığı Makamının Boşalması Madde 110
(1) Cumhurbaşkanlığı makamı, ölüm, geçici olmak dışında görev başında bulunmama halinde veya Devlet’in Yüksek Mahkeme Başkanlığına gönderilen yazılı istifayla boşalır.
(2) Cumhurbaşkanı’nın sağlık nedeni ile görevlerini devamlı olarak yapamayacak bir duruma gelmesi halinde Bakanlar Kurulu, durumu Devlet’in Yüksek Mahkeme Başkanlığına bildirir. Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Devletin Yüksek Mahkemesi, Cumhurbaşkanı’nın görevini devamlı olarak yapamayacağına karar verirse, Cumhurbaşkanlığı makamı boşalmış sayılır.
Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanı’na Vekalet Etme Madde 111
(1) Başkanın hastalık veya yurt dışına seyahat gibi nedenlerle geçici olarak makamından ayrılması veya herhangi bir nedenle Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde,
Meclis Başkanı duruma göre, Cumhurbaşkanı görevlerini yeniden üstleninceye veya yeni Cumhurbaşkanı seçilinceye kadar Cumhurbaşkanlığı görevini yerine getirir.
(2) Devlet’in Meclisinin Başkanı, Başkanlığa vekalet ettiği süre içinde, işbu Anayasanın 95. Maddesinde belirtilen yetkileri kullanamaz.
İKİNCİ KISIM Bakanlar Kurulu
Bakanlar Kurulunun Oluşumu Madde 112
(1) Devlet’in Bakanlar Kurulu, Başbakan ve Bakanlardan oluşur. Başbakan, işbu Madde hükümleri uyarınca, Cumhurbaşkanı tarafından milletvekilleri arasından atanır.
(2) Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulunu kurma görevini, güvenoyu alabilecek bir grubun başkanına veya milletvekiline verir.
Bakanlar Kurulunu kurma görevini alan her milletvekili, bu görevini en geç on beş gün içinde tamamlamak veya görevi iade etmekle yükümlüdür.
(3) Cumhurbaşkanı, yukarıdaki (2)’nci fıkra hükümleri uyarınca, Başbakanı ve Başbakanın önerisi üzerine Bakanları atar; Bakanlardan herhangi birinin görevine Başbakanın talebi üzerine son verir.
(4) Bakanlar milletvekili olmayan kişiler arasından da atanabilir.
(5) Başbakan ve Bakan olan milletvekilleri Devlet Meclisi üyeliklerini kaybetmezler. Bakanlar Kuruluna Meclis dışından atanmış bulunan Bakanlar yasama dokunulmazlığından Milletvekilleri gibi yararlanırlar, ancak Meclis’te oy kullanamazlar.
(6) Yeni Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanı tarafından atanıncaya kadar mevcut Bakanlar Kurulu görevine devam eder.
Başbakanın Görevleri, Yetkileri ve Sorumlulukları Madde 113
(1) Başbakan, bakanlıklararası işbirliğini, Bakanlar Kurulunun genel siyasetinin yürütülmesini ve yasaların uygulanmasını sağlar.
(2) Başbakan, Bakanların görevlerinin Anayasa ve yasalara uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak, Bakanlar Kurulunun düzenli bir şekilde çalışmasını ve disiplinini temin etmek ve gerekli düzeltici önlemleri almakla sorumludur.
(3) Başbakan, Bakanlar Kurulunun programından ve bunun uygulanmasından veya herhangi bir önemli politika girişiminden Devlet’in Meclisine karşı sorumludur.
(4) Başbakan Bakanlar Kuruluna başkanlık eder. Cumhurbaşkanı gerekli gördüğü hallerde veya Başbakan’ın talebi üzerine Bakanlar Kuruluna başkanlık edebilir, ancak oy kullanma hakkına sahip değildir.
(5) Başbakan, resmi görevleri dışında başka herhangi bir iş üstlenemez. Devletin ve kamu organlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak üzerine alamaz.
Başbakanın maaşı, temsil ve hayat pahalılığı ödenekleri ve yollukları yasayla düzenlenir.
(6) Başbakan işbu Anayasa ve yasalarla kendisine verilen diğer yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.
Bakanlıkların Kurulması Madde 114
(1) Bakanlıklar, Anayasanın öngördüğü sayı ve ilkelere uygun olarak Başbakanın önerisi ve Cumhurbaşkanı’nın onayıyla, Devlet’in Resmi Gazetesinde yayımlanacak bir kararnameyle kurulur ve feshedilir.
Sözkonusu kararname ancak öneride bulunan Başbakan’ın güvenoyu alması halinde yürürlüğe girer.
(2) Bakanlıkların sayısı hiçbir halde on’u aşamaz. Her Bakanlık’ın merkez teşkilatının kuruluşu ve hangi dairelerin ve hizmet birimlerinin hangi Bakanlığa bağlanacağı, yasanın öngördüğü ilkelere uygun olarak çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.
(3) Bakanlık makamının boş olduğu Bakanlıklar ile izinli veya makamın gerektirdiği görevleri yerine getirmekten aciz kalmış bir Bakan’a, diğer bir Bakan geçici olarak vekalet edebilir. Ancak, bir Bakan birden fazla Bakan adına hareket edemez.
(4) Devlet’in Meclisinin kararıyla Yüce Divana verilen bir Bakan’ın Bakanlık görevi sona erer. Başbakanın Yüce Divanda suçlanması halinde Bakanlar Kurulu istifa etmiş sayılır.
(5) Herhangi bir nedenle boşalan Bakanlık makamına en geç on gün içinde atama yapılır.
Bakanlar Kurulunun Göreve Başlaması ve Sorumlulukları Madde 115
(1) Cumhurbaşkanı tarafından atanan Bakanlar Kurulunun listesi, Devlet’in Meclisine tam olarak sunulur. Meclis tatilde ise derhal toplanır. Bakanlar Kurulunun programı atanma tarihinden başlayarak en geç bir hafta içinde Başbakan veya bir Bakan tarafından okunur.
(2) Program, Devlet’in Meclisinde okunduktan sonra güvenoyuna sunulur. Güvenoyu için görüşmeler programın okunmasından iki tam gün geçtikten sonra başlar ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçtikten sonra oylama yapılır. Güvenoyu alan Bakanlar Kuruluna karşı, güven oylamasından sonra üç ay geçmedikçe güvensizlik önergesi verilemez.
(3) Başbakana karşı güvensizlik önergesi en az dokuz milletvekili tarafından verilebilir. Bir güvensizlik önergesinin reddedilmesinin üzerinden, üç ay geçmedikçe yeni bir güvensizlik önergesi verilmez.
(4) Güvensizlik önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı, verilişinden sonraki ikinci birleşimde karara bağlanır. Güvensizlik önergesi üzerine yapılan genel görüşmeler bitiminden bir tam gün geçmedikçe güvensizlik önergesi oylanamaz.
(5) Bakanlar Kurulunda konuyu görüştükten sonra gerekli görürse, Başbakan, Devlet’in Meclisinden herhangi bir zamanda güvenoyu talebinde bulunabilir. Güvenoyu talebi, Devlet’in Meclisine yapılmasının üzerinden bir tam gün geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz. Bu şekilde yapılan güvenoyu talebi, ancak Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğuyla reddedilebilir.
(6) Bakanlar Kurulu üyelerinin çoğunluğunun otuz günlük bir süre içerisinde değişmesi halinde Başbakan güvenoyuna başvurur.
(7) Güvenoyu alamayan veya güvenoyu talebi reddedilen veya hakkında verilen güvensizlik önergesi Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğuyla kabul edilen Başbakan, istifasını Cumhurbaşkanı’na sunar.
Bakanların Görevleri, Yetkileri ve Sorumlulukları Madde 116
(1) Her Bakan, Başbakana karşı ve ayrıca kendi yetkisi içindeki konulardan ve emri altındakilerin işlemlerinden sorumludur.
(2) Her Bakan, Bakanlık merkez teşkilatı ile Bakanlığına bağlı dairelerin ve idari birimlerin hiyerarşisinin en üstünde yer alan sorumlu kişidir.
(3) Her Bakanın icra görevleri aşağıdaki konuları kapsar:
(a) Bakanlığını ilgilendiren yasaları uygulamak ve normal olarak Bakanlığının yetki alanına giren tüm olağan konu ve işleri yönetmek;
(b) Bakanlığını ilgilendiren emir, tüzük ve yönetmelikleri Başbakana ve Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere hazırlamak;
(c) Bakanlığını ilgilendiren herhangi bir yasa ve bu yasalara uygun olarak çıkarılan herhangi bir tüzük ve yönetmeliğin uygulanabilmesi için yönergeler, genelgeler ve benzeri metinler yayımlamak;
(d) Devlet Bütçesinin kendi Bakanlığına ait kısmını Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere hazırlamak ve bu bütçeye uygulamak.
(4) Bakanlar, resmi görevleri dışında başka herhangi bir iş üstlenemezler; Devletin ve kamu organlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak üzerlerine alamazlar.
Bakanların maaşları, temsil ve geçinme ödenekleri ve yollukları 94’üncü Madde gözönünde tutularak yasayla düzenlenir.
(5) Bakanlar, yürürlükteki mevzuatın, Başbakanın ve Bakanlar Kurulunun kendilerine verdiği diğer herhangi bir yetkiyi kullanırlar ve görevi yerine getirirler.
Yasa Hükmünde Kararname Madde 117
(1) Bakanlar Kurulu, acil hallerde, ekonomik konularda yasa hükmünde kararname çıkarabilir. Yasa hükmünde kararname, Devlet’in Resmi Gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe girer ve aynı gün, amaçları ve gerekçesiyle birlikte Devlet’in Meclisine sunulur.
(2) Devlet’in Meclisine sunulan yasa hükmünde kararnameler, Yasaların görüşülmesine dair İçtüzük hükümleri uyarınca, Komitelerde ve Genel Kurulda, diğer herhangi bir konuyla, öncelik ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanır.
(3) Meclis bu konularda kararını doksan gün içinde verir.
(4) İşbu Madde’de öngörülen kararnamelerle, yeni mali yükümlülükler getirilemez, kişisel ve siyasi hak ve özgürlükler sınırlandırılamaz.
ÜÇÜNCÜ KISIM İdari Hükümler
İdare Madde 118
(1) İdare, yapısı ve görevleriyle bir bütündür ve yasayla düzenlenir.
(2) İdarenin yapısı ve görevleri merkezi ve yerel yönetim ilkelerine dayanır.
(3) Kamu tüzel kişiliği ancak yasayla veya yasanın açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulabilir.
Kamu Denetçisi Madde 119
(1) İdarenin herhangi bir hizmet veya işleminin, yürürlükteki mevzuata ve mahkeme kararlarına uygun olarak yapılıp yapılmadığını veya herhangi bir icrai veya idari birim veya görevli tarafından veya onlar adına yapılan herhangi bir hizmet veya işlemi kontrol etmek, sözkonusu hizmetler ve işlemlerle ilgili soruşturma açarak, raporlar sunmak ve yasada belirlenen diğer görevleri yerine getirmek üzere, Meclis’in onayıyla Devlet’in Cumhurbaşkanı tarafından bir Kamu Denetçisi atanır.
(2) Kamu Denetçisinin nitelikleri, yetkileri ve görevleri yasayla düzenlenir. Kamu Denetçisinin görevden alınma koşulları bir Yüksek Mahkeme üyesine uygulanan koşullarla aynıdır.
(3) Cumhurbaşkanı’na, adliye idaresine ve ticari ve kültürel alanlarda Dış ilişkilere dair konular Kamu Denetçisinin yetki alanına girmez.
Daire ve Hizmet Birimlerinin Kuruluşu Madde 120
Dairelerin ve hizmet birimlerinin kuruluşu, görevleri ve yetkileri yasayla düzenlenir.
Merkezi Yönetim Madde 121
Kıbrıs Türk Devleti, merkezi yönetiminin örgütlenmesi bakımından, coğrafi duruma, ekonomik koşullara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre yasayla belirlenen bölümlere ayrılır.
Polis Teşkilatı Madde 122
(1) Devlet’in Polis Teşkilatının kuruluşu, görevleri, yetkileri ve sorumlulukları, kuvvet ve teçhizatı ve Ortak Soruşturma Ajansına katılımı Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ve Federal Hükümet ve Kurucu Devletler Polisi ile ilgili Anayasal Nitelikli Yasaya uygun olarak, yasayla düzenlenir.
(2) Polis, görevlerini, Anayasa ve yasalar çerçevesinde demokratik hukuk devleti ilkelerine ve herkesin temel haklarına saygılı olarak yerine getirmekle yükümlüdür.
Yerel Yönetimler Madde 123
(1) Yerel yönetimler, bir bölge, belediye, köy veya mahalle halkının ortak yerel gereksinmelerini karşılamak üzere kurulmuş, kuruluş ilkeleri yasayla belirtilen ve karar verme organları seçimle oluşturulan kamu tüzel kişileridir.
(2) Yerel yönetimlerin kuruluşu, görevleri ve yetkileri, yerel yönetim ilkesi uyarınca yasayla düzenlenir.
(3) Yerel yönetim organları için seçimler 75’inci Madde hükümleri uyarınca beş yılda bir yapılır.
Kamu Hizmetleriyle ile İlgili Temel ve Sürekli Görevlerin Yerine Getirilmesi Madde 124
(1) Devletin genel yönetim ilkelerine göre sağlamakla yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği temel ve sürekli görevler kamu görevlileri eliyle yerine getirilir.
(2) Kamu hizmeti teşebbüsleri ve diğer kamu teşekküllerinin genel yönetim ilkelerine göre sağlamakla yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği temel ve sürekli görevler ise diğer kamu personeli eliyle yerine getirilir.
Kamu Personeli ve Diğer Kamu Görevlileriyle İlgili Hükümler Madde 125
(1) Kamu personelinin nitelikleri, atanmaları, görevleri ile yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, maaşları ve ödenekleri ve diğer özlük işleri yasayla düzenlenir.
(2) Kamu personelinin atanmalarını, onaylanmalarını, sürekli ve emeklilik hakkı kazandıran kadrolara yerleştirilmelerini, terfilerini, nakillerini, emekliye sevklerini, azil ve görevden uzaklaştırma dahil, uyarma ve kınama cezası dışındaki, disiplin işlemlerini yapmak üzere tarafsız ve bağımsız organ veya organlar kurulur. Bunların kuruluş ve işlevleri, verilen hizmetin özellikleri gözetilerek belirli kamu personeli kesimi için, ayrı düzenlemeler yapılmasına olanak tanıyacak biçimde yasayla düzenlenir.
Yargıçlar, savcılar, Sayıştay Başkan ve üyeleri, Kamu Denetçisi ve polis mensupları hakkındaki hükümler ile Anayasa’nın bu konudaki diğer hükümleri saklıdır.
(3) Kamu personelinin nitelikleri, atanmaları, görevleri ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, maaşları ve ödenekleri ve diğer özlük işleri, bu personelin bağlı oldukları kurumlarca yürütülen hizmetlerin özelliklerine göre yasayla düzenlenir.
(4) Kamu personeli ile diğer kamu görevlileri hakkında disiplin işlemi başlatılmasına gerek görüldüğü takdirde, isnat olunan suç ilgiliye açıkça ve yazılı olarak bildirilir, yazılı savunması istenir ve savunma için belli bir süre tanınır. Yukarıdaki hükümlere uyulmadıkça, disiplin cezası için harekete geçilmez ve disiplin kararları asli mahkemelerce gözden geçirmeye tabi tutulur.
İşbu Anayasa’nın yargıçlar ve savcılar, Sayıştay Başkan ve üyeleri ile Kamu Denetçisiyle ilgili hükümleri saklıdır.
(5) Üst kademe yöneticiliği yapan kamu personeli, ilgili Bakan, Başbakan ve Devlet’in Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmış bir kararnameyle atanır. Bu konudaki hükümler yasayla düzenlenir.
(6) Devlet’in Meclisi için seçim tarihinin Devlet’in Resmi Gazetesinde yayımlanmasından başlayarak, seçimden yeni Bakanlar Kurulunun göreve başlayacağı tarihe kadar, kamu hizmetine, kamu kurumlarına ve kamu hizmet teşekküllerine, işçiler dışında atama yapılamaz; terfiler, nakiller ve barem ayarlamaları bu dönemde tamamen durdurulur.
İşbu hükümlerin nasıl ve hangi koşullarla uygulanacağı yasayla düzenlenir.
Tüzükler ve Yönetmelikler Madde 126
Anayasa ve bir yasa açıkça yetki vermedikçe Devlet’in hiçbir organı tüzük yapamaz ve bunları yürürlüğe koyamaz. Yönetmelikler de ancak tüzüklere uygun olarak yapılır ve yürürlüğe konulur.
Yasa Dışı Emirler Madde 127
(1) Kamu hizmetinde herhangi bir sıfatla çalışmakta olan herhangi bir kimse, üstünden aldığı bir emri, yönetmelik, tüzük, yasa veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak, üst makam emrinde direnir ve bu emrini yazıyla yinelerse emir yerine getirilir, bu durumda emri yerine getiren sorumlu olmaz.
(2) Konusu suç oluşturan emir hiçbir şekilde yerine getirilmez, yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
(3) Olağanüstü durumlarda kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için yasayla öngörülen istisnalar saklıdır.
DÖRDÜNCÜ KISIM Olağanüstü Hal
Tabii Afetler, Ciddi Ekonomik Kriz ve Yaygın Şiddet Olayları Nedeniyle Olağanüstü Hal İlanı Madde 128
Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar, ciddi ekonomik kriz veya yaygın şiddet olayları halinde, Devlet’in bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi üç ayı geçmemek üzere, olağanüstü hal ilan edebilir.
Olağanüstü Hallerle İlgili Düzenleme Madde 129
(1) Anayasanın 128’inci Maddesi uyarınca olağanüstü hal ilanına karar verilmesi durumunda, bu husus Resmi Gazetede yayımlanır ve Devlet’in Meclisinin onayına derhal sunulur. Meclis tatilde ise bu amaçla derhal toplanır. Meclis üye tam sayısının salt çoğunluğuyla olağanüstü hal ilanını veya süresini değiştirebilir; olağanüstü hali kaldırabilir veya Bakanlar Kurulunun talebi üzerine her defasında iki ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir.
(2) Olağanüstü hal ilanında, bu halin devamı süresince yürürlüğü kısmen veya tamamen durdurulabilecek Anayasa Maddeleri açıkça belirtilir.
Olağanüstü hal ilanında, Anayasa’nın aşağıda sayılan Maddelerinde düzenlenen temel hakların ve özgürlüklerin kullanılması, durumun gerektirdiği ölçüde kısmen veya tamamen askıya alınabilir:
20’nci; 25’inci; 26’ncı; 27’nci; 29’uncu; 37’nci; 38’inci Maddeler; 48’inci Maddenin (5)’inci fıkrasının (d) bendi; 49’uncu Madde; 55’inci Madde; 56’ncı Maddenin (3)’üncü fıkrası; 60’ıncı ve 61’inci Maddeler.
(3) Bu ilkeler doğrultusunda, yukarıda sayılan Maddelerde belirtilen temel hak ve özgürlüklerin nasıl sınırlanacağı veya askıya alınacağı, durumun gerektirdiği önlemlerin nasıl getirileceği, kamu görevlilerine ne gibi ek yetkiler verileceği Olağanüstü Hal Yasasıyla düzenlenir.
BEŞİNCİ KISIM Teşkilatlar
Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Teşekkülleri Madde 130
(1) Kamu kurumu niteliğindeki meslek teşekkülleri yasayla kurulur ve organları kendileri tarafından ve kendi üyeleri arasından seçilir.
(2) Bu teşekküllerinin seçilmiş organları, mahkeme kararı olmadan, görevlerinden geçici veya sürekli olarak uzaklaştırılamazlar.
(3) Meslek teşekküllerinin kuralları, yönetimi ve işlevleri demokratik ilkelere aykırı olamaz.
Yüksek Öğretim Kurumları Madde 131
(1) Üniversiteler ve diğer kamu kurumları yasada kayıtlı usul ve kriterlere göre kurulur, çalışır ve denetlenir.
(2) Çağdaş bilim , öğretim ve öğrenim ilkelerine aykırı hiçbir kurum kurulamaz. Yüksek öğretim kurumları tüzel kişiliğe sahiptir.
(3) Yüksek öğretim kurumlarının eğitim elemanları, araştırma ve yayın faaliyetlerini bilimsel özgürlük ilkesi çerçevesinde serbestçe yürütürler.
(4) Devlet üniversiteleri, özerklik ilkesi doğrultusunda, kendilerince seçilen organlar tarafından yönetilirler.
Radyo, Televizyon Yayınları ve Haber Ajansları Madde 132
(1) Kişiler tarafından radyo ve televizyon istasyonları kurulması ve işletilmesi, kullanılabilir frekansların ülke düzeyinde adil dağıtımı koşuluyla serbesttir. Bu alanda tekel oluşturulamaz.
(2) Kişiler ve siyasi partiler bu iletişim ve yayın araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın koşulları ve usulleri demokratik ilkelere ve hakkaniyet ölçütlerine uygun olarak yasayla düzenlenir.
(3) Radyo ve televizyon yayınlarının çoğulculuk ve tarafsızlık ilkelerine uygun olarak yapılması için önlemler alınır.
(4) Yasa, halkın haber almasını, kanaat ve görüş oluşturmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşumunu engelleyici hükümler getiremez. Bu iletişim araçlarına hiçbir şekilde sansür uygulanamaz.
(5) Devlet tarafından kurulan radyo ve televizyon istasyonları ile haber ajansları, yukarıdaki hükümlere ve tarafsızlık ilkesine uymalarını sağlayacak düzenlemeler Devlet tarafından yapılır.
(6) Radyo ve televizyon istasyonlarının kurulmasını, işletilmesini ve kontrolünü düzenlemek üzere özerk ve tarafsız bir Radyo Televizyon Kurulu yasayla oluşturulur.
(7) Serbestçe radyo ve televizyon yayını yapma hakkı, Anayasanın 31’inci Maddesinde belirlenen amaçlar için yasayla sınırlandırılabilir.
Uzman ve Özerk Kurumlar Madde 133
Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı ihtiyaçların karşılanması, bu alanlarda düzenli faaliyet yürütülmesi ve ilgili hakların ve özgürlüklerin güvenceye alınması amacıyla yasayla, uzman ve özerk kuruluşlar oluşturulabilir.
Vakıflar Teşkilatı ve Din İşleri Dairesi Madde 134
(1) Vakıf kuruluşu ve Temel Evkaf Kuralları (Ahkâmül Evkaf), işbu Anayasa tarafından tanınır.
(2) Vakıf kuruluş ve tesisine veya camilerin ve herhangi bir diğer Müslüman dini kurumların mal varlıkları da dahil, herhangi bir Vakıf mal varlığına ilişkin veya bunlara tesir edecek bütün konular münhasıran Temel Evkaf Kuralları (Ahkâmul Evkaf), yürürlükteki mevzuat ve işbu Anayasa yürürlüğe girdikten sonra Devlet’in Meclisi tarafından yapılacak yasalara tabidir.
(3) Geliri Evkaf İdaresine ait olan Vakıflar, her türlü vergiden muaf tutulur.
(4) Vakıflar Teşkilatı ile Din İşleri Dairesinin kuruluşu ve işleyişi yasayla düzenlenir ve bunlar yasayla verilen görevleri yerine getirirler.
(5) Devlet, hizmetlerin yürütülmesinde ve bu tür hizmetlerin giderlerinin karşılanmasında, Vakıflar Teşkilatına yardımcı olur.
ALTINCI KISIM Ekonomik ve Mali Hükümler
Sayıştay Madde 135
(1) Mali denetleme organı olan Sayıştay, bağımsız bir kuruluş olup kamu gelir ve giderlerini denetler ve sonucunu bir raporla Devlet’in Meclisine ve Bakanlar Kuruluna bildirir. Meclis bu raporları en geç doksan gün içerisinde inceleyip sonuçlandırır.
(2) Sayıştay mali konularda Devlet’in Meclisine ve Bakanlar Kuruluna yardım eder.
(3) Sayıştay’ın Başkan ve üyeleri Devlet’in Meclisi tarafından seçilir ve atanır.
(4) Sayıştay Başkan ve üyeleri Yüksek Adliye Kurulu tarafından görevden alınırlar. Görevden alınma koşulları Yüksek Mahkeme üyelerine uygulanan koşullardır.
(5) Sayıştay’ın kuruluş ve işleyişi Başkan ve üyelerinin atanma şartları, nitelikleri, görev ve yetkileri yasayla düzenlenir.
Kamu Hizmeti Teşekküllerinin Denetlenmesi Madde 136
Kamu hizmeti teşekküllerinin gelir ve giderlerinin denetlenmesi yasayla düzenlenir.
Kalkınma ve Planlama Madde 137
(1) Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınma, plana bağlanır ve bu plana göre gerçekleştirilir.
(2) Planlama ile ilgili teşkilatın kuruluş ve görevleri, planın hazırlanmasında, yürürlüğe konulmasında, uygulanmasında ve değiştirilmesinde gözetilecek ilkeler ve planın bütünlüğünü bozacak değişikliklerin engellenmesini sağlayacak önlemler yasayla düzenlenir.
Devletin Mali Yükümlülük Altına Sokulması ve Fonların Kurulması Madde 138
Yasayla açık yetki verilmedikçe, Devlet, doğrudan veya dolaylı olarak hiçbir mali yükümlülük altına sokulamaz ve yasayla kurulmadıkça hiçbir fon oluşturulamaz.
BEŞİNCİ BÖLÜM YARGI
BİRİNCİ KISIM Genel Hükümler
Mahkemelerin Bağımsızlığı Madde 139
(1) Yargıçlar, görevlerinde bağımsızdırlar, Anayasa’ya, yasaya ve hukuk ilkelerine uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.
(2) Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında, mahkemelere ve yargıçlara emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.
(3) Devam etmekte olan bir dava hakkında, Devlet’in Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Devlet’in Yasama ve Yürütme organları ile idari makamları mahkeme kararlarına uymak zorundadırlar. Bu organlar ve makamlar, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremezler.
Yargıçların Görev Süresi Güvencesi Madde 140
(1) Yargıçlar görevlerinden uzaklaştırılamaz, kendileri istemedikçe, Anayasa’da belirlenen yaştan önce emekli edilemez ve bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması yoluyla da olsa, kazanılmış haklarından yoksun bırakılamazlar.
(2) Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar ile görevlerini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar, meslekleriyle bağdaşmayan işler yapanlar ve meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında yasayla konulan istisnalar saklıdır.
(3) Yargıçlar aleyhinde, yargılama görevlerini yerine getirirken, yargı işlemleriyle ilgili olarak söyledikleri söz ve eylemlerden dolayı dava açılamaz.
Yargıçlık Mesleği Madde 141
(1) Yargıçların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri ile meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili suçlardan dolayı soruşturma yapılmasının ve yargılanmalarının kararlaştırılması, meslekten çıkarılmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi uyarınca yasa ile düzenlenir.
(2) Yüksek Mahkeme Başkanı ve yargıçları altmış beş yaşını, diğer yargıçlar altmış yaşını bitirinceye kadar görev yaparlar.
(3) Yargıçlar, yasada belirtilenlerden başka genel ve özel hiçbir görev alamazlar. Resmi görevleri dışında hiçbir iş yapamaz ve Devlet veya kamu kuruluşlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak üstlenemezler.
Duruşmaların Kamuya Açık ve Kararların Gerekçeli Olması Madde 142
(2) Bütün mahkemeler tarafından verilen her türlü karar gerekçelendirilmiş yazılı kararlardır.
Küçüklerin Yargılanması Madde 143
Küçüklerin yargılanması ve küçükler hakkında verilen kararların infazı konusunda yasayla özel kurallar konulabilir.
Yüksek Adliye Kurulu Madde 144
(1) Yüksek Adliye Kurulu aşağıdaki üyelerden oluşur:
(a)Yüksek Mahkemenin Başkan ve Yargıçları;
(b)Devlet’in Cumhurbaşkanı’nın atayacağı bir üye;
(c)Devlet’in Meclisinin atayacağı bir üye;
(d)Devlet’in Başsavcısı; ve
(e)Barolar Birliğinin seçeceği bir üye.
Yukarıdaki (b), (c) ve (d) bendlerinde belirtilen üyelerin görev süresi üç yıldır; süresi biten üye yeniden seçilebilir.
(2) Yüksek Adliye Kurulunun Başkanı, Yüksek Mahkeme Başkanıdır; Kurul kararlarının yerine getirilmesini sağlar.
(3) Yüksek Adliye Kurulu;
(a) Yargının genel işleyişi, düzenli çalışması, yargıçların ve mahkemelerde çalışan kamu görevlilerinin görevlerine devamları, işlerin verimli bir biçimde yürütülmesi, yargıçların yetiştirilmeleri ve mesleğin vakar ve onurunu korumaları yönünde gerekli önlemleri alır; ve
(b) Her mali yılın sonunda yargı işlerinin durumu ve bunların yürütülmesinde aksaklık ve varsa nedenleri hakkında Devlet’in Cumhurbaşkanı’na, Meclise ve Bakanlar Kuruluna rapor verir ve alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur.
(c) İşbu Anayasa’nın diğer Maddelerinde öngörülen yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.
(4) Yargıçların atanmaları, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, görevlerine son verilmesi ve disiplin konuları hakkında tüm kararları almaya işbu Anayasa’nın 141’inci Madde hükümleri saklı kalmak koşuluyla, Yüksek Adliye Kurulu yetkilidir.
(5) Yüksek Adliye Kurulunun görev, yetki ve çalışma usulleri yasayla düzenlenir.
(6) Yüksek Mahkeme Başkan ve yargıçlarının atanmaları Cumhurbaşkanı tarafından onaylanır.
Mahkeme Karar ve Emirlerine Uymayanların Cezalandırılması Madde 145
Yüksek Mahkeme veya herhangi bir mahkeme, bir karar veya emrine uymayan herhangi bir kişiyi, sözkonusu karar veya emre uyuncaya kadar ve her hal ve karda bir yılı aşmayacak bir süre için hapis cezasına çarptırma yetkisine sahiptir.
İKİNCİ KISIM Kıbrıs Türk Devletinin Yüksek Mahkemesi
Yüksek Mahkemenin Oluşumu ve Görev Bölümü Madde 146
(1) Devlet’in Yüksek Mahkemesi bir Başkan ve yedi yargıçtan oluşur. Başkanın yokluğunda en kıdemli yargıç ona vekalet eder.
(2) Yüksek Mahkeme; Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan, Yargıtay ve Yüksek İdare Mahkemesi’nin görevlerini yapar.
(3) Yüksek Mahkeme, Başkan ve dört yargıç ile toplanarak Anayasa Mahkemesi görevini yapma yetkisine sahip olur. Yüksek Mahkemenin en son atanan iki yargıcı yedek yargıç olarak görev yapar. Başkanın oturumda bulunmadığı hallerde, en kıdemli yargıç başkanlık eder.
İşbu Anayasa’nın 148’inci Maddesi uyarınca bir davanın Anayasa Mahkemesine havale edildiği hallerde, havale kararına katılmış olan yargıç veya yargıçlar havale edilen konunun duruşmasında görev alamaz veya karara iştirak edemezler.
(4) Yüksek Mahkeme, Başkan ve iki yargıçla veya sadece üç yargıçla toplanarak Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesi olarak görev yapma yetkisine sahiptir. Bu yetki çerçevesinde verilen kararlar nihaidir. Başkanın oturumda bulunmadığı hallerde en kıdemli yargıç Başkanlık eder.
Yasayla gösterilen haller dışında Yüksek Mahkemeye, Yüksek İdare Mahkemesi olarak doğrudan yapılan başvurular, Yüksek İdare Mahkemesinde bu tür işlerle görevlendirilen tek yargıç tarafından incelenip karara bağlanır.
Tek yargıç tarafından verilen kararlara karşı üç yargıçtan oluşan Yüksek İdare Mahkemesine temyiz başvurusu yapılabilir.
(5) Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde görev yapacak olan Yüksek Mahkeme yargıçları, her adli yılın başlangıcından önce o Yüksek Mahkeme tarafından atanır ve bir adli yıl için Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde görev yapar.
Ancak, Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde bir yıl için görevli olan yargıçlardan herhangi birinin geçici olarak görevini yürütemediği hallerde Yüksek Mahkeme Başkanının görevlendireceği başka bir yargıç o görevi yürütebilir.
ÜÇÜNCÜ KISIM Anayasa Mahkemesi Sıfatıyla Görev Yapan Yüksek Mahkemenin Görev ve Yetkileri
Anayasa Mahkemesinin Yetkileri Madde 147
(1) Anayasa Mahkemesi işbu Anayasa, yasa ve Mahkeme İç tüzüğü hükümlerinde gösterilen bütün konularda nihai karar vermek hususunda münhasır yargı yetkisine sahiptir.
(2) Yüce Divan sıfatıyla görev yapan Anayasa Mahkemesi, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde, Cumhurbaşkanı’nın, Başbakanı ve Bakanları, işledikleri suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar. Yüce Divanda savcılık görevini Başsavcı veya Başsavcı Yardımcısı yapar. Yüce Divan kararları nihaidir.
Organlar Arasında Yetki Uyuşmazlığı Madde 148
(1) Anayasa Mahkemesi Devlet organları arasında kuvvet veya yetki uyuşmazlık veya itirazlarına dair herhangi bir konuyla ilgili olarak yapılan başvuru hakkında, nihai olarak karar verme konusunda yargı yetkisine sahiptir.
(2) Anayasa Mahkemesinin yetkisine giren herhangi bir konuda sorun ortaya çıktığı takdirde, Anayasa Mahkemesinde nihai olarak karara bağlanır.
(3) İşbu maddenin (1)’inci fıkrası gereğince:
(a) Cumhurbaşkanı; veya
(b) Meclis; veya
(c) Devlet’in diğer herhangi bir organı, uyuşmazlık veya yetki itirazına müdahil olması halinde Anayasa Mahkemesine başvurabilir.
(4) Bu tür başvurular sözkonusu yetki veya ehliyete itiraz edilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılır.
(5) Bu tür bir başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi yetki veya ehliyet olmaksızın kabul edilmesi, alınması veya yapılmasından kaynaklanması durumunda, başvuru konusu olan yasa, karar veya işlemin ya uyuşmazlığın çıkması veya itirazın yapılmasından ya da başlangıcından itibaren (ab initio) tamamen veya kısmen hükümsüz olduğuna ve hiçbir hukuki etki doğurmayacağına karar verebilir; ve her iki halde, Anayasa Mahkemesi, böyle bir yasa, karar veya işlem gereğince yapılan veya yapılmamış olan herhangi bir eylem veya işlemin, yarattığı sonuçlar hakkında talimat verebilir.
(6) Bu tür bir başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından verilen herhangi bir karar, derhal ilgili taraflara ve Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere Başkana yazılı olarak bildirilir.
(7) Bu Madde gereğince yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu olan yasa, karar veya işlemin, karar verilinceye kadar, yürürlüğünün durdurulmasını emredebilir, böyle bir emir, Resmi Gazetede derhal yayımlanır.
Yasaların Anayasaya Aykırılığı Madde 149
(1) Cumhurbaşkanı, bir yasayı veya onun belirli herhangi bir hükmünü veya Devlet’in Meclisinin herhangi bir kararını yayımlamadan önce, işbu Anayasa’nın herhangi bir hükmüne uygun olup olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin görüşünü talep edebilir.
(2) Anayasa Mahkemesi, bu Madde’nin (1)’inci fıkrası gereğince kendisine sunulan her konuyu inceler ve Cumhurbaşkanı ve Meclis namına ileri sürülen iddiaları dinledikten sonra, konu hakkındaki görüşünü en geç kırkbeş gün içinde karara bağlar ve bunu Cumhurbaşkanı’na yazılı olarak bildirir.
(3) Anayasa Mahkemesi böyle bir yasa, karar veya onun herhangi bir hükmünün işbu Anayasa’nın herhangi bir hükmüne aykırı olduğu veya ona uygun olmadığı görüşünde ise, sözkonusu yasa, karar veya hüküm, Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanmaz ve gerekçesiyle birlikte Devlet Meclisine iade edilir.
(4) Bu şekilde iade edilen yasa, karar veya hüküm hakkında, 100’üncü Madde’nin Meclis’e iade konusundaki hükümleri uygulanmaz.
İptal Davaları Madde 150
(1) Cumhurbaşkanı, Meclis’te temsil edilen siyasi partiler, siyasi gruplar ve en az dokuz milletvekili veya kendi varlık ve görevlerini ilgilendiren alanlarda diğer kurum, kuruluş veya sendikalar, bir yasanın, kararnamenin, tüzüğün, Meclis İçtüzüğünün, Meclis kararının, yönetmeliğinin veya bunların herhangi bir hükümünün Anayasa’nın herhangi bir hükmüne aykırı veya ona uygun olmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde doğrudan iptal davası açabilirler.
(2) Anayasa Mahkemesinde doğrudan iptal davası açma hakkı, iptali istenen yasanın, kararnamenin, tüzüğün, Meclis İçtüzüğünün, Meclis kararının, yönetmeliğin veya bunların herhangi bir hükmünün Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak doksan gün sonra düşer.
Anayasaya Aykırılık Sorunlarının Mahkemeler Tarafından Yüksek Mahkemeye Gönderilmesi Madde 151
(1) İstinaf davaları da dahil olmak üzere, herhangi bir davanın tarafından biri, bu davanın herhangi bir aşamasında, davadaki uyuşmazlık konularından herhangi birinin karara bağlanmasında etkisi olabilen herhangi bir yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir hükmünün Anayasa’ya aykırılığını ileri sürebilir ve bunun üzerine, mahkeme bu konuyu Anayasa Mahkemesinin kararına sunar ve bu konu hakkında Anayasa Mahkemesince bir karar verilinceye kadar sözkonusu davayı askıya alır. Ancak, Anayasa Mahkemesince herhangi bir yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir hükmünün Anayasa’ya aykırılığı konusunda aynı veya benzeri bir konuda daha önce verilmiş bir karar varsa, mahkeme konunun Anayasa Mahkemesine iletilmesinin reddine karar verebilir.
(2) Anayasa Mahkemesi tarafları dinledikten sonra karar için kendisine sunulan konuyu değerlendirir ve karara bağlar ve kararını davayı askıya almış olan Mahkemeye bildirir.
(3) Anayasa Mahkemesinin, işbu Maddenin (2)’nci fıkrası gereğince verdiği herhangi bir karar, konuyu askıya alan mahkemeyi ve davanın taraflarını bağlar. Alınan karar, yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın belirli herhangi bir hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu yolunda olması durumunda, sözkonusu yasa veya karar veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir hükmünün uygulanması, Anayasa Mahkemesince aksine karar verilmedikçe, yalnızca sözkonusu davayla sınırlı değildir.
Anayasanın Yorumu Madde 152
Anayasa Mahkemesi, işbu Anayasa’nın herhangi bir kuralını yorumlama münhasır yetkisine sahiptir. Bu yetkisini ifa ederken Anayasayla ilgili komite raporları ile Meclis tutanaklarından da yararlanır.
(2) Anayasa Mahkemesince, Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilen yasa, kararname, tüzük, Devlet Meclisi İçtüzüğü, Meclis kararı, yönetmelik veya bunların herhangi bir hükmü, gerekçeli kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte geçersiz ve hükümsüz olur.
(3) Gereken hallerde, Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu, kararın Resmi Gazetede yayımından başlayarak bir yıl içindeki bir tarih olur.
(4) İptal kararı geriye yürümez.
DÖRDÜNCÜ KISIM Yüksek Mahkemenin Yargıtay Sıfatıyla Görev ve Yetkileri
Yargıtayın Yetkileri Madde 153
(1) Yargıtay Devletin en yüksek temyiz mahkemesidir, işbu Anayasa, yasalar ve bunlara dayanan Mahkeme İçtüzüğü kuralları gereğince, herhangi bir mahkeme kararının temyizine dair davalara bakmak ve karara bağlamak yetkisine sahiptir.
(2) Bu Madde’nin (3). fıkrası hükümleri saklı kalmak koşuluyla, Yargıtay, işbu Anayasa’nın veya herhangi bir yasanın gösterdiği hallerde, ilk derece ve temyiz mahkemesi olarak davalara bakma yetkisine sahiptir.
İlk derece mahkemesi olarak yetki verildiği hallerde, bu yetki Yüksek Mahkemenin atayacağı Yüksek Mahkeme yargıç veya yargıçları tarafından kullanılır. Bu suretle verilecek kararlara karşı Yargıtay’a temyiz başvurusu yapma hakkı vardır.
(3) Yargıtay sıfatıyla görev yapan Yüksek Mahkeme, kanunsuz olarak özgürlüğünden yoksun bırakılan kişinin tahliyesi amacıyla Habeas Corpus niteliğinde emirname, yetkilerin kullanılmasını sağlayan Mandamus, herhangi bir mahkemenin ya da yargı niteliğinde bir yetki kullanan herhangi bir makamın yanlış bir kararının uygulanmasını önlemek için Prohibition, ilgili makamın hangi yetkiye dayandığının araştırılmasına ilişkin quo warranto, bir mahkemenin kararının veya yargısal yetkiye benzer bir yetki kullanan bir makamın kararının bozulması için certiorari çıkarılmasına yetkilidir.
BEŞİNCİ KISIM Yüksek Mahkemenin Yüksek İdare Mahkemesi Sıfatıyla Görev ve Yetkileri
Yüksek İdare Mahkemesinin Yetkileri Madde 155
(1) Yüksek İdare Mahkemesi, icrai veya idari bir yetki kullanan herhangi bir organ, makam veya kişinin bir kararının, işleminin veya ihmalinin, bu Anayasanın veya herhangi bir yasanın veya bunlara uygun olarak çıkarılan mevzuatın hükümlerine aykırı olduğu veya bunların sözkonusu organ veya makam veya kişiye verilen yetkiyi aşmak veya kötüye kullanmak suretiyle yapıldığı şikayetiyle kendisine yapılan başvuru hakkında, nihai kararı verme münhasır yetkisine sahiptir.
(2) Bu tür bir başvuru, meşru menfaati, bu karar veya işlem veya ihmal yüzünden olumsuz ve doğrudan etkilenen kişi tarafından yapılabilir.
(3) Sözkonusu başvuru, karar veya işlemin yayımlanması tarihinden veya yayımlanmadığı takdirde ya da bir ihmal halinde, başvuran kişinin bunu öğrendiği tarihten itibaren yetmiş beş gün içinde yapılır.
(4) Bu tür bir başvuru üzerine Yüksek İdare Mahkemesi:
(a) Sözkonusu karar, işlem veya ihmali, tamamen veya kısmen onaylayabilir; veya
(b) Sözkonusu karar veya işlemin, tamamen veya kısmen hükümsüz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar verebilir; veya
(c) Sözkonusu ihmalin, tamamen veya kısmen yapılmaması gerektiğine ve ihmal olunan eylem veya işlemin yapılması gerektiğine karar verebilir.
(5) Bu Maddenin (4). fıkrası gereğince verilen herhangi bir karar, Devlet’in bütün Mahkemelerini ve bütün organlarını veya makamlarını bağlar ve ilgili organ, makam veya kişi tarafından uygulanır ve bu karara göre hareket edilir.
(6) Bu Maddenin (4). fıkrası gereğince hükümsüz kılınan herhangi bir karar veya işlemin veya yapılmaması gerektiğine karar verilen herhangi bir ihmalden zarar gören herhangi bir kişi, bu zararın ilgili organ, makam veya kişi tarafından, kendisini tatmin eder bir şekilde karşılanmaması halinde, zararları için veya kendisine başka bir tazminat verilmesi için dava açma ve mahkeme tarafından saptanacak tam ve muhik bir tazminat alma veya sözkonusu mahkemenin kendisi hakkında vermeye yetkili olduğu diğer tam ve muhik bir tazminatı alma hakkına sahiptir.
ALTINCI KISIM Yüksek Mahkemenin Diğer Görev ve Yetkileri
Yüksek Mahkemenin Diğer Görev ve Yetkileri Madde 156
Yüksek Mahkemenin kuruluşu ve oluşumu, işleyişi, görev ve yetkileri işbu Anayasa’da belirtilen kurallar saklı kalmak koşuluyla, yasayla düzenlenir.
Mahkeme İç Tüzükleri Yapma Yetkisi Madde 157
(1) Yüksek Mahkeme, kendisinin veya herhangi bir diğer mahkemenin uygulama ve usul kurallarını düzenlemek için bu Anayasa ve yasalarda belirlenen kurallar çerçevesinde mahkeme iç tüzükleri yapar.
(2) Bu maddenin (1). fıkrasının genel niteliği saklı kalmak üzere, Yüksek Mahkeme, aşağıdaki amaçlar için mahkeme iç tüzükleri yapabilir:
(a) Mahkeme oturumlarının düzenlenmesi ve yargıçların herhangi bir amaçla görevlendirilmesi için;
(b) Yüksek Mahkemedeki veya başka bir mahkeme önündeki temyiz veya diğer davanın ciddiyetsiz veya rahatsızlık verici şekilde sürüncemede kaldığı veya adaleti geciktirmek amacıyla yapıldığı görünenlerin seri yargılama usulüyle karara bağlanması için;
(c) Mahkemelerdeki yargılama işlemleriyle ile ilgili formların, harçların saptanması ve bütün işlemlerle ilgili giderlerin ve harcamaların düzenlenmesi için;
(d) Mahkeme kalemlerinin oluşumu ve mahkemelerde çalışan kamu görevlilerinin yetki ve görevlerinin saptanması ve düzenlenmesi için;
(e) Mahkeme İçtüzüğünün herhangi bir şartının yerine getirilmesi için gereken sürenin saptanması için.
YEDİNCİ KISIM Alt Mahkemeler
Alt Mahkemelerin Kuruluşu, Görev ve Yetkileri Madde 158
(1) İşbu Anayasa ve yasalar gereğince, Yüksek Mahkeme tarafından kullanılan yetkiler dışındaki yargı yetkisi, işbu Anayasa kurallarına bağlı olarak ve bunlar gereğince yasada gösterilen alt mahkemeler ve ihtisas mahkemeleri tarafından kullanılır.
(2) Yargı yetkisi kullanan alt mahkemeler ile ihtisas mahkemelerinin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri yasayla düzenlenir.
SEKİZİNCİ KISIM Başsavcılık
Başsavcı ve Devletin Hukuk Danışmanları Madde 159
(1) Devletin Başsavcılık makamı (Hukuk Dairesi) bağımsızdır ve Başkanı Başsavcıdır. Başsavcının yokluğunda kendisine Başsavcı Yardımcısı, ikisinin yokluğunda ise Başsavcının görevlendireceği bir Başsavcı Yardımcısı Muavini vekillik eder.
(2) Başsavcı, Yüksek Mahkeme yargıcı için gerekli niteliklere sahip kişiler arasından atanır ve Devlet’in adli hizmetinin daimi üyesidir. Başsavcı, Yüksek Mahkeme Yargıcının bağlı olduğu aynı süre ve şartlarda görev yapar ve görevine Yüksek Mahkeme Yargıcına uygulanan nedenler ve usuller dışında son verilemez.
(3) Başsavcı, Devlet’in, Devlet’in Başkanının, Başbakanın, Bakanlar Kurulunun, Bakanların ve diğer Devlet organlarının hukuk danışmanıdır. Kendisine işbu Anayasa veya yasa tarafından verilen veya yüklenen diğer bütün işlevleri ve görevleri yerine getirir, yetkileri kullanır.
(4)
(a) Başsavcı, bir suçla ilgili olarak kamu yararına göre, Devlet’in mahkemelerinde dava açmak, yürütmek, davayı devralmak ve davaya devam etmek ya da devam etmemek yetkisine sahiptir. Ceza mahkemelerinde kovuşturmanın yürütülmesi hakkı ve sorumluluğu Başsavcıya aittir. Bu yetki bizzat kendisi tarafından veya talimatları doğrultusunda hareket Başsavcı Yardımcısı veya Devlet’in Hukuk Danışmanları tarafından kullanılır.
(b) Başsavcı, gerekli gördüğü hallerde, Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir emirnameyle, duruşmasız çözümlenmesine yasayla olanak tanınan trafik suçlarını, kendi talimatı ve sorumluluğu çerçevesinde mahkemelerde kovuşturmak üzere, uygun göreceği bir polis mensubunu yetkilendirebilir.
(c) Başsavcı, gerekli gördüğü hallerde, Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir emirnameyle bir Bakanlığın veya diğer kamu kuruluşlarının taraf olduğu davalarda, ilgili Bakanlık veya diğer kamu kuruluşlarında görevli ve avukatlık yapmak ehliyetine sahip bir hukukçuyu, bu davaları mahkemelerde takip etmekle yetkili kılabilir.
(5) Başsavcı, Devletin taraf olduğu hukuk ve Anayasa davalarında Devleti veya organlarını da temsil etme yetkisine sahiptir.
(6) Başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve Devletin Hukuk Danışmanları, herhangi bir mahkemede dinlenilmek hakkına sahiptirler ve bu hakkın kullanılmasında, mahkeme önüne çıkan bütün diğer kişiler bakımından öncelik kazanırlar.
(7) Başsavcı, her takvim yılı sonunda, Başsavcılığın genel işleyişi ve görevlerinin yürütülmesinde görülen aksaklık veya varsa nedenleri hakkında Cumhurbaşkanı’na, Meclis’e ve Bakanlar Kuruluna rapor verir ve telafisi için alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur.
(8) İşbu Anayasa’nın kurallarına bağlı olarak, Başsavcılığın kuruluşu, işleyişi, Başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve Devlet’in Hukuk Danışmanlarının savcıların nitelikleri ile atanmaları, hakları ve görevleri, maaşları, ödenekleri, terfileri haklarında disiplin kovuşturması yapılması ve disiplin cezası uygulanması ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıçların güvenceleri kurallarına göre yasayla düzenlenir.
(9) Başsavcı ve Başsavcı Yardımcısının atanması, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanır.
ALTINCI BÖLÜM MUHTELİF HÜKÜMLER
Devletin Mülkiyet Hakkı Madde 160
(1) Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası hükümlerine bağlı olarak, Kuruluş Anlaşmasının yürürlüğe girdiği tarihte Devlet sınırları içinde bulunan ve Kuruluş Anlaşmasında federal mülk olarak tanımlanmamış olan mülkler,
(a) 16 Ağustos 1960 tarihinden önce Kıbrıs Hükümeti adına kayıtlı tüm mülkler ile 16 Ağustos 1960 tarihinden sonra Kıbrıs Cumhuriyetine intikal eden tüm taşınmaz mallar; kamuya ait yollar, sular, su kaynakları, liman ve sahiller, rıhtım ve iskeleler, göller, dere ve göl yatakları, tarihi kentler, binalar ve kalıntıları ile kaleler ve bunların arazileri, anıtlar, doğal kaynaklar ve maden ve taşocakları dahil, yer altı kaynakları, ormanlar, yeşil saha ve parklar; kamuya ait köy yolları ve tarlalardaki patikalar devlete ait yollar ve kamu hizmetinde kullanılan binalar,
(b) Kuruluş Anlaşmasının yürürlüğe girdiği tarihe kadar bakım ve tasarrufu kamuya ait olan ve bu amaçla kullanılan taşınmaz mallar, bina ve tesisler Kuruluş Anlaşmasının tazminatla ilgili kuralları saklı kalmak kaydıyla Devlet’e aittir.
(2) İttifak Andlaşması ek protokollerinde ya da eklerinde askeri amaçlar için ihtiyaç duyulduğu belirtilen özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların kamulaştırılması veya tazminiyle ilgili hükümlere saygı gösterilir.
(3)Yukarıda belirtilen malların mülkiyeti gerçek veya tüzel kişilere devredilemez. Devlet, korunmaları, onarım ve bakımları için gerekli tedbirleri alacaktır.
(4) Kuruluş Anlaşması saklı kalmak kaydıyla, dini ibadet yerleri ile bunların içinde bulundukları taşınmaz mallar gerçek ve tüzel kişilere devredilemez. Devlet, bunların korunması, bakım ve idamesi için gerekli önlemleri alır.
Kamu Personelinin Haklarının Mahfuz Tutulması Madde 161
(1) İşbu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce Devlet’in kamu görevlisi olan herhangi bir kişi, bu tarihten sonra, kendisine bu tarihe kadar uygulanan aynı hizmet süre ve koşullarına tabi olmak hakkına sahiptir. Bu süre ve koşullar, Anayasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte veya ondan sonra, kişi Devlet’in kamu görevlisi olduğu sürece, aleyhine değiştirilemez. Bu maddede belirtilen kamu görevlileri yeni bir atama işlemine gerek olmaksızın görevlerine devam ederler.
(2) “Kamu personeli”, bu Madde amaçları bakımından, işbu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu hizmetinde herhangi bir görev yapan kişiyi tanımlar ve işbu Anayasayla diğer kamu personeli olarak tanımlanan kişileri de kapsar.
(3) “Hizmet süre ve koşulları”, bu Madde amaçları bakımından işbu Anayasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan yürürlükteki mevzuat uyarınca saptanmış ücret, izin, azil, göreve son verilmesi, emeklilik maaşı, emeklilik ikramiyeleri ve benzeri hakları kapsar.
(4) Halen kamu görevinde bulunanların, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti organ, kurum ve kuruluşlarında görev almaları halinde, hakları bu Madde’deki hükümler çerçevesinde korunur.
(5) Bu Anayasa ve Kuruluş Anlaşmasıyla kadroları kaldırılacak olanların sahip oldukları haklar korunur. Bu kişilerin mevcut statülerine uygun görevlerde istihdamı yasayla düzenlenir.
Kıbrıs Türk Devleti’nin Resmi Gazetesi Madde 162
(1) Yasalar, tüzükler, yönetmelikler ve diğer tali hukuki belgeler ile yasalarla belirlenen ilan, ihbar ve benzeri kamusal belgeler Başbakanlığın denetimi altında Devlet Basımevinde basılan Resmi Gazete’de yayımlanır.
(2) Resmi Gazete’nin yönetim şekli ile bastırılıp dağıtılacağı koşul ve usuller ile diğer hususlar yasayla düzenlenir.
(3) Yukarıdaki (1)’inci fıkrada belirlenen hukuki belgeler ve kamu belgeleri Resmi Gazete’de yayımlanmadıkça yürürlüğe giremez.
YEDİNCİ BÖLÜM NİHAİ HÜKÜMLER
Anayasa’nın Değiştirilmesi Madde 163
(1) İşbu Anayasa, Devlet’in Meclisinin en az on üyesinin önerisi ve üye tamsayısının, en az üçte ikisinin oyuyla değiştirilebilir.
(2) Yukarıdaki (1)inci fıkrada yapılan öneri Meclis’in üye tam sayısının çoğunluğu tarafından kabul edilirse halkoylamasına sunulabilir. Anayasa değişikliği, halkoylamasında “Evet” oylarının sayısının “Hayır” oylarından çok olması halinde yürürlüğe girer.
(3) Anayasa’nın değiştirilmesi hakkındaki önerilerin görüşülmesi ve kabulü, (1)’inci fıkrada yer alan hükümler dışında değişiklik önerileri, önerilerin verildiği tarihten itibaren onbeş gün geçmedikçe görüşülmemesi koşuluyla, yasaların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki kurallara bağlıdır.
(4) Anayasa’daki bir değişikliğin yürürlüğe girmesi için önceden halkoylamasıyla kabul edilmesi gereği bu tür bir değişikliğe ilişkin bir yasayla öngörülebilir. Böyle bir durumda halkoylamasında “Evet” oylarının sayısının “Hayır” oylarından fazla olması halinde Anayasa değişikliği yürürlüğe girer.
(5) Halkoylamasıyla onaylanması gerekmeyen Anayasa değişiklikleri Devlet’in Başkanınca on gün içinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girer.
(6) Devlet’in şeklini ve niteliklerini belirten Anayasa’nın 1. Maddesi değiştirilemez.
Tanımlar Madde 164
İşbu Anayasa’da başka türlü düzenlenmedikçe veya metin başka türlü gerektirmedikçe,
“Devlet” Kıbrıs Türk Devletini;
“Kuruluş Anlaşması” Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların ayrı ayrı ve eş zamanlı olarak yapılan halkoylamasıyla tüm ilaveleri ile birlikte kabul ettikleri Kıbrıs konusunun kapsamlı çözümünü yansıtan anlaşmayı;
ifade eder.
Anayasa’nın Yürürlüğe Girmesi Madde 165
İşbu Anayasa Kuruluş Anlaşmasının 24 Nisan 2004 tarihinde eş zamanlı halkoylamasıyla kabul edilmesi üzerine yürürlüğe girer.
SEKİZİNCİ BÖLÜM Geçici Hükümler
Zarar Gören Yurttaşların Korunması Geçici Madde 1
Devlet, Kuruluş Anlaşmasının toprak ayarlamalarına ilişkin hükümlerinin uygulanması sebebiyle yerlerinden edilenlerin ve taşınmaz malları tahsis edilmiş olanların doğrudan veya dolaylı olarak gördükleri zararlarının giderilmesi için tazminat ödenmesi dahil gerekli sosyal, ekonomik, mali ve hukuki önlemleri düzenler.
Kıbrıs Türk Devlet Meclisi Seçimleri Geçici Madde 2
(1) Bu süre zarfında, şu an varolan yasama organı geçici yasama kurumu olrak yeralacaktır. Devletin Yasama Organı olacak Devlet Meclisi’nin seçimleri 13 Haziran 2004’te yapılacaktır.
(2) Devlet’in Meclisinin çalışma usulleri yeni seçilen Meclis kendi İçtüzüğünü yapıncaya kadar yürürlükte kalır.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Geçici Parlamentosuna Atama Geçici Madde 3
Kurucu Anlaşma’nın yürürlüğe girdiği gün, Kıbrıs Türk Devleti’nin geçici yasama kurumu, siyasi partilerin temsil oranına göre seçilmek üzere geçici federal parlamento için 24 milletvekili belirler.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin Eşbaşkanlığı Geçici Madde 4
Kıbrıs Türk Devleti’nin geçici yasama kurumu Referandumu izleyen iki gün içerisinde Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Eşbaşkanı’nın adını Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne iletir.
Geçici Kurallar Geçici Madde 5
(1) Kıbrıs Türk Kurucu Devletinin sınırları içerisinde Kurucu Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden önce uygulanan mevzuat, Kurucu Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonra da Kurucu Anlaşma ve Kurucu Devletin Anayasasıyla uyumlu hale getirilecek gerekli değişiklikler yapılarak uygulanır.
(2) Kuruluş Anlaşması veya işbu Anayasa’nın hükümlerine aykırı veya çelişen hiçbir yasa hükmü yürürlükte kalmaz.
(3) Yukarıdaki fıkralarda kullanılan “değişiklik” terimi; tadilat, uyarlama ve ilgayı içerir.
(4) Halkoylaması sonucu kabul edilen Devlet’in Anayasasının öngördüğü tüm yeni mevzuat düzenlemeleri ile yeni yasalar ve mevcut yasalarda Anayasa’yla uyum sağlanması için yapılması gereken değişiklikler Anayasa’nın yürürlüğe girmesinden başlayarak en geç 1 yıl içerisinde tamamlanır.
Mevcut Organ, Kurum ve Kuruluşların Durumu Geçici Madde 6
İşbu Anayasa’nın kabulüyle birlikte Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına uygun olarak, önceki hukuk düzeni çerçevesinde kurulmuş olan tüm ilgili kamu organ ve kuruluşları, Devlet’in kamu organ ve kuruluşları olur ve görevlerini işbu Anayasa’nın ve ilgili yasaların hükümlerine uygun olarak yürütür.
Yeniden Yerleştirme Kurulu ve Kıbrıs Mülkiyet Kuruluna Atama Geçici Madde 7
Devlet’in Meclisi, Kuruluş Anlaşmasında belirtilen Yeniden Yerleştirme Kurulu’nda görev yapacak Kıbrıslı Türk temsilcilerin atanmasını, Kuruluş Anlaşması ve ilgili kanun hükümlerini gözönünde tutarak yapar.
Anayasanın Yayımlanması Geçici Madde 8
İşbu Anayasa metni, halkoylamasında kabul edildiği tarihten itibaren on gün içinde, Devlet’in Resmi Gazetesinde yayımlanır.
Devlet’in Anayasasının Geçiş Döneminde Değiştirilmesi Geçici Madde 9
Geçiş Dönemi Meclisi, Anayasa’yı, 162. Maddenin 1. fıkrasında yer alan derogasyon yoluyla, en az beş üye tarafından yapılan önerinin üye toplam sayısının çoğunluğunca kabul edilmesi üzerine, Anayasa hükümlerine göre ilk Devlet’in Meclisi seçilinceye kadar, değiştirilebilir.
Yerel Otorite Organlarının Seçimi Geçici Madde 10
Bu Anayasa’nın yürürlüğe girmesi ertesinde yerel otoritelerin organları için yapılacak ilk seçimler Ocak 2007’de gerçekleştirilecektir.
Cemiyetler Kanunu, 28 Haziran 1938 tarihinde kabul edilmiş, 14 Temmuz 1938’de resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 42 maddeden oluşan Cemiyetler Kanunu, bugünkü Dernekler Kanunu, Sendika Mevzuatı ve Siyasi Partilerle ilgili kanunlara kaynaklık ederek hukuki altyapısını oluşturmuştur. 1938 tarihli Cemiyetler Kanunu siyasi partileri de cemiyetlere dahil etmiş, şirket ortaklıkları cemiyet tanımlaması dışında bırakılmıştır. Ayrı bir kanun ile düzenlenmiş olan vakıflar bu kanun kapsamı dışındadır.
Kanun ile Osmanlı döneminde Meclisi Mebusan tarafından düzenlenerek Takvim-i Vekayi‘de yayınlanan Cemiyetler Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Gerek Osmanlı Devleti döneminde ve gerekse Cemiyetler Kanunu döneminde cemiyet kavramı siyasi parti, sendika ve derneklerin tamamını aynı kavram içinde değerlendirmiştir.
İlk Cemiyetler Kanunu 16 Ağustos 1909’da çıkarılmış ve 21 Ağustos 1909’da bu kanun çerçevesinde Kanun-i Esasi’nin 120. maddesinde değişiklik yapılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, kendi kanunlarını oluşturana kadar Osmanlı Devletinden kalan kanunu uygulamaya devam etmiş; 1923 yılında kanunun bazı maddeleri değiştirilmiş, cemiyetlere katılma yaşı on sekize indirilmiş, hükümetin cemiyetleri idari bakımdan denetlemesi öngörülmüştür.
1930 yılından itibaren yeni bir kanun yapılması fikri ortaya çıkmış, İçişleri Bakanlığı tarafından ön hazırlıklar yapılmış, tasarının kanunlaşması 1938 yılında mümkün olmuş; Cemiyetler Kanunu tasarısı 28 Haziran 1938 tarihinde TBMM’de görüşülmüş ve nihai hali hiçbir itiraza uğramadan kabul edilerek 14 Temmuz 1938’de resmi gazetede yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir.
Kanun ile, cemiyetlerin her türlü denetiminin yerel idareler tarafından yapılması kararlaştırılmıştır.
Cemiyetler Kanunu
Kanan No: 3512 Kabili tarihi: 28/6/1938 BİRİNCİ FASI L
Umumî hükümler
Madde I
Kazanç paylaşmaktan başka bir maiksadla ikiden ziyade şahsın bilgilerini ve faaliyetlerini devamlı bir şekilde birleştirmek suretile vücuda gelen cemiyetler bu kanun hükümlerine tabidir. Cemiyetler, teşekkül ettikten sonra hükmî şahsiyet sahibi olurlar.
Madde 2
Her cemiyetin bir ana nizamnamesi vardır. Bu nizamnamenin aşağıdaki hususları ihtiva etmesi şarttır:
I – Cemiyetin adı ve merkezi,
II – Cemiyetin mevzuu ve gayesi,
III – Müessis azaların öz ve soy adları, meslek veya sanatları, ikametgâhları ve tabiiyetleri,
IV – Cemiyete girmek ve cemiyetten çıkmak için konan şartlar,
V – Cemiyet şubelerinin nasıl tesis, idare ve temsil edileceği ve salâhiyetlerinin derecesi,
VI – Cemiyet umumî heyetinin ne yolda kurulacağı ve şubelerinin ve azalarının nasıl temsil edileceği,
VII – Umumî heyetin vazifeleri, salâhiyetleri, davet tarzı ve alına kararların cemiyet azalarına ve başkalarına ne suretle bildirileceği,
VIII – İdare heyetinin ne suretle seçileceği, salâhiyeti ve aza adedi,
IX – Yılda 120 lirayı geçmemek üzere cemiyet azalarının verecekleri aidat mikdarı,
X – Hesabların ne suretle teftiş ve murakabe edileceği,
XI – Ana nizamnamenin ne yolda değiştirileceği,
XII – Cemiyetin feshi halinde mallarının tasfiye şekli.
Madde 3
Cemiyetlere aza olacakların medenî haklara sahip ve on sekiz yaşını bitirmiş bulunmaları lâzımdır. Ancak siyasî cemiyetler aza olabilmek için mebus seçmek hakkını haiz olmaları şarttır;
Madde
Cemiyetler, mahallin en büyük mülkiye âmirine ana nizamnamesinden iki nüshası ilişik olarak verilecek bir beyanname ile teşekkül etmiş olur.
Siyasî cemiyetlerle birden ziyade vilâyetlerde faaliyet gösterecek cemiyetlerin ana nizamnameleri ve beyannameleri Dahiliye Vekâletine verilir. Bir cemiyetin faaliyete geçebilmesi için ana nizamnamesinin verildiği mülkiye makamlarınca tescil olunduğuna dair bir vesika alınması şarttır.
Madde 5
Vesika istihsal eden cemiyet bir ay içinde:
a) Adını, merkezini, ikametgâhını ve ana nizamnamesini,
b) İdare heyeti azalarının öz ve soy adlarım, meslek ve san atlarını ve ikametgâhlarını;
İki gazete ile ilân ettirmeğe mecburdurlar.
Madde 6
Cemiyetler aşağıda yazılı defterleri tutarlar:
a) Aza defteri: Cemiyete girenlerin hüviyetleri, cemiyete girin tarihleri, aylık veya yıllık para taahhüdleri bu deftere yazılın b) Karar defteri: İdare heyetinin kararları tarih ve numara sırasile bu deftere yazılır ve kararların ak ı azaların imzalarile tasdik olunur. c) Gelen ve giden evrak defterleri: Gelen ve gönderilen evrak tarih ve numara sırasile bu defterlere kayıd ve gelen evrakın asılları ve gönderilen evrakın müsveddeleri bu tarih ve numaralar altında dosyalarında hıfzolunur. d) Varidat ve sarfiyat defterleri: Cemiyet namına alınan bütün paraların alındıkları ve sarfolunan paraların da verildikleri yerler sarih olarak bu defterlerde gösterilir. Cemiyetler, varidatını dip koçanlı ve müselsel numaralı makbuz mukabilinde alırlar ve masraflarını müsbit evrak mukabilinde yaparlar ve makbuz dip koçanlarını ve müsbit evrakı saklarlar, e) Bilanço ve hesabı kat’î,
Madde 7
Cemiyetler Dahiliye Vekâletinin müsaadesile birlikler meydana getirebilirler. Bu birlikler ayrı bir cemiyet mahiyetinde olup kuruluş «şartları Dahiliye Vekâletinin müsaade emirnamesinde tesbit ve ana nizamnamelerinde tasrih ve tafsil olunur.
Madde 8
Memleket dışında Türk yurddaşları tarafından tesis edilecek cemiyetlerin ana nizamnamelerinin tasdikli iki nüshasını bir idare heyetile cemiyet aza ve mümessillerinin hüviyetlerini gösterir bir listenin cemiyetin bulunduğu yerdeki ve yoksa en yakındaki Türkiye konsolosluklarına verilmesi mecburidir. Bu cemiyetler, idare heyetinde vuku bulacak değişiklikleri ve yeni girecek azanın da hüviyetlerini konsolosluklara bildirirler.
BİRİNCİ FASI L Memnu hükümler
Madde 9
Mevzu ve gayeleri aşağıda yazılı hususlara aid olan cemiyetlerin teşkili yasaktır:
a) Devletin mülkî bütünlüğünü bozmağa çalışan,
b) Teşkilâtı Esasiye Kanununun 2 nci maddesinde yazılı Devlet
rejimine aykırı maksad ve gaye güden,
c) Emniyet ve asayişe ve umumî adab ve ahlâka ve gayesi kanunlara uymayan,
d) Siyasal ve ulusal birliği bozan,
e) Din, mezheb ve tarikat esaslarına dayanan,
f) Yerlili k ve yabancılık gibi yurddaşlar arasında ayrılık uyandıran,
g) Her ne şekil ve ne nam altında olursa olsun mıntakavî maksad güden veya unvan taşıyan,
h) Aile , cemaat, ırk, cins ve sınıf esasına veya adına dayanan,
i) Gizli tutulan gayesini saklayan.
Madde 10
Merkezi yurd dışında olan bir cemiyetin Türkiye’de şubesi açılamaz. Arsıulusal maksadlarla cemiyet kurulamaz. Ancak milletler arasında beraberlik yapmakta fayda mülâhaza edilen cemiyetlerin Türkiye’de kurulmasına veya kurulu olanların yurdiçinde şube açmalarına İcra Vekilleri Heyeti kararile izin verilebilir. Bu cemiyetler ve şubeler lüzumunda icra Vekilleri Heyeti kararile fesih ve tasfiye edilir.
Madde 11
Cemiyetler, askerliğe hazırlayıcı talim ve terbiye işlerile meşgul olmazlar. Ancak İcra Vekilleri Heyeti bu işlerden bir kıs mı ile meşgul olabilmek salâhiyetini münasib gördüğü cemiyetlere verebilir. Madde 12 — Devlet, hususî idareler ve belediyelerle Devlete bağlı kurumlardan hizmet karşılığı maaş veya ücret alanlar bulundukları işin sıfat ve mahiyeti ile cemiyet kuramazlar.
Madde 13
Talebe cemiyetleri her ne şekilde olursa olsun siyasetle iştigal edemezler. Bu cemiyetler bulundukları mekteb ve müesseselerin idarelerine karşı bir harekette bulunamazlar. Madde 14 — Türklerin bu kanuna göre teşkili memnu olan ce miyetleri Türkiye dışında kurmaları ve kurulmuş olan bu kabil cemiyetlere girmeleri memnudur.
Madde 15
Siyasî partilerden başka cemiyetler birden fazla mevzu ile uğraşamazlar.
Madde 16
Bir cemiyet (Cumhuriyet) ve (Millî) unvanlarını İcra Vekilleri Heyet i kararile kullanabilir .
Madde 17
Cemiyetler, ikametgâhlarile gayeleri için zarurî olanlarından başka gayrimenkullere tasarruf edemezler. Cemiyetler bağışlama ve vasiyet suretile uhdelerine intikal eden gayrimenkulu Hükümetin tayin edeceği müddet içinde paraya çevirmeğe mecburdur .
İcra Vekilleri Heyeti kararile bazı cemiyetler e ihtiyaçlarından faz la gayrimenkullere tasarruf etmek salâhiyeti verilebilir .
ÜÇÜNC Ü FASIL Umumî heyetler ve idare heyetleri
Madde 18
Aşağıda yazılı hallerde umumî heyet içtimaa davet edilir :
a ) Ana nizamnamesinde yazılı sebeblerle,
b) Cemiye t azasının en az beşte birinin talebile.
Madde 19
Umumî heyet içtimaına nizamnamesin e gör e bulunması lâzım gelen azalar çağırılır ve en az üç gün önceden içtimain günü, saati, yeri, ruznamesi en az iki gazete ile ilân olunur ve Hükümete bildirilir.
Madde 20
Umum î heyeti n içtimai, ilân oluna n ve Hükümete bildirilen gün ve saatte ve muayyen yerde yapılır.
İçtima geri bırakıldığı takdirde en az üç gün evvel aza yeniden çağrılır ve geri bırakılma sebeblerile yeni içtimain tarihi ve yeri ruzname ile beraber iki gazete ile ilân olunur ve Hükümete bildirilir.
Umum î heyet içtimainin birde n ziyade geri bırakılması caiz değildir .
Madde 21
Umum î heyette yalnız ruznameye konan maddeler müzakere olunur. Ancak mevcud azanın en az yirmide biri tarafından müzakeresi istenen maddelerin ruznameye konması mecburidir. Kararlar mevcud azanın ekseriyetile verilir . Her azanın yalnız bir reyi vardır.
Madde 22
Aşağıda yazılı hususlar a umumî heyet tarafından karar verilir:
a) Ana nizamnameni n tadili ,
b) Hesapların tedkiki ,
c ) Bütçenin tasdiki ,
d) Cemiyeti n feshi.
Madde 23
Umum î heyet içtimai reis veya varsa vekili, yoksa idare heyeti reis i tarafından açılarak içtima nisabı anlaşılmak üzere yoklama yapıldıktan sonra aza arasından bir reis ile reis vekili ve lüzumu kadar kâtib seçilir.
İçtima bu suretle seçilen reis veya reis vekili tarafından idare olunur. Zabıt ve yazı işlerini de kâtibler idare eder.
Madde 24
Umum î heyetin müzakere zabıtları reis ve reis vekilleri ve kâtibler tarafından imzalanarak saklanır.
Umumî heyet kararları da ayrıca karar halinde yazılarak aynı suretle imza edilip saklanır.
Madde 25
Umumî heyet içtimaında idare heyetine seçilecek azanın hüviyetlerile ana nizamnamede yapılacak değişikliklerin bir hafta içinde o yeri n en büyük mülkiye âmirine bildirilmesi mecburidir .
Madde 26
Cemiyetlerin merkez idare heyetleri üç zattan az olamaz. Bu heyetler resmî ve hususî işlerde cemiyeti temsil eder. İdare heyeti kendi azasından bir veya bir kaçına temsil salâhiyeti verebilir .
İdare heyeti her yıl o yıl içindeki muameleleri, hesabları ve gelecek yıla aid bütçeyi umumî heyetin tasdikına arzetmeğe mecburdur.
Ancak ana nizamnamesine göre umumî heyeti bir kaç yılda bir toplanan cemiyetlerde idare heyetleri, yukarı fıkrada yazılı mecburiyeti geçen ve gelecek içtima devresine aid olmak üzere ifa ederler.
Madde 27
Bir cemiyetin kendi kendine feshine karar verebilmesi için ana nizamnamesine göre toplanacak olan umumî heyet azalarının en az üçte ikisinin huzuru şarttır.
Bu suretle ekseriyet hasıl olmadığı takdirde ikinci defa içtima için yirminci maddeye göre aza davet edilir. Bu davet üzerine toplanacak azanın sayısı ne olursa olsun feshi keyfiyetini n müzakeresi caizdir.
Ancak bu suretle yapılan içtima ve müzakere sonunda fesih hakkında verilecek kararında mevcud azanın üçte iki reyile ittihaz olunması şarttır.
Cemiyetin feshi hakkında müzakere ve karar vermek üzere toplanacak umumî heyetlerde 31inci maddede yazılı Hükümet komiserinin hazır bulunması şarttır. Fesih hakkında umumî heyetçe verilecek kararların mahallin en büyük mülkiye âmiri veya dördüncü maddede yazılan cemiyetlerde Dahiliye Vekâleti tarafından tasdik olunması lâzımdır.
Fesih kararı yukarıdaki fıkrada yazılı makamlarca tasdik edilmeyen cemiyetleri n idaresi bu kanuna göre yeni bir idare heyeti kuruluncaya kadar Hükümet komiserinin nezareti altında bulundurulur.
DÖRDÜNCÜ FASIL Teftiş ve murakabe
Madde 28
Cemiyetlerin muameleleri, defterleri ve hesabları mahallî Hükümet tarafından her zaman teftiş ve tedkik edilebilir.
Madde 29
Zabıta, cemiyetlerin merkez ve müesseselerine mahallin en büyük mülkiye âmirinden verilen ve istenildiği zaman ibraza mecbur olduğu yazılı emri hâmil olarak her zaman girmeğe salahiyetlidir.
Madde 30
Mevzuları itibarile hususî murakabeye tâbi tutulmuş ola n cemiyetle r üzerinde aid olduğu makamların murakabesine müteallik hükümler bakidir.
Madde 31
Cemiyetlerin umumî içtimalarında mahallî hükümet lüzum görürse bir Hükümet komiseri bulundurur .
Madde 32
Fesi h kararlarının tatbikatı Hükümet komiserinin Kontrolü altında yapılır .
BEŞİNC İ FASI L Ceza hükümleri
Madde 33
Dördüncü ve beşinci maddeler hükümlerini yerine getirmeyen cemiyetler mahallin en büyük mülkiye âmirinin emrile faaliyetten men olunur ve mevcud malları muhafaza altına alır.
Bu suretle faaliyette bulunanlar hakkında hareketleri daha ağır cezayı müstelzim bir suç olmadığı takdirde Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesi hükmü tatbik edilmek üzere kanunî takib yapılır.
Madde 34
Ana nizamnamesindeki mevzu ve gayesi haricinde işlerle meşgul olan cemiyetlerin tescil vesikaları bu vesikaları veren makamlarca geri alınarak faaliyetten menolunur ve mevcud malları muhafaza altına alınır ve alâkalılar hakkında yukarıdaki madde hükümleri dairesinde kanunî takib yapılır.
Madde 35
9, 10, 11, 12, 13, 14, 23 ve 25 inci maddeler hükümlerine aykırı harekette bulunanlar Türk Ceza Kanununa göre bu fiilleri ayrıca bir suç teşkil etmediği takdirde bir seneye kadar hafif hapis veya 10 lirada n 200 liraya kadar hafif para cezasile cezalandırılır.
Madde 36
Cemiyetlerin merkezlerinde ve müesseselerinde her nevi silâh bulundurma k memnudur. Ancak avcılık ve spor cemiyetlerinde meşguliyetlerinin icab ettirdiği silâhları cemiyetin faaliyetine vesika veren maka m ve 11 inci maddede yazılı cemiyetlerde tali m ve terbiye için lüzumu ola n silâhlara İcra Vekilleri Heyeti izi n verebilir . İzin kâğıdında bulundurulacak silâhların cinsi, nev’i ve mikdarı açıkça yazılır.
Cemiyet ve merkez müesseselerinde izin almadan silâh bulunduranlar Türk Ceza Kanununu n 264 üncü maddesinde yazılı silâhlardan ise altı ayda n üç seneye kadar ve bunlardan başka silâhlardan ise bir haftadan altı aya kadar hapis cezasile cezalandırılırlar.
ALTINC I FASIL Müteferrrik hükümler
Madde 37
Bir cemiyetin umumî menfaatlere hadim cemiyetlerden sayılması, Devlet Şûrası kararile İcra Vekilleri Heyetince tasdik olunmasına bağlıdır.
Madde 38
Türkiye Kızılay Cemiyeti, arsıulusal mukavelelerle taayyün etmiş bulunan mahiyet ve vaziyet dairesinde tanzim edilen ve İcra Vekilleri Heyetince tasdik edilmiş bulunan ana nizamnamesine ve hususî kanunların verdiği vazife ve salâhiyetlere göre idare edilir.
Türk Hava ve Türk Çocuk Esirgeme Kurumlan, İcra Vekilleri Heyetince tasdikli ana nizamnamelerine ve kanunların kendilerine verdiği vazife ve salâhiyetlerle idare olunur.
Madde 39
Bu kanunun neşri tarihinde mevcud bulunan hayrî, dinî, içtimaî, sıhhî, tedrisi ve terbiyevî, kültürel ve kültürel Türk müesseseleri bu kanun hükümleri dairesinde teşkil edilecek cemiyetler tarafından idare olunur.
Bu suretle teşekkül etmiş cemiyetler tarafından idare edilen müesseselere Devletçe icabı halinde yardımda bulunulur.
Madde 40
3 ağustos 1325 tarihli Cemiyetler Kanunu ile 15 teşrinievvel 1339 ve 20 kânunuevvel 1339 tarih ve 353 ve 387 sayılı kanunlar ve bu kanuna aykırı bütün hükümler ve teamüller kaldırılmıştır.
Muvakkat madde
a) Bu kanunun neşri tarihinde müesses cemiyetler ve müesseseler en çok bir sene içinde kendi teşekküllerini bu kanun hükümlerine uydurmağa mecburdurlar.
b) Bu kanunun neşri tarihinde mevcud ve müesses cemiyetlerin tasarrufları altında bulunan gayrimenkuller üzerinde her türlü tasarruf hak ve salâhiyetleri baki olup 17 nci madde hükmü dışında tutulur.
Madde 41
Bu kanun neşri tarihinde n muteberdir .
Madde 42
Bu kanunun hükümlerini icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur .
2762 numaralı Vakıflar Kanununun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde tadil olunmuştur:
4 birinci teşrin 1926 tarihinden önce vücud bulmuş vakıflardan
A – B u kanundan önce zabtedilmiş bulunan vakıflar ,
B – B u kanundan önce idaresi zabtedilmiş olan vakıflar ,
C – Mütevelliliği bir makama şartedilmiş olan vakıflar ,
D – Kanunen veya filen hayrî bir hizmeti kalmamış olan vakıflar,
E – Mütevelliliği vakfedenleri n ferilerinden başkalarına şart edilmiş vakıflar,
Vakıflar Umum Müdürlüğünce idare olunur. Bunların hepsine birden (Mazbut vakıflar) denir.
A – Mütevelliliği vakfedenlerin ferilerine şart edilmiş vakıflar ,
B – Cemaatlerce idare olunan vakıflar,
C – Bazı sanat sahiplerine mahsus vakıflar,
Mütevelliler i tarafından idare olunur . Bunların hepsine birden (Mülhak vakıflar) denir.
Mütevelliler Vakıflar Umum Müdürlüğünün ve Umum Müdürlükde, idare meclisinin kontrolü altındadır.
Madde 2
Mezkûr kanunu n 18 inci maddesi aşağıdaki şekilde tadil olunmuştur:
Birinci maddede zikredilen mülhak vakıfların tevliyetleri bu kanun hükümleri dairesinde Umum Müdürlükçe tevcih olunur.
Millî sınırlar dışında kala n vakıfların mütevellilikleri vakfiyetlerine göre tevcih olunur.
Madde 3
Mezkûr kanunu n 38 inci maddesi kaldırılmıştır .
Madde 4
Bu kanun neşri tarihinde n muteberdir .
Madde 5
Bu kanun hükümlerinin icrasına Başvekil memurdur .
Baltalimanı Antlaşması (Baltalimanı Muahedenamesi, İstanbul yakınındaki Balta Liman’da 16 Ağustos 1838’de imzalanmıştır. (Osmanlı-İngiliz Ticaret Antlaşması),
Britanya ile Osmanlı devleti arasında imzalanmıştır. Ticaret ve gemi seferleri ile ilgili olarak bazı kayıt ve koşulları düzeltmiş ve değiştirmiştir.
Anlaşma, 8 Ekim 1838’de Kraliçe Viktorya, bir ay sonra da Sultan II. Mahmut tarafından onaylanmıştır.
Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın İsyanı
Baltalimanı Antlaşması öncesine Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyan etmiştir. Paşa, 1830’lu yıllarda İstanbul’a karşı yürümüştür. Zor duruma düşen Saray, Ruslardan yardım istemiştir. Bu yardı karşılığında 1833 yılında Hünkâr İskelesi Anlaşması’nı imzalanmıştır. Antlaşmaya göre yeni bir saldırı durumunda Ruslar’ın Osmanlıya yardım etmesi öngörülmüştür. Bu durum İngilizleri Orta Doğu siyasetinde daha aktif rol oynamaya sevk etmiştir. İmparatorluk, İngiliz desteği ile kendi paşasının ayaklanmasını bastırmıştır. İngiltere, Mısır sorununun çözümünde önemli bir rol oynamış, akabinde Baltalimanı Antlaşması imzalanmıştır.
Baltalimanı Antlaşması’nın Tarihsel Önemi
Bu ticaret antlaşması, İngiliz tebaasının Osmanlı topraklarında ticari ayrıcalıklarını genişletmiştir.
Kapitülasyon sistemi, mali gücü zayıf olan Osmanlıları “yarı-sömürge” ülke konumuna düşürmüştür.
Antlaşma, İngiliz tüccarlarına Osmanlı dominyonlarındaki yerli üretim mallarını serbestçe satın alma ve ticaret yapma hakkı tanımaktadır. Bu durum Osmanlı ekonomisini doğrudan ve olumsuz etkilemiştir. İlerleyen yıllarda, Fransa, İsveç, Norveç, İspanya, Hollanda, Belçika, Danimarka ve Portekiz ile Benzer antlaşmalar imzalanmıştır. Bu antlaşmalar Osmanlıların ekonomisini çökerten kapitülasyon sistemini güçlendirmiştir. Osmanlı ekonomisi büyük darbe almış, borçları artmıştır. Bu antlaşmalar Osmanlıların ekonomisini çökerten kapitülasyon sistemini güçlendirmiştir. Osmanlı ekonomisi büyük darbe almış, borçları artmıştır.
Mevcut Kapitülasyonlar ve Antlaşmalarla Büyük Britanya’nın teb’asına veya gemilerine tanınan ve işbu sözleşmede özellikle değiştirilenler dışındaki bütün hak, imtiyaz ve muafiyetlerin şimdi ve sonsuza dek süresiz olarak geçerliliği tekrar teyit olunur; ve ayrıca buna ek olarak, taahhüt olunur ki, Bab-ı Âli tarafından herhangi bir diğer yabancı Gücün gemilerine ve Teb’asına şimdi bahşolunmuş veya ilerde bahşolunacak bütün hak, imtiyaz ve muafiyetler veya diğer herhangi bir yabancı Gücün gemilerinin ve teb’asının yararlanmasına sunulan müsamaha, aynen Büyük Britanya’nın tebasına ve gemilerine de eşit biçimde bahşolunacak, uygulanacak, yararlandırılacaktır.
Madde 2
Britanya Majestesinin teb’ası veya bunların mümessillerine Osmanlı Domiyonlarının her yerinde, (ister iç ticaret isterse ihracat amaçlarıyla olsun) bütün malları, hiçbir istisna tanımaksızın bu Dominyonların üretimi, imalâtı veya mamullerini satın almasına izin verilecektir. Bab-ı Âli tarımsal veya herhangi bir emtia üzerindeki tekelleri ilgayı veya herhangi bir malın satın alınması veya satın alındığı zaman bir yerden diğer yere nakledilmei için gerekli Valilik Ber’atlarını ilga etmeyi resmen taahhüt eder. Britanya Majestelerinin teb’asını Valilerden bu tür Ber’at almaya zorlayacak herhangi bir teşebbüs, Antlaşmaların ihlâli olarak telâkki edilecek ve Bab-ı Âli derhal ve en sert biçimde böyle bir kötü yönetimden suçlu olan herhangi bir Veziri ve diğer memurları cezalandıracak ve Britanyalı teb’anın zarar gördüklerini ispatlamaları halinde bunların zarar ve ziyanlarına gerçekten adil bir karşılık verecektir.
Madde 3
Türk üretim, imalât veya mamüllerinden herhangi biri Britanyalı tacir veya onun mümessili tarafından Türkiye’nin iç tüketimi için satılmak amacıyla satın alındığı zaman, Britanyalı tacir veya onun mümessili,bu emtianın satın alınmasında, satılmasında, veya herhangi bir biçimde ticareti yapıldığında, Müslüman olsun veya olmasın, Türkiye’de ticaretle meşgul Türk Teb’asnın en çok kayırılan snıfının benzer koşullarda ödediği vergilere eş vergi ödeyecektir.
Madde 4
Eğer herhangi bir Türk üretim, imalât veya mamulu Britanyalı tacir veya onun mümessili tarafından ihraç edilmek üzere satın alınırsa, bu emtia her hangi bir resim veya vergiden tamamen muaf olarak, elverişli bir gemiye yükleme yerine götürülecek ve emtia yüklendiğinde bütün diğer iç vergiler yerine yüzde dokuz oranında sabit bir ad valorem vergi ödemekle yükümlü olacaktır.
Sonradan, ihraç edildiğinde, şimdi mevcut olan yüzde üç vergi ödenecektir. Fakat, limanlarda ihracat için satın alınmış ve halihazırda dahili vergisini limana girerken ödemiş bulunan bütün mallar sadece yüzde üç ihracat resmi ödeyeceklerdir.
Madde 5
Çanakkale ve İstanbul boğazlarından geçen Britanyalı ticaret gemilerine verilen Geçiş belgeleri (Fermans) düzenleyen mevzuat, bu gemilerin gecikmesinin en az düzeye indirilmesine yol açacak biçimde düzenlenecektir.
Madde 6
Türk Hükümeti tarafından işbu Sözleşme ile tesis edilen mevzuatın ister Avrupa ister Asya’daki Türkiye’de, Mısırda veya Bab-ı Âli’ye ait diğer Afrika müstemlekelerinde olsun bütün İmparatorlukta geçerli olması kabul edilmiştir. Bu mevzuat, tanımı ne olursa olsun bütün Osmanlı Dominyonlarının teb’asına uygulanacaktır. Türk Hükümeti diğer yabancı Güçlerin ticaretlerini bu Sözleşme esaslarına dayandırmasına karşı gelmemeyi de ayrıca taahhüt eder.
Madde 7
Büyük Britanya ve Bab-ı Âli’nin âdeti olduğu üzere ve Britanya teb’ası tarafından Türk Dominyonlarına ithal edilen veya buralardan ihraç edilen emtianın değerini tahmin etmekteki bütün güçlükleri ve gecikmeyi engelleme görüşü altında, her iki ülke arasındaki mal trafiğinden bilgisi olan kişilerden oluşan ve Osmanlı Sultanının parası ile bir mal üzerine ödenecek vergiyi bir tarife ile saptayan ve her on dört yılda bir kez kurulan Komisyon ile son tarifenin yürürlükte olduğu son on dört yıllık dönemin sona ermesi üzerine yüksek Âkit Taraflar ortaklaşa olarak yeni komisyon üyelerini atamayı kararlaştırmışlardır. Bu yeni komisyon üyeleri Britanya teb’asının ithal veya ihraç edecekleri bütün mallar üzerinde yüzde üç vergi olarak ödeyecekleri paranın miktarını saptayıp kararlaştıracaklardır. Bu komisyon üyeleri ayrıca ihraç edilecek Türk malları üzerinde bu sözleşme ile saptanan iç vergilerin ve bu
vergilerin en elverişli yerlerde salınması için gemi yükleme mahallerini saptayacaktır.
Böylece tesis edilen yeni tarife saptanma tarihinden itibaren yedi yıl için geçerli olacak ve bu dönem sonunda Âkit taraflarından her biri Tarifenin gözden geçirilmesini isteme hakkına sahip olacaklardır. Eğer her iki taraftan de ilk yedi yılın sona ermesinden sonraki altı ay içinde böyle bir istem gelmezse, Tarife ilk yedi yılın sona ermesinden başlamak üzere yedi yıl daha yürürlükte kalacak ve sistem birbirini izleyen her bir yedi yıllık dönemde aynı biçimde uygulanacaktır.
Madde 8
Bu sözleşme onaylanacak ve onaylamalar dört aylık bir dönem içinde İstanbul’da karşılıklı olarak teati edilecektir.
Yukardaki hükümlere tanık olarak ilgili tam yetkili delegeler bu hükümleri imzalamış ve mühürlemişlerdir.
Sözleşme İstanbul yakınındaki Balta Liman’da 1838 Ağustosunun 16’cı günü yapılmıştır.
Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir bölge içinde daimi bir suretle ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimsedir. Acente, ticari işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmekte veya bunları o tacir adına yapmayı meslek olarak icra etmektedir.
Acir
Kiraya veren kimse
Aciz
Bir şahsın borçlarını ödeyemeyecek durumda bulunması
Aciz vesikası
Alacaklı alacağının tamamını alamamışsa kalan miktar için kendisine verilen vesika (İİK 143)
Açık artırma
Bir malın, teklif veren kişiler arasında en yüksek bedeli öneren kimseye satılmasını sağlayan satış biçimi.
Ada
Çevresi yollarla sınırlandırılmış bulunan, çeşitli parselleri kapsayan arsa parçası.
Adâd
Adetler; sayılar
Adalet
Haklılık; hakka uygunluk
Adem-i ifâ
Yapmamak; yerine getirmemek; borcu ödememek
Adem-i iştirak
Katılmamak
Adem-i selahiyet
Yetkisizlik
Adem-i vüsuk
Gerçek olmamak
Adi kira
Kiraya verenin, belli bir ücret karşılığında bir şeyin kullanılmasını kiracıya bıraktığı sözleşme.
İki veya daha çok kimsenin, ortak bir amaca ulaşmak için emeklerini ve mallarını birleştirmeyi kabul ettikleri sözleşme ile kurulan ortaklıktır.
Adlî kaza
Cezai, hukuki, ticari, nizalı, nizasız yargı
Adlî müzaharet
Adli yardım
Ağlep
Kuvvetli; büyük
Ahar
Başkası; üçüncü kişi; yabancı
Ahde vefa
Söze bağlılık, sözleşmeye bağlılık
Âhir
Son; sondaki; en son; en sondaki
Ahit
Söz verme
Ahkam
Hükümler
Ahkâmı huzuriyye
Hakim önünde yargılanmayla ilgili yöntem hükümleri
Ahkâmı mahsusa
Özel hükümler
Ahkâmı müteferia
Ayrıntılı hükümler
Ahkâmı mütehalife
Aykırı değişik hükümler
Ahvâl
Durumlar; haller; vaziyetler
Ahz
Almak
Aile hukuku
Aile ilişkilerini düzenleyen hukuk kurallarıdır.
Aile şirketi
Bir ailenin bireylerinden oluşan ortaklık.
Aile yurdu
Bir kimsenin, ailenin gereksiniminden büyük olmamak ve bizzat kendisinin veya ailesinin işletmesi ya da oturması koşuluyla, aile bireylerinin geçimi ve oturmasını sağlamak amacıyla ayırdığı taşınmaz ve ekleri.
Akamet
Neticesizlik, kısırlık, sonuç alınmama.
Akar
Taşınmaz mal; kiraya verilen ve gelir sağlayan şeyler
Akarâtı mevkufe
Vakfedilmiş, gelir getiren mallar
Akdetmek
Sözleşmek; kararlaştırmak; düzenlemek; bağlamak
Akd-i mebhusünanh
Sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme
Akd-i mezbur
Sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme
Akd-i muvazaa
Karşılıklı ödün verilerek yapılan akit, anlaşma, sözleşme
Akd-i sahih
Geçerli, doğru, kusursuz akit, anlaşma, sözleşme
Âkideyn
Her akitte akdi yapan iki taraf
Âkidîn
Sözleşenler; sözleşme yapanlar
Âkit
Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri; sözleşme veya mukavele yapan
Alâhilâf’ül-kanun
Kanun hilafına; yasaya aykırı olarak
Alâkadar
İlgili; ilişkili
Alât
Aletler; araçlar
Aledderecat
Sırasıyla; derecesine göre
Alelhesap
Hesaplaşmak üzere; hesaba sayarak; sayışılmak üzere; doğan kârdan bir bölümünün ileride tamamı üzerinde hesaplatılmak üzere önceden ödenmesi
Ale-l-ıtlak
Genel olarak; rasgele; bir sınır ile bağlı olmayarak
Ale-l-umûm
Genel olarak; umumi bir biçimde; bütün
Alelusul
Usulüne uygun;
Aleniyet
Açıklık
Alettakrib
Takriben; yaklaşık olarak
Amade
Bir işi yapmaya hazır; hazırlanmış
Amel
İş; edim; fiil
Amele
İşçi; emekçi, ırgat
Amelî
İşe dayanan; iş üstünde; tatbikî; pratik; uygulamalı
Amenajman
Doğal kaynakların işletilmesi
Âmil
Yapan; etken; etmen; sebep; faktör
Âmir
Emreden; buyuran; bir memurun vazife bakımından büyüğü; bir fiili yapmaya veya yapmamaya zorlayan, buna gücü yeten
Âmm
Genel; umumi; herkese ait
Amme
Kamu
Âmme hükmî şahsiyeti
Kamu tüzel kişiliği
Amme intizamı
Kamu düzeni
Anagayrimenkul
Kat mülkiyetine konu olan taşınmazın bütünü.
Anayapı
Kat mülkiyetine konu olan taşınmazın esas yapı kısmı.
Kanunların, Kanun Hükmünde Kararnamelerin, TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya uygunluğunu, dokunulmazlığın kaldırılması ve milletvekilliğinin düşürülmesine dair TBMM kararlarını denetleyen, siyasi parti kapatma davalarını karara bağlayan ve partileri mali yönden denetleyen,Yüce Divan olarak da görev yapan ve Anayasa ile kendisine verilen diğer görevleri yerine getiren yüksek mahkemedir.
Angaje
Sözle veya yazılı olarak bağlanan; bağımlı
Ani edim
Bir anda yapılan belli davranış ya da davranışlarla yerine getirilen edim
Ânif’ül-beyan
Az önce beyan olunan, bildirilen
Anmuhakemetin
Muhakeme yaparak; yargılama yoluyla
Antrepo
Gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer; ardiye; ambar
Apostille
5 Ekim 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca, kararda imzası olan hakimin, o yargı yerinde yetkili ve görevli olduğunu gösterir tasdik şerhi.
Appel
istinaf
Âra
Reyler; oylar
Arazi mahlule
Mutasarrıfın mirasçı bırakmadan ölümü ile mahlûl olan arazi-i emiriyye
Arazi-i emiriyye
Beytülmâle ait olarak devlet tarafından kişilere dağıtılan yerler, topraklar; beylik arazi
Arâzi-i haraciyye
Haraca bağlı arazi;
Arâzi-i memlûke
Mülk; tımar toprağı; mülkiyet yolu ile tasarruf olunan yerler
Arâzi-i metrûke
Halkın gereksinimi ve kullanımı için terk edilen arazi
Arâzi-i mevât
Hiç kimsenin tasarrufu altında olmayan ve halka terk ve tahsis edilmemiş bulunan,yüksek sesli bir kimsenin sesi işitilmeyecek derecede köy ve kasabalar gibi yerlerden uzak bulunan kıraç, taşlık, pırnallık gibi yerler
Arazi-i mevkufe
Geliri belirli bir konuya tahsis olunan yer; vakıf olunmuş arazi
Arazi-i miriye
Devlete ait arazi
Arâzi-i öşriye
Ürününden onda bir Devlet payı alınan ve üzerinde her türlü mülkiyet tasarrufları bulunan arazi
Âri
Boş; çıplak; soyut; arınmış; yüksüz
Âriyet
Ödünç; eğreti; ödünç sözleşmesi
Arîz ve amîk
Genişlik ve derinliğine; enine boyuna;
Arsa
Belediye sınırları içinde, belediye tarafından parsellenerek üzerine inşaat yapmak için ayrılan arazi parçası.
Kat Mülkiyeti Kanununda yazılı esaslara göre bağımsız bölümlere tahsis edilen ortak mülkiyet paylarına arsa payı denilmektedir. Arsa Payı, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulurken, arsa üzerindeki yapıların bulunduğu arsadan bağımsız bölümlere rayiç değerleri oranında verilen payı ifade etmektedir. Anagayrimenkulde, kat mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı kurulmamış arsa payı bırakılamaz.
Arz
Sunma; gösterme; bildirme; önüne koyma; anlatma (bir büyüğe)
Askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi iken 2016 yılındaki halk oylaması sonucunda kaldırılmış, mahkemenin alanına giren konularda İdare Mahkemeleri ve Danıştay görevlendirilmiştir.
Kanunla açıkça başka mahkemelerin görevli olduğunun belirtildiği durumların dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işleri karara bağlamaya yetkili, tek hakimli hukuk mahkemeleridir.
Ticari davalara bakmakla görevli olan, asliye hukuk mahkemelerinin alt bir türü mahiyetindeki ihtisas mahkemeleridir. Asliye ticaret mahkemeleri olmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri, Ticaret Mahkemesi sıfatı ile karar vermektedir.
Açık olan; besbelli; apaçık; akla; kendiliğinden gelen
Bediî
Güzellik ölçülerine uyan; güzel; güzellik
Beher
Her biri
Belagat
İyi konuşma; sözle inandırma yeteneği; söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı
Beraat
Aklanma
Berât
Rütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren ferman
Berâyı tetkik
İnceliyerek
Berhava
Havaya gitmiş; kaybolmuş; uçurulmuş; yararsız; boş
Berî-üz-zimme
Zimmetten kurtulmuş; aklanmış
Ber-mucib-i talep
Talep mucibince; istem gibi
Ber-vech
Olduğu gibi; olarak
Ber-vech-i bâlâ
Yukarıda olduğu gibi
Ber-vechi peşin
Peşin olarak
Beşerî
İnsanoğlu ile ilgili; insanî; insana mensup
Betekrar
Tekraren; tekrarla
Bey ü şira
Almak ve satmak
Beyanname
Bir makama veya kamuoyuna yapılan açıklama belgesi.
Bey’i
Satım; satma; satış; satılma;
Bey’i bât
Kesin satış
Bey’i bi-l vefâ
Kararlaştırılan süre içinde satılanı geri almak koşulu ile yapılan satış sözleşmesi
Bey’i mukayaza
Malı mal ile değiştirmek; trampa
Bey-i sarf
Parayı paraya satmak; para bozmak
Beyn
Ara
Beyn’en-nâs
Halk arasında
Beytülmal
Maliye hazinesi
Beyyine
Bir olayın veya işlemin doğruluğunu ortaya koyabilmek için hakimi iknaya yönelik yöntem veya her türlü vasıta ; delil, şahit
Beyyine külfeti
Mahkemede bir beyan ve iddiayı kanıtlama yükümlülüğü MK 6. madde
Bidâyet
Başlama; başlangıç
Bidâyet mahkemesi
İlk mahkeme; davaları birinci derecede gören ve çözümleyen mercii
Bi-eyyi-hâl
Herhalde; mutlaka; elbette
Bigüna
Herhangi bir
Bi-hakkın
Hakkıyla; hakkı olarak, gerçekten; tamamıyla
Bi-haseb-il verase
Veraset nedeniyle; verasetten doğma
Bi-hükm’ül-kanun
Kanun hükmü gereğince; yasa kuralı ile
Bila
….sız
Bilâ kayd ü şart
Kayıtsız ve şartsız
bilahare
sonradan
Bil-ahire
Sonra; sonradan
Bilâkis
Tersine olarak; tam tersine; aksine; sonunda
Bilâ-müddet
Süresiz
Bilanço
Bir kuruluşun, belli bir tarihte, alacaklı ve borçlu bulunduğu değerleri gösteren özet muhasebe cetveli; işletmenin finansal durumu ve faaliyet sonuçlarını gösteren tablo.
Bilâ-sebeb
Sebepsiz
Bilâtefrik
Tefrik etmeksizin; ayırmaksızın
Bilbeyyine
Delil ile; tanık ile; ispat ile
Bil-cümle
Bütün; hepsi; tamamı
Bil-farz
Tutalım ki; diyelim ki; sayalım ki; söz gelişi
Bilfiil
Gerçekten; fiilen; hakiki olarak; iş olarak; iş edinerek
Bililtizam
Bile bile
Bilistirdad
Geri alarak; geri alınarak
Bilmuvafakat
Razı olarak
Bilmüzakere
Müzakere ederek; üzerinde görüşüp tartışarak
Bilmüzayede
Artırma ile; artırarak
Bi-l-müzayede
Müzayede ile
Bi-l-rü’ye
Görerek; görülerek
Bî-ma’nâ
Manasız; anlamsız
Binâberin
Bundan dolayı; bunun üzerine; bu nedenle
Binâen-alâ-zâlik
Bundan dolayı; bunun üzerine
Binâen-aleyh
Bunun üzerine; dolayısıyla; bundan dolayı
Bi-n-netîce
Netice olarak; sonuç olarak
Binniyabe
Naip eliyle; vekillik ile; vekaleten
bisud
faydasız;yararsız
Bîtâp
Bitkin; güçsüz; takatsiz; yorgun
Bî-taraf
Tarafsız
Bitarıkıl’evlâ
Evveliyatla; öncelikle
Bi-t-tabi
Tabiatıyla; doğal olarak
Bkz. yaylak, kışlak.
Bono
Bir kimsenin diğer bir kimseye veya onun emir ve havalesine, belirlenen vadede, belirli bir tutarı ödeme taahhüdünü içeren, özel biçim ve hükümlere tabi ticari senet; emre yazılı senet.
Borç ilişkisi
İki taraf arasında mevcut olup bir şeyin verilmesi,yapılması veya yapılmamasını öngören hukuki bağdır.
Bölge Adliye Mahkemesi
İstinaf incelemesi ile ilk derece adli yargı mercileri tarafından verilen kararların yerinde olup olmadığına ikinci derece mahkemesi olarak inceleyerek karar veren mahkemelerdir.
Bölge İdare Mahkemesi
İstinaf incelemesi ile ilk derece idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların yerinde olup olmadığına ikinci derece mahkemesi olarak inceleyerek karar veren mahkemelerdir.
Bölünebilir edim
Niteliğinde veya değerinde esaslı bir değişme olmaksızın, birden ziyade parçalara ayrılarak ifa edilebilen edim
Bölünemez edim
Niteliğinde veya değerinde esaslı bir değişme olmaksızın, birden ziyade parçalara ayrılarak ifa edilemeyen edim
Butlan
Geçersizlik
Bürûz
Belirme; ortaya çıkma
C.SAVCİSİ
MÜDDEİUMUM
Câmi
Cem eden;
Câmia
Topluluk; zümre
Cânî
Cinayet işlemiş olan kimse
Canîb-i beytülmal
Hazine tarafı
Canîb-i vakıf
Vakıf tarafı
Canîp
Yön; taraf; cihet; yan
Cari
Uygulanan; yürürlükte olan
Cây-i teemmül
Etraflıca düşünülmeye değer; düşünülmesi yerinde olur
Cebel
Dağ, yüksek tepe.
Cebrî
Zorla yapılan; zor kullanarak yaptırılan; zor altında; güç kullanarak
Cebri icra
Kendi istekleriyle borçlarını ödemeyen borçluların, borçlarını Devlet kuvveti ile ödemelerinin sağlanması; ilgili icra dairelerinin, (gereğinde) zor kullanarak, borçluyu borcunu ödemeye zorlamaları
Cebri satım
Malikinin isteğine bakılmaksızın, resmi makamlar tarafından yapılan satım
Celesat-ı âti
Gelecekteki celseler, oturumlar
Celile
Büyük; ulu
Celpname
Yargılamada,davacı,davalı,tanık,bilirkişi gibi kimseleri mahkemeye getirtmek için yapılan çağrı
Cemetmek
Toplamak; bir araya getirmek
Cemi ezmân
Bütün zamanlar; zamanların toplamı
cenup
güney
Cereme
Başkası tarafından yapılan veya kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme; para cezası
Alma; toplama; vergilerin ve başkaca devlet gelirlerinin tahsili
Cihet
Yön; taraf; amaç
Cins tashihi
Tapu kütüğünde kayıtlı bir taşınmazın niteliğinin değiştirilerek kütüğe, başka bir nitelikte tescil edilmesi.
Ciro
Çifte yetki veren havale; ticari senedin, arkasına yazılan yazı veya imza ile başkasına devri.
Cismanî
Cisimle, bedenle ilgili; bedensel
Cism-i câmid
Cansız cisim
Cürmiyet
Suç hali; suçluluk
Cürmü meşhut
Suçüstü; göz önünde işlenen suç
Cürüm tasnii
Bir kimse hakkında cürüm uydurmak
Cüz
Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri; kısım; parça; bölük
Çek
Ödeme aracı; kanun ile belirlenen şekilde düzenlenen, keşidecinin emrinde para bulunan banka üzerinden çekilebilen havalesi
Dâfi
Defi’de, savuda bulunan kimse
Dahiliye Vekâleti
İçişleri Bakanlığı
Danıştay
Anayasanın 155’inci maddesine göre, yürütme organına yardımcı bir inceleme, danışma ve karar organı olmanın yanı sıra, yönetimin yargı yoluyla denetlenmesinde görev yapan ve ilk derece idare ve vergi mahkemelerinin temyiz mercii olan üst yargı kuruluşudur.
Dâyin
Borç veren; alacaklı
Deâvî
Davalar
Defaât
Kereler; kezler; yollar
Def’aten
Bir defada; birden
Defâtir
Defterler; birlikte dikilmiş kağıtlar
Def’i def
Def’e karşı def’; savuya karşı savu
Defter-hâne
Taşınmaz mallara ilişkin tasarrufların kayıt
Defter-i hakanî
Eskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği defter
Defter-i hakanî idaresi
Eskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği daire
Değer baha
Bir malın iktisadi duruma göre kıymetini ifade eden fiyat
Delâlet
Gösterme; yol gösterme; kılavuzluk; iz; işaret; aracılık
Delâlet-i bil’işare
İşaret ederek, hatırlatarak gösterme
Delil
Kanıt; tanıt; ipucu
Delil-i celî
Aşikar delil; belli, apaçık kanıt
Demirbaş
Bir taşınmazın kiraya verilmesinde kiraya dahil olan, kiralamanın sonunda aynı cins ve değerde iade edilen veya değer eksilmesi kiracı tarafından tazmin edilen eşya
Demokratik devlet
Halkın devlet yönetimine katılması esasına dayanan devlettir.
Depozito
Bir sözleşmeden dolayı doğabilecek zararlara karşı verilen teminat; bir taahhüt sırasında yatırılan güvence parası.
Der-akap
Hemen; arkasından
Derc etmek
Araya sokmak; arasına sıkıştırmak
Derceb etmek
Cebe atmak; kendine alıkoymak
Derç
Sokma; arasına sıkıştırma; gazeteye yazma; toplama; biriktirme
Der-dest-i rü’yet
Dava görülmek üzere ele alınan, eldeki dava
Der-kâr
Malum; aşikar; bilinen; belli
Dermeyan etmek
İleri sürmek; öne sürmek; ortaya koymak; anlatmak
Der-piş
En önde; göz önünde bulunan; öngörü
Der-pîş etmek
Öngörme; göz önünde bulundurma
Der-uhte
Üstüne alma; yüklenme; üstlenme; sağlama
Desise
Hile; oyun; entrika
Devair
Daireler
Devlet Şurası
Danıştay
Devletler Özel Hukuku
Kişilerle devlet arasındaki bağı (tabiiyeti), bir ülkede yabancıların sahip olduğu hakları ve çeşitli ülkelerde geçerli olan kanunların çatışması nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkları çözmeyi ve bunun için çeşitli bağlama kuralları getirmeyi konu alan hukuk dalı.
Devremülk hakkı
Mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine, bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde istifade etmek üzere, müşterek mülkiyet payına bağlı olarak kurulan irtifak hakkı.
Deyn
Borç
Disiplin cezaları
Belli bir statü içinde bulunan kimselere hizmet ve iç düzenle ilgili kurallara aykırı davranışta bulundukları zaman uygulanan cezalardır.
Dîvân-ı Muhasebat
Sayıştay
Donatan
Gemisini gemi ticaretinde kullanan gemi sahibidir
Dûçâr
Tutulmuş; uğramış; yakalanmış
Dûn
Aşağı; aşağılık; altta; aşağıda
Dûr
Uzak
Düstûr
Kanun; kaide; yasa; devlet yasalarını içine alan kitap; genel kural; başyasa; yasalar dergisi
Düzenleme
Bir sözleşmeyi veya işlemi yapan kimsenin iradesini dinledikten sonra, iki tanık önünde ve yöntemine uygun olarak noter tarafından baştan sona kadar yazılarak, ilgililer ve hazır bulunanlar tarafından imzalanıp noter tarafından da onanan senet
Ebniye
Binalar; yapılar
Ecnebî
Yabancı; bir devlete göre,kendi uyruğunda bulunmayan gerçek veya tüzel kişiler
Ecr-i müsemmâ
Taraflar arasında belirlenen ücret
Ecrimisil
Bir malın kullanılmasından doğan yararların para ölçüleriyle takdiri
Eda
Edim; borçlanılan şey; borcun konusu
Eda davası
Davalının bir iş yapmaya,bir ifada bulunmaya veya bir iş yapmamaya,bir ifada bulunmamaya mahkum edilmesinin istenildiği dava
Edeb
İyi terbiye; naziklik; usluluk
Edim
Aralarındaki borç ilişkisi dolayısıyla alacaklının isteyebileceği, borçlunun da yerine getirmekle yükümlü bulunduğu bir davranış biçimi
Ef’âl
Eylemler; fiiller, işler; ameller
Efrâd
Fertler; bireyler
Ehil
Ehliyetli; hak sahibi; bir hukuki işlem yapabilme yeteneğine sahip
Ehl-i hibre
Bilirkişi
Ehl-i vukûf
Bilirkişi
Ekalliyet(akalliyet)
Azınlık
Eklenti
Bir konutun veya bir binanın kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan ya da kolaylaştıran yapı.
Ekser
Daha ziyade; en çok; çoğu; çoğunca
Ekseriyet
Çoğunluk
Ekseriyeti ara
Oy çokluğu
Elfaz
Kelimeler; sözler
Elîm
Elemli; kederli acılı
El-yevm
Bugün; şimdi; halen
Emlak vergisi
Konusu bina ve arazi olup, bu bina veya arazi malikinin, intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa malik gibi tasarruf eden kimsenin, bina ve arazinin değeri esas alınarak kanunda belirtilen oranlara göre ödediği vergi.
Emlâk-i sirfe
Yeri ve üzerinde binalar ve ağaçları mülk olan taşınmaz mallar
Emr-i makzî
Hükme bağlanmış iş
Emtea
Ticaret konusu her türlü mal
emtia
eşya, mallar.
Emval
Mallar; mülkler
Emvâli menkule
Taşınır mallar;taşınabilir mallar
Enfüsi
Öznel; subjektif
Enkaz
Bina yıkıntıları; yıkıntı; moloz; eski hayvanların bakiyeleri
İster gezici, ister bir dükkan veya bir sokağın belli bir yerinde sabit olsun, iktisadi faaliyeti nakdi sermayeden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleridir.
Devam etmekte olan bir hukuki ilişkiyi, tek taraflı olarak ve ileriye dönük olmak üzere sonlandıran bozucu yenilik doğurucu irade beyanı.
fetret
zayıflık,uyuşukluk
fevk
Üst,üst dereceli, astın üstünde yer alan
Fevkinde
Üstünde; aşan
Fıktan
Yokluk
Fırka
İnsan kalabalığı grubu; parti
Fıtrî
Tabii; yaradılışındaki; doğasındaki
Fi-i cârî
Geçer değer
Fiil ehliyet
Bir kimsenin, kendi eylemleriyle haklar ve yükümlülükler yaratması yeteneği.
Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda düzenlenen suçlarla ilgili yargılama yapmakla görevli olan özel statülü mahkemelerdir.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemeleri bulunmayan yerlerde Asliye Ceza Mahkemeleri ve Ağır Ceza Mahkemeleri bu görevi yapmaktadır
Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri
Patent Haklarının Korunmasına ilişkin tüm davalara, Endüstriyel Tasarımların Korunmasına ilişkin davalara, Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkındaki davalara, Markaların Korunmasına ilişkin davalara ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan tüm davalara miktar gözetilmeksizin bakmakla görevli ve yetkili ihtisas mahkemelerdir.
Filhakika
Hakikatte; gerçekte; doğrusu
Fi-l-vâki
Fuhûş
Haddini aşma; kötülük; namusa aykırı hareket
Fuzûlî
Boşuna; yersiz; lüzumsuz; haksız; boşboğaz; erkek adı
Fuzûlî işgal
Bir taşınmaz malı sahibinin izin ve rızası olmadan ele geçirmek
Fuzuli şâgil
Hukuken geçerli bir hakkı olmadan bir yeri işgal eden
Fürûht
Satma; satım; satış
Gabin
1) bir sözleşmede tarafların karşılıklı edimleri arasında açık bir orantısızlık bulunmasıdır. karşı tarafın özel durumundan aşırı faydalanma olarak da nitelenebilir*. gabin durumunda zarar gören taraf bir yıl içinde sözleşmeyi bozduğunu bildirerek verdiği şeyi geri alabilir.bir yıl geçtikten sonra sözleşme geçerli hale gelir. 2)haksız faydalanmak, sömürü…
Gaî (gaiye)
Gaye, maksat ve netice ile ilgili; amaca ilişkin
Gaip
Görünmeyen; hazır olmayan; yitik; yok olan kişi; kaybolan ve kendisinden uzun zaman haber alınamayan kişi
Galle
Gelir; hasılat; yarar
Garaz
(garez)gizli düşmanlık; asıl maksat; erek; amaç; hınç
garp
batı
Gars
Ağaç dikme
Gasıb
Başkasının bir eşya, para yada kıymetli malını elinden veya tasarrufundan zorla haksız yere alan kimse
Gasp
Başkasının bir eşya, para yada kıymetli malını elinden veya tasarrufundan zorla ve haksız alınması
Gaybubet
Kaybolma; yokluk; göz önünde olmayış; yitiklik
Gayr (gayir)
Ayrı; başka; özge; artık; diğer; yabancı
Gayrı vazıh
Kapalı
Gayr-i melhûz
Beklenmedik; imkansız; olanaksız
Gayr-i mümkün
Olanaksız; imkansız
Gayrimenkul
Bir yerden bir yere taşınması olanaksız (taşınmaz) mal.
Gayrimenkul mükellefiyet
Bir taşınmaz malikinin, sahip olduğu mülkü nedeniyle ve özellikle o taşınmaz (gayrimenkul) teminat olmak üzere, diğer bir kimse lehine bir şey yapmaya veya vermeye zorunlu tutulması.
Gayrimenkul tellallığı
Taraflar arasında (hiçbirine sürekli olarak bağlı olmaksızın), taşınmaza ilişkin sözleşmelerin (kira, satım vb.) yapılması hususunda ücret karşılığında aracılık etme mesleği; emlakçılık.
Geçici tescil
Halen varolup da uyuşmazlığa neden olan ayni hakların korunması amacıyla tapu kütüğüne yapılan tescil.
Geçit hakkı
Bir taşınmaz üzerinden başka bir taşınmaz malikinin geçebilmesi için kurulan bir ayni hak.
Genel idare
Bütün ülkeyi kapsayan idare olup “merkez teşkilatı” ve “taşra teşkilatından oluşur.
Genel vekaletname
Bir kimsenin, kendi adına her türlü işi yapması için başka bir kişiye vermiş olduğu vekillik belgesi.
Gerçek kişi
İnsanlar.
Gerçi
Gerçekten; vakıa
Gıyâb
Hazır ve mevcut olmama; göz önünde bulunmama; uzaklaşma; kaybolma; arka
Girift
Dolaşık; karışık; bir birinin içine girgin; tutma; yakalama
Grev
İşçilerin aralarında anlaşarak veya bir kurulun kararına uyarak topluca iş bırakmalarıdır.
Gûna (gûne)
Türlü; gidiş; tarz; yol; sıfat
Güzeran
Geçici; geçen
Hacet
Gerek; gereklilik
Hâcir
Hicret eden; bir yerden başka bir yere göçen; sayıklayan (hasta)
Haciz
Borçlunun, borcunu kendi arzusu ile ödememesi durumunda, alacaklının talebiyle, borçlunun (borca yetecek miktardaki) mal ve haklarına devlet aracılığıyla (icra dairesi tarafından) el konulması.
Hâdis
Meydana gelen; çıkan; yeni çıkan
Hafiyyen
Gizli olarak; saklı olarak; gizlice
Hafriyat
Kazı; kazılar; toprak kazma; toprak çıkarma
Hail
Duvar, çit, parmaklık, tahta perde gibi taşınmazları birbirinden ayıran işaret ve engeller
Haiz
Sahip; elde bulunduran; taşıyan
Hak
Hukuk düzeni tarafından şahıslara tanınmış olan yetkilerdir
Hak ehliyeti
Sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan ölüm anına kadar olan dönemde herkesin sahip olduğu medeni haklardan (evlenme, mülk edinme vb.) yararlanma yeteneği.
Hakikiye
Hakikate mensup; gerçek; sahici; doğru; gerçekten
Hakk
Doğruluk ve insaf; bir insana ait olan şey; dava ve iddiada hakikate uygunluk; harcanmış emek; pay; hisse
Hakkaniyet
Hak ve adalete uygunluk; doğruluk
hakkı hıyar
seçimlik hak
Hakk-ı mesil
Su yolu hakkı
Hakk-ı mürûr
Geçit hakkı
Hakk-ı şuf’a
Önalım hakkı
Hakk-ı şürb
İçme hakkı; sudan yararlanmada sıra hakkı
Haksız fiil
Hukuk düzeninin izin vermediği, zarar verici eylemlerdir
Haksız iktisap
Bir kimsenin malvarlığında, haklı bir nedene dayanmaksızın başka bir kimsenin malvarlığı aleyhine meydana gelen artma ya da azalmama durumu
halefiyet
ardıl, yerine geçme, yerine geçen
Halel
Bozma; bozukluk; eksiklik; zarar
Haleldar olmak
Bozulmak; çiğnenmek
Hali sabıka irca
Eski hale getirme
Halita
Karışım
Harâc-ı mukaseme
Arâzî-i hâriciyye mahsullerinden onda birden yarısına kadar alınan vergi
Harâc-ı muvazzaf
Arâzî-i hâriciyye üzerine yerin tahammülüne göre,maktûiyet veçhile tayin olunan vergi
Hariciye Vekâleti
Dışişleri Bakanlığı
Hârîm
Başkasının giremeyeceği,girilmesine izin verilmeyen ev bölümü; harem
Harnup
Keçi boynuzu
Hartama
Pedavra; köknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta;
Has
Sıkıştırmadan bir yerin içine alma; hareketten menetme; etrafını çevirme; vakfetme
Hasârât
Zararlar; ziyanlar; hasarlar
Hasb-el-kanun
Kanun gereği
Hasb-el-memuriyye
Memuriyet gereği
Hasebiyle
Yüzünden; dolayısıyla; bu nedenle
Hasılat Kirası
Kiraya verenin, bir bedel karşılığında, hasılat veren bir malın veya hakkın kullanımını kiracıya bıraktığı sözleşme; ürün kirası.
Hasîm
İki düşmandan herbiri
Hâsim
Hasmeden; kat’eden, kesip atan
Hasren
Muhasara ederek; etrafını çevirerek
Hâss
Özgü
Hatîa
Günah; kabahat; suç; yanlış; yanlışlık
Havale
Yollama ödeyicisinin, para, değerli kağıtlar veya benzeri nesneleri, yollayıcı hesabına yollama alıcısına ödemek ve yollama alıcısının da bunları kendi adına teslim almak üzere yetkili kılındığı sözleşme.
Hâvi
Kapsar; kapsayan; içeren; içerir
Havza-i fahmiyye
Kömür havzası; kömür bulunan bölge
Haylûlet
Engel olma; araya girme; yolu kapama
Hayr (hayır)
İyilik; iyi; faydalı iş; yarar
Hayrât
Sevap kazanmak için yapılan hayırlı işler; sevap için kurulan müessese
Hazine
Devletten ayrı bir kişilik oluşturmamakla beraber, bir taraftan bütçenin uygulanmasına ilişkin işlemleri, diğer taraftan da kamu gelir ve giderlerinin zaman olarak uygunluğunu sağlayan merkezi örgüt; Maliye Bakanlığı ve maliye dairelerinden oluşan örgüt; devlet kasası.
Heder olma
Ziyan olma
Hedm
Yıkma; harap etme
Hıfz
Saklama; koruma
Hibe
Bağışlama
Hidematı amme
Kamu hizmeti
Hilafı
Tersi; aksi; zıddı
Hilkat
Yaratılma; yaratılış; tabiat
Himaye
Koruma; korunma; birine arka çıkma
Hini dava
Dava sırasında
Hini hacet
Gerektiğinde
Hisse-i şayia
Yaygın hisse; ortak pay
Hitâm
Son; bitim; tükenme; nihayet
Hizmet sözleşmesi
İşçinin, belirli veya belirsiz bir zaman süresi içinde iş görmeyi ve işverenin de ona bir ücret vermeyi üstlendiği sözleşme.
Hod-be-hod
Kendi başına;kimseye danışmadan;kendiliğinden
Huda
Aktarma
Hudûs
Sonradan peyda olma
Hukuki işlem
Bir veya birden çok kişinin, hukuksal bir sonuca yönelttiği irade açıklaması.
Hukuki tağyir
Bir kimsenin, kendisine ait olmayan menkul eşyalar üzerinde bazı işlemlerde bulunarak, bu eşyanın niteliğini değiştirmesi
Hukukun şeklî kaynakları
Hukuk Kurallarının hangi şekillere bürünmüş olarak bize verildiğini ve nerelerde bulunduklarını göstere kaynaktır.
Hulâsa
Özet
Hulûl
Gelip çatma; girme; borcun vadesinin gelmesi
Husule gelmek
Doğmak; ortaya çıkmak; meydana gelmek; oluşmak
Husûmet
Hasım olma durumu; hasımlık; düşmanlık; (davada) karşı taraf olma
Kapalı bırakma; açıklamama; belli etmeme; gizli kapaklı tutma
İbka
Devamlı, sürekli kılma; yerinde bırakma
İbra
Aklanma; temize çıkma; aklama; temize çıkarma Alacaklının, borçlusunda bulunan alacağından tamamen veya kısmen vazgeçmesi
İbraz
Gösterme; meydana çıkarma; sunma
İbtida
Başlama; başlangıç; ilkin; en önce; başta
İcâb
Gerekme; gerek; bir sözleşme için ilk söylenen söz
İcabet etme
Uyma
İcabı hal
Durumun gereği
İcar
Kiraya verme; kiraya verilme
İcâre-i müeccele
Sonradan alınacak kira
İcareteynli vakıf
İvedili ve süreye bağlı kira sözleşmesi olan vakıf mallar
İcazet
İzin; ruhsat, diploma
İcâzet-i lâhika
Bir kimsenin izni olmadığı halde,yapıldıktan sonra bir şeyi kabul etmesi ve onaylaması
İcbar
Zorlamak
İcbar etme
Zorlama
İcmâl
Kısaltma; özetleme; öz; özet genel toplamı
İcra tetkik mercii
İcra-İflas dairesinin üzerinde olup, icra-iflas işlemlerinin doğru ve kanuna uygun olup olmadığını denetleyen ve ayrıca kanunun kendisine verdiği dava ve işleri gören özel mahkeme.
İçtihad
Özel görüş; anlayış; kavrayış
İçtima
Toplanma; toplantı; bir araya gelme
İçtimaî
Sosyal; toplumsal
İçtinap
Kaçınma; çekinme
İdame
Devam ettirme; sürdürme
İdare Mahkemesi
İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı açılan idari davalara bakmakla görevli temel mahkemelerdir.
İdâre-i husûsiyye
İl özel idaresi
İfa
Ödeme; yerine getirme; bir işi yapma; edim
İfadat
Sözler
İfade
Anlatma; anlatış; anlatım
İfham
Anlatma; anlatılma; bildirme; bildirilme
İflas
Borcunu ödemeyen veya ödemelerini tatil eden borçlu hakkında yapılan takip sonucunda, mahkeme kararı ile tespit ve ilan edilen durum.
İfrağ
Bir durumdan başka bir duruma sokma
İfraz
Arazinin parçalanması; bölünmesi; parsellere ayırma; araziyi imar açısından uygun parçalara bölme
İfşasına müeddi
Açıklanma gereği
İhale
Artırma veya eksiltme biçimiyle yapılan ve en uygun fiyatı teklif edene (en çok artıran veya eksiltene) işin/malın verildiği sözleşme yöntemi.
İhâta
Bir şeyin etrafını çevirme; sarma; kuşatma; etrafı çevrilme; anlayış; geniş bilgi
İhbar
Haber verme; bildirme; bildirim
İhdas
Ortaya çıkarma; kurma; bir şeyi ilk kez ortaya koyma
İhfa
Saklama
İhkak-ı hak
Kendiliğinden hak alma
İhlal etmek
Zarar vermek; zedelemek; dokunmak; hakkını zedelemek; çiğnemek; bozmak
İhmal
Dikkatsizlikten ve özensizlikten kaynaklanan kusur; savsaklama; gerekli özeni göstermeme
İhraç
Çıkarma; dışarıya mal satma; dış satım
İhraz
Benimseme; sahipsiz bir malı sahiplenme
İhtar
Hatırlatma; dikkati çekme; uyarma; uyarım
İhtarname
Bir kimseye, bir hususu yerine getirmesi veya getirmemesi için yapılan yazılı uyarı; hatırlatma belgesi.
İhticâc
Delil veya tanık gösterme
İhtilaf
Anlaşmazlık; uyuşmazlık; çekişme; niza; görüş farklılığı
İhtilat
Karışma; katılma; bir araya gelme
İhtimam
Özen; bir şey, iş ya da kişiye özel dikkat gösterme
İhtirâzi kayıt
Çekince; önkoşul; belli hakları kullanma hakkının saklı tutulması
İhtiva etmek
İçermek; kapsamak; içine almak; içinde bulundurmak
İhtiyar etmek
Seçmek; seçme hakkını kullanmak; tercih etmek; yeğlemek
İhtiyarî
İsteğe bağlı; seçmeli; istemli
İhtiyat
Sakınma;
İhtiyati tedbir
Davacının, davasını kazanması durumunda, dava konusu şeye kavuşabilmesi için, davadan önce veya dava sırasında o şeyi garanti altına almasına yarayan önlem.
İhzâr
Hazırlama; huzura getirme;
İhzaren celb
Sanığı veya tanığı, kendi arzusu nedeniyle gelmediği için mahkeme önüne hakim kararı ile zorla getirtme
İhzarî
Hazırlayıcı; yetiştirici; hazırlık niteliğinde olan
İka etmek
Yapmak; etmek; oluşturmak
İkâme
Yerine koyma; yerine kullanma; dikme;yerine geçme; kaim olma; dava açma
İkamet etme
Bir yerde yerleşme iradesi ve niyetiyle oturma.
İkametgah
Bir kimsenin yerleşme kast ve niyetiyle oturduğu yer
İkmal
Tamamlama; bitirme; devamlı olarak yiyecek içecek ve diğer gerekli malzemenin sağlanması
İkrâh
Korkutma; bir kimseyi yapmak istediği şeyi yapmamaya, yapmamak istediği şeyi yapmaya korkutarak zorlamak
İkrar
Saklamayıp söyleme; bildirme; açıkça söyleme; kabul
İkraz
Borç verme; ödünç verme
İktifâ
Yeter bulma; yetinme
İktirân
Yakın varma; yanına gelme; yaklaşma; ulaşma; erişme
İktisabî
Kazanma ile ilgili; edinme ile ilgili
İktisadi
Ekonomik
İktisap
Kazanma; kazanım; edinme; bir şeyin mülkiyetini elde etme
İktiza
Gerekme; gerektirme; gereklilik; işe yarama ilâm yargı belgesi; mahkemenin verdiği nihaî (son ) kararın, iki taraftan her birine yöntemine göre verilen onamlı örnekleri; mahkeme kararı örneği (sureti)
İ’lâmât
Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi vesikalar; kararı bildiren belge
İlamlı icra takibi
Para veya paradan başka bir şey içeren konularda, önce bir mahkeme ilamı alınıp, ilamlara özgü icra takibi yapılması.
İlamsız icra takibi
Elinde bir mahkeme ilamı bulunmayan veya bulunmasına rağmen ilamlı icra yoluna başvurmayan kişilerin, alacaklarını elde etmek için başvurdukları icra yolu.
İla-nihâye
Sonuna kadar
İlga
Ortadan kaldırma; yürürlükten kalkma; hükümden düşürme; geçersizleştirme
İllet
Hastalık; sakatlık; bozukluk; neden; sebep
İlliyet bağı
Nedensellik bağı; bir neden ile ortaya çıkan sonuç arasındaki ilişki
İlmî
Bilimsel
İlmi içtihatler
Hukuk bilginlerinin hukuki sorunlarda ileri sunmuş oldukları görüş, düşünce ve kanaatlerdir.
İlmühaber
Belge; birinin herhangi bir durumunu (örneğin ikametgahını) gösteren durum belgesi
İltibâs
Karıştırılma; benzeşim; karışıklık
İltihâk
Katılma; karışma
İltisâk
Yapışma; bitişme; kavuşma
İltizam
Kendi için gerekli sayma; gerektirme
İltizami muamele
Bir kimsenin malvarlığının aktifinde yer alan kalemlere dokunmaksızın, yalnızca pasifini artıran bir işlem yapması; taahhüt işlemi; borçlandırıcı işlem;
İlzâm
Susturma; bağlama
İmâl
Yapma; yapılma; meydana getirme
İmâr
Bayındırlık; bayındır duruma getirme; geliştirme
İmdi
Buna göre; şu halde; o halde
İmha
Yok etme; ortadan kaldırma; mahvetme
İmhâl
Mühlet verilmesi; süre verilmesi; erteleme; yeni bir önel tanıma
İmlâ
Doldurma; doldurulma; yazdırma; yazdırılma; bir dilin cümlelerini, kelimelerini doğru yazma bilgisi
İmtina
Kaçınma; çekinme
İmtisâl
Gerekeni yapma; bir örneğe göre hareket etme; alınan emre boyun eğme
İmtiyaz
Ayrıcalık; farklılık
İnbiâs
Gönderilme; meydana çıkma; ileri gelme
İnd-el-hâce
Lâzım olduğu; gerektiği zaman
İnd-ettemyiz
Temyiz sonunda; temyiz olunduğunda
İndinde
Yanında
İnfâk
Beslemek; geçindirmek; nafakalandırmak
İnfisah
Ortadan kalkma; dağılma; fesholma.
İnfisâh
Fesh olunma; bozulma; hükümsüz kalma; dağılma; kendiliğinden ortadan kalkma
İnhisar
Tekel; monopol; alımın veya satımın tek bir elde toplanması
İn’ikad
Bağlama; kurulma; toplanma
İnkılâp
Değişme; bir halden başka bir hale dönme; devrim
İnkıta
Kesilme; kesinti; ara verme
İnkıyâd
Boyun eğme; kendini teslim etme
İnkisâm
Taksim olma; parçalanma; bölünme; ayrılma
İnkişaf
Açılma; gelişme; gelişim; açınım
İnkiza
Bitim; sona erme
İnsicâm
Bir düzeye gitme; düzgün söz; düzgünlük; tutarlık
İnşâî
İnşaya, yapıya ait
İnşaî hak
Yenilik doğuran hak; bir hukuki durumun ortadan kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir hukuki durumun yaratılması için kişinin kullandığı hak
İntac
Sonuç verme; nitelendirilme; sonuçlandırılma; bitirme
İntifa
Yararlanma; bir şeyden istifade etme
İntifa hakkı
Başkasına ait bir mal (hak) üzerinde, kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkilerine sahip olmayı içeren irtifak hakkı çeşidi.
İntifa hakkı
Yararlanma hakkı; başkasına ait bir malda, kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkilerine sahip olmayı içeren irtifak hakkı çeşidi
İntihâb
Seçme; seçilme; seçim
İntikal
Geçme; geçirim; nakil; birinden diğerine geçme; yer değiştirme; el değiştirme bir mal üzerindeki tasarruf hakkının kanun ile belli kimselere geçmesi
İntikal
Geçiş; göçüş; anlama; kavrama; yer değiştirme; el değiştirme
İntikal
Bir mal üzerindeki tasarruf hakkının, kanun ile belli kimselere geçmesi
İntizâm
Düzgünlük; çeki düzen; düzenlilik
İntizâr
Bekleme; beklenilme; gözleme; gözlenilme
İnzibât
Yolunda olma; genel emniyetin yolunda olması; sıkı düzen
İnzimâm
Eklenme; katılma; ilave
İpham
Belirsizlik
İpka
Kalma; yerinde bırakma; görevinde bırakma; yenileme
İpotek
Hak sahibine, alacağını, bir taşınmaz malın değerinden elde etme yetkisini veren sınırlı bir ayni hak.
İpotek akit tablosu
İpoteğin kurulması sırasında tapu memuru tarafından düzenlenen ve ipoteğin durumunu gösteren resmi senet.
İpotek belgesi
Tapu sicil müdürlüğü tarafından verilen ve ipotek akit tablosunun özetini içeren belge.
İpotekli borç Senedi
Taşınmaz rehini ile güvence altına alınmış kişisel bir hak nedeniyle, yetkili tapu görevlilerince ilgili taşınmaza değer biçilerek, taşınmaz değerinin bağlandığı (sürümünün kolaylaştırıldığı) kıymetli evrak.
İptal
Hukuk kurallarına aykırı biçimde yapılmış bir idari işlemin yargı organının kararıyla ortadan kaldırılmasıdır
İrae
Tayin etme; gösterme
İrae edilmek
Gösterilmek
İras
Yapma; etme; birine (zarar) verme, sebep olma
İrat Senedi
Bir alacak nedeniyle üzerinde gayrimenkul mükellefiyeti kurulan bir taşınmazın değerinin, taşınmazdan ödenmesi gerekli bir para borcu biçiminde bağımsızlaştırılarak, sürümünü artırmak için bağlandığı kıymetli evrak.
İrca
Eski duruma çevirme; geri döndürme; indirgeme
İrca olunma
Eski duruma getirme; çevirme; döndürme
İrsen
İrs yoluyla; miras yoluyla (geçerek)
İrtibat
Bağlantı; ilişki; ilgili olma
İrtifak
Hacet talep etme; ihtiyaç duyma; yükümlenim
İrtifak hakları
Bir taşınmaz üzerinde, bir kullanma ve yararlanmaya rıza göstermeyi veya mülkiyete özgü bazı hakların kullanılmasından kaçınmayı gerektiren ve diğer bir taşınmaz veya kişi yararına ayni hak olarak tesis edilen hukuki işlem.
İrtihan
Rehin olarak alma, alınma
İs’af
Yerine getirme
İsâl
Vardırma; vardırılma; ulaştırma; ulaştırılma
İsbât
Şahit ve delil göstererek doğrusunu ortaya çıkarma
İskan ruhsatı
Bir binada oturulabilmesi için, yapının tamamlanmasından sonra ve İmar Kanunu’na göre, o yapının kullanılabileceğine ilişkin olarak verilen belge.
İsnad
Bir şeyi veya bir işi, birisi için yaptı diyebilme; bir şeye dayandırma; yükleme
İstiane
Yardım isteme
İsticar
Kira ile tutma; kiralama
İsticvap
Sorguya çekme; sorguya çekilme
İstida
Dilekçe; arzuhal; emanet bırakma; himaye (korunma) talep etme
İsti’dâd
Kabiliyet; akıllılık; anlayış; yetenek
İstidlâl
Bir kanıta dayanarak, bir nesneden sonuç çıkarma; kanıt ile anlama
İstifa
İsteğe bağlı olarak bir görevden ayrılma.
İstifade
Yararlanma; faydalanma
İstiglâl
İpotek; ev, dükkân, tarla ve bunlara benzer taşınmazların geliri, karşılık gösterilerek rehine koyma
İstihap
Yanına almak
İstihdâf
Hedef tutma; amaç edinme; amaçlama
İstihdâm
Hizmete kabul etme; kullanma; çalıştırma
İstihkak
Hak istemek; hak ediş; bir şey üzerinde hak iddiasında bulunma
İstihkak davası
Taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde mülkiyet veya diğer bir aynî hak iddiasında bulunmayı konu alan dava
Davada dinleme; yargıcın duruşmada iki taraf veya vekillerinin sözlü olarak ileri sürdükleri sav ve savunmaları ile,tanık ve bilirkişinin beyanlarını dinlemesi
İstimâl
Kullanma
İstimlak
Kamulaştırma; Devlet veya kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği durumlarda, bedelin peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmazın tamamına veya bir kısmına kanunda gösterilen yöntemlere göre kamu yararına el koyması
İstimval
İlgililerin rızası olmasa bile yasa gereğince ve değer pahası karşılığında kişilerin mallarına el konulması
İstina
Dayanak; dayanma
İstinâbe
Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkemece ifadesinin alınması
İstinad
Dayanma; senet, delil sayma
İstinâd etmek
Dayanmak; bir şeyi dayanak (mesnet) olarak almak
İstinkâf
Çekimser kalma; çekinme; geri durma; sakınma
İstinsah
Suret çıkarma
İstirdâd
Geri alma; alınma; geri isteme
İstisna
Ayrı tutma; kural dışı sayma
İstisna sözleşmesi
Yüklenicinin (müteahhidin), ücret karşılığında, iş sahibi için eser ortaya çıkarmayı borçlandığı sözleşme; eser sözleşmesi.
İş’âr
Bildirme; yazı ile bildirme; gösterme
İşgal
Tapu kütüğüne göre sahipsiz mal durumuna geldiği anlaşılan taşınmaz malları edinme yolu.
İşhâd
Şahit getirme; tanıklık ettirme; tanık gösterme
İşkâl
Zorlaştırma; güçleştirme
İştigal
Meşgul olma; bir işle uğraşma
İştirâ
Alım hakkı; satın alma hakkı; hak sahibine istediği zamanda bir şeyin malikinden, o şeyin mülkiyetinin kendisine kararlaştırılan bedel karşılığında devrini isteme yetkisi veren hak
İştira hakkı
Hak sahibine, istediği zamanda, bir malın malik
İştirâk
Katılma; ortak olma; ortaklık
İştirak halinde mülkiyet
Kanundan veya sözleşmeden ötürü birbirlerine ortaklık bağı ile bağlı bulunan kimselerin, bu ortaklıkları nedeniyle bir malın mülkiyetine elbirliğiyle sahip oldukları ve her birinin hakkının, o malın tamamını kapsadığı mülkiyet biçimi.
İta
Verme; ödeme
İtfa
Söndürme; ödeme; bir borcu, ödeme, takas, af gibi bir sebeple kapatma; sona erdirme
İtmam
Tamamlama
İttiba
Uyma; itaat etme
İttihâd
Bir olma; birleşme; birlik
İttihâz
Edinme; edinilme; kabul etme; sayma; tutma; alma
İttisâl
Bitişme; kavuşma; yakınlık
İvaz
Karşılık; bedel; eder; karşı bedel; mukabil eda; fiyat
İvazlı akit
İki tarafa borç yükleyen sözleşme
İvazsız akit
Tek tarafa borç yükleyen sözleşme
İzaa
Kaybetme; yitirme
İzafe
Zammetmek; katmak; karıştırmak
İzale
Giderme; giderilme
İzale-i şüyuu
Herhangi bir malın kendisinin veya satılarak bedelinin paylaştırılması suretiyle, bu mal üzerindeki ortaklığın (paydaşlığın) giderilmesi.
İzhâr
Açıklama
İbka
kalmış, bırakılmış
İcra Vekilleri Heyeti
Bakanlar Kurulu
İhtira
Bilimsel buluşlar üzerindeki haklar
İktisat Vekâleti
Ekonomi Bakanlığı
İntihab
seçme,seçilme,seçim
İptidai itiraz
İlk itiraz
Îrâd
Gelir; gelir getiren yapı; söyleme, getirme
İrae
gösterilmek
İstihkak
kazanılan şey, hak edilen
İstima
davada dinleme,yargıcın duruşmada iki taraf veya vekillerinin sözlü olarak ileri sürdükleri sav ve savunmaları ile tanık ve bilirkişinin beyanlarını dinlenmesi
Koparma; sökme; çıkarma; çıkarılma; temelinden çekip alma
Kalbetme
Değiştirme; çevirme
Kambiyo senetleri
Ticaret hukukunda Poliçe, çek ve bono
Kambiyo taahhüdü
Ticari bir senet üzerine imza koymak suretiyle doğan soyut borç
Kamu düzeni
Bir ülkedeki kurum ve kuralların, devletin güvenliğini, kamu hizmetlerinin iyi işlemesini ve bireyler arasındaki ilişkilerde huzuru, hukuk ve ahlak kurallarına uygunluğu sağlamasıyla oluşan düzen.
Kamu haczi
Devletin, Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi, resim, harç ve bunlara bağlı ceza, faiz ve zamlar ile kamu hizmetleri uygulamasından doğan ve ödenmeyen alacakları nedeniyle, borçlu durumundaki kişilerin mal ve haklarına el koyması.
Kamu hakları
Şahıslar ile devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen hukuk kurallarından, yani kamu hukukundan doğan haklardır.
Kamu hizmeti
Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri tarafından veya bunların gözetimi ve denetimi altındaki diğer kişilerce, kamunun genel ve ortak gereksinimlerini sağlamaya yönelik olarak sürdürülen faaliyetler.
Kamu hukuku
Devletin örgütlenmesi, faaliyetleri, yetki ve görevleri ile devletle kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalı.
Kamu malları
Özel mülkiyete konu olamayan ve doğrudan doğruya kamunun (halkın) yararlanmasına ayrılan mallar.
Kamu tüzel kişileri
Tamamen kamu yararının gerçekleşmesi için çalışan ve kamu gücü kullanan, kanunla veya kanunun verdiği açık yetkiyle kurulan kamu idare ve kurumları.
Kamu Yararı
Kamunun, ulusal birliğin ve devletin gereksinimleriyle ilgili ve bunlara uygun olan durum.
Kamulaştırma
Devlet veya kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği durumlarda ve karşılığını (bedelini) peşin ödemek koşuluyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunda gösterilen usullere göre mülk edinmesi.
Kanaatbahş
İnandırıcı
Kanun
Anayasanın yetkili kıldığı organ tarafından bir şekilde ve bu ad altında tespit edilmiş bulunangenel, sürekli ve soyut hukuk kurallarıdır.
Kanun hükmünde kararnameler
TBMM’ nin bir kanunla yetki vermesi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belli konuları düzenlemek amacıyla çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır.
kanun sözcüsü
savcı
Kanun tasarısı
Nakanlar kurulunun hazırlayarak TBMM ‘ ne sunduğu kanun projeleridir.
Kanuni intifa hakkı
Kanun tarafından bazı kişilere tanınan ve hakkı doğuran olayın ortadan kalkmasıyla son bulan; hak sahibine, başkasına ait bir mal (hak) üzerinde kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkisi veren bir irtifak hakkı.
Kanuni ipotek hakkı
Kanunun öngördüğü bazı durumlarda, bazı kişilerin (kanun gereği) sahip olduğu ipotek kurma hakkı.
Kanuni müşavir
Vesayet altına alınmasına gerek olmayan ancak fiil ehliyetinden kısmen mahrum edilmesi kendi yararına olan reşit kimseye, bazı işler için görüşü alınmak üzere mahkemece atanan danışman.
Kanuni şuf’a hakkı
Kanundan (müşterek mülkiyet hakkından) doğan ve hissedarlık (paydaşlık) devam ettiği müddetçe varlığını koruyan, hak konusu şeyin bir üçüncü kişiye satılması halinde hak sahibine o şeyi öncelikle satın alma yetkisi veren hak.
Karabet
Yakınlık
Karâr-gîr
Kararlanmış; kararı verilmiş; karara bağlanmış
Kârine
İpucu; belirti; bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun (sonucun) çıkarılması
Karineyi hal
Duruma göre
Karye
Köy
Karz
Ödünç
Kast
Kanunun suç saydığı bir eylemi ve onu meydana getirecek hareketin sonuçlarını bilerek ve isteyerek işlemek iradesi
Kat’
Kesme; kesilme; karar verme; sona erdirme
Kat irtifakı
Yapılmakta veya ileride yapılacak olan bir binanın yapımı borcunu ve bina tamamlandığında da kat mülkiyeti kurulması yükümünü doğuran bir irtifak hakkı.
Kat maliki
Bağımsız bölümler üzerinde kurulan kat mülkiyeti hakkına sahip olan kişi.
Kat malikleri kurulu
Kat mülkiyetine konu taşınmazdaki bütün kat maliklerinin oluşturduğu kurul.
Kat mülkiyeti
Bir yapının bağımsız bölümleri üzerinde kurulan, arsa payı ve ana gayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyet hakkı.
Katibi adil
Noter
Kâtib-i adil
Noter
Katiyet kesbetmek
Hale gelmek
Kavâid
Kaideler; usuller; kurallar; yasalar
Kavi
Kuvvetli
Kaynak hakkı
Hak sahibine, bir başkasının arazisindeki kaynağın sularını almak ve kendi arazisine akıtmak (kullanmak) yetkisi veren bir irtifak hakkı.
Kazaî içtihatler
Mahkemelerde vermiş oldukları kararlarda bir sorunun çözümlenmesiyle ilgili olarak kabul edilmiş olan ilkelerdir
Kazaî karar
Yargısal karar
Kaza-î merci
Yargı organı; mahkeme
Kazai rüşt
15 yaşını bitirmemiş olan mümeyyiz bir küçüğün, ana ve babasının muvafakatiyle mahkemece reşit kılınması
Kazaî tefsir
Yargısal yorum
Kaziyye-i muhkeme
Kesin hüküm
Ke-en-lem-yekün
Sanki yokmuş; hiç yokmuş; hiç olmamış gibi
Kefalet
Kefil olma; kefillik, bir kimsenin alacaklısına karşı, o kimsenin borcunun yerine getirilmesini sağlamak yükümlülüğü altına girmek.
Kışın hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer. Bir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, kış mevsiminde hayvanlarını barındırmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanıla gelen arazi.
Kıyâs
Karşılaştırma; oranlama; örnekseme
Kifâyet
Kâfi olma; yetme; yetişme; yeterli olma; yeterlilik
Kişisel haklar
Kişinin maddi ve manevi tüm varlığı ile ilgili bulunan ve bu varlığın serbestçe geliştirilmesi amacına yönelik olan hak ve hürriyetlerdir
Kitab’ül-icare
İcar kitabı; Mecelle’de kira bölümü (faslı)
Kollektif şirket
Ticari bir işletmeyi ticari ünvan altında işletmek üzere hakiki şahıslar arasında kurulan ve ortaklardan hiçbirinin sorumluluğu sınırlanmamış olan ticari şirkettir.
Konkordato
Dürüst borçlunun önerip de en az üçte iki alacaklısının kabulü ve ticaret mahkemesinin onaması ile ortaya çıkan bir anlaşmayla, alacaklıların bir kısım alacaklarından vazgeçmesi ve borçlunun da bu anlaşmaya göre kabul edilen borcun belli yüzdesini, tamamını ya da daha fazlasını, kabul edilen vadede ödeyerek borcundan kurtulması.
Kontrat
Mukavele; sözleşme
Kuru mülkiyet
Bir mal üzerinde, (malikin sahip olduğu ayrıcalık ve yetkilere zarar gelmemek üzere) bir başkasına tanınan intifa veya sükna gibi fiili kullanma hakkının varlığı durumunda malikin sahip olduğu mülkiyet hakkı.
Kuvvei müsellaha
Güvenlik kuvvetleri
Kuyûd
Kayıtlar; bağlar; deftere geçirmeler
Külfet
Sıkıntı; zorluk; yük; zahmet; eziyet
Küsur
Artık
Küşad
Açma; işletmeye açmak
Kütüb
Kitaplar
laakal
en az
Lâ-akall
En azından; daha aşağı olmaz
Lâfz (lafız)
Söz
Lâhik
Yetişen; ulaşan; eklenen; sonradan tayin edilen; yenisi
Lâübâlî
İlişiksiz; kayıtsız; saygısız; senli benli
Lâ-yete gayyer
Sabit; değişmez; bozulmaz
Layiha
Dilekçe; yazılı dilek; istek; tasarı
Lede-l-hâce
Hacet,ihtiyaç görüldüğü zaman
Ledelicap
İcap ettiğinde
Levâzım
Gerekli şeyler; malzeme; malzemeler
Livâ’
Bayrak; mülkî idarede kazâ ile vilâyet arasında bir derece; sancak
Lokavt
İşveren tarafından kendi teşebbüsüyle veya bir işveren kuruluşun kararına uyarak işçilerin topluca işten uzaklaştırılmasıdır
Lükata
Buluntu; sokakta bulunup alınan sahibi belli olmayan şey.
Maada
…başka
Madde-i sabıka
Yukardaki hükümler; geçen hükümler; daha önce anılan maddeler
Maddi edim
Borçlunun malvarlığı ile ifa edeceği edim türü
Maddi mal
Taşınır ve taşınmaz mallar gibi fiziksel varlığı olan, gözle görülüp elle tutulabilen mal.
Madrûb
Dövülmüş; darbolunmuş; vurulmuş
Ma’dûd
Sayılı;
Mafevk
Üst
Mağsûb
Gasbedilmiş; zorla alınmış mahal yer
Mahalli idareler
Köy, kasaba ve şehir adı verilen belli yerleşim alanlarındaki mahalli ihtiyaçları gidermek üzere çeşitli kamu hizmetlerini yürütmekte olan kuruluşlardır
Mahcur
Vesayet altına alınmış kişi; kısıtlı
Mahcuz
Haczedilen; hacizli; üzerine haciz konulmuş
Mahdut
Sınırlanmış; tahdit edilmiş
Mahfuz
Saklı; gizli
Mahiyet
Nitelik; bir şeyin aslı, esası, içyüzü
Mahkumunbih
Hüküm konusu
Mahlûl
Hallolunmuş; çözülmüş; mirasçısı bulunmayan ve hükümete kalan
Mahrum
Yoksun; dilediğini, istediğini elde edemeyen
Mahsulât
Mahsuller; ürünler
Mahsup
Hesap edilmiş; hesaba dahil edilmiş
Mahsus
Özgü; özel; müstakil; özel olarak
Makable şâmil
Geçmişe dokunan; geçmişe etkili olan; geçmişteki olayları da etkileyen
Makable teşmil
Bir hükmün etkisinin geriye yürütülmesi
Makrûn
Yakınlaştırılmış; yaklaştırılmış; yakın; ulaşmış
Maksûr
Kasrolunmuş; kısıtlanmış; kısıtlı
Maktu
Götürü; belirli; miktarda; değeri biçilmiş; pazarlıksız
Makule
Çeşit; tür; soy
Mal birliği
Eşlerin, (evlilik sözleşmesinde birliğe dahil olmayacaklarını belirttiği mallar istisna olmak üzere) evlenme zamanında her birinin malik olduğu ve evliliğin devamı süresince mülk edindiği bütün malların dahil olduğu birlik üzerinde kocanın (karının şahsi malları hariç olmak üzere) mülkiyet hakkına sahip olduğu mal rejimi.
Mal Ortaklığı
Eşlerin, ortaklığa girecek mal ve gelirleri sınırlandırmamış olduğu ve bunlar üzerindeki mülkiyet hakkını ortaklaşa kullanarak hiçbir payında bağımsızca tasarruf edemediği mal rejimi.
Malik
Mülkiyet hakkı sahibi; bir şeye sahip olan kişi.
Mamelek
Malvarlığı
Mansub
Atanmış; nasbolunmuş
Marifetiyle
Yoluyla;aracılığıyla
Maruz
Arz olunmuş; bir şeyin karşısında etki altında bulunan
Masarif
Masraflar; giderler
Masarifi muhakeme
Muhakeme masrafları
Maslahat
Emir; buyruk; madde; husus; dirlik düzenlik; iş
Masrûf
Sarf edilmiş; harcanmış
Matbu
Basılı; basılmış
Matlab
Talep olunan; istenen şey
Matlubat
Alacaklar; istenen şey
Matrah
Bir verginin miktarını belirtmek için esas alınan değer.
Matuf
Yöneltilmiş; yönelik
Mazarrat
Zarar; zararlar; zarar verici; zarar verme
Mazbata
Tutanak
Mazbut vakıf
Yönetimi devlet tarafından ele alınmış vakıf
Mazhar
Erişen; bir şeyden yararlanma; ulaşma
Mazireti sahiha
Gerçek engel
Mazmûn
Ödenmesi gereken şey
Maznun
Zanlı; sanık
Meail
Sorunlar
Mebaliğ
Meblağlar; tutarlar; ganimetler; paralar
Mebânî
Binalar; yapılar
Mebde
Evvel;başlangıç; prensip; ilk unsur
Mebi
Satılan şey
Meblâğ
Para tutarı; akçe
Mebnî
Buna dayanan; ….den dolayı; ……den ötürü; bu sebeple; bu yüzden; üzerinde kurulu
Mecâri
Su yolları; akıntı yerleri; su yatakları; mecralar
Meccanî
Parasız; bedava
Mecmuu
Tümü; tamamı; hepsi
Mecra
Bir işin gidiş, oluş yolu; akarsu yatağı; su yolu
mecruhiyet
yaralama
Me’cur
Kiraya verilen şey; kiralanan
meczum
anlaşılan
Meçhul
Bilinmeyen; tanınmayan
Meçzum
Anlaşılan
Medar
Dayanak; yardım; elverişli
Medarı tatbik
Uygulanabilir
Medlûl
Delillendirilmiş; delil getirilmiş şey; bir kelimeden veya işaretten anlaşılan
Mefhumu muhalif
Karşıt kavram
Mefruğunbih
Devir konusu şey
Mefruğunleh
Kendisine bir şey ya da hak devrolunan kimse
Mefruşat
Döşeme; ev eşyası.
Mefsuh
Feshedilmiş
Mehil
Süre; önel
Melhuz
Muhtemel; gerekebilecek; umulur; beklenir
Memalik
Ülke
Memnu
Menedilmiş; yasaklanmış; yasak
Memur
Kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yapmak üzere atanmış olan kişilerdir.
Borçlunun bir şeyi yapmamak şeklinde icra edeceği edim türü.
Men’i muaraza davası
Bir mal üzerinde;başka bir kimse tarafından ileri sürülen hak veya yapıların el atmanın önlenmesi isteğiyle açılan dava
Menkul
Taşınır; taşınır mal
Menkuz
Bozulan
Menşe
Kaynak; kök; başlangıç
Mera
Bir veya birkaç köy veya beldeye ayrı ayrı veya ortak olarak,hayvanları otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi
Merbut
Bağlı
Merhun
Rehnedilen mal
Mer’i
Yürürlükte; geçerli
Meriyet
Yürürlük
Mersule
Gönderilen
Mesağ
İzin; ruhsat; cevaz
Mesaha
Ölçme; ölçümleme
Mesail
Meseleler
Mesâkin
Meskenler; oturulacak yerler
Meskûn
İçinde insan oturan; oturulan; yerleşilmiş
Mesmu
Dinlenen; dinlenebilir; karar için incelenebilir
Mesned
İsnad edilen şey; dayanılan şey; dayanak; rütbe
Mesul
Sorumlu
Meşfu
Şuf’a (önalım) hakkının ilişkin olduğu mal
Meşhudat
Şahitlik
Meşrut
Şart koşulmuş; şartlı; şarta bağlı
Meşruta tevliyet davası
Vakfeden kişinin mütevelliği kime şart kıldığı yolundaki uyuşmazlıkla ilgili dava
Mevaşi
Koyun,keçi,öküz,inek gibi hayvanlar; geviş getiren hayvanlar; hayvan
Mevdaddı mahsusa
Özel hükümler
Mevhûm
Varsayılan; var olarak kabul edilen; kuruntuya dayanan
Mevkuf
Vakfedilen şey
Mevrid
Varacak yer
Mevsukiyet
Sağlamlık
Mezkûr
Zikredilen; sözü edilen; anılan
Mezrûât
Ekilip biçilmiş tohumlar; ekinler
Mezun
İzinli; yetkili; bir okulu (kursu) bitiren kişi
Mezuniyet
İzin; yetki; bir okulu (kursu) bitirip diploma alma
Mikâp
Bir şeyin küp olarak değeri (örneğin; metremikâp
Milk
Kudret; tasarruf; mülk
Minval
Şekil
Miras Şirketi
Mirasın açılmasından, bölüştürülmesine kadar, mirasa dahil olan mal, hak ve borçların oluşturduğu topluluk.
Misillû
Benzer; örnek gibi
Muaccel
İvedi; peşin; vadesi (eceli) gelmiş; ödenmesi gereken hale gelmiş.
Muacceliyet
Borcun vadesinin gelmiş olması
Muaddel
Değişik
Muaddün-li-l-istiglâl
Kiraya verilmek üzere yapılmış şey; kiralık eşya
Muadil
Denk; eşit
Muafiyet
Affedilmiş olma; bağışıklık; yükümlülük dışında tutulmuş
Muâhede
Antlaşma; karşılıklı ant içme
Muahhar
Sonraya bırakılmış; tehir edilmiş; sonraki
Muallak
Havada boşta duran; sürüncemede kalmış
Muamelat
Muameleler; işlemler
Muaraza
Çekişme; sataşma; birbirine karşı gelme; bir hak talebi; kavga
Muavin
Yardımcı
Muayyen
Belirli; belli; saptanmış
Muayyen mâ-adâ
Başka; dışında
Mubayaa
Satın alma
Mucibince
Gereğince; uyarınca
Mucip
Gerektiren; gerektirici; icapcı; öneri sahibi
Mucip sebepler
Gerektirici sebepler; gerekçe
Mugayir
Aykırı; zıt; ters
Muhakeme
Yargılama
Muhammen
Tahmin edilen
Muharrer
Yazılı; yazılmış
Muhassas
Tahsis olunmuş; tayin edilmiş; özgü
Muhatara
Riziko; zarara uğrama tehlikesi; tehlike; zarar ve ziyan
Muhayyerlik
Bir sözleşme ile,belirlenen edimin yerine bir başkasını geçirmek yetkisi; seçimlik hak
Muhdesat
Sonradan yapılmış; sonradan meydana gelmiş şeyler; yeni şeyler
Muhik
Haklı; geçerli; uygun; gerekli
Muhkem kaziye
Kesin hüküm
Muhtar
Özerk; bağımsız; köyde devlet işlerini gören köyün başı
Muhtelif
Çeşitli; değişik; farklı
muhtevî
içeren, barındıran
Mukabeleihilmisil
Karşılıklılık esası
Mukabil
Karşılık; karşı
Mukaddem
Önce; önce gelen; daha öncede bulunan
Mukadderat
Kader; yazgı; ölçülebilen,sayılabilen şeyler
Mukarrer
Kararlaştırılmış
Mukarrerat
Kararlar; kararlaştırılan şeyler
Mukataa
Arazinin belli bir ücret karşılığında kiraya verilmesi; bağ,bahçe,arsa durumuna getirilen ekim toprağı için verilen vergi
Mukavele
Sözleşme; akit; bağıt
Mukayyet
Kayıtlı; sınırlı; kaydolunmuş; deftere geçirilmiş
Mukriz
İkraz eden; borç veren; ödünç veren
Muktazi
Gerekli
Munkati
Kesilmiş; ara verilmiş
Munkazi
Bitmek
Munsifane
İnsaflı ölçüde
Muntafî
Sönme; ortadan kalkma
Muntazır
Bekleyen; gözetleyen
Murabaha
Kanunun belirlediğinden fazla faiz alınması; tefecilik
İçine alan, üstüne alan; kefil olan; ödemeyi üstlenen
Mutazarrır
Zarar gören kimse
Muteber
Geçerli; itibarlı; hatırı sayılır; güvenilir; sağlam
Muteberiyet
Geçerlik; geçerlilik
Mutlak muvazaa
Tarafların gerçekte herhangi bir muamele yapmayı düşünmedikleri halde, sadece üçüncü şahısları yanıltmak amacıyla, aralarında bir muamele yapılmış gibi göstermeleri
Muttali
Öğrenme; haberdar olma; bilgilenme
muvacehe
yüzleştirme
Muvâcehe
Yüzleştirme; yüz yüze gelme
Muvafakat
Uygun görme; onama; razı olma; rızası olma
Muvafık
Uygun; yerinde
Muvakkat
Geçici; süreksiz
Muvâzaa
Danışıklı işlem
Muvâzene
Denge
Muzâf
İzafe edilmiş; bağlı; bağlanmış; katılmış; yönelik
Mübâdele
Bir şeyin başka bir şeyle değiştirilmesi; değiştirme; değiş-tokuş; değişim
Mübayaa
Satın alma
Mübâyenet
Birbirine zıt olan şeyler, kaideler, iddialar, hükümler arasındaki görünüş
Mübâyin
Zıt; aykırı; ters
Mübeyyin
Gösterir
Mücâvir
Komşu olan; yanında bulunan
Mücbir
Zorlayıcı; zorlayan
Mücerred
Soyut; genel
Mücmel
Kısa ve öz olarak anlatılmış; açıklanmadıkça ne anlama geldiği anlaşılamayan ibare
Müctemian
Topluca; toplu olarak
Müdafi
Savunucu; savunan
Müdahalenin men’i
Taşınır veya taşınmaz bir mala karşı yapılan maddi elatma veya sataşmanın, ayni hakka dayanılarak önlenmesi.
Müddea
Davacının dava ettiği şey; dava konusu
Müddeaaleyh
Davalı; hakkında dava açılan kişi
Müddeabih
Dava konusu
Müddei
Davacı; iddia eden kişi
Müddei aleyh
Davalı; hakkında dava açılan kişi
Müddei umumi
Savcı
müddeiumumiye
cumhuriyet savcısı
Müebbet
Sonsuz; süresiz
Müeccel
Vadeli; vadeye bağlanmış; zamanı henüz gelmemiş
Müeddî
Tediye eden; eda eden; doğuran
Müesses
Kurulmuş; kurulu; tesis edilmiş
Müessir
Tesir eden; etkili; tesirli
Müeyyid
Teyid eden; doğrulayan; kuvvetlendiren
Müeyyide
Yaptırım; destek; hukuk kurallarının uygulanmasını sağlamak ve zorlamak için yasalara konulan hükümler; bir kuralın emir ve yasaklarına uyulmadığı zaman karşılaşılacak olan tepkidir.
Müflis
İflas eden kişi; mahkemelerce iflasına karar verilen kimsedir
Mühür
Bazı kişi ve kurumların, yaptıkları işlemi veya koruma altına aldıkları eşyayı belgelendirmek için kullandıkları kazılı damga vb. araç.
Mükellef
Yükümlü; ödevli; görevli
Mükellefiyet
Yükümlülük; bir kimseye veya bir şeye yükletilen yüküm; görev
Müktesip
İktisap eden; kazanan; edinen
Mülâhaza
Düşünce; görüş
Mülâhazât
Düşünceler
Mülhak evkaf(vakıf)
Vakıf yöneticileri(mütevelliler) tarafından yönetilen ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından denetlenen vakıflar
Mülki
Ülke ile ilgili; ülke yönetimine ilişkin
Mülkiyet hakkı
Kişiye, kanunların öngördüğü sınırlar içinde, sahibi olduğu maldan ve malın hukuki ve doğal ürünlerinden yararlanma ve o mal üzerinde tasarruf etme yetkisi veren egemenlik hakkı.
Nihayet bulan; sona eren; son; en son; bir şeyi tamamlayan
Mürâdif
Eş anlam; aynı anlam
Mürafaa
Sözlü duruşma; genellikle Yargıtay’da veya İdare Mahkeme’lerinde yapılan duruşmaya verilen ad
Müraselât
Gönderilen şeyler; mektuplar; yazışmalar
Mürettep
Tertip edilmiş; düzenlenmiş
Mürtebit
Bağlantılı; ilişkili; ilgili
Mürtefi
Kaldırma kaldırılmış
Mürtehin
Rehin alacaklısı; ipotek hakkına sahip
Mürur hakkı
Geçit hakkı
Müruru zaman
Zaman aşımı; bir davanın açılması veya hükmün yerine getirilmesi için kanunen belirli zamanın geçmesi
Müsaade
İzin; yardım; uygun olma; serbestlik
Müsadere
Zoralım; bir kimsenin taşınır veya taşınmaz bir malının, kendi isteği olmaksızın devlet tarafından elinden alınması
Müsamaha
Hoş görme; göz yumma; tolerans tanıma
Müsâvât
Eşitlik
Müsavi
Eşit; eş düzeyde; aynı seviyede
Müseccel
Tescilli; yazılmış; kayıtlı; damgalanmış
Müspet edim
Borçlunun, belli bir şeyi yapmak ya da vermek şeklinde olumlu bir davranış biçimi ile yerine getireceği edim türü
Müstacel
İvedi; tez; hemen yapılması gerekli
Müstacelen
İvedi olarak; acele olarak
Müstaceliyet
İvedilik; acil olma hali
Müstagallât-ı mevkufe
Hayır kurumlarına gerekli geliri sağlamak üzere vakfedilmiş mallar
Müstehak
Hak eden
Müstehik
İstihkak sahibi; hak kazanmış; haketmiş; layık
Müstelzim
Gerektirici; doğurucu; sonuç doğurucu
müstemir
sürekli, kesintisiz
Müstemiren
Sürekli,aralıksız
Müsteniden
Dayanarak; bir şeye dayanarak; delil göstererek
Müstesna
Ayrık; istisna olan; kural dışı
Müşâ’
Ortaklar arasında beraberce kullanıldığı halde paylara ayrılmamış şey; ortak mal
Müşâbehet
Benzeyiş; benzeme
Müşâbih
Benzeyiş; benzeme
Müşârün-ileyh
Adı geçen; anılan; ilim ve resmi mevkii yüksek olan kimse
Müşkilât
Zorluk; güçlük
Müştemilât
Eklenti
Müşterâ
İştira edilmiş; satın alınmış
Müşterek mülkiyet
Birden çok kişinin, kanun veya hukuki işlem nedeniyle, bir mala, fiilen bölüşmedikleri belirli paylar oranında malik olmaları.
Mütâlaa
Görüş; irdeleme; düşünce
Müteaddit
Birden fazla; çeşitli
Müteahhidünbih
Taahüt edilen,yapılması istenilen şey
Müteahhit
Taahhüt eden; yüklenici; belli bir inşaatı (eseri) yapmayı üstlenen
Müteallik
İlişkin; bir şeye dair; ilgili
Müteamel
Alışılagelmiş
Mütebaki
Geriye kalan; artan
Mütedâir
Dair olan; ilişkin; değin
Mütedavil
Elden ele geçen; dönen; dolaşan; tedavül eden
Müteferri
Eklenti; eklenmiş; ekli; ilişkin; aynı kökten
Müteferriât
Teferruat; ayrıntı
Müteferrik
Dağınık; çeşitli; ayrı ayrı; türlü
Mütegayyib
Kaybolmuş; yitmiş
Mütehammil
Tahammüllü; dayanıklı
Mütehassıl
Doğan; hasıl olan; meydana gelen
Mütehavvil
Değişken; kararsız
Mütekabiliyet
Karşılıklılık
Mütekabiliyet Esası
Bir devletin, başka bir devletin vatandaşlarına uyguladığı hukuki veya fiili bir davranış biçimine karşılık, diğer devletin de aynı şekilde davranması.
Mütemâyil
Eğilimli; taraflı görünen
Mütemerrid
Temerrüde düşen (kimse); yapması gereken bir şeyi yapmamakta direnen
Mütemmim cüz
Tamamlayıcı parça; mahalli örf ve adete göre, bir nesnenin esaslı unsuru olan, o nesne yok edilmedikçe veya parçalanmadıkça yahut niteliği bozulmadıkça ondan ayrılması mümkün olmayan parçalar, o nesnenin tamamlayıcı parçasıdır.
Mütenakıs
Çelişik
Mütenasip
Uygun; denk
Müterâfik
Beraber bulunan; karışık; birlikte
Müterettib
Sıralanmış; ait olan; …..üstüne düşen; gereken; meydana gelen; dolayı; meydana gelen
Mütesarlülfesat
Çabuk bozulan
Müteselsil
Zincirleme; dayanışmalı; ardı ardına
Müteselsil Sorumluluk
Birden çok kimsenin, bir borcun veya zararın (tamamının) ödenmesinden, zincirleme olarak ve tek başına sorumlu olması.
Mütevakkıf
Bağlı
Müteveffâ
Vefat etmiş; miras bırakan
Mütevelli
Bir vakfın yönetiminin kendisine verildiği kişi; vakıf yönetim kurulu
Mütevellit
Doğan; ileri gelen
Müttefik-un-aleyh
Üzerine ittifak edilmiş; anlaşma sağlanmış
Müttehaz
Verilen; ittihaz olunan; kabul edilen; yürürlükte bulunan
Müttehit
Birleşik
Müvekkil
Kendisini vekil ile temsil ettiren kişi; vekil eden.
Müvezzi
Dağıtıcı
Müzaheret
Yardım; koruma
Müzayede
Artırma; açık artırma
Nafaka yükümü
Bir kimsenin kanunun öngördüğü yoksulluğa düşmüş olan yakınlarına yardım etmekle yükümlü olmasıdır.
Nâfıa
Bayındırlık işleri
Nağahani
Ansızın
Nahiye
Bucak; bölge; kenar; kısım; çevre
Nail olmak
Erişmek; kavuşmak
Naiplik
Vekâlet
Nâkız
Bozma; kaldırma;
Nâm-ı müstear
Takma ad; eğreti ad nasp atama; tayin etme; dikme; saplama
Nâsıb
Naspeden; diken; tayin eden; atayan
Nâşî
Neşet eden; ileri gelen; ötürü; dolayı; sebebiyle
Nâtık
Bildiren; bildirici; gösterici; söyleyen; konuşan; idrak eden; düşünen nazara almak göz önüne almak
Navlun
Deniz yoluyla yapılan taşıma karşılığında ödenen ücret
Navlun mukavelesi
Deniz yoluyla eşya taşımak üzere yapılan sözleşmedir.
Nazarı dikkat
Göz önüne almak
Nebât
Bitki
Nef’î
Çıkar ile ilgili; faydacı
Nema
Büyüme; gelişme; kazanç; kâr; getiri; faiz
Neseben
Soyla ilgili; soy bakımından
Nesep
Ana baba ile çocuklar arasındaki hukuki bağ.
Neşet etmek
Doğmak; ileri gelmek; kaynaklanmak
Nevi
Çeşit; tür
Nez’
Sökme; kaldırma; yoketme
Nezaret
Denetim; gözetim; bakanlık
Nezetmek
Kaldırmak; ayırmak; ilişiği koparmak
Nısf
Yarım; yarı; yarısı
nısıf
yarı pay
Nidâ
Çağırma; bağırma; ünlem
Nisap
Derece; istenilen had; asıl; esas; yeter sayı; bir kurulun toplanabilmesi veya karar alabilmesi için gerekli sayıda üyenin bir araya gelmiş olması
Nispi muvazaa
Yapılan asıl muamelenin şartlarını ya da konusunu farklı şekilde göstermeleri
Niyâbet
Vekillik;
Niza
İhtilaf; çekişme; uyuşmazlık
Nizâm-nâme
Tüzük
Nizasız ve fasılasız
Uyuşmazlık konusu olmadan ve hiç ara vermeden; ihtilâfsız ve arasız
Nokta-i nazar
Görüş; bakış açısı
Nukud
Nakitler; paralar
Nükûl
Vazgeçme; cayma; kaçınma
Nümune
Örnek
Olveche
O şekilde
Orta malları
Yollar, köprüler, camiler gibi herkesin kullanabileceği kamu malları.
ortaç
tümleç olabilen,isim ve sıfat gibi kullanılan fiil asıllı kelime sıfat-fiil. ör: gelen çocuk, adı batası adam.
Ortak Yerler
Kat mülkiyetine tabi anagayrimenkulün, kat maliklerince ortaklaşa kullanılıp yararlanılan yerleri.
Otlak
Ölüme bağlı tasarruf
Gerçek kişilerin, ölümünden sonra hukuki etki ve hükümler doğurmak üzere yapmış olduğu hukuki işlem.
Ölünceye Kadar bakma akdi
Taraflardan birinin, ölünceye dek bakma ve kendisini görüp gözetme koşuluyla, malvarlığını veya bir kısım malları öbürküne geçirme (intikal ettirme) borcu altına girdiği sözleşme.
Özel haklar
Şahıslar ile şahıslar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarından,yani özel hukukundan doğan haklardır.
Özel hukuk
Kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalı.
Pafta
Kadastrosu yapılan yerlerin ada ve parsellerinin, belli ölçülerle çizilmiş haritaları.
Parsel
İmar düzeni bakımından belli ölçüler gözönüne alınarak sınırlandırılmış arazi parçalarından her biri.
Paydaş
Bir bütünün belli bir kısmından (paydan) yararlanan; hissedar.
Pedavra
Köknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta; hartama.
Râbıta
Bağlantı; bağ; düzen; tertip
Râci
Rücu eden; geri dönen; ilgisi olan
Rahin
Rehin veren; rehneden
Rakabe
Devri ve devir alınması olanaklı bulunan şeyin kendisi; örneğin tarla,köle gibi; mala(şeye) hakim olabilme kudreti; çıplak mülkiyet
Rapt
Bağlama; bağlanma; iliştirme; bağlaç
Rayiç
Sürüm değeri; geçerli olan
Rayiç Değer
Bir iktisadi kıymetin, değerleme günündeki normal alım-satım değeri; piyasa değeri.
Ref etmek
Kaldırmak; örneğin itirazın ref’i (kaldırılması)
Refik
Arkadaş
Rehin
Bir borcun yerine getirilmemesi halinde, alacaklarının teminatı olmak üzere ve paraya çevirtme hakkıyla birlikte alacaklı lehine verilen taşınır veya taşınmaz mal güvencesi.
Reisievvel
Birinci reis
Resen
Kendiliğinden; herhangi bir isteğe gerek olmadan; otomatikman
Resim
Devlet daire ve kurumlarında görülen hizmet ve yapılan giderlerin karşılığı olarak, sadece o işle ilgisi bulunan kişilerden alınan bir gelir.
Resmi gazete
Başbakanlık tarafından çıkarılan ve kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, tüzüklerin ve bazı yönetmeliklerin yürürlüğe girmesi için yayımladığı gazetedir.
Resmi Senet
Resmi bir makam ve görevlinin, usulüne göre düzenlediği veya onayladığı belge.
Resülmâl
Anamal; sermaye
Reşit
Ergin; rüşt yaşını doldurmuş; onsekiz yaşını dolduran veya onsekiz yaşını doldurmamasına rağmen evlenen veya yasal olarak erginliğine mahkemece karar verilen kişi
Rûz-nâme
Gündem; yevmiye defteri; takvim
Rücu
Dönme; geri dönme; cayma; sözünden dönme; sözünü geri alma; bir ödemede bulunan kimsenin, bu bedeli, asıl ödeme yapması gereken kişiden istemesi;
Rüçhan
Öncelik; üstünlük; imtiyaz
Rüsum
Resimler; devlet dairelerinde ve diğer kamu kuruluşlarında görülen hizmet ve harcamaların karşılığı olarak alınan vergiler
Rü’yet
Davanın bakılmakta olması.
Sâdır olmak
Çıkmak
Sahih
Sıhhatli; gerçek; düzgün; doğru; legal; hukuka uygun
Sâkıt
Susan; herhangi bir görüş bildirmeyen; düşen; düşücü; hükümsüz
Salâhiyet
Yetki; bir davaya bakabilme
Salahiyetname
Temsilciye verilen yetkiyi üçüncü şahıslara ispatlaması için verilen yazılı belgedir.
Sâlif-üz-zikr
Zikri geçen; bildirilen
Salih
Elverişli; uygun
Saniyen
İkinci olarak
Sarahat
Açıklık; netlik; sarihlik; aydınlık
Sarfiyat
Harcamalar; giderler
Sari
Bulaşan; bulaşıcı
Satış vaadi
Bir kimsenin, taşınmaz malını bir başkasına satmayı (ileride yapılacak satım akdini) taahhüt ettiği sözleşme.
Savcılık
Devlet adına kamu davasını açan makamdır.
Sây
Emek; çalışma
Sebketmek
Vâki olmak; yapılmak; olmak; ileri geçmek
Sehim
Pay; hisse
Selb
Zorla alma; kaldırma; giderme
Selef
Önce gelen kimse
Semen
Satış parası; satış sözleşmesinde, satana mal teslimine karşılık olarak ödenecek para
Semere
Bir maldan elde edilen ürünler; Tabii Semere
Senedât
Senetler
Sened-i hâkanî
Tapu senedi
Senevî
Senelik; yıllık
Serdetmek
İleri sürmek; öne sürmek; ortaya çıkmak; belirtmek
Seyrân-gâh
Gezme yeri; dolaşma yeri
Sigorta primi
Sigorta ettirenin sigortacıya ödemekle yükümlü olduğu ücrettir.
Sin
Yaşanılan süre
Sirayet
Bulaşma; yayılma; geçme
Sirkat
Hırsızlık; çalma; çalınma
Siyanet
Koruma
Siyasi haklar
Herhangi bir biçimde devletin yönetimine ve siyasi kuruluşlarına katılmaya yönelik haklardır
Sosyal devlet
Fertlerin sosyal durumlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı, sosyal adaleti ve sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi ödev bilen devlettir.
Sosyal ilişkiler
Şahısların birbirleriyle veya toplumla olan ilişkileridir.
Sosyal kurallar
Sosyal ilişkileri düzenleyen din, ahlak, görgü ve hukuk kurallarıdır.
Sosyal ve ekonomik haklar
Kişinin sosyal ve ekonomik faaliyetleriyle ilgili bulunan hak ve hürrriyetlerdir.
Sözleşme
İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.
Sözleşme
İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.
Sözleşmeden Dönme
Taraflardan birinin, mevcut sözleşmeden cayması; sözleşmeden rücu.
Sudur
Verilen ; çıkan
Suiniyet
Kötüniyet
Sukut
Düşme; düşüş
Sulh Hukuk Mahkemesi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve özel kanunlarca görevleri istisnai olarak belirtilen ve görevine giren hukuk uyuşmazlıklarına bakan tek hakimli mahkemelerdir
Sureti mahsusa
Özel olarak; özellikle; belli amaçla
Sureti mümtaze
Öncelikli
Suveri müsaddaka
Onanmış örnek
Sübût
Sabit olma; gerçekleşme; ispatlama; ispatlanma; kanıtlama
Sükna
Oturma yeri; oturulacak yer; konut
Sükna hakkı
Bir evde veya evin bir bölümünde oturma hakkı veren kişiye bağlı bir irtifak hakkı; oturma hakkı, bir evde veya evin bir bölümünde oturma imkanı veren bir irtifak hakkı.
Sülüsân
Üçte iki
Sürekli edim
Borçluyu belli bir süre, belli davranış ya da davranış biçimleri ile bağlı bulunmakla yükümlü kılan edim
Süreli icap
Bir kimsenin, belli bir süre bağlı olmak niyeti ile beyan ettiği icap.
Süresiz icap
Kabul haberinin kendisine ulaşması ile ilgili olarak herhangi bir süre tayin etmediği icap
Şagil
Meşgul eden; meşgul olmayı gerektiren; işgal eden; bir mülkte oturan
Şahâdet
Tanıklık
Şahbender
Konsolos
Şahsı âhar (âher)
Başkası; üçüncü kişi
Şahsi edim
Borçlunun bizzat bedeni ya da fikri gücü ya da yeteneği ile icra edeceği edim türü
Şahsi haklar
Ayni hakların aksine, herkese karşı ileri sürülemeyen haklar; kişisel haklar.
Şahsiyet hakları
Şahısların maddi,manevi ve ekonomik bütünlüğü üzerindeki mutlak haktır.
Şamil
İçine alan; kapsayan; çevreleyen
Şâmil olmak
Kapsamak; içine almak
Şârih
Şerhçi; şerh eden; bir konuyu ayrıntılarıyla açıklayan
şark
doğu
Şayi
Pay; hisse
Şâyi hisse
Ortak (müşterek) mülkiyette, ortaklardan herbirine ait pay
Şayian
Ortaklaşa
Şefi
Şufa (önalım) hakkı bulunan kişi; önalımcı
Şerait
Şartlar; koşullar
Şerh
Şahsi hakları, temlik (devir) sınırlamalarını ve geçici tescilleri tapu kütüğünde belirten yazıların (kayıtların) genel adı.
Şerh
Kişisel hakların, devir sınırlamalarının ve geçici tescilin, tapu siciline yazılmasını gösteren terim
Şerik
Ortak; iştirakçi
Şibh (şibih)
Benzer; benzeme; benzeyiş
Şifahî beyan
Sözlü açıklama
şimal
kuzey
şira
satış
Şufa
Önalım; öncelikli alım
Şufa hakkı
Önalım hakkı; mükellefin, hakkın konusu olan şeyi bir üçüncü kişiye satması durumunda, hak sahibine tek taraflı bir irade beyanı ile satılan şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında öncelikle kendisine devrini isteme yetkisini veren haktır, yenilik doğuran haklardandır.
Şuhut
Şahitler
Şümul
Kapsam; içine alma; kapsama
Şüyu
Paydaşlık; hissedarlık
Taaddüd
Birden çok
Taahhütname
Kişinin kendi ad ve hesabına, bir gerçek kişi veya tüzel kişiye karşı, sözleşmeli ya da sözleşmesiz olarak, bir işin yapılmasını veya bir şeyin teslimini üstlendiğini gösterir belge.
Taalluk
İlişiği olma; asılma; ilgi
Taayyün
Tayin olunma; belli olma; belirme
Tabiyet
Kişi veya şeyleri devlete bağlayan siyasi ve hukuki bağ; vatandaşlık. yurttaşlık; bağımsızlık
Tacir
Ticaretle uğraşan; bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsedir.
Kiracının, kiralananı belli bir tarihte boşaltacağına ilişkin yaptığı yazılı irade beyanı.
Tahmil
Yükleme
Tahrip
Harabetme; yıkma; kırma; bozma
Tahrir
Yazım
Tahrir
Yazma; yazım
Tahriren
Yazılı olarak
Tahsin
Beğenme
Tahsis
Emrine verme; özgüleme.
Tahşiye
Çıkıntı yapmak
Taht
Alt; aşağı
Tahtani
Binanın alt kısmı
Tahtani fevkani
Altlı üstlü
Tahvil
Değiştirme; değiştirilme; borç senedi
Tahvilat
Tahviller
Takaddüm
Önce gelme; önde gelme
Takarrür etmek
Kararlaşmak; kararlaştırmak; istikrar kazanan kararlar
Takas
Vadesi gelmiş, aynı cinsten ve karşılıklı iki alacağın birbirine sayışılması.
Takrîr
Önerge; anlatma; anlatış; tapuda malını sattığını veya ipotek ettiğini söyleme
Takrir etmek
Sağlamlaştırmak
Taksim
Ortak mülkiyette bulunan bir malın, ortaklar arasında yapılan bir sözleşmeyle veya dava açmak suretiyle bölüştürülmesi.
Taksir
İradi olarak işlenen bir icra ya da ihmal eyleminden, fail tarafından istenmemiş olmalarına rağmen, kanunun cezalandırdığı sonuçların meydana gelmesi hali
Takyit
Sınırlama; kayıtlama; şarta bağlama; kısıtlama
Takyit
Kısıtlama
Talâk
İslâm hukukunda boşanma
Ta’lık
Geciktirme; askıda bırakılma
Talîmâtnâme
Yönetmelik
Tapuyu misil
Tarafsız bilirkişinin belirteceği tapu; bedel; değer baha
Tarik
Yol; yöntem
Târik
Terkeden; bırakan
Tariki âmm
Herkesin geçebilmesi için bırakılan yol; kamunun yararlandığı yol;
Tasarruf
Bir şeyden yararlanabilme ve o şey üzerinde fiili veya hukuki işlem yapabilme gücü.
Tashih
Düzeltme; resmi bir kütüğün, bir hukuki işlemin düzeltilmesi
Tasnif
Düzen
Tasrih etmek
Açıklamak; belirtmek
Tasvib
Doğru bulma; uygun görme; onaylama
Tatbika medar imza
Uygulamaya elverişli imza
Tathir
Temizleme
Tavassut
Aracılık; ara bulma; aracı olma
Tavazzuh
Aydınlanma
Tavzif
Görevlendirme
Tavzîh
Açıklama
Tazammun etmek
Öngörmek; sonucu doğurmak; içine almak; kapsamak
Tazminat
Maddi veya manevi zarara karşılık ödenen bedel; zarar ödencesi;hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödetilmesi biçiminde müeyyidedir.
Teadül
Beraberlik; denklik; birbirine denk gelme
Teahhur(teehhür)
Gecikme; temerrüt
Teâmül
Örf ve adet; öteden beri olagelen, insanlar arasında yapılagelen belli bir davranış.
Teati
Karşılıklı gönderme
Tebaa
Uyruk; bir devletin hükmü altında bulunan kimseler
Tebâdür
Akla gelme; hatırlanma
Tebârüz ettirme
Belirtme; ortaya koyma
Tebdil
Değiştirmek
Tebdil
Değişme; değiştirilme
Tebeddül
Değişiklikler
Tebeddül
Değişiklik
Tebellüğ
Bir tebliği alma; tebliğ edilen bir yazıyı imza ile teslim alma
Tebellür
Netleşme; net olarak ortaya çıkma; aydınlanma
Tebeyyün
Ortaya çıkmak
Tebeyyün etmek
Saptanmak ; ortaya çıkmak; aydınlanmak
Tebligat
Bir hukuki işlemin yetkili makamca, ilgili kişinin bilgisine sunulmak üzere, kanun ve usule uygun olarak yazı veya ilanla bildirilmesi.
Tecdit
Yenileme; tazeleme, açıkça anlaşılacak şekilde önceki borcun, yeni bir borç kurarak ortadan kaldırılması; yenileme.
Tecezzî
Bölünme; doğranma
Tecvîz
Ceza verme; caiz görme
Tedabir
Tedbirler önlemler
Tedarik
Sağlama; temin etme
Tedavül
Sürüm; elden ele gezme; dolaşma; kullanılma
Tedip hakkı
Ana babalara tanınmış çocuğa öğüt vermek, ihtirada bulunmak
Tediye
Ödeme; bir borcun ödenmesi
Tedricen
Azar azar; yavaş yavaş; aşamalı olarak
Tedvîn
Hukuku birleştirmek amacıyla,hukukun bir dalı ile ilgili yasa halinde kurallar koyma
Teehhür
Gecikme; sonraya kalma
Teemmül
Düşünüp taşınma; etraflıca düşünme
Teessüs
Kuruluş; kurulma; yapılma; yapılanma
Tefehhüm
Anlamak; akıl erdirmek
Teferruat
Ayrıntı; bölgesel töreye (örfe) veya malikin açık isteğine göre, bir şeyin işletilmesi veya korunması veya ondan yararlanılması için sürekli olarak ona tahsis olunan ve kullanışta o şeye bağlı kılınan yada takılan veya onunla birleştirilen taşınır mallar, asıl şeyin teferruatıdır.
Teferruğ
Satın alanın aldığı mülkün ferağ işlemini yaptırması, tapu kaydını kendi üzerine çevirme
Teffiz
Bkz. tefvîz
Tefhim
Verilmiş olan kararın veya hükmün,duruşmada hazır bulunan taraflara yargıç tarafından sözle bildirilmesi
Tefrişat
Döşeme araçları; bir yeri döşemek için kullanılan eşya
Tefvîz
İhale; sipariş etme; havale etme; dağıtım; ısmarlama; bir taşınmazı belli bedel karşılığında üçüncü kişinin üzerinde bırakma
Tehâlüf
Yargıcın iki tarafa da yemin vermesi; birbirine zıt olma
Tehir erteleme
Ara verme
Tek taraflı irade beyanı
Hukuki bir ilişkide taraflardan birinin, o ilişki bakımından hüküm ve sonuç doğurmaya yetecek şekilde iradesini açıklaması.
Tekabül etmek
Karşılamak; karşılık olmak
Tekaüd
Emeklilik
Tekâyüd
Birbirine hile yapma
Tekeffül
Birine kefil olma; kefalet verme; garanti etme
Tekemmül
Tamamlanma; olgunlaşma
Tekevvün etme
Yaratılma; meydana gelme
Telâfi
Zararı karşılama; giderme; eksikliği giderme
Telâhuk
Birbirine katılma; yarışma; hakların yarışması
Telhîs
Hülasa etme; özetleme; özet
Telif
Yazma; uzlaştırma
Telif hakları
Fikir ürünü eserler üzerinde yaratıcısının sahip bulunduğu haktır.
Telvis etmek
Kirletmek
Temadi
Sürüp gitme; süregelme; devamedegelme; sürme; uzama
Temellük
Mülk edinme; kendine mal etme; sahip olma; sahiplenme; devralma
Temerrüd
Direnme; borcun ifasında gecikme, bir yükümlülüğün yerine getirilmesinde oluşan gecikme; direnme
Temettü
Kâr; kazanç payı; yarar
Teminat
Belli bir hukuksal durumu (genellikle borcun ödenmesini) sağlamak için verilen garanti.
Teminat akçesi
Bir sözleşmenin kurulması için taraflardan birinin diğerine vermek yükümlülüğünde bulunduğu para
Temlik
1-devir 2- Bir malın veya hakkın, bir hukuki işlemle başkasına devredilmesi; mülkiyetin nakli.
Temyiz Kudreti
İyiyi kötüden ayırma ve makul biçimde davranışta bulunma yeteneği.
Tenâküz
Çelişki
Tenbih
Uyarma; uyarı
Tenezzül
İnme; alçalma; düşme; kendine aykırı gelen bir işi veya durumu kabul etme
Tenkis
İndirme; azaltma; eksiltme
Tenmiye
Nemalandırma; artırma; işletme
Tensip
Uygun görme
Tenvîrât
Aydınlatma; ışıklandırma
Tenzil
İndirtme; azaltma
Terâküm
Birikme; biriktirme
Tercihe şayan
Üstün tutulan; yeğlenen; tercih edilen
Tereke (terike)
Miras bırakanın mirasçılarına geçen kalıtı; kalıt; mirasçılara kalan malvarlığı
Terekküp etmek
Oluşmak
Teressübât
Tortulanmalar; dibe çökmeler; durulmalar
Terettüp etmek
Düşmek; doğmak; ait olmak; sırası gelmek; gerektirmek
Terhin
Rehin olarak verme; emanet bırakma
Terkin
Silme; çizme; resmi kütük veya defterde yazılı bulunan bir konunun (şerhin) çizilmesi
Termim
Tamir etme; onarma; düzeltme; iyileştirme
Tersîmât
Resmetmeler; resmini yapmalar; çizmeler
Tertip
Sıra; düzen; düzenleme
Tesâhub
Sahip çıkma; koruma
Tescil
Resmi kütük veya defterlere bir konunun (hakkın) yazılması, kayıt düşülmesi.
Bir kimseden miras kalma; mirasa konma; kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme
Tevdi etmek
Vermek; bırakmak; sunmak
Teveccüh
Yönelme; yakınlık duyma; sevgi
Tevellüt
Doğum; doğma
Tevessül etmek
Başvurmak; kalkışmak; girişmek
Tevfik
Uydurma; uygunlaştırma
Tevfikan
Uyarınca; (ona) göre
Tevhid
Birleştirme
Tevkif
Tutuklama
Tevkil
Vekil olarak tayin edilmiş kimsenin, vekillik yetkisini bir başkasına devretmesi.
Tevlit etmek
Doğurmak
Tevliyet
Vakfın işlerini yönetmek
Tevliyet davası
Mütevellilik davası; vakfın işlerine bakma göreviyle ilgili dava
Tevsî’
Genişleme
Tevsîk
Belgelendirme
Tevzi
Dağıtma
Tezâyüd
Artış; çoğalma
Tezkere-i sâmiyye
Sadrazamlık makamından yazılan tezkere
tezyif
değersiz olarak gösterme, aşağılama
Tezyinat
Süslemeler
Toplu iş sözleşmesi
İşçi sendikaları ile işveren veya işveren sendikaları arasında yapılan ve iş şartlarını, tarafların hak ve borçlarını düzenleyen yazılı bir anlaşmadır.
Trampa
Bir malın başka bir malla veya bir hakkın başka bir hakla değiştirilmesini konu alan sözleşme.
Tüzel Kişi
Kendisini oluşturan gerçek kişilerin üzerinde ve onlardan bağımsız bir varlığı ve belirli bir amacı bulunan.
Tüzük
Bir kanunun uygulamasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartıyla ve Danıştayın incelemesinden geçirtilerek Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan yazılı hukuk kurallarıdır.
Uhde
Görev; birinin yapmakla yükümlü olduğu iş; bir işin yapılacağına söz verme
Uhdesinde
Üzerinde; sorumluluğunda
Ulak
Haberci; haber götürücü
Umran
Bayındır
Umranî
Bayındırlıkla ilgili; imarlı hale getirme
Umur
İşler
Urup
Arşının sekizde biri
Usul
şekle ilişkin
Uygulama imar plânı
Onaylı halihazır haritalar üzerinde, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak, nazım imar plân esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzeni, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama plânlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntılarıyla gösteren plan
Uyrukluk
Şahısları veya şeyleri devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağdır
Uyuşmazlık Mahkemesi
Uyuşmazlık Mahkemesi, Anayasanın 158. (1961 Anayasası 142.) maddesiyle görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili, bağımsız bir yüksek mahkemedir.
Uzatılmış mal ortaklığı
Evlilik birliğinin, eşlerden birinin ölümüyle son bulması halinde, sağ kalan eşin, ölen eşin çocuklarıyla birlikte devam ettirdiği mal ortaklığı rejimi.
Üçüncü şahıs
Bir sözleşmenin, davanın veya icra takibinin taraflarından olmayan kişi.
Üst hakkı
Taşınmaz malikinin, bir başkasına, arsasının üstünde ya da altında inşaat yapma veya mevcut inşaatı koruma (ona sahip olma) yetkisi verdiği irtifak hakkı.
Vabeste
Bağlı
Vakfiye
Vakfedenin vakfa ilişkin bildirimini ve hakimin tescilini kapsayan belge
Vakıf
Tesis; başlı başına bir varlığı bulunmak üzere bir malın belirli amaca tahsisi
Varaka
Belge; yazılı kağıt
Varant
Rehin senedi; umumi mağazaya tevdi edilen mallara ve tahıla ilişkin rehin hakkını gösteren ve bu mallar üzerinde herhangi bir alacaklı yararına bu hakkın yaratılmasını sağlayan senet
Varîd
Gelen; vasıl olan; gerçek olan; varolan
Vâridât
Gelirler; devlet(kamu)gelirleri
Vâris
Mirasçı
Vasıl olmak
Ulaşmak, erişmek
Vasi
Kanunun öngördüğü durumlarda, küçük veya kısıtlı kişilerin haklarını korumak üzere mahkeme tarafından atanan kanuni temsilci.
Vatandaşlık
Bir hakiki şahsı bir devlete bağlayan hukuki bağdır.
Vaz’
Koyma; konulma (yürürlüğe koyma)
Vazıyed etme
Bir şeye veya bir işe el koyma
Vaziyet
Durum; hal
Vecîbe
Borç
Veçhile
(bu) yönden; böylece; uyarınca
Vedia
Saklama
Vefa hakkı
Hak sahibine, sattığı şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında tekrar kendisine devrini, tek taraflı irade beyanı ile isteme yetkisi veren hak
Vehle
Öncesi; baş tarafı; dakika; an
Vehle-i ûlâ
İlk başlangıç; birdenbire
Vekalet Sözleşmesi
Kişinin, bedelli veya bedelsiz olarak, bir işi yürütmeyi veya yerine getirmeyi başkası adına üstlendiği sözleşme.
Vekil
Vekalet sözleşmesi gereği, müvekkil tarafından ve onun adına işlem yapmakla yetkilendirilen kişi.
Velayet
Ana ve/veya babanın, reşit olmamış çocukları üzerindeki (kanundan doğan) eğitim ve terbiye hak ve yetkisi.
Velev
Olsa bile; hatta; ister; isterse
Veli
Velayet hakkına sahip bulunan ana ve/veya baba.
Veraset ilamı
ölenin kanuni varislerini gösteren, mahkemeden alınan resmi belge, hüküm
Verese
Mirasçılar
Vergide adalet ilkesi
Herkesin mali gücüne göre vergiye tabi tutulmasıdır
Vergi Mahkemesi
İdarenin vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin iptal ve tam yargı davalarına bakmakla görevli idari mahkemelerdir.
Vesait
Vasıtalar; araçlar
Vesayet
Küçük veya kısıtlıların haklarının korunması amacıyla özel hukuk tarafından düzenlenen ve bir kamu hizmeti niteliğini taşıyan kurum.
Vezâif
Vazifeler; görevler
Vicahî
Yüze karşı; tarafın yüzüne karşı
Vikaye
Koruma
Vuku bulmak
Olmak; oluşmak; meydana gelmek
Vücut bulmak
Doğmak; yapılmış olma
Yabancı
Bir devletin ülkesinde oturan ve o devletin uyruğunu iddia etmek hakkı olmayan kimselerdir.
Yalamuk
Çam ağacının reçineli kabuğu; soymuk
Yapı
(imar hukukunda) karada ve suda, sürekli veya geçici, resmî veya özel yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve hareketli tesisler
Yapı alacaklısı ipoteği
Bir yapıyı yapanların, o yapıdan doğan alacaklarını teminat altına almak için koydurdukları gayrimenkul rehni
Yapı kullanma izni
İskân belgesi
Yapı malikinin sorumluluğu
Bir binanın veya diğer yapı eseri malikinin, bunların çürük yapılmasından veya korunmasındaki kusurundan dolayı sorumlu tutulması
Yapı ruhsatı
İnşaat izni; inşaat ruhsatı
Yargı
Hukuk kurallarının bağımsız ve tarafsız mahkemelerce belli bir olaya uygulanmasıdır.
Yargıtay
Adli yargıya bağlı mahkemelerin vermiş olduğu kararların son inceleme mercii olan en üst yargı organı ve temyiz mahkemesidir. Yargıtayın kuruluşu, işleyişi ve üyelerinin nitelikleri yasa ile düzenlenmiş, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu ile çalışma usulü belirlenmiştir. İstisnai olarak sayılan bazı davalarda ilk ve son derece mahkemesi olarak görevlidir.
Yayla
Çevresi dik bayırlarla çevrili, düz ve yüksek yer; genellikle yüksek platolarda yer alan, insanların serinlemek ve hayvanlarını otlatmak için yaz aylarında gidip kaldıkları yer
Yaylak
Bir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, yaz mevsimini geçirmeleri ve hayvanlarını otlatmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi. hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer; otlak
Yed
El ;elinde bulundurma
Yed’i istirdat
Mal üzerindeki yitirlmiş egemenliği, tasarruf gücünü geri almak, yeniden ele geçirmek
Yediemin
Uyuşmazlık konusu şeyin saklanması ve idaresi kendisine verilen kişi; güvenilir kişi; yediadl
Yekûn
Toplam
Yeni arazi teşekkülü
Kimsenin mülkiyetinde olmayan yerlerde birikme, dolma, kayma ya da kamunun malı olan akarsuların yatak veya seviyelerinin değişmesi gibi olaylarla oluşan toprak parçası.
Yeniden değerleme
Vergi matrahının hesaplanmasıyla ilgili ekonomik kıymetlerin takdir ve tespiti; paranın değer kaybı gözönüne alınarak, bilançolardaki stoklar, sabit varlıklar gibi kalemlerde düzeltmeler yapılması.
Yerleşme alanı
İmar Plânı sınırı içindeki yerleşik ve gelişme alanlarının tümü
Yeşil alan
Şehir imar plânlarında toplumun yararlanması için ayrılan ve üzerinde inşaat yapılması mümkün olmayan ve ileride veya şimdiden park, çocuk parkı vb. hizmet alanı olarak ayrılmış alan
Yönetim planı
Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre anagayrimenkulün yönetimini düzenleyici hükümler içeren ve bütün kat maliklerini bağlayan sözleşme
Zabıt defteri
Eski hukukta, tapu sicili gibi kullanılan defter.
Zabıtname
Tutanak
zahir
açık
Zâhire
Yiyecek; gerektiği zaman harcanmak üzere ambarda saklanan hubûbat
Zâhirî
Görünen; görünüşte
Zail
Zeval bulma; bitme
Zamanaşımı
Kanunda öngörülen ve belirli koşullar altında geçmekle, bir hakkın kazanılmasını, kaybedilmesini veya bir yükümlülükten kurtulmayı sağlayan süre.
Zamin
Bir şeyi tazmin eden; kefil
Zevâid (zevait)
Vakıfta gelirin dağıtılmasından sonra geri kalan
Zeval
Son; bitim; nihayet; yok olma
Zevciyyet
Kocalık,karılık; karı-kocalık; eşlik
Zımnında
Dolayısıyla; için; olarak
Zımnî
Üstü kapalı; açık olmayan
Zihni kayıt
Bir kimsenin bilerek ve isteyerek, asıl iradesiyle uyuşmayan bir beyanda bulunması
Zikretmek
Anmak; anılmak; bildirmek; belirtmek
Zilyet
Bir şeyi fiilen elinde bulunduran kişi; bir şeyde tasarrufta bulunan kişi; elmen
Zilyetlik
Bir şey üzerinde fiili hakimiyet veya bi eşyayı fiili hakimiyet ve kudret alanı içinde bulundurma demektir.
Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Raporu, 22 Ekim 2004’te yapılan basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu‘nun basın toplantısında, Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu, Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu tarafından hazırlanan raporun son şekline ilişkin özet dağıtıldı. Raporu hazırlayan Prof. Dr. Baskın Oran ve Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu hakkında “vatana ihanet” suç duyurusunda bulunuldu. Başbakan İnsan Hakları Danışma Kurulu üyesi Fethi Bolayır, “Azınlıklar Raporu”nda tahrifat yapıldığı, Cumhuriyetin milli ve manevi değerlerine saldırıda bulunulduğu iddiasıyla, Kurul Başkanı İbrahim Kaboğlu ve raporu kaleme alan Prof. Baskın Oran hakkında suç duyurusunda bulundu.
Hemen arkasından da iki akademisyen hakkında ‘‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” ve ”devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Uzun süren yargılamalardan sonra Kaboğlu ve Oran ”halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan beraat ederken ”devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlaması açılan kamu davası ise düştü.
Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu Raporu – Ekim 2004 / BAŞBAKANLIK İNSAN HAKLARI DANIŞMA KURULU
1) DÜNYADA AZINLIK KAVRAMI VE TANIMI
“Azınlık” kavramı dünyada 16. yüzyıldan bugüne kullanılmaktadır. Mutlakıyetçi krallık adı verilen yönetim biçimi kurulunca ve yaklaşık aynı zaman dilimi içinde dinsel azınlıklar ortaya çıkınca (Katolik krallıklarda Protestanlar, Protestan krallıklarda Katolikler) bu azınlıkların karşılıklı olarak korunması gerekmiş ve ancak o zaman azınlık kavramı ortaya çıkmıştır. 1789’dan sonra dinsel azınlıkların yanına bir de ulusal azınlık kavramı eklenecektir.
Avrupa devletleri bu azınlıkları korumayı kendi içlerinde hallettikten sonra kendi dışlarına dönmüşler ve Osmanlı İmparatorluğu içindeki gayrimüslimleri koruma ve bu sayede de Osmanlı’ya müdahale etme çabalarına girişmişlerdir. Sonuçta Avrupa ülkeleri birbirleriyle çatışmaya başlamışlar, böylece ortaya “Şark Meselesi” (Doğu Sorunu) çıkmıştır.
Bu uluslararası koruma çabaları önce tek taraflı koruma fermanları (ör. 1598 Nant Fermanı) ve ikili antlaşmalar (ör. 1699 Karlofça Antlaşması) biçiminde başlamış, 19. yüzyılda çok taraflı antlaşmalar (ör. 1856 Paris Antlaşması) evresine geçmiş ve nihayet 1920’de Milletler Cemiyeti’nin kurulmasıyla “uluslararası örgüt güvencesinde azınlık koruması” dönemi açılmıştır. Dünya şu anda da bu evrededir ve uluslararası azınlık koruma mekanizması Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, AGİT gibi kuruluşların şemsiyesi altında yürümektedir.
2) TÜRKİYE’DE AZINLIK KAVRAMI, TANIMI, KÜLTÜREL HAKLAR
Milletler Cemiyeti döneminden bu yana azınlık kavramının ölçütü üçlüdür: etnik, dilsel, dinsel azınlıklar. Bununla birlikte, Türkiye 1923 Lozan’da bunların üçünü de kabul etmemiş ve yalnızca gayrimüslim yurttaşların azınlık olduğunu ve dolayısıyla uluslararası azınlık korumasından yararlanabileceğini kabul ettirmiştir.
Bununla birlikte, aradan yaklaşık seksen yıl geçmiş olduğu ve bu arada dünyadaki azınlık kavramı, tanımı ve hakları büyük gelişme gösterdiği için Türkiye ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmaktadır. Üstelik, 1990’dan sonra azınlık hakları hem mekân hem de nitelik olarak daha da genişlemiş ve güçlenmiştir. Bu sıkıntılar yalnızca Lozan’ın sınırlı tanımından kaynaklanmamaktadır.
Türkiye, imzaladığı uluslararası sözleşmelere getirdiği bir tür rezervle (çekince, ihtirazi kayıt) daha da dar bir kalıp ileri sürmektedir. Bu “Yorum Beyanı”na göre, Türkiye, Lozan’ın yanı sıra 1982 Anayasasının kısıtlamalarını da uluslararası ortamda ileri sürmekte, katıldığı sözleşmelerde getirilen hakların Lozan’da kabul edilenler dışındakilere de getirilmesi ve 1982 Anayasası tarafından yasaklanan haklardan olması halinde uygulanmayacağını bildirmektedir.
Türkiye’nin bu konudaki sıkıntılarını iki noktada özetleyebiliriz:
1) Türkiye’nin bu sınırlayıcı tutumu, dünyadaki eğilimlere gitgide ters düşmektedir. BM İnsan Hakları Komitesinin 1990’lardaki yorumundan sonra eğilim, bir ülkede azınlık olup olmadığını o ülkeye sormamak ve eğer “etnik, dilsel, dinsel bakımdan farklılık gösteren ve bu farklılığı kimliğinin ayrılmaz parçası sayan” gruplar varsa, o devlette azınlık bulunduğunu kabul etmek yönündedir. Fakat, bunlara azınlık statüsü tanıyıp tanımamak tamamen ulus-devletin yetki alanına girer. Burada hemen belirtelim ki Avrupa Birliği’nin, Türkiye’den, farklı kültürel gruplara azınlık statüsü ve hakları tanınması yolunda bir talebi kesinlikle yoktur. Yalnızca, kültürel bakımdan farklı bütün yurttaşlara eşit muamele yapılmasını istemektedir. Bu nokta çok iyi anlaşılmak zorundadır.
2) Türkiye Lozan’ı da gerektiği gibi uygulamamaktadır ve dolayısıyla Türkiye’nin bu kurucu antlaşmasının kimi hükümlerini dahi ihlal etmektedir. Bir kere, gayrimüslimlere getirilmiş olan haklar tam olarak uygulanmamaktadır. Hem bu haklar yalnızca üç büyük azınlığa (Ermeni, Musevi, Rum) tanınmakta ve diğer
gayrimüslimlere (ör. Süryaniler için madde 40’daki eğitim hakkı) tanınmamaktadır, hem de Lozan Kesim III’ün bu gayrimüslimler dışındakilere uluslararası koruma olmaksızın getirdiği haklar devlet tarafından görmezden gelinmektedir.
Birinci duruma örnek olarak, basında “1936 Beyannamesi” olarak ünlenen uygulama, ikinci duruma ise Lozan’ın 39/4 maddesi gösterilebilir. Bu madde, “bütün TC yurttaşları”na, “dilediği dili ticarette, açık ve kapalı toplantılarda, her türlü basın ve yayın araçlarında kullanma” hakkı getirmektedir. Yani bu kullanımın tek istisnası, resmî dairelerdir. Bu konuda, örneğin radyo ve TV’lerde kimse istediği dilde yayın yapamadığı için 03 Ağustos 2002’de Üçüncü Uyum Paketi çıkartılmış, ama o da uygulanamadığı için bir de 30 Temmuz 2003’te Yedinci Paket çıkartılması gerekmiştir. Kasım 2003 sonunda RTÜK bu konuda bir yönetmelik hazırlamıştır. Burada da zaman ve mekan kısıtlamaları getirilmiştir. Oysa, örneğin Lozan 39/4 uygulansa, örneğin Kürtçe yayın konusunun getirdiği ve Türkiye’yi boşu boşuna meşgul eden sıkıntılı tartışmalar kendiliğinden sona erecektir.
Böyle bir durum, Türkiye’nin dört açıdan çok işine yarayacaktır:
1) Türkiye’nin, çok yakın bir gelecekte, zaten bir yararını görmediği “Yorum Beyanı”ndan vazgeçmek zorunda kalacağı kesindir. Bunu AB zoruyla değil, kendi iradesiyle yapması ulusal egemenlik kavramı açısından çok önemlidir ve bu da kendi kurucu antlaşması Lozan’ın hükümlerini uygulamasıyla olacaktır.
2) Bir gün, kaçınılmaz olarak, herkes her dilde yayın yapabilecektir. Buna geçişte yeni ve tartışmalı yasalar çıkarmakla uğraşmak yerine, Lozan’ın zaten en az anayasa değerinde olan hükümlerinin uygulandığı gerekçesini ileri sürmek devlet için büyük kolaylık sağlayacaktır.
3) Türkiye’de uluslararası koruma altında azınlık yaratmamak açısından, bütün yurttaşlara mümkün olduğu kadar geniş özgürlükler verilmesi gerektiği açıktır ve bu madde “tüm TC yurttaşları”ndan söz etmektedir.
4) Türkiye’de devletin kendi insanına daha insanca muamele yapmasının, ülkede “birlik ve beraberlik” açısından çok yararlı olacağına kuşku yoktur. Çünkü “zorunlu yurttaş”lardan oluşan bir ülke zayıf bir ülkedir. İnsanları mutlu ederek onları “gönüllü yurttaş”lar haline getirmek bizzat devleti kuvvetlendirecektir. Devletin en az çekineceği vatandaş, hakkını verdiği vatandaştır.
3) TÜRKİYE’DE İLGİLİ MEVZUAT VE UYGULAMA
Türkiye’de azınlıkları ve dolayısıyla kültürel hakları ilgilendiren mevzuat, ülkedeki azınlık kavramı ve haklarından daha kısıtlayıcı durumdadır. Bunun temel kaynağı, Anayasa’nın 3/1 maddesidir: “Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir”. Devletin ülkesiyle bölünmez bütünlüğü son derece doğal ve tüm dünyada tartışmasız kabul edilen bir husustur. Fakat “milletin bölünmez bütünlüğü” kavramı, bizlere doğal gibi gelivermekle birlikte, bir Batılıya son derece terstir. Çünkü bu terimi kullanmak milletin tek parça (monolitik) olduğunu söylemektir ki, milleti oluşturan çeşitli altkimliklerin inkârı anlamına gelir ve dolayısıyla demokrasinin özüne karşıdır. Bu “yabancı” oluş durumu uluslararası insan hakları alanında şöyle somutlaşmaktadır: Hakların sınırlandırılmasında kullanılan ölçütlerde “milli güvenlik” ve “toprak bütünlüğü” vardır ama, “milletin bütünlüğü” yoktur. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi
(İHAM) kendi önüne getirilen davalarda, “ülkede azınlıklar bulunduğunu ileri sürme”nin engellenemeyeceğini belirterek ihlal kararı vermektedir.
Diğer yandan, “[Türkiye Devletinin] Dili Türkçedir” ibaresini anlamak hepten imkansızdır, çünkü devletin dili olmaz. Resmî dili olur ve o ülkedeki yurttaşlar devletle ilişkilerinde bu resmî dili kullanmanın yanı sıra, ülkede çeşitli diller konuşurlar ve bu dillerde yayın yaparlar. Nitekim, 1961 Anayasasındaki ifade: “Resmî dil Türkçedir” biçimindedir (md.3).
Anayasa’nın ve yasaların sayısız maddesinde tekrarlanan “devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğü” ilkesi, “azınlık yaratmak” adı altında kültürel alt-kimlikleri reddeder biçimde yorumlanınca, Türkiye’deki mevzuat, “alt-kimliklerin tanınması” halinde bu bütünlüğün bozulmak istendiğini varsaymaya ve dolayısıyla bunu yapanları “bölücülük/yıkıcılık”la suçlamaya yönelik bir mevzuat olmaktadır. Terörle Mücadele Kanunu, Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu, Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu, Dernekler Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu gibi önemli yasalarda “etnik ve dilsel farklılıklara dayanan azınlıkların var olduğunu ileri sürmek yoluyla azınlık yaratmak” şiddetle cezalandırılmaktadır.
Anayasa böyle olunca, kimi yasa ve yönetmeliklerde, “Türk” teriminin Atatürk tarafından algılanmış biçimine hiç de benzemeyen hükümler getirilebilmektedir. Örneğin 28 Aralık 1988’de çıkartılan ve 1991’e kadar uygulanan “Sabotajlara Karşı Koruma Yönetmeliği”, hangi kategorilerin sabotaj yapabileceklerini sıralarken, gayrimüslim TC vatandaşlarını da “Memleket içindeki yerli yabancılar (Türk tebaalı) ve yabancı ırktan olanlar” diyerek bu kategoriye katmıştır. “Yabancılar tarafından açılmış özel okullar”a “Türk müdür başyardımcısı” atanmasına ilişkin olan 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 24/1 maddesi, Türk yurttaşı olan azınlıkların okullarına da uygulanmaktadır. Üstelik, md.24/1 bu başyardımcının “Türk asıllı ve TC uyruklu” olacağını söylemektedir ve bu hüküm halen yürürlüktedir.
1940’lara kadar gayrimüslim yurttaşların “ecanip” (yabancılar) defterine kaydedilmiş olması, 1942 Varlık Vergisinin yasada bulunmayan bir “G” (gayrimüslim) cetveli uygulayarak bu yurttaşlardan Müslümanlara oranla çok daha fazla vergi almış bulunması, 1950’lere kadar askerî okullara ve hatta sivil kurumlara kabul edilmenin “TC tebaasından ve Türk ırkından olmak” şartına bağlı kılınması, bütün bunlar yalnızca geçmişte kalmış olaylar değildir. Bugün de TSK, Dışişleri, Emniyet, MİT başta olmak üzere, üniversiteler dışında gayrimüslim memura rastlanmaz. Bu örnekler “Türk” teriminin ırk ve hatta din bağlamındaki kullanımını yansıttıkları için, Yüzyıl eşiğinde Türkiye’yi uluslararası planda layık olduğu yere ulaşmaktan ciddi biçimde alıkoyan ve içte de ulusal birliği zedeleyen uygulamalardır.
4) TÜRKİYE’DE İLGİLİ MAHKEME İÇTİHATLARI
Anayasa Mahkemesi ve Siyasal Parti Kapatma Kararları
Böyle bir mevzuat karşısında, Anayasa Mahkemesi’nin sık sık parti kapatma kararları aldığına rastlanmaktadır. Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi’nin, yorum yaparken, hukukun kimi temel kavramlarını göz ardı ettiği ve dolayısıyla Türkiye’deki demokrasinin daha da zedelenmesine yol açtığı da doğrudur. Örneğin Mahkeme, Haziran 1994 DEP kapatma kararında “Sınırsız hakları sınırlı sınırlı haklara, ulusun kendisi olmayı azınlık olmaya dönüştürmenin anlamsız” olduğunu söylerken, “negatif/bireysel hak” (bütün yurttaşlara verilen eşitlik hakları) ile “pozitif/grupsal hak” (yalnızca dezavantajlı yurttaşlara verilen artı haklar) ayrımını bilmezden gelmiştir. Ayrıca, Mahkeme’nin bu ifadesi, çoğunluğa mensup yurttaşları birinci sınıf, azınlığa mensup yurttaşları ise ikinci sınıf addeder niteliktedir.
Anayasa Mahkemesi örneğin TEP kapatma kararında, önce farklı kimliklerin varlığından söz etmenin mümkün olduğunu söylemiş, ama hemen arkasından farklı kimlikler bulunduğunu söylemenin “zamanla bütünden kopma eğilimine” gireceğini ekleyerek eski tutumunu sürdürmüştür (Türkiye Emekçi Partisi(TEP) kapatma kararı, E:1979/1, K:1980/1).
Bu tutum, Türkiye’de farklı etnik, dinsel, kültürel vs. kökenden kişilerin varlığının tanınmasının, devletin parçalanmasına yol açacağı korkusundan kaynaklanmaktadır. Yargıtay’ın ve Danıştay’ın İlgili Kararları Türkiye’deki kimi yurttaşlar ne yazık ki “yabancı” olarak algılanmaktadır. Fakat, halk arasında böyle bir yanlışın yapılmasının yanı sıra, “1936 Beyannamesi” adıyla tanınan gayrimüslim vakıfları sorununda verdiği kararlarla Yargıtay’ın da bu ciddi yanlışa düştüğü (ve hatta bu yanlışta ısrar ettiği) görülmüştür.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1974 yılında verdiği kararda “…yabancıların Türkiye’de mal edinmeleri yasaklanmış olup…” demek suretiyle, bir gayrimüslim Türk kuruluşu olan Balıklı Rum Hastanesi Vakfı’nın mal edinemeyeceğine karar vermiştir. Savunma avukatlarının bu yanlışlığı belirtmeleri üzerine aynı Kurul bu sefer “Davalı mülhak vakfın Türk vatandaşları tarafından kurulmuş olmasına karşın onama kararında ‘yabancıların Türkiye’de taşınmaz mal edinmelerini yasaklayan yasalardan söz edilmesi’ bir yanılgı sonucudur” demiş ve ilave etmiştir: “[Bu nedenle o tümcenin] düzeltme yoluyla ilamdan çıkartılmasına, bunun dışında… düzeltme isteğinin reddine…” (HGK E:1971/2-820, K:1974/505, 08.05.1974).. Yani, Yargıtay yanlışta ısrarlıdır. Fakat böyle yanlışlar millet kavramına çok zarar verici ve Türkiye’yi uluslararası ortamda küçük düşürücü niteliktedir.
Bu “1936 Beyannamesi” konusu 02 Ocak 2003’te çıkartılan Dördüncü AB Uyum Paketi’ne sokularak düzeltilmişse de, uygulamada haksızlık bugün de olduğu gibi devam etmektedir. Nitekim 19 Haziran 2003’te çıkartılan Altıncı Uyum Paketi’nde aynı husus yinelenmek zorunda kalınmıştır. Uygulamada ise henüz sonuç alınabilmiş değildir.
Son olarak, 1936 Beyannamesi kaldırıldığı halde, Surp Haç Ermeni Lisesi Vakfı’na Hazine’nin Şubat 2003’te açtığı davada iddialarını “İçişleri Bakanlığı Azınlık Tali Komisyonu” kararına dayandırmış olması, tek kelimeyle vahim bir durumu yansıtmaktadır. Türkiye’de dinleri çoğunluktan farklı olan yurttaşların malları söz konusu olduğunda, devlet şemasında bulunmayan böyle bir Tali Komisyon devreye girmektedir ki, etnik ve dinsel ayrımcılık konusunda bundan daha dorukta bir örnek vermek herhalde zordur.
İdari yargıya gelince, İstanbul 2 Numaralı İdare Mahkemesi bir Rum Ortodoks yurttaşımız hakkında “Yabancı uyruklu TC vatandaşı” terimini kullanmıştır (E:1995/1271, K:1996/552, 17.04.1996). Dahası, İdare Mahkemesi kararının temel dayanağı olan bu çok ilginç terim Danıştay’ın 12. Dairesinin dikkatine sunulduğunda, temyiz nedeni sayılmamış ve mahkemenin kararı oybirliğiyle onaylanmıştır (E:1997/2217, K:1997/4256, 24.12.1997).
5) TÜRKİYE’DEKİ DURUMUN TEMELLERİ
İncelediğimiz bu azınlıklar konusunun Türkiye’de çok dar ve çok yanlış bir açıdan ele alındığı açıktır. Bu açının temel direkleri şöyle özetlenebilir:
1) Türkiye, azınlık kavramının ve hukukunun dünyadaki gelişmelerini izlemek yerine, 1923 yılına takılıp kalmakta, üstelik 1923 Lozan’ı da yanlış/eksik yorumlamaktadır.
2) Azınlığın farklı kimliğinin kabulü ile azınlık statüsü/hakları vermek aynı şey sayılmakta/sanılmaktadır. Oysa birincisi objektif bir durumdur, ikincisi ise devletin bileceği iştir.
3) Demokrasi anlamına gelen “iç self-determinasyon” ile parçalanma anlamına gelen “dış self-determinasyon” aynı şey sanılmakta ve sonuçta farklı kimliklerin tanınması ile devlet toprağının parçalanması aynı şey sayılmaktadır.
4) Millet konusunda teklik ile birlik aynı şey sayılmakta/sanılmakta ve birincinin ikinciyi gitgide tahrip etmekte olduğunun farkına varılmamaktadır.
5) Bir millet olarak Türklerden söz ederken, “Türk” teriminin aynı zamanda bir etnik (hatta, dinsel) grup anlamına geldiği görülmemektedir.
Bu durumların ortaya çıkmasının, biri kuramsal diğeri de tarihsel/siyasal olmak üzere iki temeli vardır.
Kuramsal Neden: Türkiye Cumhuriyeti’nde Alt-Üst Kimlik İlişkisi
Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu yıkıldıktan sonra onun yerine geçerken, onda bulunan alt-kimlikleri (çeşitli etnik, dinsel, vs. grupları) olduğu gibi miras almıştır. Fakat İmparatorluk’taki üst-kimlik (devletin yurttaşına verdiği kimlik) “Osmanlı” iken, Türkiye Cumhuriyeti’nde “Türk” olarak belirlenmiştir. Bu üst-kimlik, vatandaşı ırk ve hatta dinle tanımlama eğilimindedir. Ör. “Yurt dışındaki soydaşlarımız” dendiği zaman Türk etnik kökenden olanlar kastedilmektedir. Diğer yandan “Türk” sayılabilmek için ayrıca “Müslüman” olmak gerektiği, gayrimüslim yurttaşlarımıza “Türk” değil “Vatandaş” denmesinden de bellidir. Türkiye’de hiç kimse örneğin bir Rum veya Musevi yurttaştan söz ettiği zaman “Türk” dememektedir, çünkü Müslüman olmayan bir yurttaştan söz etmektedir. Bunun devlet uygulamasına ilişkin üzücü örnekleri yukarıda yeterince verilmiştir. Bu durum, kendini Türk ırkından saymayan diğer alt-kimlikleri yabancılaştırmış ve sorun yaratmıştır. Eğer bu üst-kimlik “Türkiyeli” olsaydı, bu durum ortaya çıkmazdı. Çünkü tamamen “toprak” esasına dayandığı ve “kan” esasını tamamen dışladığı için bütün alt-kimlikleri eşit biçimde kucaklayacak ve işin içine etnik, dinsel vs. özellikleri karıştırmamış olacaktı.
Bu konuda, 82 Anayasasının vatandaşlık tanımı, Atatürk’ün 1924 Anayasasının tanımından çok daha dardır. 24 Anayasası, “Türkiye Ahalisi” terimini kullanmıştır. Bu terim, yalnızca üzerinde yaşanan toprağa gönderme yaptığına değindiğimiz “Türkiyeli” biçimindeki üst-kimliği çağrıştırmaktadır. Bu üst-kimlik, eskiden özdeş sayılan “milliyet” (belli bir etnik kökene mensubiyet) ile “vatandaşlık” (bireyin devletle hukuksal ilişkisi) kavramlarını ayrı ve bağımsız kavramlar olarak ele almayı sağlayacak ve bu toprakta yaşayan bütün alt-kimlikleri istisnasız kucaklayacaktır.
Böylece “Gönüllü” vatandaşlardan oluşacak ulusun, devletini çok daha büyük bir istekle benimseyeceğine hiçbir kuşku yoktur.
Tarihsel ve Siyasal Neden: Sevr Sendromu
1990’ların başında Türkiye’nin parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu hususunda bir “Sevr Sendromu”nun yaşandığı bilinmektedir. Fakat böyle bir havanın bugün de ileri sürülmesi ve bir “paranoya” haline gelmiş olması rahatsız edici ve milleti zayıflatıcı bir durumdur. Bugün Doğu Karadeniz’de bir Pontus Devleti’nin kurulacağından, Dönmelerin Türkiye’yi idare ettiğinden, Fener Patrikhanesinin İstanbul’da bir tür Vatikan devleti kuracağından söz edenler böyle bir havayı yaratmaya özen göstermektedirler. Bu türden bir atmosfer, Türkiye’deki en masum kimlik taleplerini bile Türkiye’nin parçalanmak istendiği biçimde yorumlamakta ve anında bastırmak istemektedir. Bu durum, aynı zamanda, büyük Batılı ülkelerin müdahalesini de davet etmektedir, çünkü Türkiye’nin AB’ye girebilmek için kendi imzasıyla rıza gösterdiği demokrasiye aykırılık oluşturmaktadır. Kendi yurdunda böyle bir paranoyayla demokrasiyi geciktirmek, Türkiye’ye hizmet değildir. Özellikle Kürtçe’nin kullanılması konusunda getirilmek istenen reformlar söz konusu olduğunda, hemen Türkiye’nin parçalanacağından söz edilmekte, bunun terörü canlandıracağı söylenmekte, her türlü reform böyle bir paranoya havası içinde engellenmek istenmektedir. Oysa, bunu yapanlar, reformlar engellendiği takdirde kimi çevrelerin terörü tekrar tek alternatif olarak algılamaya sürüklenebileceğini görmemektedirler. Bununla birlikte, AB’ye hazırlık süreci, Türkiye’deki azınlık hakları ve kültürel haklar konusunu çok olumlu bir sürece sokmuştur. Bu süreç, 1920 ve 30’larda Kemalizm’in ülkeyi çağdaşlaştırmak için “yukarıdan devrim”le yaptığı hukuk reformlarının doğrudan devamı niteliğindedir. Nasıl bu yıllarda Kemalist yukarıdan devrime aşağıdan yukarıya şiddetli tepkiler (“irtica”) gelmişse, bugün de bu Uyum Paketlerine tepki gelmektedir. Bu “Sevr Paranoyası”nın beslediği zihniyet, reformlara şiddetle direnmektedir.
SONUÇ
Yıllarca çok farklı kültürlerin barındığı Anadolu coğrafyası, kültürel ve tarihsel zenginliklerin de beşiğidir. Osmanlı döneminde ümmet anlayışıyla birçok kimliği bünyesinde barındıran dönemin ardından Türkiye’de tek kültürlü homojen bir ulus oluşturma yolunda ciddi adımlar atılmıştır. Ama farklı kimlik ve kültürler bir mozaik olarak Anadolu topraklarında varlığını sürdürmeye devam etmiştir.
Kemalist devrimin yapıldığı 1920 ve 30’larda çok doğal olan bu tutum, bizzat Atatürk’ün “Muasır Medeniyet” tezi icabı artık geride kalmıştır. Bugün Muasır Medeniyet 1920 ve 30’ların Avrupası değil, 2000’lerin Avrupasıdır. Artık, vatandaşlık anlayışının yeniden gözden geçirilerek, çağdaş Avrupa’daki çok kimlikli, çok kültürlü, demokratik, özgürlükçü ve çoğulcu bir toplumsal modelin örnek alınması zorunludur.
Buna göre özgür, bağımsız, yaratıcı yetenekleri ile kültürel haklarını rahatça kullanabilen, hak ve görevlerinin bilincinde olan bireylerin sahip bulundukları siyasal ve hukuksal statünün tanımlanması gerekir. AB Uyum Yasalarıyla parça parça yapılmak istenen bu tanımlama,
a- Bireysel özgürlüklere sahip olma hakkı,
b- Ekonomik ve toplumsal olanaklardan özgürce yararlanma hakkı,
c- Devlete katılma hakkı,
d- Kültürel çoğulculuk hakkı
ilkelerinin, yasalarımızın tümünün taranması sonucu hayata geçirilmesiyle mümkündür. Bu ilkelerin uygulanması anlamında:
1) Türkiye Cumhuriyeti anayasası ve ilgili yasalar; özgürlükçü, çoğulcu ve demokratik bir içerikte ve toplumun örgütlü kesimlerinin katılımıyla yeni baştan yazılmalıdır.
2) Eşit haklı vatandaşlık temelinde, farklı kimlik ve kültüre sahip kişilerin kendi kimliklerini koruma ve geliştirme hakları (yayın, kendini ifade, öğrenim gibi) güvence altına alınmalıdır.
3) Merkezî yönetim ve yerel yönetimler, yurttaşların katılımını ve denetimini esas alacak bir biçimde şeffaflaştırılmalı ve demokratikleştirilmelidir.
4) İnsan hak ve özgürlüklerine yönelik evrensel normları içeren uluslararası sözleşmeler ve temel belgeler, özellikle de Avrupa Konseyi Çerçeve Sözleşmesi çekincesiz imzalanarak onaylanmalı ve hayata geçirilmelidir. Bundan sonra, artık uluslararası sözleşmelere Türkiye’deki alt kimliklerin inkarı anlamına gelecek çekinceler ve yorum beyanları getirilmemelidir.
Mahkeme, 18 Haziran 1879 tarihli Nizamı Mahkemeler Kuruluş Kanunu ile Mahkeme-i Temyiz, 1945 yılında ise Yargıtay adını almıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetince Sivas’ta kurulan yüksek mahkemeye “Muvakkat Temyiz Heyeti” denilmiş, Sivas’taki bu mahkemenin kaldırılıp Eskişehir’e nakli ile “Temyiz Mahkemesi”, 20.04.1340 (1924) tarih ve 491 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanununun adı 10.01.1945 gün ve 4695 sayılı Kanun ile “Anayasa” olurken, temyiz mahkemesinin adı da “YARGITAY” olmuştur.
Adli yargı mercilerince verilen karar ve hükümleri temyiz yolu ile inceleyen son merci olan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye, Yargıtay’ın temelini oluşturmuştur. Osmanlı döneminin yargı sürecinde, 19. Yüzyıla kadar yüksek mahkemeye rastlanmıyor. Adliye mahkemelerince verilen ve yasanın başka adli merciine bırakmadığı hükümleri son mercii olarak incelemekle görevli mahkeme ilk kez “Divan-ı Ahkâm-ı Adliye” adıyla ” 6 Mart 1868 Cuma günü Padişah Abdülaziz’in iradesi ile kurulmuştur.
Anılan irade ile Meclis-i Valay-ı Ahkam-ı Adliye kaldırılarak, Şura’yı Devlet ve Ahkam-ı Adliye kurulmuş, böylece yargı ve yürütme birbirinden ayrılmıştır. Şura’yı Devlet’e hem kanun tasarılarını hazırlama hem de idari uyuşmazlıklara çözüm getirme görevi verilmiştir. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye ise nizamı mahkemelerinin üst organı olup, yalnızca yargı görevi yapan bir kurumdur.
Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’nin (Yargıtay) kuruluş amacı iradede şöyle açıklanmıştır: “Kişilerin hakları ve güvenlikleri açısından çok önemli olan hukuk işlerinin mülki işlerden ve yürütme ile görevli hükümetten ayrı bir düzene kavuşturulması, adalete değer veren padişahın büyük arzusu olarak belirtilmiştir.” İradede ayrıca kuruluş esasları da açıklanmıştır. Buna göre; “Divan-ı Ahkâm-ı Adliye” adı ile bağımsız bir kurul meydana getirilmesi, “Oluşturulan kurulun vezirlerden birinin başkanlığında toplanması”, “Meclisi Valâ ile Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’ye gereken hukuki esasların hemen konulması” ve “Meclisi Valâyı Ahkamı Adliyeye (Şurayı devlet) denileceği” hükme bağlanmıştır.
İradenin kaleme alınışından Meclisi Valânın görevleri içinden adli olanların çıkarılarak Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’ye verildiği, Meclisi Valânın yapılanmasının değişmediği, adının değiştiği anlaşılmaktadır. Padişah Abdülazizin iradesiyle kurulan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’nin yapısına ilişkin olarak (01.04.1868) Çarşamba günü nizamname-i esasi (Esas-Ana Tüzük) yürürlüğe girmiştir.
Yargıtay’ın kuruluş tarihi konusunda hukukçular farklı görüştedirler. Bir bölümü; padişah iradesinin açıklandığı 6 Mart 1868 tarihini kuruluş günü olarak kabul ederken, farklı görüşte olan hukukçular ise; Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Nizamnamesi esasisinin yayınlanma tarihi olan 1 Nisan 1868 tarihini kuruluş günü kabul etmektedirler. (Nejat Özoğuz, Temyiz Mahkemesi, 1944, s.21-22) Yargıtay Başkanlarından Dr. Recai Seçkin’in görüşü; padişah iradesinin açıklandığı tarih olan 6 Mart 1868 günü kurulmuş olması yönünde olup, gerekçesinde ise, oluşumun başlangıcı hukuki olarak ona varlık veren işlemin yapılması ile başlayacağıdır. Nasıl işleyeceği, görev alanlarının belirlenmesi, görevlilerin atanmasının sonraki aşamalarda olduğu yönündedir.
Ayrıca Divan-ı Ahkam-ı Adliye’nin, Meclisi Valâyı Ahkamı Adliyenin yargıya ait alandaki işlerini görmek üzere kurulan bir mahkeme olması ile Meclisi Valânın yargı işleri arasında başka nizami mahkemelerin hükümlerinin incelenmesi de bulunmasına göre esas tüzüğün yayınlanmasından önce Divan-ı Ahkam-ı Adliye kurulmuş olup, kuruluşta Yargıtay niteliğinin varlığı kabul edilmiştir. Divan-ı Ahkam-ı Adliye Nizamnamesi esasisinde Divan-ı Ahkam-ı Adliyenin kuruluş amacı kuruluşundaki iradeden daha geniş açıklanmıştır. Buna göre: Halkın haklarının güven altına alınması konusunda padişahın her zaman ve aralıksız gösterdiği çabalar sonucunda adalet işlerinin, yürütmeden ayrılarak yargılamanın güvenliğe ve bağımsızlığa kavuşturulması, padişah katında doğru ve uygun görülmüş bulunduğundan onun izni ile kanuni davalar için en büyük mahkeme olarak Divan-ı Ahkam-ı Adliye kurulmuştur.
Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin başına, kuruluşunda büyük emeği geçen Halep Valisi Ahmet Cevdet Paşa getirilmiştir. Padişah iradesinde “Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin kurulması açıklanmış, “kuruluş ve işleyiş hükümlerinin sonradan düzenleneceği” bildirilmiştir. Üyelerin üçte ikisi Müslümanlardan, geri kalan üçte biri ise azınlıklardan seçilmiştir. Esas Nizamnameye (Ana tüzük) göre Divan-ı Ahkâm-ı Adliye, ceza ve hukuk daireleri olarak ikiye ayrılmış olup, her dairede bir başkan, başkan vekilleri ile en az beş ve en çok on üyeden oluşurdu. Önemli davalar ise Genel Kurulda görüşülürdü. Divanda üyelerle birlikte altı mümeyyiz görev yapar bir de başkatip bulunurdu. Divan başkanı, başkanvekilleri, üyeler ve mümeyyizler irade-i şerriye (padişah iradesi) ile atanırlardı. Divanın üyeleri, şura-yı devlet üyeleri ile eşit konumda olup, eşit haklara sahiptiler. Üyeler istifa etmedikçe ya da başka bir görev verilmedikçe veya yargılanmaları sonucu suçlu oldukları ortaya çıkmadıkça azledilemezlerdi. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye; şer’i, ruhani ve ticari mahkemelerin görev alanına giren davaların dışındaki hukuki ve cezai uyuşmazlıkları ya kanunen kendi yetkisinde ise bidayeten ya da diğer nizami mahkemelerde görülüp re’sen veya tarafların isteğiyle kendisine gönderilmesi durumunda istinafen çözümlerdi. Görülen davanın sonucu kişilerle hükümet arasındaki uyumazlığa değinmekte ise o davayı şurâ-yı devlete sevkederdi.
Divan-ı Ahkâm-ı Adliye, gerek bidayet ve gerekse istinaf görevi yapan meclislerin verdiği hükümler önüne geldiğinde davanın sürecini izler, duruşma yöntemini ve kararı yasaya uygun bulmadığı taktirde ilamı gerekçesini belirterek bozar, tekrar hükmü veren mahkemeye veyahut uygun bulacağı bir başka mahkemeye gönderirdi.
Divanın duruşma ve hükümlerine, yürütme ile görevli kişilerden hiç kimse karışamaz ve etkileyemezdi. Yürütme ile görevli hükümet, yalnız işlerin yetkili ve görevli yerlere gönderilmesi için davaların ayırt edilmesi ile divan hüküm ve kararlarının yerine getirilmesi hususunda görevliydi.
Esas tüzük, divanın her dairesini hem ilk mahkeme; hem de üst mahkeme olarak görevlendirmiştir ve ceza davalarında temyiz incelemesinin nasıl olacağı yolunda hüküm koymamıştır. Son maddesinde yer alan davaların çeşitleri hukuk ve ceza dairelerinin yargılama usulleri ile kararlarını nasıl vereceğini gösteren hükümleri içeren düzenlemeler şurâyı devlet tarafından görüşülüp irâde-i şeriyye (padişah iradesi) ile yürürlüğe girerdi.
Divan-ı Ahkâm-ı Adliye önüne gelen davalar, önce mümeyyizler tarafından incelenip gereken yasal hükümler uygulanarak ilgili dairede duruşmalı olarak görülür ve çözümlenirdi. Kural olarak açık cereyan eden duruşmalar, gerekli görüldüğünde gizli de yapılabilirdi. İdare, Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’nin duruşma ve hükümlerine müdahale edemezdi, ancak işlerin havalesi ve divan hükümlerinin yerine getirilmesiyle görevliydi.
1285 (1868) tarihinde Divan-ı Ahkâm-ı Adliye başkanlığı bakanlığa dönüştürülmüş, zaten kabinenin üyesi bulunan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye başkanı nazır (bakan) unvanını almıştır. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye nazırlığı 1293 (1876)’dan itibaren Adliye Nezareti adını almış, Mahkeme-i Temyiz de 1296 (1879) yılında buraya bağlanmıştır. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Mahkeme-i Temyizinde birinci başkanlık kabul edilmiştir. Cevdet Paşa, iki yıl kadar gerek başkan ve gerekse bakan unvanıyla bu görevde bulunmuştur. Bu nedenle Ahmet Cevdet Paşa’yı Yargıtay’ın ilk Başkanı olarak kabul etmek gerekir. Mecelle’nin hazırlanmasıyla uğraştığından 1870 yılında bu görevi son bulmuştur.
MAHKEMELER KURULUŞ KANUNU (18.06.1879)
Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin bünyesi içinde olan temyiz mahkemesinin yerini, bağımsız bir yapılanmaya sahip olan temyiz mahkemesi almıştır. 1879 tarihli teşkilat ve hukuk kanunları ile temyiz konusunda yeni düzenlemeler getirilmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere Divan-ı Ahkâm-ı Adliye kaldırılarak yerine bağımsız Mahkeme-i Temyiz oluşturulmuştur.
18.06.1879 tarihli Nizamiye Mahkemeleri Kuruluş Yasası, Hukuk usulüne ilişkin 22.06.1879 tarihli (Usulü Muhakeme-i Hukukiye Kanunu Muvakkati) yasa ile Ceza usulüne ilişkin 25.06.1879 tarihli (Usulü Muhakematı Cezaiye Kanunu Muvakkati) yasa birbirini takip eder. Her üç yasa da geçici kanun olarak çıkarılmıştır. 1876 tarihli Anayasanın 36. maddesi hükmünce, Mebuslar Meclisinin toplanmasında kanun olarak teklif edilmek üzere yürürlüğe konulmuşlardır. Her üç yasanın başlığında da “Meclisi Mebusan’ın içtimaında kanuniyeti teklif olunmak üzere” ibaresi yer almıştır.
27 Cemaziyülahır 1296 (18.06.1879) tarihli nizamiye mahkemeler kuruluş yasasına göre Yargıtay eskisi gibi yine en yüksek mahkemedir. Yasanın 1. maddesinde Nizamiye Mahkemelerinin Ceza ve Hukuk mahkemeleri olmak üzere ilk mahkeme, üst mahkeme (istinaf mahkemesi) olarak da iki derece olduğu bunların üstünde Yargıtay’ın bulunduğu açıklanmıştır.
Kabahate ilişkin ceza davaları ile hukuk davalarının hem ilk mahkemede, hem de üst mahkemede görülebileceği, ağır ceza gerektiren davaların ise Ağır Ceza Mahkemeleri ile Yargıtay’da bakılabileceği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay, eskisi gibi Divan-ı Ahkam-ı Adliye içinde bir mahkeme olmayıp, Bağımsız Yüksek mahkeme olmuştur.
Divan-ı Ahkam-ı Adliyedeki Yargıtay, Divan-ı Ahkam-ı Adliye nazırına bağlıydı, ancak Nizamiye Mahkemeleri Kuruluş Yasasına göre tüm mahkemeler gibi Yargıtay da Adalet Bakanlığına bağlanmıştır.
1879 tarihli Teşkilat ve Hukuk Usulleri Kanununun 40. maddesine göre, Mahkeme-i Temyiz hukuk ve ceza dairelerine ayrılmıştır. Bir Reisi evvel (Birinci Başkan ), bir de Reisi Sani (İkinci Başkan) bulunmaktadır. Birinci başkan bulunduğu daire ile her iki dairenin beraberce toplandığı zamanlarda kurula başkanlık ederdi. Ceza dairelerinde on, hukuk dairelerinde altı üye yer alırdı. Bu dairelerden her birinde bir başmümeyyiz ile gereği kadar mümeyyiz ve zabıt katibi bulunurdu.
Osmanlı Devletinin salnamelerinde (yıllık) yapılan araştırmalar sonucunda; 1286 hicri yılı ile hicri 1293 yılından önceki salnamelerde bağlı olduğu yer Divan-ı Ahkâm-ı Adliye olarak belirlenmiş iken, Hicri 1293 yılına ilişkin salnamede ilk kez Adliye Nezareti Celilesine (Adalet Bakanlığı) olarak değiştirilmiştir. Ayrıca Mahkeme-i Temyiz Dairesinin yeniden oluşumundan da söz edilmiştir. Buna göre ceza dairesi başkanı Sadullah Bey, Reisi evvel (1. Başkan) olarak anılmıştır. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’ye ilişkin divan ile ilgili iki tüzükte de birinci başkan bulunmamaktadır. 1294, 1295 ve 1296 hicri yıllarına ilişkin (yıllık)da Mahkeme-i Temyiz, Adliye Nezaretine bağlı olarak gösterilmiş olup, Birinci Başkan olarak da aynı zamanda ceza dairesi başkanı olan İrfan Paşa (1294 yıllığı, s.119; 1295 yıllığı s.117; 1296 yıllığı s.62) belirtilmiştir.
Yargıtay Başkanlarından Dr. A.Recai seçkin “Yargıtay’ın Tarihçesi Kuruluş ve İşleyişi” adlı yapıtında konuya şöyle açıklık getirmiştir:
Adliye Nezaretinin kuruluşunun, Divan Nazırlığının kaldırılmasının ve Yargıtay başkanlarından birine birinci başkanlık verilmesinin mutlaka hukuki bir dayanağının olması gerektiğini, araştırdığını ancak somut bir belgeye ulaşılamadığını açıklamıştır. Düsturlarda bulunan Adliye Nezaretinin kuruluş ve görevlerini gösteren hukuki dayanak (Birinci tertip, Düstur, Cilt 4, 5, 125 vs ) 29 Cemaziyevvel 1296 ve 8 Mayıs 1295 tarihli Nizamnamede (Adliye ve Mezahip Nezaretinin ve Devairi Mevbutası Vezaifi Nizamname) Divan-ı Ahkâm-ı Adliye veya mahkeme-i temyizin kuruluşundaki değişikliği gösteren bir hüküm bulunmamaktadır. Olduğu kabul edilse dahi, 1293 tarihinden beri fiili olarak var olan durum için dayanak sayılamaz. 27 Cemaziyevvel 1296 tarihli Nizami mahkemeler kuruluşunda “hukuk ve ceza daireleri olarak iki daire ile hukuk dairesinde altı ceza dairesinde on üyeden oluştuğu” açıklanmıştır. Yazılanlardan anlaşılan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye nazırlığı, adliye nazırlığına çevrilmiştir. Mahkeme-i Temyiz olarak Yargıtay’ın adliye nazırlığına bağlanması ancak 17 Cemaziyelevvel 1296 (18.06.1879) günlü Nizamiye Mahkemeleri Kuruluş Yasası ile gerçekleşmiştir. Divan nezaretinin Adliye Nezaretine hangi hukuki gerekçeyle çevrildiği gösterilmemiştir. Dr. A. Recai Seçkin’e göre “Divan Nazırlığının, Adliye Nazırlığına nasıl çevrilmiş olduğu ve 1293 tarihli ve sonrasında, Nizamiye Mahkemeleri Kuruluş Yasasının kabulüne (1296) değin, Yargıtay Başkanlarından birine, hangi hukuki dayanak gereğince “Birinci Başkanlık” unvanı verildiği konusunda yazılı belge ve yasal dayanak olmamakla birlikte, eylemli olarak kazanılan unvan olduğu, Osmanlı salnamelerinde 1293 tarihinden itibaren yer aldığı yapılan araştırmalardan anlaşılmıştır.
Hicri 1293 tarihli salnameye göre; Adliye Nazırı Ahmet Cevdet Paşa’dır. Ahmet Cevdet Paşa 2 Zilkade 1292’de, Milli Eğitim Bakanı iken Adalet Bakanlığına atanmıştır. Cevdet Paşa’nın Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) olmasından sonra divanda dairelerden birinin başkanının divanı temsilen reisi evvel (1. Başkan) olarak uygulamada ve salnamelerde (Devlet yıllığı) yer aldığı, tarihlere dikkat edildiğinde anlaşılmaktadır.
1292 tarihinde Ahmet Cevdet Paşa Adliye Nazırı olarak irade ile atanmış, hicri 1293 tarihli salnamelerde ise, Sadullah Bey Reisievvel (Birinci Başkan) olarak yer almıştır. Dr.A. Recai Seçkin bu konuda, o tarihteki (1967) Başbakanlık Arşiv Dairesi Genel Müdürü olan Murat Sertoğlu’na yazdığı yazı üzerine Murat Sertoğlu “Divan’ın Adalet Bakanlığına çevrilmesine hukuki dayanak olacak nitelikte yazılı belge bulunamadığını, eylemli bir durumun salnamelerde bu şekilde yer aldığı düşüncesinde olduğunu yazı cevabında açıklamıştır.
Mithat Sertoğlu’nun Yazdığı Bir Mektubun Adliye Nezaretinin ve Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin Kuruluşuna İlişkin Bölümü
“Bizde, Adalet Bakanlığı, ilkönce (11 Ramazan 1252) tarihinde (Divan-ı Deavi Nazırlığı) adı altında kuruluyor. Bunun hakkındaki bilgi, Serkis Karakoç Külliyatındadır (Fihrist Cildi II, Sah. 3). Bu Külliyat, halen Ankara’da (Türk Tarih Kurumu)nda bulunmakta olduğu için metnin aslını orada bulabilirsiniz.
Divan-ı Deavi Nazırlığı, 1284 yılında ilga ediliyor. Buna mukabil, Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Nazırlığı kuruluyor, bir de bunun kararlarını icra etmek üzere icra dairesi tesis ediliyor. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’nin kuruluşu bir Takriri Ali iledir. Bul bilgiler, birinci tertip düsturun birinci cildinin 325, 322 ve 349. sahifelerinde mevcut. Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin kurulması hakkında bir Hattı Hümayun var yani kuruluş buna dayanıyor. Bu Hattı Hümayunun metni de birinci tertibin birinci cildinin keza 325. sahifesindedir.
Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Nazırlığı, 1294 yılına kadar böylece devam ettikten sonra (Adliye Nazırlığı) diye anılmaya başlanıyor. Ancak, bu hususta resmi bir vesika yok. Fiilen muamelatta görülüyor. Bir de Devlet Salnamelerinden anlaşılıyor. Nihayet, 29 Cemaziyelevvel 1296 tarihinde (Adliye ve Mezahip Nezaretinin ve Devairi Merbutasının Vezaifi Nizamnamesi) çıkıyor. Bu, Adliye Nezareti Teşkilatını kuran Nizamnamedir. Metni birinci tertip Düstur’un 4. cildinin 125-131. sahifelerinde mevcuttur. Bu nizamname, 28 Zilhicce 1296 tarihli İradeye dayanmaktadır. Bizdeki Nizamat Defterlerinde böyle bir kayıt var. İrade şu şekilde:
İşbu Nizamnamenin düsturülamel tutulmasına İradei Seniyyei Hazreti Padişahı mütüellik ve şerefsüdur buyurulmuş olmakla Divan-ı Hümayun Kalemine kaydettirilerek indelicap iktizası icra olunmak. 28 Zilhicce 1296.
….benim yaptığım araştırma bu sonucu verdi.”
İstinaf Mahkemeleri
İstinaf mahkemeleri 1876 yılında kabul edilen Mecellenin 1838. maddesi ile yargı hayatına girmiştir. Yeniden başlama anlamına gelen istinaf, hukuk terimi olarak ilk derece mahkemesinden verilen hükmün üst mahkemede incelenmesi demektir.
18.6.1879 tarihli Nizami Mahkemelerin Kuruluş Yasası’na göre, ilk dereceli mahkemenin üstünde, Yargıtay’ın altında bir mahkemedir.Yargıtay’ın işini azaltmak ve onu bir içtihat mahkemesi haline getirmek için kurulmuştur.
Sözü edilen yasa hükmüne göre, her ilde bir istinaf mahkemesi bulunmaktadır. Ancak uygulamada sadece büyük mahkemelerde yaşama geçirilebilmişti. Her istinaf mahkemesi bir başkan ile dört üyeden oluşmaktadır. İki mahkemeye bölünmesi gerektiğinde her istinaf mahkemesi iki asıl iki fahri üyeden oluşmaktadır.
Fahri üyelerin atanması, her ilden seçilecek altı kişi isminin Vilayet İdare Meclisine bildirilmesi şeklinde olmaktadır. Meclis bildirilen isimlerden ikisini seçmekte, seçilen iki kişi bir yıl hizmet gördükten sonra geride kalan ikisi bir yıl çalışmakta, en sona kalan iki kişi de üçüncü yılda görev yapmaktaydı. Böylece üç yılda bir seçim yenileniyordu.
Tabii seçilen bu kişilerin Adalet Bakanlığı’nca da atanması zorunluluğu vardı.
İstinaf mahkemesine atanabilmek için en az otuz yaşında bulunmak ve dört yıl ilk dereceli mahkemelerde üyelik yapmak gerekmekteydi.
İstinaf mahkemesi başkanlığı Yargıtay üyeliği ile, istinaf mahkemesi üyeliği ise ilk derece mahkemesi başkanlığı ile eş değerde tutulurdu. 1907 tarihinde vilayetlerin Adli Teşkilatının değiştirilmesi üzerine, Tanzimatın getirdiği sistemle, iki üyesi müslüman iki üyesi gayrimüslümlerden oluşan istinaf mahkemesi sonrasında iki üyeli ve 1913 yılında tek hakimli olarak düzenlenmiştir.
İstinaf mahkemeleri 1924 yılında kabul edilen 469 sayılı yasa ile ortadan kaldırılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında yeter sayıda yetenekli hakim bulunmaması ve işlerin bu mahkemelerde yıllarca sürüncemede kalmasının Batı hukuk sistemine geçiş döneminde adaletin hızlı gerçekleşmesine engel olduğu düşünülerek kaldırılmıştır.
Uygulama bakımından; istinaf mahkemeleri bir olay, soruşturma, yargılama ve hüküm mahkemesi olduğu halde; Yargıtay mahkemelere sunulmuş olayların usulü dairesinde incelenip hukukun iyi uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmekle görevlendirilmiştir.
Mahkeme-i Temyiz 1922 yılında İstanbul’un Ankara hükümetine bağlanışına kadar varlığını sürdürmüş, bu tarihten itibaren elindeki dosyaları 7 Haziran 1336 (7 Haziran 1920) yılında Sivas’ta Muvakkat Temyiz Heyeti Teşkiline dair kanun ile kurulan temyiz heyetine devretmiştir.
SİVAS MUVAKKAT TEMYİZ HEYETİ DÖNEMİ (1920-1923)
7 Haziran 1920 tarihinde TBMM Hükümeti tarafından kabul edilmiş ilk yasalardan olan 4 sayılı yasa ile merkezi Sivas ilinde olmak üzere biri Hukuk, biri Ceza, biri Şer’iye ve biri de Dilekçe Dairesi olmak üzere 4 daireden kurulu Temyiz Heyeti (Yargıtay) oluşturulmuştur. Ancak İstanbul’da bulunan Yargıtay da bu sırada varlığını sürdürmüştür. 04.11.1922 tarihinde İstanbul’un Milli Hükümet buyruğu altına girmesi sonucu her iki Yargıtay’ın birleştiği hususu İstanbul’daki Yargıtay’da bulunan dosyaların Sivas’taki Yargıtay’a gönderilmiş olmasından anlaşılmaktadır.
Yargıtay’ın Sivas’ta kuruluşu ile eş zamanlı, çalışma usulü ve sistemi konusunda yeni yasalar çıkarılmamış olduğundan, bu hususlarda Osmanlı Devletinin yürürlükte bulunan yasaları uygulanmaya devam olunmuştur. Zamanla çıkan yasalar içine konulan birtakım hükümlerle, Yargıtay’ın çalışma sisteminde, kararların bozma nedenlerinde ve dosyaların temyizinde uygulanacak prosedürde değişiklikler yapılmıştır. Örneğin 28.03.1923 tarih ve 317 sayılı yasa düşman işgali sırasında verilmiş olan şeri, hukuki, ticari ve icrai hükümlerin, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte kesinleşmemiş olması ya da temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olması durumunda temyiz edilebilmesi için özel süreler getirmiştir. Aynı şekilde yasa ikinci maddesi ile işgal altında bulunulan dönemde verilen ceza kararlarının ve memurin muhakematına dair yasa gereğince yapılan işlem ve yargılamaların da temyizini mümkün kılmıştır. Yasa ile getirilen değişiklik ve yeniliklerin başlangıcı için, “düşman işgalinden kurtulma” söz konusu edildiğinden, bu Yasanın yürürlüğe girme tarihi her bölge için değişik olmuştur. Zira Yasada yürürlük tarihi “kanunun bölgedeki gazetede yayımlanması” veya gazete yoksa “usulünce duyurulması” olarak belirlenmiştir.
Cumhuriyet döneminin ilk Yargıtay’ı olan ve Sivas Temyiz Heyeti adıyla kurulan bu Yüksek Mahkeme İstanbul’da bulunan Temyiz Mahkemesi ile birleştikten sonra, 14.11.1923 tarihli ve 371 sayılı yasa ile Anadolu ve Rumeli’de bulunan illerin kurtuluşlarını (özellikle İstanbul ve İzmir’i) müteakip dava dosyalarının ve temyiz edilen dosya sayılarının artması, bu dosyaların Sivas’a ulaşmasının güçlükleri gibi gerekçelerle Sivas’tan Eskişehir’e nakil ile Mahkeme-i Temyiz adını almıştır.
TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURULUŞU VE ESKİŞEHİRDE TEMYİZ MAHKEMESİ DÖNEMİ (1923-1935)
14.11.1923 tarihli ve 371 sayılı yasa ile Yargıtay’ın Sivas’tan Eskişehir’e nakli ile birlikte bazı yapısal değişiklikler de getirilmiştir.
4 Sayılı yasada belirtilen Hukuk, Ceza, Şer’iye ve Dilekçe Dairesine ilaveten, bu yasanın ikinci maddesinde Sulh Dairelerinden de söz edilmesi Yargıtay’daki Daire sayısının artırılmış olduğunu göstermektedir.
Dairelerde bir başkan ve dört üyenin bulunacağı hükmü bu yasada da tekrar edilmiş, Birinci Başkanlığın, Adalet Bakanı tarafından başkanlardan birisine tevdii edileceği ve seçilen Birinci Başkanın kendi Dairesi ve Genel Kurula başkanlık edeceği kuralına yasanın üçüncü maddesinde değinilmiştir.
Yasa ile getirilen yenilikler ise; Yargıtay’da üç yedek üyenin bulunması, bir Yargıtay Başsavcı Başmuavini bulunacağı, Başsavcı muavini sayısının ikiden dörde çıkarılması ayrıca her dairede lüzümu kadar başmümeyyiz, mümeyyiz ve katiplerin bulundurulması olarak göze çarpmaktadır. Mümeyyizler Dairede yazılan yazıları düzeltmekle görevli kişilerdir.
Bu Yasa ile getirilen yeni hükümlerle, 4 sayılı yasa hükümlerinin birbirine aykırı olması durumunda, 4 sayılı yasanın aykırı olan hükümleri mülga sayılmıştır. Bu bağlamda, aykırı olmayan 4 sayılı yasa hükümlerinin geçerli olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay’ın Eskişehir’de faaliyete başlamasından sonra, 08.04.1924 tarih ve 469 sayılı yasa ile mevcut olan Şer’iye Dairesi kaldırılarak Hukuk Dairesi sayısı Dilekçe Dairesi sayısı ikiye çıkarılmıştır.
Şer’iye Dairesinin kaldırılmasına ilişkin bu değişikliğin, halifeliğin kaldırılmasından hemen sonra yapılmış olması, Türkiye Cumhuriyetinde din işleri ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına yönelik iradenin önemli bir göstergesidir.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında; Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu üzerine çalışmalar yapması üzere iki komisyon kurulmuştur: Ahkam-i Şahsiye ve Vacibat. Ancak komisyonların hazırladıkları tasarılar ile devrimlerin bağdaşmadığına inanan Cumhuriyet Hükümeti, İsviçre Medeni Kanununun ve Borçlar Kanununun, bazı değişikliklerle, bütün olarak alınıp benimsenmesine karar vermesi sonucu her iki Kanun da 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Türk Ceza Kanunu, 1889 tarihli İtalyan Ceza Kanununun benimsenmesiyle 1 Mart 1926 tarihinde kabul edilmiştir.
Ticaret Kanunu 29 Mayıs 1926 tarihinde kabul edilmiş ve 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 1850 tarihli Kanunname-i Ticaret’in yenilenmesi amacıyla 1916 yılında hazırlanan bir projeden esinlenilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Neuchâtel Kantonu Hukuk Usulü Kanunu örnek alınarak hazırlanmış ve Ekim 1927’de yürürlüğe girmiştir.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 1877 tarihli Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu örnek alınarak hazırlanmış ve 20 Ağustos 1929 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Deniz Ticareti Kanunu, Alman Hukukundan esinlenilerek hazırlanmış ve 13 Mayıs 1929 tarihinde kabul edilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu, İsviçre’deki İcra ve İflas Kanununun benimsenmesi yoluyla hazırlanmış ve 4 Eylül 1932 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
766 SAYILI HAKİMLER KANUNU İLE GETİRİLEN YENİLİKLER VE BU DÖNEMDE YARGITAY
20.03.1926 tarihinde çıkarılan 766 sayılı yasaya kadar hakimlerin seçimi, dereceleri, terfileri, ödüllendirilmeleri ve soruşturmalarına ilişkin olarak geniş kapsamlı ve ayrıntılı bir özel yasa çıkarılmamıştır. Bu yasa ile hakimlere ilişkin düzenlemelerden başka geçici maddeler başlığı altında yazılı otuzyedinci maddede Temyiz Mahkemesi’nin (Yargıtay’ın) “Cumhuriyet Merkezi”ne gelmesinden de bahsedilmiştir.
766 sayılı yasada genel olarak şu düzenlemelere yer verilmiştir.
Hakimler iki sınıf olup; birinci sınıfta, yargılama yapmakla görevli hakimler, icra reisleri ile yardımcıları, savcılar ve yardımcıları, Bakanlık teftiş kurulu başkanı ile müfettişleri ve personel, hukuk ve ceza işleri müdürleri yer almakta; ikinci sınıfta ise Temyiz Mahkemesi hakimleri, Başsavcı ve Bakanlık Müsteşarı bulunmaktadır. Kanun metni içinde yapılan bu ayrım şimdiki birinci sınıf hakimlik gibi olmayıp sadece iki grup olarak yapılan ayırımdan ibarettir. Hakimler arasında yapılan sınıflandırma ve bu sınıfların hangi kişileri kapsadığı hususları ayrıntılı bir şekilde düzenlendikten sonra atamalarının nasıl olacağı, atanan yerlerin derecelendirilmesi ile sınıfların nasıl değişeceği de etraflı bir şekilde açıklanmıştır.
Yargıtay üyeleri, birinci sınıf hakimlerin altıncı derecesinde en az üç yıl çalışmış olan ve yükselme defterine adı yazılmış olan hakimler arasından seçilecektir.
Hakimlik mesleğine kabul için Türk olmanın yanında, yirmi yaşını doldurmuş olmak askerliğini yapmış ya da ilişiği olmamak, bulaşıcı hastalığı ve göreve engel başka bir rahatsızlığı bulunmamak, ağır hapis cezası ya da görevi kötüye kullanmak ya da “namus ve haysiyete” dokunur suçtan ceza almamak, Hukuk Fakültesi ya da hukuk mektebi mezunu olmak gibi şartlar aranmıştır. Şartları tutanların da bir mahkeme yanında zabıt yazma işini en az altı ay yapmak suretiyle uygulama deneyimi kazanmaları da öngörülmüştür.
Hakimlik mesleğine seçilme, meslekte yükselme, sınıf değiştirme, işten el çektirme, ödüllendirme ve soruşturma ile ilgili tüm işlerini “intihap encümeni” adında bir kurulun yapacağı, Kurulun Yargıtay’dan bir başkanın başkanlığında, bakanlık müsteşarı, üç Yargıtay üyesi, personel işleri müdürü, hukuk işleri müdürü, ceza işleri müdürü ve teftiş kurulu başkanından oluşmaktadır. Adalet Bakanı ise Kurulun doğal başkanıdır. Yargıtay’dan kurula seçilen başkanın kurula katılmaması durumunda ise müsteşarın vekalet edeceği, oylamalarda oyların eşit çıkması halinde başkanın bulunduğu tarafın tercih edileceği, Kurulun toplantı yapabilmesi için de en az altı üyenin katılımının zorunlu bulunduğu verilen kararların Adalet Bakanı tarafından “tasdik-i Ali”ye sunulacağı düzenlenmiştir.
Kurul kararları gerekçe gösterilmek suretiyle Bakan tarafından reddedilebileceği kuralı konulmuş olmasına karşı bu reddin nasıl yapılacağı ve izleyen işlemlerin nasıl olacağı konusunda bir açıklama getirilmemiştir. Kurulun soruşturma işlemlerinin ilgililere tebliğinden sonra, 15 gün içinde ilgililerin itiraz hakkı bulunmaktadır. İtiraz üzerine Yargıtay Başkanlığına gönderilen dilekçenin oluşturulan bir heyet tarafından inceleneceği ve bu heyetin kararının kesin olacağı, gereğinin ise Bakanlıkça yapılacağı, ancak hakimlikten çıkarma cezası; ağır hapis veya “o derecede bir ceza” veya “namus ve haysiyete dokunur” bir cürümden dolayı verilmiş ise derhal yerine getirileceği belirtilmiştir.
Yargıtay Üyelerinin birinci sınıf hakimler arasından ve en az üç yıl bu derecede görev yapmış ve terfi defterinde adı yazılı olan hakimler arasından veya hakim seçilebilmek için gerekli şartları taşıyan, yirmi yıl avukatlık yapmış olan ya da üniversitede veya Hukuk Mektebinde on yıl öğretim görevlisi olarak çalışmış bulunanlardan “metin ahlakıyla” tanınmış kişilerin seçilebilmesi öngörülmüştür.
Yargıtay üyeliklerinde boşalma olduğunda; Adalet Bakanı tarafından yasada aranan şartları taşıyan altı kişinin isimlerinin Yargıtay Başkanlığına bildirilmesi, avukat ve öğretim üyelerinden bildirilen isimlerin bu miktarın üçte birini geçemeyeceği, bu bildirim üzerine Yargıtay Başkanının Genel Kurulu toplayarak bildirilen isimlerin bulunduğu tezkere zarfını heyet önünde açarak adaylar için Başsavcının da katılımı ile gizli oylama yapılması ve en çok oy alan üç kişinin isminin Adalet Bakanlığına bildirilip Adalet Bakanının da bu üç kişiden birini seçerek “tasdik-i Ali”ye sunması şeklinde bir prosedür getirilmiştir.
Yasa ile getirilen hükme göre Yargıtay’ın İkinci Başkanları, Başsavcının da katılacağı Genel Kurul birleşiminde yapılacak seçimde, Yargıtay üyeleri arasından en çok oyu alan üç aday arasından Adalet Bakanı tarafından, Yargıtay Başsavcısı, ikinci sınıfta sayılan hakimler arasından Adalet Bakanı tarafından doğrudan doğruya ve Yargıtay Başkanı da Yargıtay ikinci başkanları ve Yargıtay Başsavcısı arasından Adalet Bakanı tarafından seçilecektir.
Yargıtay üyelerinden birinin görev ve memuriyetine ilişkin işlediği suçlardan dolayı soruşturması Bakanlık tarafından görevlendirilecek temyiz başkanlarından biri ve savcı olarak da Başsavcı tarafından yapılmakta, Başsavcı hakkındaki soruşturmada savcılık görevini temyiz başkanlarından biri yürütmektedir. Şahsi suçlar için de bu usul geçerli olmaktadır. İşlenen suç cinayet ise soruşturma genel hükümlere göre yapılmakta, soruşturma sonucu Yargıtay Ceza Dairesi tarafından lüzum-u muhakeme kararı verilirse evrak Yüce Divana sevk edilmek üzere Adalet Bakanlığına gönderilmektedir. Hakimlerle birlikte suça iştirak eden hakim olmayanların yargılamaları da hakimlerin tabi olduğu usule göre birlikte yapılmaktadır.
834 SAYILI MAHKEME-İ TEMYİZ TEŞKİLATININ TEVSİİNE DAİR KANUN DÖNEMİ
766 sayılı Hakimler Kanunundaki yukarıda açıklanan düzenlemelerden kısa bir süre sonra çıkarılan 834 sayılı “Mahkeme-i Temyiz Teşkilatının Tevsiine Dair Kanun” adıyla çıkarılan yasaya göre Yargıtay’daki Daire sayısı üç Hukuk ve üç Ceza Dairesi olmak üzere altıya çıkarılmış, bu Dairelerden her birinin görevinin 834 sayılı bu yasa, Yargılama Usulü ve Sulh Hakimleri Kanunu ile belirleneceği ifade edilmiştir.
Dairelerden her birinde bir başkan ve altı üyenin bulunacağı ve heyetin beş kişi ile oluşacağı, Genel Kurulun ihtiyaç duyması halinde üç adet yedek üyenin de bulunabileceği, Daire başkanının üzerinde bir başkan ve başsavcılık refakatinde bir başmuavin ile yeteri kadar muavin bulunması öngörülmüştür.
Daireler arasındaki işbölümüne ilişkin olarak getirilen kurala göre de Ceza Bölümünde; idam cezası, müebbet ağır hapis ve muvakkat ağır hapis, müebbet sürgün, beş seneden fazla hapis, kamu hizmetlerinden sürekli yasaklanma cezalarını gerektiren suçlara ait hükümlere Birinci Daire ve Birinci Dairenin görevi dışında kalan cürümlere veya bu davalara bağlı tüm hükümlerle cezada davanın nakli, Ceza Usul Yasasının otuz altıncı maddesiyle temyize gönderilmiş kısma ilişkin merci tayini konuları İkinci Daire ve kabahatlere ilişkin davalar ile tüm özel yasalardan doğan davalar ile isim, yaş ve kayıt tashihi davalarına Üçüncü Daire bakacaktır.
Yargılamaları temyize gönderilen hakim ve valilerin, yargılamaları eylemin niteliğine göre benzer eylemlerde temyiz mercii olan Dairelere ait olup bu yargılamalarda verilecek kararların temyizine Ceza Genel Kurulu bakacaktır.
Hukuk davalarının temyizinde ise Birinci Hukuk Dairesi; ikinci ve üçüncü hukuk dairesinin görevi dışında kalan hukuk ve ticaret davalarında, İkinci Hukuk Dairesi ayni haklar hariç olmak üzere şahsa, aileye ve mirasa ilişkin hukuk işleriyle, her ne şekilde olursa olsun hukuk ve ticarette davanın nakli ve merci tayini hususlarında, Üçüncü Hukuk Dairesi de Sulh Hakimleri Kanunun hükümlerine dayalı olarak sulh mahkemelerinden verilmiş hukuk ve ticaret işlerine dair kararları incelemekte görevli sayılmıştır.
Yargıtay Birinci Başkanı Genel Kurullara başkanlık eder ve bu kurullara gönderilen işleri düzenler ve yönetir. İşi çok olan daireye işi az olan daireden geçici olarak üye görevlendirebilir. Yargıtay’a yapılacak seçimlerle ilgili olarak Bakanlık ile irtibat halindedir. Daire başkan ve üyeleri Birinci Başkan gerekli gördüğü takdirde Genel Kurulda Birinci Başkana yardım ve Birinci Başkanın nezaretinde Başkanlardan en kıdemlisi kendisine vekalet edebilir.
Yargıtay Genel Kurulları hukuk ve ceza olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Ceza Genel Kurulu ceza dairelerinden, Hukuk Genel Kurulu ise hukuk dairelerinden teşekkül eder. Her iki Genel Kurul da kendi üye toplam sayılarının üçte ikisinin toplanması ile toplantı yeter sayısına ulaşır. Toplananların üçte ikisinin oyu ile de karar yeter sayısı sağlanmış olur. Genel Kurullarda çoğunluğun sağlanamadığı durumlarda o kısımdan müzakereye katılmamış olan üyeler çağrılır. Bu suretle de ekseriyet temin olunamaz ise bu durumda her iki Genel Kurul toplantıya çağrılarak mutlak çoğunluk sağlanıp karar verilir.
Yargıtay’ın iki dairesi veya bir dairenin kararları arasında aynı konulara ilişkin birbirine zıt kararlar olduğunda ya da istikrar kazanmış bir içtihadın değiştirilmesi gereği doğduğunda Yargıtay Başkanı ilgili dairelerden birbirine aykırı kararları ve içtihadın değiştirilmesine ilişkin nedenleri ister ve özeti ile birlikte toplantı gününü belirleyerek toplantıdan en az üç gün önce Genel Kurula dağıtır. Bunun üzerine ilgili daireler de üyelerinden birini kendi dairelerinin görüşlerini etraflıca açıklaması ve savunması için görevlendirir. Her bölümün üçte ikisi ile oluşacak Genel Kurul ve ceza işlerinde Başsavcının da katılımı ile durum incelendikten sonra toplanan mevcudun üçte ikisi ile alınacak karar benzer olaylarda emsal olur. Bu konulardan Yargıtay Başkanı, Başsavcının veya dairelerin göndermesiyle haberdar olabileceği gibi resen de haberdar olup yukarıdaki şekilde içtihatlardaki aykırılığın giderilmesini sağlayabilir.
Ceza işlerinde karar düzeltme ancak hükmün kişi veya mahiyete doğrudan doğruya etkili olan bir hususun temyiz dilekçesinde veya tebliğnamede ileri sürülmüş olmasına rağmen ilamda dikkate alınmamış olması halinde mümkün olmaktadır. Karar düzeltme istemi Başsavcıya aittir. Bu istem üzerine temyiz incelemesi asıl kararı vermiş olan dairece yapılır.
Mahalli savcılar kendiliğinden ya da ilgililerin başvuruları üzerine Başsavcının dikkatine sunulmak üzere belgeleri gönderirler. Ancak yapılan başvuruyu düzeltilecek bir husus olarak görmezlerse sırf başvuru nedeni ile kararın uygulanmasını erteleyemezler.
Başsavcı karar düzeltme için yapılan başvuruyu inceledikten sonra eğer gerek görürse ilamın icrasını veya ertelenmesini derhal mahalline bildirir.
Ceza Dairelerinin kararlarına karşı Başsavcının kararın kendisine tevdii tarihinden itibaren iki hafta içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz hakkı vardır.
834 sayılı yasadaki bir düzenleme Teşkilat ve Usulü Muhakemat kanunlarıyla sair kanunların bu kanuna aykırı hükümlerin mülga olduğu şeklindedir ki bu hüküm ile önceki yasalarla çelişen hükümler nedeniyle farklı uygulamaların ortaya çıkmasının önüne geçilmek istenmiştir.
18.06.1879 tarihli Nizamiye Mahkemeleri yasasına göre; üye seçilebilmek için, ilk derece mahkemesi başkanlığı ile istinaf üyeliğinde veya bu memuriyetlerin ikisinde dört yıl çalışmak zorunluydu.
24.06.1913 tarihli Hâkimler ve Adliye Memurları seçim tüzüğüne göre Adliye Nezaretine bağlı nizami mahkemelerin hakimlerinin rütbe ve dereceleri belirlenmiş; Mahkeme-i Temyiz başkanı, başsavcı ve istinaf mahkemesi birinci başkanının doğrudan nazır tarafından seçilerek, Padişahın onayıyla atanması esası getirilmiştir. Mahkeme-i Temyiz üyeleri ise başsavcının da bulunduğu genel kurulda, adaylar üzerinde görüşme yapıldıktan sonra gizli oy ve genel kurulun üçte iki çoğunluğu ile en az beş yıl hakimlik yapmış, ahlak sağlamlığı ve hukuk bilgisi ile tanınan üç tanesi belirlenerek nazırın da bunlardan birini seçmesiyle atanırlardı. Yargıtay Genel Kurulunca üç aday arasına girebilmek, sonra da Adalet Bakanının tercihleri arasında yer almak gerekmekteydi. 07.09.1914 tarihinde yapılan değişikliğe göre ise; Mahkeme-i Temyiz üyelerinin seçiminde, beş yıl hakimlik görevinde bulunmuş, sağlam ahlak ve hukuk bilgisine sahip altı adayın adını içeren kapalı bir zarf, Adliye Nezaretince Mahkeme-i Temyiz birinci başkanlığına verilir, birinci başkan zarfı genel kurulda açıp okur, adaylar üzerinde görüşme yapılıp genel kurulun üçte ikisi tarafından seçilen üç kişinin adı Nezarete bildirilerek nazır tarafından biri seçilir ve arzolunurdu. Aday olabilmenin ön koşulu kırk yaşını bitirmek ve Adalet Bakanlığınca beş yıl hakimlik yapmış kimseler arasından en az altı kişinin ismini taşıyan listeye girebilmek, Yargıtay Genel Kurulunca 2/3 çoğunlukla seçilecek üç aday arasından Adalet Bakanınca tercih edilebilmek önemliydi.
04.07.1934 günlü 2556 sayılı Hâkimler Yasası uyarınca Yargıtay üyesi seçilebilmek için birinci sınıf hakimler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilerek; Adalet Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan üçlü kararname ile atanmak gerekliydi.
Yargıtay Birinci Başkanı, Başsavcı ile Yargıtay İkinci Başkanları arasından Adalet Bakanınca seçilir, yine Adalet Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan üçlü kararname ile atanırdı. Yargıtay Büyük Genel Kurulunca seçilen ilk Başkan İmran Öktem’dir.
YÜCE DİVAN
İlk 1876 yılında kabul edilen Anayasa ile yargı sistemimize girmiştir. Divan-ı Ali 30 üyeden oluşmaktaydı. Bunlardan onu Heyeti Ayân (padişah tarafından seçilen meclis üyesi) onu Danıştay onu da Yargıtay ve İstinaf reis ve üyelerinden kur’a ile seçilerek atanırlardı.
Divan-ı Ali iki bölümde Divanı İthamiye, Divan-ı Hüküm.
Divan-ı ithamiye dokuz üyeden oluşurdu. Üçü heyeti ayan, üçü Danıştay, üçü Yargıtay ve İstinaf üyelerinden olmak üzere Divan-ı Ali üyeleri arasından kura ile seçilirdi.
Divan-ı Hüküm; yedisi Heyeti Ayan, yedisi Danıştay, yedisi de Yargıtay ve İstinaf üyelerinden olmak üzere 21 Divan-ı Ali üyelerinden oluşurdu.
Divan-ı Ali’nin görevleri; Bakanlar ile Yargıtay Başkan ve üyelerinin ve padişahın kendisini ve makamını tehlikeye sokmaya teşebbüs edenleri yargılamaktı.
1876 Anayasası 20.04.1924 tarihinde kabul edilen yeni Anayasa ile kaldırılmış, Divan-ı Ali’nin de yapısı değişmiştir.
1924 Anayasasına göre Yüce Divan gerektiğinde TBMM.nce kurulmaktaydı.
Görevi; Bakanları, Yargıtay ve Danıştay Başkan ve Üyeleri ile Cumhuriyet Başsavcısını görevlerinden doğacak işler nedeniyle yargılamaktı.
1924 Anayasası gereğince Yargıtay Genel Kurulunca seçilen 11, Danıştay Genel Kurulunca seçilen 10 kişi kendi aralarında Başkan ve Başkanvekilini seçerlerdi. Başsavcı, Yüce divanda Savcı olarak görevliydi. Uygulamada Yargıtay Birinci Başkanları, Yüce Divanlara üye seçilip, Yüce Divanda da Başkanlığa seçilmişlerdir. Bahriye Vekili İhsan beyin yargılandığı Yavuz-Havuz olayında Yüce Divana Birinci Başkan İhsan Ezgi’dir. Gümrük ve Tekel Bakanı Suat Hayri Ürgüplü’yü yargılayan son Yüce Divana ise, Birinci Başkan Halil Özyörük başkanlık etmiştir.
27.05.1960 devriminden sonra 1924 Anayasasının Yüce Divana ilişkin hükümleri çıkarılmış ve Yüksek Adalet Divanı kurulmuştur. Bu divan hem 1924 Anayasasında olduğu gibi Yüce Divanda yargılanması gereken kişileri yargılayacak hem de Demokrat Parti iktidarının Cumhurbaşkanı ile Başbakanını, bakanlarını ve o iktidarda görev yapan kişileri yargılamakla görevlendirilmişti. Yüksek Adalet Divanına ek olarak sanıkların sorumluluklarının araştırılarak “son soruşturma” açmakla yükümlü olan Yüksek Soruşturma Kurulu oluşturulmuştur. Her iki Kurula katılacak hakimler Milli Birlik Komitesince Bakanlar Kurulunun teklifi ile seçilmişlerdir. Yüksek Adalet Divanı hakimlerinin adli, idari ve askeri hakimler arasından seçileceği belirtilmişti. Yüksek Adalet Divanında ve Yüksek Soruşturma Kurulunda Yargıtay’dan birçok Başkan ve Üye görev yapmıştır.
Yüksek Adalet Divanında 1. Ceza Dairesi Başkanı Salim Başol, Başkan, 4. Ceza Dairesi Başkanı Ferruh Adalı, 1. Ceza Dairesi Üyesi Abdullah Üner ve Selman Yörük Üye, 5. Hukuk Dairesi Üyesi Vasfi Göksu ve 5. Ceza Dairesi Üyesi Adil Sanal Yedek Üye, 1. Ceza Dairesi Üyesi Altay Egesel Başsavcı olarak görev yapmışlardır.
Yüksek Soruşturma Kurulunun il başkanı 6. Ceza Dairesi Başkanı Celal Kuralmen, onun görevden çekilmesi ile 2. Hukuk Dairesi Başkanı Hayrettin Şakir Perk Başkan olmuştur.
Yüksek Adalet Divanı çalışmalarını Yassıada da sürdürmüştür. Ancak 15 Eylül 1961 tarihli toplantı ve diğer toplantılar Yargıtay binasında bulunan sonradan yıkılan Kubbealtı denilen bölümde sürdürüldü. Bu dönem de divan başkanlığı 1. Ceza Dairesi Üyesi Selman Yörük tarafından yapılmıştır.
Yüce Divan görevi, 1961 Anayasası ile Anayasa Mahkemesine verilmiştir.
1221 SAYILI TEMYİZ MAHKEMESİ TEŞKİLATINA DAİR KANUN DÖNEMİ (1928-1973)
11.04.1928 tarihinde çıkarılan 1221 sayılı yasa ile Yargıtay’ın yapısı ve işleyişi ile ilgili yeni düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler dairelerin sayısına ve görev alanlarına da etkili olmuştur.
834 sayılı yasa döneminde Hukuk ve Ceza bölümünde üçer daire olmak üzere toplam altı daire mevcut iken hem hukuk dairelerine hem de ceza dairelerine birer daire eklenmek sureti ve ile Yargıtay’daki daire sayısı sekize, ticaret dairesi ile birlikte toplam daire sayısı ise dokuza çıkarılmıştır.
7264 Sayılı ve 11.05.1959 Tarihli “Temyiz Mahkemesi Teşkilatına Dair 1221 Sayılı Kanunun 1, 3 ve 4 üncü maddelerinde tadilat yapılmasına Dair Kanun” İle Yapılan değişikliklere gelince;
Bu yasa ile öncelikle 1221 sayılı yasanın 5859 sayılı kanunla Yargıtay’da bulunan hukuk dairelerinin sayısı sekize çıkarılmış ve bu dairelerin görev alanlarının 7264 sayılı bu kanun ve Hukuk ve Ceza Muhakemeleri Usulü kanunları ve İcra ve iflas Kanunu ve özel yasalarla düzenlendiğine işaret edilerek dairelerin görev alanları tek tek belirtilmiştir.
Temyiz Mahkemesi Teşkilatına Dair 1221 sayılı Ka- nunun değişik l, 2, 3 ve 4. maddelerinde değişiklik yapılmış ve yasaya yeni bir madde eklenmiştir. Değiştirilen 1, 2, 3 ve 4. maddeler ile eklenen maddeye göre;
Yargıtay 9 Hukuk, 7 Ceza, l Ticaret ve l İcra İflas Dairesinden kurulu olup, dairelerden her birinin görevi, bu kanun ve Hukuk ve Ceza Yargılama Usulü Kanunları ve İcra ve İflas Kanunu ve özel kanunlarla belli edilmiştir.
YARGITAY BİRİNCİ BAŞKANLARI VE ADLİ YIL TÖRENLERİ
Osmanlı Yargıtay’ında ilk Başkan, ünlü Hukukçu ve Devlet adamı Ahmet Cevdet Paşadır. Türkiye Büyük Millet Meclisince çıkarılan Yasa ile Sivas’ta kurulan muvakkat Temyiz Heyetinde ayrıca birinci başkanlık yoktu, daire başkanlarından biri bu görevi yürütmekteydi. Eskişehir’deki ilk kuruluşunda da Sivas’taki gibiydi. Yargıtay’ın Eskişehir’deki ikinci kuruluşunda başlı başına bir birinci Başkanlık görevi öngörülmüştür.
Birinci Başkanlarca Adalet Yılını Açış konuşması yapma görevinin önceleri hukuki bir dayanağı yoktu, geleneğe dayalı idi. İlk kez Adalet Bakanı Ali Rıza Türel döneminde 6 Eylül 1943 yılında 1943-1944 Adalet yılının başlaması nedeniyle düzenlenen Açılış töreninde Birinci Başkan Halil Özyürük’ün verdiği söylev, geleneğin başlangıcı olmuştur. Bakan Ali Rıza Türel, törenin amacını belirten konuşmasının ardından sözü Halil Özyürük’e bırakmıştır. Açılış törenleri, Adalet Bakanlığınca düzenlenmekte, çağrılar Bakan tarafından gönderilmekteydi. Açılış törenleri genellikle Ankara Hukuk Fakültesi konferans salonunda yapılmaktaydı. Yalnız, 1955 Eylül’ündeki tören Yargıtay’da (Kubbealtı) denilen ve sonradan yıkılan bölümde yapılmıştır.
1943 Eylül’ünden 1955 Eylül’üne kadar her adli yıl açılışında yapılan törenler 1956 yılında Adalet Bakanlığının ara vermesi nedeni ile dört yıl yapılamamıştır. 1960 yılında Adalet Bakanı Abdullah Pulat Gözübüyük’ün çabaları sonucu yeniden canlandırılmış ve günümüze kadar süregelmiştir. 1961-1965-1973-1975 ve 1979 yıllarında seçim dönemlerine rastlaması nedeni ile tören yapılamamıştır.
1955 yılına kadar yapılan açış konuşmalarında; İstiklal Marşı’nın ardından Yargıtay Birinci Başkanlarınca, meslekten ayrılan Başkan, Üye ve Hakimlerin adlarının açıklanmasının ve iyi dileklerinin iletilmesinin ardından Yargıtay’ın yıllık çalışması hakkında bilgi verildikten sonra, yargının sorunları ve çözüm yolları geniş olarak anlatılırdı. 1943 yılından itibaren köklü güzel bir gelenek olarak başlayan 1973 yılında yasa emri haline gelen söylevler bugüne kadar önemini korumuş, adli yargı mensupları ve toplum tarafından her adli yıl’da merakla yargının hep aynı ve değişmeyen sorunlarının Yargıtay Birinci Başkanı tarafından seslendirilmesi beklenir olmuştur.
1960 yılından sonra yapılan Adli Yıl Açılış söylevlerinde; Yargıtay 1. Başkanları gelişen ve değişen Türkiye ve dünya olaylarına kayıtsız kalmamışlardır. Yargıçlarında aydın ve yurtsever olduğu, her konuda sorumluluk taşıdığı, sadece pozitif hukuk uygulayıcısı olmasının yeterli olmadığı, aksine ideal hukukun ve toplumun gerçekleri bulması konusunda düşünce üretmekle yükümlü olduğu kabul edilmiştir. Özeleştiri yapmanın bireye ve topluma çok şey kazandıracağının bilinci içerisinde Adlı Yıl Söylevlerinde siyasal, ekonomik, toplumsal rahatsızlıkları dile getirmenin tarihsel bir görev olduğu sürekli yinelenmiştir. Yargıtay 1. Başkalarından Halil Özyürük’ün “yeterki, Türk Hakimi Türk yurdunda adaleti daima muzaffer kılmak fikrini, dimağında daima meşale olarak yanık bulundursun” sözünde belirttiği gibi bu görevlerini bugüne kadar topluma ve Türk yargısına yakışan şekilde yerine getirmişlerdir. Adli Yıl Açılış Söylevleri ve içerikleri tarihimiz için önemli yazılı belge niteliği taşımaktadırlar.
Yargıtay Birinci Başkanları, her adli yıl açılısında aynı sorunları yinelenmekten bıkmayarak çözüm yolları aramaya çalışmışlar, sorunlara asla karamsarlık, umutsuzluk içinde değil; iyimserlikle yaklaşarak, tarihsel sürecimizden sonuçlar çıkararak, yüce önder Atatürk’ü örnek alarak, hukuk devletine hep inanmışlardır. Demokrasinin temel öğelerinden olan toplumda hoşgörü ve saygı ortamı içinde siyasal inançlar ve faaliyetleri yadırgamadan, düşman olmadan, Anayasa ve yasaların kendilerine tanıdığı hak ve özgürlükler kapsamında hukuk düzenini oluşturan kuralları tekrar tekrar söylemekten bıkmamışlardır.
1943 yılından beri süregelen anlamlı toplantılarda yargının nasırlaşmış sorunları yinelenerek Türk Adalet Teşkilatının yıllarca çok ağır yük ve sorumluluk altında özveri ile çalıştığı tüm açış konuşmalarında değişik ifadelerle tekrarlanmıştır.
Bu arada millet ve hak yolunda, Adalet hizmetinde 140 yılını geride bırakan Yargıtay, köklü mazisi ve anıtlaşmış kararlarıyla saygınlık yaratmıştır. Yargının sorunlarının gelmiş geçmiş bütün yasama ve yürütme organlarınca bilinmesine ve ısrarla çözümleri ile birlikte tekrar tekrar anlatılmasına rağmen, sorunlarımızın çoğuna arzulanan düzeyde adil, kalıcı ve gerçekçi bir çözüm getirilememiş olması, son derece üzücü ve geleceğimiz açısından düşündürücüdür.
İlk defa 1977-1978 Adli Yıl Açılışı ,Yargıtay Birinci Başkanı Cevdet Menteş zamanında, Yargıtay’ın o günlerde hizmete açılan şimdiki konferans salonunda yapılmıştır. Sonrasında ananevi gelenek olarak törenler bir istisna (2001 yılı ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonunda) dışında hep Yargıtay’da yapılmıştır.
Her yıl Adli yıl açılış töreni programında Anıtkabir ziyareti yer almaktadır. Bu anlamlı ziyarette, Yargıtay Birinci Başkanı, Anıtkabir özel defterine tüm Yargıtay mensuplarının duygu ve düşüncelerini yansıtır.
Gerçek Hukuk devleti, çağdaş gelişmeleri yasalarına, hukuk düzenine aktaran devlettir. Toplumu oluşturan fertlerin özellikle devlet içinde hakim olan idare edenlerin yasalara ve yargı kararlarına yürekten inanarak bağlı kalmaları sonucunda çağdaş hukuk sistemine geçebilir. Demokratik hukuk kurallarına uygun yeni düzenlemeler getirilebilir. Akla, bilgiye ve yaşamın içinde olarak toplumun ihtiyaçlarına göre düşünülüp yeni düzenlemeler getirilmesi için yargı kuruluşlarının en üst düzeyde yapılandırılması ve yargı gücü ile denetiminin önemi söylevlerde sürekli vurgulanmıştır. Bunun yanında olumsuzluklar da açıkça anlatılmış, ülkemizde vatandaşların Adli sorunlarına, yakınmalarına, yargı teşkilatının sıkıntılarına geniş kapsamlı kalıcı çözümler yerine, gündelik çözümlerle yetinildiği, ciddi Adalet politikası olmayışı, kadro personel ve bütçe yetersizliği sonucunda yargının durumunun Anayasal gücü ve yeri ile orantılı duruma bir türlü getirilemediği, yıllardır süregelen sorunların gün geçtikçe artmasının Yargıtay’ı ciddi endişelere sevkettiği, davaların irade dışı uzaması sonucunda adalete karşı inanç ve güvenin zedelenmesinin manevi sorumluluğunu Yargıtay’a yüklemenin haksızlık olacağı Yargıtay Birinci Başkanlarınca her adli yıl açılışında dile getirilmiştir.
Yargının kendisini yaratan Devlet sisteminden soyutlanmadan, ancak işlevini yerine getirirken yasama ve yürütmenin etkisi altına da girmeden karar vermesi gerektiği, bu bağımsızlığın öncelikle kavram olarak benimsenmiş bir yargı sisteminin insan öğesi sayılan hakimin de güvencesi olduğu ve devlete hukuk devleti niteliği kazandıran bu temel kural zedelendiği an, bundan doğrudan adaletin, Devletin ve Türk Milletinin zarar göreceğinin unutulmaması icap ettiği Yargıtay Birinci Başkanları tarafından açıklanmıştır. Yargı gücünün, başlı başına mevcut ve bağımsız bir güç olduğu, “Yargının bağımsızlığı ilkesi” insan aklına gelebilecek en üst düzey ve boyutta düşünülmüş Anayasa ve yasalarda mükemmel şekilde yer almış olsa bile, yargıç güvencesi olmadıkça yargının tam bağımsızlığından söz edilemeyeceği belirtilmiştir.
Hakimin güvenceden yoksun olduğu kaygısına kapıldığı anda bu kavramın sadece şeklî olacağı, Anayasanın 9, 138, 139. maddelerinde kaynağını bulan yargı bağımsızlığı ve hakim güvencesi kavramlarının, sadece yargıya ve hakime tanınan bir imtiyaz değil; aksine toplumun tüm kesimlerinin, demokratik düzenin ve giderek devletin güvencesidir denilmiştir..
Uyuşmazlıkların süratle çözülebilmesi, yargı kararlarının uygulanabilmesi için, hükmün doğru olması, kamu vicdanını rahatlatması, hakimin bağımsız olması ve kararların gerekçeli olarak açıklanması, yargıçların günlük kaygılardan uzak tutularak kendilerini geliştirmeye olanak sağlayacak bir gelir düzeyine sahip olmaları gerekmektedir. Yargı binalarının yetersizliği ve genel bütçeden adalete ayrılan payın yüzde birler civarında olduğu ve bu miktarında yargının, kamusal işlevi ile orantılı ve yeterli olmadığı açıktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında kuruluş döneminin zorluklarına ve olanaksızlıklarına rağmen bütçeden yargıya ayrılan payın bu günün 4-5 katı olduğu, yargıya o yıllarda verilen önemin sonucudur.Bütçeden alınan bu payla hiçbir yeniliğin ve reformun gerçekleştirilmesine ve yargı bağımsızlığının alt yapısını oluşturacak düzenlemelerin yapılmasına olanak yoktur.
Başkanlar konuşmalarında Mahkemelerdeki eksikliklerden, aksaklıklardan, davaların gerektiği gibi çabuk sonuçlandırılamadığından, vatandaşların yakınmalarından söz etmişlerdir. Alınması gereken acil tedbirler de belirtilmesine rağmen bu sözler bugüne kadar yankı bulamadığı gibi, her geçen gün iş yükünün artışının da eklenmesiyle gerilemiştir. Buna bağlı olarak vatandaşların şikayetleri de artmıştır.
Yargının maddi gereksinimlerini karşılamaktan uzak olan genel bütçeden alınan payın artırılması gerektiği ve ekonomisi güçlendirilmiş bağımsız yargının toplum düzeninin sağlanmasında en önemli rolü üstleneceğini, yargının ağır işlemesinin adaletin gecikmesi sonucunu doğuracağı adli kolluğun bir an önce kurulması, tam bağımsız ve yargıçları tam güvenceli,tüm işlevlerini etkin ve eksiksiz yerine getirebilen bir yargının demokrasilerin mutlak gereği olduğu açılış söylevlerinde dile getirilmiştir. Bağımsızlık ve güvencenin; yargı veya yargıç için ayrıcalık olmadığı; Hakkın eksiksiz, etkisiz ve ödünsüz gerçekleşmesi için zorunlu olduğu açıklanmıştır. Siyasilerin iktidarda iken hukuka siyaseti sokmak yerine; hukuku siyasete egemen kılmak erdemini göstermelidirler. Siyasilerin böylece tarihin ebedi saygısına layık olacakları gerçeği sık sık anlatılmış ve bağımsız yargının, yeri ve zamanı geldiğinde yasamanın ve yürütmenin kendi mensupları için de sığınılacak en sakin liman olabileceğinin unutulmaması gerektiği, çünkü siyaset ve hukuk tarihimizin bu unutkanlık örnekleri içeren hazin ve ibret verici öykülerle dolu olduğu, siyasi kuvveti kaba kuvvetten ayıran özelliklerin başında adaletin geldiği, yargılama erkinin yasama ve yürütmeden ayrılmamışsa bağımsızlıktan söz edilemeyeceği, eğer yargı erki yasama ile birleşmişse vatandaşın hayat ve hürriyetinin keyfiliğe tabi olacağı, eğer yargı erki yürütme erki ile birleşirse hükümlerin tahakküme dönüşeceği vurgulanmıştır. Yargı bağımsızlığının gerçekleşmesinde kıskançlık gösteren siyasiler, çeşitli kriz dönemlerinde bu bağımsızlığın yokluğunun ve eksikliğinin acısını en çok kendileri çekmiş, ülkeleri ve ulusları da bundan olumsuz biçimde etkilenmişlerdir.
Yargıtay 1. Başkanlarınca adli yıl açış konuşmalarında her yıl yinelenmesine rağmen, beklenen ve özlenen yargı reformu bir türlü hayata geçirilememiştir.
1971 yılına kadar Yargıtay Başkan ve Daire Başkanları emekli olana kadar veya kendi istekleriyle ayrılana kadar görevde kalırlardı. Şimdiki gibi Yargıtay’da sık sık Başkan seçimi yapılmazdı. 1961 Anayasasının 139. maddesi 20/09/1971 gün ve 1488 sayılı yasa ile değiştirilerek bu uygulamaya son verildi. 139. maddesinin 4. maddesi gereğince “Yargıtay Birinci Başkanıyla İkinci Başkanlarının (Daire Başkanları) ve Cumhuriyet Başsavcısının görev süresi dört yıl” olarak belirlendi. 1730 sayılı Yargıtay Kanunuyla seçimlerin esasları saptandı ve 1973 Haziranında dört yılını dolduran başkanların seçimleri yenilendi. Böylece ilk defa 1971’de Anayasa ile kurulan sistem bugün de yürürlüktedir. 1730 sayılı Yargıtay Kanununa 25/06/1981 gün ve 2483 sayılı kanun ile eklenen geçici madde ile Cumhuriyet Başsavcıvekilliği ihdas edilmiştir. Daha sonra 2797 sayılı Kanunda da yerini almıştır.
1944-1945 yılı Adli Açış Konuşmasını Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün huzuruyla yapan Yargıtay 1.Başkanı Halil Özyörük, Adli yıl açılış konuşmasının bir gelenek haline getirilmesi konusundaki arzularını şöyle açıklamıştır;
Geçen adli yılı ilk açtığımız tarihten bugüne kadar tam bir yıl geçti. Şu anda Türkiye’nin tüm mahkemeleri tatil devresinden yeni çalışma devresine girmiş bulunuyor. Her eylül ayının altıncı günü tekerrür eden bu olay, yıllık kaza faaliyeti için bir başlangıç teşkil etmektedir. Kanunun buna işaret etmekte oluşu da kaza işlerinde modern bir Devlet için zaruri görülen ıttırâd ve mükemmeliyetin teyidi demek olur.
Adli yılın başladığı günde kaza organlarının başında gelen Temyiz Mahkemenizin bir tören yapmasından daha tabii ne olabilir?
Yurdumuz için, memleketimiz adliyesi için adli yılın başlangıç gününü takvim yaprakları arasında işaretlemek adeti pek yenidir. Hatta bu konuda bir adetten bahsetmek mümkün görülmeyebilir. Zira, biz hukuk mensupları adetten söz açtığımızda uzun zaman değişmeksizin tekrarlana gelen ve yazılı olmayan hukuk kuralını düşünürüz. Burada kasdetmek istediğim adet, tabir caiz ise (tören-adet) adı verilebilecek olan bir alışkanlıktan başka bir şey olmayacaktır.
Temyiz Mahkemesi’nin çalışma devresine girdiği günde merasimli bir toplantı yapmasından daha tabii bir şey olmayacağı ve bu toplantılarda faydalı hasbihaller yapılacağı içindir ki, bunların her yılın aynı gününde tekrarlanacağını ve böylece güzel bir meslek adetinin teessüs edeceğini söylemek benim için bir bahtiyarlık vesilesidir.
Adli yıl başlangıcı toplantılarının meslek hayatı ve meslek terbiyesi bakımlarından haiz olduğu faydalardan başka, müsbet bir takım neticeler de doğuracağından şüphe edilmemelidir.
Gerçekten, bu toplantılar bir taraftan halk kitleleri ile yüksek kaza uzvu arasında bir münasebet yaşatmak; diğer taraftan da geçmiş adli yıl içerisindeki çalışmalara dair topluca malûmatın bir arada gözden geçirilmesi bakımlarından önemli neticeler ortaya çıkarabilir.
Devamla;
Adlı yıl açılış töreni 1730 sayılı Yargıtay Kanunu ile Yasa hükmü haline gelmiştir. 52 maddede “Her adli yıl, Ankara’da Yargıtay 1. Başkanının söylevi ile açılır. Açılış söylevinin metni üzerinde daha önceden başkanlar kurulunun düşüncesi alınır” denilmiştir. 2797 sayılı Yasanın 59 maddesinde de aynı düzenleme yer almıştır.
Törenin amacı; yargının işleyişi hakkında gereken açıklamaları yaparak sorunları dile getirmek, çözüm yollarını önermektir.
Adlı yıl açılış töreninde Yargıtay Başkanının konuşması sonrasında konuşma yapılıp yapılmayacağı hakkında yasa hükmü yoktur. 1973 yılındaki törende Yargıtay 1. Başkanının açılış konuşmasının ardından törenin bittiği düşünüldüğü sırada Barolar Birliği Başkanı kürsüye çıkarak bir konuşma yapmıştır.
Sonraki yıllarda Barolar Birliği Başkanları, Yargıtay 1.Başkanından sonra konuşma yaparak geleneği sürdürmüşlerdir.
Yargıtay 1.Başkanları, törenden önce Barolar Birliğinin konuşma metninin Yargıtay Başkanlığına gönderilmesi konusunda titizlik göstermişlerdir.
Adliye Mahkemeleri yasa gereği 20 Temmuz-6 Eylül tarihleri arasında Adli tatile girmektedir. Adli tatil ve Adlı yıl açılış töreni Fransa’dan alınmıştır. Fransa’da Yargıtay Büyük Genel Kurulunun toplanarak tören yapılması yeni adli yılın başlangıcı kabul edilmektedir.
1730 Sayılı Yargıtay Kanunu
Yargıtay’ın çalışmaları, yönetimi ve denetimi 14 Nisan 1928 gün ve 1221 sayılı Temyiz Mahkemesi Teşkilat Kanunu ile yürütülmekte idi. Yasada birçok kez değişiklik yapılmasına rağmen ihtiyaca yetmemesi, aksayan yönlerinin çokluğu sonucunda, yeni bir yasanın varlığına gereksinim duyulmuştur. 1961 Anayasasının geçici 7. maddesiyle Yargıtay Kuruluş Yasasının en geç 6 ay iç inde çıkarılması öngörülmüştür. 1730 sayılı Yargıtay Yasası 12 yıl aradan sonra 16 Mayıs 1973 tarihinde çıkarılabilmiş ve 01.06.1973 günü de yürürlüğe girmiştir.
Bu yasa ile Yargıtay’ın kuruluş, işleyiş ve görevleri yeniden düzenlenmiştir.
Hukuk ve Ceza Genel Kurulları ile dairelerin çalışmaları, Cumhuriyet Başsavcılığının kuruluş ve görevleri yeni baştan saptanmıştır. Birinci Başkanlık Divanı, yönetim kurulu, Haysiyet Divanı, Yayın İşleri Müdürlüğü gibi yeni kuruluşlara yer verilmiş ve seçimleri düzenleyen esaslar getirilmiştir. Yargıtay’ın ilk kez Genel bütçe içinde kendine ait ayrı bir bütçesi olmuştur. Bütçenin 1. derecede ita amiri Birinci Başkan olarak belirlenmiştir.
Yargıtay’ın 11 Hukuk ve 7 Ceza Dairesi olan sayısı 16 Hukuk ile 9 Ceza dairesi olarak arttırılmıştır. Birinci Başkana tanınan yetki ve tasarrufların bir bölümü (çok acele işler hariç olmak üzere) Birinci Başkanlık divanı ile yönetim kuruluna aktarılmıştır. Biri Hukuk diğeri Ceza Daireleri Başkan ve Üyeleri arasından seçilecek iki Birinci Başkan vekilliği ilk kez 1730 sayılı yasada yer almıştır.
Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının çalışmasını kolaylaştıracak toplanan ve karar yeter sayılarının yeniden düzenlenmesi sonucu çalışmalarına ivme kazandırılmıştır.
1971 yılında Anayasa’da yapılan bir değişiklikle Divan-ı Ahkam-ı Adliye’den itibaren uygulanan bir sisteme son verilmişti. 1971 yılına kadar Yargıtay Başkan, Başsavcı ve Daire Başkanları emekli olana veya kendi istekleriyle ayrılana kadar görevlerinde kalırlardı. 1961 Anayasasının 139. maddesi 20.09.1971 gün ve 1488 sayılı yasa ile değiştirilerek bu uygulamaya son verilmiştir. 139. maddesinin 4. fıkrası ile Yargıtay Birinci Başkanıyla ikinci Başkalarının ve Cumhuriyet savcısının görev süreleri dört yılla sınırlandırılmıştır. 1730 sayılı Yargıtay Kanunuyla seçimlerin esasları saptanarak 1973 Haziranında dört yılını dolduran Başkanların seçimleri yenilenmiştir. Böylece ilk defa 1971’de Anayasa ile konulan görev süresi 4 yılla sınırlama sistemi bugünde yürürlüktedir. Yeni daireler çalışmaya başlayarak Anayasanın 13 ve Yargıtay Yasasının 50. maddeleri gözetilerek ve anılan maddelere ters düşmeyen, Yargıtay çalışmalarını düzenleyen İç Yönetmelik yapılmıştır. 1973 yılı ekim ayında yeni kurulan dairelere 42 Yargıtay Üyesi seçilerek görevlerine başlamışlardır. 1974 yılında Yargıtay üye mevcudu Birinci Başkan, Cumhuriyet Başsavcısı, Başkanlar dahil 202 kişiydi. Bunun 14’ü Yüksek Hakimler Kurulunda görevliydi. Tetkik Hakimi sayısı ise 147 kişiydi. Dosya sayısının geçmiş yıllarla kıyaslandığında ise; 1945 yılında (101.413) Daire sayısı 12, 1959’da (180.796) Daire sayısı 16, 1968’de (200.986) Daire sayısı 18, 1973 yılında gelen dosya sayısı (270.842) daire sayısı ise 24’e çıkarılmıştır. 1730 sayılı Yargıtay kararına 25.06.1981 gün ve 2483 sayılı kanunla eklenen geçici madde ile Cumhuriyet Başsavcıvekilliği ihdas edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcıvekilliği 1982 Anayasasına girmiş ve daha sonra çıkarılan 2797 sayılı Yargıtay Kanununda da yerini almıştır.
İlk defa Yargıtay Daireleri Hukuk ve Ceza olarak numaralanmış ve her dairenin görevleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Ayrıca görev alanları da yeni dairelerin kurulması ile yeniden belirlenmiştir.
1730 sayılı yasa ile döner sermayeye bağlı yayın işleri müdürlüğü Tasnif ve Yayın Kurulları oluşturulmuştur.
Daha sonra 1983 yılında yürürlüğe giren ve bugün yürürlükte olan 2797 sayılı Yargıtay Yasasının kabul ettiği pekçok hüküm 1730 sayılı yasadan alınmıştır.
Yargıtay’da 1221 sayılı yasada olduğu gibi her dairede Büyük Genel Kurulunca seçilen İkinci Başkan (Daire Başkanı) ile Birinci Başkanlık divanınca görevlendirilen yeteri kadar üye bulunur. 1221 sayılı yasada bir yedek üye sınırlaması 1730 sayılı yasa ile Başkanlık Divanın taktirine bırakılmıştır.
Hukuk ve Ceza Genel Kurullarında 834 sayılı yasa zamanında karar vermek için üçte iki çoğunluğun sağlanması gerekli iken 1221 sayılı yasa zamanında “salt çoğunluk” yeterli sayılmış ve bu Kurulların toplanması ve karar vermesi kolaylaştırılmıştır. Oysa önceden toplantı yeter sayısı bulunduktan sonra bile katılanların üçte ikisinin oyu ile karar alınabiliyordu. Bu yüzden Genel Kurullar gerektiği gibi çalışamıyordu. 1971 ve 1972 yıllarında Hukuk Genel Kurulunda ikibini aşkın dosya tetkik edilmek üzere sıra beklemekteydi. 1730 sayılı yasa ile toplanma yeter sayısı indirilmiştir.
YARGITAY BİNALARI
İstanbul’un işgali üzerine birçok kurum gibi Temyiz Mahkemesi de görevini yapamayacak hale gelince, yeni bir Temyiz Mahkemesinin kurulması kaçınılmaz olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti 02.06.1336 tarihinde Sivas’ta Geçici Temyiz Heyetinin oluşturulması hakkında Meclise dokuz maddelik kanun tasarısı vermiştir. Kanun tasarısında geçici temyiz heyetinin biran evvel teşkili için hilafet makamının ve Osmanlı Saltanatının işgali nedeniyle mahkeme-i temyize dosya sevkinin zor olduğu sebep olarak gösterilmişse de, kanun tasarısının mecliste görüşülmesi sırasında Sivas’ta veya Ankara’da görev yapması konusunda uzun tartışmaların olduğu, Temyiz Mahkemesinin Sivas’ta kurulmasını isteyenlerin gerekçesi, Sivas’ın daha doğuda olması nedeniyle ulaşımın kolaylığı ve daha merkezi durumda bulunmasıydı. Sivas’a dosya veya evrakın daha kısa zamanda ulaşacağı bu nedenle yargılamanın daha hızlı ve çabuk olacağı ayrıca Temyiz Mahkemesinin Ankara’da olması halinde hükümetin, Temyiz Mahkemesi yargıçlarının mütalâ ve oylarını etkileme olasılığı bulunduğunu ileri sürüyorlardı.
Temyiz Mahkemesinin Ankara’da görev yapmasını isteyenlerin en büyük kozu divanı âli’nin toplanmasına lüzum görüldüğü taktirde Sivas-Ankara geliş gidişlerinin zorluğuydu.
Uzun tartışmalardan sonra Temyiz Mahkemesinin Sivas’ta kurulması çoğunluk kararı ile kabul edilerek 7 Haziran 1920 tarihinde 14 nolu kanun ile yürürlüğe girdi. Böylece Sivas’ta geçici temyiz heyeti kurulmuş oldu. Şeri’ye hukuk, ceza ve istida olmak üzere dört daire oluşturuldu. Her dairede bir reis dört üye ve ayrıca bir Başsavcı ile iki Başsavcı vekili bulunmaktaydı. Böylece tarihimizde ilk ve son olarak İstanbul ve Sivas’ta iki ayrı yerde görev yapan Temyiz Mahkemesi örneği yaşandı.
Kurtuluş savaşının kazanılması ile birlikte işgal altında bulunan batıdaki şehirlerin geri alınması Sivas’ın merkeziyetini kaybettirmeye başladı. İstanbul, İzmir ve Edirne bölgesindeki davaların çok fazla olması, Temyiz Mahkemesinin Sivas’tan taşınmasının gündeme gelmesine yol açtı. Gecikmelere öncelikle hukuk davalarının çokluğu sebep olmaktaydı. Ceza davaları istida ve ceza dairelerinde görülebilirken, hukuk ve ticaret mahkemelerinden verilen kararlara yalnız Temyiz Mahkemesinin hukuk dairesince bakılmaktaydı. Sonuç olarak; Temyiz Mahkemesinin kuruluşunda belirlenilen amaç iş çokluğu ve ciddi inceleme yapılmasına vakit bulunamaması nedeniyle gerçekleştirilemiyordu.
İstanbul ve Sivas’ta iki ayrı yerde iki temyiz mahkemesinin var oluşu İstanbul’un Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin eline geçmesi ile sonlandı. Sivas’taki Temyiz heyeti de ulaşım olanaklarının kısıtlı oluşu adaletin gecikmesine sebep olduğu gerekçe gösterilerek Eskişehir’in coğrafi durumu özellikle demiryollarının kavşak noktasında bulunması, kuruluş aşamasında Yargı’nın siyasi çevre dışında kalmasına özen gösterilmesi, hızlı ulaşım sağlayacağı düşünülerek 14.11.1923 tarih 371 sayılı yasa ile Eskişehir’e taşındı ve Eskişehir’deki görevini 1935 tarihine kadar sürdürdü. Yeni Türkiye Cumhuriyetinin başkentinin Ankara oluşu ve tüm devlet kuruluşlarının burada bulunması nedeniyle, 10.06.1935 tarih ve 2769 sayılı yasa kapsamında Ankara’ya devlet binalarının yeraldığı Bakanlıklardaki Avusturyalı mimar Prof. Clemens Holzmeister yaptığı o günlere göre çok modern binasına taşındı.
Ankara, Eskişehir ve Sivas’da yaşamını sürdürdüğü dönemdeki binalarına gelince; Osmanlı Yargıtayı 1933 yılında yanan binanın üçüncü katında çalışırdı. Aynı katta ayrıca Adliye Nazırlığı orta katta İstanbul mahkemeleri alt katta ise İstanbul Valiliği yer alırdı. Cumhuriyet döneminde adliye sarayı olarak kullanılan binanın arsası Ayasofya camiinin denize bakan bölümündedir.
Sivas’taki muvakkat Temyiz Heyetinin görev yaptığı bina bugün mevcut değildir. Eskişehir Temyiz mahkemesinin çalıştığı bina ise bugün Eskişehir Hacı Süleyman Çakır Kız Lisesinin yanında, Töre Sokağında yer aldığı ve o yıllardaki binanın yıkılıp yeniden yapılarak Adalet İlkokulu olarak hizmet verdiği, ancak binanın müracaat veya nizamiye olarak adlandırılan eklentisinin muhafaza edilerek bugünlere geldiği, bugünkü adresinin Eskişehir ili Arifiye mahallesi okullar Sok. No: 2 olduğu, binanın 5×5 ebadında iki, 4×6 ebadında 1 odası olan bina, Eskişehir kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulu müdürlüğüne tahsis edilmiş ve revizyon görmüş olan bina bugün müze olarak kullanılmaktadır.
Ankara’daki binamızın tarihsel sürecini incelediğimizde; Daha önce açıklandığı gibi Avusturyalı mimar Prof. Clemens Holzmeister tarafından yapılmıştır. Yeni başkentin yönetim yapılarını projelendirmek üzere 1927 yılında Türkiye’ye davet edilen Holzmeister, 1936 yılına kadar ard arda Türkiye Cumhuriyetinin yeni binalarını (13 bina) yaptığı, 1938 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi projesini gerçekleştirmesi için Atatürk tarafından görevlendirildiğinde, Hitler’in birliklerinin Avusturya’yı işgale hazırlandığı bilgisi gelmesi üzerine Avusturya’nın bağımsızlığı için mücadele eden hükümeti destekleyişi nedeniyle Viyana’daki görevinden uzaklaştırıldı. İkinci Dünya savaşı yıllarında Türkiye’ye sığınan yüzlerce aydın arasına katıldı. 1938-1954 yılları arasında İstanbul ve Ankara’da mimari proje çalışmalarını sürdürdü. İTÜ Mimarlık Fakültesi’nin öğretim kadrosunda yer alarak, yeni mimar kuşaklarının yetişmesinde katkıda bulundu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin uluslararası proje yarışmasını da kazanmasıyla devletin “Resmi Mimarı” konumuna geldi. Ankara için ilk projelerini, Viyana Güzel Sanatlar Akademisi ile Düseldorf Güzel Sanatlar Akademisi’nde profesör olduğu ve uluslararası mimarlık pratiğini yürüttüğü dönemde gerçekleştirdi.
Türkiye ile bağlarını hiç koparmayan Holzmeister, en son ziyaretini TBMM kompleksi içinde yapılacak ek binalar için görüşüne başvurulduğu 1978 yılında yaptı. Ülkesinde, alanında çok popüler olan Clemens Holzmeisteri ünlendiren eserleri arasında Avusturya ve Almanya’da inşa ettiği modern kiliseler ve Salzburg festival sarayının yenileme ve genişletme projeleri yer alır.
CLEMENS HOLZMEISTER’İN TÜRKİYE’DE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ESERLER
1. Avusturya Sefareti
2. Çalışma Bakanlığı (şu anda Bayındırlık Bakanlığı)
3. Emlak Bankası
4. Gazi Evi / Cumhurbaşkanlığı Köşkü
5. Genelkurmay Başkanlığı
6. Güven Anıtı (Heykel: Anton Hanak and Josef Thorak)
7. Harbokulu
8. İçişleri Bakanlığı (ve Vilayetler Meydanı)
9. İktisat ve Ziraat Bk. (Ticaret Bk., şu anda Yargıtay ek binası)
10. Merkez Bankası
11. Milli Savunma Bakanlığı
12. Ordu Evi
13. TBMM
14. Yargıtay
Binalarının projelerine imza atan Holzmeister için Avusturya Güzel Sanatlar Akademisi öğretim görevlileri ve öğrencileri Türkiye’ye gelerek büyük mimarın eserlerini incelemektedirler. En son öğrencileri Behruz Çivici ve Prof.Dr.Holzbaver ile birlikte Avusturya’lı mimarların oluşturduğu 27 kişilik heyet mimarın Ankara’daki binalarını yerinde görmek amacıyla 12 Nisan 2003 yılında gezi programı kapsamında Yargıtayımızı da ziyaret etmişlerdir.
Ayrıca; mimarın onuruna “Tarihin dönüm noktalarında bir mimar-Clemens Holzmeıster – adıyla Ekim 2001 tarihinde Türkiye-Avusturya işbirliği ile düzenlenen TBMM’sinde açılan ve Türkiye’nin muhtelif yerlerinde tekrarlanan sergi sırasında Yargıtaydaki çalışmaları sürdüren ODTÜ Mimarlık Fakültesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Aydan Balamir bize, yaşadığımız mekanın mimarını tanımamız konusunda önemli bilgiler vermiştir. Yargıtay “ek” binamızın korunup, değişiklik yapılmaması nedeni ile geçmişle bağlantısını sürdürdüğü, konuk ettiğimiz Avusturyalı mimarların gösterdiği mesleki ilgi ve incelemelerinden de anlaşılmıştır. Kayda geçen çalışmalarının sayısı 673 olan Holzmeıster’ın mimarlığa adanmış yaşamı 1983 de 97 yaşında sonlanmıştır.
Yargıtay tarafından şu an kullanılan binalara gelince;
İlk ana bina 1933-1935 yılları arasında Prof. Clemens Holzmeister tarafından onaltı lira birim fiyattan hesaplanarak altıyüzbin lira maliyetle Alman Neo-Klasizm tarzına yaklaşan mimarı üslupla tamamlanmıştır. 1935 yılında ilk taşınmada Yargıtaydan başka Adalet Bakanlığı, Askeri Yargıtayın birlikte kullandıkları geçen yıllar içinde yetersiz kalınca Bakanlık ve Askeri Yargıtay kendi binalarına taşınmışlar ancak yine de çözüm olamayınca, 1956-1958 yılları arasında orjinali iki kat olan binaya bir 3.kat ilave edilmiştir. Yargıtayda artan iş hacmi nedeniyle kadro ve daire ilavesi olunca Avusturyalı mimar Holzmeıster’ın 1955 yılında Adli yıl açılışı ve yüce divan yargılamaları için özenle yaptığı mimarlık şaheseri olan “Kubbe altı” olarak adlandırılan bölüm, 1960’lı yıllarda şu anda orta bina konferans ve Genel Kurul binalarının yapımı için yıkılmıştır. O yıllarda Adli Yıl açılışlarında, Askeri Bandonun kubbealtında çaldığı İstiklal Marşı ve Askeri Marşlar eşliğinde gelen konuklar karşılanır, ana binanın giriş protokolünün ihtişamı ve kubbealtının genişliği birleştiğinde muhteşem bir görüntünün oluştuğunu büyüklerimizden sıkça dinleyerek, o ihtişamı görememenin burukluğunu yaşamaktayız. Kubbealtı bölümünün yıkılıp mimari yapı olarak diğer binalarla uyum göstermeyen Genel Kurul ve Konferans salonlarının bulunduğu binanın yapılması üzücüdür. Yüksek Hakimler Kurulu 887 sayılı kanun ile Yargıtaya 30 üye kadrosu ilave edince, 1967 de bitirilen ve hizmete açılan orta bina da yetersiz kalmıştır.
Ancak kadro artırımı nedeni ile hizmete açıldığı anda yetersiz kalan binanın sekiz kat yapılması planlanmış, inşaat ona göre yürütülmüş ancak imar heyetinin yüksekliğe sınır getirmesi nedeniyle dört katta bırakılmıştır. İmar heyetinin bu kararı Danıştay tarafından bozulmuştur. Bugün orta bina olarak nitelenen bölüm 5 katlıdır.
Adli yıl açılış konuşmalarında sıkça “bina yetersizliğimiz” yinelenmiştir. Yargıtay Başkanlarımızdan Cevdet Menteş 1973-1974 Adli yıl açılışında tetkik hakimi kadrosunun yetersizliği nedeniyle 50 tetkik hakimi kadrosu istendiği, kadronun verildiğini ancak bu kez de bina sorunu ile karşılaşıldığını. Dosyaları okuyan, takrir eden, düşüncesini de bildirme zorunluluğu olduğu kabul edilen tetkik hakimlerinin binaya yerleştirilmesinde zorluk çekildiğini, bir odada 3-4 kişi oturmak zorunda bırakıldıklarını, binanın hava boşlukları ve depolarının dahi odaya dönüştürüldüğünü yine de yerleşimi sağlayamadıklarını açıklayarak, Dairelerinde çalışmak isteyen hakimleri evlerinde dosya okumaya zorlamanın, onları sınırlandırmak olduğunu, evde çalışmalarının sakıncaları da olduğunu, dosyaların odacı ve mübaşirler tarafından evlere gönderilip, tekrar geri getirilmesinin güçlüğü, dosya kaybı riski olduğu bu durumda inşaasına başlanan ek iki katın da yetmiyeceğini. Toplantı ve duruşma salonlarının inşaatının da yarım olduğunu Yüce Yargıtay’a yakışır bir bina yapılıncaya kadar en uygun yerin Yargıtay binasının arkasında bulunan tarafına bakan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına ait bina olduğunu açıklamıştır.
Cevdet Menteş, 1975-1976 Adli yıl açılışında Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına ait binanın üstten iki katının boşaltılarak Yargıtaya verildiğini ancak bina yetersizliğinin devam ettiğini bildirmiştir.
1943 yılından itibaren köklü ve güzel bir gelenek olarak başlayan 1973 yılından bu yana Yargıtay yasası gereği yürütülen Adli yıl açılışları önceleri Ankara Hukuk Fakültesi Salonunda yapılmıştır. 1955 yılındaki tören sonradan yıkılan Kubbealtı bölümünde yapılmış, Konferans Salonu Genel Kurul Salonlarının hizmete açılması nedeniyle 1977-1978 Adli yıl açılış töreni ilk defa Yargıtay binası içinde yapılmıştır.
Yargıtay 1.Başkanı Cevdet Menteş tarafından ve Yargıtay binası içinde yapılma geleneği 2001-2002 Adli yıl açılışı ODTÜ Kemal Kurdaş Salonunda yapılması dışında hep sürdürülmüştür. Sonrasında Atatürk Bulvarı üzerinde yer alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına ait bina (Enerji binası olarak anılır) alınarak, sonradan eklenen koridorlar ve üst geçitle ana binaya bağlanmıştır.
1990’lı yıllarda yeni dairelerin kurulması nedeniyle kadro artışı gündeme geldiğinde bu kez Prof. Clemens Holzmeister’e aynı yıllarda onaltı lira birim fiyatla yaptırılan, ancak ana binadan daha yüksek maliyet olan yediyüzellibinliraya mal edilen, önceleri Ticaret Bakanlığının sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı binası olarak kullanılan tarihi bina Başbakanlığın 10 Ekim 1990 günlü yazısı ve tahsisi ile birlikte kullanılmaya başlanılmıştır. Şu anda Yargıtay tetkik hakimleri tarafından kullanılmaktadır. Her kadro arttırımında yapı eklenmesi ve eklentilerin koridor ve köprülerle birbirine bağlanması sonucu Yargıtay binası labirente dönüşmüştür. Aynı mimari üslupla, Başbakanlık binası Mimar Sedat Hakkı Erdem; Adalet Bakanlığı binası ise Mimar Bedri Tümay tarafından yapılmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Savcılarına Başbakanlık tarafından 4483 sayılı yasa ile üst düzey kamu görevlilerinin görevleri sırasında işledikleri suçların soruşturulmasının Yargıtay C.Başsavcılığına verilmesi ve bina yetersizliği nedeniyle 06.03.2000 tarihinde Kavaklıdere’de Atatürk Bulvarı üzerinde yer alan dört katlı, öncesinde TRT’nin bulunduğu bina tahsis edilmiştir.
YARGITAY ONUR GÜNÜ
08/02/1983 gün ve 2797 sayılı yürürlükteki Yargıtay Kanununun 65. maddesi “Her yılın Temmuz ayının birinci günü Yargıtay onur günü olarak kabul edilmişti. O dönem içinde emekliye ayrılan Yargıtay Birinci Başkanı, Başkanvekilleri, Daire Başkanları ve Üyeleri ile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili onuruna Birinci Başkanlıkça belirlenen yerde düzenlenecek gecede, kendilerine törenle onur belgesi ile geçmiş hizmetlerini simgeleyen birer armağan verilirdi. Bu amaçla yapılacak tören ile armağanların giderini karşılamak üzere, her yıl Yargıtay bütçesine yeterli ödenek konulurdu”. Yargıtay Birinci Başkanlık kurulunun 27/02/1992 gün ve 12 sayılı kararıyla; 1 Temmuz gününün Yargıtay’ın kuruluş tarihi ile ilgisi olmadığı, Yargıtay Kanununun çıkarıldığı yıllarda, Yargıtay üyelerinin büyük çoğunluğunun nüfus kütüklerinde doğum günlerinin ay ve gün olarak belirtilmemesi nedeniyle kural olarak her yılın 1 Temmuz gününde emekliye ayrıldıkları belirtilerek, 1 Temmuz gününün Yargıtay Kanununun 65. maddesindeki düzenlemeyle “onur günü” olarak saptandığı, ancak sonraki yıllarda, üyelerin büyük çoğunluğunun nüfus kütüklerinin de doğumlarının “ay ve gün” olarak belirtilmesi nedeniyle “1 Temmuz” tarihinin amacının ortadan kalmış olduğu gerekçe gösterilerek, 1 Temmuz’da yapılan “onur günü” töreninin Adli Yıl açılış tarihi olan 6 Eylül gününe alınmasının uygun olduğuna karar verilmiştir.
En son 1990 yılında düzenlenen Onur gününde önce kendi istekleri veya yasal yaş sınırı nedeniyle emekliye ayrılan Başkan ve Üyeler onuruna Yargıtay konferans salonunda Yargıtay 1. Başkanının kısa bir konuşması ile töreni başlatmasının ardından emekliye ayrılanlara şükran plaketi verilerek, onur günü uygulamasından vazgeçilmiş ve onur günü ile yeni adli yıl açılışı birleştirilmek suretiyle 07.09.1992’de iki tören bir arada yapılmıştır.
Türkiye namına Hüseyin Ragıb Baydur ve Mussolini’nin damadı da olan hukukçu ve İtalyan Dışişleri Bakanı Galeazzo Ciano tarafından imzalanmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Kıratlığı arasında 29 ilkkânun 1936 da Roınada imzalanan Ticaret ve Seyrisefain nıuahedenamesile Ticaret Anlaşmasının ve merbutlarının tasdikına dair kanun
Kanun No: 3246 Kabul tarihi : 11/6/1937
Madde 1 — Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Kırallığı arasında 29 ilkkânun 1936 tarihinde Romada imza edilen Ticaret ve Seyrisefain Muahedenamesile Ticaret Anlaşması ve merbutları 1 ikincikânun 1937 tarihinden itibaren mer’i olmak üzere kabul ve tasdik olunmuştur. Madde 2 — Bu kanun neşri tarihinden muteberdir. Madde 3 — Bu kanunun hükümlerini icraya icra Vekilleri Heyeti memurdur. 15/6/1937
Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Kırallığc arasında Ticaret ve Seyrisefain Muahedesi
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve İtalya Hükümeti iki memleket arasında ticarî münasebetleri tanzim etmek maksadile atideki hususları kararlaştırmışlardır:
Madde 1
İki Âkid Taraf memleketler menşe ve mevridli tabiî mahsulât veya mamulâtı diğer taraf memleketine hini ithalinde sair bilûmum memleketlerden gelen mümasil eşyaya tatbik edilen veya edilecek olan vergi, emsal, resim, munzam resim veya her hangi bir mükellefiyetten başka veya daha yüksek bir mükellefiyete tâbi tutulmıyaçaktır.
İtalyaya vaki olacak ihracatta Türkiye ve Türkiyeye yapılacak ihracatta İtalya bu hususta her hangi bir memlekete ihraç olunan ayni mevaddan aldıkları ve alacakları ihraç resminden veya her hangi bir resimden başka veya daha yüksek resim almıyacaktır.
Madde 2
Üçüncü bir memlekete yapılacak muameleye müsavi muamele teminatı, ithalât ve ihracat resimlerinin cibayetine ve gümrük teminatına eşyanın gümrük depolarına vaz’ı- na, gümrük aidat ve muamelâtına ve gümrükten ithal ve ihraç edilen veya transit olarak geçen emtianın sevki muamelesine, eşyanın tahmiline ve verification usullerine tarifelerin tasnif ve tefsirine, muvakkat ithalât ve ihracata ve yeniden ihracata şa mil bulunacaktır.
Madde 3
Geçen maddelerde zikredilen üçüncü bir memlekete yapılacak muamelenin ayni muamele atideki hususata tatbik edilmiyecektir:
1 – İki Yüksek Âkid taraftan birinin memleketlerile hem- hudud olan memleketlerde iki Taraftan on beş kilometreyi tecavüz etmiyen bir saha dahilindeki hudud ticaretini kolaylaştırmak üzere bahşedilmiş olan ve ileride bahşedilecek menafi;
2 – Âkid Hükümetlerden biri tarafından halen aktedilmiş veya ileride aktedilecek olan bir gümrük ittihadından inbias eden hususi müsaadata;
3 – İtalya tarafından kendi müstemlekelerine veya himayesi altındaki memleketlere bahşedilmiş veya ileride bahşedilecek olan menafi ve müsaadatı mahsusaya;
4 – Türkiye tarafından 1923 senesinde Osmanlı İmparatorluğundan ayrılmış olan memleketlere bahşedilmiş veya ileride bahşedilecek menafi ve müsaadatı mahsusaya.
Madde 4
İki Yüksek Âkidlerden birine aid olup transit suretile bir veya müteaddid memleketlerden geçerek diğer Âkidin arazisine ithal edilmiş olan tabiî veya mamul mevad, hini ithallerinde kendi menşelerinden doğrudan doğruya ithal edildikleri takdirde tâbi olacakları gümrük resim veya aidatından başka veya daha yüksek bir vergi, resim ve aidata tâbi tutul- mıyacaklardır. Bu hüküm doğrudan doğruya transit eşyasına tatbik edileceği gibi aktarma yeniden ambalaj ve bir müddet antrepoda kaldıktan sonra transit olarak geçen emtiaya da tatbik olunacaktır.
Madde 5
İki memleket arasındaki ticarî muamelâta müteallik tediyat ve ithalât rejimi işbu mukaveleye bağlı olan hususî itilâf mucibince tanzim edilecektir. Ancak şurası mukarrerdir ki Yüksek Âkid Taraflardan her biri iki memleket arasında alım ve satım mevzuu olabilecek emtianın idhal ve ihraç ve transitini tahdid veya menetmek hak- kını işbu tahdidat ve memnuiyete mümasil şerait altında bulunan diğer bilûmum memleketlere de ayni zamanda tatbik edilmekte olması şartile ve atideki ahvalde muhafaza ederler.
a) Devletin emniyetine veya umumî asayişe müteallik esbab saikasile;
b) Zabıtai sıhhiye ve baytariye sebebile ve hayvanat ve nebatatı hastalıklardan, böcek ve her türlü tufeylî hayvanattan muhafaza maksadile;
c) Harp levazımı tedarikinde ve fevkalâde ahvalde;
d) Halen tesis edilmiş veya atiyen tesis edilecek olan Devlet inhisarlarına riayeten;
e) Memleket dahilinde yerli emtianın istihsali, ticareti nakil ve istihlâkine taallûk eden dahilî mevzuat mucibince tatbik edilen veya edilecek olan memnuiyet ve tahdidatı mümasil ecnebi emtiasına da teşmil edebilmek için.
Madde 6
İki Âkid Taraftan birinin sancağını hâmil hamuleli veya kiralanmış (surlest) gemiler diğer Tarafın liman ve sularına girip çıktıkları veya tevakkuf ettikleri esnada Devlet, komün korporasyon, âmme hizmetinde bulunanlar veya her hangi bir müessese menfaatine mahiyeti ve ismi ne olursa olsun cibayet edilen vergi, resim ve tazminat hususunda millî gemilerin tâbi bulundukları muamelenin aynına ve muadiline tâbi olacaklardır. Aynı muamele gemilere yer tahsisinde, sefainin liman, koy, körfez, havuz ve doklarda tahmil ve tahliyelerde her türlü tesisat ve inşaattan istifadelerinde ve umumiyetle gemilerin yük ve yolcu ve mürettebatının tâbi bulunabileceği her hangi ah kâm ve muamelâtta tatbik olunacaktır. Ancak şurası mukarrerdir ki, Yüksek Âkid Taraflardan biri canibinden kabotaj servisine tahsis edilen millî sefaine bahşedilmiş veya edilecek olan hususî teshilât muvacehesinde muamelede tesavi taleb olunamaz.
Yukarıdaki fıkralarda derpiş edilen hususata müteallik her nevi imtiyazat ve serbestiden istifade hakkı Âkidlerden biri tarafından üçüncü bir Devlet gemilerile mürettebat, yolcu ve yüklerine bahşolunduğu takdirde işbu menafi kayıdsız ve şartsız olarak hemen diğer Taraf gemi, mürettebat, yolcu ve hamulelerine de bahşedilecektir.
Madde 7
Âkid Taraftan birinin bayrağını taşıyan geiniler her hangi ecnebi bir memlekete aid malı yüklemek veya yükünü tamamlamak veyahut ecnebi bir memleketten getirmiş oldukları hamulenin tamamını veya bir kısmını tahliye etmek için diğer Âkid Tarafın limanlarından birine girdikleri takdirde millî kanun ve nizamlara riayet etmek şartile hamulesini ayni memleketin başka bir limanına veya ecnebi bir limana boşaltılacak olan kısmını bu kısım için muhafaza rüsumundan maada hiç bir resim ve masraf vermeksizin gemide muhafaza veya yeniden başka bir mahalle ihraç edebilecektir.
İşbu muhafaza resmi millî gemilerden alınan mikdarda istifa olunacaktır.
Madde 8
Yüksek Âkid Taraflardan birine aid bir gemi diğer Âkid Tarafın sularında battığı, karaya oturduğu ve hasara uğradığı veya mecburî tevakkufa maruz kaldığı takdirde mezkûr sefine ve hamulesi mümasil vaziyetlerde mahallî kavanin ve nizamat ile millî sefinelere bahşedilmiş olan müsaadat ve muafiyete mazhar olacaklardır. Kaptan, mürettebat ve yolculara olduğu gibi gemi ve ha mulesine de millî gemilere yapıldığı misillû yardım ve imdad gösterilecektir. Dahilî sarfiyat için memlekete idhal edilmediği takdirde batmış veya kazazede olmuş olan gemiden kurtarılan eşya idhalde alınan rüsum ve vergilerden hiç birine tâbi tutulmıyacaktır.
Madde 9
Gemilerin tabiiyeti, her iki Hükümet makamatı tarafından mensub oldukları memleket kavanin ve nizamatına tevfikan ita edilmiş olan şahadetname ve vesikalara göre, her iki tarafça tanınacaktır. Mahkeme kararı ile yapılan satış hariç olmak üzere Âkid Taraftardan birine gemiler, sancak tebdili muamelesi yapıldığına dair geminin mensub olduğu Devlet memurini tarafından verilmiş beyanname olmaksızın millileştirilemiyecektir. Âkidlerden biri tarafından ita edilmiş olan hacmi istiabı vesikaları ve hacmi istiabiye müteallik sair vesaik yine mezkûr iki Âkid Hükümetler arasında yapılacak hususî anlaşmalara tevfikan tanınacaktır.
İşbu anlaşmaların akdine değin Yüksek Âkidlerden her birine mensub gemiler diğer Yüksek Âkid Taraf limanlarında gemi seyrisefer rüsumunun tediyesi hususunda gemi vesaikinde mukayyed bulunan safî hacmi istiabî, millî gemilerin safî hacmi istiabisini tayin için tatbik olunan usullerle tesbit olunan safî hacmi istiabiye muadil addedilerek yeniden hiç bir hacmi istia- bi tayini muamelesine tâbi tutulmıyacaktır.
Madde 10
Millî muamele ve en ziyade mazharı müsaade millet muamelesi tatbikına mütedair yukardaki maddelerde münderiç ahkâm atideki hususata şamil değildir.
1 – Her iki memleketten birinde mer’i olan veya mer’i olacak olan kavanine tevfikan devam edilecek olan kabotaj; Her halde Türk ve İtalyan gemileri ecnebi memleketlerden getirmiş oldukları hamulenin tamamını veya bir kısmını çıkar mak veya ecnebi memleketlere götürecekleri hamuleyi yüklemek veya tamamlamak maksadile iki Âkid memleketin limanlarından bir veya bir kaçına uğrayabileceklerdir:
2 – Millî ticareti bahriyeye yapılan ve yapılacak olan teşvikata;
3 – Deni z sporu cemiyetlerine ve tenezzüh gemilerine bahşedilmiş olan hususî imtiyazata;
4 – İnhisar veya iştirak suretile işletilmekte bulunan kendi gemilerine Hükümet tarafından yapılan teşvikata;
5 – İki Yüksek Âkid Tarafın kar a sularında yapılacak balık avcılığına ve millî balık avcılığı mahsulâtının müstefid olduğu veya olabileceği hususî menafie;
6 – Limanlar, sahiller ve plajlarda bahri hizmetler icrasına ve tahlisiye ve imdadı bahrî ve romorkör ve kılavuzluk işleri icrasına.
Madde 11
Mevrid ve cinsine olursa olsun her nevi eşyanın iki Yüksek Âkidlerden birinin arazisine millî gemilerle idhali; transit veya deposu mümkün olabildiği takdirde aynı eşyanın diğer Âkid Taraf gemilerile de oraya idhali, oradan ihracı, transit olarak geçirilmesi kabil olabilir.
Bu takdirde bu eşya aynı teshilâta mazhar olacak ve miliî gemilerle naklolunan mümasil eşyaya tatbik edilen vergiden daha yüksek hiç bir vergi ve resme veya daha ağır tahdidata tâbi tutulmıyacaktır.
İşbu kaide yabancı ülkelerden gelen gemilerden çıkan yolculara veyahut yabancı ülkelere giden gemilere binen yolculara da tatbik olunur. Bu son vaziyette gemiler hangi limandan hareket ediyorsa ve o liman Âkidlerin hangisinin arazisinde kâin ise o memlekette bu gibi yolcu nakline mahsus gemilere tatbik edilmekte veya edilecek olan ahkâmı kanuniyeye riayetle mükelleftirler.
Madde 12
İşbu mukavele tasdik olunacak ve tasdikna meler mümkün olduğu kadar kısa bir müddet zarfında Ankara – da teati olunacaktır. Mamafih Romada nota teatisi suretile ve muvakkat kaydile mer’iyete girebilecektir.
İşbu mukavele muvakkaten mer’iyete girdiği tarihten itibaren on sekiz ay müddetle muteber olacaktır. Uç ay evvel ihbar edilmek surelile fesholunmadığı takdirde işbu anlaşma kendiliğinden birer senelik müddet için tecdid olunur Tasdikanliimekal Yüksek Âkid Taraflar murahhasları işbu mukavelenameyi imzalamışlar ve mühürlerini vazetmişlerdir.
29 ilkkânun 1936 tarihinde Romada ik i nüsha olarak tanzim kılınmıştır.
Bugünkü tarihle akdedilmiş olan Ticaret ve Seyrisefain Mukavelesinin imzası muamelesine tevessül olunduğu sırada zirdel vaziülimza murahhaslar mezkûr mukavelenin ayrılmaz bir cüzünü teşkil etmek üzere atideki beyanatta bulunmuşlardır:
(Madde 5 e)
İktisadî vaziyeti hazıra münasebetile iki Âkid Taraf icabı takdirinde hali hazırda kendi pazarlarına ecnebi mallarının idhalini tanzim eden sistemde bazı tadilât salâhiyetini mütekabilen tanırlar.
Bu takdirde Yüksek Âkid Taraflardan biri tarafından alınacak yeni tedbirler, iki memleket arasındaki münasebatı ticariyeyi mümkün olduğu kadar haleldar etmemek suretile diğer tarafın emtiasına tatbik edilecektir. Mamafih böyle tebeddüller dolayısile menafiinin haleldar olduğunu takdir eden Yüksek Taraf yeni müzakere açılmasını taleb etmek hakkına malik olacak ve taleb tarihinden itibaren bir ay zarfında bu husus için açılan müzakere bir neticeye varmadığı takdirde işbu muahedeyi feshetmek hakkını haiz bulunacak ve işbu fesih keyfiyeti feshin tarihinden itibaren 30 günlük bir müddet zarfında müessir olacaktır.
İşbu protokol ayrıca bir tasdika tâbi olmayıp aid olduğu muahedenin musaddak nüshalarının teatisile Âkid Yüksek Taraflarca tasdik edilmiş addedilecektir.
Hüseyin Ragıb Baydur Ciano
Roma , 29 birincikânun 1936 İtalya Hariciye Nazırından Roma Türkiye Büyükelçisine
Bay Büyük Elçi,
İtalya Kırallığı ile Türkiye Cumhuriyeti arasında bugün Romada imza edilen Ticaret ve Seyrisefain muahedesinin 12nci maddesinin ihtiva ettiği hükme göre işbu muahede nota teatisi suretile muvakkat olarak tasdikından evvel mer’iyete konulabilecektir. Mezkûr muahedenin 1937 senesi ikmcikânununun birinci gününden itibaren mer’iyet mevkiine konulmasında İtalyan Hükü metinin mutabık olduğunu ıttılaınıza arzetmekle şeref kazanırım.
Derin saygılarımın kabulünü dilerim Bay Büyük Elçi. Ciano
Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Kırallığı arasında mün’akid Ticaret Anlaşması
Ticarî münasebetlerini inkişaf ettirmek arzusunda bulunan Türk ve İtalyan Hükümetleri atideki noktaları kararlaştırmışlardır:
Madde 1
İtalya menşeli emtia, melfuf 1 numaralı listede gösterilen kontenjanlar hududu dahilinde Türkiye’ye idhal edilecektir.
Madde 2
Türk menşeli emtia, melfuf 2 numaralı listede gösterilen kontenjanlar hududu dahilinde İtalya’ya idhal edilecektir.
Madde 3
1 ve 2 numaralı listelerde yazılı kontenjanlar on iki aylık bir müddet için tayin edilmiş olup, her altı aylık devre için % 50 nisbetinde verilir. Mamafih şurası mukarrerdir k i mevsime tâbi mahiyette olan mallar için, kontenjanlar anlaşmanın mevkii meriyette bulunduğu müddet zarfında altı aylık devre tevziatına tâbi tutul maksızın Türk ve İtalyan makamatı aidesince bilitilâf tayin olunacak bir müddet için verilir.
Her senenin birinci altı aylık devresinde istimal edilmemiş bulunan kontenjanlar otomatik bir surette müteakıb altı aylık bir devreye nakledilir.
Madde 4
1 temmuz 1937 tarihinden itibaren Tüıkiye’ye vaki İtalyan ihracatile İtalyaya vaki Türk ihracatı arasında on beş milyon İtalyan liretini mütecaviz gayritabiî bir muvazenesizlik müşahede edilecek olursa her iki
Hükümet verilmiş veya verilecek olan kontenjanların tekrar tetkikini veya yeni kontenjanlar verilmesini taleb etmek hakkını haiz olacaktır. Bu takdirde taleb tarihinden itibaren bir ay zarfında müzakerata başlanılmış ve bu müzakereler intaç edilmiş bulunacaktır.
Bu bir aylık müddet zarfında itilâf hasıl olmadığı takdirde Aki d Tarafların her biri üç ay evvelinden yapılacak bir ihbarla itilâfı feshetmek hakkını haiz olacaktır.
Madde 5
işbu itilâfnamenin mevkii mer’iyete girmesinden sonra her iki memleketten biri menşeli olup birinden diğerine ihraç edilecek emtia ile birlikte ihracatçı memleketin makamatı
aidesince verilmiş ve merbut numuneye tevfikan iki nüsha olarak tanzim edilmiş bir menşe şahadetnamesi olacaktır. İşbu
şahadetnamenin bir nüshası idhal gümrüğü tarafından mühürlenerek aynı gün zarfında idhalâtçı memleketin clearing muamelâtını tedvire memur olan bankasına tevdi edilecektir.
Madde 6
İşbu anlaşma tarihinde mevkii icrada bulunan ve Tarafeyni Akideync e tasdik edilmiş olan hususî takaslar, 4 nisan 1934 tarihli Türkiye ile İtalya arasında mün’akid olup mübadelâtı ticariyenin tediyatma mütedair bulunan anlaşma ahkâmına tevfikan tasfiye edilecektir.
İşbu anlaşma bu günkü tarih ile imza edilen Ticaret ve Seyrisefain Muahedesile birlikte mevkii mer’iyete girecektir.
Mer’iyet müddeti aynı olup aynı tarihte hitam bulacaktır. Yukarıda zikredilen ticaret ve seyrisefain mukavelesinin gayri kabili tefrik bir cüzünü teşkil eden işbu anlaşmanın feshi mezkûr mukavelenamenin de mer’iyetten düşmesini icab ettirecektir.
Tasdikanlilmekal işbu anlaşma imza olundu. Romada 29 birincikânun 1936 da iki nüsha olarak tanzim
edilmiştir.
Atatürk’ün Vasiyetnamesi, İstanbul Dolmabahçe Sarayında 5 Eylül 1938 tarihinde bizzat kendi el yazısıyla kaleme alınmıştır. Resmi vasiyetname öncesinde Atatürk, 11 Haziran 1937’de, Trabzon’da, bütün çiftliklerini ve mallarını millete bağışladığını açıklamıştır.
Vasiyetname 10 Kasım 1938’de vefat etmesinden sonra 28 Kasım 1938 tarihinde açılmıştır. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünde muhafaza altındadır.
Vasiyetname, Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1938/95 Sayılı dosyası ile açılarak işleme konulmuş ve infaz edilmiştir. Mahkemeye, Adalet Bakanı Hilmi Uran, İçişleri Bakanı ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Doktor Refik Saydam, Atatürk’ün tek kanuni mirasçısı olan kız kardeşi Makbule Boysan, Dışişleri Bakanı Şükrü Saraçoğlu, Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı, bazı milletvekilleri, bazı yargıç ve avukatlar katılmıştır. Ankara Üçüncü Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimi olarak Osman Selçuk görev yapmıştır.
Atatürk’ün Vasiyetnamesinin Açılmasına Dair Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1938/95 Sayılı Kararı
Atatürk’ün Vasiyetnamesi
“Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleriyle Çankaya’daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi’ne atideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum:
1) Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.
2) Her seneki nemadan, bana nisbetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule’ye ayda bin, Afet’e 800, Sabiha Gökçen’e 600, Ülkü’ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile’ye şimdiki yüzer lira verilecektir.
3) Sabiha Gökçen’e bir ev de alınabilecek ayrıca para verilecektir.
4) Makbule’nin yaşadığı müddetçe Çankaya’da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.
5) İsmet İnönü’nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır.
6) Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil kurumlarına tahsis edilecektir.”
“Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleriyle Çankaya’daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi’ne atideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum: Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır. Her seneki nemadan, bana nisbetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule’ye ayda bin, Afet’e 800, Sabiha Gökçen’e 600, Ülkü’ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile’ye şimdiki yüzer lira verilecektir. Sabiha Gökçen’e bir ev de alınabilecek ayrıca para verilecektir. Makbule’nin yaşadığı müddetçe Çankaya’da oturduğu ev de emrinde kalacaktır. İsmet İnönü’nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır. Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil kurumlarına tahsis edilecektir.”
Atatürk’ün 10 Kasım 1938’deki Nakit ve Hisse Senetlerinin Durumu:
Nûkut
Emekli hesabı 19.566.80
4 numaralı şahsî hesap (Türkiye İş Bankası) 53.453.18
2 numaralı hesap (Türkiye İş Bankası) 1.446.872.03
Türkiye İş Bankası hisse senedi (adet) 119.125.00
Müessis hisse senedi (Türkiye İş Bankası) (adet) 569.00
Maden Kömürü TAŞ hisse senedi (nama muharrer) (adet) 12.750.00
Maden Kömürü Taş hisse senedi (hamiline muharrer) (adet) 12.250.00
Maden Kömürü TAŞ hisse senedi (müessis hisse) (adet) 25.125.00
“Türkiye İş Bankası sermayesini 5 milyon liradan 10 milyon liraya 1956 yılında çıkardı. 1960 yılında toplanan Dokuzuncu Türk Dil Kurultayı’nda Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada bu konu şöyle belirtilmektedir: ‘… Atatürk vakfı para değildir. Hisse senetleridir. Vaktiyle bu, onar liralık 132.000 hisse idi. Sermayenin bir misli artırılması yani 5 milyonlu sermayenin 10 milyona çıkartılması ve karşılığının ihtiyat akçasından ödenmesi suretiyle bize de bir misli hisse verdiler. Yani 264.000 hisse senedimiz oldu. Ayrıca Atatürk’ün 600 tane müessis hisse senedi ve 1 milyon küsur nakdi vardı.’ (Bk. Dokuzuncu Türk Dil Kurultayı, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1961)
Fransız hukukçu ve ahlakçı, Jean de La Bruyère, Paris’te doğdu. (Ölümü: 10 Mayıs 1696 Versay)
1738
Baltalimanı Ticaret Konvansiyonu, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birleşik Krallık ile İstanbul’un Baltalimanı semtinde, 16 Ağustos 1838 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ile Birleşik Krallık arasında imzalandı. Baltalimanı Ticaret Antlaşması ile tekel sistemi kaldırılarak Britanyalılara diledikleri miktarda hammaddeyi satın alma imkânı ve Osmanlı tebaası ile aynı koşullarda ticaret yapma imkanı getirildi.
1836
Baltalimanı Ticaret Antlaşması imzalandı. Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında imzalanan antlaşma ile Osmanlı pazarları İngiliz mallarına açıldı.
1876
Osmanlı Devletinde, özel hukuk ilişkilerini düzenleyen Mecelle tamamlanarak yürürlüğe girdi. 1851 maddeden oluşan kanun, 20 Nisan 1869 tarihinde yazılmaya başlandı ve 16 Ağustos 1876 tarihinde tamamlandı.
1888
Bulgaristan Pen Yazarlar Birliği’nin kurucularından, hümanist, aktivist ve yazar, Dora Gabe doğdu. (Ölümü: 16 Kasım 1983, Sofya) Sofya Üniversitesi’nde Doğa Bilimleri alanında öğrenim gördü, ardından Cenevre ve Grenoble’da Fransız Filolojisi okudu Dobriç’te Fransızca öğretmenliği yaptı İlk şiirlerinden olan “Bahar”, günümüzde bile Bulgar okullarında okutulmaktadır.
1909
Osmanlı Devleti döneminde ilk kez Meclisi Mebusan tarafından Cemiyetler Kanunu çıkarıldı. 21 Ağustos 1909’da bu kanun çerçevesinde Kanun-i Esasi’nin 120. maddesinde değişiklik yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti, kendi kanunlarını oluşturana kadar Osmanlı Devletinden kalan kanunu uygulamaya devam etti. 1923 yılında kanunun bazı maddeleri değiştirildi, cemiyetlere katılma yaşı on sekize indirildi ve hükümetin cemiyetleri idari bakımdan denetlemesi öngörüldü. Gerek Osmanlı Devleti döneminde ve gerekse Cumhuriyet döneminde cemiyet kavramı siyasi parti, sendika ve derneklerin tamamını aynı kavram içinde değerlendirdi.
1913
Hukukçu ve Nobel Barış Ödülü sahibi İsrail Başbakanı Menachem Begin, Beyaz Rusya’da doğdu (Ölümü: 9 Mart 1992) Polonya’da Varşova Üniversitesinde hukuk fakültesinde okudu. Başbakanlığı öncesindeki sekiz seçimde de yenilgiye uğramasına rağmen 1977 seçimlerini kazanarak İşçi Partisinin 30 yıllık iktidarına son verdi. 21 Haziran 1977-10 Ekim 1983 tarihlerinde başbakanlık yaptı. 1979 yılında, Mısır devlet başkanı Enver Sedat ile İsrail-Mısır Barış Antlaşmasını imzaladı. Sedat ile birlikte Nobel Barış Ödülünü kazandı. İsrail’in ilk kez bir Arap devleti tarafından tanınmasını sağladı.
1913
Japonya’nın Tōhoku Imparatorluk Universitesi (şimdiki Tohoku Üniversitesi) ilk kadın öğrencisini kabul etti.
1919
Polonya kökenli Rus diplomat Aleksandr Petrovih İzvolski öldü. (Doğum:18 Mart 1856, Moskova) Sankt-Peterburg yakınlarındaki Tsarskoye Selo Lyceum’u onur derecesiyle bitirdi. 1905 Rus Devrimi sonrasında reformcu kimliği ile Dışişleri Bakanlığını üstlendi ve 1908-1910 yıllarında bu görevi yürüttü.
1919
İstanbul’da faaliyet gösterecek Karma Hakem Mahkemeleri kuruldu. Birinci Dünya Savaşı döneminde ortaya çıkan hukuki sorunların çözülmesi için Lozan Barış Antlaşmasına göre kurulmuştur. 1925-1938 yılları arasında faaliyet gösteren Muhtelit Hakem Mahkemeleri’nin Türkiye temsilcisi Vasfi Raşid Seviğ olmuştur.
1945
Yargıtay eski başkanlarından M. Derviş Turhan, Ankara Hukuk Fakültesini 1942 yılında bitirdikten sonra, 16 Ağustos 1945 tarihinde Artvin C. Savcı Yardımcısı olarak mesleğe başladı. 28 Ekim 1963 tarihinde Yargıtay Üyeliğine, 7 Haziran 1973’te Yargıtay 13.Hukuk Dairesi Başkanlığına ve 15 Eylül 1980’de Yargıtay Birinci Başkanlığına seçildi. 3 Ağustos 1984 tarihinde yaş sınırı nedeniyle emekliye ayrıldı.(https://www.yargitay.gov.tr/documents/acilisKonusma/1981-1982.pdf)
1960
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna İlişkin Temel Antlaşma, Büyük Britanya, Yunanistan, Türkiye Cumhuriyeti ve Kıbrıs Cumhuriyeti arasında tarihinde imzalandı. Kurucu antlaşma öncesinde, 11 Şubat 1959 tarihinde Birleşik Krallık, Türkiye ve Yunanistan devletleri ile Kıbrıs’taki Rum ve Türk toplumları arasında Zürih ve Londra Antlaşmaları imzalanmış ve bağımsız bir devlet olarak Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının temel unsurları belirlenmişti. Kıbrıs Cumhuriyeti, imzalanan Kuruluş, İttifak ve Garanti antlaşmaları çerçevesinde resmi olarak 16 Ağustos 1960 tarihinde kuruldu.
1961
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu yasası çıkartıldı
1971
26 sanıklı THKP-C (Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi) davası Selimiye’deki Sıkıyönetim Askeri Mahkeme’sinde başladı. İddianameyi okuyan askeri savcı Mahir Çayan dahil 13 kişi hakkında idam cezası istedi.
1983
Milliyet gazetesinin yayını İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından durduruldu.
1988
Toplumsal Kurtuluş Dergisinin Kasım 1987, Şubat 1988 ve Haziran 1988 sayılarındaki 15 yazı hakkındaki davada DGM savcısı 15 kişiye toplam 256 yıl 6 aya kadar hapis cezası istedi. Haziran 1988’den beri tutuklu olarak cezaevinde olan 15 kişi arasında derginin sahibi Bilgesu Erenus, Yazı İşleri Müdürleri Orhan Gökdemir ve İlhan Akalın, yazar Yalçın Küçük ve avukat Hüsnü Öndül de bulunuyordu.
1988
1 Ağustos Genelgesi ile tekrar zorunlu hale getirilen tek tip elbiseler cezaevlerine dağıtıldı. Cumhuriyet savcıları bej rengi tek tip elbise giymeyi reddeden tutuklu ve hükümlüler hakkında tutanak tutmaya başladı.
1991
İran Başsavcısı, tesettüre uymayı reddeden ve utanma duygusu taşımayan kadınların din değiştirmiş sayılarak idam edileceğini açıkladı.
1993
İnsan Hakları Derneği kurucusu ve Genel Sekreter yardımcılarından Avukat İbrahim Tezan yaşamını yitirdi.
1994
Madımak’ta ölen Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen, yalancı tanıklık yaptıkları gerekçesiyle 56 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.
1995
HADEP davasında zılgıt çekip zafer işaretiyle alkış tuttukları için “bölücülük”ten tutuklanan 15 kişi tahliye edildi.
1997
İlköğretimin 8 yıl zorunlu ve kesintisiz olmasını öngören yasa tasarısı, 242’ye karşı 277 oyla TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Aynı gün 8 yıllık eğitim fonu için zam yapılmasına tekel ürünlerinden başlandı.
1999
Koalisyon hükümeti ortakları arasında Af Yasa Tasarısı ile ilgili uzlaşma sağlandı. Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinde düzenleme yapıldı. 312. maddenin 2. fıkrası af kapsamı dışında bırakıldı.
1999
Mehmet Ali Ağca’yı İpekçi suikastinde azmettirmek ve olaya iştirak suçlaması ile aranan Mehmet Şener’in gıyabi tutuklama kararı ve soruşturma dosyası zamanaşımı gerekçesiyle kaldırıldı. MİT üyesi kurye Nevzat Bilecen ve Abdullah Çatlı’yla birlikte eroin işine giren Mehmet Şener 1982’de Nevşehir Emniyeti’nden alınmış olan sahte pasaportla İsviçre’de eroinle yakalanmış, ancak Türkiye’ye iade edilmeyip 1983’de serbest bırakılmıştı.
2000
Temmuz ayında Burdur Cezaevi’nde gördükleri işkenceyi fotoğraflayarak basına dağıttıkları gerekçesiyle 8 hükümlü ve tutukluya 15’şer gün hücre cezası verildi.
2001
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ilk kurucular kurulu toplantısı yapıldı. Recep Tayyip Erdoğan 121 üyenin tamamının oylarını alarak genel başkan seçildi.
2005
Demokratik Halk Partisi (DEHAP), Demokratik Toplum Hareketi’ne katılma kararı aldı.
2005
İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki yirmi bir Yahudi yerleşiminin boşaltılması için tanıdığı süre doldu
2006
Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği (GÜNSİAD) Genel Başkanı Şah İsmail Bedirhanoğlu, PKK’nın ateşkes ilan etmesi ve silahı yöntem olarak kullanmaktan vazgeçtiğini açıklaması gerektiğini söyledi, devletten de genel af çıkarmasını istedi.
2006
Nöbetçi İdare Mahkemesi, Kuğulu Park’ın bir bölümüne yol yapma kararı alan Ankara Anakent Belediyesi kararının yürütmesini durdurdu.
2008
Japon çiftçi ve filozof Masanobu Fukuoka yaşamını yitirdi. (Doğumu: 2 Şubat 1913) Yerel kültürlerin toprağı sürmeden ve ilaç kullanmadan uyguladığı geleneksel organik tarımı savundu ve Doğal Tarım Felsefesini geliştirdi.. İnsanlar üzerindeki etkisi tarımın ötesine geçerek bir doğal beslenme ve yaşam hareketini oluşturdu. Doğanın ilkelerini gözeterek yaşamanın gerekliliğini savundu. Mart 1997’de Rio de Janeiro’da, Dünya Zirvesi+5 forumu kendisini Dünya Meclisi Ödülü’ne layık gördü.
Masanobu Fukuoka
2010
Azerbaycan ve Türkiye arasında Stratejik İşbirliği Antlaşması imzalandı. 23 maddeden oluşa Antlaşma, Azerbaycan adına Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye adına 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından imzalandı. Türkiye ve Azerbaycan ülkelerinden birine karşı askeri saldırı veya saldırı durumunda diğer ülkenin tüm imkanlarını kullanarak saldırıya uğrayan tarafa yardım etmesi öngörüldü. Antlaşma, 21 Aralık 2010 tarihinde Azerbaycan Millî Meclisinde kabul edildi. 2 Şubat 2011 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanarak Resmi Gazetenin 28 Mayıs 2011 tarihli sayısında yayınlandı.
2011
Ömrünün 11 yılı hapis ve 18 yılı sürgün ile geçen Mihri Belli (95) hayata veda etti.
2014
Çerkes Hakları İnisiyatifi üyeleri tarafından kuruluş çalışmaları yürütülen Çoğulcu Demokrasi Partisi (ÇDP) adıyla yeni siyasi parti kurdu. ÇDP kurucu Genel Başkanı Kenan Kaplan, “ÇDP üreteceği özgün projeler ve önerilerle devleti tam demokratik bir yapıya dönüştürmek amacıyla kurulmuştur” dedi.
2016
1993’ten itibaren hakkında birçok yayın durdurma kararı verilen, yöneticileri hakkında birçok dava açılan ve 2011’de yeniden yayına başlayan Özgür Gündem Gazetesi 16 Ağustos 2016’a yeniden kapatıldı.
2017
Kolombiya’da, Devrimci Silahlı Güçleri’nin (FARC) son silahlarını teslim etmesiyle 52 yıllık savaşın sona erdiği açıklandı.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin 25 Eylül’de “bağımsızlık referandumu” yapma kararına uluslararası toplumun büyük çoğunluğu karşı çıktı. Referanduma destek sadece İsrail’den geldi.
2021
İfade Özgürlüğü Derneği, 16 Ağustos 2021 tarihinde EngelliWeb 2020Raporunu yayınlanmıştır.
2024
TBMM Genel Kurulu, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında AYM’nin verdiği “vekilliğinin düşürülmesinin ‘yok hükmünde’ olduğu yönündeki kararı görüşmek üzere olağanüstü toplandı.
Manken Deniz Akkaya’nın sosyal medya üzerinden CHP Antalya İl Disiplin Kurulu Başkanı Hüseyin Eroğlu hakkında söylediği, “kepaze CHP’li”, “CHP’li sapık” gibi ifadeler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Sokak röportajındaki sözleri sonrası tutuklanan Dilruba Y. hakkında iddianame hazırlandı, kamu davası açıldı, duruşma günü 3 Eylül’e verildi.
Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 6’ncı İdari Dava Dairesi, depremde yıkılan 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı ile ilgili 7 belediye görevlisi hakkında soruşturma izni vermeyen Kahramanmaraş Valiliği’nin kararını hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle iptal etti.
Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Cami Kebir Mahallesi’nde bulunan Karga ve Hewş adlı kafelere bir grup tarafından 12 Temmuz’da silahlı ve ses bombalı saldırı düzenledi. Saldırının ardından 3 kişi tutuklandı. Tutuklanan 3 kişinin yapılan tutuk incelemesinin ardından dün serbest bırakıldığı öğrenildi.
2025
Laiklik Meclisi’nce son dönem yayımlanan cuma hutbelerine yönelik Diyanet İşleri Başkanlığı ile Başkan Ali Erbaş ve Din Hizmetleri Genel Müdürü Şaban Kondi hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Meclisin suç duyurusunda; söz konusu kişi ve kurumun “suç işlemeye tahrik, kanunlara uymamaya tahrik” suçlarını işlediği belirtildi. Kemalist Aydınlanma Derneği ise kadınların miras hakkını hedef alan cuma hutbesine tepki göstererek ‘Sıfatı Cumhuriyet olan savcıları göreve çağırıyoruz’ açıklamasını yaptı. Türk Hukuk Kurumu (THK) Başkanı Nail Gürman; Diyanet’in son dönem hutbeleriyle cumhuriyet ve anayasanın başlangıç hükümlerindeki niteliklerin değiştirilmesine yönelik bir saldırıda bulunduğunu vurgulayarak; “Bu anlayışın ‘anayasanın manevi cebirle’ ihlali olduğunu önemle uyarıyoruz. Cumhuriyet savcıları görevlerini yerine getirmeli” dedi.
Adana’dan genç CHP’lilerin tutuklu belediye başkanı Zeydan Karalar için Silivri’ye yürüyüşleri devam etti: Adalet yürüyüşü 8’inci gününde!
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 29 ilde jandarma tarafından Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik 10 gündür devam eden operasyonlarda 49 şüphelinin yakalandığını, 39’unun tutuklandığını açıkladı.
Cem Duman isimli avukatın, liderliğini Selahattin Yılmaz’ın yaptığı silahlı suç örgütüne yönelik operasyonda gözaltına alındığı iddia edildi.
TBMM Genel Kurulu’nda zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasını içeren torba kanun teklifinin kabul edilmesinin ardından Bakanlık Oluruyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından “Maden Kanununun Geçici 45 inci Maddesinin Uygulanmasına Dair Usul Ve Esaslar” başlıklı adsız düzenleyici işlemin iptali için Muğla’nın Milas ve Yatağan ilçelerindeki 77 köylü ortak dilekçe ile Danıştay‘a dava açtı. Dava dilekçesinde, Anayasaya Mahkemesi’nin yasa hakkında vereceği karara kadar yasanın “yürütmesinin durdurulması”, duruşmalı yapılacak yargılama sonunda ise işlemin “iptali” istendi.
Cumartesi Anneleri 1064. hafta buluşmasında bir kez daha Galatasaray Meydanı’ndan seslendi. Kayıp yakınları, 1994 yılında kendi tarlasında çalışırken kaçırılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan çiftçi Mehmet Salim Acar’ın akıbetini sordu. AİHM, 8 Nisan 2004 tarihli kararında (Başvuru no: 26307/95), Mehmet Salim Acar’ın kaybolmasına ilişkin yeterli ve etkili bir soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle yaşam hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle hükmetmiş ve Türkiye aleyhine karar vermişti.
2025
Columbia Bölgesi, Cuma günü Başkan Donald Trump’ın şehrin polis departmanını federal yönetimin kontrolü altına alan acil durum emrine karşı dava açtı. Trump, bu hamlesine gerekçe olarak ülkenin başkentinde artan şiddet suçlarını göstermişti.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Sri Lanka’da işkence veya kötü muamele sonucu meydana geldiği iddia edilen gözaltında ölüm vakalarını ayrıntılarıyla anlatan ve bu vakaların etkili bir şekilde soruşturulmadığını belirten bir rapor yayınladı. Türk ayrıca, uyuşturucu baskınları sırasında keyfi muameleler yapılmaması konusunda da uyarıda bulundu.
Hindistan’da muhalif milletvekilleri, Yeni Delhi’de seçmen listesi sahtekarlığı iddiasıyla protesto gösterisi yaparken gözaltına alındı. Parlamento binasında herhangi bir gösteri, grev, oruç ve protestoya ilişkin kalıcı bir yasaktır.
BM, yayınladığı yıllık raporunda, 2024 yılında çatışma bölgelerinde cinsel şiddette keskin bir artış olduğunu, yıl boyunca 4.600’den fazla mağdurun istismarlara maruz kaldığını açıkladı. BM, ilgili tüm tarafları, cinsel şiddeti yasaklayan net talimatlar yayınlamaya ve “hesap verebilirliği sağlamaya davet etti. Raporda, 21 ülkede hem devlet hem de devlet dışı aktörlerin cinsel şiddetten sorumlu olduğu , en yüksek sayıların Orta Afrika Cumhuriyeti (OAC), Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC), Haiti, Somali ve Güney Sudan’da kaydedildiği belirtildi.
Fransız hukukçu, şair, filozof, devrimci Sylvain Maréchal doğdu. (Ölümü: 18 Ocak 1803) Paris’te hukuk bilimi okudu ve avukat oldu. Ütopik Sosyalizmi geliştirdi ve tarım mülklerinin ortaklaşmasını savundu. İnsanın her türlü kölelikten kurtulması gerektiğini ve dinin, halkın sömürülmesinde araç olarak kullanıldığını ileri sürdü. Maréchal Takvimini yayınlaması, kiliseyi ve din anlayışını eleştirmesi sonucunda hapse mahkûm edildi. Bu takvim, Fransız Devrimi’nde esas alındı. Devrim sonrası 1796’da Gracchus Babeuf’in hareketine katıldı ve cezalandırılmaktan kurtuldu. Kadın hakları ve eşitlik üzerine çalıştı. Baskılardan korunmak için anonim isimlerle yazılar yazdı.
1807
Fransa’da Üçüncü Cumhuriyet’in (1870-1940) yerleşmesini sağlayan Avukat François Judith Paul Grevy(Jules Grévy)doğdu. (Ölümü: 9 Eylül 1891) Paris Hukuk Fakültesi’ni bitirdi ve avukat 1827’de oldu. 1848 Kurucu Meclisi’nde görev aldı ve 1849’da Ulusal Meclis Başkan Yardımcısı seçildi. Yürütme erkinin zayıf tutulması ve denetlenmesi gerektiği görüşünü savundu, bu görüşünü siyaset yaşamı boyunca hiç değiştirmedi. 1851-1868 arasında devlet görevi almadı. Bu dönemde hukukçu olarak çalıştı; ayrıca cumhuriyetçi etkinliklere katıldı. 1868’de yasama organına seçildi ve hızla liberal muhalefetin önderleri arasına girdi. Paris Komünü’nün sosyalist ayaklanmasına karşı çıktı. 1870’te Yeni Ulusal Meclis’in başkanı (1871-1873) ve Temsilciler Meclisi Başkanı (1876) olarak görev yaptı. Thiers’in Eylül 1877’de ölümünün ardından, Cumhuriyetçi Parti’nin başına geçti. 30 Ocak 1879 ile 2 Aralık 1887 arasında Fransa Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı, görevi sırasındayken de yürütmenin yetkilerinin azaltılmasını ve güçlü parlamentoyu savundu.
Adolf Hitler, Almanlarla Yahudilerin evlilik yapmalarını yasakladı
1935
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne ekli protokolün ikinci maddesi belirlenen geçiş rejimi 15 Ağustos 1936 tarihinden başlayarak uygulamaya konuldu. 1923 sözleşmesindeki Boğazların silahsızlandırılmasına ilişkin hükümler kaldırılarak Türkiye’nin egemenlik hakları yeniden sağlandı.
1945
Güney Kore, II. Dünya Savaşında yenilen Japonya’nın işgalinden kurtuldu. 15 Ağustos, Kore Kurtuluş Günü olarak kutlanmaktadır.
1945
Bangladeş’in 1991-1996 ve 2001-2006 arasında görev yapan ilk kadın başbakanı Begüm Halide Ziya doğdu. Başbakanlığı döneminde yetimlere yönelik hizmet veren yardım kuruluşunun bütçesinden zimmetine para geçirmek suçundan 2018 yılında 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
1947
Hindistan bağımsızlığını kazandı. Jawaharlal Nehru Hindistan’ın ilk Başbakanı oldu.15 Ağustos Hindistan Bağımsızlık Günü olarak kutlanmaktadır.
Nâzım Hikmet Ran, Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Nazım Hikmet, 29 Mart 1938’de tutuklanmış ve 28 yıl hapis cezası almış, 29 Mart 1950’de avukatı İlhan Emin beye yazdığı mektupla açlık grevine başlayacağının deklare etmişti. Ran, yasal olarak yükümlülüğü olmamasına karşın askere çağrılması üzerine 17 Haziran 1951’de İstanbul’dan ayrılarak Romanya üzerinden Moskova’ya gitmiş ve bir daha Türkiye’ye dönememişti. 25 Temmuz 1951 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı. Karar 15 Ağustos 1951 tarihli Resmi Gazetede yayınlandı.
Nazım Hikmet, açlık Grevine devam ediyor
(Karar Sayısı-1301:Pasaportsuz olarak İstanbul’dan Romanya’ya kaçan ve oradan da Moskova’ya ‘giderek hava alanında memleketi aleyhinde beyanatta bulunduğu ve ımütaakiben radyo yayınlarında Türkiye’nin Hükümet şekli ve Hükümeti idare edenler aleyhinde geniş propaganda kampanyasına girişerek komünizmi yaymak maksadını güden neşriyatiyle Sovyet Hükümetinin verdiği hizmeti ifa etmekte olan m’âruf komünist Nâzım Hikmet Han’ın kendisine bu hizmeti terketmesi hususunda yapılacak tebligatın da bir fayla vermiyeceği mülâhaza edildiğinden Türk vatandaşlığından çıkarılması; İçişleri Bakanlığının 25/7/1951 tarihli ve 40945 sayılı yazısı üzerine, 1312 sayılı kanunun 10 uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 25/7/1951 tarihinde kararlaştırılmıştır.”
Van, Özalp’te 1943 yılında Sefo Deresi’nde, 33 köylünün kurşuna dizilerek öldürülmesi olayına istinaden, İsmet İnönü hakkında Meclis soruşturması açılması talep edildi. Aynı olayla ilgili Orgeneral Mustafa Muğlalı, 2 Mart 1950’de ölüm cezasına çarptırıldı. Askeri Yargıtay, “ilerleyen yaşı ve hafifletici nedenlerden ötürü” hükmü değiştirerek cezasını 20 yıl hapse çevirdi. .
1960
Kongo Cumhuriyeti, Fransa’dan bağımsızlığını ilan etti. 15 Ağustos bağımsızlık günü olarak kutlanmaktadır.
1975
Bangladeş’in ilk Başbakanı ve Devlet Başkanı, Banga Bandhu Şeyh Mucibur Rahman doğdu. (Ölümü:17 Mart 1920) Kalküta ve Dakka Üniversitelerinde Hukuk ve Siyasal Bilimler öğrenimi gördü. Genç yaşta İngilizlere karşı sürdürülen bağımsızlık hareketine katılması nedeniyle hapis yattı. 1972’de Başbakan oldu, baskıcı bir yönetim kurarak 1975 başlarında Devlet Başkanlığı görevini de üstlendi. 15 Ağustos 1975’teki bir askerî darbeyle devrildi ve ailesiyle birlikte öldürüldü.
1991
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılarından Nuri Ok 15 Ağustos 1991’de Yargıtay Üyeliğine seçildi
1993
Filozof Macit Gökberk yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1908, Selanik) Felsefe dilinin yalınlaşması, terim karmaşasının giderilmesi ve kavramların sınırlanması alanlarında önemli çalışmalarda bulundu. Kant ile Herder’in Tarih Anlayışları, Felsefe Tarihi, Felsefenin Evrimi ve Değişen Dünya Değişen Dil isimli eserleri bulunmakta ve Türkiye Felsefe Kurumu tarafından anısına Macit Gökberk Felsefe Ödülü verilmektedir.
Ünlü Fransız avukat Jacques Vergès yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1925) Fransız sömürgesi Reunion adasında doğdu. Adını General De Gaulle’ü destekleyerek duyurdu. Fransa’nın Cezayir’le girdiği savaş sırasında, Fransa’nın karşısında yer alarak Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni savundu. Örgütün kadın militanlarından Djamila (Cemile) Bouhired’i1 savunarak idamdan kurtardı ve daha sonra onunla evlendi.
Irak eski Başbakan yardımcısı Tarık Aziz, Alman SS subayı Klaus Barbie, Fransız yüzbaşı Paul Barril, Cezayirli kadın direnişçi ve halk kahramanı Djamila Bouhired, Çakal Carlos” lakaplı Ilich Ramirez Sanchez, Fransız düşünür, yazar Roger Garaudy, Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanan Sırbistan ve eski Yugoslavya devlet başkanı Slobodan Milošević, Çad devlet başkanı Idriss Déby, Kongo devlet başkanı Denis Sassou Nguesso, Senegal cumhurbaşkanı Abdoulaye Wadei ve Fildişi Sahilleri eski cumhurbaşkanı Laurent Gbagbo gibi çok farklı karakterlerin avukatlığın yaptı. Şeytanın Avukatı lakabı ile anıldı. “Benim tutkum savunmak. Suçu değil suçu işleyeni savunuyorum.” dedi. Kopuş savunmaları ile ünlendi. Hakkında birçok kitap ve makale yazıldı, belgeseller çekildi. “Savunma Saldırıyor” hakkında yazılan en önemli eserdir.
2019
İtalyan hukukçu, senatör ve belediye başkanı Antonio Rastrelli yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1927)
2000
Türkiye Cumhuriyeti, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi ve Ek Protokolleri ile “Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesini imzaladı. Sözleşme’nin resmi Türkçe çevirisi, 21 Temmuz 2003 sayılı ve 25175 sayılı Resmi Gazete’de yayınlandı. Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 16 Aralık 1966 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve 19 Aralık 1966 tarihinde imzaya açılmış ve 28 Mart 1979 tarihinde yürürlüğe girmişti. BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi ise 16 Aralık 1966 tarihinde kabul edilmiş ve3 Ocak 1976 tarihinde yürürlüğe girmişti.
2020
Hint sosyal hizmetler görevlisi ve insan hakları aktivisti Vimala Devi Sharma yaşamını yitirdi. Doğumu: 1927)
Gazeteci Nedim Şener, Avukat Mücahit Birinci’nin14.08.2025 tarihinde kişisel X hesabından yapmış olduğu hakaretlerden ötürü suç duyurusunda bulundu.
İBB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan iş insanı Murat Kapki’ye ‘yalan ifade’ ve 2 milyon dolar karşılığında tahliye sözü verdiği öne sürülen avukat Mücahit Birinci, Çağlayan Adliyesi’ne giderek Kapki ve söz konusu iddiayı gündeme getiren CHP lideri Özgür Özel’den şikayetçi oldu.
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Artvin’in “Sigarasız şehir” olarak pilot proje kapsamında seçildiğini açıkladı.
Osmaniye’de eşi Mehmet Yörük’ü zehirleyip öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan, yargılama sürecinde adli kontrol şartıyla tahliye edilen Sebile Yörük hakkında yeniden yakalama kararı çıkarıldı.
İstanbul’da ‘rüşvet vermeye aracılık etme’ suçundan tutuklanan avukat Rezan Epözdemir, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edildi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 73 ilde son iki haftadır düzenlenen uyuşturucu madde satıcılarına yönelik operasyonlarda, 1695 şüphelinin yakalandığını bildirdi. Yerlikaya, operasyonlarda 479 kilogram uyuşturucu madde ile 783 bin 80 uyuşturucu hap ele geçirildiğini aktardı.
Avcılar’da eşyaları ev sahibi tarafından sokağa çıkarılan Gülse Ustaoğlu (69), İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından geçici olarak otele yerleştirildi. Ustaoğlu’nun eşyaları ise emanete alındı.
Rize’de mal sahibi ile kiracı arasında çıkan silahlı kavgada 3’ü ağır olmak üzere 4 kişi yaralandı.
İzmir’de boşanma aşamasındaki eşi Gözde Madi’yi öldüren Serdar Karamus, haksız tahrik indirimi uygulanmadan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, kararı emsal ve caydırıcı buldu.
Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de aralarında bulunduğu 44 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gözaltı kararının İBB bünyesindeki bazı şirketlere dönük soruşturma kapsamında alındığını açıkladı.
Rusya’da tutuklu bulunan Beratcan Özdemir isimli kişinin liderliğindeki İstanbul’da, “Daltonlar” olarak bilinen suç örgütüne yönelik soruşturma tamamlandı, 105 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan 1676 sayfalık iddianamede, 2 kişi “maktul”, 1 kişi “mağdur”, 78 kişi “müşteki” yer alırken 69’u tutuklu, 9’u firari 105 kişi ise “şüpheli” olarak yer aldı.
2025
New York Başsavcısı Letitia James, elektronik ödeme platformu Zelle’nin sahibi olan şirkete, kullanıcılarını dolandırıcılıktan korumadığı gerekçesiyle dava açtı.
Hindistan, Pakistan ile yaşadığı su anlaşmazlıklarında tahkim mahkemesi yetkisini reddederek, mahkemenin Hindistan ile Pakistan arasındaki 1960 su paylaşım anlaşması hakkında açıklama yapma yetkisinin bulunmadığını açıkladı.
İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen son tur görüşmelerde 184 BM üye ülkesine sunulan ve plastik kirliliğine son vermeyi amaçlayan anlaşma taslağını reddedildi. Hükümetlerarası Müzakere Komitesi’nin beşinci toplantısı, ileriye dönük net bir anlaşma sağlanamadan sona sona erdi. Sivil toplum ve çevre örgütleri, dünya liderlerini plastik üretimini azaltan ve insan sağlığını, insan haklarını ve çevreyi koruyan güçlü ve yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma yapılmasını talep ediyor.
Adaletin İşleyişini Geliştirici Hukuk Yargılama Usulü İlkeleri, (Avrupa Konseyi Adaletin İşleyişini Geliştirici Hukuk Yargılama Usulü İlkeleri Hakkında Tavsiye Kararı), Bakanlar Komitesince, Bakan Vekillerinin 28 Şubat 1984 tarihli 367. Toplantısında R(84) 5 Sayılı Tavsiye Kararı olarak kabul edilmiştir.
Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsü’nün 15.b maddesi uyarınca;
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6. maddesi ile güvence altına alınan adalete başvuru ve adil yargılama hakkının demokratik toplumun temel bir niteliği olduğunu göz önüne alarak;
Bakanlar Komitesinin (76) 5 ve (78) 8 sayılı adli yardım hakkındaki Kararları’nda yer alan tedbir ve ilkelerin uygulanması ile R (81) 7 sayılı Tavsiye Kararındaki adalete erişimi kolaylaştırıcı tedbirler, vatandaşların adalete başvuru hakkını kullanmalarını kolaylaştıracağından;
Üye devletlerdeki hukuk yargılama usulünün bazı kurallarının modern toplumun ihtiyaçlarının gerisinde kaldığı ve bu kurallar bazen istismar edildiği veya davaların uzatılması yönünde kötüye kullanıldığı için adaletin etkin bir biçimde gerçekleştirilmesine engel olarak belirmelerinden;
Hukuk yargılama usulünün, usulün geleneksel kurallarınca taraflara sağlanmış bulunan güvenceleri korur ve demokratik bir toplum için gerekli olan yüksek düzeydeki adalet icraatını muhafaza ederken, sadeleştirilmesi, daha esnek ve süratli hale getirilmesi gerektiğinden;
Bu amaç doğrultusunda taraflara sadeleştirilmiş ve daha hızlı yargılama yöntemleri sunulması ve kendilerinin, istismarcı veya uzatıcı taktiklere karşı, özellikle mahkemenin yargılamayı daha etkili bir biçimde yönetebilecek yetki ile donatılmasıyla korunması lüzumlu görüldüğünden;
Avrupa Adalet Bakanlarının Mayıs 1980 tarihinde Lüksemburg’daki 12. Konferansı’nda yer alan tartışmalar ile varılan sonuçları dikkate alarak;
Üye ülke hükümetlerine, Tavsiye Kararı ekinde yer alan ilkeler ışığında yargılama usulünü geliştirmek için gerekli gördükleri bütün tedbirleri, duruma göre, almaları veya mevcutları pekiştirmelerini tavsiye eder.
R (84) 5 sayılı Tavsiye Kararı Eki
Adaletin İşleyişini Geliştirici Hukuk Yargılama Usulü İlkeleri
Birinci İlke
1. Yargılama, normalde iki duruşmadan fazla olmamalı; birincisi hazırlık niteliğinde ön duruşma ve ikincisi, delillerin alınması, iddia ve savunmaların dinlenmesi ve mümkün olduğunda hüküm verilmesi için olmalıdır. Mahkemece, ikinci duruşma için gerekli bütün adımların zamanında atılmış olması sağlanmalı ve ilke olarak hiçbir talike, yeni delillerin belirmesi veya diğer istisnai ve önemli durumlar dışında, izin verilmemelidir. (Bu Tavsiye Kararı kabul edildiğinde Belçika ve Hollanda Temsilcileri, Bakan Vekillerinin toplantılarını düzenleyen Usul Kurallarının 10.2.c no’lu maddesi uyarınca, Tavsiye Kararı ekinde yer alan Beşinci İlkenin ikinci cümlesine hükumetlerinin uyup uymama hakkını saklı tutmuşlardır.)
2. Taraflardan biri usule ilişkin tebligatı almasına karşın, kanunda veya mahkemece öngörülen sürede gerekli usul işlemini yerine getirmediğinde, hakkında yaptırım uygulanmalıdır. Yaptırımlar duruma göre, bu usul işleminden yoksun bırakılma, tazminat, masraflara hükmetme, para cezası tayini ve davanın mahkeme listesinden çıkarılmasını da içerebilmelidir.
3. Mahkeme, tanıkları celp edebilmeli ve haklı bir neden olmaksızın icabet etmemeleri halinde de uygun yaptırımlara (para cezası, tazminat, vs.) hükmetmelidir. Bir tanığın yokluğunda ifadesine başvurmaksızın davanın devamına karar vermek mahkemenin yetkisindedir. Delillerin alınmasını kolaylaştırmak için uygun görülen durumlarda telefon veya video gibi modern teknik vasıtaların kullanılmasına imkan verilmelidir.
4. Bilirkişi geçerli bir neden olmaksızın raporunu mahkemeye vermediği veya geciktirdiğinde uygun yaptırımlar öngörülmelidir. Yaptırımlar, takdir edilen ücretten indirim, masraf veya zararın tazmini, duruma göre gereğine mahkemece veya bir meslek teşekkülünce hükmedilen disiplin tedbirleri şeklinde de olabilir.
İkinci İlke
1. Bir tarafın dayanaktan yoksunluğu belirgin olan davası hakkında mahkeme, basit usulle karar verebilmeli ve uygun olduğu hallerde bu taraf hakkında para cezası veya diğer tarafın zararını tazmine hükmetmelidir.
2. Bir taraf usul işlemlerinde adil olmadığı ve usulü açıkça yargılamanın uzaması için kötüye kullandığında, mahkeme iddialar hakkında derhal karar verme veya para cezası, zararın tazmini veya usul işleminin iptaline karar verme yetkisine sahip olmalı; özel davalarda avukatın yargılama masrafını tediye mecburiyeti getirilmelidir.
3. Avukatların meslek örgütleri, üyelerinden birinin açıklanan şekillerde hareket etmesi halinde disiplin yaptırımı uygulamaya davet edilmelidir.
Üçüncü İlke
Mahkeme, en azından ön duruşmada ve mümkün olduğunca bütün yargılama süresince, tarafların eşit işlem görme hakkı da dahil bütün haklarına saygı gösterirken, yargılamanın süratle gerçekleşmesini sağlamak için aktif bir rol oynamalıdır. Özellikle, mahkemenin, tarafların gerekli açıklamayı yapmasına, tarafların mahkemede bizzat bulunmasına hükmetme, hukuki meseleleri gündeme getirme, en azından tarafların tehlikede olan menfaatleri dışındaki menfaatlerin söz konusu olduğu davalarda delil isteme, delillerin alınmasını kontrol, muhtemel ifadesi davaya etkili olmayacak tanığı hariç tutma, belli bir vakıa hakkındaki tanık sayısının kabarık olması halinde bunu sınırlama yetkisi olmalıdır. Bu yetkiler yargılamanın amacına ters düşmeyecek şekilde kullanılmalıdır.
Dördüncü İlke
Mahkeme kanunla açıkça belirtilmiş davalar dışında kalanlar için en azından ilk davanın niteliğine göre sözlü veya yazılı yargılama usulü veya her ikisinin birlikte kullanımına karar verebilmelidir.
Beşinci İlke
Kanunda aksi öngörülmediği takdirde, taraflar iddia, def’i veya savunmalarını ve özellikle delillerini yargılamanın mümkün olan en erken safhasında ve her halde ön hazırlık safhasının varlığı halinde bunun bitiminden önce sunmalıdır. İtiraz üzerine, mahkeme aşağıdaki haller dışında ilk safhada sunulmayan vakıaları normal olarak kabul etmemelidir:
a. bunların ilk safhada bilinmemesi,
b. bunları sunan kişinin ilk safhada yargılamaya taraf olmaması,
c. bunların kabulü için bazı özel nedenlerin bulunması.
Altıncı İlke
Karar, yargılamanın sonunda veya ondan sonra mümkün olan en kısa sürede ittihaz olunmalıdır. Karar mümkün olduğunca açık olmalıdır. Taraflarca ileri sürülmüş olan bütün iddialar hakkında açıkça veya zımni olarak karar verilmelidir.
Yedinci İlke
Karar sonrası kanun yollarının istismar edilmesini önleyici tedbirler alınmalıdır.
Sekizinci İlke
1. Aşağıda yer alan davalara ilişkin çekişmeleri süratle halletmek için ek olarak özel kurallar veya kurallar demeti vazedilmelidir:
a. müstacel davalar;
b. tartışma konusu edilmeyen hakka veya tesis edilmiş muayyen iddia ve ufak müddeabihlere ilişkin davalar;
c. trafik kazaları, iş ihtilafları, ev sahibi-kiracı meseleleri, aile hukukunun belirli konuları ve özellikle nafaka ile nafakanın yeniden değerlendirilmesi davaları.
2. Bu amaç için aşağıdaki tedbirlerden biri veya bir kaçına başvurulabilir:
Davanın basit yöntemlerle açılması; hiç duruşma yapılmaması veya yalnızca bir duruşma veya durum gerektirirse ön hazırlık duruşmasının öngörülmesi;
duruma göre münhasıran yazılı veya sözlü yargılama;
belirli def’i ve savunmaların yasaklanması veya sınırlandırılması;
delile ilişkin daha esnek kurallar getirilmesi;
hiç talik yapılmaması veya yalnızca kısa süreli talike yer verilmesi;
bir mahkeme bilirkişisinin mümkün olduğunca
yargılamanın başlangıcında re’sen veya tarafların talebi üzerine tayin edilmesi;
davanın yürütülmesi ile delillerin istenilmesi ve alınmasında mahkemenin aktif rol oynaması.
3. Bu özel kuralların uygulanması, duruma göre zorunlu olabileceği gibi tarafların başvurusuna veya rıza göstermesine de bağlı olabilir.
Dokuzuncu İlke
Adli makamlara, etkinliğe en elverişli koşullarda adalet icrası ve özellikle hukukun çeşitli kaynaklarına başvuru ile adalet idaresini hızlandırma için en modern teknik imkanlar sağlanmalıdır.
26 Ağustos 1789 şöyle başlar: Ulusal Meclis halinde toplanan Fransız halkı temsilcileri, toplumların uğradıkları felaketlerin ve yönetimlerin bozulmasının yegane nedeninin; insan haklarının bilinmemesi, unutulmuş olması ya da hor görülüp kâle alınmamasına bağlı olduğu görüşünden hareketle; insanın doğal, devredilemez ve kutsal haklarının resmi bir bildiri içinde açıklamaya karar vermişlerdir. Öyle ki, bu bildiri tüm toplum üyelerinin hiçbir zaman akıllarından çıkmasın, sürekli olarak onlara haklarını ve ödevlerini hatırlatsın. Öyle ki, yasama ve yürütme iktidarlarının faaliyetleri siyasal toplumların amacına uygun olup olmadığı her an denetlenebilsin ve bu iktidarlara daha çok saygı gösterilsin. Öyle ki, bundan böyle yurttaşların basit ve tartışma konusu olmayan ilkelere dayanan istekleri hep anayasanın korunmasına ve herkesin mutluluğuna yönelik olsun. Sonuç olarak Ulusal Meclis Yüce Varlığın huzurunda ve himayesinde aşağıdaki İnsan ve Yurttaş Haklarını kabul ve ilan eder:
Madde 1
İnsanlar, haklar yönünden özgür ve eşit doğarlar ve yaşarlar. Sosyal farklılıklar ancak ortak yarara dayanabilir.
Madde 2
Her siyasal toplumun amacı, insanın doğal ve zamanaşımı ile kaybedilmeyen haklarını korumaktır. Bu haklar; özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve baskıya karşı direnmedir.
Madde 3
Egemenliğin özü esas olarak ulustadır. Hiçbir kuruluş, hiçbir kimse açıkça ulustan kaynaklanmayan bir iktidarı kullanamaz.
Madde 4
Özgürlük, başkasına zarar vermeyecek her şeyi yapabilmektir. Böylece her insanın doğal haklarının kullanımı, toplumun diğer üyelerinin aynı haklardan yararlanmalarını sağlayan sınırlarla belirlidir. Bu sınırlar ise ancak yasa ile belirlenebilir.
Madde 5
Yasa ancak toplum için zararlı fiilleri yasaklayabilir. Yasanın yasaklamadığı bir şey engellenemez ve hiç kimse yasanın emretmediği bir şeyi yapmaya zorlanamaz.
Madde 6
Yasa, genel iradenin ifadesidir. Tüm yurttaşların, bizzat ya da temsilcileri aracılığı ile yasanın yapılmasına katılma hakları vardır. Yasa ister koruyucu, ister cezalandırıcı olsun herkes için aynıdır. Tüm yurttaşlar yasa önünde eşit olduklarından, yeteneklerine göre her türlü kamu görevi, rütbe ve mevkiine eşit olarak kabul edilirler, bu konuda yurttaşlar arasında erdem ve yeteneklerinden başka bir ayırım gözetilmez.
Madde 7
Bir kimse, ancak yasanın belirlediği hallerde ve yasanın öngördüğü şekillere uyularak suçlanabilir, yakalanabilir ve tutuklanabilir. Keyfi emirler verilmesini isteyenler, keyfi emirler verenler, bunları uygulayanlar ya da uygulatanlar cezalandırılır. Ancak yasaya uygun olarak yakalanan, yasaya uymaya çağrılan her yurttaş anında itaat etmelidir, direnirse suçlu olur.
Madde 8
Yasa ancak açık ve zorunlu olarak gerekliliği beliren cezaları koymalıdır ve bir kimse ancak suçun işlenmesinden önce kabul ve ilan edilmiş olan ve usullüne göre uygulanan bir yasa gereğince cezalandırılabilir.
Madde 9
Her insan suçlu olduğuna karar verilinceye kadar masum sayılacağından, tutuklanmasının zorunlu olduğuna karar verildiğinde, yakalanması için zorunlu olmayan her türlü sert davranış yasa tarafından ağır biçimde cezalandırılmalıdır.
Madde 10
Hiç kimse inançları nedeniyle, bunlar dini nitelikteki inançlar olsa bile, tedirgin edilmemelidir; meğer ki, bu inançların açıklanması, yasayla kurulan kamu düzenini bozmuş olsun.
Madde 11
Düşüncelerin ve inançların serbest iletimi insanın en değerli haklarındandır. Bu nedenle her yurttaş serbestçe konuşabilir, yazabilir ve yayınlayabilir, ancak bu özgürlüğün yasada belirlenen kötüye kullanılması hallerinden sorumlu olur.
Madde 12
İnsan ve yurttaş haklarının güvenliği bir kamu gücünü gerektirir, bu nedenle bu güç herkesin yararı için kurulmuştur, yoksa bu gücün emanet edildiği kişilerin özel çıkarları için değil.
Madde 13
Kamu gücünün devamını sağlamak ve idarenin masraflarını karşılamak için herkesin bir vergi vermesi kaçınılmazdır. Vergi tüm yurttaşlar arasından olanakları oranında eşit olarak dağıtılır.
Madde 14
Tüm yurttaşların bizzat ya da temsilcileri aracılığı ile verginin gerekliliğini belirlemeğe, vergilemeyi serbestçe kabul etmeye, vergi gelirlerinin kullanılmasını gözlemeye ve verginin miktarını, matrahını, tahakkuk biçim ve süresini belirlemeye hakkı vardır.
Madde 15
Toplumun tüm kamu görevlilerinden, görevleriyle ilgili olarak hesap sormak hakkı vardır.
Madde 16
Hakların güven altına alınmadığı kuvvetler ayrılığının yapılmadığı bir toplumda Anayasa yoktur.
Madde 17
Mülkiyet dokunulmaz ve kutsal bir hak olması nedeniyle, yasa ile belirlenen kamu ihtiyacı açıkça gerekmedikçe ve adil ve peşin bir tazminat ödenmedikçe, kimse bu haktan yoksun bırakılamaz.
Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, 31 Mayıs 1935 tarihinde İstanbul, Göztepe’de doğmuştur. Milli Eğitim Bakanlarından Dr. İbrahim Öktem‘in kızı ve 2002 yılında yaşama veda eden Prof. Dr. Bülent Tanör‘ün eşidir.
Öget Öktem Tanör, ilk öğrenimini Zonguldak’ta, orta öğrenimini ise Bursa’da tamamlamış, 1954 yılında Bursa Kız Lisesinden mezun olmuş, 1955 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanmış, 1959 yılında mezun olmuştur. Tanör, 1957 yılında Hukuk Fakültesi üçüncü sınıfta iken Astronomi, Fizyoloji ve Psikiyatri ile ilgilenmeye başlamış, İstanbul Tıp Fakültesindeki Psikiyatri ve Nöroloji derslerine katılmaya başlamıştır. Mezuniyetin ardından Hüseyin Nail Kubalı‘nın başkanlığını yaptığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalına asistan olarak atanmış, burada eşi Bülent Tanör ile tanışmış ve daha sonra evlenmiştir. Columbia Üniversitesinden kazandığı burs ile New York‘a gitmiş, hukuk alanında araştırma yapmasına karşın psikoloji ile ilgilenmeye devam etmiştir.
Öget Öktem Tanör, 1975 yılı şubat ayında, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin Psikoloji mezunları için açtığı doktora programına kabul edilmiş, dört yıl çeşitli tıp alanlarında eğitim almış ve 1981 yılında doktora derecesini kazanmış, 1983 yılında İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji bölümüne gönüllü olarak girmiş, daha sonra kadrolu olarak atanmıştır.
Türkiye’nin ilk Klinik Nöropsikoloji Laboratuvarını kurmuş; laboratuvar öncelikle nörologlar ve ardından psikiyatristler ve beyin cerrahları tarafından kabul görmüş, bir çok üniversiteden psikolog, nöropsikolog olarak yetiştirilmek üzere onun yanına gönderilmeye başlanmıştır. Laboratuvar, Türkiye çapında bir okula dönüşmüştür.
Prof. Dr. Öget Öktem Tanör
Tanör, 1993 yılında doçent, 2000 yılında da profesör olmuş, 2008 yılında Nöropsikoloji Derneğini kurmuş ve derneğin başkanı seçilmiştir. Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümü, İstanbul Üniversitesi Pedagoji Fakültesi, Haliç Üniversitesi, Okan Üniversitesi, İstanbul Ticaret Üniversitesi ve Kültür Üniversitesinde lisans ve yüksek lisans dersleri vermiş, 2002 yılında yaş haddinden emekli olmuştur.
Bilim Üniversitesindeki akademik yaşamına devam etmekte iken 2016 yılında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname ile 81 yaşında iken üniversiteden ihraç edilmiştir.
Eserleri
Anksiyetenin Öğrenme ve Hafizaya Etkisi (Doktora Tezi) 1981
Davranışsal Nörofizyolojiye Giriş, 2006
Sözel Bellek Süreçleri Testi – SBST El Kitabı, 2011
Anksiyetenin Öğrenme ve Hafızaya Etkisi
Sözel Bellek Süreçleri Testi-Öktem-SBST El Kitabı
Davranışsal Nörofizyolojiye Giriş
Kitap Bölümleri
Tanör, Ö., Ö. “Afazi Muayenesi”, ss.154-156; “Mental Durum Muayenesi” ss.156-161, in: Edip Aktin, Sara Bahar, Nörolojik Muayene ve Teşhiste Temel Bilgi, 1988, Filiz Kitapevi, İstanbul.
Tanör, Ö., Ö.”Afazi”, Bölüm VI ss.33-38; “Demans”, Bölüm VII ss.39-40, in: Nöroloji Ders Notları (İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri), 1991, Ak Basımevi, İstanbul.
Tanör, Ö., Ö. Gelişimsel Bir Öğrenme Güçlüğü (Gelişimsel Disleksi). 300-309 in: Ben Hasta Değilim. (ed.Aysel Ekşi).1999,Nobel Tıp Kitabevi,İstanbul.
Tanör, Ö., Ö. Demansların Nöropsikolojik Değerlendirilmesi. 67-81 in: Alzheimer ve Diğer Demanslar, (ed.Kaynak Selekler).2003,Güneş Kitabevi, Ankara.
Tanör, Ö., Ö. Alzheimer Hastalığının Erken, Orta ve İleri Dönemlerinde Genel Kognitif Profil. 101-111 in: Beyin ve Nöropsikoloji (eds. S.Karakaş, C. İrkeç, N. Yüksel). 2003, Çizgi Tıp Kitabevi, Ankara.
Tanör, Ö., Ö.: Nöropsikoloji Uygulamaları. 233-235 in: Beyin ve Nöropsikoloji (eds. S. Karakaş, C. İrkeç, N. Yüksel). 2003, Çizgi Tıp Kitabevi, Ankara.
Tanör, Ö., Ö. Klinik Nöropsikoloji Bakış Açısıyla. 115-132 in: Bilnot Bataryası El Kitabı (Sirel Karakaş). 2004, Dizayn Ofset, Ankara.
Tanör, Ö., Ö., Bahar S. Z., Aktin, E. “Afazi, Apraksi, Agnozi”. ss.85-92 in: Nöroloji. (Ed. Emre Öge). 2004, Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul.
Tanör, Ö., Ö. “Afazi Muayenesi”. Ss.121-122 in: Nöroloji (Ed. Emre Öge). 2004, Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul.
Tanör, Ö., Ö. “Mental Durum Muayenesi”. ss. 123-126 in: Nöroloji (Ed. Emre Öge). 2004, Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul.
Tanör, Ö., Ö. “Nöropsikoloji”. ss.168-177 in: Nöroloji. (Ed. Emre Öge). 2004, Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul.
Tanör, Ö., Ö. Epilepside Nörokognisyon. 549-558 in: Epilepsi (eds. İ. Bora, S. N. Yeni, C. Gürses). 2008, Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul.
Tanör, Ö., Ö. Afazi, Apraksi, Agnozi. 35-38 in: Güncel Nörolojik Tanı ve Tedavi (Çeviri Kitap; çev. ed. M. Emre), 2008; Güneş Tıp Kitapevi, Ankara.
Tanör, Ö., Ö. Sinirbilim Bakış Açısıyla Bellek, 787-810 in: Bir Arada-Das Zwischen-In Between (Festchrift für Önay Sözer Armağanı), 2013, yayıma hazırlayan:Sanem Yazıcıoğlu, Türkiye İş Bankası Yayınları.
Tanör, Ö., Ö. Aşkın Nörobiyolojik Temelleri. 2769-2774 in: Rona Aybay’a Armağan, 2014, Legal Hukuk Dergisi yay., 2. cilt.
Tanör, Ö., Ö. Nöropsikolojik Değerlendirme, 15-29 in: Davranış Nörolojisi (ed. Oğuz Tanrıdağ), 2016, Nobel Tıp Kitabevleri.
Tanör, Ö., Ö. Sinirbilim Bakış Açısıyla Bellek, 97-105 in: Davranış Nörolojisi (ed. Oğuz Tanrıdağ), 2016, Nobel Tıp Kitabevleri.
Tanör, Ö., Ö. Multipl Sklerozda Bilişsel Bozukluk, 293-328 in: Davranış Bozuklukları ve Biliş (ed. Metehan Irak), 2016, Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları
Hukukçu ve Danimarkalı devlet adamı Carl Christian Hall, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 25 Şubat 1812, Christianshavn) Okul ve kolejde seçkin bir kariyerinden sonra hukuku meslek olarak kabul etti. 1857-1859 ve 1860-1863 tarihleri aralığında başbakanlık yaptı. 1870’te Holstein-Holsteinborg kabinesinde bakan olarak seçildi ve bu görevdeyken pek çok yararlı eğitim reformunu hayata geçirdi, ancak yönetim çöktüğünde, 1873’te tamamen siyasetten çekildi. 1879 yazında, apopleksiyle mücadale etti ve hayatının geri kalan dokuz yılını neredeyse yatalak olarak geçirdi. 14 Ağustos 1888’de yaşamını yitirdi.
1893
Dünyada ilk kez Fransa’da otomobillere plaka takıldı.
1894
Amerikalı kadın oy hakkı aktivisti Virginia Louisa Minor yaşamını yitirdi. (27 Mart 1824 – 14 Ağustos 1894) 1867’de Missouri Kadının Oy Hakkı Derneği’nin (Amerikan Kadına Oy Hakkı Derneği) kurucuları arasında yer aldı ve ilk başkanı oldu. Missouri Kadınlara Oy Hakkı Derneği, kadınlara oy hakkı tanımak amacıyla oluşturulan ilk organizasyon oldu. Ulusal Kadına Oy Hakkı Derneği’nin çalışmalarını destekledi. 2020’de Ulusal Kadın Tarihi İttifakı Onur Ödülüne layık görüldü.
1908
Türk Basın Birliği kuruldu. Türkiye’de gazetecilik mesleğini kurumlaştırmak amacıyla kurulmuştur. Basın Birliği Kanunu’nda gazetecilerle en geç 3 ay içinde yazılı mukavele yapılması, ücretli izin ve işten çıkarılan gazeteciye tazminat ödenmesi gibi gazeteciler için en temel mesleki haklar da sıralanmıştır. Ancak bu hükümler, yaptırımları olmadığı için, gazete ve mecmua sahiplerince birer tavsiye gibi görülmüştür
1922
Celaleddin Arif Bey, meclisteki başkanlık görevinden istifa etti.
1923
Hint hukukçu, gazeteci, insan hakları aktivisti, siyasetçi ve yazar Kuldip Nayar, dünyaya geldi. (23 Ağustos 2018 – 14 Ağustos 1923) Forman Christian College Lahore’da hukuk lisansını tamamladı. Pakistan’daki Hintli mahkumları ve Hindistan’daki cezaları biten ama serbest bırakılmayan Pakistanlı mahkumları serbest bırakmak için çalıştı. Wagah’ta Bağımsızlık Günü’nü kutlamak ve ölen insanları anmak için mum nöbeti geleneği başlattı.
1941
ABD Başkanı Franklin Roosevelt ve Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill, Atlantik Sözleşmesi’ni yayımladılar. II. Dünya Savaşı sırasında, savaşın yürütülmesini sağlamak ve zafere ulaşabilmek için alınacak önlemleri saptamak maksadıyla, yapılan toplantıların ilkidir. İki devlet topraklarını genişletmek istemediklerini, bütün uluslara sınırları içinde güvenle yaşama olanaklarını sağlayacak bir barışın yapılmasını arzuladıklarını bir bildiri ile açıkladılar. Atlantik Bildirisi olarak tanınan bu belge, liderlerce kabul edildi.
1945
II. Dünya Savaşı sonunda Japonya, kayıtsız şartsız teslim oldu. İmparator Hirohito, ülkesinin teslim olduğunu açıkladı.
1947
İngiltere, Hindistan’ın bağımsızlığını tanıdı. Hindistan’daki Müslüman Birliği Lideri Muhammed Ali Cinnah ve Kongre Partisi Lideri Pandit Nehru’nun Hindistan’ın paylaşımına ilişkin İngiliz planını kabul etmesinin ardından ülke ikiye ayrıldı ve bağımsız Pakistan devleti kuruldu.14 Ağustos günü, Pakistan Bağımsızlık Günü olarak kutlanmaktadır.
1949
Almanya Federal Cumhuriyeti’nde yapılan seçimleri Hıristiyan Demokratlar kazandı; hukukçu Konrad Adenauer şansölye oldu.
1951
Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesi, ILO 34 No’lu Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesinin revize edilmesi yoluyla, Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından 8 Haziran 1949 tarihinde kabul edilmiş, Türkiye tarafından 8 Ağustos 1951 tarihli ve 5835 sayılı kanun ile kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 14 Ağustos tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi, 18 Haziran 1949 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü-ILO tarafından kabul edilmiş, 8 Ağustos 1951 tarihli ve 5834 yasa ile onaylanarak Resmi Gazetenin 14 Ağustos 1951 tarihli sayısı ile yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 98 No’lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi, ILO’nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biridir ve Türkiye’nin Onayladığı ILO Sözleşmeleri arasındadır.
1953
Millet gazetesi yazı işleri müdürü Hüsnü Söylemezoğlu tutuklandı.
15 gündür Kuzey Vietnam’da bulunan Uluslararası Russell Mahkemesi 5.İnceleme Heyeti’nin Başkanı ve TİP Genel Başkanı Aybar, Hanoi’den dönüşte basın toplantısı düzenledi. Mahkeme’nin Genel Sekreteri D.Berger: “ABD yasaklanmış bilyeli, fosforlu vb. bomba kullanıyor” dedi.
1971
İdam istemiyle yargılanan eski Milli Birlik Komitesi üyesi İrfan Solmazer tahliye edildi.
1972
Erzurum Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Asistanı Dr. İsmail Beşikçi D. Bakır/Siirt Sıkıyönetim Komutanlığı’nca 13 yıl hapse mahkum edildi. Aynı Üniversite’de Sosyoloji Doçenti olan Orhan Türkdoğan, Beşikçi’yi 1971’de Sıkıyönetim’e “marksist-bölgeci-ırkçı “olarak ihbar edip tutuklatmıştı.
1973
Hukukçu Zülfikar Ali Butto, Pakistan Başbakanı olarak göreve başladı.
1975
Türkiye Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) sözleşmesi 14 Ağustos 1975 tarih ve 7/10540 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla uygun bulundu. WIPO’nun temel amacı: fikri mülkiyet haklarının bütün dünyada etkin biçimde korunmasına yönelik çalışmalar yapmak ve WIPO tarafından yönetilen anlaşmalar gereği kurulan fikri mülkiyet birlikleri arasındaki idari işbirliğini sağlamaktır.
1975
23 Ocak’ta Vatan Mühendislik Yüksek Okulu öğrencisi Kerim Yaman’ın öldürülmesinden tutuklu 14 sağ görüşlü kişinin yargılanmasına başlandı.
1978
Türkiye’ye 3.5 yıldır uygulanan Amerikan silah ambargosu, Temsilciler Meclisi’nin öngördüğü “Türkiye’nin Kıbrıs’taki kuvvetlerinin geri çekmeye devam etmesi, göçmenler sorununun çözümlenmesi, görüşmelere başlanması vb. şartlarla Uzlaştırma Komisyonu’nca kaldırıldı.
1982
Ankara Üniversitesi Yönetim Kurulu, 1402 Sayılı Yasa ile üniversiteden uzaklaştırılan öğretim üyelerinin, sıkıyönetim kalksa da yasanın 2.maddesinin bağlayıcı hükmü gereği “bir daha kamu hizmetine dönemeyeceği” yorumunu yaptı.
1982
Yüksek Hakem Kurulu (YHK) 6 aya mahkum olan işçinin işten çıkarılabileceğini kararlaştırdı.
1983
Tercüman ve Milliyet Gazeteleri süresiz olarak kapatıldı.
1983
Danışma Meclisi’ne sunulan tasarıda, MİT ve milli güvenliği ilgilendiren yönetmeliklerin Resmi Gazete’de yayınlanmaması önerildi.
1985
Pişmanlık yasası ilk kez uygulandı. Marksist Leninist Silahlı Propaganda Birliği (MLSPB) Davası’nda itirafçı 5 mahkum için tahliye kararı verildi.
1985
Başbakan Turgut Özal Yüce Divan’da tanıklık yaptı. Özal, yargılanmakta olan eski Devlet Bakanı İsmail Özdağlar’ın rüşvet aldığını kendisine itiraf ettiğini söyledi.
1986
SHP eski Genel Sekreter Yardımcısı Edip Servet Devrimci, tatilini geçirmekte olduğu Yalova’daki yazlığında DGM Savcısı Ülkü Coşkun’un talimatıyla gözaltına alındı. Edip Servet Devrimci’nin, SHP İçel Milletvekili Edip Özgenç’in “SHP Genel Merkezi’nde Kürtçe ve Arapça konuşulduğu” yolunda bir gazetede bir süre önce yayınlanan sözlerinden dolayı Ankara DGM’nin açtığı soruşturma kapsamında sorgulanmak üzere gözaltına alındığı öğrenildi.
1986
17 Ocak 1984’de başlayan ve İstanbul 2 no’lu Askeri Mahkemesi’nde görülen “THKP-C 3.Yol” davasında 123 sanıktan 115’i beraat etti. 4’ü müstafi subay 8 kişi 4 yıl ile 6 yıl 8 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.
1988
Özel araçlarda ad, soyadı ve ünvan yazılı plaka uygulaması başladı.
1991
SHP’li İstanbul Anakent Belediye Başkanı Nurettin Sözen, Gökkafes olarak bilinen Süzer Oteli’ni mühürleterek görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle mahkemeye çıktı. Sözen, “Kentten doğan rantın belirli çıkar çevreleri yerine tekrar kentliye dönmesi amacıyla mühürledim” dedi.
2000
Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı suikastlarının da aralarında bulunduğu bazı siyasal cinayetlerin failleri olduğu belirtilen kişilerin yargılanmasına Ankara İki Numaralı DGM’de başlandı. Dokuz sanık hakkında idam istendi.
2001
Adalet ve Kalkınma Partisi kuruldu.
2003
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türk Telekom’un GSM şirketi Aycell ile Aria’nın birleşmesinin önünü açan “Özelleştirme Yasası” ile “Kamu İhale Yasası”nda değişiklik yapan yasayı kabul etti.
2004
Kırgızistan’da seçmenlerin yüzde 89’unun oyunu alarak devlet başkanı seçilen Kurmanbek Bakiyev yemin ederek göreve başladı.
2012
Eşi ve kızları, Kemal Türkler’in katil zanlısı Ünal Osmanağaoğlu’nun zamanaşımı gerekçesiyle tahliyesinde “ağır hizmet kusurları bulunduğu” gerekçesiyle TBMM Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na ayrı ayrı manevi tazminat davası açtı.
2013
ABD, 54 yıl sonra Küba’nın başkenti Havana’daki büyükelçiliğini resmen açarak bayrağını yeniden göndere çekti.
2015
Halkoyu ile seçilen ilk Cumhurbaşkanı Erdoğan Rize’de konuştu: ”Artık sembolik değil, fiili gücü olan bir Cumhurbaşkanı var. İster kabul edilsin ister edilmesin, Türkiye’nin yönetim sistemi değiştirilmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni anayasa ile kesinleştirilmesidir.”
Fransız yargıç, siyasetçi, devlet görevlisi ve yazar Jacques Fournier (5 Mayıs 1929, Épinal – 14 Ağustos 2021, Paris), yaşamını yitirdi. Ulusal İdare Okulu’ndan mezun olduktan sonra Danıştay üyeliği ve Plan Genel Komiserliği yaptı. 1971 Épinay Kongresi ile Sosyalist Parti’ye katıldı ve Hauts-de-Seine milletvekili adayı oldu ancak seçilemedi.1981’de François Mitterrand’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı, 1982-1986 arasında ise Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri oldu. Ardından 1986-1988’de Gaz de France Başkanı, 1988-1994’te Fransa Ulusal Devlet Demiryolları Yönetim Kurulu Başkanı, 1998-2002’de ise Yüksek Yargı Kurulu üyesi olarak görev yaptı.
2024
İngiltere’nin Southport kasabasında üç çocuğun öldürüldüğü bıçaklı saldırının ardından başlayan ırkçı eylemlerle bağlantılı olarak 13 yaşındaki bir kız çocuk şiddet eylemlerine karışmaktan suçlu bulundu. Basingstoke Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya ailesiyle birlikte katılan çocuk kefaletle serbest bırakıldı. Eylemci, Southport’ta üç kız çocuğunun öldürülmesinin ardından İngiltere’nin bazı bölgelerine yayılan aşırı sağcı şiddet eylemlerindeki rolleri nedeniyle Salı günü mahkum edilen 14 kişiden biriydi. Sekiz kişi daha hapis cezası aldı.Ulusal Polis Şefleri Konseyi (NPCC), eylemlere katılan 975 kişinin gözaltına alındığını ve 546 kişiye suçlama yöneltildiğini açıkladı.
2024
Üsküdar Belediyesi, eski başkan Hilmi Türkmen hakkında ‘birden çok kez görevi kötüye kullanmak’ ve ‘edimin ifasına fesat karıştırma’ suçlarından soruşturma açılmasını talep etti. İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan başvuruda, eski Başkan Türkmen’in 2014 ile 2024 yılları arasında Üsküdar Belediye Başkanlığı görevini yürüttüğü döneme ilişkin iş ve işlemlerle ilgili suç duyurusunda soruşturma açılarak gereğinin yapılması talep edildi.
Haziran 2022’den beri ABD’nin hassas askeri bilgilerini içeren belgeleri Çin’e sattığı belirtilen Çavuş Korbein Schultz, hazırlanan iddianame kapsamında gözaltına alınan Schultz, ülkesinin füze sistemleri de dahil olmak üzere askeri kabiliyetleri hakkında Çin’e belge sızdırmakla suçlandığı davada suçunu itiraf etti.
Hakkari’de 10 Ağustos’ta gözaltına alınırken kalp krizi geçiren ve yüzde 95 engelli raporu bulunan 75 yaşındaki Süleyman Sabri Mavi, taburcu edilmesinin ardından tutuklandı. Avukatı “Adli Tıp Kurumuna sevki ile cezaevi koşullarına uygun olup olmadığı yönünde rapor aldırılmasının akabinde infazının ertelenmesini talep ediyoruz.” dedi.
Bursa’da bir imam hatip ortaokulu müdürünün öğrenci velileriyle yaptığı toplantıda baskıcı bir yaklaşımla “Herkesin başını kapatması gerek” dediği iddia edildi. Eğitim-İş Bursa Şubesi, yayımladıkları basın açıklamasında müdür hakkında “Ayrımcılık ve görevi kötüye kullanma” suçlarından suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti.
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinesinde; Jandarma Genel Komutanlığı (JGK) ve Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’nin (USOM) düzenlediği operasyonla, dünya genelinde kişisel verileri ele geçirip terör örgütlerine satan siber casusluk ağı çökertildi, 11 şüpheli tutuklandı. Dosyada gizlilik kararı alındı.
2025
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca “rüşvet”, silahlı terör örgütü “FETÖ/PDY’ye yardım”, “siyasal ve askeri casusluk” suçlarından yürütülen iki ayrı soruşturma kapsamında 10 Ağustos Pazar günü gözaltına alınan avukat Rezan Epözdemir, sevk edildiği mahkemece rüşvete aracılık etme suçundan tutuklandı. Diğer suçlamalar için talep edilen adli kontrol talebi mahkemece reddedildi.
Başkan Marcos, Filipinler yargısının mali özerkliğini sağlama çabalarının bir parçası olarak Yargı Güven Fonu’nu kuran ve sürdürülebilir bir bütçenin yayınlanmasını sağlayan Yargı Mali Özerklik Yasası’nı imzaladı.
Guatemala’da 8 Mart 2017’de devlet yurdunda meydana gelen yangında 41 kız çocuğunun ölümüne yol açan ihmallerle ilgili bir davada, altı eski yetkili mahkûm oldu. Eski Sosyal Refah Bakanı Carlos Rodas 25 yıl hapis cezası aldı.
Hak örgütlerinden oluşan bir komite, uyuşturucu kaçakçılığı için ölüm cezasını geri getirecek yasal değişiklikler konusunda Maldivler’i uyararak ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, cezanın arkaik, insanlık dışı olduğu ve uluslararası insan hakları standartlarına aykırı olduğu yönündeki endişeler dile getirildi.
ABD, göçmen olmayan vizede yüz yüze mülakatı zorunlu hale getirdi. Buna göre, B1/B2 turist vizeleri hariç tüm göçmen olmayan vize türlerinde başvuru sahipleri artık konsoloslukta bizzat mülakata katılmak zorunda olacak.
ÜniKuir çalışanı ve Avrupa Konseyi gençlik delegesi Enes Hocaoğulları, “yanıltıcı bilgi yayma” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Hakkında düzenlenen iddianame Ankara 86. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve ilk duruşmasının 8 Eylül 2025’te yapılmasına karar verildi.
İBB soruşturmaları kapsamında tutuklanan Murat Kapki’nin, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği şikayet dilekçesi ile kendisinden 2 milyon dolar talep edildiğini ileri sürmesi üzerine Avukat Mücahit Birinci hakkında soruşturma başlatıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturmasında “haksız menfaat elde ettikleri” iddiasıyla gözaltına alınan 13 kişiden yedisi hakkında tutuklama kararı verildi. Tutuklananlar arasında daha önce tutuklanan İBB Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin’in oğlu Örsan Çetin ile Doğukan Arıcı, İlkay Onok, Ahmet Işık, Ümit Güngör, Ferhat Karatop, Ali Arslan bulunuyor.
Adli Tıp Kurumu, uzun süredir sağlık sorunları yaşayan tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık’ın cezaevi koşullarında kalmasına sağlık açısından engel bulunmadığını açıkladı.
CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, 8 Nisan’da CHP’den istifa eden ve bugün AK Parti’ye katılan Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz hakkında, belediyenin asfalt ihalesinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat depremlerinde 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı’nın yıkılmasına ilişkin yürütülen soruşturmada firari sanıkları Sami Kervancıoğlu (59) ile Mustafa Pekel (49) Ankara’da yakalanarak tutuklandı.
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO-The World Intellectual Property Organization-L´organisation mondiale de la propriété intellectuelle), fikri mülkiyet hakları ile ilgili olarak imzalanmış olan Bern Antlaşması ve Paris Antlaşmasını imzalamış olan ülkelerin öncülüğünde kurulmuştur.
WIPO, Birleşmiş Milletlere bağlı kuruluşlardandır.
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO)WIPO) Tarihçesi
Sınai Mülkiyetin Korunmasına İlişkin Paris Sözleşmesi 1883 tarihinde, 1886 tarihli Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi ise 1883 tarihinde imzalanmıştır.
Paris ve Bern Anlaşmaları ile oluşturulan Uluslararası Bürolar 1893’te birleştirilmiş ve Fikri Mülkiyetin Korunmasına İlişkin Birleşmiş Uluslararası Büro (BIRPI) adını almıştır.
WIPO, fikri mülkiyete konu hakların tüm dünyada korunması amacıyla 14 Temmuz 1967 tarihinde Stockholm’de imzalanan Sözleşme ile kurulmuştur. Örgütün merkezi İsviçre’nin Cenevre kentindedir. WIPO Anlaşması 1970’de yürürlüğe girmiş, 1979 yılında yeniden gözden geçirilmiştir.
Hükumetlerarası bir kuruluş olan örgüt, 1974’ten itibaren Birleşmiş Milletler’in teşkilat sistemi içinde yer alan uzmanlaşmış kuruluşlardan biri olmuştur. BIRPI, 1970 yılında yerini WIPO’ya bırakmıştır.
1996 yılında, Dünya Ticaret Örgütü ile işbirliği anlaşması imzalayarak fikri mülkiyet hakları ile ilgili rolünü küresel anlamda genişletmiştir.
Türkiye’nin WIPO’ya Katılımı
Sözleşmesine 183 ülke taraf olmuştur. Türkiye’nin WIPO’ya katılımı 14 Ağustos 1975 tarih ve 7/10540 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla uygun bulunmuştur. Türkiye 12 Mayıs 1976’dan itibaren örgütün üyesi haline gelmiştir.
TBMM tarafından 5647 sayı ile kabul edilen “WIPO Telif Hakları Anlaşmasına katılmamızın uygun bulunduğu hakkında” kanunun 8 Mayıs 2007 tarih ve 26516 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile Dünya Fikri Mülkiyet Hakları Örgütü (WIPO) tarafından 20 Aralık 1996 tarihinde kabul edilen “WIPO Telif Hakları Anlaşması”na katılmamız uygun bulunmuştur. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) Telif Hakları AndlaşmasıResmi Gazetenin 14.05.2008 tarihli ve 26876 nolu sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Sözleşmenin yürütülmesi ve WIPO ile koordinasyonun sağlanmasında Türkiye’de sorumlu birim Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğüdür. WIPO’nun yıllık aidatı ve Türkiye’nin katkı payı 26.823,19 Amerikan Dolarıdır.
Örgütün Amacı ve Yapılanması
WIPO’nun temel amacı, örgüt tarafından uygulaması takip edilen antlaşmalar gereğince kurulan fikri mülkiyet birlikleri arasındaki koordinasyon ve idari işbirliğini sağlamaktır. WIPO, devletlerle uluslararası kuruluşlar arasında işbirliğini örgütlemekte, ülkeler ve kuruluşlar arasında uygulama anlaşmaları hazırlamakta ve yürürlüğünü takip etmektedir.
Örgüt, Kuruluş Sözleşmesi ile 7 Sınai Mülkiyet Sözleşmesi ve 8 Telif Hakkı Sözleşmesi olmak üzere toplam 25 Sözleşmenin koordinasyonunu ve uygulamasını takip etmekte, yürürlüğünü sağlamak için uluslararası alanda faaliyet göstermektedir.
Örgüt, yasa çalışmaları yapmakta, taslak yasa metinleri hazırlamakta, hukuki ve teknik konularda sözleşmelere taraf olan ülkelere yardımlarda bulunmakta, fikri mülkiyet haklarının dünya çapında korumasını ve gelişmesini sağlamak için özendirici çalışmalar yapmaktadır. WIPO, faaliyet alanı ile ilgili bütün bilgileri toplayarak yayımlamakta, uluslararası sınıflandırma, standartlaştırma ve tescil faaliyetlerine ilişkin çalışmalar yapmaktadır.
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) Genel Kurulu ve Koordinasyon Komitesi örgütün temel politikalarını oluşturma, geliştirme ve karar alma organlarıdır. WIPO yönetimindeki birlikler ve üye devletlerin oluşturduğu meclis ve diğer organlar her yıl Eylül ayı sonunda genel kurulda toplanmakta ve örgütün çalışmaları ile geleceğe dair politikalarını değerlendirerek tüm ilgili paydaşlara bildirmektedir.
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi’nin hazırladığı WIPO Tahkim Kuralları, fikri ve sınai hukuk alanında çıkan sorunların en kısa ve dostane yollardan çözülmesi için oluşturulmuştur. Fikri Mülkiyet Hukuku küreselleşme ve teknolojik gelişmeler sonucunda sürekli gelişmekte ve değişmekte, bu gelişmeler yeni uyuşmazlıklar doğurmaktadır. Bu nedenle, fikri mülkiyet uyuşmazlıklarının çözümünde tahkim ve arabuluculuktan yararlanılması gündeme gelmiş, Dünya Fikrİ Mülkiyet Örgütü Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi kurulmuştur.
Merkezin hazırladığı WIPO Tahkim Kuralları, modern düzenlemeler getirmiş, uyuşmazlıkların çözümü için pozitif seçenek oluşturmaya çalışmıştır. Sistem, uyuşmazlıklarda ve ticari ihtilaflarda kolaylaştırıcı bir usul getirmiş, fikri hakların karakteristik özelliklerine uygun bir tahkim ve arabuluculuk uygulaması oluşturmayı hedeflemiştir.
98 No’lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi, ILO’nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biridir ve Türkiye’nin Onayladığı ILO Sözleşmeleri arasındadır.
98 No’lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi, 18 Haziran 1949 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü-ILO tarafından kabul edilmiş, 8 Ağustos 1951 tarihli ve 5834 yasa ile onaylanarak Resmi Gazetenin 14 Ağustos 1951 tarihli sayısı ile yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
98 No’lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi, Türkiye’nin Onayladığı ILO Sözleşmeleri arasındadır.
Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim kurulu tarafından Sanfransisko’ya davet edilerek orada 18 Haziran 1949 da otuz ikinci toplantısını yapan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı, toplantı gündeminin 4 üncü maddesini teşkil eden Teşkilatlanma ve Kollektif Müzakere Hakkı prensiplerinin uygulanmasına müteallik muhtelif teklifleri kabul etmeye, bu tekliflerin Milletlerarası bir sözleşme şeklini almasına karar verdikten sonra, Bin dokuz yüz kırk dokuz yılı Temmuzunun birinci günü teşkilatlanma ve kollektif müzakere hakkına dair 1949 Sözleşmesi adını taşıyacak olan aşağıdaki Sözleşmeyi kabul eder:
MADDE 1
İşçiler çalışma hususunda sendika hürriyetine halel getirmeye matuf her türlü fark gözetici harekete karşı tam bir himayeden faydalanacaktır.
Böyle bir himaye bilhassa,
Bir işçinin çalıştırılmasını, bir sendikaya girmemesi veya bir sendikadan çıkması şartına tabi kılmak;
Bir sendikaya üye olması yahut çalışma saatleri dışında veya işverenin muvafakatı ile çalışma saatlerinde sendika faaliyetlerine iştirak etmesinden dolayı bir işçiyi işinden çıkarmak veya başka suretle onu izrar etmek; maksatları güden hareketlere mütaallik hususlarda uygulanacaktır.
MADDE 2
İşçi ve işveren teşekkülleri, gerek doğrudan doğruya, gerek mümessilleri veya üyeleri vasıtasıyla birbirlerinin kuruluşları, işleyişleri ve idarelerini müdahelede bulunmalarına karşı gerekli surette himaye edileceklerdir.
Bilhassa işçi teşekküllerini bir işverenin veya bir işveren teşekkülünün kontrolüne tabi kılmaya, bir işverenin veya bir işveren teşekkülünün kendi nüfuzu altına alınmış işçi teşekkülleri ihdasını tahrik etmeye veya işçi teşekküllerinin mali yollarla veya başka bir şekilde desteklemeye matuf tedbirler, bu maddedeki manası ile müdahele hareketlerinden sayılır.
MADDE 3
Bundan önceki maddelerde tarif olunan “Teşkilatlanma hakkı”na riayet edilmesini sağlamak üzere icabettiği takdirde milli şartlara uygun teşkilat kurulacaktır.
MADDE 4
Çalışma şartlarını kollektif mukavelelerle tanzim etmek üzere işverenler veya işveren teşekkülleriyle işçi teşekkülleri arasında ihtiyari müzakere usulünden faydalanılmasını ve bu usülün tam bir surette geliştirilmesini teşvik etmek ve gerçekleştirmek için lüzumu halinde milli şartlara uygun tedbirler alınacaktır.
MADDE 5
Bu sözleşmede derpiş olunan teminatın ne gibi hallerde silahlı kuvvetler ve zabıta kuvvetlerine hangi ölçüde uygulanacağı milli mevzuatla tayin edilecektir.
Bu sözleşmenin bir üye tarafından onanması bu sözleşmede derpiş edilen teminatı silahlı kuvvetlere ve zabıta kuvvetleri mensuplarına veren mevcut bir kanuna karara teamüle veya antlaşmaya, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasasının 19 uncu maddesinin 8 inci paragrafında yazılı prensipler gereğince, halel getirmez.
MADDE 6
Bu Sözleşme, Devlet memurlarının durumları ile alakalı değildir ve hiç bir surette, onların haklarına veya statülerine halel getirmez.
MADDE 7
Bu Sözleşmenin resmi onama belgeleri Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek ve onun tarafından tescil edilecektir.
MADDE 8
Bu Sözleşme, onama belgeleri Genel müdür tarafından tescil edilmiş olan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerini ilzam eder.
Bu Sözleşme iki üyenin onama belgeleri Genel Müdür tarafından tescil edildikten ancak on iki ay sonra yürürlüğe girer.
Bu Sözleşme, onu sonradan onayan üyeler için onama belgesinin tescil edilmesinden on iki ay sonra yürürlüğe girer.
MADDE 9
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasasının 35 inci maddesinin ikinci fıkrasına uygun olarak Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek olan beyanların şu hususları bildirmesi lazım gelir:
İlgili üyenin Sözleşme hükümlerinde hiçbir değişiklik yapılmadan uygulanacağını taahhüt ettiği ülkeler;
Sözleşme hükümlerinde değişiklikler yapılarak uygulanacağını taahhüt ettiği ülkeler ve bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğu;
Sözleşmenin uygulanamayacağı ülkeler ve bu gibi hallerde sözleşmenin uygulanamamasının sebepleri;
Sözleşme hakkındaki kararını vaziyetin daha ziyade tetkikine kadar talik ettiği ülkeler.
Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde zikrolunan taahhütler, onamanın ayrılmaz kısımları olarak sayılacak ve aynı sonuçları doğuracaktır.
Her üye, bu maddenin birinci fıkrasının b) , c) ve d) bentleri gereğince, daha evvel yapmış olduğu beyanda mevcut ihtirazi kayıtların hepsinden veya bir kısmından yeni bir beyan ile vazgeçebilecektir.
Her üye, 11 inci madde hükümlerine uygun olarak, bu sözleşmenin fesh edilebileceği devreler zarfında, Genel Müdüre, daha evvelki herhangi bir beyanın hükümlerini her hangi bir bakımdan değiştiren ve belirli ülkelerdeki durumu bildiren yeni bir beyan gönderebilecektir.
MADDE 10
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasasının 35 inci maddesinin 4 üncü ve 5 inci fıkraları uyarınca Genel Müdüre gönderilen beyanlar, Sözleşme Hükümlerinin ülkede değişikliklerle mi yoksa değişiklik yapılmadan mı uygulanacağını bildirmelidir; beyan, Sözleşme hükümlerinin değişiklikler kaydiyle uygulanacağını bildirdiği zaman, bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğunu belirtmelidir.
İlgili üye yahut üyeler veya Milletlerarası Makam, daha evvelki bir beyanla bildirilen değişikliği ileri sürmek hakkından daha sonraki bir beyanla tamamen veya kısmen vazgeçebilecektir.
İlgili üye yahut üyeler veya Milletlerarası Makam 11 inci madde hükümlerine uygun olarak, Sözleşmenin feshedilebileceği devreler zarfında, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne daha evvelki bir beyanın hükümlerinin herhangi bir başka bakımdan değiştiren ve bu Sözleşmenin uygulanması hususundaki durumu belirten yeni bir beyan gönderebilecektir.
MADDE 11
Bu Sözleşmeyi onayan her üye, onu, ilk yürürlüğe giriş tarihinden itibaren on yıllık bir devre sonunda, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne göndereceği ve bu Müdürün tescil edeceği bir ihbarname ile feshedebilir. Fesih, tescil tarihinden ancak bir yıl sonra muteber olacaktır.
Bu Sözleşmeyi onamış olup da, onu bundan evvelki fıkrada yazılı on yıllık devrenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında, bu madde gereğince feshetmek ihtiyarını kullanmayan her üye, yeniden on yıllık müddet için bağlanmış olacak ve bundan sonra bu Sözleşmeyi, her on yıllık devre bitince, bu maddede derpiş olunan şartlar içinde feshedebilecektir.
MADDE 12
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Teşkilat üyeleri tarafından kendisine bildirilen bütün onama, beyan ve fesihlerin tescil olduğunu Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bütün üyelerine tebliğ edecektir.
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, kendisine gönderilen Sözleşmenin ikinci onama belgesinin tescil olduğunu teşkilat üyelerine tebliğ ederken, bu sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında teşkilat üyelerinin dikkatini çekecektir.
MADDE 13
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince, tescil etmiş olduğu bütün onama, beyan ve fesihlere dair tam bilgileri, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 nci maddesi uyarınca tescil edilmek üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.
MADDE 14
Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren her on yıllık bir devre sonunda, Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, bu Sözleşmenin, uygulanması hakkındaki bir raporu Genel Konferansa sunacak ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi meselesinin konferans gündemine konulması lüzumu hakkında karar verecektir.
MADDE 15
Konferansın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir Sözleşme kabul etmesi halinde ve yeni Sözleşme başkaca hükümleri ihtiva eylemediği takdirde:
Tadil edici yeni Sözleşmenin bir üye tarafından onanması keyfiyeti, yukarıdaki 14 üncü madde nazara alınmaksızın ve fakat tadil edici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmiş olmak kayıt ve şartı ile bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini tazammun edecektir.
Tadil edici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren bu Sözleşme, üyelerin onamasına artık açık bulundurulmayacaktır.
Bu Sözleşme, onu onayıp da tadil edici Sözleşmeyi onamamış bulunan üyeler için, herhalde şimdiki şekil ve muhtevasıyla muteber olmakta devam edecektir.
MADDE 16
Bu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı şekilde muteberdir.
ILO 96 No’lu Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesi, ILO 34 No’lu Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesinin revize edilmesi yoluyla, Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından 8 Haziran 1949 tarihinde kabul edilmiş, Türkiye tarafından 8 Ağustos 1951 tarihli ve 5835 sayılı kanun ile kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 14 Ağustos tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
ILO 96 No’lu Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesi
Kanun Tarih ve Sayısı (*) : 8.8.1951 / 5835 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 14.8.1951 / 7884Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından Cenevre’ye davet edilerek orada 8 Haziran 1949 da otuz ikinci toplantısını yapan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı,Toplantı gündeminin ikinci maddesine dahil bulunan ücretli iş bulma büroları hakkındaki 1933 tarihli Sözleşmenin tadiline dair bazı tekliflerin kabulünü,Bu tekliflerin, hakkında sözleşmenin yürürlükte bulunduğu her üyenin parasız bir amme iş ve işçi bulma bürosu bulundurması veya bulundurulmasını sağlaması lazım geldiğini derpiş eden 1948 tarihli İş ve İşçi Bulma Servisi hakkındaki Sözleşmeyi tamamlıyacak bir Milletlerarası Sözleşme şeklini almasını,
Kararlaştırdıktan sonra;
Böyle bir servisin bütün işçi kategorilerinin faydalanabilecekleri bir teşekkül olması lazım geldiğini gözönünde tutarak;
Bin dokuz yüz kırk dokuz yılı Temmuz ayının birinci günü ücretli iş bulma büroları hakkında bin dokuz yüz kırk dokuz muaddesl Sözleşmesi adını taşıyacak olan aşağıdaki sözleşmeyi kabul eder.
BÖLÜM I
GENEL HÜKÜMLER
MADDE 1
Bu Sözleşme bakımından “ücretli iş bulma büroları” tabiri şunları ifade eder:
a. Kazanç gayesi takip eden iş bulma büroları, yani doğrudan doğruya veya dolayısıyle taraflrın herhangi birinden maddi bir menfaat temini maksadiyle, bir işçiye iş, veya işverene işçi bulmak hususunda tavassut eden her şahıs, şirket müessese, acenta veya diğer herhangi bir teşekkül; ve münhasıran veya esas itibariyle iştigal mevzuu işverenlerle işçiler arasında tavassuttan ibaret olan gazeteler ile,
b. Kazanç gayesi takip etmeyen iş bulma büroları, yani maddi bir menfaat gütmemekle beraber, işverenlerden veya işçiden, yapılan hizmet mukabilinde duhuliye, aidat veya başka herhangi bir nam altında ücret alan şirket, müessese, acenta veya diğer teşekküllerin iş bulma servisleridir.
Bu sözleşme gemi adamlarının işe alımları için uygulanamaz.
MADDE 2
Bu sözleşmeyi onayan her üye, kazanç gayesi takip eden ücretli iş bulma bürolarının tedricen kaldırılmasını ve diğer iş bulma bürolarının bir nizama bağlanmasını derpiş eyliyen II. bölüm hükümlerini mi, yoksa, kazanç gayesi takip eden iş bulma büroları da dahil olamk üzere ücretli iş bulma bürolarının bir nizama bağlanmasını derpiş eyliyen III. bölüm hükümlerini mi kabul ettiğini onama vesikasında belirtecektir.
Sözleşmenin III. bölümündeki hükümleri kabul eden her üye, II. bölümdeki hükümleri kabul ettiğini sonradan Genel Müdüre bildirebilir, böyle bir beyanın Genel Müdür tarafından tescil edildiği tarihten itibaren, Sözleşmenin III. bölümünün hükümleri, anılan üye hakkında yürürlükten kalkarak II. bölüm hükümleri kendisine tatbik edilir.
BÖLÜM II
Kazanç gayesi takip eden ücretli iş bulma bürolarının tedricen kaldırılıması ve diğer iş bulma bürolarının bir nizama bağlanması
MADDE 3
I. maddenin (a) fıkrasında yazılı kazanç gayesi takip eden ücretli iş büroları, süresi yetkili makam tarafından tayin edilecek mahdut bir devre zarfında kapatılacaktır.
Amme hizmeti mahiyetinde bir iş bulma servisi ihdas edilmedikçe bu kapatma işi tatbik edilemeyecektir.
Yetkili makam, muhtelif kategorilerdeki şahıslara iş bulmakla iştigal eden büroların kapatılması hususunda farklı mühletler koyabilir.
MADDE 4
Kazanç gayesi takiben ücretli iş bulma büroları, kapanmalarına takaddüm eden mühlet zarfında:
Yetkili makamın kontrolüne tabi olacaklardır.
Ancak, tarifesi ya bu makama tevdi veya onun tarafından tasvip edilecek yahut da anılan makam tarafından tayin edilmiş harçları ve masrafları alabileceklerdir.
Bu kontrol bilhassa, kazanç gayesi takip eden ücretli iş bulma bürolarının muamelatiyle ilgili suistimalleri önlemeye matuf olacaktır.
Bu maksatla yetkili makamın ilgili işveren ve işçi teşekkülleriyle münasip tarzda istişaresi lazımdır.
MADDE 5
Milli mevzuatla sarih bir surette tesbit olunan ve amme iş bulma bürolarınca malup şekilde işe yerleştirilmeleri mümkün bulunmayan şahıs kategorileri hakkında istisnai surette ve ancak ilgili işveren ve işçi teşekküllerine münasip usullerle danışıldıktan sonra bu Sözleşmenin 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrası hükümlerinden inhiraf etmek hususunda müsaade olunacaktır.
Bu madde gereğince kendisine müsaade olunan her ücretli iş bulma bürosu;
a. Yetkili makamın kontrolüne tabi olacaktır.
b. Yetkili makam tarafından tesbit edilecek devrelerde yenilenecek yıllık bir ruhsatiyeyi haiz bulunacaktır.
c. Yetkili makam tevdi ve onun tarafından tasvip edilmiş yahut da anılan makam tarafından tesbit olunmuş tarifedekinden fazla harç ve masraf alamayacaktır;
d. Ancak yetkili makam tarafından mezun kılındığı takdirde ve yürürlükte bulunan mevzuatla tesbit edilmiş şartlar içinde, yabancı memleketler için veya yabancı memleketlerden işçi tedarik edebilecektir.
MADDE 6
Birinci maddenin 1 (b) fıkrasında yazılı ve kazanç gayesi takip etmeyen ücretli iş bulma büroları:
a. Yetkili makamın müsaadesini haiz olacak ve anılan makamın kontroluna tabi bulunacaklardır.
b. Yetkili makama tevdi edilip onun tarafından tasvip olunan yahut da yapılan masraflar göz önünde bulundurularak anılan makam tarafından tesbit olunacak tarifeden daha yüksek ücret alamayacaklardır.
c. Ancak yetkili makam tarafından mezun kılındıkları takdirde ve yürürlükte bulunan mevzuatla tesbit edilmiş şartlar içinde yabancı memleketlere veya yabancı memleketlerden işçi tedarik edebileceklerdir.
MADDE 7
Yetkili makam, ücretsiz iş bulma muamelelerini parasız yaptıklarına kanaat hasıl etmek için gerekli tedbirleri alacaktır.
MADDE 8
Gerek, Sözleşmenin bu bölümündeki hükümlere gerek bunları yürürlüğe koyan mevzuat hükümlerine aykırı hareket hakkında, icabında bu Sözleşmede derpiş olunan ruhsatiyenin veya müsaadenin geri alınmasını da ihtiva etmek üzere uygun cezai müeyyideler konulacaktır.
MADDE 9
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasanın 22 inci maddesinde derpiş olunan yıllık raporları, 5 inci madde gereğince müsaade edilmiş olan inhiraflara ve bilhassa inhiraflardan faydalanan büroların sayısına ve faaliyetlerinin şumul sahasına, inhirafları gerektiren sebeplere ve anılan büroların faaliyetlerini kontrol etmekle yetkili makam tarafından ittihaz edilmiş olan tedbirlere dair her türlü gerekli bilgileri verecektir.
BÖLÜM III
Ücretli İş Bürolarının Nizama Bağlanması
MADDE 10
Birinci maddenin 1 (a) fıkrasında yazılı kazanç gayesi takip eden ücretli iş bulma büroları:
a. Yetkili makamın kontrolüne tabi olacaklardır;
b. Yetkili makam tarafından tensip edilecek devrelerde yenilenecek yıllık bir ruhsatnameyi haiz bulunacaklardır.
c. Yetkili makama tevdi ve onun tarafından tasvip edilmiş yahut da anılan makam tarafından tesbit olunmuş tarifedekinden fazla harç ve masraf alamayacaklardır.
d. Ancak yetkili makam tarafından mezun kılındıkları takdirda ve yürürlükte bulunan mevzuatla tesbit edilmiş şartlar içinde yabancı memleketlere veya memleketlerden işçi tedarik edebileceklerdir.
MADDE 11
Birinci maddenin 1 (b) fıkrasında yazılı bulunan ve kazanç gayesi takip etmeyen ücretli iş bulma büroları;
a. Yetkili makamın müsaadesini alcaklar ve anılan makamın kontolüne tabi bulunacaklardır.
b. Yetkili makama tevdi ve onun tarafından tasvip edilecek yahut da anılan makam tarafından yapılan masraflar gözönünde bulundurularak, tayin olunacak tarifeden yüksek bir ücret alamayacaklardır.
c. Ancak yetkili makam tarafından mezun kılındıkları takdirde ve yürürlükte bulunan mevzuatla tesbit edilmiş şartlar içinde yabancı memleketlere veya yabancı memleketlerden işçi tedarik edebileceklerdir.
MADDE 12
Yetkili makam, ücretsiz iş bulma bürolarının muamelelerini parasız yaptıklarına kanaat hasıl etmek ,için gerekli tedbirleri alacaktır.
MADDE 13
Gerek Sözleşmenin bu bölümün hükümlerine gerek bunları yürülüğe koyan mevzuat hükümlerine aykırı hareket hakkında, icabında, bu Sözleşmede derpiş olunan ruhsatnamenin yahut müsaadenin geri alınmasını da ihtiva eden uygun cezai müeyyideler konulacaktır.
MADDE 14
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasanın 22 inci maddesinde derpiş olunan yıllık raporlar, bilhassa kazanç gayesi takiben bürolar dahil olmak üzere ücretli iş bulma bürolarının muamelelerini kontrol etmek için yetkili makam tarafından alınmış olan tedbirler hakkında gerekli her türlü tedbirleri verecektir.
BÖLÜM IV
Çeşitli Hükümler
MADDE 15
Bir üyenin ülkesi geniş bölgeleri ihtiva edip de bu bölgelerdeki nüfusun dağınıklığı veya gelişme safhası dolayısiyle yetkili makam, bu Sözleşme hükümlerinin buralarda uygulanmasının kabil olmayacağını mülahaza ettiği takdirde, adı geçen makam, bu bölgeleri bu Sözleşmenin uygulanmasından ya tamamiyla veyahut muayen işletmeler veya işler hakkında münasip göreceği istisnaları kabul etmek suretiyle kısmen muaf tutabilir.
Her üye, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasanın 22 inci maddesi gereğince bu Sözleşmenin uygulanmasına dair vereceği ilk yıllık raporunda, hakkında bu madde hükümlerine müracaat niyetinde olduğu bölgeleri ve bu hükümlere müracaat niyetinde olmasını göstermelidir; hiçbir üye, daha sonra, bu suretle göstermiş bulunduğu bölgelerden maadası için bu madde hükümlerine müracaat edemez.
Bu madde hükümlerine müracaat eden her üye, mütaakip yıllık raporlarıda, hangi bölgeler için bu madde hükümlerine müracaat hakkından vazgeçtiğini göstermelidir.
MADDE 16
Bu Sözleşmenin kesin onama belgeleri, Milletlerarası Çalışma Büroso Genel Müdürüne gönderilecek ve onun tarafından tescil edilecektir.
MADDE 17
Bu Sözleşme, onama belgeleri Genel Müdür tarafından tescil edilmiş olan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerini ilzam eder.
Bu Sözleşme, iki üyenin onama belgelerinin Genel Müdür tarafından tescil edilmesi tarihinden ancak on iki ay sonra yürürlüğe girer.
Bu Sözleşme, onu sonradan onayan üyeler için onama belgesinin tescil edilmesinden on iki ay sonra yürürlüğe girer.
MADDE 18
Milletlerarası Çalışma Statüsünün 35 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek beyanlar aşağıdaki hususları açıklamalıdırlar.
a. İlgili üyenin, Sözleşme hükümlerine hiç bir değişiklik yapılmadan uygulanacağını taahhüt ettiği ülkeler;
b. Sözleşme hükümlerinde değişiklik yapılarak uygulanacağını taahhüt ettiği ülkeler ve bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğu;
c. Sözleşmenin uygulanamayacağı ülkeler ve bu gibi hallerde Sözleşmenin uygulanamamasının sebepleri;
d. Sözleşme hakkındaki kararın vaziyetin daha ziyade tetkikine kadar talik ettiği ülkeler.
Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde zikrolunan taahhütler, onamanın ayrılmaz kısımları olarak sayılacak ve aynı sonuçları doğuracaktır.
Her üye bu maddenin, 1 inci fıkrasının b), c), ve d) bendleri gereğince daha evvel yapmış olduğu beyanda mevcut ihtirazi kayıtların hepsinden veya bir kısmından, yeni bir beyan ile vazgeçebilecektir.
Her üye, 11 inci madde hükümlerine uygun olarak, bu Sözleşmeyi feshedebileceği devreler zarfında, Genel Müdüre, daha evvelki herhangi bir beyanın hükümlerini herhangi bir bakımdan değiştiren ve belirli ülkelerdeki durumu bildiren yeni bir beyan gönderebilecektir.
MADDE 19
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasasının 35 inci maddesinin 4 ve 5 inci fıkraları uyarınca, Genel Müdüre gönderilen beyanlar, Sözleşme hükümlerinin ülkede değişikliklerle mi yoksa değişiklik yapılmadan mı uygulanacağını bildirmelidir; beyan Sözleşme hükümlerinin değişiklikler kaydiyle uygulanacağını bildirdiği zaman, bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğunu belirtmelidir.
İlgili üye veyahut üyeler veya millerlerarası makam, daha evvelki bir beyanla bildiren değişikliği ileri sürmek hakkından daha sonraki bir beyanla tamamen veya kısmen vazgeçebilecektir.
İlgili üye yahut üyeler veya milletlerarası makam, 11 inci madde hükümlerine uygun olarak Sözleşmenin feshedebileceği devreler zarfında, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne, daha evvelki evvelki bir beyanın hükümlerini herhangi bir başka bakımdan değiştiren ve bu Sözleşmenin uygulanması hususundaki durumu belirten yeni bir beyan gönderebilecektir.
MADDE 20
Bu Sözleşmeyi onayan her üye, onu ilk yürürlüğe giriş tarihinden itibaren on yıllık bir devre sonunda, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderebileceği ve bu müdürün tescil edeceği bir ihbarname ile feshedebilir. Fesih, tescil tarihinden ancak bir yıl sonra muteber olacaktır.
Bu Sözleşmeyi onamış olup da onu bundan evvelki fıkrada yazılı 10 yıllık devrenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında, bu madde gereğince feshetmek ihtiyarını kullanmayan her üye, yeniden on yıllık devre bitimince, bu madde derpiş olunan şartlar içinde feshedilebilecektir.
MADDE 21
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Teşkilat üyeleri tarafından kendisine bildirilen btün onama, beyan ve fesihlerin tescil olunduğunu Milletlerarası Teşkilatının bütün üyelerine tebliğ edecektir.
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, kendisine gönderilen Sözleşmenin ikinci onama belgesinin tescil olunduğunu Teşkilat üyelerine tebliğ ederken, bu Sözleşmenin yürülüğe gireceği tarih hakkında teşkilat üyelerinin dikkatini çekecektir.
MADDE 22
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince, tescil etmiş olduğu bütün onama, beyan ve fesihlere dair tam bilgileri, Birleşmiş Milletlerarası Antlaşmasının 102 inci maddesi uyarınca tescil edilmek üzere Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.
MADDE 23
Bu Sözleşmenin yürülüğe girmesinden itibaren her on yıllık devre sonunda, Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, bu Sözleşmenin uygulanması hakkındaki bir raporu Genel Konferansa sunacak ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi meselesinin konferans gündemine konulması lüzumu hakkında karar verecektir.
MADDE 24
Konferansın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir Sözleşme kabul etmesi halinde ve yeni sözleşme başkaca hükümler ihtiva eylemediği takdirde;
a.Tadil edici yeni sözleşmenin bir üye tarafından onanması keyfiyeti, yukarıdaki 23 üncü madde nazara alınmaksızın ve fakat tadil edici yeni sözleşme yürülüğe girmiş kayıt ve şartı ile, bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini tazammun edecektir.
b. Tadil edici yeni sözleşmenin yürülüğe girmesi tarihinden itibaren bu Sözleşme, üyelerin onanmasına artık açık bulundurulmaycaktır.
Bu Sözleşme, onu onayıp da tadil edici sözleşmeyi onamış bulunan üyeler için, her halde şimdiki şekil ve muhtevasiyle muteber olmakta devam edecektir.
MADDE 25
Bu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı şekilde muteberdir.
Fransa Kralı XVI. Louis, tutuklandı ve halk düşmanı ilân edildi. Louis, 1774-1792 yılları arasında Fransa krallığı yaptı. Saltanatının ilk zamanlarında Aydınlanma idealleri doğrultusunda reformlar yaptı. Köleliği ve sınıf farkını ortadan kaldırmak ve Katoliklere karşı toleransı artırmaya yönelik çalışmalarda bulundu. 21 Ocak 1793’te vatana ihanet gerekçesiyle giyotine gönderildi.
1794
Türkiye tarihinde Resmi Gazete’yi çıkaran ilk kişi. olan Alexandre Blacque dünyaya geldi.
1871
Alman sosyalist, Spartakusbund ve Almanya Komünist Partisi kurucusu Karl Liebknechtdoğdu. (Ölümü: 1919) Liebknecht, Leipzig Üniversitesi ve Berlin’deki Humboldt Üniversitesi’nde hukuk ve politik ekonomi eğitimi aldı. 1897’de Würzburg Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı, 1899’da kardeşi Theodor Liebknecht ile beraber Berlin’de hukuk bürosunu urdu. 1919’da Almanya’da Spartaküs hareketine öncülük ederek sosyalist devrim gerçekleştirmeye çalıştı. Irkçılar tarafından vahşice katledildi.
1889
Alman Ferdinand von Zeppelin, kendi icadı olan ve Zeplin adını vereceği sevk ve idare edilebilir balonunun patentini aldı. Tam adı Ferdinand Adolf August Heinrich Graf von Zeppelin olan Alman mucit ve uçak üreticisi Zeppelin, Baden-Württemberg eyaletinin bir şehri olan Konstanz‘da dünyaya geldi. I. Dünya Savaşı‘nın bitmesine yakın 8 Mart 1917 tarihinde öldü.
1903
Türkiye Cumhuriyeti’nin 6. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk doğdu. (Ölümü: 1987) 1973–1980 yıllarında Cumhurbaşkanlığı görevini sürdürdü.
1903
Hukukçu, yargıç ve eski bakan Suat Hayri Ürgüplü doğdu. (Ölümü: 1981) Galatasaray Lisesi’nden sonra 1926 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Çeşitli devlet görevlerinde bulundu. Türkiye-Yunanistan 1924 Nüfus Mübadelesi mahkemelerinde çalıştı. Galatasaray Spor Kulübü’nde atletizm yaptı. 1929-1932 yılları arasında İstanbul Ticaret Mahkemesi yargıçlığında bulundu. 1939 ve 1943 yıllarında Kayseri Milletvekili seçildi. 2. Şükrü Saraçoğlu kabinesinde Gümrük ve Tekel Bakanı oldu. 1952 yılına kadar Demokrat Parti Kayseri Milletvekilliği yaptı. Avrupa İstişari Meclisi’nde başkan yardımcılığı görevinde bulundu. 1955 yılında Londra, 1959 yılında Washington, DC ve 1960 yılında Madrid Büyükelçiliğine atandı. 26 Aralık 1981 tarihinde, kalp hastalığından ötürü yaşamını yitirdi.
1905
Norveç’te düzenlenen referandum İsveç’ten ayrılma kararıyla sonuçlandı
1913
August Bebel, Alman sosyal demokrat politikacı ve gazeteci (Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin kurucularından) (Doğumu: 1840) Almanya’da sosyal demokrat siyasi hareketin öncü fikir babaları arasında kabul edilmektedir. En önemlisi eseri Kadın ve Sosyalizm’dir. “Teoride ve Pratikte” adlı kitabı 1969 yılında Türkçeye tercüme edilmiştir.
1915
Sabah Gazetesi Baş Yazarı Diran Kelegyan öldürüldü
1923
Mustafa Kemal, yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı seçildi.
1926
Küba Devrimi’nin lideri, hukukçu Fidel Castro doğdu. (Ölümü: 25 Kasım 2016, Havana) 1945 yılında eğitime başladığı Havana Üniversitesi’nden 1950’de mezun oldu. 1947’de Dominik Cumhuriyeti’ndeki Rafael Trujillo’nun sağcı askerî cuntasına karşı başarısızlıkla sonuçlanan bir devrimci harekete ve 1948’de Bogotá’daki kent ayaklanmalarına katıldı. 1947’de Küba Halk Partisi’ne girdi. 1950-52 arasında avukatlık yaptı. Temsilciler Meclisi seçimleri için Küba Halk Partisi’nden adaylığını koydu, Fulgencio Batista seçimleri iptal etti. 1953 başlarında Batista diktatörlüğünü yıkmak amacıyla harekete geçti ancak başarısızlığa uğrayarak tutuklandı. Dava sonunda 16 yıl hapse mahkûm edildi. Juventud Adasında 21 ay hapis yattıktan sonra Batista’nın emriyle cezasının geriye kalan bölümü affedildi. 1955’te Küba’dan ayrılarak Meksika’ya geçti ve 26 Temmuz Hareketi adlı yeni bir örgüt kurdu. Batista’nın 31 Aralık 1958’de Dominik’e kaçması üzerine 1959’da Havana‘ya döndü, Hukukçu Doktor Manuel Urrutia Leo devlet başkanlığına, Castro da başbakanlığa getirildi. 1965’te Küba Komünist Partisi) genel sekreterliğini üstlendi. 1976’da Devlet Konseyi ve Bakanlar Kurulu başkanlığını üstlendi ve ölümüne dek bu görevi sürdürdü.
1939
Fransız kadın hakları savunucusu, bilim insanı ve aktivist Danièle Minne (Danièle Djamila Amrane-Minne) yaşamını yitirdi. (13 Ağustos 1939; Neuilly-sur-Seine–11 Şubat 2017) Mücadele dolu yaşamında hapis dahil birçok zorluk yaşadı. Fransa’nın insan hakları ihlallerine karşı net bir tavır sergiledi. 4 Aralık 1957’de 7 yıla mahkûm oldu. Toulouse Üniversitesi’nde tarih ve feminist araştırmalar profesörü olmuş 11 Şubat 2017’de Cezayir’de yaşamını yitirdi.
1943
Hukukçu ve Haiti eski devlet başkanı Ertha Pascal-Trouillot doğdu. 1990 ve 1991 yılları arasında 11 ay boyunca görev yaptı. 1971’de Port-au-Prince’teki École de Droit des Gonaïves’tan hukuk diploması aldı. 1975’ten 1988’e kadar federal mahkemelerde hakimlik yaptı. Yargıtay’ın ilk kadın yargıcı oldu.
1955
Hukukçu, akademisyen, yazar, spor yöneticisi, aktör ve Eski Devlet Bakanı Yüksel Yalova Aydın’ın Karpuzlu ilçesinde dünyaya geldi. Oyuncu Melike İpek Yalova’nın babasıdır.
1960
Orta Afrika Cumhuriyeti, Fransa’dan bağımsızlığını ilan etti. Denize kıyısı bulunmayan ülke Ubangi-Chari ismi ile geçmişte Fransa sömürgesiydi .Başkenti Bangui’dir.
1965
Hukukçu ve eski Japonya Başbakanı, Ikeda Hayato yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1899) 1925’te Kyoto İmparatorluk Üniversitesi Hukuk Okulu’nu bitirdi ve Maliye Bakanlığında çalışmaya başladı. Maliye bakanı yardımcılığı yaptıktan sonra, 1949’da Temsilciler Meclisi’ne seçildi. Aynı yıl, Shigeru Yoshida hükûmetinde maliye bakanlığına getirildi. 19 Temmuz 1960’ta başbakan oldu, 9 Kasım 1964’e kadar bu görevi yürüttü. İzlediği politikalarla Japonya’nın II. Dünya Savaşı sonrasındaki ekonomik kalkınmasına katkıda bulundu.
1966
Çin’de Mao, Kültür Devrimini ilan etti
1967
Bolivya eski devlet başkanı ve avukat Jeanine Áñez Chávez doğdu. 2006-2008 yılları arasında yeni anayasa tüzüğünün hazırlanmasında kurucu meclis üyesi olarak görev yaptı. 2010 yılında senatör seçildi ve 2019’a kadar Senato’nun İkinci Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. 2019-2020 yıllarında Bolivya Devleti’nin ilk kadın Başkanı olarak görev yaptı. Kabinesinin diğer beş üyesi ile birlikte 13 Mart 2021’de terörizm, isyan ve komplo suçlarından tutuklandı.
1994
Alman hukukçu, siyasetçi ve diplomat Manfred Hermann Wörner yaşamını yitirdi. (Ö. 13 Ağustos 1994) 1982-1988 yıllarında Batı Almanya Savunma Bakanı olarak görev yaptı. 1994 yılından hayatını kaybettiği 1994’e kadar NATO Genel Sekreterliği görevini yürüttü.
1999
Türkiye’de Uluslararası Tahkim yolunu açan anayasa değişikliği kabul edildi. Anayasa’nın 125. maddesine “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir” hükmü eklendi.
2013
Yargıtay önceki başkanlarından Müfit Utku 13 Ağustos tarihinde Ankara’da vefat etti. Utku, 3 Ağustos 1932 tarihinde Mardin’de doğdu. 1977 yılında Yargıtay Üyeliğine seçildi. 1986 yılında 7.Ceza Dairesi Başkanı, 5 Temmuz 1993 tarihinde de Yargıtay Birinci Başkanlığına seçildi. Dört yıl boyunca devam eden görevini yürütmekte iken 7 Temmuz 1997 tarihinde yaş haddinden emekli oldu.
2023
İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri, üçüncü İsrail-Arap barış anlaşmasını kabul ederek ilişkilerin normalleştirilmesine karar verdi. Anlaşma, İsrail devleti ile bölgedeki diğer Arap ülkeleri arasındaki savaşları önlemek ve ortaya çıkabilecek toprak ve mülteci sorunlarını çözüme kavuşturmak amacını yönelik barış hedefini taşıyor.
2024
Rusya devleti tarafından Telegram aleyhine açılan dava, başkent Moskova’da görüldü. Bazı içeriklere erişimi engellemediği gerekçesiyle Telegram’a 4 milyon ruble (yaklaşık 43 bin dolar) para cezası verildi.
2024
Eskişehir’de miğfer ve maske takıp sokağa inerek bıçakla rastgele insanlara saldıran Arda K’nin savcılık ifadesi tamamlanarak mahkemeye sevk edildi. Zanlı tutuklandı. Saldırganın avukatı, Arda K’nin ‘Nazi sempatizanı’ olduğunu söyledi.
2025
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç , CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik “lan” şeklinde hitap ederek yaptığı konuşması hakkında soruşturma açıldığını duyurdu..
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca “rüşvet”, silahlı terör örgütü “FETÖ/PDY’ye yardım”, “siyasal ve askeri casusluk” suçlarından yürütülen iki ayrı soruşturma kapsamında 10 Ağustos Pazar günü gözaltına alınan avukat Rezan Epözdemir, adliyeye sevk edildi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya,: 6 il merkezli ‘Yasa dışı bahis’ ve ‘Nitelikli dolandırıcılık’ operasyonlarımızda hesaplarında 2 milyar TL işlem hacmi bulunan 34 şüphelinin yakalandığını, şüphelilerden 29’unun tutuklandığını açıkladı.
Sultanbeyli’de 6 şüpheli, istedikleri 50 bin lirayı vermeyen 2 kişinin motosikletini gasbettikten sonra darbetti. Motosikletin sahibi gençlerden birinin üzerinde sigara söndürmeye de çalışan şüpheliler, görüntüleri sosyal medyada paylaştı. Görüntüleri ihbar kabul eden polis ekipleri, 6 şüpheliyi gözaltına aldı. Emniyette işlemleri tamamlanan şüpheliler çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de kömür madeni çalışmasına karşı açılan davada Danıştay 4. Dairesi, Muğla İdare Mahkemesi’nin verdiği “ÇED kapsam dışı” kararını “eksik inceleme” gerekçesiyle bozdu ve bilirkişi raporu alınması gerektiğine hükmetti. Davanın avukatları, keşif ve bilirkişi incelemesine kadar yürütmeyi durdurma talebinde bulundu.
Tutuklanan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın avukatı Hüseyin Ersöz, Karalar için yapılan tahliye talebinde mahkemenin dilekçeyi görmeden ret kararı verdiğini bildirdi.
Rüşvet soruşturmaları kapsamında tutuklanan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tutukluluğa itirazı ve tahliye talebi reddedildi.
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi, boşanma davalarında zorunlu “aile arabuluculuğu” uygulaması getirilmesine karşı çıkarak, bu uygulamanın kadına yönelik şiddeti meşrulaştıracağını, kadınların eşitlik ve adil yargılanma hakkını zayıflatacağını açıkladı.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Rasim Ozan Kütahyalı hakkında suç duyurusunda bulundu. Kütahyalı, Uçum’un oğlunun adliyeye sevk edilen Rezan Epözdemir ile beraber çalıştığını iddia etmişti.
Küba Devrimi’nin lideri, hukukçu Fidel Castro 13 Ağustos 1926’da doğdu. (Ölümü: 25 Kasım 2016, Havana) 1945 yılında eğitime başladığı Havana Üniversitesi’nden 1950’de mezun oldu. 1947’de Dominik Cumhuriyeti’ndeki Rafael Trujillo’nun sağcı askerî cuntasına karşı başarısızlıkla sonuçlanan bir devrimci harekete ve 1948’de Bogotá’daki kent ayaklanmalarına katıldı. 1947’de Küba Halk Partisi’ne girdi.
1950-52 arasında avukatlık yaptı.
Temsilciler Meclisi seçimleri için Küba Halk Partisi’nden adaylığını koydu, Fulgencio Batista seçimleri iptal etti. 1953 başlarında Batista diktatörlüğünü yıkmak amacıyla harekete geçti ancak başarısızlığa uğrayarak tutuklandı. Dava sonunda 16 yıl hapse mahkûm edildi.
Juventud Adasında 21 ay hapis yattıktan sonra Batista’nın emriyle cezasının geriye kalan bölümü affedildi. 1955’te Küba’dan ayrılarak Meksika’ya geçti ve 26 Temmuz Hareketi adlı yeni bir örgüt kurdu. Batista’nın 31 Aralık 1958’de Dominik’e kaçması üzerine 1959’da Havana‘ya döndü, Hukukçu Doktor Manuel Urrutia Leo devlet başkanlığına, Castro da başbakanlığa getirildi.
1965’te Küba Komünist Partisi) genel sekreterliğini üstlendi. 1976’da Devlet Konseyi ve Bakanlar Kurulu başkanlığını üstlendi ve ölümüne dek bu görevi sürdürdü.
Yargıtay önceki başkanlarından Müfit Utku 3 Ağustos 1932 tarihinde Mardin’de doğmuş 13 Ağustos 2013 tarihinde Ankara’da vefat etmiştir.
Müfit Utku, Diyarbakır Lisesi’ni bitirdikten sonra, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanmış, fakülteden 1957 yılında mezun olmuştur. Askerliğini İzmir-Bornova’da Yedek Subay olarak yaptıktan sonra, Mardin Hakim adayı olarak 1958’de mesleğe başlayan Utku, Hakim adayı olarak 1958’de mesleğe başlamış, daha sonra hakimlik ve savcılık görevlerinde bulunmuştur. Sırasıyla; Kale Hakimliği ile Çamlıdere Cumhuriyet Savcılığı ve Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görevlerinde bulunmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı yapmakta iken 1977 yılında Yargıtay Üyeliğine seçilmiş, 1986 yılında 7.Ceza Dairesi Başkanlığına seçilmiştir.
Müfit Utku, Yargıtay Büyük Genel Kurulu tarafından 5 Temmuz 1993 tarihinde Yargıtay Birinci Başkanlığına seçilmiş, dört yıl boyunca devam eden görevini yürütmekte iken 7 Temmuz 1997 tarihinde yaş haddinden emekli olmuştur. Utku, 2013 yılında kanser hastalığından ötürü yaşamını yitirmiştir.
Ankara Barosu avukatlarından Av. Murat Utku’nun babası, Avukat Elvan Utku’nun kayınpederidir. Utku, ünlü senarist, yönetmen ve yapımcı Ümit Utku’nun kardeşidir.
“Günümüzde; temel hak ve özgürlüklerin ayırıcı özelliği, bunların ihlallerinin yalnızca ulusal planda değil, uluslararası planda da yaptırıma bağlanmış olmasında aranmalıdır. Bu olgu, temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemeleri, birer ideal, birer temenni kuralı olma niteliğinden çıkarmış, gerçek olarak uygulama aşamasına erişme yoluna sokmuştur. Herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlükleri, kaynağını; ulusal anayasa ve yasalar yanında, uluslararası belgelerde, güvencesini; ulusal planda öngörülen yaptırımlar yanında, uluslararası zeminde alınan önlemler de bulmaktadır.
Adaletin sağlanması, kişi hak ve özgürlüklerin korunarak “Hukukun Üstünlüğü” ilkesinin gerçekleştirilmesi, demokratik devletin en temel görevlerinden birisidir. Gerçek anlamda hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ilkesinin kabulüyle olanaklıdır. Böyle bir düzeni gerçekleştirmek, yasama, yürütme ve yargı organı olarak hepimiz için bir görev olmalıdır. Günümüzde; devletten beklenen en önemli görevlerden birisi, adalet hizmetlerini; çağdaş, demokratik bir hukuk devletine yakışır bir düzeyde yerine getirmesidir. Adaletin bağımsızlığı, adaletin tarafsızlığı demokrasi için önemlidir. Bir ülkenin barış ve güven içinde yaşayabilmesi; her şeyden önce, yargının, hak ve adaletin gerçekleşmesinde göstereceği etkinliğe, isabetli güvenli ve zamanında karar verebilmesine bağlıdır. Yargının, insan hak ve özgürlüklerinin güvencesi olabilmesi, hızlı ve adil bir şekilde işlemesiyle mümkündür.”
Müfit Ülkü – 1995-1996 Yılı Adli Yıl Açılış Konuşmasından
Sloven asıllı Yugoslav hukukçu ve diplomat Aleš Bebler 8 Haziran 1907’de, Idrij, Bebler’de dünyaya geldi. 1929 yılında Yugoslav Komünist Partisi hala yasadışı iken, parti üyesi oldu. Paris’te hukuk doktorasını tamamladı. 1931-1939 yılları arasında Fransa ve Sovyetler Birliği’nde yaşayan Bebler, Uluslararası Tugaylar saflarında İspanya İç Savaşı’nda savaştı. Daha sonra II. Dünya Savaşı yıllarında Yugoslav Partizanları saflarında katıldı. Bu yıllarda Sloven Partizanlarının komutanıydı. Savaştan sonra, Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı oldu ve 1949-1952 yılları arasında ülkenin Birleşmiş Milletler delegesi olarak görev yaptı. Ardından Fransa ve Endonezya büyükelçisi oldu. 1963 yılında da Anayasa Mahkemesi hakimi oldu. Çevreci faaliyetleriyle tanınmıştır. 12 ağustos 1981’de yaşamını yitirdi.
Prof. Dr. Bülent Tanör, 3 Eylül 1940 tarihinde İstanbul Beylerbeyinde doğmuştur. Galatasaray Lisesini 1959 yılında bitirdikten sonra ve hukuk fakültesini kazanmış, 1959-1963 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini okuyarak başarıyla bitirmiş, 1964 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Kürsüsüne asistan olarak atanarak akademik kariyere başlamıştır. Bülent Tanör, 1969 yılında “Siyasî Düşünce Hürriyeti ve 1961 Türk Anayasası” başlıklı doktora teziyle Anayasa Hukuku Doktoru olmuş, ancak 2 yıl sonra 12 mart Muhtırası ile birlikte 1971 yılında üniversiteden uzaklaştırılmış, 1973 yılında Prof. Dr. Öget Öktem Tanör ile ile evlenmiş, Fransa’ya giderek 1973-1974 yıllarında Cenevre Üniversitesinde dersler vermiştir.
Asistan iken okuldan atılan Tanör ile eşi Cenevre’ye gitmiş, 1 yıl kaldıktan sonra ikinci yıl siyasi mülteci olarak kabul edilmiş, Ecevit affı çıktıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Tanör, Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Profesörü Fatmagül Berktay’ın ağabeyidir.
1975 yılında Danıştay kararıyla üniversiteye yeniden dönmüş, 1978 yılında doçent olmuş, fakültede öğretim üyeliğine devam etmiştir. Tanör, 1978 yılında yazdığı “Anayasa Hukukunda Sosyal Haklar” başlıklı çalışmasıyla Anayasa Hukuku Doçenti olmuştur.
Tanör, 1975’te okula dönmesinin üzerinden fazlaca bir zaman geçmeden bu defa 1980 darbesi ile birlikte gelişen antidemokratik gelişmelerden zarar görmüş ve 1983 yılında çıkarılan 1402 sayılı yasa sonucunda üniversiteden tekrar uzaklaştırılmış, yurt dışına giderek 1983 ile 1990 yılları arasında Paris X, Dijon ve Cenevre üniversitelerinde konuk öğretim üyesi olarak “Üçüncü Dünya Ülkelerinde Siyasal Sistemler” dersleri vermiştir.
Prof. Dr. Bülent Tanör, 1990 yılında tıpkı 1975 yılında olduğu gibi Danıştay kararıyla İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne öğreti üyesi olarak dönmüş, Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyeliğine devam etmiştir. Tanör, 1992 yılında Anayasa Hukuku Profesörü oldu. uzun yıllar İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürütmüş, 1998-2001 yıllara arasında İstanbul Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma Merkezi Müdürlüğünü yapıştır. Tanör, Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHAK) kurucu üyesidir.
Prof. Dr. Bülent Tanör, 1999 yılında TÜSİAD için “Demokratikleşme Raporu” hazırlamış, bu rapor kamuoyunda büyük ses getirmiş, dönemin İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu tarafından İstanbul Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü görevinden alınmış, Türkiye Barolar Birliği, TÜSİAD, öğretim üyeleri ve sivil toplum kuruluşları Tanör’e destek açıklamaları yapmıştır. Rapor, Tansu Çiller ve Mehmet Ağar tarafından sert bir şekilde eleştirilmiştir.
Prof. Dr. Bülent Tanör, TÜSİAD’a hazırladığı rapordan telif ücreti aldığı gerekçesiyle üniversite öğretim üyeliğinden çıkarılma cezası istemiyle YÖK’e sevk edilmiş, üniversiteden üçüncü defa ihraç edilme durumu ile karşı karşıya kalmıştır. Tanör, YÖK’e verdiği savunmada, “Yüzlerce öğretim üyesinin araştırmalar yaparak telif hakkından yararlandığını ve soruşturmaya uğramadığını, 1990-1997 yılları arasında TÜSİAD’a 150 öğretim üyesinin rapor hazırladığını, bunların içinde YÖK Başkanı, Rektör ve Dekanların da olduğunu, kararın keyfi ve bir tasfiye operasyonu olduğunu” ileri sürerek İstanbul Üniversitesinde yaşadığı sorunlar nedeniyle 2001 yılında Galatasaray Üniversitesi’ne geçmiştir.
Prof. Dr. Bülent Tanör, bir yandan orijinal adı “Türkiye’de Demokratikleşme Perspektirfleri” olan Demokratikleşme Raporunu hazırlarken bir yandan da yakalandığı prostat kanseri ile mücadele etmiş, iki yıldır tedavi görmüş kanser nedeniyle 28 Kasım 2002 tarihinde 62 yaşında yaşamını yitirmiştir. Anayasa Hukuku, İnsan Hakları Hukuku ve Türkiye Devrimi Tarihi alanlarına eserleri, dersleri, seminerleri ve konferansları ile bilim dünyasına damgasını vurmuş olan Tanör 40 yıl öğretim üyeliği yapmış olduğu İstanbul Üniversitesi yerine Galatasaray Üniversitesinde düzenlenen törenin ardından Bebek Camisinde kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir. Daha sonraki yıllarda İstanbul Üniversitesinde anma etkinliği düzenlenmiştir.
Prof. Dr. Bülent TANÖR’ün ardından, Prof. Dr Bakır Çağlar: “Alanında hem bilimsel yeteneği ve birikimi hem de bu akademik kariyerini bir çeşit insanlık mesleği olarak kavrayan belki de tek insandı.”, Prof. Dr Necmi Yüzbaşıoğlu “İnsan Hakları ve Anayasa Hukuku konusunda Türkiye’ye geniş ufuklar açan çok önemli çalışmaları vardı.”, Prof. Dr İbrahim Kaboğlu ise “Sadece Anayasa Hukuku ve İnsan Hakları uzmanı değil Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ve laikliğin de uzmanı idi.” demiştir.
Bülent Tanör, en zor hukuki konuları berrak ifade tarzı ve nazik üslubuyla herkes için anlaşılabilir bir dille anlatması ile tanınmıştır. Hakkında “Eğer, hukuk edebiyat olsaydı, Bülent Tanör onun Albert Camus’u olurdu” denilmiştir. İstanbul Üniversitesinden üçüncü defa atılma girişimi öğrencileri ve bilim dünyası tarafından büyük üzüntü ve esefle karşılanmış, imza kampanyaları düzenlenmiştir.
Prof. Dr. Bülent Tanör’ün eşi Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, hukuk fakültesi mezunudur ve akademisyenliğe hukuk asistanı olarak başlamıştır. Türkiye’nin ilk nöropsikoloğu olan Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, 2016 yılındaki KHK ile 81 yaşında iken öğretim üyeliğinden ihraç edilmiş, Prof. Dr. Bülent Tanör’ün 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde yaşamış olduğu durumların benzerini yaşamış ve görevinden alınmıştır.
Prof. Dr. Bülent Tanör, Anayasa Hukuku, Anayasal Sistemler, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet tarihi, Demokratikleşme, Laisizm, İnsan Hakları konularında yayımlanan birçok kitabı bulunmaktadır. Tanör, özellikle İnsan Hakları ve Anayasa Hukuku konusunda yaptığı önemli çalışmalarla tanınmıştır. Yayımlanmış 22 kitabı ve çok sayıda bilimsel makalesi vardır. Prof. Tanör, Cumhuriyet gazetesinde köşe yazıları yayımlamıştır ve birçok kitabı halen hukuk fakültelerinde ders kitabı olarak okutulmaktadır. Türkiye’nin insan hakları sorunu isimli kitabı bugün hala insan hakları konusunda başucu kaynağı olma özelliğini korumaktadır. Anayasal Gelişme Tezleri, 1982 Anayasası’na Göre Türk Anayasa Hukuku, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, Türkiye’de Kongre İktidarları, Kurtuluş-Kuruluş, Türkiye’nin İnsan Hakları Sorunu, İki Anayasa: 1961-1982 eserlerinden bazılarıdır.
Prof. Dr. Bülent Tanör: “1982 anayasası, 1961 anayasasının deli gömleği giydirilmiş halidir”